Evlilik ile Tecavüzü Bir Tutmak!

21 Kasım 2016Sema Maraşlı30 Yorum »

7_b

Kanunlarımıza göre 18 yaş altı evlilik yasak.

15-18 yaş arası kızlar kendi isteği ile dini nikahla evlense kocaları  tecavüzcü sayılıyor ve en az 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası alıyor.

15 yaşını doldurmamış kızlarla evliliğin cezası daha ağır 8 yılla başlıyor 15 yıla kadar ağır hapis cezası. Yine tecavüz suçu ile yargılanıp ceza alıyorlar.

Fakat 12 yaş 18 yaş arası karşılıklı rıza ile cinsel ilişki yaşayanları şikayet eden olmamışsa bir problem yok, bol bol ilişkiye girip zina yapabilirler. Ortaokul ve liselerimizin pek çoğunda gençlerin ilişkisi var ve çoğunluğu da cinsel ilişki de yaşıyor. Bunları görmek için sosyal hesaplarına bakmak yeterli.

Fakat taraflar zina yapmayalım, evlenelim derlerse, kızlar 18 yaş altı olduğunda bu suç sayılıyor ve erkek tecavüzden hapse giriyor ve zorla kız kaçırıp tecavüz edenle aynı cezayı alıyor ve tecavüzcülerle aynı koğuşta kalıyor.

Serbest cinselliği (zinaya) ceza yok sayılır bu durumda, kim kimi şikayet edecek fakat evliliğe tecavüz cezası var ve buna da kimse itiraz etmiyor. Bu iki yüzlülüğün ne boyutta olduğu, bu günlerde iyice açığa çıktı.

18 yaş altında evlendikleri için kocaları hapiste olan kadınların ısrarlı başvuruları üzerine, mecliste bir komisyon, gönül rızası ile evlenmiş olanların kocalarını serbest bırakmak için yasa tasarısı sununca ortalık karıştı.

Tasarıda konu evlilik olduğu halde “tecavüz meşrulaşıyor” diye feministler  ayaklandılar.

Elbette insan olan tecavüzün meşrulaşmasını kabul etmez. Kadın, erkek, çocuk ya da başka bir canlı fark etmez. Yaşı da fark etmez. Tecavüzde yaş da önemli olamaz. On sekiz yaş altına tecavüze giren eylem, on sekiz yaş üstünde tecavüz sayılmıyorsa o hukuk sistemi sorgulanmalıdır.

Ancak çocuğa yapılan cinsel eylem tecavüz sayılır. Konu çocuk olduğunda onun gönlü olup olmadığına bakılmaz. Bunun sınırı da 12 yaş olarak belirlenmiş pek çok ülkede.

Bizde çok  özel durumlarda mahkeme kararı varsa 16 yaşında evlenebiliyorsun, aile onayı varsa 17 yaşında evlenebiliyorsun yoksa da resmi evlenme yaşı 18 olduğu için 18 yaşını beklemek gerekiyor. 18 yaş dedikleri de aslında 19. Evlenmek için 18 i doldurup 19 dan gün almak gerekiyor.

İslam’a göre reşit olan evlenebilir. Etrafımdaki gençlere baktığımda on sekiz yaş öncesi evlilik olgunluğuna gelmiş, aile olma sorumluluğu alacak genç pek yok gibi duruyor, çoğunluk okuyor zaten. Fakat dünya bizim etrafımızdan oluşmuyor.

On sekiz yaş öncesi evliliğe itiraz edenlerin yanılgıları burada. Dünyayı kendi etrafları gibi, herkesin hayat şartlarını da kendileri gibi zannediyorlar.

Özellikle Doğu’da ve Roman vatandaşlar arasında, okumayı tercih etmeyen kızlar evlenmek için 18 yaşını beklemek istemiyorlar.

Pek çoğu aile onayı ile bir kısmı da kaçarak dini nikahla evleniyor.

Fakat bu evlilikler açığa çıktığında koca tecavüzden hapse giriyor, kadınlar ortada kalıyor, varsa çocuklar babasız büyüyor.

On sekiz yaş altı evlenmiş, evlilikleri genellikle çocukları olunca ortaya çıkan, kocaları hapse düşmüş kişi sayısı yaklaşık 4000 civarı deniyor. Eminim bunun kaç katı da yakalanma korkusu ile devletten kaçanlar var. Dini nikahla; düğünle dernekle birbirini severek evlenmişler fakat kocaları hapse düşmesin diye hamile kaldığında doktora gidemeyen, evinde doğurmak zorunda kalan, hastalandığında çocuğunu doktora götüremeyen, okula veremeyen binlerce kişi var.

Kocaları hapse düşmesin diye devlet eliyle ezilen, eziyet edilen kadınlar ve çocuklar bunlar… Feministlerin umurunda mı bu kadınlar; tasarıya itirazlarına bakılırsa umurlarında olmadığı açıkça görülüyor. Belli ki zina yapmak varken niye evlenmişler ki! Evlendilerse de çeksinler cezaları diye bakıyorlar.

Hükümet bu çığırtkanlardan korkup geri adım atmazsa çok yetersiz de olsa bir şeyler yapılmış olacak. Zaten korka korka hazırlanmış bir tasarı olduğu çok belli. Sadece geçmişi kapsıyor bundan sonra evlenecek olanlara, yine hapis yolu açık, oysa geleceği de kapsamalıydı. Tasarıda dini nikahlı kişilere “cinsel istismarcı” deniyor; hükumet “dini nikah”a dini nikah diyemiyor.

Sen dini nikahı kabul etmezsen, dini nikahlı insanları “tecavüzcü” diye yargılarsan Hak tokadı gelir elbet. Hem de en çok korktuğun konudan. Nikahlı insanlar “Tecavüzcü “ diye içeride yatıyorsa; sen de “Sapık” diye dışarıda yargılanırsın. Hangi masumun boşa gitmiş duası ya da göz yaşı vardır!

Dindarların artık modern geçinenlere yaranma ve onlara şirin görünme kompleksinden vazgeçip Hakk’ın yoluna bakması gerekiyor.

Sevmiyor işte onlar sizi, ne yaparsanız yapın sevmeyecekler de onların yoluna girmedikçe.

Siz Hakk’ın yolundan ve adaletten ayrılmazsanız Allah’ın yardımı sizinle olur.

Haksızlığın olduğu hiçbir ülke âbad olmaz. Korkarsanız namusunuza da dil uzatırlar, dininize de. Sonra da ayakları altında çiğnerler.

Korkmak ve geri adım atmak yerine ne yapılmalı, uzman bir ekip tarafından bunun üzerinde çalışılmalı. Benim ilk aklıma gelenler:

1-Öncelikle Ak Parti etrafındaki feministlerden kurtulmalı: Dini hassasiyeti olmayan feministin aile gibi bir kavramı yoktur; onlarda serbest cinsel ilişki daha çok tercih sebebidir. Dindar görünen feminist kadınlar ise daha tehlikelidir, içten içe zarar verirler, dinin kadın haklarını yeterli görmezler, kompleksli ve öfkelidirler. Hükumet yetkililerini modernistlerden korkutarak yanlış yönlendirirler.

2-Dini nikah devlet tarafından tanınmalı ve hocaların kıydığı nikah belgelenmeli ve resmi nikah gibi geçerli olmalı: Batı özentiliğimiz olduğu için ve kanunlarımız Batı’dan devşirme olduğu için modeli de Batı’dan vereceğim.  Batı’da bilindiği gibi durum şöyle: İsteyen kiliseye gidiyor, papaz evlendiriyor, isteyen de belediye de evleniyor. İkisi de aynı şekilde geçerli. Bizde ise dini nikah, nikahtan sayılmadığı için dindarlar iki nikah kıydırmak durumunda kalıyorlar:Bir dini nikah bir de resmi nikah. Müslüman ülkede Allah’ın yanında geçerli olan nikah, nasıl oluyor da devletin yanında geçerli değil anlayamıyorum.

3-Gençler ve aileleri evlilik konusunda bilinçlendirilmeli: Günümüz gençlerinin pek çoğu henüz 15-18 yaş arası duygusal olarak evlenme olgunluğuna sahip değil, aileler tarafından bebek gibi büyütüldüğü için. Fakat bunun yolu kanun olarak yasaklamak değil, bilinçlendirmek olmalı. Bilinçlendirildiği halde “ben evlenmek istiyorum” diyene de destek olup evlendirilmeli.

4-Cinsel konularda eğitimler olmalı: Günümüzde çocuklar çok erken yaşta pek çok cinsel uyaranlara muhatap oldukları için ergenliğe de erken giriyorlar, cinsel birlikteliğe de erken yaşta heves ediyorlar. Ergenlik hormonlarının yüksek olduğu yaşlarda pek çok cinsel uyaranlara muhatap oluyorlar. Gençlere kendini kontrol etme, erken yaşanacak cinselliğin olumsuz yönleri, cinsel haramlar helaller öğretilmeli. Taciz ve tecavüze karşı gençler ve aileleri bilgilendirilmeli ve böyle bir durumla karşılaştıklarında şikayet etmek için cesaretlendirilmeli.

5-Evlilik dışı cinselliğe teşvik edecek yollar kapatılmalı. Porno yasaklanmalı. İlkokul çocukları ödev araştırırken pek çok porno sitesi ile karşılaşıyor. Hatta bu sitelerin pek çoğu normal kadın-erkek ilişkisi değil, aynı cinsin birbiri ile olan sapkın ilişkileri gösteriyor ve küçücük çocuklar izliyorlar anne-babalarının çoğu zaman haberi bile olmuyor.

6-Cinsel istismara engel olmak için gençleri yanlış yönlendirecek dizi ve filmler gözden geçirilmeli ve yayınlanmasına izin verilmemeli. Bugüne kadar lise gençleri pek çok dizide cinsel birliktelikler yaşarken, hamile kalıp çocuğunu büyütürken gösterildi, kimse de itiraz etmedi. Bu diziler gençleri cinsel istismara yönlendiriyor, diyen olmadı.

Gençlik filmleri ise ayrı rezalet. Mesela yeni vizyona yeni giren “İkimizin Yerine” isimli yerli bir film. Basından takip ettiğim ve fragmanlarından gördüğüm kadarıyla film; lise öğrencisi bir kızın,  edebiyat öğretmenini baştan çıkarıp onunla cinsel birliktelik yaşaması konusunu işliyor. Bu film ile gençler kütüphanede öğretmen nasıl baştan çıkarılır, hangi bahane ile bekar öğretmenin evine gidilir onu öğreniyorlar.

Bu ve bunun gibi filmlere feministlerin gıkı çıkmıyor sonra da cinsel istismara karşıyız diye gürültü yapıyorlar.  Feministler sanat adına fikirlerine karşı oldukları rezillikleri onaylıyorlar fakat biz dindarlar dinimiz adına dinin izin verdiği şeyleri yapamıyoruz. Bu ülkede dinin sanat kadar değeri yok mu? Dini dizi filmden vazgeçtik, ahlaklı dizi ve film çekilsin ki gençler ahlaklı olmayı modellesin.

7-Tecavüze uğramış kızların tecavüzcüsünün tehdidi ya da ailelerin zoruyla  tecavüzcüsü ile evlendirilmesine engel olmak gerekiyor.

Bunun için 18 yaş altı aile rızası ile de olsa evlenmek için gelenler, nikahtan önce tehdit altında mı yoksa gönüllü mü diye psikiyatr ve psikologların olduğu uzman bir ekip ile görüştürülmeli, şüpheli bir durum var ise emniyete bildirilip nikah izninden önce iyi bir araştırma yapılmalı.

Ailesi ile görüşülüp evlilik ile ilgili zorlama var ise engel olunmalı, aile ikna olmuyorsa, devlet kızları korumaya almalı. Tecavüze uğramış kız masumdur fakat ailesi onu suçlu görecekse; bunu namus meselesi yapacaksa ailenin yapacağı zulüm tecavüzcünün yapacağından az olmaz. Çözüm sadece tecavüzcüsü ile evlendirmemek değil, ailesinden de korumak olmalı.

Kızların tecavüzcüsü ile evlenmek zorunda kalma ihtimallerine karşı çözüm, mazlumu koruyalım diye başka mazlumlara zulmetmek olmamalı.

Eğer zulüm yolu seçilirse cezası başta oy kullananlara olmak üzere tüm ülkeye ağır olur.

 

 

 

 

Okunma Sayısı : 25.019

Yorum yapın

“Evlilik ile Tecavüzü Bir Tutmak!” için 30 Yorum

  1. Sümeyye diyor ki:

    Suistimale çok açık bir tasarıydı. Sema Hanım bahsettiğiniz şekilde uygulanmayacaktı o yasa, küçük yaşta kızlar satılacaktı “sözde rıza” ile
    tecavüze uğrayan kızar namus için evlendirileceklerdi “sözde riza” ile
    Birı göz koydumu kıza ,eğer ki kız istemiyorsa kötülüğünu yap kız senle evlenir nasıl olsa .Çünkü yasa izin veriyor.
    Bir de bu pencereden bakın istedim. Burası Türkiye bilmem farkında mısınız ? Töre cinayetleri

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Sümeyye Hanım.

      Bu tartışmaların üzerinden epey zaman geçti. Yasa tasarısından ziyade toplumun ya da toplumda söz sahibi konumda olan kesimlerin yaklaşımı, tepkileri daha önemli.

      İki genç düşünün reşit değil, flört ve ötesinde bir şeyler yaşıyor birbiriyle toplum olarak alkış tutacak kıvama geldik. Ancak aynı gençler biz evlenmek istiyoruz imkanımız da var harama bulaşmayalım derse ne oluyor siz söyleyin. Bu yasaya ve yazıya karşı olanlarla tartışırken ne tarz ithamlara maruz kaldım bir bilseniz. Yasa tartışılırken onun hakkında yazan yazarları da takip ediyorlar insanlar.

      Sizin kıza göz koyan adamı örnek vereyim ben de. Adam kıza göz koydu, kızlar kendinden büyük erkeklerden daha çok hoşlanır, 30’luk adam16 yaşındaki kızı ayarttı, işini gördü sonra ortada bıraktı. Şimdi bu adam toplum gözünde suçsuz değil mi? Kızın rızası vardı, öyle mi diyeceğiz. Ya da aynı adam kızla evlenmek istiyor kız da mental olarak olgun ve evliliğe hazır, dinen uygun. Biz onlara evlenemezsiniz yasak mı diyeceğiz? Allah’ın helal kıldığını yasaklamak kimin haddine? Bu yasayla ilgili fikrim muhtemelen aceleye gelmişti ve aile düşmanı zihniyete bazı kozlar da verdi. Suistimale açık noktalar vardı. Ancak bir kez daha gördük ki kazanın doğurduğuna inanan ama öldüğüne inanmayan bir toplum olmuşuz.

  2. Süleyman diyor ki:

    Şimdi sadece şunları öne sürmek istiyorum. Bir yabancı basınla argumanların ne kadar birebir aynılık gösterdiği.

    BBC den bir haber:
    Turkey withdraws child rape bill after street protests (Türkiye çocuk istismarı yasasını sokak protestolarından sonra geri çekiyor)
    Haberde yapılan analizlerde çok güzel nedense burda daha önceden de duyduğum şeyler. “the bill would have legitimised rape and encouraged child brides” (Yasa tecavüzü ve çocuk gelinleri yasal hale getirebilirdi). ya da elif şafak ın verdiği açıklama.”One of the main weaknesses of this draft is that word, consent,” (Bu taslağın en temel sıkıntılarından biri “rıza göstermek” sözcüğüdür.)

    Ya da Guardian haberinde olduğu gibi.
    Critics have pointed out that underage girls cannot give meaningful consent. (Eleştirenler 18 yaş altı kızların doğru bir şekilde rızasının olamayacağının altını çizdi.)

    Tabi ki şimdi doğal olarak batıda bizimde olayları durmadan duygusala bağlayıp aynı sonuçlara ulaştığımız batıda (BBC) şu soruyu rahatlıkla sorabiliyor: “Is life getting worse for women in Erdogan’s Turkey?” (Erdoğan’ın Türkiyesi’nde kadınlar için hayat daha mı kötü hale geliyor?).

    Tabi başörtü serbestliği, zülümler kalktı ya hemen yasa tasarısında ki 3 kelimeye takılıp hükümetimizi de Erdoğanı da batıya satalım. Zaten hükümetin art niyetlerine bugüne kadar hep şahitllik ettik. Tebrikler ne diyeyim. Yani zaten kadın derneklerinin ne cenahtan olduğunu biliyordukta birde psikoloğum ve muhafazakarım diye dolaşanların sanki yasayı tacizcileri sokağa salacakmış gibi görmesi çok göğüs kabartıcı oldu. Ne demek lazım bilemiyorum.

    • Süleyman diyor ki:

      “the bill would have legitimised rape and encouraged child brides” (Yasa tecavüzü yasal hale getirebilir ve çocuk evliliğini cesaretlendirebilirdi). cesaretlendirebilir sözcüğünü unutmuşum. düzelteyim ki bizim argumanlara daha iyi benzesin.

    • .:. diyor ki:

      Sayın Cumhurbaşkanımızın hanımı ve kızının Kadın derneklerinde taraf olarak bulunmasını, üye olmasını, başkan veya yönetici olmasını doğru bulmuyorum.

      Dernek olarak zaten bir taraf durumdadır. Geçmiş senelerde herkes çok iyi bilirdi ki, eski aile bakanı her fırsatta hanfendiyi proğramlarının bir köşesine dahil ederdi.

      henfendinin küçük kızları da herkesin bildiği gibi Kadem de yönetici ve yapılan işler hep ayrımcılıklı olmaktadır. Sponsorluklar bile.

      Oysa yaşlılarımız veya çocuklarımız, cinsiyet ayrımı yapılmadan engelli vatandaşlarımız konularında bir şeyler yapılsaydı çok daha doğru olurdu diye düşünüyorum.

      Var olan bu ve benzeri dernekler zaten AB tarafından kullanılmaktadır.

      Yukarıda alıntılı yabancı gazetelerin haberlerini okudum. Verilen mesajlar çok kısa ve net sanki daha önceden biliniyormuş gibi ve etkileyici.

      Çünki çok akıllıca seneler önce tek tek bu yasalar değiştirilip yerleştirildi. Küçük yemler halinde ülkemize verildi ve ülkeyi yönetenler bunları kabul ettiler. Kabul ederlerken de kendilerini çok başarılı olarak da tanıttılar.

      Aile Bakanlığında olan bu ve benzer olaylar, Eğitimde, sağlıkta, Çalışma hayatında, Güvenlikte, Tarımda ve bir çok alanda olmuştur.

      Bu küçük parçalar bütünleşince ve diğer parçalarla da bir araya gelince aslında devasa problemlerin ta kendisi oluyor.

      15 Temmuz olaylarını genişletip bu şekilde düşünmek gerekir.

      Bunları yurd dışında gören ve analiz eden biri olarak şunu söylemek isterim. Halen bu sistem devam ediyor. Çok yakın bir örnek vereceğim.

      AB uyum çalışmalı veya destekli bir proje yapılacak yakın zamanda. AB bu proje için sanırım 3500 kişilik hibe vereceği bir grup oluşturacak ve şartları var. Bunu SGK nın web adresinden de görebilirsiniz (İlanı duymuştum. Zaten olabileceğini yıllar önceden bu sayfalardan da yazdım) Bu aileler evli ve çocukları 24 aylığa kadar olacak ve tam rakamını hatırlayamıyoum, sanırım 300 den 419 euro ya kadar destek verecekler. Bakıcı parası adı altında, Kadın çalışıyor olacak, bakıcı tanıdık olmayacak v.s. tam detaylarını net olarak bilmiyorum.

      Bu sistem tuzaklardan bir tanesidir. Bu şekilde öylesine fazla projeler var ki. Hepsi tuzak. İyi gibi görülüyor. Ama devleti KEMİRİYOR.

      Malesef ülkemizi yönetenler sürekli olarak bu tuzaklara düşüyorlar ve sonra da AB yi suçluyorlar. Bugün ki oylama da AB nin nasıl hedefte olduğunu artık bilmeyen yoktur.

      • .:. diyor ki:

        Yazıma Şunu da eklemek isterim. Sayın cumhurbaşkanımızın Erkek çocukları da Erkek dernekleri kurulsa veya kursalar, önder olsalar onlarda benzerleri yapıp Erkek hakları için destek olsalar.

        NASIL OLUR?

        • Uğur diyor ki:

          Sayın .:.,

          Tam da bu konuyu düşünüyordum. Son birkaç dakikadır ben de aynı duruma -Cumhurbaşkanımızın hanımı ve kızının kadın derneklerince, aile bakanlığındaki aile karşıtlarınca ve feministlerce yanıltılmasına- içerliyordum. Cumhurbaşkanımız son konuşmasında kadın-erkek eşitliğinden bahsetmiş. Üstünlüğün takvada olduğuna dair ayet veya hadisi dile getirmiş. Ayet veya hadis hakkında haklıdır, ama şu noktayı gözden kaçırmış olabilir ki o üstünlük veya eşitlik sözde kadın hakçılarının bahsettiği eşitlik değildir. O âyet ve hadis insanın bir insan olarak değeri ve üstünlüğü hakkındadır. Birer şahıs olarak herkes eşittir, ancak Nisa Suresinin 34. ayetine göre Allah erkekleri bazı haklar bakımından kadınlardan üstün kılmıştır: “Erkekler, kadınlar üstünde çekip çeviricidir, çünkü O onların birini diğerine üstün kıldı ve çünkü erkekler kadınlar için mallarından harcarlar.” Arapçası biraz düzgün olup biraz da lugat karıştıranlar bilirler ki bu bağlamda “faddalallahu ba’dahum alâ ba’d” ibaresinin anlamı kesin olarak “birini diğerine üstün kılmak”tır, başka bir anlama gelemez.

          Aslında cumhurbaşkanımız bundan iki sene önce kadın-erkek eşitliği ideolojisini kınamıştı, ama şimdi maalesef birileri devreye girip onun ailesini ve kendisini yanıltmış. Türkiye’de her alanda ayırımcılığa maruz kalanlar en çok erkeklerdir. Ev içinde de, işyerinde de öyledir. Pozitif ayırımcılık kadınlar lehine yapılarak aile çökertilmektedir, çünkü erkekler yerine kadınlar mesleklendirilirse kadınlar beğenebilecekleri yüksek statülü kocaları bulamayıp uzun yıllar bekar kalırlar ve bunun sonucu olarak Avrupa, Amerika ve Rusya’da olduğu gibi zina norm hâline gelir.

          Maalesef sayın cumhurbaşkanımıza şimdilerde kadın hakları konusunda bilgi verenlerin hepsi ya daha düne kadar FETÖ’nün müttefiği olan feminist solcu liberallerdir ya solcu liberal üniversite hocalarına aldanan tahsilli Müslümanlar ya da Allah’tan çok bu iki taifeden korkan Diyanet yetkilileri ve her türlü diğer hocaların kahir ekseriyeti. Bunlara göre erkeklerin hakları yoktur, sadece görevleri vardır; kadınlarınsa görevleri yoktur, sadece hakları vardır.

          Bütün bunlara rağmen ben önce Allah’a, sonra cumhurbaşkanımıza güveniyorum. Allah cumhurbaşkanımıza bu konudaki hakikati göstersin ve hükümetin aile politikalarını büyük ölçüde dayatmakta olan aile düşmanı solcu liberal kesimlere haddini bildirtsin. Bu işte cumhurbaşkanımız kendisi uyanmazsa bu iş çözülmez. Çünkü zamanımızın tahsilli Müslüman erkeklerinden maalesef bir cacık olmaz. Üniversite tahsilli Müslüman erkekler de kız ve kadın akranları gibi Allah’ın Kur’an ve sahih senedli sünnetteki yasasına değil modern sosyal bilimlere ve dolayısıyla sapkın kadın hakları ideolojisine iman etmişler.

          • .:. erkek diyor ki:

            Şuan bati ile yasanilanlarin hepsine bu gozle genis persfektiften bakmak gerekir.

            Bu onunu bir turlu goremeyen, beceriksz siyasileri nasil uyandiracagiz.
            bilemiyorum.

  3. mavera diyor ki:

    uzun yazmaya gerek yok, çok güzel tespitler Allah razı olsun

  4. Abdullah hasan diyor ki:

    Müslüman bir ülkede Müslüman çoğunluklu bir toplumda Konuştuğumuz konular bizim utançlarımız. 1. Madde 5. madde ve 6. madde bizm konuşmamız Bu mağduriyetlerin doğmasında kendi zaaflarımızın olduğu gerçek. İyi niyetle 3-4 bin Mağdurun mağduriyeti giderilmesi için için düzenleme gidiliyor(doğru ) lakin %51 oy aldığını saydığımız yönetim ‘Dinin kadına verdiği hakları yetersiz gören feministler”in etkisinden, Porna filmlerin yasaklanmasından , cinselliği çağrıştırıcı fiilmlerden bahsediyoruz halen. Bunların (Bu sayılanların) Müslümanlardan oluşan toplumda ne işi var. Bunlar bizim toplumda nasıl yer bulabiliyor bunları düşünmemiz gerekiyor. İllaki tepeden ( devletten) yaptırım olmasına ne gerek var, Biz müslüman değilmiyiz, böyle mikrobik yaratıklar bizim olduğumuz yerde niye yaşatıyoruz, alışmışız Devlet şunu yapsın , devlet bunu yapsın. Bu mikroplar müslümana yasak demişte Rabbimiz de Müslümana ”Siz yatın herşeyi devletmi yapsın” demiş yani. Müslümanların toplumları sağlam olacak sonrada devlet Toplum böyle istiyor diye gereğini yapacak ve Sapasağlam olacağız ,(feministsiz , pornosuz ve kötüfilimsiz) mikropsuz duracağız.

  5. Menduh Farsak diyor ki:

    Batıdan verdiginiz,kilise veya resmi nikah örnegi Türkiye ye uymuyor Sema hanım.
    Kilise veya devlet kurumlarında kıyılan nikah TEK EVLİLİK için elzem.
    Bizim ülkemiz de cok evlilik! İsteginde veya halinde olan kaç binler?Milyonlar? Var bilmiyoruz..Dediginiz sekli ile batının uyguladıgı nikahlama şekli de mevcut Türkiye şartlarına uygun düşmüyor.

    • Elif diyor ki:

      Acizane buraya şunu eklemek istiyorum.
      İkinci evliliğini yapamayan adamın hayatında metresleri eksik olmuyor Türkiye şartlarında.

  6. .:. diyor ki:

    Sema Hanımın yazısının geliştirilmesi gerektiğini ve her boyutu ile ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Gündemde olan yasalara karşı çıkanları haksız olarak görmüyorum. Çok boyutlu ve karmaşık birşeydir. zaten mevcut hali başlı başına karışıktır. İsterseniz yasaları bir inceleyin.

    yorumları da okudum ve bir çok yorumcunun belirttiği hususlarda güzel tespitler var.

    80 milyon nüfuslu bir ülkede 4000 kişi için yasa yapılmaz. (yapılmamalı)

    Erken evlilik ile ilgili yasalar nelerdir? Hangi kanun ile yürürlüğe girmiştir?

    Daha bir kaç sene evvel Aile bakanı olan fatma Şahin hanım değilmiydi. erken yaşta evlenenlerle ilgili cezaları %50 arttıracak olan.

    Peki şimdi ne oldu da geriye doğru birşeyler yapılmaya çalışılıyor.

    Mevcut durumda ceza alanlar neden sadece erkekler oluyor?

    Bu evliğiği yapan erkek ceza alıyor. Babası alıyor. Kayın babası alıyor. Anaları neden almıyor? Ayrıca yaşı reşit olmayan kız neden almıyor? İsterseniz bu konularla ilgili haberleri geçmişe doğru bir okuyun. Okumanızı tavsiye ederim, bu günki tartışma konusu ile kıyaslayın.

    Koca ülke de adam gibi yasa yapılmıyor. hepsi ithal, hepsi yabancı.
    Üstelik Ülke olarak batının yasalarını kabul etmişiz. Üstelik anayasa nın üzerinde saymışız. Bu saatten sonra batının kontrolü dışında bir yasa çıkartabilirmisiniz? sonunda gideceği nokta orasıdır.

    Bu konularda Anayasa mahkemesine bireysel başvuru varmıdır? veya AİHM ne, Sonuç ne olmuştur?

    Bir kesime, bir gruba veya zümreye ayrıcalıklı yasa yapılmamalıdır. Anayasaya da aykırıdır. Roman vatandaşı da olabilir, bölgesel farklılıkta olabilir önemli değil herkes vatandaşdır.

    Sema hanımın yazısının zenginleştirilmesini düşünüyorum. zaman zaman 1,2,3,4…. diye serili yazılar yazmıştır. Gayet güzel ve kapsamlı oluyor. Bu yazıyı da benzer şekilde yapmakta fayda vardır. Tek taraflı olarak bakmamak lazım. Hele ki 18 yaş bazı konularda ölçü olmuşken en hassas konuda değiştirirseniz. Yarın ehliyet yaşı, silah ruhsat yaşı, oy kullanma yaşı, seçilme yaşı, okula başlama yaşı v.s. derken içinden çıkılmaz haller alır.

    Fatma şahin hanım bakanlık yaptığı yakın zamanlarda bu konular çok çirkin ve cezaları arttırılması istenilirken. Her yerde vergi veren insanların paraları ile çalıştaylar, seminerler, reklamlar v.s. de kullanılıp çarçur edilirken alınan kararlar, Neden şimdi değiştirilmek isteniyor? Ozaman mı yapılanlar doğruydu, şimdi mi? Daha ne kadar bu konu gündemde kalacak?

    Malesef ki bu ülkede yıllardır yapılanları hep bu şekilde. Yap-Boz, kişilere göre değiştir. Yarın aynı konuyu tekrar ısıt tekrar aynı konuları tartış.

    Bizler yıllardır vatandaş olarak bu ülkede benzer hususlarda sıkıntılar çekiyoruz. Konu erken evlilik de değil. (Konu Vergi, emeklilik, İmar, Kadastro……) hiç birisinde yasalar işlemiyor. Anayasayı kimse takmıyor. Bunları yapan da ekseriyetle bu hükümet. (Bir çoğunu ustaca onlara batı kaynaklı olarak yaptırıyorlar. Bir kısmını da Ülke menfaatine olduğu halde, kendileri çıkarlarına ters geldiği halde ve yanlış olduğunu bildiği halde değiştirmedi. Bir bahanesi mutlak oldu.)

    Bu konuda mağdur olduğunu söyleyen 4000 kişi (aslında yasalara karşı çıkmışlar. Nasıl mağdur olunuyor?) Belki de mevzuatlara!

    Sema Hanımın güzel olan tespitleri de var. Yazının eksik kaldığını düşünüyorum. Madem ki gündem konusu her açıdan tartışmak gerekir.

    Olayı yasalar ve din açısından kıyaslama noktasına getirenler ikilemde kalacaklardır. (dinimizde emredilip de yasalarda olmayan bir çok husus vardır. Veya tersi. Dinimizin işimize gelen kısmını ele alıp, işimize gelen kısmını görmezden gelemeyiz. Mesela NİSA suresindeki hususlar.) Bazı hususlar kılıfına bile uymuyor. Faiz meselesi gibi, içki den alınan vergiler, satılması v.s. gibi.

    15-18 yaş arasındaki kişiler evlenmek istiyorum diye evlenmelimidir? Bakalım evlenmek isteyen her 15 yaşındaki kişi dengi ile mi evlenecek? (bu bile insanı düşününce zorluyor.) Çok yaşlı birisi ile evlenmek isterse ne olacak?

    Arkadaşlar bütün bunları öncelikle empati yaparak düşünün. Kendi çocuğunuza, hatta benzer durumda varsa kardeşinize.

    Aslında düzeltilmesi gereken bence başka bir şey var. Geçici çözüm yerine Bütünüyle birşeyler düşünülmeli. Galiba tek sorunumuz ANAYASA değil. Adam gibi ADALETLİ yasalarımız bile yok.

    • Süleyman diyor ki:

      Geçiş dönemleri böyle olur. Biz 100 senelik devam ede gelen bir yanlışı düzeltmeye çalışıyoruz. Bir başörütüsünü serbest bırakabilmek için bile 8 sene geçti. Ne yazık ki bazı şeyleri yavaştan almak zorundayız. Bazı halleri değiştirip daha sonra tekrar değiştirmek durumunda kalabiliriz.

      Bence sema hanımda şunun farkındadır ki bu söyledikleri belki bugün değil 10 yıl sonra dikkatle ele alınacak fakat onun bu alanda devam ede gelen çalışmaları olan biri olarak hakkı söylemesi gerekiyor. 10 veya 20 sene ve hatta belki daha sonraki senelerde farkedilse bile.

      Son olarak her şey bitti bir bu mu kaldı tarzı konuşan kişilere şunu demek istiyorum. Her mesele bitti evlilik mi kaldı? O zaman biz niye evliliği düşünüyoruz ve konuşuyoruz burada. Dünyada açlık, zulum, nefret var bir evlilik ve aile mi kaldı da böyle bir site kuruldu? Çok sevdiğim mübarek bir amca bize şöyle söylemişti. Müslüman her farzı ve sünneti yapmaya gayret edecek. Hangisi mümkünse onu yapmaya çalışacak o an. Yapamasa bile gönlüyle onu isteyecek diye dile getirmişti. İşte gücümüz olmasa dahi biz burada hayrı istiyoruz. Evlenme imkanı olunca evlenicez, bir zalimi durdurma imkanımız olunca onu durduracağız. Yanlış bir algı oluşturmak istendiğinde becerebilirsek onu engelliyeceğiz. Bu iş böyle yürür.

  7. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Müslüman ülkede Allah’ın yanında geçerli olan nikah, nasıl oluyor da devletin yanında geçerli değil anlayamıyorum.”

    Kıymetli Sema Hanım anlamayacak ne var ?

    Halkımız müslüman olabilir ama devletimiz İslami değil Laik devlet! İslam esaslarına göre yönetilmiyoruz! laik devletten dini nikahı tanımasını beklememiz zaten abes olur.!

  8. Sadece Fatih diyor ki:

    Önceki yorumuma ek olarak şunu da hatırlatmak isterim.
    Madem pedofili iddiası gündemde, bir baksınlar bakalım, şu an A.B.D. pizzagate skandalıyla çalkalanıyor.

    Ya şuna ne demeli. “Modern” Batı’dan alınan masalların bazılarına bakalım. Pamuk prensesi öpen prens bu eylem için izin mi almıştır. Masalın sonunda evlendiklerinde acaba prenses kaç yaşındadır. 12 yaşındaki Rapunzel neden hiç tanımadığı birini saçlarıyla kuleye çeker. Kırmızı başlıklı kız ile Alice Harikalar Diyarında’ya hiç girmeyeceğim bile. Çocukları küçüklükten itibaren saçma sapan masallarla, çizgi filmlerle zehirleyeceğiz, büyüdüğünde normal insan olmasını bekleyeceğiz öyle mi?
    Kelin ilacı olsa başına sürermiş. Önce bize örnek diye sundukları Batı’nın tecavüz oranlarına baksınlar sonra bize ders versinler.
    Çözüm Batı’da olmadığının, aile kurumunun eski itibarına kavuşmasında olduğunu görmeliyiz.

  9. Sadece Fatih diyor ki:

    Bu yasaya itiraz edenler ismi herkesçe malum 16 yaşındaki bir kız çocuğunun şarkıcı diye sahnelerde pazarlanmasına seslerini çıkarmadılar nedense.

    İşlerine geldiği zaman o daha çocuk, işlerine geldiği zaman o bir reşit. Bu ikiyüzlülüğü görmek gerekiyor.

    Sema Hanım çok güzel değinmiş. O yaşlarda kanunen evlilik yasak ama beraber bir şeyler yaşamak serbest.

    Sadece bu konularda değil kıyafet özgürlüğü gibi diğer konularda da bu ikiyüzlülüklerin ortaya dökülüp o insanların yüzlerine vurmak gerekli.

    Madem modernlik diyorlar bir İsrail’e baksınlar bakalım. Teknoloji devi ülkede bayanlar ile erkeklerin yürüdükleri kaldırımların ayrı olduğu yerler var. İnsanlar sokak ortasında gürültülü bir şekilde ibadetini yapıyor. Kimse ağzını açamıyor. Çünkü güç onlarda.
    Ya bizde nasıl. Sessiz kılınan namaz bile irtica unsuru olarak görüldü. Her tesettür tartışmasında bu devirde diye başlayan cümleler kuruldu.

    Bence bu konuda da yapılan iki yüzlülük teknik olarak diğer konularla aynı, sadece öğeler farklı. Güç bizde olmadığı sürece benzer olaylarla karşılaşmak da ihtimal dahilinde. Yapılması gereken kendimizi çok iyi ifade etmek ve medeniyetin, gelişmişliğin aile kurumunu yıkmakla elde edilemeyeceğini anlatmak.

  10. Süleyman diyor ki:

    Önerileriniz çok makul Sema Hanım. Hakikaten olaya geniş çerçeveden bakmışsınız.

    1900 lü yıllarda Abdurreşid İbrahim adlı Kafkas bir alimin seyahatnamesini okuyordum. Alem-i İslam diye. Orada Çin yöresinde bir yere gittiğini ve Müslümanların bulunduğu o yerdeki bir anısını anlatıyordu. Oradaki hacı bir Müslüman Çinli, Mekke’den birinin geldiğini ve yörenin kızlarıyla mutaa nikah yapıp yapıp o kızların namuslarını kirlettiğini Abdurreşid İbrahim’e anlatıyordu. 100 yıl önce gene kişiler dini kendi keyiflerine alet ederek böyle mağduriyetler yaşatıyordu. Yaşatmaya çalışanlar da olacak.

    Mesele burda şu ki sistemler ne kadar iyi olsa da içinde yaşayanların denetimine muhtaçtır. Şimdi kişiler yanlış uygulamalar yapıyor diye dinin koyduğu hudutları esnetmek veya gevşetmek kişinin kendisinin haddine olamaz. Zaten bunu istismar eden değiştirdiğiniz şeyi hayli hayli istismar eder.

    Örneğin 2008 ‘ de İzlanda da ekonomik kriz oluyor. Halk çok mağdur kaldığı için 200 bin nufuslu izlanda dışarıya 5000 göç veriyor. İnsanlar evlerinden oluyorlar. Krizin arkasına baktıklarında durum şu. İzlanda bankalarına giden denetçilerin 3 de birinin daha sonra denetçilikten istifa edip o bankalarda çalıştığı gözüküyor. Eğer denetçi dişli çıkarsa bir oda dolusu avukat çağırıp argümanlarını vasıfsız kılmak için yanlarında bulunduruyorlar. İnside Job belgeselinde izleyebilirsiniz.

    Yani sema hanım dediğiniz üzere “Dindarların artık modern geçinenlere yaranma ve onlara şirin görünme kompleksinden vazgeçip Hakk’ın yoluna bakması gerekiyor”. Eğer biz başkalarına yaranacağız diye bazı şeyleri onların keyfine göre yaparsak durumda zaten bir düzelme ve değişme olmayacak. Hak bilineni tutup, mağduriyetlerin yaşanmaması için kişilerin doğru şekilde bilinçlendirilmesi ve o kişilerin öz denetimi sağlaması gerekli.

  11. Abdullah hasan diyor ki:

    benim aklıma gelen: artık memleketimizde hukuk adam gibi uygulanmalı. 7. maddeyi yoksa işlevsel hale getiremeyiz. sinan çetinin oğlunun davasında olduğu gibi mahkeme sonucunda kimse ağzı açık kalmamalıdır ki : Kişilerin hak hukuk arama babın da aklına olumsuz bir düşünce(güvensizlik) gelmemelidir, kişiler hak aramaya başladığın da bu Tecavüz olaylarının çoğunluğu kendiliğinden çözülecektir. Kişler hak arama yolun da güvensizlik oldukçada diğer önlemler çoğu işlevsiz kalacaktır. Yoksa ne tecavüzcüyü caydıracak nede Tecavüze uğrayanın hak aramaya yönlendirecek bir etki üretemezsiniz. Biz hukuk meselesini ve topluma sağlayacağı faydaları layıkıyle anlamış ve anlatabilmiş değiliz henüz.

  12. Feyza diyor ki:

    Kaleminize saglik Sema abla konuyu cok iyi ozetlemissiniz. Kac gundur gundemde bu mevzu, ozellikle ikinci madde uzerinde hukumetimizin uzun uzun dusunup bir duzenleme getirebilmesini cok isterim. Dini nikah mevzusu hakkinda halkimiz o kadar bilincsiz ki, bunun resmi bir kayda baglanmasi dogacak nesillerin selameti icin neredeysr artik zaruri hal aldi. Mutedeyyin diyebilecegim bir annenin kizi bana du soruyu sordugu gun beynimden vuruldum, nikah arefesinde , ‘biz resmi nikahi zaten kiyacagiz( dugun vs.esnasinda), dini nikahi balayidan sonra kiysak olmaz mi?’ diye bir soru yoneltti ki bu hanim universite mezunu tahsilli bir insan. Insan kendi dinine nasil bu kadar yabancilasir bilemiyorum. Inaniyorum ki su an ortads gezinen ve bozuklugundan sikayet ettigimiz neslin bir kismi veled-i zinadir fakat yazik ki bundan anne ve babalarin dahi haberi yoktur. Durum bu kadar vahimken, bir yanda dini nikah bu kadar itibarsizlastirip tahfif edilirken, diger yanda ise dini nikahi kiyilan ama yas itibariyle resmiyete dokme hakkindan mahrum birakilan kizlarimiz da bir o kadar magdur. Her haliyle Bati’dan devsirilme kanunlarimiz neden bu konuda cifte standarda dusuyor ve dini nikah ile resmi nikah tek elde birlestirilmiyor, burda neden Batiyi ornek almiyoruz, nedir bu kompleks?
    Ulkede baktiginiz zaman 13 14 yasinda kizlar evden kaciyorlar bunun onunu alamiyor mevcut yasalarimiz. En azindan engel olunamiyorsa resmiyet haklari ellerinden aliasin ki bir kisim kizlar da bu sekilde magdur edilip, artniyetli insanlarin elinde kirletilip oyuncak edilmesinler. Resmi haklarini bu sekilde devlet gasp etmemis olsun. O yastaki kizlar evlensin demiyoruz ama madem ki kacmalarin, gayriyasal yoldan birlikteliklerin onune gecilemiyor, o halde resmi haklarindan da yararlanabilsinler. O yasta bir cocuk suc isledigi zaman hemen saliverilmiyor ve cezai ehliyeti olup olmadigina dair bir yigin testten geciriliyorsa, evlilige hazir olup olmadigi veya bu evliligi gonullu yapip yapmadigina dair de benzer testlerden gecirilerek haklarinda esasli bilgiye sahip olunabilir. Imkansiz birsey degil, onunu kapatmak ve yasaklarla enhel olmaya calismak yalnizca magdur sayisini artirir. Evlenip sevip mutlu olan bir cok kadin var erken yasinda cogumuz cevremizden sahidizdir.
    Ve yine, tv.lardaki ses yaeismalarinda 14 15 yasinda cok alimli, bir yetiskin kadin gibi edali ve cinselligi cagristiran kizlar goruyoruz. Cinselligi ogrenme ve yasama yasi o kadar dustu ki, bu gercegi kabullenmek istemese de aileler malesef durum bu. Sanirim cozum resit olma yasini dusurmek degil de, ruhsal olgunluk yasini indirmekle mumkun gozukuyor. Aileler cocuklarinin buyumesine imkan tanimadiklari ve sorumluluk vermekten seytandan kacar gibi kactiklari icin zannediyorlar ki cocuklari ruhsal anlamda cocuk oldugu gibi fiziki ve zihni acidan da hala cocuk. Halbuki herseyin farkindalar, disiligini henuz ortaokul caginda bir kiz cocugu dahi istedigi halde oyle guzel kullanabiliyor ki..
    Son olarak ve bu sebeplere dayanarak gunumuz sartlarinda en gec 10 yaslarinda bir kiz cocuguna tesettur en ince detayiyla ogretilmeli, erkeklere ve akraba dahi olsa yabancilara karsi laubali hareketlerden, oturup kalkma konusma adabina kadar dikkatli olmasi gerektigi ogretilmeli. Madem ki erkeklerle hasir nesir olmanin onune gecemedigimiz karma bir ortama saliyoruz kiz cocuklarimizi, o halde biyolojik gekisimleriyle rihsal gelisimleri arasindaki ucurum fark kapatilmali ve paralel oranda ilerlemesi icin aileler azami ozeni gostermeli. Yoksa bedenen yetiskin ruhen cocuk genc kizlardan mutesekkil bir toplumda ‘gayrimesru dogurdugu cocugunu klozete atip sifonu cekti’ haberlerini daha cok duyariz.

  13. ... diyor ki:

    Sema Hanım,

    Sizin bu yazınızı okumadan önce bende başka bir konu başlığı altında bu durumu anlatmaya çalışmıştım. Tekrar aynı şeyleri yazmak istemedim. Fıtrat-Din-Kanun arasında durumu açıklamışsınız.

    Uğur Mumcu’nun güzel bir tespiti vardı. Türk vatandaşı ; İsviçre medeni kanununa göre evlenen, İtalyan ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman ceza mahkemeleri usulü yasasına göre yargılanan, Fransız idare hukukuna göre idare edilen ve İslam hukukuna göre gömülen kişidir. Kopyala yapıştır mantığıyla batıdan hukuk sistemlerini aldığımız için din ile zaman zaman karşı karşıya geliyoruz.

    Ben bu tasarının tam olarak doğru şekilde insanlara anlatılamadığını düşünüyorum. Konuyu iktidar partisi tam açıklamadan muhalefetten hukukçulardan ve kadın derneklerinden konuyu saptırma açıklamaları geldi. Mağdur olan ailelerin durumunu ve bundan sonra yaşanacak benzer durumları kanunda iyice açıklamak tespit etmek gerekir. Çocuk istismarında bulunan ve tecavüz eden kişilere en ufak faydası olmamalı.

    Dini nikah konusunda meşrulaştırma olmalı istismar olmamalı. Bazen üniversite öğrencileri, bazen toplumdan çevreden aileden gizli evlenenler, bazen gelip geçici hevesleri tatmin etmek amacıyla kişiler dini nikahı kullanabiliyor.

    18 yaş altı uygunsuz uyaranlara bu kadar maruz kalan çocukları zinaya yönlendirmek yerine bilinçli evliliğe yönlendirmek faydalı. Güdülerini doğru zamanda kullanması kendini terbiye etmesi. Çoğu film ve dizilerde evlilik kötü gösterilirken zina mübah aşk gibi gösteriliyor.

    Toplumda gittikçe artan sorun olan çocuklara istismar olaylarının ve tecavüzlerin arkasında dinin ailenin ön planda yer almaması ve uygunsuz uyaranlara çok fazla maruz kalınması var. İnsanlara sürekli bir şey dikte edildiğinde hevesleri zaafları üzerinde yoğunlaştırıldığında bu tür durumların sayısı artıyor.

    Sizinde yazmış olduğunuz gibi bizim hayatımızda yer almayan durumları hiç yokmuş yaşanmamış gibi kabul ediyoruz ama öyle değil. Dünyada ve ülkemizde nice durumları yaşayan kişiler var.

    16-17 yaşında kaçıp evlenenler var. Bunların içinde hemen dini nikah yaptıranlar vardır ama hemen dini nikah yaptırmayanlarda olabilir. Dini nikahı olup resmi nikahı olmayan kişiler var. Çocukları okula gittiğinde resmi nikah yaptıranlar var çocuğa kimlik çıkaranlar var.

    Tecavüze uğrayan kişiler var hayatı mahvolanlar. Çevreden aileden failiyle evlenmesi yönünde telkin alan kız bunu kabul etmedi ve failler yıllardır hapiste. Kız sonra başka biriyle evlendi ve şuan mutlu ama yaşadıklarını hiç kimse bilemez.

    Adalet her durumda eşitlik demek değildir. Bu yüzden her insan her durum özeldir ve mağduriyetler farklı olabilir bunlara göre çözüm üretilmelidir.

  14. arat diyor ki:

    Çok zorlama bir yazı olmuş. Bu kafaya sahip bir toplumda yürümez bu işler.

  15. melek colakoğlu diyor ki:

    15 yaşından sonra rızası ile cinsel ilişkiye girmek serbest olsaydı,bu insanlar neden hapse girdi o zaman?
    Devlet geçici çözümlerle kişiye özel yasa çıkarmamalı. Bu 3000 kişi gerçekten istemiş olabilir evlenmeyi ama çocukla evliliğin nasıl olsa affedileceğini düşünen tecavüzcüler, ya da kızlarını başlık parası karşılığı satan babalar bu aftan cesaret alıp bir mazlumun bile başını yaksa bu zulüm olmayacakmı? Bu ülkede cumhurbaşkanı onayıyla teröristler bile affedildi. Gerçekten bu 3000 kişinin suç işlemediği kanıtlandıysa cumhurbaşkanı affetSeydi bunları.

    • bleagle diyor ki:

      niye cb baskani affedecek, rte ni tecavuzculeri affetti diye haber yapmaniz icin mi halihazirda hapiste cocuklarindan esinden ayri bekleyen 3000 kisinin durumu var sen simdi niyet okuyarak bu zulum devam etsin mi diyorsun

      • .:. diyor ki:

        — Bu yasayı daha evvel kim koydu?

        — Amaç neydi?

        — Yasalarda belirtilen yaşlardan erken evlenenler için cezaların iki katına çıkmasını kim istedi?

        Dünyanın her yerinde evliliklerin resmi nikah ile olduğunu bilmeyen yoktur.

        Bunun bir takım temel şartları olduğunu da herkes biliyor?

        Erken yaşta evlenmek için müracat edenlerin işleri yapılmıyor.

        Buna rağmen evlenenler ve yasalara aykırı davranıp da ceza alanlar, nasıl oluyor da Zulüm görüyor?

        *** Bu arada geri adım atılarak iptal edildiğini de hatırlatalım.

        • Uğur diyor ki:

          Sayın .:.,

          Cevap şu cümlenizde geçiyor: “Dünyanın her yerinde evliliklerin resmi nikah ile olduğunu bilmeyen yoktur.”

          Püf noktası şu ki Türkiye’de neredeyse hiçbir Müslüman bunu kabul etmez. Çünkü resmî nikah sırasında söylenen sözler ve resmî nikâhın şartları (özellikle kadın ile kocanın eşit oluşu) İslam’daki nikâh akdinde ve evlilik yasasında geçersizdir. Bu yüzden bütün Müslümanlar “imam nikâhı” da yaparlar ki hemen bütün Müslümanlara göre asıl nikâh budur. Eğer bu nikâh dine, yani dînillâha, yani Allah’ın yasasına uygunsa Müslümanlar evliliği ancak o zaman evlilik sayarlar. (Dîn Kur’an Arapçasında yasa demektir. Modern religion kavramı yeni bir icaddır ve elbette İslam’ın temel metinlerinde yoktur. Din kelimesine modern religin kelimesinin anlamını vermek hemen herkesin işlemekte olduğu bir korkunç cahillik ve cinayettir.)

          • meryem diyor ki:

            Uğur bey
            Ülkemizde dini nikah hafife alındığı için resmi nikah olmadan hiç bir kadın nikahlanmak istemez. Dini nikahın hafife alınması sebebi ile müslüman kılıklı erkekler hükmünde bir bağlayıcılığı yok. Hal böyle olunca bir kadın kendini güvende hissedemeyeceği için resmi nikah olmadan evlenmek istemez. İşin acı kısmı da bu zaten. Allah’ın şartı üstüne şart yoktur. Rabbim’ in koyduğu hudutlar bellidir, kesindir ama ülkemiz erkek ve kadınları DİNDAR MI (DİNİNE GERÇEK MANADA BAĞLI MI ) yoksa DİN-İ-DAR MI ?
            Hal böyle olunca resmi nikah olmadan dini nikah ile yaşamak isteyen ve resmi nikahı yok sayan erkeklerin bu düşüncesi kadınlar için geçerli değil. Tabi ki erkek ve kadın eşit değildir. Kadın duygudur erkek güçtür. Ama iki cinsin de birbirine zulmetmeye hakları yoktur. Ne zaman ki ülkemiz erkekleri gerçek manada müslüman olur ve gerçekten Allah korkusu ile yürekleri titrerse o zaman kadınlarda resmi nikah olmadan dini nikah ile de yaşayabilir onlar için resmi nikahın önemi kalmaz.

    • Cevap diyor ki:

      Cocuk dogdugu icin hapse giriyor!

    • melek Çolakoğlu diyor ki:

      Devlet suçsuz insanları hapse arıyorsan bu zaten zulüm değilmi? Bunun çaresi arada bir af çıkarıp hapistekileri salmak mı olacak? Nasıl olsa af çıkacağına güvenen kötü niyetliler hesaba nasıl hesaba katılmaz. Para karşılığı satılan, ya da namusu temizlensin diye tacizcisiyle evlenmeye zorlanan kızlar bu ülkenin gözardı edilemeyecek bir gerçeği değilmi? Evlendirikten, çocuk sahibi olduktan sonra, çocuklarının geçim derdi için ya da maddi manevi baskı altında oldukları için kocalarının hapisten çıkartılması için dilekçe verip vermediklerini devlet nasıl anlayacak?

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayın, onbeş yaşına kadar onlarla arkadaş olun, on beş yaşından sonra da onlarla istişare edin.” ( Hz.Ali)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku