Evdeki Huzur Teknolojiye Emanet!

24 Nisan 2017Haberler25 Yorum »
6572_furkan_vakfi_alparslan_kuytulBilim dünyası, çiftlerin tartışmasını engellemek için yeni bir teknoloji üzerinde çalışıyor. ABD’deki iki üniversitenin ortak projesinde amaç karıkocanın sözlü atışmalarını en az seviyeye indirmek. Böylece evde huzur sağlanarak boşanmaların önüne geçilmesi hedefleniyor.
Çalışmanın arkasında USC Dornsife ile USC Viterbi isimli okulların teknoloji ve psikoloji bölümlerindeki uzmanlar var. Ekip, ilk olarak denek olan çiftlerin tartışmalarını ele aldı. Bu aşamada çiftlerin neden tartıştıkları, sözlü kavgaya nasıl başladıkları ve olay anında neler hissettikleri gibi detaylar belirlendi.

Ardından tartışma olasılıklarını ortaya koyan bir algoritma oluşturuldu. Üstelik bu algoritma sayesinde yeni bir tartışmanın gerçekleşme ihtimali yüzde 68 oranında başarıyla saptandı.

GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİ

Ekip daha sonra giyilebilir teknolojileri devreye soktu. Erkek ve kadının akıllı telefonlarına gün içerisinde kalp ritimlerini, terleme oranlarını, nabız atışlarını, sinirlenme derecelerini ve ses kayıtlarını belirleyen uygulamalar yüklendi. Telefon uygulamalarının yanı sıra akıllı bileklik gibi giyilebilir teknolojilerden yararlanıldı.
Elde edilen veriler, psikolojik analiz verileriyle birleştirildi. Böylece kadın veya erkeğin nasıl bir gün geçirdikleri tespit edildi. Bu psikolojik sinyaller, daha önceden belirlenen tartışma algoritmasıyla birleştirildi. Çıkan sonuçlar yine akıllı telefonlar aracılığıyla kadına ve erkeğe ayrı ayrı gönderildi.
Tüm bu anlatması zor ama teknoloji ve bilim sayesinde artık uygulaması kolay olan adımlar sayesinde eşler birbirinin nasıl bir gün geçirdiğini telefonlarına gelen mesaj ile öğrendi. Yani en basit haliyle; koca, eşinin kötü bir gün mü yoksa keyifli bir gün mü geçirdiğini daha eve gitmeden gördü.
Kötü bir gün geçirmişse yüz yüze geldiklerinde tartışma olasılıkları hakkında da bilgilendirildi. Tüm bu bilgileri alan eşler, eve vardıklarında ona göre hareket ederek, tartışma ortamında en yüksek seviyede uzak durmayı başardı. Araştırmayı yürüten ekip şimdi tüm bu çalışmalarını barındıracak uygulamaları piyasaya sürmeyi hedefliyor.
          Sabah Gazetesi
Okunma Sayısı : 1.368

“Evdeki Huzur Teknolojiye Emanet!” için 25 Yorum

  1. Sennur diyor ki:

    Hisler ile yaşamak… dile güzel gelen bir cümle. Sahi nedir hissedebilmek ???? Körelmisisiz galiba ….ama köreltenler ortada yok ??? Utanacak 😊yüzleri de…..

    • gulpembe diyor ki:

      Sennur hanim,

      Hissizlik hali bazen bir hayal yada guven kirikligindan sonra insanda ortaya cikabiliyor aslinda bu da bir savunma mekanizmasi ve yerine gore faydali birsey oluyor. Nasil ki vucut tasiyamayacagi agriyla karsilassa bayilip uyku moduna gecer, yahut asiri yuklenemlerde sigorta atar ,sistem arizayi buluncaya kadar kendini kapatir yoksa yangin dahi cikabilir,hastalarda istahsizlik ve surekli dinlenme hali olur ki disaridan gelenler ek yuk yapip daha fazla yormasin,toparlanmak hiz bulsun..aynen oyle de insan ruhu sarsildiginda kendi butunlugunu toparlayabilmek icin belli sure kendini kapatir, uyku moduna alir.

      Bu hal gecicidir. Lakin kisi de buna kendini kaptirmamali, icine kapanip hep gecmis/gelecege enerjisini sarfetmemeli. ‘Simdi’ye odaklanmayi guzel yerler, guzel kitaplar, guzel insanlar tanimaya egilmeli.
      Bazen bir yere gidince donusde farkli bir yoldan gelmek, boylece farkli evler, agaclar gormek, ufaktan evdeki esyalarin yerini bile degistirmek sizi iyi hissettirebiliyor. Kucuk farkindaliklari es gecmemek lazim. Hayat ve sanat ayrintilarda sakliymis. Ve tabiki bol dua; yuzyilllarca uyutulup korktuklarindn emin sekilde uyandirilan kehf ashabi gibi “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır”(kehf/10) demek, yahut ilerde erisecegi lutuflardan once, kendisini ne yapacagini sasirmis olarak bulan Musa as misali,”Rabbim senden gelecek her hayra muhtacim”(kasas/24)diye niyaz etmek,hicbir zaman cevapsiz kalmayacaktir.
      Sevgi ve selamlar..

  2. .../nisa diyor ki:

    Daha fazla uygulamalara yazılımlara akıllı telefonlara bağlı olmak bir tarafa evlendikten sonra akılsız telefonlara geçmeyi düşünüyorum. :) Konuşma için kullanılsın yeter mektup yazarım. :)

    Evliliklerdeki çoğu sorun iletişimsizlikten yada ilgisizlikten kaynaklanırken bu uygulama insanları biraz daha fıtratından uzaklaştırarak robota dönüştürür hissiz mimiksiz sohbetsiz ev ortamları oluşur. Biz yapay zeka bir ürünüzde bize yeni yazılımlar mı yükleniyor insan ruhunu algoritmalarla çözebilir miyiz?

    Bugün bir yazı okumuştum Osmanlı döneminde org olmasına rağmen ilahiler orgla çalınmamış neyle ilahiler seslendirilmiş. Bunun sebebi de neyin insan ruhuna hitap etmesi orgta ise böyle bir potansiyel yok.

    • cihad diyor ki:

      nisa hanım

      size katılıyorum. iletişim araçları ailede iletişime hizmet etmiyor maalesef bu uygulamanında faydası olacağını zannetmiyorum. daha çok zarar verir. feyza kardeşimizin dediği gibi birbirini seven ve yediği içtiği ayrı gitmeyen ve bir yastığı paylaşan insanlar için böyle bir şeye ne hacet..yüzüne baksa ve ses tonundan bile insan anlıyor.

      ayrıca başka bir husus daha var, insan bazen tek olmak ve yaşadıklarının kendine has kalmasını istiyor yani ben işteyken sinirleniyorum vs bu biraz da bana ait kalmalı veya hanım evde ne yapıyor tüm ayrıntısına kadar bilmek doğru değil çünkü insan kendini rahat hissedemez. eşim benim duygularımı bile takip ediyor diye düşünebilir. ev onun özel alanıdır,kendince temizleyip,kendince düzenleyerek rahat bir şekilde çalışabilmeli diye düşünüyorum.

  3. Feyza diyor ki:

    Her eve lazim, simdiden stoklamaya baslayayim :) :)

  4. Yahya diyor ki:

    sizin haberiniz yok mu?
    daha gelişmiş sistem kullanıyoruz biz ülkemizde.
    panik butonu… sadece kadınlara veriyoruz
    bir tartışma ihtimali söz konusu olduğunda doğrudan düğmeye basıyorsunuz problem başlamadan çözülüyor.
    Tavsiye ederim!!!

    • Feyza diyor ki:

      Yukardaki yorum sizin bahsettiginiz panik butonu icindi Yahya bey, yanlis yerde yayinlandi.
      Insanlarin gozunun icine baktigi esini taniyamayip bir butonla ya da bu gibi teknolojik aletlerle hayatini dizayn etmesi ilginc.
      Bu haberdeki uygulama olumlu gibi anlatilmis fakat bana, insan iliskilerinin hele ki kari kocanin arasina giren bu gibi teknolojik cozumler yine de itici geliyor. Insan, iyi tanidigi bir arkadasinin bile gozunun icine bakinca morali mi bozuk, heyecanli mi, basi ki agriyor….vs anlayabilir. Mekanik bir hayat, hisleri korelmis insanlara faydali olur diye dusunuyorum.
      Buyuk konusmaktan da korkuyorum, Allahu Teala korktugumuzdan emin kilsin, emin oldugumuzla da korkutmasin.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım

        “Mekanik bir hayat, hisleri korelmis insanlara faydali olur diye dusunuyorum.”

        Yazmışsınız ya, köreltenler utansın :)

        • Feyza diyor ki:

          Hissiyati koreltenlerle degil bileyenlerle birarada olmayi nasip etsin Allahu Teala, Fatih bey.
          Dun bir haber aldim ve hala saskinim. Hayatimda cok tevafuklar olmustur her zaman, bazen hic alakasiz bir insani hatirlar adini zikrederim ve kisa sure sonra o kisiyle ilgili bir haber alirim. Hatta bu bir ara oyle sık tekrarlayan bir hal aldi ki, birini hatirladigim zaman ‘acaba hakkinda birsey mi duyacagim?” diye dusunmeye basladigim zamanlar olmustu.
          Gecen gun burda bir hanimdan bahsetmistim. Yirmi yillik evli ve bosanmis arkadaslarina ozeniyordu bu hanim vs.
          O hanim esine bosanma davasi acmis. Esinin sucu, yasli annesini eve getirip bir sure misafir etmek istemesi. Zaten bu abinin kanser hastasi teyzesinden dolayi da epey sorun yasamislardi.
          Kadin aylik iki bin lira nafaka ve ikiyuz bin lira da tazminat istemis. Yaninda ev ve arabanin yarisi vs
          Cocuklari zaten buyuk ve babalarindan iyice sogutmus onlari. Hukuki boyuttan cok anlamiyorum fakat bunu duyunca bu sitede yazili yazilar geldi aklima ve cok uzuldum .
          Bosanma hayatimda hic alisik olmadigim bir durum ama hem bu olaydaki abinin ve ailesinin yapisini az cok bildigim icin, hem namazli abdestli ve mutedeyyin diyebilecegim bir hanimin her ne kadar bazi sozleri beni sasirtsa da amiyane tabirle ‘havlayan kopek isirmaz’seklinde hayra yorup yine de bu kadar yillik bir evliligi harcayacagina ihtimal vermedigim ve bunun sozde sarfettiklerinden ote oldugunu zannettigim icin, hem bu haram mala mulke nasil tenezzul edip istedigini, hem cocuklarina bu kadar duskun bir babayi cicuklarindan bu kadar sogutmayi nasil basardigini bilmedigim ve bir de adini kisa sure once andigim bu hanimin hakkindaki bu gelismeyi aniden ogrendigim icin…
          sadece uzgun ve saskinim. Ne ara bu kadar kolay oldu bosanmak, bir ailenin hayatini harcamak?
          Mutedeyyin dedigimiz insanlar bu durumdaysa marjinal insanlara soz etme hakkimiz kalmamis demektir. Hakikaten yazik..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Ben de benzer bir olayı bugün haber aldım. Anlattıklarınıza çok yakın. Tek farkı çiftin iki yıllık evli olması. Kız yine aynı, muhafazakar vb… Oğlana ne oyunlar oynamışlar, büyü yaptırmaya varana kadar. Ne diyelim Allah esirgesin, başına gelmeyen bilemez. Ben de kendimi kestiremiyorum, buradan konuşmak kolay da evlensem acaba ilk tartışmada tepkim ne olur ki kendine bir laf dedirtmezsin diye bu yaşa kadar eleştiriye olan duyarlılığımı annemin hep eleştirdiği bir insan olarak…

          • Halil Mümin diyor ki:

            Feyza hanım merhaba;
            Daha önce de yazmıştım.Bu anlattığınız olay benim de başımda çok şükür ki çocuk yok..Benim de aklımın almadığı konu mütedeyyin diye bildiğimiz insanların dini imanı para olmuş.Gözlerini para hırsı bürümüş..

          • Feyza diyor ki:

            Insaniz, hata da yapacagiz mutkaka, melek degiliz ve karsimizdakinin de melek olmayacaginin bilincindeyiz Fatih bey. Ama boyle oyunlara, yildirma politikasina, yikici tutumlara basvurmayiz insaallah. Zannetmiyorum bu kadarini. Allahu Teala nerden geldigimizi ve nereye gidecegimizi unutmadigimiz bir yasam surmeyi nasip etsin. Niyet hayr, akibet hayr demis buyuklerimiz..
            Hayirli Cumalar.

          • Feyza diyor ki:

            Halil Mumin bey, hatirliyorum sanirim bes ay evli durmustunuz siz.
            Yakinem bosanma olaylarina cok sahit olmadim fakat uzaktan bile duysam gercekten cok uzuluyorum. Siz yine de ucuz atlatmissiniz, insaallah o meblayi da odemek zorunda kalmazsiniz. Bu ailenin ise yirmi yillik bir evliligi sozkonusu ve bu abiyi ben yakindan tanimasam da ailem cok iyi taniyor.
            Bazi durumlar sinyal veriyor aslinda. Simdi haklarinda yazip cizmek istemiyorum, nihayetinde burada olmayan insanlar. Fakat bazi taslari yerine oturtarak dusundugum zaman, aslinda alarm caldigini insam hissediyor. Tabi vakif olmadigimiz baska durumlar da vardir muhtemelen ama bu abinin bu cezayi hakedecek bir insan olmadigina biz sahidiz.
            Yapacak birsey yok, kullarin adaletine kalirsak sonumuz perisan, ama elh. Adil-i Mutlak olan Rabbimiz her daim mazlumun yanindadir. Allahu Teala cumlenin yardimcisi olsun.
            Haram yoldan elde edinilen malin ise kimseye faydasi olmaz, akibetinin cok aci olacagina inaniyorum harama tenezzul eden insanlarin. Allahu Teala hidayet nasip etsin. Amin.

          • Yahya diyor ki:

            Kadın insaflıymış 20 yıla az istemiş…. esprisine söylemiyorum, gerçek söylüyorum.

            Parayı kim icat ettiyse…

          • Feyza diyor ki:

            Nasil yani Yahya bey? Nasil insafliymis ki, yani ortada siddet yok, aldatma yok, kadinin hayatina zarar verici hicbir mudahale yokken bunun neresi insaflilik?
            Ironi mi diyecegim ama ciddiyim demissiniz, bu adam yeniden evlenecek olsa bu cok buyuk bir mebla degil mi? Tabi henuz mahkeme filan olmadi bu yalnizca talep fakat yine de abartili degil mi? Adam evliligi suresince de esini ve cocuklarini maddi anlamda magdur etmedi ustelik, yani geriye donuk birikmis bir nafaka borcu da yok..Kadin da ev hanimiydi ve ailesi de zengin. Ben mi yanlis anliyorum anlamadim gercekten?

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm,

            Sizinle zıtlaşayım, kinaye yapayım, istihza yapayım diye bir gayretim yok. Cevabınızdan hissi yaklaştığınızı anlıyorum.

            Kendimi daha net ifade edeyim, sizin gözlüğünüzün üzerinde “takva” yazıyor belki.. ve siz o güzlükle hayata, olaylara bakıyorsunuz.
            Diğer insan ise ray-ban gibi bir gözlükle bakıyor hayata… maksatı hakikati görmek değil, nasıl menfaatimi maxime ederim derdinde…

            Belli kıstaslara göre az istemiş dedim. 1 seneye 50-100 bin istiyorsa, 20 yıla 200 bin çok mu şimdi? Benzer durum bende de söz konusu…
            yani 200bin az istemiş derken “keşke fazla isteseymiş” diye söylemiyorum.

            Mahkemelere gire çıka, avukatlarla vs. görüşe görüşe şunu öğrendim:
            Yalan söylemek, iftira atmak, delil üretmek, yalancı tanık çıkarmak, “öyle” zannetmek vb. hiç biri suç değil. Dolayısıyla yalan, dolan, mahkemeyi yanıltmaya çalışmak vs hiç biri suç değilken; X miktar para istemek ayıp mı karşılansın???

            Kendimden örnek vereyim: biz davayı açarken, ben maddi/manevi hiç bir şey talep etmedim. Avukatım illa bir miktar isteyelim dedi hem çaydırıcı olur hemde alıp almayacağımız zaten garanti değil dedi… biz isteyelim mahkeme vermesin dedi. Avukatı kırmadık istedik, rakamı duysanız gülersiniz, avukatlık masraflarını karşılamaz…

            Ayrıca demişsiniz “bu adam nasıl evlenecek”; kanunların, mahkemenin, toplumun çok mu umurunda??? Ateş düştüğü yeri yakar sadece… Esasında bunun cevabını hukuk kitabından verebilirim size 600-700 sayfalık yazı yazmışlar bunun hakkında.
            Yazmaya da mecburlar çünkü Rabbimizin bu konudaki emri belli 1-2 satır sadece… e sen buna karşı hüküm vermeye çalışıyorsun 600-700 sayfa ancak yetiyor.

            Kısaca ironik bir durum söz konusu değil!

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Ne güzel yazmışsınız aldatma yok şiddet yok. Zaten kadınlar da bundan cesaret almıyor mu? :)

            Erkek kıymeti bilinsin istiyorsa hanımına zulüm edecek… Masaya yumruk vururken arada bir karısına sallayacak, gözü dışarıda olacak ki karısı kendine baksın, kocamı elde tutamıyorum demek ki kocam gerçek erkeklerden hormonları çok fazla ben ona yetemiyor muyum acaba desin…

            Son yazdığım paragraf şaka elbette ama bu da dahil her şakada bir ciddiyet payı vardır…

          • Gelincik diyor ki:

            Yahya Bey ironi yapmış Feyzacım :)

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey, siz diger ve daha kotu orneklere bakarak bunu insafli buluyorsunuz anliyorum. Ama takvayi bir kenara birakip sadece objektif bir ‘insan’ gozuyle de duruma bakarsak, insafli bir durum goremiyorum inanin ki. Her ne kadar kotunun iyisi desek de Mehmet Sevket Eygi abinin bir sozu vardi, kotunun iyisi diye birsey olmaz,olsa olsa iyinin kotusu olabilir.
            Cunku geriye donup bakinca, bu yirmi yil yalnizca kadinin hayatindan gitmemis ki, erkegin de hayatindan yirmi yil gitmis. Dusundugumuz zaman, bu adam da bu kadinla evli olmamis olsaydi ve yirmi yil boyunca aldigi maasi tek basina harcasaydi oldukca buyuk bir birikimi olurdu. Ama adam, aldigu parayi ev hanimi esi ve cocuklarinin gecimi, lukse varan ihtiyaclari icin sakinmadan harcadi. Simdi bir de borclu konumuna dustu!
            Genclik derseniz iki tarafin da gencligi gitti, zaman kadinin aleyhine islerken erkegin lehine islemiyor ki.
            Yani bakin icinde ne fikih var, ne ser’i bir hukum ve ne de takva boyutu. Sadece ‘insan’ sifatiyla bakinca da farkli birsey goremiyorum. Demek ki sorun taktigimiz gozlukte degil, gormek isteyip istemememizde. Siz hakikate gozunuzu kapatmaya niyet ettiyseniz, hic gozluk takmasaniz da dogruyu goremezsiniz. Ya da hakikati gormeye niyet ettiyseniz degil ray ban gozluk, kaynak gozlugu de taksaniz tesir etmez.
            O parayi alacagi zaten mechul, ama su da var. Kisa sureli evliliklerde yasanmislik da daha az oldugu ve yaslarin da genc oldugu icin fevri ayriliklarin da daha mumkun oldugunu, eslerin de bu sebeplerden birbirine bu kadar gaddar davranmaktan sakinmadiklarini dusunuyordum. Uzun sureli evliliklerde en azindan yasanmis yillarin hatirina ve ortada belli basli buyuk bir sorun da yokken, insan cocuklarinin babasini magdur etmeyi neden bu kadar ister? Yas ilerledikce bosanma vaki olsa da vefanin agir basip, yasin da getirdigi olgunlukla daha anlayisli davranilmasini uygun goruyordum. Sasirma sebebim biraz da buydu.
            Gercek hayatla olan aglarimi en kisa surede orecegim ins. Bu gibi durumlara sasirmamayi ben de zamanla ogrenecegim, henuz bagisiklik kazanamadim.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm,

            Sadece dünyevi olarak dahi baksanız sizin dediğiniz gibi olmuyor.
            Niye; çünkü kadının kaybedecek bir şeyi yok. En basitinden o tazminatı alamasa bile, alacağı nafaka var. Ki merak etmeyin tazminatı da koparmak için elinden geleni yapar. Zaten sistem kadına meyilli yapılmış. Dediğim gibi hukuk sistemi kadının evlilik sonrası acizliğini, evlilik boyunca yaşadığı özgürlük kaybını, evlilik boyunca yıpranmasını, çocuklarına annelik ve kocasına eşlik yapmasını v.b. olguları dikkate alarak yaşadığı kayıpları ve daha sonra ortaya çıkacak muhtemel kayıpları dikkate alarak manevi tazminata hükmediyor. Hukuk buna at gözlüğü ile bakıyor. Hukukcular – tamamda erkekte bu dönemde şöyle şöyle (…) oluyor – demiyor.

            40 küsür yaşından sonra, 20 yıllık evliliğini bir kadın bozuyorsa
            ya bencildir, ya kocasından zulüm görüyordur, ya da kuracağı yeni evlilik vardır. (bencilin detayına inmiyorum)
            Bencillik altında istediği tazminatı düşündüğünüzde niye anormal olsun?
            Bencil insan karşı tarafı düşünür mü? 20 yıllık vefa mı olur? çocuklarını mı düşünür, konu komşuyu mu düşünür … gibi..
            Ve kaybedecek bir şeyi yoksa yani paylaşacak evi, arabası vs. gibi..
            Hele bir de işin içine avukat faktörü girdiyse… tadından yenmez!

            Zaten siz insanları ya Allah korkusuyla zapt edersiniz yada polis/kanun korkusuyla. Bu ikisinin olmadığı yerde insan nefsi su gibi bulduğu yöne akar.
            Siz sakın bu gözlüğünüzü çıkarmayın.
            Bu dünyada maddi menfaatten daha kıymetli şeyler var, bulabilene ve anlayabilene…
            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, hakli olabilirsiniz. Bazi yerde ‘fazla iyi’ olmak da ters etki olusturabiliyor sanirim. Iki iyinin birbirini bulmasi her zaman mumkun olmuyor. Maddi zorluk yasayan insanlarin daha kanaatkar olmasi gibi, insanla ilgili problem yasayan kisiler de digerlerine nazaran daha kucuk jestlerle mutlu olabilirler.
            Bazi kadinlarin problemi Sevgililer Gunu’nde kendisine edilmemis pirlanta yuzugun boslugu iken, kimi ise kocasindan duydugu ufak bir iltifatla mutlu olabilir.
            Nefs neye alisirsa citasi da o minvaldedir. O yuzden saka da yapsaniz verdiginiz orneklerin gerceklik payi insan fitratinca mumkun.

      • Yahya diyor ki:

        :)
        Feyza hnm,
        Bu buluş faydalı olabilir.
        Örneğin erkek eve gelirken trafikte yaşadığı stres veya işte yaşadığı stres karısına yansıyorsa bunun tespiti için kullanılabilinir.
        Farkında değiliz belki ama sizi hiç etkilemediğini düşündüğünüz bir haber bilinç altınızda bazı merkezleri tetikleyerek belli hormonların salınımına ve/vaya tansiyonun 1-2 puan artmasına ve nabzınızın %10 artmasına sebebiyet verebilir.
        Ve bu vücuttaki değişim hemen durulmuyor. Bu esnada da eşiniz önünüze bir tabak soğuk çorba koyarsa – ne yapıyorsunuz?
        Çorbayı eşinizin başından aşağıya boşaltıyorsunuz.

        Fakat ülke genetiğinde mi vardır bilmiyorum, bizim hanımlar bu teknolojik alete ihtiyaç dahi duymuyorlar, hemen tansiyonundaki artışı hissederek, daha da onu tahrik edici söz ve davranışlarda bulunarak adamın tansiyon hastası olmasına ve/veya kalp krizi geçirmesine sebebiyet veriyorlar. Akside geçerli tabii !!!

        İşin muzipliği bir tarafa, niyet halisane olacak, samimiyet olacak!

        Selam ve dua ile…

        • Feyza diyor ki:

          Iste bu cok sacma bir davranis degil mi? Yani esiniz veya esiniz olmasin da arkadasiniz olsun, gergin oldugunu hissettiginiz zaman yangina bir koruk de siz atarsaniz ayni yanginda siz de yanacaksiniz. Alev bu, mustakil bir ortamla mahdut degil ki, sicradikca buyur ve etki alani genisler.
          Iste bunu anlamiyorum. Karsinizdaki zaten sinirli, siniri de her halinden belliyken daha fazla tahrik edince insanin eline ne geciyor? Kendi de zarar goruyor. Gereksiz bir tartisma, ortamin iyice gerilmesi, ve kendi kalbinin de kirilmasi, gozyasi, duymak istemedigi sozlerin duyulmasi vs vs
          Sacma degil mi, mazosist mi bu insanlar? Kendinin de cani yanacak bunu goremiyor mu?
          Insan karsisindakine saygi duymuyorsa da kendine duydugu saygidan oturu ustune gitmekten sakinmali degil mi?
          Bu sorularin cevabini henuz bulamadim. Bir arkadasimin kapidan girdigi an yuzume baktiginda basinin dahi agridigini hissediyorum, goruyorum bunu. Ya da bir insanin hissini, tanimasam bile yuzunden okuyabiliyorum cogu zaman ve ben bu kac yillik evli insanlarin birbirini taniyamamasini, tanisa da ustune ustune gidip, esinin sevgisini kazanacagi yerde onun katindaki degerini kendi eliyle dusurmekten neden zevk aldigini, kendi kendini itibarsizlastirmanin bir insani neden mutlu kilacagini yemin olsun ki anlamiyorum.
          Su kadarcik huzuru insan kendine neden cok gorur ve insan neden ‘sinir bozucu’ sifatiyla hatirlanmayi kendine layik bulur? Kendine bu hayati reva gormesi, insanin en basta kendine yaptigi haksizliktir. Isin cocuk boyutunu, dini boyutunu hakki hukuku vs hic zikretmiyor ve olaya sadece kisinin kendi psikolojisi ve ikili diyalog acisindan bakinca dahi bu sorularin cevabini bulamiyorum.
          Evlilik mi insani gariplestiriyor, garip insanlar mi evlilik yapinca bir evrim daha geciriyor?
          Yumurta mi tavuktan. …..?
          Hayirlisi..

          • Yahya diyor ki:

            Bu sacma bir davranış değil… bakış acınıza bağlı.
            Bir nesil yetişiyor; egoist, bencil, maddeperest, çıkarperest… bir çok hasleti yok değerlerini yitirmiş, gamsız, diğergamsız …
            damarına basıyor, senden ve gücünden korkmuyor, saygısını yitirmiş, diş geçirmeye endeksli hasta bir ruh…
            yarasanın kandan beslendiği gibi, bu şahsiyetlerde çıkardıkları tatsızlıklardan, huzursuzluklardan, tedirginlikten nemalanıyorlar.

            Sormuşsunuz söyleyeyim:
            Yumurta tereyağında kısık ateşte güzel oluyor, menemen tavsiye ederim. Yumurtayı hep kısık ateşte yavaş pişirin
            Tavuğu ise pişirmeden önce ya kuru olarak tuzlayın yada tuzlu suda bekletin… daha az tuz salar ve biraz daha lezzetli olur.
            Galeta unuyla kaplayacağınız zaman içine bir miktar un katın, öyle kaplayın, tabii baharat ilave etmeyi unutmayın.

            velhasılı kelam çiftler halinde yaratıldılar, sonra yumurta meydana geldi…

          • Feyza diyor ki:

            En buyuk kotulugu kendilerine ediyorlar, nitekim artan depresif sorunlarin bas sebebi bencil ve yalniz yasam.
            Insan da cift olarak dunyaya indirildi ve simdi yalnizligi tercih ediyor..
            Hayirli Cumalar.

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sizin en hayırlınız, ailesine iyi davrananızdır. Çünkü ben ailesine en iyi davrananınızım . (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku