Geçen Günlerin Ardından...

Sayılı günler geçti. Damadım askerliğini bitirdi geldi. Geride bıraktığımız beş ayı anneanne gözlüklerimle okumaya çalışıyorum şimdi.

Büşra babası askere giderken 8 aylıktı. Dişlerini bizde çıkardı. İlk adımını bizde attı. İlk kelimelerini bizde söyledi. Çok keyifli bir 5 aydı. Ama itiraf etmeliyim ki hem kızım açısından, hem benim açımdan hem de Büşra açısından bazı zorluklar da yaşadık. Tabii ki Büşra 'nın dedesi için de durum aynıydı.Yine de çok şükür ki fazla bunaltmadık birbirimizi. Herhalde geride çok güzel anılar bırakabildik.

Bugün Büşra' sız oldu akşam. Televizyonun önünde kırmızı hırkası ile oturmuş Pepe' yi izlemiyor her zaman yaptığı gibi şu saatlerde. Ne "Annannee" diyerek bebeği elinde kapıdan içeri giriyor; ne "Dee" yapıyor koltuğun arkasından;ne de "Goo" diyerek topa vuruyor neşeyle...

Beş ay birlikte nefes alıp verirsek olacağı buydu elbette. Fena alışmışız..

Çocuklar ve torunlar. Kalsalar da gitseler de hayat hızımızı onlara göre ayarlıyor, uyarlıyoruz zaman zaman. Bu hem onlar için hem bizler için hayatımızın doğal akışında bir çeşit yüzleşme de oluyor aynı zamanda . Kendimizle, çocuklarımızla hatta anne babalarımızla.

Eve girmek istemedim önce. Sonra kendimi bilgisayarın başında buldum. Düşünce ve duygularımı dağıtacak bir kaç siteye girdim çıktım. Radyo dinledim. Televizyon izledim. Hiç bir şey yapmadan öylece oturdum. Aklıma Büşra ile birlikte geçirdiğimiz zamanlardaki tatlılıkları gelir gelmez hemen başka şeyler düşündüm. İnsanların hasretlere düştüklerinde kendilerini neden işe güce verdiklerini anladım yeniden. Gidenlerin ardından kalanların psikolojisini yaşamaya ayak diretirken buldum kendimi. Ama bunun olması gereken hayırlı bir ayrılık olduğunu, ne zaman istersem onu görmek için yollara düşebileceğimi düşünerek kendi kendimi avuttum.

Bir yandan da üzerimde tatlı bir rehavet olduğunu hissetmeye başladım adını koyamadığım.

Gözlüğümü sehpanın üzerine bırakabilirdim rahatlıkla; çünkü Büşra içeriden koşarak gelip alamazdı.

Ayakkabılığı açıp ayakkabıları ağzına götürmesin diye kulplarını bağladığım ipi çözebilirdim aynı nedenle

Büşra için aldığım çiçekli sünger yer yatağını nereye koyacağımı düşünmeliydim. "Bak Büşra bu kırmızı çiçek, bu mavi çiçek, bu daa yeşil çiçek ."diye gösterdiğimiz.

Koltukların altından hala çorapları çıkıyor tek tek ve oyuncak legolar...

Plastik mama kaşıklarını ne yapacağım?

Büşralı günlerin resimlerini yeniden düzenledim dosyaladım.

Prizlerdeki koruyucuları çıkardım.

Çekmecelerin önündeki kanepeyi çektim.

Muhabbet kuşumuzu kafesi ile salona geçirdim.

Bilgisayar odasının kapısını sonuna kadar açtım.

Özgürlük mü bu adını az önce koyamadığım duygu yoksa?

Evet ta kendisi! Anneannemin gözlerindeki parıltının sebebi. Annemin de.

Anneannelik biraz da özgürlük.

"Güle güle gelsinler Güle güle gitsinleeer..."


Bunlar da ilginizi Çekebilir

5 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz