Evlilikte Aşk Şart mı? (Evlilik Okulu 21. Ders)

04 Haziran 2013Evlilik Okulu152 Yorum »

430566_308685999187023_1816551280_n3-150x1501Okuyucularımdan ara ara “Evlilikte aşk şart mı?” sorusu geliyor. Aşık olmadan evlenmiş olanlardan “Eşimi seviyorum ama aşk içimde ukde kaldı, keşke aşık olup evlenseydim.” gibi mesajların yanında; bekarlardan da “Evlenmek için biriyle görüştüm, beğendim fakat aramızda aşk yok, acaba evlendikten sonra birbirimize aşık olabilir miyiz?” soruları da geliyor.

Öncelikle aşk siparişle olacak bir şey değildir. Aşk kaderdir, diye düşünüyorum. Aşk: Acısı lezzetinden çok olan ağır bir imtihandır. Herkesin baş edebileceği bir şey değildir. Edemeyenlerin hayatı bir daha düzelmemek üzere dağılır zaten.

Medya sayesinde olmalı bir aşk arayışı var çok kişide. Aşk dizileri, filmler, aşk romanları içimizdeki sevilme arzusunu dürtüklüyor. Ancak normal bir sevgi yetmiyor, uç noktalarda bir sevgi istiyoruz. İstiyoruz da gerçekte aşkın ne olduğunu biliyor muyuz?

Mevlana hazretlerine aşkı sormuşlar “Ben ol da bil.” demiş.

Aşık olmayan birine aşkı anlatmak pek mümkün değildir. Bu yüzden aşka inanmayanlar da çoktur. Kendi yaşamadığına göre demek ki yok. Kimi insanlar aklıyla kimi insanlar kalbiyle yaşarmış. Aklıyla yaşayan insanlar aşık olamazlarmış. Bu yüzden bazılarının aşık olamaması aşkın olmadığını göstermez. Kalbiye yaşayan insanlardan bile aşık olmayan çoktur. Karşısına aşık olacak biri çıkmamıştır. Aşık olmadan evlenmiştir sonra da kendini korumuştur.

Aşkı en güzel şairler anlatmışlardır. Aşk olmasaydı edebiyat olmazdı. Duygular bu kadar güzel anlatılamazdı.

‘Yâr’ deyince, kalem elden düşüyor,

Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor,

Lâmbamda titreyen alev üşüyor ,

Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban. (Abdurrahim Karakoç)

Aşk sevginin en uç noktasıdır. Bilim adamları aşık olan kişinin beyninde uyuşturucu alan insanların beyinlerindeki aynı değişimlerin görüldüğünü söylüyorlar. “Aşk bir kokudur.” diyor bazı bilim adamları da. Karşınızdaki kişinin sizin bile fark etmediğiniz vücut kokusunun beyin tarafından algılanıp o kokuya tutulmak, yeniden yeniden duymak istemektir. Bunun için de sevgili yanında değilse bir saba rüzgarı bile getirebilir o kokuyu.

Aşkı sevgi ile karıştıranlar var. Birbirlerini çok sevip evlenmişler fakat “aşık olduk” zannediyorlar, fakat aslında aralarındaki sadece sevgi. Aşkın ne olduğunu bilmeyen sevgiyi aşk zannedebiliyor. Bu da etrafındakileri yanıltıyor. “Herkesin ki aşk evliliği bizim ki değil.” diye üzülüyorlar. Aşk evliliği diyenlerin çoğunun da evlilikleri aşk evliliği değil aslında.

Aşk çok kuvvetli bir duygudur; kişiyi değiştirir ve dönüştürür.” diye bir cümle kalmış aklımda okuduğum bir kitapta. O halde aşık olan insan hiç bir zaman aşık olamadan önceki haline dönmez. Başka biri olur. Âşığa da yakışan bu olmalı. Aşk sevginin gözü kör olmuş halidir. Gerçek aşk; dağlara, denizlere, her türlü zorluğa rağmen engel tanımaz.

Bir teyze anlatmıştı. Geçmiş zamanlarda çamlıca tepesinde bir genç sevdiği kızı camda görme umuduyla bir kış günü sokaktaki elektrik direğine yaslanmış da buz tutup direğe yapışmış fakat o anda hiç fark etmemiş. Daha sonra etrafın yardımıyla delikanlıyı direkten ayırmışlar. Gerçek bir aşk böyle bir şey.

Günümüzde aşk kelimesinin içi boşaltıldı. İnsanlar kediye köpeğe “aşkım” diyor artık. Aşk diye inanılan da her zaman sevgi olsa yine iyi; oysa daha çok beğenilen ile birlikte olma arzusu haline geldi yeni nesilde. Gençler aşık olduklarını zannedip beğendikleri ile görüşüp sonra da bir kaç zorluk görünce ayrılıyorlar, evlenmeye bile zahmet etmiyorlar. Oysa aşk sevgiliden gelen çileye razı olmaktır.

Aşkı heyecanla karıştıranlar da var. Mesela aynı ortamda olmak, göz göze bakışmak, dertleri paylaşmak sohbetler yapmak kişileri birbirlerine bağlıyor. Birbirlerini seviyorlar fakat bunların çoğu aşk değil sevgidir. Hele de aralarında kavuşmalarına engel bir durum varsa, mesela taraflardan biri evliyse gizli gizli buluşmalar, haberleşmeler, yakalanma korkusu heyecana sebep olur. Heyecan da vücuttu adrenaline sebep olur. Bu bu hal aşk zannedilip, kavuşalım ömür boyu mutlu olalım, arzusu ile yanlış kararlar alanlar da çok. Bir araya geldiklerinde hayat normal rutine girdiğinde mutsuzluklar başlıyor. Aslında hiç de birbirlerine öyle kuvvetle sevmediklerini anlıyorlar. Maalesef ki bu heyecanlara kapılıp kendine asla uygun olmayan kişilerle evlenip hayatını mahveden insanlar çok.

İnternet aşklarının çoğu da heyecandan başka bir şey değil.” Mesaj atmış mı? Ne yazmış? Ben ona ne yazmalıyım? Ne yazarsam hoşuna gider. Beni düşünüyor ki mesaj göndermiş.” Heyecan ve değer görme arzusu aşkla karıştırılıyor. Bazıları ise yazma konusunda ustalaşıyor. Bir anda kaç kişiyi idare ediyor, cümleleri ile pek çok kişiyi etkiliyor. Bir anda ona aşık olduğunu zanneden bir kaç kişi olabiliyor.

Aşkı cinsellikle karıştıranlar da var. Bu yüzden onlara bakıp aşkı sadece “cinsel çekicilik” diye açıklayanlar da var. Oysa aşka cinsel çekicilik olsaydı sevdiğine kavuşamayan hemen ondan vazgeçer başka cinsel çekiciliği olan birine yönelirdi. Bu yüzden gerçek aşkın cinsel çekicilik değildir. Kişi elbette aşık olduğu kişiye dokunmak, koklamak, onunla birlikte olmak ister. Fakat birlikte olmak istediği için aşık olmaz, aşık olduğu için birlikte olmak ister.

“Aşık olduk evlendik” diyen çiftlere bakıyorsunuz, birbirlerinin hiç bir eziyetine sabırları yok. Oysa aşk sevgiliye eza etmemek ve sevgiliden gelen ezaya razı olmaktır. O üzülmesin ben üzülmeye razıyım, diyebilmektir.

Aşkta mutluluktan çok acı vardır çoğu zaman. Çünkü o kadar çok seversiniz ki sevgide dengeyi korumakta zorlanırsınız. Onun da sizi, sizin sevdiğiniz kadar sevmesini, istersiniz aynı büyüklükte bir sevgiyi göremiyorsanız üzülürsünüz. Kaybetme korkusu yaşarsınız. Velhasıl her halükarda aşk aslında acı çekmektir.

Aşk bütünü sevmektir parçalara ayırmadan. Sevdiğinin sevdiklerini de sevmektir. Mesela “Aşkım seni seviyorum ama anneni görmek istemiyorum.” diyen biri asla aşık değildir. Yakınlarından eziyet gelse bile onunla ilgili her şey güzel gelir aşığa.

“Aşk hiç bir zaman pişman olmamaktır.” demişler gerçek âşıklar. “Çok pişmanım keşke hiç karşıma çıkmasaydın keşke hiç evlenmeseydik.” diyen biri zaten hiç âşık olmamıştır. Kişi aşkının karşılığını görmese, acı çekse, mutsuz bile olsa sevdiği ile geçirdiği tek dakikaya bile acımaz.

Kısacası gerçek aşk çok az.

Gelelim sorunun cevabına. Evlilikte aşk şart mı?

Bence değil. Sağlam bir sevgi aşktan daha kıymetlidir. Çünkü aşk geçici bir haldir. Kavuştuktan bir süre sonra biter demek istemiyorum fakat bir süre sonra aşkın ateşi azalır, harareti söner. Âşık çiftler birbirlerine doğru davranırlarsa aşk tamamen bitmez diye inanıyorum. Gerçi bilimsel açıklamalara bakarsak aşkın ömrü üç yılmış. Sonrası sevgiye dönüşüyormuş. Bazıları kötü davranışla aşkın nefrete dönüştüğünü söylese de gerçek aşkın hiç bir zaman nefrete dönüşeceğine inanmıyorum. Nefrete dönüşüyorsa o yine gerçek aşk değildir.

Çiftler niye bu kadar aşk arzusundalar? Sevgi evlilikte yetmiyor mu?

Evlilikte aşk şart değildir, mutlu bir evlilik için sevgi yeterlidir. Fakat nasıl bir sevgi?

Çiftlerin aşk arzusu aslında heyecan ve tutku arzusudur. Evlilikte mutluluğu öldüren şey karı-kocanın arasındaki sevginin bacı- kardeş ya da arkadaş sevgisine dönüşmesidir. Karı-koca sevgisi diğer bütün sevgilerden apayrı özel bir sevgidir. O özel sevgiyi korumak lazımdır.

Karı-koca özel sevgisini yaşatmak ve korumak için iki şey çok önemlidir.

Birincisi; evlilik hayatı içinde kadın kadınlığını, erkek erkekliğini korumalı, herkes kendi yaratılışına uygun hareket etmeli ve eşlerine de cinsiyetine uygun davranış göstermeliler.

İkincisi karı-koca arasındaki çekiciliği sağlayan en önemli şey iyi bir cinsel hayattır. Çünkü iki tarafında cinsel tatmin yaşadığı güzel bir ilişkide vücut hem neşe, keyif, heyecan hem de iki tarafı birbirine bağlayacak özel sevgi hormonları salgılıyor. Bu ikisi olduğunda aşk olmasa da karı-kocaya yetecek aşka yakın kuvvetli bir sevgi yaşanır.

Konuyla bağlantılı olarak bekarlardan çok gelen: “Biriyle görüştüm pek çok konuda ortak fikirlerimiz var, evlenirsek anlaşırmışız gibi duruyor fakat tip olarak pek beğenmedim, ısınamadım, ilerde sevebilir miyim? sorusuna cevap vererek yazıyı tamamlayayım.

Evlilikte fikirlerin uyuşması iyi olur; fakat fikirlerin uyuşmasından daha önemlisi ruhların uyuşmasıdır. Sadece fikre bakarak karar vermeyin. Nihayetinde arkadaşlık ilişkisi değil bu. İlk görüşmede filmlerdeki gibi çok beğenmeniz hatta çarpılmanız “Aaa işte bu demeniz gerekmiyor.” İnsan birini sevdikçe gözüne güzel gelir. Fakat sevebilmek için de ondan hoşlanmanız gerekli. İlk gördünüz hoşlanmadığınız, sizi rahatsız eden bir şey var. O zaman karar vermek için ikinciye tekrar görüşün. Yine hoşlanmadı iseniz şansınızı hiç zorlamayın.

Hoşlanmak görünen özelliklerle ilgili değildir. Çok güzeldir ya da çok yakışıklıdır, ağzı iyi laf yapıyordur ya da kalemi, klavyesi iyi döktürüyordur, bütün bunlara rağmen karşı karşıya geldiğiniz ne olduğunu ifade edemeseniz de sizi inceden inceye rahatsız eden bir şey varsa ruhlarınız birbirinden hoşlaşmamış demektir. Uzak durun.

Fakat ruhlarınız birbirinden hoşlandı ise size göre çirkindir fakat sempatik gelir, aradığınız fiziksel özellikler yoktur fakat size çekici gelir. Evlilik öncesi görüşmelerde hep konuşmayın birbirinizi tanımak için biraz da susun. Susun ve ruhunuzun sesini dinleyin.

Kısacası önce kalbinize sorun, sonra aklınıza. İkisinin de görüşü kıymetlidir, ikisinden birini yok saymayın.

Not 1: Yazının aşkla ilgili bölümünü okuyup “Acaba benim yaşadığım ya da bizim yaşadığımız aşk mıydı?” diye kendinize sorduysanız kesinlikle o yaşadığınız aşk değildir. Aşk hiç şüpheye düşmemektir.

Not 2: En gerçek aşk Allah aşkıdır, diğer aşklar sûrettir fakat konu kadın-erkek ilişkisi olduğu için işin bu boyutuna konu dağılmasın diye değinmedim.

 

Okunma Sayısı : 118.268

“Evlilikte Aşk Şart mı? (Evlilik Okulu 21. Ders)” için 152 Yorum

  1. Asya sevinç diyor ki:

    Merabalar,
    Ben 23 yaşında 10 aylık evli bir bayanım.Evlenmeden öce bir nişanlılık dönemi geçirdim.Eski nisanlimla geçmişim çocukluğuma dayaniyor.11 yil hiç kopmadan konuştuk çok sevdik birbirimizi ama ailem hiç istemedi nisanlandiktan sonra o kadar çok baskı yaptılar ki nisanlimin askere gittiği gün ayrilmak zorunda kaldım.Çok zor zamanlar yaşadık.Ayrılmamızı bu kadar çok istemelerinin sebebi benim öğretmen olmam onunsa okumamış olması ve ailesinin ayrı olması.Ayrıldıktan bir sene sonra eşimle tanıştım. eşim tam ailemin istediği gibiydi.Muhendisti hali vakti yerindeydi.Ailesi ayrı değildi.Bende ailemin gururunu düşünerek onunla sozlendim.Eski nisanlim hep bana ulasmaya çalıştı.zaman zaman geri dursam da bende isteyerek ayrilmamistim ve seviyodum ara ara konustuk.Evlendim ve evliligimin 3.ayında tekrar bana ulaşti.Konusmak istemedim reddettim ama yine sevgime yenik düştüm hala da ara ara konuşuyoruz bana ondan ayrilmami ve birlikte bir yuva kurmak istediğini söylüyor.Gece gündüz aklımda o var.Eşim çok iyi bir insan hiçbir problemimiz yok.Ama ben unutamadim.Bunu benim ailem de biliyo.Bu durumda ne yapmaliyim?Lütfen eleştirmeden yargilamadan önce kendinizi benim yerime koyun teşekkür ederim şimdiden

    • Gelincik diyor ki:

      Telefonunu değiştir eski nişanlınla muhabbetini bitir Allah korusun eşinin kulağına giderse daha kötü olur bak ne güzel eşin de iyi bi insanmış işler daha kötü bir hale gelmeden bunu yap

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Ne yapmalıyım diye sormuşsunuz. Eski nişanlınızla iletişimi koparacaksınız, yavaş yavaş da olmaz bıçak gibi keseceksiniz, unutacaksınız. Nefsiniz size oyun oynuyor. Bir yuvayı idame ettirmek için iki tarafın da birbirini sevmesi yeterli değil. Aşık olarak evlenen ve deli gibi birbirlerini sevdikleri halde geçinemeyip boşananlar var. Ayrıca siz de kendinizi kocanızın yerine koyun. Birgün bir kadın evinize gelse ben kocanızın eski aşkıyım, birbirimizi unutamadık, halen görüşüyoruz dese ne hissedersiniz?

      Sizin yorumunuzdn yine kendime pay çıkartacağım. Geçenlerde günümüzde kadınların çoğunun empati sahibi olmayan ruhsuz insanlara dönüştüğünü yazmıştım ve eleştirilmiştim ancak durup dururken yazmadığımı söylemiştim. Kadınlar o kadar duygusaldırlar ki kalplerinde bir başkası varken gidip başka bir adamla nikah masasına oturabilir. Hatta sevgilileri varken aynı anda başka sevgili yapıp evlenebilir. Mideleri kaldırabiliyor. Yaptığım genellemeleri haklı çıkartacak paylaşımlar göreceğiz sanki…

    • Irmak diyor ki:

      Asya hanim, buyuk bir imtihan sizinki…

      Simdiki esinizle devam etseniz de, ondan ayrilip sevdiginizle evlensenizde ilerde pismanlik cekeceksiniz..

      Siz sadece eski nisanlinizla paylastiginiz aski ,paylastiginiz hatiralari ve yasadiginiz heyecanin etkisi altindasiniz ve onu hatirliyor ve ozluyorsunuz..Ve bu askin sevginin size yetecegini ve hep oyle devam edecegini saniyorsunuz..

      benim size tavsiyem, Su andaki esinize dikkatlice bir bakin..O size nasil bakiyor. Eski nisanlinizdan daha mi az deger veriyor, daha mi az seviyor sizi..Onu dusunun…Karakterine kisiligine bakin..
      Ve karsilastirin.
      Objective olun..

      Eski nisanliniz, evlendiginiz de simdiki esiniz gibi bir hayat verebilecek mi size..cocuklariniza..
      Uc aylikta olsa, kurulmus bir yuvayi, hayalleri, umutlari yikacaksiniz.. Ailenizi de tabii
      Ve siz de bosanmis bir kadin olacaksiniz..Eminmisiniz eski nisanliniz bunu hazmedebilecek mi…yoksa ilerde hep yuzunuze mi vuracak mi?
      Hayatta bazen bir adim atarsin. O adimi attigin icin de diger adimlar gelir. Artik geri donemezsin..
      Cocuklugumda, mahallede bir karsi komsumuz vardi. dort cocuklu..Amca biraz asabi idi.
      yillar gecti Amca vefaat etti. Esi yaslandi..
      Annemle mezarini ziyarete gitmisler. Mezarin yaninda bir bos mezar yeri varmis ve anneme demis ki, “cocuklar burayi da bana almak istiyorlar.
      amma ben onu dunyada cektim. Yeter, artik mezarinin yaninda bile olmak istemiyorum. ”
      Megerse bu kari koca, gencliklerinde her ikiside evliyken birbirini sevmis ve ilk eslerinden ayrilip, evlenmisler..

      Evlilik sevgi gerektirir, saygi gerektirir anlasmak gerektirir. Ama bunlar bir gunluk bir yillik degil Omur boyu surdur bilmek, Huzurlu bir hayat yasamak, ve bu dunyada Ahireti kazanmak gerekir.
      Ben olsam, eski nisanlimla gorusmeyi keser. Butun kalbimle evliligime odaklanir, esimi severim. Cunku bunu ona borclusunuz.
      Hic olmazsa bu evliliginize bir yil verin..

      Eger ayrilirsaniz da,eski nisanlinizi sevdiginiz icin degil, esinizi sevemeyeceginiz icin ayrilin..Derim..
      Rabbim size en dogru, hayirli olani yapmayi nasib etsin..

    • .../nisa diyor ki:

      Asya hanım,

      İlk önce şu gerçeği kabul edin eski nişanlınız geçmişte kaldı ve size haram. Dürtülerinizi kontrol etmeye çalışın. Yasak olan şeyleri şeytan nefsimize güzel gösteririr çoğu zaman akıl baştan gider haram olan şeyler önce gözümüze küçük gelir sonra sevgi gibi duygusallıkların arkasına bizi gizler. Gelincik hanımın dediği gibi telefonunuzu değiştirin sosyal medya gibi hesaplardan uzak durunuz.

      Gayri meşru muhabbetin sonu ıztıraptır. Bu kötülüğü eşinize ve kendinize yapmayın. Eşinize sadık olmakla onurunu namusunu korumakla sorumlusunuz ondan gizli yaptığınız her görüşme onun hakkına girmek aldatmaktır.

      Sizi kınamıyorum kınadığım şeyle imtihan olabilirim. Hz. Havva ve Züleyha kıssasından alacağımız çok ders var. Allah nefsimize uydurmasın doğru yolundan ayırmasın hepimizi.

    • kevser diyor ki:

      Aslında suç ailenin gibi.üniversite mezunu bir insansın.böyle biri nasıl sırf ailesinin zorlamasiyla zengin biriyle evlenir anlamış değilim.uygun bi dille aileni belki ikna edebilirdin.bunu bile bile seni başkasıyla evlendirme ye kalkmışlar.bu saatten sonra da bunları yazmak yersiz diye düşünüyorum.eskiye sünger çekmekten başka çaren yok bence.ama tabi onca zaman gecirmissiniz.keşke evlenmeseydin diye geçti içimden

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Diplomayla adam olunmuyor. İnsanda kalp ve mide olacak…Sırf parası var diye birisiyle evlenip sonrasında o kişiyi sevdiğini söyleyen kızları da biliyoruz. Parayı mı seviyorsun adamı mı? Sonra erkeklere duygusuz diyorlar. Bir erkek para için kalbini satmaz kadınların ne yapabileceklerini görüyoruz ama… Yalansa yalan deyin…

        • kevser diyor ki:

          Sadece kendi adıma konuşabilirim.paraya tav olan kadından kimseye hayır gelmeyeceği düşüncesindeyim.ve kendim bu yaşıma kadar para peşinde hiç olmadım.
          Belki alakasiz olacak ama söz diploma dan açılmışken kendi hayatımdan yaşadığım şahit olduğum bikac olayı buraya müsaadenizle yazmak isterim.ancak bu sadece benim gözlemim. Başka gözlemi olanlar varsa onlarda burada yazabilir.son çıktığım isyerinde bazı bayanlar vardı.ilkokul mezunuydu bu hanımlar.olabilir birşey demiyorum.ama bazen benim yanımda,okumakla adam olunmuyor falan diyorlardı.benim kişisel gözlemim o ki:tahsili olmayan kişiler daha kompleksli ve daha kaprisli oluyor(istisnalar tabi ki vardır)bana gelince:”sen üniversite mezunusun diye kendini bişey sanıyosun.ukala”diyen insanlar,kendileri ilim namına bir iki kelam öğrenince etrafındaki bütün insanlara tepeden bakmaya başlıyor.hani biz cok bilmisiz ya…birde sonradan öğrendim ki bu hanımlar acikogretimden eğitimlerini tamamlamaya çalışıyormuş.bide bana okumak adam etmiyor derler.o zaman sen niye açıkogretimden tamamlamaya çalışıyorsun?bu çelişki nedir diye kendi kendime sormuştum.her ne kadar günümüzde üniversitenin çok da zor olmayan bazı bölümlerine girmek kolaylaştırılmis olsa da bence üniversite mezunu olmak bir itibardır. Biz kabul etsekte etmesekte boyle.He bu itibari da herkes üstünde taşıyamaz orası ayrı konu.burada bir bey yazmıştı.Bill Gates de okulunu yarıda bıraktı,Einstein da üniversiteyi bıraktı diye.bıraktı da niye bıraktı?bi zahmet hayat hikayesini oku.adamlar aşırı derecede zeki.birşey keşfetmiş ve keşfettiği ürünün seri üretimine geçmiş.üretimine yetişemedigi için eğitimini bırakmak zorunda kalmış.bizim gibi sıradan zekaya sahip insanların kendini ispat etmek için okul bitirmekten başka şansı yok diye düşünüyorum.yalnız bu demek değil ki bütün okumuş insanlar gorguludur kulturludur mükemmeldir demek değil.ya da bütün tahsilsiz insanlar cahildir demek değil.şu var yalnız:mesela benim iki tane evli arkadaş var.biri tahsilsiz diğeri benim gibi üniversite mezunu.ikisinin de yaşları hemen hemen aynı.ikisinin de çocuğu var.üniversite bitirmişle biraraya geldiğimde siyaset politika sosyoloji muhabbeti yapabiliyorum.ancak diğer arkadaşla bir araya geldiğimde yemek tarifi çocuk bezi nden öteye muhabbetim geçemiyor.bunları asagiladigimdan değil sakın yanlış anlamayın.sonuçta bunlarda olması gerek hayatın içinde.ama vaziyet bu.diğer şahit olduğum olay ise şu:iş yaşamına yeni başladığım zamanlarda bir kız vardı 18 19 yaşlarında.deli gibi ben okuyacam ben okuyacam diyodu.he sanmayın ki ilime bilgiye değer verdiği için okumak istiyor!kişiliğinden ve karakterinden gördüğüm kadarıyla kendini geliştirmek ya da kültür için değil sadece alacağı maaşın çift katlı olması için üniversiteye talipti.ilim dünyadaki en kıymetli nimetlerden biridir bana göre.hatta öyle ki ilim olan yere para da kendiliğinden gelir.ama amacı sırf para olan biri.paranın bittiği yerde tükenir.bazi uyanık açıkgöz insanlar üniversite bitirmenin itibarını görüyor ve okumak istiyor.aradan iki üç yıl geçti ve o ilk yıllarda okuyacam okuyacam diye sanki çok azimliymis izlenimi veren kızı son çıktığım iş yerinin karşısında tesadüfen gördüm orada işe girmiş.o zamanlar vasıfsız bir bölümde çalışıyordu.son gördüğüm işi ise daha da düşük bir işti.zaten o kadar sabırsız kitap okumaktan bile nefret eden öğrenmenin acısını çekmeyen birinin nasıl üniversiteye gireceğini aklım almamıştı ve zaten girememiste.eğer okuyanla okumayani aynı kefeye koyacak olursak o zaman komünist ülkelerden bir farkımız kalmaz.komünist ülkelerde copcuyle doktor aynı maaşı alır.herkes eşit diyor.o zaman doktor demez mi? Ben niye bunca yıl okudum beynimi çürüttüm?doktora haksızlık değil mi? O zaman kimse birşeyler üretmek istemez.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Yazdığınız doğru ancak şunu kaçırmayalım, bu da toplumsal olarak ahlak zaafiyetimizin sonucu. Kardeşim okurken önlisanslarla aynı yurtta kalıyordu. Adamlar kompleks yapıyordu lisans okuyanlar ıvır zıvır kavga çıkarıyordu kızlar, kıskançlık yapıyorlardı.

            Kevser hanım okumakla adam olunmaz. Tüm nimetleri veren Allah’tır nefsimizden bilemeyiz tahsil de öyle. Allah zihin açıklığı vermese nasıl okuyacaksınız… Ben çocukken sanayide çalışıyordum şimdi masabaşı mesela. Gün gelir belki tekrar başka iş yaparım… Mesele rızkı helalden bulmak için çaba sarfetmekte….

            Selametle…

          • Gelincik diyor ki:

            Bu devirde ne yapacağımızı şaşırdık zaten bi okuyan pişman bi okumayan 😊😊😊😊😊

    • Yasir diyor ki:

      Ben de ilk gençlik çağımda benzer bir durum yaşamıştım. Henüz on sekiz yaşındaydık ve bir kızla birbirimizi deli gibi seviyorduk. Onunla evlenmeyi düşündük ama benim ailem onu istemedi. Kızın başka bir isteyeni çıktı İstemeye geldikleri gün bozuk para ile arabalarını boydan boya çizdim ama damat adayı mesajı almamış olacak ki sevdiğim kızla sözlendi. Bir erkek olarak hayatım boyunca bir daha o kadar ağlamadım. Kız sözlenmişti ama biz görüşmeye devam ettik. Yaklaşık altı ay sonra sözü bozdurmayı başardım. Bunun karşısında sözü bozulan erkek tarafı çok kızgındı ve söz fotoğraflarını poster gibi büyütüp mahallenin çeşitli yerlerine astırdı. Nihayetinde artık sözlü değildi ve çok sevinmiştim ama bu sevincim altı ay kadar sürdü. Bu sefer ailesi kızı ikna edip başka biri ile söz yaptı.

      Bu durum karşısında çok bozuldum ve onu çok sevdiğim halde artık kızla görüşmemeye karar verdim. Ne var ki kız benimle görüşmek için ısrar ediyor ve sözü tekrar bozacağını söylüyordu fakat ben kabul etmedim. O sıralar şehir dışına üniversite okumaya gittim. Beni son aradığında düğününe bir hafta vardı. Hala onu sevdiğim halde ona ‘beni bir daha arama, sen benim kız kardeşimsin artık’ dedim ve bir daha görüşmedik. (Hey gidi günler:)

      Üzerinden uzunca yıllar geçti kız benim oturduğum mahalleye taşındı ve komşum oldu. Bir kaç tane de çocuğu oldu. Bazen yolda karşılaşıyorum inanın ki bir zamanlar deli divane aşık olduğum kızın saç teli kadar değeri yok gözümde. Eğer o kızla evlenmiş olsam hayatımın hatasını yapmış olurdum. Engel oldukları için aileme defalarca teşekkür ettim.

      Asya Sevinç kardeşim burada yaşanmış bir örnek var. Siz boşansanız ve onunla evlenseniz belki en fazla iki ay mutlu olursunuz. Hatta boşandığınız gün karşı tarafta değeriniz sıfıra düşer. İyisi mi siz tamamen iletişimi kesin ve karşı tarafa katı bir tutum sergileyin. Sonra pişman olursunuz da fayda vermez.

    • Feyza diyor ki:

      Nefsiniz size oyun oynuyor Asya hnm.
      O kisiyle olacak evliliginiz bir muamma oldugu icin, sizi bu bilinmezlik yuzunden vurmaya calisiyor nefsiniz. Cunku ulasilmayan hep bir merak uyandirir, icinde gizem barindirir. Fakat elde edince gorursunuz ki artisiyla eksisiyle o da siradan bir insan. Peri masallari yalnizca bir efsane, oyle bir dunya yok. Evliligi kimle yurutebileceginiz onenli ve nasip olan kisi madem ki esiniz oldu, o halde durumunuza adapte olun.
      Daha gercekci konusursak, bu kadar sevdiginiz kisiyle bekarken dahi evlenme adina ailenize karsi koyamadiniz. Su an evli bir insan olarak bosansaniz once ailenizi kaybedersiniz. Bekarken destek olmayan aileniz, evlenip yuvasini ayni erkek icin yikan bir kiza destek olur mu hic?
      Diger yanda eski nisanliniz bakalim sizi elde edince de bu tutkusu devam edecek mi? Hayir tabiki. Tas catlasin birkac ay o buyulu atmosfer devam eder. Sonra evlilik ve hayat gailesi, yani siradan bir evlilik hayatina gecis yapacaksiniz. Dahasi, nisanlinizdan bu evlilik yolunda beklentiniz yuksek olacak. Cunku siz onun icin yuvasini yikip buyuk risk alan, ailesini de karsisina almis bir kadin konumunda gorurken kendinizi, ufak bir anlasmazliginizda bu fedakarliklariniz akliniza gelip dile getirdiginizde bir iki seferden sonra alacaginiz cevap muhtemelen sudur :” Eeeh yeter be, zorla mi bosandirdim seni, kendi isteginle rizanla bana geldin!” Cunku kadinlar eskiyi unutmaz, erkekler ise isitip isitip onune sunulmasindan hic hoslanmazlar.
      O zaman da hayatinizin yikimini yasayacaksiniz, hayalkirikliklari, ailenizin de desteginin olmayisi sizi buyuk bir bunalima surukleyecek.
      Sonra toplumsal baski. Her ne kadar elalem ne der diye yasamasak da, dogru birdir ve bu gibi bir durumda toplumun dedikleri bir kadin icin onemlidir. Ister istemez rahatsiz hissedeceksiniz, bunun sebebi koru korune toplumsal baski degil, vicdanen duydugunuz rahatsizligi toplumun kaşıyor olmasi olacak. Zira burda bile beni yadirgamayin diye sart kosmussunuz ki biz sadece sanaliz ve henuz hayati bir hata da yapmadiginuz halde bakin onemsiyorsunuz.
      Bir de bu hatayi gercek hayatinizda yapmis olsaniz ve gercek insanlarin baskilari sizi nasil bir uzuntuye gark edecektir, burdaki tedirginliginizden pay bicin.
      Herseyden onemlisi ise, esiniz sizi oldugunuz gibi sevmis size guveniyor. Allah katinda helaliniz.
      Simdi nisanlinizla gorustugunuz icin zihniniz onunla mesgul. Gelincik hnmin dedigini cok dogru buluyorum. Onun sozlerinden kendinizi izole edin. Yani hemen tum irtibatinizi kesin. Hicbir sekilde ulasamamamasini saglayin. Unutma sureci alti haftadir. Sonra gittikce azaldigini ve tesirini yitirdigini goreceksiniz. Ama bu surecte bir kez dahi konusmaniz tum emeklerinizi siler supurur. Bicak gibi keskek zorundasiniz. Dunya ve ahiret yikimina ugramamak icin duygusalliktan siyrilip gercekci dusunmeye calisin. Cunku bunun bedeli cok agir olur, kaldiramazsiniz.
      Allah yardimciniz olsun.

    • hasret diyor ki:

      Asya hanım sizin anlattıklarınıza benzer durumu yaşayanların hazin , ve hüsran sonu..karar ve secim sizin….

      ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

      DHA | 21.06.2017 10:27
      Çocukluk aşkı için nikahlı eşini 2 kez boşayan Şükran Taşpınar, nikahsız yaşadığı sevgilisi tarafından silahla yaralandı.

      Adana’da yaşayan Ali Balduz, nikahsız yaşadığı 2 çocuk annesi Şükran Taşpınar’ı “Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı.” diyerek ayağından vurdu.

      TUTUKLULUK YAPMASA ÖLDÜRECEKTİ

      İkinci kez ateş etmek isteyen Balduz, tutukluk yapan silahı atıp kaçtı. Bir süre sonra yakalan Balduz, tutuklandığı nöbetçi mahkemede “Silah tutukluk yaptı. Tutukluluk yapmasaydı onu öldürecektim.” dedi.

      Ali Balduz, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

      “SEN ERKEK MİSİN”

      Olay günü nikahsız eşi ile birlikte alışveriş yapmak için çarşıya geldiklerini anlatan Balduz, “Bankadan para çekecektik. Yolda yürürken çalışmadığım için ‘Sen erkek misin niye çalışmıyorsun?’ diyerek hakaret etti. Ben de silahımı çıkarıp ayağına ateş ettim. Silah tutukluk yapmasaydı da ikinci kez ateş etmeyecektim.”diye savunma yaptı.

      EŞİNİ 2 KEZ BOŞADI

      Ali Balduz’un çocukluk aşkı olduğunu, kendisi için imam olan eşinden boşandığını anlatan Şükran Taşpınar ise şikayetçi olduğunu belirterek şöyle dedi: “Ailesi istemeyince evlenemedik. Ben imamla evlendim 2 kızım oldu. Mardin’de karşılaştık, birbirimizi seviyorduk. İmam eşimi boşayıp birlikte yaşamaya başladık. Anlaşamayınca ayrıldık ben tekrar imam eşimle evlendim. Ama peşimi bırakmadı, sözler verince eşimden bir kez daha boşanıp, tekrar birlikte yaşamaya başladık.

      “BU KADIN NAMUSSUZ”

      Olay günü tedirgin davranışları vardı. 2 kazak, 2 pantolon üst üste giymişti. Çarşıya geldiğimiz zaman çorba içelim dedi. Ancak bir çok çorbacıyı geçmemize rağmen ‘bunda değil diğerinde’ diye beni adliyenin önüne kadar getirdi. El ele tutuşmuştuk. Sonra bir anda elini çekip tabancayla ayağıma ateş etti. Yere düşünce de silahı başıma doğrultup ‘Bu kadın namussuz’ dedi tetiğe bastı. Ancak silah ateş almadı.”

      Mahkeme heyeti, Balduz’un tutukluluk halinin devamına karar verip duruşmayı erteledi.

  2. Süleyman diyor ki:

    Olanda hayır vardır Nur hanım. Beğenemediğiniz bir kişi ile evlilik gibi ağır bir kurumu yürütmek zor olabilirdi. Bundan sonra eğer bir süre talip çıkmazsa şeytan “bak reddettin o kişiyi kaldın evde, şimdi ne yapacaksın gibi?” Vesvese verebilir. Sakın itimadı etmeyin ve hiç takmayın.

    Kişinin beğendiği biri ile evlilik yoluna girmesi önemli. Bu beğenme boya, güzelliğe bakmıyor. İçiniz ısınınca gerisi geliyor zaten. O farklı bir boyut. Yalnız kendinizi Nasıl koşullandırdığınızda çok önemli. Eğer fazla dizi vs izliyorsanız siz istemeseniz bile kafanızda bir yakışıklı ve karizmatik erkek koşullanması oluyor. Erkeklerde de güzel ve çekici hanım koşullanması. Ondan o yöne dikkat edin. Çok film dizi izlemeyin. Yoksa yalnış bir koşullanma gerçekleşebilir. Bu sefer hakikaten hanımların ve erkeklerin beklentisi çok yükseliyor. Bu sefer beklentiyi ancak iyi numara yapabilen adamlar karşılayabiliyor. Daha önce bir hanımın dediği gibi klavye mücahitlerine ya da söz şaklabanlarına kanmayın.

    • Nur diyor ki:

      Tavsiyeniz için Rabbim edebeden razı olsun.Dikkate alacagım inşaallah.Haklısınız malesef bu televizyon herbirimizin hayatına karabasan gibi çöktü..Nefsimizi dizginlemeyi nasip etsin yaradan..

      • meryem diyor ki:

        Televizyon dizileri maalesef ki biz bekar bayanlarda hayalleri süslemekten, beklentiyi arttırmaktan, olağan üstü bir aşk beklentisi içerisine sokmaktan başka bir işe yaradığını düşünen varsa buyursun yazsın. Ben bu yüzden özellikle aşkı konu alan dizileri seyretmeyi sevmiyorum. Sürekli izlendiğinde istemsiz bir şekilde pembe hayaller kuruluyor, dizideki gibi muhteşem bir aşkın peşine düşülüyor lakin dizilerde bize sergilenen sözde muhteşem aşk haramdan ve ahlaksızlıktan başka bir şey değildir. Geçen bir arkadaşıma sordum. ” Eş olarak kriterin ne ‘ diye. Oda dizinin adını vermeyeceğim, o dizideki erkek karakteri gibi düşünceli, sürprizler yapan, onun gibi şiir yazan birisi olsun dedi. bende gülerek; ” Bulursan bana da haber ver ” dedim. Her neyse bu kadar yoğun subliminal mesajlar arasında halimiz ne olacak bilmiyorum. Allah biz bekarlara yardım etsin hayırlı eş nasip etsin. :)

        • Feyza diyor ki:

          Ben bu dizileri izlemeye tahammul edemiyorum. Bir yerde denk gelir de kazara izleyecek olursam veya gozucum ilisirse de bes veya on dk.dan fazla dayanamiyorum. :) O kadar mi yapmacik olur o kadar mi basit olur nasil prim yapiyorlar anlamiyorum..Tekrareden sahnelerden tutun dogalliktan uzak hareketler, insan tipleri, basit espriler ve sozde komiklikler. Aslinda tv dizisinden cok ilkokul seviyesindeki cocuklar icin hazirlanmis alelusul piyesleri andiriyor hepsi. Hem o tipler de ne oyle, hepsi kasinti hicbiri normal degil ki?Nesinden etkilenecegiz ki onlarin? Gercek hayattan tamamen kopuk ve basindan sonunu tahmin edebilecegimiz acemilikte bu dizileri izlemiyorum ama izlesem degil ozenmek, sanirim vecd ile bin secde ederim sukr icin:) O hayatlardan uzak sade ve mutevazi hayatlarimiz icin ne kadar sukretsek azdir, her ne kadar zaman zaman toplumda uzayli muamelesi gorsek de boylesi daha guzel:)

          • Tuğrul diyor ki:

            Elhamdülillah. Ehl-i imanın feraseti ziyadeleşmiş. dediğiniz gibi sinema bile olsa artık sarmıyor. yapmacık haller, uydurma, mizansız senaryolar.

            Cenab-ı Hakkın sanatında derc ettiği esmaların cilvesi bir yana, hadiselerde dahi hikmeti, adaleti, rahmetiyle tecellisini izlemek, harici hadislerden ibret almak, o hadiselerdeki 99 esmanın tecellilerini müşahede etmek zevki varken sinemaymış tiyatroymuş (çoğu da rezalet) tabi sarmaz. Elhamdülillah :)

          • Feyza diyor ki:

            Sabit bir noktada kilitlenip birseyler izlemek ve bunu zaman oldurme, bosluk doldurma amaciyla yapma gibi bir luksum ve bu kadar fazla bos vaktim bu yasima kadar pek olmadi desem yalan olmaz Tugrul bey fakat sunu da inkar edemem ki evde oldugum bir donem kriminal belgesellerin, gercek hayatta yasanmis suclarin gercege yonelik kayitlarinin ve cok kaliteli canlandirmalarinin da yapildigi yirmi dort saat yayin veren yabanci bir kanal bulmus ve mudavimi olmustum :) Acik konusmak gerekirse o zaman beynimde iki insam kavga ediyordu. Biri digerine bu gibi seyleri izlemenin suclari gozumde basitlestirip normallestirecegini ve psikolojimi olumsuz yonde etkileyecegini soyleyip izleme artik derken digeri ise yaramaz cocuk gibi bos anini bu kanalin basinda gecirmekten kendini alamiyordu. Neyse ki bu evde durma syresi kisa surdu de ben de bir nevi psikopat bir bayana donusmeden normal seyrime dondum sonra bir daha o kanali bulmaya ne imkanim ne vaktim oldu. Ama psikogerilim tarzi filmler, bulmaca gibi biraz karisik ve ilginc konusu olan basindam hatta basligindan icerigi ve sonu belli olmayan siradisi filmler disinda digerleri dediginiz gibi sarmiyor, cazip gelmiyor. Ozellikle Turk filmlerimiz nedense ahlaka mugayir espri ve sahnelere ayri bir itina ile yer ayirdigi icin hic sevmiyorum. Secici ve ayirdedici olmak icinse hayli efor ve zaman gerekiyor. Acikcasi kafa daginikligi icin zaman zaman dohru duzgun filmler izlenebilir ama hayatin bir sarti olmazsa olmazi, entellektiel olmanin mutemmim cuzu gibi algilanmasi bana sacma ve yersiz geliyor.

    • Tuğrul diyor ki:

      hakikaten isabetli. bende tv yok. buna ilaveten evlilik öncesi sağa sola fazla bakmamaya çalışıyorum ki, beklentilerim yükselmesin.

  3. duck diyor ki:

    evlilik ve evlilik iki isim benzerliği ve iki anlam..
    ilk evlilikler tamamen saygıya sevgiye paylaşmaya acılar ve tatları anlama ile devam eden EVLİLİK DİR…

    ikinci evlilik tamamen ..(icinde ask olmayan sevgi bulunmayan.her zaman sinirlerin gergin olduğu en ufak bir olayda bile kavganın tartısmanın kacınılamaz olduğu) MANTIK evliliğidir.Kimse ikinci evlilikte birinci evlilikte oldugu huzuru arayamaz..bu ikinci evlilikte cocukda varsa cok zor ve mücadele isteyen yaşam sunar.

    ilk evliliğini kendi ve dıs etken ile bitiren kadın veya erkek olsun.ikinci evliliğinde mutlu ve huzur beklemesin.kuran kerimde belirtmis…

    Kim iyilikle gelirse, onun için ondan daha hayırlısı vardır. Kim de kötülükle gelirse, o kötülükleri işleyenler, ancak yaptıkları kötülük kadar cezalandırılırlar..kassas süresi.kim ne yaparsa onun ile imtihan edilir.

  4. Feyza diyor ki:

    Askin tanimi ne ki? Ask sehvetle karistirilan bir duygu sanirim. Ben ask kelimesine cok ulvi manalar yukleyen biri olarak bu kelimenin fazla tahfif edildigini dusunuyorum. Evlilikte mutku olmak icin zamanimizin tanimi icerisindeki askin fayda degil, evlilige zarar verdigini goruyorum. Evlilikte lazim olan saygidir sevgidir sefkattir vefadir sadakattir.. Bunlar olur da o yuvada ask olmaz mi muhabbet olmaz mi..buyuklerimiz annelerimiz ninelerimiz asik mi olup evlendiler her yildonumunde kacimizin babasi hanimini mum isiginda luks restoranlara goturdu ki oyle yillarca mutlu yasadilar..artik askin tanimi o kadar indirgendi ki ben bunu kullanmaya cekiniyorum onun yerine muhabbet diyorum insan esine muhabbet duymali ve nikah zaten ulfet sebebidir yeter ki nikahimiz kiyildigi andan itibaren esimizi cantada keklik bilmek yerine ona kaybebiledecegimiz en onemli lutuf gozuyle bakip degerini bilelim yeter sanirim..

    • Tuğrul diyor ki:

      tanımı şu: “aşk, muhabbetin şiddetli halidir.” içinde ulvi manalar var. zira bazen hayatını bile feda ettiriyor. fakat farklı tecelileri var. Hz. Ebubekirin peygamber aşkıyla, süfli adamların şehvet aşkı elbette aynı değil.

      ama şöyle düşünüyorum, içinde şehevi arzular da dahil olabilir. çünkü şehvetin de ulvi boyutları var, niyete göre değişir. bu nokta biraz izah ister ama şimdilik kalsın. selametle :)

  5. Abdullah Bir diyor ki:

    Kendiniz için eş olarak sececeginiz insanları, yani tercihlerinizi zahiri (görünen, bilinen) kriterler ile belirlemeden önce DUA ile Allah’dan yardım isteyin.

    Umulur ki dualarınız kabul edilir.

    << Allah' ımm, kalbime huzur ve sukunet veren SEN olduğun gibi, bedenime sıhhat ve afiyet bağışlayan da SEN sin…
    SEN , darda kalan kuluna sınırsız lutuflar sunar, sonsuz Rahmetini yağdırırsın…Banada hayrından , lutfundan bir Rahmet vekalbimdeki AŞK' a kavuştur…
    33 Kez , Bismillahirrahmanirrahim..
    Rabbim.! Tüm saf kalbimle gönülden dilediğim niyetime Ruh ve Feyiz ver….
    Kıbleye dönerek ellerimizi açalım , gözlerimizi kapatalım , sukunet ve huşu ile 3 Fatiha , 3 İhlas okuyalım… Gözlerimizi açarak, şöyle dua edelim…
    <>
    Allahu la ilahe illa Hüvel Hayyul Kayyum.Allahula ilahe illa Huvel aliyul Hakim.
    Allahu la ilahe illa huves Semiul Alim.Allahu la ilahe illa Huver Rahmanürrahim
    Allahu la ilahe illa Huvel Vahidul Ehad.Allahu la ilahe illa Huvel Ferdül Varid.
    Allahu la İlahe illa Huve Raufur Rahim.Allahu la ilahe illa Huvel Aziz’ur Rahim.
    Allahu la ilahe illa huvez Zahirul Batınu.Allahu la ilahe illa Huvel Ahadus Samedu.
    Allahu la ilahe illa Huvel Fetta’ul Alim.Allah’u la ilahe illa Huvel Aziz’ul Alim.
    Allahu la ilahe illa Huvel Hannan’ul Mennan’ul Deyyan.Allahu la ilahe illa Huvel Kadir’ul Kahiru
    Alahu la ilahe illa Huver-Rafiul Alim.Allahu la ilahe illa Huver-Rabbül arş’il Azim.
    Allahu la ilahe illa Huvel Melikul Kudüs.Allahu la ilahe illa Huvel Hamdul mubin.
    Allahu la ilahe illa Huvel Bais’ul Varis.Allahu la ilahe illa Huvel Esmaul Hüsna.
    Huvel Hayy’u la ilahe illa Huve Fadi’u Muhlisine Lehuddiyn.
    Subhane birahmetike ya erhammerrahimin.
    Velhamdu-lillahi Rabbil alemin.
    YA VEDÛD , 33 kez okunur….
    AŞK ve MUHABBET’ e dair ne varsa , VEDÛD esmana dayanır, bu Esmanın hatırına duamı kabul et…
    YA CEMİL , 7 kez okunur…
    CEMİL esman hürmetine yüreğimi NUR doldur Allah’ ımmm…
    YA MUKALLİBEL KULUB…14 kez oku….
    Bu esmana sığınarak merhametinle kuşat bizi Allahım…Dualarımızı kabul et….

  6. Nur diyor ki:

    Ah ki ne ah.ne zormuş eş seçimi ne zormuş yeni bir hayat kurmak ne zormuş düşünmek düşünmek …işin içinden çıkamamak 2aya yakındır sözlüyüm.24 yasındayım ve rahatıma düşkün fakat bir o kadarda çevremdeki insanların mutlulugunu ısteyen bi kulum.hafızım ve bi cemaate bağlıyım.ve kendımle denk olacak ve beni herdaım destekliyecek bir eş istedim ve rabbım hep yaradandan iki cihanda da bir birimize eş olalım hep çok sevelim muhabbet dolu olalım istedim.evet belki mantıki olarak cıkardı rabbım o kişiyi karsıma ama ya aşk? Ki ben arkadaslarım nişanlandıgında yada evlendıgınde deli bi heyecana kapılan ben kendı sözümden sonra ne bir heyecan ne bir farklı duygular hiç biri ama hiçbirini yasayamadım belki söz gunu bir nebze hissettim ama sabahında ağlama krizine girdim bi kaç hafta oncesıne kadar görücü usulu tanıstıgım sözlümle alakalı olumsuz hıcbırsey dusunmuyordum hep inşaallah gordukce kalbim ısınır severim diye dusunuyordum allah için hiç bi kusurunu gormedım bana karsı hep nazık ve ıltıfat halinde bulunmaya calısıyor ama ıstedıgım bazı ozellıkler olmadıgı ıcınmı bılemıyorum ama kalbım ısınamıyor herneyse cok doluyum haftalardır dusunmekten yoruldum uzatmamın sebebıde bu sanırım bırıne içimi dökmek ıstıyorum..herneyse hulasayı kelam uzaktalar tanısmamızdan bu yana yani gorucu olarak geldıklerınden bu yana sadece toplam yuzyuze ıkı kez gorustuk yanındayken ıyı hıssdıyrodum ama su aralar telefonları zor acıyorum zaten hala sizli bizli konusuyorum benım arzum bu cunku hep agırdan ve seviyeli ilerlemek ama ılerleyemıyoruz yanı ılerleyemıyorum daha dogrusu onun hıcbısıden haberı yok kendı kendıne belkıde mutlu bılemıyorum ama işin içinden cıkamıyorum bayram sonrası gorusme olucak ınsaallah dua edınız kı o gorusmede benım ıcın hayırlı bı evlılık olucaksa kalbımı ısıtsın mevlam yok eger hayırsız olacaksa tam tersini yasatsın mevlam..dua edınız dua..vesselam

    • Nur diyor ki:

      Ve ben aşk duygusunu daha once tadan biri olarak evlenecegım adamda da bunu tatmak en azından aşk olmasam bıle kalbımın rıtmını artıracak bisey ıstıyorum..rabbim sen yardım eyle

      • EDA diyor ki:

        SIZIN DURUMUNUZA BIREBIR UYMASADA BENZER SORULARA BAKMANIZ ICIN EKLEDIM BUNLARI.INSALLAH YARDIMCI OLUR.ALLAHA EMANET OLUN

        Hoca Efendi :Nureddin YıldızTarih : 30 Mayıs 2015

        inShare
        Bir Müslüman hanım olarak eş seçiminde kesinlikle taviz vermememiz gerekenler ve esnetebileceğimiz şeyler nelerdir?
        Bir: Mü’min mü’min ile evlenecek.
        İki: Herkes sosyal hayattaki dengi ile evlenecek.
        Üç: Kesinlikle göz ve gönül doyumu sağlanan biri ile evlenilecek. Göz, gördüğünde zevk duyacak. Bedende de aradığı ve tatmin olduğu gibi biri olacak.
        Dört: Evlenen, sabrı olan biri olacak. Parası olmasın sabrı olsun. Hastalıklı olsun ama sabırsız olmasın.
        Beş: Bir nebze ilim, bir nebze sosyallik olabilecek biri ile evlenmeyi hedef yapacağız.
        Altı: Allah’ın yardımı olmadan saadet olmayacağına göre onun yardımı için dua edilecek.
        *************
        Selamaleykm. Hocam ben imam hatiplik yapıyorum, daha doğrusu bu makama layık olmaya çalışıyorum. Ablamın tavsiyesiyle istanbulda uzaktan akraba bir kızı görmeye gittim kuran kursunda okuyor. İlk gördüğümde kuran talebesi ahlakı, ailesi hoşuma gitmişti. Söz yaptık. Ahlaklı, edepli bir kız ama ben 4-5 geçti bir türlü beğenemiyorum. İçimde hiç bir sevgi de yok türlü şeyler geliyor aklıma. Acaba uygun dille söylesem mi ama yapamıyorum böyle ahlaklı bir kızın vebaline girerim diye düşünüyorum. Ama hiç bir his yok içimde ruh sağlığım eskiden de bozuktu. Bana lütfen durumumu düşünerek yol gösterin. Sözü atarsam vebale girer miyim?
        Selamünaleyküm. Nikâh akdinden önce ‘evlenmeme’ kararı vermenin hiçbir vebali veya mali sorumluluğu yoktur. Kendinizce bir karar verin. Mesela, bir hafta içinde ısınamazsam bırakacağım deyin. Zamanı uzatmayın. Bu durumdan sonra zamanı uzatırsanız vebal olur.

      • Nur diyor ki:

        Durumuma bi güncelleme yapayım.nihayet bi karar verdim ve sözü bozdum.Çok şükür şuan daha iyiyim.ama bu demek degıldır ki benım durumumda olan herkes için aynı şey olucaktır.herkesin hikayesi farklı herkesin imtihanı farklı.Rabbim kaldıramayacağımız yükler yüklemesin omzumuza.her imtihandan alnımızın akıyla çıkabilmeyi nasip etsin…

        • Gelincik diyor ki:

          Amin Nur Hanım herşeyin hayırlısı inş mutlu bir yuvanız olur

        • Tuğrul diyor ki:

          Geri dönüşleriniz için teşekkürler, mevzu ortada kalmamış oluyor. bir de benim ilk sözlerim biraz sert olduysa kusura bakmayın. Rabbim hakkınızda ve hakkımızda hayırlısını versin. Selamlar..

          • Nur diyor ki:

            Aylar önce ilk buraya yazdıgımda gerçekten çok doluydum ve kelimelerimi belkide doğru seçemedim sizde buna binaen yanlış fikre kapılmış olabılırsınız o yüzden sıkıntı değil.Neticede Suizana sebebiyet veren benim malesef.Önemli olan sonucunda olumluya baglamamız.Amiin “hakkımızda hayırlısı”ndan daha güzel bi teslimiyet yok bin şükür..

    • POLAT diyor ki:

      Selamlar …. Ben de tam olarak ayni seyleri yasadim .
      .hatta daha uzun sure .. ayni seyleri yasadigimiz icin sizin bu durumunuzun sonucunu ne oldu.merak ogrenmek istiyorum … ben de kararsizim ne yapacagimi bilemiyorum.

      • Nur diyor ki:

        Selamunaleykum.duruma bi güncelleme yapayım dedım bı kac gun once yüzyüze gorusmek ıcın geldi sözlüm ve 4 gün boyunca dısarda olsun evde olsun sohbet etme imkanımız oldu.vakit dolsun diye konusuyordum sanki evet bazen gülüyordum eglenıyordum ama hiç birşey hissetmedim o 4 gün boyuncada malesef kendısınede bahsettım durumdan ve hatanın kendınde oldugunu gelemedıgı ıcın yuzyuze gorusemedık o yuzden sogukluk olmustur fln dedı.sagolsun yanlış bi hareket yapmadı hiç aksine sürprizlerle geldi ama ben hiç etkilenmedim niye bilmiyorum ısınamıyorum sanki normal sıradan bırı gıbı sohbet ettim o gunlerdede hala daha karar veremedim ama olumsuz bi cvp verme fikri hep var kafamda ama nasıl olucak onu bile bilmediğimden korkuyorum karar vermek için ya yanlış bi karar verirsem ya ileride sırf ısınamadıgım için bitirdiğime pişman olursam diye.ne yapacagımı bilmiyorum dua edin inşaallah….

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sayın NUR HANIM’a

          “Her bir tercih aynı zamanda birçok seyi reddetmektir ve insanlar tercihlerinin sonucuna katlanmak zorundadir”

          Size tavsiyem bu konuda kendiniz karar vermek yerine

          ““HasbiyAllahu lailahe illahu aleyhü tevekkeltü ve hüve Rabbül Arşil Aziym”

          Meali: “Allah’a güvendim (bana yeter)ondan başka ilah yoktur, O vardır, ki bende O’na bağlanıp işimi ona bıraktım; O arşın aziym rabbidir.
          ” Hasbinallah ve nimel vekil:
          Meali:“Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!”
          (Al-i İmran 173)

          ayet ve dualarını okuyarak işiniz Allah’a (cc) havale edin.

          Tercihlerinizin sizin ve sözlünüz için hayırlara vesile olması duasıyla…

          • Nur diyor ki:

            Rabbim ebeden razı olsun kardeşim elhamdulillah
            “Hasbünallahü ve nimel vekil” ayetini kendime vird edindim bu süreçte inşaallah rabbim hayırlısını nasip eder bana ve cümlemize..

        • Tuğrul diyor ki:

          Hanım efendi (çokları gibi) senin gözün aç. ya da daha doğrusu gönlün aç. öyle haram aşklar yaşarsan normaliyle doyamazsın. çünkü haramda sınır yok, ölçü yok.. sınırsız hayaller, sınırsız tatmin arzuları.. bir de hafızsın ehl-i cemaatsin.. yani sıfır kız bulamayacaz herhalde.. Sen kendini düzgün biyere atabilirsen başına taç yap.
          millet evlenmek istiyor bulamıyor, bulan iyisini bulunca beğenmiyor.. sonra ne oluyor peki.. en sonunda yaş geçip gidiyor, evde kalmaktansa yarım yamalak birisine hee demeye mecbur kalıyor. ben demiyorum ki o adama var. fakat fazla heyecan arama.. kırk yaşında evli ablaların ne tür heyecanlar yaşıyormuş bi sor. dindar ablaların varsa onlara danışarak karar ver. haa bana sorarsan bu beyefendiyle evlenme.. çünkü daha şimdiden beğenmiyorsun. senin aklın dışarda kalır, acaba ne yapsam der durursun, aklının bi kenarında boşansam mı fikri olur. adamı da perişan etme. ve fazla uzatmadan karar ver, bu iş çocuk oyuncağı değil, sokak aşkına benzemez, hak geçer. peki hak geçerse nolur.. aradığını da hiç bulamazsın.. vesselam

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sayın TUGRUL’a

            Beni ve benim bu konularda ki düşüncelerimi, çizgimi, “armudun sapı var, üzümün cöpü” türünde bahaneler ile hak eden ve ard niyetli olan BAYANLARA (kadınlara değil) yaptıgım elestirileri bildiğini biliyorum.

            Ama seni temin ederim ki Nur hanım AN itibarıyla bu tür bayanlardan değil. Nur hanım evlenmek için cok sey istemiyor, evlenmiş olmak için evlenmek de istemiyor. O “heyecan-macera” degıl “yureginin” her zamankınden bıraz daha fazla carpmasına sebep olacak bir erkek-koca istiyor sadece. Bu da Nur hanımın en dogal hakkı.

            Bir an için dur, düşün ve empati yap.

            Sen yüregının ısınmadıgı ve kendisini gördüğünde, konustuğunda senı heyecanlandırmayan, kalbının hızlı carpmasına sebep olmayan, magazada ki tezgahtar, sınıfında kı her hangı bır kız, otobusde kı bır bayan vb turde senın ıcın her hangı bır değerı ve anlamı olmayan bır kız-kadın ile evlenıp bır ömur boyu onunla yasamak istermiyidin?

            Bu nedenle;

            Nur hanıma yazdıkların bırazın da ötesinde bayagı AGIR olmus.

            Bence bu hanım konusunda ki düsüncelerini yeniden gözden gecirsen ve Nur kardesimizin gönlünü alsan iyi olur kardesım.

            Selam ve dua ile

          • Nur diyor ki:

            Siz de haklısınız kardeşim sanırım ilk yorumuma yazdıgım “ve ben aşk duygusunu daha önceden tatmış biri olarak”cümlemden yola çıkarak beni haram aşklar yaşayan biri olarak değerlendirmişsiniz.bu suizana ben sebep oldum malesef düzelteyim.”Aşık olup aşkını gizleyen ve iffetini koruyan” cümlesini duydugunuzu varsayarak şunları söylemek isterim ki bi insan birine gönlünü kaptırmış ve “zinaya yaklaşmayın” ayeti kerimesinden ders alarak o adama bunu bildirmemiş ise o kadın harama girmiş olmaz olamaz…Sıfır kızdan! kastınız gönlüne birini almış kadın ise siz malesef böyle bi kadını bulamazsınız.ki buldugunuzu sansanızda buna emin olamazsınız zira gönlünden kimin geçtine tam muvafık olamazsınız.selametle…

          • Tuğrul diyor ki:

            peki, sizi tebrik ederim. bu bahsettiğiniz şey muhakkak oluyor ve önüne de geçilemez. önemli olan iffeti korumuş olmak. yakınlaşma, sohbet vs olmaması. bunlar olmadığı sürece sorun yok. (sıfırdan kasıt bu mana)
            bir de tabi şu var. eski aşkları efsaneleştirmemek, kalbde tutmamak. nişanlısı bile olsa mesela adam veya kadın vefat ediyor, şehit oluyor.. sonra başkasıyla evlenilecek tabi. öncekini efsaneleştirip, ahirette kavuşma hayalleriyle yaşayıp bir ömür beraber yaşadığı, rızkına vesile eşine karşı soğukluk sebebi olur.. sizin için değil. genel söylüyorum.
            rabbim yar ve yardımcımız olsun. selametle.

          • Tuğrul diyor ki:

            yani Cenab-ı Hak neyi takdir etti ise razı olup, onun gayrısı kalbde olmaması gerek. çünkü tahminim bilirsiniz ki bir düsturumuz var;

            “el-hayru fiymehterahullah” ,

            manası “hayır Allah’ın seçtiğindedir.”
            yani dışarıda bizim nasibimizden daha iyileri varsa da -ki muhakkak var- bizim için hayırlı olan Allah’ın bize takdir etmiş olduğudur. zira O, bizi bizden daha iyi biliyor, ve bizi bizden daha iyi düşünüyor.. izaha gerek yok diye kısa kesiyorum. selametle.. :)

        • hemşiree diyor ki:

          Nur hanım bende şu an sizin durumunuzdayım .Bİrkaç gün sonra sözüm var evet biraz heyecan var ama onunla konuşurken heyecanlanmıyorum kafalarımız kesinlikle uyuyor hayattan istediğimiz seyler aynı ama heyecan yok aileler girerse işin içine daha farklı olur diye düşünüp söz için karar verdım bir arkadaşımın tavsiyesiyle yardıma ihtiyacım var ımkan olursa sizinle ozel olarak konusmak iserim

          • Nur diyor ki:

            Hemşiree Kardeşim bilemiyorum şuan ne durumdasın ama ben daha yenı gordum yorumunu aradan bır sene gecmiş yukardakı yorumumu burada paylasalı…Ve evet çok şükür çok daha iyiyim bu senekı ramazanı çok daha huzurlu karsılayacagım rabbımın ıznı ıle..rabbim huzurdan,imandan ayırmasın cumlemızı ınsaallah.karsımıza hayırlı ınsanlar çıkarsın.

    • Yasir diyor ki:

      Sayın Nur Hanım bu konuda benim fikrim şu; Büyük ihtimalle bu ısınmama fiziksel olarak beğenmeme durumundan ötürüdür. Bir süre görüştükten sonra bu duruma alışabilirsiniz. Kişinin karakteri güzeldir ve bundan dolayı sevebilirsiniz. Buna rağmen kalbiniz ısınmadıysa muhtemelen evlendikten sonra da ısınmayacak. Bence de bu işin içinde heyecan olmalı ve o kişi sizin kalbinize dokunabilmeli. Sözlenmek ve nişanlanmak mutlak suretle evliliğe gitmeyebilir. Zaten tanımak amacıyla nişan ve söz yapılır. Eğer bu iş olmayacaksa eğip bükmeden ve karşı tarafı incitmeden bir an önce sonlandırmak en doğrusudur. Allah hakkınızda hayırlı yönde tercih etmeyi nasip etsin.

  7. Zeynep diyor ki:

    Selamlar, saygılar. Yazınızı okuyunca aşk konusundaki kendi içimdeki durumu biraz anladım ve bende derdim herkes aşık olamaz. O gerçekten bir hediye. Benim gibi bir karakter olamaz. 12 sene biriyle kabus gibi bir ilişki sürdürdüm. Fazlasıyla merhametli olduğumu düşünüp bu durumu sürdürdüm. Merhamet i de hak eden insana göstermek lazımdi. Neyse 1 yıl geçti yeni biriyle görüşüyorum. 2 aydır. Kafama takılan bir çok sorun var. Bana gerçekten düşünceli davranması dışında ortak çok noktamız yok. Ben t.v. izlemeyen biriyim. 7/24 tv izliyor. Konuşmalarımız yüzeysel. Sohbetimiz günlük konular üzerine iş, güç. Bu durumda onunla da ciddi bir şey düşünemiyorum. Hayatım boyunca t.v. izleyip mi yaşayacağız? Bunu ona biraz bahsetttim, bir de kendi farketmesi lazım, benim söylememle değişmesini istemem. B beni biraz el üstünde tutuyor, hiç görmediğim bir davranış olduğu için bırakmak istemiyorum. Ne dersiniz siya sizler fikrinizi merak etmekteyim

  8. yalancı dolu hayatımızda diyor ki:

    ya ben bir anlatsam hikayemi dizi çıkar bir ayda o yaşanmış ben dokuz ay görüştüm karşımdaki bayan ailesinden beni saklamış 2 kişile o sırada görücü usulu görüşmüş ailesi onlarla baskı yapınca beni söylemiş hayatında oldugunu daha neler neler sonundada elektrik almadım dedi cekti ve gittii ben sadece allaha havale ediyorum ilahi adalaet var ise oda yasasın hatta evlenşnce cok kötü durumlara düşssün kalbimi çaldı gitii hayallerimi yıktı ince ayrıntısına girmiyorum anlatsam bana aptal dersiniz ben diyorum çünki aptal

  9. Sevmek istiyorum. diyor ki:

    Yaklaşık bir ay önce görücü usulüyle bir bayan ile tanıştım. İlk bir iki görüşme olumluydu. Çok olumlu birisi ve her konuda anlaştık. Hatta o bana çok erken açıldı. Bende aslında onun bu sevgisi karşısında ezildim. Ve kendimi kötü hissetmeye başladım. Sonraki görüşmelerde acabalar oldu. Acaba ben sevebilecekmiyim. İlerde nasıl olacak gibi acabalar kafamda yer almaya başladı. Ve hiç istemediğim bir şey aslında, maalesef fiziksel olarak da hoşuma gitmediğini farkettim. Aslında çok sevmek istedim. Birazda kendimi zorladım. Acabalarla yaşamak istemedim. Ama hakikaten çok değer veren bir insandı. Belki de bu yüzden zorladım kendimi. ve yavaş yavaş soğudum.
    Sonra baktım hem kendime hem de ona zarar ve üzüntü veriyorum, karşı tarafı üzmek en son istediğim şey ama, bunun daha doğru olduğunu düşünerek ayrıldım. Tabii beni de çok sarstı, ama onu daha çok etkiledi.
    Ne diyeyim, buradan Allah (cc) onunda kalbine göre verir inşallah. Cenabı Hak hayırlısını versin Allaha emanet olun…

    • ... diyor ki:

      Yaşadığınız duygu halini az çok anlayabiliyorum. Özellikle yaradılış gereği hassas ve kimseyi kırmak istemeyenlerde bu hal daha da sancılı olabiliyor.

      Benimde başımdan sizin durumunuza benzer olay geçti. Birçok bakımdan akıl dindarlık olarak tamam dediğim kişinin dış görünüşü kendimi zorlamama rağmen kalbime kabul ettirmedim. Evlenmeden önce karşılıklı muhabbet ve kalbin sükûn olması gerekiyor. Eğitim durumu mesleği ahlakı ve dini hassasiyetleri olan biri olsa da içinize sinmiyorsa bunlarında bir önemi kalmıyor.

      Görüşmeden sonraki durumda içinize sinmeyen durumları yaşım geçiyor evleneyim yada evlenince severim mantığıyla yaptığınızda da sonuç çoğu kez değişmiyor. Bu yüzden görüşmeleri çokta uzatmamak gerekiyor. Bayanlar erkeklere göre daha duygusal ve hassas olduklarından daha fazla etkileniyorlar.

      Yalnızca görüşmeyi bitirirken ve karar söylenirken üsluba dikkat etmek gerekiyor. Kararı net ve uygun dille söylemek umut vermemek insani olandır.

      • sevmek istiyorum diyor ki:

        Teşekkür ederim yorumlarınız için. Zaten bende bu söylediklerinize dikkat ettim. Yani bazı insanlar sadece mantık ile bu işe kalkıyorlar. Ama sadece mantık ile olmuyor. Bir ömür beraber olacağın bir insana senin de sevgi beslemen gerek … yoksa bu iki taraf içinde ızdırap olur.
        Ve görüşmeyi çok uzatmadım. Evet maalesef ayrılırken çok etkilenmiş. Zaten ayrılırken üsluba çok dikkat ettim. Kararı net ve uygun bir dille ifade ettim.

    • Tuğrul diyor ki:

      Çocuk oyuncağı sanki. Madem öyle niye millete ümit veriyon. Başkasının bıraktığı kızı sen almak ister misin. veya bi oğlanı sevmiş bir kızı.

      Ben şahsen olmama ihtimali galipse görüşmüyorum bile. İnsanları üzüp rencide etmek iyi birşey değil.

      Sana değer veren birini kaçırdıysan çok şey kaçırmışsın.

      • ... diyor ki:

        Çocuk oyuncağı olmadığını bende biliyorum. Başta bende ümitlenmiştim. Olacak diye… ve insanları üzüp rencide etmek gibi bir düşüncem yok. Asıl bunu devam ettirseydim o zaman daha çok üzüntü ve rencide etmiş olurdum.

        Bir kızı bin kişi ister bir kişi alır. O yanlış bir düşünce, O zaman kız veya erkek birini sevdiyse kimseyle görüşmesin.

        Ben kadere inanıyorum. Ve bunun olması için elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. (Kadercilikle karıştırılmasın).

        Hayırlısı olsun…

        Evet çok şey kaçırdığımı bende biliyorum…

        • Tuğrul diyor ki:

          Hayırlısı olsun.

          Aslında ben diyorum ki evlenmeden önce kimse kimseye aşık falan olmasın. Sadece kendi mahremini beklesin.

          Hatta bir kız nişan sürecinde de fazla gevşememeli. Ne olur ne olmaz. Şahsen ben başkasına aşık olmuş bir kızı istemem. Ama aile bilgisinde yapılan görüşmelerde bir ciddiyet olduğu için sıkıntı yok. Tabi başbaşa fazla kalmamalılar, sokaklarda da olsa.

          Selametle..

          • saliha diyor ki:

            Kimsenin kalbine mühür vuramazsınız ve hoşlanmak, aşık olmak haram dairesine girmediği sürece gelip geçici bir hevestir. Evet kişi nişanda dikkatli olmalı bu mantıklı da bahsettiğiniz şeyin insan tabiatına aykırı olduğuna inanıyorum ve bunu da gözlemliyorum

        • saliha diyor ki:

          Katılıyorum. Bırakmanız en hayırlısı. Sonuçta karşınızdaki insana ısınamadıysanız o kişi bu karşılıksız aşk acısını ömür boyu tadacak, siz de kendinizi her daim zorlamak ve üzmek mecburiyetinde kalacaktınız. Çok mantıklı bir karar olduğunu düşünüyorum ve karşınızdaki kişi açısından da şöyle bir gerçek var: Asıl aşk yakınlaştıkça büyüyüp derinleşendir. fakat günümüzdeki şiddetli ve ani, yakan aşk geçicidir. Bu yüzden o insan da mutlaka bunu unutacaktır. Hayırlısı inşallah

    • Esra diyor ki:

      Keske benim gorustugum delikali da bana karsi durust olsaydi.tavirlari leylanin mecnunu gibiydi ruh ikizim oldugunu dusunmstum beni etkilemek icin dindarligini kullaniyormus benden ayrilmadan baska biriyle gorusup evlendi.yasadigim soku hayal kirikligini dindar gecinen insanlara guvensizligimi hala atlatamadim.en azindan durust olup ayrilmak istedigini soyleyebilirdi.evet uzulurdum ama hayatima devam ederdim psikolojim bu denli bozulmazdi.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        ESRA Hanım’a

        “tavirlari leylanin mecnunu GİBİYDİ”
        “ruh ikizim oldugunu DÜŞÜNMÜŞTÜM”
        “beni etkilemek icin dindarligini KULLANIYORMUŞ”

        Yukarıda ” tırnak” içine aldığım ifadelerinizdende net olarak anlaşıldığı kadarıyla DUYGUSAL yönü kuvvetli bir çok KIZ ve ERKEK’in düştüğü hataya (ANLAM-KAVRAM karışıklığı) sizde düşmüşsünüz.

        Bu tam olarak…

        Kişinin içinde bulunduğu “pozitif veya negatif” RUH HALİ-DUYGUSAL DURUM nedeniyle karşısındaki insanın söylediği sözlere veya yaptığı davranışlara KESİN HÜKÜM BİLDİREN BİR ANLAM YÜKLEMESİ YAPMASI
        demektir. Buda genellikle HATALI ve YANLIŞ olur. Bunu önemsiz konularda yapmak kişi için kısa süreli ve çözümlenmesi kolay sıkıntılara sebep olsada evlilik, aşk vb ciddi konularda bu hatanın yapılması kişinin gelecekteki hayatının tamamını olumsuz yönde etkiler.

        Bu açıklamalardan sonra sanırım kullandığınız ifadelerin tamamının SOMUT GERÇEKLER olmadığı gibi aksine sadece ve sadece sizin O kişiye karşı içinde bulunduğunuz POZİTİF ruh halinin sebep olduğu yanlış anlamalardan ibaret ZAN ve TAHMİNLERİNİZ olduğunu fark etmişsinizdir.

        Sizin de “psikolojim bu denli bozulmazdi,yasadigim soku hayal kirikligini hala atlatamadim.” şeklindeki ifadelerinizin MÜSEBBİBİ ve 1: DERECEDE Kİ SORUMLUSU sizinle evlenmeyen O ERKEK DEĞİL, erkeğin söz ve davranışlarına (olduğundan çok farklı anlamlar yükleyen) sizsiniz.

        Lütfen beni doğru anlayın…

        Ben size “hatalı sadece sizsiniz” demiyorum.

        Ben size yaşadıklarınızın temel ve asıl nedeni karşınızdaki insanın söz ve davranışlarına ifade ettiğinden farklı ve hatalı anlamlar yüklemeniz sizin hatanız diyorum.

        Bu hata kısa-orta ve uzun vadede ki etkileri anlamında sanılandan DAHA FAZLA zararlı olan ÖNEMLİ bir problemdir. Bundan sonraki hayatınızda benzer sıkıntılar ve hayal kırıklıkları yaşamak istemiyorsanız öncelikle kişiliğinizde yer eden bu problemi çözmeniz gerekiyor. Akabinde de bir inaç ile o inanca tabii olduğunu söyleyen kişilerin yanlışlarını birbirine karıştırmayın lütfen.

        Unutmayınız ki

        HİÇBİR DAVA BİR(kaç) İNSANIN OMUZLARINA YÜKLENECEK KADAR ve SADECE O İNSAN(lar) İLE ÖZDEŞTİRİLECEK KADAR KÜÇÜK-HATALI-DOĞRU-YANLIŞ DEĞİLDİR.

        Yani diyorum ki;

        Müslüman veya dindar olduğunu söyleyen, öyle davranan kişilerin yaptığı hata ve yanlışlar inandığı(nı söylediği) dini ve O dine inanan diğer insanları BAĞLAMAZ.

        Bir başka ifade ile bir kişiyi veya bir davayı bir hatasından veya övülecek bir durumundan dolayı “Toptan kabul veya toptan ret etmek” akıllı insanların yapacağı bir şey değildir.

        Selam ve dua ile

  10. pelin diyor ki:

    görücü usulüydü her çok mükemmel sayılırdı ama çok kısa sürdü ogün nedense çok karışıktı kafam düşünüp duruyordum aklımı kuralayan bir şeyler vardı ama onlardan da emin değildim neyse çok heycanlıydım daha önce hiç bir erkekle dışarda görüşmemiştim çok dindar aileden gelmekteydim kısa kısa bakışmalarda olsa fazla öteye gitmiyordum hep daha fazla göz bakışı haramdı biliyordum neyse muhapbet in doruklarındaydık amaa fazla kısa sürdü şuan çok pişmanım grüştüm için değilde reddet etğim için son pişmanlık olmaz ama tekrardan görüşmek isterim ama karşıda ki kişi baya inat ediyor inatçılıkla bir nre varamayız on yaşda benden büyük ama yaşda sorun değildi ogün babamı dşünmekteydim babaya baya düşkün bir bayanım babamdan kopamıyordum hayatımın ilk erkeğiydi başkası olamazdı sanırım olmayacak bu böyle …

  11. leman diyor ki:

    üniversite mezunu iki dil bilen bir bayanım hiç kendime denk birini bulamıyroum, bulsam da beğenmiyroum, çok dini bütün birisi çıktı karşıma biraz eli ayağı düzgün hiç değilse ama o da ilkokul mezunu çıktı :( ailem kesinlikle karşı bu arada yaşım 34

    • BEYAZ İNCİ diyor ki:

      Her bir tercih aynı zamanda başka bir çok seyi reddetmektir.
      Kendinize iş ortagı arıyorsanız kendi özellikleriniz ile aynı özelliklere sahip olanı aramak doğrudur. Ama mutlu olmak için evlenecekseniz sizin özelliklerinize sahip (eğitim karıyer vb) 40 yaşından küçük hiç bir erkek sizin ile evlenmek istemeyecektir. Sizin ile aynı veya sizin yaşınıza yakın yaştakı erkeklerin evleneceği kızdan beklentileri (eğitim, karıyer vb ) sizin ile aynı olacaktır. Tabi kızın yaşının en fazla 25 civarı olmasını da eklemek lazım erkeğin bu beklentilerine.

      Bu basit hesaba göre yasınız gereği sız sıklar arasında değilsiniz.
      Özetle:
      Ya YAR’dan geçeceksiniz, yada SER’den.

      • Isimsiz diyor ki:

        Nasil bu kadar umut kirici konusabiliyorsunuz anlamak mumkun degil.umutsuzlugu veren seytandir.siz bu insanin da hayallerini yikiyorsunuz.bu yastan sonra erkekler daha genc 25 yasinda kadinlari tercih edecektir demissiniz.olabilir kader kismet..peygamber efendimiz bile kendisinden kac yas buyuk 40 yasinda bir hanimla evlenmistir.erkekler icin yas bir kadinda kriterse eger bir kadin da erkekte diploma arayabilir..ayrica evlenip ayni evde izole edilerek yasamak midir evlilik.ailerin anlasmasi, arkadaslarla iliskiler, kisilerin anlasmasi da cok onemli..anne baba rizasi da cok onemli.evlilik kader kismet isidir..bir insanin kalbi herkese kolay kolay isinamaz.hayirlisini dilemek lazim..
        ..

    • Ademoğlu diyor ki:

      Keşke denklik kriteriniz dünyevi diploma kağıt parçası değilde iman ahlak ve iffet olsaydı. Dini güzel eli ayağı tuttu ama ilk okulu çıktı derken o mubarek müslüman erkeği içinizde aşağılık bir insan gibi mi hissediyorsunuz? “Çıktı” deyince sanki katil çıktı gibi konuşuyorsunuz. Emin olun bu yaşa kadar evlenmemenizde ailenizin yeterince suç payı var ve hâlâ babam annen o mubarek insana karşı gelir diye vazzgeçiyorsunuz. Bana sorarsanız bu yaştan sonra aileniz ne der kabul eder mi etmez mi diye uğraşmayın. Diplomanıza göre denk değil imanınıza ahlakınıza denk birini bulun ve evlenin.
      Allah yardımcınız olsun.

  12. hanne meryem diyor ki:

    eşim evimizin arka sokağında oturuyordu. evimizin iki çıkış kapısı vardı, biri bahçe diğeride garaj kapısı. okuluma yakın olan garaj kapısını kullanırdım onların evi ise bahçe kapısına yakındı, çarşıda işim olursa dışarı çıkardım çünkü normalde evcimen br yapım vardr zaten okul yüznden yeternce dışardaydm. çarşı için onlarn kapısnn önünden mecburen geçmk zornda kalrdm ve arada bir karşılaşrdk, bakışlarndan anlam çıkartıyordm ama çokta önemsemiyordum açıkçası. ablasıda bizim evin yanında oturuyordu bir gün yengesi ablası annem ve ben bir yerde karşılaştık ve eve doğru birlikte gelmeye başladık, mahallenin marketinin önünde ablasınn oğlu ve eşim konuşuyorlar şakalaşıyorlar flan. orda biraz ayakta sohbet ettiler annemler snra biz eve geçtik. ardan 5 ay geçti ben liseyi bitirdim iyi bir puan almıştım sınavdan ama istediğim bölüm olmadı diye yeniden dersaneye yazılmıştm. ablası geldi ve bize kardeşinin beni beğendiğnden görüşmek istediğinden bahsetti. ben kesinlikle byle bir şey düşünmüyordm hayır dedi annem benm adıma çünkü bu konuda nettim. sonra aradan bi 5 ay daha geçti kayınpederim (82 yaşında ama çok diridir) eşimin bir kızdan hoşlandığını duyunca beni kovsalarda ben o aileyle tanışmak için gdcğm demiş ve geldiler o akşam. ben hla netim yalnız ama artk iş bu noktaya gelince görüşme talebini kabul ettim hayır demek için, aradan iki gün geçti görüştük. bana şartlarını isteklerini evlilikten neler beklediğini hepsini anlattı bnm okul durumum var olduğu için (okumayı çok istiyordum çünkü) burda pek anlaşamadık, bana; ben iki insanın 4, 5 sene boyunca beraber olabileceklerine inanmıyorum dedi, sonra istediğin zaman bana kararını söyleyebilirsin dedi, ben yine aradan iki gün geçti hayır dedim. ertesi gün tesadüfen ablasının evine gittik yine karşılaştık ve evine davet etti, sonra orda bana eşimi anlattılar ve bn tam bana göre br insan olduğunu düşünmeye başladım eve çağırdılar eşimi orda bdha görüştük, 2 ay sonrada evlendik :) şimdi 3 yıldır evliyim okuluma devam ediyorum ve bir kızım var. yani her şey nasip.. onunla ilk görüştüğüm zamanı hatrlıyorumda ağzımı açıp tek kelime edememiştim olumsuz anlamda. şimdi de iyi ki evlenmişim diyorum. 3 sene geçti ama çok şükür ilk günkü kdar duygularımız birbirine karşı yoğun

  13. ibrahim diyor ki:

    İNSAN ALLAH TArafından verilen duyguların aşırılarını kendi zat ve sıfatlarına hafiflerini dünyaya vermelerini istiyor. ki aksi halde dünya o duyguları tamamıyla tatmin etmeyip insanda ızdıraba dönüşüyor. zevcene muhabbet olmalı ama saygı sevgi penceresi dahilinde.bu haremim ahirettede ebedibir zevcemdir deyip muhabbetten daha iksirli bir duygu olan şefkat devreye girmeli.şöyle özetlersek : aşkından mecnunlara dönmüş iki kara sevdalı ilerde bir hayat kurup devam ederken koca kadına bıçak çekse kadın onu büyük ihtimal ki boşar. aynı kadının oğlu anasına bıçak çekse yinede bağrına basar. ÇÜNKİ ŞEFKAT AŞKTAN DAHA TESİRLİDRRR

  14. Mehmet Şerif VARLIK diyor ki:

    Bi ismi Allah (Allah’ın adıyla)!
    Selam-un aleykum (Selam üstünüzde olsun) (Selam: Koruma, barış, gölge, huzur, v.b.)

    Türk Dil Kurumumuzun resmi internet sitesi olan http://www.tdk.gov.tr adresindeki Büyük Türkçe Sözlük’te
    “AŞK” kelimesinin tanımına bakalım:

    “aşırı sevgi ve bağlılık duygusu”

    Her türlü aşırılıklardan ve bağımlılıklardan Allah’a sığınırız.

  15. aşıkderki diyor ki:

    Aşık olmak güzel bir duygu ama çok acı çekiyorsunuz.Bu duygu öyle yoğun bir duyguki sizi olgunlaştırıyor, hele birde içinizde yaşıyorsanız daha zor..Evlenmek istediğiniz vakit görüştüğünüz adaylarda en azından bu duygunun bir kısmını yaşamak istiyorsunuz bunun tabiki ilk zamanlar olması zor zamanla olacak birşey hele yaş ilerledikçe dahada zorlaşıyor.
    Benim atık gerçek beklentim sevgi, saygı ve muhabbet..Rabbim cümlesine bunları nasip etsin.Dua ile kalın;))

  16. yalnızkurt :) diyor ki:

    aşkı bilmiyorum lakin;saygıyı en üstte ,en üst seviyede olması gerektiğini düşünenlerdenim..sonrası sevgii ortalarındada muhabbet…

  17. Yaşlı gözler diyor ki:

    Ask okadar değişik bişeyiki hevesle askı karıştıracak devirmeyiz.simdiki gencler guzel yada yakışıklı bulduğu kişilerle ask yasamayı marifet biliyorlar. Oturup konuşma zahmetinde  bile bulunmuyorlar zaten konuşmaya başlayınca ayrılıyorlar acaba akılları nerede? Ha kader kısmet olaylarına bişey diyemem ama bazı seylerde biz genclerin elinde… Yanlış mıdüşünüyorum? Hiç bir zaman unutulmamalı İNSAN TANİDİKCA SEVER SEVDİKCE TANiMAK İSTER. Yani bir insan tanımadan ask falan  yasiyamaz görselliğe bakarak.anca kendini kandırır o tip insanlar…

  18. Ahsen diyor ki:

    Çok güzel bir yazı yazmışsınız.
    Aşk hiç ummadığınız anda sizi bulan fakat çoğu zaman sonu hüsranla biten bir duygudur.Günümüzde aşk insanı fazlasıyla yıpratan ve insanlık onurunu fazlasıyla zedeleyen bir duygu halini aldı
    aşkın izahı çok güzel yapılıyor masumiyetinin güzelliğinden ve insana verdiği değerden edebiyat aleminde çok bahsediliyor ama insanların onu yaşayış biçimi çok bencilce kimi zamanda zalimce ve kesinlikle o duygular bitiyor ve üzülen bir taraf oluyor birde içinde çoğu zamanda cinsellik barındırıyor el ele tutuşmayan öpüşmeyen aşıklar yoktur herhalde en kötüsüde insanın gözünü kör etmesi evlenince hiçbirşey ne yazıkki hiç hayal edildiği gibi olmuyor.
    Evlilikte kesinlikle bana görede şart değil hatta hiç istemem aşkın safiyetini bilmeyen bir insan ancak kaşısındakine zarar verir almak için verdikçe verir bir açıdanda aşk günümüzde bu aslında karşılıklı alış veriş elde etme sahip olma arzusu kimi insana çok kötü şeyler yaptırabilir bu yüzden hiç istemem çünkü tutku ve heyecan elbette birgün bitecek.
    Ama bir evlilikte sevginin olması şart sevginin gerekliliklerini yerine getirmek evliliğin ömrü açısından çok önemli birbirini seven iki insanın evlilikleri güzel olur Allah rızası için eşini sevmek hatta daha makbul birşey.
    İnsanlara bunu anlatmak zor sevemediğin içinin ısınmadığı ruhunun çekmediği bir insan isterse en iyi insan olsun kabul etmek zor.Karşıdaki insan her açıdan iyi ama içinde bir kıpırtı yok.Gerçekten kalbinlede tamam dediğin bir insan olmalı ki sonradan sevebilesin o insanı.
    Bir insanın eşini sevememesi çok talihsizlik hele onunla aynı evi yatağı paylaşmak gerçekten çok zordur.
    ALLAH hepimize sevebileceğimiz eşler nasip etsin.

    • sadık diyor ki:

      günümüzde aşk diye yaşananların %99.9’u aşk değildir, insanlar biraz birbirlerinden hoşlandıklarında hemen biz aşık olduk sanırlar…aşk bambaşka bir şeydir, bir insan eğer gerçekten şanslıysa bir ihtimal hayatında bir kere aşkı tadar ama o da gerçekten şanslıysa…şimdi insanlar haftada bir aşık olduk diyorlar…aşık olmak için bir an bile yeterli olabilir ama bir aşkı unutmak için bir ömür yetmez…aşk bencil değil, sencildir…aşık kendinden ziyade maşukunun mutluluğunu ister…o yüzden bu devirde her aşık oldum diyeni ciddiye almayın…

      evlilikte aşk ya da sevgiden önce saygı gerekir…evlendiğinizde eşinizi sevmiyor olabilirsiniz ama zamanla içinizde sevgi yeşerir ama saygı duymuyorsanız o iş daha en baştan bitmiş demektir…

      • Ahsen diyor ki:

        zaten zamanla kimin gerçekten ne kadar aşık olduğu belli oluyor.
        bütün ilişkilerde kişilerin o ilişkiye verdiği emek ile ancak uzun vadeli olabilir.Bu yüzden şansa bağlı olduğu düşünmüyorum.Devamlılık için bencilce yaklaşılmazsa eğer o ilişkiye yada evliliğe çok uzun sürecektir.
        saygı ve sevgi birbirinden bağımsız da düşünülemez bana göre.Saygı var ama sevgi olmayan bir evlilikte düşünemiyorum.
        İnsanoğluyuz birde inancımız ve insanlığımız gereği karşımızdaki insana inanmak ihtiyacı hissediyoruz.Bazı hataların olma ihtimalini düşünmüyoruz ama ne yazıkki hiç istenmeyen şeylerle karşılaşabiliyoruz.Dediğiniz gibi bu yüzden aşığım diyenleri kendini yoğun duygulara kaptıranlara ayakları yere sağlam basmayanlara kesinlikle itibar etmemek lazım.Olaylara mantık çerçevesinden de değerlendirmeli.
        Zamanla sevmek konusunda risk almam diyebilirim ama büyük konuşmamakla beraber Sema hanımın da ifade ettiği gibi ruhum ve kalbim ne diyor onuda dinlerim.

  19. mavera diyor ki:

    s.a çok güzel bir yazı ben de 2 ay önce nişanlandım 2 ay sonra da düğünüm var nişanlım çok dürüst düzgün efendi bir insan ilk gördüğüm anda hiç ilgimi çekmemiş beğenmemiş olumsuz cevap vermiştim ama yüz yüze görüşmeye başlayınca her şey birden gelişti..ailesi de benim ailemle çok uyumlu kardeşlerini annesini babasını çok seviyorum ama hala içimde korkular var acaba deyip duruyorum fiziksel olarak çok aşırı beğendiğimi söyleyemem ama ruh olarak onu kendime çok yakın hissediyorum, etrafımdaki insanların fikirlerinden çok etkilendiğim için bocalıyorum çünkü etrafımdaki herkes yakışıklılığa baktığı için nişanlımı beğenmiyorlar özellikle ablam hiç beğenmiyor sürekli sen güzelsin o yanında eğreti duruyor diyor.. evlilik fikri bende pek yoktu yine arkadaşlarım özellikle en yakınımdakiler mesela ev arkadaşım “ayy çok sıkıcı evlilik, evlenince gezemiceksin atık tasarruf yapmaya başla böyle kıyafet falan alamazsın düğün hazırlıkları çok sıkıcı deyip duruyor bir de ben heyecansızmışım sürekli internetten ordan burdan gelinlik vb bakmam gerekiyormuş falan dedikçe ben olumsuz etkileniyorum.. acaba ben evliliğe hazır değilim ya da onu yeterince sevmiyor muyum diye şüphelere giriyorum :(

    • dilruba diyor ki:

      herkesin evlilik adına önceliği ve heyecan duyacağı şeyler farklıdır.arkadaşlarınız giyeceği gelinlik için heyecan duyarken siz kuracağınız yuva adına heyecan duyuyor olabilirsiniz.evliliğin sıkıcı ve eğlenceli olması da tamamen sizin ve eşinizin elindedir.tipe gelince..güzel kız yakışıklı oğlan çiftlerini dizilerle öyle bir içimize işlediler ki nerede bir çift görsek birbirine yakışmış mı yakışmamış mı diye bakıyoruz.arkadaşlarınızın da böyle davranması çok normal.meseleye şu açıdan bakmak gerek ne kadar yakışıklı da olsa eninde sonunda ikiniz de yaşlanacaksınız.

      • mavera diyor ki:

        kesinlikle haklısınız dilruba,ben nişanlımla ve ailesiyle çok iyi vakit geçiriyorum ayrıca bence yakışıyoruz da ama en yakınımdakiler böyle söyleyince ister istemez etkileniyorum olumlu söylenenlerden de etkileniyorum keşke sadece kendi fikirlerimle hareket edebilsem ..

        • yakamoz diyor ki:

          Selamun Aleykum Arkadaşım Buradan Mavera’ya söylemek istediğim şey arkadaşım şu atasözünü hatırında tut bence :Güzel yüze Kırk günde doyulurda ,<güzel huya kırk yılda doyamazsın.kelimelerde eksiklik yapmış olabilirim ama kişi eşini sevince ona herşeyi güzel geliyor inan mutluluklar diliyorum:)

    • Zeynep diyor ki:

      Mavera içinde bulunduğun durumun aynısı benim bi arkadaşımın başınada geldi. Arkadaşıma sen güzelsin ama o vasat boyu kısa. Maddi durumu normal seninki iyiydi. Onunla nasıl yapıcaksın diyorlardı.etrafından etkileniyordun doğru. Size tavsiyem. Yanındayken kendini nasıl hissediyorsun.aileler denk mi en önemlisi anne ve babanın dedikleri. Çok mu olumlu buldular. Soruların cevabını içinde bul. Gerçekten doğru kişiyse evlendikten sonra bu söylentilerin hepsi biter.o adkadaşına bi mesajım var tasarruf edmeden ne oluyor ona babasından ev mi kalmış.o arkadaşının evlilikle ilgileri ya yanlış yada eksik. Kendin için çok dua edmelisin.

      • mavera diyor ki:

        yanındayken çok mutluyum zevklerimiz fikirlerimiz uyuşuyo aileler de denk babam da ilk başlarda olumsuzdu ama şimdi olumlu bakıyor dua ediyorum allah herkesin hakkında hayırlı olanı gönlüne sevdirsin..önerileriniz için teşekkürler zeynep hanım

        • hamzayürekli diyor ki:

          mavera hanım;
          Allah Mübarek eylesin öncelikle;
          Senin adına üzüleyimmi sevineyimmi bilemedim çünkü siz kararınızda kati değilsiniz.
          Hep aynı olacak diye bir şey yok tabiki kişiler arasında olduğu gibi ilişkiler de de farklılar olabilir sonuçta imtihan süreci devam ediyor.
          Nişanlandın tarafından her geleni körü körüne kabullen demiyorum tabiki islam i şiarlar ile tetkik edeceksin bu zaten insana islami bir vazefe.
          Sadık arkadaş ın söylediği mantıklı fakat sen buna kendi yararına (doğruyu bulabilmek için) çevirebilirmisin ve bunu da etki altına girdiğin dostunmu düşmanınmı seçemediğin etrafındaki hem cislerin müsade edermi onada bilemiyorum.
          Çok net birşey söylemeye çalışayım. 1-Eğer şuan nişanlın ve nişanlılığın tarafından (islami şiarları dikkate alarak) olanlardan memnun iseniz sizin ilişkiniz ile olumsuz görüşleri olanların sözlerini aldırış etmeyeceksiniz, (2) yine şuan nişanlın ve nişanlılığın tarafından olanlardan memnun değil iseniz o zaman ( yani şuanki halinizi eski halinize göre daha olumlu görmüyorsanız) durumunuza hiçte bir yerlere sormanızı gerek kalmaz zaten muvaffak ta olamazsınız mutluluk yönünden.
          Kriterlerini söylemediğin için ortaya söylüyorum. Eger birinci şıkkı seçtiniz ise kesinlikle fikri bir HİCRET e ihtiyacız var hemde hemen. Ablanla görüşmemezlik yapamazsın tabiatıyla fakat arkadaşların bu görüşünde ısrar ederse kesinlikle ben böyle arkadaş a arkadaş demem böylede arkadaşlar zaten başından yanlışınız olmuş.
          Size mahsus değil tabi senin arkadaşların düşüncesinde olan yığınla bayan dolu ORTALIKTA ve Kocasıyla değil parasıyla evlenmiş ,gemiyi karaya oturtduktan sonra (SADIK ARKADAŞIN YAZISINDA belirttiği gibi) başkalarına akıl hocalığı yapan bir sürü bayan var ORTALIKTA.

    • gülistan diyor ki:

      a.s hemen hemen aynı durumları ben de yaşadım düşünce benzerliği ve akla gelen sorular olarak, benim ilk görüştüğüm kişi olduğu için de galiba çok acabalarım olmuştu , ben vesveselere ve çevrenin evlilik söylemlerine oldukça takıldığımı görüyorum şimdi,dğer arkadaşalrın da dediği gibi içinizin sesini dinleyin, fakat içten gelen sesle vesveseyi de iyi ayırt etmeye çalışın ben çok acı çektim (ya da önceden hiç çekmediğim için ,şükürsüzlük etmek için demiyorum yani) bir de ufak tefek olumsuzluklar illaki olabilir hangimiz mükemmeliz, bir de sevginin evlendikten sonra daha da kuvvetlendiğini çokça söylyenler var artık farklı bir bağ da oluştuğu için, kısacası bu süreçte etrafa biraz kulak tıkayıp, nişanlınızla rotanızı evliliğe doğru çevirin hayırlısıyla, Rabbim hakkınızda hep hayır nasip eylesin, vesselam…

    • feyza-huzur islamda diyor ki:

      Sa.mavera kardeş öncelikle yeni Nişanlanmışsınız hayırlı olsun Allah tamamına erdirsin..evlilik konusunda güvendiğin kaynaklar dışında insanların ne dediğine takılma canım özel durumunuda herkesle paylaşma her kafadan bi ses çıkar çünkü,,sen kendi adına iyi şeyler hissediyorsan ve kendi ailende bu konuda seni destekliyorsa bildiğin yolda yüremeye devam et,yakışıklı veya güzel kavramları evlilikten önce bi anlam ifade etsede bu yanıltıcıdır önemli olan aynı evi paylaştığınızdaki tavrınız davranışınız ahlakınızdır ahlak sıfırsa dünya güzeli olsun yada yakışıklısı ne fayda o ev sana zindan olur sarayda da olsan..kafa yapısı çok mühim aynı eve girdiğinizde senin üzüldüğüne üzülsün istersin sevindiğine sevinsin istersin ailene kucak açsın istersin çocuğuna iyi bi baba sana anlayışlı bi eş olsun istersin bunları karşılıklı yapabilmekdir hüner elbette..böyle bi yuva bu dünyadKi cennetiniz demektir evlilikteki ölçüyü Peygamberimiz(sav) çok güzel koymuş siz dindar olanı tercih edin diye bu sebepten müslümanın yaşam standartı bu şekılde belirlenmiş olup bu sınırları aleyhimize çevirmeye gerek yok siz nişanlınıza sahip çıkarsanız olumsuz düşünenlere karşı dik durursanız eminim bi müddet sonra onlarda size destek olucaklardır yada saygı duyucaklardır,hakkınızda hayırlısı olsun inş ..

    • sadık diyor ki:

      yakışıklılık ya da fizikten ziyade karakterine bakmanız lazım, çok yakışıklı olabilir ama karaktersizin tekidir ilk bir hafta ne güzel yakışıklı biriyle evlendim diye sevinirsiniz ama canım cicim zamanı geçince bir de bakarsınız ki o yakışıklıdan nefret etmeye başlamışsınız…öncelik kesinlikle karakterinde, kişiliğinde olmalı…arkadaş çevrenizi hiç dinlemeyim, maalesef bu sorun bayanların hepsinde oluyor, erkekler bir nebze daha gerçekçi bakabilirlerken kızlar olayı bambaşka bir boyuta taşıyorlar…kız arkadaşlarınızı, ailenizdeki bayanları kesinlikle ciddiye almayın…

      ben size iki tane olay anlatayım, birincisi bir akrabamızın kızı kocasıyla ufak sorunlar yaşıyordu, kız sürekli annesinde ve habire şikayet ediyordu, işte bana şunu dedi, ben de cevabını verdim, şöyle cevapladım, böyle cevapladım diye anlatıyordu, kızın annesi ve teyzesi sürekli afferin, ezdirme kendini, alttan alma, yapıştır cevabı, bu devirde böyle ol falan diye akıl veriyorlardı, bir gün dayanamayıp dedim ki yaa bu dedikleriniz madem bu kadar iyi şeyler o zaman sadece ona söylemeyin siz kendiniz de kendi kocalarınıza uygulasanıza, kendi kocaları höt deyince kaçacak delik arıyorlardı, kendi hayatlarında yapamadıklarını onun vasıtasıyla uygulamak istediler ve sonunda o kız kocasıyla ayrıldı, şimdi de 5-6 senedir evde yeni talip bekliyor…

      ikincisi ise bir kız ile görücü usulü ile görüştük, evde 2 tane boşanmış ablası vardı ve kızın herşeyine karışıyorlar, akıl veriyorlardı, kendisine dedim ki bak bunlar senin ablaların ve onlara saygıda kusur etme, bir akıl verdiklerin zaman dinle tamam de, anlamış gibi yap ama dediklerini kesinlikle ciddiye alma, bir kulağından girip öbüründen çıksın, onlara gönülleri olsun diye evet haklısın de ama sakın ciddiye alma çünkü eğer ilişkiler hakkında bir şey bilselerdi şu anda senin yanında değil, kocalarının yanında olurlardı…kendi bildikleriyle yürütmeye çalıştıkları evlilik gemisini batırmışlar bir de usta kaptan edası ile başkalarına akıl veriyorlar…her neyse benim söylediklerim pek ciddiye alınmadı ve ablalarının her sözüne inanıp güvenerek sorunlar yaşattı ben de kendisine ablalarıyla mutlu bir ömür geçirmesini temenni ederek güle güle dedim…aradan herhalde 5-6 sene geçti ve o kız hala evde ablalarıyla beraber oturuyor…

      o yüzden özellikle bayan arkadaşlarının uyarılarını, akıl vermelerini sakın ciddiye alma, gül geç…eğer birinden gerçekten fikir, akıl almak istersen yakın akrabalardan senden yaşça büyük bir erkekten al bu aklı…eğer seni de, damat adayını da biraz tanıyorsa sana en faydalı aklı o verir…gerisi sadece kendi yalnızlıklarına seni de ortak ederler, kendileri bulamadıkları beyaz atlı prensin geleceğine hep beraber inanın isterler…

    • Umman diyor ki:

      İşyerinde bi abla vardı. O abla bana başından geçenleri anlattı. Birisiyle evlenmiş ve evlendiği kişi çok yakışıklıymış. Hep nefsani düşündüm dedi. Tabi evlenip başını bağlamakla iş bitmiyor ya. Herkes, etrafımdaki bütün kızlar kocama bakardı dönüp dönüp o kadar yakışıklıydı yani dedi. Ve en sonunda o bakan kızlardan birisi kocamı elimden aldı dedi. Sonuç boşanmışlar tabi. Ve şöyle ekledi ablamın eşi hiç ama hiç yakışıklı değildi ve ablamdan da boyu azıcık kısaydı ama şuan bakıyorum da onlardan mutlusu yok demişti. Ve ayrıca etraftakiler aman boyu kısa felan diye ablasına da söylenmişler tabi. Ama evlendikten sonra sanki aralarındaki boy farkı bile kapandı sanki eniştem ablamdan hep uzun gibi gözüktü dedi. Muhabbetle bağlılık bu olsa gerek.
      Yani siz gönlünüzce tamam diyorsanız uyumluysanız etrafı hiç kafanıza takmayın. Allah hayırlı, huzurlu, imanlı bir yuva nasip etsin.

    • yalnızkurt :) diyor ki:

      birilerinin sözlerine (enyakınızdakilerdahi..)siz olumsuz şeyler söylediğinde etkileniyorsanız,işiniz zor demektir..

    • zehra diyor ki:

      bence hic kimseyi takmayin, gorucu usulu evlendim ben. benim esimi de arkadaslarim gorunce “aa hic yakismamissiniz” demislerdi, ben de genelde cevrede guzel bilinen- talibi cok bir genc kizdim. esimi ilk gordugumde fiziksel olarak begenmemistim ben de , ama o kadar dusunceli, merhametli, sorumluluk sahibi biriydi ki, konusmasindan tavrindan ona asik oldum. simdi cok mutluyum. cevremdeki herkes de birbirinize cok yakisiyorsunuz diyor. esim de beni el ustunde tutuyor.

  20. ilhan ülgen diyor ki:

    Aşk Nedir ? – Ömer Tuğrul İNANÇER youtube den izlemenizi tavsiye ederim

  21. timisvat diyor ki:

    Size başımdan geçen bir olayı anlatayım.Benim yaşadığım aşk mı bilmiyorum.Evlilik için hep dua ederdim şöyle olsun böyle olsun.Tam duamda ettiğim gibi Allah karşıma böyle birini çıkardı.Evlilik niyetiyle ciddi olarak ilk defa biriyle görüştüm.tamam dedim.Karakter olarak bir gün onla bir gün başkasıyla gezecek bir insan değilim.Onun sevgisi kalbimde ağır basınca Allah’ım senden başka bir sevgiyi kalbime koyma dedim. ilk başta oda tamam dedi sonra yakın bir zaman evliliği düşünmüyorum dedi kafamdan aşağı kaynar sular döküldü.Aradan 11 ay geçti düşünmediğim kalbimden geçirmediğim tek bir gün olmadı.Hiç kötülüğünü istemedim halada istemiyorum.hep Rabbime dua ettim hayırlıysa nasip et değilse unuttur kalbimden atayım dedim.Bir kere bile isyan etmedim sabrettim dua ettim.Bu benim elimde olan birşey olsaydı unuturdum sevmezdim ama benim elimde değil.Dün nişanlandığını öğrendim tekrar başımdan aşağı kaynar sular döküldü.İmtihan bu biliyorum.Lütfen dua ederken hep hakkınızda hayırlısını isteğin bazen hayır isterken şerride isteyebiliyoruz.Benim başımdan bizzat geçti. Artık evliliği yaşım geçsede düşünmüyorum hayatta hiçbir şeyin artık benim için bir önemi kalmadı.Biran evvel Rabbimin rızasını kazanıp ona kavuşmak istiyorum.Tek tesellim ayrıldıktan sonra hep sevdiğimi kalbimde tuttum iffetimi korudum belki Peygamber Efendimiz’in hadisi şerifine mazhar olurum diye.

    • Hamzayürekli diyor ki:

      Günümüz neslinde inanki çok Aşık olanlar var.
      Çoğumuz birşeylere aşığız zaten. Kimi içkiye ,kimi kumara , kimi cinselliğe, kimi hırsızlığa, kimi paraya, kimi şana kimi şöhrete , kimi koltuklara, kimimiz şakşaklığa, kimimiz dalkavukluğa, kimimiz bir yerlere sövmeye, kimisi partilere, kimimiz tembelliğe V.S. …
      Bizim dinimiz Vahiy dinidir. Kul yaşantısında işlediği her hareketten sorumlu olduğuna göre ( Zilzal suresinde) kul her hareketini dinde kaynağını bulmalıdır.
      Diyeceğim Allah bir kulunu da neye veya nelere ne kadar sevebileceğini veya nelere ne kadar üzüleceğinin çizgilerini bildirmiştir.
      Onun için üzülmeninde sevgininde ölçüsünü dine göre ayarlamamız gerekiyor. Siz boş verin BANA GÖRE BU BÖYLEDİR ŞU ŞÖYLEDİR diye dini kaynaklardan bi haber yazı yazan ve birşeyler söylemeye çalışanlara.
      Hepimizin bildiği Yunus sun şiirleri sözümüzün tamamlayıcısı olsun.
      Yunus sen Ne hoş demişsin
      Balu şekeri yemişsin
      Ballar balını buldum
      Kovanım yağma olsun.

      Mevla bizim ballar balımız dır, dinimiz hükümleri haricindeki bütün KOVANLARIMIZ yağma olsun.

      • timisvat diyor ki:

        Doğru söylüyorsunuz. Ben Rabbim senden başka kalbimde birşey olmasın diye dua ederdim.Ama benim bu söylediğim iddiaydı. Ne zamanki bir kulun sevgisi kalbimi oyalamaya başladı o zaman imtihanım başladı. Şimdi bütün fani olan sevgileri bırakıp Rabbimin sevgisiyle kalbimi doldurmayı nasip etsin. Kalbin sahibi Allah.Kalp ancak Allah’ı anınca huzur buluyor mutmain oluyor.Diğer aşklar fani geçici.Kalbe sıkıntıdan başka birşey vermiyor.

        • kün elif diyor ki:

          evet Allah aşkı gerçek aşktır zaten bu yazıda da bahsedilidiği gibi kanımca diğerlerine aşk demekle sorun başlıyor belki de faniliğe duyulana aşk dememiz büyük bir anlam yüklememize neden olup karşılığını da tam anlamıyla bulamadığımızda büyük bir yıkıma uğratıyor, bu yüzden de aşkı zaten fanilikte aramamak lazım belki de sizin de dediğiniz gibi, fakat yine aşık olmak istediğimiz MABUDU MUTLAK olan ALLAH insana evlenme gibi bir şeyi de emretmiş ve evlenecek kişilerin kalplerine de sevgi salmış, ne kadar zor olsa da bi şeylerden hemen vazgeçmemek lazım diye düşünüyorum, Rabbim imtihanı idrak ettirsin ve başarıyla tamamlayanlardan eylesin vesselam..

        • Zeynep diyor ki:

          Timisvat bey evet haklısınız. Allah “1 kalpte 2 sevgi yaratmamış” bu ayet mealidir. Ama insanların kalbinde duyduğu şey allahı unutup kulu sevmek değildir. Bu insan ilişkilerinde olan şeydir. Evlendikten sonra bu iç karışıklığınız devam etmez. Bu konuda bize örnek züleyhanı yusuf peygambere olan aşk hikayesidir.belki çogumuz duymuştur.birde ben yazayım okuduğumu. Züleyha yusufa olan aşkından herşeyi yapar onunla olabilmek için. Sır sesini duyabilmek için zindana attırır kamçılatır.aradan yıllar geçer hadise uzun sonunda evlenirler.züleyhanın derdi yine aynı yusuf yanında ızdırabı aynı. En sonunda anlarki aşkı yusufa değil allaha imiş.

    • Zeynep diyor ki:

      Yazınızı okudum. Yazma gereği duydum. Belki teselli olur diye.dualarınız davranişlarını müslümanın yapması gerektiği gibi. Duanız kabul olmuşki nasibiniz olmayan insanla evlenmemişsiniz.Ben böyle aksiliklere şeytanın oyunu diyorum. Siz duanıza devam edin. Karşınıza dualarınızdaki insan mutlaka çıkacaktır.nasibinizi arayın evlilik niyetiyle görüşmelere devam edin doğruinsanı er yada geç bulursunuz. Dinen bir mahzuru yok.çok dindar insanlar tanıyorum 10 kişiyle görüştüler 11. De evlendi.emin konuşuyorum çünkü niyetiniz halis. Selamlar.

      • Timisvat diyor ki:

        Zeynep hanım tavsiyeleriniz için çok teşekkür ederim. Ben bayanım. İnanırmısınız ayrıldıktan sonraki yaşadığım 11 ay bana bir ömür yaşamışım gibi geldi. Ruhum şuan 70 yaşındaki biri gibi. Hayatta hiç bir şeyden tat almıyorum geleceğe dair en ufak bir hayalim Planım yok.çok zor durumdayım. bu imtihanı kaybetmek istemiyorum.Bir an evvel Allah’ın rızasını kazanıp kulluk vazifemi yerine getirip bu dünyadan kurtulmak istiyorum. Rabb’ime hiçbir zaman niye böyle oldu neden olmadı diye isyan etmedim. Hep dua ettim ondan istedim sabrettim. Rabbim yazmadıktan nasip etmedikten sonra olmuyor. O kişinin en ufak bir kötülüğünü istemiyorum. Ben onu Rabbimin rızasını kazanmak için sevdim. Tekrar yeniden birini sevebileceğimi sanmıyorum. Rabbimin sevgisini kazanayım bana yeter.

  22. gamze diyor ki:

    evliliğin içinde yaşanılabilcekleri olası durumları kötü yaşanan şeyleri okuyunca insan evlilikten korkuyo ve soğuyo valla fakat şunu da biliyoruz “evlenen dininin yarısını tamamlamıştır” hadisini hayata geçirebilmek ve daha bir çok hayırlı şeyler için evlilik iki kişinin çok güzel bir şekilde gerçekleştirdiği akit, Rabbim herkesin kalbine mukabil bir kalp eylesin hayırlı bir şekilde, göz aydınlığı eşler nasip eylesin inşallah herkese hayırlısıyla :)

  23. yağmur diyor ki:

    peki aşk şart değil zaten olması da çok zor kanaatimce gerçekten aşk çok farklı bir şey olsa gerek, fakat sevgiyi insan ya anlayamazsa, yani ilk görüşmede başkalarının ısrarlarından dolayı görüşüp, fakat tabir caizse elektrik aldığını zanneden, daha sonraları kendini rahat hissetmeyen evleneceği için yüreği çarpmıyorsa vs. vs. kısacasıikillemler ikilemler o zaman ne yapılmalı biraz dağıtarak anlattım hakkınızı helal edin, duayla

  24. alp diyor ki:

    sema hanım bir yerde ”aşk körü körüne sevmektir. başka bir yerde sevgide dengeyi kaybetmektir. ve son olarak aşk geçicidir” demişsiniz.!

    Allaha bağlanmak yerine( allah aşkı) yarattıklarını ondan daha fazla sevmek bir yerde bir yanlışlık olduğunu gösterir ki bu da insana, maddesel aşkın olmadığını gösterir.

    evlilikle ilgili kısım güzel olmuş. faydalanıyoruz…

  25. betil diyor ki:

    bence daha önce aşkı ya da aşk diye isimlendirdiğin bir olguyu tanımışsan, olgun ruhlu biriysen ve sonunda beşeri aşkların geçiciliğine kanaat getirmiş birisiysen evleneceğin kişide odaklanacağın noktalar şunlar olmalı : ahlaken oturaklı, efendi- hanımefendi, güzel hasletlerle donatılmış olmalı ve bunlar olurken onda sana itici gelen sürekli bir davranış olmamalı. illa ki elektirik çarpmış gibi olmaya gerek. ilk görüşte itici gelebilecek bazı şeyler de sonraki görüşmelerde itici gelmeyebilir, bunu da hesaba katmak lazım. bu yüzden karar verirken çok aceleci olmamak lazım ve ille de aşk, ille de elektrik dememek lazım. çünkü en sağlıklı ve güzel olan bir insanı tanıyarak sevmektir. nişanlılık dönemini de tanıma dönemi olarak görmek lazım. nişanı atarsam elalem ne der, artık geri dönüş yok gibi düşünmemek lazım. çünkü çiftler asıl nişan döneminde aileler, alışverişler devreye girince tanınmaya başlanıyor. bir de doğru , mükemmel insanı bulayım derdinde olmayıp; ben doğru ve hatalarından vazgeçen bir insan olayım diye düşünmek daha öncelikli olmalı.

    • hüzün diyor ki:

      ilahi aşk beşeri aşkların önünde bir engel değil aksine onlara kaynaklık teşkil eder. Allahı gönülden sevenler insanlarıda sever.

  26. abdullah diyor ki:

    çok gereksiz bir yazı bence!!!

    • Yaşlı gözler diyor ki:

      Abdullah Bey yorumların hemen hemen hepsini okumaya çalıştım kısa ve net karsı cikmisiniz neden gereksiz buldunuz yaziyi?

  27. budan diyor ki:

    sevgi gerekli aşk zor imtihan kazanma kuşağında kaybetmeyelim

  28. Emrah diyor ki:

    Elektrik Olayı!!!!!!!!!!
    Bu elektrik olayında çok abartıya kaçıldı galiba. Elektrik tam olarak nedir? İslam dininde elbetteki birini beğenmek var; fiziki olarak, konuşma olarak, ahlakı yapısı itibarıyla. Ama hemen anlaşılmayabilir. Hele şimdiki kızlar 30 yaşlaına gelmişler hala evlililk kavramı oturmamış. Geçenlerde bir avukatın ısraryla bir kızla telefonda görüştüm. Dediki ben seni ararım. Beni aradığında servisten incektim. Aradan 5-6 dakika geçti servisten inip hemen aradım 3 defa çaldırdım. Telefonuna bakmadı. Sonra mesaj atamış. Neyse 2 sonra tekrar telefon açtım. Son derece sert bir şekilde beni karşıladı évay sen benim telefonumu nasıl kapatırsın ben bir bayanım ya dedi.

    Dedimki biz arakadşlar arasındada müsait olmayınca kapatıp tekrar geri dönüş yaparız dedim. Ben senin o arkadaşların değilim anladın mı dedi. Benim telefonumu kapatamazsın sessize alabilirdin ama kapatmamalıydın dedi. Seni bana böyle anlatmamamışlardı dedi. Oysa daha ikinci telefon görüşmemizdi biribirimizi hiç tanımadığımız halde bana bu kadar sert ve agresif davrandı. Çok moralim bozuldu ben bu kıza acaba ne yaptım dedim. Sövmedim dövmedim küfretmedim.Sonra da sinirimden ağzım kurudu üstelik yüksek lisans sınavlarım vardı. Kıza dedimki hakkını helal et özür dilerim dedim. Telefonu kapatmak istemedi. Baktım hala konuşmak istiyor. Bir yandan kızıyor bir yandan vazgeçmiyor dedimki namaz kılmamışsın vakit geçiyor hadi git namazını kıl dedim. Dediki bana kırıldınız galiba özür dilerim dedi. Dedimki ben kırılmaya alıştım yetrki siz kırılmayın dedim. Sonra 2 gün çok moralim bozuldu. Bu kızı bir daha aramak istemedim.

    Sonra birden aklıma bir şey geldi bir Adanalı arkadaşım ortalık ruh hastası kızlarla dolu dikkatli ol dedi. Dedimki nasıl anlayacağım dediki telefonda bile anlaşılıyor dedi. Seni dövecek gibi konuşuyorsa….dedi. Adanalı arkadaşım beni evlilik yıktı mahvoldum dedi. Sonra bu Adanalı arkadaşın sözleri aklıma geldi acaba bu kızın sağlıklı birisi mi dedim. Bir doktor aradaşa meseleyi anlattım. Seni hiç akıllı biri bulmayacak mı dedi. Defet gitsin dedi. Bir ablaya söyledim bana bisiri böyle yapsa ben onu aramam dedi. Neyse annemin ısrarıyla bir kez daha aradım. Bu sefer hanımefendi beni çok farklı karşıladı nerdeyse ayağaımın altına kırmızı halı serecek. Dediki kardeşimin nışanı var 10 gün müsade istiyorum dedi. Telefonda değil yüz yüze görüşelim 10 gün sonra dedi. (şehirler farklı). 10 gün geçti ama kafamda hala soru işaretleri var aramak gelmiyor içimden ne yapacağımı bilmiyorum. Gitmek gelmiyor içimden… Başlamadan bittti gibi bir şey. Sanki ben onu zorla alacığım. Bildiğin yere kadar…

    • kübra velioğlu diyor ki:

      Bana ne kadar söz düşer bilmiyorum ama , aramayın da görüşmeyin de bence . Baştan güvenini kaybettirmiş bu kız size. Yüzyüze görüşseniz ,birbirinizi beğenseniz bile , sizin aklınızda hep o ilk telefondaki tavrı kalacak. Ya yine aynı davranırsa , ya köprüyü geçene kadar huyuma gidiyorsa filan .Hakkınızda hayırlısı inşallah

    • DEMET diyor ki:

      Emrah bey bence görüşmeyin …zaten bayan rengini belli etmiş.İnsanın karakteri neyse odur değişmez yani.Zaten içinizden olumsuz duygular geçiyormuş.Göürştüğünüzde belki değişir fikriniz ama sonuça bayanın tarzı buysa zor sizin işiniz.

    • Hamzayürekli diyor ki:

      Arkadaşım ( kabul edersen tabi) :
      Görüşmemişsin, anlaşmamışsın, ortaya çıkan hiç bir şey yok halen.
      Başlamadan bittti gibi bir şey. Sanki ben onu zorla alacığım. Bildiğin yere kadar…
      Bilmiyorum ne işyapıyorsunuz. Hiç mi hiç üzülecek bir şey yok. sonra sana yapılacak bu Ukala kadınsı hareketler in habercisi ise Rabbine bolca şükret.
      Sana söyliyeyim; Mevla bütün ipleri sana vermiş, belki biraz üzüldün fakat ister inan ister inanma Mevla seni yardım edip bütün ipleri senin tarafına çevirevermiş.
      Karşı kişi için demiyorum fakat bu ilişki için diyorum bardağın %90 senden tarafa dolu.
      Hak yardımcınız ve yardımcımız olsun.
      ( Gerisini sonra yazarım inşallah.)

      • Emrah diyor ki:

        Bir kamu kurumunda çalşıyorum Hamza Kardeş. Bu kızı tavsiye eden çok iyi bir avukat hanım. Ben bu kızı görmedim. Çok güzel bir kızmış. Tesettürlü imiş. İlk konuşmamızda beni hoş karşıladı. Ben desevindim açıkçası çok da ümitliydim. Dediki ben Ankara’yı seviyurm demişti. Sonra bu telefon kapatma hadisesi oldu neyse telefon açtım söze başlamak için dedimki siz de çalışıyormuşsunuz dedim. Çalıştığını biliyorum ama avukat çalışmıyor demişti. Dediki ben sana daha önce çalıştığımı söylemiştim dedi. Sizi aradım cevap vermediniz dedim. Dediki ben de servisteydim ama sizin telefonunuzu kapatmadım dedi. Siz de benim telefonumu kapatmasaydınız dedi. Sessize alabilirdin hiç bakmayabilirdin dedi. Bana göre bu tür şeyler çok önemlidir ben bu tür şeylere çok dikkat ederim ve o kişinin yapısını çözerim dedi. Sizi bana böyle anlatmamışlardı dedi. Sonra ben de tepki verince ben size ne yapmışımki dedim. Empati yapın bakalım bir bayana yapılmaz bu hareket dedi. Çünkü aramızda hiç samimiyet yok o yüzden bu haretiniz çok yanlış dedi. içime atamam böyle şeyleri söylemem lazım dedi. Sonra benim üzüldüğümü anlayınca da ses tonunu düşürdü ortalığı düzeltmeye çalıştı. Çok üzüldüm aslında o bayanı bana öyle anlatmamışlardı. Çok hanım çok güzel bir kız demişti avukat bayan. Yüksek lisans sınavlarım dönemiydi. 2 gün boyunca çok moralim bozuk gezdim. Avukat hanıma ayıp olacak dedim. Sonra bir anda aklıma geldi bu kızın psiklojisi düzgün mü acaba dedim. Daha önce de böyle değişik kişilerle karşılaşmıştım. Yani kafam karıştı. Değişik bir durum her yerden telefon geliyor ama karar vermek. ne bileyim. Galiba ben birazda çok ümitlenmişim bir de birinci konuşmanın etkisinde kalmışım hayal kırıklığına uğramışım. Alvarlı Efe Hazretleri şöyle diyor “aşık der incitenden-incinme incitenden-kemalde noksan olur-incinen incitenden” yani incinsen de olgunlukla karşıla diyor evliya hazretleri.

        • Hamzayürekli diyor ki:

          Belki fazla keskinmi olacak söylediklerim. Fakat (Sema hanımın öz geçmişini oku ve dikkatlice oku). Hayrettin karaman ve Faruk beşer hocaların özel sitelerinden oku(genelde soru cevap bölümlerinde) Dikkat ediniz üzerine birşeyler örtmüş olabilir fakat tesettürlü olmayabilir. Ben olsam Bu saatten sonra (bir ip ucu: bir bayanın yüzüne telefon kapatılmazmı dedi) bu kızın bu görüşünde (fikrinde) ısrar ediyormu, sizden özür dilediği gibi Rabbinden özür diliyormu.
          Sema hanımın bir yazısında da belirtildiği gibi Karşı taraf Kadınlığımı yoksa Bayanlığımı tercih ediyor öğrenmeye çalışın.
          Dedimya Karşı taraf Birşeyler örtünmüş bayan da olabilir Tesettürü bürünmüş kadında olabilir.
          Kesinlikle bir kişi(bayan veya kadın) bir erkek benim yüzüme telofonu nasıl kapatıyor diyorsa mümkün mertebe yol yakınken uzaklaşın.
          yoksa en kısa sürede burada veya başka bir yerlerde kendim ettim kendim teranesini ahaste aheste döktürüyor olursunuz. allah Muhafaza.

    • feyza-huzur islamda diyor ki:

      Sa.Emrah kardeş bencede telefonu yüzüne kapamakla yanlış yapmışsınız keşke sesssize alsaydınızda kapatmasaydınız..ikinci görüşmemiz diyorsunuz arkadaşlar arasında böyle yaparız diyorsunuz tamm bunu sakinlikle bi gerekçe olarak sundunuz ama geçerli olmazki bu hanım efendi sizi sizde onu yeni tanıyorsunuz ve daha evli değilsinizki sizin telefonu kapamanızı anlayışla karşılasın neden açamadığınıza dair iyimser olsun öyle değil mi?ben bile eşim şimdi kapasa yüzüme hoşuma gitmez lakin neden yaptığını bildiğimden açıpta sonradan tepki vermem yani müsaid olmamıştır diyorum çünkü kendide sonradan beni arar izah eder veye etmesede ben bilirim artık niye olduğunu ama sizinki aynı şey değil aynısı sizin başınıza gelse hoşunuza gitmez belkide..

      ilk görüşme seanslarında iki tarafta.çok hassas davranmalı fevri davranıp köprüleri bi seferde atmamalı..bende eşimle hem söz zamanı hem ilk tanışma zamanı çok kırılırdım. Çok ağlamışımdır bana karşı daha hassas ve düşünceli olsun hergün arasın sorsun uzun uzun konuşalım isterdim ama herkesin karekteri farklı farklı hatta ikinci telefon görüşmemizde oda meğer çekindiğinden çok bişey konuşamamıştık bu beni üzmüştü ne biçim adam bu insan evleneceği kişiyi tanımak için biraz konuşmazmı diye hayıflanmıştım ama dediğim gibi oda çekinmiş bişey konuşamamış ve benim yaşım 22idi yani deli dolu ama mutaasıf bi ailenin kızıydım evde benden büyükler olduğundan ben kimseyle herhangi bi görüşme yapmamış nasıl davranacağımıda bilememiştim ve şöyle düşünüyordum bu ilk görüşmemse ikimizde dindar bi ailedensek başkasını biriyle görüşmeye ne gerek var diye düşünmüş öyle sahiplenmiştim belkide bundan çok kırılıyordum.
      sözlülük zamanında bile yüzüğü attığım oldu ama eşim ne kadar üzsede özür diler yine de bırakmazdı bende bu durumda biraz şımarık davranır anlaşamadığımızı düşünürdüm ama herşey olacağına varıyor şimdi ikinci çocuğumuzu bekliyoruz ben tefekkür edip hatalarımı telafi etmeye çalıştım mesela ani kızmamak gibi bütün bunlar zamanla oluyor işte belkide kendisinde çok fazla bi değişim yok yine az konuşur esnek düşünemez sabit fikirlidir ama ben onu öyle kabul ettim ve zamanla birbir izden ayrılamazbi bütün olduğunuzu anlıyorsunuz eğer seviyor benimsemiş iseniz..

      bundan şu anda bile eksiğinde direkt yüzüne çarpmadan onu mesela konuşturmaya çalışırım bana göre gördüğüm eşimdeki eksiklerini kendimce gidermeye çalışırım ki daha huzur içinde yaşayalım ani yapılan hatalara ne o düşsün nede ben..çocuklar var onlarada iyi örnek olmak gibi bi misyonumuz olduğundan daha bi dikkat ediyorum..inş faydalı olmuştur kısaca anlatayım dedim biraz karışıkda oldu sanırım ama inş anlaşılmıştır sonuç itibariyle düşündüğüm zaman toy zamanlarında yaşananlar çok basit küçük şeylermiş deyiveriyorsunuz yalnız kişi kişisel olarak donanımlı olmalı ve hayata karşı güzel düşünmeyi bilmelıdır belki bunu tek başına yapamasada etrafındaki abi abla kardeş arkadaşlarından öğrenir lakin bu saydıklarımda sağduyulu insanlar olmalıki sizi dahada yanlışa itmesin akıl ereniniz fevri yada kendi yaşadığı olumsuzluklarla değil aklıselimle size öneride bulunsun benimkiler böyleydi çok şükür.. anca bu zaman hayattan lezzet almayı öğreniyorsunuz…vesselam

      • kübra velioğlu diyor ki:

        Sizi arayan kişiye karşı bir kırgınlık , kızgınlık , öfke v.b duygular taşımıyorsanız ,telefonu meşgule almak tabi ki o anda müsait olunmadığının göstergesidir. Siz evleneli birkaç sene olmuş sanırım . Sizin sözlü ,nişanlı olduğunuz dönemde belki normal karşılanmayabilir ama günümüzde bu böyledir. Ve bunu iyi kötü iş hayatının içinde olan herkes bilir.
        Ayrıca ne demek “sen bir bayanın yüzüne nasıl telefon kapatırsın?” Kadınların telefonu kapatılmaz , meşgule alınmaz diye bir kural mı var ? Henüz 2. kez telefonla konuştuğunuz kişiyle bu sen-benlik , bu kavga edecek kadar samimiyet nerden ayrıca?
        Bunlar benim kendi düşüncelerim.Kesinlikle yazınızı yargıladığımı düşünmeyin lütfen . Teşekkürler

        • feyza-huzur islamda diyor ki:

          Sa.bi bayan olarak yeni tanıştığınız kişiyi tahlil edersiniz belki kızmak üstüne gitmek değilsede olaylara karşı tutumunuzun hassasiyetini belirtmek gerekir yoksa iki görüşmede kimse kimseyi yargılayamaz ama nezaketleri paylaşmak zorundadır zaman çağ ne olursa olsun

          • Fatıma diyor ki:

            Selamun Aleyküm, aslında enaniyet göstergesi gibi geliyor bana da bu tepki. Çünkü telefonu kullanma amacımız bellidir. Telefonu sessize alırsa şayet aradığımız kişi, bu (Allah muhafaza) başına birşey gelmiş ve telefonu cevaplayamıyor demek te olabilir. Halbuki telefonu kapatması bir müdahale gerektirdiği için telefonun diğer ucunda onun olduğunu ama o anda konuşamadığını bilirsiniz. (kübra Hanımın dediği gibi iş hayatında da diğer görüşmelerde de bunu bilmeyen yoktur artık)
            Kaldı ki beyefendi telefonu kapattıktan 6 saat sonra aramıyor ki hanımefendiyi, 5-10 dk. sonra arıyor. Bu ne sabırsızlıktır. Fevri davranmaya müsait varlıklarız malum. Fakat yeni tanıştığımız kişiye dahi sabrımız bu derece az ise, nazımızın geçtiği-samimi olduklarımıza ne derecedir ben tahayyül edemedim.
            Rabbim inşaallah hayırla sonuçlandırsın.

          • feyza-huzur islamda diyor ki:

            As.durum tahlili açısından bişeyi anlamayaalışıyorum yani emrah kardeşimiz telefonu kapatmış 5dk 10dk farketmez geri dönmüş kızda tepki vermiş buraya kadar biliyoruz lakin ne emrah beyin daha hiç yüzünü görmediği birine tel kapatması nede kızın bu olaya bu kadar sert tepki vermesi doğru değil yani bi görüşme olsa kız tepkisini vermekde haklı olabılır ama emrah beyde görüşmüş olsalardı tel kapamada haklı olabılırdı ben böyle düşünüyorum emrah beyin hareketini kişi bildiği tanıdığı arkadaş veevresine yapabilir lakin hiç huyunu suyunu bilmediği kişiye yaparsa böylede tepki alır ki ne kadar yanlışda olsa kızın tepkisi emrah beyinkide aynı kategoride benim için..bilmiyorum yani olaylara kişi kendi kişilk yapısından bakar ise ben böyle bişey yapmam ki böyle düşünüyorum..neyse

          • hamzayürekli diyor ki:

            Yüreğinize sağlık,
            Sırf bayanım diye Şu basitcik şeyi bile teşhise varılamıyor.
            Sırf bayan yaptı diye Enaniyet dolu bir olayı ( gizli feministlik) kabullenemiyorlar.
            feyza-huzur islamda rumuzlu BAYAN sizede fatıma hanımın yazısını bol bol okumaya tavsiye ediyoruz.

          • feyza-huzur islamda diyor ki:

            Sa hamzayürekli kardeş bi feministliktir dolamışınız dilinize bu kadar mı feminist görünüyor yazılarım ilginç..Adab-ı muaşerat diye bi görgü kuralı vardır benim nezaket diye tabir ettiğim durum bunla ilgilidir herhangi bi dini esas veya imani esaslardan bahsetmedik daha siz oralara kadar neden gittiniz anlayamadım..
            Savunduğum şey erkek bayan playından ziyadedir..İki taraf daha birbirini görmeden birbirine samimi davranmış ve sonuçta aralarında yanlış anlaşılma olmuş daha evlilik görüşmesine başlamadan..burada iki taraftada iletişim hatası var..
            eğer yanlış geldiyse size bi daha okuyun yine hoşunuza gitmezse dahada okumayın bu konu sizinle burda kapansın birbirimizi illa anlıyacaz diye bişey yok..
            burada sadece muhalefet için yazmıyoruz yada enazından benim bulunma sebebim birilerini alt etmek bi takım izim akımlarıyla damga vurmak yada izim tellallğı yapmak değil derdim doğru düşündüğümü paylaşmak paylaşılanşardan da kendi adıma faydalanmaktır inş..

          • hamzayürekli diyor ki:

            feyza-huzur islamda bayan efendi:
            Size öncelikle fatıma hanımın yazısına havale ettim.
            Efali mükellefin den bi haber olduğunuz u anlamak çokta zor olmuyor. Müslümanın hayatında boşluk yoktur. Dine imana dayanmayan hiç bir fiil yoktur.
            Gelelim fiil üzerinden tahlile. Bey efendi o anda araçtan inerken telefonunu kapatmasını nezaketsizlik olması demek kişinin (FATIMA HANIMIN DEDİĞİ GİBİ ) enaniyetlik duydusunda olması demektir.
            En basiti araçtan iniyorsun aracın gürültüsü, belki araçtan inerken ücret ödeme işi , trafiktesin araçtan indin sağına soluna bakmak kendin zarar görmemek ve başkasına zarar vermemek gibi zorunlu mesul olduğun durumlar var ve bir yandan da ilkkez görüşeceğin kişi var bunca olasıklıkların içinde. Telefon görüşmeside büyül olasılıkla anlaşılamamaktan dolayı kelime ve cümle tekrarlarıyla geçecek. Bak sen ondan sonra bu görüşmenin ne kadar verimli geçeceğine.
            Ata sözü ”İğneyi kendini çuvaldızı kendine”
            Birde Hadis şerif:” Kendin için istemediğini başkası için istemedikçe gerçek müslüman olamazsınız”
            EEEEE nasibiniz varsa buyrun. Dinden imandan alakası varmı yokmu ön yargısız düşünmek üzere.

      • Hamzayürekli diyor ki:

        feyza-huzur islamda siz olayı çok taraflı ele almışsınız. Durumunmüsait olmayışı sizce birşey ifade etmiyormu. olayda bir kasıt olsa belki fakat siz bayanın sırf yüzüne telefon kapatılmaması için bey fendinin her türlü sıkıntıya girmesine diktamı etmeye çalışıyorsunuz.
        olur başka bir isteğiniz varsa yazın herkes okusun.

        • feyza-huzur islamda diyor ki:

          Sa.hamzayürekli bey bi istek yapmadım nezaketen hiçkimseye böyle bişey yapılmaması taraftarıyım bana ters geliyor..heleki bu olay şimdi okudum daha birbirini görmemiş insanlar arasında geçiyormuş ne diyelim herkesin yüreği farklıymış olaylara bakış açısı farklı oluyor

          • hamzayürekli diyor ki:

            Anlaşılan şu ki; Cehalet diz boyu. (Feministlik sızıntıları bu işler)
            Din den, imandan insanlıktan vazgeçtik işimiz sadece nezakete kaldı.
            ALLAH cümlemize ıslah etsin.
            Amin.

          • feyza-huzur islamda diyor ki:

            Sa hamzayürekli bey rumuzunuzun ağırlığını üslubunuzada taşımanızı rica ediyorum

          • hamzayürekli diyor ki:

            feyza-huzur islamda (bayan efendi)
            Şunu bilmenizi isterim başından size söz yetiştirecek ve size birşeyler ikna etmeye çalışacak değilim.
            fakat ”Din den, imandan insanlıktan vazgeçtik işimiz sadece nezakete kaldı”. sözünün neresinden rahatsız oldunuz.
            Evet siz diyorsanız şimdi din iman ve islam zamanımı belki sizi o zaman kendi sözünüzle başbaşa bırakırım.
            Yok ben dinim başım üzerine diyorsanız , dini kuralları nezaketsizlik olur diye bir prensiblerinizi İMAN esasları üzerinden tekrar gözden deçiriniz.

    • sadık diyor ki:

      Çok şanslı bir insanmışsın ve karşındaki kişinin bu yüzüyle çok erken tanışmışsın, yazdıklarından anlaşıldığı kadarıyla sessiz, sakin, mülayim bir insan gibi duruyorsun ve eğer bu tarz kişiliği olan bir kızla evlenirsen kesin ya evliya ya da katil olursun…üçüncü bir şık olmaz…yüzüne telefon kapattım dediğinde sanki bazı arkadaşlar eski usül telefonu suratına çat diye kapattın sanmışlar galiba, telefonun no tuşuna basıp meşgule vermek bir saygısızlık değildir, bu o an müsait olmadığınızı gösterir, açmasaydın, bırak çalsaydı demek ne demek, belki önemli bir toplantıdasın, belki bulunduğun ortam müsait değil, telefon çaldığında yok sesini kısayım, yok ses tuşu neredeyse onu bulayım, titreşimini kapatayım falan diye bir vakti olmuyor insanın ve direk no tuşuna basıyor…

      her seferinde farklı bir ruh hali, sanki böyle deneme ölçme yapar gibi arada sert çıkmalar falan, çok şark kurnazlığıdır bunlar, evlenirsek ben bunu avucumda oynatır mıyım diye hesaplamalar yapılır ve bu tarz hareketler, tavırlar sergilenir…uzak durun, kesinlikle bulaşmayın…güzelliği beş para etmez gönülde sevda olmayınca…öyle bir itici gelir ki gözünde dünya güzeli olsa görmezsin…ayrıca maalesef devrimizde her tesettürlü gerçek anlamda tesettürlü olmayabiliyor…kimileri var ki en açıktan beter halleri…bir atasözü vardır: bizim kız bizden kaçar, başını örter, başka tarafını açar…layıkıyla tesettüre girmiş çok hanım hanım kızlar da mevcut, sadece başını örtüp geri kalan her yeri açık gezen kızlar da…
      daha en baştan bu kadar negatiflik içinde başlayan bir şeyden hayır gelmez benim kanaatime göre…hiç aramayın, eğer karşı taraf ararsa da ister konuşarak, ya da ben konuşmak istemiyorum derseniz, mesaj yoluyla bu işin olmayacağını lisanı münasiple anlatın ve uzaklaşın…zaten farklı şehirlerde yaşıyorsunuz, hanımefendi de yaşadığı şehri çok seviyormuş, hayatınızı bu kadar değiştirmeye gerek yok..

      • MerveSafa diyor ki:

        Sadık beye katılıyorum. En azından anlayışlı bir hanım değil.Pireyi deve yapabilitesi yüksek.

    • Zeynep diyor ki:

      Bu konularda kısmen teçrübeli olarak konuşmak isterim. İki tarafda bir birini biraz yanliş anlamış. Beylerin yorumları haklı gibi. Ama kesip atmak olur.en azından içiniz rahat olması için yapmanız gereken birkere yüz yüze görüşmek. Zaten kamuda çalışan biri olarak insan analiziniz iyidir. Yüz yüze görüştüğünüzde anlıcaksınız. Doğru insan olup oşmadığını. Tek çözüm bir an önce görüşmek. Ha bi şey daha telefon konusunu açmayın. O açar zaten. Nasip kısmet demiş büyükler.

    • nisa diyor ki:

      ilk konuşmanızda kız kendini belli etmiş ve sizde tereddüt içindesiniz neden tekrar arayıp ümit veriyorsunuzki?

    • su yeşili diyor ki:

      Emrah bey muhtemelen cevabımı görmezsinz hayli de zaman geçmiş. Bu yaz ağustos gibi bi aile dostumuzun vesilesi ile biri ile telefonda görüştüm ertesi gün ikinci kez aradığında telefona yetişemedim fakat onu aramaya da çekindim nasılsa tekrar arar diye düşündüm aramadı aracı olan hanım arayıp çocuğun söylediklerini bana iletti: telefonuma cevap vermiyor görüşmek istemiyorsa söylesin, gönlü yoksa bitsin diye eee sonuçta bitti tabi

      gel zaman gitt zaman bi arkadaş birini uygun görmüş bana konuyu açtı bende olur dedim tam 2 hafta sonra görüşmek için ilk adım atıldı bende artık bu kadar bekletildiğim için kalıp yargılar oluştu sorumsuzun teki galiba saygısız biri vs. gibi bende bu kişiye fazla atarlandım ve buda böyle bitti yani

      insan iki farklı rolde de olabiliyor bazen şartlar bazen hassasiyetler değiştiriyor insanı

      • yunus diyor ki:

        eskiler karşınızdakinin sabrını ölçün derlermiş. herşeyin riyası olur ama sabrın riyası olmazmış. öfke ile yönetilen hiçbir kişiye ve harekete güvenmeyin. ilk görüşmede böyle tepki veren bir kadına benim söyleyeceğim cümle nettir; “yolun açık olsun”. normalde sakin olan ve mütesettir bir kızla telefonda konuşurken bir anda benimle böyle öfkeli aşağılayıcı ve antipatik bir şekilde konuşmaya başlayınca (sevdiğim halde) ona yolunun açık olmasını söyleyip üstüne kapatmıştım telefonu ve sonra günlerce yalvarmıştı affet diye, peki çözüm oldu mu hayır. 3 ay sonra kontrolsüz freni boşalmış kamyon gibi ani tepkileri devam etti ve ben mecburen bitirdim evet sevdiğim halde bitirdim. dediğim gibi sabrını ölçün karşınızdakinin onun riyası yok çünkü. bu arada 3 yıl geçmiş bu muhabbetin üzerinden, hakkınızı helal edin mesaj kutunuzu meşgul ediyorum:)

  29. kübra velioğlu diyor ki:

    Bence, aşktan önce güven olmalı. Ben eşimin ilk resmini görmüştüm. Ve ilk söylediğim şey “kesinlikle benim tipim değil hayatta olmaz” :) Büyük konuşmamak lazımmış demek ki :) Sonra aracı olan abiye ayıp olmasın hadi bir çay içerim ,sonra olumsuz yanıt veririm diye görüşmeye gittim. Çay içip döneceğim adamla tam 3 saat kesintisiz sohbet etmişiz :) En son kalkmaya yakın bana kayınvalidemin mutfakta çekilmiş bir resmini gösterdi. Ve ben o resmi görünce kesin karar verdim. Annem , bu kadınla iyi anlaşır. Bu iş olmuştur. Çok şükür şimdi çok güzel devam eden 1 senelik bir evliliğimiz , beklediğimiz bir bebeğimiz. Rabbim sonumuzu hayır getirsin inşallah. Bazen diyorum eşime güvenmesem ve ilk resmini gördüğüm önyargımla karar verseydim şu anda nerde napıyor ne durumda olurdum acaba :)) Tüm isteyenlere hayırlı evlilik nasip etsin Rabbim …

  30. esra diyor ki:

    biriyle görüştüğünde önce elektirik almaya dikkat etmeli. Sonra bu kişide beni gıcık eden böyle ama anlayamadığım bir şey var mı demeli. Varsa hemen kaçın lütfen.

  31. serçem diyor ki:

    Çok gerekli bir yazı olmuş sema hanım, her zaman ki gibi harikasınız. Tebrik ediyorum sevgi ve aşkı çok güzel tanımlamışsınız. Şimdiki nesil filmlerdeki gibi ilk görüşte aşkı arıyorlar..Tabi o kadar aşk filmleri seyredilirse aranır..Sonra da bir “nasipsizliğim” var diyorlar.. Allah defalarca nasip çıkarıyor ama kendi kendine nasiplerini tepiyorlar..sonra vur isyana :)..

    Ve ayreten ilk görüşmede hemen elektrik almayı kimse beklemesin..Bu çok nadir olur. Zaten ilk görüşmede çiftler heyecandan ne yapacağını bilemiyor..bazen saçmalayadabilir..insan o anın heyecanından iki cümleyi bir araya bile getiremeyebilir, hele karşısındakini çok beğendiyse cümleler birbirine girebilir. Herkes ikinci bir görüşmeyi hak eder. (zaten genelde görüşmeye gitmeden önce fotoğraflarınızı veya birbirinizi uzaktan gösterilerek gittiğinizi ve ön bilgiyi aldığınızı varsayarak bunu söylüyorum) Bundan sonra şekillendirirsiniz, olumlu veya olumsuzluğu.. Ve ayreten, kafanızda, gönlünüzde birisi var , hadi bu cepte dursun deyip başkaları ile gdip görüşmeyin. Bunu yapan beyler ve az da olsa kızlar bulunmakta.

    sevgilerimle ve dua ile..hayırlı kandiller diliyorum hepimize..

  32. Selda K diyor ki:

    en guzel ask Allah icin sevmek

  33. ali diyor ki:

    gereksiz bir konu diye düşünüyorum.

  34. sevgibahar diyor ki:

    ask basa bela oluyor demekki asik olmamk lazim ,cunku bazilari kurtulur bazilari kurtulamaz ,en iyisi insan herseyden uzak yasamali belkide…..

    • Hamzayürekli diyor ki:

      uzak durmaktan kastınız günümüz karşı cisler arsındaki adı her ne menem şeyse uzak durmak çok doğru. aşkla yaşayan zaten bunu zaten size bize bunu ne söyler nede anlatır. Sema hanımın yaptığı gibi zaten mesnetlerini (kaynaklı konuşmadan) bence diye yazılanlarıda sadece okuyup geçmeli.
      Bence, sence, onca, bunca VS böyle yutarlı bir sonuç nasıl elde edilir.
      günümüzde yazıyı okuduktan sonra yazının sonunda da belirtildiği gibi ben aşıkmıyım demeyen varmıdır, VARDIR: Fakat o insanlarda zaten Rablerine aşık olduklarından kullara aşık olmaya akıllarına getirmezler.

      • sevgibahar diyor ki:

        hayatta ya erkekler yada kadinlar olmasa acaba dahami rahat hayat surerdi insanlar daha dogrusu erkekler ayri kadinlar ayri birbirlerini gormeden etmeden,Gercek ask tabiiki Rabbe asik olmaktir zaten problem ordan kaynaklaniyor,insanda his duygu dusunce denen seyler var bunlari bir insan nasil kontrol altina alacak,iste erkekler ayri kadinlar ayri olsa bunlar olmazdi

  35. DEMET diyor ki:

    bence önce anlaşabilmeli , saygı azıcıkta sevgi olmalı ..zaten aşk paylaşıldıkça olur..Ruhlar anlaşabilşmeli..hele bu ahir zamanda yuvada huzur olmalı,kanaatkar eşler olmalı ,hem ahireti kazanacağımız hemde dünyamızı güzel geçireceğimiz hayırlı eşler olmalı..akıllı insanlar olmalı..rabbim zaten onun yolunda olan evliliklerde muhabbeti verir ,adı aşk olan sevgiyi duyguyu koyar kalplere.yeter ki evlilikler rabbimin rızasına uygun olsun..RAbbim biz bekarlara hayırlı eş ve hayırlı yuva kurmayı nasip etsin.Gerçekten bu zamanda ne istediğini bilmiyor insanlar.Dualarınızda bizleri unutmayın Sema hn.inşallah.

  36. ... diyor ki:

    Yazıyı okuduktan sonra kısa süreliğine aşık olduğumu sonra sevdiğimi ama şimdi pek bir şey hissetmediğimi anladım, sebeplerine gelince önce asla karşı tarafın hatalarını görmemek sonra hep hatalarını görmek iki tarafın ailesi ekonomik sebepler ve artık hiçbir şeye sabretmemek…

  37. Külhancıoğlu İdris diyor ki:

    Aşk dil ile susmak ruh ile konuşmaktır. “Sübhanellezi halagal ezvace külleha”(Çiftleri yaratan Rabbinin şanı ne yücedir.) buyuruyor Allah, Azze ve Celle. İsmini hatırlayamadığım bir popçu ile yapılan röportajda çok güzel bir açıklaması vardı; “Allah, kendisini nasıl sevmemiz gerektiğini anlayabilmemiz için aşkı var kılmıştır.” Aşk var, bu kesin ama varlığını yokluktan alan bir var oluş. Siyahı beyazla, güzeli çirkinle tarif ederler, aşkı ayrılıkla tarif ettikleri gibi. Kavuşmak ise sahip olmak değildir belki beraber ağlamaktır. Hamdolsun aşkı yaratana ve yaşatana.

  38. feyza-huzur islamda diyor ki:

    Sa.verimli bir yazı elinize sağlık sema hanım genel itibariyle bizim toplumumuzdaki aşkın halu ahvali böyle..zaten aşkı çokda anladığımızı düşünmüyorum her ne kadar içimizden mevlanalar çıksada maalesefki biz bu aşkı anlayamıyoruz..belkide aşkın gizemi kendinde saklı yani aşk görünmeyene ulaşılmaza olan bi duygu..elinizin altındakine aşık olmak değil belkide..aşk bir hayalin peşinden gitmek de olabilir..kavuşursan senin kabuşamazsan ellerin oluyor bazende..ferdi anlamda aşk bu..bide evlilikte aşk nasıl olmalı diye düşünürsek bana göre biraz aşk biraz sevgiyle yoğrulmalı..aşk evlilikte coşku yaşama sevinci eşiniocuğunu iyi tanıma onlara gereken değeri verme. Buna sevgiyi müdahil edersek burada sevgi evliliğin devam etmesi daim olması için bir köprü diye düşünebiliriz yani biri olupda öteki olmazsa olmaz bence ikiside olmalıki evlilik evcilik olmasın..bir ömür sürsün..bu anlamda ferdi aşk ile evlilik akdindeki aşkını ayırabiliriz çünkü aynı kefeye koymak çok sağlıklı olmayabilir..ferdi aşkın hayali evlilik aşkınınsa daimi olması beklenir en doğrusuda bu olsa gerek..

    • feyza-huzur islamda diyor ki:

      Sa.Bir muammadır ‘Aşk’,
      Kiminin vicdanına atılan taş,
      Kiminin gönlüne katılan aş
      Kimininde gözünden akıtığı yaştır,’Aşk’
      Hz.Mevlana..

  39. Tarih diyor ki:

    Aşk hastalığına bu zamanda tutulan çok. Tutulmayanda nerde hasta olurum diye arayıp duruyor. Aile ve toplumu bozan en muzur hastalık. Aşk hayal ve insanlar hayallerle yaşamaktan mutlu oluyor. Nefse de çok hoş geliyor kalbin çarpması, gözün onu araması, hasretini duymak, özlem çekmek. Etrafta böyle geçici aşklar yaşayanları görünce nefis diyor sende yaşamalısın, aşk bulmalısın. Çok az ve istisna aşk bulup sağlıklı evlilik sürdüren; ama hayat istisnalarla yaşanmıyor. Hayat devam ediyor. Aşk arayıp bekleyenler gül bahçesinin sonunda buluyor kendini. Ama çok hoş olur hem akla hem gönle hitap eden birini bulmak.

  40. sadık diyor ki:

    Evliliklerde en önemli olan şey saygıdır…aşk maalesef yeni nesil tarafından değeri düşürülmüş, içi boşaltılmış bir kelime olarak kalmıştır sadece…insanlar görücü usulü ile evlendiğinde sevgi yoktur ortada henüz ama zamanla bir sevgi oluşur ve o sevgi kalıcı olur…seviyoruz evleneceğiz dünya umurumuzda değil diyerek evlenenlerin ise sevgisi en fazla 6 ay sürer…aşk herkesin anlattığı masallardaki kaf dağının arkasında ki cevherdir, hepimiz o hikayeleri biliriz, dinleriz, duyarız ama bilmeyiz, sevginin dereceleri vardır, erkekler için belirtmek (kızlar da pek aşağı kalmıyor ama neyse) gerekirse hayatları boyunca bir kaç kişiye sevgi beslerler, her birini farklı zamanlarda ve farklı derecelerde severler ama aşk her insana nasip olmaz…hatta her 100 insandan birine bile gelmez…biraz sevince kendimizi hemen seviyorum, aşık oldum diye kandırırız ama aşk öyle kolay kolay yaşanan bir şey değildir…hayatınız boyunca bir çok kereler sevebilirsiniz ama aşık olamazsınız…o yüzden ben aşk evliliği yapmak istiyorum diye bekleyen arkadaşlar, benim tavsiyem 5-10 metre neyse kefeninizi alın, pamuğunuz hazır olsun ve de güzel bir mezar yeri seçin, öyle bir aşk ancak mezarda bulunur…aşk biter, sevgi biter ama evlilikler ayakta kalır yeter ki saygı bitmesin, eğer bir evlilikte saygı biterse ne aşk ne de sevgi o evliliği yaşatabilir…

  41. hüzün diyor ki:

    sizinde aşk ile sevgiyi karıştırdığınızı düşünüyorum. Yukarıda öyle şeyler demişsiniz ki insanın hayret etmemesi elde bile değil.

    Rasim ağabeyin bir yerde yanılmıyorsam şöyle dediğine şahit oldum ”aşk cinselliktir”
    ..
    sevgi daha duru daha masumdur..
    aşk duyuların hatasıdır , sevgi ise bilinçli bir eylemdir.
    neyse sözü uzatmadan devredeyim sema hanım.

    SEVGİ AŞKTAN ÜSTÜNDÜR.
    Aşk, görme engelli bir coşku, görmezlikten kaynaklanan bir bağdır. Oysa sevgi, bilinçlice bir bağ; apaçık, duru bir görmenin sonucudur. Aşk genellikle içgüdüden su içer, içgüdüden kaynaklanmayan başka bütün olgular değersizdir. Oysa sevgi ruhun içinden doğar, bir ruhun yükselebileceği bütün yerlere, sevgi de onunla birlikte doruğa tırmanır.

    Aşk, gönüllerin genelinde benzer biçimler ve renklerde gözlenmekte olup, ortak nitelik, durum ve görünümler taşır. Oysa sevgi her ruhta kendine özgü bir albeni taşır. Ruhun kendisinden rengini alır. Ruhlar da içgüdülerin tersine kendilerine özgü ayrı ayrı renk, tırmanış, boyut, tat ve kokular taşıdığından; ruhların sayısınca sevgiler olduğu söylenebilir.

    Aşk, kimlikle ilişkisiz değildir. dönemlerin ve yılların ilerleyişinden etkilenir. Oysa sevgi; yaş, zaman ve kişiliğin ötesinde yaşar. Onun yüksek yuvasına günün, çağın eli yetişmez.

    Aşk, her renkte, her düzeyde, somut güzellikle bağlantılıdır. Schopenhauer’ın deyişiyle: “Sevgilinizin yaşına bir yirmi yıl daha ekleyin de onun duygularınızda bıraktığı doğrudan etkileri gözlemleyin.”

    Oysa sevgi, ruhun içine öyle bir dalgınlıkla dalar; ruhun güzelliklerine öyle tutulup kendinden geçer; somut güzellikleri bambaşka bir biçimde görür. Aşk; tufan, dalga, coşku niteliklidir. Oysa sevgi durgun, dayanıklı, ağırbaşlı, arılıkla dolup taşar bir durumdadır.

    Aşk, uzaklık ve yakınlığa göre değişir. Uzaklık uzun sürecek olursa azalır. İlişki sürecek olursa değerini yitirir. Ancak korku, umut, sarsıntı ve acı çekmenin yanı sıra “görüşüm-uzaklaşım”la diri, güçlü olarak kalabilir. oysa sevgi bu durumları bilmez. Dünyası başka bir dünyadır.

    Aşk, bir yönlü bir coşkudur. sevgilinin kim olduğunu düşünmez. “Öznel bir özcoşu”dur. İşte bu yüzden hep yanlışlık yapar. Seçimle hızla sürçer. Ya da hep bir yönlü kalır. Yine de yer yer benzeşmeyen iki yabancının arasında bir aşk kıvılcımlanır, olay karanlıklar içinde geçip birbirlerini görmedikleri için ancak bu yıldırımın düşüşünden sonra onun ışığında birbirlerini görebilirler.

    Oysa sevgi aydınlıkta kök salar. ışığın gölgesinde yeşerir; büyür. İşte bu yüzen hep tanışıklıktan sonra ortaya çıkar. Gerçekte başlangıçta, iki ruh birbirinin yüzünde tanıma çizgilerini okur. “Biz” oluşları ise “tanışım”dan sonra olur, iki ruh, iki kişi değil daha sonraları; birbirlerinin söz, davranış ve konuşma biçiminden yakınlığın tadını, yakınlığın kokusunu, yakınlığın sıcaklığını duyumsarlar. İşte bu konaktan sonra birden, iki yoldaş kendiliklerinden sevginin uçsuz bucaksız çölüne ulaştıklarını, sevginin karartısız açık göğünün başlarının üzerinde sere serpe serilmiş olduğunu, “inanış”ın aydın, arı içtenlikli ufuklarının kendilerine açıldığını, tatlı okşayıcı bir esintinin hep başka göklerin, başka ülkelerin yepyeni esinlerinin iletileri ve başka bahçelerin güzel, gizemli çiçeklerinin kokularının birlikteliğinde oyuncu, tatlı, şen bir sevgi ve albeniyle kendisini hep bu ikisinin yüzüne, başına vurduğunu… Kendi gözleriyle görürler.

    Aşk, çılgınlıktır. Çılgınlık ise “anlayış” ile “düşünüş”ün bozulmuşluk ve yıpranmışlığından başka bir şey değildir. Oysa sevgi tırmanışının doruğunda, beyin ötesini aşar, anlamayı ve düşünmeyi de yerden çekip, doğuşun yüksek doruğuna götürür.

    Aşk, sevgilide içinin çektiği güzellikleri yaratır. Oysa sevgi, içinin çektiği güzellikleri sevgilide görür, bulur. Aşk, büyük güçlü bir kandırmacadır. Oysa sevgi; sonsuz, salt, dosdoğru, içten bir doğruluktur. Aşk, denizin içinde boğulmaktır. Oysa sevgi, denizin içinde yüzmektir. Aşk, görme duyumunu alır, oysa sevgi, verir.

    Aşk, kabadır, şiddetlidir. bununla birlikte dayanıksız, güvensizdir. Oysa sevgi, tatlıdır, yumuşaktır. Bunun yanı sıra dayanıklı, güven içindedir.

    Aşk hep kuşkuyla bulunur. Oysa sevgi, baştan başa kesin inançlıdır. Kuşkuya yer vermez. aşktan içtikçe kanarız, sevgiden içtikçe susarız. aşk korundukça eskir. Oysa sevgi yenilenir.

    Aşk, sevenin içinde varolan bir güçtür. Kendisini sevgiliye çeker. Oysa sevgi sevilende varolan bir albenidir. Seveni sevilene götürür. Aşk, sevgiliye egemenliktir. Oysa sevgi, sevilende yok olma susuzluğudur.

    Aşk, onun baskısı altında kalabilmek için sevgiliyi belirsiz, kimliksiz olarak ister. Aşk, kişinin bencilliği ile alım-satımsal, hayvansal ruhun bir çekiciliğidir. Kendisi kendi kötülüğünün bilincinde olduğu için de onu bir başkasında görünce ondan nefret eder, ona kin besler. Oysa sevgi, sevileni sevgili, değerli olarak ister. Bütün gönüllerin de kendisinin sevdiği için beslediğini , beslemelerini diler. Sevgi, kişinin Tanrısal ruhu ve Ahurasal doğasının bir çekiciliğidir. Kendisi kendi doğaötesi kutsallığını görebildiği için onu bir başkasında görünce onu da sever. Kendisine tanış, yakın bulur.

    Aşkta, rakip sevilmez. Oysa sevgide, “Köyünün tutkunlarını kendi özleri gibi severler.” Kıskançlık aşkın özelliğidir. aşk, sevgiliyi kendi lokması olarak görür. Bir başkası onun elinden kapmasın diye hep acılar içinde kıvranır durur. kapması durumunda ise ikisine de düşmanlık beslemeye başlar. Sevgiliden nefret edilir.

    Sevgi ise inançtır. inanç ise salt bir ruhtur. Sınırsız bir sonsuzluktur. Bu gezegenin türlerinden değildir. Aşk, doğanın kementidir. doğadan almış olduklarını kendi elleriyle geri verip; ölümün aldıklarını aşkın oyunlarıyla ellerinden bıraksınlar diye başkaldıranları yakalar. Oysa sevgi, kişinin doğanın gözlerinden uzak, kendi yarattığı, kendi ulaştığı, kendi “seçtiği”, bir aştır. Aşk, içgüdünün tuzağında tutsak olmaktır. Oysa sevgi, isteklerin baskısından kurtulmaktır. Aşk, bedenin görevlisidir. oysa sevgi, ruhun elçisidir.

    Aşk, kişinin yaşama dalıp güncel yaşamla oyalanmasına yönelik büyük, aşırı bir “bilinçsizlendirim”dir. Oysa sevgi, yabancılıktan dolayı yabansıllıktan doğma, kişinin bu pis, gereksiz yabancı pazar içerisindeki, korkunç özbilincidir.

    Aşk, tat aramaktır. oysa sevgi, sığınak aramaktır. aşk, aç bir düşkünün yemek yiyişidir. Oysa sevgi, “yabancı bir ülkede dildaş bulmak”tır.

    Aşkın yer değiştirdiği olur. soğuduğu olur. Yaktığı olur. Oysa sevgi; yerinden, sevdiğinin yanından kalkmaz. soğumaz, kızgın değil; yakmaz, yakıcı değil.

    Aşk, kendinden yanadır. bencildir, kendisi için ister. Kıskançtır. sevgiliye tapar, onu kendi için över. Oysa sevgi, sevilenden yanadır, sevilencildir. Sevgili için ister. Kendini sevdiği kişi için ister. Onu onun için sever. Kendisi ortada değildir.

    Dr Ali şeriati /kevirden bir bölümdür ilginize.

    • seymen diyor ki:

      Ali Şeriati olayı anlayamamış. Herkesin anlaması da şart değil zaten.
      Sevenlerin yazdığı-yazabildiği şiirlerle aşkı bilenlerin yazdığı şiirler arasındaki farka bakmak objektif bir değerlendirme metodu olarak kullanılabilir mi bilemiyorum?

      • hüzün diyor ki:

        zaten adamda objektif davrandığı ve binlerce okuduğu duygu ve dinlediği şiirden sonra bu tahlillerde bulunmuştur.
        bir iki insan ve bir iki şiirle değil.

        • seymen diyor ki:

          Sevgi uzak kaldıkça azalır, aşk ise azalmaz.
          Aşk bedenle ilgili değildir, ruhla ilgilidir.
          Sevgi karşılık bekler bulmazsa azala azala biter.
          Aşk belki de aşırı sevgidir. Sevginin üst sınırı aşkın alt sınırıdır.
          Seven kusur görürse sevgisi azalır, aşık kusuru görmez veya kusur gibi görülen şeyin bir hikmeti olduğunu düşünür.

          Sahabenin Peygamber efendimize (s.a.v.) duyduğu aşktır.
          Bizim çoğumuzun Peygamber efendimize (s.a.v.) karşı duyduğumuz şey ise sevgidir.

          Rüyalar ruhlar aleminde olur, özlediğinde rüyanda görmüyorsan aşık olduğunu idda etme. Aslında görsende iddaa etme. Aşık olduğunu düşünende bunu kimseye söylemesin belki öyledir, belkide değildir.
          Sana aşığım diyerek kimseyi üzmek de doğru değil.

  42. salih özgür diyor ki:

    bende zamanın birinde aşık olmuştum :) aklımın başımdan gittiğni iyi biliyorum ,o kızda başka birine aşıkmış ,benim için zordu vazgeçtim ,unuttum sonra ,ama anası beni tehtid etmişti ,halbuki ben o kıza ne tel ,ne söz ,hiçbirşey dememiştim ,bir yıl sonra kızın babsı sakat kalmış akülü araba istiyolardı deniz fenerinden ,o işe erbaa da bakıyordum ,duygularıma yenilmedim adil davranmıştım o araba onlara verildi,birde ruhların uyuşması bana bir prosör hanım salih bana aşık mı oldunmu demişti hayır dedim ,ama o kadınla ruhlarımız uyuşuyordu ,seninle ruhlar aleminden tanışıyoruz demişti ,riyaüz salihin de ,böyle bir hadisi şerfin açıklamsı vardı ,ruhlar aleminde tanışanlar eğer dünyada karşılaşırsalar çok iyi anlaşırlar diye açıklma vardı , bence aşk şart değil arkadaş çevremde çok görüyorum aşık olup evlenenler kısa süre önce boşanıyorlar…

  43. sevgi bahar diyor ki:

    sevgiyi aski ayiramiyoruz bazen ,ikiside bazen hos bazen bos ,anlamakta zorlaniyor insan.

  44. hamza diyor ki:

    hocam siz hakkaten bu işi çok iyi biliyorsunuz çok önemli yazılarla çok önemli boşlukları kapatıyorsunuz geriye kalan sizin tavsiyelerinizi uygulamaya geçirmek ALLAH razı olsun bu dualarda size yeter

  45. merved diyor ki:

    Sema hanım yazınız gerçekten de hakikati yansıtıyor.Allah sizden razı olsun umarım genç nesilde bu düşüncelerinizden nasibini alır saygılar..

  46. tuba diyor ki:

    Sema Hanım, aylardır düşündüğüm bir konu üzerine yazı yazmışsınız cevap niteliğinde oldu
    yüreğinize sağlık

  47. abdullah diyor ki:

    sema hanım ilk defa sizden bu kadar gereksiz kötü bir yazı okudum bu yazıyı yazarken çok uğraştınız herhalde!!!

  48. her bahar diyor ki:

    Aşkın gözü kördür, aşık maşukunun hiç bir kusurunu görmez, o ne yaparsa hoş gelir, gözü ondan başkasını görmez, düşlerinde sadece o vardır, gecesi gündüzü onunladır. Sarmaşık gibidir her yeri sarar, ayrıdır ama iç içedir. Kavuşmak değil hasret çekmektir, hasret ne kadar uzunsa vuslat o kadar heyecan vericidir. Hiç kavuşamamak aşkın en gerçekçi olanıdır, bu yüzden kavuşanlar aşık değildir. Her aşk vuslatla son bulsaydı bu kadar aşk edebiyatı olmazdı. Fani olana aşk bir gün hakikate götürür.
    Evlilikte böylesine aşık olanlar nasıl beraber olabilir ki… Aşk ateşse kavuşanlar yanar. Bu nedenle aklı başında olanlar evlenmelidir, aşıkların aklı başında değildir.
    Sevgi kontrol edilebilir, yönlendirilebilir, zamanla elde edilebilir. Evlilik te ancak sevgi evliliği götürebilir. Beklentiler vasat seviyede tutulup kusurlar görmezden gelinirse makul bir evlilik sürdürülebilir.

  49. ahmet akkuş diyor ki:

    hocam güzel bir yazı kaleme almışsının RABBİM sizden razı olsun

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Güzel ahlak; cömertlik, bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. “ Hasan-ı Basri

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku