Erkekler Kahraman Olmak İster

09 Mayıs 2016Kavvam Erkek, Sema Maraşlı48 Yorum »


b2c61285-faaa-4395-a626-051066faf75d“Erkek yenilgi için yaratılmamıştır. Erkek mahvedilebilir ama yenilmez.”(Ernest Hemingway)

      ERKEKLER KAHRAMAN OLMAK İSTER  (“Huzur Bulalım Diye” kitabından)      

Erkek çocukları kahraman olmak isterler. Daha küçücükken oynadıkları oyunlar kazanmaya dayalı oyunlardır. Kızlar evcilik oynarken, onlar güçlerini gösterecekleri oyunları tercih ederler.

Erkek çocukları küçük de olsa başarı ile gurur duyar ve kendilerini başardıkları kadar erkek hissederler. Marketten eve ağır bir poşeti taşımak bile onlar için gücünü gösterebildiği için gurur vesilesidir. Övünür ve takdir edilmek isterler.

Kızlar gelinlik giyme hayali kurarken, erkek çocukları kahraman olma hayali kurarlar. Bu yüzden çizgi filmlerin çoğunda erkekler kahramandır. Temel Reis, Tarzan, Süpermen, Örümcek Adam…

Yetişkinler için olan filmler de öyledir. Kahramanlar çoğunlukla erkektir. Kahramanların erkek olduğu filmleri, dizileri kadınlar da erkekler de severek izleriz. Biliriz ki güç ve kahramanlık yakışır erkeklere. Filmlerde bile olsa erkeği zayıf, âciz ve mızmız görmek istemeyiz, hoşlanmayız bundan. Onları güçlü görmek ve güvenmek isteriz. Zaten bu da onların yaratılışında vardır. Çünkü ailemizi ve vatanımızı koruyan onlardır.

Erkek çocuğu nasıl kahraman olmak isterse her erkek de karısının çocuklarının kahramanı olmak ister.

Erkekler liderlik vasıflarına doğuştan sahiplerdir: güç, başarı ve iddia. Erkeği erkek yapan testosteron hormonu iktidar hormonudur. Erkek hem cinselliği için ihtiyacı olan libidoyu hem de güç ve başarı için ihtiyacı olan cesareti testosteron hormonundan alır.

Erkek testosteronun etkisiyle hem yönetmeyi sever hem de yönetebildiğini sever. Erkek, evinde reis olduğunda karısını sever fakat karısı onun üzerinde hüküm kurduğunda ve onu kontrol etmeye çalıştığında erkek kendini yetersiz görmeye başlar ve kendini öyle hissettiren karısından içten içe nefret eder.

Karısı ona kendini değerli hissettirdiğinde, onu hayatında bir numara yaptığında erkek kendini kahraman gibi hisseder. İşi, tahsili, mevkii ne olursa olsun, her erkek evinin kahramanı olmak ister.

Ben bir çoban olsam, sen de bir kuzu,

Beslesem elimde tuz ile seni.” diyor Âşık Veysel.

“Sen bir çoban ol, ben bir kuzu. Besle beni tuz ile” demiyor. Kendini kuzu, kadını çoban olarak göremez zaten normal bir erkek. Çobanlık, korumak, kollamak erkeğe yakışır çünkü. Sevimli bir kuzu olmak da kadına…

Prof. Dr. Psikolog Doğan Cüceloğlu hayatını anlattığı “Damdan Düşen Psikolog” kitabında Amerika’da üniversitede çok güzel bir kız öğrencisinin fakir ve çirkin bir adamla nişanlanması üzerine aralarında geçen konuşmayı şöyle anlatır:

“Neyine vuruldun? Neydi seni çeken?”

Nasıl baktı gözlerimin içine,

“Ooo!” dedi, “O benim kahramanım! Ben çok şeyler öğrendim ondan…”

Ama “O benim kahramanım!” derken o duygusu var ya, müthişti. Ve birdenbire içimde cızzz diye bir şey olduğunu hissettim. Müthiş bir imrenme, kıskanma duygusu oldu; “Ben bunu hiç yaşamadım” dedim. Önem verdiğim, güzel bulduğum bir kadın benim gözlerimin içine “Sen benim kahramanımsın” diye bakmadı. Öyle bir hissettim ki o boşluğu, acı verdi bana.” 

İster işçi olsun ister patron, ister çöpçü olsun ister başkan, ister laik olsun ister dindar, ister feminist olsun ister muhafazakâr, yaptığı iş ya da siyasi görüşü ne olursa olsun; itiraf etmese de her erkek karısının, çocuklarının kahramanı olmak ister. En çok bu paye mutlu eder onu. Çünkü erkekler kahraman olmak için yaratılmışlardır ve kahramanlık evde başlar. Kahramanlık için olağanüstü güçleri olması da gerekmiyor erkeğin. Ailesinin sorumluluğunu alması, yapacağı en kıymetli kahramanlıktır.

 

 

Okunma Sayısı : 21.923

Yorum yapın

“Erkekler Kahraman Olmak İster” için 48 Yorum

  1. gul diyor ki:

    yazilari okurken kriz gecirdim rrsmen ben calisan bi bayanimiki cocugum var bekar olanlar erkekler calismayanlar hic kimse calisan bii anneyi anliyamaz inu anca onun durumundaki biri anlar bi kere bi meslek sahibi olmak icin hayatin getirecegi zorluklara karsi yillarda dirsrk curuttum esim tanisirken calistigimi biliyordu cocuklarim olunca iki yil calismadim o surecte evde iyice piskolojim boxuldu ev isi cocuk bunaldim tum bunlara ragmen aaa sen zaten evdesin hersey benden beklenir oldu ise baslamak zorundaydim onca emek bosami gitsin istifami edeyim tabiki bakici tutmak zorundayiz heleki ben calismasaydim calisan biri benimle evlenirmiydi acaba surynurdum belki acliktan ailecek ekonomik gucum olmadaydi yarin oburgun basima bisey gelse kim sahip cikacak mor catimi ayrica kimi kadin yonetilikik yapamaz demis benim iki kadin yoneticim oldu bi cok iyi biri kotuydu erkeklerdede bu boyle ne alakasi var simdi insanlikla alakali bisey bu bekarlar erkekler susun sakin calisan hata calismayan anneleri yargilayin ceken bilir kardesim

    • Süleyman diyor ki:

      Bunu yazarken çok sıkıntı çektiniz mi? Çünkü ben anlamaya çalışırken çok sıkıntı çekiyorum. (Tamam bizde imlaya, anlatıma dikkat etmiyoruzda sizin ki farklı bir seviyede olmuş.)

      Anladığımı zannettiğim kısımdaki anlam kargaşasını göstermek istiyorum.

      “Ben çalışmasam, çalışan biri benimle evlenir miydi” diye sormuşsunuz. Türkiye de milyonlarca ev hanımı var. Çalışmıyorlar. Kocaları da çalışıyor. Demek ki evlenirlermiş. Bu mantığı geliştirmek için uzun seneler işte uğraşmadınız umarım; çünkü çürümesi 4 satır aldı.

  2. ... diyor ki:

    Sema Hanım bu konu başlığı ve yayınlanan son iki konu başlığındaki tespitler güzel ama bizi sarsacak kendimize getirecek bir ayrıntı yok. Çoğunlukla hepimizin okuduğu bildiği tanımlar ve örnekler. Normal zekaya sahip ve inançlı bir insan kadın ve erkeğin ruhsal bedensel olarak farklı olduğunu eşit olmadığını bilir. Yalnız bazı farklı durumlar ve yetişme tarzı kadın erkek fıtratını yada doğal olanı etkileyebiliyor.

    Günümüzde birbirimizin rollerini çaldığımızı işleri iyice karmaşık hale getirdiğimizi düşünüyorum. Benim düşüncem ve eminim birçok hanımefendide aynı fikirdedir. Erkeğin kahraman olmasına idareci koruyan gözleyen olmasına zerre itirazım olmaz aksine huzurlu olurum. Sorun nerede derseniz erkek kimliğindeki akıl sorumluluk idareci etken baba kavramları ya çıkartıldı yada yumuşatıldı. Tabi ki kadın kimliğinde de duygusallık yönetilen edilgen anne kavramları değişikliğe uğradı.

    Aslında ERKEK KAHRAMAN OLMAK İSTER den çok ERKEKLERİN KAHRAMAN OLMAK GİBİ BİR DERTLERİ VAR MI sormak gerekir. Veysel Karani’de bir kahramandır Selahattin Eyyübi’de bir kahramandır. Bugün erkeklerin gözündeki kahraman bir futbolcu mafya dizisi oyuncusu yada siyasi partinin bir lideri ise çok fazla söze gerek yok sanırım.

    Bazen yaşadığımız dünya düzeninden yada kişisel sebeplerle kadınlardan erkeklerin yüklerinin hafifletilmesi istendi yada kadınların güç potansiyelleri ölçülmek istendi bilinmez ama bu durum erkeklerin ve kadınların zihinlerindeki erkek imajını zedeledi. Nasıl hanımından aşağılanmaya hakarete bir erkek katlanamazsa aynı şekilde üzerine çok fazla sorumluluk yüklenmesine de kadın katlanamıyor.

  3. Leyla diyor ki:

    Kadın sahiplenilmek ister ,erkek sahiplenmek ,kadın şefkat ister erkek koruyup kollamak ,kadın narin varlıktır acizdir Herzaman arkasında bir erkek olduğunu hissedip ona dayanmak ister .bir kadın erkeğine neleri verirse o erkek onu mutlu eder ?yada bir erkek kadınına neleri verirse o erkek o kadını mutlu eder ?

    • Duru diyor ki:

      Cok,sevmisti kocasini , korkuyordu kaybetmekten ,bir dedigini iki etmedi,..
      Istediklerini dile getirmeden,tahmin yutlruterek vermeye calisti,hep sordu memnunmusun benden,bi stegin var mi..
      Yalniz kalmasin diye ailesine bile gitmedi.. Delisi olmustu..
      Gun geldi isleri kotuye gitti, kirdi karisini uzdu,olsun dedi kadin cani sikkin morqli bozuk,sarildi simsiki birakmadi kocasini duzelir dedi gururunu onurunu ayaklari altiba aldi,,
      Kocam dedi cennetim dedi,kocasi bilemedi kiymetini, kirdikca kirdi uzdulce uzdu, gun geldi kadin yoruldu bikti bakti ki kendisi yok olmus bitmis tukenmis,…
      Kadin a nazlanmak,yakisirmis, erkege,gonlunu almak

      , Kadinin gonlu yok olmus kirila kirila,,
      Ve erkegin,son vurgunu sen,kadinligi bilip,tavir yapsaydin naz yapsaydin her istegimde yanimda olmayip sana zor ulassaydim…

      Ulasilmaz olmaliydin,, Sana ulasmak,keyif vermeliydi,seni kirmaktqn korkmaliydim..
      Ne yapsin kadin destek mi kostek,mi????

  4. ceylan diyor ki:

    Ben de çalışan kadınlara küçümsenerek bakılmasına üzülüyorum… Toplum olarak “haklarımızı” biliyoruz ama “görevlerimizi” tastamam bilip uyguladığımız söylenemez.
    Çalışanlara çocukları konusunda destek olabilsek, evdekilere de zamanlarını verimli kullanmayı öğretebilsek keşke. Birbirimizi tenkit edip durmasak. Nesil hepimizin. Vatan hepimizin.

  5. Uğur diyor ki:

    Sema Hanım, çok güzel yazmışsınız, ama sadece bir noktaya katılmıyorum. Kahramanlığı başarıyla denk saymak yanlış. Öncelikle, pek çok insan başarıyı mutlulukla karıştırıyor, ama aslında psikolojik araştırmalara göre başarı mutluluk getirmez, fakat mutluluk zamanla başarıyı da yanında getirebilir.

    Kahraman olmak için de başarı gerekmez. Birçok peygamber dâhil olmak üzere tarihin pek çok büyük kahramanı dünya standartlarında başarısız oldular. Mesela bazı peygamberler kimseyi hakikate inandıramadılar veya çok az kişiyi inandırdılar. Birçoğu kendi kavimlerince öldürüldü. Ama buna rağmen onlar kahramandılar. Çünkü kahramanlık başarıyla değil, insanın niyeti ve çabasıyla ölçülür.

  6. Gulpembe diyor ki:

    MeryeM hanim, kendini gerceklestiren kehanet diye birsey duydunuz mu bilmiyorum ama sizinki o hesap; kadinlar hakkindaki olumsuz bakis aciniz devam ettikce hic iyi bir kadin yonetici hayatiniza girmeyecek bundan emin olun:) benimde calisma hayatimda ustduzey kadin meslektaslarim oldu hepsiyle fevkalalde anlastim,cunku hemcinslerimi seviyorum ve komik onyagilarim yok.

    Tepki almanizin sebebi, cocuklarin krese emanet edilmesine olan fikirleriniz degil, bunlari ifade ederken ” biyolojik annesin, gercek Anne degilsin ” gibi kantarin topuzunu kacirdiginiz ifadeler ki calisan calismayan her anneyi rahatsiz Eder.
    BiLemiyorum belki hayatinizda guclu bir baba figuru olmamistir yada calismaktan yorulmussunuzdur, Kocanizin her isinizi ustlenip sizi Rahat ettirmesini beklemeniz cok insani ve anlasilir ama buyuk konusuyorsunuz. Bir arkadas vardi ne olursa olsun bebekte yapacam kariyerde derdi, bebegi oldu ondan ayrilamadigindan isi birakti: bir digeri kesinlikle ben buyutcem bebebgimi , bebekten sonra belli muddet calismam dedi; dogumdan sonra ruhsal rahatsizliklari cikti calismaya hayatina geri donerek kendini toparladi.

    • Meryem diyor ki:

      Günümüzdeki ayan beyan olan GERÇEK nasıl oluyor da ”KANTARIN TOPUZU ” oluyor onu anlamıyorum. Çevredeki anne babalara sorun, çoğusu çocuğunu tanıyamıyor, şikayet ediyor ve genelde de bu tarz çocuklar anne baba ilgisinden mahrum kreş ve bakıcı elinde büyüyen çocuklardır. Zarurı çalışma zorunda olan bayanlara lafım yok. Benim lafım ıhtıyacı olmadığı halde çalışan bayanlara. Siz hayatınızdaki örnekleri baz alıyorsunuz. Benim çevremdeki insanların çocuğu müzdarip, kendileri çocuğundan müzdarip, içler acısı halde. Nerede yaşıyorsunuz bilmiyorum ama bu kadar büyük gerçekler nasıl oluyorda dikkatinizi çekmiyor merak ediyorum. Neyse bu konuda tartışmayacağım. Zira zamanla EN SESSİZ TESTEREDİR.Zamanla herkes ektiğini biçince anlaşılır gerçek. Vesselam :)

      • nurdan diyor ki:

        Meryem Hanım, anne olunca inşallah anlayacaksınız, bahsini ettiğiniz çocuklar anneleri çalışıyor diye bu durumda değiller, bu çok yönlü bir konu, keyfi olarak çocuğunu kreşe bıraktığını düşündüğünüz kadınlar olabilir, ama bunu genellerseniz vebale girersiniz.
        Siz çalışmayı bıraksanız açlıktan ölecek misiniz ki, işinizi bırakmıyorsunuz?
        Rızık Allahın garantisi altındaydı hani? İslama göre ve fıtrata göre kadın çalışmamalıysa siz niye çalışıyorsunuz?
        Bir gemiye binmişsiniz şimdi isyan ediyorsunuz “durdurun gemiyi inecek var” diye. Gemi denizin ortasında. Siz bir filika bekliyorsunuz geriye dönmek için belki, bunu anlarım. Ama bütün yolcuları yolundan alıkoymaya kalkarsanız yolcular da sana ne der kusura bakmayın.

    • süleyman diyor ki:

      Kadınlardan yönetici olmaz diye bir iddiada bulunmak çok doğru olmaz(yalnız bir kavmin başında olması veya ailede olması hariç.) Bunun fikhende hükümlerinin çok fazla söz söylenmeden güzelce araştırılması lazım.

    • Uğur diyor ki:

      Gülpembe Hanım, Meryem Hanım kadın yöneticiler veya diğer kadınlar hakkında bunu söyleyen tek kadın olsa size hak vereceğim, ama daha önce kadınların kendi aralarındaki çekişmelerine dair mebzul veriler elde ettiğim için bunu yapamam. Kadınların kendi aralarındaki çekememezlikleri meşhurdur, erkekler bile fark eder. Mesela hiç unutmam ki yıllar önce bir sosyal medya sitesinde bir kadın işyeri arkadaşları için diyordu ki “Allahumme innî eûzü bike min şerri’n-nisâ” (Allah’ım, kadınların şerrinden sana sığınırım).

      Ama elbette bütün kadınlar bunu yaşamaz, ki bunu erkeklerin kendi aralarındaki ilişkilerden kıyas yoluyla anlayabiliyorum. Erkekler birbirlerine fazla kıskançlık yapmasalar bile hâkimiyet kurmaya çalışarak üstünlük taslarlar, ama bütün erkekler bundan aynı derecede etkilenmez. Benim gibi sosyal uyum zorluğu çekenler en çok dışlanma ve ayırımcılığa maruz kalırız, çünkü kolay lokmayızdır, bizlere karşı çete olunup ortak hareket edilir. Kendi adıma, bende yetişkin dikkat eksikliği hiperaktivitesi olduğundan sosyal kuralları anlamak ve uygulamakta zorlanıyorum. Dahası, devamlı tefekkür edip tarih ve bilim gibi yüksek konuları konuşan ve havadan sudan laflardan hemen bıkan “içe dönük” bir insanım. Bu yüzden ancak az sayıda kişi benimle konuşmaya sabreder. Siz herhâlde sosyal konumunuz itibarıyla fazla uğraşılamayan bir kişisiniz, o yüzden kadınlardan memnunsunuz. Fakat gördüğüm kadarıyla kadınların birçoğu ve hatta muhtemelen kahir ekseriyeti hiç de diğer kadınlar hakkında sizin gibi düşünmüyor.

      • gulpembe diyor ki:

        ugur bey,
        evet haklisiniz,ister hakimiyet kurmak diyelim ister kiskanclik ,her cins kendi arasinda belli gerilimlerle iliski kurar. kadinlar iliskilerinde seffaf davrandiklari icin daha cok goze batiyorlar. fakat erkekler daha mesafeli ve ketum davranirlar birbirlerine. gelin ve kaynananin durduklari yerlere damat ve k.pederi koyarsaniz aslinda ayni ,hatta daha buyuk krizle karsilasabilirsiniz. yani sosyal ve ruhsal egilimler geregi erkekler ikili iliskilerde daha korunmali bir hayati tercih edebiliyorlarken kadinlar hem ruhen hem sosyal gorevleri icabi bu tercihi yapamiyor,adlari daha cok konusulmus oluyor.

        bir kadin diger kadinlar hakkinda ne kadar dedikoducu yada kiskanc olduklarini konusuyorsa emin olun ayni hastaligin fazlasi kendinde vardir. kadinlara karsi onyargilar cocukluktan itibaren bize tek tek isleniyor, hemcinslerinden rahatsiz olan bu kadinlar kendilerini de hicbir zaman olmasi gerektigi gibi sevemezler.

        allahumme eccirna min serrin’nisa ver’rical ve’nnas. Allahim kadinlarin ,erkeklerin ve insanlarin serlerinden sana siginiriz:)

  7. dogru diyor ki:

    Yazilanlara haktan yana bir insan yanliş diyemez.Fıtratı kimse inkar edemez.Ancak kadın iktidarının giderek arttiği bir zamanda yaşıyoruz.Allah sonumuzu hayır etsin.

    • Meryem diyor ki:

      ”Kadın duygudur , kadın şefkatlidir, kadın mantığı ile hareket edemez, kadın hassastır, kadın idari yöneticilik yapamaz , yapsa da çok yıpranır, kadının evi zaruriyetler hariç EVİ’dir. Kadının en güzel mescidi evidir.
      Kadın korunmaya ve sevilmeye muhtaçtır. Kadın itaat etmeye mecburdur. ”İTAAT EDEN KURTULUR ” Kadın bir adım geride durmalı erkeğinden ki mutlu olsun. Kadın her ne kadar günümüzde erkekle yarışa girmiş gözükse de aslında bu durumdan içten içe rahatsız olmaktadır. Lakin GURUR ve KİBİR bunu kendisine bile itiraf etmesine zorluyor.

      Bir kadın aslında ne iste :

      Salih bir eş, kavvam bir eş, onu koruyup kollayacak, bazen bir baba şefkati ile bazen bir sevgili , bazen kedi gibi sevecek sevecen bir aşık, bazen bir eş, bazen bir dost,bazen bir uyarıcı, bazen de evin reisi ( bu herzaman olmalı )

      AMA ne oldu da kadın erkeği ile yarış eder hale geldi ? İşte irdelenmesi gereken konu bu .

      Yani bir kadını iş hayatına, dışarıya karşı özendirerek EN BÜYÜK kötülüğü yaptılar. ANNELİĞİNİ ayaklar altına aldılar. Her sabah işe giderken annelerin kucağında henüz uykusunu alamamış mahmur gözlerle halinden hiç de memnun olmayan çocuklar kreşe bırakılıyor. Çocuklar BAKICI ve KREŞ ahlakı ile büyüyor. Sonra da ”Vay efendim bu çocuk bizim mi , Kime benzedi bu böyle, ne ara böyle oldu ” Evet efendim bu çocuk sizin SADECE BİYOLOJİK cocuğunuz. Lakin siz onun ANNESİ değilsiniz. Çok üzülüyorum çok. Allah sonumuzu hayırlı etsin.

      • nurdan diyor ki:

        Tam 4 senedir kadın müdürle çalışıyorum. Daha önce erkek müdürlerim de oldu. Onlardan görmediğim adaleti, anlayışı, çabayı ve ciddiyeti bu müdürümden gördüm.
        Nerde iş var oraya koşar, personelini de koşturur. 35 kişilik dairede o varken kimse boş durmaz. Harıl harıl çalışmamızı istediği için personel illallah demiştir ama kimse de idareciliğine, adaletine laf söyleyememiştir.
        iki çocuk annesi, örnek bir eştir. Ne zaman iş yoğunlaşsa bunalsam, yanına uğrarım. Okuduğu kitaplardan, tecrübelerinden anlatır. “Çok çalışmamız lazım. Güçlü olmamız ve dayanmamız lazım” der, motive eder.
        Kadın şöyledir, kadın böyledir, evde olmalıdır diyen çalışan kadınlar, çalışmaktan yorulmuş, hayatın yükünü başkasına bırakmak isteyen, bıkkın kadınlardır.
        Ev kadınları da sürekli, şunu yaptım bunu yaptım, yoruldum bittim, tutumluluğum sayesinde kocamı ev sahibi yaptım, ben olmasam bu hale gelemezdi, çocuklarla ilgilenmedi hepsini ben adam ettim, şuram ağrıyor şöyle tükendim diye dırdırıyla kocasına ve çocuklarına dünyayı dar ederler. Kadın bıkkınsa onu memnun edemez kimse. Evde de olsa yükünden şikayetçidir hiç susmaz.
        Erkeğe “Kadının yeri evidir” dersen 1 numarasındır. Ama hele bir evlen, bir yerde çalışmasan da, evde durmazsın. Daha ben evinde hanım hanımcık oturanını görmedim.

      • nurdan diyor ki:

        Bakıcı ve kreş ahlakı diye birşey yoktur. Bırakacağın güvenilir, temiz, namuslu, emin biri yoksa doğurmazsın. Doğurursan işi bırakır çocuğuna bakarsın.
        Ev kadını olan, o kurs senin bu ‘gün’ benim koşturan kadınların çocuklarının mahmur gözlerine bakın bir de. insanları çalışan çalışmayan diye ayırmayın rica ederim. ille de ayıracağım diyorsanız insan olan, insan olmayan diye ayırın.
        Anneliği bilmeden, anlamadan anneleri yargılamayın. Kınadığınız başınıza gelebilir…

        • Meryem diyor ki:

          Nurdan Hanım
          Benim yazdıklarımı dikkatli okuduysanız şu anda günümüzdeki gerçeklerden bahsediyorum. Aynı şekilde ben de çalışan bekar bir bayanım ve bu kadar yıllık iş hayatımda gerçekten düzgün bir kadın yönetici görmedim. Ve bu yüzden kadın yönetici olan yerlerde çalışmamaya özen gösterdim ne kadar teklif gelsede .
          Ayrıca günümüzde ” Kadının yeri evidir ” deyince BİR numara olmuyorsunuz. Çünkü günümüz erkekleri artık çalışan kadınları tercih etmekte. Toplumsal anlamdaki bozulmayı fark etmeniz için şöyle dönün ve bakın derim. Zamanın büyümeye çalışan çocuklarına bakın.
          Ne dediğimi anlayacaksınız. Ayrıca benim genelde yazdığım şeyler kadının fıtratında olan ve İslami açıdan olması gerekenler.

          Anneleri yargılamıyorum, bırakalım zaman göstersin bunu. Benim bahsettiğim şey çalışmak zorunda olan anneleri HARİÇ, keyfi çalışan kadınlardan ve keyfi çalışmasını isteyen erkekler buradaki muhattabım.

          Ayrıca çocuk doğurmak için ilk önce kreş mi araştırmak lazım ?? Bunu da ilk kez duyuyorum . yazık ne hale gelmişiz…

          • nurdan diyor ki:

            Günümüzdeki gerçekler kişiye göre değişmez. Ama baktığınız yere göre değişiklik gösterir.
            insanlar islam için mi yaratılmıştır? Yoksa islam, insanlar için mi yaratılmıştır?
            iyi düşünün.
            Ya evet, bu yorumunuzu hemen açıp okumuştur muhataplarınız. Bu bilinçte, bu farkındalıkta oldukları için çocuklarını keyfi olarak kreşlere bırakıyorlar ya…
            “Çocuklar BAKICI ve KREŞ ahlakı ile büyüyor. Sonra da ”Vay efendim bu çocuk bizim mi , Kime benzedi bu böyle, ne ara böyle oldu ” Evet efendim bu çocuk sizin SADECE BİYOLOJİK cocuğunuz. Lakin siz onun ANNESİ değilsiniz.”
            Allahım, Senin yargılayacağın gün gelmeden, insanları yargılayan insancıkları Sana havale ediyorum…

          • Meryem diyor ki:

            Nurdan hanım
            Burada ”Keşke büyüklerimiz ile yaşansaydı ” demişssiniz ya. Keşke yaşansaydı lakin özlem duyduğumuz BÜYÜKLERİMİZİN hayatında ÇALIŞAN KADIN ve KREŞE BIRAKILAN çocuk yok.
            Evde el işi el emeği ile uğraşan tarlada bağda bahçede olan, çocuk yetiştiren babaanne ve anneane ve anne vardı. Vesselam

          • Meryem diyor ki:

            Nurdan Hanım
            Rabbim hepimizin kalplerini bilir. Haliyle herkes ektiğini biçer, rüzgar esen fırtına biçer.
            Peygamber efendimiz (s.a.s) buyurmuştur ””Çocuklarınızı iyi eğitin ki yüce Allah sizleri affetsin ”
            ”Çocukları sevin, onlara karşı şefkatli olun, onlara verdiğiniz sözü harfiyen yerine getirin; çünkü çocuklar, sizin onlara rızk verdiğinizi sanırlar”

            Bu ve benzer hadisler fazlası ile mevcuttur. Yani çocuklara maldan ziyade güzel ahlakı miras bırakmak gerek. Ve inanın benim bu yazdıklarıma vicdanı olan kimselerin itirazı yoktur. Selam ve dua ile.

        • süleyman diyor ki:

          Nurdan hanım

          Geçen sene bir eğitim vermek amacıyla anaokuluna gidiyordum. Bir dönem boyunca çocuklara eğitim verdim. Bir gün anaokulu müdürüyle konuşurken bir oda gördüm. Ben 4-5,5-6 yaş gurubu çocuklara eğitim verdiğim için daha önce hiç rastlamamıştım bu odaya. Burada ne var diye okul müdürüne sorduğumda 1-2 yaşında çocuklar var. Anneleri sabah bırakıyor işe gidiyor. Çocuklarda bur da bütün gün kalıyorlar demişti. Sıklıkla da uyuyorlarmış. İçim cızz etmişti. 1-2 yaşında çocuklar annelerinde ayrılıp sabah vakti orada bir anne şefkatinden mahrum yetişiyorlar. Ne acı! İşte kreş ve bakıcı ahlakı budur.

          Sizin dediğiniz gibi temiz namuslu ve emin biri de genellikle annene olur veya babaanne. Siz evladınızı anneannesine veya babaannesine küçük yaşında emanet ederek hem sevginizden mahrum edersiniz hemde sizden bir nesil ileri olacak çocuğunuzun sizden bir nesil geride olan birinin ufkuna bırakırsınız. Yani çocuğunuz sizin ve eşinizin ufku ile değil, anne ve babanızın ufku ile büyür. Onların fikri ve düşünce yapısına sahip olur. Bu da gelecek nesiller için ne kadar sağlıklıdır onu siz düşünün.

          Son olarak çocuk doğurmazsınız demişsiniz. Zaten çoğunlukla öyle yapıyorlar. Kişiler çocuk doğurmamayı tercih ediyorlar. Sonuçta kardeş kültüründen ve paylaşmadan habersiz her isteği olan kişiler ortaya çıkıyor. Az çocuğun toplum için olan sakıncalarını söylemeye gerek bile yok. Yalnız şu kadarını söyleyeyim. 1. dünya savaşında bizim nüfusumuz 20 milyon idi. Yunanistan nüfusu 15 milyon civarı. Şu an Yunanistan nüfusu hala aynıdır ve gene ekonomik kriz, ahlaksızlık ve benzeri sıkıntıları çekiyor. Biz ise 80 milyonuz. Evet kimi sıkıntılar mevcuttur ama bu nufusumuz aynı olsa dahi zuhur edebilecek durumlardı. Bunu da unutmayın.

          • nurdan diyor ki:

            Olur unutmam.
            Babaanne ve anneanneyle yaşamanın insanları bir ufuk geride bırakacağını mı söylüyorsunuz?
            Sizin gibi düşünenler aileyi parçaladı asıl. Keşke hep büyüklerimizle beraber yaşamaları nasip olsaydı. Belki o zaman daha edepli, daha hayalı çocuklar olurlardı. Geçmişlerine saygıları olurdu. Geleceğe güvenle bakarlardı.

          • süleyman diyor ki:

            Nurdan hanım ben büyüklerle beraber yaşamayı değil çocuğun sabah anneanneye veya babaanneye bırakılması ve bu şekilde yetiştirilmesine karşıyım dedim. Yoksa büyüklerimizle beraber büyük bir aileye kesinlikle bir eleştiri getirmem. Siz kendiniz yorumumdan zorlama bir sonuç çıkarmaya çalışmıssınız.

            Bunun yanında siz kusuruma bakmayın ama gelinin kayınvalide ile aynı evde kalmasını gündeme getirsem muhtemelen ona da zaten gene sizler karşı çıkarsınız; ama söze gelince hep aile ile yaşamak iyidir diye gene siz iddia edersiniz. Tutarsızlıklarınızı burda yorumları okuyanlarda çok açık görüyor.

          • mümine diyor ki:

            Meryem hanım
            Çalışan bayanların kreşi savunmaları şaşırtıcı gelmesin .içlerindeki yangını bastırmak ,vicdanın sesini duymamak adına bütün serzenişler.Hele evde yan gelip yatan ,çalışmayan ,gezen ,koca parası yiyen (onların tabiriyle ) kadınlar varya onların düşmanları.:)
            İşlerine geldiğinde kadın gezip koca parası yiyen çocuğuna bakmayan olur , kadın evde otursun çalışmasın derseniz,kadın eve hapsedilemez ,kadin köle degildir diye ayağı kalkar.yorumlarda da görüldüğü gibi işlerine Gelen kisimlara bakarlar buda onların tutarsızlıklarının bir göstergesi.
            Evde olan kadın özgürdür , yaşasın özgürlük! 😉
            Canı ister yatar,canı ister gezer koca parası yer .bunu kimse küçümseyemez bu Allah in kadınlara verdiği bir haktır

          • gulpembe diyor ki:

            mumine hanim neden bize calismayan ,gezen,koca parasi yiyen diyorsunuz.unutmayiniz biz mesleklerini yavrulari icin birakmis vefakar,cefakar ,kutsal anneleriz .cok darildim bizi hafife almaniza,.
            calisan hanimlara soyledikleriniz icin de sagolun yahu,o havali,parali pek mamur halleri benimde gozume cok batar.artik bu platformlarda agzimiza geleni soyuleyip rahatlariz.cakkkk:)
            (yorumdaki kutsal anneligim(!) disinda yaptigim ironiyi cikarmakta zorlanirsaniz evin reisinden yardim aliverin, malum onun akli daha iyi erer:)

            “Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.(hucarat /11)”

          • Uğur diyor ki:

            Saygıdeğer hanımlar, bu meseleleri kendi üstünüze alınarak ve şahsen üzülüp gücenerek tartışmayın bence. Sonuçta ev dışında çalışmak da çalışmamak da haram veya farz değil. Herkes kendi şartlarına göre bu konuda bir karar verir. Kararında hata da isabet de edebilir. Birbirimizin fikirlerine katılmayabiliriz, hatta şiddetle de eleştirebiliriz, ama birbirimizin şahıslarına saygı duymalıyız. Bu konuda kendimin de iyi bir sicilim olmayabilir, ama en azından yapmaya çalıştığımı tavsiye de etmek istedim.

            Peki burada biz neyi konuşuyoruz? Bence burada konuştuğumuz husus şudur ki DEVLET ve KANAAT LİDERLERİ bu konuda neyi ÖZENDİRMELİDİR. Kanaatimce açık ve seçiktir ki devlet ve kanaat liderleri kadınlara en fazla yarım günlük çalışmayı özendirmelidir. Bunu da yine iki örnekle açıklayayım.

            İlk örnek kadın tabiatı ve ev dışında tam gün çalışmanın uyumsuzluğu hakkında. Mesela İngiltere bize hep hasta gönderip durdu geçen yıllarda. Biliyor musunuz bu nedendi? Çünkü İngilizler zamanında birçok kadını doktor yapmışlardı, ama bu kadınların pek çoğu ağır çalışma şartlarına dayanamayıp doktorluğu bırakmıştı, bu yüzden İngiltere’de doktor açığı oluşmuştu. Avustralyalı Müslüman mühtedi bir internet tanıdığımdan da öğrendim ki Avustralyadaki durum da aynıymış, aynı sebeble doktor eksikliği çekiyormuşlar. Açıkçası, bu örnekte görüldüğü gibi, tam günlük yorucu işlerde çalışmak kadınların çoğunun tabiatına çok uygun değildir ve bu uygunsuzluk sosyo-ekonomik düzene de zarar verir.

            Dahası ve bir erkek olarak benim için en önemlisi, bunun aile kurumuna ve bütün ailelerde olmasa bile pek çok ailedeki karı-koca ilişkilerine verdiği zarardır. Tam da evlenme çağında erkeklerle aynı yüksek mertebeli işlere sahib olan kızlar sonra koca olarak erkekleri beğenemiyorlar. Artık sayıları çok yüksek olan üniversite mezunu kızlar, ki bunlara iki yıllık önlisansı bitirenler bile dâhildir, ev dışında tam günlük yüksek statülü işlerde çalıştıkları veya yakın zamanda çalışmayı bekledikleri için ancak erkeklerin içindeki küçük bir azınlığı beğenebiliyorlar ve kendileri için yeterli görebiliyorlar. Bu küçük azınlık da yedişer-sekizer kızla evlenemeyeceklerinden bütün okumuş ve tam günlük işte çalışan (veya çalışmayı düşünen) kızlara yetmezler. Eğer kadınların ÇOĞU tabiatlarına uygun davranmaya ve en fazla yarım günlük işlere girmeye TEŞVİK EDİLSELER idi, bu durum böyle olmazdı. Bakın büyük harfle yazdıklarıma dikkat edin. BAZI kadınlar yüksek statülü işlere girebilir ve bu onları yıpratmayabilir. Üstelik sayıları az olduğu için, onların beğenebilecekleri sosyal statüye sahib olan azınlıktaki erkekler de yeterli gelebilir. Ama ÇOĞU kadın bunu yaparsa, izah ettiğim üzere sosyal yapımız ifsad olur. Bu durumda kızların çoğu onları alabilecek olan erkekleri beğenemez. Bekar kalmamak için evlenseler bile büyük ihtimalle kocalarını yine de yeterince adamdan sayamazlar ve karşılıklı “saygısızlık” gerekçesiyle birçoğu boşanırlar. Nitekim geçenlerde bir devlet görevlisi hanım açıklamıştı ki zamanımızda artmakta olan boşanmaların çoğunun gerekçesi saygısızlıkmış.

          • mümine diyor ki:

            Gülpembe hanım
            Bu Mübarek gecede uzun uzadıya bir yorum yazmayacağım size.

            1.yarası olan gocunurmuş.nedense hemen yorumunu üzerinize alinmişsınız.:)
            2.Belli ki bir önce yazdığım şu aile resiligi konusu size pek bir dokunmuş ,içinize dert olmuş olucakki laf dokundurmaya calışmışsınız :))

            ___” neden bize calismayan ,gezen,koca parasi yiyen diyorsunuz.unutmayiniz biz mesleklerini yavrulari icin birakmis vefakar,cefakar ,kutsal anneleriz .cok darildim bizi hafife almaniza,
            calisan hanimlara soyledikleriniz icin de sagolun yahu,o havali,parali pek mamur halleri benimde gozume cok batar.artik bu platformlarda agzimiza geleni soyuleyip rahatlariz.cakkkk:)
            (yorumdaki kutsal anneligim(!) disinda yaptigim ironiyi cikarmakta zorlanirsaniz evin reisinden yardim aliverin, malum onun akli daha iyi erer:)”

            Bu sözlerinize en güzel cevabı yine siz yazmıssınız.(teşekürler 😉 birde benİm yorumumda yazdım.ayeti iyi okuyup anlayısınız diye 😉

            “Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.(hucarat /11)”

          • gulpembe diyor ki:

            ugur bey,
            ingiltere saglik sektorunde kotu bir memleket. her yil enaz 5 bin doktor calismak icin yurtdisina cikiyor.ozellikle avustralya yada yeni zelenadaya gidiyorlar .cunku orada kosullar daha iyi. daha az calisma saatleri, daha az baski ve daha cok ucret var. yani bu insanlik disi calisma sartlari ve saatler kadin erkek herkesi yorar.saglik sektoru calisanlari bizim memlekette de en fazla greve giden ve en fazla bosanan meslek gruplari arasinda onde.
            demek bu isin kadini erkegi yoksa ,neden hep calisan kadinlar ve onlarin annelikleri sorgulaniyor ki, calisan erkekler ve onlarin babaliklari da bu sistem altinda tehlikede duruyor sonucta.
            tanidigim insaat ve bilgisayar muhendisi esleri olan arkadaslarim var, kocalari is geregi ya sehir ya yurtdisin da ,eve geldiklerinde kucuk cocuklari onlari tanimiyor, kucagina gitmek istemiyor, kadin bekar bir anne gibi; okul,hastane,oyun ,faturalar ,tamirat hepsiyle basa cikmaya cailsiyor. hatta biri yillarca emek verdigi doktorasini son zamanlarinda birakmayi bile dusundu. halbuki esi yaninda olabilecegi, duzenli ve paylasimci bir hayati uygulayabilselerdi,bu kadar zorluk cekmezlerdi. ne var ki kocalari iyi tahsil yapmis insanlar olduklari halde memnun olacaklari isleri bulamiyorlar.

            kadinlarin calisma sartlarina gelince;turkiyede part-time is demek, cok calisiip az para almak, hakkettigin sigortanin yapilmamasi, gibi pekcok suistimalleri beraberinde getiriyor. kanada gibi yari zamanli calisma, sut izni, annelik izni, babalik izni gibi calisan kadinlarin gipta ettigi memleketler de baska sorunlar var. hicbir uygulama 4/4 luk olamiyor. ben bunu yapboza benzetiyorum. parcalar tam yerine oturacakken resim tekrar acik veriyor.cunku hayat imtihanlarinin mesgalelerinin dogasi bu, ancak Öldugumuzde parcalar tamamlanmis olacak.

            bosanmalarin sebebi olarak karsilikli saygisizlik demissiniz. saygisizligin icinde aldatmadan, ilgisizlige, sorumsuzluga kadar hersey girer.hem kadin hem erkek saygisiz olabilir. bunu kadinlarin tahsil orani yukseldikce saygisizlik yapmalari artiyor gibi yorumlamak hic mumkun degil. en fazla tahsilli kadin kocasindan daha fazla saygi gormek istiyor olabilir, kendisinin bir insan olarak onurlu saygideger biri oldugunun daha cok farkindadir, tahsil ve egitim zaten esas bunun icin yapilir, onursuz bir hayat yasamamak icin.

          • Süleyman diyor ki:

            Uğur bey siz yorum yazacağım diye hiç yorulmayın ben Gülpembe hanımın bügünde kadar söylediklerinin genel özetini yazıyım:

            Kadınlar olarak ister çalışırız, ister çalışmayız ama biz çalışmayı tercih ediyoruz. Ne kadar çalışacağımız veya çalışmayacağımızda bizim tasarrufumuzdadır. Siz erkekler kendinizi ona göre ayarlayın nokta.

          • Uğur diyor ki:

            Sadece kendimi bir cümlem hakkında düzelteyim: Kadınlara ev dışında tam gün çalışmanın haram veya farz olmadığını söylerken hata ettim, daha doğrusu eksik söyledim. Kocasının evdeki haklarını çiğneyerek ve onun rızasına aykırı olarak bunu yapmak haramdır. Koca razı olursa bile işin içinde şübhe vardır.

          • Gulpembe diyor ki:

            Besiktasin sampiyon olmasi bosanmalari arttiracak falan da dedim:)

            Beni kadinlarin sozcusu falan mi sandiniz da ” biz kadinlar” diye Imada bulunmus olayim? ben calismaya ara verdim, vermeyen kadina da saygi duydum ; kendimi onlardan daha hayirli gormekten Allah a siginirim. Beni esas rahatsiz eden de cirkin uslubla gereksiz yargilamalar; bunlara mudahale edilmeli ki toplumda yayginlasip fitneye sebep vermesin.Kadinlarin calismasi diye bir gercek var, herkesin kendi imkan ve esiyle istisaresi sonucu karar verilen bir mesele bu.
            “Memlekette ogrenim bitmis, milyonlarca genc okudugunu anlayamiyor edebiyati” yapmiycam ama bilmediginiz meselelere fazla mudahil olmayin, niyet okumasi yapmayin derim.nokta, virgul, unlem, imza..

          • Süleyman diyor ki:

            Edebiyat yapmayacağım demişsiniz yazınızın başında benim yorumumla tamamen alakasız ve ilişkisi olmayan birşeyle başlayarak edebiyat yapmışsınız.

            Başka bir mevzuda ben okuduğumu anlıyorum ama siz heralde ne yazdığınızın farkında değilsiniz yada yazınızın sonucunun nereye vardığının. Söylediklerinizi anlamak için niyet okumaya da gerek yok zaten çok açık ortada. Yorumlarınızın belli kısımlarını tırnak içine alarakta çok açık bir şekilde bağlantı gösterilebilir.

            “Herkesin kendi imkan ve eşiyle iştişaresi sonucu karar verilen bir mesele bu” demişsiniz. Zaten bütün imkanları siz kendiniz durmadan burda tartışarak oluşmuş gösteriyorsunuz. Eşinin şu sebeplerden çalışma diye iştişaresindeki sebepleri de yok sayıyorsunuz.(örn: “yorumdaki kutsal anneliğim dışında yaptığım ironiyi çıkarmakta zorlanırsanız evin reisinden yardım alıverin, malum onun aklı daha iyi erer”) Sonra böyle yuvarlak, ak mı kara mı belli olmayan sözcüklerle edebiyat yapıyorsunuz ama iş icraate, ilmi amel etmeye gelince gene laf çeviriyorsunuz. Kusura bakmayın samimi değilsiniz.

          • Gulpembe diyor ki:

            “Samimi degilsiniz”degil,” ben sizi samimi bulmuyorum” denir. Burasi itham degil yorum kosesi. Iletisim dilinizi de gozden gecirirseniz size faydasi olur. Din nasihatttir.selamlar..

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sevgili Süleyman bey kardeşim’e

            Akıntıya karşı kurek çekerek ve katrandan seker yapmaya çalışarak neden, zamanını boşa harcıyor, kendini yoruyorsun.

            Benden sana bir dost ve ağabey tavsiyesi;

            Katranı kaynatsan da olmaz seker,
            Allah’ın lütfu şaşırana, yoldan çıkmışa, nefsine kul olmuşa değil,
            Nasihat, güzel ve söz merhamet hidayet de nasibi olana fayda eder

            Selam ve dua ile…

  8. M. diyor ki:

    Saygıdeğer Sema hanıma selamlar.neolurdu sizde herkes gibi yazılar yazsanız.herkes kafasında oluşturduklarıyla kabullenerek yaşıyordu.
    kafaları ve kalpleri karıştırıyorsunuz(!).saygılar :)

    • Ne ! diyor ki:

      Kafalar ve kalpler 40 yıldır karışmış, hatta kadın-erkek rolleri bile karışmış.Erkeksen başka, kadınsan başka yorum yazmak lazım sana…

      • M. diyor ki:

        parantez içindeki ünlem(!)işaretinin anlamını biliyormuyuz acaba.biz bu siteyi boşuna takip etmiyoruz.saygıdeğer sema ,gonca hanıma selamlar.bir erkek olarak Allah razı olsun.ne diyeceğim diye bakma ,ne diyor diye düşün

        • Ne ! diyor ki:

          Mecazi anlamı ve ünlemi hasta halimle fark edememişim, özür dilerim.

          • M. diyor ki:

            önemli değil büyük ihtimalle aynı şeyleri söylüyoruz.kalpler çalışıyor demekki.selamlar

  9. islm diyor ki:

    Her erkek kahraman olamaz.flimlerdeki bütün erkeklerin kahraman olmayıp kahramanın belirli şahıslar olması gibi.Hem herkesin kahraman algısı farklı olduğunu düşünüyorum.Ben kahramanlık adına karakter ve sorumluluk duygusu ararken bir erkekte,bi başkası kahramanlığı kuvvetde, zenginlik de ün de vs. arayabilir. Bence insanın kahramanını doğru seçmesi lazım.Mesela Doğan cuceloglunun bahsettiği kız onun iyi kalpli oluşunun adını kahramanlık koymuş.önemli olanda değer yargıları olan bir erkeği kahraman edinebilmek ve o erkeğin hayatına yaşantısına bakabilmek.Eger bir erkekte Allah korkusu Rasûlullah (s.a.v) sevgisi varsa ve bunu hayatında yansıtabiliyorsa işte o erkek ona emanet verilen kadına sahip çıkabilecek bir kahramandır.Hem dünyada hemde ahirette.Bende bu düşünceyle istedim Rabbimden kahramanımı ve buldumm…Allah herkese kahramanını bulmayı nasip etsin….

  10. mmmrunal diyor ki:

    Bu karmaşaya kendi ellerimizle yapıp ettiklerimizi artırarak devam ediyoruz. Sema hanımın arı ve duru tesbitleri büyük oranda safiyetini muhafaza eden iyilerin esaslı duruş nitelikleridir. Kahramanlık ve nankörlük, şu sıralar ikincisi bir hayli önde. Fıtratın kodlarını tahrib ettikçe bu feryadımız artacak. Rab ne güzel düzenlemiş. Tahrib edip özden uzaklaştıkça, ilahi düzen-insanı düzeni bozma ters orantılı artiyor canımız yanıyor.Bende kahramanlık fırsatını değerlendiremeyenlerdenim. Hiçbir şey bağımsız değil bu düzenlemede. Ellerimizle yaptıklarımızı n karşılığıdır bu imtihan dünyası…

  11. cevriye diyor ki:

    eğer erkek kompleksli ise ne kadar dikkat etsen o ezilmesin diye dokuz takla atsanda kadını yanlış anlıyor bir kere yetersizlik duygusu içine işlemiş.kendi niyeti güzel olmayan bir kişi karşıdakinin niyetinide algılayamıyor birde.kadın ne kadar güçlü olsada bir erkeğe sırtını dayamak kendinden daha güçlü olsun ister

  12. Gulpembe diyor ki:

    BU hikayeyi cuceloglundan dinlemistim; Kiz ” o benim kahramanim” deyince ne demek isyedigini soruyor . Kiz soyle cevapliyor” o bir yetistirme yurdunda buyumus, anne ve babasi yok be simdi tipki kendi gibi yetistirme yurdunda ko Cocuklara haftasonlari abilik ve ogretmenlik yapiyor.o cok iyi kalpli temiz bir insan..”

    bir programda cuceloglu studyadaki kadinlara kac kisi benim kocam kahraman diyor el kaldirsin diye sordu , koca studyoda bir tane bile el kalkmadi. Muhtemelen kocalari kahraman olmadigi icin degil bizim kadinlarin kahrananlik algisi bahsi gecen amerikali kizdan farkli diye boyle oldu. Mesela teyzenin biri soyle dusunmus olabilir” bizim adam 20 yildir ayni is yerinde terfi bile alamadi ne kahramanligi” yada ” bizimki hala Ana kuzusu Beni de ailesine ezdirip durdu, kahramanligi batsin:))

    turkiyede kumaya razi gelmeyip evi terkettigi icin karisi dahil o aileden 9 kisiyi katleden koca oncesinde ” cok kan dokulecek , cok” diye mesaj yazmis. Meger bu replik turkiyede unlu bir mafya dizsindenmis. Turkiyedeki insanlar kahramanligi yanlis anliyor maalesef ve siddet kulturumuz devam ediyor. Bazi Kizlar efendi erkekleri degil sorunlu arizali erkekleri cekici buluyor , cunku Ilk kahramani ve aski olan babasindan hem sevgi hem siddeti gormus, sevginin bu oldugunu zannediyor. Babasi gibi sorunlu bir adamla evlenip bilincaltinda babasiyla olan hesabini kapatmaya calisiyor. Cogu zaman bedeli agir oluyor.

  13. Yusuf ALİM diyor ki:

    erkekleride, erkekliklerinide malesef bitirdiler bu egoist ve bencil kadınlar. hayat mücadelesi verirken geçmiş dedelerimiz, evde idare mücadelesi verir oldu torunları. Allah islah etsin.

  14. Sera diyor ki:

    Herkes kahraman olmak ister..yanlis anlasilmasin bende yazılarınızı cok begeniyorum kitaplarınızı okumak bile insani rahatlatiyor harekete geciriyor….amma gel gelelim uygulamada olmuyor..ben calisan bi kadinim.2 de cocuk ..butun ev isi yemek utu pazar market …hepsi bende..beyefendiye bi is demedigim zaman superiz ama ne zaman canim sunu yaparmisin dedigimde işler degisiyor aramiz bozuluyor..iyi davrandigimda zaten iyiyiz de tatli dille de is bolumu olmuyor cok yoruldum(esimde calisiyor

  15. Fatma diyor ki:

    Kadınlarda kahramanı olsun ister ama erkek sorumluluktan kaçar ailesinin sorumluluğunu almak isterse aile yapısı çatırdar evin direği sağlam olmalı
    her zaman kadın güçlü değil güçlü bir erkeğe sırtını yakalayıp huzurlu olmak ister aslında

  16. isimsizzzzzz diyor ki:

    ben esıme ıtaat ettıgım halde sankı yapmıyorum gıbı davrandı ben onu kahramanım olarak gordugum halde o gormedı ustunluk kurmaya calısıyor.. halbukı benım evın reısı ben olayaım dıye bır ıddıam dusuncem olmadı . sema abla hep okudum senı bılınclendım .. ama bende onun bu ben erkegım sen kadınsın dıye asalamalarından sıkıldım bunaldım ınanın artık umursamayacak hale getırdı .. oysa yenı evlıyız.. ben kadınlıgımın farkındayım ama esım hala ayrıcalık ustunluk derdın de ..cok zor boyle.. ne yapmalıyım bılmıyorum :((

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Ne çok tatlı ol, yesin bitirsinler Ne çok acı ol, yesin tükürsünler...

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku