Evlilik hayatında erkekler kadınlardan ne bekler?

15 Eylül 2014Kadın95 Yorum »

Evlilik hayatında erkekler kadınlardan ne bekler?Evlilik hayatında çoğu şey müşterek, ancak beklentiler farklı olabiliyor. Yıllar geçse de eşler birbirlerine önceliklerinin ne olduğunu net bir şekilde dile getiremeyebiliyor. Özellikle erkekler ne istediklerini anlatmakta, kendilerini ifade etmekte çok sıkıntı çekiyor.

Evlilikte erkeğin kadından beklentileri genelde kadının beklentilerinden daha fazladır. İkisi de aynı işyerinde çalışıp yorulsa da erkek, eve girer girmez “çok yoruldum” diye uzanır. Kadının böyle bir lüksü olmadığı gibi üstelik erkek, ondan bir de güzel “yemek” bekleyebilir.

Evin düzenli-tertipli, elbiselerinin temiz ve ütülü olmasını, hatta kimi erkek, içeceği bir bardak suyu bile eşinin getirmesini bekler. Cep telefonunun nerede olduğunu, gözlüklerini, çoraplarını nereye koyduğunu, arabanın anahtarının nereye bırakılmış olabileceğini hülasa buna benzer birçok şeyi kadından hep “hizmet” olarak bekler.

En önemlisi ise, erkekler, annelerinden gördükleri karşılıksız “şefkat”, “sevgi” ve “ilgi”yi eşlerinden de beklemektedir.

Fakat annesinin “Aa! Burnun akmış gel sileyim” dediği gibi; “Mendilini aldın mı? Anahtarın, telefonun cebinde mi?” vb. sorularla çocuk gibi idare edilmek yerine, ayrıca fizikî gücünü göstermek için eşinin kendisini bir “kahraman” gibi görmesini de bekler.

Yaratılış itibarıyla şiddet, saldırganlık, sinirlilik, kabadayılık, özgürlük ve kural tanımazlık özelliklerine yatkın olduğu için erkekler, eşlerinin bu duygularını kontrol altına almasına yardımcı olacak “sakin, itidalli, hoşgörülü, anlayışlı, idareci” olmasını bekler.

Aileyi idare ettikleri için ülke idare eden kral gibi “saygı” görmek ve asla “tenkit edilmemek” ister.

Bu hay huy içinde kadınların en çok yakındıkları şey, “Eşim ne yaş günümü ne de evlilik yıldönümümüzü hatırlıyor. Demek artık beni sevmiyor!” vehmine kapılmalarıdır. Bu yüzden erkekler eşlerinin pek kolay anlaşılamayan “sevgi dillerinin” kolayca anlaşılmasını bekler.

Eşinin “Sen bana ne hayat yaşatıyorsun?” diye nankörlük etmek yerine, kendisinin mükemmel bir baba ve eş olduğunu ifade eden “takdir” sözcükleri bekler.

Maddi konuda kendisini sıkıntıya sokmayıp, gücünü aşan aşırı isteklerde bulunmayarak “ayağını yorganına göre uzatarak”, “iktisatlı” olmasını bekler.

Eşlerinin soru kitabı değil “cevap anahtarı” olmasını, “dırdırlarıyla” kafasını “şişirmemesini” özellikle de “gözyaşlarını silah” olarak kullanmamasını bekler.

Bir şeye canı sıkıldığında durgunlaşıp düşünmeyi tercih eder. Şayet eşi tepesine dikilip: “Ne düşünüyorsun! Yoksa başka biri mi var? Yoksa, bir yerlere para mı kaptırdın?” gibi aşağılayıcı ve “güven” zedeleyici davranışlardan kaçınmasını bekler.

İhtiyacını en fazla tatmin eden, aşkını, sevgisini ve şevkini paylaşacağı neş’ede ortak, elem ve kederde yardımcı, sûri güzelliğinin yanında zahiri arkadaşlığını samimileştirecek “iffet” ve kötü ahlaktan arınmış, “ünsiyet” edeceği, iyi geçineceği, ruhi imtizacı sağlayacak “mûnislik, itaat” ve “güzel ahlâk” bekler.

Kısacası erkek kadından, annesi kadar “şefkatli eş”, güveneceği sadık bir “dost”, her şeyi paylaşabilecek “arkadaş”, sohbet edebileceği kalbine karşılık mükemmel bir “kalp” bekler.

Yazının devamı için;

http://www.zaman.com.tr/evlilik_evlilik-hayatinda-erkekler-kadinlardan-ne-bekler_2047959.html

Gülay Atasoy

Okunma Sayısı : 46.698

“Evlilik hayatında erkekler kadınlardan ne bekler?” için 95 Yorum

  1. burak demir diyor ki:

    Bence evlilikte kadin erkege gore sekillenmeli o zaman evlilik devam eder.eger
    Erkek kadina gore sekil alirsa erkek evlilikten bir sey anlamaz.yani en iyi kadin erkege hizmet eden ve kendi isteklerini birakip erkegin istediklerini yapan itaatli ve soz dinleyen yani kibirli olmayan kadindir. Boyle kadinlarin orani % 5 veya % 10 dur.geriye kalan kadinlar bence kadin degildir.

    • Nezih diyor ki:

      Cesaretine hayranım.

    • özlemA diyor ki:

      Merhaba, evli misiniz merak ettim, zira evli iseniz eşiniz size tam da tarif ettiğiniz şekilde itaat ediyor mu merak ettim, değilseniz Allah yardımcınız olsun, insanın sözleri en büyük sınavı.Yaşayanlar iyi bilir,hangi konu da böyle şeyler söyledik ise tam da oradan sınav olduk oluyoruz…

      • sennur diyor ki:

        burak beyin yorumları bana eski eşimi hatırlattı. itaat a tamam dedim ,ben tamam dedikçe abarttı . daha fazlası ,daha fazlası beklenti hep arttı. bir baktım ben ciddi olarak eziliyorum.bir çok şeye dayandım ama benden İSTEDİKLERİ hak kitabında olmayan ve sırf egosu için olunca ,yapamam bu kadarını dedim .
        ben yapamam deyince ,evi dişi kuş yapar türküsüne geçti yapacaksın .
        sonrasında ne mi oldu ? gitti dilekçe hazırlattı ayrılmak için. 6 ay bekledim imzalamamak için .
        olmadı , bazen çok itaat de olmuyor ,fazla beklenti maalesef bitiriyor evliliği.

        umarım benden iyisini bulur ,

        ama eleştirdiği beni mumla aradığını biliyorum .

        bu da İMTİHAN ı oluyor insan için.

        bence önce karşılıklı SAYGI , olduğu gibi kabul (herşeyi ile) ,SEVGİ ,SADAKAT

        • yurerden diyor ki:

          Selamün Aleyküm.

          Sizin anlattıklarınızın tam tersi benim başıma geldi.

          Eşim çalışmıyor. Daha doğrusu çalışmak istiyor ben dinen ve ahlaken uygun olmadığını düşündüğüm ve uygun olan birkaç sektör için de eğitimi yeterli olmadığı için çalışmasına müsaade etmiyorum.

          Çocuk olacağı zaman ev işlerine baya yardım ettim. Her hafta temizlik, her yemek yapılışta yardım vs. neyse…

          Çocuk oldu aynen devam hatta bende meleke haline geldi ortalıkta bir şeyler görünce otomatik kaldırmak. Sadece hafta sonu temizliği artık hafta içi yapılır oldu. Onu yapmıyorum.

          Ben arttırdıkça eşim gevşemeye başladı.

          Benim ondan beklentilerim;

          Beni sık boğaz etmesin : İşten 15-20 dk geç gelince nerede kaldın, arkadaşlar ile ayda bir bile olsa pek buluşmayız. Buluşmak istediğimde neden, ne gerek var, gitme vs. gibi baskıların katkısı ile hayattan bıkmış durumdayım.
          Ailem hakkında ileri geri konuşmasın, bana şikayet etmesin : Eşim bana ailem ile ilgili aynı şeyleri defalarca (abartısız yüzlerce defa) şikayet etmekte makul cevaplarımı kabul etmemekte. Eşim ailem ile pek bir arada olmak istemiyor. Kaldı ki ailem kardeşlerim dahil şehir dışında 3-5 ayda bir gelirler. Gelmesinler demiyor, gelince hizmetlerini yapıyor. Ancak; gelmeden önce başlayan ve gittikten sonra bir süre daha devam eden psikolojik işkenceye maruz kalıyorum.
          Ben sadece Huzur istiyorum.

          İki yavrum var. Biri 9 diğeri 2,5 yaşında.

          Onlar olmasa hiç çekilmiyor.

          Ne olur bir çareeeee….

          • Nezih Emir diyor ki:

            Sa. Malesef bunun çaresi yok. Boşanmak zorunda kalıyorsun.

            Hırsın önüne kimse geçemiyor. Arzularını dinzinleyemiyorsun. Kadını er değil ar tutar demişler. Bunun döndürüp erkeğede uygulayabilirsin. İçimizdeki ergen feministleri kızdırmayalım. :))

            Yahu Allah diye bizi yaratan üstün bi varlık var. O diyorki şunları yapın. Biz de kıçımızdaki b… inatlaşıyoruz. Yok kariyer, yok ego, yok özel hayatım, yok bilmem ne. Cehennemin dibine kadar yolunuz var kardeşim. Evet bildiğiniz o yanarız çıkarız dediğiniz yer var ya orası işte.

            İki tarafta birbirine ilgi, alaka ve saygı gösterecek. Bu kadar gibi ama değil. Bunlar yetmiyor hiçbirine. Bu laflarım kadına da erkeğe de. Kime laf sokuyorsun demeyin. Günah işleyince kadında erkekte karşılığı neyse onu alıyor. Sevap içinde öyle. Kadına mirastaki gibi yarısı verilmiyor ya da erkeğe daha fazla sevap yok. Evet bunlar yetmiyor. Daha fazlasını istiyor. Azıyor daha çok diyor. Nolacak? Dünya huzursuzken sen o daha fazlasını napacaksın? Nasıl bir kafa var sende? Nasıl isteyebilirsin şükretmekten kaçtığın onca şeyi? Birazcık huzur iste. Evindekiyle yetin. Haline şükret.Kadınsan kadın gibi davran, erkeksen erkek gibi. Yan gözle erkeğin alanına niye bakıyorsun. Kadın olmanın kıymetini bilsene. Sen de erkek gibi davran. Kadına kadın gibi davranmasını sağlasana. Kuranı koy önüne. Akrabalarını, sevdiği saydığı adamları çıkar karşısına. Sınırı çiz. Kabul etmiyor mu? Tut elini, yak bir kibrit, iki saniye tut şuraya de elini.

            Ülkenin anasını ağlattılar. Aileyi tarumar ettiler. Biz de destek veriyoruz hala. Erkekleri kız çocuklarımıza, kızları erkek çocuklarımıza nasıl teslim edeceğiz. 10 yıl 20 yıl sonrasını hayal edemiyorum. 15 Temmuz’da vücudumuzu siper ettik vatan için ama birbirimize karşı hala kabadayılık yapmaya devam ediyoruz.

            Dua et! Olmuyorsa, sabret, daha da olmuyorsa kıyamet hakkını kullan. İkinci seçeneği kullan. Kullanoğlu kullan.

            Hepimize Allah selamet versin.

          • Büsra diyor ki:

            Sizin bu anlattıklarınızi okurken biran eşimin benim hakkımda yazdığını düşündüm sonunda iki çocuğum var deyince farklı biri olduğunuzu anladm.. bizde eşimle aynı sorunları yaşadık bence eşiniz evde sıkılıyordur onu da anlamaya çalışın biraz eşinize vakit ayırın sadece maddi değil en çok manevi ihtiyaçlarını karşılamaya özen gösterin bu davranışlarının mutlaka bir nedeni vardır..bir kadın, eşine bu kadar değer veren bir insanı kolay kolay üzmek istemez belki de ailenizle ilgili bir konuda size kızmış ve kendini ifade edemiyordr inşallah sorunlarınız kısa zamanda çözülür.. hepimizin evinden huzur eksik olmasın inşallah..

  2. gülseren diyor ki:

    Sevgili Sema Hanım evlenmeden once bes kitabinizi okudum ve cok begendim. Tavsiyelerinizle yaptigim hatalari gordum ve duzeltmeye calistim. Asıl mesele evlilikle ilgili kitapların erkekler tarafindan okunmayisi. Şu an dortt yıllık evliyim. Bir cocugum var ve ikincisine de hamileyim. Aynı zamanda ögretmenim. Cok yogun bir is tempom var. Esimden rica ettim temizlik icin bir bayan cagirayim eve diye kabul etmedi. Gerekirse ben yardim ederim dedi. Yardim isrtedigimde de simdi sirasi mi veya sonra gjbi bahanelerle erteledi. Hamile halimle duvar sildim pencere sildim yerinden dahi kalkmadi. Bu beni cok uzdu. Kendimi evde es gibi degil cocuk bakicisi ve temizlikci gibi goruyorum. Nisanlilik donemi haric esimden guzel bir soz duymadim. Elimi sevgiyle hic tutmadi. Hatta bana hic sarilmiyor ben sarildigimdada sirtini donuyor. Diyeceksiniz ki hata sizde demekki esiniz sizden bikmis. Alakasi bile yok ben herseyi mukemmel yapmaya calisirim. Hatta cinsel birlikteligimizi bile baslatan hep ben oluyorum. Ama artik bunu da istemiyorum. Size surekli sirtinizi donen bir esten ne beklersiniz. Bir suru erkek kadin dirdirindan yakinir halbuki bizim evvde tam tersi esim surekli soylenir ben susarim konusmak istedigimde dinlenilmem hatta konusmam alayci bir sekilde dinlenir. Evin tum isini hatta cocukla ilgilenme isini dahi ben yapiyorum. Maas kartim bile esimde. Ona sormadan para harcayamiyorum. Bunlara ragmen edimi Allah rizasi icin sevmeyede devam ediyorum. Fakat son zamanlarda ozellikle bana olan sevgisizligi kalbime cok dokunmaya basladi. Artik onunla konusurken surekli agladigim icin konusamiyorum. Ruh halimi mektup yazarak mesaj atarak anlatmaya calisiyorum. Tepkise ise tepkisizlik. Su an neyapacagimi bilmiyorum. Cocugum icin esimide yine de sevdigim icin katlanmaya calisiyorum. Ama surekli de icime atiyorum. Bu bir patlak verecek biliyorum. Fakat caresizim. Bunlari sadece paylasmak istedigim icin yazdim. Sevdiklerim uzulmesin diye onlarla dertlesmek istemiyorum. Yazimi okuyan evli etkeklerden rica ediyorum. Lutfen eslerinize sevdiginizi hissettirin onlarla anlayisli bir seklilde konusun ve dinleyin inanin evdeki tum yorgunluklarini unutacaklardir. Hissetmek istedigimiz sey azicik sevkat azicik sevgi ve azicik sahiplenilme baska bir sey degil.

    • adem diyor ki:

      gülseren hanım ben evli bir erkeğim Allah size yardım etsin. bence eşinizin durumu değiştirilebilir. belki sizin bilmediğiniz bir haletinize kızıyordur. ayıp olmasın ama özel hayatınız devam ediyorsa muhtemelen sizi beğeniyordur, seviyordur yani. sabır etmeye devam edin. her ne kadar aile danışmanları ve medya normal birşeymiş gibi sunsalar da ayrılmak dünyadaki en kötü şeylerden biri. bende karıma tavsiye ettğiniz davranışları uygulamaya çalışıyorum. o da bana hergün sorar akşama birşey istiyormusun diye. hep yok derim. hatta bugün kızdı sende hiçbirşey istemiyorsun diye. dualarımız sizinle. Rabbim yardımcımız olsun.

    • U-mutlu diyor ki:

      Gulseren Hanim ; bende 5,6 ay once sizin durumunuzdaydim hamilelik psikolojisinin etkisi coookk :(
      Konusurken aglarim esim uzulur diye konusmuyordum, ayni sekilde annem ile de, ama bu yanlis bi dusunce aglamak lazim icimizi bosaltmak temizlemek,lazim,.
      .” En guzel kokular en temiz havalar yagmurdan sonra gelir”

      Esinizin de belki is ile ilgili sıkıntılari vardir sizi uzmemek icin anlatmadigi, konusun gerekirse, mesajla anlatin dokun icinizi, icinize atmayin,minik bebeginizi de uzmeyin, hissediyordur duygu halinizi mutlu olmaya calisin,..
      Bebisiniz gelince unutturur zaten, eve nese huzur getirir Allahin izniyle..
      Bebeginize odaklanin kiyafetlerini hazirlayin bu donem gecici inanin bana..

      Bu arada size emanet edilmis bir can var, hamilelikte cam, duvar silmek cok,tehlikeli dogumdan sonraya erteleyin,Allah muhafaza bir kaza yasamayin ben yasadim Allah kimseye yasatmasin..

    • kadriye öztürk diyor ki:

      evin ne acelesi var bu halinizle neyinize temizlik yapmak boşverin sizde yaa olduğu kadar böyle ilgisiz sevgisiz bir adama 2. çocuk yapmak ne oluyor kusura bakmayında bazı kadınlardada temizlikçi ruhu var oturun oturduğunuz yerde kendinizi kimseye paspas etmeyin bu sözüm hem kadınlara hem erkeklere herkese ederi kadar değer verin bu hayatta o size sarılmıyorsa sizde ona sarılmayın alın evinize bi evcil hayvan ister kedi ister köpek sadakati sevgiyi onlarda bulun sizde

      • Hakikat diyor ki:

        Gülseren hanımın sizin tavsiyelerinize ihtiyacı yok bence. Siz biraz Abdullah Bir beyin yazılarını okuyun bence. Allah, Gülseren hanıma sabır versin. Biz erkekler bazen böyle ilgisizleşiriz, ruh halimiz anlaşılmaz. Bunun sebebini anlamaya çalışın. Neden size soğuklaştı bunu çözün önce. Sonra tedavisini araştırın. Seni sevmeyeni sende sevmeyeceksin deyip kestirip atarsanız o evliliğin ömrü çok olmaz. Olsada tatsız tuzsuz bir yemek gibi olur ki, yenmese daha iyi. Bu imtihanınızda Allah yar ve yardımcınız olcun bacım.

        • SALİH diyor ki:

          KADRİYE HANIMIN YAKLAŞIMI, ANKARA DA SÖZDE PSİKOLOG-SON ZAMANLARDA DA KENDİNİ YAŞAM KOÇU DİYE TANIMLAYAN HATİCE DİLEK ADLI FEMİNİZMİN BEYNİNİ İŞGAL ETTİĞİ BAYANA BENZİYOR. BU ZAVALLI KENDİNİ ÖYLE BİR ERKEK DÜŞMANLIĞINA ADAMIŞ Kİ FARKINDA DEĞİL. BİR ARA 92,1 RADYO DENGEDE PROGRAM YAPMIŞ VE BU ZİHNİYETİYLE KADINLARA VERDİĞİ TAVSİYELERLE BİR ÇOK YUVA YIKMIŞ HATTA EŞİMLE AYRILMAMIZA EN BÜYÜK SEBEP OLMUŞTUR. YAHU İNSANIZ.. DÖNEM DÖNEM HATA YAPAR BAZENDE FARKINA VARDIĞIMIZ HALDE PİŞMANLIĞIMIZ GEÇ GELİR.. BU KADIN İÇİNDE ERKEK İÇİNDE BÖYLEDİR.. O ZAMAN HATAYI GÖREN AYNIYLA KARŞILIK VERSİN , KİMSE KİMSEYİ İDARE ETMESİN SONUÇTA ORTADA NE AİLE KALIR NE TOPLUM.. BU ZİHNİYET ÇOK YANLIŞ. ADI GEÇEN YAŞAM KOÇU KENDİ AİLESİNİ DAĞITMIŞ EŞİYLE AYRILMIŞ İNTİKAMINI DİĞER EVLİLİKLERDEN ALIYOR.. KOYUNLUĞUNUN FARKINA VARABİLSE KOÇ OLMADIĞINI ANLAYABİLSE ZATEN YUVASINI YIKMAZ..BİRDE DİĞER KADINLARA —ZULME RAZI OLMAYIN — DİYE TELKİN VERİYOR. OYSA DESE Kİ;–HANIMLAR ÖNCE EŞİNİZE KARŞI SORUMLULUĞUNUZU YAPIN BİRAZ DA SABREDİN ZAMANA BIRAKIN, SORUNLAR KENDİLİĞİNDEN ÇÖZÜLÜR… İŞTE BÖYLE EHLİYETSİZ İNSANLAR SÖZDE İSLAMİ MOTİFLERLE SAÇMA ZEHİRLERİNİ NİCE KADINLARA ENJEKTE EDİP ONLARI AYIRINCA 50 GR. KINA İLE KENDİNİ TATMİN EDİYOR…

      • Nezih Emir diyor ki:

        “Ederi kadar değer, kendini kimseye paspas etme, sevgisiz adama 2. çocuk ne” Ne kadar da vicdandan yoksun bir eleştiri. Allah aşkına gidin biraz Kur’an okuyun ya. İletişim kitapları okuyun. Çıldırtmayın insanları.

    • semamarasli diyor ki:

      Güseren hanım “her şeyi mükemmel yapmaya çalışırım” demişsiniz eğer mükemmelliyetçi biriyseniz bu eşiniz için oldukça rahatsız edicidir zira yaptıklarını size beğendiremiyordur. Bu da size yardım etme isteğini öldürür.
      Zira mükemmelliyetçiler sözleri ile gözleri ile tavır ve davranışları ile cok eleştirir ve yargılarlar.

      Eşinizin size karşı birikmiş bir öfkesi var gibi görünüyor bunun sebeplerini bulmanız lazım belki söylenme dediğiniz sözleri daha iyi dinlerseniz bunu bulabıilirsiniz. Erkekler öfkeli olduklarında dokunmaktan kaçınırlar cinsel hayatınızın durumu da bunu gösteriyor. Ailesi ile probleminiz varsa bu da öfkeye sebep olur.

      Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla evde kontrolü elinizde bulundurmaya çalışıyor ve evin reisliğini istiyorsunuz eşinizde bunu direniyor fakat yöntemi yanlış. Hem reis olup hem sevgi göremezsiniz. Teslim olmayı, itaat etmeyi, kocanıza güvenmeyi olanı olduğu gibi kabullenmeyi deneyin. “Huzur Bulalım Diye” kitabımı da eşinizle okumanızı tavsiye ederim. Selamlar…

      • U-mutlu diyor ki:

        Selamlar Sema Hanim : Kac calisan kadin maas kartini esine verir ve esine sormadan,para harcar ? Bunlari yapan kadin kotrolu elinde tutmaya calisan kadin midir ? Reislik savasinda midir?
        Saygilarimla…

    • Kara diyor ki:

      Sevgili Gülseren, ismin gibi bütün gülleri sermişsin adamın önüne…:)
      ANLATTIKLARINDAN ANLADIĞIM EŞİNİ ÇOK SEVİYORSUN, Kİ BU SEVGİ HALİ BAĞIMLILIK HALİNİ ALMIŞ SANIRIM… SEVGİNİ ÖYLE YOĞUN GÖSTERMİŞSİN Kİ ADAM SENİN O TERTEMİZ SEVGİNDEN BUNALMIŞ… SEN AŞK, SEVGİ İNSANISIN SANIRIM… BÖYLE İNSANLAR EŞLERİNE SEVGİLERİNİ GÖSTERDİKÇE DAHA ÇOK SEVİLECEĞİNİ SANIR. LAKİN BU HATADIR… ERKEK MİLLETİ ÇOK SEVMEYE GELMEZ… SEVSEN DE , AŞKINDAN ALEV ALEV YANSAN DA SEVGİNİ ÇOK FAZLA BELLİ ETME… MUTLU OLMAK İÇİN EŞİNDEN BİR ŞEY BEKLEME… O HİÇBİR ŞEY YAPMASA DA SEN MUTLU OL… DAİMA BAKIMLI VE GÜZEL OL. GÜZEL OLMAYI KENDİN İÇİN İSTE.ÖNCE KENDİNİ SEV, KENDİNLE BARIŞ… EŞİNE HER ŞEYİ ANLATMA Kİ, BİRAZ GİZEMİN OLSUN… YAZDIKLARIM SAÇMA GELEBİLİR AMA TECRÜBE İLE SABİT…

      • Gülcan Tekle diyor ki:

        Bence yazdıklarınız çok doğru. Bazen kadınlar eşlerini sevmeyi hakettikleri için değil sevmek istedikleri için seviyorlar. O adam % 40 oranında sevgi hakkı payı varsa kalan % 60 lık kısmını kaldıramıyor bunu size eziyet olarak geri iade ediyor. Tabiri caizse 3 kuruşa 5 köfte vermeyin. Ne kadar hakkediyorsa o kadar verin ki sevgi budalası olmasın.
        Ben şahsım adına herseyiyle ağzımın içine bakan bir lafımla hareket eden elimin altında bir insanı istemem. Hiç bir albenisi kalmaz gözümde. Karşında kendi siyasi görüşleri olan öz güvenini yitirmeyen bir birey görmek isterim. Normal aarkadaşlarım için bu isteklerim varken hele ki eşim olacak kişi bu vasıfları daha fazla kapsaması lazım. Çünkü herkesin kafasında eşini ilahlaştırma algısı var. Hayatlarının merkezi haline getiriyorlar. Sürekli her şeyde ona endekslenmiş gibi bir durum yaratıyorlar. Bu sefer e en ufak olumsuz bir davranış da bütün dünyaları yıkılıyor hayatları alt üst olmuş gibi hissediyorlar.
        Bence evlilikte kısmî yerlerde biz kavramı benimsenmeli. Çoğu zaman sen ben olmaya devam edilmeli. Çok fazla bizlik algısı boğuyor ne yazık ki. Siz de hak verirsiniz ki evlilik kısa vadede bir ilişki. Nasıl uzun sürer buna dair hal ve tavırlar sergilenmeli.

        • yurerden diyor ki:

          Katılıyorum ve tebrik ediyorum. Bir bayan olarak bu tespitleri yapmanız çok güzel…

    • Zencefil diyor ki:

      Selamun aleykum Gulseren hanim :)
      ” herşeyi mükemmel yapmaya çalişirim” cümlenizi çok iyi anladım.
      Yaşadığınız sıkıntıları düzeltme adına kendinizi geliştirmeye ve karşidakini mutlu etmek için yeniliklere açık olduğunuzu gösteriyor.
      MaşaAllah.
      Size öncelikle tavsiye edeceğim en önemli şey : Allah Subhanehu ve Tealaya dua etmenizdir.
      Samimi,yakaran bir kalple yapilan bir dua.
      Erkekler biz kadinlar gibi değildir bazen yaptiklari davranişlarin sebepleri olmuyor ya da karşidakinin buna incinebileceğine anlam veremiyor.
      Misal temizlik olayinda olduğu gibi.
      Kendinizi ve eşinizi zorlamayin…
      Bilinki şeytanin en mutlu olduğu durum kari-koca arasinin bozulmasidir.
      Düşmaniniz şeytan ve şeytanin yardimcisi insanlardir.
      Dişarisi fitnelerle çevrili.
      Eşiniz eve geldiğinde onu her anlamda “doyurmalısınız”
      Midesini
      Gözünü
      Ruhunu
      Birkaç değişiklik yapın.
      Birden bire durun ve gözlerinin içine bakin anlamla
      “Eskiye dair şeyler hatirlatin”
      Olumsuz degil guzel anlar…
      Karşidakinin tepkisini önemsemeden…
      Kıyafetler alın onun için
      “Bırak ev dağılsın,gel birbirimizi toparlayalım önce” deyip kollari sıvayın.
      Dışarı çıkarken değil evin içinde süslenin kaç çocuğunuz olursa olsun.
      Ona şikayet mektuplari atmak yerine aşk dolu mektuplar yazin…
      Ona farkli süprizler yapın.
      Bu bir savaş Gülseren hanım,
      O sizin eşiniz,dostunuz,sırdaşınız…
      Evlilik ticaret degıldir.
      Ben seni seviyorum dedim hadi sen de de
      Ben sana sarildim hadi sende saril…
      Şirket sözleşmesi mi bu ?
      Kulaklarinizi olumsuzluklara.erkek düşmanlarina,sevgiyi ticaret belleyenlere,sadece yargilayanlara kapatin…
      Sevgi orada durmaz öylece harekete geçiren sevgi gerek size.
      Kendinizi ve eşinizi keşfedin.
      Adimlar atin.
      Bakin görün Allah’in izniyle düzelecek SABIRLA…

    • deniznur diyor ki:

      Gülserek hanım umarım sağ salim çocuğunuza kavuşmuşsunuzdur.
      UZUN UZUN bir yorum yazıp sildim.
      ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN .

    • canısı diyor ki:

      Gülseren hanım sanki eski beni anlatıyor gibisiniz. Bu duygularınızda hamileliğin etkisi çok fazla ayrıca ilerleyen zamanlarda daha zor günler yaşayacaksınız. 2 çocuk iş ev derken zaman geçecek. Ben haftanın en az bir günü hiç uyumadan işe giderdim. İşleri yetiştire bilmek için daha sonra en az ayda bir kere migren gibi baş ağrısı yaşardım. işten gelir yatağa zor atardım kendimi karanlık bir ortam biraz uyku sabaha geçerdi. Haftanın 2 günü ağlama krizi falan filan boşanmak üzere iken dönüş yaptık eşim değiştimi hayır. Ama ben değiştim biz eşlerimizin annesi değiliz, bizler sadece çocuklarımızın annesiyiz.

      Eskiden işten gelir gelmez selamlaşıp mutfağa giren ben, şimdi eve girer girmez coşkulu bir şekilde ben geldim diyerek çocuklarıma sarılıyorum. Onları öpüp koklayıp odama gidiyor. Ayaklarımı yukarıya doğru uzatıyor(varis olmasını engellemek için) günün yorgunluğunu atıyorum. kendime gelince mutfağa gidiyorum. Saat 8 de eve gelen biri için 9-10 gibi yemek yiyoruz ama önceleri 8.30 yediğimiz yemeklerin kıymeti olmadı. Bu duruma çözüm sadece benden beklenilemez o zaman olanı kabul etmek lazım. eskiden eşim pantolonumu niye ütülemedin dediğinde suçluluk hissederdim şimdi ise diğerini giye bilirsin illaki o diyorsan ütü sağda canım öpüyorum seni diyorum. Artık onunla tartışmaya girmiyorum. söylemem gereken birşey varsa söylüyorum ve işime bakıyorum.
      onu sevdiği hissettiriyorum ama artık beni ezmesine asla izin vermiyorum. artık kararlı ve istikrarlı bir duruşum var. benim bir zamanlar kulak zarımı patlatmış biri olarak artık el bile kaldırmıyor. çünkü artık tavizim yok bunu çok iyi biliyor. ben onsuz da mutluyum. o sadace mutluluğuma mutluluk kata bilir artık beni aşağıya çekemez. Bu sayede kendide mutlu olabilir.

      Eşime şunu net hissettiriyorum. Seni seviyorum,yuvamız için gerekenin üstünde fedakarlık yapıyorum benden daha fazlasını isteyemezsin, daha fazlasını istiyorsan taşın altına elini koyacaksın. taşın altına elini koymuyorsan seni zorlamıyorum bu seninde hayatın o zaman olanla yetineceksin. o taşın altına elini koymuyor otomatik olarak ev dağınık olabiliyor, bazen hazır yemek yiye biliyoruz, misafir eskisi kadar gelmiyor. eşim bu durumdan bazen yakınıyor ama benim elinden gelen bu canım seni seviyorum.

      kendine bedenine saygı duy. asla kimsenin incitmesine izin verme. aynı şeyler herkes için geçerli eşin, çocuğun. kafana hiç birşeyi takma daha mutlu olursun. duyarsız ol demiyorum sadece takma diyorum. kalbini katılaştırırsan insan olmaktan çıkarsın. duygular insana renk katar. ağlayacaksın,sinirleneceksin ama mutlu olamayı erteleme kahkağa atmak istiyorsan at, oynamak istiyorsan oyna. müziği açıp çocuklarla çoşuyoruz vallahi hayatı akışına bırak gitsin.

      kontrol etmek için kendini kasma. Su akar yolunu bulur. Eşini değiştirmeye çalışma olduğu gibi kalsın belki o seni gördükçe sana uyum sağlamaya çalışır. Çalışmasada boş ver gitsin. bir daha mı geleceksin dünyaya onunla uğraşırken zaman akıp gidiyor. Boş ver uğraşma canınımı sıktı gül geç bir öpücük at gitsin. İsterse sana deli desin. hedefle koy kendine yeni yemek tarifleri, kilo vermek, yarım kalan kitabı bitirmek ertelediğin birşey vardır muhakkak birinden başla. Hayat boş eğlen coş :)

    • anıl diyor ki:

      Hamile halimle duvar sildim pencere sildim yerinden dahi kalkmadi.
      insanlar kendini anlattığı gibi değil YASATTIGI gibidir.
      bu devirde duvar ve pencere silen mi kaldı.

    • Adem2 diyor ki:

      Gülseren hn Allah aşkına hamile halimize ne işiniz var duvar cam silmeye, karım toz almıyor camlar Işıl Işıl değil boşanan erkek duymadım, erkek milleti sevmez titiz temiz insanlari, zavallı kadın akşama kadar halı kilim cam balkon perde yıka çalış, akşam kirli önlükleri terli bir bedenle kapıyı aç bir de üstüne nerde kaldin diyen asık hesap sor. Bir erkeğin en son görmek istediği şey. Hanımlar ne olur temizlik felan yapmayın hele haftasonu sakın ola yapmayın şu zıkkımı. Kişisel bakımıniza özen gösterin, temiz olun tüysüz olun hoş kokun akşam yatağa 3 kat elbise ile değil 1 kat ile girin, çok açık net yazıyorum, çocuk varsa mutlaka ayrı odaya kitleyin, sırtını keseleyin,  şaka yapın yastık firlatin, beraber futbol izleyin, laf sokmayın açık net olun ona en yakın can yoldaşı olduğunuzu hissettirin, bütün kalıpları kuralları bir tarafa bırakın, sizi bir arada tutacak sizi birbirinize bağlayacak kuralları takip edin,  karı koca olarak bencil olun habersiz kimseye borç vermeyin yada birbirinize telkinde bulunmayın, dişi olan dişi olarak kalsın erkek erkek olarak kalsın  birbirinizden rol çalmayin, dışarı çıkarken kıyafetinize dikkat edin,  unutmayalım ki modern çağ beraberinde getirdiği makineler ile kadınlar için rahat yaşam sunsa da şehrin dışına çıkıldığında kadın erkeğe daha çok muhtaçtır. Ayrıca unutmayalım ki kadınlar erkeğe verilmiş emanettir, bir kadına verilecek en guzel yaklaşım merhamet tir. Merhameti olmayan adamla evlenmeyin. Ama merhameti acizlik olarak algılayan ile de vaktinizi heba etmeyin.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        ADEM2 Beyefendiye…

        Siteye ve aramıza hoş geldin, sefalar getirdin.

        BİR geldin PİR geldin. Tam yerine geldin.

        Yazdıklarından anlaşıldığı kadarıyla yenge hanım’dan çok dertlisin. :-)

        Öncelikle hayırlı işlerinde ve sıkıntılarında Allah yar ve yardımcın olsun.

        Ayrıca senin yukarı da yazdıklarını “KADINLAR İÇİN MUTLULUK-MUTSUZLUK REHBERİ” başlığı altında madde madde müstakil bir yazı konusu yapmak lazım.

      • Sabah diyor ki:

        Tabi tabi titizligi bosverin.
        Titizlik hastasi bir akrabasinin yine sabah rutini olarak evi catidan bodruma kadar temizledigini anlatmasi uzere, abla seni cok iyi anliyorum diyen bir koca ne bekler? Kendiside evlenmeden once ifade ettigi gibi: titizlik. Karisi hamilelik bulantisindan yataktan kalkamaz halde, yuzune bakmiyor. Neden? Cunku evi bilmem ne argo kelimesi goturuyormus….

  3. Emrah diyor ki:

    S.a gec oldu bu sayfayı fark etmem.
    Belkıde bu yazım okunmayacak, lakın muhteşem paylaşımlar olmuş.
    Senelerdır cektıgım ızdırapların cözümünü dıllendırmış abdullah bır kardeşım sıze ulaşmak isterdım.nasıl ulaşıcagımı bıldırır ısenız cok sevınırım allah yar ve yardımcınız olsun ve bu hizmetinizi daim eylesin inşallah

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sevgili Emrah Kardeşim’e

      “Abdullah Bir” benim bu sitede ve köşe yazılarımda mahlas olarak kullandığım ismim. Gerçek adım değil.

      Ama;

      Neyi nerede ve nasıl araması gerektiğini bilen mevlasını da bulur Abdullah Bir’i de… :-)

      İstersen birde (bu sahte dünyaya eyvallahı olmayan, yüzünü ilahi yaratıcıya, dünyaya ise sırtını dönmüş ) bir “Abdullah Bir”i “yüz kitabı”nda ara…

  4. şafak 1 diyor ki:

    merhaba Sema hnm,
    bi kaç kitabınızı okudum çok beğendim fakat kitaplarınızda ve yazılarınızda dikkatimi çeken bişey var, erkekleri çok savunuyorsunuz. nedenini öğrenmek istiyorum.
    cevap yazarsanız memnun olurum teşekkürler…

  5. Ayşe diyor ki:

    Sema Hanim, Abdullah Bey ve Nezih Beye tesekkurlerimi sunuyorum.Harikulade bir sayfa yonetiyorsunuz. İnsanlarin terbiyesizliklerine de cok ideal ve saygili cevaplae veriyorusnuz sizi tebrik ediyorum basarilarinizin devamini diliyorum Rabbim yar ve yardimciniz olsun.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Teşekkür ve hayr dualarınız için sağolun hanımefendi.

      Bu dua ve teşekkürler bizlerin motıvasyonunu ve gücünü artırıyor.

      Tabi bu yükü paylaşanların ve şeytanlaşmış kişilere karşı mücadele verenlerin sizin yorumunuzda isimlerini zikretttiğiniz kişiler ile sınırlı olmadığını; sayın .:. , sayın Hakan, sayın Adem, sayın … ve şuanda benimde ismini hatırlayamadığım diğer iyi niyetli hanım ve beyefendilerin de bu mücadelede bizler ile beraber olduğunu ifade etmeden geçemeyeceğim.

  6. Abdullah Bir diyor ki:

    Gücümüz, ilmimiz, sağlığımız, zamanımız, sabrımız, site yönetimi musade ettiği kadarıyla bu sitede yaklaşık 3,5 yıldır gerçek hayatta hiç tanımadığımız, gerçek kimliklerini bilmediğimiz kadın ve erkeklerin “dertlerine derman olmaya, buraya taşıdıkları problemlerine çözüm bulmaya, ilmimiz ile bunu yapamasak dahi en azından o insanların sıkıntılarına ortak olmaya çalışıyoruz”

    Bu işi yaparken yazdıkları ile bazen bizi taciz ve tahrik eden; iftiraları ile bizi sinirlendiren, biz istemesek de nadiren bizi asıl işimizden ( dertlere derman olma, sıkıntıda olan insanlara çıkış yolu gösterme, sahip olduğumuz bilgileri paylaşma vb) uzaklaştıran ilimden, irfandan, samimiyetten, nasibi kesilmiş, doğruları görme, duyma, anlama ,basiret nimetlerinden mahrum bırakılmış, art niyetlileri kendimize muhatap alarak vaktimizi heba ettiğimin farkındayım.

    Bunun için; bizi ciddiye alan, sahip olduğumuz ilimden payına düşenleri almak için bizim ile dertlerini paylaşan ve derman bekleyen samimi insanlardan ÖZÜR DİLİYORUM.

    Daha önce defaaten ifade ettiğim, bu sitenin eski ve devamlı müdavimlerince net olarak bilinen; ama siteye “okuyucu ve yorumcu” olarak yeni katılan insanlarımız bilsinler ki:

    Abdullah Bir olarak benim derdim “Allah’ın bize nasip ettiği ilim, akıl, diploma, eğitim, tecrübe, basiret ile mümkün ve nasip olduğu kadarıyla fırtınalar ve dalgalar sebebiyle bir şekilde ait olduğu denizden sahile vurmuş deniz yıldızlarını tekrar ait ve huzurlu oldukları “yuva” denizine kavuşturmak.

    Bunu yaparken de insanlardan “Allah Razı Olsun, Teşekkür Ederim” den başka dünyalık veya her hangi bir maddi beklentimiz yok, olması da mümkün değil. Çünkü, ne biz burada ki insanların, ne de bu sitenin müdavimleri bizim gerçek kimliğimizi bilmiyorlar.

    Ve Elhamdulillah ki bu site müdavimlerinin çoğu “iyi niyetli, samimi, düsüst, basiretli” insanlardan oluşuyor ve kendi gibi olan insanlara sahip çıkarak onların seytan ve seytanlaşmış insanlar ile olan savaşlarında ki mücadele azmini, gücünü ve inancını artırıyorlar.

    Allah onlardan Razı olsun, teşekkür ederim sayın HAKAN, Sayın EMİROĞLU, Sayın Adem, Sayın .:. ve ismini sayamadığım diğer güzel insanlar…

    Abdullah Bir

  7. Abdullah Bir diyor ki:

    TÜM ERKEK ve KADINLAR İçin Bir Açıklama…

    “Müslümanlar olarak biz, güzel bir evlilik yapmakla, sorunsuz, sıkıntısız bir hayat yaşayacağımızı zannederek yanılıyoruz.

    Erkekler olarak kadınları cariyemiz görüyoruz.

    Kadınlar da erkekleri, güzelliklerinin bedelini çeken hamallar olarak görüyorlar.

    İkisi de yanlış.

    Ne kadınlar erkeklerin CARİYESİ, ne de erkekler kadınların HAMALI, ikisi de doğru değil.

    Erkekler de kadınlar da Allah’ın kuludur.

    Erkekler de kadınlar da sonu cennet veya cehennem olan dünya yolunda yürüyen bir yolcudur.

    Bu dünya yaşamının sonunda erkek de kadın da DİN GÜNÜ (hesap ve Ceza günü) denilen bir günde Rabbinin huzurunda hesap vereceği bir hayat yaşıyor.

    Erkeğin kadından hiç bir üstünlüğü yok. Erkeğin kadından sadece sorumluluk fazlalığı var. Bu sorumluluk fazlalığının gereğini doğru ve hakkıyla yerine getiren erkeğin hesabını kolaylaştıracağı ve Allah katında ki ödülünü artıracağı gibi, sorumlukdan kaynaklanan üstünlüklerin kötüye kullanılması erkeğin hesabını zorlaştırır ve cezasının da artmasına sebep olabilir.

    Çünkü;

    “Allah ‘erkekler kadının hakimidir’ diyor, ‘sömürgecisidir’ demiyor.

    ‘Hakimidir’ ne demek? çalışarak, helalinden kazanarak, ailesini geçindirmesi, çocuklarının ve ailesinin tamamının cenneti kazanmalarını sağlaması” demek.

    Yani BABA sorumluluğu, KOCA sorumluluğu.” demek

    Aynı şey kadınlar içinde geçerlidir.

    İlk bakışta adaletsizlik gibi görünen ama gerçekte fıtraten duygusal, zayıf ve güçsüz olarak yaratılan kadını koruma amaçlı olarak yetkileri ve yapabilecekleri sınırlandırılan; bir çok konuda ( kocaya itaat ve davranış boyutuyla) kocasının iznine ve rızasına tabi kılınan, mecburiyetleri olan kadın sorgusuz sualsız yapmak zorunda olduğu zorunluluklarını veya kocasının rızası ve bilgisi olmadığı için yapmamaya mecbur olduğu davranış ve eylemleri (cinsellik, kocaya ait paranın harcanması, eve misafir alması, kocasının hukukunu koruması vb) hakkıyla yerine getirmesi kadının ahiretteki hesabını kolaylaştıracağı gibi hesap sonrasında ki ilahi ödülünü de artıracaktır.

    “İmtihan dünyası” denilen dünya hayatının sırrı da burada gizlidir.

    “Bizler (Müslüman kadın ve erkekler) şuna gönülden iman etmeliyiz ki kurtuluşa erenlerden olalım.

    Hepimiz Rab’bimizin önünde kuluz. Erkeğiyle, kadınıyla aynı namazı kılıyoruz, aynı orucu tutuyoruz, aynı haccı yapıyoruz, aynı cihadı yapıyoruz. Sorumluluklarımızın farklı olması, asla birimizin diğerine üstün olduğunu göstermez. Kimse kimsenin “Rabbi ve kul’u” değildir

    “Biz erkekler; kız çocuklarımız, hanımlarımız, analarımız, kız kardeşlerimiz olan kadınlara karşı daha fazla sorumluluk taşıdığımız için üstün olamayız.”

    “Hanımlarımızı Allah’ın adını kefil göstererek aldık, kendimize karı yaptık. Allah’ın adıyla, Peygamber’in sünneti ile bu kadınlar bize emanet edildi.

    Allah’ı kefil gösterip zevkine göre işkence yapamayız. Evet, Kadınlardan sorumluyuz, Allah katında sorumluluklarımızın fazla olmasından dolayı bazı konularda (miras, aile reisliği vb ) kadına göre biraz üstünüz, ama kadınların kralı, sahibi, Rab’bi değiliz. Aynı zamanda bazı kadınların zannettiği gibi karılarımızın, kızlarımızın hizmetçisi ve uşağı, nefsani harcamalarının sponsoru yani “sağmal ineği” de değiliz.

    Zeki ve Uyanık olalım
    “Şeytan ve şeytanlaşmış insanlar her iki cinsi de kandırmak için Allah’ın kullarına verdiği bazı hakları abartıyor, çarpıtıyor.

    Erkeğe gidiyor kulağına “bu kadın seni sömürüyor” vesvesesini üflüyor.

    Hatta çoğu zaman işi abartıp “Allah bunu senin ayağının altına serdi, ama bu şirret, cadaloz kadın hem seni dinlemiyor, erkekliğin gereğini yap, ona kimin patron olduğunu göster” diyor.

    Kadına da ” ikinizde Allah’ın kulusunuz, siz eşitsiniz, ikinizde aynı haklara sahipsiniz, kendini ezdirme, o bir söylüyorsa sen iki söyle, altta kalma, istemiyorsan sadece o istiyor diye her zaman çağırdığında yatağına gitme, bunu yapmaya mecbur değilsin, sende çalış, kocana muhtaç olma, kocanı sevmediğini düşünüyorsan vur k.çına tekmeyi” vb sözler ile kadınları kocalarına karşı asileştiriyor.

    Özetle;

    Erkeği farklı, kadını farklı noktalardan kışkırtıyor. Her iki cinsinde ortak düşmanının şeytan olduğunu bildiğimiz halde çoğu zaman nefsimizin de aldatmasıyla ipleri Şeytanın eline vererek dünya hayatımızı birbirimize ve kendimize zehir ediyoruz. Böyle yaparak çogu zaman Allah’ın rızasını da kaybettiğimiz için ahiretimizi de sıkıntıya sokuyoruz.

    Peki şeytana karşı ve dünya hayatımızı yaşanabilir hale getirmek, Allah’ın rızasını kazanmak için ne yapacağız?

    Birbirimizi çoğu zaman kendisine faydası bile olmayan yaratılmış kullara şikâyet ederek değil, birbirimizi anlamaya çalışarak ve idare ederek dünyada huzurlu olmaya ve hesap gününde de Allah’ ın rızasını kazanmaya çalışacağız.

    Çünkü;

    Bir kadın kendisinden razı olmayan bir kocası olduğu sürece , ibadetinden ve imanından maddi ve manevi lezzet alamaz, Allah’ın rızasını kazanamaz.

    Aynı şekilde evinde huzuru olmayan bir erkek de işinde başarılı, başka insanlara faydalı olamaz, hatta huzurlu bir vakit namaz bile kılamaz. Özellilkle de şeytanın verdiği vesvese ile namazda bile tartıştığı karısına ne cevap vereceğini, onu nasıl alt edeceğini, hatta ondan nasıl intikam alacağını düşünür.

    Kadında erkek de “haddini ve hakkını” bilmek zorundadır.

    Aksi takdirde (eğer haddimizi ve hakkımızı da bilmezsek) bir ömür boyu kendimizin sebep olduğu o sıkıntıların kölesi olmakla kalmaz, hesap gününde pişman olanlardan oluruz Allah muhafaza.

    Peki, mutlu olmak varken haklı olmak adına hem dünyayı hemde ahiret hayatını kendimize, çocuklarımıza ve hayat arkadaşlarımıza zehir etmeye değer mi?

    Özetlemek gerekir ise;

    Kadınlar kocaları olan erkeklerin CARİYESİ değildir.

    Erkeklerde kadınların sağmal İNEĞİ değildir.

    EVLİLİK de bir ŞİRKET, kadında bu şirkette % 50 hisse sahibi eşit ORTAĞI değildir.

    Kadın kadınlığını bilecek, erkek de Kavvam olmanın gereğini…

    • hüzün gecesi diyor ki:

      Sayın Abdullah Bir
      Son zamanlarinizin en objektif yorumu oldu bu. Tebrikler
      Tabiri caizse tatil yaramış:)

      • Gulpembe diyor ki:

        Bu yazi sosyal doku derneginin sayfasinda da yeralan, nurettin yildiz hocanin sohbetidir, yorum denmez.

        • hüzün gecesi diyor ki:

          Alıntı olduğu belirtilmeyince yanılmışım.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          GÜLPEMBE

          İçinizde ki ” Haset “duygusu kalbinizi o kadar karartmış ve gözleriniz köreltmiş ki artık size “sayın” demek bile gelmiyor içimden.

          Daha önce defalarca ifade ettim. Ama anlaşılıyor ki sadece ifade etmek yetmiyor, eskilerin değimi ile görmek, anlamak istemeyenlerin birilerinin gözüne sokmak lazım.

          Sizin gibi “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olarak” yalan yanlış, yarım yamalak bilgiler ile insanları sıkıntıya sokmaktansa önce okuyarak, araştırarak, yani “bilgi sahibi olduktan sonra fikir sahibi olmayı ve bu fikirleri insanlar ile paylaşmayı” tercih ettiğim için çok farklı ve çeşitli kaynaklardan kendimi yetiştirmeyi tercih ediyorum.

          Muhterem N. Yıldız hoca da beslendiğim ve düşüncelerini önemsediğim İslami kaynaklardan birisi. Ve bu yukarıda ki yorumda ki ifadelerin bir bölümünün N .YILDIZ hocanın sözünü ettiğiniz sohbetinden aklımda kalan sözler olması gayet doğal.

          Sizin yorumunuzda ifade (iftiranız) ettiğiniz gibi sohbetin birebir yazıya dökülmüş hali değildir.

          Ayrıca muhterem N. Yıldız Hocaya iftira ( O sohbettin her hangi bir yerinde N.Y hocanın ŞİRRET KADIN, ŞİRKET HİSSE, SAĞMAL İNEK, ŞEYTANIN VERDİĞİ VESVESE, ŞEYTANLAŞMIŞ İNSANLAR, KOCAYA İTAAT, KAVVAM ERKEK, SPONSOR vb şahsıma ait bir çok ifadelerden herhangi birisinin adı geçen o sohbette olduğunu ispat edin ben bir daha bu sitede yorum yapmayacağım. İspat edemezseniz sizin bir MÜFTERİ olacağınızı da size hatırlatırım) atıyorsunuz hemde şahsıma olan kızgınlığınız yüzünden hakkında kesin bir bilgi sahibi olmadığınız bir konu hakkında üstü kapalı da olsa beni İNTİHAL ile suçluyor, insanların gözünde beni itibarsızlaştırmaya çalışıyorsunuz.

          Size hakkımı helal etmiyor ve bundan böyle sizi muhatap kabul etmediğim size ve burada ki tüm kişilere deklare ediyorum.

          • hakan diyor ki:

            Laf dönüp dolaşıp eskilerin dediğine geldi. Kadın adamı rezil de eder vezir de eder. Hadiseler dönüp dolaşıp ilk haline geliyor. Peygamberimizden önce Mekke’ de kadınlar kiymetsizdi… İşte şimdi aile kuramayan, yalnız kalan, bir talibi olsa hemen kabul edecek nice kariyer (!!) sahibi kadın kıymetli mi? İhtiyarlık alametleri arttıkça hırsla saldırmıyorlar mı gözlerine görünen herşeye. Erkek düşmanlıkları da ondan, izansızlıkları da ondan. Hasedinden herkesin yalnız kalmasını istiyorlar. Kızlara akıldanelik yapıp onları da zehirliyorlar. Zamanında aleyhinde oldukları her töre onlar bu hale düşmesin diyeymiş, bilememişler. Şimdi yapacakları daha düşman olmak. Gözlerine görünen herşeye daha çok düşmanlık. Vahşi’ yi azmettiren bir kadındı. Yani şimdiki manada güçlü ve dediği olan, kariyer sahibi kadınlara benziyordu. Aynı çağlarda bir adamın onlarca karısı oluyordu. İşte şimdi universiteler farklı mı? Ar namus 100 yıldır ihmal edildi. Ilk 70 yıl iyi kötü eskinin rüzgarı ile idare ettik, 80 lerde dejenerasyon arttı, 90 larda kafaya girdi, acaba ben de yapabilir miyim soruları başladı. 100. yillinda lisedeki kız bir tipsizi babasının evine getirdi.. Avrupa medeni kanununa göre “o benim hakkım ” diyen kapalı kişiler çıktı, toplum bunları hazmetti…

          • adem diyor ki:

            Abdullah bir kardeş,
            “”Size hakkımı helal etmiyor ve bundan böyle sizi muhatap kabul etmediğim size ve burada ki tüm kişilere deklare ediyorum””
            Gülpembe rumuzlu kişi için bu kararı almada geç kalmışsın.. ben senden 1-2 ay kadar önce almıştım.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sayın Hüzün Gecesi

        Tatilden önce

        ( http://www.cocukaile.net/cok-eslilik-meselesi/#comment-97730)

        “19 haziran 2015 saat:17.25” de “ÇOK EŞLİLİK MESELESİ” konusu altına yazdığım (bir bölümü N. YILDIZ hocanın ifadeleridir) benzer sözler ile yazdığım bir yorumum-yazım yayınlanmıştı. Sanırım o sırada siz tatilde olduğunuz için sizden ilk teşekkürü ve taktiri o zaman alma fırsatını kaçırmış olduk… :-)

        Bazen uslubumuz sertleşse de evliliklerde mutlu olmak, dünya ve ahiret huzuru için karı kocanın her zaman birbirlerine “adalet, sevkat, muhabbet ve merhamet” ile bakmaları ve davranmaları konusunda ki düşüncemiz değişmemiştir.

        Bütün samimiyetim ile sizleri temin ederim ki şartlar, zaman ve mekan değişsede ben ABDULLAH BİR olarak her zaman ve her yerde daima, Allah (cc) verdiği akıl, bilinç, can ve sağlık bu tende olduğu sürece

        ZALİME KARŞI ve MAZLUMDAN YANA OLMAYA DEVAM EDECEĞİM…

        Adil ve mazlum kişilerin bu yolda bize verdikleri destek ve ettikleri dualar bizim şeytana ve şeytanlaşmış insanlara karşı verdiğimiz mücadelede ilmimizi, şevkimizi, enerjımızı ve direncimizi artıracaktır.

        Teşekkür eder saygılar sunarım…

        • Nezih Emiroğlu diyor ki:

          Abdullah Bir’e ta gönülden teşekkür ediyorum. Bi yerden alıntı mı değil mi ona bakacağına içeriğine ne diyorsun onu söyle. Bugün medyada cehaletle sürdürülen programlar var. Buradaki tartışmalarda ona benzemesin. Allah’ın hükümleriyle devletin yasalarını, gelenek ve örfü ayırmak bu kadar zorsa çıkıp konuşmayın artık. Karı ve Koca birbirine düşman edilmiştir. Türkiye’de onca fırkayla (spor takımları, hobiler, partiler, cemaatlerle, milliyetlerle) insanlar birbirinden ayrıştırılırken ve kavga ettirilirken buna bir de kadın-erkek karşı karşıya getirilerek cinsiyet ayrımı eklenmeye çalışılıyor.

          Lanet olsun bu şeytani fikirlere demekten başka çare yok. Aklınızı kime verdiniz siz ya. Abuk subuk konuşuyorsunuz.

          Allah’a firar edin demiyor mu Allah Zariyat Suresi 50. ayetinde. Size kime kaçıyorsunuz ve sırtınızı yaslıyorsunuz.

          Buraya toplanmış ve aklını kullanmaktan kaçınan erkeklere karşı tavır almış ve diklenmeyi Allah’ın verdiği hak zanneden gafiller görüyorum. Bunları yazmaya zorluyorsunuz. Derdiniz ne sizin? Kitapta olanın dışına niye çıkıyorsunuz? Bir kaç hoca sapıttı diye niye freni patlamış otobüs gibi uçurumdan aşağıya doğru salıverdiniz kendinizi.

          Yaptıklarınız ve söyledikleriniz akıllıca değil, gönülden değil, samimi değil.

          Allahım affet bizleri, akıl ver bizlere.

        • hüzün gecesi diyor ki:

          Sayın Abdullah Bir
          O yorumu yaptıģînız zaman da burdaydim bana pek tatil yok. Olsa da siteden kopabildigim yok. Sema Hanım ve Tuğba hanimdan ricamdir anasayfaya “dikkat bağımlılık yapabilir” diye not düşülsün. Zira gün içinde kaç kez giriyorum bu siteye ben bile sayamıyorum:)
          Bahsettiğiniz yerde Nurettin hoca dan alıntı olduğu için ve her zaman yorum yazma firsatim olmadığı için yazamadim. Bu sefer ki yorumunuz size ait olduğu halde, alıntı yapmış olsanız daha önceki yerde olduğu gibi bunu belirtecek birisi oldugunuz halde, bunu düşünemeyip araya giren yoruma itibar etmekle cahillik etmiş oldum kusura bakmayın. Hakkınızı helal edin.
          Sizin de ifade ettiģiniz gibi arada üslubunuz sertleşse de siz yine de kavli leyyin cizgisinden ayrılmayın derim:)
          Siteye katkisi olan herkese teşekkür eder, hayırlı günler dilerim.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sayın HUZUN GECESİ

            Niyet halis olunca akıbette güzel oluyor.

            Dedik ya:

            Bizim “BAĞCI” ile bir problemimiz yok, işimiz “ÜZÜM” ile…

            Kullarının nazarında sözlerimizi itibarlı kılan Rabbimize hamdolsun ELHAMDULILLAH…

            ” Cahilce ” değil, ama bilgi sahibi olmadığınız bir konu hakkında biraz ” acele ” davrandığınız.

            Bu konuda ki hakkımız helal olsun.

            Allah nasip ve sabrımız müsaade ettiği müddetce de “kavli leyyin” (kötülüğe iyilik ile karşılık vermek) çizgisinde kalmaya devam edeceğiz inşaallah…

            Selametle hanımefendi…

    • ozlem diyor ki:

      Benımde bı sorum olucak konustum bırı var evlenıcez aılelerde bılıyo ama sureklı bı tartısma halındeyız ben sureklı facede olmasından cok nefret edıyorum msj atmıyo sureklı ben arayıp soruyorum bna deger vermedıgını dusunuyorum aslında sız erkek olarak ne dusunurdunuz bu konuda alttan mı almam lazım bu tarz durumları

      • Nezih Emiroğlu diyor ki:

        Tanıdığım bir arkadaş vardı :) Sorun aynıydı. Boşanıyorlar. Evlilik başlamadan tartışma başlamışsa sonu boşanma olarak bitiyor. Karşılıklı istediklerinizi yazın ve altını imzalayın, gerekirse şartları ve cezalarını da yazın. Şimdi yapmazsanız bunu sonra hiç yapamazsınız. Hoşgörü yoksa evlilik yok, ilişki de yok. Hürmet yoksa sabır yok, saygı yoksa kaygı var. Alttan almıyor hiç kimse. Çünkü tahammül yok. Büyük bir hata bu. Ne yaptığına bağlı. Gacebook ta trol bir hesap mı yönetiyor yoksa başka kızlar mı var ya da her gün bir ayet ve hadis yükleyip insanları mı bilgilendiriyor. Hiçbiri doğru ve haklı bir gerekçe değil. Siz kendinize bakın ve yaptığınız benz er bir hata var mı kontrol edin. İncitmeden düzeltmeye çalışın olan hataları. Yüzüne çarpa çarpa değil.

        Allah’ın belirlediği helal haram sınırlarında gezinmeyin. O sınırların çok gerisinde durun. Garanti olsun herşey.

      • ... diyor ki:

        Özlem Hanım,

        Erkek değilim ama bayan olarak birkaç konu dikkatimi çekti.

        1. Sürekli tartışma halinde olmanız evliliği düşünen iki kişi için normal midir?

        2. Sürekli facebookta olan birinin ya boş vakti çoktur yada yapacak bir işi yoktur yada duygusal psikoloji olarak çözemediği durumlar vardır? Sosyal medya bağımlılığı bir hastalık bu durumun evlendikten sonrada devam etmesi ihtimali varmıdır yokmudur?

        3. Erkek sahip olmak ister kadın ait olmak ister. Sizin sürekli mesaj atıp aramanız ters durum olmuş. Böyle bir durumu ne zamana kadar sabırla yürütebilirsiniz?

        4. Sizin hisleriniz ve fıtratınız duygusal ve akıl olarak birşeylerin uygun olmadığını size söylemiş.

    • kendimi tanıyamıyorum diyor ki:

      Abdullah bey bu hakkaniyetli yazınız için teşekkür ederim kadınlar bu düşüncede olup böyle davranan eşine severek itaat eder

  8. Elmas kılınç diyor ki:

    Sayın, deyip başlayan saygısızca bitem yorları kınıyorum… Bir havva bir bir ademin burda tartışması hiç uygun değil.. takva hullesi giyenlerden olalım..inşaallah..

    • Nezih Emiroğlu diyor ki:

      Evlilik mi, Takva mı? O da ne? Unuttuk evliliği. Niye evli olduğumuzu. Boş boş yorum yapıyoruz. Biraz da evliliğin gereğini yapmak gerek bahane üretmeden. Bencillik kolay. Konuşmak zor.

  9. nilüfer diyor ki:

    Abdullah Bir Bey benim gözümü açtınız, allah razi olsun..

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sayın Nilüfer Hanım

      Bu yazıya yapılan yorumlarda sizin yorumunuz veya benim sizin yorumunuza karşılık yazdığım bir yorum yok.

      Bu nedenle sizin “GÖZÜNÜZÜ NASIL AÇTIM” merak ettim doğrusu?

  10. Gül diyor ki:

    Bırsey yazmak istiyorum esim ıs yerinden bir bayanla seminere gidıyor arabada basbasa ben buna tahammul edemiyotum yardım edinnnnnnnn

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Nasıl bir yardım istiyorsunuz doğrusu pek anlamadım.

      1- İçimizden birisinin de eşinizin her seminere gidişinde seyahatine katılıp dönüşte “Gül hanım eşiniz ile iş arkadaşı bayan arasında herhangi bir ilişki yok merak etme” dememizi mi?

      2- Sadece buradan “kocana güven o iyi adamdır, harama bulaşmaz” vb sözler söylememizi mi?

      3- Bu erkeklere hayatta güvenilmez, Senin yerinde olsam ya “ben ya işin” der resti çekerim benzeri ifadeler ile yangına körükle gitmemizi mi?

      Tam olarak nasıl bir yardım istiyorsunuz söyleseniz de derdinize derman olma anlamında bir faydamız olsun.

      • RAVZA diyor ki:

        selamunaleyküm gül hanım. tam olarak böyle olmasa da bende böyle bir durumla karşılaştım. size tavsiyem kibar bir dille tavrınızı ortaya koymanız ve bunun kesinlikle dinimizde caiz olmadığını belirtmeniz gerekiyor.unutmayın taviz tavizi getirir

        • .:. diyor ki:

          İyi bir konuya deyindiniz. Daha genişletmek gerekir ve hemcinslerinize bunu izah etmeniz gerekiyor. Çok zor bir durum. KESİNLİKLE CAHİZ OLMAYAN… bir çok durum var, kadınların dışarı çıkması ve erkeklerle aynı ortamlarda bulunmaları….

          İşiniz gerçekten zor ve bunu izah etmekte gnümüzde oldukça sanırım zordur..

      • zeynep diyor ki:

        Kadin ictenlikle, bir derdini paylasmis, alayci bir sekilde cevap yazmak yerine ne yapacaginuzi bilmiyosaniz susabilirsiniz mesela. Nitekim, faydalu olabilecegini dusunenler yorum yazmis…

  11. DİLEK diyor ki:

    Gerçekten erkeklerin kadınlardan ne beklediğini çözemedim. İyi bir eş, çocuklarının annesi, mutfakta iyi bir aşçı,ilgili olması.. diye çoğaltsak sanırım saymakla bitmez.Sanırım en önemliside güleryüz tatlı dil ve biraz da hoşgörü olsa gerek..

  12. Uğur diyor ki:

    Aa, olur mu. Yazar ne kadar yanlış konuşmuş. Yorumcu hanımların ifade ettiği üzere, erkekleri kabalığa teşvik ediyor ve Peygamberimizin (s.a.v.) örnekliğinden uzaklaştırıyor. Nasıl olur da, karısının yaş gününü, evlilik yıldönümünü kutlamamayı hafifseyebilirsiniz? Peygamberimizi örnek alan erkekler böyle bir ihmalkarlığı nasıl yapar? Halbuki Peygamberimiz her yaş gününde eşlerine birer tane cumhuriyet altını, altışar tane Vakko eşarp alırdı. Dahası, evlilik yıldönümlerinde onları mutlaka en lüks İtalyan lokantasına götürür ve portakal soslu ördek sipariş ederdi. Estağfirullah, estağfirullah…

    • irmak diyor ki:

      Hz. Peygamber (asm) bir hadisinde şöyle demiştir:
      Allah-ü Teala der ki:
      “Benim muhabbetim benim için biri diğerini ziyaret edenlere hak oldu. Benim için sevişenlere muhabbetim hak oldu. Benim için birbirlerine hediye verenlere muhabbetim hak oldu ve yine muhabbetim, benim için yardımlaşanlara hak oldu.” (İhya-u Ulum-i Din)
      Hediye kalplerdeki soğukluğu giderir, kardeşler arasında sevgi ve yakınlık doğurur.” (Kütüb-i Sitte)
      “Birbirinize hediye veriniz. Çünkü hediye, gönüllerdeki dargınlığı giderir.” (Tirmizi)
      “Musafaha edin, musafaha kini, kırgınlığı giderir. Hediyeleşin, çünkü hediye, sevgiyi artırır, düşmanlığı giderir.” (İbn-i Asâkir)
      “Hediyeleşin, çünkü hediye, dostluğu artırır, kini, düşmanlığı giderir.” (Taberani, Ebu Nuaym)
      “Hediye gönül aldırır. Kulağa hoş şeyler getirir. Düşmanlığı giderir.” (İhya-u Ulum’id Din)
      Bu rivayetleri hayatinizin neresinde, kime, ne zaman uygulayacaksiniz.?Peygamberimizin yas gunu kutlamadigini biliyorsunuz ama, hediyelesmek konusunda bu kadar hadisi serifi neden soylemis hic dusundunuz mu? hediyeyi yabanciya verecek haliniz yok yakinlariniza vereceksiniz biri de esiniz olsun ne var bunda?
      belki bizim annelerimiz evlilik yil donumu yas gunu bilmiyor du ama sizin esiniz farkli bir ortam da buyumus veya seyrettigi dizilerin etkisi ile sizden boyle bir sey bekliyor olabilir. Sene de bir defa yas gunu bir defa da evlilik yil donumu kutlanir hediyelesilir.365 gun de iki gun iki sefer, siz bunlara bayram ve kandilleri ekleyin. o size pastalar borekler hazirlasin siz de ona butcenizin yettigi bir hediyeyi veya onun istedigi birseyi almasi icin bir miktar para verin. Sevaba girersiniz. Haniminizin yuzu guler,ihtiyaclarinin dusunuldugu ve deger verildigini, sevildigini hisseder. Bunu ondan niye esirgiyorsunuz ? “Mutsuz bir hanimin sizi mutlu etmesini beklemeyin”…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sayın Irmak

        ““Mutsuz bir hanimin sizi mutlu etmesini beklemeyin”…

        Siz kadınlarda

        Dünya hayatında huzur ve mutsuzluğu hayal ederek evlenen, ama ömrünü geçirmek için evlendiği kadın tarafından ” hayal kırıklığına uğratılan, hatta erkeğin kalan hayatını çekilmez hale getirilerek mutsuz edilen” bir ERKEĞİN siz bayanların özel günlerini hatırtlamasını ve size hediye vermesini BEKLEMEYİN…

        Hatta, sizin dayanılmaz KAPRİS’lerinize ve psikolojık siddetinize rağmen, cocuklarının hatırına (vb) size katlandığı ve sizi boşamadığı için ŞÜKREDİN…

        • irmak diyor ki:

          Sayin Abdullah bir,
          Bu sayfalarda yazdiginiz yorumlar o kadar yikici ki, ne yapmak istediginizi anlamak mumkun degil. Kisisel tecrubeleriniz mi, karakteriniz mi size bu kadar kotumser seyler yazdiriyor, bilemiyorum.
          Eger yasadiklarinizsa, Rabbim hepimizi bir sekilde, esi, cocuklari mal, yokluk, ve belalarla imtihan ettigini hatirlatip, Rabbimden size sabirlar vermesini diliyorum.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sayın Irmak
            “…yazdiginiz yorumlar o kadar yikici ki,”

            Benim yorumlarım değil, siz ve sizin düşünce yapınızda ki BAYAN’ların bir türlü kabul etmediği GERÇEKLER size yıkıcı geliyor.

            “”ne yapmak istediginizi anlamak mumkun degil.””

            Tek bir amacım var ve bunu her fırsatta da ifade ettim bu platformda. EVLİ ve yuvası dağılmak üzere olan Hemcinslerinizin aslına (kadın kimliğine) dönmelerine yardımcı olarak yuvalarını kurtarmak; veya bekar olanların huzurlu bir yuva sahibi olmalarına yardımcı olmak.

            “””Kisisel tecrubeleriniz mi, karakteriniz mi size bu kadar kotumser seyler yazdiriyor, bilemiyorum.”””

            Yapmayın Allah aşkına…. Kötümserlik ve benim yazdıklarımı (sadece ifade olarak bile) yan yana koymak bile en yumusak ıfade ıle İNSAFSIZLIK. Bunu yapmayın…

            İnsan olarak sadece Yasadığımız sıkıntıların değil, Hayatın tamamının bir İMTİHAN olduğunun farkındayım. Samimi sabır temenniniz için teşekkür ederim…

    • leman diyor ki:

      erkeklerin beklentileri çok fazla yaa, hep bana hep bana ne olacak bu erkeklerin durumu

  13. irmak diyor ki:

    :….
    Bana, niye soruyorsunuz.? Baksaniza bu site” Kadinlar nasil yapsinlar?.. Yapmalilar? Uygulamalilar?” Sorusunun cevabi icin calisiyor. Hala ogrenemediniz mi? O zaman tekrar bastan baslayip, Sema hanimin butun yazilarini (Evlilik Okulu) dahil bir daha okuyun.
    Olmadi bir daha….
    Eger yazilar ikna etmezse yorumcular var. Cogu hem Aile terapisti,Pisikolog,hem hukukcu,Hem Alim..
    Amma, bir yorumcu size “Üzülerek belirtmelıyım kı sizin için artık çok geç, bu konuda ne benım ne de Sema hanımın bu konuda sizin için yapacağı birsey yok” diyorsa, biliniz ki “Feminizm” hastaligina ducar olmussunuz. Gecmis olsun…olumculdur.Ilaci yoktur…

    • .:. diyor ki:

      Hanımefendi,

      Yazılarınıza istinaden yazilan yazi çok acik ve net.

      Sürekli olarak başkalarinin ne yapmasi ve nasil davranmasi gerektigi konusunda taleplerinizi belirtmektesiniz.

      Siz (veya benzer dusuncede olanlar, Erkek de olabilir, Kadın da) ne yapmaktasiniz? veya ne yapmaniz gerekir ki bu sorun olarak tespit edilen durum cözüme kavuşsun. Veya minimize olsun.

      Bir bayan kardeşimiz tarafından yazilmiş olan bir yazı.

      http://www.cocukaile.net/evliligim-icin-neler-yaptim/

      Benzer olarak bir erkek de yazabilirdi, bu şekilde yazılar da var.

      *** Site içerisinde yayınlanan ilgi alanımdaki bir çok yazar ve yorumcuların yazılarini hatta sizin bu başlıl içerisinde dikkatimi çeken Yazılarınızı ve benzer niteliklerdeki yazıları okudum, Aynı şekilde erkekler, tarafından yazılan bir çok yazıları da okudum.

      Tek sefer de anlayabiliyorum. tavsiyenize tesekkur ederim. Katıldıklarım oldugu gibi katılmayip da karsi düsüncede olduklarım ve buna karsi onerilerim de.

      Benzerlik olsa da her kisinin yasadiklari kendisine ozgudur. Aile terapistleri bazen yetersiz olabiliyor, psilologlar eksik kalabiliyor. Hukukçu olan usulde guclu olsa da, asılda var olan yasanın ötesinde hic bir sey yapamayabiliyor. Okuduklari kitaplarla sinirli kalabiliyor. A

      Bana gore, gözlem ve tecrubelerime, tespitlerime, yasanılanlara göre gore bu bir sektör.

      Feminizm konusunda benim düşüncelerim biraz daha farkli. Nazi, Nazi

      FEMİNAZİ… Türkiyemiz bu konulara daha çok yeni ancak çok hızlı ilerliyor.

      Sözün kısası.

      “Erkekler de kocaligi peygamber efendimizi ornek alarak uygulasinlar… Eski turk filimlerinde ki dizilerdeki…Maco,v.s.. erkekleri degil…”

      derken…

      Kadınlar da en az hanimligi peygamber efendimizin hanimlarini ornek alarak uygulamalrlar oyle degil mi? …… sadist kadınlari degil.

      Empati yaparak kendimizden baslamak daha dogru olur kanaatindeyim. Kadın veya Erkek.. Rolleri degiştirmeye gerek olmadigini düşünüyorum. Kendi isteklerimiz (karsilanabilir veya karsilanamaz) olacagi gibi, Benzer şekilde karşı tarafın da istekleri olur. Kadın ve erkek tamamlayıcı unsur olarak bakildigi zaman kutuplasma daha minimize olur.

    • .:. diyor ki:

      Eklemekte fayda var. Yorumlamalarımızın zamanlamasına denk gelmis.

      Bu site de yıllardan beri Basta sayın Maraslı ve bir cok kimsenin vurgulamaya calıştıgı sey .

      http://www.haber7.com/siyaset/haber/1231418-amerikali-proftan-erdogana-destek

      FEMİNİZM DUVARA ÇARPTI

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sayın IRMAK

      Geçmişte sık yaptığım ama son zamanlarda “yapmamak” için çaba gösterdiğim “kemikleşmiş düşünce sahipleriyle polemiğe girmeme” prensibime sadık kalmaya çalışarak görünüş de “genele”, gerçekte ise “bana” hitaben yaptığınız “suçlamalara” cevap vererek bu konuda sizinle olan karşılıklı yazışmalara son vermek istiyorum.

      Yorumlarınızda ki ifade ve mantık örgüsünden vede sizin dile getirdiğiniz (eğitimci kimliğinizi dikkate alarak) eğitim durumunuzdan hareketle zekı bir insan olduğunuz inkar edilemez bir gerçek. Fakat, yıne aynı krıterlerden hareketle söylüyorum bu zekanızı hayatınızı kolaylaştırmak ve mutlu olmak için kullanma konusunda bir çok hem cinsiniz gibi sizde başarısızsınız.

      Yukarıda sıraladığınız meslek gruplarının tamamı için “sistemin verdiği bir diploma” gerektığını kabul ediyorum. Ama, bu dıplomaların “kadın ve ailenin” problemlerını çözme konusunda “yeterlı veya olmazsa olmaz” olduğunu reddediyorum.

      Fakat, ben “bir umut, (sahip olduğum diplomanın yuzu suyu hurmetine) sahsımın bu konuda kı değerlendirme ve tespitlerinden bir bölümünü dıkkate alırsınız” düşüncesiyle söylemek istiyorum. 45 yaşında, ağaçtan düşmüşve ağaçtan düşenlerın neler hıssettığini ve bu konuda kı tedavı yöntemlerını iyi bilen hayat ve evliliğe dair tecrubelerı olan, ülkemizin en köklü ünüversitelerinden birisinden YÜKSEK LİSANS seviyesinde diploma sahibi, yaklaşık 4 yıldır köşe yazarlığı yapan, 2 kitap yazmış bir İLETİŞİM UZMANIYIM.
      Kaldı kı;
      Sizin ve sizin gibi düşüncelere sahip hanımların içinde bulundukları paradoksu ve mutsuzluğu görmek için “aile terapıstı, psıkolog veya alim” olmaya gerek yok. Biraz tecrübe (hayat, evlilik, sıkıntı vb ), azıcık gözlem yeteneği ve düşüncelerını yazıya dökebilecek kadar bir eğitim yeterde artar bile.
      Özetle:
      Gerçek hayatta ne siz benı, nede ben sizi tanımıyorum. Sizin ailevi sıkıntılarınızı, ahiret ve dünya hayatına dair düşüncelerinizi tam olarak bilmiyorum. Sizin bu konularda kı düşüncelerinizin bir çırpıda değişeceğini de düşünmüyorum. Benim derdim kişiler değil. Daha önce bir çok defa ifade ettiğim gibi benim tek amacım ” gücümün ve ilmimin yettiği ve Allah’ın nasip ettiği kadar (bir tane dahı olsa) deniz yıldızını ölümden kurtarmak, ait olduğu denız ile buluşturmak. Çaba benden taktir Allah’dan.

  14. fatma betül diyor ki:

    bir kadının huzurla bunları yapabilmesi için gerçekten sevildiğine ve değer gördüğüne inanması lazım. yoksa sadece vazifesini yerine getirmek için yapar yada bazen kızgınlığının acısını çıkarmak için yapmaz. bazen erkeklerin gerçekten çok aptal olduklarını düşünüyorum. kahvehanede ki arkadaşlarına gösterdikleri güler yüzü evde hanımlarına gösterseler, onlarla ettikleri sohbetin yarısını aileleriyle etseler, başkalarının işine koştuklarının yarısı kadar hanımlarını takdir edip onları destekleseler, bir de eşleriyle annelerinin yerlerini ayırmayı becerebilseler, bu yazıda yazılanların hepsini elde ederler. zaten kadının içinde vardır bunları yapmak diye düşünüyorum. ne yazık ki bu kadarcık şeyi yapmak yerine huzuru kahvehane köşelerinde yada günah çukurlarında arayarak hem dünya saadetini hem ahiret yurdunu kaybediyorlar. hemde evde gözü yaşlı yada sinirden deliye dönmüş bir kadın oluyor, ve bu kadın o adamın çocuklarına bu ruh haliyle annelik ediyor.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Birçok kadının “evliliklerinde ki sorunları çözmek” yerine problemlerı büyüterek “içinden çıkılmaz hale getirme” konusunda düştüğü “neden- sonuç ilişkisini gözardı etme ve misilleme yapma” hatasına sayın Fatma Betul de düşmüş malesef.
      Aşağıda ki ifadeler bunu açıkca ortaya koymakta.

      “…sadece vazifesini yerine getirmek için yapar yada bazen kızgınlığının acısını çıkarmak için yapmaz.”

      “”…erkeklerin gerçekten çok APTAL olduklarını düşünüyorum. “”

      “””…kahvehanede ki arkadaşlarına gösterdikleri güler yüzü evde hanımlarına gösterseler, onlarla ettikleri sohbetin yarısını aileleriyle etseler, başkalarının işine koştuklarının yarısı kadar hanımlarını takdir edip onları destekleseler, bir de eşleriyle annelerinin yerlerini ayırmayı becerebilseler,”””

      Benım sözlerımı ve tespitlerımı ne kadar dikkate alırsınız bilmiyorum ama ben yıne de bildiklerimi söyleyeceğim size.
      Yorumunuzda yazdığınız sıkıntıları ve benzerlerını en kısa sürede sona erdirmek ıstıyorsanız;

      1- Kocanız ile INATLAŞMAK dan vazgeçin.
      2- Kendinizi (çevrenıze ve vicadınıza karşı) haklı göstermek adına kocanızın hatalarına karşılık “sızın de bir insan olduğunuz, duygularınızın olduğu, kendinizi değersiz hıssettığınız için mecburen kocanıza karşı soğuk davrandığınız” mazeretını unutun.
      3-Evlilik ticari bir ortaklık değildir. “Ne Kadar para o kadar köfte” mantığı ile “etkıye tepkı” vermekten vazgeçin.
      4- Kocam süreklı kahveye gidiyor, kahvedekı arkadaşları ve başkalarıyla ile ilgilendiği kadar benimle ilgilenmiyor, bana güleryuz göstermıyor, yaptıklarımdan ötürü benı taktır etmıyor vb, vb,vb… mazeretlerının diğer insanların nazarında sizi haklı çıkarsa da MUTLU etmeyeceği gerçeğini kabul edin. Tabı amacınız evliliğinizde MUTLU olmak değilde HAKLI olmak ise o zaman sözüm yok
      5- Size göre kocanızın yaptığı hatalarının sizin zannettığınız gibi SONUÇ değil, sizin yaptıklarınızın veya yapmak zorunda olduğunuz halde yapmadıklarınızın NEDEN olduğu davranışlar olabileceğini; sizin evliliğe ve kocaya bakıısınızı değiştirdiğinizde kocanızın sizi rahatsız eden davranışlarınıda değişebileceği gerçeğini kabul edin.
      6-NİSA suresi 34 başta olmak uzere saliha kadınların özelliklerıne dair ayet ve hadislerı tekrar gözden geçirin ve üzerlerınde simdiye kadar yaptığınız sekılden farklı bir açıyla tekrar DÜŞÜNÜN.
      7- Hepsinden önemlısı Allah’ın ve Resul’unun rızasına ve sefaatına muhatap olmak istiyorsanız öncelıkle KOCANIZIN sizden RAZI OLMASI gerektığını aklıınızdan çıkartmayın.

      • fatma betül diyor ki:

        allah razı olsun abdullah kardeşim. tespitleriniz çok güzel, yerinde ve haklı. bunlar benim düşüncelerim. buraya bunları yazmam düşündüğüm her şeyi yaptığım anlamına gelmez. ayrıca benim kocam böyledir demedim, genel konuştum, ben bir eğitimciyim ve aynı şikayetler bana da anlatılıyor. maalesef daha bir kaç haftalık evli çiftler bile birbirlerinde değil başka yerlerde mutluluk arıyorlar. daha gelinliğini bile dolaba kaldırmayan gencecik kadınlar evde gözü yaşlı kocalarını bekliyor. çok kötü bir zamandayız maalesef. keşke sema hanım gibi kadınları kendine getiren hanımlar olduğu gibi erkeklerinde aklını başlarına almalarını sağlayacak beyler çıksa

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sayın FATMA BETUL

          “benim kocam böyledir demedim, genel konuştum,”

          Bizde zaten “kişiler” ile değil “meseleler” ile uğraşıyoruz.
          “Özel” gibi görünse de mesajımız “genele” Üzerinize alınmayın.

          “”maalesef daha bir kaç haftalık evli çiftler bile birbirlerinde değil başka yerlerde mutluluk arıyorlar. “”

          Bu tespit veya gözlem doğru. Kanaatım odur kı bunun en temel nedeni her iki cinsinde (kadın-erkek) evlendiğinde birbirlerine karı-koca olmakla her şeyın “tamam” olduğuna dair olan yanlış ınançları.
          Evlilik ciftler arasında karı-koca eyleminin gerçekleşmesini sağlar, tarafların “sevgili, arkadaş, dost” olmalarını değil. Bir başka ifade ile “sadece karı-koca olmakla” insanların sosyal yaşamada ihtiyac duydukları veya sahip oldukları arkadaş, dost, sırdaş, sevgili (?) “kimliğine” olan gereksinim ortadan kalkmaz, anlamsızlaşmaz.

          Bu nedenle de taraflar bu türde ki insanlara olan ihtiyaclarını, açlıklarını gidermek için kolay olanı yapmak; evdeki karısı-kocası ile dost, sırdaş, arkadaş, sevgili olmak yerine, dışarıda çeşitli arayışlara girerler. Buna neden olan taraf da genellikle aralarında ki nikah ile kocasına her anlamda sahip olduğunu düşünen; mesai saatlerinde bile günde beş defa telefon eden, “neredesin, ne zaman geliyorsun, bir kadın sesi duydum, o kadın kim, yanında kim var… vb gereksiz ahiret sorularıyla kocasını sıkboğaz eden, kocasına köle muamelesi yapan, hatta erkek arkadaşlarından ve kocasının ailesinden bile kıskanan kadındır.

          Özetle,
          Birgün, beş gün on gün değil sürekli bu türde sorularla muhatap olan ve “potansiyel çapkın ve suçlu” muamelesi gören erkek (ne kadar sakın ve yumusak huylu olsa da ) bir gün gelir patlar ve etrafında ne var ne yok paramparça eder. Ya da karda yurur ayak ızını belli etmez. Çünkü, yaratılışdan gelen özellikleri dolayısıyla hiçbir erkek ” suçlamalara sessiz kalamaz, yapılanları unutmaz, zincire vurulamaz, köle edilemez, zorla ve baskıyla kontrol altına alınamaz” (evinde ve karısıyla mümkün değilse) mutlaka başka bir yerde ve başka bir insan ile bir şekilde maddi ve manevi olarak rahatlamak ve huzur bulmak ıster.

          Bu nedenle,

          Bunu bilen (nefsine, mahalle baskısına, çok bilmiş iş arkadaşları, komsuları, akrabalarına prım vermeyen;onların gaz vermesine, seytanın vesvesesine boyun eğmeyen, zemin oluşturmayan, müsade etmeyen vb…) akıllı kadınlar evlilik ile “sahibi” değil sadece “karısı” oldukları erkeklerin aynı zamanda “(sözde ve görünüşte) kölesi, arkadaşı, sevgilisi, sırdaşı ve dostu olur, erkeğinin bu insanlar ile olan “dialog-sohbet-dertleşmek, hükmetmek” vb ihtiyaçlarını da kendisi karşılar.

          Özetle,

          Ey kadın milleti…

          Evlilik/nikah size sadece bir erkeğin “KARISI” kimliğini-özelliğini-hakkını verir. Kocanızın karısı olmakla beraber, aynı zamanda “ARKADAŞI-SEVGİLİSİ-SIRDAŞI-DOSTU” olmak, onun işinden arta kalan vaktinin çoğunu sizinle geçirmesini, sizinle sakalaşmasını, dertlerini-sıkıntılarını-mutuluklarını sizinle paylaşmasını, bir ömür boyu sizinle flört etmesini; kocanızın bir ömür boyu sizin “gönüllü köleniz” olmasını istiyorsanız sanki kocanızın sahibiymiş gibi sorulayan, yargılayan kötü kalplı bir “KRALIÇE” gibi değil, görünürde kendisini “yalnızlık ve acımasız hayat” canavarından kurtaran beyaz atlı prensine bir ömür boyu mınnet duyan, ama gerçekte prensi kendisine “AŞIK ve KÖLE” eden bir “PRENSES” olun.

          İşte o zaman “kadınlığın ve hayatın tadını çıkartmak” nasıl olurmuş görün. Sizden razı olan kocanızın rızasının Allah’ın da sizden razı olmasının referansı ve olmaz ise olmaz sartı, sizin ahiret hayatınızda gitmeyi istediğiniz “cennet’in vizesi” olacağınıda aklınızdan çıkartmayın…

          Akıllı kadınlara Saygılarımla

          • Ayse_Ebrar diyor ki:

            Abdullah bey,
            Ne guzel akil vermissiniz akilli kadinlara. Tebrikler.. bu soylediklerinizi ve daha fazlasini bilen akilli kadinlarimiz var. Lakin erkek yaratilisinda kendisine verilmis olan guc, asabiyet, sinirlilik vs gibi ozelliklerini dogru zaman ve dogru yerde kullanmadiklarindan ötürü kadin-erkek arasında iletisimsiz basliyor. Sonra da vay efendim kadınlar şöyle kadınlar böyle. . Yani demem o ki, suçu gelin etmişler kimse damat olmak istememiş. .

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sayın Ayse_Ebrar

            İltifatınız için teşekkür ederim ama benim aklım zaten kendime zor yetiyor, başkasına akıl vermek ne hatdimize.

            Biz sadece “Bilgi ve tecrübelerimizi” paylaşarak yuvaların yıkılmasına engel olmak ve kurulacak yeni yuvalarında sağlam ve kalıcı olması için çabalıyoruz.

            Diğer taraftan;

            “Lakin erkek yaratilisinda kendisine verilmis olan guc, asabiyet, sinirlilik vs gibi ozelliklerini dogru zaman ve dogru yerde kullanmadiklarindan ötürü kadin-erkek arasında iletisimsiz basliyor. ”

            Kadın erkek arasında kiş İLETİŞİM kopukluğu evliliklerin sıkıntılı olmasın veya boşanmaların TEMEL NEDENİ olmakla beraber aynı zamanda Kadınların fıtratına (yaratılış kodlarına) aykırı davranışlar (ıtaatsızlık, isyan, sekıl,yaşantı ve düşünce olarak) sergilemesinin ve bu konuda ısrarcı davranarak kadın kimliğinden uzaklaşmasının SONUCUDUR.

            Özetle

            Kadın aslına rücu eder; “davranış sekli ve düşünce” olarak tekrar KADIN olursa erkekler de kadınların değişimi sonucu uğradıkları mutasyon sonucu kaybettikleri “koruyucu, seven, merhamet eden, besleyen gözeten vb” kimliklerine tekrar kavuşurlar.

            Erkeğin seven, gözeten ve besleyen baba ve koca kimliğinden uzaklaşmasına sebep kocasına, evladına, babasına “psikolojık, sözlü ve cinsel şiddet” uygulayan hanımı, annesi ve kızı olan kadındır.

            Fıtrar gereği “süreç” değil “sonuç” odaklı olan erkek yakın çevresinde ki kadınlar (eşi, annesi, kızı ) tarafından kendisine yapılan saygısızlığı, sözlü tacizleri ve psikolojık baskıyı bir tür “MEYDAN OKUMA ve SALDIRI” olarak kabul eder ve otomatikmen kendisini korumaya alır, iletişimi kopartır; kendisine yapılan bu saldırılar devam ederse de istemeye istemeye de olsa bu saldırılara sahip olduğu tek silah olan kaba kuvvet ile karşılık verir.

            Sonrası bilindik hikaye, öldürerek veya öldürülerek gazetelerin 3. sayfalarına haber malzemesi olmak.

            Sizin üzerinizden tüm kadınlara bilinçli ve sürekli olarak birileri tarafından çarpıtılan bir konunun gerçek sebebini göstermek istiyorum.

            “KADIN CİNAYETLERİ erkek şiddetinin bir ***NEDENİ*** değildir. Aksine kadınların erkeklere uyguladıkları ***PSİKOLOJIK ŞİDDET’ın*** SONUCUDUR.

  15. merve diyor ki:

    sema hanım kitaplarınızı severek okuyorum bütün kitaplarınız bende mevcut hepsi birbirinden değerli ve güzel. öncelikle şunu sormak istiyorum.

    “Evlilik hayatında erkekler kadınlardan ne bekler?” konusunda, erkek kadından, annesi kadar “şefkatli eş” olmasını ister demişsinz ve diğer yazınızda ‘kocaya annelilk etmek’ konusunda ise Eşinizle konuşurken bütün annelik cümlelerini dilinizden temizleyin.diye not düşmüşsünüz. şimdi hangisini yapmak gerekli sonuçta annelik cümleleride şefkatli sözlerdir örn: sıkı giyin hasta olacaksın.bunu yemelisin çok faydalı. yemeğe çok tuz atmadım(sonra hastalanırsın tansiyonun cıkar )sana dokunuyor diye. doktora gitmeyi ihmal etme. bunlardada bi şefkat cümleleri gizlenmiş. bize hangisini yapmamızı önerirsiniz anne gibi şefkatli mi? yoksa annelik kelimeleri dilden atılmalı mı? yoksa nabza göre mi şerbet ?

    • irmak diyor ki:

      Ben artik Sema hanimin kafasinin iyice karistigini ve bu yuzden de boyle kafa karistirici seyler yazmaya basladigini goruyorum.Erkeklere yaranacam diye cirpinmaktan olsa gerek…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sayın Irmak

        Sema Hanım’ın kafasının karıştığı yok. Hanımefendi en baştan beri aynı seyleri söylüyor.

        Feminist kadının birisi doktora gider ve

        “- Doktor bey vucudumun neresine elimi dokunsam acıyor, çok önemli bir hastalığım olduğunu ve yakında öleceğimi düşünüyorum” der.

        Doktor tepeden tırnağa kadını muayene eder ve,
        “- Korkmayın hanımefendi, önemli bir hastalığınız yok, ölmeyeceksiniz, sadece parmağınız kırılmış” der.
        Kıssadan Hısse: Bazı seylerin düşündüğünüzden başka bir sebebi veya açıklaması olabilir, herşey sizin zannettiğiniz gibi değildir.
        Bence siz ALGILARINIZIN AYARLARINI gözden geçirin, BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRİN

        • irmak diyor ki:

          Sema hanimdan ozur diliyorum. Yazi ona ait degil Zaman gazetesinden bir alinti.
          Fakat Sema Hanimin Erkek okuyuculara yaranmak icin cirpindigi konusunda ki fikrim degismedi.
          Bu siteyi yillardir okuyorum ve yazilarinda,”evlilikte” hep kadindan fedakarlik bekledigini biliyorum. Cunku kadinlar yaratilislari geregi fedakarlar,ozverililer ve sabirlilar. Fakat nereye kadar..
          Yukardaki yazi, cok fazla. Kadini o kadar asagiliyorki,Inanilir gibi degil. Bunu musluman bir kadin nasil yazabiliyor.-Tabii, eger kadinsa ki yaziya zaman gazetesinde baktim kadin bir yazar- Bunu okuyan ve Butun yazilanlarin hakki oldugunu dusunen bir erkegin neler bekleyecegini dusune biliyormusunuz? HERSEYI..Evet, hemen herseyi. Haksiz bile olsalar ozur dilemeyecekler..
          Onun icin degil mi, O fedakar Anadolu kadin hikayeleri, fedakar analar hikayeleri…Affedici kadinlar… Yetti Allah askina.
          Kadinlar INSAN degil mi?
          Bir de Allahin kitabina bakin.
          .Elhamdulillah ki, Rabbim, burda yazilanlari, Kadinlardan beklemiyor. Siz bakis acinizi degistirin. Maco erkek agizlarini birakin… Yillardir Anadolu kadinina yapilan haksizliklari gorun ve duzeltmek icin calisin…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sayın IRMAK

            Sizi bu denli kızdıran, adeta burnunuzdan ve gözlerinizden ateş fışkırtacak kadar erkek düşmanı yapan hemcinsim olan MACO ile olan sorunlarınız veya birlikteliğiniz hala devam ediyormu bilmiyorum.

            Sizinle burada atışmak gibi bir niyetimde yok, sizin gibi “dediğim dedik, çaldığım düdük” türünde kendi düşüncelerini ve söylediklerini MUTLAK GERÇEK kabul eden kişilere ayıracak zamanım da yok.

            Benim derdim hayatı hem kendisine hemde koca adayı veya kocasına zehir ede(cek)n FEMİNİZİM ZEHİRİ ile zehirlenmiş; bal ile karıştırılarak kendisine verilmiş, fakat henuz kana tam karışmamış, ama mudahale edilmez ise MANEVİ ÖLÜMÜ yakın olan kadınlara ilk müdahale yapmak ve onları tekrar hayata döndürmek.

            Üzülerek belirtmelıyım kı sizin için artık çok geç, bu konuda ne benım nede Sema hanımın bu konuda sizin için yapacağı birsey yok.

          • irmak diyor ki:

            Yukardaki yazi, ben i kizdirdi ama tarif ettiginiz gibi degil “sakin, itidalli, hoşgörülü, anlayışlı, idareci. ” biriyim.
            Sadece bu yaziyla hem kadina hem de erkege haksizlik edildigini dusunuyorum.

            Kadin tarifleri dogru olabilir ama kadin in yaratilisi oyle diye, ondan bu kadar cok sey beklemek cok yanlis, bir es ,anne ve calisan bir hanim, egitimci oldugum icin biliyorum.

            Yazinin basligini “Bir cocuk annesinden ne bekler “diye degistirin, baska bircok kelimesini degistirmenize gerek kalmayacaktir.

            bu yazilanlar Ailenin “Reisi” olacak, bir erkegin, esinden istek ve beklentileri olamaz, olmamali.

            Olsa olsa bir kole veya cok maas verdigi bir hizmetciden beklenenler olabilir.

            Allah askina ilk paragrafi tekrar bir okuyun bu ne haksizlik ne zalimlik. Rabbim kadina bunlari mi emretmis, Peygamber efendimiz oylemi yapmis…

            ” İkisi de aynı işyerinde çalışıp yorulsa da erkek, eve girer girmez “çok yoruldum” diye uzanır. Kadının böyle bir lüksü olmadığı gibi üstelik erkek, ondan bir de güzel “yemek” bekleyebilir.

            Evin düzenli-tertipli, elbiselerinin temiz ve ütülü olmasını, hatta kimi erkek, içeceği bir bardak suyu bile eşinin getirmesini bekler. Cep telefonunun nerede olduğunu, gözlüklerini, çoraplarını nereye koyduğunu, arabanın anahtarının nereye bırakılmış olabileceğini hülasa buna benzer birçok şeyi kadından hep “hizmet” olarak bekler.

            En önemlisi ise, erkekler, annelerinden gördükleri karşılıksız “şefkat”, “sevgi” ve “ilgi”yi eşlerinden de beklemektedir.

            ….. Kadini asagilayici su ifadeye bakin ““dırdırlarıyla” kafasını “şişirmemesini””….
            Koca diye tarif edilen…Islamin evine yonetici sectigi bir erkegin tarifi mi? bu once insan olan kocanin tarifi mi?
            Ya su paragrafa ne demeli “Yaratılış itibarıyla şiddet, saldırganlık, sinirlilik, kabadayılık, özgürlük ve kural tanımazlık özelliklerine yatkın olduğu için erkekler, eşlerinin bu duygularını kontrol altına almasına yardımcı olacak “sakin, itidalli, hoşgörülü, anlayışlı, idareci” olmasını bekler.

            Aileyi idare ettikleri için ülke idare eden kral gibi “saygı” görmek ve asla “tenkit edilmemek” ister.

            Yani Erkek evinde bir “Diktator” saldirgan ,kabadayi, sinirli ..ve bu karakteristiklerini konturolden aciz…

            Pes dogrusu….

            Erkekler de kocaligi peygamber efendimizi ornek alarak uygulasinlar… Eski turk filimlerinde ki dizilerdeki…Maco,v.s.. erkekleri degil… demek istemistim.

          • .:. diyor ki:

            “Erkekler de kocaligi peygamber efendimizi ornek alarak uygulasinlar…”

            Kadinlar nasil yapsinlar?.. Yapmalilar? Uygulamalilar?

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sayın IRMAK

            Neden hala akıntıya karşı kurek çekmeye çalışarak su uç günlük dunya hayatını hem kendinize hemde kocanıza ZİNDAN ediyorsunuz.

            Sizin de bildiğiniz sekilde “sürekli aynı şeyı yaparak farklı sonuç beklemek akıllı ınsanların yapacağı bir sey değildir.

            Neden bir süreliğine toplumun ve sistemin sizi aslınızdan uzaklaştıran ÖĞRETİLERİNİ reddederek, sizi yaratan Allah’ın size yuklediği (verdiği-lutfettiği-kodladığı) güzel özellikleri kabul ederek ve bu özellıklerın gereğini yerine getirip hem kendinize hemde (başta kocanız olmak uzere) tüm ailenize dünyada CENNET hayatı yaşatmayı denemiyorsunuz?

            Benden size bir abi nasihatı.

            Bütün dünyanın karşısında tir tir titrediği zalim, acımasız katıl, kaba, maco, Allah’tan korkmaz, kulundan utanmaz… vb özelliklere sahip ne kadar erkek varsa istisnasız TAMAMINI dize getiren, alt eden, parmağında oynatan, özetle adeta kendisine köle yapmayı başaran ve kıyamete kadarda aynı sekılde davranarak istediklerını elde edecek tek varlık nazıyla, cilvesiyle, dış görünüşüyle ve karakterıyle her anlamda KADIN olan; her zaman ve her yerde erkeğine “ben zayıf, gücsüz, nazik bir insanım, sen olmasan ben bir hiçim,sana ihtiyacım var” mesajını samimi olarak veren kadın türüdür.

            Ama gerek yeni dünya düzeni miamarlarının uzun vadelı projesinin, gerek nefislerinizin ve seytanın sizi aldatmasının bir sonucu olarak özellikle müslüman ve mütedeyyyın kadınlarımızın bir çoğu yukarıda kı kadınsı özellıklerı kullanarak hem dünyada hemde ahirette rahat etmek yerine fıtratlarına tamamen ters ve zor olanı tercih ederek, erkekler ıle güç ve iktidar mücadelesine girmeyı, bu zorlu hayat mücadelesinde ben de varım deme yanlışına düşmüşlerdir. İşte asıl sorun da bu.
            Özetle Sayın Irmak

            Sizin ve sizin gibi düşünen ve yaşayan kadınların tamamının sorunu dış görünüşünüz KADIN olduğu halde, çevrenizdeki insanlar tarafından sizin kimliğiniz-kişiliğiniz-karakterınız kabul edilen düşünce ve davranışlarınıza komuta eden ALGILARINIZI bir süreliğine değiştirmeyi ve Allah’ın size verdiği KADINSI ÖZELLİKLERİ ( nezaket, letafet, merhamet, sukunet, edilgenlik ve zayıflık vb ) kullanmıyorsunuz?

            Emin olun bu dünyada kı en MUTLU ve HUZURLU kadın söz ve davranışlarıyla erkeğine

            “HER ZAMAN ve HER YERDE SANA İHTİYACIM VAR, SEN OLMAZSAN BEN BİR HİÇ’im” mesajını veren kadındır.

            Unutmayın…
            Her insan tercihlerinin gereğini yaşar.
            Her bir tercih aynı zamanda birçok alternatifi REDDETMEKTİR.

            Tercihlerinizin hayırlı olması temennisiyle…

        • Ayse_Ebrar diyor ki:

          Abdullah Bir Bey,

          Biz sadece “Bilgi ve tecrübelerimizi” paylaşarak yuvaların yıkılmasına engel olmak ve kurulacak yeni yuvalarında sağlam ve kalıcı olması için çabalıyoruz. demişsiniz.
          Çoğu tespitleriniz yerinde ve güzel lakin bazı tespitlerinizde hemcinslerinizden yana akıllıca tavır sergileyip sanki suçlu hep kadınlarmış gibi bi algınız var.

          Diğer taraftan;

          Kadın erkek arasında kiş İLETİŞİM kopukluğu evliliklerin sıkıntılı olmasın veya boşanmaların TEMEL NEDENİ olmakla beraber aynı zamanda Kadınların fıtratına (yaratılış kodlarına) aykırı davranışlar (ıtaatsızlık, isyan, sekıl,yaşantı ve düşünce olarak) sergilemesinin ve bu konuda ısrarcı davranarak kadın kimliğinden uzaklaşmasının SONUCUDUR. Kadın aslına rücu eder; “davranış sekli ve düşünce” olarak tekrar KADIN olursa erkekler de kadınların değişimi sonucu uğradıkları mutasyon sonucu kaybettikleri “koruyucu, seven, merhamet eden, besleyen gözeten vb” kimliklerine tekrar kavuşurlar.”

          Erkeğin seven, gözeten ve besleyen baba ve koca kimliğinden uzaklaşmasına sebep kocasına, evladına, babasına “psikolojık, sözlü ve cinsel şiddet” uygulayan hanımı, annesi ve kızı olan kadındır.

          da demişsiniz. Kadınların bu kimliklerinden uzaklaşmasının nedeni acaba şimdiki zamanımızda yaşayan erkeklerin (!) erkek kimliğinden uzaklaşmış olmasından kaynaklanmıyor mu sizce? Kadınları sadece bi meta gibi gören zihniyetler artıkça kadın hiçbir zaman kadın kimliğini sürdüremeyecektir maalesef. itaat etmek her kadının fıtratında mevcuttur lakin şu anki zamanda yaşayan erkeklerin eve ekmek getirmekten aciz olduğu bilgisayar, internet, akıllı telefon vs esiri olan bir erkek türü türediği için, evin bakımı, çocukların durumu vs hep kadınların üzerine düşmüştür. BU durum da kadının zaten zayıf olan bünyesini iyice zayıflatmış, fıtratının değişmesine neden olmuştur. Erkekler gerçekten, koca ve baba olma rolünü ADAM AKILLI üstlendikleri vakit, gücünü, evini korumak, çocuklarını korumak, kötülüklerden eşini ve çocuklarını korumak gibi Allah’ın erkeklerin üzerine yüklediği vazifelerini tam olarak yerine getirdikleri vakit ki o zaman gerçek bir AİLE düzeninden bahsetmek mümkün olur.

          HA, bir de günümüz insanları (kadın-erkek) maneviyattan uzak yaşadıkları için, her şeyi maddeye bağladıkları içindir ki kimse kimseye tahammül edemez oldu. İnsan olan her yerde zaten her zaman sorun vardı,Psikolojik şiddet denilen şeyin günümüzde artmasının sebebi Kapitalist sistemin modern kölesi olduğumuz içindir.. bu çarkın içinde ezildiğimiz sürece kadın-erkek arasında fıtrat değişikliği olacak ya da her gün kadın cinayetleri erkek cinneti, erkeklerin cinsel sandırıları gibi haberleri duyacağız ülkemizde maalesef..

          Bundan ötürü ki, Cenabı Hakkın bize vermiş olduğu nice nimetlerini şükründen eksik kalacağımız kesin..

          • ibrahim diyor ki:

            Güzel tespitleriniz için teşekkür etmek istedim :)

          • Bayan Kajmeran diyor ki:

            Kendimi geliştirmeye açık bir insan olarak yanlışlarımı bulmaya çalıştım . Tabi ki faydalı olduğu, yorumlarda gördüğüm bir çok eksik , hata vs gibi noktalarım oldu. Lakin Irmak hanıma bazı noktalarda hak veriyorum. Özellikle kadının itiat et, konuşma , kızma, bağırma, hep sev ,ne olursa olsun duygunu bırak kocan istiyor yatağa gir… gibi robota bağlanmış. Hiç erkeklerin tavırlarında kadına bıraktığı etki konuşulmamış. Tüm yükü üzerinde olan kadının üstüne yüklendikçe yüklenilmiş. Eskiden olsaydı yani kadın sadece evinde yorulsaydı belki duygularımızı dahada kontrol haline gelebilirdik ancak hayat şartları okadar zor mecbur çalışıyoruz . Sabah 6 da kalk işe git yol çek iş yerinde harala gürele eve yetiş mutfağa gir yemek pişir taşır koy kaldır ufak ıvır zıvır iş kocanı memnun et kendine bak çocuğa bak vs vs. bir gün kaç saat ?? he düşünmek zorunda olduğumuz alışveriş , ödemeler , sorunları problemleri saymıyorum.. ?.. Allah aşkına yıpranıyoruz . Sadece yoruldum deyip koltuğa geçen adamlardan yıpranıyoruz solup gidiyoruz kimse görmüyor biz bunu anlatmaya çalışıyoruz . Yoksa kendi şahsıma feministlik felan değil bu biz erkeklere yardım ettikçe erkekler üzerimize yıkılmaya devam ediyor hepsi bu. Aynı şeyi terste düşünebiliriz ama ne yazıkki çok az ..
            saygılar.

          • Nezih Emiroğlu diyor ki:

            Bence evlenmeyin artık. Gördüğünüz gibi erkekler erkek değil kadınlar kadın değil. Bi de dünya nüfusu da çoğaldı. Kocana mı çalışcan hep. Kendin çalış kendin ye. Helal olsun.

            Bu erkekler adam olmaz zaten. İşinize bakın siz. Allah kıyamet günü bunların hepsinin hesabını erkeklerden soracak zaten. Hiç merak etme. Tasalanma.

      • Nezih Emiroğlu diyor ki:

        Irmak Bey mi Hanım mı diyeyim bilemiyorum ama yazılarınızdan bayan olduğunuz :) belli. Bey olmaya aday bir tavrınız var. Abdullah Bir gibi sabırlı olamayacağım. Yorumlarınızla resmen taciz ediyorsunuz. Gerçi siz onları yazmasanız Abdullah Bir’in bu kadar güzel yazılarını okuma fırsatımız olamayacaktı.

        Ayrıca Sema Maraşlı’ya karşı daha zarif davranmanızı istiyorum. Siz ihanete uğramış bir erkek olmadığınız için bazı konuları anlamak zor gelebilir. Bu evlilik ve erkek-kadın ilişkisini de inatlaşmaya götürmeyin. Mutlu olmak için çabalamıyor musunuz? Bir şeye sahip olmak için ne kadar mücadele ediyorsanız mutluluk için de mücadele edeceksiniz. Kıvırıp durmanın bir alemi yok. O kadar yorumunuzu okudum, ya mutlu olmak istemiyorsunuz ya da niyetiniz bozuk. Yapmayın Allah aşkına. Sizin gibi birini tanıdım ve beni suçladığı konuların hepsini kendisi yapıyormuş.

        Kısacası mutlu olmak için mücadele edin. Size, zorla gidin erkeklere kendinizi teslim edin diyen yok. Mutlu olmak istiyorsanız bunu deneyin. Denemek istemiyorsanız kafa karışıklığı, yok erkeklere yaranmak ifadesini kullanmayın.

        İşinize bakın, lütfen. Çileden çıkartmayın insanları.

        • Irmak diyor ki:

          Nezih Bey.
          Bos verin,kasimayin.
          Ben,o yorumlari yazdigim da burada coreklenmis sabit fikirli Profesyonel yorumculardan haberdar degildim.
          Bir insan olarak isyan ettim. Biliyorum ki, akli basinda insaf sahibi erkek yazida yazilan seyleri esinden beklemez. Yazida kadin hep veren, erkekse hep alan ,aldikca simaran, hep daha cok isteyen bir konuma konulmus, benim isyanim onaydi .

          Bu sekilde, “simarik oglan cocugu ” olarak kalan erkeklerin de, aileye ve cemiyete hic bir faydasi olamaz…

          Bahsettiginiz kisinin, yorumlarini objective bulmuyorum. Hic bir aileye de faydasi olduguna inanmiyorum.Sadece, kendisi gibi dusunen erkekleri cok memnun ediyor o kadar…

          • Nezih Emiroğlu diyor ki:

            Şımarık kadınları da gördüm, oğlan çocuklarını da gördüm. Şımarık kadınların yaptığını şımarık erkekler yapmayı bile hayal edemiyor.

            Nefsinize hoş gelen şeyleri yapmak, sizi haklı olduğunuz şeklinde bir duygu mu yaşatıyor? Asla kendini haksız görmeyen, hatası olduğunu kabul etmeyen bir kadın tanıdım. Burnunun dikine giden. Gözü kör olmuş. Buna benzer kadınlar türedi. 28 Şubat mahsülü bunlar. Yapay ve kendini ispat etmeye çalışan. Erkeklerle alakası yok bu sorunların. Ezik karakterli, kendini eksik hisseden, deney olarak kocalarını kullanan aynı cümleleri kullanan 80’lilerin islamcı müsveddesi kızları…

            Biz bu kızları topluma örnek olacak diye beklerken ibretlik işler yaptılar. Birileri toplumu bozmaya çalışıyor, evet, bunu bu kızlar bu kadınlar niye görmek istemiyor. Kendilerinin bu projenin tam da merkezinde olduklarının niye farkına varamıyor ya da varmak istemiyorlar. “Hahh, bak sende kendini bu batılıların işi, siyonizmin oyunu gibi komplo teorilerine kaptırmışsın” diyorsanız, evet haklı olabilirsiniz. Şuna eminim ama, oyuncu sizsiniz ve hata yapıyorsunuz. Canımızı yakıyorsunuz. Ailemizi mahvediyorsunuz. Sürekli kamplaşmaya çalışıyorsunuz. O yüzden senaryonun, komplonun canı cehenneme…

          • .:. diyor ki:

            “Birileri toplumu bozmaya çalışıyor, evet, bunu bu kızlar bu kadınlar niye görmek istemiyor. Kendilerinin bu projenin tam da merkezinde olduklarının niye farkına varamıyor ya da varmak istemiyorlar. “Hahh, bak sende kendini bu batılıların işi, siyonizmin oyunu gibi komplo teorilerine kaptırmışsın” diyorsanız, evet haklı olabilirsiniz. Şuna eminim ama, oyuncu sizsiniz ve hata yapıyorsunuz. Canımızı yakıyorsunuz. Ailemizi mahvediyorsunuz. Sürekli kamplaşmaya çalışıyorsunuz.”

            Tespitlere katılıyorum.

            Yapılan işlemler Yaşam koçluğu adı altında yürütülmektedir.

            Dış kökenlidir. Yeni oluşumdur. Ülkemizde son yıllarda yaygınlaştırılıyor.

            Bir zamanlar benzer şekilde lions larda da yapılmakta idi makam sahibi daha fazla idi. Şimdi daha geniş kapsamlı ve yaygın. Devlet yönetiminin değişmesi ile böyle bir yöntem seçilmiştir. Yoksa aşırı göze batıyor. Cemaat yapılandırması veya başka grupların yapılanması gibi.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Bayan Irmak’a

            “Ben,o yorumlari yazdigim da burada coreklenmis sabit fikirli Profesyonel yorumculardan haberdar degildim.”

            Ne demek burada “çöreklenmiş yorumcu”lar?

            Siz burayı ne zannetmiştiniz?

            Feminazi’lerin birbirlerinin gazını aldığı kadınlar için oluşturulmuş Feministlere has serbest kürsü, dertleşme meydanı mı?

            Haberdar olsaydınız eminim “köpeksiz köy bulmuş değneksiz gezen sahte kabadayılar” gibi üst perdeden, futursuzca yorumlar yaz(a)mazdınız.

            “akli basinda insaf sahibi erkek yazida yazilan seyleri esinden beklemez….benim isyanim onaydi”

            “Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.” [Taberani]

            “Kocasına muhabbet gösteren, çocuk doğuran, öfkelendiği an veya kocası kendine kızdığı zaman, kocasını razı edinceye kadar uyumayan kadın Cennetliktir.” [Taberani]

            “Kıyamette Allahü teâlâ, kocasına dili ile eziyet eden kadının dilini 70 arşın uzun yapıp, boynuna dolar. Kocasına kötü gözle bakan kadını da başı kesik ve bedeni parçalanmış hale çevirir.” [Şir’a]

            “Cehennem halkının ekseriyetini kadınların teşkil ettiğini gördüm. Sebebi de, çok lanet ederler ve kocalarına karşı küfran-ı nimette bulunurlar.” [Buhari]

            “İnsanın insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde … secde etmesini isteseydim kadının kocasına secde etmesini emrederdim” (Ebû Dâvûd, Nikah, 40; Tirmizî, Radâ’, 10)

            Belki farkında değilsiniz ama sizin isyanınız erkeklere değil; ayet ve hadisler ile evlilik hayatında yapmanız ve yapmamanız gerekenleri, özetle size sorumluluklarınızı,”Müslüman kadınlığınızın” gereğini hatırlatan tek yaratıcı ve hüküm koyan Allah’a dır.

            Bunu açıkca ifade edemediğiniz için de “sözde” erkekler üzerinden yaratıcının konuyla alakalı hükümlerine karşı çıkıyorsunuz.

            “…Kocasını üzen kadın, onu razı edinceye kadar, Allahü teâlânın lanetinde olur.” [R. Nasıhin]

            “Kadın, kocasından izinsiz olarak nafile oruç tutamaz. Eğer tutarsa, aç ve susuz kalmış olur, sevap kazanamaz. Kocasından izinsiz evinden dışarı çıkamaz. Çıkarsa, gökteki melekler, geri evine dönünceye kadar ona lanet eder.” [Taberani]

            Bu konuda son sözü de Resulullah (sav) efendimize bırakalım.

            “”Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O halde kocasının hakkını gözetmeyen, Allahü teâlânın hakkını gözetmemiş olur.” [Şir’a]

            Bu kadar hadisi Şerif ten sonra hala söyleyecek sözünüz varmı bilmiyorum ama artık bir karar verin…

            Müslüman mısınız, yoksa Allah’a ve Resul’üne isyan eden Feminazi mi?

        • BEYAZ İNCİ diyor ki:

          Sayın Nezih Bey,

          Sizin Irmak’ın ifadelerindeki yaklaşımları ” eleştiren, kabul etmeyen ” yorumunuzu ben mi yanlış anladım yoksa
          Irmak’ın okuduğunu anlamama özrümü var, yoksa yazılanları “o an” ki ruh haline göre “olumlu-olumsuz” olarak mı algılıyor anlayamadım doğrusu.

          Sizin bu konuda ki değerlendirmenizi merak ediyorum.

          • Nezih Emiroğlu diyor ki:

            Kopyala yapıştır bir robot gibi geldi bana. Bunu çok az bir kadın grubu da yapıyor. Bundan dolayı evliliklerde problem var. Şu an site de bu yorumlarla ilgili sorunun aynısı yaşanıyor evlilik hayatımızda. Canlı örnek size. Güneş balçıkla sıvanmaz. Herkes artık yanlış gidişatı kabullenmeli. Memleketin gidişatı iyi değil. Devlet başınıza polis dikse yine ahlaksızlık devam edecek. Rahatlık battı bu millete. Birazcık huzur için lütfen kanaat. Lütfen ama. Aza kanaat etmeyen çoğu bulamazmış. Erkekler de hata yapıyor. Bu onları taşa tutalım anlamına gelmiyor. İnsaf yani. Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan tartışmasına girdi meseleler. Yok erkek yüzünden yok hayır kadın yüzünden. Cehennemin dibine gidiyoruz. Gözünüzü açın artık.

            Bir de şunu söylemeyi bırakın. “İnsaf sahibi erkek yazıda söylenenleri eşinden istemez.” Ben istiyorum. Üstelik insaf sahibi bir kadın kocasından bunları isteyeceği noktaya getirmez. Müslüman bir ailede bunlar yaşanmaz yaa. Ne olacaktı ya. Sürekli namaz kılıp, oruç tutup, ibadetten ayrılmayıp, kadına olmadık şaklabanlıklar yapıp, anasına babasına ve onun gösterdiği kişilere ilgi alaka mı gösterip duracağız. İlişkilerde yapılacaklar belli. Karşılıklı görevler ve vazifeler belli. Seks yapacağız, sohbet edeceğiz, hastalandığımızda başımızı yaslayacağız, beraber eğleneceğiz, eşimize dostumuza yardımcı olacağız varlığımızla.

            Hırslarımızı artık bir kenara bırakılım. Nefsimizi bir kenara bırakalım. Böyle saçmalamaya devam edersek bir musibet gelecek başımıza.

            Kızdırmayın insanları. Şuurlu davranın. Lütfen. Lütfen. Lütfen.

  16. hamile yildirim diyor ki:

    Çok güzel bi yazı. Harika teshisler .Fakat kadın bu sorumlulugu gönül hosnutluguyla nasıl ustlenebilecek

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için bir saat vardır. İş o saati kaçırmamakta… “ ( B. Fletcher)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku