Feministin Kendini Tanıma Rehberi

04 Ocak 2017Sema Maraşlı63 Yorum »

7_bGenç kızın arkadaşı sözlüsünden ayrılmış, morali bozuk o da arkadaşına: “Gel anneme anlat, rahatlarsın, o sana bir yol gösterir.” diyor birlikte onlara gidiyorlar. Genç kız derdini anlatırken aynı odada kadının on yaşlarında oğlu da var.

Ev sahibi hanım genç kızı teselli etmek için “İşte bu erkekler şöyle kötü böyle kötü güvenilmez bunlara…” gibi ağır sözlerle erkeklerin aleyhinde konuşurken odada bir şeyle meşgul olan oğlu, işi bırakıp başını kaldırıp annesine soruyor:

“Anne ben o erkeklerden değilim değil mi?”

Kadının sözleri hem kızlar için hem oğlu için çok kötü. Bazılarının hataları var diye bir cinsiyet tümden kötülenemez. Kadının sözleri kızların zihnini erkekler aleyhine olumsuzluklarla doldururken, onların bir evlilik yapma ihtimalini de baltalamış oluyor aynı zamanda.

Oğlu için de durum vahim. Bir erkek çocuğu kendi cinsiyetinin bu kadar aşağılanmasından dolayı cinsiyetinden utanmaya başlayabilir. Hatta bazılarında kadın olmaya meyil gelişebilir.

Ayrıca kadın yaşananları tek taraflı olarak kızdan dinliyor ve yanlış hüküm veriyor. Velev ki bu olayda yüzde yüz erkek haksız olsa bile bu bütün erkekleri bağlamaz.

Bu kadının sözleri bir istisna olsaydı, bu yazıya konu olmazdı. Maalesef ki bu ve buna benzer sözlerle büyüyor, pek çok kız ve erkek çocuğu. Çocuklar en çok annelerini yanında zaman geçiriyorlar. Bu  arada annelerinin akraba ya da arkadaş kadınlara derdini anlatırken onlar da defalarca annelerini dinliyorlar.

Ve insanların çoğu dertlerini anlatırken hep kendi penceresinden karşı tarafı suçlu çıkararak anlatırlar ki bu şekilde haklı çıkıp rahatlatmaya, vicdanlarının sesini susturmaya çalışırlar. Annenin yanında onu dinleyen kız ve erkek çocukları, annenin masum babanın suçlu olduğuna inanırlar.

Babaların çoğu da çocuklarını karşılarına alıp, “durum benim açımdan da şöyle şöyle” demediği için çocukların olayı babalarının açısından görme imkanları olmaz.  Sadece anneyi dinledikleri için inanırlar ki babaları anneyi bu kadar üzmese anneleri de kendiler de mutsuz olmayacaklardır. Kısacası hayata ve evliliğe genellikle annenin gözünden bakarlar çocuklar.

Bu çocuklar büyüdüklerinde bir de kadın hakları ve feminist söylemlere muhatap olunca bir genç kızın hatta delikanlının feminist olmaması zordur. Fakat pek çoğu feminist olduklarının farkında olmazlar.

Feminist söylemleri dillendirenlerin pek çoğu feminist olduklarını kabul etmiyorlar. Kabul edemedikleri için bu illetten kurtulamıyorlar. Farkında olmadığımız şey bizi kontrol eder, farkında olduklarımızı biz kontrol edebiliriz. Bu yüzden feministlerin kendilerini tanımaları için küçük bir rehberi yazmaya karar verdim.

Aşağıdaki maddelerden sizde varsa feminist olabilirsiniz, dikkat!

1-“Erkekler hep böyle…” gibi erkekler hakkında toptancı olumsuz cümleler kuruyorsanız,

2-Ezilen kadınları görüyor fakat ezilen erkekleri görmezden geliyor ve “hep erkekler kadınlara şiddet uyguluyor…” ezberini tekrar ediyorsanız,

3-Kendinizin ya da genel olarak kadınların mutsuzluğundan dolayı erkekleri suçluyor, kendi hatalarınızı görmüyorsanız,

4-Kadınların haklarını, erkeklerin sorumluluklarını söyleyip duruyorsanız,

5-Erkeklerle güç yarıştırıyorsanız, onlarla rekabet halindeyseniz, erkeklere karşı genel bir öfkeniz varsa,

6-Fırsat buldukça erkeklere sataşıyor ve onlara psikolojik şiddet uyguluyorsanız,

7-Bazı erkeklerin uyguladığı fiziksel şiddeti görüyor fakat bazı kadınların kocalarına uyguladığı psikolojik şiddeti görmezden geliyorsanız,

8-Nafaka, tazminat… gibi erkeklere yapılan haksızlıklara itiraz etmiyorsanız,

9-İslam’ın evlilik ve aile ile ilgili hükümlerinden rahatsızlık duyuyorsanız…

Bu maddelerden bir ya da bir kaçı sizde varsa feministsiniz. Acilen kurtulmaya çalışın. Allah kurtarsın.

Not: Sizler de tespitlerinizi yazın, rehberi genişletelim.

Okunma Sayısı : 8.383

“Feministin Kendini Tanıma Rehberi” için 63 Yorum

  1. Merve Ç diyor ki:

    Arap erkeklerin kadınları köleleştirmek için uydurduğu hadislere değil sadece Allah’ın söylediklerine inanmanız gerekir.Erkeğe kölelikten Allah’a kulluk etmeye fırsat kalmıyor tabi.

    • ibrahim diyor ki:

      arap erkeklerin uydurduğu hadisleri ayırt etmek size,bize kalmadı herhalde.
      hani işe gelmeyen bütün hadislere uydurma diyen bir zihniyet oluştu malesef.

      • Merve Ç diyor ki:

        Ayırt edemiyorsanız hiçbirine inanmayın.Kuran’ı tercüme edenlere ve yorumlayanlara da güvenmiyorum.Erkekler sürekli kendilerini yüceltme peşindeler!Müslümanlarda olması gereken tevazuyu çoğu erkekte hiç göremiyorum.İslamiyetten uzaklaşmamak işten değil.

        • Feyza diyor ki:

          Merve hnm., sizinki gavura kizip oruc bozmaya benziyor. Bu gibi tartismalara prensip olarak girip uzatmayi sevmiyor ve karsi taraf acisindan sakincali buluyorum. Fakat uydurma zannettiginiz hadis-i serifleri reddediyorsunuz da ayet-i kerimeleri nereye koyacaksiniz? Dikkat edin ve kufre dusmeyin. Tehlikeli bir noktaya gelmek uzeresiniz.

          • semamarasli diyor ki:

            Merve Ç hanım, yorumunuzu feminizmin kadınları getirdiği noktaya dikkat çekmek için onayladım. Önce hadisleri reddediyorsunuz sonrada ayetleri beğenmiyorsunuz. Sizin Arap erkekleri dediğiniz sahabe-i kiram efendilerimizin hepsi bizim için değerli ve onların naklettiği hadislere de itimat ederiz. Siz dini konuda ahkam kesmeyi bırakıp içinizdeki öfke ile yüzleşin. Babanıza mı, sevgilinize mi yoksa kocanıza mı? Evli misiniz bekar mısınız bilmiyorum yalnız bu öfke ile yüzleşmezseniz sizi dünyada yer, korkarım ahiretinizi de tehlikeye atarsınız. Kendi halledemediğiniz problemi bütün erkeklerin üstüne atıp rahatlayamazsınız.

        • vaha diyor ki:

          Merve Hanım erkekler için mi? İslamiyeti seçtiniz ki? Erkeklere kızıp İslamiyetten Uzaklaşıyorsunuz.
          Siz Hiç zenginlere kızıp paradan uzaklaşan birini duydunuz mu?Lütfen içinizdekini bize mal etmeyiniz..

    • Yahya diyor ki:

      Ne kadar komik ve tezat değil mi?
      İslam öncesi Arap yarım adasının tarihini hiç okudunuz mu?
      Kadına yapılan muameleyi? Kadının, kadın dışında her şey olduğunu?
      Biraz google da falan araştırın. Sonra tekrar gelin arap erkeklerinin uydurduğu hadisleri tartışalım.

      Bence bunu da boş verin; bu devirde kadınlar bize yeterince hizmet ediyor. Evde karımdan görmediğim hizmeti şirkette görüyorum. Günümün en uzun ve en verimli saatlerini şirkette geçirdiğimi düşünürsek :)

      • Merve Ç diyor ki:

        Evet ben de aynı arap kültürünün islamiyeti etkilediğinden bahsediyorum.

        • Nazif diyor ki:

          Merve Hanım,

          Bilgi eksikliğinden,tecrübelerinizden, sıkıntılarınızdan etkilenmiş olan Kişisel düşüncelerinizi mutlak doğrular gibi insanlara sunmayın. Hadis ve ayetler hakkında ahkam kesmeden önce dikkatli olun. Mazallah bir söz sizi Allah indinde asilerden kılabilir.

    • Yahya diyor ki:

      Arapları şekle şemale sokan İslamdır.
      Arapların kadına olan kötü ve çirkin muamelesini düzelten İslamdır.
      Kısacası Araplara yaşamasını öğreten, hayatı öğreten İslamdır.
      (sadece Araplara değil tabii ki…)

      “Cennet annelerin ayakları altındadır” gibi ve benzeri hadisleri siz nasıl Arap uydurması diyebiliyorsunuz?

    • .:. diyor ki:

      Kendinizi tanitsaniz. Istediklerinizi yazsanız.

      Sizce olmasi gerekenleri soylesiniz.

      Biz de sizi daha iyi anlasak.

    • Uğur diyor ki:

      Sayın Merve Ç., Kur’an’ı çevirenler gerçekten de bazı âyetleri düzgün çevirmiyorlar, ama sizin sandığınız yönde değil, tam tersi yönde. Kur’an boyunca erkeklerin önceliği ve kadınlar üzerindeki geniş liderlik hakları güçlü bir şekilde farz edildiği ve vurgulandığı hâlde, birçok çevirmen bazı âyetleri değiştirerek çeviriyorlar ki feminist kadınlar kızmasın.

      • ... diyor ki:

        Dücane Cundioğlu’nun güzel bir söyleşisi vardı. “Darabe” kelimesini anlatmak için. Bazı hocaların kadınlara dayak atılması hususunu anlatabilmek için elin içiyle vuramazsın yumruk atamazsın şurasına vuramazsın gibi açıklamaları. Kadınların geçimsizliklerini düzeltmek ve boşanmadan önceki yapılacak tavsiye edilen uygulamalar. Günümüzde sanırım bu kadınlara değil erkeklere yaptırım olur.

        Yıllardır kuranı kerim üzerine, tefsir mealler üzerine araştırmalar yaptığını kuranı kerimde geçen kelimeleri ve etimolojisini incelediğini beyan eden Dücane Cundioğlu kuranı kerim okumakla anlaşılamaz dedi yani bizim yaptığımız mushaf okumak ve tefsirlerden meallerden tercümesini alimlerin yorumlarını okumak. Hiçbir zaman sahabenin anladığı ve Peygamberimizden bizzat görerek tatbik ettikleri sünnetleri biz tam anlamıyla anlayamayız çünkü bize gelen bilgi nakil yoluyla gelen bilgi.

        Allah bir şeriat koymuş bizim fıtratımızı bizden daha iyi biliyor bunu hayatta uygulayabilmemiz için kitap ve peygamber göndermiş. Kocasına itaati doğru anlayan bir kadın kendisini köle olarak görmez sanırım. Tabiki erkeklerin de kavvamlığı doğru anlaması

  2. gulpembe diyor ki:

    Annemle babam hic kavga etmezler; nadiren babamin fevri cikislari olur annem cevap vermezdi. Kisa zaman sonra babam sirinlikler yaparak annemin gonlunu almaya calisirdi. Espriyle laf carpip , annemi guldurmek suretiyle sirinlikler yapardi diyorum, cunku ya ozur dilemeyi bilmezdi yada gurur yapiyordu.

    Ben kari-koca gecimi denen seyi ablamlar evlenince farkettim. Okul ve is dolayisiyla zaman zaman evlerini ziyaret ediyordum, evlilik durumlarina diger aile uyelerinden daha cok sahittim. Gordum ki,farkli farkli durumlarda ablamlarin haklari yeniyor, gonulleri incitiliyordu. buna ragmen bisey olmamis gibi davranan, coluk cocugu biarada tutmaya calisan, annemlere caktirmamaya ugrasan yine onlardi. Tabiki ben sessiz kalmiyordum, yaptiklari haksizliklari yuzlerine soyledigim enistelerimle cata cat tartisiyorduk. Biri mektebli biri medreseli hocalik gecmisleri olmasi itibariyle de yaptiklarinin “Kuran ahlaki”nda bulunmadigini belirttigimde ; haksizliklarini savunacak cevap bulamayanlarin yaptigi gibi alistigimiz refleksi veriyor, bana feminist oldugumu soyluyorlardi. Unlu bir kadinin dedigi gibi “hicbir zaman feministin ne demek oldugunu anlayamadim, ama ne zaman beni kapi paspasindan ayiran birsey soylesem,bana feminist dediler”:)
    Ne var ki;super bir feminist oldugumu iddia edip, yapacagim evlilikde bana basarili olma ihtimali vermeyen enistelerim, beni arkadas yada akrabalariyla evlendirmeye calismak gibi bir celiskiden de geri durmuyorlardi, yada celiski demeyelim, kurtulmak istedikleri insanlara beni musallat edip, kafalarini rahatlatmak da istemis olabilirler:) -isin sakasi tabi,enistelerim beni cok severler, bende onlari severim ,o ayri-

    ablamlar ise butun erkeklerin ayni oldugunu(sinirli, basina buyruk,sabit ve kati fikirli, istedigi gibi “kirip doktukten” sonra “ortaligi” kadinin toplayip fedakarlikla herseye ragmen yuvayi tutmasini bekleyen insanlar olduklarini) dusunuyor , feminist ayaklari birakip hayal dunyasindan cikmam gerektigini,yoksa benim icin baska gezegenden bir koca bulmak zorunda kalacaklarini soyluyorlardi.

    Ben de yazida bahsi gecen 10 yasindaki cocuk misali”menim kocam ole olmiycek abla, de mi abla, olmiycek olmiycek de abla”moduyla husnu zan yapmaya calissam da, bana dikte edilen onyargilarimi oyle koruyordum ki, bir gun nisaliyken esime “kavga ettigimizde nasil tepkiler verirsin?”diye sormustum, o da “ne kavgasi , biz hic kavga etmicez ki” demisti, ben de “ vah garibim kiminle evlendiginden haberi yok” diye icimden ona uzulmustum :))

    gelgelelim, ablamlar benim icin baska galaksiden bir koca bulamadilar, ama Allah bana haniminin hak ve ozgurluklerini hanimindan daha cok koruyan ve savunan , esini Allahin emaneti olarak goren durust bir koca gonderdi ve onu hakli cikardi; “biz hic kavga etmedik.” bununla ilgili yillar evvel bol imla ve anlam hatali alalecele bir yaziyi ”sevgili kocam” basliginda siteye gondermistim.
    http://www.cocukaile.net/sevgili-kocam/

    Sadede gelirsek, bana gore yazidaki maddeler yada yorumlardaki genel kanaat bir feministi tanimlamaktan ziyade , psikozlu, travmatik bir ruh halini, yada edep konusunda eksikikleri olan insanlari veyahut kotu kalpli kisileri daha cok tanimliyor. Bu insanlar feminist olabilirler de olmayabilirler de. Esas karmasiklik bir felsefenin siyasallasmaya baslamasiyla ortaya cikiyor. Islamci siyaset, feminist siyaset dedigimizde ilk kelimeler, kendilerindeki albenili ifadenin arkasina siginilarak somuru sistemine vatandasi ikna etmek icin duzenlenmis bir istismar aracina donusuyor. Oysa feminist yada degil her saglikli insan hakverir ki, kadin yada erkek insan olarak ayni sevgi ve saygiyi sonuna kadar hakediyor.

    • semamarasli diyor ki:

      Gülpembe hanım, bence siz feminist değilsiniz feminist taklidi yapıyorsunuz:)
      Zira siz yıllardın bu siteyi takip ediyor yorumlara katılıyorsunuz, gerçek feminist olsaydınız bu sitede bu kadar kalmazdınız, katılmazdınız.

      Sizden çok asıl feminist ablalarınız gibi geldi bana. Demişsiniz ki

      “ablamlar ise butun erkeklerin ayni oldugunu(sinirli, basina buyruk,sabit ve kati fikirli, istedigi gibi “kirip doktukten” sonra “ortaligi” kadinin toplayip fedakarlikla herseye ragmen yuvayi tutmasini bekleyen insanlar olduklarini) dusunuyor , feminist ayaklari birakip hayal dunyasindan cikmam gerektigini,yoksa benim icin baska gezegenden bir koca bulmak zorunda kalacaklarini soyluyorlardi.”

      Feminizm dediğimiz şey tam da bu aslında. Kendi hatalarını görmeyip bütün erkekleri toptan kötü ilan eden zihniyet. Allah eniştelerinize yardım etsin.

      Anladığım kadarıyla beğendiğiniz için yorumun içine aldığınız bir feministin sözü gülücükle aktarmışsınız:
      “Unlu bir kadinin dedigi gibi “hicbir zaman feministin ne demek oldugunu anlayamadim, ama ne zaman beni kapi paspasindan ayiran birsey soylesem,bana feminist dediler”:)

      Çok ilginç. Feminizm olmasaydı Müslüman kadınlar kapı paspası mı kadın mı olduklarını anlamayacaklar mıydı? Ne demek istediğinizi anlayamadım.

      Evlilik hayatınızda mutlu olduğunuzu anlatmışsınız. Kocanızı çok takdir ettim. Umarım o da sizin kadar mutludur.

      • gulpembe diyor ki:

        Sema hanim , beni feminizmden akladiginiz icin cok sagolun. ben feminist siteleri de takip ediyorum, oradan gelenekci diye kovaliyorlar buradan da feminist diye, onuncu koye muhtar edecekler galiba:)

        ablalarimin kendi hatalarini gormediklerini soylemedim, elbette esleri gibi onlarin da hatalari var, dikkat etmeye calisiyorlar;ama siz sadece enistelerime uzulmeyi tercih etmissiniz, yine erkekleri tutmussunuz gozumden kacmadi:)

        bahsi gecen kadin, kapi paspasi misali sessiz, kendi halinde ve sadece beklentilere cevap vererek kalirsam sorun olmuyor ama ne zaman bir birey olarak fikrimi, farkimi belli etmek istesem insanlarin gozunde problem/feminist oluveriyorum, demek istemis.

        kocamin mutlu olmasina gerek yok, ben o kadar fedakarim ki onun yerine de mutlu oluyorum..saka… ben de onun bir dedigini iki etmem, azicik yuzu asilsa canim sıkılır.
        sevgi ve saygi karsilikli, o da mutlu elhamdulillah..

        • Yahya diyor ki:

          Gulpembe hanım,

          Sizin kişiliğinize, fikirlerinize, değerlerinize vs. önem verilmemesi veya küçümsenmesi bizim ülkemizde yaygın olan bir şey değildir.
          (sizin derken, şahsınıza hitaben değil…)
          Bunlar bireysel uygulamalardır. Fikir beyan ettiğinizde size sen karışma, senin aklın yetmez; sonra bunu “sen feminist olmaya başladın” gibi ifadeler ile savunmak tamamen o kişiye münhasır davranışlardır. O kişinin karakteridir bu… hırsızlık gibi, yalan gibi vs.

          Ataerkil ailelerde bile bir karar alınacağı zaman şakayla karışık “bir patrona soralım”, “iç işleri bakananına soralım” gibi ve benzeri ifadelerle hanıma veya ev halkına evin reisi sorar.
          Benim izlenimim Anadoluda bu böyledir.
          Kadına gidip bir fikir sorduğunuzda veya karar vermesi istenildiğinde almış olduğu edep gereği “ben bilmem beyim bilir” der. Bu kültür, bu edep maalesef batıda veya büyük şehirlerde yok oldu yerini iktidar kavgası aldı.

          Bırakın fikir beyan etmeyi, nasihat etmeyi vs.; kadın benim dediğim olacak diyor, erkek benim dediğim olacak diyor ve kavgalar başlıyor.
          Esas feminist duruş bu…!

          Netice olarak,
          öylede olsa böylede olsa, akıllı bir kadın her istediğini erkeğe yaptırır!
          Bunun tek istisnası; maddi imkansızlıklar, o kişinin yeteneğinin olmaması v.b. durumlardır.

          • Gulpembe diyor ki:

            Ben de yaygin oldugunu soylemedim ” bazi ” dedim. Yazdiklariniza katiliyorum.

      • Uğur diyor ki:

        Sema Hanım, bu yorumunuzla paralel olarak, şunu ifade edeyim ki feminizm altında erkek çalışan olmak en zoru. Allah kimseyi bu feminizm zamanında kadın ve kız iş arkadaşlarının mobingine uğratmasın. Satın almak istediği arabayı espirili bir dille anlatarak madde-perest kadınlar ve kızları eğlendiren bir erkekseniz başlarının tacısınız. (Zira kadınlar genelde maddecidirler, şöyle ki hep eşya satın almak isterler ve daha idealist olma ve fikirlerle ilgilenme eğilimi taşıyan biz erkeklerin aksine hep paraya ve mala ilgi duyarlar. Bu onların biraz da fıtratındadır, “hayatta kalma stratejisi”dir, ama fazla ileri vardırırlar.) Ama onların zât-ı şahanelerini eğlendiremiyorsanız, vay hâlinize. Sırf erkek olduğunuz ve onları eğlendiren şaklaban ve çekici erkek olamadığınız için sizi işinizden kovdurmaya bile kalkarlar.

    • Yahya diyor ki:

      Gulpembe hanım,

      Kopyala yapıştır yapan insanlara kızıyorum biraz. En azından kaynağını vs. biraz araştırsalar keşke…

      O sözün doğrusu:
      “I myself have never been able to find out precisely what feminism is: I only know that people call me a feminist whenever I express sentiments that differentiate me from a doormat (or a prostitute).”
      – Rebecca West

      Tercümesi:
      “Ben hiçbir zaman feminizmin ne olduğunu anlayamadım. Ancak şunu biliyorum ki beni kapı paspasından (veya hayat k.) ayıran duygularımı açıkladığımda insanlar bana feminist dediler.”

      Gelelim ne anlama geldiğine; genelde bu parantez içine aldığım kısmı insanları incitmesin diye çıkarırlar. Halbuki bu kadın feministtir ve sağlam feminizm savunucularındandır. (ilave olarak; yazardır, dinsizdir)
      Kapı paspası ile ifade etmek istediği ise sessizlik, sakinlik ve kendi halindelik değildir; ayaklar altında çiğnenmesidir ve parantez içerisindeki kelimeyi de cümleye katarsanız anlam dahada pekişir.

      Bu açıyla, söyleminizi tekrar düşünmeniz ve değerlendirmeniz daha doğru olacaktır.

      • gulpembe diyor ki:

        erkek, kadinin gecimini saglama karsiliginda kadindan da fitri,sosyal ihtiyaclarini gidermesini bekliyor. buraya kadar iyi anlasiliyorlar,ama kadin idari konuda fikir belirtmek istese, hayati hakkinda bazi farkindaliklari ortaya koymak istese erkek tarafindan bir direnisle karsilasiyor, ve erkek ona artik yeterince iyi olmadigini feministlestigini soyluyor.
        zaten kadinin kisilik ve fikilerine kiymet vermeyen insanlara gore kadinin kendini gecindirmek icin bir evlilige kapak atmasi, af buyrun resmi h. kadinligi olarak goruluyor.

        turkiyedeki bazi kadinlara sormak lazim, nikahlarinin resmiyette var olmasi onlarin kocalari karsisinda onurlu hissetmelerine yardimci oluyor muymus?yoksa kapi paspasi gibi hissettikleri zamanlar daha mi cokmus?

        • yusuf diyor ki:

          Gülpembe Hanım, Şu ifadeleriniz bizim içinde büyümüş olduğumuz kültür geleneğine göre çok ağır olmuş “zaten kadinin kisilik ve fikilerine kiymet vermeyen insanlara gore kadinin kendini gecindirmek icin bir evlilige kapak atmasi, af buyrun resmi h. kadinligi olarak goruluyor.”Lütfen neyle neyi mukayese ettiğinizi tekrar ölçün biçin.

          Erkek maganda ise, kadın kendini h.kadını gibi görüp kendi kendi şerefini,izzetini,gururunu ayaklar altına alması mı gerekir?

          Erkeğin hatası yüzünden kadını benzettiğiniz duruma bir bakın Allah aşkına.Olabilir her kadın kendisine uygun bir evlilik yapmamış olabilir bu evliliğide kendine göre haklı gerekçelerden dolayı sabredip,katlanıp sürdürüyor olabilir.Böyle oldu diye,bu kadına siz nasıl böyle bir benzetme yaparsınız.Anadolu kültüründe buna benzer evlilikler vardır ,şimdi bunu senin dediğin gibi “RESMİ H.KADINLIĞINA” mı benzetelim.Esas bu tip benzetme ve görüşlerle sizler hemcinslerinize hakaret ediyorsunuz

          • Gulpembe diyor ki:

            Bu ifade bana ait degil, ” kapak atma” deyimi dahil bizzat isittigim bir benzetme..
            Kimin ne niyetle ne sartlarda evliligini idame ettirdigi bizi ilgilendirmez, buraya almamin sebebi kadini degil kadina bakisi elestirmektir.

          • Feyza diyor ki:

            Erkegi de ayakli bankamatik karti gibi goren kadinlarimiz var ona bakarsaniz? Kistasimiz ‘bazi’lari uzerinden ise bazi kadinlari da tartisma konusu yapabiliriz. Erkegi sair zamanda kose yastigindan farksiz gorup is maddiyata dayaninca iligine kadar somuren hanimlarin esleri de emin olun kendini nefes alip veren bir bankamatik kartindan degerli gormuyordur. Hatta nefes almasina da firsat kalmaz, fotosentezle hayatini idame ettirirler.

          • gulpembe diyor ki:

            erkek imkani varsa hanimi icin harcamaktan mutluluk hisseder zaten. eger kadin sartlari zorluyorsa erkek durumdan rahatsiz olur ama bu “asagilanma”hissi olusturmaz erkek de, farkli seyler.

          • Feyza diyor ki:

            Ne fark var ki? Kadin da kocasini severse zaten bu dediklerinizi (paspaslik ve digeri) gonul rizasiyla yapar ve zorunluluk hissetmez. Bir erkegin de sair zamanda hicbir konudaki izin ve rizasina saygi gostermeyen, adamdan saymayan, adamin ailesini kulfet goren bir kadinin sozkonusu para olunca kocasina her istedigini aldirmaya calismasi da kisiligine/sahsina dolayli yoldan hakaret degil mi?Sahsiyetini maddiyata indirgemek demek degil mi? Asagilama sadece sozle mi olur? Bu sekilde davranan kadinlarimiz da var sizin orneginizdeki ‘bazi’ erkeklere karsilik.

          • Gulpembe diyor ki:

            Bu sartlarda bile olsa, Erkek esini severse parasininin harcanmasini umursamaz, sevmezse yine umursamaz; en fazla Cana gelen mala gelsin der yoluna bakar. Para nedir ki..
            Simarik karisi adamin parasini yiyor diye adamin gururu mu incinecek?
            Ama bedeninin kullaniliyor oldugu hissi insanin ruhuna en fazla aci veren, onur kiran seydir. Ben bir kiyas yapamadim.

  3. Sadece Fatih diyor ki:

    Sorun aslında salt feminizm değil, feminizmin bir sonraki aşaması da cinsiyetsizlik. Kadın erkek eşitliğinden her fırsatta dem vurup feminizmi savunanlarla girdiğim tartışmaların sonucu hep cinsiyetsizliğe yakınsıyor. Kadının anne olmak zorunda olmadığı, erkeğin liderliğini kabul etmek zorunda olmadığı gibi fikirlerin sonucunda aile kurumunun olmadığı bir toplumu doğacaktır. Kişilerin görüşlerine elbette saygı duymak zorundayız ama aile kurumunun zarar görmesi maalesef toplumu ilgilendiren bir konu olduğundan bizler de elimizden geldiğince fikirlerimizi savunmalıyız.

    Kadınların erkeklerle eşitliğinin sorgulanmasını tek noktadan yüzeysel olarak ele almak çok mantıklı değildir. Bazı hususlarda erkekler karşı cinse göre önde iken bazı hususlarda kadınlar erkeklerden daha öndedir. Elbette bu durumlara aykırı spesifik istisnalar vardır, ancak onlar da tabiatında istisnadır. Feministlerin fikirlerini dikkatli incelerseniz sürekli erkeklerin yapabildiği her şeyi kadınlar da yapabilir savını savunurlar.

    Halbuki böyle bir duruma bence ihtiyaç yoktur.Toplumu, aileyi oluşturan bireyler kendilerine verilen yetki ve sorumluluk dahilinde davrandığında kimse mutsuz olmayacaktır. Bu yetki ve sorumlulukların ne oldukları da zaten herkes tarafından bilinmektedir.

    Ancak günümüzde maalesef Sema Hanım’ın yazısında bahsettiği gibi öyle olduklarının farkında olmayan gizli feministler vardır ve istemeyerek de olsa toplumsal huzuru bozmaktadırlar.

    Yazıda “Yaşasın erkekler, kadınlara zulüm!” denmiyor. Bu sebeple bazı karşıt yorumların arka plandaki gizli feminizmin açığa çıkması olarak yorumluyorum. Erkeklerin haklarına riayet edin demek kadınları ezin demek değildir, aslında kadınların erkeklerinin haklarına riayet etmesi kendilerini de koruma altına almaktadır. Kraliçe olmak istiyorsan kocana köle muamelesi yapmayacaksın.

    Bunlara ek olarak feministlerin fikirlerini dayandırdığı bazı hususların da doğru ve gerçek olduğuna değinmek isterim. Maalesef feministlere bu kadar malzeme veren ve onlara çanak tutan kişiler doğru ahlakla yetişmemiş erkekler. Kadın ev işlerini yapmak zorunda olmadığı halde yemeğin tuzu az diye şiddet görüyorsa, kocası elinde bulundurduğu liderlik pozisyonunu nefsani olarak kullanıp eşine karşı ego vb. yapıyor değerli olduğunu hissettirmiyorsa, cahiliye dönemindeki gibi kız çocukları kısıtlanıp erkek çocuklarına aşırı değer veriliyorsa, o ailelerden yetişen kadınların erkeklere karşı ön yargı beslemeleri maalesef gayet doğal oluyor.

    Kötüden örnek olmaz diye meşhur bir söz vardır. Erkekler yanlış yapıyor diye kadınlar da yapmakta haklıdır diyemeyiz. Bu sebeple özellikle bu tip yanlışlıklara maruz kalmış kadınlara tavsiyem siz doğru ahlakla yetişmemiş erkeklere uymayın. Mükafatını Allah’tan bekleyerek size verilmiş olan anne olma, iyi bir eş olma, evin iç işlerine sahip çıkma gibi sorumluluklarınızı yerine getirin ve mehir alma, evin dış işlerinin yükünün asla size yüklenmemesi gibi haklarınızı da kullanın. Ancak ailenizde eşinizle asla liderlik mücadelesine girmeyin. İsterseniz denemek için bu sorumluluğu alın ancak göreceksiniz ki o yükün altında ezileceksiniz. Diyelim dayanmayı başardınız. Marifet mi yaptınız, elbette hayır, erkekleşen kadınlardan oldunuz. (Özellikle çalıştığım yerdeki gibi erkekleşen kadınlardan :) )

    Yazıda bahsi geçen “büyüyünce ben de o erkeklerden olmayacağım” diyenlerden biri de benim. Kadınlarla tartışılmaması gerektiği, tartışılırsa duygusal şiddete maruz kalınacağı refleksiyle yetişmiş biri olarak geriye dönüp baktığımda aslında farkında olmadan bazı noktalarda feminizme maruz kaldığımı görmekteyim. Sema Hanım’ın önceki yazılarında bahsettiği durum. Bir erkek ya saldırıya geçerek kendini savunur ya da duvar örerek.

    Peki bu bakış açısıyla yetişmiş olmam gerçekten feministlerin iddia ettiği gibi kadınları mutlu ediyor mu? Elbette hayır. Onların duygusal şiddetlerinden çekinip onlarla iletişimi temkinli yapmam onları hiçbir zaman mutlu etmedi tam aksine benimle sağlıklı iletişim kurmalarının önüne geçti. (Mesela iş arkadaşlarımdan bir hanım iş konuşmaya başlarken gerekmediği halde alttan aldığımı fark etmişti ve bu durumu sorgulamıştı.)

    Erkeklerin kendilerini savunmak için kadınlara duvarlar örmesi, feministlerin kadınları yücelteceğiz derken erkekleri yerin dibine sokmaya çalışmaları en çok kime zarar verir, onları değerli kadın okuyucular yorumlasın.

    • Feyza diyor ki:

      Elbette en buyuk zarari her iki cins de once kendine verir Sadece Fatih. Insanin kendiyle ve cinsiyle barisik olabilmesidir mutlu olmanin anahtari. Surekli ait olmadigi bir kaliba kendini sıkıştırmaya zorunlu hissetmek, oyle davranmak, sorumlu olmadigi mesuliyetleri isguzarlik edip yuklenmek ucretsiz hamallik etmeye benzer. Hamallik gibi bir meslegi hobi olarak yapan var midir? Feministlerin yaptigi ve yaptirmaya calistigi aslinda bu, ‘gonullu hamallik.’
      Diger yanda surekli duvar orerek yasamaya calisan bir erkegin durumu da ‘zorunlu insaat isciligine’ benzer. Ne zahmetli bir istir. Ya da en iyi savunma taarruzdur diye surekli bir taarruzda beklemek de her daim yorar insani.
      Feministlerin yalin halindense bu yazidaki gibi kamufle olmus formatta olanlari daha tehlikeli olmali. Cunku yalin halde olanlari ya evlenmez ya da evlense dahi zihniyetini ilen bir erkek ile evlenir. Cunku kimligini gizlememistir. Mutlu olur veya olmaz o ayri konu. Ama en azindan ortada bir magdur erkek degil, kendi dusup aglamayacak bir erkek vardir.
      Fakat kamuflaj kullanan bu kesim ise normal gibi gozukuyor, evleniyor, coluk cocuga karisiyor, evlenecegi erkek ise basina geleceklerden habersiz, ân’i yasayarak edindigi tecrubelerle pisiyor ve sonra maalesef dip tutuyor.
      Bu suna benzer. Kufrunu izhar eden bir kafir ile Musluman gorunen bir munafigin hali gibi, hangisi daha tehlikeli, hangisi azaba daha mustehak?
      O yuzden ya oldugu gibi gorunmeli insan ya gorundugu gibi olmali. Iyi niyetle ettigi hatalarini farkederse donus yapmali, tedavi olmali. Sema hnm.bizim kulturumuzde de
      ataerkil gozuken ailelerde dahi gizli bir kadin hakimiyetinin oldugundan bahsettigi zaman dusunmus ve ona hak vermistim. Demek ki siz de buna maruz kalmissiniz ve direk gardinizi aliyorsunuz. Erkegin de kadinin da kendini surekli baskilamasi mutlaka ilk once kendi ruhuna zarar verir. Ama eminim ki kendinizi huzurda ve guvende hissedeceginiz bir hayat arkadasiniz olursa bu zirhinizi kenara birakacaksiniz, gonullu hamallik yapan bir esiniz olmazsa siz de zorunlu insaat isciliginden kurtulup tulumlarinizi rafa kaldiracaksiniz :)

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Hakimiyet denilince akıllara hep dominantlık durumu gelir ancak duygusal şantajla da kadınlar baskı kurabiliyorlar. Güçleri yeterse davranışlarıyla baskı kurmaya çalışıyorlar, bu şekilde başaramazlarsa da ağlamalarını, duygusallıklarını vb. kullanıyorlar. Ömrümde öğrendiğim en önemli kurallardan biri şudur: Kadınlarla asla tartışmayacaksın! Diğeri de asla laflarına güvenmeyeceksin, çoğu zaman duygularının etkileriyle tutarsız davranışlar sergiledikleri ve bunu inkar ettikleri için yapabilecekleri muhtemel hatalara karşı arkalarını gizlice, onlarla tartışmadan kollayacaksın.

        Biraz cinsiyetçi bir yaklaşım olacak belki ama ben söz dinleyen kadın çok az gördüm. Elbette insanın fikri hür, iradesi hür olacak ama gerektiğinde de fikir almayı tavsiye almayı bilecek. Maalesef feminizm etkisindeki kadınlar bizim aklımız bize yeter, bizim erkekler tarafından, ailemiz tarafından güdülmeye ihtiyacımız yok kafasındalar. Halbuki birisine danışmanın cinsiyetle ne alakası var ki? Kaldı ki özgür iradeleriyle aldıklarını sandıkları ancak çoğunlukla duygularının tesirine kapılıp aldıkları mantıksız kararlar iş hayatında da onları zora sokuyor, sosyal hayatta da.

        Hayat arkadaşı yorumunuza katılıyorum ki elimde örneği de var, ancak konunun uzamasını istemiyorum, çünkü bu yazının konusu değil. Bu amaçla görüştüğüm bir hanım vardı ki sebebini anlayamadığım bir şekilde benim üzerimde baskı kurmak istemesi neticesinde baştan duvar örerek kendimi korumaya aldım ardından olmayacak bu iş deyip bıraktım. Kendisi de bu durumu dolaylı olarak sorguladı, neden karşılık verip üste çıkmaya çalışmadığımı sordu. Cevapsız bıraktım. Aslında cevap çok basit, ben onun hayat arkadaşım olmasını beklemiştim, sürekli mücadele edeceğim bir rakip değil. (Zaten Hanım arkadaşımız da kendisine koca değil köpek arıyordu sanki :) İlk görüşmemizde aşırı uysal birisi olduğumu düşünüp olumlu bakarken sonrasında göründüğüm kadar uysal olmadığımı, benim de kendisi gibi zor bir insan olduğumu söylemişti ki siz erkekler diye başlayan cümleleri de epey vardı)

        • Feyza diyor ki:

          Siz su durumda duvar orerek en iyisini yapiyorsunuz. Erjek olsaydim kesinlikle ben de oyle davranirdim. Hatta kadinlarla olan iletisimimde dahi zaman zaman karsimdakinin sirret bir karakteri oldugunu hissettigim zaman tartismak yerine ben de derhal bu duvari orerek kendimi koruma altina aliyorum. Cunku basedemem veya belki ederim ama kendimi cok performans harcar ve sinirlermi gereksiz yere yipratmis olur, dahasi cok kizdirirsa hakli konumumu haksiz konuma donusturup kendi kendime kotuluk etmis olurum. O yuzden bazi kisilere karsi en iyi savunma sekli bu oluyor. Savunmaya mahal birakmamak.
          Surekli cok kucuk yastan beri kizlarla kadinlarla hep bir ortami paylasmis biri olarak hemcinslerimi zaman zaman idare ederek buyudum. Bakiyorum bazen, karsimdaki birseye bozulmussa hemen neye bozulmus olabilecegini tahmin edip onu o mevzudan uzaklastirmaya ve ilgisini farkli yone cekmeye calisiyor, eger diretirse ayni noktada sabit kalmayi o vakit, kesinlikle haksizsin demiyor, kendimi savunmaya ugrasmiyor fazla sessiz de kalmiyor ve sadece o ani kurtariyorum. Sonra baska bie zaman neseki bir halinde eger uzerinde durulmasi gerekli bir mevzuysa uygun bir dille konusmayi deniyorum. Bu kadar ince dusunmek insani yoruyor mu, elbette. Kaldi ki ben bu insanlarin esi degilim sadece arkadaslariyim ve aslinda cok da kaybedecek birseyim yok fakat bunu kendi huzurumu kacirmama adina yapiyorum. Bu yuzden samimi oldugum, anlayisina inandigim cekirdek cevremin disina ordugum duvarlarim var ve yikmak iyi gelmiyor.
          Soz ettiginiz gibi kadinlar hala var yine de Sadece Fatih, oyle ilimli ve uysal kadinlar da var. Ama herkese nasip olmuyor. Insaallah kadrini bilenlere nasip olsun o yumusak yurekli kadinlar.

  4. o.karataş diyor ki:

    A.Yılmaz aslında Allah ın ve Peygamberinin boyruğuna itiraz etmek istiyorsunuz ama acısını sema hanımdan çıkariyorsunuz.Ne buya kadınları ilet haline getirdiniz,yuva bırakmadınız yeter Allah aşkına siz iyisi feminist st.leri takip edin yakışır.

  5. A.Doğan diyor ki:

    Sevgili sema abla yazılarınız son derece doğru ve çok güzel.
    Gerçekten harika. Muhteşem.
    Allah cc size hayırlı uzun ömürler versin ablacığım.

  6. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Feminizm Rehberini genişletiyoruz:

    1- “Benim param, senin paran” diye eşiyle aldıkları maaş yüzünden sürekli bir didişme içine giriyor ve gönül rızasıyla bankamatik kartını kocasına vermemeye diretiyorsa…

    2- “illada çalışacağım koca eline bakmayacağım” masalını kendine en önemli ilke olarak belirlemişse…

    3- “kocam bana bunu söylerse bende ona bunu söylerim” diye sürekli kafasında satranç oynar gibi kocasıyla laf dalaşına girmeye hazır vaziyette bulunuyorsa…

    4- “kocaya itaat” kelimesini duyunca tüyleri diken diken oluyorsa…

    5- “kadının erken yaşta evlenip yuva kurmasına tahammül edemiyorsa”…

    6- “elinde diploman olsun kızım ne olur ne olmaz zamane erkeklerine güven olmaz” deyip sürekli kadınların üniversite okumalarından dem vuruyorsa…

    7- “İslam’ın fıkhına erkeksi fıkıh ulemasına da erkeksi duygularla hüküm koymuşlar bunlar” deme cüretkarlığında bulunabiliyorsa (bilhassa bunu yapan ilahiyatçı kadın/erkek feministler)

    8- “müslüman bir erkeğin helalinden ikinci eş almak istemesinden fırtınalar kopartıp zengin erkeklerin metres hayatıyla hayatlarına bir sürü kadın almalarına sinek vızıltısı kadar bile ses çıkaramıyorsa”…

    9- “şahitlik mevzusunda neden islam 2 kadının şahitliğini 1 erkeğin şahitliğine denk tutmuş” diye karalar bağlayıp nerdeyse ayeti inkar noktasına gelebiliyorsa…

    10- “İslam’ın miras hukukunda neden islam erkek çocuğa 2 pay kız çocuğa 1 pay vermiş” diye neredeyse ayeti inkar noktasına gelebiliyorsa…

    11- “Efendimiz (s.a.v) ‘in kadınlar hakkındaki bazı uyarılar barındıran ve özellikle kadınları kocalarına itaate davet eden hadislerine” bakıp “benim Peygamberim böyle bir şey demez” deme cüretkarlığında bulunup hadisleri inkar edebiliyorsa…

    • Feyza diyor ki:

      Cok guzel genisletmissiniz, elinize saglik. Ozellikle dini konularla ilgili maddeleriniz o kadar yerinde oldu ki.

    • Yahya diyor ki:

      Sn.
      1. madde de düzeltme yapmak isterim. Kadın kazandığı parasını kocasına vermek zorunda değildir. (evlilik öncesi veya evlilik esnasında yapılan iki tarafında rızasıyla yapılan anlaşma hariç)

      2. madde de, sadece koca değil; kariyer yapma arzusu, ekonomik özgürlük daha ağır bastığına inanıyorum.

      3. madde de; sadece laf mı?, nasıl burnundan getiririm, nasıl canını yakarım, nasıl kan kustururum… yok mu?

      6. madde de; sadece koca etkeni yok, arkadaşlarım okuyor bende okuyacağım, çalışacağım (bknz. 2 madde) arzusu daha fazla.

      8. madde karışık ve uzun bir mevzu… Bu maddeyi bu şekilde ele almaktansa, bekar ve/veya evli erkeklerin onlarca kızla flört etmesi bazı ahlaksızlıkları yaşaması ve bunları “erkek yapar” zihniyetiyle kabul edilmesi…
      dahası ise, erkek yapıyorsa, kadın da yapar “eşitlik” ilkesi…

      • Feyza diyor ki:

        Birinci maddede ben de dusundum bunu Yahya bey, fakat burada bir kaos sozkonusu. Yani maddi kazanctan ziyade bir ustunluk yarisina donusmus olmasindan bahsediliyor. Karsilikli istisare edilmesi mutlaka en guzelidir. Kadinin kendi mali uzerinde tasarruf hakki kendinindir fakat su da var ki, evlendikten sonra kadin kocasinin izni olmadan calisamaz. Izin veriyorsa, tesekkur babinda kadin da bu kazanci bir ustunluk yarisina girmeden esiyle istisare ederek harcama yolunu secerse daha huzurlu olur aile. Burada niyet onemli aslinda.

        Hanimini calisma hayatina kendi elleriyle itip, hatta bunla kadini yukumlu hissettiriyorsa erkek, maas kartina el koymak istemesi haksizca ve itici bir tavir. Kadin istemedigi halde kocasi istedigi icin veya saglik vs bir problem olmadigi halde sorumsuzlugundan dolayi evini gecindirmeyen bir kocaya sahip oldugu icin calismak zorunda kaliyorsa kazancina erkek, ‘kendiliginden’ dokunmamali.

        Cunku nafakayi helalinden temin etmek kadinin degil erkegin gorevi. Kadin ise kocasinin getirdigi ile yetinmek ve kocasinin malini rizasi disinda harcamamakla mukellef. Ama sayet, erkek evini gecindirdigi halde kadin yine de calismak istiyorsa ve sirf esi istedigi icin erkek tenezzulen musaade ediyorsa buna, bu durumda da kadinin ozverili ve ince dusunceli davranip kendine bu izni taniyan kocasi ile istisare ederek kazancini ortak harcamalari icin istisareye yonelmesi gerekir. Cunku esi izin vermese kadin degil calismak sokaga dahi adim atamaz. Bu yuzden burada niyet iki taraf icin de onemli olmali, fikhi standartlarin biraz otesinde hassas bir terazi.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Ama sayet, erkek evini gecindirdigi halde kadin yine de calismak istiyorsa ve sirf esi istedigi icin erkek tenezzulen musaade ediyorsa buna, bu durumda da kadinin ozverili ve ince dusunceli davranip kendine bu izni taniyan kocasi ile istisare ederek kazancini ortak harcamalari icin istisareye yonelmesi gerekir. ”

          Tebrikler “feyza” kardeşim iyi bir noktaya temas etmişsiniz…

          Ayrıca kadın her halükarda maaşını eşine vermez eve harcamaz kadının maaşına kimse dokunamaz diyede bir ayet bir hadis ve bir kaidede yoktur arkadaşlar çünkü kadının malı kendinindir kocasına vermez denmesi ictihadi bir durumdur. Malumdur ki bu ictihadı yapan ulemanın devrinde kadınlar bu denli çaışma hayatında yoktular bu denli erkeklerle yarışma halinde de hiç değildiler.Öyleyse bu ictihad daha çok çalışmayan aileden gelen bir zenginliği olan babadan miras kalan malı olan kadınlar ve kocasından aldığı mehri bulunan kadınlar içindir. Yoksa kadın hem çocuğunu hem eşini hem evini ihmal edip çalışacak birde aldığı parayı ihmal edip bir bakıma haklarına girdiği çocuğu ve eşinden esirgeyecek bunu da din adına yapacak ve param benim kimse dokunamaz diyecek öyle mi ???

          Başka arzunuz çay mı kahve mi olsun ???

          Ayrıca bu devirde hangi erkek bunu kabul eder zaten günümüz erkeklerinin çalışan kadınla evlenme sebepleri nedir ki zaten?

          el-cevap: kadının bankamatik kartı…!

          • Yahya diyor ki:

            yukarıdaki cevabımda 1. madde ile ilgili bir açıklamada bulundum ve parantez içinde istisnai bir durum belirttim.

            Siz hangi mantık, metot, akıl ile giderseniz gidin bir kaideyi değiştiremezsiniz: Erkek, karısının bakım, giyim, gıda vs. her türlü ihtiyacını karşılamak zorundadır. Bunda hem fikir miyiz?
            Aksini yani kadının geliri varsa, ailenin min. iaşesini karşılamak zorundadır diye dinen bir hüküm yok.

            Ancak kadın kocasından çalışmak için izin istediğinde veya çalışan bir kadınla evlenen bir erkek; eşiyle bu mevzuyu enine boyuna konuşup orta bir yol bulabilir.
            Ben eşime çalışması için izin verdim, o halde maaşını harcama tasarrufu bendedir gibi bir mantık yoktur.

            Bu arada en iyisi ne olurdu, doğrusu ne olurdu gibi şartları konuşursak; tabii ki dediğiniz gibi tasarrufun (kullanım yetkisi) çoğunlukla erkekte olması iyi olacaktır.

            Askeri ücretle çalışan ve ilave hiç bir geliri olmayan bir ailede; erkeğin eşine çalışırsan iyi olur ve ailemize ekonomik destek olursun demesi ve eşini (zorla değil) çalıştırması; daha sonrada kadının ben maaşımı paylaşmam demesi mantıken ve vicdanen yanlış olacaktır ama dinen bir mahsuru olmayacaktır.
            Benzer bir durum miras paylaşımında da yapılıyor. Özellikle kardeşler arasında maddi uçurum var ise, miras hemen eşit paylaşılsın deniliyor.

            Bu şuna benziyor bazı reformist hocaların kurban kesmenize gerek yok, kurban bedelini bağışamanız da yeterlidir, maksat yardımlaşmadır vs. demeleri gibidir…

        • Zuhal diyor ki:

          Hiçbir zaman feminist biri olmadım evlenmeden önce maaş kartım babamda dururdu evlenince de eşim istedi vermekte hiç sakinca görmedim.Eşimden şimdiye kadar hiç para istemedim kendi ne kadar verirse o kadar harcarim hiç bilmem ne kadar birikimi var kendi maaş kartımin şifresini bile bilmem .Ama bazen kendimi saf hissettiğim zamanlar oluyor .Eşim çalışma desin hemen istifa ederim eşim tek maaşla gecinemeyiz dediği için çalışıyorum.Gecen gün kar tatili vardi eşim öğretmen olduğu için ona da tatil oldu çocuk çok yoruyor beni diye krese birak dedi yanında kalmasıni istemedi .Sabah cikmadan öğlen yemesi için birseyler hazırladım acele ile kahvaltıyi da hazırladım aceleyle çıktım . O karda kista çocuğu krese bıraktım kendim de ise gittim 6 da çocuğu da alıp eve geldim gelirken balık aldım gelir gelmez de mutfaga gectim eşim içerde yemeğin hazır olmasını bekledi.Genelde böyle geçiyor günlerimiz .Bence feminist kadınlarin da haklı olduğu yerler var

          • Zuhal diyor ki:

            Mesleğimi çok seviyorum Bu yüzden fazla dert etmiyorum çalışma kısmını çocuğum küçük olduğu için çalışmak istemiyorum aslında . Esimden maaşım fazla olduğu halde para kısmı ile hiç ilgilenmiyorum. Çalışsam da çalışmasam da zaten israf haram ihtiyacım kadar harcarim .Aslında islamin gerektirdiği gibi yaşayıp sukretmek en güzeli kendi kendimize zorlaştırıyoruz hayatımızı

          • vaha diyor ki:

            Zuhal Hanım sizi tebrik etmeden geçemeyeceğim.Allah c.c Ahiretinizi Dünyanızdan Güzel eylesin..

          • adem diyor ki:

            zuhal hanım öneclikle sizi tebrik ediyorum. lakin feministler sizin o yaşadığınız sıkıntıları çözmek o haksızlıkları gidermek için mücadele etmiyorlar. sizin yaşadığınız haksızlığı islam çözüyor. feminizm değil. feminizm size bu olay karşısında kocanıza esir olduğunu ve ondan derhal ayrılmanızı önerir. zira siz evli olduğunuzdan size köle derler. ve sizde anlattıklarınızla onların tezine destek vermiş olursunuz. onlar da sen kölesin boşanıp azad olman lazım diye destek olurlar ancak sana.. siz ne güzel mutlusunuz. o feminizmin vereceği mutluluktan yüzlerce kat daha mutlusunuz bence. allah şeytanı ve feminist avanelerini musallat edip mutluluğunu bozmasın..

          • Zuhal diyor ki:

            Adem bey aslında benim de anlatmaya çalıştıgim aynı durumdu siz çok güzel ozetlemisiniz Teşekkürler .Bircok arkadaşım benimle aynı şeyleri yaşıyor bazıları hakkıni savunmak için feminist davranmaya başladı .Bunlardan bazisi boşandı bazisi da boşanma arefesinde .Ben köle olduğumu düşünmüyorum ama fazla fedakarlık yaptığımı düşünüyorum. Hem eşime gönül koyuyorum hem de Allah başımızdan eksik etmesin diyorum.Pek cok arkadasim da benim gibi dusunuyor.
            Demek istediğim feminizm kendini ezilmiş hisseden kadınlar ile besleniyor .Peki kadinlar kendini neden degersiz hissediyor asil onemli olan anlasilmasi gereken kisim .Yine diyorum feminist olanlarin haklı olduğu yerler var ama asil çözüm islamda haklı olmak mutlu olmaya yetmiyor .Sema hanımın yazılarıni Feminizme alternatif olduğu ve yapıcı çözümler önerdiği için takip ediyorum .

    • meryem diyor ki:

      1.Madde ”“Benim param, senin paran” diye eşiyle aldıkları maaş yüzünden sürekli bir didişme içine giriyor ve gönül rızasıyla bankamatik kartını kocasına vermemeye diretiyorsa…” Kadın kocasına bankamatik kartını vermek zorunda değil. Ve bunu feministlik göstergesi olarak görmek doğru değil.Evin rızkını temin etme görevini Allah kocaya vermiştir. Kadın aldığı maaşla eve katkıda bulunmuyorsa ( zaruriyet varsa ) orası ayrı bir hata.Ancak ihtiyaç olmadığı durumda sırf ”daha çok dışarda yemek yiyelim, ayda bir değil de haftada bir sinemaya gidelim, daha çok kıyafet vs ” sebeplerden dolayı çalışan kadınlar ve eşinin çalışmasını isteyen erkekler var. Bir kadın kartını kocasına vermek istemiyorsa sebebini sormak gerek diye düşünüyorum. Evlilikte karşılıklı güven çok önemlidir. Evli ve çalışan biri olsam, gerçek anlamda eşim bana güven verse kısacası sen-ben değil de ”BİZ ” olabilsek düşünmeden verirdim.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Evli ve çalışan biri olsam, gerçek anlamda eşim bana güven verse kısacası sen-ben değil de ”BİZ ” olabilsek düşünmeden verirdim.”

        “meryem” kardeşim bende zaten burada sen-ben kavgasını söylemeye çalıştım ama yanlış yorumlandı gördüğüm kadarıyla.Benim anlatmaya çalıştığım birazda şöyle bir durum: Mesela, kadın kocasına “bu eşyayı ben kendi paramla aldım bunu da sen kendi paranla aldın, bu benim param dolayısıyla istediğimi sana sormadan alırım.” şeklinde bir diyaloğa giriyorsa bu “benim param, senin paran” muhabbeti olur.

        Bunu önlemenin yolu bankamatik kartının bir kişide bulunması ve o kişinin tek elden ailenin ekonomisini yönetmesidir.Bunada en uygun evin reisi olacağından dolayısıyla kadın gönül hoşluğuyla aslında kartını eşine vermelidir.Yalnız bu demek değildir ki koca kadının maaşına tümüyle el koyup kendine harcasın.!

        Sadece evin reisi olarak kartlar kocada dursun ihtiyaç anında yine eşine versin ve evin ekonomik idaresini reis olarak koca yapsın.çünkü bazı çiftlerde maaş kavga konusu olabiliyor.kadın eve harcama yapmamak isteyebiliyor.yada kadın aşırı müsrif olabiliyor kocada kartını bana ver idareli kullanalım paramızı diyebilir.

        Bilmem meramımı anlatabildim mi ?

      • Evli dul diyor ki:

        Çalıştığım zamanlarda, maaş kartım hep eşimdeydi. Oldum olası para işleriyle uğraşmayı sevmedim. İnsanları Allah yolundan alıkoyan en büyük sebeptir bence PARA. Adını bile sevmem, mikrop yuvasıdır, akıl yorucudur. Kartı eşime vermekle de çok rahat ettim, eşim sağolsun, bankamatiklerde sıra beklemedim, faturalarla uğraşmadım, hesap yapma derdim olmadı. Arada aklıma fitne sokanlar oldu ama, bu rahatlıkları düşününce onlara kulak asmadım.
        Şimdi çalışmıyorum, Allah’ın izniyle eşimin işleri iyi, şu anda eşimin bana harcamam için verdiği bir banka kartım var😊
        Bayanlara tavsiyem; eşiniz müsrif değilse ve idareli ise maaş kartını verin gitsin, rahat edersiniz, nasipse karşılığını görürsünüz. Keseleri birleştirmek her zaman bereketlidir kanımca. İş arkadaşlarımdan doğulu olanlar vardı, aile içinde kardeşler kazançlarını birleştirip, birbirlerini ev ve eş sahibi yapıyorlardı örnek olarak. Bizdeyse kardeşler ancak düşman oluyor maalesef…

        • .:. diyor ki:

          Evli dul demiski;

          “”İş arkadaşlarımdan doğulu olanlar vardı, aile içinde kardeşler kazançlarını birleştirip, birbirlerini ev ve eş sahibi yapıyorlardı örnek olarak. Bizdeyse kardeşler ancak düşman oluyor maalesef…””

          Siz ne taraftandınız, Batıdan mı? .:)

          • Evli dul diyor ki:

            Batı’dan değilim, ortadanım. Kürt diyemedim, DOĞULU arkadaşlarımın eskiden söylediklerinin etkisinde kalmışım demek ki hala; biz size Türk diyor muyuz, aşağılamak gibi ne o diyenler vardı. Ama haklısınız, şimdi kimsenin Doğusu Batısı kalmadı.

        • ... diyor ki:

          Evli dul hanım,

          Ben parayla bizzat iç içe olan biriyim maalesef ben ondan uzak durmak istesem de o benden uzak durmuyor işim gereği :) Parayla saadet olmaz diyorlar ya buna inanıyorum dünyevi zorunlu haller için bir ihtiyaç ama çoğu bozuyor yani kapının önünde atları bırakıp namazı ihlasla kılmak büyük mesele. Allahtan ilim isterdim zenginliği cömert adaletli olana nasip etsin.

          • Evli dul diyor ki:

            Duanıza amin diyorum, paranın bir kıymeti varsa o da Allah yolunda harcanandır zaten, gerisi cehenneme yakıt olur ancak.

  7. meryem diyor ki:

    2 gün önce televizyon karşısında kanal knal gezerken tesadüf eseri bir hint dizisine denk geldim. Dizi ”bir garip aşk”. Neyse konu o değil dizideki bir sahneyi size anlatacağım.

    ”Zengin bir çocuk hoşlandığı kıza evlenme teklifi yapıyor. Kız aileler uygun olmadığı için başta kabul etmiyor daha sonra ikna oluyor ve nişanlanıyorlar. Çocuğun ailesi kızın evine hediye vermeye gidiyorlar. Kızın ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için onlarda kendi bütçelerine göre hediye alıyorlar erkek tarafına. Kız görümcesine iç içe geçmeli bir tepsi alıyor. Hediyeler veriliyor. Çocuğun annesi tepsiye takılıyor. ” aman bu tepsiyi pazardan mı aldınız, aman bu tepsi şöyle , vs. ” bir sürü kız ve ailesini rencide etmek için bir sürü nahoş , kibir kokan kelimeler sarfediyor. Çocuğun kardeşi (görümce) tepsiyi beğendiğini annesine söylemesine rağmen , anne yine tepsinin basitliğinden dem vuruyor. En son damat kalkarak tepsiyi eline alıyor ve :” abla bu tepsi senin için çok özel bir hediye, çok güzel ve ablamın bu tepsi ile sunumlarını yapacak,öyle değil mi anne, baksa şu tepsinin güzelliğine ” deyince oğlanın annesi sustu başka bir şey diyemedi. Neyse misafirler gidince kız karamsarlığa kapılıp ” baksana bir tepsi bile bu kadar sorun olmuşken, biz galiba olmayacağız ” diyor. Kızın kardeşi ” abla, abla sen gerçekten kör olmuşsun ve gözünün önünde var olan güzellikleri görmüyorsun. Görmedin mi eniştem ne güzel idare etti , hem seni onure etti hem kendi onurunu kurtardı ne güzel bir hareket bu ” Sonra düşündüm bizlerde böyleyiz aslında, bir noktaya takılmaktan güzellikleri göremiyoruz. Tek bir kişinin yaptığı hata-kusur her neyse tüm toplum erkeklerine mal ediliyor. Yani bizim toplumumuzda gerçekten sütten ağız yandı mı yoğurda yanaşmıyor kimse :)

    • Yahya diyor ki:

      Bunun tek sebebi KK’den ve peygamber efendimizin (sav) sünnetinden ayrıldığımız için ve dinimizi öğrenip, yaşatmadığımız için!

  8. E. diyor ki:

    Tabiki erkeklerin hakları da kadınların hakları da eşit lakin bu zamana kadar kadınlar mı erkeklere şiddet uygulamış tecavüz etmiş ikinci plana atılmış?şu zamanda kadınların haklarını söyleyip erkeklerin sorumluluklarına dikkat çekmek gayet normal kimseye nefretimiz yok her şeyin sevgi ve saygı bütünlüğünde olmasından yanayım ayrıca feminizm bu değildir iyi araştırmak dileği ile iyi günler

    • Faruk Bölükbaşı diyor ki:

      Hayır tam tersine bu çağda %90 kadının sorumlulukları ve erkeğin haklarını gündeme getirmeli

    • Feyza diyor ki:

      Sema hnm. henuz kroniklesmemis vakalar icin sunu demeye calisiyor, ‘feminizm sinsi ilerleyen bir hastaliktir, gizli bulgulari da bunlardir ve eger sizde bu bulgulardan bir veya birkaci varsa gec olmadan tedaviye yonelin. Erken teshis hayat kurtarir.’ :)

      • adem diyor ki:

        anlayana sivri sinek saz anlamayan anlamak istemeyene görüpte gözünü kapatana davulla zurnayla anlatıyoz anlamıyorlar feyza hanım. napalım.. olan aile kurumuna oluyorr maalesef.

  9. hakan 1 diyor ki:

    kocasının ailesini rencide etmek-kovmak; kocasının anne-babasından sınırsız ilgi-yardım-para beklemek; göremezse kocasının burnundan getirmek. Görürse yokmuş-olmamış gibi davranmak.
    Kocasının annesi yanında gülümsemesine bile kinlenmek. “Neden benim annemin yanında bu kadar mutlu görünmüyor

    • hakan 1 diyor ki:

      (yorumun devamı)

      “diye ciddi ciddi sormak….

      Doğan çocuğunu kendi uzak-yakın akrabalarından hiç sakınmazken; kocasının abisinden sakınmak. “Kırk günü dolmaddan abine göstermem” demek…

      Kısacası arkadaşa bile göstermekten utanılacak muhabbeti kocasına ve ailesine rahatlıkla sergilemek. Kocasına yanlışlıkla iyilikte bulanabileceği bütün yolları en başta kapatmak. (Feministler çok tedbirlidir.)

  10. N.... diyor ki:

    Evlenip evde çocuk bakıp işten gelecek eşi beklemeyi köle saymak.

    Bu feminist denen şey yine her zaman ki gibi dinimizi bilmemek ten dinimizi yaşamamaktan oluyor.

    Etrafımda hoca hanım olan insanlar var medresede okuyan genç kızlarımız var onlara bakıyorum hem imreniyorum mutlu oluyorum hemde kıskanıyorum sanki.

    Kıskanıyorum çünkü o kadar büyük bir istek ve hevesle hazırlanıyor larki evliliğe bir eşim olsun mutlu bir yuvam olsun bir hayat arkadaşım olsun artık diye tatlı telaşlarla hazırlanıyorlar.

    Evlilikle ilgili bilgi ediniyorlar gerek kitap okuyarak gerekse sohbet ortamları hazırlayarak.

    Zaten böyle olmalı diye düşünüyorum ben sonuçta bu bir ömür sürecek bir evlilik olmalı biraz bilgilenmeden evlenmemeli bir çok kitap var faydalana bilecek okumalıyız.

    Feministlik bir kadının kendine yapabileceği en büyük kötülük çünkü bu hayat bir kere vede evlilik çok güzel bir kurum insanı olgunlaştıran büyüten ve anne babanın ailenin dışında bir başka insanlarla daha kaynaştıran güzel bişey.

    • A.Yılmaz diyor ki:

      Sema Hanım, erkekleri yucelten, kadınları sürekli hedef alan yazılar yazmaktan bıkmadınız. Artık sizi okumak istemiyorum. Biraz da kadınlara nazik davranilmasinı, gonullerinin hoş edilmesi yönünde telkinde bulunsanız…

      • Yahya diyor ki:

        Sn. Yılmaz
        Esasında satır aralarını okursanız kızım sana söylüyorum gelinim sen anla diyor.
        Zaten kanunlarımız başta olmak üzere tüm kadın dernekleri, kurumları vs. her neyse hepsi erkeklere yükleniyor. 6284 nolu kanunu okuyan bir erkek kadına nasıl davranması gerektiğini çok iyi anlar, bilir, öğrenir.
        Gerisi teferruattır.

        Sema hanımın yazıları; karısına ve ailesine Allah’ın emrettiği gibi, sırati müstakim doğrultusunda muamele etmeye çalışan veya çalışmaya çalışan erkeklere hitabendir. Bu yazıları okuyan erkekler zaten ben şu noktalarda hata yapıyorum diyor… şahsen ben bir çok yazısını farklı zamanlarda tekrar okuyorum. Ve şurda hata yapmışım, şu noktaları daha iyi şöyle yapabilirim diyorum.

        Vesselam.

      • Feyza diyor ki:

        Kadinlari hedef almiyor ki, feministleri ya da feminizme meyilli kadinlari hedef aliyor. Aslinda tersine donen dengeleri yerine oturtmaya calistigi icin surekli ayni kesimi hedef aldigina dair bir izlenim.olusuyor. Dengeler oylesine tersyuz edilmis ki, haliyle uzerine gitmesi de o denli istikrarli bir calisma gerektiriyor. Magdur kadinlarin hakkini savunan pek cok dernek ve kurulus zaten var. Hatta bu magduriyetler uzerinden magdur rolu oynayanlarin dahi hakkini savunacak kadar canhiras bir faaliyetin icerisindeler. Burada da izin verin magdur erkeklerin sesi biraz duyulsun ve duyurulsun.

        Yasalar kadinlari fazla kayirdigi ve aileler de kiz cocuklarini hep dikbasli, asi ruhlu ve simarik yetistirmeyi bir marifet saymaya basladigi icin erkekler aileyi ayakta tutmakta zorlaniyorlar. Ne yapsin bu insanlar? Eger yasalar ve toplumun gidisati kadindan degil de surekli erkekten yana isleseydi mutlaka o zaman da kadinin sesini duyururdu degil mi Sema hnm.?

        Olayi basit bir cinsiyet meselesi degil de toplumsal bir sorun olarak ele alirsak anlayabiliriz. Eski erkeklere bir baksaniza bir de simdikilere bakin. Zaten erkeklerde genel bir nezaket yarisi dogal bir surec halinde isliyor ki. Yani bunun icin surekli yazmaya gerek olacak bir ihtiyac hali yok. Mesela eskiden hangi erkek, hangimizin babasi annemizin onunde diz cokup evlenme teklifi etti? :) Ama simdi bu dogal bir durum.

        Sonra kadinin gonlu nasil hos edilir bunu bilmeyen erkek mi var? Biraz guzel soz, iltifat, hediye vs.Yapmayan erkekler varsa bilmediginden degil, emin olun ki icinden gelmediginden yapmiyordur.

        Kadinlar biraz Sema ablanin sozunu dinleseler bu zaten otimatikman erkeklerden bekledikleri sevgi, ilgi, nezaket ve muhabbeti de beraberinde getirecektir. Yani aslinda sunu demek istiyorum. Erkeklere sunu yap veya bunu yap demek yerine kadinlara sunlari yapmayin, su sekilde davranin ! Diyerek Sema hnm.yine kadinlarin lehine dolayli yoldan hizmet ediyor. Cunku biliyor ki verdigi tavsiyelerle erkekler zorbalikla degil, ama gonul rizasiyla arzu ettikleri muameleyi kadina gosterecek :)

        Yani her erkek bilir bir kadini mutlu etme sanatini ama karsisinda, ondaki bu potansiyeli aciga cikaracak ozverili bir hatun olmali ki icinden gelsin. O yuzden daha cok kadinlar uzerinde duruyor. Onlara kaybettikleri misyonlarini hatirlatiyor.
        Ustelik erkeklere yonelik de hanimlara nasil yaklasacaklarina dair yeterince yazisi var ben sahit oldum. Haksizlik etmeyin.

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdandır. “ Hz. Ömer (R.A)

Kitap

Bilinçaltı Şakadan Anlamaz

Eğitimci yazar M. Emin Karabacak’ın yeni kitabı Bilinçaltı Şakadan Anlamaz kitabı okurlarla buluştu. Bayramlık İstemeyen Çocuklar (Çocukların başarısını artırma da anne babalara düşen görevler), Tabakları Ayırdık Çocuklar Söz Dinlemez Oldu, ...
Devamını Oku