Feministin Kendini Tanıma Rehberi

04 Ocak 2017Sema Maraşlı119 Yorum »

7_bGenç kızın arkadaşı sözlüsünden ayrılmış, morali bozuk o da arkadaşına: “Gel anneme anlat, rahatlarsın, o sana bir yol gösterir.” diyor birlikte onlara gidiyorlar. Genç kız derdini anlatırken aynı odada kadının on yaşlarında oğlu da var.

Ev sahibi hanım genç kızı teselli etmek için “İşte bu erkekler şöyle kötü böyle kötü güvenilmez bunlara…” gibi ağır sözlerle erkeklerin aleyhinde konuşurken odada bir şeyle meşgul olan oğlu, işi bırakıp başını kaldırıp annesine soruyor:

“Anne ben o erkeklerden değilim değil mi?”

Kadının sözleri hem kızlar için hem oğlu için çok kötü. Bazılarının hataları var diye bir cinsiyet tümden kötülenemez. Kadının sözleri kızların zihnini erkekler aleyhine olumsuzluklarla doldururken, onların bir evlilik yapma ihtimalini de baltalamış oluyor aynı zamanda.

Oğlu için de durum vahim. Bir erkek çocuğu kendi cinsiyetinin bu kadar aşağılanmasından dolayı cinsiyetinden utanmaya başlayabilir. Hatta bazılarında kadın olmaya meyil gelişebilir.

Ayrıca kadın yaşananları tek taraflı olarak kızdan dinliyor ve yanlış hüküm veriyor. Velev ki bu olayda yüzde yüz erkek haksız olsa bile bu bütün erkekleri bağlamaz.

Bu kadının sözleri bir istisna olsaydı, bu yazıya konu olmazdı. Maalesef ki bu ve buna benzer sözlerle büyüyor, pek çok kız ve erkek çocuğu. Çocuklar en çok annelerini yanında zaman geçiriyorlar. Bu  arada annelerinin akraba ya da arkadaş kadınlara derdini anlatırken onlar da defalarca annelerini dinliyorlar.

Ve insanların çoğu dertlerini anlatırken hep kendi penceresinden karşı tarafı suçlu çıkararak anlatırlar ki bu şekilde haklı çıkıp rahatlatmaya, vicdanlarının sesini susturmaya çalışırlar. Annenin yanında onu dinleyen kız ve erkek çocukları, annenin masum babanın suçlu olduğuna inanırlar.

Babaların çoğu da çocuklarını karşılarına alıp, “durum benim açımdan da şöyle şöyle” demediği için çocukların olayı babalarının açısından görme imkanları olmaz.  Sadece anneyi dinledikleri için inanırlar ki babaları anneyi bu kadar üzmese anneleri de kendiler de mutsuz olmayacaklardır. Kısacası hayata ve evliliğe genellikle annenin gözünden bakarlar çocuklar.

Bu çocuklar büyüdüklerinde bir de kadın hakları ve feminist söylemlere muhatap olunca bir genç kızın hatta delikanlının feminist olmaması zordur. Fakat pek çoğu feminist olduklarının farkında olmazlar.

Feminist söylemleri dillendirenlerin pek çoğu feminist olduklarını kabul etmiyorlar. Kabul edemedikleri için bu illetten kurtulamıyorlar. Farkında olmadığımız şey bizi kontrol eder, farkında olduklarımızı biz kontrol edebiliriz. Bu yüzden feministlerin kendilerini tanımaları için küçük bir rehberi yazmaya karar verdim.

Aşağıdaki maddelerden sizde varsa feminist olabilirsiniz, dikkat!

1-“Erkekler hep böyle…” gibi erkekler hakkında toptancı olumsuz cümleler kuruyorsanız,

2-Ezilen kadınları görüyor fakat ezilen erkekleri görmezden geliyor ve “hep erkekler kadınlara şiddet uyguluyor…” ezberini tekrar ediyorsanız,

3-Kendinizin ya da genel olarak kadınların mutsuzluğundan dolayı erkekleri suçluyor, kendi hatalarınızı görmüyorsanız,

4-Kadınların haklarını, erkeklerin sorumluluklarını söyleyip duruyorsanız,

5-Erkeklerle güç yarıştırıyorsanız, onlarla rekabet halindeyseniz, erkeklere karşı genel bir öfkeniz varsa,

6-Fırsat buldukça erkeklere sataşıyor ve onlara psikolojik şiddet uyguluyorsanız,

7-Bazı erkeklerin uyguladığı fiziksel şiddeti görüyor fakat bazı kadınların kocalarına uyguladığı psikolojik şiddeti görmezden geliyorsanız,

8-Nafaka, tazminat… gibi erkeklere yapılan haksızlıklara itiraz etmiyorsanız,

9-İslam’ın evlilik ve aile ile ilgili hükümlerinden rahatsızlık duyuyorsanız…

Bu maddelerden bir ya da bir kaçı sizde varsa feministsiniz. Acilen kurtulmaya çalışın. Allah kurtarsın.

Not: Sizler de tespitlerinizi yazın, rehberi genişletelim.

Okunma Sayısı : 11.201

Yorum yapın

“Feministin Kendini Tanıma Rehberi” için 119 Yorum

  1. Sümeyye diyor ki:

    Önceki yorumlarimda erkek fitratinin da degistiginden bahsetmiştim.Yaşantı ve gözlemlerimden hareketle , değişen erkek fıtratı üzerine şunları belirteyim:
    1. Naz: Günden güne nazlı erkeklerin arttığını gözlemliyorum.Bunda değişen yaşam şartları ve annelerin oğullarını prens gibi yetiştirmeleri de etkili olabilir . Ancak şunda hemfikir olalim, naz kadına yakışan bir özellik. Erkekte eğreti duruyor. Hatta bir kadın olarak, nazlı bir erkeği hemcinsimmiş gibi hissediyorum. Bir beyle tanışma maksatlı görüşme yapmıştık. Kendisi bana, çok nazlı olduğunu,sürekli ilgi görmek istediğini belirtmişti. Hatta cok duygusal oldugunu da eklemeyi ihmal etmemişti. O an “Allah Allah ben bir beyle görüşüyorum değil mi ?” diye düşünmeden edemedim.

    2. Duygusallık : Erkek de kadın da duygusal bir varlıktır. Ancak kadın ve erkeğin duygularını yaşama ve ifade biçimleri birbirinden farklıdır. Bir kadın üzüldüğünde,hayal kırıklığı yaşadığında ağlayıp ,duygularını ifade etme,paylaşma ihtiyaci hissederken; bir erkek yalnız kalmayı tercih edip ,dusunmeye ihtiyac duyacaktır . Ancak erkek bir kadın gibi duygusunu yaşadığında fıtratına uygun bir tepki vermiyor. Olumsuz durumlarda hassaslasip, ağlayan ,alınganlık gösteren bir erkeğin bir kadına çekici gelecegini sanmıyorum. Çünkü bu erkek kadının gözünde zayıf bir imaj çiziyor. Kadın da zayıf bir erkeğin onu koruyup kollayabilecegine inanamıyor.

    3.Hemen Pes Etmek: Erkek fıtratının temel özelliklerinden biri mücadeleciliktir. Yani ,zorluk durumlarında bunlara göğüs germek,sıkıntılara sabretmek ,çaba göstermek diyebiliriz. Ancak bu ozelligin de gitgide yok olduğunu görüyorum.Problem gördüğünde bunu çözmek yerine problemden kaçan bireyler bir ailenin sorumluluğunu nasıl alabilirler ki?

    4. Sorumluluk Duygusu: Beylerin bir çoğunun çalışan hanım istemeleri,sorumluluk duygularının zayıflaması şeklinde yorumluyorum. Bir aile cihetinden bakacak olursak kadının da erkeğin de ayrı ayrı sorumlulukları vardır. Ancak günümüz evliliklerinde kadın eğer çalışıyorsa sorumluluğu iki kat daha artıyor. Böyle olunca ailede dengeler ister istemez bozuluyor. Bence boşanma oranlarındaki artışın temel sebebi bu. Yanlış anlaşılmasın kadın asla çalısmamali demiyorum, ancak kadinin kendini yipratacak düzeyde bir çalışma hayatı olmamalı.

    5.Alınganlık-Küsme: Günümüz gencleri tabiriyle “sürekli trip atan” bir eş düşünün.Her söylediğinizi didikleyen, kişiselleştiren, alınan, küsen,küslüğü uzatan bir eş.. Kadın olsun erkek olsun zor ve çekilmez geliyor bu davranışlar. Ancak günümüz beylerinde bu davranışlarda da artış var. Kendini naza çekme, alınganlık gösterme, küsme davranışları ile kendi değerini karşı tarafa kanıtlamaya çalışan bir bey sadece zayıf görünüyor. Fıtratı dışına çıkıyor ve çekiciliğini yitiriyor.

    Editör: Sümeyye hanım yorumunuzu Ademler-Havvalar da yayınladık. Teşekkür ederiz.

    • esra diyor ki:

      Sumeyye hanım, yazdıklarınıza sonna kadar katılmaktan kendmi alamadım, cok güzel yazmışşınız.
      Yine suçu bir kadın atmak gibi olmasın ama neden erkekleri bu şekilde yetiştiriyor bu anneler :)
      Bir tanıdığımızın eşi bence çokda geçerli olmayan bir sebeple durduk yere işini bırakmıştı, iki cocuğu ve cok da iyi olmayan bir maddi durumları vardı. bir zaman sonra aile içinde büyük ihtimal bu sebepten cıkan sorunlardan beyin eşine şiddet uyguladığını duyduk, olay döndü dolandı kadının sabredememesine, eşine laf söylemesine, esine itaat etmemesine gelmişti.
      ne denır bilemedim, nerde o taşı sıkıp suyunu çıkaran erkekler…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        “Yine suçu bir kadın atmak gibi olmasın…”

        Bizim kadınlarımız melektir zaten hiç eksik yanları yoktur. Onlara asla kabahat bulamayız bir suç atamayız onlara layık erkek de bulunmaz koca memlekette… Erkeğin tek görevi eşini mutlu etmektir zaten evlilikte, başka bir amacı olamaz. Ortada bir sorun varsa tamamen erkek sorumludur kadının sorumluluğu yoktur. Hele ki bir kadının evlilik düşündüğü bir erkeği olduğu gibi kabul etmesi edemiyorsa da bırakması hiç mi hiç gerekmez. Erkek kadının kafasında kurguladığı gibi olmalıdır öyle değilse o erkek işe yaramazdır, iticidir. Naz yapanı feminen olur yapmayanı bu adam avucumda diye görülür, duygusal olur ayrı eleştirilir duygusuz olur odun diye anılır. Yasalarla ve feminist zihniyetle baskı altına alınır sonra hadi göster gücünü erkeksen denilir. Dahası birinin ak dediğine diğeri kara der yine suçlu olan itici olan erkek olur. Detaycı der beğenmez, özel günleri hatırlanmaz yine beğenmez. Duygularını paylaşmak ister ama anlayabilecek birisiyle karşılaşınca da bu ne biçim erkek der. Hatta birisi mantıkçı der diğeri duygusal der ikisine de yaranamazsın…

        Ayna ayna söyle onlara var mı bizim kızlarımızdan mükemmeli bu dünyada…Evet erkekler çoook suçlular ne yazık kızlarımıza karşı onların istediği gibi olmayı başaramadılar, başaranlara da nedense bir türlü ısınamadı kızlar…Tabi yine erkekler suçlu, kızları ilk görüşte kendilerine aşık edemediler…
        (Lütfen kimse doğrudan üzerine alınmasın herkes nasibince pay çıkarsın, az çok ya da hiç…)

        • Evli dul diyor ki:

          Hem güldürdünüz, hem düşündürdünüz Fatih bey ilahi ya.
          Eşimin bir sözünü hatırıma getirdiniz, der ki bu dünyada tanıdığım kadınlar arasında hiç mutlu olanını görmedim, ne yaparsak yapalım şikayet edecek birşey buluyorsunuz hep.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Evli dul Hanım.
            Eşiniz haksız sayılmaz diyeyim şakayla karışık. :)

            Mesele kabahat bulmak vb.den öte burada yorumlarımda önceden üstükapalı olmasa da alınganlık olmasın diye çok net olmayan ifadeylerle yazdığım hususa bir değineyim.

            Dikkat edilirse biz erkekler kızlar bizleri bizlere öğretilenlerden farklı şeyler bekleyerek eliyorlar bizleri beğenmiyorlar ağzımızla kuş mu tutalım yazıyoruz. Dahası etrafta aracı yok güç bela bulduklarımızla evlenip gidelim kafasında olmamıza rağmen bu muameleyi görüyoruz.

            Hanım yorumcular ne yazıyor. Karşılarına kaç talip çıktığını ve kafalarındaki modele uymadıkları için beğenmediklerini, beğenseler de sükun bulmadıklarını vb. söylüyor ki nefes alsın yeter mi diyelim deniliyor. İnsanın seçme hakkı olması ne güzel bir şey.

            Velhasılı kelam yine muhabbet dönüp dolaşıp erkeklerin neden beğenilmediğine geliyor. Beğenmeyen değil beğenilmeyen sorgulanıyor…

          • Evli dul diyor ki:

            Yazdıklarınızdan yola çıkarak diyorumki; kafanızdaki modele tam uyan veya o modele çok yaklaşan birini bulmanız çok düşük bir olasılık. Kadınla erkeğin bu dünyadaki en büyük imtihanı değil midir evlilik?

            Evlenirken, dünyalıklarının eksiksiz olmasını isteyenlerden şu farkla ki;

            (Sanırım)Sizler istiyorsunuz ki, evlenince hiçbir sorunumuz olmasın(ki herkes ister ama çoğunlukla olmaz), gül gibi geçinip gidelim, hep aynı pencereden aynı manzaraya bakalım..

            Ama o manzaralar devamlı değişir, hayat şartları değişir, aileye yeni üyeler eklenir, değişir, bazen hatta çoğu zaman dışarıdan bi müdahale olur, değişir, bu değişimler iyi yönde de olabilir, kötü yönde de, hatta bi bakarsın karşı pencerelerdesin(ne yazıkki).

            Velhasılı, daha önce duyduğum bir söz;

            Evlilik iyiyse; şükür, kötüyse; sabır imtihanıdır.

            Ve görüp duyduklarımız da şükür evliliklerinin yok denecek kadar az olduğudur.

            Nesli tükenmek üzere olan bir hayvanı ancak belgeselini çekenler bizzat görür, gerisi de ancak ekranda hayalini seyreder, bazıları onu da göremez.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Elde kalan 0 olduktan bir önemi var mı? 80-80 = 0 1-1=0 sonuç aynı değil mi? Sadece daha fazla yorgunluk daha fazla insan tanımak. Daha öncelerde yazmış olduğum gibi keşke evleneceğimiz kişi görüştüğümüz ilk kişi olsaydı ettiğim dua buydu. Olasılıkların etrafında tevafuk olması için çırpınıyoruz.

            Beğenilmeyeni sorgulamak değil belki de beğenilmeyen bizzat biziz sonuçta bir kararsızlık nazlanma sahip çıkmama durumu var sorgulanan genellikle durumlar davranışlar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Çok güzel ifade etmişsiniz. Hani gül bahçesi hikayesi vardır. Farklı bahçelerde farklı iki kız düşünün. Birisi onuncu gülden sonra kuru dal ile başbaşa kalıyor diğeri yüzüncü gülden sonra. Netice aynı. Tek fark birisi daha fazla gül kokladı.

            Sümeyye Hanımın yazdığı yazıya başlık haricinde katılıyorum ki başlık da editörün tercihi. Ancak sonrasında konuşulanlar taleplerin o yazıda yazılanlardan ibaret olmadığını gösterdi ki bir tek dini konuları doğrudan konuşmamıştık, dolaylı olarak Feyza Hanım’la tartışmıştık, Mustafa kardeşimizin yazdığı yazı da bence dini konulardaki son nokta oldu fazlasına gerek yok.

            Bana da beğenmemezlik ediyorsun diyen oldu. Niye mi? Kızın ailesi hakkında soru sordum diye. Tanıştıktan sonra öğrenirmişim zaten yılda iki defa bayramlarda görecekmişim vb.

            Hanım kardeşlerimizin çekincelerini, karşılaştıkları zorlukları anlıyorum. Hatta bir yorumumda yazdıydım arkadaşa annesi yumurta soyduydu da arkadaş anasına sen beyazını sevmediğimi bilmiyor musun diye trip attıydı diye. Bu olay yaşandığında arkadaş yirmi dört yaşındaydı. Geçen yorumumda bahsettiğim naz yapan küsen trip atan ancak evlendikten sonra bu huyları baya azalan arkadaş kendi ürettiği bir alınganlıkla otobüste bana trip atarken yirmi dört yaşındaydı. Şu sorumluluk alma ve insiyatif alma konusu hele. İşyerinde başımızın belası. O ona soruyor o da bir başkasına vb. Kimse insiyatif kullanmıyor. Sonra yöneticinin yönetemediği personeli biz idare eder konuma düşüyoruz.

            Erkek fıtratındaki bozulma çok güzel özetlendi. Peki ya kalanı. O maddeleri sağlamak yetmediği gibi yine şu ilk görüşte sükun verici zıpırlara kalıyor meydan. Hatta bu konuda en isabetli yorumu yapacak olan Hanne Hanım. Şöyleki babasının sıkıntılarından bahsetti. Eski eşinde de benzerleri vardı. Belki de ilk görüştüklerinde sükun bulmuştu. Çünkü bilinçaltındaki şemaya uygun biri vardı karşısında. Belki de bu yüzden direndi bir şeylere. Merak ediyorum mesela acaba karşısına efendi biri çıktı da ısınamadım dedi mi? Elbette en isabetli tespitleri kendisi yapacaktır ama şu meşhur sükun bulma konusunda bize yol gösterebilir.

            İşyerinde mesela evlilik görüşmesi yapsa belki ilk görüşte ısınamadım bir şey hissedemedim diyecek kişiler mecburi paylaşım sonucu şartları yerine getirilmiş sevgiyi hissediyorlar sonrasında bir bakıyoruz evlenmişler ki ikisi de düzgün insanlar mesela…

            Kimseyi doğrudan eleştirmek istemiyorum ki öyle bir hak görmüyorum kendimde hatta yazdıklarıma alınan gücenen varsa özür de dilerim hani bilmeden yaptıysam amacım kimseyi kırıp eleştirmek değil. Anlatmaya çalıştığım şey bizim kriterlerimizi aslında içinde bulunduğumuz şartlar belirliyor daha çok. Evde rahatı iyi olan kız ya da erkek çok ama çok rahat şekilde şusu da olsun busu da olsun diyebiliyor. Halbuki kimse mükemmel değil. Dahası kendi korkularımızı ya da takıntılarımızı karşımızdaki insana mal edebiliyoruz. Ya da hem olgun olsun istiyoruz hem de öyle adamı heyecansız buluyoruz. Kızlar için de aynı. Kız olgun olunca erkek bu ne biçim kız hiç heyecan yok diyebiliyor.

            Velhasılı karşımıza yuva kurma fırsatı çıkarsa üçe beşe bakmayalım ideali aramayalım diyorum. Varsın adam duygusuz gözüksün rahatsız etmiyorsa sorun etmeyelim. Ya da sükun bulma muhabbeti gibi. Rahatsız eden bir şey yoksa o sükun bizi bulur biz onu aramadan. Ancak kesinlikle mutsuz oluruz diyorsak da üzerine çok kafa yormayalım.

            Selametle kalın.

            (Kendimle ilgili de bir cümle yazayım istedim. Hani bu adamın derdi ne diye merak edenler varsa diye. Geçtiğimiz yıl Sema Hanım’a bir yazıyla ilgili mail atmıştım, Allah razı olsun çok güzel bir dua etmişti. Burada paylaştım diye kızmaz umarım, ekran görüntüsünü sakladım halen duruyor telefonumda. “Rabbim sevmekten sevilmekten mutluluk duyacağınız bir eş nasip etsin” demişti. Benim maillerimde yazdıklarımdan beklediğim yegane şeyin sevgi olduğunu çözmüştü. Ben de biliyorum ki ancak sevgi dolu bir kızla mutlu olabilirim. Şimdi de hanımlar yorum yapsın, erkek fıtratındaki bozulmaları yazdık peki hiç var mı fıtratındaki sevgi dolu yapıyı kaybetmemiş kız. Yoksa kendileri erkekler kadar duygusal olamayıp da öyle erkekleri aşırı duygusallıkla mı eleştiriyorlar (Sümeyye Hanım alınmayın yorumu okursanız))

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Ben sizi şu noktada çok iyi anlayabiliyorum sizin çevrenizde benim çevremde benzer özelliklere sahip. Örnek veriyorum dindar çevresi olan ve aktif olan kişilerin uygun insanlarla karşılaşma olasılığı bizden yüksek. Benim 80 adayda 4-5 kişide ancak bulabildiğim uyumu çevresi potansiyeli geniş olanlar 10 adayda 4-5 kişide bulabilir. Dışarıdan bakan birisi için ben çok seçici olurum diğer örnek makul kişi olur. Tabi ki bu işin matematiği birde Süleyman bey açısından yada Feyza hanım açısından duruma bakınca bu durumunda tezimizi çürüttüğünü görüyoruz.

            Sümeyye hanım’ın yazdığı noktalar isabetli kendisinin yazdığı durumları zaman zaman bende yazmayı düşündüm. Aynı erozyon hanımlarda varsa yine adaletli davranıp yazarım. Daha önce Smy hanım’ın karşılaştığı benzer örnek tabi ki benimde karşılaştığım örnek. Bu örnekleri görmeyen kişiler anlamayabilir. Tabi ki kolay bir şekilde evliliği gerçekleştirenler de anlamayabilir. Mesela sizin istediğiniz özelliklere sahip kızlara cemaat yada dindarlık bakımından olmaz diye aracılık yapılmaması. Benimde çok az kişide gördüğüm uyum benim açımdan yeterli olsa da karşı taraf nazlanabiliyor kararsız kalabiliyor kafasına yatmayabiliyor. Benim zar zor bulabildiğim uyumda naz yapmam ne kadar doğru olur ki yapmadım. Oluru neyse bu yönde hareket etmeye çalıştım. Bu anlaşılamama durumu benzer imtihanlardan geçilmediği içinde olabilir. Naz yapma ve şımarma gibi lüksüm olmadı hayatta. Yapanların belki artı özellikleri çoktur. Yalnız bildiğim tek doğru var ki olumsuz görüyorsan uzatmamak kırmamak. İnsana değer vermenin bir ölçüsü de budur. Beklenti içinde bırakmamak.Nazlanan kişilerde ben bu durumu görüyorum. Yine iş ciddiye binince kız olsun erkek olsun elini taşın altına koyamaması. Bu durum erkekte neden daha itici duruyor derseniz mücadeleci liderlik yapısına ters.

            Evet benim karşıma efendi biri çıktı ısınamadım çünkü evlilikten korkuyordu ahlakı güzel olsa da evlilikle ilgili güven vermiyordu. Aynı şeyi evlilikten korktuğumu ara ara erkek tarafına ben söylesem o kişinin zihninde neler oluşur? Kendisine güvenmiyor bana güvenmiyor evliliğin sorumluluğunu alamaz korkuları varsa bana uygun eşlik görevini de yapamaz diye düşünür. Bazı korkular karşı taraftan da hissedilir. Açıkçası erkek olsam böyle evlilik korkuları olup görüşmeye gelenlere madem korkuyorsun niye görüşmeye geldin diye sorarım. Kız tarafı olunca soramıyoruz dediğim gibi adamlık bizde kalıyor.

            Kriterler ve bilinçaltıyla bağlantısına katılıyorum. Bu durumda bilinçaltı ya yaşadığı şartlara benzer şeylere yöneliyor yada tam tersine. Mesela sizin açıklık konusunda rahat olan hanımlardan uzak durmanız evliliği düşünmemeniz. İçiniz kabul etmiyor. Benimde kendimi zorlasam dahi bazı noktalarda hassas olmayan kişiyi içimin kabul etmemesi gibi. Mantıken yada maddi olarak cazip olsa dahi. Bazı hasletlere hasret kalmamızdan dolayı da olabilir yada içgüdüsel olarak o tarafa meyilimiz olabilir. Ben baba evinde maddi olarak rahatım yerinde yalnız manevi olarak huzuru bulamadım bir şeylerin günü gelecek diye bekledim. Çalışma sebebimde babamdan dolayı ama ben fıtratıma sadık kalmaya çalışıp ev ortamından uzaklaşmadım belki iki katı yoruluyorum.

            Tecrübeyle sabit sizi olduğunuz gibi artı ve eksinizle kabul eden ve sizin olduğu gibi kabul ettiğiniz insanlarla huzurlu oluyorsunuz. Birde görüşmeler genellikle biraz daha heyecanlı ve resmi geçebilir bu normal olan. Hanımların dışarıdaki tavırlarıyla ev ortamındaki tavırları da aynı değildir. Kaldı ki samimi sıcak davranan kız genellikle yaftalanır. Bazı durumlar aile ortamına girilmeden yada aynı evi paylaşılmadan bilinemez. Dengeli olmak en güzeli. Herkes kendi açısından bakınca haklı durumlar göreceli davranışların arkasında bir yaşanmışlık var.

            Bende Allah’ım nasip etmeyeceğin şeylerin peşine bizleri düşürme diyorum. İmtihandır nasıl cevaplayacağımız belli olmaz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Sizi de Sümeyye Hanımı da çok iyi anlıyorum. Yazıda geçen konulara katılıyorum. Beni bu derece tepkiye iten ise şu oldu. Yazının evvelinde bir iki yorum yazıldı gördüklerime inanamadım. Ardından bu yazı geldi sonrasında bir kaç yorum ki feministlere de gün doğdu. Kadınlar sosyal varlıklardır ve birbirlerini etkilerler. Bir baktım attılar boş vitese bayır aşşağı gidiyorlar. Dama çıkanlar olmuş damdan düşenleri anlamak için inin aşağıya düşersiniz diye bağırıyoruz sesimiz ulaşmıyor.

            Ben bazı şeyleri dışarıdaki zamane kızlarından duysam sorun değil. Ancak buradaki hanımlardan da benzer şeyler okuyunca ki bir kısmı da önceden tartışılmıştı ya ben boşa konuşmuşum dedim. Neredeyse bir yıldır bu siteyi takip ediyorum. İlk ve tek yer benim için. Dediğim gibi herkese laf yetiştirir gibi sırayla cevap yazmam da uygun olmaz.

            Kendinize çok iyi bakın. Önceki yazdığım yorumdaki cümle de unutulmasın. Bir erkek kadar duygusal olmayan manevi derinliği olmayan kadınlar ki öyle olmaları yaratılışlarıdır ağzımızı açamayız duygusal erkekler iticidir yazmasın.

            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Bir konuyu atlamışım. Önceden de konuşuldu. Efendilik başka pısırıklık başkadı. Ben size güveniyorum. Yazdığınız gibidir yaşadıklarınız. Ancak efendi erkeği pısırık sanan kızların sayısı da az değil. Benim lafım onlara size değil :)

            Hayırlı cumalar.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm,
            Tezinizi curutmuyor benim durumum. :) Soyledikleriniz dogru, bizin isimiz sizden daha kolay. Bunu soylemekten mutlu degilim inanin ki, keske sizin de durumunuz cok daha kolay olsaydi ama Allahu Teala dilerse zorluklari kolay eder. Adiniza da umitvarim.
            Tezinizi curutmuyorum cunku dediginiz gibi ayni zihniyetten insanlarin yakin cevrelerde yasamasi haliyle guzel karsilasmalari kolaylastiriyor. Siz beni istatistiklere katmayin, benim durumum farkli. Beni saymayin benim engebelerim fazlaydi ve tamiri zor bir surec yasadim ve baska bir iki durum. Beni muaf tutarsaniz tesbitiniz gayet isabetli.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Bu işin matematiği kimyası Türkçesi yok. Tıkandı babayı bize benzetiyorum. :) Sonuçta nasıl olduysa bütün müzmin bekarlar sitede birbirimizi bulduk. Benim hem çevre kısıtlı hemde engebeler olunca sizden farkım yok.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            “Efendilik başka pısırıklık başkadır.” Efendi birisiydi pısırıkta değildi lakin bilinçaltını bilmiyorum. Neden evlilikten korktuğunu içinde çözemediği durumlar olabilir. Bir şeyler kafasında oluşmamışsa bunu da beyan edebilir. Lakin ben görüşmede ne hissettiysem daha sonrasında ailesine yaptığı açıklamalarda aynı olmuş bahane değil. Ben anneme evlilikten korkuyor demiştim annem bana kızdı hemen nasıl anladın diye ama anladım insanları kolay çözüyorum konuşmalarından satır aralarından. Sanırım yürek yiyen taraf benim.

            Kızlardaki fıtri bozulmanın bir numaralı sebebi diziler sosyal medya. Ortada canlı birisi yok ki duygusal birisi olsun. Herkesin elinde bir telefon gerçek dünyayla bağlantı az. Başkaları için yaşanan görünen bir hayat söz konusu.

            Bir başka durumda erkekler çıtkırıldım olmaya başlarken kızlar sertleşmeye başladı. Bunu ben değil kalp hastalıkları uzmanı diyor kadınlarda eskiye oranla kalp krizinin artma sebebi sigara, stres,ağır çalışma ortamları,doğurma oranın azalması,östrojen hormonu zayıfladıkça riskler artıyor.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Askerliğimi kısa dönem olarak yaptım, kısa dönemler hariç kendimden altı yaş küçüklerle muhatap olmak durumunda kaldım. O zaman günümüzdeki bozulma ve erkeklerin maalesef nasıl hanım evladı olarak yetiştirildiklerini çok rahat görmüştüm, bunlarla mı savaşa gideceğiz diyor insan. Smyye Hanıma yazdığım yorumda da belirttim, Henüz sütten kesilmemiş erkekler de var :/

            Özellikle aynı anda dillendirmediğim iki farklı konuya, kadın ve erkeklerdeki fıtrat bozulmasına tek seferde değinmişsiniz. Maalesef ben de aynı kanaatteyim. Erkeklerdeki bozulma kadınlığa doğru kadınlarda da erkekliğe doğru. Öyleki cinsiyetsiz bir topluma doğru şu geçenki yazıda Sema Hanımın dikkat çektiği afişteki gibi bir topluma evriliyoruz.

            Erkeklerdeki bozulmanın bir numaralı sebebi de stres maalesef. Kadınları biyolojik ne bozuyor tam bilmiyorum. Tek bildiğim ben şefkatsiz ve duygusuz bir kadınla yapamam :)

            Selametle.

          • Süleyman diyor ki:

            Nisa Hanım

            Lise matematiğini ilkokulda çözmeye çalıştım. Sanırım çözebiliyordum da ancak hocalar beni ilkokul matematiğine mahkum etti. Ondan benim işin matematiği tutmadı.

          • ibrahim diyor ki:

            Fatih bey beni korkuttu :)

            “Hanım yorumcular ne yazıyor. Karşılarına kaç talip çıktığını ve kafalarındaki modele uymadıkları için beğenmediklerini, beğenseler de sükun bulmadıklarını vb. söylüyor ki nefes alsın yeter mi diyelim deniliyor. İnsanın seçme hakkı olması ne güzel bir şey.

            Velhasılı kelam yine muhabbet dönüp dolaşıp erkeklerin neden beğenilmediğine geliyor. Beğenmeyen değil beğenilmeyen sorgulanıyor…”

            erkeklerinde genel olarak böyle bir sorunu var çevremdekilerden gördüğüm kız tarafı görüşmek bile istemiyor “yaşı genç olanlar” yada kendilerini naza mı çekiyorlar acaba ? tekrar tekrar kapılarını çalmak gerekiyor sanırım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            İbrahim Bey.

            Bu konuyu önceden kendi çevreme göre yazmıştım. Herkesin çevresi farklıdır ancak benim çevremde kızlar flört ederek evlenmek istiyor ailesi namazlı niyazlı olsa da. Cemaat ehilleri hariç çevrem böyle çok şükür onların çoğunluğunda görücü usulü devam ediyor ufak tefek azalmalar olsa da. Ne zaman ki yaş otuza yaklaşıyor o zaman kızlar tanıştırma usulüne yeşil olmasa da sarı ışık yakıyorlar…

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Her iki taraftada fıtri ve biyolojik bozulmanın birçok sebepleri var. Genellikle ilk aile yaşantısından başlıyor çevre ve dünyadaki değişimlerde hızlandırıyor. Erkek evladının fıtratını ilk bozmaya çalışan genellikle anneler oluyor yada ailede otoritesi olmadığı için doğru örnek olmayan babalar. Sonrası da geliyor. Yine kendini ezdirme diye kızına yanlışı telkin eden anneler doğru örnek olamadığı için erkekleri düşman yada rakip görmesine sebep olan babalar. Asıl suçlu bugünün gençleri değil. Hep bir sebep sonuç ilişkisi var.

            Bu sebeple ben bu gençlerle mi savaşa gireceğiz sözünüze katılmıyorum. Ben gece yatağımda rahat uyuyorsam görev yapan emniyet mensupları ve nöbet tutan 20 yaşındaki gençler sayesinde. Sorumluluk yüklemediğimiz yada almasına izin vermediğimiz birinden hesap sormak haksızlık olur. 15 yaşında şehit olan (yetkili kişilerin kusuru vardır ayrı konu) çocuğun hayatını öğrendiğinizde zorluk geçirmiş yokluk görmüş ev geçindirmeye çalışan birinin olduğunuda öğreniyoruz.

        • esra diyor ki:

          hemcinsim Sumeyye hanımın cok hosuma gıden yazısına espirili bir yaklasımla yazdıgım söz ne kadar da rahatsız etmıs sızı ıilginç, o cümleyi çekip üstüne ıkı koca paragraf yazmışşınız. keske bağımsız bir yorumda yazsaydınız, zira kendime cevap olarak algılayamadım…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Esra Hanım.

            Size değil görüşlerinize cevap olsun diye yazdım. İki paragraf yetmemiş ki Sümeyye Hanım’ın hemcinsi olduğunuzu belirtme ihtiyacı hissetmişsiniz. Her şakada bir gerçeklik payı vardır. Demek ki kadınlara kabahat bulunmasından rahatsız oluyorsunuz. Ancak erkeklere kabahat bulunduğunda neşelenip espri yapıyorsunuz. Yorumunuzu yazdığınız gün üç yorum daha yaptınız. Hepsinde de neredeyse benzer bakış açısı vardı. Bazen satır aralarındaki kelimeler çok şey anlatır. Kimse kimseyi kandırmasın kadını erkekle yarıştırmak feminizmdir ve feminizm hepimizin ortak düşmanıdır.

  2. Sümeyye diyor ki:

    Sema Hanım yazılarınızı uzun zamandır takip ediyorum,bütün kitaplarınızı okudum. Cok olumlu katkilariniz oldu sahsima,teşekkür ederim.Lakin benim sizden özel bir ricam var. Lütfen “değişen erkek fıtratı” uzerine de bir yazı yazınız. Eminim ki bu siteyi yakından takip eden birçok bey var. Etkili olacaktir diye düşünüyorum.
    Asrın getirdiği bir şey midir bilemiyorum ( bu kısım tartışmaya açık ), kadın ve erkek fıtratlari bozulmaya başladı. Ve bir kadın olarak ben bozulan erkek fıtratından olumsuz etkilendiğim için şikayetçiyim. Bekar bir hanım olarak fazlaca sayıda evlilik maksatlı görüşme yaptım. Görüştüğüm beylerin neredeyse %80’i kadının çalışması gerektiği ,hayatın müşterek olduğu, çalışan bir hanımla evlenmeyi düşündüklerini belirttiler. Ben çalışan bir kadınım . Ama beni bu vasfimdan dolayı tercih edecek bir beyle evlenmek istemiyorum. Ben bir kadınım ve eşim bana bakmakla yükümlü. Hatta görüştüğüm kisiden şunu duymayi bekliyorum :” Ben eşimin çalışmasını istemem,ona bakarim ben.Kadinlar için iş hayatı yıpratıcı. Kadının sorumlukuklari zaten fazla. ” İnanır mısınız, bana bun tarz şeyleri kimse söylemedi. Galiba bunu duyduğum an evleneceğim.
    Bir kadın her şeyden önce sahiplenilmek istiyor, korunmak kollanmak istiyor. Ve kadın istemeye istemeye çalışma hayatına sürüklenirken korunduğunu, sahiplenildiğini hissedemiyor.
    İsteyerek çalışan ve hayatından memnun olan hanımları bu konu dışında tutuyorum.Ama gözlemlerim şunu gösteriyor ki özellikle de çocuk olduktan sonra kadınlar çalışma hayatında çok yoruluyor,tükeniyor. Hele de çocuklarını kreşe ,bakıcıya bırakıp yarı uykulu gözlerle ise gelen kadınları gördükçe fikrim pekisiyor.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Sümeyye Hanım.

      Değişen erkek fıtratı hakkındaki görüşlerinizi siz de yazabilirsiniz. Okuyucular da istifade eder. Lakin şunu hatırlatmak isterim, asrınn getirdiği bir şey gibi gözükse de kadın eliyle yapıldı bir çok şey. Erkekleri kadınlar bezdirdi. Bence düzeltecek olanlar da kadınlar. Görüştüğünüz kişiler tek maaşla ev geçindirebilecek kişiler miydi bilemiyorum ama yeni mezunken ben de şart koşmazdım ama eşim çalışsa iyi olur derdim içten içe. Bunun ana sebebi ise o zamanki maaşım günümüz kızlarının maddi isteklerine yetişebilecek seviyede değildi. Erkekleri zora koşan sizlersiniz, sonucuna da katlanacaksınız. Her mükafatın külfeti vardır, günümüz kadınlarına sözüm elde ettiğiniz ekonomik özgürlüğe sarılıp uyuyun geceleri…

      • Sümeyye diyor ki:

        Beyefendi “Erkekleri zora koşan sizlersiniz, sonucuna da katlanacaksınız” derken bu gruba beni de katiyorsunuz,ifadenizden bunu anlıyorum. Siz beni tanımıyorsunuz. Haliyle nasıl bir kişilik yapımın olduğunu da bilmiyorsunuz. Böyle genellemeler yaparsanız hata yaparsınız. Ki ifade ettiğiniz gibi bir insan değilim.
        Ben kendi açımdan yaşadığım sıkıntıyı dile getirdim. Bu durumu bir erkek olarak anlamanız zor.Zaten ifadelerinizden de anlamadığınızı hissediyorum.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Sümeyye Hanım

          Sizi anlayamamış olabilirim, haklı olabilirsiniz. Yalnız şöyle yazmışım o zaman “günümüz kadınlarına sözüm elde ettiğiniz ekonomik özgürlüğe sarılıp uyuyun geceleri…”
          Yorumları ne sıklıkla takip ediyorsunuz bilemiyorum ama burada günümüz kızlarından kastım çoğunluk kadın yaklaşımı.
          Genellemek yanlış olabilir elbette ama maalesef bu yazıda geçen kafada o kadar kadın var ki mecburen genellemeyle ifade ediyoruz ve feminist olmayanlara istisna diyoruz ki en tehlikelileri gizli olanları. Ben böyle yazınca yazdığım gibi olmayanlar alınmasın diye belirtiyorum ara ara siz de alınmayın çünkü tanımıyorum sizi dediğiniz gibi.

          Erkek fıtratıyla ilgili bozulmalar hakkında yazın bence bir şeyler. Bir erkek olarak belki ben de faydalanırım şurada yanlış yapmışım derim. Kadın da erkek de insandır, sonuçta ortada bir yanlış varsa cinsiyete bakmaksızın yanlış deriz ama kadınlardaki bozulma erkeklerdekinden daha tehlikeli. Kadın annedir, hanım-eştir, yuvayı diş kuş yapar denir hani, kadın bozulursa çocuklar da bozulur aileler de bozulur toplum da bozulur. Maalesef çoğunluk kızlarımızda manevi erozyon sebepli sıkıntılar baş göstermekte. Misal, flörtün yaygınlaşması, aileye kafa tutma, evlenirken envai çeşit eşya isteme, yasaların erkeklerin haklarını alıp kadınlara vermesi kaynaklı çekinceler erkeklerin o bildiğimiz kavvamlığını alıp yerine ev arkadaşı erkekler sundu. Bu durumu düzeltecek olan yine kadınlardır. Şu eşya gereksiz almayalım diyecek olan, yasalar kendisine erkeği ezme yetkisi verse bile bunu kullanmayacak olan kadınlardır. O zaman da yazmışım günümüz kızlarının isteklerine yetişemiyoruz diye. Boşanmış insanların yorumlarına bakabilirseniz daha iyi anlaşılır.
          Selametle.

          • Evli dul diyor ki:

            Günümüz kızlarına şöyle sormak lazım, belki de faydası olur; kirada oturup, idare edebileceğin birkaç eşyayla başında kocanla yaşamak mı istersin, yoksa ana babanın evinde kız kurusu olarak yaşlanıp gitmek mi?

            Eşya dediğin nedir ki, biraz sabırla, birkaç sene çalışıp didinince, şimdiki zaman da taksit fırsatı da varken, bi bakmışsın herşeyin olmuş, yeter ki sağlık olsun, huzurun olsun.

            Evlendiğimde yeni olarak sadece hediye verilen 2 çekyatım vardı, gerisi kullanılmış olarak verilmiş bi kaç parça zaruri eşya..
            Şu günümde Allah’a şükür her şeyim var, herşey sırayla ve zamanla oldu, hatta istemediğim, düşünmediğin birçok şey..
            Eşyanın mutluluk vermediğini anlasa bi şu gençler, Allah’ın kitabını açıp okumadığımızdan oluyor hep bunlar…

          • Gulpembe diyor ki:

            Evli dul,

            Masallah yigitlik yapmissiniz, Kanaat ederek evlenmissiniz. Allah arttirsin(Amin)
            Lutfen “kiz kurusu” gibi tabirler kullanmayin. Dogru ve guzel bir ifade degil.

          • Evli dul diyor ki:

            O tabir için özür dilerim, kimsenin kalbini kırmak istemem, yalnızca, halkın dilinde o şekilde olunca, gayri ihtiyari kullandım.
            Demek istediğim, sadece; gelip geçici dünya malı için, 2 Cihan saadetinden vazgeçilmesin..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Evli dul hanım.

            Sizin yorumunuzla alakalı olduğu için geçen aklıma gelen bir durumu hatta senaryoyu paylaşayım.

            Şimdi evli olsam ve hanımımın doğum günü olsa onu dışarıya yemeğe götürsem, bir gün de yemek onun için hazıra gelse yorulmasa diye düşündüm. Sonra aklıma şu geldi, bunu yapmak için sonuçta maddi imkan gerekiyor ki ya ne olacak iki kişi 50 TL’ye kalkarsınız diyen de olabilir ama kimimiz için o para büyük bir para, bunu yapamayan bir kişi de hiç olmazda eve giderken ucuz bir çiçek götürse, hadi onu da yapamadı diyelim kendisi ağaçtan hediye vb. oysa ve eşine verse hanımı aşağıdaki cümleyi kullanır mı?

            Bilmem kim hanımına şunları şunları almış sen doğum günümde bana bunu mu layık görüyorsun?

            Selametle…

          • Evli dul diyor ki:

            Kurduğunuz soru cümlesini günümüzdeki çoğu genç bayanlar kullanır diye düşünüyorum. İnsan yaşadığı kötü durumlardan ötürü, daha iyisini görüp yaşadıkça şükreder; babam anneme değil hediye vermek, dayak atmadan, sorun çıkarmadan bir gün geçirsek halimize şükrederdik örneğin. O yüzden kötüsünü yaşamayan, hediye yok diye de takar, başka şeyler de bulur sorun yapacak..

            Doğum günü, zırt pırt günler, zaten bir müslümanın önemseyeceği şeyler olmamalı, sadece hediyeleşmek sünnet olduğu için hediyeleşmeli, ayrıca emek verilerek yapılmış bir hediye çok değerlidir kıymet bilene.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kızkurusu lafı beğenilmiyorsa Gülkurusu diyelim. Ancak kimlere?
            Allah’tan kısmetini bekleyip de bekar kalanlara değil kendisini kaf dağında gören taliplerini beğenmeyen sonra da evde kalan burnu havada bekar bayanlara…

          • Gulpembe diyor ki:

            Fatih bey,
            Insanlar helal olan tercihlerinden dolayi kinanmamali rencide edilmemeli. Kadinda nefs oldugu gibi, erkekde de nefs var. bakiniz; evlenememekten muzdarip pekcok erkek de citalarini esnetseler simdi evli olabilirlerdi. Mesela bosanmis pekcok kadin var,bir beyfendi Bir kadinin ilk kocasi olma hassasiyetini birakirsa cok daha kolay evlenebilir belki de. Buna yanasmiyirsa tercihini yadirgayabilir miyim? Hayir. Goruldugu uzere bu toplumun kendi olusturdugu bir arz-talep durumudur.

          • .../nisa diyor ki:

            Evli dul hanım,

            Bir kız kurusu adayı olarak insan olarak dünyaya gelip çeşitli sebeplerle kız kurusu yada turşu olarak ömrü tamamlamakta imtihanda olabilir. Nasıl turşuya dönüştüm. Maddi imkanlardan dolayı evliliği istemiş olsaydım buna gerek kalmazdı. Çok şükür ben çalışmasam dahi devlet var olduğu sürece iaşemi bir şekilde aylık sağlarım. Kaldı ki baba evinde maddi imkanlar açısından rahatım istikrarlı bir gelir seviyem var ve evlendiğimde hazır bir imkana kavuşmam riskli. Bakmakla mesul olduğum çocuklarım yok. İtaat ettiğim gönlünü yapmak için uğraştığım bir kocam yok. Gelelim can alıcı noktalara. Daha önce de yazdığım gibi niyetiniz evlilik olduğu halde kız kurusu olmamak için uğraştığınız halde olmuyor.

            1.Maddi imkanları arka plana attığınız halde dindarım diyen insanlar bile size değer vermiyor. Şimdi maddiyat peşinde olan insanlara yavaş yavaş hak vermeye başladım. Belki değer görmek için insanın kendisine bir paha biçmesi gerekiyormuş. Sadece maneviyatı ön plana aldığınızda samimi mi gelmiyor insanlar inanmıyor mu acaba soruları mı var?

            2.Niyetinizin evlilik olması da negatif durum biraz flört kafanız naz yapma potansiyeliniz olacak diğer türlü adınız evlilik meraklısına çıkabilir.

            3.Ailemin çabalayarak aldığı çeşitli gayrimenkulleri var ben bunları önemsemeyip hiç kirada oturmadığım halde bu durumu kabul ettim kibir yapmadım hiçbir zaman eşya vs. konularına girmedim gönüllü olarak kabul ettim sonuç yine aynı.

            4. Sadece hayat arkadaşı olarak konuya bakıp ruhl beden ve fikir olarak refika olmayı kabul ettim . Belki bir erkek gibi mahrem konulardan dolayı günaha girme riskimde az üstelik.

            5. Birçok nimeti ve külfeti içinde bulunduran anneliğide gönüllü olarak istedim. Sancıları uykusuzluğu vücudun deforme olmasını göze aldım.

            Aslında bakıldığında bekarlığa göre birçok riskleri barındıran evliliği gönüllü olarak kabul ettim. Fıtratıma ve Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine uygun yaşayıp imtihanı tamamlamak için. Bunun için sebeplere de sarıldım. Ama olmayınca olmuyor. Hayırlısını isteyip yola devam etmek lazım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Elbette kişilerin tercihleri kendilerini bağlar fakat kendi düşen de ağlamaz. Ne örnekler var elimde ki adayların yedi sülalesini araştırıyorlar. Hatta bu bir yerde kibire giriyor, kendileri padişah kızı sanki.

            Diğer taraftan bir kadının ilk eşi olma mevzusuna gelirsek bu durum kadınların kendisiyle de alakalı bir durum. Bence denklik olsa güzel olur.
            Dul dul ile bekar bekar ile. Bu konuyu dini yönüyle de açarsanız ben de bir iki şey yazarım. Maalesef bu seferlik kısa olmak durumunda…

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Gönülden yazılmış duyguları ifade eden bir söz şiir yada mektup dahi çok değerli hediyedir. Bunu yazacak gönül bu inceliği anlayacak gönül lazım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Hediye konusunda yazdığınız iki satırı okuyunca şöyle bir tebessüm ettim :)

            Bir şeyler anlatmak için bu sabah yağmur var İstanbul’da denildiğinde burada da yağmur var diye cevap alınabiliyor…

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm,
            Siz o soze takilmayin. Bana kalirsa da cok incitici ve hic kullanmayacagim bir tabir. Ama evli dul hnm.in kasdettigi rahat yasami tercih edip evliligi, bir erkege ihtiyac duynadigi icin reddeden, dusunmeyen kizlarin durumu. Cunku yaptigi kiyas bu niyetini belli ediyor. Dolayisiyla siz bu kategoriye girmiyorsunuz.
            Birinci maddede yazdiginiza uzuldum. Oyle dusunmeyin. Burda daha once de adi gecti. Maddiyata onem vermeyen kisiler ucuza gittigi icin hayiflaniyormus vs. Ben oyle olduguna hic inanmiyorum. Cunku bu insanin karakteriyle ilgili. Bazi insanlar fedakarlik ederek mutlu olurlar. Kanaatkar yasamak onlarin hayat tarzidir. Bircoguna gore fedakarlik olarak nitelediklerimiz, onlar icin hayatlarinin dogal seyridir. Siz sade ve mutevazi yasamaya aliskinsaniz rol yapamazsiniz. Ama eminim bu halinizi begenen ve bu ahlaka talip olacak yurekte erkekler de var ama denk gelmemistir. Niyetinizi halis tutmaya devam edin.
            Ustelik sizin yasiniz daha yirmilerde henuz. O kategori icin Aday adayi dahi degilsiniz. Simdi evlilik yasi genel anlamda otuzlara yukseldi. Elinizden geleni yapip imkanlarinizi makul seviyede degerlendirdiginiz halde nasip olmadiysa bu da ayni saglikla, yoklukla, kayiplarla imtihan olmus bir kisinin imtihanindan farksiz ve bu gibi tabirler, o durumda kuldan once Allah’a saygisizlik olur.

          • Feyza diyor ki:

            Evli dul hnm, rumuzunuz cok ilginc. Bu rumuzu secmenizin altinda yatan bir sebep olmali. Annenizin yasadiklarini okuyunca ise cok uzuldum, size de cok gecmis olsun. O durumlara sahit olarak buyumek eminim sizi de yaralamistir.
            Hediye konusunda yazdiklarinizda haklisiniz. Yoklugu bilen insanlarin mutlu olmasi daha kolay.

          • Evli dul diyor ki:

            Sanırım Sema hanımın bir kitabında okumuş, duymuştum bu evli dul ifadesini.
            Eşim işkolik olması sebebiyle çok çalışıp, eve az uğrayan biri olduğu için bu ifade beni ve benim gibileri tam anlamıyla ifade ediyor.

            Peygamberimizin evlilik şekillerine ve evlilik hayatına bakıp düşünmemiz lazım, ama öyle bir çağdayız ki… Sakin bir hayatım olsun istiyorum mesela, eşimin varlığı içinde yaşattığı yokluğu, dünya telaşımı artırıyor, artan sorumluluklar, çocuklara tek başına yetişmeye çalışmak…, işte kısacası; evli dul.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Evli dul hanım.

            Bizim oralarda kız kurusu lafı kimseyi beğenmeyip de evde kalanlar için kullanılır. Görücü gitmek istenilir aile ya da kız beğenmez vb.
            Kısmetinde olmadığından evlenemeyenlere böyle denildiğini duymadım. Alınan varsa ben de özür dilerim ama gerçek kız kuruları zaten sallamazlar özür dilesek de. Çok ta tın derler burunları havadadır. Beyaz atlı prensleri o prensesleri uykudan uyandırır bir gün belki…

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, evliye evli dula dul kismina pek katilmiyorum. Bunun bir matematigi yok, orfen buna aileler karsi ciksa da dinen hicbir mahzuru yok bu durumun.
            Gecen sene bir akrabamin oglu hic evlenmedigi halde evlenip bosanmis ve bir cocuklu bir hanimla evlendi. Gelinleri gormus gecirmis biri oldugu icin belli bir olgunluga erismis ve medhi uzaktan bana dahi eristi.
            Erkekler bu durumu kolay kabullenemiyorlar ve hak veriyorum. Kadin acisindan da sanki esi knu tenezzulen almis gibi bir komplekse surukleyebilir. Ama istisna da olsa bu gibi ornekler mutlu bir evlilik icin bunlarin sorun olmayacagi fikrini destekliyor. Saygi korundugu surece mumkun. Hatta gundeme getirilmeyecekse ve ortada cocuk da varsa o cocuga yuva acip bir aile sicakligi tattirmak cok da sevap olur.
            Ozellikle cocugun diger anne veya babasi ilgisizse yetim basi oksamak gibi tukenmez sevap hanesi.

          • Gulpembe diyor ki:

            Fatih bey,
            Bu bekar erkek- ayrilmis kadin ornegini aklima gelen su hadiseden dolayi verdim; tanidigim bir bey tahsili/maddiyati iyi old halde kizlar Tarafindan begenilmiyordu. Bu mevzulardan yorulmus ve bikmisti.onun uzaktan akrabasi olan 1ay evli Kalip ayrilmis cok guzel bir hanima cesaretini toplayip tel acmis, konusup gorusup kendi aralarinda anlasmislar. Tabiki oglanin ailesi bosanmis gelin istemeyiz dediler, isin ilginci ogluna gelin adayini Layik gormeyen babaya da yillar once fakirlikten dolayi koyunden bekar kiz vermemisler, o da simdiki karisinin yani bu oglunun annesinin 2.kocasiymis. Neyse bahaettigim cift millete kulagini tikayip evlendi,uzun yillardir mutlu evlilikleri var. Belki disardan bakanlar bu guzel kiz bu oglanda ne bulmus diyorlardir. Ama kismet o ki, ikisi de kendilerini zayif ve umitsiz hissettikleri bir donemde yakinlasiverdiler.

            Kizlarin kendilerini kaf daginda gormesine gelince; insanlar kendilerine istedikleri degeri verir beklentilerini yukari cekebilirler, bu illaki kibir degildir. Malum hadisedir zeynep ve zeyd( r.a.) efendilerimizin evlilikleri. Zeynep validemiz kocasini kendine denk bulmuyordu.ona gore o ancak bir peyg. Hanimi olabilirdi. Nitekim rasulullah ona bir kismet oldugu haberini gonderdiginde, rasulullahin onu kendisine isteyecgini zannetti. Zeyd i duyunca Hayal kirikligi yasadi ama karsi gelmek istemedi. Evlilik suresincede aralarindaki sosyal-ekonomik farki kocasina ister istemez hissettirici tavirlari oldu.bunu bir arkadasimla konusurken bana dedi ki” Ben Boyle buyuk sahsiyetleri, hepten nefsini temizlemis hic Boyle seylere takilmaz zannederdim. Bu durum garibime gidiyor.” Halbuki bunda garip birsey yok. Hepimizin tercih ve tavirlari kendine ozgudur.

            Nefsini en iyi terbiye eden rasullahtir. Rasulullah icin bile ayeti kerime “..bundan Boyle guzellikleri hosuna gitse de artik kimseyle nikahlanma” buyuruyor. ” dindarligi hosuna gitse de” buyurmuyor. Demek guzelligin tercih sebebi olmasinda bir beis yok.

            Yine rasulullahin hanimlarindan biri once savas esiri olarak bir sahabinin payina duser. Oradakiler bu babasi yonuyle asil bir kadindir, peygambere verilmesi daha uygun olur derler.ve bu anamiz sonradan Rasullulah ile nikahlanir. Demek maddiyat/guzellik/asalet aramayalim melek olup ucalim diye birsey yok.insanlarin tercihlerine Saygi gosterecegiz.

          • hanne diyor ki:

            Cevap kısmı burda vardı kusra bakmayın. gülpembe hanım bende geç evlilik yapmış biri olarak bile nedense fatih beye katılıyorum ama istisnai durumlar olabilir. geçenlerde ablam dediki arkadaş kriterlerini sordu hem kardeşi hem kaynı boşanmış (artık o kadar çoğaldıkki seçenek şansımızda varmış ne güzel) dedim ben düşünmüyorum ama iki arkadaşım var olabilir. annem sen düşünsene dedi. birinin çocuğu yokmuş mesela. iyide dedim benim çocuğum var, nolacak dediler. ben bekarken kimseyi ayırmadan yaşımda geçmemişti dicem ama 25-27 yaşından sonra evlilik düşününce otomatik geçmiş oluyor. boşanmışta olabilir diyordum çocukluda olabilir çocuk annede vs ise. yinede yanımıza gelsin diyordum. ama evli boşanmış birde çocukla bayanın ben bekar bir erkek ile evliliğine nedense sıcak bakmıyorum. erkekler üzerine alınmasın ama erkeklerde sinir daha fazla oluyor maddi yükün altında başkasının çocuğuna bakmak belki daha ağır gelir nefsine. ama kendininde çocuğu olursa benim çocuğumada bakıyor bende onun çocuğuna bakıyım nolur gibi nefsine telkin verebilir. bunun tam tersi kadın için düşünebiliriz. biraz hırçın bir kadın elalem doğurdu ben mi büyütcem diyebilir ama kendininde varsa babası olmadığı halde bakıyor bende onun çocuğuna bi kap yemek versem üstünü yıkasam nolurki diyebilir. bir tanıdığımız vardı kadın 5 çocuklu bir adamla hemde bekarken evlenmiş. Allahın hikmeti bütün doğan çocukları ölmüş teyzenin. amcada öldü geçen aradık teyze yatalak felç olmuş. ve üvey oğlunun evinde yıllardır zaten. böyle istisnai durumlar vardır kadında anneme zamanında kızım allah benim evlatlarımı aldıki belki nefsime uyar bu çocuklara zulum ederim diye ben bunun hikmetini öyle görüyorum demiş. insan nefsi şeytana uymaya müsait heleki çevredeki şeytanın uşakları insanları doldurmaya daha müsait. konu ayrıntılı olarak biraz uzar ama bencede ve ben boşanmış olduğum halde bekar bir erkekle helekiii türk toplumunda evliliğin kolay olmayacağına inanıyorum. belki yaşı büyük hiç evlenmemiş veya çocuğu olmayacaktır bir rahatsızlığı vardır olabilir dedim. ama heleki kadın boşanmış ve çocukluysa erkeğin tarafı hiç huzur vermez. laf uzadı ama bir örnek veriyim. benim kardeşim evlenmiyor hala yaş 38 oldu. önceden bir kızla görüştü annem gayet memnun oğlum evlencek vs askerdeydi geç gitti. bigün telefonla aradı gidicez abla dedi ama durum bu kız 3 -4 sene evli kalmış çocuğu yok.. o benim saf temiz oğlu için can atan annem o kıza demediği ağza alınmıcak lafları sıralayıverdi. kaderdir kısmettir demedi. burda yazamacağım kadar ağır ithamlarda bulundu. o kadar kızmıştımki anneme. vel hasıl aralarında bi sebepten sorun çıktı tanışmaya bile gitmedik ama eminim kardeşim hala o kızı unutamadı ama anamın tavrını hiç bir zaman unutmam. şimdi dul biri olsa çocuksuz eee oğlum seviyorsan bize laf düşmez der çünkü yaş 40 a geliyor ve evlenmiyor. büyük konuşmamak lazım ama yinede bazı şeylerde denklik arasak iyi olur gibi geliyor bana. selam ve dua ile.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Ben denklik açısından yazdım birbirlerini daha iyi anlarlar diye ki benim de elimde mutlu örnekler var. Tek sıkıntı şu. Bir hanımın ilk kocasına muhabbeti farklı oluyor. Bunu aşması lazım psikolojik olarak. Yoksa kalan kısımlarda size katılıyorum.

            Gülpembe Hanım.

            Size katıldığım nokta şu önceden de yazdım. Kişi nasıl isterse öyle yaşar kendi tercihi bize ne… Ancak ben genel kızlarımız için diyorum. Kimisinin burnu havada oluyor. Bu dünyanın heryerinde kibirdir. Şu var yine banane. Verdiğiniz örnek bilgi almamız açısından çok güzel ama konumuzla alakası yok. Bir kadın elbette dengini ister hakkıdır ama yanlış tartarsa bu da kibir olur. İsteyebilir mi isteyebilir özgür iradesi var sonuçta ancak kırklı yaşlara gelince de niye bekar kaldım demeyecek. Benim hayatım benim kararım diyecek, evcil hayvanı ölünce şehrin ortasındaki evinin önündeki parka onu gömmek için beledeyiyle kavga etmeyecek.

            Teknik olarak bakarsak evet kavga etme özgürlüğü var diyebiliriz…

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            İncinmedim kuru deyince aklıma turşuda geldi. :) Ben sebeplerden sorumluyum sonuçtan değil. Yapacak birşey yok bazen olmayınca olmuyor. Zaten yurtdışına sıcak bakmaya başladım hoş aynı dili konuştuğum insanlarla anlaşamıyorum farklı dilde nasıl anlaşırız orasıda meçhul. O zamanda bu adam beni anlamıyor diye yorum yazarım. :)

            İnşaAllah anlaşabileceğimiz insanla karşılaşırız bazen çok yorulduğumu hissediyorum. İnsan nasibini bulana kadar kırk kapıdan geçermiş benim kapı kapalı sanırım. Süleyman beyin farklı versiyonuyum. Ben size hem bu konuyla alakalı başka bir durumu danışmak istiyorum. Sizin daha önce görüştüğünüz kişi eğitim alanındaydı mesleğine etkileri olmuş mu bu durumun yada dışarıdan belli olacak durumu var mı hareketlerinde bende bazen eğitim yada dini konularda iyi yetişmiş kişilerle görüşsem de ruhsal olarak sözleriyle eylemleri uyuşmayan insanlara rastlayabiliyorum tamam dindar ama evliliğin sorumluluğunu alacak kapasite yok bu durum zaman zaman bende aynı durumları tekrar mı yaşayacağım yine aynı sebepler gibi kaygılara itti. Smy hanımın yazdığı durumlar. İşin garibi dini yaşantı konusunda disiplinli olmayıp evlilik konusunda kararlı ciddi insanlar karşınıza çıkabiliyor duruşuyla güven veriyor lakin eksik. İki yakamız bir araya gelmiyor. :)

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm,
            Bahsettigimiz rahatsizligi bana o bey kendisi soyledi, cok fazla gizli tutmadi. Bu yuzden gecirdigi gecici sureli hafiza kaybinin egitim hayatini sekteye ugrattigini biliyorum. Bir sure ara vermek zorunda kalip tedavi gormesi gerektigi icin. Fakat sonra toparlanip egitimine devam ettigini ve tedaviyi de biraktigini iyilestigini soyledi. Ama benim okuduklarima gore bu rahatsizliktaki manik ve depresif ataklarin rutin bir tedavi ve kontrol edilmedigi takdirde tekrarlayacagi yonunde oldugu icin tereddur ettim.
            Bununla beraber eger soylemeseydi, detayina vakif olmadigim ve sadece unlu hastaligi seklinde tabir edildigini bildigim bir hastalik oldugu icin bdn hareketlerinde bir gariplik gormezdim. Yani gayet duzgun konusan, kendini cok iyi ifade eden bir insandi. Yalniz su var ki, Meryem hnm a soyledigim gibi cok fazla ve seri konusup, konusurken daldan dala atlama hali vardi. Ama tabi bunu karakteristik bir ozellik olarak da tanimlayabilir insan ve ben de konuskan insanlari sevdigim icin bunu pek sorun etmezdim ilk etapta bilmeseydim saniyorum. Hatta heyecanimi ve utancimi yenmeme yardimci da oldu. Fakat oyle ki ben sorgu melegi gibi sadece soru soran durumda kaldim. Cunku aldigim cevaplari dinlerken basim donuyordu, hic teklemeden ve yuksek bur performansla konusabilen biriydi. Bunun da bipolar bozuklugun manik doneminde rastlanan bekirtilerden biri oldugunu okuyunca ister istemez bagdastirdim. Bir de yuksek ego ve surekli savunma psikolojisi ki ortada savunmayi gerektirecek bir taarruz yokken dahi tetikte bekleme hali.
            Bununla beraber evlilige cok istekli, kararli olusu, siir ve edebiyata cok duskun olmasi ve yetenekli olusu, yazi ve sozel manadaki kabiliyeti hosuma gitti cunku ben de sanatsal degerlere onem veren ve bundan zevk alan bir insanim. Ancak bunu da incelerseniz zaten bu rahatsizligin yine bir belirtisi zihnin cok hizli calisip uretkenligini artirmasi. Coskun ve uc noktadaki duygulanmalar. Yani manik donem eglenceli olabilir bir sure fakat asiri hallerde onun da tehlikeleri olabiliyormus. Ben ise kisiliginden mi yoksa rahatsizliginin kalici bir tesiri mi bilmiyorum ama asiri ozguven, cesaret, yuksek bir ego oldugunu konusurken farkettim.
            Ancak depresif doneme dair okusuklarim beni daha cok tedirgin etti.
            Normal hayatinda ise aktif, egitime dair oldukca ozverili, cesitli projeler ureten ve caliskan bir kisilik. Sosyal yasamina pek olumsuz tesiri olmamis olmali cunku olsaydi duyum alirdim.
            Size ise tavsiyem su ki, evleneceginiz kisi farzlara dikkat ediyorsa, dini degerlerinize saygiliysa ve size bu konularda mudahale edecek biri degilse, evlilige bakisi ciddiyse ve kararliysa, ahlaken de hosunuza gidiyorsa kul hakkina haram ve helale elinden geldigince ozen gosteriyorsa cok detaya takilmayin. Yani cok takvali olmaz belki ama potansiyeli vardir siz de kinetize edersiniz. Beraber tekamul edersiniz. Erkegin iyi bir imam olmasi cok onemli ama imamliktan kastim reislik, ciddiyet ve vakar, en onemlisi de adalet. Adaletli ve imanli bir insan olursa, itikadi da duzgun olursa cok teferruata dusmeyin. Tabi nacizane tavsiyem bu.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Anlattığınız gibi bende bazı durumlar anlatılmasa yada tanımak için biraz sorgulama yapmasam tanıyamam kişiliği aceleci yada çok detaylı düşünüyor diye aldanabilirim.

            Zaman zaman hepimizin anlam veremediği durumları olabilir bazen sevinçli bazen kederli hatta 5-10 dk içinde dahi bu duygu durumu değişebilir ama uç noktalarda olunca yada karşınızdaki insanı çözemediğinizde yoruluyorsunuz bu hormanların belirli zamanlardaki değişikliğine benzemiyor o geçici deriz.

            Birde benim gibi zihniniz olumlu yada olumsuzdur artık oda önemli değil en azından kararı nedir nasıl biridir dürüstçe sonuca varılsın dediğim için süreçlerde yoruyor. Bir veriyi gönderdin sonucu ekranda çıksın ama öyle olmuyor.

            Şunu farkettim ki çok fazla aday yada görüşmeden sonra benim dindar adaylarla frekansım uyuşmuyor. Ciddi söylüyorum çoğu noktada dindardır şu noktaların olması çok iyidir dediğim kişilerle başta çok iyi uyum olsa da sonu gelmiyor. Ve bu konulara meyili olmayan kişilerle kriterde anlaşamadığım halde evlilik bir kadınının dilini anlama konularında uyuşma var. Meryem hanım’a denk gelen örneğin zıttı nazik olmaları size saygılı olmaları.

            Çok takvalı arayışım olmadı benimde çevreden dolayı imtihanım olduğu için benimle aynı durumları yaşamış yanlışı yanlışları görerek öğrenmiş biri. Birbirimizin kusurlarını güzel niyetle düzelteceğimiz biri.

    • mustafa _/) diyor ki:

      Sümeyye hanım, ben de tersini yaşadım. Bu saydıklarınızı dile getirdiğim için görüşmek istemeyen hanımlar oldu.

      • Sennur diyor ki:

        Sayin evli dul , rumuzunuz bana evli olup ta hayatı paylasmayan, Hayati vd sorumluluklari tek başına sırtlarında taşıyan kişileri hatırlattı . Biliyor musunuz , bu tarz kişiler de toplumumuzda çok var. Resmen evli ,ancak evliligi tek kişi götüruyor.Rabbim ümmeti muhammede selamet versin inşallah. Üzerindeki sorumlulugu bilen nesiller yetiştirme gücünü de .bir de aza kanat edip evlenmiş , ancak huzur bulamayip genç yaşta tekrar bekar kalanlar var . Ve toplum hızla bu yolda ilerliyor, bizlerin de canını böyle bir durum ile karşılaşmak acıtıyor .

        • Evli dul diyor ki:

          Ne diyelim, hayat hepimiz için bir imtihan, Rabbim hayırlı evlilik yapmak isteyenleri hayırlı insanlarla karşılaştırsın..

      • Sümeyye diyor ki:

        Siteye uğramayalı yorumum altında birçok yorum birikmiş. Her yorumu tek tek okudum. Şu sonuca vardım ki herkes kendi penceresinden bakıyor dünyaya. İş böyle olunca birbirimizi kolayca yargilayabiliyoruz . Kimse sinanmadiği günahın masumu değildir diye bir söz geldi hatırıma. Ne alaka diyebilirsiniz. Demem şu ki kimse yaşamadan bilemez. Dışarıdan talipleri burun kıvıriyor diye düşündüğünüz insanların karşısına nasıl insanlar çıktığını bilemezsiniz. Sayı olarak fazlaca kişi ile evlilik görüşmesi yapmış olsam da geriye dönüp baktığımda,” acaba şu kişi ile evlense miydim?” dediğim hiç olmadı
        . Ne aradığını bilmek önemli bir husus.Kafa denkliği,kalp denkliği , ailelerin uyumu, hayat görüşünün paralel yahut paralele yakın olması aradıklarım. Bu doğrultuda da kavli dua edip köşeye çekilmiyorum da. Fiili dua mahiyetinde her talibi değerlendiriyorum. Ancak olmayınca olmuyor. Demek ki vakti var. Bu gerçeği de göz ardı etmemek gerek. Allah c.c. ayetinde “Kalpleri birbirine ısındıran yalnızca Allah’tır” buyurmuyor mu ? . İşte bu ayet gönlümü ferahlatiyor. Ben kul olarak cüzi irademle üzerime düşeni yapayım gerisi Külli iradenin taktiri. Şimdi tüm bunları neden yazdim? Çünkü yaşı geçmiş “kiz kurusu” diye tanımladığınız hanımları tanımadan,yasantilarini bilmeden yargılamayın. Türk toplumu standartlarına göre evlilik için geç kalınmış bir yaştayım. Tanıştığım hanımlar seçici olduğum,standartlarım yüksek olduğu için evlenmedigimden dem vuruyor. Nedense böyle bir kanı var. Oysa ben standartlarımi kişinin karakteri,manevi hayatı, ailesi gibi değerler üzerine oluşturdum. Hiçbir beyefendiye evi,arabası, birikimi olup olmadığını sormadım. Bu hususlar ilgi alanıma girmedi. Kalplerin ortak atmadığı,keyifli muhabbetlerin yapılamadığı,arada saygının olmadığı bir yuvaya ev ,araba ,para mı mutluluk getirecek ?
        Nisa Hanım maddeler halinde yazdıklarınıza katılıyorum. İnşallah hayırlı şükür dolu bir evlilik yaparsınız. Burası Dünya, imtihan mekani. Kimbilir belki bizler de bu şekilde imtihan oluyoruz. İmtihanında muvaffakiyete erenlerden olalım inşallah.

        • .../nisa diyor ki:

          Sümeyye hanım,

          Güzel dualarınız için Allah razı olsun teşekkür ederim bilmukabele Rabbim bütün bekarlara hayırlı yuvalar kurmayı nasip eylesin.

        • Evli dul diyor ki:

          Çoğu evliliklerde, baştan olanlar dünya gailesi içinde zamanla yitip gidebiliyor maalesef. Aynen dediğiniz gibi eşimle kalplerimiz ortak atmıyor, keyifli muhabbetlerimiz yok denecek kadar az, saygıyı yitirdiğimiz zamanlar da oluyor, ev, araba, para da hiçbir mutluluk getirmiyor. Anlaşılan o ki bu da evlilerin imtihanı. Herşeye rağmen, eşimle evli olmayı diktatör babamın evinde olmaya tercih ederdim, ediyorum.

          Çin atasözüydü sanırım; evlilik dışarıdakilerin içeri girmeye çalıştığı, içeridekilerin de dışarı çıkmaya çalıştığı bir kale gibidir.

      • Sümeyye diyor ki:

        Mustafa Bey işte herkesin durumu farklı farklı. Umarim gönlünüze göre hayırlı bir eş bulursunuz.

  3. Firat diyor ki:

    Size olani kivirmadan soyleyeyim,
    Eger erkek psikolik hasta değil ise, bosanmalarda %90 oranda kadin sucludur, sebebide feminizm hastaligina dücar olmalari
    Musluman kadinlarimiz bile malesef bu rezilligin pencesindeler,
    Erkek kadina feminist dediginde kadin erkege diktatör zorba zalim diyor.
    Kivirmaya boyle ordan burdan entel dantel yazi alintilamaya hic gerek yok.
    Muslumaniz kuran ve sunnet acik bariz ortada, Rabbimiz kadin erkek iliskilerini belirtmis, efendimiz aciklamis ornek olmus. Hukum boyle acik olarak ortada iken kadin da erkek de kendilerini bu dogrultuda tartar ise durum ortaya cikacak ve cozumun bulunabilegi kanaatindeyim.

  4. Muhammed Numan diyor ki:

    Birisi Hadisleri reddetmek ve peşinden de ayetleri inkar edip mürted olmak yoluna kadar yönelerek bir yorum yazmış.

    islamiyetten önce bir bez kadar değersiz olan kadın, islamiyet nuruyla baştacı, gelincik çiçeği, ayaklarının altına cennet serilmiş, bereket sayılmış..

    anlaşılan islamiyete olan kininiz gözlerinizi kör etmiş

  5. Merve Ç diyor ki:

    Arap erkeklerin kadınları köleleştirmek için uydurduğu hadislere değil sadece Allah’ın söylediklerine inanmanız gerekir.Erkeğe kölelikten Allah’a kulluk etmeye fırsat kalmıyor tabi.

    • ibrahim diyor ki:

      arap erkeklerin uydurduğu hadisleri ayırt etmek size,bize kalmadı herhalde.
      hani işe gelmeyen bütün hadislere uydurma diyen bir zihniyet oluştu malesef.

      • Merve Ç diyor ki:

        Ayırt edemiyorsanız hiçbirine inanmayın.Kuran’ı tercüme edenlere ve yorumlayanlara da güvenmiyorum.Erkekler sürekli kendilerini yüceltme peşindeler!Müslümanlarda olması gereken tevazuyu çoğu erkekte hiç göremiyorum.İslamiyetten uzaklaşmamak işten değil.

        • Feyza diyor ki:

          Merve hnm., sizinki gavura kizip oruc bozmaya benziyor. Bu gibi tartismalara prensip olarak girip uzatmayi sevmiyor ve karsi taraf acisindan sakincali buluyorum. Fakat uydurma zannettiginiz hadis-i serifleri reddediyorsunuz da ayet-i kerimeleri nereye koyacaksiniz? Dikkat edin ve kufre dusmeyin. Tehlikeli bir noktaya gelmek uzeresiniz.

          • semamarasli diyor ki:

            Merve Ç hanım, yorumunuzu feminizmin kadınları getirdiği noktaya dikkat çekmek için onayladım. Önce hadisleri reddediyorsunuz sonrada ayetleri beğenmiyorsunuz. Sizin Arap erkekleri dediğiniz sahabe-i kiram efendilerimizin hepsi bizim için değerli ve onların naklettiği hadislere de itimat ederiz. Siz dini konuda ahkam kesmeyi bırakıp içinizdeki öfke ile yüzleşin. Babanıza mı, sevgilinize mi yoksa kocanıza mı? Evli misiniz bekar mısınız bilmiyorum yalnız bu öfke ile yüzleşmezseniz sizi dünyada yer, korkarım ahiretinizi de tehlikeye atarsınız. Kendi halledemediğiniz problemi bütün erkeklerin üstüne atıp rahatlayamazsınız.

        • vaha diyor ki:

          Merve Hanım erkekler için mi? İslamiyeti seçtiniz ki? Erkeklere kızıp İslamiyetten Uzaklaşıyorsunuz.
          Siz Hiç zenginlere kızıp paradan uzaklaşan birini duydunuz mu?Lütfen içinizdekini bize mal etmeyiniz..

    • Yahya diyor ki:

      Ne kadar komik ve tezat değil mi?
      İslam öncesi Arap yarım adasının tarihini hiç okudunuz mu?
      Kadına yapılan muameleyi? Kadının, kadın dışında her şey olduğunu?
      Biraz google da falan araştırın. Sonra tekrar gelin arap erkeklerinin uydurduğu hadisleri tartışalım.

      Bence bunu da boş verin; bu devirde kadınlar bize yeterince hizmet ediyor. Evde karımdan görmediğim hizmeti şirkette görüyorum. Günümün en uzun ve en verimli saatlerini şirkette geçirdiğimi düşünürsek :)

      • Merve Ç diyor ki:

        Evet ben de aynı arap kültürünün islamiyeti etkilediğinden bahsediyorum.

        • Nazif diyor ki:

          Merve Hanım,

          Bilgi eksikliğinden,tecrübelerinizden, sıkıntılarınızdan etkilenmiş olan Kişisel düşüncelerinizi mutlak doğrular gibi insanlara sunmayın. Hadis ve ayetler hakkında ahkam kesmeden önce dikkatli olun. Mazallah bir söz sizi Allah indinde asilerden kılabilir.

    • Yahya diyor ki:

      Arapları şekle şemale sokan İslamdır.
      Arapların kadına olan kötü ve çirkin muamelesini düzelten İslamdır.
      Kısacası Araplara yaşamasını öğreten, hayatı öğreten İslamdır.
      (sadece Araplara değil tabii ki…)

      “Cennet annelerin ayakları altındadır” gibi ve benzeri hadisleri siz nasıl Arap uydurması diyebiliyorsunuz?

    • .:. diyor ki:

      Kendinizi tanitsaniz. Istediklerinizi yazsanız.

      Sizce olmasi gerekenleri soylesiniz.

      Biz de sizi daha iyi anlasak.

    • Uğur diyor ki:

      Sayın Merve Ç., Kur’an’ı çevirenler gerçekten de bazı âyetleri düzgün çevirmiyorlar, ama sizin sandığınız yönde değil, tam tersi yönde. Kur’an boyunca erkeklerin önceliği ve kadınlar üzerindeki geniş liderlik hakları güçlü bir şekilde farz edildiği ve vurgulandığı hâlde, birçok çevirmen bazı âyetleri değiştirerek çeviriyorlar ki feminist kadınlar kızmasın.

      • ... diyor ki:

        Dücane Cundioğlu’nun güzel bir söyleşisi vardı. “Darabe” kelimesini anlatmak için. Bazı hocaların kadınlara dayak atılması hususunu anlatabilmek için elin içiyle vuramazsın yumruk atamazsın şurasına vuramazsın gibi açıklamaları. Kadınların geçimsizliklerini düzeltmek ve boşanmadan önceki yapılacak tavsiye edilen uygulamalar. Günümüzde sanırım bu kadınlara değil erkeklere yaptırım olur.

        Yıllardır kuranı kerim üzerine, tefsir mealler üzerine araştırmalar yaptığını kuranı kerimde geçen kelimeleri ve etimolojisini incelediğini beyan eden Dücane Cundioğlu kuranı kerim okumakla anlaşılamaz dedi yani bizim yaptığımız mushaf okumak ve tefsirlerden meallerden tercümesini alimlerin yorumlarını okumak. Hiçbir zaman sahabenin anladığı ve Peygamberimizden bizzat görerek tatbik ettikleri sünnetleri biz tam anlamıyla anlayamayız çünkü bize gelen bilgi nakil yoluyla gelen bilgi.

        Allah bir şeriat koymuş bizim fıtratımızı bizden daha iyi biliyor bunu hayatta uygulayabilmemiz için kitap ve peygamber göndermiş. Kocasına itaati doğru anlayan bir kadın kendisini köle olarak görmez sanırım. Tabiki erkeklerin de kavvamlığı doğru anlaması

  6. gulpembe diyor ki:

    Annemle babam hic kavga etmezler; nadiren babamin fevri cikislari olur annem cevap vermezdi. Kisa zaman sonra babam sirinlikler yaparak annemin gonlunu almaya calisirdi. Espriyle laf carpip , annemi guldurmek suretiyle sirinlikler yapardi diyorum, cunku ya ozur dilemeyi bilmezdi yada gurur yapiyordu.

    Ben kari-koca gecimi denen seyi ablamlar evlenince farkettim. Okul ve is dolayisiyla zaman zaman evlerini ziyaret ediyordum, evlilik durumlarina diger aile uyelerinden daha cok sahittim. Gordum ki,farkli farkli durumlarda ablamlarin haklari yeniyor, gonulleri incitiliyordu. buna ragmen bisey olmamis gibi davranan, coluk cocugu biarada tutmaya calisan, annemlere caktirmamaya ugrasan yine onlardi. Tabiki ben sessiz kalmiyordum, yaptiklari haksizliklari yuzlerine soyledigim enistelerimle cata cat tartisiyorduk. Biri mektebli biri medreseli hocalik gecmisleri olmasi itibariyle de yaptiklarinin “Kuran ahlaki”nda bulunmadigini belirttigimde ; haksizliklarini savunacak cevap bulamayanlarin yaptigi gibi alistigimiz refleksi veriyor, bana feminist oldugumu soyluyorlardi. Unlu bir kadinin dedigi gibi “hicbir zaman feministin ne demek oldugunu anlayamadim, ama ne zaman beni kapi paspasindan ayiran birsey soylesem,bana feminist dediler”:)
    Ne var ki;super bir feminist oldugumu iddia edip, yapacagim evlilikde bana basarili olma ihtimali vermeyen enistelerim, beni arkadas yada akrabalariyla evlendirmeye calismak gibi bir celiskiden de geri durmuyorlardi, yada celiski demeyelim, kurtulmak istedikleri insanlara beni musallat edip, kafalarini rahatlatmak da istemis olabilirler:) -isin sakasi tabi,enistelerim beni cok severler, bende onlari severim ,o ayri-

    ablamlar ise butun erkeklerin ayni oldugunu(sinirli, basina buyruk,sabit ve kati fikirli, istedigi gibi “kirip doktukten” sonra “ortaligi” kadinin toplayip fedakarlikla herseye ragmen yuvayi tutmasini bekleyen insanlar olduklarini) dusunuyor , feminist ayaklari birakip hayal dunyasindan cikmam gerektigini,yoksa benim icin baska gezegenden bir koca bulmak zorunda kalacaklarini soyluyorlardi.

    Ben de yazida bahsi gecen 10 yasindaki cocuk misali”menim kocam ole olmiycek abla, de mi abla, olmiycek olmiycek de abla”moduyla husnu zan yapmaya calissam da, bana dikte edilen onyargilarimi oyle koruyordum ki, bir gun nisaliyken esime “kavga ettigimizde nasil tepkiler verirsin?”diye sormustum, o da “ne kavgasi , biz hic kavga etmicez ki” demisti, ben de “ vah garibim kiminle evlendiginden haberi yok” diye icimden ona uzulmustum :))

    gelgelelim, ablamlar benim icin baska galaksiden bir koca bulamadilar, ama Allah bana haniminin hak ve ozgurluklerini hanimindan daha cok koruyan ve savunan , esini Allahin emaneti olarak goren durust bir koca gonderdi ve onu hakli cikardi; “biz hic kavga etmedik.” bununla ilgili yillar evvel bol imla ve anlam hatali alalecele bir yaziyi ”sevgili kocam” basliginda siteye gondermistim.
    http://www.cocukaile.net/sevgili-kocam/

    Sadede gelirsek, bana gore yazidaki maddeler yada yorumlardaki genel kanaat bir feministi tanimlamaktan ziyade , psikozlu, travmatik bir ruh halini, yada edep konusunda eksikikleri olan insanlari veyahut kotu kalpli kisileri daha cok tanimliyor. Bu insanlar feminist olabilirler de olmayabilirler de. Esas karmasiklik bir felsefenin siyasallasmaya baslamasiyla ortaya cikiyor. Islamci siyaset, feminist siyaset dedigimizde ilk kelimeler, kendilerindeki albenili ifadenin arkasina siginilarak somuru sistemine vatandasi ikna etmek icin duzenlenmis bir istismar aracina donusuyor. Oysa feminist yada degil her saglikli insan hakverir ki, kadin yada erkek insan olarak ayni sevgi ve saygiyi sonuna kadar hakediyor.

    • semamarasli diyor ki:

      Gülpembe hanım, bence siz feminist değilsiniz feminist taklidi yapıyorsunuz:)
      Zira siz yıllardın bu siteyi takip ediyor yorumlara katılıyorsunuz, gerçek feminist olsaydınız bu sitede bu kadar kalmazdınız, katılmazdınız.

      Sizden çok asıl feminist ablalarınız gibi geldi bana. Demişsiniz ki

      “ablamlar ise butun erkeklerin ayni oldugunu(sinirli, basina buyruk,sabit ve kati fikirli, istedigi gibi “kirip doktukten” sonra “ortaligi” kadinin toplayip fedakarlikla herseye ragmen yuvayi tutmasini bekleyen insanlar olduklarini) dusunuyor , feminist ayaklari birakip hayal dunyasindan cikmam gerektigini,yoksa benim icin baska gezegenden bir koca bulmak zorunda kalacaklarini soyluyorlardi.”

      Feminizm dediğimiz şey tam da bu aslında. Kendi hatalarını görmeyip bütün erkekleri toptan kötü ilan eden zihniyet. Allah eniştelerinize yardım etsin.

      Anladığım kadarıyla beğendiğiniz için yorumun içine aldığınız bir feministin sözü gülücükle aktarmışsınız:
      “Unlu bir kadinin dedigi gibi “hicbir zaman feministin ne demek oldugunu anlayamadim, ama ne zaman beni kapi paspasindan ayiran birsey soylesem,bana feminist dediler”:)

      Çok ilginç. Feminizm olmasaydı Müslüman kadınlar kapı paspası mı kadın mı olduklarını anlamayacaklar mıydı? Ne demek istediğinizi anlayamadım.

      Evlilik hayatınızda mutlu olduğunuzu anlatmışsınız. Kocanızı çok takdir ettim. Umarım o da sizin kadar mutludur.

      • gulpembe diyor ki:

        Sema hanim , beni feminizmden akladiginiz icin cok sagolun. ben feminist siteleri de takip ediyorum, oradan gelenekci diye kovaliyorlar buradan da feminist diye, onuncu koye muhtar edecekler galiba:)

        ablalarimin kendi hatalarini gormediklerini soylemedim, elbette esleri gibi onlarin da hatalari var, dikkat etmeye calisiyorlar;ama siz sadece enistelerime uzulmeyi tercih etmissiniz, yine erkekleri tutmussunuz gozumden kacmadi:)

        bahsi gecen kadin, kapi paspasi misali sessiz, kendi halinde ve sadece beklentilere cevap vererek kalirsam sorun olmuyor ama ne zaman bir birey olarak fikrimi, farkimi belli etmek istesem insanlarin gozunde problem/feminist oluveriyorum, demek istemis.

        kocamin mutlu olmasina gerek yok, ben o kadar fedakarim ki onun yerine de mutlu oluyorum..saka… ben de onun bir dedigini iki etmem, azicik yuzu asilsa canim sıkılır.
        sevgi ve saygi karsilikli, o da mutlu elhamdulillah..

        • Yahya diyor ki:

          Gulpembe hanım,

          Sizin kişiliğinize, fikirlerinize, değerlerinize vs. önem verilmemesi veya küçümsenmesi bizim ülkemizde yaygın olan bir şey değildir.
          (sizin derken, şahsınıza hitaben değil…)
          Bunlar bireysel uygulamalardır. Fikir beyan ettiğinizde size sen karışma, senin aklın yetmez; sonra bunu “sen feminist olmaya başladın” gibi ifadeler ile savunmak tamamen o kişiye münhasır davranışlardır. O kişinin karakteridir bu… hırsızlık gibi, yalan gibi vs.

          Ataerkil ailelerde bile bir karar alınacağı zaman şakayla karışık “bir patrona soralım”, “iç işleri bakananına soralım” gibi ve benzeri ifadelerle hanıma veya ev halkına evin reisi sorar.
          Benim izlenimim Anadoluda bu böyledir.
          Kadına gidip bir fikir sorduğunuzda veya karar vermesi istenildiğinde almış olduğu edep gereği “ben bilmem beyim bilir” der. Bu kültür, bu edep maalesef batıda veya büyük şehirlerde yok oldu yerini iktidar kavgası aldı.

          Bırakın fikir beyan etmeyi, nasihat etmeyi vs.; kadın benim dediğim olacak diyor, erkek benim dediğim olacak diyor ve kavgalar başlıyor.
          Esas feminist duruş bu…!

          Netice olarak,
          öylede olsa böylede olsa, akıllı bir kadın her istediğini erkeğe yaptırır!
          Bunun tek istisnası; maddi imkansızlıklar, o kişinin yeteneğinin olmaması v.b. durumlardır.

          • Gulpembe diyor ki:

            Ben de yaygin oldugunu soylemedim ” bazi ” dedim. Yazdiklariniza katiliyorum.

      • Uğur diyor ki:

        Sema Hanım, bu yorumunuzla paralel olarak, şunu ifade edeyim ki feminizm altında erkek çalışan olmak en zoru. Allah kimseyi bu feminizm zamanında kadın ve kız iş arkadaşlarının mobingine uğratmasın. Satın almak istediği arabayı espirili bir dille anlatarak madde-perest kadınlar ve kızları eğlendiren bir erkekseniz başlarının tacısınız. (Zira kadınlar genelde maddecidirler, şöyle ki hep eşya satın almak isterler ve daha idealist olma ve fikirlerle ilgilenme eğilimi taşıyan biz erkeklerin aksine hep paraya ve mala ilgi duyarlar. Bu onların biraz da fıtratındadır, “hayatta kalma stratejisi”dir, ama fazla ileri vardırırlar.) Ama onların zât-ı şahanelerini eğlendiremiyorsanız, vay hâlinize. Sırf erkek olduğunuz ve onları eğlendiren şaklaban ve çekici erkek olamadığınız için sizi işinizden kovdurmaya bile kalkarlar.

    • Yahya diyor ki:

      Gulpembe hanım,

      Kopyala yapıştır yapan insanlara kızıyorum biraz. En azından kaynağını vs. biraz araştırsalar keşke…

      O sözün doğrusu:
      “I myself have never been able to find out precisely what feminism is: I only know that people call me a feminist whenever I express sentiments that differentiate me from a doormat (or a prostitute).”
      – Rebecca West

      Tercümesi:
      “Ben hiçbir zaman feminizmin ne olduğunu anlayamadım. Ancak şunu biliyorum ki beni kapı paspasından (veya hayat k.) ayıran duygularımı açıkladığımda insanlar bana feminist dediler.”

      Gelelim ne anlama geldiğine; genelde bu parantez içine aldığım kısmı insanları incitmesin diye çıkarırlar. Halbuki bu kadın feministtir ve sağlam feminizm savunucularındandır. (ilave olarak; yazardır, dinsizdir)
      Kapı paspası ile ifade etmek istediği ise sessizlik, sakinlik ve kendi halindelik değildir; ayaklar altında çiğnenmesidir ve parantez içerisindeki kelimeyi de cümleye katarsanız anlam dahada pekişir.

      Bu açıyla, söyleminizi tekrar düşünmeniz ve değerlendirmeniz daha doğru olacaktır.

      • gulpembe diyor ki:

        erkek, kadinin gecimini saglama karsiliginda kadindan da fitri,sosyal ihtiyaclarini gidermesini bekliyor. buraya kadar iyi anlasiliyorlar,ama kadin idari konuda fikir belirtmek istese, hayati hakkinda bazi farkindaliklari ortaya koymak istese erkek tarafindan bir direnisle karsilasiyor, ve erkek ona artik yeterince iyi olmadigini feministlestigini soyluyor.
        zaten kadinin kisilik ve fikilerine kiymet vermeyen insanlara gore kadinin kendini gecindirmek icin bir evlilige kapak atmasi, af buyrun resmi h. kadinligi olarak goruluyor.

        turkiyedeki bazi kadinlara sormak lazim, nikahlarinin resmiyette var olmasi onlarin kocalari karsisinda onurlu hissetmelerine yardimci oluyor muymus?yoksa kapi paspasi gibi hissettikleri zamanlar daha mi cokmus?

        • yusuf diyor ki:

          Gülpembe Hanım, Şu ifadeleriniz bizim içinde büyümüş olduğumuz kültür geleneğine göre çok ağır olmuş “zaten kadinin kisilik ve fikilerine kiymet vermeyen insanlara gore kadinin kendini gecindirmek icin bir evlilige kapak atmasi, af buyrun resmi h. kadinligi olarak goruluyor.”Lütfen neyle neyi mukayese ettiğinizi tekrar ölçün biçin.

          Erkek maganda ise, kadın kendini h.kadını gibi görüp kendi kendi şerefini,izzetini,gururunu ayaklar altına alması mı gerekir?

          Erkeğin hatası yüzünden kadını benzettiğiniz duruma bir bakın Allah aşkına.Olabilir her kadın kendisine uygun bir evlilik yapmamış olabilir bu evliliğide kendine göre haklı gerekçelerden dolayı sabredip,katlanıp sürdürüyor olabilir.Böyle oldu diye,bu kadına siz nasıl böyle bir benzetme yaparsınız.Anadolu kültüründe buna benzer evlilikler vardır ,şimdi bunu senin dediğin gibi “RESMİ H.KADINLIĞINA” mı benzetelim.Esas bu tip benzetme ve görüşlerle sizler hemcinslerinize hakaret ediyorsunuz

          • Gulpembe diyor ki:

            Bu ifade bana ait degil, ” kapak atma” deyimi dahil bizzat isittigim bir benzetme..
            Kimin ne niyetle ne sartlarda evliligini idame ettirdigi bizi ilgilendirmez, buraya almamin sebebi kadini degil kadina bakisi elestirmektir.

          • Feyza diyor ki:

            Erkegi de ayakli bankamatik karti gibi goren kadinlarimiz var ona bakarsaniz? Kistasimiz ‘bazi’lari uzerinden ise bazi kadinlari da tartisma konusu yapabiliriz. Erkegi sair zamanda kose yastigindan farksiz gorup is maddiyata dayaninca iligine kadar somuren hanimlarin esleri de emin olun kendini nefes alip veren bir bankamatik kartindan degerli gormuyordur. Hatta nefes almasina da firsat kalmaz, fotosentezle hayatini idame ettirirler.

          • gulpembe diyor ki:

            erkek imkani varsa hanimi icin harcamaktan mutluluk hisseder zaten. eger kadin sartlari zorluyorsa erkek durumdan rahatsiz olur ama bu “asagilanma”hissi olusturmaz erkek de, farkli seyler.

          • Feyza diyor ki:

            Ne fark var ki? Kadin da kocasini severse zaten bu dediklerinizi (paspaslik ve digeri) gonul rizasiyla yapar ve zorunluluk hissetmez. Bir erkegin de sair zamanda hicbir konudaki izin ve rizasina saygi gostermeyen, adamdan saymayan, adamin ailesini kulfet goren bir kadinin sozkonusu para olunca kocasina her istedigini aldirmaya calismasi da kisiligine/sahsina dolayli yoldan hakaret degil mi?Sahsiyetini maddiyata indirgemek demek degil mi? Asagilama sadece sozle mi olur? Bu sekilde davranan kadinlarimiz da var sizin orneginizdeki ‘bazi’ erkeklere karsilik.

          • Gulpembe diyor ki:

            Bu sartlarda bile olsa, Erkek esini severse parasininin harcanmasini umursamaz, sevmezse yine umursamaz; en fazla Cana gelen mala gelsin der yoluna bakar. Para nedir ki..
            Simarik karisi adamin parasini yiyor diye adamin gururu mu incinecek?
            Ama bedeninin kullaniliyor oldugu hissi insanin ruhuna en fazla aci veren, onur kiran seydir. Ben bir kiyas yapamadim.

  7. Sadece Fatih diyor ki:

    Sorun aslında salt feminizm değil, feminizmin bir sonraki aşaması da cinsiyetsizlik. Kadın erkek eşitliğinden her fırsatta dem vurup feminizmi savunanlarla girdiğim tartışmaların sonucu hep cinsiyetsizliğe yakınsıyor. Kadının anne olmak zorunda olmadığı, erkeğin liderliğini kabul etmek zorunda olmadığı gibi fikirlerin sonucunda aile kurumunun olmadığı bir toplumu doğacaktır. Kişilerin görüşlerine elbette saygı duymak zorundayız ama aile kurumunun zarar görmesi maalesef toplumu ilgilendiren bir konu olduğundan bizler de elimizden geldiğince fikirlerimizi savunmalıyız.

    Kadınların erkeklerle eşitliğinin sorgulanmasını tek noktadan yüzeysel olarak ele almak çok mantıklı değildir. Bazı hususlarda erkekler karşı cinse göre önde iken bazı hususlarda kadınlar erkeklerden daha öndedir. Elbette bu durumlara aykırı spesifik istisnalar vardır, ancak onlar da tabiatında istisnadır. Feministlerin fikirlerini dikkatli incelerseniz sürekli erkeklerin yapabildiği her şeyi kadınlar da yapabilir savını savunurlar.

    Halbuki böyle bir duruma bence ihtiyaç yoktur.Toplumu, aileyi oluşturan bireyler kendilerine verilen yetki ve sorumluluk dahilinde davrandığında kimse mutsuz olmayacaktır. Bu yetki ve sorumlulukların ne oldukları da zaten herkes tarafından bilinmektedir.

    Ancak günümüzde maalesef Sema Hanım’ın yazısında bahsettiği gibi öyle olduklarının farkında olmayan gizli feministler vardır ve istemeyerek de olsa toplumsal huzuru bozmaktadırlar.

    Yazıda “Yaşasın erkekler, kadınlara zulüm!” denmiyor. Bu sebeple bazı karşıt yorumların arka plandaki gizli feminizmin açığa çıkması olarak yorumluyorum. Erkeklerin haklarına riayet edin demek kadınları ezin demek değildir, aslında kadınların erkeklerinin haklarına riayet etmesi kendilerini de koruma altına almaktadır. Kraliçe olmak istiyorsan kocana köle muamelesi yapmayacaksın.

    Bunlara ek olarak feministlerin fikirlerini dayandırdığı bazı hususların da doğru ve gerçek olduğuna değinmek isterim. Maalesef feministlere bu kadar malzeme veren ve onlara çanak tutan kişiler doğru ahlakla yetişmemiş erkekler. Kadın ev işlerini yapmak zorunda olmadığı halde yemeğin tuzu az diye şiddet görüyorsa, kocası elinde bulundurduğu liderlik pozisyonunu nefsani olarak kullanıp eşine karşı ego vb. yapıyor değerli olduğunu hissettirmiyorsa, cahiliye dönemindeki gibi kız çocukları kısıtlanıp erkek çocuklarına aşırı değer veriliyorsa, o ailelerden yetişen kadınların erkeklere karşı ön yargı beslemeleri maalesef gayet doğal oluyor.

    Kötüden örnek olmaz diye meşhur bir söz vardır. Erkekler yanlış yapıyor diye kadınlar da yapmakta haklıdır diyemeyiz. Bu sebeple özellikle bu tip yanlışlıklara maruz kalmış kadınlara tavsiyem siz doğru ahlakla yetişmemiş erkeklere uymayın. Mükafatını Allah’tan bekleyerek size verilmiş olan anne olma, iyi bir eş olma, evin iç işlerine sahip çıkma gibi sorumluluklarınızı yerine getirin ve mehir alma, evin dış işlerinin yükünün asla size yüklenmemesi gibi haklarınızı da kullanın. Ancak ailenizde eşinizle asla liderlik mücadelesine girmeyin. İsterseniz denemek için bu sorumluluğu alın ancak göreceksiniz ki o yükün altında ezileceksiniz. Diyelim dayanmayı başardınız. Marifet mi yaptınız, elbette hayır, erkekleşen kadınlardan oldunuz. (Özellikle çalıştığım yerdeki gibi erkekleşen kadınlardan :) )

    Yazıda bahsi geçen “büyüyünce ben de o erkeklerden olmayacağım” diyenlerden biri de benim. Kadınlarla tartışılmaması gerektiği, tartışılırsa duygusal şiddete maruz kalınacağı refleksiyle yetişmiş biri olarak geriye dönüp baktığımda aslında farkında olmadan bazı noktalarda feminizme maruz kaldığımı görmekteyim. Sema Hanım’ın önceki yazılarında bahsettiği durum. Bir erkek ya saldırıya geçerek kendini savunur ya da duvar örerek.

    Peki bu bakış açısıyla yetişmiş olmam gerçekten feministlerin iddia ettiği gibi kadınları mutlu ediyor mu? Elbette hayır. Onların duygusal şiddetlerinden çekinip onlarla iletişimi temkinli yapmam onları hiçbir zaman mutlu etmedi tam aksine benimle sağlıklı iletişim kurmalarının önüne geçti. (Mesela iş arkadaşlarımdan bir hanım iş konuşmaya başlarken gerekmediği halde alttan aldığımı fark etmişti ve bu durumu sorgulamıştı.)

    Erkeklerin kendilerini savunmak için kadınlara duvarlar örmesi, feministlerin kadınları yücelteceğiz derken erkekleri yerin dibine sokmaya çalışmaları en çok kime zarar verir, onları değerli kadın okuyucular yorumlasın.

    • Feyza diyor ki:

      Elbette en buyuk zarari her iki cins de once kendine verir Sadece Fatih. Insanin kendiyle ve cinsiyle barisik olabilmesidir mutlu olmanin anahtari. Surekli ait olmadigi bir kaliba kendini sıkıştırmaya zorunlu hissetmek, oyle davranmak, sorumlu olmadigi mesuliyetleri isguzarlik edip yuklenmek ucretsiz hamallik etmeye benzer. Hamallik gibi bir meslegi hobi olarak yapan var midir? Feministlerin yaptigi ve yaptirmaya calistigi aslinda bu, ‘gonullu hamallik.’
      Diger yanda surekli duvar orerek yasamaya calisan bir erkegin durumu da ‘zorunlu insaat isciligine’ benzer. Ne zahmetli bir istir. Ya da en iyi savunma taarruzdur diye surekli bir taarruzda beklemek de her daim yorar insani.
      Feministlerin yalin halindense bu yazidaki gibi kamufle olmus formatta olanlari daha tehlikeli olmali. Cunku yalin halde olanlari ya evlenmez ya da evlense dahi zihniyetini ilen bir erkek ile evlenir. Cunku kimligini gizlememistir. Mutlu olur veya olmaz o ayri konu. Ama en azindan ortada bir magdur erkek degil, kendi dusup aglamayacak bir erkek vardir.
      Fakat kamuflaj kullanan bu kesim ise normal gibi gozukuyor, evleniyor, coluk cocuga karisiyor, evlenecegi erkek ise basina geleceklerden habersiz, ân’i yasayarak edindigi tecrubelerle pisiyor ve sonra maalesef dip tutuyor.
      Bu suna benzer. Kufrunu izhar eden bir kafir ile Musluman gorunen bir munafigin hali gibi, hangisi daha tehlikeli, hangisi azaba daha mustehak?
      O yuzden ya oldugu gibi gorunmeli insan ya gorundugu gibi olmali. Iyi niyetle ettigi hatalarini farkederse donus yapmali, tedavi olmali. Sema hnm.bizim kulturumuzde de
      ataerkil gozuken ailelerde dahi gizli bir kadin hakimiyetinin oldugundan bahsettigi zaman dusunmus ve ona hak vermistim. Demek ki siz de buna maruz kalmissiniz ve direk gardinizi aliyorsunuz. Erkegin de kadinin da kendini surekli baskilamasi mutlaka ilk once kendi ruhuna zarar verir. Ama eminim ki kendinizi huzurda ve guvende hissedeceginiz bir hayat arkadasiniz olursa bu zirhinizi kenara birakacaksiniz, gonullu hamallik yapan bir esiniz olmazsa siz de zorunlu insaat isciliginden kurtulup tulumlarinizi rafa kaldiracaksiniz :)

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Hakimiyet denilince akıllara hep dominantlık durumu gelir ancak duygusal şantajla da kadınlar baskı kurabiliyorlar. Güçleri yeterse davranışlarıyla baskı kurmaya çalışıyorlar, bu şekilde başaramazlarsa da ağlamalarını, duygusallıklarını vb. kullanıyorlar. Ömrümde öğrendiğim en önemli kurallardan biri şudur: Kadınlarla asla tartışmayacaksın! Diğeri de asla laflarına güvenmeyeceksin, çoğu zaman duygularının etkileriyle tutarsız davranışlar sergiledikleri ve bunu inkar ettikleri için yapabilecekleri muhtemel hatalara karşı arkalarını gizlice, onlarla tartışmadan kollayacaksın.

        Biraz cinsiyetçi bir yaklaşım olacak belki ama ben söz dinleyen kadın çok az gördüm. Elbette insanın fikri hür, iradesi hür olacak ama gerektiğinde de fikir almayı tavsiye almayı bilecek. Maalesef feminizm etkisindeki kadınlar bizim aklımız bize yeter, bizim erkekler tarafından, ailemiz tarafından güdülmeye ihtiyacımız yok kafasındalar. Halbuki birisine danışmanın cinsiyetle ne alakası var ki? Kaldı ki özgür iradeleriyle aldıklarını sandıkları ancak çoğunlukla duygularının tesirine kapılıp aldıkları mantıksız kararlar iş hayatında da onları zora sokuyor, sosyal hayatta da.

        Hayat arkadaşı yorumunuza katılıyorum ki elimde örneği de var, ancak konunun uzamasını istemiyorum, çünkü bu yazının konusu değil. Bu amaçla görüştüğüm bir hanım vardı ki sebebini anlayamadığım bir şekilde benim üzerimde baskı kurmak istemesi neticesinde baştan duvar örerek kendimi korumaya aldım ardından olmayacak bu iş deyip bıraktım. Kendisi de bu durumu dolaylı olarak sorguladı, neden karşılık verip üste çıkmaya çalışmadığımı sordu. Cevapsız bıraktım. Aslında cevap çok basit, ben onun hayat arkadaşım olmasını beklemiştim, sürekli mücadele edeceğim bir rakip değil. (Zaten Hanım arkadaşımız da kendisine koca değil köpek arıyordu sanki :) İlk görüşmemizde aşırı uysal birisi olduğumu düşünüp olumlu bakarken sonrasında göründüğüm kadar uysal olmadığımı, benim de kendisi gibi zor bir insan olduğumu söylemişti ki siz erkekler diye başlayan cümleleri de epey vardı)

        • Feyza diyor ki:

          Siz su durumda duvar orerek en iyisini yapiyorsunuz. Erjek olsaydim kesinlikle ben de oyle davranirdim. Hatta kadinlarla olan iletisimimde dahi zaman zaman karsimdakinin sirret bir karakteri oldugunu hissettigim zaman tartismak yerine ben de derhal bu duvari orerek kendimi koruma altina aliyorum. Cunku basedemem veya belki ederim ama kendimi cok performans harcar ve sinirlermi gereksiz yere yipratmis olur, dahasi cok kizdirirsa hakli konumumu haksiz konuma donusturup kendi kendime kotuluk etmis olurum. O yuzden bazi kisilere karsi en iyi savunma sekli bu oluyor. Savunmaya mahal birakmamak.
          Surekli cok kucuk yastan beri kizlarla kadinlarla hep bir ortami paylasmis biri olarak hemcinslerimi zaman zaman idare ederek buyudum. Bakiyorum bazen, karsimdaki birseye bozulmussa hemen neye bozulmus olabilecegini tahmin edip onu o mevzudan uzaklastirmaya ve ilgisini farkli yone cekmeye calisiyor, eger diretirse ayni noktada sabit kalmayi o vakit, kesinlikle haksizsin demiyor, kendimi savunmaya ugrasmiyor fazla sessiz de kalmiyor ve sadece o ani kurtariyorum. Sonra baska bie zaman neseki bir halinde eger uzerinde durulmasi gerekli bir mevzuysa uygun bir dille konusmayi deniyorum. Bu kadar ince dusunmek insani yoruyor mu, elbette. Kaldi ki ben bu insanlarin esi degilim sadece arkadaslariyim ve aslinda cok da kaybedecek birseyim yok fakat bunu kendi huzurumu kacirmama adina yapiyorum. Bu yuzden samimi oldugum, anlayisina inandigim cekirdek cevremin disina ordugum duvarlarim var ve yikmak iyi gelmiyor.
          Soz ettiginiz gibi kadinlar hala var yine de Sadece Fatih, oyle ilimli ve uysal kadinlar da var. Ama herkese nasip olmuyor. Insaallah kadrini bilenlere nasip olsun o yumusak yurekli kadinlar.

  8. o.karataş diyor ki:

    A.Yılmaz aslında Allah ın ve Peygamberinin boyruğuna itiraz etmek istiyorsunuz ama acısını sema hanımdan çıkariyorsunuz.Ne buya kadınları ilet haline getirdiniz,yuva bırakmadınız yeter Allah aşkına siz iyisi feminist st.leri takip edin yakışır.

  9. A.Doğan diyor ki:

    Sevgili sema abla yazılarınız son derece doğru ve çok güzel.
    Gerçekten harika. Muhteşem.
    Allah cc size hayırlı uzun ömürler versin ablacığım.

  10. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Feminizm Rehberini genişletiyoruz:

    1- “Benim param, senin paran” diye eşiyle aldıkları maaş yüzünden sürekli bir didişme içine giriyor ve gönül rızasıyla bankamatik kartını kocasına vermemeye diretiyorsa…

    2- “illada çalışacağım koca eline bakmayacağım” masalını kendine en önemli ilke olarak belirlemişse…

    3- “kocam bana bunu söylerse bende ona bunu söylerim” diye sürekli kafasında satranç oynar gibi kocasıyla laf dalaşına girmeye hazır vaziyette bulunuyorsa…

    4- “kocaya itaat” kelimesini duyunca tüyleri diken diken oluyorsa…

    5- “kadının erken yaşta evlenip yuva kurmasına tahammül edemiyorsa”…

    6- “elinde diploman olsun kızım ne olur ne olmaz zamane erkeklerine güven olmaz” deyip sürekli kadınların üniversite okumalarından dem vuruyorsa…

    7- “İslam’ın fıkhına erkeksi fıkıh ulemasına da erkeksi duygularla hüküm koymuşlar bunlar” deme cüretkarlığında bulunabiliyorsa (bilhassa bunu yapan ilahiyatçı kadın/erkek feministler)

    8- “müslüman bir erkeğin helalinden ikinci eş almak istemesinden fırtınalar kopartıp zengin erkeklerin metres hayatıyla hayatlarına bir sürü kadın almalarına sinek vızıltısı kadar bile ses çıkaramıyorsa”…

    9- “şahitlik mevzusunda neden islam 2 kadının şahitliğini 1 erkeğin şahitliğine denk tutmuş” diye karalar bağlayıp nerdeyse ayeti inkar noktasına gelebiliyorsa…

    10- “İslam’ın miras hukukunda neden islam erkek çocuğa 2 pay kız çocuğa 1 pay vermiş” diye neredeyse ayeti inkar noktasına gelebiliyorsa…

    11- “Efendimiz (s.a.v) ‘in kadınlar hakkındaki bazı uyarılar barındıran ve özellikle kadınları kocalarına itaate davet eden hadislerine” bakıp “benim Peygamberim böyle bir şey demez” deme cüretkarlığında bulunup hadisleri inkar edebiliyorsa…

    • Feyza diyor ki:

      Cok guzel genisletmissiniz, elinize saglik. Ozellikle dini konularla ilgili maddeleriniz o kadar yerinde oldu ki.

    • Yahya diyor ki:

      Sn.
      1. madde de düzeltme yapmak isterim. Kadın kazandığı parasını kocasına vermek zorunda değildir. (evlilik öncesi veya evlilik esnasında yapılan iki tarafında rızasıyla yapılan anlaşma hariç)

      2. madde de, sadece koca değil; kariyer yapma arzusu, ekonomik özgürlük daha ağır bastığına inanıyorum.

      3. madde de; sadece laf mı?, nasıl burnundan getiririm, nasıl canını yakarım, nasıl kan kustururum… yok mu?

      6. madde de; sadece koca etkeni yok, arkadaşlarım okuyor bende okuyacağım, çalışacağım (bknz. 2 madde) arzusu daha fazla.

      8. madde karışık ve uzun bir mevzu… Bu maddeyi bu şekilde ele almaktansa, bekar ve/veya evli erkeklerin onlarca kızla flört etmesi bazı ahlaksızlıkları yaşaması ve bunları “erkek yapar” zihniyetiyle kabul edilmesi…
      dahası ise, erkek yapıyorsa, kadın da yapar “eşitlik” ilkesi…

      • Feyza diyor ki:

        Birinci maddede ben de dusundum bunu Yahya bey, fakat burada bir kaos sozkonusu. Yani maddi kazanctan ziyade bir ustunluk yarisina donusmus olmasindan bahsediliyor. Karsilikli istisare edilmesi mutlaka en guzelidir. Kadinin kendi mali uzerinde tasarruf hakki kendinindir fakat su da var ki, evlendikten sonra kadin kocasinin izni olmadan calisamaz. Izin veriyorsa, tesekkur babinda kadin da bu kazanci bir ustunluk yarisina girmeden esiyle istisare ederek harcama yolunu secerse daha huzurlu olur aile. Burada niyet onemli aslinda.

        Hanimini calisma hayatina kendi elleriyle itip, hatta bunla kadini yukumlu hissettiriyorsa erkek, maas kartina el koymak istemesi haksizca ve itici bir tavir. Kadin istemedigi halde kocasi istedigi icin veya saglik vs bir problem olmadigi halde sorumsuzlugundan dolayi evini gecindirmeyen bir kocaya sahip oldugu icin calismak zorunda kaliyorsa kazancina erkek, ‘kendiliginden’ dokunmamali.

        Cunku nafakayi helalinden temin etmek kadinin degil erkegin gorevi. Kadin ise kocasinin getirdigi ile yetinmek ve kocasinin malini rizasi disinda harcamamakla mukellef. Ama sayet, erkek evini gecindirdigi halde kadin yine de calismak istiyorsa ve sirf esi istedigi icin erkek tenezzulen musaade ediyorsa buna, bu durumda da kadinin ozverili ve ince dusunceli davranip kendine bu izni taniyan kocasi ile istisare ederek kazancini ortak harcamalari icin istisareye yonelmesi gerekir. Cunku esi izin vermese kadin degil calismak sokaga dahi adim atamaz. Bu yuzden burada niyet iki taraf icin de onemli olmali, fikhi standartlarin biraz otesinde hassas bir terazi.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Ama sayet, erkek evini gecindirdigi halde kadin yine de calismak istiyorsa ve sirf esi istedigi icin erkek tenezzulen musaade ediyorsa buna, bu durumda da kadinin ozverili ve ince dusunceli davranip kendine bu izni taniyan kocasi ile istisare ederek kazancini ortak harcamalari icin istisareye yonelmesi gerekir. ”

          Tebrikler “feyza” kardeşim iyi bir noktaya temas etmişsiniz…

          Ayrıca kadın her halükarda maaşını eşine vermez eve harcamaz kadının maaşına kimse dokunamaz diyede bir ayet bir hadis ve bir kaidede yoktur arkadaşlar çünkü kadının malı kendinindir kocasına vermez denmesi ictihadi bir durumdur. Malumdur ki bu ictihadı yapan ulemanın devrinde kadınlar bu denli çaışma hayatında yoktular bu denli erkeklerle yarışma halinde de hiç değildiler.Öyleyse bu ictihad daha çok çalışmayan aileden gelen bir zenginliği olan babadan miras kalan malı olan kadınlar ve kocasından aldığı mehri bulunan kadınlar içindir. Yoksa kadın hem çocuğunu hem eşini hem evini ihmal edip çalışacak birde aldığı parayı ihmal edip bir bakıma haklarına girdiği çocuğu ve eşinden esirgeyecek bunu da din adına yapacak ve param benim kimse dokunamaz diyecek öyle mi ???

          Başka arzunuz çay mı kahve mi olsun ???

          Ayrıca bu devirde hangi erkek bunu kabul eder zaten günümüz erkeklerinin çalışan kadınla evlenme sebepleri nedir ki zaten?

          el-cevap: kadının bankamatik kartı…!

          • Yahya diyor ki:

            yukarıdaki cevabımda 1. madde ile ilgili bir açıklamada bulundum ve parantez içinde istisnai bir durum belirttim.

            Siz hangi mantık, metot, akıl ile giderseniz gidin bir kaideyi değiştiremezsiniz: Erkek, karısının bakım, giyim, gıda vs. her türlü ihtiyacını karşılamak zorundadır. Bunda hem fikir miyiz?
            Aksini yani kadının geliri varsa, ailenin min. iaşesini karşılamak zorundadır diye dinen bir hüküm yok.

            Ancak kadın kocasından çalışmak için izin istediğinde veya çalışan bir kadınla evlenen bir erkek; eşiyle bu mevzuyu enine boyuna konuşup orta bir yol bulabilir.
            Ben eşime çalışması için izin verdim, o halde maaşını harcama tasarrufu bendedir gibi bir mantık yoktur.

            Bu arada en iyisi ne olurdu, doğrusu ne olurdu gibi şartları konuşursak; tabii ki dediğiniz gibi tasarrufun (kullanım yetkisi) çoğunlukla erkekte olması iyi olacaktır.

            Askeri ücretle çalışan ve ilave hiç bir geliri olmayan bir ailede; erkeğin eşine çalışırsan iyi olur ve ailemize ekonomik destek olursun demesi ve eşini (zorla değil) çalıştırması; daha sonrada kadının ben maaşımı paylaşmam demesi mantıken ve vicdanen yanlış olacaktır ama dinen bir mahsuru olmayacaktır.
            Benzer bir durum miras paylaşımında da yapılıyor. Özellikle kardeşler arasında maddi uçurum var ise, miras hemen eşit paylaşılsın deniliyor.

            Bu şuna benziyor bazı reformist hocaların kurban kesmenize gerek yok, kurban bedelini bağışamanız da yeterlidir, maksat yardımlaşmadır vs. demeleri gibidir…

        • Zuhal diyor ki:

          Hiçbir zaman feminist biri olmadım evlenmeden önce maaş kartım babamda dururdu evlenince de eşim istedi vermekte hiç sakinca görmedim.Eşimden şimdiye kadar hiç para istemedim kendi ne kadar verirse o kadar harcarim hiç bilmem ne kadar birikimi var kendi maaş kartımin şifresini bile bilmem .Ama bazen kendimi saf hissettiğim zamanlar oluyor .Eşim çalışma desin hemen istifa ederim eşim tek maaşla gecinemeyiz dediği için çalışıyorum.Gecen gün kar tatili vardi eşim öğretmen olduğu için ona da tatil oldu çocuk çok yoruyor beni diye krese birak dedi yanında kalmasıni istemedi .Sabah cikmadan öğlen yemesi için birseyler hazırladım acele ile kahvaltıyi da hazırladım aceleyle çıktım . O karda kista çocuğu krese bıraktım kendim de ise gittim 6 da çocuğu da alıp eve geldim gelirken balık aldım gelir gelmez de mutfaga gectim eşim içerde yemeğin hazır olmasını bekledi.Genelde böyle geçiyor günlerimiz .Bence feminist kadınlarin da haklı olduğu yerler var

          • Zuhal diyor ki:

            Mesleğimi çok seviyorum Bu yüzden fazla dert etmiyorum çalışma kısmını çocuğum küçük olduğu için çalışmak istemiyorum aslında . Esimden maaşım fazla olduğu halde para kısmı ile hiç ilgilenmiyorum. Çalışsam da çalışmasam da zaten israf haram ihtiyacım kadar harcarim .Aslında islamin gerektirdiği gibi yaşayıp sukretmek en güzeli kendi kendimize zorlaştırıyoruz hayatımızı

          • vaha diyor ki:

            Zuhal Hanım sizi tebrik etmeden geçemeyeceğim.Allah c.c Ahiretinizi Dünyanızdan Güzel eylesin..

          • adem diyor ki:

            zuhal hanım öneclikle sizi tebrik ediyorum. lakin feministler sizin o yaşadığınız sıkıntıları çözmek o haksızlıkları gidermek için mücadele etmiyorlar. sizin yaşadığınız haksızlığı islam çözüyor. feminizm değil. feminizm size bu olay karşısında kocanıza esir olduğunu ve ondan derhal ayrılmanızı önerir. zira siz evli olduğunuzdan size köle derler. ve sizde anlattıklarınızla onların tezine destek vermiş olursunuz. onlar da sen kölesin boşanıp azad olman lazım diye destek olurlar ancak sana.. siz ne güzel mutlusunuz. o feminizmin vereceği mutluluktan yüzlerce kat daha mutlusunuz bence. allah şeytanı ve feminist avanelerini musallat edip mutluluğunu bozmasın..

          • Zuhal diyor ki:

            Adem bey aslında benim de anlatmaya çalıştıgim aynı durumdu siz çok güzel ozetlemisiniz Teşekkürler .Bircok arkadaşım benimle aynı şeyleri yaşıyor bazıları hakkıni savunmak için feminist davranmaya başladı .Bunlardan bazisi boşandı bazisi da boşanma arefesinde .Ben köle olduğumu düşünmüyorum ama fazla fedakarlık yaptığımı düşünüyorum. Hem eşime gönül koyuyorum hem de Allah başımızdan eksik etmesin diyorum.Pek cok arkadasim da benim gibi dusunuyor.
            Demek istediğim feminizm kendini ezilmiş hisseden kadınlar ile besleniyor .Peki kadinlar kendini neden degersiz hissediyor asil onemli olan anlasilmasi gereken kisim .Yine diyorum feminist olanlarin haklı olduğu yerler var ama asil çözüm islamda haklı olmak mutlu olmaya yetmiyor .Sema hanımın yazılarıni Feminizme alternatif olduğu ve yapıcı çözümler önerdiği için takip ediyorum .

    • meryem diyor ki:

      1.Madde ”“Benim param, senin paran” diye eşiyle aldıkları maaş yüzünden sürekli bir didişme içine giriyor ve gönül rızasıyla bankamatik kartını kocasına vermemeye diretiyorsa…” Kadın kocasına bankamatik kartını vermek zorunda değil. Ve bunu feministlik göstergesi olarak görmek doğru değil.Evin rızkını temin etme görevini Allah kocaya vermiştir. Kadın aldığı maaşla eve katkıda bulunmuyorsa ( zaruriyet varsa ) orası ayrı bir hata.Ancak ihtiyaç olmadığı durumda sırf ”daha çok dışarda yemek yiyelim, ayda bir değil de haftada bir sinemaya gidelim, daha çok kıyafet vs ” sebeplerden dolayı çalışan kadınlar ve eşinin çalışmasını isteyen erkekler var. Bir kadın kartını kocasına vermek istemiyorsa sebebini sormak gerek diye düşünüyorum. Evlilikte karşılıklı güven çok önemlidir. Evli ve çalışan biri olsam, gerçek anlamda eşim bana güven verse kısacası sen-ben değil de ”BİZ ” olabilsek düşünmeden verirdim.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Evli ve çalışan biri olsam, gerçek anlamda eşim bana güven verse kısacası sen-ben değil de ”BİZ ” olabilsek düşünmeden verirdim.”

        “meryem” kardeşim bende zaten burada sen-ben kavgasını söylemeye çalıştım ama yanlış yorumlandı gördüğüm kadarıyla.Benim anlatmaya çalıştığım birazda şöyle bir durum: Mesela, kadın kocasına “bu eşyayı ben kendi paramla aldım bunu da sen kendi paranla aldın, bu benim param dolayısıyla istediğimi sana sormadan alırım.” şeklinde bir diyaloğa giriyorsa bu “benim param, senin paran” muhabbeti olur.

        Bunu önlemenin yolu bankamatik kartının bir kişide bulunması ve o kişinin tek elden ailenin ekonomisini yönetmesidir.Bunada en uygun evin reisi olacağından dolayısıyla kadın gönül hoşluğuyla aslında kartını eşine vermelidir.Yalnız bu demek değildir ki koca kadının maaşına tümüyle el koyup kendine harcasın.!

        Sadece evin reisi olarak kartlar kocada dursun ihtiyaç anında yine eşine versin ve evin ekonomik idaresini reis olarak koca yapsın.çünkü bazı çiftlerde maaş kavga konusu olabiliyor.kadın eve harcama yapmamak isteyebiliyor.yada kadın aşırı müsrif olabiliyor kocada kartını bana ver idareli kullanalım paramızı diyebilir.

        Bilmem meramımı anlatabildim mi ?

      • Evli dul diyor ki:

        Çalıştığım zamanlarda, maaş kartım hep eşimdeydi. Oldum olası para işleriyle uğraşmayı sevmedim. İnsanları Allah yolundan alıkoyan en büyük sebeptir bence PARA. Adını bile sevmem, mikrop yuvasıdır, akıl yorucudur. Kartı eşime vermekle de çok rahat ettim, eşim sağolsun, bankamatiklerde sıra beklemedim, faturalarla uğraşmadım, hesap yapma derdim olmadı. Arada aklıma fitne sokanlar oldu ama, bu rahatlıkları düşününce onlara kulak asmadım.
        Şimdi çalışmıyorum, Allah’ın izniyle eşimin işleri iyi, şu anda eşimin bana harcamam için verdiği bir banka kartım var😊
        Bayanlara tavsiyem; eşiniz müsrif değilse ve idareli ise maaş kartını verin gitsin, rahat edersiniz, nasipse karşılığını görürsünüz. Keseleri birleştirmek her zaman bereketlidir kanımca. İş arkadaşlarımdan doğulu olanlar vardı, aile içinde kardeşler kazançlarını birleştirip, birbirlerini ev ve eş sahibi yapıyorlardı örnek olarak. Bizdeyse kardeşler ancak düşman oluyor maalesef…

        • .:. diyor ki:

          Evli dul demiski;

          “”İş arkadaşlarımdan doğulu olanlar vardı, aile içinde kardeşler kazançlarını birleştirip, birbirlerini ev ve eş sahibi yapıyorlardı örnek olarak. Bizdeyse kardeşler ancak düşman oluyor maalesef…””

          Siz ne taraftandınız, Batıdan mı? .:)

          • Evli dul diyor ki:

            Batı’dan değilim, ortadanım. Kürt diyemedim, DOĞULU arkadaşlarımın eskiden söylediklerinin etkisinde kalmışım demek ki hala; biz size Türk diyor muyuz, aşağılamak gibi ne o diyenler vardı. Ama haklısınız, şimdi kimsenin Doğusu Batısı kalmadı.

        • ... diyor ki:

          Evli dul hanım,

          Ben parayla bizzat iç içe olan biriyim maalesef ben ondan uzak durmak istesem de o benden uzak durmuyor işim gereği :) Parayla saadet olmaz diyorlar ya buna inanıyorum dünyevi zorunlu haller için bir ihtiyaç ama çoğu bozuyor yani kapının önünde atları bırakıp namazı ihlasla kılmak büyük mesele. Allahtan ilim isterdim zenginliği cömert adaletli olana nasip etsin.

          • Evli dul diyor ki:

            Duanıza amin diyorum, paranın bir kıymeti varsa o da Allah yolunda harcanandır zaten, gerisi cehenneme yakıt olur ancak.

  11. meryem diyor ki:

    2 gün önce televizyon karşısında kanal knal gezerken tesadüf eseri bir hint dizisine denk geldim. Dizi ”bir garip aşk”. Neyse konu o değil dizideki bir sahneyi size anlatacağım.

    ”Zengin bir çocuk hoşlandığı kıza evlenme teklifi yapıyor. Kız aileler uygun olmadığı için başta kabul etmiyor daha sonra ikna oluyor ve nişanlanıyorlar. Çocuğun ailesi kızın evine hediye vermeye gidiyorlar. Kızın ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için onlarda kendi bütçelerine göre hediye alıyorlar erkek tarafına. Kız görümcesine iç içe geçmeli bir tepsi alıyor. Hediyeler veriliyor. Çocuğun annesi tepsiye takılıyor. ” aman bu tepsiyi pazardan mı aldınız, aman bu tepsi şöyle , vs. ” bir sürü kız ve ailesini rencide etmek için bir sürü nahoş , kibir kokan kelimeler sarfediyor. Çocuğun kardeşi (görümce) tepsiyi beğendiğini annesine söylemesine rağmen , anne yine tepsinin basitliğinden dem vuruyor. En son damat kalkarak tepsiyi eline alıyor ve :” abla bu tepsi senin için çok özel bir hediye, çok güzel ve ablamın bu tepsi ile sunumlarını yapacak,öyle değil mi anne, baksa şu tepsinin güzelliğine ” deyince oğlanın annesi sustu başka bir şey diyemedi. Neyse misafirler gidince kız karamsarlığa kapılıp ” baksana bir tepsi bile bu kadar sorun olmuşken, biz galiba olmayacağız ” diyor. Kızın kardeşi ” abla, abla sen gerçekten kör olmuşsun ve gözünün önünde var olan güzellikleri görmüyorsun. Görmedin mi eniştem ne güzel idare etti , hem seni onure etti hem kendi onurunu kurtardı ne güzel bir hareket bu ” Sonra düşündüm bizlerde böyleyiz aslında, bir noktaya takılmaktan güzellikleri göremiyoruz. Tek bir kişinin yaptığı hata-kusur her neyse tüm toplum erkeklerine mal ediliyor. Yani bizim toplumumuzda gerçekten sütten ağız yandı mı yoğurda yanaşmıyor kimse :)

    • Yahya diyor ki:

      Bunun tek sebebi KK’den ve peygamber efendimizin (sav) sünnetinden ayrıldığımız için ve dinimizi öğrenip, yaşatmadığımız için!

  12. E. diyor ki:

    Tabiki erkeklerin hakları da kadınların hakları da eşit lakin bu zamana kadar kadınlar mı erkeklere şiddet uygulamış tecavüz etmiş ikinci plana atılmış?şu zamanda kadınların haklarını söyleyip erkeklerin sorumluluklarına dikkat çekmek gayet normal kimseye nefretimiz yok her şeyin sevgi ve saygı bütünlüğünde olmasından yanayım ayrıca feminizm bu değildir iyi araştırmak dileği ile iyi günler

    • Faruk Bölükbaşı diyor ki:

      Hayır tam tersine bu çağda %90 kadının sorumlulukları ve erkeğin haklarını gündeme getirmeli

    • Feyza diyor ki:

      Sema hnm. henuz kroniklesmemis vakalar icin sunu demeye calisiyor, ‘feminizm sinsi ilerleyen bir hastaliktir, gizli bulgulari da bunlardir ve eger sizde bu bulgulardan bir veya birkaci varsa gec olmadan tedaviye yonelin. Erken teshis hayat kurtarir.’ :)

      • adem diyor ki:

        anlayana sivri sinek saz anlamayan anlamak istemeyene görüpte gözünü kapatana davulla zurnayla anlatıyoz anlamıyorlar feyza hanım. napalım.. olan aile kurumuna oluyorr maalesef.

  13. hakan 1 diyor ki:

    kocasının ailesini rencide etmek-kovmak; kocasının anne-babasından sınırsız ilgi-yardım-para beklemek; göremezse kocasının burnundan getirmek. Görürse yokmuş-olmamış gibi davranmak.
    Kocasının annesi yanında gülümsemesine bile kinlenmek. “Neden benim annemin yanında bu kadar mutlu görünmüyor

    • hakan 1 diyor ki:

      (yorumun devamı)

      “diye ciddi ciddi sormak….

      Doğan çocuğunu kendi uzak-yakın akrabalarından hiç sakınmazken; kocasının abisinden sakınmak. “Kırk günü dolmaddan abine göstermem” demek…

      Kısacası arkadaşa bile göstermekten utanılacak muhabbeti kocasına ve ailesine rahatlıkla sergilemek. Kocasına yanlışlıkla iyilikte bulanabileceği bütün yolları en başta kapatmak. (Feministler çok tedbirlidir.)

  14. N.... diyor ki:

    Evlenip evde çocuk bakıp işten gelecek eşi beklemeyi köle saymak.

    Bu feminist denen şey yine her zaman ki gibi dinimizi bilmemek ten dinimizi yaşamamaktan oluyor.

    Etrafımda hoca hanım olan insanlar var medresede okuyan genç kızlarımız var onlara bakıyorum hem imreniyorum mutlu oluyorum hemde kıskanıyorum sanki.

    Kıskanıyorum çünkü o kadar büyük bir istek ve hevesle hazırlanıyor larki evliliğe bir eşim olsun mutlu bir yuvam olsun bir hayat arkadaşım olsun artık diye tatlı telaşlarla hazırlanıyorlar.

    Evlilikle ilgili bilgi ediniyorlar gerek kitap okuyarak gerekse sohbet ortamları hazırlayarak.

    Zaten böyle olmalı diye düşünüyorum ben sonuçta bu bir ömür sürecek bir evlilik olmalı biraz bilgilenmeden evlenmemeli bir çok kitap var faydalana bilecek okumalıyız.

    Feministlik bir kadının kendine yapabileceği en büyük kötülük çünkü bu hayat bir kere vede evlilik çok güzel bir kurum insanı olgunlaştıran büyüten ve anne babanın ailenin dışında bir başka insanlarla daha kaynaştıran güzel bişey.

    • A.Yılmaz diyor ki:

      Sema Hanım, erkekleri yucelten, kadınları sürekli hedef alan yazılar yazmaktan bıkmadınız. Artık sizi okumak istemiyorum. Biraz da kadınlara nazik davranilmasinı, gonullerinin hoş edilmesi yönünde telkinde bulunsanız…

      • Yahya diyor ki:

        Sn. Yılmaz
        Esasında satır aralarını okursanız kızım sana söylüyorum gelinim sen anla diyor.
        Zaten kanunlarımız başta olmak üzere tüm kadın dernekleri, kurumları vs. her neyse hepsi erkeklere yükleniyor. 6284 nolu kanunu okuyan bir erkek kadına nasıl davranması gerektiğini çok iyi anlar, bilir, öğrenir.
        Gerisi teferruattır.

        Sema hanımın yazıları; karısına ve ailesine Allah’ın emrettiği gibi, sırati müstakim doğrultusunda muamele etmeye çalışan veya çalışmaya çalışan erkeklere hitabendir. Bu yazıları okuyan erkekler zaten ben şu noktalarda hata yapıyorum diyor… şahsen ben bir çok yazısını farklı zamanlarda tekrar okuyorum. Ve şurda hata yapmışım, şu noktaları daha iyi şöyle yapabilirim diyorum.

        Vesselam.

      • Feyza diyor ki:

        Kadinlari hedef almiyor ki, feministleri ya da feminizme meyilli kadinlari hedef aliyor. Aslinda tersine donen dengeleri yerine oturtmaya calistigi icin surekli ayni kesimi hedef aldigina dair bir izlenim.olusuyor. Dengeler oylesine tersyuz edilmis ki, haliyle uzerine gitmesi de o denli istikrarli bir calisma gerektiriyor. Magdur kadinlarin hakkini savunan pek cok dernek ve kurulus zaten var. Hatta bu magduriyetler uzerinden magdur rolu oynayanlarin dahi hakkini savunacak kadar canhiras bir faaliyetin icerisindeler. Burada da izin verin magdur erkeklerin sesi biraz duyulsun ve duyurulsun.

        Yasalar kadinlari fazla kayirdigi ve aileler de kiz cocuklarini hep dikbasli, asi ruhlu ve simarik yetistirmeyi bir marifet saymaya basladigi icin erkekler aileyi ayakta tutmakta zorlaniyorlar. Ne yapsin bu insanlar? Eger yasalar ve toplumun gidisati kadindan degil de surekli erkekten yana isleseydi mutlaka o zaman da kadinin sesini duyururdu degil mi Sema hnm.?

        Olayi basit bir cinsiyet meselesi degil de toplumsal bir sorun olarak ele alirsak anlayabiliriz. Eski erkeklere bir baksaniza bir de simdikilere bakin. Zaten erkeklerde genel bir nezaket yarisi dogal bir surec halinde isliyor ki. Yani bunun icin surekli yazmaya gerek olacak bir ihtiyac hali yok. Mesela eskiden hangi erkek, hangimizin babasi annemizin onunde diz cokup evlenme teklifi etti? :) Ama simdi bu dogal bir durum.

        Sonra kadinin gonlu nasil hos edilir bunu bilmeyen erkek mi var? Biraz guzel soz, iltifat, hediye vs.Yapmayan erkekler varsa bilmediginden degil, emin olun ki icinden gelmediginden yapmiyordur.

        Kadinlar biraz Sema ablanin sozunu dinleseler bu zaten otimatikman erkeklerden bekledikleri sevgi, ilgi, nezaket ve muhabbeti de beraberinde getirecektir. Yani aslinda sunu demek istiyorum. Erkeklere sunu yap veya bunu yap demek yerine kadinlara sunlari yapmayin, su sekilde davranin ! Diyerek Sema hnm.yine kadinlarin lehine dolayli yoldan hizmet ediyor. Cunku biliyor ki verdigi tavsiyelerle erkekler zorbalikla degil, ama gonul rizasiyla arzu ettikleri muameleyi kadina gosterecek :)

        Yani her erkek bilir bir kadini mutlu etme sanatini ama karsisinda, ondaki bu potansiyeli aciga cikaracak ozverili bir hatun olmali ki icinden gelsin. O yuzden daha cok kadinlar uzerinde duruyor. Onlara kaybettikleri misyonlarini hatirlatiyor.
        Ustelik erkeklere yonelik de hanimlara nasil yaklasacaklarina dair yeterince yazisi var ben sahit oldum. Haksizlik etmeyin.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bir insan niçin yaratılmışsa ona o kolaylaştırılır. “ ( Hz. Muhammed s. a. v )

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku