Evliliği Ayakta Tutan Sebepler

21 Aralık 2015Ademler & Havvalar, Haberler5 Yorum »

evlilikPsikolog Gani Eser evliliği ayakta tutan ana sebeplere ve en çok merak edilen sorulara ışık tuttu.

Denge

Evliliği ayakta tutan ve geliştiren şey dengedir. Evlilikler zamanla dengeyi bulan, uyum sağlayan organizmalardır. Nasıl birey kendi içinde uyumu sağlayamadığı, sözleri, eylemleri ve inançları farklı frekanslarda olduğu zaman sosyal kabul görmüyorsa, evliliklerde de uyumsuzluk kötü sonun habercisidir. Denge sağlanamıyor, uyum gerçekleşemiyorsa da evlilik devam edebilir ama nedeni artık sevgi değil, zorunluluklardır. Çocuklar, bir tarafın ekonomik özgürlüğünün olmaması, düzenin değişmesinden korkmak gibi nedenlerle sürdürülen çok sayıda evlilik var toplumumuzda maalesef.

 

İçinde sevgi olmayan evlilikler çocuklar için de çiftler için de sağlıksız ortamlardır. Ama toplumsal baskı ve belirsiz gelecekten duyulan korku yüzünden bir şekilde sürdürülüyor. Sevgi ile büyümeyen çocukların sayısı ne yazık ki bu yüzden sürekli artmakta. Denge derken; zamanla eşlerin farklı rolleri üstlenerek bütünleşmelerini, biri duygularıyla hareket ederken diğerinin mantığını kullanmasını, iş bölümü yapmalarını, karşılıklı sorumluluk almalarını ve eşit olmalarını kast ediyorum.

 

Evliliğin birinci yılı zor bir dönemdir. Bu süreçte denge sağlamak çok kolay değildir ama kritik eşik aşıldığında taşlar yerine oturmaya başlar. Uyum sağlandıktan sonra yaşam kolaylaşır, evli olmanın, birlikte daha güçlü ve sevgi dolu olmanın tadına varılır. Sorumluluklar paylaşıldıkça ve empati kuruldukça birlikte daha güçlü olduklarını fark eden eşler tek başlarınayken yapamadıklarını birlikte başarmanın hazzını tadar ve yaşam kalitelerini yükseltmek için daha kolay motive olurlar.

 

İlişkilerde en çok hangi hatalar yapılıyor

Öncelikle iletişim kurmayı bilmiyoruz. Ben merkezli yaklaşıyoruz olaylara. İlişki öncesi bireysel yaşamımızdaki alışkanlıklarımızı değiştirmek istemiyoruz. Esnek değiliz. Biz olmayı bu yüzden başaramıyoruz. Olduğumuz gibi davranmakta ya da eşimizi olduğu gibi kabul etmekte zorlanıyoruz. Başkalarıyla kıyaslıyoruz veya kıyaslanıyoruz. Kırıldığımız zaman derdimizi anlatmak yerine sessiz kalmayı tercih ediyoruz. Önceki ilişkilerimizin izlerini silmekte ihmalkâr davranıyoruz. Birbirimizin çevresine saygı göstermeyi beceremiyoruz. Duygusal şantaja başvuruyoruz.

 

Empati kurabilsek; eşimizin de ilişki için fedakârlık yaptığını, eski alışkanlıklarını terk ettiğini görebilsek hatamızı fark edebiliriz belki. Hep kendi penceremizden bakmaya alıştığımız için “biz” olmakta zorlanıyoruz. Hata yapan eşimizin özür dilemesini bekliyoruz boşuna. Uzun sessizlikler, kaprisler gittikçe birbirimizden uzaklaşmamıza neden oluyor. Oysa onu affettiğimizi hissettirecek bir sözle yaklaşmayı denesek belki o anda sona erecek kırgınlığımız. İncir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden bitiveren evliliklerin sayısı hiç az değil.

 

Bir evliliğin olumsuz yöne doğru gittiğini gösteren sinyaller nelerdir

Eşinizin gözünün içine bakmadığınızı ya da onun gözlerini sizden kaçırdığını fark ediyorsanız alarm çalmaya başlamıştır.

Modern yaşamın hızına ayak uydurabilmek için koşturmaktan, trafikte zaman kaybetmekten, çocukların sorumluluklarını yerine getirmekten yorulup birbirimize sadece alışkanlıklarımız nedeniyle mekanik ilişkiler çerçevesinde yaklaşıyor olabiliriz. Eşinin saçını kestirdiğini fark etmeyen, günlerce birbirinin yüzüne bakmayan evli çiftler var. Kötüye gidişin sinyalleri her yerde var ama görmek isterseniz görebilirsiniz.

 

Çocuk faktörü evliliği nasıl etkiliyor

Ebeveynin bakış açısına, tutumuna göre olumlu ya da olumsuz yönde etkiler. Bir tarafın istemediği çocuk daha anne karnındayken bunu duyar ve hisseder. Sorumluluk eşlerden birine yüklenirse hayat kalitesi düşeceğinden çocuğuna da eşine yeterli ilgiyi gösteremeyecektir. Kendisini istemeyen anne ya da baba ile büyüyen çocuk hayat boyu güven sorunu yaşayacaktır.

 

Kötü giden bir evliliği toparlayabilmek için son çare olarak dünyaya getirilen çocuklar bazen boşanmayı engellese de içinde sevgi olmayan, şiddetin, huzursuzluğun baskın olduğu ailelerde büyümenin travmasını yaşarlar.

 

Eşlerin kritik eşik olan ilk yılı tamamlamadan çocuk sahibi olmayı düşünmemelerini tavsiye ediyorum. Anne baba olmak çok büyük bir sorumluluk. Çevreden gelen baskılara boyun eğmemeli, çocuğun sorumluluğunu üstlenebileceklerinden emin olduklarında, her ikisi de bunu istediğinde karar vermeleri en doğrusu.

 

Bir evliliğin olumsuz yöne doğru gittiğini fark eden eşler ne yapmalı

Nedenine göre değişir. Tekdüzelik, sadakatsizlik, sorumlulukların adil dağılmaması ve sair nedenlerden kaynaklanabilir. Bir taraf evliliği sürdürmek istiyorsa iletişim kurarak olumsuzluğun nedenlerini ve neler yapabileceklerini konuşabilecekleri bir ortam oluşturmalı. Sorunu karşısındakinden önce kendisinde arama olgunluğuna sahip olabilirse, ilişkiye objektif bakabilirse, çözüm odaklı yaklaşabilirse kriz atlatılabilir. Konuşmak, yargılamamak, empati kurmak, sevgi ile yaklaşmak evliliğin devamını sağlayabilir.

 

Bir taraf sürekli ayrılmaktan, gitmekten bahsediyorsa muhtemelen diğerini kaybetme korkusu yaşamıyordur. Az da olsa kaybetme korkusu ilişkilerin can simidi olabilir. Neyi kaybedeceğini net olarak görebilen, fark edebilen eş kendine gelebilir.

Okunma Sayısı : 8.652

Yorum yapın

“Evliliği Ayakta Tutan Sebepler” için 5 Yorum

  1. duck dedi ki:

    Mesele kadın erkek eşitliği değil.şahsiyet vicdan merhamet olmaması.kadın ve erkekde şeref ve namus yoksa .nasıl yaşadığın değil nasıl yaşattığındır…

  2. Nehir dedi ki:

    Evliliği ayakta tutmak için herkesin imtihan olduğu birşeyler vardır mutlaka. .Benim de en büyük imtihanım bu aralarında Eşim ve Annem..
    Hani denge diyor ya nasıl denge sağlayacağını bilemez bir durumdayım..Annem bir yıldır eşim ve yengem (abimin eşi )hal ve hareketlerinden suphelenmeye başladı hani aralarında gönül ilişkisi var gibi hareketler tavırlar sergilemeye başladı..Ben ablam ve abim aynı şehirde oturuyoruz annem başka yerde..Bizlere gelince hani annem gelmiş diye bir arada oluyor ama mutlaka mahremiyete dikkat ediyoruz..Annemden sürekli bir panik havası kapımız acıksa bizim kapımızı kapatır..erkeklerin açıksa onlarınkinı kapatır..ablamlarda veyahut abımdeysek bizi erken eve gönderme çabasına girer..Eşim oğluma seslenınce yengemın dikkatini cekmeye calısıyor..vs.vs.Ve ben bu durumdan artık çok rahatsiz olmaya başladım..
    Eşimden bir sure aceba olabilir mı diye gozetlemeye başladım ama eşim yengemle konuşan bir arada oturan biri değil ve herhangı birşey de göremedim ..Yengem zaten o sahsıyette biri değil..İşin kötü yanı annem diğer abimin hanımına da başka biriyle ilgisi var gibi ısnad da bulundu..Ve dayılarımda suphecılık gıbı huylar cok var ve dolayısıyla annemde de..Cok zor cok baskıcı ve suphecı bir anneydı..Anneme artık hasta gözüyle bakıyorum ama inanın her gelişinde yaptığı hal hareketler artık beni bunaalıma sokmuş durumda..Nerde nasıl davranacagımı bılemıyorum ..Anneme mı yoksa esıme mı kızsam..Bır delil bulsam evet esımı suclayacagım ama bır yıldır hıcbırsey goremedım bulamadım…Her ne kadar ortada bırsey yoksada esıme halıyle yansıtıyor soguk davranıyorum…
    Annemin böyle düşündüğünden kimsenin haberi yok.. ablamla ben biliyoruz sadece
    Artık bende çok yoruldum..Rabbım sen kolaylastır zorlastırma ..

    Bu sitedeki uzman kişilerden yardım istiyorum lütfen yardımcı olun …Bana tavsiyesi olan kardeşlerinden mutlaka tavsiyelerini bekliyorum..Şimdiden Teşekkürler..

    • zehra dedi ki:

      gozunuzle gormeden, zanla sakin esinizi suclamayin.

      annenizin psikiyatrik bir hastaligi olabilir. bir doktora goturmenizi tavsiye ederim. sonucta onlar bu konusa egitim aliyorlar, vesveseler normal mi yoksa bir psikiyatrik hastalikla alakali mi anliyorlar.

  3. ANIL dedi ki:

    şimdiki evliliklere bakıyorumda ne hassas ve ve narin bir yapıya donüşmüş en ufak kavgalar bile büyütülüp ya karakolda yada mahkeme salonlarında devam ediyor.
    biten ve bitecek evliliklerin tek sorunu aile içinde yasanmış olan davranısların ücüncü kişiler aktarılmasıyla bitemesiyle sonuclanıyor.
    esler birbirlerini tanımdan karsıdaki eslerin anne baba kardeslerini tanımaya baslıyor ve onlarla anlaşamama evlilikleri sıkıntıya itmekte.
    kendi başımdan gecen bir olayda karsıdan duydugum bir soz vardı aynı sözü bir kaç bosanmıs arkadasdan duydum..kızım elin adamına bakacağına gelsin babasına ailesine baksın ben kızımı baskasına hizmetci vermedim..asıl olan elin adamı zaten calısan kazancı olan adam da karsı tarafın sadece maddi cıkar saglamak için yaptıgı bir edepsizlik….
    gercek olan varki es evinde mutlu olamayan kadın ve cocuk kızın baba evinde daha da zor günler gecirmektedir.gecim ve dul kalan kadın ve ikinci es de ki sorunların daha fazla olması ve dul kadının umdugunu bulamaması..
    ah ile giden koca bir vah ile kalır….

  4. Defne dedi ki:

    Yakin bir zamanda kimse evlenmeyecek. Evlenenlerde Evlilik cok iyi bir sey olsaydi bosanmazlardi. Evlilik kurumu can cekisiyor. Modern Yasamda yeride olmamali zaten.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve esirgeme var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunlarda düşünen kavim için ayetler vardır.(Rum Suresi 21.ayet)"

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku