Erkekler Âciz Kadın mı İster?

25 Nisan 2016Saliha Kadın, Sema Maraşlı41 Yorum »

7_b

“Huzur Bulalım Diye” kitabından bir bölüm

Erkekler güçlü olmak isterler ve ailede de gücün temsilcisi olmak isterler. Erkeğin güçlü olma arzusu, bir ego tatmini ya da eziklik hissi değildir. Bunu bir kompleks olarak gören kadınlar var. Erkeğin güçlü olma arzusu genetik kodlamalarında var. Yaradan öyle yaratmış.

Fakat bu demek değildir ki “Erkekler güçlü, akıllı kadından hoşlanmazlar, vur eline al ekmeğini âciz, saftirik kadınlar isterler hayatlarında.” Yok öyle bir şey. Tam aksi, erkekler güçlü ve akıllı kadınları severler, yeter ki kadınlar bu güçlerini ellerinde bir silah olarak kullanmasınlar.

“Güçlü kadın” tabirini bu yazıda kadının kadınlık güçlerini dışarıda tutarak, günümüzde algılandığı şekilde kullanacağım.

Güç: Zekâ, akıl, maddi güç, ilim (dinî ve beşerî ilim olabilir) kariyer, beceriklilik, güzellik… Bu güçlerden bir kısmına ya da hepsine sahip olan kadından erkek rahatsız olur mu?

Hayır, olmaz. Yeter ki kadın bu güçleri ile kibirlenmesin, erkekle yarışmasın, erkeği gölgede bırakmaya çalışmasın. Erkekler; âciz, saftirik, aptal kadınlardan hoşlanmazlar. Böyle bir kadının yanında erkek, kendini güçlü hissetmez, tam aksi “Benim bu kadınla ne işim var, niye bununla evlendim?” diye kendine kızar.

Erkek karısının güçlü olmasını, akıllı olmasını ister, zira karısı iyi ve kötü günlerini paylaşacağı yol arkadaşıdır ve çocuklarının annesidir. Erkek karısının kendi aklı ve zekâ seviyesine yakın olmasından mutlu olur. Zira öyle olduğunda birbirlerini anlarlar, aynı şeylere gülüp aynı şeylerden zevk alırlar.

Allah Rasûlü’nün hayatı boyunca en çok sevdiği, en çok değer verdiği iki kadın: Hz. Hatice ve Hz. Aişe’dir. İkisi de güçlü kadınlardır. Hz. Hatice asil, çok varlıklı, çok akıllı bir kadındı. Akıllı bir kadın olduğu için gücü ile kocasının karşısında değil yanında yer aldı. Eşine karşı son derece saygılıydı, ona ilk inanan kişi oldu, peygamber olduğuna hiç tereddüt etmeden iman etti. Hem kocası için süslenen bakımlı bir kadın oldu hem de kocasının yol arkadaşı oldu.

Hz. Hatice evde pek çok hizmetçisi olduğu hâlde Peygamberimizin işlerini hep kendi gördü. Ona o kadar değer veriyordu ki kocasının devesine bile yemini kendi eli ile veriyor, kimseye bırakmıyordu. Peygamber Efendimiz peygamberlik gelmeden önce Hira mağarasına gittiğinde Hz. Hatice’nin gönderebileceği pek çok çalışanı olmasına rağmen yiyeceklerini sevgili eşine kendi eli ile götürürdü.

Hz. Aişe de çok akıllı, zeki bir kadındı. İlimde çok ilerlemişti. Hz. Aişe de ev işlerini kendisi yapardı; minder, yatak ve sergilerini kendisi serip kaldırırdı. El değirmeninde un öğütür, çoğu zamanda ekmeği ve yemeği kendisi pişirirdi. Sevgili eşine hizmet etmekten mutluluk duyardı. Giysilerini yıkardı. Peygamber efendimizin abdest suyunu da kendisi hazırlardı. Bazen eşinin mübarek saçlarını tarar, kokusunu sürerdi. Eşinin dişlerini temizlemek için kullanacağı misvağı yumuşatıp hazır hâle getirmekten hoşlanır ve misvağı temizleyip tekrar kullanacağı zaman hazır bulması için temiz bırakırdı. Resulullah’ın kurbanlık develeri için gerekli olan ipi de o eğirirdi.

Hz. Aişe her daim talebeydi. Rasulullah’tan ne öğrenebilirim, diye bakardı. Anlamadığı her şeyi tek tek sorardı. Rasulullah’ın vefatından sonra ümmete muallimelik (hocalık) etmiştir. Hz. Peygambere naz yaptığı olmuştur; fakat bunların hiçbirinde ukalalık edip Peygamberin önüne geçmeye çalışmamıştır. Hz. Aişe zekâsını aklıyla ve kadınlık güçleri ile dengelediği için bir problem yaşamamıştır. Onun zekâsı, hazırcevaplığı eşini memnun etmiştir. Hz. Peygamber Hz. Aişe’nin nazını seve seve çekmiştir. Onu çok sevdiğini her zaman söylemiştir. İki hanımı da hiçbir zaman eşi ile güç yarışına girmemiştir.

Kadınların pek çoğu gücü taşıyamıyorlar ve sahip oldukları gücü kullanıp erkekle rekabete giriyorlar. Ellerindeki güç keskin bir kılıç gibi sevgilerinin aşklarının katili oluyor. Güçlü kadın, evde iktidara talip oluyor ve erkeği yönetmeye hevesleniyor. Erkek kadını yönetmek istese “ben köle değilim, kimseye boyun eğmem” diye razı olmuyor fakat kendi erkeği köle hâline getirmekte bir mahzur görmüyor. İşte erkek o zaman bu güçten rahatsız oluyor. Kocaya hizmet etmek bile güçsüzlükmüş gibi algılanıyor.

Kadın gücünü tevazuyla, yumuşaklıkla, nezaketle birleştirse, erkek o güçten rahatsız olmaz. Sahip olduğu hiçbir gücün erkeğin eksikliğini doldurmayacağını bilen kadın erkeğin gözünde değerli olur.

Erkek, karısının her şeyi yapabileceğini bilir; fakat karısının ona ihtiyacı olduğunu da bilmek ister. Fakat kadınların pek çoğu güçlü olduğunu göstermek, her şeyi yapabildiğini ispat etmek için her şeyi yapıyorlar. Kadın hem kendi işlerini hem de erkeğin ailede üstlenmesi gereken sorumlulukları üstleniyor. Kadın yaptıkça erkeğin onu takdir etmesini bekliyor. Oysa erkek bu durumda kendini o evlilikte gereksiz hissediyor. Fazla minnet gizli düşmanlığa yol açar.

Erkek karısının hayatını kolaylaştırdığında, ağırlıklarını aldığında mutlu olur, kendini iyi hisseder. Güçlüklerle baş etmek, sevdiği kadını memnun edecek şeyler yapmak erkeğe kendini iyi hissettirir. Karısı tarafından korunup kollanmaya çalışıldığında kendini çocuk gibi hissetmekten hoşlanmayacağı için buna tepki gösterir, onun güç göstermesinden rahatsız olur.

Bir erkek kadına “Bu kadar güçlü durma!” diyorsa ‘zayıf ol, ezik ol’ demek istemiyordur. “Gücünle beni ezme, gölgede bırakma.” demek istiyordur. “Sen prenses ol ki ben kahramanın olayım” demek istiyordur.

 

Erkekler bilgiç kadınlardan nefret ederler.” (Tennyson)

Sema Maraşlı- “Huzur Bulalım Diye” kitabından

 

Okunma Sayısı : 26.934

Yorum yapın

“Erkekler Âciz Kadın mı İster?” için 41 Yorum

  1. meryem dedi ki:

    Evvela insanı yeniden tanıyalım: İnsanda ağır basan duygular enaniyet, gurur, menfaat ve zevk alma hissidir.
    Evlilik hayatında da bu hisler, insanı yönlendirmeye devam eder. Evin hanımı da, beyi de ve hatta çocuklar, kendi rahat ve menfaatlerini düşünürler. Tabii bu noktada ihtilaflar çıkar. İnsanın yapısı böyledir; nefsine uyarak eğlenmek, daha da mutlu olmak ister. Eşlerin istekleri çakışınca da münakaşa başlar. Münakaşalar, yerini dargınlığa bırakır. Dargınlıkta gurur ayağa kalkar ve, “O gelip benden özür dilemedikçe, dargınlık devam edecek!” der…
    Halbuki Kur’an ne der? “İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın, seninle arasında düşmanlık olan kişi, candan sıcak bir dost oluvermiş. Amma kötülüğe karşı iyilik hasleti ancak sabredenlerin kârıdır, faziletten yana nasibi bol olanların kârıdır. Eğer şeytandan gelen bir vesvese seni dürterse hemen Allah’a sığın. Çünkü O, her şeyi işitir, her şeyi mükemmel tarzda bilir.” (Fussilet 34-36)
    Amerika’da bir ateist dedi ki, “Aslında ben Tanrı’ya inanıyorum fakat Tanrı’nın emrine girmek istemiyorum!” İşte sır buradadır. Başkasının emrine girmek istememek… Bu hal, evlilikte aynıyla tezahür eder. “Bu dünyaya köle olmaya gelmedim!” diye bayrağı çeken eşler, belki televizyonun, belki de sigaranın kölesidir…
    Bir arkadaşım dikkatimi çeken bir şey söylemişti evliliğiyle ilgili: “Maaşımı alınca hanıma ihtiyaçları için para veririm. Eşimin yapabileceğim bütün isteklerini içtenlikle yaparım. Benim için önce o gelir. Kendi kültürüm ve aklımla bu yolu seçtim. Aynı şeyi eşimden beklemiyorum. Amma karşılığını da alıyorum. Huzurum için bu metot yeterli.” Bu arkadaş evliya değil, sıradan bir memurdu. “Aldığım eşyaya gözüm gibi bakarken, eşime gözüm gibi bakmamak olur mu?” derdi.
    Başka bir aile ile sohbet ederken dediler ki; “Anne babamızın evlilik hayatında şahit olup da beğenmediğimiz yönlerini kendi evliliğimizde yapmadık. Çevremizdeki beğenmediğimiz evliliklerden ibret aldık. Beğendiğimiz evli çiftleri de taklit ettik.” “Maşallah, ne kadar güzel…” dedim. Bu metodu ben de kendi evliliğimde uyguladığımı fark ettim. Mesela annem babam ümmiydi. Ben evlenir evlenmez kütüphane kurdum. Annem babam fakirdi. Ben başkasına muhtaç olmamak için hâlâ çalışıyorum. Eşimin ağlamaması için ne gerekiyorsa yaptım…
    Bir erkek evine, eşine kavuşmanın heyecanıyla gelir. Hanım da eşinin tebessüm eden yüzünü görmek ister. Erkek de, hanım da 80 yaşına da gelse birbirinden ilgi bekler.

    Eşler iyi bir hizmetçi, iyi bir aşçı, iyi bir anne, iyi bir baba, iyi bir evlat olabilir amma iyi bir eş olmak, sanattır…

    Ne güzel ifade etmiş Hekimoğlu İsmail … 🙂

    • U-mutlu dedi ki:

      Meryem hanim ( kizimin adi ile hitap etmek ne guzel) 😉
      Bu yaziyi okuyamayan, bulamayan veya burda tevafuken goren, hhatasini goren, veya hayatina gecirmeyi dusunen, bu sayee daha guzel bir evlilik hayati gecirecek olan, kaybolan huzuru belki yeniden bulacak birilerine sebeb oldugunuz icin Buraya aktarmak icin yazdiginiz her harf icin Allah razi olsun sizden 😉

  2. meryem dedi ki:

    Tek emin olduğum bir şey var. Bu devirde ne kadınlar ne de erkekler ne istediğini bilmiyor.

    Her ikisi de fıtratının dışına çıkmış bir ACAYİP olmuş.
    İşin ilginç yönü her iki taraf ta ”GÜNAH KEÇİSİ ” arıyor.
    Kimi kadınlar ” Yok erkekler şöyle acımazsız, böyle kaba, şöyle vs. vs.” Kimi erkekler ” Kadınlar böyle şirret, şöyle şeytan vs.vs.”
    Biz böyle birbirimizi suçlamaya duralım sorun ortada KABAK ÇİÇEĞİ gibi bekliyor ve gittikçe de derinleşiyor.

    Çözüm mü basit, birbirini suçlamadan, herkes İSLAMİ kaideler doğrultusunda kendini düzeltmeli, özüne dönmeli.

    Yoksa ne yazılar yazılır çizilir NAFİLE…

  3. Abdullah Bir dedi ki:

    CAN YUCEL’e NAZİRE

    Usta Şair “Kadın Gibi Kadın Nasıl Olmalı?” çok güzel özetlemiş saolsun;ama o kadar aramama rağmen ben ” Adam gibi Erkek nasıl olmalı” biçiminde ve aynı güzellik de bir metin bulamadım. O zaman dedim ki kendi kendime “İş başa düştü Abdullah, madem bu konuda bir açık ve ihtiyaç var, otur onuda sen yaz” dedim ve oturdum klavyenin başına.

    Ortaya ne çıkacak hep beraber göreceğiz.

    Vira Bismillah…

    ” Adam Gibi Erkek-Koca Nasıl Olmalı?”

    Adam gibi olacak Erkek-koca dediğin, “aman bana ne canım” türünde çıt kırıldım salon züpbesi değil, yeri geldiğinde kodunmu yumruğu masaya esas duruşa gececek cümle alem.

    Ailesinini karısını çocuklarını her zaman her yerde kanatlarının altına alacak kartal misali.

    Lazım olduğunda mahallenin en delikanlı, bıçkın kabadayısı, erkek Aslan olacak icabında leşci, namusuz sırtlan ve çakallara karşı…

    En başta Kadını, namusu olan karısı, anası, bacısı ve evlatları olmak üzere Ona güvenen bütün akrabaları ona güvenecek “işte bu benim Aslan’ım, erkeğim, abim, babam, yavrum” diyecek.

    Ama, Kavvam erkek-koca olmakla Kro-kalas-maganda olmayı bir birine karıştırmayacak. Bazen de uysal yavru bir kedi gibi sırnaşacak yavrularının anasına, saçlarını okşayacak başının tacı, gönlünün sultanının.

    Çorbanın tuzu az olmuş, salatanın limonu fazla gibi eften püften meselelerle kırmayacak, üzmeyecek yüreğinin sahibini.

    Hata ettiği zaman El alem, arkadaşlar beni elimde çicek ile gördüğü zaman ne der, ne demez diye düşünmeyecek. bir demet gül ile gönlünü almasını da bilecek kadınının.

    Her hafta sonu kahvede, maç başında, şurda burda takılıp zaman öldürmeyecek, TV başında küfretmeyecek, salata yapmayı da bilecek yeri geldiğinde erkek-koca dediğin.

    Olurda kafası bozulduğunda, çok sinilendiğinde kadınına “gebertirim seni” sözlerini ağzının içinde, dudaklarının arasında hapsedecek kadar delikanlı ve Sabırlı olacak…

    Adam gibi koca, Müslüman bir erkek olmak için yakışıklı, metrosexsüel olmak şart değil. Erkek dediğinin bedeni ve yüreği yakışıklı, güzel olsun yeter, gerisi hikaye…

    Alkolün her çeşidi ile düşman olacak her daim, külük gibi kokmayacak ağzı, ter kokusu yüz metreden “ben buradayım” diye bağırmayacak.

    5 dakika sonra emaneti sahibine teslim edecekmiş gibi her zaman abdestli ve Temiz olacak.

    Yeri geldiğinde “deli” lazım olduğunda “veli” olacak kadar da Tahkiki iman, ilim sahibi alim olacak. “Bismillah, Allahu Ekber” deyip cemaatin önünde İmam da olacak, küçük prensine, prensesine atcılık oyununda at olmayı da becerecek.

    Ne çok cimri, nede savurgan olacak, Olur da evdeki hesap çarşıya uymaz, ayın sonunu göremezse cebinde ki mangırlar, ailesine lazım olan para ve rızkı için dişini tırnağına takacak ama, ailesini kimseye muhtaç etmeyecek, akşam yuvasına eli boş gitmeyecek.

    Namusunu bir anlık heves ve zevk uğruna kirletmeyecek. Metres, dost tutmayacak, manita ve sevgili yapmayacak. Kesesine ve erkekliğine güveniyorsa basacak nikahı gönlünün kaydığına, ama nikah muta olmayacak, niyette nikah da halis olacak.

    Koca dediğin erkek olacak birader, özüne ve sözüne sadık, olacak.

    Külfet ve sıkıntılara sabretmesini de bilecek Nimete şükür etmesini de.

    Haddini de bilecek, hakedene haddini bildirmekten de çekinmeyecek.

    Hz. Ebu Bekir gibi cömert, adalet sahibi olmada Hz. Ömer’e yoldaş, Ebu Hureyre kadar merhamet sahibi, Eba Zer Gıffari kadar açık sözlü, Hz. Hamza kadar sert ve acımasız olacak zalimlere karşı.

    Her şeyden önemlisi önce kendisine güvenecek, saygısı olacak, özünü sevecek birader, isminin önüne makamını koymayacak önce, kendine güveni olmayana, kimse güvenmez, özüne saygı ve muhabbet bakımından fakir olanın çok parası onu zengin ve saygıdeğer yapmaz, öyle salon erkeğinden de ne kendine nede başkasına hayır gelmez.

    Erkek dediğin Önce Kavvam bir Müslüman Adam , mangal yürekli erkek, koca, merhamet sahibi bir baba ve evlat olacak ana-babasına karşı.

    Kadını, evlatları, yanında yaşlanan anası ve babası yolunu gözleyecek hasretle, eve geliş saatinde kacacak yer aramayacak serrinden emin olmak için.

    Yani demem o ki, uzun lafın kısası;

    Allah (cc) meleklerine karşı övünecek böyle bir kul yarattığ için,
    Hz. Resulullah da gurur duyacak bu ümmetinden dolayı.

    Öyle bir ADAM-ERKEK-KOCA işte…

    Böyle olmak çok mu zor?

    Değil, Sen Müslüman erkek olarak halis bir yürek ve niyetle “Bismillah” çık yola, bildiklerinle amel et, sonrasında Allah sana bilmediklerini öğretecek zaten.

    Not: Yukarıda ki metnin tamamı ŞAHSIMA AİTTİR, İKTİBAS EDİLEMEZ. Bir bölümü veya tamamı bu site haricinde her hangi bir yerde (kaynak gösterilmeden ve yazılı yasal iznim olmadan) hiçbir şekilde (sözlü, yazılı ve görüntülü olarak ) kullanılamaz.

  4. bahar dedi ki:

    merhabalar.Sema hanım yazılarınızı çok beğeniyor ve hemen hepsine katılıyoruz ancak çevreme, kadın ve erkek ilişkilerine bakıyorum da bazen herkes haklı oluyor, yani kadın erkeği gücüyle eziyor yerine toplumda o erkeğin kadının aldığı gücünden fazla sorumlulukla biraz da rahatlamış durumda (istisnalar kaydeyi bozmaz) kadın da yıllardan beridir süregelen kadınlar hep ezilir ben erkek gibi güçlü davranayım ki erkekler beni ezmesin psikolojisiyle yeni bir cinsiyet arayışına girmiş durumda hiç farkında olmadan… kadınlarımızın anne,erkeklerimiz baba olması dileğiyle.

  5. adem dedi ki:

    evet evet aynen bu yazıdaki gibi. sema hanım erkeklerin düşünce kalb ve ruh dünyasını %100 anlamış diye düşünüyorum. kesinlikle katılıyorum. Türk kadını aynen bu yazıdaki gibi olduğunda Türkiye hem maddi hem manevi merkez olacaktır.

  6. sumeyye balci dedi ki:

    Sitenizi yeni kesfettim Sema hanim, Allahu Teala muvaffak eylesin.. Erkek, gucu ve otoriteyi temsil ediyor ve bu yuzden kendinin rakibi degil tamamlayicisi olan hanimlardan hoslaniyorlar..Bu insanin fitratina da en uygun olan tercihtir aslinda.. Bir kadin nasil ki fazla geri planda ve pasif erkegi saymiyorsa tersi durum da erkek icin gecerlidir.. Kadin ve erkegi bir puzzle gibi dusunursek aralarindaki dengenin hikmetine de daha kolay vakif olabiliriz..

  7. Abdullah Bir dedi ki:

    Kadın Gibi Kadın Nasıl Olmalı?

    El Cevap: Şairin Dediği Gibi

    Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin.
    Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük.

    Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek,hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de.

    Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küfretmeyecek, Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.

    Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna.

    İki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak…

    Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürlerle yemeklerle işi olmayacak. Şöyle pastırmalı kuru fasulyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak. Salatasız oturmayacak yemeğe.

    Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği, boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.

    Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzünden çok öte bir şey.

    Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da…

    Paranın güzelliğini bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.

    Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terk etmeyecek.

    Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek , başka sevgili edinmeyecek.

    Sarışın, renkli gözlü uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya…

    Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak…

    Para lazımcılar dan, kürkçülerden, cep telefonu manyakların dan, dırdırcılar dan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlar dan, raf süslerinden, tehditkarlar dan, kaçaklar dan, kıkırdayanlar dan, boş bakanlardan olmayacak.

    Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeyeçalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.

    En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyor sun, ne toprağa…

    Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de…

    Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek.

    Parayla pulla, kariyerle, kimin ne dediğiyle , sınırlamayacak.Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla…

    Bileceksin ki evde ‘O’ kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir şey yaşatamaz sana…

    Öyle bir kadın işte…

    Nerede oyle kadın yoktur deme…

    Vardır vardııııııııır!..

    Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!!!

    • sumeyye balci dedi ki:

      Guzel bir yazi Abdullah bey, iktibas mi yoksa size mi ait?

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Yazının başında ki “Şairin Dediği gibi” ibaresinin yazının şahsıma ait olduğunu anlatmaya yeteceğini; bu nedenle de ayrıca İKTİBAS ibaresi eklemeye gerek olmadığını düşünmüştüm.

        Bu ibareyi görmediğinize göre sanırım yanılmışım.

        Bu ifadeler bana ait değil. Aslında bu ifadeler çok bilinen, ünlü yazar ve şair CAN YÜCEL’e ait

        • Abdullah Bir dedi ki:

          Yukarıda ki OLDUĞUNU yazan ibare sehven o şekilde yazılmıştır. Olması gereken, yani doğrusu OLMADIĞINI şeklinde olacaktır, düzeltir özür dilerim

    • Zeynep dedi ki:

      Yazınızın başı çok popülist kadın gibi kadın olmak erkek gibi erkek Yazınızın çok anlamlı ve güzel de olsa popülist cümleler çok sıkıcı ve evliliği anlamlandırmıyor.
      İyi günler.

    • hakan dedi ki:

      Abdullah Bir abi, yazinda tarif edilen kadindan Allah dilerse hepimize nasip ederdi. Fakat etmedi, içimizden bazılarına nasip olacak, onlar günahlara karşı bu kurşun geçirmez zirhlarla korunacak. Içimizden bazılarına nasip olmadı, onlar da türküde dendiği gibi ağlar gezecek. Allah diledigine rızkı bol bol verir. Ona kimse bişey diyemez. Fakat millet, bu güzel nimetten mahrum kalmış bir adama denk geldi mi demediğini bırakmaz. Şöyle gözüne bakıp da derdini paylaşacak “vah kardeşim vah ” diyecek bir Allah’ın kulu bulunmaz.

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Sevgili Hakan’a

        Nasıl ki kötü komsu kiracıyı mal sahibi yaparsa, kötü (asi, şirret, geçimsiz, vb ) kadın da kendisine sabreden görünürde sıradan insan, ama içinde gizli cevherler bulunan kocasının içindeki cevheri keşfetmesine sebep olur ve o kocadan ŞAİR, YAZAR, ALİM, ANALİST, UZMAN, EVLİYA vb sıfatlarla anılan, tanınan bir insanın çıkmasına sebep olur.

        Aynı özelliklere sahip şirret kadınların sözüm ona kapı önune koyduğu (boşadığı) kocalar ise eski karıları sayesinde adeta yeniden doğarlar, daha güzel, daha genç, ve kocasının kıymetini bilen yeni bir kadın ile yeni bir aile kurarak hayatlarının ikinci baharlarını yaşayarak MUTLU olurlar.

        Yani özetle;

        Her halukarda şirret kadınların şirretliği kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vade de erkeklerin işine yarıyor.
        🙂
        Çıkmamış candan umut kesilmez. Bu nedenle umudunu yitirme. Sen sadece evliya mı olmak istersin Mutlu bir erkek mi ona karar ver ve o yolda yürü…

        Allah’ın bazı kulları yaşadıkları sıkıntılar uzun sürse de sonucunda hem mutlu oluyor hemde evliya… 🙂

        Nereden mi biliyorum?

        Hani şu yenilmiş kazıkların bileşkesine argo da ne deniliyordu? Bir türlü aklıma gelmiyor bu kelime.

        Sen anladın ne demek istediğimi… 🙂

    • Fatma dedi ki:

      Erkek severse kadını böyle görür sevmezse herşey boş görünür
      Adam adam gibi olacak ki kadini da kadın gibi görüp kadın gibi yaşatacak
      Bu özellikleri taşıyan ne kadınlar var deger görmeyip aşağılayan ne uyduruk kadınlar var kocasının kudretinde sığınıp kadın gibi kadın denilen

  8. Abdullah Bir dedi ki:

    Sema Hanım’dan

    “Haklı değil, Mutlu Olmak İsteyen KADINLAR İÇİN ERKEKLER NE İSTER KLAVUZU”

    1- Gücün temsilcisi olmak için (her yerde olduğu gibi) Erkekler ailede de (her zaman) güçlü olmak isterler.

    2-Erkeğin güçlü olma arzusu Allah’ın erkeği bu fıtrat üzere yaratmasından (genetik kodlamadan) kaynaklanır.

    3- Erkeğin güçlü olma arzusu, bir ego tatmini ya da eziklik hissi değildir.

    4- Erkekler, âciz, saftirik, aptal kadınlardan hoşlanmazlar. Böyle bir kadının yanında erkek, kendini güçlü hissetmez, tam aksi “Benim bu kadınla ne işim var, niye bununla evlendim?” diye kendine kızar. aksine erkekler Zekâ, akıl, maddi güç, ilim (dinî ve beşerî ilim olabilir) kariyer, beceriklilik, güzellik gibi hasletlere sahip olan GÜÇLÜ ve AKILLI kadınları severler, isterler.

    5- Yeter ki kadınlar bu güçleri ile kibirlenmesin, erkeklerle yarışmasın, erkeği gölgede bırakmaya çalışmasın bu özelliklerini ve güçlerini (erkeklere karşı) SİLAH olarak kullanmasınlar.

    6-Erkekler bu güçlerden bir kısmına ya da hepsine sahip olan kadından rahatsız olmaz. Erkek karısının güçlü olmasını, akıllı olmasını ister, çünkü, erkek için karısı iyi ve kötü günlerini paylaşacağı yol arkadaşıdır ve çocuklarının annesidir.

    7-Erkek karısının hayatını kolaylaştırdığında, ağırlıklarını aldığında mutlu olur, kendini iyi hisseder. Güçlüklerle baş etmek, sevdiği kadını memnun edecek şeyler yapmak erkeğe kendini iyi hissettirir. Karısı tarafından korunup kollanmaya çalışıldığında kendini çocuk gibi hissetmekten hoşlanmayacağı için buna tepki gösterir, onun güç göstermesinden rahatsız olur.

    8-Bir erkek kadına “Bu kadar güçlü durma!” diyorsa ‘zayıf ol, ezik ol’ demek istemiyordur. “Gücünle beni ezme, gölgede bırakma.” demek istiyordur. “Sen prenses ol ki ben kahramanın olayım” demek istiyordur.

    Mutlu ve her zaman kocası tarafından sevilen, değer gören kadın olmak ne kadar basitmiş değil mi?

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Allah ilminize ve ilminizi bizlere aktaran parmaklarınıza zeval vermesin Sema Hanım

    • Mavi Kedi dedi ki:

      Haklı kadınlara karşı alerjin mi var nedir abicim ya 🙂

      • Abdullah Bir dedi ki:

        🙂 .-) 🙂

        Hayır, haklı ki olursa olsun her zaman haklıdan yana haksızın karşısında olurum. Haklının kadın veya erkek olması benim yanında duracağım tarafı belirlemez.

        Ama çok bildiğini iddia ettiği halde burnunun ucunu dahi görmeyen ACEMİ SAZANLARA hiç tahammül edemem.

        Mavi Kediye Not: Alerjı ile ilgili ifadenin sonunda ki kelime Abicim değil ABLACIĞIM olmalıydı.

        Sayın Maraşlıya Not: Bu Pas (eleştiri) bana değil size, bu nedenle buyrun golü siz atın sayın Maraşlı… 🙂

  9. mümin dedi ki:

    aldatmada böyle başlıyor kontrol altında tutulmayı hissederse erkek isyanını böyle beyan ediyor..

  10. celil dedi ki:

    kitap ne zaman cıkıyor adı nedir sema hocam

  11. Fatma dedi ki:

    Çok güzel ifade etmişsiniz Fakat kadınlar güçlü olmak istemesede bu yük altında ezilsede mecbur kalıyorlar bazen Erkekler tembellik edebiliyor ilgisiz davranabiliyor Bazen takdir edillme bazense değer görme isteği buna mecbur ediyor
    Roller ve sorumluluklar paylaşıldıkça güzel
    Güçlü bir erkek güçlü becerikli kadından rahatsız olmaz fakat kompleksli zayıf karakterler bunu problem yapabilir

  12. melek hüseyin tekin dedi ki:

    merhaba benim ellerinizden öper 4 çocuğum var bir kız 3 erkek merak ettiğim bir konu hakkında size danışmak istiyorum küçük veya ergenlik çağına gelen yada yaklaşan çocuklarımıza cinsel konuları nasıl anlatmalı her seferinde küçük küçk bişiler anlatmaya çalışıyorum fakat bir türlü anlatamıyorum bu konuda bana yardımcı olursanız sevinirim allaha emanet olun iyi günler dilerim

  13. Münzevi dedi ki:

    Sema Hanım Ablacım yeni kitabınız şimdiden hayırlara vesile olsun İnşaAllah. Sizin yazılarınız bugün ki buhranlarımızı çok iyi anlatıyor.
    Kadınlarımızın aklını başlarından alan ve yuvalarından koparan emperyalistler son çeyrek asırdır bunu çok sistemli şekilde yürütmekteler buna mukabil mukavemet gösterecek meydan yerinde kimseler yok. Kadınlarımızı batının iki asır öncesi fabrikakarına ucuz işçi sıfatıyla çalışma hayatına alıp aile müessesi yerle yeksan oluncaya kadar sömürdükleri kadınlar cahiliye döneminde Kabenin içine dikilen kadın putlardan farksız! Şöyle ki kadın sadece ama sadece -af buyrun- bacak arası bir objeden öteye geçmiyor her yerde kadın.. Çalışma hayatında yazılı görsel basında internette reklamlarda bilboardlarda vitrinlerde hatta üst üste itiş kakış olduğumuz toplu taşıma araçlarında olmayan tek bir yer var EV!
    İşte bu misal Müslüman kızlarımızı kadınlarımızıda bu mikyasta hatta daha dereke seviyede çukura düşürme derdindeler. Bunuda ekmek parası feminizm pozitif ayrımcılık kadın hakları(!) gibi saçma sapan gerekçelerle başarmaktadırlar. Üstad Necip Fazıl’ın kadın konusunda ki tezleri çok yanlıştır ama “Kadını Kurtarınız” adlı bir makalesi vardır ki bu şuan ki yapmamız gereken en elzem hayırlı bir eylem olur kanaatindeyim.
    Hasan El Benna derki: “Bu ümmetin yarısı kadınlardan oluşur, diğer yarısınıda kadınlar yetiştirir.” Evet kadınlarımız (özellikle Tesettürlü habımlara diyorum) artık avukat hakim kaymakam m.vekili bakan spiker doktor sporcu v.s.. Olabiliyorlar ama Anne olamıyorlar zira fitnenin fevc fevc yayıldığı bu ateşli çağda Anne olmak istemiyorlar hepsi kendini meydan yerine atmış kurtarıcı edasındalar!
    Hep demiştirim Anadolu halkı olarak çocuk yetiştirmeyi hiç bilemedik ama bundan 20 25 sene önce hanemiz sokaklarımız bu kadar kirli ve çukur değildi ve çocuklar yetiştirilmedipi halde büyük bir erezyona maruz kalmıyorlardı, şimdi ise tam çocuk yetiştirmeye ekmek su kadar elzem bir zamanda çocuklar kreşlerde ninelerde heba ediliyor ve bu yeni nesil o anneleri kesinlikle huzur evini dahi çok görüp sokaklara atacaktır!
    Bir geçim sıkıntısı teranesi almış başını gidiyor sırf bu yüzden erkekler ürkek kadınlarda cabbar oldular.
    Bizim süslüman layt erkeklerimiz bu durumun baş suçlusudur zira bir Kızdan sırasıyla Baba, Abi ve Kocası sorumludur! Kimse bu sorumluluğu almıyor diplomaya esir edilen 25 ini geçmiş kızlarla doldu çevremiz ve evlenenlerde boşanma yarışına girmiş.. İslam denge üzerinedir bu minvalde bu denge şuan Şeriatın her yere nüfus etmiş haline dek kadınlarımız evlerinde itaatkar kanaatkar sabırlı şükürlü bir şekilde Ali ve Fatımalar yetiştirmek zorundalar başka çaresi yok vesselam. Selam ve Dua ile…

    • Münzevi dedi ki:

      Cep telefonundan yazdığım ve birazda zamanım kısıtlı olduğu için eksik ve kusurlu yazmış olabilirim ama genel olarak muhteva budur.

    • Yahya dedi ki:

      Sema hanım sizden Allah razı olsun. Çalışmalarınızın devamının gelmesini temenni ediyorum.

      Münzevi kardeşimizin tesbitleri yerinde. Keşke Sema hanım başta olmak üzere buradaki kardeşlerimizin bir çoğu “rahmetli” eşim ile konuşabilselerdi.

      Bu arada süslüman layt erkek, suçlamanıza pek katılmıyorum. Çünkü yeni kanunlar ile erkeğin kadın üzerindeki *oteritesi* (hegemonya değil) ciddi anlamda erkeği etkisiz hale getirmektedir.

      Şimdi soruyorum hangi suçlu erkek, lise çağındaki genç kızına – dur kızım yapma – diyebilir ve – sen bana karışamazsın – cevabını alır.
      Veya aynı şey karı – koca arasında da geçerlidir.

      Böyle giyinmeni uygun görmüyorum, tesettüre uymuyor dediğim eşim, bana karışamazsın dediği yetmediği gibi; boşanma dilekçesinde her şeyime karışıyor, kılık kıyafetime de karışıyor bana psikolojik ve maddi şiddet uyguladı dediğinde; benim ne yapma mı beklersiniz?
      Ben hakime tesettürü mü anlatayım? Yoksa maddi imkanlarım dahilinde her istediğini aldığımı “maddi şiddet uygulamadığımı” ispatlamak için kredi kart ekstralarını mı önüne dökeyim?

      bitmez….

      • ceylan dedi ki:

        Yahya Bey Efendi,
        Evlilik baştan sona imtihanlarla doludur, ama insan ne ederse kendine eder…
        Bakın siz daha nasıl giyineceğini bilmeyen bir kadınla evlenmişseniz, hakime neyi nasıl anlatacağınızın hiç bir önemi olmaz.
        Liseye gelene dek her istediğini yapmışsanız, kıyafetine ve davranışlarına sınır getirmemişseniz lisedeki kızınıza da sözünüz geçmez.
        Madem evlendiniz, baskı yapmayacaksınız, gerekirse ömrünüz boyunca o kadına güzellikle anlatacaksınız.
        Her istediği alınan kadın asla mutlu edilmiş olmaz! Bunu anlamanız için ciddi bir imtihan geçirmeniz gerekmiş. Kadınlar kocalarının sınırlarını zorlamayı severler, tıpkı çocuklar gibi. Ne kadar sevildiklerini gözleriyle görmek, kulaklarıyla işitmek isterler. Dünyayı verseniz şunu göstermedikçe ve söylemedikçe memnun edemezsiniz: Seni herşeyden çok seviyorum. Benim için herşeyden önemlisin\değerlisin.
        Muhtemelen sürekli tüketerek ve harcayarak kendini mutlu etmeye çalışmış ama siz onu beğenmediğiniz, onaylamadığınız ve takdir etmediğiniz için tatmin olmamış.
        Karınızı yanlış anlamışsınız. O sizi, kendisinden bile çok sevdiğiniz paranızla ikaz etmiş. Onu olduğu gibi, bu haliyle kabul etmediğiniz için size çok kırılmış, size anlatamadığı için de son olarak boşanma dilekçesinde bile bunu ifade etmiş. Tarafınızdan beğenilmediğine, olduğu gibi kabul edilmediğine, yeterince ve gereğince değer verilmediğine kanaat getirmiş. Boşanmaktan başka çaresi kalmadığına inanmış. Henüz boşanmadıysanız lütfen bir kere daha düşünün, bence o kadın sizi seviyor…

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Sevgili Yahya Kardeşim

        Bu zamana kadar senın ile benzer durumda olan erkeklere “böyle bir süreç de ne yaparlarsa-yapmazlarsa ne ile karşılaşırlar, her iki taraf ve cocuklar açısından erkeğin tepkilerinin ve seçimlerinin muhtemel sonuçları ne olur” anlamında buradan çok detaylı açıklama, analiz yaptım, bilgi verdim, tavsiyelerde bulundum.

        Ama, bu kez farklı bir şey yapacağım ve sana çok kısa ve net tek bir tavsiyede bulunacağım.

        Önünde iki secenek var.

        1- Ya gider boşanma dilekçesinde sana olmadık iftiralar atan kadının ayaklarına kapanır “ben ettim sen etme, beni bağışla, bundan sonra senin kölen olmaya razıyım, yeter ki bu yuvayı dağıtma, beni bırakma” vb ifadeler ile yalvarır ve kendi ellerinle ve yaptıklarınla inşaa ettiğin ve alıştığın KÖLE HAYATINA kaldığın yerden (ama daha agır şartlarda) devam edersin

        2- Ya da ” yeter artık, seninle mi uğraşacagım, nereden inceyse oradan kopsun, azdan az çoktan çok gider, madem beni istemiyorsun ne halin varsa gör, cehenneme kadar yolun var, çünkü gideceğin yer orası, kocan olarak ben senden razı değilim, Allah da senden razı olmasın” der uzun, sıkıntılı, acılar ile daha da yaşanmaz olacak bir boşanma sürecini göze alır iyi bir boşanma avukatının ve akşamları sinesinde huzur bulacağın doğru bir kadının da yardımı ile bu süreci atlatır ve ömrünün geri kalanında huzur içinde yaşarsın.

        Ama cocuklar ne olacak?

        Çocuklara bir şey olmuyor. Hatta hergün hır-gür yaşanan evde huzursuz ve kavgaların yaşandığı bir ortamda beraber olmaktansa, ayrı evlerde huzurlu, sakin ve sessiz bir evde yaşamak hem denin hemde cocukların gelecekte ki hayatları için daha iyi. Emin ol su akıyor yatagını buluyor.

        Unutma ki, sen varsan dünya var, sen yoksan hiç bir şey yok…

        Tercih senin sevgili Yahya kardeşim…

        Hayırlı kararlarında ve işlerinde Allah yar ve yardımcın olsun.

        • zerrin dedi ki:

          Ne yazık…
          Herkesin kendi karakterini sergilediği şu dünyada, vefalı davranmak da, sabırlı olmak da, fedakarlık da hep kadınlara tavsiye ediliyor…

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Hayır, tavsiye sadece kadınlara değil herkese…

            Sizin ve diğer kadınların olaya böyle tek taraflı bakmanızın sebebi ALGIDA SEÇİCİLİK.

            Kadınsınız, aslında fedakarlığa, sabırlı olmaya, vefalı davranmaya, sarmaya, kucaklamaya, korunmaya, sevilmeye uygun olarak yaratıldınız.

            Ama yetişme tarzınız, yaşadığınız olaylar, konuya dair cevrenızde ki olumsuz örnekler, medya; gibi tüm dış etkılerin cocukluğunuzdan itibaren (burada kasıt sahsınız değil tüm kadınlar) siz kadınlara uyguladığı ENFERMASYON fıtratınızı bozduğu için böyle düşünüyorsunuz.

            Aslında sadece bozulan, yaratıldığı fıtratın dışına çıkan-çıkartılan sadece siz kadınlar değilsiniz.

            Müslüman ümmetin kavvam erkekleri başta olmak üzere dünya üzerinde “global kapitalist sistemin kontrolu altında yaşayan tüm erkeklerinde” siz kadınların muhatap olduğu bu “dönüştürülme-boz(ul)ma ve kontrol altına al(ın)ma” eylemınin, projesının hedefi.

            Karanlık taraf, Lucefer(seytan) ın askerleri bu konuda işi sansa bırakmıyor.

            Olayların bu hale gelmesinde, kadının ve erkeğin; yanı toplumu oluşturan bütün insanların bozulmasında her iki tarafında (kadın ve erkek) yaratılış kodlarının-fıtratının bozularak tarafların “düşünce yapısı, eylemsellik, yetkiler, görevler ve sorumluluklar anlamında yaratılış amacı dışına çık(artıl)arak insanlar bu hale getirildi.

            Karanlık taraf itaat ettikleri babaları seytanın Allah’a karşı giriştiği “isyan savaşında” galip gelmesi için bu planı 200 yıldır sabırla uyguluyor. Ve henüz savası kazanamasalar da ( ki bu savası kazanmaları MÜMKÜN DEĞİL) maalesef bu konuda çok mevzi kazandılar.

            Siz Müslüman kadınlar şimdi söyleyeceğimi ister kabul edin ister etmeyın ama seytanın cocuklarının bu konuda başarılı olmalarının en temel nedenı ve en güçlü silahı oldunuz.

            Bknz: Hz. Adem ve Hz Havva nin cennetten kovulmasının sebebi olan konusunda seytanın ilk hedefinin Hz Adem değil de neden Hz. Havva olduğu mevzuu ve Cehennem ahalısının ekseriyetının Müslüman kadınlar olduğuna dair ayet ve hadisler.

            Ama tek suçluda değilsiniz.

            Biz Müslüman erkeklerin bir kısmı da işlerin bu hale gelmesin de siz kadınların suç ortağıyız. Çünkü Hz. Ademın evlatları olan biz erkekler de siz o yasak meyvayı yerken siz kadınları yalnız bırakmadık, haramı yapma, günaha girme anlamında size eşlik ettık.

            Allah bizleri affetsin… (amin)

            Çözüm cok basit aslında, henuz bu savaş bitmedi ve seytanın bu savası kazanma şansı “sıfır”

            Ama önce biz kadın ve erkeklerin herşeyden ve her türlü dünyevi beklentilerden, menfaatlerden sıyrılarak önce “LA İLAHE” sonrasında ise “İLLA ALLAH” diyerek yenıden yaratılış kodlarına uygun davranmaya inanmaya ve inandığı gibi yasamaya başlaması gerekiyor.

            Aksi taktirde Allah değil ama biz kullar bu savası (ımtıhanı) kaybeden taraf olacağız.

            Savası ve ımtıhanı kazanlardan olman(m)ız duasıyla.

    • zerrin dedi ki:

      Kadın evde çocuğunu yetiştirsin, amenna. Ama okula başladığında? Markete, parka, sokağa gittiğinde? Sadece evde yetiştirmek yeterli değil, bir anne olarak ciddi endişelerim var bu konuda. Ben bana düşeni elhamdülillah yaptım, yapıyorum. Peki ya bundan sonra?
      Benim sadece kendi çocuğumu iyi yetiştirmem yeterli değil, dışarısı fitne kaynıyor. Çoğu anne babalar ve bir çok öğretmen bilinçsiz. Çocuğumun arkadaşı nasıl bir aileye sahip, öğretmeni nasıl biri, çoğu bilmiyor.
      Etraf ateş olmuş yanıyor, imansızlık, haram ve hataya çağıran onca etken var, çocuklarımız her gün o ateşe düşebilirler. Bu durumda nasıl evde kendi çocuğunu düşünebilir ki kadın?
      Kadın nasıl olmalı, epey örnekle anlatılmış burda. Ben de çocuğu için kaygıları olan bir anne ve eş olarak konuya katkı yapayım izninizle:

      • zerrin dedi ki:

        Kadının kadın gibi yetişmesi için, baba nasıl olmalı?
        Kadının kadın gibi hissetmesi için, koca nasıl olmalı?
        Erkek gibi erkek nasıl olmalı?
        Er olmalı herşeyden önce. Sözüne sadık.
        Yiğit olmalı, imanı kavi olmalı önce Alah’a, sonra O’nun iman edin dediklerine.
        Paraya, kadına, koltuğa değil; Hakka, hakikate sevdalı olmalı…
        İnsaf, iz’an, karakter sahibi olmalı. Etrafında zulüm gören varsa şahlanıp engel olmalı.
        Mazluma siper etmeli kendini. Eski zamanlarda olduğu gibi burma bıyığı olmasa da çekinmeli mahalleli, onun yakınında kimse haksızlığa uğramamalı. Delikanlı olup bütün mahalleye evi gibi sahip çıkmalı.
        Pısırık olmamalı. Sorumlusu olduğu işleri başkasına yıkmamalı. İşlerin çokluğundan yılmamalı.
        Grip gibi bir hastalıkta hemencecik pes etmemeli, aciz kalmamalı, sebeplere sarılıp her zaman güçlü olmayı başarmalı. Başım ağrıyor, yorgunum, halim yok deyip evinin içindekileri kendinden
        mahrum etmemeli. Mızmızlanmadan istirahat edip kendine bakmalı.
        Başını yaslayacak bir omuz bulduysa kıymetini bilmeli, bulmadıysa haramda aramamalı şefkati.
        Erkekliği savunmamalı, erkek olmalı.
        Küfrederek, lanet ederek, hakaret ederek değil; konuşarak ve her işin ehliyle istişare ederek işini halletmeli. Ailesini ilgilendiren konularda karar almadan önce ailesinin fikrini almalı.
        Karısını hiç yorulmayacak, bakıma ihtiyaç duymayacak, hiç teklemeyecek bir mekanizma sanmamalı.
        Çiçek delisi, takı meraklısı, gardrop kedisi, gezme düşkünü, ağzı bozuk, ruhu fesat, bedeni vitrin olan kadınlarla bir tutmamalı her kadını.
        Eve gelmesine yakın, heyecan başlamalı evde. Karısını, çocuklarını öyle çok sevmeli.
        Arada bir ailece dışarı çıkmalı, bir ağaç dibinde çay içmeli mesela. Havadan sudan konuşmalı.
        Ufak hesaplarla alışverişi zehretmemeli. Kanaat ederken cömert olmayı becermeli.
        Otoriterliğini baskıyla değil, sertlikle değil, mantığıyla ve ikna ederek korumalı.
        Evin reisliğini karısına da, çocuğuna da bırakmamalı. Kolayına gelse bile.
        Tuvalette, banyoda, yatakta, sokakta saatlerce oyalanmamalı.
        İşleri planlı, zamanı düzenli, hayatı kaliteli olmalı.
        Ana babasına da, karısına da, çocuğuna da, arkadaşına da, karısının ana babasına da vefalı olmalı.
        Kendine zaman ayırmalı. Spor yapmalı mesela, veya yazmalı. Ama mutlaka okumalı. Bir kitaplığı olmalı.
        Çocuğunun arkadaşını tanımalı ve ailece görüşmeye çalışmalı.
        Zor zamanlarda hanımının yükünü azaltmalı.Ondan yapamayacağı şeyler istememeli.
        Erkek olmalı. Gözünden sakınmalı. Eve kendi arkadaşlarını getirip karısına hizmet ettirmemeli. Arkadaşı ve kardeşi bile olsa karısını kimseye emanet etmemeli.
        Erkek olmayan(kız) çocuklarını da erkek çocuğu kadar sevmeli ve adaletsizlik etmemeli.

        • Abdullah Bir dedi ki:

          Birileri hayal kırıklığına uğrayacak belki ama, olsun ben yinede yapacağım.

          Ne demiştik başka bir yorumumuzda?

          Her zaman mazlum ve haklıdan yana, zalime ve haksıza karşı olmak Kavvam ve Müslüman bir erkek olarak boynumuzun borcudur.

          Yorumunuzda belirttiğiniz hususların ve kavvam Müslüman bir erkek de olaması gereken hasletlerin, beklentilerinizin % 97 sinin altına izninizle ABDULLAH BİR olarak bende imzamı atıyorum Zerrin Hanım.

          • Sukran dedi ki:

            Okadar guzel anlatmissinizki ayakta alkisliyorum sizi!!!cok kitap okudugunuz herhalinizxen belli zerrin hanim.masaallah.sizinle arkadas olabilmeyi gercekten cok istedim.bilgili tectubeli bi arkadasa ihtiyacim var

      • U-mutlu dedi ki:

        Zeerin hanim katiliyorum size ,Allah yardimcimiz olsun,
        iki kiz annesi olarak cok endiseliyim suan cocuklarimiz yanimizdan ayrilmiyor fakat okula basladiginda arkadas cevresinden etkilenecek,ister istemez, beni korkutuyor bu durum,..
        Duyup gordukduklerimizde bunlari teyit ediyor.
        Ust komsumuz ortanca kizinin( 7 sinif ogrencisi) 1 sene once tasindiklarindan beri degistigini derslerinin kotuye gittigini aglayarak anlatti icim gitti resmen.. Kadin tam bir mumine, oturusu,kalkisi,konusmasi ile tam,bir hanimefendi boyle bir anneyi okul muduru ve ogretmen kiziniz cok degisti bas edemiyiruz arkadaslarindan uzak durmasini soyluyoruz dinlemiyor gibi bircok sey soylemis, bu kiz 1 yil once Ilce 3. okulda 1.olmus…
        Ama simdi hem derslerininin hem de davranislarinin kotuye gittigini soylemis,
        O guzel annenin 12 yillik emegi cabasi, 1 yilda yok olduysa nasil rahat olup kendimize guvenelim,, Benim de maalesef bu tur korkularim var , Rabbim hayirli bi sekilde yetistirmeyi nasip etsin Hayirli kullarindan etsin,,
        Dua edelim Insallah dogru istikamette daim olurlar, anne babalarin duasi kabul olur insallah duamizi eksik etmeyelim..

        • zerrin dedi ki:

          Amin.
          Bu zor zamanda sadece kendi evini ve çocuğunu düşünen bencil insanlardan olursak, bunun da zararını görürüz Allah korusun.
          Mesele, kendini ve ailesini muhafazaya çalışarak, insanlığa hizmet etmek. Ümmeti olduğumuz Peygamberin ve hanımlarının yolundan gitmek. Müminlik sadece ibadet edip ailesine sahip çıkmak demek değil. Allah hepimize basiret, feraset, istikamet lutfetsin.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Mutlu bir evliliğin reçetesi gayet basittir: Birbirinize karşı oldukça nazik davranın.” ( Marie France)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku