Gençler Neden Evlenmek İstemiyor (2)

18 Ekim 2016Ademler & Havvalar32 Yorum »

indir-1Bir Adem Diyor ki,
Fransızların canlı kurbağayı nasıl pişirdiğini biliyor musunuz? Kurbağayı önce ılık suya koyarlarmış. Ne çok sıcak ne çok soğuk. Aksi takdirde kurbağa zıplayarak kaçarmış ancak ılık suya koyarsanız kurbağa orada dururmuş. Daha sonra su yavaşça kademe kademe ısıtılırmış. Su ısındıkça kurbağa uyuşur, hareket edemez hale gelir daha sonra sıcak suda kendiliğinden pişermiş.

Bugün aile ve toplum değerlerimize de aynen tenceredeki kurbağa muamelesi yapılmaktadır. Yavaş yavaş ama planlı bir şekilde hassasiyetlerimize bir saldırı yapılıyor. Bazen bazı büyüklerimin sohbetlerini dinlerim. Eskiden eve alınan kibritin kutularının üstündeki kadın resmini evdeki gençler ve çocuklar görmesin diye eve gelmeden üstü kazınırmış diye verdikleri örnekleri duydukça ne kadar hassasmışız diye düşünürüm. Şimdi ise ne durumda olduğumuz malumunuzdur. Bu kötüye doğru olan değişim sadece bu alanda olmadı tabi ki.

Geçen yazımda gençlerin neden evlenmek istemediğine değinmiştim. Gençlerin evlenme konusunda öne sürdükleri kimi bahanelerden bahsetmeye gayret ettim. Bu yazımda o yazıdaki sebeplerle beraber gözlemlerim sonucu ve kimi araştırmalar sonucu elde ettiğim sebepleri sıralamaya çalışacağım. Bu sebepler:

Fıtrat: Her insanın doğuştan gelen bir kişiliği vardır. Bizim kültürümüzde buna fıtrat denir. Nasıl kimimiz bedensel olarak daha iri, kimimiz daha sıska; kimimizin göz rengi yeşil, kimimizin kahverengi ise kişiliklerimizde bu şekilde farklılıklar gösterir. Yapılan araştırmalarda yıllardır bilinen bu gerçeği kanıtlar niteliktedir. 1997 de yapılan bir deneyde bazı kişilerin kimi duyguları öbürlerinden daha yüksek oranda deneyimlediği gözükmüştür. Yani kimimiz 1 üzülüyorsa kimimiz 5 üzülebiliyor, kimimiz sevinci 5 hissedebilirken kimimiz 1 hissedebiliyormuş.

Aynen her duygu gibi kimilerimizde karşı cinse olan duygular daha çabuk uyanabilir. Evlilik isteği kimisinde erken yaşta zuhur ederken kimisinde geç yaşlara kadar uyanmaz. Dinimizde bunu böyle görmüş. Evlenmenin gereğini kişinin duygularının yoğunluğu nispetinde değerlendirmiş. Çok yoğun duyguya sahip eğer evlenmezse zinaya düşecek kişiye evliliği farz kılmış. Bu duyguya sahip olup bunu kontrol edebilecek kişiye sünnet ve evlendiği zaman eşine bakamayacak, kocalık, eşlik vazifesini yapamayacak kişilere ise evlenmemesi gerektiği fıkıh kitaplarında geçmiştir.

Belki aşırı gelebilir ama 2 uç örnekle olayı anlatmak istiyorum. Günümüzde yaşayan yaşlı mütedeyyin bir hanımla yapılan röportajda konuşulurken neden evlenmediği kendisine soruluyor. O da hiç ihtiyaç duymadığını ve zaten küçük kardeşi olduğu için çocuk sevdiğini çocuk sevme ihtiyacı da duymadığını belirtiyor. Bunun yanında geçen aylarda birbirine âşık muhtemelen 16-17 yaşlarında 2 genç kavuşamayacaklarını düşünüyor ve intihar etmeye kalkışıyorlar. Kız kendini soğuk sulara atıyor ve boğularak can veriyor. Oğlan ise cesaret edemiyor.

Evliliğin telkin edilmemesi: Üniversite yıllarında evlenmeyi düşündüğümü bir arkadaşıma söylediğimde arkadaşım ailemin bu konuda ne düşündüğünü sormuştu. Bende onlara bu isteğimi edebince belirtiğimi ve onlarında kabul ettiğini söylemiştim. Bunun üzerine kendi ailesine eğer evlenmek isteyeceğini söylerse ailesinin büyük tepki göstereceğini ve hayatta kabul etmeyeceğini belirtmişti. Babası İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi ve namazında, niyazında bir kişi idi.

Bu örnekte olduğu gibi pek çok aile evlilik düşüncesini veya fikrini genç çağda reddeder ve tepki gösterir. Hatta evlilik sözcüğünü 18-22 yaşlarında kızlarının ve oğullarının yanında bile söylememeye gayret ederler. Olur ya aklına evlenmek gelebilir mazAllah. Yalnız gene aynı aileler çocuklarını üniversiteye gönderirken sanki karşı cinsin hiç olmadığı, sınıfların sadece oğlunun veya kızının cinsinden kişilerden oluştuğunu varsayarlar. Erken yaşta evlenme fikri bu kadar ayıp iken, nedense kızlı-erkekli üniversite ortamı adeta bir edep yuvasıdır.

Bu ve bunun gibi olaylar sebebiyle gençler karşı cinse kimi duygular beslese ve bu yolda kimi küçük hatalar yapsa bile evliliği uzak bir gelecek olarak algıladıkları için kafalarındaki yapılacaklar listesinden onu çıkarırlar. Kimileri ise kendini kapatır ve tamamen derslere verir. Üniversiteden sonraki yıllarda yüksek lisans, kariyer vb. sebeplerle evlilik, şunu da bitireyim ondan sonra ona da bakarız durumuna düşer. Hem hanım, hem beyler tarafından işler böyle yürür. Bunun yüzünden bireylerin pek çoğu hayırlı bir evliliğin telkin edilmemesi ve evlilik dışında okulun, memuriyetin, işin kutsanması sebebiyle bunları düşünürken gençken evlilik gerçekleştirmek istemez.

Gençlerin çocuk kalması; öğretim, iş vb. durumların bahane edilmesi: Günümüzün tekerlemesi/mottosu “mutlu olduğun işi yap” sözüdür. Bu düşünce reklamlarda, televizyonda, kitaplarda vb. yayınlarla durmadan telkin edilir. Mutluluk adeta yeni bir put haline gelmiştir. Zaten insan fıtri olarak kendisini mutlu edecek eylemleri gerçekleştirmeye daha yatkındır. Gençler bu algının sonucu eğer bir işi yapmaktan mutlu isem kesin doğru yoldayım ama eğer bir işi yaparken mutsuz isem o zaman kesin yanlış yoldayım diye bir kanıya varır ve mutlu oldukları işleri yapar mutsuz oldukları işlerden de şiddetle kaçınırlar. Bu sebeple kimi zaman mutsuz hissettiren ama doğru olan işleri yapmak istemezler.

Aileler genellikle biz şu işleri yaparken pek mutsuz olduk. Çok zorlandık. Biz sıkıntı çektik ama evlatlarımız sıkıntı çekmesin diyerek gençleri okula hazırlarlar ama hayata hazırlıksız bırakırlar. Ders çalışması dışında gençlere hiçbir sorumluluk yüklenmez. Bu sefer gencin ve ailesinin tek beklentisi okul ve devamında gelen iş başarısı olmaya başlar. Yalnız okul başarısı ile ilgili yapılan çalışmalar göstermiştir ki aslında okulda başarılı olmak demek hayatta mutlu olmak demek değildir. 1940’larda yapılan bir araştırmada Harvard mezunu 95 üniversite mezunu orta yaşlarına kadar izlenmiş. Bu kişilerin okul sınavlarında başarılı olmalarına rağmen, maaş, iş, geçim, ev, aile, evlilik vb. ilişkilerde sınav başarıları daha düşük olan öğrencilere oranla daha geri oldukları gözlenmiştir. Sonuçta okul hayatında olgun bir bilgi deneyimi sunan gençler, mesele gerçek hayata ve evliliğe geldiğinde çocuk kalır.

Aslında evliliği geciktiren bu sebeplerin ve bahanelerin çoğunun sadece fikrimize göre değil bilimsel olarak da altının boş olduğu malum. Bireyler olarak ne aradığımızı bilmez hale geldik. Aradığımız özellikler genellikle başkalarının bize dayattığı özellikler oluyor. Bizde bu dayatmaları sorgulamadan kabul ediyoruz. Bu dayatmalardan en fazla tutanlardan biri de aman her şeyin bitsin sonra evlenirsin. Bunun sonucu huzur bulacağımızı hayal ederek çalıştığımız iş, okul, evlilik gibi aşamaların sonucu gene bir hayal kırıklığına uğruyoruz çünkü evin, işin, arabanın, okulun bitmesi ne hayatı ne de hayatta ki dertleri bitirmiyor. Benim sevdiğim ve Bernard Shaw tarafından söylenmiş çok güzel bir sözle yazıyı bitirmek istiyorum. “Aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz.”

Bir dahaki yazımızda biraz daha ilim, iş vb. sebeplerle evliliğin geciktirilmesi konusuna eğileceğiz. Yalnızlığa alışmak ve duyguların istismarı sonucu evliliğe karşı soğumadan bahsetmeye gayret edeceğiz.

Okunma Sayısı : 7.421

Yorum yapın

“Gençler Neden Evlenmek İstemiyor (2)” için 32 Yorum

  1. Uğur diyor ki:

    Gençler zor evleniyorlar, çünkü evliliğin gerçekleşmesi için denklik denen şey lazımdır ve bu zamanda denklik çoğu genç için zordur, zira erkekler ve kadınlar arasındaki sosyal statü dengesi alaşağı edilmiştir.

    Evlilikte denklik demek erkeğin kadından sosyal statüce üstün olması demektir. Eşitlik değil, erkeğin sosyal statüce üstünlüğüdür. Bu İslam’ın ana kaynaklarına göre de bugünkü evrimsel (yani aslında fıtrî) psikoloji literatürüne göre de böyledir. Kadınlar kendilerinden sosyal statüce üstün olmayan bir erkeği beğenemezler.

    Zamanımızda sosyal statüsü kadınları tatmin edecek kadar yüksek olan erkek sayısı aşırı sınırlı, çünkü erkekler yerine kadınlar mesleklendiriliyor ve erkekler yerine kadınlara yüksek statü dağıtılıyor.

    Ancak kadınlar bunu kendilerine ve başkalarına bu şekilde itiraf edemezler. Bunun yerine dünyanın en büyük yalanı olan, “henüz olgun değil” argümanını getirirler. Halbuki yaklaşık olarak 40 yaşına kadar herkes biraz delişmendir. Bu eskiden de aynen böyleydi, hatta belki daha bile böyleydi, şimdi de böyle.

    Dikkat ediniz: Evlilik için olgunluk aranmaz, tarihte hiçbir zaman evlenecek gençlerde olgunluk aranmadı. Çünkü olgunluk 40 yaş civarında gerçekleşir ve evlenecek kişinin olgun olmasını beklemek gülünçtür. Benim babamların zamanında erkekler 18 yaşında, kızlar daha erken evlendirilirdi. Askerden dönmüş, 22 yaşındaki erkeğe kart denirdi. Ve o zamanki gençlerin -yani babalarımız ve dedelerimizin- huylarını dinlediğimde görüyorum ki bugün olgun değil denen gençler, özellikle erkekler, babaları ve dedeleri kadar ve belki daha olgunlar, çünkü üst düzey eğitim ve bilgilendirmeye çok daha sahipler.

    Üniversitelerde okuyup yüksek mesleklere kolayca getirilen kadınların artması, dolayısıyla erkekleri kadınlara çekici kılacak olan yüksek statülü işlerden erkeklerin daha da uzaklaştırılması sebebiyledir ki 30-40 yaş arasında bekar kalmış yüksek statülü kadınların (ve buna paralel olarak onların sosyal statüce beğenmedikleri/beğenemedikleri ve bekar kalmış erkeklerin) sayısı önümüzdeki yıllarda tavan yapacaktır. Bu kaçınılmazdır. Bu işe bir sürü ahlaki ve ah-çok-felsefi-ve-pek-manevi sebepler aramak yerine şu dümdüz ve kaya gibi somut başlıca sebebi, belki de yegane sebebi insanlar görsünler artık. İnsanların bir ahlaki hâlleri elbette vardır, ama bu hâl daima yasa (Kur’an Arapçasında dîn) ve gelenek (Kur’an Arapçasında millet) gibi somut yapılarca şekillendirilir. Yasaları ve gelenekleri değiştirmeden ahlaka ve felsefeye dair soyut nutuklarla hiçbir şeyi değiştiremeyiz. İslam dinini ve İslam geleneğini bilen ulemamız zavallı gençlerin ahlakını suçlayıcı ve yalan yanlış soyut maneviyat nutukları çekmek yerine artık feministler ve sekülaristlerden korkmayı bırakarak dobra dobra konuşmalı ve Müslümanlar için doğru yasaları ve gelenekleri taleb etmelidir.

    • hakan 1 diyor ki:

      Uğur Bey; bu güzel yorumun altına “…ulemamız artık feministler ve seküleristlerden korkmayı bırakarak…” demişsiniz. Sizin dediğiniz gibi olanlar belki vardır. Fakat gerçekte “ulema” diye dayatılan bazı kişiler bizzat feminist ve hatta sekülerdir. 100 yıllık cehalet içinde olsak, belki şu halimizden daha iyi bile olurduk. Çünkü bizzat bizi mahfetmek için yetiştirilmiş ajanların elinde 100 yıl geçirdik.
      Ana medya kanallarından birinde; halktan bir genç söz alıp “genç bir kızın yalnız başına bir erkeğin evinde ne işi varmış?” dedi. Bütün stüdyo “aaa” diye ayıpladılar, genci stüdyodan kovdular. Yani artık doğru olanın söylenmesi bile suç. (…nedense kızlı-erkekli üniversite ortamı edep yuvası zannedilir…). Halbuki bekar bir erkeğin bir kızın evine gitmesi veya tersi durumda her iki kişi de kınanır. Bunun kınanacak bir hal olduğunu bile kimse kabul edemiyor.

      Demişsiniz ki “…Müslümanlar için doğru yasaları (ulema) talep etmelidir”. Bu temenniye elbette katılıyorum. Fakat, öncelikle müslümanlar kendi dinlerini gavura şirin gösterme zilletinden vazgeçmeli. Dinimiz Hak dindir. Biz bunu kabul ettiğimiz için müslümanız. Fakat gavurların kendi dinlerinden esinlenerek yazdıkları yasalarına; biz müslümanları uydurmak için “ulema” zannedilen kişilerin yaptıklarına bir misal vereceğim.
      Nice ilmihal kitabına baktım, nikah hakkında hemen hiçbirinde bölüm yok. Eğer varsa, orada da belediye nikahının dine uygun olduğunu anlatmaya çalışan kuru söz var. Kimse çıkıp da Allah’ın ve resülünün bize öğrettiği nikah şöyledir, şartları şudur demiyor bile.
      Nerede kaldı müslümanların ancak müslüman kanunları ile yönetileceği gerçeğini savunacak adamı bulmak.

  2. Derman() diyor ki:

    Ben bu konuda kendi fikirlerimi yazmak istiyorum.Kendim üniversite öğrencisiyim.Mezun olmam 24 yaşını buluyor.Askerliğimide yapsam desem bu 25 olacak inşaallah.Eğitim evliliği geciktiriyor.
    Geç olmaya yakın bir zamandayım.
    Aslında üniversitede evlenen tanıdıklarım var.Gördüğüm kadarıylada dindar insanlar.Fakat evlenipte boşananda var.Onlarda dindan insanlardı.Kişinin ev hayatı çok değişik.Her insanın bir cinsi var.Kimisi aslan cinsi,kimisi kurt,kimisi tilki,kimisi,panter vesaire.Yani herkesin bir karakteri var.Günümüzde bu cinsler pek karşılaşamıyor.İnsanlar Cinsini bulmakta zorlanıyor.Hiç aslanla kurt birbirine eş olabilir mi?
    Ben açık kadınlara rahat yaklaşabiliyorum.Yani yanlış anlaşılmasın şimdiye kadar hiç sevgilim olmadı.Flörtede karşıyımdır.Onlarla konuşurken rahatım.Yani dış görünümümde etkileyicidir.Fakat kapalı bir kızla konuşurken beni ayıplayabilir diye düşünüyorum.Dindar bir eşim olmasını isterim.Fakat onlara karşı biraz mesafeliyim.Acaba burdaki kapalı kadınlar kendilerine evlilik niyetiyle yaklaşan kişiler hakkında ne düşünüyorlar merak ettim.Empati yapamamakta evliliği geciktiriyor.
    Kadınlar gördüğüm kadarıyla daha masum erkeklerden.Çok şükür kadınlar iffetlerine daha bağlı.(Benim fikrim).Diğer bir geciktiren sebepte yanlış ortamlarda bulunmamız ya da bize aracılık yapacak bir ortamımız olmaması.Aracılık kurumu artık yok gibi.
    Yalnızlık insanın ruh halini kötü etkiliyor.Bozulan psikoloji kadının erkeğe,erkeğin kadına eziyetine sebep oluyor.Bozuk psikolojide geciktiriyor.
    Bir diğer sebep kendimizi ifade ederken biraz çekinmemiz.Yani çevremize,arkadaşlarımıza evlenmek istiyorum bana kız bulun demek zor.Bu sözler alay malzemesi yapılıyor.
    Bilmiyorum sonumuz nereye gider.Biraz yazdıklarım birbirinden kopuk fakat okuyanların kafalarına iyi yerleşir.Emin olun.
    Not:nikimiz derman ama daha kendi derdimize derman olamadık.Allah mürşidi kamillerinin,evliyalarının,kırkların,ricalün gayp erenlerinin yardımını bizden esirgemesin.Onların duasıyla inşaallah işlerimiz yoluna girer.Amin.

    • Süleyman diyor ki:

      Ne aradığınızı bilmiyor gibisiniz. Bu da evlilikte büyük sıkıntı. Benim çok şahit olduğum durumlardan birini aktarayım. Üniversitenin ilk senesi kişiler yurtta kendi cinsi arkadaşlarıyla iyi anlaşır ve hemen 2. sene hadi eve çıkalım der. Her seferinde şikayetle geri dönerler. Borçlar kalır, kavga çıkar. Hiç olumlu bitenini görmedim nerdeyse.

      Bana gelip sorulunca ben diyorum ki sakın ha çıkma. 1 sene de insan bu şekil tanınmaz. 1 senede elalemin kızını hele bu yöntemle hiç tanıyamazsınız. En güzeli akıllı görücü usulü. Çevrenizden onu bilen ve sizi bilen biri aracı olur. Sonra olmadık durumlarla karşılaşma şansınız azalır. Ha kötü örnekleri var mı görücü usulünün? Var! Fakat öbürlerine nazaran daha istikametli. Bu arada çekiniyorum demişsiniz. Çekiniyorsanız zaten evlenmenizin vakti gelmemiştir.

      Ailenizle konuşun. Kendi başınıza iş yapmamaya gayret edin. Her zaman büyüklerinizden dua almaya ve tavsiye almaya gayret edin. İnşAllah güzel bir yuvaya kavuşursunuz.

      Kadınlar gördüğüm kadarıyla daha masum erkeklerden. Bende lise 4’e kadar öyle düşünüyordum. Taki il değiştirip olumsuz birkaç durumla karşılaşıncaya kadar. Allah kadının hayasızından korusun. İmam Gazali (k.s.) nın bir sözünü söyleyeyim. Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zannedermiş.

      • Derman() diyor ki:

        Cevabınız için teşekkürler.Üniversite ortamı her türden her kültürden insanla karşılaştığım bir ortam.Fakat mezun olduktan sonra kişinin kısıtlı bir çevresi oluyor.Üniversitede günde onlarca insanla iletişime geçilebilinir.Yani üniversitede uygun birini bulma olasılığı daha yüksek.Aile demişsiniz fakat ailenin 1 yılda aracı olabileceği kişi sayısı en fazla 20-25 olur.Oda sizin vaktiniz varsa vede çevreniz çok genişse.Yani üniversitede olasılık çok daha yüksek.
        Sizi tanıyan birisi aracı olmalı demişsiniz.İnanın sizinle 1 ay aynı evde kalsam annenizin babamızın bilmediği huylarınızı öğrenirim.Zaten aracılığa hiçi güvenilmez.Yani anne,abla kendilerinin geçinebileceği birini arıyor.
        Şöyle bir düşünün misafire gittiniz.Önünüze çerez tabakları geldi.Kalkerken tabaklarda genelde fındık,fıstıklar,bademler yenmiş ve çoktan kapılmış fakat leblebilerinse tabakta durduğunu görürsünüz.Ne yazık ki hayatta böyle…İyiler erkenden kapılıyor.Diyeceksiniz ki müslüman için farklı olur.Bence dindar erkek ve kadınların günümüzdeki imtihanı bu heralde.

        • Süleyman diyor ki:

          Gidilen yolun alınan sonuçta önemli bir payı vardır.

          Ben hep Fetö örneği veriyorum. Onlar hanımlara dediler ki başlarını açsınlar böylece ileride istenilen makamlarda müslümanlar olacak ve böylece güzel hayır ve hizmetleri daha çok yapabilecekler. Başlarını da ilk fırsatta kapatacaklardı. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) rüyalarında gördükleri yalanlarını gençlere heves vermek onları hayra azmettirmek için kullandık filan diyorlardı. Aslında masum düşününce ne güzel değil mi? Müslümanlar iyi makamlarda olacaklardı. Gençler Peygamber Efendimiz (s.a.s) haberleriyle azmedecekler, çalışacaklardı. Peki sonuç ne oldu? Başta güzel olduğu gözüküyordu fakat sonra kendi başlarında patladı. Bizim başımıza da patladı.

          Bakın bu şekil üniversiteden birini bulmak çok yanlışlar olabilecek bir yol olabiliyor. Bu yanlış yoldan doğru bir sonuca ulaştığınızı sanabilirsiniz. Hatta belki siz ulaşabilirsiniz ama herkes sizin kadar şanşlı olmayabilir. Bu şekil üniversitede birisini bulma olayını kişiler sadece kendi boyutuyla düşünüyor. Daha geniş çerçevede düşünüldüğünde bu durumdan mağdur kalanlarda var. Kötü niyetli fakat iyi gözüken biri de elbet bir kızı kandırabilir. Ya da bir kız bu şekilde masum bir erkeği kandırabilir.

          Hemen ailelere haber verenler var. Onlar en doğrusunu yapıyor ama gene az da olsa sıkıntılı durumlar olabiliyor. Yani sizin bir hanımın karakterini doğru anlamak için şahsi kanaatim bir günden fazla bakmanız gerekir. Etrafta bir sürü güzel tesettürlü hanım var. Doğru kişiyi bulana kadar kaç kişiye bakacaksınız? Kaç kişiyle konuşmanız gerekecek? Bunun yanında kızın veya erkeğin ailesi erken diyerek karşı çıkabiliyor. Bu sefer ayrılamayan gençler var. Daha başka sıkıntıları da var.

          Bunun yanında evliliği bir matematik ve kapitalist bir fırsatçılık olarak görmeniz beni üzdü. Yani evlilik böyle kapan götürdü tarzı bir şey değil bizim kültürümüzde. Biz nasibimize inandık.

          Verdiğiniz kuruyemiş örneğine ise şu hadisi şerifi söyleyeyim. Peygamber Efendimiz (s.a.s)mealen bereketin hangi damlada, tanede olduğunu bilemezsiniz diyerek tükettiğimiz gıdaları sünnetlemeyi bize tavsiye buyurmuş. Eski İstanbul Ulemalarından Abdulaziz Bekkine (r.h.a) de çayını son damlasına kadar içer ve bu hadisi tekrarlarmış. Siz leblebi dersiniz ama o tabaktaki bereket o leblebidedir belki. Ya da herkes yemiştir ama hepsinin altında çok güzel bir çerez kalmıştır. Lütfen evliliği kapitalist bir düzeye düşürmeyin. Böyle kapan götürdü bize bir şey kalmadı diye düşünmeyin.

          Siz annenize, ablanıza söyleyin şu kriterlerde birine baktığınızı daha sonra zaten görüşmede aklınızdakileri sorar, kişiliğine bakarsınız. Olmadı bir abinize söyleyin, güvendiğiniz bir amcanıza söyleyin. Annelerde evlatlarıyla iyi bir paylaşımda iseler onları tanır. Tanımıyorsa zaten bir ailevi sıkıntı olma ihtimalinden de korkmak gerek.

          Kısacası, hedefinize meşru yollardan gitmeye çalışın. Evliliği böyle kapitalist ve rekabetçi bir zihniyet olarak görmeyin çünkü öyle değil. Hayra niyet edin ve bunun ardında zorda olsa durmaya gayret edin.

        • meryem diyor ki:

          Derman Bey
          Verdiğiniz leblebi örneği düşündürücü lakin evlenemeyen erkek ve bayanları ” iyiler erken kapılıyor ” diyorsunuz. Peki evlenen kadar boşanan insan da çok. Madem iyiler, niye boşanıyorlar ? Bence bu ”İYİ, KÖTÜ ” meselesi değil, HATALI tercih SONUCU’dur. Kadınlar, makam, para , yakışıklılık, erkekler ise güzelliğe baktıkça sonuç hep aynı olacak. Kadın ve erkekler kriterlerini yeniden gözden geçirse, çıtayı biraz düşürseler , bir adım atılmış olur diye düşünüyorum.

          • Derman() diyor ki:

            Leblebi örneği nasıl düşündürücü anlayamadım.Katılıyor musunuz,katıl mıyormusunuz?Bide şu var tabağın sonunda kabuğu kırılmamış değerli yemişlerde var.Onun içinde sağlam diş lazım…
            Kişiyi ençok kendisi tanır.Erkek eğer çıtasını düşürse gerçekten beğenmediği biriyle evlense kanaatimce bir kaç sene sonra gözü dışarıya kaymaya başlıyor.Yani erkek ne istiyorsa onunla evlenmelidir.
            Kadınlar içinse kaantimce yine öyle.Kadın eğer maddiyata önem veriyorsa belki gözü varlıklı birine kayacaktır.
            İnsanların fikrini değiştirmek çok zor.Yani fabrikalar açılır,nükleer santraller kurulabilir ama zihinler inşaat etmeek her baba yiğidin harcı değil.

          • meryem diyor ki:

            Derman Bey
            Sizin verdiğiniz leblebi örneğinde söylediğiniz bariz şey şu ” İyiler çabuk kapılıyor ” ben buna katılmıyorum. Tabi ki erkek te kadında istediği ile evlenmelidir. Benim kastettiğim şey şu : Normal yani yakışıklı sayılmayan erkekler bile eşinin çok güzel olmasını istiyor. Aynı durum bayanlar için de geçerli. Kimse ya haddini bilmiyor, ya da kendini. Hal böyle olunca çıta yükselmiş oluyor. Ve sonuç gençler evlenemiyor. Kimsenin aracı olmaması, zamanın acımasız şartları, insanların ulaşılmaz kriterleri, kötü evlilik örnekleri gençlerin evlenmemesi( evlenememesi) önündeki büyük engeller . Ama hiç bir genç kız olsun erkek olsun ”şöyle bir aynaya bakayım, kendi özelliklerime göz gezdireyim, ben neyim ki ne istiyorum , istediğim özellikleri hak ediyor muyum ” demiyor. Dusturumuz Yunus Emre gibi ” Bir avuç toprak, birazda suyum, neyimle övüneyim, işte ben buyum” olsa arkası çorap söküğü gibi gelir vesselam :)

        • Yasir diyor ki:

          Kardeş sanırım yaşın 22-23 ama fikirlerin 14-15 yaşındakiler gibi. Bunu lütfen hakaret vs. olarak algılama. 1 ayda kimse kimsenin huyunu öğrenemez. Bu fikirle yaşayan birisinin kendisi eş bulması yerine ailesinin eş bulması daha isabetli olur. Süleyman arkadaş güzel bir örnek vermiş. Yurtta kalan öğrencinin eve çıkınca başına gelenleri anlatmış. Benimde başıma aynı şeyler geldi vakti zamanında. Bu yüzden ben de eve çıkmayın diyorum. İnşallah iyi insanlarla karşılaşırsın.

          • Derman() diyor ki:

            Selamlar.Cevabın için sağol.
            Hakaret olarak anlamadım.Aslında hoşuma gitti.Ama pek açıklamamışsın.Çevrem bana yaşımdan çok olgun olduğumu söyler.Sen niye öyle dedin pek açıklamamışsın.24 yaşındayım,4 senedir öğrenci evinde kalıyorum.Yani lisedeyken kadınlar hakkına çok psikoloji kitapları okurdum.Tanısaydın farklı düşünebilirsin belki.
            Aileler oğulları için hep en iyisini ister.Evlat zinakar olsa bile(Nur-2) anne oğlunu öyle görmek istemez.Kendince farklı düşünür veya oğlu maddi durumu yetersizse çalışan bir bayan istiyor.Yani ortalık çok karışık.
            Ben eve çıkınca şunları gördüm:
            2 gün evi süpürmesem evin her tarafı toz oluyor
            Kahvaltı yapmak ,yemek yapmak çok vakit alan bişey.
            Bulaşığı,çamaşırı vesaire zor işler.
            Birçok erkek bunları yaşamadığı için eşi üzerinde empati kuramıyor.Eşinin ev işlerini küçümsüyor.Sebebi kendi hiç yaşamamış.Yani ayrı bir evde yaşamak kimisi için zararı olurken kimisi içinse faydası oluyor.
            Bide çevremde okurken 3 tane arkadaşım evlendi.Hepsi kendi buldu.Biri 14 ayda boşandı.Diğerlerini bilmiyorum.Fakat öğrenciyken flört eden kız ve erkeğin maddi beklentileri gördüğüm kadarıyla daha az oluyor.Yani düğün,takı vesaire pek umursanmıyor.Hatta zina yaşanmışşa kızın tek istediği sadece evlenmek.
            Doğru konuşalım aracıyla olan evlilikler maddiyat ön planda.

    • Feyza diyor ki:

      Sizin en buyuk hataniz Derman bey, fazla genellemede bulunarak aklinizda birtakim tabular olusturmus olmaniz. Kadinlar erkeklerden daha masum demissiniz, bu tartisilir. Gunumuzde oyle edepsiz kadinlar goruyorum ki erkekler bana daha hayali geliyor bazi zaman. Tabi bu da bir genelleme olarak anlasilmasin, yalnizca sizin genellemenize muhalif olarak kendi tesbitimi dile getirdim.
      Ikinci genellemeniz aciklik ve kapalilik kavramlari uzerine. Kapaliliktan kastiniz gercekten Islami tesettur ise zaten o tesetture burunen bir hanima siz evlilik niyetiyle de olsa basiniza buyruk yaklasip evlilik teklifinde bulunamazsiniz. Bir vasita olur aranizda ve madem ki evlilik niyetindesiniz, o hanimefendi de sizi usulunce yaklastiginiz icin ayiplamaz, kinamaz, sartlariniz muvacehesinde degerlendirir. Damdan duser gibi cikarsaniz karsisina muhtemelen cevabi olumsuz olacaktir.
      Ucuncu genellemeniz ise gorucu usulu ve flort uzerine. Her gorucu usulu evlilikte maddiyat on planda degil veya flort ederek evlenen kisiler de evlilik safhasina geldigi zaman bir evin ihtiyacini karsilayacak techizati temin etmek isterler. Bunun disinda abartili taki/esya talepleri benim de tasvip etmedigim bir durum. Fazla protokol merasinler de gercekten insani bunaltiyor. Ama bu gorucu usulu ya da flort ile ilgili degil, cagimizin genel bir takintisi. Gorucu usulunde soyle bir avantajiniz olur belki, ailenizin onayi ve gonul rizasi oldugu icin maddi konuda size yardimci olurlar. Ogrenciyken taleplerin az olmasi o donem icin gecerlidir diye dusunuyorum. Okul masraflari ve belli bir gecim kaynaginin olmamasi kizlarin beklentilerini dusuruyordur. Ama onemli olan o evlilige adim attiktan sonra da ayni kanaatkar cizgide devam edebilmeleri. Yoksa bu evlendikten ve hayat belli bir rutine baglandiktan sonra yine sorun olabilir, o yuzden buna aldanmayin.
      Son olarak, hedefe giden her yol mubahtir sozu yanlis bir soz, hedefe giden her yol mubah degildir, mesru olan yollar mubahtir. Yani zina ettigi icin ucuza getirilen mecburi nikahtan hayir gelir mi Allah bilir fakat o zinanin yuku yuvanin bereketine, hatta o evlilikten dogacak cocuklarin ahlakina dahi sirayet eder. Bir gram seker yemek icin elli kilo seker kamisi tuketecegine helal dairede nasibini aramak emin olun daha mantikli ve az riskli. En azindan yanlis bir is yapmamanin verdigi gonul huzuru baki kalir. Rizkin da harami kolay yoldan edilir ama onun hesabi, vebali cok, bereketi ise yoktur.

    • Yasir diyor ki:

      Derman kardeş sizin ”1 ayda nasıl bir kişilik olduğunu öğrenirim” fikrinizden dolayı eleştirdim. Bu pek mümkün bir şey değil. Çok okumak insanı tanımaya yeterli olmayabilir. Birlikte yaşamak gerekir. Aracıların bulduğu maddiyata önem veriyor diyorsunuz. İstersen sırılsıklam aşık ol istersen çok sev insan ilişkileri eninde sonunda çıkar ilişkilerine dayanır. Eşinle yaşayıp cenneti talep etmek bile özünde bir çıkara dayanıyor. Sadece para olarak düşünmeyin. Okulda kendi bulduğunuz bunu başta sorun etmese bile daha sonra ‘keşke seninle evlenmeseydim’ diyebilir. Yani kendin bulma demiyorum yine bul ama Bir ayda tanıdım deyip hata yapmayın. Ailenizin münasip gördüğünü de kulak ardı etmemenizi tavsiye ederim. Evilik nihayetinde mantık ve duygu çerçevesinde oluşan bir şey.

    • zehra diyor ki:

      ben evli oldugum icin rahat konusabilirim herhalde bu konuda. genelde dindar erkekler acik kizlarla daha rahat konusup, kapali kizlarla hic konusmamayi, ya da konustuklari zaman kaba konusmayi tercih edebiliyorlar. ben universitedeyken bu duruma cok kizardim, sanki aciklar helal de kapalilarla konusmak haram gibi. bu arada konusma dedigim de, ders hangi sinifta olacak, ders notlari cikti mi vs gibi cok cok yuzeysel sorular. o yuzden bazi dindar erkeklerin dini konuda hassas olmadigini vs dusunurdum.

      ben de universitede okurken herkesle rahat konusan, kendine guvenen bir kisiydim, ama kimseyle flort etmedim. hatta yemekhanede ayni masada bile oturmazdim erkeklerle, mesafe olmasi icin. evlilik niyeti ile konusmak isteyenler ya da emri vaki yapip niyetini soyleyenler oldu ama hep dusunmuyorum vs diye gecistirdim. cunku insan bekar olunca, karsinda bir erkek, evlilik niyeti ile bile olsa bir sey soyleyince hicabindan ne soyleyecegini bilemiyor. ya da karsidaki insan olumlu gibi gelse bile, dur ben seni bir arastirayim sonra cevap veririm vs diyemiyorsun. o yuzden tavsiyem birisine boyle hayirli bir niyetle gidecekseniz, araya yasi buyuk birileri araci koymaniz.

      ben de diger yazanlar gibi gorucu usulunun mantikli oldugunu dusunuyorum. oncelikle bir insanla senelerce gorusseniz bile asil karakterinizi taniyamiyorsunuz. bir de dindar erkek/kadinlar zaten birbirlerine mesafeli oldugu icin iyice arada mesafe oluyor. ya da bazen cekindiginizi icin sert davraniyorsunuz, karsidaki insan da kirilabiliyor, teselli edemiyorsunuz vs vs. gorucu usulunde arada aracilarla ya da etraftan sorusturdugunuz zaman epey bilgi ogrenebiliyorsunuz. mutlaka etrafa evlilik niyetinizin oldugunu soyleyin, tavsiye edecekleri biri olup olmadigini sorun.

      evlenmeden once bir insani nasil taniyip evlenebilirim derdim, ama gunaha bulasmayayim diye de cok dua ettim. esim ile 2 kere gorusup karar verdik, bir ay sonra da resmi nikahimiz oldu, simdi de 7 senelik evliyiz cok sukur. Allah nasip etti. Etrafta bir suru iyi insan var, niyetinizi temiz tutun, Allah hayirli kismetler nasip etsin size de.

      • Süleyman diyor ki:

        Zehra hanım güzel örneğiniz için teşekkür ederim. Böyle iyi tablolara da değinmek lazım.

        İlk meselede verdiğiniz örnekte için de şunu diyebilirim. Erkekler kendi namuslarından önce hanımların namus bekçiliğini yapıyorlar. Yırtmaç pantolonlu adamların hanım tesettürünü konuştuğu eleştirdiği durumları görüyoruz. Yani müslümanların birbirini uyarması güzel fakat birazda kendine bak be adam. Sizin bahsettiğiniz örnekte ki kişilerde tesettürlü hanım konuşmaz, konuşmamalı ya da ben konuşmam tarzında hareket ediyor fakat açık hanımla rahat rahat muhabbet edebiliyor.

      • Yasir diyor ki:

        Zehra Hanım ”Dindar erkekler kapalılarla konuşmamayı tercih ediyor demişsiniz. Ünv. Okurken ben tesettürlü bir hanıma okulun bahçesinde ayak üstü ”Hoca derse geldi mi” diye bir soru sordum. Kızın dili tutuldu iki üç adım geri gitti korkusundan. Ben bir daha kapalı kıza bir şey sorar mıyım?

        • Feyza diyor ki:

          Yasir bey, burada Zehra hnm.in kasdettigi sey dindar erkeklerin kapali kizlarla konusmamasindan duydugu rahatsizlik degil, dindar erkeklerin acik kizlarlar konusmasindan duydugu rahatsizlik. Yani, ‘kapali kizlarla konusurken dinen sakinca var da acik kizlarla konusurken bu tehlike/hassasiyet ortadan kalkiyor mu ki boyle rahat ve nazikler?’ demek istemis Zehra hnm. Ikisi arasinda fark var.

      • mihrimah diyor ki:

        zehra hanım yazınız için teşekkürler . iki görüşmede nasıl hemen karar verdiniz ?şuan bende biriyle görüşmeye başladım bugün tam 17 gün oldu yüzyüze iki kez görüştük ama devamı konusunda sıkıntılıyım.çünkü karşı taraf bu konuda bana tam manasıyla güven vermiyor sanki ilgisiz gibi geliyor ama acaba ben mi acele ediyorum diye düşünüyorum daha fazla uzatmamak belki en doğrusu diyorum.yani beni tanımak adına pek soru sormuyor genelde ben soruyorum aama o sormayınca ben de kendimi çekiyorum .yani karşı taraf (aday)herşeyi zamanı gelince diye başlıyor cümleye ama geleceğe evliliğe dair çok bişeyden bahsetmiyor.birde kendisi doğulu onlarda amcaları kimi isterse onla evlenmeleri söz konusuymuş,yani kendi ailesinde de akraba evliliği ve berdel olduğu için şimdi amcaları babası sıkıntı yapıyor açıkcası ben bu durumu anlamıyorum bana mantıklı gelmiyo ve ilersinde nasıl olur inanın aklım almıyor ve nasıl bi yol izleyeceğimi de bilmiyorum doğrusu bu konuda bana yol gösterirseniz çok makbule geçecektir nihayetinde tecrübeli büyüklerim ,yaşıtlarım var aranızda…bi de şafii mezhebinden oldukları için babasının rızası çok önemli ,benim için amcaları değil ama babasının rızası çok önemli aday her ne kadar ben silerim kararlıyım dese de kafam karışık ya biraz daha zamana bırakmam gerek ya da bi yol bulmak gerek duanıza ve fikirlerinize ihtiyacım var …

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Mihrimah’a…

          “amcaları kimi isterse onla evlenmeleri söz konusuymuş,”

          ” bu konuda bana yol gösterirseniz çok makbule geçecektir nihayetinde tecrübeli büyüklerim ,yaşıtlarım var aranızda…” DEMİŞSİN

          Yardım ve yol gösterme talebine istinaden sana NET ve KESİN bir tavsiyede bulunacağım.

          Kendi özgür iradesini kullanamayan ve evlilik-aile kurmak gibi çok önemli bir konuda Amcasının tercihine boyun eğen birisi şimdi olduğu gibi ileri ki zamanlarda da evlilinde yaşayacağı sorunlarda YÖNLENDİRİLMEYE-GÜDÜLMEYE müsait olacak, izin verecek, razı olmasa da ( törelerin gücü, yaptırımı nedeniyle ) sessiz kalacaktır.

          Yani özetle; aklını başkasına kiraya vermiş KADIN ve ERKEK’in kimseye ( eşine, cocuklarına, ailesine) faydası olmadığı gibi zararı olur.

          Bu nedenle sen bu sevdadan vazgeç, nasibini başkasında ara.

          • mihrimah diyor ki:

            Abdullah Bir Bey’e öncelikle cevabınız ve yardımınız için teşekkür ederim Allah razı olsun…Abdullah bey yalnız şöyle bir şey var erkek kardeşi bi kızla görüştüğü için amcaları karşı çıkmış benim konuştuğum kişi duruma müdahale etmiş hatta kardeşinin söylemesi gereken herşeyi kendi söylemiş yani amcalarının seçtiği bi hayatı istemiyor ve ben karar verdiysem arkasında dururum diyor sadece bu aile büyüklerinin problem yapacağını biliyor babasıda dahil yani yola çıkmak istiyor ama o yolda arkasında kimse olmayacağı için çok düşünceli yani benim bildiğim böyle ,beni düşündüren kısımda onlarla olan sorunu çözmek için sürekli zaman istemesi ,ilgisiz davranması hani ne bitiriyo ne de ciddi adımlar atıyor bu noktada bende tıkandım sanki bilmediğim başka şeyler var gibi direkte sorulmuyor ki zamanla sormayı düşünüyorum tabii…ben hayırlısını istedim ama sanırım benim payıma zor olanı düştü…yine mevlamdan hayırlısını istiyorum hayırlı olmayacaksa biran önce bitsin bakalım zamanla göreceğiz artık…

          • meryem diyor ki:

            Mihrimah Hanım
            Size nacizane tavsiyem . Başkalarının tesiri ile karar alan bu kişiyi bırakmadan önce daha yolun çok başında bile olsanız açık açık konuşun ve endişelerinizi beklentilerinizi söyleyin. Ayrıca bu şekilde devam edemeyeceğinizi söyleyin. Karşı tarafı tartın. Ömür geçmez ki böyle. Ne selam ne sabah. Karşı tarafın sizi tanıması için çabası yok, siz adım atınca bu sefer siz bunalıyorsunuz. ” İstemiyor da ben mi üzerine gidiyorum ” hissine kapılırsınız. Mesela kendinize süre verin. Bir hafta kadar. İlk siz aramayın,yazmayın. Karşı taraftan bekleyin. 2 gün üst üste ne arıyor ne hal hatır sormuyorsa zorlamayın, yol verin gitsin. İnanın böyle yapmazsanız siz çok yıpranırsınız. Allah hayırlısını versin.

        • ... diyor ki:

          Mihrimah hanım,

          Öncelikle görüştüğünüz kişiyle aracı vasıtasıyla mı tanıştırıldınız yoksa başka yollardan mı görüşme oldu ?

          Yazmış olduğunuz bilgilere göre karşı tarafın ilgisiz olması evlilik konusunda görüşme yapsanız dahi tanıma adına girişimin olmaması kişinin sizinle evlilik konusunda niyetinin olmadığını gösteriyor.

          Daha önce ayrılan nişan atan yada boşanan kişilerden çokça duyduğum şey en baştan itibaren sorunların olması. Sizin görüştüğünüz kişininde durumu karışık. Mezhepten öte evliliğin gerçekleşmesinde amca gibi 3.kişilerin müdahalesi. Bu sorunlar sadece şuan ki durumunuzda olmayacak nişanda düğünde evlilikte ilişkilerde müdahale çok olacak.

          Görüştüğünüz kişinin ilgisiz olması karışık ve müdahaleci bir çevresinin olması sebebiyle bu görüşmeyi bitirmeniz daha doğru geliyor. Bunun için ne kendi zamanınızı ne de karşınızdaki kişinin zamanını çalmayın. Allah hayırlı insanı karşınıza çıkarsın.

          • mihrimah diyor ki:

            Allah razı olsun meryem hanım ve …diyor ki ;öncelikle tanışmamız şöyle oldu abimin kız arkadaşının evine gittik ailesiyle tanışmak için benim görüştüğüm çocuğun kız kardeşide bizim gelin adayının en yakın arkadaşıymış beni görünce hemen abisi için düşünmüş uygun görmüş ,namazlı abdestli kendi halinde kötü alışkanlığı yok dedi resmini gösterdi tanışmayı kabul ettim ,kızkardeşi ve bizim gelinle tanışmak için bi cafeye gittik ilk görüşme olumluydu gerçi çok bişey konuşamadık ama ikinci görüşme için anlaştık öyle başladı …sıkıntı şu amcaları kardeşini ayırmışlar görüştüğüm kişi ise herşeye müdahele edecekler,ayırmak için uğraşacaklar diyo o yüzden benim hayatıma karışmayın diye resti çekicem artık diyor,ama senin ailene tek başıma nasıl çıkarım ?senin aile düzenini bozmak istemiyorum diyor ve bu işler arkanda ailen olmadan nasıl olacak diyor…ilgisiz davranmasını da buna bağlıyor senin ahını almak istemem diyor o yüzden hiç suya sabuna dokunmuyor hep iş ve hava şartlarından bahsediyor ben konuya ufaktan girmeye çalışıyorum ama ilgisiz devam ederse olmaz bu iş beni sevdiğine inanmam lazım ki ben de bi karar vereyim aksi takdirde devam edemem zaman kaybından başka bişey olmayacak her iki taraf için de…bakalım mevlam en hayırlı kararı nasip etsin cidden zormuş bu işler…

  3. Çağlar diyor ki:

    Gençlik mi kaldı? Oldu da onlar mı evlenmedi? Bolluk gören var, yokluk gören var. Büyükşehir şartları zor Hocam. Kimse kimseyi tanımaz. Ailem cacık. Akrabalardan bir şey çıkmaz. Millet de olmuş çakal. Ben ise gözüm 27den sonra açılmaya başladı. Ne çate hala tıs yok. Ben Türkçe öğretmeniyim. 28 yaşımdayım. Ama gerçekten ve gerçekten çok enayiymişim. Hala da öyle. Bir şey aradın mı bulunmaz, akışna bırak demişler

    • ... diyor ki:

      Çağlar bey,

      Bir Türkçe öğretmeninin bu şekilde üslubu kendini ifade şekli eğitim sistemini ve emanet ettiğimiz öğrencileri bir kez daha düşündürdü.

      • meryem diyor ki:

        Bende Çağlar Bey’in birkaç yorumunu okudum. Okurken yoruldum :)
        Konumuz ” Gençler Neden evlenmek istemiyor ? ” Sebebini erkek kuzenime sordum. Bana verdiği cevap şu : ” Her şeyi yaşayabiliyorsunuz. Evli iken yaşamanız gereken çoğu şeyi hemde. Bu devirde de yaşamak istediğiniz her şey için uygun ortamlar mevcut. Hal böyle iken gençler sorumluluk altına girmek istemez. Zaten yaşayabileceği şeyleri yaşıyor hemde herhangi bir mesuliyeti olmadan.”
        Bu sözü irdeledim. Bir bakıma doğru . Peki gençlerimizin evlenmek istememesi sorumluluk almaktan korkmalarından mı , yoksa haramı helalı bilmemelerinden mi ? Bunun için yapılacak adımları nacizane sıralayacağım.

        1) Devlet desteği ile evlilik enstitüleri kurulmalı.
        2) Bayanlar için annelik, ev içinde eş ile geçinme, mutlu bir aile için yapılması gerekenler vs. eğitim verilmeli.
        3) Erkekler için de ” Koca nasıl olur, kavvam erkek ne demektir, iyi bir baba olmanın adımları, erkeğin sorumlulukları vs konularda eğitim, bilinç kazandırma çalışmaları yapılmalı.
        4) Kötü örnekler mümkün olduğunca sosyal medya, haber ve internet kanalı ile paylaşılmamalı.
        5) Dini açıdan her iki cinse hak ve sorumluluklar öğretilmeli.
        6) Devlet eli ile yada gönüllü kuruluş yada derneklerin gençlerin evlenmesi için teşvik edici faaliyetleri olmalı.
        7) Lisede aile eğitimi verilmeli.
        8) Eğitici ve öğretici programlar tv kanalı ile yapılmalı
        9) Televizyonda gördüğümüz ve evlilik kurumuna zarar vermekten ve dalga geçmekten başka bir işe yaramayan , sadece amacı reyting olan programlar İVEDİ kaldırılmalı. Bunun yerine gerçekten faydalı olan programlar konulmalı.
        10) Evli olanların ,Gençlerimize ” aman evlenmeyin, bekarlık daha güzel ” gibi evliliği kötüleyen söyler söylemeleri yasaklanmalı :)
        not : Süper dadı diye bir program var o programda dadı anne ve babaların çocuklarına karşı davranışlardaki hataları gözlemleyip söylüyor. Aynen onun gibi ” Süper Aile Danışmanı :) olsa evlilikte kişilerin hatalarını söylese ne güzel olurdu :)

        • Süleyman diyor ki:

          Yazı aslında muhafazakar gençlere hitaben biraz sanırım. Yoksa zaten öbür kesim evlenmeyi çok düşünmüyor. Zaten onların mantığı ile düşündüğünüzde 18-25 yaşlarında istediği şeyleri yaşayabilen bir kişi niye evlilik yoluna atılsın ki? Niye böyle bir sorumluluğu yüklensin?

        • ... diyor ki:

          Meryem Hanım,

          Yazdığınız önerilere katılıyorum. Yazdıklarınıza ilave olarak düşüncem insanlarda evlilik için uygun olup olmadığına dair bilinçte oluşturulmalı. Evlilik tek başına kurtarıcı değildir iki tarafın dengeli olması şart. Bazı insanların evlenmesi hayırlı olabilir bazı insanların evlenmemesi hayırlı olabilir.

        • hakan 1 diyor ki:

          Sayın Meryem Hanım;
          Yaptığınız öneriler ne kadar güzel; herkes ve devlet yönetimi halkın zinaya düşmeden; helal dairede; bol sevaplı ve bereketli bir ömür geçirmesini; hayırlı nesiller yetiştirmesini o kadar candan arzuluyor ki…

          Hatta devletimizin mutlu bir yuvanın temelleri için (aslında temellerinden yıkmak için) hazırlamış olduğu yeni medeni kanunumuza bakarsanız candan arzuladığı şeyi net görebiliriz…

          Bekar erkekler ve kadınlar ekonomik kalkınmak için yöneticiler tarafından daha avantajlı görülüyor. Yönetici dediysem, büyük holdingler şekillendiriyor yani bu kanunları.

          Kadınlar beğenmiyorlar. İlla pahalı ve orjinal(!) evlilik teklifi yapılacak; çicekler, hediyeler; balayı; tatiller; ev eşyaları….dışarda yemek yemeler…. İlla ki kadının belirlediği şekilde olacak. Hatta o şekilde olsa bile kadınlar yine “Ohh ya, ne iyi oldu, Allah’a şükür” demeyecekler. “Suratın niye asık, paran harcandı diye değil mi” diye bir de kavga çıkaracaklar.

          “Hayatı nasıl yaşayacağımıza ancak KADINLAR karar verebilme kabilliyetine sahiptir ” Bu söz bize sürekli telkin ediliyor. Halbuki erkekler de bu kararı verebilecek kabileyettedir. “Eşitlik” dedikleri şey aslında sadece kadın diktatörlüğüdür. Fakat ne diktatörlük. Dışarıya karşı ezik, içeriye (aileye) karşı zalim bir diktatörlük. Hani bazı korkak erkekler de böyledir ya. Hani herkes bu tip erkeklere öfke duyar. İşte onun aynısı.

          Meryem Hanım; devletten beklenecek hiçbir şey yok. Hatta evliliğin mutlu olması konusunda yapılabilecek hiçbir şey yok. En münasip, güzel, namuslu iki insan denk gelip evlense bile mutsuz olabiliyorlar. Hatta, evlilik tavsiyelerinin hepsini uygulasalar bile, baş başa kaldıklarında göz göze gelmekten kaçınıyorlar. Nerede kaldı karşısındakini sevinderecek hoş bakışı ummak…

          Kısaca öneri hazırlamak güzel, fakat boş bir gayret.

    • Süleyman diyor ki:

      Hocam ben sizin yorumları tam anlayamıyorum. Yani soru mu sordunuz? Fikir mi belirtiniz?

      Gençlik mi kaldı demişsiniz yani genç çok.

      Türkçe öğretmeniymişsiniz. Büyükşehirden şikayet ediyorsanız tayininizi küçük bir yere alın.

      Çakallıkla ulaşılan hanımlar vardır edebiyle talip olunan hanımlar vardır. İkisi çevre anlamında zaten çok ayrıdır. Yani size şöyle söyliyeyim kız bulmak kolay. Az spora gidersiniz az kendinize bakarsınız. Güzel söz söylersiniz birinin gönlünü alırsınız ama hanım bulmak, yuva kurmak biraz daha zor. O öyle olmuyor :)

      Gözünüzün 27 den sonra açılmasından kastınız evlenme niyetiniz 27 yaşından sonra başladı ise ve şu an 28 yaşında iseniz 1 sene çok uzun bir süre değil. Biraz maddi ve manevi zahmette bulunmak lazım evlilik için. Zahmet olmayan yerde rahmet olmaz demişler eskiler. Allah kolaylık versin.

      Birde son olarak ailenize cacık demeniz güzel olmamış. Vefası olmayanın sefası olmaz :)

    • tükenmez kalem diyor ki:

      Çağlar bey aslında dedikleriniz çok doğru,zor büyük şehirler de evlenmek, büyük sıkıntı ben memleketime tatil amaçlı gittiğim de fark ettim biri sizi beğendiyse(kızın evine ) direk çat kapı gidip size talip oluyor tabii bunları anneler yapıyor genel de ve karşı tarafın işi iyiyse (hele devlet memuruysa )ve kötü alışkanlığı da yoksa oldu bu iş ama büyük şehir de kimse kimseye aracı olmayı bırak tavsiye bile etmiyor kötü biri olmasınız bile.yani herkes kendi dünyasın da gayet mutlu ,eee tırnağın varsa başını kaşı durumuda kaçınılmaz oluyor otamatikmen ,yani gençler evlenmek istemiyor değil aslında…

  4. selma diyor ki:

    güzel tespitlerde bulunmuşsunuz.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Ne çok tatlı ol, yesin bitirsinler Ne çok acı ol, yesin tükürsünler...

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku