Evlenmek İçin Artist Duruşuna mı Sahip Olmak Lazım?

07 Kasım 2016Ademler & Havvalar71 Yorum »

2015-unlulerin-sac-modelleriBir Adem Diyor ki…

İşinde gücünde bir mühendisim, bir hovardalığım yok, kimseyle iletişim kuramayan, asosyal, pısırık bir insan değilim ancak çok da sosyal olduğum söylenemez.

Tip olarak standart bir profilim var, orta boyluyum, kilom normal ama sert bir duruşum yok. Sakalım yok denecek kadar az. Temiz yüzlü olarak anılan bir duruşum var. Yaşımdan genç gösteriyorum.

Kendi halinde bir insan olarak anılırım. Hatta iş yerinde yeni tanıştığım insanlar (erkek-kadın) duruşumdan ötürü başlarda evli olduğumu düşünürler. Temiz giyinirim ama özel bir tarzım yoktur, ancak “baba gibi giyiniyorsun” eleştirileri alırım. Otomobilim de spor bir araç değil aile arabasıymış, bu  da eleştiriliyor.

Herhangi bir arkadaş ortamına girdiğimde arkadaşların anneleri ya da kayınvalideleri ben bir şey demeden ertesi gün adaylarla geliyorlar.

Görüştüğüm kızların anneleri ya da tanıştıranlar bana beklediğimden çok değer vermesine rağmen aynı değeri görüştüğüm hanımlardan göremiyorum. (Hoşlanıp hoşlanmama değil, değer görme)

Bu durumu arkadaşlarla irdelediğimde kadın-erkek, muhafazakar olsun olmasın ilginç bulduğum yaklaşımlar olduğunu gördüm. Bunları paylaşmak istiyorum.

1-Kızlar dediğim dedik maço erkeklerden hoşlanırmış. (onlara nazik davranmak, fikirlerini sormak onlarda zayıflık algısı yaratırmış)

2-Kadınlar cool erkeklerden hoşlanırmış. ( samimi olunması özgüven eksikliği görülüp güçsüzlük algılanırmış)

3-Kadınlar kötü huyları olan erkekleri tercih edermiş. (Onları düzelteceğim diye kendilerine hedef koyarlarmış)

4-Gözümün dışarıda olmaması yanlışmış, kadınlar kıskanmak istermiş. (başka kadınlarla mücadele etmek isterlermiş)

5-Tecrübesiz erkekler kızlar için sorunmuş. (kimseyle flört tarzı ilişkim olmadı)

6-Bir kızla görüşürken niyetimi açıkça belli edersem beni elde ettiklerini düşünüp kendilerini geri çekerlermiş.( Kaçan kovalanırmış)

7-Yukarıdaki maddeleri sağlamadığım için sıkıcı bir erkek olarak nitelendirilirmişim. (ancak nefsini köreltmiş bir kız benimle yapabilirmiş)

Sema Hanımın yazılarının bir çoğunu okudum. Duygusalım ama zayıf değilim, mantığım hep duygularımın önündedir. Eser miktarda romantiğim ama mantığımla hareket ederim. Korumacı bir yapım vardır, kıskancımdır. Ancak bu korumacılığı sertlik göstererek değil şefkat göstererek yaparım, görüştüğüm kızlarda hep arkalarında bir koruyucu olacağımı hissettirdim. Yerine göre ben de sert davranmak zorunda kalıyorum ama bir insana durup dururken neden sert davranayım ki! Çevremdeki insanlar yaşıtlarıma göre olgun olduğumu, çocuksu, şımarık, hovarda olmadığımı söylerler. Bunları şu sebeple yazıyorum. Maalesef bu şekilde davranmam toplumda eziklik olarak adlandırılıyor.

1-Buluşacağımız yer hakkında fikir sormak, ben nasıl olsa her türlü gelirim sana uyarsa bana da uyar, yeter ki sen eziyet çekme demek=kılıbıklık

2-Tartışma çıkaracak konularda despotluk yapmayıp fikir alışverişi yapmak, tartışmayı o an için uzatmamak adına evet dememek ama sessiz kalmak=eziklik

3-Görüştüğüm kıza şarkı sözünden alıntı alarak jest yapmam=duygusallık/romantiklik=zayıflık

4-Ev işlerine de gerekirse yardım ederim demek=kadınsılık!

5-Sert bir duruşumun olmayışı güler yüzlü olmam=cazibe eksikliği (yılışıklık değil, tebessüm etmek)

6-Tartışmalarda “şu şöyledir” diye despotluk yapmak yerine önce tatlı dille ikna etmeye çalışmak=yumuşaklık

7-Eş adayını ev işi ve çocuk yapma görevlisi olmaktan ziyade hayat arkadaşı olarak görmek=ataerkilliğe karşı çıkmak

Toplumun geldiği noktada değer yargılarının değiştiği kanaatindeyim. Muhafazakar dediğimiz çevrelerde bile yukarıda bahsettiğim durumları yaşıyoruz. Kızların kriterlerinin bir çoğu yuva kurma fikrinden uzak flörtçü bir tarzda geldi bana.

Siz ne dersiniz bu tespitlere katılıyor musunuz?

 

 

Okunma Sayısı : 6.863

“Evlenmek İçin Artist Duruşuna mı Sahip Olmak Lazım?” için 71 Yorum

  1. NİLGÜN diyor ki:

    Esselamü Aleyküm Adem Bey(isminizi bilmediğimden hitabımı mazur görün);

    Yazınızı büyük bir üzüntüyle okudum. Umarım halis niyetlerle çıktığınız bu yolda müstakbel hayat arkadaşınızla iki cihan saadetine kavuşursunuz. Yoğun işlerim ve aile hayatım hasebiyle zaman zaman takip ettiğim bu platforma aylardır girememiştim. O yüzden yazınızı geç okudum. Belki bunları yazarken sizin artık böyle sıkıntılarınız bile kalmamış olabilir. Yalnız yaşadıklarınız ve bunun sonucunda ulaştığınız tespitler gerçekten üzücü. Bizim de bu tespitlere katılıp katılmadığımızı sormuşsunuz. Tabi ki herkes olayları kendi yaşadıklarıyla kendi penceresinden değerlendiriyor. Ben de kendi açımdan değerlendirince burada ki bazı yorumcular gibi tespitlerinizin hiçbirine katılamıyorum.

    Yaşınızı tam bilmesem de yazınızdan yakın yaş grubunda olduğumuzu sezinledim. Ben de muhafazakar denilen bir çevreye dahilim. Burada ki genel kanıya karşın güzel, çok yoğun ve çok sevdiğim bir işim var. Ve beraber haşrolmayı umduğum, gözümün ışığı, gönlümün sevinci, Allah Rızasını kazanma yolunda en büyük desteğim, hayatta tanıdığım en beyefendi insan olan kocamla birkaç gün sonra 3. yılını dolduracak bir evliliğim mevcut. Allah’ıma binlerce şükür geriye dönüp baktığımda bu 3 yıl çok kısa bir zaman gibi geliyor. Aklıma gelen bir tek ciddi tartışmamız veya kırgınlığımız yok. Allah tüm mümin kardeşlerime bizimkinden çok daha güzel yuvalar nasip eder inşallah. Bu kısa giriş durumumu ve hayatımdaki değer yargılarımı, yazınızı yorumlarken baktığım pencereyi anlamanız içindi.

    Şimdi yazınızı sizin yazdığınız gibi sırayla ele almaya çalışacağım. Benim eşimden önce bırakın erkek arkadaş herhangi bir evlilik görüşmem dahi olmamıştı. Yapı itibariyle sosyal hayatta neşeli, girişken de olsam bu konuda çok çekingen bir insanım. Bir de tabii muhafazakar yetişmemin bunda etkisi büyük. Tanımadığım bir erkeğin karşısında oturup böyle konular konuşulurken su bile içemem derdim :) Hatta ailem, arkadaşlarım evlenemez bu kız derlerdi. Allah’ıma şükür eşim bu manada ilk ve tek insan oldu. O yüzden yazınıza eşime göre cevap vermeye çalışacağım.

    Eşimle aynı mesleğe sahibiz. Sizin tabirinizle işinde,gücünde, hovardalığı olmayan, ve sizden biraz daha fazla asosyal, sessiz sakin biridir. Ağır abi diye nitelendirilen insanlardandır.

    Tip olarak tarafsız yorum yapamayacağım, mantıken normal yurdum insanı olması gerekirken bana göre dünyanın (abartmıyorum, samimiyim) en yakışıklı erkeği. Diğer insanlar için ortalama bir tipi varmış :) öyle dediler. Uzun boylu ince ve sessiz sakin görüntüsü mevcut. O da ben de yaşımızı göstermiyoruz. Spor giyinince bizi üniversite öğrencisi sanıyorlar.

    Eşim de kendi halinde bir insandır. Hatta genel olarak sessiz. Temiz giyinir. Zevkli bir insandır. Ama kendine fazla harcama yapmazdı. Evlendikten sonra tabii giyimi biraz daha değişti. Ama kural olarak asla kot pantolon giymez :) Genelde ketendir ve ütü beni öldürüyor :)

    Eşimin arabası evlendiğimizde yoktu. Benim arabam vardı. Ben de büyük hacimli sedan veya hatcback, motor hacim olarak yüksek arabalardan hoşlanırım. Şimdiye kadarki arabalar ve şimdi ki bu ölçütlerde. Eşim ise tam tersi daha küçük, kullanımı ve parkı kolay şehir içi arabaları sever. Evlendikten sonra o da bu ölçütte bir araba aldı. Eşimin zevki bu yönde. Ve ona sevimli gelen şeyler bana da sevimli geliyor.

    Anneler veya büyükler eşime o yönde baskısı oldu mu bilmem. Ama benim annem, babam eşimi çok severler. Abimden farklı görmezler.

    Eşimi diğer kızlar nasıl görüyor tahmin edemiyorum ama bildiğim kadarıyla bu mana da ilk görüştüğü kız benim. Onun da kız arkadaş vs değil evlilik görüşmesi bile yok.

    Nasıl arkadaşlarınız veya ortamınız var tam bilemiyorum ama sıraladıkları maddeler bana çok itici ve gerçek dışı geldi.

    1- Ben ve hemcinslerim yapı itibariyle nazik ve zayıf yaratılmışız. Doğal olarak fazla sertlik kırar bizi. Eşim bana karşı şefkatli ve nazik davranır. Allah’ın emaneti olarak görür. Bu onun zayıflığından dolayı değil, güçlü karakterinden ileri gelir. Maço diye tabir ettiğiniz tipler ise bana çok itici ve gelişimini henüz tamamlamamış insanlar olarak geliyor. Küçük çocuklara bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Bağırıp çağırmak kolay. Hem unutmayın alemlere rahmet Peygamberimiz Hz. Muhammed S.A.V. yumuşak huyluydu. Sesi asla yüksek çıkmazdı.

    2-Cool derken tam olarak neyi kastettiniz bilemiyorum. O yüzden yorumda bulunamayacağım. Ama parantez içinde belirttiğiniz samimi olmaksa kastınız nikah akdi gerçekleşmeden olan samimiyetler bana da itici geliyor. Şimdi bir erkek veya bayan düşünelim. Evlilik için görüşmelerde bulunuyor. Olmayınca ayrılıyor ve yeni görüşmeler vs. Şimdi her görüştükleri insanla samimi olsalar nasıl olur. Kaç kişinin bakışı değecek gülen gözlerine. Bilmiyorum. Belkide etraftan dedikleri gibi çok eskilerde kaldım :)

    3-Hiç bir kadının( yada kendim veya çevremdeki arkadaşlarımın demem daha doğru olur) kötü huylu bir erkeği tercih etsin. Ayrıca kimse değiştirmek için evlenmemeli bence. Zaten o niyetle yapılan evliliklerin sonu hüsran. Huyun değişmesi kolay mı? Şimdi sigara içen biriyle evlenip sigarayı bıraktırmak gibi bir hedefin olması ne kadar saçma ve içi boş gelir. Hatta evlilikle tebliğ olmaz bile demişti çok muhterem bir büyüğümüz. Kesinlikle katılıyorum. Evlilikte bile bile lades demenin, iki dünyanızı da riske atmanın anlamı var mı?

    4-Bu maddeye yorum yapmak bile istemiyorum. Bunu size söyleyen, bu çarpık zihniyetteki biriyle halen görüşüyor musunuz bilmem. Ama ben görüşmezdim. Ne demek, okuyan herkesten özür dilerim biraz kaba konuşacağım ama zina yapmamak yanlış mıymış. Allah aşkına bu nasıl hastalıklı bir görüştür. Ateistlerle mi yapıyorsunuz evlilik görüşmelerini. Değil müslüman, hiç bir ehli kitap insana bile yakıştırmam.

    5- Bu madde de 4. maddenin devamı gibi zaten. Yalnız şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Ayette buyrulduğu gibi temiz kadınlar temiz erkekler içindir. Eğer eşiniz harama bakmamış, harama dokunmamış, harama konuşmamış, işitmemiş, kalbine haram sevdalar girmemiş, gözlerinin içine baktığınızda acaba kaç kişi var diye düşünmek istemiyorsanız sizde yapmayacaksınız. Kul kandırılabilir ama haşa Rabbim ? Emin olun Rabbim nasip ediyor. Eşim sizin değiminizde tecrübeli olsaydı değil evlenmek, tecrübeli taliplerime yaptığım gibi görüşmezdim bile.

    6- Evlilik niyeti haricinde eğer biriyle görüşüyorsanız, o bana da bunu kabul ediyorsa sizce o bayanla evlilik olur mu. temiz bir insan bunu nasıl kabul eder. Eşim evlilik niyeti olmadan bana yaklaşsaydı kesinlikle görüşmezdim.

    7- Saydığınız maddeleri eşime göre cevapladım. Ve emin olun eşim sıkıcı olmak şöyle dursun benim neşe kaynağımdır.

    Bu davranışlar eşimi, veya sizi ezik yapmaz. İmanlı hiçbir genç kız da bunu istemez. Kendi çevremde veya bu platformdaki hanım kardeşlerime bakarak bunu söylüyorum.

    1- Erkeklerin ulaşımı daha kolay olduğundan, ve hanımefendinin ulaşımda bazı manileri olabileceğinden buluşma yerini ve zamanını ona bırakmak bence tatlı bir düşüncelilik. Ama bunu nasıl ifade ettiğiniz de önemli.

    2-Tartışma çıkacak konularda despotluk yapmamak eziklik değildir. Ama evlilik görüşmesindeki biriyle çok da samimi olmadığınızı varsayarak tartışma çıkabilir tüm öylesi durumlarda susmak da normal gelmedi bana. Düzeyli bir şekilde düşüncelerinizi ifade etmelisiniz ki anlaşıp anlaşamayacağınıza karar verebilesiniz. Evlilikte olabilir. Mesela tartışma çıkacakken gidip abdest almak çok faydalı. Hem su negatif elektriğinizi alır, hem şeytan sizden uzaklaşır, hem de kızgınlıkla sevdiğiniz insanı kıracak bir şeyler söylememiş ve işitmemiş olursunuz. Zaten evli arkadaşlarımızın kavgalarına baktığımda çoğu basit meselelerden kaynaklanıyor. Ama olay o kadar büyüyor, o kadar kırıcı sözler sarf ediliyor ki asıl mesele unutulsa bile arada söylenen sözler yara bırakıyor. Ama dediğim gibi evlilikte. Eşimle evlilik öncesi bazı meseleleri konuşurken iki taraf da çok açık oldu. Bu yüzden evlendikten sonra ne birbirimizle ne de ailelerimizle alakalı bir problem yaşamadık. Ama yanlış bir şey söylediğimde eşim bunu açık yüreklilikle, ama kırmadan, yumuşak bir şekilde söylerdi.

    3-Şarkı sözünden alıntı bana da itici geldi. Birincisi evlilik görüşmesi değil flört havası verdiğinden, ikincisi milyonların ortak cümleleri olduğundan. Liseli çocukların mesajlaşmak için şarkı sözü taraması aklıma geldi. O kadar edebi cümleler gerek yok, eşimin gülümseyerek bakıp hatunum demesi bile bana dünyaları verir. Kullandığı güzel cümleler eşimin kurduğu cümlelerdir ve bana özeldir.

    4- Allah ondan razı olsun ihtiyacım olduğunda yardım eder. Açıkçası ev işlerini bir erkeğin yapmasını pek yakıştıramam. Belkide doğulu olmamdan kaynaklanıyor, bilmiyorum. Ama ihtiyacım olduğunda, hastalıkta, sınavlarda vs yardımcı olması bana en güzel sevgi göstergesi gibi gelir.

    5-Eşim biraz sert durduğundan buna bir şey diyemeyeceğim. Ama bana bakarken hep tebessüm eder. Ama güler yüzlü insanları severim. Ben de genel itibariyle mütebessim bir çehreye sahibim. Hem gülümsemek sadakadır.

    6-Tartışmalar demeyelim de karşılıklı konuşmalarda ben bilirim, benim dediğim doğrudur diyen insanlardan negatif elektrik alırım. Hatta böyle biriyle evlendiğimi düşünemiyorum. Tatlı dil ve üslup benim için konuşmanın içeriği kadar önemlidir. Beyefendilik ve hanımefendilik bence dilde başlar. Hem ”söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” demiş Yunus Emre.
    Bu sitedeki yanlış hatırlamıyorsam ikinci yorumum. İlki bir beyefendinin tartışma sırasında bile kullandığı güzel üsluba teşekkür mahiyetindeydi. Güzel üslup ve beyefendiliğin cezbedemeyeceği bir hanımefendi düşünemiyorum.

    7- Eş adayını hizmetli gibi görenler var mı bilmiyorum. Ama bu imtihanlar dünyasında doğru yolda sebat edecek itici gücümüz, beraber haşrolmayı isteyeceğimiz can yoldaşımız, hayatı paylaşacağımız inşallah iki cihandaki hayat arkadaşımız olarak bakıyoruz birbirimize.

    Hülasa tespitlerin hiçbirine kendim ve çevrem adına katılmıyorum. Ne yazık ki bozulan günümüzde kötü deneyimler yaşadığınız aşikar. İnşallah güzel bir sonuca ulaşırsınız ama size ve şahsınızda evlenme yolunda olan mümin kardeşlerime birkaç öneride bulunacağım. Ameller niyetlere göredir güzel kardeşlerim. Ne olursa olsun evlenmek mi istiyorsunuz yoksa Allah ın razı olacağı bir yuva kurmak mı? o yüzden karşınızdakilerin yanlışları sizi bağlamasın. Varsın deliler ülkesinde akıllılar olalım. Yeter ki Allah ın çizdiği kurallar dışına çıkmayalım. Ve lütfen sadece namaz kılması, veya başını örtmesi kriteriniz olmasın. O zaten Yaradan’ına karşı vazifesi. Onu zaten yapmak zorunda.

    Evleneceğiniz insanın beyefendiliğine, hanımefendiğiline, ahlakına, harama karşı duruşuna, ilerde evlatlarınıza nasıl bir anne veya baba olacağına, ailenize nasıl davrandığına, güler yüzüne, tatlı sözüne vs vs vs liste uzatılabilir. Mesela benim eşimde dikkat ettiğim birkaç konu; ailesiyle arası nasıl, iş yerinde üstlerine değil astlarına davranışı nasıl, harama karşı duruşu, yürürken ki tavrı, namazlarını ne zaman kılıyor, cemaate devamı, bir mekanda masya oturacakken nereye oturacağına nasıl karar veriyor(sırtı genelde kapıya veya oturan baynlar varsa onlara oturur, benim oturacağım yere dikkat eder, erkeklerin yoğun olduğu yerlerden geçirmemeye çalışır) cimrilik veya müsrifliği, daha önce kız arkadaşı veya evlilik görüşmesi yapıp yapmadığı. Bunlara baktım. Bir de eşim orta derecede miyoptur. Ama araba kullanmadığı zamanlarda yolda yürürken gözlüğünü takmıyordu. Anlam verememiştim. Harama bakmamak için dünyayı flu gördüğünü öğrenince işte eşim bu olmalı dedim :) Sanırım karşıma eşim gibi biri çıkmasaydı halen bekar kalacaktım. Çünkü çok teklif olasına rağmen, bunların %90-95 dindar insanlardandı bu dikkat ettiğim özellikler çok insanda yoktu.

    Bir de hem yazar bey, hem de aynı düşüncedeki mümin kardeşlerim; lütfen siz zaman uymayın, zaman inancınıza uysun. Doğru yaptığınızdan eminseniz başkalarının sizi yargılaması önemli olmasın. Hüküm verenlerin en adaletlisi ve en güzelinin hükmüne bırakın kendinizi. Sizin değeriniz onlarla ölçülmez.

    Yakın çevremdeki sizin gibi kötü tecrübe yaşayan arkadaşlarıma da söylüyorum. Kaşıkçı elmasını sanırım hepiniz bilirsiniz. Topkapı sarayındaki dünyanın en değerli elmaslarından biridir. Adı ise bir rivayete göre onu bulan kişinin bir kaşıkçıya iki tahta kaşığa satmasından gelir. En son kıymetini fark edebilecek kuyumcuya düşer ve nihayetinde padişaha hediye edilir. Yani sözün özü dünyanın en kıymetli mücevheri de olsanız karşınızda değerinizi bilmeyen biri varsa 2 tahta kaşığa satılırsınız. Değerinizi bilen biri olursa padişahın hazinesinde parıldarsınız. Teşbihte hata olmazmış. Umarım kıymetinizi anlayabilecek mümin hayat arkadaşlarını bulur mutlu yuvalar kurarsınız.

    Selam ve dua ile…

    • NİLGÜN diyor ki:

      Çok uzun olmuş :( Okuyan kardeşlerim hakkını hela edebilirse sevinirim.

      • Feyza diyor ki:

        Helal olsun tabi, hem uzun da olsa cok akici bir uslubunuz var bir solukta okudum :) Allah yuvanizin mutlulugunu daim eylesin insaallah. Umarim bir omur boyu bu sevgi saygi ve muhabbetiniz artarak baki kalir.

        • NİLGÜN diyor ki:

          Allah razı olsun Feyza Hanım,

          Güzel dualarınız için çok teşekkürler. Sizi sıkmamış olduğum için sevindim. Yaklaşık 1 yıldır siteye girmemişim :( Biraz yoğun bir hayatımız var. Eski yorumculara az çok aşinayım ama sizi bu günlerde keşfettim. Maşallah yorumlarınız çok güzel ve yararlı. Yeri gelmişken ben de kendi adıma size teşekkür edeyim :)

          İnşallah Rabbim sizi kıymetinizi hakkıyla bilecek insanla karşılaştırsın. Bizimkilerden çok daha güzel huzurlu yuva nasip etsin :)

          Selam ve dua ile…

      • hüzün gecesi diyor ki:

        Nilgün Hanım,
        Eş seçimi ile ilgili yüzeysel yazılardan hiç haz almıyorum şahsen. Detaylı anlatımınız çok hoşuma gitti o yüzden. Allah razı olsun. Elleriniz dert görmesin :) Sizin gibi güzel örnekleri daha çok okuyabilsek keşke.

        • NİLGÜN diyor ki:

          Kıymetli Hüzün Gecesi Kardeşim,

          Allah sizden de razı olsun. Umarım yararlı olabilmişimdir. Açıkçası insanları sıkmaktan çekiniyorum. Ama bu yazı yoğun umutsuzluk yüklüydü. Birçok hanımefendi arkadaşımı yaralayabileceğini düşündüm. O yüzden sizleri sıkma pahasına da olsa birkaç kelam edelim dedim :)

          Toplum olarak ne yazık ki çoğunlukla olumsuz örneklere endekslenmişiz. Bu da ne kadar inançlı olsak da ümitsizlik ve bedbinliğe yol açıyor. Aslında iyi örnekler de çok var. İnşallah sizlerin yaşantılarınızla daha da artar.

          Selam ve dua ile…

    • gulpembe diyor ki:

      zihniyetimiz ve hayatimiz benzesiyor. Ama ben yine de yorumlarin bu kadar uzun olmamasi taraftariyiim,okumakta tembellik yaptigim icin yada boylesi anlatimlarin yorumlarin arasinda kaynamaktansa mustakil bir yazi olmasini yegledigim icin olabilir.
      Soylediklerinize katiliyorum…

      • NİLGÜN diyor ki:

        Gülpembe hanım,

        Yazının uzunluğu için tekrar üzgünüm. Ama yorumları okuduğumda birçok hanımefendi arkadaşlarımızın kısa olarak yazıdaki tespitlere katılmadığını söyledikleri yorumları olmuş. Bu yorumlar belki de yaşadıkları kötü tecrübeler nedeniyle beyefendi yorumcular tarafından gerçeği yansıtmamakla itham edilmiş. O yüzden yaşadıklarımı detaylı anlatırsam ümitsizliğe düşen bazı arkadaşlarıma belki yardımı olur diye düşündüm. Bir nevii gerekçeli karar. Bir de yazar kardeşimizin madde madde yazdıklarına madde madde cevap vermek gerekti.
        Hakkınızı helal edebilirseniz çok sevinirim.

        Selam ve dua ile…

        • Gulpembe diyor ki:

          Estagfirullah, uzerinizde hakkim yok.
          Siteye yazi gonderilebiliyor, ayri baslikta yayinlanmis bir hikaye de elbette daha fazla okunuyor, daha cok kisiye ulasiyor, sizin nezdinizde soyleyecek sozu olan herkese bana dusmese de hatirlatmak istedim..
          Selam ve dualar bilmukabele..

    • Süleyman diyor ki:

      İmrendim Nilgün hanım :) işin şakası Allah yuvanızı güzel ve huzurlu eylesin. Erkekler hanımlardan çok daha fazla uğraşmaları gerekebiliyor. Talip olan taraf olarak özellikle belli bir uğraş gerekiyor. Bu süreçte çok sıkıntılı örneklerle karşılaşabiliyorsunuz. Hiç akla gelmeyen durumlar oluyor. Bunun sonucu karamsar yazımlar olabiliyor.

      Bende eşinizin dikkat ettiği şeylere azami dikkat ediyorum. 10 kişiye yakın gittim nerdeyse hiç biri olmadı. Aralarından 1 hanımla görüşebildim. O da iyi bir kişiydi ama kültürel olarak uyuşamadık. Çok elle tutulmayan sebeplerle reddedildim. Umudumuzu kesmiyoruz ve hep devam ediyorum. Yalnız bazen işte şeytan dürtüyor. Bir karamsarlık oluyor ve ben hiç olmayacak mı acaba diye düşünüyorum. Ya da hanımlar hep böyle işte gibi genellemeler düşünüyorum fakat biliyorum ki çok iyi hanımlar var. Sabır ve niyeti halis tutup pozitif olmak çok önemli. Erkek veya hanım karamsarlıkta bulunmadan hep devam etmek gerek. Bazısına 1. nasip olur. Bazı kişiye ise 15. ci de o Allah ın lütfu. Maksat niyeti temiz tutmak.

      • NİLGÜN diyor ki:

        Süleyman Bey;

        Hakkımda yaptığınız güzel duanız için çok teşekkürler. Allah razı olsun.

        Erkeklerin bu konuda çok çok daha fazla uğraştıklarının farkındayım. Allah yardımcınız olsun. Eşim de evlenmeden önce yıllar süren uğraşlar vermişti. Üniversitedeki bir asansörde bana rastlamış, bir olaya verdiğim tepki hoşuna gitmiş, beni merak etmiş. O zamanlar eşimi tanımıyordum. Haberim olmadan önce uzaktan incelemiş, şartları zorlamış, fırsat hasıl olması için uğraşmıştı. İlk talip olduğunda reddedilmişti. ( yanlış anlaşılmasın teknik bir konu yüzünden eşimi evlenebileceğim biri olarak görmemiştim. Böylesi bir durum daha öncesinde değil kalbimden aklımdan dahi geçmemişti. Doğal olarak çok şaşırdım). Ve bir çok kez reddedildi :( Ama eşime göre sıkıntı yapılacak bir konu değildi ve Allah’ın izniyle aştık. Kalpleri birbirine ısındıran Rabbim çok şükür bizleri birbirimize eş nasip etti.
        Bu birkaç cümleyle özetlediğim yıllarda eşimin çektiği sıkıntıları, verdiği çabayı hayal dahi edemiyorum. Ama sabrın sonunun selamet olduğunu söyleyebilirim. Sonuç şimdilik 3 senelik mutlu bir evlilik ( Bu eşimin ifadesidir :) )
        Herkesin imtihanı farklı. Çok zor durumlar olduğunu biliyorum. Ama imtihan ölçüsünde mükafat oluyor. Karamsarlığa düşmeden sebat belkide sınavın sırrı. Görüşme sayısına da takılmayın. Bu işler nasip işi. Ben yapı itibariyle görüşmelerde bulunamazdım. Eşimde normal haytımda karşıma çıkmıştı. Umarım çok güzel ve hayırlı bir yuvanız olur. Allah yardımcınız olsun

        Selam ve dua ile…

        • Süleyman diyor ki:

          Nilgün Hanım

          Sanırım eşinizi en iyi anlayabilecek kişilerden biri benimdir. İmkan yok ama eğer olsa idi eşinizle muhabbet etmek çok isterdim. Muhtemelen iyi anlaşırdık :)

          Sizin elinizdeki nimetin farkında olmanız aynı şekilde eşinizinde farkında olması çok güzel. Allah (c.c.) şükrederseniz elinizdeki nimeti artırırım buyurmuş. Allah farkında olduğunuz için inşAllah aranızdaki muhabbeti ve sevgi nimetini arttırsın.

          Ettiğiniz dualar içinde çok teşekkür ederim. Allah razı olsun. Hayırlı günler

    • Yahya diyor ki:

      Nilgün hnm,

      Size de bu sitede bir köşe açmaları lazım :)

      Toz pembe yazmışsınız. Sanki gerçek bir hayat değil, bir masal kitabı okur gibi…

      Nerede yaşıyorsunuz bilmiyorum ama bir 5 sene sonra tekrar bu yazdıklarınızı dinlemek isterim.

      Rabbim bozmasın inşAllah.

      • NİLGÜN diyor ki:

        Yahya Bey;

        Güzel temenniniz için çok müteşekkirim ama o düzeyde olmadığımın farkındayım :)

        Yazdıklarım toz pembe mi görünüyor. Aslında favori rengim başka ama :) Şaka bir yana genelde çevrem ve ailem tarafından realist biri olarak tanımlanırım. ”Tok olan cümle cihanı tok sanır. Aç olan alemde ekmek yok sanır” sözünü severim. Sanırım bizimki de o hesap. Herkes yaşadığı pencereden değerlendiriyor hayatı. Yorumunuzu okuyunca yazdıklarıma inanamayan, kelimelerimi hayal ürünü olarak kabul eden birini gördüm.Umarım yanılıyorumdur ama tahminimce kötü tecrübeleriniz size bu yaklaşımı kazandırdı. Sizi temin edebilirim ki anlattıklarımın eksiği vardır, fazlası yoktur. Aslında hayal gücüm de pek de gelişmiş sayılmaz. Sayısal zekam daha gelişmiştir :) Sağ lob biraz daha çekinik bende :) Allah’a hamd olsun tüm kardeşlerime yaşadığım aile hayatının daha iyisini nasip eder inşallah.

        Anadolu’da büyük bir kentte yaşıyorum. Sadece ben değil bizim gibi arkadaşlarımız mevcut. Mesela çok sevdiğim bir arkadaşımın eşimin bir arkadaşıyla çok iyi uyuşacağını düşünmüştük. İkisi de sizden iyi olmasın çok iyi insanlar. Biri beyefendi, diğeri hanımefendi. Niyetler halis. Fazlaca utangaçlar. Tanıştırdık ve biraz şartları baştaki muhalif tutumlarına rağmen zorladık. Yanlış anlaşılma olması sadece Rabbimin izniyle tesadüfleri arttırdık biraz :) . Rabbim kalplerini birbirine ısındırdı ve bizimki gibi mutlu evliliklerinde 2,5 yıla girmek üzereler. Nikah şahitleri bizidik. Kardeş gibiyiz.
        Yani etrafımda böyle örnekler mevcut. Tabii aksi örnekler de bir hayli fazla ne yazık ki :( 28 günde boşananda mevcut, karşılıklı fiziksel şiddete giden de :(
        Eğer Allah ömür ve imkan verirse isteğiniz üzere 5 yıl sonra (evliliğimin 8. yılında) tekrar durum değerlendirmesi yaparız inşallah. Tabii ki gaybı ancak Rabbim bilir. Ama ben çok ümitvar bir insanım. Rabbim varken, dua varken haddime mi karamsarlık kuyularına düşeyim. Elimden gelen aczimi bilip rabbime bolca şükür ve dua etmek. Sınav zamanı elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak. Ve tüm nimetlere benim değil, Rabbimin ikramı gözüyle bakmaya çalışmak. Allah’ım bizi veremeyeceğimiz imtihanlardan saklasın.

        Evli yada bekar olup olmadığınızı bilemiyorum ama evliyseniz inşallah çok çok güzel bir aile hayatınız vardır. Tahminim çok geçmişte sıkıntılı imtihanlardan geçtiniz. İnşallah her karanlığın sonu karanlık. Bekarsanız Rabbim size bizimkinden daha güzel, mutlu ve huzurlu bir yuva; beraber iki cihan saadetini kazanacağınız bir eş nasip etsin inşallah.

        Bu güzel duanıza tekrar teşekkürler. Beni çok mutlu ettiniz.

        Selam ve dua ile…

        • NİLGÜN diyor ki:

          Düzeltme: Her karanlığın sonu aydınlık yazacaktım. Yanlış oldu. Üzgünüm :(

        • Yahya diyor ki:

          Nilgün Hanım,
          Zahmet edip cvp yazmışsınız teşekkür ederim.
          Yorumumu kalbi yazdığımı, sizin de bunu fark ettiğinizi inanıyorum.
          Aynı şekilde sizin yazdıklarınıza tamamen inanıyorum. Çünkü hemen hemen her evlenen kızın ve erkeğin temennisi bu yönde. Hiç bir şahıs evlenince kocamın ayağını kaydırayım, karımı döveyim şeklinde bir niyetle evlenmiyor. Hatta aksine, bir çok insan bir çok kötü alışkanlığını (küfür, kadın, içki vs.) evlenince bırakacağını, eşiyle mutlu bir hayat yaşamak istediğini dile getiriyor.

          Lakin gelin görün ki evliliğe başlayınca işler değişiyor. Daha ilk günden kavgalar tartışmalar ve boşanmalar başlıyor.

          Tabii bizler sosyal varlıklarız ve yaşadığımız şehir, çevre, arkadaş grubu, iş hayatı fevkalade bizi etkiliyor. Özellikle büyük şehirlerde bu etkilenme menfi yönde. Bunları da dikkate aldığımızda inanın evliliklerde bahsettiğiniz kalitede bir hayat sürdürmek masal gibi … :)

          Doğru/yanlışı bir yana, bir büyüğüm cennette eşinle birlike olmak ister misin diye sormuştu (her ikimizin de cennete gittiğini düşünürsek), böyle bir soruyu hiç düşünmemiştim, daha düşünmeden kendisi ben asla istemem dedi. Eşim cennete girsin ama benden uzak olsun dedi… Esasında çok anlamlı bir cevaptı.
          Çiftlerin bir birinden razı olması çok önemli bir mevzu. Tabii bunu kimse düşünmüyor.

          5 yıl sonra da duymak isterim, dememdeki maksat evliliğin inkişaf etmesidir. Tabii dikkat edilmesi gereken mevzu; vesvese, fitne, fesat, nazar, iftira, suizan, vs. gibi durumlar.

          Yazması kolay gibi olsa da, eşimin bana yaptıklarından dolayı boşanma yolunu tercih eden ve mevcut sistemin zulmüne uğrayan biriyim, burada bir çok erkeğin yaşadığı gibi.
          İmtihan dünyasıdır, rabbime sabır ve hamd ile sığınırım.
          Allah’a emanet olunuz.

          • meryem diyor ki:

            Yahya Bey
            İmtihan dünyasındayız. Rabbim kimimizi eşi ve çocuklarıyla imtihan eder, kimisini de sıcak bir yuvanın eksikliği ile. Evli olup ta boşanma aşamasına gelen kişilerin yorumlarına bakıyorum da bir an önce ”BOŞANMA ” dene olgunun gerçekleşmesi ve rahatlamasını seziyorum. Düşünüyorum da bu dört duvar arasında neler yaşandı ki insanlar bu denli birbirinden uzaklaşmak için can atar atar oldu ? Aslında hayatta her şey sebep vesile üzeredir. Kader de gayrete aşıktır. Şuan boşanan çiftler yanlış eş seçiminin kurbanı mı , yoksa sadece bir imtihan mı ? Ben açıkçası tercihlerinin sonucu olarak gelen imtihan olarak görüyorum. Günümüzde bekar bay/bayanlar hala boşanan çiftlerden ders almayıp aynı hatayı yapıyorlar, yapmaya devam ediyorlar/edecekler. Burada HATA olarak nitelendirdiğim şey şu : Sonradan kazanılacak ve kaybedilecek şeylere gereğinden fazla önem vermeleri. Peygamber Efendimiz (s.a.s) eş olarak ”güzel ahlak ve takvalı olanını tercih ” etmemiz gerektiğini buyuruyor.

            Kadın/erkek fark etmez, önceliklerini değiştirmedikçe boşanmalar da logaritmik olarak artacaktır.

            Bu platformda yazan erkek yorumcuların yorumlarını okurken kendimi kötü hissediyorum. Dini hassasiyetleri olan kişiler bile en temel kriteri ”GÜZELLİK” olarak baz alıyorlar ve bunun için de FITRAT’ın arkasına sığınıyorlar. Hal böyle olunca BOŞANMA da bu FITRAT’ın kaçınılmaz SONU oluyor. Ben fıtratta geldiğine inanmıyorum .Diyorum kendi kendime ” o zaman benim gibi normal standartta bir kız evlenmesin ” Hatta evlilikten özellikle son zamanlarda o kadar soğudum ki. Aynı şekilde bayanlarında maddiyat ve yakışıklılığa fazla değer vermeleri de bozulan fıtratın eseri değil mi ? Keşke hepimiz HAD’dimizi bilsek.

          • Yahya diyor ki:

            Meryem Hnm,

            Cevabınız için teşekkür ederim.
            İmtihan haktır. Eş ve çocuk ile imtihan edileceğimiz ayetler ile sabittir.
            Ben henüz boşanamamış ancak boşanmama az kalmış bir bireyim.
            İsteyerek değil mecbur bırakılmış, çok zor alınmış bir karardır bu. Aynı zamanda bir zulüme dur demedir.
            Esasında bu 4 duvar arasında çok güzel şeyler yaşandı.
            Şuan boşanna çiftler (bende dahil) çoğunlukla yanlış eş seçimi yüzünden boşanmıyor. Bu bir imtihan değil. İmtihanı biz daha sonra Rabbimizden istiyoruz. (sizin de dediğiniz gibi tercihlerin sonrasında gelen)
            “Yanlış eş” tanımı çok geniş ve yuvarlak bir ifade. Kime neye göre yanlış eş. Ben boşanıyorum demek ki yanlışmış mı? Veya eş tercihimi yaparken 1.2.3.4. kriterleri varken ben dini için değil de güzelliği için tercih ettiğim için mi yanlış eş tercihi oldu?
            Gelelim cevabıma, Rabbim biliyor ben dini için onu tercih ettim. Yakın tarihlerde daha iyi ekonomik şartlarda ve daha güzel hanımlar vardı. Buradan o çirkindi ama ben dini için onu tercih ettim çıkmasın; o da güzeldi.

            Aslında evlilik için baktığımız eş adayında biz bilinçli, bilinçsiz: maddi imkan, aile durumu, güzellik, dini, huyunu/ahlakını, kültürü, eğitimini, geçmişini vs. irdeliyoruz.
            Mesela eş adayında aile durumu son derece önemli. Hem sıradan gelip gitmelerde hem de bir problem zuhur ettiğinde ailelerin devreye girişleri ve giremeyişleri. Özellikle farklı yöre ve bölgelere bağlı olarak kültürel farklılıklar çok önemli. Bazen o kültürün geniş toleransları sizin her türlü kusurunuzu güzellikle karşılıyor, bazen de bu kültür farklılıkları problemlerin ana sebebidir… Eğitim; özellikle eğitimli kadınlarda (üniversite ve üstü) … [cümlemi bitirmiyorum].
            Bu irdeleme böyle gidiyor… evlenme çağına gelmiş ve mütedeyyin bir eş adayı kalkıp bunca kriter varken bu kız/erkek güzel/yakışıklı diye evleniyorsa tek kelimeyle ….

            Ayrıca bu çağa ait bazı hasletler türemeye başladı mesela kişilik bozuklukları, psikolojik rahatsızlık vs. veya daha öncede vardı ama şimdi daha da arttı. Örneğin: inat, ben bilirim, “ben”/ego, dediğim dedik, kadınlaşmış erkek tiplemesi, erkekleşmiş kadın tiplemesi, sosyal medya bağımlısı, empatisizlik, merhametsizlik ve daha niceleri…

            Geçelim
            Ben bu devirde güzel olmayan…! Ancak bir kaza sonrası, ameliyat sonrası, veya doğumdan kaynaklanan bir yara/iz vs. istisnai bir durum. Bunun dışında bakımlı bir hanımın güzel olmama gibi bir durumu olduğuna inanmıyorum. Yurt dışı ve yurt için çok gezmiş biri olarak söylüyorum. Aynı şey erkek için geçerli…

            Fakat günümüzde şöyle bir sıkıntı var: Medya başta olmak üzere özellikle kadınlar ucuz birer meta gibi sunulmaya başladı. Gerçek dahi olmayan kadın tipleri; makyaj, estetik ve photshop ile ideal kadın tipi olarak beynimize kazınmaya başlandı hatta kazındı. Erkek nefsine şehvetle, kadın nefsine romantizmle seslendiler…

            Ve şimdi size soruyorum, müslüman erkek ne yapsın? Eski eşimde dahil çok dindar o kadar çok hanım var ki.. (benden çok KK okuyorlar, daha çok ezberi var, daha çok hadis biliyor, daha çok islami kitap/kaynak okumuş vs.), huyunu suyunu zaten evlenmeden bilmen hemen hemen mümkün değil. Etrafındakilere sorduğunuzda da kimse şöyle şöyle kötü halleri/huyları var da demiyor. Peki o zaman zahirde size ne kaldı?

            Siz lütfen ümidinizi kaybetmeyin. Evlilikten soğumayın.
            Selam ve dua ile…

    • mihrimah diyor ki:

      Nilgün hanım çok güzel bi yazı olmuş Allah aile saadetinizi daim eylesin inşaAllah biz bekarlara da nasip eylesin…yazıdan payıma düşenleri aldım inşaAllah çok teşekkürler,Allah razı olsun.

      • NİLGÜN diyor ki:

        Mihrimah Hanım;

        Bu uzun yazıyı hoş görüp beğenmenize sevindim. Umarım yaralı olmuştur. Genelde kötü örnekler dile getirildiği için artık insanlar evlenmeye korkar hale geliyorlar. Halbuki doğru insanla helal daire içinde olursa dünyanın en büyük nimetlerinden biri. Bir de genel itibariyle özellikle dindar kesimlerde evlilik kriterlerinin giderek yanlış sıralanmasını görüyorum. Bu durum beni üzüyor. Bu hususları biraz olsun anlatmaya çalıştım. Faydalı olabildikse ne mutlu.

        Umarım bu naifliğinize uygun, beraber haşrolacağınız, birbirinizin dünya ve ahiret yoldaşı olacağınız eşiniz en kısa ve hayırlı zamanda karşınıza çıkar :)

        Selam ve dua ile…

        • mihrimah diyor ki:

          S.A.Nigün hanım ,öncelikle duanıza gönülden amin :)Allah razı olsun…

          Süleyman bey eşinizle muhabbet etmeyi istemiş ya; ben de sizin için düşündüm,muhabbet etmek yakınen tanımak istedim bian ,imkansız ama burdan kesinlikle yazmalısınız uslubunuz çok akıcı ,yazı uzun olsa da çok güzel okunma potansiyeli çok yüksek,bence yazacağınız muhakkak ki daha çok güzellikler vardır öyle tahmin ediyorum ,yazarsanız kendi adıma çok memnun olurum,burda ki bi çok arkadaşın yorumlarından istifade ediyoruz sağolsunlar…İnşaAllah bizde böyle mutlu güzel evlilik hayatımızı yazarız ne diyelim hayırlısı olsun inŞaAllah…Allaha emanet olun selametle:)

    • Yasemin diyor ki:

      Nilgün Hanım yazınızı çok beğendim. ALLAH mutluluğunu zu daim eylesin. Özellikle eşiniz icin kurdugunuz cumleler cok hosuma gitti.YÜCE ALLAH bana ve tüm bekar bayanlara sizin eşinize hissettiğiniz duyguları yaşatacak eşler nasip etsin.

      • NİLGÜN diyor ki:

        Yasemin Hanım;

        Sizinde bu uzun yazımı hoş görüp beğenmenize sevindim. Duanız için çok çok teşekkür ederim. Eşim için kurduğum kurduğum cümleleri yazarken ister istemez yüzümde bir tebessüm oluşuyor. Kelimeler kendiliğinden çıkıyor sanki. Tabii ki bu durumun sebebi eşim. Umarım size bunların çok daha güzelini yaşatacak, beyefendi, imanlı biriyle bir cennet köşesi numunesi yuvanız olur.

        Selam ve dua ile…

  2. AYKIRI ADAM diyor ki:

    selamünaleyküm, herkesi saygı ve hürmetle selamlarım.
    Bir tesbit te ben yapmak isterim:
    -Ademin dediklerine aynen katılıyorum.Eksiği var, fazlası yok. Burada kritik soru şudur: Böyle bir evlilik ne kadar sağlıklıdır? Ya da sağlıklı mıdır? Sağlıklı değildir. Pekiyi sağlıklı olmadığı halde nasıl yürür? Acı ama gerçek şudur. Bir çok kadın Adem’in dediği gibi bir çok açıdan güçlü ve bazen sadistlik düzeyinde erkekleri isterler.Bununla hemcinslerine hava atarlar.Çünkü bunları titrini, vitrini cilalı gösterirler:)Fakat yukardaki olumsuz vasıfların insan fıtratına ters olduğunu anladıklarında b seçenekleri vardır. Kadınlar ademin bahsettiği erkeğe hazinelerini sunarken, duygusal yalnızlıklarını gidermek için yine erkek cinsinden( pısırık yada duygusal yada zayıf diye niteledikleri) erkeklerden birini bulup “duygusal dadı” olarak “ağlama duvarı” olarak kullanırlar. Bu akrabalarından biri olabileceği gibi, meslektaşlarından biride olabilir. Duygusal yalnızlığını o karizmatik erkeğinde gideremeyince zayıf ve pısırık diye niteledikleri hoş sohbet tatlı dilli güler yüzlü ama karizmatik değil, ama cüzdanı şişkin değil, ama kavak ağacı gibi boyu yok vb vb.böyle erkeklere muhtaç olurlar ve bunda bir beis görmezler. Çünkü duygularıyla hareket ettikleri için nefisleri bu yanlış davranışı onlara normal gösterir. Yanlışlarını bir çeşit telafi mekanizmasıyla aklileştirir ve normal gösterirler kendilerine.Halbuki olayın adı en hafif deyimiyle “duygusal ihanettir.”
    Lise ve üniversite kızlarına bakınız. Erkek arkadaşı olan kızlar,Üç ayrı erkekle çıkarlar.Sevgili, kanka, sırdaş.

    Sevgili olan erkek, Ademin bahsettiği kadınların istedikleri vasıflara sahip erkektir. Yani karizmatik, odun, sert, banal yakışıklı uzun boylu, renkli gözlü parası ve egosu şişkin….bununla diğer hemcinslerine hava atarlar.

    Sırdaş olan erkekler de yine yazıda tesbit edildiği gibi, nazik, kibar, güç gösterisinden hoşlanmayan, mütevazi, sade giyinen ama ruhsal açıdan çok zengin erkeklerdir. Kızlar bu tür erkekleri ağlama duvarı ve duygusal dadı olarak kullanırlar.

    kanka denilen gurubu hala çözemedim, ne işe yarar bilmem…Benden bu kadar.Selam ve muhabbetle…

    • Derman() diyor ki:

      Bu yazıyı yazan kişi tek taraflı bakmış olaya.Ben madde madde yazılanlara farklı taraftan baktım.Aslında işler tam böyle değil.

  3. Ademoğlu diyor ki:

    Bu profile bakınca annemin bir sözü aklıma geldi. Derki, bir insan kendini internette olduğu gibi değil, olmak istediğini gibi gösterir. Bu bazen istemedende olabilir. Biri kendini tarif edince, dikkatli olması lazım.

  4. Saniye diyor ki:

    Ben böyle bir profilin neden beğenilmediğini anlamış değilim…. Ben dahil birçok bayan bu tarzda kendini anlayacağına inandığı erkekler ararlar diye düşünüyorum…. Ama inatçılık ve kızlara karşı taviz vermem anlayışı varsa bilemem…. Anlayışlı olgun eşini sorumşuluklrını bilen bilecek olan bir erkek yakışıklı bile olmasa kızlar tarafından tercih edilendir… Çünkü güzelliğe takılan kızlar değildir benim bildiğim…

  5. Derman() diyor ki:

    Kardeş merhabalar.Bende yazdığın konu hakkında birkaç bişey söylemek istiyorum.Durumunu bilmiyorum.Belki psikolojik olarak üzerinde çok yük vardır.Yazdıklarım moralini bozmak için olmayacak.Fakat belki farklı bir açıdan bakarsın
    1-)Kızlar fikirleri durgun kişilerden hoşlanabilir.Yani karşındaki kız dişiliğini yada dilini kullanarak bir konu hakkında fikrini hemen değiştirebiliyorsa bu onu bir zaman sonra rahatsız eder.Mesela ikimiz konuşsak ben senin her konuda hemen ikna etsem bu bende soru işaretleri doğurur.Evlendin diyelim inşaallah;annem bir konu hakkında bişey diycek senin fikrin hemen değişecek sonra eşin aynı konuda bişey diyecek sen başka tarafa.Bu böyle olmamalı.Maçoluk ile kararlılığı karıştırmamalısın
    2-)’Cool’ tam anlamını öğrenmek için önce ingilizce sözlüğe sonrada Türk Dil Kurumu’nun güncel sözlüğüne baktım.Birkaç anlamı var Birisi:Göz alıcı, çekici, albenisi olan
    İkincisi:Bir işi gereğince benimsemeyen, önemsemeyen
    Yani bu özelliklerden biraz sahip olmak çok kötü birşey değil.Mesela birgün işyerine onları şaşırtacak tarzda bir takım elbise giyinip gidebilirsin.Yani bunu kadın neden istemesin.
    3-)Kötü huydan kastını anlamadım.Alkol,uyuşturucu kullanan bir kadın o şekil bir erkeği isteyecektir.Belki kadın kendi eksikliğini başkasında gidererek tatmin olmaya çalışır.Kişinin büyük hedefleri olmalı
    4-)Bu benim fikrim.Herkesin bir şeyde gözü olduğu zaman onun değeri artıyor.Onun aslı şöyle.İstenen biri olcaksın fakat kalbin bir kişiye ait olacak.Eş bazen sinirli olur,bazen mutlu,bazen duygusal.Al sana 3 farklı kadın hemde aynı kişide.Evet bu üç kadında da gözün arasıra bunlara çapkınlık yapabilirsin.
    5-)Dindar erkekler çok kitap okuyor belki,belkide çok araştırıyor. Fakat bir kadına nasıl iltifat edileceği kitaptan öğrenilmiyor.Tecrübeyi illaki bir kızla flört edip öğrenmene gerek yok.Karşındakine gerektiğinde romantik biri olabileceğini hissettirmen gerek.Aslında günümüzde birçok kültürde kız profili mevcut.Her birini tektek tanıyamzsın.
    6-)Bazı zaman bu böyledir.Kaçan kovalanır.Fakat sen karşındakinden şıp diye hemen hoşlanıyorsan başkasındanda hemen hoşlanmaya başlayabilirsin.Yani kişi çok kolay elde edilen birinden tedirgin olabilir.Flört etmem demişsin fakat niyetimi belli etmekten bahsediyorsun.Anlamadım
    7-)”2 günü birbirine eşit olan ziyandadır”Monoton bir hayatın olmamalı.Birgün eve çiçekle gel,birgün papatya ile.Hergün aynı şeylerin tekrar etmesi insanın fıtratına uygun değil.Müslüman Allah’ın sınırlarını aşmadan her zaman dinç ve yenilikçi olmalıdır.
    Kardeş korumacılığını kimi zaman sertliğinlede göstermen gerekir.Şefkat ayrı,merhamet ayrı,kıskançlık ayrı,kin ayrı,öfke ayrı.Ayrıda ayrı.Bir duygu bir duygunun yerine geçmemesi gerekir.
    1-)Kişi yeni tanıştığı birine karşı hemen fedakarlık yapmamalı.Mesela ben düşünürüm.”Yahu bu adam beni tanımıyor.Ama aşırı derecede iyi niyet gösteriyor.Acaba gizlediği bişey bi var?”Masumiyet kötülüğü gizlemek için iyi bir maskedir.
    2-)Yani pek tanımadığın bir kişiyle hemen nasıl tartışma başlatabiliyorsun ki.Bide karşındaki kişiye susuyorsun ve iletişimi kesiyorsun.Bu bence karşındakine saygısızlık.Eğer tartışmadan hoşlanmadıysan kendini ifade edip hemen konuyu değiştirmen gerekir.
    3-)Türkçe şarkıların çoğu çok saçma sözlere sahip.Biraz güzel olanlarsa romantikliğinde ötesinde.Yani karşındakine “Sen kalbimin mehtabısın” sözünü niye söyleyesinki.:)
    4-)Koltukları kaldırmak erkek işi.Halılar falan desen öyle.Fakat kadınlar mutfakta kendilerinie karışılmasına pek taraftar değiller.Yani karın seni soğan doğrarken değilde; sen karını soğan doğrarken izlemelisin.Göz yaşı kadına yakışır.
    5-)Herşeyin zıttını söylerek umutsuz şeyler yazmışsın.Sert değilsen o zaman yumuşak mısın?Tabi değilsil kardeş.Yanlış anlama.Fakat güler yüzlülükte sertliğin zıttı değil ki.
    6-)Bu Fetullahçılar varya hepsi tartışmaları tatlı dille götürmeye çalışır.Nazik nazik insanın kafasını ütülerler bazısı.Buda insanı çok gıcık eden bişey.Yukarıda yazmıştım.”Kardeş samimi olduğun veya olmadığın biriyle niye böyle tartışıyorsun.”
    7-)TDK güncel sözlükte Ataerkil:Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden (topluluk), pederşahi, patriarkal.Eşini çocuğunu sahiplenceksin.Onlar üzerinde başkası söz hakkı olamıyacak.Çocuğunun ismini baban,annen,kayın baban yada kayınannen değil beraber vereceksiniz.Belki karşındaki kız sahip olduğu aile ataerkillikten uzaktır ve ataerkil bir aile özlemi vardır.
    Şuna katılıyorum artık flört edenlerin sayısı artıyor.Fakat flört dedğin şeyin anlamı çok geniş.Kimi nişanlılar var.Flört etmiyoruz derler ama liselileri geçerler.Kimisinin flörtüde görücü usulüne yakın olur.Yani bazı fikirlerin değişmemesi bazen faydalı olur.Yani bu flörtte artık ayrı bir baş belası.Bazen ebeveynler bunu teşvik ediyor.Tabi cehennem ateşide buna oranla körükleniyor.Merak etmesinler cehennem ceset atmayla dolacak bir yer değil.
    Kardeş inşaallah gönlündeki gibi biriyle evlenirsin.Belki hep karşı fikirler yazdım ama bunun sana faydası olacaktır.Diğer kişilerinde fikrini merak ediyorum.Cevap yazarlarsa sevinirim.Teşekkürler…

    • ne önemi var diyor ki:

      Hanimefendi siz olayi isteyerek yanlis anlamissiniz resmen. Tamam yazida bazi abaftilar ve arkadasimizin hatalari da olabilir ama siz de moral verecegim derken ipin ucunu fazla kacirip adeta olayi ‘hirsizin hic mi sucu yok’ boyutuna getirmissiniz. Madde madde yazamayacagim ama ben de kendimden bir ornek vererek aciklayayim. Bizim cevremizde annem evlenmek icin ailelere kiz sordugu zaman ‘ bu zamanda herkes kendisi buluyor’ diyorlarmis. Yani bizim cevremiz de disardan muhafazakar tanimlanan insanlar. Yani kendi cevrenize gore yazmissiniz zaten ya siz de diyorsunuz. Ama boyle insanlar da maalesef oluyor iste. Dusunsenize bir anne kizinin sokaktan birini bulup gegirmesini kabul ediyor. Fesubhanallah.

      • Derman() diyor ki:

        Ben kadın değilim.Çokta önemli değil.
        Ben öyle muhafazakar denilen bir çevrede yaşamıyorum.Mesela benim ailem sen bul birini getir diyorlar.Kız arkadaşın varsa sana daha çok yardımcı olalım, gezip toz diyorlar.Fakat dışardan bakınca flört edenler hoş gelsede içlerine girince öyle değiller.O kendileri bulanlardan çok vah diyen var.Yani çok şükür Allah yardım ediyorda kendi ahlakımı ben kendim veriyorum.Çevreme kalsa çok kötü durumdaydım.
        Bu muhafazakar lafıda Müslümanlık değilki.Kim ne kadar muhafazakar.Herkes kendine muhafazakar diyor.Yani dindarlık ölçülen birşey değil.Maddiyatta parada kendimizden aşağılara bakıp şükretmeliyiz,manevi hayattada kendimizden yukarılara bakım salih ve saliha insanlar olmaya çalışmalıyız.
        Kardeş herşey aileyede burakılmaz.Hatta anne ve abla aday bakarken çok yanlış yapıyorlar.Bu işle yengeler veya teyzeler falan ilgilense daha iyi olur.Çünkü anneler duygusal davranıyor.Bazen oğlunu değil kendini düşünüyor.Sende arayabilirsin.Kendinde bişeyler yapabilirsin.

  6. Uğur diyor ki:

    Buradaki temel nokta da yine ve yine aynı şeydir: Eskiden kadınlar bu huyları kötü görmüyorlardı, hatta iyi görüyorlardı. Eskiden çekingen bir erkek de makbuldü, hatta daha makbuldü. Çünkü erkek çekingen de olsa, onun sosyal statüsü ve mesleği kadınınkinden daha yüksekti. Üstelik çekingenlik, utangaçlık, haya duygusu güzel karaktere işaret ederdi (aslında hâlâ öyledir). Şimdi ise kadınların sosyal statüleri hormonlu olarak erkeklerinkine eşitlendi, hatta erkeklerinkini geçti. Bu yüzden de kadınlar erkekleri beğenmiyorlar, çünkü genetik ve biyolojik sebeplerledir ki bir kadın kendisinden üstün sosyal statülü olmayan bir erkeği beğenemez. Bu, kültürel şartlanma değil, genetik yapıdır ve değişmez.

    Erkekler artık var olmayan, erkeğe yaraşır eski sosyal statülerini nasıl sağlayacaklar? Elbette kasıntılanarak, diğer erkeklere ve bazen de kadınlara karşı üstünlük taslayarak. Ama bu çözüm değil. Hepsi boş, hepsi boş. Boşuna kasıntılık ediyorlar, boşuna maçoluk taslıyorlar. Olmayan sosyal statü bunlarla gelmez. Bunlarla gelen sosyal statü kalıcı olamaz. Erkekler yerine kadınlar mesleklendirilip erkeklerin sosyal statüsü gereğinden az bırakıldıkça kadınlar erkeklerin çoğunu beğenmeyecek, beğenemeyecektir.

    Sevgili kasıntı biraderlerime sesleniyorum: ağzınızla kuş tutsanız da sizin somut sosyal statünüz bellidir. Artık kadınların sosyal statüsü erkeklerinkine eşittir ve bu yüzden çoğu erkeği beğenmemektedirler, beğenemezler. Maçoluk ve kasıntılıkla bunu ancak geçici olarak örtebilirsiniz, sosyal statünüzdeki somut eksiklik uzun vadede yine su yüzüne çıkacaktır.

    Peki çözüm nedir? Bu işin tek yolu, FETÖ ile beraber Türkiye’nin devlet mekanizmasını esir almış olan feminist solcu liberallerin tasallutundan ülkeyi kurtarmaktır. FETÖ şimdi temizleniyor, ama onların düne kadar müttefiği olan solcu liberaller hâlâ medyada ve hatta birtakım bakanlıklarda hâkim ve keyifleri de yerinde. Dahası, bizim Müslüman okumuş hanımlarımız da bu feminist solcu kesimlere karşı ezik oldukları için onlar ne derlerse inanıyor ve yapıyorlar. Üstelik cumhurbaşkanımız kadın-erkek eşitliğinin ve kadınlarla erkeklerin yarıştırılmasının fenalığına dikkat çekip durduğu hâlde onun güvenini suiistimal ederek hâlâ aileyi yıkıcı politikaları halkımıza dayatıyorlar. Hâlâ sosyal statüye ihtiyacı olan erkekler yerine kadınların kendilerini mesleklendiriyorlar, ta ki kendileri artık iyi mesleklere sahip olan bu kadınlar adam gibi adam diyebilecekleri, yeterli sosyal statüye sahip, güzel mesleği olan erkek bulamasınlar, böyle erkeklerin sayısı gittikçe daha da yetersiz hâle gelsin. Erkek adamlar olarak ülkeyi işte bu feministlerin, sosyete solcusu sözde elitlerin tasallutundan kurtarmadıkça zavallı zavallı maçoluklar ve kasıntılıklarla ömrümüzü heba ederiz. Bir araya gelip cumhurbaşkanımıza ve diğer aklı başında devlet büyüklerimize sesimizi duyurabilseydik, ulemamız feministlerden korkmak yerine bu işte bize öncülük etseydi, erkekliğimizi asıl o zaman ortaya koymuş olurduk. Yoksa küçük kasıntılıklar ve maçoluklar ancak geçici uyuşturucu mesabesindedir, sanmam ki kalıcı bir işe yarasınlar, artık olmayan sosyal statümüzü bize geri getirsinler.

    • ... diyor ki:

      Uğur Bey,

      Yalnız Cumhurbaşkanı’nın ve hükümetin politikaları sözde feminizm karşıtlığı gibi olsa da gerçekte yapılan kadınları iş yaşamına daha çok nasıl yönlendirebiliriz kapitalizme daha fazla nasıl hizmet ettirebiliriz uygulamaları.

      Kadını sadece eve hapseden vasıfsız biriymiş anlayışını da kabul etmiyorum kadınların sosyal hayatın olur olmadık her yerinde olmalı diyen anlayışı da kabul etmiyorum.

      Eğitimli olup ev hanımı anne de olabilir illaki sermayeye hizmet etmesi gerekmez. Ama bazen görüyoruz ki ev hanımları ve anneler atıl iş gücü gibi yansıtılıyor. Kadın ve erkeği eşit olarak görmek kadına da erkeğe de zulümdür. Sadece statüsünden dolayı hanımlar erkekleri reddetmiyor aynı durum kadınlara da yapılıyor. Dışarıda iş başaran sosyal olan kadınlar örnek gösteriliyor.

      • Uğur diyor ki:

        Sayın …,

        Evvela, ilk paragrafınıza kısmen katılıyorum. Ama benim üstteki son paragrafıma dikkat ediniz. Evet cumhurbaşkanımız söylem olarak, bence İLKE olarak feminizme karşıdır, ama eyleme geçince hep feministlerin dediği olmaktadır. Sizden ayrıldığım noktaysa şu ki bence bu bir çelişki değildir, çünkü basit bir izahı vardır. Bu izahı da söz konusu son paragrafta biraz muğlak olarak yapmaya çalıştım. Şöyle ki cumhurbaşkanımız TEMEL olarak, İLKE olarak feminizme karşıdır. Fakat ayrıntılara dalamadığı için, bunun için zamanı ve bu konuda ayrıntılı teknik formasyonu olmadığı için bu konuda bazı Müslüman hanım görevlilere yaslanıyor. Bu memurlar ise cumhurbaşkanının ilkelerine tamamen zıt uygulamalar yapıyorlar.

        Bu hanım görevlilerle kasdım ise bakanlıkların ve elbette bilhassa Aile Bakanlığının çeşitli kademelerindeki kadın siyasetçiler ve devlet memurlarıdır. Bu kadın siyasetçiler ve kadın memurlar solcu liberal ve hatta doğrudan sosyalist olan feminist meslektaşları ve entelektüeller karşısında eziklik hissederler, çünkü bunlar üniversitelerde solcu liberal ve sosyalist, feminist hocalarca eğitilmişlerdir ve söz konusu feminist sözde elitlere karşı heybet ve hürmetlerini hâlâ terk edememişlerdir. Kadınların yine genlerinde bulunan itaat hissi bu hanımlarda yanlış yere yönelmiştir. Bunların itaat hisleri İslam yasası ve onun uleması yerine modern Batılı sosyal bilimlerin temsilcilerine yöneliktir. Ancak bu sadece onların suçu değildir. Bunda İslam ulemasının da suçu vardır, çünkü üniversitelerdeki modern Batılı sosyal bilimlerin temsilcilerine karşı günümüzün İslam uleması da korkak ve ezik davranmaktadır. Kanaatimce üniversitelerin ilahiyat fakültelerindeki hocalar kadar olmasa da buna tarikat hocaları da dâhildir.

        İkinci paragrafınızda reddettiğiniz anlayışları da galiba bana atfetmişsiniz. Hâlbuki ben bu anlayışları asla savunmuyorum. Daha önce belirttiğim gibi, sanırım Sema Maraşlı’yla hemfikir olarak, şunu savunuyorum ki kadınların tabiatına daha uygun olanı yarım günlük işlerde çalışmak ve böylece aile bütçesine katkı yapmaktır. Aile bütçesinin -normal şartlarda- yarısını sırtlanmak değil, erkeğin ardından ona biraz katkı yapmak. Nitekim tarih boyunca tarlalarda, dükkânlarda ve küçük işletmelerde eşlerine ikinci planda yardım eden ninelerimiz ve büyük ninelerimiz de temelde bunu yapageldiler.

        Son paragrafta belirttiğiniz ise zaten feminist-kapitalist ittifakının yaptığıdır. Feministler genelde sosyalist veya solcu liberaldir, ancak onların en büyük müttefiği büyük sermayedarların dünyaperest ekseriyetidir. Çünkü Allah’tan korkmayan büyük kapitalistlerin dünyadaki geçici menfaatinedir ki kadınları tam günlük iş gücü olarak piyasaya sürsünler, böylece çalışan arzını arttırsınlar, dahası kadınların ucuza çalışmaya razı olmasından da faydalansınlar ve böylece çalışan ücretlerini daha da azaltıp kârlarını arttırdıkça arttırsınlar.

        İnsanların bu şartlarda evlenme imkânını belki aşırı küçültüyorum. Çünkü Allah büyüktür, bu saçma sapan şartlara rağmen şuna imkan verebilir ki yine de bekâr Müslümanlar birbirlerini beğenip çok geçe varmadan evlenebilsinler. Teker teker çiftler bunu kendi aralarında ayarlayabilirler, ama işte yine de insanların ferdi ve ailevi olarak buldukları çözümler yetersiz kalır. Doğru düzgün bir çözüm ancak yasaları düzeltmekle olur. Erkekler, onları seven kadınlar ve bilhassa ulema Allah yerine feministlerden çekinirse, üniversiteler ve sosyal hayattaki kendi mevkilerine zarar gelmesin diye uğraşırlarsa, devlet büyüklerine de sesimiz ulaşmamaya devam eder ve feministler Aile Bakanlığını kullanarak aileyi yok etmeyi serbestçe sürdürürler. Bugün Aile Bakanlığındaki tahsilli Müslümanları yönlendirerek onlara kendi istediklerini yaptıran solcu liberal ve sosyalist feminist kesimlerin amacı aileyi yok edip kısa süreli birliktelikleri hâkim kılmaktır. Çünkü onlar şu gerçeği inkar ederler ki aile insan fıtratının bir gereğidir ve şuna inanırlar ki aile gereksiz bir ataerkil kültürel dayatmadır. Bizzat onların kendi “evrim psikolojisi” (bizim inancımıza göre “fıtrat/yaratılış psikolojisi”) ilimleri onları yalanlar, ama onlar kendi bilimlerine bile ancak işlerine geldikçe itibar ederler. Evet, Aile Bakanlığı aileyi yok etmek isteyenlerin elinde en büyük aygıt olarak iş görüyor ve maalesef Müslüman ulemanın ve tahsillilerin korkakça sessizliği ve nemelazımcılığı yüzünden sandıkta seçilmiş devlet büyükleri de olan bitenden haberdar edilemiyor.

        • Kevser diyor ki:

          Aşağı yukarı son 5 -6 yıldır bu konu ile alakalı çıkan bütün kanun ve yasa sadece ÇALIŞAN bayanları koruma altına alıyor.çıkan her yasa veya her neyse hep çalışan bayanların lehine işliyor.sadece onları güvence altına alıyor.mesela birkaç gün önce haberlerde izledim:çalışan annenin çocuğu olmak şartıyla,torununa bakan anneanne babaanneye maaş baglaniyormus.aşırı derecede saçma geldi…..bu ne demektir?”gelinim veya kızım,git çalış kendine iş bul,bak devlet bana maasta veriyo”demektir.bir kere:benim çocuğumun maddi ve manevi bakimindan ben ve kocam sorumludur!kaynanam veya annem değil! Zaten o insanlar yaşlı oluyorlar.kafa dinlemek istiyorlar.bide kalkıp torununa bak demek olacak iş değil.bana çok saçma geldi.dediğim gibi her çıkardıkları şeyle çalışan kadını koruma altına alıyorlar.diğer kadınlar ne yaparsa yapsın diyorlar.bakın çalışmanizin önünde hiçbir engel yok diyorlar.ileride bu durum ne olacak çok merak ediyorum…

  7. ... diyor ki:

    Bir Adem,

    1-Kızlar dediğim dedik maço erkeklerden hoşlanırmış. (onlara nazik davranmak, fikirlerini sormak onlarda zayıflık algısı yaratırmış)

    -Aksine çoğu evli kadın eşinin fikrini almamasından kaba davranmasından yakınır.

    2-Kadınlar cool erkeklerden hoşlanırmış. ( samimi olunması özgüven eksikliği görülüp güçsüzlük algılanırmış

    – Samimi davranmak güven verir. Coollukta ise bir kibirlilik ulaşılmazlık zor algısı vardır. Evlilik için gerekli olan birincisidir.

    3-Kadınlar kötü huyları olan erkekleri tercih edermiş. (Onları düzelteceğim diye kendilerine hedef koyarlarmış)

    – Kötü huylu kadın veya erkeği tercih etmek bir insanın ideali ise o insanın normal psikolojiye sahip olmadığını gösterir.

    4-Gözümün dışarıda olmaması yanlışmış, kadınlar kıskanmak istermiş. (başka kadınlarla mücadele etmek isterlermiş)

    – Hangi kadın en büyük zaafı olan insanı içten içe kemiren kıskançlığı ister üstelik birde başka kadınlarla mücadele işine girer. Eşinin gözünün dışarıda olmasını isteyen kişinin ahlak konusunda da sıkıntısı vardır. Mesela Amerika da serbest ilişki denilen evli kadın ve erkeğin birbirlerine hesap vermediği aynı zamanda ikisininde başka ilişkilerinin olduğu bunları eşlerin bildiği bir durum.

    5-Tecrübesiz erkekler kızlar için sorunmuş. (kimseyle flört tarzı ilişkim olmadı)

    – Flört kadın ve erkeğin masumiyetini kaybetmesine sebep olur. Hangi kadın veya erkek eşinin daha önce yaşamış olduğu gönül ilişkilerinden birlikteliklerinden memnun olur.

    6-Bir kızla görüşürken niyetimi açıkça belli edersem beni elde ettiklerini düşünüp kendilerini geri çekerlermiş.( Kaçan kovalanırmış)

    -Görüşmede niyetlerin evlilik olması açıklanması iki tarafa güven verir. Belirli yaşa gelmiş kişilerin doğru insanı bulduğu halde nazı abartması bana doğru gelmiyor.

    7-Yukarıdaki maddeleri sağlamadığım için sıkıcı bir erkek olarak nitelendirilirmişim. (ancak nefsini köreltmiş bir kız benimle yapabilirmiş)

    – Muhafazakar insanlarla görüştüğünüzü belirttiniz.Benim merak ettiğim bu görüştüğünüz kişilerin dindarlık durumları nasıldı? Tesettür kıyafetleri nasıldı? Benim zihnimde bir algı oluştu ama sizin açıklamanız daha iyi.

    Yazdığınız yaklaşımlar bana karşılaştığınız kişilerin normal psikolojide olmadığı yada dünya görüşünün çok çok farklı olduğu izlenimi verdi.

    1-Buluşacağımız yer hakkında fikir sormak, ben nasıl olsa her türlü gelirim sana uyarsa bana da uyar, yeter ki sen eziyet çekme demek=kılıbıklık

    -Aksine karşısındaki insana verilen değeri gösterir.

    2-Tartışma çıkaracak konularda despotluk yapmayıp fikir alışverişi yapmak, tartışmayı o an için uzatmamak adına evet dememek ama sessiz kalmak=eziklik

    -İstişare etmek kırıcı olmamak için tartışmayı uzatmamak erdemdir.

    3-Görüştüğüm kıza şarkı sözünden alıntı alarak jest yapmam=duygusallık/romantiklik=zayıflık

    -Bana bu durum romantik yada duygusallıktan ziyade itici geldi. Görüşmeye gidilen kişiye değil insanın evlendiği helal olan kişiye böyle jest yapması daha doğru olur.

    4-Ev işlerine de gerekirse yardım ederim demek=kadınsılık!

    -Aksine Peygamber Efendimizin (sav) sünnetidir.

    5-Sert bir duruşumun olmayışı güler yüzlü olmam=cazibe eksikliği (yılışıklık değil, tebessüm etmek)

    -Yerine ve zamanına göre sert yada mütebessim olmak gerekir. Güler yüzlü olmak olumlu izlenim verir.

    6-Tartışmalarda “şu şöyledir” diye despotluk yapmak yerine önce tatlı dille ikna etmeye çalışmak=yumuşaklık

    -Görüşmelerde bir kişi alttan alıyorsa ve olumlu yönde yaklaşıyorsa evliliği gerçekten istediğindendir.

    7-Eş adayını ev işi ve çocuk yapma görevlisi olmaktan ziyade hayat arkadaşı olarak görmek=ataerkilliğe karşı çıkmak

    -Eğer bunu bir bayan olarak söylemiş olsaydınız muhtemelen feminist damgası yerdiniz. Allah kadını ve erkeği farklı fıtratta bedende psikoloji de yaratmış. Birbirlerini tamamlamak hayatlarını idame ettirmek için. Kadın kimliğine saygı duymanız ve onu sadece belirli görevlerden sorumlu olarak görmemeniz yerinde.

    Şarkı sözü jesti bana itici geldi. Bunun dışındaki yazılanlar eziklik değil aksine kibar ve olması gereken davranış şekli.

  8. bir hanım diyor ki:

    bence siz doğru islam ahlakı almış bir bayanla tanışmamaışsınız.benim eşimde bu vasıflara sahip ve ben çok mutluyum….

  9. meryem diyor ki:

    Yazarın yazmış olduğu bu yazı biraz tuhafıma gitmedi değil. Ben ve benim çevremdeki bekar kızların aradığı eş kriteri tıpatıp yazarın sahip olduğu kriterler. Aynen kopyalıyorum :)
    1-Buluşacağımız yer hakkında fikir sormak, ben nasıl olsa her türlü gelirim sana uyarsa bana da uyar, yeter ki sen eziyet çekme demek ( adaletli olabilir orta bir yerde buluşulabilir)

    2-Tartışma çıkaracak konularda despotluk yapmayıp fikir alışverişi yapmak, tartışmayı o an için uzatmamak adına evet dememek ama sessiz kalmak

    3-Görüştüğüm kıza şarkı sözünden alıntı alarak jest yapmam.

    4-Ev işlerine de gerekirse yardım ederim demek

    5-Sert bir duruşumun olmayışı güler yüzlü olmam

    6-Tartışmalarda “şu şöyledir” diye despotluk yapmak yerine önce tatlı dille ikna etmeye çalışmak

    7-Eş adayını ev işi ve çocuk yapma görevlisi olmaktan ziyade hayat arkadaşı olarak görmek

    Dipnot. Bunlara ek olarak ülkemizdeki erkeklerin genel problemi ” anne, kardeş, abla ve eş ” ayırımını yapamamaları. Yani anne ve yakın çevrenin değeri farklı, terazisi farklı, eş çok farklı terazisi apayrı. Erkeklerin dikkat etmesi gereken bir husus ta şu : Yemek konusunda ”annem şöyle yapardı, böyle yapardı” vs yorum yapmak. Yani yorum yapılmadan ”ellerine sağlık ‘ demek yeterli diye düşünüyorum.:)

  10. Rana diyor ki:

    Saliha bir kadın, ilminini ve imanının izzetini muhafaza eden bir bey ister öncelikle.Yazarın bahsettikleri eksiklik değil aksine istenilen,beklenilen bir duadır.Önemli olan sizin kendinizi bilip tanıdığınız kadar ne istediğinizi de bilip ona göre seçici davranmanızdır.Bu durum bayanlar içinde geçerli olabiliyor,benim karşıma da hep saydıklarınızın aksi profilde insanlar çıktı,

  11. tükenmez kalem diyor ki:

    yazılanların bazıları bayanlar içinde geçerli,erkekler de cesaretli istedikleri zaman dışarı çıkacak,yüzünde bi karış makjayla dolaşacak ,tesettürlü ama modern giyinecek kişiler arıyor,uyumlu olmayı tamam demeyi eziklik olarak gören erkekler de var malesef özellikle yüz güzelliğine çok önem veren erkekler var..aslında tuhaf ki herkes dört dörtlük bi beklenti için de hiç kimse bişeyleri tamamlama derdinde de niyetin de de değil,bu yüzden evlilikler zorlaşıyoruz haliyle yaş da gidiyor:(

  12. Sena diyor ki:

    Manken gibi kız isteyen erkeklere ne demeli peki…yoksa erkek isteyince normal mi oluyor..masaallah beyler de incecik bakımlı alımlı kız istiyor…hafif kilolu olmak bir kusur artik

  13. Nur diyor ki:

    Bu yazıyı okurken inanamadım gerçekten.. Evlenme niyetiyle tavsiye edilmiş kişilerle yaptıgım görüşmelerde bu özellikleri aramama rağmen malesef böyle bir insan profilini göremedim ve böyle bir profil yok demekki ben çok şey istiyorum ki hiç karşılaşmadım diyordum,şaşırdım biçok kişinin de bu görüşte ve durumda olmasına…ya aradıkları özelliklere uygun olacak kızlar size cazip gelmiyor sizde de şu parantez içindeki yakıştırmaların benzeri bir düşünce oluşuyor..yada farklı ortamlarda bu özellikte kız aradığınız için bulamadığınızı düşünüyorum..yoksa böyle insanlar var

  14. arat diyor ki:

    Selamlar,
    Kadınların burnunu sürten erkeklere meyil ediyorlar orası kesin. Nihayetinde hak yolu buluyorlar ama iş işten geçmiş oluyor. Adem Beye önerim farklı -aykırı- kaynaklardan okuma yapması. Sanırım o zaman sonuca ulaşacaksınızdır.
    Kadın çok karışık bir varlık, ne istediklerini tam olarak kendileride bilmiyorki, sana burda yazıp cevap verebilsinler. Son söz; Erkek dediğin masaya yumruğunu vurmasınıda, saç okşamasınıda bilmeli.
    Unutmadan ; Ata et, ite ot verilmez. Elinizdeki malzemeye uygun hatunlarla görüşmeye çalışın derim.
    Allah gönlünüze göre versin

  15. Uğur diyor ki:

    Bir arkadaşım demiş ki baştan aşağı bir erkek olarak beni tarif ediyor evet hem o arkadaşa hemde bu yazıya katılıyorum. 25 sınırına dayanan kızların istedikleri erkek tipi lakin onlarda bize karışmasın bekar hayatımızda nasıl davranıyorsak öyle olalım havasındalar bu da aslında şunu açıklıyor: Kadının çalışma hayatına girmesi ile bir erkeğin aktifliğine sahip olarak edebinin yara alması bu durumu farketmeleri ancak 30 yaşını aşmalarına sebep olmaktadır. Allah ahir zaman fitnesinden bizleri korusun inşallah…

    • Uğur diyor ki:

      Selamun aleyküm. Bir üstteki yorumu yazan ben değilim. Eskiden soy ismimi de ilave ediyordum ki başka Uğurlarla karışmayayım. Ama sonra internette bulunup tanınmamak ve ayrıca benimle aynı ad ve soyada sahip insanları da ben zannettirip benim görüşlerimle onları ilişkilendirmemek için vazgeçmiştim. Ben bu sitenin o eski müdavimi olan Uğur’um ki birkaç aydır bu meseleleri (kızların erkek beğenmez hâle gelişini, erkeklerin de bu yüzden evlilikten kaçışını vs.yi) tamamen yeni sosyal statü dengesizliğine ve feminist kanunlara bağlamaktadır. Aslında artık buraya yorum yazmak istemiyordum, çünkü aynı şeyleri (aslında kanaatimce aynı önemli gerçekleri) farklı bağlamlarda tekrar ederek insanları bıktırmış ve canlarını sıkmış olmaktan korkuyorum. Ama bu akşam yine bir bakayım dedim ve sonra yine dayanamayıp yorum yazdım. Vesselam

  16. Yasir diyor ki:

    Arkadaşın yazdıkları biraz abartılı olsa da büyük ölçüde katılıyorum. Dindar kızlarımız önce namaz kılsın, helalinden kazansın yeter der. Görüşmeden sonra yüz elli kriteri daha çıkar. Özellikle karizma ve yaramaz genç profiliniz varsa olayı bitirirsiniz. Birbirimizi kandırmayalım. Hayaller hurma, gerçekler waffle…

  17. Beyaz Zenci diyor ki:

    Bu genç arkadaşa katılıyorum. Yorumlar da eleştiren arkadaşlara da örnek istiyorlarsa kendimi örnek olarak veriyorum. Benim 28 yıllık evliliğim yukarıda sayılan nedenlerden ötürü yıkıldı. Maalesef mütedeyyin (muhafazkar tanımını kullanmak istemiyorum) kesimdeki bayanların çoğu yazıda ifade edildiği gibi bir hayat tarzı bekliyor. Allah’ın farzını düşünen yok. Her şeyden önce hayatı ve insanı hatta hayat içerisindeki insanı tanımlayarak evliliği tarif etmek lazım ki bunu kimse istemiyor. Üç günlük dünya diye tarif edilir ve fakat hiç ölmeyecek gibi bütün istekler tatmin edilsin bekler. Böyle bir hayat anlayışıyla hiç kimse evliliklerin sağlıklı, hayatın huzurlu geçmesini beklemesin.

  18. Arif diyor ki:

    Bence mükemmel bir cikarsama olmuş, muhafazakar bir evlilik yaptigimi sanıp aldatılana (cinsel manada degil) kadar öyle düşünüyordum. Özelliklerim hemen hemen arkadaşa yakın ve aynı sekilde düşünen bayanlarla karşılaştım , özellikle esimin arkadaslariydi. O kadar sakinim ki yüzüme soyleyecek cesareti bile bulmuşlardı.

  19. Sydt diyor ki:

    Açıkçası şaşırarak okudum yazınızı. Ben içinde bulunduğunuz durumun özelliklerinizin karşı taraf açısından böyle algılanmasına şaşırdım. Kimsede böyle uyandırmamalı. Birde bu zamanda yaşıyorken. Size denk gelenler gerçekten biraz tuhaf olmuş. Açıkçası bende kendi görüşmelerim sonucunda erkeklerin böyle düşünen bayanlara karşı olumsuz olduğunu düşündüm. Yukarda saydıklarınız islamiyetin istedikleri. Muhafazakar olduğunu manevi bir aile kurmak istdiğini söyleyenlerin birçoğu sadece istemekle kalıp bunların uygulanmasını isteyince ise farklı düşüncelere kapılıyorlar.
    Demekki insan hayatta hep isteklerinin tam tersiyle karşılaşırmış yazınızdan çıkardığım sonuç bu oldu.

  20. Bir Havva diyor ki:

    Selamunaleyküm,
    Öncellikle durumun yukarıda anlatılan gibi olması hakikaten beni üzdü. Ancak yukarıdaki kişinin görüşlerinin samimi olduğunu düşünerek, asla kendini eksik veya yanlış bir tutumda sanmamasını tavsiye ederim. Böyle bir erkek kendi değerlerine yabancılaşmış ve erkeğe şefkatin ne kadar yakıştığını bilmeyenler için farklı gelebilir. Şunu da belirtmek isterim acaba beyefendi kendini ifade etmekte hatamı yapıyor. Yani böyle birisi belki bir iki kişiden bu tutunu görür ama herkes böyle düşünmez. Son olarak Allah adildir, kimseye zulmetmez bunu unutmamalıyız.

  21. Tuğrul diyor ki:

    iyi tarafından bak, hafif meşrep bir kızla evlenmeyeceksin. :)

    • Tuğrul diyor ki:

      şimdi diyanetin reklamlarında bile yakışıklı oğlanlar, kirli sakal vs. Ben de birinden duymuştum, kız kendi tesettürü iyi olduğu halde oğlan kirli sakal, dar pantolon, göbeksiz vücut … olacakmış. diyanetin reklamı bile o tip oğlanları öne koyarken bizim şansımız yok 😀 neyse herkes kendi frekansında olanı çeker. en iyisi de o zaten. nasipleri Allah belirliyor, tesadüf yok. vakti gelince kendiliğinden çıkar (tabi nasibin gelmesi bizim gayretimize de bakar)

  22. Talha diyor ki:

    Yazar nerde yaşamaktadır, çok merak ettim.
    Eşinden hangi bayan yardim istemez ?
    Hangi bayan görüşlerinin sorulmasına sıcak bakmaz ?
    Hangi bayan eşinin sert mizaçlı olmasını ister ?
    Hangi bayan hayat arkadaşım olma, ben sadece cocuklarimin annesi olacağım der ?

    Yazıda bahsedilenler genel bir kani ,yaşanmış olaylar sonucunda tecrübe edilmiş durumlar degildir..Olsa olsa ya yazar yaptığı bir evlilik görüşmesi sonucu bu çıkarımlarda bulunmuş, yada ayni düşüncelere sahip bir bayan arkadaş grubundan birden fazLa kişiyle evlilik görüşmesi yapmış..Aksi mümkün değildir..

    • Meçhul diyor ki:

      Al benden de o kadar nerde yasıyon kardeşim sen.ütopya geldi bana bunlar

    • mavera diyor ki:

      Bu kardeşin bulunduğu ortam farklı bir boyutta sanırım, biz de görüştük beğendik halen de eşimiz dostumuz görüşüyor hayırlı kısmetler için. Bu sayılanlardan neredeyse hiçbiri gündeme gelmiyor ya da ben duymadım… Acizane tavsiyem şayet bunlar yaşanmış tecrübelerse o ortamı derhal değiştimektir.

  23. zehra diyor ki:

    evlenirken guzellik ya da maddi durum yerine, aradiginiz kizda sadelik ve kanaatkarlik ararsaniz boyle kizlardan cok var

    • Serpico diyor ki:

      Sadelik ve kanaatkârlığı önce kadınlar gömdü Zehra hanım. Bu toplum kadınların olduğu derecede iyi veya kötüdür, toplumun rengi neyse kadınlar da o.

  24. A.D. diyor ki:

    ne münasebet? Asla katılmıyoruz. beyefendinin bir kızkardeşi, ablası olsa onunla oturup konuşsa, neden böyle hissettiğini aslında neyin eksik olduğunu kendisine söyleyecektir. Kişilerin karakterleri üçe ayrılır malum; sahip oldukları, sahip olmak istedikleri, bir de sahip olduklarına inandıkları. Burada yazılan özellikler acaba beyfendinin hangi karakteridir?
    Değer verilmediğini hissetmek, aslında kendi alt yapısında değersizlik hissiyatının acı yaralarının kanamsından olmasın? Zira bu kadar kaliteli bir bey; nasıl olur da bu kadar ‘Düşük(!)’ bayanlardan alınıp kendini değersiz hisseder?
    Kadınlar asla anlatıldığı gibi erkek istemezler. Kadınlar sadece ‘İnsan evladı’ isterler.

    • Ahmet diyor ki:

      Sizin katılmamanız bunlar olmuyor anlamına gelmez.
      İçinde bulunduğumuz toplum da ki cehalet ileri bir derecede. cehaletten kastım üniversite okumak değil. Yüce ALLAH’ın oku emrini diploma almak olarak anladığımız için yaşamımız da ki 1. şartı da para olarak görüyoruz kadın olsun erkek olsun evlilikte paradır.
      1.paradır. para olmazsa islamın emrinin önemi yoktur, müsrif olarak her isteğin en iyi şekilde olmasını istiyorlar. tv dizilerinden esinlenilerek gerçekler acıttığı için hayel dünyasında yaşanıyor.

      2. memuriyettir. kendine denk olması için illaki memur olması lazım yada maaşı yüksek olan işlerde çalışıyor olması lazım. bunda denklik çok önemli okumamış bir insan ile kız olsun erkek olsun evlenemez. kendisi karşı çıktığı gibi ailesi ondan önce karşı çıkar.

      3. yalancılıktır, sahtekarlıktır. evlenebilmek için karşı tarafın istekleri kendinde olmasa bile yalan söyleyerek başta kendini kandırır ve evlendikten sonra her şey açığa çıkar ve sonuç boşan ma.

      evlilikte bu şartlar arandığı için de sevgi olması mümkün değildir.
      sevginin olmadığı yerde ne saygı ne hoş görü nede fedakarlık olur.
      bu yüzden de senede 100 çift evlenirken 118 civarında ki çiftlerde boşanıyor.

      Biraz iyi araştırırsanız gerçekleri görürsünüz.
      ALLAH’ın rızası için görev yapan ne imam var ne de öğretmen. Bu meslek sahiplerinin yetiştirdiği insanların da yaptığı işler de ALLAH’ın rızasını gözetmesini bekleyemeyiz zaten.

      ALLAH’ın rızası olmayan yerde ise şeytanın rızası olur.

      • .:. diyor ki:

        Ahmet demiş ki;

        “””senede 100 çift evlenirken 118 civarında ki çiftlerde boşanıyor.”””

        Bu rakamlarda bir yanlışlık var.

        http://www.cocukaile.net/evlenmeler-artti-bosanmalar-azaldi/

        her 5 evlilik ten 1 i veya 6 evlilikten 1 i boşanmaktadır.

        Bu rakamlar ülkemize aittir ve dünya ülkeleri üzerinde en üst seviyelerdedir.

        Buradaki rakamlardan faydalanabilirsiniz. Günceldir.
        http://www.cocukaile.net/evlenmeler-artti-bosanmalar-azaldi/

      • meryem diyor ki:

        İnsan tabi ki daha iyi şartlarda yaşamak için okur, kariyer yapar. Daha iyi şartları sağlayan şey nedir ? Paradır. Mal ve mülktür. Bir kadın eş seçerken ” maddiyat önemli değil ” dese de en önemli konudur aslında.
        İşi iyi olan, üniversite okumuş, belli bir kariyeri olan bir kadın asla kendinden düşük olan biri ile evlenmek istemez.Kadınlar her açıdan kendinden daha üstün birisi ile evlenmek ister. Fıtraten bu böyledir. Erkek de ”HÜKMEDEBİLDİĞİ, yada HÜKMEDEBİLECEĞİ ” bir kadını ister. Kendinden üstün meziyetlere sahip, kendinden bilgili, kendinden daha çok para kazanan birini istemez. Erkek fıtrat olarak kadını koruyup kollamak, kadının her türlü ihtiyacını temin etmek ister. Kendisine ihtiyacı olmayan bir kadını istemez. Kendisine ihtiyacı olan, muhtaç olan birine ihtiyaç duyar. Çünkü kendini KAHRAMAN olarak görmek ister. Eşi tarafından takdir edilmeyi ve minnet duyulmasını arzu eder. Kadın DUYGU’dur erkek GÜÇ’tür.
        Kadının erkekte aradığı şey de ”denklik (maddi ve manevi) ve güçtür”. Kendimden örnek vereyim. Kendimden daha pasif , eğitim , genel kültür, boy ve yaş olarak küçük birini istemem. Tabi ki namaz, takva, güzel ahlak ta çok önemli lakin görüşmeden önce özellik olarak eğitimde denk olmayan, boyu benden kısa yaş olarak ta yaşıtlarım ve benden küçükleri ile görüşmüyorum.

        • .:. diyor ki:

          meryem demiş ki;

          “”Kendimden örnek vereyim. Kendimden daha pasif , eğitim , genel kültür, boy ve yaş olarak küçük birini istemem. Tabi ki namaz, takva, güzel ahlak ta çok önemli lakin görüşmeden önce özellik olarak eğitimde denk olmayan, boyu benden kısa yaş olarak ta yaşıtlarım ve benden küçükleri ile görüşmüyorum.””

          Bu da sizin imtihabınız olur farketmezsiniz. Farketseniz dahi görmek istemezsiniz.

          “………..Bazı şeyler hakkınızda hayırlı olduğu halde hoşunuza gitmeyebilir. Bazı şeyler de hakkınızda hayırlı olmadığı, şer olduğu halde hoşunuza gidebilir. Bunları Allah bilir, siz bilmezsiniz.” Bakara 216

          • meryem diyor ki:

            Kesinlikle öyle. Rabbim bize ne yazmış neyi nasip etmiş bilemeyiz. Ben elimden geldiğince harama girmemek için tedbir alıyorum. olmayacak kişilerle görüşüp harama girmeye, hayal kırıklığına uğramaya gerek yok. Olabilecek kişiler ile görüşmek en iyisi.

          • ... diyor ki:

            .:. Bey,

            Kriterlerimiz bazen imtihanımız olabilir. Ama evlilik dünya ve ahireti en önemli şekilde etkileyen bir durum olduğu insanın üzerine düşen görevi çok iyi yapması gerekiyor. Seçimlerimiz sonucunda hayırlı deriz hayırsız olabilir hayırsız deriz hayırlı olabilir. Ama insan sevmediği içini her gün kemiren anlaşamadığı biriyle baştan yola çıkmamalı.

            İnsan olarak her türlü halini kabul ettiğimiz dış görünüşüne bakmadığımız ibadet konusunda karışamadığımız arkadaşlarımız dostlarımız olabilir. Her türlü kabul ederiz hukukumuz devam eder ama iş evlilik olunca eş olunca bu perdeden bakamıyor insan. Meryem Hanım’ın seçimlerine bu yüzden saygı duymak gerekir.

            Hz. Zeyd ile Hz. Zeynep validemizin evliliğinde birçok hikmetler var ve yanlış kabullerin yıkılması için evlilikleri oldu. Evlendikten sonra iki taraf arasında muhabbet oluşmadı Hz. Zeynep validemizde Hz. Zeyd’e karşı bir üstünlük oldu bu durumda Hz. Zeyd kendisini bir erkek olarak aşağıda hissetti ve sonucunda boşandılar. İki tarafta sahabi ama insani olan faktörlerde unutulmamalı.

  25. Sumeyye diyor ki:

    Bence asla umutsuzluğa düşüp “en iyisini bu biliyodum,bu da böyle düşünüyor” tarzında düşüncelerden uzak durmalı,İslami hassasiyetlere sahip iddiasıyla bi bayan ilk görüşmede Islam’a aykırı taleplerle geliyorsa iç dünyasında kopukluk var demektir.Kesinlikle sizinle aynı düşünen insanların olduğunu bilin ve “ben böyle istiyorsam,Allah nasip ettiyse tabi,benimle aynı düşünen birisi var” deyin sabirla ve çok duayla arayışınızı sürdürün.Ayrıca sokakta degilde hayatın içinde çok fazla olumsuz diye söz edilen özellikte eş isteyen hanım kardeşler var Allah ayaklarımızı sabit kıldım,benzer sorunları yaşayan bekar kardeşlerin de yardımcısı olsun,,,

  26. Burak diyor ki:

    Bütün bir paragrafın beni anlattığını dusundum. Evet maalesef durum bu, aynı şekilde dusunuyorum. Temiz olmak, gözü dışarda olmamak, efendi tavırlı olmak, maganda olmamak, saygılı olmak bir artı değil bu konularda. Muhafazakar cevrelerde bile cogu kızın bunları istiyor gibi görünüp hep ‘hoppa’ erkekle birliktelikler yaşaması bunu kanıtlıyor. Onlarda bile, biraz takilalim, evlenecegimiz zaman böyle birini buluruz düşüncesi yaygın. Maalesef bu konuda iyiye gitmiyoruz.

  27. Gelincik diyor ki:

    Bu tespitlerin hepsine katılıyorum bugünkü kızların aklı bir karış havada biz nerde böyle erkek mi kaldı diye konuşurken varlıklarından haberdar olmak bi nebze beni mutlu etti Rabbim herşeyin hayırlısını versin İnş

  28. Mustafa Karataş diyor ki:

    Maalesef istemeyerek size hak veriyorum. Zira günümüz kadınları benim gördüklerim şahid olduklarim sizin de dediğiniz gibi ve ne istediklerini bilmiyor. Ve biz bu nesil ile evlenip yuva kurup yeni nesil yetistirecegiz Rabbim bize merhamet etsin. Kadınlarımız kadın gibi erkeklerimiz erkek gibi davranıp ne istediğini bilse de kimse rezil olmasa herkes evinin Sultani Hükümdarı olsa.
    Dediklerini yapmaz isen görgüsuz olursun kadın Ruhundan anlamaz vs olursun.
    Dediklerini yaparsın bu sefer kilibik karı kılıkli olursun.
    Kadınları Anlamak çok zor Rabbim sonumuzu hayr etsin Yar ve Yardımcımız olsun inşallah.

    • Gülcan Tekle diyor ki:

      Herkes topu karşı tarafa atıyor ama kimse kendinde suç aramıyor. Yazar; bayan olduğu için hem cinslerie atıfta bulunmak istemiş ondan sebep bir bey ağzından yazmış. Amacı karşılıklı olarak gençlere mesaj vermek. Dolayısıyla bunu yaşanılan sorunları baz alarak belirtmek zorunda. Ama eksik bir şeyi dile getirmek istiyorum; erkekler ne yazık ki günümüzde çok nazlılar. Her iki tarafın yaptığı bir hata daha kimsede sadakat kavramı kalmadı. Herkes o olmazsa diğeri olur düşüncesinde. Muhabbete girildiğinde devamı gelmiyor. Bir ilgilenme isteği yok..
      DDurumumuz vahim Rabbim yardımcımız olsun..

  29. gamze diyor ki:

    Doğruyu söylemek gerekirse adamın söyledikleri pek inandırıcı gelmedi çünkü bende dahil olmak üzere çevremdeki kızların hemen hemen istediği bir erkek profili. Sanıldığı gibi değer yargımız büyük bir değişiklik göstermedi. Erkeklerin (ikide bir yakındıkları) evlenecek kız bulamadıkları gibi bizlerde evlenecek erkek bulamıyoruz.

    • adem diyor ki:

      bende size inanmıyorum. gerçekten durum böyle.kadınlar burada arkadaşın olduğu gibi olsun isterler ama öyle görünmesinden rahatsız oluyorlar hanım evladı ana kuzusu gibi görüyorlar sonra.

    • Bedirhan diyor ki:

      bu yazıyı yazan arkadaşa tam olarak olmsada yüzde doksan hak veriyorum. bende bu güne kadar benzer tiplerle karşılaştım. burdaki bayan arkadaşlar bu kadar olmaz demişler.demekki kendileri toplumun halinden bi haber yaşıyorlar.bu güzel bi durum aslında, kötülüğü duymamak,görmemek daha iyi. kendilerini tebrik ediyorum bu kadar temiz ve iyi niyetli oldukları için.

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bir eylemin, iyi ya da kötü olduğuna işaret eden tek bir nitelik vardır; eğer dünyadaki sevgi oranını arttırıyorsa iyidir ancak insanları ayırıyor ve aralarında düşmanlığa sebep oluyorsa kötüdür. “ ( Le Tolstoy)

Kitap

Bilinçaltı Şakadan Anlamaz

Eğitimci yazar M. Emin Karabacak’ın yeni kitabı Bilinçaltı Şakadan Anlamaz kitabı okurlarla buluştu. Bayramlık İstemeyen Çocuklar (Çocukların başarısını artırma da anne babalara düşen görevler), Tabakları Ayırdık Çocuklar Söz Dinlemez Oldu, ...
Devamını Oku