Erkekler Erken Yaşlanıyor

22 Ağustos 2012Sema Maraşlı452 Yorum »

Evlenmek isteyen okurlarımdan “Karı-koca arasında en ideal yaş farkı ne olmalıdır?” diye sorular geliyor. Bekarları evlendirme konusuna başlamışken bu konuyu da aradan çıkaralım.

Günümüz şartlarına baktığımız zaman karı koca arasındaki yaş farkının çok olmaması, erkek ve kadının birbirine yakın yaşlarda olması iyi olur diye düşünüyorum. Eğer bu yazıyı kırk yıl önce yazsaydım erkek kadından on yaş kadar büyük olmalı derdim. Fakat şimdi bunu diyemiyorum. Çünkü hayat şartları erkekler için pek çok açıdan iyi gitmiyor, erkekler artık erken ihtiyarlıyorlar ve kadınlara göre erken ölüyorlar. Emekli maaşı alanların çoğu kadınlar. Erkeklerin kadınlara göre daha erken ihtiyarlamasının sebeplerine kısaca bakarsak:

1–Gıdalardan dolayı erkeklerin maruz kaldığı hormonlar. Bazı tarım ilaçlarında ve besinlerin hızlı büyümesi için kullanılan hormon ilaçlarında kadınlık hormonu östrojen kullanılıyor. Bu da erkekleri olumsuz etkiliyor.

2-Erkeğin toplum önünde ve aile içinde saygınlığının yok edilmesi. Medya yönlendirilmesi ile toplum önünde şiddet yanlısı ve kaba gösteriliyor erkekler. Bunun yanında bir de pek çok erkek evinde, güçlü kadın imajına takılmış, kontrol delisi, hükmetmeye meraklı annesi ve eşi yüzünden sersemletilerek hayat enerjisini kaybediyor.

3-Kadınların giyim kuşamlarının giyinmeme ve kuşanmama haline dönüşmesi ve kadınların cinsel çekiciliği olan yerlerini rahat bir şekilde ortada sergilemeleri sebebi ile erkeklerin sürekli görsel tahrik altında bulunmaları. Erkekler gerek sanal ortamda gerek gerçek hayatta etkilenerek baktıkları her kadınla birlikte cinsel enerjilerini parça parça dağıttıkları için eşleri ile ilişkilerinde cinsel sorunlarla çok karşılaşıyorlar.

4-Teknoloji sebebi ile reklamlara çok muhatap olmaları ve yeterince iyi erkek olmadıklarına inandırılmaları yüzünden psikolojik çöküntü yaşıyorlar. İnternet ortamında özellikle itiraf sitelerinde yazılan abartılı, çoğu uydurma cinsel hikayelerin gerçek sanılması erkeklerin kendilerini yetersiz görmelerine sebep oluyor. Ayrıca cinsel ürün satan siteler de ürünlerini satabilmek için erkekleri hedef alıp ilaçsız asla yeterli olamayacaklarına inandırıyor erkekleri. Bunların etkisi olarak ülkemiz cinsel gücü artırıcı hapların en çok satıldığı, tüketildiği ülkeler arasında.

5-Çalışma şartları. Erkeklerin çoğu masa başı işi yapıyorlar ve hareketsiz kalıyorlar. Hareketsizlik kas ve kemik sağlıklarını bozuyor bu da iskelet sistemi olarak erken yaşlanmalarına sebep oluyor.

6-Kadınların erkekleşmesi yüzünden erkekler de kadınlaşmaya başladılar. Davranışlar değiştikçe hormon salgıları da değişiyor. Kadın erkekleştikçe vücudunda testosteron artıyor bu da kadını daha dirençli yapıyor. Fakat erkek yumuşayıp kadınlaştıkça vücudunda artan kadınlık hormonu erkeklere iyi gelmiyor ve erkeğin ya depresyona girmesine sebep oluyor ya da erken yaşlanmasına.

7-Stres: Zorlaşan hayat şartları, iş stresleri, borçlar, trafik, ailesine daha iyi hayat şartları sağlama arzusu gibi pek çok etken erkekleri fazlasıyla yoruyor ve erken yaşlandırıyor.

  Kadınlar

Bütün bunların yanında kadınlar artık daha geç yaşlanıyor. Kadınların çoğu artık tarlada çalışmak, turşu kurmak, salça çıkarmak, buğday kaynatmak, tarhana yapmak, su kaynatıp leğenlerde çamaşır yıkamak gibi ağır ev işleri yapmıyorlar.

En çok güneş yaşlandırır kadını, güneşle de pek muhatap olunmuyor. Açık hanımlar kusura bakmasın fakat örtülü hanımların ciltleri kolay kolay bozulmuyor. Açık hanımlarda boyun gerdan bölgesi güneşin etkisi ile çok erken yaşlarda buruşup kırışmaya başlıyor. Örtülü hanımlar bu yönden çok şanslı. Cilt lekeleri pek olmuyor, kırışıp buruşma da çok ileri yaşlarda başlıyor.

Kadını yaşlı gösteren ya da yaşlanmasını hızlandıran en büyük sorun şişmanlık. Ev işlerinin hafiflemiş olması, gıda çeşitlerinin artması, bazı hormonel bozukluklar ve stres kadınlarda kilo alımını artırıyor.

Kadınlarda bir de selülit problemi var o konuda doktorlara bakarsak genç yaşlı fark etmiyormuş. Hazır gıdalar ve kullanılan sağlıksız yağlar yüzünden genç kızlarda da selülit çok fazla görülüyor.

Kadınları yaşlandırdığı zannedilen bir menopoz konusu var. Halk arasında menopozla kadının cinsel hayatının biteceği ya da azalacağı gibi yanlış bir kanı var. Oysa menopozda kadınlarda östrojen azalır, testosteron bir miktar artar bu da kadının cinsel isteğini artırır. Menopozda ilişkiyi etkileyen tek şey östrojen azaldığı için kadında cinsel ilişki sırasında oluşan kuruluktur. Bu da doğal yağlar kullanılarak giderilebilecek basit bir sorundur. Menopoz kadının yaşlandığını gösteren, cinsel hayatını azaltan ya da bitiren bir etken değildir. Yaş kadının cinsel hayatını olumsuz etkilemez. Hatta geçenlerde ünlü aktrist 74 yaşındaki Jane Fonda “Bu zamana kadar cinsel hayatım hiç bu kadar dolu dizgin olmamıştı.” diye bir açıklama yapmıştı. Ben de seksenlik bir teyzeden bizzat duymuştum.

Kadınlar cinsellik konusunda her zaman erkeklerden daha avantajlıdır. Erkeklerin yaşadığı cinsel sorunlar çoğu kadınlarda yoktur. Kadınlarda isteksizlik dışında bir sorun yoktur aslında. Onun da çözümü zor değil. Bununla ilgili bilgi sahibi olmak isteyenler sitemizdeki daha önce yazdığım evlilik okulu derslerini okuyabilirler.

Kısacası günümüz kadını biraz kendine bakıyorsa yaşlanmıyor. Eskiden kırk yaşlarındaki bir kadın epeyce yıpranmış, yaşlanmış olurdu. Şimdilerde kırk yaşlarındaki kadınlar genç kız gibi duruyorlar. Bir arkadaşım var kocasından on yaş büyük kendi şimdi ellilerde kocası kırklarda. Yaşını da kesinlikle göstermiyor, kendine bakıyor, mutlu da bir evliliği var. Fakat tam aksi kendinden çok küçük kadınlarla evlenen erkekler pek mutlu olamıyorlar. Genç kadının her açıdan enerjisine yetişemiyorlar ve çok fazla sorun yaşıyorlar.

Hatta kendiyle yaşı yakın eşine yetmeyen erkekler var. Seminer sonrası hanımların özel soruları içinde en çok sorulan “eşlerinin cinsel yetersizlikleri için ne yapmaları gerektiği” sorusu oluyor. Fakat erkekler bunun çözülebilecek bir sorun olduğunu bir türlü kabul etmek istemiyorlar, haplara ya da yalanlara sığınıyorlar.

Hanımlardan “Eşim benimle olmak için bile hap kullanmaya ihtiyaç duyuyor fakat sürekli ikinci eş almaktan bahsediyor. Ben anlamıyorum. İnsan hapa güvenip başka bir kadın daha alır mı? ” Ya da “Eşimin cinsel yetersizliği var fakat internette kadınlarla yaptığı sohbetleri gördüm, karısı ona yetmeyen kendini olağan üstü bir adam olarak anlatmış, hepsi yalan.” gibi e-postalar da geliyor. Gerçek hayatta erkek olamayan erkekler, sanal alemde erkek olmaya çalışıyor demek ki. Fakat bu sanal çabanın sonu kadınlar içinde erkekler içinde pek iyi olmayacak gibi duruyor.

Özellikle boşanan erkekler ikinci evliliklerini kendilerinden çok genç hanımlarla yapıyorlar (birazda ilk hanıma nispet olsun diye galiba) ve evlilikleri pek iyi gitmiyor. Bu konuda “genç hanım alarak hata etmişiz” diye dertlenen okurlarımdan e-postalar geliyor. Otuz ve kırk yaşlarında evlenmek isteyen pek çok bekar hanım var fakat kendilerinden birkaç yaş büyük erkekler tarafından evlilik için yaşlı bulunuyorlar, erkekler genç eş arzu ediyorlar.

Kırk yaşında bir erkek yirmilik kızla evleniyor. Zannediyorum erkekler genç eşin kendilerini gençleştireceğini zannediyorlar fakat çoğunlukla bu erkeğin daha çabuk yaşlanmasına sebep oluyor. Eskiden yaş farkı çok olan evliliklerde günümüzde yaşanan sorunlar olmadığı için karı koca uyumu daha kolay oluyormuş. Fakat artık hiçbir şey eskisi gibi değil.

Erkeklerin pek çoğu erkekler açısından bu olumsuz gidişin farkında değiller. Hâlâ kendilerini eski zamanın erkekleri ile kıyaslayabiliyorlar. Geçmişte çok evlilik yapmış sahabeyi ya da dedelerini kendilerine örnek almaya çalışıyorlar. Eskinin taşı sıksa suyunu çıkaracak erkeklerinin artık geçmişte kaldığını anlamaları gerekiyor bazı erkeklerin. İnsanın canı çok şey ister de önemli olan o isteğin peşine düşmeden önce imkanlara bakmak, bir kaç yıl sonrasını da düşünerek hareket etmek gerek. Evlilikleri hayatın ve zamanın gerçeklerini göz önüne alarak kurmak gerekiyor. Elbette kendine iyi bakan yaşlanmayı geciktiren, genç hanımlara uyum sağlayan erkekler de vardır. Ya da ırsi olarak yaşına rağmen dinç olan, geç yaşlanan erkekler de vardır. Fakat yazı istisnalar üzerine değil genel gidişat üzerine yazıldı.

Konuyu toparlamak gerekirse günümüz şartlarında kadın ve erkeğin yaşlanma hızını göz önüne aldığımızda evliliklerde kadın ve erkek yaş farkının çok fazla olmaması sağlıklı evliliklerin kurulması açısından iyi olur gibi görünüyor.

            www.cocukaile.net

Okunma Sayısı : 41.961

Yorum yapın

“Erkekler Erken Yaşlanıyor” için 452 Yorum

  1. Ferhadi diyor ki:

    Allah için yaşarsak yaşlılık da güzel olur. Dünya bir gölgelikte. Hataların başı dünya sevgisidir.

  2. Ferhadi diyor ki:

    Kek değil erkek, tabii ki sevecek sevilecek

  3. Abdullah Bir diyor ki:

    Feyza Hanım Kardeşime…

    Şimdi ben sana sadece “MAŞAALLAH sahip olduğun bu bilgi, algı ve zeka ne güzel, ne pratik, ne didaktik ve çok estetik bir zeka kardeşim” desem Sadece fatih kardeşimden eleştiri alacağım kesin :-)

    Neyse ki Zeynep hanım beni Fatih kardeşimin “tek hedefi” olmaktan kurtardı :-)

    Diğer taraftan;

    Günümüzde ki “Köy Peynirleri’nin” ekseri çoğunluğu şehir meraklısı oluyor ve şehre gelince kısa süre sonra o saf, leziz, naturel hallerinden eser kalmıyor; hatta şehir peynirlerine göre daha ÇABUK BOZULUYORLAR kardeşim. :-)

    Allah’ım Müslüman NİSA’ları ve ERKEK’leri saf, temiz, leziz, doğal, Hayırlı ve bilinçli İnsanlar, pardon Peynirler ile karşılaştırsın… :-)

    Ve bu duada Peynir’den çok iyi anlayan kardeşime… :-)

    Allah’ım seni, senin için hayırlı olan “akıbetler ve insanlar” ile muhatap etsin, iki cihanda da yüzünü güldürsün ve seni razı olduğu kullarından eylesin kardeşim…

    • Feyza diyor ki:

      Allah razi olsun agabeyim, cok tesekkur ederim dualariniz icin.
      Site ahalisinin karnini aciktiriyorum farkindayim :)
      Bir yemek muhabbetidir gidiyor. Borulceden girdik tulum peynirinden ciktik. Bir ara da baklavadan ornek vermistik gulpembe hnm.la bir mesele uzerinden. Bu gidisle tonton yorumcular olarak yolumuza devam edip hepimiz evde kalacagiz :)
      Sitede bircok kardesimin yorumlari cok akici cok guzel hepinize duaciyim. Allah cumleyi dogru yolundan ayirmasin.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Abdullah Bir abi.

      Yoruma katılıyorum ya da faydalı buluyorum butonu olsun diyen bendim :) hep karşıma çıkıyor bu yorumu faydalı buluyor musunuz diye burada da olsa fena olmazmış.

      Saydığınız güzelliklere sahip olanı değil güzelliklerin kendisini översek ve onları vereni hatırlarsak övme ve övülmenin yaratıcaya mahsus olduğunu hatırlarsak sorun yok bence :)

      Kimi insan zekasını üç kağıt için sırf üç günlük dünya için kullanır kimi insan da hem bu dünyası için hem de ahiret için kullanır. Feyza Hanım da tercihini yapmış. Zekasını hep yiyecekler üzerine kullanmış. Malum hepimizin hedefi belli ve orada envai çeşit yiyecek var :)

      Sizin uzmanlık alanınıza giren bir konuya gireyim izninizle Feyza Hanım’ın olduğu gibi fikirlerinizden faydalanalım. Bugün kırk yılın başı bir iki arkadaş kantinde biraz oturduk. Bakın dedim onlara şimdi size belgesel çekeceğim ve istatistik tutacağız. Bir masada sekiz erkek ve bir kadın, başka masada beş erkek ve bir kadın, bir başka masada ikiye iki.
      Yaşları da genç. Şimdi bunlar ne yapıyor dedim? Oranlarımız da güzel hani 1/8, 1/5, 1/2.
      Şimdi gençlerin profilini soranlar olabilir. Bugünkü gözlemimde olmasa da evvelki gözlemime giren iki farklı tesettürlü kız için oranlar 1/4 ve 1/3’tü. Şimdi kimse şöyle demesin bu adamın işi gücü yok da milleti mi izliyor diye. Hayır. Bakmakla görmek arasındaki fark. Bakmasam da gözüme çarpıyor. Verdiğim istatistiklere göre bu kadınların amaçları hakkında bir yorumunuz olur belki :)

      Selametle.

      (Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer derler ben tüm süt ürünlerine karşı temkinli yaklaşıyorum artık. Peynir de fena zehirler, adamı mahveder bozuksa)

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sadece Fatih Kardeşime…

        Bu kadınlar da günah, hata, suç yok, :-) onlar hali hazırda GENÇ ve SEÇEN konumunda oldukları için bilinçli-bilinçsiz fıtratlarının (yaratılış programlarının ) gereğini yapıyorlar. Her anlamda ( ekonomık rahatlık, yüksek sosyal statü, sadık bir koca ile güvenli bir yaşam ve o kocadan olan sağlıklı cocuklar ile oluturacakları bir aile) kendilerine iyi bir gelecek hazırlamaya çalışıyorlar

        Kapıtalıst ekonomi sisteminin temel ve değişmez kurallarından birisi olan ARZ-TALEP arasında ki bağlantının ARZ EDEN TARAF’ı olarak alıcı, TALEP EDEN’ler arasından kendilerine en iyi, en çok fiyat* vereni, en iyi teklif yapanı seçmeye çalışıyorlar.

        Bir başka ifade ile arz ve vaat ettikleri şeye en iyi alıcıyı bulmaya ve onu elde etmeye çalışıyorlar.

        Ama bu gibi mekanlarda ve ortamlarda alıcı da satıcı da genellikle dürüst davranmaz.

        Bunu bazıları bilinçli, kötü niyetli yapar, suç işler; bazıları ise ortamın büyüsüne kapılarak diğer rakiplerinden geri kalmamak, tercih edilen olmak adına ya mevcut durumu abartır, ya olduğundan farklı görünmeye çalışır, yada geleceğe dair tutamayacağı sözler verir.

        Mesela satıcı ( genellikle hanımlar) ürünün kusurlarını veya eksiklerini gizlerken, işin vitrin kısmını (makyajlı güzellik, eğitimli, sevgi dolu, neseli, sevkatli ve sevecen kadın vb erkekler tarafından tercih edilen özellikler) spotlarla olduğundan farklı ve daha güzel gösterirler.

        Alıcı konumunda ki erkekler ise rakipleri olan diğer erkeklerin önüne geçmek veya en azından kadınlar tarafından tercih edilmeye sebep olan konularda ( yakışıklı, zengin, eğitimli, vb özelliklere sahip olan erkekler) onlarla yarışabilmek adına aynı sekil de eksikliklerini ve hatalarını gizler, sahip oldukları en iyi özelliklerini ( espiritüel kişilik, tatlı dil, yakışıklılık, efendilik, sportif vücut ölçüleri vb) öne çıkartır. Hatta bazen geleceğe dair tutamayacakları sözler ( beni tercih edersen hep mutlu olacağız, ömür boyu seni seveceğim, seni prensesler gibi yaşatacağım vs, vs, vs) verirler.

        Bir arkadaşımın abisinin bundan yaklaşık 30 yıl kadar önce kardesi ve bana söylediği ve bu zamana kadar aklımdan çıkmayan çok önemli bir söz var, onuda sizler ile paylaşmak istiyorum.

        Bu gibi durumlar da her iki taraf da dürüst davranmadıkları için tabiri caiz ise AVA GİDERKEN AVLANIR :-)

        “AHIRDA ÖKÜZ, DÜĞÜNDE KIZ BEĞENMEYİN ve ORALARDA GÖRDÜĞÜNÜZ ÖKÜZLERİ ve KIZLARI ALMAYIN. BEN HANIMI 20 YIL ÖNCE BİR DÜĞÜNDE BEĞENDİM ALDIM HALA O APTALLIĞIMIN CEZASINI ÇEKİYORUM”

        *Bu ifade konunun daha iyi anlaşılması için “sermaye-ürün-satıcı-müşteri-fayda-kar” bağlamında, yani “ekonomi terimi” anlamında kullanılmıştır, başka bir anlamı yoktur. Bu ifadeyi başka bir mana yüklemeye çalışanların samimiyetinden, dürüstlüğünden, iyi niyetli olduğundan şüphe ederim

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Abdullah abi, alan razı satan razı diyorsun :)

          “AHIRDA ÖKÜZ, DÜĞÜNDE KIZ BEĞENMEYİN”

          Bence çok ama çok doğru bir söz olmuş.

          Yorum için teşekkürler.

          Selametle…

  4. .../nisa diyor ki:

    Cihad bey,

    Anlatmak istediklerimi benden daha iyi açıklamışsınız. Erkek ile kadının yaradılışları çok farklı beyin işleyişinden tutun diğer özelliklerine kadar. Daha öncede yazılmıştı bir erkek herhangi bir uyarandan sonra görüntüyü zihninde çok farklı noktalara taşıyabilir. Bir evli hanımdan dinlemiştim. Diğer konuda günahın anatomisiyle günaha götüren dürtülerin duyguların sebepleri. Beğenilme kendini gösterme dürtüsünden tutun tesettürü ertelemeye açıklığa alışmaya günahı normal görmeye kadar gidebiliyor. Bazen fetva sitelerine gelen soruları okuyunca bu durum daha iyi anlaşılıyor.

    Helalinden evlenip evlendiği insanla mahrem hayatını özgürce yaşamak isteyen birinin bu duruşu sapıklık değil aksine sabrın mükafatı olmalıdır. Ne yazık ki sizin yazdığınız duruma benzer örneği bende iki hanımdan duydum. Aslında burada niçin evlendiğimiz sorusuna verdiğimiz cevap önemli. Eşimizi haramdan korumakla harama sürüklememekle görevliyiz. Kadının cihadı kocasıyla. Evlilikteki en önemli konuların başında mahrem hayat geliyor ama biz genellikle bu konuyu en sona atıyoruz. Aslında bu konuyu bende karışık ortamlarda çokta yazma taraftarı değildim. Şu nokta önemli bir şeyin ilmini öğrenmekle bilmekle o şeyi yerine getirmek her zaman mümkün olmuyor.

    Güzellik bahsiyle ilgili yazmış olduklarınıza da katılıyorum. Allahın verdiği de vermediği de imtihandır bir bakıma hem nimet olabilir hem külfet olabilir. Yalnız gözlemlediğim evlilikte güzellikten ziyade guleryuzlu tatlı dilli eşini sakınanlar daha mutlu. Bence eşler arasında muhabbetin diri kalabilmesi için dozunda kıskançlık olmalı kaybetme duygusu taşınmalı diğer türlü sahiplik ve aidiyet duygusu yerini nasıl olsaya bırakır.

    Yazdıklarınızdan anlayabildiğim kadarıyla zihniyet olarak burada hepimiz aynı noktadayız ve sizin huzurlu bir evliliğiniz var biz bekarlara göre evlilik tecrübeniz var. Bu konuda sizin için zahmet olmazsa yazı yada yorumlarınızla daha fazla katkıda bulunabilir misiniz?

    • cihad diyor ki:

      İnşaallah nisa hanım. Ben de sizin yorumlarinizi kendime yakın buluyorum. Çoğu kez hissiyatima tercüman oluyorsunuz. Daha fazla yazmanizi ben de isterim. Allah istifademizi artırsın inşaallah.

  5. cihad diyor ki:

    Azmo kardeşim bende sizinle tanışmak isterdim. Tahminime göre biz birbirimize yakın yerlerde yaşıyoruz ama nasip bakalım.

    Yazı olayı benim için biraz zor çünkü gerçekten vaktim yok. Ayrıca yapamamda. Bayramdan beri bir dünya misafir agirladim. Amcalar,halalar daha dün akşam annemler ve kardeşlerim geldi. Hepsi yatılı misafir. Çamaşır,ütü,banyo,yemek ve sağa sola götür getir derken vakit kalmıyor. Bu mesajı bile amcamı yatirdim, balkonda kaçamak ile yazıyorum.

    Şükür ki eşim ev hanımı, yoksa bu kadar misafire evimin kapısını nasıl acacaktim. Böylesi büyüklerimizi evimizde ağırlayamiyorsam ben parayı da, lüks evi ve arabayı da ne yapayım.

    Azmo kardeşim sorduğun konuları aklımda olanları özet geçecem kusuruma bakmayasin.

    1) problemli olan biz erkekler değiliz daha ziyade kadınlar. Sapık görülmemiz onların bu konuda egitilmeye daha muhtaç olduklarından. Bundan kaçış yok. Her kadın erkeğini şehvet konusunda biraz garipser, önemli olan sonrası.

    2) Bakire 3/1 erkektir diyor Üstad. Bu zamandaki erkeklesme temayülünü de üzerine eklersek iş daha da zor ve karmaşık hal alsa da, onu kadın yapmak, kadın kimliğini sevdirip benimsetmek bizim elimizde.

    3) Yatak odasında erkeklik otoritenden taviz vermemek çok önemli bir nokta çünkü fasıla vermeden bir erkeğin koynunda olan kadın bu vesile ile kadınlığını hissediyor. Yani alışıyor. Daha doğrusu bekaretinden gelen erkeklik hissinden dolayı oluşan direnç ve soğukluk kırılıyor. Kadinliga mahsus zevkleri fark ediyor. Kimliğiyle barışıyor.

    4) Erkeğin bu meseleyi zamana yayarak sabır, anlayış ve muhabbetle yürütmesi farzdır şehvet için gönül kırmamak gerekir. Uzun konuşmalar ve bolca telkin kadını etkiler,mutlaka olmalı.

    5) Çocuğu oyundan, kadını süsten mahrum etmek fitratlarini bozar. Süsün ve bakımın en alasi olmalı çünkü onu fıtratına yanastiriyor. Erkeğe ait işlerden uzaklaştır, mesleki çalışma,çarşı pazar işleri,faturalar vs. gibi.

    6) İlm-i siyaseti kullanmali. Kadın yatakta istediğimi vermiyorsa ben de diğer alanlarda taleplerini kalp kırmadan kisarim. İstediğimi verdikçe, istediği olur.

    7) Cinsellikteki dini algisini düzeltmek gerekir. En zoruda bu. İffet odur ki helaline iştihasi var, haramına yoktur. Haya ve edebin tarifi budur. Kocasıyla cima eden değil, etmeyen kadın ahlaksizdir çünkü asidir Allah’a, Kitab’a, Resul’üne ve kocasına. İffetsizdir ki helaline iştiha duymuyor. Ayrıca cinsellik bütünüyle kötü,ayıp ve çirkin olsa cennette ne işi var. Allah(haşa) çirkinliği kötülüğü mü vaad ediyor bize.

    8) Ev işi,temizlik ve çocuklardan önce bu meselenin geldiğini bilmeli. Yani sıralamayı doğru yapmalı çünkü bunların hepsi bir anda olmuyor olmaz. Kocasına kadın olmayı tercih etmeli.

    9) Şehvetin tesirinden kurtulmuş bir erkeğin manevî hizmetlerine ve ibadetlerine daha iyi konsantre olacağını çay sohbetlerinde muhabbet tadında kadına anlatmak gerekir. Ve yine erkeğin fıtrat ve mahiyetinden bahisler açılıp izahlar yapmak gerekir, biliyorsa dahi telkin hükmüne geçer.

    Daha yazılabilir,şimdilik bu kadar olsun. Yeri gelince bazı noktalara deginirim inşaallah.

    Feyza kardeşim hüsn-ü zanniniz için teşekkür ederim. Sizin gibi kıymetli kardeşimin güveni benim için kıymetli, zayi etmek istemem.

    Kızlar tabi ki masum değil ve erkeğin etkilendiğini biliyorlar ama bu ilmi bir kabulden ibaret. Hakikatta yaşanan derin etkilenmeye vakıf değiller. Bu da teşhircilik de cüreti artırıyor. Allah ıslah etsin ne diyelim.
    Hem cinsleri ile yaşadığı kıskançlık ve üstün gelme gibi duygular kadın için daha sahici ve gerçek olduğu için kadını daha çok tesir altına alıyor. Dolayısıyla giyiminde daha etkili oluyor.

    Ayrıca hoşgörünüze sığınarak şu noktaya da itiraz ediyorum. Açıkta bir kadın uzvundan evli bir erkek daha çok etkilenir. O uzvun kendisi için ne anlama geldiğini bekara göre daha iyi biliyor. Ama evli, eşiyle teskin olduğu için etkisi bekâr kadar uzun sürmez.

    Baldız meselesinde şunu söyliyeyim,

    İblis’in en mühim bir desisesi: Kendini, kendine tâbi’ olanlara inkâr ettirmektir.
    Lemalar – 82

    Şeytanın avukatlığını yapmak şeytanliktir.
    şeytanı temize çekmek, şeytaniyette şeytanı geri bırakmaktir.

    Selam ve dua ile…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cihad Bey.

      İki arkadaş varmış, laz. İleride bir tepenin üstündeki kayalıklarda karaltı şeklinde bir hayvan görmüşler. Birisi ha bu kartaldur demiş diğeri de ne kartalu keçidur demiş. Epey inatlaşmışlar. Derken uzaktan ayırt edemedikleri hayvan uçunca kartal olduğunu söyleyen diğer arkadaşına dönüp ula ben sana demedimmu kartaldur bak uçti demiş. Öteki de cevabı yapıştırmış. Uçsa da keçidur uçmasa da keçidur. :)

      Siz ne kadar yazarsanız yazın bazı kafadaki insanlar için bir şey değişmez. Ancak yazalım, yazalım ki yorumları okuyan kişilerin kafaları dokuz hakkın arasına gizlenmiş batıllarla bulanmasın.

      Selametle.

    • .../nisa diyor ki:

      Cihad bey,

      Yazmış olduğunuz maddelerin tamamına katılıyorum hem bekarlar hem evliler için çok güzel tespitlerde ve çözüm önerilerinde bulunmuşsunuz.

      Bediuzzaman hazretleri bir kadın olmamasına rağmen kadın fıtratını çok güzel anlamıştır anlatmıştır. Bekarlıktan dolayı kadının 3/1 erkek olmasının bir soğukluğunun olması da bir nevi nimet diğer türlü fazlasıyla serbest olabilirdi ki yine üstat açıklamıştır bir anlık nefsin bedeli kadında daha fazla ve ağır olur.

      Evli olan bir erkeğin durumu bekar olandan daha ağırdır. Bir yerde boşanmış olan bir erkeğin haramdan korunması adına evlilikte acele etmesi gerektiğini okumuştum.

      Haram olan bir şeyi helal kabul etmek gibi helal olan bir şeyi haram kabul etmekte tehlikelidir.

      Yazmış olduklarınıza ilave olarak çoğu hanımda gördüğüm hatalardan biride dışarıda fazlasıyla şık süslü iken ev hayatında ve eşlerinin yanında özensizler.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Cihad Kardeşime…

      Uzun süreli iş yoğunluğundan ve meşguliyetlerden sonra hazır fırsat bulmuşken daha önce okuyamadığım veya okuduğum halde cevap yazamadığım bir kaç yazıyı okumak ve cevaplamak nasip olmuşken bu yazından ötürü sana da

      ” ÇOK ÖNEMLİ KONULARI GÜNDEME TAŞIMIŞSIN, ELLERİNE SAĞLIK, ÖMRÜNE BEREKET, BİR MÜSLÜMAN ERKEK-İNSAN OLARAK ÇOK TESEKKÜR EDERİM, ALLAH RAZI OLSUN CİHAD BEY HOCAM”

      Demek istedim ve şükürler olsun ki demek nasip oldu… :-)

      • cihad diyor ki:

        Abdullah Abi,

        Yoğun meşguliyetlerinizde kolaylıklar dilerim. Kıymet verip bu kadar işin içinde cevap yazmışsınız. Ben de size teşekkür ediyorum. Allah cümlemizden razı olsun insaallah.

        Yazdıklarımın çoğunu kendi hayatımda tecrübe ettiğim hususlardır. Bu tedbirlerin çok büyük faydasını gördüm. Belki istifadeye vesile olur niyetiyle burada paylaşmaya çalışıyorum. Çünkü aile hayatına çok önem veriyorum. Uyumlu ve muhabbet dolu bir aile iyi çocuklar demektir. İyi çocuklar da bizi iyi bir topluma götürür. İyi bir toplumda herkes iyi olur,herkes istifade eder. Derdim/iz budur, Allah niyetimize göre ıhsan etsin inşaallah.

        Allah’â emanet olunuz..Hürmet ve muhabbetle..

        • EvliHuzurlu diyor ki:

          Cihad Bey
          Evli bir hanım olarak yazdıklarınızın tamamına katılıyorum. Allah razı olsun çok önemli bilgiler. Özellikle Abdullah abi ve sizin gibi tecrübeli abilerimizin yorumlarını daha dikkatle okuyorum. Ben müsadenizle bişey sormak istiyorum.
          Ben herhangi bir sebeple eşimi yatak odasında cezalandırmayı hiç hoş görmüyorum evlenmeden önce kendi kendime bu konuda söz vermiştim. Evlendikten sonra da eşimle birbirimize söz verdik küstüysek kırıldıysak barışmadan uyumuyoruz. Buraya kadar sorun yok. Lakin şeytan bana bazen çok vesvese veriyor şu şekilde “bu adam tabiki kalbini kırar, tabiki sana nişanlılık dönemindeki gibi kibar hassas … davranmaz çünkü sen onun isteklerini hiç geri çevirmezsin.. ” doğru olmadığını bilsem de bazen böyle vesveselere kapılıyorum. Aslında beni sevdiğini ve değer verdiğini çok iyi biliyorum yoğun çalıştığının ve yorulduğunun da farkındayım. Bazen hemcinslerimle saçma muhabbetler de oluyor şımartma öyle kıymetini bilmez tarzında.. Size sorum şu; bir kadın kocasını o konuda hiç cezalandırmıyorsa sevgi ve saygısını esirgemiyorsa kocası nasıl desem her zaman cepte olarak görür mü? Yada hanımı nasılsa hiç küs kalmıyor diye zamanla ilgisizlik olur mu?
          İnşallah anlatabilmişimdir.
          Sürç i lisan ettiysem affola..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            EvliHuzurlu Hanım.

            Araya giriyorum kusura bakmayın. Evli abilerimizin yorum yapması belki daha doğru ama sizin o şekilde davranmanız eşinizin zihninde bu kadın cepte anlayışı oluşmaz. Eşinize değer veriyor olmanız onda ilgisizlik oluşturmaz. İlgisizlik oluşturacak şey kadınların kendine has nazını ve cilvesini kaybetmenizdir(Allah korusun) Küs olmak naz yapmak değildir. Ancak küçük oyunlarla naz ve afedersiniz cilve yapabilir ve kocanızın size ilgisini diri tutabilirsiniz. Bu konuda vesveselere kulak asmayın. Zaten bu saydıklarım eğer eşinize karşı muhabbetiniz varsa kendiliğinden oluşur. Mesela küs olup da yatak odasının kapısını kilitlemekle oyun olsun naz olsun diye kilitlemek aynı şey değildir. Elbette abilerimiz daha isabetli yorumlar yapacaktır.

            Selametle.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Evlihuzurlu Hanıma…

            “eşimi yatak odasında cezalandırmayı hiç hoş görmüyorum” demişsin

            AYNI ŞEKİLDE DÜŞÜNMEYE ve DAVRANMAYA DEVAM ET, SAKIN ŞEYTANA ve HEMCİNSLERİNİN VESVESELERİNE, SÖZLERİNE İTİBAR ETME. KISA VADEDE OLMASA BİLE ORTA ve UZUN VADEDE BU DAVRANIŞININ ÖDÜLÜNÜ ( saygı, sadakat, sevgi vb) KESİNLİKLE KOCANDAN ALACAKSIN.

            “beni sevdiğini ve değer verdiğini çok iyi biliyorum” demişsin

            KADINLARIN YARATILIŞLARI GEREĞİ BİLMEK den DAHA İYİ YAPTIKLARI SEY HİSSETMEK tir. KOCANIN SENİ SEVDİĞİ ve DEĞER VERDİĞİ KONUSUNDA KİHİ’sin AZALSA DA SEN ONA SEVGİNİ VERMEYE, SAYGI DUYMAYA, KOCANIN KENDİSİNİ DEĞERLİ HİSSETMESİNE SEBEP OLACAK SEKİLDE DAVRANMAYA DEVAM ET. ASLA KAYBETMEZSİN.

            KADINLARIN YAPTIĞI EN BÜYÜK HATA KOCALARINA KIZDIKLARI veya KÜS OLDUKLARI ZAMANLARDA KOCALARINI KENDİLERİNDEN UZAKLAŞTIRMALARI, KENDİLERİNDEN SOĞUTMALARIDIR. GÜNÜMÜZDE KARISINDAN SOĞUYAN ERKEĞİ GÖZÜNDEN TANIYAN ve FIRSATI GANİMETE CEVİREREK BOŞLUKTA OLAN ERKEĞİN DİĞER YARISI, SEVGİLİSİ OLUP, ONU ISITACAK ÇOK ALTERNATİF VAR, BUNU AKLINDAN ÇIKARTMA SAKIN.

            “bir kadın kocasını o konuda hiç cezalandırmıyorsa sevgi ve saygısını esirgemiyorsa kocası nasıl desem her zaman cepte olarak görür mü?” demişsin

            BAZI ERKEKLER SENİN SÖYLEDİĞİN GİBİ DÜŞÜNEBİLİR. BU DURUM ÇOK BİLMİŞ HEMCİNSLERİNİN DE KIŞKIRTMASIYLA O DURUMDA OLAN KADINLARIN NEFİSLERİNE AĞIR GELEBİLİR.

            AMA UNUTMA Kİ;

            AKILLI KADIN MUTLU OLMAYI HAKLI OLMAYA TERCİH EDEN KADINDIR.

            SEN ONLARDAN OLMA, YOKSA PİŞMAN OLURSUN.

            SON TAVSİYE:

            BİR ERKEĞİN BİR KADINA EN ÇOK-FAZLA İHTİYAC DUYDUĞU AN EN SIKINTILI, ÜZGÜN ve MUTSUZ OLDUĞU ANDIR.

            Hayırlı söz ve davranışlarınızda Allah yar ve yardımcınız olsun…

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Sadece Fatih bey ve Abdullah abi( Abi diyorum müsadenizle)
            Yorum ve tavsiyeleriniz için çok teşekkür ederim. Bunları duymaya(okumaya) gerçekten ihtiyacım vardı.

            *AYNI ŞEKİLDE DÜŞÜNMEYE ve DAVRANMAYA DEVAM ET, SAKIN ŞEYTANA ve HEMCİNSLERİNİN VESVESELERİNE, SÖZLERİNE İTİBAR ETME. KISA VADEDE OLMASA BİLE ORTA ve UZUN VADEDE BU DAVRANIŞININ ÖDÜLÜNÜ ( saygı, sadakat, sevgi vb) KESİNLİKLE KOCANDAN ALACAKSIN.

            *AKILLI KADIN MUTLU OLMAYI HAKLI OLMAYA TERCİH EDEN KADINDIR.

            *BİR ERKEĞİN BİR KADINA EN ÇOK-FAZLA İHTİYAC DUYDUĞU AN EN SIKINTILI, ÜZGÜN ve MUTSUZ OLDUĞU ANDIR.

            Allah razı olsun evliliğimde özellikle bunları düstur edinmeye gayret ederim inşallah.

            Rabbim sitedeki bütün bekar kardeşlerime göz aydınlığı olacak eşler nasip etsin.
            Selametle..

          • Yahya diyor ki:

            Sn EvliHuzurlu hnm,

            Bire bir izah etmez ama;
            3-4 yaşındaki bir çocuğu açlık ile terbiye ettiğinizi düşünün.
            ve onun bedeninde ve ruhunda açacağı yarayı bir düşünün.
            daha sonra o çocuğun bu cezaya karşı vereceği tepkiyi düşünün – yenmemesi gerekn şeyleri mi yer, başkasından arsızlık mı yapar, hırsızlık mı yapar vs…

            Aynı şekilde erkeğe/kocaya yapıldığını düşünün şimdi…

            Rabbim yardımcınız olsun

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sizler de sağolun EvliHuzurlu Hanım.

            Yorumuma yazacaktım bir şekilde atlamışım Abdullah Bir abi yazmış siz de alıntılamışsınız ancak satır aralarında kalmasın istedim. Şöyleki özellikle hemcinslerinizin olumsuz söz ve dolduruşlarına karşı kulaklarınızı kesinlikle ama kesinlikle tıkayın. İlk yazdığınız yorumda sezinlediğim şey buydu. Yanılıyor olabilirim ama size bazı telkinlerde bulunan evli kadınlar olduğunu sezdim. Lütfen onları dinlemeyin, feminizm ve popüler kültürün etkisinde kalmış olabilirler. Siz sadece ve sadece mutlu bir evliliği olduğunu düşündüğünüz hak konuşan hanımları dinleyin. Bu sitedeki yazıları ve müspet yorumları referans alın. Unutmayın sizin yareniniz kocanız. Yarın birgün aranız bozulsa biz seni dolduruşa getirdik kusura bakma demek yerine can sıkıcı laflar ederler.

            Buradan hanımlara da haddim olmayarak bir şeyi hatırlatayım. Boş bir anınıza gelip lafınızın nereye gittiğini bilmeden konuşuyorsanız ki çok önemsiz gibi gözüken bir konu bile olabilir, bilerek ya da bilmeyerek karşınızdaki hanımları dolduruşa getirdiğinizde hiç ummadığınız ve çok üzülebileceğiniz sonuçlara sebebiyet verebilirsiniz. Çünkü kadınlar sosyal varlıklar ve birbirlerinden görünenden daha fazla etkilendikleri gibi bazı etkiler yıllar sonra bile ortaya çıkabiliyor. (Komşumuz erkekler şöyle şöyle demişti zaten haklıymış gibi…)

            Selametle.

          • cihad diyor ki:

            EvliHuzurlu Hanım,

            Öncelikle misafirlerimin yoğunluğu hasebiyle geç cevap veriyorum. Kusuruma bakmayınız.

            Estağfurullah her zaman soru sorabilirsiniz

            1) “cezalandırmak,şımartmamak, cepte görme ” gibi kavramlar kendinizi yanlış konumlandirdiğınızi ve yanlış(olumsuz) kavramlar üzerinden bu konuyu tefekkür ettiğinizi gösteriyor. Evvela bunları terk ediniz çünkü böyle bir dil veya kavramlar üstten alta doğru mesela bir çocuğa karşı düşünülecek kavramlardir. İtaate memur bir hanımefendi için doğru değil. Bu olumsuz ve yanlış düşünce ve fikirler Beyinize olan sayginiza zarar verebilir ve tavirlariniza yansırsa ki yansır Beyinizi incitebilir. Bu da muhabbettinize zarar verebilir.

            2) Yatakta erkeğinin her istediğini hemen veren, bir dediğini iki etmeyen kadına karşı ilgi azalır mı?? Bu sorunuzun cevabı kocaman bir EVET tir.
            Neden ve niçin??
            Çünkü bir erkek için sırrını,gizemini yitirmiş, keşfedilecek bir hususiyeti kalmamış bir kadın kendisini mutlu ve tatmin edebilir ancak heyecan veremez. Dolayısıyla heyecana bağlı hassas ilgi de ister istemez azalır.

            3) Kadın erkek için mücevherle dolu bir hazine gibidir. Nişanlılıkta erkek o hazinenin kapısında bekleyen biridir ve kapının açılmasına ramak kalmıştır. Hazineye sahip olmanın ve yapacağı keşfin heyecanı ile kadına dikkatli,heyecanlı ve hassas bir İLGİ gösterir.

            4) Evlilikte bu ilginin kısmen de olsa devam etmesi isteniyorsa ki istemeyen kadın yoktur, kadın sahip olduğu cevherleri aceleci ve herşeye bir anda sahip olmak isteyen erkeğine karşı hepsini bir anda sunmamali. Hazinesinden bir cevheri erkeğini sunarak onu tatmin ederken diğerlerini de sonraya bırakmalı ki işin gizemi ve cazibesi devam etsin. Dolayısıyla merakın uyandırdığı bir heyecan ile ilgisini sürdürsün.

            5) Kadın kendini erkegine adım adım keşfettirmelidir. Güzelliklerinin üstündeki örtüyü yavaş yavaş kaldirmali ki erkeğin gözünde basitleşerek normalleşmesin. Yani biz günahlarla karışık fanteziler yapamayacağımıza göre kadın güzelliğini zamana ve yıllara yayarak yatağı sıradanlaştırmamalı.

            6) Kadın bunu yaparken “utanıyorum,çekiniyorum vs.” gibi masumane gerekçelerin arkasına sığınabilir. Bir şekilde erkeği kırmadan oyalamak veya ertelemek gerekir.

            7) Erkeği cezalandırmak,şımartmamak,sözünü geçirmek,terbiye etmek veya adam etmek gibi olumsuz duygu veya düşünceler ile değil yatağın heyecanını yitirmemek, erkeğini keyflendirmek ve bu vesileyle erkeğinin ilgisini kazanmak niyetiyle yapmalı. Yani erkeğin fıtratının ve psikolojisinin bunu gerektirdiği için kendinin ve eşinin mutluluğu,zevki ve keyfi adına yaptığının idrakinde olmalı. Yoksa erkeği mağlup edilmesi gereken bir rakip gibi olumsuz duygular veya kötücül duygularla yaparsa aile huzuru ve muhabbetini yitirebilir.

            8) Eğer kadın böyle yapmazsa ve erkeğin takvasi da yoksa evinde bayağılasan eşine nazaran farklılık ve gizemi ile heyecan uyandıran yabancı kadınlara ilgi duyabilir. İsterse eşinden güzel olmasın yine de ilgi duyar çünkü farklı ve kesf edilmemiş olduğundan heyecan ve ilgi uyandırır. Bu sebeple kadının akıllıca tavrı erkeğin gözünün dışarı kaymasına da mani olur.

            9) Kadın bunu yaparken erkeği kırmadan,öfkelendirmeden ve yormadan yapmalı zira atalarimizdan miras güzel bir sözdür “fazla naz aşık usandırır”. “kaş yapayım derken göz çıkarılmamalı”

            10) Herşey zıttı ile bilinir. Kendinizin kıymetini en iyi yokluğunuzda hissettirebilirsiniz. Bir kaç gün veya bir hafta anne-babanızın yanına gidebilirsiniz. Ben bazen şehir dışına çıktığım zamanlar oluyor,döndüğümde adeta bir kral gibi karsilaniyorum. Pek tabi yatagida etkiliyor..

            11) Küsmek insanı insan yapan üzülmek,kırılmak,vefasızlık,hayal kırıklığı,meşakkat gibi duygulardan bir duygudur. Hiç üzülmemis ve meşakkate maruz kalmamış bir insanı düşünün, ne kadar hamdir. Bazi zengin patron cocuklarnda olduğu gibi insanlara üsten bakarlar ve kadirkiymet bilmezler vs. Aldığınız karar hoş ama uygulamada zorlaniyorsaniz buna sarf edeceğiniz enerjiyi daha mühim bir konuya sarf edebilirsiniz. Arada kuvvetli bir sevgi varsa küsmekten korkmayın. Küsülünce insan biraz birbirinden uzaklaşır ve soğur. Sonra barismanin sıcaklığıyla birbirine daha çok kenetlenir, akabinde de güzel bir gece olur..en azından benim öyle oluyor.
            Küsmek ile ilgili şunu da ekliyeyim, ilk giden kadın olmalı,erkek belki gurur yapabilir ancak kadın yapmamalı. Erkekte geri cevirmemeli.

            12) Kadın gece hayatında farklılığı sürekli kovalamali. Bakım,süs ve kıyafette çeşitliliğe çok dikkat etmeli. Helal dairede farklı şeyler denemekten cekinmemeli.

            Netice-i Kelam: Çok nazik ve hassas bir konu olduğu için biraz zorlandım ama umarım anlatabilmisimdir. Bir erkek tarafından böyle bir izah garip gelebilir ancak EvliHuzurlu Hanımın sorusu vesilesiyle hanım kardeşlerime bunları yazmaya kendimi sorumlu hissettim. İnsaallah istifadeye vesile olmuştur.

            Not: Yanlış anlaşılma olmasın, kadın erkeği her yatağa cagirdiginda gitmeli ancak yatakta güzelliğini akıllıca kullanmalı demek istiyorum. Yoksa erkeği geri çevirmek son derece yanlış olur.

            Selam ve dua ile..

          • .../nisa diyor ki:

            Evli huzurlu hanım ve Cihad bey,

            İkinizin de evli olması ve zihniyet olarak bizlerle aynı olması bizim için hem faydalı hemde yol gösterici oluyor aynı anda inançlı bir kadın mahrem hayatta nasıldır nasıl olmalıdır yada inançlı bir erkek nasıldır nasıl olmalıdır sorusunun cevabını buluyoruz. Allah razı olsun.

            Evli huzurlu hanım dışarıdan evliliğinizi etkileyecek negatif söylentilere kulak asmayın eşinizi en iyi siz tanıyorsunuz onun beklentilerini de en iyi siz bilirsiniz.

            Cihad beyin yazmış oldukları erkek fıtratı açısından çok önemli ve yazdığı konuların çoğunun doğru olduğunu ben evli hanım arkadaşlarımdan duyuyorum.

            Şöyle ki bunun çok gerisinde bekar olunan dönemde dahi erkek etken olmalıdır edilgen değil erkek öncü konumdadır. Erkekte sahip olma kadında ait olma durumu vardır. Erkek fıtratında sahip olana kadar koşma ilgi gösterme hissi de bundandır sahip olunca genelde bu ilgi azalır evli kişilerden çokça duyuyorum.

            Evlilikte bu hissiyatı diri tutmak için çok faydalı maddeler yazılmış. Kıssadan hisseyi alabilene hayatta uygulayabilene ne mutlu. Buradaki nüans eşin isteğini geri çevirip şeytanı sevindirmek yerine hem şeytanı üzüp hem iki tarafın mutlu olması.

            “Bir ilişkide iki tarafın birbirlerinin her şeyini bilmesi kadar o ilişkiye zarar verecek başka bir zaaf bulunamaz. Beklentisizlik öldürür. ”

            Cihad beyin anlatmak istediği bu husus. Beklentisizlik ve rutinlik sıradanlık insanın hem yaşam enerjisini bitirir hemde yorar. Ara sıra olan ayrılıklar mesafe yada küsme demeyelim ama alınma durumu sonrası hissiyatta ayrı bir heyecan olduğu doğrudur. Hem özlem vardır merak vardır naif bir şekilde kıymetimi bil yokluğumdan ders aldın mı durumu vardır. Kadın bedeninin mahrem olması tesettürün emredilmesinin bir hususuda yaradılışından gelen saklı durumu. Kadın gizlidir erkek gibi açık değildir.

            Özelde mahrem hayatta genelde ise dünya hayatında da düzen böyle değil mi insan çok kolay kavuştuğu şeyi nimet olarak görmez ve merak hissi keşfetme duygusu hiç kaybolmasın ister.

          • Feyza diyor ki:

            Cihad abi tesekkurler. Vesileyle hepimizi dusunerek istifademize sundugunuz bu mevzuyu hem ustu kapali hem derinlemesine acik oyle guzel anlatmissiniz. Ayrica emek ve zaman ayirdiginiz icin de Allah razi olsun.
            N.f.K. nin Aynadaki Yalan isimli bir romanindan aklimda kalmis eskiden okumustum ama dikkatimi cekmis ki kac yil gecti unutmamisim. Orda da kadini ayni sizin anlattiginiz gibi gizemli ve gizemiyle kendine ceken, kose basinda davetkar, izini takip ettikce kacan, kactikca arzulanan kendine has sezileriyle bu dengeyi erkegi uzerinde kurabilen ilahi bir kabiliyetle donatilmis latif ve cazip varliklar olarak tasvir ediyordu. Cumleler tam hatirimda degil cok zaman oldu ama yorumunuz bana oradaki tasvir edilen kadin profilini animsatti.
            Sakin kafayla okumak istedim maddelerinizi ve okuyunca ben de Abdullah Bir abim gibi bu yazinizin mustakil bir yazi olarak yayinlanmasini Sema ablamdan istirham etme geregi duydum.
            Allah yuvanizdaki muhabbeti ve meveddeti bir kez daha daim eylesin.
            Selametle.

          • Rumuzsuz diyor ki:

            Evli hanımlara ya da beylere bu sorum Kadın, kadınlara özgü dolgunluğa sahip değilse bu evliliği etkiler mi.

          • cihad diyor ki:

            Feyza Hanım kardeşime,

            Anlaşılmış olmak sevindirici. Teşekkür ederim. Allah sizlere de muhabbet ve meveddeti bol bir yuva nasip etsin inşaallah. Allah sizlerden de razı olsun.

            N.F.K ‘den yaptığınız iktibas bu konuyu tam olarak özetliyor.

            “”gizemli ve gizemiyle kendine ceken, kose basinda davetkar, izini takip ettikce kacan, kactikca arzulanan kendine has sezileriyle bu dengeyi erkegi uzerinde kurabilen ilahi bir kabiliyetle donatilmis latif ve cazip varliklar””

            Ayrıca Nisa Hanımın erkek sahib olmak ister, kadın ise ait olmak ister tesbiti, erkek ve kadın psikolojisinin ana unsurları olduğunu düşünüyorum. Bence bu iki unsur su gibi akarak her meseleye nüfuz ediyor. Herkes rolünü tam olarak ifa ettiğinde çarklar birbirini tamamlayarak dönmeye başlıyor. Aksi durumda rolünü kabullenememis veya beceremeyen fertlerin birlikteliginde çarklar birbirine oturmadan döndürüldüğü için çarklar dönemediği gibi birbirini öğütüp törpüleyerek zarar da veriyor. Böylelerine denk düşmüş kardeşlerimize Allah sabr-ı cemil versin, bekarlarımızı da böylelerinden muhafaza etsin inşaallah Amin.

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Soruma cevap veren yorum yazan abi ve kardeşlerime teşekkür ediyorum. Yorumlarınızı okuyorum dikkatle ve bazılarını arşivliyorum. Kıymetli eşim, bir bebeğim ve aile büyüklerim var ilgilenmem gereken o yüzden hemen cevap veremiyorum hakkınızı helal ediniz.
            Fatih bey dolduruş konusunda haklısınız malesef. Özellikle hanımlar bu konuda daha dikkatli olmalı bende farkındayım. Bu aralar eşim çok yorgun geliyor, haliyle ilgisi azalıyor. Birkaç kişi de birşeyler söylese şeytan boş durmuyor.
            Cihad bey uzun yorumunuz için teşekkür ederim Allah razı olsun.
            Bu günlerde birilerinin etkisinde kalıyordum neredeyse kullandığım ifadelerden de hemen anlamışsınız zaten. Birde eşimle aramızda bir yanlış anlaşılma olmuş hamd olsun hallettik azıcık küssek mesafe koysak aramıza barıştığımızda özlemiş oluyoruz birbirimizi dediğiniz gibi uzatmadığımız sürece. Hamd olsun zihnimi toparladım bütün samimiyetimle muhabbetimizin devamına yatırım yapıyorum inşallah.
            Asıl sormak istediğim her istediğini hemen vermek cilve naz yapmamak değildi daha çok her davetine icabet etmeyi sormuştum ama tavsiyelerinizle beraber mesele daha da aydınlandı zihnimde.
            İlgisinin devam etmesi konusundaki tavsiyelerinizi anladım. Bu konuda hanımlar olarak gayretimiz çok önemli. Madem konular açıldı bekarlar da istifade etsin inşallah.
            Her evli hanım cinsel birliktelikteki rolünü nasıl geliştireceğini araştırmalı ve öğrenmelidir. Bu kendisi için de evliliği için de hayati önem taşır. Mahrem hayatında mutlu kadın kocasına karşı daha tutkulu ve isteklidir. Bunun için de özel kıyafetler, kokular, bakım ve temizlik ihmal edilmemeli, dans, masaj teknikleri ve birtakım egzersizler öğrenilmelidir.
            Selametle..

          • Feyza diyor ki:

            Cihad abi yanlis anlasilma olmasin.
            O cumle iktibas degildi cunku, aklimda kaldigi kadariyla ustadin cizdigi ideal kadin portresinden aklimda yer edeni kendi cumlemle acikladim, hatirasina ve emegine saygisizlik etmis olmak istemedigim icin aciklama ihtiyaci hissettim.
            Ama mesela kadin uzerine yaptigi tanimlamalardan su cumleyi buldum bu tamamen onun cumlesini iktibas:
            “Kendini damla damla vermeyi bilmek ve testiyi asla boşaltmamak sanatı…”
            Bunun gibi bircok zarif tasvir cumlesi vardi. Kadin hakkinda yazilan butun tanimlamalarindan varilan anafikir ise yazdigima yakindi.
            Allah rahmet eylesin..

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sadece fatih Kardeşime

        Gördün zor soruyu topu yine bize attın… :-) saka, saka…

        Allah’ım şahsımıza gösterdiğiniz teveccühe, saygıya layık olmayı ve cümlemize doğru konuşup, rızası üzere yaşamayı nasip etsin… ( Amin)

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Amin Abdullah Bir abi :)

          • Abdullah Bir diyor ki:

            SAYIN SEMA HANIM’a…

            Cihat Bey kardeşimizin “Evlihuzurlu” hanım kardeşimizin sorusuna verdiği bu ÇOK GÜZEL cevabı metnin yorumlar arasında kaybolup gitmesine gönlüm razı gelmediği için bu yazının (genele hitap edecek şekilde küçük bir düzenleme yapılarak ve sizinde uygun görmeniz halinde) sitede BAĞIMSIZ BİR YAZI olarak yayınlanmasını rica ediyorum.

            CİHAD BEY KARDEŞİM’e…

            Yazdıkların olayları, erkekleri, insanları, evlilik hayatını doğru okumasını bilenler ve anlayabilen kadınlar için HUZUR REHBERİ niteliğinde ifade ve bilgiler.

            Yüreğine, emeğine ve ellerine sağlık. Allah’ım evinde ki huzurunu, mutluluğunu, sağlığını daim eylesin, itibarını, muaffakiyetini, basiretini ve ilmini artırsın. Hayırlı iş ve sözlerinde yar ve yardımcın olsun.

            Allah senden ve senin gibi sahip olduğu ilmi hayır işlerinde kullanan Müslüman kadın ve erkeklerden razı olsun kardeşim.

          • cihad diyor ki:

            Abdullah Abi,

            Layık olmamakla beraber teveccühünüz için teşekkür ederim. Beni utandırıyorsunuz abi, ben kim müstakil yazı kim Allah aşkına. Eynnes-sera mines-süreyya.

            Ayrıca kıymetli dualarınıza amin diyorum. Allah cümle ümmet-i Muhammedden razı olsun insaallah Amin.

            Allah’a emanet olunuz…

        • Abdullah Bir diyor ki:

          CİHAD Kardeşime…

          Utanma, İltifat marifete tabiidir, bu sözleri ve övgüleri hak ediyorsun.

          Sahibi tarafından dizginleri sağlam tutulan, kontrol edilebilen “Doru At” binicisini menzile daha hızlı ve kolay ulaştırır.

          Görmesini, aydınlanmasını ve faydalanmasını bilenler için yeryüzün de ki kullar arasında da Süreyya takım yıldızları vardır.

          Nasip olsa seni gerçek hayatta da tanımak isterdim kardeşim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Değerli abilerimiz Peygamber efendimizin şu hadisini hatırlasak mı?

            “Karşılıklı övüşmelerden sakınınız. Zira bu, hiç şüphesiz, (birbirini) boğazlamaktır.” (İbn Mace, Edeb, 36)

            Lütfen üzerinize alınmayın içimden bir ses hatırlasak iyi olur dedi. Hadsizlik olarak görmeyin.

          • cihad diyor ki:

            Bil-mukabele Abi ben de sizi tanımak, yüz yüze bir hasbihal etmek isterdim.
            Hem çok uzak bir ihtimal olarak görmüyorum çünkü fuar gibi bir vesileyle burdan organize olup biraraya gelebiliriz. Çok zor değil.

            Selametle…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sadece Fatih Kardeşime…

            Hatırlatman “dostca ve samimi” bundan şüphemiz yok.

            Hadis de sahih bir hadis, onada itirazım yok. Ama bu hadis de gözden kaçırdığın, fark etmediğin bir detay, ifade var.

            KARŞILIKLI kelimesi…

            Resulullah efendimiz bu hadisi TOPLUM İÇERİSİNDE yüz yüze iken KARŞILIKLI birbirini öven kişiye hitaben söylemişlerdir.

            Kaldı ki;

            MEDH övgü, MEDİH ise yapılan güzel işlerden dolayı dil ile yapılan övgüdür.

            Medhin zıttı zemmdir. Zemm birinin aleyhinde kötü sözler söylemek ve onun çirkin, eksik hallerini ortaya dökmek demektir.

            Medhe lâyık kimseleri medhetmek, toplum arasında FAZİLET’in ve KEMAL’in artmasına neden olabileceği gerekçesiyle hoş görülmüş ve hatta teşvik edilmiştir.

            Ancak medhe lâyık olmayan kişileri medhetmek, oldukça çirkin bir davranıştır.

            Bir kişiyi medhederken, medhedenin dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır.

            Bunlar;

            1- Övgüde fazlaya kaçıp sözü yalanla bitirmemek
            2- Söylenen sözün içine riyâ karıştırmamak
            3- Zalim ve alçak kişileri övme yoluna gitmemekdir. (alıntı)

            Cihad bey kardeşim ile şahsımın burada yaptığı sey ilmi bilgileri paylaşarak insanların KEMALATI’nı ve FAZİLETİ’ni artırmaya calışmak.

            Yukarıda ki 3 maddenin sınırları içerisine de girmediğimiz düşünüyorum.

            Diğer taraftan;

            Biz kırk kişiyiz, kırkımız da birbirimizi biliriz.

            Ne kadar uğraşsan da senden HADSİZ cıkmaz, biz seni tanıyoruz. Yanlış anlaşılacak bir durum yok yüreğin rahat olsun kardeşim.

            Ama ben yine de atımı sağlam kazığa bağlayayım ve Hz. EBA BEKR’in duasıyla sözlerimi bitireyim.

            “Ey Rabbim! Sen beni benden daha iyi bilirsin. Ben de kendimi başkalarından daha iyi bilirim. Ey Âlemlerin Rabbı! Halkın bende zannettiği iyilik ve faziletleri bana nasip et ve bende olup halkın bilmedikleri günahlarımı af et! Söyledikleri güzel özellikler karşılığında beni, kendini beğenmişlik ve gurur gibi şeylerden koru!” (Amin)

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Cihad Bey Kardeşime…

            Fuarda bir araya gelmek güzel bir fikir ama biz İstanbul da siz veya diğer kardeş dediğimiz dostlarımızın başka bir şehirde olması bu işi biraz zorlaştırır sanırım. Ama Kişilerin talebi, karşı tarafın ve Sema Hanımın onaylaması ile erkeklerin birbirlerine, hanımlarında birbirlerine e-posta adreslerini vermeleri mümkün olabilir. Buda tarafların birbirleri ile iletşim kurmalarının ilk adımı olur. Sonrası kişilerin kendi bileceği iş…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Abdullah Bir abi, açıklamalar için teşekkürler.

            Yorumu biraz da empati yaparak yazdım. Birisi hakkımda güzel bir şey söylerse yerin dibine girerim, utanırım ayrıca nefsim de beni zorlar. Sanki bu hissettiklerimi sizler de hissedecekmişsiniz gibi düşünerek hatırlatma ihtiyacı hissettim. Yorumları da herkes görüyor bilmeyen varsa onların da istifadesine sunmuş olurum dedim.

            Ben bir işi bitirdikten sonra birisi uğraşmış etmişsin eline sağlık derse çok mutlu olurum ama aynı kişi bu işi senden başkası zor yapardı derse işte orada gerçekten beni nefsimin kucağına itmiş oluyor söyleyen.

            Yanlış anlaşılmayacağımı biliyordum ama yazı dili bazen yanlış anlaşılabiliyor bir de yorum okunurken ki ruh hali de önemli.

            Selametle. :)

          • Yahya diyor ki:

            Abdullah abi,

            “Biz kırk kişiyiz, kırkımız da birbirimizi biliriz.”
            demişsiniz ben buradan subliminal mesaj almaktayım.

            Malumunuz Kırgızlarda biz 40’ız demişler ve ülke öyle kurulmuş….

            Selam ve dua ile…

  6. gulpembe diyor ki:

    Cok fazla yorum gelmis, herkese tesekkur ediyorum.ben de kendi fikirlerimi toparlayip birakayim insallah…

    ben basit ve tek bir soru sordum, hersey vesvese ise bu vesveseler hala, teyze,kizkardes olunca nasil frenlenebiliyor?diye.
    Benimde alintilamak uzere oldugum bekledigim cevap, soruyu da kendisine sordugum arkadastan gelmis. Bediuzzamanin dedigi gibi, mealen, mahrem kisiler yuzlerindeki asinalik ve sevimlilige binaen bir his uyandirmaz ama yabanci kadinlardan farksiz tesetturlemek gereken azalarini acikta kaldiginda bazi kimselerde nahos hisler uyanmasina sebep verebilir . Peki bu, boyle birseyi eyleme de dokmeyi icinden geciren erkek icin mazeret olabilir mi?hayir. Peki nasil frenleyecek kendisini?”irade ile”benim ilgilendigim kisim budur”hersey beyinde biter. Insanin hayvandan farkli olarak iradesi vardir.duygular dusuncelere, onlarda eylemlere dokulur, kisi duygularindan sorumlu degildir ama iradesinden sorumludur.”

    yorumlarda iki seye deginilmis.1.erkegin biyolijisi; buna kimse itiraz etmedi. Hemfikiriz.
    2. fikhi yukumluluk ve sinirlar ki;buna da kimse itiraz etmedi. Hemfikiriz.

    Bu meseleye dikkat cekmek istedim,cunku tplum degerlerini yitirmeye yuz tutmus, bunda aciklik-sacikligin etkisi yoktur denemez ama tek sebep olmadigi asikar.sabahlari internetten dinledigim bir aile prog.vardi neredeyse her program en az 1 telefon bu gibi ensestvari cirkin iliskiler uzerineydi. Bir yandan insanlari uyarmak gerektigi gibi bir yandan da “kafasina karpuz kabugu dusurmek misali” bu vakialari izhar edip safi zihinlreri bulandimamak lazim. Denge kurmak zor.
    “Baldiza bile..”diye kurulan cumleler tum sezon amcasinin karisiyla cevirdikleri entrikalarla milleti pesinden kosturan tv dizilerinden daha az zarar vermiyor insanlarin algilarina…

    son olarak E.Y hanima nazik dikkati ve tepkisi icin tesekkur ediyorumn… degerlerimizi sahip cikabilmemiz duasiyla..
    selametle.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Gülpembe Hanım.

      Bu yorumunuzdan hiçbir şey anlamadım, samimi söylüyorum. Her yorumda farklı bir şey anlatma amacım vardı diye cümleye başlıyorsunuz. Tipik kadın savunması :)

      Ahirette insanlar şeytana hesap sormaya gittiklerinde şeytan diyecek ki ben size bir yaptırımda bulunmadım, günahları işletecek somut filim olmadı sadece size fısıldadım siz de onları gerçekleştirdiniz. Ben bunları yaparken size iyi ya da kötü vaatte de bulunmadım, ne haliniz varsa görün.

      Yanılmıyorsam ya 2008 ya da 2007 yılında olacak genç kızlar hatırladığım kadarıyla Bitlis taraflarında peş peşe “intihar” ettiler. Camide imam hutbesinde çanak antenlere dikkat etmişti o zaman. Atalarımız boşuna söylememişlerdir herhalde baldız baldan tatlıdır diye.

      Madem işin fıtrat ve bilimsel boyutuna girecek olduk alt beyin üst beyin kavramlarına değinmenin zamanı geldi. Alt beyin dediğimiz salt insan nefsi ki hayvani diyebileceğimiz düşünceleri de barındırır, üst beyin ise irade, ahlak gibi değerlerin işlendiği kısım. Alt beyin üst beyine komut gönderebiliyor.

      Bir şekilde üst beyinin kumandayı kaybedip alt beyinin emirlerini dinlemesini sağlarsanız iş o zaman çığırından çıkıyor. Bu durumlar nasıl oluşuyor, mesela alkol alma, aşırı uykulu olma, aşırı hormona maruz kalma. Bu sadece cinsel konularda değil günlük hayattaki en basit konularda bile karşınıza çıkabilir. Korkuyu yönetememe ya da diğer adıyla ankesiyete bozukluğu dediğimiz durum.

      Size ya acaba musluğu kapattım mı kapatmadım mı diye fısıldayan şeyle şu kız çok güzelmiş diye fısıldayan şey aynı. İşyerlerinde hanımlarla çalışıyoruz hatta tesettürleri yok diye yazdık. Şimdi bırakın bir kız görmeyi adı anılsa bile fıtrat gereği alt beyinden üst beyine mesaj gider. İşte burada alt beyinden gelen komutu üst beyin yok sayar. Nasıl mı? Karşımdaki hanımın evli barklı olduğunu ki öyle olmasa bile yan gözle bakamayacağımı hatırlatır.

      Şimdi toplumsal bir boyuta ulaştığını düşündüğünüz baldan tatlı olma durumuyla ilgili çözüm de teknik olarak basit ancak bir o kadar da zor bir iş. Şehveti körükleyen, dizi, film ve yapımların popülaritesini yitirmesi. Yasaklanması demiyorum. Yasaklamak çözüm değildir.(Örneğin İran)
      Bu biraz halkın iradesiyle biraz da yöneticilerin iradesiyle olacak bir şey. Diğer bir çözüm de kadınların oturmasına kalkmasına dikkat edip haya elbiselerini giymeleri, tesettüre riayet etmeleri. Tehlikeden ne kadar uzak durursak bizi bulma ihtimali o kadar azalır. Alt beynin sesini ne kadar kısarsak üst beyin o derece rahat eder, o derece ibadetleri güzelleşir, namazın ortasında aklına biraz önce önünden geçen kız yerine başka şeyler gelir…

      • gulpembe diyor ki:

        Fatih bey,
        “baldiz baldan tatlidir”sozu sizin alt beyninizden mi geliyor yoksa ust beyninizden mi?
        Bunu “atasozu bile var”diyerek sempatiklestirip mesrulastiramayiz. Bu sapkinliktir.Iste bunu anlatiyorum.

        Erkek icin baldizin hukmu herhangi bir evli kadin gibidir. Birini, o bosanincaya digerini ise ablasindan ayrilcaya dek nikahina alamaz. Baldiz baldan tatli demek ile arkadasin hanimi baldan tatli demek arasinda fark yok..iste bunu anlatiyorum.

        Surekli erkegin ne kadar zayif oldugu konusuluyor ve konu tesetture ,kadinin sosyal alanini tanzime geliyor. Siz de cozum icin iki sey yazmsisiniz 1. devlet/toplum politikasi 2. kadin …dogru ama eksik..
        erkegin rolu/ iradesi nerede?
        Iste bunu anlatiyorum.

        Herneyse; anlamak da anlamamakta biraz nasip, mesela ben bazen ilk okudugumda anlamiyorum, 3 hafta sonra o yorum onume yine geliyor o zaman anlayabiliyorum yada boyle olmasi benim jetonla ilgili bir durum bilemeyecem. Sizin icin bu sure o kadar uzun olmasa da bazi yorumlari demlenmeye birakmaniz iyi olabilir, polemik uzayinca bereketi kaciyor isin. Luzumsuz sahsilestirmeler, etiketlemeler, kusmeceler oluyor. Ben gerginligi sevmiyorum.

        Selamlar.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Gülpembe Hanım.

          Bu soruyu atalarımıza sormak lazım nasıl söylemişler bu sözü. Alt beyinleri mi söyletmiş üst beyinleri mi? Bana bilinçaltım söyletmiş olabilir, atasözü, deyimler ve mecazlı anlatım bizim oralarda çok kullanılır ben de çok kullanırım.

          Erkeğin rolü iradesi nerede derken? Siz acıkınca ne yapıyorsunuz? Helal parayla helal gıda alıp pişirip yiyorsunuz. Acıktınız, yolda restoranda bir yiyecek gördünüz. Paranız varsa ödeyip yersiniz. Aklınıza bu gelir. Ya şunu aşırayım da mideye atayım gelmez. Restorana girdiniz dediler ki bu yemek domuz yağıyla pişmiş. Ne yaptınız hoş gözüken yemekten İRADENİZ ile vazgeçtiniz. Yemek hoştu ama size haramdı. Yarın bir gün helal şekilde pişirirlerse pekala aynı restorandan aynı güzel yemeği yiyebilirsiniz.

          Aldatmalar, yasak ve uygunsuz ilişkileri erkekler ve kadınlar tek başlarına yapmıyor beraber yapıyor elbette. Ancak kadınlara toz kondurmayıp erkekleri suçlayarak cinsiyetçilik yapıyorsunuz. Dondurmayı seven çocuğunuz onu yerken üzerine döktüğünde o anki dikkatsizliğini değil de dondurma sevmesini sorgulamak ne kadar mantıklı ve adil bir yaklaşım acaba? Feminist formanızı çıkarırsanız yazılanları anlamak için üç hafta beklemeniz gerekmeyecektir. Keza ben de sizi daha kolay anlarım. Anlarsanız da bizle paylaşmanıza engel yok. Kimse egosunu bastırmak zorunda kalmasın.

          Üslubumdan alınıyorsanız alınmayın. Yazdıklarım şahsınıza değil fikirlerinize. Sizi tanımıyorum belki de melek gibi bir insansınız ancak fikri anlamda çatışmalar olabilir içselleştirmeniz istemem. Siz de beni tanımıyorsunuz, mesela benim bazı yorumlarımı da beni çok iyi tanımayan kişiler okusa ve üslubumu görse bunu sen mi yazdın derler. Benim kötü bir huyum vardır bana nasıl yaklaşılırsa karşımdaki insana öyle davranırım. Fikri anlamda da öyle. Psikolojide adı var galiba anlık olarak karşımdaki insanın kişiliğini kopyalama eğilimi. Yani bir şeyler empoze etmek yerine yazılanları anlamaya çalışsaydınız ve çıkarım yapıp ona göre sonuç üretseydiniz üslubum farklı olurdu. Bir cümlenin teknik çevirisinde bile anlaşamadığımızı göz önüne alınca aklıma laz fıkrası geliyor, hani diyor ya “uçsa da keçidur uçmasa da keçidur”

          Selametle…

          • gulpembe diyor ki:

            Fatih bey,
            siz evlendiginizde baldizinizi oz kardes gibi gorup bilincaltinizda o kapiyi kapatir misiniz.yoksa neden olmasin ihtimaller arsinda kalsin deyip kapiyi acik mi tutarsiniz.

            Arkadasiniz sizle hanimini tanistirsa onu yengem olarak kabullenirmisiniz yoksa ihtimaller arsina alip o kapiyi acik mi tutarsiniz.

            Ben sizi emanet sahibi , guvenilir biri olarak gordugumden birinciyi yapcaginizi varsayiyorum. Ama belli ki toplum bu degerini yitiriyor.

            Eskiden arkadasinin kizkardesine gonul dusurse, utancindan icinde tutan erkekler vardi, ben mi cok nostaljik kaldim, memleket mi fazla rahatladi.

            Bahsi gecen kisi baldiz demeseydi de “komsunun hanimiyla konusurken nefsani bir lezzet aliyorsunuz deseydi”oradakiler “eh, erkek adamsin hocam, olur boyle seyler”mi derdi . yoksa”vay irz dusmani demek bizim hanim olsa senin kapinin onunden gecirmemek lazim”mi derdi..

            oradaki insanlar baldiza laf edildiginde “yok hocam bizde ayiptir, baldiz falan karsitirmayalim”demeliydiler.
            Dersiniz ki adam dursutluk yapmis icinden geceni soylemis. Iyi de herkes icinden geceni soylese hayat diey birsey kalmaz, herkes silahla sokaga cikar.

            Restoranla ilgili orneginiz guzel, ben oruclu (yemeyi kafasinda bitirmis)bir insanin vitrinlerde agzi acik bakarak gezdigini gormedim. Ama oruclu olamyan(yani kafasinda yeme isini bitirmemis) ac insanlarin vitrinlerde gozu kaldigini gordum. Evli bir erkek kendisine haram olanlara oruclu olmalidir. Bu net!
            Konuyla alakali diger yorumlarim altalta okunursa, meramim daha iyi anlasilabilir.

            Sahsima gelince, fatih bey “kadınlara toz kondurmayıp erkekleri suçlayarak cinsiyetçilik yapıyorsunuz.”diyerek bana iftira atiyorsunuz. Boyle bir cumlemi getirin kabul edicem cinsiyetcilik yaptigimi. Zaten trt ses sanatcilari gibi hepbir agizdan kadin boyle olsun/soyle olsun/suclular/hep problem onlardan kaynaklaniyor imali yorumalr almis basini gidiyor. Ben buan itiraz etmedigim gibi sadece diger tarafa da dikkat cekiyorum. Haksizlik yapmiyorum

            bir digeri(bu size degil), baldiz kimse, hala teyze gibi mahremdir asla demedim.tesettur ve tavirlarina dikkat etmesi gerektiginde hemfikir old yazdim.fakat bu tarz cirkin iliskiler belli ki acik saciklik ile baslamiyor, erkegin de kendisine cekiduzen vermesi gerekir deyince rahatsizlik duyulmamali.

            Feminist olmaya gelince, bu kelime beni rahatsiz etmiyor. Ben feminzimi erkek dusmanligi olarak gormuyorum.kadin haklarini ssavundugum gibi erkek hakalrini da savunuyorum. Erkek dusmani anlaminda feminist diyorsaniz beni hem de sema hanim daha once burada akladi. Yine iftira ediyorsunuz:)

            selamlar

          • Feyza diyor ki:

            Gulpembe hnm,
            Burada o ornegi veren kisi zaten “nefsin kontrol edilmedigi takdirde hangi hatalara yol acabilecegini ve terbiye edilmedigi takdirde de ne kadar zelil bir yapiya sahip oldugunu” anlatmak icin ozellikle baldiz ornegini verdi. Anlatan kisi bunu dogal karsilasa zaten bu ornegi vermez, siradan yabanci ve namahrem bir hanimdan ya da daha farkli bir yerden ornek verirdi. O kisi icin de bu vesvese gercek hayatta fiiliyata dokmekte imkansiz uc bir durumdu
            ki talebeleri de meramini anladigi icin itiraz etmediler. Ve zaten bu sitede konusulanlar da carpik iliskilerin ve nefsin ya da seytanin vesvesesini minimuma indirmek icin hangi tedbirlere basvurulmasi gerektigi uzerineydi. Yani kimse kimsenin henuz olmayan ve belki de hic olmayacak olan ya da olsa da kardesinden ayirdetmeyecegi baldizina/kaynina goz koyacak kadar ahlak fukarasi degil, endise etmeyin. Zihne getiren nefs ise, irade ve Allah’in yardimiyla da karsi koyar ve zihinden ote tasinmaz. Bertaraf eder cumlesi.
            Baldizin baldan tatli oldugunu oncekiler kesfetmis, bu sozu bilmeyen yoktur. Bu sozun ornegini vermesi de o kisinin, ‘eskilerin de aklina bu karpuz kabugu dusmus ki bu kadar yil sonra dahi dilimize yerlesecek kadar meshur bir rivayete donusmus, demek ki “tedbiri” elden birakmamali’ deme amacliydi. Yani bu potansiyel eskilerde de varmis, bu adi gecen hatta adi dahi gecmeyen hocanin cikardigi bir durum degil. Ornegi veren kisinin ise olayi ‘sirin ve sempatik’ gostermesi ise hic degil.
            Nefs gayriahlaki durtulerle insani durtukler sozune verilmis bir ornekti baldiz ornegi.
            Ustelik bu ornekte de kadin suclanmiyor ki. Demissiniz ki ben erkeklerin cephesinden olaya bakip isin sadece kadinda bitnedigini anlatmaya calisiyorum.
            Iyi de kendinizi hirpalamayin, zaten kimse kadinlari zinhar gunah kecisi ilan etmedi ki. Baldiz olayinda suc baldizin mi dedik? Acik saciklik teshirciliktir ve bir kadin bunu bilerek yapsin ya da bilmeyerek yapsin farketmiyor. Erkek zihnindeki cagrisimlari cok farkli, burada erkek zihnindeki yansimalarinin ne kadar cok boyutlu oldugu anlatilarak bir nevi kadinlara kendilerine cekiduzen vermeleri telkin edilmisti. Konunun acilma sebebi buydu. Erkek de aklina gelen bu ornek veya daha otesi ya da berisindeki butun nefsi cagrisimlara iradesi ile karsi koyacak deniyor zaten kac defadir. Kaldi ki bu durum her iki cins icin hayatin her safhasinda zaten gerekli. Fiiliyata dokme noktasinda akil ve irade devreye giriyor. Buna kimin itiraz oldu ki meseleyi uzattikca uzatiyor, sonra gergin ortamlardan hoslanmadiginizi soyluyorsunuz.
            Burada kadinlarin calismasi mevzusunun akabinde erkeklerin calisan hanim isteme talebi de elestirildi. Kadinlarin tesetturu akabinde erkeklerin de tesetturu/tahrip edilen giyim tarzi konusuldu. Elestirildi. Kadinlarin teshir zaafi akabinde erkeklerin de kadin bedenine duydugu ilgi ve zaaftan bahsedildi. Hatta kadinlarin erkek fitratini bilmedigi icin teshir konusundaki cehaletinden, kadinlarin tahrik icin degil hdmcinsleri ile rekabet etmesi niyetinin bu teshir hatasindaki payinin daha fazla olduguna deginildi ki bu bir nevi kadinlari masum da gosteren bir mazeretti. Ama bu kismi gormeyi nedense tercih etmediniz.
            Yine kadinlarin itaat noktasindaki eksikliginden bahsedildiyse erkeklerin de lider vasfi tasimada gosterdikleri eksikliklerden bahsedildi.
            Kadinlarin cinsel konudaki eksiklikleri ve bilgisizlikleri kadar erkeklerin de onlara yaklasiminda gostermeleri gereken ozen ve anlayistan bahaedildi.
            Yani kadinlarin uzerine yuklenilme gibi bir durum hic gormuyorum. Iki cinsin de eksikleri gundeme getiriliyor. Fikri tartismalar dahi belli bir edeb ve nezaket cercevesinde yapiliyor ki siz buna yurttan sesler korosu diyorsunuz, biz de bu durumun aksine ahengli bir koronun icine sizmis “catlak ses” diyoruz :)
            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Gülpembe Hanım’a cevap yazmadım uzatmamak adına ancak vakti olur ve görürse Feyza Hanım yazar dedim, sağ olun yanılmadığımı gördüm :)

            Bedava sirke de baldan tatlıdır, öfke de baldan tatlıdır keza uyku da :)

            Bir karikatür vardı insan beyni nasıl çalışır diye. Adama dondurmanızın üzerine sos istermisiniz diye sorduklarında beyni “bedava ve ekstra gıda” diye düşünüp isterim diyordu :)

            Fıtratı tartışmamız yersiz. Ancak şunu söyleyeyim. Allah’ın yasakladığı her şeyin hikmetini anladığımı iddia edemem ama evlenilmesi serbest olan kişileri gördüğümde ki ergenlik dönemimdeyken okumuştum ya bu nasıl iş akraba da yasaklanır mı demedim siz bir takım çevremizin akraba evliliğine olan bakış açısını daha iyi bilirsiniz. Dedim ki demek ki bu içgüdü o kadar tehlikeli ki insan kan bağı bile olsa bir şeyler hissedebiliyor. Allah’ın yasaklarını veya helal kıldıklarını kafamıza göre yorumlamak yerine hikmetini anlamaya çalışarak incelersek aklımızda soru işareti kalmayacağı gibi insanoğlunun sınırları hakkında da bilgi sahibi oluruz. Çünkü insanı en iyi yaratan bilir.

            Bu aralar sosyal medyada flash tv deki gerçek kesit programı furyası var. Meraklıları çarpık ilişkileri oradan inceleyebilir. Baldızım olur mu bilmem ama kayın ölümdür diye bir hadis olduğunu biliyorum. Acaba peygamber efendimiz de haşa sapıkça bir bakış açısıyla mı söyledi yoksa nasıl olsa akraba bir şey olmaz deyip tedbiri elden bırakmanın tehlikeli olacağı konusunda bizi uyarmak mı istedi?

            Benim kime hangi gözle baktığımı tanıyanlar bilir. O kadar sapığım ki yan masama oturan kız beni uzun süre evli sanıyor ve bekar olduğumu tesadüfen bir laf arasında öğreniyor. Acaba kendisine yakınlaşmadığım için olabilir mi? Birilerini önerdiklerinde soruyoruz hepimiz kız kardeşi var mı diye?(Yakınlaşmak yazıyorum rtük izin vermiyor :) sizler gerçek kelimenin ne olduğunu anlarsınız)

            Selametle…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Koro muhabbetiyle ilgili bir iki şey yazmak istedim, bu son zamanlarda örneklerle doğrulayabildiğim bir tespit.

            Burada kimse kimseyi tanımıyor herkes farklı çevrelerde yetişmiş. Kimimiz de hayat görüşü olarak çevremizden farklılaşmışız. Kişileri ayrı ayrı zikretmem doğru olmaz ama bazı kısmeti kişiler de medrese ortamlarında, tarikat ya da cemaat ortamlarında eğitim almış. Hepimizin yaklaşımı ya da bakış açısı farklı olsa da benzer sonuçlara ulaşabiliyoruz. Bazen sanki sözleşmişiz gibi yorumlar çıkıyor.

            A noktasından B noktasına kimimiz uçakla gidiyor kimimiz yayan. Hedefimiz aynı. A noktası ile B noktası arası kuş uçuşu mesafeyi soruyorlar üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söylüyoruz fakat farklı ölçülerle kimimiz kilometre söylüyor kimimiz arşın hepsi de aynı mesafeye geliyor. Kafa yapımız ya da zihinlerimiz aynı olduğundan değil niyetimiz aynı olduğundan.

            Bu durumun yurttan sesler korosu yakıştırması yerine aklın yolu birdir sözüyle açıklanacağını düşünüyorum. Koro olsa herkes aynı şarkıyı söyler bizler aynı sözleri değil aynı manaya gelen nağmeleri söylüyoruz.
            Kimimiz kısık sesle kimimiz yüksek sesle söylüyor. İsteyen dinler istemeyen dinlemez…

          • gulpembe diyor ki:

            Feyza hanim,
            vesveselerin cogu erkek zihninin kendi urunudur(made of seytan ve nefs). Dis sebebepleri inkar etmemekle beraber tekrar altini ciziyorum, bu erkegin kendi ic dunyasiyla daha fazla ilgilidir. Ayni meseleyi bize de hocamiz “erkekler, purtesettur bir kadinin uzun basortusunun ruzgarda dalgalanmasiyla olusan kivrimalarindan bile etkilenebilir”diyerek anlatmisti. Bakiniz nasil bir zerafet farki var.

            dunya hem cinsellik uzerine donuyor, hem donmuyor. Ifrat ve tefrite dusmemek lazim. Enisteyle mesafe korunmasi gerektigi gibi, selamlasilabilir, yeri geldiginde kahvalti da yapilabilir. Herkesi cinsel tehdit olarak algilmaya baslarsak, ne akrabalik bagi ne sosyal hayat kalir elimizde. Kadinlarimiz daha asik yuzlu, kendi bedeninden utanan ,evliliginde kocasina yuregini acamayan, mutsuz kadinlar olarak bu dunyaya gelip gitmeye devam ederler.

            Fatih bey ne guzel soylemis , “hedefimiz ayni”diye. Trt ses sanatcilarimiz bu ulkenin en degerli ve emektar sanatkarlaridir, catlak sesle dahi olsa kendimi aralarinda gormek seref veriyor efendim. Zati a’lilerinizin teveccuhu…

          • Feyza diyor ki:

            Gulpembe hnm,
            Ben de bir baldizim. Enisteyle tokalasmadan selamlasiyorum, hal hatir soruyorum, topluluk icinde kisa sohbet ediyorum bu kadar. Kendisinden yana hicbir problem yasamadim hatta oldukca babacan, sahiplenici
            koruyup ihtiyaclarimizi gozetici bir insandir Allah razi olsun. Yalniz nikah dusmez diye tesetturumu bozmuyorum ornegin. Ya da evlerine gitsem dahi ben mutfaktaysam, yanimda ablam dahi olsa bir ugrar gecer, uzun sureli yanimiza girmez. Mumkun oldugunca gidince, yegenlerimle onlarin odasinda vakit gecirir ya da mutfakla ilgilenirim. Ablamla vakit geciririm. Ama sofralarina oturmamazlik da etmiyorum.
            Yatili bir geceden fazla kalmamaya riayet ediyorum ki evlerinin duzeni benim yuzumden bozulmasin.
            O da sehir disinda olduklari icin.
            Goz goze gelmemeye cok dikkat ediyorum. Fakat surat asmislik sozkonusu dahi olamaz. Edep cercevesinde bir iletisim dili kurduk yillardir boyle devam ediyor.
            Aklimdan hakkimda oyle dusunceler besledigine hic ihtimal vermedim dusununce dahi insan kotu oluyor fakat nihayetinde sihriyet yoluyla edindigim gecici bir akrabam ve enistemle; amcam ya da dayim ya da abim gibi rahat bir diyalog kuramam. Bunun yerine mesafeli olmayi tercih ediyorum ki ablamin da baskalarinin da yuregi her zaman mutmain olsun.
            Yani biz bunlari yazarken hayatimizda hepsini yasiyoruz demek icin size anlatiyorum.
            Surat asmak ayri bir durum. Siz kayninizin onune sofra koyarsiniz, fakat ahlakiniz guzel degilse sofrayi firlatir gibi sunarsiniz. Istediginiz kadar birarada oturup yemek yiyin bu durumda hic farketmez. Surat asmak budur. Digeri zerafet ve edebden ileri gelir. Bunu karsi taraf sizin yuz ifadenizden zaten anliyor, her insan anlar.
            Ya da enistenizle samimi olursunuz ama olmayacak sozler de soyler, gereksiz elestirilerde bulunur ve saygisizlik edersiniz. Sorun burada cikar.
            Yani kurulan iletisimin bu gibi aile baglarinda saygi cercevesinde belli bir mesafe ve nezaket esliginde korunmasi, iletisimde istikrarin devamini saglar.
            Ben evlendigim zaman kaynima hosgeldin derim, sofralarini kurarim. Ama samimi sohbeti eltimle yaparim. Bana gore eltim, zaten kaynimin ailesini temsil eder ve onunla iyi geciniyorsam kaynimla samimi olmamin luzumu yoktur. Kaynimla da esim samimi olsun ki zaten kardesi. Nasil bir aileye dusecegiz bilmiyoruz elbette fakat olmasi gereken buna yakin olmali diye dusunuyorum. Bu kivam biraz daha esnetilip ya da esinizin hassasiyetine, aile yapisina gore biraz daha sıkılabilinir. Ama bu cizgiden iki yonde de fazla uzaklasmak zarar verir.
            Herneyse, mesele anlasildi diye tahmin ediyorum her iki taraf acisindan da. Burada itirazim, nefs ve seytanin hilelerini yoksayip bu ornegi veren kisinin “sapik” muamelesi gormesineydi. Zihindeki durtuleri kontrol edemedigi zaman insanlar kardesine dahi baska gozle bakabiliyor ki nelerle karsilasiyoruz. Sizin de itiraziniz bunu acik dille ifade etmenin sakincali oldugu adinaydi. Bunu ahlaki zaafiyet seklinde izah ettiginiz icin karsi ciktik. Eger fiiliyata dokulseydi ahlaki zaafiyet olurdu, zihinde kaldigi icin vesvese olarak tanimliyor ve kimsenin ahlakina laf etme curetini kendimizde bulmuyoruz. Ayristigimjz nokta burasiydi. Uslup farkliligi ise olabilir. Sizin hocaniziz bahsettigi seyle o cumlede anlatilmak istenen birbirinin aynisi.
            Bu konu hakkinda son yorumum olsun.
            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey rica ederim.
            Geceyarisindan sonra musait olup okuyabiliyorum gunduz vakit olmasa da, gece epey vaktim oluyor. Hatta kafam dagiliyor vakit dolduruyorum.
            Akraba evliliklerine ben uzagim. Bizim kulturumuzde zinhar yasak ve sert dille tenkid edilir, kimse bunu telaffuz dahi edemez. O yuzden de kardes gozuyle bakiyoruz diye samimiyet fazlalasir ama bu, aradaki namahrem olma durumunu iptal etmedigi icin bir dizi sorunla karsilasirsiniz. Alinganliklar meydana gelir cogu zaman ve anlatamazsiniz da bunu. En muzdarip oldugum konulardan biriydi bu eskiden, artik dengeler oturdu.
            Benim bir arkadasim var, amcasi kendinden bir yas buyuk :) boyle seyler de olabiliyor.
            Selametle.

        • E.Y. diyor ki:

          Gülpembe Hanım,güzel açıklamışsınız.

          • cihad diyor ki:

            E.Y Hanım,

            “”Peki nasil frenleyecek kendisini?”irade ile”benim ilgilendigim kisim budur”hersey beyinde biter. Insanin hayvandan farkli olarak iradesi vardir.duygular dusuncelere, onlarda eylemlere dokulur, kisi duygularindan sorumlu degildir ama iradesinden sorumludur.””

            Bu yorumun neresini beğendiniz merak ettim doğrusu. İslamiyette şeytanın desise ve vesveselerin çaresi istiazedir. Yani herşey insanın beyninde bitmez. Bilakis insan şeytana karşı kendisine güvendiği anda en büyük hatasını yapmıştır.

            İstiaze kişinin kendi nefsine guvenmeyip Allah’a sığınmasidir. İradeni cüz’iyye görüp, irade-i külliyeden imdat istemektir.

            Maaşallah sizler nefsinizi mutmain ve şeytaninizi mağlup etmişsiniz. Ama benim anlamadığım sizin gibi kamil(!) insanlar, burada samimi olarak nefsinin baskısını,şeytanın vesveselerini ifade eden insanlara “ahlaksız,zayıf,kılıf bulma ve utanmiyor musun” gibi lafları etmektenden utanmıyor. Bu nasıl bir tenakuzdur böyle.

          • E.Y. diyor ki:

            Cihad bey

            Beğendiğime niçin karışıyor ve uzuun uzun “ayar” yorumları yazıyorsunuz yahu?
            Nedir bu sürekli “ders” verme olayı?
            Yorumu yazan hanımefendiyle muhatap olunuz beğenmediğiniz yerde..
            Daha önce hiçbiryerde görmedim “sen o yorumu nasıl beğenirsin” diye yazanını?
            Belki bana göre öyle ki akıl-beyin iman için,istiaze için gerekli şeyler olarak görüyorum.
            Bu 2 satır yoruma 1 sayfa yazılan gereksiz tiradlarınızı yazmayın lütfen sizin muhatabınız ben değilim.
            Selametle

          • cihad diyor ki:

            E.Y Hanım’a

            Demek rahatsız oldunuz hanımefendi. Peki siz başka bir kardeşimizin kıymet verip alintiladigi bir alim için abuk subuk laflar edip ayar verirken niye böyle düşünmediniz. Size ne, isteyen sohbetinde ve yorumunda istediği alıntıyı da ve istediği örneği de verir, verebilir. Niye rahatsız oldunuz ki o zaman.

            Siz istediğinize akıl ve ders vereceksiniz, umuma açık yorumunuza biz burada yorum yapamayacagiz. Niye siz hanimağa mısınız??

            Ayrıca diğer hanımefendi payına düşeni alıyor merak etmeyin siz.
            Hem ayrıca beğendiginize karıştığım falan yok, alt tarafı böyle cahilce, fitne için yazılmış bir yorumun neresini beğendiniz diye basit bir soru soruyorum.

          • E.Y. diyor ki:

            Cihad Bey,

            ‘Başka arkadaş’ dediğniz AZMO Bey’in yorumuna istinaden yazdığım yorumu iyi okursanız sonunda ‘o’ kişiye hitap etmediğimi’ özellikle belirttim.

            ‘İstediğinize akıl ve ders vereceksiniz’ demişsiniz;özellikle bana direkt hitap etmeyen kimseye ‘akıl’ ve ‘ders’ vermedim.Kızdığım o fikir neyse O’nu yazdım.2011’den beri sitedeyim,denk gelir de gördüğünüz yorumlarıma bakar,anlarsınız.

            ‘Niye,Hanımağa mısınız?’ lafınızı da üslubunuza veriyorum.

            O yorumun nesini beğendiğimi tek cümleyle de sorabilirdiniz;emin olun ‘beğendiğim ve katıldığım’ yerleri yazardım,seve seve.

          • cihad diyor ki:

            E.Y Hanım ‘a

            “”bir kardeşimizin kıymet verip alintiladigi bir alim için”” demişim.

            Ben zaten Sn Azmo’yu kasdetmemiştim. Ayrıca o ifadenizden alintiyi yapan kisiye de dolayısıyla bir pay çıkıyor.

            Hanımefendi benim de kimseye ders ve akıl verdiğim yok. Okuduklarımı ve tecrubelerimi paylaşmaya çalışıyorum ki site de bir zenginlik ve farklılık oluşsun. Yani kelle-i şeriften esintiler yerine hakikatlere yorumda yer vermeye çalışıyorum. Tabir-i digerle sadırdan değil satırdan yazmaya gayret ediyorum. Ama siz bunları “gereksiz tiradlar” olarak görüyorsunuz. Üstelik üslup göndermesi de yapıyorsunuz.

  7. Süleyman diyor ki:

    Bu teşhircilik konusu hakkında bende katkıda bulınıyım.

    Öncellikle bende Zeynep hanım ve Cihad bey’e katılıyorum. Hanımların dışarıda açık veya şık giyinmesi kendileri veya çevresi için çoğunlukla. Bu durumun karşı cinste oluşturduğu durumu bilmiyorlar. Emin olun tam anlamıyla farkında olmuyor.

    Bir hanım eli yüzü düzgün, düzgün giyinimli bir erkek gördüğü zaman “ayy ne yakışıklı çocuk” gibi bir yorumda ve hissiyatta bulunuyor ancak erkek aynı tepkiyi vermiyor. Daha derin bir etkilenme içine düşüyor. Sadece güzelliği görmüyor, 2. veya 3. boyutlarını görüyor ve hissediyor durumun.

    Şimdi erkeğin bu halini 2 tür hanım biliyor. Birincisi tesettürlü daha doğrusu tesettür üzerine düşünmüş ve dinini iyi araştırmış kişi. Kimi dini kaynakları okumuş kişi. Mesela en basit örneğiyle bir hanım kendine şu soruyu hakkıyla sorsa “Acaba Allah erkeğe, neden kadın gibi tesettür emri vermemiş. Yani başını örtmesi vs.” erkeğin hassas durumunu anlar.

    Veya Hz. Yusuf (A.S.) kıssasını hakkıya oturup düşünse neden erkeklerin kendini kontrol etmede bu denli zorlandığına cevap bulur ve kendini teşhir etmekten sakınır. Zira Hz. Yusuf (A.S.) Allah’ın uyarısı olmasaydı nerdeyse zinaya düşecekti. Hatta tefsirlere bakınca o sırada babasını gördüğü, ya da “eğer bunu yaparsan peygamberlik emanetini senden alırız” mealindeki uyarıyı duyuyor ve ancak öyle vazgeçiyor. Bunu bir peygamberin yaşadığı düşünen bir hanım elbette ki teşhirden kendini sakınacak ve erkek yapısını çok daha iyi anlayacaktır.

    Feyza hanım bunun dışında zaten insan dini kaynakları okusa cinsiyetler hakkında bilgi zaten orada. Siz dini kaynakları okuduğunuz için erkeklere empati kurmanız daha kolay olmaktadır. Ancak okumayan bir hanım velev ki çok iyi tesettürlü olsa da karşı cinsi anlamada yetersiz kalıyor.

    Ancak klasik tesettürlü, çeşitli dini kaynakları çok okumamış bir hanım bu konular hakkında doğru bir bilgi edinemez. Bu sebeple mesela ne yazık ki Cihad beyin anlattığı gibi karşı cinsi aşırı görme gibi bir düşünceye sahip olabilir.

    En basitinden ben kendimi örnek vermek istiyorum. Ben Kuran’ı Kerim meali okuyana kadar hanımların özel hallerini bilmiyordum. Televizyondaki ped reklamları gördüğümde afedersiniz hanımlar tuvaletlerini tutamıyor altlarına filan kaçırıyor zannediyordum. Hatta acıyordum. Ablama bir gün size yazık tuvaletinizi bile tutamıyorsunuz altınıza kaçırıyorsunuz filan demiştim. Yani dediğim gibi aslında eski dini kaynaklara baktığınızda – edebe riayet ederek tabi ki- bu konularda çok daha açıklarmış. Bana ilmihal okuyan bir çocuk, bazı mevzuları okuduğumda öyle utandım ki başka kitap olsa fırlatırdım demişti mesela.

    Teşhirin erkek üzerinde etkisini bilen 2. tür hanımlar ise her türlü çirkinliği görmüş ve erkeğin tepkisini bilen çirkin tinetli hanımlar oluyor. Bu yaşanmışlık çirkinliklerden dolayı erkek tabiatini de biliyor zaten.

    Benim bu konuda ki gözlemlerim bu şekil.

    • Feyza diyor ki:

      Hakli olabilirsiniz Suleyman bey. Bilemiyorum belki de yanlis dusunuyorumdur. Zaten cok da muhim.bir konu degil benim gozumde cunku herkesin tiyneti ve niyeti farkli olabilir. Cok uzerinde durmamak lazim.
      Sebeplerden ziyade sonuclar muhim oluyor bu gibi durumlarda.
      Sonuc ise ortada; kutsal kitaptir fuhus, ahlak okunmaz roman..

  8. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Şimdi moda omzu açık ve sırtı açık kıyafetler giymek. ”

    Fatih kardeşimizin bu cümlesine istinaden aklıma takılan bir şeyi sitedeki tüm hanım kardeşlerimize sormak istiyorum.

    Etrafta,sokakta,pazarda,iş yerinde gördüğümüz açık,saçık,dekolteli vb. kadınların açık giyinme sebebi gerçekte erkekleri etkilemek için midir? yani erkekler bedenime bakıp beni çekici bulup beğensin diye midir? yoksa kendi hemcinsleri olan diğer kadınlarla bir rekabet neticesi midir? kadınların birbirlerine nazire yapması “bak işte benimde böyle elbisem var yada bak benim organım seninkinden daha güzel vb.” gibi sebeplerden midir?

    Hakikaten sitedeki hanımlardan cevap bekliyorum bunun sebebi nedir? çünkü erkekler için yapıyorsunuz denildiğinde hayır öyle değil erkekler için yapmıyoruz diyorlarmış :))

    Vesselam…

    • Feyza diyor ki:

      Bu degisir sanirim Azmo kardes.
      Mesela bazi yerlerde genel giyim tarzi o oldugu icin, aileden de oyle goruldugu icin acilabildikce aciliyor insanlar ve bunu tahrikten ziyade rahat olmak icin yapiyorlar. Bakiyorsunuz makyaj sifir sac bas siradan bir toplama sekli. Ama cok asiri kisa bir sort ve askili giymis. Bu o kadar da tehlikeli gelmiyor ikinci zikredecegim guruha gore. Oyle yerlerde tesetturlu olmak emin olun daha cok dikkat cekiyor.kendi memleketimden de biliyorum bunlari.
      Ozellikle yazlik yerlerden ve kiyi seridlerinden bahsediyorum.
      Ama bazi yerlerde de sehir mutaassip oluyor bir bakiyorsunuz bir ton makyaj ve dekolte giysili kizlar. Bunlarin daha cok tahrik amacli giydigini dusunuyorum sehrin genel egilimi ya da sicak olusundan degil. Ve tesetture iki cins insan da uymayip gunaha goriyor olsa da ikinci sevenekteki bu kizlari daha tehlikeli buluyorum. Digerlerini ise daha kendi halinde ve salas..
      Cunku sehrin durumuna gore o giyinis dikkat cekici duruyor. Tesetturlu oldugunu iddia eden kizlarin da yuzunde makyaj varsa ve dogalligini yitirmisse, dejenere etmisse tesetturunu ben bunda tahrik kokusu aliyorum. Allahu a’lem.

    • Sennur diyor ki:

      Sayin Azmo kardeşim bu konuya cevap verip vermemek için epey düşünDüm. Çünkü cevapladıkca , kendi özelliklerimiz çıkıyor ortaya maalesef. Ama biz bu konuyu üniversite de bir ders ortamında yıllar önce tartıştık.tartisdigimiz zaman biz basimizdaki örtüyü canta ya koyup ,farklı aksesuarlar ile boyun ,saç kapamaya calistigimiz bir donemdi maalesef.kizli erkekli bir sinif ortsmi dememe gerek yok. epey alt başlık ortaya çıktığı. Ve sonunda nihayete şu karar çıktı; Kadınlar kadınlar için giyinir, çünkü birbirilerini kıyafet konusunda takip eder , yarisirlar.

      • Sennur diyor ki:

        Bir ortama girilince ilk kadın kadının dikkatini çeker , yeniyse aldığı yer sorulur vs. Erkeklere gelince biraz açık olacak ama sınıf ortamında çıkan sonuçlar bunlar , kadını görmek istediği şekilde hayal edebilir, üzerinde her ne olursa …. bugünün modasına gelince hemcinslerimi görünce gözlerimi ben de kaçırmaya çalışırken , Rabbim den erkeklere yardım diliyorum. Eskiden sanatçılar sırt omuz açıkken , şimdi herkes aynı .dün daha durakta gördüm. sanki gece elbisesi otobüs durağında. Eskiden azicik açık giyinenleri yakınları bırakırdi bir yerlere .hos acimalari için de düğün dernek gerekmiyor , her an her dakika açıklar . Bir Ateş tutturulmus, gidiyor . Allah yardım etsin .Hem onlara hem bizlere. Bana Rahmetli babam 12 yaşında başıma örtümü taktığımda sadece şu uyarıda bulundu ,o zaman parmak ve topugumu gösteren sandalet vardı ,kizim dedi ;başını kapiyorsan , topugunu da kapa .sade bir bu uyarı bana yetti. Şimdi kapali kardeşlerimizde de bunu görünce çok üzülürüm ve dinleyecek olana söylerim hemen . Sizin sorunuza dönecek olursak , domino taşı gibi çıkan modayı herkes takip ediyor maalesef . Kadınlar kadınlar ile yarışıyor da onları yanında taşıyan eşler hiç kiskanmiyor mu ?ben de buna çok takılıyorum . Afedersiniz , yarı çıplak gayet rahat yanında eşi hiç mi ses çıkartmiyor? ??

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Şennur Hanım.

          Eşlerin hiç mi sesi çıkmıyor konusunu bu konu özelinden genele taşımak istiyorum. Bir erkek karısına hatasını söylese sen bana karışamazsın diyor olay büyüyor, hangi konuda olduğu önemli değil. Önce itaat kavramını çözmek lazım. Ben şahsen tartışmaya girmek istemediğim için zorla kapatacağım değil kendinden kapanmış istiyorum. Yoksa kavga gürültü. Ya da bizim ufaklık gibi olanlara ne yapacağız. Hangi konu olduğu önemli değil baskı yapıp üzerine gitsek hasta oluyor depresyona giriyor. Zaten üstüne gidin hemen ağlar… Bu yüzden baskı yaparak değil doğrusunu anlatarak ilerlemeye çalışıyoruz, baskı yapsak gizlice yapar bu sefer…

          Sadece eş değil, insan kız kardeşini de kıskanır. Ben de arıza abiymişim işyerindeki abla öyle diyor :) Bir kere annemle çok fena tartışmıştım, bu kızı nasıl böyle dışarı çıkartırsın hiç mi bakmadın diye. Doğru avm’ye gittik. Tesettür mağazaları pahalı oluyormuş, başka bir yerden ucuza uzun bir hırka aldık, tunik mi deniyor bilmiyorum uzun geniş hırka, olayı çözdük. Keza sosyal medya fotoğrafları muhabbeti, çok sıkmak istemiyorum ama ara ara müdehale ediyorum. Lisedeyken de internet trafiğini ve yazışmalarını bilgisi dahilinde denetlerdim.

          Bunları niye yazdım. Benim memleketimde kıyafet konusunda çok bilinçsizlik var. Tesettür dini bir anlamdan ziyade sanki örfe ait bir kıyafetmiş gibi algılandığı için örf de popüler kültür gibi etkilerle zamanla değişebilen bir şey olduğu için kıyafetler de dejenere olmuş. Bilerek örtünen kişi o kadar az ki. Bir keresinde bir abinin eşiyle muhatap olmak durumunda kaldım, başı açıkmış o sırada sakince örttü. Çünkü en son gördüğü zamanki çocuk değil artık yetişkin biri vardı karşısında. Bu şekilde hassasiyet gösterecek kadın yok diyebilirim. Hani büyük konuşmayayım başıma gelir, düğün oluyor baş örtüsüne işlem yapıyorlar. Hatırlıyorum çocukken yakınlarımızın düğünlerinde teyzemler annemler saçlarını yaptırırdı.

          Erkekler de bilmiyor. İşin özünde cahillik yatıyor biraz da. Nasıl çözülür bilmem. Rüzgar nereye eserse oraya giden bir milletiz. Kasıtlı olarak cahil bırakıldık. Halen de öyle devam ediyor…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Ekleme:
            Hatırlıyorum çocukken yakınlarımızın düğünlerinde teyzemler annemler tesettürlü olduğu halde açılır saçlarını yaptırırdı. Halen tesettürlüler, namazlarını aksatmazlar ama pantolon giyerler… Teyzemler giyer annem giymezdi, övünürdüm şalvar, etek giyer diye nazar değmiş :( Baktım geçen o da giymiş ne yaptın sen böyle dedim. Sonra tartışmadım kadıncağızı günaha sokacak oldum, siz gelenek sebebiyle mi örtünüyorsunuz yoksa Allah’ın emri diye mi dedim. Öyle gördük adet böyle gibi laflar etti, daha fazla konuşup da kadını günaha sokmayayım dedim, zaten kapasitesi yok bu tip cahillikleri normal görüyoruz diye yazdım önceki yorumlarımda…

          • Feyza diyor ki:

            Sennur hnm.hakli.
            Erkeklerin himayesindeki hanimlari kiskanmamasi ve teshir etmekte sakinca gormemesi anlasilir birsey degil.
            Bunda da yiyip ictiklerimizin buyuk tesiri olduguna inaniyorum. (Domuz eti ve urunleri)
            Efendimiz asv in bu konudaki hassasiyetini yitirmis gayretsiz erkekleri tanimladigi ifade ise insanin tuylerini urpertiyor.

          • U-mutlu diyor ki:

            Dugunlerde acılma modası vardı . Bızım mahallede. (akrabalar arasında) ılk tesetturlu gelın bendım.cok degıl daha yenı 7 yıl oldu. Gelınler dugun gunu sacı acık yarım kol veya sıfır kol dantellı gelınlık gıyoyarlardı. Bende görünce ampul yandı sankı😊.
            Bende en azından bu ıse yaramıs gıbı hıssettım😅

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Afedersiniz , yarı çıplak gayet rahat yanında eşi hiç mi ses çıkartmiyor? ??”

          Sennur hanım maalesef Deyyusluk almış başını gidiyor. Bazen o tipleri görünce nasıl kıskanmıyorlar eşlerini diyorum. Hayvanlar bile eşlerini kıskanırlarken.Tabi hayvanlarda bile bir tek domuzlar eşlerini kıskanmıyorlarmış. Hatta canlı mahluklar arasında (insan,hayvan hepsi) bir tek domuzlar eşlerini kıskanmazlarmış. Artık yiyilen domuz ürünlerinden midir? nedendir? erkeklerde büyük bir hastalık halinde ne yazık ki.

          Şahsen ben çok güzel bir karım bile olmasını istemiyorum nasıl dışarıya çıkarırım o zaman karımı millet çok güzel diye bakar diyorum. O yüzden eli yüzü düzgün normal vasatta olsun ama ahlakı şuuru çok güzel olsun diyorum.Tabi yeni evli sayılan bir arkadaşım hep güzel almamı tavsiye ediyor. Ama ben çok güzel birini dediğim sebepten düşünemiyorum. Kıskanç biriyim.

          Rabbim bu tip erkeklerimize de hidayet versin inşaallah…

          Vesselam…

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      Sennur ve Feyza hanım kardeşlerim verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim.

      Ama kadınlar her ne için bu kıyafetleri giyiyorlarsa giysinler neticede en büyük zararı biz erkekler görüyoruz. Rabbim bizlere yardım etsin bu tip giyinen kadınlara da hidayet versin inşaallah.

      Ama ben işin fıtri boyutunun da önemli olduğunu düşünüyorum çünkü kadının kendini karşı cinse beğendirme arzusu var fıtratında erkeğinde kadına bakma duygusu var fıtratında biri açılıyor diğeri de bakıyor biri açılıp beğenilince nefsi tatmin oluyor diğeri bakınca.

      Biri anlatmıştı bir kadın öğretmen bacakları dışardaymış bir erkek öğretmen ona bacakların çok s…i demiş kadın öğretmen de bunun üzerine dönüp teşekkür ederim demiş. Şimdi o kadına sorsanız belki ben erkek için bacağımı göstermedim diyecek ama erkek gelip ona bacaklarını beğendiğini dile getirince de teşekkür ediyor. yani bunu nasıl izah edeceğiz. ama benim son zamanlarda anladığım bazı kadınlarda “duygu sahtekarlığı” var yani birinden etkilenir hoşlanır ara ara bakar ama gidip sorsan yooo sadece arkadaş yada abi,kardeş olarak görüyorum der. yada erkeklerin dikkatini çekmek arzulanmak için giyinir gidip sorsan yooo kendim için giyiniyorum der. yani gerçek duyguları bastırma,ya da duyguları gizleme ya da var olan duyguları inkar etme gibi özelliklere sahip oluyorlar bazı kadınlar.

      Rabbim hepimizi ıslah etsin inşaallah…

      Vesselam…

      • Feyza diyor ki:

        Kadinlarin fitratindan gelen bir begenilme arzusu oldugu cok dogru Azmo kardesim. Bunu kucuk kizlara bakarak da gorebiliriz, anneleri gibi aynanin karsisina gecer suslenir ve guzel oldugunu duymak icin turlu sirinlikler yaparlar.
        Disiligini on plana cikarmak icin dekolte giyen kadinla digerleri zaten halinden, edasindan belli oluyor. Ayirdediliyor bu durum.
        Amaci dikkat cekmek olmayan bir kadin tesetturlu olmasa da siradan giyinir. Ama belli vucut hatlarini on plana cikarmak icin ozel bir caba sarfediyorsa bunu kadinlar icin yapmaz sanirim. Yani buna pek katilmiyorum.
        Bunu erkeklere disi ve cazibeli gozukmek icin yaptigina inaniyorum. Moda tutkusu ayri birsey. Kadinlarin icinde bir kadin guzel gozukmek icin yapiyorsa bunda bir beis gormuyorum. Ama disari cikarken eger, dedigim gibi “bulundugu memleketin genel egilimi, yetisme tarzindaki asiri aciklik, tatil yoresi ve buna ragmen sadelik ve salaslik” gibi durumlar haricinde “disiligini”, “vucut hatlarini”, “yuz hatlarini” one cikaracak derecede teshir ediyorsa kendinu, bunu muhtemelen erkekleri tahrik etmek icin yapiyordur. Cunku erkeklerin kendisine o gozle bakacaginin her kadin bilincindedir ve sirf kadinlara guzel gozukmek icin o kadar ugrasmaz diye dusunuyorum.
        Sade giyinen kadinlar acik da olsa dikkatli oluyor, hatta belki basi ortulu giyinen ciplak kizlardan daha dikkatliler. Buna sahit oluyorum. Allah oyle insanlara tesetturu de nasip etsin.
        Mesela bir akrabam var. Kiz o kadar guzel ki anlatamam. Hani su degme mankenlere tas cikartir. Son derecede acik bir kiz. Sort deseniz yok gibi, ip askili bluzler. Ama kaslarini almaz, makyaj yapmaz, spor ayakkabi, duz terlik giyer, zaten boyu uzun topuklu ayakkabiyla isi olmaz, erkeklerle asla civik muhabbete girmez, gezmeyi dahi pek sevmiyor markete bile annesi zorla gonderir, internete resim koyma resim paylasma gibi aliskanliklarina da hic sahit olmadim. Dogalligin zirvesinde bir kisi. Disardan cok soguk gozuken bir kiz. Kaldiki ailesi son derece rahat insanlar. Simdi bu kiza sirf acik oldugu icin erkekler icin aciliyor diyemem. Oyle yetismis, oyle alismis. Hatta hep dusunurum, Allah bilir ama bu kiz dini egitime yinelmis olsaydi ailesi tarafindan, ihlasli, ilkeli ve gayet edepli bir kiz olurdu. Ama bazi kizlar da var ki, ucaktan baksaniz belli oluyor. Bu ise dedigim gibi, yuzundeki sunilikten, ortuluyse topuzundan makyajindan, simarik hareketlerinden, erkeklere olan tavrindaki laubalilikten, aciksa giysisindeki ozel dekolte bolgelerinden, fotograflarini duzenleyip duzenleyip sosyal medyada paylasmasindan….belli oluyor.
        Kadinlar kendilerini iyi hissetmek icin giyiniyorlar, bakimli oluyorlar gibi soylentiler de mevcut. Ben durumun bu kadar masum oldugunu zannetmiyorum Allahu a’lem. Sen o giysiyi giydiysen, o makyaji yaptiysan o erkekler de sana bakacaktir. Bunu iskalayacak kadar sosyal ongorusu dar olamazlar. Evinde kendini iyi hissedebilirsin ya da kadin arkadaslarinin arasinda giyin ve hisset kendini ama sokaga o albeni ile cikiyorsan bunun erkekleri tahrik etme boyutu es gecilemez.
        Konuyu soyle toparlamak gerekirse,
        Bir insanin niyetini okumak haddimize degil, fakat insanlarin gozunun icine soka soka bazi seyleri sunuyorsaniz, bu sui zanna kendiniz zemin hazirliyorsunuz demektir. Oyle ya, nikahin ilani mesela. Ilanin bir sebebi de halkin sui zannina meydan vermemek degil mi? Demek ki bazi durumlar insanlarin gozunden kacmiyor ve sui zanna sebep oluyor ve bu zannin da olusmasina biz meydan veriyoruz. O halde tesetturumuzu koruyalim, sui zandan korunalim. ( slogan gibi oldu :) )

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Azmo kardeş.

      Siz de bakmayın diyorlar bir de bu devirde internet denen bir şey varmış erkeklerin niye kızlara baktığını anlamıyorlarmış, internet yeterliymiş. Bunu evli bayan söylüyor…

      Sıkıntı insanların hataları değil, herkes günah işler hata yapar. Sıkıntı bunun artık normal karşılanmasında…

    • .../nisa diyor ki:

      Ahir zamanda Müslüman olmak bey,

      Benim çevremde çok sayıda tesettürsüz hanım var inşaAllah Rabbim tesettürü nasip eder. Bu kişilerin açık giyinme yada kendini gösterme sebebi ilk önce nefslerindeki zaaflar ertelemeler sonrasında kadınlar ve moda.

      Erkeklerin neleri beğendiklerinden çok kadınların neleri beğendiklerini takip ederler ve kendilerinde uygularlar. Fark ettiyseniz modayı takip eden başörtülerinin giyimleride birbirine yakın. Kadınlar evvela kadınlar için süslenirler.

      Birde tesettürlü bir hanım kıyafetinde hareketlerinde namahrem durumdan dolayı hep erkeğin durumunu baz alırken tesettürsüz bir hanım bu kararında çoğu kez erkeğin durumunu dikkate almaz kendini dikkate alır.

      Feyza hanımın belirttiği gibi sahil şeridindeki giyim tarzı o yöreye göre normal kabul edilirken hatta tahrik unsuru olmazken Anadoluda yada Doğu bölgemizde bu giyim tarzı başlı başına tahriktir.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Nisa hanım, değerli katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim.

        Rabbim sizede kalbinize mukabil bir kalp nasip eylesin inşaallah.

        Vesselam…

        • .../nisa diyor ki:

          Ahir zamanda Müslüman olmak bey,

          Duanız için sağ olun bilmukabele Rabbim size ve bütün bekarlara hayırlı eşler nasip eylesin.

      • Sennur diyor ki:

        Evet , yaşadığım bir olayı daha anlatmak isterim.kız çocuklarının fitrati anneler tarafından yogurulur. Ben kizimi dışarı çıkarırken dikkat ediyorum mesela. Kolsuz çıkarmam, ya da etek altına Tayt giydiririm. Ama evde rahat giyebilir , ev imiz sonuçta. Yakın komsum ev de dahil giydirmiyor fitrat ına açık olmak işlemesin diye. Bir AVM de acil bir alışveriş için girmek zorunda kaldık normalde kızımı götürmemeye dikkat ederim ;açık iki kadını gördü ve nasıl rahatsız oldu ,anne bu kadınlar neden çıplak ??? Verecek cevabınız çok önemli. Sonra dün otobüste ana kız -ana kız karsilastik. Ablamiz siyah Çarşafini giymiş bir güzel kızlarımız aynı yaşlarda ve onun kızı Kolsuz , sırtı açık ,eteği kısa. Benimki Kolsuz elbisenin üstüne kisa kol ,altında dizini kapatan Tayt ,ayağında çorap ve açık ayakkabı. Baktim, kızlar bir birini süzüyor yaşları gereği ve inince kizim bu konuda yine konuşmak istedi , katı kurallarım da olsa , fitrati için ugrasmak zorundayım. Rabbim Her birimizin yardımcısı olsun ,iffet ,haya ve edep versin. Toplu taşıma araçlari bu konuda sıkıntılı. Rabbim gözlerim izi de gönüllerimizi de haram dan korusun.

        • U-mutlu diyor ki:

          Evet haklisiniz Sennur Hanim. Benim kizimda gecenlerde komsuyu disarda.şort ve askılı ıle gordu eve gelıncede anne ben buyuyunce sıcak havalarda nasıl gıyınecem dıye sordu.bende benım gıbı dedım öyle sıcak olmaz mı dedı.yok dedım onlar nıye öyle gıyınıyor dedı açıklamaya çalıştım. Bende sızın gıydırdıgınız tarzda gıydırıyorum.
          Insallah ılerde farklı gıyınmek ıstemez..

          Aılecek dışarı cıktıgımızda nereye bakacagımızı sasırıyorz(gormemek ıcın)çok acık gıyınenler var .Bazen sırf bu yüzden esıme ıstefa et de memlekete gıdelım kuzlarımız orda buyusun dıyorum .
          Allah ıslah etsin.

        • Feyza diyor ki:

          Sennur hnm ve Umutlu hnm,
          Gipta ettim. Insaallah benim de bir kiz cocugum olursa sizin gibi yetistirneyi cok isterim. Umutlu hnm. Minik Feyzayi benim yerime opun. Kizinizdan bahsedince adasim oldugu aklima geldi ve bir selam etmek istedim. :)

          • U-mutlu diyor ki:

            Feyzacıgım Allahın ıznıyle emınım kızların olursa benden kat ve kat daha ıyı donanımlı yetıstırecegıne.
            Bende mınık Feyza nın ve ablasının senın gıbı olması ıcın dua ediyorum.optum onu senın ıcın 😊 o da ellerınden optu farzet .Dualarını beklıyorum salıha olmaları adına..

          • sennur diyor ki:

            feyza hanım kardeşim teşekkür ederim ,
            inşallah sen bizden daha iyi olucan , yazmış olduğun donanım ve bilgi seni bizden çok ileriye taşır , RABBİM inşallah önce hayırlı bir eş , sonra hayırlı boy boy evlatlar verir inşallah ,
            bizim gib bir tane ile değil de bir kaç tane hatta dört evlat anası olursun inşallah :)
            yakışır sana gönlü güzel kardeşim.

          • Feyza diyor ki:

            Umutlu hnm, yasinizi bilmedigim icin hanim.diye hitap ediyorum. Yakin yaslarda oldugumuzu hissediyorum. :)
            Allah evladlarinizi saliha kullarindan eylesin, sadaka i cariyeniz olsun evladlariniz bunu cani gonulden niyaz ediyorum.
            Allah razi olsun ama ben yolun basinda bile degilim siz ise Maasallah cocuk yetistirme konusunda fersah fersah onde yol almissiniz. Hic usta ile ciragin ciragi bir olur mu? :)
            Hayirli aksamlar. Allaha emanet olunuz..

          • Feyza diyor ki:

            Sennur hnm cok sagolun, ben aileyi agacin dallarina benzetiyorum. Sizin bir evladiniz olur ama hayirli olur onu guzel yetistirirsiniz ve bir bakmissiniz o tek evladdan uc dort torun ve yepyeni bir aile meydana gelmis. Oyle oyle siz yine kocaman bir aile insa etmissiniz Allah’in izniyle. Yani muhim olan niceligi degil niteligi. Tek evladiniz da olsa ben onu sizin cok guzel yetistireceginizi umit ediyorum. Allah hayirli omur ve hayirli bir nesil size nasip etsin.
            Kimse bosanmak icin evlenmiyor ki, kimbilir siz de ne hayallerle evlendiniz. Bizim de akibetimiz mechul Allah bilir nasil bir hanim nasil bir anne olacagimiz. Simdi turlu hayaller kursak da bu tek basina yeterli degil ve hayat surprizlerle dolu.
            Temenniniz beni cok duygulandirdi cunku eskiden beri olan hayalimi yazmissiniz. Hayalim iki kiz iki erkek toplam dort cocuktu. Sanki bilip de yazmissiniz. Hatta once kizlar buyuk olsun arkadan da iki erkek cocugum olsun diye hayal kurardim tabi sadece bir hayal. :) Bunlar hep nasip isi. Ama siz oyle yazinca dillendirmek istedim Allah razi olsun.
            Hayirli sabahlar..

          • U-mutlu diyor ki:

            Feyzacım çok teşekkür ederim güzel duaların ıcın . Bın kere Amın😊
            Rabbım hayırlı salıh bır es nasıp etsın.Kalbıne ruhuna ılmıne mukabıl.
            Hayırlı salıh,salıha evlatların olsun (hayallerımız aynı ıkı kız var bakalım erkek olackmı 😉)
            26 yasındayım hatta uc ay sonra nasıpse 27 olacak,senın yasını bılmıyorum😍.
            Evellah Allah sen bız yolun yarısandayken bıle önden gecersın ,sana ılmıne yetısmek ımkansız gıbı gelıyor.😊😊

          • Feyza diyor ki:

            Umutlu hnm, cumlesine Amin ve bilmukabele.
            Sizden az kucugum ama abla diyecek kadar degil, zaten tahmin ediyordum yasinizi yanilmamisim :)
            Insaallah iki de saglikli sihhatli ve hayirli erkek evladiniz olur, kontenjani Allah’in izniyle tamamlarsiniz 😀
            Benim guzel emojilerim yok telefonum eski biraz, dualariniza mukabil ♥♡♥ :)
            Hayirli geceler…

      • cihad diyor ki:

        Nisa Hanım,

        Size katılıyorum. Özellikle kızların giyimi öncelikle kendi aralarındaki güzellik ve ilgi çekme ihtiyacından(yarışından) kaynaklaniyor. Bir erkek olarak nerden biliyorum. Evlilik tecrubemden çünkü kızların büyük bir çoğunluğu kendi uzuvlarinin erkekte nasıl bir his uyandırdığını bilmiyor. Yani erkekleri tanımıyorlar. Kendileri gibi zannediyorlar halbuki Allah erkeğe öyle bir şehvet hissi vermiş ki gördüğü bir kadın uzvundan dolayı başı dönebilir.(Haşiye) Bu sebepten hemen helaline meyletmesi rivayetlerde tavsiye edilmiş.

        Bekar erkek kardeşlerimiz evlendiklerinde bu dediğimi tecrübe etmiş olacaklar. Bu konuda iddialıyım. Evlendiklerinde karşılarında hanım hanımcık, bazen bakisip duran romantik bir aşık bulacaklar. Kendi bedenin nasıl bir cevher olduğunu ve erkeginde nasıl bir his uyandırıp tahrik ettiğini bil-mi-yor-lar. Bu iş erkeğin tutumuna bağlı olarak zamanla dönüşüyor ama sabır,anlayış ve eşini sürekli gözlemleyerek tanımak şart.Tâbi 30 yaşına kadar günahlara karşı sabrettikten sonra, helaline karşı da sabır göstermek sinir bozucu olsa da başka çıkış ta yok bu işin içinden çıkmak için. Ama bu iş bir halloldu mu cennetvari bir lezzet ve muhabbeti var ve bu çekilen tüm zahmetleri unutturuyor.

        İşte bu duruma binaen daracık bir pantolon giyip bazı uzuvlari ortaya döken bir kız bunun erkekte nasıl bir şehvet kabarmasi yaptığının farkında değil, o sadece hoşuna gitmiştir zannediyor. Halbuki bazen erkeğin gördüğü bir uzuv günlerce onu meşgul edebilir. Yatağında,namazında farketmez, şeytan o görüntü ile erkeği sürekli kırbaclar. Erkekler(evlenemiyorsa) bundan kurtulmak için ya takva ve oruç veya elle tatmin veya Allah muhafaza zinaya gidiyor. Tabi ki en güzeli birincisi, yapabilen Yusufilere selâm olsun.

        Selametle…

        _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

        Haşiye : Erkeğin aile hayatında yüklendiği maddi ve manevî sorumluluklardan dolayı teşvik için verilmiş olabilir. Yani en azindan bir hikmeti.

        • Feyza diyor ki:

          Cihad abi,
          “İşte bu duruma binaen daracık bir pantolon giyip bazı uzuvlari ortaya döken bir kız bunun erkekte nasıl bir şehvet kabarmasi yaptığının farkında değil, o sadece hoşuna gitmiştir zannediyor.”
          Nasil bilmez abi, bu bana cok garip geliyor. Bir kiz; bir erkek gibi goremeyip, dusunemeyebilir, ama on plana cikardigi azalarinin bir erkekte nasil tesir biraktigini hakka’l yakin bilmese de ilme’l ve ayne’l yakin mutlaka ama mutlaka bilir. Her kadinin icinde biraz ya da birazdan fazla teshircilik var, fitri birsey, aslinda bunun biraz nimet (evlilikde ulfet ve sehevi hislerin artmasi ve bedenlerindeki estetik yaratilisin bir ikrami olarak),biraz da imtihan vesilesi (haram nazarlardan muhafaza edebilmeleri adina) olduguna inaniyorum. Fakat goreceli bir durum.
          Kimi kadin gorunumune guvenmedigi icin orter kendini, kimisi inanci sebebiyle teshir hissini baskilar ve bu hissi kocasina saklar, kiminin de onunde hicbir engel olmadigi icin doyasiya teshir eder. Kimi ise unursamaz. Ama belli bir yasi gecmis, yani zamanimizda bulug yasina erismis kizlarin tamamina yakini, bir erkegi teshir etmesi icin on plana cikarmasi gereken azalarinin hangisi oldugunu bilir, on plana cikardigi azalariyla karsisindaki erkek uzerinde ne denli etki biraktigini sezebilir. Zaten icgudusel olarak da bunu hisseder.
          Simdi bizim ve bizim gibi tesetturlu, erkeklerle hicbir irtibati ve gecmisi olmayan ve dolayisiyla erkekler hakkinda teorik olarak da pratik olarak da en az bilgiye sahip kizlarin dahi hangisine sorsaniz, bir erkegi tahrik etmek icin nasil giyinecegini ya da hangi hallerin tahrike sebep oldugunu bilir. Dusunun ki biz dahi bunlari gorebiliyor, hissedebiliyorsak, disardaki rahat kizlarin, erkeklerle oturup kalkan sohbet eden, cinsel mevzulara asina olan kizlarin bu konular hakkinda bu kadar “bilgisiz ve saf” olmalari hic mumkun gozukmuyor.
          Zaten gayriihtiyari bir histir bu. Mesela bir yasa gelince edebli bir kiz evdeki erkek kardesinden dahi kendini belli olcude sakinir, mesela utanir. Bu utanma ve mahcubiyette kendini bilhassa sakindigi vucudunda belli hatlari vardir. Gayriihtiyaridir bu da. Daracik bir pantolon ya da dekolte bir bluz giyemez cunku rahatsiz olur. Bu mahcubiyette oncelikli gostermekten imtina ettigi azalari, edebini yitirmis kizlarin da teshir ederken ozellikle vurgu yaptigi azalarinin mukabilidir.
          Hersey bir kenara, sokaktaki laf atmalar, taciz, cinsel icerikli yayinlar.. hep belli basli azalar uzerindendir. Hicbir sosyal ongorusu olmayan, erkekler hakkinda sifir bilgiye sahip ve o denli saf bir kizin dahi (safi kotu manada kullanmiyorum), acik giyindigi zaman cevresindeki tanimadigi erkeklerden duydugu vurgulu begeni ve sozler, erkeklerin onun vucuduna ne nazarla baktigini anlamasi icin uyanmasina vesile olacaktir.
          Bu durumda olayin erkek cephesini idrak eden kiz, “eger teshir amaci gutmuyorsa”, bir dahaki sefere yine gayriihtiyari rahatsiz olup, bu sozlere muhattab olmama adina korunma amacli, giyimine ve durumuna cekiduzen verir. Ya da teshir hastaligina ducar olmussa acikliginin ve cazibesinin dozunu artirip bunu erkekler uzerinde bir koz olarak kullanmaya baslayabilir. Kaldi ki kizlar kendi aralarinda da cok konusan varliklardir. Bu gibi laf atma, sozlu taciz gibi durumlar kendi basina gelmese de bir arkadasinin basina gelse bu da ondan duyup uyanmasi icin yeterli olacaktir. Yine bir erkegi nasil tahrik edilecegi de mutlaka kizlarin arasinda konu olan meselelerdir eger egilimleri bu yondeyse.
          Moda, guzel giyim, şık gorunmek..bunlar ayri seylerdir diye dusunuyorum. Azmonun bahsettigi dekolteli giysilerdi. Yoksa bir kadin, kadinlar arasinda govde gosterisi yapmaktan zevk alabilir ve bu da aslinda teshir hissinin masum ve farkli bir boyutudur.
          Kisaca disardaki durumun bu kadar masum oldugunu sanmiyorum. Yazlik beldelerde, aile ve cevrenin asiri acik oldugu ailelerde kulturel miras olarak kalmissa bu aciklik teshir amaci gutmez diyebilirim. Ama her kadin teshir niyetiyle giyinmiyor desek dahi, her kadinin ve genc kizin bir erkegi nasil tahrik ve vucudunu nasil teshir “edecegi” ya da giyim/hal ve hareketleriyle nasil teshir “ettigini” bildigi, bizzat o hissi yasamasa da olusturdugu tesirin farkinda oldugu bizatihi gercektir. (Hicbirseyin farkinda olmayan cocuklardan elbette bahsetmiyorum. Bulug yasinin oncesi gercek cocuk olan kizlar) Allahu a’lem.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Size katılıyorum Feyza kardeşim,

            Kadınların açık saçıklığı sadece biz kadınlar için yapıyoruz deyip geçilemez. Bir kadın akli melekelerini kaybetmemişse zaten vücudunun neresinden erkeğin tahrik olacağını az çok bilir.

            Cihad Abi olayı çok güzel izah etmiş zaten “Kendileri gibi zannediyorlar halbuki Allah erkeğe öyle bir şehvet hissi vermiş ki gördüğü bir kadın uzvundan dolayı başı dönebilir.Bu sebepten hemen helaline meyletmesi rivayetlerde tavsiye edilmiş.”

            “Halbuki bazen erkeğin gördüğü bir uzuv günlerce onu meşgul edebilir. Yatağında,namazında farketmez, şeytan o görüntü ile erkeği sürekli kırbaclar.”

            Her zaman söylerim erkek “görsel” kadın “tensel” dir. Bazen bende tensel olmayı isterdim hakikaten görsel olmak çok zor çok ağır bir imtihan. Erkekleri eleştiren kadınlar için elimde olsa 5 dakikalığına onlara erkeklere dönüştürür çarşı,pazara bırakırdım 5 dakika sonra “evet bir erkek olarak kadınlar hakkında yorumlarınızı alalım” derdim 5 dakikada yorumları kaydedip 10 dakika sonra tekrar kadın hallerine dönderirdim. sonra yaptıkları yorumları onlara dinletirdim. Eminim yaptıkları yorumları ağızları açık bir şekilde dinlerler aaaa bu ben miyim? ben nasıl kadınlar için bunları demişim, yoooo bu foto montaj diye sağa sola saldırırlardı haralde :)) :) :)

            Rabbim ayağımzı kaydırmasın bizleri ahir zamanın cazibedar kadın fitnesinden muhafaza eylesin inşaallah…

            Vesselam…

          • cihad diyor ki:

            Feyza hanım kardeşim’e,

            Size katılıyorum.

            Ancak,

            Benim anlatmak istediğim biraz farklı. Kadınlar ile erkekler arasında şehvet,arzulama ve etkilenme gibi kavramların içini doldurma noktasında çok fark var. Mahiyet ve yoğunluğu birbirinden çok farklı.Bu fark ancak yaşantı yani evlilik ile ortaya çıkıyor ve anlaşılıyor. Ve biz erkekler bir süre sapık muamelesi görüyoruz evde. Çünkü sizi anlamıyor. Kendisine kiyasladigi için kafasında bir yer veremiyor. Bu adam kesin normal değil, bu da ne yazıkki bana düştü diye bakıyor.

            Bir diğer örnek okulda bekar bir bayan benden taksi numarası istedi. Yine aynı okulda bekar bi bayanla şehrin 30 km dışında tarihî bir yeri ziyaret etceklermis. Dedim ki iyi cesaret nasıl böyle bir riski alıyorsunuz ki. Onlar da biz hep böyle yapıyoruz,bişey olmaz hocam dediler. Sonra düşündüm bu iki bayan bir arabada iki genç bayanla şehrin onlarca km dışına çıkmanın erkekte nasıl bir his uyandirabilecegini tam olarak idrak etmiyorlar yoksa gitmezlerdi.

            Feyza kardeşim bu konu balın tadı gibi okumayla tam olarak oğrenilmez çünkü okuduklarını kendisine kıyasla anlamlandiriyor. Kriteri kendisi. Mesela cennet nasıl bir yer desek herkes zihninde dünyaya kıyasla bazı tasavvur ve hayaller gelir. Çünkü mecburi olarak kriteri dünyadır. Hatta rivayetler bile dünyaya teşbih ile gelmiş vs…Evliliğin güzel yani da bu, istediğin kadar oku yine de keşfedilmeyi bekleyen bir dünyadır evlilik.

            Dolayısıyla kızlarda giyinme konusu erkeklerle tabiî olarak ilişkisi olsada kendi cinsleri ile olan rekabet,kıskançlık ve ilgi gibi duyguların daha baskın olduğunu düşünüyorum. Erkekler burda araç vazifesi görüyor. Yani doğrudan erkeği etkilemekten ziyade “”Bakın kızlar,gördünüz mü erkekler nasıl da gözlerini benden alamıyorlar. Ben en güzelim, en şıkım.”” havası atmaktır.

            Bu konuda mukadder bir sual var ki o da şudur; evli olanlar niye açık giyiniyor.

            Bu soru için şunlar denilebilir;
            Açık giyinmek alışkanlığa dönüşüyor, belli yaştan sonra birakamiyorlar.

            Bazıları da arsız, erkeği tahrik edip eziyet ettiğini bile bile giyiyor. Öyle olsun istiyor.

            Bazılarında da haya ve edep kalmamış. Erkeğin o pis nazarindan, ilgi görmek adına hoşlanıyor.

            Bazıları da işi yaşam tarzı üzerinden siyasete ve ideolojiye bulastirdigi için vazgeçmiyor vs…

            Hülasa-i kelam: Bugüne kadar ki tecrübe ve gözlemim böyle. Tabi ki de yanilabilirim veya yanildigim noktalar vardır. Daha çok şey öğreneceğiz inşaallah…

            Selam ve dua ile..

          • Feyza diyor ki:

            Sagolun Cihad abi cevabiniz icin. Sizin bu gibi konularda aslinda daha cok yazmanizi istiyorum. Cunku hem sizin halihazirdaki evlilik yasaminiz ve dusunceleriniz bizim zihnimizdekiyle cok ortusuyor. Hem de evli oldugunuz icin tecrubelerinizden istifade edip gorus alanimizi genisletiyoruz. Azmo kardes de gecen gun demisti evli yorumcularimiz daha aktif yazarsa bize de katkisi olur. Ben de buna katiliyorum. Ama her evli insan degil tabi, sizin gibi kendimize daha cok yakin hissettigimiz gorusteki insanlarin degerli yorumlari dikkatimizi cezbediyor.
            Acikcasi ben bunlari okuyunca acaba diyorum bende mi bir problem var. Yani nasil dusunemezler, kavrayamazlar. Sizin verdiginiz taksi ornegi olsun, Azmonun diger yorumda verdigi baldiz ornegi olsun. Her halukarda isin icine erkek girince sanki bilincalti “erkek!” Diye sinyal veriyor ve cekiyorsunuz kendinizi. Bu cekince ise her zaman dini hassasiyetten oturu olmuyor ki. Mesela insan abisinden erkek kardesinden de cekiniyor belli durumlarda. Ama kizkardes oyle olmuyor yani mesele kardes olmasi degil, cinsiyeti. Insan kardesinden bile cekinirken elin erkegi hakkinda nasil o kadar curetkar olabilir ve aklina turlu ihtimaller gelmeden bu kadar “duru” bir zihinle karsi cinse yaklasabilir?
            Carsida pazarda mesela bir kadin gordugum zaman benim dahi dikkatimi cekiyor ve sunu dusunuyorum. Bir kiz olarak ben bile bakip kendi icimde belli bir begeni ya da gorsel anlamda yorumlamaya tabi tutuyorsam, bir erkek bu sekilde kizlari gorunce kimbilir nefsi ne kadar zorlanir ve neler hisseder? Ille ne hissettigini aynen yasamamiz sart degil de en azindan nefsine zor gelecegini tahmin edebiliyor insan. Bu yuzden hep diyorum ki burda da yazmisimdir. Bu devirde, bu kadar teshir ve tahrik edici unsurun oldugu ortamlara evinin rizkini temin icin girmek zorunda olup da nefsini ve gozunu sakinan iffetli erkeklerin bu mucahedesi, Allah bilir ama cihad sevabina mukabildir. Bu zamanin cihad meydanlarindan biri de bu is ortamlari ve sokaklar diye dusunuyorum. Bu dusuncelerin temelinde de teshir eden kadinlarin neyi teshir ettigini ve bu teshirin erkek uzerindeki tesirini farkediyor olmak yatiyor. Ben bunu dusunebiliyorsam diger kadinlardan daha zeki olmadigima gore onlar neden dusunemiyor, nasil kendini dusuncesiz ve pervasizca sergiliyor, hic dusunemiyorlar mi? Dusunuyorlarsa neden yapiyorlar, dusunemiyorlarsa birsey demiyorum. O zaman belki benim icim cok fesattir kendimden de suphe ediyorum.
            Ya da mesela, bir kadin bedeninden erkegin etkilenmesi o denli siddetli olmasa dinimizde neden carsida pazarda guzel bir kadin goren erkegin hemen hanimina basvurmasi tavsiye edilsin? Bu hadis i serif dahi durumun ehemmiyetini ortaya koyuyor. Dindar cevrenin de bunlari baz alarak durumu saptamasi erkek fitratini tahmin etmesi kolaylasir. Bu durumda evli bir erkege hele ki yeni evli bir erkege bir kadinin sapik muamelesi yapmasi anlamsiz degil mi, bunda anlasilmayacak bir durum yok ki. Kac yilin bastirilmisligi ilk kez helali olan kadinla ayni cati altinda oldugu icin haliyle infilak edecektir. Yani bunlarin anlasilamayacak, empati kurulamayacak cok bir yani oldugunu sanmiyordum. Belki o yuzden zannettim ki ekseri kadin bu teshiri bilincli yapiyor. Acikcasi bir “Boga”olarak hala bilincli yapilma oraninin fazlaligi konusundaki fikrim “sabit” olsa da :) sizin ongoru ve tecrubelerinize cok guveniyorum. Bizim mutlaka dusunenedigimiz bilemedigimiz cok durumlar vardir. Ozellikle evlilik sonrasi bilmedigimiz bircok sirra vakif olacagimiz konusunda size cok inaniyorum. Tesekkur ederim.

          • kevser diyor ki:

            Cihad bey
            Haşiye diye açıkladığıniz bölüm de hani demissiniz ya “tesvik”için verilmistir bu özellik diye.iyi de bu “tesvik”sadece çok güzel olan kadınların işine yarar.bizim gibi sıradan bi guzellige sahib kızlar o zaman kendini köprüden atsın bence.su zamanimizdaki giyim şekli erkeklerin hayvani duygularını ön plana çıkarmaya yönelik.ama ben artık şöyle düşünüyorum:herkes yaptığının hesabını birgün verecek.bile bile açık giyinenler eger ömürleri varsa Allah onları yaşlılığında zelil ediyor.inanin sokaktaki maymun kadar değerleri olmuyor
            Feyza hanım:
            Demissiniz ki bazıları görüntüsüne güvenmediği için örtünür.ben buna katılmıyorum.cunku açıklık bir insanı her zaman daha güzel gösterir.yani görünüşüne güvenmeyen örtünmez tam tersi açılır.cunku örtünse daha sade gözükecek.

          • Feyza diyor ki:

            Kevser hnm,
            Burada ortunmeden kastim tesettur degildi. Yani teshir etmez demek istedim. Ornegin kilolu bir kadin kilolarini ortmek icin bol ve koyu rengi tercih eder misal. Ya da fazlaliklari gozukmesin diye denize girerken bikini degil de mayo giyer. Mayo bikiniye gore daha ortuludur.
            Anlatabildim mi?
            Ya da bacaklarinin gorunumunu begenmedigi icin mini etek giymez de pantolon giyer. Bu ornekleri cogaktabilirsiniz. Yani amac ortulu giyinme degil de kusurlarini orterek guzel gorue cabasidir ki teshir edememe sebebi fizigine guven duymuyor olusundan ileri gelir.

          • Feyza diyor ki:

            Bir de Kevser hnm,
            Oyle dusunmeyin. Evlenen her kadin cok guzel degil ama eger uyumlu bir mahrem hayatlari varsa ekseri nefsleri birbirinde teskin oluyor ve Cihad abinin hasiyede belirttigi o etkilesimi evli erkekler bekarlar kadar siddetli yasamiyor.
            Tabi buna itiraz gelebilir nihayetinde evli degilim, erkek hic degilim :) ama baktiginiz zaman evlilerin ibadetinin daha makbul olduguna dair hadis-i serifler var ve bunun hikmeti de ibadet esnasinda zihnin daha berrak olmasi, teskin olmus nefsin akla fazla mudahil olamamasi olduguna gore ve burda guzellik sart kosulmadigina gore, bir yerden sonra asil uyumun guzellikten ote biryerlerde saglandigini dusunuyorum. Bu da Sema ablanin yazilarinda cokca zikrettigi itaat, kadinsi halini yitirmeme, hukumdarlik yarisina girismeme ve davete icabet, kadinsi yonlerini torpulememe, mahrem hayati dinamik tutma gibi bircok manevi hasleti icinde barindiriyor olmali. Guzellik olayin bonusu olabilir. Ortalama bir guzellige sahipse bir kadin,gerisini cok dert etmemeli. Teshir edenlerin de vebali kendi uzerlerinedir, Allah cumleyi islah etsin hidayet nasip etsin.

          • cihad diyor ki:

            Kevser hanım,

            Şehvet için güzellik çok önemli değil bilakis çok güzel olanlar güzelliğine güvenip yatak odasında gayet pasif oluyorlar. Zaten güzelliğim erkegime yetiyordur düşüncesi rehavete sebep oluyor. Aslında siz tam ayağınızı üstüne bastiniz, lütfen kaldiriniz.😊 Ben medreseden her gelenin talip olduğu acaba bu kimi alacak diye bakılan çocuklarımın annesi pek muhterem hanimefendiyi aldım. Şimdilerde aşsak dahi ilk zamanlarda(takriben 3-4 yıl) sıkıntı çektim.

            Siz çirkin degilsinizdir ama şunu da söyliyeyim hayatımda tecrübe ettiğim kimin çirkin bir hanımı varsa hanımına çok bağlı çünkü kadınlar çirkin olunca mütevazı ve erkeğini elde etmek için gece hayatında çok cömert oluyorlar.

            Bunun bir sırrı şudur diyebiliriz;

            Erkeğin kadında görmek istediği hissine karşılık bir histir yoksa afedersiniz kaba eti kim ne yapsın. Güzellik müzellik hepsi bir haftada tüketilecek şeyler. Yani erkekte kuvvetli şehvet çirkin veya vasat bir kadın için şanstır. Erkeğinin kalbini ordan kazanır. Yoksa ne evlenebilirlerdi ne de evliliği sürdürebilirlerdi.

            Allah’a emanet olunuz…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Çok önceki bir yorumunuzda güzelliğinizle ilgili bir sıkıntınız olmadığını tam tersi çok güzel olduğunuzu yazmıştınız. Şimdi de buraya bizim gibi sıradan güzelliğe sahip hanımlar ne yapacak yazmışsınız.

            Hangisi doğru?

            Yazdıklarınızdan anlaşılan sizin gibi tesettürlü hanımların erkeklerin ilgisini çekmemesi. Tesettür zaten bu yüzden var. Açıkçası bu konuda size karışamayız. Ben kız olsam bu devirde ne yapardım bilmem. Ya sıradan, kolpa erkeklerin ilgisini çekmek için tesettürü deleceksiniz ya da ilgi çekmeme pahasına mükafatını Allah’tan bekleyerek tesettüre riayet edip tevekkül edeceksiniz. Sizi bedeniniz için değil siz olduğunuz için seven birisinin karşınıza çıkması için dua edeceksiniz.

            Ben tesettürün güzel evliliklere engel olduğuna hiç rastlamadım, engel olacağını da sanmıyorum. Keza tesettürünüz bazı erkeklerin ilgisini engelliyor da sizi tercih etmiyorlarsa bu sizin için daha iyidir çürükleri ayıroyorsunuz. Bu gözle bakın ve bence bir daha tesettürü tartışma konusu hale getirmeyin.

          • kevser diyor ki:

            Anlamadığım şöyle bir nokta var.sadece çok güzel kadınlar mı zengin adamlarla evlenebiliyor? Heralde bu algı yüzünden, fiziksel ola-rak çok güzel kızlar karşılarındaki kişi çok zengin değilse razı olmuyorlar.bu heralde görüntünün verdiği bir özgüven olsa gerek.bildigim kadarıyla siz de okul müdürüydünüz.o kadar güzel bir bayanı okul müdüründen aşağısı kesmiyor galiba.yalniz şöyle bir sorun var (bütün evlilikler için söylüyorum)erkeğin parası yıllar geçtikçe azalmaz ama kadın her geçen yıl güzelliği düşen bişey.acikca söylemem gerekirse bende çok aşırı güzel olmak isterdim.cunku öyle olunca yorulan ben olmazdım.niye kendimi yorup yıpratayım ki.acikcasi erkek yorulsun ben değil! Fatih bey oturupta burada fiziksel ozelligimi ifsa edecek değilim.sadece çirkin degil ama çok güzel de değilim.yani bi ortama girdigimde öyle hemen göze çarpan bi tip değilim.yani bir bayan olarak aslında yapabileceğimiz çok da fazla birşey yok.kadinlarin hayatı kendi iradelerinden ziyade büyük oranda KADER e bağımlı bence.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Gereksiz tartışma olmasın da o zaman öyle demiyordunuz. Hatta ben de size derdiniz ne o zaman yazmıştım.

            Evlenmek niyetinde olan erkek karşısındaki kızın güzelliğinden ziyade huyuyla ilgilenir. Bir de bu açılardan bakmayı deneyin. Ben şahsen kızların bakışlarına bakıyorum. Mütevazi ve masum bir duruşu olması önemli. İsterse çok güzel bir kız olsun gözler fıldır fıldır bakışlar kurt gibiyse bana gelmez öylesi.

            Selametle…

          • Zeynep diyor ki:

            Kevser hanim güzellikle ilgili düşüncelerinize cevap yazmak istiyorum . Yanlış anlamazsiniz beni umarım .Ben insanların dikkatini çekecek kadar güzelliğe sahibim öyleki kayinvalidem bile prensesim der. Lisede neler çektim bir bilseniz karma bir lisede okudum .Sınıftan bir erkegin aşkına karşılık vermedim diye intihar etti kendini camdan attı gözümün önünde ve gözleri kör kaldı .Benim hiçbir suçum yoktu ama kimsenin yüzüne bakamadım uzun bir süre kendimi suçladım sonra Lisede ki resim öğretmeni evlenme teklif etti .Dersanedeki matematik öğretmeni sözlü tacizde bulundu .Ben hep erkeklerden bakışlardan kendimi korumaya çalıştım öyle etkilenirler böyle etkilenirler diye diye gülmeyi unuttum resmen .Zaten tesettüre de kendiligimden girdim kimse bana birsey demeden 15 yaşındayken kapattım heryerimi ve yemin ediyorum tesettür ayeti olmasaydi yine içgüdüsel olarak ortunurdum. Erkeklerden o kadar korktum ki hep zarar vereceklerini düşündüm konuşmak bile istemedim hiçbir erkekle .Yine mahallemizde bir serseri vardı içer içer kapımızin önünde dolaşırdi korkudan cama bile çıkamadim babam çıkıp bir tokat attı ve o serseri babami bıçakladı .Çok şükür babama birsey olmadı ve biz o mahalleden taşındık ama bende hep bir suçluluk vardı ben yuzvermisim gibi ama yemin ederim okul dışında odadan dışarı çıkmıyordum .Zaten babam da güzelliğin başımiza bela oldu derdi hep .Üniversite de hiç erkek olmasın diye ebelik okudum ve 4 yıl boyunca kantine adım atmadim.Yine de ekmek aldığımız fırındaki abi bile yolumu kesti tanısmak istiyorum diye bekardi belki niyeti de ciddiydi ama nasıl korktum .Öyle öyle erkeklere karşı kendimi koruma refleksi benim buzdolabı gibi biri olmama sebep oldu.Evlendikten sonra eşim cicim aylarında güzel karım diyordu.Sonra onun da gözü alıştı heralde söylememeye başladı .Yani o kadar çektiğim sıkıntı bosaymis dedim keşke güzel olmasaydım.Asıl helalim yanında kıymeti olsun isterdim .Fakat ben ciddi travma lar yaşamış erkeklerden bu kadar korkmus biri olarak nasıl birden helalim deyip kendimi bırakayım ilk yılımız işkence gibi geçti ikimiz içinde .Sonra güvenılır bir psikolog tan yardım aldım şimdi iyiyiz çok şükür .Şimdi ki aklım olsa karma liseye kesinlikle gitmezdjm hatta liseye gitmezdim.Şimdi bu yaşadıklarımı anlatinca birçok kişi yaAfedersiniz. dİşi köpek kuyruk sallamazsa diye düşünüyordur .Genelde öyle düşünüldüğün için kendimi o kadar yıprattim zaten .Şimdi size soruyorum güzel olmasaydim bunları yaşar miydim .Ve bana yüz güzelliğinin ne faydası sizce.O yüzden Kevser hanim zengin biriyle evlenmek için güzel olmalı gibi şeyleri bir kenara bırakın sükredin orta güzellikte bir kız oldugunuz için kendinizi olabildiğince geliştirin .Ve göz nuru bir eş için Allah a çokça dua edin .Birde ben bekarken çok zenginler de talip oluyordu ben cok bolluk içinde olursak imtihanimiz farklı farklı olur diye korkumdan sırf zengin diye reddettim o kişileri

          • Süleyman diyor ki:

            Güzellik veya yakışılıkla ilgili hep yaptığım bir yorum var. Özellikle bu çağda bunlar bir bela. Çünkü kadın erkek ilişkilerindeki o çizgi çok inceldi. Bu sebeple geçişler kolay oluyor.

            Zeynep hanımın örneğinin tersini de benim çok eli yüzü düzgün bir erkek akrabam yaşadı. Bu çocuk çok yakışıklı, karizmatik bir insandı. Kızlarda bu kişiye ilgi gösteriyordu. Sonunda o kişi de açılınca olan oldu. Birsürü kız ile çıktı. Hatta 5 kızla aynı anda filan çıktı. Sorulduğunda birbirini biliyor mu bu kızlar diye. Ha evet biliyor demiş. Yani öyle biri. Tabi müslüman bir çevrede büyüdüğü için ters tepti durumu. Bir süre sonra bünyesi kaldıramadı bu sefer bütün herkesten uzak durmaya çalıştı. Ben kızlardan uzak durmaya çalışıyorum ama bu sefer onlar beni bırakmıyor demişti.

            Sonunda çok ciddi bir bunalıma girdi. Bana birgün benim kaç kızla çıktığımı biliyormusun demişti. Bende bilmiyorum dedim. O da bende bilmiyorum dedi.

            Ancak ben şunu anladım. Böyle bir hayat kimseyi mutlu etmiyor. Hele de siz belli bir islami çevrede büyümüşseniz nefsiniz istese dahi bünyeniz ve vicdanınız böyle bir durumu kaldırmıyor. Sonunda bunalım yaşıyorsunuz.

            Güzellik ve yakışıklılık bu dönemde hakikaten daha zor. Zeynep hanımın durumunu okuduğumda yaşadığı çevreninde bunda etkili olduğunu düşünüyorum mesela benim büyüdüğüm çevrede mümkünatı yok bir kişi akşam sarhoş sokaklarda dolaşsın. Hele böyle bir şeye kalkışsın. Özellikle bazı çevredeki okullarda daha kötü oluyor. İmam hatip olsalar bile. Çünkü öğrencisi o çevreden ve o çevredeki ailelerden. Ben bulunduğum şehre filan muhafazakar diyordum mesela bir gün böyle konuşurken arkadaşım he çok muhafazar şu lisede şu kadar hamile kız vardı filan demişti şaşırmıştım. İşte çevre çok farkediyor.

            Bu arada “Şimdi bu yaşadıklarımı anlatinca birçok kişi yaAfedersiniz. dİşi köpek kuyruk sallamazsa diye düşünüyordur” diye bir ifadede bulunmuşsunuz Zeynep hanım. Ancak niye böyle düşünelim. Yani benim de ablam var. O da böyle durumlar yaşadı mesela. Çocuğun bir tanesi hoşlandığı belirtmiş, ablam kabul etmeyince beni bugüne kadar kimse reddetmedi diye belli bir süre musallat olmuş. Kafası bozuk adam çok. Siz bu düşünceleri atlatmışsınızdır zaten ama kesinlikle kafanıza takmayın.

            Son olarakta şunu söylemek istiyorum artık edepsizlik kız ve erkek farketmiyor. Hanımlarda çok arsızlıkta bulunmaya başladı. Ben daha önce burada anlatmıştım. Hanımın biride ben markette alışveriş yaparken biraz dokunmaya çalışıp ne tatlı şeysin sen öyle gibi bir sözde bulunmuştu. Erkek olmam sebebiyle öyle bir derin bir travma olmadı ama çok rahatsız hissetmiştim. Hatta yani bir hanım olsaydım çok korkardım diye düşünüyorum.

            Allah erkeğe ve kadına edep versin. Bizleri, ailemizi böylelerinden korusun.

          • kevser diyor ki:

            Zeynep hanım:
            Elbette sizde kendinize göre sıkıntılar yaşamışsınız.benim imtihanim farklı olduğu için ben anlayamam tam olarak.iyi bir insan oldugunuzdanda yazdiklarinizdan okuduğum kadarıyla şüphem yok.ancak ben gene de fikrimde sabitim.orta güzellikte bi kız olmamın faydasını göremedim.evlilik görüşmelerine gittigimde karşımda buzdolabı gibi soğuk duran etkilenmeyen adamlar görmekten sıkıldım.demissiniz ya yüz güzelliğinin bana ne faydası var sizce diye.sonucta eşiniz sizi evlenmek için kabul etmiş almış bu yetmez mi?
            Dediğim gibi çok aşırı derecede güzel olmayı isterdim.bekarlikla imtihan olmaktan iyidir bence.sonucta aklım zekam ahlakim yerinde sadece görüntü konusunda ikna edici olamıyorum eğer çok güzel olsaydım sonuç farklı olurdu diye düşünüyorum

          • Feyza diyor ki:

            Zeynep hnm,
            Ne cok olay yasamissiniz gercekten zor. Allah sizi korumus ve yardim etmis.
            Guzellik de bir imtihan vesilesi. Dediginiz gibi yasadigi ortami eger musait degilse bir insanin bu imtihani vermesi cok daha zor. Cunku siz kendinizi korusaniz da karsinizdaki bakislarini korumamakta israrciysa boyle vakalarla karsilasabiliyor insan, uzucu bir durum. Ama neyse ki sizinki tatliya baglanmis. Allah mutlulugunuzu daim etsin.

        • Zeynep diyor ki:

          Evli bir hanim olarak Cihad bey e katılıyorum .Ben de eşimi bir süre anlayamadım alışmam birkaç yılımızı aldı.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Ve biz erkekler bir süre sapık muamelesi görüyoruz evde. Çünkü sizi anlamıyor. Kendisine kiyasladigi için kafasında bir yer veremiyor. Bu adam kesin normal değil, bu da ne yazıkki bana düştü diye bakıyor.”

            Evet Cihad abi burada sapık kısmı geçiyormuş :) bu dediklerinizle ilgili müstakil bir yazı yazar mısınız? çok faydası olacağından eminim. Yani biz erkekler sapık olmamak için ne yapmalıyız burda erkeğe ve kadına düşen nedir?

            Ayrıca Sema hanım okuyorsa bu yorumları ondan da bu konuda yorum bekliyoruz kendisine daha önce hiç bu yönden şikayetler gelmiş miydi yani mesela erkekler den”sema hanım yeni evliyiz ama galiba karım beni sapık görüyor” yada kadınlardan “sema hanım yeni evliyim galiba kocam sapık çıktı kurtarın” :)) tarzından mailler falan yada özel birebir konuşmalar oldu mu?

            Çünkü daha önce hiç bir evli arkadaştan,hocalarımızdan vb. kimseden böyle bir şey duymadım yada hissetmedim.ilk defa sizden okuyorum. sadece bir ara yeni evli sayılan bir arkadaş şu mealde bir şeyler demişti”hani kadınlarda şehvet dokuzmuş haya birmiş falan diyorlar “deyip dudak bükmüştü diye hatırlıyorum tabi arkadaş kadınlardaki soğukluğun evlenince farkına varmıştı ama kadınlardaki bu durumu bildiğimden normal karşılamıştım fakat sizin dediğiniz gibi sapık görme olayını ilk duyuyorum.Bu yüzden dediklerinize biraz daha şerh düşmelisiniz bence :)

            Vesselam…

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Bu konuda iddialıyım. Evlendiklerinde karşılarında hanım hanımcık, bazen bakisip duran romantik bir aşık bulacaklar. Kendi bedenin nasıl bir cevher olduğunu ve erkeginde nasıl bir his uyandırıp tahrik ettiğini bil-mi-yor-lar. Bu iş erkeğin tutumuna bağlı olarak zamanla dönüşüyor ama sabır,anlayış ve eşini sürekli gözlemleyerek tanımak şart.”

          Peki cihad abi bunu nasıl becerir erkekler bunun yol ve yöntemine dair vaktiniz olursa bir yazı yazamaz mısınız yani burada erkeğe düşen görevler neler kadına düşenler neler hem bizler hem sitedeki kadın okurlar istifade ederler inşaallah.

          Yeni evli hiç bir erkek kendi karısının gözünde sapık olarak görünmek istemez kadınlar nasıl ki erkekleri kendileri gibi görüyorsa biz erkeklerde bazen kadınları kendimiz gibi görüyoruz heralde hiç sizin baktığınız açıdan bakmamıştım :) daha neler öğreneceğiz neler :) şimdi sizin söylemleriniz beni şaşırttı açıkçası madem kuyuya bir taş attınız gerisini de getirin o zaman :)

          Ayrıca gerçek hayatta sizi de buradaki diğer Abimiz olan Abdullah bir Abiyi de Fatih kardeşimizi de tanımak isterdim. Ama büyük ihtimal her birimiz ayrı illerde ayrı mesleklerdeniz haliyle burası ortak buluşma yerimiz görünüyor. Bizde kaderimize razı olup iktifa edelim. :)

          Vesselam…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            SEVGİLİ AZMO KARDEŞİM

            Beni uzaklarda asramana gerek yok. Kısa bir arama ile beni YÜZ KİTABI’nda SIRTINI DÜNYA’ya dönmüş Sosyal İletişim Uzmanını olarak cabucak bulacaksın zaten.

          • E.Y. diyor ki:

            Abdullah Bir ağabey;
            Yüz kitabını anladım da,sırtını dünyaya dönmüş kısmını anlayamadım,bulamadım sizi,az daha yardımcı olur musunuz.:)

    • Zeynep diyor ki:

      Bence kadınlar birbirleri için giyiniyor .Dekolte giyinen bir kadın bile bakışlardan rahatsız oluyor erkekler baksın diye giyinse neden rahatsız olsun .Kadın fitrati gereği otuz tane erkeğin arasına girse birini beğenir birisi kendisine baksin ister diğerlerinden rahatsız olur .Fakat bir erkek otuz kadının olduğu bir ortama girse hepsine bakar ve birden çok kişiyi beğenir bütün kadınların ona bakmasından rahatsız değil belki hoşlanır .Ne kadar kızlar artık edep dışı haraket ediyor görünse de bence hala flort tarzı ilişkilerde en çok kızlar zarar görüyor duygusal olarak .Birde ben çok açık giyinen kızları erkeğin kendine bakınca ne hissedeceğini akıl edemiyor diye düşünüyorum. Mesela çok açık giyinen bir kız olsun eşim in olduğu ortamda eşimi kıskanmam bakarsa kendi günahı fakat kızı bakışlardan kıskanırim üzülürüm kızın adına rahatsız olurum .

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Mesela çok açık giyinen bir kız olsun eşim in olduğu ortamda eşimi kıskanmam bakarsa kendi günahı ”

        Bu cümleniz çok ilginç geldi bana Zeynep hanım. :)

        Nasıl yani kıskanmam, ve nasıl çok açık giyinen bir kızla eşinizin aynı ortamda olmasını kıskanmazsınız eşinizde erkek neticede gözü kayabilir o kızı sizden çok güzel bulup beğenebilir şeytan o kızın görüntüsünü eşinizin hayal dünyasına ara ara getirebilir bütün bunlar kuvvetle muhtemel şeyler iken çok rahat gördüm sizi.

        Bu söyleyeceğim genel bir durumdur Zeynep hanım üzerinize alınmayın lütfen söyleyeceğim şu ki,

        Bazı hanımlar türedi toplumda kendi eşlerinin başka kadınlarla muhabbet etmesine bu iş görüşmesi olur akrabalık, komşuluk görüşmesi olur hiç sınır koymuyorlar ya eşlerine çok güveniyorlar ya kıskançlık duyguları ve sevgileri bitmiş. Ben bu tip kadınların erkek fıtratını bilmediklerini düşünüyorum bakınız yıllar önce bir fıkıh hocamız bizlere şu mealde bir şeyler söylemişti “bazen baldızla konuşurken nefsani bir zevk alıyorsunuz acaba karıyı değilde baldızımı alsaydım diye düşünüyorsunuz” yani erkek baldızıyla konuşurken bile şeytan ona vesvese verir aklına türlü türlü şeyler getirir. erkek fıtratını iyice analiz etmeden bence bekar hanımlarımız evlenmeye pek tevessül etmesinler. hep erkekler basit kadınlar grift derler ama bizim kadınlarımız daha basit olan erkekleri bile çözmemişler. birde biz erkeklerden karmaşık kadınları çözmemizi bekliyorlar.

        Rabbim hepimizi Islah etsin inşaallah…

        Vesselam…

        • gulpembe diyor ki:

          “bazen baldızla konuşurken nefsani bir zevk alıyorsunuz acaba karıyı değilde baldızımı alsaydım diye düşünüyorsunuz”

          Iyiki seytanin vesveseleri var, yoksa ahlaki zafiyet, kusur ve noksanliklarimiza nasil kilif bulacaktik?
          Seytanin vesvesesi kizkardes, teyze, hala olunca nasil frenlenebiliyor? Bunu durustce merak ediyorum aciklayabilir misiniz?
          tesekkurler

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Kız kardeşiniz var mı bilmiyorum ama siz eşinizi onunla baş başa bir evde uzun süre bırakabilir misiniz? Dürüstçe cevabını verin.

            Eşinizin erkek kardeşi var mı bilmiyorum ama eşiniz sizi onunla baş başa bir evde uzun süre bırakabilir mi? Dürüstçe cevabını verin.

            Burada sayfalarca yazdık ettik. İnsanlar fıtratlarını inkar ediyor, kızlar açılıyor saçılıyor erkekler onlara sözde arkadaş, gardaş bacı ayağı uyduruyor sonrasında malı götürüyor, bunu çeşitli kılıflara uyduruyor, bu düpedüz yalancılıktır, fıtratı inkardır dedik.

            Şimdi siz bana dürüstçe söyleyin, bana nikah düşen birinden hoşlansam bu ahlak zafiyeti midir yoksa fıtrat mıdır?

            Tabi sizler haklısınız, benim karşı cinsten hoşlanmam, sapıklık, ne yapayım işte nefsime söz geçiremiyorum, karşı cinsten hoşlandığım için onlarla birlikte zaman geçirmek istiyorum. Halbuki biz de ahlaklı(!) insanlar gibi cinsiyetsiz olarak kardeş kardeş(!) yaşayabiliriz değil mi?

            Kadınlar lütfen kusura bakmasınlar, tüm erkekler adına özür dileyelim, malum sapık kocalar nikah yoluyla Allah’ın emaneti olarak aldıkları helalleriyle birlikte olmak istiyorlar. Derin bir ahlak zafiyeti içindeler. İnsan karısıyla birlikte olmak ister mi resmen tecavüz(!)

            Gülpembe Hanım, peşin peşin söyleyeyim, yazdıklarım çok açık, anlamıyormuş ayağına yatmayın, öyle sakin olun falan da yazmayın. Feminizm propagandanızı da öyle ahlak vb. gibi kılıflara uydurmaya çalışmayın. Yorumlarınızda ürün yerleştirme ustası olduğunuzu biliyoruz, yapmayın, yemezler…

            Kayınlara yapılacak muamelenin sınırları bellidir. Bundan sonra acıkınca yemek yemeyin, nasıl olsa Allah’ın yarattığı nefsiniz sebebiyle sahip olduğunuz bu duygu size göre ahlak zayifeti ne de olsa… İnsan kendini terbiye etmeli, yemek yememeli…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            GÜLPEMBE’ye…

            Sizinle ilgili daha önce aldığım karar hala yürürlükte, kararımdan vazgeçmiş değilim ama ortaya attığınız soru İNSANLARIN KAFASINI KARIŞTIRACAK, SUYU BULANDIRACAK türde bir soru olduğu için bu soruya ABDULLAH BİR olarak değil BİR MÜSLÜMAN olarak cevap vermem, açıklama yapmam üzerime farz oldu.

            Akıllı ve samimi Müslümanların tamamının bildiği üzere

            ŞEYTAN APTAL DEĞİLDİR.

            AKINTIYA KÜREK ÇEKMEZ

            OLMAYACAK DUAYA AMİN DEMEZ

            BİNMEYECEĞİ EŞEĞE OT YEDİRMEZ

            Çünkü İBLİS
            Allah ve Resulünden sonra ADEMOĞLU’nu EN İYİ TANIYAN, YARATILIŞ KODLARINI (fıtrat) ÇOK İYİ BİLEN YARATIKTIR.

            Bu nedenle insanları günaha sevk etmek için şeytan için daha kolay ve ucuz yollar varken zor ( fıtrata/yaratılış kodlarına aykırı) olan konularda zaman ve emek ( istisnalar hariç) harcamaz.

            Bir başka ifade ile sadece aptalların yapacağı sekil de ( sizin kız kardeş, teyze, hala vb KAN BAĞI ve EBEDİYEN NİKAHLANMASI HARAM OLAN olan kişiler örneğinizde olduğu gibi ) “bir tutam bal için bir ton keçi boynuzu çiğnemez”

            Mesela NEFSANİ ve CİNSEL yönü zayıf bir KUL’u zina yapmaya zorlamaz genellikle. Bu seytan için bile zordur. Şeytan o kulu daha farklı şekillerde aldatmaya, günaha sevk etmeye calışır.

            Baldız veya kayın akrabalık ilişkisi nedeniyle kadın ve erkek ile daha rahat ve sık görüşme imkanına sahip olduğu ve gayri mesru niyetlerini çok bariz ifşa etmedikleri için aileleri ve içinde yaşadıkları toplum yaşayacakları/yaşadıkları gayri mesru ilişkiyi fark etmeyebilir. Veya fark etse bile bu konu Türk toplumunun büyük bir çoğunluğuna göre NAMUS MESELESİ olduğu için hiç kimse % 100 emin olmadan bu konuya mudahil olmak istemez, hatta olmaz.

            Kaldı ki;

            Sizin bilerek veya bilmeden ( ki sizin kan bağı ile kayın bağı arasında ki farkı iyi bildiğinizi düşünüyorum) insanlara verdiğiniz örnek ve bununla alakalı bağlantınız, çıkarımınız, yönlendirmeniz hatalı, hatta YANLIŞ; sizin daha önce ki benzer çıkışlarınızı dikkate aldığımda bir tür ALGI OPERASYONU olabilir.

            Çünkü; bu konuda baldız ile kız kardeş, teyze-hala vb insanları aynı kefeye koymak normal insanın yapacağı bir TUTARSIZLIK, EŞLEŞTİRME değildir.

          • gulpembe diyor ki:

            Fatih bey,
            soruma cevap vermemissiniz. Oyleyse ben once kendim kendimi cevapliyim, sonra sizin sorularinizi.
            bence erkek bir hayvan degildir. Bizi insan yapan tabularimiz, dokunulmaz alanlarimiz ve iradelerimiz vardir. Elbetteki helal/haram bellidir, bununla beraber toplumlarin orfleri geregi kirmizi cizgileri de olur, bu degerlerle buyur ve yasam kurariz. Bunun aksi olsa, toplum diye birsey olmaz, cok daha hizli tefessuh eder ve biteriz.
            Malum ki Turkler cok onurlu ve namuslarina duskun bir millettir. “yan gozle bakmamak..”yengemiz” gibi tabirler bildigim kadariyla sadece bizim millete hastir.bu baglamda baldiza yan gozle bakilmasini, fitrat ve vesvese ile “sirinlestirilebilr, olurabilir(boyle bir kelime var mi bilmiyorum simdi uydurdum)”gostermek cirkin ve kabul edilemezdir.

            Sizin sorulariniza gelince ne ben ne esim kendi kardeslerimizle halvette kalmayiz. Cunku dinimiz yasaklamistir. Bununla beraber ne ben ne esim kardeslerimize “yan gozle “bakmaz, oz kardeslerimizden ayri tutmayiz. Boyle ve benzer degerlerle yetistirildik.

            Yorum icin tesekkur ederim.selamlar

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Gülpembe hanım demişki, “Seytanin vesvesesi kizkardes, teyze, hala olunca nasil frenlenebiliyor? Bunu durustce merak ediyorum aciklayabilir misiniz?”

            Ben susayım da size Risalei Nurdan bir parça sunayım malum risale okuyordunuz sanırsam ama galiba bu bölümü atlamışsınız.

            “İnsan, hemşire misilli mahremlerine karşı fıtraten şehvânî his taşıyamıyor. Çünkü mahremlerin simaları, karâbet ve mahremiyet cihetindeki şefkat ve muhabbet-i meşruayı ihsas ettiği cihetle, nefsî, şehvânî temâyülâtı kırar.

            Fakat bacaklar gibi şer’an mahremlere de göstermesi caiz olmayan yerlerini açık saçık bırakmak, süflî nefislere göre, gayet çirkin bir hissin uyanmasına sebebiyet verebilir. Çünkü mahremin siması mahremiyetten haber verir ve nâmahreme benzemez.

            Fakat meselâ açık bacak, mahremin gayrıyla müsavidir. Mahremiyeti haber verecek bir alâmet-i farikası olmadığından, hayvânî bir nazar-ı hevesi, bir kısım süflî mahremlerde uyandırmak mümkündür. Böyle nazar ise, tüyleri ürpertecek bir sukut-u insaniyettir!” (yirmi dördüncü Lema)

            Yani süfli nefis mahremin yüzü değilde bacağını görünce tahrik olabiliyormuş demekki. Üstad buna veciz bir şekilde “sukutu insaniyettir” diyor yani nefsin dediği şekilde mahreme bakmak hatta Allah muhafaza bu bakışı fiilayata dökmek o zaman sukutu insaniyet oluyor işte.

            Tabi burda üstad bu konuyu Tesettür risalesinde bahsediyor. Yani burada kadınları uyarıyor aslında onlara manen diyor ki “ev içinde bile olsanız bacaklar dışarıda tesettürsüz dolaşmayın çünkü nede olsa bunlar benim mahremim bana o gözle bakmazlar demeyin bir an yüzünüz görünmez o mahreme sadece açıkta olan yerleriniz görünür ve insanlığın sukutu yaşanır. Burada üstad nefise vurgu yapıyor çünkü nefis hayvani özelliklere sahiptir. Ve erkekteki nefiste görsellikten hemen etkilenen tahrik olan bir mahiyette olduğundan buna dikkat çekiyor ve kadınları uyarıyor.

            Vesselam…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Ayrıca Gülpembe hanım galiba konuyu anlamamakta ısrarcısınız size şunları da söyliyeyim.

            Bugün toplumdaki affedersiniz “ensest” durumları nasıl açıklayacaksınız o durumlara düşen erkekler hepsi anne karnından mı öyle doğdular. Süfli nefislerinin emirlerine göre hareket ettiler ve yoldan çıktılar. Bakın bu işler bir anlıktır yani o an nefis ve şeytan size vesvese verir siz eğer sağlam imana sahipseniz o vesveye aldırış etmez euzu besmelenizi çeker şeytandır der yolunuza devam edersiniz ama iman zayıf namaz niyaz yok ise o zaman bu tür ağır günahlara düşmeniz bazen kaçınılmaz olabilir.

            Siz insanların nasıl katil,tecavüzcü,tacizci,hırsız olduğunu zannediyorsunuz hepsinin altında yatan yine nefis ve şeytanın vesvesesi değil mi? sinirlenince neden islamda müminlere abdest almaları hatta iki rekat namaz kılmaları telkin edilir çünkü şeytan işini çok iyi biliyor sizin birine sinirlendiğinizi biliyor gelip size telkinler veriyor şöyle öldür böyle tuzak kur vb. şeyler söylüyor hatta eskiden yaşanmış şeyleri zihninize getirip o kişiye karşı sinirinizi,hıncınızı daha da arttırıyor. ve siz eğer imanınız kuvvetliyse bu şeytandandır deyip teskin olmaya çalışıyorsunuz yok iman zayıfsa bir an şeytana uyup katil yada tecavüzcü olabiliyorsunuz.

            “Iyiki seytanin vesveseleri var, yoksa ahlaki zafiyet, kusur ve noksanliklarimiza nasil kilif bulacaktik?”

            yani en nihayetinde ahlaki zaafiyetin kusurun noksanlıkların arka planında şeytan ve nefsin emirlerine uymak yatıyor hanımefendi niye anlamıyorsunuz. Ahlaki zaafiyeti melek insana emretmediğinden kim emrediyor da o insan ahlaksız oluyor söyler misiniz bana? insanın kalbi sürekli iki yerden gelen telkinlerle bir mücahede halindedir bilmiyor musunuz? şeytan sürekli kalbe vesvese vermekle kötülüğü emretmekle meşgulken meleklerde sürekli iyi şeyleri telkinle meşguller ve burada insan iradesi devreye girip ya meleği ya şeytanı dinliyor.

            Konuyu manipüle etmekte üstünüze yok baldız olayını söyleyen hocayı görseniz donanımını falan belki gelir fıkhi sorularınızı sorarsanız ama adam başına gelen bir vesveseyi bizleri uyarma adına paylaştı diye adamı ahlaksız yaptınız helal olsun ne diyeyim.

          • Feyza diyor ki:

            Gulpembe hnm,
            Soruyu bana sormamissiniz ama bu konuyla ilgili birseyler yazmak isterim.
            Seytanin vesvesesi ve nefs-i emmarenin seytanin vesvesesinden daha kuvvetli tesirleri sebebiyle insanlar hicbir zaman gunahtan beri degildir. Insanin aklinda turlu dusunceler, yasadiklari ve gordukleri dogrultusunda zuhur edebilir ama bu zuhur etme durumu her zaman fiiliyatla neticelenmedigi ve neticelenmeyecegi icin karsinizdaki insanin aklindan ne gectigini bilmeniz mumkun degil. Yani bu baldiz ornegini veren kisi durust davrandi ve bunu talebelerine soyledi ama baldizina soylemedi ve bu, “soylemeyen” her insanin aklina gelmediginin gostergesi degil. Bilmiyoruz ki cevremizdeki insanlar ne dusunuyor. Her insan cok mu durust? Sehevi duygulari birakin bir kenara, su dk konustugunuz insan, bir bakiyorsunuz bes dk sonra hakkinizda giybet etmis. Yuzumuze bakarken hakkinizda ne dusundugunu bilmedigimiz insanlarla yasiyoruz bu bir gercek. Biz de bu insanlardan biriyiz, nihayetinde nefs sahibiyiz. O yuzden mesela “kalp gozumu acip da beni perisan etme Allah’im” seklinde ince bir dua seklimiz vardir.
            Tabi bunlari her daim derin derin dusunsek hicbir insanla irtibat saglayamayiz. Evham ve vesveseye ducar oluruz. Biz de ilahi receteyi uygulayip once “tedbir” alip geri kalan kisimda da “husn-i zanla” yaklasmak uzere kendimizi bu vesveselerden uzak tutuyoruz.
            Zaten dinimiz tedbir hususunda gereken gayreti gostermeyi, “zina etmeyin”den evvel zinaya “yaklasmayin!” ‘ emriyle bize ferman buyururken, “…ve nefs daima kotulugu emredicidir” ayetiyle de durumun vehametini haber ediyor.
            Ve yine Efendimiz asv dahi “beni nefsimle goz acip kapayincaya kadar da olsa yalniz birakma Allah’im!” diye dua edip, nefsin tehlikesine dikkat cekerken bizim kendimizi bu tehlikeden mustagni gormemiz pek gercekci gozukmuyor.
            Dinimiz her ne kadar nikah dusen dusmeyen kisileri kategorize edip muharremat faslinda bunlari detayiyla bize bildirmis olsa da, bu sinifin disinda kalan her insanla “sınırsız” bir iletisimde bulunabilecegimize dair de izin vermedi.
            Mesela, kiz ve erkek kardesler, hukmen kardestir ama Resulullah Efendimiz asv bir rivayete gore yedi, diger rivayete gore on yasinda yataklarinin/odalarinin ayrilmalarini emrediyorsa bu, kardes dahi olsa aradaki riskin hicbir zaman sifira indirgenemeyeceginin gostergesidir. Risk var ki tedbir alinmasi emrediliyor.
            Bu risk her zaman fiiliyata dokulmez, ensest bir fiili sapkinliktan bahsetmiyoruz. Fakat beyinde tasavvur edilmesine dahi musade olmamasi acisindan bu tedbiri uygulamamiz gerekiyor.
            Yine baldiz orneginde baldiz, gecici olarak enisteye mahremdir. Ama kadin olse ya da bosansa baldiz/eniste arasindaki bu mahremiyet kalkar. Haliyle evlilik devam ettigi surece de ne kadar nikah dusmese de, belli sartlara riayet etmek edeben gereklidir. Mesela, kocanin erkek kardesi icin Efendimiz asv “ölümdür” tabirini kullanarak olayin onemine dikkat ceker. Hani sapkinlik acisindan bakarsaniz bir erkegin erkek kardesinin hanimina da bakmasi, o gozle tahayyul etmesi baldizinki kadar gayriahlaki bir durumdur. Baldizla ayni safta tasnif edebiliriz. Ama tehlikeli bir durum var ki, dinimiz zinhar men ediyor.
            Hepsini gecelim. Yatili okullarda kiz kiza yatmanin dahi ilerde sevicilige zemin hazirladigi bilimsel bir tesbit. Ornegin yatili Kur’an kurslarinda gecelikle veya yanyana yatmak yasaktir. Geceligin altina pijama giymek zorunlulugu vardir. Bu da ‘ayni cins’ oldugu halde iki gencin hemcinsi olan birbirine ilgi duymasinin onune gecmek icindir.
            Yani dusunun ki tertemiz ilim ehli ve herseyden bihaber oldugunu dusundugunuz kizlarin dahi hemcinslerine ilgi duyup sapkin egilimlere yonelmemesi icin bir dizi tedbire basvuruluyor. Cunku nefs. Surda bir gedik acilir ve bu gedik buyuyebilir, farkinda dahi olmazsiniz. Bu dusunce ya da merak hissinin zihindeki anlik belirtileri, o kisilerin sapkin olduguna isaret etmez. Nefsi ve belki anlik bir durtudur, ama önü alinmazsa sapkinliga donusebilir. Bu yuzden tedbirli olunmak zorundadir.
            Orn erkek kardesle gereksiz guresmek, el kol sakalari, ozellikle ergenlik cagindakilerin haram degil diye fazla birbirine sirnasmalari ya da haram degil diye birbirinin yaninda giyinip soyunmamalari dikkat edilmesi gereken durumlardir.
            Baldizla nikah dusmez diye oturup saatlerce sohbet etmenin, gulusup konusmanin, eniste de olsa tesetturu ihlal etmenin ya da halvet olusturacak durumlara meydan vermenin edebi bir yani yoktur. Biz bunlara dikkat etmek zorundayiz ve zihin okumayi gerektirecek durumlara gerek birakmamak icin tedbirli olmak en temiz, en nezih secenektir.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Akrabayı dahi geçelim. Ben yeri geldiğinde hanımlarla çalışmak zorunda kaldığımı söyledim. Burada diğer kişiler de benzer durumda kalabiliyor. Hatta açık giyindiklerinde dikkat çektiklerini de yazdık. Şimdi onlar dikkatimizi çekince yan gözle bakmış mı olduk. Ben fıtratımı inkar etmem. Tesettürüne dikkat etmeyen ve nikahlanmam teknik olarak kısıtlanmamış hanımlar dikkatimi çeker. Ancak dikkatimi çekti diye uzun uzun süzüp yan gözle bakıp da onları elde etmeye çalışmam.

            Gülpembe Hanım lafı dolandırmayalım. İrade falan bir şeyler gevelemişsiniz. Oruç tuttuğumuzda açlığımıza irade göstermemiz aç olduğumuz gerçeğini örter mi? Burada da öyle tutup da kimse kaynını nasıl yatağa atarımın hesabını yapmıyor. Ancak fıtrat gereği dikkat çektiğini yazıyor.

            Cihad Bey’in kastettiğinin yan gözle bakmak olmadığı, fıtratı tariflediği çok açık. Öyle ki bu fıtrat diyor örfle korunan şeyleri bile deldirecek potansiyele sahip aman dikkat diyor.

            Bence siz bunu dibine kadar anladınız. Anlayamadıysanız da hayretler içindeyim. Önceden de yazdım. Bizleri karma eğitimle kızlarla bir arada oturttular. Sizin kafadakiler cinsiyetleri ve fıtratı yok saydı ve inkar etti. Lise ortamında biz kendimizi suçlu hissettik kızlara ilgi duyuyoruz diye, halbuki onlara yan gözle bakmamalıydık. Ben gibilerin sayısı az değil.
            Mezun olunca gördük ki benim gibiler çok safmış bize yalan söylenmiş. Arkadaş ayağına kızlar da erkekler de malı götürmüş. Madem onlar bacımızdı da etek boyları neden ilk teneffüsten sonra kısalıyordu?

            Özetle. Fıtratı inkar etme ve onu bastırmaya çalışma toplumu cinsiyetsizleştirme projesinin bir ayağıdır. Erkeklerin ve kadınların karşı cinste nikah düşen kişilere ilgi duyması normaldir. Baldız da olsa yabancı kadındır. Eşinizden boşanınca belki bir kaç sene sonra evleneceksiniz bilemezsiniz. Teknik olarak mümkündür…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Söz konusu kızkardeş hala vb. olduğunda dikkatimizi çekmiyorlar. Dikkat çekme durumu olsa muhtemelen onlarla ilgili de yasaklar olurdu yani Allah’ın kanunlarının elbette bir dayanağı var, kullarına zulmetmiyor hikmetsiz hiçbir yasağı yok ki örfen konulmuş kurallar da var.
            Söz konusu kız kardeş gibi yakınlarsa bırakın ilgi duymayı ağıza alınması bile midemizi bulandırır.

            Sorunuz gerçekten mide bulandırıcı, tebrikler…

          • Ahir zaman Müslüman Olmak diyor ki:

            “Rivâyetlere göre, Ebu Hüreyre secde esnasında zina yapmaktan, hırsızlıktan, küfre düşmekten, büyük günah işlemekten Allah’a sığınırdı. Kendisine “Bunları işlemekten mi korkuyorsun?” diye soruldu: “İblis hayatta olduğu, kalpleri dilediği şekilde çevirici bulunduğu müddetçe, beni bu işlerden kim garantiler?” cevabını verir.”

            Yukarıda paylaştığım anektot meşhur sahabi Ebu Hureyreye ait Gülpembe hanım. Şimdi umarım meseleyi daha iyi anlarsınız. heralde size hiç şeytanınız vesvese vermiyor aklınıza pis kötü şeyleri getirmiyor ya evliya mertebesine çıkmışsınız. yada şeytanınız artık müslümanlığı seçmiş sizinle uğraşmıyor.

            Yani ben bazı insanları anlayamıyorum ya ben farklı gezegende yaşıyorum yada başkaları yaşıyor.!

            Yahu bizler namaz kılarken bile lanetli şeytan aklımıza onlarca vesvese atıyor bazen yıllar önceki şeyleri zihnimize namaz esnasında getiriyor bütün bunlarla mücadele edip namazımızı bozmadan tamamlamaya gayret ediyoruz. Aynı şekilde çarşı pazarda onlarca,yüzlerce kadın görüyoruz aklımıza şeytan yine bir yığın şey getiriyor hepsini umursamamaya çalışıyor şeytandan olduğunu biliyor es geçiyoruz. ve aynı şey hemen hemen herkesin başına erkek olarak geliyor biliyorum hatta bir örnek daha verecektim bu da bir sakallı yaşı 60 ın üzerinde bir hacı amcadan oda şeytanın ona söylediğini birilerine söylemiş ama söylesem burada baldız olayından daha tepki toplar vukuat çıkar en iyisi boş verelim.

            Feyza kardeşimizin kardeşlerin odasını ayırma örneğini bende verecektim ama o benden önce davranmış tebrik ediyorum kendisini basiretinden,ferasetinden dolayı.

            Yüce kitabımız Kur’an’ı kerimde Hz. Yusuf kıssasında mealen eğer yusuf bizim işaretimizi görmese oda kadına meyledecekti demiyor mu? demekki o anda hz. yusufun da nefsi ona bazı şeyleri telkin etmiş olmalıki Hz. yusuf ayetin devamında “muhakkak ki nefis kötülüğü emredicidir” demiştir. ayrıca o kadın tabiri caizse hz. yusufun müdürünün karısı toplumda müdür,patron karısına yan gözle bakılmaz değil mi? ama işte nefis yan gözle bakmayı emredebiliyor hem bazen baldıza hem yengeye hem patron karısına.

            Feyza kardeşimizin de değindiği gibi bu anlık nefsin dürtüleri de kimseyi hemen ahlaksız,şerefsiz veye hayvan yapmaz.o dürtülere karşı koyamazsanız o dürtülerin peşinden gider de bir halt işlerseniz o zaman toplumda ahlaksız olursunuz damgalanırsınız.Ayrıca bu dürtüler de sadece erkeğe has değildir kadında da nefis vardır aynı dürtüler ondada vardır züleyhaya hz. yusufa meyletmesi dürtüsünü kim verdi zannediyorsunuz.Züleyha da kraliçeydi ve işçisi olan Hz.Yusuf’la zina yapmak gibi bir şey aklından geçirdi. Hani toplumda patron karısı işçisine yan gözle bakmaz değil mi? demek ki oluyor işte.

            Tabi erkek olsun kadın olsun zinaya düşmek bu baldızla da olur yengeyle de olur başkasıyla da olur yine dünyanın sonu değildir.tövbe kapısı açıktır tövbe eder öyle bir haltı bir daha yapmaz rabbinizden af dilersiniz. neticede şirk dışında her günahın bağışlanabileceğini biliyoruz.

            Umarım mesele anlaşılmıştır. Artık bu konuda yazmayacağım çünkü çok sıkıldım.Şunu bir kez daha anladım ki hayatta en zor şey insanlarla uğraşmak onlara bir şeyi anlatmaya çalışmaktır.Bu bakımdan Peygamberler (a.s.) neler çektiler insan daha iyi anlıyor hakikaten.

            Vesselam…

        • Zeynep diyor ki:

          Kıskanmiyorum gerçekten bazen eşim takılır televizyon izlerken ne kadar da güzel der bende güzelmiş gerçekten derim eşim sen hiç kıskanmaz misin beni der .Eşime güveniyorum fakat söyle birsey var müslüman bir erkek olarak gözlerini haramdan korumak kendi sorumlulugu ben ona eşi olarak yardım ederim günaha meyletmesin diye ki bu konuda içim rahat
          İlerde yaslaninca ya da kilo alırsam çekici bulmazsa beni günaha girmektense istediği begendigi biriyle nikahlanabilir uzerime benim için sorun değil çok ciddiyim bu konuda .Eşimi seviyorum fakat hiçbir zaman kıskanmadım .Dışarda tesetturume çok dikkat ediyorum o yüzden eşimin de hiç kiskandıgini farketmedim fakat ikimiz de dışarda karşı cinsle aramıza mesafe koyuyoruz kesinlikle gerekmedikce konuşmayız bile belkide güven burdan geliyor .

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Bende çok şaşırdım Zeynep Hanım bu yorumunuza :-)
            Benim eşim de hamd olsun bu konularda çok dikkatlidir.Gerçekten güveniyorum dikkat edeceğine.
            Ama ben yine de kıskanırım öyle ortamlarda dikkat edeceğini bile bile rahatsız olurum. bence güven meselesi değil. Daha önce bir hanımdan daha duymuştum hiç kıskanmam eşimi diye o zamanda çok şaşırmıştım. Demekki bazı hanımlar kıskanmayabiliyor.

        • E.Y. diyor ki:

          Yahu insan şunu öylerken utanır;’karıyı değil de baldızı mı alsaydım?’
          Bir kadın ‘kocamla değil de abisiyle evlenseydim’ dese neler olur?!…
          Çok kolay fitne çıkaracak sözler bunlar,anmak bile hoş değil.
          Yazar üzerine alınmasın,alıntı yapılan kişiye ithafen söylüyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sayın E.Y.

            Google’a “baldız enişte” yazarak bir arama yapın.

            Mideniz kaldırıyorsa burada bizimle paylaşın çıkanları. Benim kaldırmadı yazamadım…

            Fıtratı inkar ettiğiniz artık YETER! Yapıyorsanız bari yalan söylemeyin, delikanlı olun. Hem erkek fıtratını hem de kadın fıtratını inkar ediyorsunuz. Erkek fıtrat gereği kadına düşkündür. Fıtratını inkar etmeyen hanım tanıdıklarımın dediği şu.Kadın da ilgiye ve güce düşkündür. İki erkek bir kadın için rekabet etse kadın bu rekabeti kazananı seçer. (Bir kız sevgilisi olduğu halde nasıl olur da başka biriyle daha çıkıp evlenebilir diye sorduğumda buna yakın bir cevap almıştım ve gayet doğal dediler.)

            Nikahlanmam sonsuza kadar haram olan kadınlar dışındaki kadınlara ilgi duymam fıtrat gereğidir. Fıtrat gereği olan bir duyguyu hissetmem ahlaksızlık değildir. Asıl ahlaksızlık fıtratı inkar edip yalan söylemek, asıl ahlaksızlık fıtratını inkar edip Allah’ın kayınlarla ilgili koyduğu sınırları çiğneyip harama düşmektir, ahlaksızlık budur. Ahlaksızlık fıtrat gereği yaşadığı duyguları dürüstçe ve kıvırmadan paylaşanları ahlaksızlıkla suçlamaktır.

            Siz kadınlar sizlere dost arkadaş ayağıyla yanaşanların size karşı hiçbir şey hissetmediğini mi sanıyorsunuz kaynınız bile olsa! Sanmıyorsunuz aslında , dibine kadar biliyorsunuz öyle olmadığını ama ilgi görmek hoşunuza gidiyor. Kıyafet mevzu da öyle. Kendiniz için giyiniyormuşsunuz, peh peh peh.

            Bu konunun tartışılacak bir tarafı yok. Kaldı ki böyle yazdık diye her ilgi duyduğumuzla beraber olmaya çalışacağız diye bir durum da yok. Önemli olan tehlikenin farkında olmak ve böyle bir duygu hissetse de şeytana uymamaktır.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Yahu insan şunu öylerken utanır;’karıyı değil de baldızı mı alsaydım?’”

            – niye utansın kardeşim hocamız sınıf ortamında yaklaşık 15-20 tane erkeğiz bekarı da var evlisi de kadın-erkek ilişkilerinden bahsederken böyle bir şey söyledi yani dikkatli olunması için adam gidip bunu zaten karısına söyleyecek değil ya bizlere söyledi.

            “Bir kadın ‘kocamla değil de abisiyle evlenseydim’ dese neler olur?!…”

            – bence aynı şeyi bir kadında söyleyebilir çok normal çünkü bunu ona söyleten nefis ve şeytan bakın bir kadın kocasının abisiyle yada erkek kardeşiyle çok yakın olursa sürekli konuşursa,gülüşürse şeytan gelir ona da aynını der oda kendi içinden “acaba kocamı değilde kardeşini yada abisini mi alsaydım” diyebilir.

            İnanın hayret ediyorum bazı insanları anlamakta güçlük çekiyorum.Ne var ki şimdi hocamızın dediğinde ayrıca İslam’da akla,hayale gelen vesveseler pis şeyler fiiliyata dökülmedikten sonra günah olmuyor ki bunu da bilmiyor musunuz?

            Ayrıca şeytan insanın damarlarında dolaşır hele birde kadın-erkek yalnız kalınca neler sokmaz ki akıllarına ama tabi akla,hayale gelen her şeyi herkes ulu orta paylaşmadığı için size garip geliyor bu tür şeyler ama işte bazıları da bizlerin dikkatli olması için söyleyince bizde burada söyleyince olay oluyor. her neyse..

            Vesselam…

          • kevser diyor ki:

            E.Y bey/hanım:
            Işte beraber oturulup kalkılırsa konuşulursa insanların içinden böyle iğrenç duygular da geçer.sonucta nefs alçaktır!ben bazen bakıyorum beraber kadın ve erkekler birarada saatlerce kah kah kah kıh kıh kıh oturuyorlar.daha önce fatih bey yazmıştı:bayanların çalışması konusuna notrum diye.iyi de bu konuya nasıl nötr kalabildiniz?aldatma, ihanet olaylarının yüzde 90 ı kadın erkek karışık çalışılan iş ortamları en sık görüşen insanlar arasında oluyor genellikle.

          • E.Y. diyor ki:

            Fatih bey
            Fıtratı inkar etmiyorum;sadece dillendirmek hoş değil.Özellikle hocaların daha dikkatli olması lazım;bunlar özel;birebir konuşulacak meseleler.
            Ve bu olayla ilgili bir mevzu duymuştum çok yakınımda;tekrar ediyorum;düşünülse bile orda kalmalı.

            Ayrıca internetten niye arayayım?!Kanıt görmek istemiyorum.Var olduğunu inkar etmiyorum.
            Üslubunuz hoş değil ayrıca;’siz kadınlar’ diye başlayan hitabınıza ve devamına anlam veremedim..
            Fikrimin arkasındayım

          • Sadece Fatih diyor ki:

            E.Y. Hanım.

            Siz kadınlar daha doğrusu günümüzdeki kadınlar bu konularda çok cahilsiniz ve cahil cahil işler yapıyorsunuz. Giyim kuşamdan tutun da yabancı erkeklerin olduğu yerlerde hareketlerinize ve oturup kalkmanıza dikkat etmemenize varana kadar. Bu yaklaşım toplumsal bir hal aldı yoksa yazmazdım. İstisnalar kaideyi bozmaz.

            Kevser Hanım. Her çalışan kadın erkeklerin olduğu ortamda mı çalışıyor yapmayın, imam hatip ortaokulunda öğretmenlik yapan kıza ne diyeyim ben, evin düzenini sağlıyorsa ne diyebilirim ki? Eskiden niye nötr olduğumu yazdım, bugün ortalama bir düğün masrafı kaça geliyor haberiniz var mı? Kimseyle görüşürken mesleği olsun şusu busu olsun diye şart koşmadım. İlle de öğretmen olsun demedim öyle denk geldi biri mesela. Tam tersini yaptım ama üç mühendis kızla da elektronik, inşaat, makina, görüşmedim ana sebep evlerine benim istediğim seviyede sahip çıkamayacak olmalarıydı. Ayrıca bu meslekler kadın fıtratına uygun değil. Allah onlara da hayırlı eşler versin.

      • Feyza diyor ki:

        Azmo kardes, kiskanclik konusunda katiliyorum. Zeynep hnm esiyle kac yillik evli oldugu icin onu tanidigindan dolayi belki rahat konusabiliyordur. Guven testubden defalarca gecmisse belli bjr bag olusmustur ve o yuzden boyle soyluyor olabilir. Allah muhabbetlerini artirsin ne guzel..
        Ancak kiskanckik noktasinda size katiliyorum. Nefs nefstir. Birinci bakis gayriihtiyari de olsa ikinci nefstendir ve hz.Yusuf dahi nefsini temize cikarmazken biz de ne kendi nefsimize ne esimizinkine yuzde yuz garanti vereneyiz.
        Bir de diger yorumunda esimin cok guzel olmasini isteniyirum demissin. Biraz acele yaziyorum ama kisaca sunu soykeyeyim.
        Tesetturune hakkiyla riayet ettikten sonra guzel olmasinin bir sakincasi olmaz kardesim. Tesettur zateb guzelkigi ortmek icin ve yuz hatlarini da on plana cikarniyorsa enduseye mahal verme ve gozunun gonlunun meylettigine de talip ol. Elbette oncelik ahlak ama tek eslilik dusunuyorsun tahminim. Bu durumda sirf kiskanma endisesiyle guzelliginden oturu vehime dusne derim. Muhim olan iffet ve edeptir.
        Selam ve dua ile.

        • Ahir zaman Müslüman Olmak diyor ki:

          “Elbette oncelik ahlak ama tek eslilik dusunuyorsun tahminim.”

          Feyza kardeşim tebessüm ettim bu cümlene :)

          Daha bir tanesini bulamamışken ya kaç tane düşüneceğim. Ayrıca geçen bir kıymetli hocam söyledi adamın biri bir gecede 4 kadınla birden nikah kıymış :)) tabi hepsine aynı gece gitmemiş farklı gecelerde gitmiş ama aynı gece 4 kadınla nikahlanmış yani çok nadirde olsa böyle baba yiğit erkeklerde çıkıyormuş :)

          Ben prensip olarak çok evliliğe karşı değilim hatta evleneceğim kişi benim üzerime evlenmeyeceksin diye şart koşup öyle nikah kıyalım dese bu şartı da kabul etmem ayrıca şuurlu bir hanımın böyle bir şart sunması da söz konusu olmamalı bence çünkü çok bencilce bir durum olur.Zira dünyanın türlü hali var Allah’ın verdiği ruhsatı helali niye kendi kendimize haram kılmaya çalışalım önüne derin bir set çekelim ki hayatın ne getireceği belli olmaz ki.

          Şimdiki aklımla evet tek eşliliği düşünüyorum tabi ileride neler olacağını kimse önceden bilemez. Ama açık söyliyeyim mecbur kalmadıkça düşünmem. Çünkü ekseriyetle çok evlilik huzur getirmiyor nimetten ziyade nıkmet olıuyor bizim toplumda.çünkü toplum olarak buna hazır değiliz.ne kadınlarımız buna razı ne toplum olarak razıyız. tabi ikinci eş için ilk eşin rızası da şart değil bunu da yeri gelmişken söyleyelim çünkü öyle bir yanlış fetvada dolanıyor etrafta.

          Ayrıca güzellik konusunu da gelince hem çok güzel hem tesettürüne riayet eden çok nadir bulunuyor bence çünkü ekseriyetle çok güzel kızlarda tesettüre riayet zor oluyor teşhir fazla oluyor. Bence çok güzel olupta mesela çarşaf giyip kendini koruyan heralde Mahmud Efendi cemaatinde olur diye düşünüyorum diğer cemaatlerde de var mı bilmiyorum. Ayrıca çarşaf şartım da yok mesela geniş ferraceli birde üzerine uzun omuzların üzerine gelen siyah eşarp örten kızlar hemen evlilik için dikkatimi çekiyor. Ayrıca ben güzellikte el,yüz ve göze dikkat ediyorum açık söyliyeyim en fazla da renkli gözler dikkatimi çekiyor buda benim bir zaafım olsa gerek :) her neyse dediğiniz gibi hem güzel hem tesettürüne dikkat eden olursa neden olmasın ama böyle birini zor bulacağımı düşünüyorum o yüzden vasat güzellikte olsun bari dışarı çıkarken içime kuruntu düşmesin kıskançlık krizlerine girmeyeyim diyorum :) tabi evlilik kader kısmet neticede her şeyin hayırlısı olsun diyelim ve kaderimizde kim varsa ona kanaat edelim.

          Ayrıca bu son yorumum olsun çünkü burası çok vaktimi almaya başladı ayrıca bazı yorumcuların yorumları da çok sıktı beni. Birde daha önce söylemiştim çalışmalarım var. Sadece yeni yazı eklenirse bakarım birde Feyza kardeşim başta olmak üzere yorumlarına,fikirlerine değer verdiğim diğer bir kaç abi ve kardeşimizin yorumlarını okur çıkarım. Çok fazla yazmam gereken bir şey olursa yazarım onun dışında benden bir şey beklemeyin derim.

          Hepiniz Allah’a emanet olunuz.

          Vesselam…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Ayrıca Feyza kardeşim söylemeyi unutmuşum. Sizden artık yazılara yapacağınız yorumlardan ziyade müstakil yeni yazılar bekliyoruz. :) Bilhassa yıllardır medrese türü yerlerdesiniz mesela bu tür yerlerle ilgili bir yazı olabilir (hem teşvikte olur) ayrıca genç kızlarla haşır-neşirsiniz genç kızların eğitimleriyle ilgili bir yazı, veya yine günümüzde ki flört ilişkileri bilhassa bunların genç kızlarda yaptığı tahribatla ilgili gözlemleriniz varsa yazılaştırabilirsiniz. Sizce asıl sevgi nedir? nasıl olmalıdır? yapmacık sevgiyle nasıl ayırt edilir neden sevgiler çok çabuk bitiyor? bu konuda malumatınız ve gözlemleriniz olabilir bununla ilgilide yazabilirsiniz veya bizim aklımıza gelmeyen sizin yazmak istediğiniz doğaçlama bir şeyler olabilir lütfen zaman bulursanız herhangi bir konuda yazınız bende ve eminim diğer site okurları da merakla okumak isteyeceklerdir.

            Şimdi bununla beraber son yorumum olsun :)

            Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            “Ayrıca güzellik konusunu da gelince hem çok güzel hem tesettürüne riayet eden çok nadir bulunuyor bence çünkü ekseriyetle çok güzel kızlarda tesettüre riayet zor oluyor teşhir fazla oluyor.”
            Oyle birsey yok kardesim. Saglam bir imanla yetisen kizlar arasinda guzellik kavrami tesettur babinda esitleniyor. Bahsettigin, imani zaafiyet yasayan kizlarin tutuldugu bir hastalik. Kevser hnm da tam tersi birsey yazmisti. “Guzelligine guvenmeyen kizlar acilir, cunku aciklik insani her zaman daha guzel gosterir. Tesetturlu olmak ise daha sade….” seklinde bir ifadesi olmustu dun.
            Ikisiyle de ilgisi yok bunun. Sizin cok guzel ve tesetturlu kizlarin sayisini az zannetmeniz, arayis icinde olmamanizdan ve bu kizlarin disarda fazla boy gosterisinde bulunmayip, disari da ciksalar adi uzerinde guzelliklerini setrederek dikkat cekmemelerinden kaynaklidir.
            Oyle ihlasli insanlar var ki guzelligini degil teshir etmek, yuzune taktigi pece ile olabildigince ortmenin derdindedir ve bunlarin sayisi hic az degil. Kalbin icine iman yerlesmis ve kok salmis olsun yeter ki, o frekansta cok guzel ile az guzel olmanin giyim kusam anlaminda bir farki kalmiyor. (Allah’in yarattigi kullar uzerinde cirkin tabirini kullanmak istemiyorum).
            Kevser hnmin bahsettigi, acikligin her insani daha guzel gosterdigi fikrine de katilmiyorum. Aciklik bazi sehevi hisleri kabartabilir ama bu, o kisiyi oldugundan guzel gosterdigi manasina gelmez. Bazi kisiler gizemli olana daha cok ilgi duyarlar ornegin. Mesela yirtmacli bir uzun etegin dahi mini etekten daha cekici geldigini, pecenin sadece gozleri acikta birakmasinin yuzu ucgen sekilde ortmekten daha cekici geldigini okumustum. Halbuki birinde yuz daha cok gozukse de digerine nazaran daha az cekici gosteriyor kadini.
            Ya da bazen duzgun saglanmis bir tesettur, (sade, bol ve koyu renkler, uzun ve koyu renk bir ortu, sade ve dogal bir yuz), emin olun o kisiyi cok daha sirin ve sempatik gosterebiliyor. Bir kere duzgun yapilmis tesettur, bir genc kizi oldugundan cok daha zarif ve hos gosteriyor. Ilgi alani tesetturlu kizlardan yana olan bir erkegin ise bu cok daha hosuna gidecektir digerleri gibi teshir edici olmasa da.
            O yuzden guzellik kavrami izafi oldugu kadar tesetturle ilintisi de o tesetturu tasiyan kizin kalbindeki imanin ziyadeligiyle ya da zaafiyetiyle ilgili, cok esnek bir bagdir ve genelleme kabul etmez.
            Bunlar utopik degil, tamamen hayatin icinde gorup (kendimi tamamen olayin disinda tutarak) ucuncu cogul sahis kizlar uzerinde gozlemledigim durumlardir.
            Bir de suna deginecegim,
            Bahsettiginiz cemaat olabilir, Nur cemaatinin de bir kolu tesetture cok riayet ediyor. Pece de kullaniyorlar. Bir sure iclerinde hizmet ettim, ayni zamanda abimin cemaatidir. Yani cok yakindan taniyorum. Isim vermek istemiyorum. Onlarin da evleri ve kiz talebeleri var. Tesettur konusuna cok riayet eden birini istiyorsaniz bu cemaatten de arastirabilirsiniz.
            Zaten bircok ehl-i sunnet cemaat medresesinin ve kursunun talebeleri carsaf giymese de eger yatili ve karma egitimden uzaksa, ekseriyetle tesettur konusunda dikkatli ve edepli oluyorlar. Sizin de zaten carsaf sartiniz yokmus ama tesetturlu olmasi kafi diyorsunuz. O yuzden insaallah bulacaksinizdir.
            Cok eslilik konusunda tavsiyem elbette tek esli olmaniz yonunde ama evleneceginiz kizin bu konudaki fikirlerini kendi renginizi belli etmeden ogrenip buyuk bir tepki duyup duymadigini yani teslimiyetini anlayabilirsiniz. Bu fiili ilerde islemezsiniz ama biliyorsunuz bu konu teslimiyetin belkemigi ve buna itirazi olmayan, bu ruhsati Allah’tan gelen bir izin olarak gorup kabullenmis bir kizin itaat noktasinda fedakarligi da yuksek olacaktir. Siz de zaten iyi bir bey olursaniz insaallah ikiye uce ve gereksiz kaos ortamlarina gerek kalmadan gul gibi “teke tek :) “gecinir mutlu olursunuz. Benim tahminim zaten bu yondeydi, tek esliligi tercih edeceginiz yonunde ama her olayi birden cok ihtimalle dusunmeye oyle alismisim ki bazen farkinda olmadan uc noktadaki ihtimalleri de sunabiliyorum.
            Yazi konusuna gelirsek de,
            Benim sinavim var deyip kacip da topu bana atmak oldu mu? :)
            Oyle yagma yok efendim. Benim de sinavim var ve bir Boga olarak tuttugumu koparmak zorundayim :)
            Saka tabi. Guzel gorusleriniz icin tesekkurler azmo kardesim. Insaallah firsatim oldukca yazarim. Benim de bu buludugum ile gelme gayem sizinki gibi bir sinav olmasa da yarim kalmis bir egitimimi tamamlama uzerineydi. Ona yogunlasacagim insaallah ama luzum ettikce gozum burada olacak insaallah tabi. Yine yazarim, yani bir veda ya da kopus degil benimkisi. Gorus mesafesindeyim :)
            Biraz mektup gibi oldu bu yorum ama cevap yazmayin, okumaniz kafi.
            Sinavlarinizda basarilar, hayirli islerinizde muvakkafiyetler dilerim.
            Allaha emanet olun..!

          • cihad diyor ki:

            Azmo kardeşim,

            Feyza kardeşimizin tavsiyelerini aynen onaylıyorum. Ayrıca fikir ve kriterleriniz benim bekarligimdaki fikirlerime çok benziyor. Allah gönlüne göre versin kardeşim çok güzel düşünüyorsun.

            Ben hanımı nur cemaatinin bir kolundan buldum. Sadece gözler dışarda olacak şekilde peçeli çarşafı vardı. Görüştüğümüz de bana çarşaf için ne düşünüyorsunuz diye sordu. Ben de şeref duyarım dedim. Ailem de zaten çarşaf olduğu ve Risale-i Nurda çarşaf tavsiye edildigi için hoşuma gitmişti. Olmazsa olmaz bir kriterim değildi ama temenni ettiğim bir seydi

            Medreseden kız düşünüyorsan ilmi enaniyet kısmına dikkat et. Geri kalan kısmında seni üzecek ciddi bir sorun çıkacağını zannetmiyorum.

            İlmî enaniyeti üslubundan çıkarabilirsin, meselâ görüştüğün bir kız sana şöyle diyorsa; Ben kesinlikle çarşafı çıkarmam haa! Kapı ucundan (görünmeden) bile kesinlikle kardeşini veya amcani sormam falan diyorsa ve bunu da siz nasıl arzu edersiniz diye size sormadan acikliyorsa tabana kuvvet kardeşim, kaç ordan,uzaklaş.

            Vel-hasılı zor süreçler ve kararlar Allah yardımcınız olsun.

            Selam ve dua ile…

          • kevser diyor ki:

            9 Temmuz 2017, 02:04

            “Ayrıca güzellik konusunu da gelince hem çok güzel hem tesettürüne riayet eden çok nadir bulunuyor bence çünkü ekseriyetle çok güzel kızlarda tesettüre riayet zor oluyor teşhir fazla oluyor.”

            Sayin AZMO:
            Kusura bakmayın da hayatimda okuduğum en saçma cümlelerden biri.
            Diyelim ki ben çok çok güzel biri olsaydım ortunmekte zorluk mu çekecektim?bütün örtüluler yeterince güzel olmadığı için mi ortunuyor yani.siz nerden biliyorsunuz ki bunları yazıyorsunuz.yani bütün açıklar çok güzel kapalılar öyle değil mi diyeceğiz…yani kusura bakmayın da çok saçma geldi.sadece gülüyorum gerçekten!

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım’a katılıyorum.

            Feyza Hanım da yazdıydı. Bizim aradığımızı söylediğimiz kızlar zaten sağda solda kendini ön plana çıkartmaya çalışıp insanları varlıklarından haberdar eden kızlar değil tam tersi kıyıda köşede kalmış bir yerlerde kısmetini bekleyen kızlar :) Onlar güzel olmaz ya da olur diye bir şey yok ancak muhtemelen kalpleri sağda solda kendini afişe edenlere göre daha güzeldir…

      • Yeni anne diyor ki:

        Eşimin memleketine, deniz kenarında tesettürlü hanımların azınlıkta olduğu bir şehire tayin istedik. Ve ben çok korkuyorum eşimin başka kadınlara bakmasından. Bulunduğumuz şehir küçük ve çok sıkıcı sosyal hayatımız hiç yok. Hem gitmek istiyorum hem istemiyorum. Karakteri sağlam biri. Beni fiilen aldatacağını düşünmüyorum ama gözünü ne kadar koruyacak. Sağı solu çıplak kadınlarla dolu olacak. Ona da anlatamıyorum seni kıskanıyorum diyemiyorum. İçimi dökersem zaafımı anlayacak, onun gözünde güvensiz profil çizmekten korkuyorum. Kimseye de açılamıyorum. Buraya yazıp rahatlamak istedim.

        • Yahya diyor ki:

          Sn. Yeni Anne,

          Samimiyetle paylaştığınız için teşekkür ederiz.

          Malumunuz erkekler genellikle görseldir, göze hitap edeni tercih ederler. Şahsen size dişiliğinizi ön plana çıkarmanızı tavsiye ederim. Özellikle evinizde kılık kıyafet giyinişiniz makyajınız kokunuz takınız vs. ile onun gözüne hitap edin. Bakımlı, temiz, düzenli ve zarif olun.
          Mahrem hayatınıza özen ve önem gösterin. (böyle değilsiniz, yapmıyorsunuz demiyorum)

          Bu mevzuyla ilgili konuşmanız gerekirse; kendisine gözünü koruması gerektiğini, zinaya götürdüğünü vs. tatlı bir üslup ile anlatabilirsiniz.
          Sevmeniz, kıskanmanız birer zaaf değil aksine olması gereken değerlerdir. Gerektiğinde bu duygularınızı da eşinizle paylaşabilirsiniz ancak bunu güvensizlik noktasına götürmemenizi tavsiye ederim.
          İbadetlerinize ağırlık verirsiniz. Malumunuz ibadetler imanı güçlendirir ve günahlardan insanı muhafaza eder.

          Selam ve dua ile…

        • .../nisa diyor ki:

          Yeni anne hanım,

          Eşinize karşı güveniniz tam ise sorun etmeyin ama böyle bir durumda bende kıskanırdım gözü kayar diye ve üzülürdüm imtihanı zorlaştığı için. Tatil bölgesinde yada büyükşehirlerde yaşayan inançlı erkeklerin imtihanı ağır oluyor bazen bayan olduğum halde benim bile bayanların durumu dikkatimi çekiyorsa erkeklerin durumunu hiç düşünemiyorum.

          Tayin isteğini geri çekme imkanınız varsa geri çekin kıskançlık durumunuz evliliğinizi nasıl etkileyebilir bunu en iyi siz bilirsiniz. Bir tanıdığımdan duymuştum tatil bölgesinde emniyet mensubu olan biri kocasına anlatmış bulunduğu yerde plaj tarzı bir yer oradaki kadınları gördükçe evdeki eşime bakmak istemiyorum demiş. Sonra bu durum evliliği etkilemeye başlayınca tayinini başka yere aldırmış. Erkek fıtratı bizim gibi değil ve uyaranlardan etkilenmeleri çok kolay böyle bölgelerde de uyaranlar çok fazla.

          Şuan bulunduğunuz bölgede sosyal hayatı sizde düzenleyebilirsiniz sosyal faaliyetlere katılabilir arkadaş ortamınız olabilir.

        • Feyza diyor ki:

          Yeni anne hnm, kiskanmaniz gayet normal ve zaten dozunda kiskancligin evlilikte dinamizmi sagladigini dusunuyorum. Eslerin birbirini begendiginin, onemsediginin de bir ispatidir bana kalirsa dozunda kiskanclik. Duygulaei dinc ve diri tutar. Ama asiri doz yan etkilere sebep olur, paranoya derecesine vardirmayin sakin. Bunaltmayin, bogmayin. Hicbirsey soylemeden icin icin kiskanip bu kiskancligi icinde buyuten, sonra paranoyalara ve akabinde kisir bir donguye giren kadinlarin eslerini fazla bunaltmasindansa daha seffaf davranmalarinin iletisim acisindan daha guzel, daha cozum odakli bir davranis olduguna inaniyorum. Siz de bu duygunuzu gizlice biriktirmek yerine ara ara guzel guzel soylerseniz esinize o da hem daha hassas davranip sizin de belki bu bahaneyle gonlunuzu oksayacak :) , hem siz de desarj olup daha gereksiz vehimlerin esiri olmaktan korunmanin huzuru icinde olacaksiniz. Yani zaaf olarak gorup kendinizi asiri baskilamayin daha rahat davranin derim.
          Bununla beraber diger arkadaslarim da soylemis, gozune ve gonlune hitap etmeye gayret ettiginiz surece esinizin de ilk bakisi gayriihtiyari bu hanimlara olsa da ikinci bakisi emin olun size yonelecektir.
          Bir de sunu soyleyecegim size, bir zaman sonra bu goruntuler siradan oluyor. Ilk zamanlar garipseyebilirsiniz fakat sonradan gozunuzde normallesiyor. Bu iyi birsey mi aslinda degil ama boyle yerlerde siradanlasmasi da bir zaman sonra bir nimet. Mesela Nisa hnm.in ornegindekinin tam tersine, yazlik beldelere asina bir kardesiniz olarak bir erkegin tesetturlu olan hanimina, “bu uryan goruntulerden tiksindigini ve et pazari gibi gordugunu” ve bu sayede tertemiz ve haram nazarlardan uzak hanimina olan “muhabbet ve sehvetinin daha da arttigini” soyledigine sahit oldum. Yani siz ihmal etmediginiz surece kendinizi, beyinizin de karakterinin duzgun olduguna itimat ediyorsaniz gerisini cok fazla kurcalamayin. Ufak tefek kiskancliklar da tuzu biberi olur insaallah sevginizden birsey eksiltmez.

          • U-mutlu diyor ki:

            Yenı anne. Feyza Hanımın yorumuna tamemen katılıyorum.
            Ikı yıl önce bu ayda bızınde tayınımız Istanbula geldı( ıstemedıgımız halde ) aglaya aglaya geldım büyük kızımla. Dıger kızda karnımda . Esım bızı havalanında beklıyordu ,gorduklerıme ınanamadım gerı gıtmek ıstedım burası neresi?!!
            Sankı başka bır ülkeye gıttım korktuğumdan daha kotu goruntulerle karsılastım

            Gıtmeden önce benımde yalnızlık,yabancılık kadar sızın kaygılarınızın aynısı vardı.Dayanamayıp arkadaslarıma durumu anlattım onlsrda kesınlıkle bakmaz o oyle bırı dwgıl falan filan..
            En ıyı ben tanırım ve en çok ben korktum. guvenım sonsuz olmasına rağmen.
            Ilk geldıgım gun olayın sokundayken esıme ,baktın mı dıye sormusum😥 Dedıgı suydu “Ben bekarken de burda okudum ırademı Allahın ıznı ıle korudum hıc korkma dedı” Rabbım daım etsin..

            Nısa Hanımın dedıgı gıbı bız kadın olarak bıle dıkkatımızı cekıyor.

            Kısanmsk en doğal hskkınız ama sureklı dıle getırmek yerıne ev ıcınde esınızın gozlerını ,gonlunu doyurmanız gerekıyor.

            Yenı anne oldunuz sanırım. Rabbım evladınızı bagıslasın ,saadetınızı,sadakatinizı ,sevgınızı artırsın..
            Bebegınıze zaman ayırırken esınızı ıhmal etmeyin.
            Çok karışık ve belkıde lıçuzumsuz oldu ama benım yaşadığım seylerı dudundugunuz ıcın yardımcı olmak ıstedım.
            Benım korktuğum başıma gelmedi umarım sızınde öyle olur.

          • Yeni anne diyor ki:

            Teşekkür ederim. Deniz kenarı dedim ama muğla izmir gibi yerler sanmayın. Mersine istedik tayinimizi. Gerçi orda da insanlar atlet şort giyip dışarı çıkıyorlar. Ben de büyük şehirde doğdum büyüdüm. Daha önce hiç farketmemişim bu insanların kendilerini bu kadar teşhir ettiğini. Artık o zamanlar açık olduğumdan mı bekar olduğumdan mı bilemiyorum. Şimdi çok rahatsız ediyor beni bu görüntüler. Eşim şimdiye kadar kıskanmaya mahal verecek bir durum yaşatmadı sağ olsun. Bundan sonra böyle birşeyle karşılaşırsam ne tepki veririm bilmiyorum. Aslında sizin söylediğiniz örneği kendimi teselli etmek için düşünüyordum. Dışarda o kadar açık saçık insanı gördükten sonra eve gelip sadece kendisinin gördüğü karısını daha bi sever, saygı duyar dimi ☺

          • Feyza diyor ki:

            Tabiki Yeni anne hnm :)
            Siz vesvesenin sizi yonetmesine izin vermeden kendinize ve evliliginize bir de bebeginize odaklanin yeter insaallah. Bebek olunca esler yataklarini ayiriyor diye duyuyorum. Gece uykusu problem oluyormus. Ya da bebegi araya yatirma durumlari filan oluyormus. Eminim zevkli oldugu kadar zor bir surectir de ama anneliginizin es olma durumumunuzun onune gecmesine mumkun mertebe izin vermeden dikkat ederseniz yasaminiza, bir sorun olmaz insaallah. Ev hanimiysaniz esiniz ise gidince biraz uyuyup bebeginizin gece uykusuz birakmasi durumunda bitkin ve bezgin bir anne olmaktan korursunuz kendinizi. Bebeginiz bu sayede mahrem yasaminizda araniza orulen bir duvar degil de hayatiniza renk katan, sevginizi percinleyecek bir sevimli minik olur :)
            Bakiminiza, kisisel gorunum ve temizliginize, giyim kusaminiza dikkat ederseniz kendinizi de iyi hisseder esinize de kendinizi iyi hissettirirsiniz.
            Dert etmeyin, yeni gittiginiz ilin tadini cikarin esinizle beraber. Kesifler yaparsiniz Mersin cok guzel bir yer diye duymustum dogal guzellik acisindan.
            Bebeginiz hayirli yuvanizin huzuru daim olsun. Amin.

          • kevser diyor ki:

            Yeni anne hanım:
            Insan kendi açıkken farkedemiyor ama ne zaman ki evlenip kendi kocasi kendi açık hali gibi kadınlara bakınca antenleri dikiyor.ayrica yahra beyin yazdıklarına da katılmıyorum.surekli kadınların bulunduğu bir ortamda çalışan bir erkegin hanımı makyajina kılık kıyafetine dikkat etse bile neyi değiştirebilir? Sonuçta erkek erkektir bakar! Birde bunu bana evli bir hanım söylemişti:
            “Sen sen ol sakın ha kıskandığını kocana belli etme.eger öyle yaparsan kendini bisey sanar.birak o seni kıskansın”demişti.ki benim gibi kıskanç birine bunu söyledi ☺
            Günümüzde kadınlara verilen terbiyeye bir bakın:”saklama kendini,aç.goster “bu gazla bunlarla kadınlar yetistiriliyor.ondan sonra da hayır bekle!

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Yeni anne hanım.

          Öncelikle vesveselere kulak asmayın. Siz kalbinizi ferah tutup Allah’a dua ve tevekkül edin olacağı varsa her türlü oluyor. Gözün dışarıda olma durumuyla ilgili herkes bir şey yazmış benim yorum yazma sebebim de bu bir yerde. Çünkü tüm yorumları kapsıyor gibi günlük hayatta yaşadıklarımız. Daha bu sabah arkadaşla oturup kantinde kahvaltı yapsak diye düşünürken ortamın adeta pazara dönmüş olması sebebiyle ruhumuz daraldı oturmaktan vazgeçtik. Şöyle izah edeyim. Güzel ve açık saçık bir kadın görürsek ilk görüşte dikkatimizi çeker gelelim sonrasına. Sonrasında bir tiksinti oluşur. Erkek kadından tiksinir mi? Eğer kadın resmen teşhirci pozisyonuna düşmüşse bize zaaflarımızı kullanarak eziyet çektirir konumdaysa evet. Zaten bakmak da haram.(Bir bakış “hakkımız” var :) )
          Bu gibi hisler devreye girince Feyza Hanım’ın bahsettiği durum oluyor. İnsan hanımının tesettürüne kıymet veriyor. Şu var. Nisa Hanım da bir örnek vermiş. O da işin diğer yüzü. Gündüz dışarıda atıştıran adamın evde akşam iştahla yemek yemez. Fakat atıştırmamak da biraz kendi elinde. Siz bu konuda eşinize güvenin.

          Bir de rumuzunızdan yola çıkarak tahmin yürütüyorum. Yeni anne olmuşsanız bu tip endişeler yaşayabilirsiniz. Hormon dengeniz değişiyor. Ayrıca anne kimliği eş kimliğinin önüne geçiyormuş gibi bir ortam oluşabiliyor. Bu noktada böyle bir durum varsa sabredin, kuruntu yapmayın, hepsi rayına girer inşAllah.

          Selametle kalın.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, ama gunduz carsiya pazara gidip bircok cesitli yiyecek gorseniz ve hicbirinden yemeden, elinizi dahi surmeden eve donseniz asil o zaman istahiniz daha cok acilmaz mi, evinizdeki yemegi daha istahli yemez misiniz? Disarda atistirma imkanininiz yok ki sadece goruyorsunuz, istahiniz aciliyor ama midenize tek lokma girmiyor.
            Hatta ac karnina alisverise cikmayiz ki fuzuli seyler almayalim :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Göz hakkı deyip tadına bakılmıyorsa sorun yok, o zaman dedipiniz gibi olur :) Aksi duruma gelirsek orada susmam daha hayırlı kendimi zor duruma düşürecek mahçup edecek yorum yapmak istemiyorum :/ …

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Konu yiyecek olsa atıştırmak yada iştah açılması dediğiniz durum emin olun daha kolay olur ama et pazarı olan durumda işler o kadar kolay olmuyordur. Erkek olmadığımız için erkek fıtratını tam olarak anlayamıyoruz. Evet bir tiksinti durumu muhakkak oluyordur ama gözde bir kere kayıyordur.

            Bunun örneklerini bazen toplu taşıma araçlarında yada yolda yürürken görebiliyorum. Başını çevirip bakmayanlara yere bakanlara ne mutlu Allah sayılarını artırsın. Bazen fetva sitelerine gelen soruları durumları okuduğumda insanın genellikle en büyük imtihanı nefsini dizginleme noktasında oluyor. Bunun içinde irade gerekiyor. Bazen oruçlu olmanız dahi bu durumu dizginlemeye yetmeyebiliyor.

            Evli olan erkekler için helal olan eşleri var lakin bekar olanların da imtihanı ayrı.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Feyza Kardeşime…

            Dışarıda ki yemek örneğin çok akıllıca ve yerinde bir betimleme. :-)

            Tespitte benzetme kadar doğru.

            Ayrıca dışarıda ki yiyeceklerin SUNUMLARI-AMBALAJLARI çok güzel ve ÇEŞİTLERİ’nin fazla olduğunu da unutmamak lazım.

            Bunlar bazı insanların sürekli dışarıda yemesi için mazeret mi?

            Elbette ki hayır.

            Fakat, insanoğlunun nefsi kolay kolay doymaz. Hele bir de o insan Allah vergisi olarak AŞIRI İŞTAHLI ise o zaman ne yapmak lazım?

            Sabah çok iyi bir KAHVALTI yaparak evinden çıkacak. Ama her sabah sofrada PEYNİR ekmek olmayacak. Bazen PEYNİR’li börek, bazen PEYNİR’li yumurta, bazen PEYNİR’li tost olacak kahvaltı sofrasında. PEYNİR tek secenek olsa da peynirin sunumu, sofraya konulma sekli mümkün olduğunca farklı ve çeşitli olmalı ki insan dışarıda ki ZEYTİN, BAL, SÖVÜŞ, KAYMAK vb yiyeceklerin cazibesine HAYIR diyebilsin.

            Ayrıca kişi normal iştahlı bile olsa yarı aç, yarı tokken bile güzel bir yiyecek gördüğünde biyolojik olarak ihtiyacı (açlığı) olmasa da o yiyeceğin cazibesine kapılır ve o yiyecekten yemek ister.

            Bazısı nefsinin bu isteğini ilk fırsatta yerine getirir, önüne çıkan her lokanta da :-) karnını doyurur ya midesini bozar ya hasta olur; bazıları da masraf (haram) olmasın, sağlığım (maneviyatım) bozulmasın diye evine kadar sabreder ve iştahını evde ki yiyeceğe saklar.

            Ama…

            Evine ulaştığında PEYNİR’İN koktuğunu, ekşidiğini veya dolapta olmadığını gördüğünde ne yapsın?

            Müslümansa bir-iki akşam yemeği yemez, aç yatar, sabah kahvaltı yapmadan nefsini doyurmadan evden çıkar, ayrıca evde ki PEYNİR’in ekşimemesi, bozulmaması için mümkün olan gerekli tedbirleri alır ve bu şekilde bir süre dışarıda ki yiyeceklerin cazibesine kapılmaz. vs, vs…

            Ama bütün çabalarına ve dışarıda ki tüm cazip alternatiflere rağmen evde ki PEYNİR’den o insana hayır yoksa veya PEYNİR’in evde her gün onu aynı AMBALAJIN da beklediğini biliyorsa dışarıda ki yiyecekleri yememek için ne kadar daha sabredebilir?

            Ve bu insanın İŞTAHI ve MADDİ durumu müsait-zengin ise ve ayrıca sokak süpermarketleri çeşitli, ucuz, lezzetli, ambalajı,sunumu hoş ve tam yağlı KAŞAR, KREM, GRAVİYER, ROKFOR, LABNE, TULUM vb peynirleri ile dolu iken bu kişi ne kadar daha yağsız, tuzsuz yavan, kuru, içi geçmiş BEYAZ PEYNİR’e tahammül edebilir.

            Peki çözüm ne?

            Ben demiyorum ki her gün başka peynir veya aynı anda peynir, zeytin, bal, kaymak, yumurta yiyelim. Tamam hergün aynı peyniri yiyelim ama;

            PEYNİR de biraz kendisine dikkat etsin, özen göstersin, sunum becerilerini artırsın ve yiyicisine saygısı olsun be kardeşim.

            Ama maalesef GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ YENİ NESİL TÜRK PEYNİRLERİ’nin çoğu tatsız-tuzsuz, çok pahalı, çok kaprisli, ambalajları cazibesiz, hem de çok beceriksiz ve kalitesiz.

            Ama İTHAL PEYNİRLER’in çoğu öyle değil.

            Lakin her TÜKETİCİ’nin ithal peynir yeme imkanı ve cesareti yok.

            İmkan ve cesareti olanların iştahını da mevcut yasalar ve Mahalle bekçisi kursağında bırakıyor.

            Ama “bedeli ne olursa olsun ben ithal peynir yiyeceğim” diyenlere de hiç kimse ve hiç bir şey engel olamıyor, onlar bir şekilde amaçlarına ulaşıyorlar.

            Ama ya yerli peynire MAHKUM olanlar ne yapsın? :-)

            Ne diyelim Allah yerli peyniri seven veya mahkum olan mağdur, mazlum tüketicilere sabır ve kolaylık versin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Bu konuda yazmayayım artık yeter dedim ama et pazarı benzetmeniz argoda kullanılan bir benzetme. Geçen bahsettiğim durumda isyan etmişti arkadaş, bu ne ya et pazarı gibi olmuş dediydi. :)

            Geçen şakayla karışık yazdığım bir kerelik bakış hakkına açıklık getireyim. Bir kere hak falan değil. Şöyle oluyor. Sonuçta gözle ya da hisle etrafınızda birileri olduğunu anladığınızda, içinizden bir ses kaptan bir cisim yaklaşıyor dediğinde gayri ihtiyari refleks olarak ne olduğunu anlamak için bakıyorsunuz. Buraya kadar sorun yok. Karşınızdaki insanı tanımladıktan sonra işte o noktada nefsinizle başbaşasınız. Şu var bakmazsanız ibadet lezzetini hissedersiniz. O noktada evli ya da bekar olmak fark etmiyor olsa gerek. Sonrasında gözünüz kaydı. Geçmiş olsun… Tiksinti olması ise o zamanki ruh halinize ve hormon seviyenize bağlı. Hanım yorumcular var kusuruma bakmasınlar bazen bazı yiyecekleri yemekten bile çekiniyoruz. Şekerli ve baharatları yemeden önce iki defa düşünmek gerekiyor…

            Göz kayma muhabbetini bir kenara bırakırsak bir de bazı şeyleri gözümüzün içine sokanlar var. Tasvir etmek yanlış dedik ama başka türlü anlatılmıyor. Etekli elbise giymiş bir kadınla çalışmam gerekiyordu. Etek kısa, karşıma geçmiş bacak bacak üstüne atmış, çorap da yok, dekolteyi zaten anlatmaya gerek yok. Acaba mahsus mu yapıyor dedim. Hatta şunu da düşündüm. Sitede o kadar yazıyorum ediyorum ama çalıştığım ortama bak iş mi değiştirsem diye anlık olarak aklıma geldi ama bu pes etmek olacak bu sefer meydan bu kafadakilere kalacak diye düşündüm. Ayrıca açık saçık giyinen çoğu kız yanlarından geçtiğimizde öyle bakıyorlar bize acaba bize bakıyorlar mı diye…

            Şimdi moda dar bluz altına pijama gibi kumaş bir şey giyiyorlar bazılarının bacakları yandan yırtmaçlı. Hadi bazı şeylerden haberi olmayanlar giyiyor da namaz kılan tesettürsüz bazı hanımlar da böyle giyiniyor. Birbirlerini tetikliyorlar. Afedersiniz bildiğiniz eskort gibi giyinenler de görünce iş yerimi başka yer mi buraya ne yapmaya gelmişler koca bulmaya çalışıyorlar herhalde diyoruz.

            Zaten neredeyse bir yıldır yazdığım yorumlardaki anlatmaya çalıştığım şey şu. Geçenlerde Feyza Hanım’la da üzerinde konuştuğumuz konuyla da ilintili aslında. Kapitalist sistem, liberalizm ve belki de ılımlı İslam propagandası toplumu aslında bir noktada homojenleştirdi. Hacı Mehmet amcanın torunu olan kızla akşamcı Deniz dayının torunu olan kız arasında zihniyet olarak kıyafet olarak feminizme yaklaşım olarak artık fark yoksa denilebilecek tek şey, geçmiş olsun…
            Marka takıntısı olan açık kıyafetli Arzu ile eşarbını bilmem ne giyimden alan ayfon hastası Beyza Nur arasındaki fark nedir? Zamanında sadece bir bez parçası olarak görülüyor diye isyan ettiğimiz baş örtüsüne acaba artık bizler de mi bez parçası muamelesi yapıyoruz…
            İbadetleri adet yerini bulsun diye mi yapıyoruz…

            Selametle.
            (Not:İsimler tamamen uydurmadır gerçek kişiler değildir)

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            İşyerinizi yada bölümünüzü değiştirme konusunda bende geçen gün Yeni anne hanıma yazdığım yorumda belirtecektim ama sonra haddim değildir dedim alınma olabilir diye yazmadım ama sizinde mutlaka istediğiniz imtihanınızın zorlaşmayacağı bir işyeri ortamıdır inşaAllah nasip olur. Sizi şu noktada anlayabiliyorum sosyal hayatın içindeyim ve her türlü insanla toplumda karşılaşıyorum bahsettiğiniz durumları da az çok anlayabiliyorum. Allah yardımcınız olsun.

          • Feyza diyor ki:

            Abdullah abi, ne guzel betimlemissiniz asil siz. Maasallah. Peynir deyip gecmemeli gunun en onemli ogununun en vazgecilmez olani. Ustelik iyi muhafaza edilmez de bir kismi kuflenmeye baslarsa, bu kuflenme kisa surede yayilip butun peyniri etkisi altina alir. O yuzden guzel saklanip korunmasi, ihmal edilmemesi gereken bir yiyecek.
            Peynirin zehirlemesi de cok fena olur Allah muhafaza. Sonra “tuketici haklari mahkemelerinde” ugrasir, surum surum surun(durul)ursunuz. :)
            Ama ithal peynirde de isi sansa birakmayip “helal” sertifikali olani tercih etmeli. Icine neyin jelatinini katarlar iyi arastirmak lazim. Hangi maya ile mayalamislar ithal peyniri? Sonra hayalkirikligi da olmasin..
            Bir de buna alternatif bizim koy peynirlerimiz var. Katkisiz, sade, dogal, helal ve saglikli. Pek afise edilmezler, market tezgahlarinda rastlayamazsiniz, hususi aramaniz, ehline danismaniz, biraz zahmet cekmeniz gerekebilir bulabilmeniz icin. Imkani olanlar, yakinlarindaki koylerden gidip bu tertemiz koylulerin yaptigi mis gibi peynirlerden temin ederse pisman olmaz insaallah. Fazla islem ve asamadan gecmedikleri, kimyasallara maruz kalmadiklari icin asil lezzetine sadik bir yapida olduklari gibi, dis etkenlerle fazla etkilesim halinde olmadiklari, gunesten gelen ultraviyole isinlara da pek maruz kalmadiklari icin gorsel anlamda da kolay kolay deforme olmazlar.
            Ama ilk aldiginizda biraz tuzlu olabilir mesela, belki hemen ambalajindan cikarip yiyemezsiniz ithal peynirler gibi, reklama ve teshire pek aliskin degildirler zira. Mesela biraz sicak suda bekletip yumusamasini ve tuzunu salmasini saglayabilirsiniz, bu da alan kisinin maharetine bagli. Ne kadar sicaklikta bir suda ne kadar sure bekletecegini bilirse, muhafaza ettigi tuzlu suyu da arasira degistirir/yenilerse, tadindan yenmez. Cok lezzetli olur ve ithal peynirlere tas cikartir agabeyim:)
            *Bu arada peyniri cevizle yemek sunnettir. Peynirden konu acilinca aklima geldi ve gercekten deneyin derim. Sunnet olusu bir yana, cok da lezzetli oluyor, .(bu kisim tesbih icermemektedir).

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm,
            Sizin ne demek istediginizi anliyorum. Sizin bahsettiginiz turde ornekler de cok var eminim ve bunlari kesinlikle yoksaymiyorum.
            Sadece, “kendini teshir eden kadinlardan bu sekilde tiksinen ya da bu goruntulerden bikmis erkekler de var” seklinde perspektifi biraz genisletmek istedim. Yani iki turlu de erkek modeli var, hatta uc dort bes..
            Bilmedigimiz kimbilir neler ve nasil ic dunyalar. Her insanin nefsi sahsina munhasir ve yeryuzundeki insan cesitliligince alternatifi oldugunu dusundugum bir mevzu bu. Ama sadece birini siz orneklediniz, bir diger sahit oldugumu da ben. Gerisi muamma. Allah cumlenin yardimcisi olsun. Zor bir imtihan.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Teşekkürler Nisa Hanım.

            Duanıza amin diyorum. Allah hepimizin imtihanını kolaylaştırsın. İş değiştirme mevzusunu hadsizlik olarak anlamam ancak kendi adıma söyleyeyim bir nebze de olsa zamanında bazı şeylerden kaçınabildim. Etik olarak sıkıntılı işlere başvurmak zorunda kalmadım. Bankalarda çalışmak durumunda olan arkadaşlar var. Bir de piyasa öyle bir yer ki bizler terkedersek meydan tamamen farklı kafadaki insanlara kalacak. O da iyi değil. Allah’a şükür işyerinde müspet arkadaşlarım da var. Zaten onlar sayesinde biraz daha yaşanabilir oluyor bu hayat.

            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Eski kaşar olduğu halde taze günlük peynir taklidi yapanlar da var :)
            Son kullanma tarihini değiştiren, ambalajı açıldığı halde streç filme saranlar var. Ya da eski peynirleri eritip yeni peynir diye sunanlar da var. Halbuki hepsinin alıcısı var tağşişe gerek yok. Evvelden flört geçmişi olduğu halde erkek aramadan ben aramam diye iyi aile kızı taklidi yapanların bu adam benden soğudu galiba diye korkup geri araması çok güzel oluyor.

            Köy peynirini bulmak da mesele. Köy yumurtası köy tavuğu diye satılan ürünlerin de sahteleri bolca var güvenip de alamıyorsunuz. Onların hakikisini anlamak için de önceden görmüş olmak gerekli. Arkadaşımın başına gelen olay gibi. Kız kendisini ona saklıyormuş muş. O yaşa kadar yemediği halt kalmayan kız evlenilecek adamı görünce buldun yapış modunda. Büyük firmaların herkese sağladığı ama “size özel” diye sunduğu indirimler gibi. Allah herkesin gönlüne göre versin. Sessiz sakin, erkeklerle mesafeli diye tanıtılan kızın aslında bunu edepten yapmadığını asosyal olduğundan öyle davrandığını hemcinsleriyle de aynı mesafeyi oluşturduğunu görünce anlayabiliyorsunuz. Nasrettin hocanın bir alimle bir tepsi baklavayı tariflediği fıkra gibi. Hani adam demiş ya bu hoca gerçekten büyük alimdir diye o hesap…

            Bu arada ceviz ve peyniri beraber yemeyi ben de severim. Sünnet olduğunu sizden öğrendim. Yerken kırdığımız cevizlerin haddi hesabı olmuyor :) (benzetme yok)

            Selametle.

          • Yahya diyor ki:

            Merak ediyorum, peynirle beraber yediğiniz ceviz de ithal mi, yerli mi?

            Bir ara şekli düzgün, iri, beyaz renk, kolay kırılan cevizler Moldova Ukrayna gibi ülkelerden ithal ediliyordu :)

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Maasallah Fatih bey, meraminizu gayet iyi anlatabiliyorsunuz. Sizi cok iyi anladim.
            Bu gibi gidada sahtecilik yapan kisiler buyuk vebale giriyorlar. Ayirdetmek muhim ama her zaman mumkun olmuyor. Isin erbabina danisip, paketin uzerinde yazan s.k.t ile yetinmeyip gerekirse uretim yapan firmanin ayagina gidip aslini astarini/soyunu silsilesini cok iyi arastirip bir nevi ajanlik yapmak da gerekebiliyor. Dikkat edin derim.
            Benzetmeden gercege donersek, namus kavrami sadece kadinlara mahsus degil. Hic beraberligi olmadan ve flort gecmisi olmadan evlenen bir kizin namusu ne kadar kutsalsa, kendini koruyup iffetini muhafaza ederek belli bi yasa kadar saklayip evlenen bir erkegin de namusu o derece kutsaldir.
            Selametle.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Tulum peyniri tercihimdir. :) Sizin yorumlardan sonra benim karnım acıkıyor. :) Peyniri cevizle yemenin sünnet olduğunu bilmiyordum yazdığınız için sağolun bilmeden sünneti seniyyeyi devam ettirmişim. :)

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Amin inşaAllah bilmukabele bütün müslümanların işi kolaylaşır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Anlaşılabilmek güzel bir şey. Burada dışarıya göre biraz daha kolay anlaşılıyorum. Dediğiniz doğru, araştırmak lazım. Ailem o kadar araştırır ki kızın soyadını bile öğrenemez. Şurada şöyle bir kız varmış internetten bakacakmışım. Muhabbet bu. Hatta seçme şansım olduğunu bile düşünmüyorum artık. Kız sigara içmiyormuş ona şükredecekmişim. Ayrıca bir özelliği olursa diğeri olmazmış. Ne hikmetse namaz,tesettür gibi özellikler hiç olmuyor… Diyebilirsiniz ki doğru yerde aramalısınız. Ben kendim doğru yerlerde arıyorum da ailem halen bildiğinden şaşmıyor. Önüme getiriyor böyle…Yakında yoldan geçeni sanırım söyleyecek hale gelecekler. O hale gelecekler ama benden haberi olan kız annesinin kızımızı vermeye niyetimiz var demesinden haberleri olmayacak…

            Bunu da geçelim. Ajanlık yapacağız eyvallah da hani derler ya karpuz değil ki diye. Aklıma bir film sahnesi geldi, izlemişseniz, ilyas s.’ye karpuz almak için müşteri geliyor da her kestiği karpuz kabak çıkıyor. Her kesişte bu da kabak diyor :) bizim de biraz öyle oluyor. Seçme şansı olmayan ben gibiler de kabak mabak yiyelim diyoruz bu sefer de beni beğenmiyorlar. (Kavunun ham haline kelek derler bizim orada çok severim. Ancak kızlar kelek yaparsa pek seveceğimi sanmıyorum :) )

            Meram anlatmaya tekrar gelecek olursak önceki yorumlarımda yazmıştım bir laz fıkrası varmış diye adam hastayım öleceğim diyormuş, dinlememişler, ölmüş, mezar taşına yazmışlar hani hastayım dedim dedim inanmadınız ne oldu şimdi.

            Burada da yazıyoruz ediyoruz. Tespitlerimizi doğruluyoruz ama dışarıda çok şey değişmiyor. Ben de ellili altmışlı yaşlarıma gelirsem bekar kalacağım dedim inanmadınız ne oldu şimdi diyeceğim. Çünkü bir çok kişinin şikayet ettiği konu aracı bulamamak… Devlet düşünsün artık :) genç nüfus azalınca şikayet etmeyecek. Dahası müspet arkadaşlarımı ve çocuklarını görünce ettiğim dua şu. Allah’ım derim. Bu insanlar senin emirlerini uygulamaya çalışıyor. Onların nesillerini çoğalt ki sana inananların ibadet edenlerin sayısı artsın. Bu insanlar seni ve dinini sayıyor.

            Hadi beni gerçekten geçelim standart bir kafadayım çok masum sayılmam da kıyıda köşede kalmış ahlaklı ev kızlarının neslini tüketmiyorlar mı şu an? Onların yetiştireceği nesille popüler kültürle büyüyen nesil bir olur mu?

            Selametle.

            (Konuyu çok uzattığımın farkındayım ama yazmadan da olmuyor. Ekleme yapmak istemezseniz alınmam)

          • kevser diyor ki:

            Fatih beyin açık kadınlar hakkında yazdıklarına katılıyorum.sonucta o tür kadınlar erkeklerin zaafları üzerine hayatını kurmuş kişiler.ben bir akrabama giyinisi hakkında müdahale edip uygun olmadığını söyleyecek oldum bana şunları söyledi kendisi:”namus sadece giyinmekle olmaz.hareketlerde önemli “içimden bende dedim ki hareketlerde önemli elbet ama kimi kandırıyoruz ki!sonuçta erkekler görsel.bu tiplere sorsan bide derler ki:”ben görüntüye önem vermiyorum.hicbisey göründüğü gibi değildir “derler.hic unutmam ben küçükken yaşlı bir teyze yolda açık yürüyen bir kızı gördüğünde şöyle söylemişti:”kızım kocana bişey bırakmamışsın “demişti.hadi o zamanlar soylenebiliyodu da şimdi kimseye hiçbişey soylenmiyo “yaşam tarzına müdahale “safsatası felen filen…zaten bu yüzden gökten taş yagmadimi geçende….sorsan herkez masum.
            Fatih bey asagida bir yerde demişsiniz ki düzgün kızları da birer birer yok etmiyorlar mı?sonuçta onların yetiştireceği nesille diğerlerinin ki bir olmaz demişsiniz.evet belki aynı olmaz ama öyle bir zamanda yaşıyoruz ki ahir zaman…tesetturlu kapalı dinine düşkün annelerin açık saçık kızları var ve bu da o anneye çok büyük bir imtihan oluyor.ahir zamanda hicbirseyin garantisi maalesef yok.birde eskiden evlenemedigim için içten içe bir eziklik duyardım ama insanların hallerini davranışlarını gördükçe bekar olduğuma hiç gocunmuyorum artık!

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm, ne guzel, Sevdiginiz bir yiyecegi artik Sunnet oldugunu bilerek yiyecek ve bir tasla iki kus vuracaksiniz. Buna vesile olduguma cok sevindim.Yerken de akliniza gelirim insaallah :)
            Kolot peyniri de benim tercihimdir, kolotla yapilmis bol tereyagli mihlama favorimdir siz daha iyi bilirsiniz :)

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey konuya ekleme yapma adina degil fakat daha once aklima gelen birsey uzerine iki satir yazmak istedim.
            Siz ailenize umit baglamayin. Ama acaba diyorum musbet hayat suren arkadas cevrenizin icinde hanimlarinin vesile olacagi hayirli ve temiz kizlar yok mudur?
            Cunku cok insanin referans olacagi bir insan oldugunuz ve guvenilir bulundugunuz icin evliligi yolunda giden arkadas cevrenizden beylerin musbet hayat suren hanimlari genc kizlara daha kolay ulasabilir. Daha once de demistim mesela evlensem ve esim bir erkek icin dese ki “evlenmek isteyen bir arkadas var cok efendi. Var mi cevremizde uygun birisi?” Hemen seferber olurum. Cogu kadin da yardimci olur diye dusunuyorum hayirli bir is icin.
            Acaba bir de bu yola basvursamiz. Aileniz ilgisizse onlarla bu is yurumez. Siz nir adim atip aileyi ikinci planda devreye sokun ama bu da helal bir yol.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Tavsiyeniz için teşekkürler. O yolu da denedik hatta halen denemekteyiz. Arkadaşların hanımları tetikte. Referans oluyorlar olmasına ama sana uygun aday yok diyorlar. Benim müspet arkadaşlarım dediklerimin çoğu cemaat/tarikat mensubu. Etraflarındaki adaylar dini yaşantının yanı sıra belirli bir kültürle yetişmiş sonuçta. AZMO kardeş de tavsiyede bulunduğunda bir arkadaşa demiştim bana medreseye bak diyorlar diye. Yapamazsın onlar çok farklı yetişiyor dedi. Hatta cemaatler arası bile kültür ve anlayış farklılıkları oluyor kız alıp vermek kolay olmuyor dedi. Bir de o ortamlardan olsa bile hayata bakış açısı farklı olabiliyor. Çarşafla tesettür sağlayan dindar bir hanımın evlilik söz konusu olduğunda altın aşığı olduğu ortaya çıkabiliyor mesela.

            Beni dini eğitim anlamında ailem zayıf bırakmış olsa da örf anlamında tam tersi bir durum oldu. Burada da yazmıştım. Anacığımı eleştirsem de rahmetli babaanneme baktı altı sene ki halamlar bakmamıştı. Günümüz kızlarından böyle bir fedakarlık yapmasını beklemesek de bir anne eli öpsün istiyoruz. Evvelki yorumda yazdığım bir durum vardı hacı mehmet amcayla akşamcı Deniz dayının örf anlamında kafalarının aynı olması.

            Neler bunlar. Zorluk görmeme, şımarık büyüme, marka takıntısı, artist duruşuna sahip koca isteği. Yemek yapmayı bilmeyenler bile var. Hele ki flörtü normal görme evlilikten aşk bekleme.

            Bu eski kafalılıkla hangi camia olursa olsun işim çok zor hatta imkansız :)

            Selametle.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Ben mıhlamayı bir karadenizli olarak çok sevmem yüz karasıyım :) ama tereyağlı hafif çemenli yada salçalı acılı baharatlı yumurtayı çok severim.
            Her cevizle peyniri gördüğümde aklımda olacaksınız :) Yanında kavun yada üzüm olduğunda fevkaladenin fevkinde olur. :) Ceviz salatada da güzel oluyor bol yeşillikli nar ekşili :) Sizin Boşnak böreğine ne demeli :) inşaAllah sitede aş yeren yoktur benim yine karnım acıktı. :)

            Akşam ne yemek yapayım diye düşünmeyeceğim günlük menüyü sizden alacağım. :

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Anahtar kelimeyi sonradan gördüm, hani yazmışsınız ya “evlenmek isteyen bir arkadas var cok efendi. Var mi cevremizde uygun birisi?”

            Aman ha adamın başını yakarsınız, olacağı varsa da olmaz. Bir arkadaşımın hanımı arkadaşımı şikayet ediyordu. Komşuları gıcıklık yapmış o da tartışma yapmamak adına alttan almış uzlaşı yoluna gitmiş. (Meseleyi merak eden varsa meşhur park yeri tartışmaları klasiklerinden biri) Hanımı anlatıyor, ağzını bile açmadı vb. hani insanın dilinin ucuna geliyor. Ya hu bu adam öyle gözü açık anlayışsız birisi olsaydı seninle evlenir miydi be kadın diyor, demiyoruz tabi…

            Bu yazdığım olayın bir benzerini etrafınızdan birinde tecrübe edeceksiniz. Bir abla bana senin gibilerin kıymeti otuzundan sonra anlaşılır derdi. Şu var çok efendi birisi değilim ama sırf efendiliği sebebiyle kaybedenlerin sesi olayım diye yazdım. Ve asla unutmasınlar, sayın efendi erkekler kaybetmiyorsunuz aslında kazanıyorsunuz, sizin yumuşak başlılığınızı uysal koyunluk olarak görenlerden size hayır gelmez zaten…

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm cok hossunuz :)
            Acili baharatli seyleri ben de cok seviyorum ama nasil sevmezsiniz mihlamayi hayret ettim ben yedigim zaman bayilmistim. Hatta bi teyze vardi Rize’de hususi yapar cagirirdi beni cok sevdigimi bildigi icin:)
            Bosnak boregini yemeyeli uzun zaman oldu annem yapardi her sebzeyle de borek yapardi patlicanli pirasali isirgan otlu kabakli… eline ne sebze gecse borek yapardi ondan ama uzun zaman oldu. Benim pek deneyimim yok ama en azindan yufka acmayi ogrenmistim birazcik herhalde yaparim . Zaten bizim orda gelinini metheden
            K.valideler gelininin guzelligini anlatmak icin “benim gelinim borek gibi” derler :) yani borek o derece revacta bir yemek herhalde o yuzden oyle diyorlar:)

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey size bumu tavsiye etme sebebim, sizin aradiginiz kiz ozellikleri bir cemaat muntesibi kizinkine benziyor. Yine bir cemaat muntesibi kizin aradigi ozellikler de sizde var. Sizin olumsuz oldugunu dusundugunuz efendilik tabiri bizde iltifattir her ne kadar populer kulturde yeri olmasa da, eski kafali bir kesim hala sabit ve bu yuzden dedim musbet bir arkadasinizin hanimi yardimci olsun.
            Ayrica farkli yetisiyorlar ve onlarin da arasinda dunyevilesme temayulu tasiyanlar var kisminda soyledikleriniz dogru. Cesit cesit insan var. Ama en azindan iffetli ve evine esine bagli, sadik insanlar olurlar ve dini hassasiyetinize karsilik verir efendilik bazinda size saygi duyarlar. Aslinda yazacagim baska seyler de var ama bugun zamanim kisitli. Simdilik bu kadar olsun.
            Hayirli Cumalar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Size de hayırlı cumalar. Müsait olduğunuz zaman isterseniz yazın. Her türlü görüşe açığım.

            Kriterler konusunda haklısınız ama dinen denk olma muhabbeti var ya orada arkadaşlarımın hanınlarının yakın çevresi gerçekten standartlara göre çok hassas. Kız gayet müspet bir çevrede yetişmiş olunca onlara denk olmuyor muşum. Bana denilen bu. Şu var bir cemaate mensup bir arkadaşım da oralardan biriyle sen de yaparsın onlar da senle yapar ama sabit fikirli birisi olmaması lazım demişti. Başka bir arkadaşın tabiriyle biraz light olması gerekiyor-muş. Ancak bunu diyen arkadaşa sorsanız hangi konuda diye cevap veremeyecektir ben sormadım, tamam dedim kapattım. Eşimi çalıştırmak mı istiyorum ortamlara mı sokmak istiyorum, hayır. Ben işteyken nafile ibadet yapsa olmaz mı derim. Farzları zaten tartışamayız bile. Lisedeyken mesela bir ara müzik dinlemez film bile izlemezdim. Tek başına direnemiyor insan. :)

            Ben dediğim gibi oralardan kızlarla da yaparım hatta eksiklerimi tamamlamak anlamında hayatımı düzene sokmak anlamında sıcak bakıyorum. Arkadaşlar da biliyor zaten. Ancak diğer ayrıntı ki bence en önemlisi bu konularda yeteneksizler. Bence aracılık edecek kişiler en az kırk yaşında olmalı, çoluk çocuk sahibi olmalı. Bir de dışarıya kız vermeme muhabbeti de var. Mesela müspet arkadaşlarımın eşlerinden bir kere bile görmediklerim var ki görmeme de gerek yok zaten :) Bazıları da eve gelince hoşgeldiniz der ayrılır. Yüzlerine bakmadığımdan yolda görsem tanımam. Ancak aynı kişi yani ben işyerinde de envai çeşit hanımla muhatap oluyorum. Göz teması konusunda dikkat etsem de mesela çalışırken belki kocasından fazla muhatap oluyorum kadınlarla bazen…

            Şu var. Oralardan olmasa da farzları yerime getirmeye çalışan belirli bir hayat anlayışı olan kızlar da var ama bana denk gelmedi. Arkadaşımın eşi öyle hatta sonradan kapandı. Mesela geçenlerde ihmal edip tanıştırmamışlar diye yazdığım annemin köyünden olan hanım din kültürü öğretmeniydi. Kendi kültürümden olması avantajdı. Hayat görüşü de yakındı belki. Ancak üzülerek söyleyeyim bizim oralarda hacı hoca da olsa bile düğünleri karışık yaparlar. Mesela bu konuda epey mücadele vermem gerekecek… Çok nadir öyle olmayan durum.

            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Sonradan aklıma geldi bir iki ekleme daha yapayım dedi. Hakkımda hüsnü zanda bulunuyorsunuz umarım manüple ettiğim bir durum yoktur.

            Çok efendi bir insan değilim benden çok ama çok efendi arkadaşlar var ki babam da benden daha uysal ve efendidir. Yahya beyin yorumuna yazmıştım. Ben efendi olsam trafikte el frenini çekip araçtan inmez beni sıkıştıranları güzergahımı değiştirip kovalamazdım. Bu konuda arkadaşım şöyle dediydi. Adamlar dengesiz üzerine kırıyor fakat sen de kaçmak yerine üzerlerine sürünce bu adam bizden daha dengesiz deyip kaçıyorlar demişti :)

            Ben standart (gavurca generic) vasat bir insanım. Tip olarak duruş olarak boy kilo zeka vb. iş konusu da öyle. Bu konuda kısmetim şu oldu akademik kariyerim standart olsa da iyi okullardan mezun insanlarla çalışma fırsatı buldum. Zengin değilim fakirim dersem nankörlük olur. Orta halliyim. Fabrika da vakıf şirketi…

            Geçenlerde bir arkadaş vasıtasıyla bir abiyle tanıştım ki geçen sene darbe girişimini protesto için istanbuldan ankaraya yürümüştü. Benden için sessiz sakin birine benziyor çok konuşkan değil herhalde demiş. Arkadaş bana senden için az konuşuyor galiba dedi diye gülerek anlattı ertesi gün. Konuşkan bir insanım :) ayrıca bu abi bekar olduğumu öğrenince arkadaşa fırça attıydı bu adam niye bekar diye…

            Diyeceğim o ki o kadar yazdım ettim sanki iyi reklam yapmışım gibi geldi. Benim de eksikliklerim var elbette ve standarttan çok farklı değilim. Ancak günümüzde kızlar nedense hep daha iyisi vardır modunda standarttan farklı şeyler bekleyebiliyor. Bir de feminizm etkisiyle kendilerini benimle kıyasladılar. Benim onlara göre yabancı dil gibi bazı konularda ileride olmamı normal görmek hatta iyi bir şey olarak görmek yerine kendilerini benimle yarıştırıp kompleks yapıp başka şeylerle ezmeye çalıştılar.

            Son olarak o abinin anlattığı bir şeyler var. Hikaye yarım. Tamamını bulamadım. Bilen varsa yazsın. Buluştuğumuzda herkes hanımını bir yerlere yollamıştı ki ben gibi bekarlarla anca öyle takılıyorlar. Söz eşlerden açıldı. Abi dedi ki.

            Kadın mutluysa evde huzur vardır. Kadın mutsuzsa evde huzur olmaz. Hani Hz.Adem yaratılmış ama hiç gücü kuvveti yokmuş. En basit ağaca tırmanamıyor bir yerden bir yere zıplayamıyormuş. Ardından Hz.Havva yaratılmış, aynı Hz.Adem hıphızlı koşmaya keklik gibi oradan oraya sekmeye başlamış yaşama enerjisi bulmuş. Sonra bir müddet yürümüşler derken Hz.Havva yorulmuş, durdukları yeri ev yapmışlar, düzenlemişler.

            Böyle anlattıydı…

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Sizin mıhlamadan aldığınız zevki sanırım bende kebaptan alıyorum. :) Allah annenize rahmet eylesin onların elleri bereketli ve becerikli hep diyorum benim annemde evde karışık şeylerden bir çorba yapar aşçılara taş çıkarır. Boşnak böreği yapmasını bende bilmiyorum ama çarşaf böreğini biliyorum. Gerçek hayatta karşılaşma ihtimalimiz olsaydı börek ve mıhlamayı yazmak yerine birlikte yerdik. :)

          • Feyza diyor ki:

            Insaallah nisa hnm. Hic belli olmaz, dunya hem buyuk hem de bazen cok kucuk. Belki bir gun karsilasmamiz da nasip olur ve guzel olur. :)

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey,
            Manipulasyon gibi bir durumunuz mevzu bahis dahi degil. Kime reklaminizi yapacaksiniz ki burda zaten birbirimizi biliyoruz. Gecen gun Abdullah abi de yazmisti ya, nasildi o soz hani, biz kirk kisiyiz kirkimiz da birbirimizi biliriz gibi. (Sozun aslini unuttum kusura bakmasin :) )
            Yani burda reklam yapsamiz ne olacak yapmasamiz ne olacak. Kimse birbirini tanimiyor ki. O yuzdem hic oyle dusunmuyorum kimse hakkinda. Kaldi ki zaten kusurlarinizi da acikyureklilikle ifade eden samimi bir insansiniz. Bu buradan bariz ve belli.
            O yuzden musterih olun.
            Diger konuya gelirsek.
            Su var, bazi cevrelerde gercekten cok hassasiyet sahibi olunabiliyor ve bunu da tasiyabilmek icin karsilikli ozveri gerekir. Yani size bilmediklerinizi ogretecek olan hanim tevazu sahibi ve sabirli, sizin de istekli ve razi olmaniz gerekir. Iki tarafdan birinde bu iki vasif yoksa iletisim zedelenip manevi hassasiyetler soruna da donusebilir.
            Ama iletisim duzgun saglanirsa birlikte tekamul de edilebilinir.
            Evlendikten sonra esine Kur’an okumayi ogreten hafize hanim arkadasim oldugu gibi, evlenince esi tarafindan tesetturunu bozmasi ve pantolon giymesi istenen, beyi tarafindan buna mecbur edilmek istenen arkadasim da oldu. Bu gercekten o egitimi almis bir kiz icin cok zordu.
            Bu gibi orneklere de rastladigi icin insanlar biraz cemaat disina kiz vermeye cekinebiliyor. Iyi misaller pek goze gozukmuyor ama ben var oldugunu goruyorum.
            Bir abi demisti ki, bana degil ama bir yakinima;
            “Illaki cemaat icinden bir kiz alacaksaniz hocahanim degil de sadece bir sure okumus bir kiz olsun. Cunku hocahanimlar idare etmeye aliskin oldugu icin evlenince de kocasini yonetme temayulu icerisibde olabikir ve ayak uydurma konusunda zorluk yasayabilirler. ”
            Bunu ben de gozlemliyorum. Bir de cevresi genis oldugu ve hizmetleri de yogun oldugu icin bu konuda ona destek olacak ve anlayis gosterecek bir insan olmasi da gerekiyor. Yoksa catisma yasanabiliyor ya da kadin kendini huzursuz hissediyor. O yuzden denklik bahsi burda sozkonusu olabilir ki bunu ben de destekliyorum.
            Iki taraf icin de hizmet kulfete donusurse, maksat menzile ulasamaz.
            Yalniz bir sure okumus fakat ilerlememis kisilerde ise dinen belli bir hassasiyet olussa da hizmet etme mesuliyeti buyuk olmadigi icin zayiati da az olur. Bir de idare edip yonetmeye degil de itaate donuk bir tedrisattan gectikleri ve orda biraktiklari icin uyum saglamalari da daha kolay olur.
            Her zamanki gibi yine istisnalari tenzih ederim.
            Dediginiz gibi bir cemaat mensubu olmayil size hitap eden birini bulursaniz da guzel olur. Ama sorun su ki, cemaat icinde insanlar birbirini daha fazla taniyip arastirabilirken yani eliniz daha uzaklara erisebilirken, o sekilde ferdi bir tercihte bulunursaniz ulasmak icin bir akraba cevreniz olmasi gerekir ki o da sizin biraz mahrumiyet duydugunhz bir durum oldugu icin bu yontemi tavsiye ettim.
            Karisik dugun meselesi ise,
            Bu sorunlarla bizim aile de karsilasti. Bu tamamen sizde ve evlenecek hanimda bitiyor Fatih bey. Eger siz ve hanim kararli olursa aileler ayak uydurmak zorunda kaliyorlar. Ama sirun yasayan kisiler ekseriyetle ailelerden ziyade nisanli ciftin kendi icinde dustugu fikirsel ayriliklar sebebiyle yasiyor ve bir taraf digerine uyum saglamak zorunda kaliyor. Kafa dengi bir insan olursa anlasir ve ailelere kabul ettirirsiniz kirmadan guzellikle.
            Aracilarin evli olmasi konusunda da katiliyorum. Bunu kendim de tecrube ettim ve faydasini gordum. Bir yas kriteri koymak belki dogru olmaz muhim olan evlilikten ne anladigi aracinin, ama biraz tecrube sahibi olmasi faydali oluyor.
            Haremlik selamlik uygulamasi hemen her cemaat icinde uygulanan bir durum ve nezih bir yontem. Sorun yasamazsimiz ki zaten asinasiniz. Isyerindeki durum farkli, nafaka ile yukumlusunuz ve kadinlarla ayni ortamlarda da bulunsaniz mesafeyi korumaniz muhim olan. Buna itiraz edip cifte standart gibi gorenler olacaktir belki fakat ben oyle dusunmuyorum. Helalinden rizk temini icin calisiyorsa bir adam, isyerinde karisik ev ortaminda haremlik selamlik uyguluyor olmasi bu ne perhiz bu ne lahana tursusu hikayesine donmez. Kadinlarin durumu ile bunu bir gormuyorum. Bu sekilde dusunen cok oldugu gibi, ticaretle ugrasip devlet memurluguna dahi sicak bakmayacak derece hassasiyete sahip kardeslerimiz de var.
            Herkesin tercihi.
            Allah hayirli olani nasip etsin. Evlilik ya da bekarlik hakkinizda hayirlisini dilerim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Yorumunuz için teşekkür ederim. Karşılaştığım durumlarla ilgili tespitleriniz doğru. Önyargılar konusunda da haklısınız ama aşmak mesele. Ancak kendisi önyargılara kurban gitmekten kızın babası sayesinde son anda kurtulmuş arkadaşım bile önyargılı davranınca üzülüyor insan. Bir başka arkadaşıma bu durumu anlattığımda o kişi için biraz işgüzarlık yapmış farzları yapıyorsa bir adam kalanı ekstraya girer demişti. Herkesin hassasiyetleri farklı. Özünde uniform bir toplumuz aslında.

            Mesela ben para konularında çok hassasım. Bir başkası başka konuda mesela alkollü mekan konusunda hassas olabilir. Yeri geliyor çok nadir olsa da bazı arkadaşlar alkollü mekanlara gidelim deyince kıramıyoruz. Ben gazoz içiyorum onlar da bir iki bardak bir şeyler içiyorlar. Yaptığım hareket bir eksiklik hatta kaçınmaya da çalışıyorum ama belki bu yaptığım sebebiyle beni yerden yere vuracak kişiler gidiyor faizsiz bankalardan kredi kullanıyor zorunlu ihtiyacı olmadığı halde. Önceden de yazdıydım. Her iki cümlesinden biri ailem kapalı olan kız flört istiyordu. Sizin o tarafın insanları diye benim memleketimi eleştiren kız tesettürsüzdü. Onlar öyle diye ben de mi öyleyim.
            Biraz özeleştiri yapmalıyız hepimiz kendimize yontmamalıyız. Ailesi müspet bir arkadaşı müspet bir hanımla görüştürmüşler. Kız söylemiş şöyle ayrı otururuz şöyle ayrı düğün vb. arkadaş tamam demiş ki kız biraz da artistlik yapmış bu konularda. Ancak sonrasında 90 km’den uzak bir mesafeye istediği zaman yalnız yolculuk yapmak istediğini söylemiş. Arkadaş da o kadar ahkam kesiyordun dediğin şeyin caiz olmadığını bilmiyor musun demiş.

            Mesela geçenlerde iş arkadaşlarıyla toplu bir buluşma olmuştu. Dışarıda bir lokantada yemek yendi. Sonrasında çoğunluğu genç ve bekar arkadaşlar alkollü bir mekana eğlenmeye gittiler ben gitmedim eve geçtim. Beni tanıştıracak kişiler bunu nereden bilsin. Velhasılı önyargı yapmadan bu adamın niyeti kendini daha da düzeltmek deyip kazanmaya çalışacak aracılar lazım eleştirecek değil. (Bir de bu olayla ilgili üzücü bulduğum gidenler arasında namaz kılan hanımlar da vardı. Hatta baktım birisinin omzuna genç bir erkek arkadaş masaj yapıyordu! İş arkadaşı…
            Bunu niye yazdım. Etrafımdaki yakın hayat görüşlü olabilirler belki dediğim kızlar bile böyleyse kalanını siz düşünün)

            Diğer taraftan dediğiniz gibi burada birbirimizi biliyoruz hatta bu konudaki yorumlarımda her ne kadar size hitaben yazıyor olsam da umuma hitaben yazıyorum aslında. Keza sizin de öyle. Her ne kadar fatih bey diye başlasa da yorumlarınız aslında benim gibi olan bir çok insana tavsiye ve tespit niteliğinde. Konuyu gereksiz yere uzattım belki de kusura bakmayın.

            Son cümlenizdeki duanız da aslında durumumu özetliyor ki neredeyse benim ettiğim duanın aynısı :) . Evlilik ya da bekarlık hangisi hayırlı bilemiyorum. Dışarıdan bana bakan birisi evliliğe müsait olduğumu ve sıcak baktığımı öğrendiğinde yazdığınız gibi düşünebiliyor. Allah’ın her zaman hakkımızda hayırlı olanı verdiğini biliyoruz. Buradan hareketle kendisi yuva kurma eğiliminde ve donanımında olduğu halde bekar ise demek ki bu adam için bekarlık daha hayırlıymış diyen çok kişi var. Ben de öyle diyorum. Ancak beş altı ay önce yazdığım bir şeyler vardı. Bir yerde zaman onları doğruladı. Benim gibileri kolundan tutup tanıştıracak kimse yok olacağa da pek benzemiyor. Benim de kızlarla ortamım yok ki o ortamdakilerle zaten olmaz belki işyerine yeni birileri başlar benim kafadan. Her ne kadar ciddi ilişki desek de flört gibi olacak belki ama yoksa başka türlü olacağa benzemiyor. Şu var. O zaman da artık çalışmayan eş kriteri gibi şeyleri gözden geçirmek gerekiyor. Seçme şansımın çok olmadığı bir durumda bazı şeylere yumabiliyorsam göz yumacağım ne yapayım…Ehveni şer…

            Aileler kızlarını klasik görücü usülü görüştürmek istese kızlar kabul etmiyor. İki defa başıma geldi. Kızlar görmediği halde anneler görüştürmek istediği halde 25 yaşında olmanın getirdiği bilinçle(!) illa ki bir ortamda tanışacak zamanla tanıyacak ama adı konmayan bir süreç olacak. Tabi sonrasında sürpriz(!) evlenme teklifleri… Günümüz kızları için usulünce ailelerin gözetiminde tanışmak out ailelerden habersiz önce arkadaş sonra sevgili olmak in. (İki sene sonra o heves bitip de boşanınca ağlamayacaklar ama)

            Bir ara sizin hayırlı işlerinizle ilgili bir durum vardı. Soramıyoruz çünkü olayın magazin boyutuna girme tehlikesi var :) İşler yolundadır umarım. Biz de bir arkadaşa aracı oluyoruz. Henüz görüşme olmadı ama ilerleme kaydettik. Hatta kızın ailesiyle erkeğin ailesi aynı cemaatten çıktı :) Olursa çok mutlu olacağım.

            Arkadaşın birine kız istedim, nikah şahitliği yaptım, evlenecek arkadaşlarla eşya almak için mağaza mağaza gezdim. Ev almazlarsa kızımızı vermeyiz denilen arkadaşa ailesi ev bakıyordu. Listedeki bir ev hariç tüm evlere bakmış ve beğenmemişlerdi. Son evin de sahibine ulaşamadılardı. Hadi gidelim demişlerdi. Israrla o eve de bakacağız pes etmek yok dedim. Baktık ve sonrasında o evin üst dairesi de satılıktı onu aldılar. Aracı da olursam her adımı tamamlamış olacağım inşAllah :) Yuva kurmak adına yardımcı olduğum arkadaşlarımın kayınbabaları düğününde kalburla su taşıyacağız dediydi 😀 Hatta bir arkadaşa ne zaman misafir olsam o sırada kayınbabası telefon açmış olursa illa benimle de görüşür sağolsun.

            Selam ve dua ile.

            (Hakkınızı helal edin. Konuyu çok uzattım belki ama yazmadan da olmuyor)

          • sennur diyor ki:

            fatih beye ,
            yorumum umarım doğru yorumun altına gelir ,
            iş yaşamıyla ilgili yazmak istiyorum ,bazen kapalılar farklı anlaşılıp farklı sıkıntılar yaşayabiliyorlar. nişanlılık döneminde işe servisle gidip geliyordum ,minibüs ve kadın ağırlıklı olduğu için sorun olmuyordu , bir keresinde birlikte çalıştığımız firmaya patronum ile birlikte gitmek zorunda kaldım , o zaman nişanlım uyarmıştı arka koltuğa otur ,öne oturma diye adamdan izin alıp oturdum , ama içerledi beni özel şöför mü yaptın diye ???
            nişanlı ya da evli olunca açıklıyorsunuz , istemiyor diye ,sonra niye çalışıyorsun ? o zamana dönüyor konu , burada iş arkadaşıyız ,sen kötüye çekiyorsun vs muhabbeti ,neyse ki evlenir evlenmez oradan ayrılmıştım.
            sonra evliyken çalıştığım diğer iş yerinde servis olarak renault kangoo 5 kişilik araç ,zaman zaman patronun oğlu geliyor ,ALLAH tan 3 kadınız ,ama bazen iki kalıyoruz ,bende önce binen hep öne oturmaya çalışıyor , ona da eşi ön rahat olur ,oraya otur demiş (kadın milleti itaat ediyor ama bakış açıları :( )
            neyse ben ona ve diğer tüm kadın .çalışanlara öne oturmama ,mesafeli olma adına epey örnek oldum ,
            sonra firmanın çalıştığın yerin ünvanı olmasına rağmen müdürüme de aynı şeyi yapıp ,arka koltuğa oturmuşluğum var. :)

            işyerinde tokalaşmak isteyenler adına da epey örnek olduğumu düşünüyorum ,
            ama hassasiyeti olmayanlar anlamak ta çook güçlük çekiyor ,
            neyse en sonunda zaten eşimden ayrıldım , çalıştığım firmada ayrıldığım duyulmadan ayrıldım , o firmada iken eşimle çok sıkıntı yaşamıştım ,
            şimdi ise çalıştığım yer kadınlar ile ve harama girmediğim ,haram ile muhatap olmak zorunda olmadığım için çoook mutluyum ,
            maddi anlamda getirisi az , yazın maaş ve sgk sı yok , özel sektöre girip çok iyi yerlerde olacağımı söyleyen dostlarıma ben böyle iyiyim diyorum .

            çalışan ,çalışmak zorunda kalan tüm kadınlara da ALLAH tan helal daire nasip eylesin .
            özellikle tesettürlü kardeşlerimize ,ablalarımıza da yardım etsin.
            not: 40 dan sonra başındaki örtüyü çıkaranı da gördüm , kapanıp iki yıl dan sonra tekrar açılanı da .
            rabbim utandırmasın , sırat ı müstakim nasip eylesin .

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Şennur Hanım.
            Yorumunuz için teşekkür ediyor dualarınıza amin diyorum.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Dünya küçük hiç belli olmaz kaderde karşılaşmak varsa nasip olur. Belki düğüne geliriz. :)

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey hakkim helal olsun, ne demek. Siz de helal edin.
            Bu kadar yuva kurulmasina vesile olmussunuz ve hala oluyorsunuz. Oyle insanlara Allah yardim eder ben inaniyorum. Yuva yikanin yuvasi olmaz derler ya dogru ve buna karsilik yuva yapilmasina vesile olani, yardimci olani da Allah yuvasiz birakmaz. Ya bu dunyada ya da ahirette guzel bir zevce nasip eder inaniyorum.
            Benim durumlari sormussunuz, biraz karisik. :) Bir ara izah ederim insaallah. Hayirlisi diyorum herkes icin en guzeli olsun.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım, tamamdır.
            Elbette varsa hakkım helaldir. Hani bana tecrübesizsin demişlerdi ya aslına bakarsak tecrübeli sayılırım :)
            Diğer konuyu da siz zamanı gelince anlatırsınız. Ben de tanıştırdığımız gençlerin sonucu olumlu olursa paylaşacağım inşAllah.

            Yalnız bahaneyle bir iki şey yazayım, kendime pay biçiyor gibi olacak ama…

            Kızın ailesiyle irtibata geçecek arkadaş edilgen kalınca dürtükledim biraz. Bu işleri çok geciktirmeye gelmez. Cenazeyi defnetmekte, kızın evlilik vakti gelince evermekte acele etmek gerekir dedim. Rahatsız ettim biraz, hadi hadi yaptım :) Ertesi gün kıza başka birisi daha talip olmak istemiş, birkaç gün sonra da bir başkası. Arkadaş geldi, epey seni adım, haklıymışsın dedi. Kızın ailesi erkek ailesini araştırdı ki ortamları müsaitti, kızın babaannesi ben bu iş olsun istiyorum diyor sıcak bakıyor. Hayırlısı neyse o olsun diyoruz. Benim görevim buraya kadardı şimdi aileler ve gençler hep beraber ve usulünce görüşecek…

        • .../nisa diyor ki:

          Yeni anne hanım,

          Benim örnek verdiğim kişi Antalya’da görev yapıyormuş Rusların yoğun olduğu bölgede. Elbette kişiden kişiye bu durum farklılık gösterebilir bazı yerler imtihanı biraz daha zorlaştırır. Ben biraz erkek açısından duruma baktım. Gözünü sakınanlar koruyanlar için helal olan eşidir. Diğer türlü teşhire alışmakta bir bakıma atıştırmakta imtihanın diğer boyutu. Dağ başında olsanız dahi güven yada sadakat sorunu varsa engel olunmaz.

          Eşinizle muhabbetiniz ve güveniniz tam ise vehime kapılmayın. Sadece Fatih beyde açıklamış yeni anneyseniz böyle zamanlarda hormonlar insanın psikolojisini etkiliyor. Uyku düzeninize dikkat etmeye çalışın. Rabbim yuvanızda huzuru daim etsin evladınızı hayırlı eylesin.

        • Zeynep diyor ki:

          Feyza hanim Abdullah bir beyin yorumuna verdiğiniz cevaba bayıldım .Keşke beğen butonu olsa da dedim ilk defa söylemeden geçemedim.Tebrikler ☺👏👏👏

  9. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Çalıştığım yerde her telden adam var. Kadınlığı ön plana çıkarmak yazmışsın ya bizimkiler ön plana falan çıkarmıyor direkt meydana koyuyor :)

    -Fatih kardeşim üslubunla güldürdün beni :))

    “İşin kötüsü birbirlerinden görüp etkileniyorlar. Birisi bir gösteriyor, diğeri o da bir şey mi bende ne mal var diyor daha da açılıyor. Resmen açık arttırmaya döndü yok mu arttıran.”

    – bu üslup biraz kaçmış gibi kardeşim keşke “mal” tabirini kullanmasaydın.

    “Allah affetsin ben gibileri, nefsimizle vicdanımız arasında sıkışıyoruz”

    -Aynen öyle kardeşim bu zamanda erkek olmak çok zor ağır tahrik altındayız Rabbim ayağımızı kaydırmasın.

    “Öğle araları yemeğe çıkmayan bir abi varmış diye yazdıydım.
    Tasvir etmek de yanlış demişti arkadaş ama son olsun. ”

    -o abi çok doğru söylemiş.

    “Boyunuz uzunsa kadınların bakışları size kayar, iki kere iki dört, çok sorgulamayın, fıtrat”

    – yok kardeşim uzun boylu biri değilim ortaya yakın kısa sayılırım 1.67-68 diye hatırlıyorum. uzun zaman oldu ölçeli. yani ayakkabıyla 1.70 oluyoruz işte. :)) bazı kadınlar gibi 10 santim topuklumuz yok yani :)) boyu da açıkçası pek takmıyorum çünkü ekseri kadınlar ya benden kısa oluyor yada aynı boyda oluyoruz. kendimden uzunlara da ben zaten ilgi duymuyorum. ama bazı erkekler kendilerinden uzun istiyorlarmış onu da duydum yani :)

    -bence bu işin uzunlukla hiç alakası yok ben bunu da son iki sene içinde öğrendim. farklı bir erkek gördüler mi bakıyorlar kadınlar ben onu anladım. :)

    Rabbim hepimizi (sitedeki kadın okurlarda dahil) kötü kadınlardan muhafaza eylesin inşaallah…

    Vesselam…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Azmo kardeş.

      Arkadaşlar arasında iki cümleyle özetleyebileceğim şeyleri burada iki paragrafla açıklamak durumunda kalıyorum :) Bu zamana kadar kimse ağzımdan tek kelime küfür duymamıştır ama jargonumu değiştirerek taşı gediğine de koyarım ortam müsaitse. Burası kamuya açık, hanımların da takip ettiği bir yer olmasa daha net yazarım. Burada aile filtresi var :) Bir keresinde delmeye çalıştığım. Konuyu özetliyordu ama uygun değildi filtreye takıldı.

      Kendi bedenini meta gibi görüp onu teşhir edenlerin, bir meta gibi onu yarıştıranların şerrinden Allah bizi korusun. Tasvir etmeyeceğim ancak yeri geliyor o kişilerle dip dibe çalışıyoruz. Daha da üzüldüğüm nokta şu. Hadi bir kısım insanın bu noktalarda hassasiyeti yok da ibadetlerinde hassas olan hanımlar da dikkat etmiyor. O zaman iki kere üzülüyorum. Çünkü evli hanımlar var, kimseye bacı gardaş ayağı yapamam ama o kişilere pozitif ayrımcılık yapmak geliyor içimden, biraz abartı gelebilir ama onların namusunu kendi namusum gibi görüyorum çünkü onlara değer veriyorum. Kıyafetleri uygun olmayınca güzellikleri dikkatimi çekince benim ruhum sıkılıyor. Ya kardeşim giymeyin şunları diyorum içimden burası işyeri bizler de işdaşız. Bir iki kere de denk geldi laf arasında ortaya konuşup yanlış olduğunu söyledim.
      Elin kızlarının namusundan, kıyafetinden sanane sorumlusu sen misin diyebilirsiniz. Ancak sebebini de yazdım. Bir çok değer ve hassasiyetin unutulduğu ortamda onların bir kısmına bile sahip olsalar sempati besliyor insan, iyi olsunlar istiyorsunuz, karşı cins oldukları için değil benzer hassasiyette oldukları için. Zaten ne zaman dikkat etmezseler buz gibi soğuyorum sempati empati kalmıyor…

      Boy meselesinde de ben karıştırdım galiba uzun boylu bir yorumcu arkadaşımız vardı. Benim tahminim tutmadığına göre senin gözlemlerini esas alacağız. :)

      Selametle.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Bu zamana kadar kimse ağzımdan tek kelime küfür duymamıştır ama jargonumu değiştirerek taşı gediğine de koyarım ortam müsaitse. Burası kamuya açık, hanımların da takip ettiği bir yer olmasa daha net yazarım. Burada aile filtresi var ”

        Fatih kardeşim küfür hassasiyetine sahip olman çok güzel çünkü ekseriyetle bizim hemcinslerimiz çok küfürbaz oluyorlar hele ki biraz sinirlense basıyorlar küfürleri küfür de var küfür de öyle müstehcenler küfürler var ki duymak bile istemez insan.

        Ben de kendimi övme gibi olmasın beni tanıyanlar daha ağzımda müstehcen küfür duymamışlardır bu konuda çok hassasım hatta küfürbaz olanları görünce araya duvar örüyorum. çok fazla samimiyet kurasım gelmiyor. iki kelimede bir küfür mü olur kardeşim ayıptır yazıktır.

        Ayrıca konuya gelirsek siz “mal” demiştiniz o an için bana argo geldi. ama şimdi “meta” dediniz yerli yerine oturdu çünkü o tipler kendilerini cinsel meta haline getirmiş oluyorlar zaten. Rabbim o tiplerden bizleri korusun.

        “Kıyafetleri uygun olmayınca güzellikleri dikkatimi çekince benim ruhum sıkılıyor. ”

        Al benden de o kadar kardeşim aynen bende öyle oluyorum çok rahatsız oluyorum evli barklı başörtülü hanımların bazen makyajla bazen bacağa yapışan pantolonlarla işe gelmelerine hele bir de başörtü üzerine güneş gözlüğü modası yok mu ah ah her neyse daha fazla can sıkmayalım zaten herkes her şeyi biliyor.

        “Boy meselesinde de ben karıştırdım galiba uzun boylu bir yorumcu arkadaşımız vardı. Benim tahminim tutmadığına göre senin gözlemlerini esas alacağız.”

        ben illa gözlemlerimi kimse esas alsın demiyorum sadece kendi gözlemim o yönde olduğunda öyle yorumluyorum bazı şeyleri. isteyen esas alır isteyen almaz kardeşim biz sadece söyler geçeriz gerisiyle mükellef değiliz :)

        Dua beklerim…Vesselam…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Azmo kardeş.

          ve aleyküm selam.

          “Dua beklerim…Vesselam…”

          Elbette. Riya olmasın genelde toplu dua ederdim geçen içimden geldi tek tek isminizi anarak dua ettim, kabul olur mu bilmem :)

  10. Selinay diyor ki:

    Bilimsel olarak kanıtlanmış bir bilgi vereyim kadın ömrü genel olarak erkek ömründen uzundur bunun en önemli sebebi ise östrojen hormonun koruyucu etkisidir. Östrojen yani kadınlık hormonunun başta kalp damar hastalıkları olmak üzere kişiyi birçok hastalıktan koruduğu bilimsel olarak kanıtlanmış bir veri. Bununla beraber ilave yapabiliriz ki kendinden çok büyük erkekle evlenmek demek muhtemel bir şekilde erkenden dul kalmak demek

    • Yahya diyor ki:

      Sizin gibi bir insanın daha donanımlı olmasını beklerdim.
      Bu östrojen hormon meselesi yıllar önce çürütüldü. Hemde fena halde… daha çok demir eksikliği ve XX – XY kormozon yapısının etkili olduğu düşünülüyor…
      Dikkatinizi çekerim düşünülüyor diyorum çünkü, erkeklerin vücutlarını daha hor kullandığını gözlemliyorlar.

      Netice olarak hakikat ne olursa olsun, sizin ne kadar yaşayacağınızı sadece Allah bilir. Yani siz tedbiren dul kalmamak için genç bir insan ile evlenseniz dahi eşinizin sizden daha önce vefat etmeyeceğinin garantisi var mı? Tabii ki yok!

      Bu işler istatistiğe veya kanıtlanmış bilgiye değil takdiri ilahiye bakıyor.
      2 saat önce gülüşüp yarın için plan yaptığımız insan, 2 saat sonra vefat ediyor. İnsan bir sinyal verir, öksürür falan hastayım beni bir doktora götürün diye değil mi… yok, yarın için planımız kendisin defni oldu…

      Şahsen acizane tavsiyem: dul kalmamaya odaklanmak yerine; huzurlu, mutlu ve devam ettirilebilir aile saadeti arayışı olmalı…

      Allah size sıhhat afiyet versin.

    • .../nisa diyor ki:

      Selinay hanım,

      Yaş ile ilgili tercihlerinize saygı duyuyorum. Yalnız hayat konusunda çokta emin konuşmamak lazım. Bir iş kazası trafik kazası herhangi bir hastalık alerji durumu vs. sizin bir anda 80 yaşındaki bir insanın yaşam tarzına dönüştürebilir. Yada akranınızla kendinizden küçük biriyle evlendiğinizde de dul kalma ihtimaliniz her zaman vardır.

      Diğer türlü siz kendinizden küçük yada akranınız olan biriyle uyum sağlayabilirsiniz başka birisi 10 yaş büyük biriyle uyum sağlayabilir. Tercih meselesi. Ben olgunluğu önemsediğim için 10 yaş farkı normal buluyorum aramızda dış görünüş olarak uç fark yoksa 12 yaş farkta olabilir. Kimlikteki yaş ile dış görünüş her zaman aynı olmayabiliyor. Kimisi yaşından küçük gösteriyor kimisi büyük.

    • Feyza diyor ki:

      Selinay hanim, erkekle kadin arasinda biraz yas farki olmasi daha guzel olur. Yarin oburgun cocuk sahibi (insaallah) oldugunuz zaman, vucudunuz deforme olabilir, kilo da biraz alabilirsiniz. Kilo insani oldugundan buyuk gosteriyor ve bir de evliligin sorumlulugu, cocuklar vs
      Simdiki kadar kendinize ozen gostermeyebilirsiniz ki gosterseniz dahi erkekler her zaman kendinden genc hanimlara ilgi duydugu icin (her zaman iddiali olur ama buyuk ekseriyetle), 40’li 50’li yaslara geldiginiz zaman kocanizin yaninda ablasi gibi durursaniz cinsel acidan da kendinizi yetersiz hissedebilir ve esiniz size belli etmese dahi siz kendi kendinize rahatsiz olabilir, cinsellikten de uzaklasabilirsiniz.
      Bazen evlenmeyen kadinlara bakiyorum, pek degisen birsey yok. Belli bir yastan sonra kadinlar hic evlenmese dahi, sanki evlenip.iki uc cocuk dogurmus gibi donusuyor fizikleri. Mesela menopoz doneminde bilirsiniz ki kadinlar biraz daha kilo almaya yatkinlasiyor. Bu yillarda esinizin sizden genc olmasi sizi birtakim vehim ve vesveselere dusurebilir. Erkeklere bakmiyor musunuz, altmisina gelmis hala genc es hevesindeler. Kimi bunu bastiriyor kimi gercege dokuyor. Muvaffak olur ya da olmaz ama genc kadin meraki erkeklerde oldugu surece sizin kendinizden kucuk bir insanla evlenmeniz kisa vadede sizi mutlu etse de uzun vadede huzursuzluk verecektir.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Feyza kardeşim, kıymetli yorumunuzun altına imzamı atıyorum. Bence de kesinlikle erkekle kadın arasında en az 2-3 yaş farkı olmalı ve maksimum ise 8-10 yaş olmalı 10 yaş sonrası bana da pek makbul gelmiyor.

        Ben aynı yaşa bile sıcak bakmıyorum. Etrafımızda ki kadınların nasıl çöktüklerini görmesek,bekarlık ve evlilik,çocuk öncesi ve sonrası hallerini görmesek burada yazılanlara inanacağız. Ama durum tam tersi bir kadın ne kadar bakımlı da olsa 40 yaşındaki bir kadın asla 25-30 yaştaki bir kadın gibi olamaz. 30 yaşındaki de 18 yaşındaki gibi olamaz. Aynı şekilde çocuklu kadın çocuksuz gibi olamaz. Ayrıca bazı kadınlarda 2-3 çocuktan sonra göbek ortaya çıkıyor ki hiç sormayın aynı göbekli erkekler gibi göbekli kadınlar bu aralar görmeye başladım hakikaten çok itici geliyor bana. Hatta bekar kızlarda bile göbekler çıkıyor artık. Yenilen gıdalar mıdır? başka sebepler midir? bilemiyorum. Ama göbek kadında çok itici bir durum. Bu ülkenin erkekleri hafif etine dolgun (buna balık etli de ) derler severler. Ama bu etine dolgunluk hafif olursa makbuldür.Yoksa iş göbek bırakmaya giderse o zaman iticilik başlar.

        Velhasılı bir daha söyleyeyim bunu kadınlar kulaklarına küpe etsinler:
        “Erkekler görsel,Kadınlar tenseldir”…

        Vesselam…

        • Feyza diyor ki:

          Azmo kardes,
          Yenilen hazir gidalar bel bolgesinde yaglanmayi hizlandiriyor, bunu ben de farketmis ve bir ara gidalardaki katki maddelerini arastirdigim zaman okumustum. Sadece fast food tarzi beslenme de sart degil, ev hanimlari da hazir gidalari evinde cok fazla bulundurup kullandigi zaman ve spor da yapmiyorsa bel.bolgesi yaglanip gobeginin cikmasina sebep oluyor. Yani cok ayrintiya giremeyevegim ama kadinlara bazi bolgelerden kilo almak bir nebze yakissa da, gobek kismi hakikaten yakismiyor erkeksi duruyor.
          Bir de sezaryen dogumlar da arttigi icin bu da sanirim her dogumdan sonra duzenli spor yapilmazsa gobek kisminda belli bir miktar fazlaliligin kalici olmasina neden oluyormus. Normal dogumlar da vucut formuna daha kolay kavusuyor diye biliyorum bilhassa karin bolgesi.
          Aslinda sunu saka sanmayin, ciddi soyluyorum, dusunuyorum da bunu. Bir kizin ceyizinde bir kosu bandi olmali eger imkani varsa :) . Yani bekarken alinabilir yeter ki evde koyacak yeri olsun. Bence luks bir vitrin takimindan daha elzem. Cunku kadinlar en cok ne zaman kilo aliyor, dogum yaptiktan sonra. Dogumdan sonra da haliyle bebek oldugu icin cikip disarda tempolu yuruyus yapmasi ilk zamanlar bilhassa cok zor. Bebek arabasiyla da yuruyus hizli yapilamayacagi icin kadinlar aldiklari kilolari vermekte zorlaniyorlar. Ama evinin bir kosesinde kosu bandi olsa, anne olduktan sonra her gun yarim saat yuruyup dengeli beslenerek kisa surede o kilolar vucuda yerlesmeden atmasi kolay olacaktir. Eve bircok luzumsuz esya alinacagina bence bu cok daha luzumlu. Hem saglik hem gorunum acisindan. Bebegini uyutunca bile yuruyebilir o zaman bir kadin. Erkeklerde kilo asiri olmadikca sorun teskil etmiyor ama kadinlari estetiksel acidan hakikaten oldugundan yasli gosteriyor ve kendini aynada begenmeyen kadin diger alanlarda da saldikca saliyor gibi gozlemliyorum.

        • Feyza diyor ki:

          Ayni yasa ben de sicak bakmiyorum Azmo kardes. Sadece gorunum degil, derin bir saygi duyabilmem icin benden mutlaka en az birkac yas da olsa buyuk olmali diye dusunuyorum esimin. Ev arkadasim, kankim gibi hissetmemem icin bu benim acimdan boyle olmali. Erkekde gorsellige onem vermiyorum. Yaklasimi ve olgun tutumu etkileyici gelir bana kalirsa, gorunus cok cok geri planda kaliyor. Hele ki son donemlerde cok yakisikli bulunan, hani su metroseksuel dedikleri mankenimsi erkekler bana son derece itici geliyor. Bir kadinin tesetturunden nasil Musluman oldugunu anliyorsaniz, giyimi kusami vakari ve sadeligi ile bir erkegin de Musluman oldugu disardan belli olmali. Sakalindan, biyigindan, favori kesimine, pantolonunun darligina gemisligine ve saclarindaki joleye ve sac kesimindeki sadelige kadar bir Musluman erkek dikkat etmeli. Bu ayrintilar insani ele veriyor cunku. Moda olsun diye mi sakal birakmis yoksa sunnet oldugu icin mi, bu belli oluyor. Mesela V yakali tisort giyiyor erkekler hic yakistiramiyorum giyenler alinmasin. Erkekler benim gozumde gomlek giymeli. Daha cok yakistiriyorum. Tisort giyecekse de bisiklet yaka ya da yakali tisort giysin ama bol olmali, hadi buna bir nebze diyelim, ama V yaka nedir? Kadinsi duruyor. Bir de vucuda yapisik giyiyorlar cok itici buluyorum bunlari.
          Yani kadinlarin tesetturu kadar Musluman erkeklerin dis gorunumu de degisti kimse kusura bakmasin. Jole mesela bir erkegi ne kadar hafiflestiriyor. Bunlari goruyorum sokakta cevrede mesela cemaat cevresinde rastlamasam da bunlara, Istanbul’un oldukca muhafazakar semtlerinde rastliyordum yanlarinda kapali kizlar. Yani belli ki dindar bir ailenin cevrenin icinde yetismis ama dejenerasyona ugramis bazi Musluman erkekler. Bu akimin da onu kesilir umarim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Sizi dinlersek hayatta evlenemeyiz kimse yüzümüze bakmaz :)
            Şaka bir yana doğru yolda olduğumuzdan eminsek sallamıyorum artık.
            Gömlek giymeyi çok sevmiyorum, ömrümde saçıma jöle vurmadım, lisede jölesiz nadir erkeklerdendim. Önce kıyafet değişmeliymiş. Polo yaka tişört ve geniş pantalonumla baba gibi duruyormuşum muş…

            Arz talep meselesi. Kızlar istiyor erkekler giyiyor erkekler istiyor kızlar giyinmiyor :)

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Feyza kardeşim, Erkeklerin giyimi noktasında da size katılmamak elde değil kadınların tesettüründen bahsediyoruz ama erkeğin de tesettürü olmalı neticede.

            Benim dışarıda giydiğim şu anda bir beyaz tişörtüm var oda yakalı. jöle lisede bile nadir kullanmışımdır.saç spreyi de aynı şekilde. dediğiniz V yaka rahat tişörtleri genelde evde giyerim kot pantolon fazla sevmem bir iki tane var oda vücuda yapışan tipler dar paça tipler değil. mesai saatlerinde diğer arkadaşlar kot pantolon tişörtle falan geliyorlar ama ben daha tişörtle gittiğimi hatırlamıyorum. genelde gömlek giyerim. ama bulunduğum il yaz ayları 40 derece ve üstü olduğundan gündüzde pek dışarıya çıkmamaya çalışıyorum zaten. ayrıca ilahiyat mezunuyum.toplumun bir bakışı var üzerimizde bizim kesimin daha dikkatli olması gerek.ama maalesef bazı ilahiyatçı erkekler ve kızların giyimini görünce ne desem bilemiyorum içler acısı bir durum.

            Ayrıca çalışma ortamında ağır bir duruşum var ağırbaşlı klasik giyinen mesafeli bir duruşum var. Heralde bu durum yeni nesil erkeklerde pek yok gibi o yüzden mi kadınların bakışları bana kayıyor çözmüş değilim. Ama bence erkeğin çalışma ortamlarında hal ve hareketlerine oldukça dikkat etmesi gerekiyor ilahiyatçı olup olmaması önemli değil hepimiz müslüman erkekleriniz neticede.

            Ayrıca fatih kardeşimizde haklı yeni nesi erkeklerin giyim tarzları da arz-talep meselesi olmuş durumda. Yeni nesil kızlar artık bu tip erkeklerle flört ettiklerinden bizim muhafazakar erkeklerde haliyle kılık değiştirmeye başlıyorlar.

            Aynen muhafazakar kızların flört yapan ve erkekler tarafından beğenilen dışarıdaki kızlardan neyimiz eksik diyerek uygunsuz tesettürlerle dışarıya çıkıp vücutlarının çok affedersiniz ama söylemek zorundayım ( gögüs ve kalça) kısımlarını çok fazla ön plana çıkaran elbiseler giyinerek etrafa adeta şu mesajı veriyorlar:”bakın işte benim de bu organlarım var bunlar sadece sizde yok”

            Ama bu tipteki kızlar şu hakikati ıskalıyorlar senin bedenini beğenen erkek beğendiği yerleri elde edince artık sende sıradan kızlardan biri olursun onun için başındaki örtünün bir önemi kalmaz. Ama artık ne yazık ki toplumda şu anda başörtülü çıplak kızlara yoğun bir ilgi var, erkekler özellikle zampara erkekler bu tip kızları avlamaya meyyal vaziyetteler. ve bu tipleri tuzaklarına düşürüp onların uygunsuz fotograflarını ele geçirip hatta uygunsuz internet sitelerinde deşifre ediyorlar. bazıları belki bu fotografları kullanıp şantaj yaparak o kızın bedeninden bir müddet istifade bile ediyordur.

            Yani toplum ahlaki olarak çökmüş vaziyette ne erkeklerimiz düzgün erkek gibi giyiniyorlar ne kadınlarımız kadın gibi.

            Yani sözün özü “yasak ağaçtan sadece havva annemiz yemedi adem babamızla beraber o ağaçtan yediler.”

            Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey anlamadim bunu bir turlu niye beni dinlerseniz kimse yuzunuze bakmaz ne dedim ki ben farkinda olmadan yanlis bir tavsiyede mi bulundum ? Hatlar karisti :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Azmo kardeş.

            Çalıştığım yerde her telden adam var. Kadınlığı ön plana çıkarmak yazmışsın ya bizimkiler ön plana falan çıkarmıyor direkt meydana koyuyor :) İşin kötüsü birbirlerinden görüp etkileniyorlar. Birisi bir gösteriyor, diğeri o da bir şey mi bende ne mal var diyor daha da açılıyor. Resmen açık arttırmaya döndü yok mu arttıran. Müspet bir arkadaşı gördüm sabah sabah söyleniyordu. Hayırdır dedim, bu mevzuymuş. Ohooo dedim geç bu işleri. Yapacak bir şey yok. Tek tek millete laf anlatamayız. Ya iş değiştireceksin ya da kafa yerde gezeceksin.

            Allah affetsin ben gibileri, nefsimizle vicdanımız arasında sıkışıyoruz :( Öğle araları yemeğe çıkmayan bir abi varmış diye yazdıydım. Tasvir etmek de yanlış demişti arkadaş ama son olsun. Şimdi moda omzu açık ve sırtı açık kıyafetler giymek. Tesettürlü bir kız vardı numunelik, ya hiç mi kadın personel kalmadı koca fabrikada her öğlen ve çay molaları peşinde beş delikanlı. Oldu mu şimdi?

            Boyunuz uzunsa kadınların bakışları size kayar, iki kere iki dört, çok sorgulamayın, fıtrat :)

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey simdi anladim cevabinizi biraz gec olsa da, siz benim tarif ettigim giyim tarzina gore giyinirsek kimse yuzunuze bakmaz demek istemissiniz dogru mu?
            Bakmasinlar daha iyi degil mi, o tiplere bakan kizlar, kendiliginden elenir iste, size de kolaylik olur :)
            Maasallah. Zaten bu sitedeki kardeslerim hep dolu insanlar. O yuzden boyle muhabbet duyuyorum.
            Allah esirgesin hepinizi Allah iyilerle ve Abdullah abinin duasindaki gibi, “tahkik-i iman sahibi” insanlarla karsilastirsin.
            Evde kadin gibi erkek de istedigini giyebilir tabi Azmo kardesim, ama rahat oldugu icin evde giynek ayri. Bir de sokakta kizlarin ilgisini cekmek icin o sekilde daracik v yakali tisortler giymek ayri.
            Ev ortami kurtarilmis alanimiz. #evimedokunma 😀
            Kullan-at mendiller gibi tek kullanimlik olmama adina kendimizi muhafaza etmek zorundayiz. Naksibendilikte bir kaidedir: “Nazar ber Kadem” (goz ayak ucuna bakacak).
            Biz hanimlarin bu anlamda isi daha kolay, zira gittigimiz yerler belli. Yinecde biz dahi gozumuzu yeterince sakinamiyoruz ki bu cirkinlikleri goruyoruz. Ama Allah erkeklere bu zamanda daha da yardim etsin. Sabri kadar ecri de buyuk olacaktir insaallah. “Ahir Zamanda Musluman Olmak”, elinde kor atesi tutmak gibi…
            Allah cumlemizi dogru yoldan ayirmasin. Amin.

          • sennur diyor ki:

            bu konuda size katılıyorum feyza hanım .
            dar paça neredeyse tayt vari pantolon ,dap dar tshırt ,ayak bileği ve ayağı görünen ayakkabılar ,hatta parmak arası terlikler erkekler de çok itici.
            bence de imanlı ,namazlı bir mümin erkek kıyafeti ile de kendini temsil etmeli .
            ahir zamanda yız vesselam

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Öncelikle duanıza amin dedikten sonra cevap yazayım.

            “siz benim tarif ettigim giyim tarzina gore giyinirsek kimse yuzunuze bakmaz demek istemissiniz dogru mu?”

            Evet doğru :)

            Tam olarak tarif ettiğiniz gibi olmasa da benim kıyafetlerim üniforma gibi, aynı kesim tişörtün farklı renkleri var ki bazıları çift. Pantolonlar da öyle. Spor ayakkabı, yüksel bel ve geniş paçalı kot, polo yaka tişört, kısa saçlar. Numunelik sakal çenede, ırsi, o kadar çıkıyor :) (Çıktığı kadarını bırakırsan iyi olur dedi arkadaş. İki tel de olsa bırakın diyorlar. Onlar yokken sempatik, sevimli, bebek yüzlü gibi ifadeler kullanıyorlardı benim için. Bir tarafta karizmatik ağır erkek bekleyen kızlar bir tarafta sevimli sempatik Fatih, olmuyor ki :) )

            Bu kadar detayı burada paylaşmamın sebebi şu. Bu şekilde kıyafet tercihim olması eleştiriliyor, çok eski bir mevzu hatta. Sizin yorumunuzla beraber isabet oldu. Baba gibiymişim, böyle giyinmeyecekmişim. Dar paça kot, dar v yaka tişört giyecekmişim :) Bu arada cool olmayı da unutmuyoruz tabi…
            Halbuki ben böyle rahat ediyorum. Kumaş sevmem, özel durumlar dışında gömlek ve kumaş/keten giymem. Lafı çok dolandırmayayım, dediğiniz gibi bu şekilde olunca bir eleme oluyor ancak Feyza Hanım bu konularda o kadar elimiz bol değil :/
            Eleyecek bir şey yok ki eleyelim…

            İşin özü burada eksiklik bende aslında, standarttan sapan benim. Bir insan pekala ahlaklı edepli olup, güzel ve karizmatik giyinebilir, bunda sıkıntı yok bence. Şık bir gömlek ve pantolon, potin ayakkabı, hafif şekilli saçlar..

            O kadar yazdım ettim. Bu saatten sonra şimdi kalkıp birileri beğensin diye kendi kişiliğimden ve zevklerimden ödün veremem, beğenmeyen gitsin. Buraya da yazdıydım ilk görüşme sonrası kız aracılara kıyafetimi eleştirmiş diye, ikinciye niye görüşüyorsun o zaman, ben beğenmedim de, gelme…

            Ancak keskin eleme yapamıyoruz sizin gibi :) kaynak az. Önceden de yazdım. Zaten kırk yılın başı birileri ancak denk geliyor, armutun sapı üzümün çöpü demeyelim bazı şeyleri görmeyelim dememe rağmen bu işler o kadar kolay olmuyor. Ali babayla kırk haramilerin filmi vardı, alibaba cebinde müsil tarifi taşıyordu ileride zengin olursam ve yemeği abartırsam diye. Benim belki evlenirsem diye gözettiğim bazı şeyler vardı. Artık ileriye dönük planlarımı evlenirsem diye yapmıyorum. Düğün yapacak olursam diye artık para biriktirmeye kasmayacağım. Gelecek olan varsa ona göre gelsin zorluk görsün biraz borç ödesin :) Biraz da kendime bakayım değil mi?
            Selametle…

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey,
            Guzel bir gomlek, pantolon vs. Temiz bir giyim zaten mu’mine yakisir aksini yani pejmurde bir gorunumu mu’mine yakistiramiyorum bu konuda hemfikirim.
            Ama populer kultur “temiz” ve duzgun giyimi degil, erkeklere kadinsi, kadinlara da erkeksi giyimi telkin ediyor.
            Kadinlar icin pantolon zaten siradan bir giysi oldu artik, onun önü ne kadar da ikaz edilse alinamadi.
            Simdi sira erkeklerde. Tabi erkeklerin imajini bozmak pek kolay degil, etek giydiremezsiniz. Ama onlara da dar, kisa paca ya da dusuk bel ya da v yaka dar tisort giydirip bir de dekolte olusturabilirsiniz. Kaslarini inceltebilir cilt bakimi filan yapabilirsiniz. Yani bunlarla da erkekleri kadinsi bir hale sokabilirsiniz.
            Hani Iskoclar etek giyer, ama tiplerinde yine de bir kadinsilik gozukmez. Kulturel milli giysileridir bize abes gelse de goruntuleri bozuk degildir. Ama bahsettigimiz erkegin hem de bizimki gibi bir kulturden gelen erkegin genel manada kadinsi gorunume donmesi ve bu yuzlerine dahi sirayet ediyor.
            Taviz vermemek en guzeli. Allah cumleye selamet versin. insaallah bir oglum olursa kucuk yastan bol giymeye alismasini istiyorum ki ilerde istese de dar giyinemesin sıkılsın. :)
            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Cevap yazılacak bir durum yok ama önceki yorumuma yazıp sonradan sildiğim bir durum vardı, yazsam iyi olacakmış. Bu popüler kültür iç çamaşırlarına da karışıyor, detay vermeme gerek yok ama çocuk sahibi olmak isteyen bir erkeğin dar giyinmemesi gerektiği gibi iç çamaşırları da geniş ve pamuklu olmalı. Dar, sentetik kumaştan yapılmış ve boyalı olmamalı.

            İnşAllah ileride erkek çocuğunuz olursa dediğiniz gibi bol giydirin. İç çamaşırları geniş, yüzde yüz pamuklu ve boyasız olsun. Saçma ve özel bir konu gibi gelir, kusura bakmayın ama anneler bu konuda çok bilinçsiz…

            Ben görüşmelere giderken spor ya da kundura ayakkabı, keten pantalon ve gömlek giyerim, duruma göre o ucuz saatimi takarım, karşımdaki insana saygı gösterdiğimi göstermek için yeterlidir benden daha fazlasını kimse beklemesin. :)

          • Zeynep diyor ki:

            Dün eşimin kıyafetlerini utulerken bir yandan da evlenince giyim tarzını ne karar değiştirmişim eşimin diye düşünüyordum .Önceden bisiklet yaka tsort kot pantolon giyerdi.Ben keten daha güzel durur dediğimde ben sevmiyorum demişti şimdi bütün pantolonlari keten ve polo yaka tsort benim sevdiğim gibi birlikte alışverişe çıktığımız için farkında olmadan benim zevkime kaymis tercihleri .Konu açılmışken yazayım dedim tevafuk oldu benim için

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Zeynep Hanım.

            Görüştüğüm kızın kıyafetimi eleştirdiğini bir ablama anlattığımda niye takılmışki evlendikten sonra hanımlar giydiriyor zaten kocasını demişti… Sizin yazdığınız buna bir örnek bizim kızların akledememesi de namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmadığına bir örnek…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Öğrenciyken yurtta otuzlu yaşlarda bir abi vardı, Fatih dediydi bir gün, erkeklerin yaşı arttıkça ilgilendikleri kızların yaşları düşer. :)

        Doğru mu bence çok doğru 😉

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “kot pantolon fazla sevmem bir iki tane var oda vücuda yapışan tipler dar paça tipler değil. ”

          Buna bir şerh düşeyim en iyisi, iki tane kot var yumuşak kot tarzı yalnız birinin paçası dar idi sonradan hatırladım oda zaten içinde rahat etmediğim bir kot :) diğeri de çok geniş sayılmaz aslında ama diğerine göre daha iyi. Madem özel bilgi verdik yalana girmesin hakikati konuşalım :) aslında aklıma geldi editöre yazacaktım yorumu yayınlamasın diye ama eve geldim yayınlanmış buldum :)) kısmet,nasip diyelim…

          Vesselam…

  11. Selinay diyor ki:

    27 yaşındayım iyi bir kariyerim eğitimim var mükemmelliyetçi kişilik yapımın bir sonucu olarak kariyerim için çalışırken dış görünümüm ve kültürüm için de çaba gösterdim ihmal etmedim kendimi yani hiç. Şimdi bir itirafta bulunayım dış görünümüme önem veririm ve genç gösteriyorum ve kendimden 3 yaş büyük erkekler bile ilgimi çekmiyor yaşlıca geliyor hatta genel olarak kendimden küçük erkekleri beğenmeye başladım. Dindar bir ailede yetiştim ve dini hassasiyetlerim var ama ataerkil yapıyı tam olarak kabullenebilmiş biri değilim.

    • Yahya diyor ki:

      Herhalde erkek fıtrat ve tabiatını bilmiyorsunuz.
      40-45’li yıllara geldiğinizde sizden 10 yaş büyük erkeğe dahi yetişemediğinizi göreceksiniz. 50’li yaşları telaffuz bile etmek istemiyorum.

      Ataerkillikle ile dini hassasiyeti nasıl bir biriyle bağdaştırdınız anlayamadım!?

      Biraz hayat tecrübesi şart…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        KARİYER SAHİBİ DİNİDAR SELİNAY HANIM

        “27 yaşındayım, ama genç gösteriyorum… şahsen ben kendimden 7 yaş büyük yanımda AMCAM gibi görünen BABA gibi davranan bi erkekle olmak istemem… HATTA, kendimden 3 yaş büyük erkekler bile ilgimi çekmiyor yaşlıca geliyor hatta genel olarak KENDİMDEN KÜÇÜK erkekleri beğenmeye başladım.” DEMİŞ.

        Demiş ama BEKARA KARI BOŞAMAK KOLAYDIR sözünü de hiç duymamış herhalde. Yoksa böyle yazmazdı.

        Sevgili arkadaşlar; içinizden birileri 27 yıldır uyuyan bu hanımefendiyi güzellik uykusundan uyandırsın ve artık dünyanın kocaman global bir köy olduğunu ve Türk Kızlarının alternatifsiz olmadığını, hatta anadolunun küçük yerleri hariç artık TÜRK ERKEKLERİ’nin kariyeri ve güzel olduğu için kendini beğenmiş, caprisli ve 30 yaş potasında ki KART KIZLAR’a itibar etmediğini; hatta İstanbul vb büyüksehirlerde yaşayan VASAT* KARİYERE, EKONOMIK ve TİPE sahip erkeklerin dahi evlenmek veya sevgili olmak için kaprisi az, daha güzel ve daha genç YABANCI KIZLARI-KADINLARI tercih ettiğini UYGUN BİR DİL ile söylesin lütfen.

        Aksi taktirde 3-4 yıl sonra 31-32 yaşına geldiği halde hala evlenemediği için nur topu gibi yeni bir FEMİNAZİ’miz olacak. :-)

        • Abdullah Bir diyor ki:

          VASAT= 4-6 bin tl aylık gelir, 170-175 boy, 28-35 yaş civarı, 2yıllık yüksek okul veya 4 yıllık lisans mezunu, saçları hafif seyrekleşmiş, daha önce Türk kızı ile evlenmiş boşanmış, vb…

        • Yahya diyor ki:

          Abdullah abi,

          Gece yarısı bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum.

          Belki ilave etmeyi unutmuşsunuzdur diye…, bu “kaprisli kariyerli şehir” kızları, *evli erkelerin* hayat arkadaşları oluyor. Malumunuz mütedeyyin kesim arasında da son derece yaygınlaştı…

          Selam ve dua ile…

        • adem diyor ki:

          abdullah Bir abi ben eski yazıları ve yorumları okuyupta burada hala böyle bir şey yazabilen bir insana verebilecek hiç bir tavsiyemiz olduğunu sanmıyorum. eğer okumadıysa da önce okusun. zaten mükemmeliyetçi biriyim demiş. kendinden büyükler ilgisini çekmiyormuş yaşlılarmış. kendinden küçüklere ilgi duymuşmuş. evlense nolur abi bunlar daha çocukmuş der. mahkemeye koşar. ondan sonra olgun koca arar kendine.. ya ben sıkılıyorum artık böyle sakil yazılardan. derinliği olan yorumlar yazılar bekliyorum sizlerden. bu sitede pek çok arkadaş 1-2 si hariç gerçekten kaliteli yazıyorlar. onlar için de hala burayı takip ediyorum. bana bişeyler katsın. yok 27 yaşındaymış minyon tipliymiş. ne güzel yazmılşsın abi”Aksi taktirde 3-4 yıl sonra 31-32 yaşına geldiği halde hala evlenemediği için nur topu gibi yeni bir FEMİNAZİ’miz olacak. :-)”

      • Süleyman diyor ki:

        Yahya bey

        Yani bu kanıtlanmış birşey mi? Yani o Zaman erkekler hep kendilerinden 10-15 yaş küçük kişilerle evlenmesi gerekir. Yani eskilere baktığımızda bile böyle evlilikler çok görmüyorum ben. 10-15 yaş küçüğü ile evlenen kişileR fazla olmuyor. Sonuçta yani düşündüğünüzde 15 yaşındaki bir kızla bile evlenecek olsa Ada’m 25-30 yaşında olmalı ki evlenebilsin. Ee o kadar da bekletilmiyormuş evlilik eskiden. Bilmiyorum kafam karıştı.

        • Yahya diyor ki:

          Süleyman bey

          Bunu sizin anladığınız anlamda söylemedim.

          Ör. Yurt dışında insanlar çok geç yaşlarda evleniyorlar. Batı avrupa ülkelerinde dahi 35 ve üstü evlenen çiftler genelde yaşıtlarıyla evleniyor (+/-2 yıl fark vardır) ancak hanımları kocalarından en az 10 yaş yaşlı duruyor. Bu benim çok dikkatimi çekti.
          Genç yaşta her şeyi yaşadıkları için, geç yaşta yaptıkları bu evliliklerden de belki beklentileri sadece zevklerin ve fikirlerin uyumu oluyor. Diğer anlamda aktif olanlarında evlilik dışı (sevgilileriyle v.b. ) yollarla karısını yormuyor.

          Ülkemizde ise durum biraz daha farklı.
          Bizde kadının kocasına “uyumu”, hizmeti ve hatta bazı bölgelerde kocanın ailesine hizmeti ve/ya tarla/bağ gibi ortamlarda iş gücüne katılımı söz konusu. Bu nedenlerle genç/küçük yaşta gelin tercih ederler. Ancak günümüzde artık bu değişti. İnsanların girdiği sosyal ortamlar değişti. Genele baktığınızda doktorlar doktorlarla, öğretmenler öğretmenlerle, avukatlar avukatlarla gibi hem benzer meslek guruplarında hem de yakın yaş aralığında evlilikler gerçekleşiyor.

          Dediğinizin aksine eskilerde yaş farkı mevcut ancak genç yaşlarda evlendirildikleri için 10-15 sene gibi bir yaş farkı görmek mümkün olmuyor. 18 yaşındaki bir delikanlıyı kaç yaşında bir kızla evlendirebilirsiniz? Bu sebeple küçük yaş evlilikleri engelleyen ve tecavüz sayan yasalar çıkmadı mı?

          Lafı çok uzatmadan, erkeğin yaşlanıp durulması ile kadının yaşlanıp durulması aynı hızda olmuyor. Ayrıca kadınların doğum sonrası psikolojisi ve fizyolojisi değişiyor. Eskiye nazaran bu değişim ak-kara gibi olmasa da ak-gri bazında oluyor.

          selam ve dua ile…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Selinay Hanım.

      Ataerkil yapıyı kabullenememek kısmına takıldım biraz. Ne kastettiğinizi tam anlayamadım, açabilir misiniz? Feminizm emaresi olarak gördüm ancak öylesiniz diyemem. Bu konuyu açarsanız belki fikir alışverişi yapabiliriz. Yanıldığımız ya da eksiğimiz olduğunu düşündüğümüz kısımları tespit ederiz belki. Güçlü kadın, hanımın kocaya itaati gibi kavramlar epey tartışıldı. Bu konuda sizin de görüşlerinizden nasipleniriz belki.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Selinay Hanım.

      Dış görünüşünüze önem verdiğiniz ortamlarda yabancı erkekler var mı? Eğer öyle bir ortamsa bunun reklamını yapmak doğru mu? Süslenmeye meraklı hanımlara sizin yorumunuz aracılığıyla soruyorum. Kime süsleniyorsunuz?

  12. Selinay diyor ki:

    Bana göre ideal yaş farkı yaşıt olmak ya da birkaç yaşlık farktır. Artı eksi maksimum 5 yaş kadın ya da erkek kimin büyük olduğu önemli değil 5 yaşı geçmemeli yaş farkı insan en iyi akranlarıyla anlaşır çünkü diğer türlü büyük yaş farklarında araya nesil farkı giriyor kafalar uyuşmuyor çocukluk yıllarının aynı zamanlara denk gelmiş olması bile çok güzel bir şey. Bir de düşünürseniz yakın arkadaşlarınızın çoğu ile aynı jenerasyonsunuzdur benim benden 10 yaş büyük ya da küçük yakın arkadaşım yok mesela hiç.
    Üreme dönemi kısa fln demişsiniz ya eski çağlarda insanlar 10 çocuk doğurtabilmek için 15 yaşında kız alıyormuş ama günümüzde modern zamanda ortalama bir ailenin optimum bakabileceğini çocuk sayısı 2 taş çatlasın 3 yani. Ha bir de eskiden 10 çocuk doğurup tarlaya bağa giden evdeki işleri de yapan kadınlar doğal olarak erkenden çöküyormuş şimdi ise erkekler erken çöküyor bu bilinen bir şey.
    Son olarak herkesin fikrine kişisel tercihlerine saygım sonsuz ama şahsen ben kendimden 7 yaş büyük yanımda amcam gibi görünen baba gibi davranan bi erkekle olmak istemem hiçbir durumda erkenden dul kalmayı da göze almak demek zaten bir nevi gerek yok öyle şeylere 45 yaşımda hala güzel olacağımdan eminim ve yanımda bir dede istemem şahsen o yaşa gelince :)

    • Feyza diyor ki:

      45 yadinin guzellik anlayisi ile yirmilerin ve hatta otuzlarinki dahi bir olmaz Selimay hnm.
      Mesela otuzlu yaslarda hep soylenen su, vucud kilo.almasa dahi beden genisliyor. Kirklar daha da farkli.
      Herseyden once yuzu bircok insanin fiziginden daha durust. Fizik formunu korusa da yuz ele veriyor.
      Yani yedi yas buyuk olmasi hic fazla degil hatta bana kalirsa in yas dahi olabilir. Karakterler uyum sagliyorsa bir erkegin ileri yaslardaki ihtiyaclarina cevap verebilmek ve kendini her daim esinin yaninda genc ve dinc hissetmek bana kalirsa cok daha guzel ve kadinsi bir his. Gereksiz kiskancliklara tedbir olur.
      Bir de buyuk konusmayin. Kirk bes yasinda da insaallah Rabbim guzelligimi koruyacaktir diye temenni ediyorum deseniz cok daha guzel bir cumle olurdu. Eminim dememiz kerameti kendinizden menkul bilmeniz gibi bir ifade ki cok tehlikeli. Ne demisler, guzelligine guvenme bir sivilce yeter. Herseyi veren Allah, diledigi zaman aladabilir. Temennimiz hep guzel kalin.
      Allah bahtinizi da guzel kilsin, muhim olan bu.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Kırk beş yaşınıza geldiğinizde sizinle bu konuyu tekrar konuşalım. Üzerime vazife değil ama burada imkanı olan hanım kardeşlerimize tavsiyem çocuk doğurma yaşını çok geciktirmesinler, kist gibi hastalık olasılıklarını en aza indirmenin yolu budur. Birçok hanımda miyom kökleri bulunabilir ve bu ilk çocukla temizlenir. Bu sebeple ilk hamileliğin erken olması faydalıdır. Ayrıca kadın yumurta hücresinin gen kalitesinin yaşla beraber azaldığı bilimsel bir gerçektir. İmkanı olanlar çok geciktirmesin olmayanlar da olmadı diye hayıflanmasın, tevekkül etsinler.

    • sennur diyor ki:

      selinay hanımcım ,
      yanınıza fiziğiyle ,boyu ile görüntüsü ile yakışanı da bulsanız ,
      dul kalma ihtimaliniz yüksek bu devirde ….
      ahir zamanı yaşıyoruz , acayip hikayelere şahit oluyoruz.

      ben şahsen 25 inde evlenip , 31 inde DUL pardon BOŞANMIŞ biri oldum ve maalesef bu sayı azımsanmayacak kadar çoooooook……..

      duygğunuz hikayleri duydukça ,dinledikçe tefekkür boyutunuz arttıryor.

      büyük konuşmayınız , zira başınıza neler geleceğini bilemiyoruz.

    • Bayan Yolcu diyor ki:

      Selinay hanım düşüncenize saygı duyuyorum ama katılmıyorum. Bence kadın – erkek ilişkilerinde yaş farkı olmalı ve erkek daha büyük olmalı. Çünkü kadınlar her açıdan daha erken çökmekte ve bu yeterince sinir bozucu bir durum istisnalar vardır ama kaideyi bozmaz. Zaten türk kadınları olarak çok minyon olduğumuz söylenemez bu da eksi bir yön tabi. Onun dışında yanınızda babanız, dedeniz gibi birini istememeniz gayet doğal ama 7 yaş babalık, dedelik yaşı değil gayet normal bir yaş. Ben kendimden 8 yaş büyük biriyle görüştüm yanımda hiç de babam, dedem gibi durmuyordu hatta fotoğrafını gördüğümde benden küçük olduğunu düşünmüştüm ki ben dış görünüş onlarak yaşımdan daha küçük gösteriyorum yani kısacası görüntü tamamen yaş ile alakalı değil kişinin yapısı, yaşantısı etkiliyor bazen bahsettiğim kişi çocukluğundan beri zor şartlar altında yaşamış biriydi ama gayet genç görünüyordu demek ki onun yapısı öyle belki de daha Rahat bir yaşamı olsaydı daha farkı görünecekti Kim bilir. Onun dışında benden küçük olan erkek kuzenim benden çok büyük görünüyor hatta erkek yiğenim benden 9 yaş küçük ama Yan Yana geldiğimizde Kim kimin yeğeni belli olmuyor ☺️ki kuzenim de yeğenimin de yaşantısı gayet Rahat demek ki onların da yapısı bu. Böyle örnekler çok var. Ben kadınların daha çabuk olgunlaştığını düşünüyorum bu yüzden kendilerinden büyük erkeler ile beraber olmaları kanaatindeyim düşünce, duygu olarak da erkeler geç olgunlaşıyorlar o yüzden kadın kendinden küçük bir erkekle anca abla kardeş ilişkisi kurabilir çünkü erkek onu taşıyamaz kadın da ondan sıkılırım. kadınlar kendilerinden olgun, erkeklerden hoşlanırlar. Erkekler de kendinden daha genç, güzel, düşünce olarak olgun kadınları isterler. Ben şahsen benden daha küçük, daha genç görünen, düşünce olarak çocuk kalmış, olgunlaşmamış birini istemem yanımda, sıkılırım. Tabi bu demek değildir ki Benden çok çok büyük, yaşlı, katı birisi olsun. Bir yandan Nasip kısmet tabi bunlar ama denge önemli ifrad ile tefrid arasını bulmak lazım. Allah hepimize hakkımızda en hayırlısını versin İnşaAllah.
      Not 1: Bunlar benim gözlemlerim istisnalar Elbette vardır.
      Not 2: Yanlışım varsa kusura bakmayın telefondan yazıyorum.
      Not 3: Önceki rumuzum smy idi şimdi bunu kullanıyorum.

  13. Çağlar diyor ki:

    Doğru. Erkeğim ve erken yıpranıyoruz. Anneciğim anneciğim bizi acı çekmemiz için mi doğurdun diyesim geliyor. Kalbimiz paramparça. Her şeyim var ama hiçbir şeyim yok gibi. Derin mevzu. Aç değilim, açıkta değilim boşver kimin umrumda. Kime kaldı ki bu dünya? Neden sonsuz bir azap var. Cennet bilmem. Keşke toprak olsaydım veya hiç.

  14. Hatun diyor ki:

    Erkek kardeş 37 yaşında evlenmek istediği beğendim dediği kız 19 yaşında bu normal mi?
    Bu gün duydum merak ettim gerçekten erkek bakış açısıyla nasıl bır duygu durumudur.

    • Uğur diyor ki:

      Erkeğin bunu istemesi normal, ama çoğu erkek için bunu istemek biraz tamahkârlık gibi. Çünkü erkekler öncelikle beden güzelliği ister, ama 37 yaşındaki adam için 19 yaşındaki kızı istemek bu yönden biraz aşırı.

      Zaten itiraf etmek istemeyenler haric hepimiz biliriz ki erkek özgüvenli ve yırtıksa, aynı zamanda bir fabrikatör veya yüksek maaşlı bürokratsa, kızların hemen hepsi koşarak gider, velev ki yaşına ilaveten bir de göbeği olsun ve de kel olsun. Çünkü kadınların hemen hepsi için beden güzelliği önemsiz değilse de ikinci plandadır, onlar için önce sosyal statü önemlidir ki bunun zannımca en mühim göstergeleri özgüven ve yüksek maaşlı iştir. Eğer bu 37 yaşındaki erkekte bunların ikisi de yoksa veya yetersiz bulunuyorsa, o zaman yaşı ve beden güzelliğindeki eksikler göze çarpar ister istemez.

      Ve bunu söylerken amacım kızları kınamak değil, çünkü onların bu tercihinin altında Allah’ın yaratış hikmetine dair derin hakikatler vardır. Elbette önce dindarlığa önem verilmelidir, ama kocası tarafından kendisine ve çocuklarına iyi bakılması güdüsü de tamamen inkar edilemez. Yeter ki aç gözlülük seviyesinde teslim olunmasın bu güdüye. O zaman eleştirmeye hakkımız vardır ve keza ben eleştiriyorum da.

      Bence eleştirilir olan bir durumu örneklendireyim: En son duydum ki 27 yaşındaki bir kız 31 yaşındaki bir bekar oğlanı (bekar olduğu için oğlan) “kart” bularak reddetmiş. Ona denebilir ki: Ciddi misin ablacım sen ya? Elbette ciddi değil, çünkü asıl gayesi önce yüksek statülü bir işe girmek ve bu sayede daha iyisini bulmak. Bakalım bulabilecek mi. Ben çok şans vermiyorum, çünkü şimdi eskisi gibi yüksek statülü kızlar nadirattan değil, onlardan çok ama çok var. Dolayısıyla, bulamazsa mırın kırın edip bu sitedeki bir okumuş kadın yorumcu gibi demek yok ki Türk erkekleri kıllıymış, boyları 1.80’in altındaymış, hepsi de kelmiş, hiç çekicilikleri yokmuş. (Gülsem mi ağlasam mı.)

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Normal veya a-normal nitelemesi, o nitelemeyi-yargılamayı yapan kişilerin eğitimleri, yetiş(tiril)me şartları, inançları ve içinde bulundukları-yaşadıkları toplumun değer yargıları ve kültürüyle direkt bağlantılı ve ilgilidır.

      Bu nedenle;

      Bu ve benzeri soruların kesin, net ve doğru bir cevabı yoktur.

      Kendini Müslüman ve Mü’min olarak tanımlayan insanlar için kadın ve erkeğin arasında ki yaş farkının kaç yaş veya bu yaş farkının alt-üst sınırlarının ne kadar olması gerektiği konusunda kesin söylenebilecek tek kriter Kızın ve erkeğin akıl ve muhakeme yapabilme yeteneğine sahip olacak yaşda olmasıdır. Bu da kişiden kişiye değişir. Bu yaş bazılarında 15-16, bazılarında ise 19-21 civarıdır.

      Evlenilecek kız veya erkeğin yaşının evlenmeye müsait, evlenilmesi “HELAL ve CAİZ” olması konusunda ise zaten Kur’an ve Sünnet açık, anlaşılır ve net hüküm içermektedir.

      Bu ve benzeri konularda unutulmaması gereken tek şey ( o eskidenmiş, günümüzde böyle şeyler olmaz, her sünneti yaptınız da tek bu mu kaldı, O sadece peygamber efendimize has bir durum vb) “Allah’ın kullarına helal kıldığını saçma sapan mazeretler ile insanlara haram kılmamak olmalıdır.

    • Hatun diyor ki:

      Hımmmmm doğru tabi, ama erkeğin o ne özgüven o dedirten hali kız aşık olsa tamam da erkeğin kendini layık hak gören hali bencilliği şimdiki gençliğini güvenerek hareket etmesi ileriyi düşünmemesi beni şaşırttı, erkeği aklı başında bir erkek olarak gördüğümden beklemediğimden olabilir bu şaşırmam.
      10 yıl sonra kız 29 iken erkek 47 olacak ne kadar yeterim ayak uydururum tatmin ederim diye düşünmemesi kendine sormaması.(erkeklerin biyolojik yapısı bayanlar gibi değil diyeceksiniz yetememe gibi bir ihtimal var ne kadar kendine güvense de)
      Bu ihtimali bayan olarak göze alamazdım ve bunu da karşı tarafın hakkına girmek olarak düşünürdüm ama tabi herkes farklı düşünebiliyor.
      Galiba o erkeği gözümde büyütmüşüm beklemiyormuşum dindar erkeklerin daha aklı başında daha düşünceli daha merhametli adaletli vicdanlı aşırılıktan uzak olurlar gibi bir beklenti kalıp oluyor kafamda niyeyse bu da yanlış düşünmeme sebep oluyor.

  15. Uğur diyor ki:

    Sema Hanım, bu sizin onaylamadığım nadir yazılarınızdan biri. 20 yaş farka çok demeniz doğru, ama 5-10 yaş fark çok değil. Şimdiki erkekler bilakis eski erkeklerden daha sağlıklı. Eskiden 60’lık erkeklere ihtiyar denirdi, bastonla gezerlerdi; şimdi ise 80’likler bile bastonsuz geziyor bazen.

    Ayrıca 30 yaşındaki kızla kendi yaşıtı evlenirse bu kızın yaptığı hatalar ödüllendirilmiş olur ve daha kötüsü daha sonraki kızlara kötü örnek olunur. Şöyle ki kızlar düşünürler ki “ben kariyer peşinde koşayım, gelen erkekleri olmadık gerekçelerle beğenmeyeyim, nasıl olsa kafama göre dört dörtlük birini bulamasam bile 30 yaşında yine yaşıtımla evlenirim!” Kariyer peşinde koşarken ve kılı kırk yararken reddederek bekar bıraktıkları erkeklere büyük bir haksızlık olur bu. Bunu tavsiye etmemelisiniz.

    • Sema diyor ki:

      Uğur bey öncelikle merhaba. Günümüzde erkek ve kadın arasındaki 5-10 yaş oldukça fazla olduğunu düşünüyorum. ”30 yaşındaki kızla kendi yaşıtı evlenirse hataları ödüllendirilmiş olur” demiş olmanızı çok hiç insani bulmadım açıkçası. Biz neden 30 yaşındaki erkeğin hatalarını neden ödüllendirelim? Kadını sadece bedensel olarak düşünmek, faişe yerine koymaktır bu. Unutmayın ki kadında yaş aldıkça ve hata yaptıkça tecrübelenir. Kendinize hak gördüğünüz tecrübeyi, kadına hak görmemeniz tamamen pozitif ayrımcılık ve insalık suçudur. Çok fazla bişey yazmaya gerek yok. Davul bile dengi denginedir. Herkes ancak kendi yaşıtıyla mutlu olabilir. Aksi durumda, erkeğin parasını kadının sadece güzelliğini ve gençliğini verdiği bir ilişki, ilişki değil ticarettir.

      • Uğur diyor ki:

        30 yaşındaki erkeğin yaptığı hata nedir? Kendisinden aşırı isteklerde bulunan kızlar ve aileleri sebebiyle evlenemeyip mağdur olmaktan başka ne hatası var? O kızların hatası ise şudur ki ailelerine uyarak o yaşa kadar evlenmezler, çünkü gelen adayları reddettikçe reddederler, reddettikçe reddederler, hep şu beklentiyle ki daha yüksek statülü ve paralı bir koca adayı gelsin ve aynı zamanda kendileri de yüksek statü kazansın. Bu ikinci amacın (yüksek statü kazanma arzusunun) amacı da aslında yine ilk amaçtır: Yani kendileri yüksek statü kazanarak daha da, daha da yüksek statülü ve/veya zengin bir kocayı güya hak etmek. Bu beklenti eski zamanlarda işe yarardı, çünkü okuyan ve yüksek statü kazanan kız sayısı çok azdı; ama işte böyle kızlardan bol şey yok, o yüzden hiç de öyle kapışılacak nadirattan değiller ve bu boş beklenti ve tamahla ancak kendilerine zulmediyorlar. Aslında biz zavallı erkeklere de ediyorlar, çünkü onlar bizimle evlenmeyince biz gidip uzaylı kızlarıyla evlenecek değiliz. Velhasıl bırakın 30’u, 25 yaşının üstündeki bir bekar kız bile evliliğin genel olarak gecikmesine yol açmaktan suçludur, meğer ki evlenemeyişi için hastalık veya benzer bir gerçek mazeret bulunmuş olsun. Erkek ise, başta belirttiğim gibi, aynı şeyden suçlu olmak bir tarafa, hemen her defasında onun mağdurudur.

        Bu arada benim tanıdığım orta yaşlı ve yaşlı erkekler aynı yaştaki kadınlardan daha dinç görünürler. Sema Hanımın gözlemine hiç katılmıyorum. 30 küsurluk hanımlar evleneceklerse lutfen 40-50 yaş arası beyleri düşünsünler. Bir defa, onların doğurganlıkları çabuk gider ve buna paralel olarak güzelliklerini çabucak kaybederler, bu her çağda böyledir; ama erkeklerin baba olma kabiliyeti çok geç yaşlara kadar devam eder ve bu da her çağda ama her çağda böyledir.

        • Uğur diyor ki:

          Yukarıda verdiğim cevaba rastladım. Verdiğim hükmü tamamen olmasa bile büyük ölçüde geri alıyorum. O yorumu yazdıktan sonraki aylarda öğrendim ki meğerse kadınların kendilerinden daha yüksek sosyal statülü koca istemeleri normal olan durummuş. Bunu hem bilim çalışmaları isbat etmiş hem de zaten herkes biliyormuş, ama sosyal kuralları anlama kabiliyeti zayıf bir dikkati eksik hiperaktif kimse olarak 32 yaşına dek ben bunu öğrenemişim.** Bu durumda “suçlu” denebilecek olanlar bu hanımlar değil, erkek işlerini kapmaya ve böylece yüksek sosyal statü edinmeye onları teşvik edenlerdir. Onca gaza getirilme altında düşünemezlerdi ki hepsinin birden sosyal statüleri yükselince hepsini (yani sadece güzel ve havalı olanları değil hepsini) tatmin edecek kadar çok sayıda yüksek statülü erkek bulmak imkânsızdır.

          Bakın, bugün bir haber vardı. 25 yaşında başörtülü bir hanım kaymakam yapılmış. Bu “pozitif (!)” ayırımcılık adına yapılmış değil, ama gizli bir sözde-pozitif ayırımcılık. Umarım bu hanım kardeşimizin kocası en azından vali veya ona denk statüdedir veya kaymakam filandır ama olağanüstü yakışıklı veya karizmatik olduğu için insanlar içinde çok fiyakalıdır da o yüzden yine de hanımefendi onu kendisinden sosyal statüce üstün görebilir. Yoksa kocası ile ilişkilerinin bozulması muhtemeldir. Ve eğer bekarsa, umarım söz ettiğim gibi bir eş ona talib olur da mutlu olur, yoksa uzun yıllar yalnızlık ve mutsuzluk onu takib edebilir.

          Kadınların TOPLU HALDE yüksek sosyal statü kazanması, güzel ve havalı olanları dışında, hem kadınlar hem de erkeklerin pek çoğu için ancak gereksiz yere yalnızlık ve mutsuzluk getiricidir ve aile kurumunu yıkıcıdır. Tahminimce zamanımızdaki okumuş kızların ihtiyac duydukları kadar yüksek statüye sahib olan erkekler bu kızların sayıca ancak dörtte biri kadardır. Bu oran zamanla daha da düşecektir. Bu işin suçlusu, yukarıda yazdığımın aksine, işbu vaziyeti fark etme imkânları olmayan genç hanımlar değil, ateist ve agnostik Batılı hukukçuların kanunlarını Türkiye halkına dayatanlardır. Bu ateist ve agnostik Batılı hukukçular aile kurumunun meşruiyetine bile inanmazlar, hatta kadın ve erkek olarak iki cinsiyetin varlığına inanmayıp cinsiyetin hayali bir sosyal kavram (social construct) olduğunu iddia ederler; ama bizim Müslümanlarımız bu aile ve namus düşmanlarının yaptıkları “aile (!)” kanunlarını benimserken hiç düşünmezler.

          Dipnot:
          ** Sosyal kuralları anlama kabiliyeti zeka ve kavrayıştan farklıdır. Benim zekamın yüksekliği (Allah’a hamd olsun) şundan bellidir ki bundan 15 sene kadar önce neredeyse hiç ders çalışamadığım halde Türkiye’de üniversite sınavında sözelde ilk bin, sayısalda ilk üç bin kişi arasına girmiştim. O zamanlar sadece birinci derece üniversite sınavı vardı, bunun o zamanki adı ÖSS idi ve çok çalışmadan, sadece zeka ile iyi sonuç alınabilirdi. Fakat şahsen ben bir yetişkin DEHB’li olarak beynin “icra fonksiyonları (executive functions)” bakımından zayıfım, o yüzden işleri yeri ve zamanında yapmak, zamanın akıp geçişini fark etmek ve sosyal ipuçlarını doğru anlamakta zorlanırım. Böylece zeka ve bilgi seviyemin altında bir sosyal statüye sahibim. Okumamış kızlar benimle anlaşamaz, çünkü DEHB ve yüksek zekaya ilaveten bir de “içe dönük” bir insan olduğum için havadan sudan konuşma kabiliyetim yok, konuştuğum zaman ancak tarih, siyaset, bilim ve edebiyat konuşurum. Okumuş kızlar ise, zeka ve bilgi seviyemin altında olan sosyal statümü kâfi bulmazlar, bulmuyorlar, herhalde bulmayacaklar, çünkü okuduktan sonra yüksek statülü bir işe girmeyenleri veya yakında girmeyi beklemeyenleri yok gibidir. Açıkçası, şundan dahi emin değilim ki şu işimi muhafaza edeyim. Zikrettiğim zahmetlerim sebebiyle işimi kaybedip üç yıldır var olan sosyal statümü de elimden kaçırmaklığım ve tekrar işsiz kalıp bir kadına bakamaz hâle gelmekliğim büyük bir ihtimaldir. Yine büyük bir ihtimal de şudur ki işimi elimden kaçırdığımda yerimi cici ve hoş bir kız alsın. O kız işi benim kadar iyi yapmasa bile işverenler ve devlet çoğu defa itaatkâr hoş hanımları kaba erkek cinsine tercih ederler, velev ki erkek o işi gerçekte daha iyi yapacak olsun. Hanımlar bunu kendi iyiliklerine sanırlar, ama yukarıda anlattığım üzere bu durum erkekler (yani onların koca adayları veya kocaları) kadar onların da çoğunun kötülüğünedir.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Ne yazık ki bu yorumunuzu vaktimin çok kısıtlı olduğu bir anda gördüm ve bu nedenle yorumunuza “hak ettiği cevabı” ŞİMDİLİK veremeyeceğim. Ama böyle İtikadi anlamda Sorunlu olan bir zihnin sahibine hiç cevap vermemek de Allah’ın huzurunda beni vebal altına sokar.

        “Kadını sadece bedensel olarak düşünmek, faişe yerine koymaktır” demişsiniz.

        YANLIŞ…

        Her kadın helali olan kocasının Dostu, Arkadaşı, Sevgilisi, Sırdaşı ve hepsinden de önemlisi FAHİŞE’si olmak mecburiyetindedir.

        Aksini düşünenlere ve Size (burada tanışmak nasip olan) eski ve çok değerli bir dostumun ( Sözün Özü) güzel ve anlamlı bir sözü ile cevap vereceğim.

        “Bedeniniz (teniniz) o kadar kutsal ise ferman çıkartın da sinekler konmasın”

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sema Hanım’a

        “Biz neden 30 yaşındaki erkeğin hatalarını neden ödüllendirelim?”

        Tabi ya, ne de olsa sizin için 30 yaşına kadar evlenmemiş BÜTÜN ERKEKLER nerede akşam orada sabah, vur patlasın çal oynasın, tuttuğunu affetmeyen, çapkınlık (zina) yapma anlamında bulduğu her fırsatı değerlendiren bir GÜNAHKAR. Bu nedenle de sözüm ona masum, eline erkek eli değmemiş 30 una merdiven dayamış kızlar onlar için ödül.

        “Unutmayın ki kadında yaş aldıkça ve hata yaptıkça tecrübelenir.”

        Bak bu tespitiniz doğru, kendi ayakları üzerinde durmak ve kariyer yapmak için evlenmemiş, 30 una merdiven dayamış veya 30 unu devirmiş günümüzün sözde iyi aile kızlarının bazı konularda günümüzde ki erkeklerden daha fazla AKILLI ve TECRÜBELİ olduğu konusunda sizinle hemfikirim.

        Fakat, bu konuda da sizinle aramızda küçük de olsa bir fikir ayrılığı var.

        Yaşı 30 ve üzeri olsa da SAF ve TEMİZ kalmayı başarmış Müslüman erkekler evlenmek istediklerinde TECRÜBESİZ ve TOY kızları tercih ederler.

        Kaldı kİ,

        TAMAMI DEĞİL AMA BEKAR ERKEKLERİN ÇOĞU 30 YAŞINDA veya DAHA YAŞLI OLSALAR DA HALA BAKİR OLABİLİYORLAR. SİZ ve SİZİN GİBİLER BU TÜR ERKEKLERE NE DİYOR BİLMİYORUM AMA BİZ MÜSLÜMANLAR BU TÜR ERKEKLERE KIZLARIN ERKEKLERİN ÜZERİNE ATLADIĞI BU ÇAĞDA NAMUSUNU KORUMUŞ MÜSLÜMAN ve MÜ’MİN ERKEKLER DİYORUZ.

        “erkeğin parasını kadının sadece güzelliğini ve gençliğini verdiği bir ilişki, ilişki değil ticarettir…”Davul bile dengi denginedir.”

        Bak bu konuda haklısınız, size katılıyorum.

        Bir ömür boyu çıkaracağı PROBLEMLERİ ve KÖTÜ SESLERİ hesap etmeden, dikkate almadan sadece GÜZEL diye 10 liralık davula 100 liralık değer vermek akıllı bir DAVULCU’ya yakışan bir ticaret değildir.

        Ama malesef ortalık kendini usta bir tacir zanneden aptal davulcular ile dolu ve bu türde ki erkekler olduğu sürece de gerçek değeri 10 lira olan (kullanılmış, eskimiş, elden geçirilmiş, tamir görmüş, son kullanma tarihi yaklaşmış ve alanın elinde kalma ihtimali yüksek ama sözde yeni görünümlü) yerli DAVUL’lar piyasada 100 liraya alıcı buluyor.

      • Yasir diyor ki:

        Sema Hanım bir erkek olarak size katılmıyorum. Küçük evliliklerde bu doğrudur ama yaşı otuz olmuş ve geçmiş erkekler için doğru değildir. Otuz yaşını geçmiş bayanla evlenen erkek ikinci evliliğe yavaş yavaş hazırlık yapar veya gözü dışarıda olur.. Bir erkek olmadan bunu anlayamazsınız. Mantığınızla da bulamazsınız.

  16. 204 diyor ki:

    kendimden 10 yaş büyük bir erkekle evlenmeyi düşünüyorum.bu yazı biraz kötü etkiledi.acaba yapmasammı diye şüpheye düştüm.zenginlik yakışıklılık çok önemli değil benim için çok paralı çok yakışıklı sayılmaz ama ahlakını seviyorum.onun arkamda olmasının verdiği bir güven var.anlayışlı çok ilgili,ne yapsam bilmiyorum.evlendikten sonra pişman olmakda istemem.

    • AHSEN diyor ki:

      s.a on yaş çok fazla değil önemli olan ahlakı karakteri ve anlaşıyor olabilmeniz bence..ALLAH hayırlısını takdir eder inşallah.

    • Hilal diyor ki:

      Benim önerim sakın evlenme pişman olursun. Abi konumunda olan kişiden koca olmaz.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Huzurlu ve güzel bir yuvanın kurulmasına engel olma konusunda

        “Geç kaldınız”

        Onlar şimdi “EVLİ, ÇOCUKLU ve MUTLU”

      • U-mutlu diyor ki:

        Hilal Hanim ; yorum yaptiginiz kisi 3 yil once o soruyu sormus ne yapti acaba evlendi mi pisman oldu mu??
        Abi konumundaki kisiden koca olmaz demissiniz neden abi olarak konumlandirniz ki? Erkegin kadindan yasca buyuk olmasinin olumlu bircok tarafi var…
        Kadinlar erken yipraniyor ayni yasta olmalari bile kadini erkekten daha buyuk gosteriyor erkekler bu durumdan hic memnun olmuyorlar…
        Enistem ablamdan 10 yas buyuk ve hicbir sorun.yok evliliklerinde. benim esim benden 7 yas buyuk.

  17. "Demedi Deme" diyor ki:

    Diğer Taraftan

    KUŞAK FARKI olarak nitelenen son derece önemli ama son anda hatırladığım bir konuyuda burada açıklamak istiyorum.

    Toplumumuzda “”KUŞAK FARKI”” olarak bilinen “baba-anne-çocuk” ve “karı-koca” arasında ki yaş farkının tek başına “kuşak farkı” ve “kuşak farkından doğan sıkıntıların” temel sebebi olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığı, nesiller arasında ki sıkıntıların asıl sebebinin YAŞ FARKI değil, o toplumun çeşitli sebepler ile ( kapitalizim, aileyi parçalama, toplumukamplaştırma vb) toplum mühendislerince KISA SÜREDE dönüştürülmesinin bir ürünü olduğu gerçeği bağımsız sosyologlar tarafından kabul görmeye başlamıştır.

    Özellikle kapitalist ve sömürü düzenini dünyaya hakim kılmaya çalışan günümüz dünyasının Süper güçleri (ABD, İNGİLTERE, ALMANYA, İSRAİL) ülkemiz insanının Ahlaki anlayış, Sosyal dayanışma ve Birliktelik, Merhamet, Empati, Dini inanç vb konularda ki duruşunu kendi çıkarklarına engel gördükleri için Türk Ailesi üzerinden Toplumumuzu dönüştürmeye çalışmışlar ve bu konuda da başarılı olmuşlardır.

    Bu sadece Ülkemiz üzerinde uygulanan bir yöntem olmayıp, özellikle Müslüman ülkeler ve Japonya gibi geneleneksel yapılı ülkeler üzerinde de uygulanan bir tür ” Toplumu dönüştürme” harekatıdır. Bu plan ülkemiz üzerinde özellikle son 30 yıldır başarıyla uygulanmaktadır. Sonuçlarınıda hep birlikte görmekteyiz.

    Hatırlayın…

    80 li yılların ilk yarısında TV de öpüşme sahnesi çıktığında ailenin bu görüntülere verdiği tepki ile ( Büyüklerin yüzü kızarır, çocuklar ise ekrandan başını çeviridi ) Şimdilerde dizilerde ki sevişme sahneleri karşısında ki Türk ailesinin (anne baba ve çocuklar. genellikle 70 yaş üzeri Dede ve nine bu gruba dahil değil) mevcut görüntü sanki çok “Normalmiş” tavırları ve kabullenmesi arasında ki fark hepimizin malumu değil mi?

    Aradan kaç yıl geçmiş 25-30 yıl. Peki 30 yıl önce 10-12 yaşlarında çocuk olan ve o görüntüler karşısında utanarak başını çeviren, yüzü kızaran bugünün 40 lı yaşlarında ki anne ve babaları nasıl oluyorda bu gün 10-12 yaşlarında ki evlatları ile (neredeyse Sinemalarda ki sex filimlerini aratmayan ve büyük Ulusal kanallarda yayınlanan Tv dizilerinde ki sevişme sahnelerini) “”birlikte ve normal”” kabul ederek izleyebiliyor.

    Bunun adı kuşak farkı değil Teknolojinin sağladığı kolaylıklar nedeniyle birileri tarafından plananlanarak yapılmış dönüştürülmüş toplum harekatıdır.

    Çünkü;

    Yattığı oda da Kuran-i Kerim var diye Şeyh edebali’nin evinde ayaklarını uzatmaktan imtina ettiği için bütün geceyi uyumadan ve oturarak geçiren Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman beyin babası Ertuğrul Gazi ile haram ve Devlet malı olduğu için devlet hazinensinden tek kuruş almayan ve sefalet içinde hayatını kaybeden Torununun torunu Abdülhamit Han (Cennet mekan) arasında kuşak değil 33 nesil fark var.

    Ama dede ve torun aerasında ki Ahlaki anlayış ve İmani Duruş da zerre kadar fark yok.

    Neden?

    Güçlü imani duruş ve inanç, Sağlam Ahlaki ve toplumsal yapı. Sarsılmaz Adalet anlayısı, Güçlü Devlet olma, Günün iletişim , haberleşme ve Teknolojisine yenik düşmeme.

    Bu gün hala Ülkemizde özellikle şehirlerden uzak yaşayan bölgesel Klanlarda ve toplumlarda ( Yörükler, Dağ köyü Alevileri, Karadenizin Yüksek kesimleri vb ) özellikle Büyükşehirlerde Anne-baba-çocuk arasında görülen “HAYATA VE İNSANLARA BAKIŞ FARKI” bizlere kuşak farkı olarak kabul ettirilmeye çalışıkıyor.

    Bütün bu verilerden sonra siz hala hangi kuşak farkından bahsediyorsunuz?

  18. zeynep diyor ki:

    “30 yaş üstü bayanları kurtarma operasyonu ” vs. ne kadar rencide edici cümleler. nihayetinde Allah c.c isterse 30 yaş üstü bir bayanı 30 yaş altı bir erkekle de evlendirebilir. örnekleri de çoktur..burda öyle atıp tutmak ne kadar da kolay klavye cambazlarının maşallahı var..

    KADER denen bir gerçek vardır ki imanın esaslarındandır…Allah görmüyor mu 30 yaş üstü bayanları sizce ? isteseydi kaderinde var olsaydı onlarda evlenirlerdi lakin ” O” nun izni olmadan yaprak kımıldamazken nasıl olurda o 2 insan kendi kendilerine karşılaşıp birbirlerini beğenicekler aileleride destek verip elbirliğiyle evlenicekler..olucak iş mi ? olduran biri var bunu unutmayalım..

    O kızlar da istemezlerdi herhalde bu gibi cümlelere muhatap olmayı !!!!…
    Rabbimin herkesi sınama şekli farklı olduğu gibi bu cümleyi kuran kişilerde gün gelir bu durumla umarım muhatap olmazlar….

    hem 30 lu yaşlarda olup hem dul olan kadınlar var kendi yaşıtlarıyla evlenen çok güzel evlilikler yapanlar….sizce nasıl oluyor ? uzaktan bakınca bekarken bile 30 lu yaşlarda kızlarla evlenmem diyenler hem 30 yaşında hem dul hem cocuğu olan kişilerle evli olanlar var…

    bunların hepsini yaptıran biri var ..unutmayalım…hayatımızu şekillendirmek yönetmek bizim elimizde değildir..
    o yüzden kimin ne yaşadığını bilmeden yorum yapmayalım….

    ..sadece azıcık empati.

    • seymen diyor ki:

      Kardeşim ben 35 yaşında bekar bir erkek olsam ve evlenecek kendimden küçük birini bulamasam, ancak 5 yaş veya 10 yaş birini bulabilsem (hatta boşanmış biri de olabilir) bu benim kaderimmiş derim evlenirim. Ama kızlar hep bekliyorlar. Yok işte olanlarla idare edeceksin mecburen. Ama olmaz arkadaşı beş yıl önce aşık !(ona da inanmıyorum ya söyledikleri şekliyle kabul etmiş olalım) olarak evlenmiş ya o da aşık olacakmış, beş yaştan büyük olmazmış, kel göbekli hiç olmazmış, evi arabası olacak vs.vs. . Otuzundan sonra ilk gelene kaderim buymuş diyen var mı? Gelen beni istemedi diyen de olabilir, sen şartlı şurtlu konuşursan istekli ve adama razı görünmezsen adamın isteme şansıda azalır tabii. İleri yaşlarda çok beğenerek evlenme ihtimali yok gibidir, söylediklerinizde istisnadır.
      Otuzbeşi geçen 40-50 yaşları arasında boşanmış birine veya 40-45 yaşları arasında evli birine ikinci olmaya razı olacak. Hesap ortada, maalesef durum bu. Yok işte naapalım, kaderiniz bu razı olun kabullenin ecir kazanın.
      Yoksa daha genç vs. biriyle evlenme ihtimali %1 olabilir ancak. Olmazsa olmasın bekarda yaşlanabilirim diyorsanız kendi bileceğiniz iş.

      • seymen diyor ki:

        25 yaşımda da bulamasaydım aynısını yapardım.

        • zuhal diyor ki:

          Biraz yanlış oluyor böyle sözler neden derseniz evlenmek illede olması geeken bişey değildir.Evliliğe olumlu bakmak baika bişey evlenip evlememek başka bişey.İnsan evlenmek istemeyince bişeyleri bahane edebilir gerçi bu bahanelerde karşı tarafı kırıcı olmamalıdır ama evlenmemek ayıp değil kusur değil.Bişri hafi hazretleri gibi bir çok gönül sultanları evlenmemişlerdir çünkü evliliğin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu ve bunun sonucunda günaha girebileceklerini düşündükleri için evlenmemişlerdir.Buda onları sapık vs yapmamış aksine Allaha dahada yakınlaştırmıştır belkide.Bu bir kısmet işidir.Allah izin verirse olur vermezse olmaz.Ya bir bayan evlenipte evliliği kötü gitse herkes yine konuşur derler aman bu adamdan evlenmseydi o kadar dedik .Yani evlensekte kabahat evlenmesekte kabahat insanlara göre ama aslında öyle değil evlilik bir sınavdır aksine .Evlenenlerin hesabı daha büyüktür ve zordur bana göre ve bunu eğer gerçekten anlasaydı insanlar kesinlikle ne zina işlerlerdi ve 40 kere düşünmeden de evlenmezlerdi.Mesela en başinden baba anne evladını meslek sahibi etmekten sorumludur.Ben bakıyorum etrafıma o kadar vasıfsız mesleksiz insan varki evet Allah bazı işlerden para gönderiyor insana muhakkak ama meslek sahibi olmakta zorlaşıyor her gün bunlar ve bu gibi sorumluluklar hep hesap verilicek .Ayrıca demişsiniz kadınlar evlenmeye meraklı ama erkekler istemiyor Kadının böyle düşünmesi kötü bişey değilki.Demek her kadın kendine ait kocası yuvası olsun istiyor .Ama erkekler açık kadını ahlaksız kadını behane ederek zinaya gidiyor bence evlenmek yuva kurmak isteyen kadınların yanında bir o kadarda evlenmeyip gayri meşru ilişki içide yaşayan erkekde biliyorum çünkü böyle yaşamak onların işine geliyor hayat daha kolay oluyor onlar için evlenmek isteyen erkek aslında bulabilir bunca evlenmek isteyen bayan arasından bir tane kimse dört dörtlük değildir.Bu zina işlemekten daha iyidir.Ve kadınları bahane ederek evlenmemek sadece basit bir yalan ,açık kadın kötü kadın her zaman vardı böyle bahaneler olmamalı zaten kötüler olmazsa bu dünyadaki sınavın anlamı olmazdı ohh herşey süt liman varmı sizce öyle bir sınav ,nasıl kadın kocasına sabır edecekse erkekte karısına sabretmeli bir yere kadar.2.hanım olmak istemeyen olmaz ve sizin büyük kadın takıntınızı anlamıyorum kocasından büyük olup evlilikleri çok güzel giden çiftler var …Yani yok 30 unu geçmiş yok geçmemiş bunlar boş laflar Allah insanları cennete evlilikleri ile almıyacak.Ruhen bir birine hitap edenler iserlerse evlensin bunda bişe yok evlenmek istemeyen de evlenmesin herkesin kısmetini Allah verir ama böyle kaba konuşmalar hoş olmuyor bence

          • hüzün diyor ki:

            insan kendi kaderini kendi çizer . ‘kişi yaptıklarına karşı rehinedir’ müdessir 38 .
            ……………………………………………………………………………………………..

            zuhal diyor ki :Bişri hafi hazretleri gibi bir çok gönül sultanları evlenmemişlerdir çünkü evliliğin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu ve bunun sonucunda günaha girebileceklerini düşündükleri için evlenmemişlerdir…

            zuhal hanım , olanca sorumluluk ve olanca görev içinde olmasına rağmen evlenmeyen tek bir dahi peygamber yoktur . tek bir sahabe yoktur , gösteremezsiniz . yok yoktur .
            evlilik sorumluluktur , insanı günaha sokmaz . aksine .EVLENMEMEK İNSANI GÜNAHA SOKAR .

            insanlar kur’an durduğu yerde masallar üzerinden hayatına şekil verirse , evliliği anlamaz ve bu kurumun ciddiyetine vakıf olmadığından , güzel bir yuva kuramaz . sadece YUVA kurar . bunu kuşlarda yapar .

  19. seymen diyor ki:

    “Elbette kendine iyi bakan yaşlanmayı geciktiren, genç hanımlara uyum sağlayan erkekler de vardır. Ya da ırsi olarak yaşına rağmen dinç olan, geç yaşlanan erkekler de vardır. Fakat yazı istisnalar üzerine değil genel gidişat üzerine yazıldı.”
    Buzamanda erkeklerin büyük çoğunluğu artık kendi yaşlarındaki hanımlarına ancak yetebilecek düzeydeyse, bir kısmı yaşıtı hanımına bile yetemiyorsa bile; Peki çok azınlıkta da olsa hanımı kendisine yetmeyen veya birkaç hanıma yetebilecek düzeyde olanlar çok eşliliğe teşvik edileceği yerde, niye kötü gösterilip önleri tıkanmaya çalışılıyor.
    Hesap ortada.

    • havva diyor ki:

      cidden merak ediyorum.hep aynı şeyi söylemekten yorulmadınız mı?her konuyu çok eşliliğe getirmek konusundaki mahirliğinize ne demeli bilmem tabi her cümleye “yetebilmek” fiiilini eklemeye doyamıyor oluşunuz ayrıca takdire şayan…
      gidin evlenin deyince ben düşünmüyorum deyip, her konuyu buraya çekip sanki toplumsal sorunların en önemlisine parmak basıyor gibi yaptıgınız yorumlardaki çelişkiye de hiç değinmiyorum.
      bin tane şey yazarsınız gerçi şimdi yazdıgım şeye….yav kardeşim belki de haklıdırlar ben de cidden abartıyorumdur derseniz şaşırırız tabi:)

      • seymen diyor ki:

        Tek mesele var. Ve siz ve diğer kadınlar bunu dillendirmekte zorlanıyorsunuz.
        Evlenmek isteyen kadın çok, erkek az. Cenab-ı Allah (c.c.) kulunu biliyor ve hükmüne ayetine toptan veya tevil yaparak karşı çıkanları, karşı oldukları şeye kendilerini mecbur bırakma veya taraftar yapma dileğinde gibi.
        O Hay’dır, Kayyum’dur.

  20. .:. diyor ki:

    “Erkekler Erken Yaşlanıyor..”

    Bence.:)

    Kadinlar daha uzun yasiyor….

    • AHSEN diyor ki:

      ne olursa olsun evliliğin her iki taraf için de ömrün uzamasına vesile olduğunu düşünüyorum..

  21. Gulbeyaz diyor ki:

    Erkekleri yaslandiran kadinlar degil,genetik programlari .dunya genelindeki anketlerde kadinlar erkeklersden daha mutlu,gelecekten umitli old.ortaya cikiyor.kiz bebekler dil ve kas gelisimlerinden,anne karninda ciger gelisimini tamamlamaya Kadar erkek bebekler den daha hizli.dogduktan sonra olen yada gebelikte dusen bebeklerin cogunu erkek bebekler olusturuyir.agir kaza ve hastakiklara erkekler daha cok yakslanio.kiz ve erkek cocugu olanlar hangisinin acile daha cok kaldirildigini kiyas etsin.kadinlar daha fazla yag tabakasina sahip old.dan daha az usur,agrilara dayanma esigi de erkeklere gore daha yuksektir. Kadinlarin daha yasli gisterebilmesindeki sebepte,tabiki sahip olduklari ince yuz derileri.Gunes,kir Gibi dis etkenlerdn daha Cabuk etkilenmelwri,sozunu dinletme ve ototitede zayif oldklarindan daha fazla kas catmasi ve sesini yukseltmesi gerektigine inanmasi.halbuki gulmenin yuz kaslari icin en guzel egzersiz old.kanitlanmis.yani erkekler Uzun yasayabilmek kadinlarda guzel kalabilmek icin Bol Bol gulmeli,gulumsemeli sonucuna varioruz. Ee hadi gulun. :))

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Gülümsemek iyidir de sesli sesli gülmek iyi bir şey değil. Çok gülmek kalbi öldürür, yani insanı duyarsız, dünyaperest ve belki de merhametsiz hâle getirir.

    • Deniz diyor ki:

      Gulbeyaz hanim verdiginiz bilgiler icin tesekkurler. Buna benzer bilgileri ben de biraz okumustum fakat daha cok bilen birinin yazmasi daha dogru olurdu. Buyurun meseleye bir de bu acidan bakin!

    • seymen diyor ki:

      Bu ‘genetik program’ dediğiniz şey elli sene önce farklı mıydı, bize çaktırmadan yeni versiyon yüklendi de haberimiz olmadı mı?

      • Gulbeyaz diyor ki:

        Belki 50 yil once yasliliga daha dayanikliydi erkekler ama daha kisa yasiyorlardi.tum dunyada gelismislikle beraber insan omru ortalamasi uzuyor.kadinlarin en buyuk silahlari kadinlik hormonu denen ostrojen ,erkeklerdeki testesteron hormonu ise zamanla vucutta olan defermssyonlari ostrojen kadar onleyici ve telafi edici degil. Kadinlarin ve hayvanlar aleminde disilerin uzun yasama nedenlerinden biride bu kabul edilio.Ama uzulmeyin ostrojen hormonundaki mucizevi maddelere soya bitkisinde rastlanmis.kiskanmaya gerek yok,soya tuketin:)

        • seymen diyor ki:

          Dolu dolu yaşanan kısa (60 yıllık) bir ömrü, yarım yamalak yaşanan uzun (80 yıllık) bir ömre tercih ederim.
          Kadınlar çok yaşıyorlarda ne oluyorlar, yanlızlar hepside, adam ölünce hazır koca beklemiyor kimseyi. Bulmaları da zor çünkü erkekler kısa yaşıyor. :)
          Az olan kıymetli olur, o yüzden ben halimden memnunum. :) Kadınlar düşünsün gerisini.
          Hanımı vefat eden erkekler ise illaki evlenmek istiyorlarlar, daha önce evlenmiş olan erkekler arkadaşsız yaşayamıyor.

  22. dilruba diyor ki:

    sema hanım erkeklerin yaşlanma sebeplerinden biri olan asabiyet ve sinir harplerine girmelerini unutmuşsunuz sanırım.istedikleri hemen olmadığında sabırsızlanıp huysuzlanmaları,birşey planlandığı şekilde gitmediğinde bağırıp çağırmaları da ömürlerini kısaltıyor olamaz mı?hayatı olduğu gibi yaşamak yerine kontrol altında tutmak istemeleri işler kendi istedikleri gibi gitmediğinde bunun hıncını etrafı yıkıp dökerek almaları mesela.birçok erkek zevk alarak yaşamayı bilmiyor sürekli üstün olma,egolarını yüceltme peşinde doğru düzgün hobileri yok kazanamayacakları işlerin içine girmezler.vede hayır cevabını kabul etmeyen o kadar çok erkek var ki.hatta halk arasında şöyle bir laf var “kadın hayır diyorsa belki, belki diyorsa evet kabul et”.benim çok arkadaşım var kendilerine flört teklifi geliyo kabul etmeyince kızlar hakkında yalan yanlış dedikodular çıkarıyorlar.

    • seymen diyor ki:

      Asabiyet ve sinir kadınlarda yok mu?
      Bir araştırmak lazım bu toplumda antidepresan kullanan erkek sayısı mı daha fazla yoksa kadın sayısı mı?
      Benim tahminim kadın sayısı erkek sayısının iki katından az değildir.
      Nerede egosunu yüceltme, erkekler ailelerinin isteklerinin karşılama peşinde olduklarından kendilerine vakit ayıramıyorlar, ya kazanma yada ailesi için harcama derdindeler hep.
      Çocuklarla uğraşmaktan daha ala hobi mi var. :)
      Siz sadece bekar erkekleri gözlemlemişsiniz anlaşılan. :)

      • kevser diyor ki:

        kesinlikle katılıyorum.bir grup evlenememiş ve yaşı ilerlemiş bayanın uydurduğu bir safsata bu:”kadınlar genç kalıyor!”yapmayın Allah aşkına,bozulan hormonları yüzünden erkekimsi olan hanımları örnek gösteripte,”heh kadınlara bişey olmuyor,bakın genç kalıyorlar,dayanıklılar”demek,bana hiç samimi gelmiyor.bir erkek tabi ki genç bir hanım ister.ben okul yıllarım boyunca YAŞITIM olan erkekleri bile,çok küçük çocuksu bulurdum.hangi dini kaynakta okuduğumu hatırlamıyorum ama;”erkeğin en az şu kadar yaş kadından büyük olması gerek”diye bile yazıyordu.çünkü erkekler geç olgunlaşıyor.kız diyelim 20 yaşında,anca 25 yaşında bir erkek o kadının olgunluğuna,oturaklılığına denk gelebiliyor.ama tabi büyüme olgunlaşma dönemi günümüzde yetişkinlik dönemine sarktığından olsa gerek,artık 25 yaşındaki kız 20 yaşında bir erkeğin olgunluğunda nerdeyse!kadın her zaman erkekten önce çöker…niye kimse kadınlardaki kemik erimesini yazmamış?yaşlı kadınlara bakın kambur olmuşlardır.
        yazıda diyor,evli bir kadın,kocasının sanal alemde kendini başka kadınlara çok farklı tanıtmış diye,belki de sen kocana yetemedin?ama o bunu senin yüzüne çarpmadı..
        “erkekler genç hanımların enerjisine yetişemiyor…”bu söz doğru değil bence.asıl yaşlı kadınlar erkeklerinin enerjisine yetişemiyor.erkek daima yenilik bekliyor ama kadın erken çöküşe geçtiğinden bu beklentiyi karşılayamıyor.ben her zaman(en fazla 8 yaş olmak üzere)erkeğin bayandan büyük olması gerektiğini savunurum,çünkü böylesi ilerisi açısından çok avantajlı olur.bence bu söz,kocasının genç hanımlara gitmesinden korkan bir kadının yorumu!

  23. AYsun psikoloji öğrencisi diyor ki:

    Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    25 Ağustos 2012, 21:31

    hakkaten bu ülkenin kızlarında kendini beğenmişlik çok fazla oldu günden güne…kendilerini prenses zannediyorlar bütün herşey ayaklarına serilmeli diye düşünüyorlar…e tabi erkekte bütün bunlar için fazla çalışmak zorunda oluyor ve böylece hastalanıyor,güçten kesiliyor sonrada ömrü kısalıyor..kadının ise ömrü uzuyor…ne ala memleket…

    ararat diyor ki:

    25 Ağustos 2012, 22:00

    @GulBeyaz Hanım,
    Benim arkadaşlar aldıkları yabancı hanımları müslüman yapıp öyle nikahlıyorlar.Hatta biri ismini bile değiştirdi vesselam. Şurası kesin yeni nesil Türk hanımları kıymet bilmiyor. Çok yüksek perdeden uçuyorlar. Ama ne demişler kendi düşen ağlamaz …

    BU NEDİR ALLAH AŞKINA? BİR DEĞİL İKİ DEĞİL SÜREKLİ TÜRK KIZLARI ŞÖYLE,TÜRK KIZLARI BÖYLE… E BİZ DE BAŞLAYALIM TÜRK ERKEKLERİ ŞÖYLE, BÖYLE… BİZDE YABANCI ERKEKLERE GEL MÜSLÜMAN OL SONRA EVLENELİM DİYELİM BARİ…TÖVBE YARABBİM…
    1)TOPTANCILIK YAPIYORSUNUZ, ANALİTİK YAKLIŞINIZ LÜTFEN..
    2) ŞAHSIM ADIMA , VE MÜSLİME KARDEŞLERİM ADINA SÖYLEYİM; KİMLİĞİMİZ IRKIMIZ DEĞİLDİR!..

    • ararat diyor ki:

      @AYsun psikoloji öğrencisi Hanım,

      Henüz daha öğrencisiniz. Hüsnüzannınızı bozmayalım, safi kalbinizi kirletmeyelim. Belli bir hayat tecrübesi kazanınca sizde bize hak vereceksiniz. Eğer yapabilirseniz yabancı bir erkekle evlenin bakalım ne kadar mutlu olabileceksiniz. Hem tecrübenizi bizimlede paylaşmış olursunuz ? Evladı Fatihan diyarı Bosna Hersek tarafını tavsiye edebilirim :-)

      1-Kesinlikle toptancılık yapmıyorum. Geçmişte çok toplu ortamlarda bulundum, çevrem geniştir, tecrübe ile konuşuyorum. yeni nesil Türk hanımları kıymet bilmiyor.
      2-Kimliğiniz ırkınız olmasın zaten
      3-Bağırmadan konuşunuz !
      4-Evet eline diploma almış, az biraz güncel konularda ilim sahibi olmuş, helede bir takım büyüklerin kitaplarını okumuş, türk hanımları kendini bir şey zannediyorlar. Bunun aksini iddia etmeniz beyhude bir çabadır. Bir yorumumu görmemişsiniz. -istisnalarda kaidei bozmazzzz- demiştim zaten. Ha iyileri yokmu %100 vardır-inş sizde onlardansızdır-, ama sesi çıkanların meydanı dolduranların çoğu tarif ettiğim şekilde malesef.

      Ben size öyle örnekler anlatırımki, bitirme tezi hazırlarsınız , Anlattıklarımada inanmazsınız zaten o da ayrı mevzu :-)

      • Deniz diyor ki:

        Suphesiz bu kadar sikayet olduguna gore yanlis giden bir seyler var gibi. Fakat ortada soyle bir dumda var , Hani bu gavur kizlariyla evlenip onlari musluman yapan erkeklerin bir kismi var ya! onlar iste, bu hatunlarla evlendikleri icin bu hanimlari yere goge sigdiramiyorlar. Sanki bulunmaz hint kumasi ( elbette oyle olabilir , bence butun insan evlatlari soyuna irkina bakmadan pirlanta hukmunde olabilir) Kusurlari var ise gormezden geliniyor. Ama kendi memleketinin kizi olunca sanki her seyi cekmek her zorluga katlanmak zorunda bir anlamda her sey reva.
        Memleketimizin kizlariyla ilgili o kadar cok yaziliyor ki ben sahsen etkilendim ogullari nasil evlendirecegiz diye:)) Kadinlardan kizlardan bu kadar sikayet eden beyler, erkek kardesler sizin de kizkardesiniz, anneniz vardir. Gelin onlarda gordugunuz eksiklikleri yazin da meseleye bir de boyle bakalim. Hep ellerin kizina vurmayin biraz da evinizde en yakininizda olanlari yazin.
        Ben mesela, hemcinslerimde gordugum kesinlikle katilmadigim bir dusunceyi soyleyeyim . kizlari olan arkadasim diyor ki, “ben kizlarimi uzaga gelin etmem, bir elim uzerlerinde olacak .” Eskiden tam tersiydi durum. Bir turlu orta yolu bulamiyoruz .

        Ayrica erkekler de kendilerinde, babalarinda kardeslerinde gordugu duzeltemeseler de devam edegiden yanlislari yazsalar hic fena olmaz yani! Aynalari biraz da kendimize cevirelim!

        • .:. diyor ki:

          Kizlari olan arkadasim diyor ki, “ben kizlarimi uzaga gelin etmem, bir elim uzerlerinde olacak .”

          Uzaktan kasit ile neyi kastedmis, Mesafe olarak uzak mi? yoksa kultur, cevre, yasam bicimi, din, dil, irk…?

          Mesafe ile ilgili ise cok buyuk konusmus? Size sebebini anlattimi? Ne kadar zor bir durum oncelikle kizi acisindan oyle degil mi?. Anlasilan o ki surekli o yuvaya karisacak, Zavalli kizi ve bu sartlara uyabilecek birisini bulursa damadi? Bu konuda olumlu olarak cok az sey var soylenebilecek, lakin olumsuz yazmakla bitmez. Devamini dusundukce, cok buyuk ihtimal ile bu evliligin sonu husran olur. Supesizki baska istekleri de cok olur.

        • ararat diyor ki:

          @ Deniz Hanım,
          İşi gücü bıraktık buraya yazıyoruz artık.

          Ben daha 30 lu yaşlarının başında biriyim ama -kendi çapımdada olsa – bir tecrübem var. Tüm bunları bilmek istermiydim diye sorarsanız, keşke hiç bilmeseydim, duymasaydım, öğrenmeseydim. Saf temiz bir bakış açısı ile hayatımı sürdürmek isterdim.

          Ben demiyorumki gidin yabancı ile evlenin. Ama çoğunlukla -muhazakar olanlarını kastediyorum, antalyadaki rus kadınları değil- bizim türklere göre daha mütevaziler.

          Annemede, kardeşimede yeri geldiğinde başkalarınıda söylüyorum ama olay bizi aşmış durumda artık. Bu ülkede bir şeyler fena halde ters gidiyor, eğer birileri bu gidişe dur demezse önümüzdeki 15-20 yılda aile kurumu iyice bitecektir. Buna emin olabilirsiniz.

          Not:Ben erkekler 4/4 lük demiyorumki, kavvamlık nedir bilmeyen, para kazanmak için yırtınmayan çaba harcamayan, annesi ile eşi arasında tampon olmak nedir bilmeyen bir erkeğin elindeki aile kurumu elbette sıkıntılı olur. Sonra o kadın gider kocasını aldatırmı aldatır, o erkekte gider o kadını vururmu vurur. Sonuç şu anki türk toplumunun hali :-)

          • Deniz diyor ki:

            Isinizi gucunuzu birakip cevap yazdiginiz icin tesekkurler:))

            Olaylari algimiz suphesiz hepimizin de kendi penceresinden nasil baktigi ile de alakali. Yani bir anlamda neyi dert ediniyorsak onlari daha cok dillendiriyoruz. Yoksa ben sizi de anliyorum dunyada hersey oluyor kotu olan daha cok yayginlasiyor maalesef. Yine de herseye ragmen dogru olani hakki tavsiye edip yasamaya calismaktan baska care var mi? Aile kurumu bitince ne olacak bizler yine elimizden geldigince devam ettirmeye calisacagiz. Colugumuza cocugumuza ornek olmaya calisacagiz. , baska care var mi? Bu kadar umitsiz olmayalim bu toplumda temiz insanlar da cok fakat kotulerin sesi cikiyor. Her seyin sahibi mutlak Kadir olan Allah var. hem fiili hem kalbi cok dua edelim insallah!

            Not: Suclu ne sadece kadin ne sadece erkek . Allah kotunun serrinden muhafaza buyursun. Temiz insanlari temiz insanlara yazsin. imtihanlarimizi kolaylastirsin.
            Dunya artik kucuk bir koy insanlar artik orda burda her yerde elbette yabanci evlilikler de daha cok yayginlasacak . Kafana gore birini bulmussan, kulturel olarak vs anlasabiliyorsan hic durmasin kimse evlensin. Allah mesut bahtiyar etsin . Vatana millete hayirli evlat lazim!

      • AYsun psikoloji öğrencisi diyor ki:

        Selamun Aleykum, ben nerdeyse bu site kurulduğundan beri takip ediyorum, bazı dönemler çok yorum yapamasamda çok yorum yaptığım mevzular olmuştur eğer okumuş olsaydınız nasıl bir bakış açısına sahip olduğumu az çok anlardınız. feminismin, ahlaksızlığın, çifte standatlığın nerdeyse dayatıldığı bir uni.de okuyorum. elhamdulilah bişeylerin farkındayım.ve bu sitede yazılan yazı, yorumları okudukça erkek kardeşlerime daha çok hak veresim ve sevesim geldi… ne çirkef kadınlar var evet biliyorum, bunun yanında ne astığım astık kestiğim kestik erkekler var onu da biliyorum.vaktiniz olursa burada aldatmanın hesabı adlı yazının altındaki 2 yorumumu okuyabilirsiniz..o zaman beni daha iyi anlayacağınıza inanıyorum..
        bağırmadan konuşunuz demişsiniz, çocuk ve aile, ses sistemi yapmışta benim mi haberim yok :) kadınları bağıran varlıklar olarak etiketlemişsiniz, bağırmadım ki :) sadece tepkimi koymak istedim.
        bi de yabancı eş mevzusu, Rabbim hayırlısını versin ama istemem… benim gibi edebiyat, felsefe,psikoloji aşığı biri benim dilimi tam olarak bilmeyen biriyle anlaşamaz..olaya ahiret çerçeveli bakacak olursak evlenirken pireyi deve yapmalı bence… 20 li yaşların vermiş olduğu duygusallık var diyebilirsiniz ama benimki ebeden böyle olcak sanırım, evlilik listesinde kocadan sonra ev , araba bulunan insanları hiç anlamıyorum anlamakta istemiyorum çünkü aynı dili konuşmuyoruz, ben Rabbimin izniyle KUR ANCA ve KALPÇE öğrenmeye çalışıyorum…

        • ararat diyor ki:

          @ AYsun psikoloji öğrencisi Hanım,

          Sanal alemde büyük harfle yazmak bağırmak anlamına gelir.
          Madem öyle bir üniversitede okuyorsunuz o zaman en iyi beni siz anlarsınız. Şimdi o gördüğünüz kızlar 5 sene sonra biraz durulacaklar, fakat bu potansiyelleri ile birlikte koca avına çıkacaklar ve ellerine düşürdüklerinin vay haline…. Ne demek istediğimi biliyorsunuz işte.
          Eş konusundada Allah -herkese-gönlünüze göre versin (yabancı bir eş bende istemem ama evlenen veya tanıyan arkadaşlar çok övüyorlar 😀 )
          Bu tutarlı halinizi 7-8 sene sonrada görmek isteriz. Bayanlar evlendikten sonra erkeklerden daha ziyade başkalaşım geçirebiliyorlar :-) . Hemen itiraz etmeyin, yok demeyin. Allaha sığının-sığınalım-

          @ Deniz hanım,

          bu da son yorumum olsun, iş güç bizi bekler.

  24. Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    “her şeye koşturan kadın bir de kocasına kendini erkek hissettirecek…”

    bu cümle üzerine çok kelam edilir lakin kısaca değinecem…

    şimdi evvela bu zamanın kadınları neden herşeye koşuyorlar? yani neden üzerlerine vazife olmayan şeyleri üzerlerine vazife yapıyorlar? mesela geleneksel aile modelinde esasında pazar alış verişi(sebze-meyve) ni dahi erkek yapar…hatta erkek kadının elbiselerini iç çamaşırlarını şuyunu buyunu herşeyinden alır bir kaç renk kadın birini beğenir gerisini adam tekrar aldığı yere iade eder…ondan sonra faturalarmış ödemelermiş tüm bunlar normalde erkeğin vazifesidir…yani reisliğin Kavvamlığın gereğidir…yoksa kavvamlık evde ayak ayak üstüne atıp kadın ve çocuğun her işi yapması kocanında izlemesi değildir…kavvamlık bilakis evin dışarıdaki tüm işlerini erkek tarafından görülmesi hatta her zaman olmamak kaydıyla ara ara ihtiyaç,hastalık durumlarda ev işlerine dahi yardım edebilmektir…lakin bu asrın erkekleri çok sorumsuzluğa alıştılar bu nedenle bütün yükleri kadına yıktılar yani kadın çalışmasa ev hanımı bile olsa bakıyorsun kadın dışarı işleriyle ugraşıyor…bu nedenle bu sorunun ortadan kalkması için evvela erkeklerin tekrar KAVVAM oldukları hatırlatılmalı Kavvamlığın sorumlulukları anlatılmalı…zaten erkeklerin Kavvamlıklarında sorun yaşanması dolayısıyla asrın kadını bu kadar hoyratça davranabilmekte,şımarık,huysuz,bencil,hırslı yetişebilmekte…bakıyorsun adam 5 vakit namazda kızı ise son model giyinmekte…aynı şekilde anne tepeden tırnağa çarşaflı kızı sanki podyumda yürürcesine alımlı..!!! yani mesela valideynde ebeveynlerde bitmekte…en önemliside günümüz erkeği malesefki KAVVAMlığını yitirmiş vaziyette…evde tüm ipleri karısına teslim etmiş erkekler o kadar çok ki..içimi sızlatıyor…

    şimdi bu işin erkeğin sorumluluktan kaçması boyutuydu değindim..birde asıl mesele olan kadın bile bile isteyerek kendini MODERN KÖLE haline getirmesidir ki bu daha acı bir durum bence…çünkü asrın kadınını öyle bir şekilde her şeyi başarabileceğine inandırdılarki en başta hem çocuk hem kariyer dediler..sonra devamı geldi..olmadık işlere kadın istihdamı yaptılar..sokakları kadına temizletip kadın temizlik işçilerimiz var diyen belediyeler türedi..kadın taksi şofürü furyası başladı…velhasıl kelam…kadını sokağa dökme adına kadını özgürleştirme adına kadına sen herşeyin üstesinden gelecek güce sahipsin telkinleriyle istediklerini yaptılar…tabi bizim saf kadınlarımızda bu oltaya geldiler…hemen kolları sıvazladılar kocalarının KAVVAM lıklarını kendilerine vazife bildiler..ben madem herşeyin üstesinden gelirim KAVVAM lığıda hayli hayli yapabilirim dediler…ve netice ortada işte hem mecbur olmadığın halde git çalış,ordan gel bu defa kocanın yapması gereken işleride kendin yap..peki buna ne dayanır sen demir misin,çelik misin be kadın diyende çıkmadı…

    sema hanıma bir yazı tavsiyeside benden olsun mesela “kadınların erken yaşlanması” diye bir yazı yazsın en çok hangi tip kadınlar yaşlanıyorlar özgrülükçü,modern,feminist,özellikle çalışan tipler,güya kendi ayağı üzerinde duranlar,dediğim dedik kadınlar mı yoksa mütevazi hanım hanımcık kendi rızkına razı kanaatkar ev hanımlarımı?
    Kısaca sözün özü şu ki asrın MODERN KÖLE si haline gelmiş ve bunuda isteyerek kabullenmiş kadınlar acınası halleriyle övüne dursunlar daha çok her şeye koşturacaklar…zaten o kadar çok koşuyorlarki bakın olimpiyatta bile koşmaktan madalya kazandılar:))

    • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      “bir de kocasına kendini erkek hissettirecek…”

      cümlenin bu yanını ele alacak olur isek…zaten kadının aile içerisindeki en önemli görevide budur zaten..bir kadın erkeğe erkekliğini hissettirmiyorsa o erkek çok geçmez erkekliğinden istifa eder zaten…kadınlar evliliği ütüden çamaşır,bulaşık ve yemekten ibaret görüp bunlarla kocalarına erkeklik hissettireceklerini zannettikçe mutsuzluğa mahkumdurlar çünkü erkeklğini hissetmeyen erkek zaten kadına kadınlığını hissettirmeyecektir dolayısıyla mutsuzluk çift taraflı hale gelmektedir…kadının ailede aslında tek sorumluluğu yükümlülüğü erkeğe erkekliğini hissettirmek onu günahlardan korumaktır zaten asıl cihadıda budur kadının…ama gel görki kadın bunu göz ardı edip yaptığı ütülerle ahiret günü hesaptan kurtulacağını zannediyor…nitekim bir hadistepeygamberimiz (s.a.v)”bir şeye sebep olan onu yapan gibidir” diyor…peki kadın kocasını günaha itince yaptığı yemeklerimi afiyetle yiyecek yoksa yaptığı ütülerime doya doya bakacak…bilmiyorum valla durum vahim…vesselam…

      • hasret diyor ki:

        “bir de kocasına kendini erkek hissettirecek…”
        bu cümle hakkında birkaç farklı konuya da değinmek istiyorum..bura daki ” erkek hissettirecek…” manası sadece cinsel manada değil bence o ayrı ve birkonu.
        erkek çoğu alanda güçlü olup ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak,takdir görmek işe yaradığını görmek ister..daha doğrusu erkek kendisine her alanda kadının yada ailesinin ihtiyaç duymasını ister bu maddi ve manevi hiç fark etmez.

        ______alıntı_________________________________________
        ama kadın ihtiyaç duymak ile muhtaç olmayı bir birine karıştırır..”ihtiyaç duymak”bir erkekten açıkça ve güvenle yardım istemektir..bu erkeğe fıtratı gereği güç verir.”muhtaç olmak “ise alacağınızdan emin olmadan,umutsuzca destek aramaktır bu erkekleri iter ve kendilerini reddedilimiş,takdir edilmemiş hissine yol açar…..(erkekler marstan kadınlar venüsten k..)
        __________________________________________________

        işte kadın bu ikisini bir birine karıştırr cinsellik bundan sonraki durumdur.çünkü kendine güveni kaybolan bir erkek cinsel olarakta kendini güvensiz his etmeye başlar .. ailesinden hanımından uzak durarak susmayı ve içine kapanmayı seçer.
        kadın ise herşeye koşturup” ihtiyaç duymak ve muhtaç olmayı “bir birine karıştırıp sırf erkeğe muhtaç olmamak adına güçlü olmaya çalışır ve kadın erkeğe güçlüyüm sana ihtiyacım yok mesajını verdikçe çalıştıkça erkek fıtratından uzaklaşır.çünkü____________ ihtiyaç duyulmamak ,bir erkek için ağır ağır ölmektir..(alıntı)___________

        erkeğin en büyük korkusu eksik ve yetersiz olmaktır..(alıntı)oysa kadın takdir etse erkeğin ona verdiğ ile yetinip hep ona iyi olduğunu ,kavvamlık yönünü biraz övse erkek nasılda herşeyini vermek için koşuşturacaktır..yani demem o ki erkeğin her yaptığını takdir etsek ve ona ihtiyacımız olduğunu ,onun bizim için önemli olduğunu his etttirsek dile getirsek bakın nasıl aslan kesilip mutlu etmenin yollarına bakacak .. yani bu okadar zor bir şey değil sedece takdir etmek işte bu…(denemesi bedava tacrübeyle sabit her kadına öneririm :) )

        • Deniz diyor ki:

          Hasret hanimcigim -muhtac olmakla ihtiyac duymayi karistirmak- guzel bakis acisi… Iste boyle suclamadan anlamaya calisan dusuncelere ihtiyacimiz var. Sizi tebrik ediyorum!

          • Nuri Delice diyor ki:

            Hasret hanımın yazısını alkışlıyor ve tebrik ediyorum bir kadın olarak erkek bu kadar iyi çözümlenir. Farklı bir bakış açısı ile bu kadar mı iyi tasvir edilir reçete yazılır. İnanın bir çok sorun çözülür. Zaten kadın ile erkeğin fıtratı buna uygun ama bugün fıtratlar bozulduğu için iki tarafta fıtratın dışında ahir zamanda zorluklarla uğraşıyor.

  25. seymen diyor ki:

    Yazıdan alıntıladığım aşşağıdaki konularıda nedense kadınlar görüş bildirmiyorlar. Buu sebepler nasıl ortadan kaldırılacak, kadınlar bu işi üzerine almadan bu sorunlar çözülmez.

    “Erkeklerin kadınlara göre daha erken ihtiyarlamasının sebeplerine kısaca bakarsak:”
    [1–Gıdalardan dolayı erkeklerin maruz kaldığı hormonlar.]
    Doğal beslenme konusunda kadınlar bilinçli haraket ediyorlar mı. Genellikle yemek ve gıda alışverişi konusu kadınların işi olduğunda bu konudan kadınlar sorumlu.

    [2-Erkeğin toplum önünde ve aile içinde saygınlığının yok edilmesi.]
    Bu konuda kadınlar düşüncesizliğinden ve saygısızlığından oluşuyor. Adam bana bağırırsa bende adama bağırabilirim diye düşünen hatta çocukların yanında adamı azarlayanlar var.

    [6-Kadınların erkekleşmesi yüzünden erkekler de kadınlaşmaya başladılar.]
    Bunun sebebi de kadınlar. Erkek kendisini erkek gibi hissedemiyor. Kadın kendisine boyun eğdirmeyi kibarlık ve marifet sanıyor.

    Kadınlar birde bazı erkeklerin yetersizliğinden şikayetçi oluyorlar. Hem suçlu hem güçlü olma gibi bir durum var sanki. Yukarıdaki sebepleri ortadan kaldırmak tamamen kadınların görevi. Lütfen adamlara hürmet ve hizmet edin ki adamlar adam olarak kalabilsinler.

    • havva diyor ki:

      yorumunuzu okurken nasrettin hocanın o meşhur sözü geldi “hırsızın hiç mi suçu yok?”…bu sordugunuz soruları yanıtlamaya ne var ki…
      birincisi sağlıklı beslenme kadınla alakalı değil.pek çok erkek tanıyorum gece gece kırdıramadıgı yumurta için kavga çıkartan.market alışverisi kadın tarafından da yapılsa etsiz bir şey yemeyen,doymayınca dışarda soluğu alan erkekler yok sanki değil mi?

      ikincisi bir yanlışlıgı anlatırken diğerini onaylayacak mıyız…yani adamın kadına bağırmasını hak mı göreceğiz.erkektr yapar mı diyeceğiz.bu mudur idarecilikten anladıgınız…evet karısına sürekli bağıranlar bir süre sonra aynı şekliyle muhatap olur.zira kadın da erkekte onur taşır ve herkes onurunu korumak için mücadele eder.

      üçüncüsü erkek gibi hisseettirmiyor da ne demek…kimse başkasının hislerine ipotek koyamaz. erkek gibi hissetmek işimize gelmiyor deyin.çünkü o zaman sorumluluk alanlarınız genişleyecek.sadece eve ekmek getiren adam olmanız beklenmeyecek…tabi bu da günümüz erkeklerinin işine gelmiyor. her şeye koşturan kadın bir de kocasına kendini erkek hissettirecek…
      bu tarz bakış açısıyla bir arpa boyu yol alamazsınız…tüm gün yorumları okuyan ve ve her biri için uzun uzun yorum yapan siz de kitap okumaya önce hanımdan başlatıyorsunuz…hani liderlik,hani kavvamlık
      o sebeple sorularınızın yanıtı hiç de zor değil…sadece bizim cevaplar işinize gelmez o var…

      • seymen diyor ki:

        Benim için ve benim jenerasyonum yani yaşı şu anada kırkın üzerinde olan hanımına minnet etmek zorunda olmayan geleneksel aile modeli içinde yaşayanlar için sorun yok. Ben maddi yeterlilik olarak iki, diğer meselelerle ilgili olarak üç kadını idare edebilecek düzeydeyim elhamdülillah. Ama hem hanımı düşünerek hemde buna layık ve uyumlu kişi bulunmaması açısından bu konuda pek istekli değilim. Yeni nesilde sorunlar var.

        Şimdiki kızlar şımarık, saygısız ve kıymet bilmez bir durumdalar. Adam bağıracak sen susacaksın alttan alacaksın. Adam da durup dururken bağırmıyordur herhalde birkeç kez söylemiştir mutlaka ama dikkate alınmamıştır. Adamın kadına bağırması kavvamlığın gereğidir, kadının adama bağırması edepsizliktir. Kadın derdini daha sakince anlatabilmeyi becerebilmeli.

        Hanıma bir kitap tavsiye ettik diye hiç okumadığımızı sanıyorsunuz analaşılan. Ben (eşim ve çocuklarda öyle düşünüyor) kültür konusunda toplumun ortalamasının çok üstünde olduğumu düşünüyorum.

        Önce bizde de sayenizde alışkanlık haline gelmeye başlayan “eş, eşim vs.” kelimesinin kullanılmasından vazgeçilmesi lazım. Bu kelimenin çok kullanılması kadınları erkekleştiriyor erkekleri de kadınlaştırıyor.

        “Sadece eve ekmek getiren adam olmanız beklenmeyecek” derken, ekmek getirmeyi küçümseme gibi bir durum var gibi; Ki bu Alla(c.c.)’a karşı nankörlüktür. Açlık görmemiş sıkıntı görmemiş insanlar ekemk nimetinin kıymetini bilemiyorlar maalesef.

        Erkeğin görevleri nelerdir Sema Hanım bir yazı yazsın da tartışalım en iyisi bu konuyu.
        Kadın mı erkeğe minnet duymalı yoksa erkek mi kadına. Neden İslam’da evlilik konusunda denklik aranırken hemen hemen her konuda erkeğin biraz daha üstün olmasının iyi olacağı tavsiye edilmiştir.

        • havva diyor ki:

          ortalama seviyenin üstünde oldugunuzu söyleyen siz bile hemen erkeklik deyince yorumun ilk kısmına sıkıştırdıgınız kaç kişiyi idare edebeileceğinizi anlıyorsunuz…mesele bu işte…
          ayrıca bağırmak kavvamlıktır öyle mi? ne üzücü bir yorum…böyle bir kavvamlık anlayışınından iyi bir eşlik ve babalıkta beklenmesi zor tabi…
          ayrıca ekmeyi küçümseme ifadesi tam bir demogoji yapma olmuş…eve ekmek getirmek bir deyimdir ve deyimler mecaz içerir…söylemeye çalıştıgımı çok iyi anlamışsınızdır aslında da dediğim gibi işinize gelmiyordur…
          herhalde bu “eş” itirazı eşimin eşi yok kitabını yazdıgı için sema hanıma…çogunluğa ulaşan o neticede:)
          bence de yazsın…gerçi bu sitede yorum yazan erkekler işlerine gelmediği yerde herkesi feminist ilan ediyor ya neyse…

          • seymen diyor ki:

            Ben genel konuştuğum halde, siz hem benim şahsıma yönelik yorum yazıyorsunuz hemde cevaptan şikayetçi oluyorsunuz. Sıkıştırma falan yok ana yazının konusu aslında tamda bu. Mesele (aslında içlerinden dört kadına yetebilecekler bile çıkması gerekirken) sayıları gün geçtikçe artan şekilde bazı erkeklerin karılarına özellikle cinsel ve duygusal anlamda yetememeleri meselesi ana yazının konusu yaşlanma vs. bunun kibar bir şekilde ifadesi. Konu bu, ister beğenin ister beğenmeyin.
            Siz sorunu erkeklerin karılarına hizmette kusur etmesi, onların güdümüne girememesi gibi algılıyorsunuz herhalde.
            Sema hanım’ın ‘eşimim eşi yok kitabı’ ‘nı beş-altı yıl önce okumuştum. O derelerin üzerinden çook sular aktı. Sema hanım’ın bile aynı fikirleri savunmadığını sanıyorum bugün. Neden acaba “kocam’ın karısı yok” diye koy(a)madı kitabının ismini, olamazdı tabii çünkü bu başlık kadınları suçlayıcı bir başlık olurdu.

          • zuhal diyor ki:

            Bağırma konusunda Havva hanıma katılıyorum asıl yönetici olan erkeğin daha sabırlı ve sakin olması gerekir.Eğer yönetici fevri olursa yöneticilik olmaz elinin altındakileri düzeltemez .Bir kadın evde bağırıp çağırmayı gerektirecek bişe yapmışsa ya hırsızlık yapmıştır,yada ahlaksızlık bunun dışında bağırarak konuşmayı gerektirecek bişe yoktur ve bu durum eşi ve çocukları korkarak davranmasına hatta yeri gelince iki yüzlü olmasına sebep olur o zamanda arkanızdan iş çevirirler sizi sevmezler.Karşınızdaki kişininde bir gururu vardır nefsi vardır bunu düşünmeniz gerek kadın köleniz değil eşinizidir.Erkek kadınına bağırmak yerine onunla sakince konuşsa daha iyi olur ve özellikle yanlızken konuşmak ve gerektiğinde tatlı gerektiğinde de sert olur ama kırıcı olmadan.

            Bende özelikle kendi tarafından biri gelince karısına bağırarak emrederek konuşan kocada çok gördüm yada duydum karşınızdakine bir tabak yemek veriyosunuz diye bunu yapmaya hakkınız yoktur.Kimse kimsenin işini yapmaya mecbur değildir.Bu ne dinen böyledir nede kanunen Ayrca 40 yaşına gelip evlenen bir erkeğe yemeyi yada giyinmeyi kadınlar öğretecekse bence evlenmesinler Kadınla evlenip çocuk yapmasını bilen aklınıdı kullanmayı bilsin bir zahmet bu işler irade ve akıl işidir taşıma su ile peynir gemisi yürümez.Ayrıca kadın kendini kadın gibi hissettimiki erkek kendini erkek gibi hissetsin… erkek kadınına cinsellik te yada evlilik te neyi gösterirse kadın onu bilir.Kadın erkeğe ne gösterirse erkek bilmez.Erkeği üstün yapan niteliklerden birde budur.

            Kadın erkeğe hayatı farklı göstermesi demek kadının artık yozlaştığını gösterir başka bişeyi değil.Bu konuda duyarım hep karı olsaydında bende başka kadına gitmeseydim kadın ne gördüki neyi göstersin Rusyadan gelen kadınlar türkiyede kaç yuva yıktılar onlar erkeğe kendini erkek gibimi hissettirdiler de erkekler gitti o kadınlara ?Kadını nasıl yetiştirseniz onu verir size önce bir neyi istediğinize karar verin..Siz erkekler ne kadar Allah yolunda gidip kadınlarınıza kendinizi saydırırsanız kadınların çok azı saygısızlık edecektir.Ama günümüz erkeği artık kadını değil kendini düşündüğü için kadını bir av gibi gördüğü için tabikide saygıda kalmaz sevgide

          • seymen diyor ki:

            Zuhal hanım, yukarıda da yazdık normal bir adam durup dururken ve olur olmaz devamlı bağırarak vs. konuşmaz.
            Kadın ısrarla söylediklerini uyarılarını dikkate almıyordur ve adamın daha sert uyarıda bulunması gerekiyordur. Duyarlı hassas bir kadın gerekeni yapar söz dinler ve bu durumla karşılaşmaz zaten.
            Adam hiç bağırmasın kadının her yaptığına eyvallah desin demek ya adam ipleri kavvamlığı adamlığı kadının eline bıraksın ya zamanla iktidarsız olsun (veya dışarıdaki kadınlara gitsin) veya bir süre sonra boşanıversinler demektir. Durup duruken boşandıkları sanılan birçok çift var. Bir çift varmış komşusu olan kişi diyor ki, biz ara sıra kavga ederdik ama onların hiç sorunu olduğunu duymadık ama bir baktık ki boşanmışlar. Bastırılan duygular ileride daha kötü sonuçlara yok açıyor maalesef.

            Kimse kimsenin işini yapmayacaksa, kadın kocasının ihtiyaçlarını karşılama konusunda duyarlı olmayacaklarsa neden evlensin erkekler.
            Evlilikte ilk yıllarda erkek kadına cinsellik konusunda yardımcı ve önceleyen olmalı ama ileriki yıllarda kadının sorumluluğu daha fazladır. Sürekli hayır olmaz diyen kocasının isteklerini önemsemeyen kadın tabi ki erkeğe kendini erkek gibi hissettiremez.
            Tahminim Rus kadınları, erkeklerin istemesine bile gerek olmadan bazı şeyleri yaptıkları için karşı tarafı memnun etmek tek amaçları olduğu için Türk erkeklerine cazip geliyorlardır.
            Tabii cinsellik herşey olmadığı için Rus vs. kadınları tavsiye edemeyiz. Ama bizimkilerde eksikliklerini biraz görmeye çalışsalar iyi olur.

            “Bu konuda duyarım hep karı olsaydında bende başka kadına gitmeseydim kadın ne gördüki neyi göstersin” demişsiniz. 20-30 yıl önce bu söylediğiniz doğru olabilrdi. Ama hiç mi sokağa çarşıya çıkmıyorsunuz, hepinizin evinde tv var. Herkes herşeyi biliyor ama işine gelmiyor, zor geliyor yapmak, neden uğraşayım ki diyor, şimdiye kadar böyle idare ettik bundan sontrada böyle gitsin diyor, bu adama bu kadarı bile çok diyor. Kocasına güzel görünmeye çalışmak, icabında makyaj yapmak, yanlızken cilveli, edalı, şuh olmaya çalışmak, yatak odasında eşini tahrik etmek için gayret içinde olmak kadının vazifesidir ki bu zamanda bu işler daha önemli hale gelmiştir. Adam diyor ki dışarıdaki kadınlardan tahrik oluyorum ama eşimden olamıyorum; burada kadın bu konuya eğilecek kafa yoracak zaman ayıracak yapması gereken neyse onu yapacak. Bu işler yaşla ve kiloyla da pek alakalı değildir da bana göre.Öyle olmadığı halde kendisini iktidarsız sanan adamlar var, kadına iş düşüyor burada.
            Edep sınırlarını aşmamışımdır umarım, ben bu konulara girmek istemem ama birçok evlilikte çok kolay kurtarılabilecekken bu konuların bilinmemesi veya konuşulamaması sebebiyle yıkılıyor.

        • dilruba diyor ki:

          nasıl bir yerde çalışıyorsunuz bilmiyorum ama diyelim ki bir ofiste çalışıyorsunuz ve patronunuz size bağırıp çağırdı.karşısında süklüm püklüm durur musunuz yoksa karşılık mı verirsiniz?eğer sessiz kalıyorsanız tutarlı düşünüyorsunuz demektir.çünkü altında çalıştığınız kişi de sizin kavvamınızdır.

        • zehra diyor ki:

          benim kavvamliktan anladigim meseleleri bagirip cagirmadan zekice cozmektir Zaten erkekler duygusal olmadiklari, anlik tepkiler vermedikleri icin kavvam oldular zannediyorum. Sert olmaz demek bagirmak, gonul kirmak degildir. Esim oldukca otoriter biri oldugunu halde kizdigi meselelerde bile uslubuna uygun anlatir.

          • seymen diyor ki:

            Benim kavvamlıktan anladığım da istişare görüş alma vs. yapmakla birlikte gerekirse yumruğunu masaya vurarak son sözü söyleyebilme ve kararını uygulayabilme becerisidir.

      • Deniz diyor ki:

        “Her seye kosturan kadin bir de kocasina kendini erkek hissettirecek” Iste bu cumlenin -egrisiyle dogrusuyla – oturulup konusulmasi lazim. Gunumuzde kadin artik calisma hayatinin icerisinde . “kadinin yeri evidir, anneliktir ” gibi soylemler ( hayir, soylenmesine hicbir itirazim yok, elbetteki buna katiliyorum FAKAT) meseleleri cozmeye yetmez. Ancak ailenin daha saglam temellere oturmasi icin kadini, hanimi anneyi evine baglayan duzenlemelere ihtiyac var.

        Geleneksel aile modelinde herkesin rolu belliydi. Fakat benim jenerasyonumun koyden kente gocmus ailelerinde gordugum soyle bir durum var. moral degerlerimizin yavas yavas cozulmesiyle birlikte beraber yuruyen bir surec var. Bu surecte evin erkegi kavvamlik gorevini ustlen/e/medi. Kadin ister hakli isterse haksiz yere olsun su an sanki daha onde gibi.Bu durum yumurta mi tavuktan, Tavuk mu yumurtadan” gibi icinden cikilamaz bir durum olusturuyor. Her seyin yeri birbirine karismis durumda.

        Bu siteyi takip etmeye basladigimdan beri Sema Hanim israrli bir sekilde ister geleneksel isterse modern aileyi benimsemis olsun Kadinin ve erkegin(ya da karinin veya kocanin mi demeliydim) kendi yaratilislarina uygun davranirlarsa aile icerisinde mutlu, huzurlu birliktelik kurabileceklerini soyleyip duruyor.Allah kalemine guc kuvvet kendisine afiyet versin daima hakki soylemeyi nasip etsin.belki bu sitenin takipcileri de bu ihtiyac icerisindeler. onun icin birbirimizi suclamadan nasil en guzele ulasiriz, nasil etrafimiza ornek oluruz derdinde olmamiz gerekir diye dusunuyorum.

        Simdiye kadar buradan okuduklarim ve kisisel hayatimdan tecrube ettiklerimle birlikte soyleyecek olursam
        kadin kocasina saygida hurmette kusur etmeyecek. Efendisi , hayat arkadasi oldugunu her yerde her ortamda hissettirecek.
        Kapidan geldiginde guleryuzle karsilayacak, oturuyorsa kalkacak . En guzel en icten selamla hitap edecek.
        Ihtiyaclari icin baski kurmayacak.
        Ayni seylere beraber gulebilecek.

        Erkegin erken yaslanmasinda pilav- borek meselesi bence ailedeki aliskanliga bagli yani siz kucucuk cocugunuza bile istemedigini yediremezsiniz degil ki kocaya olsun.
        – kadinin kocasina toplum icerisinde bagirmasi hic edebe sigmayacak bir durum . Ne demeli bilmem ki.
        -Kadinlarin erkeklesmesi erkeklerin kadinlasmasi o kadar tek cumleyle aciklanabilecek bir konu degil cok daha kapsamli onun icin -kadinlarin yuzunden- demek biraz haksizlik olur kanaatindeyim.

        • seymen diyor ki:

          Bu yoruma ben imzamı atarım. Ama kocalarına gururlu olma derdinde olan kadınlar bunları kabullenebilirler mi bilemiyorum.

          Anneye babaya kocaya karşı gurur izzeti nefis vs. olmaz. Kadınlar kocalarını benimsemeye çalışmalı, hiçbir konuda bireysel düşünmemeli, kocasına her anlamda teslim olabilmeli. Bu durum erkeğin onu sömürmesi sonucunu doğurabilir gibi yanlış bir kanıya varmamalı. Pek ifade edemese bile erkek karısını mutlu etmekten zevk alır, onu düşünür, ezilmesini istemez. Çok merhametsiz birine düşmemişseniz alttan almanız hizmet etmeniz vs. sonuçta size yarar.

          Sizin de söylediğiniz gibi çalışılmasın demek çok pratik değil, bazıları mecburen çalışmak zorunda. İş hayatı kadınlara göre düzenlenmeli, kadınlar kendilerine göre işlerde ve ortamlarda çalışmalı.

  26. hamdi diyor ki:

    Kadınlar erkek, erkeklerde kadın gibi olmaya yada birbirlerinin davranışlarından rol kapmaya çalıştıkça erkekler yaşlanacak, kadınlarda daha uzun ömürlü olacaktır. istisnalar müstesna,

    *iş stresi çok olan,
    *ekonomik sorunlarla boğuşan,
    *annesi ve eşi arasında kalan,
    *hastalığı olan,
    *gözü hep dışarıda olan,
    *küçük yaşta hayatın sıkıntılarını omuzlamak zorunda kalan,
    *elindekiyle yetinmeyip şükretmeyen,
    *hindi gibi düşünmek zorunda kalan,
    *arsız huysuz birine düşen,
    *kadir, kıymet vefa bilmeyen birinin

    eline düşen erkek yaşlanmasında ne yapsın…çevreme bakıyorum hep dul yaşlı teyzeler çoğunlukta eşlerinin ölmüş olması bu durumun en büyük delilidir.

  27. arat diyor ki:

    @ Sema Hanım sorum size,

    “Cennet annelerin ayağı altındadır”, öte taraftan başka bir hadiste ise “Ahir zamanda cehennemin çoğunun kadınlar tarafından doldurulacağı” beyan ediliyor. Buraya kadar itirazınız yok ise. Burada kastedilen cehennemlik bayanların sadece bekar bayanlar olduğunu düşünemeyiz dimi ?

    Cennet ayaklarının altına serilmişken, -Allah hepimizi muhafaza etsin – cehenneme gitmeyi becerebilmiş bir insan grubu karşısında erkek “YAŞLANMASINDA ne yapsın” diye sorsam ne dersiniz peki :-) ?

    • ararat diyor ki:

      @Sema Hanım,
      Hala cevap bekliyoruz ?

      • semamarasli diyor ki:

        Sayın Arat öyle bir soru sormuşsunuz ki cevabı yorumda yazamayacak kadar uzun. Bu sorunun cevabı bir yazı ile ancak anlatılabilir. Bir ara yazarım inş. Bu yakın bir zamanda olabilir uzak da. Yazının da bir kısmeti var. Bazen aklımdaki bir konuyu yazmak için oturuyorum fakat bambaşka bir konu yazabiliyorum.Yazı da nasip işi. Yazayım inş bir gün.

    • seymen diyor ki:

      “Cennet annelerin ayağı altındadır” bu hadiste anlatılmak istenen, enne olan herkesin cennete gideceği değildir.
      Burada anneye hizmetin hürmetin saygının kişinin cennete gitmesine vesile olacağı anlatılmak isteniyor.
      Sen (teşbih olarak) annenin ayağı altında olmaya onun ayağı altında ezilmeye razı olursan, ona hizmette hürmette kusur etmeme derdinde olursan cennetlik olursun. Annen kendi annesine karşı hürmetsiz idiyse onun durumu pek iyi değil maalesef.
      Anne hakkı herkesin malumudur zaten.

  28. Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    saygıdeğer sema hanım bende aşırı yaş farkına evvela karşıyım dediğim gibi en az 5 olur en fazla da 10 olmalı bence bundan gayrısı sorun teşkil edebilir..lakin istisnalarda çıkabilir erkek kendine iyi bakmışta olabilir…her neyse benim şahsi kanaatim erkeğin kadından yaşça büyük olması yöündedir zaten sizde aynını düşünüyormuşsunuz..

    şimdi erkeğin yada kadının isteksizliğine gelince ben bu konuda bir çok şeyi sizin yazılarınızdan öğrendim..gidipte bu konuları bir kadına soracak halimiz yok tabiki…sizin bir çok yazınızda kadınların bu konuyu fazla önemsemediklerini okuduk..erkeklerin bu konuda çok muzdarip olduklarını gördük..ama şimdi kadınlar bu kez aynı şeyden şikayetçi demeye başladınız…olabilir ben kadında istek yok demiyorum bu zaten fıtrata aykırı bişeydir benim dediğim erkeğin ile kadının bu konuda aynı olmadıkları gerçeğidir…yani ekser çoğunluğa baktığımızda bir istatistik verirsek erkeklerin kaçta kaçı isteksiz dersek yüzde kaç oran verebilirsiniz ben en fazla %10 diyebilirim..ama aynı şeyi kadınlar için yaparsak bence bu oran %40-50 civarında seyreder…mesela bir hadis vardır zayıf denilir o hadis hakkında o hadiste” şehvet on kısımdır dokuzu kadında biri erkektedir”denilmektedir…bu hadisi bilen bir arkadaş yakın zamanda evlenmişti…bir ara görüşmemizde hani dedi güya kadınların şehveti bizden yüksek biliyorduk diye hayıflandı…aynı şekilde mısırlı ünlü alim yusuf el-karadavi kendi fetvalar kitabında türkeçeye çevrilmiştir,o kitapta bu konu hakkında realitenin erkeğin bu konuda kadından daha istekli olduğunu kadının ise daha az istekli olduğunu ortaya koyduğunu anlatıyordu…lakin istisnalar olabilir…benimde kanaatimce kadındaki annelik duygusu olsun şefkat ve merhamet duyguları olsun sanki şehvet duygusunun çok üstünde onları bastırır mahiyettedir ve bu nedenle erkek kadar istekli olamamaktadır…belki yüce yaradanın bundada bir sürü hikmeti vardır biz bilemeyiz…

    yine aynı şekilde bir hadiste “kadın ocak başındada olsa kocasına icabet etsin” denilmektedir..bu hadis için alimler erkeğin cinsellik konusunda çok zayıf olduğunu zinaya düşme potansiyelinin daha fazla olduğunu bu nedenlede kadının imkanlar dahilinde kocasının davetine mümkün mertebe reddetmemesi gerektiğini hatta ocak başında bile olsa kaydının hadiste açıkça belirtildiğini söylemişlerdir…ama aynı şey kadın için söylenmemiştir yani kadın çagırdığında erkek ocak başındada olsa icabet etsin diye bir hadis bilmiyoruz… hatta peygamberimiz(s.a.v) “erkek dışarıda bir kadın gözüne ilişirde şehvetlenirse hemen eve gelip eşiyle gidersin “demiştir…hatta yanlış hatırlamıyorsam aynını kendisi bizzat uygulamıştır…buda bize erkeğin çabuk cinselliğe yenildiğini zayıf olduğunun ispatı niteliğindedir..
    aynı şekilde daha evvel bir konuda daha aynını yazmıştım bir hadiste “erkek karısını yatağa davet ederde kadın gelmezde sabaha dek melekler kadına lanet eder” diye manen hatırladğım hadisi yazmıştım. erkek için cinsellik ne denli önemli olduğuna bence bu hadis işaret etmekte ve erkek için evlilikte en önemli bir unsur teşkil etmektedir…mesela aynı şekilde “yemek yapmayan ev işlerini yapmayan bir kadına melekler lanet eder” demiyor hadis…zira zaten İslam fıkhına göre kadın bunları yapmak zorunda değildir…ama neyi yapmak zorunda kocasına icabet etmek zorunda..hatta bazı alimler kadın kocasına icabet etmedği sürece koca karısına nafaka verme mecburiyetinde değildir ve kadın hak iddia edemez bu konuda demişlerdir…yani kadının evlilikte tek sorumluluğu mesuliyeti aslında kocasına karşı yatak faslıdır..yoksa yemekmiş bulaşıkmış fasa fiso…onun içindir peygamberimiz tarafından en ağır tehditler uyarılar bu konuda kadına yapılmıştır…
    her neyse bu konu çok su götürür…ben sadece okuduklarım ve şahit olduklarımla bir yorum ortaya koydum…lakin sema hanım gibi görmüş geçirmiş tecrübe ehli insanlar bir çok şeyi benden daha iyi bileceğinizden şüphem yoktur..
    ayrıca sema hanım istediğiniz kaynak şudur: Dr.Ebubekir Sifil/ Hz.Ömer ve Nebevi Sünnet /sayfa 55 /Rıhle kitap yayınevi/kendiside bu olayı( abdurrezzak b hemmam’ın el-musannefinden) aktarmış.

    • Gulbeyaz diyor ki:

      Hatirladigim kadariyla ilgili hadis kadinin haya duygusunun sehvetine galip geldigi seklinde devam editor.kadindaki problemlerinde kaynaginda ayip olarak algilladigi seye karsi utangac yaklasimlardan kaynaklndigi konusulmustu.bu zamanin kadinlarinda haya az ve farkindalik fazla,tipki Yusuf as donemi misir hayati gibi.assgidaki linkin faydali olcgina inaniorum.

      • Gulbeyaz diyor ki:

        Link cikmamis,basligi vereyim,Ahmet kurucan,”sen Yusuf ol kac ki gomlegin arkadan yirtilsin”,zaman gaz.

    • efe diyor ki:

      şehvet on kısımdır dokuzu kadında biri erkektedir”….ustad bu meseleyi tam anlayamamıştım.fakat biraz kurcalamıştım.kadında şehvet 9 olması insanı etkileme çekme manasına erkekteki bir iteat manasınadır heralde…kadındaki çok olduğu için insanı kendine çekiyor,erkekte bir olduğu için kadın etkilenmiyor.galiba

      • zuhal diyor ki:

        Ahir zamanda erkek olmak

        Bu konuda güzel yazmışsınız ama bu durumun aciliyeti erkeğin vucüt yapısı ile alakalı olduğunu düşünüyorum ben yani aciliyet yada kadınların ehemmiyet vermesi gereken durum burdan geliyor ama hisler yönünden arada bir fark yoktur diye düşünüyorum kadının bu konuda erkek gibi olmamasının sebebi aciliyet olmaması yoksa sağlıklı bir cinsel hayatın her iki taraf içinde gerekli olduğunu düşünüyorum o yüzden erkeklerin her zaman olamasa bile kadınlarının isteklerinede önem vermesi gerekir diye düşünüyorum yani kadınlar hiç bişe hissetmez anlamaz diye bişe yok ve kadınlarını buyönden eksik bırakmamaları gerektiğini düşünüyorum.Sonuçta bilimsel araştırmalar bile yöndedir.

        Sağlıklı olmayan beraberlikler her iki tarafada negatif etkiler bırakıyor.Ayrıca mesela kocasının başka bir hanıma gittiğini bilen kadın üzülür neden kendisine gelmedi diye burda üzgün olunan şey cinsellik olmasa bile duygusal anlamada kendisinin sevilmediğini düşünür kadın ve kıskanır .O yüzden siz cinsellikte olsun beraberlikte olsun eşinize ne kadar önemseyerek onun isteklerinde önem vererek yaklaşırsanız oda o kadar sevildiğini hisseder .O sevildiğini hissederse erkekte zor durumda kalmaz.

        Ama bunu kadına ee biz erkeğiz bunu yaparız siz anlamazsınız ben ne dersem o olacak işte hadiste öyle vs derseniz kadın sevilmediğini kullanıldığını düşünür ,işte evliliğin sadece cinsellik üzerine kurulduğunu erkeklerin sırf bu yüzden bir çok hanımla beraber olduğunu düşünür ki işin aslı sizinde daha önce dediğiniz gibitam olarak öyle değil.Bence burda sanırım problem olan anlaşmazlık.Sizin cinsellik ihtiyacınız kadının duygusallık ihtiyacını gideriyor bu konuda erkeklerin daha farklı yaklaşımlarda bulunması gerekir diye düşünüyorum.

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        O söz, ki daha önce burada yazılmıştı ki zayıf bir hadismiş, onun anlamı ancak bu şekilde doğru olabilir: İnsanlar arasındaki şehvetin ondan dokuzuna kadınlar sebep olurlar, onda birine erkekler. Aksini düşünüp kadınların daha çok şehvet hissettiklerini söylemek bütün bilimsel araştırmalara ve psikolojik bilgilere aykırı. Zaten özellikle genç erkeklerdeki muazzam şehvetin on katı değil, sadece dengi dahi özellikle genç kadınlarda olsaydı… neyse devam etmeyeyim. Estağfirullah…

        • Psikolog50 diyor ki:

          Hadisin anlmını bile inanmak istemeyerek çarpıtmayınız. Tüm bilimsel araştırmalar ve psikolojik bilgileri bana da yollayında bizde okuyalım. 10 senelik psikologluk hayatım boyunca bölyle bişi okumadım. Evet kadın bedeni erkeğe göre daha fazla erojenlere sahiptir. Bu da erkekten daha fazla isteğe açık durumuna getirir. Ama gerek toplumsal baskı, gerek çevre baskısı, gerek erkekler tarafından rahatsız edileceğim korkusu çeşitli cinsel problemlere neden olabilir. Erkeğin yeterince çekici olmaması da kadında kaçınma sebebidir. Kişisel yorumumu katacak olursam; türk erkeklerinin geneli çirkin, vucudu şekilsiz, kel, 180cm boyunun altında olduğu için bu istekte açığa çıkmamaktadır. Buradaki durum sadece ataerkil toplum tarafından erkeğin daha fazla teşvik edilmesidir.

          • Uğur diyor ki:

            Psychology Today dergisinde 2010’da yayımlanmış, Roy Baumeister’a aid, The Reality of the Male Sex Drive yazısını okuyun. Zaten şehvet testosteron hormonuna bağlıdır ki bu hormon aynı zamanda erkeklik hormonudur, dolayısıyla erkeklerde kat kat fazladır.

            Gerçekten psikologsanız, ki inanırım öyledir, Türkiye’deki psikolojinin kara hâline yanalım, ki ben zaten yıllardır yanıyorum, çünkü Türkiye’nin psikolog olmayan psikologlarını iyi tanırım. Bir defa, ABD’de lisans mezunlarına terapistlik yaptırılmaz, en azından doktorayı bitirmiş olmak istenir. Türkiye’de ise lisans mezunları klinik psikolog ve terapist olarak hiçbir şey bilmeden sözde iş yaparlar.

            Evet, Türkiye psikolojisinin hâli yaman. Psikolog50 rumuzlu hanımın şu sözlerine bakın: “Erkeğin yeterince çekici olmaması da kadında kaçınma sebebidir. Kişisel yorumumu katacak olursam; türk erkeklerinin geneli çirkin, vucudu şekilsiz, kel, 180cm boyunun altında olduğu için bu istekte açığa çıkmamaktadır.”

            Lutfen siz önce kendiniz bir psikoloğa görünün. Ama lutfen doktoralı, gerçek bir terapist olsun.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            “Türk erkeklerinin geneli çirkin, vucudu şekilsiz, kel, 180cm boyunun altında olduğu için bu istekte açığa çıkmamaktadır. Buradaki durum sadece ataerkil toplum tarafından erkeğin daha fazla teşvik edilmesidir”

            Eveeettt…

            İşte size “mum dibine ışık vermezmiş” atasözünü kanıtlayan güzel bir psikolog örneği…

            Muhtemelen 35 yaş civarında olmasına rağmen bir süre önce önce istediği erkeği elinden kaçırdığı ve sonrasında girdiği ilişki(ler)de de aradığını bulamadığı, mutsuz olduğu için tüm erkeklere düşman olmayı kendisine vazife edinmiş; sahip olduğu diplomayı kullanarak da danışanları olan kadınlara da gizliden gizliye aynı duyguları ve hisleri aşılamaya çalışan, biyolojık değil ama Ruh yaşı anlamında 48-50 yaşında, hiç evlenmemiş kadın psikoljısıne sahip bir BAYAN profili…

            Ayrıca bu bayanın gözden kaçırdığı çok önemli bir REALİTE var.

            Bu platformlarda kişilerin sözlerinin, kullandığı kelime, uslup ve ifadelerin “bilinçaltının dışa yansıması” olduğunu bilen ve bunun eğitimini almış başkalarınında olduğu realitesi gibi.

            Diğer taraftan

            Sizin beğenmediğiniz, burun kıvırdığınız, aşağıladığınız “kel ve çirkin Türk Erkekleri’nin” kendisine saygı duyan, hak ettiği değeri veren, her anlamda erkek olduğunu hissettiren karısına kul köle olduğunu bilen ve bu nedenle de çok parası olmadığı halde sırf bu özelliklerinden dolayı Türk erkeğinin “karısı, kulu, kölesi ve cariyesi” olan/olmak için çaba gösteren “175 cm boyunda , 90x60x90 ölçülerine yakın, bakımlı ve güzel binlerce yabancı gelin ve gelin adayı var ülkemizde…

            Aslında söz ve davranışlarıyla biz Türk erkeklerinin gözünün açılmasına, dünyanın en güzel kadınlarının Türkiye’de olmadığını, aslında biz Türk erkeklerinin çok değerli olduğunu fark etmemizi sebep olan siz ve sizin gibi düşünen bayanlara bizleri uyuduğumuz gaflet uykusundan uyandırdığınız için teşekkür etmek lazım.

            Ben kendi adıma size ve sizin gibi düşünen bayanlara

            TEŞEKKÜR EDİYORUM

          • HaticeZ diyor ki:

            Hicbir bilimsel arstirma kadin veya erkekleri genellemez. Kendi deneklerinin durum ve yaslari itibariyle bir fikir koyar ortaya. Cunku her insan bir tanedir, biriciktir, belli onyargilari kimseye giydiremezsiniz. Ayrica sehvet sadece biyolojik degil, sosyo-kulturel sartlara gore ortaya cikan yada bastirilan birseydir. Bu sartlar da bazi kadinlarin tutumlarini etkilemektedir. vajinusmus her Ulkede var ama tutucu insanlarda daha fazla var mesela.
            Ayrica hadisde gecen nefis ifadesi sadece sehvet anlamina gelmez. Arapca nefis ne demek, bakiniz.

          • Uğur diyor ki:

            Sayın HaticeZ, benim okuduğum bilim araştırmaları pek âlâ genelliyor. Ama sizin genelleme kavramınız biraz farklı, anlaşılan. Mesela şu bir genellemedir ki erkekler kadınlardan uzun boyludur. Fakat bu genelleme şu demek değildir ki her kadın her erkekten uzun boylu olsun. Burada anlatılan, ortalama ve genel durumdur, yoksa teker teker her bir kişi değil. Aynı şekilde dediğimiz zaman ki “erkeklerin şehveti kadınlarınkinden fazladır”, bu demek değildir ki her bir erkeğinki her bir kadınınkinden fazladır, fakat demektir ki ortalama ve genel durum böyledir. Bilimde devamlı genellemeler yapılır, fakat genellemenin anlamı işte burada izah ettiğimiz gibidir.

          • Uğur diyor ki:

            Bir üstteki yorumumdaki dördüncü cümlede kadın ile erkeği ters yazmışım. Zaten meramım anlaşılır, ama dikkatsizliğine denk gelenler için belirteyim ki cümle şöyle olacaktı: “Fakat bu genelleme şu demek değildir ki her erkek her kadından uzun boylu olsun.”

    • dilruba diyor ki:

      sema hanım şuan evli olan yaşı ilerlemiş bayanlar hakkında konuşmuştu daha çok.şöyle düşünün bir nesil cinsel organlarına çakmak yaklaştırılarak veya ilk ilişkinin ne kadar can yakıcı olduğunu dinleyerek korkutularak büyüdü.çok yoğun bir toplum baskısı vardı üzerlerinde kadınlar bu konu hakkında konuşamazdı erkekler ise rahattı bu konularda o dönemlerde para biriktirip arkadaşlarıyla erotik filmlere gidebildikleri kendi aralarında konuşabildikleri bir gençlik geçirdiler.haliyle o nesilde arada bu kadar fark olması kaçınılmaz.
      şimdi ise tvde forumlarda sözlüklerde çok rahat konuşulabiliyor.hatta mümkün mertebe burda da konuşabiliyoruz.tabular yıkılmış durumda(hatta itidalden sapılmış ifratla tefrit arasında gidip geliyoruz malesef).bu şekilde büyüyen bir nesil için kadının şehvetinin erkeğe üstün olduğu konusunda imzamı atarım.erkeği şehvetlendiren kalça,göğüs,bacak gibi belli yerler iken her kadının çeşit çeşit sebebi olabilir.kimini kol saati kimini ayakkabısı kimini yamuk bir gülüş kimini sert bir bakış şehvetlendirebilir.hatta kadın kendi vücudundan bile şehvetlenebilir ama erkek için böyle bişey söz konusu değil.başka bir açıdan bakarsak hadiste cinsel güçten bahsediliyor da olabilir.(hadis konusunda uzman değilim sadece fikrimi belirtiyorum konu hadis üzerinden açıldığı için böyle yazma gereği duydum).sizler hangi realite ve bilimsel araştırmadan bahsediyorsunuz bilmiyorum ama kadının bu konuda erkeğe üstün olduğu bilinen birşey.rekorlar kitabında bir kadının bir günde 100ün üzerinde erkekle ilişkiye girdiği belirtilen bir rekor vardı.ayrıca da duyuları kat kat daha fazla bu yüzden de kat kat daha fazla zevk almak durumunda.yani eğer bir kadın bu konuda isteksiz davranıyorsa bunun iki temel sebebi vardır:

      1)yoğun bir toplum baskısı ve tabularla büyümüştür.cinsellikten korkmuştur.zihnini boşaltıp odaklanamıyordur.
      2)eşinin yetersizliğindendir.erkek her halükarda zevk alır özellikle türk erkeği.çünkü ne kadar cinsellik düşünürse ilişki o kadar kısa sürer (ve beyinlerinde ne kadar yer ettiğini bu sitedeki yorumlardan görebiliyoruz nedense konular hep ikinci eşe ve eve tatmin olamayan dışarıya yönelen erkeğe geliyor.).bu durumda kadın zevk alamayacak demektir.bir insan yaparken zevk almadığı birşeyi neden yapmak istesin ki?

      • R.D.R. diyor ki:

        Rekor örneğinin eksik bir tarafı var sanki.Cinsel ihtiyaç giderim esnasında ”vazifeleri” açısından erkek-kadın mukayesesi yapılması abes değil düpedüz saçmalıktır.Aktif taraf olan erkek,pasif olan kadından (işlev açısından bu ayrımı yapıyorum) ilişki esnasında neredeyse 20 katı daha enerji harcamaktadır.Artı erkeğin konumunun farklılığını ”hayatın başlangıcı” olan hamilelik sürecinin 1.dereceden mimarı olmasından anlayabilirsin. Cinsel istek karşılaştırılması hemcinsler açısından olmalı. Böyle bir karşılaştırma yapılırsada isteksizlik,soğukluk sıralamasında kadınlarımızın nerelerde olduğunu görmek gerek.

        Gelelim sebeplerinize(kadın bakış açısıyla yazdığınız)
        1)Aynı yoğun baskılar erkeklerede uygulanıyor hanımefendi merak etmeyin. Erotik/porno film seyretmek,sosyal ortamlarında rahatça cinsel muhabbet edebilmek sandığınızın aksine erkekler için özgürlük değil baskıdır.Çünkü izlenilen videolardaki önceden kurgulanmış sahnelerde gösterilen gerçek dışı (yüksek haz ve performans açısından) cinsel beraberlik görüntüleri, arkadaş ortamlarında yapılan yine gerçek dışı,abartı dolu anlatımlar…. Bunlar bir süre sonra gerçekte herhangi bir kusuru olmamasına rağmen kişiyi partnerine karşı yetersiz hissettirmekte psikolojik olarak erkekliğin ”YARISINI” bitirmektedir.Diğer yarısı fizksel görünümdür.Onun üzerindede yoğun operasyonlar yürütülmektedir.(Feminen,metroseksüel giyim tarzının yaygınlaşması)

        2)Bu konuda çıkarsama yapabilmek için (toplumumuzu kastediyorum) elimizde gerçek verilen olması gerek.Gerçek verilerin olabilmesi ya böyle ”özel” durumların artık aleni olarak yaşanmasını ya da evli çiftlerin hiç bir yalan beyan vermeden bu hallerini anlatmasıyla mümkün olacaktır ki her ikisi de imkansızdır.
        Zaten medya veya eş dost çevrede dönen bu tür ”yetersizlik” muhabbetlerinin kaynağının %99 kadınlar olması bile beni yeterince işkillendiriyor.Ya kendi yetersizliklerini örtme yöntemiyse bu? Hiç böyle neden düşünülmüyor? Yoksa kadınlarımızın hepsi 4:4’lükte iş bilmez,çabuk hevesi geçen erkeklerimiz mi bu yüksek standarları aşağıya çekiyor? Komik olmayalım lütfen!

        Erkeklerin en çok gurur yaptıkları bir mesele üzerinde döne döne aynı vurguları yaparak aşağılamak hele hele böyle sitelerde yazan erkeklerin beyinlerinde nelerin yer ettiriyor. Bu tür polemiklere ve günyüzü görmemiş laflara ayırılacak vakit ,gururlar ve nefisler biraz örselenip ”erkeğine” ayrılsa zaten hiç böyle şeyler olmayacaktı muhtemelen…

        Saygılar

    • ayanoğlu diyor ki:

      “bir hadis vardır zayıf denilir o hadis hakkında o hadiste” şehvet on kısımdır dokuzu kadında biri erkektedir”denilmektedir…bu hadisi bilen bir arkadaş yakın zamanda evlenmişti…bir ara görüşmemizde hani dedi güya kadınların şehveti bizden yüksek biliyorduk diye hayıflandı…”

      Erkekteki bir şehvet yüzeye yakın maden gibidir, kadındaki dokuz şehvet ise ilk olanı bile erkeğinkinden çok daha aşşağıda olmakla birlikte herbiri diğerinden daha derinde olan madenler gibidir.
      Kadınların şehvetinin daha zor ortaya çıkmasının şüphesiz hikmetleri vardır. Kadındaki şehvetin ortaya çıkması için çoğu zaman kocanın gayret içinde olması gerekir. Kocanın kendisinin ve eşinin ihtiyacı kadarını ortaya çıkarması kafi gelir fazlası iyi olmaz zaten. Erkek kadını rahatlatıcı ve teşvik edici konumda olmalı.
      Karı-kocanın birbirlerine karşı samimi ve muhabbetli olması bu işleri kolaylaştırır. Önce sohbet muhabbet olmalı, başkalarıyla konuşulması ayıp olan şeyler eşle rahatça konuşulabilmeli eşler bu konuda karşı tarafı kınayıcı olmamalı bilakis teşvik edici olmalı, birbirlerinden bu konularda utanmamalılar herşeylerini paylaşabilmeliler.

    • kevser diyor ki:

      kadınlardaki dediğiniz hissin 10 da dokuz olduğu doğrudur.ama kadında,haya da 10da 9 oranındadır.zaten günümüzde kadının onda dokuz oranında olması gereken hayası eridiği için bütün ahlaksızlıklar,rezillikler oluyor.çünkü kadınlardaki utanmayı aldılar.eğer kadınlarda da erkeklerdeki gibi haya,utannma fazla olmasaydı kim bilir ne felaketler yaşanırdı?görmek bilmek isteyen,avrupaya rusya ya baksın…namus ve aile kavramı yok olmuş…kimin eli kimin cebinde belli değil.günümüzdeki bütün kurulum zaten “kadının hayasını alma”üzerine…kadın şehvet duygusunu hayasıyla gizler.ayrıca şehvet deyince nedense herkesin aklına kadın erkek münasebeti geliyor.halbuki bir yemeği güzelce süslemekte şehvettendir…ya da evi güzelce derleyip toplamak…
      “kadın sadece kocasına o malum görevini yerine getirsin”demek bana gerçekçi gelmiyor,çünkü böyle söylemek,kadını dişiliğini kullanmaya,erkeğine karşı fırsatçı olmaya iter.herşeyde cinsi cazibesini kullanmaya başlar bu sefer.

  29. efe diyor ki:

    bir lokantaya bakarsın havalımı havalı,cafcaflı mı cafcaflı,yemek çeşitleri sayılamayacak kadar çoktur.sonra titizsindir yahu gidipte şu mutfak kısmına bakayım dersin.içeri girdiğinde tam tersi bir durum içerisi leş koku insanı tiksindirecek durumlar görürsün.yemeden içmeden kesilirsin….evdeki kadın kendini iki durumuda muhalefet üzere yol almalıki,adam ne aldansın,ne tiksinsin.

    • efe diyor ki:

      “Erkeklerin pek çoğu erkekler açısından bu olumsuz gidişin farkında değiller. Hâlâ kendilerini eski zamanın erkekleri ile kıyaslayabiliyorlar. Geçmişte çok evlilik yapmış sahabeyi ya da dedelerini kendilerine örnek almaya çalışıyorlar. Eskinin taşı sıksa suyunu çıkaracak erkeklerinin artık geçmişte kaldığını anlamaları gerekiyor bazı erkeklerin…….

      “semaraslı” tersinide söylemek mümkün …kadınlarında eski sahabe hanımlarının gibi olmadıkları için önceden dörttü bugün 16 kadın olması gerekir desem doğrumu söylemiş olacağım…kriterleri olmasını istemek belirtmek tamam.bu bilmediğim konular arasında.neler olması gerekir nasıl olması gerekir.bunları bilemem.ama mal ALLAHın mülk ALLAHın kime ne oluyor.insana ev sahibine uymak düşer.

  30. Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    “Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır” (er-Rahmân, 55/70)
    “Orada utangaç bakışlı öyle kadınlar vardır ki, bundan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmamıştır” (er-Rahmân, 55/56)
    “Ve sedeflerinde saklı inciler gibi iri siyah gözlü esler” (el-Vâkıa, 65/22, 23)
    “Müttakilere kurtuluş, başarıya ulaşma, bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt (kız)lar ve dolu dolu kadehler vardır” (en-Nebe’, 78/31-34)
    “Ve onları hep bakire kızlar yaptık” (Vâkıa: 36)
    “Oralarda bakışlarını yalnız erkeklerine çevirmiş eşler vardır” (Rahman: 56) (Bakınız: Sad: 52)

    şimdi bu ayetlerdeki ortak özellik nedir? yani Allah’u teala hurilerin bu özelliğiyle aslında erkeğin Görselliğine bir hitapta bulunmuyormu? aynı zamanda yaratmış olduğu erkek kullarının nasıl bir fıtrata sahip olduklarını bildiğinden onlar için böyle huriler hazırlamamışmı? peki neden aynı şeyler kadınlar için yok? çünkü kadının fıtratında görsellikten ziyade duyusallık var tensellik var…aksi olsa bütün kel ve göbekli erkeklerin evde kalmış olması lazımdı…ama bunun aksine hemen hepsi evli bu erkeklerin demekki kadın görselliğe önem vermiyor aslında..ama erkek ise görsel tatmin kendisi için çok önemli olduğundan gençlik ve güzellik gibi durumlara takılabiliyor…hatta hz.peygamberimizin(s.a.v) evlenmek isteyen birine “git evleneceğin kızı gör” demeside bunun ispatı niteliğinde değilmidir?

    sözün özü şudur ki…erkek görselliğe önem veriyor bu onun fıtratının kaçınılmaz bir özelliğidir…bu bakımdan erkekeğin kendinden yaşça küçük bir hanımla evlenmesi geyet makuldur ve akıllıcadır..bence de bir erkeğin 5-7-10 en az 5 olmak kaydıyla evleneceği hanımdan büyük olması gerekir…

    • Gulbeyaz diyor ki:

      Sunu unutmayalim ki gorsellik evlenecegi Insani sevmesinin tek sarti degil,ilk adimlarindandir.gobekli kel erkekler muhtemelen evlenirken oyle degilletdi,cunku Ben erkeklerin evliliginde kelligin problem old sahit oldum.ama evlendikten sonra karisini onu o haliylede begeniodur cunku artik kocasini seviyodur.,onun icin siradan bir Es adayi degil.bir erkek sisman bir kizla evlilik gorusmesini reddedebilir ama evlendikten sonra sismanlayan karisini hala eksiksiz begenebilir cunku onu seviyordur.anlasildigi gibi gorselligin hukmu evlilikten sonra azalir,eslerin muhabbet derecesine gore onemini yitiredebilir.

      • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

        kastımız zaten ilk etaplar idi kardeşim…yoksa zaten sonradan kel olup yada şişmanlayanlar değildir…ama ilk görüşmede de kel ve göbekli olup evlenenler çok maddiyat olunca belki kadınlar göbeği yada keli göremeyebiliyorlar bazen…

        her neyse…erkek görselcidir,kadın duyusalcıdır…bunlar fıtrat kanunlarıdır…bu nedenle fıtratları bozmadan her kes hayatını idame ettirebilmelidir…vesselam…

        • nefis _e diyor ki:

          haklısınız erkekler görmek ister onun için görsellik önemli,kadınlarda duymak ister , sevildiğini his etmek önemlidir.

        • zuhal diyor ki:

          tabiki bu konuda haklısınız ama insan işte eşinden o ilgiyi ve tatlılığı ruha hitap etmeyi bulamayınca bayanlarda tabiki hem kel hemde fodul koca istemiyor diyorlarki yakışıklı olsun bari ama ilk görüşte tabiki bu gibi faktörler kadın ve erkek için önemli olabiliyor ve o sevgi ve ilgiyi eşinde bulan kadın kelde olsa eşini seviyor ama erkek sevsede görselliğe takılabiliyor bazen o yüzdende allah kadınların kapanmasını istemiş erkeğin fıtratını bildiği için kadın kapalı olsunki erkeğin hataya düşme olasılığı azalsın çünkü erkekte zamanla anlayacaktırki herşey dış görünüm değil huzur veren bir kadın güzel bir kadından daha üstündür her zaman….

    • efe diyor ki:

      Ahir zamanda Erkek Olmak; doğrudur.bunun hikmetlerinide istenirse bulunabilir.mesala şöyle bir tefekkür misal açabiliriz.hiç bir şeyi hiç bir şeyi reddetmeden.aradığımız kişi on yaş civarı küçük olsa ne olur,aynı yaş ,ve büyük yaşta ne olur,insan hangisini ister.ama yaşın getiriside götürüsüde olacak.bu soru önemli.ben kendime sordum vallahi üçünüde isterim arkadaş! hiç birisini birisinden ayıramam!!!

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Sayın Ahir Zamanda Erkek Olmak,

      Sema Hanım çok ikna edici yazmıştı. Şimdi siz zıt yönde çok ikna edici yazdınız. Peki yaklaşık otuzunda olan bir bekar erkek olarak ben hanginize inanacağım? 😀

      • Yasin diyor ki:

        Ben cevap vereyim izninizle :)
        İnsanoğlu bir insan bulursan; yaşına, boyuna, çirkinliğine, milliyetine ve geçmişine bakma.

        Kanuni sebeplerle Erkek için Evliliğin çok riskli olduğunu bil, o riskleri göze alarak ve çocuk için acele etmeden evleneceksen evlen, yoksa boşver.
        Bekarlık erkek için sultanlıktır. Ağrımayan başı ağrıtmaya değmez.

      • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

        kardeşim 23-25-27 yaşlarında biri çıkarsa karşına birde kriterlerine uyuyorsa evlen bence…ama gidipte 35-40 yaşında bir kadınıda alma yani:))

        • Uğur Mustafa diyor ki:

          Ama demiştiniz ki en az 5, en fazla 10. Bana gelince niye bu yaş aralığını 3 ilâ 7’ye çektiniz? :)) Neyse, bu konuyu daha fazla konuşmayayım, sonra insanlar sanacaklar ki burada eş adayı bulmaya çalışıyorum. Selamlar…

          • Yasin diyor ki:

            Yok yok senin niyetin anlaşıldı 😀 Hem fena mı olur? :) Düğünü de burada yaparsınız. Senden iyisini mi bulacaklar 😀

  31. except diyor ki:

    Bu yazıda bir şeyler eksik
    Sema Hanımı beğenir, takdir ederim.
    BAkış açımı feminist ideolojiden temizlemeye çalışıyorum sayesnde..
    Fakat erkeğin yaşlanması ile alakalı maddeler bana fazlasıyla abartılı geldi.
    Erkekler için bahsi geçen maddeler küçük uyarlamalarla rahatlıkla kadınlar için de uygun hale getirilebilir.
    Erkeklerin tarafını tutuyormuşsunuz gibi geldi bana :)

  32. Gulbeyaz diyor ki:

    Turk kadinlarinin bazen nankorluk yaptigini dusunuyirum.amerikada karisi isinden atilsa,Belli sure issiz Kalsa kocasi onu bosuyor.turk erkegi inanin cok kiymetli,esini korur kollar,idarecidir.amerikali,rus Arkadaslar var tanidigim ne olur turk erkegi ile evlendir bizi diyolar ama maalesef akli basinda bir turk erkegi bunlarla kolay kolay evlenmez:)birz hizmet simartilma gormek haklari olabilir.kadinda sus esyasi degil,o bana farz degil sorumlulugim degil deyip bi kenara cekilemez evde.sorun eslerin “senin vazifen”diyerek Isi inada bindirmesi.yeri geldi mi karisinin cayina sekeri koyup karistirabilmeli erkek de.bunlar vazife degil,jest ve muhabbeti arttirici seylerdir.erkekler isterse daha saglikli olsun ne hikmettir bilmem ama kadinlardan zaten daha kisa omur suruyorlar,hayvanlar aleminde de boyle disiler Uzun omurlu.bence bir nedenide kafaya coktakmalari,umursamaz gorunuyolar AMA inanin Benim gozlemledigim erkeklerin daha alingan ve sorumluluk sahibi olduklari.kadin erkeginin yukunu hafifletebildigi oranda sevgilidir.

    • arat diyor ki:

      @Gulbeyaz hanım,
      bizim buradaki hanımlar kendilerini nedense bulunmaz hint kumaşı sanıyorlar. YA bakıyorsun öyle güzel falan değil, yada muhteşem bir meziyeti yok, elinde yalnız bir diplaması var ya sonra…..? Eee neymiş efendim onu ister bunu istemezmiş,bir takım standarları varmış. Babam madem öyle git otur babanın evinde, turşunu kursunlar :-)
      Kimse kusura bakmasın ama bizim türk kızları içinde bulundukları duruma müsthaktır.-istisnalarda kaidei bozmazzzz-

      Amerikada teksasta ileri yaştaki bir teyze -Bayanların %99 nun muhazakar olduğu sohbet ortamında diyorki- ;
      “10 tane kızım olsa kocalarınız gibi erkeklere gözüm kapalı veririm. Ama bir tane oğlum olsa sizin gibi kızların ellerine vermem….” ifadeler abartı falan değildir bunuda peşinen belirteyim.

      • zuhal diyor ki:

        yokya hint kumaşının modası geçti arat bey avrupa kumaşı var şimdi 😀 çok karamsar olmayın yinede çünkü insan görmek istediğini görür aradığını bulur …..

        • arat diyor ki:

          @Zuhal Hanım,
          Yok Allaha şükür karamsar değilimde, bu kendini hint kumaşı zanneden kadınlardaki özgüvenin nerden geldiğini inanın bir türlü anlayamıyorum. Hatta bazen muhatabım herhalde şaka falan yapıyordur diye düşündüğüm bile oluyor :-).

          Benim bir arkadaşım moldovalı, bir arkadaşımda ukraynalı bir kadınla evlendi, gayette mutlular. Arnavutluktaki başka bir arkadaşım alacaksan burdan bir eş al diyor :)
          Eller kadir kıymet biliyor vesselam :-)

          • Gulbeyaz diyor ki:

            Keramet tabiki kizin milliyetinde degil,dindarligindadir.yoksa bu kizla ii anlasirim dusuncesiyle dogacak cocuklarina gayri Muslim anne tercihinde bulunmak Insafa sigmayabilir,cunku gunumuzde cocuklaregitim ve din ahlaklarini daha cok anneden aliyor.dindar bir muslime haniminda milliyeti tabiki asla mesele degil.

          • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

            hakkaten bu ülkenin kızlarında kendini beğenmişlik çok fazla oldu günden güne…kendilerini prenses zannediyorlar bütün herşey ayaklarına serilmeli diye düşünüyorlar…e tabi erkekte bütün bunlar için fazla çalışmak zorunda oluyor ve böylece hastalanıyor,güçten kesiliyor sonrada ömrü kısalıyor..kadının ise ömrü uzuyor…ne ala memleket…

          • ararat diyor ki:

            @GulBeyaz Hanım,

            Benim arkadaşlar aldıkları yabancı hanımları müslüman yapıp öyle nikahlıyorlar.Hatta biri ismini bile değiştirdi vesselam. Şurası kesin yeni nesil Türk hanımları kıymet bilmiyor. Çok yüksek perdeden uçuyorlar. Ama ne demişler kendi düşen ağlamaz ….

          • zuhal diyor ki:

            Yani gülbeyaz hanım işte dindar olanı bulmak zor ,burda arat beyi anlıyorum kadınlar kapalı olabilir namazını kılar vs vs ama islamı içine sindirememişse zor yani bunları yapar ama mesela kendini beğenmiştir zannederki kendi namaz kılıyo diye cenneti kaptı halbuki Allah uyarıyor günahkarların çoğu kuran okuyanlar arasından gelecek çünkü onlar kendilerince cenneti böyle yaparak garantilediklerini düşünür ve kendilerini herkesten yukarıda görürler VE günah işlemeye devam ederler sanırlarki günah işlemiyorlar cennet onların ,bazen hayatta hatalarımızla bize birşeyler öğretir bunuda anlamak lazım ama bu hatalardan hiç bişe almayan lar var hee işte bu hatalardan bişeyler alan gayri müslümler bazen mutlu yapabiiyor erkeği ama dinen tabiki böyle bir evlilik sakıncalı benim bildiğim kadarı ile erkeğin gayri müslüm bir bayanla evlenmesi harama yakın mekruhlardan ve müşrikle evlenmesi zaten haram ,bu zamanda da gayri müslümlerininde müşrik olup olmadığı şüpheli …

            kadın olsun erkek olsun bu durumda bence evlilik işi biraz şans işi ,işte burda biz müslüman bayanlara da düşüyor erkeklerede havalarda olmamak lazım ,herkes yerini ve görevini bilmeli yani anne ise anneliğini bilecek evlatsa evlatlığını kadın kadınlığını erkek erkekliğini kimse kimsenin alanına karışıp birbirlerinini görevlerini almaya yada karışmaya kalkmazsa herkes kendi görevini yaparsa birbirlerine yardımcı olursalar insalar niyetler gerçekten böyle olursa böyle evliliklerde düzgün olur Bu işleri ben hep işyeri yönetimie benzetirim herkes kendi işini güzel yapıp yöneticide güzel yönetirse işler düzgün gider ve firma kara geçer bence evlenmeden önce kişilerin biraz yöneticilikle ilgili kitapları okuması faydalı olur düşüncesindeyim.Yönetmek herşeye her zaman müdahele etmek değil gerektiğinde müdahele etmektir mesela .Allah herkesi mutlu edecek bir eş nasip etsin ama bazen kötü de olsa eşler bizim düzelmemiz içinde bize nasip edilmiş olabilir birazda sabır diyorum….

          • Gulbeyaz diyor ki:

            Kizlardaki kendini begenmisligin sebebi ozguven eksikligidir,kibirle kendilerini tatmin etmeye calisiyolar.kendiyle barisik insanlar hayat dolu ve mutevazidir,evlenirken muhakkak dikkat edilmeli. Dindarliktan kastimda guzel ahlaktir.pey sav din guzel ahlaktir buyuruyor.baska bir hadisde ise kisinin namazi onu gunahtan alikoymuyorsa,Allah ile arasini acicidir buyruluyor.biz sekilci old.dan uyaniklar bizi namazla sakalla kandiriyor.kabuga degil oze bakilir.su kapalilarin Hali ne? Saci biseye benzemez ama kafasina koydugu topuzla bez parcasi hollywood yildizlarini aratmiyor.o incecik coraplara daracik kiyafet frapan ayakkabilara hic deginmiorum bile.Allah buyuk konusturmasin boyle karikatur gibi kizlardan utaniyorum.hicbir akilli erkek bunlari koluna takip elalemi kendine guldurmez.bizim musluman erkekler internete karilariyla dugun resimlerini koyuyolar,haramlik selamlik diye bise kalmamis,mahremiyet diye bise kalmamis ,neymis dindarmisiz.herkes aklini basina Alsin bi zahmet.

          • Selda K diyor ki:

            Sayin arat bey, soylediklerinize katiliyorum yeni nesilde cok simarik malda mulkte gozu olan insan var ve ben de bunun kendine guvensizlikten kaynaklandigini dusunuyorum. Yalniz curuk elmalar artti diye neden tum elma cuvalini sallayip cope attik anlamadim. Bu toplumumuzun bir sorunudur, bu simarik kizlari da biz yetistirdik dindar ailele yeistirdi. Benim bir kadin olarak kanaatim kadin olsun erkek olsun kadir bilmez insanlar sonuclarina katlansinlar. Yani baktiniz daha soz nisan asamasinda simariklik yapiyor koyun agirliginizi efendim, bitirin gerrkirse ayrilin, mecbur degil kimse simariklari cekip sonra da ‘tum kadin milleti simarik’ demeye. Muhakkak mutevazi baya lar vardir onlara verin kiymet, boyle boyle insanlar anlayacaklar

          • zuhal diyor ki:

            Süper dediniz Selda hanım zaten diğer bir eksiklikte erkek adaletli olmalı ve akabinde bu adalet çerçevesinde mutlaka ağırlığınıkoymalıdır.Tamam sabır sabır ama günümüzde erkeklerin bir kısmı kadınlarının yada karısının yaptığı edebsizliklerin çok farkındalar ama göz göre göre susuyolar Mesela annesine saygısızlık yapan geline kocası mutlaka tavrını koysun yada gelinine zulmeden karısına da tavrını koysun ama onlar susunca kadınlar meydanı boş buluyor herkes birbirinin alanına karışmaya ,yada birbirlerini ezmeye çalışıyor .Mesela kadının kocasına yapması gereken şeyleri yada oğullarına yapması gereken şeyleri kadın kendi yapacak gelini değil çünkü arada mahremiyet söz konusudur.Bu durumda yok siz kardeşsiniz işte olmaz vs gibi islama uymayan şeyler demek gelinin yapmaması gereken yada onun yapmasının uygun olmadığı şeyleri ona yaptırmak islama uymaz.Herkes görevini yapsın yapmayan da uayarılsın NEDEN yapılmıyo diye sorulsun.Bu dediğim sadece bir örnek bunun gibi mesela eşi dedikodu yaptığında vs vs erkek uyarıcı olmalı.Hatta hadiste erkeğin gerekir se yatağını ayırabileceği söyleniyor gerekirse bunuda yapsın.Erkek olmak ailede yönetici olmak demekse önce islamı iyice öğrenmeli ve uygulamak içinde elinden geleni yapmalıdır.

          • arat diyor ki:

            Valla Hanımlar (Selda, Zuhal)
            O dedikleriniz teoride olurda pratikte erkek milleti pek bir şey yapamıyor. Ha ne oluyor boşanıyorsunuz o ayrı mevzu !

            Karısı gözünün içine bakınca süt gökmüş kedi olan gayet erkek arkadaşlarım var. Cidden var.

            Kadın gerçekten istemedikten sonra erkek ağzı ile kuş tutsa bir işe yaramaz. Zahirde erkek seçiyor, kadını nikahı altına alıyor gibi görünsede aslında asıl seçici ve belirleyici olan kadındır.

            Sema hanıma kitapları için iyi malzeme çıkıyor burdaki yorumlardan :)

          • Selda K diyor ki:

            evet ne yazik ki cook karisinin yaninda sut dokmus gibi duran erkek var, hele ki ilk zamanlarda..Ama ne oluyor sonra, seneler geciyor, adam bunaliyor bunaliyor sisiyor, sonra en ufak bir olayda dayanamayip bir tokat atiyor mesela..alin size bir siddet vakasi daha, ya da bosanma oluyor bu da yeni bir bosanma vakasi..Hep diyoruz hem kadinlar hem erkekler bozuldu, kadin kadinligini bilecek, erkek de en bastan herseye boyun egmeyecek, agirligi olacak..cok umitli miyim bu durumdan derseniz ama degilim, dengeler cok fena bozulmus, geri donulmesi zor geliyor bana..

  33. lala-ibrahim diyor ki:

    Şu ayrıntıyı niçin gözden kaçırıyoruz? 27 yaş üstü bayanlar genelde armudun sapı,üzümün çöpü diyen bayanlardır.
    28 yaş üzerinde ki beyler niçin o kadar bekledikten sonra,bu kadar seçmeci bayanları tercih etsinler ki?
    bir de o yaşa kadar illa ki bir macera geçmiştir bayanın ya da erkeğin başından,geçmişinde bir şey olmayan bir bayanla evlenmek isteyen erkekte mecburen daha genç bayanlara yönelir.Zaten çalışan,eli yüzü düzgün hadi onuda geçtim çalışan 25 yaş üstü bekar bir bayan bulmak zor.Bize ne kalıyor evde bekleyen kızlar,biz nasıl bulucaz bunları işte bu muamma.Günümüzde aracılık yapan kişilerde çok fazla kalmadığı için evlilik oranları belli oranda düştü.
    Gelelim bir de evde olan ve lüks bir evlilik isteyen bayanlara bunlarda evliliğin önündeki engellerden bence tabii ki. :)

  34. bir dost diyor ki:

    yorumlar hemen yayımlanmıyor mu?

  35. bir dost diyor ki:

    tespitler güzel. nesil farkı ve birlikte hareket edilecek enerjiyi yakalamak adına bence de 5 hatta 7 yaşa kadar fark çok iyidir. bir abimiz yukarıda kız ve aile kibirliyse yanından geçmeyin demiş. yaş farkı olsa zaten kendini aşağı görecek…

    erkekler!! eşinizin karşısında güçlü durun. çok sevin ve bu sevginizi bazen kızarak gösterin… sema hanım ın dediği gibi libidinal enerjinizi fazla dağıtmayın.

    ve bir de nevzat tarhan hoca’nın kadın psikolojisi’ni okuyun. sonra duyguların psikolojisinde de beyin çalışma sistemlerinin farkına hakim olun.

    kızlar!! eşinizi her şeyiniz görürseniz o da sizi her şeyi gibi görür. siz ona efendiniz gibi görün ve bakın o da size nasıl köle oluyor!.

    en aptal kadın kocasına akıl veren kadındır. tabii ki istişare esastır.

    …ve bir de cinsel konular gerekirse farklı tesmiyeler ile eşler arasında istişare edilmeli. en çok ne yapmamı istersin? en çok ne yapınca haz alıyorsun?

    kadınlar ve erkekler! eşler arası boşanmalarda fikir ve ideal uyuşmamasından hemen sonra cinsel sorunlar geliyor.

    iki tarafta birbirinin libidinal enerji akış noktalarını iyi bilmeli.

    çok okuyan bir bekar.

    • Yasin diyor ki:

      Yaş farkı :
      Yaş farkı birşeyi değiştirmiyor, kibir sahibi daima kibrinin esiridir. Mesela; Okullarımızın durumuna bakın öğretmen ile öğrenci arasındaki diyaloglara bakın.

      Güçlü durun, Sevginizi kızarak gösterin:
      Sonra, Sizin iyi niyetli olup olmamanıza bakmadan karınız sizi şikayet etsin.

      Nevzat Tarhan, Kadın Psikolojisi :
      Bir kaç kitabını okudum, eşime de okutmuştum, annesinin içinde bulunduğu durumunun bir çeşit “Narsizm” olduğunu gösterdim. Buna rağmen eşim annesinin evimize tahakküm etmesinin önüne geçmedi, şeytanına uydu.

      Kadın-erkek karşılıklı olarak iyi niyetli ise her problem çözülür, bencillik, çıkarcılık, güç mücadelesi (kısaca şeytan’ın yolu) herşeyi bitirir.

      Evlenecek olanlara Tavsiyem; nişanlılık dönemini uzun tutun, nişanlınızı mutlaka tartın, sevindirin, sinirlendirin, güldürün, ağlatın, değerli bir şey verin bir zaman sonra geri isteyin mümkün mertebe duygularını ve hassasiyetlerini öğrenin. Evlendikten sonra Annesinin kontrolünde olacağını düşündüğünüz bir kızla evlenmeyin. Bunlara rağmen gerçek yüzünü gizleyen biriyle evlenmişseniz çocuk yapmayın hemen boşanın, çocuk olursa artık sabredin boşanmayın.

      Bekara karı boşamak kolay, okumakla olmuyor yaşayan bilir. :'(

      • AHSEN diyor ki:

        peki sorunlar yaşanırken erkekler eşlerini ne kadar cesaretlendiriyor güç veriyor sevgisini ne kadar gösteriyor yada eşiyle ilgileniyor ben bir erkeğin eşini hele yaşıda küçükse eşinin çok rahat onu yontabileceğini düşünüyorum çok mu yanlış düşünüyorum bir kadın yuvasında mutlu olmanın yolarını aramıyor mu anlayamıyorum neden bu hale dönüşüyor hiç düşündünüz mü yada siz ona yaklaşırken gerçekten doğru yaklaşabildiniz mi?

        • Yasin diyor ki:

          Ahsen hanım,
          Birini yontmak, açıkçası bu kelime çok itici, Neden birini kendine göre yontayım ki? Yontmak yerine kendimize göre birini aramak daha uygun değil mi? Ben bunu yaptım mı? Evet, ama yanıldım, insanlar göründüğü gibi değil. Yukarıda anlattığım tavsiyeleri de bu yüzden yazdım.

          Kadın yuvasında Mutlu olmanı yollarını aramıyor mu?
          Herkes mutlu olmak ister. Peki; Mutluluk nedir?
          Tembel bir öğrenciye göre mutluluk sadece sınıfı geçmektir, çok başarılı bir öğrenciye göre birinciliği elde etmek.
          Bir de, sınav günü kıskandığı arkadaşının içeceğine mushil hapı koyan’ın mutluluğunu düşünün. Çalınması zor olan bir şeyi çaldığında hırsızın yaşadığı hazzı düşünün. Katili, tecavüzcüyü, dolandırıcıyı düşünün.

          Eşler birbirini mutlu edince kendisi de mutlu olmaz mı? Ya eşlerden birinin mutluluk tanımı bu değilse?
          Bir adamın eşini dövünce mutlu olması akıl alır bir şey değil, ama oluyor. Peki, bu adamın kadın versiyonu ne olurdu sizce? Erkekler için geçerli olan olumsuzluklar neden kadınlara düşünülmüyor? (veya tersi)

          Doğru yaklaştım mı?
          Genel olarak; Asla kırıcı cümleler kuran biri değilim. Benimle konuşulduğunda, üslupta problem görsem bile; öncelikle, Bana söylenmek isteneni öğrenir ve önce o konuyu açıklığa kavuşturmaya çalışırım. Ardından; “bak bunu bana güzellikle söylesen daha iyi olmaz mıydı?” gibi cümlelerle onu kendisini sorgulamaya çağırırım.
          Eşimle birebir ev içi büyük bir sorun yaşamadık, anlaşmazlık çıksa bile şimdi anlattığım yöntemle üstesinde rahatlıkla geldim. Esas sorun ve üstesinden gelemediğim tek konu Eşimin ailesinin kontrolünde olmasıydı.
          Olay patlak verdiğinde herkes şaşırdı, kimse inanmadı, bakıldığında mutlu görünüyordum.
          Kaynanam’ın arası kendi akrabalarıyla, kayınlarıyla, damatlarıyla ve gelinleriyle bozuk. İstediği gerçekleşmeyince sinir krizine giriyor. Herkes onun her dediğini yapsın istiyor ve istediğini bir şekilde yaptırıyor.

          • AHSEN diyor ki:

            Yasin bey birini kendinize göre yontmayacaksınız ifade yanlış olabilir belki ama bir insanın hayatını güzelleştirmek için sıkıntılarından kurtulması için ona imkanlar sunacak kendisini geliştirmesine olanak sağlayacaksınız bir eş olarak onu teşvik edip cesaretlendireceksiniz takdir edeceksiniz bazı insanlar hayatlarında birşeyleri başarmanın ailesinden takdir almanın mutluluğunu yaşıyor
            başarı her insana büyük mutluluk verir ama eğer başarısız olursanız 5 yaşındaki bir çocuk bile ailesi tarafından baskıya maruz kalır toplumda hele başörtülü bir bayanın maruz kaldığı mutsuzluklar o kadar çok ki ben değişimin en büyük sebeplerinden birisinin bu olduğunu düşünüyorum bu durum şekil değiştirmenin bir parçası en basitinden otobüse binin muavin size bacı muamelesi yapıyor ama açık bir bayan hanımefendi oluyor
            dindar ailelerin durumu da farklı değil herşey ailede başlıyor size ne verilirse başkalarınada öyle davranıyorsunuz saygı sevgi görmemiş değer verilmemiş bir insandan nasıl hayatta mutlu ve sağlam bir yuva kurmasını beklersiniz.Bu insanlara karşı daha özenli davranacak gerekirse sevginin fedkarlığın ne demek olduğunu öğreteceksiniz imkanlar sunacak yeniden kendi özgüvenini kazanmak için uğraşacaksınız ben konuştum olmadı ailesinin sözünü dinliyordu demeniz yeterinci sizin onu anlayıp yardımcı olabildiğinizi gösteriyor mu ?
            Siz eşinizi mutlu ederseniz oda sizi mutlu eder ama eşlerinizi dört duvar arasında sadece çocuk yapan evi toplayan temizlik yapan bir insan olarak görürseniz oda kendini dejarj etmek için ya sizinle uğraşacak yada çocuklarıyla uğraşacaktır..Gerçekten kadınların durumu zor erkekler yine sıkıntılarını çalışarak atabiliyor ama kadınlar bunu yapamıyor gidiyor çareyi ya anasının evinde daha fazla dolduruyor kendini birilerini farklı yöne çekiyor sizde sonra eşim dolduruşa geldi diye veryansın ediyorsunuz..
            sizin ne yaşadığızı bilemem tabi bir erkek kolay kolay da evliliğini bitirmez benimki genel bir tavsiye olması için.
            bir evi paylaşmadan o insanı çok iyi anlayamazsınız her insan farklı kültürden ve farklı yetiştirme tarzından geliyor birlikte bir yuva kurmak maharet ister gerçekten çok zor her insanın kaderine hayırlı iyi bir eş yazılmıyor kimisi oturduğu yerde mutu huzurlu kimisi farklı bir mücadele içinde
            her evliliği kendi içinde değerlendirmek lazım uzaktan hoş geliyor bize tabi ALLAH yar ve yardımcınız olsun inşallah bütün bunlar size önyargılara sebebiyet vermez belki mutluğu ikinci eşinizde yakalarsınız ALLAH bilir:)

          • Yasin diyor ki:

            Takdir, teşvik, kendisini geliştirmeye destek,
            Bu konuda üstüme düşenleri yaptığımı düşünüyorum. İstediği bu olsa başımın üstünde gezdirirdim :)

            Sevginin fedakarlığın ne demek olduğu,
            Fedakarca ve sevgiyle hareket etmesem, ne diye onu ikna etmekle uğraşayım ki? Neden çocuk için kendi hayatımdam geçeyim ki? “Madem ananın sözünden çıkmıyorsun ona git, olmadı sen bana yaramadın, al çocuğu da defol ananın evine git” deyip kendime yeni bir hayat kursam benim için daha kolay olmaz mıydı?

            Sanırım herkes, kendi ailesinde gördüğünü uyguluyor. Ailesinde şiddet gören erkek evinde şiddet uyguluyor, Anasından dayak yiyen kadın çocuğunu dövüyor, Kendisine bağrılan çocuk tepki verirken bağırıyor. Dominant bir kadının kızı da dominant oluyor.

            Yukarıda yazdığım yazıdan çıkan sonuç cümle “Konuştum olmadı anasının sözünü dinliyordu” burdan da; mademki olmadı onu anlamamışsınız.
            – Bu mu ??? Hırsızın hiç mi suçu yok? Onu anlamasam neden konuşayım?

            Aslında olay tercih meselesiydi…
            Kimi iştişare ile beraber anlaşarak yürütülecek bir evlilik ister, kimi ise dizginleri eline almak ister.
            Her insanın da baskıya tepkisi farklı olur, biri güdülmeye boyun eğer, diğeri çaresiz bile olsa boyun eğmez.

            Onunla “güç mücadelesi” içine girsem, oyuna gelirdim ve istediğini elde ederdi. Güç mücadelesine asla girmedim. İstediği şeyleri yapıyordum, çünkü; istediği şey eğer yanlışsa konuşularak zaten istemediği şey haline geliyordu :)
            Sonuçta; ailesi aslında kendi istedikleri şeyleri, kızlarına yaptıramadığında; dizginlerin benim elimde olduğunu düşündü ve onu evi terk etmeye ikna etti.

            “çocuk yapan evi toplayan temizlik yapan bir insan olarak görürseniz”
            Bu bakış açısına sahip olmadığımı site müdavimleri sitedeki genel yazılarımdan anlamşlardır.
            Hayat kimse içim kolay değil, zaten zorluklarla hayat mücadelesi içindeyken bir de evde mücadele etmek mantıklı mı? istekler mantıklı ve meşru ise neden mücadele etmeyi tercih edeyim.

            Yazı üslubunuz, ifade yeteneğiniz gerçekten çok güzel ama yazınızda az da olsa taraflı bir bakış hissetim :(

            Son paragraflarınıza harfiyyen katılıyorum ama ikinciyi şu anda düşünmüyorum.
            Hayır dualarınız için teşekkür ederim. Allah ailenizde böylesi bir sıkıntı göstermesin.

          • AHSEN diyor ki:

            Selamün aleyküm

            Sevgi fedakarlık emek ister evlilikte birlikte mücadele etmeyi ve paylaşmayı ister ne niyetle baktığınız ve ne istediğiniz çok önemli eğer onu farklı bir güç müsadelesine dönüştürmüşseniz kadınlar bu konuda erkeğe güç yetirebileceğini düşünmediği için arkasını kuvvetlendirmeye bakar bu sebeple eşine iftira bile atabilir ailesini de arkasına almanın yollarını arar yine sebeple olmadık senaryolar üretir bu şekle dönüşen bir evlilikten ne bekleyebilirsiniz ki.
            Aksine birde böyle olmayıp ailesi tarafından aşağılanmış sevgi görmemiş bir insan kendi ailesini yuvasını kurduğunda çok çaba sarfeder büyük bir fedakarlık yapar iyi bir anne olmak için uğraşır insanlar karakterler farklıdır
            ne yaparsa insan kendisine yapar hatalar hiçbir zaman tek taraflı değildir hırsızında elbette suçu var genellikle bende tek taraflı bakmamaya çalışıyorum doğru olan da bu o yüzden size sorma gereği hissediyorum olayları daha objektif değerlendirebilmek için ve gerçekten bir noktadan sonra bitebiliyor mu onu merak ediyorum.
            Sanırım kadın erkek karı koca arasında rol karmaşası beklentiler kavramların içini dolduramama gibi ciddi sıkıntılar var evlilik iyi niyetle çok güzel sebepler yerine “başını yakmış” “başına dert almak” “koca kahrı çekmek” ve külfet olarak görüldüğü için artık evliliğin düğündeki şaşası bittikten sonra herkesin sizin evliliğinize karışması ve dedikodu üretmesi olarak devam ediyor kadın erkek bu durumdan da çok etkileniyor ailesinden kopamayan erkeklerde mevcut ilişkinizi elbette kesmeyeceksiniz ama kimsenin sizin evliliğinize karışmaya hakkı yok her iki tarafta da buna özen göstermeli.Mesafeyi korumalı..teşekkür ederim.

          • Yasin diyor ki:

            Aleykûm Selam ve rahmetullah.

            “bir güç müsadelesine dönüştürmüşseniz”
            Güç mücadelesine girmedim, böyle bir mücadele tarzım değil.
            Evlilik, işbirliği içerisinde en iyi şekilde yürütülmeli.
            Kadın erkek anlaşamadıkları konularda inatla mücadele etme yerine; en iyiyi, en doğruyu bulma kaygısı taşımalı. Önceki yorumumda da izah ettiğim üzere, bu şekilde hareket etmeye çalıştım. Tarzım budur.
            Maalesef tek taraflı hiç bir şey olmuyor.

            “eşine iftira bile atabilir”
            Bu ne demek? Ben bir “Müslümanla” evlendiğimi düşünmüştüm! Müslüman ve iftira…
            İftira basit bir şey mi? Bir insanın güvenini kaybetmenin daha kestirme bir yolunu bilen var mı? Güvenin tüketilmesi evliliği bitirmez mi? İftiranın haklı bir bahanesi olur mu?

            “hatalar hiçbir zaman tek taraflı değildir”
            (Ben bu söze katılmıyorum ya, neyse… Konu dağılmasın şimdilik.)
            Hatalar karşılıklı olabilir, karşılıklı anlayış varsa hata olsun, ne olacak?
            Evliliğin bitirilme gerekçesi olabilecek bir hata mı var? Bir tarafın gösterdiği gayret ve fedakarlığı diğer taraf göstermiyordur ki hata hata olmaktan çıkarılıp “Olay” haline dönüşüyordur.

            “bende tek taraflı bakmamaya çalışıyorum”
            Sizi anlıyorum, haklısınız, genellikle herkes olaylara kendi açısından bakar ve sadece kendi haklı olduğu konuları gündeme getirir. Benim burada kendi nefsimi aklama, kendi kendimi temize çıkarma gayretim yok emin olun.
            Şimdiye kadar kendi meselem ile ilgili bu detaylara da girmemiştim, bir daha girmeyi de düşünmüyorum. İnsanın ağzından laf almayı başarıyorsunuz :)
            Benim haklı olduğum bir konuda bir başka erkek haksız olabilir veya aksi, “Kadınlar daima haksızdır” gibi bir iddiam da yok. Mevcut yasaların ve toplum’un kalıplaşmış genel bakış açısının ne tür haksızlıklara neden olduğunu anlatma gayretindeyim.
            Fark ettiyseniz; bir olayı değil geneli konuşmaya çalışıyorum.

            “bir noktadan sonra bitebiliyor mu”
            Size sürekli çelme çatan, her itibar edişinizde oyuna getiren bir insanla yürümek nasıl birşey?
            Bitmemesini sağlayan şeyler duruma, kişiye, olaya göre değişir.
            Asla beraber yaşadığınız insanın güvenini kaybetmeyin.

            rol karmaşası
            Bu konuda Sema hanım oldukça güzel yazılar yazdı, okumamışsanız mutlaka okuyun.
            Rol karmaşasına neden olan şeyler sanırım çoğunlukla kadın kaynaklı olur. “Kendimi ezdirmeyeceğim, onun gibi yapacağım, sözüm geçsin, ipleri elime alacağım vs.” türü nakaratlar genelde kadınlardan duyuluyor. Erkeklerin evde söz geçirme gibi bir takıntısı olduğunu görmedim. Hatta şakalaşma bâb’ından “içişleri bakanlığından emir geldi” gibi lafları biliyorsunuzdur.

            evliliğinize karışması, dedikodu üretmesi
            Eskiden erkeğin baba evinde kalındığından, manuel olarak kumanda edilirdi oğullar ve gelinler. Şimdi ise; telefonla uzaktan kumanda edilen kızlar ve yuvalar var, Düşünsenize; “Kendi Evinde İçgüveysi Olan Erkek”

            “ailesinden kopamayan erkekler”
            Eskiden olsa dediğinize katılırdım, şimdi ise gördüğümüz, kendisi ailesinden kopmayan kadınlar erkeği ailesinde koparmaya çalışıyor. Kimse kimseyi koparmaya çalışmamalı, tepki olarak erkek aynı istekle geldiğinde ise kadınlar anında 180 derece istikamet değiştiriyor. Ne gerek var hiç yoktan kötü olmaya?

            “Eve Müdahale”
            Diyelim ki; müdahale var; Akıllı davranmak lazım.
            Neden müdahale var? Hatalı mıyım, nerede hatalıyım?
            Hatalı değilsem, bu bir patronluk taslama mı? Bırak kendisini Patron zannetsin.
            Bana sorarsanız; Bu tip şeyler bile, evliliği bitirmek için bahane olamaz.

            Kadınlarımız zekasını uzlaşma ve yönlendirme için kullanacağına “Mücadele çabasına” girince roller değişti.
            Emin olun ki; bu yasalardan ve bu ithal kültürden sonra kadınlar için hayat hiç de kolay olmayacak.
            “Evimin sultanı” diyen erkekler artık geçici birliktelikler arayacak.
            Sünni olarak, belki de şiilikteki “mut’a nikahını” tartışmaya başlayacaz.
            Gerçekten de Türkiye’de Aile’ye yazık oluyor. Aile bitiriliyor.

            Benim şu anki medeni kanunla ilgili bir sıkıntım artık kalmadı. Daha doğrusu bu saaten sonra; beni kişisel olarak enterese etmiyor. Çabam “emri bil maruf nehyi anil münker” çabasıdır. Bazılarının bakış açısıyla “enayilik”tir

            Doğru anlaşılmayı ümid ediyorum.
            Allah’a emanet olun.

          • AHSEN diyor ki:

            selamün aleyküm Yasin bey,
            Düşüncelerinize kesinlikle katılıyorum olması gereken ne varsa açıklamışsınız çözümsüz sorunlar değil yeterki karşılıklı konuşulabilsin.
            Evlilik içerisinde bu sorunların yaşanması çok kötü ne yazıkki birde çocuklarınız varsa topluma mutsuz bireyler yetiştirmenin nedenlerini başka yerde aramaya gerek yok bir babanın yada annenin çocuğuna verebileceği en güzel hediye onun annesini yada babasını sevmesidir.
            Allah sizi daha büyük imtihanlarla sınamaz inşallah çok makul bilinçli yapıcı yaklaşıyorsunuz evliliğe ama bir taraftan da yaşadıklarınızdan dolayı kadınlara ve evliliğe karşı bir mesafe görüyorum sizde
            biraz önyargı var geçmişi fazla irdelemeyin derim tamamiyle silin size yük olmasın
            ALLAH çalışmalarınızı muvaffak etsin.

          • Yasin diyor ki:

            Aleykûm selam ve Rahmetûllah,
            Her iki taraftanda baktığınız ve Adaletli tutumunuz için teşekkür ederim.
            Bir yola çıkarken; yol boyunca sorun ve anlaşmazlık çıkabileceğini, yola çıkan herkes kabullenmelidir.
            Önemli olan “Sorunları aşma yöntemi” yol arkadaşıyla mücadele herkese zarar verir. Doğru çözüm yolu; işbirliğini ve inatlaşmadan karşılıklı müzakeredir.

            Ne var ki; bazı insanların maksadı çözüm değil! Bu tip insanlarda, Sorun çıkararak ipleri ele geçirme çabası bir yöntem olarak görülüyor. Bu tipler “Önce yıkacan, sonra yapacan ki; yapı istediğin gibi olsun.” diye düşünür.

            “Çocuklar üzerinden yürütülen evlilikler ve boşanmalar.”
            Yahu, çocuklara yazık değil mi? (ama onlar umursamazlar.)
            Bu konuda mutlaka sizlerin de şahit olduğunuz olaylar vardır. (ama hep “Kadın haklı” sanılır, çünkü insanımızda genelde; “hangi kadın yuvasını yıkmak ister ki?” mantığı hakimdir. Sanki; erkek yıkmak ister!)

            Önce; çocuğa hamile kalıp sonra evi terk edenler veya 0-5 yaşları arasında (özellikle de 2-4 arası) çocuğu bırakıp küsenler.
            Çocuğu kendisi açısından sigorta görenler var; “Artık ne yapsam da bana birşey olmaz.”, “Çocuk için bana mecburdur.”, “Çocuk bir kaç gün ağlarsa, kapıya gelecek, köpek gibi yalvaracak”

            Gelip yalvarmazsa da çok dert değil;
            Masrafı daha sonra tahsil edilmek üzere; hemen boşanma davası açılır, her halükarda çocuğun velayeti ve tedbir nafakası peşinen, daha dava görülmeden “tensip kararı ile” anneye verilir. İCRA MEMURU, PEDAGOG ve POLİS EKİBİ EŞLİĞİNDE “ÇOCUK TAHSİL EDİLİR.”
            -Bak bakalım o zaman; adam nasıl da gelip köpek gibi “ne olursun boşanmayalım” diye ayağına kapanacak. O sırada çocuğun geçireceği sarsıntı, yaşayacağı korku, tanımadığı adamlar tarafından zorla alınıp götürülürken babasının sadece olan bitene seyirci kalması, vs… “kimin umurunda?”

            :'(
            Bu adam yaşlanmasın mı?
            Bunları yaşamayan bilemez.

  36. Deniz diyor ki:

    Erkegin kadindan 5-6 kucuk olmasi her acidan iyidir. anlastiktan sonra kadinin da bir kac yas buyuk olmasi problem teskil etmez. Nihayetinde nasip kismet meselesi. Ayrica erkegin erken yaslanmasinin genc hanim istegini azaltacagini hic dusunmuyorum, dogal olan bu yondedir fakat erkeklerin de sizin tesbitlerinizin yonunde dusunmesinde fayda var. Guzel tesbitler. Kizlarimiz 20li yaslarinda gelen teklifleri iyi degerlendirsin oyle armudun sapi uzumun copu derken en guzel yillari heba olmasin. Fakat kimisinin kismeti olmamistir o baska durum Allah herkesin imtihanini kolay eylesin.

    • Deniz diyor ki:

      ” Erkegin kadindan 5-6 yas buyuk olmasi her acidan iyidir ” diyecektim . Yanlis yazmisim.

      • seymen diyor ki:

        İkibinli yıllara kadar evet kadının küçük olması iyi idi, fakat ikibinonlarda mutlu evlilik için kadının üçbeş yaş büyük olması daha iyi olabilir, bunu test etmek lazım. Boşanmaları incelemek lazım. Küçük hanımla evlenen erkekler bu zamanda minnet altında kalmış gibi oluyorlar ve bu görünmeyen bir şekilde erkekleri eziyor. Büyük biriyle evlenen minnet altında kalmış olmaz. Sorumluluk alma konusunda da erkeklerin sorunları var bu konuda yaşça büyük hanımla daha kolay aşılabilir. İdeali dediğiniz gibi erkekğin 3-5 yaş büyük olması ama bu zamanda ki nesil farklı maalesef. Nesil değişti (bozuldu aslında), hiç evelenmemek veya mutsuz evlilikler olmasındansa kadının büyük olmasının tercih edilmesi daha makul. Kadın adamdan beş yaş büyük ve 40 lı yaşlara gelince adam genç kaldı kadın yaşlandı (inşallah olmaz) diyelim, ikinci bir evlilik gibi bir çıkış yolu (sigorta) da mevcut erkek açısından.

        • Deniz diyor ki:

          Kadinin 2 yas buyuk oldugu evlilikleri biliyorum cok guzel goturuyorlar. Hatta Gulbeyaz Hanimin da soyledigi gibi yakin arkadasim var adam bekarken bir ignenin sahibi degildi simdi hatiri sayilir maddi zenginlige kavustular. Fakat kadinin 5 yas buyuk olmasi normal sartlar altinda cok gibi geldi bana. Kadin aradaki farki kapatmak icin cok ugrasmasi gerekir bilmem gunumuzun kadinlari bunu goze alir mi?Ayrica aile ici huzursuzluklarin onemli bir kismi kocanin sorumsuzlugundan evinin sorumlulugunu bir turlu ele alamamasindan kaynaklaniyor cevremde cok var boyleleri. Erkek kucuk olursa zaten dogal olarak daha fazla sorumsuz olacak, kadin zamanla bundan bikmaz mi? bunu da goz onune almak lazim. Dedigininiz gibi 2010 lu yillardan sonra kadin yasinin daha cok oldugu evlilikleri cokca duyar miyiz bunu zaman gosterecek. Ayrica ipi ele kadin kocanin ikinci hanim sigortasini omur boyu elinde tutar gibi geliyor , bilmem yaniliyor muyum:))

          • Deniz diyor ki:

            Seyman Bey unuttum yazmayi, Allah umrenizi mubarek kilsin, bizlere de nasip etsin insallah!

          • seymen diyor ki:

            Mevcut durumda otuzlarına gelmiş ama evlenmeye cesareti olmayan evlenmeyen erkekler ve otuzlarına gelmiş evlenmek için gayret içinde olan sorumluluk sahibi kendine bağlanacak birini bulabilirse çalışmakta dahil fedakarlık yapmaya hazır kadınlar var.
            Otuz yaşındaki adam otuzbeş yaşında çalışan bir bayanla geçim derdinii fazla sorun etmeyeceği için pekala evlenebilir ama kadında icabederse 10-15 yıl sonra ikinci bir hanım almasına kabul edebilmeli baştan diye düşünüyorum. Adamın 45 yaşında da 35 yaşında birini alması ve evlenme sorunu olan birine çözüm olması muhtemeldir diye düşünüyorum. Toplumsal huzur açısından bazı şeylerin aşılması gerekiyor artık.
            Benim söylediğim pratik çözümler. Uygun görülmesse 35-40 arasında kadınların ilk eş olabileceği biriyle evlenme ihtimali %1-2 dir ancak. Kendinden 10-15 yaş büyük boşanmış biriyle evlenebilme ihtimali %5 olabilir.. Mevcut anlayış ve şartlar devam ederse ne yazık ki 32-38 yaş arasındaki 500 bin evli olmayan bayandan 450 bini beş yıl sonrada hala bekar olacak.

            (Duanız için teşekkür ederim. Allah (c.c.) sizden razı olsun ve size ve değerli eşinizi de en kısa zamanda hac yapmayı nasip etsin.)

        • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

          seymen hocam…nesil değişsede bazı temel fıtri özellikler değişmiyor…konuya nedense sema hanım cinsellik endeksli yaklaşarak erkekleri kendilerinden yaşça büyük biriyle evlenmeye çağırıyor ve sizde destekliyorsunuz…lakin sema hanım daha evvel yazdıklarında hep kadınların bu konuda hastalıklı olduğunu evliliklerinde cinselliğin olmasada olacağını okuduk..ama şimdi gelin görün ki iş tersine döndü erkekler bu defa hastalar kadınlar istekliler..ve bunun olmaması içinde yaşça büyük yada yaşıt kadınla evleneilmesi gerekiyormuş..belki haklı taraflarınız olabilir…ama bir hatırlatma yapmakta yarar mülahaza ediyorum..

          hz ömer’in hilafeti döneminde kadının biri kocasından şikayetçi oluyor kocam yatağa gelmiyor nevinden,hz.ömer kocayı çağırtıyor adama soruyor ne kadar sıklıkla yatağa gittiğini adamda gücünün yetmediğini yaşlandığını ve ayda bir gittiğini söyleyince adamı haklı buluyor ve kadın için bu kadarı yeterlidir diyor…

          şimdi hz.ömer bunu ne için söyledi…o anki duruma göre nabza göre şerbet mi verdi? yoksa hakikaten kadın için ayda bir yeterlidir bu kadının fıtri bir özelliğidir,kadın için yatak faslı fazla bu kadar önemli olmamalımı demek istedi?

          buyrun meydan sizin..vesselam…

          • seymen diyor ki:

            Değerli kardeşim hocalığımız falan yok maalesef.
            Biz bu konuda yaşa çok fazla takınılmaması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Öyle olur ki her konuda anlaşabilinecek bir bayan ama 2-3 yaş büyük, diğer konular tamamsa bu sorun olmamalı diyoruz. İllaki herkesin bir eksiği kusuru vardır, yüzde yüz uyuşmak imkansızdır. Otuzbeş yaşında bir bayanın tek kusuru taliplisinden 2-3 yaş büyük olmaksa bu erkek açısından kaçırılmaması gereken bir fırsattır diye düşünüyorum. Sizden birkaç yaş küçük ama size o pek çekici gelmeyen birini mi, yoksa sizden birkaç yaş büyük ama sizi etkileyen birini mi tercih edersiniz.
            Hz. Ömer’in içtihadına göre bir ay idare edilmesi gereken bir süredir demek ki. Ama iki ay tartışılabilir, dört ay geçerse ise kadın boşanma hakkını elde etmiş olur.
            Genç kadınlar (18-33) için idare etmek daha zordur tabi ki. Hiç evlenmemiş bir bayan bunu pek düşünemeyebilir ve yanlış yapabilir, o yüzden büyüklerin görüşleri tavsiyeler vs. dikkate alınmalıdır.

          • nefis _e diyor ki:

            ilk defa böyle bir şey duydum.ahir zamanda erkek olmak
            dinde kadınında tatmin edilmesi ,onunda nefsinin hakkının verilmesi gerktiğini sanıyordum.yazdığınız kıssa çok farklı geldi. bence farklı bir sebebi daha var..eğer bir kadının kocası ona yetmiyorsa ,kadında istekli ise boşanmasında günah olmadığını bu nun onun hakkı olduğunu duymuştum.
            kadınların da nefsi vardır.ancak kadın evlenince eşi iyi kocalık ederse kadın kendi nefsinin farkına varıyor.nefis tek taraflı değildir.hatta bir kadına 9 nefis,erkeğe de 1 nefis verilmiş..(buradaki nefis çok çeşitlidir sadece cinsellik değil)

          • semamarasli diyor ki:

            Sayın Ahir Zamanda Erkek Olmak, Ben erkekler kendilerinden büyük hanımlarla evlensinler diye bir çağrı yapmadım, lütfen yanlış anlamayın. Çünkü ben erkeğin kadından yaşının daha büyük olmasının iyi olduğunu düşünüyorum.fakat bir kaç yaş büyük olması yeterlidir. Fakat otuz beşini geçmiş kırklara dayanmış erkekler evlenecekleri zaman kendilerinden on yaş, on beş yaş küçük hanımlar istiyorlar. İyi de onlar da artık delikanlı değiller. Günümüz şartalarını gözönüne almaları gerekir. Yoksa bu kadar eneji hapları niye satılıyor. Ülkemiz cinsel güç haplarının en çok satıldığı ülkelerin başında geliyormuş. Bu ilaçların pek çok da yan etkisi var. Genç eş alıp ilaç kullanmak yerine herkes kendi yaşına yakın eş alsa daha iyi değil mi?

            Haklısınız isteksiz hanımlarımızın çok olduğunu yazdım ama bütün kadınlar öyle demedim. Bu yazdığım yazı o yazımla çelişmiyor. Hanımlara evlilikte cinsel hayatın önemini ne zaman konuşsak mutlaka kocalarının yetersizliğinden şikayet eden hanımlar çıkıyor. Ayrca genç eşin istekli olacağı gibi bir garanti de yok. Bu yüzden erkeklerin genç eş alma takıntısından kurtulmaları gerektiğini düşünüyorum.

            Anlattığınız Hz. Ömer örneğini ilk duyuyorum. Nerde okuduğunuzu yazarsanız bakmak isterim orada bir detay vardır, belki genç hanım yaşlı adamla evlenip sonrada şikayet etmiştir, o zaman o hanımın buna katlanması gerekir tabii.
            Peygamberimiz kocalarının cinsel yetersizliğinden şikayet edip ayrılmak isteyen hanımların ayrılmasına izin vermiştir, erkeğin yetersizliği kadın için haklı boşanma sebebidir.

            Peygamberimize pek çok hanım kocalarının ibadete zaman ayırıp kendine ayırmadığı şikayeti ile de gelmiştir Allah resulu kocalarını çağırıp yatak konusunda hanımlarını ihmal etmemeleri gerektiğini söylemiştir. Hanımlara ayda bir yeter bırakın adamlar ibadet etsinler dememiştir. Zaman ve şartlar, günümüz kadının olgunluk hali, erkeğin kendi durumu gibi pek çok şey evlenirken gözönüne alınmalı.

          • zuhal diyor ki:

            ahir zamanda erkek olmak ,

            Yani sizce Allah kadını erkeği birbirine yaratırken böylemi yarattı .Erkek istekli olacak kadın isteksiz peki bu durumda nesil nasıl devam edecek .Bence bu konudaki düşüncelerinizde yanlış olan bişe var.Sema hanımın dediği gibi Hz Ömer olayında bence başka bir ayrıntı vardır mutlaka.Ayrıca kadında kendini bilir ayda bir kere kocadan ilgi gören kadın bence evlenmek istemez yani o zaman kadınların zinaya hiç düşmemesi gerekir zina olmaz zaten böyle bir isteksizlik durumunda .Ama böle bişe varsa demek kadındada istek var istek olmasa kadınlar neden açılmakta bazen çok ısrarlı oluyor sizce ,neden bir erkek tarafından beğenilmek isteniyor illede?Yani erkek cinsellik namına ne hissediyorsa allah kadınada aynı hisleri vermiştir ki eşler arasında bir bütünleşme olsun.yaş konusu bence çok fazla olmamak şartıyla olabilir.

            Aslında kadını korumak maksatlı bir evlilikte yaşa bile bakılmaz bence.Bunu hatta yanlış hatırlamıyorsam çalıkuşu romanından biliyorum.Ordaki bayanı(sanırım Feride) korumak için sırf nikahına alan biri vardı çünkü yanlız yaşayan bir hanım dedikodulara ve saldırılara namusluda olsa açık olduğu için adam onun dedesi yaşında olsada nikahına almıştır.Yani o zamanın şartlarında gerekli olduğu için böyle bişe yapılabilmiştir.Birde daha öncede dediğim gibi ruh olgunluğu çok önemli .

            Bir erkek 30 yaşında olur kendi yaşıtı bir bayana hitap etmez çünkü ruhu olgunlaşmamıştır ki genelde erkekler kadınlardan daha geç olgunlaşıyor bu durumda erkek yaşça genç bir bayanla evlenebilir ama yinede işin biyolojik yönü veya kuşak çatışması yönü alınınca bence çokda fazla yaş farkı olması iyi değil bu en fazla bana göre 5-10 yaş olur.Bunun tam terside olabilir.Buna en güzel örnekde peygamberimizdi.

            Hz Muhammed (SAV) kendinden büyük bir bayan olan Hz Hatice ile evlenebildi çünkü peygamberimiz ruhende yeterice olgun bir insandı .Onu anlayıp ona hitap edecek bir bayan belkide Hz Hatice idi.Yani burda demek istediğim eğer erkek olgun ağır başlı biri ise bence kendinden büyük bir bayanla evlenmesinde bir sorun yok.Çünkü bir çocukla evlenip sonradan evlilikte problem yaşanması evliliği sarsacaktır ve mutsuzluk getirecektir.Bence evlenmeden önce bunları iyice düşünüp nasıl biri ile evlenmek istediğimize karar vermeliyiz…Kişinin zenginliği yakışıklılığı güzellliği vs sonra düşünülecek şeyler olmalı

          • nefis_e diyor ki:

            sema hanım çok haklısınız.isteksiz okadr erkek varki.kadınlar bu durumu toplumda fazla dile getiremiyorlar.bir kadın istekli olduğu zaman ”azgın ”konumuna düşüyor.erkek istekli oldu mu normal bakılıyor.oysa 2 sinde de nefis var.öyle toplumda abartıldığı gibi sadece erkekler düşkün hep isteyen erkekmiş gibi gösteriliyor.ama artık durum neredeyse eşit.okadar çok isteksiz erkek varki karısına dahi yetmeyen.
            kadın isteksiz bir erkekten sırf bu sebepten boşanamıyor bu ayıp bir konu duyan olursa elin diline düşerim diye. ya sabrediyor,yada nefsine yenilip aldatmalar oluyor.

  37. Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    sema hanım erkeğin kendinden yaşça küçük hanımlarla evlenme merakını,yada isteğini anlamak mı istiyorsunuz yada bu sitedekiler…ben daha evvel bir ara düşünmüştüm hemen aklıma kur’an’ı kerimdeki hurilerle ilgili ayetler geldi..yüce yaradan erkeğin fıtratını çok iyi biliyor…sizde bakın sonra tekrar yorumlayın…

    • seymen diyor ki:

      Her erkek genç kadın ister, nefis herşeyi ister, ama her istediğimiz bizim için hayırlı olmaz.
      Cennette çok genç huriler olacak tabi ki, ama ona görede güç kuvvet verilecek kişiye.
      Yazıda belirtildiği gibi 40-50 sene önce kırsal kesimde yaşayan elli yaşındaki bir insanla bugün şehirde yaşayan elli yaşındaki bir insan arasında dinçlik açısında dağlar kadar fark vardır.
      Adam ellisinde ve hanımı vefat etti diyelim, adamın maddi imkanı geniş kendini de güçlü hissedip bir hevesle 25 yaşında birini alsa üç beş sene idare edebilir ancak. Sonra kadının arzusu daha da artarken kendi gücü azalacak doğal olarak sorun olacak. Ne yapacak adam, karısının kendisinden boşanıp komşusunun oğluyla evlenmesini mi seyredecek. :(
      İlerisi iyi hesap edilmeli vesselam.

      • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

        “Evet veya hayır demek için benim şartlarımın ne olduğunu da söylemelisiniz. İlk evlenirken mi, şu halimle mi diye sorunuz. İlk evlenirken tabii hayır.”

        bence verdiğiniz bu cevapla fıtratınızı yalanlıyorsunuz…hiç bir erkek ilk evliliğinde cinsellik yaşamayacağını bile bile o kadar yükün altına girmez…hatta bu devrin aşırı uç bazı kadınları bile böyle bir evliliğe girişmez…nasıl böyle bir cevap verdiniz hayret dogrusu…

        • efe diyor ki:

          hayırlı iki bayram arasılar olsun.yazdıklarınızı tam okuyamadım.fakat okuduklarımdan aklıma yaşadığım bir hadise geldi….birisiyle bir iddiaya girdik.ben bir hadisi şerif okumuştum.ona uyarak bu böyledir dedim…adamda dediki kardeş öyle değil böyle.iddialaştık.eve gelince birilerine sordum adamın dediği doğru çıktı…ben yanıldım.sadece bir hadise bakarak hüküm çıkamışım.oysa bütüne bakmak lazım.onuda müçtehitler yapmış.(burdan sonrası zandır)şimdi sizin dediğiniz belki takva cihetinde olabilir.(kesinlikle bilmiyorum).ama genel olarak kadını kötü yola sürükleyebileceği için fetba boşanır olmuş olabilir..fakat diyorumya bu konuda bir şey bilmiyorum.ama usul hakkında yazayım dedim.

        • seymen diyor ki:

          Hayır evlenmem dedim, yanlış anladınız herhalde.

          • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

            pardon ben yanlış anlamışım o halde…zaten sizden böyle bir cevap beklemiyordum.:))

  38. Gulbeyaz diyor ki:

    Belli yas ustu kadin olsunerkek olsun herkes etrafinin alaylarindan cekinmese tabiki genc olani tercih eder,mesele cinsellik,yada anlasabilmek degildir,mesele insanin fitratina hayat ve yasam sevdirildigiicin insan ruhu hep genc ve diri olani istemesidir.bu ayip degil.erkekler genc ile evlenmekren zaten cekinmiyo bilakis gurur duyuyo,fakat is kadinlara gelince ayiplaniyo,yadirganiyo…30u gecen bekar kizlar kendilerinden kucuk talipleri olursa hic cekinmesinler,gayet mutlu evlilieri olabilir.zaten kadinin yasininbuyuk old evde rizik cok olur derler anadoluda.gonul sevdimi yas bas dinlemez.
    Kimsenin de bir erkegi isterse 20yas genc bir kizla olsun evlenmesinden dolayi kinayamaz.herkesin tercihi kendi sine.demem o ki toplumumuz insanlarin islerine burnunu sokmayi seven bir toplum,alalemin lafina haddinden fazla itibar gosterilmemeli..kisisel kanaatim ise kendi evliligimden pay bicerek erkegin 6/7yas buyuk olacagi evlilikler iideal oldugudyr.

  39. lala-ibrahim diyor ki:

    yazılarda genellikle evlenmiş ya da boşanmış kişilerin sorunları ele alınıyor.ne zaman hiç evlen(e)memiş gençlerin dertlerine çare aramaya başlayacağız? kızların daha önce flört sorunu temiz bir eş arayan erkeklerin en öncelikli sorunu bence.daha sonra örtf,adet diyerek bir sürü borcun yapılarak yuvaların kurulmaya çalışılması.
    Evlilikten,hep hazır menüler bekliyoruz,
    bence evlilik kendin pişir kendin ye tarzında bişeydir.:)

  40. AHSEN diyor ki:

    Sema hocam ben bu sitede gerek sizin yazılarınızda ve gerek yapılan yorumlarda şu kanıya vardım bir erkek için evlilik cinsellik demek.Bu yazınızda olduğu gibi erkeklerin genç bir bayanla evlenmelerindeki gerekçelerin kendilerini daha iyi tatmin edebilecekleri yönünde yine çok eşlilik meselesinde erkeklerin belli bir yaştan sonra bunu tercih ediyor olmaları tamamiyle ilk eşlerinin artık onu tatmin edememesiyle alakalı ve bu konuda şikayet eden çok erkek var eşi çok takvalı güzel ama kendisinin ihtiyacına cevap veremediği için sorunlar başlıyor bu yazınızda çok güzel açıklamışsınız 80 yaşındaki kadını okuyunca biraz ürperdim açıkçası o artık çok fazla abartı değil mi?Bu kadar önemli olduğuna göre peki bu konu ne zaman görüşülmeli beyefendiyle yada nasıl konuşulur ki bu konu bayanlar bunun konuşulması gereken lüzumlu bir konu olarak kesinlikle görmüyor çünkü kendi isteği doğrultusunda olacağını düşünüyor kimse kendi sınırlarını bilemez nede karşıdikinin ben endişelenmeye başladım ve bazı şeyler çok abartı geliyor bana bu tedirğinliği yaşayan çok hanım var yada tam tersi bu kadar önemli olduğunu düşünmeyen çok hanımın olduğu gibi.erkek eşittir cinsellik bu fikre alıştıralım mı kendimizi?Bir erkeğin benimle evlenmek istemesindeki önceliklerinden bu konunun gelmesi bana incitici geliyor.ne düşüneceğimi bilemedim.

    • .:. diyor ki:

      Selamunaleykum,

      Sorunuz Sema hanim icindi, bir erkek olarak cevap vermek istedim;

      Bir erkek icin evlilik kesinlikle sadece cinsellik demek degildir. Boyle bir dusunce bazi kadinlar icin de gecerli olabilir. Bazi erkekler icin de. Bazi erkeklerin bu konuda asiri istekli ve oyle gorunuyor olmasi olagan olabilir. Ben Bir erkegim ve kesinlikle sadece cinsellik olarak bakmiyorum evlilige. Cinsellik tabiki cok onemlidir ancak,

      Inanan olarak evliligin Allahin emri oldugunu bilmemiz gerekir, Allahin rizasini kazanmak, Cocuk yapmak, hayirli evlatlar yetistirmek, Aile olmak, …..

      Evlilik okulu 6 da Sema hanim bir bakis acisi ile bu konuya deginmisti, Evliligi sirf cinsellik olarak goren kisiler zaten cocuk yapmakda istemezler, sadece erkek degil kadin da ayni bakis acisina sahip olabilir. Niyetleride kesinlikle farkli olur.

      “Erkek eşittir cinsellik bu fikre alıştıralım mı kendimizi?Bir erkeğin benimle evlenmek istemesindeki önceliklerinden bu konunun gelmesi bana incitici geliyor.ne düşüneceğimi bilemedim.”

      Bu ciddi bir sorun… Asilmasi gerekir. Bu konu onceliklerden cikar ise geriye pek bir sey kalmaz. Bir butun olarak gorulmeli, Cinsellik de bu butunun en onemli ve onde gelen parcasidir.

    • zuhal diyor ki:

      Ahsen hanım ,öyle bir şey tabikide yok ama cinsellik sadece erkekler için değildirki bence kadınlar kendilerini daha erkekler kadar anlamış değil kadın bir kere niçin evleniyor yani evlenme sebepleri arasında sizce cinsellik yokmu yoksa varda bunu farklımı yorumluyo .Mesela kadının bir erkek karşısında süslenmesi bence cinsellik olabilir yani yoksa kadın niye süslensin mis gibi koksun kocasına yada bunları yapmak neden haram olsun eğer bu erkek kocanız değilse…Bunun gibi başka örneklerde verebilirim size ..Ayrıca sadece cinsellik üzerine bir evlilik olmaz olsada devam etmez belki birliktelikler olabilir ama evlilik olmaz evlilik çok farklı bir şey çok farklı bir tad eşlerden sadece biri cinsellik adına bir evlilik yapsa zaten o evlilikte devam etmez …İnsanların bunları iyice düşünmesi gerekir…

      • AHSEN diyor ki:

        ve aleykümselam
        kesinlikle kadın ve erkek için durum aynıdır zuhal hanım aksini söylemek mümkün değil cinselliğin olmadığı bir evliliğin sürmeside mümkün değil bir erkeğin bunu istemeside çok doğal normal olanıda bu.
        beyenfendinin dediği gibi aşırı gösterilmesi belki dikkat çekici.Sema hanımın yazılarını okudum çok güzel tepsitleri var kadınların bu konudaki önyargıları çok sorunların çoğu bundan kaynaklı olduğu için sema hanım üzerinde de duruyor gerçekten bu meseleyi iyi irdelemek lazım.Ben birçok şeyin bilincindeyim bilmesem evlenme isteğinde olmam her insan gibi ama gözlemlediğim kadarıyla kadının bu şekilde düşünülüyor olması ve beni bunun için bir erkeğin seçiyor olması incitici çünkü benim bir beynim aklım düşüncelerim fikirlerim ve bir yaşam biçimim var hayattan ve eşten beklentisi bu kadar sınırlı olması düşündürücü ve öncelikli olması sorun zaten evlilik bir bütün ve bu bütünün bir parçası ayrılmaz bir parçası cinsellik bunu bilmeyen yoktur herhalde.

        Inanan olarak evliligin Allahin emri oldugunu bilmemiz gerekir, Allahin rizasini kazanmak, Cocuk yapmak, hayirli evlatlar yetistirmek, Aile olmak, …..

        kesinlikle evlilikte bunun için yapılmalı öncelikle..

        • zuhal diyor ki:

          kesinlikle size katılıyorum ama daha öncede dediğim gibi erkeklerin işe sadece cinsellik olarak bakması kendi kayıplarına eminim öyle evlilikler devam etmeyecek yada zorla devam edecektir bu sefer huzuru bulamayan erkek 2. hanım yada aldatma yönüne gidecektir vs vs Bence bu tarz düşündüğü anlaşılan erkeklerde uzak durmak en iyisi çünkü onlar karşı tarafında istekleri üzerinde yoğunlaşmaktan çok kendi istekleri üzerinde yoğunlaştıkları için eşleri asla kendilerinden bişey alamayacaklardır .Çünkü bu tipler vermekten çok almak isteyen tipler olur ve kadın hep mutsu z olur.Herşeyin en güzeli karşılıklı eşlerin birbirine hizmet etmesi düşüncesinde olmasıdır hizmet bekleme değil .İstenileni verirseniz istediğinizide alırsınız.Erkek önce kendi cinselliğini düşünmeden önce aldığı hanıma cinsellikte nasıl yeterli olduğunu düşünmeli zaten eğer böyle düşünürse istediğinide alır diye düşünüyorum…

          • AHSEN diyor ki:

            kesinlikle aynen dediğiniz gibi bende ortak çözülebilecek bir sorun olarak görüyorum herşeyde olduğu gibi eşinizle rahatça konuşabilmeli ve dediğiniz gibi beklemekten çok ben nasıl eşimi mutlu edebilirim mantığınıda ben her zaman savunuyorum siz birşey vermeden beklerseniz bu bencillik olur.

          • seymen diyor ki:

            Hiç evlenmemiş olan bekarlar cinsellikle ilgili konularda konuşmak yerine dinlemeyi tercih ederlerse kendileri açısından en iyisini yapmış olurlar.

    • seymen diyor ki:

      Bekar biri sadece cinsellik için evlenmez ama karnı tok ama çok susamış biri için su en güzel yemekten daha önemli olabiliyorsa, cinsellikte onun için birinci planda önemde gibi görünebilir, ama suyu içince o kadar da önemli olmaz, diğer konular önemli olur. Evlenecekler kişiler o aşamada bu gibi sebeplerle çok objektif bakamayabilirler olaya o yüzden de aile ve çevrenin görüşeleri de, kabulleri de mutlaka önemlidir, evliliğin geleceği açısından.
      Aslında kendini muhafaza etmiş bir erkek cinsellik sebebiyle fazla güzellik ve vasıf aramayabilir, ama birliktelik yaşamış olanlar cinsellik açısından görünüşe daha fazla önem verirler herhalde diye düşünüyorum.

      • AHSEN diyor ki:

        burda beni kimse tanımadığı için kolaylıkla kendimi ifade edebiliyorum hayatın gerçekleriyle ilgili bilmemiz gerekenlerin doğru yer olduğunu düşünüyorum farkındaysanız sadece konuyla bağlantılı olarak ve gözlemlediğim bazı şeylerle alakalı olarak sormam gerektiğini hissettim ve abartıya kaçmadan dile getirdiğimi düşünüyorum kusura bakmayın da bekarların bu konuyu çok daha iyi irdelemesi gerek diye düşünüyorum burdaki erkeklerin yorumlarını okuyunca özellikle evlilerin bazen endişe içinde kalıyorum.
        insanların tercihlerini yadırgamıyorum evliliğin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum en çokda cinsellik üzerine kurulu olmasının farkındayım buda çok doğal bir durum sadece bazı insanların algılama biçimi ve ifade biçimi kadınları zedeleyebilir bu bencilliğin kalkması gerek birazda farkındalık yaratmak istedim kadın ve erkek ortak bir paydada buluşabilirse eğer iyi olur.
        hem diğer yorumları okuduysanız eğer kendi yorumunuzda dahil fazlasıyla tatmin ediciydi..belli bir noktadan sonra zaten konuyu uzutma gereği görmüyorum.teşekkürler.

        • seymen diyor ki:

          “evliliğin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum en çokda cinsellik üzerine kurulu olmasının farkındayım”
          Bilmiyorsunuz işte. Evlilik cinsellik üzerine kurulmaz çünkü. Cinsellik belli bir yaştan sonra olmasa da olur, nasıl bir yaşa kadar durabildiyse insan bir yaştan sonra da durabilir. Cinsellikte mesele istek seviyelerinin birbirine yakın olabilmesidir. İki taraf içinde çok azda olabilir ve sorun olmaz, Herşey iyi ise çok azda olsa olur da denebilir.

        • seymen diyor ki:

          Mesele tanınmak tanınmamak meselesi değil, tecrübe ve yaşamış olmak meselesi.
          Mesela hiç evlenmemiş bir kızın bazı şeylere tahammül edebilmesiyle sabredebilmesiyle, evlenmiş (sonra boşanmış veya dul kalmış vs.) birinin sabredebilmesi daha farklıdır. Evlenmiş sabredemez demiyorum ama sabredebilmesi daha çok gayret gerektirir. Sizin bunu bilmeniz zor, o yüzden fazla yorum yapmayın dedim, yoksa evliye konuşulması ayıp olmayan bekara da ayıp değildir tabi ki de veya tersi. Umarım anlamışsınızdır.

          • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

            seymen hocam…size samimi bir soru sorayım sizde bana samimice cevap verin…bir kadını size önerseler o kadında şu şu meziyetler var çok takvalı,çok meziyetli.çok bilgili vb..deseler…amma velakin o kadınla evlenince cinsellik yaşayamacaksın çünkü kadının bu konuda bir rahatsızlığı var denilse…???

            o zaman cevabınız ne olur? Evet mi? hayır mı?

          • seymen diyor ki:

            Evet veya hayır demek için benim şartlarımın ne olduğunu da söylemelisiniz. İlk evlenirken mi, şu halimle mi diye sorunuz. İlk evlenirken tabii hayır.
            Şu halimle yeterince çocuk sahibi ve sorun çözme konusunda idaalı biri olarak evet de diyebilirim. Sorun gerçekten çözülemeyecek gibiyse gerekirse boşanırız.

    • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      ahsen hanım…size samimice cevap verirsem…erkek için evlilik cinsellik değildir…lakin erkeği evliliğe sevkeden bir numaralı etken cinselliktir…bunu hiç bir erkek yalanlayamaz…bir erkeği evlilik yükü altına sokan bundan böyle bulaşıkları ben yıkmayacam,ütüyü ben yapmayacam,yemekleri,temizliği vesaireyi ben yapmayacam bunları karım yapacak gibi nedenler değildir…eğer erkeğin şehveti yoksa hiç bir güç erkeği evlendiremez…

      ama kadını evliliğe sevkeden bir numaralı etken nedir bilemiyorum…eğer bu etken annelik ise o zaman biz erkeklerde şunu demeliyiz “kadınlar için Evlilik Annelik tir”

      yani sözün özü şu ki : erkek için bir numaralı etken,sebep cinsellik olduğundan hep erkek için evlilik cinselliktir denilir halbuki öyle değildir…iftarı açmak için önce su içeriz su bizim olmazsa olmazımızdır değilmi hele bu sıcak yaz aylarında…ama iftra menüüs sofrası sadece sudan mı ibarettir…hayır…işte aynen bunun gibi erkek için evlilikte cinsellik su misalidir…suyu görmediği sofraya erkeği oturtamazsınız…önce suyu içecek ardından diğer yemeklere sıra gelir elbet…

      eğer anlatabildiysek ne ala…vesselam..

      • seymen diyor ki:

        Dediklerinize katılıyorum. Yanlız bir de şu durum var, din diyanet adamın pek umurunda değil veya kendine uygun fetvaları bulup cinsel bakımdan serbest yaşayan adamlar da var ve bunlarda otuzbeşine gelice evlenmeye kalkıyorlar. Onların isteği de çocuk sahibi olmak, düzenli bir hayat yaşamak vs. olabiliyor. Öyle kişiler cinsellik için evlenmiyorlar. Cinselliğin erkek için öncelikli olmasından rahatsız olanlar alın size cinsellik için evlenmeyen adamlar! :) :( .

        • AHSEN diyor ki:

          bende hüsrana uğrayan beyefendilere üzülüyprum seymen bey..yağmurdan kaçarken küçük yaşta bir hanımla evlenen yada ikinci eşi alarak doluya tutulanlara..

          • seymen diyor ki:

            Hepsi için üzülmenize gerek yok az bir kısmı birkaç ay sonra sorun yaşamaya başlasa da halinden memnun olanlar çoğunluktadır. Bu söylediğim 70 öncesi doğan nesil için tabii, yenilerin durumu pek iyi olmayabilir.

      • AHSEN diyor ki:

        o zaman yaş konusu kesinlikle hiç önemli değil aileyi ve eşler arasındaki evliliği ayakta tutan temel taşların yerine oturması önemli
        evliliği bilmek için illa onu yaşamak gerekmiyor yıllar geçse bile hala sorunları olan ve nihayetinde boşanan çok çift var ve evliliği hala devam edenler siz yaşadığınız sorunların üstesinden geldiğinizi söyleyebilir misiniz.
        diyelim ki doğru insanla bir evlilik yapmadınız yada sorunlar yaşıyorsunuz mücadele edeceksiniz çünkü hiçbir evliliğin çok sağlam temellerle kurulduğu kanısı yok bende anne babanızla sorun yaşıyoken eşinizle yaşamanız çok muhtemel onun içinde evlenmeden nelerle karşılaşabilirsiniz konusunda iyi düşünecek ve ona göre kendinizi hazırlayacaksınız.Çünkü bir insanı mümkün değil evlenmeden önce çok iyi tanıyamazsınız yada ben hiçbir sorunla karşılaşmayacağım diyemezsiniz herşey insanın kendi elindedir sevgi ve saygı olduktan sonra evliliği yürütebilirsiniz.
        erkek ve kadının fıtratları gereği farklı beklentiler içinde olmaları çok normal bir erkeğin cinselliği düşünmesi gayet tabii..
        bence aileler çok düşüncesiz artık
        erkek evladının eline işini aldığı dakika oğlum artık seni evlendirelim demeli ve ona her konuda yardımcı olmalı
        şimdiki aileler evlatlarından haberleri yok erkek evlenmek istese bile ailenin çok az bir katkısı oluyor tabi adam da evlenmek istemez kadınlar çok fazla beklenti içinde diyeceksiniz ama öyle olmayan da çok insan var ne yazıkki aileler çok vurdumduymaz bırakın erkek çocuğunu kız çocuklarının bile ne duruma düşeceği bilemezsiniz artık ortam çok kötü.
        bir an önce gençleri evlendirmek lazım bu sadece anne babanın değil artık toplumunda önemsemesi gereken bir konu.
        şimdi birinci evliliğini yapıp boşanmış 30-45 arası erkekler yaşı küçük kızlarla evlenmenin peşinde bekar erkekler aynı şekilde bu gidişle hiçkimse dengini bulamayacak.Olan evlenmek isteyen 25-28 yaş arası erkekler 30-35 yaş arası bayanlara oluyor nüfusun yaş dağılımıda belki buna etkili ama
        zor bir durum.Allah herkese hayırlısını versin.

        • zuhal diyor ki:

          Aileler konusunda size çok hak veriyorum aslında bana göre çoğu aile evlatlarını evlendirmek istemiyoki birini arasınlar ,herkes kendi çıkarlarına hizmet edecek gelinler ve damatlar arıyor bundan dolayı bir çok evlilikte gitmiyor.Yani amaç evladı evlendirip yuvasını kurmak değil burda hiç katkıları olmasada olur ama yuvayı kurmada yapıcı olunsun yeter ama aileler bazı çıkarlar peşinde oldukça karşı tarafta maddi beklentiler içinde olup kötü niyetlerde oldukları sürece bu böyle olacaktır.

          Bizim bildiğimiz bir bayan vardı kadın bankada yönetimde çalışıyordu maaşı çok iyi idi mal deseniz oda var neyse bu bir gence aşık oldu genc kendinden ufaktı ama görünüşte o kadarda fark gözükmüyordu çünkü bayan minyondu yaşını göstermiyordu çocuksa çok maaşı olan biri değildi o kadar zengide değildi işçi maaşı ile çalışan bir bey ama çocuğun ailesi kızı istemedi neden olarakta şu.Çocuk doğulu bir aileden geldiği için çalıştığı parasını hep babaya vermiş sadece sigara ve yol parasını almış maaaşından kalanı babaya babada cebini doldurmuş ee bu durumda istermi oğlu evlensin yuvasına harcasın parasını adamın istediği gelin kendi evinde yaşayacak onların yuvasında oğlunun yatağı için gelecek bir kadın yuva kuracak bir kadın değilki öyle bir gelin olursa ancak oğlu maaşını hep babaya verecekti.Budurmda istemediler gelin hanımı bakın burda sebep yaş olmadı sebep maddi çıkarlar demedilerki oğlumuz akıllı kariyer sahibi cömer t bir bayanla aşık olup evlendiler kadının evi vardı kira ödmeeyecekleridi arabada vardı yani oğulları için mutlu olmadılar üzüldüler demediler oğlumuzu evlendirdik allaha sorumluluğumuz yerine getirdik onlar mutlular inş birde torunumuzu görelim ….Temel sorun burda bence aileler istiyorki çocukalrı hep kendilerine bağımlı kalsın kendi ayakları üzerinde durmasınlar…

  41. Fatih diyor ki:

    Yukardaki düşüncelerime ilaveten hoşgörülerinize sığınarak bir de önerim olacak : Eğer çiftler arasında yaştaş ya da yakın yaş evlilikleri yapılacaksa! kişilerin zihinlerinde Aile kavramı doğru olarak şekillenene kadar yeni evlilere ayrı ev açılmamalı. Ebeveynle birlikte oturup, Ebeveynin bilgi ve tecrübelerinden yeterice istifade ederek, Farkındalıkları oluştuktan sonra kendi hanelerine geçmelidirler. Ülkemizdeki boşanma istatistiklerine bakılırsa, görülecektir ki; ayrılan çiftlerden çoğunluğu yakın yaşlardır ve ayrılık sebebi, ceviz kabuğunu doldurmayacak meselelerdir. saygılarımla…

    • Uğur Dinç diyor ki:

      Bana öyle geliyor ki karı-koca arası yaş farkı yakın olunca kadın kocasını umursamıyor, diyor ki ben de onun yaşındayım, niye ben onun sözünü dinleyecekmişim, ben ondan daha akıllıyım, o benim sözümü dinlesin. Kanunlar yani onları yapanlar ve uygulayanlar da kadının yanlış fikrine destek verdikleri için evlilik yürümüyor. Benim öyle bir akrabam var. Bütün kızlarını kocasının aleyhine döndürdü. Adam boşansa hâkim haksız karısını haklı bulacağı için eli kolu bağlı. Adamcağız iki senedir bu zulme katlanmaya çalışıyor. Yarın öbür gün kahrından ölecek diye korkmaya başladım. Allah onun karısını ıslah etsin, ıslah etmeyecekse bildiği gibi yapsın da şu adamcağızı kurtarsın… Kadınların nüşuzu (tepeye çıkmaları) zamanımızın en büyük zulümlerinden biri. Öyle görünüyor ki ülkenin doğusunda daha çok erkekler kadınlara zulmediyor, ama ülkenin geri kalanında ise kadınlar ve onları destekleyen erkek hâkimler erkeklere zulmediyor.

      • Uğur Dinç diyor ki:

        Daha çok açıklayayım: İki yıldır bu zavallı akrabamın karısı onunla konuşmuyor; yetişkin yaştaki kızları da annelerinin sürekli telkinlerine kanmışlar, onlar da konuşmuyorlar. Yemek yapmıyorlar. Tamamen tecrid ettiler adamı. Zulüm altında inletiyorlar.

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Bu arada, Fatih Bey, gelin ile kaynanayı aynı evde oturtup oradan bir hayır bekleyemezsiniz, hele artık bu zamanda. Ateşle barutu bir araya koyup oradan sükûnet bekleyin, daha iyi! 55-65 arası ebeyvinim neslinde bile kaynanasını seven kadın görmedim. Daha önce kaynanalarıyla beraber oturmuş olanlar onları özellikle sevmezler. Herkes kaynanasının -ve hatta kayınbabasının- kendisine yaptığı kara zulümleri anlatır. Kaynanalar ve kayınbabalar da kendi kaynanaları ve kayınbabalarının daha önceden kendilerine anlattıkları zulümleri anlatırlar! Ha ateşle barutu yan yana koymuşsunuz, ha gelin ile damadın ebeveynini, aynı şey. Damattan iç güveysi gitmesini beklemek ise daha fena. O hiç olmaz.

    • AHSEN diyor ki:

      bence tam tersi olmalı çok daha ciddi sorunlar olur aynı evde yaşamak bence her iki tarafın aileleride yeni evli çiftin ellerini üzerlerinden çeksinler ve kendi hallerine bıraksınlar
      tabi onlar büyükleri oldukları için hakları olarak görecektir ama gelin ve damat çok makul bir şekilde eşini ve ailesini incitmeden dengeyi korumalı ve mümkünse söz hakkı vermemeli
      ben her işime karışılmasından nefret ederim belli bir olgunluğa gelmişim çoğu şeyi kendim halledebilecek kapasitedeyim birde üstüne emir cümleleri eklenince hiç hoş olmaz insanın huzuru bozulur..

  42. selim diyor ki:

    ARKADAŞLAR YAŞI KAÇ OLURSA OLSUN EVLENECEĞİNİZ KİŞİDEN ÖNCE MUTLAKA AİLESİNİ İYİ ARAŞTIRIN YOKSA BU EVLİLİK KABUS OLUR.ANNE BABA PROBLEMLİ AİLELEDE KIZ ALTINDA OLSA YANAŞMAYIN.BAŞINIZA BELA ALMIŞ OLUSUNUZ.YOK DİNDARMIŞ YOK HAFIZMIŞ,FALAN OKULU OKUMUŞ,FALAN CEMAATE MENSUPMUŞ İNANMAYIN.EVLENECEĞİNİZ KIZDA VE AİLESİNDE KİBİR GURUR VE SAYGISIZLIK VARSA 1 KİLOMETRE UZAĞINDAN GEÇİN.MADDİYATA GÜZELLİĞE TAKILMAYIN NİYETLER HALİS OLURSA ALLAH CC.YARDIM EDER.AMA DESİNLER KİBİR ŞÜKÜRSÜZLÜK VARSA AYVAYI YEDİNİZ.BÜYÜK BEDDUA ALMIŞSINIZ DEMEKTİR.AMAN DİKKAT

    • arat diyor ki:

      DOĞRUDUR !!

    • .:. diyor ki:

      Cok onemli tespitlerde bulunmussunuz,

      Aile cok onemlidir, Evlenilecek kisinin soyu sopu ve ailesi iyi olmali, temiz ahlakli olmali. Bu konu cok onemlidir. Evlilikte Dikkat edilmesi gereken en onemli konulardan birisidir.

      • AHSEN diyor ki:

        kesinlikle çok önemli ama içlerinde yaşamadan bunu tespit etmek çok zor ama ben şunuda gördüm ilk başlarda çok iyi anlaşıpta zaman geçtikçe zedelenen ilişkiler var ben buna anlam veremiyorum.

        • .:. diyor ki:

          Haklisiniz evet Icinde yasamadan bunu tespit etmek cok zor, icinde yasayip da bunu sonradan ogrenmek , bilmek ve bunun ile yasamak cok daha zordur.

          Ilk baslarda cok iyi anlasip da daha sonralari iliskilerin zedelenmesinin en buyuk sebeblerinden birisi, bu kisilerin evlenme oncesinde ve evliliklerini yaparlarken birbirlerine tam acik olmamalari, kucuk dahi olsa, sonradan duzeltebilecegini ve yahut, hic bir zaman belki de bilinemeyecegini zannettikleri sirlar veya kendileri icin onemsiz seylerin ortaya cikmasi, ve bu asamadan sonra ise, karsisindan kendisini oldugu gibi kabul etmesini beklemek. Cozum bulmaya calisilsada ucuncu sahislar buna hep engel olurlar.

          Durustluk cok onemlidir, Bu ozelliklere sahip olmayanlarin bu durumlarina anlam vermek zordur. Ben bu durumdaki yasantilari cok iyi anlayabiliyorum. Durustluk temiz ahlak, bence herseyden daha once gelir.

          • AHSEN diyor ki:

            kesinlikle en başta konuşmak çok önemli insanlar birbirilerine çok açık ve net olabilmeli ve her insan kendini ne ile karşılaşacağını bilmeli.
            İnsanın kendi aileside çok önemli biz kız kardeşimde nişanlılık ve iki yıldır evli bu sürece kadar en ufak bir sorun yaşamadık düğünü çok güzel oldu şu açıdan aileler en ufak bir detayı bile sorun etmedi hep minnet etti birbirlerine annem de bir sorun olursa önce kız kardeşimi uyarır onun hatasını görmeye çalışır bizde varsa bir hatası söyleriz eşide çok iyi ALLAH razı olsun oysa kültülerimiz çok farklı ama iki taraf birbirine çok saygılı olunca sorun çıkmıyor çok şükür.
            Dediğiniz gibi her iki ailenin çözüm odaklı olması yapıcı olması ve saygılı olması çok önemli.Bu da tamamen ahlaki olgunlukla alakalıdır.
            ilk başlarda da insanlar dürüst olmazsa birbilerine sonradan çok zor en başından söylenmeli ki her ikisi bazı şeylere hazırlıklı olsun.
            ama içlerinde tabiki kötüleride olacak o zaman eşinize çok büyük görevler düşüyor kuzenim ilk başta çok iyiydi sonraları sıkıntılar çıkmaya başladı ama eşi sağolsun gerçekten eşine karşı çok yapıcı oda ALLAH razı olsun eşimden diyor zaten.
            ama herşeyede hazırlıklı olmak lazım ben eşinizle iyi olduğunuz takdirde kuvvetli bir bağınız olduğu takdirde oluşabilecek sorunların kimseyi kırmadan çözülebileceğini düşünüyorum

          • Selda K diyor ki:

            Evet buna da katiliyorum, evlenme asamasindakilere haddim olmayarak kucuk bir tavsiye: dusuncelerinizi, beklentilerinizi, ‘aman kirilir’ ‘benim hakkimda ne dusunur’ vs. diye soylememezlik yapmayin, herseyde en basta yuzde yuz durust olun..Bir hanim olarak kendi hemcinslerimin yaptigi bir yanlisi da acizane soylemek istiyorum: Karsi tarafta begenmedigi huylar oldugunda sessiz kaliyorlar henuz evlenmeden, evlendikten sonra batmaya basliyor.. aman bunu yapmayin, mal-mulk ne alindi ne verildiye odaklanacaginiza karsi tarafin huyuna suyuna bakin ki, sizi rahatsiz eden huylari varsa bunlar hakkinda acik ve durust olun taa en bastan..

    • zuhal diyor ki:

      kesinlikle doğru bir tespit..

    • Selda K diyor ki:

      Dogru cok dogru!!!Aile cok cok cok onemli

    • YARALI YÜREK diyor ki:

      SELİM KARDEŞİM SANA SONNUNA KADAR KATILIYORUM BEN O HATAYI YAPTIM ANNESİ VE BABASI SORUNLU BİR KIZLA EVLENDİM DAHA BALAYI YAPARKEN ANNESİ KIZINI ARADI VE EVİ TERKETTİĞİNİ SÖYLEDİ BEŞ YILLIK EVLİLİĞİMDE HUZUR YÜZÜ GÖRMEDİM DESEM YERİNDE OLUR EŞİM BEŞ YILDA DÖRT KEZ EVİ TERKETTİ BENİ SUÇLU GÖSTERMEKTEN BAŞKA BİRŞEY YAPMADILAR EŞİMİN KIZKARDEŞİ DE BİR YILLIK EVLİLİĞİNDE İKİ KEZ EVİ TERKETTİ SONUÇTA BİZ AYRILDIK AYRILIRKEN YAŞANACAK EN İĞRENÇ İFTİRALARI BANA ATTILAR BENİ MANGAL KÖMÜRÜ GİBİ YAKIP KÜLLERİMİ SAVURDULAR.

      DEDİĞİN GİBİ BEN HERKESE SÖYLÜYORUM AİLE ÇOK ÖNEMLİ ANNE BABA ARASINDAKİ MUHABBET NASILSA BU EVLENEN ÇOCUKLARADA YANSIYOR İŞİN ACI TARAFI BAZI KAYNANALAR KENDİNİ ANNE SANIYOR AMA NASIL ANNE KIZININ HAYATINI DAMADININ HAYATINI VE TORUNUNUN HAYATINI KARARTAN ANNE BEN ŞU AN AYRILDIM YUVAM İÇİN ÇOK SAVAŞTIM AMA KİBİR GURUR BAZEN İNSANLARIN AYNAYA BAKMASINI ENGELLİYOR ÖMÜMDEKİ YAKLAŞIK BEŞ YIL BEŞ YILLIK EVLİLİĞİMİN BORÇLARINI TEMİZLEMEKLE GEÇECEK SAĞLIĞIMI SİZ DÜŞÜNÜN İKİ BİN TL MAAŞIMIN BİN SEKİZYÜZ TL Sİ NAFAKA VE BORCA GİDİYOR ONBİR AYDIR ÖLMEDİM YAŞIYORUM AMA BASIN YAYIN ORGANLARINDAN DUYDUĞUM O ESKİ KOCA DEHŞETLERİNİ GÖRÜNCE O ERKEKLERİ ANLIYORUM.

      BU DURUMA BİR ERKEĞİ ANCAK KADIN GETİREBİLİR. ŞU AN EVLENMEK İSTİYORUM NE PARAM VAR NE PULUM. KISACASI BENİ DUMAN ETTİLER. BU YAZIYI OKUYAN VARSA KIZLAR ALTIN OLSA ERKEKLER ALTIN OLSA SİZ MADENİNE YANİ AİLEYE BAKIN ANNE BABALARI PROBLEMLİYSE SİZİN DE PROBLEMLİ OLMA İHTİMALİNİZ MUHAKKAK BU KONU ELZEM DERECEDE ÖNEMLİ NE ÖRTÜ NE BAŞKA BİRŞEY BENİM EŞİM ÖRTÜLÜ FAKAT NAMAZ YOKTU GAYNANA ÖRTÜLÜ AMA ALNI SECDE GÖRMEMİŞTİ ALLAH İMANDAN AYIRMASIN ALLAH ÜZERİNDEN KALKAMAYACAĞIMIZ YÜKLERLE BİZİ İMTİHAN ETMESİN AMİN. BEN ŞU ANDA GECE GÜNDÜZ ÇALIŞIYORUM BENİ BU FAKİR HALİMLE KABUL EDECEK BİR EŞ ARIYORUM. AMA SÜTTEN HERYERİM YANDI BAŞKA HAYAT DOLU GENÇLERİMİZ YANMASIN YETİM VE SORUNLU ÇOCUKLAR ORTALIKTA KALMASIN BİZ YETİŞKİNİZ ÜSTESİNDEN GELEBİLİRİZ ÇOCUKLAR GELEMEZ ONLAR İLERİDE SAĞLIKLI BİREY OLAMAYABİLİRLER LÜTFEN EVLİLİK OKULUNU İYİ OKUYALIM.

      • zuhal diyor ki:

        Allah yardımcınız olsun bu konuda çok haklısınız aile çok önemli ve malesef kimin allah korkusu olduğu anlaşılamıyor aynı çatıda yaşayana dek.Allah size sabır versin kardeşim…

  43. seymen diyor ki:

    Doğru erkekler erkekn yaşlanmaya başladı. Erkekler erken yaşlanıyorlarsa onları yaşlandıranlar kadınlardır. Kadınların baskınlığı, olur olmaz istekleri, düşüncesizlikleri erkekleri yaşlandırıyor. Erkekler resmen eziliyor, seslerini çıkaramıyorlar, içlerine atıyorlar hep, stres, doğal olmayan beslenme, katkı maddeleri vs. kalp, kanser, şeker derken kullanılan ilaçlar, yaşlanmayı hızlandırıyor.
    Sonuçta kadınlarda bunun zararını görüyor. Normal bir durum değil herşey fıtrata göre olursa sorun kalmaz.
    Benim dar ve muhafazakar çevremde bile duyduğum, 5-10 yıllık evli kocalarının yetersizliğinden şikayetçi üç-dört kadın var. Bu bir sorun ve nedenlerinin araştırılıp çözülmesi lazım.
    Başka bir yazıda, birisi nerden çıkardınız gelecekte iki eşliliklerin artacağını diyordu, işte buradan çıkarıyorum.
    Modern yaşam erkekleri zorluyor ya adam kendini geliştiriyor yada sistem çöküyor, normal adam sayısı giderek azalıyor. Sonuçta erkeklik yönünden çok yetersiz erkekler ve fazla istekli erkekler oluşuyor, ortalama normal adam kalmıyor kalamıyor.
    Boşanmaların bilinmeyen sebeplerinden biri de bu, kadın cinsellik olsa katlanacak bazı olumsuzluklara belki ama oda olmayınca neden çekeyim ki diye düşünüyor.

    Olay ‘yalancı çoban’ hikayesi aslında. Hikayeyi herkes bilir o yüzden anlatmaya gerek yok.
    Çoban diyor ki ‘kadın var’ vucut (metobalizma) harekete geçiyor bakıyor yok, tekrar tekrar oluyor bu. Gece evde çoban diyor ki ‘kadın var’ vücut diyor ki hadi oradan. :)
    Kendini kadınlardan uzak tutan, gözlerini korumaya çalışan, bedenen hareketli olan, beslenmesine dikkat edenlerde sorun olmayacağını düşünüyorum, tabii hanımda biraz hanım olacak ve düşüncesizce dırdır da yapmayacak.

  44. Fatih diyor ki:

    Tesbitleriniz akılcı ve doğru olmakla birlikte, sanki bir konuda eksiklik var gibi geldi bana. Şöyle ki; evlenecek çiftler arasında yaş farkının çok olmaması gerekliliği kanaati, erkeklerin daha erken yaşlandığı ile gerekçelendiriyorsunuz. Fakat, erkeklerin erken yaşlanma sebeplerini sıralarken, çoğunlukla kadın kaynaklı sebeplere haklı olarak yer vermişsiniz. bu çiftler yaştaş ya da yakın yaş olursa, kadın kaynaklı sebepler ortadan kalkacakmı? kalkmayacaksa ! o zaman, tam olgunluğa erişmemiş erkeğin(malum; erkekler kadınlara nisbeten daha geç olgunlaşırlar) kadının negatif etkileriyle yaşlanma katsayıları kat bi kat artmayacak mı?

  45. demoklesin kılıcı diyor ki:

    yaşı 30 un üstündeki evde kalmış kızları kurtarma operasyonu:)

    • semamarasli diyor ki:

      Evet öyle de denebilir:)) Aynı zamanda kırkına varmış hâlâ kendini yirmilik delikanlı zanneden erkeklere de doğru adım atmaları için yardım operesyonu da diyebiliriz:)

      • Selda K diyor ki:

        agziniza saglik Sema Hanim:))

      • Uğur Dinç diyor ki:

        Sema Hanım, kendim yaklaşık 30 yaşındayım, ama söylediğiniz gibi genç ve güzel kaldıysalar erken otuzlu yaşlardaki başörtülü ablalardan biriyle evlenirim. Benim çok problem değil.

        ÖTE YANDAN, şuna dikkat çekmeden geçemeyeceğim ki bizim köydeki ihtiyarların, yaşı 80’in üzerindekilerin içinde erkekler kadınlardan daha fazla. Dolayısıyla, yazıda tarif ettiğiniz durum sanki çok da gerçekçi değil.

        • demoklesin kılıcı diyor ki:

          bunu ben söylemiyorum.geçen bir haber olarak yayınlanmıştı.bir haber sitesinde.koca türkiyeyi köyünüzle kıyaslamanız yanlış…

          • AHSEN diyor ki:

            “”Uğur Dinç diyor ki:
            22 Ağustos 2012, 21:37

            Sema Hanım, kendim yaklaşık 30 yaşındayım, ama söylediğiniz gibi genç ve güzel kaldıysalar erken otuzlu yaşlardaki başörtülü ABLALARDAN biriyle evlenirim. Benim çok problem değil.””

            :) bende bunu kasdediyorum baştaki yorumumda güzel bir örnek
            güzel alımlı olsun çekici olsun ABLAMIZDIR ama olsun :)))

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Ahsen Hanım,

            Bu sayfada birkaç tane yorumunuz var. Tam olarak hangi yorumunuzu kast ettiğinizi ve ne demek istediğinizi açıklar mısınız?

            Abla kelimesine de takılmayın. Ben çok saygılı bir insan olduğum için 😛 benden yaşça büyük kadınlara abla demeye dilim çok alışmış, ondan öyle yazmışım herhalde.

            Ayrıca güzel derken güzellik kraliçesi gibi filan demek istemedim. Şimdi yanlış mânâlar yüklemeyin. Bakın tam olarak ne demişim: “söylediğiniz gibi genç ve güzel kaldıysalar”. Yani bütün genç kadınların güzel olduklarını ima etmişim burada. Güzellik derken kast ettiğim ondan ibaret, gençliğin güzelliğinden ibaret.

            Başa dönersek, ne demek istediğinizi, lütfen açıklayın.

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Sayın Demoklesin Kılıcı,

            Öbür yorumunuzda verdiğiniz oran aşırı abartılı. Türkiye’de yaşlı kadın nüfusunun erkek nüfusundan aşırı fazla olduğunu sanmıyorum. Verdiğiniz gibi bir oranı ben ne duydum ne işittim şimdiye kadar.

          • AHSEN diyor ki:

            sayın uğur mustafa yada uğur dinç mi demeliyim iki isim kullandığınızı bilmiyordum neden kullandığınızı da anlayamadım?
            Ben konuya yazdığım bir tane yorum var diğerleri cevaptır yorumlara.
            Yorumumda Sema hanımında bahsettiği gibi büyük yaşlardaki erkeklerin kendilerinden fazla küçük yaştaki bayanlarla evlenmesinin sebebini cinsellik açısından daha tatmin edici olabileceğini düşündükleri için olabileceğini söylüyorum erkeklerin artık yaşı ilerlemiş bir bayanda aynı isteğin gerçekleşmeyeceği korkusu olduğu için sanırım tercih edilmiyor uğur dinç beyefendi yorumunda da yaşı ileri olabilir fakat güzel ve genç olmasını istemesi cinsellikle bağlantılı değil mi?Demekki Sema hanımın yaşla ilgili tespitleri çok doğru benim tespitimde bu şekilde ve yorumunuz iyi bir örnekti bir erkek için önemli olan cinsellik vazifelerini yerine getiriyor olabilmesidir.
            Abla denmesine de güldüm :) bende espirisini yaptım yoksa erkekler çoğu kadına abla diye hitap eder..ama eşiniz olacak kişiyede abla dememeye dikkat edin yaşı büyük olursa:)birr erkek için 30 yaş eş bulmak için hiç geç bir yaş değil ama 32 33 yaş sınır bundan sonra zorlaşmaya başlayabilir..

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Ahsen Hanım,

            Ben normalde Uğur Mustafa ismini kullanıyorum, diğer ismi yanlışlıkla kullanmışım. Farklı sitelerde farklı rumuzlar kullanınca insanın kafası sonradan karışabiliyor. Bundan sonra karışıklık olmaması için Uğur Mustafa’da sebat etmeye çalışacağım.

            Gençlikten ve ona bağlı güzellikten bahsederken benim kafamda cinsellik gerçekten yoktu, bilakis yüz güzelliği vardı. Sanırım diyebiliriz ki insanın yüz güzelliği yaklaşık 18-23 arasında zirvede oluyor, sonra yaş gittikçe azalıyor.

          • AHSEN diyor ki:

            en azından iki ismin size ait olduğun öğrenmiş olduk karıştırmayız bundan sonra.

            güzelikte göreceli bir kavram belli bir yaşta zirvede olur diye birşey olabilir mi güzellik yaşla alakalı birşey değil hem güzel gördüğünüz insanı gittikçe çirkin mi görmeye başlayacaksınız.Elbette ki insan yaşlandıkça değişime uğrayacak ama bakım da önemli bir erkek ve kadın eşine hoş görünmek için herşeyden önce müslüman olarak topluma hoş görünebilmek için dikkat etmeli kendi kişisel bakımına özen göstermeli ama bundan daha önemlisi bir insanın fiziksel güzelliğinden çok içinin güzelliği önemli

            bir insanın karakterini sevdiğiniz takdirde o kişiyi güzel görürsünüz mesela evlendiniz ve ALLAH göstermesin kaza geçirdiniz insanın başına herşey gelebilir ve eşinizi çok farklı şekillerde kabullenmek zorunda kalabilirsiniz.

            BU şekilcilik yüzünden çok şey kaybediyoruz erkeklerin geneli ve anneleri güzel gelin oğluma yakışsın ele güne çıkarayım damatlarda herkese güzel bir gelin göstermek derdinde tabiki eşinizin size hoş görünmesi çok önemli aynı evi ve yatağı paylaşacaksınız bunu hesaba katmalıda ama ilk bakışta gözünüze hoş gelmeyebilir ama tanıdıkça o insan gözünüzde zamanla güzelleşir ve öyle kalır insanların bunu hesaba katması gerek.

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Ahsen Hanım,

            Tavsiyenize katılıyorum. Güzelliğe aşırı önem vermemeli, ama güzellik bakımından hiç hoşumuza gitmeyen biriyle mutlu da olamayız. Zaten evlenmeyi düşündüğümüz kadını evlenmeden önce görmemizi Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tavsiye etmiş.

          • seymen diyor ki:

            Güleryüz ve kanaatkarlık, güzellikten çok daha önemlidir. Çok güzel ama somurtkan biri adamı erken götürür. Az güzel olsun güleryüzlü olsun, birazda düşünceli olursa insanın ömrüne ömür katar.

      • hamiyet diyor ki:

        Sema hanım harikasınız:)

  46. demoklesin kılıcı diyor ki:

    türkiyede yaşı 60 ın üstünde olan nüfusun %80 i kadınlardan oluşuyor.türkiyede kadın nüfusu hızla artıyor.tayyibin derdi bu.15-20 seneyi bulmaz kadın nüfusu hatırı sayılır bi şekilde erkekleri geçer.çalıştırmaya adam bulamayacak devlet.tahminimce devlet politikası olarak erkek nüfusunu fazla göstermeye çalışıyorlar ama nereye kadar.erkek demek caydırıcı güç demek.bu coğrafyada kadın nüfusunun çok olarak bilinmesi devletin bütün dengelerini alt-üst edebilir.yazarın bir çok görüşüne katılmıyorum.yurtdışındaki erkekler neden daha uzun ömürlü.bunu neyle açıklayacak.mesela almanyada yaş ortalaması 75-80 ve çoğuda o yaşlara rağmen çok dinçler.türk erkeklerinin çoğunun 60 ını görmeden ölmesinin nedeni türk kadınlarının ahlak bozukluğundan ve açgözlülüğünden kaynaklanıyor.herşeyi klişe din bilgileriyle açıklamak yanlış bence…

    • semamarasli diyor ki:

      Avrupa ülkelerinde erkekler kendine çok iyi bakıyor. Adamlar sabah beşte kalkıp spor yapıyorlar. Çalışma günleri akşam erkenden yatıyorlar. Beslenmelerine çok dikkat ediyorlar. Bizim erkekler bebek gibi annelerinden sonra kendilerini hanımların eline bırakıyor. Kadın pilavı, böreği dayıyorsa her gün adamda yiyor. Ya da erkek etsiz yemek yemiyor. Sağlığı beslenmeyi ciddiye alan yok ki. Bir de yazıdaki diğer unsurlar ortaya çıkınca adamlar erkenden diğer tarafa gidiyorlar. Türk kadınları aç gözlü ve ahlakı bozuk demişsiniz buna katılmıyorum. Kadınlarımız son dönem feminist akımlardan fazlaca etkilendi, evlilikte yanlışlar yapılıyor fakat bunun yanında kadınlarımız genel olarak fedakar.

      • neslihan diyor ki:

        evet Sema hanım çok haklısınız Avrupa ülkelerinde sağlıklı beslenmeye dikkat edildiği gibi sağlıklı yiyecekler ülkemizde olduğundan daha fazla.
        Ben sağlıklı beslenmeyi hedefim haline getirdim ve bu yolda ilerlemek istiyorum.Her ne kadar çevremdekiler bana muhalefet olsa da :) ben yolumdan vazgeçmeyeceğim Allah’ın izniyle.Zaten yaşımın çok altında gösteriyorum elhamdülillah :))

      • demoklesin kılıcı diyor ki:

        “Bizim erkekler bebek gibi annelerinden sonra kendilerini hanımların eline bırakıyor. Kadın pilavı, böreği dayıyorsa her gün adamda yiyor” demişsiniz.yani gene bir kadının eliyle adamlar o hale geliyor:))))erkekler hayatın ağırlığı altında eziliyorlarsa, ev geçindirmekten spora vakit bulamıyorlarsa bunda tek tek erkeklerin ne kabahati var.Sistem önceden kurulmuş, kurallar önceden yazılmışsa şimdiki nesle sadece bunlara tabii olmak düşer.kimse akan bir ırmağı tersine akıtamaz.şartlar müsait oldu da erkekler spor yapmak mı istemedi.Yanlış sistemden doğru işler çıkmaz.evet iddiamda kararlıyım.türk kadınında ahlak sorunu ve açgözlülük olduğu için erkekler erken yaşta ölüyor.kadınların aç gözlülüğü yüzünden erkekler daha fazla çalışmak zorunda kalıyorlar.hemde bir çoğu olumsuz şartlarda çalışıyor.bu da onların kısa yaşamasına sebep oluyor.Şener Şen in namuslu namussuz filmini herkes izlemiştir sanırım.adama ne karısı ne kaynanası hiç kimse yüz vermiyor.adam yerine konulmuyor biliyorsunuz filmi.sema hanım bana türk kadını fedakar diyerek masal anlatmayın lütfen.türk kadınının fedakarlığı kocasının cüzdanının kabarık olmasına göre değişir.cüzdan kabarık olursa yatakta bir afet olur, cüzdanda bir şey yoksa elde tesbih ,derviş olur….bu böyledir.kabul etseniz de etmeseniz de….

        • ervah diyor ki:

          Sa,

          müslümanlar nikahin manasini anlamadigi müddetce daha cooook ” kiyl-u kal ” edilir.

          Hadis-i serifte: ” Kadın, dört şeyi için nikah edilir; malı, soyu, güzelliği ve dini; sen dindar olanını seç ki, evin bereket bulsun” buyurmuştur. (Kütüb-i Sitte ve İmamı Ahmed’in Müsned)…

          Su kainata gelis sebebi ve varilacak diyar unutulmus. Kulluk vazifelerimize sarilmadigimiz müddetce ” üzümün cöpü, armutun sapi ” ( miydi ) der dururuz. Mevlam bizlerin azginlasmis nefsimizi islah eylesin. Amin

          anlayana…

          Selametle

          • seymen diyor ki:

            Dindar kadın yok ki; dindarlığı sadece örtünmek, namaz ve oruç sanan dindar görünümlü kadınlar var sadece.

      • zuhal diyor ki:

        çok doğru diyorsunuz Sema hanım hatta avrupada yaşayan bir bayan olarak şunu diyebilirim asıl avrupa kökenli kadın ahlaksız erkekler konusunda dediğiniz doğru ama kadınlarda uzun süre yaşıyabiliyor.Türk erkeği dinç değilse tamamen sizin dediğiniz gibi hazıra alışkın olmasından dolayıdır.Bizim tanıdığımız bir bey vardı çayı hanımından istiyor neyse hanım getirmiş çayı şekerde yanında Hanımına kzıyor neden çaya şekeri koyup karıştırmadın diye kadını itaatsizlik beceriksizlik lede suçluyor ..

        • zuhal diyor ki:

          siz avrupa kadınını görmemişsiniz açgözlülükte ,evet bizdede bazı kötü örnekler olabilir bu genelleme olarak yapılamaz O böreği yemekleri yapmadığında evin erkeği mutlu olmuyorki kadında yapmasın kadını yönlendiren yöneten genelde hep erkektir..

          • Selda K diyor ki:

            Zuhal hanim, yukaridaki orneginizdeki gibi bir Avrupali bayana sekeri niye caya karistirmadin deyin bakalim, o cayi erkegin basindan asagi dokuyor mu dokmuyor mu:))

          • seymen diyor ki:

            Tabi ki kadın kocasının çayını getirecek, önceden söylemişse şekerini de atıp karıştıracak, öyle olmayacaksa hanımdan hizmet görmeyeceksek koca olmanın ne anlamı var.
            Çoook zor bir iş mi bu. Ne olur bir şekeri atsan karıştırsan elin mi incinir. Durduk yerde kolayından sevap kazanmış olursun.
            Adam da markete gidip alışverişi yapacak, gidip gelirken yük taşırken hareket etmiş olacak.

        • zuhal diyor ki:

          Seymen bey kolaysa yapsın benim dediğim kadın evde oturan bir kadın değil çok çilekeş bir kadındı çay ayağın akadar gelmiş bi zahmet karıştırsın çayını kocada o kadar kolaysa ,Avrupalı kadın yapmaz bunu ne demek dökmeyi bırakın kafasında kırar bardağı ayrıca avrupalı kadın o kadar açgözlükü kocası varken başkasının kocasına göz koyacak kadar kötü görmemiş bizim erkeklerimizde konuşuyorlar işte Selda hanım…

          • zuhal diyor ki:

            kimse kimsenin kölesi değil sonuçta okadar işin arasında yorgunluktan çay karıştırılmadı diye evde huzursuzluk çıkaran koca ayrılığı hak ediyor .Oysa hadislerde :Sizin en hayırlılarınız, karılarına en iyi olanlarınızdır.” (Sünen-i İbn-i Mâce) Peygamber efendimiz kendi söküğünü kendileri dikerlermiş Çay karıştırmak şöyle dursun …Bunlar unutuldu sanırım Seymen bey…

          • lala-ibrahim diyor ki:

            niye avrupalı bayanları örnek alıyorsunuz,orta asya’lı,ortadoğu’lu bayanlar var,hatta uzakdoğu’lu bayanlar kocalarına karşı en saygılı bir türk hanımından daha saygılılarmış,araştırmalar bunu ortaya koyuyor.türk kızları kaprisli,kendini beğenmiş ve aza kanaat etmeyen tipler olup çıktılar gözlemlerime göre.

          • Deniz diyor ki:

            Cay muhabbeti farkli sekilde daha onceden olmustu. Ama ne olursunuz hanimlar iki eliniz kanda olsa kocaniza cayini kendiniz getirin, sekerini de karistirip verin. Bunlar muhabbete gidilen yolda kucuk fakat etkisi buyuk seylerdir. Kocaniz tembel de olsa sorumsuz da olsa kizgin da olsa farketmez. madem o adamla evlisiniz bunu onun icin yapamiyorsaniz kendiniz icin yapin. Emin olun sabrin sonu selamettir.

            Avrupanin kulturu baska bizim kulturumuz baska. Oyle avrupaya oykunen er kisiler de gidip oradan evlensinler de gorsunler hanyayi konyayi. Evlilik sans kader kismet meselesi kiminin yuzu guler kimi aglar. Yabancida gulen olabilir fakat kulturel acidan uyum yoksa pek cok problem yine kacinilmazdir.

          • seymen diyor ki:

            Bir aile de kadının görevleri vardır, erkeğin görevleri vardır. Çayı adamın kafasına döken veya bardağı kafasında kıran kadın dayağı haketmiş olur. Karısına iyi olmak demek ihtiyaçlarını karşılamaya gayret etmek ve demektir, kadının boyunduruğu altına girmek dinen de çok yanlış görülen bir durumdur.

          • zuhal diyor ki:

            Seymen bey bu arada hoş geldiniz umarım sizin için hayırlı güzel bir vakit geçirmişsiniz dir o mübarek yerlerde Bayada özlettiniz buralarda kendinizi hani diyordum siz olmayınca
            yazdıklarıma kim muhalefet edecek :) hoş geldiniz tekrardan….

          • zuhal diyor ki:

            hadis-i şerifte:”Bir kimsenin karısına evde yardım etmesi ALLAH’ın gazabını kaldırırHayırlarını ve derecesini artırırEvinde hizmet görüp, bundan utanmayan kimsenin adı şehitler defterine kaydedilirGece ve gündüz Cenab-ı Hak ona şehit sevabı ihsan ederHer bir adımı başına bir hac bir umre sevabı verilir ve vücudunda bulunan tüylerin sayısınca cennette ona bir şehir ihsan olunur” buyulur Efendimiz(sav) diğer bir hadislede ev işlerinde karısına yardım edenlere ALLAH Teala’nın peygamberlerden Eyüp(as),Davut(as), Yakup(as) ve İsa (as) sevapları kadar sevap ihsan edeceği haber verir”(Camiu’s-Sagır, Mefatih-ül- Cinan)

          • seymen diyor ki:

            Hoşbulduk. Bildiğiniz gibi ‘muhalefetsiz demokrasi olamıyor’, o yüzden tahammülü olmalı. :)
            Sizin söylediğiniz hadislerde de erkeğin ‘yardımcı’ olmasından bahsediliyor. Yani asıl sorumluluk kadında işin asıl sahibi o erkek vakti varsa yardımcı olacak. Yani yemek her zaman kadının işi, erkek vakti varsa salata veya çay yapmayı tv seyretmeye terch etmeli.

          • zuhal diyor ki:

            bende onu diyorum zaten Seymen bey huzursuzluk çıkarmak yerine yardımcı olmak her zaman hazırı beklememek gerekir …

    • desperate diyor ki:

      Bu istatistik ne kadar doğru bilmiyorum ama öncelikle erkeklerin kadınlardan daha az olduğu yaş grubu 60 üstü, bu yaştaki erkekler zaten çalışmaz emekli olmuştur, ayrıca sadece erkekler çalışmıyor bu ülkede. Diğer taraftan genç nüfusta hemen hemen eşit diye biliyorum kadın-erkek nüfusu.
      Ayrıca doğa bir şekilde dengeye gelir, geçmişte savaşlarda o kadar erkek ölürmüştür yine nüfus dengelenmiştir, merak etmeyin kadınların dırdırıyla açgözlülüğüyle erkek nüfusu azalmaz.
      Diğer tarafdan spor, sağlıklı beslenme, huzurlu bir hayat insan ömrünü uzatır, 75-80 yaşına gelmiş kadın hayatında sigara içmemiştir, sürekli ev işleriyle meşgul olduğundan hareketli bir hayatı olmuştur, erkekler kadar da dışarıda yemek yememiştir, et yememiştir, içki içmemiştir, ancak o yaşlara gelmeyen erkekler hastalanıncaya kadar sigara içmiştir, herşeyi önüne istemiştir, hareket etmemiştir, kadınlardan daha çok dışarıda yemek yediği için yağlı, etli yemekleri daha çok tüketmiştir. Bunun sonucunda da damar tıkanıklığı, kalp krizi, yüksek tansiyon erkeklerde daha çok görünür. İş hayatının getirdiği stres te erkekleri daha çok olumsuz etkiler şüphesiz, o nesilin kadınları daha az stres yaşamıştır. Ancak bundan sonra herşey değişir, çünkü kadınlar da iş hayatına girdi, sigara içiyor, sağlıksız besleniyor, hareket etmiyor.
      Bir tanıdığım var amerikalı, 75-80 yaşlarında dişleri benimkilerden sağlıklı, hiçbir deforme olmamış dişlerde, kendisi de gayet dinç, sağlıklı. Biz kendimize bakmıyoruz, süt içmiyoruz, spor yapmıyoruz, düzenli beslenmiyoruz, bunun suçunu kimseye atmayın.

      • .:. diyor ki:

        “kadınlardan daha çok dışarıda yemek yediği için yağlı, etli yemekleri daha çok tüketmiştir. Bunun sonucunda da damar tıkanıklığı, kalp krizi, yüksek tansiyon erkeklerde daha çok görünür.”

        Iyi yerlere bagladiniz..:)

        Icki ve sigara konusundaki goruslerinizde hemfikirim. Bu gecerli ve gercekci bir sebeb dir, Aslinda bu toplumsal bir sorun ve, Kucuk yaslardan beri basliyor ve rakamlar artiyor.

      • hasret diyor ki:

        desperate hanım.. tesbitleriniz yerinde ve çok güzel olmuş…söylediklerinize katılıyorum…

  47. Selda K diyor ki:

    Allah razi olsun Sema Hanim, cok guzel bir yazi olmus, kadin-erkek bu gercekleri kabul etmeliyiz, saklamanin, yokmus gibi yapmanin luzumu yok, bunlar hep yasaniyor, mesela cok genc kadinla evlenen erkekler gercekten bir sure sonra daha beter cokuyor, bunlar hep yasaniyor goruyoruz de agzimizi acamiyoruz kadin olarak, neden derseniz yaran mi var diye soracaklar diye korkuyoruz:)ben 32 yasinda evli bir bayanim, etrafimda yasitim bekar arkadasim cok, hepsi de halen genc kiz gibiler, kimisi bebek gibi guzel ama bunalimdalar cunku 30 ustu olunca direkt evde kalmis muamelesi yapiliyor,hepsinde bir burukluk var.

    • AHSEN diyor ki:

      gerçekten bir denge sorunu var yaş konusunda yaşı ilerlemiş beyler genelde kendilerinden yaşça küçük kızlarla evleniyor 30 ve daha fazlası bayanlar için ihtimaller çok azalıyor gerçekten talip olan çok az kişi var genelde bir iki yaş küçük erkekler tercih edebiliyor onların gerekçesi de maddi genellikle..parası işi varsa tamam yaş önemli değil.

  48. Gulnisa diyor ki:

    Merhaba Sema hn.Gercekten toplumumuzda farkedilmeyen bir yarayi gundeme tasimissiniz.Tesekkurler….Yazinizin icerigi hakkinda soyle bir cevreme baktigimda , gercekten verdiginiz orneklerin cokca oldugunu gordum.Gecenlerde kendisi 40 yasin ustunde olup 25 yasinda kiz isteyen bir erkekle karsilastim.30 yasinda bir kiz soylediler kabul etmedi.sonra ogrendik ki kendiside kirk degil kirkyedi ysindaymis.Durum boyle olunca 40-45lik hanimlar 60 lık erkeklerin tercihine kalmis oluyorlar.Boylece evlilikte yas dengesi bozulmus oluyor vesselam…

    • seymen diyor ki:

      Kendinden çok genç (birinci veya ikinci olarak) hanım isteyen erkekler aslında cinsel sorunları olan erkekler. Genç birini alarak bu sorunu çözebileceğini sanıyor ama yanılıyorlar aslında. Adamda libido yüksek ama performans kaabiliyet vs. düşük. Genç biri kendisini bir iki hafta iyi hissettirebilir ondan sonrası kaçınılmaz eskiye dönüş, :( bunu iyi hesap etmeli genç bayan isteyen orta yaş ve üstü beyler.

      • Selda K diyor ki:

        her iki yorum da cok dogru, erkekler buna umarim kisa surede uyanirlar. Sema Hanimin dedigi gibi artik kadinlar eskisi gibi degil, kendine bakan dikkat eden hanim 40li yaslarinda da gayet albenili oluyor

  49. arat diyor ki:

    30 geçmiş hanım kardeşlerimizi kurtarma yazısı olmuş bu :-)

    Peki ideal yaş aralığı ne olmalı bunu net olarak dile getirmemişsiniz galiba

    Öte yandan son yıllarda 30 geçmiş bir çok bekar bayanda kist diye tabir edilen rahatsızlıklar olmuyormu acaba ? Yoksa yanlışmı biliyoruz ?

    • seymen diyor ki:

      Benim bu yazıdan anladığım ve şahsi tesbitlerimle kabul ettiğim, yaş farkının artı eksi 3 olabileceği şeklinde. Erkeğin illa büyük olması bu zaman için şart değil. Yaşa fazla takılmadan anlaşabileceği birine bakmalı kişiler.
      Otuz yaşından sonra kadın için doğum zorluğu olduğu doğru ama otuz yaş sonrası erkeğin kaabiliyetleri açısındandan sorun teşkil edebileceğinden ve tıpta baya geliştiğinden pek farketmez diye düşünüyorum.

      • AHSEN diyor ki:

        hoşgeldiniz seyben bey ALLAH kabul etsin dualarınızda hatırladığınıza eminiz ALLAH razı olsun.

        bence herşey 30 undan sonra başlıyor:))

        benden iki yaş küçük beyefendiyle evlenirim diyordum iyiki evlenmemişim:) kesinlikle evlenmem bundan sonra ama yaşça büyük biriyle evlenirim.
        ayrıca bahsettiğiniz hastalıklar ve sıkıntılar artık günümüzde her insanda mevcut 17 yaşında meme kanseri rahim kanseri olan insanlar var hastalıklar daha çok olur diye düşünürseniz evlenemezsiniz kimseyle..

        • seymen diyor ki:

          (Sizin için bir tavaf yaptım. Genel olarak dua da ettim. Müjdenizi bekliyoruz artık.)

          Yaşa takılmayın beş yaş küçükte olabilir, on yaş büyükte, önemli olan samimiyet, iyiniyet, güzel ahlak ve ruhların uyuşması. O yüzden sözünüzü geri alın ve önyargılı olmayın. Ömür kısa geldik ve gidiyoruz işte.

          • AHSEN diyor ki:

            çok sağolun ALLAH razı olsun inşallah güzel bir haber veririm size.
            Önyargılı olmamak lazım tabi haklısınız ama beş yaş çok küçük iki diyelim en azından.Mühim olan anlaşmak.

    • desperate diyor ki:

      Kist asıl küçük yaşlarda ortaya çıkar, 30 yaşına kadar kist olmamış bir kadının 30 yaşından sonra kistinin olma ihtimali çok çok düşük. 12-13 yaşında bile kist oluşabilir. En büyük sebebi de stres.

      • semamarasli diyor ki:

        Arat bey, genç hanımlarla mutlu olma hayali kuran yolun yarısını geçmiş erkekler evlenince çabuk ölmesinler diye yardım yazısı da diyebilirsiniz :))

        Yaş aralığı bir kaç yaş olması ideal bence. Erkek kaç yaşındaysa kadının yaşı da ona yakın olmalı diye düşünüyorum.

        Kist meselesine gelince desparete hanım cevap vermiş. Ayrıca erkeklerde de kırkın sonlarında prostat hastalığına yakalanma ihtimali yüksek. Hastalık işi kısmet. Sağlıklı diye evlenirsiniz hastalanır, hasta diye evlenirsiniz sevgiden aşktan canlanır iyi olur.

        • arat diyor ki:

          @Sema Hanım,
          Erkek kendini salmamışsa,az biraz kendine bakmayı becerebiliyorsa şayet – tecrübeyle sabittir – ortalama 5 yaş fark olmalı bence. Olayı neden sadece fiziksel olarak değerlendiriyorsunuzki. Şimdi düşününün 25 yaşındaki bir erkek daha ne kadar toydur ama aynı yaştaki bir hanım kardeşimiz cinnnn gibi olur ve erkeği sulu götürüp susuz getirebilir. Erkeğin bu manüplasyonları idrak edebilmesi için arada hiç değilse 3-5 yıllık hayat tecrübesi farkı olmalı. Böyle olunca kadın daha mutlu olur. Bu konuları eminim siz benden daha iyi biliyorsunuzdur.

          Yine duyduğuma göre:) bazı bayanlar varki erkeğin ilki olmak istemiyor, birileriyle öncesinde bir şeyler yaşamış olsunki bana pişmiş bir şekilde gelsin diyorlar. ÖYLE DEĞİLMİ ?

          Bildiğim kadarıyla biyolojik olmakla beraber 28 ini geçen doğurmamış bayanların biyolojik saatleri alarm vermeye başlıyor diye duyuyoruz.

          Cevaplarınızı merak ediyorum

          • desperate diyor ki:

            arat bey, sağlık konusunda daha doğrusu kadın sağlığı konusunda bilginiz zayıf, her duyduğunuza inanmayın. 28 inden sonra alarm falan vermez. Belli bir yaştan sonra çocuk doğurma olasılığı azalabilir, 32-33 yaşında evlenip 2-3 yıl hapla korunursa kadın vücut tembelleşir. Ama 36-37 yaşında evlenip 2 çocuk yapanı tanıyorum. Bunlar hem kısmet hem biraz bilinçli olma meselesi. Çok küçük yaşta evlenip hiç çocuğu olmayanlar da var. Bence kalbinizi bozmayın.
            Diğer taraftan 3-5 yaş normaldir zaten, tepkili olduğumuz konu 40 yaşına gelmiş hatta geçen erkeklerin 20 li yaşlarda kız istemesi. Bir kere nesil farkı var arada. Benim kardeşimle 12 yaş var aramızda gözümde çocuk gibi, ayrıca kafa yapısı farklı, zevkleri farklı. Bu kadar yaş farkı olan iki insanın evlenince mutlu olması nasıl beklenir ki.

          • semamarasli diyor ki:

            Sayın Arat Desparete hanımın söylediklerine katılıyorum üzerine ilave olarak cinlik ve saflığın yaşla alakası olduğunu düşünmüyorum. Cin olan on iki yaşında da cindir. Saf olan kırk yaşında da saftır.Ben hiç kurnaz birininin yaşlandıkça saflaştığının görmedim.

            Kadınlar erkeklere göre daha kurnaz yaratılmışlardır, bunun yaşla alakası yok.Fakat desparete hanımın söylediği gibi nesil farkından dolayı uyumsuzluklar olabilir.Erkeğin üç beş yaş büyük olması bence ideal. Daha fazlası herkes için geçerli değildir elbette ama çeşitli sorunlara sebep olabilir.

          • zuhal diyor ki:

            Desperate hanım benim annem 44 yaşındaydı en son çocuğunu dünyaya getirdiğinde bu konuda haklısınız .Ayrıca bu yaş farkına gelince Bence eşler evlenirken ruh olgunlukları önemli yani 25 yaşındaki bir bayan ruhen olgunlaşmışsa 40 yaşındaki bir erkeğe hitap edebilir yada 30 yaşındaki bir erkek ruhen olgunsa 40 yaşındaki bir bayanlada evlenebilir tabiki bunlar belki biraz istisna ama genelde yaş farkında sizle hemfikirim kuşak farkınıda göz ardı etmemek gerekir…

  50. mehmet yetim diyor ki:

    teşhis,tahlil ve öneriler şahane. Allah razı olsun.gönlünüze ve kaleminize sağlık

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Güzel ahlak; cömertlik, bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. “ Hasan-ı Basri

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku