Erkekler Neden Aldatır

SAHİP OLMA GÜDÜSÜ

Cinsel aldatma aile bütünlüğünü tehdit eden, boşanma oranları arasında önemli yer tutan bir davranış biçimidir.

ALDATMANIN ALTINDAKİ TEMEL DİNAMİKLER

İnsanların büyük çoğunluğu aldatma ve sadakatsizlik hakkında kulaktan dolma ve/veya üzerinde pek düşünülmemiş, sadece yüzeysel bir bakışla kabul edilmiş algılara ve yargılara sahiptir.

Hemen belirtmek isterim ki kadındaki ve erkekteki aldatma dinamikleri büyük farklılıklar gösterir. Kadınlar daha ziyade derinleşmiş sevgi ve ilgi açlığı, düşük kalmış yahut sonradan düşmüş özgüveni tamir etme çabası, eşitlik özentisi, boşluk duygusu, can sıkıntısı ve intikam gibi aslında mutluluk - mutsuzluk etrafında dönen duygularla bu eyleme yönelir.

Erkeklerdeki aldatmanın altında ise sevgi arayışı vs. değil; büyük ölçüde “sahip olma” duygusu yatar. Evet erkek aldatmasında fazladan bir kişiye değil; kendisine ait olmayana sahip olma duygusu baskındır. (O sebeple dört kişi kendisine ait olsa yine de sahip olmadığı beşinciyi ister). Bu aslında daha temeldeki, “Güç, güçlü olma, güçlülük” duygularının yahut algılarının farklı bir tezahürüdür. Çünkü erkek en azından fizyolojik açıdan güçlüdür ya da öyle görünmek ister. Güçlü olmak ise doğası gereği elde etme davranışlarına yol açar.

GÜÇ VARSA ELDE ETME İSTEĞİ OLUR

Güçlü olan elde etmek ister dedim. Kral güçlüdür. O yüzden o fazladan kadın, altın, para elde etme ile yetinmez; gider dünyanın öbür ucundaki toprakları elde etmeye kalkışır.

Kral kadar gücü bulunmayan ama en azından maddi gücü yerinde olanlar ellerindeki tek evle yetinmezler; başka evler, arabalar, yazlıklar elde etmek ister.

Bu eğilim sadece krallar veya zenginler gibi belli açılardan gücü çok olan kişilere has bir durum da değildir. Mesela harçlığı çok olan bir genç yıpranmamış, daha uzun süre giyebileceği eteğiyle veya kazağıyla yetinmez; ikincisini, hatta üçüncüsünü almak için çabalar.

Esnaf ikinci, şansı yaver giderse üçüncü mağaza için çırpınır. Bakkal bankadaki likitlerinin daha da çoğalması için uğraşır. Görüldüğü üzere temeldeki güç potansiyeli ve algısı elde etme isteğine, bu istek de elde etme davranışlarına yol açmaktadır.

Bir tane çantası olan kadın ikinci, hatta kırk ikinci çantayı da temeldeki bu eğilim yüzünden alır. Bu eğilim herkeste vardır; kimisinde ortaya çıkmaz kimisinde de farklı farklı şekillerde tezahür eder.

ERKEĞİN ALDATMASI SANILDIĞI GİBİ SEVGİ MESELESİ DEĞİLDİR

Özellikle kadınların aldatılmayı, “Beni seviyor – sevmiyor” meselesi olarak görmesini eskiden hiç anlayamazdım. Hayır, bunu hala da anlayabilmiş değilimdir. Erkeğin aldatması eşine yönelik sevgi veya sevgisizlik duygusuyla asla alakası olmayan bir davranış türüdür.

Çoğu zaman bu eylem anlatmaya çalıştığım, “Güç, beslediği elde etme arzusu ve ikisinin birlikte yönelttiği davranış” bağlamında tezahür eder. Dolayısı ile aldatan bir erkek için en doğru tanım eşini artık sevmeyen bir erkek değil; sahip olduğu bu temel psikolojik dinamiğe yenilen, yani irade, kontrol ve değerler sorunu bulunan bir kişi olmasıdır.

KONU HEYECAN OLAYI DEĞİL

Aynı şeylerin tekrarı heyecan yaratmaz. “Farklı, başka kadın” dediğimiz kadın da aslında sahip olunanla aynı kadındır. Dolayısı ile bir davranışı peşinden sürükleyebilecek ölçekte heyecan yaratması mümkün değildir. Yüzeye heyecan olarak vuran şey aslında fazlaya sahip olma, kendisine ait olmayanı da elde etme şeklindeki güç odaklı duygulardır. Bu duygu ikili ilişkiler ölçeğinde sahip olunmayan kişiyi elde etme, çalışma yaşamı bağlamında da daha çok kazanma adına başkalarının haklarını çalma şeklinde tezahür eder.

O HALDE

Aldatan erkeğe kızabilirsiniz. Böylesi bir durumda bu tavır en tabii tepki biçimidir. Hatta ondan boşanmak da isteyebilirsiniz. Bu husustaki tercih de elbette ki sizindir ve son derece saygıya değerdir. Ancak tüm bu duygusal yahut karar verme odaklı tepkileriniz doğru nedenlere / analizlere dayanmalıdır, demek istediğim o!

Yani eşinize kızacaksanız bu, “Beni sevmiyor, lanet olsun” diye düşünerek değil; “Eşim iradesiz çıktı, güçsüz biriymiş, kontrol sorunu varmış.” diye olmalıdır.

Boşanacaksanız şayet karar; “Baksana bana olan sevgisi bitmiş Ayşe abla…” şeklinde okuyarak değil; az önce bahsettiğim özellikleri baz alarak alınmalıdır. Hatta bu gerekçeleriniz arasına, “Allah korkusu zayıfmış, kuldan utanması azalmış, riski göze alacak derecede algısı körelmiş.” sıfatlarını da ekleyebilirsiniz, hiç zararı yoktur. Ancak dediğim gibi, “Bana olan sevgisi…” diyerek meseleyi yanlış okumayın, yeter!

ALDATILMAYA TEPKİ ESASINDA KAYBETMEYE TEPKİDİR

Bir konuyu nasıl anlamlandırdığımız çok önemlidir. Kadınlar evlilik de dahil herhangi bir ilişkiyi yaşatan tek şeyin sevgi olduğunu düşündüklerinden (oysa bir erkek için evlilik, sırf eşi çocuklarının annesi olması dolayısı ile bile yaşatılmaya değerdir) olası bir sevgi azalmasını ilişkinin bitmesi ve kaybetme riski olarak görürler. Aslında aldatılma sonrası verilen birçok gözü dönmüş tepkinin en az yarısı bununla yani kaybetme korkusuyla ilgilidir. O sebepledir ki pek çok kadın eşini genç veya güzel bir kadınla yakalayınca deliye döner ancak aynı eşinin genelevine gittiğini öğrense fazla ses çıkarmaz. Çünkü genelevindeki kadını eşini kaybetmek için bir tehdit olarak görmez.

İNANCIM ZEDELENDİ, BENİ İKNA ETSENE ÇABASI

Bu yüzden birçok kadın aldatılınca meseleyi sevme – sevmeme noktasına kilitler. Çünkü eşinin sevgisinin bittiğini, dolayısı ile ilişkisinin de biteceğini düşünür; haliyle eşinin kendisini en çok ihtiyacı olan bu konuda ikna etmesini bekler. O sebeple ikna olacağı şeyler söylemesi / gerekçeler göstermesi için sürekli bu mevzuyu öne çıkarır ve diri tutar.

Sonra da hiçbir makul neden ortaya konmasa, sadece, “Seni seviyorum aşkım, vallahi, söz...” sözleri arka arkaya yüzlerce kere tekrar edilse bile birçok kadın eşi tarafından aslında sevildiğine, sadece bir yol kazası yaşandığına kanaat getirmeye başlar. Dolayısı ile de aldatılma ile açılan delik kısa sürede kapanmaya başlar. Kadın buradaki kuru bir çift söze kandığı için değil; sergilenen gayrete, ispat için dökülen çabaya bakarak bu kanaate varır. (Çok çaba var demek ki kaybetmek istemiyor beni. Kaybetmek istemiyor, öyleyse seviyor yani… şeklinde işleyen otomatik düşünce)

BİNLERCE VAKA

Dünyadaki en özel iş olduğunu düşündüğüm psikologluk mesleğim bana o kadar çok şey öğretti ki. O yüzden, “Her vaka ayrı bir kitaptır ve uygulama sahası bizim branşın laboratuarıdır” derim sürekli. Eşini aldatan sayısız kişiyle muhatap olmuşumdur. Çoğu erkek olan bu kişilerin tamamına yakınının özetle, “ Eşim bir yana, birlikte olduğum kadın bir kenara. Eşim için canımı veririm” tarzında konuştuklarına şahit olmuşumdur. Zaten bu eylemi açığa çıkan bir çok erkeğin yalan söylemesi, hatta yeminler etmesi, sonrasına dair sözler vermesi, elini açıp - diz çökmesi, tövbeler dilemesi türü tepkileri de bu gerçeğin, yani eşlerini kaybetmek istemeyişlerinin başka bir göstergesi değil midir! Oysa çoğu kadın bu tür tavırları böyle değil de yalancılık, özrün kabahatten büyük olması anlamında okumaya kalkışır.

O HALDE ALDATMAK NORMAL MİDİR?

Aldatmak dini açıdan günah, ahlaki bakımdan ayıp, aile için parçalayıcı, insan için güven yıkıcı ve onur kırıcı, psikolojik bakımdan ise tamiri zor bir eylemdir. Ancak aldatmak kesinlikle normal yahut anormal olma meselesi değildir. Dolayısı ile bu düzlemde değerlendirilmemelidir.

Aldatmak cinsel duygu kontrolü açısından zayıf olma - güçlü olma, iradeli ya da iradesiz olma, eşe ve bazı ilkesel değerlere saygılı olma yahut bu konularda zayıf olma meselesidir.

Dinler de zaten bu konuda “nefis büyük beladır ve iradenize sahip çıkın” diyerek altta zorlayıcı eğilimlerin bulunduğunu kabul eder. Sadece buna karşı ahlak zırhı ve irade silahıyla karşı konulması gerektiğini vurgular. Böylece dinler de meseleyi zorlayıcı eğilimler ve irade meselesi olarak görür. Bu konuyu bağlamından koparan, iyilik ve kötülükle, karakterle, sevgi ile ilişkilendiren algı ve anlamlandırmalarında çoğu zaman yanılabilen biz insanoğludur.

ÇOK ENTERESANDIR

Dikkat edin: Toplumumuzda yalan söylenince yahut birilerinin arkasından dedikodu yapılınca, hatta kul hakkı yenince verdiğimiz tepki aldatma meselesine verdiğimiz tepkilerden daha zayıftır. Biri yalan söylese veya gıybet etse en fazla imalı bir yüz ifadesiyle sırıtan, hatta ilgili konuda sulu sulu espriler bile yapabilen çoğu kişi aldatma lafını duyunca birden deliye döner; bu ilkesiz tavrını ahlaki değerlerin hamiliği / koruyuculuğu olarak görür.

Çoğu kişi yaptıklarını dinsel ve ahlaki bir tutum olarak görür; aldatan kişiyi elinden gelse parçalar. Ancak adına hareket edildiği söylenen dinde - kültürde biri, “Zinadan daha beterdir” denilen, diğeri ise en temel, “Münafıklık alameti” olarak görülen hususlar, “Günahtır, tövbe edilmelidir, umulur ki bağışlanırsınız” denilen aldatma meselesi kadar tepki toplamaz!

MASUM ELBİSE GİYDİRİLMİŞ İLKEL DUYGULAR

Buradaki ahlaki ve dinselmiş gibi görünen toplumsal tepkinin altında aslında bu türden son derece masum olan kaygılar değil; “Biz yapmıyoruz, sen nasıl yaparsın” türü kıskançlık odaklı rahatsızlıklar yatar. Kendini beğenmeyen aynadan rahatsız olur çünkü! Aldatmaya duyulan öfke biraz da aldatan kişinin yaşadığı (öngörülen) hazza - keyfe duyulan kıskançlıktır esasında.

SONUÇ

Aldatma olgusu eşi sevme - sevmeme meselesi değildir. Elbette ki pek çok aldatan kişi eşini sevmiyor olabilir. Ancak bu, "Eşini sevseydi aldatmazdı" demek değildir. Eşini sevdiği halde aldatan erkek sayısı eşini sevmediği için aldatandan asla az değildir; kanaatimce çok daha fazladır.

Böyle bir sonuç tahakkuk ettiğinde eşinizi ayıplayın, iradesi zayıfmış deyin, kızın, hatta boşanmak istiyorum bile deyin, bunlar sizin son derece olağan tercihinizdir.

Ancak olayı sevme – sevmeme, onda ne buldu (elbette ki onda farklı bir şey bulmadı. Farklı ne var ki neyi bulacak! Sadece onunla anlatmaya çalıştığım, “Elde etme, daha çoğuna sahip olma” arzusunu doyurdu), o mu güzel ben mi, sevseydi yapmazdı” meselesi olarak sığ ve hatalı algılamayın.

Meseleyi nedenleri ve sonuçları bağlamında bütüncül olarak ve doğru algılayın. Sonra da bu doğru algısal zemin üzerinde verin kararınızı. Anlatmaya çalıştığım sadece bu!

Zemin bu olduktan sonra üzerinde verilecek her karar en azından kendi içinde doğru olacaktır.

www.izzetgullu.net

 

 

 


Bunlar da ilginizi Çekebilir

33 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz