Fıtri Kültür

23 Kasım 2015Evlilik65 Yorum »

photoÖncelikle bir hakikat söyleyeyim: “Hüküm hatimeye göre verilir” Evet işin neticesine bakmak lazım. Kültür sahibi olmanın ölçüsü, İslami kriterlere göre tanzim edilmediyse bazen zararlı düşüyor. Zira medeni ölçüler, nefsâni arzuları tatmin üzere bina edilmiş. İslamiyet kültürde, ahlakta, ailede daima en parlak ve nurlu meyveler verdiği halde bu kültürü geliştirmek yerine kendi cüz’î aklımızla, daha doğrusu nefsimizle benimsediğimiz başka yollar çizmek istenen neticeyi vermiyor, fıtrata muhalif düşüyor.

Mesela bir erkek pek çok kayıtlarla bağlıdır. Babası ve annesi başta olmak üzere pek çok akrabası ona yol gösterir. Bunlar evladının her halükarda iyiliğini istedikleri için onu hatalardan men eder. Ve erkek nazarında hatırları da kıymetlidir. Bu fıtridir. Yani erkek asabi olsa bile fıtraten kulağı bunları dinler. Bir de mesela Hocası, Mürşidi, Cemaati olabilir. Bunlar da erkeğe yön verir. Cazibedar hocalarına, abilerine itiraz edemez. Ve erkek fıtraten öğrendiği güzel hakikatlara kayıtsız kalamaz. Her şeyin en güzeline sahip olmak, ailesini en iyi görmek onun fıtri ihtiyacıdır. Hem sünnet bizi cemaate sevkediyor. Çünkü düzgün bir çevre çok hatalardan, ifrat ve tefritlerden insanı alıkoyar. Nitekim ‘cemaatten ayrılanı kurt kapar’ denilmiş.

Peki eğer birilerinin başı boş olacak olsaydı bu erkek mi olmalıydı, yoksa kız mı? Erkeği fıtri olarak bağlayan bu kadar kayıtlar varken, kadın hangi kayıtla bağlı olabilir? İşte İslami ölçüleri nazara alırsak kadının başı da kocasıyla bağlanmış. Onun sahipliği ile muhafaza olur. Onun rızası ile mutlu olur. Kocası onun ya cennetidir, ya cehennemi. Erkek hanımının kötü olmasını isteyecek de değil. -Tabi anlık lezzetlerin şevkiyle evlilik yapan, şuursuz insanlar bahsimizden hariç-

Bir evde koca ve baba sıfatını taşıyan erkek, aile ferdlerinin çilesini çekme vazifesini üstlenmiştir. Nitekim evladı bir hata yapsa baba hem sahip çıkar, hem bedelini rıza ile öder. Hanım bir hata yapsa, hissi tavırlar koysa erkek onu hem hazmeder, hem de sevgisini esirgemez. İşte erkeğin mahiyetinde bu manalar da var.

Demek ailedeki hataların, sıkıntıların kefaretini manen erkek ödüyor. Tabiri caizse günahına bedel o yanıyor. İlginç ki dışarıya da birşey sezilmiyor. Hakikaten erkek tam anlamıyla hadiste zikredilen; “Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim..” manasına mâsadak oluyor. Yani kocalar aslında büyük fedakarlıklara sahip oluyor. Bilsin bilmesin fıtri vazifesi bunu netice veriyor. Hariçte belli olmaması, hergün dilinden tatlı iltifatlar dökülmemesi bunu cerh etmez. Zira onu zaten fiilen yapıyor.

Ben hep merak ederdim, erkek çoğu zaman nefsini düşündüğü halde nasıl oluyor da hadislerce zikredilen babalık ve kocalık makamlarını hak ediyor diye. Demek zımni, arka planda, iç dünyada cereyan eden fedakarlıklar, feragatler, gayretler, himmetler var. Yani arzu duyduğu çok şeylerin peşine düşmeyip eline geçene razı olması, ailesinin her sıkıntısını omuzlaması, onları sahiplenmesi, ihtiyaçlarını ve isteklerini yerine getirmek için elinden geleni yapması, bütün hayal ve arzuları zamanla ailesine ve evladına hasrolup bunu varlığının neticesi bilmesi tam bir feragat örneğini teşkil ediyor.

İşte bu mahiyetteki kocaya itaat ve hürmeti Allah ve Resülü farz kılıyor. Hem de eğer olabilse idi secde derecesinde.

Hem Efendimiz (asm) üç kişi yolculuğa çıkacak olsa birinin başkan olmasını istemiş. Aile gibi en önemli ve temel müessese elbet mizansız bırakılacak değildi. İşte doğrudan Kur’an, erkeği aileye reis tayin etmiş. Demek bu noktadan kocanın kararları inayet altında ve daha isabetli düşüyor. Aynı evde ikilikler bulunursa, kendine mahsus bir dünya olan o aile terakki edemez, saadette geri kalır.

Hem hanım, manevi letafeti, şefkati gibi yumuşatıcı hisleriyle o aileye saadet vesilesi olacakken ve aile saadetine mahsus bir varlık iken, dünyanın ince hesaplarıyla kocasına itiraz etse ilk önce kendi huzuru kaçar. Yükünü gemiye bırakmak, yani kocasına tabi olmak, mutlu olmak ve mutluluğu ile kocasını da mutlu etmek daha isabetli olacaktır. Böyle olunca erkek muhakkak hanımının hatırını sayar, ona da danışır.

Şimdiki avrupai medeniyet ise kültür adı altında -belki bu da var ama- iç yüzünde nefsâni, şehevî hisleri daima tahrik ederek aslında bi türlü doymaz, azla yetinmez, her an büyük heyecanlar isteyen nefisler yetiştiriyor. Mesela daima sokaklarda, karşı cinsin günde yüz çeşidini gören bir göz yarın eşini beğenmiyor veya onunla doymuyor, doyamıyor. Mesela evlilik dışı büyük heyecanlar ve hisler yaşayan bir nefis, yarın sakin bir ortamda yapılan ciddi bir evlilik görüşmesinde istediği elektriği alamıyor. Öyle hisler, böyle ortamlarda uyanmaz. Gerek de yok zaten, çünkü nefis daima insanı aldatır. Orada akıl ve kalb çalışır. Buna göre karar vermek daha isabetli olur.

Ayrıca kızlar pek çok hayaller kurarken ve güzel beklentileri olduğu halde -ama çoğuna gerek yok- erkekler zaruri ihtiyaçlarının karşılanması ile yetinir. Kurduğu düzenin iyi kötü devamını ister. Hemen boşanmaya meyletmez.

Bu münasebetle söyleyelim. Cinsel ihtiyaç erkeğin zaruri ihtiyacıdır. Kadında ise bu arzu ancak harici bir tahrikle uyanır. Dolayısıyla kadın ailede bu ihtiyaca cevap vermeye mecburdur. Kadındaki arzu ise kısmîdir. Bir uyaran olmazsa her zaman aramaz. Şer’i hükümler de buna göredir.

Hem kızlar manevi olarak da zayıftır. Hislerine mağlubdur. Akıldan ziyade hisleriyle hareket eder. Yani hissî olarak telkin edilen şeylere aldanıp ikna olabilir. Harici teveccühlere mağlub oluyor. Şimdi nerde kaldı bildikleri, okuduğu kitaplar, kazandığı kültürler..

Elhasıl; İslam, her iki tarafa fıtrata muvafık vazifeler tayin ediyor. Kadının manevi mahiyetine bakınca aile hayatına mahsus olduğu anlaşılıyor. Öncelikli olarak bu maksadı muhafaza etmeyen, bunu kâmil noktalara taşımayan kültür ve emsali şeyler çoğu zaman mâlâyâni, bazen de zararlı düşüyor. Evveliyetle bu temel sağlam atılıp muhafaza edilmeli, bunun prensipleri öğretilmeli ki diğer kazançlar birşey ifade edebilsin. Demek kızların her şeyi okuması, her yere gitmesi ona kültür ve neşe değil, belki kendini muhafaza etmezse tehlike getirir. Bu meyanda dış hayatta nefsani gülücükler dağıtmak da kalbten gelen hakiki ve ruhi bir sevinci ifade etmez.

Ayrıca insan ne kadar okusa, kendini geliştirse, âlim de olsa en büyük makam şehitlerindir. Demek fıtri bazı vazifeler ve ihtiyaçlar var ki diğer pek çok kemâlâttan ağır basıyor. İlim her kemâlâtın başıdır tabi, fakat bu, esas vazifelerimiz noktasında ruhi bir kemâle, salih amellere inkılâb etmediyse ve bizim nefsimize bir sükunet ve itminan vermemişse matlub netice alınamamış demektir. Hem Cenab-ı Hakkın yaratılıştan bir adım üstün kıldığını, diğer kemâlâtlarla kimse geçemez. Vesselam.

Uğur Tuğrul

 

Okunma Sayısı : 6.336

Yorum yapın

“Fıtri Kültür” için 65 Yorum

  1. Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    Bu konu fazla uzamasın son olarak kendi görüşlerimi toparlayıp bitiriyorum:

    Efendim, İslamda hükümler genele göre iner özele göre inmez.Yani tüm insanlık düşünülerek Allah hükümlerini indirir.Özel,bireysel manada insanlar şahsi durumlar düşünülerek hükümler inmez.(özele inenlerde belirtilir “Ey peygamber eşleri”,”Ey peygamber” vb. diyerekten yani özel olarak kime hitap edilecekse)

    Şimdi kadın dövme ile ilgili ayettede bu durum üçüncü aşama olarak zikredilmiş ve bu durum karı-koca arasındaki ilişkide fayda verecek ki bu nedenle rabbimizce zikredilmiştir.Aksini düşünmek muhal olur.Çünkü kur’anımızda abes birşey yoktur.

    Peki o halde şöyle diyenler çıkacaktır:”Efendim, bazı kadınlar var ki istediğin kadar döv aynıdır huylu huyundan vazgeçmez,yine bazı kadınlar var ki çok hassaslar bir fiske attınmı yuva hepten dağılır,yine bazı kadınlar var ki zaten ilk aşamada bazıları ikinci aşamada yola gelirler üçüncüye geçilmez bile vb.vb.”

    Evet,böyle diyenler haklıdırlar çünkü insanlar,karakterler,kişilikler farklı farklıdır.Kimine nasihat fayda verir kimine musibet fayda verir.
    Başta söylediğimiz gibi islamda hükümler genele iner genel insanlık düşünülerek iner yani söz gelimi 100 insan içinde bir sapık bile çıkacağını,bir art niyetli bile çıkacağını hesap ederek biz kadınla-erkek arasındaki ilişkimizi ona göre tanzim ederiz.K.Kerimde şöyle buyrulmuyor mu: “Ey peygamberin hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde (şehvetten arız) hastalık olan kimse (size) arzu duymasın! Daima yerinde ve uygun şekilde konuşun!”AHZÂB-32

    Bu ayette özelde Annelerimiz için gelsede genelde tüm kadınlar için hükmü geçerlidir.Bakın ayette “kalbinde (şehvetten arız) hastalık olan kimse” denilmektedir.Yani her insan bir değildir.Kimi konuştuğu kadını ablası,bacısı gibi görür kimi ise farklı görür.İşte bu nedenledir ki hükümler tüm insanlık gözetilerek indirilir.Yani Ahmet adında biri konuştuğu kızı ablası olarak görüp benim kalbim temiz diyebilir.Ama Kemal adında biri ise görüştüğü kıza farklı düşünceler besleyebilir. İşte tamda bu yüzden belkide Kur’an bize “kadına bakmayın,kadınada erkeğe bakmayın” buyuruyor.Ahmet adındaki kişi çıkıp ben bakıyorum ama ablam gibi desede bu geçersizdir.İsterse 99 tane ahmet çıkıp ben ablam gibi görüyorum desin ama bir tane Kemal çıkıp ben başka türlü görüyorum diyebilir.işte başka türlü görüyorumlar denmemesi için bu hükümler inmiştir.Yani kısaca islam “bir kasa elmadan çürük çıkacak bir elmayı da hesap ederek hükmünü indirir.”

    İşte bu nedenle tartıştığımız “kadın dövme” ayetinide böyle ele almalıyız.100 kadından 90 kadına dayak fayda etmeyebilir.Bu kadınların fıtri yapıları,karakterleri,kişilikleri bunu kaldırmayabilir hatta dayak terste tepebilir.Yuva köktende dağılabilir.Amma velakin 100 kadından 10 kadına bu dövme işi fayda verecekse -ki illa bu mizacta yani az buçuk korkutmayla,cezalandırmayla hafif dövmeylede yola gelecek kadın mizaçlarıda vardır-işte o zaman bu hükmün aslında haşa abes yere Kur’anda yer almadığını ve aslında ne kadar hikmete mebni olduğunu o zaman anlayabiliriz.

    Ayrıca ilk iki aşama olan nasihat ve yatak ayırma aşamalarındaki hikmette yine genel insanlık düşünüldüğündendir.Yani yine 100 kadından 50 tanesi nasihatle yola gelebilecek mizaçtayken 40 tanesi ancak yatak ayırmayla yola gelebeilecek mizaçta olabilir.İşte olaya böyle bakınca hiç bir aşamanın aslında gereksiz ve boş yere olmadığını anlayabiliriz.

    Bakın bunu kendi çocuklarınız üzerinde de deneyebilirsiniz hatta öğretmenler daha iyi bilirler kimi öğrenciler nasihatle uslanırken kimileri ise hafifçe kulakları çekilince uslanabilirler.Yani neticede “Kur’anda üç aşamanında fayda vereceği kadın karakterleri,mizaçları toplumda bol miktarda mevcuttur.” Mesele Kur’an ayetleri olsun hadisleri olsun anlanmaya çalışmaktır.Hemen aklım almıyor “bir din ki yada bir sünnet ki düşünün kadın dövün desin” şeklinde veballere girmemektir….vesselam…

    • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

      O kadar mutsuzum ki o kadar cok istirap cekiyorum ki Allah kimseyi bu durumla imtihan etmesin… baktm bana karsi cok kotu bagryr kzyr tepkiler veryr bende tamam dedim olmuyorsa olmuyordr zorla kendimi sana sevdiremem zorla kendimi sana es yapamam bugune kadar sabrettim ama benimde bir haysiyetim var. Beni istemeyeni bende istemiyorum sen sag ben selamet diyerek yazdiklarimi noktaladim. O size cok kirici bir uslup kullandi cok agir ifadeler soyledi kendisine cevap vermedim o ithamlara karsilik. 3gundur de ses yok. Insan ji ozur diler bi gonul alir evet sen hatalisin ama bende hatalym bile dese yine raziyim ama yok. Cok caresizim:( dua bekliyorum sizlerden sagolun

  2. Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    Hasret kardeşim nisa suresi 34.ayetteki sıralamayı burada tekrar zikretmemem bunu bilerek çarpıttığım yada sığ düşümceye sahip olduğum yada konuyu hiç bilmeden konuştuğum anlamına gelmez.

    Tabiki ayette belirtildiği gibi sıralama önce nasihat sonra yatak ayırma en sonda dövme şeklindedir.Amma velakin gülpembe kardeşimiz konuya direk üçüncü sıradan yani dövme aşamasından giriş yapınca bende o nedenle konuya direk dövme meselesiyle başladım.Bilmem anlatabildimmi!

    Ayrıca eğer ki dövme yuva yıkmayı önlemiyorsa neden yüce Allah kitabında üçüncü aşama olarak zikretsin? o halde direk boşama lafızların birini kullanır ve erkeğe karını boşa derdi…yani sizin mantığınızla gidersek zaten ilk iki aşama sonuç vermezse dayakta sonuç vermez diyorsunuz yani bir adama üçüncü aşamayı (dövmeyi) hiç yapmasın diyorsunuz neticede bu bir sonuç vermez diyorsunuz..peki bende size soruyorum yüce Allah sonuç vermeyeceğini bildiği bir şeyi niye erkek kullarına emretsin? buyrun cvp verin…

    • gulpembe dedi ki:

      “.. yüce Allah sonuç vermeyeceğini bildiği bir şeyi niye erkek kullarına emretsin”
      elhamdulillah ki aklin yolu bir. ilgili ayeti vurmak olarak anlayan bazi tefsir kitaplarinda zaten buna “mendil yada kalem..vb ile vurmak suretiyle canini yakmayacagi sekilde,yada dayagin fayda vermesi ihtimali varsa” gibi diye serh koymuslar. simdi bakalim:

      “mendil yada kalem..vb. ile vurmak : sizce nasihat etmek, kusmek ve yataklari ayirmak gibi agir psikolojik yaptirimlar ise yaramadigi halde mendil ile vuracak kadar canini acitinca mi terbiye olacak bu hanim?

      vurmak fayda verecekse : bugun ilmi birikimler sayesinde biliyoruz ve tum davranis bilimleri uzmanlari ittifak ediyor ki;dayak atmak ya faydasiz yada zararli bir terbiye metodudur. hayvanin terbiyesinde bile dayak caiz degilken kadina nasil layik goruluyor. dayak guclunun zayifa uyguladagi bir suistimal ve zulumdur. kime ne icin olursa olsun nefsani hirsla vurmak herhalukarda zaten dinimizce haramdir.bu apacaik bir celiskidir.

      rasullulaha da ilk 2 asamadan sonra acikca “guzelce saliver”buyruluyor. cunku ne olursa olsun bu evlilik devam edecek diye bir kosulu yokki kitabimizin biz katolik degiliz.,
      memlekette kadina siddete hayir denildiginde bir ayetin inkar edildigini zanneden suursuz pekcok insan var. ilahiyat camiasina yakin oldugunuzu belirtmissiniz ,lutfen insanlara yardimci olun..

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

        “rasullulaha da ilk 2 asamadan sonra acikca “guzelce saliver”buyruluyor.”

        Hangi iki aşama hanımefendi dediğiniz ayet şudur:(/AHZÂB-28: Ey Peygamber, hanımlarına de ki: ‘Eğer dünya hayatını ve onun ziynetini istiyorsanız, gelin, boşanma bedellerinizi verip sizi güzellikle boşayayım.)

        Bu ayetin öncesine de bakın sonrasına herhangi bir şart,aşama koşulmamıştır.Yani Ey Peygamber önce şunu şunu yap sonra güzelce salıver denilmemiştir.

        Ama şunuda unutmayın efendimiz ve eşleri için özel bazı durumlar biz insanlar için geçerli değildir.Mesela Efendimizin (s.a.v) 4 ten fazla evliliği,teheccüde kalkmasının kendisine farz olması vb.gibi aynı şekilde Efendimizin (s.a.v)zevceleride diğer kadınlar gibi değillerdir.Onlar için iki kat azap buyruluyor.Buyrun aynı surenin 30.ayeti:AHZÂB-30: Ey peygamber hanımları! Sizden kim, açık bir hayasızlık ve ahlak dışı bir davranışta bulunursa, ona iki kat azap edilir ve bu da Allah’a pek kolaydır.

        Ayrıca siz diğer Allahın kullarına da o halde anlaşamıyorsanız hemen ilk iki aşamayı uygulayın sonrada salıverin diyemezsiniz.Kur’anı kerimde abes birşey yoktur.Ku’ranı kerimdeki bir harf bile boşuna değildir hanımefendi!Eğer yüce rabbimiz üçüncü aşama olarak dövme ayetini zikretmişse bu boş yere laf olsun salata dolsun diye haşa zikredilmemiştir!

        Ayrıca mendille,misvakla,kalem şeklinde bir şeyle vurun diyen alimlerde kendi ictihatlarını ortaya koymuşlardır ki bu bağlayıcı değildir.Çünkü bir mendil ve misvakla dövsen ne olur dövmesen ne olur sonucu çıkacaktır.Bu bakımdan uygun olan bir iki fiskenin kaba etlere vurulmasıdır.Siz alimlerin yorumuna bakarak bu ayetin hükmünü iptale götüremezsiniz böyle bir vebale girişemezsiniz.Efendimiz (s.a.v) “döverseniz mendille,misvakla dövün” dememiştir.(en azından böyle bir rivayet bilmiyoruz)

        Ayrıca eşini döven bir adamın karısına sende git döv deyince daha kadın gitmeden ayet inmiş ve kadının kocasına aynıyla mukabele etmesi yasaklanmıştır.Şunuda unutmayalım Efendimiz (s.a.v)rahmet peygamberidir o sadece eşlerini değil çocuklarını,kendisine hizmet edenleri ashabını bile dövmemiştir.Ama “yıldızlar gibidir” dediği ashabından bazıları eşlerini dövmüştür.Ve bu müsadeyi de ashabı Efendimiz (s.a.v)den almışlardır.Fakat bazıları işi abartıp fazlaca dövmeye kalkışınca Efendimiz (s.a.v) tekrar olaya el koymuş ve bu defada “kadınları dövmeyiniz”vmealinde hadisler zikretmiştir.İşte onlardan biri:”Sizden biriniz karısını köleyi döver gibi dövmeye kalkışıyor. Belki de o akşam onunla aynı yatakta yatacaktır.” (Buhârî, Tefsîru sûre (91)1; Müslim, Cennet 49)

        Hadiste dikkati çeken husus köle döver gibidir denilmektedir.Yani anlaşılan o ki sahabelerden bazıları işi abartıp fazlaca dövmeye başladılar bunun üzerine bazı kadınlar eşlerini şikayete geldiler ve Efendimiz (s.a.v) bu türden hadisler söyledi.

        Yani o halde şu sonuç çıkar:Eğer sahabe Efendilerimiz Peygamberimiz (s.a.v)den aldıkları eşlerini dövme ruhsatını abartıp aşırıya kaçmasalar işi dozunda bıraksalardı o sahabelerin eşleri Efendimiz (s.a.v) gelip şikayette bulunmayacak ve Efendimiz (s.a.v)de belki bu türden hadisler söylemeyecekti.

        Eğer aksini söyleyecek olursak o zaman Kuran ile hadis çelişiyor diyeceğiz ki bu mümkün olmaz kuranda “dövün” diyor hadiste “dövmeyin” diyor.Benim anladığım aslında Efendimiz (s.a.v) şunu söylüyor:”aşırı dövmeyin,ve zevk için değmeyecek şeyler için dövmeyin ama illa dövmeniz gerekecekse işi dozunda bırakın aşırıya kaçmayın” yine en doğrusunu Allah bilir.

    • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

      Hala bana cevap vermis degil uzerinden bir hafta gecti ses seda yok

      • ... dedi ki:

        Sayın Mutsuz ve Kararsız,

        Yazdığınız yorumları en başından itibaren okudum.Yaşadığın çaresizliği bir şifası olsa hemen kurtulsam halini de anlayabiliyorum ama emin ol hepsi zamanla geçecek zamanla unutacaksın ve bir gün yaşadığın bu durumlara sıkıntılara üzüldüğüne kendini kahrettiğine pişman olacaksın. Bütün çabana rağmen olmuyorsa yada bir türlü anlaşma ortamı bulunamıyorsa bundan sonrasını Allah’a bırak ve hayırlı olanı nasip etmesini iste. Yazdığın bütün mesajlardaki ifadeler iki tarafın çok fazla karşı karşıya geldiğini ve üslupta davranışta sınırların aşıldığını şiddete geçildiğini gösteriyor. Sayın U-mutlu hanımda yazdığı gibi nişanlılık döneminde böyle olan bir ilişkinin evlendikten sonra iyi yönde olabileceği meçhul. Ve evlat sahibi olmak istiyorsanız çocuğunuzun nasıl bir aile ortamında ve nasıl bir baba ile büyüyeceği.

        Sizin yaşanılanlara rağmen ısrarcı olmanızda normal değil.Bu hayat size Allah tarafından emanet olarak verildi seçimleriniz iradeniz ile önünüze yeni yollar çıkacak geçmişin sıkıntısına yada kişilere takılı kalmayın ve fıtratınıza uygun yaşayın.Uzman bir psikoloğa gidiniz.

        • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

          ..diyor ki yorumun icin sağolasın. Ben biraz israrci bir yapiya sahibim birseyi eger yapmak gitmek konuşmak yazmak istersem yapmadan duramam. Nisanlima da bagimli hale geldim. Belki o bana kizdikca kirdikca ondan uzaklasip sakinlesmek yerine dusunmek yerine ben her defasnda af diledim suclu da olsam sucsuz da olsam ozellikle nisan olduktan sonra. Oyle ki artk karsi taraf beni kirip incitmekten uzmekten bagrmaktan cekinmez oldu seni mutlu etmem bende degerin yok yasamini bir asagilik gibi surdureceksin senin kafana dank edene kdr boyle gibi ifadeler kullandigi cok oldu son zamanlarda ben yine orta yolu bulmaya calisiyordum .evet belki cok ustune gittim evet belki cok aradm belki gorusmeyi ben daha cok istedim ben odun verdm ama ben ona bu anlamda kotu bsy yaptigimi dusunmuyorum. Gelgelelim son duruma nerdeyse 10gun olmk uzere biz konusmuyorz. Bana en son ben buyum isine gelmiyorsa yolu biliyorsun ve agir ifadeler de kullandi once sustum 1gun snra yazdm bu sekilde artk daha fazla katlanamayacagimi. Ama inann duzgun bir usluple haddimi bilerek. O ise defol git hayatimdan dedi insan gibi bir kadn istyrm dusuncesz sonu dusunemeyen sacma alingan fln.. gbi seyler soyledi. Ona cevap vermedim. Dedigim gibi neredeyse 10gun olmak uzere disimi skyrm yazmamak aramamak icn. Cunku dedgm gibi oncesnde bana kzsa da ben gttgm icn brz kendini muhasebeye cekmesini istiyorum. Belki bana kizacaksnz sen hastasn diyeceksnz ya da uzman bir psikologa gorun dyeceksnz yazinizda belirttgnz uzere ben sadece sevmstm bana iyi olsn baska buyuk isteklerim olmadi. Suan sadece bekliyorum ya ailesi araciligiyla haber gonderecek bu is bozulacak ya da bilmiyorum.uyku duzenim bozuldu surekli garip ruyalarla gecenin bir yarisi uyaniyorm yemekten kesildim iyi degilim. Her gun dua ediyorum Rabbime hayirlisi icin. Sizlerden de dua bekliyorum. Allah razi olsun simdiden

          • Uğur Tuğrul dedi ki:

            Hanımefendi ilişkinizin durumu kesin olarak olumsuz.

            Tecrübe olarak size söyleyeyim, insanoğlu bir işe teşebbüs edince tamamına da erdirmek istiyor. İyi niyetliyse iyiye yoruyor. Benim iki-üç teşebbüs ettiğim işler olumsuz neticelendi ve şimdi çok şükrediyorum olmadığı için. Uzaktan bakınca daha iyi anlaşılıyor. Allah’a tevekkül edene Allah kafidir.

            Siz ailenizle durumunuzu paylaşıp karşı tarafı siz reddedin, yoksa sizin açınızdan durum daha yıkıcı olabilir. Kesin olarak neticeye bağlayın. Sonra da başka bir şehirde sevdiğiniz bir akrabanızı ziyaret edin ve aleminiz dağılsın. Yoksa durumunuz iyi değil.

            Allah yardımcınız olsun. Selametle..

          • U-mutlu dedi ki:

            Kardesim niye sana bunlari yaoan icin yemeginden uykundan edoyorsun kendini… Hic mi tevekkul etmezsin sabretmezsin dua etmezsin iradene hakim olmazsin???
            Hatta sukur etmessin..
            Senin yaptigin inat yuzunden caninin kiymeti kalmamis Firtinali havalarda gemiler seferleri durdurur ,sisli havada ucaklar neden?insan hayti tehlikeye girmesin diye orda pilot,kaptan deseki olsun ben bu yolculugu yapacam siz ne derdiniz bile bile olume gidiyor degil mi bile bile zorluyor sansini ,,,

            Gormussun gercek yuzunu daha neyin pesindesin?? …. rumuzlu arakadasin dedigi gibi psikolog ile gorus kendini guclu hisset namazlarini aksatma nafile namazlarini da kil derdin rabbin olsun bir kul icin bu kadar harap etme kendini Rabbim kimseye yasatmasin ama anne babasini kaybeden cocuklar var, cocuklarini kaybeden anne babalar var bu kadar uzulme tevekkul et dunyanin sonu degil Insallah karsina imanli durzgun bir insan cikar. Allah a birak kendini herseyini o en iyisini bilir…

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Mutsuz ve Umutsuz’ a

            Bak güzel kardeşim, şimdi beni iyi dinle…

            Senin tüm yorumlarını, hatta bazılarını bir kaç defa okudum, senin içinde bulunduğun durumu ve derdini çok net olarak anladım. Ama ne hikmetse sen, sana yardım etmek, doğru yolu göstermek, seni içinde bulunduğun sıkıntılarından en az zararla kurtarmak isteyen İYİ NİYETLİ insanları anlamıyor, ANLAMAK İSTEMİYORSUN.

            Çünkü;

            Sen nişanlını sevmiyorsun, gerçekten O’na AŞIK DEĞİLSİN.

            SENİN ASIL PROBLEMİN “REDDEDİLMEK, O’nu ELDE EDEMEMEK, O’na SAHİP OLAMAMAK, O’nu KONTROLÜN ALTINA ALAMAMAK”

            Özetle,

            “””Ben biraz israrci bir yapiya sahibim birseyi eger yapmak istersem yapmadan duramam” DEMİŞSİN ama görünüşe göre bu konuda sen

            “İSTEDİĞİNİ ALAMAYACAK ve BU SAVAŞI KAYBEDECEKSİN”

            Bazen insanlar fiili dua (eylem, davranış ve tercihler) ile sıkıntı, bela isterler. Senin yaptığın da bundan başkası değil. Sen Bu sevdadan ( ben neyi, kimi istersem alırım, sahip olurum sevdasından) Vazgeç.

            Aksi taktirde içinde bulunduğun süreç nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın senin sonun hiç iyi değil…

            Hayırlı karar ve işlerinde Allah yardımcın olsun…

          • ... dedi ki:

            Allah namına olmayan her şey fena ve yokluğa mahkumdur. Fena ve yoklukla yoğrulmuş bir sevgi ise insana lezzetten çok, azap veriyor. Bu sebeple Allah namına olmayan mecazi sevmekler yanlış ve yasaktır. Üstelik bu sevgi insana Allah’ı hatırlatmıyor, tam aksine unutturuyor. Halbuki insana verilen kalp, ancak Allah sevgisi ile tatmin olabilir. Fani ve geçici mahlukat ile tatmin olmaz.

            Yazdığın her yorumda kırıldığını anlıyorum ama daha fazla kendini aileni dünya ve ahiretini sıkıntıya sokmamak için kesin kararını bildir. Evet nişanlına bağımlı hale gelmişsin hatta takıntı saplantı boyutuna geçmiş ama gerekli tedavilerle seninde çabalarınla düzelebilir her şey. Senin yaşadıklarına benzer bir durumu evli olan bir tanıdığım yaşadı ve sonuç 5 yıllık çabaya mücadeleye rağmen bitti tanıdığım kişiye kalsa benzer durumlara yine katlanırdı evliliğini bitirmemek için ama karşı taraf kesin olarak bitirdi. Psikolog ve yaşadığı çevreden tamamen uzaklaşmakla farklı bir hayata başlamakla tövbe etmekle ibadetlere Allah’a sığınmakla kendisini toparladı.

            Uğur Bey’inde tavsiye ettiği gibi kafanızda ve kalbinizde kesin olarak bitirin ve yaşadığınız ortamdan biraz uzaklaşın. Çalışıyor musunuz okuyor musunuz evde misiniz bilmiyorum ama sürekli size o kişiyi hatırlatacak düşüncelerden durumlardan uzak durun kendinize bir uğraş bulun. Sosyal medya hesaplarından ve telefondan da uzak durmaya çalışın. Birden o kişiyi unutmanız mümkün değil alışkanlık oluşmuş ama zamanla unutacaksınız. Yeni bir yola girmeniz ve yeniden evlilik kararı almanız için psikolojinizi moralinizi düzgün tutun.

            Rabbim hakkınızda hayırlı olanı karşınıza çıkarsın huzurlu ve hayırlı etsin.

  3. gulpembe dedi ki:

    mutsuz ve kararsiz kardesim,
    senin durumun suna benzer ki, sekeri,tansiyonu, bel agrilari olan hasta doktora gider, bir hap yaz da dertlerimden kurtulayim der. oysa ki yaninda perhizini,egzersizini yani gayretini koymadiktaktan sonra hicbir hapta sifa yoktur.
    sen kendine sor,bir kiz 3-4 senedir beraber oldugu kisinin gucu neye yetiryor/yetmiyor bilmez mi?gucunun yetmedigini bildigi halde onu zorlanacagi masraflara sokmak sevgi midir,ego mudur?
    sen kendinden de cokca masraf yaptigini soylemissin,bunu onun icin degil,yine kendin icin yaptin,kendi hayatin icin.bunlarla basa kalkmaya hakkin yok cunku eger masraf yapmak istemiyorsan onun alabildiklerine razi gelmen gerekir. ama o kadarini yetersiz buluyorsan ve katki yapmak istiyorsan harcadiklarini yuzune vurma cunku yaptiysan yine kendin icin yaptin.
    karsi taraftan bakinca, sana kirici davranmasi,insanlarin icinde olsa bile ters hareketler yapmasi,senin aramalarindan kacmasi “ben ayrilamiyorum,sen beni birak”mesajidir. evet senin dedigin gibi o da basta seni sevdi ama biktirdin,yildirdin artik..onun iliskideki kusurlarina deginmeye gerek duymuyorum daha once biraz yazmistim .maalesef boyle..

    son olarak ayni senin durumunda bir arkadasim vardi, yeni evinde esyalari paketliyken gelinligi duvarda asilirken,nisanlari atti.karsi taraf anlattigin gibi son donemde kirici ve kaba,ilgisiz davranmaya baslamisti, “ben degil,sen birak”demeye getiriyordu. cunku kizin ailesinin icine cok girmisti,imam nikahlari da vardi,boyle durumlarda bazi erkekler geri adim attiklarinda alacaklari tepkiden cekiniyorlar,zaten senden ailelere nisanlari atalim diye soylemeni istiyor, kendi soyleyemiyor yani..sonra o arkadasim baskasiyla harika bir evlilik yapti, simdi nur topu gibi iki oglu var, asla umudunu yitirme. hersey nasip..eger herseye ragmen evlenirsen-insallah yine buraya yazmak zorunda kalmazsin,Allah a emnat ol..

    • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

      Insaallah bilmiyorm … aramzda sknti oldu bende oluyorsa artk zorlamcm dedim beni isyemeyeni bende istemem mutlu olmk istyrm her bsy istedgmde aglatlyrm uzuluyorm kryr kzyr rencide edlyrm .yani vazgectigimi soyledm. O agzini bozdu 🙁 bsy yazmadm ona. Hayirlisi olsun su saatten sonra geliyorsa gonluyke duzgunce gelsn gelmyrsa da bitsin. Artk bu sartlar altnda kaldramyrm

      • anıl dedi ki:

        mutsuz ve karasız kardeşim durumun oncesi suki her zaman derk edilen acı ceker ve hatayı kendinde arar ve kendini suclu ilan eder bu durumda sen haklı olsan bile karsı taraf kendi suc ve kabahetlerini gormez sana ve cevrene yükler ve kendi vicdanlarını rahatlatmaya baslar.sen oncelilke kendin ve cevren ile barısık ol kendini sev ve kendinde kabahat arama sen kaybedersin
        bırak giden gitsin giden gitti bırakıp gitti kendi kaybetti diye düsün ilahi rabbim mazlumun ahını yerde bırakmaz buna inan ve ayla sonra sunu diyeceksin iyikide bıraktı diye rabbine dua ediceksin.ben bunları kendi basımdan geçti 8 senelik yuvan yıkıltı ve rabbime sükrediyorum her zaman iyikide gitti yuva yıkanın yuvası olmaz her günleri bir onceki günden daha zor geciyor sen ise kendine gore arastır yağmur duasına çıkmadan tarlayı ekin ek cünkü yağmur boş tarlaya yagsa camur olur….

  4. M. dedi ki:

    uğur beye teşekkürler.bu zor hayatta doğru şeyleri söylemek de zordur,Allah razı olsun.maddi bir sıkıntısı olmadığı halde (zengin değil normal)koca artık okadar bunalmış ki istemesede artık istediğini yap diyor karısına.o da koşa koşa yapacak (çalışmak vb hususunda) yaş 35 leri de geçmiş,birkaçta çocuk var.1erkeğe öneri?–2erkeğin geri dönüşü nasıl olur ?tahmin SAYGILAR

  5. gulpembe dedi ki:

    yorumunuzda yaptiginiz izahin anlamli oldugu kanisindayim Ugur Tugrul bey,tesekkur ederim.

    kadinin erkekten, erkegin kadindan daha ustun oldugu hususlar var. ornegin kadinin hamileligi, kocasiyla gecimi cihat seviyesinde gorulmus, bu is uzere olen kadin sehit sayilmis. ayni sekilde erkegin ailesinin rizkini kazanmasi,hanimiyla guzel gecimi cihat seviyesinde gorulmus, bu is uzere olen erkek sehit sayilmis.demek Allah kadin -erkek herkese kazandiklarindan bir pay var buyururken, tum kullarini kucakliyor ve avutuyor.

    bahsi gecmis olan ayeti kerimenin nuzulune sebep olan durum bir rivayette soyle geciyor ki,kadin kendisine vuran kocasini sikayet icin rasulullaha sav gider. rasulluh sav, ilginctir hukum olarak”sende ona vur “der. bu kisas gerceklesmeden ayeti kerime gelir ama bu ayet haddi asan erkegi aklamadigi gibi bilakis,ona ne uzere yaratildiysa onun sorumlulugunu(aile reisligi)hatirlatarak,bunu yerine getirirken karsilastigi problemleri nasil cozecegine dair yol gosterir. yani dayak ve zorbalik bu ayet ile yasaklanir.ne tenakuz ki, yine bu ayeti kerime hep “kadin dovme”ayeti olarak anildi. halbuki “vadribuhun”pek cok manaya gelmekle beraber “yollari ayir,bosan” manalari Kurani kerimin butunune vuruldugunda daha munasip kaciyor. bunu rasulullahin hanimlariyla yasadigi anlasmazliklarda “sarahan cemila-guzelce saliver”ayeti kerimesi cok guzel karsiliyor.
    zaten bir semavi kitap dusunun ki kadina vur desin?,insanlik fitratinin disina cikmamis bir kadin buna talip olsun?,bu yontem ise yarayip kadini esine daha sevgili ve eve bagli kilsin?-burasi sadet harici oldu.-

    netice itibariyle,evet akli basinda her kadin kendinden daha ustun vasiflardaki erkekle hayatini birlestirmek ister.kendisine nazaran daha cahil ve sorumsuz bir erkekten ise kacar,boyle bir evlilik kadin icin menfur bir yuk haline gelir.

    • Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

      “zaten bir semavi kitap dusunun ki kadina vur desin?” buyrun gülpembe hanım bizzat kur’an ayetinde “vur” diyor lütfen bilmeden bazı şeyleri konuşmayalım!

      Hz. Eyyüp paygemberin eşini dövdüğünü biz Kur’an’ı Kerimden biliyoruz buyrun işte ayeti kerime: “Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma.” Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah’a) yönelip-dönen biriydi.” (Sad, 38/41-44)

      Açıklamada şu şekilde:İslamî kaynaklarda bunun sebebi farklı şekilde açıklanmıştır. Bunlardan kabul edilebilir bir sebebi, şöyle özetlemek mümkündür:

      Karısı bir iş için ayrılıp gitmiş, ancak zamanında gelmeyip oldukça gecikmişti. Ağır bir hastanın beklediği hizmeti anında görmemesinden kaynaklanan bir kızgınlık, Hz. Eyyub (as)’u böyle bir yemine itmiştir. Ancak, anlık bir kızgınlık sonucu olarak ağzından çıkan böyle bir yeminden dolayı oldukça pişman ve rahatsız olan Hz. Eyyub (as)’a, Rabb-i Rahimi bir ruhsat ve muhtereme eşine de bir ikram olarak:

      “Eline bir demet ot/sap al, onunla vur! Yemininden dönen kimsenin durumuna düşme!”

      (kaynak:sorularla islamiyet)

      Kardeşim,Her ne kadar bu ayetin sebebi Hz.Eyyübün yaptığı yemin isede neticede Allahu tela o yemini yerine getirmesi için Hz.Eyyüp efendimize “vur” diyor.Vur dediğide duvar değil eşi olan bir “kadın” neticede.

      Kuran ayetleri birbirini tefsir eder bu tefsir usulünü az çok bilenlerin malumudur.Sizin bahsettiğiniz meşhur olan “vedribuhunne” kadınlarınızı dövün ayetini işte bu Hz.Eyyübün kıssası bence yeterince tefsir etmektedir.Çünkü Efendimiz (s.a.v) dövmemiş o halde nasıl dövülür denilmekte ve “vedribuhunne” ayeti zorlama tevillerle “boşanmaya,salı vermeye hamledilmektedir” oysa bu boşa kürek çekmekten ibarettir.

      Buyrun bir delilde sünnetten:”Çocuklar yedi yaşına basınca namazı emredin, öğretin; on yaşına basınca da kılmadığı takdirde (alıştırmak için) dövün.” (Ebu Davud, Salat, 26)

      Bakın Gülpembe hanım burdada “duvarı dövün” demiyor çocuğunuzu dövün diyor.Siz kalkıp “bir sünnet düşünün ki çocuğa dövmekten bahsetsin” mi diyeceksiniz şimdi!

      Şimdi biz biliyoruz ki Efendimiz Eşlerine bir tokat atmadığı gibi çocuklarınada başkasının çocuğunuda bir fiske vurmamıştır.Ama hadistede ifade buyrulduğu gibi ashabına “dövün” demiştir.Şimdi biz o halde bu hadisi nereye koyacağız modernistlerin yaptığı gibi “benim peygamberim böyle bir şey demez” deyip hemen çöplüğe mi atacağız.!

      Ez cümle Peygamberimiz (s.a.v) gerek kendi eşleri gerek çocukları olsun dövmemiştir.Amma ruhsat olarak hem ashabına eşlerini dövmelerine hemde çocuklarını dövmelerine müsade etmiştir.Fakat bunun ardındaki hikmet zevkine bir dövme değildir! bu çarpıtılmamalıdır.

      Eş dövmedeki hikmet Ailenin dağılmasını önlemektir.Çünkü en akılsız insanda idrak eder ki bir tokat atmak ailenin dağılmasından çocukların ortada kalmasından çok çok daha evladır.Tercihe şayandır.
      Çocuk dövmedeki hikmet ise Namaz kılmaya teşvik içindir.Yine en bedbaht insanda bilir ki kişinin kendi çocuğuna atacağı bir iki fiske tokat çocuğunun cehennemde namaz kılmaması nedeniyle azap görmesinden çok çok daha evladır.Müreccehtir…vesselam…

      • gulpembe dedi ki:

        hz. eyyub hanimina 100 sopa vuracagina dair yemin ediyor.yine ayni sekilde Allah buna razi gelmiyor. madem yemin edildi ,yerine gelmesi icin 100 ot/sap ile bir defa vur buyuruyor.bu bir nevi “terviye”dir ,yani yakin mana kasdedilerek yapilan bir yemin, uzak mana ile hafifletiliyor. su ornege benzer,sahabeden biri arkadasini korumak icin yollarini kesen dusmana yemin ederek “o benim kardesimdir”der,serbest kalirlar. rasulullaha gelip sorar bu yeminin kefareti ne olur diye, rasulullah”dogru soylemissin,siz zaten dinde kardessiniz “buyurur. yani ayeti kerime de “vurmus saydim”anlami vardir.yine seriatte celde cezasi gerektirecek suclari isleyen suclu, hasta veya cok yasli ise bu sekilde uygulama yapilir.yuz tane ot copuyle vurmaya, dovmek denmez,bu apacik sembolik bir tepkidir.

        namaz kilmayan cocuklarin 10 yasinda dovulmesi ile ilgili bilinen hadisi serif yanlis tercume ediliyor, prof.dr ali akyuzun bu konuyla ilgili tez calismasi var,ben adem gunes hocanin kitabinda denk geldim, darebe fiili “ala harfi ceri ile kullanilinca “zorlamak,sorumlu tutmak manasi verir,dolayisiyla doverek tercume etmek yanlsitir. bu teze ,hicbir arap ulkesinden dahil, karsi cikan ilim adami olmamistir bunu da ayrica belirtelim.

        peygamber efendimiz sav e sanirim hz. omer gelip ,kadinlara soz geciremiyoruz vursak olur mu diye izin istiyor.israr uzere musade veriyor, fakat kadinlar sikayetle gelmeye baslayinca,rasulullah topluluk onune cikip,”bazi kadinlardan kocalarinin dovduklerine dair sikayet aliyorum,artik kadin dovmek yoktur.iyi anlayin ki kadin dovenleriniz ummetimin hayirlilarindan olamaz.ben kadin dovmem,sizin en hayirliniz ailesine en hayirli olandir.ailesine en hayirli olan benim(beni ornek alin)”

        “tokat sayesinde dagilmaktan kurtulan aile” ifadesini de hayal gucunuzun zenginligine veriyorum artik. kocasindan darb goren kadin, kendini asagilanmis hisseder, kocasina kinlenir, icinde ofke biriktirir,yakinlasmaktan sogur,cocuklarina iyi davranmaz,ozsaygili cocuklar yetistiremez.muhtemelen bu ciftin cocuklari ya dayak atan, ya dayak yemeye duyarsizlik gelistirmis zayif karakterli bireyler olurlar.evet iyi ki aile dagilmiyor.bosanmadiklari icin bu aileye bir alkis lutfen..

        • Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

          “”yani ayeti kerime de “vurmus saydim”anlami vardir.”
          ne kadarda zorlama tevil olmuş,bence siz kendi hayal gücünüzüde bir gözden geçirin.

          “adem gunes hocanin kitabinda denk geldim, darebe fiili “ala harfi ceri ile kullanilinca “zorlamak,sorumlu tutmak manasi verir,dolayisiyla doverek tercume etmek yanlsitir. bu teze ,hicbir arap ulkesinden dahil, karsi cikan ilim adami olmamistir bunu da ayrica belirtelim.”

          bir defa bu ülkede çıkan kitapların çoğundan arap ülkelerinin haberi bile yok zaten bizler kitap değil dizilerimizi onlara ihraç ediyoruz hanımefendi!kitaba her karşı çıkan oturup reddiyede yazmıyor zaten ben nice ilahiyatçı bilirim başka bir meslektaşının görüşlerini gerektiğinde yerden yere vurur ama reddiyeye gelince yazmaz çünkü vakti yok adamların eğer reddiye işlerine girseler kendi yapmaları gereken çalışmalara zamanları kalmaz.bu işleri sizden iyi bildiğimi düşünüyorum.ilahiyat camiasına yakın biri olarak.

          ayrıca adem güneşin yorumu kendini bağlar ki neticede pedagogtur.bir islam alimi değildir.bu nedenle bizler adem güneş ne dediğine değil islam alimlerin çoğunluğuna bakarız çoğunlukta kuranda geçen “vedribuhunne” ayetini “dövmek” olduğunda hemfikirdir.

          çocuk dövmek konusunda pedagog olarak biraz ince,nazik tarafından olaya bakmış olabilir.ama bugün yetişkin birine sorsanız kuranı nasıl öğrendin namaza nasıl alıştın eminim şöyle cevaplar duyarsınız:”babamın dayakları sayesinde,annemin dövmeleri,terlikle kovalamaları sayesinde” ve bu cevabı verenlerde hiç şikayetçi olmazlar bu durumdan çünkü lafın sonunda iyiki anne ve babamdan dayak yemişim eğer beni hiç zorlamasalar dövmeleser belki namazsız niyazsız biri olacaktım derler…Bilmem anlatabildimmi.

          ayrıca erkeğin eşine bir iki tokat atmasıda aileyi kurtaran bir gerçektir çünkü erkekte öfke kontrolü sıkıntısı çoktur.ani bir tartışmada bir tokat atıp sakinleşip deşarj olur sonra gelir eşinden helallik alır gönlünü alır eşide af eder sıkıntı biter.ama o an tokat atmayıp içine atan ve bunu sürekli yapan adam bir sonraki tartışmada daha fenasını yapar yada tüm içine attıklarını bir defada mahkemeye taşır ve aileyi dağıtır.

          ayrıca olaya kadın açısından bakarsak kadın önce dayak yedirecek konuma kendini getirmemeli çenesine sahip çıkmalı.yok eğer bir tokat yemişse kocasından bu durumdada ailenin selameti açısından bu tokatı fazla abartmamalı affedici olmalı bu tokatta kendi payıda olduğunu unutmamalı.

          eskiden okuduğum bir ankette kadınların bir kısmı “kadınların dayağı bazen hak etttiklerini söylemişlerdi”. yani kadınlarda bazen kocaları yerine kendilerini koyduklarında “ben olsam karımı döverdim derler”..

          ama velakin tüm bu söylediklerimden de kadını dövmeye teşvik manası çıkarılmasın ben modern aklın ürünü olan zorlama tevillere karşıyım.neticede dinimiz yemeğin tuzu niye eksik diyede kadın dövmeye cevaz veren bir din olmadığı gibi çocuğu oyuncağını kaybedince çocuğun dövmeye izin veren bir dinde değildir…vesselam…

          • hasret dedi ki:

            Böyle İslam in hükümlerinden ,ayetlerinden bahseden yorumlara cevap yazmıyorum ama bu sefer dayanamadım yazma ihtiyacı duydum..

            Öncelikle Ahır zamanda müslüman olmak bu yorumunuzla çok şaşırttınız beni.sizin gibi ilmi konuda bilgisi olduğunu düşündüğüm kiseye bu kadar basit ve sığ bir düşünceyi yakıştıramadım.

            NİSÂ-34: Allah’ın bazısını bazısına üstün kılması nedeniyle ve mallarından harcamalarından ötürü erkekler, kadınlar üzerinde hüküm sahibidirler. (Ama öte yandan da) saliha kadınlar; gönülden boyun eğenler ve Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (hakları), kocasının bulunmadığı zamanda koruyanlardır. Baş kaldırmalarından endişelendiğiniz kadınlara (önce) öğüt verin, (etkili olmazsa) onları yataklarında yalnız bırakın, (o da olmazsa, son çare olarak sınırları aşmamak şartıyla) onları (iz bırakmayacak şekilde, suçlu oldukları hasebiyle) dövün. Size itaat ederlerse sakın aleyhlerine yol aramayın. (Unutmayın ki) Allah (hepinizden daha) yücedir, büyüktür.)
            Ayeti tartışma yapilmayacak kadar açıktır.yalnız sizin atladiginiz bir konular var .. vurun demeden önce “Öğüt verin olamzsa,yataklarinizi ayirin,oda olmazsa son câre olarak dövün ” diyor..
            Zaten iş o raddelere gelmişse evliligi değil dayak başka hiç bir şey kurtaramaz zaten.dövün son çare olarak söylenmiş ilk değil..sizin dediginiz gibi tokat yuva kuratrmaz.gülbeyaz hanımın dediği sonuçlara sebep olur.

            Ayrıca yüze vurmak haramdır.dövmeninde belli kaideleri vardır.kadının kaba etine vurulabilir.

            Çocuklar konusuna gelince çok kişi tanıyorum ailesinden zorla şiddetle namaz kılması istenen kişiler maalesef namazdan doğmuşlar dır.bu şekilde çocuğu munafikliga itmiş olursunuz.
            Benim 11 yasında kızım var namaza alistiryoruz.zorla değil sevdirerek.eğer zorla dayakla alıştıririz zan edersek yaniliriz.arkamizi döndüğümüz ilk anda namazi birakacaktir.yada kılıyor numarasi yapacaktir.dayakla ,dovmekle hic bir sey hal olmaz .

          • gulpembe dedi ki:

            hz. eyyub hanimina gercek anlamda 100 adet sopaya niyet ediyor,ayet 100 ot ile 1 defa vur ,”gercek yeminin yerini tutacak,vurdum sayacam”buyururyor. bu terviye dir,yemin bahsinde gecer acip okuyun.

            cocuga vurmakla ilgili hadisin dogru tecumesini yapan prof.ali akyuz bir ilahiyatci ve onlarin tezleri tabiki uluslararsina tasiniyor,adem gunesle ilgisi yok o sadece kitabinin arkasina bu calismayi ek olarak almis.

            ayrica bana diger yorumda demissiniz ya “Siz kalkıp “bir sünnet düşünün ki çocuğa dövmekten bahsetsin” mi diyeceksiniz şimdi!” evet bende aynen oyle diyorum.benim tanidigim Muhammed Mustafa sav secdede torunu basinin ustune ciktiginda ,oyunu bozulmasin diye secdeyi uzatan,uzerine islatan cocugu geri vermeyi reddedip birakin isini tamamlasin diyen bir peygamber,onun agzindan fitrat disi bir ise emir cikmaz.

            bir de bir yanlisi baska bir yanlisla tevil etmeye calismaniz cok manidar olmus gercekten. tokat atmak yani kadinin yuzune vurmak zaten haram,en sefil insanlar bile kadin dovemnin de bir raconu var diyerek kendilerince insaf gostermeye calisirken siz deki cesarete masallah..

            bu kadar aciklamadan sonra bir fikrayla bitireyim,adamin biri hocayi zorlamis, su kdarcik seyden abdest bozulur mu diye, hoca evet bozulur demis, adamin isine gelmemis,”yahu cok az da mi olsa bozulur, birazcik olsa da mi”diye israr edince,hoca demis”sen ne yaparsan yap senin abdets bozulmaz kardes”..
            yani bu kafadakilere diyecegim istediginiz kadar vurabilirsiniz size gunah yok,niyette bozukluk var cunku.

          • gulpembe dedi ki:

            yine terviye yazmisim,dogrusu tevriye olacak

        • hasret dedi ki:

          Sayın gülbeyaz yorumunuza katılıyorum

          • hasret dedi ki:

            Yazdigim yorumda yazım hatası yapmisim.mobilden yazmak bazen zor oluyor. Klavyenin azizligine uğruyorum.yukarıda namzdan “doğmuşlardır” değil “soğmuşlardır”olacaktı 🙁

  6. U-mutlu dedi ki:

    Mutsuz demek istemiyorum kararsiz kardesim iki gundur yaziyorum ama gonderilemiyor mesajim..
    Ailesi ile ilgili kesinlikle olumsuz bisey soyleme hicbir zaman,bunu once Allah rizasi icin sonra esin sonra da kendin icin yap.Esimin ailesi de maddi olarak yardim etmediler bari dugunde gelen altinlari biraksalardi almasalardi☺ neyse esimin az bir birikintisi ile dugun yaptik esyalarin hepsi taksitli idi 1 yilda bitti tam nefes alacagiz derken kaynim unv.kazandi onu okutuyoruz simdi Evimiz arabamiz yok allahin izniyle yakinda 2.cocugumuz olacak buyuk sehirde zor oluyor hastane falan esim de bunun farkinda ama Allah rizasi icin yardim etmek istiyor bana da destek olmak dusuyor.Maddi sıkıntilar gelip gecer sizde uzerine gitmeyin gucunu zorlayacak seyler istemeyin dugunun esyalarin gosterisli olmasina gerek yok Esimin arkadasi ve esi bize geldiklerinde esyalariniz ikinci el mi diye sormuslardi sebebi simdilerde “beyaz esyalarin gri olmasi gerektigi modaymis” bazen sirf millet laf etmesin diye herseyin guzelinden almak istiyor gelinler ama degmez zora sokmaya begendirmeye bosverin☺ sunnete uygun olsun dugununz

    • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

      Umutlu kardesim ilgilendiginiz oneri verdiginiz icin Allah razi olsun ailesinin durumu ile ilgili sadece bir defa konustum ve sonucunda kotu bir donem gecirdim. Bizde beyaz rwnkli aldik beyaz esyalarimizi hatta gri istedim ama daha maliyetli olacak diye vazgectim ve hepsini o secti ama su da var o benden cok arastirdi bhnun icn beni bilmemekle de elestrdi mobilyalari o secti ama benim icime sinip sinmedgni de sordu. Kredi cekti esyalar ve diger masraflar icin aile destek olmadi henuz. Bende calisan bir bayanim ve dolaysyla o kredi birlikte odeneck . Bende mutfagn her ihtiyacini aldm dyeblrm yine ceyizin tamamini aldm ama o hala neden senin aile yatak odasini yapmadi dedi zaten ben seninle krediyi oderken onu yapms olmayacak mym dedm zaten herseyi birlkte alms olmayacak myz. Benim yaptgm harcamalari gormezden gelir kendilerinnkini abartr ama onun harcamalari ikimizden benmkiler sadece benden cikiyor. Bunu bir defa dile getrdm daha kredimi odememssn borcuma ortak olmamssn smdiden konusuyorsn dedi odeyecm dedm sonucta yani blmyrm o yuzden sknti oldu bende senin ailen elini tasin altina jic koymadi yetim gibi biraktlar kimsesz gbi. Cunku tesekkur etmeyi bilmedi yapyklarimi inkar etti ya da basitlestrdi benmde zoruma gtti. Kendine gelnce en guzel damatlik olsn bana gelince gelinlik uygun olsun. Hakszlk degil mi. Yoksa ben nefsime mi yenik dusuyorum

      • U-mutlu dedi ki:

        “Ya hayir konus ya sus” ben cok mu duygusal davrandim bilmiyorum kalbinizi kirdiysam cok.ozur dilerim hakkinizi helal edin.
        Nisanlinizi anlatinca babamin profili cizildi gozumun onunde yasattiklari ve yasadiklarimiz… Yanlis bisey soylemekten yanlisa sevk etmekten korkuyorum yasadiklariniza bakarak bazi seyleri ongormek tahminde bulunmak dogal gorunse de kesin degildir ve insallah tam tersi olur,yuvaniz cennetin bi kosesi olur…
        “iyiligi emretmek kotulukten uzaklastirmak” bunu tam anlamiyla yerine getirebiliyor muyum bilmiyorum bu yuzden bidaha duygularima yenilip olumsuz yorum yapmak istemiyorum..Bundan sonra hep duamda olacaksin kardesim Allaha emanet ol hakkini helal et

    • ... dedi ki:

      Sayın U-mutlu hanım,

      Yazmış olduğunuz eşya konusuna katılıyorum. Başkası için yaşamak, moda olan her şeyi yapmaya çalışmak, dayatılan tüketim algısına teslim olmak insanı yorar ve basitleştirir. Evlilikte insanın içinde huzur olmadıktan sonra ev eşya arabayla huzur olmuyor.

      Bir hanımın hayal dünyası geniş elinde maharet varsa o zaten yaşadığı evi güzelleştirir evi mobilya dükkanına dönüştürmez. Bana göre huzur insanın mukabil olan kalbi bulması, bahçesi ağacı olan bir evi, kütüphanesi ve çocuk sesleri.

      • U-mutlu dedi ki:

        Sayin …
        Rabbim gonlunuzde olan huzurlu mutlu sicacik yuvada kalbinize mukabil kalp ile yasamayi nasip etsin.Amin.

        Allaha emenet..

        • ... dedi ki:

          Sayın U-mutlu hanım,

          Dualarınız için sağolun. Rabbim sizi ailenizi ve dünyaya gelecek olan yavrunuzu hayırlı yolundan ayırmasın huzurlu etsin.

    • U-mutlu dedi ki:

      Icime sinmedi bi turlu yeniden yazmak istedim…

      Bir erkegin kadina siddet uygulamasi kabul edilecek bisey degil diyelim ki siz hatalisiniz ailesi ile ilgili olumsuz konustunuz adami cildirttiniz adam dayamadi vurdu ! Bunu bidaha yapti ! Sizce bu son bulur mu? Kesinlikle devami gelir sadece bahaneler degisir.. Ben erkek olsaydim. Cirkin akilsiz dedigim, ailem hakkinda konusan dir dir yapan bi kadinla asla evlenmezdim el kaldirmadan yuzugu cikarir atardim,,
      Maalesef saglikli temeli saglam bir evlilik icin ikinizde musait gorunmuyorsunuz Evlenince duzelir cocuk yapinca gecer diye de sorunlri gormezden gelmeyin.. Bu yazdiklarinizi evli bir kadin yazsaydi ne kadar mubarek derdim esine katlaniyor insallah Allahin rizasini kazanmis derdim ama sizinki bile bile lades demek

      • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

        Bilmyrm suan canim cok skkn tek bildigim birsey var ona hakettiginden fazla deger verdigim. Surekli ariyorum surekli yaziyorum surekli gorusmek istiyorum. Kizsa kirsa ne yaparsa affediyorum. Aciz ve zavallica davraniyorum. Nefret ediyorum kendimden ; (((

        • semamarasli dedi ki:

          Mutsuz ve kararsız arkadaş!
          Bir erkeği sürekli aramak, yazmak ve görüşmek istemek değer vermek değildir bu sadece bunaltmak, sevgi süsü ile boğmak, kontrol altına almaya çalışmak olabilir. Ben erkek olsam sizden hemen kaçardım.

          • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

            Sema hanim merhabalar, diger yazdiklarimi da okuyup bir tahlilde bulunmanizi rica edecegim. Dun nisanlimi yemege davet ettik ablam ve enistemle. Gelirken de gelinlik bakalm dedk 1500du ve kadin yardimci olacagini soylemisti daha oncede nisanlima anlatmstm. Neyse gttik baktk baska gelnlk yok mu dedi ben bunu begendm dedm kadin gorevli denettirelim dedi bana ters bakti icerde vi erkek vardi disari ckrablrm dedi kadin nisanlm sustu kisik sesle bana sen deneyecgm demeye utanmyr msn terbiyen yok mu senin dedi sustm foto cekmssn ordan bakarz dedi brz daha baktk snra ckmk istedi pazarlk yapmck msn dedm hayir ne dyrsn sen gbi bsyler soyledi ama yuksek sesle utandm orda. Cktk ordan eve gelecegiz yemege kardesi de yaninda sen dedi beni ne sandin aga cocugu mym sen oyle msn ben onu sana alamam ama yuksek sesle bagirark hani alacktn hcbsy yapmdn dedm nasl alaym fln bagrdi konustu da konustu ben bsy demedm sustum agladm. Eve geldk yemekte ve sonrasnda bana bkc defa laf soktu ablamla enistemn onunde her bildigini soylemek zorunda deglsn dedi yenekte enistem birinden bahsedyrdu kim eniste dedm nisanlm bildin mi diye dalga gecer mi sordu yani ne diye soruyorsn. Ablam nisanlilik en guzel donemdr dedi nisanlm degisken o dedi dugun tarihini aldnz mi muhabbeti oldu yok dedi. Ben dun kendisine cok kirildm kardesinin onunde bana bagrdi aglatti ablamla enistemin önünde laf soktu. Cok nesesiz mutsuz hissedyrm.

          • Uğur dedi ki:

            Sayın Mutsuz ve Kararsız, ister sizin kabahatiniz daha çok olsun, ister nişanlınızın, size bağırıp çağıran biriyle niçin beraber olmak istiyorsunuz? Adam çok mu zengin, ailesinin ve kendisinin sosyal statüsü mü çok yüksek (saygın) veya Hz. Yusuf-vari bir yakışıklı afet midir? Her ne olursa olsun size böyle davranan biriyle birlikte olmak istemeniz BENCE kulağa hiç normal gelmiyor. Ben de bana güzel görünen bir kıza âşık olmuştum, ama ne zaman ki benden taleb etti ki (ömründe hiç yaşamadığı) İstanbul’da onu yaşataymışım, hayallerim yüksek olaymış, çalışkan olup yüksek statü elde edeymişim, o zaman anladım ki bu kızın bende gönlü yok, onun gönlü dünyalıklarda. Keza bence nişanlınız da size açık seçik ifade etmiş ki sizde gönlü yok. Gerçi ben sosyal ilişkilerde pek başarılı bir insan değilim, ama düşününce her şey gayet açık seçik görünüyor. Saygılar, selamlar.

  7. Uğur Tuğrul dedi ki:

    Yazıda herhangi bir ayet vermememle beraber bazı istifhamlara cevap olarak belirteyim.

    Nisa suresi 34. ayette, ‘kavvamun’ ifadesiyle erkeklerin kavvam olduğu belirtiliyor. Sebep olarak ‘feddalallahu ba’duhum.. ‘ buyruluyor. Yani bazı kimselerin daha ‘faziletli’ kılındığı belirtiliyor. Burada faziletli kıyasının kadın-erkek, hususun karı-koca arasında olduğu açıktır. Bu ayetteki ‘faziletli’ ifadesi üstünlük manasına alınabilir ve çokça da alınmış.

    Tabi bu faziletin arka planda maddi-manevi neleri ihtiva ettiğini, ‘hakkıyla erkek olan’ erkeklerin manen ne mahiyette olduğunu, bazı noktalarını ben yazımda şerh ettim.

    Ayetin iniş sebebi olarak belirtilen (bir) rivayete bakılırsa hitabın öncelikli olarak kadınlara baktığı da açık. Zamanımız kadınlarının en şiddetle muhtaç olduğu bir hakikat. Demek mevzu kuranda zikredilecek kadar mühim imiş.

    Genel manada bakacak olursak erkeklerin peygamberlik, imamet, riyaset, cihat vs.. noktalarla kadınlardan bir adım önde olduğu izaha lüzum olmayan bir hakikat.

    Hususi şahıslara gelirsek, elbette mutlak manada erkeğin en kötüsü bile kadınların hepsinden üstün denilemez. Elbette, erkeklerden faziletli çok hanımlar var.

    Fakat sorumluluk altına girildiğinde, karı-koca arası hukuk nazara alındığında, üstlenilen vazife, sorumluluk ve mesuliyetler noktasında erkeğin daha ‘faziletli’ olduğu ayetle tespit edilmiş bir durum ve itiraz kaldırmaz.

    Mevzuyla alakası olmamakla beraber Hucurat suresinin 13. ayetindeki ‘inne ekrameküm..’ ifadesiyle, kadının şahsi fazileti, Allah katındaki ‘kerameti’ makbuliyeti fazla da olsa bu hukuk değişmez.

    Yazıda bazı dokunaklı cümlelerim oldu. Bunun sebebi bazı serbest hanımların neşeli, dindar olarak tavsif edilmeleri, hatta öyle ki kendilerine denk erkek bulunamadığı gibi ifadelere cevap teşkil etmesi içindi.

    Selametle..

  8. Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

    Samimi cebaplar icin tesekkur ederim sagolun.. Erkek kadindan ustundur bu elbetteki Kurani Kerimde de gecer. Sadece nefis bazen insani zor da birakiyor. Belki olaylara ben kendimce bakiyor yorumliyorumdur. Onunla yani nisanlimla iyi oldugumuzda Allah rizasi icin dogruyu konusursak bana iyi davrajiyor guzel sozler soyluyor ama bir cizgisi var israr ettigimde ya da ne bileyim beni dusunmedigini empati kurmadigini kendi menfaatini dusundugunu evlilikle alakali ailesinin yeterince destek olmadigini butun yukun uzeeimizde oldugunu soyleyince isin renhi degisiyor ve o cabuk sinirlenen biri ve bende onu kizdirmayi maalesef iyi biliyorum. Suan onu aklamaya alismaiyorum sadece Allah rizasi icin onunda hakkina girmemeye calisiyorum. Yani yaptigim seyleri normal goruyor basitlestiriyor bazen eger bunu yaparsa ben konusmaya neden boyle yaptigini benimde fedakarlklarda bulundugumu anlatmaya baslyrm derken tartsma oluyor. Ve oyle bi hal alyr ki susmayi beceremyr iki tarafta haliyle is ayrilmaya gdyr. Benim hatalarim var biliyorum onun da var. Sizden istirhamim bana bu konuda yardimci olmaniz

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Sayın Mutsuz ve Kararsız Kardeş

      “Sizden istirhamim bana bu konuda yardimci olmaniz” DEMİŞSİN

      Bakalım sizin için ne yapabiliriz?

      Var olduğu kabul edilen bir sorunu çözmenin İLK ŞARTI sorunun KAYNAĞINI ve SORUNUN NE OLDUĞUNU tespit etmektir.

      “BİR ÇİZGİSİ (bam teli) VAR. ISRAR ETTİĞİM de (her hangi bir konuda dayattığımda) ya da ne bileyim beni dusunmedigini EMPATİ KURMADIĞINI (kendim ile onu her konuda eşit gördüğümde) KENDİ MENFAATİNİ DÜŞÜNDÜĞÜNÜ ( onu bencillikle suçladığımda) evlilikle alakali AİLESİNİN YETERİNCE DESTEK OLMADIĞINI (ailesini-annesini kötülediğim de) BÜTÜN YÜKÜN ÜZERİMİZDE OLDUĞUNU ( evlilik öncesinde ve evlendiğimiz zaman ben maddi sıkıntı çekmek istemiyorum, benim her şeyim hazır olacak dediğimde) SÖYLEYİNCE (her defasında onun başının etini yediğimde) isin rengi degisiyor( kocam çok sinirleniyor, çileden çıkıyor, gözleri dönüyor, ağzından çıkanı kulağı duymuyor)” DEMİŞSİN

      Sen zaten sorunun ne olduğunu da kaynağını da, problemin çözümünü de biliyorsun ve bunları yukarıda ki cümlelerinde NET olarak ifade etmişsin.
      (ben biraz yardımcı oldum mecburen) 🙂

      Yani demem o ki senin MUTLU ve HUZURLU bir yuva kurmana engel olan kilidin anahtarı senin elinde ama sen bunun farkında değilsin.

      Yapacağın tek sey huzur ve mutluluk dolu yuva ile aranda ki tek engel olan (kız evi naz evi, kadınlık gurur, onuru, kendini ezdirmemek, eşitlik saçmalıkları vb) FEMİNİSTLİK kapısının kilidini elinde ki anahtar ile açacak ve içeri gireceksin.

      Bir başka ifade ile Halihazırda şeri (dini) olarak kocan olan adamın Meşru, Caiz ve Helal olan her türlü isteğine kayıtsız şartsız, sorgusuz sualsiz teslim olacak; onun bunun lafına veya nefsinin seni gazlamasına aldanmayacak kocanın sözlerini, isteklerini ve davranışlarını eleştirmeyecek ve yargılamayacak, kocana yük değil destek olacaksın.

      Son olarak unutmaman gereken bir şey daha var.

      Aranızda ki nikah(lar) (resmi ve dini) sizi sadece karı koca yapar.

      Sizi sevgili, dost, sırdaş ve yakın arkadaş ve Kocanı senin kölen yapmaz.

      Yaptığın bu evlilik de kraliçe hayatı yaşamak istiyorsan evinizi kocan için fırtınalardan kurtulmak için koşa koşa gelmek istediği bir liman, cennet bahçesi yap.

      Samimi SÖZ ve DAVRANIŞLARIN ile kocana kendisinin KRAL olduğunu hissettir.

      Sonra da kocanın ve yuvanın KRALİÇE’si olmanın keyfini yaşa…

      • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

        Abdullah Bey yazdiklariniz icin mutesekkirim sagolun. Ibreyi biraz da kendime cevirmem gerekiyor haklisiniz. Ama biz nisanliyiz ve bende feministlik esitlik vs.durumlarinin oldugunu pek sanmiyorum aksine kendimi fazlasi ile ezdirdm. Sizden ricam bu sayfadaki onceki yazilarimi da okuyup bana yardimci olmaniz cunku sozleriniz uzerimde ciddi tesir birakti. Kabullenis teslimiyetimi artirdi. Simdiden Allah razi olsun

        • Abdullah Bir dedi ki:

          Sayın Mutsuz ve kararsız’a

          İlk önce şu konuda anlaşalım. DİNİ NİKAH ne sizin ne de başka birilerinin nişan ilişkilerini sizin, ailenizin ve toplum denilen “EL ALEM” in gözünde meşrulaştırma aracı, kılıfı değildir. Farzları (teklif, kabul, ilan, mihir) yerine getirilerek Mesru şekilde yapılan NİKAH hangi amaçla, nerede ve ne şekilde yapılırsa yapılsın tarafları KARI-KOCA yapar ve bu nikah bağlayıcıdır.

          Bu nedenle;

          Önceki yazılarınızdan anladığım kadarıyla (aranızda Şeri nikah var olduğunu beyan etmiştiniz) nişanlı olduğunuzu ZANNETTİĞİNİZ erkek sizin nişanlınız değil KOCANIZ.

          “bende feministlik esitlik vs.durumlarinin oldugunu pek sanmiyorum ”

          “Feminizim” denilen MİKROP’un sebep olduğu bu hastalığın sadece bir çeşidi yok. Bu hastalığın en büyük özelliklerinden bir tanesi de hastalığa yakalanan kişinin haberi olmadan o kadının beynıne yerleşmesi ve ortaya çıkmak için uygun yer, olay ve müsait bir zaman beklemesidir. Kadınların bir kısmı için bu müsait ortam ve zaman erkeklerin tapusunun (tasmasının) kadınların eline verildiği RESMİ NİKAH’ı takip eden 3-5 ayda biten cicim aylarının sonrasıdır.

          Ayrıca kendisini “İslami, insani ve kadın hakları” gibi sözde masum maskeler ile gizlemeyi çok iyi başarır. Sizin içinde bulunduğunuz durumda muhtemelen böyle bir durum. Yani taşıdığınız hastalığın farkında değilsiniz.

          “onceki yazilarimi da okuyup bana yardimci olmaniz”

          Siz bu sitede yenisiniz ve beni tanımıyorsunuz, bu nedenle de sizin sadece bir yazınıza istinaden size cevap verdiğimi, yorum yaptığımı düşünüyorsunuz.

          Bu düşünceniz yanlış…

          Size daha fazla yardımcı olmak ve bir yuvanın daha iyi, sağlam temeller üzerine inşaa edilmesi için size başka bir teklifim var.

          Vakit ve kafa dinginliği anlamında müsait olduğunuz bir zamanda Bu sitede ki ÇOK YORUMLANAN’lar ve ÇOK OKUNANLAR başlığı altında ki yazıları ( özellikle de koca hakkı hesabı, kayınvalide sorunları, kocaya annelik etmek, kocana yar mısın, kadın hakkı savunucularına, kocaları avutmak kolayolacak mı vb yazılar) teker teker açın, her sayfa da ayrı ayrı olmak kaydıyla Klavyenizde ki “Ctrl ve F” tuşlarına aynı anda basın, ekranınızın sağ üst köşesinde çıkan yere “Abdullah” yazın ve “Enter” tuşuna basın. Ve Benim bu sitede siz ve sizin gibi sıkıntıda olan insanlara yol göstermek, yardımcı olmak için yazdığım 1000-1500 civarı yorumumu okuyun. Sonra da (nasibimizde varsa ve aklınıza gelirse) sizin dertlerinize derman olan bu ağabeyinize (özellikle göz yaşlarınız ile ıslattığınız ellerinizi Allah’a açtığınız zamanlarda) samimi dualarınızda yer ayırın.

          Hayırlı kararlarınızda ve işleriniz de Allah yar ve yardımcınız olsun.

  9. Abdullah Bir dedi ki:

    Nasıl olsa “Dilin Kemiği yok”, bilen de bilmeyen de yazıyor, konuşuyor”
    Ama bilmiyorlar veya bildikleri halde umursamıyorlar söylenen her doğru veya yanlış sözün bir gün hesabının verileceğini.

    Allah’ım Sen beni bunlardan uzak tut, beni her zaman hakkı ve doğru sözü söyleyenler ile beraber olanlardan eyle (amin)

    Neden Erkekler kadınlardan üstün yaratılmıştır?

    Çünkü;

    “Bir de Allah’ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere HAK ETTİKLERİNDEN bir pay vardır. Kadınlara da KENDİ KAZANDIKLARINDAN bir pay vardır…” (nisa 32)

    “Erkekler, kadın üzerine İDARECİ ve HAKİM’dirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden (erkekleri kadınlardan) ÜSTÜN YARATMIŞTIR. Bir de (çünkü) erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, İTAATKAR olanlar ve Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (kocalarının mallarını, itibarlarını, sırlarını, kendi iffetlerini, namuslarını vb şeyleri) kocalarının (evde, yanlarında vb karılarıyla birlikte olmadıkları zamanlarda, yerlerde ve durumlarda) bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır…” (nisa 34)

    Kendi düşüncelerinin ve sözlerinin doğruluğunu ispat etmek için Allah’ın ayetlerini gerçek manasından saptıranlara Allah aynı surenin 44. ve 46 ayetleriyle seslenmekte, onları uyarmakta ve onları tanımlamaktadır.

    ” Kendilerine kitaptan bir nasib verilmiş olanları görmüyor musun? ONLAR, SAPIKLIĞI SATIN ALIYORLAR ve SİZİN de (doğru-hak) YOLDAN SAPMANIZI İSTİYORLAR” (nisa 44)

    ” Yahudilerden ( Müslüman olduğunu söylediği halde düşünce şekli ve davranış olarak yahudi gibi davrananlarda bu hitabın muhatabıdır) bir kısmı, (Allah’ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, “SÖZÜNÜ DUYDUK, emirlerine İSYAN ETTİK, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)” diyorlar. Halbuki onlar, (ayetleri ve peygamberin sözlerini)”İŞİTTİK ve İTAAT ETTİK; dinle ve bize de bak” deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.” (nisa 46)

    Allah(cc) aynı surenin devamında;

    “Bak nasıl da Allah’a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.” (nisa 50)

    “Şu kendilerine kitaptan (okuma yazmadan) bir nasib verilmiş olanları görmüyor musun! Onlar puta ve şeytana inanıyorlar. Ve Allah’ı tanımayanlara, “Bunlar, müminlerden daha doğru yoldadır.” diyorlar.(nisa 51)

    “Onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. Allah kime lanet ederse artık ona asla bir yardımcı bulamazsın.” (nisa 52)

    ” Yoksa onlar, Allah’ın lütuf ve kereminden insanlara verdiği nimetleri kıskanıyorlar mı?…” (nisa 54)

    ” Onlara: “Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelin!” denince, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.” (nisa 61)

    ” Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” (nisa 59)

    ” Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştır!”

  10. Gulpembe dedi ki:

    “Hem Cenab-ı Hakkın yaratılıştan bir adım üstün kıldığını, diğer kemâlâtlarla kimse geçemez.”
    Yaratilistan ustun kilinan kimdir ? Kadin midir erkek midir? Ayette buyurulur ki ustunluk Takva iledir, cinsiyetle degil. Erkek kadindan daha ustun degildir, ” bazi kimseler – kadin yada erkek- bazi kimselere – kadin yada erkek- ustun kilinmistir.(nisa 34) yazidaki algi dogru olsa; faddalallahu ricalun alennnisa” allah erkegi kadina ustun tuttu” olurdu.halbuki ayeti kerimede ” ba’duhum ala ba’d” ( bazisini bazisina)

    Ummu seleme validemiz, Rasululla sav’e soruyor .” Erkekler savasa gidiyor, biz bu sevaptan mahrum kaliyoruz.mirastan ise onlarin aldiklarinin yarisini aliyoruz?” Ilgili ayeti kerime gelir ve buyrulur ki” allahin birbirinize verdiklerini kiskanmayin, kadinlar icinde kazandilarina bir pay, erkekler icinde kazandiklarina bir pay vardir..”

    • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

      Hanimefendi kendinizi benim yerime koyun ve daha anlyisli bir tavir sergileyin. Nisanlim henuz evli degiliz .Ama imam nikahimiz var esya ve diger hazirliklar icin bir araya geldigimizde gunaha girmems olmak icin nikahimiz yapildi. Eveyt bana karsi sert acimisiz o hunun elbette ki farkindayim . Onunla ilk gorustugimde elbette ki de boyle degildi brbrmzi yiprattik ve bu durumu ikimizde duzeltmek istiyoruz. Ben sizden bu durumu nasil kurtarabilirim diye yarsim istedim. Beni kirin beni acimaszca elestirin demedim.

      • gulpembe dedi ki:

        canim kardesim ben seni kirmak neden isteyeyim?kendimi senin yerine koydugum icin yorum yazdim zaten. cunku disardeki bir goze ihtiyacin var, ayni durumda ben olsam kafama vura vura da olsa birinin samimi fikirlerini dile getirmesini isterdim,ama sen hala oluruna birak,duzelirsiniz, iyi gecinmeye calis gibi laflar duymak istiyorsun,bunu yapamam sana yalan soyleyemem. ikimizde duzeltmek istiyoruz demissin ama ben beyfendinin iliskiyi duzeltmek icin attigi bir adimi cikaramadim yazdiklarindan.

        esya ve hazirliklar icin nikahsiz da gidip alisveris yapabilirsiniz. korunmaniz gereken sinirlar belllidir o kadar. disari cikmak icin kimsenin el ele tutusmaya ihtiyaci yok. yine soyluyorum bu bana ya insanlari ,ya Allahi kandirmak gibi geliyor asla tasvip etmiyorum. surekli verici olarak(nikahini vermek dahil) karsi tarafi daha tembel ve bencil yapan biraz da sizsiniz.

        • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

          Evet ben bira onu tembellige alistirdim bu dogrudur. Ben gittim ben goruselim dedim o demeden ben atladm surekli aradim surekli acizdim:( ama kendimi heri cektigimde de hep geldi. Ben nerde duracagimi bilemedim onu idare etmeyi bilemedim. O suclu evet inkar etmiyorum fitratinda olmasa belki bu kdr kotu seyler yasamayacaktik ama bende sucluyum daha iyi biri olabilirdi eger ben suizan yerine husnizanla yaklasmayi becerebilsem. Bilmiyorum belki suan kendimi avutuyorum belki onu kaybetmek istemiyorum belki size gore bu takintidir aliskanliktir. Ama ibreyi kendime cevirdigimde de bazi hatalar goruyorum. Evlilik okulunda hocalarimizin guzel tespitleri var. Esiniz ve yahut ikili iliskilerimizde hep karsi tarafi sucluyoruz ya acaba biz ne yapiyoruz. Sabirsiz bir yapim var agzmdakini soylemeden duramyrm ve bunun onune gecmk istiyorm

      • U-mutlu dedi ki:

        Ablacim veya kardesim: bizde nisanliydik dugun alisverisi icin nikah gerekmiyor! Yazdiklarinizi okuyunca cocuklugum gecti gozumun onunden babamin anneme yaptiklari ve yasattiklari!
        Bu evlilik yolunda sadece ikiniz olmayacaksiniz cocuklariniz olacak onlari da dusunmek zorundasiniz. Evliliginiz cocuklarinizin butun hayatini etkiliyor ben cok huzursuz hatta hergunu siddetle gecen bir evde buyudum maalesef ve kimsenin de boyle buyumesini istemem..Hep anneme kizdim babamla evlendigi icin hep ama onlarda istememis zaten neyse..
        Ikimizde durumu duzeltmek istiyoruz demissiniz insallah basarirsiniz bu konu hakkinda yardimci olamiyacagim sanirim Allah yar ve yardimciniz olsun hayirli huzurlu yuva nasip etsin insallah.Amin

      • U-mutlu dedi ki:

        Ilk gorustugunuzde boyle degildi diyorsunuz onu bu hale siz mi getirdiniz!?
        Siz getirdiyseniz once kendi davranislarinizi duzeltmelisiniz! Ama bunu da unutmayin eger o da karakteri duzgun bir insan olsaydi bu kadar cabuk bozulmazdi yada en baslarda rol yapti siz dusunun artik hangisi? 4.5 yillik evliyim 1 yil da nisanli kaldik 5.5 yil esimin konusmasi tavri ilk gun nasilsa bugun de oyle cok sukur.. Degiskenlik olmadi zaten o meshur soz “Yedisinde neyse Yetmisin de o” bosuna soylenmemis karar sizin..Allaha emanet olun..

        • Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

          Karsilikli bazi hatalarimiz oldu snrasnda ise onun sert yapili olmasi bazi seyleri beraberinde getrmis olsu. O ates oldugunda ben su olmayi beceremedigim. Yangina korukle gttgmz icin bugun bunlari yazyrm. Her defasinda beni daha snra uzecek seyler soylemcm dye kendime karar veryrm ama tutamyrm. Lehime olan seyleri kullanmayi bilmiyorum. Hakliyken kendimi haksz hale getryrm kendimi savunmayi bilmyrm. Ve ona olan bagliligimi fazlasyla ona hissettrdm 🙁

    • Uğur dedi ki:

      Sayın Gülpembe, Kur’an’daki âyetlerde iki tür üstünlük vardır: Allah katında üstünlük, yaratılışça/sosyal ilişkilerce üstünlük. Sadece Allah katındaki üstünlüğe dair ayetleri alıp onları sosyal ilişkilerle ilgili âyetlerin yerine geçirerek, seçmece karpuz gibi Allah’ın ayetlerinden işinize gelenleri kullanarak yorum yazmayın.

      Eğer sosyal ilişkilerdeki üstünlüğü inkâr etmekte sadıksanız, o zaman bayramda çocuğunuz sizin elinizi öptüğü gibi siz de çocuğunuzun elini öpün, ta ki eşitlik sağlansın. Çocuğunuz bayramda elinizi zaten öpmüyorsa, o zaman ona başka türlü hürmet edin, asla ondan saygı beklemeyin ve daima ona eşitiniz olarak muamele edin ki yine eşitlik sağlansın. Gördünüz mü, sosyal ilişkilerdeki üstünlük Allah katındaki üstünlükten farklıymış. Çocuğunuz Allah katında sizden üstün olabilir, ama siz onun büyüğü olarak sosyal ilişkilerde ondan üstünsünüz ve ondan makul bir saygı bekleyip bu saygıyı ona güzelce öğretmek hem hakkınız hem vazifeniz. Keza Nisa Suresinin 34. ayetine göre de kocalar karılarından üstündür ve karıları onlara itaat ederler –ama elbette maruf üzere, yani tanınan, bilinen doğru kurallara göre, yoksa Allah’a itaat eder gibi mutlak bir itaatle değil.

  11. Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

    Cevaplariniz icin Allah razi olsun… simdi nisanlimla baristik. Ben gittim gonlunu aldim oyle baristik.Dedigim gibi o sert biri yumusak biri olmami istiyor hep onu dinlememi ona uymami istiyor. Onun dediklerine kayitsiz sartsiz itibar etmemi sorgulamamami istiyor. Bende kadinim nefsime yenik dusuyorum. Israr ettigim sorguladigim ustune gittihim oluyor tartisma buyuyor ve o an aklina gelen ne olursa olsun dilinden dokuluyor ve kirmak hirpalamak pahasina da olsa. Kisa vadeli bir barisma olsun istemiyorum gercekten onu seviyorum ve aramizda nikah da var. Sizden ricam bu durumu nasil duzeltebilirim. Oluru yok mudur varsa neler yapabilirim. Simdiden tesekkurler.

    • Gulpembe dedi ki:

      Hem Aramizda nikah var diyosunuz hem nisanlim diyorsunuz, karar verin karsinizdaki sizin neyiniz oluyor? Evlilik birlikteligi baslatmadan imam nikahi yapmak nedir? Allahi mi kandiriyorsunuz? Hem evliyim hem aslinda degilim, isime nasil geliyorsa, ne sis yansin ne kebap!

      Sizi sevmiyor, ama siz de onu sevmiyorsunuz, sadece kendinizi kandiriyorsunuz, sevgi degil hirs sizinkisi. Ona bagli degil bagimlisiniz. Dayak, kufur, zorbalik hersey var , bu kiside kisilik bozuklugu apacik burdayim diye bagiriyor ama ona sadece bazi zamanlarda yeterince sizi ezme hakki vermediginiz icin hala kendinizi sucluyorsunuz nefsime yeniliyorum diyorsunuz- o ne demekse?! Yani siz de saglikli degilsiniz. Ama yorumlari dikkate alicak bir ruh haliniz yok goruldugu kadariyla, tek hirsiniz var evlenmek. Allah sizi kurtarsin.

    • U-mutlu dedi ki:

      Bu tamamen size kalmis bir karar kendinizi yok edip onun her istedigini yapmak kabul etmek adeta robot gibi sadece kafa sallamak,fikrinizi,hissinizi dile getirememek zor olsa gerek.
      Ayni seyi anneniz babaniz yapsaydi bu kadar sabirli olabilirmiydiniz? Yada esiniz bosanmak istemez miydiniz bana deger vermiyor bana siddet uyguluyor diye eger nikah var diye ileriye gitmediyseniz geri donun bu bozuk ve tehlikeli yoldan nisan atmak evliligi bitirmekten daha kolaydir. Baska turlu cikis kapisi gorunmuyor.Evlenmeye odakli oldugunuz icin sorunlarin buyuklugu size kucuk gorunuyor ama ileriyi gormeniz gerekiyor bu adam evlenmeden boyle yapiyorsa evlenince siz dusunun artik! Neden nikah yaptiniz onuda anlamis degilim isler daha da cikmaza giriyor Allah yardimciniz olsun Hakkinizda hayirlisi olsun insallah

  12. ismet badem dedi ki:

    Pek hoş bir durumunuz yok gibi görünüyor. Genelde evlenince iyi olur diye düşünülüyor ancak %99 daha kötüye gidiyor. İmam nikahı olmasa hemen bırakmanızı tavsiye ederdim ancak şimdi iş biraz çatallanmış. Yine de geç sayılmaz, ölçün biçin danışın (ancak akıllı ve tecrübeli insanlara) ona göre karar verin. İnşallah hakkınızda hayırlısı olur, Rabbim yardım etsin.

  13. U-mutlu dedi ki:

    Hem hakaret hem siddet hem guvensizlik hem saygisizlik hem asagilamak resmen soktayim! Bunlari yapan kisi ile evlilik dusunmeniz bir cinnet halidir bana gore.Hele ki en guzel donemlerde bunlari yasamaniz! Nisanlilik donemi bambaska bir seydir her anini hatirlar insan unutamaz tatli hatiralar saklidir hergununde ..Insan asik olunca kusurlarini gormez derler ama siz goruyorsunuz Allah gostermis size yol yakinken bu bagimliliktan kurtulun boyle sevgi olmaz boyle evlilik hic olmaz kusura bakmayin…

    Anlattiklariniz korku filminin fragmani gibi gosterimde iken Allah korusun daha neler neler cikacak!

  14. Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    Sayın yazar kardeşim…Ellerine,kalemine ve yüreğine sağlık.Hakikaten risale tadında harika bir yazı olmuş muhtemelen tüm samimiyetimle söylüyorum şu anda Üstad Hazretleri hayatta olsalar idi bu yazınız nedeniyle sizi tebrik ederdi…

    Sizi takip ettiğim kadarıyla kadın-erkek ve aile noktasında çok hakikatli harika yazılar kaleme alıyorsunuz..lütfen devam edin bırakmayın bu yazılarınızı…rabbim sayılarınızı arttırsın…AMİN…

  15. Mutsuz ve kararsiz dedi ki:

    Merhabalar soze nerden baslayacagimi bilmiyorum sayfanizi yeni kesfettim cok guzel bilgiler mevcut sagolun. Benim 3yillik arkadasliktan sevdigim kisi ile nisanlandik. Ama arkadasken de cok fazla tartistigimiz vazgectimiz brbrmzi uzup kirdgmz seyler oldu. Nisanlandk ve hersey duzelr diye dusunurken daha kotu oldu. Nisanlim ikide bir nisani atmakla tehdt etmeye basladi. Ev esyasi bakarken hep o istedgini aldi bana bilmemekle anlamamakla sucladi hep sert mizacli biri bkc defa siddet de gordum ondan aramizda imam nikahi da var. Onu seviyorum ayrilmak istemyrm ama o son zamalarda kac defa ayrilmak istedigini beni begenmedgini kadin gibi bulmadgni akilsz cirkin gordugunu soyledi agir ifadeler kullandi. Ailene soyle nisani bozalim diyor. Ben biraz israrci biriyim ve bazen ona guvenmedgm de oluyor cunku guvenimi zedeledi defalarca soz verdi tutmadi. En son tartismamzda kufur etti cik git hayatimdan dedi. Onu dinlemedigimi akilli olmadgmi tekrar taptmi soyledi

    • Uğur dedi ki:

      Size bu kadar ağır sözler söyleyen biriyle evlenilir mi yahu? Adam çok zengin veya yakışıklı bile olsa böyle birine bulaşmayın. Seven insan böyle davranmaz.

    • ... dedi ki:

      Belki bu cümleleri yazmak yaşanılanları yazıya dökmek insanın kendisiyle yüzleşmesi de kolay olmamıştır. Ama yaşadıklarınızın sizi de huzurlu etmediğinin fıtratınıza uygun olmadığının içten içe farkındaydınız. Yaşadıklarınız için üzüldüm. Tek taraflı olmak yerine objektif olmaya çalışacağım. Yazacaklarımı herhangi bir kınama olarak anlamayınız hepimiz çeşitli durumlarla imtihan oluyoruz. İnsanız mutlaka hatalar yanlış seçimler yapabiliyoruz yada birçok şeyi öğrensek te sınav farklı yerlerden çıkabiliyor yada zor durumlarda kalabiliyoruz.

      1.Kadın ve erkek arkadaşlığının insan fıtratına uygun olmadığı

      2. Kavga olan ve anlaşma olmayan kişiyle evliliğe niyet edilmesi

      3. Nişanlılık iki tarafın birbirini tanıma ve evlilik için uygun olup olmadığını kavrama süreciyken haram helale dikkat etmek yerine dinimizde farz olmamasına rağmen nişanlılıkta nikah kıyılması ve imtihanın daha da zorlaştırılması.

      4. Nişanlılıkta size önce insan sonra eş adayı (kadın) olarak değer vermeyen hakaret eden birinin kişiliği ve sizin yaşadıklarınıza rağmen ısrar etmeniz normal değil zorlayan sebepler var. Duygusal saplantı alışkanlık nikah yada aileden çevreden gelen baskılar

      5. Nişanlılıktaki sorunların çözüme kavuşmadığında evlilikte düzelme değişme ihtimali genelde düşük. Nişanı atmak boşanmaktan daha hayırlıdır. Sizin durumunuz farklı olduğu için normal bir evlilik hayatı olmadığından nikah akdinin bitmesi hususunu iyi araştırın bazı nikahlarda başta konuşulmuş ise kadında evliliği bitirebiliyor yada bazı durumlar oluşmamışsa da evlilik bitebiliyor.

      6. Dış görünüş kadın ve erkek için evlilikte önemli bir konu. Çeşitli sebeplerle dış görünüşü sorun eden tarafın dış görünüş değiştiğinde düşüncelerinin de değişeceği ihtimali. Belki bir şeyleri kurtarmak adına geçmişteki sözlü şiddete kırgınlığa rağmen bu yolu da deneyiniz ama sonuç değişir mi ?

      7. Belki bu cümleyi çok fazla yazıyorum ama kadın ve erkek fıtratını en iyi açıklayan bu sanırım. “Erkek sahip olandır Kadın ait olandır.” Bunlar olmadan evliliğin olması, iki tarafın mutlu olması, huzurlu olması, fıtratına uygun yaşaması zor. Yazacaklarım belki acı olabilir ama hayattan öğrendiğim çoğu evliliklerin bitme sebebi kadınların mutsuz olma sebebi erkeğin eşini sevmemesi, eşine karşı sahiplik duygusunun olmaması aksine kadının sahip olmaya çalışarak kendini huzursuz etmesi ve aidiyet duygusunu hiçe sayması. Erkek bir evliliği istemiyorsa yada evlilikte bir anlam bulamıyorsa kadın gibi ileride severim gibi bir duygusal bağlılığı olmuyor ve bitiriyor.Karşı tarafın bu gerçeği kabul etmesi anlaması için psikolojik baskı yada sözlü şiddet uygulayabiliyor.

      8. Allah’tan başka bir şeyin sevgisi kalbinizi aşırı meşgul ettiğinde o şeyin sizden uzaklaşması da bir hakikat.

      Size bir insan,hanım,Müslüman olarak tavsiye edebileceklerim.

      Hayatta ölümden başka her şeyin bir çaresi bir çıkış yolu vardır ve hiç kimse biricik vazgeçilmez değildir. Yaşadıklarınızla yüzleştikten sonra hem dünya hem ahiretinizi etkileyen evlilik için doğru insanla nişanlı olmadığınız gerçeğini kabul edin. Emin olun Allah insana unutmak, tövbe etmek, ders almak gibi büyük nimetler vermiş. Nikahta ve boşanmada ağır sorumlulukların olduğunu hepimiz bir daha öğrendik. Ve Bediuzzamanın tesettür risalesinde bize anlatmak istediği hakikatleri. Evlilikle ilgili doğru insan için Allah’tan yardım isteyin sözlü ve fiili duada bulunun.

    • Uğur Tuğrul dedi ki:

      Hanımefendi madem ayrılmak istemiyorsunuz, size değer vermeyen birine düşkünlük göstermeyin. Ağır başlı olun ki size itibar etsin. Ayrıca daha şimdiden size böyle davranan birinin ileride değişmesi pek mümkün değil..

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku