Eşine Yüz Çevirme

12 Haziran 2017Sema Maraşlı13 Yorum »

7_b“İnsanları küçümseyip yanağını bükme / yüz çevirme ve yeryüzünde şımarık yürüme! Çünkü Allah, böbürlenen ve kendisini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.” (Lokman suresi 18)

Kur’an-Kerîm de aile ile ilgili âyet-i kerİme’ler ailenin temel esaslarını yani çerçevesini belirler. Bu çerçevenin içini ise müminin mümine karşı davranışları nasıl olmalı ise onunla öylece doldurmamız gerekir. Eş de Allah’ın bir mümin kulu.

Rabbimiz sevdiği ve sevmediği şeyleri, yapmamızdan hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeyleri pek çok âyet-i kerîme ile bize bildirmiş. Tabii Rabbimizin sevdiği şeyler, dünya ve ahiret saadetimiz için güzel olan davranışlardır. Sevmedikleri ise dünya ve ahirette bize sıkıntı verecek kötü davranışlardır.

Yukarıdaki âyet-i kerime’ de Rabbimiz Lokman suresinde Lokman aleyhisselamın oğluna nasihatlerini bize bildirerek sevmediği davranışları bize bildirmiş. Bu âyet-i kerimeyi aile üzerinden okuyalım.

Karına / Kocana küçümseyerek tavırlı davranma. Evin içinde çok bilmiş şımarık şımarık yürüme. Allah eşine ve çocuklarına karşı kibirlenen, kendini övüp böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

Kadın olmak, erkek olmak, zengin olmak, mevki makam sahibi olmak, zeki olmak, beş dil bilmek, kariyer sahibi olmak, filanca aileye mensup olmak… Kimseye kibirlenme hakkı vermez. Zira kibir şeytanı Allah’ın rahmetinden mahrum bırakan huydur. Allah böbürlenen kendini bir şey zannedenleri sevmiyor, Allah sevmedikten sonra dünya bizim olsa ne çıkar. Zaten bütün nimetler emanet.

Âyet-i kerîme’den yanağını bükmenin, yüz çevirmek kibirden olduğunu öğreniyoruz. İnsan kırılınca, kızınca gözlerini kaçırır, etrafa bakar o kişinin yüzüne bakmak istemez. Uzun sürdürmemek kaydıyla bu doğal bir şey.  Fakat o kişiyi görünce gözümüzü değil de yüzümüzü çeviriyorsak demek ki kibirdenmiş. Dikkat edelim bakalım insanlarla ilişkimizde hangisini yapıyoruz.  Karı-kocalar da dikkat etsinler . Bir birlerine kızdıklarında gözlerini mi yüzlerini mi çeviriyorlar? Rabbimiz kibirlenip karşındakini küçümsemeyi ve ondan yüzünü çevirmeyi yasaklamış.

Erkek evinde kavvamlık görevini yaparken asla kibirlenmemeli. Tevazu sahibi olmalı. Evin reisi olması onu kadın ve çocuklardan daha değerli yapmaz. Reislik sorumluluktur, övünç sebebi değil. Erkek kibre kapılmamalı. Zira kibir rahmetin ve aklın önünde en büyük perdedir. İnsan kibre kapıldığında doğru davranamaz.

Erkek reis olacağım diye sert ve kibirli davranırsa aile fertleri ondan korkup usulen saygı gösterebilirler fakat onu ne Allah sever ne de karısı ve çocukları.

Erkek ailesinde tatlı bir otorite kurmalı ki hem sevilsin hem sayılsın. Kaynaşıp birbirlerinde sukûnete erebilsinler.

Kadın da kocasına karşı sahip olduğu meziyetlerden dolayı övünüp böbürlenmemeli. Kocasına çalım atmamalı, şımarık ve saygısız davranışlarda bulunmamalı ki Allah’ın sevgisini kaybetmesin. Güler yüzlü, yumuşak huylu saliha bir eş olmaya gayret etmek gerekiyor.

Bir sonraki âyet-i kerîme de şöyle:

 “Yürüyüşünde ölçülü ol. Konuşurken sesini de alçak tut. Çünkü seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir.” (Lokman suresi 19)

“Yürüyüşünde ölçülü ol.”

Peş peşe iki âyette de yürüyüşten bahsediliyor. Önceki âyette “Şımarık yürüme” buyurulurken bu âyette “Ölçülü ol” buyruluyor.

Dinimiz her konuda ifrat ve tefriti yani aşırı gitmeyi yasaklamış. Yürüyüşünde tabii ol, orta yolu tut ne çok hızlı ne çok yavaş ol.

Zira aşırı yavaşlık da kibirden olabilir. Çünkü fazla tevazuda da kibir tehlikesi var. “Bakın ben nelere sahibim fakat hiç kibirli değilim” mesajı vermek için boynu bükük bir duruş, yürüyüşünde aşırı yavaş hareket ederek beden dili ile tevazu sahibi gibi görünmeye çalışmak da ayrı bir kibirdir.

Ayrıca sadece kibir tehlikesinden değil, müminin kibar bir duruşu olması lazım. Şımarık yürümekten korkup bu kez ezik bir görüntü çizmesi hem kendi ruh hali için iyi değildir hem de insanların ona muamelesini de olumsuz etkiler.

“Konuşurken sesini de alçak tut.”

Rabbimiz yüksek sesle bağıra çağıra konuşmayı hoş karşılamamış ve sesimizi kontrol etmemizi emretmiş.

Ses müthiş bir şeydir; öldürücü ve diriltici etkisi vardır. İletişime en çok zarar veren şeylerden biri ses tonudur. Ses tonu pek çok duyguyu aktarır. Taraflardan biri sesini yükselttiği anda diğer taraf ya kendini iletişime kapatır ya da daha yüksek tonla karşılık verir.

Ayrıca ses tonu yükseldiğinde kişinin kendi öfkesi de artar. Öfkeyi kontrol edebilmenin en iyi yolu sesi kontrol edebilmektir.

Alimler bu âyetin tefsirinde; hitap ederken, konuşurken, özellikle iyiliği emredip kötülükten sakındırırken ve dua sırasında sesin kısılmasının gerektiğini söylemişlerdir.

Yüksek ses düşmanı korkutmak gibi özel durumlar için uygun bulunmuş.

Sadece bağıra çağıra konuşmak değil, karşıdakinin duyacağından daha yüksek bir ses tonu ile konuşmak da hoş görülmemiş. Sesi gereğinden fazla yükseltmek kınanmış.

“Çünkü seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir.”

Âyette yüksek sesin eşek sesine benzetilmesini alimlerin yaptığı yorumlara bakarsak:

Ebu’l Leys: Eşeğin sesi çirkindir fakat ondan sesi daha çirkin hayvanlar da vardır. Fakat eşeğin sesi insanlara misal verilmiştir. Zira eşeğin sesi cehennem ehlinin sesine benzer. Sesin başı tiz, sonu pestir. (Tiz ses: ince, keskin ve yüksek ton. Pes ses ise göğüsten gelen yavaş, kısa, kalın ton) Onu işiten ondan nefret eder.

Hz. Mevlana şöyle anlatmış: “Eşek ekseriyetle saman ve arpa için veya şehvet ve kavga için yüksek sesle anırır. Hayvani sıfatların ağır basması ile ortaya çıkan ses, seslerin en çirkini kabul edilmiş.”

Süfyân-ı Sevri hazretleri: “Her varlığın sesi tesbihtir ancak merkep sesi hariç. Çünkü merkep şeytanı gördüğünde anırır.  Bu sebeple çirkin sayılmıştır.”

Peygamber efendimiz “Merkep anırması işittiğiniz zaman şeytandan Allah’a sığının. Çünkü o şeytanı görmüştür.” Buyurmuştur.

Ses genellikle öfkeliyken yüksek çıkar. Öfkede şeytandan olduğuna göre bağıran birini görünce euzu besmele çekip şeytandan Allah’a sığınmamız gerekiyor demek ki onun öfkesine kapılıp kendi şeytanlarımızı harekete geçirmeyelim.

Bir de her daim yüksek tonda konuşan insanlar var. Anlaşılamadığını düşünen insanlar yüksek tonda konuşuyorlarmış genellikle. Bunun geri planında da anlamayanlara karşı öfke olabilir. Beni anlamıyorsun yoksa duymuyor musun psikolojisi ile kendini daha iyi duyurmak için hep yüksek tonda konuşanların da bu duyguları ile yüzleşmeleri gerekir.

Bu âyetlerin Hz. Lokman’ın oğluna nasihatları olarak bize aktarılmasında da ayrı hikmetler var. Demek ki çocuklarımızı bu düsturlarla büyütmemiz gerekiyor. Anne-Baba çocuklarına yumuşaklığı tevazuyu “Oğulcuğum, Yavrucuğum” diye örnek olarak öğretecek. Aile içinde karı-kocanın da hem Allah’ın rızası için hem birbirleri ile muhabbet etmek için hem çocuklarına örnek olmak için yumuşak bir ses tonu ile konuşması lazım.

Çocuk bağırarak bir şey istediğinde sakinleşip kibarca isteyene kadar isteği yapılmamalı ki istediği olmadığında bağırmayı alışkanlık edinmesin. Küçük yaştan itibaren anne-babaya bağırması, saygısızlık etmesi hoş karşılanmamalı, kibarca müdahale edilmeli.

Eş ya da çocuk bağırınca karşısında bağırarak onu susturmaya çalışmak bu âyet mucibince uygun değildir.  Öfkelenmemek için la havle çekilir genellikle. La havle çekmek, euzu besmele çekmek gibi zikir cümleleri ile Allah’a sığınıp sabırlı davranmak gerekiyor. Söylediklerim tabii ki önce kendi nefsime. Rabbim bildiklerimizle amel etmeyi nasip etsin.

Mü’min kullarıma söyle: En güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şeytan şüphesiz, insana apaçık bir düşmandır.” (İsra suresi 53)

Rasulullah efendimizin güzel bir duası ile bitirelim.

“Allahım bana öğrettiğin ile beni faydalandır. Bana faydalı olanı öğret. İlmimi artır.”

Not 1: Âyet-i kerîmelerin açıklamasında Feyzü’l-Furkan meali (Server Yayınları)  ve Rûhu’l Beyan tefsirinden faydalandım. (Erkam Yayınları)

Not 2: Bu âyetleri evin en çok görünen yerlerine yazıp asarsanız hem sizin hem ev halkının unutmayıp hayata geçirmesi için faydalı olabilir.

Okunma Sayısı : 11.543

Yorum yapın

“Eşine Yüz Çevirme” için 13 Yorum

  1. emin diyor ki:

    gayet güzel ve ders alınması gerekn yazı niteliğinde olmuş
    bence sema maraşlının yazıları ikiye ayrılıyor durumu olayı anlatan yazılar
    ikincisi ise ders alınacak uygulanalabilecek nitelikte olan yazılar
    ben ders alınabilcek yazılarını çok seviyorm bir an önce evlenip uygulamak istiyorm:-(
    ders alabileceğimiz yazılarınzn devamını beklerim

    • emin maden diyor ki:

      bende aynı düşücedeyim ben de sema maraşlının yazılarını iki kısma ayırmştm
      bilgi veren
      durum yazıları diye
      isimler farklı ama anlamları gayet iyi tespit
      bu arada ben en çok.. eşine yüz çevirme, kaç şikayet kaç teşekkür, muhabbet saati gibi kendi hayatımda uygulayabileyeceğim yazıları seviyorum

  2. Rayiha diyor ki:

    Yazıyı “Beni pek ilgilendirmiyor Nasıl olsa” diye önce okumadım ama sonra iyiki okumuşum Sema Hanım. Elinize, yüreğinize sağlık. Çok güzel bir yazı. İnşallah gerektiği şekilde hayatımıza geçiririz. Çünkü çok güzel ayetlere, ayetlerin tefsirlerine değinmiş, dikkatlerimizi çekmişsiniz.
    Allah razı olsun. Kolaylıklar diliyor, güzel yazılarınızın devamını bekliyorum.

  3. Zeynep diyor ki:

    İsteyerek yaptığım bir davranış değil fakat şimdi farkettim eşime karşı yüz çevirme hareketini yapıyorum bazen gayri ihtiyari .Mesela basit bir tamir işi oluyor eşim anlamıyor öyle şeylerden ben hemen hallediyorum içimden ne kadar beceriksiz diye düşünüyorum tabi kırmamak için birsey diyemiyorum yüzümü çeviriyorum.Benim israrlarim sonucu evimiz Bahçeli ben çok severim bahçe ile ilgilenmeyi eşim hiç sevmez böcek gelir diye çimlere bile oturmaz ben de sen git koltuğunda uyukla der gibi yüz çeviriyorum.Aslında eşime karşı bir üstünlüğüm olmadığım için kibirli davranmadigimi düşünüyordum fakat yüz çevirmem o durumdan hoşnut olmadığım için bir refleks sanırım .Artık çok daha dikkat edeceğim davranışlarima insan sözlerini kontrol ediyor ama beden dilini kontrol etmek çok zor tövbe etmek gerekiyor sanırım tamamen yanlış düşüncelerden kurtulmak gerekiyor .

  4. .../nisa diyor ki:

    Gizli kibirle ilgili yaşanmış bir hadise Allah hepimizi bu hastalıktan kurtarsın korusun.

    Bir müftü cuma günü vaaz vermek için bir camiye gidiyor. Sohbete Türkçe olarak başlıyor arada ayetleri okuyor açıklamalarını yapıyor. Caminin müdavimi olan bir meczupta müftü turkçe konuştuğu zaman sakin oluyor ayetleri arapça okuduğu zaman yüzünün şekli değişiyor başını yukarı kaldırıp yapma gibi işaret yapıyor. Bunu vaaz bitene kadar tekrarlıyor bu durum müftünün dikkatini çekiyor. Cuma namazından sonra imama bu kişiyi soruyor imamda o bizim Meczup Ahmet’tir caminin müdavimidir ileride dükkanı var der. Müftü iyice merak edince yanına götürür.

    Müftü meczuba vaaz esnasında ben Türkçe konuşurken sakindin Arapça okumaya başlayınca yüzün değişti işaret yaptın sebebi nedir diye sorar? Meczupta Türkçe konuşurken sende kibir yoktu ama Arapça ayetleri okuyunca ve açıklamalarını yapınca bakın ben sizin bilmediklerinizi biliyorum ben sizden üstünüm gibi kalbinde bir kibir oluştu. Bende seni uyardım yapma etme dedim.

    Müftünün o anda yüzü kıpkırmızı olur utanır Meczuba doğru söyledin der. Bu durumdan sonra Müftü ayetleri okuduğunda kalbinde kibir olup olmadığını yoklar.

    Güzel bir söz vardır Meczup ( cazibeye kapılan ) olmadan Veli olunmaz diye doğru sanırım. Günümüz eğitiminin en kötü yanı bizim nefsimizdeki arızi noktaları ortaya çıkaracak bizi terbiye edecek ilaçları bulamamız bugünün eğitimi egomuzu nefsimizi daha fazla kabartıyor.

  5. .../nisa diyor ki:

    Sema hanım,

    Kaleminize sağlık Allah razı olsun. Sesi yükseltmekle ilgili iki durum daha var.

    Bir tarafın kulağında işitme sorunu varsa yüksek sesle konuşur kendi sesini duymadığından. :)

    Bizim yörede genellikle yüksek sesle konuşulur bilmeyen kavga var sanır buda evlerin uzak olmasından dolayı telefonda yok sesle haberleşirler bu zamanla yakındaki kişiyle konuşmayada yansımış. :)

    Aile huzuru için yazmış olduklarınız önemli. Ben işin latifesini yaptım imtihanını yaşadım. Yüksek ses değil ama gergin ortamlardan hızla uzaklaşıyorum. Bir başka konuda dışarıda sessiz sakin olan kişilerin evde terör estirmeleri evde öfkesini kusanlar eşine çocuğuna zulüm edenlerde var. Bundan en fazla yara alanlarda çocuklar kırılan kalpler.

    Kibir konusu eşler arasında olunca kıyasla beraber beğenmemeye kadar gidiyor. Kibir başlı başına bir tehlike de eşler arasında bu daha tehlikeli daha yaralayıcı. İlk önce eleştiriyle başlar her şeyi ben biliyorum kusurlar eksiklikler daha fazla göze çarpar kibir terbiye edilmediği sürece yere çakılış daha hasarlı olur.

  6. Hafız diyor ki:

    Rahmanın kulları yeryüzünde tevazu ile yürürler, cahiller onlara sataştığında”selam”derler.(furkan suresi)

  7. Fatih diyor ki:

    Teşekkürler Sema Maraşlı, size en derinden dua ediyoruz. Takdire şayan yazılarınızı takip ediyorum. Allah ilminize, imanininiza ve kaleminize kuvvet versin. Amin.

  8. Feyza diyor ki:

    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
    “وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحاًۚ اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولاً ”
    “Hem yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.”
    İsra/37
    Allah razı olsun ablacım.

  9. cihad diyor ki:


    İNSAN NEDEN BAĞIRIR

    İslâm alimlerinden biri talebeleriyle Basra kıyısında gezinirken deniz kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Talebelerine dönüp:
    “İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.
    Talebelerden biri:
    “Çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince mübarek zat:
    “Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden yüksek sesle konuşuruz? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de duyurabilecek ve demek istediklerimizi rahat aktarabilecekken niye avazımız çıktığı kadar boğazımızı yırtarak bağırırız?” diye tekrar sormuş.
    Talebelerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:
    “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak mecburiyetinde kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları lazım gelir.”
    “Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.
    Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile lüzum kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini hakiki olarak seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”
    Daha sonra talebelerine bakarak şöyle devam etmiş:
    “Bu sebeple tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine müsade etmeyin, izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözlerden uzak durun.
    Ne demişler…
    “Zerzevatçı bağırır, Sarraf bağırmaz,
    Eskici bağırır, Antikacı bağırmaz….
    FİKRİ KIYMETLİ OLAN BAĞIRMAZ. BAĞIRAN DÜŞÜNEMEZ, DÜŞÜNEMEYEN KAVGA EDER.
    SESİMİZİ DEĞİL SÖZÜMÜZÜ YÜKSELTELİM.
    Rabbim bizleri;
    ” Güzel sözle, hikmetle ve nezaketle ” davranan kullarından eylesin inşAALLAH

  10. Sadece Fatih diyor ki:

    Demek ki kadınlar kocalarına beni kimler kimler istedi de varmadım diye artistlik yapmayacak ve erkekler de karılarına seni benden başka kimse almazdı be demeyecek…Evliler için böyle.

    Evli olmadığımız için yüz çevirecek eşimiz yok diye bu yazıyı da sabote edebiliriz :) ancak evlilik görüşmesi yapacaklara da bir hatırlatmada bulunalım nacizane. Kızlar, karşınıza çıkan adaylar için “ben buna mı kaldım be” diyorsanız bu kibirdir, uygun değiliz, içime sinmedi deyin. Erkekler, karşınıza çıkan adaylar için “kız o kadar çirkin ki benden daha yakışıklı” demeyin, ısınamadım deyin. Unutmayalım, kendisiyle övünebileceğimiz ne kadar şey varsa Allah vermiştir, övme-övülme O’na aittir, istediği zaman geri almasını da bilir…

    • Doğruyu Arayan diyor ki:

      Sadece fatih bey, size bir mesaj atmıştım bu sitede. Gorup de cevapladiniz mi acaba, ben göremedim.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Doğruyu Arayan Bey/Hanım.

        Görmemiş olabilirim. Yorumunuz duruyorsa linkini atabilir misiniz? Bu yazının altında göremedim.

        Mesaj derken yorum yazmıştım demek istiyorsunuz herhalde. Kişisel bir durum varsa sitede yayınlanmamış olabilir. Geneli ilgilendiren bir durum ise buradan tekrar yazabilirsiniz. Kişisel bir eleştiri durumu var ise siteden mail adresimi isteyip yazabilirsiniz. Mesela ya kardeşim nerede yaşıyorsun sen kimlerle arkadaşlık ediyorsun da böyle yorumlar yazıyorsun gibi…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Ne çok tatlı ol, yesin bitirsinler Ne çok acı ol, yesin tükürsünler...

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku