Ev’den camiye!

08 Aralık 2011Haberler42 Yorum »
     
Ev’den camiye!
Diyanet, iki gün sürecek “kadın” konulu bir sempozyum düzenliyor. Diyanet’in “kadın konusu”na bu dönemde pek hevesli görünmesi dikkat çekici.

İşe tabii camilerden başlanıyor. Görevden alınan İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı “İslam dünyasında kadını dışlayan anlayışın vahim” olduğunu söylemişti, yeni müftü Rahmi Yaran da, kadın konusunu çok daha büyük bir azimle ele alacaklarını, “mümkün olsa kadınlarla erkekler yan yana namaz kılsın” diyor. DİB Başkanı Mehmet Görmez de, “Cenaze, cuma ve bayram namazlarında kadınlara yer açmalıyız” diyor. Sayın Görmez’e göre durum dramatik: “Bir anne düşünün. Evladı vefat etmiş ama cenaze namazına katılamıyor. Yadırganacak bir durum.” (Yeni Şafak, 7 Kasım 2011) Bu amaçla ilk elde 3 bin cami elden geçirilip kadınların katılımına uygun hale getiriliyor. Müftü Yardımcısı Kadriye Erdemli’ye göre “Kadınların da erkekler kadar camilerde ibadet etmeye hakları var. Bugüne kadar kadınlar çeşitli nedenlerle camilerden uzak tutuldular. Çocuklarıyla camilerle buluşacak kadınlar Allah’ın önemli bir kulu olduklarının farkına varacaklar”. (Yeni Şafak, 7 Ekim 2011) Yanlış anlıyor olabilirim. Bu sözlerden, ben Efendimiz (sas)’in irtihalinden beri İslam toplumunun örfü-icmaı olan geleneksel kadın-mescit ilişkisinin yanlış kurulduğu, kadınların camilerden bu yanlış uygulama sonucu alıkonulduğu ve kadınların Allah’ın önemli kulları olduğu bilincine varamadıkları anlatılmaya çalışılıyor.

Bir telaştır, almış başını gidiyor. Sadece Türkiye’ye özgü değil bu. Başka din havzalarında da birbirini izleyen faaliyetler var. Mesela 6 Kasım’da Hindistan’da binlerce yıldan sonra bir ilke imza atıldı: Bugüne kadar kalabalıklar içinde kadınların “vedik mantraları (Veda metinlerinden alınmış dini şiirler)” okumaları yasaktı. Hadivar şehrinde seçilmiş 108 Hintli kadın, bir ruhani liderin doğum günü için düzenlenen törenler kapsamında, milyonlarca izleyici karşısında bu ilahileri yüksek sesle okudular. Bu bir devrimdi, bundan sonra kadınların ‘nişan, düğün ve doğum’ gibi özel günlerde de dualarını bu tarzda okumalarının önündeki geleneksel engel yıkılmış oldu.

Kimin ağzını açsanız aynı repliği duyarsınız: “Türkiye’nin erkek bakış açısına hapsolmayan bir kadın erkek eşitliği politikasına ihtiyacı var. Kadınların statüsü ile ilgili göstergelerin ‘yüz kızartıcı’ olmasında en büyük etken erkek egemen bakışın hâkimiyeti. Bu bakış kadını aile içindeki geleneksel rolüne hapsetmekte ya da dönüştürme çabalarına duyarsız kılmaktadır.” (TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Radikal, 8 Mart 2011)

Bu replik, Batı merkezli olarak formüle edilmiş resmî görüştür, şirretliği feminizm diline çevirmiş mütecaviz birinden duyabileceğiniz gibi, daha rafine versiyonuyla Etyen Mahçupyan’dan da okuyabilirsiniz. Söz konusu replik “gelişmişliğin ölçütü” olarak küresel resmî ideoloji/emredici ve dönüştürücü politika olarak bütün dünyaya, ama öncelikle İslam toplumlarına empoze edilmektedir. Bugün NATO’nun Afganistan’da ve Pakistan’da giriştiği sivil katliamların neredeyse elde kalan tek gerekçesi “Afgan kadının özgürleştirilmesi”dir. BM Kalkınma Örgütü, bu çerçevede “Cinsiyet Eşitliği Endeksi”ne bakarak ülkeleri sorguya çekmektedir. Mesela hâlâ Türkiye “hayli geri” sıralarda duruyor. 1990-2000 yılları arasında kadınların işgücüne katılımı yüzde 17 iken, 2010’da yüzde 24’e çıkmış. Şu anda 6,5 milyon kadın çalışıyor. Ama ‘yeterli’ sayılmıyor.

12 Eylül referandumundan beri önemli adımlar atıldı. Şimdi sürece Diyanet katılıyor. Umarım üst üste gelen girişimlerin hedefi, kadının evden “önce camiye, sonra piyasaya çıkması”nın önündeki engelleri “din içinden meşruiyet bularak” kaldırmak değildir. Batı’nın aslında kendine özgü olan değerlerini “evrensel gelişme endeksleri” olarak dünyaya dayatması, ortalama Müslüman tarafından dinî meşruiyet çerçevesinde ruhen ve zihnen içselleştirilmedikçe kabul mümkün olmaz. Bu çerçevede Kur’an ve Sünnet’teki hükümleri ya tarihsel okumaya tabi tutmalı veya hükümleri yeni bir tefsir ve teville “gelişme endekslerine uyumlu hale” getirmeli. Sempozyuma katılanların bunun esaslı bir kritiğini yapmalarını diliyorum.

Zaman Gazetesi

Okunma Sayısı : 7.867

Yorum yapın

“Ev’den camiye!” için 42 Yorum

  1. Ahirzamanda Erkek Olmak diyor ki:

    Allah aşkına cami cemaatiyle bir anket yapılsın cemaatin kaçta kaçı kadının kendisine farz olmayan ibadetler için camiye gelmesine sıcak bakacak ben bir ilahiyatçı ve camilere gidip gelen biri olarak kesinlikle karşıyım ve sıcak bakmıyorum şuna eminimki cemaatin %95-98 de benimle aynı görüştedir.

    çünkü cami sukunet yeri,tefekkür yeri,itikaf yeri,inziva yeri ve ibadet yeridir.ama kadın fıtratı gereği caminin bu ambiansını bozar konuşur ses çıkarır dır dır vır vır eder.

    ben kaç defa şahit olmuşum ki kadınların geldiği camilerde illa müezzinler uyarı yapmak zorunda kalmışlardır.buda ister istemez ibadet huşuunu şevkini kırmıştır.

    kısaca diyanet her zamanki gibi fuzuli işlerle ugraşmaya devam ediyor.kadın ve aile konusunda sınıfta kaldığından açığı bu şekilde doldurmaya çalışıor.

    yahu boşanmalar hat safhada diyanet nerdee?feminizm altın çagında diyanet nerdee?diziler aileleri mahvetti diyanet nerdee?kadınlar evden çıkınca eve dönmez oldular diyanet nerdee? daha varda var !

    Allah aşkına diyanetin bu ülkede görevi sadece takvim hazırlamak,hac işini organize etmek kandil programları düzenlemek mi?

    diyanetin kendi personeline bir anket yaptırsınlar personelin %90 nı diyanetten memnun olmadığı ortaya çıkacaktır.daha diyanet kendi personelini memnun edemedi kendi personeli diyanet güvenmiyor,diyanet kendi personeline güvenmiyor!

    velhasıl kelam diyanetin sorunlarına dalarsak günler geceler bunu konuşmamız lazım.her neyse bu hamur daha çok su alır benden söylemesi.diyanetin avukatlığını yapanlara gelince onlara sadece üzülüyorum.

    • hüzün diyor ki:

      merhaba ahirzamanda erkek olmak kardeşim.
      -avukat değilim diyanetin avukatlığınıda yapmadım.diğer yorumlarımı okursanız diyanetle paralel bir görüşümün olmadığını fark edeceksiniz.
      -yukarıdaki yazınızda caminin sukunet , tefekkür ,ibadet vs türünden durumların yerlerinin olduğunu söylemişsiniz.bu görüşünüzün doğru olmadığını ifade etmeliyim , caminin böyle bir işlevinin olmadığını beyan edip görüşünüzü red ediyorum.
      -ashab-ı suffe mektebinin tornasından geçen sahabeler orada savaş için gerekli kılıç taktikleri , dövüşleri ,strateji çalışmaları ve istişare yaparlarken çıkardıkları gürültü oranın sukunet ve SADECE ibadet yeri olmadığını göstermektedir.sizin kast ettiğiniz yerler kiliseler , sinagoglardır.ama maalesef günümüz camileride kiliselere ve sinagoglar haline getirilip asıl misyonundan uzaklaştırılmıştır.

      -ben kavgacı , inatçı , direnişçi bir takva ve ahlak istiyorum rabbimden , sorumluluktan kaçıp kendini mescit köşelerinde ibadete verip ‘kendimi olup bitenden uzak’ bir yerde gizlemek istemiyorum.bunca sorumluluk arasında pasif , uyuşturucu , sadece ibadete yönelten bir takva benden uzak olsun ve rabbim beni hep direnişçi bir takvayla donatsın ki sorumluluk varken kaçmıyayım.amin

      -biz kadınlarda camiye gitsin derken , öyle hemence olsun demedik ‘gerekli uygun düzenlemeler ve zemin oluşturulduktan’ sonra dedik.lütfen yazdıklarımızı bir daha okuyunuz…

      • Ahirzamanda Erkek Olmak diyor ki:

        ben size söylememiştim avukatlık lafını ama yaranız varsa buyrun gocunun.

        size asıl şu sözlerinizle yüklenmek istiyorum:

        imam gazali ve saidi nursinin bayanlar hakkındaki görüşleri bağlayıcı değildir.bu onların kendi fikirleridir.alim olabilirler , üstad olabilirler ama yanılmaz değillerdir.kendi dönemleri ile ilgili cümleleri , o dönemin şartlarına , kültürüne göre yorumlamışlardır.

        sizin bu cümleleriniz tamamen fazlurrahman mantıgıdır yani tarihselcilik anlayışıdır.yani onlar kendi dönemlerinde yaşamışlar onlar öylediler onlar şöyle falanda filan.vb.fasa fisolar.

        bak kardeşim alim demek peygamber varisi demektir islam dininde, ve bu alimlerin söyledikleride bizleri bağlar bizim için hüccettir.ister bundan bir asır önce söylemiş olsun ister on asır önce.

        nitekim Üstad Said Nursi daha 1960 da vefat etti.osmanlının son devrini kurtuluş savaşınıda dünya savaşınınıda tüm yapılan inkılaplarıda görmüş yaşamış bir islam alimi ve kahramanı.

        şimdi sen kalkıp bu alim için onun kadınlar hakkında söylediği sözler için o devri bağlar veya söylediği her söz doğru değildir türünden fena ve fani sözler sarfediyorsun.

        şunu unutarak bu yanılgaya hep düşüyoruz bizim islam alimlerimiz sadece yaşadıkları çağlara münhasır kalsalardı şu anda islamiyet diye bişey bize ulaşmaz karanlık cehaletler içinde kala kalırdık.
        hele bu alimlerki (bahsettiklerimiz) islamın zirve noktaları olan İmam Gazali ve Üstad Said Nursi ve bu zatlar ilerisi için konuşmayacak ileriki nesiilere mesajlar vermeyecek ileriyi manevi cihetleriyle göremeyecekler öylemi?

        Altıncı Risale olan Altıncı Kısmın Zeylinin yazılma nedenini şöyle açıklıyor:
        [İstikbalde gelecek nefret ve tahkirden sakınmak için, şu mahrem zeyil yazılmıştır. Yani “Tuh o asrın gayretsiz adamlarına!” denildiği zaman, yüzümüze tükürükleri gelmemek için veyahud silmek için yazılmıştır.

        evet kardeşim üstad sadece kendi çağı için yaşamamış gençliği düşünmüş erkeğini kadınını düşünmüş hatta tesettür risalesinden dolayı mahkum edilmiş.eğer üstad gibi nice alimler sadece kendi çağları için eserlerini kaleme almış olsalardı.kendilerinden sonraki gelecek nesiller tıpkı üstadın dediği gibi”tuh o asrın gayretsiz adamlarına derlerdi”bize hiç bir şey bırakmadan hiç bir öğüt bırakmadan gitmişler derdi.

        neyse fazla uzatmak istemiyorum.kısaca şöylemek istediğim şudur alimlerimize lütfen saygı saygı saygı.onlar bizim askerlik arkadaşımız değiller onlar bu dava ugruna bedel vermiş zatlar sadece kendileri için kendi dönemleri için yaşamamış kaldıkları yerden ufukları görerek sonraki nesilleri görerek yaşamışlardır.

        hem üstadın “mimsiz medeniyet kadınları yuvalarından uçurmuş” diye başlayan cümleleri ileriyi görmekten ziyade bir kadın fıtratı analizidir.hemde hayatında hiçbir kadının gölgesinden geçmeyen bir zatın kadın fıtratı tasvirleri, alın size hüccet, alın size delil,başka söze ne hacet.

      • zeynep liva diyor ki:

        *********
        ben kavgacı , inatçı , direnişçi bir takva ve ahlak istiyorum rabbimden , sorumluluktan kaçıp kendini mescit köşelerinde ibadete verip ‘kendimi olup bitenden uzak’ bir yerde gizlemek istemiyorum.bunca sorumluluk arasında pasif , uyuşturucu , sadece ibadete yönelten bir takva benden uzak olsun ve rabbim beni hep direnişçi bir takvayla donatsın ki sorumluluk varken kaçmıyayım.amin.ELFÜ ELFİ AMİN DİYORUM BENDE.

        gerekli uygun düzenlemeler ve zemin oluşturulduktan SONRA KADINLARIN CAMİYE GİTMESİ TARAFTARIYIM.

    • Deniz diyor ki:

      Diyanetin bu calismasi halka yonelikse kadinlar isini gucunu birakip ta kolay kolay gitmez. hem eger cami eve yakin degilse pratik olarak cok zor. Bosuna uzulmeyin siz husu icinde camilerinizde ibadet yapmaya devam edin nasil olsa ramazanlarda filan otobuslere dolusup topluca cami ziyaretleri yapiliyor, daha ne istiyoruz ki! :))

  2. hasret diyor ki:

    Bayan kardeşler neden camilerde erkekler gibi cemaatle namaz kılmaya bukadar meraklısınız?
    siz resullulahın sünnetinden nekadar da haberdarsınız ?
    o bize namazlarımızın evlerimizde kılmamızı ve evlerimizde yaptığımız ibadetlerimizin daha efdal olduğunu öğütlemedi mi? bizim için evlerimizin daha hayırlı olduğunu söylemedi mi?
    neden bizim özgür bırakıldığımız sorumlu tutulmadığımız cuma namazı ,cenaze namazı gibi mesul olmadığımız bazı ibadetleri ilede erkekler gibi sanki bize farz kılınmış gibi yeni adetler çıkarıyorlar?
    kaldı ki;hutbeler de dini sohbetlerden çok dünyevi yok trafik haftası ,yok cumhuriyet bayramı diyanetin izin vermediği konuların dışına çıkılmıyor.bu tür sohbetler yüzünden erkeklerimiz camiye gitmeye soğurken (benim eşim sırf bu saçma hutbe konuları yüzünden gitmek istemiyor)biz nasıl o hutbelerden faydalanacağız…hem camilerde kadınlar 10. dakikadan sonra konuşmaya gıybet etmeye başlıyorlar .çünkü kadınlar konuşmayı çok seviyor ve her neresi olursa olsun konuşup gıybet ediyorlar…evlerde yapılan sohebtlerde bile konuşup sohbetleri dinlemiyorlar…

    Hırıstiyanlar düğünlerini kilisede yapıyor buda bizim zorumuza gidiyordu. bizde müslümanın düğünü de camide olmalı dedik camide sohbetli düğün yaptık… kadın bölümü yukardaydı ama kadınların çenesi yüzünden benim kendi camideki sohbetli düğünümün sohbetinden hiç birşey anlamadık ..erkeklerde kadınları susturup devamlı ikaz ediyorlardı..bence böyle olacağına kadınlar hiç camillere gitmesin daha iyi..

    hem ne çabuk unuttunuz çok değil bundan 2-3yıl evvel kadınları başı açık, pantolonlu ,erkeklerle omuz omuza cenaze namazı kılarken çekilmiş fotoğrafları görmediniz mi?o dönemde islamı kötülemek isteyen bazı güçler kadınları kullanarak islamiyeti yozlaştırmya çalıştırıyorlardı.namazın başı açık ,erkeklerle yanyana kılınabileceğini medya bas bas bağırıyordu… bence bu evden camiye projesi kötü güçlerin ekemğine yağ sürecektir…tabiiki kadınlarımızda camiye gitmelidir ,ama bence daha çok dışarıda ise namazını kılabilmek için ..ama önce camilerin müsait olması ve namaz kılmak için bayanlara özel yer olması gerekir….
    bence diyanet kadınlardan önce erkelere camiyi sevdirmeli cemaati arttırmanın yollarını bulmalıdır..ayrıca hutbelerde yada sohbetlerde çocukların camiye gelmesinin gerkliliğini anlatmalı ve cemaate çocukları sevdirmelidir hatta şöyle bir kampanya yapsa hiç fena olmaz”haydi babalar ,çocuklarla camiye”..bırakın camiye çocuklarımızı babaları sevdirsin.alsın müsait olduğu zamanlarda camatle namza teşvik için camiye götürsün..hem örnek olsun, hem camiyi sevdirsin ve hemde artık cemaatteki namaz kılan insanlar çocuklarla camiye alışsın ve resulullah gibi sevsin çocukları….
    haydi ”BABALAR ÇOCUKLARLA CAMİYE”:))

    • hüzün diyor ki:

      hutbelerde okutturulan konuların islam dışı ve gereksizliğinin anlatılması nedeniyle camiye gitmiyorum.
      bizim için her yer camidir ‘cem’ edilen ve islam konuşulan her yer cami olmalıdır biz müslümanlar için.
      (cami kelimesini kullandığım yerler için lütfen , diyanetin kullandığı ‘cami’ ibaresi aklınıza gelmesin..)
      -kadınların evden çıkarmıyoruz , belirli bir vakitte ibadet için gerekli yerler uygun bir şekilde düzenlenip tanzim edilince hanımların ibadetlerini birlikte yapması taraftarıyım.hem yerel gündemlerini bir birlerine anlatıp istişare ederler (tabi aşama aşama olacak bu işler) hemde cemaat ruhunu soluyacaklardır.

      -hemde siyasi oyunların sahnelendiği bu dünyada ve dünya ve dünya halklarını yabancı bir gözle seyreden ve dünya kadınlarını kendi istediği şekilde dönüştüren batıya karşı kadınlar bir biriyle fikir alışverişi yapıp gerekli cevabı birlikte düşünerek verebilirler , bunuda ibadet vakitlerine (ki bir araya gelmek rahmet olduğu için ibadettir) denk getirebilirler.yararlı olacağı kanaatini taşıyorum.vesselam

      • uhuvvet diyor ki:

        hutbelerde okutturulan konuların islam dısı olduguna nerden kanaat getiriyorlar …örnek metin bulun getirin!!!

        • hüzün diyor ki:

          mustafa kemalin inkıblarını , ağaç sevgisini , hayvan sevgisini (batının tanımıyla) , hint kültürüne ait şefaat anlayışı , muaviyeden kalma (islamdan değil)kalma görüşler , muaviye tarzı hutbeler ve müslümanları aktifleştiren değil pasifize eden devlet güdümden nasibini alan ve devlete uygun islami anlayışların hutbelerde okutturulması hem resululullahın sünnetine aykırı hemde resulullahın hutbe anlayışına ters.bunlar islam dışı değil mi? islam dışı olması bir yana tamamen islam karşıtı şeyler…

          • hasret diyor ki:

            evte hüzünbey bende size katılıyorum tamda sizin yazdıklarınız anlatılıyor..ben eski bir imamın kızıyım.babamda bu konulardan şikayet ederdi..onlara uymak istemez ,islami bir konuyu anlatmak isterdi ama anlatınca ihtar alır bazı cezalar uygulanırdı görevden uzaklaştırma gibi..kocam enson cumaya gittiğinde cumhuriyet ve atatürkten bahsedince sinirlenip o camiyi terk etti ve birdaha da cumaya gitmedi (gitmiyor )bu hutbe konuları yüzünden..

            ben anlamıyorum işlerine gelince( laiklik) din işleri devlet işleri ayrı olmalı diyorlar ama devlete karıştırılmayan din;dinin işlerine gelince karıştırılıyor.. ne işivar ?devletin adamlarının(atatürkün) ,yönetim şekillerinin (cumhuriyetin)camide bir((hutbede) ibadethanede anlatılmasının…

      • zeynep liva diyor ki:

        bizim için her yer camidir ‘cem’ edilen ve islam konuşulan her yer cami olmalıdır biz müslümanlar için.

        -kadınların evden çıkarmıyoruz , belirli bir vakitte ibadet için gerekli yerler uygun bir şekilde düzenlenip tanzim edilince hanımların ibadetlerini birlikte yapması taraftarıyım.hem yerel gündemlerini bir birlerine anlatıp istişare ederler (tabi aşama aşama olacak bu işler) hemde cemaat ruhunu soluyacaklardır.

        -hemde siyasi oyunların sahnelendiği bu dünyada ve dünya ve dünya halklarını yabancı bir gözle seyreden ve dünya kadınlarını kendi istediği şekilde dönüştüren batıya karşı kadınlar bir biriyle fikir alışverişi yapıp gerekli cevabı birlikte düşünerek verebilirler , bunuda ibadet vakitlerine (ki bir araya gelmek rahmet olduğu için ibadettir) denk getirebilirler.

        Çok doğru düşünceler, aynı fikirdeyim, içimden geçen bütün düşünceleri izah etmişsiniz.yüreğinize ve elinize sağlık, vesselam.

    • uhuvvet diyor ki:

      hayır Allah rasülu a.selam döneminde de kadınlar mescidlerde namaz kıldılar…bir zaman uygulama gerekcelerle neyh edilse de bu neyh umumi değildir..sünnete asla aykırı değildir…sünnete bilakis gerekli şartlar mekan ve zaman uygunsa uygundur…Efendimiz a.selam sohbet günleri dahi belirledi..ben evden camiye projesinin uygun olduguna inananlardanım…

      mutlaka türkiyede kadınlar gerekli zemin olduğu sürece ki var çok bölgemizde artık gitmelidir..gidebilmelidir..
      doğrudur..

      gitmemelidir ise yanlış önermedir

      • hasret diyor ki:

        madem ki ibadet etiğimiz her yer bizim için cami (bende katılıyorum)..ozaman sorun yok zaten ..neden bu illada cami …
        resululllah zamanın da kadınlar mescide giderlerdi doğru ..ben bile o resululllah ın döneminde yaşasaydım koştura koştura giderdim tıpkı o dönemdeki kadınlar gibi son peygamberi görüp onun ağzından çıkabilecek en küçük sözü hadisleri duymak ve bunu herkese nakledip paylaşmak, islamiyeti daha iyi ilk ağızdan duymak için… malesef resulullah yok

        şimdi camiye gitmeye gerek yok birşey öğrenmek için ..heryerde çeşit çeşit kitaplar bulabiliriz en önemlisi elimizde kur a nı kerim var .. sıksık camilere gitmek caminin imamına sorular sormak bence kadın fitne değil ama fitneye sebebiyet verir..imam da bir erkek ve onunda nefisleri var ..2 kişi baş başa ise bir 3.sü şeytan olur ..ve şeytan da en çok Allah tan ve harmdan korkan insanlarla uğraşır….

        ben bu evden camiye fikrine pek sıcak bakmıyorum bu konuyu bir kaç kişiyle imam olan babamla da konuştum ama pek güzel şeyler olabileceğini tahmn etmedi…kadın fitnedeğil ancak fitneye sbebiyet sebebiyet verceği ve camilerde ibadet etmek yüzünden kadınların kendi görevlerini akstacğı düşüncesindeyim…ayrıca eşlerimizin rızası yoksa camilere gidemeyiz gitsek bile (rızasız )yaptığımız ibadetler boşa gidecektir..bence camilere taşınacağımıza evlerimizi camilere çavirelim.kur an kurslarına gidelim,fetva meclisleri kuralım,evlerimizi sohbetlere açalım daha rahat islamiyeti öğrenir ve dini konular hakkında konuşuruz…

  3. Ahirzamanda Erkek Olmak diyor ki:

    uhuvvet kardeş senin söylemin tahripten başka bişey değil.
    bu zamanın kadınlarını hz.Aişe ile kıyaslaman bile abesle iştigaldir.

    senin hizmet etsinde isterse feminist olsun dediğin kadınlar hizmet yerine zillet yaşatırlar topluma.
    Gültekin Avcının “kıyamet Kadınları”kitabını okumanı tavsiye ediyorum.orda bir anektot anlatır sayın Avcı derki:bir islami kanalda(kanal 7)bir feminist islamcı kadın çıkmış “biz İmam Gazalinin anlattığı kadınlar değiliz! müslüman kadın artık evin dışına çıkmak istiyor”diye seslenince yazıkki başörtülü seyircilerden büyük alkış alıyor.

    burda sana Gazzalinin hayatını ve eserlerini onun faziletinin beyan etmeme gerek yok heralde herkes Gazalinin bir zirve olduğunu bir islam yıldızı olduğunu bilir ve idrak eder.

    fakat senin feminist olsunda yeterki hizmet etsin dediğin türden kadınlar hizmet değil böyle zirve alimleri tenkit etme cürretinin gösterip zillete düçar oluyorlar.zaten sayın Avcı bu anektotun sonunda da şöyle der:”Gazali bu başörtülü ama başörtü dışında fazla bir islami insiyak taşımayan feministleri müslüman saymazdı belkide”
    aynı şeyi bende ilave ederek diyorum ki senin hz.Aişenin fonksiyonunu temsil etmezlermi dediğin kadınları hz.Aişe görse belki oda onları müslüman addetmiyece

    • hüzün diyor ki:

      kur’an ve peygamberin sünneti ve bu iki ölçünün terbiyesinden geçmiş sahabelerin hayatında, sizin misalinizi örnekliyecek bir uygulama göremiyorum sayın ahir zaman kardeşim.
      gerekli ve uygun düzenlemeler yapıldıktan ve gayri ahlaki olmadığı müddetçe kadının camiye , dışarıya çıkması gayet normal ve tabii bir durumdur.

      imam gazali ve saidi nursinin bayanlar hakkındaki görüşleri bağlayıcı değildir.bu onların kendi fikirleridir.alim olabilirler , üstad olabilirler ama yanılmaz değillerdir.kendi dönemleri ile ilgili cümleleri , o dönemin şartlarına , kültürüne göre yorumlamışlardır.
      her sözün bir coğrafyası ve zamanı vardır bir cümleyi coğrafyadan ve zamandan koparıp günümüze montajlarsanız hata edersiniz.yukarıdaki örneklemenizde bu hatanın bir işareti.eğer islamın kadınlar hakkında bu tür kararlar verdiğini düşünüyorsanız ‘rivayetlerle olumsuz kadın algısına’ sahipsiniz diye düşünüyorum.kadınlar hakkında söylediklerinizin islamda olduğunu söylüyorsanız kadınların yaptığının zıttı yönde bir ayet gösterebilir misiniz?
      söylediğiniz şeyler gelenek ve görenekten gelmedir araştırmak isterseniz adres orası…

      • zeynep liva diyor ki:

        Öncelikle “feminist islamcı kadın” diye bir tabirin inaçlı biri için kullanılmasının yanlış olduğunu düşünüyorum.İslamcı olan hiçbir kadın feminist değildir, gerçekten islamı benimseyen, kaidelerini özümseyen bir kadın feminist olamaz, olmamalıdır.

        ****
        kesinlikle gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra kadının camiye, cenaze namazına ,hutbeye katılması çok normal, altını çizerek söylüyorum gerekli düzenlemeler yapılmalı,ortam uygun hale getirildikten sonra hiçbir problem yok, herşey dinimizin emrettiği ölçüde olduktan sonra hiçbir sorun olmaz. Bana da öyle geliyor ki söylediğiniz şeyler gelenek ve görenekten gelmektedir.

        ****
        sayın “hüzün” kendi yazdığınızla çelişiyorsunuz.Önce alim zatları hakkında “yanılmaz değillerdir” diyorsunuz sonra “her sözün bir coğrafyası ve zamanı vardır bir cümleyi coğrafyadan ve zamandan koparıp günümüze montajlarsanız hata edersiniz”diyorsunuz.ilk olarak hata yapabilirler , ikinci olarak da o o devre ait bir söz diyorsunuz.

        Öncelikle şu hususun altını çizmemiz gerekiyor. Risale-i Nur her hadiseyi ahiret açısından değerlendirir. Dünyaya ikinci derecede bakar. Yani dolaylı olarak dünya söz konusudur. Esas amaç insanların ahiretini kurtarmaktır.
        Bediüzzaman Hazretlerinin kadınlara yönelik iki önemli tavsiyesi var.
        1-Kadınlar yuvalarına dönsün istiyor.

        2-Bazı hanımlara ise “ekonomik özgürlüğünü kazan”(iffet ve ismet dairesinde kalmak şartıyla) diyor.Cümlenin tamamını okumak ve ona göre yorum yapmak en doğrusudur. Tavsiye ederim

        1-“Mim”siz medeniyet, tâife-i nisâyı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul metâı yapmış. Şer’-i İslâm onları
        Rahmeten dâvet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada; rahatları evlerde, hayat-ı âilede. Temizlik zînetleri;
        Haşmetleri hüsn-ü hulk, lûtuf ve cemâli ismet, hüsn-ü kemâli şefkat, eğlencesi evlâdı. Bunca esbâb-ı ifsad, demir sebat kararı
        Lâzımdır, tâ dayansın. Bir meclis-i ihvânda güzel karı girdikçe, riyâ ile rekabet, hased ile hodgâmlık debretir damarları.
        Yatmış olan hevesât birden bire uyanır. Tâife-i nisâda serbestî inkişafı, sebep olmuş beşerde ahlâk-ı seyyienin birden bire inkişafı.
        Şu medenî beşerin hırçınlaşmış ruhunda, şu sûretler denilen küçük cenazelerin, mütebessim meyyitlerin rolleri pek azîmdir; Hem müthiştir tesiri.” (Sözler sh.668)

        2-“Hemşirelerim, mahremce bu sözümü size söylüyorum: Maişet derdi için, serseri, ahlâksız, frenkmeşrep bir kocanın tahakkümü altına girmektense, fıtratınızdaki iktisat ve kanaatle, köylü mâsum kadınların nafakalarını kendileri çıkarmak için çalışmaları nevinden kendinizi idareye çalışınız, satmaya çalışmayınız. Şayet size münasip olmayan bir erkek kısmet olsa, siz kısmetinize razı olunuz ve kanaat ediniz.” (Lemalar sh.204)

        • uhuvvet diyor ki:

          kesinlikle gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra kadının camiye, cenaze namazına ,hutbeye katılması çok normal, altını çizerek söylüyorum gerekli düzenlemeler yapılmalı,ortam uygun hale getirildikten sonra hiçbir problem yok, herşey dinimizin emrettiği ölçüde olduktan sonra hiçbir sorun olmaz. Bana da öyle geliyor ki söylediğiniz şeyler gelenek ve görenekten gelmektedir.

          zeynep kardeşim tebrik ederim

        • hüzün diyor ki:

          -sayın zeynep hanım kendinizle çelişiyorsunuz diye belirttiğiniz şeylerde bir çelişki göremedim.tekraf izah ediyorum ;(lütfen sizde izah edini)

          -‘yanılmaz değiller’ dedim ve ‘her sözün bir coğrafyası var’ dedim.kişilerin söylediği sözleri kendi şartları ve coğrafyası ile ele alınca daha ONLAR HAKKINDA VE SÖYLEDİKLERİ HAKKINDA daha sağlıklı bilgiler elde edebiliriz.ama bu şartlarla birlikte değerlendirdiğimiz ve onlar hakkında doğru sonuçlara ulaşsak bile bu fikirlerinin ‘doğru’ olduğu ve onlarında ‘yanılmaz olduğu’ anlamına gelmez.

          -imam gazali ve said nursi(Allah onlardan razı olsun) büyük alimler olabilir ama onların sözleri bağlayıcı değildir.kur’ana uyuşmayan nice görüşleri olduğu gibi bu konudada onların yanıldığını ifade etmeliyim.kur’anın kadınlar hakkındaki emir ,hüküm ve yön göstericiliği hala önümüzde duruyor.

          -kadın fitne değildir.tarihten bu yana günümüze gelen tezlerin aksine , ben diyorum ki kadın fitne değildir , fitne haline getiriliyor.

          -kadının evden camiye gidişini bile erkek denetliyor ve belirliyor neye göre? kur’an ve sünnete göre mi? yoksa kendi kıskançlığının bir sonucu olarak oluşan ‘gelenek-göreneğe’ göre mi?

          • eymen diyor ki:

            İmam-ı Gazali’nin Kuran’ a uymayan bir tane görüşünü söyler misiniz?

            Said Nursi’nin yolundan gittiğini söyleyen erkekler bile zaten camiyi ve camii cemaatiyle namaz kılmayı önemsemiyorlar. Evde cemaat olmak camiye gitmekten daha evla gibi onlara göre.

          • hüzün diyor ki:

            sayın eymen kardeşim , imam gazali (Allah ondan razı olsun) meşhur eseri olan , kalplerin keşfini okudunuz mu? isterseniz bu eserini okuyun sonra burada birlikte kritiğini yapalım.yoksa bu kitaptan cımbızla çekeceğim TEK SÖZLE onun aykırlığını göstermek istemiyorum.bütüncül yaklaşmak istiyorum.ismini verdiğim kitabı okuyacağınız vakte kadar beklerim sizi (iki ayda sürebilir)

    • uhuvvet diyor ki:

      etik değerler üzerine yorum yapmıyorsunuz…
      diyaneti tanımıyorsunuz
      kadına bakışınızı daraltıyorsunuz
      kuran ve sünnete arz etmiyorsunuz
      feminizm ayrı kadının hakkı hukuku yeri ayrı şeyler…biri tamamen özgürlüğü biri de islami dairede etmesi gereken hizmetleridir..
      abes olan hz.aişenin fonksiyonudur..bunu yorumlarken benim ifade ettiğim manayı anlamamanız olmanız
      kadın evin dısına cıktıgında başka bulanık bakışınız..ters bakmanız…ben feminist tabirimi kadınlar için kullanmadım varsın hizmet etsin diyanet feminist desinler dedim…yoksa değildir elbet..

      ben 15 yıldır kadınların hakkını hukukunu okuyorum
      her yerde ilimde savaşta cephe önlerinde…seferde..ticarette..evde..her yerde kadın yer itibari ile öndedir…okutabilir okutturabilir…camide imam olabilir kadınlara ait bölümde..onlara en güzel yerler erkeklerden ayrı yerlerde ayrılabilir..kuran kurslarında okutabilir..erkeklerin dahi sorularına cevap verebilir mesru dairede..her ne ise…kadın müslümandır müslğmanlık da degerlerini korumakla oluyor…kimse kaybetmedi..kaybeden kadını hapseden zihniyet…kadın aklen özgür olurken vahyin sınırlarında da yaşarsa topluma faideli olur

      • uhuvvet diyor ki:

        abes olan hz.aişenin fonksiyonununu farklı daraltılmış değerlendirmenizidir..şeklinde düzeltiyorum

    • Deniz diyor ki:

      Sayin Gultekin Avci’nin “kiyamet kadinlari” adli kitabini okumadim ama yapilan bir soyleside bu konu ile ilgili fikirlerini okudum. Hakli tesbitleri var ama kimlerin kiyamet kadini olduguna dair ornek olsun diye isim de vermis. Toplumda ne kadar sozu olan kadin varsa pat diye yapistirilmis uzerlerine bu yafta.Biraz insaf! hem kadin icabinda ogretmen de olur doktor da olur diyeceksiniz hem de kadinlardan bir fikrin sadir olmasini cok agir elestireceksiniz. Nerede calisacak bu kadin uzayda mi? Bir de bu feminizm ocusu var dillere pelesenk gelen vuruyor giden vuruyor , yetti artik! Evet yozlasma olmustur ama her alanda ne bir eksik ne bir fazla kimse kendini temize cikarmaya calismasin. Hayirda yarisabiliyor muyuz kendimize soralim…

  4. Ahirzamanda Erkek Olmak diyor ki:

    Diyanetin son zamanlarda kadın konusunda yaptıklarının enine boyuna irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum. zira müftü,müftü yardımcısı,vaize alımlarının artması kadınların erkek imam ve müezzinlere amir yapılmaya çalışılması tüm bunlar aklı selim sahiplerince irdelenmelidir.

    Çok geçmez diyanet bu politikalarıyla kadın imam ve müezzinde alımı yapıp kadınlara kadın imam Uygulaması da başlatırsa hiç şaşırmam hatta ve hatta bu gidişle ilk kadın diyanet işleri başkanı çıkarsa buna da şaşırmam!
    Çünkü bunların altında yatan nedenin dini hassasiyetten kaynaklanmadığını başka Saiklerin rol oynadığını düşünüyorum Ali Bulaçın endişesini takdire şayan buluyorum.

    6.5 milyon kadın Türkiye de çalışıyormuş el insaf be kardeşim! Bu kadar işsiz güçsüz erkek varken bu rakamı görünce bir erkek olarak benim vicdanım sızlıyor tahammül edemiyorum bu duruma!
    Zaten zannımca bunların rahatlıkla 5 milyonu fuzuli çalışıyordur gerisi belki zaruri olabilir.

    Kısaca üstad Said-i Nursinin şu sözünü bu zamanın kadınları adına çok manidar buluyorum
    “Mimsiz medeniyet, taife-i nisayı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul metaı yapmış. Şer’-i İslâm onları Rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada, rahatları evlerde, hayat-ı ailede. Temizlik zînetleri. Haşmetleri, hüsn-ü hulk; lütf-u cemali, ismet; hüsn-ü kemali, şefkat; eğlencesi, evlâdı. Bunca esbab-ı ifsad, demir-sebat kararı Lâzımdır tâ dayansın.”

    İslam haydi kadınlar dışarı demez haydi kadınlar eve der.
    Eğer diyanet bunun tersini söylüyorsa durup bu duruma one minute demek lazım.

    • uhuvvet diyor ki:

      diyanet ne diyor !!! dısarı mı diyor
      mantığı anlamadım ben diyanet mensubuyum nerde ne dedi…metin olarak görmek istiyorum

      • uhuvvet diyor ki:

        diyanet bu kadar kadınlara değer vermemişti

        kadınlardan vaize olması çok hoş

        kuran kursu öğreticiler sayısı fazla olması daha islami değil mi..

        kadınları kadınlar okutuyor

        her hoca hanım talebe topluyor kime sakıncası var

        hem dahi üstad hazretlerinin o sözü ile ne alaka…o cümleyi buraya uyarlamayı üstadı anlamamak olarak anlıyorum

        • eymen diyor ki:

          Kadın vaizeler, kuran kursu hocaları en az kırk yıldır var; ama eskiden bu eğitimler ve vaazlar erkeklerle ilgisi olmayan kız kuran kurslarında verilirdi. Şimdi camilerde yapılmak isteniyor, fakat mevcut camiler buna uygun yapılmamış. Diyanet hizmet yapacaksa kız kuran kurslarının sayısını arttırsın, hatta bir kampanya başlatsın bu konuda. Yapamaz, çünkü niyet başka, maksat AB ye yaranmak…

          • uhuvvet diyor ki:

            ab gibi iddialar saçmalık..siz bir diyanet 2011 ve 2010 faaliyetlerine bakınız görünüz..lütfen koskoca kurumun bu camiada yaptıgı güzelliklere alkış tutunuz….hizmet yapacaksa ne demektir…hizmet yapmıyor mu!!! bence vatandas olarak kuran kursu vaize vaiz imam hatip görevlerini bilmiyoruz…kız kuran kurslarımız da çok …arastırsanız görürdünüz…her ilçede kuran kursları var…bayanlar da akın ediyor.niyetsiz niyet ettim demeyin

          • eymen diyor ki:

            Ali Bulaç – ZAMAN
            15 Aralık 2011, Perşembe

            Sorunun başka boyutu

            “3) Bugün ise bu iki gelişmeyi arka plana alan Batı -bundan ABD ve AB’nin hegemonik güçlerini kastediyorum- Batı-dışı toplumları dönüştürme aracı olarak kadın sorununu araçsallaştırmakta; politik ve stratejik bir enstrüman olarak kullanmaktadır. Özellikle farklı bir medeniyet, aile ve ev modeli olan İslam toplumlarını çözmeye çalışmakta, böylelikle sosyoekonomik avantajlarını, askeri ve politik hakimiyetini sürdürmeye çalışmaktadır.”

        • Ahirzamanda Erkek Olmak diyor ki:

          uhuvvet kardeş mesele diyanetin kadınları diyanet camiasında söz sahibi yapması amir mevkiine getirmesi zaten her kulvarda erkek ile yarışır halde bulunan kadını diyanet alanında yarışır hale getirmesi.ben buna karşıyım elbet k.kurs öğreticisi alımı olsun kadın vaizeler olsun amma sınır burda bitsin!kalkıpta kadın müftü yada müftü yardımcısı alıp kendi erkek personeline amir yapıp feminen duyguları diyanet camiasında da filizlendirmesin!

          kendi başkanlık binasında kadın sekreter çalıştırmasın bu erkekler hepsi dar agacınamı asıldıki hep sekreterler kadın olmak mı zorunda kardeşim bana bunu biri izah etsin!

          kadınlara çalışmamanın ev hanımlığının ve anneliğin önemini anlatan yayınlar yapsın.sırf bu işle ilgilenecek personel alırsa eyvallah (ama tabi alacağı personelde feminist olmasın).

          ama tüm bunları yapmak şöyle dursun ben nasıl ne şekilde feminen kadınlara yaranırım diye çabalamakla meşgul diyanet ben bunu anlamıyorum!birileri islam kadını camiden uzaklaştırmış deyince kalkıp kadınlara farz olmayan ibadetler için yer açmak niye?

          daha bir sürü ofsaytları var bu konuda diyanetin ama bu konu çok su götürür.
          benim ricam site yayıncılarından Ali Bulaçın bu konuyla paralel yazdıgı diğer yazılarıda yayınlamaları çünkü bu şekilde konu daha iyi anlaşılacaktır.

          • uhuvvet diyor ki:

            kadın müftü olunca hz.aişenin fonksiyonu yerine getirilmiyor mu
            kadınlar neden müftü olamaz..onlar kendi dairelerinde evlerinden dısarı da cıkmasınlar …esnaf da olmasınlar…pazara da cıkmasınlar..sevgili kardeşim bir sürü fetva veren hadis külliyatına hizmet eden kadın alimlerimiz var…ki ashabdan olanlar var…korkmamalıyız değerlerimiz edeb iffet haya ilim erdem…bunlar yıkılmaz…ben cesareti medeniye yorumlarınızı beklerdim…biraz da dini cesaret..su götüren mevzular genelde kalıplaşmış aşılamamış tek tip hapsolunmuş fikirlerdir…ali bulaçın söylemlerini dahi yazarken farkında olmuyorsunuz …yorumlayamıyoruz…kınıyorum yazdıklarınızı…124 bin personel içinde bence 25 bin kadın olmalıdır şu anda 4000 lerde…inşaallah hak ettiği hizmet gelir..aile irşad hizmet büroları var..artsın sayıları ..varsın tabirinizce de feminist olsunlar!!!!

          • eymen diyor ki:

            124 bin personelin 90 bini imam, 10 bini müezzin. İmam mı olmak istiyorsunuz, müezzin mi?

    • hülya yilmaz diyor ki:

      tamam da kardeş üstadın sözleri çok hoş elbette de kızlarımızı niye üniversitelere evlerinden uçuruyoruz madem ne adına sözde ilim alıp makam mevki dolayısıyla söz sahibi olması gerekçesiyle değil mi?

      • Ahirzamanda Erkek Olmak diyor ki:

        benim üstadın o sözünü buraya almamın nedeni diyanetin üstadın o sözü minvalinde hareket etmesi gerektiği üzerineydi.

        madem mimsiz medeniyet kadınları yuvalarından uçuruyor o halde diyanete düşen görev üstad gibi daha nice alimlerin perspektifinde düşünüp bunu eyleme dökmesi buna göre faaliyetlerde bulunmasıdır.

        birileri Haydi Kızlar İşe! derken diyanet one minute demeli Hayır!Haydi Kızlar Yuvalarınıza demeliydi ama demedi ve halende demiyor!benim meramım bu bu nedenle üstadın o sözünü buraya yazmayı faydalı buldum.

        • eymen diyor ki:

          “24,9 milyon çalışanın 17,6 milyonu erkek. Yani kadın çalışanlar 7 milyon 247 bin kişi ile toplam istihdamın yüzde 29,1’ini oluşturuyor.”
          http://www.rotahaber.com/Ak-Parti-iktidarinda-kadin-firsati_232063.html

          Bir yanda evini geçindirmek için iş bulamayan erkekler, bir yanda da çokta ihtiyacı olmadığı halde çalışan kadınlar. Eşinin veya babasının kendilerini geçindirecek kadar geliri olupta çalışan kadınların vay haline.

  5. hülya yilmaz diyor ki:

    kızlarımızın başlarını açarak bilim alanında küresel piyasayla yarışmalarında sakınca görülmemesi ya da buna cevaz verilmesinde hangi ayet veya hadislerden yola çıkılıyor bu ne lahana bu ne perhiz.Allah aşkına cami sözkonusu olunca mı fitne oluyor biri bana açıklasın.İşimize gelince hadis ayet işimize gelince haşa ayet hadis bi kenara kişisel fetvalar.Ve her ne hikmetse en çok da kadın üzerine yeter artık.Ayetlerle sabit açık hükümler dolu Kur’anda.EY ÖRTÜSÜNE BÜRÜNEN KALK VE UYAR ayeti sadece erkeklere mi farz.evlerimiz hayırlı olacak inşallah ama şu durumda evleri bi gözden geçirelim diyorum.İlköğretimlerin bahçesinin önünde bile 5 dakikada ne kirliliklere şahit oluyoruz.evinde oturup aptal proğramlardan izleyen bi hanımı alıp camide namazımızı eda edip çocuğumuzun okuluna gitsek bahçenin önünde bile bi 10 dakika hem çöpleri kaldırsak hem çocuklarımıza örnek olup bilgilendirsek onlara güzel nasihat etsek bi yarım saatimizi versek öyle zannediyorum ki bu nesil bu ümmet yeniden ayağa kalkar.Ben böyle düşünüyorum.

    Camiler müslümanların kadın çoluk çocuk ve beyleriyle dolup asıl işlevini yeniden kazanmalı.toplumumuzda kadınların dışlandığı çocukların azarlandığı loş ve boş mekanlar olmaktan çıkarılmalı.Zaten erkeklerin birçoğu işinden izin alıp camiye farz namazını ifa etmeye gidemiyor ki.Şimdi okuldan çok cami var diye feveran edenleri haklı konuma elimizle getirmiyor muyuz?Yok yok her ezanda davet edileceğiz ama kadın olduğumuzdan çocuk olduğumuzdan icabet edemeyeceğiz öylemi fitne olabilir diye.Hacca da gitmeyelim,sadaka zekat da vermeyelim,dolmuşa otobüse binip dışarı hiç çıkmayalım postaneye hastaneye pazarlara hiç gitmiyoruz ya camide gelip bulacak bizi fitne estağfirullah yahu.üniversitelere de hiç bi kızımızı yollamayalım o zaman.diri diri toprağa gömülmek değil de nedir bu?Birilerinin elinden gelse cennetin kapısına da yazı astıracak haşa hanımlar giremez diye.. HAYDİ HANIMLAR,HAYDİ GENÇLER,ÇOCUKLAR,YILLARDIR BİZLERE UZAK EDİLEN CAMİLERİMİZE!

    • eymen diyor ki:

      Usulunce mekan ve zaman düzenlemeleriyle eyvallah. Ama teravihlerde yukarı mahfillerdeki kadınların seslerinden hocanın ne dediğini bile anlayamıyoruz,; biz çocukkende kadınlar gelirdi teravihe ama çıt çıkmazdı o zamanlarda.

  6. Deniz diyor ki:

    oyle ya da boyle ” kadin ” zaten disariya cikmis. Zaten disarida olan bu kadina “evden camiye” demenin ne zarari var. Okuyan kadinin calisma hayatina atilmasi pesinden gelen bir surec hem okumasa bile evin yukunu omuzlamasi bu zamanda zorunlu neredeyse. Bu saatten sonra siz evinizde oturun demenin gercekciligine inanmiyorum. Butun mesele evde kari -kocanin kendi durdugu yeri bilmesi ve eslerin birbirlerine kendilerini gerceklestirebilecegi alanlar acmasi. Bu siteyi bunun icin takip ediyorum.

  7. eymen diyor ki:

    Ali Bulaç
    8 Aralık 2011, Perşembe ZAMAN

    “Ancak bir kere ‘Ev’den çıkarılan kadın, çok cazip teşviklere rağmen doğurmaya ve ‘Ev’e dönmeye razı olamıyor. Diğer taraftan aynı AB, kendi yaşadığı açmazlara rağmen, her yıl düzenlediği ‘İlerleme Raporu’nda, Türkiye’de kadınların işgücüne katılımının yetersiz olduğuna vurgu yapıyor. Bizimkiler bunu yuttuğu gibi, millete de yutturmaya çalışıyor.”

    Ali Bulaç
    10 Aralık 2011, Cumartesi ZAMAN

    “Buhari’de yer alan bir hadiste daha çarpıcı ifade var. Bilal bin Abdullah, mescitlere gitmek isteyen kadınlara engel olmak isteyince Abdullah bin Ömer, ona Hz. Peygamber’in “Birinizin hanımı mescide gitmek için izin isterse, ona mani olmayın.” emrini hatırlatır. Ebu Davud’un rivayetinde “Kadınlarınızın mescide gitmelerine engel olmayın; ama evleri onlar için daha hayırlıdır.” kaydı vardır. Sonraki dönemlerde -ki pek erken bir dönem olması gerekir- Hz. Aişe (ra) “Hz. Peygamber, kadınların bugün neler yaptıklarını görseydi, mescide gitmelerine engel olurdu.” demiştir. (İbnü’l Esir el Cezeri, Camiu’l usul, Cilt. XVIII, s. 151) ”

    “d) Bu etkinlikler çerçevesinde camileri yeni düzenlemelere tabi tutarken, rol oynayan asıl saik nedir? Dinin bugüne kadar icra edilmemiş bir hükmünü veya ibadetini ihya etmek mi, yoksa “küresel piyasa”nın ve genel olarak kadını evin dışına çıkartmayı hedeflemiş “devlet politikaları” mı? Bu karar ve icraatların küresel ölçeklerde yürütülen program ve projelerden kopuk olduğunu düşünebilir miyiz?

    e) Laik devletin resmî kurumu olan Diyanet’in Müslümanların örfünü değiştirmeye hakkı ve yetkisi var mı? “

  8. evden camiye değil evden dış dünyaya deseniz daha hoş olurdu sanki.

  9. hülya yilmaz diyor ki:

    kadınların camiye gitmesinin arkasında bukadar senaryoyu bulabilirken gitmemesinin arkasında ne gibi tezgahlar olabileceğine de enazından aynı oranda ard niyet yok mudur?Niye korkuluyor ki? .Alışverişe vitrin bakmaya v.s.kadınlarımız fırlarken iyi hiç bi tehlike yok,evde tv de dedikoodu programları deli gibi takip edilirken,aile içi sapkın ilişkiler üzerine bir yığın izlenme rekoru kırdıran diziler izlenirken evlerde tehlike yok.Evden camiye projesinde var öyle mi?Hangi EV nasıl EV.Müslüman erkeklerin bile çoğunun işi gereği otel olarak kullandığı evlerin ortasında çocuklarla kadınları hedef alan mayınları temizleyelim önce..Camiye de edebince Rabbi’nin huzuruna durmayı bilirler herhalde bu ne panik?!

    • hüzün diyor ki:

      sizinle hemfikirim hülya hanım.
      gerekli düzenlemeler ve uygun alanlar oluşturulmak kaydıyla bayanın camiye , hutbeye ve cenaze namazına katılması çok normal bir durum olmakla birlikte peygamberin uygulamalarıyla paralellik arz etmektedir.

      şurasıda bir gerçektir ki , batı kadın üzerinden envai çeşit hile ve tuzaklar kurduğu için islam ümmeti kadın konulu her fikre ,yoruma ve uygulamaya karşı dikkatli , endişeli ve korka korka yaklaşıyorlar.bu endişe ve dikkatlerini iyi bir tahlil ve çözüm için manipüle edip , ilahi kelama zıt olmayacak bir şekilde ortaya koyarlarsa çoğu şeyin üstesinden geleceklerine inanıyorum.
      saygılarımla..

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için, dünyadakiler birbirlerini kırıp geçiriyorlar. " ( İmam Gazali)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku