Erkeklerde İtici Davranışlar

25 Eylül 2017Ademler & Havvalar56 Yorum »

depositphotos_45859925-stock-photo-sad-male-wiping-eyes-fromBir Havva Diyor ki…

Yaşantı ve gözlemlerimden hareketle, değişen erkek fıtratı üzerine şunları belirteyim:
1. Naz: Günden güne nazlı erkeklerin arttığını gözlemliyorum.Bunda değişen yaşam şartları ve annelerin oğullarını prens gibi yetiştirmeleri de etkili olabilir .

Ancak şunda hemfikir olalım, naz kadına yakışan bir özellik. Erkekte eğreti duruyor. Hatta bir kadın olarak, nazlı bir erkeği hemcinsimmiş gibi hissediyorum. Bir beyle tanışma maksatlı görüşme yapmıştık. Kendisi bana, çok nazlı olduğunu, sürekli ilgi görmek istediğini belirtmişti. Hatta çok duygusal olduğunu da eklemeyi ihmal etmemişti. O an “Allah Allah ben bir beyle görüşüyorum değil mi ?” diye düşünmeden edemedim.

2. Duygusallık : Erkek de kadın da duygusal bir varlıktır. Ancak kadın ve erkeğin duygularını yaşama ve ifade biçimleri birbirinden farklıdır. Bir kadın üzüldüğünde, hayal kırıklığı yaşadığında ağlayıp, duygularını ifade etme, paylaşma ihtiyacı hissederken; bir erkek yalnız kalmayı tercih edip ,düşünmeye ihtiyaç duyacaktır.

Ancak erkek bir kadın gibi duygusunu yaşadığında fıtratına uygun bir tepki vermiyor. Olumsuz durumlarda hassaslasıp, ağlayan, alınganlık gösteren bir erkeğin bir kadına çekici geleceğini sanmıyorum. Çünkü bu erkek kadının gözünde zayıf bir imaj çiziyor. Kadın da zayıf bir erkeğin onu koruyup kollayabileceğine inanamıyor.

3.Hemen Pes Etmek: Erkek fıtratının temel özelliklerinden biri mücadeleciliktir. Yani zorluk durumlarında bunlara göğüs germek, sıkıntılara sabretmek, çaba göstermek diyebiliriz. Ancak bu özelligin de gitgide yok olduğunu görüyorum. Problem gördüğünde bunu çözmek yerine problemden kaçan bireyler bir ailenin sorumluluğunu nasıl alabilirler ki?

4. Sorumluluk Duygusu: Beylerin bir çoğunun çalışan hanım istemeleri, sorumluluk duygularının zayıflaması şeklinde yorumluyorum. Bir aile cihetinden bakacak olursak kadının da erkeğin de ayrı ayrı sorumlulukları vardır. Ancak günümüz evliliklerinde kadın eğer çalışıyorsa sorumluluğu iki kat daha artıyor. Böyle olunca ailede dengeler ister istemez bozuluyor. Bence boşanma oranlarındaki artışın temel sebebi bu. Yanlış anlaşılmasın kadın asla çalısmamalı demiyorum, ancak kadının kendini yıpratacak düzeyde bir çalışma hayatı olmamalı.

5.Alınganlık-Küsme: Günümüz gençlerin tabiriyle “sürekli trip atan” bir eş düşünün.Her söylediğinizi didikleyen, kişiselleştiren, alınan, küsen,küslüğü uzatan bir eş… Kadın olsun erkek olsun zor ve çekilmez geliyor bu davranışlar. Ancak günümüz beylerinde bu d

avranışlarda da artış var. Kendini naza çekme, alınganlık gösterme, küsme davranışları ile kendi değerini karşı tarafa kanıtlamaya çalışan bir bey sadece zayıf görünüyor. Fıtratı dışına çıkıyor ve çekiciliğini yitiriyor.

Sümeyye

Okunma Sayısı : 2.392

Yorum yapın

“Erkeklerde İtici Davranışlar” için 56 Yorum

  1. Tutarsız Yalancı diyor ki:

    Erkek Kardeşler,
    İzdivaç teklif edeceğiniz hanımlara şu OSMANLI vecizesini söyleyin.

    ”-Ey dilberi rana! Ey tesadüf-ü müstesna! O mahrem suratınızı görünce size lahza-i kalpten sarsıldım. Niyetim acizane-i taciz etmek değildir. Bilakis efkar-i umumiyede ufak bir aile bacası tüttürmektir. Sözlerim sizi temin ve tatmin edecekse şayet, zevc-i izdivacınıza talibim!”

    Hanımefendiler, siz de kabul etmezseniz, şunlar dilinizden dökülsün :

    ”-O mahrem suratınıza bir sille-i OSMANİYYE nakşedersem sekte-i kalpten terk-i hayat edersiniz…..”

    • Yahya diyor ki:

      bu nezakete ve lisana sahip beyefendiler ve hanımefendiler kaldı mı?
      ki bu yine lisanen sadeleştirilmiş versiyonu…

      • Tutarsız Yalancı diyor ki:

        Öyle deme ağabey. Hazineler mahfidir, gizlidir. Kur’an ı Kerim de müteşabih ayeti kerimeler mevcud. Onun tefsirleri in pek çoğunda mesela Risale-i Nur da muğlak yerler var. Hazineyi, defineyi keşfetmek arzusu olan arasın deyu. Şu an küre-i arz’ da öyle kadın öyle erkek mü’minler vardır ki hususiyetlerini bilen bir zat bize anlatsa taaccüb etmekten kendimizi alamayız. Ayet’ül Kübra’nın evvelinde şu cümle var.

        Kâinattan hâlıkını soran bir seyyahın müşahedatıdır.

        Aramak lazım…

  2. Sümeyye diyor ki:

    6. bir madde ekliyorum, tabi tartışmaya açık. Son birkaç yıldır virüs gibi yayılan erkek giyim stilinin fıtrata uygun olmadığını düşünüyorum. Babetler, daracık kısa paça pantolonlar, bağrına kadar açık gömlekler, kaş almalar vs. Şu moda tarihe karışsa keşke. Maalesef gençler arasında da çok yaygın.

    • Feyza diyor ki:

      Sumeyye hnm,
      Giyim konusuna girersek sanirim cikamayiz ama o kadar haklisiniz ki sadece bunu soylesem yeterli sanirim. Bahsettiginiz giyim tarzi bir erkekte son derece egreti duruyor, bir erkege yakistiramiyorum.
      Bir de o pantolonlar bana sanki camasir makinesinde cekmis ve kuculmus gibi komik geliyor :)
      Moda oldugunh bilmesem kesin oyle zannederdim. :)
      Duygusallik konusunda da ne demek istediginizi ben zaten tahmin etmistim, sizin aciklamaniz icin bir imkan olsun istedim ve gayet guzel aciklamissiniz. Tesekkur ederim.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Sümeyye Hanım.

      Bu konuyu da önceden konuştuk burada :) Aynı şeyler yazıldı, yapacak bir şey yok. Bizler burada benzer kafada olduğumuz için kıyafetleri böyle eleştirirken beni de modaya uymuyorum diye eleştiriyorlar. Ağı yüksek geniş pantalon ve polo yaka tişört giymeyecek-mişim. Dar pantalon ve şu üzere yapışan yakasız hafif bağrı açık tişörtlerden giyecek-mişim.
      Maalesef bahsettiğiniz moda durumu var ve dahası talipleri de var. Hal böyle olunca bizler de benzer kafadan insanlarla tanışabilmek için dua ediyoruz. Siz evlilik görüşmesi yapan bir beyin karşısındaki kız tarafından ayakkabısını beğenmedim diye eleştirilebileceğini düşünebiliyor musunuz? Ben eleştirildim mesela. Ya da hanımlardan duyuyoruz burada, hanımların tesettürünü abartı bulan beyler.

      Hacı hacıyı Mekke’de hoca hocayı tekkede bulurmuş, bizlerin de karşılarına bizim kafadan birileri çıkar inşAllah…

      • Sümeyye diyor ki:

        Uzun zamandır siteyi takip etmiyorum. O yüzden bilmiyordum bu konunun daha önce konusulup tartışıldığını.
        Fatih Bey zaten eşiniz olacak kişi sizi siz olduğunuz için sevmeli.Sizi bir kaliba sokmaya, hayalindeki profile gore duzeltmeye calişmamali.Allah herkese gönlüne göresini nasip etsin ne diyelim.

    • ibrahim diyor ki:

      dini açıdan bakarsak kaş alma ve dar giyim kabul edilemez .

      diğerleri de size bize güzel görünmese de demek ki güzel buluyorlar ki öyle giyiniyorlar :)

      ama bu konuda eş seçiminde önemli kriter . kimisi öyle modayı takip edeni ister kimisi klasik efendi gibi giyineni ister erkeklerde kimisi tesettürüne dikkat eder kimisi başında örtüsü olsun yeter der kimisi tesettürsüz ister.
      hatta kişinin sosyal medya hesapları bile insanın karakterini dünya görüşünü çok
      iyi belli ediyor :)

      • Sümeyye diyor ki:

        Moda altinda insanlarin palyaço gibi olmasi uzucu bir durum. Bu onların tercihi sonucta, karışma hakkimiz yok tabi. Keske birileri onlara farkindalik kazandirsa dışaridan nasil bir izlenim oluşturduklarına dair.c
        Sosyal medya konusunda da size katiliyorum. Bir kişinin sosyal medyayı nasıl kullandığı,neler paylaştığı ,kimlerle arkadaşlık ettiği gibi detaylar kişi hakkında oldukça fazla bilgi veriyor.

    • esra diyor ki:

      gençleri geçtim 50 yaşindaki bir tanıdığımı böyle kıyafetle görünce şok geçirdim :)
      sanırım artık başka tür üretilmiyor yazık hepsi tek tip giyiniyor.

  3. Tutarsız Yalancı diyor ki:

    MAŞAALLAH. Bir erkek olarak şunu ifade edebilirim : Batı Felsefesinin içtima-i hayatımızdaki tesirleriyle anlattığınız manada ülkemizde büyük miktarda böyle erkek tipi mevcud oldu. Makalenizi okuduğumda aa! bende bu hususiyetleri kendimde fark etmeye başladım. Bugüne kadar hayatımda böyle erkekler ekseriyetteydi ama erkek fıtratı böyle olamaz dedim. İkazlarınızdan dolayı teşekkür ederim. Dostlarıma bu makaleyi göndereyim de onlar da artık hatalarını fark etsinler.

  4. Feyza diyor ki:

    Sumeyye hnm,
    Duygusallik disindaki diger maddelerinize katiliyorum, kaleminize saglik. Duygusalligin alinganlikla karistirilmamasi sanirim daha dogru olur. Bir erkegin hungur hungur degil fakat aglamasi, olumsuz bir duruma sahit oldugunda duygusallasmasi, gozunden yas gelmesi bana insani bir hal gibi geliyor.
    Bir kadin kocasina kizinca da aglayabilir ornegin bunu kadinsi bir tepki olarak goruyorum ve tabi bir erkegin karisina kizip aglamasini kasdetmiyorum. Bu istisnai ve cok tuhaf bir durum olur. Ama merhametinden ileri gelen bir aglama hali. Gercek hayata dair olabilir, izledigi bir video veya film herneyse.. etkilenerek gozlerinin dolmasi beni son derece etkiler ve bir kalbi oldugunu gozumle de gosterdigi icin Yaradana sukrederim.
    Diger bahsettiginiz haller erkegin fitratina ters dusen ozellikler. Yalniz kus durma hali de duruma gore degisebilir. Ornegin isyaninda israrci bir hanimdan yuz cevirip birkac gun en azindan hatasini anlamasi icin muddet babinda konusmamasi da bazen gerekli olabillir. Ya da tekrar eden hatalar ve akabindeki ozurler gittikce lakayd bir hale burunmusse bu da olabilir. Fakat cocuk gibi kusmenin ve kucuk sorunlari buyutmenin naz etmenin bir erkege yakismayacaginin ben de altini cizmek isterim.
    Hayirli Cumalar.

    • Sümeyye diyor ki:

      Feyza Hanım haklısınız, yazıyı biraz hızlıca ele aldım. Duygusallık maddesini biraz detaylı anlatsam daha açıklayıcı olurdu. Kast ettiğim duygusallıkta asiriya kaçması. Yani bir kadından daha duygusal olması,duygu odakli düşünmesi, kolay incinmesi,narin olması vs. Yoksa mesele aslında ağlama tepkisi değil. Elbette erkekler de ağlayabilir ki ağlamalı da. Bu çok insanı bir şey. Bir erkekten robot gibi olmasını bekleyemeyiz. Ama bir erkeğin daha mantıklı ve analitik olmasını bekliyorum.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Sümeyye Hanım.

        Bu yazdıklarınızı önceden sitede tartışmıştık. Nisa ve Feyza Hanımla sanırım istişare etmiştim. Bu konuda yazdıklarınızla aynı karara varmıştık o zaman ve yazdıklarınıza birebir katılıyorum.

        Bu konuyla ilgili şöyle bir sıkıntı yaşadım yalnız. Görüştüğüm kızlardan biri mantıklı ve analitik düşünüyorum diye robot muamelesi yaptı. Bir diğeri de ince düşünebiliyorum diye duygusallıktan ölen biriymişim gibi algıladı. Halbuki ben duygularını hisseden ancak mantık süzgecinden geçirerek ona göre davranış gösteren biriyim ki benzer şekilde Süleyman kardeşimizi de dışarıdan soğuk olarak değerlendirenler varmış halbuki şeker gibi çocuk. Beni de mesela işyerindeki bir hanım çalışma arkadaşım eve bir çiçek dahi götürmeyecek akşam eve gelince yemek olmazsa hanımını fırçalayacak birisi sanmış. Bir gün nasıl birisini istersin muhabbeti dönüp de tarif ettiğimde şaşırmıştı.

        Yalnız yine görüştüğüm bir hanımın dedikleri aklıma geldi. Bir insan anlayışlı diye eleştirilir mi? Ben eleştirildim. Çok anlayışlıymışım, kız sertlikten hoşlanırmış. O zaman sormuştum kadına şiddeti mi kast ediyorsun diye :)

        Aslında bu yazıya fıtrat bozulması manasında bir iki madde daha ekleyebiliriz.

        Mesela bir tanesi kadın tipi sinir adını verdiğim durum. Araştırdım ve böyle tanım göremedim ancak şöyle anlatayım. Erkek sinirlenirse öfkelenirse sebep sonuç ilişkisi içerisinde öfkelenir. Ancak kadın o an ki duygu durumuyla da öfkelenebilir, saç baş yolan kadınların sinirli hallerini düşünün, sebepsiz bağırış çağırışlar olur. Maalesef fıtratı bozulan erkeklerde bu da var. Adeta kadınlar gibi sinirleniyorlar, erkek gibi görerek bilerek mantıklarıyla değil. Sizin trip atma maddenizle ilişkili.

        Diğeri de kibarlık mevzusu ki bu da önceden yazıldı. Erkeğin ince düşünmesi nazik olması güzel bir şeydir ama bu iş kadınsılık derecesine vardığında sıkıntı. Hele ki konuşurken ses incelmeleri oluyorsa.

        Son madde var aslında bilinç altınızla hissedip gözle göremediğiniz. Motor becerileri :) Erkeğin yürüyüşü, el kol hareketleri, jest ve mimikleri erkeğe has olmalıdır. Erkek ve kız bebekleri incelerseniz ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Gözlem yapın ve afedersiniz yürürken orası burası oynayanlardan yüzde on kadar tespit edeceksiniz. Yaratılış eyvallah da şu anne babalar çocuklarına ne yapıyorlar da çocuklar yetişkin olunca bu hale geliyorlar çözemedim. (Mesela ben kedilerin yürüyüşünden ve atikliklerinden dişi mi erkek mi anlayabiliyorum…)

        Teknolojinin gelişmesiyle ve şehirleşmeyle beraber ilginç şeyler de oluyor. Mesela günümüzün aşırı stresli şartları erkeklerin testesteron seviyesini azaltıyor. Çünkü bu hormonun en büyük düşmanı strestir. Keza gıdalar, özellikle soyalı ürünler ki bir çok hazır gıdada kullanılıyor, östrojen salgılatıyor erkeklere.

        Son olarak da konu bütünlüğü olması açısından önceden yazdığım bir durumu tekrar yazayım farklı bir anlatımla. Sonuçta insanların yaratılışları farklı bazen münferit şeyler olabiliyor. Mesela ben pek heyecan sevmeyen biriyim, temkinli birisi olarak bilinirim. Cesaretin yarısı aptallıktır prensibi geçerlidir. Geçenlerde toplu ulaşımda bir kız şöföre bir şeyler anlatıyor. Kız yamaç paraşütü yapıyormuş, kendi kullanıyor. Bu işi yapamayacak bir çok erkek vardır, biri de benim mesela :) Duygusallık mevzusu da öyle yeri gelir kız benden cevval çıkar öyle yetişmiştir. İşyerinde bir hanım var mesela, beni normalden fazla hırslı bir insan olarak bilirler kız benle kafa kafaya neredeyse, daha ilk iş mevzusunda bana kafa tutmaya kalktı.

        Nisa Hanımın yorumunda bahsettiği ve teyit ettiğim durum. Fıtrat bozulması tek cinste değil ve iki cinsi adeta tek noktada buluşturacak bir yere gidiyor. Afedersiniz belki yakında erkekler kızlara ilgi duymaz hale gelecek. Çünkü erkek hakimiyet kurabileceği kadından hoşlanır, hakimiyet kuramayacağını anlarsa bilinçaltı onu o kadından uzaklaştırır. Pedofili neden bu kadar yaygın sorusunun cevaplarından biri belki de bu. Kadınlarda da öyle, diş geçirebileceği erkekten hoşlanamaz çünkü fıtrat öyle. Şimdi bakıyorum şu duygusallık muhabbetine kendi açımdan, çok büyük sorun göremiyorum çünkü bu benim fıtratım ve standarttan sapmıyorum. Benim böyle olmam elimi kolumu bağlamıyor, hakimiyeti kaybetmiyorum mantık sürekli devrede. Alınganlık muhabbeti de öyle mesela. Arkadaşlarımın en çok sevdiği huylarımdan birisi şaka kaldırabiliyor olmamdır. Ancak kızlara bakıyorum. Erkekler ne kadar duygusallaşmışsa onlar da o kadar bu özelliklerini kaybetmişler. Beni anlayamıyorlar, ben kadar çocukları sevmiyorlar, ben onlardan şefkatliyim neredeyse. Hele ki el kol hareketlerindeki keskinlikler. En son ortada saçma sapan bir yerde buluşacağız sanırım. Şöyle bir gözden geçirdiğimde işyerinde çalıştığım hanımlardan ve hatta eşlerini tanıdığım arkadaşlardan bir istatistik çıkardığımda yüzde standart şefkat ve duygusallık kriterini karşılamıyor. Zaten feministlerin amaçladığı da bu. Erkeklerle yarışıp yenmek. Bunun için de onları zayıflatan “engelleri” bertaraf ediyorlar.

        Selametle.

        Bahaneyle okuyucularla da bir anımı paylaşayım. Bir sabah kırk yılın başı telefonumu uçuş moduna aldım az daha uyuyayım diye arkadaşın birisi aramış ulaşamamış. İşyerine geldim bir ton trip yedim. Vay telefonun niye kapalı vb. Eee dedim az uyuyayım diye kapattım. Ya acil bir şey olsa ölseydim ne yapacaktın dedi :) Beni arama sebebi ise sabah poğaça olarak ne varmış onu öğrenmek ona göre hazırlıklı gelecekmiş. Nisa Hanım yazıyor ya şımarmaya hakkımız yok diye. Kırk yılın başı bir sorumsuzluk yapayım dedim onda da böyle bir muamele gördüm, arkadaş evli bu arada hani acil bir şey olsa müdehale edeni olur, ben ölsem cesetimi ertesi gün anca bulurlar…

        Küsmeyle ilgili de aklıma bir konu geldi Feyza Hanımın değindiği gibi terbiye etme amaçlı. Çok şükür küsme huyum yoktur tartıştıktan sonra orta yol bulunursa sinirim geçer hemen geri sararım. Neyse günlerden bir gün askerdeyken ufaklık arkadaşlarıyla şehir dışına gezmeye gitmişti. Kendisine bir süre ulaşamadık vardı mı varmadı mı haber de vermedi merakta kaldım çünkü sürekli iletişim kurma imkanı yok askerde. En azından eve haber vermeliydi ve durumundan haberim olmalıydı. Sen misin böyle yapan. Ben de ona bir insanı merakta bıraktığında karşındaki insan ne hissederi tattırmak istedim. Üç gün boyunca bir şeyleri bahane edip onu aramadım ama evdekilerden haber ve selam yolladım. Zaten üç gün sonra kafasına dank etti ancak düşmüş jeton. Sonra tabi özür vb. o şekilde anlaştık. Bazen tavır almak gerekiyor. Ancak amaç terbiye etmek olmalı. O yaptı ben de yapacağım diye duygusal tabanlı olmamalı.

        • Süleyman diyor ki:

          Sadece fatih bey

          Şahsımdan bahsederken şeker gibi demişsiniz. Allah razı olsun. Güzel niyetle ddmişsinizdir gene de böyle biraz küçük kardeş sever gibi olmuş. Yani iyi, samimi gibi deseniz daha iyi olur gibi :)

          Tam tanışmıyoruz ama geçen sizin ile geldim biraz vaktim olsaydı acaba fatih bey ile de görüşeyim mi dedim. Belki birgün nasip olur :)

          Dediğiniz gibi dışarıdan biraz farklı algılanıyorum. Geçen aracı olan 80 yaşlarındaki amca ile görüşüyordum. Artık dışarıdan nasıl bir izlenim bırakıyorsam bilemedim amca bana ne konuşacağını biliyorsun hanımla değil mi dedi. Bak hep dini şeyler konuşma arada başka şeylerde konuş diyor 😀 kızın gözünü korkutursun sonra dedi 😀

          Sanırım buluşmaya gidince eline kuran vereceğim başla okumaya diyeceğim filan diye düşünüyorlar sanırım :) dedim ki merak etmeyin ben biliyorum dedim :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman kardeş.

            Hoşgörülü davranacağını tahmin ettiğim için ismini zikrettim :) Yorumlarda üçüncü şahısları çok katmak istemiyorum hele ki tartışma yapılan yorumsa imtina etmeye çalışıyorum.

            Benden için büyükler “sevimli” , “şeker gibi çocuk” derler genelde. Birbirimize yapı olarak benzediğimizden o benzetmeyi kullandım :) bir sonrakinde daha dikkatli davranırım. Kusura bakma.

            Geçenlerde işyeri dışına çıkmamız gerekti, bizim şifahen sorumlu olduğumuz kızlar ayrı yerdeydi. Öğlen yemek yiyebildiniz mi diye sormuştum dönüşte açsanız bir şeyler ayarlayalım dedim. Akşamına kız teşekkür etti sorduğun için çok şirinsin diye bir kelime kullandı. Övmek için kullanıyor da ne desem diye şaştım kaldım. Hatta biraz sinir oldum içimden. Onun takdir ettiği bu davranışı eleştiren kızlar aklıma geldi.

            Yalnız boylu poslu olduğunu öğrendiğimde çok mutlu olmuştum. Kısmet olur da erkek evladım olursa fiziksel gelişimi için ekstra çaba göstereceğim(tabi evvela canı içinde olsun). Çünkü hem taşı sıkıp suyunu çıkaracak güce sahip olmak hem de bu gücü merhamet duygusuyla dizginleyebilmek çok güzel bir haslet.

            Dışarıdan farklı algılandığımızı yaşadığın örnek bir kez daha göstermiş. Aslında orada amcamızdan çok kızın ne anlayacağı önemli. :) Düz mantık biriyse muhtemelen seni anlayamaz ama akıllı olgun biriyse seni anlamaya çalışır ve gözlem yapar. İnşAllah bir gün anlayan çıkacak ve hani burada bir hanım kocası için yazmıştı iyi ki kimse beğenmemiş benim kocam olmuş diye, belki de sen de bu sözü duyacaksın.

            Süleyman kardeş. Kapım daima açık. Uçakla seyahat ediyorsan daha kolay bulursun beni. Sosyal medya hesaplarımı kapattım yakın zamanda. Sadece iş amaçlı olan açık. Bu site için kendi adımı kullanmadan açtığım twitter hesabım var sadece. Bu bilgileri şundan verdim. Beni de bulmak yakın zamana kadar kolaydı aslında. :) Eğer vaktin olur da görüşeyim dersen mail adresimi siteden alabilirsin genelde sık sık kontrol ederim.

            Selametle kal. Allah’a emanet ol.

          • Süleyman diyor ki:

            Sadece Fatih Bey

            Mesafeli durmak lazım. Centilmenlik hakikaten suistimale zemin hazırlıyor. Eskiden hanımlarda edep olmasa da bir ar vardı. Yani erkeğe laf söylemeye utanırlardı. Şimdi marifet sayılıyor.

            Daha önce de anlatmıştım. Marketteki kız “ne tatlı şeysin sen” diyebiliyor. Bu ne cesaret anlamadım. Geçende doğuda bir ildeydim. Arkadaşla bir markete girdik. Ancak biraz arayla girdik. Benim arkadaşım olduğunu bilmiyormuş hanımlar. Marketten çıkınca çocuk dedi ki abi yalnış anlama ama dedi sen geçtikten sonra hanımlar arkadan “ay çocuğa bak” tarzı laflar etmişler. Ne biliyim ben anlamadım. Erkekler arasında olduğunu anlarım da hanımlar arasında nasıl oluyor anlamlandıramıyorum.

            En güzeli oldukça resmi davranmak. Hele bekar kişiler için. Eskiden millet erkeklerden korkardı. Hanımlarda bir acayip olmuş.

            Bunun yanında karşımdaki Hanım biraz anlayış sahibiyse beni iyi anlıyor. Bende kendimi iyi anlatıyorum. Genellikle bir sıkıntı olmuyor. Yalnız dışarıdan biraz algım çok dindar gibi mi algılanıyor anlamış değilim.

            İnşAllah ben tekrar geleceğim zamanda bir mailinizi alırım. Bekarlar olarak biraz muhabbet olur hem :) Hayırlı Günler

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Çok haklısın Süleyman kardeş de ipin ucunu kaçırınca gidiyor böyle
            Bayadır dikkat ediyorum artık. Yeni tanıştıklarıma bu ortamı hazırlamıyorum. Sen de selametle kal :)

        • Feyza diyor ki:

          Sadece Fatih bey,
          Tanistiginiz kizlarin herbiri sizin icin farkli tanimlamalarda bulunmasinin sebebi tanistiginiz her kizin farkli kisilik ozelliklerine sahip olmasi ve beklentilerinin farkli olmasi. Bunlara binaen de herbiri sizin farkli yonunuzu goruyor ya da sizin her kizin karsisindaki durumunuz degiskenlik gosteriyordud ki bu gayet normal. Mesela begendiginiz bir kizin karsisinda daha farkli ya da az begendiginiz kizin karsisinda daha farkli davranirsiniz ki siz ne kadar hissettirmeyeyim diye dikkat etseniz de kadinlarin algilari fazla hassas oldugu icin bunu hissederler. Yine bir oncekinde cok mantikci bulundugunuz icin belki bir sonrakinde bu yonunuzu geri plana atmaya kendinizce gayret etmisseniz bu da karsinizdaki tarafindan genel manada duygusal bir kisilik olarak algilanmistir. :)
          Yani sizi her adayin farkli degerlendirmesi cok dogal bana kalirsa. Insanin o gunku enerjisiyle dahi baglantili bu durum. Bazen kadinlar ya da erkekler arasinda da oyle olmaz ki tanistigimiz zaman, duygusal hassaa bir donemde tanir ne nazik ne ince insan dersiniz, ama siz cok mantikli bir insansaniz bunu iyiye yormaz ne sulugozlu insan dersiniz. Yani degerlendirmeyi yapanin bakis acisi da kendi kisiligiyle sekillendigi icin farkli olur.
          Veya sinirli stresli bir gunde tanistiginiz bir insan icin ilk intiba onun sinirli agresif bir yapisi olduguna dairdir. Ama aslinda bu sadece o gune mahsus birseydir ya da kisa sureli bir gerginlik donemine denk gelmissinizdir.
          Sakin bir insan karsisindakini atandardin ustundeyse cok hareketli, hareketli yapiya sahip bir insan ise yeni tanistigi kisi sakin bir yapiya sahipse onu cok sıkıcı olarak nitelendirebilir.
          Yani hepimizin ruhsal durumunun hem farkli hem de degisken olmasindan kaynakli ve aslinda kadin erkek degil, kadin-kadin, erkek-erkek arasinda da tanisildigi zaman gecerli bir yargi, bir degerlendirme bicimi.
          Bu yuzden bu duruma pek takilmayin derim. Bir insani tanimak icin zaman vermek gerekli. Bizler bir iki gorusmede karsimizdakini cok iyi analiz edemeyiz. Belli fikirler edinebiliriz ama saglikli olmayabilir. Yani bir ev dusunun ki her odasi farkli zaman dilimlerinde gunes alsin ama siz sadece ikindi gunesini iceri alan mutfak kisminda o eve girmis olun ve sadece bu kismi gorun. Diger hangi odalarinin hangi saatlerde gunes aldigini goremezsiniz. (Tahmin eder, fikir yurutursunuz) Tabi insan iliskileri cografi konum hesaplamalarina benzemez, daha esnek ve sasirtici olabilir.
          Kus kalmaktan kastim iste sizin orneginizde verdiginiz gibiydi. Duygusal ve amacsiz bir kusluk, soguk davranma durumu degil fakat sozlerin hukmunun gecmedigi yerde bazen tavir almak daha etkili olabiliyor ve bir evin reisi eger haniminda surekli tekerrur eden hatalara rastliyorsa ve artik dilinde tuy bitmisse, bu yontemi de egri kemigi duzeltmek icin deneyebilecegi bir yontem olabilir. O gun or egin kardesinize acip telefonda bir ton laf soyleseydiniz belki bu tavriniz kadar etkili olmazdi. Beni de soylenen agir sozlerden ziyade bu gibi tavir almalar, icine gomulen sessizlik daha cok endiselendirir ve hatami farketmeme, tefekkur etmeme ve ozur dilememe olanak saglar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Ben elimden geleni yaptım. Bizim kızlara beğendiremiyoruz kendimizi. İsteklerine yetişemiyoruz, birinin beğendiğini diğeri beğenmiyor. Ben bu dünyadakilerden ümidi kestim ahirettekileri umuyorum artık. Benim kriterlerimi zamanında ne kadar esnettiğimi biliyorsunuz. Öbür tarafta sorulduğunda Allah’ım diyeceğim ben elimden geleni yaptım ancak kızlar beni beğenmediler sürekli kulp taktılar, artık verirsen ahirette vaadettiğin gibi eş istiyorum diyeceğim.

            Selametle :)

          • mustafa _/) diyor ki:

            Özür dilerim Fatih Bey, önceki yorumlarından şöyle bir çıkarımda bulunmuş oldum. Gerçek anlamda evlenmeyi arzulayacağın hanımlarla henüz karşılaşamadığın ve karşılaştığın bayanların beğenileri seninle uyuşmadı. Hal böyle ise karşılaşmış olduğun bayanlar üzerinden hanımları yargılayıp kendi içinde de bir nevi isyankar duyguların oluşmasına izin vermesen daha rahat edebilirsin diye düşünüyorum. Rastlamış olduğun kişilikteki bayanları değerlendirmeye almaman daha doğru olur.

            Benzer şeyleri hissettiğimiz için seni iyi anlıyorum. Uyum sağlayabileceğin bir hanım bulabilmen için daha farklı kanallara başvurman gerekiyor olabilir. Herhangi bir cemaat yapılanmasının içinde bulunmayan ya da dışardan takip eden kimseler için sosyal ağların kapsama alanı sınırlı kalıyor. Popüler kültür etki alanından pek fazla çıkamıyor. Henüz yaşın da çok geç sayılmaz. Bu sebeple ümitsizliğe kapılmadan çözüm arayabilirsin belki.

            Tanıştığın bayanlara da çok yüklenme. Neticede onlarınki de fıtrat meselesi. Duygular tercih edilmiyor, öyle oluşuyor. Bazı davranışlardan hoşlanmayan biri hoşlanmıyordur. Çekici gelmeyene çekici gelmiyordur. Onların da elinde olan bilinçli bir tercih değil. İçlerinde duygular o şekilde oluşuyor. Böyle bakmak gerek sanıyorum. Kızların da erkeklerin de hoşuna giden farklı şeyler var. Ve bunlar kişiden kişiye de değişir.

            Bu noktada ne istediğin mühim. Bu bayanların beğenisini kazanmak önemli olduğunda kendini ona göre eğitmen ve şekillendirmen gerekiyor. Yok mevcut halinde devam edecek ve böyle beğenilmek istiyorsan, seni bu şekilde beğenecek bayanlarla karşılaşman gerekiyor.

            Son olarak, evlilik sürecinde göstereceğin hal ve hareketlele, ve evlilik sonrası göstereceğin tavır ve muhabbet ile karşındakinin gönlüne dokunabilmen gerekecek. Düzgün ahlak sahibi olmanın bu hususta fazla bir payı yok. karşındaki insanın duygusal ihtiyaçlarını ne kadar görüp gözetebildiğin, karşındakini ne kadar güvende hissedebildiğin mühim. Bu noktalarda kendinde eksik görüyorsan onları da düzeltmeye çalışırsın. Bu bahsettiğim flört ile karıştırılmasın. Karşındaki bayanın o an üşüyüp üşümediği, bir ihtiyaç duyup duymadığı, mesela kendisine kapı çarpmasın diye kapıyı tutmak gibi ayrıntılardan bahsediyorum. Karşındaki insanın sana emanet edilmiş olduğunun bilincinde ve farkındalığında bir yaklaşım. Bunu kabul edemeyen veya senin bunu göstermene müsade etmeyen bayanlarla karşılaştığında üzerinde durmana değmez.

            Rabbim göz aydınlığı eş ve çocuklar nasip etsin kardeşim. Allah c.c. sabrını artırsın

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Estağfurullah Mustafa kardeş.

            Çok iyi anlıyorum seni. Detaya girmek istemiyorum ama bu konuları önceden de konuştuk başka kişilerle ve tıkandığımıza ikna ettim :) . Ben bir kaç bayandan gördüğümü tüm kadınlara yükleyemem burası kabul. Ancak şu matematikteki kestirim(estimation-interpolation) mevzuları var ya perşembenin gelişi çarşambadan belli oluyor :) Ya dedim bana mı böyleleri denk geldi yoksa çoğunluğu mu böyle. Mesela tek taş istemeyen, gelinlik istemeyen, evlilik teklifi beklemeyen kız yok desem itiraz eden çıkar mı? Ben biliyorum istemeyenlerin de olduğunu mesela ama genel eğilim bu yönde. Şu olasılıktaki altı sigma muhabbeti. Ben de bana biçilen toplumsal rolü yaşayacağım. İşimde gücümde olacağım. Toplumda ben gibi insanlar da olacak ki şurada bir amca var atmış yaşında hiç evlenmemiş diyebilsinler. Benim gibilerin devri geçti, eskiden kıymetliymişiz şimdi miadımız doldu (obsolete olduk.)

            Artık bu sitede bu konularla ilgili yorum yapmak ya da yazı yazmak istemiyorum kusura bakılmasın :/ Siteyi yine takip edeceğim ama sadece sosyal konularda yorum/yazı yapmam herkes için daha hayırlı bence :) Mutlu haberlerini aldığımız kişiler olursa tebrik ederim o başka.

            Selametle. (Duana da amin bilmukabele, daha kolay ifade ederim diye birkaç teknik terim kullandım kusura bakılmasın)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş detaya girmeyeyim dedim ama bir konuyu açmakta yarar gördüm.

            Ben her ne kadar kızların fıtratındaki bozulmaları, günümüz kızlarının beklentilerini bazen ağır ifadeler bile kullanarak anlatsam da hiçbir zaman güzelleri kapılmış, iyileri kapılmış şefkatlileri kapılmış demedim. Elbette kıyıda köşede kalmış kısmet bekleyen şefkatli kızlar da var olduğunu biliyorum dedim ki niye denk gelemediğimizi de yazdım.

            Ancak asıl hanımlar burada ileride müstakbel eşleri olacak insanlara saygısızlık yaptılar. Yakışıklılar kapılmış iyiler kapılmış dindarlar kapılmış bize iyileri kalmamış dediler. Bu ne demek. İleride evlendiklerinde eşlerine yakışıklılar/iyiler/dindarlar kapılmıştı ne yapayım mecbur sana razı oldum mu diyecekler?

  5. Ferhadi diyor ki:

    Selamun Aleyküm. Nisa
    (34) Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar.

  6. Sadece Fatih diyor ki:

    Yazının başlığı Erkek Fıtratındaki Erozyonlar gibi bir başlık olsa daha iyi olurdu bence. Kimse kimseye kendini beğendirmek zorunda değildir. İticiliğin tersi çekiciliktir ve çekici olmak için bu maddelerin tersi uygulanması gerekir sonucuna varıyoruz. Peki kızlarımız kadir kıymet bilecek mi?
    Yoksa anasıyla bir olup damadın ya da damat adayının başını mı yiyecek? El ve ayaklarını bağlayıp peşimden koş erkeksen hadi mi diyecek?

    • Sümeyye diyor ki:

      Öncelikle şunu belirteyim ,başlık editörün taktiri .Ben de sizin dediğiniz gibi olmasını isterdim. İkinci olarak ,Fatih Bey gördüğüm kadarıyla siteyi yakından takip ediyor ,yorumlarınızla fazlaca katkıda bulunuyorsunuz. Ancak çok ofkelisiniz. Belki yasantilarinizdan kaynaklı bu öfkeniz. Bu tür bir yazı yazmamı siz önermiştiniz bana. Şimdi de bunlardan istifade etmek yerine reddetmeyi tercih ediyorsunuz. Bu bir çelişki değil mi sizce de? Kimse kimseye kendini beğendirmek zorunda değil elbette. Burada erozyona uğramış erkek özelliklerinden bahsediyoruz. Şunu inkar edemeyiz: “Fıtratına uygun davranmayan kadin-erkek çekiciliğini yitirir”. Dikkat ederseniz kadın için de aynı durumun geçerli olduğunu söylüyorum. Ben sadece bir kadın olarak erkek yönünü ele aldım .Duruma tek yönlü bakmıyorum.
      Kıymet bilme konusunda da şahsi kanaatim şu ki , şu ya da bu anlasın, kıymet bilsin diye yapmayalım hiçbir şeyi. Siz doğru olduğuna inandiginiz şekilde yaşayın hayatınızı. Kıymet bilen bilir bilmeyen de kendi bilir. Bir başkası taktir etmiyor diye yapmaktan vazgeçtiğiniz şeyi aslinda kalben istemiyorsunuzdur. Asıl mesele bu.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Sümeyye Hanım.

        Başlık gerçekten sıkıntılı hatta erkekleri aşağılayıcı. Magazin haberi mi okuyorum dedim kendi kendime. Erkeklerin amacı kızlara karşı nasıl çekici olurum diye düşünmek mi feministlerin arzuladığı gibi. Ayrıca birisinin çekici bulduğunu diğeri itici buluyor aynı kişi farklı kızlar tarafından hem duygusal hem de aşırı mantıkçı/duygusuz olarak nitelendirilebiliyor.

        Gelelim yazınıza. Evet bahsettiğiniz gibi isteyen benim, elinize sağlık üşenmeyip yazmışsınız ve gerçekten mutlu oldum ta ki başlıkla manüple edilene kadar. Ancak katılmadığımı/istifade etmediğimi ve yazılanları reddettiğimi herhangi bir yorumumdan çıkartamazsınız, yazın istifa ederim yorum yazmaktan :) Çünkü yazdıklarınızın benzerini ben de önceden parça parça yazmıştım yorumlarımda. Hatta yazdığınız maddeler erkeklerin hayatlarının belli dönemlerinde stres, çocuk sahibi olma gibi durumlarda karşılaşabilecekleri testesteron eksikliğinin sonuçları. Ancak bozulan erkekler oran olarak bence bozulan kızlardan daha az.

        Ancak yorumlarımdan şunu çıkartabilirsiniz. Birincisi; yazdığınız maddelere uymak yetmiyor ek olarak yakışıklı, tahsilli ve paralı olmak gerekiyor. Yani kızların istekleri bitmiyor yine ikinci sınıf vatandaş olma ihtimali mevcut. İkincisi; kızların lafla şöyle şöyle erkekler istiyoruz derken icraatta tam tersi davranışlara sahip olmaları ve bunu bir şekilde kılıfına uydurmaları. Üçüncüsü; yazılanların göreceli olması. Nazlı kime göre neye göre? Duygusal kime göre neye göre?

        Bugün yazdığım yorumları önceden yazacaktım ama alınganlıklar olmasın diye susmayı tercih etmiştim. Ardından gelen yorumlarla birlikte sizin öfke olarak nitelendirdiğiniz benim ise yazılanları anlamakta artık zorlanıyorum frekansım kaydı galiba bu vakte kadar boşuna yorum yazmışım sanırım çok eski kafalı kalıyorum dediğim durumlar oluştu. Gerçekten boşa yazmışım dedim…

        Dahası yazdığınıza çok yakın özelliklere sahip bir arkadaşım evlendi mesela ki çocuğu var. Onunla ilgili gördüğüm şey şu. Evlendikten sonra değişmiş baya önceden de yazmıştım resmen ciğer yemiş mübarek artık hanımı nasıl cesaretlendirdiyse :) İşte burada kızlara da iş düşüyor maalesef günümüzde. Potansiyel varsa bir erkekte o esnada bazı şeyleri görmeyip açığa çıkmasını sağlayabiliyor kızlar. Ya da benim yaşadığım gibi oluyor net duruşu olan adamı bile bezdiriyorlar ezmeye kalkıyorlar.

        Kıymet bilme mevzusunda yazdıklarınıza kısmen katılıyorum. Katılmadığım tek nokta şu. Her insan değer görmek sevilmek ve takdir edilmek ister yaptıklarını insanlar beğensin diye yapmasa da. Bırakın beğenilip takdir görmeyi tam tersi muamele görüp ağır eleştirilere maruz kaldığınızda anlaşıldı, karşımdaki insanın değer yargıları farklı, bu kişi bana kıymet vermeyecek deriz. Kimse eleştirilemez diye bir şey yok ki bazı eleştiriler doğru da olabilir ama eleştirilen noktalar bizim doğru bildiğimiz değer yargılarımızsa bir başkası istiyor diye onlardan vazgeçemeyiz. Ben kızlar istiyor diye kabalaşamam mesela. Bir arkadaş vardı kız buna omzun çok kıllı demiş ki doğru dürüst kıl yoktu lazer epilasyon yaptırdıydı. Yarın bir gün başka kız kıl ararsa o zaman da kıl ektirirsin artık dediydim :)

        Bazı yorumlarımda beni yanlış anlıyorsunuz maalesef. Bu bir eleştiri değil tespit. Muhtemelen güzelliğiniz yerinde ve talipleriniz çok ve çeşitli. Tok açın halinden anlamaz derler. Ancak yakın zamanda şunu öğrendim ki doğrusu aç da tokun halinden anlayamıyor :) Ben şahsen bir kıza şöyle davran vb. laflarını duymaktan bıktım. Hele ki acayip acayip şeyler duyarken. Beğenen olduğum gibi kabul etsin beğenmeyen de defolup gitsin… Lütfen kişisel algılamayın. Siz de ailenizden uzakta yalnız yaşasaydınız belki yazdıklarımı daha iyi anlardınız.

        Yazdıklarınıza karşı kızların nasıl muamele yaptığını yazayım.

        1-Naz: Erkek naz yapmıyorsa mesela telefona hemen bakıyorsa cepte garantidir çantada kekliktir.
        2-Duygusallık : Erkek duygularını yansıtmaz içinde yaşar odun denir mantıkçı denir.
        3-Hemen pes etmek: Erkek yırtıcıdır hırslıdır işinde gücünde olur.
        4-Sorumluluk duygusu: Sorumlu erkek hovardalık yapamaz ve sıkıcı bulunur. Dahası aşırı korumacı kısıtlayıcı olarak adledilir.
        5-Alınganlık küsme: Erkek trip atmaz olayları büyütmez tartışma olmasın diye alttan alır. Anlayışlı diye eleştirilebildiği gibi nasıl olsa küsmüyor diye iyice sırtına binilir. Her türlü tavize zorlanır.

        Selametle kalın.

        • Gelincik diyor ki:

          Fatih Bey selâmün aleyküm ne zamandır yorum yazmıyorum şimdi yazayım 😊
          Keşke ailenizden ayrı yaşamasaydınız aynı durum Süleyman Bey’de de vardı yanlış hatırlamıyorsam bu kadar yalnız kaldığı için evliliği bu kadar çok istiyor insan. İşiniz ailenizin yanında olsaydı hem yalnızlık çekmezdiniz hem de kira derdiniz olmazdı ( Büyük ihtimal kiradasınızdır diye düşünüyorum ) Tabiki her şey nasip kısmet bu iş nasibinizde varmış ama ailenizin yanından işe gelip gitseydiniz yalnızlık hususunda bu kadar zorluk yaşamazdınız. Benim abim de bizimle yaşıyor işe evden gelip gidiyor o yüzden şimdiye kadar pek yalnızlık çekmediği için hani ben evlenmek istiyorum artık demedi bu durum biz kızlar için de geçerli bu yorumu yapma nedenim biraz da sizin dediğiniz gibi durum tespiti yapmak ailesinden ayrı yaşayanlar daha çok evlilik istiyor evde kimse olmadığını için Rabbim gönlünüze göre versin her şeyi ama diyorum keşke hep ailenizle yaşasaydınız evlenince evden ayrılsaydınız daha iyi olurdu gibime geliyor.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gelincik Hanım aleyküm selam :)

            Evet, epeydir yoktunuz, hoş geldiniz.

            Maalesef ailemden farklı yerde yaşamak durumundayım. Memleketim küçük şehir ve iş imkanım hiç yok neredeyse. Dediğiniz gibi kirada oturuyorum. Evvelden yakın bir arkadaşımla ev arkadaşlığı yapmıştım onu da evlendireli iki seneyi geçti ki kira bölünsün diye değil dost olduğumuz için aynı evdeydik. Bir kere bile tartışmadık dört sene boyunca… Buraya yazıyorum ediyorum ancak sızlanıyor gibi de olmak istemem. Kaderimizi yaşıyoruz sonuçta, Allah bizi gözetiyor. Hakkımızda hayırlı olan bu demek ki :)

            Selametle.

          • .../nisa diyor ki:

            Gelincik hanım,

            “hani ben evlenmek istiyorum artık demedi bu durum biz kızlar için de geçerli bu yorumu yapma nedenim biraz da sizin dediğiniz gibi durum tespiti yapmak ailesinden ayrı yaşayanlar daha çok evlilik istiyor evde kimse olmadığını için”

            Bu tespitiniz hem doğru hem yanlış. Yalnızlıktan dolayı bu istek daha çok hissedilebilir doğru. Ama ailesiyle yaşadığı kalabalık arkadaş ortamı olduğu halde bu isteği derinden hisseden kişiler de olabilir bu açıdan yanlış. Bu durum kızlar içinde geçerli ki belirli zamandan yada yaştan sonra artık kendi yuvanızı kurmak istiyorsunuz hiçbir sebep olmasa dahi fıtratınızdan dolayı ailenizden başka birinin sevgisi ait olma hissi anne olma isteği ağır basmaya başlıyor.

            Ailesiyle beraber yaşasa bu seferde aileye bağımlılık durumu oluşabilir sorumluluk alma güçleşebilir. Yalnızlık kronikleşmediği sürece iyi gibi.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Gelincik Hanımın kast ettiği genç yaşta düşünmemeleri. Benim de kast ettiğim o. Yaş ilerleyince de talipler azalıyor doğal olarak. Burada ailelerin de rolü çok büyük. Çocuklarına gösterdikleri aşırı korumacı tavır, ben çektim o çekmesinler kız erkek farketmiyor rahatlığa sevk ediyor. Bir de bu kişilerin kızlı erkekli ortamları varsa karşı cinsle muhabbeti de doyurduklarından evlenirim ama işime gelirse modunda oluyorlar. Zaten evliliklerdi yaş ortalaması söylüyor bunları…

          • Meryem diyor ki:

            Nisa Hanım
            Ben İstanbul’da yaklaşık olarak 8 yıl tek başıma yaşıyordum.Üniversite 3.sınıfta evlenmek istediğimi fark ettim, daha doğrusu ait olma,korunup kollanma, anne olma isteği vs. ”Acaba ailemden uzakta olduğum için mi bu yuva kurma isteğim”. Şuan 2 yıldır ailem yanımda ve benim yuva kurma isteğimde bir azalma olmadı.Demek ki aile birlikte olma, arkadaş çevresinin genişliği bu isteği azaltmıyor. Aksine arttırıyor. Kalabalık arasında yalnız oluyorsunuz. Belli zaman sonra arkadaşlarla geçirilen vakitler de eskisi gibi zevk vermiyor, yalnızlığı dağıtmıyor. Fıtrat olarak bir erkekte kadında karşı cinsten birinin sevgisine, sahiplenmesine ihtiyaç duyar. Şahsım adına bazen diyorum ki ” Allah’ım imanımı tamamlamadan mı öleceğim, yada hayırlı evlat yetiştiremeyecek miyim ?Anne olamayacak mıyım, beni sahiplenen biri olmayacak mı , kalbimin ve aklımın mutmain olacağı biri ile hayatımı birleştiremeyecek miyim , beni bu nimetlerden mahrum etme ”diye dua ediyorum. Tabi ki tüm bekar kardeşlerimi de eklemeyi unutmuyorum :)
            Hakkımızda hayırlısı…

          • .../nisa diyor ki:

            Meryem hanım,

            Hissettiklerimiz dualarımız ortak. Bende düşünüyorum zaman zaman olmayacak bir şeyin peşinde uğraşıyor muyum diyorum. Hayırlısı Allah’tan inşaAllah uğraşmıyoruzdur.

          • Sümeyye diyor ki:

            Meryem Hanım tespitinizde size katılıyorum. Aile yanında yaşamanin kişinin kendini yalnız hissetmesine engel olduğunu sanmıyorum. Allah razı olsun sevgi dolu bir ailem var. Lakin anne-baba sevgisi ya da kardes sevgisi başka eş sevgisi başka bir şey. Herkesin yeri ayrı. Yaş kemale erdikçe ait olma, hayatinizı birile paylaşma ,anne olma isteği daha da belirginlesiyor. Çünkü fıtratımıza yüklenmiş bunlar. Aslında doğal olan bu. Rabbim herkesin gönlündekini hakkında hayırlı eleyip nasip etsin inşallah.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sümeyye ve Meryem Hanım.

            Küçük bir hatırlatma yapayım. Kast ettiğimiz yalnız hissetme durumu değil. Evli olup da aynı evde iki yabancı gibi yaşayanlar da var. Benim kastettiğim itici şartların oluşması. Evlilik düşünmeyen öğretmen hanımları örnek verebilirim mesela. Akıllarında olmadığı halde eş durumu muhabbetine evlenip kendimizi kurtaralım moduna giriyorlar, özellikle öğretmen anneleri kızları uzağa atanınca fellik fellik damat arıyorlar, yakınlarına atanmış olsa belki de böyle bir işe girmeyecekler, bu tip bir zorlama olmasa hiç düşünülmeyecek. Ya da bir sahip çıkanı olsun diye evlendirilen kızlar var. Hayat şartları evlilik kararlarında çok etkili. Mesela bir arkadaşın görüştüğü kız atanmadan evlenmek istemiyorum demiş.(Evlilik görüşmesi yapacaklar diye tanıştırmışlardı :) )

            Benim kast ettiğim durum buydu. Yoksa çok şükür iyi kötü sosyal çevrem var. Hatta evde yalnız kalmayı çok sorun eden birisi değilim ama insan hayatı paylaşmak istiyor. Öyle ki 22 yaşından beri sıcak bakıyordum. Üniversiteden bir arkadaş şaşırdıydı bekar olduğumu öğrenince, mezun olur olmaz evlenir gidersin diyorduk demişti. İşyerinde bir abi bana şöyle anlatmıştı. Kendisi 28 yaşından sonra bu işlere girmiş 32’de evlenmiş. Evlilik güzel şey, biz geç kaldık, aileyle yaşayınca pek insan aramadık, gezdik tozduk dediydi. Ben de 24 yaşındaydım, abi ben bunların farkındayım aday var mı demiştim, yok demişti :)

            Selametle.

        • mustafa _/) diyor ki:

          Merhaba Fatih Bey, “Erkeklerde İtici Davranışlar” başlığındaki sıkıntı nedir?

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş.

            Şöyle ki. İticiliğin tersi çekiciliktir ancak biz bu maddeleri sağlasak da ikinci sınıf erkek olmaktan kurtulamayıp itici bulunabiliyoruz ki ispatını da yazdım. Zaten ben bu konuda tescilliyim sağ olsun iki site takipçimiz de zamanında itici olduğumu beyan etti. Yani ağzımızla kuş tutsak bile itici olma ihtimalimiz var ve bu yazının ardından gelen yorumlar bunu ispatladı. Yakışıklıların kapılmış olduğunu gördük mesela. Ben sezgisel bir insanım ve proaktif davranışlarımla tanınırım etrafımda bir fotoğrafa bakarak çekildiği yerdeki havanın serin olduğunu tespit ettiğim oldu yeri geldi :) kastettiğim falcılık değil elbette. Bazen verdiğim tepkiler ilk aşamada insanlara anlamsız gelebiliyor ama ardından haklıymışsın denebiliyor :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sezgisel derken arkası mantıkla destekli sezgisellik. Falcılık ya da kadınsı sezgisellik değil yanlış anlaşılmasın. Hani şu futboldaki “gol olur” ya da “gelişinden belliydi” muhabbeti…

          • .../nisa diyor ki:

            “Sezgisel derken arkası mantıkla destekli sezgisellik. Falcılık ya da kadınsı sezgisellik değil yanlış anlaşılmasın. Hani şu futboldaki “gol olur” ya da “gelişinden belliydi” muhabbeti”

            Ben özellikle birkaç konuda yazdığınız yorumları okuyunca bunu gerçek hayatta mukayese ettim bizzat aynı neticeleri gördüm. Proaktif davranışlarla beraber bir başka ayrıntıda kalbinizin safi oluşu yani niyetiniz.

            Yalnız sizin belirttiğiniz kadınsı sezgisellikte bir hikmettir insanları olayları anlama adına Allah’ın vermiş olduğu bir özelliktir. Bunun en büyük hikmeti de empati özelliği bir annenin konuşmayan bir bebeğin ihtiyaçlarını anlaması. Yine kadınlar erkeklere nazaran fazla konuşurlar ve bu konuşma esnasında birçok durumu anlarlar. Benim bir insanı tanımam çok uzun sürmez ve %85 yanılmam sonu da aynı çıkar. Genellikle yanıldıklarımda çok duygusal olarak yaklaştıklarımdır yada çok önyargıyla baktıklarım. Aşırıya kaçtığım durumlardır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Kadınların sezgiselliği elbette hikmet ve aynı zamanda büyük nimettir. Fıtratı kaybolan yumuşaklığını yitiren kadınlar bu özelliklerini yavaş yavaş kaybediyorlar hatta empati yapamaz oluyorlar.
            Ben sezgileri kuvvetli kadınlardan bazen çok korkuyorum :) Kesinlikle bir şey gizleyemezsiniz. Ancak bu özellik erkekte olursa sıkıntı çünkü o zaman mantık elden gidebilir. Hani beyindeki bağlantı şemaları farklı diye anlatmıştım. Kadınları sezgisel kılan yapı erkeklerde de oluşursa burada biyolojik fıtrat bozulması meydana gelir ve naz yapan alıngan erkekler türer…

            Asla nefsimi temize çıkaramam, herkes gibi ben de niyetimi iyi yönde tutmaya çalışıp bu yönde beyanda bulunuyorum. Sezgilerim de bana görüştüğüm kız kol saatimin markasını öğrenmek için baktığında yardımcı oluyor. Önceden de yazmıştım. Çalıştığım hanımların sen doğru insanı seçebilecek yetkinliktesin dedikleri durum belki de bu…
            (Tabi kadın erkek sahip olduklarımızı kendimizden değil Allah’tan bilip şükretmeyi de ihmal etmemek gerek)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Bu arada siz de duygusal bir insansınız yorumlarınızdan anlaşılan. İnsanları tanıyabilme yeteneğinize ve sezgilerinizin kuvvetli olmasına şaşırmadım doğrusu. Tabi bu yapıda olmanız sizi daha narin ve kırılgan yapabiliyor. Kıymet bilecek birisiyle karşılaşmanızın yanı sıra daha önemlisi dış etkenlere çok açık bu narinliği koruysbilecek dayanımda sorumluluk sahibi birini beklemeniz gayet doğal ve doğru bir tercih bence. Ben de bu sebepledir ki sarıp sarmaladığımda katlanabileceğimden fazla dikeni olmayan gül arıyorum…

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            “Sezgilerim de bana görüştüğüm kız kol saatimin markasını öğrenmek için baktığında yardımcı oluyor.” Demek istediğim tam olarak buydu. Allah mı koruyor kul mu kendisini açık ediyor bilemem ama olaylar durumlar böyle gelişiyor. Bir de hızlı sonuç görmüş oluyorsunuz.

            Sezgiselliği fazla olan kadınlardan korkmayınız ama gizleyemezsiniz doğru. Bununla ilgili çok çarpıcı yaşanmış bir örnek bir adam eşini aldatıyor yalnız arkasında iz bırakmıyor. Karısı şüpheleniyor adam kadının kıskanç olduğunu dikte ediyor bunu söyledikçe kadında kendisinin kıskanç olduğuna inanıyor psikoloğa gidiyor aldatıldığını hissettiğini söylüyor tedaviler vs. kıskançlık tanısı konuluyor. Yıllar sonra kadın eşinin işyerine gittiğinde aldatıldığına şahit oluyor. Kadındaki sezgisellik durumu bu sanırım. Mantık olarak ortada hiçbir kanıt yokken sezgilerle gerçeğin anlaşılması.

            Elbette ki bu özellik bize emanet sahibi biz değiliz bazen şükretmek gerekiyor bazen sabretmek. Nasıl bir yanlıştan kolayca kurtulduğumuzda şükretmek gerekiyorsa yine sonucu yada kişiyi bildiğimiz halde sabretmekte bir imtihandır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Yorumunuza katılıyorum. Kadınların sezgi yeteneğiyle ilgili verdiğiniz örnek de çok isabetli olmuş…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Bu arada kıymet bilme mevzusu yanlış anlaşılmasın. Çok değerliyiz vb. demiyorum. Her insan gibi saygı görmeyi değer görmeyi bekliyoruz. Kıymeti bilinmekten kastım budur. Şöyle ki belki benden daha iyi kocalık yapacak talipleri olsa bile benim duruşumun ve çabamın saygı ve değer görmesidir. Aynı kişi değer verip saygı da gösterebilir sana mı kaldım da diyebilir.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          “kendi değerini karşı tarafa kanıtlamaya çalışan bir bey sadece zayıf görünüyor. ”

          Bu cümle de doğru olmakla birlikte şunu anlatmak istiyorum. Şimdi kız kararsız naz yapıyor biz de ona niyetimizin ciddi olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu sefer de bu adam kendini ispatlamaya çalışıyor oluyor.

          Net olarak yazıyorum. Ömründe kızlarla hiç duygusal birliktelik yaşamamış bir erkek elbette kıza yuva kurma konusundaki ciddiyetini anlatmaya çalışır.. Bu da günümüz kızları tarafından kendini idpat etmeye çalışma ve özgüven eksikliği olarak görülür. Yani kızın karşısına çıktığında eli ayağına dolaşıyor diye beğenilmeyen erkekler varsa çözüm biraz tecrübe kazanmaları ve biraz da cool olmaları.
          Demek yine zıpırlar kazandı.

          Selametle…

          • Sümeyye diyor ki:

            “Kendini naza çekme, alınganlık gösterme, küsme davranışları ile kendi değerini karşı tarafa kanıtlamaya çalışan bir bey sadece zayıf görünüyor. ” cümlenin orijinali bu şekilde. Cümlenin ortasından kesip yapistirarak fikirlerimi carpitmaya çalışmayın.
            Çuvaldızı sürekli karşı cinse batirarak ne kazanacaksınız çok merak ediyorum. İki lafinizdan biri kızlar şöyle kızlar böyle. Lutfen su yorumlarinizi sakin bur kafayla ,objektif olarak okuyun. Gerçekten kızıyorum artık. Size sabır ve anlayışla açıklamalarda bulundum. Yorumuma yanıt yazıyor sonra lütfen üzerinize alınmayın diyorsunuz. “

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sümeyye Hanım.

            Ortadan kesip çarpıtmıyorum. Siz şu şu davranışlarla değerini ispatlamaya çalışan diyorsunuz ben de sadece bu sebepler değil her ne olursa olsun erkek kendini ispatlamaya çalışıyor olarak algılanırsa bu özgüvensizlik olarak algılanıyor diye anlatıyorum.

            Ben kızları eleştirmekten mutlu değilim ki erkekleri de eleştirdiğim oluyor. Netice olarak şu yazdığınız yanlış ya da yalan diyebileceğiniz bir yorumum var mı? Şunu derseniz eyvallah derim. Burada yorumlarınızla kulağımızı doyurdunuz dışarıda insanların gözlerini aç bırakmayın. Şunu yaparsanız, erkekler eleştirilirken bazı konularda kızların erkekleri bu durumlara ittiğini yazdığımızda feministler gibi bize kızarsanız, o zaman eleştirilirsiniz.

            Size alınmayın yazıyorum çünkü maalesef kişisel algılıyorsunuz. Belki cümlem yanlış olmuş. Alınmayın değil kişisel algılamayın demek istediğim. Bana niye kızdığınızı da anlayamadım. Yorumlarınızı okurken ve cevap yazarken sakindim zaten. Şimdi de sakinim.

            Selametle.

          • Sümeyye diyor ki:

            Sadece Fatih Bey , ” Kimse kimseye kendini beğendirmek zorunda değildir. İticiliğin tersi çekiciliktir ve çekici olmak için bu maddelerin tersi uygulanması gerekir sonucuna varıyoruz. Peki kızlarımız kadir kıymet bilecek mi? Yoksa anasıyla bir olup damadın ya da damat adayının başını mı yiyecek? El ve ayaklarını bağlayıp peşimden koş erkeksen hadi mi diyecek? ” demiştiniz. Bunlar nahoş ifadeler. Her cümlesi kızgınlık ve genelleme içeriyor.(Belki yasantilariniz neden oldu bu cümleleri kurmaya,belki de gözlemleriniz bilemiyorum.) Durumu genele yayarak ifadelerde bulunmaniz doğru değil. Mesela ben “erkekler zaten hiç kiymet bilmezler ” desem , siz “Hayır efendim ben öyle değilim, yanlış düşünüyorsunuz.” demez misiniz ? “Demem” diyorsanız susacağım.
            Kalıplaşmış genellemelerden yola çıkarsak yanılma ihtimalimiz çok yüksek.Yarın bir gün gönlünüze göre bir hanımla karşılaşabilirsiniz, kim bilir. Ama bu bakış açılarınızla onu tanımaya çalışırsaniz yanılırsınız.
            Olayları çok boyutlu düsünmek gerek. Kendi penceremizden bakarsak hayata, manzaramız sadece pencereden göründüğü kadardır. Bir de karşıki odanın penceresinden bakmayı deneyelim . Bakalım ,manzara oradan nasıl görünüyor ?
            “Şunu yaparsanız,erkekler eleştirilirken bazı konularda kızların erkekleri bu durumlara ittiğini yazdığımızda feministler gibi bize kızarsanız, o zaman eleştirilirsiniz” demişsiniz. Büyük bir celiski içindesiniz. Şöyle ki , ilk olarak yorumlastıgımiz yazi neydi ? “Feministin kendini tanıma rehberi” . Ben o yazıyı okuyup, Sema Hanıma sahsima katkılarından dolayı teşekkür edip , bir de Beyler için yazmasını istedim. Çünkü bir kadin olarak ben de beyler cihetindeki dejenerasyondan şikayetçiyim. “Bu yazida kadınlar eleştirilmiş bir de erkekleri eleştirin de eşitlik olsun ” diye istemedim bunu. Bu konunun yazılmasına gerek duyduğumu belirttim. Bu siteyi takip eden çok sayıda bey var .Onlar da bu durumun farkında olsunlar diye istedim.Insanlarda bir farkindalik oluşur, faydalı olur diye düşündüm. İsterseniz yoruma donup bir daha bakin.
            Bir kadin olarak bir erkegin “kadinlar” konusundaki fikrini elestirdigimde feminist olarak algilanacagimi soyluyorsunuz. Kusura bakmayin ama boyle bir duz mantik olamaz . Erkeğin fikirlerini eleştiren her kadın feministtir diye işin icinden sıyrılalım o zaman. Bakin yine bir kalip yargı. Eğer siz “Fatih” değil “Ayşe” olsaydınız yine aynı şeyi savunurdum. Genellemeler sizi yanlışa sevk eder.Baştan beri size yorum yazmamın nedeni ne haklı çıkmak , ne de sizi yargılamak. Dışarıdan bir göz olarak, yorumlarınıza baktığımda, kalip yargilara varma yanılgısı içinde olduğunuzu görüyorum. Bunu uyarmak konusunda da kendimi mesul hissettim. Bir kadın tarafından sadece iyi bir niyetle uyarılmak sizi rahatsız ettiyse kusura bakmayın hata etmişim.

            Genel olarak fikirlerimi şöyle toparlamak istiyorum : Kadın erkek etkileşim halindedir.Çünkü ikisi de bir bütünün parçalarıdır. Bir parçadaki eksiklik bütünün tamamini bozuyor. Ve bu durumdan ikisi de etkiliyor. Yani şunu söylemek istiyorum. Bozulan bir toplum düzeni var. Bunun temel nedeni de aile kurumundaki çatırdamalar. Bunu tamir etmenin yolu, ailenin parçalarını tamir etmekten geçiyor. Kadın fıtratında erkek fıtratına nazaran daha fazla dejenerasyon olmuş olabilir. Ama tek taraflı bir iyileşme yaparak bu sorunu çözemeyiz. Beylerin de çözüm sürecine dahil olması gerek. İki taraf da üzerine düşeni yaparsa ortada mesele kalmayacak.Ailede takım ruhunu yeniden canlandırmak gerek. Bir takımın ideali nasıl birse eşlerin de ideali bir olmalı. Eşler birbirine rakip değil yoldaş olsa, birbirlerinin eksiklerini görmek yerine biri diğerinin eksiğini giderse, açığını kapatsa ortada sorun falan kalmayacak.

            Son söz :
            *Özümüzü tanıyalım,
            *Özümüzü bulmak için olumlu değişimlere açık olalım,
            *Özümüzü kaybetmeyelim,
            **Tüm bunlari yaparken de empati yapmayı ve açık iletişim kurmayı ihmal etmeyelim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sümeyye Hanım.

            Öncelikle yapıcı yorumunuz için teşekkür ederim.

            Genelleme konusunda haklılık payınız var. Hatta bir hanım zamanın birinde tüm erkekler şöylesiniz yazdıydı da ben kadınlar hakkında böyle yazsam uygun olur mu, bu ileride evlenirsem eşime karşı haksızlık olmaz mı diye yazmıştım. Ancak bir süre sonra benim yorumlarımda yavaş yavaş genellemeler başladı. Hatta Gülpembe Hanım da bu genellemelerden duyduğu rahatsızlığı dile getirmişti. İnanın bunları durup dururken yazmıyorum ve dediğiniz gibi bir kısmı yaşadıklarım bir kısmı gözlemlerim. Bir süre sonra istisnalar kaideyi bozmaz hale geliyor ya da ortalama dediğimiz durum oluşuyor. Şimdi erkeklerde evlilik yaşı ortalaması otuz olsun. Yirmi beş yaşında evlenen adam ya bu ne biçim hesap ben otuzda evlenmedim derse bir anlamı var mı, keza otuz beşte evlenen birisi böyle hesap olmaz ben otuzda evlenemedim derse anlamı var mı? Benim genelleme yaptığım konular bir çok kişinin dillendirdiği şeyler. En basiti görüştüğün kıza evde yemek yapmaya yardım ederim deme diyorlar. Belki de karşıma bu lafı duymaktan hoşlanacak biri çıkacak mesela.

            Feministlik konusunda haklısınız yaklaşımım yanlış olabilir ancak şu ayrıntıya değinmek isterim. Ben erkekleri eleştiren değil kadınlarla erkekleri yarıştıran ya da erkekler eleştirilince mutlu olan zihniyete karşıyım ve bu zihniyete feminizm diyoruz. Dahası kadınlar eleştirilince de mutlu olanlara karşıyım. Mesela Esra Hanım’a cevap yazmadınız keşke ona da yazsaydınız bir iki cümle. Siz bu yorumları yazarken neler hissettiğimi bilemezsiniz, içim acıyarak yazıyorum, biz kızları böyle bilmezdik nelerle karşılaşıyoruz diyorum. Evet feminizm konusunda sizi yanlış anlamışım ancak şunu da görmek zor değil. Sizi de erkekler bezdirmiş ve gerçekten siz de tepkilisiniz. Keşke bahsettiğiniz durumları yaşamasaydınız ya da tanık olmasaydınız diyeceğim ama demek ki yaşanması gerekiyormuş.

            Yazınızla ilgili bir iki şey daha ekleyeyim. İnanın aynı şeylerden biz de muzdarip oluyoruz. Yani bir yönetici düşünün karar alamıyor, insiyatif alamıyor, duygusal darvranıyor bir sorun olunca dümeni eline alıp idare edeceğine panik olup sağa sola saldırıyor zor sakinleştiriyoruz. Dahası bir iş yapıyoruz, küs olduğu kişinin adı geçiyor diye kıyamet kopartıyor yahu iş yapılmış sen ona bak sanane kimin yaptığından. Bu kişi erkek. Önceden de yazdığım gibi yazdığınız maddeler gerçekten faydalı ve doğru tespitler var. Hani demişsiniz ya genelleme olsa oradaki gibi değilim demez misiniz diye dikkat ederseniz öyle değilim diye bir yorum yazmadım. Neden? Çünkü tespitlerinizin genele yayıldığında haklılık payı olduğunu biliyorum ben de, spesifik olarak kendimden bahsetmeyi
            anlamlı bulmadım o yazdığınız maddelerin neresindeyim bana kalsın. Dahası önceden de yazdığım gibi bu maddeler yazıldı ardından neler neler konuşuldu, konu dağıldı, erkeklere hücum haydi kızlar oldu. Yakışıklıları kaptılar diyenler oldu, açılın ben doktorum diyen oldu. Dahası itici davranışlar denen şeylerin bir kısmının tam tersinin de aslında iticilik olarak görüldüğü gerçeğini yazdım kimse oralı olmadı. Bu devirde efendiliği pısırıklık olarak gören o kadar çok kız var ki kendileri söylüyorlar ne yapalım elimizde değil diyorlar. Dediğiniz gibi kadın erkek birbirinin tamamlayıcısı. Evlilikte de sorumlulukları var birbirlerine karşı. Çözüm de birilerini suçlamak değil örnek olacak davranışlara sahip olmak.

            Yakın arkadaşlarım yorumlarımı görse bu kadar genelleme içeren yorum yaptığıma inanamazlar. Maalesef bu şekilde yorumlar yazıyorum çünkü elimdeki veriler çok karamsar. Hele ki empati konusu. Empati kuramamakla itham edildiğimi görseler itham edeni bu davranışla itham ederler. Hani aşırı açık görüşlü ve hoşgörülü olmakla eleştirilmiş biriyken burada sizden bu şekilde bir uyarı görmek şaşırtıcı geldi. Öyle ki kendi havuzumdan veriler yazdığım gibi başkalarının havuzlarından da yazdığım şeyler oluyor. Hayatı sadece kendi gördüğünden ibaret sananlardan olduğumu düşünmeniz üzücü. Bu konuda belki de en çok sıkıntı çekenlerden biriyim ve herkesi her kişinin yazdığını içinde bulunduğu şartlara göre değerlendirmeye çalışıyorum. Sepetteki tüm elmalar yeşil olsa ve bana şu ağaçta kırmızı elmalar da var dense olur mu öyle şey hepsi yeşil demem, çoğunluğu yeşil ama haklı olabilirsin kırmızısı da var derim. Hatta bizim bahçenin elmalarının çoğu yeşil yan bahçede kırmızılar da olabilir derim.

            Nefsiniz için değil yardımcı olmak için yazdığınızı ben de görüyorum. Siz de illa ki bir şey görmüşsünüzdür ki kalıp düşüncelerim olduğu tespitiniz gayet doğru. Bu biraz da fıtrattan gelen bir şey. Erkek beyni düzdür. Kadınlar gibi aynı anda birden fazla veriyi değerlendiremez. Her şeyi matematize ederek yargılara varma eğilimi vardır. Bu arada kimse eleştirilemez değildir, eleştirebilirsiniz, samimi olarak söylüyorum çok mutlu oldum. Hakaret içermeyen her eleştiriye açığım. Dediğiniz gibi kadın erkek birbirinin tamamlayıcısı. Evlilikte de sorumlulukları var birbirlerine karşı.

            Her şeye cevap yetiştirmeye meraklı ve detaycı birisi olduğumdan konu epey uzadı kusura bakmayın. Bu ve farkındalık olması için yazdığınız yorumunuz için tekrar sağ olun diyorum. Sizi, Nisa hanımı, Meryem hanımı, Smy hanımı, Smyye hanımı inanın çok iyi anlıyoruz. Klasik müşteri hizmetleri lafı değil, gerçekten anlıyoruz. Öyle ki yazılanlara biz de şaşırdık hele ki Meryem Hanıma üç senede anca evleniriz diyen en dayaklığıydı. Kızkardeşim de sizlerden farklı şeyler söylemedi ki benden altı yaş küçüktür bu zamana kadar, erkeklerde en çok şikayet ettiği konu güvendi, abi güven verecek erkek yok derdi.

            Hakkım varsa helal olsun, siz de helal edin.

            Selametle.

          • Sümeyye diyor ki:

            Fatih Bey bir hakkım olduğunu düşünmüyorum ama varsa da helali hoş olsun.

          • Yasemin diyor ki:

            Sümeyye hanım uzun zamandır Sadece Fatih Bey’in yorumlarını okuyup her seferinde ona bir cevap yazmak istiyordum. Ancak nasıl ifade edeceğimi bilemiyordum. Çok güzel izah etmişsiniz…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yasemin Hanım.

            Keşke Sümeyye Hanımdan önce siz de yazsaydınız. Özel bir sebebi yoksa öğrenebilir miyim? Toplum olarak iletişim eksikliğimiz var ve karnından düşünen bir toplumuz. İçlerimize atıyoruz sonra kartopu gibi öfkemiz büyüyor. Bana gıcık olmuşsanız bile açıkça yazın ve rahatlayın içinizde kalmasın çünkü o daha kötü.Yazdıklarım değişmez, eleştirilemez kurallar değil. Gözlem, araştırma ve yaşantı. Bir ara bakan olmak istiyorum diyen birisi vardı sanırım o hanım da Yasemin rumuzluydu feminizm konusunda tartışmıştık. Hafızam yanıltıyor olabilir ama ben zihnimde feminist olarak kodlamışım. O siz misiniz bilemiyorum. Eğer siz iseniz bu yazı sonrası verdiğim tepkinin yersiz olmadığı bir kez daha görülmüş oluyor.

            Genelleme konusunda bu da dahil tüm genellemeler yanlıştır diye olayı felsefi boyuta taşımayacağım. Mesela erkekler kendilerinden yaşça küçük kadınlarla evlenmek ister. Bu bir genellemedir ancak çoğumuz ilk duyduğumuzda doğru deriz ki istisnaları olduğunu bilsek bile. Çünkü genel eğilimin böyle olduğunu biliriz. Bu sefer kadınlardan örnek verelim. Çoğu kadın kocasının kendisinden uzun olmasını ister. Hatta tanıştırmaya niyetlenilince oğlanın boyu kıza söylenir. Bu tespitimiz de genellemedir. Elbette istisnaları vardır ki on santim fark olan biliyorum ben hanım daha uzun, bu genel yaklaşımı kabul etmemize engel olmaz.

            Ben de bu sitede yaptığım genellemelerin bu minvalde değerlendirilmesini bekliyorum. Yazdığım yorumlar aslında çoğu zaman anket haline dönüşüyor. Bu zamana kadarki tespitlerime toplu bir itiraz göremediğim gibi bizler de aynı şeyleri yaşıyoruz görüyoruz diyen epey insan var. Ben kadınları eleştirdiğimde eğer eleştirdiğim şeylere sahip değilseniz alınmayın. Yok sahipseniz kendinizi gözden geçirin bu sözüm tüm hanımlara. Feministin kendini tanıma rehberi yazısını da tekrar okuyun. Erkekler eleştirilince mutlu oluyor kadınlar eleştirilince mutsuz oluyorsanız ortada bir sorun var demektir. Eleştirmek çözüm mü elbette değil. Hatta çözüm sunulmayan eleştiriler dinen de çok doğru bulunmaz, birilerini kötülemek marifet değil. Ben mümkün olduğunca çözüm de sunmaya çalışıyorum. Kadınlar da erkekleri eleştirdikleri hususlara çözüm sunarsa daha isabetli olur.

  7. ibrahim diyor ki:

    genç kızlarımızın beklentileri yüksek hemde çok yüksek.
    biraz nahoş olacak bu tanım ama arz talep dengesi yok.
    özellikle dindar yada dindar (!) kızlarımızın beklentisi daha yüksek.

    4 numarayı ona bağlıyorum erkek yetersiz gelirse mutsuz olur . tabi bu zamanda geçinmekte kolay değil.

    alınganlık konusu iki cins içinde geçerli dozu olmalı tabiki.

  8. .../nisa diyor ki:

    Sümeyye hanım,

    Kaleminize sağlık çok güzel noktalara değinmişsiniz. Bu karşılaşılan itici durumlar sadece bana mı denk geliyor diye düşünmüştüm ama değilmiş.

    Ben yazmış olduğunuz özelliklere katkı olarak kararsızlık durumunu da yazmak istiyorum. Ciddi şekilde kararsızlık durumu varsa buda hem itici geliyor hem yoruyor. Başka bir özellikte verdiği sözü tutma konusunda esnek olması Fatih bey yazmıştı politik olması. Erkek sözü diye kullanılan bir tabir var bilirsiniz bu sözün arkası sağlamdır güvenilirdir sanki günümüzdeki erkeklerde bu durumda kayboluyor.

    Yazmış olduğunuz maddelere iki açıdan baktım hem kendi açımdan hem karşıma çıkan adayların açısından şu durumları gözlemledim.

    Yukarıda yazılan özelliklerden duygusallık yani kadına özgü duygu ifadeleri tam anlamıyla beni anlatırken diğer özelliklerin bende olmadığını fark ettim. Naz yapmayı pek bilmiyorum küsme durumum yok bir işe niyet ettiysem olumlu yada olumsuz sonuçlanana kadar fiili duayla hareket ederim sorumluluk alma konusunda hayat okul ev çok fazla şey öğretti. Adam gibi duruş sergilemek biz hanımlara düşmüş. :) Bence çiçeğimizi çikolatamızı alıp istemeye de biz gidelim. :)

    Adaylar açısından baktığımda iki durum var.

    Yukarıdaki özelliklere değil erkek fıtratına sahip olan kişiler genellikle evleniyor. Çünkü bir kadın eğitimi dış görünüşü vs. önemser ama en çok güven duymayı ait olmayı değer gördüğünü bilmeyi önemser bu içgüdüseldir. Kuşlarla ilgili belgeseli izlediğimde dahi dişi kuş erkek kuşun yuva kurmasındaki çabaya bakıyor ona göre eşini yuvayı seçiyor. İşin böyle bir fıtrat boyutu var.

    Diğer boyutta dindar eşi olmasını önemseyen hanımlar yukarıdaki özelliklere sahip kişilerle karşılaşabiliyor. Bu durum yorucu olurken diğer taraftan dini kavramlarıda sorgulamaya başlıyor. Örnek veriyorum kararsız bir kişi sizinle evlenmek mi istiyor flört etmek mi istiyor belli değil. Sorumluluk alamıyor siz kadın olduğunuzu unutup erkek gibi davranmaya başlıyorsunuz küsüyor peşinden siz koşuyorsunuz duygusallığı mantıklı olmasını idareci olmasını engelliyor Kavvam olarak göremiyorsunuz.

    Bu durumda “dindar” gözüken bir eşiniz olmasını mı istersiniz bekar kalmak mı yada erkek fıtratında olan ama dini açıdan tam yaşamı olmayan birini mi? Aslında çoğu hanım bu üç seçeneğin arasında boğuşuyor.

    • Sümeyye diyor ki:

      Teşekkür ederim Nisa Hanım, o an aklıma gelenleri kaleme almak istedim.Sayin Editör de taktir edip yayınlamış ,ayrıca memnun oldum.
      Ekleme yaptığınız husus konusunda haklısınız. Kararsızlık,ne istediğini bilmemek hem erkek hem kadın için negatif bir özellik. Kararsız birey karşı tarafı yoruyor,yıpratıyor
      ,kimi zaman da hayalkırıklığına uğratıyor. Bu nedenle evlilik niyetli görüşmelerde bence tek görüşme ,çoğu zaman belirleyici oluyor. Tabi bu hususta doğru sualleri sormak ,kendini uygun bir şekilde ifade etmek,sizin için ya da karşı taraf için önem arz eden mevzuları netleştirmek gerekli. Yoksa kararsız kalınabiliyor. Karar verme sureci uzadikca olusan belirsizlik kişilere yansiyor, gerginlik yaratiyor.

      Naz konusuna gelince, kararında bir naz kadına yakışıyor. Benim kanaatim bu yonde. Tabi bu noktada ayarı tutturmak önemli. Fazla naz aşık usandırır. Lakin kız evi naz evi de demişler :) Bu ikisinin arasında bir yerde olmak gerek.Ancak bunun için kendiniz dışında biri gibi olmaya da zorlamayın kendinizi.

      Eş seçimi hususunda ben de birçok gelgit yaşıyorum. Kimse mükemmel değil bunun farkındayım, tıpkı benim de mükemmel olmadığım gibi. Ancak gozlem ve deneyimlerim bana şunu gösterdi ki en değerli şey güzel ahlak. Benim için namaz kılıp, oruç tutan ama bunu kalbinde yaşamayan, kolayca yalan söyleyip, kul hakkına girebilen birinden ziyade ,belki namaz kılmayan ama doğrudan şaşmayan ,merhametli ,sözünü eri bir bey daha öncelikli. Gönül istiyor ki hem manevi hayatı güçlü hem ahlaki guzel olsun lakin ikisini bir arada hiç bulamadım. Güzel ahlaklı bir insan olur ibadetlere de meyilli olursa belki ben vesile olurum onu o güzelliklerle buluşturmaya. Bu kanaate de çok yakın bir arkadaşımın evliliği sayesinde vardım. Kendisi sizin benim gibi maneviyata düşkün bir beyle evlilik yapma arzusunda idi. Ancak bu nasip olmadi. Karşısına güzel ahlaklı,onun manevi yönünü taktir eden, ibadete meyilli bir bey çıktı. En başta çok tereddütte kaldı. Sonrasında nasibiymis kalpleri ısındı ,evlendiler. Şimdi çok mutlular. Eşi beş vakit namazını kılıyor, oruçlarını tutuyor. Dini bilgiler konusunda meraklı ,araştırmalar yapıyor. Yani demem o ki fikirlerimizi esnek tutmamız gerek. Her şey istediğimiz gibi olmayabilir . Önemli olan hayırlı olması. Hepimiz Allah rızası doğrultusunda hayırlı evlilikler yapalım inşallah . Sevgiyle kalın…

      • .../nisa diyor ki:

        Sümeyye hanım,

        Yazmış olduğunuz noktaları çok iyi anlıyorum damdan düşenin halinden en iyi damdan düşen anlıyor benzer yollardan süreçlerden geçmişiz. Dualarınız için Allah razı olsun Amin inşaAllah bütün bekarlar için.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bir insan niçin yaratılmışsa ona o kolaylaştırılır. “ ( Hz. Muhammed s. a. v )

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku