Evli Mutlu

11 Nisan 2017Ademler & Havvalar139 Yorum »

love-1375481_960_720Mutlu Bir Havva Diyor ki…

Biz bu işi çözdük, kitabını yazdık gibi bir modda değilim zira evlilikte en büyük yanılgı insanın kendine güvenmesidir. Kalplerin ısınması da Rabbimin nimeti, mutluluğumuz da O’nun ihsanı. Biz zayıf kullarız, bazen hiç tahmin etmediğimiz anda öyle bir hata yaparız ki her şey mahvolabilir.

Zaten her şeyi çok iyi bildiğini zannetmek, karşındakini kendi istediğin şekle sokma girişimini beraberinde getirir ve insanı gerçeklerden uzaklaştırır. Sonu da sadece çatışmadır. Bu işlerde bilerek yol alınmaz, duayla ve sığınmayla yol alınır. Bilgi sadece hem fiilî hem kavlî duamızı daha kuvvetli yapmak için bir araçtır. Elbette size bildiğim kadarıyla bir şeyler söyleyebilirim fakat dediğim gibi işin özü, hiçbir şeyine güvenmeyip çabalamakta.

14 yıl hiç sorun yaşamamak elbette ütopya olurdu. ‘Bu hale gelmek kolay olmadı, çok sıkıntılı dönemler geçirdik’ diyerek 14 yılın da böyle geçmediğini belirteyim. İlk sene süper, sonraki beş altı sene genel olarak iyi, sonraki bir iki sene kötüleşmeye başlayan ve devamında çok ağır kavgalarla geçen bir sürecimiz oldu. Çatışma dönemini atlatabilince bağlılık dönemi başlar der ya meşhur uzmanımız Nevzat Tarhan, bizim de öyle oldu galiba. Her akşam eşimi aynı heyecanla beklediğim dönem son dört beş yıla tekabül ediyor.

‘Eşi tanımak ve tepkilerini doğru yorumlamak’ lazım.Bunu şöyle açabilirim: Evlilikte, erkeğin, kadın hata yaptığında nasıl davranacağını bilmesi ve kadının, erkek hata yaptığında nasıl davranacağını bilmesi çok önemli.

Erkekler için kadınla arası iyiyken iltifat etmek kolaydır ama ya kadının en şirretleştiği anda erkek ne yapacak? Ona tüm içinden geçenleri, hakaretleri saymak dururken hangi yolu seçecek?

Bana sorarsanız, erkeklik sanatı tam da burada başlar. Kadın bir cadıya dönüştüğünde bile güzel laflar etmeyi becerir ve ona ‘canım benim biz bu hale nasıl geldik, seni çok seviyorum, sen benim her şeyimsin’ türü laflar edebilirse, yani şefkatiyle HAKİM olabilirse, sorunlar durulabilir ve büyük ölçüde çözüm yoluna girer diye düşünüyorum.

Sorun adamın işiyle gücüyle parasıyla, çocuklarla ilgilenmesiyle yahut cinsellikle ilgili gibi görünüyor olabilir ama aslında kadınların derdi her zaman ‘bu adam beni gerçekten umursuyor mu, ben onun için neyim, önemli miyim, et parçası mıyım, cinsel obje miyim, çoluk çocuğuna bakan dadı mıyım, evini temizleyen hizmetçi miyim, ben kimim, keşke bununla değil ötekiyle evlenseydim diye düşünüyor mudur, yoksa beni hiç sevmiyor katlanıyor mu, ona güvenebilir miyim, ona kendimi ne kadar verebilirim?’ gibi sonsuza kadar uzatılabilecek sorularıdır. Yani bağlanma ve ait olma derdidir.

Kadınlar kafasında hep bu gibi sorularla yaşar. Ve bu sorunun cevabını aranız en kötü hale geldiğinde, bu yalnız ve kaygılı varlığa sevgiyle sahip çıkarak verebilirsiniz. O yüzden elli milyon kere seni seviyorum deseniz bile daha önce hiç duymamış gibi bir açlıkla tekrar duymak ister.

Bir adam kadını kendine böyle bir güven ve sevgiyle bağlayabilsin, o kadın ekonomik sorunları da, kaynana sorunlarını da başka dertleri de, cinselliği de çözme yolunu zaten kendisi bulmaya uğraşacaktır. Yalnız bunu yapabilmek kolay değildir erkek kardeşlerim, bir kadın size en kötü yüzünü gösterdiğinde ona hakaret edip kalbini kırmanın şeytanî zevki de büyüktür. Hakaret ederseniz başta bu zayıf ve narin emanete iyi bakamamış olursunuz, onun kalbini kırarak içinden bir canavar çıkmasına ve her geçen gün daha çok saldırmasına sebep olursunuz.

Sevilmemekten dolayı o kadar canı yanar ki bu dünyanın en çirkef insanı olabilir ve sizi şaşırtıp hayatınızı mahvedebilir. Sorunları da konuşun, saklamayın, açık ve dürüst olun, ama her zaman kadının üzerinde sevgi ve şefkatten bir el, bir örtü gibi olun.

Kavga ederken bile hep onun kaygılarını rahatlatın. Bilin ki kavga sırasında konuşulan konular buzdağının görünen yüzü, görünmeyen kısımda ise kadının size bağlanma isteği ve duygusal soruları var. Kadınlardan korkmayın, sizin seçimlerinize göre Allah onların içinden birer melek de çıkartabilir, gözünüzün içine sevgiyle bakan uysal bir kedi gibi olabilirler.

Sözünü ettiğim şey pısırık olmak, korkudan sürekli canımlı cicimli laflarla konuşmak da değil. Burada ciddi bir erkek hakimiyetinden, aklı kullanmaktan ve yönlendirmeden söz ediyorum. Bir örnek vereyim. Bir kaç gün önce ailece yemek yerken, ergenlik halleriyle bizi feci halde bunaltan kızım sofrada öyle bir saçmaladı ki çocuğa bir tokat çakacak noktaya geldim. Olur olmaz şeyler istiyor, ağlamaklı garip garip ses tonları falan Allahım dayanmakta zorlandım. Adeta insanı çıldırtmaya çalışıyor, üç dört yaşında gibi davranıyordu.

Eşim çocuğa birden ‘benim güzel kızım, canım’ tarzı kelimeler kullanarak öyle bir yumuşak ses tonuyla konuştu ki, şaştım kaldım. Ve içinden gelerek yaptı, bir baba olarak kızının duygusal ihtiyacını gidermeyi istiyordu sanırım. Çocuk birden neşelendi, ruh hali değişti. (Tabi her zaman bu kadar çabuk değişmeyebilir de.) Onlara baktım ve aslında erkeklerin içinde kadınları saracak muazzam bir müşfik bir kimlik var, acaba neden çoğu evde ne eş ne de baba rolünde ortaya çıkmıyor diye düşüncelere daldım. Belki de erkekler kendilerindeki bu yeteneği hiç bilmediği için ve kadınların şerri hep daha büyük gösterildiği için.

Evlilikte kadına düşense, kriz çıkarmayı/ demagoji yapmayı marifet sanmamak ve kocasının tepkilerine göre davranmayı bilmek herhalde. Erkekler kadınlar gibi muamma değildir. Sadece ters zamanları vardır. İşle ilgili bir problem vardır bir şey vardır. Ya da zayıf noktaları vardır, anasıdır mesela. Her erkekte farklı olabilir. Ama neyin tesirinde olduğu açıktır, ortadadır. Böyle etkenlerle hatalı davranabilirler gerçekten. Git başımdan gibi laflar edebilir, kaba olabilirler. Bunları bilecek ters zamanlarda adamın üstüne varmayacak, hassas olduğu konularda fazla kurcalamayacaksınız.

Ama feminizm bu işi zorlaştırıyor tabi. Adam stresli bir anında sana olumsuz laf edince ‘ne demek bana böyle davranamaz’ falan diyerek olayı kişiselleştirmek ya da ‘ben biliyordum zaten, yengem de öyle dediydi, erkekler kazmadır kabadır’ gibi derinlikli çıkarımlara girişmek için hazırda bekliyorsan mutlu olamazsın. Bileceksin ki adamın o halinin sebebi o konudaki stresi. Seninle bir ilgisi yok.

Erkek için kalıba girmen, kula kul olman, kişiliğini bir tarafa koyman falan da gerekmiyor sadece adamın huyunu bilip kriz çıkarmama gayreti içinde ol. Adam normale dönünce ya da gönlünü hoş ettiğin bir anda git hanımefendiliğinle yine konuş zaten. Çok ileri gittiyse kırıldığını, özür beklediğini de söyle. Sinirim geçti nasıl olsa konuşmaya gerek yok diye düşünme, bir dahakine sinirlenince bağırıp çağırarak söyleme tehlikesini göze alma. Kriz çıkararak değil sakin anlarda konuş. Sakın sorunların üstünü örtme, içine de atma, rahatsızlığın neyse edebinle belirt.

Bir de her evin baş köşesindeki cinsellik konusu var tabi. Zamane kadınları cinselliği filmlerde ve dizilerde görüyor. İki kişi arasında çok anlamlı duygusal bir etkileşim oluyor ondan sonra da arkasından cinsellik geliyor gibi kodluyor. Ama evliliğin üzerinden şöyle bir süre geçip aşklı günler geride kalınca, bir bakıyor ki anlamlı anlar bakışmalar olmadan da adam dokunmak istiyor. Onun için zaten dokunmak çok anlamlı. Üstelik sık sık olması gerekiyor. İşte bir kadın için en büyük travma budur, erkek için cinselliğin yeme içme gibi fizyolojik bir olay olduğu gerçeğine toslamak. Kadın kendini bir insan gibi değil de bir meta gibi hissedip hissetmeme arasında kalabilir. Burada suç kadının da erkeğin de değil, bu konuda ikisini de bilgilendirmeyen sistemin.

Çocuklar aç kalınca nasıl ağlıyor huysuzlaşıyorsa demek ki kocam için de aynısı geçerli diye düşünüp bu realiteyi kabul edebilecek mi edemeyecek mi kadın? Erkek de, erkek dünyası hakkında pek bir şey bilmeyen acemi eşine yardımcı olabilecek, rehberlik edebilecek mi? Gerisi bu faktörlere kalıyor. Ben şahsen o gerçeği anladıktan sonra, madem Allah erkekleri böyle yaratmış, büyük hikmetleri vardır diye bakmaya çalıştım. Mesela erkeğin böyle bir zaafı olmasa kadınla ne işi olurdu, kendine bu kadar yabancı bir dünyaya sahip bir varlığa katlanır mıydı? Dahası onun hem duygusal hem maddi olarak bakımını üstlenme sorumluluğu altına girer miydi?

Bunları düşününce anlıyorsunuz ki aslında cinsellik kadını vazgeçilmez yapan bir bağ. Kadının erkeğin yanındaki güçsüzlüğünü dengeleyen Allah vergisi bir çekim gücü. Üstelik kadının o çok istediği sevgiyi ve ilgiyi elde etmede muhteşem bir kolaylık sağlıyor. Bunları zaman içinde farkettikçe bazı şeyler benim için de anlamlı olmaya başladı. Eşimin de anlayışıyla bakış açım değişti ve mahrem hayatımız da düzeldi elhamdülilllah. Rabbim herkesin mutluluğunu daim etsin, bizimkinden daha güzel bir evlilik hayatı nasip etsin diye duacıyım.

Okunma Sayısı : 11.562

Yorum yapın

“Evli Mutlu” için 139 Yorum

  1. suzan diyor ki:

    Sa arkadaşlar, bu mevzuyu yazıp yazmamakta çok kararsız kaldım. Ama istişare edebilecek kimsem olmadığı için-etrafımdakilerin beni önyargısız olarak anlayabileceklerine inanmadığımdan- konuyu burada sizinle istişare etmek istedim.
    Ben 15 yıllık evli bir bayan, dört çocuk annesiyim. Eşime aşık olarak evlenmedim ama zamanla seveceğimi düşündüm, nitekim sevdim de. Aslında belki de bu duygu sevgi değil de şefkat, merhamet gibi daha nötr duygulardı, çünkü 15 sene sonra şu an içinde bulunduğum duygusal durumu sevgi, aşk ile açıklayamıyorum. Eşim kesinlikle kötü bir insan değil, hatta etrafına karşı duyarlı, bol sadaka veren, ezilmişi yoksulu kollamaya çalışan biri..evinin ihtiyaçlarını karşılayan, çocuklarına vakit ayırmaya çalışan biri. cinsel yaşamımızda da sorun yok. ama nedense kendimi duygusal olarak çok boş hissediyorum, kendimi kadın gibi hissedemiyoum. eşim tarafından değer verildiğini hissedemiyorum, bu konuyu kendisine açtığımda sebi sevmesem, sana değer vermesem bir gün bile seninle yaşamam diyor hep. aslında beni kendisinden soğutan şeylerin başında çok eleştirel olması geliyor. anneliğimi eleştirir,ev kadınlığımı eleştirir, mesleğimi yapışımı eleştirir – bu arada eşim de ben de farklı alanlarda fakat toplumda hatırı sayılır mesleklere sahibiz-, şimdiye kadar , 15 senedir, gözlerimin içine bakıp, yaptığım şeyden memnun olduğunu, sözleriyle değil gözleriyle dahi hissettirdiğini hatırlamıyorum. Belki sitede birçok kişinin okuduğumuz, anlatılan sorunlarının yanında benimki çok basit kalıyor ama işte herkes de kendi hayatının zorluklarını yaşıyor. Bu durum bende çok büyük bir duygusal boşluk oluşturuyor, kendimi yalnız hissediyorum, sevildiğimi, değer verildiğimi- karşı cins tarafından, tabii ki de benim durumumda eşimden, hisstmek istiyorum. Artık bu durum beni oldukça üzüyor, hatta boşanmayı bile düşünüyorum. Boşanmayı istediğimi henüz kendisine açmadım, nasıl açacağımı da bilmiyorum, üzüleceğini biliyorum ve bu da beni üzücek..Bir taraftan çocuklar var, düşündükçe yoruluyorum.

    • Asu diyor ki:

      Ramazan ramazan bosanmak nasil bir tehdit

      • Suzan diyor ki:

        Editör: Suzan hanım yorumunuzu Adem-Havvalar da yayınladık zira pek çok kadının dile getirdiği bir problem. Yorumunuzu “Sevildiğimi Hissedemiyorum” yazısının altına tekrar gönderirseniz iyi olur. Teşekkür ederiz.

        Mutlu olmayınca Ramazan’ı da gerekli olduğu gibi duyumdaysmıyor maalesef insan. Konuyu eşime açmadım henüz, ayrıca adls tehdit falan da değil bu

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Editör: Suzan hanımın yorumunu Adem-Havvalar da yayınladık zira pek çok kadının dile getirdiği bir problem. Yorumları biz başka bir yazıya taşıyamıyoruz. Yorumunuzu kopyalayıp “Sevildiğimi Hissedemiyorum” yazısının altına tekrar gönderirseniz iyi olur. Teşekkür ederiz.

      Suzan Hanım.

      Psk. İzzet Güllü’nün bir yazısı var, google’da hoşlanma ve sevgiye dair diye aratın hemen çıkıyor, size çok faydalı olacaktır. Boşanmayı düşünmeyin, evliliklerde zor zamanlar dediğimiz durumlar vardır. Muhtemelen sizin yaşadıklarınız da buna bir örnek. Bol bol dua edin, kalpleri ısındıracak olan Allah’tır. Bir de kimseye sui-zan etmeyin ama nazardan ve türevlerinden Allah’a sığının. Nazardan ve düğümlere üfleyenlerden Allah bizleri korusun.

    • cihad diyor ki:

      Editör: Suzan hanımın yorumunu Adem-Havvalar da yayınladık zira pek çok kadının dile getirdiği bir problem. Yorumları biz başka bir yazıya taşıyamıyoruz. Yorumunuzu kopyalayıp “Sevildiğimi Hissedemiyorum” yazısının altına tekrar gönderirseniz iyi olur. Teşekkür ederiz.

      Suzan Hanım,

      Sadece eleştiri yüzünden boşanmanızı tavsiye etmem çünkü şu an kocaniz bir kişi olarak sizi eleştiriyor ama bosanirsaniz tüm çevreniz sizi eleştirir, hele birde kocanız toplumda iyi biliniyorsa. Boşanmanın getirdiği sorunlar da cabası ve çocukların dünyasına yapacağı tesir sabretmek için en büyük sebep. Askerliğimi acemi erlerin eğitildiği bir alayda eğitim çavuşu olarak yaptım. Ne kadar sorunlu asker varsa anne-babası ayrı olanlardı.(ekserisi madde bağımlısı) Gözlerinden yaşadıkları sıkıntıyı anlayabiliyordum çünkü öyle ümitsiz ve bulanık bakiyorlardiki insanın yüreği parcalaniyordu gerçekten. Bazen bir köşede ağlarken bulurdum onları teselli etmeye çalışıyordum ama ne kadar işe yarıyordu bilemiyorum, sadece şunu biliyorum beni seviyorlardi belkide ilgimin karşılığı olarak.

      Eleştirel olmak batı özentisiyle bizde çok iyi bir şeymiş gibi sunuluyor ve tabi bu genelde kendisinden başkası için yapılıyor, kendisi ve nefsi için söz konusu değildir.
      İslâm’ da eleştiri kişinin kendi nefsi için olursa makbuldür ve tavsiye edilir yoksa merduttur.( hak hesabına insaf ile ve kavl-i leyyin ile yapılan eleştiri bahsimizden harictir.) Bizde kusurları örtmek esasdir. Settar ismininin bir cilvesi olarak kusurlar setredilerek ortalıktan ve toplumun gözünden kaçırılır ve perde altında kusurlar küçültülerek izalesine çalışılır.
      Mesela Efendimiz (A.S.M) hanımlarının yaptığı yemeği beğendiği zaman bunu söyler ve takdir edermiş. Eğer yemek hoşuna gitmemisse bir şey demez susarmis. TEEMMEL..!!

      Suzan Hanım,

      Kocanizda muhtemelen münekkidlik dediğimiz eleştirme hastalığı var. Evet bu bir hastalık, oksijeni ise elestirmektir. Zakkum ağacının acı meyvesini yemek gibi elestirince rahatlar sonra daha çok eleştirmek ister. Böylece eleştiri süreklilik arz eder, siz bitmesini beklersiniz ama aksine o çoğalır.
      Bu hastalığın iki kaynağı var.
      1) mükemmelliyetçilik.
      2) kusurlu nefsini unutmak ve daima haricle ilgilenmek.

      birincisi için şunu söyleyebilirim bu alemde mahza hayır,bütünüyle mükemmel,hercihetle güzel yok denecek kadar azdır dolayısıyla bize düşen iyi ve güzel tarafını görmektir. Güzel gören,güzel düşünür,güzel düşünen hayatından lezzetini alır.

      İkincisi için Şeytanın mühim bir desisesi: İnsana kusurunu itiraf ettirmemektir.
      Tâ ki, istiğfar ve istiaze yolunu kapasın.
      Hem nefs-i insaniyenin enaniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin; âdeta taksirattan takdis etsin.
      Evet şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz tevil ile tevil ettirir.
      ﻭَ ﻋَﻴْﻦُ ﺍﻟﺮِّﺿَﺎ ﻋَﻦْ ﻛُﻞِّ ﻋَﻴْﺐٍ ﻛَﻠِﻴﻠَﺔٌ

      sırrıyla: Nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez.
      Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiaze etmez; şeytana maskara olur.
      Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir Peygamber-i Âlîşan,
      ﻭَﻣَٓﺎ ﺍُﺑَﺮِّﺉُ ﻧَﻔْﺴِﻰ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻨَّﻔْﺲَ ﻟَﺎَﻣَّﺎﺭَﺓٌ ﺑِﺎﻟﺴُّٓﻮﺀِ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﺭَﺣِﻢَ ﺭَﺑِّﻰ

      dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir?
      Nefsini ittiham eden, kusurunu görür.
      Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder.
      İstiğfar eden, istiaze eder.
      İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur.
      Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur.
      Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır.
      Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak olur.
      Lemalar – 87

      Peki çare ne???

      Birincisi için kesinlikle uzman desteği gerekli, bir psikoloğa görünebilir.
      İkincisi için manevi bir ortamadan istifade etmelidir. Haftalık olarak ilim meclislerine uğrayabilir.

      Son olarak kocanizin size nasıl davranmasını istiryorsaniz ona öyle davranın. Siz onu çok takdirin ve sürekli iyi yönlerini övün, bu hasletiniz az-cok kocaniza sirayet edecektir. Birde samimi olarak duygularınızı kocaniza açın, içimizde tutmak tehlikeli olabilir.

      Rabbim yuvaniza huzur ve saadet versin inşaallah.

      Not: Suzan Hanım sizi tanimadigimizdan yorumumda size uymayan durumlar olabilir,süzgeçten geciriniz. Selamlar.

    • Feyza diyor ki:

      Editör: Suzan hanımın yorumunu Adem-Havvalar da yayınladık zira pek çok kadının dile getirdiği bir problem. Yorumları biz başka bir yazıya taşıyamıyoruz. Yorumunuzu kopyalayıp “Sevildiğimi Hissedemiyorum” yazısının altına tekrar gönderirseniz iyi olur. Teşekkür ederiz.

      Suzan hnm,
      Yasadiginiz duygusal boslugu bosandiginiz zaman doldurabilecek misiniz?
      Sonra cocuklariniz yasayacagi duygusal boslugu asabilecekler mi?
      Bosandiniz diyelim, yeniden biriyle beraber olup evlenmedikce bu boslugunuz dolmayacak, cunku kadin oldugunuzu hissetmek istemeniz disinda beyinizle bir probleminiz olmamis. Bu durumda bekar hayati size cazip gelmeyecektir.
      Peki yeni tanisip evleneceginiz kisi, bu boslugu doldurabilecegine garanti verebilecek mi?
      Hayatin yukumlulugu sizinle yine gelecek, cunku annesiniz. Cocuklarinizin sorumlulugu ile beraber yeni evlendiginiz kisiyle ne kadar yogunlukta ve ne kadar sureli bir romantizm/duygusal paylasim yasayabileceksiniz?
      Cocuklarinizin yok yere babasindan bosandiginiz icin simdi akillari ermese de ilerde size duyacaklari tepkiyle yuzlesebilecek misiniz?
      Eski esiniz sizden sonra yeni bir hanimla izdivac ederse bu agirligi kaldirabilecek misiniz?

      Bunlari dusundugunuz zaman aslinda ne kadar cetrefilli bir yolayriminin basindasiniz ama yolunuzu ayirmak yerine ayni istikamette devam edip varolani kaldirip atmak yerine tamire girismekte hala sizin elinizde.
      Bu cok daha basit ve hata da yapsaniz telafisi kolay bir cozum yolu.
      Esinizle konusmayi dendiniz mi, onun elestirel yaklasimlarindan bunaldiginizi ve icinizdeki sevimli minik kiz cocugunun biraz sevilip simartilmaya ihtiyac duydugundan acikca ona bahsettiniz mi?
      Yani bazi insanlar elestirmeyi sever, baskalarina karsi da benzer bir tutumu varsa, genel olarak mukemmeliyetci bir insansa esiniz, bu onun yapisidir. Degistiremezsiniz ama duydugunuz rahatsizliktan bahsederseniz mutlaka kulak verecek ve biraz bunu torpuleyecektir. Cunku sizi sevdigini soyluyor daha ne olsun?
      Bir de erkeklerin hepsi sevgisini sozle ifade edemeyebiliyor sanirim. Ama mesela “hayatimi sana verdim daha ne olsun” sozu bir erkegin en buyuk ilani ask hali olabilir. Sizin esinizin “sevmesem bir sn durmazdim” sozu gibi.
      Yani sevgisini ifade yolu onun icin zamaninda evine gelip gitmesi, size sadik olmasi, cinsel yonden sizi arzulamasi vs gibi hayatinizin rutin periyodlaridir ve erkek bunlari yaptigi zaman zaten yapmasi gereken herseyi yaptigini dusunur ve sizin duygusal boslugunuzu hissetmez. Cunku empati yetenegi erkeklerde kadinlar kadar gelismemistir.
      Dusunun ki simdi, ilk evlendiginiz yasinizdan 15 yas daha buyuksunuz. Bosanma yeniden evlenme vs bir bes yil daha atsa, yaklasik en az 40 yasinda olursunuz.
      Tahmin ediyorum cunku yirmi yasinda dahi evlenmis olsaniz en az kirka tekabul ediyor.
      Asil 40 yasindan sonra insanlar mantik evliligine yoneliyorlar. Cunku aklin kemale erdigi yaslar. Yani ilk etapta duygusallik olsa dahi, cocugunuzun buyume evreleri, varsa ergenlik, okul vs. Duygusalliga firsat dahi kalmaz.
      Karsiniza cikacak kisiye gelirsek..
      O da muhtemelen bir evlilik yapmis olur. Onun da cocuklari, belli bir yasanmisligi olacaktir. Bosandiysa neden bosandi, sorun kendisinde miydi, evlenmediyse neden bu yasina kadar evlenmedi (o da muhtemelen kirk yas uzeri olur) bu dusunceleri asana dek duygusallik emin olun ki buhar olur ucar.. bir gram seker icin elli kilo kalas cignenir mi?
      Bu yazdiklarimdan bu sitedeki bosanan kisiler sakin uzerine alinmasin. Cunku iclerinde yeniden evlenme niyetinde olanlardan da duydugum sey hep, ‘ahlaki guzel olsun yeter’ tarzi duygusaldan once mantiksal yaklasim.
      Yani ileri yaslarda yeniden evlenilip mutlu olunabilir ama bu, bir macera icin degil de yapilmis kotu bir evliligin mecburi sonucu bosanma ile yeniden bir duzen kurma ihtiyaci adina olur. Hicbiriniz ufak tefek bosluklariniz yuzunden evliliginizi riske atmazdiniz eminim ve magdur durumda oldugunuz icin bosandiniz.
      Suzan hnm Ramazan-i Serif’in bu ilk gecesi hurmetine hepimiz dua edelim aranizdaki muhabbet ve meveddet yeniden filizlensin. Siz de seytani telkinlerin sizden uzak durmasi, uzerinize ususen vehimlerden, vesveseden beri olmaniz icin mumkun mertebe abdestli gezip bol bol dua edin. Euzu besmele cekin.
      Esinizle paylasin, konusun, varsa yakininizda aileniz, cocuklarinizi birakip biraz esinizle yeni evliliginizdeki gibi basbasa vakit gecirin ornegin.
      Anilarinizi canlandirin.
      Eskileri yok pahasina verince, karsiliginda uc bes mandal bir de plastik legenden baskasini vermezler emin olun..

    • Meryem diyor ki:

      Editör: Suzan hanımın yorumunu Adem-Havvalar da yayınladık zira pek çok kadının dile getirdiği bir problem. Yorumları biz başka bir yazıya taşıyamıyoruz. Yorumunuzu kopyalayıp “Sevildiğimi Hissedemiyorum” yazısının altına tekrar gönderirseniz iyi olur. Teşekkür ederiz.

      Suzan Hanım
      Bekar bir kardeşiniz olarak size çok fazla önerim yok. Sizi çok ta anlamayabilirim. Ama 15 yıllık evliliği çöpe atmayın. Bunun yerine sizin kadın olduğunuzu ve sevilmeye ihtiyacınızın olduğunu hissettirin. Siz sevgi gösterin. Siz iltifatlar edin, yaklaşın yanına, kulağına sevgi sözcüklerini siz fısıldayın. Yani onu uyarın. Birde böyle deneyin.
      Bazı erkekler seviyordur ama sevgisini belli etmeyi beceremeyebilir.Sizi sevmese evine sahip çıkmaz.
      Allah hakkınıza hayırlısını versin

    • Yasir diyor ki:

      Editör: Suzan hanımın yorumunu Adem-Havvalar da yayınladık zira pek çok kadının dile getirdiği bir problem. Yorumları biz başka bir yazıya taşıyamıyoruz. Yorumunuzu kopyalayıp “Sevildiğimi Hissedemiyorum” yazısının altına tekrar gönderirseniz iyi olur. Teşekkür ederiz.

      Suzan Hanım aslında neredeyse sorduğunuz bütün soruların cevabını kendiniz vermişsiniz. Siz okurlara sanırım boşanayım mı yoksa boşanmayayım mı diye soruyorsunuz ve destek arıyorsunuz. Gördüğümüz kadarı ile sizin evliliğiniz şu an toplumumuzun %80 oranında içinde olduğu evliliğe benziyor. Şu anki evliliklerin çoğu boşanma düzeyinde gidiyor zaten. Yılların getirdiği evlilik yorgunluğu, aşık olma isteği veya geçmişte bunun yaşanmamasının getirdiği boşluk… Bir arkadaşımdan şöyle duymuştum; Eşi neden beni sevdiğini söylemiyorsun diye sorguladığında, eşine ‘senin için gecemi gündüzüme katıp çalışıyorum, seni hiç aldatmadım’ diye cevap vermiş. Eşi ise ibretlik bir cevap vermiş ‘keşke beni aldatsaydında sevdiğini söyleseydin.’ Ama arkadaşımın eşini sevdiğinden ben eminin çünkü bana yalan söylemez.

      Size tavsiyem sonra pişman olmayın. Kişi elindekinin kıymetini bilmez, uçup gidince ben nerede hata yaptım diye yıllarca sorgular. Sonraki hayatınızın daha iyi olacağı ise muamma. Belki şu an bir çok kadın sizin eşiniz gibi bir eşinin olmasını istiyordur. Ayrıca aşık olup evlenseniz de ilişkiniz aynı yere çıkacaktı. ‘Sil Baştan’ filmi bu durumu iyi örneklemiş, tavsiye ederim.

      • Gelincik diyor ki:

        Iyi güzel tavsiyeler de çeken bilir ne kadar zor bir durum kadın için Rabbim yardımcınız olsun

  2. kevser diyor ki:

    Öncelikle benim anlamadığım bazı konular var.demişsiniz ki eğer öyle özel bir mesele olmasaydı bir erkek neden bir kadının dirdirina katlansin. Onun maddi geçimini niye üstüne alsın demişsiniz ya…aynı şey kadın için de geçerli bir kadın eğer bir adamı sevmiyorsa kadın niye sabretsin sevmediği hoşlanmadığı bir adamın kendisine dokunmasına neden musade etsin?bir süre sonra romantiklik olmadan da bazı şeyler oluyor demişsiniz de o zaten evliligin doğasında olan biseydir diye düşünüyorum.evliliğin rutininden.işte tam da o raddeden sonra çiftlerin birbirini sevip sevmedigi ortaya cikmis oluyor.erkek hem kadın için geçerli.”kolaylik”demişsiniz de.o kolaylık diye tanımladığınız şey varsayalım ki Allah göstermesin trafik kazası geçirdiniz ve olacak bu ya kurtuldunuz ve bundan sonra ki hayatınıza sakat olarak yaşamak zorunda kaldınız o zaman da bu kolaylik dediğiniz şey işe yariycak mı? Merak ettim.eğer bu bakış açısıyla düşünürsek adamın sizi o zaman bosamasi lazım kazadan sonra veya kapı dışarı etmesi lazım.çünkü hiç kolay bi yaşamı olmayacak!
    Valla bi erkek benim ayağıma çok güzelsin seninle o yüzden evlenmek istiyorum diye gelse onunla asla ama asla evlenmem!çünkü böyle bir hayata en fazla 1 iki sene tahammül edebilirim.sonra bikarim sıkılırım.beni o evliliğe bağlayacak daha güçlü bağlar derin bağlar olması lazım.yoksa bir kadında kendisine meta gibi bakılmasına neden sabretsin ki?adeta alınıp satılan bir mal gibi.

    • Feyza diyor ki:

      Kevser hnm.,
      Kadinin ve erkegin oncelikli ihtiyaclari farkli ve bunu daha once de dile getirdik aslinda. Mutlu hnm. son uc paragrafinda bunu guzel dile getirmis, aslinda sizin sorunuzun da cevabini ve kadinlarin bircogunun bu realiteyi anlamak istemeyip veya anlayamayip kendilerini eslerinin periyodik ihtiyaclari karsisinda bir meta gibi gormelerinin altinda bilgi eksikliginin olduguna da vurgu yapmis.
      Bir erkegin periyodik sekilde ihtiyac duydugu bu durum kadinda ise ekseriyetle bir dis uyarilma hali ile peydah olur.
      Fakat kadinin da fitratindaki sahiplenilme, sevilme, begenilme gibi duygusal ihtiyaclari bir erkege gore daha yogun ve surekli oldugundan, erkegin kendisine duydugu bu zaafi, kadinin da duygusal ihtiyaclarini karsilayacagi
      bir zeminin olusmasina ve aradaki sevginin, muhabbetin, ulfetin artmasina vesile olarak iki farkli cinsin icinde yasadigi farkli ihtiyaclarin dengelenmesine de olanak tanir.
      Sevmedigi, hoslanmadigi bir adam dediginiz ise onun kocasi. Evlenmeyi kabul ettigi zaman bir kadin, o erkegi sevmis ve begenmis, bedenini de istifadeye sunmaya riza gostermis demektir. Yine erkek de bu hanimi sevmis ve begenmis, onun maddi manevi ihtiyaclarini karsilamayi kabul etmis demektir.
      Bu sozlesmeyi bastan kabul eden iki insan sonradan su koyverirse kendi mesuliyetleri. Dokunmasina musade etmeme, davetine icabet etmeme ya da kasitli olarak kendini sakinma gibi bir luksu olmadigi gibi kadinin, erkegin de evin nafakasini temin etmeme, hanimina zulmetme, haram olan munasebetlere tenezzul etme gibi bir hakki olmaz.
      Kadin kendini sakinmadikca ve bu vesileyle esini mutlu ettikce kendinin de duygusal ihtiyaclari icin yatirim yapmis olacaginin farkinda olmali. Yani bu durum, yine kendisine yol-su-elektrik, yani sevgi-sefkat-baglilik olarak geri donecektir.
      Yine kadin da bir robot degil, hep bu olaya erkek cephesinden baksak da, bu esnada kadin da uyarildigi icin onun da bu minvaldeki ihtiyaclari esi tarafindan karsilanmis olacak ki dinimiz bu konuda erkege de sorumluluk yuklemis.
      Bu ozel mevzunun esler arasindaki talep edilen o derin bagin olusmasindaki katkisi zaten cok buyuk oldugundan, saglikli bir mahrem hayata sahip olan ciftlerin hayatin diger alanlarindaki eksiklerini tolere edebilme arzulari da daha kavi olur.
      Yani bunu sadece o alana indirgemeyin, karsilikli sevginin, sadakatin, paylasimin, fedakarligin, sahiplenmenin ve sahiplenilmenin…. bircok duygunun temelini olusturan ozel bir yakinlik ani.
      Dinimiz bir kadinla erkegin nikah altindaki helal olan bu yakinligina ulvi manalar da yuklemis. Ilgili hadis-i serifleri bilirsiniz.
      Dusunun ki eylem ayni, ama aradaki nikah bagi bir kadinla erkegi cehenneme suruklerken digerinin gunahlarina keffaret olmasina vesile oluyor ve dinimizin yukledigi bu kudsiyeti iyi idrak etmemiz gerekiyor.
      Diger yanda kaza gecirirse bir insan, bu bir erkekse ve sair zamanda esinin her ihtiyacini gideren sorumluluk sahibi bir erkek iken gun gelir calisamaz, evine bakamaz duruma gelirse kadinin onunde iki secenek vardir. Terkedip gider veya vefali davranip esini yuzustu birakmaz ve elinden ne geliyorsa evin gecimine yardimci olur.
      Bu iki secenek bir kadin icin ne kadar gecerliyse ayni durum erlek icin de gecerli.
      Karisi saglikliyken her ihtiyacini gozeten bir erkegin hanimi bir gun sagligini kaybederse erkegin de onunde iki secenek vardir. Ya hanimini terkedir gider ya da vefasi geregi bu hale tahammul edip hanimini yuzustu birakmaktan imtina eder.
      Bu durumda ucuncu bir secenek de ikinci evlilik yapma sansidir erkegin. O konuya tekrar hic girmeyelim sonra isin icinden cikamiyoruz. :)

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım.

        Hele bir birinci evliliği yapalım buradaki bekarlar olarak, ikinciyi o zaman tartışırız :)

        • Feyza diyor ki:

          Biz yazarken butun secenekleri gozonunde bulunduralim yazalim da, gerisine karismayiz :)

        • sennur diyor ki:

          sadece fatih bey ,
          hayırlısıyla birinci evliliği yapın , dünya ve ahiret hayatınıza yatırım yapıın ,
          hayırlı işlerde yarışın inşallah.
          yuva yıkılması -tekrar kurulması -düşünülmesi biraz AĞIR İMTİHAN oluyor, gönül yarası oluyor ,
          ve her yapılan LATİFE başa gelince a ben böyle mi de diyordum ? demiştim ? sorusuna gidiyor işler .

          herlşeyin hayırlısı , vardır elbet bir kısmetiniz .

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Şennur Hanım ne kast ettiğinizi çok ama çok iyi anlıyorum. Bu işler şakaya gelmez, haklısınız. Etrafımda öyle boşanmalar oldu ki anlatamam. Kendi anne babam da yıllarca ha boşandılar ha boşanacaklar diye baktık. Yakın zamanda bi arkadaşın anne babası boşanmış, 65 yaşında 33 yıllık evliyken. Şaka gibi ama değil…

            Şahsen ben tek eşliliği tercih ederim diyorum, tabi ileride ne olur bilemem. Bakmak lazım, bir taneyi bile idare etmek meseleyken. İslam ruhsat veriyor diye ağır bir yükün altına girmek tehlikeli. Adaleti sağlamak eşler arasında vb… Zor iş…

            Arkadaşımın birinin üniversitede arap bi arkadaşı varmış, ara sıra elle dört işareti yaparlarmış, siz dört hanım alıyor diye. Nerede ya demiş biz birini idare edemiyoruz ne dördü :)

            Ben de her şeyin hayırlısı diyorum, ne diyeyim artık. Günümüz kızlarının isterlerini sağlayacak seviyeye gelince olur belki…

  3. SALİH diyor ki:

    AşK DediĞiN Ya Allah’tan GeLmeLi…

    Ya ALLah İçİn OLmaLı…

    Ya Da ALLah’a ULaşTıRmaLı;

    YoKSa YerLe Bir oLmaLı…

  4. mutlu hatun diyor ki:

    Mutluluğumuzun devamı için güzel dua ve dileklerini ileten herkese teşekkür ederim. Küçük bir ekleme yapmak istiyorum. Yazdıklarımı okuyunca bu kadıncağız uysal ve hanımefendi bir kadınmış ondan işler iyi gitmiş sananlarınız olmuş mudur diye geçirdim. Belki yazdıklarımdan öyle bir profil görünebilir fakat aslında geçimsiz ve kavgacı bir yanım vardır. Hatta herkesle çarşıda, pazarda çok rahat kavga edebilen bir insanım. Yaşı başı, statüsü, parası pulu hiç fark etmez. Karşıdan sessiz sakin görünürüm ama içimdekini saklayamayan, kolay öfkelenen yanım baskındır. Eşim bana senin deliliğinden korkuyorum der her zaman.

    Bunları neden anlatıyorum? Yukarıdaki tavsiyelerin sadece uysal kadınlarda işe yarayacağını sananlar vardır diye. Böyle bir kategorizasyon herşeyden önce Allah’ın kudretini anlamamak olur. Bir kadın uysalken asi olabileceği gibi, asiyken uysal da olabilir. İkisinin arasında gidip geldiği bir ömür de geçirebilir. Ben çok iyi oldum düzeldim demiyorum ama artık eskisi gibi de değilim. Adeta fıtratıma yerleşmiş bir öfke, söz dinlememe, geçmişten getirdiğim bir sürü yara vardı. Ve bunlarla herkese en çok da eşime saldıran biriydim. Sonradan anladım ki o öfkenin altında aslında sahipsiz hissetme duygusu varmış. Değersiz hissetmenin kızgınlığı varmış.

    Erkeklerin dikkatini daha çok malum bölüm çekti galiba ama ben asıl buraya dikkat çekmek istiyorum. Çünkü benim mahrem hayatı düzeltmek istemem de, eşim tarafından sevildiğimi hissetmemden sonra oldu. Artık hiç şüphe duymuyorum bu adam beni seviyor mu diye.

    Çevremde gördüğüm örneklerde ise genelde şöyle bir durum var. Kadın aslında erkeğin çok kolay avcununun içine alabileceği bir halde beklerken, bu gerçekleşmiyor. Adam da öte yanda, her dediğini yapıyoruz yine de memnun olmuyor diye dertleniyor. Kadın gezmek istiyor adam götürüyor mesela, derdi gerçekten kadının kalbini kazanmak değil, kadının çenesi kapansın, eziyet etmesin diye götürüyor. Kadın aptal mı, anlamıyor mu sevildiği için değil de çenesi kapansın diye götürüldüğünü. Daha da kuduruyor, saldırganlaşması için zemin oluşuyor. Adam da kadının istediğini yapıyorum sanarken, kadının kötüleşmesi için şartları daha da müsait hale getirmiş oluyor yani. Kadın fıtraten itaatkar iken, adam kadının elinde oyuncak oluyor. Adam itaatkar oluyor. Halbuki kadını yöneten ve ona şefkat eden bir tavırla, kadını zevkle gezmeye götürseydi, kral gibi verici ikram edici bir pozisyonda olacak, minnet görecek ve güç onda olacaktı belki. Kadının huysuzluğunu da böyle yenebilirdi.

    Burada erkekleri suçlamak gibi bir niyetim yok, evlilikte ‘erkeğe düşen’ kısmın iyi anlaşılması için yazdım sadece. Ben bunları yapsam da benimki iyileşmez diye düşünmesin kimse. Belli olmaz Allah çok huysuz görünen kadınlardan melek de çıkarabilir. Yeter ki biz ne yapmamız gerektiği üzerine kafa yoralım.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Mutlu Hatun Hanım.

      Bu da dahil tüm yorum ve yazılarınızın özünde yatan şey sevgi aslında. Ne güzel yazmışsınız, sevdiği için değil de çenesi kapansın diye dediğini yapıyor diye.

      Peki insan eşini niçin sevmeli? Güzel ya da yakışıklı olduğu için mi. Parası ya da albenisi olduğu için mi? Yani nefsi için mi sevmeli?

      Neden sevmesi gerektiğini buradaki herkes benden daha iyi biliyordur. Ben de nacizane bildiğim şeyi yazayım. O eşi size Allah vermiştir, acısıyla tatlısıyla, mükafatıyla külfetiyle o artık sizin nasibinizdir, o kutsal yuva ve eş sizindir artık. Allah herkese yuvanın kutsallığına inanan eşler nasip etsin.

  5. KEMAL YAĞDI diyor ki:

    Yorumlarıma cevap gelmiş sağolun teşekkür ederim. Yazılan yorumları iyi yönde yorumlamış kardeşlerimiz. Ben kesinlikle hakaret nitelikli, kul hakkına girecek kelimeler yazmadım.

    Ben yorumumu genel manada yazdım.

    Salih kardeşimizin durumu olmayacak duaya amin demek gibi bir şey. Böyle yaşantının tadı tuzu, inançlarımızla bir ilgisi yok uzaktan yakından.

    Kitabımızda da bellidir dini yönden birlikte yaşama ve boşanma.

    Ben hala fikrimde değişiklik yok. Böyle yaşantı olmaz, bir yıl değil beş yıl değili 20 yıl. Herkes kaynanasına saygı sevgi göaterir ve bu sevgi saygıyı eşinden, karısından da istemesinde hem fikiriz.

    Huzursuz aile yaşantısı bu kadar sene yürümesi imkansız. zaten evlenemden tanıyor veya görücü usulü olsun az çok bilinmese de kadın az çok belli olur ve baktı iyi gitmiyor kısa sürede boşanma olabilirdi.

    Çocuk konusu ise bu kardeşimizin evlendiğinde çocuk için önlem alınabbilirdi.

    Ben zinayı, haramı teşvik etmedim kimseye. Yanlış yorumlanmış. Ben genel olanları söyledim. Boşanıp evlenmek de huzursuz yaşamaktan iyidir. Yaşantı hakkında her konuda kitabımıza bakılabilir, piyasada olan kaynağı düzgün kitaplardan, Hadislerden faydalanabilir herkes.

    Bir kimse kaynana iyi diye de kızıyla mutsuz da yaşayamaz. Saygı sevgi olsada evlenen kişi kaynana ile değil kızı ile evlenir.

    Çeşitli bahanelere sığınmak doğru değildir. Bakıyorum herkes kadına hiç hak, şans vermemiş. Kimse de demiyorki salih kardeşim siz de biraz şu şu kusurlar, hatalar var, bu hataları görebiliyoruz demiyor. Hep kadın şuçlu, geçimsizliği sanki tek taraflı kadın yapıyor.

    Bir kimsenin inancı olmasa cami ile alakası olmaz, kur’an öğrenmez. Az çok ahlak la ilgili bilgisi de olacağını, camide kadın hocaalrdan sohbetler de dinlediğini düşünüyorum.

    Ateşe düşen sadece erkekler,erkekler. kadınlar hep suçlu herkes erketen yana yorum yazıyor, sanki aile şirketi gibi.

    Ben çok kavga da etmedim, durum düzeltecek durum da olmadı. Her evde olan az çok ufak tartışmaalr oldu dedim ya gençlikte, ben bu döneme cahiliye dönemim diyorum. Çok kişinin de bir dönem cahiliye dönemi olmuştur.

    Ağır işte çalışmak zordur ama iş sitresi de olabilir ama bu eve yansımışmıdır?

    İşte stres evde stres öyle gözüküyor. bu durumda bu hayat yaşanmaz, çekilmez. Ne kadar da inançlı olsak. Ben yine söylüyorum bu yazı inandırıcı değil. Böyle bir yaşam, yaşam kuralları yok hayatta.

    Hz ali bile kavga etti ise eşi ile, bir de bu eş peygamberimizin kızı olunca biz kim oluyoruz?

    Bundan da hemen kavga edilmesi anlaşılmasın. Huzurlu ailenin kuralları bellidir. Huzursuz yuvanın da. Sabır da bir yere kadar.

    Sabır sabır ne kadar sabır?

    Selam Sevgi ve Saygılarımla.

  6. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Feyza” hanım kardeşim bravo, tebrik ederim, Allah razı olsun ne güzel demişsiniz son cümlenizde:

    “Kisaca, kocasina Zuleyha, kalanina Meryem..”

    Fakat maalesef ki bu zihniyette olan muhafakar, islamcı kızlarımızın sayısı binde bir belki yüz binde bir belki de milyonda bir. Son cümlenizi idrak edip uygulayabilen kadın, kızlarımızın sayısı artar inşaallah…

    vesselam…

    • Feyza diyor ki:

      Her Meryemin icinde bir Zuleyha uyur sevgili Azmo kardesim. Nasil uyandirdiginiz onemli.
      Dinimiz mahremiyet ve kari koca hukuku uzerinde bu kadar durmusken bunu gormezden geliyorsak ya gorme kusurumuz vardir ya da kasitli gozlerimizi kapamisizdir. Es gecilecek bir mevzu degil.
      Allah razi olsun. Hayirli Cumalar..

      • Meryem diyor ki:

        Biri Meryem mi dedi?? :)

        Bir kadın kocasına Züleyha Kalanına Meryem olmalı . Bu sözü beğendim :) Birde ismim geçtiği için ayrı bir dikkatimi çekti :)

        • Sennur diyor ki:

          Sevgili Meryem ler ,kocasına Züleyha kalanına Meryem olmak isteyenler …yaşanmış tecrübe ile belirteyim ;bu daireyi de (mahrem alani)erkekler belirlemekte. Sen istediğin kadar iyi olacağım de ….içinde kin ve nefret duygusu ağır olan erkekler sizi bu konuda cezalandırmak adına yastigi alıp , salona tasinirlar. Ve özellikle es adayınizin Baba profilini analiz edin. BABAsi şiddet göstermiş, annesini ezmisse gerçekte baba ya kızsa da bilincalti nda baba yi destekleyip evliliğinde aynı durumları gösterme eğilimi %50.bu tespit uzmandan. Ama ben de insanları ve hayatı okumaya başladıgıdan beri bunu destekliyorum.üzüldügüm tek konu iffetlerini koruyup, kendini helâl ine saklayan birçok arkadaşim resmi anlamda evli olsa da özel aile hayatında sıkıntı yaşamasi. ….dua ;Rabbim bedenimin ve ruhum un kıymetini bilecek , bedeninin ve ruhunun kıymetini bilecegim, iki cihan saadeti ne vesile eş nasip etsin. Selam ve dua ile…..

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            sennur hanım
            ” Ve özellikle es adayınizin Baba profilini analiz edin. BABAsi şiddet göstermiş, annesini ezmisse gerçekte baba ya kızsa da bilincalti nda baba yi destekleyip evliliğinde aynı durumları gösterme eğilimi %50”

            yapmayın Allah aşkına. bir insanı harcamak bu kadar kolay olmamalı. kimse babasının, annesinin, yakınlarının yaptığı hatadan mesul olmaz. birisi anneniz sebebiyle sizin hakkınızda şüphe etse bu hoşunuza gider mi? verdiğiniz oranda çok ilginç:%50. doğru, evet; bir insan ya iyidir ya kötüdür diye düşünürsek hepimizin iyi insan olma ihtimalimiz %50. babamızın annemizin ne olduğunun pek de bir önemi kalmıyor o zaman.

            ayrıca kim vardır ki ailesinde sorunlar olmasın. ne yapalım o zaman kimse evlenmesin mi yani?

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Şennur Hanım.

            Bu yazdıklarınız “Kısmet” dediğimiz durum oluyor ve kısmetimizde ne varsa onu yaşıyoruz…

          • Yahya diyor ki:

            Sennur hnm,

            Mahrem konuyla ilgili olan konuya katılmıyorum.
            Bazı mevzulara değinmeden de bu konu nasıl konuşulur bilemiyorum açıkcası…
            Fakat bizim hanımlarımızın bu konuda çok büyük hataları var. Önce gururları var, enaniyetleri var, sonra bir şeye bozuk atıp istememe tripleri var… var, var.
            Mesela bir bayan olsam alır yastığımı bende yanına giderdim.
            Ben olarakta neler yapmadım…
            Bahanede hazır, kızlar nazlı olur, kendini ağırdan satar vs… başka?
            Yabancı milletlerden örnek vereceğimde… yine beni dışlayacaklar. İnanın kadın kocasının veya sevgilisinin yakasını bırakmıyor!

            Baba profiliyle ilgili olarak, bu mevzuyu hem erkek tarafını hem de kadın tarafını bir uzman ile enine boyuna konuşmuştuk. Pilavda taş örneğini de o vermişti… şimdi bir taş çıktı diye bütün çuvalı çöpe mi atalım? Kimse annasını babasını tayin edemez ancak nasıl biri olacağını belirleyebilir. Çevremden çok örnekler var hatta kendi e.karımdan var ama neyse….

          • Gelincik diyor ki:

            Sennur Hanım doğru söylüyor katılıyorum kız anadan öğrenir sofra düzmeyi, oğlan babadan öğrenir yaren gezmeyi demişler hepimiz annemizin ve babamızın prototipiyiz nerdeyse. Belki oran yüksek olabilir ama anne baba etkisi yadsınamaz

          • sennur diyor ki:

            sayın ismi gereksiz adam ,
            bu bir araştırma sonucu olarak söylüyorum ,var olan bir sonuç ,kabul etseniz de etmeseniz de. bu konularda ben öğrendiğimi paylaşırım ,gözünü kapatıp ,kulağını tıkamak isteyenlere diyeceğim bir sözüm yok ,siz bilrsiniz , HERKES KENDİ HAYATININ BAŞROL OYUNCUSU.

            sayın fatih bey,
            evet kısmet dediğimiz olabilir , ama hayatımızı biz de yönlendiriyoruz , gerçi şiddet karşısında ne kadar sabır edilmeli , limit nedir ? buna bakmalı ?kaç kadın eşinden şiddet gördü ? psikolojik şiddet bayanların YIKIM noktası gerçekten. konuşmayan ,eşini yok sayan aynı evi paylaşan ve resmi anlamda evli çok kişi var . bu süreç kadınlar için çok ağır geçiyor .

            sayın yahya bey ,
            işim gereği 18-65 yaş arası bir sürü bayanla çalışıyorum. (işimizi yaparken aile ortamını kaynatıyoruz arada. çoçuk gelişimi ,aile ile ilgili kıssadan hisse paylaşımlarım olduğu için fırsatını bulan içini döküyor. dinlerken kendi halime şükür ederken buluyorum kendimi ne sorular ,ne sorunlar.
            yastığı alıp salona giden beyinin peşinden giden hanım kardeşimize sen ne yüzsüzsün ,seni istemiyorum diyen adamlar var ?
            hanımını aldatıp ,aldatıldığı ortaya çıktığında evi terkederken hanımdan GİTME demesini bekleyenler var ?
            yaşı 35 yaşına gelmiş oğlu evlenemediği için üzülen teyzemiz ben eşimle ayrı odada yatıyorum günahı var mı diye soruyor ?
            baba-oğul bir olup 30 yıllık hanımı 150 milyar borç ile bırakanlar var ?
            var da var .
            evli olanlara dikkatli bakınca taze evliller gözleri içi gülen ,yaşama dair umutlu olan .
            diğerleri en çok eşlerinden dertli , bir iki hatalarına saplanıp ,hayatı kendilerine ,eşlerine ve nihayetinde çoçuklarına zindan ediyorlar.
            oysa ki evlilik de tavır koyma da olucak ,gönül alma da . bu işi iki kişi de sahiplenecek.

            tek tük birbirlerinden dert yanmayan var , çoçukları için katlanan var ,.bu arada burada çok bekar arkadaş var ,içinizi karartmak için yazmadım ,hakkınızı helal edin.
            iyi örnekleri görünce duyunca tebrik ediyorum , gerçekten insanlardan BEKLENTİYE girmek yerine TEBRİK EDİN iyi huylarını ,nasıl bir değişim oluyor .

            sayın gelincik hanım ,
            sana da teşekkür ederim. evet , bizler ergenken anne den kaçmak isteriz, evlenince anneye hasret gideriz , 30 u geçip kırka merdiven dayayınca anne gibi oluruz (annemizin sevmediğimiz huylarını yaparız ) gen çekiyor.
            rabbim her birimize TEMİZ GENLİ bir nesil bırakmak nasip eylesin vesselam.

            bir kadın ANNE olunca , hayata yeniden başlayıp ,artıyı eksiyi ,iyiyi doğruyu sorgulayıp , onu her daim gözetleyen yavrusu olduğu bilinçiyle hareket etmeli.
            tabi BABAlar için de aynı şey geçerli . yoksa kimse toplum baskısı ile evlenmesin.
            anne -babaya TORUN vericem diye çoçuk yapmasın .
            bekar arkadaşlara hayırlı iki cihan saadeti yaşayacak hayırlı eş nasip eylesin RABBİM,
            biz yalnız annelere ve babalara da güç kuvvet versin ,emanetimize sahip çıkmak adına .herkese hayırlı cumalar ,
            duanızda bana da yer verirseniz sevinirim.

          • Yahya diyor ki:

            Sennur hnm,

            Anlattıklarınızı biliyorum. Benzer deneyimler ve duyumlar biz erkekler arasında da var.
            Kendi arkadaş çevrem genellikle mütedeyyin insanlar, iş çevrem ise karışık… Özellikle iş çevremde eşiyle yaşadığı sıkıntıları anlatmaktan haya etmeyen insanlardan duyduğum sizin anlattıklarınıza benzer, tabii erkek boyutundan… Yani kadın/karısı ilgilenmiyor, çekip gidiyor, yatakta soğuk vs. gibi…
            Mütedeyyin arkadaşlarımda ise tabii mahrem hayat konuşulmuyor fakat genel olarak evdeki atmosfer olumlu değil. Bir kısmının eşiyle sıkıntıları var.
            Burada önemli nokta, iki tarafında halisane niyetlerinin, samimiyetlerinin olması. İkisininde el birliğiyle bu problemleri çözme gayreti içerisinde olması çok önemli… Maalesef tek taraflı olmuyor.
            Bu sebeple ve konuştuğum uzmandan edindiğim bilgiye göre, insanların anne-babaları ile olan müspet/menfi münasebetleri muhakkak “bir ölçüde” bizim genetiğimize işleniyordur. Ancak bunun %50 oranlarında olduğuna inanmıyorum…
            Benzer yaklaşımla benim şu an evlenecek hanım bulamamam lazım.
            (bulamıyorum zaten :) )

            Neyse, Rabbim hayırlı kısmetler çıkarsın karşımıza…

            Selam ve dua ile…

          • sennur diyor ki:

            yahya bey ,
            durum gerçekten vahim ,
            RABBİM bu ümmete yardım etsin ,
            bu konuları araştırdığımdan değil hergün farklı hikayeler duyduğumdan içim
            karardı .
            bir ara bana boşananları anlatıyorlardı o boşandı şu sebepten ,bu boşandı şu sebepten vs.
            ben de diyordum onların boşanması benim de boşanmamı doğrulamaz ki diye….
            bugün ahzap süresi 28 -29 ayet mealini okuyup tekrar düşündüm , sabır edemedim mi acaba diye ? en çok İKİCİHAN SAADETİ talep edip çıkılan bu yolun sonucu bu şekilde olması üzüyor insanı ve toplumsal boyutta boşanan kervanına katılıyorsun.
            bize ŞAHİT olan ablam ,kendinde hep sorun arıyorsun dedi .

            şu sıralar evli olup ,aile olamayanların hayat hikayelerini dinlemekteyim ,
            artık yeter demeye az kaldı :(
            bu da her iki tarafa farklı farklı eziyet. ego herkeste TAVAN yapmış,
            erkekler de konuşuyor emin olun ,edep haya azalmış ,
            her gün bir boşanma haberi almaktan yoruldum , hergün eşini (iyi de olsa şikayet eden kadınlara şahit olmaktan yoruldum )
            resmi anlamda evli görünüp ,evcilik oynayanların sayısı çok ,
            şu an bir MUTLULUK ANKETİ testi yapılsa sonuç nasıl çıkar ?

            iyi günler görelim inş ,burada yazan kardeşlerimiz güzel yazıyorlar ,iinşallah hayatlarına uygulayabilecek kişiyi bulurlar her biri.

            (not:kızım babasına her hafta sonu gidiyor ,kalıyor ,babası kızııyla ilgileniyor.
            çok şükür. kızım adına seviniyorum.bunu da paylaşmak istedim.)
            inşallah tek başına çoçuk büyüten tüm site yazanlarına RABBİM nasip etsin.çoçuklar arada kalmasın ))

          • Yahya diyor ki:

            Sennur hnm,

            cevabınız için teşekkür ederim.
            Bu söylediğinize algıda seçicilik diyoruz. Hassasiyetimiz artıyor, benzer mevzulara kulak kabartıyoruz… Yolda kullandığım arabadan ne kadar çok varmış diyorsunuz… Aynısını bende yaşıyorum, bir anda boşanan insanlar, aile problemleri yaşayan insanlar o kadar arttı ki… Sanki bir furya var… Ama değil! Bir radyo programında bir uzman; 5 aileden 1’i boşanıyor demişti (hepimizi bildiği) ancak bu şu demek dedi bu her 5 ailenin 3’ünde problem var demektir. Diğer bir değişle ülkemizde her ailenin %50-60 ‘ın da huzursuzluk, mutsuzluk, geçimsizlik var demektir.
            Oran gerçekten çok yüksek!
            Bireysel olarak baktığınızda da insanlar hayattan bezmiş, bıkmış, mutsuz, tatminsiz… Gençlere soruyorlar hayattan beklentin ne, amacın ne diye… cevap veremiyorlar..! (okumak, çalışmak, yemek, eğlenmek vs…)
            Mutsuz, heyecansız, beklentisi olmayan insanların bir araya gelmesinden nasıl mutlu, huzurlu, yaşama gayesi olan bir aile bekleyebilirsiniz ki? iki eksiden bir artı mı olur? İşin dini boyutuna hiiiç girmiyorum bile…

            Kendinizde sorun aramanız en doğrusu Sennur hnm. Bende arıyorum… Çünkü evlilikte problemler tek taraftan kaynaklanmaz. Hadi diyelim tek taraflı, yinede insan otokritik yaparak kendi geliştirir. Aynı veya benzer hataları yeni evliliğinde tekerrür ettirmez. Ör. ben evliliğimde de bunu çok yaptım: eşimin beni kusurlu gördüğü (!) olaylara dikkat ederek kendimde değiştirebileceğim şeyleri değiştirdim ve onun tepkisini izledim. Bakalım karşımdaki samimi mi, art niyet var mı… gibi
            Hatta bazı olaylarda raporlar oluşturdum. Sistematik, stratejik hamleler yaptım sonu malum. Yalan dolan “oyun” ve iftira…
            Ancak otokritiğin bir haddi vardır, bunu geçerseniz paranoyaya başlarsınız. İşte o zaman sıkıntılar başlar. Her şeyde olduğu gibi denge şart.

            Verdiğiniz ek bilgi beni mutlu etti, en azından kızınız için bir düzene girmiş bazı şeyler. İnşaAllah öyle devam eder. Kendinizi ihmal etmeyiniz…
            Bakalım bu hafta bizde ne olacak :) Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Sennur hnm bekarlara guzel tavsiyeler vermissiniz ve hayir dualariniz icin de ayrica tesekkur ederim.
            Baba veya anne profili ile ilgili yazdiklarinizin dogruluk payi olduguna inaniyorum. Fakat babasinin annesine ya da kendisine uyguladigi siddet yuzunden, kendi cinsinden soguyup escinsellige yonelen erkek cocuklarinin oldugunu okumustum.
            Yani kendi cinsinden nefret edecek kadar babasina tepkili bir erkek evlenince nasil ayni zulmu esine gosterir?
            Acikcasi soyle dusunuyordum. Ailesinde gordugu ve rol aldigi babasinin veya bir kiz ise annesinin olumsuz yonlerinden sikayetci olan bir insan, evlenince tesbit ettigi bu hatalari kendi yapmamaya ozen gosteredebilir.
            Yanlis zannediyor olabilirim sadece bir zan benimkisi ama bu minvalde olumsuz bir tecrubeyi hayatinda olumlu bir davranisa donusturen insanlar da mutlaka vardir diye hala zannediyorum.
            Allahu Teala sizin de yukunuzu hafifletsin ve evladinizi hayirli etsin insaallah.

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            sennur hanım

            üslubunuzdaki sertliğin sebebini anlayamadım. bu anket midir araştırma mıdır ne naneyse kutsal kaynaklı olmadığına göre yanlış olma ihtimali de var değil mi? neden kabul etmek zorunda oluyormuşum?

            üstelik sosyal bilimlerde anket olayı ne kadar mantıklı? malum insan bir canlı, robot değil. çevresindeki herşeyle birlikte değişen bir insan, değişen bir nesil ve hepsi birbirinden farklı insanlar. tek bir insan bile zamandan zamana değişiyorken bu araştırmaların sonuçları ne kadar gerçeği yansıtabilir ki?
            hadi tuttu diyelim hatta oran %50 değil %90 olsun. belki bize o %10 un içindeki kişi denk gelecek. kurunun yanında yaş da yansın mı yani?

            insanın seçebildiği şeyler vardır seçemediği şeyler vardır. seçemediği şeyler (aile gibi) için bir insanı önyargılı olmak doğru mu?

            peki o zaman sizden örnek vereyim: siz boşanmışsınız. bir anket dese ki boşanmış kadınların 2. evliliklerinde mutlu olma oran %50 imiş. ya da kızınız varmış, Allah bağışlasın. birisi dese ki ailesi boşanmış çocukların evlilik hayatı %50 kötü oluyor. bu yüzden kızınız evlenmekte zorluk çekse bu zorunuza gitmez mi?

        • Sennur diyor ki:

          Duaniz için teşekkürler Feyza hanim, tabi ki var %50 di yicem şimdi itirazlar gelecek .yanlış örnekleri doğruya cevirenler var , ben babam ya da annem gibi olmayacağım diyenler hatta söz vardir halk arasında zalim den alim oldu ,alım den zalim.diye .ki böyle olanları özellikte tebrik etmek gerekli .ama bu bilincalti denen okyanus ve buzağı ilişkisi o biraz işin karışan ve zor çözülen kısmı .

  7. .../nisa diyor ki:

    Evli mutlu hanım,

    Allah huzurunuzu muhabbetinizi daim etsin bizlere de nasip eylesin. Güzel örnekleri duydukça seviniyorum. :)

    Ben evliliği biraz ağaca benzetiyorum. Önce tohum hizmet ettikçe fidan ve ağaç oluyor. Evlilikte önce güven ve bağlılık arıyorum sonra saygı ve sevgi. Güven duymadığınız bir insanla sonuca varamazsınız.

    Eşlerin birbirlerini tanımaları için zaman gerekli. Dayatmalar diretmeler yorgunluktan başka birşey değil. Sanırım en büyük hatada karşıdaki insanı olduğu gibi kabullenmek yerine değiştirmeye çalışmakla yapılıyor.

    Kadınların maalesef duygusal iniş çıkışlarının olduğu dönemler oluyor. Bazen buna kadınlar bile anlam veremiyor. Bir tanıdığım hamilelik döneminde ota böceğe ağlıyorum diyordu. :) Bazı durumlarda erkekler biraz daha ince sabırlı olmalı.

    Sizin yazdıklarınıza paralel bende ailemde iplerin kopma noktasına geldiği dönemleri yaşadım. En azından bir taraf alttan almalı bu bizim ailede annemdi babamın sinirle söylediği sözlere rağmen evi terk etmedi sonrada babam pişman oldu. Bu kriz zamanlarında su olacak taraf olmalı.

    Çocukları seven kolay iletişim kuran baba olmaya yatkın bir kişi evlilikteki sorunları yarı yarıya indirebilir. Sizin eşiniz gibi.

    Mahrem konularda Cihad bey kadın fıtratını psikolojisini çok iyi anlattı. Kadınlar da eşlerini harama düşmeye sevk etmemeli. Bu ince ayrıntı önemli.

    En önemlisi sizin bahsettiğiniz gibi Allah’ın eşler arasına muhabbet vermesi. Evlilik işi çok kendine güvenmekle de olmuyor. Bizde bir söz vardır yeni gelinler için söylenir “En iyi bildiğim patates yemeğiydi koca evine gidince onuda unuttum elim ayağıma karıştı.” :)

    • Feyza diyor ki:

      Nisa hnm. Son cumle cok hosuma gitti, yandik o zaman :)
      Evlilikte Allahu Teala mutlaka eslerin arasina muhabbet verir. Yani bir potansiyel/ulfet mutlaka olusturur Allahu Teala fakat bu potansiyeli ne yone cevirecekleri kullarinin elinde..
      Aslinda soyle dusunulse, karsinizdakini, esinizi mutlu ettiginiz her dk. kendi mutlulugunuz icin yaptiginiz bir yatirimdir. Kucuk sorunlari her buyuttugumuzde, esimizin de kucuk hatalarimiza karsi musamahasini kendi elimizle torpuluyoruz aslinda..yani bindigimiz dali kesiyoruz, ne luzum var?
      Iplerin gerilmesi deyince aklima kucukken oynadigimiz oyun geldi. Hani iki grup bir ipin iki ucundan tutar ve karsidakini kendine ceker. Iste gerginlik aninda kim kuvvetli cekerse, kim daha gerginse, digeri ipi esnetmeli ve cekilen yone gitmeli. Sonra sakinlesince bir orta yol bulunur mutlaka, hicbir kavga sonsuza dek surmez. Ama kavga esnasinda sinirle soylenen sozin acisi uzun sure gecmez. O yuzden en guzeli bir tarafin susup alttan almasi bu da cok hakli bir gerekce olmadikca kadina daha cok yakisiyor. Kadin sair zamanda alttan alabilirse erkek de haniminn inis cikis yasadigi periyodik donemlerini daha kolay atlatmasina yardimci olur sanirim.

      • .../nisa diyor ki:

        Feyza hanım,

        İnşallah çalıştığımız yerden sınavda çıkar. :) Mutlu olmak için mutlu etmek gerekiyor.

    • Yahya diyor ki:

      Nisa hnm,

      Yeni bir yorum mu yazsaydım bilemedim ancak son paragrafınıza ithafen,

      Rabbimiz eşler arasına muhabbet ve meveddet verir. Meveddedi lütfen öğrenin… (özellikle bekarlar) Rabbimizin kendi sıfatından evli çiftlere verdiği bir lütuftur.

      Ayrıca tartışmasız münakaşasız ev olmaz ancak bunları kişiselleştirmemek çok önemli… “Sen hep böylesin, böyle yapıyorsun” gibi değilde “bu olayı/problemi nasıl çözeriz” gibi olay üzerine odaklanmalı…
      Birde kavga etmesini öğreneceğiz. Siz pozitif yaklaşsanız, karşınızdaki aksi tutum sergiliyor, o yüzden kavga etmesini bilmek önemli… [yani ilk yumruğu siz çakacaksınız :) gibi … şaka şaka]

      Selam ve dua ile…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yahya Bey.

        Kadınlar fıtrat gereği her şeyi içselleştirir ve kişiselleştirebilir. Burada bize de sorumluluk düşüyor, idare etmek gerekiyor.

        Örneğin yemek tuzlu olmuş dersiniz, hemen ben de bir şeyi beceremem ki zaten der. :) ne alaka değil mi kimse ona beceriksizsin demedi ima etmedi ama yazmıştım hani, beyinlerindeki yatay bağlantı şeması buna itiyor onları…

        • Yahya diyor ki:

          Fatih Bey,

          Haklısınız kadın daha yatkın.
          Hatta geçenlerde bir video izliyorum;
          adam karısına, ben biraz yürüyüşe çıkacağım gelmek ister misin diyor, kadın bana sen şişman mı demek istiyorsun diyor. Yok öyle bir şey demek istemedim, biraz hava alırız demek istedim o zaman sen gelme diyor. Bu sefer yürüyüşte başka bir bayanla mı buluşacaksın diyor. Adam ağlayarak gitmiyorum diye teşebbüsünden vazgeçiyor.

          Genel baktığınızda Türk halkı olayları şahsileştirmeyi seviyor.

      • .../nisa diyor ki:

        Yahya bey,

        İki tarafta biraz latife tartışma kültürü olmalı tuz niyetine.

        Kesinlikle kişiselleştirmeden kusur aramadan uzak nüktedan bir dil olmalı.

        Etkili tartışma teknikleri. Tartışırken öğreten düzelten bir yol bulmalıyız.

        Olgunlukla beraber insanın çocuk ruhu bir yerde olmalı. Bazen çok lazım oluyor. Masum olmak,kin tutmamak, hesap peşinde olmamak, unutmak gibi.

        Kalpleri birbirine ısındıran Allah bu sevgiyi korumakta bize düşüyor.

  8. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “İşte bir kadın için en büyük travma budur, erkek için cinselliğin yeme içme gibi fizyolojik bir olay olduğu gerçeğine toslamak.”

    “Çocuklar aç kalınca nasıl ağlıyor huysuzlaşıyorsa demek ki kocam için de aynısı geçerli diye düşünüp bu realiteyi kabul edebilecek mi edemeyecek mi kadın? Erkek de, erkek dünyası hakkında pek bir şey bilmeyen acemi eşine yardımcı olabilecek, rehberlik edebilecek mi? Gerisi bu faktörlere kalıyor. Ben şahsen o gerçeği anladıktan sonra, madem Allah erkekleri böyle yaratmış, büyük hikmetleri vardır diye bakmaya çalıştım. Mesela erkeğin böyle bir zaafı olmasa kadınla ne işi olurdu, kendine bu kadar yabancı bir dünyaya sahip bir varlığa katlanır mıydı? Dahası onun hem duygusal hem maddi olarak bakımını üstlenme sorumluluğu altına girer miydi?”

    Bu yazıda alıntıladığım cümlelerin altına imza atmayacak erkek tanımıyorum. Bir kadınınerkek dünyasını nasıl çözdüğün resmi adeta. Rabbim sayılarınızı arttırsın inşaallah.

    Ayrıca yazının bu “cinsellik” bölümünden sonra aklıma Efendimizin (s.a.v) kadınlara yönelik “kocalarını reddetmemelerine yönelik hadisler geldi” bu konuda bir çok hadis var hakikaten ama bizim muhafazakar feminist islamcı kızlarımız bu hadisleri hep görmezden geliyorlar. Aslında Efendimiz bu kutlu hadisleriyle erkek fıtratını gözler önüne seriyor da herkes bunu idrak edemiyor. Bakın Efendimizin (s.a.v) “Ey mümin erkekler kadınlarınız sizi yatağa çağırınca reddetmeyin” vb. bir hadisini görmedim,duymadım ama tersi olarak bir sürü hadis var. Bu şunu gösteriyor bu konuda erkeğin zaafı kadına nispetle çok daha fazladır. Fakat bununla beraber Efendimiz Erkeklere hitaben de mahrem hayatınızda karınızı da mutlu edin diyor.

    Yani kısaca Efendimizin (s.a.v) ilgili hadislerinden ben şahsen şu sonucu çıkarıyorum kadına diyor ki: “kocanı ne olursa olsun reddetme erkeğe de diyor ki: “seni reddetmeyen karını da sende mutlu olduğun gibi onuda mahrem hayatta mutlu et.”

    Yani meselenin özü kadınların erkek fıtratını iyi tanıyıp ona göre hareket etmesi erkeklerin kadın fıtratını iyi bilip ona göre tavır almasıdır.

    Ünlü Psikolog Prof. Dr. Nevzat Tarhan çok güzel ifade etmiş aslında: “Kadın erkek ilişkilerinde, erkek aşk verir, cinsellik ister; kadın da cinsellik verir, aşk ve sevgi ister.”

    Vesselam…

  9. ismi gereksiz adam diyor ki:

    mutlu hanım

    bir önceki yazıdaki olumsuz hava bir nebze dağıldı sanki. Allah razı olsun. böyle evlilikler duymak gerçekten moral oluyor. Allah mutluluğunuzu daim etsin hepimize de böyle yuvalar nasip etsin.
    benim yazınızda dikkatimi çeken şey cinsellikle ilgili mevzu. anladığım kadarıyla dindar çevrede yetişen kadınlarda kocasına karşı gereğinden fazla çekiniklik oluyor (cihad bey ifade etmişti daha önce) ve ayrıca cinselliğin erkek için ifade ettiği manayı bilmiyorlar. harama düşmesinler diye erkeklerden uzak dursun derken helali olana da mesafeli yaklaşıyor.
    hem de cinselliği kocasına karşı olumlu manada kullanamıyor. cinselliği koz olarak olumsuz kullanması zaten erkeği daha da uzaklaştırır. dışarıdaki ahlaksız kadınlar nasıl kadınlığını kullanıyorsa karısı kocasına daha fazla kadınlığını kullanmalı. mutlu hanım yaşayarak bu durumun farkına varmış. bize de ders olsun

  10. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    sayın “mutlu hatun” kardeşim, Allah razı olsun, hem kendim hem sitedeki bekar hanım ve beyler adına sizden mutlu evliliğin sırlarını istemiştim zahmet edip uzun uzun yazmışsınız rabbim mutluluğunuzu daim eylesin ahirette de eşiniz ve çoluk çocuğunuzla beraber sizleri cennetinde ağırlasın inşaallah.

    Ayrıca Sema Hanıma çok teşekkür ederim yorumu müstakil bir yazı haline getirdiği için. Bu arada merak ettiğim nokta Sema Hanımın bu yazıya yönelik herhangi bir eleştirisi var mı ? yani şu böyle değilde böyledir aslında vb. gibi…

    Vesselam…

  11. bir havva diyor ki:

    Evli ve mutlu hanımın ” yaşayan bir ölünün yaşadıkları” isimli yazıya yazdığı yorumları ve gelen cevapları okuyunca yazma isteği duydum. Ancak o yazı altına eklemek istemedim.
    Öncelikle size maşallah barekallah diyorum. Allah nazarlardan, her türlü beladan korusun. Bir ömür mutlu olursunuz inşallah.
    Eşinizi her akşam heyecanla beklediğinizi yazmışsınız. Bunu ütobik bulanlar olmuş. Bunca şikayet ve kötü örneklerden sonra hiç inandırıcı gelmemiş anlaşılan. Evet böyle hisseden hanımlar var bekar beyler. Bu kadar umutsuz olmayın :))
    Ancak tabiki bu bir süreç ve karşılıklı anlayışı, saygıyı gerektiriyor.
    Olumsuz olaylar ve düşünceler daha rahat ifade ediliyor. Ancak insanlar eşlerinin olumlu özelliklerini, onlarla yaşadıkları mutlulukları dışarıda paylaşmadıkları için sanki evlilikler hep kötüymüş gibi bi algı oluşuyor diye düşünüyorum. Tabi yediğini içtiğini, alınan hediyeyi sürekli servis edenler yok değil ama bu anlayışta olanların evlilikleri de çoğu zaman çok da sağlam olmuyor.

  12. SALİH diyor ki:

    ALLAH RAZI OLSUN

    BEN ŞU BÖLÜMÜN ÖNCELİKLE KADINLAR VE SONRA ERKEKLER TARAFINDAN OKUNMASI VE İYİCE ANLAŞILMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM:

    —-Bir de her evin baş köşesindeki cinsellik konusu var tabi. Zamane kadınları cinselliği filmlerde ve dizilerde görüyor. İki kişi arasında çok anlamlı duygusal bir etkileşim oluyor ondan sonra da arkasından cinsellik geliyor gibi kodluyor. Ama evliliğin üzerinden şöyle bir süre geçip aşklı günler geride kalınca, bir bakıyor ki anlamlı anlar bakışmalar olmadan da adam dokunmak istiyor. Onun için zaten dokunmak çok anlamlı. Üstelik sık sık olması gerekiyor. İşte bir kadın için en büyük travma budur, erkek için cinselliğin yeme içme gibi fizyolojik bir olay olduğu gerçeğine toslamak. Kadın kendini bir insan gibi değil de bir meta gibi hissedip hissetmeme arasında kalabilir. Burada suç kadının da erkeğin de değil, bu konuda ikisini de bilgilendirmeyen sistemin.

    Çocuklar aç kalınca nasıl ağlıyor huysuzlaşıyorsa demek ki kocam için de aynısı geçerli diye düşünüp bu realiteyi kabul edebilecek mi edemeyecek mi kadın? Erkek de, erkek dünyası hakkında pek bir şey bilmeyen acemi eşine yardımcı olabilecek, rehberlik edebilecek mi? Gerisi bu faktörlere kalıyor. Ben şahsen o gerçeği anladıktan sonra, madem Allah erkekleri böyle yaratmış, büyük hikmetleri vardır diye bakmaya çalıştım. Mesela erkeğin böyle bir zaafı olmasa kadınla ne işi olurdu, kendine bu kadar yabancı bir dünyaya sahip bir varlığa katlanır mıydı? Dahası onun hem duygusal hem maddi olarak bakımını üstlenme sorumluluğu altına girer miydi?

    Bunları düşününce anlıyorsunuz ki aslında cinsellik kadını vazgeçilmez yapan bir bağ. Kadının erkeğin yanındaki güçsüzlüğünü dengeleyen Allah vergisi bir çekim gücü.

    BEN MAALESEF 20 YILLIK EVLİLİĞİMDE HEP YATAKTA TERSLENEREK YAŞAMAK ZORUNDA KALANLARDANIM. ÇOĞU ZAMAN TARTIŞMALARLA GEÇEN CİNSEL HAYATIMIZDA KENDİMİ TECAVÜZCÜ GİBİ HİSSEDEREK VE KARŞI TARAFIN BU İŞİN ARASININ ÇOK YAKIN OLDUĞUNU DUYARAK VE SAPIKLIKLA SUÇLANARAK GEÇİRDİM. HAMD OLSUN Kİ HİÇ HARAMA YÖNELMEDİM.

    ONA —NEDEN İLİŞKİYE KARŞI OLDUĞUN HALDE EVLENDİN KARŞINDAKİNE EZİYET ETMEK İÇİN Mİ? DİYE SORDUĞUMDA ALDIĞIM CEVAP— BEN BÖYLE OLDUĞUNU BİLMİYORDUM. OLDU.

    ÇOK AĞIR BİR İŞİM VAR VE AKŞAM EVİME HEP BU TARTIŞMALARLA SIKILARAK BUNALARAK GELİYORUM. EŞİM EVİN TEK ÇOCUĞU OLARAK BÜYÜMÜŞ VE MUHAFAZAKAR BİR AİLEDEN. AİLESİ ÇOK MÜTEVAZİ İNSANLAR. HİÇ BİRİNE SAYGISIZLIK ETMEM ETMEK DE İSTEMEM. BABASI 3 YIL YANIMIZDA HASTA YATALAK VE ALZAYMIR OLARAK ÇOK GECELER BAĞIRARAK HAYKIRARAK KALDI. ŞİKAYET EDEN ÇOCUKLARIMIZI BEN SUSTURDUM VE BUNLARIN İSTEYEREK OLMADIĞINI ONUN ASLINDA ÇOK İYİ VE DEĞERLİ BİR İNSAN OLDUĞUNU İZAH ETTİM.
    ANNESİ SON 5 SENEDİR GÖZLERİNİ KAYBETTİ VE 2-3 SENEDİR YANIMIZDA KALIYOR. AĞZINDAN DUA EKSİK OLMAYAN SAYGIDEĞER BİR HANIM. RAHATSIZ ETMEYEYİM DİYE DİĞER KIZINDA KALMAK İSTEDİ BEN MÜSAADE ETMEDİM. BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİN VAR DEDİM GÖNLÜNÜ HOŞ TUTMAYA ÇALIŞTIM.

    –20–18–9 YAŞLARINDA BÜYÜK ERKEK DİĞERLERİ KIZ 3 ÇOCUĞUMUZ VAR.
    SEVGİLİ EŞİM HERGÜN CAMİYE KURAN ÖĞRENMEYE GİDİYOR….ANCAK GEL GÖR Kİ EVİN İÇİ YANGIN YERİ. ÜZMEDEN KIRMADAN ÖĞRENDİKLERİNİ EVLİLİĞİMİZDE TATBİK ETMESİNİ SÖYLEMEYE ÇALIŞIYORUM AMA NAFİLE SEN NE DEMEK İSTİYORSUN…. OLUYOR.
    ÇOCUKLARIMA TUTUMLU OLMAYI ZOR ŞARTLARDA KAZANDIĞIMIZI ANLATIRKEN AYNEN İFADESİ ŞU : —- BABANIZ YALAN SÖYLÜYOR. OĞLUM SEN BABANDAN PARA İSTE SİZİ KANDIRIYOR..
    ALLAH AŞKINA HERKES EŞİ TARAFINDAN BÖYLE BİR DURUMA DÜŞÜRÜLDÜĞÜNÜ BİR HAYAL ETSİN NE YAPAR? ÇOCUKLARIMLA ARAMI AÇTI GÜVENİMİ SARSTI. İÇİMDEKİ SİNİRİ ASABİYETİ YUTUP, ODAYA ÇEKİLİNCE YAPTIĞININ YANLIŞ OLDUĞUNU SABIRLA ANLATTIM. NAFİLE… SESSİZ KALDI AMA DEVAM ETTİ AYNI ŞEYLERE.

    BİR GÜN ÇOCUKLAR VAR MISINIZ ŞU ASİTLİ ÇOK ZARARLI KOLA YI EVİMİZE SOKMAYALIM ONU CEZALANDIRALIM… NE DERSİNİZ DEDİM VE MERAKLA GELECEK TEPKİLERİNİ BEKLEDİM.. TAHMİN EDERSİNİZ

    — ÖNCE SEVGİLİ EŞİM ATLADI;
    –HAYIR…BEN SEVİYORUM…

    YA ALLAH AŞKINA NE YAPAYIM. OĞLAN LİSEYE BAŞLADI DERSHANEYE HİÇ İMKANIM OLMADIĞI HALDE GÖNDERDİK. BENİM TESBİTİM DERSANEYE GİDEN %90 ÇOCUK SİGARA VB KÖTÜ ALIŞKANLIK VE SERBESTLİK TAŞIMASIYDI.. SEN YAKINDAN İLGİLEN BEN ÇOK SIKI ÇALIŞIYORUM DİYEREK RAZI OLDUM. O SENE OĞLAN PEŞİNDEN KIZ SİGARAYA BAŞLADI.. HALEN AKTİF İÇİYORLAR.

    — OĞLAN 4 SENE DERSANEDEN SONRA PUANI DÜŞÜK DİYE BİR YIL DAHA BEKLEDİ BU SENE BAŞKA BİR ŞEHİRDE OKUYOR. EŞİME ESKİSİ GİBİ HOŞGÖRÜLÜ DEĞİLİM OLAMIYORUM. BABASI ÖLÜNCE ONDAN BİR EV KALDI. BİZ KİRADA OTURUYORUZ. FAİZİN ZERRESİNE KARŞIYIZ VE EV İÇİN PARA BİRİKTİRİYORUZ. ONA BABASININ EVİNİ SATIP ÜZERİNE ELİMİZDEKİNİ EKLEYİP DAHA GENİŞ BİR EV ALMAYI TEKLİF ETMEK HAYATIMIN HATASI OLDU. BENİ AĞZA ALINMAYACAK LAFLARLA AZARLADI VE ÇOK PİŞMAN ETTİ. O EVİN ONA AİT OLDUĞUNU KADIN PARASI YEMEYE NE MERAKLI OLDUĞUMU VS. VS..DUYDUM.

    ANLADIM Kİ BİZ ASLINDA BİZ DEĞİLİZ OLMAMIŞIZ VE OLAMAYIZ. ANNESİNE YALNIZ KALINCA BİRAZ AÇILDIM SIKINTILARIMI SÖYLEDİM VE ONDAN YARDIM İSTEDİM.
    — KIZININ YANINDA OLDUĞUNU SÖYLEYİNCE ŞOK GEÇİRDİM AMA– KIZI– NE YAPSIN.. ÜSTELİK GÖZLERİ GÖRMÜYOR BAKIMA KIZINA MUHTAÇ DEDİM.

    EŞİM ANNEMİ SEVMEZ, TELEFONUNU AÇMAZ. ÇOCUKLARIN ÖNÜNDE AŞAĞILAR. İKAZ EDERİM VE KISAS YAPMAM. FITRATIM MİZACIM ASLINDA SERTTİR. AMA HOŞGÖRÜLÜ VE SABIRLI OLMAYA ÇALIŞIYORUM.
    SONUNDA ONUN TEKLİFİ İLE RESMİYETTE BOŞANDIK. OĞLANIN ÜNİVERSİTE OKUDUĞU ŞEHRE EVDEKİ EŞYALARLA BİRLİKTE ONLARI BIRAKTIM. ÇOCUKLAR 9 YAŞINDAKİ HARİÇ ONUN TARAFINI TUTARAK GİTTİLER. BÜYÜK KIZIM SORUNLU. ANNESİNİN UFAKTAN DUR DEMEMESİ BENİM DUR DEMEMİ DÜŞMANLIK HALİNE GETİRDİ. ANNENİN VERDİĞİ SERBESTLİK , O DAHA KÜÇÜK GİYSİN YAPSIN GEZSİN SONRA DURDURULAMAZ HALE GELDİ. BENİM ONU KISITLAMAYA ÇALIŞMAM TAMAMEN İPİNİ BIRAKAN ANNEYE TARAF OLMASINI SAĞLADI. ARTIK TELEFONLARIMA BİLE ZOR ÇIKIYOR.
    GEÇEN ONUN İÇİN ÜZÜLDÜĞÜMÜ GÖZYAŞI DÖKTÜĞÜMÜ SÖYLEDİĞİMDE ANNESİNİN BİR ÇOK HATASININ VE BENCİLLİĞİNİN FARKINDA OLDUĞU İTİRAFIYLA ANCAK ORADA KENDİNİ BASKI ALTINDA HİSSETMEDİĞİNİ ANLATTI.

    BEN HANIMLARDAN ŞUNA DİKKAT ETMELERİNİ İSTİYORUM;

    — EŞİNİZE DEĞER VERİN
    — ÇOCUĞUNUZU ONA DÜŞMAN ETMEYİN
    — YATAĞINIZI CEHENNEME ÇEVİRMEYİN
    — BEN DEĞİL BİZ OLMAYA ÇALIŞIN
    — İÇ MESELELERİNİZİ İÇERDE ÇÖZÜN DİLLENDİRMEYİN
    — SAMİMİ OLUN İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLÜ TUTUN
    ALLAH A EMANET OLUN.

    • Gelincik diyor ki:

      Abi ne dolmuşsun Allah sabır versin yardımcın olsun sen de Allah’a emanet ol :(

      • SALİH diyor ki:

        SAYIN GELİNCİK

        RABBİM RAZI OLSUN SİZLERDEN HAYIR DUALARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. DAHA ANLATAMADIĞIM NİCE OLAYLAR DURUMLAR VAR AMA HALİN ANLAŞILMASI İÇİN BU KADARI YETERLİ SANIYORUM.

        ŞİMDİ HER NAMAZIMIN PEŞİNE ÇOCUKLARIMIN HİDAYETİ İÇİN DUA EDİYORUM. ALLAH TAN ÜMİDİMİ KESEMEM. OYSA EVLENİRKEN NE HAYALLERİM NE HEDEFLERİM VARDI..

        MÜCAHİTLER MÜCAHİDELER YETİŞTİRİP RABBİMİN RIZASI DOĞRULTUSUNDA YAŞAYABİLMEK.. SONUÇTA BU DA BENİM İMTİHANIM DİYORUM. SABRETMEKTEN BAŞKA NE YAPABİLİRİM Kİ?

        ANNEM VE BABAMIN HUZURSUZLUĞU, BENİM YALNIZ OLMAM ONLARI ÇOK ÜZÜYOR VE ONLAR DA EVLENMEM İÇİN BENİ BASKI ALTINA ALIP ÜZÜYORLAR.

        ARTIK EVLİLİKTEN ÇOK UMUTLU OLAMIYORUM. AYNI ŞEYLERİ YAŞAMAKTAN ÇEKİNİYORUM. HATTA BİR YAŞLI VE YALNIZ TEYZEM ” OĞLUM SANA ÇOK ÜZÜLÜYORUM. HEMEN EVLEN SANA BİR EV VERECEĞİM İSTERSEN YANINDA KALACAĞIM VS. TELKİNLERLE TESELLİ ETMEYE ÇALIŞIYOR.. OYSA BEN HERŞEYDEN HUZURLU BİR HAYAT İÇİN VAZGEÇEBİLİRİM.

        ÖNEMLİ OLAN ŞU İMTİHANI İSYAN ETMEDEN, DAHA KÖTÜLERİNİN OLDUĞUNU DÜŞÜNÜP HALİNE ŞÜKREDEREK ATLATABİLMEYE ÇALIŞIYORUM. EVET ZOR AMA RABBİM KİMSEYE GÜCÜNÜN ÜSTÜNDE YÜK YÜKLEMEYECEĞİNİ SÖYLÜYOR. AYET-EL KÜRSİ DE..

        DEMEK Kİ BEN BUNLARIN ÜSTESİNDEN GELEBİLECEK GÜÇTEYİM DİYORUM LÜTFEN DUALARINIZI ESİRGEMEYİN BEN VE BENİM GİBİLER İÇİN.

        SAYGILAR

    • Feyza diyor ki:

      Salih bey cok gecmis olsun. Haram/helal cizgisine riayet eden imanli bir erkek icin yasadiginiz buyuk bir imtihan. Allah sabrinizin mukafatini versin.
      Birsey dikkatimi cekti, esiniz tek cocuk yazmistiniz. Sonraki paragrafta annesinin rahatsizlik vermemek icin diger kizina gitmek istediginden bahsetmissiniz. Burayi ben mi yanlis anladim acaba?
      Cocuklar uzerinde anne ve babanin sozbirligi ederek ortak telkin ve tavsiyelerde bulunmalarinin, otoritenin korunmasi icin gerekli bir yontem oldugunu biliyorum ve bunu uygulayan aileler gercekten cocuklarina hayir ve serri daha kolay kabullendirebiliyorlar.
      Anne baba arasindaki catisma ise cocugun isine geleni alip isine gelmeyen tarafa dis bilemesine sebep oluyor.
      Ayrica esinizin babasina ve annesine olan merhametli yaklasiminiz da takdire sayan. Allah ecrine nail eylesin.
      Siz de Allah’a emanet olun.

      • SALİH diyor ki:

        FEYZA HANIM HAKLISINIZ BEN SİZİ SIKMAMAK İÇİN YÜZEYSEL GEÇTİM. OLAYI BİRAZ AYRINTILI ANLATMALIYDIM. İŞİN ASLI ŞÖYLE;

        —İKİ ERKEK KARDEŞ İKİ KIZ KARDEŞLE EVLENİYOR. KÜÇÜK ÇİFTİN ÇOCUĞU OLMUYOR VE BÜYÜKLER 3, VE SON ÇOCUKLARINI 20 GÜNLÜKKEN KÜÇÜK KARDEŞLERİNE VERİYORLAR. BİR ERKEK İKİ KIZLARI VAR AMA 3. KIZ BENİM EŞİM. AMCA VE TEYZEYE EVLATLIK VERİLMİŞ 20 YAŞINA KADAR KENDİSİNE BU DURUM SÖYLENMEMİŞ. YANİ ANNE VE BABA SAYISI DÖRDE YÜKSELMİŞ. EVLENMEDEN İKİ YIL ÖNCE ÖĞRENMİŞ VE TEPKİ VERMEMİŞ.

        AMCA VE TEYZE BU ÇOCUĞA EMANET GÖZÜ İLE BAKMIŞ VE HER DEDİĞİNİ YAPMAYA ÇALIŞMIŞLAR. HİÇ SORUMLULUK ALMAMIŞ. BİR GÜN GELİP EVLENECEĞİ HESABA KATILMAMIŞ. BU SORUNLAR BÜYÜDÜKÇE DEĞER VERDİĞİ BÜYÜKLERİNDEN YARDIM-DESTEK İSTEDİM. ABLASI BANA BİZ O’NUN BİR EV OLACAĞINI ZANNETMİYORDUK. ALLAH SENDEN RAZI OLSUN DEDİ. YAPI OLARAK EN DOĞRUYU BEN BİLİRİM EN YAKINIM DA OLSA KARIŞANIN KALBİNİ KIRARIM TAVIRLARINDA. ANNESİ (ÖZ) KIZIM ŞUNLARDA HATALARIN YOKMU ŞÖYLE YAPMAYI Bİ DENESEN DEYİNCE CEVAP ŞUYDU:

        —ANNE SEN KARIŞMA.
        BAZI HATALARINI ARTIK YAVAŞ YAVAŞ DÜZELTME YOLUNA BAKALIM DEDİĞİMDE CEVABI :

        –BEN BÖYLEYİM. İŞİNE GELİYORSA OLDU HEP. BENİ BÖYLE KABUL EDECEKSİN DEDİ.
        TEK ÇOCUK VE EMANET DİYE VERİLEN EĞİTİM HEP YETERSİZ KALMIŞ. HEP MERKEZDE BEN VARIM-OLMALIYIM DİYE DÜŞÜNEREK OLAYLARA YAKLAŞIYOR. BİZ BABAMIZDAN HEP ELİ AÇIK VE BONKÖR OLMAYI GÖRDÜK. YAPI OLARAK İSTEYENE HEMEN İKRAM ETMEK İÇİMİZDE VAR. KARDEŞLERİM DE AYNI. EŞİMDE İSE TAM AKSİNE BİR KISKANMA (DİYEYİM) VAR. OLANI KISKANIYOR VE BU HUY BÜTÜN ÇOCUKLARIMA SİRAYET ETTİ. HEPSİ BENCİLLEŞTİ. ELİMDEN BİRŞEY GELMİYOR ÇÜNKÜ ÇOCUKLARIMLA OLAN BAĞLARIMI KOPARDI BENİ AŞAĞILAYARAK BABANIZ SİZE DEĞER VERMİYOR EĞER VERSEYDİ…… YAPARDI VS. VS. İŞ İÇİN ORTAĞIMLA İSTANBUL A GİDİYORUM BABANIZ ORTAĞINA BİZDEN ÇOK DEĞER VERMESEYDİ BİZİ GÖTÜRÜRDÜ GİBİ SÖZLERLE AKILLARINI ÇELİP, ÇOCUKTAN BİRŞEY İSTEDİĞİMDE –SEN BİZE DEĞER VERMİYORSUN BENDE SANA BUNU YAPMIYORUM YANITINI ALDIĞIM ÇOK OLDU.

        –BENCE BU ANLAMSIZ DEĞERSİZ SAYGIYI YİTİRMİŞ BİRLİKTELİĞİN DEVAMI GEREKSİZ ARTIK. ÇEVREM ANLAŞIN OLMAZ BÖYLE DİYOR AMA ASLA BİR DAHA O GÜNLERE DÖNMEK İSTEMİYORUM. GEÇENLERDE ÇOCUKLARA BABANIZ ŞU ŞU ŞU..DAVRANIŞLARINDAN VAZGEÇİP BENDEN ÖZÜR DİLERSE ANCAK BELKİ BİR DAHA FİLAN DEDİ AMA BEN ONA ONUN DEDİĞİ GİBİ CEVAP VERDİM…;

        *— BEN BÖYLEYİM. İŞİNE GELİRSE.. MÜMKÜNSE GELMESİN. 7 AYDIR AYRIYIZ BENİM İÇİN KÜÇÜK KIZIMIN HASRETİ HARİÇ HUZUR DOLU GEÇTİ. ETRAFTAKİ DEDİKODULAR DENSİZLER VE LÜZUMSUZ KONUŞMALAR DIŞINDA MORALİM YERİNDE..

        ELBETTE BEN DÖRT DÖRTLÜK BİR EŞ DEĞİLİMDİR AMA BU KADAR EZİYETİ HAK ETMEDİĞİMİ DÜŞÜNÜYORUM .TEŞEKKÜRLER.

        • Feyza diyor ki:

          Cocuklariniz buyumus Salih bey, bence de geri adim atmayin. Butun kadinlar ayni olmaz ki.. Allah’a dua edelim sizi iyi insanlarla karsilastirsin.
          Gercekten zor ama benzer imtihandan gecmis, koca kiymeti bilen biraz ezilmis bir hanimla evlenirseniz insaallah hem kendi hayatiniz hem yeni hanimin hayati ihya olur. Umidinizi yitirmeyin, tesekkur ederim aciklamaniz icin.Allah’a emanet olun..

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Salih Beye…

          Belki şu anda farkında değilsiniz ama siz, sizin durumunuzda olan ve sizinki gibi asi, şirret, hadsiz vb kötü hasletlere-özelliklere sahip karılarından resmi olarak kurtulmak için mücadele eden bir çok erkekten daha şanslısınız. Böyle bir kadından kısa sürede ve en az zararla kurtulduğunuz için Allah’ın sevgili kuluymuşsun.

          Bence bu zamana kadar bu kadına sabrettiğiniz, katil olmadığınız için iki rekat ŞÜKÜR namazı kılın, bütçeniz müsaitse KURBAN kesin.

          Şaka yapmıyorum, çok ciddiyim. Çünkü hapishaneler sizin eski karınız gibi “tahrik ve tacizci” kadınların katili olan kocalar-erkekler ile dolu.

          Ayrıca, şu anda sizin en zayıf ve saldırıya en az dayanacak noktanız, en zayıf yeriniz KÜÇÜK KIZINIZ, yani ona olan bağlılığınız, sevginiz, özleminiz. Eski karınızın bundan sonra size yapacağı her türlü saldırıda ki en büyük ve güçlü silahı küçük kızınız ve psikolojık, duygusal, maddi saldırıları da onun üzerinden olacaktır. Bu nedenle hazırlıklı olun, bu tuzağa düşmeyin, eski karınızın tahriklerine ve tacizlerine kapılmayın.

          Ve hepsinden de önemlisi ASLA bir kez daha o kadın ile bir araya gelmeyin, mümkünse YALNIZ görüşmeyin. Size göre olmasa bile onun için savaşın daha yeni başladığını unutmayın.

          Çevrenizde ki “El-Alem”in ne der-demez şeklinde ki putu önce kafanızda sonra da davranış ve ifadelerinizle kesin olarak kırın.

          kafanızı topladıkdan sonra ( en kısa zamanda) yeni hanım ile yeni bir yuva kurun. Ama, bunu yaparken de “duygusal boşlukta ki erkekleri avlayan çakallardan (kadınlardan) da kendinizi koruyun.

          Hayırlı işlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun Salih bey.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Bence bu zamana kadar bu kadına sabrettiğiniz, katil olmadığınız için iki rekat ŞÜKÜR namazı kılın, bütçeniz müsaitse KURBAN kesin.”

            Sayın “Abdullah Bir” abi. yukarıda alıntıladığım bu cümlenden sonra koptum gülmekten :):) Allah iyiliğini versin.

            Salih Bey kardeşime de söyleyeceğim, kardeşim %100 bir imtihan yaşamışsın Allah seni bu kadınla imtihan etmiş her anlamda sıkıntı yaşamışsın ama inşallah en az zararla atlatıp imtihanını kazanmışsındır. Boşanma her ne kadar en sevimsiz helal olsa da bu gibi durumlarda boşanmaktan başka yol görünmüyor. Ve Kur’an-ı kerimdeki kadını dövme ruhsatı da bence bu tip kadınlar için birebir uygulanması gereken bir ruhsat :) belki uygulamadınız bu ruhsatı uzun bir imtihandan sonra boşanmayı seçtiniz. Sonunda kurtulmuşsunuz kardeşim şu anda bence daha huzurlu ve mutlusunuzdur. Evlilik için ise çok aceleye getirmeden hayırlı bir evlilik yaparsınız inşallah. Unutmayın kardeşim her zorluktan sonra bir kolaylık vardır.

            Vesselam…

          • SALİH diyor ki:

            ALLAH RAZI OLSUN MUHTEREM Ahir zamanda Müslüman Olmak

            AMA SAYIN ABDULLAH BİR ÇOK DOĞRU VE OLAYIN İÇİNDEN YAZMIŞ BUNLARI..

            NASREDDİN HOCA DAMDAN DÜŞMÜŞ GELEN GİDEN GÜLEREK HOCA GEÇMİŞ OLSUN ACIDIMI BİR YERİN DİYORMUŞ. HOCA BOZULMUŞ VE –BANA BİR DAMDAN DÜŞEN GETİRİN ONA SÖYLEYEYİM .. DEMİŞ.

            KISSADA HİSSE VAR KARDEŞİM. BENİM BİR DOSTUM 10 GÜN CEZA EVİNE GİRDİ. ÇIKTIĞINDA ABİ İÇERDE BİR ADAM VARDI Kİ HİÇ SORMA BİZİMKİ DERT BİLE DEĞİL DEDİ. HAYIRDIR NEYMİŞ ONUN DERDİ DEDİM,

            –SİNİRLENİP HANIMINA BİR TOKAT ATMIŞ, O DA HASTANEDE BİR BAYAN DOKTORA GİTMİŞ. DOKTOR FEMİNİSTMİŞ VE KADINI ŞİKAYETÇİ OLMAYA ZORLAMIŞ. 29 GÜN RAPOR VERMİŞ. HASTANE POLİSİNİ ÇAĞIRIP KADININ İFADESİNİ BİRLİKTE YAZMIŞLAR. KADIN SONRA PİŞMAN OLSA DA OLMASADA MAHKEME ADAMA 4,5 YIL CEZA VERMİŞ ..

            ADAM SON 6 AYINI YATARKEN KARISI İLK ZİYARETİNE GELMİŞ 2 ÇOCUĞUNU ALARAK.. TABİ ÇOCUKLAR 4 YAŞ DAHA BÜYÜK SON GÖRDÜĞÜNDEN. İÇİNDEKİ KİN 4 YILLIK ADAMIN VE GÖRÜŞE ÇIKIP AĞZINA GELENİ KADINA SAYMIŞ.. ÇOCUKLAR ANNEMİZE BÖYLE DAVRANIRSAN BİR DAHA BİZDE SENİNLE GÖRÜŞMEYİZ DEMİŞLER.. ADAM AĞLAYARAK DÖNMÜŞ GÖRÜŞTEN VE İÇİNDEKİLERİ DÖKMÜŞ ARKADAŞA.

            –ÇIKINCA İLK İŞ BİR SİLAH TEMİN EDECEĞİM
            ÖNCE O DOKTORU SONRA KARIYI VE EN SON KENDİMİ…

            GERÇEKTEN ABDULLAH BİR BEY İN ANLATMAK İSTEDİĞİ DE BU GİBİ OLAYLAR SANIRIM.. SAĞOLSUN DAMDAN DÜŞENİN DERDİ HİKAYESİNE GELİYOR İŞ..

            BİRDE 1980 DEN BERİ EVLİYİM TECRUBELERİME DAYANARAK YAZIYORUM BU MAGAZİNCİLER GİBİ YAZMIŞ BANA İNANDIRICI GELMEDİ, MELEK Mİ BU ZİNA YAPMAMIŞ VESAİR YAKLAŞIMDA BULUNAN, ZİNAYI KAÇINILMAZ GÖREN ZİHNİYETTE VAR..

            BEN ABDULLAH BİR İ LAYIKIYLA ANLADIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM.
            GERÇEKTEN HAYATTA KÖTÜYÜ GÖRMEYEN İYİNİN MANASINI LAYIKI İLE KAVRAYAMIYOR SANIRIM.
            SAYGILARIMLA ALLAHA EMANET OLUN

    • Yahya diyor ki:

      Salih bey,

      İmtihan dünyası efendim. Rabbim yar ve yardımcınız olsun.
      Ne sabırdır bu… ben 20 yıl dayanabilir miydim bilmiyorum.

      Söylenecek çok şey var esasında da… susmayı tercih ediyorum.
      Eğer düşünüyorsanız, yeniden evlenmenizi tavsiye ederim.

      Selam ve dua ile…

      • SALİH diyor ki:

        YAHYA BEY TEŞEKKÜR EDİYORUM.

        EVLİLİĞİN İLK İKİNCİ YILINDA AYRILMAK İSTEDİM AMA ÇEVREM MÜSAADE ETMEDİ. OLMAZ ÇOCUK VAR, OLMAZ BİZDE GELİNLİKLE GİREN ANCAK KEFENLE ÇIKAR DENDİ.
        — PSİKOLOJİM BOZULDU KEFENLE ÇIKAN TARAF OLDUM.
        TEKRAR EVLİLİKTEN KORKUYORUM. BU TRAVMAYI BİR DAHA YAŞARSAM İMTİHANI KAYBEDER MİYİM..? KORKUSU VAR.

        –ARTIK NORMAL, BANA SEVGİYLE DOSTÇA YAKLAŞACAK, GÜVENEREK BENİM YANIMDA OLACAK BİR İNSANA RASTLAMAK MİLYONDA BİR İHTİMAL GÖRÜNÜYOR. ANNEM BABAM AŞIRI ÜZÜLÜYOR ANCAK ONLARI RAZI ETMEK ADINA EVLENMELİ MİYİM.? BİLMİYORUM.

        — OĞLUM GEL FALANCANIN KIZINA TALİP OLALIM DİYOR. OYALIYORUM YOK DEYİNCE KIRILIYOR.
        AMA NE YAPAYIM?
        BEN MÜSLÜMANIM VE SONUNA KADAR FARKINDAYIM.
        NAMAZ KILMAYAN, HAYATININ ÖNÜNE ÖLÇÜ OLARAK KURAN’I KOYMAYAN TEK DÜŞÜNCESİ DÜNYADA İYİ YAŞAMAK OLAN, CENNETİ HEDEFLEMEYEN BİRİYLE EVLENEMEM.

        LÜTFEN DUALARINIZI EKSİK ETMEYİN..
        ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN
        İYİLERLE KARŞILAŞTIRSIN..
        ALLAH A EMANET OLUN

        • Yahya diyor ki:

          Salih bey,

          Bir çok noktada dert ortağıyız. İnsan kendi derdini anlatarak paylaşıyor, sıkıntıları azalıyor, yükü azalıyor vesselam.

          Bizde de gelinlik-kefen anlayışı vardır. Boşanma mefhumu nedir bilinmez. Hani “acil durumlarda…” diye bir uyarı etiketi/planı vardır, bizde boşanma akla bile gelmez/getirilmez. Gelin, kaynana, kayınpeder, damat, vs. anlayışıda kesinlikle yoktur. Şaka gibi gelecek ama bu ifadeleri evlendikten sonra öğrendim.

          Bizim ailede mümkün dahi değildir “boşanma”yı ima etmek, bırakın o kelimeyi kullanmayı… Evliliğimin ilerleyen yıllarında, artık tahammül edemeyip, aileme bazı şeyleri açtığımda; mecazi anlamda kapıyı suratıma kapattılar, “eşinin kıymetini bil” dediler. Daha neler neler…
          Tabii ailem uzakta, senede 1-2 kez görüştüğümüz için “ateş düştüğü yeri yakar” misali, olanlardan bihaberdiler.

          Ne zaman yaşananlar dört duvara sığmadı, ne zaman şapka düştü… o zaman bana hak verdiler. Hatta o zaman “oğlum sen ne yapıyorsun” dediler. Buna rağmen uzatmaları oynadım, sabrettim.

          Netice olarak, geç dahi olsa boşanma hakkımı kullandım. Fakat hukuki süreç tam bir facia… detayına girmeyeceğim.

          Ancak 2. evlilik için karamsar olmayınız. Bardak kırıldı diye su içmekten mi vazgeçeceksiniz?
          Tecrübelerinizden istifade ederek, Rabbimin izniyle doğru tercih yapacaksınız(yapacağız) inş.

          • Feyza diyor ki:

            Ne diyorlar peki sizde Yahya bey, yani nasil tabir ediyordunuz gelin k.valide gibi tabirleri? Ben de eskiden elti ile gorumceyi karistirirdim ama simdi karistirmiyorum artik.
            Gelinlik kefen ikilisini biraz abartili buluyorum. Ifrada kaciyoruz sanki. Tabi ki bosanmak Allahu Teala’nin en sevmedigi helaldir ve ufak tefek sebepler bahane edilmemelidir. Ama nihayetinde Katolik degiliz ve hos karsilanmasa da zaruri durumlarda Rabbimiz bu ruhsati kullarina tanidiysa, bu kadar buyuk laflar etmeleri gereksiz insanlarin.
            Kimse hayatini cehenneme cevirmek icin evlenmiyor. Telafi edilecek hatalar vardir, israrla tekrarlanan ve dunya hayatini zindana cevirecek, kulunu isyana veya harama sevkedecek durumlar da vardir.
            Halkimiz bazi mevzularda fazla sert tabular olusturmus.
            Ben de evliligin sonuna kadar surdurulmesi ve bu lafzin agza alinmamasi taraftariyim. Ama bastan boyle bir kural koyarsak, evlenince de sanki bir taraf bu buyuk sozlere guvenip durumu suistimal edebilir gibi geliyor. Ya da suistimal niyetiyle olmasa da olasi bir ayriligi gerektirici durumda bu tabular duvar gibi insanin zihnine dikiliyor ve hareket alanini daraltiyor sanki.
            Omur boyu kocasinin zulmune maruz kalan bir kadin ya da karisinin zulmune maruz kalan bir erkegin bu gibi telkinlerle hayatini daha da karartmasina sebep olmanin ve caresizlik girdabina itelemenin hikmeti neresinde ?

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm,

            Bizde anne, baba, kız, oğlan ifadeleri kullanılıyor. Özellikle ayrım yapmak gerekirse eşimin babası, abisi şeklinde ifadeler kullanılıyor. Gelinim ifadesi güzel bir söylem olsa da, bizde kızım ifadesi tercih edilir, hem daha “bizden”, samimi ve sıcak bir kelimedir.
            Bazen bu ifadeler yüzünden bilmeyenler “gerçek annen mi”, “gerçek kızın mı” gibi sorarlar.

            Tabii ki katolik değiliz. Ancak gelinlik-kefen ilişkisi katolik kilise anlayışı gibi değildir. Gelinlik kefen anlayışı, hayatın getirdiği tüm şartlara, zorluklara göğüs gererek beraberliğin devam ettirilmesidir. Kafam bozuldu dur karıyı boşayayım değildir. Yada kocadan bıktım hadi babamın evine döneyim değildir. Yeri gelir koca kahrı çekilir bir ömür…
            Günümüzde boşanmaların en büyük sebebi dolaylı ve direkt iktidar kavgası, anlayışsızlık, tahammülsüzlük, şükürsüzlük gibi fazilet eksikliklerindendir.

            Bir yerde beklerken TV’de komedi/tiyatro programı açıktı, adamın iki kelimesinden biri “karıyı boşayacağım” idi. Belki 7-8 kez söyledi. Tabii komedi programı daha neler telaffuz ediliyor neler ancak bu ifade farkında olmadan seyircilerin beynine nakşediyor.

            Eğer siz daha ufak yaşta çocuğunuza boşanmanın olabileceğini, doğal bir şey olduğunu anlatırsanız, evlilik çağına geldiğinde “gelinlik-kefen” ilişkisini kuramazsınız. Kadın yada erkek evlendiğinde birbirlerini bir meta gibi görüp, bir üst modeliyle değiştirilebilir görmeye başlar.
            Geçenlerde kampanya vardı… karının az konuşanı, az su kullanıp çok çamaşır yıkanı A+++ ile değiştirdim :) olur…

            Nefsimiz su gibidir, en ufak çatlaktan sızar akar gider. Hemde o çatlağı zamanla büyütür. Zihninizdeki %0.1’lik boşanma ihtimali zamanla ve yaşanan sıkıntılarla bir bakmışsınız %10 olmuş.

            Pek haz etmediğim bir şahsın dediği gibi (tam metni paylaşmak istemiyorum) sözlerinize, düşüncelerinize, davranışlarınıza …. dikkat edin, kaderiniz olur; diyordu.

            Tabii mücbir sebepleri konuşmuyorum. Esasında mücbir sebepler bile ehil bir kişi karşısında çözülebilir diye düşünüyorum.

            Dikkatimi celp eden, siz gelinlik-kefen anlayışına karşısınız bakıyorum :)

            “Ömur boyu kocasinin zulmune maruz kalan bir kadin ya da karisinin zulmune maruz kalan bir erkegin bu gibi telkinlerle hayatini daha da karartmasina sebep olmanin ve caresizlik girdabina itelemenin hikmeti neresinde?”
            Bununda hikmeti Tegabün süresinde gizlidir. Ve bir çok hadisi şerif, kötü huylu kadın ve erkeğe sabretmeyi tavsiye etmiştir.
            Rabbim mükafatını verecek diye, zulüm etme keyfiyetini vermemektedir.

            Selam ve dua ile…

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Yazmış olduklarınıza katılıyorum. Biz Katolik inançta değiliz. Bazen boşanmak dünya ve ahiret için hayırlı olabiliyor. İkinci evliliğinde mutluluğu huzuru yakalayanlar da var. Bir akrabam dinde haram olan bir durumla karşılaştığı için eşinden ayrıldı. İkinci evliliğini yaptı mutlu. Evliliğin içinde nelerle karşılaşacağımızı bilemiyoruz.

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey,
            Bosanma lafzi inancimizin otesinde cevremde telaffuz dahi edilmeyen cok mustesna bir kelimedir benim. Daha once defaatle yazdim, bosanmanin cok mucbir bir sebep olmadikca dile dahi degdirilmemesi gereken bir cozum degil cozumsuzluk hali oldugunu, etrafimdakiki evliliklere bakinca bosanmanin utopik ve cok buyuk bir olay oldugunu, evlilikte kari kocanin birbirinin huysuzluklarina sabretmesine karsilik verilecek mukafatin kudsiyetini her zaman zikrettim. Hatta bu yuzden bosama hakkinin kadina degil de erkege verilmesindeki hikmdte degindim. Veya burada bosanmasi tavsiye edilen kisiler icin dahi ben cogu zaman bir sans daha vermelerini tavsiye ettim kadin olsun erkek olsun.
            Yani benim evlilige yukledigim mana bambaska. Ancak bazi hatalar da var ki insana bosanma farz olur ama cevreye anlatamazsiniz. Bu mahrem hayata dair olur ve bir insani omur boyu yer bitirir de kol kirilir yen icinde kalir. Ama siz de o gunaha bir omur ortak olursunuz.
            Bir erkek gelinlik kefen anlayisina sahip bir cevrede yasasa dahi bir sekilde bosanmaya ailesini yine ikna edebilir sizin ya da Salih beyin orneginde oldugu gibi. Ama tam tersi bir kadin icin sozkonusu olsaydi o kadar kolay olmazdi.
            Yani ben kizim olursa ona evliligin kudsiyetini, bosanmanin cocuk oyuncagi olmadigini, ufak tefek munakasalarda alttan alma sanatini, sabrinin ve sukrunun mukafatini mutlaka anlatip, onu sorun degil cozum odakli, bosanma degil evliligi yurutme odakli telkinlerle yetistirecegim insaallah. Kendim de o gorusteyim. Zaten inancim da, insanligim da baskasina musaade etmez.
            Ama gelinlik kefen ornegini sunmam sanirim cunku bu cok agir bir sartlanma diye dusunuyorum. Bu kadar bosanmis insan goruyoruz sartlari zorlasa hepsi sabredebilirdi diyebilir miyiz?
            Bu sartlanmislikla yetisen bir insan karsisina zulmetme yetkisini de kendinde gorebilir. Cunku biz zaten siradan bir huzursuzluktan degil, siradisi sartlardan bahsediyoruz. Bu durumda zalimligine kilif olarak kefen bahsini kullanabilir. Bunu herkes yapar demiyorum ama zaten biz siradisi ve bu sozun suisstimal edilebilecegi nadir durumlardan bahsediyoruz.
            Kisaca bu sekilde buyuk sozlere gerek duyulmadan da evliligin ulviyeti anlatilabilir, anlasilabilir. Bu gibi genel kurallar farkinda olmadigimiz kiyida kosede kalmis insanlarin belki de icinde yasadigi buyuk travmalarini gormezden gelmemize, harama, isyana belki de kari kocanin katline dahi varabilecek riskli ve daha buyuk hatalara dusmelerine sebebiyet verebilir.
            Umarim anlatabiliyorum. Beni zaten az cok tanidiniz. Zihniyetimi biliyorsunuz. O yuzden anladiginizi tahmin ediyorum.
            Gelin k.valide vs sozler yerine anne kiz tabirlerinin kullanilmasini simdi anladim. Ben daha farkli bir isim mi kullaniliyor diye sormustum oyle zannettim. :)
            Zaten evlenince her yerde sanirim esinin annesine anne babasina baba abisine abi vs.deniyor. Bilmiyorum yoreden yoreye farkediyor mu ama oyle biliyorum. Oyle de olmasi gerekiyor butun bir aile oldugunun gostergesidir bu. Digeri resmiyet icerir ve gerekli yakinlik saglanmaz.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm,

            Tamam ben sizi çözdüm. Böyle aklınızın taa arka köşelerinde bir yerlerde %1-2 de olsa malum eylem bulunsun… lazım olursa kullanırım diyorsunuz :) Öyle olsun ne diyelim artık …

            Bu hususu şahsınıza ithafen konuşmuyoruz – genele hitaben konuşuyoruz. Tabiri caizse sizin renginizi biliyoruz, sıkıntı yok.
            Yetiştirilme tarzı çok önemli… hiç unutmuyorum ailem yurt dışına beni uğurlarken bazı mevzuları benimle hiç konuşmadı/hatırlatmadı bile… bende Rabbimin izniyle onları üzmeden, anlım ak döndüm (aklım nerde bilinmiyor).
            Temeli sağlam olan bireylere gelin-kefen-(tuz-şeker-un) benzetmesini yapmaya dahi gerek yok!

            Uzun uzun izahatte bulunuyorsunuz Allah razı olsun.

            Selam ve dua ile…

        • HANNE diyor ki:

          SALİH VE YAHYA BEYLERE ALLAHTAN HAYIRLI KAPILAR AÇMASINI DİLERİM. YAZINIZI ANCAK OKUDUM. DÜZENLİ TAKIP EDEMEDİM BİR SÜREDİR. BEN OLAYIN BAYAN TARAFINDANIM. ÇOK GEÇ EVLİLİK YAPTIM. İLLA NAMAZ KILAN DİNİ BÜTÜN BİRİ OLSUN DEMİŞTİM. AMA OLAYLAR ÖYLE GELİŞMEDİ. ÇOK GEÇ EVLENDİM AMA ÇOK ÇABUK BOŞANDIM AYRICA BİR ÇOCUĞUM OLDU. EVLENDİĞİM KİŞİ KENDİNİ KAYBEDİP ŞİDDETE VE DİNİ DEĞERLERE KÜFRE VARANA KADAR SABRETTİĞİM VE KAÇ KERE ŞANS VERDİĞİM HALDE OLMADI. HEP DİNEN TAŞIDIĞIMIZ YÜK VE ÇOCUKLARIN ETKİLENMESİ OLDU. AMA BAKTIMKİ 1,5 YAŞINDAKİ OĞLUM BİLE SİNİRLENDİKÇE KAPIYI TEKMELİYOR DOĞRU KARAR VERDİĞİMİ ANLADIM. ÇEVREMDEKİ İNSANLAR HEP İMTİHANDIR SABIRDIR DEDİLER. KENDİLERİ ÇEKMİŞLER YA İHANETİ ŞİDDETİ BENİMDE ÇEKMEMİ BEKLEDİLER HERHALDE. BOŞANMAK GÜNAHTI SANKİ. ŞİMDİ BİLE İLK FIRSATTA BİR ŞANS VERSENE OLUYOR. DİNEN BİTTİĞİ HALDE HALA BELKİ BİR YOLU VARDIR SİNİRLİYKEN YAPILAN TALAK GEÇERSİZDİR GİBİ BAHANELER DİNLEMEKTEN BIKTIM ARTIK. ÇEVREMİZDE NE KADAR ÇOK ÖRNEK GÖRÜYORUZ. Bİ TARAF İYİYSE DİĞER TARAF EZİYET EDEN. TABİKİDE KİMSE YÜZDE YÜZ HATALI VEYA MASUM DEĞİLDİR AMA ORAN OLARAK Bİ DENGESİZLİK VARDIR. ÖZELLİKLE DIŞARDAN İSLAMİ YAŞANTISI VAR GİBİ GÖRÜNÜPTE EVİNDE BU ŞEKİLDE EZİYET EDEN İNSANLARI ANLAMIŞ DEĞİLİM. VE O YÜZDEN İKİNCİ BİR EVLİLİK HERKESİ KORKUTUYOR ANLAŞILAN. ÇÜNKÜ BİZLER GEZİP TOZALIM NİKAHSIZ YAŞAYALIM SONRA OLMADI AYRILIRIZ DİYEMİYORUZ. RABBİM SİZLEREDE BİZLEREDE MERHAMETİYLE MUAMELE ETSİN İNŞ.

          • Yahya diyor ki:

            Hanne hnm,

            Allah razı olsun bu hayırlı duanız için. Bilmukabele; Rabbim sizlere de hayırlı kısmetler çıkarsın karşınıza. İnanın ismimi görünce 2-3 kere okudum cevabınızı bana mı yazdınız diye…

            “Bir kimse kardeşine gıyabında dua ettiği zaman, başında görevli bir melek:
            ‘Allah o kardeşin için istediğin şeyin aynısını sana da versin,’ diye dua eder”

            “En çabuk kabul edilen duâ, müminin mümine duâsıdır”

            “Ey kulum, istediğini vermeye önce senden başlarım”
            H.Ş.

            Aklı başa getiren yaştır dedikleri gibi, iyi ahlakı kalbe getiren takvadır diyemiyoruz maalesef. Sözüm meclisten dışarı “elin iyisi, evin ayısı” derler halk arasında. Rabbim sizi kurtarmış öyle diyelim.
            Rabbim akibetimizi hayırlı eylesin, inşAllah.

            Selam ve dua ile…

          • Sennur diyor ki:

            Allah yardimciniz olsun Hanne hanim. El alem kriteri ne çok aldirmayacaz , aldırmak istemiyorum desek de söylenen sözler bizim gibi yarali kisilere dokunuyor. Burada bosan ip yazan kadın sayısı az .ben hatayi şu şekilde yanlış yaptığımı düşünüyorum. iki boyutta inceleme yapılmalıydi evlilik kararında , Allah ile irtibati , kul ile irtibati. Allah ile irtibati iyi görünse de insanların içlerinde ne firavunlar var. Ve ne acı çeken insanlar. Kül ile irtib

          • SALİH diyor ki:

            HANNE HANIM ;

            ÖNCELİKLE HAYIR DİLEK VE DUALARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDEREK AYNEN ÜZERİNİZE HAYIRLI NASİBLER DİLİYORUM

            AYRICA YAHYA BEY E VE BU MAĞDURİYETTE OLAN MÜMİNLERE DE RABBİMİZDEN, CENNETE ULAŞTIRACAK HAYIRLI BİR EŞ VE ÖMÜR DİLİYORUM.

            ŞU GÜNLERDE BİRAZ DAHA UMUTLARIM KIRILIYOR. BEN ANKARA KEÇİÖREN DE YAŞIYORUM. İŞİM GEREĞİ BİR ÇOK AİLE İLE TANIŞIYOR VE FARKLI FARKLI HAYATLARA TANIK OLUYORUM. MESLEĞİM EV DEKORASYONU.. SON EVİNE GİTTİĞİMİZ MUHTEREM 40 YAŞINDA ÇOCUKSUZLUKLA İMTİHAN OLAN BİR AİLEYDİ. HANİ DERLER YA
            –SANMA Kİ DERT SADECE SENDE VAR..
            SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR.
            EV SAHİBİNİN ABİSİ DE 16 YILLIK EVLİLİĞİNİ BU SENE 14 YAŞINDA BİR KIZ ÇOCUĞU DA VARKEN BİTİRMİŞ..

            BANA ÖZEL OLMAZ SA NEDEN 20 SENEDEN SONRA BİTİRDİĞİMİ SORDU. BU KONULARI KONUŞMAK İSTEMEYİNCE ABİSİNİN BOŞANMA SEBEBİNİN KADININ EŞİNE VE ÇOCUĞUNA İLGİSİZLİĞİ DEDİ. NASIL YANİ
            DEDİM MESELA BOŞANMA KARARI VERDİKLERİNDE ANNESİNİN EVİNE GİTTİĞİNİ VE 8 AY HİÇ ÇOCUĞUNU DAHİ SORMADIĞINI 8 AY SONRA OKULA GİDİP ÖĞRETMENİ İLE GÖRÜŞTÜĞÜNDE ÖĞRETMEN BİLE ONA SEN NASIL BİR ANNESİN Kİ BU KADAR ZAMAN BU YAŞTAKİ ÇOCUĞUNU HİÇ ARAMADIN? DEMİŞ DEDİ.

            EVET ASLINDA BİR KADIN ÇOCUĞUNU BU KADAR UMURSAMIYORSA EŞİNE TAVRINI TAHMİN EDEBİLİYORUM DEDİM. KİMİSİ ÇOCUKSUZLUKLA KİMİ HAYIRSIZ EVLATLA, KİMİ HAYIRSIZ EŞLE KİMİ ZULÜMLE İMTİHAN OLUYOR HAYATTA..

            RABBİMİZ BİLİR YA, AKLI BAŞINDA SALİHA EŞ NASİB EDERSE EVLENMEK İSTERİM.YOKSA ŞURDA 7-8 AYDIR HUZURLU SAYILIRIM. ÇOCUKLARIMIN İSLAMİ DEĞERLERDEN UZAK YETİŞMESİNE SEYİRCİ KALMAK VE ONLARDAN AYRI KALMAK DIŞINDA PROBLEMİM YOK. TEKRAR AYNI ORTAMA DÜŞMEK BENİ ÜRKÜTÜYOR.

            ASLINDA BU ORTAMLARDA AYNI DAMDAN DÜŞENLERİN AYNI ACILARI TADANLARIN VE ÖZELLİKLE DE İSLAMİ HASSASİYET TAŞIYANLARIN, TANIŞIP EVLİLİK KONUSUNDA ORTAK NOKTADA BULUŞTUKLARI TAKDİRDE BİRLİKTE DEVAM EDEBİLECEKLERİ KANAATİNDEYİM.

            YOKSA SAÇMA SAPAN İNSANLAR KARŞINIZA ÇIKARILIP BUNUDA MI BEĞENMEDİN DİYE ETRAFINIZIN TEPKİLERİYLE AYRI DÜNYALARIN AYRI AMAÇLARIN İNSANLARI ÖNÜNÜZE KONUP DAYATILMAK SURETİYLE SIKINTILAR DEVAM EDECEKTİR.

            BİLMİYORUM SİZLER BU KONUDA NE DÜŞÜNÜRSÜNÜZ?

          • HANNE diyor ki:

            Salih bey sanırım ilk anlatımım yanlış demiyelimde eksik oldu. benim evlendiğim şahısta dışardan bakıldığında ibadetlerini yapıyordu. Benim en çok takıldığım namaz konusunu aşmıştık yani. Ayrıca çok ayrıntıya girmeden anlatayım istemiştim ama Arap asıllı kendisi. Savaştan dolayı gelmiş kimsem yok demişti. Aracılar dışında araştıracağım bir akraba yapısı yoktu yani.. hoş olsa bile artık aile büyükleri ne derece doğru söylüyor oda ayrı bir konu (onunda örneklerini gördüm bikaç yerde yazdım.) yaşı çok küçük olan, yaşantı olarak asla bana uymayan ve hatta alkol kullanan insanları bile sana uygun diyerek tanıştıranları gördüm..(güya onlarda bilmiyormuş nasıl aracılık cesaretiyse) o yüzden bizim göremediğimizi şeyleri Rabbim inşallah gönüllerimize bi şekilde işaretlerle bildirirde biz yine yanlışlara düşmeyiz. Ufakta bir evladım var. Çalışıp geçim noktasınıda halletmeye çalışıyorum. İkinci bir evlilik erkek içinde kadın içinde o kadar zor geliyorki bana.. Birincide bile anladımki Müslüman kadın için evlilik çok zor. Herşeyde günaha giriyorum düşüncesi vardı. ama şeytan bizi öyle bir dürtüyorki o an neler yapıyorsunuz sonradan kendinize baktığınızda bu ben olamam diyorsunuz. O yüzden bi kadın için sorunlu bi eşle evli olup sabredenlerin Allah kat kat ecrini versin ben yapamadım. Öfke anında ailenize hatta dini değerlere küfreden bi eşe cevap vermemek imkansız çünkü… Neyse hatırlaması bile kötü. Rabbim hepinize hayırlı salih- saliha eşler nasip etsin inş.

    • havva diyor ki:

      Salih bey kötüyle uğraşmak zor, benim yadırgadığım konu, her gün camiye kuran kursuna giden birinin eşine bu kadar zulüm yapması. Ahlaki değerler hayata geçirilmediğinde ibadetler havada kalıyor demek ki. Allah herkesi ve evlatlarımızı iyi insanlarla karşılaştırsın. Kadın, evi yuva yapamadığı takdirde böyle sonlar kaçınılmaz oluyor.

      • SALİH diyor ki:

        HAVVA HANIM

        MAALESEF AMAÇ ALLAH RIZASI OLMAYINCA HER ÖĞRENDİĞİMİZ BOŞ..CUMA SURESİ 5. AYET BU KONUDA YETERİNCE AÇIK ASLINDA… HİTAP YAHUDİLERE AMA MANASI HEPİMİZİ KAPSIYOR…

        —Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin haline benzer. Allah´ın ayetlerini yalanlayan topluluğun durumu ne çirkin! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola çıkarmaz.

        SEVGİLİ KAYIN VALİDEM FİZİKEN KÖR … AMA EŞİM KALBEN GÖRMÜYOR. İKİSİNİN DE DÜNYADA ÇARESİ YOK. FİZİKEN GÖRMEYENE VİCDANEN SEVGİ SAYGI MERHAMET DUYULUYOR OLUŞUYOR.. AMA KALBEN KÖR OLUNCA KENDİ KENDİNİN FARKINA VARMADIKÇA NE DÜZELTMEK MÜMKÜN NE SAYGI DUYMAK NE MERHAMET…

        TEK KORKUM KÜÇÜK KIZIMIN DA AYNI AHLAKLA YETİŞMESİ… ZİRA BÜYÜK KIZIM YARIN EVLENSE ANNESİNDEN DAHA ZALİM OLACAĞI AŞİKAR..
        DUA EDİYORUM HİDAYET OLSUNLAR GÖZLERİ AÇILSIN DİYE.

        SAYGILAR

    • KEMAL YAĞDI diyor ki:

      salih kardeşim ilginç yaşantısını yazmış ama bana inandırıcı gelmedi, sanki magazinciler gibi yazmış.

      Ben de 1980 den beri evliyim 2 çocuk, 2 torun var. heel torunlar evlatlardan daah sevimli yaşayan bilir. şükür sorun yok. gençken arada bir sık olmasada kavga gürültü olurdu. gençken biraz sabır az olur veya sabretmesi daha zor oluyor nefsimize. Bunu zamanla öğreniyoruz. Şimdiler bir sorun yok kavgada yok bende.

      Salih kardeşimiz cinselliğe bağlamış işi ve diğer sorunları da yazmış yaşadığını, yaşadıysa. Her şey cinsellik, yatma kalkma değildir hayatta. Hayat ta yaşama mücadelesi iş güç kazanç kazanma kavgasıda vardır.

      Cinsel yaşamda sorun olmaz, cinsel ihtiyaç erkeğe gerekli ise kadına da gereklidir.

      hep eşini suçlamış ama acaba salih kardeşimizin hiç mi suçu yok? Suç tek taraflı olmaz diye düşünüyorum. Suç işleyen bir kimse de ben suç işledim demez, dememiştir. Camiye giden, camiyle alakalı olan erkek, kadında inancı gereği eşine karşı düşmanca tavır alacağını düşünmüyorum.

      20 yıl bu kadar sorun olmasına göre niçin boşanma olmaamış? Her derdin çaresi var niye bir doktora gitmemeiş? gitmişde tedavi mi cevap vermemiş. Bende olsa bu sorun böyle bir kadınla şahsen beraber yaşamam. Sabırın da bir sınuırı olmalı. Zaten sorunlu hayatta cinsel yaşamın da düzgün olmayacağını düşünüyorum. Her iş moral olursa olur. Moralsi iş yerinde çalışma bile olmaz, olsada insan anormal hareket eder.

      Acaba salih kardeşimiz sorumsuz bir aile reisi mi diyede aklıma gelmedi değil. suçlamak için söylemiyorum.

      Salih kardeşimizin haram işlemedim diyor. Melek mi acaba? evde mutluluğu bulamayanların mutluluğu dıışarda araması, bulması gerekir, gerekmezmi? Bu acı haram olsada gerçek.

      Bilmem diğer okuyucular ne düşünür bilmem ama benim yorumum uzun evlilik hayatımın tecrübesiyle yazıyorum.

      selam sevgi ve saygılarımla.

      • Feyza diyor ki:

        Kemal bey, adamcagiz derdini gelmis anlatmis, belli ki bunalmis ve bazi tavsiyelerde de bulunarak isik tutmak istemis. Bir insana inandirici gelmedi demek buyuk bir suclamadir ve su-i zandan baska birsey degil.
        Duydugumuza inanmakla mukellefiz ve hem biz inansak ya da inanmasak, Salih beyin eline ne gececek Allahaskina?
        Bir de yazinizda bazi cumleler okuduklarimizla da ortusmuyor.
        Birincisi, mahrem hayatinda yasadigi sorunu tek sorun olarak gostermemis ki, evlilik hayati bundan ibaret degil seklinde bir savunmaya gecmissiniz.
        Ikincisi, Salih bey melek mi diyorsunuz ve yine akabinde evde mutlulugu bulamayanlarin mutlulugu disarda aramasi gerekmez mi seklindeki kendi sorunuzla ustteki tezinizi curutuyorsunuz. Yani demek ki mahremiyet evlilikte onemli ki mutlulugu evde bulamayanlarin disarda aradigini siz de kabulleniyorsunuz.
        Buna ragmen anlatan kisi haram islemedim diyorsa islememistir. Sabrinin ve iradesinin mukafatini insaallah gorecektir.
        Ucuncusu, neden bosanmadigini zaten aciklamis. Ailesinin karsi ciktigini ve cocuklarin varliginin, o yaslarda ‘belki ilerde duzelebilir’ umidiyle evlilige devam etmesi icin inandirici bir sebep oldugunu dusunuyorum.
        Dorduncusu, haniminin nusuzu, cocuklarini isyana sevketmesi, haniminin, beyinin annesine olan ilgisizligi, agir is kosullari vs bircok etken var huzursuzluga sebep olan.
        Buna ragmen bilmiyorum ama bir erkegin haniminin annesine ve babasina evinde yer acmasi, onlara hizmet etmesi bile bir kadinin esine vefa borcu duymasi icin fazlasiyla yetip de artan bir mesele. Ayni hurmeti kadinin da kocasinin ailesine gostermesi beklenirdi. Bunu kari koca hukukuna degil, insanliga dahi sigdiramiyorum.
        Herseye ragmen Salih bey zaten kendisinin de bir melek olmadigini kendisi zaten yazmis. Yani sizden evvel davranmis endise etmeyin.
        Kimsenin acisini kucumsemeyin derim. Aci yaristirmanin da kimseye faydasi olmaz. Demek ki sizin evliliginizde bu kadar hayati hatalar yapan bir esiniz yoktu ki duzeltebildiniz. Herkesin evliligi kendine munhasir.
        Burada kimse birilerine birsey ispatlamak ya da inandirmak zorunda degil. Senaryo yazmanin da kimseye bir faydasi olmaz, menfaat saglanacak bir ortam degil, dostane bir ortam burasi.
        Kalbinizi elden gecirip, olaylara duru bir zihinle yaklasmaniz ve daha anlayisli olmayi denemeniz size daha cok yakisirdi.

      • SALİH diyor ki:

        SAYIN KEMAL YAĞDI

        SANIRIM ŞARTLANARAK OKUMUŞSUNUZ ANLATILANLARI
        ÖNCELİKLE HERŞEYİ CİNSELLİĞE BAĞLAMIŞ İFADENİZLE KUSURA BAKMAYIN AMA BAYAĞI SAÇMALAMIŞSINIZ..

        Salih kardeşimiz cinselliğe bağlamış işi ve diğer sorunları da yazmış yaşadığını, yaşadıysa. Her şey cinsellik, yatma kalkma değildir hayatta. Hayat ta yaşama mücadelesi iş güç kazanç kazanma kavgasıda vardır.

        DEMİŞSİNİZ… AMA BEN

        ÇOK AĞIR BİR İŞİM VAR VE AKŞAM EVİME HEP BU TARTIŞMALARLA SIKILARAK BUNALARAK GELİYORUM.

        DEMİŞİM.. HİÇ Mİ SUÇU YOK DEMİŞSİNİZ BEN KUSURSUZ BİRİYİM DEMİYORUM ZATEN. HELE Kİ BU ŞARTLARDA GEÇİNMEK TABİİKİ İNSANIN DENGESİNİ ALT ÜST EDİYOR VE KIRICI OLABİLİYORUM HEM EVDE HEM İŞTE..

        Salih kardeşimizin haram işlemedim diyor. Melek mi acaba? evde mutluluğu bulamayanların mutluluğu dıışarda araması, bulması gerekir, gerekmezmi? Bu acı haram olsada gerçek.

        KUSURA BAKMAYIN AMA SİZİN İMANINIZ BUNA MÜSAİT OLABİLİR HATTA BAŞKA YOL GÖRMEDİĞİNİZİ BELİRTMİŞSİNİZ ANLADIĞIM KADARIYLA..

        RABBİME ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ MÜSLÜMANIM VE SONUNA KADAR FARKINDAYIM. ZERRE KADAR ZİNA ETMEYE TEVESSÜL ETMEDİM VE ETMEYİ DE ALLAH NASİP ETMESİN. ZİNA ETMEMEK İÇİN MELEK OLMAYA GEREK YOK SADECE AHİRET HESABINA İMAN YETİYOR AMA ANLAKMAKTA GÜÇLÜK ÇEKTİĞİNİZ AŞİKAR..

        AYRICA İNSANLARIN SIKINTILARINA MAGAZİN DİYE YAKLAŞMANIZ DA BÜYÜK SAYGISIZLIK.. ZİRA TECRUBELERİNİZ SİZİ OLGUNLAŞTIRAMAMIŞ.

        SAYGILAR

        BİRAZ DİKKAT EDERSENİZ CİNSEL İLİŞKİ HİÇ YOK DENMİYOR SIKINTIDAN BAHSEDİLİYOR. AYRICA HAYATIMIN TÜM DETAYLARINI YAZMADIM TABİİKİ. AMA MADEM MERAK ETMİŞSİN DOKTORA DA GİDİLDİ SORUN OLMADIĞI SÖYLENDİ.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Salih Bey Allah yardımcınız olsun diyorum.

          Olmuşla ölmüşe çare olmaz denir, baştan iyi olsa da insanlar sonradan da değişebilir ama aracılara büyük sorumluluk düştüğünü bir kez daha görüyoruz sanki.

          Sizin yazdıklarınızı okuduktan sonra, diğer kişilerin yazdıklarını okuduktan sonra önceden sonlandırmış olduğum bir görüşmeden sonra arkadaşımın niye kurban kes dediğini anladığımı düşünüyorum. Başka bir sitede de benzer bir durumu okumuştum. Orada da mağdur kocaydı, kendisini tarif etmişti, bana benziyordu yapısı. Karısını tarif etmiş o da görüştüğüm kişiye benziyordu. Öyle ki yaptığı huysuzlukları ibadetlerle örtmeye çalışmak, muhafazakarlıktan dem vurmak yani bir yerde dini siyasete alet etme durumları. Sürekli Allah’ın emaneti olduğunu huysuzluklara kılıf olarak kullanma çabası.

          Sizin gibi sıkıntı yaşayan bir çok kişinin geçmişine dönersek, kız şımarık huysuz, oğlan efendi, kızı adam etsin dengelesin mantığı oluyor. BU ÇOK YANLIŞ BİR MANTIKTIR. Tam tersi de yanlıştır, oğlan serseri kız hanım dengelensin, olmaz. Aracılara diyoruz ki insanları dengiyle evlendirin. İNSANLARIN BAŞINI YAKMAYIN.

          Huysuz kadınların güzelliği yerinde olanıyla karşılaşırsanız hayır demek zor oluyor. Erkeğiz sonuçta, gözümüz körleşebiliyor. Sonra evlenince güzelliğinden faydalanamadığınız gibi huysuzluğu yanınıza kar kalıyor.

          Lütfen geçimli ile geçimsiz insanları bir araya getirmeyin, geçimsiz olan geçimli olanı ezer. İki geçimsizi bir araya getirin ki birbirlerini törpülesinler. Dinsizin hakkından imansız gelir.

          Salih Bey. Size de çok geçmiş olsun diyorum. Allah ömrünüzün kalan kısmını geçen kısmından hayırlı eylesin…

          • HANNE diyor ki:

            SADECE FATİH kardeşim ne güzel bir konuya değinmişsin. boşandığım eşimle (eski demiyorum artık eski diyince yinemi evlendin diyorlar nesense yeni eşindemi var) aracılarla tanıştık. kadın dedike kendi oğluma kefil olmam ona olurum. Evimize girip çıkmış birisidir. Sonra olmadı şiddet ve öfke kontrol sorunu varmış. olaylar büyüdü barıştırmalar araya girmeler vs oldu ama o zamanda demezlermi. ya biz çok iyi tanımıyorduk böyle olduğunu bilmiyorduk evimizede gidip geliyordu ama aynı ortamda oturmadımki… ve bu ilk değildi hayatımda. yaşı benden çok küçük olanları benden büyükmü demediler. namaz kılmadığı halde kılıyormu demediler. Hatta inanırmısınız alkol kullanan birini bile haremlik selamlıklı dini bütün bir bayan istiyor senin gibi demişlerdi :) hatta görüşmüştükde kendisi söylemişti alkol kullandığını ve bana açıkca demiştiki dua et ben vicdanlı biriyim yoksa senin gibi biriyle evlenmek isterim ben söylemesem kimse sana gelip durumu anlatmazdı.. ve aracılar söylediği şey şuydu. belki görüşürsünde kalbin ısınır namaz şartından vazgeçersin… Allah sonumuzu hayr etsin. Heee mesela boşandım ve bi yaşlı komşu kadın demişki ohhh iyi oldu ona namaz kılmayan birini söylemiştikde kabul etmemişti namaz kılana gitti bak noldu…

      • cihad diyor ki:

        kemal yağdı beyefendiye,

        maaşallah kemal abimiz kitabın ortasından konuşmuş…””hayat cinsellikten,yatmak kalkmaktan ibaret değildir.””

        evet kemal bey haklısınız hayat cinsellikten ibaret değil, bu doğru, hayatın ne olduğunu biz kitaplarımızdan,alimlerimizden öğreniyoruz ancak biz burda hayattan değil evlilikten bahsediyoruz. aile saadeti,boşanma,evlilik görüşmeleri gibi konular konuşuluyor.
        cinsellik ve mahremiyet evliliğin en önemli başlıklarından biridir ve bütün alanları etkileyen bir büyüsü vardır. şehvet olmasa kim evliliğin yükünü ve riskini taşır ki.
        ayrıca bu mantıkla gidilirse hiçbir konu konuşulamaz ve önemsenemez zira hiçbir konu hayatı tek başına temsil edemez ve taşıyamaz.

        hem ayrıca “”hayat cinsellikten,yatmak kalkmaktan ibaret değildir.”” sözünü diyenler ekseriyetle bu işi becerememiş olanlar oluyor..kendini psikolojik olarak rahatlatma stratejisi..

        Evet durub-u emsaldendir ki: Bir dünya güzeli, bir zaman kendine meftun olmuş âdi bir adamı huzurundan tardeder. O adam kendine teselli vermek için: “Tuh, ne kadar çirkindir” der. O güzelin güzelliğini nefyeder. Hem bir vakit bir ayı, gayet tatlı bir üzüm asması altına girer. Üzümleri yemek ister. Koparmağa eli yetişmez. Asmaya da çıkamaz. Kendi kendine teselli vermek için kendi lisanıyla “Ekşidir” der. Gümler gider…}.
        Sözler ( 68 )

        selametle….

        • Gelincik diyor ki:

          Bu devirde aracıyla iş yapılmaz gerçekten yaşanılanlar bunu açıklıyor e bulsak o da haram ne yapacaz biz ya :( :( :( :(

          • Yahya diyor ki:

            Gelincik hnm,

            Haram olan ne?
            Araya bir arkadaşınızı, bir tanıdığınızı koymanız haram yapmaz ki? Sınırlar ve niyetler belli…

            Ayrıca aracıyla iş yapılmaz demişsiniz. Haklısınız ancak o aracının vebali… Sizde araştıracaksınız, sağa sola soracaksınız, görüşme esnasında detaylı ve ölümcül sorularla karşı tarafı çözmeye çalışacaksınız. Mesela iş yerini arayın, iş arkadaşlarına sorun gibi…

          • U-mutlu diyor ki:

            Gelincik Hanim Insallah onlar sizi bulur :) Haiyirli kandiller

          • HANNE diyor ki:

            Gelincik kardeşim hakkını helal et napacağız dedin diye bikaç fikrimi söyleyim :) bende senin bahsettiğin kurbanlardanım. Çok iyi biri oğlumuza kefil olmayız ona oluruz. yanımızda çalıştı çok iyidir vs. e günah olunca fazlada görüşmüyorsun. evlilik durumunu uzatmıyorsun. ve benim ayrı bir durumum vardı tanıyan kişi azdı başka yerden gelmişti. Belkide en büyük hatayı burda yaptım. Araştırma şansım yoktu. bi abla olarak sana tavsiyem mutlaka aracılarda hata olacaktır. ama gelen taleplerde ön şartları taşıyorsa git görüş olmuyorsa olmasın sorun değil. ben o kadar çok kişiyle görüştümki uygun ölçülerde olmaya dikkat ederek. yaşı küçük olanı büyükmü demediler. namaz kılmayanı kılıyormu demediler. hatta alkol kullanan ve aracının bilmediği durumlarda bile kaldım. ama kısmetini çevirme nasiplerin belli olmaz. kendi bulmana gelince aile büyükleri heleki annelerimizin yaşlarındaki bayanlar çöpçatanlık yapmaya hala meyilliler. bizim komşunun oğlu, bizim hala kızının oğlu gibi olan durumlarıda es geçme derim. Sanırım ev kızısın ama olaki çevrende çok dürüst ahlaklı bi genç var bildiğin mutlaka ortak bi tanıdık vardır. güvendiğin sevdiğin birine aracılık yapması için konuşabilirsin. bunlar haram şeyler değil. Bi abimiz vardı dediki namaz çıkışı bi amcamız var geldi dediki kızımı evlendirmek istiyorum varmı öyle bildiğiniz hayırlı bir kapı. çok garibime gitti demişti ama şimdi kızlarım büyüdü ona hak verdim o kadar iyi yapmışki dedi. bi profesör duydum öğrencisine kızımla tanış diye teklif etmiş ve evlendiler. Rabbim sizlere bu mübarek aylar hürmetine hayırlı eşler çıkarsın. Çok fazla yorum yapmak istemiyorum ama benim bekarken yaşadığım düşünceleri sendede gördüğüm için bi abla tavsiyesi vermek istedim. Hoş bildiğin şeylerdir ama bazen dışardan duyunca insana cesaret geliyor. Rabbim selametlere çıkarsın hepinizi..

          • Feyza diyor ki:

            Cevreniz evlenme niyetinizi biliyorsa uygun birilerini gosterirler Gelincik hnm. Bir kadin olarak erkege gidip talip olamayiz belki ama evlilik niyetimizi bildirebiliriz.
            Araciyla is yapilmaz cok buyuk bir genelleme olur. Araci olan insanlara beklentilerimizi net anlatabilirsek belki bu kadar puruz yasanmaz. Yine de bilemiyorum herkesin cevresi farkli tabi..
            Nasibiniz sizi bulur, bir dagin altinda olsa dahi.
            Hayirli Cumalar.

          • Gelincik diyor ki:

            Ben direk flörte haram dedim Yahya Bey diğer dediklerinize demedim zaten valla aracının vebali de sorup soruşturulsa bile insanlar oscarlık oyunculuk sergiliyor artık kime güveneceğimizi şaşırdık

          • Gelincik diyor ki:

            Çevrenin kendine hayrı yok ki bize bi faydası dokunsun Feyzacım :( :( :( :(

        • Gelincik diyor ki:

          Tavsiyelerin için teşekkür ederim Hanne Hanım benim sıkıntım kimseye güvenememem 15 temmuzdan sonra kendime bile güvenmemeye başladım acayip bir halet-i ruhiyeye büründüm acaba bu da mı o hainlerden acaba bu da mı onlardan gibi bilirsiniz bunlar takiyyeyi iyi yapar Allah sonumuzu hayr etsin

          • Yahya diyor ki:

            Gelincik hnm,

            Flört aklımın ucundan dahi geçemedi… o yüzden şaşırdım ve “haram olan ne” dedim.

            Bu arada 15 Tem. olayına takılmayın lütfen, paranoya noktasına gelirsiniz. Siz hüsnü-zan ile samimiyetinizle devam edin. Kalplerde gizli olanı sadece Rabbim bilir. Hele şu saatten sonra size hiç kimse ben azıcık içindeydim, tövbe ettim demez… alnında da yazmıyor malum. Temkinli bir şekilde güvenmeye devam…

            Selam ve dua ile…

          • Gelincik diyor ki:

            Belki de paranoya olmuşumdur Yahya Bey :( :( :( Hayırlı cumalar 🌹

          • .../nisa diyor ki:

            Gelincik hanım,

            Yazdıklarınız dikkatimi çekti. Güvenmek olayı belirli bir yere kadar hepimizin sorunu ancak çok ileri sevideyse güvensizlik bir yerlerde sıkıntı var demektir. Hüsnü zanla hareket edin yalnız araştırırken derinlemesine komşularına tanıdıklarına sorun.

            Takiyye durumu var ancak sorularınız sağlamsa muhakkak bir yerden anlaşılır. Ben evlilik görüşmesinde eğer bir cemaate bağlıysa muhakkak bu yapıyla ilgisi olup olmadığını sorardım tabiki 15 temmuzdan önce anlamak biraz daha kolaydı. Şimdi gbtsini isteyin :) khk isminin olup olmadığına bakın kaldığı yurtları okulunu çalıştığı işyerini araştırın okuduğu kitapları yazarları sorun. Yada biraz muhalif olun nabız yoklayın.

          • Gelincik diyor ki:

            O kadar da değil Nisa Hanım :) Aklım başımda çok şükür :) Ama bu 15 Temmuz bütün iyi niyetimi aldı götürdü nice sevdiğimiz değer verdigimiz kişiler hain çıktı ben güven sorunu yaşamayayım da kim yaşasın 15 yıllık dostum dediğim kişiyi de sildim kriptoymuş o da meğerse Allah sonumuzu hayr etsin şu an evlilik düşünmüyorum ama düşünme durumuna gelirsem ortam malum gbtsini sorgulasak ne olacak herkes birbirinden bişeyler saklıyo kimse kimseye tam güven veremiyo iyi hoş diyolar araştırıyosun acayip acayip huyları çıkıyo hani şöyle iyiydi böyle iyiydi diyosun biz böyle huyu olduğunu bilmiyoduk diyolar madem öyle niye kefil oluyon o zaman

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Araya giriyorum, iki nokta dikkatimi çekti epey şaşırdım açıkçası.

            1-Bence 15 Temmuz’dan önce anlamak daha zordu. Kim derdi ki baş yaver terörden tutuklanacak. Adamlar gizleyecekleri insanları yollamadı ki okullarına. Dershanesine gideni ayıkladın, bankaya para yatıran hademeyi attın, fetöcülerin zamanında kendilerine katılmadı diye bu adam fetöcüdür dediği adamı da attın ki sonrasında geri almak durumunda kaldılar peki ya okula dershaneye gitmeyen ama devlete gizleneni nereden bulacağız. En azından bir kısmı açığa çıktı…

            2-Muhalif olup nabız yoklamak. Hükümete mi muhalif olmak? Yanlış mı anladım acaba? Her muhalif teröristse yandık o zaman… Yok eğer bu topluluğa muhalif olmaksa o zamanlar da bi terörist demedikleri kalmıştı bize. Benim gibi muhalifler bu topluluk hükümete karşı geldiğinde fetöcülerden yana olanlardan değiller. On beş sene önce ne diyorsam yine aynısını diyorum…

            Bir de nabız yoklamak derken. Bir kızın benim nabzımı yoklamak için ortaya zarf attığını sezmem bile o masayı terk etmek için yeterli bir sebeptir. Daha en başından dürüst davranmayıp ki en çok açık olunması gereken mevzulardan biridir, sinsi bir şekilde politika yapılmasını kaldırabileceğimi sanmıyorum. Allah öylelerini benden uzak tutsun… Sadece evlilik görüşmesi değil iş hayatında da benzer davranışları yapanlar olabiliyor. Şiddetle kaçınılmasını tavsye ettiğim davranış türü. Yapanlara ne yaptığımızı yazmayayım.

            Gelincik Hanım.
            Kocası yurtdışına kaçıp çocuğuyla anne evine dönen duyduk ki kızı zamanında aileme de önermişler bu toplulukla ilişkisi olduğu için görüştürmemişler benle. Olsaydı ya kadın sözüne uyar ben de bunların bankasından hesap vb. açardım faizsiz bankacılık diye ya da o topluluktan sıyırırdım. Birinden biri.

            Böyle kötü örnekler olsa da paranoya yapmayın, bol bol dua edin. Her cemaat mensubu bunlardan değil. Elbette bunlardan olup da hatalarını görünce tövbe edenler de vardır. Yalnız bu konuda değil her konuda araştırın. Kefil olma mevzusuna bir şey diyemeyeceğim. Böyle bir vebalin altına nasıl giriyorlar anlamak mümkün değil. Hoş, günümüzde evlilik hafife alınıyor derken aracıları da kast etmiş oluyoruz…

            Selametle…

          • .../nisa diyor ki:

            Gelincik hanım,

            İnsanın yakınında böyle bir durumla karşılaşınca hayal kırıklığı yaşaması şüpheye düşmesi normal. Ama inşaAllah hayırlı biri karşınıza çıkar ve bütün şüpheler yerini sükûna bırakır. :) Allah büyük ümit kesilmez.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Biraz araştırma sorgulama yapımdan ve çok okumamdan dolayı ben bu yapının çarpıklıklarını 5 yıl önce fark ettim yalnız darbe yapacaklarını bende tahmin etmiyordum iktidar savaşının buraya kadar geleceğini. Çoğu insan ise 17/21 aralıktan sonra fark etmeye başladı. 15 temmuzdan önce bile bu yapıyla alakası olan söyleyebiliyordu yada fark edilebiliyordu. Şu an ise orta ve üst yapıdaki kesinleşmiş kişiler dışında diğerlerini inceden inceye ayırt edebilmek için soruşturmalar deliller şart ve adaletli davranmak zor. Kripto diye bir durumda var.

            Evlilik niyetiyle aracı olan kişiler bazen aracı oldukları kişi hakkında detaylı bilgilere sahip olmuyorlar. Bir cemaate bağlı ama hangi cemaat dini eğitim ve yaşama durumu nasıl. Bunlar sorgulayarak araştırılarak bilgi sahibi olunacak konular. Ben okuduğu kitaplardan yazarlardan kolayca anlayabiliyordum. Bu yapının hocası hakkında eleştiri yaptığınızda tepkisinden suratının alıp vermesinden hocasına toz kondurmayan insanları gördüm. Biraz muhalif olup nabzı yoklamaktan kastım niyetini eğilimini saptamak. Evlilikle ilgili görüşülecek kişiden de bu bilgi alınabilir ailesini tanıyarak da alınabilir.

            Mesela aracılar bazen ibadet yada yaşantı konusunda tam bilgiye sahip olmuyorlar yada emin olmadan bilmeden aracı oluyorlar sonra araştırdığınızda anlatılan ile gerçek arasında dağ var. Mesela flört hakkındaki düşüncesi kesin olarak karşı mı kem küm ediyor mu yada ahlakı yada itikadi kısmı. Dindar diye aracı olunuyor namaz hassasiyeti yok. Feyza hanım yazmıştı kandille ilgili bir durumdan yola çıkarak tanımaya çalıştığında gelecekle ve yetiştirilecek evlatla ilgili sıkıntıların olabileceğini fark ettim demişti. Eğilimleri saptamak için zannetmek yerine soru sormak araştırmak gerekiyor.

            İnsan dilinin altında gizlidir hadisi şerifine şu zamanda daha çok ihtiyaç var. Takiyye yapmak, zarf atmak, politik davranmak yada kirli arkadan pazarlıklı bir dövüş hiçbir müslümanın ahlakı olmamalı. Neyse o olmalı. Kendisini bilen insan zaten rahattır. Çok şükür dini otorite olarak hiçbir zaman ne siyasi iktidarı gördüm nede bu oluşumu. Bir dönem bu yapının ismi verildiğinde kartvizit gibi kapılar açılıyordu Allah’a çok şükür basiretli davranmışım.

            Vicdanım rahat hangi kurum araştırırsa araştırsın hangi evrağı isterse istesin. Belki Gelinlik hanım’a espriyle gbt isteyin dedim çünkü buna benzer hayal kırıklığı yaşayan ve şüpheye düşen birine şahit oldum. Bu yapıdan dolayı nişanlısından ayrılmıştı. Yeniden insanlara güvenmesi bayağı zaman almış.

            Vehimin fazlası iyi değil hüsnü zanla araştırılır soruşturulur. Niyetimiz halis ise Allah yardımcımız olur. En güzel vekil O.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Bu yapıdan en çok zarar gören kurum benim gözümde peygamber ocağı olarak bildiğimiz TSK’dır. Darbe girişiminden önce de ciddi zararlara uğratılmıştır. Bu vatanı korumak için canını vermekten çekinmeyen askerlerimize yapılan darbe de millete yapılan darbedir. Darbe her zaman silahla olmuyor. Polis arkadaşların çektikleri eziyetlere de değinmek lazım. Allah güvenlik güçlerimize yardım etsin, onları muzaffer kılsın.

            Araştırmayı sevmenize gıpta ettim. Şu an internette “just declassified” (yeni tasnif dışı) diye epey yazılı ve görsel bilgi kaynağı var. Belki bu darbe girişimiyle ilgili otuz-kırk sene sonra daha detaylı bilgilere erişebiliriz. Bu yapının sakat olduğunu çok evvelden görenler sayesinde ben de aydınlanma fırsatı bulmuştum. Silaha sarılacaklarını tahmin etmiyordum hatta gazetenin birinde girişimden bir gün önce haber vardı TSK fetöyü bir numaralı silahlı örgüt olarak tanımladı diye. pkk dururken bunlar silahı nereden bulacak derken ertesi gün hep beraber öğrendik. Ancak güdümlü bomba kullanmalarına rağmen nasıl oldu da bazı hedefleri vuramadılar anlayamadım. Yeteneksizdi galiba pilotları…Ya da ülkemizi terbiye etmek isteyen güçler bu kadar dayak yeter mi dedi. Hani insan kölesini öldürmez denir ya. Allah o gece şehit olanların şehadetini kabul etsin… İnşallah gün gelecek bu soruların cevaplarını bulacağız.

            Evlilik konusuna dönecek olursak aracılar konusunda haklısınız. Bana ailesinden habersiz iş yapmaz dedikleri kızın flört geçmişi olduğunu öğrendiğimde zamanında yapmış bir şeyler sana niye söylemişki dediler :) Ailem bile tanıştırdığı kızın nişan öncesi ayrıldığını gizledi benden. Niye önceden bu kızı önermediniz dedim de o zaman ağızlarından kaçırdılar flört ettiği kişiyle nişanlanacaktı ayrıldı diye. Yakın zamanda da benzer bir şey yaşadım. Tanıştırmaya çalışan kişiye dedim artık sonunda sen benim yerimde olsan kanka arkadaş ayağına erkeklerle dışarıda buluşan kızla evlenir misin dedim hayır dedi. Peki beni niye zorluyorsun değil mi?

            Ben de Feyza Hanım’ı anayım, politika yapmak vb. ile ilgili çok önceden Feyza Hanım’a yazdığım bir yorum vardı, insanlara güvenmekle ilgili. Hayatta öğrendiğim şeylerden birisi de ağız aramak insanları manüple etmek vb. gibi şeylerin yanlış olduğudur. Karşınızdaki insanın gizli gündemi olduğunda Allah onu açığa çıkartıyor er ya da geç. Ben hiç ağız aramama rağmen görüştüğüm kızlarla öyle muhabbetlerim oldu ki kendilerini ele verdiler, resmen Allah söyletti dersiniz. Evlilik görüşmesi olmasa dışarıda görüşeceği bir tip değilmişim ama evlilik görüşmesi olunca iş başkaymış. Başka tabi. Kim bilir neyi hesap ediyor vatandaş. İş yerinde de öyle. Geçenlerde birisinin dili sürçtü ama ne sürçme… Resmen itiraf etti bana olan yaklaşımını, iş yıkmaya çalışmasını…

            Yıllar önce liseden bi hanım arkadaş bana çok güzel manüplasyon yeteneğin var ama bunu kişisel menfaatlerin için kullanmıyorsun demişti. İş arkadaşlarımdan bir hanım da gözlem ve psikanaliz yeteneğim olduğunu, gerçekten doğru insanı eş olarak seçebileceğimi söylemişti. Umarım bu tespitler doğrudur ki herhangi bir muhabbet üzere değil pat diye söylenmiş sözlerdi…

            Vicdanınız elbette rahat olsun, neden rahat olmayacakmış ki? Dini otoriteyle ilgili bildiğim yegane şey Din Allah’ındır, O’ndan büyük otorite, hüküm verici mi olur?

            Çok yakın bi arkadaşım devlete ait bir kurumda çalışıyor. Herkes değişti bi onun gibiler kaldı bölümünde. fetöcüler ulusalcıları attı o halen oradaydı. hükümet fetöcüleri kovaladı o yine işinin başında. Üçüncü dalga oldu o halen vatana hizmet ediyor. Adam dürüst, işinde gücünde, torpille değil dereceyle geldi o kuruma. Şu var mağdur olanları da duyduk. Umarım onlar için de adalet en kısa sürede tecelli eder. Suçlularsa cezasını alsınlar suçsuzlarsa da işlerinin başına dönsünler.

            Selametle kalın.

          • Gelincik diyor ki:

            Nisa Hanım Fatih Bey yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Ins bunların kökü kuruyacak. Son zamanlarda yapılan operasyonlarda bu yapılanma içinde çok iyi saklanan hemen hemen hiç açık vermeyen kripto bir üyeyi bulmuş bizim polisimiz bu kripto beni bile bulduysanız artık çökertirsiniz siz bizi demiş Rabbim polisimize güvenlik güçlerimize zeval vermesin amin 🙏🙏🙏

          • Hanne diyor ki:

            Gelincik kardeşim. yazını yeni gördüm. Ama evlilik olayı hakkında bilmiyorum ne kadar doğru 3 şekil var derler. Allah diler ol der, Kul diler Allah onu diler, Kul diler Allah ol der. (yanlışımız varsa Rabbim doğruyu göstersin) Bu soruyu henüz çözemedik sanırım. kendimizmi seçiyoruz yoksa kaderdekimi geliyor.. ben çıkamadım. Ve evlilik beyaz eşya gibi diyorum iyi çıkarsa bahtına, yoksa uğraş dur beyaz olmayam çamaşırla, bardağı çizen makineyle, karlanan dolapla misali..:) O malum cemaatin içinde kullanılanda oldu kullananda o konuya girmicem. ama az buçuk oturup konuşunca dillerindeki kelimeler oturup kalkma durumları ifadeleri kendilerini belli ediyor zaten. Ama olay o değil. Kimseye güvenemezsen bi süre sonra aynı evin içindeki ailendende şüphe edersin. Ve Allah muhafaza bak biz birinci evliliğimizi bitirdik öyle olursa ikinci için asla ağzımıza alamayız bu niyetimizi. veya olaki boşandığın eşin yüzünden erkeklere, babalara, çevrendeki bütün erkeklere veya hangi millettense hemşehrisine veya milletine düşman olur çıkarsın. Şeytana vesvese verdirme. hakkında hayırlı olanı Rabbim hayırlı zamanda karşına çıkarsın inşallah.selam ve dua ile..

          • Gelincik diyor ki:

            Moral yazınız için çok teşekkür ederim Hanne Hanım Rabbim yardımcınız olsun İnş bundan sonra çok güzel bir evlilik yaparsınız çocuğunuzu öpün benim yerime 💜💕😍

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Bir güvenlik uzmanı asker yada polis yanındaki arkadaşına güvenebilmeli çatışmaya gidiyor demişti bu yapının en büyük zararı askeri yapıdaki güveni zedelemesi oldu. Terörle mücadelede ne oyunlar oynandığı ortaya çıktı. Müslümanların birbirine güveni de zedelendi.

            Bahsettiğiniz pilotla ilgili köprüyü bombalama emri veriliyor pilotta köprü bombalanır mı bu nasıl emir diyor İstanbul’da göle atıyor. Ben bu şekilde duydum doğrusu nedir bilmiyorum. Bahsettiğiniz siteye bakarım tarih kitapları bir gün bu yaşananlarıda yazar.

            F16 ların yönünü şaşırtmak için bir çiftçinin tarlasını ateşe vermesi. Sonrasında zararını devlet karşılayalım dediğinde kabul etmemesi. Bir tanıdığımızda gazi oldu yaşı genç maaşı kabul etmedi ihtiyaç sahiplerine verin dedi. Bence bu insanlar olduğu sürece bu millete Allah yardım eder. Allah şehitlerimize de rahmet eylesin.

            Ne yazık ki ben o geceyi hatırlamak istemiyorum askeriyeye yakın yerde olduğumuzdan F16nın sesi hala kulağımda. Gece uçak geçince panik oluyorum.

            Aracılarla ilgili sizde imtihan olmuşsunuz. Evet er yada geç muhakkak insan tanınır kendisini tanıtır. Bizde açık aramak yada polis gözaltısı gibi soru yöneltmiyoruz. Şu konu hakkında fikriniz nedir önemsedikleriniz nedir gibi. Flört gibi uzun uzun görüşmelere dönüşmemesi için temel özellikleri çözmeye anlamaya çalışıyoruz. Tanıdığı kişilerden görüş alıyoruz. Siz nasipliymişsiniz bir şekilde Allah niyetlerini geç olmadan göstermiş.

            Bazı insanların hissiyatı yada psikanaliz yetenekleri güçlü oluyor. Bu önyargıya varmadığı sürece bir nimet. İnşaAllah bu yeteneğinizle hayırlı insanla karşılaşırsınız.

            İnşaAllah adalet en kısa sürede tecelli eder ve büyük veballer olmadan suçluyla suçsuz ayrılır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Dediğiniz gibi tarih gösterecek. Teknik ve insani boyutu konusunda bir bilgim yok. İlginç şeyler yaşanabilirdi. Suriye’de yönetim kendi halkını bombalıyor halen.

            İnsanları tanıma mevzusuyla ilgili haklısınız. Bir önyargı tehlikesi var. Ancak önyargılı davranmamaya çalışıyorum. Çünkü insanlara güveniyorum. Hissiyatla değil mantıkla yaşamak durumundayım ben…Zannın çoğu yalandır :) Aksi ispatlanmadığı sürece herkes suçsuzdur. Çok şükür bu zamana kadar büyük çaplı insani sorunlar yaşamadım. Burada görüyoruz, yakınlarımda da var. İş yerinde duydum adam trafikte tartışmış yanındakiyle beraber vurmuşlar.

            Son duanıza amin diyorum.

  13. KEMAL YAĞDI diyor ki:

    Evlilikte ufak tefek kavga gürültü olur da geçicidir. Dünyanın neresinde olursanız olun sıkıntılı zaman olur geenlde işçi isek. bunlar gecicidir az da sabır gerekir.

    Mutlu aile eğer evde saygı, sevgi güven, sadakat düzgün ahlak varsa , yalan dolan yosa

    Gelir de iyi ise eşin, para mutluluk getirmesede kavga gürültülerin, boşanmaların, mutsuzluğun çoğu gelir yetersizliği lüks harcamadandır.

    kadın kadınlığını bilir, erkek erkeliğini bilirse, biraz diline sahip olularsa, olursak, ahlaklı, Allah korkusu da varsa, olmayan yokda bilgisizce inançtan dolayı evde bazan insanlık hali ne kadarda iyi olsak insanız sözde, şaşarız beşeriz. Allah şaşıranlardan eylemesin bizleri. olmasa daha iyi olurda bazan oluyor karı koca arasında uyuşmazlık. Hayat imtihan olsada bu imtihanı kazananlardan eylesin bizleri. Hayat akışı da inişli yokuşludur. Zaten 2 günümüz denk de değildir zaten.

    Selam ve Saygılarımla.

  14. gulpembe diyor ki:

    Kadin agziyla yazilis kurmaca bir hikayeden sonra, gercek bir kadindan gercek bir hikaye dinlemek guzeldi:)
    4*4luk insan olur mu bilemem ama kadin severse kocasini aynen oyle goruyor.
    Elhamdulillah..
    mutlu hikayeler cogalsin…

  15. Sadece Fatih diyor ki:

    Bu zamana kadar olmayana ergi metoduyla, bir evlilik nasıl yürümezi tartışmıştık genelde. Bu yazıda da nasıl yürüyeceğini görüyoruz.

    Allah razı olsun, mutluluğunuzu daim eylesin. Dediğiniz gibi işin sırrı duada, gerisi Allah’a kalıyor, mutluluğu nasip edecek, kalplere sevgi koyacak olan Rabbimiz.

    Ben de kuyuya yine bir taş atayım. Günümüzde maalesef aracılık kurumu diye bir şey kalmadı. Kimse aracı olmak istemiyor, ben bir kişi hariç rastgele tanıştırıldım ki düzgün tanıştığımla da birbirimize ısınamadık kısmet olmadı :) Diğerlerinden biriyle yaşadıklarımı arkadaşımın birine anlattım, iyi ki olmamış, Allah korumuş git kurban kes dedi ne gördüyse artık… (Tanıştıran kişi de beni ömür boyu vicdan azabında bırakma demişti :) )

    Ayrıca rastgele görüşülse bile illa ki istatistiki bir oran olur birinden biri tutar dersiniz ama o iş öyle olmuyor. Kadın-erkek kriterlerimizde sorun var bence.

    Abdullah Bey’in erkeklere bir tavsiyesi olmuştu, karşınızdaki kız temel kriterlerinizi sağlıyorsa üçe beşe bakmayın, evlenin kurtulun diye. Ben de bu zamana kadar hep öyle yaptım. Üçe beşe bakmadım, aramaya kalksan her zaman daha iyisi bulunur fakat karşındakiyle de olabileceğini görüyorsan devam etmek gerekir diye gittiği yere kadar denedim ama bu iş iki ayaklı. Fakat elimde şöyle bir istatistik var, ben çok kurcalamayıp önüme gelene baktım oluyor gibi eyvallah demiş olsam da her aday bir öncekine göre daha çok kriterimi sağlıyordu, güzellik de dahil…

    Allah razı olsun böyle güzel yuvalar kurulmasına aracılık edenlerden. :)

  16. kevser diyor ki:

    Ben geçen gün evli bir hanımla dertlesiyordum.daha doğrusu o bana derdini anlatıyordu.kocası sosyal medya üzerinden bir hanımla arkadaş olmuş.galiba bu adamla kadın eski isyerinde beraber çalışıyormuş.kadın kapalı ama suratta beş kilo makyaj.deve horgucu gibi topuz daracık kıyafetler giyen biri ve 2 saatte bir facebooka çektiği profil resimlerini atan biri.kendini resmen sergiliyor.
    Durmadan devamlı resim yükleyen biri.her neyse.bu kadında kocasının telefonundan gizlice o kadını sosyal medya arkadaşlığından silmiş.ve ertesi akşam kocası eve geldiğinde karısı olan bu kadına demiş ki niye o hanımı sildin demiş.kadinda benim sildiğimi sen nereden biliyorsun diye sorduğunda adam demiş ki :”o kadın beni aradı ve beni niye sildin dedi “demiş.yalnız terbiyesizliğe bakar mısınız?bizzat kadın adamı arıyor ve beni niye sildin diye hesap soruyor.bu nedir şimdi? Şimdi bende soruyorum ben bu şartlar altında bu ortamda neden evleneyim ki? Evliliğin esprisi ne? Kadınlar arsızlasmis.erkeklerde gayri ihtiyari fitratlari gereği bakıyorlar.kimse de kusura bakmasın ama hiç işim gücüm yokmuş gibi bide böyle tabiri caizse aptal kadınlarla uğraşacak vaktim yok benim.işte bu yüzden de kadınların çalışmasını istemiyorum.isyerinde evli erkekleri ayarttiklari için.mutlu huzurlu yuvaların tadını kaçırdıkları için.lütfen bütün çalışan hanımlar üstüne alınmasın iyi olanlara lafım yok.
    Birde ben sadece evlilik olarak değil gelecekten de umutsuzum.çünkü insanlarda anlayış ve kabiliyet inanılmaz derecede düşmüş.en basit bir konuda hemen kavga moduna geçiliyor.Sayın Cumhurbaşkanımizin tavsiyesine uymayı(3-5 çocuk)çok isterdim ama evli bile değilim.birde ben şunu gördüm:diyelim ki ben evlendim çocuk bekliyorum en erken 2018 2019 yılında çocuk doğmuş olacak.o tarihten sonra doğan birine de neyi nasıl anlatacaksın ki? Ülkemiz her yıl hatta 5 6 ayda bir badire
    Atlatıyor.bir sürü olay yaşadık.sadece yaşayan anlayabiliyor.şu an 22 yasin altındaki gençlerde zaten iş yok!durmadan mevcut hükumete sallayıp duruyorlar.özellikle de Sayın Cumhurbaşkanımiza sayıp sovuyorlar.bu gençlerde iş yok.
    Yazdıklarım biraz dağıldı kusura bakmayın.yukarıdaki yazıya dönecek olursam sizin kızınız için söylemiyorum ama o tipte olan kızlar ileride her istediğini ağlayarak şımararak elde etmeye alışkın tipler oluyorlar.tamam babası iyi davranmış ama sonuçta hayatta karşısına çıkan herkes babası gibi iyi olmaz.dayak veya şiddetten bahsetmiyorum ama yeri geldiğinde özellikle bir baba kızına DUR diyebilmeli.

    • Feyza diyor ki:

      Kevser hnm. Ugur beyin yazdigi noktaya geldiniz. Iste evli erkeklere ilgi duyan kizlarin varligini bu yaziyla teyit etmis oldunuz. Ben de buna inaniyorum. Her ne kadar biz buna meyilli olmasak da boyle bir kiz kitlesi gercekten var.
      Niyetleri tartisilir, niyetten bahsetmiyorum maddiyat icin mi, macera icin mi, gercekten duygusal bir bag kurduklari icin mi..Her niyette olani vardir. Ama varliklari su goturmez bir gercek.
      Yalniz siz daha once Fatih beyin egitimle ilgili bir yorumunu desteklemis ve gercekci bulmustunuz. Karma egitimin oldugu her ortamda carpik iliskiler yasanmadigini ve kafamizi kuma gomup yasamanin bir sonuc vermeyecegini dusundugunuzu yazmistiniz.
      O zaman ayni durum burada da gecerli. Yani kotu ornekler kadar guzel ornekler de var. Haramdan kacinan be yasantisina dikkat eden bircok erkek varken kalkip da umutsuzluga dusmenize gerek yok bana kalirsa.
      Cocugunuz oldugunda da onu nasil yetistireceginiz sizin elinizde. Hani bir hikaye vardi biraz manidar. Ilerde cocugum olur da balkondan duserse..diye kaygilanan bir kadin :) Bana onu hatirlattiniz.
      Dogru duzgun insanlarla karsilastirsin Cenabi Allah, kalbinizi bozmayin. Niyet hayr olursa akibet de hayr olur insaallah..

      • kevser diyor ki:

        Feyza hanım ben çok evhamlı olduğumu düşünmüyorum.
        Simdiki çocuklar eskisi gibi terbiyeli yetişmiyor.bende eğer günün birinde anne olursam doğru düzgün terbiye verememekten korkuyorum.yoksa doğur geç kenara bunu diğer mahlukat yani hayvanlarda yapıyor.anne ve babamın cocukluklarina bakıyorum sürekli dışarıda dağda.fakirlik içinde.ama şimdiki çocuklar teknolojiyle dünyaya geliyor.daireden dışarı çıkmıyor.tabir yerindeyse ölmüşde ağlayanı yok şimdiki çocukların.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım.

        Bahsettiğiniz yorumuma şu eklemeyi yapayım. Hani çocuklara yedi yaşında namazı emredin, on yaşına gelince halen kılmıyorlarsa usulünce şiddet uygulayın diye Peygamber efendimizin tavsiyesi var.

        Şimdi biz çocuğa hiçbir şey öğretmeyeceğiz ama on yaşına gelince pataklayacağız. Görünürde biz tavsiyenin bir kısmını yerine getirdik ama bunun faydası mı olur zararı mı olur? Birisi ben hadisi uyguladım haklıyım dese ona aslında haksız olduğunu, öğretmesi gerekirken öğretmediği için mantıken hakkı olmayacağını anlatmak gerekir. Bizim karma eğitimle ilgili yaşadığımız durum bu.

        Karma ortamları hiçbir şekilde tasvip etmem mümkün değildir. Önceden de bir örnek vermiştim, uçurumun kenarında sekerek yürümek diye. Bu sebeple karma ortamların iyi de olsa kötü de olsa reklamını yapıyor olmak istemem. Ancak kendim de karma ortamda okumuş ve çalışan biri olduğumdan buraya ahkam kesmeyi kendimde hak görmüyorum. Yapmadığım bir şeyi yapmayın diye yazmam riya olur, olduğum gibi görünmemiş olurum. Ben şunu diyebilirim ama, tehlikenin farkında olun ve önleminizi alın. Peygamberler bile nefsini temize çıkaramamışken benim kalbim temiz ya da ben hataya düşmem diye kendinizden emin olmayın…

        Şu var. Bu konuyu evvelden araştırdım. Karma ortamların gerek iş yerinde gerek okulda başarıyı düşürdüğü bir gerçek. Bu bilimsel gerçeği dahi insanlardan gizleyen günümüz dünya düzeninin düzen kurucularının iyi niyetli olmadığı kanaatine varıyoruz. Adamlar diyor ki, insanlar aile olursa bir tane çamaşır makinesi satarsın, karı kocayı boşatırsan her birine birer taneden iki tane satarsın…

        Şunları yazabilirim, kızlı erkekli ortamım var mı, yok. Halı saha maçına gitmek sosyallik sayılmıyormuş :) Telefon rehberimdeki hanımların isimlerinin sonunda iş yazar. Bu zamana kadar sosyal medya hesabımı kapatıp yeniden hesap almak zorunda kalmadım :) Bugüne kadar kimse bu adam bana yanaşıyor galiba diyemedi, işindesin gücündesin diyen duygusal yoğunluk yaşadığım kişi bile ki karma eğitimin bana attığı en büyük kazıklardan biridir, diyemedi. İlk tanıyan bir çok bayan evli sanıyor diye yazmıştım :)

        İlkokul beşteyim, yıl sonu müsameresi bir tv programını canlandırıyoruz,
        her şey doğaçlama, kız elini uzattı hoş geldin diyecek rol gereği elini tutamadım, utandım, herkes de güldü :) Çocukken kızlardan utanırdım, bazıları da sataşırdı bana, ne utanıyorsun, onlar da oynaşmak istiyor diyorlardı bana…

        Lisedeyiz, hani bıyıklarımız terliyor denir, kızlara ilgi duyuyorum ama bir taraftan kendimden utanıyorum. Çünkü diyorum ki bizi buraya eğitime gönderdiler, büyüklerimiz bize güvendiler, onlar bizim bacımız, nasıl olur da onlara karşı bir şey hissedersin. Millete bak kardeş kardeş geçiniyor…. Derken… Meğer yalan rüzgarı dizisi gibiymiş, sonradan öğrendik…Bana gözün kapalı dedikleri durum bu… Halen kapalı diyorlar, inşallah öyle kalır.

        Üniversitedeyiz, sınıfta bir hanım arkadaş var, başka kimse yok, kapı cereyan yaptı ve kapandı, bir hışımla koşarak kapıyı açtım ve kapanmasın diye önüne sandalye koydum. Bana bunu yaptıran neydi gerçekten bilmiyorum ama bunu yaptım diye o kadar ters bakmıştı ki sanırım ne kadar geri kafalı olduğumu falan düşündü herhalde… Üniversitede hiç kızlı erkekli ortamım olmadı ama kızlarla hiç muhabbetim olmadı diyemem. KYK yurdunda kaldım ama yurt karma değildi. Bu arada ben de İstanbul tayfasındanım, üniversite ve yüksek lisansı yaptıktan sonra orayı terk edip en çok İstanbul’a dönüşü sevilen şehre taşındım. İstanbul’da kalmak zorlu bir imtihan belki ama manevi havası örtüyordu belki bir çok şeyi…

        Şimdi nasılım, şöyle ki burada nasıl size ve diğer hanım arkadaşlara fikrimi beyan ediyorsam dışarıda da öyleyim. Maalesef eski çekingenliğim yok, bir istisna hariç. Evlilik görüşmesi ya da hiç tanımadığım bir hanımla ilk defa karşılaşıyorsam yine bir çekingenlik, yüz kızarması olabiliyor.

        Sütten çıkmış ak kaşık olmadığımı söyledim. Benim hayatımda bazı eksikliklerin olması, yanlışların olması onlara kulp takabileceğim anlamına gelmez… Ben de sınavdan yüz alamasa bile geçme sınırında not almaya çalışıp sınavı kazanmaya çalışan öğrenci gibi debeleniyorum :)

        Yukarıdakilerden bir kısmını niye anlattım. Maalesef ben gibi arkadaşların sayısı az değil. Lisede hissettiklerimin aynısını yakın bir arkadaşım da yaşamış. Bir arkadaş namaza başladığında ailesi bu çocukta bir haller var bir yerlere mi karıştı diye bunaltmış çocuğu… Bir arkadaşın hanımı endişe etmiş, çalıştığınız bölümde bayan var mı diye sorgulamış baya.

        Evlilik görüşmelerimdeki bazı davranışlarımın flörtöz olduğu eleştirileri olmuştu. Haklı eleştirilerdi. Ancak onlar ehveni şer mantığıyla, belki de karşımızdaki hanımın gönlünü yaparız, yuva kurarız diye yapılmış şeylerdi… Yoksa ben de istemezmiydim, iki tarafı tanıyan aracı olsa, önce kızın anne babasıyla görüşsem sonra da kızla baş başa olmayan bir ortamda görüşsem, sonra da aracılara fikrimizi beyan etsek… Anne babasıyla görüştüğüm kızımızın haberi yok dedi :) ailem kapalı diyen kız ilk görüşmeden sonra hemen fikrimi sorma dedi :)

        Yazacak çok şey var belki ama yazmasam daha iyi, sonuç değişmeyecek nasıl olsa…

        • Feyza diyor ki:

          Fatih bey, Maasallah..
          Size bunu yaptiran nedir, fitratinizdan gelen hayâ duygusu. Aslinda Rabbimiz bizi halkederken burunmemiz gereken vasiflari bunyemize oyle mukemmel kodlamis ki. Temeli atilmis bir binaya sadece tugla ormemiz, malzemeden calmadan bina insa etmemiz bizden talep edilen. Yani hayra meyilliyiz, temelimiz fitratimiz. Sahip oldugumuz hayâ duygusunu, yirtmak icin bu kadar ugrasmasak pek cok fahsa ve munkerden otomatik hayâ mekanizmamiz ile korunacagiz. Binayi duzgun insa edecegiz de surekli disardan darbe almasak..
          Benim agabeyim de uni.mezunu. Ogretmen.
          Okumamayi hicbir zaman dusunmedi. Ama sizin gibi o da kadin erkek iliskilerine onu bildim bileli mesafeli. Duymadim bir kiz arkadasi olup eve getirsin, anne baba ile tanistirsin, ustelik cevresi cok musait oldugu halde. Oyle ki bazi akrabalarimizin kizlari, senin bir kiz arkadasin olsun, onu gezdirmen icin ben kolumdaki kunyemi bozduracagim diye dalga gecerlerdi.
          Allahu Teala da sanki onun kendini korumasina karsilik, ekseri erkek ogretmenlerin ve tamami erkek ogrencilerden olusan bir bransa ogretmenlik nasip etti. :)
          Uni. Ortamini hepimizden once yasamis bir erkek, bir abi olarak ablamin okumasina karsi cikmadi. Ama ablamin okul hayati uzun surmedi. Surseydi de sizin kizkardesinize olan yaklasiminiza benzer bir tutum sergilerdi eminim. O yazinizi okudugum zaman karakter ve yaklasim olarak size zaten cok benzetmistim.
          Yani benim bahsettigim de bu. Bir kiz olarak biz kendimizi sakinalim, erkeklerimiz de bu ortamlarda gozlerini, hal ve hareketlerini sakinsinlar. Kizlar icin sakincali bir ortam erkek icin de sakincali ikisi de mukellef. Fakat kizlarin egitim konusunda alternatifi daha genis ve gecim mecburiyeti olmadigi icin secim yapma olanaklari daha esnek, erkeklerin ise okuyup bir meslek sahibi olmasi daha zaruri oldugu icin ikisini ayni kulvarda degerlendiremiyorum. Ayni olan tek sey, ikisinin de mes’ul ve mukellef olusu. Sartlar ve hedefler farkli. Farkli hedefe ayni yoldan gitme zorunlulugu yok ama ayni hayâ elbisesini giymek zorundayiz. Kiz erkek farketmez, erkege torpil gecilmiyor.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Teşekkürler Feyza Hanım.

            Ben kendimi bir çok konuda şanslı görüyorum. Kötü arkadaş ortamım olmadı. Dini hassasiyeti olanlar bana örnek oldu. Ailem de her ne kadar ibadetleri öğretmekte zayıf kalsalar da korudular bir çok konuda. Dediğiniz gibi bir insana dokunmazsanız,gözünü açmazsanız zaten fıtratında haya oluyor.

            Diğer konu da şu. Bu haya durumunu bozanlardan biri de insanın yiyip içtikleri. Herkesin anne babası çocuğuna helal lokma yedirme gayesindedir ama biz babamın elinin emeğini yedik hep.
            Üniversiteye ilk başladım, babamdan harçlık alıyorum, bir birim, yetiyordu. Burs almaya başladım, harçlık almaz oldum bir buçuk birim yetmez oldu :) Bereket böyle bir şey. Hani anne baba hakkı ödenmez denir, ben hiç ödeyemem. Hep dediğim şey şudur, o kapıdan (evin kapısı) size saygısızlık edecek hiç bir gelini sokmayacağım… İnşallah dediğimi yapmak nasip olur…

        • Yahya diyor ki:

          Fatih Bey
          Takdir ettim, maşaAllah.
          Rabbim karşınıza da aynı hassasiyette bir hanım kardeşimizi çıkartısın inş.
          Hayâ da imandan bir şubedir. HŞ

          Günümüzde “öz güven” adı altında, hayâ ve saygı yok olmaya başladı.

          Tabii esas imtihanı iş hayatında veriyoruz. Herhalde bir kitap yazılır.
          Kadın fışkıracak, toprağı sıksan, kadın!

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Allah razı olsun Yahya Bey. Duanız için teşekkür ederim. Önceden de yazdıydım. Tanıştırıldığım her kızın en az bir flört geçmişi vardı Üçe beşe bakmayıp, yapmışlar zamanında bir hata diye ilerlemek istedim. Yalnız flört edenle etmeyen çok fark ediyor. Ben gibilerde halen bir ergen ruh var karşı cinsi merak eden. Heyecan var…
            Hani dediğiniz gibi biri olsa inşallah ama onun da çok zor denk gelmesi. Yaş itibariyle illa ki bir şeyler yaşamış oluyorlar. Tanıştırılabileceğim hiç kimse yirmili yaşların başında değil.

            Ben görece şanslıyım işyerinde. Çok fazla kadın yok etrafımda. İşyeri panayır gibi olsada kümes hayvanı gibi çalıştığımız için sorun olmuyor çok :)

            Özgüven adı altında edep yok oldu doğru. Siz erkek olduğunuz için beni daha kolay anlarsınız, yabancı bi kadından başta niye çekiniyorum, çünkü potansiyel tehdit :) yani sağlığım yerinde… Şu var, ya benim içim fesat ya da diğer erkekler sağlıksız ya da insanların gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar birbirlerinden faydalanıp :/

            Dediğiniz son cümle doğru. Hatta bi yabancı ziyaretçi bayan personeli görünce şaşırdı bir keresinde, bu işin sorumluluğu siz de mi dedi onlara. :)

        • havva diyor ki:

          Fatih kardeş, haramdan bu kadar kaçındığınız için sizi takdir ettim doğrusu. Çünkü günümüz şartlarında ben çevremde bu kadar dikkat eden kimse göremiyorum malesef.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Allah razı olsun Havva hanım.
            Gerçekten objektif olarak düşündüm de umutsuz olmasın kimse, benim gibi çok var. Hatta benden daha hassas arkadaşlar var, içlerinde en yanlışı benim. Hatta yapı itibariyle güleryüzlü olduğum için bu durumu sıkıntı görüyorum. Tanımadıklarıma soğuk davransam da çalışma arkadaşı olunca o soğukluk kalmıyor, mesafe aynı yerinde duruyor ama. Gerçi bayanlar karşılarındaki adamın niyetini anlayabildikleri için alışkanlık sebebiyle tanıdıklarımıza güleryüz göstersek de yanlış anlaşılmıyor. Zaten ben bayanlar tarafından tutulan biri olmadığım için kaçınmasam kaç yazar :) marifet kızlar peşindeyken hayır diyebilmekte.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Kevser Hanım.

      Gördüğünüz gibi evli olan bir erkek ayartılmaya çalışılmış, bekar olsa belki o kadın o şekilde davranmayacaktı. :)

      Diğer konularla ilgili diyeceğim şey şudur ki “Kişi sevdiğiyle beraberdir-Hadis”.

      Babaların davranışı ile ilgili konuya gelecek olursak Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.

      Kevser Hanım, çocuk yetiştirme konusunda boyumuzdan büyük laf etmeyelim, yaşamayan bilemez, gün gelir başımıza gelir.

      Bendeki iş akışını paylaşayım.

      1-Bence şöyle yaparsan iyi olur. Çünkü böyle böyle sebepleri var… (Gayet yumuşak bir şekilde)

      2-Şöyle yapmalısın, yoksa böyle olacak (yumuşak ile normal arası)

      3-Bu iş öyle olmaz, şöyle yap (normal)

      4-heyy, kime laf anlatıyorum ben, şöyle yapmalısın (sert)

      5-Bunu böyle yapacaksın!!! (Aşırı sert)

      5.5-Ne halin varsa gör :) (Aşırı sert, eğer telafi edilemeyecek durumsa bu cümleden sonra yine müdehaleye devam edilir, telafi edilecek bir durumsa kendisinin biraz burnu sürtsün de öğrensin diye burada bırakılır.)

      • kevser diyor ki:

        Ben burada ne anlatmaya çalışmışım siz ne anlamışsınız.yanlış bir davranıştan ahlaksızlıktan bahsediyorum siz de cımbızla çekip heh gördünüz mü bekarı değil de evliyi kandırmaya çalışmış demişsiniz.tam tersi de olabiliyor patron olan adam ise güzel bir kız geldiğinde onu gözüne kestirip elde etmek için bin takla atıyor bu iş tek taraflı değil ki!
        Eğer sizin ve Uğur beyin bahsettiği gibi bir gerçek varsa ben bunun Cenab ı Allah ın bir hikmeti olduğunu düşünüyorum.çünkü kadinlar için kocasını kıskanma sevabı var.bunu bir kitapta okudum çünkü.Cihad edip savaşa gidip savaşmış gibi sevap alıyor kadınlar kocalarini kiskandiklari için.birde erkekde imtihan edilmiş oluyor harama bakacak mi harama el uzatacak mı diye.yani evlenince kiymete binmenizin sebebi bu bence.bunun bir hikmeti var.hatta bu meseleyle ilgili toplantılardan birinde bunları dinleyen bir abla “valla o zaman çok sevabim var benim “deyip hepimizi güldürmustu.😁
        Neden böyle düşünüyorsunuz ki anlamıyorum.sizinle bugüne kadar gorusturulen insanlar demek ki sizin nasibiniz değilmiş.sizin için takdir edilmis kişiler değilmiş demek ki.eğer kaderinizde olsaydı bir şekilde isinirdiniz zaten.ben sizin yerinizde olsam ve erkek olsam :amaaan asıl o bana hayır dedigiyle kalsın.beni kaybettigine o yansın “diye düşünürdüm.neden nasibiniz olmayan biri için üzülüyorsunuz.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Kevser Hanım.

          Çok şükür kimsede gönlüm kalmadı. Yazdıklarımı birilerine tepki olsun diye kuyruk acısıyla yazmıyorum.

          Gerçekten anlatamadığımı görüyorum bazı şeyleri. Aslında bu da kalbinizin temizliğini gösteriyor.

          Hep aynı muhabbete geliyoruz. Bir erkek cool ise bayanlar için ilgi çekici oluyor. Sizin de eşiniz cool ise kadınların dikkatini çekeceği için kıskanıyorsunuz onu. Görünürde sıkıntı çekiyor gözükseniz de bu durum sizi mutlu ediyor. Kadınları mutlu etmek istiyorsanız gönüllerini hoş tutmaya çalışmayacaksınız, eziyet edeceksiniz ki kıymetli olacaksınız. Eziyet etmeyenlere buradan ancak geçmiş olsun dileklerimizi yazıyoruz, boşanmış beylerin anlattıklarına bakınız. Bazı bayanların avuntusu değil midir şikayet etmek. Dert anlatır gibi olsa da şikayet edeceği bir sorumluluğu olduğunu düşünmek, saçını nasıl süpürge ettiğini anlatmak onu tatmin eder mutlu eder…

          Önceki yorumlarında okudunuz mu bilmem. Bana görüştüğüm kişi tarafından flört edip etmediğim sorulmuştu kadınların beni tercih edip etmediğinin anlaşılması için.

          Sonra buraya yazdık mini anket gibi. Bana mı öyle denk gelmiş yoksa bu devirde böyle mi diye. Sonuç, eskiye nazaran kızların kriterlerinin değiştiği sonucuna ulaştık.

          Yorumlarımın çoğunu yanlış anlıyorsunuz, kendi kafanızdaki kurguya oturtmaya çalışıyorsunuz. Her defasında cevap yazamazsam kusura bakmayın :)

          • kevser diyor ki:

            Neyin tatminiymis ki bu anlayamadım habire tatmin tatmin diyorsunuz.biz de netice itibariyle insanız.size flört edip etmediginizj soran kız firasetsiz basiretsiz bi kızmış demek ki.bunu sorduğuna göre.neden o kızlarla diğerlerini kiyasliyorsunuz ki

    • bir havva diyor ki:

      Öncelikle bu evli ve mutlu hanımın eşini tebrik ediyorum. Maşallah kızının o anki duygusal halini çok güzel idare etmiş ve krizi çözmüş. Erkekler/ babalar genellikle çocukların bu ve benzeri hallerini pek anlayamazlar. Şımarıklık olarak görüp sinirlenirler.Ben bunun, çocuklarla anne kadar vakit geçirmemekten ve çocuğun gelişim evrelerini bilmemekten kaynaklandığını düşünüyorum. Henüz çocuklarımız ergenlik dönemine girmediler. Ama benzer durumlar 3-4 yaş ya da civarında da yaşanıyor. Ben o huysuzluğun altında duygusal bir yoksunluk, uykusuzluk vb bir durum olduğunu bildiğim icin sabredip bi şekilde krizi çözüyordum. Yazıyı yazan hanımın kızı da muhtemelen kendisinin de memnun olmadığı bir duygusal kriz içindeydi. O an kızmak, ceza vermek vb problemi çözmez artırırdı. Duygusal kucaklamayla işi çözmüşler. Bravo.. Bu şımarıklıktan, her istediğini ağlayarak yaptırmaya alıştırılmaktan farklı bi durum

      • Nazif diyor ki:

        Sadece Fatih Bey,

        Rehavete kapılmadan aynen devam kardeşim…Sen doğru yoldasın inşallah.

  17. Feyza diyor ki:

    Harika bir yazi olmus mutlu ve evli hanim. Allahu Teala bir yastikta kocatsin ve mutlulugunuzu daim eylesin.
    Ozellikle su tesbitiniz cok hosuma gitti, tasavvurum da bu yondeydi.
    Kadinin kadinlik vasfi, koz degil de dogru anlamda anlasilip kullanildigi takdirde, fitratindan gelen sevilme, begenilme, sahiplenilme ihtiyaclarini en guzel sekilde karsilayabilecegi mukemmel bir nimet, cekim alani.
    Ben kendi cinsim adina almam gerekeni genel itibariyla aldim. Dilerim bekar erkek kardeslerim de kendilerine yonelik tavsiyeleri ozumser ve kulaklarina kupe ederler.
    Yalniz, bir kadini sirretlestiren sey ne olabilir? Bunu dusununce aklima cok uc ihtimaller geliyor. Yani o denli cadalozlasmasi, sirretlesmesi icin cok buyuk bir problem olmasi gerekmez mi?

    • mutlu hatun diyor ki:

      Hayır gerekmez. Kadın sevilmediğini değer görmediğini düşünüyorsa her şeyi kavga sebebi yapabilir. Adamın en küçük ihmalini hatasını büyütebilir, sen zaten şöylesin gibi genellemelere çekip evin içinde terör estirebilir.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        “Kadın sevilmediğini değer görmediğini DÜŞÜNÜYOSA her şeyi kavga sebebi yapabilir.”

        Tez-tespit doğru, ya kadın bu düşüncesinde YANILIYORSA?

        Kendi elinde ki bombanın fitilini ateşleyen kadın, pireyi deve, gereksiz kapris yapan kadın, erkeğinin hayatını ve dünyasını cehenneme ceviren kadın ama kabahat yine erkeğin, öyle mi?

        Adama demezler mi ” İYİ DE HIRSIZIN HİÇ Mİ KABAHATİ YOK KARDEŞİM”

        • mutlu hatun diyor ki:

          Abdullah bir kardeş, galiba yanlış anladınız biz burada suçlu kim tartışması yapmıyoruz. Kadın çok suçlu olabilir lakin sebebi büyük ihtimalle duygusal sorularıdır diyoruz. Bu yaptığında haklıdır da demiyoruz. Ama fıtratı icabı olaylar böyle gelişiyor. Keşke kadınları da erkekleri de alıp kendi kafamızda göre şekillendirebilseydik ama ilahi hikmet onları böyle yaratmış. Bize beğenmemek değil bu işin içinden nasıl çıkarız diyerek hikmete ayna olmak düşüyor.

          Yani suçlamak için değil çözüm göstermek için erkeklere ‘değer verdiğinizi hissettirin’ diyoruz.

          Kadın sevilmediğini hissediyorsa erkek öyle hissetmemesi için elinden geleni yapmalı. Kadına yanıldığını bir şekilde anlatmalı. Kalbini kırmamaya çalışmalı. Yine de olmuyorsa adam en azından huzur-u Rahman’a elinden geleni yapmış olmanın rahatlığıyla çıkar. Dünyada da içi rahat eder, vicdan azabı çekmez. Kadın da iyilikten anlamamış biri olarak Allah’a hesap verir.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sayın Mutlu Hatuna…

            Öncelikle yuvanızda ki huzurunuzun, mutluluğunuzun artarak daim olmasını Allah’tan nıyaz ediyorum hanımefendi.

            Ortada bir “yanlış anlama” var, bu doğru; ama ben sizi değil, siz benim ifadelerimi yanlış anlamışsınız. :-)

            Çünkü, ben sizin yazdıklarınızı-tespitlerinizi (tez-tespit doğru) ifadeleri ile DOĞRULADIM, ONAYLADIM.

            Hatta, “YA KADIN DUYGULARINDA YANILIYORSA” sözleriyle konuyu sizin “kadın suçlu olabilir” ifadelerinizin bir adım ötesine taşıyarak olayı “SEBEP-SONUÇ” bağlamında değerlendirilmesini sağlamak istedim.

            Kadınların kocalarına karşı “agresif, şirret, şüpheci vb” davranışlarının sebebinin DUYGUSAL olduğu tezinize-iddianıza da katılıyorum.

            Görüldüğü üzere buraya kadar sizinle hemfikirim, sizi yanlış anlamadım ve eleştirmedim. Anladığım kadarıyla siz kadınların “duygusal problemlerini” mutsuzluklarının, evliliklerinde yaşadıkları “sorunların sebebi” olarak görüyorsunuz.

            Ben ise sizden farklı olarak kadınların hayatını (cocukluk, genç kızlık, evlilik ve sonrası) en başından itibaren “sebep sonuç” ilişkisi ile değerlendiriyorum. Bir başka ifade ile kadınların duygusal problemlerinin, yanlış algılamalarının, algı yanılsamalarının (farzetmelerinin, zannetmelerinin ) sebebinin sadece EVLİLİK HAYATI ile sınırlı olmadığını, bir sonucun “sebebi” olan bir şey(ler)in aynı zamanda başka bir yaşanmışlığın-sebebin “sonucu olduğunu söylemeye çalışıyorum. Özetle, benim bu konuda ( kadınların evliliklerinde agresif, şirret, huzursuz ve mutsuz olmaları) size ve diğer insanlara anlatmak, göstermek istediğim sey olayların

            SEBEP–>SONUÇ–>SEBEP–>SONUÇ

            seklinde zincirleme devam ettiği ve bu nedenle de kadınların evlilik hayatında yaşadıkları problemlerin temel-asıl kaynağının-sebebinin “duygusal problemler” olmadığını, olay bu sekil de görüldüğünde, değerlendirildiğinde ulaşılacak sonucun ve uygulanacak iyileştirici yöntemlerin-tedavilerin HATALI-YANLIŞ olacağının bilinmesini istiyorum.

            Ayrıca, sizin ifadenizle “olayların kadınların fıtratı gereği” böyle gelişmesi tezinizde hatalı. Çünkü, kadınların böyle (şirret, asi, şüpheci, başına buyruk, vb) davranmalarının sebebi “yaratılış fıtratları” değil, tam aksine Allah’ın yarattığı “hikmetli kodlara, fıtratlarına ters-aykırı davranmalarıdır”

            Bu konuyla alakalı çok uzun ve detaylı yazıları daha önce yazdığım için tekrar derinlemesine bu konuya girmek istemiyorum efendim.

            “erkeklere ‘değer verdiğinizi hissettirin’ diyoruz.” demişsiniz.

            Burada da sizinle hemfikirim. Amam emin olunuz ki daha önce ki olumsuz bakış açısı, yaşanmışlıkları, kötü tecrübeleri, yanlış bilgileri, algı bozuklukları, tabuları, (özellikle el-alem tabusu) şımarıklıkları vb nedenlerle “KENDİSİNİ KİLİTLEMİŞ veya KORUMA ALTINA ALMIŞ, PEŞİN HÜKÜMLÜ, ASİ, ŞIMARIK YETİŞMİŞ, ÇOK BİLMİŞ ama HADDİNİ BİLMEYİ ÖĞRENMEMİŞ, PSİKOLOJIK SORUNLARI OLAN” Kadınlara hiç bir erkek kendisini, duygularını ve O’nu sevdiğini NET ve DOĞRU bir şekilde İFADE EDEMEZ, HİSSTETİREMEZ, A-N-L-A-T-A-M-A-Z

            “Yine de olmuyorsa adam en azından huzur-u Rahman’a elinden geleni yapmış olmanın rahatlığıyla çıkar.” demişsiniz.

            Evet buda doğru ama, tekrarı olmayan dünya hayatında da huzurlu ve mutlu olmak erkeklerin hakkı. Bu nedenle erkeklerin coğunluğu telafisi olmayan dünya hayatını böyle bir kadının yaşanmaz hale getirmesine, hatta cehenneme cevirmesine seyirci kalarak heba etmeyi düşünmez.

            “Kadın da iyilikten anlamamış biri olarak Allah’a hesap verir.” demişsiniz.

            Sadece İYİLİKTEN ANLAMAMANIN (namkörlüğün) hesabını verecek olsa iyi. Asıl hesabını vereceği şey kadınların üzerinde Allah’tan sonra ki en büyük hak olan KOCA HAKKI.

            Kendisine hayatı zehir eden ( Salih bey örneğinde olduğu gibi) bir kadına da hakkını helal edecek olan erkeğin aklından şüphe ederim.

            Selam ve dua ile

      • Feyza diyor ki:

        Ama boyle bir durumda kadinin sirretlesmesi ne dereceye kadar musamaha ile karsilanabilir? Yani sanirim bunu ayirdetmek gerekiyor. Cunku bu cok goreceli bir durum sevgili Mutlu hnm.
        Yani tamam biz kadinlarin icinde kucuk bir kiz cocugu var, kendimde de var :) ama cocuktan cocuga da fark var.
        Orn., bazi cocuk bir sekerle mutlu olur, bazi cocuk uzaktan kumandali araba ile.. beklentisi yuksektir.
        Sanirim sevgi ve ilgi erkek tarafindan genel zamana yayildiginda kadinlarin da ufak tefek ihmalkarliklara musamaha gosterip sorun etmemesi gerekiyor. Yani kucuk kiz cocugunu biraz da husni zanla beslemek en guzeli :)

      • Zeynep diyor ki:

        Çok sakin biri olmama rağmen mesela çocuğuma hiç bağırmam eşime de sesimi yükseltmem ama ayin belli dönemlerinde eşime karşı hircinlasiyorum sonra geçince pişman oluyorum ama her ay aynı şeyleri yaşıyoruz elimde olmadan .Bekarken bunları yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi fitraten kolay sinirlenmeyen hep gülen pozitif bir insan olduğum için konuşuruz anlasiriz diye düşünürdüm. Ama evlenince eşimden ilgi beklediğimi farkettim .özellikle bazı dönemlerde hormanlardan diyorum eşim kendini öyle kosullandiriyorsun diyor.Aslında büyük problemlerimiz yok ama bazen eşimin beni sevmediğini beğenmediğini düşüyorum hircinlasip olmadık şeylerden tartışma çıkarıyorum eşime hayatı zindan ediyorum tabi kendime de her ay birkaç gün Böyleyiz sonra düzeliyoruz eşimden Özür diliyorum sonra yine aynı ama eşimde biraz ilgi gösterse eve geliyor bütün gün televizyon ya da internetin başında ben de işten gelince yemek çocuk evi topla sonra e eşimde özel ilgi bekliyor ben bunları yaparsam mutluyuz .Bazı zamanlar da ilgiye ihtiyacım oluyor en azından güzel bir söz .Genelde ilk tanıştığım insanlar çok güzel olduğumu söyler bu beni çok mutlu ediyor . Güzel olduğumu biri söylesin bütün gün ağzım kulaklarımda gezerim ama eşimden senede bir anca duyarım .Burdan biri yazmıştı erkekler ile kadınların güzellik algısı farklı diye ben de heralde kadınlara göre güzelim esim beğenmiyor diye düşünüyorum artık .

        • Feyza diyor ki:

          Zeynep hnm.
          Guzelliginizi on plana cikaracak birseyler yapsaniz mutlaka farkeder esiniz. Begenmediginden degildir hic sanmiyorum, akil edemiyordur muhtemelen. Aklina getirecek birseyler yapsaniz belki hatirlar :) Bu kadar kadinin icinde sizi begenmis ki sizinle evlenmis, daha ne olsun :)
          Guzelliginize guveniyorsaniz bunu kullanmaya calisin ise yarar. Mutluluklarinizin devamini dilerim, cok samimi geldi cevabiniz :))

          • Zeynep diyor ki:

            Yani yine benim gayretim önemli diyorsunuz .Feyza hanım maşallah sizinle evlenen dünyanın en mutlu erkeği olur heralde çok samimi söylüyorum gıpta ettim size .Güzelliğimë güvenmiyorum iffet ve edep ile suslemedikce imtihan olur bizim için ama nasıl kullanacağımi anlayamadım eşimi mutlu etmek icin ise işte orda eksiğim var yani edali falan değilim o yüzden görüntü ise yaramıyor 😊Benim bir arkadaşım var maşallah bir kahkaha atar ev dolusu yürüyüşü bile etkiliyordur eşini eminim .Kendisine cok derim senden özel ders alayım bana kadınlık öğret diye dışarda yine böyle olup evde onun gibi olabilir miyim sonradan öğrenilir mi acaba

          • Feyza diyor ki:

            :) Bunu bilmiyorum Zeynep hnm. Calismadigim yerden sordunuz, biz daha o konuyu islemedik :) Bir iki sey yazayim yine de gozlem dahilinde..
            Yani guzelliginiz yerindeyse zevkine hitap edecek ve size yakistigina inandiginiz birseyler giyin evde ornegin. Siz daha iyi bilirsiniz ama aynada bakinca o goruntunuzle guzelliginizi hissediyorsaniz esiniz de farkeder muhtemelen. Eger evde pijama esofman vs ile gun geciriyorsaniz arada dikkat edin, mesela guzel oldugunuzu duymaya ihtiyac duydugunuz gun guzellestirin kendinizi ki guzelliginizi hatirlasin esiniz :)
            Bazi kadinlar oyle oluyor bir gulusu yetip de artiyor, edali, isveli vs Albenisi yuksek oluyor. Biraz yapi meselesi sanirim ama birazi da sonradan da ogrenilebilir nihyetinde kadin fitrati buna meyilli. Icinizdeki cevheri cikarmak icin bir akeologa ihtiyaciniz vardir belki :) Arkadasinizdan yardim alabilirsiniz. Zaten siz esinizin zevklerini yillar icinde ogrenmissinizdir. Bazi erkekler de sadeligi sever, satafat sevmez. Kisiden kisiye degisir bu. Nabzini biliyorsaniz ona gore serbetini hazirlayin :)
            Ekseriyetle ev giysisiyle gordugu esini arada bir de kendisi icin bakimli ve hazir gormek saniyorum her erkegi mutlu eder ve siz de bu farkindalik sonrasi duyacaginiz iltifatlarla icinizdeki kucuk kizi simartabilirsiniz. Iki taraf da memnun kalir.
            Muhtemelen esinizin biraz durtulmeye ihtiyaci vardir. Iffet ve edep ile disarda susluyorsunuz muhim olan ve bizden istenen de bu. Evin icinde oldugu surece rahat olun derim. Guzelliginizin sukrunu eda edin.
            Kisaca, kocasina Zuleyha, kalanina Meryem..

        • cihad diyor ki:

          zeynep hanım

          aynısı benim hanımda da var. Kadınlığa mahsus özel hallere yakın veya o halin içindeyken oluyor. Biz asabiyeti o özel halin ruha etkisi olarak algıladık ve ona göre davranmaya çalışıyoruz. ben erkek olarak o dönemde daha anlayışlı olmaya,ilgimi artırmaya çalışıyorum veya çocuklarla ben ilgilenip onu istirahat etmeye gönderiyorum. biraz uyku iyi geliyor. veya ev işlerini biraz gevşetmesini söylüyorum. hava iyiyse biraz dışarı gidip hava almakta olabiliyor,misafirliğe gidip eş-dostla muhabbet etmekte yaptığımız/yapılabilecek uygulamalardan.

          yine de sıkıntı olmuyor mu, oluyor tabi. hanım bana bir bahaneyle çıkıştığında (bundan kaçamazsınız alakalı-alakasız her konuyu sizin üstünüze yıkmaya çalışır veya kusurlarınızı sıralamaya başlar vs.) cevap vermemeye çalışıyorum. sonradan bundan pişman olup özür dileyeceğini “ne yapayım,sana da nazlanmasam kime gideyim” diyeceğini bildiğim için pek umursamıyorum doğrusu.

          ben onun bu haline, oda bizim başka hallerimize sabrediyor. böylelikle geçiştiriyoruz gitsin. bu alemde herşey mükemmelen olamıyor maalesef. birbirini idare etmek en çok eşler arasında lazım olan birşey.

          not: tv ve internet aile içerisinde muhabbete zarar veren iki unsur..bunların yüzünden aile hayatları biten insanlar var. yapabilirseniz hayatınızdan kesin ve net olarak çıkarmanızı tavsiye ederim. farkını göreceksiniz. yalnız elektrik gittiğinde değil her daim muhabbet edebileceğinizi keşf edersiniz

          selametle….

          • Zeynep diyor ki:

            Aynen o dönemlerde oluyor elimde değil gerçekten yine bağırıp çağırmiyorum kimseye ama alıngan ,sulu göz , suratsız oluyorum .Normalde hiç takmadigim şeylere tahammül edemiyorum hep de sen beni sevmiyorsun diye agliyorum o günlerde. Sonra o sevgi dilenen halimden nefret ediyorum düzelince .Aslında eşim pek sevgisini gösteren biri değildir ben de alışkınim o haline ama bazen takıliyorum kalıyorum Teşekkürler yürüyüş ve uyku tavsiyenizi deneyeceğim Allah mutlugunuzu artırsin inşallah

        • havva diyor ki:

          Zeynep hanım, eşinizin hormonlar konusunda kendini koşullandırıyorsun sözüne katılıyorum. Zira çok sakin bir insan olduğunuzdan bahsediyorsunuz. Hormonların sizi bu kadar değiştireceğini düşünmüyorum. Siz bahsettiğiniz üzere eşinizin sizi sevmediğini ve beğenmediğini düşündüğünüz için kendinize olan güvensizliğinizden hırçınlaşıyor olabilirsiniz. Kaç yıllık evlisiniz bilemiyorum ama kendi tecrübelerimden size tavsiyem, eşinize kızdığınızda surat asmamanız, eve geldiğinde kapıda (ne olursa olsun) hoşgeldin diyerek güleryüzle karşılamanız, sıkıntı ve sorunlarınızı bağırarak değil de sakin bir şekilde ifade etmeniz. İstemediğiniz bir şeye direk hayır demeyerek, şöyle yapsak nasıl olur gibi kelime oyunlarıyla yumuşatmanız. Eşiniz belki yapı olarak romantik sözler söyleyen biri değildir. Ama belki sizin için meyve soyması, çocuğunuzla ilgilenmesi vb. bunlar sevgi belirtileridir. Yine de ev işlerine yatkın değilse yardım etmesini beklemeyin. Başka yardım eden eşlerle kıyaslamayın. Çünkü gerçekten bazı erkeklere göre ev işleri deveye hendek atlatmak gibi bir şey. Fazla yıpratmayın kendinizi. Hele ev hanımıysanız hiç iş beklemeyin…

          • Zeynep diyor ki:

            Hircinlasiyorum dediysem evde terör estiren bir halde değilim tabiki . Normalden çok daha alıngan tahammülsüz oluyorum bide suratsız olduğumu söyler eşim ben farketmem pek normal duruyorum sanarim. çalışıyorum ev işlerini de kendim yapiyorum yardım istemem normalde eşimden yaparsa mutlu olurum daha çabuk bitti diye eşim de rahatına düşkün pek sevmez ev işi yapmasını o yüzden yardım etsin diye beklemiyorum sadece benim beklediğim arada iltifat etsin şakalassin benimle.Evde ya haber maç izler ya da internetten oyun oynar çok şükür sosyal medya kullanmaz ama fazla vakit öldürüyor.Ben de evde oldugum da temizlik yemek çocuk ile ugrasiyorum bas basa oturamiyoruz. Cocugu erken yatirip ben ayarlamaya calisiyorum ozel zamani onu da burdan ogrenmistim eşimde benimle sohbet etmek yerine maç izlemeyi tercih ediyor . çok takılımiyorum sadece bazı dönemlerde özel ilgi bekliyorum yeni evliyken olduğu gibi .6 yıllık evliyim bu arada .Tavsiyeleriniz için teşekkürler esim geldiğinde evdeysem mutlaka kapıda karşılarım güler yüzle bunun faydasını görüyorum gerçekten fakat kelime oyunlarını beceremem yine de deneyeceğim

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Zeynep Hanıma…

          “bazen eşimin beni sevmediğini beğenmediğini DÜŞÜNÜYORUM (bu ifadenin doğrusu zannediyorum’dur)” demişsiniz.

          Neden böyle zannediyorsunuz?

          Uygun bir zamanda ve tatlı (hesap soran değil) bir dil ve uslup ile kocanızın sizi sevip sevmediğini sordunuz mu?

          Sizin için SEVGİ-SEVİLME-İLGİ-BEĞENİLME nedir, nasıl olmalıdır, bu konuda ki kriterleriniz nelerdir?

          Anladığım kadarıyla genç ve güzel bir hanımsınız, Allah ömür verirse önünüzde uzun bir hayat var.

          Benden size bir ağabey tavsiyesi:

          Evlilik hayatınızın ömrünüzle aynı olmasını istiyorsanız görünürde kocanıza KÖLE, gerçekte ise kocanızın SULTANI olun.

          Bunun nasıl mümkün olduğunu da aslında siz kadınlar çok iyi biliyor ve isterseniz bunu çok iyi yapıyorsunuz.

          Hayırlı işlerinizde kocanızın YAR’i olduğunuz sürece Allah sizinde yar ve yardımcınız olsun.

          • Zeynep diyor ki:

            Teşekkürler abi benim bahsettigim aslında çoğu evde yaşanan durumlar fakat benim istediğim öylesine yaşanmış bir ömür değil gerçekten birbirimize Yoldaş birbirimizin günahlarına kalkan olabileceğimız bir evlilik bu yolda eşime köle olmaktan da hiç gocunmam .Siz yazınca hatalarımi gördüm o yüzden yazmıştım zaten yorum olarak Teşekkürler katkınız için

        • .../nisa diyor ki:

          Zeynep hanım,

          Bahsettiğiniz konuyu biraz araştırmıştım. Bu durum yılda birkaç kez tekrarlanıyorsa sendrom. Baş ağrısı ve mide bulantısı şeklinde de olabiliyor sinirlilik ve ağlama şeklinde de olabiliyor. Hormonlarla beraber demir eksikliği anemisi varsa sinir sistemi etkileniyor. Öncesinde aşırı strese maruz kaldıysanız buda sebep olabilir.

          • Zeynep diyor ki:

            Bendeki mens öncesi sendrom sanırım .O dönemde daha hassas oluyorum ama sadece eşime karşı kayinvalidemler bizde olduğu zamanlara da denk geliyor onlarla hiç problem yaşamadım bu konuda oğluma da aynı davranirim o dönemde benim hormonların eşime bir husumeti var anlamadım ☺😊En çok korktugum da öyle bir haldeyken ölmem eşim hakkını helal etmez heralde beni hep öyle hatirlamasini istemem

          • .../nisa diyor ki:

            Zeynep hanım,

            Sizin hormonlar eşinizi hedef almış insanı nazı en çok sevdiğine geçer misali eşinizin üstüne üstüne gitmişler. :)

            Bu dönemde bol bol uyumaya çalışın. Elektronik aletler insana elektrik yüklüyor abdest alır gibi yüzünüzü ellerinizi yıkayın. İnternette faydalı olacak öneriler yazılmış. İsterseniz bir bakın. Rabbim ailenize huzur muhabbet versin.

  18. mutlu hatun diyor ki:

    Ben de ‘Yürüyen Bir Ölünün Yaşadıkları’ yazısının altındaki yorumum nereye gitti diye bakınıyordum. Demek buraya yazı olarak eklemişsiniz. Teşekkürler :)

    • cihad diyor ki:

      mutlu hatun/hanım;

      evli ve aile saadeti nimeti nasip olmuş biri olarak bu yazdıklarınızın altına imzamı atıyorum. Hakikaten çok doğru tespitler ve güzel bir anlatım. Sizi tebrik ederim.
      yorumunuzu okurken sanki bizi anlatıyorsunuz gibi geldi bana. sonra dedim ki bu kadar doğruyu nasıl yapmışız biz diye hayret ettim. zannedersem işin sırrı dua ve ilticada. sebep olarak ta doğru bir iletişim ve iyi bir gözlemle kendini güncelleyerek sürekli öğrenmek.birbirini iyi tanıyarak ona uygun davranmak.

      not: yürüyen ölünün yaşadıklarının altına yazdığınız yorumunuzda cinsellik ile ilgili yorumunuz biraz farklıydı o sebeple küçük bir itirazım olmuştu ama burda daha doğru ifade etmişsiniz.

    • Süleyman diyor ki:

      Mutlu Hanım

      Çok güzel anlatmışsınız. Tebrik ederim. Allah yuvanızı daha da güzel ve huzurlu etsin inşAllah.

      Özellikle erkeğin sabırlı olması dediğiniz gibi erkeğin ana özelliği olmalı. Özellikle Hz. Ömer (R.A.) başından geçen menkibede de görüyoruz bunu.

      Hayat inişli çıkışlı. Sanırım biz bu gerçeği kabul edemiyoruz. Ben mesela hep şunu söylerim. İnsan kendini zorlayacak, üzecek, rahatını bozacak işler yapmalı. Mesela evden çıkmak istemiyorsunuz, tam keyifli bir vaktinizdesiniz, yalnız birden bir hayır işi çıktı. Ya da siz mutlu olmanıza rağmen böyle dışarıda bir güzel iş yapmak için kendinizi zahmete soktunuz. Canınız sıkıldı hatta biraz. Bence bu gerekli. Yoksa siz kendinizi sıkacak ve zorlayacak bir iş bulmazsanız gene bir şekil sizi üzecek veya zorlayacak bir durum oluyor. Hemde bu sefer daha kötü bir şekilde yaşıyorsunuz bu durumu. Genede duruma dikkat etmek lazım.

      Babam hep bana ahiret için ağlayan ve üzülen içi ferahlar, maddiyat için ağlayıp üzülenin ise gönlü daralır derdi.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku