Eşlere Ev İşleri Konusunda Dört Tavsiye

04 Kasım 2017Medaim Yanık190 Yorum »

medaimEv işlerinin kim tarafından nasıl yapılacağı evliliklerdeki sık yaşanan altı sorundan biri. Bazı evliliklerde eşler bu konuda bir uzlaşı içinde iken, bazı evliliklerde eşler bu konuda kavga edip duruyorlar. Eşlere ev işleri üzerinden olan eş çatışmalarını azaltmak için dört tavsiyem var.

1- Değişen dünyaya uyum sağlayın, eşinize yardım edin!

Son yüzyılda, erkeğin dışarıda çalışıp ekmek getirdiği, kadının ev işlerini yaptığı geleneksel düzen önemli oranda değişti. Kadının ev dışında çalışması ve bulunması önemli oranda arttı ve halen artmaya devam ediyor. İki eşin de kendi kariyerini gerçekleştirme peşinde olduğu evliliklerde, kadın erkek rolleri ile ilgili beklentiler ve kültürel kodlar da değişmiş oldu.

Ev işleri meselesinde en büyük zorluğu, geçiş̧ dönemi yaşayan aileler yaşıyor. Halen erkeğin dışarıda çalıştığı, kadının ev hanımlığı yaptığı ailelerde ev işlerini kimin yapacağı daha az sorun. Esas sorun hem kadın hem erkeğin çalıştığı evliliklerde. Annesinin çalışmadığı bir düzende büyümüş̧ erkekler, eşleri çalıştığı halde anneleri gibi davranmalarını beklediğinde sorun çıkıyor.

Evliliklerde ev işi üzerinden yaşanan gerilimi azaltmanın tek yolu erkeklerin eşlerine yardım etme konusunda çaba içinde olması.

İşte size iki eşin de çalıştığı bir evlilikte kadının anlattığı öyküyü anlatayım: “Beraber yapıyoruz ev işlerini. Örneğin akşam ben ondan bir saat önce evde oluyorum. Gelince hemen yemeği hazırlarım ki erkenden yiyelim bize daha çok vakit kalsın diye. Eşim gelir, yemeği yeriz, beraber bulaşıkları makineye atarız. Ben koltuğa yığılırım. O çay koyar ya da meyve servisi yapar. Sabah ben kolay uyanamam. Eşim erken kalkmayı sever. Bana da ona da sandviç hazırlar. İşyerinde onları yeriz. Kimse yaptığı bir işi yük olarak görmez”

***

2- Arkanızda dağınıklık bırakmayın!

Bu tavsiyem özellikle erkeklere. Çalışmayan kadınlar eşlerinin ev işlerini paylaşmasını beklemese de ‘işlere el atmalarını’ bekliyorlar. En azından arkalarında bir dağınıklık bırakılmasını istemiyorlar. Elbiselerin veya kullanılan eşyaların rastgele ve dağınık bırakılması, ortalığı toparlayanlarda genellikle kızgınlık oluşturuyor.

3- Evin eksik gediklerini ertelemeyin, tamirat işlerini zamanında yapın!

Bu tavsiyem de özellikle erkeklere yönelik. Evin tamirat gerektiren işlerinin ertelenmesi, birçok kadında eşinin evini önemsemediği duygusuna sebep oluyor. Evin eksik ve gediğini gidermek ise eşe ve aileye önem vermek anlamına geliyor. Bu sebeple tamirat işlerinde tez canlı olmakta fayda var.

4- Evin iç işlerinde %50- %50’de ısrar etmeyin, çetele tutmayın!

Bu tavsiyem de özellikle kadınlara. %50’ye %50 ev işi paylaşımı yaklaşımı pratikte islemiyor. Halen, tüm dünyada kadınlar evin içindeki isleri ağırlıklı yaparken, erkekler alışveriş fatura ödemeleri, tamiratlar gibi evin dış islerini yapıyor. Bu sebeple işlerin çetelesini tutarak yarı yarıya iş yapma zorlaması ilişkiyi zora sokabilir.

Eşinin mutlak eşitlikçi felsefesinden yakınan erkek şöyle diyor: “Eşim tüm işleri %50- %50 yapmamızı istiyor. Her şeyin çetelesini tutuyor. Evde sürekli senin sıran benim sıram meselesi var. Bazen çocuk anne diye bağırıyor. Çocuğa sıra babanda diye cevap veriyor. Evin bir düzeni yok”.

Star Gazetesi

Okunma Sayısı : 10.628

Yorum yapın

“Eşlere Ev İşleri Konusunda Dört Tavsiye” için 190 Yorum

  1. Cihad diyor ki:

    SEVGİSİZ KUCAKLARDA BÜYÜMESİN ÇOCUKLAR

    İsminin önüne bilmem kaç tane ünvan yazılmış, çoğu anne baba olmamış hatta evlenmemiş, çok bilmiş bay ve bayanların kreşler hakkında yazdıkları yazıları okuyorum. Çocuk kaç yaşında kreşe verilmeli sorusunu, kalın kitaplardan öğrendikleri acayip kelimelerle anlatmaya çalışıyorlar. Çocuk kreşe üç yaşına geldiğinde verilmeliymiş. Çalışan anneler, 2 yaşında verebilirlermiş. Sayfalarca anlatım, güya uzmanlaşmış ve kalıplaşmış soğuk cümleler, uzadıkça uzuyor…

    Kimse henüz ağzı süt kokan bir çocuk neden kreşe verilir? Verilmeli mi, verilmemeli mi diye sormuyor?

    Yazılara onlarca yorum yapılmış. Bazı annelerin yaptığı yorumlar kanımı dondurdu.

    Biri çocuğuna banyo yaptırırken çocuğun vücudunda hafif morluklar görmüş. Çocuk, ağladığı zaman öğretmenin parmağını sıktırdığını ve çok acıttığını söylemiş ama anne olan kadın:

    “Öyle dövdüklerini sanmıyorum, alışsın diye biraz hırpaladılar sanırım” demiş. Annelik çocuğunun kılına bile zarar verilmesine tahammül edememektir oysa…

    Bir diğeri, “çocuk devamlı ağlıyor, önce bu kadar ağlamazdı” demiş. Ve çoğu her sabah çocuklarını ağlayarak kreşe bıraktıklarını yazmışlar.

    Hele bir izleyicimin her sabah ağlayarak kreşe giden 2 yaşında bile olmayan bebeğinin dayak yediği için ağladığını sonradan öğrendiğini anlatan maili bir anne olarak beni kahretti.

    Geçtiğimiz yıllarda çok sayıda, çocuk gelişimi mezunu genç kız, okul öncesi öğretmeni olarak atandı. Yüksek okul okumayanlar, özel kreşlerde çalışmaya başladı. Eskiye nazaran çocuk sayısı azaldığı halde neden son yıllarda ihtiyaç bu kadar arttı? Ne oldu da aileler bebek yaştaki çocuklarını bir kreşe verme ihtiyacı hissettiler?

    Burnuma pis kokular geliyor? Birilerinin sinsice ellerini oğuştururken bu işten hatırı sayılır bir rant elde ettiğini düşünüyorum. Her tarafta mantar gibi kreş türedi. Türlü yollarla çocuğunuzu almak için sizi ikna etmeye çalışan kurumlar, görebileceğiniz her yere cezbedici reklamlar koyarak annelerin kafalarını çelmeye çalışıyorlar.

    Çocuğunuz sosyalleşecek, özgüveni gelişecek, paylaşmayı öğrenecek, diğer çocuklardan bariz bir farkla ayrılacak!…

    Peki tüm bunları kim öğretiyor çocuğa. Sizin eğitimli dediğiniz çoğu yeni mezun, anneliği tatmamış, çocuk yetiştirme konusunda hiç pratiği olmayan, okuduğu bir kaç kitap, bir kaç ay stajla öğretmen olan kişiler nasıl oluyorda çocuğunuzu yetiştiriyor. Bir çocuğu sağlam temellere oturtmak adına çocuğunuza ne veriyorlar?

    Boyama yapmak, resim yapmak, makas tutmayı öğrenmek, şarkı söylemek, arkadaş edinme becerisi, motor gelişimi falan filan… Bunları kreşe gitmeyen çocuklar öğrenemedi mi? Bir anne çocuğuna bunları vermekten aciz midir? Ya da bunları o yaşta öğrenmeyen çocuklar, ilerde resim yapamadı, makas tutamadı mı?

    Anneler ilk çocuklarına karşı daha sabırsız olurlar. Hele hiç anne olamamış biri çocuklara karşı son derece tahammülsüzdür. Siz evinizde bir veya iki çocukla ilgilenemezken, evli bile olmayan bir kızın küçük bir salonda 15 çocuğa gerçek manada bir eğitim vereceğini, sevgi ve ilgi göstereceğine nasıl inanırsınız?

    Çocuğunuzu bıraktıktan sonra orada çocuğunuza nasıl davranılıyor, bunu bilmeniz çok zor. 2009 yılında Milli Eğitim Bakanlığı okullarda kamera sistemine düzenleme getirdi. Anaokulu ve kreşlerde sınıflara kamera konulamıyor artık. Siz yanında yokken çocuğunuzun ruhu kaç kez acıtılıyor bilemezsiniz. Belki dayak yemiyor ama bir çok kez döver gibi bakışlara maruz kalıyor. İncitici sözler duyuyor. Altı değiştirilirken, kıyafeti giydirilirken hırpalanıyor. Bazen çekiştiriliyor, iteleniyor… En az beş yaşına kadar anne sıcağını her an hissetmesi gereken çocuklar, günün büyük bir çoğunluğunu yabancı ellerde geçiriyor. Karnı doyuyor belki ama ruhu aç kalıyor.

    Bir çocuk neden kreşe verilir?

    “Her insanın hayat şartları elbette farklıdır. Her insan kendi şartları doğrultusunda değerlendirilmelidir. Kocası, ailesi tarafından çalışmaya zorlanan, maddi açıdan gerçek anlamda sıkıntı çeken ve çalışmak zorunda olan anneleri anlıyorum. Ve onları konudan ayrı tutuyorum.”

    Geçim sıkıntısı olmadığı halde çalışmak isteyen, “boşuna mı onca sene okudum, niye evde oturayım?” diyen, önüne geçilmez arzu ve ihtiraslarına çocuklarını kurban veren anneleri asla haklı bulmuyorum. Bir kadın hem çocuk yapar(!), hem kariyer yapar ama ikisinin birden hakkını vermesi neredeyse imkansızdır. Çocuk fedakarlık ister. Sabırla yoğrulmak ister.

    Önemli olan çocukla her an beraber olmak değilmiş. Günde 1 saatte olsa kaliteli beraberlik yeterliymiş! Kadın akşama kadar çalışacak. Yorgun argın eve gelecek. Yemekti, işlerdi derken, tahammülü tükenecek, birde çocuğuna kaliteli zaman ayıracak öyle mi? Ben buna ancak gülerim…

    Dışarda çalışmayan bir anne ne kadar işi olursa olsun, en azından evdedir ve çocuk kendisini güvende hisseder. Arada bir gelip annesine bir şeyler sorup cevap alması, annesinin ara sıra yanağına bir öpücük kondurması, çocuğa yeter. Hele anne biraz bilinçliyse, o yaşlarda çocuğa neler neler verilir. Yeter ki biraz gayret edilsin.

    Gerek tanıdığım çalışan annelerden, gerekse okuyucu maillerinden anlıyorum ki, çalışan annelerin çocukları yeteri kadar ilgi ve sevgi görmüyor. Hem çalışıp, hem anneliğinin hakkını veren hanımlar ise, gereğinden çok daha fazla eziliyor, yıpranıyor. Dikkat ettiniz mi, kreşlere giden çocuklar daha sık hasta olurlar. Çünkü çoğu kez kendisini güvende hissedemeyen, istemeye istemeye orada bulunan çocuklar hastalıklara karşı vücut dirençlerini kaybederler.

    Kreşler çocukların idareten, avutulsun diye bırakıldığı yerler. Eğitimli gibi görünen ama aslında çocuk dilinden asla anlamayan kişiler çocuklarınızı avutuyor. Sizde kendinizi çocuğum sosyalleşiyor, özgüveni gelişiyor diye onlara teslim ediyorsunuz.

    Kreşe değilde, bakıcıya verilen çocuklarda en az diğerleri kadar ilgisiz ve mutsuz oluyorlar. Anneanne, babaanne dahi olsa, çocuğa annesi kadar sevgi veremez. Zaten çocuklarını büyütüp rahat etme yaşına gelmiş büyüklere çocuk baktırmakta bence onlara büyük bir haksızlık oluyor.

    Ev hanımı olduğu halde çocuklarına bakmaktan aciz olan, türlü bahanelerin ardına sığınarak, evladını başından atarcasına, kreşe veren anneleri ise anlayan var mı bilmem ama ben anlamıyorum.

    24 saat, günlük yapılması gereken her işe yetecek bir zamandır. Ev hanımları Tv başında, komşu dedikodularında zaman geçirmek yerine zamanlarını çok değerli hale getirebilirler. Çocuklarımızla mutlu olmayı öğrenmek zorundayız. Onları fazlalık gibi değil, her zaman bizi mutlu eden bir armağan gibi görmeliyiz.

    Yaşlı anne ve babaları huzurevlerine yatırmak nasıl bir ayıpsa, annesine çok muhtaç olduğu küçük yaşlarda çocuğu bir kreşe vermekte en az o kadar ayıptır. Biz bu değiliz! Ne dinimize, ne örfümüze uymayan, bize sunulan ithal hayat tarzlarını yaşıyoruz hepimiz.

    Kimse doğruları söylemek istemiyor. Tamam kadın uygun şartlarda okusun, donanımlı olsun. Fakat ne olursa olsun KADININ YERİ EVİDİR diyemiyor kimse. 5 yaşına kadar çocuk evinde annesinin dizinin dibinde büyümelidir diyemiyor. “Kreş nasıl olmalıdır?” diye tartışılırken, “Olmalı mıdır?” sorusunu kimse sormuyor. Çocukların ruhunda anneden saatlerce ayrı kalmak nasıl bir etki bırakır kimse düşünmüyor.

    Bir nesil kayboluyor. Sevgisiz, acımasız, alakasız çocuklar ve gençler, birbirinden kopuk anne babalar, yalnızlaşan evler toplumun vicdanını kanatıyor.

    Asli vazifemizi yeniden hatırlamak, yuvalarımıza, çocuklarımıza yeniden sarılmak ertelenemez bir ihtiyaç haline geldi.

    Çalışan kadın çocuğundan günün büyük bir kısmı ayrılmak, kreşe veya bakıcıya vermek zorunda. Bu çocuklar anne sevgisine doyamıyor. Her istedikleri alınarak, sevginin dolduramadığı eksiklikler tamamlanmaya çalışılıyor. Doyumsuz çocuklar çoğu kez mutlu evlilikler yapamıyor, daha tahammülsüz ve asabi oluyorlar.

    Kadın evine yakışır. Duygularınızdan önce mantığınızı harekete geçirin. Kimler sizin dışarda olmanızı istiyor? Siz dışarda olunca kimler menfaat sağlıyor iyi düşünün. Sizin çocuğunuzun doğru eğitilip eğitilmediği, düzgün bir insan olup olmadığı kapitalist sistemin umurunda değil. Sistem sizin üzerinizden elde edeceği menfaatlere bakıyor.

    Fillerin tepişmesinden çimenler ezilirmiş. Büyüklerin ihtirasları çocukların ruhlarını yaralıyor. Çocuğunuza kendiniz bakabilmek için imkanlarınızı zorlayın. “Boşuna mı okudun?”, “Evde oturmak için mi, temizlik yapmak için mi onca yıl çaba harcadın?”, “Çocuğunu ver bir çocuk yuvasına” diyenlere kulaklarınızı tıkayın. Evinize giren bir maaş varsa rızık endişesi çekmeyin. Allah’a tevekkül edin.

    Niyetinizi temiz ve sağlam tutun. Evladınızı kimselere bırakmayarak en önemli vazifeyi yapıyor olacaksınız. Kimsenin indinde ne olduğunuz, hangi kariyere sahip olduğunuz değil, çocuğunuzun gözünde nasıl bir anne olduğunuz önemli. Sımsıkı sarılın evladınıza, hep yanında, yakınında olduğunuzu hissettirin. Sevgisiz kucaklarda, çocuğun ruhu acıkır… Onu öyle doyurun ki sevgiye, öyle değer verin ki ona, hayat boyu “Benim annem!” derken gözleri ışıldasın.

    Unutmayın, dünyanın bütün süslü teyzeleri toplansa, bir anne etmez!

    Cahide Sultan

    • Feyza diyor ki:

      Cahide hnmi cok begeniyorum. Hem fikirlerini, aile yasantisini, fitratiyla olan barisikligini, anneligini, gozonune cikmadan yalnizca yaptigi islerini on plana cikarmasini/tesetturunu muhafazasini, hanimefendiligini ve hem de kaliteli ve orjinal tariflerini.
      Sitesini rastgele bir yemek tarifi icin ararken denk gelmis ve bulmustum. O gunden sonra da takibe devam ediyorum. Allah c.c. yuvasini, yavrularini ve omrunu bereketli kilsin, huzurunu daim eylesin.. Boyle Musluman ablalara, ailelere , guzel orneklere ihtiyacimiz var.
      Amin.
      Sizden de aktardiginiz icin Allah razi olsun.
      Hayirli Cumalar.

    • Zeynep diyor ki:

      Çok güzel bir yazı teşekkürler paylaştığınız için

  2. cihad diyor ki:

    Cihad bey, Büşra Karaca ını yazısını yorum bölümünde paylaşmışsınız, yorumlarda kalmasın yazı olarak yayınlayalım diye düşündüğümüz için yorumda yayınlamadık, kendisi ile görüştük o yazıyı bir kaç yazı olarak düzenleyip gönderecek. Büşra hanım daha önce sitemizde de yazmıştı, bu vesile ile yeniden okuyacağız kısmet olursa. Teşekkür ederiz. Selamlar…

    • cihad diyor ki:

      Çok güzel düşünmüşsünüz, bu vesileyle daha fazla kişiye ulaşmış olur çünkü çok güzel bir yazıydı. Teşekkürler..

  3. Cihad diyor ki:

    Sevgili Azmo Kardeşim,

    Ben bu konuda Zeynep hanıma katılıyorum. Çünkü bu işin arkasında zaten erkekler var. Hatta feminizme varana kadar kadınların her meselesinde sahne arkasında işi çeviren bir kısım gafil erkeklerdir. Ucuz iş gücüne ve astronomik kazançlarını gizlemeye ihtiyaç duyan para babaları ile çalıştırılan kadının kocası yani aile babaları arasında menfaat esaslı ve gayr-i şuuri bir ittifak sözkonusu.

    Bu ittifakın bazı sonuçları var.

    1) Bazı erkekler kadının çalıştırılması ile hiçbir zaman kazanamayacağı paraları kazanıyor. Cüzdanında çift kart olan erkek çok.
    2) Kadının iş hayatına girmesi ile birlikte iş gücünde yaşanan artış, hem patronların işçi üzerindeki tahakkümünü kolaylaştırıyor,hem işçi maliyetlerini düşürüyor, hem de tabi olmaya daha yatkın kadınları çalıştırmak emek sömürüsünü kolaylaştırıyor vs..
    3) Burda en zararlı çıkan kadınlardır. Benim de en çok ilgincime giden ve asabiyetime sebeb veren husus ta budur ki yine en çok ve canhıraşane karşı çıkanlar da onlar. Yahu seni çalıştırmak,senin üzerinden para kazanıp lüks evler ve arabalar almak istemiyorum. Seni yavrundan ayırmak istemiyorum. Seni yabancıların nazarından ve tahakkümünden kurtarmak istiyorum. Bunu kadın düşmanlığı olarak gören zavallılar var.

    Para için fitratindaki naiflige son derece ters olan ağır mesailer altında calıştirildığı halde yavrusundan ayrıldığı için ağır bir vicdan yükünü latif ve narin ruhlarında taşıyorlar. Ve ev işlerinin büyük bir yükü yine onların omuzlarında kalıyor.

    Yani kardeşim bu öyle bir illizyonki kadınlara ya bir gün boşanirsan diyerek bütün ömrünü boşanmış gibi yaşamasını yutturuyorlar.

    Kadınların bir diğer zararı, erkekler tarafından yuvalarından uçurulan bu kadınların erkekler tarafından istismara açık hale geliyor. Özellikle kadın bedenin zerafet ve güzelliğini öylesine sömürüyorlar ki kullanmadıkları alan kalmadı.

    Velhasili kadın yuvayi terk ettiği andan itibaren erkeğin tuzagindadir. Keşke idrak edebilseler..
    Bir iki bulaşık yikamasina,çocuğa el atmasına keşke kanmasalar..

    Burdan anlıyoruzki kadınlar,aile hayatı ve masum çocukların terbiyesi için yaratılmış saf,masum ve mübarek bir taifedir.( Fıtratı bozulmamış olanları kastediyorum) Tüm kadınları şu Kur’ani sese kulak vermesini rica ediyorum.

    “Mimsiz medeniyet, taife-i nisayı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul(ucuz) metaı yapmış.

    Şer’-i İslâm onları

    Rahmeten davet eder eski yuvalarına.
    Hürmetleri orada, rahatları evlerde, hayat-ı ailede.
    Temizlik zînetleri.
    Haşmetleri, hüsn-ü hulk; lütf-u cemali, ismet; hüsn-ü kemali, şefkat; eğlencesi, evlâdı.”
    Sözler – 727

    Derin araştırmalar yapılması fikrini çok isabetli ve mühim buluyorum çünkü piyasada kadınların çalışmasını teşvik ve tahrik eden çok fazla çalışma var hatta tamamına yakın bu cinsten. Mukabilininde bulunması gerekiyor. Bu mânâda küçük bir katkım olması cihetinden şu manidar şiiri kayıtlara geçirmek istiyorum

    ANNESİ ÇALIŞAN ÇOCUĞUN AĞIDI

    Attım. Boyalar ne işe yarayabilir
    Yalnızlık için karadan başka
    Hangi rengi kullanabilirim
    Kuru masa, donuk tavan, somurtuk halı
    Solgun durmalı resimlerim

    Pencerem kuşları çekmiyor
    Soluğu azaldı nergislerin
    Üç tarak olsa taranmaz Yuku-Lilinin saçları
    Ben annesi çalışan bir çocuğum

    Yollarda damlarda eski yazdan kalma
    Mavi çizgileri kar gelir kapatır
    Sustum. Sevincin sesleri de
    Bir iki deneyip susacak
    Duvar diplerinde kedisel çığlıklar
    Bahçelerde çirkin kasımpatları açmalıdır

    Gülten AKIN

    Selam ve dua ile..

    • Cihad diyor ki:

      Siteyi yazmayı unutmuşum. İnstela adında bir site. Çalışan annenin zararları instela yazın karşınıza çıkacaktır..

      Cümleten selamlar…

  4. Abdullah Bir diyor ki:

    Happy Xmisci Sevgi

    “hiç sıkılmadan çıkıp eşin seni paran için yanında tutuyor denilmiş! Bu hangi mantığın ürünüdür acaba? Ciddi anlamda algılayamıyorum.” demiş

    Bu sözle bize pas atılmış, cevap hakkı doğmuş, o zaman bizde cevap hakkımızı kullanarak pası gole cevirelim.

    Bu sözü söylerken hiç sıkılmadım çünkü, insanların görmediği ve onların yararına olan ACI GERÇEKLERİ onlara söylemek SIKICI ve AYIP bir sey değil.

    Tahkiki İmana ve Saf, doğru İslam ilmine, işin diplomasına sahip uzman bir MÜSLÜMAN İNSAN’ın MANTIĞI’nın ürünü. İşkembeyi kübra veya GDO lu birisinin değil.

    Algılamada bir sorun varsa doğru algılama, yorumlama, analiz etme ve karar vermek için HD kalitesinde yayın yapan vericinin değil, alıcınızın ayarlarını kontrol edin, ayarları düzeltme konusunda sıkıntı yasarsanız alıcınızı FABRİKA AYARLARI’na döndürün.

    • sevgi diyor ki:

      Biz o kutlamayı Hristiyan iş arkadaşlarımıza söylüyorduk yalnız, biraz algılama sorunu olmuş alabilir mi?
      O söz akademisyen arkadaşa söylenmişti yanlış hatırlamıyorsam, kendisi üşenmeden cevap bile vermişti. futboldan hiç anlamam, pası gole falan çevirdiyseniz ne mutlu size ne diyim, artık oda ne demekse!
      Karı koca arasında bu görülmeyen gerçekleri gün yüzüne çıkarmanız ayrıca takdire şayan olmuş. Keşke arkadaşın eşinin zamanı olsa da gelip eşini neden yanında tuttuğunu bizlere açıklasa,içimiz rahat etse akşam rahat bir uyku çeksek.
      Diplomanızla gösteriş yapabileceğiniz insanlarla karşılaşıp emelinize ulaşmanızı isterdim, şu an pek olmadı çünkü.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Sevgi Hanım.

        Tartışmamak için bir şey yazmak istemiyordum ama yazdığınız bu yorum aşırı iğrenç ve tiksindirici.

        Ne kast ettiğimi anlamışsınızdır umarım, anlamadıysanız da zaten bu vakte kadar size boş yere bir şeyler anlatmaya çalışmışız demektir…

        • Sevgi diyor ki:

          sizin uslubunuzu birkac yorumunuzu okuyan bircok kisi biliyor zaten. Buradada gozler onune bir kez daha sermeniz hos olmus.
          Hani bizi buraya salmislarya, hanu kuyruguna basilmis kedi gibiyiz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Editör yorumumu silmiş :)

            Daha açık yazayım o halde. Politika yapan yani görüp de görmemezlikten gelen ve zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışan insanların yaptıkları bu hareketi iğrenç bulurum. Siz de yazılanları anlamama konusunda bu kadar ısrarcı davranıp alakasız konulardan dem vuruyorsunuz ve politika yapıyorsunuz. Ya da başka bir deyimle çamura yatıyorsunuz…
            Üslup konusuna gelirsek neden acaba bazı yorumculara kullandığım üslup sizin gibilere olandan farklı. İnsan olan bir düşünür değil mi?

            Çalışma hayatında politika yapanlara sarı zarf gidiyor fakat burada öyle bir şey yapamıyoruz maalesef…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sizin gibi “Yeni Dünya” da yaşayan okumuş eğitimli, kültürlü, çağdaş birisinin benim gibi İLKOKUL DİPLOMALI cahil, amele birisi ile muhatap olması bile benim için GURUR VERİCİ (!) bir olay.

        Siz beni ve yazdıklarımı boş verin, ben ve benim gibi işi gücü olmayan 3-5 cahil burada birbirimizi oyalıyoruz. Siz bildiğiniz hayatı yaşamaya devam edin.

        • Sevgi diyor ki:

          Tahkiki İmana ve Saf, doğru İslam ilmine, işin diplomasına sahip uzman bir MÜSLÜMAN İNSAN’ın MANTIĞI’nın ürünü

          Bunu yazan sizsiniz ben degilim!

      • Cihad diyor ki:

        Ben değil ulema söylüyor. Dikkat etmek lazım!!

        İbn Kayyim (rahimehullah) şöyle der: “Kendilerine özel olan küfür şiarlarının tebrik edilmesi, ittifakla haramdır. Örneğin onların bayramlarının ve oruç günlerinin tebrik edilerek “Bayramınız kutlu olsun” ya da “Bayramınız şad olsun” vb. gibi. Bunu söyleyen, küfürden salim olsa bile, bu haramlardandır. Bu, haça secde etmesini tebrik etme konumundadır, hatta Allah katında daha büyük bir günahtır. Yine bu, içki içilmesi, adam öldürülmesi, haram olan zina suçunun işlenmesi vb. kötülüklerin kutlanmasından daha kötüdür. Yaşantılarında dinin bir değerinin bulunmadığı kimseler, yaptığının ne kadar kötü bir şey olduğunu bilmeden buna düşerler. Kim bir kimseyi, günahı, bid’ati veya küfründen ötürü tebrik ederse, Allah’ın gazabına ve kızgınlığına maruz kalmıştır.”8

        Ebu Hafs El-Hanefi (rahimehullah) şöyle der: “Kim onların günlerine saygı maksadıyla bir müşrike bir yumurta hediye ederse, Allahu Teâlâ’ya küfür etmiştir.”9

        • Sevgi diyor ki:

          Yaa iste bizde bu sebeplerle happy holiday( iyi tatiller demek yani) derdik. Ustteki kisi hem soyleneni hem soylenen kisiyi algilayamiyor bir turlu. Neyse ben hosgoruyorum.

  5. cihad diyor ki:

    Selamun Aleykum,
    Şu an MARS’tan yazıyorum. Burda hava çok soğuk ve karanlık. MEB’in bir semineri dolayısyla burda bulunmaktayız. Gelmişken MARS’ta çalışan kadınların durumlarını çocuklarına sordum. Aldığım cevaplar aşağıdadır. !!!şaka şaka!!! İslamiyetle pek alakası olmayan bir sözlüğün yazarlarının cevapları yani benim gibi yobaz değiller(valla bak) hepsi ünv. mezunu aklı başında çocuklar.

    1) Akşama kadar evi toplamak için uğraştığınız halde eve gelince sadece masanın üstünde bulunan bir su bardağı yüzünden bir ton azar yemeğe katlanmak zorunda kalırsınız.

    2) 6 yaşında anahtarı kilitte döndürmeyi beceremiyosanız her akşam komşudan kapıyı açmasını istersiniz.

    3) Zaten sinirim tepemde, bir de seninle uğraşmayayım cümlelerini duyma ihtimalinin yüksekliği

    4) Yemeklerin genelde geç yenmesi, annenin sinirli olması, herşeyi üstüme yıkıosun bana hiç yardım etmiosun diye bağırması gibi şeyler.doğru düzgün muhabbet edilemez çünkü yorgundur bi ton işi vardır falan filan.

    5) İlkokula kadar size hep birileri bakar.

    6) Ocak yakmanın tehlikeli ve yasak olduğu için,okuldan geldikten sonra yemeği kalorifer peteğinin üstünden ılık bir şekilde alıp öyle yemek

    7) Bacak kadar çocuğa “sen ablasın, kardeşine dikkat et” şeklinde sorumluluklar yüklenmesi sonucunda; kendini, sadece üç yaş küçük kardeşin annesi sanıp kardeşle maymun olmak.

    8) Anneniz eve yorgun geldigi icin soylediklerinizin ancak yarisini duymasi, sonra ayni olaydan bahsedince ve hatırlamayınca ‘sen bana yaşlandın mı demek istiyorsun!??!’ gibi yorumlarda bulunması. ayrıca liseye kaydettirmek için bile işten izin alamayıp evletlarının hayatlarıyla işi arasında seçim yapamaması da bu zararlardan biridir.

    9) Okuldan eve geldiğinizde arkadaşlarınızın aksine kapıda karşılanmaz,sıcak yemekle karşı karşıya kalmazsınız…buzdolabında ısıtılmak üzere bekleyen yemeğinize sevinirsiniz belki de.
    büyük çocuk iseniz içten gelen dürtüyle kardeşinizi servisten inerken karşılarsınız,sırf o da aynını hissetmesin diye!
    zaten elden ele kırk çeşit insanın terbiyesiyle büyümüş,bir sürü ayrı huy kapmışsınızdır ya,annenizin hafta sonu bile olsa koyduğu kurallarla allak bullak olursunuz!
    hep demişsinizdir belki,çocuklarınızı siz büyüteceksinizdir…
    artık anlaşılmışsa çalışan anne olma gerçeği,
    yüz yüze kalmışsanız eğer ilerisi için…
    yüreğiniz burkulur.
    hatta istersiniz en azından anneniz gibi sabah 8 akşam 5 olasınız!!!
    en azından…
    vakit çoğaltmak,zaman kazanmak için!

    10) Size bakacak her hangi bir akraba ya da bakıcınız yoksa işler daha da zordur.en büyük kardeş diğerlerinin de sorumluluğunu taşımak,onlara gözkulak olmak zorundadır.her sabah o kapının anahtarı üzerinize kilitlenir ve akşama kadar o evde kısılı kalırsınız.biraz büyüyüp okula başlarsınız ama hala küçüksünüzdür.eve geldiğinizde arkadaşlarınızınki gibi sizi kapıda karşılayacak öpüp koklayacak bir anneniz yoktur.o küçük yaşta o küçücük bedeninize taşıyamayacağınız sorumluluklar yüklenir.evi toplamanız akşam yemeği için varsa ön hazırlık yapmanız gerekir.
    bunlar işin bir tarafıdır.bir de hep içinizde ukte olarak kalan seyler vardır.o gün okulda olanları anlatmak istersiniz annenize ama o kadar doludur ki onun aklı başka seylerle.onunla gezmek,arkadaşlarınzın evine gitmek istersiniz.ama olmaz.haftasonu da anneniz kendine vakit ayırmak ister.o zamanlar onu anlayamazsınız neden çalışıyor ki dersiniz.ne zaman sizde onun yaşına gelir bir iş ve çocuk sahibi olursanız onu anlayacaksınızdır belki.
    ama ben annem gibi olmayacağım.sana söz veriyorum doğmamış bebeğim…

    11) Çocuğu büyürken yeterince ilgilenmediği için, emekli olunca birbirinizi yeniden keşfetmek zorunda kalmanız. ki bu keşfetme süresi çocuğun yaşına göre uzalır, kısalır. çocukluğunuzda annenizle ilgili anılarınız çok az olması. benim anılarım sadece haftasonları kuaföre gitmek, alışverişe çıkmak ve ayda bir diğer arkadaşlarıyla toplantılara gitmekle sınırlı. ve en önemlisi diğer çocuklar kadar annenize hiç bir zaman bağlı olmamanız.

    12) Yemeği siz yapmak zorunda kalırsınız. herkes sabah çıktıktan sonra ortalığı toplamak size düşer. kardeşinizin ikinci annesi olursunuz. veli toplantılarına hep siz gidersiniz. hastalığınızı kendi başınıza atlatmak zorunda kalırsınız. annenizin kötü geçen günü ardından patladığı insan siz olursunuz. kendi söküğünüzü kendiniz dikmek zorundasınızdır. yalnızlık duygusuyla büyürsünüz. zile basmadan kapıyı hep anahtarla açmak zorunda bırakılırsınız.

    13) Çocukları ile, ailesi ile çok fazla vakit geçiremediği için diğer annelere göre zaradadır ve hatta zararı büyüktür. yarasını deşerseniz ağlatırsınız…

    14) Daha çok kreşe yetiştirme, ordan alma koşturması içinde olan annelerin yorgunluktan ilgilenecek takati kendinde bulamaması… bundan kaynaklı, malum çocuğun annesiyle küçüklüğüne dair bir anısı olmaması… evde akşam beş-altı civarına kadar yalnız olmak… yemeğini “kendin pişir kendin ye” felsefesine bağlayarak yemek… sürekli farklı insanların ilgisi ile yüz yüze olmak…v.s.

    15) Çalışan annenin haklı olarak ev işlerinde babadan yardım istemesi ve babanın bu yardımı yapması sonucu ortaya çıkan berbat yemekler, ütüde yanan kıyafetler, renkleri değişen çamaşırlar ve kırılan bulaşıklar…

    16) Ortaokulu bitirdiğinde annesi emekli olan bir arkadaşım şöyle demişti;
    -çorbanın sıcak yenen bir yemek olduğunu yeni öğrendim..

    17) Anneniz sizi bakıcıya vermiyorsa,bakacak başka kimseninde yoksa beş yaşında evde yalnız kalmaya alışırsınız. anne sizi bakıcıya vermez zira ortanca ablanız bakıcının ihmali yüzünden hastalanır arkasından gelen şansızlıklar onu annenizden ayırır. bu sebeple sizde bakıcının adı bile geçmez evde. eve bakıcı fobisi yerleşir. bazen çalışan anne demek ne yazıkki evlat acısı demek olabiliyor. ben ne yapacağım,bende ondan farklı olmayacağım,ya uzman olana kadar doğurmayacağım,yada hastanede bakacağım çocuğuma. bırakmam bakıcı eline çocuğumu.

    18) +10 aylıkken kreşe gitmeye başlayıp okul hayatın boyunca kurs ve dershane köşelerinde büyümektir.
    +veli toplantılarını sevmektir çünkü anneyi gün içinde görme imkanın vardır.
    +haftasonları hariç hiçbir sabah çizgi film izleyememektir.
    +yaz tatillerinde bile evde duramamaktır.
    +anneniz çalıştığı için okula başladığınız ilk gün bile beni bırakma diye şımarıklık yapamamaktır.
    +yalnızlığa alışmaktır.

    19) Annenin çalışmasının maddi olarak hiçbir getirisi yoktur, çünkü anne çalışınca mecburen bakıcıya ihtiyaç duyuluyor, temizlikçi tutuluyor, yemekler dışarda yeniyor ve annenin iyi bir kazancı yok ise bu kazancın hepsi bu masrafları ancak karşılıyor.

    20) Nerden başlasam bilemedim efenim…şimdi şöyle oluyor : bi kere evin temizlik işini mesleğiniz kabul edin, itinayla çalışmanız gerekiyor. yemek yapmayı öğrenmeniz lazım, yoksa anneniz gelcek deee yemek yapcak daa aç kaldınız demektir. bi de bi süre sonra babanız motive amaçlı ‘sen anneni de geçtin yahu ne güzel yemek yapıyosun’ moduna giriyo hazırlıklı olun, yemeyin bu numaraları efenim. sonra siz bi gün olur da bunları yapmazsınız ‘mutfak niye bu halde, niye yemek yapmadın’ tartışmaları başlıyo, dır dır dinlememek için yapsanız iyi olur. bi de bu çalışan anne tatil günlerinde, hele ki uzun bayram tatillerinde falan hiç çekilmiyo, rahat batıyo sanırım, eviyle uğraşmayı özlediğinden 7/24 temizlik yapıyo(yaptırıyo) evde…neyse mutfağı toplamam lazım esen kalın…

    21) Malesef gereğinden hızlı büyümek zorunda kalmaktır. ilkokula gidene kadar paso ona buna emanet edilirsiniz. sürekli birileri bakar size. ilkokulda da okuldan annesine koşan arkadaşlarınızı kıskanır, yine bi akrabaya bakıcıya gidiyo olduğunuzu bilerek servis şöförüne dahi sinir olursunuz. arada okula çocuğuna bakmaya gelen evi yakın çalışmayan annelere gıcık olur kıskanırsınız. ortaokula geldiğinizde ise ee artık büyüdün bakıcıya gerek yok, bak bu anahtar bu da kapı. bunu unutursan seni paralarım haaa!! uyarılarını duymaya başlarsınız. sadece 11 yaşındasınızdır! ve evet, unutursunuz ve evet kaybedersiniz…azar işitirsiniz. eve gelip karnınızı doyurmayı beceremediyseniz, aç kaldığınız yetmezmiş gibi yine azar işitirsiniz. annesiyle okuldan sonra misafirliiklere gidip kek pasta yiyen, arkadaşlarıyla oynayan çocukların saçlarını çekmek istersiniz hep. yaz tatillerinin son günü hep ağlar, hep annenize sarılırsınız. pazar günlerinden haala deliler gibi nefret etme sebebiniz yine ertesi gün okul ve bakıcılarla birlikte olacağınız gerçeğinin sizi perişan etmesidir. hasta olduğunuzda okula gitmeyeceğinizden çok ya annenin yanınızda kalıcak olması ya da sizi işe götürecek olması sevindirir sizi…birgün olur da çocuk sahibi olursam ilkokule gidene kadar iş miş yok, bakıcı yok, akraba yokk! diye şimdiden kurallar koymanız da aynı sebeptendir hep…böyledir.

    22) Böyle bir şey yoktur. çalışan anne size karışmaz,paranızı verir, kendi derdi vardır kafayı size takmaz

    23) Kız çocuğu için yalnızlığa mahkum olmak demektir. ilk mens gördüğün zaman korku içinde banyoda kendinden tiksinirken, banyodan çıkıp sarılıp ağlayacağın kimse olmaz evde. sadece akşam yemeklerinde masada birarada olursunuz, o zaman bile iş konuşulur, maddi konular konuşulur. ayda bir kez hocaların ile görüşülür, durum iyiyse her şey aynı ritimde ilerler, kötüyse bi günlük nerede hata yaptım ben diye düşünüp bi iki değişimden sonraki gün yine her şey aynı ritimde ilerler. üniversiteyi kazandıktan sonra ise tek münasebetiniz ihtiyacın olan paradır.

    24) ilgisizlik

    NOT: Bütün yorumları almadım ama sitedeki yorumların %90′ ı böyle. Yani cımbızlama yok. İsteyen siteden kontrol edebilir.

    • Feyza diyor ki:

      Bunlari okuyup gozleri dolmayanin, ici sizlamayanin bir kalbi olduguna inanmiyorum…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Kimsenin hayatına karışamayız Feyza Hanım. Belki onlar kalpsiz de mutludur. Ya da sevgi diye bir duyguyu hissetmiyorlardır böylece kalbe de ihtiyaçları yoktur.

        Ancak pardon ya. Batılılar kızmasın diye Allah katında tek din İslamdır demeyecektik hani, şimdi de hiçbir zorunluluğu olmadığı halde çalıştığı için küçücük bebeğini kreş köşelerine mahkum eden annelere gaddar, kalpsiz, ruhsuz dersek suç olur…

        • Feyza diyor ki:

          Fatih bey,
          Ben butun calisan ve calismak zorunda olan kadinlari da varsayarak kalpsiz demiyorum, iclerinde makul bir sebebi olan, ailesinden o sekilde gordugu ve o hedeflerle yetistirildigi icin bunlari gormesi zaman alan ama imkansiz olmayan veya mecbur kalip esi tarafindan calisma hayatina mahkum edildigi halde bunlari okudugunda, gordugunde hatta yasadiginda “kalbi” sizlayan, kendini sorgulayan vicdanli kadinlarimiz da var. Onlar da zaten konustugunuz zaman, “keske evimin hanimi olup cocuklarimla evimle daha cok zaman gecirebilseydim” diye kendiliklerinden hayiflaniyorlar emin olun ki.
          Benim kalpsiz dedigim kesim, bu yazilanlari okusa da gormezden gelebilen, toplum icinde gozlemleyemiyorsa da burada ya da baska bir ortamda okudugu zaman olsun vicdani sizlamayan, empati kuramayan, herseye ragmen calisma hayatinin zorluklari kismina tek kelime deginmeyip surekli tesvik icin firsat arayan kesimdi.
          Her ne kadar empati kurmaya calisirsak calisalim, bu duyguyu yasayan cocuklarin birer yetiskin olduklarinda geriye donuk hayatlarindaki anne profilinin bu kadar silik olmasi ve bunu kendi dunyalarindan, kendi kelimelerinden okumak cok anlamli ve etkileyiciydi. Bu siteyi buldum dun aksam ve geri kalan yorumlari da okudum. En guzel yaninin basinda dir dir eden yani hayatina mudahale eden bir annenin olmamasi olduguna dair yorumlara rastladim. Bunun da ne kadar iyi bir sey olabilecegini siz dusunun. Kurallari olmayan bir hayat yasayan insanlar icin bu genclik yillarinda, ergenlik donemlerinde guzel bir durum gibi gozukebilse de kuralli yasayan, yasamasi gereken insanlar icin bu da ileride ayri bir sorun teskil eder. Yani en iyi yanini gorerek fikir beyan eden kisilerin dahi fikrinin altinda yatan aslinda olumsuzluk, ilgisizlik ve umursamazlik..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Ben de yorumunuza bir iki cümle ekleyeyim. Kreşte çalışmış bir hanımdan duymuştum, anne kreşe çocuğunu bırakınca bazen çocuklar ağlarmış sonra annesi de dayanamayıp ağlamaya başlarmış sonra kreş görevlisi hanım, çocuk ve annesi hep beraber ağlarlarmış. Ancak bu anne sonuçta çocuğunu bırakıyor ağlayınca…

            Zaten olay o kadar çok boyutlu ve başka faktörlerle iç içe ki. Hani biz kolay örnek diye kreş diyoruz. Karı koca asgari ücretli bir çift çocuğunu nasıl versin kreşe…Ya ninesi bakar ya da teyzesi, komşusu…
            Şimdi kadınlar bu kadar istihdam edilmese erkeklere hem iş imkanı açılacak hem de arz talep dengesi işsizler için pozitif yönde değişecek ve asgari ücret belki tek maaş olarak yetecek miktara çıkacak…

            Velhasılı şu aile kurumuna yapılan zulüm o kadar büyük ki nereden tutsak elimizde kalıyor…Emeklilik sistemimiz göçünce anlayacağız bazı şeyleri ve belki o zaman dövecek dizimiz kalmayacak. Ne demek istediğimi anlamak isteyenler bayramlarda huzurevlerine gitsinler…

      • Cihad diyor ki:

        Feyza Hanım Kardeşim’e,

        Aziz Üstadım der ki;
        ” Muhali taleb etmek, kendine fenalık etmektir.”
        Yani imkansız bir şeyin peşinde koşmak,kendine ve sevdiklerine yazık etmektir.

        Hem kariyer yaparım(veya çalışırım), hem annelik yaparım gibi bir ütopyanin peşinde koşarken bu sabileri kurban veriyorlar farkında değiller. Sanırım ufukları çok geniş olduğundan, ayaklarının önündeki yavrusunun ruh dünyasını göremiyorlar. Bu sebebtendir ki bize yazdıkları yorumlarında bakış açini değiştir, ufkunu genişlet gibi ifadeleri sürekli kullanıyorlar. Halbuki mesele gayet basit ve sade. Yani dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok.

        Bu yorumu yazdıktan sonra akşam sofrada hanıma okudum. Kadincagizin iştahı kesildi, gözleri doldu. Hele şu kalorifer yorumuna gelince beni durdurdu. Çok etkilendi o yorumdan. Bir çocuklara bir bana bakarak dinliyordu.

        Ortak yaşam, paylasimli hayat gibi hurafeler ile beyinleri efsunluyorlar sanki mümkünmüş gibi. Böyle bir seçenek yok çünkü ev işleri ve çocuk yetiştirmek bir insanın hususan şefkat kahramanı bir kadının asli işi olmak zorunda. Yani bütün hissiyatı ve kabiliyeti ile o işe odaklanacakki altından kalksın yoksa erkek karısına yardım etse dahi iki kişinin tali veya ikincil bir iş olarak gördükleri için bu işin altından kalkmalari mümkün değil. Hatta değil iki kişi yedi kişi dahi olsalar bu işin olması mümkün değil. Ben bunu medresede tecrübe ettim. Yedi kişi bir evde kalıyorduk. Haftanın her günü bir kişi mutfakta nöbetçi oluyordu. Evin diğer temizlik işlerini biraz zorluğuna ve birazda ehemmiyetine binaen mizaha vurarak bakanlık şeklinde ayarliyorduk.
        mutfak bakanlığı,
        Wc bakanlığı,
        ekmek bakanlığı,
        süpürge bakanlığı,
        banyo ve lavabolar bakanlığı vs. vs.
        herbirimize birer bakanlık düşerdi ama itiraf etmem gerekirse medresemiz epey kirli ve dağınık olurdu çünkü herkesin dışarda asli bir mesguliyeti vardı. Kimi öğretmen mesaisi var, kimi öğrenci dersler,sınavlar,proje ve ödevler var.Yemek ve temizlik asli değil ikincil derecede işimiz olduğu için hem dikkatten kaçıyor,hemde yorgun olunduğu için üşengeçlige sebep oluyordu. Bu sebepten bir kişi olsun ama hayatının temel mesaisi olsun ki bu işi bir derece yapabilsin. O bile bazı yerlere yetisemiyecektir. Erkeklerin mutlaka el atıp yardımcı olmaları gerekir. Şahsen ben bir çok noktada yardımcı oluyorum. Hali yıkamaktan, cam silmeye, balkon yıkayıp, çocuk bakmaya kadar bana ihtiyaç olan her alanda el atarım. Sonuçta ihale ile vermiyoruz bu işleri yardım gerektiğinde sevdigimize niye yardım etmeyelim.

        Evet bence de kalbi yoktur ancak bir ihtimal daha var o da duyguları bastırılmış kalbi olmak. Zaten bizim gibi kadının yerini ve vazifesini ifade eden insanlara bu kadar tepki göstermelerinin nedeni şu ki; onların kalb ve vicdanlarına dokunuyoruz. Bunu bastırmak için bize hücum ediyorlar. Yorumlarından tut, rumuzlarina kadar agresif olmalarının sebebi de bu.

        Selam ve dua ile..

        • Feyza diyor ki:

          Cihad abi,
          Bu konuyla ilgili verebilecegim cok guzel ornekler var fakat tarafli oldugum bilindigi icin fazla yazmak istemiyorum. Kreste gorev aldigim zamanlar icim parcalaniyordu, zannediliyor ki 3 yasindan sonra cocuk zaten krese baslayacak ve anneyle bagi yuzde seksen kopacak hatta kopmali, bagimli olmamali.
          Sizi temin ederim ki uc yas bir cocuk icin kres, “dini egitim veren bir kurum dahi olsa” son derece gereksiz. O yasta bir cocuk en guzel dini egitimi rahle basinda degil, annesinden gordugu ve kaydettigi guzel ornekler vesilesiyle hayatina kalici olarak aktarir. Dort yasinda ve bes yasinda ise tavsiyem dini egitim icin de olsa yalnizca “yarim gun” verilmesi. Tam gun egitim o yasta bir cocuga inanin ki cok fazla geliyor. Bir sure sonra bunaliyor, sabah sekiz aksam bes okul mesaisi o kucucuk bedenleri cok fazla yoruyor ve hani diyoruz ya calisan anneler eve dondugu zaman daha “kaliteli zaman gecirmeye calisiyorlar”, bu cocuklarin butun gun okulda zaten pestili ciktigi icin annelerinden duydugumuz her zaman, eve gidince aksam yemegini yiyip uyuyakalmasi.. yani hadi annenin performansi mukemmel ve yorulmuyor desek, cocullarin bunyesi dayanmiyor ve kaliteli dedikleri o zaman cocugun en yorgun oldugu, istirahate cekildigi, pilinin bittigi aksam saatlerine denk geliyor.
          Yani biz uzayda yasamiyoruz, konusuyoruz goruyoruz ve gozlemliyoruz ki bunlari dusunuyor yaziyoruz.
          En azindan imkani olan hanimlar isi gucu bir kenara birakmak icin belki bir dakika olsun durur dusunurler.
          Yine calisan anneler anaokuluna giden cocuklarin ana musamerelerine bir sekilde istirak etse dahi bunun disindaki ara musamerelere ya da velilerin biraraya geldigi ozel gunlere katilamadiklarindan o kadar boyunlari bukuluyor ki, teselli ederken sizin kalbiniz sanki yerinden sokuluyor.
          Gecen gun ablam anlatiyordu. Ilkokula giden kizinin resim etkinligi vardi. Her ogrenci velisiyle beraber okulda resim cizecekti. Butun sinifin velisi gelmis ve ikisininki calistigi icin gelememis. Kadin babasini aramis cocuk yalniz kaldi lutfen git diye fakat o da kadinlarin icine girmemek icin gelmediginden dolayi cocugun nasil mahzun kaldigini anlatirken kendi gozleri doldu ablamin. Digerinin babasi mecburen gelmis ve velisi gelmeyen ise ogretmeniyke resim cizmek zorunda kalmis. Iste kucucuk bir misal, orada anne cocuk etkinligi kapsaminda guzel bir ani olarak kalmasi icin duzenlenen bu etkinlik butun sinifin cocuklari icin ne kadar ozel bir ani olacaksa da o tek cocuk icin hatirlanmak istemeyecegi kotu bir ani olarak kalacak. Cunku o yasta cocuklari tek mutlu eden sey, o an sinifta kapidan iceri giren ya da eve gittiginde kapida karsilayan bir annedir. Bu dunyanin heryerinde boyle cocuk dili degismez, sadece degistirilmek istenebilir.
          Verebilecegim o kadar ornekle dolu ki..
          Bir teyzemiz var yasli, daha yazin konustuk.
          Geliniyle beraber yasarlarken gelini ve oglu teyzeyi birakip ayri eve cikmislar. Haliyle yeni ev masrafi fazla gelmis ve gelini ise girmis. Torununun yemek borusu olmadan dunyaya geldigi icin agizdan beslenemiyormus Bir sure bakici ile idare etmis annesi sonra babaanne almis torununu. “Yemek borusu nakli yapildigi gun henuz cocuk narkozdan uyanmadan annesinin kosturarak ise gittigini”, her gece annesinin isten gelecegini beklerken gelen arabada anne babasi olmadigi icin elinde ne varsa cocuk babaannesine sinirden firlattigini, anlatirken teyze hep agladi. Ustelik cocukta gelisme geriligi oldugundan okula da gidemiyor.
          Simdi bakin, bu kadin da kendini calismak zorunda niteleyecejtir zira masraf yetmiyor fakat dusunseniz teyzeyle beraber yasasalar hem cocugunun yaninda olurdu, hem kira odemezdi hem teyze yalniz kalmaz hem de kadin calismak zorunda kalmazdi.
          Bazi hayatlarda da durumu guclestiren yine insanlarin kendisi oluyor..calismak zorunda diyoruz ama bu dahi kendi arasinda bir standardi olmayan tanimlama aslinda, kime ve neye gore calismak zorunda olmak da degisken bir tanim.
          Baska ornekler de var fakat yazmayayim. Bu kadar kafi..

        • Abdullah Bir diyor ki:

          CİHAD HOCAM

          “bizim gibi kadının yerini ve vazifesini ifade eden insanlara bu kadar tepki göstermelerinin nedeni şu ki; onların KALB ve VİCDANLARI’na DOKUNUYORUZ. BUNU BASTIRMAK İÇİN BİZ EHÜCUM EDİYORLAR. Yorumlarından tut, rumuzlarina kadar agresif olmalarının sebebi de bu.” DEMİŞ

          İşte KALP/GÖNÜL UZMANI, işte TEŞHİS, işte TEDAVİ…

          Durmak Yok…

          İşletim sistemi çökmüş, FITRATI bozulmuş KALBLER’i/GÖNÜLLER’i ve VİCDANları mıncıklamaya devam Cihad Hocam.

          Kendi payına Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.

          Selam, muhabbet ve dua ile…

    • Zeynep diyor ki:

      İçim parçalandı okuyunca çok üzüldüm çocuklar biraz büyüyünce kolaylaşacak diye düşunuyordum hiç de kolaylasmiyormus sadece erken büyümek zorunda kalıyor çocuklar .

      • Cihad diyor ki:

        Zeynep Hanım’a,

        Size bütün mukaddesatım üzerine yemin ederim ki bu çocukların annelerini bulup konuşursanız eğer çoğu size çocukları yanımızda tutmamak gerektiğini, bizim evde herşey tıkırında, bizim evde herşeyi eşimle paylaşarak yapıyoruz, gayet demokratik bir aile yaşantımız var, hem çalıştım hem çocuk buyuttum, çocuklarıma daha iyi eğitim vermek için çalışıyorum gibi modernite hurafelerini siralayacaktir. Öyle programlanmişlar çünkü.

        Herkes sizin gibi vicdanlı,insaflı,samimi ve dürüst değil. Ben eğitim camiasından olduğum için yukardaki ilk yorumumda geçen durumlari coklukla görüyorum. Bugün yukardaki ilk yorumumu hanıma okuduktan sonra hanım bir örnek anlattı. Bugün medresede dersleri vardı ki hanim da bu tarz konuların üstünde duruyor. Bir teyze vardı diyor gelininden çalışıyor diye şikayetçi. Hatta hanım bir ara o kadın ile görüşüp, birşeyler anlatmaya çalışmıştı ama kadın çok sinirli bir şekilde “ben bu kadar emek verdim tabi ki calisacam, ben hep çocuklarımın geleceği, eğitimi için çalışıyorum” diye hanıma çıkışmıştı. Bugünkü derste ise kaynanasi olan teyze, gelininin mide kanaması geçirdiğini söylemiş. Çünkü çocuğu krese birakiyormus, çocukta durmuyormus ve kresten sürekli annesini arayıp çocuğu almasını söyluyorlarmis. Kadın bu yaşadığı sıkıntı ve stresten en sonunda mide kanaması geçiriyor.

        Yani örnek çok hepsi de bu dünyadan mars’tan falan değil yani.😄

        Selametle…

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      Kıymetli Cihad abimiz. Bu hangi site merak ettim. Ayrıca bu çocuklar yerine çalışan kadınların kocalarının da dertlerinin olduğu bir site yok mu?

      Bence gönüllü biri yada birileri çalışan kadınların çocuklarının dertleri ve kocalarının dertleri ile ilgili çalışma yapıp bunları bir kitapta toplayıp piyasaya sunmalı. Ha ben kocanın derdinden çok çocuğun derdini umursarım. Ama kocanın dertleri de olmalı ki en azından evlilik niyetinde olan beyler bu örnekleri okuyup bir daha düşünürler çalışan alayım mı? almayayım mı? diye.

      Sema hanıma tavsiyem ya kendisi böyle bir çalışma yapsın yada bir ekip kurup yapsınlar. Çocuklardan dert dinlemeyi bayan ekibi kocalardan dert dinlemeyi erkek ekibi yapsın. Türkiyeden farklı iller seçilsin. Farklı kademede çalışan kadınlar seçilsin. Yani yapılacak çalışma tüm Türkiyeyi örneklesin ki kimse bu çalışma ülkeyi ve tüm çalışan kadınları bağlamıyor demesin.!

      Ben böyle bir çalışma olursa ve bu tür çalışmalar piyasada ve sosyal medya ortamlarında çok dillenirse en azında kadınları sokağa, çocukları da kreşe dökmeye çalışanların aksi yönde rüzgarların eseceğini düşünüyorum.

      Çünkü batıl şeyler kendi davaları için ha bire her yerde reklam yaparken biz hak bildiğimiz şeyi neden dillendirmekten kaçınalım ki. Bu nedenle cihad abi siz ve diğer yorumcu abi, kardeşlerimizden ricam bu tür çalışan kadınların çocukları, kocaları hatta çalışan kadınların kendi yaşadıkları sıkıntılarla ilgili bol bol malzeme bulursanız yayalım, yayalım ki alttan gelen nesil çalışma hayatının kadın için ve aile için toz pembe bir şey olmadığını, mutluluk kaynağını olmadığını bilsinler…

      Vesselam…

      • Zeynep diyor ki:

        Kocalarin çokta içlerini dokecegini sanmıyorum içten içe keşke karım çalışmasaydi diye söylüyorlardir mutlaka da bunu sesli söylemeleri zor biraz paradan vazgecemiyorlar kocası istemediği halde çalışan çok az kadın gördüm genelde aksi oluyor .Kızlar okuyor önce güzel geliyor işi ve maaşi var değeri var sonra evlenince çocukta olunca genelde anliyorlar dışardan göründüğü gibi değil .Ben izinli olduğum günler kocama kral muamelesi yaparım çeşit çeşit yemek tatlı ,ev mis gibi ayrı bir hizmet ederim sırf istifa et desin diye hiç demedi .Aslında istiyor biliyorum ama ben diyorum bak ne güzel bir aile oluyoruz böyle falan diyorum senin derdin yan gelip yatmak diyor .

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Cihad Bey Hocam’a…

      Benim gibi cahiller bir tutam bal için bir kilo inatçı KEÇİ boynuzu ile uğraşmak zorunda kalırken senin gibi ilim sahipleri direkt arı Kovanına çomak SOKUYOR, arılarını ÜRKÜTÜYOR ve BAL gibi amacına ulaşıyor. :-)

      Yine yapacağını yaptın, zülfü-yare dokunmakla kalmadın, birilerinin bin bir güçlükle içinde uyuttuğu annelik duygularının uyanmasına, uzun süredir unuttukları, kullanmadıkları “merhamet, akıl, izan ve vicdan” vb insani özelliklerini tekrar kullanmalarına ve hatırlamalarına sebep oldun bu yazın ile.

      Cumamız mubarek ve hayırlara vesile olsun.

      Rab’bim ilminizi artırsın, seni razı olduğu kullardan eylesin Cihad hocam.

      • Cihad diyor ki:

        PİR’ime,
        (Gül hanımdan iktibas ile..😄)

        Estağfirullah abi, lütfen o kelimeyi(cahil) kullanmayiniz. Biz sizden çok istifade ediyoruz. Bu sitede ciddi bir ağırlığınızın olduğunu düşünüyorum.

        Ayrıca teşbihlerinizin de hastasıyım. Gerçekten çok orijinal abi ya..birde çok organik misaller.

        Sayın Pirim,

        Benim şöyle bir kanaatim de varki, şu çalışan hanımların arkasını evinde oturanlar topluyor.

        Mesela,

        6 yaşındaki çocuk anahtar ile kapıyı acamadigi zaman kimden yardım istiyordu, komşudan değil mi. Işte o yardım eden komşu genellikle evinde duran kadındır.

        Veya,

        İlkokula kadar size hep birileri bakıyor diyen çocuğa bakan birileri kimdir ki, tabiki evinde oturan kadınlardan başkası değildir çoğunlukla.

        Eğer bu kişilerin dediği gibi olsa(yani bütün kadınlar çalışıyor olsa,yani bu nimete(!) herkes vasıl olsa) aile hayatı ve iş ortamları yaşanmaz ve daha da bir çekilmez olur. Başka bir açıdan şunu da diyebiliriz. Yükün kritik bir kismini bazı ev hanimlarina yıkıp, yeri gelince de bunlar bu kadar saat evde ne yapıyor, biraz evde kalınca hafakanlar basıyor beni diye küçümsüyorlar.

        Uyanık bunlar abi uyanık..😄

        Selam ve dua ile…

        • Yahya diyor ki:

          çok eğlenceli geçiyor…

          Rabbim her ikinizden de razı olsun.
          İstifade ediyorum ve ediyoruz.

          Selam ve dua ile…

          Seneye görüşmek üzere :)

    • sevgi diyor ki:

      Annem hiç çalışmadı, yakın çevremde bu şekilde çalışan annelerin çocuklarıda olmadı, bu örnekleri yakından hiç tecrübe etmedim. ama bu ve benzerlerini defalarca okudum üstüne düşündüm. Özellikle kızım doğmadan önce çokça eşimle müzakere ederek düşündük.
      Kendimden çok güzel örnekler verebilirim fakat yine şahsileştirmeyip (olay şahsileşinde daha fazla söz hakkı doğuyor gördüğüm ve ne yazıkki yazmayı çok seven bir insan değilim) başka örnekler vermek isterim.
      Bilinçli genç ebeveynler bu konuda çok daha hassas ve duyarlı, hele dini hassasiyeti olan arkadaşlarımda gördüklerim takdire şayandı.
      Öğretmen karı koca kuzenim ve eşi, çocuklarına beraber baktılar. ek ders almayarak, doğum iznini, süt iznini kullanarak, erkek kuzenimin yine büyük özverileriyle çocuk 5 yaşında ve hiç kreşe gitmedi.
      Doktora yapan karı koca arkadaşlarım çocuklarına beraber bakıyorlar, yurtdışında yaşadıkları için zaten anneanne babanne ihtimalleri de yok. birisi sabah birisi öğlen gider, diğeri işlerini biraz yavaşlatır, okulu birkaç ay dondurur.
      Zaten insanların maddiyat kaygısı da olmayınca, işten çok rahat izine ayrılabiliyorlar. 100 bilmem kaç parça yemek takımı, falanca marka koltuk, halı, mutfak takımı kaygısı da olmayınca borçta olmuyor, daha fazla para kazanma kaygısıda. kazandıkları zaten yetiryorda artıyor kendilerine. istedikleri zaman ek dersten vazgeçebiliyorlar, okulu dondurabiliyorlar.
      İnsan istedikten sonra bir şekilde imkan ve ortam bulabiliyor.
      Ne yazıkki, kadının çalışmasını kızların okumasını bizlerden değilde malum çevrelerden, kadına özgürlük diyip dekolte giyinmeyi, haydi kızlar okuya diyip kızlı erkekli ortamları özendiren çevrelerden dinleyenler hem kendini hem çocuklarını sefil edebiliyor.
      Bu örneklerin eminimki birçoğu en az 15 yıl öncesine ait ve dindar kesimin henüz kadının çalışmasını, nasıl çalışabileceğini, çalışırken nelere dikkat edebileceğini ağzına dahi almaya cesaret edemediği zamanlara ait.
      Benim beyaz Türk (!) dediğim insanlar (zaten yıllardır çalışan kadına alışık yolunu bir şekilde bulmuş, belki çocuğunun, eşinin ne durumda olduğunu ikinci plana atabilecek) benim hiçbir yazımın yada düşüncemin muhatabı değiller, bunu ayrıca belirteyim. Benim kaygım dini hassasiyetini yitirmeden hem okumak isteyen hem çalışmak isteyen kadınlar. Diğerleri gibi olmadan bunu nasıl yapabilirler, bunu düşünmek tartışmak (tabi sizlerle tartışamayacağımı çok net anladım).
      Unutmadan güzel bir derginin editörü olan arkadaşımdan da örnek vermek isterim. Dergi çalışmaları haricinde, zaman zaman şehir dışı toplantılara gider, bu toplantıların genelide genç kızlarla hasbihalleri içerir. Giderken iki yaşındaki oğlunuda yanında götürür. Eşi de aynı sektörde olduğu için bazen beraber giderler bazen çocuğu kucağın yapar bu toplantıları. Kendisine hayranlığım bu yazıdan dışarı fışkırabilir.
      Bütün örneklerdeki erkek, koca ve baba figürleri ayrıca takdir edilesidir.
      Not: Benim bildiğim herkes hayatından memnun, tabi siz yine fıtratları bozulmuş diyebilirsiniz.

      • Cihad diyor ki:

        Yaw he he…!

        Örnek istediniz, size onlarca getirdim. Hemen de çözdünüz işi, yok beyaz türk, yok 15 yıl öncesi falan. Değil kardeşim değil. Bu yorumlar 2011 yılına ait ve umuma açık bir site de yapılmış.

        Maddiyat kaygısı yokmuş. Peki bu kadar zahmete niye katlaniyorlar o zaman. Kocası sağ, bir geliri var. Otur evinde çocuğuna bak, lillah için ilimle,ibadetle,hayır ve hasenatla meşgul ol. Sizi mecbur eden nedir.

        Doğum izni,süt izni, ek derse girmemek, okulu dondurmak. Allah vermiş sürün keyfini bakalım. Yine aynı yere geliyoruz. Peki siz arkanizda nasıl bir enkaz biraktiginizi biliyor musunuz. Öğrencilerinize ve velilerine bi sormak lazım. Öğretmenleri değişen çocuklar, boş geçen dersler vs…benim bransim sınıf öğretmenliği işin bu kısmını gayet iyi biliyorum. Bizzat anneler bize geliyor hocam lütfen cocugumu sinifiniza alın diye. Yeni öğretmen gelene kadar öğrencilerini sinifimda misafir edip bütün duzenimin altüst olması gibi vs.vs.

        Neyse ben çok konuştum oysa anlamak isteyen bu zamana kadar çoktan anlamıştı.

        ﻗَﺪْ ﻳُﻨْﻜِﺮُ ﺍﻟْﻌَﻴْﻦُ ﺿَﻮْﺀَ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲِ ﻣِﻦْ ﺭَﻣَﺪٍ ﻭَ ﻳُﻨْﻜِﺮُ ﺍﻟْﻔَﻢُ ﻃَﻌْﻢَ ﺍﻟْﻤَﺎﺀِ ﻣِﻦْ ﺳَﻘَﻢٍ

        Yani, bazı gözü hasta olan kimse, güneşin ziyasını ve vücudu hasta olan kimse de, suyun tadını inkâr ediyorlar.

        Peki nereye kadar???

        • Sevgi diyor ki:

          Iyiya iste 2011 yilinda sozluge bunlari yazabilecek insan en az 10 15 yil once bunlari yasamis cocuktur heralde.
          Gecim derdi bahsettigim mantiktaki kadinlarin ac olmayan gozlerinden ve aza razi okmalarindan kaynaklaniyor zaten.
          Ne yazikki herkes bu sartlara sahip degil ama imkani olan hayatini sizin bilmediginiz bir sekilde surduren bu ve benzerlerine karsi sonu gelmeyen hakaretlere karsi yazmak istedim.
          Sizi rahatsiz eden noktanin aslinda isteyerek severek okuyan calisan kadinlar oldugununda farkindayim. Ama iste isteyerek yapilan her iste oldugu gibi buradada sefil olan yok ne yazikki.
          Zorunlu olan ezilen somurulen calisan kadinlar icin benim profesyonel olmayan cozumlerim var ama ne yazikki ne karar nede yurutle yetkim var. Sadece onlara iyice psikolojik baski yapmayi assagilamayi ikinci sinif kadim muamelesi gostermeyi engelleyebilirim diye dusunuyorum. Kendimce yaziyorum ve tabikide cvp yazmak zorunda degilsiniz, beni zaten herhangi bir fikrinize ikna edemezsiniz bende sizi edemem.

          • Adamın biri diyor ki:

            beni zaten herhangi bir fikrinize ikna edemezsiniz bende sizi edemem

            Bakış açısı genişliğinizi bu farklı düşüncelere karşı engin hoşgörünüze borçlusunuz sanırım, tebrikler

          • Sadece Fatih diyor ki:

            “Sizi rahatsiz eden noktanin aslinda isteyerek severek okuyan calisan kadinlar oldugununda farkindayim.”

            Deliliniz nedir?

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Öyle demeyin Adamın Biri kardeş. :) Aşağdaki yorumda görüldüğü gibi onların engin fikirleri sayesinde benim fikirlerim az da olsa değişmiş ve mutlu olmuşlar-mış…
            Hep onların dediği doğrudur. Biz bir şey bilmeyiz biz cahiliz. Video vardı bir ara hani bir çocuk diyordu böyle kalmışık abla diye. Biz de öyle diyelim bari…Böyle kalmışık ne yapalım. Hayata bakış açımız dar cahiliz işte…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Sevgi Hanım.
        Çok uzatmak istemiyorum. Köyde annelerimiz hem ev işi yapardı hem de tarlada çalışırlardı ve bizleri de yanlarında götürürlerdi. Ağaca beşik kurardık falan. Ancak yılan çıyan gelmesin diye genelde büyük kardeşler bekçilik yapardı bu durumda. Beşikten çıkınca zaten ya bir kenarda oynar ya da tarlaya yardım ederdi çocuklar. Bir sorun var mıydı, benim gördüğüm yoktu.

        Şimdi gelelim sizin yazdıklarınıza. Ufkumuzu genişletmekten bahsedenler vardı siz ya da başkasıydı hatırlamıyorum. Bu kafadakilere soruyorum. Neyin kafasını yaşıyorsunuz? Tekstil atölyesinde çalışan kadın çocuğunu yanına götürsün bakalım. Ya da seramik fabrikasına ki erkeklerin dahi kaldırmakta zorlandığı ağırlıkları kaldırırlar, ezilsin çocuklar sağda solda. Ya da meyvelerin işlendiği soğuk hava depolarında çalışan kadınlar bebeklerini yanına mı getirsin?

        Sayın kariyerli ve geniş bakış açılı kadınlar çalışmalı öyle de çocuğa bakılır diyen yorumcular. Siz burada çalışan kadınların reklamını yaparken benim aklıma güzel ülkemde asgari ücretle fabrikalarda çalışmak zorunda kalan kadınlar geliyor ki zaten çocuklarına kreş vb. hak getire, güç bela ancak dershaneye vb. gönderebiliyorlar. Ancak görüyorum ki sizlerin tuzu kuru gelmiş burada bize bakın böyle örneklerde var diyorsunuz. Böyle örnekler olabilir dahası mutlu da olabilirler ve olsunlar da ama siz elli tane domatesten sadece iki tanesinin sağlam olduğu bir durumda domatesler sağlam demezsiniz değil mi? Hatta çürükleri ayırdıktan sonra sağlamlara karşı bile bir önyargı olur. Bilirsiniz ki çürüklerle dura dura onlar da çürür. Velhasılı yorum yazarken o sürekli bahsedilen açık görüşlülüğü bize ve ülkemizde yaşayan insanlara da gösterin. Biz maaşımızı tl olarak alıyoruz usd almıyoruz. Yaşadığımız ülke halkın refahını sağlarken başka ülkeleri sömürmüyor.
        Gelelim yorumunuzdaki son hususa. Arada bir babaların da çocuklarına baktığını yazmışsınız. Evet bakabilir ancak bu bakım arada bir olmaktan çıkıp da rutin olursa o çocuklar yine anne şefkatinden mahrum olur. Annem ev hanımıydı ve ben annemi çok ama çok seviyorum, yanıma geldiğinde zerre ev işi yaptırmam baş köşeye oturturum. Çünkü çocukken her ihtiyacım olduğumda yanımdaydı, sokakta yürürken bir an bile elini bırakmazmışım.

        Allah çalışmak zorunda kalıp da evlatlarından ayrı düşen kadınlara yardım etsin, acılarını hafifletsin, ihtiyacı olmadığı halde daha fazlası için çalışıp da çocuklarından şefkatini esirgeyen kadınlara da müstehaklarını versin…

        • Sevgi diyor ki:

          Calismak zorunda olan, kotu sartlarda calisan kadinlara karsi asiri dusunceli haliniz suan mi gelisti? Karsi fikir olusturmak icin olsa bile Katkim olduysa ne mutlu bana.
          Suan yazacaginiz fikre uyum sagladigi icin one surdugunuz calismak zorunda olan kadinlar icin bi oneriniz ve cozumunuz varmi?
          Kadin calismasin derken seve seve genelleyip icine kattiginiz ama suan yaziniza guzel ornek teskil eden bu kadinlar icin diger seceneginiz nedir?
          Erkege hakkini vermeyip yillarca asgari ucretle calistiran, haniminida calismaya mecbur kilan sistem, patronlar. Gosterisli nisanlar dugunler yapmaya mecbur edip gencecik insanlari borc batagina surukleyen mahalle baskisi. Bunlardan bahsetseniz belki samimiyetinize inanilabilir.
          Yeri gelince yermeniz isinize gelince ustunden duygu somurusu yapmaniz…

      • Zeynep diyor ki:

        Sevgi hanim dini hassasiyetleri olan bir kadın neden çalışmak istesin anlamıyorum gerçekten .Belkide ovunecegim bir mesleğim olmadığı için kariyer yapmadığım için bilemiyorum benim için para kazanmak dışında bir anlam ifade etmiyor işimi severek yapsam bile bu helal kazanma için çabaladigim bir sevgi.

        Ben hayatımda hiçbir artısını görmedim belki gözde bir mesleğe sahip olunca farklı oluyordur bilemiyorum ama benim için vazgeçilmez değil. Hatta zorlanıyorum yorgunluk neyse insan bir süre sonra alışiyor ama küçücük çocuğu sabah erkenden kaldırmak erkenden yola düşürmek hasta olduğunda hafta sonuna denk gelince sevinmek neyse yanındayım diye rahatlamak diğer günler o halde bırakıp gitmek.

        Sürekli birseylere yetişme telaşı sürekli bir kosusturma hali.Oğlum 4 yaşında anaokuluna gidiyor gecen bana sınıfındaki bir arkadaşını anlatıyor çok şanslı bir çocuk dedi neden diye sorduğumda çünkü annesi bizim okulda çalışıyor annesini hiç özlemiyor dedi.Keşke sende öğretmen olsaydın bizim okulda çalışirdin falan dedi çocuk kalbi ne kadar masum.

        Karşılığında ne diyebilir siniz ki.Tek istediği haklı olarak annesiyle olmak bu da en doğal hakkı daha anne çocuğu.Ben hayatımdan memnun değilim söylemek istedim .Bence böyle bir hayattan anneligi tatmis hiçbir kadın memnun değildir de güçlü görünmeye çalışıyordur ben de sonuçta her gördüğüme dert yanmiyorum o zaman bırak derler haklı olarak .Sadece insan alıştığı hayatını değiştiremiyor cesaret edemiyor.

        Kuzenimin eşi çok zenginlerken babasının borcu yüzünden herseyini kaybetti şimdi asgari ücretle çalışıyor ve kazandığı kira ve faturalara anca yetiyor.Kuzenim de evden birseyler yapip satıyor o şekilde destek olmaya çalışıyor tabi bu haftalik pazari ancak karşılıyor .Kardeşim ona uygun bir iş buldu söyledi o da kızı var 1 bucuk yasinda onun için kabul etmedi halbuki cok ihtiyacı var ortam da uygun fakat ona gore çocuğunu başkasına emanet etmek korkunç birsey.
        Diğer yandan görümcem doğum yaptı 3 ay sonra ise başladı eşi savcı kendi de hakim muhtaç mi değil evi var arabasi var borcu yok birikimi var en azından 2 yıl izin kullanabilirdi ama ona göre de işini bırakmak çok zor öyle alışmış para sorun değil fakat hayatını degistirmek zor geliyor.

        • Feyza diyor ki:

          Zeynep hnm bu samimi aciklamanizdan oturu size tesekkur ederim. Biz de gunlerce bu soylediklerinizi anlatmaya calistik ancak nafile..
          Bakin, alti ustu ev isi ile ilgili gayet siradan, gunluk yasama dair bir konu altinda dahi yuz kusur yorumluk tartisma konusu cikarabildik ama yine de mutabik olamadik :)
          Dini delilse dini delil, sosyal delilse sosyal delil, “ne istedilerse verdik 😀 ”
          Ama karsiliginda bir delil alamadik.
          Saka bir yana ancak zaten ikna olmamaya programlanarak baslatilan tartismalar genellikle mutabakata baglanmaz. Baglanamaz… yine de calisan bir hanimin kaleminden bu hayatin zorluklarini da dinlemek anlamliydi, belki baska okuyanlar istifade eder ve yararli olur. Zaten burada yazilan bircok yorumun sebebi muhatabi ikna degil, yaniltici ve yanlis yonlendirici bilgilerle olusturduklari zihin karmasasinin mumkun oldugunca az insani tesir altina almasi icin panzehir uretmek..
          Selam ve dua ile.

        • sevgi diyor ki:

          Benim her zaman söylemeye çalıştığımda bu zaten, İSTEMEYEN hiçbir kadın çalışmasın, inş. şartlarınız düzelir ve çalışmak zorunda kalmazsınız, veya çalışmayarak şartlarda idare edebilecek bir duruma gelirsiniz. ama çalışmak İSTEYEN kadına yapılan neden çalışıyor baskısı, çalışan kadınlar kötüdür iması, çalısan kadın alınmaması (!) yönünde yapılan telkinler. bunlarda sizi zorla çalıştıran mantık kadar saçma değilmi sizce?
          İnsanlar neden gerçekten bazı kadınların severek isteyerek okuyup çalıştığına inanmak istemiyor gerçekten algılayamıyorum.
          Meslekten dolayımıdır bilemiyorum tabi bu, hangi meslek kime göre övünülecek kıvamdadır oda tartşılır tabi. Ama insanların ne yaşadığını tam olarak bilmeden, genelleyip bütün çalışan kadınların kadınlığına anneliğine laf etmek, abartıp kocasına da hakaret etmek çokmu normal sizce?
          Siz çevrenizdeki örnekleri ne güzel anlatmıştınız, belki samimiyetiniz varsa görümcenize birkaç şey söyleyebilirsiniz, belkide çocuğunun ne halde olduğundan, yada ilerde nasıl olacağından haberi yoktur. ama sokaktan geçen kadını kimse bilmeden etmeden nasıl eleştirir, bu kısım bana çok tuhaf geliyor sadece.

          • Zeynep diyor ki:

            Çalışsın çalışmasın her anne aynı kaygıları yaşıyor yani çalışmak isteyen anne de mutlu değil ben bunu etrafımda çok görüyorum .Benim tepkim sıkıntıları görmezlikten gelmenize önce bunu kabul edelim diyorum .Kabul edelim evlatlarimiz annesiz büyüyor küçük yaşta birçok sorumluluk alıyorlar 3 yaşında kurallar ile tanısiyorlar soğukta erkenden uyaniyorlar.

            Ben mesela bu yönünü görüp üzülüyorum eşim ne güzel 4 yaşında sayıları yazabiliyor çok güzel eğitim alıyor diye seviniyor bakış açısi farklı olabiliyor .Zaten burda şahsi anlamda eleştiri değilde fikirler tartışılıyor.

            Eleştirilen de çalışmanın çok güzel birsey olarak savunulmasi dezavantajlarini görmeden hiç deginilmeden topluma yaralı olmak gibi ulvi hizmetlerinden bahsedilmesi yoksa dediğiniz gibi çalışıyor diye kadınlik annelik duygularıni yok saymak yanlış.

            Genel olarak diyoruz ki ev hanimligi küçümsenmesin hatta ozendirilsin ki çocuklar annesiz yuvalar boş kalmasın.Çalışmak isteyenler kadınlar çalışsın elbet ama zorluklarıni hayatından neler götürdüğünu bilerek karar versin.

            Toplumda kadınin yuvası için verdiği emekler yok sayılıp maaşı varsa bir mesleği varsa değer veriliyor o yüzden bazı erkekler eşi calismiyor diye eşini boş boş oturuyor gibi görüyor görücü gidenler ataninca gelelim diyebiliyorlar.
            Ev hanımları kendini degersiz hissedip depresyona girebiliyor. Sırf bu dayatmalardan dolayi kızlarımiz meslek sahibi olmak için uğraşıp hiç fitratları olmadığı bir hayata istemsizce atilabiliyorlar sonra da mutsuzluk ile geçen bir ömür.

          • Adamın biri diyor ki:

            Sevgi hanım ” benim her zaman söylemeye çalıştığımda bu zaten, İSTEMEYEN hiçbir kadın çalışmasın,” demiş

            Yorumlarınızı bir daha gözden geçirin bence, çalışan kadın güzellemesi yapmak kararsız kalanlara bu yönde destek vermek anlamına geliyor, ya da çalışmayan birine “bakın çocuk da oluyor kariyer de, çok güzel yapanlar var ” diye iddia etmek onları ( siz bilinçli yapın yapmayin, farkında olun olmayın) çalışmaya hayatına teşvik hükmüne geçiyor. Şunu derseniz burada kimse birşey demez ” yorumlarınıza katılmıyorum, ben böyle mutluyum” ama sizin yorumlarınızdan anlaşılan şu ” bakın benim gibi güzel ( bu da sizin iddianiz) örnekler var, siz de yapabilirsiniz” halbuki herkesin hayatı farklı farklıdır, biz genel kaideyi örnek vermeye çalışıyoruz.

            Ayrıca siz çalışan kadına ikinci sınıf gözüyle bakılıyor diyorken aslında kendiniz çalışan kadını birinci sınıf göstermeye çalışıyorsunuz ( kasıtlı yapıp yapmadığınizi bilmiyorum) bir yorumunuzda çalışan kadın güzellemesi yaparken gösterdiğiniz örnek kişiye olan hayranlığınızin buraya sığmayacağı söylemiştiniz, bu ne anlama geliyor? Yani ” çocuk da yaparım kariyer de” diyenler adeta iki kanatlı, ama ev hanımı olanlar tek kanatlı, eksik, sadece eviyle ilgileniyor, bu mudur yani?

            Siz ben bunu kastetmedim deseniz de okuyanın aklında bunlar canlanır

            Burada çalışan kadınların hayatı objektif bir şekilde ele alınmaya çalışılıyor, eksisi ve artisiyla, çalışmak istemeyen ama çalışmak zorunda kalanlar zaten konu dışı, siz bu eksi ve artılari kendi adınıza kabul edebilirsiniz ama güzelleme yaparak anlatmanızi doğru bulmuyorum. Çünkü bir kadının çalışması bir gereklilik olmadığı için çalışmaması büyük bir sorun değil

          • sevgi diyor ki:

            Halen daha tanımadan görmeden farazi örnekler üstünden yapılan hakaretlerdense gerçek örnekler üstünden güzellemeyi tercih ederim.
            Benim hiçbir yorumumda 3 yaşındaki çocuğu soğukta kaldırıp kreşe götüren anneler yoktu. Bilemiyorum ne kadar anlatamadım. Hepside başta kendinden ödün vererek özveriyle çocuk yetiştiren annelerdi. Para para diye göze sokulan çalışmanın tek amacı gibi lanse edilen maddiyattan vazgeçip yeri geldiğinde çalışmayan kadınlardı.
            Sanırım toplumumuzda insanların büyük bir bölümünün işinden nefret etmesinden kaynaklı kimse isteyerek severek çalışılabileceğine halen daha inanamamış (beş karış suratla iş yapan insanları gördükçe bu kanıya vardım).
            Kız istemelerde diploma soran maaş soran erkeler, erkek anneleri yine bazı başka yorumlarımın konusu olmuştur. Ve yine erkelerin kadınlara çizmeye çalıştığı bu yoldan şikayet etmişimdir.
            Ev hanımlığını aşağılayan herhangi bir yorumda bulunduğumu da zannetmiyorum.Ev hanımları çok anne çok eş ama çalışanlar feministten öte kadınımsı canlılar değil yorumları dururken benim yanlı gördüğünüz yorumlarıma böyle hassas yaklaşmanız çok manidar beyfendi.
            SADECE isteyerek çalışan kadınlara örnek verdim, kendi gördüğüm kadarıyla imkanlardan bahsettim, elinde imkanı olan ama bilemeyenler belki düşünebilir diye yazdım.
            Zeynep Hanım acaba görümceniz, hemde böyle çocukla beraber yapılabilecek bir mesleği varken başka imkanlar bulmayı düşünmedi mi? Siz belki telkin etmelisiniz. Belkide bilmiyordur, cesaret edemiyordur, örnek görmediği için hem kendini hem çocuğunu sefil ediyordur.

          • elifkk diyor ki:

            Adamın Biri
            Çalışan bir kadın olarak mukayese ettiğimde bir kadının çalışmasının eksileri daha fazla. Evlilikte kadın güler yüzlü, sakin, sevecen olmalı, enerjik olmalı ki hem eşine hemde çocuklarına yetsin. Bu kesinlikle çalışarak yapılamaz, YAPTIĞINI ZANNEDENLER OLUR. Orası ayrı mesele. Kendimden örnek vereyim, en güzel hallerim, en şakrak ve enerjik zamanlarım iş yerinde geçir ve kayboluyor eve gelince o kadar trafik çekmiş, yorulmuş bitap düşmüş halde ister istemez enerjik olamıyorum gülemiyorum ki ben bekarım hani güler yüz göstermem gereken bir kocam yok ama bu halde bile inanın çok zor oluyor, evlenirsem çalışmak istemiyorum. :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Elif Hanım.

            Ne kadar güzel ifade etmişsiniz, TABİ Kİ ANLAYANA.

            Önceki yorumlarımdan birinde vardı tekrar yazmış olayım. Siz sakın ha üzerinize alınmayın da çalışma hayatının o kadar masum olmadığını anlatmak istiyorum.

            Bir erkek yönetici düşünün evli hem de, mülakatlarda sürekli bayan personel seçiyor, büyük kısmından da verim alınamıyor çünkü fıtratlarına uygun bir iş yapmıyorlar, bir çalışan da soruyor niye böyle diye, cevap şu: Ya X’ciğim çalışmasına gerek yok (odasının karşısındaki masayı göstererek) orada öyle otursun yeter. Öyle izleyeceksin…

            Geçenlerde sanayide bir işim vardı, bi kız geldi dükkana, çay kahve satıyorlarmış, tesettürlü ama satış yapmak için tüm işvesini cilvesini gözler önüne seriyor. O kadar üzüldüm ki. Bu sömürge düzeni bizi ne hale getirmiş ortada. En acısı da bunca örneğe rağmen bu düzeni savunanlar var aramızda…
            Zaten biz burada yazınca akşamdan sabaha düzelmeyecek bir şeyler, çalışan kadınlar işi bırakmayacak. Amacımız en azından yeni nesilde bir farkındalık olması. Çocukları olunca istisnasız tüm bayan çalışanlardan duyduğum şey hep şu oldu. Böyle zor olacağını (çocukla) bilseydik bu mesleği seçmez, yarı zamanlı meslek seçerdik diye…

            Şu var. Ben anlatıyorum da artık yine anlamayana davul zurna az.

            Not: Sitedeki hiç bir hanım çalışan kadınların meta olarak kullanıldığını anlattığım örnekleri üzerine alınmasın. Örneğe konu ettiğim bayanlar dışarıda ve zaten onların da işine gelen bir durum söz konusu sanki…

          • Zeynep diyor ki:

            Sevgi hanim farklı dünyaların insanlariyiz galiba ben normal memurlar dan bahsediyorum yani öğretmen hemşire ebe doktor vs ve benim etrafımda ki bu insanlar işini sevdigi ve güleryüzlü bir şekilde hakkıyla mesleğini icra ettiği halde zorluklar yaşıyorlar .Hadi parayi çok düşünmüyor diyelim 2 yıl izin kullandı sonra bakıcı yada kres bulmak zorunda karda kista çocuk hastananica ayrıcalık taninmiyor malesef.

            En şansli grup eşi ile dönüşümlü bakabilen benim çevremde de var ve bu erkek için hiç kolay bir durum değil bizzat zorlandığını kendisinden duydum.Ve yine Anneanne babaanne ile ayni şehirde olanlar da şanslı biraz kuşak çatışması oluyor ama olacak o kadar en azından sevgiyle büyüyor çocuklar.

            Diğer grup mecburen bakıcı yada kres düşünmek zorunda.Sizin Çevrenizde kiler nasıl hallediyor belki bize de fikir olur.

            Görümcem için çocukla beraber yapabileceği bir mesleği var demişsiniz. Kastettiginiz yanında götürmek ise Bu mümkün değil istanbulda çok yoğun bir yerde çalışıyor evde bile dosyalardan başını kaldırıp çocuğu ile ilgilenmiyor ayrıca son zamanlarda hangi davaya baksa siyasi baskı ile karşı karşıya kalıyor verdiği kararlarda ucu birilerine dokunuyor o yüzden aşıri stres altında hiç öyle biri değildi çocuğuna şiddet uygular hale geldi.

            Emegini düşününce bırakamıyor da avukatlık yaparsın diyorum ama çok emek verdim diyor hem cesaret edemiyor .Eşim sen önceki halini bilmiyorsun bu mesleğe başlamadan önce hayat dolu bi kızdı ne hale getirdi bu meslek diyor .Biz evlendigimizde de hakim di o yüzden bilmiyorum ama her yıl yaşlandigini görebiliyorum yüzü çöktü iyice saçları bembeyaz oldu .Kadına hiç uygun bir meslek değilmiş çok iyi anladım.Kendisi de diyor çok pişman halbuki cok istemiş en büyük hayalim di diyor şimdi kızım hukuk okumak istese karşı çıkarım demişti.Halbuki doğum izni biter bitmez ise başladığında neden diye sorunca diğer hakimlerin yükü artacak davalar uzayacak demişti bana göre yaptığı çok büyük bir fedakarlik hatta yasal süt iznini bile kullanmadi emzirmedigi için yine de öğlen gelirsin demiştim işler birikir diye 5 ten önce çıkmadı hiç o kadar dürüst ve hakkıyla çalışıyor ki.

            Ayrıca kendimi size yanlış tanıttim sanırım oflaya poflaya ise giden surati beş karış çalışan olarak düşündunuz sanırım fakat öyle değil çok şükür . Yenidogan yogun bakimda calisiyorum her bebegi evladimdan ayirmam .Nöbette gozumu ayirmiyorum birsey olursa diye genelde uyurlar cogu hemsireler .Yalnız bekarken daha çok kendimi yetistireyim diye uğraşıyordum.

            Daha çok severek yapıyordum anne olunca çok zorlandım vicdanı olarak ev borcumuz olduğu için hemen baslamak zorunda kaldim o sırada annem baktı oğluma benim için çok zordu hergün ağladım eşime o yıl .1 -3 yas arası yanımda götürdüm O sırada asm de çalışıyordum tek birimli bir yerdi doktor bey kabul etti küçük bi odam vardi dinlenmek icin orda baktim yaz kış yanımda götürdüm çocukla çalışmak çok zor oluyordu yoruluyordum ama mutluydum .Ailemden kimse takdir etmedi sadece birlikte çalıştığım doktor oğluma çok şanslı sin annenle büyüyorsun cok fedakar bir annen var derdi Allah razı olsun kabul etmese goturemezdim .

            Temizlik için yanımızda çalışan kizcagizin çok faydası oldu seviyordu ilgileniyordu ben aşı yaparken .Kayınvalidem annem kayinpederim hastalansa beni suçladılar yolda perişan ettin diye kayinpederim birgün bana Suriyeli gibi taşıyorsun yanında bakıcı tut mis gibi baksin demişti

            Hastaneye geçince mecburen kreşe verdim ilk hafta izin aldim kademeli ayrılayim diye oğlum beni teselli etti sen git ben burda oynuyorum diye hergün asagida ağladım yetimhaneye bırakmış gibi oldum öğretmeni çok yakın arkadaşım olduğu halde .Ben kendimi temize çıkarmaya hya da vicdanımı rahatlatmaya çalışmiyorum.

            Sadece gerek yok diyorum Allah kadınlara evlerinizde oturun derken illa çıkacağım demek fitratini yok saymaktir.Kadın fitrati zorlanır anne fitrati zorlanır o yüzden öyle bir mesuliyetimiz yokken neden yük alıyoruz diyorum. Ben çok dayanacagimj zannetmiyorum ikinci çocuğuma hamileyim iznim başladı bir haftadır evdeyim sonrasında zaten 2 yıl ücretsiz izin kullanacağım eşim alışirsa bu duruma istifa ederim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Zeynep Hanım.

            Allah doğacak çocuğunuza sağlık sıhhat versin, evlatlarınız analı babalı büyüsün.

            İstifa etmek konusuna da katılıyorum. İmkanınız elveriyorsa bence bu sizin gibi merhametini kaybetmemiş bir anne için doğru bir karar olacaktır. Önceden de iki defa yazdım. Bir arkadaşımın eşi çok güzel maaşlı işinden istifa etti. Hatta şöyle ki kendi yaşayışını düzeltmeye çalışmayıp, dış görünüşüne bakarak belki bazılarının Allah hidayet versin diye önyargıyla yaklaşacağı bir yaşantısı varken…

        • sevgi diyor ki:

          Zeynep Hanım, belki benim anlayamama sorunum ama daha önceki yorumlarınızda çalışma hayatınızı ve mesleğinizi hiç böyle algılamamıştım. Hemşirelik helede yenidoğan hemşireliği benim düşünceme göre kadınların olmazsa olmaz çalışacağı bir alan. hangi erkek yeni doğmuş bebeğe sizin gösterdiğiniz özveriyi gösterebilir ki.
          Çocuğunuzu yanınızda götürüp bu yaşa kadar bakmanız yine bana en güzel örnek oldu. Muhakkak ki zordur ama bu imkanı değerlendirmeye çalışmış olmanız doktor beyinde dediği gibi sizin anneliğinizin güzelliğini gösterir bana ancak.
          Sizin kadar zor bir işim olmadığı için ben daha rahat götürüp getirdim kızımı yanımda, eşimde aynı okuldaydı bölüşürdük çoğu zaman. O zamanlar bizi kınayıp çocuğu sefil ettiğimizi düşünenler var mıydı bilemiyorum ama olsaydı eminim pek de ciddiye almazdım. Kendim dayanılmaz zorladığım durumda da muhakkak hiç de meslek idealistliği yapmaz bırakırdım işimi. Benimde 3 ay kadar annem baktı kızıma, o zmn bile sabah 8 akşam 5 çocuğu bırakamadım, yolda zaman kaybetmemek adına kızım doğduktan sonra daha pahalı olmasına rağmen okula yakın eve taşındım, 35 yaşımıza merdiven dayamış olmamıza ragmen henüz bir evimiz yok.
          Çalışma hayatının bir kadın için güllük gülistanlık olduğunu kimse iddia edemez ama çalışmak isteyen kadınlar için yapılmaz yapılamaz diye bir şey de söyleyemeyiz. Öncelikle belki maddiyattan (evet kadının çalışmasını ne yazık ki artı para artı maddi gelir olarak göremiyorum), kendi zamanından, uykudan, gezmeden, eğlenmeden fedakarlık ederek yapılabilecek bir iş olduğunu düşünüyorum. Bunu da isteyen yapsın, isteyerek veya bir şekilde yapmak zorunda olanlar bir zahmet eleştirilmesin, cümle içinde hele ki anneliği hiç sorgulanmasın.
          Umarım ikinci çocuktan sonra işinize ara verebilirsiniz, eğer istiyorsanız da bırakabilirsiniz. Yenidoğan bebekler adına keşke bırakmadan bir imkan bulabilseniz diye de isterim ayrıca.
          Etrafımdaki sizin gibi kadınlara her zaman takdirle baktım islerini kolaylaştırmak için elimden birşey gelirse yaptım. Vakti zamanında bazı derslerine çocuğunu getiren arkadaşa yardım eder arada biz bakardık. O zamanlar anne değildim ama onun anneliğini hanımlığını sorgulamak hiç aklıma gelmemişti. Bunu yapmak için ekstra güç sarfeden insanları o yüzden algılamakta güçlük çekiyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Her çocuğu olan kadın anne midir? Biyolojik olarak sahip olduğu anne kimliğini davranışlarıyla hak edip etmediği nereden anlaşılır?

            Nasıl ki insanların iyisi kötüsü varsa annelerin de iyisi kötüsü olacaktır. İhtiyacı olmadığı halde çalışıp çocuğunu zor durumda bırakan anne kötü annedir. Ev hanımı olduğu halde çalışan anne kadar çocuğuyla ilgilenmeyen daha kötüdür mesela.

            Siz istediğiniz kadar inkar edin Sevgi Hanım, nasıl ki çimenler yeşilse, en mükemmel anne bir çok imkanı elinin tersiyle itip kendini ona adayandır. ÖSS gibi düşünün. Hani birincisi var, ortalama olan var…
            Ben şimdi hayatını evladına ve evine adayan kadın ile bireysel özgürlüklerinin peşinden dört nala koşan kadını nasıl bir tutayım. Evini seçen yüz puan alır diğeri otuz…

            Hiç kendini evine adayan ile adamayan bir olur mu? Hani bir kıssa vardır. Bir bebek hakkında iki kadın analık iddiasında bulunur ve olay çözülemez. Ardından hükümdar bebeği ikiye bölmeye karar verir de gerçek annesi sırf bebeğinin canı kurtulsun diye çocuk benim değil der ve gerçek annesi olduğu ortaya çıkar. Çalışma muhabbeti de öyle. Gerçek anneleri ortaya çıkartıyor…

          • Zeynep diyor ki:

            Teşekkürler Sevgi hanim ebelik okudum yüksek lisansı yenidoğan hemsireliği olarak yaptığım için alanım biraz yenidoğan olmuş oluyor .Kadın fitratina uyumlu bir meslek olduğunu düşünüyorum statüsü olmasada .Yalnız ben burdakı eleştirilere hak veriyorum .İş hayatı tam zamanlı çalışmak gerçekten zor ve ne kadar ben bunu çocuğuma eşime hissettirmiyorum desek de eksikliği oluyor dur.Cihad beyin yorumunda da çocukların gözünden çok güzel ifade edilmiş .

            Benim Annem ev hanımı ve bizimle ne kadar ilgili olduğunu anne olunca anladım .Biz 11 12 yasinda falandik ekonomik kriz olmuştu ya o zamanlar babamın memur maaşıyla zor geciniyoruz annem hali dokuma atölyesine kadın alınacakmış babama söyledi babam çocuklar ne olacak dedi aslında kendi kendimize idare edecek yaştaydik yemek falan yapabiliyorduk biz idare ederiz dedik babam olmaz dedi evde yaptığın birsürü is var çocukların ahlaklı olmasi senin bizzat ilgilenmen gerekiyor başıboş birakamazsin sen evdesin diye ben rahatca çıkıp gidiyorum dedi .O kunusmayi hiç unutmuyorum ve babam bana göre çok yürekli bir adam ve anneme ne kadar değer verdiğini o zaman anladım.

            Beni burdaki eleştiriler değil kadın hem çalışır hem de evini çok güzel idare edebilir.Aynı anda kariyer de yapar çocukta tarzı yorumlar daha çok etkiliyor .Kendimi yetersiz hissediyorum diğer yorumlara evet ben kadin olduğum için zorlanmam normal mis derken bu tarz yorumlari okuduğumda ya bende bir sorun var heralde diyorum benim eşim de öyle düşünüyor yani çalışmalısın bir amacin olmalı ,çocuğumu özlüyorum diyorum tek çalışan sensin sanki diyor ona kalsa hiç yorulmayim çocuğu küçücükken bırakayım hiç vicdanım sizlamasn mutlu olayım bana is yerindeki kadınları kardeşlerini falan örnek veriyor .

          • sevgi diyor ki:

            Fatih Bey gerçekten sizin yorumlarınız beni irite ediyor.
            Bireysel özgürlük peşinde dört nala koşmak nedir Allah aşkına!
            Yazdıktan sonra okuyormusunuz bunları?
            Eğer çevrenizde sizin deyiminizle dört nala koşan kadınlar varsa lütfen onları uyarın tabi uyarabiliyosanız…

          • sevgi diyor ki:

            Hepimizin yorulduğu üzüldüğü zamanlar oluyor Zeynep Hanım, kimsenin hayatı dört dörtlük değilki. Bazen insanı çevresi dahada çok yorabiliyor, o zaman azcık kulakları tıkamak lazım belkide. Her insan birbirine eş değil. İnş. huzur içinde çocuklarınızı büyütmek nasip olur.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Zeynep Hanım.

            Bence ilerisi için şimdilik kafa yormayın. İki yıl iznim var demiştiniz. Çocuklarınızla ilgilenirsiniz bu süre zarfında. Ardından su akar yolunu bulur inşallah…

          • Feyza diyor ki:

            Zeynep hnm,
            Yeni bebeginizi hayirlisiyla kucaginiza almayi nasip etsin Mevla, insaallah surecinizi kolaylikla atlatirsiniz.
            Sizin bransinizin ben de kadin fitratina en yatkin mesleklerden biri oldugunu hatta bu bransta kadina ihtiyac oldugunu dusunuyorum.
            Ancak bu, kadin ve cocugu icin yine zor olabilir, toplum ihtiyac duysa dahi sizin icin zordur tahmin edebiliyorum. Esiniz de pek ev isleri konusunda yardimci olmadigi icin butun yuku yuklenmeniz isinizi daha da zorlastiriyor sizin ama ecrini insaallah alirsiniz. Insaallah gonlunuzden gecen hayati hayirlisiyla nasip etsin, kolayliklar halk etsin Allahu Teala. Cunku yenidogan unitesinde her ne kadar kadina ihtiyac olsa da kendi bebeginizinki kadar olamaz, o bolumlerde de belki esi yardimci olan baska erkeklerin hanimlari gorev alir. Hem iki cocuk, hem ev isi hem calisma hayati ve hem esinize hizmet yeni baslangicinizdan sonra sizi biraz daha zorlayacaktir. Allah hakkinizda en hayirlisini nasip etsin. Yavrularinizi size bagislasin.
            Hayirli Cumalar.

          • Adamın biri diyor ki:

            “Etrafımdaki sizin gibi kadınlara her zaman takdirle baktım”

            Sevgi hanım
            Yorumunuzu çok ilginç buldum doğrusu, Zeynep hanım gayet açık bir şekilde çektiği sorunları sizin istediğiniz şekilde bizzat kendi hayatından örnek veriyor, ama siz hala kendisinin memnun olmadığı hayatı için kendisine takdirle bakıyorsunuz, aslında eleştirilen nokta tam da burası ve ev hanımlarını ikinci sınıf görmenizin sebebi de bu.
            Bir kadın neden çalıştığı için takdir edilir, ev hanımı olana göre fazladan yaptığı şey nedir? Peki bu eksikliklere kifayet ediyor mu?Çalışmak ne anlam ifade ediyor? Farz mı, vacip mi, gereklilik mi? Hayatin anlami mi? Ev hanımları evde boş oturan insanlar mı? Çocuk yetiştirmek basit bir iş mi? Ev hanımı olmak ev çocuk eş üçgenine hapsolmak mı oluyor? Sorular uzar gider…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sevgi Hanım.

            Yorumlarım size rahatsız edici geliyor olabilir de belki de burada asıl sebep sizin bakış açınız da olabilir. Yalnız bir şey sormak istiyorum. Dolaylı anlatım yolunu seçtiğimiz hiçbir yorumda sizinle anlaşamadık. Yurtdışında mı doğup büyüdünüz ya da türkçeyi sonradan mı öğrendiniz. Bunu lütfen ironi yoluyla sizi aşağılamak olarak görmeyin.
            Böyle bir durum varsa daha sade ve basit yazalım.

            Dört nala koşan kadınlara gelirsek. Şu kocasına muhtaç olmak istemeyenler, daha fazla imkan için çalışanlar ya da çalışmayı ailesini ihmal edecek kadar seven kadınlardır.

            Ben işyerinde anti feminizm propagandası yapıyorum. Hatta ara ara tesettürü de hatırlatıyorum. Benden tiksininenler bile oldu şu 18 yaş altı evlilikler gündeme geldiğinde. Yani ben çalıştığım yerde yeterince azınlık konumundayım merak etmeyin. Ancak bu yazdığıma kulak verin. Koyu sol görüşlü diyebileceğimiz bir abimiz bile ev düzeni bozulmasın diye hanımını çalıştırmazken nasıl oluyor da bizimle aynı yolda olmasını beklediğimiz insanlar kadınları evlerinden uzaklaştırmayı marifet olarak görüyor. İnanın bu beni daha çok üzüyor. Mesele akıl yürütmekse öss dereceli bir arkadaş var çalışan kadınla evlenmem diyor ki hayat görüşüne bakarsak içki de içer vb. hani akıl yürütmüş ve doğruyu bulmuş. Bizler ise nedense sivri zekalılık yapıp kadınları iş hayatına sokmanın derdindeyiz. Çalıştığım bölüme personel alınacak amirim özellikle bayan personel alınsın diye talepte bulundu…
            Ne diyeyim artık size, daha başka örnek kalmadı elimde. İkna olmak zorunda değilsiniz ancak bizi anlamınızı beklerdim. Olmuyorsa da canınız sağ olsun…

    • Fatma diyor ki:

      Yazi guzel ancak neden su konu hic tartisilmiyor.Annelerin part time calismasi veya evden home office tarzinda calismasi desteklenmiyor.Is hayati kosullari anneler icin hafifletilebilir.Dogum sonrasi izinlerin suresi artirilabilir.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Zamanında konuşuldu Fatma Hanım başka yazıların altındaki yorumlarda bulabilirsiniz.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sadece Fatih Kardeşim’e…

          Yavaş yavaş sana kızmaya başlıyorum haberin olsun.

          Büyüdün kocaman adam oldun hala basireti ve düşünme kapasitesi sınırlı “Amatör Lig” de ki “Sevgi’siz ve Agresif” çoluk çocuk, cahil cühela ile “çelik çomak” oynuyorsun.

          Bırak kim neye inanıyorsa inansın, layık olduğu şekilde, köleler köle, sultanlar sultan olarak yasasın. Nasıl olsa sonunda herkes inandığının ve yaşadığının hesabını verecek.

          Sabrımın sınırlarını zorlama ve daha fazla vakit kaybetmeden ait olduğun “Süper Lig” e dön lütfen. :-)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Abdullah abi.

            Sorun teknik :)

            Hani şu karaciğer rahatsızlığı sebebiyle karnı şişen brezilyalı 9 yaşındaki kızın fotoğrafını alıp diyanet fetva verdi 9 yaşında evlendirilen kız hamile kaldı diye iftira atan çirkinleşen insan müsveddeleri var ya gördüğümüz muamele teknik olarak bu olayla aynı. Allah düşmanın bile mert olanını nasip etsin derler hani. Anlayıp da anlamamazlıktan gelen, bir soru sorup cevabını alınca konuyu başka tarafa çeken, politika yapan insanlardan nefret ederim. Bu yaptıklarını zulüm olarak görürüm ve sessiz kalamam çoğunlukla. Şu konuda haklısın abi belki bu kadar muhatap olmamam gerekir. Çünkü Selim1453’e yazılan yorumu görünce de cevap yazacaktım ama Sevgi rumuzlu yorumcuyu ben dışarıda tanımıyorum belki psikolojik rahatsızlığı falan vardır diye düşündüm. Buraya yorum yazan herkese bir şeyler anlatabileceğim fikri ben de epey azaldı. Yazan kişinin amacı fikir paylaşmak mı hakaret etmek mi hava atmak mı bilemiyoruz. Yorumu yazan kişinin cinsiyeti bile muamma. Adam tülay yazar erkek çıkar mesela… Zaten benden kat be kat zeki ve akıllı bu insanlar doğrulara kendi kendilerine ulaşabilirler. Bence amatör ligde olan benim :) Tüm feministler süper ligte oynamaya devam etsin. (Aaa kusura bakmasınlar futboldan anlamıyorlardı. Bu yüzden akademik hayattan örnek vereyim. Ben öğrenci yemekhanesinde yemek yiyeyim onlar da proflarla beraber idari kısımda yesin)

      • sevgı diyor ki:

        Fatma Hanım,
        Bizim bu konudaki en ütopik hayalimiz öğlene kadar kadınlar öğlenden sonra erkekler çalışsındı :)böylece çocuklar kendi evinden çıkmasındı. Tabi baya değişik bir hayal. Part time yada evden çalışma imkanı Türkieyeye gelirmi, şuan pek zannedemiyorum.

        • cihad diyor ki:

          Çocukları da sırayla mı yapıyoruz :)) Bir hanım, bir ben. Veya oğlanları biz doğuralım, kızlar size kalsın. İş verimine de çok katkısı olur. Boşanırken herkes doğurduğunu alır gider. Velayetmiş nafakaymış uğraşılmaz. Süper olur.

          Ayrıca gözümden kaçtı sanmayınız. Çocukların enerjik olduğu sabah saatlerini bize yıkıp, daha dingin ve yorgun, bazen de uykuda oldukları öğle saatlerini kendinize bırakmışsınız. Benimkiler sabah namazında seccademin dibinde peydahlanır. Daha da uyumazlar öğlen 1-2’ye kadar. Bu sebeple ben kabul etmiyorum kardeşim. ben işe sabah gitmek istiyorum,döndüğümde bulaşık suyumu da sıcak isterim ona göre :))

          Neyse şaka bi yana..

          Sizler ev hayatının sokaktan kıymetli olduğunu ve anneliğin şerefinin her türlü meslekten ve işten değerli olduğunu ve fıtratınızın vazifenizi de şekillendirdiğini anladığınız gün böyle zorlamalara, ütopik hayallere gerek olmadığını da anlayacaksınız.

          Eğer mevzu şimdiden part time ve home office gelmişse, birgün dediğimize de gelir. Çünkü fıri meyelan mukavemetsuzdur. Bir avuç su, kalın bir demir gülle içine atılsa, kışta soğuğa maruz bırakılsa, fıtratındaki genişleme meyli ile demiri parçalar. O fıtri güç karşısında demir çaresizdir.

          Netice-i kelam: Fıtrat hükmünü er yada geç icra edecektir. Modernitenin demirden kalıplarını, aile hayatımızdan söküp atacaktır biiznillah..

          Lütfen takipte kalınız…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Cihad abi.

            Çalışmaya bu kadar heveslilerse bizim oradaki taş ocaklarına ya da seramik fabrikalarına başvursunlar ben de yardımcı olurum. Yazık benim karı koca asgari ücretle çalışan ablalarıma. Böyle yazınca duygu sömürüsü diyorlar. Sömürü falan değil ülke gerçeği. Sömürü varsa da ortada o da halkın karı koca emeğinin sömürülmesi. Elbette ofisteki tuzu kuru bayanların bunları anlamasını beklemek ahmaklık bir yerde…
            Türkiye’de asgari ücret ne kadar ve kaç kişi bu şartlarda çalışıyor internette arama yapmadan bi söylesinler bakalım…

          • Cihad diyor ki:

            Fatih kardeşim,

            Bu kişiler burada tüm kadınlar(veya çalışan kadınlar) adına ve onları temsil ediyormuş gibi konuşuyorlar ama aslında pek alakası yok çünkü gayet sınıfsal bakış açısına sahipler.

            Mesela,

            Bakıcı ve kreslerin tamamı kadındır. Temizlikçilerin ise büyük bir kismi kadındır. Senin yapmadığın ve yapmayı hakir gördüğün birşeyi bir başka kadın yapıyor sonuçta. Yani sonuç itibariyle birşey değişmiyor, bir kadının yapması gerekeni bir başka kadın yapıyor.

            Değişen ne peki??

            Aile içinde fedakarlık,rıza,muhabbet ve şefkat ile yapılan işler para karşılığı yapılmaya başlanıyor. Tâbi parayı fazla kazanan kişilerinde bu düzeni savunması gayet normal. Taş ocağındaki çalışan ablaya veya bir bakıcıya hal ve vaziyetini sorsan sana dert anlatacaktır. Çalışmasını savunacagini hiç sanmam.

            Okulu dondurduğunda gerçekten donduğunu sanan ve kendisi iş ortamında arkadaşlarıyla hoşça vakit geçirdiğinde evdeki çocuğununda hoş vakit geçirdiğini zanneden, kısaca dünyanın kendisi etrafında döndüğünü tevehhüm edenler için bizimkisi de biraz fazla bir beklenti değil mi?? Bence öyle..

            Selametle..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            “kısaca dünyanın kendisi etrafında döndüğünü tevehhüm edenler için bizimkisi de biraz fazla bir beklenti değil mi?? ”

            Haklısın Cihad abi, çok güzel ifade etmişsin…

          • sevgi diyor ki:

            Allah aşkınıza durduk yere latife ettiğim bir konuda bile neden paragraflarca cevap yazma ihtiyacı duyuyorsunuz? Bu kadar mı rahatsız etti yazdıklarım sizi?
            Kusura bakmayınız…
            Size cavap dahi vermediğimi lütfen farkediniz Fatih Bey. Şu çokça bahsettiğiniz seramik fabrikasındaki kadınların çalışmaması için ne gibi bir öneriniz vardı hiç duyamamıştık!!

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sevgi Hanım.

            Sorduğunuz sorunun cevabını önceden yazdık. Yazdıklarımızı anlamaya çalışma zahmetinde bulunsaydınız bu soruyu sormazdınız. Kadın erkek 25 kiloluk lavabo taşları vb. kaldırdıklarını biliyor musunuz? Ya da soğuk hava depolarında çalışanlar. Sıfırın altındaki sıcaklıklarda…

            Önce çalışma hayatından kadınları çekin, işsiz sayısı ile iş arasındaki arz talep dengelensin, insanlar iş aramasın işverenler işçi arasın, maaşlar mecburen artacaktır ve daha makul ücretlere çalışan insanlar tek maaşla geçinebilir hale gelecektir ve kadınların çalışmasına gerek kalmayacaktır. Elbette yetmiyor diye evinde çoluğunu çocuğunu bırakıp iş iş para para statü statü diye ölenler olacaktır ama belki ikna ederiz ait oldukları yere, evlerine dönmeye…

            Bana cevap yazıp yazmamanız umurumda değil. Niye belirtme ihtiyacı duyduğunuzu anlayamadım. Acaba yazacak bir şeyiniz kalmadığı için olabilir mi? Şu var ben de size anlayacağınız dilde yazayım çok da tın çok da fifi…

        • sevgi diyor ki:

          Çokda tın fifi (oda neyse artık) olduğu çok belli, her yorumumun altında yazınız var… Bu engin fikirlerinizi umarım yetkili yerlere de ulaştırabilirsiniz…

  6. Feyza diyor ki:

    Yahya bey,
    Vaktini verip okuma zahmetine katlanan herkesten, sizden de Allah razi olsun. Bizimki sadece iktibas, asil kiymetli omurlerini bu ugurda vakfetmis, binbir zahmetle bu eserleri ummete miras birakmis ulemamizdan Allah razi olsun ki bize hazir bir sofra birakip ahirete intikal etmisler. Bize dusen yalnizca biraktiklari bu sofradan adaba uygun oturup yemek fakat biz ne yazik ki bu guzelim nimetlere sukredip karnimizi doyurmak yerine yeni, farkli yemek tarifleri aramakla omrumuzu heba ediyor, ne karnimizi doyurabiliyor ne de nimeti israf olmaktan muhafaza edebiliyoruz.
    Biz bunlari talebeyken safi niyetle ve kirlenmemis bir dimagla okurken yalnizca “ders” niteliginde goruyorduk. Bakin ders diyorum, yalnizca ders. Hicbirimizin aklina gelmezdi, evlendigim zaman evimin isini yapmam, cocuguma sut vermem, kocama hizmet etmem farz veya degil.. Ondan ucret mi talep edeyim, hizmetci mi talep edeyim..
    Zekaniz elvermedigi icin mi bunlari dusunmuyorsunuz, emin olun ki degil. Muzakere derslerinde beyin firtinasi yasanir. O firtinadan bir katre de mutlaka bu limanlara dusebilirdi ama safi bir kalp ile Allah’a duyulan yakinlik sabirim manevi bir fanus icine sizi hapsettigi icin olmali, akliniz bu dogrultuda calismiyor. Su an dis dunya ile tanismayan safi kalpli talebelerin de akli hala bu yonde calismiyor, yani maharet bizde degil. Bu feyzi kalbine aktarildigi, ilmin girtlaktan asagi inebildigi hicbir ortamda bu gibi mevzular ilerisi icin bir dayanak, delil, bir yatirim, sahsina pay cikarma icin bir malzeme olarak gorulmez, cunku gorulemez.
    Sonra buyuduk ve o fanus once catladi, dis dunya ile tanistigimiz zaman gorduk ki, bizim ders olaraj okudugumuz bu detaylar disari dunyada tartisma malzemesi olabiliyormus.. ilk duydugum hayretimi tarif edemem, bir kiz demisti ki, “cocugumuz olsugu zaman emzirmek zorunda degilmisiz, eger esimiz biz istemezsek sut anne tutmak zorundaymis..” Ilk dusuncem ne fikhi kaideler oldu, ne de dinimuzin bu duruma olan bakis acisi
    Ilk aklima dusen fitri bir refleksle suydu ki, bir anne neden bebegini emzirmek istemesin, gayet dogal ve cocukca bir soru. Cunku cocuk zihninde anne zaten yavrusunu besleyen, once karninda sonra gogsunde buyuten cehresi mutebessim ve sefkat dolu bir kadindir.
    Sonra fanus kirildi ve artik biz de bu tartismalarin icinde sasirmadan yerimizi aliyoruz. Cunku Islami camiada bunlar gercek bir tartisma konusuymus..
    Butun fitri reflekslerini bir kenara atarak da bir Musluman kadin bunlari kendinde bir hak olarak gorebiliyormus.. GayriIslami kesimle yapilan tartismalar ayri, onlar inanmiyor ne yapabilirsiniz, ama en azindan feminist dusuncelerine Islami bir kilif giydirmek zorunda da hissetmiyorlar. Ama Islami kesim dedigimiz kardeslerimiz, bizden insanlar, farkli.kurumlarda da olsa benzer egitimi aldigimiz kardeslerimiz bunlari Islam menseili tartisma konusu haline getirdigi zaman fikhi aciklamasini ne kadar yapsak da soruyorum, neden? Bu sorularla disarida da karsilasiyoruz, bu yazdiklarim burasi icin anlasilmasin lutfen. Genel manada yaziyorum. Neden bir kadin, ev islerini, kocasinin cocugunun hizmetini gornek icin Allahu Teala’nin kendisini fitraten donattigi mukemmel sezgi ve yetenekleri gormezden gelip bunun icin fikhi dayanaklar arar? Farz degilse elimize ne gecer, siz kocanizin hizmetini gucunuz yettigi halde bir hiznetciye devrettiginiz zaman kendinizi mutlu hissedebilecek misiniz? Ya da sutunuz oldugu halde kocanizdan sut annesi tutmasini istediginiz zaman yavrunuzun o bir daha geri gelmeyecegi emzirme anlarini nasil biriktirebileceksiniz? Bir anne olarak, bir jadin olarak Allahu Teala parmaklarinizi dahi narin, ince ve bu islere yatkin yaratmisken gucunuz yettigi ve icinizde de bu potansiyelle yaratildiginiz halde sirf hakkiniz oldugu icin bunu yapmadiginizda eksikligini hic mi hissetmeyeceksiniz, icinizde o boslugu yasamayacak misiniz?
    Kimi insan var ki bir yuvasi olsa da temizlese, bir esi olsa da hizmet etse bir cocugu olsa da gogsunde buyutse diye tahayyul eder, hayali dahi onu mutlu eder. Kimi erkekler ise bir ailem olsa da onlar icin calissam, eve geldigimde beni kapida karsilayan bir hanimim olsa da onlar icin yorulsam diye uzulur. Kimi insan da saray yavrusu gibi evlerde yasar, luks otomobillerde gezer ailesi de vardir ama kadrini kiymetini bilmez. Kaytarmak icin firsat kollar.
    Bu sorulari disarida yoneltenler ekseriyetle ortulu veya yari ortulu ama calisan hanimlar oluyor. Ev hanimlaeinin bu isleri pek sorun ettiklerine sahit olmadim. Disarida bu soruyu yonelten calisan hanimlara ben de su suali yoneltiyorum:
    -“Evin islerini yapmaniz, cocugunuzu emzirmeniz farzedelim ki vacip hukmunde de degil ve siz farz, vacip kismina bu kadar riayet eden takvali bir hanimsiniz ve yapmaktan imtina ediyorsunuz. Peki evinizin nafakasini temin etmeniz de size farz degil, hatta evinizde oturmaniz hakkinizda dinen daha hayirli ve dahi calismaniz eger sartlarini yerine getiremiyorsaniz sizi harama dahi sevkedebilir, o halde bunun icin neden canhiras bir sekilde seferber oluyorsunuz?”
    -……………

    Bir kiz cocuguna bakin yemek yapar, cocuk bakar, annesiyle mutfakta vakit gecirir, fitrati uzere yetistirilip ailesi ve cevresi tarafindan bilincli taheip edilmedigi zaman misafire hiznet etmekten buyuk haz duyar. Ne kadar inkar edersek edelim kodlarimiza bu islenmis, ilerde bundan mutlu olmayan ev hayati kendisini basan hanimlarimiz geriye donuk yasamini analiz etsin. Mutlaka bir kesitinde fitratinin dejenere edildigi surece maruz kalmistir. Ya cocuklugunda, ya okul hayatinda bir kesiti torpulenmistir. Yoksa on alti on tedi yasinda anne olan ve ciltlerce fikih kitabi okumamis siradan bir genc kizin kucagina da bebegini verdiginiz zaman yapacagi ilk is ona sut vermektir.
    Sekuler dunyanin zihin bulandirici detaylariyla bulandirmadiginiz surece refleks budur. Ya da evinizi teslim ettiginiz gittiginiz zaman icgudusel olarak o eve dokunmak ve duzenlemek ister. Tanzim etmek ister.
    Siz buna ister orf deyin, ister geleneksel erkek hakim fikih anlayisi ya da her ne derseniz deyin. Bu fitrattan gelen yaratilis kodlamasidir musade edip tahribinden uzak durdugunuz ve yalnizca gozlemlemeyi basarabildiginiz zaman..
    Ustelin ev isi vacip degil de sadaka olsa ne farkeder. Siz fakire sadaka verirken “aslinda bu sadakayi sana vermem farz degil, vermek zorunda da degilim fakat kerim gonlum oyle buyurdu ve veriyorum” mu dersiniz, yoksa “sag elinizin verdigini sol elinizin gormeyecegi” bir nezaket ve hafilikle mi verirsiniz..
    Bunu Allahu Teala kadina bir kolaylik olarak sunduysa dahi birakin hakkinizi siz degil, esiniz teslim etsin. Bu benim vazifem degil demeyin ve gonul rizasiyla hizmetinizi edin de esiniz size bu senin vazifen degil ama Allah razi olsun ki yapiyorsun desin.
    Siz hakkini savundukca, esiniz de kendi hakkini savunacaktir ve ortam aile ortami degil savas alanina donusur o zaman. O zaman esiniz de diyemez mi “sen bu hakkini kullandin madem ki haklardan soz ediyoruz, ben de hakkimi kullaniyorum ve ruhsatima binaen bir evlilik daha yapmak istiyorum”
    Cevabiniz ne olur?
    Hakkinizi hukukunuzu bilin ama haddinizi de unutmayin, cunku haddini asan ziddina rucu eder ve telafisi zor olur.
    Bu uzun yaziyi da okudugunuz icin bir kez daha tesekkur ediyorum.
    Selam ve dua ile..

    • Abdullah Bir diyor ki:

      FEYZA HANIM KARDEŞİM’e…

      “…mutlu olmayan, ev hayati kendisini basan hanimlarimiz geriye donuk yasamini analiz etsin. Mutlaka bir kesitinde FITRATININ DEJENERE EDİLDİĞİ SÜRECE MARUZ KALMIŞTIR.”

      “Hakkinizi hukukunuzu bilin ama HADDİNİZİ DE UNUTMAYIN, cunku HADDİNİ AŞAN ZIDDINA RÜCU EDER ve telafisi zor olur.”

      Bu ifalerin bile tek başına Allah’ın orjınal de KADIN olarak yarattığı, ancak henüz tekamülünü tamamlamadan, dış dünyanın hastalıklı düşüncelerine, bilgilerine karşı aşılarını olmadan, bağışıklık sistemini güçlendirmeden, yani zamanından önce fanusun dışına çıktığı için veya çocukluğunda fanusun içine girmiş radyasyonlu, enfekteli, hastalıklı fikir/düşünce/söz/eylem sahibi GDO’ lu İNSANIMSI ORGANİZMALAR’dan (direkt insanın genetiğine, fıtratına saldıran zihinsel mikrop) bulaşan MİKROPLAR ın insanın FITRİ yapısına verdiği zararı, tahribatı çok güzel ifade etmişsin.

      Rabbim senden her iki dünyada da razı olsun.

      Direkt insanın fıtri/yaratılış kodlarına, yapısına saldıran mikroplar nedeniyle doğru düşünemeyen ve aynı zamanda da beyinlerinde taşdıkları bu mikrobu etrafına da bulaştıran hastalıklı zihin sahiplerinin Türk Milleti’ne ve İslam Ümmeti’ne verdiği zararın boyutu ortadadır.

      Bu zamanda Tahkiki İman ve doğru ilim sahibi bir Müslüman’ın sözleriyle ve yaptıklarıyla başka bir Müslümanı veya Mümin kardeşini çok bulaşıcı, tehlikeli ve sinsi olan bu zihin mikrobundan (Feminazi) koruması veya mikroba karşı aşılaması, bağışıklık kazandırması inşaAllah her iki taraf, Müslüman içinde ebedi kurtuluşa vesile olur.

      Kurtuluşa erenlerden olman duasıyla kardeşim…

      • Feyza diyor ki:

        Abdullah abi, amin hep beraber insaallah.. yalniz abi samimi birsey soyleyecegim, bazi yorumlariniz oyle anlamli ve muzip ki okurken beni cok gulduruyorsunuz 😀 az once de bir yorumunuzu okudum hala guluyorum Allah c.c. da sizi guldursun insaallah :)

        Ne diyelim…Cuma gecesinin hurmetine, konunun da ehemmiyetine binaen bir hadis-i serif paylasalim; “Kisi sevdigiyle beraberdir!”
        Hd kalitesinde yayin yapan abime selamlar olsun.. 😀

  7. Aadem diyor ki:

    Sayın Gülpembe hanım,sevgi hanım,agressifakademisyen, yazılariniz dikkatimi cekti.Diger arkadaşlarında dikkatini çekmiştir.Kendi aranızda çok iyi paslaşıyorsunuz.Kendinize göre çok derin analizler yapıyorsunuz, Yorumlarinizin süslü kelimelerden oluşsa bile etki yapmıyor neden acaba.Ama her nedense sizin kısaca yazdıklarınızı bile anlayamazken diğer yorumcuların mesela Feyza Hanımın mesela Abdullah Bir beyin yazdıklarını özümseyerek sindirebiliyirum.

    • Agresif akademisyen diyor ki:

      Biz üç kişi çok güzel paylaşıyoruz… kendimi açıklayamıyorum sanıyorum karşı yazılarda da klasik genellemeler trajedik hikayeler …sanki biz her kadin kossun sokaga fabrika vs ne bulursa illa calissin diyoruz gibi…üstelik karşı taraftaki kalabalık ama kesinlikle paslaşmayan güruhun sözlerimizi anlamak gibi bir gayreti olduğunu hiç sanmıyorum direk muhalefet. Pardon ben muhalefetim asil. Rumuzumarım bile ne çekti elinizden…. insan bir sorar acaba akademisyen miyim neyim rumuz sadece Rumuzdur. Yemediğim hakaret kalmadı üstüne yine tüm kötü gönderiler bana… münafık bile olduk baksaniza

      • Sadece Fatih diyor ki:

        “Biz üç kişi çok güzel paylaşıyoruz…”

        Kime göre güzel, neye göre güzel? Neden ısrarla buz dağlarının suyun altında kalan kısımlarını görmüyorsunuz?
        Bir seçenek daha var. O da empati eksikliği. Maalesef sizinle benzer koşullarda olmayanlara karşı zerre empati yaptığınızı görmedim. Bu da biraz EQ ile alakalı. IQ’nuz belki yüksektir bilemem ama EQ seviyeniz bir o kadar zayıf…

        • Agresif akademisyen diyor ki:

          Aadem çok iyi paslaşıyorsunuz yazmış bende ona ironi olması başından çok güzel paslaşıyoruz yazdim. Telefonun azizliği paylaşıyorum çıkmış paslasiyoruz yerine.
          Ben herşeye haklısınız diyorum artık evet fatih bey çok haklisiniz…
          EQ da düşük. İQ da hatta. Çünkü benim yazdıklarım anlaşılmıyor… Ben hatayı başta yaptım. Yorum yazarak…
          Çünkü boş iş. Kutuplar var kimi site muhafazakar takılır ama feministin dibidir kadına gitarda çıldırır herkesin önünde herkes sonuna kadar çalışsın der kimi sitede amanın kadın ev koca çocuk üçgeninde dursun der ifrat tefrit orta nokta yok. Güya iki sitede kadinlara yardımcı olacak. Kim hangi görüşü savunuyorsa onu okuyor zaten. Şekil a işte
          Körler sağırlar birbirini ağırlar… Allah size selamet versin bol bol birbirinize AA doğru söylüyorsun AA çok haklisiniz x bey y hanım demeler.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Agresif akademisyen rumuzlu hanım.

            Öncelikle Allah size de selamet versin. Amacım size cevap yazmaktan ziyade bazı durumları farklı şekilde anlatmak.

            Şöyle ki. Bir adam düşünün. Çok yorgundum kafayı yastığa küt diye vurdum, uyudum diyor. Sonra ona deniliyor ki yahu nasıl olur öyle şey hiç yastıktan küt diye ses çıkar mı diye. İşte benim kastettiğim de bu. Nedense yorumlara bakış açınız bu şekilde. Ben de düz mantık birisiyim ama sosyal konularda düz mantık gidemezsiniz. İnsan makine değildir. Ha paylaşmışsınız ha paslaşmışsınız, ikisi de aynı şey değil mi?

            Geleyim ana konuya. Hep söylüyorum yine yazayım. Sizler böyle mutluysanız inanın sorun yok. Hatta ben de mutlu olurum. Ancak siz benden daha iyi bilirsiniz olasılıkta 6 sigma diye bir kavram vardır. Orayı kapsadığınızda neredeyse tüm kümeyi kapsarsınız ve artık geriye kalanlar istisna olurlar ve kaideyi bozmazlar. Bizler de genele hitaben yorumlar yazıyoruz. Hatta ne acı ki artık istisna olanlar çalışmak istemeyen kadınlar, evde çocuk bakmak isteyen kadınlar oldu günümüzde…

            İfrat tefrit olayına gelirsek şunu göz ardı etmeyin. Sizin aşırılık olarak gördüğünüz bazı şeyler aslında olması gerekenler. Dahası bunların hepsi sebep sonuç ilişkisi içerisinde Kur’an ve sünnet doğrultusunda açıklandı. Ben şahsen herhangi bir ayeti ya da hadisi aşırılıkla suçlayacak haddi kendimde görmüyorum. Ancak burada bir ayetin teknik çevirisinde bile yani iki kere iki dörttür gibi bir durumda bile sorun yaşadığımızı hatırlarsak sizin bahsettiğiniz durumlar hafif kalıyor…

            Siz hatayı yorum yazmakla değil suçlayıcı bir üslup kullanmakla yaptınız. Yoksa gerçekten efendi bir şekilde burada yazılanlara katılmadığını yazanlar da oldu ve biz de bahsettikleri durumların istisna olduğunu göstererek onlara katılmadığımızı anlattık. Siz de böyle yapsaydınız belki de yorulmayacaktık o kadar. Bana katılmayabilirsiniz ama saygı duymak durumundasınız.

      • sevgi diyor ki:

        Hem saygı durmalardan dem vurup hem eşinize size söylenenlerin çelişkisini ben görebiliyorum, ama görmeyenler sizi ilgilendirmesin lütfen. En başta hiçde olayı bulandırmadan sizde evde işleri bölüştüğünüzden bahsetmiştiniz oysaki. Bir kadın nasıl koltuğa yığılır diyenlere yığılabileceğini söylemiştiniz ama ilginçtir olay eşinizin sizi paranız için sevdiğine, munafıklığıa, yahudilerden örneklere falan geldi.
        Neyse çok rahat hakaretvari sözler söyleyebilenlere cevap vermeye gerek olmadığını görmüşüz zaten.

  8. Abdullah Bir diyor ki:

    “KÜFR’e olan HASIM’lığım, İSLAM’a olan HISIM’lığımdandır” .
    (Ercümend Özkan)

    MAZLUM ve MASUM’a olan yakınlığımın, muhabbetimin ve sevgimin sebebi ZALİM, KAFİR ve MÜNAFIKLAR’a olan DÜŞMANLIĞIM’dan dır.
    (Abdullah Bir)

  9. Abdullah Bir diyor ki:

    0n KAFİR ile aynı anda FİKRİ, DÜŞÜNSEL SAVAŞI, MÜCADELE’yi bir MÜNAFIK ile TARTIŞMA’ya tercih ederim.

    Çünkü, İNKARCI-KAFİR düşüncelerini, niyetini, GERÇEK AMACI’nı (Allah’a ve Allah yolunda olanlara asiliğini, inkarcılığını, düşmanlığını) saklamadan, yani Kafirliğini gizlemeden tepkisini ve eylemlerini ortaya koyar.

    MÜNAFIK ise size zarar verecek, sizi zehirleyecek, hatta orta ve uzun vadede İmani anlamda sizi öldürecek olan ZEHRİ TATLI BİR DİL ve GÜZEL BİR SUNUM ile bir tas halis (kaliteli, gerçek, güzel vb) bal içerisine gizler ve size ikram eder. Siz de balın güzelliğine ve Münafığın tatlı diline aldanarak (size sunduğu balın içerisinde zehir olduğunu sorgulamadan, araştırmadan, bilmeden) alır ve yersiniz.

    İlk anda yediğiniz zehirli balın tadı sizi mest etse de kısa süre sonra başlayan mide mulantısı, baş ağrısı, baş dönmesi vb semptomlar ile muhatap olduğunuzda (biraz basiretiniz varsa ) zehirlendiğinizi ve kısa süre sonra da öleceğinizi tahmin eder veya anlarsınız. İşte o anda yediğiniz zehirli balı (acı çekerek de olsa) kusarak vücudunuzdan atmaz sonrasında da tadı zehir gibi olan PANZEHİR’i yemezseniz ölümünüz kaçınılmaz olacaktır.

    Atalarımızın dediği “hesapsız ve düşünmeden tatlı tatlı yemenin acı acı çıkartması da var” sözünde ki “acı acı çıkartma” nın manası işte budur.

    Diğer taraftan;

    Doğru, saf, içinde zehir olmayan Kuran kaynaklı, “İmani ve İtikadi Bilgi” ise RUH’un gıdasıdır.

    Nefis sahibi İnsan/İnsan Nefsi için bazı Kuran’i/İslami bilgilerin (emirler, yasaklar) tadı acı olsa da etkisi, faydası tıpkı balın içinde ki zehrin etkisini yok eden panzehir veya “Pensilvanya Bataklığı” kökenli, sözde “dialogcu, ılımlı Müslümanlık” ambalajlı özde ise bulaşıcı “Protestan/reformist Müslümanlık” mikrobu, hastalığı başta olmak üzere bütün nefsani, şeytani ve dünyevi hastalıkların dermanı/ilacı ve panzehiridir.

    Sema hanım, ben ve bizim gibi düşünen, Allah’ın dinini dünyaya hakim kılmaya çalışan İnsanlar “Ben, dünyamı ve ahiretimi abad edecek, bana dünya ve ebedi alem huzuru verecek Tahkiki İman sahibi olmak istiyorum” diyen saf ve doğru bilgiye aç insanlara bazen ACI RECETELER ile de olsa dünyevi menfaat beklentisi olmaksızın KARŞILIKSIZ yardım etmeye çalışıyoruz. Bazıları ise sizlere altın kasede ki bal içinde zehir sunuyor. Sizlerin neye veya kime itibar edeceğiniz, hangi bilgiyi ve yaşam şeklini tercih edeceğiniz tamamen sizin vereceğiniz bir karar. Bu konuda bizlerin sizi zorlama veya size dayatma yapmak niyetimiz ve imkanımız yok, tercih sizin. Ama unutmayınız ki;

    Her tercih aynı zamanda bir çok alternatifi reddetmektir ve insanlar tercihlerinin sonucuna katlanırlar.

    Dipnot:

    Özellikle içinde bulunduğumuz süreç öncesinde ABD veya benzeri ülkelerde yaşayan ve son zamanlarda o ülkelere kaçan “altın suyuna batırılmış teneke” diyalogcu hainlere ve size verdikleri zehirli bala dikkat edin.

  10. Cihad diyor ki:

    🔻İSLAMI MODERNİTEYE UYDURMAK YANLIŞ🔻

    İslam ve modernizm üzerine yaptığı ilmi çalışmalar başta olmak üzere, edebi alandaki eserleri ile de tanınan Dr. Ebubekir Sifil son zamanlarda moderniteyi İslam’a uydurma çabalarının Müslümanları kaosa sürüklediğini, bunun teorikte bile mümkün olamayacağını dile getiriyor.

    Küreselleşme, ırkçılık, sömürgecilik, modernizm vb. gibi kavramlar bize hayatı, tarihi, şimdiyi, geleceği ve hatta ‘dini’ yanlış okumaya davet ediyor. Müslümanca düşünme ve algılama kodlarının kaybedildiği, düşünme ve yaşama biçiminin bütün varlığımızı kuşattığı bir ortamda belki de ‘esas neyi kaybettiğimizi’ sormamız daha bir öncelik kazanıyor. ‘İslam ve modernite’ üzerine uzun yıllardır çalışmalar yapan yazar Dr.Ebubekir Sifil, modern Müslümanlar’ın İslamiyet’i hayatlarına yeterince pratize etmek için vakıa ve nassların çatıştığını söylüyor ve ekliyor: “Gündelik yaşantımızda vakıa (olaylar, durumlar, davranışlar) ile naslar (kurallar) çatışıyor. Böyle bir durumda nassı tevil etmeye, yani kuralları hayatımıza uydurmaya çalışıyoruz. Olguyu esas kabul ettiğimiz için, onu değiştirmeyi düşünmüyoruz da, nassı bir şekilde olguya dönüştürmek için çabalıyoruz. Oysa doğru olan olguyu nassa uydurmaktır. Allah’ın rızasını arayan bir insan için aksi söz konusu olamaz.’

    🔷’Modern İslam Düşüncesi’ derken tam olarak nasıl bir çerçeve çiziyorsunuz?

    Modern İslam Düşüncesi derken, Batı’nın Rönesans, Reform, Aydınlanma gibi süreçlerden geçerek geldiği dönemde ortaya konulan varlık tasavvurunu, din ve dünya telakkisini, bunların oluşturduğu fikriyat ve değerler sistemini kast ediyorum. Bu sistemin merkezinde Batılı insan vardır. Onun dini dışlayan, insandan başka otorite kabul etmeyen, nesneler alemi dışında bir hakikat bulunmadığını iddia eden pozitivist, rasyonalist, seküler fikriyatını kast ediyorum. Elbette Batılı insana mahsus bu fikriyat ve değerler sistemi, Batı’nın ekonomik, askerî, teknolojik? alanlardaki baskın konumu sebebiyle İslam aleminde de etkili olmuş, bir takım Müslümanların Batı’nın geldiği bu noktayı mutlaklaştırması sonucu İslam Dünyası’nda bir “çözülme ve tuğyan” süreci başlamıştır: “Batı, geldiği bu noktaya Protestan din anlayışı sayesinde gelmiştir. Dolayısıyla biz de ancak eski/klasik din anlayışımızı terk ederek bu noktayı yakalayabiliriz” şeklindeki bu peşin kabul, Ümmet-i Muhammed’i itikaddan fıkha, Sünnet’ten Kur’an’a bütün varoluş alanlarında Batılı değerler sistemi doğrultusunda bir “yabancılaşma”ya, bir “savrulma”ya itmiştir. Kasdettiğim budur.

    🔷Modernlik bize her türlü tüketim kültürünü aşılıyor. Bir yandan müslüman bir kimliğimiz var. Müslümanca bir modernlik oluşturmak mümkün değil mi?

    İslam ve modernite yanyana duramaz. Teorik olarak dahi böyle olabileceğini düşünmek tatmin edici değil. Söz gelimi kadın-erkek ilişkileri, kadının toplumdaki yeri ve rolü.. Modern Müslüman kadın, eğitim görmüş entelektüel yanı gelişmiş, erkekle birlikte iş sahasında olmak istiyor. Dışardaki hayatı erkekle birlikte inşa etmek istiyor. Buna İslam’dan imkan arıyor. Burda vakıa ile naslar çatışıyor. Böyle bir durumda nassı tevil etmeye çalışıyoruz. Olguyu esas kabul ettiğimiz için, onu değiştirmeyi düşünmüyoruz da, nassı bir şekilde olguya dönüştürmek için çabalıyoruz. Oysa doğru olan olguyu nassa uydurmaktır. Allah’ın rızasını arayan bir insan için aksi söz konusu olamaz.

    CENNET KADINLARIN DEĞİL ANNELERİN AYAKLARI ALTINDA…

    🔷Kadının dışardaki varlığından vazgeçmesi olgunun nasa dönüşmesi midir? Bunun nasıl olacağını düşünüyorsunuz?

    Vazgeçmesi değil ama dışarda kadına ne kadar ihtiyaç duyuluyorsa, o kadar dışarda olması lazım. Mesela kadın hastaların tedavisinde kadın doktorlara duyulan ihtiyaç burada baz nokta oluşturabilir. Kadının olması gerekir dediğimiz sahalarda elbette kadınlar olsun. Ama ‘İslamcı feminist’ yazarların bununla yetinmediğini biliyoruz. Onlar hayatı ortadan ikiye bölelim, kadın erkek hayatı ortak paylaşalım diyorlar. Burada çatışma çıkıyor. Bu naslar ile bağdaşmıyor. Kuran-ı Kerim’de saliha kadın itaatkar kadındır buyuruluyor, burada verilen mesajı anlamakta zorlanıyorlar. Nebevi mesajlar toplumda bunun oluşması için gönderilmiş ve müthiş bir dönüşüm sağlanmış.

    🔷Kadının itaatkar olmasından kasıt nedir?

    Günümüzde kadını erkekle yarışan bir varlık olarak düşünüyorlar. Sanki kadının rolü tarihte erkekler tarafından çalınmış, şimdi ise modern zamanda kadının dışarda daha fazla var olmasını savunarak kendilerince geçmişin rövanşını alıyorlar. Kadın toplumu inşa eden bir varlıktır. Kadın kendisine verilen misyonu yani anneliği yerine getirdiğinde cennet ayaklarının altına seriliyor. Dikkatinizi çekerim cennet kadınların değil annelerin ayakları altındadır!

    🔷Kimi kadınlar, geçimini sağlamak için çalışmak zorunda. Doktor olamayan kadın çalışmasın mı?

    Eşinden ayrılmış ya da eşi vefat etmiş kadının ailesinin geçimini sağlamak amacıyla çalışmasında bir beis görmüyorum. Bugünün şartları onu buna mecbur ediyor. Aslolan bu durumda ona devletin ve sahip çıkması, kol-kanat germesidir. Ama bugün böyle bir imkân olmadığı için bu durumdakı kadın, meşru sınırlar içinde çalışabilir. Kadınlar töre baskısından, eğitimsizlikten, İslami anlamda yoksun zihniyetlerden kaynaklı çok sıkıntılar çektiler. Fakat bunlar bizi modernitenin dizayn ettiği kadın erkek ilişkilerine götürmemeli.. Bunları İslam’ın pratize ettiği şekilde düzenlemeliyiz.

    İNSANLIK MODERNİTE İLE YOLDAN ÇIKTI

    🔷Gelenek-modernite bizi nereye götürür?

    Modernite bir sapmadır. Aslolandan uzaklaşmadır. Biz asıl olana gelenek dersek, belki bir anlamada onu kategorize etmiş oluyoruz. Geleneğin miadı dolar mı? İslamiyet’i bir gelenek olarak görenler var. Aslında geleneksel ve modern olan birşey yok. İnsanoğlunun asırlardır yaşadığı bir dünya algısı var. Mümin müşrik farketmez, o hayat algısı diyor ki; şuan tanık olduğumuz küreselleşmeyi tarih boyunca görmedik. Modern zamanlarda idrak ettiğimiz kitlesel ölümlere daha önce şahit olmadık. İki dünya savaşında 100 milyon insan öldü. Yani şuan vardığımız sonucun, insanoğlunun yoldan çıkmış halinin sebebi modernitedir.

    🔷Modernite içinde kalarak Müslümanca bir modernlik oluşturmak mümkün değil mi?

    Hayır değil. Çünkü modernitenin üzerine oturduğu temel protestanlıktır. Bunda katolisizmin de etkisi var. Onun Batı’da toplumda üzerinde kurduğu dayanılmaz bir baskı vardı. Bu süreci yaşayan batılı insanlar dini hayatın dışına itmeye başladılar. Kiliseden bağımsız kalınarak hala dindar olunabileceğini söylediler. Bu bir eşikti ve eşik protestanlığın katolikliği devre dışı bırakmasıyla aşıldı. Protestanlık bireyin din yorumunu öne çıkardı. Aydınlanma Çağı’na gelince protestanlığın katolilisizme yönelttiği tenkid, bütün olarak akıl tarafından dine yönlendirildi. Bu defa din kurumu yani kilise hedefe konuldu. İnancın yerini bilim, kilisenin yerini seküler kurumlar aldı. Din bütün olarak devre dışı kaldı. Artık amentü diye birşey varsa onu da bilim yazacak zaten gelinen noktada şuan insanı aşan bir amentü de yok. Aydınlanmayla birlikte insanoğlunun hayatına ahireti hiçe sayan sekülerizm girdi. Dindışılık ya da dünyaya özgülük insanının çıkarlarını merkeze alan zihniyete iyice yerleşti. Sekülerizm din eksenli ya da dünya ötesi bir yaşamı kabul etmiyor. Ruhu olmayan seküler maddesel insanı ortaya çıkarıyor. Ekonomik olarak ne düşünüyorsa aslolan odur.

    🔷Modernliği İslam’ın Lutherler’i savunuyor
    İslam dünyasında dinde reform hareketini savunan insanları da bu sınıfta sayabilirmiyiz?

    Bunlara Avrupalılar İslam’ın Lutherler’i diyorlar. Çünkü Luther’in Hrıstiyanlık’ta gerçekleştirdiği kırılmayı, bunlar da İslam’da gerçekleştirmek istiyorlar. Yani nihai noktada Weber’in protestan-laşmadan kapitalistleşemezsiniz tespitinin gereği olarak İslam’ın protestanlaşması ve sonrasında kapitalistleşme meydana gelecek. Sekülerleşme Batı içinde makul sayılabilir, çünkü kilisenin baskısı var; ekonomik kalkınmayı yasaklıyor, cennetten arsa satıyor, engizisyona götürüyor, ayaklara ve akıllara pranga vurduruyor. Ama İslam’da böyle bir despotizm yokki sekülerleşmeye gerek kalsın.. Dolasıyısıyla İslam’a karşı protestan bir hareket bizi tırnak içinde ‘normalleşmeye’ değil, dinde tahrife götürüyor. Biz biliyoruz ki Kur-an ve sünnet tahrif olmadı.

    🔷İslam’ı protestanlaştırma girişimlerine neden ihtiyaç duyuyorlar?

    Modernitenin dünya hakimiyeti, teknolojinin insanları getirdiği nokta bunun arka planında olan sömürü ve kölelik gibi unsurlar görünür anlamda Batı’ya bir ‘avantaj’ sağladı. Batı ülkeleri zengin oldu, kalkındı buna karşılık islam dünyası geri kaldı. İslam’ın bu konuda bir arızası yok ki, sorun batıyı yanlış anlamaktan ve iyi tahlil edememekten kaynaklanıyor. Batı sermaye birikimini sömürü üzerinden sağladı. Eğitimi dahi bu altyapıya yaslanarak sağladı. Batı ahiretini kaybettiği için hayatı dünyadakinden ibaret sayıyor. Max Weber birşeyin altını çiziyor: “Protestanlaşmayla birlikte artık makbul Hrıstiyan kiliseye giden, vergisini ödeyen, kendisini tanrıya adıyan değil çok çalışan, üreten, rekabet yapan Hırıstiyan oldu.’

    İslam’ın protestanlaştırılma çabaları da dinin sadece ahiret hayatına ilişkin söylemlerde bulunmasını istiyor…
    İslam modernistleri bize bunu söylüyor işte… Ahiretinize yatırım yaparken dünyanızı kaybediyorsunuz diyorlar. İkisini dengeli götürmek lazım. Ama bu bizi hiçbir zaman modern Batılı’nın geldiği seviyeye getirmez. Yani düşünün Müslüman’sınız, zenginsiniz, sermaye sahibisiniz ve İslam sizi infaka öyle bir teşvik ediyor ki bir anda gözünüzü yumup bütün servetinizi tasadduk edebilmenizi istiyor. Hz.Ebubekir’i Hz.Osman’ı düşünün… Bu örnek insan tipini batıda da doğuda da göremezsiniz. Oysa bugün dünyada ayakta kalmak için sermayenizi korumakla bile yetinemezsiniz, durmadan büyümek zorundasınız. İşte o yüzden en başında söylediğim gibi İslam ve modernite bir arada bulunamaz. İslam’da isâr diye bir kavram var; ilk önce kardeşini kendine tercihi teşvik ediyor. Bu aslında infak ve tasaddukun zirvesidir. Müslüman yarınını düşünerek hareket eden insan değildir.

    🔷’Müslüman hataya göz yummaz’
    Modern zamanların Müslüman kimliklerinde neleri eksik görüyorsunuz?

    Modernitenin getirmiş olduğu din algısı hepimize bir miktar bulaştı. Ekonomiye bakışımızda, dünya yaşantımızda, kadın-erkek ilişkilerinde vb. birçok alanda kendisini ortaya koyuyor. İmanımızda, algılarımızda, bilgi seviyemizde sorun var. İkincisi İslam’ın pratiğinden büyük ölçüde yoksun olduğumuz için o Müslüman bireyi bulamıyoruz. Bütün ölçüler Kur-an’ da.. İslami ilimleri yeterince hayatımıza entegre edemiyoruz. Akli (matematik, edebiyat, mantık ilmi vb) ve nakli (tefsir, kelam, hadis, fıkıh ilmi vb.) olarak ayırt etmeden ilim Çin’de olsa gidip öğrenmemiz gerekiyor. En önemli eksiğimiz bu..

    🔷Peki modernizme karşı en genel manada neler yapmalıyız?

    Modern hayat çoğulcu bir toplum gerektiğini ve kimsenin bir başkasının yaşam tarzına müdahele etmemesi gerektiğini vurguluyor. Sen ona saygı duyacaksın, o sana saygı duyacak. Nasslar bize diyor ki emri bil ma’ruf nehyi anil münker yapmalısın, olgular ise hayır bir başkasının yanlışına saygı duyacaksın… Peki ama biz Müslüman’ız, bir başkasının yanlışına göz yumacaksak, onu güzel bir dille ikaz etmeyeceksek ne anlamımız kalır. Bu bizim sorumluluğumuz, bu bizim varoluş gayemiz.

    🔸Dr. Ebubekir SİFİL 🔸

  11. gulpembe diyor ki:

    Akademisyen hanimin kocasina agir ithamlarda bulunulan yoruma karsin dahi sakin uslubunu muhafaza edebilmesi, cizgisini bozmamasi,onun rumuzunun aksine hanimefendi biri oldugunu belli ediyor. Kendisinin evlilik ve is hayatindaki basarilarinin daim olmasini dilerim.
    Kocasini sevip saydigini ne kadar yazsa da, kimilerinin gozunde o bulasik yikayan kilibik,ezik ,pasif, karisinin saygisina layik olmayan bir koca olmaktan oteye gidemeyecek. Bunun ilk sebebi islamiyetten ve sunnetten uzak algilarimiz ve kulturumuzdur, kendisi de bunu yazmis zaten.

    Peygamberimiz “ iyi huylu erkeklere (bazi)kadinlar galip gelir, ben kadina maglub olan erkegi severim mealinde, hadisi var.(kaynagina bakmadim)burada anlatilan kadin onu ezsin sesini cikarmasin degil. Kadin kotu huylu dahi olsa erkegin cizgisini ve insanligini kaybetmemesidir. Imam gazali hz.leri “Kadinlarla iyi gecinin” ayetini ”kadinla iyi gecim ona kotuluk etmemek degil, ondan gelene de katlanabilmektir.”diye anlatir.
    Ne yazikki kadin kocasinin haksiz taleplerine dahi gecim olsun diye riza gosterirse iltifat alirken, erkegin gecim ehli olmak adina yaptigi fedakarliklar alayci ve haksiz elestirilere maruz birakilabiliyor.

    Diger yandan calisan hanimlar idealleri degil, para ve zenginlik icin dahi calissalar kimsenin kinama hakki yoktur. Zengin olmayi istemek ayip yada gunah degildir. Bugun ibni hazm dan buhari hz.lerine degin pekcok alim babalarinin varliklari sayesinde hic calisma derdine dusmeden omurlerini ilim ve arastirmaya vakfedebilmislerdir.. Bugun buhari’ye fatiha gonderenlerimizin kaci babasini da yad’ediyor?
    Kimseye kendi standartlarimizi dayatma hakkimiz da yoktur.(bunlari yapan var demiyorum) Peygamberimiz kibirden sakinmalarini tavsiye ettiginde, sahabe efendilerimiz, biz iyi giymek ve yasamak isteriz bu kibir midir diye sorunca, hayir kibir kendini baskalarindan ustun gormektir diye izah ediyor. hz. Osman cok zengindi asla mutevazi bir hayati yoktu fakat ayni zamanda onun kadar comert insanda pek yoktu. Imam azam cok zengindi, asla mutevazi giyinmezdi. Ve bu bir kibir degildi.peygamberimiz devlet adamlarinin yanina farkli ve zengin, arkadaslarinin yanina daha mutevazi kiyafetle cikardi. Zaten insan kendini mutevazi bildigi olcude daha kolay kibirlenir, seytana maskara olur., ve yine kibir bu kadar sinsi oldugu icin gizli shirk e yakindir., tesbit etmek zordur.

    Insanin Allah beni zeki , guzel, zengin yapti gibi uzerindeki nimetleri ifade etmesi yine kibir degildir. Bilakis kurani kerimde Allah tahdisi nimet yapilmasini yani kuluna, verdigi nimetleri anlatmasini ister(duha). Bunu yanlis niyetlerle yapanin vebali kendisinedir. Niyeti kibir degilken, konusmalarinla kibir yapiyorsun diye itham edenlerin de veballari kendilerinindir.

    Sevgi hanim! size de isminizle musemma olarak sevgilerimi yolluyorum. Bugun cocuklarin okuluna gittim, “kristmis” bayramlari yaklasiyor diye tum hristiyanlar kucalasip, hediyelesip, sarkilar, oyunlar ve pastalarla neseleniyorlardir. Hic mi fikir ayriliklari yoktu?hic mi birbilerini kiskanmiyor, cekismiyor, itismiyorlardi. Ama bu birliklerini engellememis, herkes birbini oylece kabullenmis, kimse kendinde hristiyan kardesi icin sende muslumanlik/yahudilik/budistlik var diye itham etme hakki bulmuyor, kalp kirmiyordu.
    Cok kiskandim cok hayiflandim…
    dedikleri tek sey; Happy Christmas!

    ben de cumleten selamun aleykum diyeyim:)burada tatil basladi, cocuklar evde, polemige gelmeyiniz lutfen!

    • Sevgi diyor ki:

      Simdi happy kristmis ( biz happy holidaycilerdendik gerci) kismini ozledim desem islak odunla doverler beni :) iyi tatiller ins kar yagiyordur.

      • gulpembe diyor ki:

        :)tesekkurler Sevgi hanim,
        Burasi pek kar alan bir yer degil,gecen hafta ufak bir supriz yapti sevindik.simdilik tatli yagmurlarla beraberiz..

    • Agresifakademisyen diyor ki:

      Tesekkürler gulpembe hanım. En azından bir ıkı kısı de olsa anlamıs Benı. Her ne kadar kimileri cehenneme koşan kışılerden ve kıbır abıdesı olarak gorse de…
      Ben kimse hakkında Boyle dusunecek mertebeye sahip olamam. Ben neyım kı karsımdakıler cehenneme kosacak da Engel olacağım. Bedu

      • gulpembe diyor ki:

        Butun bunlar esas dusmani tanimamaktan oluyor Akademisyen Hanim.
        Insan en buyuk dusmaninin kendi nefsi oldugunu bilse disarda birsey aramaz, laf yetistirmeye vakti de olmaz,iftira atacak kadar gozu de donmez…Allah ibret almamizi nasip etsin o hallerden korusun, hatali olanlarimiza hatadan donmek nasip etsin en evvel de bana, cunku ibret alinmasi gerekenlerin en buyugu benim halimdir.sevgiler…
        ” halleri evirip ceviren Rabbimiz bizim halimizi en guzeline cevir”

      • Adamın biri diyor ki:

        Sizi anlamak için illa size hak vermiş olmak mı gerekiyor, pekala birileri sizi hem anlayıp aynı zamanda aynı fikirdede olmayabilir, neden böyle düşünüyorsunuz? O zaman ben de şöyle diyeyim; siz de görüşlerini begenmediginiz insanları anlamamışsiniz, hoşunuza gider mi? Nedir bu tepeden bakan bakış açısı, hayret doğrusu, herkes sizin gibi düşünmek zorunda değil hanimefendi

    • Yahya diyor ki:

      sitemizde “Xmas” tebriklerini görünce şok oldum…
      bari siz yapmayın, lütfen!!!

      • gulpembe diyor ki:

        :)Tesekkurler Yahya Bey,
        Yanlis anlasilma olmasin, iyi dileklerde bulundugumuz mesele okullarin tatile girmesi ve aile olarak daha fazla zaman gecirebilcek olmamiz, yoksa dini bayramlari degil.
        Selamlar

    • Adamın biri diyor ki:

      Gülpembe hanım

      Öncelikle aleyküm selam diyeyim.

      Yorumunuzu hayretle okudum doğrusu
      ” Bunun ilk sebebi islamiyetten ve sunnetten uzak algilarimiz ve kulturumuzdur, kendisi de bunu yazmis zaten. ” Erkeğin bulaşık yıkaması vb. İslamiyet’in sünnetin bir gereği mi oluyor?

      Erkekler kadınlar la iyi geçinsin elbette, peki kadının kocasına itaat etmesiyle ilgili hadisleri ne yapacağız, neden olaya tek taraflı bakıyoruz?

      Siz müslüman erkek olan mübarek zatları nasıl müslüman kadının çalışmasina örnek verirsiniz? Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, İslam da erkek ailesinin nafakasiyla yükümlüdür, yani zorunludur, kadının böyle bir durumu yoktur, bu bile mühim bir farktır ve İslam’ın kadinlar in çalışmasina bakışını belli eder, Bir erkekle bir kadının çalışması aynı şey değildir, niyetinizi bilemem, yazdiklarınizdan yola çıkıyorum

      ” Kimseye kendi standartlarimizi dayatma hakkimiz da yoktur.” siz yorumunuzda Kendi düşüncenizi tarz değil dinin gereği olarak görüyorsunuz, peki bu dayatma olmuyor mu, İslam’dan sünnet ten uzak algı ne demek oluyor? Hiç kusura bakmayın ama o eleştirdiğiniz bakış açısı bizzat yazinizdan okunuyor, mesele ise hangi görüşe sahip olduğumuz. Çünkü herkes sizin tarz gördüğünüz şeyi İslam ve sünnete dayandirmaya çalışıyor, benim gördüğüm siz bizzat kendi düşüncelerinizi eleştirmişsiniz ama farkında değilsiniz

      Allah hakkı hak bilip ittiba etmeyi batılı batıl bilip ictinab etmeyi nasip etsin hepimize, amin.

      • gulpembe diyor ki:

        adamin biri kardesim,
        Oncelikle selamimi aldiginiz icin tesekkur ederim, mutlu oldum

        dikkat cekmek isterim,biz neden ayri paragraflar acarak yaziyoruz?
        Konuyu degistirdigimizi her paragrafin kendi icinde okunmasi gerektigini gostermek,birinden cimbizlanip otekine ilistirerek polemik konusu acilmasini onlemek icin degil mi?
        Lutfen okurken buna dikkat edin ki ne konustugumuz belli olsun.

        -Sormussunuz, erkegin bulasik yikamasi sunnet mi?evet, peygamberimzi bulasik yikamistir. Musluman kadin nasil evini temiz tutarken sevap kazanirsa erkege de ayni sevap vardir.

        -kadinin itaati ile ilgili hicbir hadisle problemim yok. Bunlarin menfi yorumlanmasi ve zulme alet edilmemesi icin kadinla ilgili hadisleri de ben one cikariyor olabilirim ki bu da sizin dediginiz gibi konu tek tarafli konusulmamis olsun diye. yoksa kocaya itaatle ilgili hadisler bu sitenin heryerinde…

        -standartlarimizi dayatamayiz mevzusunu maddi konular icin yazdim. Rabbim insanlari cesit cesit yaratmis. Bizler robot degiliz,herkesin bir tercihi var, tercihlerini tetikleyen baska sebepleri var. “ben bu kadarla iktifa ediyorum o halde sende evde otur o kadarla iktifa et” diyemeyiz kimseye. Ben az tuketip cok cocuk yapmaktan taraf iken, baskasi icin daha iyi yasayip az cocuga iktifa etmek tercih sebebi olabiliyor.

        -kadinin calismasi haram degildir. Harami belirleyen unsurlar baskadir. Tesettur ve tavirlarina dikkat etmezse bundan elbette mesul olur.peygamberimziin ve ebu bekirin torunu(ayse binti talha/hz. sukeyfe) dahil buyuklerimizden pekcok hanim hadis, siir, tarih hatta astronomi dersleri verir, erkekler ile muzakere ederlerdir.

        selamlar

        • gulpembe diyor ki:

          harf hatasi var sukeyfe degil, hz. huseyinin kizinin adi hz. sukeyne dir.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          “Musluman kadin nasil evini temiz tutarken sevap kazanirsa erkege de ayni sevap vardir.”

          Bu cümlenin, cümlede bahsedilen ölçütün dayanağı nedir?

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Kadınların ev işi yapmasıyla ilgili hadisler nedir? Erkeklerle ilgili de hadisler var mıdır? Sünnet dediğimiz olguya örf adet gözüyle bakabilir miyiz?

        • Adamın biri diyor ki:

          Gülpembe hanım

          İyi niyetli olduğunuzu düşünerek cevap veriyorum, ciddi anlamda bir yanlış anlaşılma var çünkü

          Ben erkeğin bulaşık yıkaması sünnet mi demedim. Siz eşiyle ortaklaşa iş yapan bir hanımın ve eşinin durumunu kabul etmeyen kişilere karşı, onların düşüncelerinin sebebinin ” İslam’dan uzak olan algıları” olduğunu söyleyince ben de şunu sordum ; ” bu ortaklaşa iş yapma İslam’ın asıl istediği tablo mudur ki siz bunu bir hayat tarzı farklılığı olarak görmek yerine ” İslam’dan uzak algı” kavramını kullandınız?

          İlginç tir ben kadının çalışması haramdır ifadesini kullanmadığım halde siz savunmaya geçmişsiniz, bir şeyin haram olmaması onun yapılması için yeterli bir sebep mi? Ya da illa da yapılmalı mı? Ya da bununla övünmenin ya da bunu yapmayani eksik görmenin bir manası var mı? Ben diyorum ki eğer kadına nafaka yükümlülüğü yoksa bu dolaylı yoldan evine sahip çıkmaya tesviktir, dikkat edin teşvik diyorum, aynı erkeklerin çok eşlilik yerine tek eşe teşvik edilmesi gibi, benim istifadem bu yönde, bir erkek çok eşli olabildiği gibi bir kadın da kendi özel durumuna göre çalışabilir

          İslamiyet nafaka yükümlülüğünü erkeğe vererek aslında bizim için bir ipucu veriyor, hatta peygamberimiz sav. evin ic islerini kizi hz Fatmaya, digerlerini hz. Ali ye vermesi de buna örnektir, yani bu konuda esas olan nedir, mevzu bu, yoksa İslam dairesinde kim ne yaparsa yapsın, fakat bunu alkışlamak, teşvik etmek ne kadar doğru? Yani şu sitede de çalışan kadın güzellemesi yapmasak bari, zaten her yerde fazlasıyla teşvik ediliyor, ne lüzumu var bunun?

          Yalnız yine anlamlandiramadigim şekilde bu seferde sahabeden den örnek vermişsiniz, yapmayın etmeyin Gülpembe hanım, asrı Saadet le ahir zaman nasıl kıyasa gelir? Fitne zamanında erkeklerin bile dışarı çıkarken dikkat etmesi gerekirken, hatta fitne zamanı cumaya bile fetva vermeyen âlimler varken Müslüman hanımları ( çalışmaları istenmediği, ortada zaruret olmadan) teşvik edercesine bu örnekleri vermek uygun olur mu gerçekten? vallahi benim aklım almıyor, siz iyi niyetli olabilirsiniz ama dışarıdan bu durum teşvik gibi algılanıyor haberiniz olsun ( asrımızdaki ahlaki savrulmalari burada anlatmaya ihtiyaç görmüyorum, haberlerde bol bol görüyoruz maaalesef )

          • Adamın biri diyor ki:

            Evine sahip çıkma derken yanlış anlama olmasın, teşvik edilen şey kadının çalışması değil, evini öncelemesi anlaminda, çalışan kadınlar eve sahip çıkmıyor gibi bir mana cikmasin

            Bir de cuma namazı ile ilgili örnek yanlış olabilir, ilk aklımda kaldığı gibi yazmıştım ” “Yakında büyük fitneler olacak, o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekan bulursa ona sığınsın.” (Sahihu’l-Buhari VIII, 92; Tefriru’l-Kurani’l-Azim II, 43; Sunenu İbn-i Mace, II, 3961.)” Anlatmak istediğim mesele buydu, kusura bakmayın

          • gulpembe diyor ki:

            Fatih Bey,

            evisleri tarih boyu islam hukukunda hicbir zaman kadinin asli vazifesi olarak yer almamistir, bu orften orfe degisiklik arzeden bir vakiadir. dolayisiyla yapilan hizmet bir ikram ve hurmettir. bu sevabin da kadini erkegi yoktur.

            “adamin biri” kardesim,
            demek istediginizi simdi anladim. katildigim yerlerde var, katilmadiklarim da, farkli dusunduklerim de..
            tesekkur ederim.

            selamlar

          • sevgi diyor ki:

            Benim bütün yorumlarda anlayamadığım bir konu var, lütfen birisi açıklık getirebilir mi?
            Bütün bu malum yorumlarda kadınların çalışmasıyla ilgili doğrudan dolaylı yapılan teşviklerde (diyelimki evet teşvik edildi), edilen size göre nedir?
            Kim çıkıpta eşinizi çocuğunuzu boşverin hatta evide boş verin, okuyun, çalışın gezin tozun dedi?
            Üstüne basa basa birçok yerde tesettürü, eşin rızasını, çocuğu ihmal etmemeyi dahi öne alarak yapılan yorumlar nasıl algılanıyor acaba?
            Diyelimki çalışma zorunluluğu olan kadınlar var, bunların teşvik edilmesi yine dini konulara hassas olan kadınlar tarafından teşvik edilsin, kötü olan ne burada?
            Niyetiniz şu mudur? çalışmayı pis, kötü, uygun değil, yeri gelir haram olarak lanse edelim, çalışan kadınlara bu sıfatı yapıştıralım, namusuyla sizden benden mübarek kadınlarda sizin çokça kullandığınız feministlerle aynı kefeye konulsun. Önüne gelen istediğini söylesin sırf çalışıyor diye, dolayısıyla eşinden razı koca kendi hür iradesiyle bulaşıkları yıkıyor diye !
            İkinci yorumunuzda ÇALIŞAN KADIN EVİNE SAHİP ÇIKMIYOR ANLAŞILMASIN! demişsiniz ama ne yazıkki ben bütün yorumlarınızı okuyunca bu iyi niyeti göremiyorum.
            Umarım çalışan bazı kadınlar sizin ve diğerlerinin yorumlarını okuyup aşağılanmış, ikinci sınıf kadın rolü biçilmiş, eşliği, anneliği sıkça üzerinden boy gösterisi yapılmış hissetmiyordur!
            Kadın eşim benden razı ben ondan razıyım, ev işinide beraber yaparız yeri gelirse demiş, hiç sıkılmadan çıkıp eşin seni paran için yanında tutuyor denilmiş! Bu hangi mantığın ürünüdür acaba? Ciddi anlamda algılayamıyorum.
            Kimse kadınları sahabelerle yarıştırmıyor fakat ÖRNEKtemi verilmesin? Sahabe annelerimizde yeri gelince çalışmıştı bende çalışıyorum ama şu şu noktalara da dikkat ediyorum bu örnekleri göz önüne alarak denmesi çokmu abest?
            Son olarak çok rica ediyorum hoşunuza gitmeyen her durumda ezberlediğiniz FENİMİST yaftasını yapıştırmayın şu kadınlara.

          • Adamın biri diyor ki:

            Sevgi hanım

            Yorumda bir hitap yoktu ama benimle ilgili yerleri görünce cevap vermek istedim,

            Olaya neden sadece çalışmanın zararları noktasından bakıyorsunuz, kadının dinen çalışma zorunluluğu yok diye biliyorum, zorunlu olmayan bir şeyin teşvik edilmesine ne lüzum var? Dikkat edin, teşvik başka birşey, çalışana sen bilirsin demek başka birşey, her ne kadar günümüz şartlarında bazı değişiklikler olsa da hali hazırda dinen hâlâ kadının çalışma zorunluluğu yok. Kaldı ki bu meselenin yaygınlaşması halinde toplumsal açıdan ileriye yönelik sorunlar oluşturacağı da işin ayrı bir yönü, yorumcular in çoğu da benim gördüğüm kadarıyla buna dikkat çekiyor

            Emin olun ben bu siteyi görmeden önce çalışan hanımlara ön yargılı bakardım, ama gördüm ki istemediği halde çalışan ve çalışma hayatına adeta itilen hanımlar da var, yani bu aslında toplumsal bir sorun. Kadinlari suçlamisiz gibi bir algı oluşmasin. Ayrıca bir de kendi isteği doğrultusunda çalışan kişiler de olabiliyor ama bu meselenin yaygınlaşması bizi nereye götürür, onu da düşünelim diyorum, bu meseleyi özgürlük kavramı üzerinden ele olmak o açıdan doğru değil ki kimse o açıdan bakmıyor aslında, yani çalışan bir hanım kendi hayatını örnek, gıpta edilecek bir yaşam gibi anlatması teşvik olarak görünüyor ve bunu uygun bulmuyorum

            Sevgi hanım, siz çalışan kadını ikinci sınıf gibi gösteriyorsunuz diyorsunuz ama siz de biliyorsunuz ki toplumda maalesef artık tam tersi ev hanımı olmak ikinci sınıf olarak görülüyor, şahsen ben artık bunun son bulmasını temenni ediyorum ve bu yüzden kendimce buna teşvik ediyorum, ama çalışan birileri varsa bu kendi tercihleri, sadece teşvik edercesine anlatılmasını uygun bulmuyorum, hele ki asrı Saadet ten falan örnek vermek…

          • Yasemin diyor ki:

            Buna benzer bir yorum yazmayı düşünüyordum Sevgi Hanim. Çok teşekkür ediyorum size.ALLAH razı olsun düşüncelerime tercüman olmuşsunuz.

          • sevgi diyor ki:

            Yasemin Hanım, yorumunuza direk cevap yazamıyorum nedense. Allah hepimizden razı olsun inş.

        • Adamın biri diyor ki:

          Gülpembe hanım

          Burada nezaket çerçevesinde fikir müzakeresinde bulunduğumuzu düşünüyorum. Katılıp katılmadığınız noktalar nelerdir, sebebleri nelerdir? Fatih beye de cevap vermişsiniz ama bunun dayanağı nedir? Ortaya çok önemli bir iddia atıyorsunuz ama delili yazmamıssiniz. Eğer fikirlerinizi açıklarsanız birbirimizi daha iyi anlarız en azından, ortada tatsız bir durum olmadığı sürece bu tarz müzakereleri hem yorumcular hem okuyanlar açısından yararlı buluyorum

  12. Abdullah Bir diyor ki:

    Bazen kendimi, uçurumun 50-100 metre önünde bir direğe bağlı olduğum halde hızla uçuruma doğru giden kişileri (çoğunluğu kendisini zeki,akıllı zanneden kadınlar) “O tarafa gitme, orası uçurum, düşer ölürsün” vb sözlerle uyaran insanlardan birisi olduğu düşünüyorum.

    Çoğu zaman beni ve benim gibi olan Müslüman insanların sözünü dinlemediği için göz göre göre uçurumdan düşenleri gördükce üzülüyor, mutsuz oluyorum. Ama kısa süre sonra bu konuda elimden geleni yaptığım vede hidayetin Allah’dan olduğunu bildiğim için rahatlıyorum.

    Allah nasip ettiği sürece de aşağısı CEHENNEM olan uçuruma doğru hızla giden insanları uyarmaya devam edeceğim inşaallah.

    Müslüman olarak bizim görevimiz “İyiliği emretmek, kötülükten uzaklaştırmak, alıkoymak. Gerisi Kulların bileceği iş.

    “Tedbir ve uyarmak” bizden, taktir Allah’tan.Kendisi düşen ağlamaz…

  13. Sadece Fatih diyor ki:

    Geçenlerde bir arkadaşla konuştum. Doğumdan bir süre sonra işe geri başlayan hanımı çocuklarına daha iyi bakabilmek için işini bırakmış, kadıncağızın vicdanı elvermemiş…

  14. Feyza diyor ki:

    Estagfirullah sorun sizde degil Sevgi hnm, biz yanlis anlamaya programlanmisiz, herkesi yanlis anliyoruz :)
    Burada farkli fikirle yazanlarin aliskanligi haline geldi, ilk yorumda gayet net duruslarini belirttikten sonra ikinci cevaplari genelde “yanlis anlasilmisim, hayret ediyorum, nasil olur bu inanamiyorum vs”
    Benim yanlis anladigim degil ama anlamadigim nokta su ki, burada cesitli titrlerini on plana cikararak yazan kisiler veya sizin gibi syrekli okumaktan dusunmekten dem vuran kisiler neden okudugunu anlamakta ya da kendilerini ifade etmekte bu kadar gucluk cekiyorlar? Burada birisi yorum yazmis gecmis. Yazarin verdigi ornekten yola cikarak genel bir tabloya dikkat cekmis hepsi bu. Once tepki duyup olayi dallandirip budaklandirarak siz bu yorumcunun yorumunu hedef aliyorsunuz(siz dedigim yalnizca sizin sahsiniz degil sizinle benzer fikirdeki kesim), sonra hayir o oyle demek istemiyor boyle demeye calisiyor seklinde biz size izahta bulunununca komik olan, yanlis anlayan, olayi dallandirip budaklandiran kesim yine biz oluyoruz :)
    Bu ne yaman celiski bunu anlamiyorum. Kardeslerim o halde siz neden oylesine yazip gecmis bir kardesimizin yorumuna saygi duyup gecmiyorsunuz da surekli bu neyin kafasi, hangi cagda yasiyoruz, komik dusunuyorsunuz gibi itham edip sonra savunmaya gecen kisileri de abesle istigal ediyor, ozel hayata mudahale etmeye calisiyor, konuyu kres gibi alakasiz (!) yerlere kadar surukluyor (ki bu konuyu da acan diger kisi oldugu halde) gibi lanse etmeye calisiyorsunuz ki? Demek ki o kisinin gozlemleri, fikirleri de bu yonde ve yazmak istemis. Rahatsiz oluyorsaniz ya okumaz hasbel kader okuma hatasinda bulunmussaniz da kaale almaz kendi yasaminizdan ornek vererek talep ettiginiz yorumu siz yapar ve gecersiniz. Ne yanlis anlayan olur ne yanlis anlasilan.
    Once taaruza gecip sonra magdur edebiyati yapmak samimi durmuyor. Birilerinin fikrinize saygi duymasini ve sizi “dogru” anlamasini istiyorsaniz ayni ozeni siz de gosterin ki boyle yanlis anlamalara mahal vermeyin.
    Neyse yine her zamanki gibi yanlis anlayan biz olalim sorun degil.
    Hani bir soz vardi, “ben anladiklarinizdan degil soylediklerimden sorumluyum”, tersine cevirirsek, yanlis anlasildigini dusunen butun yorumculara gelsin,
    “Siz anladiklarimizdan degil soylediklerinizden sorumlusunuz” :)
    Evet soz ucar yazi kalir, soylediginiz her sozden hepiniz sorumlusunuz.
    Selametle.

    • Sevgi diyor ki:

      Peki siz neden yazdigim yorum umuma acikken bunu.kisisellestirip onlarca paragraf yazi yazarak cevap veriyorsunuz? Neden savunmaya gecme ihtiyaci duydunuz? Birde ustune yorumumun derinlik ve analiz icerigini elestirmeyi uygun buluyorsunuz? Bu kisim ciddi komikti kabul edin.

      • Feyza diyor ki:

        Sevgi hnm, beni ogretmene sikayet edin :)
        Guzel kardesim, ilkokul ogrencilerinin olayina dondurdunuz konuyu. Ben paragraflarca yazdigim o yazida da baska yazilarda da hicbir yerde sahsimi savunmuyorum ki. Bu sitede hicbir polemigin icerisinde beni, sahsimi savunurken goremezsiniz cunku kendi sahsimi cok mecbur kalmadikca savunmam. Savundugum ya haksizliga ugradigini dusundugum bir kisinin sahsidir ya da benim de paylastigim, dogruluguna inandigim bir fikirdir. Lutfen yazdiginiz asagidaki yorumu bir kez daha okuyun, siz zaten kendiniz haberin altinda yorum yapan kisileri hedef alarak yazmissiniz. “Yorum Yazan” kisilerin olaydaki hayali karakterler uzerinden abes bir tartisma ortami olusturduklarini kendiniz ifade etmissiniz. Kres bahsini kendiniz acmissiniz. E asagilara bakip elestirdiginiz yorumlari kimlerin yaptigini bulmak zor degil ki, bakan goruyor kimleri kasdettiginizi. Bu baslik altinda yorum yapan, yazan zaten uc bes kisi. Ben o polemige sitede artik yazmayacagini acikca soyledigi ve muhtemelen yazdiklarinizi da okumayan bir kardesimin cevap hakkini kullanamayacagini bildigim icin, tek paragraflik izah disinda dahil dahi olmadim ki hangi olayi kisisellestirip savunmaya gecmis olayim? Onu da zaten guzellikle kapatmistik biz agresif hnm.ile aramizda.
        Benim paragraflarca yazdigim konunun kucuk bir kismi hedef aldiginiz kisilerin meramini izah (kendimi ise konunun disinda tutmustum), buyuk kismi ise carpittiginiz detaylara dikkat cekme adina bu konunun daha kapsamli bir aciklamasiydi.

        Derinlik kismina da bu kadar takilmayin. Tas atip derinliginizi olcemem ki..
        Komik gelmisse siz de gulun iste ne guzel, zor degil iki nokta bir parantez.. :)

        Derinlik bahsindeki o kisim zaten ironiydi. Hani asagida yazan kisileri tartisma ortami olusturup konuyu sabote etmek icin firsat kollayan ve baskalarinin isine karismaktan, olur olmaz herkesi hatta hayali karakterleri dahi elestirmekten haz duyan sanki bosbogaz birer paranoyak gibi tanimlayip kucumsediginiz icin ustten bakan bu bakisinizin altinda sizden daha tatmin edici bir yorum beklentisi icerisine girdigimi soylemek icin bu tanimi kullandim. Hayli takilmissiniz..
        Herneyse, asil soyleyecegim su ki, sn.editore evvelki gun size yazdigim yorumu gonderirken altina da not dusmustum. Yorumumda gereksiz bir yer, yanlis bir ifade gorurseniz lutfen yorumumu yayinlamayin, ya da eti sizin kemigi benim dilediginiz gibi kesip kirpin cunku tatsiz bir polemige girmek istemiyorum seklindeydi. Sn.editor mahzur gormemis sagolsun ki oldugu gibi yayinladi fakat tatsiz bir polemik ortami olustu uzgunum.
        Bu konu benim nezdimde kapandi Sevgi hnm, diger bazi konularda yaptigim gibi buna da cevap yazsaniz dahi cevap vermemek uzere kapatiyorum.
        Selamlar.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      FEYZA HANIM KARDEŞİM’e…

      “Once taaruza gecip sonra magdur edebiyati yapmak samimi durmuyor.”

      Önce mazlum ve masumlara saldır, sonra da imdat bana saldırıyorlar, mağdurum diye ortalığı ayağa kaldır, kıyameti kopart.

      Bu davranış tarzı İslamın her döneminde YAHUDİLER’in Müslümanlara karşı sürekli uyguladığı bir TAKTİK/YÖNTEM dir.

      İslamda ki “Yahudileşme Temayülü” denilen şey bir kişinin KAN BAĞI veya IRK olarak Yahudi olmadığı halde söz ve davranışlarıyla Yahudilerin bu şekilde ki yöntemlerini kullanarak ZİHİNSEL ve DAVRANIŞSAL anlamda Yahudileşmesi demektir.

      Kendisini Müslüman olarak isimlendiren ve öyle olduğunu iddia eden bazı insanların ( bu insanların çoğunluğu kadındır. Bknz: Resulullah efendimizin Miraç hadisesinde ki Cehennem ahalisinin çoğunluğunun Ümmetin kadınları olması durumu) hayatlarında sıklıkla bu yöntemi ( zalim olduğu halde mağduru oynamak) kullandıkları için farkında olmadan ” Müslüman kimliklerini kaybettikleri ve İman sınırlarından çıktıkları” inkar edilemez bir gerçek ve somut vakıadır.

      Bu nedenle kıyamete kadar zalim olduğu halde masum ve mağdur edebiyatı yapan bu tür insanlar var olmaya devam edecektir.

      Ebedi alemde ki makamları da Yahudilerle aynı yer olacaktır.

      Ama bu gerçek bile bizlerin safını belli etmesine, Allah’ın emir ve yasaklarını baz alarak insanlara “iyiliği emredip, kötülükten alıkoyma” çalışmamıza engel olmayacaktır inşaallah.

      Çaba bizden taktir Allah’tandır…

      Çünkü biz sonuçtan değil, sonuca giden yolda kiminle beraber olduğumuzdan sorumluyuz.

      Varlığın ve bilgilerin burada ki samimi Müslümanlara güç veriyor, iyi ki varsın kardeşim…

      • Feyza diyor ki:

        Abdullah abi,
        Tesekkur ederim siz de iyi ki varsiniz. Sitede yazilar silinmedigi icin verdigimiz ve vermedigimiz her cevaptan, yazdigimiz her satirdan sorumluyuz. Hata ettigimiz noktalar oluyorsa Allah cumlemizi affetsin abi.

  15. Aadem diyor ki:

    Sayın agressif akademisyen.
    Erkekler olarak kadin örgütleri ve müttefiklerinin büyük bir imha operasyonu altındayız.Muhtemelen oğlunuz olacak vede onuda başka bir kadın imha edecek.cunku tek agressif siz değilsiniz.ayrica neden agressif akademisyen nikini kullandınız acaba çok merak ettim.agressif öğrencileri kim yetiştiriyor acaba hep merak etmisimdir.ailedeki çocuklar neden agressif oluyor onuda merak ediyorum.

  16. cihad diyor ki:

    VAY UYANIKLAR VAY..!!

    Allah insanı hür yaratmıştır. Fiil ve hareketlerinde mesuliyeti olmakla beraber serbesttir. İnsanın Rabbi ve Halıkı ünvanıyla Allah bile insanın amellerine müdahale etmezken, bizim burda insanlarin hayatlarına karışmamiz abesle iştigal olur. Binaenaleyh zaten bizlerde böyle bir şey yapmıyoruz.

    Ancak;

    Birde madalyonun öteki yüzü varki ibretliktir. Çünkü asıl müdahale,baskı ve ötekileştirmeyi bizim gibi düşünenler yaşıyor. Şöyle ki;

    1) Küresel kapitalist sistem kadının evinden dışında olmasını öğütler çünkü işine öyle geliyor. Bunun için her türlü enstrümanı kullanarak algı oluşturur.

    2)Devlet bütün kurumlarıyla ve hükümet bütün bakanliklariyla kadının evini terk etmesi için çalışıyor hatta hükümetin bu iş için kurduğu bir bakanlık bile mevcut. Gece gündüz bu işle uğraşıyor.

    3) Yukarıdaki yazı örneğinde olduğu gibi medya bu fikrin yayginlastirılmasında öncü askerdir. Ayartici manşetler ve detaylı köşe yazıları ile sürekli bu fikri empoze eder. Çalışan kadını yüceltirken, evinde coluguna çocuğuna bakan, eşine hizmet eden kadını aşagılarlar.

    4) Kadem, çydd gibi dernekler ve vakıflar sürekli bu iş ile uğraşıyorlar. Evdeki kadını köle,yobaz ve bağnaz gibi gösteriyorlar.

    5) Torununa bakan dede-neneye torun maaşı veriliyor..

    6) Meslek eğitim kursuna katılanlara bakım maaşı veriliyor.

    7) Diyanet bile benim gibi düşünen bir hocayı bir beyanatindan dolayı görevden alıyor. Modernist ve sapkın hocalara ise gıkını çıkarmıyor.

    8) Kızların okuyup görev alması için bir yılda devasa pansiyonlar yapan devlet, kızların hafızlık yaptığı kursu için müftüsünü gönderip vaazda “kızlarımızı yatıracak bir ranzamiz bile yok” diye cemaatten para dileniyor.

    9) Çalışan kadınlara enva-i çeşit izinler çıkararak yapılan işinde ve kurumunda cılkını çıkarması pahasına her geçen gün yeni bir uygulama yaparak teşvik ediyor.

    10) Kadın istihdamını artırmak için işverenlere vergi kolaylığı sağlıyor.

    Dahası da var yazabilirim ancak arife işaret yeter kabilinden şimdilik bu kadar olsun.

    Bu vahim duruma göre asıl tahammülsüzlüğü,müdahale,baskı ve ötekilestirmeyi bizler yaşarken burada 3-5 samimi kardesimizin yazdığı yoruma bile tahammül edemeyip “Ay bu ne ataerkillik!, bu ne tahammülsüzlük, niye bu kadar önyargılisiniz, vah vah ne kadar darbakisli, kimse kimsenin hayatına karışamaz. ” gibi absürd ithamlari yapanlara eğer fikrinizde samimi iseniz bu duruma bir tepki gösteriniz.

    Bizim savunma gösterdiğimiz şey yukarda maddelendirdigim durumdur. Yoksa şahısların özgür kararlarıyla aldıkları tercihleri bizi alakadar etmez. Kendisi bilir,neticelerine o katlanacak. Bize düşen belki bir nezaketle bir tavsiyedir.

    Hem maddelerde geçen hususları arkasına alarak veya bir tepki vermeyerek, hem de muhalif yazılan birkaç yoruma”tahammülsüz,önyargılı,bu kafa,darbakisli ” gibi tepki verenlere yorumun başında dediğim gibi diyorum ki;

    VAY UYANIKLAR VAY..!!

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cihad abi.

      Onlar çok zeki ve akıllı. Kısmet işte biz o kadar akıllı değiliz…

      • cihad diyor ki:

        Fatih kardeşim’e,

        Akıl odur ki, hakkı hak bilip ittiba etsin, batılı batıl bilip ictinab etsin. Buna hikmet deniyor. Herkesin fikir ayinesinde derece-i aklı görünüyor. Anlayana çok şeyler yazıldı ama anlamak isteyen yok. Ve en nihaye anladım ki o kapasitede yok. Alt tarafı komikti, komik değildi. Meslek olarak iyi konumdayim, iyi kazanıyorum. Mutluluktan kiriliyoruz. Bizim aile gibisini görememissiniz gibi kısmen çocukluk veya ego tatmininden öteye geçmeyen, fikrin kırıntısının dahi görülmediği göreceli ve artık toplumda yaygınlaşmış ezberleri orijinal bir şeymiş gibi sunmaktan öteye geçmeyen hezeyanlardan ibaret. Ben çok merak ediyorum bunlar bizi ne zannediyor. Dış kapının dış mandalı falan mı? Bu sitede kendi hayatımdan yerine göre bazı şeyleri paylaştım. Yeri gelirse yine yazarım ancak emek ve zahmetle yazılmış,fikri ve ilmi değeri olan uzunca bir yorumun altına ” komikti ışte komikti, banane banane komikti” modunda yorum yazanlara biraz fazlaca bulduğum için yazmadım.

        Not: Fatih kardeşim evliliğe yaklastigina dair yorumlarını okudum. Allah tamamına erdirsin ve hakkınızda hayırlı ve mübarek kılsın. Allah utandirmasin kardeşim..AMİN.

        Selam ve dua ile..

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Çok haklısın Cihad abi. Dahası biz de zaten insanlar bizim gibi düşünmeseler de mutlu olsunlar isteriz. Ancak unutulan şey şu. Bizler kişisel görüşlerimizden ziyade dinimizde yer aldığı şekilde ayet ve hadislerle belirlenen, sünnette de yer alan aile hayatını bildiğimiz kadar kimi zaman çat pat kimi zaman detaylı paylaşıyoruz. Sadece aile hayatı değil bir çok konuda yaşanan sıkıntıların sebebi de dinimizin hayat anlayışından uzaklaşmamız değil mi? İslam bir hayat tarzıdır halbuki, sadece günah sevaplara indirgenemez ya da vicdanlarda kalamaz hayatlatımıza da yansımalı. Objektif olarak kendi adıma yazabilirim. Ben bu anlayıştan ne zaman uzaklaşsam hep sorun yaşadım ve ne zaman bu anlayışı hayatıma tatbik etsem çözüm buldum…
          Yazdıklarımızın sırf nefsimiz için kafadan uydurma şeyler olmadığı belirli bir anlayışı yansıttığı kavransa bu tartışmaların hiçbiri yaşanmaz aslında. Hatta bunun bir örneğini güncel olarak yaşıyoruz. Kafirlerin kafirlikteki imanı bize galip geliyor. Yahudilere bakıyoruz, inançları uğruna nasıl çalışıyorlar. Bizlerin de bunu görüp ibret alması lazım…

          Diğer konuyla ilgili de Allah razı olsun Cihad abi. Sınırı aşmadan flörte kaymadan sonlandırmak için elimden geleni yapsam da hataya düşme korkusu oluyor. Hayırlısıyla neticelenir umarım, korkum biter, duam bu yönde, ben de Allah’ım utandırma diyorum. Sitede yorum yazan ya da sessizce takip eden ve muradı bu yönde olan kişiler için de aynı şeyi dilerim, hepimiz çok çok dua edelim inşallah.

          Selam ve dua ile :)

    • Abdullah Bir diyor ki:

      CİHAD KARDEŞİM’e…

      Varlığın huzur,bilgi,ders; yokluğun ise sıkıntı ve huzursuzluk veriyor doğru bilgi ve yuva sahibi olmak isteyen samimi Müslüman kardeşlerimize.

      İyi ki varsın, Allah razı olsun kardeşim.

      • cihad diyor ki:

        Estağfirullah Abdullah Abi. İfadelerinizi hakkımda dua olarak kabul ediyorum. Cenab-ı Hak bu duayı kabul etsin inşaallah.
        Allah sizden de razı olsun değerli abimiz. Varliginiz ile bu siteyi kiymetlendiriyorsunuz. Allah’a emanet olunuz..

  17. gulpembe diyor ki:

    Tanidigim doktor bir cift var. kadin kalp doktoru o kadar citkirildim narin birsey ki bazen ona takilirim, kalp masaji icin guc gerektiren o aletleri kullanirken havaya savrulmuyor musun diye:)cok yorucu bir isi var, esi ise universitede ders veriyor calisma temposu daha sakin. Hem ev islerinde hem cocuk bakiminda cok iyi anlasiyorlar. Yazidaki gibi yemegi bir onceki aksamdan arkadas hazirlar. Cayi meyveyi esi halleder. Bu insanlar gune gece 3 de basliyorlar.mutevazi bir hayatlari var. Aldiklari maastan cok buyuk sadakalar verdiklerini ben bizzat biliyorum.

    “Ben sunu yaptiysam sen de bunu yapacaksin” gibi kosul ileri suren kadinlarin ise hayatlarindan memnun olmadiklarini dusunuyorum. Yani mesele kocaya ev isi yaptirmak degil, “bedel odetmek” ,belki calisma hayatini istemediklerinden, belki kocalariyla baglari zayif oldugundan evlilikteki diger sorunlari evisleri adi altinda boyle protesto etmis oluyorlar. Yoksa birakin kocayi, bir ev hanimi bile gonulsuzse ona is yaptirilamiyor,yaptirilamaz. Yapiyormus gibi yapar gecistirir. Sevdigi insanlar icin yasadigi yeri guzellstirmek ve birbirine hizmet etmek insanin icinden gelir ve gelmelidir.

  18. sevgi diyor ki:

    Toplum olrak ne kadar da bırbırımızın ısıne rahatca karısız, herseye ıstedıgımız gıbı bılıp bılmeden yorum yapar olmusuz bu yorumları okudukca hayrete duserek farkedıyorum.
    Yazıda yazar ornek vermıs eslerın ıs paylasımını, guzel bır ornek olarak da gostermıs ustelık, erkege zorla servıs yaptırılıyor dememış, kadın yan gelip yatıp herseyı esıne yaptırıyor dememıs. Ama yorumcular sagolsun ısı nerelere getırmıs hayret ettım dogrusu. Ama kımsede kendınden ornek vermemıs. Bızde her ısı esım yapar ben elımı surmem ve cok mutluyuz dıyende yok bızde boyle paylaşıyoruz ama mutluyuz, mutsuzuz dıyende yok. Sadece gorduklerı (gormedıklerı hatta okudukları) ornek ustunden hayalı ıkı kısıyı elıstırmıste elestırmısler. Is kadının cocugunu ıssız kreslere bırakıp gıtmesıne kadar bıle gıtmıs. Belkıde kadının cocugu yok, çocuk olunca ısı bırakıp bırçok yorumcuyu mutlu edecek :)
    Allah aşkına normal hayatınızda da boyle kendı dunyanızı es geçıp sadece gordugunuz duydugunuz ınsanları eleştırmeye enerjınızı harcıyorsanız yapmayın, karşıdan bakınca çokça abest duruyor, anlamsız mantıksız bir görüntü olusuyor.
    Ben şahsen böyle bir yazı altında (madem zaman harcayıp yorum yazmak isteyenler var) kendi aile hayatlarından örnekler verip değişik bakış açıları kazandırmalarını beklerdim. Böylece belki birileri örnek alır, farkı görür daha iyisini öğrenirdi. Ama çekişmeli durumlar daha hoşa gidiyor anladığım…

    • Feyza diyor ki:

      Sevgi hnm bu derinlik talebinize karsilik ben de sizden daha derin bir analiz ve yorum beklerdim.
      1-Asagidaki kreslerle ilgili yorum yapan Cihad abinin cevabi, ilk olarak akademisyen hnm in “kres konusunu acip” cocuk ornegini vermesi uzerine yaptigi bir aciklama idi, yaziyla dogrudan degil, ama hem “cevaben” hem de dolayli yoldan ilgisi vardi. Zira, elestirileri kabul etmeyip kres bahsinden ornek veren “agresif” kardesimizin henuz cocugu yok mikro cekirdek bir aile fakat cocugu oldugu zaman haliyle kreslere muracat edecektir. Calisan annelerin mecburi duragi kresler ve is hayatinda kadin istihdaminin artisina bagli olarak her kose basinda var, yiginla..
      2-Diger yorumdaki arkadas ise yazinin icerisindeki kucuk bir pasajdan alinti yapilmak suretiyle durumu elestirmis olsa da, elestirisi bu yasantiyi tercih eden bircok ailede alisilagelmis bir manzara ki ozelden genele hamledilerek yazilmis.
      Bunun dogrulugunu yazinin son maddesinde yazar da kendisi teyit etmis ve bakin ne demis,
      “Eşinin mutlak eşitlikçi felsefesinden yakınan erkek şöyle diyor: “Eşim tüm işleri %50- %50 yapmamızı istiyor. Her şeyin çetelesini tutuyor. Evde sürekli senin sıran benim sıram meselesi var. Bazen çocuk anne diye bağırıyor. Çocuğa sıra babanda diye cevap veriyor. Evin bir düzeni yok”.
      Yani boyle sorunlar da olabiliyor ki yazida da ayri madde altinda incelenmis ve bu ornegin canlisina sosyal bir varlik oldugumuz icin biz de toplum icinde sahit oluyoruz. “Esim pilavi yapmazsa ben de salata yapmam…”diyen hanimin orneginde sahit olundugu gibi.
      3-Kimsenin isine karisma gibi bir luksu yok buradaki insanlarin ama olsaydi boyle bir yetkileri, emin olun toplumun hayrina kullanir ve musbet gelismelere onayak olurlardi. Kadinlarin surekli calismasinin farziyetinin empoze edildigi bir devirde ev hanimliginin ve anneligin kadinin birinci vazifesi oldugunu bilen insanlardan, aile yasamina onem veren, manayi maddeye tercih eden, icindeki cocuk sevgisi ve sefkatini birtakim dunyevi hirslara maglup etmeyen musfik insanlardan zarar gelmez rahat olun.

      Evde isbolumu yapilmasi konusunda ise buradaki bircok kardesimin dusuncesi neredeyse ayni. Hanim calisiyorsa ve calisan hanimi gonullu istediyse erkek, gonullu hizmete de yardimci olmali, fakat konu o degil. Sorun sadece meyve tabagi hazirlamak, sofra servis etmek gibi goruluyorsa okumada ve anlamada ciddi problem var demektir.

      Burada geleneksel aile yapisinin yerine getirilen modern ve esitlikci duzenin ailenin genetik yapisinda olusturdugu hasarlardan bahsediliyor. Siz yuzeysel okuma yapiyorsaniz sorunu sadece meyve tabagiyla sinirli zannedersiniz ama sorun aslinda sofranizin ortasinda, yemeginizin icinde hatta bereketin sakli oldugu son lokmasindadir.

      Olayda anlatilan karakterler belki de hayali, ama bu maddelerdeki her modelin gercege yansiyan bir yuzu var ki konu edildi. Elestirilen hayali karakterler degil, bu karakterlerin gercek hayatta vucut bulan karsiliklari ki bu kismi da carpitmissiniz.

      Burada defalarca yazdik, erkekler ev isinde hanimina tabiki yardim edebilir hatta calisan bir hanimla evlendiyse etmelidir. Kendi dusen aglamaz veya kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez gibi anlamli atasozlerimizi de bu cumlenin sonuna ekleyelim. Zira ihtiyaci olmadigi halde sirf eve uc kurus fazla girsin dusuncesiyle evlenen ve maasa onem veren erkekler icin kârli bir isbolumu gibi gozukuyor.

      Modern dunya, hayat musterek diyor, aslinda musterek dogru fakat modern dunya bu istiraki esitlik ve zorunluluk olarak onumuze sunuyor. Kadinlar da erkeklerin yaptigi her isi yapabilir mesaji ve karsiliginda erkekler de kadinlarin yaptigi her isi yapabilir, bir sonraki asama ise, kadinlar erkeklerin yaptigi her isi yapabildigi icin erkekler de kadinlarin yaptigi her isi yap-malidir. Cunku, “hayat musterek”.
      Bir sonraki asama Allahu a’lem, kadinlar madem ki erkeklerin yaptigi her isi yapabiliyor ve erkekler de kadinlarin yaptigi isleri yapabiliyor, cinsi farkliliklar minimuma indirildi ve modern duzen icin idealize ettigimiz aile sistemi yeterince benimsendi, o halde artik erkekler kadinlarin kadinlar da erkeklerin islerini ustlensin. Kadinlar ise gitsin erkekler evde otursun ev isi yapsin cocuk baksin hatta mumkunse cocugu erkekler dogursun zira kadinlarin vucut formlari bozuluyor. Nitekim gunumuzde calisan kadinlar cocuk sahibi olmaktan daha fazla kaciniyorlar.
      Hayalgucum cok fazla gelmis olabilir, iltifat kabul ederim :) …ama bundan yuz sene once de bugunler hayal edilemiyordu. Gittikce dengeler degisiyor ve siz bu konulari birkac tabaga, bir iki bulasiga mahkum.eder olayi yalnizca anlik birer yardimlasma olarak okur, sonraki ve onceki asamalari dikkate almadan/ongorude bulunmazsaniz bircok hayati detayi iskalamis olursunuz.
      Bizim ise Islami aile yapimizdaki hayat musterek sozunden anladigimiz rol dagilimi modern dunyanin dayattigindan farkli. Bir isbolumu var ama kadin evin ici ile erkek dis isleri ile ilgilenir. Cocuk varsa anne besler, buyutur, terbiye eder; baba ise hayata hazirlar, evde otoriteyi saglar.
      Hanimina da istedigi yerde yardimci olur ama bunu hanimi da kendisi gibi sabahtan aksama kadar disarda calissin diye degil, muhabbetinden, sevgisinden, sefkatinden dolayi ve Allah rizasi icin zamani elverdigince yapar.
      Bizim musterek hayattan anladigimiz ile modern dunyanin bize dayattigi musterek hayat tanimi o kadar farkli ki..
      Gonullu yardim eden erkek olayini biraz daha acarsak…aslinda mecburi yardim ediyor burada da, yuksunmuyor cunku karsiliginda hanimi da calisiyor yorgun geliyor. Koltuga yigilip kalan kadini karsisinda goren erkegin haliyle baska alternatifi yok ki adam neye itiraz etsin? :)
      Mecbur cayi meyveyi getiriyor, getirecek tabi ki. Tercihi bu yonde olduysa elini tasin altina koyacak, sikayet edemez.
      Sabah kalkip kahvalti hazirlamayacak kadar yorgun hanimina ne desin, adam mecbur kalkip sandvic yapiyor. Ama hanim yorrgun olmasa da kalkip kendisine guzel bir kahvalti sofrasi hazirlamis olsa erkek de buna hayir demezdi degil mi? Ne var ki ikisi de disarda esit calistiklari icin ev isini de esit yapmaya gayret ederek adalet saglamaya calisiyorlar. Yani adam gonullu diyoruz surekli fakat bu gonullugun altinda da aslinda sakli bir mecburiyet var farkindaysaniz. Alinan maasin hatiri olmasa hicbir erkek bu zahmete katlanmaz kabul edelim.
      Hani su ulvi meslek askindan bahseden hanimlara da ayliklarini birkac ay vermeseler gonullu calisan olurlar mi dersiniz?
      Bu gonulluluk diye kendimizi avuttugumuz hayatin sebebi kapital hirslarimiz, gonulluluk dedigimiz is ise yalnizca gonul isidir, ucreti de ecridir. Allah rizasi ve ailesinin sevgisi ile maddi karsilik beklemeden calisan bir ev haniminin emegi gonulludur ornegin. Ya da hanimini hicbir maddi menfaat beklemeden sahiplenip ihtiyaclarini gozeten erkegin emegi gonulludur ve evde hobi gibi hanimina “mecburiyet duymadan” yaptigi yardim gonulludur. Diger gonulluluklerin altinda hep bazi hirslar ve maddi beklentiler, mecburiyetler vardir.

      Ustelik mesele kadinlarin calismasi bahsi olunca ki bu yazinin konusu ev isi gibi gozukse de asil sorun ev isi degil, “kadinin ‘calistigi’ ailelerde isbolumu”, sadece kendi hayatimizla sinirli da kalmiyor. Toplumsal hayatta bir duzen sozkonusu. Erkeklerin de calisabilecegi veya erkeklerin calismasinin daha uygun oldugu meslek alanlarinda calisan her kadin, karsiliginda issiz kalmis bir erkek demektir. Issiz kalan erkeklerin ya da asgari ucrete mahkum edilen erkeklerin hanimlari da calisan hanimlarin temizligine gidiyor, cocuguna bakiyor ya da ucuz isgucu olarak piyasada tutunmaya calisiyor ki evine birkac kurus da o katkida bulunsun.
      Bazi olaylari siz bugulu bir pencereden izlersiniz halbuki buguyu silip cami actiginiz ve kafanizi uzatip baktiginiz, bir de baktiginiz seyi gormeye ugrastiginiz zaman musahade ettiginiz manzara sizi hayrete dusurebilir. Mesela ben miyopum ve gozlugumu taktigim zaman dunyam renkleniyor. :)
      Kelebek etkisi gibi, hepsi birbirinden alakasiz gibi gozuken nice olay aslinda hepsi birbiri ile sıkı sıkıya ilintili.

      Hem bazi seyler azinlik tarafindan gonullu olarak baslar fakat normallesme sonucu toplumsal bir gereklilik gibi cogunlugun uzerinde baski unsuru haline gelir.
      Ornegin onceden siradan bir evlilik teklifi kiz tarafindan kabul edilir ve mutlulukla karsilanirdi. Bir kesim diz cokerek evlenme teklif ettigi icin bu durum azinliktan cogunluga donustu ve bugun erkegin kiza diz cokerek evlilik teklif etmesi ya da teklif icin cesitli atraksiyonlar yapmasi populer kulturun etkisine girmis cogunluk icin siradan hatta beklenen bir zorunluluk haline geldi.
      Onceden herkes gucu yettigince bir yuzuk alir takardi simdi tek tas siradan ve zorunluluk haline getirildi. Beklenti yukseldi keseler zorlaniyor ve bu ugurda imitasyon urunlere dahi son care olarak basvurulabiliyor.
      Gonullu baslayan isler iletisimin cok kolay oldugu bu zamanda hizla yayilip gonulsuz kesimi de gonulluluge mecbur edebiliyor. Kadinlar beylerini yaristirmayi bilirsiniz pek severler. “Benim esim bulasik yikiyor seninki yikamiyor mu, -yikamaz olur mu? Benimki dort programli yikiyor….”
      Hani hep orneginin verildigi bazi hanimlarin, ” o komsunun esi koltuklari degistirmis biz de degistirelim” talebiyle israf temayulunu yayginlastirip doyumsuzlugun artmasina sebep olmasi gibi..
      Bir yerden sonra sizin gonullu gibi gordugunuz islerin pek de gonulluluk degil, degisen hayat ve toplum sartlari tarafindan olusturulmus birer zaruriyat haline geldigini gorursunuz.
      Hanimi evde olan erkekler ise yazida da belirtildigi gibi zaten belli bir isbolumunu evliliklerinde rutine oturtabildikleri icin sadece ve gercekten gonullu olduklari zaman hanimlarina yardim ediyorlar. Ornegin bir Pazar sabahi kahvalti hazirlamak gibi, yorgun olmadigi bir zaman mutfaga girip hanimiyla hem sohbet edip hem yemege salataya yardimci olmak gibi. Ama yapmasa yapan bir hanimi zaten vardir ve kimse onu mecbur edemez. Erkek de kendini mecbur hissetmez.
      Son olarak bu yazidaki hanimin cocugu olursa belki de isi birakacak ve site ahalisi de mutlu olacak demissiniz.. :) Mutlu olurum, bunu dogru bildiniz.

      • sevgi diyor ki:

        Aslında nasıl böyle yanlış anlaşılıyorum bilemiyorum doğrusu.
        Benim yazımda derin analizler yapalım kısmı nereden çıkıyor hayret ettim yine. Aslında tam tersi eleştirelim diye kılı kırk yarmasak, herkes ne güzel bir örnek konu altına evindeki paylaşımı yazsa, birileri örnek olur birileri fikir edinir belkide daha faydalı olur demiştim.
        Zaten ben detaylı analiz (!) yapamam da böyle bir konuda. Bir psikolog, aile terapisti, rehberlikçi değilim. Sanırım hiçbirimizde burada aile terapisti kimliğiyle yorum yapmıyor, hani yapıyorsa açık etse belki terapiye gitmek isteyen olur. Bildiklerim ancak okuduğum anladığım gördüğüm duyduğum kadarıyladır. Kimseye şunu yapın şu doğru diyemem, Ben çoğu zaman acımasızca yapılan eleştirilere yönelik yazmak istedim. Bulaşık yıkayan erkeğin fıtratının bozulduğunu öne süren, karısını parası için yanında tuttuğunu iddıa eden kişilerin yorumlarını önyargılarını ithamlarını hayretle okuyup cevap yazmak istedim.
        Aslında paragraflarca yazı yazıp kendinizin analiz yeteneğini (!) gözler önüne sermenize gerek yoktu. Yanlış anlamışssınız.

        • cihad diyor ki:

          Sevgi hanıma,

          Umumi yayınlanmış bir yazının altına, herhangi bir şahsa yönelik olmadan “hanımına sürekli meyve ve çay servisi yapan, bulaşık yıkayan erkeğin fıtratı bozulur, kılıbık olur” ifadesi velev ki yanlış dahi olsa bir fikirdir,görüştür ve bir tercihtir. Karşı tezimizi ortaya koyar, ne kadar yanlış olduğunu ortaya koyabiliriz bu da ayrı bir fikir ve görüş olur. Takdir okuyucularındır artık.

          Ancak,

          Bakınız cevaben yazılmış yorumlardaki şu ifadeler bir fikir değil aleni hakarettir.

          “Çok komiksiniz.”

          “nasıl bir kafa ki”

          “Çok saçma düşünceler.”

          “şaşarım sizin aklınıza.”

          bu ifadeleri kullanan hanıma teşekkür edip sağa sola eleştri aklı vermeniz biraz garip kaçmıyor mu sizce.

          Yorumlarımızda aptal izlenimi mi var acaba??

          Lütfen insanları aptal yerine koymayın, değiliz çünkü..

          Son olarak Feyza kardeşimizin analiz yeteneğini göstermesi için size uzunca cevaplar yazmasına ihtiyacı yoktur. Bu sitenin bütün sayfaları zaten o kardeşimizin analiz yeteneğini,ilmini ve ferasetini ortaya koyuyor.

          • Feyza diyor ki:

            Yasemin hnm,
            Cevap yazmami istememissiniz ama kisaca deginip konuyu kapatacagim dilerseniz okumayin.
            Belli bir zihniyete ve suura sahip, dusunce yapilarimizin paralel oldugu bazi kardeslerime ayri bir muhabbet besliyor, yazdiklarindan istifade ediyorum haklisiniz. Yalniz aradaki fark su ki, onlara besledigim muhabbet fikirlerime yon vermedi; aksine, bu fikirlerle hayatini idealize etmis bir kardesiniz olarak bu kardeslerimle aramizdaki fikir birlikteligi muhabbetime yon verdi, filizlendirdi.
            Haliyle belli bir fikir ekseninde birlestigimiz kisilere yoneltilen elestiriler eger haksiz ise, savunma ihtiyaci hissederim. Cunku bu elestiriler onlarin fikirlerine oldugu gibi, paralel dusundugumuzden dolayi benim fikirlerime de yoneltilmis olur. Tipki su an ve daha onceleri sizin de benzer zihniyetteki yorumculara yapilan elestirilerde fikirdaslarinizi yani fikirlerinizi savunmaniz gibi.
            Bundan dogal birsey olamaz benim nezdimde. Bu fikirde tutarliliktir.
            Fakat siz fikir duzleminden cikip sahsi elestiri boyutuna gecerseniz haksiz yere itham ettiginiz icin bu kardesimin sahsini savunma hakkini da kendimde gorurum cunku bu hakki bana sahsina yaptiginiz taarruzla siz vermis olursunuz.
            Sizi hatirliyorum, eski yorumlari bulup buraya aktarmaya ne zamanim ne de yetenegim var. Fakat bir kardesimizin genellemesini uzerinize alip kisisellestirerek ithamda bulunmus, yazma ozgurlugune karsi yazmamasini buyurgan bir uslupla dile getirmis ustelik bir de size hakaret ettigini onesurmustunuz. Haliyle o kardesimin yorumunu okudum fakat hakaret goremedim. Bulabilirseniz yorumu siz buyrun paylasin beraber okuyalim. Bunu soylemistim haklisiniz cunku tepkiniz saglikli gozukmuyordu. Yine de keske o zaman cevap yazmis olsaydiniz, bu kadar sure icinizde tutmamis olurdunuz ve mantiki bir aciklama yapar tatliya baglamaya calisirdim.
            Genellemelere takilmayin. Onceden ben de bazi genellemelere takiliyordum ama artik takilmiyorum cunku herkes kendi gozlemledigi yasamin orneklerini sunuyor. Her genelleme yapan kisi bunun icerisinde aslinda bir miktar da olsa ters istikamette azinlik oldugunu bilerek yapiyor fakat her defasinda dile getirmek istemiyorlar. Gecen gun bir arkadas da Kur’an kursu hocalari hakkinda bir genelleme yapti. Yapiliyor surekli burada cok duyuyoruz. Ne yapalim, demek ki onlarin da gordukleri seyler var ki boyle dusunuyorlar. Olayi kisisellestirip itiraz mi edeyim, kime kefil olabilirim ki kacina? Demek ki daha iyi daha gayretli olup yakin cevremizi duzeltmeye daha cok ugrasmamiz gerekiyor. Ayni konu uzerinde ornegin sizler musbet bazi ornekleri veriyorsunuz fakat biz nedense hep menfi orneklere denk geldigimiz icin musbet azinligi kabul etmekle beraber menfi olanin cogunluguna itimad ediyoruz.
            Onyargi demissiniz, onyargi dedikleriniz dinimizin emir ve tavsiyeleri isiginda bu emir ve tavsiyelerin ne kadar dogru ve gunumuze isik tutacak degerde olduklarini bugun toplum icerisinde gozlemleyerek edindigimiz kazanimlar, bizi biz yapan fikirlerimiz, ilkelerimiz, inanclarimiz..
            Benim bakis acimi degistirebilmeniz icin mutlak rehberimi degistirmeniz gerekir cunku insanin bakis acisini sekillendiren deger yargilari ve inanclaridir. Oyle olmali… o yuzden elh.bu bakis acisiyla mutluyum ve mutlu bir hayat temenni ediyorum. Bir de laf aramizda ben tipik bir Bogayim yani sabit fikirliyim :) (bunu da ciddiye almayin sakin sadece espriydi)
            Herneyse, gereksiz polemiklerle siteyi sabote etmeme adina bu mevzuyu da kendi nezdimde kapatiyorum. Yeterince isgal ettik site yonetiminden ve okuma zahmetinde bulunanlar varsa pesinen ozur diliyorum.
            Allah’a emanet olun.

          • Feyza diyor ki:

            Cihad abi, tesekkur ederim eksik olmayin.
            Abi beni savunmayin sizin de basiniz yanacak, kendimi vebali gibi hissediyorum mumkunse beni karantinaya alin :)

          • cihad diyor ki:

            Feyza Hanım Kardeşim’e,

            Sizi savunmuyorum, hakikati söylüyorum. Hem savunmakta da bir beis görmüyorum, bu benim tercihim kimseyi alakadar etmez.
            Vebalı değil hemcinslerinize numune-i imtisalsiniz dolayısıyla değil karantinaya almak elimden gelse doğru ve güzel bir örnek diye cümle aleme teşhir ederdim. Bazı hemcinslerinizi görünce iyi ki varsınız diyorum can-ı gönülden.

            Selamette kalınız.

          • Feyza diyor ki:

            Cihad abi, Allah razi olsun.
            Yukarida paylastiginiz makalede Ebubekir hocamiz aslinda Islam aleminin icine dustugu garabetin bizim konumuzla ilgili boyutunu bilhassa kadin-erkek bahsiyle ilgili paragrafta en sade ve en net haliyle aciklamis. Okuyup anlayabilen ve hayatina tatbik edebilen kardeslerimizin artmasi duasiyla..
            Siz yasaminizdan yine ornekler verin. Ben zaten az cok tahmin ediyorum burada tanidigim kadariyla fakat tanimayanlar icin de guzel bir temsil olursunuz. Gun gelir bir Molla Kasim okur, sizi sigaya cekmez elbette ama istifade eder, ornek alir.
            Selamlar abi.

        • Yasemin diyor ki:

          Sevgi Hanim ilk yorumunuzda ne demek istediğiniz ben çok iyi anladım. Emin olun cok da guzel açıklamışsınız anlatmak istediğinizi. Katılıyorum yorumunuza. Feyza Hanim sitenin sürekli yorum yapanlarına karşı savunmaya geçiş durumunda. Ne yazik ki. Bana da aynısını yapmıştı. O zaman yorum yapmadım. Bunu da polemiğe girmek için yazmıyorum. (Buna yorum yazmazsa sevinirim.) Yazdığı yorumları hem uzunluğundan hem de ön yargılı olmasından dolayı pek okumuyorum artık. Kendisine keşke farklı bir bakış açısı kazandırabilsek…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yasemin Hanım.

            “Kendisine keşke farklı bir bakış açısı kazandırabilsek…”

            Hani bir özdeyiş vardır, ölür müsün öldürür müsün diye. Tam da bu yazdığınız cümleye çok güzel yakışıyor.

            Şimdi şunu söyleyin. Başkalarının hayatına karışacak mıyız yoksa karışmayacak mıyız? Feyza Hanım kardeşimizin hayatına niye karışmak istiyorsunuz ki, o da kendi halinde bir vatandaş sonuçta…Farklı bakış açısı olsun diye de tutup da çimenlerin renginin yeşil olduğunu sizinle tartışacak değil.

            Sizin için bir anlam ifade eder mi bilmiyorum ama paylaşmış olayım. Hayat sadece kendi gördüklerinizden yaşantınızdan ibaret değildir. Ben bir çok farklı hayat görüşüne sahip insan tanıyorum ve en mutluları da bu sitedeki değerli yazar ve benzer görüşteki yorumcular gibi düşünenleri. Bu anlayıştan uzaklaştıkça mutluluk miktarı azalıyor.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey tesekkur ederim,
            Bizim tavsiye ettigimiz yasam zaten uc noktada bir hayat degil ki. Klasik, mutevazi, sade tipik bir Musluman aile ornegi. Yuksek hedef ve beklentileri olmadigi icin mutlu olma ihtimalleri de yuksek. Musluman bir ailenin en buyuk hedefi ahlakli ve guzel cocuklar yetistirip sadaka i cariye olarak dunyaya birakmasi olabilir. Bunu basarabilen daha ne istesin ki bu dunyadan..ne goturebilir…

          • Aadem diyor ki:

            Sayın yaseminhanim,
            Bizler yani beyin sahibi insanlar;. Feyza Hanım ve onun şahsında onun fikirlerini paylaşan insanları gördüğümüz gibi aksi yöndeki fikir yoldaşlarınıda görebiliyoruz.Bazi yorumların yorumdan öte şüpheye düşürücü, itikadı sorgulayıcı, samimi olarak yorum yapanları taciz edici ve kuzu kılığındaki kurt olduklarınıda görüyoruz.Bunuda polemiğe girmek için yazmiyorum(Buna yorum yazmazsaniz sevinirim).Keşke size farklı bir bakış açısı kazandırabilsek…

            Ayrıca Feyza Hanimin yazdığı her kelimeyi okuyorum.Tamamen tarafsız ve bilgilendirici.Ehh atalar ne demiş: KÜP İÇİNDEKİNİ SIZDIRIR…

      • Irmak diyor ki:

        Feyza Hanim,

        Ev isi yapmak, yani ,camasir yikamak, yemek yapmak, cam silmek, yer silmek, erkegin camasirlarini, corabini yikamak, cocuklara bakmak, yedirmek icirmek, onlari temizlemek, Koyde yasiyorsa tarlada calismak v,s. gibi isler ….. evli bir hanima, kadina, Allah tarafindan, FARZ kilinmis midir? Kilinmissa delili nedir? yazarmisiniz?

        Simdiden cok tesekkur ederim.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Irmak Hanım.

          Yemek yemek farz mıdır? Hangi durumlarda farz olur?

          Son cümlelerim de Feyza Hanım’a ve takipçilere yönelik. Feyza Hanım bu tip yorumlara artık lütfen cevap yazmayın üzmeyin kendinizi boşa. Takipçiler de, sizden ricam şu. Feyza Hanım ve yakın görüşteki diğer yorumcularla aynı görüşü paylaşır ya da paylaşmazsınız bir şey diyemem ama artık yeter. İnsanların kişiliklerine saldırmayı bırakın! Fikirlerdeki özgüvensizlik sonucu oluşan yorumu yazanın kişiliğine saldırma durumu artık rahatsız edici hal almaya başladı. Fitil bir defa ateşlenince de gerisi geliyor. Tahriklere kapılmayalım, cevap da yazmayalım gerekirse, faydalanmak öğrenmek isteyen açar okur öğrenir…

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, uzulmuyorum ben sagolun. Kucuklukten itibaren daha koseli polemiksel ortamlara mecburiyetten aliskin buyudum. Bu da Allah’in bir lutfu, bagisiklik kazandim.
            Hatta on alti on yedi, yani hem birseyleri yeni kesfedip idrakine vardiginiz, hem de fazlasiyla bu dogrulari sahiplenip itidali yakalamakta zorlandiginiz, hayatinizin donum noktalari ve duygularin en coskulu oldugu fevri donemlerde anlatamadiklarim icin uzuntuden agladigim dahi oluyordu…
            Ama zamanla sunu anladim; bazen Allah icin konusup bazen ise Allah icin susmak gerekiyor ki filler tepisirken alttaki karincalar incinmesin..
            Hassasiyetiniz icin tesekkur ederim.
            Selametle kalin..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.
            Mesele üzülmekten ziyade ortada bir zulüm olması. İnsanlar tartışabilirler ama bir bakıyoruz vurun abalıya mantığı baş gösteriyor. Bu da zulümdür hem de apaçık…
            Hiç kimsenin kendi vicdan yükünü burada size ya da bir başkasına yıkmaya hakkı yok!
            Şu var. Peygamber efendimiz dahi kendisi sadece telbliğ ile görevlendirilmiş ve fazlasını yapmaya çalışıp kendisini üzmemesi konusunda bilgilendirilmişken açıkçası burada siz gibi bilenlere düşen sadece bir defa cevap yazmaktır bence. Kalanlarını kendileri bilirler. Herkes kendi yaşantısından sorunlu…
            Siz de selametle kalın.

          • Irmak diyor ki:

            Sadece Fatih Bey,

            Ben, yillar once, bu soruyu bir vaize, alime sordurmustum. Cevap olarak ta” ev isi kadina farz degildir. Kadinin gorevi degildir, yapmak zorunda degildir. Yaparsa sevap alir, Esine ,ikramidir. Kadinin tek gorevinin, esi nin cinsel ihtiyacini karsilamak” oldugunu soylemisler di.
            Bu alim, baska bir ulkede ve farkli mezheptendi. Ama neye gore soylediler bilemiyorum. Benim evde kucuk cocugum oldugu icin cikamamistim.

            Bu konuda internet te, YouTube de bu konuda cok farkli gorus belirten alimleri dinliyorum. Kafam daha cok karisiyor.

            Yukardaki “Eslere- ev-isleri-konusunda-dort tavsiye” konusunda,mevzuu ev islerinden cikip ” kadinin ev disinda calismasi ,vs. ye tasindi.
            Halbuki benim icin esas soru, calissin calismasin, “ev isi kadinin gorevimidir” ve bu konuya bir aciklik getirilmedi.

            Beni kimsenin kisisel yorumu ilgilendirmiyor.

            Allah SVT ne diyor Peygamber SAS nasil yasamis onu ogrenmek istiyorum.

            Ben, bu konuyla ilgili butun yorumlari okudum.

            Yorumlardan, en aklibasinda olanlar Feyza hanima aitti.
            Yorumlarindan bu konuya vakif oldugunu, ayni zamanda da adil dusundugune inandigim icin, bu konuya aciklik getirecegine inanarak sormustum.

            Feyza hanim’a samimiyetle sorulmus bir soruya ne hakla tahrik edici, rahatsiz edici ,kisilige saldiri gibi sozlerle yaftaliyorsunuz.

            Benim yukardaki sorumun neresinde ” kisilige saldirma” var anlayamadim.

            Hem, Feyza Hanimin,bu konuda kendi kararini verebilecek olgunlukta oldugunu saniyorum.

            Cevabi bilir ya da bilemez, cevaplar ya da cevaplamaz, ama siz, bunu beklemeden, “bu tip yorumlara artık lütfen cevap yazmayın üzmeyin kendinizi boşa.” diye yazarak ta onun cevap hakkini “Nazikce !” elinden de aliyorsunuz.

          • Feyza diyor ki:

            Farz degildir Irmak hnm.
            Yalniz;
            “Taamin haricten tedariki erkege ve dahilde hazirlanmasi kadina aittir. Ev icinde el degirmeninde un ogutmekten ve ekmek yapip yemekten, yemek pisirmekten imtina eden kadin, eger kendisi esraftan, hizmet eden zumreden degil veya âciz ve âlil ise zevc uzerine lazim olan, hazir yemek tedariki veyahud yemek hazirlayacak bir kimsenin istihdamidir. Eger “kadin bu hizmetleri yapabilir cinsten olup hizmete kudretli ise”, hazir yemek tedariki veya onun icin adam istihdami kocaya lazim olmayip onun bu hususta yapacagi sey, zevceye cebr etmek degil, ona katik vermemektir. (Yani kocasi da zevcesinin nafakasinda cimrilik edebilir)
            Evin dahili isleri icin zevcenin zevcten ucret istemesi caiz olamaz. Cunku o hizmetler zevceye kazaen(mahkemeye muracaatta) lazim degilse de, diyaneten(muftuye muracaatta) lazimdir.
            Resuli Ekrem asv Efendimiz hz, hz.Ali (r.a)ve hz.Fatima (r.anhuma) arasinda gecinme islerini taksim buyurup, harici isleri Hz.Ali’ye ve dahili isleri hz.Fatima’ya ait kilmislardi ki, hz.Fatima ustelik butun kadinlarin seyyidesidir.” (Nimet-i Islam)
            “Kadin ekmek yapar, el degirmeninde un ogutur…
            Eger rahatsiz veya esraf kizi ise, kocasi bu isleri gorecek hizmetci tutar. Kendisi yapabilecek durumda ise, bunlari yapmaya mecbur edilir.”(Fetava-yi Bezzaziyye)
            “Kadin koturum degilse , esrafdan da degilse ekmek ve yemek pisirmek gibi ev hizmetlerini gormege mecbur edilir. Cunku Efendimiz sav, disari islerini hz.Ali’ye, ev islerini hz. Fatima’ya havale etmisti.” (Muhtaratu’n Nevazil)
            “Kadin;
            -Ekmek pisirmiyor, yemek yapmiyorum derse; bu kadın yemek pisirmek, ekmek yapmak icin zorlanmaz. Kocanın ona, kolay hazir yemekler getirmesi ve onu ekmek yapıp yemek pisirmeden önlemesi gerekir. Fakiyh Ebu’I-Leys:
            “Kadin ekmek yapmaktan ve yemek pisirmekten kacinirsa, kocaya kolay seyler getirmesi vacib olur.” demistir.
            Kadin, sayet esraftan birinin kizi olur ve ehline, bizzat hizmet edemezse, veya esraftan olmadigi halde, bir illet onun ekmek yapip, yemek pisirmesine mani oluyorsa, bu boyledir. Boyle degilse; kocanin hazir yemek getirmesi gerekmez.  Alimler;
            “Bu isleri, kadinin yapmasi diyanet yonunden hakim cebreylemese bile vaciptir.” demislerdir.
            Bir kimsenin, karisini ekmek ve yemek pisirmek icin kiralamasi caiz olmaz. Kadinin da bunun icin ucret almasi, caiz olmaz.” demislerdir.(Fetava-yi Hindiyye)
            “Bir kadin Resulullah’a sav gelip, -Ey Allah’in Rasulu! Ben evlenmek istiyorum. Erkegin kadin uzerindeki hakki nedir? diye sordu.
            “-Kocan nefsini murad ettigi zaman, hayvanin uzerinde olsan bile inip arzusunu yerine getirmen, yemegini pisirmen, elbiselerini yikaman, ekmegini hazirlamandir.” buyurdu.
            Ebu’l Leys der ki; “Bir kadin koturum olmayip ekmek yapmaya ve diget hizmetlere gucu yetiyorsa, hakim tarafindan cebren bu isler yaptirilir. Cunku Resulullah sav kizi hz.Fatima ile damadi hz.Ali arasinda vazife taksiminde soyle hukmetmistir: “Evin icindeki hizmetler Fatima’ya, disindakiler ise Ali’ye aittir.” (Mursid-i Muteehhilin)
            Irmak hnm, ev isi yapmak kadina farz degil fakat  Efendimiz asv’in Ibn-i Omer ra.’dan naklettigi hadis-i serifte;
            “Hepiniz muhafizsiniz ve muhafazaya memur oldugunuz topluluktan Allah’a karsi sorumlusunuz. Amir, koruyucu; erkek ev halki uzerinde bir muhafiz durumundadir. Kadin, kocasinin evinde ve cocugu uzerinde cobandir. Hepiniz coban ve tamaminiz emriniz altindakilerden sorumlusunuz.”(Buhari ve Muslim) buyurdugu icin bir erkek evin nafakasini temin etmek icin nasil ki disarida calisiyorsa kadin da evini cekip cevirmek icin ugrasmalidir. Cunku kadin da evinden ve cocuklarindan, kocasinin hizmetinden sorumludur.
            Fark su ki, bir kadin nafakasini temin etmedigi icin Islam mahkemesine basvurup bunu kocasindan bosanma sebebi olarak gosterebilir fakat kiyas edildiginde kadinin ev isi yapmamasi mahkemeye muracaat gerektiricek kadar buyuk bir hata degildir ya da erkek bu sebeple karisini dovemez.
            Ancak, kadin hukuki hakkini kullanip gucu yettigi halde evde hicbir ise karismazsa dinen mes’ul olur. Cunku dinen vacip hukmundedir. Hanefi fukahamizin gorudu bu yonde.
            Yine baska bir ayrinti su ki, Kur’an-i Kerim’de saliha kadinin vasiflari itaatkar olarak zikredilirken ruhsata binaen bu muhim vazifeyi es gecmememiz vicdani bir rahatlatmadan ote gozukmuyor. Bir erkegin karisindan hosnut olmasi yalnizca cinsi munasebete indirgendigi zaman bu memnuniyetin asgari duzeyi olarak yorumlanabilir. Evet, evlilikte kadinin asli vazifesi kocasinin davetini geri cevirmemesi, iffetini muhafaza etmesi ve neslin devami olsa da kocasinin hizmetini gormesi, evinin isleriyle ve cocuklarinin bakimiyla ilgilenmesi de yuvada dirlik ve huzuru saglamada cok onemli bir unsur oldugu icin, akli basinda her kadin yuksunmeden bu isleri muktedirse yapmaya gayret eder. Ev islerini kocasi zorla, cebren yaptiramaz belki fakat bunu karisindan “talep” edebilir. Bu durumda itaatle vazifeli kadin, kocasinin bu mesru istegini keyfi olarak reddederek de itaati terketmis olur ki bu tutum Kur’an-i Kerim’de tarif edilen “saliha kadin” tanimiyla ortusmez. Saliha kadin, saygili, itaati gonulden eden, kocasi birsey istedigi zaman geri cevirmeyen ve yuzune baktiginda onu mesrur eden, kocasinin hizmetini bizzat yapmaktan memnun olan, kocasinin malini ve fercini koruyan kadin seklinde tarif ediliyor cesitli tefsirlerimizde.
            Fakat kadin kocasi emretsin veya emretmesin, uzerine “sadece farz” olmayan ama diyaneten vacip olan bu isleri gonullulukle ve Allah rizasi icin yaptigi zaman insaallah buyuk ecire kavusur. Hz.Fatima r.anhuma, elleri degirmen cevirmekten kabardigi ve tasimaktan sirtinda su kirbasinin izleri ciktigi halde Efendimiz asv hz.Ali r.a’in zevcesi icin hizmetci talebine karsilik islerini kendisinin gormesini, “vazifesini ifa etmesini” ve hizmetci yerine her gece yatagina yattiginda cekecegi tesbihatin daha faziletli oldugunu tavsiye buyurup onlari hizmetciden men etmisken biz Musluman hanimlarin bir elimiz yagda bir elimiz balda rahatligimizdan odun vermemek icin sebeplere sarilmamiz farz veya vacip kismindan once edebe mugayir duser.

            [Yeni bir polemik olusmamasi icin cevaplamaktan kacinmistim Irmak hnm. Fatih bey de sizin sahsinizdan dolayi degil, sizden evvel olusan polemik ortaminin daha fazla gerilmemesi icin cevap vermememi tavsiye etti. Bu kisma takilmayin. Tesekkurunuze binaen, rica ederim.]
            Selamlar

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hanım Allah sizden, anne/babanızdan, büyüklerinizden ve üstazelerinizden razı olsun. Uzun uzun oturup yazıyorsunuz inşaAllah diğer kardeşlerimizde hakkını vererek okurlar, anlarlar ve uygularlar.

            Bu kadar basit bir mevzuyu zorlaştırmanın, evdeki huzuru kaçırmanın, hatta yuvanın yıkılmasına sebebiyet vermenin mesuliyeti çok büyük.

            Büyüklerimden çocukluk dönemlerini çok dinledim. Kendi dede ve ninelerinin yaşantılarını, o dönem ülkede yaşanan zorluları dinledim. Ki hepimize malumdur…

            bugün kaçımızın evinde kömürlü ütü var (süs olarak değil), kaçımız kocasının kıyafetlerini ve/ya evlatların kıyafetlerini sobadan köz alarak kömürlü ütüde ütülemiştir? kaçımız arpa unundan ekmek yapmıştır? kaçımız seher vaktinde kalkıp ocağı/sobayı yakmıştır? kaçımız kuyudan/tulumbadan su alıp, ibriğin suyunu hazırlayıp abdest almıştır? (……….)

            Bugün bolluk ve nimet içinde yaşamıyor muyuz? Hepimizin evinde en son model ve en akıllı beyaz eşyalar yok mu? Musluğu açınca sıcak su kaç saniyede geliyor? En soğuk kış günlerinde dahi evimizi tek tuşla ısıtmıyor muyuz? Evimize envaiçeşit ekmek girmiyor mu? Pek mutlu olamayınca 7 tahıllı un karışımıyla ekmek yapmıyor muyuz?

            Bu kadar nimet ve kolaylık için hala daha farz mı diye sormak, şükürsüzlük değil mi?

            Geçelim; BEN hayat arkadaşım olan, aynı yastığa baş koyduğum, özelim gizlim her şeyimi paylaştığım, çocuklarımın annesi/babası olan, (…) ahirette dahi beraber olmayı temenni ettiğim bir insana, hizmet etmekten niye gocunayım? niye imtina edeyim? niye kendime eziyet olarak göreyim?
            Şahsen, karıma/çocuklarıma kısacası aileme yaptığım her hizmeti mutlulukla yapıyorum, sevgiyle yapıyorum…

            Kusura bakmayın; önce kafaların değişmesi lazım, bakış açılarımızın (perspektif) değişmesi lazım… daha sonrada dinimizi dört dörtlük öğrenmemiz lazım.

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Irmak Hanım

            “Allah SVT ne diyor Peygamber SAS nasil yasamis onu ogrenmek istiyorum.”

            Bu konuda da çok yazıldı. Farz nedir? Vacip nedir? Sünnet nedir?

            Peygamber efendimizin Hz.Ali ve Hz.Fatma’ya tavsiyelerini okuyabilirsiniz. Yok bunlar sünnettir farz değildir kabul etmem derseniz siz bilirsiniz.

            Sizin kalbinizi ben bilemem. Kişisel tartışmaya girmek istemiyorum. Ancak size sorduğum soruya kafa yorup anlama zahmetine girmemişsiniz.
            Şimdi ben yemek yemesem ve açlıktan kendimi hasta edecek olsam bana yemek yemek farz mıdır desem ne dersiniz?

            Siz de bir hanımsınız. Feyza Hanım farz değil dese eşinize yemek yapmayacak mısınız?

            Bu arada Feyza hanıma bir kısıtlama yaptığımdan bahsetmişsiniz, benim öyle bir yetkim yok ki. Yorumlarını da engelleme gibi bir yetkim de yok. Ben sadece bir ricada bulundum. Çünkü sizin sorduğunuz sorunun ucunun nerelere gideceğini tahmin ettim. Siz belki görememiş olabilirsiniz. Sizin yorumunuz altına sünneti yok sayan yorumlar gelip de yeni tartışmalar çıkmadan bir şeylere engel olmak istedim.

            Şu sorunun cevabını da araştırın. Bir erkek hanımının evden dışarı çıkmasına dini bayramların ilk günü anne evine yapacağı ziyaretler hariç izin vermese bu kadının kocasının sözünü dinlemesi farz mıdır?

            Selametle.

          • gulpembe diyor ki:

            Fatih bey, son paragrafla ilgili ufak bir hatirlatma yapmak isterim.
            Erkek karisjna ev hapsi veremeyecegi gibi sila-i rahimi bozacak menfi tavirlar takinamaz, yaparsa gunahkar olur. Koca karisini disaridan men ediyorsa orada can ,mal, irz aleyhine bir tehdit veya fitne goruyor olmasi sozkonusudur. Gunumuzdeki imkanlarla da bunlar kolay asilabilecek seylerdir.
            Guzel olan sen yemek yapmazsan annenlere gidemezsin gibj yaristirmalardan ziyade hayrda yarismaktir ve boyle ornekleri one cikarmaktir.
            Selamlar

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Değerli yorumcular.

            Feyza Hanımın yorumu üzerine ben de bir ricada bulunayım. İnsanlar kendileri okuyup araştırsınlar da diyebilirsiniz belki ama aile düzeniyle alakalı ayet ve hadislerin bir arada olduğu bir yazı yazabilir misiniz? Özellikle kocaya itaat konusunda. Bu şekilde bir derleme olursa kafalar da karışmaz, itirazı olan da itirazını bize değil mutlak hüküm sahibine yapar. Hani ben yazayım dedim ama o kadar bilgili değilim, kopyala yapıştır olsun istemem, çünkü kendim özümseyemediğim şeyleri sağdan soldan toplarcasına yazmam doğru olmaz.

            Müsaitseniz böyle bir hizmetiniz olsun hem ilmin sadakası olur. Ricamı ortaya yaptım diye kimse üzerine alınmamazlık yapmasın. :)

            Selametle kalın.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yorumunuz için teşekkürler Gülpembe Hanım.

            Evet, önemli olan hayırda yarışmak. Bu noktada kadın ve erkeğe düşen bazı sorumluluklar var. Dahası insanın içinden gelerek yapması veklenen şeyler de var. Mesela erkeğin ev halkına harcadığı sadaka yerine geçerken kadının ev işlerini yapması da benzer şekilde ödüllendiriliyor. Kadın ev işi yapmayacağım farz değil deyip sünneti de yok sayıp şerde yarışırsa erkek de pekala karısına sana günlük fitreden daha fazla harçlık bırakmayacağım diyebilir. Böylece bu kadın belki karısı uğrunda varını yoğunu feda edecek bir adamı karısını sadece bazı ihtiyaçları için nikahladığı bir meta olarak görebilir. Dahası yaşlandığında da mehrini verir olay biter.

            Önemli olan insanın geçinmeye niyeti olması, kadının kocasını koca bilip saygı göstermesi erkeğin de bu sevgiye karşılık karısına sevgisini sunmasıdır. Yetmişli yaşlarda vefat eden hanımının arkasından ığıl ığıl gözyaşı dökenler gördüm ben ya da karısı vefat edince evlenmeyip çocuk yaşlardaki evlatlarını kendisi yetiştiren…
            Önceden de yazdım. Bir arkadaşımın hanımı bebeği olduktan sonra işe başlamıştı. Evladına kıyamadı ki anneannesi bakıyordu çocuğa, evine geri döndü. Ülkemiz şartlarında gayet de güzel bir maaşı kenarda bırakarak. Kocası da zengin değil, maaşlı çalışan…

            Bir de şu var. Tamam diyorum benim kafam çalışmıyor belki aklı kıt bir insanım. Madem bana muhalif olanlar benden daha açık görüşlü. Benim yaptığım tespitleri nasıl yapamıyorlar? Neden evin huzurunun evin hanımı olan kadının yuvasına olan bağlılıyla doğru orantılı olduğunu göremiyorlar? Kadın çalışınca bu bağ azalabilir diye uyardığımızda kuyruğuna basılmış kedi gibi bize saldırıyorlar?

            Selametle.

        • Aadem diyor ki:

          Sayın Irmak

          Böyle bir soruyu sorarken amacınız nedir, Böyle bir soruyu sormanız size Allah tarafından FARZ kılınmışmıdır? Kılınmışsa deliliniz nedir?Yazarmisiniz?

          Şimdiden çok teşekkür ederim..

        • Zeynep diyor ki:

          Benim bir arkadaşım gerçekten öyle dusundugu için hiç ev işi yemek ve çocuk bakımı ile ilgilenmiyor. Ben çok şaşırmıstim ilk duyunca nasıl yani falan dedim kendisi kuran kursu öğreticisi ve hafız .Esinin dolgun maaşli bir işi var o yüzden çok da garip karşılanmiyor. Hergün yardimci kadın geliyor evi temizliyor yemek yapıyor gidiyor .Ütülenecekleri de eşi ile kuru temizlemeye gonderiyor .Çocuğu küçükken bakıcı tutmuştu iki yaşından sonra kreşe verdi .Kendisi öğlene kadar çalışıyor 2 yaşındaki oğlu kreşten servisle 5 te geliyor ben git erken alsana altında arabanda var niye çocuk beklesin derdim Biraz da ben nefes alayim sende çok bağımlısın çocuğuna derdi.Prenses gibi yaşıyor valla . Ben de mecbur olduğum halde o kadar vicdan yapiyorum kendim hasta olayım rapor alayım mesela oğlumu da göndermem okula birlikte vakit geçirelim diye nöbet çıkışı gözümü zor açarım yine de okula bırakayım da ben de uyuyayim diye düşünmüyorum .

          • Abdullah Bir diyor ki:

            ZEYNEP Hanım

            “Benim kuran kursu öğreticisi ve hafız bir arkadaşım hiç ev işi yemek (yapmıyor) ve çocuk bakımı ile ilgilenmiyor… Ütülenecekleri de eşi ile kuru temizlemeye gonderiyor…Çocuğu küçükken bakıcı tutmuştu iki yaşından sonra kreşe verdi… demiş

            Sonra da bu kadın,

            BEN HEM HAFIZ, HEM İYİ BİR MÜSLÜMAN, KOCAM İÇİN NORMAL BİR KARI ve ÇOCUĞUM İÇİNDE MÜKEMMEL BİR ANNEYİM

            diye ortalıkta dolaşıyor. Bununla da yetinmiyor çevresine

            SİZDE ÇOCUĞA ÇOK BAĞIMLISIN

            diye akıl veriyor, insanların aklını bulandırıyor, sözüm ona ilim sahibi iyi bir Müslüman, karı ve anne profili çiziyor.

            Ama gerçek durumunun Cuma Suresi 5. ayettekiler gibi olduğunu görmüyor, anlamıyor ve bilmiyor.

            Allah bu ve benzeri düşünce sahibi kadınlara bildikleriyle amel edecek akıl, fikir, basiret ve hidayet nasip etsin.

          • Zeynep diyor ki:

            Abdullah Bir bey arap kadınları da öyle diye duymuştum yanlış olmasın .Ben öyle düşünmüyorum tabiki ama eşi kabul ediyorsa öyle mutluysa eşiyle eleştirmek de doğru değil bence

          • elifkk diyor ki:

            Açık konuşmak gerekirse ben bu durumu da bu zihniyette olan annelerin anneliğini de sorgularım. Neden mi ?Peygamber Efendimiz’in çocuklara verdiği ehemmiyet verdiği ” İmam Cafer Sadık (a.s), Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakleder:
            “Beş şeyi ölene kadar terk etmeyeceğim; …onlardan biri de çocuklara selâm vermektir. Buna titizlikle amel edeceğim ki, benden sonra ümmetim arasında gelenek olsun.” kabak gibi ortada iken.. Yani anlamıyorum bazı insanları. Doğunca annesne bağımlı muhtaç, onun şefkatli kollarına, ilgilenmesine ihtiyaç duyan o kanatsız melekler nasıl olur da keyfen sırf daha pahalı kıyafet, daha sık dışarda yemek, daha lüks arabaya binmek yada ikinci ev için tercih edilir ? Aklım almıyor.
            Açık konuşmak gerekirse KADINLARIN İHTİYAÇ HARİCİ ÇALIŞMASINA karşıyım. Hele ki bu kadının küçük çocuğu varsa. Sırf sosyalleşmek için, evde sıkıldıkları için yada sırf kariyer sevdasına cocukların karakterine, duygularına, geleceğine DİNAMİT yerleştirmenin açıklamasını yapın lütfen.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Elif Hanım.

            Onların yerine ben cevaplayayım. Çocuklarını yanlarında gezdiriyorlar ya o şekilde ilgilenmiş oluyorlar-mış. Sonra da sanki her çalışan kadın bu imkana sahipmiş gibi kadınların çalışmasında mahsur yoktur diye yorumlar yazılıyor. Sanırım bize sahip oldukları imkanlarla hava atıyorlar başka bir seçenek gelmiyor akla…

  19. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    İşte size iki eşin de çalıştığı bir evlilikte kadının anlattığı öyküyü anlatayım: “Beraber yapıyoruz ev işlerini. Örneğin akşam ben ondan bir saat önce evde oluyorum. Gelince hemen yemeği hazırlarım ki erkenden yiyelim bize daha çok vakit kalsın diye. Eşim gelir, yemeği yeriz, beraber bulaşıkları makineye atarız. Ben koltuğa yığılırım. O çay koyar ya da meyve servisi yapar. Sabah ben kolay uyanamam. Eşim erken kalkmayı sever. Bana da ona da sandviç hazırlar. İşyerinde onları yeriz. Kimse yaptığı bir işi yük olarak görmez”

    Şu cümle kadına ait: “Ben koltuğa yığılırım. O çay koyar ya da meyve servisi yapar.” güler misin ağlar mısın kadın koltuğa yığılıyor kocası ona meyve servisi yapıyor. Ve bu örnekte hükümet yanlısı bir gazetede veriliyor. Sonra kadınlar niye feminist, erkekler niye kılıbık oldu diyoruz. niye olmasın ki?!!!

    Allah sonumuzu hayretsin…

    Vesselam…

    • bir havva diyor ki:

      Amiiin
      Ben bu hanımın koltuğa yığılmasını çok iyi anlıyorum. Yorgun argın gelip yemek hazırlamış ardından mutfağı toplamışlar. O zamana kadar da dinlenme imkanı olmadığına göre, evet koltuğa yığılıyoruz. Yarın birgün çocuklar olunca o haliyle ödev kontrolü de yapacak. Bu durumda erkeğin meyve getirmesinde nasıl bir anormallik var? Sizce nasıl olmalı
      Kadın çalışmamalı şıkkını eleyerek cevap verin lütfen. Bu bey kendisi tercih etmiş çalışan bir hanımla evlenmeyi

      • Zeynep diyor ki:

        Bana da tuhaf geldi yalnız ben şahsen bir kadın olarak rahatsiz olurum eşim hizmet eder gibi hazırlayabilir yalnız servisi ben yapmaliyim☺

      • esra diyor ki:

        Bence kelimeler rahatsız edici belkide. Bir hanım kadın yığıldım dermi hiç? koltukta istirahate çekildim, koltukta tefekküre durdum olabilirdi belki :)
        Hele erkeğin servis yapması? bilemiyorum belki, hanım kişinin önceden ayarladığı meyveleri tabağa alıp içeri doğru iletmesi! bilemiyorum…

      • Elif diyor ki:

        Iki tarafta halinden memnunsa sıkıntı yok .Ayrıca çalışan bir kadın için düşündüğümüzde erken uyanamasi da normal .Yanı bir kadın eğer çalışmak zorunda olup ta çalışıyorsa eşi de “sabah kahvaltı hazırlama,utu yapma vs.”taleplerini esnek tutmak hatta gerekirse kendi yapmak zorundadır. Çünkü adalete aykırı bir durumdur .Ha kadın çalışmaz ise erkeğin ondan ütü,sabah kahvaltı yemek ve diğer meşru isteklerini yerine getirmelidir,zorundadır. Ama onun dışında esnetilmesi ve erkeğin beklentilerini gözden geçirmesi gerek.

        • Elif diyor ki:

          Ben kadınların çalışması taraftarı değilim. Mümkünse hic çalışmasınlar kocalarına hatun çocuklarına anne çevresine iyi bir komşu olsun. Ama günümüzde çalışan kadınlar revaçta .Evlilik görüşmesinde çalışmak istemediğimi söyleyince uzak duruyor beyefendiler “biz çalışan istiyoruz “diyorlar. 😂

          • Yasir diyor ki:

            Bu konu her defasında dile getiriliyor. Erkekler çalışan kadın istiyorlar ama nedeni ne? iş yerimizde boşanan bir abi var. Bize bu konuda hep öğüt verir. Derki; eğer evlenecekseniz ya memur kızla veya kolayca iş bulabilecek bir kızla evlenin. Yoksa evlenmeyin. Onun eşi çalışmıyordu. Adam her ay maaşının yarısını eski karısına vermekten bıkmış. Yeniden evlense evlenemiyor da… Kadın adamı sömürüyor. Bu haliyle evlenmek, tarafıma gelecek her türlü cezaya kabul ediyorum diye imza atmaktır.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “bir havva” rumuzlu hanım bu davranış bir iki günlük bir davranış olsa tamam derim. Ama kadının anlatımında bir rutinlik söz konusu yani her gün aynı şey oluyormuş gibi bir anlatım var. Düşünsenize her gün kadın koltuğa yığılıyor adam ona meyve servis yapıyor. Bu anormal bir durum.

        Ama bu tip belki ülkemizde uç gibi gözüken az yaşanan ailevi durumlar dahi bu tarz gazetelerde anlatılınca ileride bu durumların anormallikten normalleşmeye dönüşme tehlikesi var.

        Ayrıca ben kendi isteğiyle çalışan kadın alan hemcinslerime de acımıyorum. Çünkü bu tercihi yapanların ekseriyeti esasında ‘parayı’ tercih ediyorlar. Bu nedenle “zarara kendi rızasıyla girene merhamet olunmaz” kaidesince merhamet olunmaz. Yine çalışmanın kötü koşullarını bile bile maddi olarak ihtiyacı olmadığı halde çalışma hayatına giren kadınlara da acınmamasını tavsiye ediyorum. Çünkü onlarda parayla/bankamatikle ekonomik bağımsızlıkla herşeyin hallolacağını düşünüp bu yola giriyorlar. Bu durumda benim tek acıdığım çocuklar oluyor.Çünkü anne ve babalarını seçmiyorlar. O yüzden acınaksa onlara acınmalı.

        Allah sonumuzu hayretsin…

        Vesselam…

    • Agresif akademisyen diyor ki:

      Çok komiksiniz. Kadın yorgun argın eve gelip kocam gelmeden yemeği hazırlayayım diye çabalıyor ne güzel daha çok vaktimiz olsun diye ki yemek vs zaman alır. Adam bir çay ya da meyve getirecek ne var bu bile dokunuyor nasıl ataerkil iseniz. Gayet çalışan karı kocaların olması gereken bir hayat yansıtılmis. Nasıl olmalı idi akşam işten eve geldim yemeği hazır ettim sonra kocam koltuğa yığılıp kaldiye yazık yorgun ben de hemen bulaşıkları yıkadım çay koydum sonra bardakları yıkadım meyve koydum eşim uyuklarken kıyafetlerini utuledim. Sonra sabah erkenden kalkıp kahvaltı hazırladım ve eşimi ise ugurladiktan sonra ben de ise gittim …. tabi çünkü robot bu kadınlar

      • Feyza diyor ki:

        Agresif akademisyen kardes, agresifliginiz icin bir fincan papatya cayi icin birebir gelir. Sonra sakinlesip nabiz seviyeniz normal ritmine dondugu ve saglikli dusunmeye basladiginiz zaman Azmo kardesin yorumunu tekrar okuyun. Orada asil tepki duydugu kocanin karisina yardim ediyor olusu degil, calisma hayatinin aileler icerisindeki rol dagilimini nasil etkiledigi.ve gereksiz yere bu maceraya atilan kadinlarin hem kendi fitratinda hem aile yasaminda hem de erkegin fitratindaki taslari ne sekilde yerinden oynattigi uzerineydi.
        Okudugumuzu anladik mi cevap verelim.

        • Agresif akademisyen diyor ki:

          Anlamıyorum ki…kendi söküğünü diken bir peygamberin ümmeti iken nasıl bir fıtrat ise bu meyve falan getirince bozuluyor. Kadının çalışmasının gereksizliği kime göre ( elbette ki çalışabilen kadın var calisamaması gereken kadın var iş var iş var orasına girmiyorum .tutup bin TL maaş alıp 800 unu kreşe verenlerden bahsetmiyorum) ya da kadının fıtrat inin ev işlerine uygun olduğunu kim söylüyor. Fıtrat kişiye göre değişir.Birçok kadın var çok başarılı çocuk yetiştiren kocası ile mutlu.
          Ayrıca nasıl bir kafa ki çalışıyor ise zarara rızası ile gidiyor!! Aman allahım o zaman evde de köle gibi çalışsın dışarıda da…
          Çok saçma düşünceler.
          Erkekler sürekli hizmet görme egolarını fıtrat olarak görmeyi bıraksa, kadınlar da para kazanmayı böyle düşünen erkekleri bastırma yöntemi olarak görmeyi bıraksa sorun çözülür bence.

        • Agresif akademisyen diyor ki:

          Feyza hanım okuduğumu anlayabiliyorum emin olun. Agresifligim ile de mutluyum. Ben meyve servis eden bir kocanın fıtrat inin bozuk görülmesi kafasını anlamıyorum kusura bakmayın.
          Demek çok nadir bulunan ailelerde buyumusum. Ha şimdi klasik anneniz çok baskın demek vah vah yazılarına girmeyin çünkü öyle bir şey yok. Çok geniş bir ailede bir çok aile ferdi ile birlikte buyudum. Ancak böyle düşüncelerin Türkiye’de varlığına batıdan doğuya gidince şahit oldum. Üzülüyorum sadece. Bunları okuyup şahit oldukça. Bizim ailemizde dedeler amcalar baba vs nineler yengeler halalar herkes her işi yapardı. Elhamdülillah ne amcam meyve getirdi diye ne eniştem kahvaltı hazirladi diye fıtrat fitratlari bozuldu. Benim eşim de ben de çalışıyorum kim eve erken gelse o yemeği yapar kimse de bundan yuksunmez. İki kişiyiz diye bulaşık makinesi kullanmayiz genelde eşim bulaşıkları yıkar . Ne aile reisligine halel geldi ne de saygım sevgime bir şey oldu. Her manada desteğiz birbirimize. Çok da mutluyuz. Önce kafalar değişmeli meyve getirince bulaşık yıkayınca kılıbık oluşuyorsa ohooo şaşarım sizin aklınıza.

          • Feyza diyor ki:

            Allah yuvanizin mutlulugunu daim etsin akademisyen hnm.
            Biz bu konular hakkinda yeterince kalem oynattik. Annenize laf edecek hadsizligi kendimde gormem hasa.. mubarek evlat yetistirmis, kendisine hurmetlerimi iletir ellerinden operim.
            Selamlar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Agresif Bey/Hanım.

            Yorumlarınızda bu site ve yorumculara karşı ciddi önyargı var. Öncelikle bu önyargıları kırın sonra konuşalım. Yazmadığımız şeyleri sanki yazmışız gibi bir iddianız var. Dahası sanırım buraya ısmarlama geldiniz, birileri sizi buraya salmış anlaşılan.

            Bir erkek hanımını sevdiği için ona meyve tabağı hazırlıyorsa sorun yoktur ancak hanımından korktuğu için aman huysuzluk yapmasın diye hazırlıyorsa ortada büyük bir sorun vardır.

            Erkek saygı kadın sevgi bekler. Kadın kocasını sayarsa kocası da karısına sevgi gösterir. Aslında denklem bu kadar basit…

          • cihad diyor ki:

            Agresif akademisyene,

            “tutup bin TL maaş alıp, 800 unu kreşe verenlerden bahsetmiyorum.”

            Bu cümleniz aslında sizi özetliyor. Yani size göre bu kişinin çalışması gereksiz çünkü az kazanıyor ama 5 bin TL maaş alıp 800 unu krese verseydi bu kadının çalışması gerekli ve doğru oluyor. Çünkü iyi para kazanıyor. Yani Allah’ın bize emanet ettiği bir yavruyu, bizim tanımadığımız ve bilmediğimiz insanlara emanet etmemiz, annelik vazifemizde ihmal ve çocuğun anneye olan ihtiyacı veya psikolojisi gibi bir çok hususun pek bir ehemmiyeti yok. Önemli olan para kazanmak.

            Bu konudaki yaptığım yoğun tartışmalar ve konuşmalardan benim çıkardığım sonuç şu ki esas problem bu para konusunda yatmaktadır. Bu konuda hırslarına mağlup olan insan(erkek-kadın farketmez hatta erkeklerde daha fazlası mevcut) problem olan hususları aklıyla mantığa bürümeye çalışıyor. Bir nevi kendi kendine bir problem yok, rahat rahat para kazanabilirsin diye telkinde bulunuyor ve elinden geldiği kadar insanlari da kandırmaya ve yönlendirmeye çalışıyor çünkü kendisi gibi yapanların sayısı arttıkça vicdanen kendisini daha rahat hissediyor.

            Hasıl-ı kelam: Kalbin arkadaşlık etmedigi bir aklı ve kapital bakışa sahip bir kafayı ikna etmek çok zordur. Paradan daha önemli değerlerimiz ve hırslarimizdan daha kıymetli duygularımız ve mal ve mülkden daha aziz sevdiklerimizin olduğunu anlayınca bizi anlayacaktır. İnşaallah bir gün….ben umutluyum.

            Selam ve dua ile…

          • Yahya diyor ki:

            Cihad bey,

            bu güzel cevabınız için teşekkür etmek isterim.

            maalesef büyüklerimizde bu tarz hayatı destekler ve teşvik eder oldular.

            Selam ve dua ile…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            AGRESİF AKADEMİSYEN(?)

            “kim eve erken gelse o yemeği yapar…GENELEDE eşim bulaşıkları yıkar” DEMİŞ

            Kocanız olacak kişinin sizinle evlenmeden önce yada evlendikten sonra ERKEKLİK ÖZELLİKLERİ’ni (fıtratı) kaybetmiş birisi olma olasılığı yüksek. Bunun sebebide yetiştiği ailede ki BABA ROL MODELİ’nin silikliğinden veya ANNE’nin DOMİNANT olmasından kaynaklanma ihtimali yüksek.

            Diğer bir ihtimalde sizinle evlenme sebebinin akademisyen olmanız veya olma ihtimaliniz olduğudur.

            İkinci şıkkın doğruluğunu cocuğunuzu kendiniz büyütmek istediğiniz veya benzer bir sebeple ÜNİVERSİTEDE Kİ İŞİNİZDEN SÜRESİZ AYRILMAK, İSTİFA ETMEK İSTEDİĞİNİZİ eşinize söyleyerek EŞİNİZİ test etmeniz mümkün.

            Ama sizin bu testten sonra ortaya çıkacak gerçek (eşinizin size olan tavırlarının ve evdeki davranış şeklinin kökünden değişmesi anlamında)ile yüzleşme cesaretiniz olduğunu düşünmüyorum. Bir başka ifade ile eşiniz size saygı duyduğu veya aşkınızdan öldüğü için değil; sizin maaşınızın hatırına yemek yapıyor, bulaşıkları yıkıyor.

            Aslında orta ve uzun vade de ( 40 lı yaşlar ve sonrası) sizin mutsuz olmanıza ve eşinizden soğumanıza, hatta nefret etmenize sebep olacak olan temel sebep de eşinizin değişen veya baskılanan erkeklik fıtratı olacaktır.

            Çünkü feminaziler de dahil hiç bir kadın kendisinin ve çocuklarının kocası olan erkeğin gücüne ve koruyuculuğuna ihtiyac duyduğu bir anda veya ortamda cocuklarının babası olan erkeğin, kocasının sümsük ve korkakca davranmasını istemez, böyle bir erkeği adam yerine koymaz.

            Sonuc;

            Bugün davranışlarından memnun olduğunuz ve aynı şekilde devam etmesini istediğiniz kocanızdan ERKEK GİBİ DAVRANMADIĞI İÇİN yarın soğuyacak, ertesi gün ise ona olan tüm güven ve saygınızı kaybettiğiniz için ondan nefret edeceksiniz.

            Özetle kendi ellerinizle yetiştirdiğiniz putunuzu bir gün gelecek kendi ellerinizle yerle bir edeceksiniz.

            Dipnot:

            Sizin burada ki tek akademisyen olmadığınızı vede bu “tespitlerin, öngörülerin ve analizlerin” herhangi bir kişinin söylediği “sıradan sözler” değilde tek derdi siz ve sizin gibilere yardım etmek isteyen konunun uzamanı başka bir AKADEMİSYEN’in yaptığı BEDAVA DURUM TESPİTİ ve DEĞERLENDİRME olma ihtimalini göz ardı etmeyin lütfen…

          • agresifakademisyen diyor ki:

            Abdullah bey, Yorumunuzu tekrar okudum da. Cok guluyorum su anda. Mantikli cikarimlar yapmaya calismissiniz ancak biri bile tutmamis. Ve ne kadar korkunc komplo teorileri Yarabbim… Neden yemek ve temizlik yapabilen yapan erkegin fitrati bozuk oluyor? Ben bunu anlamiyorum ironi olarak degil gercekten anlamiyorum neden yahu?
            Evlenirken akademisyen degildim hatta ki ikimiz de yeni mezun basit fen edebiyat cikisli hatta ki bes parasizdik. Esim daha askerligini yapmamisti vs ( benim aileden gelirimi de bilmiyordu hani derseniz ki geliriniz icin katlaniyor falan…) Yani gercekten severek evlendik cok uzgunum… benim makamimdan ya da malimdan evlenmedi yani normal sebeplerle evlendik hala boyle aileler var inanin gelecekten umudunuz var olsun

            Belki 40i geckinim… Neyse 40 i geckin degiliz ama sanmiyorum kirkindan sonra ailemizin sekteye ugrayacagini.
            Akademisyen olarak cok kotu orneklere sahit olmussunuz sanirim ama ben ve kocam da guzel bir ornek olarak koseye iliselim bari.
            Kendimi feminist olarak nitelendirmiyorum koca olark da kendime put falan da olusturmadim.
            Yine de bir akademisyen olarak engin bilgileriniz ile bana yardimci olma gayretinize tesekkurler!
            Gerci siz oyle on yargili gorunuyorsunuz ki esimin agzindan dahi duysaniz eminim ikna olmazssiniz.

          • cihad diyor ki:

            Bilmukabele ben de teşekkür ederim Yahya Bey. Sağolasınız.
            Büyükler konusunda size katılıyorum, maalesef öyle.

            Benim şöyle bir ümidim var, fıtrat ile mücadele edilmez ve tahrip ederek de bir yere varamazsınız. Mesela gıdada bu yapıldı, şimdilerde 2-3 katı fiyatla insanlar organik ürün almanın peşinde. Ailede de bu böyle olacak, bu rüzgar tersine dönecek biiznillah.

            Selam ve dua ile..

          • Abdullah Bir diyor ki:

            “Ben sahsen oldukca iyi bir konumdayim mesleki olarak.”
            “Çamaşır bulaşık erkek için RUTİN iştir(?)”
            “kahvaltilarini herkes kendisi yapiyor dogal olarak.”
            “camlari hic ben silmedim”
            “kahvaltilarini herkes kendisi yapiyor dogal olarak.”
            “Kocam her zaman ailemin REİSidir” (???)
            “Calisiyorum cunku benim fitratimda calismak var.”
            “Iki gun evde dursam hafakanlar basiyor ne yapar ev kadinlari anlamiyorum”
            “Ben (bebekle) her dakika yanyana olmayi saglikli gelisim icin tasvip etmiyorum.” (?)
            “cocuklar egitimi disarida almali”
            “Alacagima esim karismaz”
            “Ideali olan aileler boyle olmali bence.”

            BU KADAR DOMİNANT SÖZDEN SONRA BİRDE KALKACAKSIN VE…

            “Kendimi feminist olarak nitelendirmiyorum”

            diyeceksin. Hatta bununla da yetinmeyecek; göz göre göre, insanları aptal veya cahil yerine koyacak “VAKARLA EVLERİNİZDE OTURUN. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Azhab 33) AHKAM (kesin emir, hüküm bildiren) ayetini yok sayarak

            “Kadinin yeri evidir ? kime gore kim demis?” sorusunu soracaksın.

            Ben böyle birisinin samimiyetinden şüphe ederim.

            Son Söz:
            İnsanı ATEŞ değil kendi KİBRİ yakar. Kibirli herkeste KUSUR görür ama kendisine KÖR bakar. Kime veya neye nasıl bakarsan O’da SANA öyle bakar…

          • agresifakademisyen diyor ki:

            Abdullah bey
            Ben sahsen oldukca iyi bir konumdayim mesleki olarak.”
            Iyi konumdayim esim de iyi konumda ne var bunu soylememde neden bu kadar rahatsiz oldunuz?

            “Çamaşır bulaşık erkek için RUTİN iştir(?)”
            Dikkatinizi cekerim Erkek icin ve kadin icin rutin istir. Degil mi yani bekar erkekler ozel hizmetci mi tutuyor bu islere? ya da nedir yani bu basit gundelik isler rutin degil mi yerine gore herkes icin?

            “kahvaltilarini herkes kendisi yapiyor dogal olarak.” Cunku hayat akisimiz bunu gerektiriyor birlikte yapabildigimiz zamanlari iple cekiyoruz. Siz her sabah esinizle kahvalti yapabiliryorsunuz demek ne ala. Bir cok ev hanimi uyuyor oluyor cunku esi ise giderken…
            “camlari hic ben silmedim” Esim kendisi sildirtmiyor. IZIN vermiyor! Duserim diye korkuyor…
            “kahvaltilarini herkes kendisi yapiyor dogal olarak.”
            “Kocam her zaman ailemin REİSidir” (???) Ben boyle inaniyorum. Boyle hissediyor hissettiriyorum.
            “Calisiyorum cunku benim fitratimda calismak var.” Evet. Kadinlarin fitratinda calismak olamaz mi? Peygamber efendimiz doneminde dahi calisan kadinlar yok muydu?
            Hz. Hatice annemiz hz Nesibe ve Ticareti kontrol eden hanim sahabenin fitrati mi bozuktu?
            “Iki gun evde dursam hafakanlar basiyor ne yapar ev kadinlari anlamiyorum” Bunun neresi feminazi yahu kisisel tercihim ki ayni halin karsitini da yazdim annem ve kardesim diye…
            “Ben (bebekle) her dakika yanyana olmayi saglikli gelisim icin tasvip etmiyorum.” Etmiyorum. Etmiyoruz. ^ ay sonrasinda belli saatler sonrasinda belki yarim gun vs. Bu bizim cocuk yetistirme modelimiz. Boyle dogru olduguna inaniyoruz.
            “cocuklar egitimi disarida almali” Evet elbette ki. Ben annem ev hanimi oldugu halde 4 yasimda baslamisim elhamdulillah cok da guzel egitim aldim. Anne baba nereye kadar.
            “Alacagima esim karismaz” Karismaz cunku bana guveniyor. Ki gereken seyleri her zaman sorarim. O da bunu biliyor demek aradaki guveni saglamisiz. Neden rahatsiz oldunuz?

            Sozlerimi cimbiz ile cikartarak bir yere varamazsiniz. Neyse daha fazla laf yaristirmayacagim ben gayet samimi kendi ailemi anlattim. Siz gayet ozgur iradenizle istediginiz yerlere cekebilirsiniz…

      • Adamın biri diyor ki:

        Agresif hanimefendi, yazıyı dikkatle okursaniz, hanımefendi eve bir saat erken geldiğini söylemiş, demek ki o yemeği yaparken kocası yan gelip yatmıyor, işte çalışıyor, hani iş bölümü diyorsanız pek bi fark yok. Yani kadın fazladan yemek yapıyor sayılmaz burada. Hal böyleyken siz bunu görmezden gelerek, hafife aldığınız çay yapmak meyve hazırlamayı yapın diyorsunuz, eh o kadar kolaysa pekala kadında yapabilir bunları. Ama mevzu iş bölümü ya, illa da erkek birşey yapacak. Erkekler robot çünkü değil mi?

        Hem ataerkillik de neymiş, bu devirde erkek olmanın bir​ avantajı mı kaldı Allah aşkına? hangi ataerkillik? Kadınlar eziliyor​ diye diye erkekler ezilir hale geldi, baksaniza bir tabak meyve bir bardak çay bile çok görülür olmuş, vah vah yazık bizlere.

        • Adamın biri diyor ki:

          Yanlış anlasilmamak için şunu belirteyim, bu durumda olan kişiler birbirine yardımcı olabilirler ama bu gönüllülük şeklinde olmalıdır, ben onu yaptım o da bunu yapsın diye olaya bakılırsa o zaman sorun çıkabilir, ayrıca karısı çalışmayan kocalar da yardımcı olmalıdır ve olurlar da, sadece çalışmayla ilgili değil bu konu, ama gönüllülükle olmalı, yazdiklarimdan erkekler yan gelip yatsın anlamı çıkmasın, saygılar

          • Agresif akademisyen diyor ki:

            Elbetteki gönüllülük esas. Zaten yazıda da zorunluluk vs gibi anlatilmamis iş bolumu. Ama bunu kılıbıklik alameti görmek problem bence. Yoksa karı koca ellerine çetele alıp himm bugün ne kadar yaltın evet şu kadar vs komik yani böyle aile hayatına olmaz.

    • sevgi diyor ki:

      Sizin evlilik hayatınızda iş paylaşımı, yardımlaşma varmı varsa nasıl oluyor? Belki örnekleseniz daha yararlı olur.

      • agresifakademisyen diyor ki:

        Yorumlari hayret ile okuyorum… Feyza hanim sizin uslubunuz ne hos gercekten. Takip ediyorum diger yorumlarda da Allah selamet versin.
        Fatih bey ismarlama gonderilmedim neden her farkli fikire sahip olanin birileri tarafindan gonderilmis olacagini dusunuyorsunuz.Ben bu siteyi Sema hanimi cok uzun yillardir takip ediyorum.( Zamaninda Turkiye’de aile danismanligi yaparken de bircok aileye onermisligim var ama onerilecek aile var onerilmeyecek aile orasi da ayni mesele)Ha bircok konuda ayni fikirde degilim. Ama sevdigim yonleri de var.
        Siteye genellikle yorum falan yapmam okur gecerim vaktim olmuyor bir de yorum yaptim mi takip etmem gerekiyor. Oyle esti yazayim dedim…
        Sevgi hanimin dedigi gibi ornekler uzerinden gitmek guzeldir. Somut ornekler belki sabit fikirlileri degistirebilir. Aaa bu da varmis boyle de yasaniyormus diyebilir insanlar.
        Hadi benim hayatim uzerinden tahminler yapilmis madem benim uzerimden gidelim;
        Goruldugu uzere bu sefer de Abdullah bey esimin annesinin baskin oldugu hayalini uretmis. Hep varsayimlardan gidiliyor. Degil kardesim degil. Esim halis muhlis koy cocugu. Babasi anneso normal bir aile. Ama oyle simdiki cocuklar gibi elini hicbir ise degmeden buyumemis. Mesela buyuk kaynim da abim gibidir… oyle cok iyidir, yeri gelir cayini kendisi koyar( hatta hep kendisi koyar ) neden esi cok calisiyor kiyamiyor. Aslinda para da getirmiyor ama Abdullah bey…( koyde tarlada bagda calisiyorlar klasik koy ailesi)
        Esim de bircok erkek gibi universitede her isini kendisi yapiyordu. Bulasik camasir vs. erkek gibi erkek hali hala devam ediyor oyle sunepe vs olmadi. Her zaman evimin reisidir. Zaten bu rutin isleri yapti diye hicbir erkek sunepe kilibik olmaz ne ayip bir yakistirma…
        Cihad bey beni tamamen yanlis anladiniz. Ben 1000 tl alip 800unu krese veriyor diye kastettigim kesim tam olarak da safi para icin calisan kesim idi hani ben de calisiyorum! demek isteyen kesim. Basit sekreterlik vs yapan… ( gercekten ihtiyaci olup boyle islerde calisanlari kesinlikle tenzih ederim) Ote yandan savundugum sey ise bir kadin hicbir zaman para icin calismamalidir. Kadin calisiyor ise daha ulvi amaclari olmali para nedir ki. Ben sahsen oldukca iyi bir konumdayim mesleki olarak. Ancak ne okurken ne de is secimi yaparken parasina gore tercih yapmadim. ( Ki zaten ailemden belirli bir gelirim var yani Abdullah bey ben isi birakip calismasam da esimin gercek yuzunu goremem ne yazik ki! cok uzgunum. Gerci ben askimdan olugudu icin yaptigini dusuniyorum ben oyle yapiyorum cunku onun icin yaptiklarimi. Ama ne yazik ki siz boyle bir olaya hic sahit olmamissiniz demek hayalini dahi kuramadiniz. Ne diyeyim size de nasip olsun…Gerci belki de madden iyi durumda oldugum icin evlenmistir benimle tuh artik orasini bilemicem bir gun bes parasiz kalirsam gorurum)
        Herkes erkek esine yardim etmek istedigi icin yapiyorsa yapsin tabii yanlis olan kadinin dayatiyor olmasi demis. Iyi de ne yazida ne de benim yorumlarimda kadin dayatiyorda es yapiyor manasi cikmiyor ki neden bu kadar on yargilisiniz.
        Sevgi hanim sizin icin cevapliyorum bizim ailemizde isler nasil. Once bir ikimiz aile olmadan kendi aile hayatlarimizda nasildik onu aciklayayim;
        Esim dedigim gibi halis mihlis koy cocugu imis. Universiteye batiya gelene kadar. Ama oyle sacma dogu klisesi ben asarim keserim karim her seyi yapar tipi degil ( hos zaten doguda her erkek boyle degil kesinlikle) . Neyse universite hali tabi her isini kendisi yapiyor e dogal olarak. Mazallah fitrati da bozulmuyor bunlari yaparken.
        Ben ise gayet batili bir ailede buyudum. Ki biz iki kardesiz sulaleyi toplasan 20 kisi cikmaz bayramlarda. Esim ise 7 kardes her kardes 4 5 cocuk…:) dusunun aradaki farklari.
        Batida bir sehirde ancak aile apartmaninda buyudum. Herkes birlikte ama hic oyle bu kadin isi bu erkek isi aa sen onu yapamazsin aa ben erkegim bunu yapamazsin sacmaliklari olmazdi. Ki gerckten boyle dusuncelerin varligini daha sonra is icabi Kayseri’ye gidince gordum sok oldum resmen….
        Velhasili kelam boyle ailelerden geliyoruz sevdik birbirimizi evlendik. Elbette ki ilk yillarda klasik sikintilarimiz oldu en cok da kultur farki sebebiyle mesela bana onun ailesi cok kalabalik geliyordu vs.
        Biraz sabir ile her sey duzeliyor zaten kolay degil evlilik bu ev arkadasi bile ne kadar zor oluyor. Evliligin oturmasi en az 3 yillik zaman.
        Bu sitede uzulerek goruyorum calisan her kadin potansiyel erkek dusmani paraya tamah eden disarida statusu icin erkegine zulmeden canavar.. calisan kadinlarin kocalari da sunepe ezik kilibik vs goruluyor. Yahu yok oyle bir sey. Sirf kendi etrafimdan dunya ornek var.Hem batidan hem dogudan.
        Ha sizin dediginiz gibi de yok mu var arkadasim ama ne yazik ki genelde cahil kesimden var. (cahil derken okumus okumamis degil cahil iste anlayin o kadarini da o calismada da problem zaten)
        Calisiyorum cunku benim fitratimda calismak var. Simdi herkes ustume gelebilir kadinlarin fitratinda calismak yoktur aaa falan diye. Yok oyle bir sey fitrat mizac kisiye ozeldir. Bana calismak hicbir zaman zor gelmedi. Elhamdulillah tesetturume de dikkat ederim calistigim ortamlari kendim olusturabiliyorum mesela kendi ofisimde calistim senelerce… Yahut cocuklar ile. Sinirlarimi belirleyebilirim imkanimda var. Dedigim gibi hicbir zaman para icin calismadim boyle bir gereksinimim yok zaten elhamdulillah. Iki gun evde dursam hafakanlar basiyor ne yapar ev kadinlari anlamiyorum benim tatilim max bir iki hafta yeter sonrasinda psikolojim bozuluyor. Tv falan da yok evde belki konu komsu iliskim de yok ondandir… Ama mesela annem universite okudugu halde hic calismamis onun da fitratinda ev hanimligi var demek. Hic evdeyim diye sikayet ettigini duymadim her zaman okur okur namaz kilar vs masallah.

        Benim kazandigim para yahutta esimin kazandigi para hicbir zaman problem olmadi ailemizde Elhamdulillah. Bir gunden birgune senin paran benim param muhabbeti olmamistir. Alacagima esim karismaz ama pahada agir seyler alirken de her zaman esime sorarim. O da her zaman dogruyu soyler. Ki zaten yaz aylarindan beri bir kere cikmisim alisverise.Kardesim dalga geciyor yasamiyorsun abla diye… Dedigim gibi vaktim yok… Ulkeme ve islama faydali olmak icin calisiyorum. Zaaflarim yok mu var elbette basarili olmak. Bu sebeple gunlerce uyumadan calisabilirim. Bazi seyleri ihmal edebilirim. Evet bu benim zaafim basarili olmazsam mutsuz oluyorum esim de buna saygu duyuyor.
        Esim ile oyle yazili kurallarimiz yok bir tanisim mesela bir gun kocasi br gun kendisi yapiyormis ivir zivir.
        Bizde durum soyle ikimzde cok calisiyoruz bu sebeple kim eve erken gelirse yemegi o yapar ya da erken cikmamissam ben yapmis olurum esim gelince sofrayi hazirlar. Mutlaka aksam yemegini birlikte yeriz sabah kahvaltilarinda ne yazik ki birbirimizi goremiyoruz ya o cok erken cikiyor ya ben. Tabi kahvaltilarini herkes kendisi yapiyor dogal olarak. kimse de bundan yuksunmuyor. Camasiri zaten makina yikiyor utuyu de esim nefret eder ben severim o yuzden ben yapiyorum. Temizlik genellikle ben yaparim cunlu esim cok yavas yapar :) bazen eve makina tutar eger cok bunalmissam ya da evde yalnizken vakti kalmissa. Ha camlari hic ben silmedim sakarimdir cunku o siliyor bu sebeble. Zaten cam silmek erkek isidir diyor :) Alisveris market ortak beraber giderz.
        Boyle zaten ev isi yemek basit seyler bunlar. bu kadar abartilip fitrati bozacak yok erkek onu yapinca kadin onu kucumseyecek falan filan. Neyin kafasi diyorum bazen. Kocam her zaman ailemin reisidir. Hic bir zaman calisiyorum diye bunun tersini dusunmedim yeri geldi ondan cok bile kazandim ama o da kompleksli basit erkekler gibi boyle bir sebep ile kendisini ezik hissetmedi. Bunlar anormal seyler arkadarlar. Dusunuyorum da bunlar hicbir zaman konusulmadi bile.
        Bence bunlar bos insanlarin abartisi gercekten isi cok olanlarin bunlari dusunmeye zamani dahi olmaz. Biz bunlari planlamadik spotane gelisti hayatimiza gore.
        Cocuk olunca calisma meselesine gelince.
        Simdi eminim bazilari cocuk olsunda gorun… o yavrucaklar yaban ellerde buyuyecek aah ah falan demeden …
        Yakinda cocugumuz olacak bekliyoruz insallah. Elhamdulillah planlarimizi yaptik bizim bildiklerimize gore ilk 6 ay cok onemli ve bu sebeple 6-8ay boyunca bebgimi hic yanimdan ayirmayacagim islerimi ona gore ayarladim. Gerekirse kanguru ile hep yanimda olacak. E tarlada bagda bahcede de ninelerimiz boyle yaomamis mi… Sonrasinda ise yarim gun olarak devam edecegim ki bu da bebegin gelisimine uygun. Ben her dakika yanyana olmayi saglikli gelisim icin tasvip etmiyorum. 3 yasindan sonra ise zaten bu da insan, evde durmayacak gelisimi icin gerekli kres olsun dini egitimi olsun. Bunlari disarida almasi gerektigine inaniyoruz anne baba olarak. Cunku anne ve baba istedigi kadar egitimci olsun bilgili olsun…cocuguna anne baba kalmali cocuklar egitimi disarida almali. Bunlar bizim kisisel goruslerimiz tabiki. Haliyle cocuk tum gun disarida olunca da ben de eski tempoma donebilecegim ha belki bir tik daha az yogun olurm ailece kaliteli zaman icin. Tabi imkan dahilinda eve yardimci da alabiliriz…
        Iste hali pur melalimiz boyle. Ha cok mu enteresan bence degil. Ideali olan aileler boyle olmali bence.

        Hic bir sey tek tip degildir. Hic bir insan, aile… Kimi erkek eski tip esi kapiyi acsin vs ister ona gore evlenir kimi erkek baska seyler bekler. Kimi kadin gunlerce evden cikmasa sikilmaz kimi kadin iki gun dursa psikolojisi bozulur. Her aile kendi yapi taslari ile degerlendirilir.
        Kadin calisiyor ise illa ki zarara rizasi ile gitmiyordur. Illa zarar degildir yani. Kadinin yeri evidir ? kime gore kim demis?
        Ama bir kadin elbette ki para kazaniyorum diye esini kucuk goremez erkek de ayni sekilde bunun ezikligini yasamamali. Cok sacma seyler. Bilmiyorum.
        Her aile farkli seyler ile imtihan ediliyor kimi evlilikler sukur kimi evlilikler sabir imtihani. Belkide ask sevgi olunca butun evlilikler sukur imtihani olur.
        SAdece kadinin isi …… erkegin isi….. bu boyledir anlayisi sacma her kadin her erkek ayni olmadigina gore nasil boyle genel gecer dusunuluyor. Ufkumuzu acmak mi lazim acaba?
        Aslinda bir de esimin bakis acisini gormelisiniz belki de . O ne dusunuyor onu da okusaniz daha ikna edici olabilir erkek ya hani :)

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Agresif Hanım.

          Demek ki kendi kendinizi salmışsınız buraya. “Ha bircok konuda ayni fikirde degilim.” demişsiniz ya. Ben de sizin yorumunuz vesilesiyle diyorum ki buradaki fikirlere katılmıyor olabilirsiniz ancak buradaki insanlarla uğraşmayı bırakın! Sizler gibi yapanlar çıkıyır tek tük ve bir türlü niye böyle yaptıklarını hâlen anlayamadım.

          • Agresif akademisyen diyor ki:

            Fatih bey ne kadar güzel yazıyorsunuz ne demek acaba kendinizi salmissiniz…
            Evet diyeyim madem sizin gibi kendimi saldım bu siteye.
            Bildiğim kadarıyla umuma açık bir site. Yani sadece aynı fikirde olanlar yorum yapabiliyor değil. Öyle olsa zaten yorumlarım onaydan geçemezdi. Şahsi olarak ,kişi ya da yorum yapanlar ile uğraşmak gibi bir gayem yok. Neden farklı fikirleri garip karsiliyorsunuz.
            Çok rahatsız oluyorsanız yorumlarımı okumayabilirsiniz. Ya da yorumlarima cevap vermeyin böyle bir zorunlulugunuz yok.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Agresif Hanım.

            Ben sadece benim bildiğim doğrudur bu hayatta başka doğru yoktur diyen akademisyenlerden çok çektiğim için ki profesör ünvanlı kişilerdi bazıları, her türlü fikire açık olmanın kıymetini biliyorum merak etmeyin. Agresif ya da agressor ne demek benden daha iyi biliyor olmalısınız. Laf ebeliğine gerek yok. Bu sitede yazılanları ister okuyup anlamaya çalışırsınız isterseniz ön yargıyla yaklaşıp ısrarla çimenler yeşil değildir diye yazarsınız. Bunu da herkesin bakış açısı farklıdır ben renk körüyüm belki diyerek izah da edebilirsiniz. Elbette kimse kimsenin yorumunu okumak zorunda değil siz de benim yazdıklarımı okumak zorunda değilsiniz. Ancak şöyle bir öğrenci grubu düşünün. Okulda alkol propagandası yapıyor olsunlar. Bir kısım öğrenci de alkole karşı propaganda yapıyor olsun. Şimdi bu iki grup birbirlerine kendilerini dinlemek zorunda olmadıklarını mı söyleyecekler. Halbuki ortada bir yanlış var. O da kötünün propagandası. O halde bizler susalım feministler aileleri yıkmaya çalışsın ve bizler de fikir özgürlüğü diye susalım, öyle mi? Hayır. Biz de yazacağız ve bu da feministlerin zoruna gitmeyecek madem o kadar özgürlükçülerse…

            Yalnız şunu belirtmek istiyorum, lütfen tepkimi kendi kişiliğiniz üzerine alınmayın bu tartışma vesilesiyle bir şeye değinmek istiyorum. Önceki yorumumda da belirttim. Bu sitede yazılarda anlatılan ana fikirlerin aksi yorumlar dahi olsa yayınlanıyor. Elbette kimse kimseye katılmak zorunda değil ancak gerek üslup gerekse yaklaşım açısından bazı karşıt yorumları anlayamıyorum. Ben yazara katılmıyorum ya da farklı görüşteyim diye yazabilir insanlar. Ancak bir bakıyoruz yok ben akademisyenim yok doktora yaptım yok şöyle bir mevkideyim siz halen değişmediniz mi yok halen aynı kafadasınız insanları grupluyorsunuz yok şöyle yok böyle astığım astık kestiğim kestik yorumları görünce amaç fikir beyanından çok o fikirleri ve yazanları aşağılamak oluyor. Ben şahsen bu durumdan rahatsız oluyorum çünkü bunu yapanlar aslında bir zulüm işliyorlar.

        • sevgi diyor ki:

          Üşenmeyip yazdığınız için çok teşekkürler :) Hayatınızla ilgili hiçbir noktayı eleştirmek kimsenin haddine düşmemeli umarım.
          Kimsenin hayat stili bir diğerine birebir uyamaz ancak fikir verir, beki birisinin yanlışını birisinin doğrusunu gösterir.
          Allah muhabbetinizi arttırsın inş.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            “Kimsenin hayat stili bir diğerine birebir uyamaz ancak fikir verir, beki birisinin yanlışını birisinin doğrusunu gösterir.”

            Çok doğru bir cümle ama neden bu sitede yorum yapan kişilere ve yazarlara bu kadar saldırılıyor? Yazdığınız cümlenin amerikanın ortadoğuya barış getiriyoruz lafından farkı yok. Sözde barış diyorlar müslümanları doğruyorlar.

            Çok övdüğünüz açık fikirlilik buradaki yazar ve aynı hayat görüşüne sahip yorumculara da gösterilsin de bu beyanda bulunanların samimiyetine inanalım.

          • Agresif akademisyen diyor ki:

            Teşekkür ediyorum Sevgi Hanım. Cümlemizin inşallah.

        • Feyza diyor ki:

          Tesekkur ederim agresif ak. hnm. Allah cumlemize selamet versin.

        • Adamın biri diyor ki:

          Agresif hanım

          Hem herkes bir değildir, benim için böyle diyorsunuz, hem de diğer görüşler için saçma ifadesini kullanıyorsunuz, ufku açmaktan falan bahsedip üst perdeden konuşuyorsunuz, başkası sizinkini kabul etmeyince zorunuza gidiyor, çok ilginç gerçekten

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Agresif Akademisyen’e…

          Bu saatten sonra sizin pozisyonunuz ve evliliğiniz zerre kadar da olsa beni ilgilendirmiyor. Ancak dünya görüşü olduğunu öne sürerek ortaya saçtığınız “zihin mikroplarınız” ın saf ve temiz akıllara, yüreklere bulaşma ihtimali çok yüksek.Bu nedenle şahsım ve burada bulunan Tahkiki İman sahibi bazı bey ve hanım kardeşlerimiz bu mikrop türünün yayılmasına engel olmaya çalışıyoruz. Benim ve kardeşlerimin sizin veya sizinle benzer düşüncede olanların şahıslarıyla her hangi bir derdi yok. Bu platformu “kişisel polemikler” içinde kullanma amacımızda yok.
          Ayrıca birilerinin burada istediği gibi “at oynatmasına” da sessiz kalmaya da hiç niyetimiz yok.

          Daha önce sizinle benzer dünya görüşüne ve evlilik hayatına/hayaline sahip birilerine verdiğim cevabı tekrar etmekte fayda var sanırım.

          Benim konunun diplomalı bir uzmanı olarak Pensilvanya kaynaklı da olsa Feminazi mikrobunu kapmış kadın ve erkek hastaları iyileştirme yetenegim ve bilgim var elhamdulillah. Nasibi olanlar bundan faydalanabiliyor çok şükür.

          Ancak uzun süre bu mikroba maruz kalarak hastalığın son safhasında olanlar veya bu hastalık sonucu (ruhen) ölenleri diriltme gücüm yok.

          Kıssadan Hisse:

          Zamanın Bakırköy Ruh ve Sinir hastalıkları başhekimi Mazhar Osman’ı sevmeyen birisi ona

          –“Sen iflah olmaz bir delisin” der.

          Mashar Osman gayet sakin bir üslup ile o kişiye,

          –“Senin bana deli demenin hiç bir manası ve yaptırımı yok, bu benim için problem değil, ama ben senin için deli desem bu senin için hiç iyi olmaz” der.

          • Aadem diyor ki:

            Abdullah Bir Bey;
            .Biz sizin pırlanta değerini biliyoruz.Sizin dışı parlak görünen içi ise boş taş parçası olmadığınızı biliyoruz.Her bir kelimeniz taş değil altın degerinde.Taşı altın suyuna batırıp altınların içine konsa bile yine taştır.Çünkü özgül ağırlığı altına eşit değildir.Saygılar sunuyorum size.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Aadem Bey Kardeşim’e…

            Allah razı olsun, eksik olmayın.

            Siz ve sizin gibi “Basiretli insanlar”ın teveccühü ve taktiri bizlerin Cahiller, yanlış bilenlere yardım; “Münafıklar ve Kriptolar” ile mücadele gücümüzü ve şevkimizi artırıyor.

            Selam ve dua ile…

  20. İsa diyor ki:

    Gelenek erkekleri tanrılaştırmıştı, son yüzyıl da kadını tanrı haline getirdi. O yüzden kadın ve erkeğe yapılacak uyarı “insan olun”. İnsanlar hata yapar, zayıftır. Ancak gelenek önderleri de alimleri de putlaştırmıştı; hiç bir şeydee dengeyi koyamadık.

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “son yüzyıl da kadını tanrı haline getirdi. ”

      -kardeş bu tespitin doğrudur.

      “Ancak gelenek önderleri de alimleri de putlaştırmıştı;”

      -bu tespitin ise son derece yanlış modernist ve reformist söylem kokuyor.!

      Vesselam…

      • Yasir diyor ki:

        Ben de tam tersini düşünüyorum. Son yüzyıl kadını tanrı haline falan getirmedi hatta modern köle haline soktu. Alimlerin putlaştırılması ise doğrudur ve günümüzde de mevcuttur.

    • seysey diyor ki:

      Kadinlarin uykuya daha cok ihtiyaci oldugunu okumustum.Erkeklerin fiziksel olarak daha guclu oldugu asikar.Ayni isi yapan kadin ve erkegin ikisi arasinda kadinin daha cabuk yorulmasi ve yigilip kalmasip cok olagan.Asil garip olan kadinin yigilip kalmasini tuhaf goren kadin ve erkekler…Hayat sartlari zor bazilari birlikte calisip zor geciniyor…Karisinin bu acinacak haline yardimci olan Allah rizasi icin ev isine yardimci olan erkeklerin asagilanmasi..Hatta ev hanimi esine yardimci erkekler de var.

      Bir de zevkine calisanlar var.Onlara da benim lafim yok.Alan veren razi.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bağışlama menekşenin kendini ezen topuğa anında bulaşan güzel kokusudur. ” (George Roemisch)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku