Faniliğimiz

Uzun zamandır hasta olduğunu biliyordum. Yurt dışında tedavi oluyor sonra da memlekete geliyorlardı ailece. Son karşılaşmamızda artık tekerlekli sandalyeye bağımlı olmuştu. O yaz da memlekete geldiklerini duydum. Kötü bir sürprizle karşılaşacağımı nerden bilebilirdim ziyaret öncesi. Bir gün önce öldü dediler! Onun boşluğunu dolduran bir sürü hatıra ve faniliğimle oracıkta kalakaldım...

Evinin yola uzanan balkonunda ailece otururlardı. Yol sitablize olduğu için arkamdan bir toz bulutu kalktığını bazen çok geç fark eder utanırdım. Bu böyle olmayacaktı.O gün arabayı durdurup indim. Selamlaştıktan sonra "Şu yola bir hız kesici koysanıza bütün toz evinize doluyor. Bazen farkında olmadan hızlı geçiyorum sonra üzülüyorum. Hakkınızı helal edin. " dedim.

Böyle bir konuşmayı beklemedikleri için önce şaşırmışlar ama sonra çok memnun olmuşlardı. Allah c.c razı olsun kimse düşünmez senin düşündüğünü filan demişlerdi ama bir barıyer fikrini oluşturup oluşturmadığımı anlayamadan yanlarından ayrılmıştım. Bu konuşmanın ardından kısa bir süre sonra öldü dediler. Ciğerleri zatürre ile baş edememiş. Ben köye giderken hala o evin önünden geçiyorum. Halattan bir barıyer var şimdi yerde. Ve ondan kalan bu küçük anı; Faniliğimizi hatırlatan...

İlkokul arkadaşımdı. Facebook bir tıklama ile onunla yıllar sonra tekrar buluşmamıza vesile oldu. Bankacılıktan emekli olmuş, askere giden oğlu için endişeleniyordu ana yüreği o günlerde. Bu sanal karşılaşmamızın üzerinden iki yıl geçmeden öldüğünü öğrendim.Vefat haberini okurken fanilik gerçeği yakama yapışmıştı yine...

Bizi bu kadar ölüme karşı kör eden hangi algımız ya da algısızlığımız ise yaşamamızı da ona borçluyuz. Hayat faniliğimizi bulup bulup kaybetmek arasında geçen bir zaman diliminden ibaret vesselam...


Bunlar da ilginizi Çekebilir

4 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz