Gençler neden evlenmek istemiyor? (3)

25 Ekim 2016Ademler & Havvalar213 Yorum »

terkedilmekBir Adem Devam Ediyor,

Bir arkadaşım bir proje kapsamında Güney Kore’ye gitmiş. Bir kafileyle dolaşmışlar ve kimi ziyaretlerde bulunmuşlar. Ziyaretlerden sonra Güney Koreli öğrenciler arkadaşıma biraz etrafı dolaştırmak istemiş. Nasıl olmuş bilmiyorum ama olay evlilik meselesine gelmiş. Öğrenci grubunda bulunan bir kız 28 yaşında evleneceğini, 1. çocuğunu 30 yaşında yapacağını, 2. çocuğunu 33 yaşında yapacağını daha sonra vs. eğitim aşamalarını da şu zamanlarda bitireceğini teker teker saymış.

Öbür Koreli öğrenciler de buna benzer sözler sarf etmişler. Arkadaşım her şeylerini adım adım planlamışlar, diyerek biraz hayretle anlatırken ben kendi kendime ne acayip diye düşünmüştüm. Uzak doğulu bireylerin matematik sınavlarında çok başarılı olduklarını biliyordum. Hatta Amerikalı matematik takımının hepsi uzak doğu kökenli kişilerden oluşuyor diye bir ara internette komedi konusu olmuştu bu durum.Şu kadarını söyleyeyim evet uzak doğulular fıtraten düzen ve hesaplama konusunda becerikliler. Yalnız böyle olmasına rağmen bir insanın hayatı bu kadar basit hesaplanabilir mi?

Eğer insan hayatından duyguları ve maneviyatı sökerseniz ve sadece matematiksel bir düzen yani rasyonellik yerleştirirseniz eminim çok rahat bir şekilde bu sonuçlara ulaşırsınız. İnsanı hiç bozulmayan bir makine olarak, değişmeyen tek tip bir düzende çalışan bir olgu olarak görürseniz tabii ki hayatınızı sene ve sene hesaplayabilirsiniz. Tekdüze bir topluluk ne güzel!Yalnız ne kadar hesaplarsanız hesaplayın insan hayatı inişler ve çıkışlarla doludur. Bizi tetikleyen, kimi zaman geride bırakan duygularımız var.

Aslında bahsettiğim durum bize bugün dayatılan bir durumdur. Durmadan çalışan ve üreten Türkiye! Fakat yalnızca maddiyat. Maneviyatımız sömüren her türlü müdahale bu noktada mubah görülür, daha doğrusu gösterilir. Gösterilmesi de gerekir çünkü bir aylık oruç tutmak büyük bir iş gücü kaybıdır! Örneğin erken yaşta evlenen bir kişi daha az üretim yapacaktır çünkü ilgilenmesi gereken bir ailesi olacak. En verimli yıllarını %100 performansla değil de %60-70 performansla devam ettirecektir.

Bir hanımın çocuğuna bakması üretimimizi düşürür; ancak insanın dürtüleri mevcut. Bunların da giderilmesi lazım. O zaman günübirlik ilişkiler devreye girer. Bir çocukla uğraşmanız da gerekmez. Gerekse bile sistemin aksamayacağı bir şekilde olur. Evlenip sorumluluk almanız ve ailenize vakit ayırmanızda lüzumlu değildir. Basit bir “bir gecelik” ilişki kısa bir çözüm getirebilir.

Bizde ülke ve gençler olarak bu çalkantının ortasında kalmış durumdayız. Aslında Koreli kızın planı gençlere tanıdık gelmiş olmalı. Bir anne veya babanın dayattığı önce okul, askerlik, iş, atanma vs. daha sonra evlilik koşullaması bugün genel kabuldür. Aksini düşünen sistemin dışındadır ve yanlıştadır. Gerekli azarlarla düzeltilir.

Zaten bizim gençlerimiz dayanır öyle haramla işleri olmaz. 30 yaşlarına kadar gelirler ama haramı hiç düşünmezler çünkü gerektiğinde aç kapa düğmemiz vardır! Sevme ve sevilme ihtiyacımız biz istediğimizde gelir ve gider! Zamansız gelmemesi lazım. Televizyondaki bu kadar eğlence programları, maçlar ne için oradadır. Kederlerin ve sıkıntıların, ha tabi kimi zamanda hassasiyetlerimizin ortadan kaybolması için değil mi? Bunlara rağmen evlilikteki boş gerekliliklerin dayatılması çok şiddetlidir ve aşılması çok zordur. Rasyonelliğin ilahi kanunları!

Bunlar gibi iş, okul vb. dayatmalar sonucu aileler sürekli hem kız evlatlarına hem de erkek evlatlarına küçüklükten itibaren bunları halletmeden mümkün mertebe evlenmemelerini telkin eder. Hatta “evlilikten ne hayır gördük” tarzında konuşan  teyzeler de etrafta bolca bulunur. “Bir akıllıya 40 kez deli dersen deli olur.” misali gençlerin gündeminden de bir süre sonra evlilik her şeyi tam ettikten sonra gerçekleştirilecek bir şey olur tabi o zaman gençler pek genç kalmamış olur.

Gençlerin evlenmek istememesinin başka bir sebebi de haramlara dalındığı için ortaya çıkan hissizlik duygusudur.Yüksek lisans programımda 29 yaşında mesleğini eline almış, askerliğini yapmış, arabası olan, eli yüzü düzgün bir kişi ile konuşuyordum. Etrafındaki karşı cinsteki kişilere çok bakan bir tipti. Bir yandan da görücü usulü evlenmeyi düşünüyordu. Neden evlenemediğini sorduğumda görüştüğü kişilere karşı hiçbir şey hissetmediğini söylemişti. Hiç heyecanlanmadığını söylemişti. Kabul edilsin veya edilmesin diziler ve filmlerde ki karşı cinsteki bireyler toplumda beklentiyi yükseltti. Sürekli takip edildiği takdirde genç yaştaki kişilerin hayalleri adeta ulaşılmaz hale geliyor. Bu süreçten sonra ise karşı cinsle bir görüşme olduğu zaman hiçbir şey hissedemiyor kişiler çünkü bal yiyen baldan bıkar.

Aklımda olan gençlerin evlenmek istememesinin son sebeplerinden biri devam ede gelen ruh halinden kurtulmak istememeleridir. Yapılan bir deneyde kişilerin yaşlandıkça duygu durumlarının düzeldiği ve sabitlendiği keşfedilmiş. Yani yaşlandıkça duygularımız daha az çalkantılı olmaya başlıyor. Kimi yaşlı kişilerde bu hali tatbik edebilirsiniz. Bunun sonucu sabit durma isteği, belli bir düzene ciddi bağlılık, fikirlerin sabitleşmesi vb. durumlar gözükebilir. Hatta hastalık hastası dediğimiz kişiler biliriz toplulukta. Bu genellikle aslında o insanları sıkıntıdan ve üzüntüden bile belli bir haz aldığının göstergesidir.

Bu durumda olan genç bireylerde mevcuttur. Özellikle son senelerde çevremde de fazlaca görerek tatbik ettiğim durum şudur ki yalnızlık yaşayan kişiler bir süre sonra yalnızlığı benimsiyor. Ondan ayrılmak ve durumunu değiştirmek istemiyor. Belli bir süre yalnız kalan bireyler paylaşmayı çok zor görüyor. Hatta böyle yalnız kalan kişilerin “evime birisi gelince sinirleniyorum, cinlerim tepeme çıkıyor” gibi sözlerini bizzat duymuşumdur. Durum böyle olunca gençler evlilik gibi fazla paylaşım gerektiren bir durumdan kaçıyor ve yalnızlıklarına sarılıyor. Devam eden bu duygu durumunu devam ettirmek istiyor.

Gençlerin neden evlenmek istemedikleri konusu hakkında aklıma gelen sebepleri sıralamaya ve açıklamaya çalıştım. Gençlerin evlenmeyi ister hale gelmeleri ve bu konuda oluşturulacak bilinç ve doğru telkinler eminim çok hayırlara sebebiyet verecektir. Temiz bir genç, temiz bir aile, temiz bir aile temiz bir toplum oluşturur.

 

Okunma Sayısı : 12.270

Yorum yapın

“Gençler neden evlenmek istemiyor? (3)” için 213 Yorum

  1. Meryem diyor ki:

    Birde Seysey hanim
    Görüşmeden önce adayın özelliklerini sorun. Olmazsa olmazların neler? Onları belirle. Her önünüze gelenle görüşmeyin. Bu sizi yıpratır. Olabilecek yada etkilenebileceginizi düşündüğünüz kişiler ile görüşün . Ayrıca kafanızda “bu iş ille olmalı “diye sartlandirmayin. Nasip kısmet bu işler. Bazen çok istediğimiz imtihanımız olur . Doğru zaman ve doğru insan için dua edin .Acele etmeyin.

  2. seysey diyor ki:

    Ben de evlenmek istemiyorum.Evlilkten korkuyorum.Ozellikle bu sitede her seyin sorumlusu kadin her bosanmanin sebebi kadin.Kadin soyle soyle olmali kadin soyle soyle yapmali sanki hic erkekler bisey yapmamali hic bosanmalarda erkeklerin sucu yok.Evliligin butun sorumluluklari kadinda… Ustunde cok fazla baski hissediyorum ozellikle bu siteden sonra evliligin cok zor oldugunu dusunmeye basladim.10 yorum varsa biri guzel bir hayat anlatiyor.10 yorumun en az 8 i kadini sucluyor.Kadinlar kinci kadinlar fesat kadinlar feminist kadinlar hatalarini kaul etmez.Hep mi bosanmis erkeklerin kotu anilari kadinlari genellemelerinden cok sikildim.Bunaldim.

    Neyse gelelim kendi sorunuma soruma, ozel bi sebep + fiziksel olarak evlenmek zorundayisadece resimden gorup sicaklik hissetmedigim kislerl gorusmeli miyim? Kimseyi kirmak istemiyorum.Genel olarak kimseye sicaklik hissetmiyorum.Artik kimseyi sevemicek miyim diye dusunmeye basladim.İnsan olarak seviyorum fakat genelde fiziksel cekicilik hissetmiyorum.Resimden bu anlasilir mi anlasilmaz mi?Su soralar ozel meselemden dolayi aniden evlenip mutsuz olmaktan korkuyorum.Zel meselem de sevgili fln deil bu arada.

    Benim yuzde yuz evlenmem gerekiyo ama ben sevmedigim biriyle evlenirim diye odum kopuyo.Sevgili mevgili islerine girmek istemiyorum.Suan ki taliplimi reddettim gene geldi erkkek kardesimin dahi nasil bir insani kacirdiginin farkinda misin demesi ve benim ozel meselemden dolayi acaba evlensem mi hic bu kisiyebulasmasam mi?Benim acilen evlenmem gerekiyo ama icim kimseye isinmiyor.Bukiai cok cok iyiymis herkes oyle diyor hem bu sikintidan kurtulmak icin aniden evlenmekten korkuyorum hem evlenmem lazim.Ben niye boyleyim.Sabredip baskasini mi bekleyeyim bir sans vereyim mi napiyim ben ? Yasim da 25.Kendimi evliligin sorumluluklarina hazir hissetmiyorum ama diger iki meseleyi de yazdim.Boyle durum yasams olanlar ve abla abi tavsiyesi duymak istiyorum.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Hanım/Bey efendi “bir sans vereyim mi” demişsiniz. Kimse sizin için kapıda sırada beklemiyor, görüşürsünüz ya da görüşmezsiniz, şans vermek de ne demek. Belki de karşınızdaki insan size şans tanımıştır görüşerek.

      Bence inançlı bir psikologtan profosyonel destek almalısınız. Çok basit bir sorununuz var gibi ancak onu aşmadan ilerleyemezsiniz.

      • seysey diyor ki:

        Gecen seneden beri var bu mesele bir kac kere annesine olmayacagini soylemistim.Kararimi gene olumsuz olarak verdim.Gercekten hakkinda en ufak olumsuz bir sey duymadim.Namaz niyazi olan biri sigara dahi icmeyen efendiligiyle unlenmis biri oldugu icin kendimi suclu hissetmistim yani reddetmem icin tek sebep benim onu fiziksel olarak begenmemem bu siralar ozel sebebim dolayisiyla asiri stresteyim hem aklimi kullanip onume gelenle evlenmemeye calisismaya calisiyorum hem de kendimde bu potansiyeli goruyoorum.Umarim pisman olmam.Fiziksel cekim bnm icin cok onemli ustteki yaziyi yazdigim sirada asiri stres altindaydim.Gerci hala oyleyim.Neyse yorum icin sagol.

        • .../nisa diyor ki:

          Seysey hanım,

          Daha önce burada yorum yazan ilahiyat okuyan bir hanım vardı ve özel durumundan bahsetmişti o kişiyle aynı kişi misiniz müstear isminiz aynı.

          Size tavsiyelerde bulunan kişilere katılıyorum. Öncelikle psikolojiniz düzelmeden evlilik girişiminde bulunmayın sağlıksız olur ve pişmanlık yaşayabilirsiniz. Sizde pişman olmaktan korkuyorsunuz ve evliliğin sorumluluğuna kendinizi hazır hissetmediğinizi yazmışsınız. Yazdıklarınızdan biraz evhamlı biri izlenimi oluştu bende. Özel durumunuzu çözmeye çalışın evlilikten korkmanızdaki en büyük sebep bu olabilir.

          Yaşadıklarınızı en iyi kendiniz bilirsiniz buradaki kişilerle istişare edin ama biz taliplinizi tanımıyoruz bilmiyoruz sizin nasıl biriyle evlilik istediğinizi tam bilmiyoruz fiziksel çekim soyut bir kavram. Sizin beklentilerinizle istediğiniz özellikteki kişinin beklentileri uyuşur mu buda ayrı bir konu. Görüşün desek yada görüşmeyin desek de irade sizin kararı verecek olan sizlersiniz. Yalnız kararsız ve depresyonda iseniz görüşeceğiniz kişinin duygularıyla oynamayın ve zamanını çalmayın.

          Burada cinsiyetlerden ziyade yanlış kadın erkek davranışları sorgulanıyor eleştiriliyor. Zaman zaman hemcinslerimdeki yanlışları bende sorguluyorum. Aynı hatalara düşmemek için ve evlilikte doğru iletişimi kurabilmek için.

          Allah yardımcınız olsun.

        • Meryem diyor ki:

          Seysey hanim
          Özel durumunuzu bilmiyorum ama herşey Takdiri İlahi. Allah nasip ederse evlenirsiniz. Ben de evlenmek istiyorum ve yaşimda neredeyse 28 . Evlenmek zorunda hele hele de yüzde yüz evlenmenize iten sebep sağlık açısından sebepler ise çok ta dış görünüşe bakmayın. Elektrik almak zamanla olur tanıdıkça olur .Yaşınız 25 .Belli şeyler oturmuş Karakter oturmuş. Ama sırf evlenmek için de evlenmeyin. Allah’tan hayırlını isteyin. Fiziksel çekim de şöyle ki günümüzde kızlar yakışıklı istiyor kendileri standart Erkekler güzel kız istiyor kendileri standart. Yani ilk olarak aynaya bakıp Haddimizi bilip eş adaylarını da ona göre değerlendirmek gerek .Erkekler görsel kadınlar dokunsal olarak etkilenir . Elektrik meselesine de çok takmayın

    • Yahya diyor ki:

      Ben sizin psikolojik durumunuzu hiç iyi görmedim.
      Destek almanız önemli. Psikiyatri ile başlarsanız iyi olur.

      Fikirlerinizdeki bulanıklık geçtikten sonra size yardımcı olabiliriz. Şuan evlilik ile ilgili yazacaklarımızın size hiç bir faydası olmayacaktır.

    • Yasir diyor ki:

      Seysey hanıma… Evlilik konusunu İnternet üzerinden en az beş yıldır araştırıyorum ve maalesef bende de olumsuz düşünceler oluştu ve evliliğe mesafeli durmaya başladım. Şu an 33 yaşındayım. Ancak fark ettiğim bir şey var. İnternetten evlilik öğrenilmez. Bu tür sitelerde yalnız yaşayan insanlar ve evliliği sorunlu olan insanlar paylaşım yapıyor birde onlara yardımcı olmaya çalışan insanlar var. Evliliği iyi giden insanlar buradaki sorunlara fazla kafa yormaz. Size şu tavsiyelerde bulunabilirim;
      1- Sitelerde okuduklarınızın evliliğe karşı olumsuz düşüncelere sevk etmesine izin vermeyin.
      2- Görüşeceğiniz kişiyi fotoğraflarla değerlendirmeyin. Ben yaklaşık 15 kızla görüştüm 20 kadar kızı da resimden beğenmediğim için görüşmedim. Ama bundan vazgeçtim çünkü bir defasında resimde beğenmediğim bir kızla yüz yüze görüştüğümde aslında resimden farklı olduğunu ve beğendiğimi fark ettim. Ama farklı nedenlerden olmadı.
      3- Kendinize denk gördüğünüz kişi ile görüşme yapın. Yukarıda bahsettiğiniz özel sebep her ne ise karşınızdaki kişi ile bunu paylaşın. Özellikle paylaştığınızda karşınızdaki kişinin kararı değişecekse. Diğer türlü kandırmış olursunuz.
      4- Evlilik içerisinde biraz da pişmanlık barındırır. Biz nasıl ki liseyi bitirdiğimize liseyi, üniversite bitirdiğimizde üniversiteyi hatta askerlik bittiğinde askerliği bile özlediysek evlendiğimizde de bekarlığımızı özleyeceğiz. Her şey zamanında güzeldir. Ben şu an genç evlenenlere özeniyorum. Hatta kendime evliliği yakıştıramıyorum bile şimdi. Sizin tam yaşınızı şu an.

      • kevser diyor ki:

        Yazdıklarınızda sonuna kadar haklısınız.bende genel olarak baktığımda evliliği sorunlu ve yalnız yaşayan kimselerin burada yazdığını görüyorum.ancak yanıldığınız bir tek nokta var.kızlar resimlerde;olduğundan farklı çıkabiliyor.ama erkekler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.kabak gibi ortada oluyorsunuz resimlerde.ama bayanlar öyle değil

        • ismi gereksiz adam diyor ki:

          kevser hanım
          ne alaka kabak gibi falan anlayamadım? kızların fotoğrafları montaj bizimkiler gerçek mi yani? insan fotoğrafta biraz farklı çıkabilir, her fotoğrafı da birbirinin aynı olmaz, kimi benzer kimi benzemez. kiminde olduğundan güzel çıkar kiminde çirkin. meseleyi kız erkek olarak ayırmanızın mantığı nedir? size gösterilen fotoğrafları beğenmemişsiniz sanırım ki kabak falan demişsiniz

          • kevser diyor ki:

            Kadınlar ufak bir gülümsemeyle bile kendilerini masumane gosterebiliyirkar.cildindeki kusurları fondöten le kapatabiloyorlar.
            Ama ben erkeklerin resmine baktığımda eğer bulanık ve uzaktan çekilmiş bir resim değilse ne tipte biri olduğunu anlayabiliyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Anlayabildiğinizi düşünürsünüz ama anlayamazsınız. Tavsiyem resme çok takılmayın, aracılar ne söylüyor ona bakın. Ha bakın derken şöyle yakışıklı, şöyle karizmatik vb. laflarına değil, ev geçindirebilir mi, tutumlu mu savurgan mı, saygılı mı küfürbaz mı vb.

            Hatta şöyle söyleyeyim, ben resim isteyenlere kapımı en baştan beri kapatmıştım. Arkadaşım dört yıl önce benden resim istedi bu amaçla, göndermedim. Resimle işi olanın benle işi olmasın dedim. Görüşmek isteyen gelir görüşür, aracılara kararını usulünce iletir.

            Tabi ki bu benim tercihim, siz yine kendi kararınızı kendiniz verin. Anladığım kadarıyla tipe çok önem veriyorsunuz. Hayat sizin hayatınız, karışamam ancak bu kararınızın neticesine de katlanacak olan sizsiniz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Bir de ailesindeki bayan profiline bakın. Yetişmiş olduğu ortamdaki bayanların profili size bayanlardan ne beklediği konusunda fikir verecektir.

          • kevser diyor ki:

            Ben kimseden resim istemiyorum zaten.onlar yolluyorlar.bende resim değil de yüz yüze görüşmek isterim.

    • Feyza diyor ki:

      Seysey hnm., sitede yazilan olumsuz durumlardan korkmaniza gerek yok. Bunlari okudugunuz zaman evlendiginizde dikkat edersiniz aslinda yol gosterici birer kilavuz, okumasini basarabilen icin.
      Resime fazla aldiris etmeyin. Resimde cok itici bir durum yoksa gorusun derim. Sahsen ben pek resme itibar etmiyorum. Cunku resim suretten ibaret ruhsuz ve bir heykel.gibi. Insanin anlik bir goruntusu.
      Ama o bedene anlam katan insanin ruhu yalnizca canli, ru be ru gorusmede belli oluyor. Fiziki acidan cok etkilenmediginiz bir insanin konusmasi, ses tonu, yaklasimi, fikirleri sizi etkileyebilir ve bu fiziksel gorunumun onune gecer. Yine ozguven resimle olculecek birsey degil bir erkek uzerinden..
      Siz fazla baskiya maruz mu kaldiniz evlilik uzerine? 25 yasindaysaniz evlilige aslinda hazir hissetmeniz gerekirdi ama bazen cevresel baskilar insanlari digal surecinden uzaklastirip daha uc ve olumsuz bir noktaya da surukleyebiliyor.
      Yas ilerledikce de insan daha secici davraniyor bazen fazla detaya inmek pek de iyi gelmiyor.
      Yasadiginiz ozel sorun nedir bilmiyoruz Allah yardim etsin ama bir kadin olarak evlilikten korkmayin. Burada bosanan erkeklerin eslerinden bekledigi cok mukemmel insan olmalari degil.aslinda bunu iyi anlayalim. Biraz anlayis, mahrem hayata gosterilen ozen, biraz esneklik ve saygi.
      Erkek merkezli problemler sonucu yikilan evlilikler de var muhakkak ki bunlara da deginiliyor.

    • Meryem diyor ki:

      Ağanın biri köyünde büyükçe bir konak yaptırmış. Açılış günü köyde yaşayan herkese yemek vermiş.
      Çoluk-çocuk, kadın-erkek, akıllı-deli. Deli lafın gelişi değil, gerçekten deliyi de davet etmiş çünkü hemen her köyde olduğu gibi o köyün de bir delisi varmış.
      Yemekler yenmiş. Köylüler ayrılırken Ağa, “Deliye sorun, bu konaktan ne istiyorsa alsın.” talimatını vermiş adamlarına.
      Delinin gözü bahçede bağlı duran beyaz ata takılmış ve “Bu atı istiyorum.” demiş. O at ise Ağa‘nın gözdesiymiş. “Hayır!” demiş Ağa, “Başka bir şey istesin.” Deli ısrar etmiş, “İlla da bu beyaz at.” diye diretmiş. Ağa da “Hayır!” demiş başka bir şey dememiş.
      Ziyafet bitmiş, ayrılık zamanı gelmiş. Deli konaktan melül-mahzun bir şekilde ayrılırken bir şeyler konuşuyormuş kendi kendine.
      Ağa’nın dikkatini çekmiş bu hâl ve “Gidin dinleyin bakalım.” demiş adamlarına.
      Deli sürekli şunu söylüyormuş:
      “Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?
      Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?”
      Adamları, Ağa’ya söylemiş delinin dediklerini.
      “Geri çağırın ve verin atı demiş.” bu defa ağa.
      Deliye atı vermişler.
      Deli, atın yuları elinde konaktan ayrılırken yine aynı şekilde söylenmeye devam ediyormuş.
      Ağa adamlarına “Bu defa ne diyor, gidin dinleyin.” demiş.
      Ne diyormuş biliyor musunuz deli:
      “Sen istedin de verdi, Ağa da kim oluyor ki?
      Sen istedin de verdi, Ağa da kim oluyor ki?

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Allah’tan ağanın kızını istememiş :)

        • Meryem diyor ki:

          Bencede 😂Benim burada vurgulamak istediğim şey şu:Biz kim oluyoruz? Neyiz? Allah’in bize nasip ettiğinden başka. O isteyecek ki olacak .

          • Yahya diyor ki:

            Meryem hnm,

            Özellikle tırnak içine alınmış büyük harfle yazılmış sonuna ünlem işareti konuşmüş mesaj vermişsiniz ki …

            :)

      • .../nisa diyor ki:

        Meryem hanım,

        Meczup (cezbeye kapılan) işi biliyor. Kimden isteyeceğini çok iyi biliyor asıl sahibinden istiyor kerameti aracıdan bilmiyor. :)

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Keramet aracıda değil tabi ki. Hatta bence keramet bu işlerin sebepleri olarak aracıların tayin edilmesinde. Allah her şeyi sebepler üzerine yaratmamış mı sonuçta…

          İyiye aracı olursan sevap kazanırsın kötüye aracı olursan günah…

    • seysey diyor ki:

      Yorunlara tsk ederim.Psikolojim bozuk ve duzelmesi icin de isinin ehli kisiler Allah onlardan razi olsun benim icin ve o ozel sebebimin ortadan kalkmasi icin ugrasiyorlar.Zaten evlenmem sorunumu kisa yoldan cozecek imis.Bir kac kisinin yorumlarini cok begendim tek tek cvp veremiyorum.Dualariniz da beni cook mutlu etti Allah da sizin dualarinizi hayra cevirip kabul etsin.Bi de ben sadece dis gorunuse bakmamaya calisiyorum ama begenemedigim isinamadigim biriyle de evlenemem.Karilple isindiran Allah.

      • Meryem diyor ki:

        Seysey hanim
        Beni mazur görün. Yaş 25 ya bizim yaşımızda olsaydınız? Yani bu kadar da psikoloji bozmaya gerek yok . Özel durumunuzu gerçekten bilmiyorum merak ta ediyorum. Yani özel olarak ne olabilir ki evlenince çözulsun? Biraz rahat bırakın hayatı akıp gitsin. Hayırlısını isteyin.

        • kevser diyor ki:

          Bende anlamadım.evlenmek zorundayım demiş.ama bir insan neden evlenmek zorunda olsun ki?evlilik zorla olacak birşey değil.gönül işi.ona bakarsanız o zaman hepimiz evlenmek zorundayız.tabi gene de sebebinin ne olduğunu bilmiyoruz.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          -Ölümcül hastalığı olan yakını olabilir, dünya gözüyle evlendiğimi görsün diyebilir.

          -Kadın hastalıklarıyla ilgili durumu vardır.

  3. kevser diyor ki:

    Öncelikle herkese hayırlı günler
    İçinde bulunduğumuz zamanda;insanlar daha rahat yaşamak,daha yüksek biri hayat şartı için maalesef bazı şeyleri bilerek isteyerek ve işine öyle geldiği için görmezden gelmeye başladı.daha lüks bir hayat için,bayanların taviz verip okuması kendilerini seve seve iş hayatına atmaları (kim böyleyse o üstüne alsın herkes için söylemiyorum ).bütün bunlar lükse rahata ne kadar düşkün olduğumuzun en güzel örneği aslında.tamam insan yüksek standartli bir hayatı beğeniyor olabilir ama bu belli başlı haramlari emirleri cigneyebilecegimiz manasına mi gelir?kendi hayatımdan örnekler vermek istiyorum.üniversite 3.sınıfın 2.dönemindeyani 2011 yılının Şubat ayından itibaren okula ve derslere başörtümuzlu girmeye başladık.sadece son 1 buçuk yılımda örtülü olarak derslere girebildim.şu an geçmişe şöyle bir dönüp bakıyorum da inanın bir kızın üniversite okuması uzun vadede ona kazandırdığı hiçbir şey yok.benim aile çevrem dinini bilmez.mezun olduğum yıl yani 2012 hazirandan 2013 yılı Eylül ayına kadar mezun olduktan sonra ki ilk yılım oldukça zor ve sikintiliydi.sıkıntılı olmasının sebebi ise şuydu;etrafımda ailem de dahil beni anlayacak destek verebilecek kimse yoktu.bu tür konularda(çalışma okuma mevzusu)hep yalnız kalıyordum.hatta o dönem içerisinde:
    “Sen erkeklerin arasında olsan ne olur ki.kimse sana bakıp günaha girmez.”diye son derece hakaretvari saçma sapan bir söz de isitmistim.yani ben zinaya sebeb olacak kadar aşırı güzel ve dikkat çekici değilmişim.bir de bu bir genç kıza düpedüz hakaret yani.
    Dediğim gibi aksine bir bayanın okuması birseyleri geri atmasına geciktirmesine neden oluyor.belki de annem ve babam dan da bu konuda şikayetçi olmam lazım aslında
    Sonuçta beni nasıl yolladılar oralara? Sonuçta kız kıza bir ortamda olmayacaktık değil mi? Tamam kabul ediyorum sırf bayanlarla hemhal olunan ortamlarda da fitne oluyor.
    Benim liseden sonra devam etme sebebim de esasen şuydu.eğer okul kazanmasaydim bizim memlekette evliler genelde hemşehri olanlar arasında yapılır.akraba evliliği değil ama birinin eşini sorduğunuzda akraba çıkabilirsiniz.
    Eğer okulum olmasaydı evde beni öyle kimse bekletmezdi.paraya put gibi taptıkları için muhtemelen beni bir işe sokarlardi ve lise mezunu olduğumdan dolayı da girdiğim iş beden gücüne dayalı olurdu ve tabir ı caizse afedersiniz hayvan gibi çalışırdım.yok calismayim desem o dönemde eş dost akraba çevresinde benim yaş grubuma yakın bekar erkek çok fazlaydı.ama içlerinden bir tane bile adam çıkmaz derecesinde idi.dinini bilmeyen serseri,evlendiği hanıma zulmedecek cinsten kişilerdi süre anda da zaten evliliklerinin çok da iyi olmadığını duyuyoruz kulağımıza geliyor.yani calismayim desem beni bu tiplerden birini muhakkak verirlerdi.simdi diyeceksiniz ki senin kararın yok mu sen hayır dediğin müddetçe kimse kimseyi zorla alamaz diyeceksiniz.iyi de ben kabul etmesem bile eminim ki üzerimde psikolojik baskı kurulacakti ve ailem boşu boşuna rahatsız edilmiş olacakti.bana “vicdan yaptırmaya “çalışarak evet dedirteceklerdi.bundan eminim.en azından böyle okula giderim ve akraba çevresindeki bozuk tipleri geçiştirme hakkım olur diye düşündüm öbür türlü hiç şansım olmazdı.
    Birde geçenlerde bir ablayla tanıştım.boşanmış bir kadın.hal ve hareketleri hiç hoşuma gitmeyen biri orası ayrı. Birazcık muhabbetten sonra 10 yıl önce boşandığı söyledi.kendisi üniversitede okurken kızların okumasinin haram olduğunu biryerler de okumuş duymuş ve okuluna pat diye bırakıp baba evindeyaşamaya başlamış sonrasında babası onu ilkisteyene vermiş.1 sene sonra çocuk sahibi olmuş.evlendiği adam da öğretmen.yanında öyle okumamış fakir biri değil.ancak evlilikleri 2.yılını dolduramadan şiddetli geçimsizlik le boşanmış lar. Ve kadın kucağında çocukla baba evine geri dönmüş.her zaman söylerim evde kalmak sokakta kalmaktan iyidir diye. Bir dini hüküm öğreniyoruz ancak bunun kimin için
    Nerede nasıl uygulanacağını anlamadan yukarıdaki kadın gibi pat diye yapıyoruz ve sonuç. …
    Ayrıca babası da öyle pamuk gibi bir adam falan değil. Yani oooooo aferin kızım kocandan ayrılıp cocugunla baba eline döndün hoşgeldin diyecek bir tiple değil!
    Ben bu yaşıma kadar :kız çocuğumu okutmam Allah rızka kefil değil mi.elbet büyüdüğünde de kocası vasıtasıyla Cenab ı Allah onu doyurur diyen biri tek aile görmedim.varsa bile 1 -2 taneyi geçmez.onlarla da benim herhangi bir akrabalığım hukukum yok.sonuçta herkesin çevresi kaliteli olmuyor.çok şükür Allah’ıma ki 24 yanındayken şu an içinde bulunduğum camiayla tanışmak Nasib oldu.en azından aynı ideoloji ve düşüncede insanlarla beraber olup kendimi ifade etme imkanı buluyorum.biraz da şu evlendirme işlerinde toslamasalar çok daha iyi olacak ama hadi neyse ☺birde onlar benimde önceki hayatımı tam olarak bilmedikleri vakıf olmadıkları için biraz sıkıntı yaşanıyor.
    Evlilik öyle bir şey ki şu olsa yeter diyorsunuz ama olmuyor.gerçekten çok değişik bir şey. Kimi zaman sevgi kimi zaman fedakarlık kimi zaman maddiyat kimi zaman ilim vs.tam mânâsıyla bir tanımı yok.bir de ben şunu farkettim aslında kişisel olarak birbirlerine hiç uymayan insanların birbirlerini bulması esas itibariyle İMTİHAN içinde veriliyor.

    • .../nisa diyor ki:

      Kevser hanım,

      Yazdıklarınızdan sıkıntılı zamanlardan geçtiğinizi anlıyorum. Emin olun yalnız değilsiniz belki gerçek hayatta karşılaşamasak bile bu ortam üzerinde yaşadıklarınızı anlayabiliyorum. Zaman zaman duygusal iniş ve çıkışlarınızın sebebi de yaşanılan zorluklar psikolojik baskılar. İçinizi ferah tutun. Bazen güzel günleri görmek için sabretmek gerekiyor. Kıymetini bilmek için. Allah sizin için her iki dünyada hayırlı olacak insanı tez vakitte karşınıza çıkarsın. Buradaki bütün bekarlarında karşısına çıkartsın hayırlısını nasip eylesin.

      • kevser diyor ki:

        Evet Nisa hanım:
        Bende sizin başka yorumlarınızda okuduğum kadarıyla benzer sorunlar yaşadığımızı gördüm.o yüzden bende sizi anlayabiliyorum 😁ancak sonuç itibariyle ne oldu?o zamanlar geride kaldı.şu an kimseyi umursamıyorum.hatta o benle uğraşanlar bile artık benim görüşümü kabul etti.benle uğraşmaktan biktilar 😁Mevla ne güzel günler gösteriyor.şimdi benim yanımda bu konulardan bahsetseler bile onlarda onemsemedigimi biliyorlar

  4. Süleyman diyor ki:

    Son haberleri yeni duydum. Şu 3000 mağduru kapsayan yeni yasa tasarısı. Tam olmasa da bizim meselemize de ucundan dokunan bir konu. Bu yazıya. Bunun yanında Biraz ortalığı karıştırmış bir mesele. Ben başka boyutlarına girmeden sadece şunu demek istiyorum:

    Toplumun bazı kesimleri kendi durumlarını bütüne genelliyor. 18 yaşından önce bir kız veya erkek evlat nasıl evlenir? Bunların yaptığı düpedüz salaklık tarzı yorumlara gidiliyor. Kimi kesimde eğer eğitim verilse böyle olmaz. O gençler eğitilirse bu durumlar yaşanmaz gibi bir tutum içinde. Eğitim verilse engellenir. Bunların önüne geçilir diye düşünülüyor. Evet eğitim belli bir yere getirebilir fakat durumu tam düzeltemez. Bu eğitim verilse insanlar daha az yemek yer daha az uyuyabilir demek gibi birşey. Evet belki kimileri kısabilir yemek yemesini ya da uykusunu fakat değiştiremeyen kişilerde olabilir.

    Ablam geçen kuaföre gitmiş. Kuafördeki kız ailesinin okuması konusunda ısrar ettiğini ancak kendisi kesinlikle olumamakta direttiğini belirtmiş. Şimdi birine aşık olsa o kız kesin evlenir diyordu ablam. Böyle durumlar Batı’da ve doğuda var. Şimdi buluğa eren bu kızların ve erkeklerin evlenmesi gibi bir durum göze batarken liselerde hatta ortaokulda (ki benim ortaokulumda oldu) bile yaşanan zinalara niye bu kadar ses Yükseltil miyor? Ve zannedildiğinden o kadar çok ki bu zinalar. Kendi kızını veya erkek evladını çok güvende hisseden benim evladım yapmaz, kızımın işi olmaz diyenlerin karşısına öyle durumlar çıktığına şahit oldum ki.

    Bir de muhafazakar diye adlandırdığımız bir gazete de yazan bir profesörün şu büluğ meselesini dini otoriteler düzenlese böyle sadece biyolojik değildir heralde. Bu sefer büluğa erenlerin evlenmesi caiz gözüküyor tarzı bir yorum yaptığını gördüm. Hayatımda bu kadar salak birşey okumamıştım. Hakikaten dinin bu hükmünü beğenmedim. Bence bir tekrar bakılsın, bir şeyler yapılsın tarzı tutumlar ayyuka çıktı. Sadece şunu demek lazım heralde “Allah bilir, siz bilmezsiniz”.

    Son olarak artık şu gençlerin bilinçlenmesi ve çocuk kalması meselesinin abartıldığını düşünüyorum. Öyle bir anlatıyorlar ki bazen evlenecek kişinin ne kadar bilinçli olması gerektiği zannederim sadece profesörler evlenebilecek duruma geliyor. Bir kere bir genç gerekirse 30 yaşında olsun evlilikle ilgili büyüklerinin rehberi olmazsa gene evlilik niyeti doğru bir kıvamda olmuyor. Mesele burada hakikaten aile büyüklerin eğer onlar doğru tutumda değilse çevrede bilinen bilinçli bir büyüğün gençlere rehberlik etmesidir. Eskidende zaten böyle yapılırmış. Yoksa genç tam bir bilinç sahibi değil diye diye yaşı yükseltiyorlar. Zaten afedersiniz bir bekar ne kadar güçlü bir evlilik tasavvurunda bulunabilir. Bir evliliği Nasıl anlayabilir ki tam olarak?

    • ... diyor ki:

      Süleyman Bey,

      Aslında tartışılması gereken en önemli konu bilinçli insan yetişiyor mu? Dinin hayatımıza etkisi ne kadar? Evlilikte gerekli olan şartlar neler? Reşit olmak kavramını nasıl anlamalıyız?

      Ben evliliğe hazır olma konusunda yaşın tek başına ölçü olmadığını düşünüyorum. 18 yaşındaki bir genç çoğu özellikleri bakımından evliliğe hazır olurken 40 yaşındaki birisi evlilik için uygun olmayabilir.

      Medeni Hukuk İsviçre’den alındığı için yaş sınırı olarak bizde de 18 dikkate alındı. Batıya doğru gidildikçe buluğ yaşı artarken doğuya gidildikçe buluğ yaşı azalır. Bu durumda bizim ülkemiz ortalarda. 18 yaş altında zinayı kabul ederken ( batıda bu durum normal ), evlenmeyi yasadışı kabul etmek ayrı bir çelişki.

      Birçok özel durumla karşılaşılıyor ki 18 yaşından önce çocuk olarak nitelendirdiğiniz insan birçok sebepten hayata erken başlayabiliyor. 16-17 yaşında evlenen kaçan insanlar biliyorum. Bağda bahçede babasıyla küçük yaşta çalışan erkekler çoğu zaman askerden önce evleniyordu hep beraber bir arada duruluyordu geçim sıkıntısı yoktu ve beklentiler öncelikler bugünle aynı değildi.

      Yasa anlayabildiğim kadarıyla istismarın yolunu açan istismara uğrayan kişiyi failiyle evlendirmeye zorlayan meşrulaştıran bir tasarı değil 18 yaşından önce evlenen kaçan çiftleri ceza almaktan kurtaran bir tasarı. Bence burada belirleyici unsur gençlerin birbirleriyle kendi rızalarıyla evlenip evlenmedikleri. Psikolog ve sosyal hizmetler uzmanlarının bunu anlamaları zor olmasa gerek.

      Ailelerde okullarda toplumda fıtri psikolojik ahlak ev idaresi konusunda gençlere yeterli destek bilinç verilse gençler evlilikten kaçmaz neden evlendiğini bilir. Geç yaşta evlenmekte kurtuluş değil. Şahsi kanaatim iki tarafta bir beğeni uygunluk varsa neden evlendiklerinin bilinci varsa erkeğin bir evin sorumluluğunu alma olgunluğu varsa evlilik olabilir. Birçok hayaller idealler beraber erken yaşta gerçekleştirilebilir. Bu delilik değildir.

      Ama evlenmek isteyen gençlerde bir bilinç yoksa bu durumda evlilik deliliktir. Yakın bir tanıdığım bunun sıkıntısını yaşıyor. Oğlu lise son sınıfta evlenmek istiyor maddi durum sıkıntılı erkek doğru düzgün okula gitmiyor çalışmakta istemiyor aylak aylak geziyor kızda peşini bırakmıyor.

      Yetişkin ve evliliğe hazır olma dönemi gittikçe uzuyor. Önceden 18-25 yaş genç olarak kabul edilirken şuan 18-35 yaş arası genç olarak kabul ediliyor.

      • Süleyman diyor ki:

        benim yorum yayınlanmadı sanırım spam olarak gözüktü. O sıra bir internet gitti de. sanırım ondan ya da yanlış bir şey mi var?

        • Süleyman diyor ki:

          İyi gene atayım 😛

          Batı’ya doğru gidildikçe buluğ yaşı artmıyor … hanım. Buyrun haber:

          İngiltere’nin en büyük sorunlarından biri ergenlik dönemindeki kız çocuklarının hamile kalması. Son araştırma hamile kalan kızların yaşlarının 10’a kadar gerilediği yönünde.

          “Araştırmaya göre, son 8 yıl içinde henüz ilkokulu bitirmemiş 54 kız çocuk hamile kaldı. Bu çocuklardan 15’i sadece 10, 39’u ise 11 yaşındaydı.

          8 YILDA 63 BİN DOĞUM

          Hükümet rakamlarına göre, her yıl İngiltere ve Galler’de 13 ve 13 yaş altı 300 kız çocuk hamile kalıyor. 2002’den bu yana ise 15 yaş altı 63 bin 587 çocuk doğum yaptı.

          İngiltere’de Bilgi Alma Özgürlüğü Yasası çerçevesinde basına açıklanan verilere göre, 2002’den bu yana hamile kalan 63 bin 587 çocuğun yaş dağılımı şöyle: 12 yaşında 268, 13 yaşında 2 bin 257, 14 yaşında 14 bin 777 ve 15 yaşında 45 bin 861.

          Veriler hamile kalan kızların yüzde 60’ının kürtaj yaptırdığını ortaya koyarken, kayıtlara geçmeyen çok sayıda doğum ve kürtaj olduğu ifade edildi.

          “TRAJİK” BİR DURUM

          İngiltere, tüm Avrupa ülkeleri arasında 16 yaş altında en fazla hamileliğin görüldüğü ülke. Yetkililer bugüne kadar milyonlarca sterlin harcanmasına rağmen bu sorunun önüne geçemezken, Kent Üniversitesi öğretim üyesi Frank Furedi, durumun “trajik” olduğunu belirtti.

          Furedi, “Bu durum çocukların cinselliğe ne kadar batmış olduğunu ortaya koyuyor” dedi.

          Aile eğitimi uzmanı Norman Wells de, kız çocukların, erkek arkadaşlarını ellerinden kaçırmamak için istemeden de olsa cinsel ilişkiye girdiklerini söyledi.”

          … hanım bakın en gelişmiş ülke olsun farketmez. 18 yaşının altındakilere ne kadar bilinç verirseniz verin gene de böyle olaylar azalma gösterse de devam edecek. Batıda da doğuda da devam edecek. Eğer dini anlamda buluğa eren kişilerin evlenebilmesi caizse caizdir. Eğer kızın veya erkeğin kaçınılmaz bir şekilde karşı cinsle ilişkisi olacaksa tabii ki zina yerine de evliliğin tercih edilmesi her zaman en doğrusudur. Kişilerin böyle kendinden çok emin şekilde hareket etmesi beni hakikaten kahrediyor. Yav herkes evliyaullahtan mış bizim haberimiz yokmuş, hatta böyle sapık sinema filmleri çekenler bile adeta bir edep timsali gibi çıkıyor. Hakikaten tebrikler. Bunları dile getirdiğimiz için bir tek biz sapık görülüyoruz.

          “Aslında tartışılması gereken en önemli konu bilinçli insan yetişiyor mu? Dinin hayatımıza etkisi ne kadar? Evlilikte gerekli olan şartlar neler? Reşit olmak kavramını nasıl anlamalıyız?” demişsiniz. Öncelikli tartışılması gereken konular bunlar değil. Tartışılması gereken konular gençler akın akın zinaya giderken biz bunu nasıl engelleriz. Ve şunu belirmek gerekiyor ki kesinlikle felsefe yaparak bu engellenmiyor. Eğer Allah bir kural koymuşsa bunun sebebi vardır. Kimse meseleyi akıl baliğ olmak şuydu buyduya getirmesin.

          Dediklerinize çoğunlukla katılıyorum. Verdiğiniz örnek için ise şunu söyleyebilirim. Versinler çocuğu sorumluluk alacağı bir mesleğe bir denesinler. Eğer eli iş tutarsa evlendirsinler. Yani çok beklentiye girince de olmuyor. Yalnız böyle evlilikte bilinç diyince düzenli geliri olacak, böyle hanım psikolojisi bilecek yok şunu bilecek yok şu konuda sorumluluk sahibi olacak diye öne sürersek sıkıntıyı kabartırız.

          Şu ayrım çok önemli. Bir işin caiz olması o işin en iyi şekilde olduğuna delil değildir. Bir erkek isterse hamam peştamali ile bile namaz kılabilir. yani dizle göbek arasını kapatsın namazı gene caizdir. Kimse aksini iddia edemez. Yalnız edeben geniş bir kiyafetle daha fazla örtündüğü, sarık sardığı, misvak kullandığı, cemaatle kıldığı namaz tabi ki edeben en güzeli ve en uygunudur. Su olmayan yerde teyemmüm yapılması gerektiği gibi. Şimdi evlilikte de mesele budur. Yani evet en güzeli kişilerin güzelce bilinçlendirilmesi, pek çok şeyi bilerek evlenmesi ama bazı durumlarda bu sağlanamıyorsa böyle şeylerin dayatılması hakikaten bu sefer tamamen yalnış yerlere götürüyor. Yukarıda ki sağlanamıyor diye namaz kılmayı bırakması gibi bir durum oluyor. Umarım ne demek istediğim anlaşılıyordur.

          • ... diyor ki:

            Süleyman bey,

            Buluğ yaşıyla ilgili yazmış olduğum genel görüştü doğuda ve Afrika da 9-10 yaşken Avrupa ve İskandinav ülkelerinde 15-16 olması. Tabii sizin yazmış olduğunuz rakamlar güncel ve ülkemizde de buluğa girme yaşı 10-11’e kadar düştü.

            Bilinçle ilgili bahsettiğim ve dinin hayatımızdaki yeri felsefi bir bakış açısı yada ütopya değil. Toplumun yüzde yüz her kesiminde dinin uygulanması da mümkün değil. En azından evliliği düşünenlerde yada yapılan fiillerde sonuçlarını hesaplayabilme. 2 seçim arasında kaldığında zina yada evlilik bunların sonucunu görebilme. Bunun için bir bilme bilinç lazım.

            Genellikle buluğ yaşı ve sonrası uyaranların çok fazla olduğu ve ne yapılıp ne yapılmayacağını tam bilemeyen zihnin karışık olduğu duyguların ön planda olduğu yaşlar. Kesinlikle insanları nefsten uzak melek gibi görmek yanlış insanları zorlayan durumlar farklı olabiliyor. Erkeklerin imtihanı bu noktada biraz daha ağır. Bir ilahiyat fakültesi öğrencisinin yazdığı mektubu okumuştum. O kadar kendimden nefret ediyorum ki bir taraftan namaz kılarken Allah’ın dinini öğrenmeye çalışırken diğer taraftan zihnim hep başka durumlarda evlenmek istiyorum lakin herkesi beğenmiyorum demişti. Çözüme kavuşmadığında sorunlar daha da tehlikeli olabiliyor.

            Bahsettiğim örnekte erkeğin yaşı şuan 19 okulu ve çalışmayı istemiyor evlendiğinde maddi durum sıkıntılı olsada aileyle beraber durmayla halolur ama anne babadan harçlık alarak evde akşama kadar oturarak sorumluluk almadan evlilik nasıl yürür? Burada kadın psikolojisini anlamasından yada sürekli gelirin olması gerektiğinden bahsetmiyorum. Evlilik dışarıda saatlerce kafede oturup akşam baba eve geldiğinde sorumsuz davranılan bekar hayatına benzemiyor çoğu zaman olsun sorun değil konular evlendikten 2 ay sonra kavga sebebi olan konular. Benzer bir durum başka bir ailede olmuştu 6 ay sonra boşanmaya çıktılar çocukları olduğu için boşanmadan vazgeçtiler.

            Ailelerde de yanlışlar var gençlerin çocukluktan çıkmasına izin verilmiyor. Gençlerde ise (verdiğim örnekteki) sorumluluk alma ve iradelerinin yaptıkları işlerin sonunu görebilme konusunda sıkıntı var. Başka bir tanıdığım bu kişide 18 yaşında evlendi ama sorumluluk sahibi olduğundan sıkıntı olmadı. Burada belirleyici nokta yaş değil evliliği seçtiğinde yükümlülüğünü alabilme yada alamama potansiyeli ve günaha girme ihtimali. Çünkü bazı durumlarda evlilik farz olur.

          • Süleyman diyor ki:

            … Hanım

            İşte bende şunu söylüyorum eğer farz durumuna gelmişse evlilik gençler evlendirilsin. Şimdi verdiğiniz örnekteki üşengeç genç evlendirilmese ve zinaya düşse. Hemde birden fazla kez. Hali gene iyi mi olacak? Birde zina yapmış halde evlense? Bu sefer evliliğinde bilinç mi olacak? O zaman 50 yaşına bilince varana dek evlenmesin argumanı tutarsız oluyor. Şimdi kötü bir evlilik tabi ki istemiyoruz fakat kimi Zaman felaket kaçınılmazsa daha az hasarlı olan yol seçilmeli. Şu çok önemli bir kişinin evlenip boşanması zina yapmasından daha iyidir. Evet acı bir durum fakat böyle. Biz kendi değerlerimizle düşünürsek işin içinden çıkılmaz.

            İkinci mesele şu. Erkeklerin imtihanı biraz daha zor demişsiniz. Ben hanım fizyolojisi bilmiyorum. Hanımlar bu konuda daha sabırlı diye duydum sadece yalnız erkeklerin ne kadar hassas olduğunu ben ihyau ulumiddin eserinden bir yer kopyalayarak göstermiştim. Hakikaten erkek imtihanı çok zor. Yani çok zor. Basit örneklerle açıklayayım.

            Dün bir padişahın anlatıldığı bir program dinliyorum. Dediler ki padişah şu coğrafyayı doğuda en iyi bilen kişidir diye. Bende dedim ki aaa ne güzel bir bakayım o coğrafyaya biraz aşağı indim görsellerde birden çırılçıplak bir kadın resmi. İşte bu coğrafyanın kızları diye. Kendinizi görünce o kadar kötü hissediyorsunuxz ki kafanızın parçalanmasını istiyorsunuz. Benim suçum ne? Coğrafya mı bakmak? Yani böyle bir ortamda herkes pek bir namuslu. Bunlar yokmuş gibi davranıyorlar ona kahroluyorum.

            Kusura bakmayın dediğimi mazur görün ben buluşa geç girdim. Benden erken giren bir arkadaşım aklıma kötü birşey gelince duvarı sertçe yumrukluyorum elimin acısı sayesinde unutuyorum o gelen şeyi demişti. Kendi kendime demiştim ki manyak mıdır nedir? Şimdi öyle bir durumdayım ki eğer şehvet duygumun geçeceğini bilsem her 5-6 ayda bir kolumun veya bacağımın kırılmasına razıyım. Ne kadar acı verdiğini ve rahatsız ettiğini anlatabiliyor muyum? Herşey yolunda gidiyor. Mutlu bir şekilde devam ediyorsunuz. Bir manzara çıkıyor karşınıza. Gördüğünüz 2 an den fazla değildir ve sizin gününüz mahvoluyor.

            İşte büluğa girdiğim yaşlarda bunlar neden başıma geldi diye çok üzülüyordum. Ağlıyordum. Bir arkadaşımla konuşurken Allah keşke beni gerizekalı yaratsaymış bunların hiçbirini yaşamasaymışım demiştim. O da bana Allah’ın senin için takdir ettiğini beğenmiyor musun demişti? Şikayet etmedim o günden sonra. Eğer Peygamber Efendimizin (s.a.s) dağda bir kovuğa girsenize size ulaşacak musibet sizi bulur mealindeki hadisi olmasa dağda yaylada da evimiz var. Hakikaten çıkar hiç inmezdim.

            Şimdi durumu neden anlattım anlayabiliyor musunuz? Ben 4-5 aylık bir sürenin 1,5-2 ayını sahura kalkmadan oruç tutarak geçiren, son senesini 40 bin km yol giderek geçiren, her sene itikafa girmeye çalışan, ibadetlerde dikkatli olmaya çalışan, zikir derslerine dikkat eden, sohbetlere, konferanslara ve hayır hizmetlerine kolmaya gayret eden, biri olarak nefsimi dizginlenmekte bu kadar zorlanırken benim gibi olmadığını bildiğim bu kadar gencin önüne ne getireyim? Çocuk namazlarını kılıyor tama diyor. Yani onun nefsiniz dinginlemesi ne kadar zor. Ben bu gence sabret desem, şuna bak buna bak desem yanı ne faydası olabilir ki? Böyle her yerden haramların fışkırdık bir dönemde bir erkeğin nefsiyle uğraşması Aslan’la, ayıyla güreşmesinden daha zor. Yani hanımlar neden Resulullah ın evlilere ocak başında olsa da kocanızın çağrısına gidin dediğini anlasın.

          • ... diyor ki:

            Süleyman Bey,

            Gencin şuan ki zorunluluk halini bilmiyorum ama iki tarafta sabırla bekleme sorumluluk alma durumu oluşmamışsa yada oluşmuyorsa tabiî ki zina haramına karşı çözüm evlilik.

            Bahsetmiş olduğunuz örneği geçen hafta başka bir konuda anlatmaya çalışmıştım. İnternet ve tvdeki uygunsuz görüntülere karşı bir denetim öncelikle devlet tarafından konulmalı bu konuda sıkıntı büyük. Şahsi olarak da tv ve internette engelleme yapılmalı. Bunun dışında kış mevsimi rahat geçse de ne yazık ki özellikle büyük şehirlerde yaz mevsimi inançlı insanlar için işkence olabiliyor.

            Keşke geri zekalı olsaydım demişsiniz. Evet o an imtihanın verdiği bir serzeniş. Yalnız down sendromlu ve diğer özel durumu bulunan insanlarda bu imtihanı yaşıyor ergenliğe girme dönemleri sancılı geçiyor. Çok yakından tanıdığım bir çocuk şu an ergenlik döneminde ve derdini tam olarak anlatamadığından etrafa saldırıyor. Bazı down sendromlu çocuklarda özellikle kızlar içine kapanıyor. İmtihanlar farklı şekilde gerçekleşiyor.

            Allah yardımcınız olsun siz çözüm yolları aradığınız halde bu sıkıntıları yaşıyorsanız aynı dönemde benzer sıkıntıları yaşayan ve zaaflarının izinde giden gençlerin durumunu düşünemiyorum.

            Talip olduğunuz kavram helal ise imtihanınız ağır olsa da sonucu güzel olur. Paçalarımıza ister istemez çamur bulaşıyor. Yazmış olduklarınızdan hareketle evlilik sizin için farz olmaya başlamış. Zaruriyetten dolayı alelade birisiyle hemen değil ama uygun olacak kişilerle görüşüp evliliği hızlandırmalısınız. İş konusunda düzeninizi kuramadığınızı daha önce yazmıştınız. Yardımcı olabileceğimiz bir konuysa işle ilgili tavsiyelerde araştırmalarda bulunabiliriz.

          • Süleyman diyor ki:

            … Hanım

            Sağduyulu yorumunuz için teşekkür ederim. Çok güzel noktalara değinmişsiniz.

            Evliliğin farz olma durumu için şunu söyleyeyim. Son 2-3 yıldır böyle halim. Durmadan uğraşıyorum. Biraz da alıştım. Elhamdülillah gene de zinaya olabilecek en uzak noktalardan birindeyim. Zorunlu olmadıkça hiç bir hanımla konuşmuyorum. Dışarıda mümkün mertebe etrafa bakmam. Gözlerimi hep ayak uçlarımda tutmaya çalışıyorum. Hatta şöyle anlatayım. Üniversitede sınıfımın çoğu kızlardan oluşuyordu. O kadar dikkat ederdim ki üniversite 3. sınıfın başına kadar doğru sınıftamıyım diye düşünüyordum ve sınıfı karıştırıyordum. Yani benim zinaya düşmem için bir hanımla konuşmam, belli bir muhabbete gelmem vs. vs. yani bayağı uzaktayım bende bu durumdan. Genede büyük konuşmaktan ve nefsimden emin olmaktan Allah’a sığınırım. Bata çıka devam ediyoruz :)

            “Allah yardımcınız olsun siz çözüm yolları aradığınız halde bu sıkıntıları yaşıyorsanız aynı dönemde benzer sıkıntıları yaşayan ve zaaflarının izinde giden gençlerin durumunu düşünemiyorum” demişsiniz. Şimdi mesela herkesin durumunu benim gibi zannetmeyin. Benden daha kötü durumda olanlar olduğu gibi daha rahat durumda olanlarda çok. Özellikle fıtrat farkettiriyor. İşte ondan dolayı böyle durumları dayatmasınlar. Yalnız şunu söyleyeyim mesela hanımlarla konuşmak, şakalaşmak vesair dokunmak olsun bu duyguları biraz yatıştırır. Mesela birinin şu örneğine şahit olmuştum. Bir tatil beldesine gitmiş herkes çırıl çıplakmış ama kimse öyle benim bulunduğum yerdeki gibi bakmıyormuş kızlara. Ne kadar medeniler filan diyordu. Onların o medenilikleri afedersiniz terbiyelerinden değil yaşaya yaşaya içinde bulundukları duygusuzluktan dolayı. Yani mazur görün kaşarlandıklarından. Şimdi adam kızla konuşuyor, şakalaşıyor, hatta bazen el şakaları filan yapıyor ama çıkmıyor maşaALLAH. Bu adam gelip doğal olarak bana ne evlenmesi, yani sen çok kafana takıyorsun diyor.

            İş meselesinde ise yardım edebileceğiniz bir konu yok. Sağolun. Akademik bir ortamda büyüdüğüm için, babamı da güzel bir örnek gördüğüm için akademisyenlik düşünüyorum. Bu da normal bir işe girmemden biraz daha zor ve vakit alıyor. Yoksa iş konusunda çok fazla alternatifim var. Gene de düşündüğünüz için teşekkür ederim. İnce düşünceli biri olduğunuz çok belli.

          • ... diyor ki:

            Süleyman bey,

            Allah yolunuzu açık etsin. Kötülüğü men iyiliği emir bizim görevimiz. İnsan kendisini fıtratını tanıdığında çözüm yollarını da bulabiliyor. Evet fıtratlar farklılık gösterebiliyor. Ben daha önce yurtdışına gitmiştim. Dediğiniz gibi onlarda da aynı durum geçerli dönüp hiç kimse kimseye bakmıyor. Sınırsız hareket edebiliyorlar.

      • Derman(/&\) diyor ki:

        …diyor ki hanım Arab ülkelerinde buluğ yaşı 9-10 demişsiniz.Artık ülkemizde milyonlarca Aarb dolaşıyor.Yani çok arab görüyoruz.9 yaşındaki-10 yaşındaki çocuklarınıda görüyoruz.Öyle buluğ çağına falan girdikleri yok.Yanlış anlamayın bazı Ateistler Peygamber efendimize bu konularla alakalı haşa hakaret ediyorlar.Bazılarıda bu konuyu savunmak için işte sıcak ülke insanı 9-10 yaşında ki kızlar buluğ çağına giriyor diyor.Haşa bu konularla kutsallarımızı asla tenkit edemeyiz.Fakat bu yaşlar çok istisnai bir durumdur.
        Yani insanların önüne ne kadar sınır koyarsak o kadar geç olgunlaşıyor.Yani kişi 20 yaşında değilde 15 yaşında çalışmaya başlasa o kişi bulunduğu duruma ayak uydurabilir.Yani kişiyi olgunlaştıran yaşadığı durumlardır.Havuzda yüzenlere bakarak,nasıl yüzüldüğünü okuyarak yüzme öğrenilmez.Ya kendin girceksin suya ya da biri seni itecek.Yüzme o şekilde öğrenilir.Yani evlilik için fikirsel olarak olgunlaşmayı beklenirse evlilik hiç bir zaman olmaz.Hatta kişiliğini tamamlamış,olgun biriyle evlenirseniz siz ona yada o size ayak uyduramaz.Eskiler ne demiş”Ağaç yaş iken eğilir”.
        Şuanki 60 yaş kuşağına bakarsanız çoğu çökmüş.Eskiden yaşanan hayat çok yıpratıcıydı.Eskiden kadın çok zor işler yapıyordu.Bulaşık elde,çamaşır elde herşey fiziksel güçle yapıyordu.Bu yüzden bakın eski kadınlar hemen çöküyor.Eski evliliklerde yaş farkı çokmuştu ama kadında dıştan adam kadar yaşlı görünüyordu.Fakat şimdiki kadınlara bakın.Bazı 30 yaşındaki kadınlar 20 yaşında gibi görünüyor.Çünkü rahatlık var.
        Belkide evliliğin gecikmesinin sebebide bu.İnsanların dış görünüşüne güveni artmaya başladı.Bu yüzdenden 25 yaşını geçsemde birini bulurum diye düşünüyor kişiler.
        Benim fikrim evet 18 yaş belki erken fakat 25 yaşından sonrada evliliği ertelemek kişiye zarar verebilir.
        Anlamadığım şey 3000 kişi hükümetten birşey isteyip kanun çıkarabiliyorken bizim gibi düşünenler çokken neden hiç bişey yaptırılamıyor.
        Selamlar.

        • ... diyor ki:

          Derman Bey,

          Daha öncede yazmıştım yaş aralığı genel kabul edilen ortalama. Standart değil ve yaş aralıkları değişkenlikte gösterebilir. Ortalama yaşam süresi atıyorum ülkemizde 70 herkes 70 yaşına kadar yaşamıyor kimisi fazla yaşıyor kimisi eksik bu ortalamayı da bu şekilde dikkate almak lazım. Tabi ki herkesin dinde sorumlu olduğu yaş buluğ çağına girdiği zaman ülkedeki ortalama yaş değil. İklimlerin yaşanan coğrafyanın buluğ çağına etkisi var. Bir çocuğun buluğ çağına girip girmediğini anlamak için dıştan gözüken durumlar yeterli olmayabilir.

          “Yani kişi 20 yaşında değil de 15 yaşında çalışmaya başlasa o kişi bulunduğu duruma ayak uydurabilir.Yani kişiyi olgunlaştıran yaşadığı durumlardır.” Bu noktada size katılıyorum. Zaten benim açıklamak istediğim nokta belirleyici olan yaş değil sorumlulukları alıp almama potansiyeli. Eskiden 16-17 yaşında çoğu kız erkek evleniyordu. Erkekler babalarının yanında tarlada eğitiliyordu kızlar ev işinde. 11-12 yaşındaki çocuklar köyde çobanlık yapıyor kaç tane koyuna sahip çıkıyor akşam eve getiriyor. Yine kızlar bir evin bütün işini yapıyor tarlada çalışıyor ineğe bakıyor evde çocuklara bakıyor. Bugün kaç tane genç kıza erkeğe bu sorumluluk veriliyor. Küçük yaşta eğitilen bu insanların 16-17 yaşında evlenmesi normal.

          İnsanlar evliliğe hazır oldukları yaşta evlenmeli. Bunun bir standardı yok. Geçmiş ile bugünü kıyas ettiğimizde tabiî ki fiziksel olarak farklılıklar var. Bizden bir yada iki kuşak ötesi tarım toplumuydu bugün ise kent toplumu. Hala köylere gidin oradaki insanların yaşıyla buradaki insanların yaşını karşılaştırın köydeki insanlar dış görünüş olarak daha yaşlı durur ama bizden daha sağlıklı olabilirler. Dedem ile anneannem arasında 10 yaş fark var. Ama anneannem daha yaşlı duruyor. Bunun sebebi de bizim karadenizde kadınlar erkeklerden daha çok çalışıyor.

          Mağduriyetler olduğu için ve konu direkt aileleri ilgilendirdiği için tasarı kabul edilebilir.

          • Uğur diyor ki:

            Sayın Derman, evet, haklısınız, Arap kızlarının ergenliğe başlaması ile Türk kızlarınınki arasında gerçekten ORTALAMA OLARAK fazla bir fark yok. Bununla ilgili bir araştırma vardı. Her Arab ülkesinde farklı bir ortalama var, ama genelde Türkiye ile sadece altı ay kadar bir fark var, yani bir yıl bile değil.

            Hz. Aişe Peygamberimizle evlenme (beraber yaşamaya başlama) yaşını 9 olarak anlatmış, ama ben şunu biliyorum ki babamın nesline kadar insanlar tam doğum yıllarını bilmezlerdi. Hatta babamı bırakın, Şırnaklı arkadaşım bile kendini olduğundan iki yıl büyük sanırdı, nüfuz cüzdanına da öyle yazılmıştı. Ben ondan araştırmasını isteyince gerçek yaşı zor ortaya çıkmıştı. Modern zamanda bile insanlar yaşlarını böyle bilmiyorsa, Hz. Aişe hayli hayli yanılmış olmalıdır, çünkü o zamanlar henüz bir takvim bile yoktu. Hicri takvimin 1 yılı Hz. Aişe’nin doğumundan çok sonra, Hz. Ömer’in hilafeti esnasında başladı.

            Hz. Aişe de muhtemelen diğer kızları gibi evlendiğinde 11 ila 14 yaşları arasındaydı. Hz. Aişe’nin evlilik yaşını kendi beyanındaki gibi 9 kabul edenler, yukarıda izah ettiğim sebeble yanılırlarken, onun yaşını 18’e çıkarmaya çalışanlar da saçmalıyorlardı. Hz. Aişe zamanını bırakın bundan iki nesil öncesine kadar 18 yaşında kız olmazdı. 1920’lerde doğan ninelerim ve akranları hep 12 ila 15 yaş arasında evlenirlerdi. Benim ninelerim ve dedelerim köy şartlarında bile en gariban ve yetim insanlardı, o yüzden ninelerim başkaları gibi 12-13 yaşında evlenemeyip 15 yaşına kadar beklemeye mecbur kaldılar ve dedelerim de yine normal oğlanlar gibi 15-17 yaşında evlenemeyip 20 yaş civarında evlenebildiler. (Şimdi ben çok daha yüksek statülüyüm ve çok daha iyi şartlarda yaşıyorum, ama acı gerçeğe bakın ki 34 yaşında hâlâ evlenemedim, çünkü kızların kendi sosyal statüleri benimkinden de yüksek olduğu için, erkekler yerine onlar mesleklendirildiği için, benim gibi pek çok erkeği beğenmiyorlar. Erkekler yerine onları mesleklendirenler onların koca sahibi olup mutlu olma imkânını gaspettiler, ama onlar kendilerine bu zulmü yapanları tercih ediyorlar, edecekler ve çok acı çekecekler.)

          • Uğur diyor ki:

            Sayın …, siz eskiden derken herhalde son nesli kasdettiniz. Gerçekten eskiden, yani iki nesil öncesine kadar hiç öyle 16-17 yaşında kız olmazdı (belki hastalık gibi çok nadir durumlar hariç), çünkü kızların normal evlenme yaşı Türkiye’de 12 ila 15’ti. Türkiye’nin en batısından olan (ve Roman olmayıp normal Rumeli ve Anadolu Türk’ü olan) ninelerim arasında 15 yaşını geçtikten sonra evleneni duymadım.

            Evliliğe hazır olmak içinse bazı becerilere sahip olmak gerekmez. Eski gerçek ulemaya göre evlilik için tek olgunluk (rüşd) şartı vardır, o da alışverişte kolay aldatılmayacak şekilde toplama ve çıkarma hesabı yapabilmektir. Bunun dışında tam rüşd yaşı 40’tır. Bu yaşlar bütün insanlar arasında aynıdır. Çobanlık yapan eğitimsiz genç (ki size göre kendisi şimdiki eğitimli gençlerden daha olgun oluyormuş her nasılsa) bu konuda zamanımızdaki gençten farksız olmak bir tarafa daha geridir. İslam ulemasının evlilik için koyduğu olgunluk şartına göre şimdiki gençler daha olgundur, çünkü toplama çıkarmadan öte bütün dört işlem hesabını daha erken ve daha düzgün öğrenmektedirler. İslam’daki şarta göre şimdiki çocuklar daha ergen olmadan önce, yani bedenen olgunlaşmadan önce bile evlilik için AKLEN olgundur.

            Geç evlilik Avrupa’da başladı, “erken modern dönem”de veya “yeniçağ”da. Bunun sebebi de hiçbir şekilde olgunluk da değildi, küçüklerin korunması da değildi, fakat nüfus kontrolüydü. Bu durumda da zina oluyor ve gençler kürtaj yapıyordu, ama sonuçta doğumlar engellenmiş ve nüfus fazla artmamış oluyordu. Avrupalılar Hıristiyan olduktan sonra bile fakirlik korkusuyla bebeklerini öldüren insanlardı. Buna rağmen Amerika’nın birçok eyaletinde ve bazı Avrupa ülkelerinde evlilik yaşı Türkiye’deki şimdiki yaştan daha düşüktür. Mesela İtalya’da 14’tü, ama yakın yıllarda arttırılmış olabilir.

          • Uğur diyor ki:

            Aslında gerek de olmayabilirdi, ama bir açıklama yapayım. Hicretin 1 yılı elbette Resulullah’ın (s.a.v.) hicretidir, ancak bilindiği kadarıyla bu yıla 1 yılı denmesi ancak yıllar sonra, Hz. Ömer zamanında yerleşti, kesin ve genel kabul gördü.

          • ... diyor ki:

            Uğur Bey,

            Bahsettiğim bizden önceki nesildi. 11-12 yaşında çobanlık yapan kişi o dönemin şartlarına göre belirli sorumluluk verilmiş kişidir. En azından hayata daha erken atılmıştır. Koyun güden biri yüzlerce koyunun sorumluluğunu alır tehlikeyi şartları yolları iyi bilir. Sevdiği için,akranları evlendiği için anne babası istediği için vs. sebeplerle 16-17 yaşına gelince de evlenmeyi isteyebilir.

            Sizin açıklamış olduğunuz evlilikte rüşd şartı dün bu şekilde kabul ediliyordu bugün ise çoğu çocuk küçük yaşlarda bu hesabı yaptığından şartlar farklılaşabilir evliliği gerçekleştirecek unsurlar da değişebilir. Bugünkü gençler bir önceki nesile göre bilgi konusunda öndedir zihinlerinde daha çok bilgi vardır ama hayata geçiriş konusunda durum aynı olmayabilir önde de olabilirler geride de olabilirler. Evlilikteki beklentilerde değişti .Tarım toplumu kent toplumu farkı var.

            Eğitimden bir insanın ne anladığı da önemlidir. Olgunlukta yine öyle. Referans alınan noktalar neler ezberci bir bilgi yoğunluğu mu yoksa ahlakı dini insanın kendisini yetiştirmesini dikkate alması mı?

            Eğitim tek başına referans değil. Evlilikte de böyle. Eğitimli her insan evliliğe uygun olmadığı gibi eğitimsiz her insan evlenemez diye bir kuralda yok.

            Bizden önceki nesilden olan herhangi bir Anadolu insanına misafir olun genel itibariyle ne yapacaklarını size nasıl ikramda bulunacaklarını şaşırırlar. Bu insanlarda paylaşmak misafire hürmet erkeklerde sohbet kadınlarda hizmet küçük yaşta öğretilmiştir içselleştirilmiştir. Evlilikte matematik denklemlerini bilmeseniz de olur ama yukarıda yazdığım hasletler olmalı.

            Dün ile bugünü kıyaslamaktan çok anlatmak istediğim şartların değiştiği. Kim dengini bulduysa beğendiyse evliliği yürüteceğine inanıyorsa sorumluluğu alabiliyorsa karşılıklı rıza da varsa evlensin. Burada belirleyici nokta yaş değil kişiler potansiyeller şartlar. Kimisi erken yaşta evlenmek isteyebilir evlenebilir kimisi geç yaşta.

          • Feyza diyor ki:

            Ugur bey belki haklisiniz, kadinlarin sosyal statuleri yukseldi ve haliyle kendinden yuksek statude birini bekleyen hanimlarin beklentileri de yine bu oranda yukseldi. Fakat talip olan sizsiniz yani erkek tarafi sizsiniz. Bir kadina gore secim sansiniz daha yuksek daha avantajlisiniz ve talip oldugunuz cevreyi de yine siz belirliyorsunuz. Yas 34 dediginiz icin soyluyorum, sizden dusuk statude ve kariyere sahip insanlarda kismetinizi arasaniz eminim genis bir yelpazeye sahip olursunuz. Yas ve tahsil acisindan bakarak bunu soyluyorum. Acaba diyorum bir onyargi degil ama tercihlerimizin curmunu mu yasiyoruz biraz da? Kendi sinirlarimizi kendimiz daraltip kucuk bir alana mi hapsediyoruz yasamimizi? Toplumumuzda her kesimden kadin hala var ekseriyeti nazara almazsaniz. Kucuk bir oneri haddim olmayarak?

          • ... diyor ki:

            “Şimdi ben çok daha yüksek statülüyüm ve çok daha iyi şartlarda yaşıyorum, ama acı gerçeğe bakın ki 34 yaşında hâlâ evlenemedim, çünkü kızların kendi sosyal statüleri benimkinden de yüksek olduğu için, erkekler yerine onlar mesleklendirildiği için, benim gibi pek çok erkeği beğenmiyorlar. Erkekler yerine onları mesleklendirenler onların koca sahibi olup mutlu olma imkânını gaspettiler, ama onlar kendilerine bu zulmü yapanları tercih ediyorlar, edecekler ve çok acı çekecekler.)”

            Uğur Bey,

            Günümüzde kızların statü olarak kendilerinden üstün olan erkeği tercih ettiğini belirttiniz. Bu doğru bir analiz ve fıtratlarla da ilgili ama herkes için geçerli değil bunun aksi yönünde evlilikler yapanlar da var. Sizde kendinizden aşağı statüde biriyle evliliği düşünün. Bu durumda karşınızdaki kişi kendisinden yüksek statüde biriyle evlenmiş olur sizde yüksek statünüzü kaybetmemiş olursunuz eşiniz karşısında bir adım önde olursunuz.

          • Uğur diyor ki:

            Sayın …,

            Öncelikle benden aşağı statüde yeterince kız yok, nasıl ki çoğu okumuş kız için de yeteri sayıda yüksek statülü erkek yok.

            İkinci olarak, sözlerimi tekrarlıyorum. Günümüzdeki gençler her alanda babaları ve dedelerinden daha çabuk ve daha tam olgunlaşmaktadır. Olgunluğum temel kriterleri İslam hukukunda bellidir, bunlar öyle modern sosyal bilimlerin yalanlarına göre öznel olarak değişmez.

            Taç başı akıllandırır. Siz 15-20 yaşındaki bir gence çocuk muamelesi yapmayı bıraktığınız anda, sadece 2-3 ay içinde o genç süper bir aile babası hâline gelecektir. Zikrettiğim sebepledir ki Allah’ın izniyle babasından ve dedesinden daha iyi bir aile babası olacaktır.

          • Uğur diyor ki:

            Feyza hanım,

            Bakın şöyle anlatayım. Benden düşük statüde evlenmeye hazır 1 milyon kadın varsa, benim statüme sahip ve evlenmeye hazır 1,5 milyon erkek var. Bu kızların da hemen hepsi genç, çünkü sosyal statüsü düşük olan bir kız çok fazla bekar kalmaz. Şimdi erkekler olarak sosyal statümüz eşit olduğu için ikinci planda yaşa ve yakışıklılığa bakıyorlar. İki yönden de geri planda kalıyorum. Genç ve atletik bir polis varken, her ne kadar obez değil fit olsam da, yaşı ileri ve orta yakışıklı olan bana varacak kız yok gibi.

            Okumuş kızlardaki durum da tersinden benzer. 1,5 milyon okumuş bekar kız varsa, onların beğenebilecekleri erkek sayısı 30 bindir. Evet, kanaatimce barizdir ki elli kadına tek çekip çevirici erkek (el-kayyimul vahid) düşeceğine dair hadis gelecekteki bir olayı değil, günümüzü anlatmaktadır. Günümüzde 50 kadına yaklaşık bir tek çekip çevirici (kayyim) erkek düşmektedir, çünkü erkeklerin geri kalanlarının kadınları tatmin edecek kadar yüksek sosyal statüsü yoktur…

          • ... diyor ki:

            Uğur Bey,

            Erkek olmanız sebebiyle sizden aşağı statüde bir hanımı bulmanız sizden yüksek statüde yada aynı statüde birini bulmanızdan daha kolay. Yüksek statünün sizin için ne anlama geldiği içini nelerle doldurduğunuzda önemli. Tahsil durumu, mesleği, sosyal konumu, dış görünüşü, maddi durumu, dindarlığı, yaşı vs.

            Tahsil durumunu dikkate aldığınızda yada mesleği yüksek lisans yapan biri yerine lisans, ön lisans, lise, ilköğretim tahsilli birini bulmak kolay.

            34 yaşındaysanız 26-30/34 yaşında biriyle evlilik olabilir ihtimali 20-25 aralığında biriyle evlilik ihtimaline göre daha yüksek.

            Maddi durumu iyi olan, sosyal konumu olan, dış görünüş olarak güzel yada yakışıklı olan birinin evliliği günümüz şartlarında maddi durumu sıkıntılı olan yada diğer unsurlarda ortalama ve aşağıda olan birinin durumuna göre daha kolay. Ama nüfusun genelinde yüksek değil ortalama ve aşağıda olan kesim çoğunlukta olduğundan hedef kitleyi hanımlar bazında aldığınızda sizden bu konuda aşağıda birini bulma ihtimaliniz yine yüksek.

            Dindarlığı referans olarak aldığınızda bunun dıştan tespiti kolay lakin maneviyat ve Allah’ın katında tespiti zordur. Alim, ilahiyatçı bazında baktığınızda avam birini bulmak daha kolaydır.

            Olasılık ihtimallerine baktığınızda sizin evlilik ihtimaliniz sizinle aynı statüde olan bir hanıma göre daha yüksek. Hedef kitlenizi genişletin vesileleri araştırın bu noktada da hanımlardan bir adım öndesiniz. Bir hanımın kendisi arayış içine girdiğinde hoş karşılanmaz ama erkek için bu durum söz konusu değil.

            “Taç başı akıllandırır. Siz 15-20 yaşındaki bir gence çocuk muamelesi yapmayı bıraktığınız anda, sadece 2-3 ay içinde o genç süper bir aile babası hâline gelecektir. Zikrettiğim sebepledir ki Allah’ın izniyle babasından ve dedesinden daha iyi bir aile babası olacaktır.”

            Aslında konunun en başından beri anlatmak istediğim de bu. Benim yaş ile ilgili alıp veremediğim yok. Kişiler şartlar potansiyeller belirleyici. Kim uygun gördüğü karşılıklı rızanın olduğu kişiyi bulduysa evliliği yürütebileceğine inanıyorsa evlensin mutlu olsunlar bizlerde dua ederiz.

  5. Mehsa diyor ki:

    3 yazıyı da okudum. Yakın zamanda kendime sorduğum bulmakta hayli zorlandığım nedenlerin neredeyse hepsi yazılmış 🙁
    Evlilik sanki zamanı gelince kendiliğinden olup bitecek birşey gibi hayatımdan çıkardığım yok saydığım bir duyguydu.
    17-18 yaslarinda yaşılarımın evlendiğini duyarken üzerime hiç kondurmuyordum aileminde yatırımları doğrultusunda üni okuyacaktım hem zaten evlilikte okumayan işi gücü olmayan kızların yaptığı bir isti, kendi paralarını kazanmayacak olmalarına da ayrica kızgındım tabi😕
    Çok da istemediğim bir bölümü okurken son sene çoğunluğun evlilik telaşesini görünce bende bi eksiklik var heralde bende mi niyetlensem derken işimi gücümü elime alayim diyerek vazgeçtim. Zaten geçimsiz bir ailenin içindeydim evlilik dertten başka birşey değildi gözümde. Ve o zamanlar paramı kazanırsam bazı ailevi ve kişisel problemlerin çözüleceğini zannediyordum 🙁İş ise zorluğuyla acemiliğimle ekstra bir yük oldu ve evlilik fikri de çook uzakken mesleğimi değiştirmeye kalktım. Okul ve iş arasına sıkıştırdığımm bir hayatım oldu. Okul biterken artık 25 yasinda ne yapmak istiyorum ben diye sorarken kendime hayatın gerçeklerini de dinimi de öğrenemeden çocuk gibi kaldığımı farkettim. Aileye özellikle kadının calışmasına karşı düşüncelerim değismeye basladı.1 yıl önce görücüler vasıtasıyla görüşmeye yapmaya basladm ama ilk tanışmadan öteye gitmediler. Genelde de memur olduğumdan geliyorlar😕 Aslinda tam olarak ne aradığımı bile bilmiyorum, anlatamıyorum. Hiçbirşey yapmadan yaşlanmış gibi hissediyorum. Şimdilerde artık bir düzene oturduğu düşüncesiyle boğuşuyorum birini tanımaya uğraşmak, evliligin sorumluluğu vs hersey o kadar zor geliyor ki bu düşünceden de nasıl çıkacağımı bilemiyorum 😔

    • Derman() diyor ki:

      İlk kendine bir değişiklik yapmaya çalış.Mesela dinim yönün eksikse bunula alakalı dini kitaplar okumaya başla.İtikadi öğrenmek için “Maturudi” meshebini öğren.
      Belkide farkındaa olmadığın bir kibirin vardır.Sana gelenlere tepeden bakıyorsundur.Yani hemen yok deme.Kibir çok sinsi bir huydur.
      Talip olanlara evlenince memurluğu bırakmayı düşündüğünü söyle.Tepkilerinin gözlemle.
      Benim fikrim Türkiye’deki ailelerin çoğu sorunlu.Birçok sebebi var.Bu sebepleri en aza indirecek huyları kazanmaya çalış.
      Bir kere üniversitede son sene o evliliğe niyetlenenlerin çoğu hemen evlemediğini düşünüyorum.Yani çok bekliyorlar.Kimisi ayrılıyor.En iyi senaryo bayağı bir bekleyip evleniyorlar.Yani evlilik içinde bir çaba sarfedilmeli.Onlar sevgili olup birbirilerinden uzak kalıp bekliyorlar.Sense istemediğin için bekliyorsun.Aslında daha karlısın.
      Neden ilk tanışmadan öteye gidemediklerini kendine sor.Beğenmiyor musun yoksa onlar mı seni beğenmiyor.Beğenilmiyorsan biraz spor yap.Herzaman dinç ol.Bazı kızların hayata çok umutsuz baktıkları gözlerinden belli oluyor.Böyle insanlarala konuşmak istemiyorum.Umutsuz olma.
      Herkeste mutlaka sevilecek bir yön vadır.Bu şekilde bakmaya başla.
      Depresyondaysan ilaçlarla değil,günaha girmeden aktivitelerle uğraşıp kendini mutlu etmeye çalışarak kurtulmaya çalış.
      Aslında ailen seni teşvik etse bu ruh halinden hemen kurtulabilirsin.Belkide onlar seni teşvik etmiyor.Belkide iştişare yapacağın birileri yoktur vede karar vermekte zorlanıyorsunudur.
      Bak birkeresinde olimpik bir havuza gitmiştim.Hatırlıyorsam 7 meterlik ya da daha yüksekten atlamayı düşündüm.Fakat tereddüt ettim.Fakat sonucu düşünmeden suya atladım.Sonuç olarak kulaç atıp suya düştüm.Eğer kararsız kalsaydım hem o yerde bekleyip durcaktım.
      Yine birkez ırmak suyuna gitmiştim.Çok soğuktu yine düşünmeden girdim.Hareket etmem sebebiyle suyun soğukluğuna alıştım.
      Heralde bu evlenenler aynı bunun gibi bir yerden sonra düşünmeyi bırakıyorlar ve yapıyorlar.
      Düşün yada harekete geç.Karar senin.

      • Mehsa diyor ki:

        Kibirli olduğumu sanmıyorum tabi doğru değerlendiremiyorda olabilirim.
        Çok kişiyle görüşmedim zaten benim tarafımdan olmama sebepleri dini yaşayış farkı ve çalışma meselesiydi karşı taraftan olmama sebebini bilmiyorum tabi. Bir de dediğiniz gibi istişare edebileceğim kişiler yok maalesef.
        Evlenenlerin düşünmeyi bırakıp bir anda karar verdiklerini düşünüyorum bende ama benim için uygun olacağını sanmıyorum.Kucukken bir keresinde bende bir havuza atlamıştım herkesin kolayca yüzdüğü bir havuzdu ama tutup çıkarmasalar boğulacaktım :)

    • Tuğrul diyor ki:

      Hanımefendi hani hep eskiler diyor ya, bi mürşidi kamil. İnsan kendi aklıyla kalınca istikametli bir fikir de edinemiyor. Ne yapacak nasıl yapacak bilemiyor. Güvenilir kaynaklardan dininizi öğrenin. Ama sadece güvenilir.. Mesela sorularlaislamiyet sitesi..
      Evlilikle alakalı size bir kitap tavsiye edeyim. Halit Ertuğrul “Adım Adım Evlilik” . Vehbi Vakkasoğlu “Biz evleniyoruz Nikah Şekeri”
      Ayrıca bütün site sakinlerine de tavsiye ederim. Kaynak eser denilebilecek kıymetli kitaplar.

      • Yasir diyor ki:

        Bahsettiğin yazarın kitaplarını bir zamanlar Fetöcü Cemaatçiler ellerinden bırakmıyorlardı. Cemaate yatkın çocukların beyinlerini afsunlamak için kullanıyorlardı. Bir arkadaşın vasıtası ile bir kitabını da okumuştum. Yazarın Kendisi Fetöcü mü bilemem. Dikkat etmek lazım.

        • tugbaakbeyinan diyor ki:

          hayır değil… moral fm-nesil yayınları bünyesinde çalışmış biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

        • ... diyor ki:

          Yasir Bey,

          Halit Ertuğrul’u hiç okumadım hakkında yorum yapamam ama Veysi Vakkasoğlu fetö mensubu değil. Takip ettiğim iki psikolog vardı bunlarda malum gazetede internet sitesinde yazıyorlardı ama darbeden önce ayrıldılar. Fetö zamanında birçok insanı bünyesinde bulundurdu kimisi bu durumu erken fark edip onlardan uzaklaştı kimisi darbeye kadar yanlarındaydı. Ben Cemil Tokpınar’ı uzun yıllar önce okumuştum. O da gözaltındaki kişiler arasında. Kitap alırken özellikle evlilik ve din alanında yazarın zihniyetini iyi araştırmak gerekiyor.

        • Tuğrul diyor ki:

          Belki önceden kitaplar onların yayinevinden çıkmış olabilir, onu bilemiyorum. Ama kitaplar çok iyi. Okuyamayan çok şey kaybeder.

    • ... diyor ki:

      Mehsa Hanım,

      Yazdıklarınızdan anlayabildiğim kadarıyla zihninizde tam olarak evlilik fikri oluşmamış. Evlilikten ve evliliğe giden süreçlerden korktuğunuz sıkıldığınız izlenimi oluştu bende.

      25 yaşına kadar bende de evlilik düşüncesi yoktu geç oluştu. Okul ve iş arasında hayatım devam ettiğinden eksikliğini pek hissetmedim. Ailemde de problemli bir evliliğe şahit olduğumdan korktuğumdan aynı durumları 2. kez yaşamak istemedim. Sonraları evlilik düşüncesi oluştu ihtiyaç duyma paylaşma hissi meydana geldi. Bundan sonra evlilikle ilgili görüşmeye başladım. Benim de görüşmelerimin çoğu bir defadan ibaret. Evliliğin sorumluluğunu alma ve nasıl bir insanla anlaşabilirim konusunda net bir insanım. Evlilik düşüncesinde emin olduktan sonra kararsızlığınız ve korkularınız yok olur.

      Okul hayatı devamında memuriyet ve bununla beraber evlilik gündeme gelince sizde yorgunluk ve yaşlanma hissi oluşmuş. Evliliğe yapılacak işler listesi gibi bakmayın. Hayatımın devamını ve ahiretimi birinci derecede etkileyecek insanla paylaşmaya hazırım yada değilim noktasından bakın.

      Çalışmak istiyorum yada çalışmak istemiyorum. Bu konuda sizi neyin mutlu edeceğini aldığınız kararların sizi ne derece de etkileyeceğini bilen tek kişi sizsiniz.

      Öncelikle evliliğe hazır mısınız ve evliliğe ihtiyaç duyuyor musunuz ?

      Neden evlenmek istiyorum nasıl biriyle evlenmek istiyorum?

      Yoksa çevremdeki insanlar yaşıtlarım evlendi hadi bende evleneyim düşüncesi mi hakim?

      Bu soruları kendinize sorun. İç muhasebenizi yaptıktan ve evlilikle ilgili düşünceleriniz duygularınız oluştuktan sonra yakınlarınızla istişare edin ve hafif kaygılı depresyon halinden uzaklaşmaya çalışın.

      • Mehsa diyor ki:

        … hanım evlilikten ve evliliğe giden süreçten korkuyorum. Oluşabilecek sorunlarla başedecek bir yapım olmadığına inanıyorum
        Bu korkularımın ve kararsızlığımın sebebini de tam olarak bulamadım. Bunları bulmak için uğraşacak olmak da külfet geliyor. Yani işte hem içinde bulunduğum halden memmun değilim hem bunu değiştirecek olmaktan ☺
        Evliligi yapılacak işler listesinde görmüyorum, sırası geldi o da aradan çıksın değil düşüncem ihtiyaç hissediyorum yoksa evlilik muhabbetlerinin olduğu ortamda bile duramayan biriydim. Tembel ruh halimi bırakmak istemediğimden böyleyim heralde.
        Ic muhasebe konusunda haklisiniz.Ciddi bir sekilde muhasebe yapmam gerekiyor. Ne istedigimi netlestirebilsem kaygilarim azalacak belki de.

        • Derman() diyor ki:

          Mehsa Hanım evlilik deyince aklınıza heralde insana verilen bir musibet geliyor.Yani kendinizi sanki şartlandırmışsınız evlenirsem kesin mutsuz olacam,eşim kesin kötü olacak,hayatım kötüye gidecek.Evet mutsuz olanlar var fakat çok mutlu olanlar çok.Bakın Türkiye’de yaklaşık 80 milyon kişi var.Bu 80 milyon kişiden gerçekten zengin olan kişi ve hayat sıtandartları yüksek olan kişi topu topu 500 bin kişi falandır.Zaten istatistiklerde mevcut.Yani halkın %5 lik kısmı paranın %80 lik kısmına sahip.Ama herkesimde mutsuzluk görebilirsiniz.Fakat mutluların sayısı daha çok gerçekten.Zaten öyle olmasa devlet ayakta kalamaz.
          Yani kendiniz şartlandırmamaya çalışın.Mesela sizinden bazı sıkıntılarınız vardır.Evleneceğiniz kişi sizin yükünüzüde çekmek isteyen size ferahlık katacak bir kişi olabilir.Yorulduğunuzda size yardım eder.Sıkıntılarınızı dinler.Mesela çalıştığınız yerden memnun değilseniz sizi paranız için değilde kimliğiniz için seven kişi şunu söyler size:”Eğer mutsuz oluyorsan o yerden çık.Ben sana bakarım.Kimseye seni muhtaç etmem.”.Hayırlı bir insan her zaman arkanızda duracaktır.Yani evlilik çok büyük bir nimbet aslında.
          Belki düşünüyorsunuz böyle bir insanla nasıl karşılaşırım.Bakın mesela taliplerimden hoşlanmıyorum diyorsunuz.Allah sizi hiçbir zaman yalnız bırakmaz.Belki farkında değilsinizdir ama Allah o duyguları doğru kişiye beslemenizi istiyordu ve sizi koruyordur.
          İstişare yapacağınız kişilerin olmaması sizin açınızdan kötü.Bendede aynı sıkıntı mevcut.Aklı başında bir arkadaşınız olsa o size güzel bir tarafa yönlendirebilirdi.Mesela karşındaki kişinin senin görmediğin özellikleri yakınların görebilir.Fakat pek çevrende sana rehberlik edecek birisi yok demişsin.Böyle bir çevre bulabilirsen bul.Tabi çalışıyorsanda bu zor.Yinede sen aramaya devam et.
          Benimde evlilik ile flört arası girişimlerin oldu.Ret cevabı aldım.Üzülüyordum fakat sonrada o kişilerin çok yakışıksız hallerini gördüm.Allah çok şükür ediyorum beni koruduğu için.
          Kitap okumak faydalı okuyun fakat.Kitabın etkisi kısa sürüyor.Kendimden biliyorum.
          Eğer ailenizle istişare edemiyorsanız yengeniz olur,halanız olur,güvenebileceğiniz birin arayın.Zaten şahsen bende bu konuda anne babamın pek fikrini almak istemem.Çünkü annelerin tavsiyesi evlilik için iyi olmuyor.Tabi bu benim görüşüm.
          Eğer halen birini bulamıyorsanız kendinizi biraz daha geliştirin.Artık kendinizle istişare edeceksiniz.Size şu kitapları tavsiye ederim.Nevzat Tarhan Kadın psikolojisi.Mesela evlilik ile alakalı kitap alıp kendiniz okuyun.Size talip olan kişiyede okuması için verin.2. görüşmede kitabı okuyup okumadığı öğrenmek için onu imtihan yapın.Zaten sizinle ilgilenmek istemiyorsa baştan kabul etmez.
          Bize Peygamber efendimizle şu ana kadar olan tüm salih kullara 3 ihlas 1 fatiha okuyun.Mürşidi Kamillerin kabirlerini ziyaret edip onlarda Kur’an okumaya başlayın.
          Sabah namazı vaktinde istekleriniz için dua edip,yatsıdan sonrada işlediğiniz günahlar için tövbe edin.Namaz kılmasanız bile samimiyet ile dua edin.
          İnşaallah hakkınızda hayırlı ve güzeli olur.Allah inşaallah gönlünüze göre verir.Amin.

  6. Abdullah Bir diyor ki:

    İNSANLAR 3’e AYRILIR

    1- HERKESTEN ÖNCE HER ŞEYİ GÖRENLER

    2- BİRİLERİ GÖSTERİNCE GÖRENLER

    3- ASLA ve HİÇBİR ZAMAN GÖR(E)MEYEN KÖRLER

  7. Abdullah Bir diyor ki:

    BASTA KENDIM OLMAK UZERE HAYATI ANLAMAK ISTEYENLERE…

    Bismillahirrahmânirrahîm.

    1- Vel asr

    2- İnnel insane le fi husr

    3- İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bi sabr

    Anlamı (Meali)

    Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.

    1- Asra yemin olsun ki,

    2- İnsan mutlaka ziyandadır.

    3- Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.

  8. ... diyor ki:

    Sadece Fatih Bey,

    Değer yargıları değişince dün normal olan davranış şekli bugün az bulunduğundan fazilet gibi de olabilir insan kendisini birkaç yüzyıl geriden gelmiş gibi hissedebilir. Ben bu yüzden dün makbul olan davranışların bugün kabul edilmemesine yada rağbet görmemesine kısmen katılıyorum kısmen katılmıyorum. Değerli bir şey kiminin yanında değersiz gözükebilir kiminin yanında değerli. Bu o şeyin değersiz olduğunu göstermez tabi o şeyde de ben değersizim kompleksi oluşmamalı.

    Burada ne siz ne ben nede başkası evlilik niyetiyle görüştüğü kişileri gıybet yapmak amacıyla yada çok kötü oldukları için anlatmıyor sadece ortak noktalarımız aradığımızın olmaması.

    Görüştüğünüz kişilerin yada şahit olduğunuz durumların genellikle muhafazakar kesimde geçtiğini belirttiniz. Muhafazakar algısı ve kesimi de geniş bir kavram. Köyde yaşayan bir çiftçiden tutun bugün en elit mekanlarda yaşayan kişilere kadar insanlar kendilerini muhafazakar tanımlayabilir ama yaşantıları çok çok farklıdır.

    Arayışınızın aradığınızın dünya görüşünüzün popüler kültür olmadığını bundan etkilenen kişiler olmadığını biliyoruz. Peki bunun yerine sizin talip olduğunuz kavram nedir muhafazakarlık mı dindarlık mı yada başka bir şey mi?

    Kriterleriniz de dünya görüşü noktasında anlaştınız diyelim bunun dışında maddi ve manevi aradığınız özellikler nelerdir? Bunu sizin özel durumunuzu açığa vurmak için sormuyorum. Yaşadığımız kültür çevre ve aracı vasıtasıyla görüşülen kişiler bir noktadan sonra hep aynı sonucu veriyorsa nerde hata yapıyoruz zaaflarımız bizi etkiliyor mu yada ne yapmalıyız sorunla yüzleşip yeni bir seçenek mi bulmalıyız yoksa beklemeli miyiz?

    Konudan bazen uzaklaşır gibi olup gençler neden evlenemiyor sorusuna geçsek de evlilik görüşmelerinde alınan aynı sonuçlardan sonra gençler evlenmek istemiyor cevabını buluyoruz.

    • Feyza diyor ki:

      … hanim, dun gece benzer seyleri ben de dusunmustum. Muhafazakar kavramindan kasit aslinda nedir? Sanirim bazi degerler bedel odendikce kiymetleniyor. 90’li yillarin basortusu yasagi oldugu donemlerinde cekilen videolara baktigimiz zaman ya da yasayanlar daha iyi bilir, kizlar ne kadar guzel ortululer. Hepsi bol pardesulu, uzun esarpli, bircok universite talebesi makyajsiz vs vs. Serbestlik geldikten sonta ise farkli aklimlarla tesettur kavraminin sirazesi kaydi. Eskiden yani o donemlerde tesetturluyum diyen bir kadin bu kavramin icini cogunlukla dolduruyormus, resim karelerinden ve anlatilanlardan bunu anliyoruz. Serbesti gelince ise basortusu serbestlesti ama serbestlesmesi gereken ortunun kendisi degildi, yasak serbestlesmeliydi. Biz yanlis anladik, ortuyu serbestlestirdik.
      Iste simdi genel anlamda muhafazakarlik kavraminin ici bosaltildi. Alisiz Alevilik gibi namazsiz dindarlik, tesettursuz ortunme, ihlassiz klavye mucahidligi revacta. Maneviyat kayboldukca bazi kavramlar havada kaliyor ve soylemlerimizle eylemlerimiz catisiyor, sozler birkac beden buyuk geliyor. Son yillarda dini hayati yasamak daha serbestlesti ve kendini muhafazakar olarak tanimlayan kesimde nufus patlamasi oldu ama acaba bundan yirmi yil once yasayan siradan bir Muslumanin mutevazi hayati bugunki kendini muhafazakar olarak tanimlayan kisilerin kacinda var?
      Bedel odendikce degerler kiymetleniyor, rahatlik ise insani genlestiriyor, bir rehavet basiyor. Sicak hava ile soguk hava arasindaki bag gibi. Sicakta madde nasil genlesir yayilir kalir sogukta ise buzusur, korunma icin kabuguna cekilir. Oyle inaniyorum ki bizden bir onceki nesil bu mesakkatleri cekerken imanlari bilendi. Simdi muhafazakar addedilen kesim luks ve israfa yoneldi. Darlikta imtihani verenler bollukta cuvalladi. Insaallah sinifta kalmaz da butunlemede kalan dersleri veriririz.

      • ... diyor ki:

        Feyza Hanım,

        Bu konuyla ilgili kitaplar dolusu yazı kaleme alınabilir. Ama Hz. Ömer’in müslümanların rehavete kapılmasını, zengin olduktan sonra imtihanlarının daha da ağır olacağını belirtmesi bunu özetliyor. Zenginlik kötü bir şey değildir fakirlik de iyi bir şey değildir zenginlik kontrol edilemediğinde puta dönüşebilir Allah göstermesin fakirlikte de iman elden gidebilir bize düşen vasat ümmet olmak.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Merhaba.
      İlk paragraftaki yorumlarınıza katılıyorum. Her insan değerlidir, rağbet görmemesi değersiz olduğu anlamına gelmez. Bu konuda kompleks yapmadım ancak hedef kitlemin az olduğunun da bilincinde olmam gerekli.

      Görüştüğüm ya da şahit olduğum durumlarla ilgili yaptığım yorumlar karşı cinsi suçlama ya da hezeyanlar olarak algılanabiliyor. Halbuki benim eleştirdiğim nokta aslında hayat görüşü ve evlilik kurumuna olan yaklaşım. Bu konuda da kadın erkek fark etmiyor.

      Muhafazakar kelimesini çok kullanmak istemiyorum aslında, mecburiyetten kullanıyorum. Dediğiniz gibi çok geniş bir kavram. Burada bana göre muhafazakar gözüken dersem daha doğru olur. Ben de elinden geldiğince dinini yaşamaya çalışan toplum genelindeki bir insanım.

      Benim talip olduğum kavram genelde yarı muhafazakar olarak tanımlanıyor. Yani dinini yaşamaya çalışan, çocuklarını da islam ahlakıyla yetiştirmeye çalışan ancak çevresinde kendisiyle aynı hayat görüşüne sahip olmayan insanlarla da ki bunlara aileler de dahil, iletişim içinde olabilen insanlar.

      Aradığım kriterleri burada açıklamam doğru olmaz ama soruyu sorma niyetiniz sanırım benim kriterlerimin ne kadar tutarlı, gerçekçi, mantıklı olduğunu sorgulamak. Ben de çok sorguladım. Hatta benim hatam genelde şu oldu. Karşımdaki insanda yuva kurma niyeti olduğunu varsayarak her defasında birçok kriterimi esnettim. Ta ki yüzde elli kriterine gelene kadar. Mesela en son geldiğim kriter evine sahip çıksın yeter, başka bir beklentim yok şeklinde oldu. Ancak onun da yapılamayacağını görünce bir zahmet ben de dur diyeyim dedim. Benim geçinebileceğim hanım olgun ve anlayışlı olmalı.

      Son paragrafınıza gelecek olursak benim kriterlerimden ve bakış açımdan bu adamın söyledikleriyle yaptıkları uyumlu değil, evlenmeye niyeti olan adam bu kriterleri koymaz, bu davranışları yapmaz diyebilecek bir kişi olduğunu sanmıyorum. Ben hep niyetimden emindim. Hatta bu durum karşımdakileri biraz ürküttü. Çünkü adı görücü usulü olsa da artık kişilerde flörtçü yaklaşım olduğundan ciddi davranmak karşınızdaki insanı korkutabiliyor.

      Yaşadığım durumların iki ana sebebi var. Birincisi bilinçsizlik sonucu kuzuyu kurda yem eden aracılar ki bunlara ailem de dahildir, ikincisi benim bu konulardaki gözü kapalılığım. Şikayet ettiğim nokta ise bir taraftan görüşmeye devam edilip diğer taraftan popüler kültüre uymayan özelliklerimin eleştirilmesi.

      Son olarak belirtmek istediğim şu. Bazen insanın söyledikleriyle yaptıkları uyuşmayabiliyor. Görüşen kişiler bu duruma dikkat etsinler. Ben gibi saflık yapıp her denilene inanmasınlar, karşılarındaki insan söylemlerine uygun davranıyor mu buna baksınlar. Bu konuda özellikle hanımların kendisini sorgulamasını tavsiye ediyorum. Lafa geldiğinde efendi olsun vb. diye istediğini söyledikten sonra kimlere evet kimlere hayır diyorlar bir baksınlar derim.

      • ... diyor ki:

        Sadece Fatih Bey,

        Görüştüğünüz kişiler yada kesim muhafazakar gözüken bir kesim ama dindar değil bende de böyle bir izlenim oluştu. Başı örtülü olabilir ibadetlerini yapabilir ama bu gelenekten gelen sorgulanmayan bir hayatın devamıdır belirli şeyleri muhafaza eder belirli şeylerde ise çoğunluğa uyar. Hayatını belirleyen dinden çok gelenek görenek toplum medya zaaflar ve tüketimdir. İnsanların kılık kıyafetleri bile ölçüdür hedef kitle hakkında bilgi verir. Örneğin üzeri başörtü altı dar kıyafet olan birinin beklentisi, yada dar kıyafetler giyen moda saç sakal görüntüsü olan birinin beklentisi, davranışları, konuşma tarzları, bulunduğu mekanlar bunlar birer ipucudur.

        Evlenmek İçin Artist Duruşuna mı Sahip Olmak Lazım? Başlıklı yazı mini bir anket oldu. Hanımların çoğunun yorumları aradıkları kişinin bu yazıyı kaleme alan gibi biri olması yönünde, erkeklerin çoğu ise yazıdaki durumları yaşadıklarından bahsetti hak verdi. Anlıyoruz ki iki tarafta doğru insanlarla henüz karşılaşamamış.

        Burada evlenemeyen çoğu insan gibi sizinde hedef kitleniz az. Siz benim tam tersi bir seçim geliştirmişsiniz kriterlerde esnekliğe gitmişsiniz ama yine sonuç alınamamış. Ben tam tersi çok önemli az önemli ayrımı yaptım ama sonuç alamadım. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olan kişileri dikkate almadım. Sizin daha önceki yorumlarda bahsettiğiniz gibi bayanlar bu fark ediş konusunda erkeklerden daha öndeler. Açıkçası hem şikayet edip hem görüşmeye devam eden kişilerin psikolojisi düşündürücü. Kadın yada erkek fark etmiyor hep bir arayış daha iyisi karşıma çıkar mantığı var bazen uygun olabilecek kişiler karşılarına çıksa dahi yapıyorlar. Bağlanma konusunda yada duygusal anlamda gelgitlerin olduğunu düşünüyorum.

        Evlilik zaten bugün ciddi bir kurum olarak görülmediğinden boşanmalar artıyor ciddi olarak yaklaştığınızda da garip karşılanabiliyorsunuz. Bir insanı tanımak için aylarca flört edilmesi dışarıda görüşülmesi gibi bir anlayış dikte ediliyor. Oysa insanlar aile ortamında insanlara davranışlarında öfke halinde alışverişte iş ortamında komşu ortamında tanınır.

        Yazdığınız bazı durumlarda kendimi ve yaşadıklarımı gördüm. Maalesef aracı kazasını ve ailenin diretmesini bende yaşadım.Sizin aksinize ben evlenirken gözünüzü dört açın evlenince birini kapatın felsefesini dikkate aldım. İnsanları tanımanın en iyi yolu soru sormak ve aldığınız cevapları analiz etmek. Biraz zaman geçtikten sonra aynı soruları farklı yollardan sormak verdiği cevabı kontrol etmek beklentileri karşılaştırmak. Dediğiniz gibi söyledikleri ile yaptıklarının tutarlı olup olmadığını kontrol etmek.

        Evlenme isteğini bir ailenin sorumluluğunu alıp alamayacağını incelemek gerekiyor. Özellikle bir erkekle sadece maddiyatı ve kariyeri için evlenmek isteyen kadından ve kadından maddi bir beklentide bulunan erkek adaydan uzaklaşmak gerekir. Eşlerin birbirine olan muhabbetini aile huzurunu çocuk seslerinin verdiği neşeyi bu zihin yapısıyla paylaşamazsınız.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          … Hanım.
          Yorumlarınız ve tavsiyeleriniz için teşekkür ederim.
          Mufazakarlık konusunda haklısınız. Zaten dediğiniz gibi bence de görüştüğüm kesim sizin tarifinizdeki gibi dinini bir gelenekmiş gibi yaşayıp rüzgarın estiği yöne giden kesim. Ancak bu kesimin toplumdaki oranı epey fazla ve bu durumu onlara anlatamıyorsunuz. Benim herhangi bir cemaatle organik bağım yok ancak birçoğundan arkadaşım var ve beklemeyiz belki ama onlar da popüler kültürle ilgili benzer sıkıntıları yaşadı. Hatta bir keresinde arkadaşımın eşinin ailesi devreye girip kızlarını aklını başına topla diyerek uyarıyor ve devam etmesini sağlıyor. Bu sayede şu an mutlu bir yuvaları var. Yani kendi haline bırakılmış olsa belki sonuç alınamayacaktı.

          Ben de dahil toplumda bu konuda şuur eksikliğimiz var diye düşünüyorum. Namazda okunan Fatiha’nın anlamı bilinerek namaz kılınsa, Kur’an okunduğunda Tükçesi de merak edilip okunsa ve hadislerle beraber idrak edilse belki biraz daha şuurlu bir toplum olur önümüze her konulanı helal mi haram mı diye sorgulamadan almaktan vazgeçeriz.

          Sizin dediklerinizle paralel olarak bir arkadaşımın çok evvelden söylediği güzel bir söz var. Her zaman daha iyisi vardır ama elindeki sana yetiyorsa mantıklı olan elindekiyle devam etmektir. Elimde şöyle bir istatistik var. Ben armudun sapı üzümün çöpü demeden temel kriterlerimi sağlayan adaylarla görüştüm ancak yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü tıkandık, ortada armut ve üzüm kalmadı, doğru insan değilmiş diyerek ayrıldım. Fakat ilginçtir ki her bir aday bir öncekinden daha nitelikli oldu hep :)

          Dediğiniz gibi benim de karşıma doğru insan henüz çıkmadı. Çıkma ihtimali de görünürde az. Ayrıca bu işlerden ne kadar soğuduğumu kelimelerle ifade etmek çok zor, yaşamış olmak lazım. Ancak evliliğin nasip kısmet boyutunu, sünnet olduğunu ele alırsak mümkün değil diyemiyorum. Bir otuz sene sonra “Doğru insanı beklemekle geçen bir ömür” başlıklı bir yazı görürseniz bilin ki muhtemelen o yazı bana aittir :)

          Evlenmeden önce gözü dört açıp evlenince birini kapatmak ailemin bana yaptığı bir tavsiyedir. Ancak kendileri de ilginçtir ki buldukları adaylara balıklama atladılar. Zaten bu da neden her söylenene kolayca inanan biri olduğumu açıklar sanırım. İnsan anne babasından gördüğünü yapıyor.

          “Evlilik Görüşmeleri Üzerine” başlıklı yazıyı da ben yollamıştım. Orada da görüşme adabına uygun olmayan durumları aktarmıştım.
          Bu arada şunu belirteyim, yazılarımda eğer kişiliğimden bahsediyorsam bu benim görüşüm değil, arkadaşlarımın, görüştüğüm hanımların benim hakkımdaki tarifidir. Kimse mükemmel değildir. Buraya sayfalar dolusu kötü huylarımı yazabilirim. (Mesela işkolik bir insanım.)

          Allah herkesin gönlüne göre versin…

          • ... diyor ki:

            Sadece Fatih Bey,

            Amin İnşaAllah Rabbim herkes için hayırlı olanı nasip etsin. Umarım ne siz nede başkası doğru insanı beklerken geçen bir ömür yazısı yazmaz yazmak zorunda kalmaz.

            Erkek olmanız sebebiyle bulunduğunuz çevreyi genişletme ve talepte bulunma konusunda bayanlara göre bir adım öndesiniz.

            Evliliği güzel olan ve sizin istediğiniz özelliklere sahip kişilerle evli olan arkadaşlarınızdan yardım alabilirsiniz.

            İllaki bir cemaate bağlı olup olmaması önemli değil ama vakıf dernek gibi düzgün işlerle uğraşan kişilerle iletişime geçilebilir.

            Sizin yazmış olduğunuz Bosna Hersek’ten biriyle olabilir Türkiye de yaşayan Boşnaklar var onlarla da görüşülebilir. Türkleri çok seviyorlar. Uygulamaya alınabilir hem kültür hem maneviyat olarak ortak noktalar var. Türkiye de yaşayan Doğu Türkistan vatandaşları var onlarda olabilir. Çoğu okul için geliyor yada daha önceden gelmiş ülkelerine geri dönmüyorlar aileleriyle burada yaşıyorlar.

            Biraz sosyal olunduğunda ve hedef kitle genişletildiğinde nasip olabilir. Allah insanın kaderini çabasına bağlı kılmış. Samimi niyetle evlilik düşüncesi varsa bazen insan soğusa yorulsa bile sonunda güzel sonuçlar alabilir.

  9. Süleyman diyor ki:

    Feyza Hanım merak etmiştim. Sizin gibi hassas bir çevrede bile 25 yaşından önce kişiler evlilik gibi bir kuruma geçmiyor. Bilmiyorum. İçim titredi, sızladı şu an. Bir tek benim mi nefsim var. Bir tek ben mi bu haramlardan müzdaribim. Bir tek ben mi zorluk çekiyorum. Bir tek ben mi Küçük olsa bile haramlardan korkuyorum.

    Evlenmek için o kadar zahmet gösterdim. O kadar dikkatli haraket etmeye gayret ettim. Yani hatta kimsenin derdi değilken bunlarla uğraştım kafamı yordum üzüldüm. Bunların artık kimsenin umrunda olmamasına üzüldüm. Sizin gibi bir çevrede bile erkekler için 25 alt sınırı olması beni kahrediyor. Erkekler bu konularda daha hassas ve harama düşmeye daha meyilliyken çok daha uzun bekletilmesi neden? Yani bizim temiz nesil sözümüz hep laf mı? Edebiyatta mı kalıyor?

    Şimdi madem evlilik kişileri haramdan korunmak amaçlı o Zaman niye bu kadar ön şartlı. Bu sefer evlilik haramdan korunmak için olmuyor. Bir nevi anlaşma gibi oluyor. Haramdan sakınmak yuva kurmak gibi olmuyor. O isimle söylenilse de. Bu kadar muhafazakar kişiler 25 ine kadar bekliyor.

    Allah beni affetsin. Üzülüyorum halime.

    • Feyza diyor ki:

      Uzulmeyin Suleyman bey, bakin mu’min kucuk gunahini uzerine devrilip dusecek bir dag gibi gorur diyor hadis-i serifte, mutlaka bilirsiniz. Bakin su da var, onu da soyleyeyim ki iciniz rahatlasin biraz.
      Yasadigim camiadan bahsediyorum, universite okuyan kisilerin evlilik yas siniri ekseriyetle 24 alti pek olmuyor cok rastlamadim. Ama su da var, erkekler icerisinde uni. Tahsili gormeyen ve yalnizca ilim tahsiliyle mesgul olarak cuz’i de olsa iasesini temin eden hocaefendiler de var. Bu kisilerin uni. kaygisi olmadigi icin ve ilim tahsilini muntesip oldugum cevrede yaklasik yirmi yasindan evvel buyuk olcude tamamlayip hizmet konumuna gectikleri icin, 24 25 ten daha evvel evlenenler de oluyor. Fakat dedigim gibi bu yalnizca dini egitim goren kisitli bir cevre icin gecerli.

      Camianin buyuk cogunlugu yine de okul, is gibi evreleri tamamlamadan pek dusunmuyorlar. Fakat orada da soyle bir problem var, diyelim bir hocaefendi 21 22 yasinda evlilige niyet etti. Ama bir hocahanima ise belli sure hizmet etmedikce fazla onayak olmuyorlar bu isler icin. O zaman hocaefendi genc ile hocahanim kizin biraraya geldigi zaman yaslari neredeyse yasit oluyor. Bu da biraz zor olabilecek bir durum. Hocaefendiler ekseri hocahanim ile evlenmek istiyorlar bu yuzden yine beklemek zorunda kaliyorlar. Ya da kendi koyunden, yakinlarindan,memleketinden evlenenler oluyorsa bilmiyorum. Erken evlenen hocaefendilerin durumu bu sekilde. Erkegin de yasca biraz buyuk olmasi istendigi icin 21 22 yasinda bir hocahanim 24 25 ten kucuk biri ile izdivac etmeye pek yanasmiyor. Biraz karisik ama umarim anlatabiliyorum. Yani bu niyette olan ama niyetini acamayan belki de cok insan var. Ya okul durumlari, ya kendilerinden kucuk yasta evlenecek kiz bulamama gibi durumlar vs.

      O yuzden yalniz degilsiniz aslinda ama sizin kadar cesaretli insan gercekten cok fazla gormedim zaten ilk sefer takdir etme sebebim de buydu. Kadinlarin yasca erkekten kucuk olmasi, ucurum farklar olmasa da her iki tarafin istedigi bir durum olunca da mani olabiliyor Suleyman bey. Mesela siz 19 yasibda evlenmeye niyet ettiginiz zanan muhtemelen talip oldugunuz kiz da 17 18 yastan yukari degildir. Bu donemde artik okuyan kizlar o yasta evlenmeyi dusunmedigi icin cunku lise donemine tekabul ediyor, ya evlenip beraber okuyacaksiniz, ya da okula devam etmeyen bir kiza evleneceksiniz. Baska secenek yok. Aslinda iki kisinin erken yasta evlenip okuyacaksa da beraber okula devam etmeleri bana cok sevimli geliyor. Kafa yapilari muzaclari da uyuyorsa o iki kisinin arasindaki baglilik cok kavi olur. Erkek okuyor kiz okula devam etmiyorsa zaten sorun olmaz. Benim ablam, esi henuz okulu bitirmeden once evlendiler. Son siniftaydi esi, birkac sene de Kpss sinavindan dolayi tayin beklediler. Ama birbirlerine o kadar baglilar ki, cok zahmet cektiler ama o zahmet onlari birbirine daha cok bagladi. Okul engel olmamali bazi kararlar icin.

      • Süleyman diyor ki:

        Dediğiniz gibi 19 yaşında iken talip olduğum kişi 17 yaşında idi. Üniversite sınavına başvuracaktı. Dedim ki yani beraber üniversite okuruz. Zaten güzel küçük bir evimiz vardı kaldığım ilde. O şekilde düşündüm. Babam ve kızın babası aynı işe sahip kişilerdi. Ekonomik olarakta ailelerin ekonomisi çoğu aileden iyiydi. Babama söyledim. Aileler çok yakın. Aynı ihvan, aynı çevre, komşu, talip olduğum kişinin abisi de çok yakın bir arkadaşımdı.

        Babam babasına iletti. Kızın babası çok sıcak baktı. Hatta bende erkek evladıma evlenmesini telkin ediyorum demiş. Sonra annesine sorulunca annesi olumsuz tavır gösterince olmadı. Talip olduğum hanıma söylenmedi. Yani fikrini sormadılar. Abisiyle yakın arkadaş olduğum bilindiği için abisinin de haberi olmamasını rica etmişler. 4 sene oldu. Hala abisi çok yakın arkadaşım. Hatta evlerine gidiyorum. Bir kere bile söylemedim. Neyse olan oldu.

        21 yaşımda bir hanıma talip oldum. Üniversite okumuyordu. Babası gene çok olumlu baktı. Hemen kızıma sorayım demiş. Hanım ben düşünmüyorum demiş. Kardeşiyle itikafta beraberdik. Birazda ona güvenerek söylemiştim. Gene olmadı :( Nasip.

        Okuyan veya okumayan pek farketmiyor yani Feyza hanım. Ben aynı yaşımda ki kişilere 1 yaş büyüğüm kişilere de gittim. Bende çok isterdim eşimle beraber okumayı. Sizin ablanızın gibi örnekleri duyunca kötü hissediyorum. Yani o kişiler adına seviniyorum ama kendi adıma üzülüyorum. Acaba bir hatamdan, günahımdan dolayı mı Allah bana nasip etmedi diye düşünüyorum. Ya da birşeyi mi bekliyorum bilmiyorum.

        • Derman() diyor ki:

          Süleyman Bey Allah herkesin rızkını az veya çok veriyor.Tabi rızkın nasıl geldiğine önemli.Evlenirken eşinin geçimini temin edebileceğin bir iş sahibi olmak gerekir.Bak zengin olman veya fakir olman gerek demiyorum.Karşındaki kişinin kendin geçimini temin etmen gerekir.İş sahibi olmak kişiye baya bir özgüven katıyor.Kimisinede kibir duygusu…Yani bence çalışıyor olsaydın hayata daha farklı bakabilirdin.Ben şuan öğrenciyim.Çalıştığım zamanlarda oldu.Evlilik ile alakalı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yapmış olduğu anket var.En büyük geçinememe sebebi eşlerin dışında olaylara diğer şahısların karışması.Yani kadının annesi,oğlanın annesi falan.Hatta erkek tarafının kardeş sayısı arttıkça boşanma oranıda artıyor.Eğer hala sitede varsa inceleyebilirsin.İnşaallah bu bakanlık anket yaptırdığı gibi yuvaları kurtaracak faaliyetlerde yapar.Ama şimdilik pek böyle niyetleri yok gibi.
          Bak iş sahibi olmayınca ne kadarda babanla can olsanız bişey olur sözleri seni veya eşini incitebilir.Bişeyler karışmak isteyebilirler.Şu bir gerçek evlilik ilk andan itibaren bir imtihan.Sürekli seyahat ediyormussun.Durumunu bilmiyorum.Atasözümüz var.”Yuvarlanan taş yosun tutmaz” diye.Yani evlendin diyelim 1 aylık eşini evde yalnız bırakıp gitmemen gerekir.Yani ayda 40000 kilometre çok uzun saaatler alır.Belki 2 haftan otobüste geçiyordur.Hadi diyelim evlendim tamam.Seyahatta tamam.O yorgunlukla eşine nasıl vakit ayıracaksın.Belki ilk aylardan itibaren kavga etmeye başlıyacaksın.
          İşinin olması önemli.Gelincik hanım’a katılıyorum.Ne kadar iyi olursan ol.İşin yoksa kız vermezler.Seninde böyle düşünmen gerekli bence.Ailemi kimseye muhtaç etmemeliyim demelisin.Selamlar.
          Not:Değerli site yönetimi.”Evlenmek İçin Artist Duruşuna mı Sahip Olmak Lazım?” başlıklı yazıya farklı bir açıdan bakmamız için yorum yazmıştım?Halen onay için bekliyor.Gözünüzden kaçtı mı acaba?Teşekkürler.

          • Süleyman diyor ki:

            :)
            Dediğimi yalnış anlamayın ama,
            Hiperaktiviteye bağlı dikkat eksikliği mi var sizde?

    • meryem diyor ki:

      Süleyman Bey
      Rabbim size tez zamanda hayırlı , saliha bir eş nasip etsin.
      Bende 22 yaşımda düşünmeye başladım evliliği. ”Hayırlı biri çıkar karşıma ” diyerek bekledim. Bir bayan olarak ta dua ettim , şu an yaş 27 , bekarım ve dua etmeye devam ediyorum. Beni evliliğe iten sebepler şunlardı : Ailem uzakta, İstanbul’da üniversite okudum. İşim İstanbul’da. Sürekli göçebe hayat yaşamaktan, sürekli taşınmaktan, sürekli sömürülmekten bıktım. İnsanın ailesi uzakta olunca aile özlemi çekiyor.. Benim de bir ailem olsun diyor. Ayrıca bende sahipsizlik ve ait olamama hissi fazlası ile mevcut.Bekar olunca maddi ve manevi yönden sizi sömürmek isteyen çok olur. ” Nasılsa bekar, paraya ihtiyacı yok,bekarsın ne işin olur, gel şu işimizi halledelim, bekarsın senin ne derdin olabilir, sen bekarsın hep geziyorsun zaten gel çocuklarımı bir gün bak ne olur , sen bekarsın istediğin zaman istediğin yerde olursun, sen bekarsın bakarsın başının çaresine, sen bekarsın ne yorgunluğu, sen bekarsın vs…” Yani bekar insanlar üzülemez, paraya ihtiyacı olamaz, ailesi yada yakın çevresi istediği zaman her an hazır olur, bekarlar nerede olsa da yaşar, nereye olsa gider, ne olursa görür, uzun zaman , uzun süre çalışsa da sorun olmaz, evde kocası yada cocugu beklemiyor sonuçta.

      Bu yazdıklarım benim cihetimde gözlemlediklerim ve yaşadıklarım. Sizin cihette durum eminim ki daha zordur. Sizi tanısaydım vesile olmak isterdim. Size dua edeceğim :)

      • Süleyman diyor ki:

        Meyem hanım

        O göçebelik halini bende çok ciddi yaşıyorum. Ben düzenimi seven bir insanım. Evimde oturmak, sohbet etmek, ailemle vakit geçirmek benim için önemli. Yalnız imtihanım bu yöndeymiş gibi 1 yılda dünyanın etrafını bir kez dolaşacak kadar yol gittim. 40 bin km. Yani bir ay evde oturamadım nerdeyse. Hep bir seyahat halindeyim. Evlenip artık evimde eşimle oturmak, sohbet muhabbet etmek istiyorum. Bir ayda 5-6 il dolaştığım oluyor.

        Evlenememek özellikle ibadetlerim konusunda bana sıkıntı oluyor. Hemde üstüne durmadan dolaşmam yüzünden işlerimi toparlıyamıyorum. Sema hanım Taha süresi tavsiyesinde bulundu mesela tam başladım her gün 1 kez bazen 2 kez okumaya gene yolculuklara çıkmaya başladım. Yolda otobüslerde bir kaç kez dinliyorum artık ama düzenliyemiyorum yani halimi. Bazen siteye de yorumları otobüslerde yapıyorum.

        Bazen yolculuklarımda eşimin arayıp “seni özledim” dediği hali hayal ediyorum. Kimi zaman otobüsün penceresinden dağlara, bozkırlara, ormanlara bakarken evliliği hayal ediyorum. Benim aslında belki iyi belki kötü tarafım hem çok duygusal hemde nefsimin beni çok zorlaması. Yani hem bir erkeğin hemde bir hanımın sıkıntılarını çekiyorum evlilik meselesinde. Hem nefsim zoluyor hem duygularım zorluyor.

        • Feyza diyor ki:

          Suleyman bey yeni talip olacaginiz bir kisiden bahsetmistiniz. Belki bu kez hayirla sonuclanir dua edelim biz de insaallah. Bir de, yaklasik dort yilda 11 kisi biraz az gibi geldi bana. Yani sadece yakin cevreyle mi sinirliyorsunuz kendinizi? Bagli oldugunuz camiadan yardimci olanlar olmuyor mu, aile efradi disinda tanimadiginiz ama ortak paydada bulusacaginiza inandiginiz muhitlerden insanlara da talip olmayi denediniz mi? Matematiksel bir hesap degil elbette evlilik ama dort yilda 11 kisi uc dort ayda bir kisiye tekabul ediyor. Ilk etaptan olumsuz olduguna kanaat ettigimiz zaman vakit kaybetmeden baska kisilere de yonelseniz, cevreyi daha genis tutsaniz, sizce nasil olur?
          Insaallah butun yukunuzu alacak bir esiniz olur ama insan da neyi cok isterse onunla sinaniyor korkarim ki.. Bu zamana kadar olmasa da bundan sonra olur insaallah merak etmeyin. Cunku okul is gibi seyler sizin de hayatunizda rayina giriyor artik ve talip oldugunuz kisilerinpek bir bahanesi kalmayacak. Cok gencsiniz. Allah omur versin ama daha omrunuz olursa kocaman bir hayatiniz var. Biraz cemberi genisletirseniz yarariniza olur nacizane tavsiyem. Tabi kelin ilaci olsa basina surer, nasihat etmem icin sizden bir bes on yas buyuk olmam gerekirdi ama siz yine de bu fakirin sozlerini dikkate alin :)

          • Süleyman diyor ki:

            Feyza Hanım

            Herkes aynı şeyi söylemiş. Korkum evlenememekten değil haramlardan. Sadece kendimi de düşünmüyorum gençleri düşünüyorum. Yani haramlardan nasıl korunacak bu gençler.

            Öbür meseleye gelirsek bazı ön şartları birden fazla kişiden alınca beklemenin daha iyi olacağını düşünüyorsunuz. Şartları çok zorlamıyorsunuz. Okul şartı benim en çok karşıma çıkan meselelerden oldu. Öyleyse okul biteceği sene nişanlanayım dedim. O niyetle 3. sınıfın yazı gittim zaten çoğu talibime. Olmadı. Sonra ara dönemde gittim 4. sınıfın o da olmadı. Şu an cesur adım atamıyorum çünkü işim yok. O çok önüme çıkıyor. Çok dolaşmamın bir sebebi de birazda o işte. Rızkımı arıyorum diyar diyar.

            Birde tabi daha önce bahsettiğim gibi önce aracılara değil etrafımızda bildiğimiz ailelere gittik. Denklik diyoruz hep yorumlarda. İşte ben sohbet etmeyi, muhabbet etmeyi çok seven bir insanım. Kültürel, dini yaşantı, mekan, büyüdüğümüz ortamın biraz daha ortak olduğunu düşündüğümüz ailelere gittik.Onlardan sonra ancak şu an aracılara başvuruyorum.

        • Gelincik diyor ki:

          Süleyman Bey kul neyi çok isterse Rabbim onunla imtihan edermiş söylemesi kolay gelebilir belki bize ama yorumlarınızı okuyunca cidden çok üzüldüm gören de sizi 45 50 yaşına gelmiş de bi türlü dikiş tutturamamış sanır benim üniversitedeki hocam 1964 doğumluydu babamla yaşıttı 52 yaşında bekardı çok mutedeyyin muhafazakar bir insan ders anlatırken yüzümüze bile bakmazdı o adam ne yapsın siz çok gencsiniz 23 24 yaş nedir ki uzun zamandır seyahat etmek sürekli yer degistirmek zorunda kalmak gibi türlü durumlar artık mevcut durumu yaşanmaz şeklinde gösterebilir bide surekli ailenizden uzak mı yaşadınız bi yorumunuzda o tarz bişey okumuştum yanlış da okumuş olabilirim eğer öyleyse bu da insanı sıkar ve yalnızlık duygusu çok daha fazla hissedilir keske o kadar uzun süre onlardan ayri kalmasaydiniz belki bu kadar çok bunalmazdınız kendinizi uzmeyin halinize de üzülmeyin etrafta mutlu çift görünce de sakın aldanmayın hiçbişey göründüğü gibi değil ne rezil evliliklere katlanmak zorunda kalan kadın erkek var devir çok kötü halimize şükredelim Rabbim hayırlısını nasip etsin tatile çıkın balık tutun bu tarz aktiviteler insanın moralini de düzeltir size dua edeceğiz Ins

          • Süleyman diyor ki:

            Gelincik hanım

            Aslında benim sıkıntım biraz Aklım istemediğim şekilde çok düşünüyor. Mesela her zaman 5 adım ötesini hesaplıyorum. Bir insan doğal doğum faydaları ve yararları bloğu, çocuk psikolojisi, çocuk eğitimi kitaplarını evlenmeden niye okur ki? ama okuyorum. Mesela evlilik meselesine kendi açımdan da bakmıyorum. Gençlerin bu halini düşünüyorum birde onlar adına üzülüyorum. İşte düşünmenin bir noktadan sonra vesvese dönüştüğü noktalar oluyor.

            Kusura bakmayın yukarıda bahsettiğim durum sebebiyle bazen ağır bir düşünce yığılıyor ve ben biraz karamsar yazıyorum. Bakmayın öyle yazdığıma bir nevi kaldırıyorum durumumu. Allah var yani param var en azından cebimde. Sağlığım bu hafta biraz bozulsa da iyi genel anlamda :)

            Bu arada Allah razı olsun herkes dua edeceğini yazmış. Ben yalan söylemiyim dua ederken her zaman aklıma gelmiyor sitede yorum yapanlar ama gelince hemen ediyorum :) Bu gece de edeyim.

          • Gelincik diyor ki:

            Biraz anı yaşa Süleyman Bey senin okuduğun kitaplar yeter de artar MaşalAllah kendini iyi geliştirmişsin 5 adım sonraya hesaplamak işi şansa bırakmamak temkinli olmak açısından çok iyi ama bunun devamlılığı belli bir zaman sonra problem olur boşver kasma ya hayat güzel gençlik güzel dırdır kötü 😉😉😀😀 Rabbim sağlığımızla imtihan etmesin ele avuca düşürmesin gerisi çorap söküğü gibi gelir

          • Gelincik diyor ki:

            Dualarınıza amin diyorum teşekkür ederiz sağolun

          • Gelincik diyor ki:

            Dırdırı da anlamışsınızdır hani bekarların pek bilmediği 😁😁😁 bekarız rahatız çok şükür 😂😂😂😂

          • Gelincik diyor ki:

            Sende aslan gibi yürek var Süleyman Bey akıllısın neyin doğru neyin yanlış olduğunu biliyosun nefsine hakim olmayı da bilirsin ahir zaman böyle işte ne yapalım benim de yapmak istediğim ne çok şey var ama ahiret diyoruz hesap günü diyoruz sabrediyoruz Rabbim sabredenlerle beraberdir dualarımdasınız Hayırlı Cumalar

        • Feyza diyor ki:

          Suleyman bey ne kadar guzel dusunceleriniz var gercekten imreniyorum. Bir erkek olarak bu kadar aile mefhumuna duskun olmanizin altinda ailenizin duzgun yapiya sahip olmasi ve mutlu bir ailede yetismenizin etkisi cok buyuk eminim ki. Bu kadar da tevafuk olur mu diyorum bazen yazdiklarinizi okuyunca, cunku ayni seyleri ben de dusunurdum her zaman ve bazen siz yazdiginizda sanki benim beynimdekileri farkli bir kisi kaleme aliyor gibi hissedip tebessum ediyorum :)
          Allah sevdigi kulunu bazen varlikla bazen yoklukla sinar. Kimi insan esinin varligiyla imtihan oluyor siz olmayan bir es icin ozlem cekiyorsunuz, insaallah bir gun fitratiniza uygun bir esiniz olursa kimbilir onu ne kadar seversiniz. Allah o gunleri gostersin insaallah.
          Benim ablam uni.okuyordu esiyle de burada yazdiklarima bakinca sasiracaksiniz belki ama okulda tanisarak evlendiler. Evet tezat gibi gozukuyor degil mi buradaki yazilarima bakinca? Ama herkesinn hayati farkli kardes de olsa farkli tercihleri olabiliyor. Ablam birinci siniftaydi hem de okula yeni baslamisti, esi ucuncu sinifta ve birkac ay icinde okulda tanisip hemen aileleri devreye sokup daha okurken evlendiler. Ailem, duzgun bir insan olunca karsisindaki, okuyor olmasi icin itiraz etmedi. Ablam okula devam etmedi, dondurmadi da kaydini, hatta lise diplomasi hala uni.de almaya dahi gitmedi. Niyetleri beraber okumakti ama evlenince istemedi. Ogrenci evine gelin gitti. Cok mutlu oldular, simdi maddi anlamda da herseye sahipler. Bazen burada yaziyorum ya, gencken yapilan evliliklerde cekilen zahmetler guzel mizaca sahipse iki kisiyi birbirine daha cok bagliyor. Bunlari ve buna benzer cevremdeki ornekleri referans alarak yaziyorum. Ve bu gercege cok inaniyorum.
          Iste nasip, o okudugu halde benim simdiki yasimdan kucuk bir yasta evlendi, ben uni. okumadim ama evlenmedim. Yani kaderin cilveleri. Allahu Teala bizi de seviyordur ondan degildir, belki sevdigi ucin siniyordur. Kendi haline insanlariz kimseye zararimiz yok degil mi, o yuzden oyle dusunmeyin. Erken yasta evlenip cok mutsuz olup ayrilan ornekler de var. Oyle olmaktansa biraz gec olsun ama niyet halis olsun ve guc olmasin.

          • Feyza diyor ki:

            Sizin yorumlarla benimkilerin arasinda zaman catismasi oldugu icin biraz gec anlasilma oldu Suleyman bey. Sizinki yayinlanmadan ben cevap yazmisim siz de benimki yayinlanmadan yazmissiniz :) o yuzden biraz kopukluk oldu anlamlar arasinda.

          • Süleyman diyor ki:

            :) Siz o zaman benim abimi görmeyin. İnsan bazen yetiştiği ortamdan çok farklı bir şekilde çıkabiliyor. Kardeşler arasında, anne, baba ve evlat arasında çok farklar olabiliyor. Benim abimde okurken evlendi. İşin komik tarafı hala okuyor 😀 Evlilikleri rayında gidiyor. Aslında evlendiğine çok seviniyorum. Şu anda bir şekilde 2 ailenin yardımıyla devam ediyorlar. Yani evliliği niye kafamızda bu kadar büyütüyoruz anlamıyorum.

            Kendi tanışanların evliliğine aşk, sevgi, mutluluk tablosu gibi bakılıyor. Onlar okulda evlenebiliyor, yalnız biz görücü gittiğimizde sanki zamanımıydı şimdi gibi muamele görmemizi anlamıyorum. Bizim suçumuz dikkatli mi olmamız? Belli bir yola riayet etmemiz mi? Dışarıda bakıp hanım beğenmediğimiz için mi suçluyuz. Yani ben çok ciddi tepkiler görüyorum. Hemde böyle bayağı namazında niyazında dikkatli müslümanlardan görüyorum bu muameleyi. Ne evlenmesi filan gibi tepkiler alıyorum fakat gönlü düşmüş, tanışmış evlenecekler filan diyince aynı kesim tamam, ne güzel filan diyor. Hatta seviniyor. Neyse ben vazifemi yapmaya gayret ediyorum. (Yalnış anlamayın ablanızın durumunu eleştirmiyorum, sözüm meclisten dışarı)

            Feyza hanım aynı hassasiyetleri taşıdığımız belli. Ben sizin nefsinize ters gelse bile olayları yorumlarken ki tavrınıza saygı duyuyorum ve çok takdir ediyorum. İnşAllah sizin gibi düşünen hanımlar artar. Allah size dininde hassas, sevmekten mutluluk, huzur duyacağınız hayırlı bir eş nasip eylesin.

          • Gelincik diyor ki:

            Katılıyorum Feyzacımm 😙😙😙

          • Feyza diyor ki:

            Gelincik hnm. :) :) :) hayirli Cumalar diyeyim size bu vesileyle.
            Okurken calisan insanlar da var Derman bey. Mesela benim enistem hem okuyor hem elektronik devre yapip kazaniyordu evde ve evlenince esi de yardimci oldu beraber elektronik devre yapip sattilar ve yetecek kadar kazaniyorlardi. Bunun gibi farkli ufak tefek is alternatifleri olur, evli olunca hedef olunca bu insanin motivasyonunu da yukseltebilir ustelik. Iki kisinin geciminden ne olacak ki? Su da var, bir ogrenci calismasa da eger ogrenci evinde kaliyorsa belli bir masrafi yine yapiyor. Ya aile destek oluyor ya igrenci hem cakisip hem okuyor ufak tefek islerde de olsa. Bu evde bir erkek arkadasiyla degil de esiyle yasadigini dusunun.
            Cok fazla fark olmaz.
            Bunlari toplumun genelgecer kurallarini degistiremeyecegimi bilerek soyluyorum. Yani aslinda cok imkansiz seyler degil. Dusununce sadece utopik bir hayal gibi dursa da realiteye aktarma noktasinda cok da imkansiz degil. Cocuk dogana kadar problem olmaz kafalar uyustuktan sonra.
            Suleyman bey duaniza amin ve bilmukabil. Allah razi olsun. Evet gonul dustu deyince insanlar normal karsiliyor artik bu gibi durumlari. Derman bey bakin simdi aklima geldi, gecen gun siz de yazmistiniz evlilik oncesi uni.de tanisarak evlenen ciftlerde kizlarin maddi beklentisinin daha dusuk oldugunu. Bunu tasvip eder mahiyette bir yorumunuz olmustu yanlis hatirlamiyorsam. Iste bu eger uni.de tanisarak evlenenler icin sorun teskil etmiyorsa bu yastaki kisilerin gorucu usulu ile tanisip evlendigi zaman da sorun teskil etmez. Yeter ki o ilk bastaki kanaatkar cizgi evlenince de devam etsin. Yani demek istedigim isi gucu olmayan ogrenciler de evleniyor. Biraz aile destegi biraz kendi gayretleri ile once emekleyip sonra yuruyorlar. Ileride de anne babalarina onlar yardimci olurlar. Yaslandiklari zaman desrek olurlar. Aile boyle birseydur iste.

          • Süleyman diyor ki:

            Feyza hanım hakikaten bu kadar güzel düşünen bir hanımı da ben ilk kez görüyorum. Ya ne kadar teşekkür etsem azdır. Yani benim halimi düşüncelerimi hasassiyetlerimi benden güzel anlatıyorsunuz. Hep diyorum millet öğrenci evinde kalıyor arkadaşıyla hatta şu an bir arkadaşım tek başına kalıyor yani. Ee kalabiliyor madem niye gençlerin işi yokuşa sürülüyor.

            Benim babam annemle nişanlandıklarında paket sarıyormuş gazetede. Annemi de babaannem Kuran kursundan bulmuş. Şu an babam üniversite de professör. O Zaman’lar sıkıntı çekmişler ama yani anlamıyorum bu nesli zahmet olmadan, hiç sıkıntı olmadan dert olmadan evlenmek istiyorlar. Dertsiz insan yok ki hayatta. Zaten insan derdi olmak üzere yaratılmış. Hiç derdi olmayan herşeyi hazır olan adamlara bakıyorsunuz gidiyor gene kendine dert buluyor. Çünkü dertsiz insan yok. Olamazda. Herşeyi tam evleniyor kişiler bu sefer aralarındaki küçük problemlerden dert çıkarıyorlar.

            Feyza hanım Hakikaten sizin gibi düşünen birini gördüğüm için çok memnun oldum. Böyle düşünen bir hanım görünce Takdir. Ettim. Sizin gibi kişilerin kaldığını görmek Mutlu ediyor beni. Allah razı olsun. inşAllah bu dünyada da öbür dünyada da Allah mesut etsin sizi

          • Feyza diyor ki:

            Eski insanlarin tecrubelerine deger veren kisiler genc de olsa guzel dusunuyor Suleyman bey, cok tesekkur ederim guzel dusunceleriniz icin. Cumlesine bilmukabil. Yuvasinda huzur ve muhabbet olan ailelerin dunya islerinde de Allah yardimci oluyor, hem bereket eksik olmuyor hem de erkegin gozu arkada kalmadigi icin, zihni dinc ve dinamik oldugu icin isinde de basarili olmasina sebep oluyor mutlu bir evlilik cogu zaman. Babanizin yukselmesindr mutlu bir yuvaya sahip olmanin tesiri cok fazladir, yoksa degil yukselmek rutin islerine dahi odaklanamaz insan. Maasallah Allah daim eylesin.
            Bizim de fakirlikten gelmedir ailemiz. Annem subay sapkasi dikermis. Benim de babam Kur’an kursu cikisli ama babam erken donem.muhacirlerinden oldugu icin Ataturk zamaninda kendilerine verilen topraklari isleyerek belli bir yere gelmis. Sonra ticarete atilmis. Annem 60 kusaginda gelen goc dalgasina dahil oldugu icin mal varligi olmasa da evde sapka dikerek yillarca gecime katkida bulundu ve elhamdulillah helalinden bir yerlere gelmisler. Yani kari koca uyum sagladiklari zaman Allahu Teala mutlaka rahmetini ve bereketini artiriyor. Biz ise olaylari yalnizca zahiri perdenin onunden izleyip sahne arkasini goremedigimiz, hikmetlerini kavrayamadigimiz icin tedirgin yaklasiyoruz.
            Dusuncelerimi hayata aktaramazsam diye aslinda cogu zaman paylasmaktan cekinirim Suleyman bey, buyuk konusursam veya cok atip tutarsam eger basima geldigi zaman o dirayeti gosteremezsem, bu beni cok yikar. O yuzden aslinda cok paylasmayi sevmiyorum gercek hayatta ama burda biraz cenem dustu sanki. Herkes rahat rahat ifade edince fikirlerini, ben de ne varsa aklimda yazip ciziyorum, benzer dusuncedeki insanlari gormek beni motive ediyor, mutlu kiliyor. Paylastikca yukunu atiyor sanki insan. Editor ablam beni uzaklastirmadan en iyisi susayim :)

        • Gelincik diyor ki:

          İş sahibi olmadan kimseye talip olma Süleyman Bey istediğin kadar iyi ol is yoksa vermezler ikna da olmazlar bu devirde böyle İnş güzel bi iş bulursun bende işsizim

          • Süleyman diyor ki:

            Gelincik hanım ben nefsimden emin değilim. Allah korusun bir haram işlersem yarın öbür gün ahirette sorduklarında neden evlenmeye çalışmayıp böyle bir harama düştün derlerse ne yaparım? Şimdi en azından denedim onlar kabul etmedi Yarabbi diyebilirim. Haramdan sakınmak için elimden geleni ben yapıyorum. Üstüme düşeni, gücüm yeteni yapmaya gayret ediyorum. Varsın olmasın. Ben kendi sorumluluğumu yapayımda başkası ne yaparsa yapsın. Onun hesabını onlar verir. Benim hesabım bana yeter.

        • ... diyor ki:

          Süleyman Bey,

          Bazen insanı zorlayan durumlar olabilir bunların hepsi sizden de kaynaklanmaz yada çözümü sadece sizin elinizde de değildir. Feyza hanım ve Sizin yaş aralığınıza baktığımda bende bu yaşlarda evlilik isteği hiç yoktu. 25 yaşından sonra düşünmeye başladım geç oluştu. Düşünüyorum ki her insanın evliliğe olan ihtiyaç yaşı farklı farklı tabiki ailede görülen evlilik hayatı da önemli etken.

          Günaha bulaşmamak için evlilik arayışınızda olmanız Allah’tan hayırlı eş için duada bulunmanız güzel. Yalnızlığın verdiği psikolojik durumda sizi biraz daha etkileyebilir. Temkinli yaklaşmanız evlilikle ve ebeveynlikle ilgili araştırmalar yapmanızda iyi ama biraz derine indiğinizde bu sizde şartlanma yada vesvese yapabilir. Günaha girmemek için muhakkak evleneyim düşüncesi belirli zamandan sonra zihninizi yorabilir ve başka taraftan günahlara hedef olabilirsiniz. Zihninizi mümkün olduğunca rahat bırakın.

          Yazdıklarınızdan anlayabildiğim kadarıyla aile ahlak bakımından düzgün eğitimli birisiniz. Şuan bir eksiğiniz iş gibi gözüküyor. Bunu da çözdükten sonra gerisi Allah’ın izniyle gelir. Siz şuan sebeplere sarılın sonucunu İnşaAllah alırsınız.

          Bazen bende zihnimi çok fazla evlilikle ilgili yorduğumda görüyorum ki bir noktadan sonrasını Allah’a bırakmak gerekiyor her zaman plan programla hayat ilerlemiyor . Geçen yolda gelirken iç muhasebe ve şikayet halindeyken meczup (cazibeye kapılmış) birini gördüm göz göze geldik. Ve o anda dedim ki akıl insana yük mü akıl insana nimet mi?

      • Gelincik diyor ki:

        Etrafınızdaki insanlar da ne duygusuzmuş bekarlar robot sanki

    • Süleyman diyor ki:

      İhyau Ulumid Din Eserinden aldım. Durum aşağıdaki örneklerde olduğu ve zamanımızda şehveti tetikleyecek bu kadar çok etken olduğunu bildiğimiz halde en muhafazakarların bile nefislerinden emin gibi haraket etmeleri, sanki 25 yaşında buluğa ermiş gibi haraket etmeleri beni kahrediyor. Böyle meseleler konuşulduğu zaman dini kaynaklar bile söylenilse sapık muamelesi yapılıyor. Peygamber efendimiz (s.a.s) in sakındığından, şerrinden Allah’a sığınığından bizim müslüman erkeklerinbu kadar emin olmasına üzülüyorum.

      Feyyaz b. Nüceyh şöyle demiştir: ‘Kişinin tenâsül uzvu kalktığı zaman aklının üçte ikisi gider’. Bir kısım âlimler de ‘Dinin üçte biri gider’ demişlerdir.

      Nevadir Tefsiri’nde İbn Abbâs’ın, Felâk sûresinin ‘Karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden’ ayetine ‘tenâsül uzvunun kalkıp serkeşlik yapması’ şeklinde mânâ verdiği nakledilmiştir. Çünkü bu durum, ezici bir belâdır. Geldiğinde, ne din, ve nede akıl ona karşı duramaz. Bununla birlikte önce geçtiği gibi, bu şehvet iki hayatın elde edilmesine de faydalıdır. Şehvet şeytanın insanoğluna karşı kullandığı en kuvvetli silâhıdır. Allah’ın sevgili habibi Hz. Peygamber (s.a), şehvetin şeytan elinde en keskin ve kuvvetli âlet olduğuna şu hadîs-i şerîfiyle işaret etmiştir:

      (Ey kadınlar!) Aklı ve dini eksik olanlar içinde sizden daha fazla akıllıları mağlup eden birşey görmüş değilim.24

      Akıllıların bunlara mağlup olmasının hikmeti; şehvetinin galeyâna gelmesidir.

      Hz. Peygamber bir duasında şöyle demiştir:
      Ey Allahım! Kulağımın, gözümün, kalbimin ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.25

      Ey rabbim! Kalbimin temizlenmesini ve edep yerimin zinâdan korunmasını senden niyaz ederim.20

      Hz. Peygamber’in şerrinden Allah’a sığındığı şey hiçbir şekilde ihmâl etmeye gelmez.

    • Derman() diyor ki:

      Hiperaktiviteye Bağlı Dikkat eksikliğinin belirtilerine baktım fakat uyuşan bir taraf görmedim.Neden böyle birşey dediniz?

      • Süleyman diyor ki:

        -konuşmada daldan dala atlama (hiperaktivitiye bağlı dikkat eksikliği belirtisi)

        Biraz yorumlarda bulunurken konudan konuya atlıyorsunuz. Hatta kendi iddianıza tezat şeyleri de alakasız bir şekilde yorumda kullanıyorsunuz. Yani yorumlarda çok fazla gidip geliyorsunuz. Ondan dolayı olabilir mi dedim acaba?

        Eğer yoksa da o Zaman yazımınız çok karışık yani birden paragrafın ortasında kopuyorsunuz sonra başka konuya geliyorsunuz :)

        • Derman() diyor ki:

          Anladım bu sıralar çok yoğunum.Düşündüklerimi hemen özet geçiyorum.Tabi yorumlar çoğaldı.Biraz karışıyor
          Birde tam oluşmamış fikirlere sahibim.Yani okuyup,araştırıp o şekilde kendi fikir dünyamı oluşturuyorum.Fakat bu çok vakit alır.Yani yazdığım şeylere beynimde daha kendini tamamlamamış fikirler ve ucu açık.Bu yüzden başkalarının bunu geliştirmesini sağlamaya çalışıyorum.Burda güzel fikirler sahip insanlar mevcut.Bazı söylediğim şeylerde çok farklı tepkilere yol açıyor.Tabi bu hoşuma gidiyor.Burda çok mantıklı insanlar var.
          Gördüğüm kadarıylada aile yaşantıları çok farklı.Diğer sitelere bakarsanız hep aynı şeyler.Daha doğrusu büyük sitelerde toplum mühendisliği yapmaya çalışıyorlar.Belli başlı kişiler kiralık kalem.İnsanları zihinlerini etkilemeye çalışıyorlar.
          Teşekkürler.

  10. ... diyor ki:

    Abdullah Bir Bey,

    Duruma objektif bakarak yazıyorum. Alanınız Sosyal İletişim ise sosyal dinamikleri, iletişim yöntemlerini ve toplumu oluşturan insan faktörünü bizden daha iyi bilirsiniz.

    Normal insani olan refleksleri kelimeleri İslam dininde şahit işaret ve katı kuralları olan mürted,münafık gibi noktalara çekmeniz, tekfir eden ikazdan çok tehdit eden, sizden farklı düşünenleri yada farklı yollarında olabileceğini söyleyen kişileri dışlamanız sizi iletişimde anlaşılır hale getirmez aksine antipatik hale getirir.

    Her muhatap,durum konu farklı farklıdır. Sizin çoğu kullandığınız yöntem ise bekarlar neden evlenemiyor, gençler neden evlenmek istemiyor yada başka birçok konuda aynı dili kullanmanız konuyu alakasız olsa dahi sadece feminizme ve çokeşliliğe getirmeniz.

    Bazen kullandığınız üslubu ve paradigmaları tekrar gözden geçirin. Kullandığınız yöntem zaman zaman küçük çocuklara şöyle hata yaparsan Allah seni yakar şöyle yapar türünde korkutan bir dil oysa Allah böyle yaparsan üzülür seni sevmez dili muhataba uygundur. Ne kadar bilirseniz bilin karşındakinin anlayacağı kadar bilirsiniz. Onların gönül duygusuna yaşadıklarına ne kadar hitap edebiliyorsunuz.

    Bir insan ve Müslüman olarak tavsiye edebileceğim özeleştiriyi zaman zaman yapmak iyidir. Kimin ne yolda olduğunu Allah katında kimin önde olduğunu biz bilemeyiz.

    Osmanlı şeyhülislamlarının en büyüklerinden biri olan İbn-i Kemal sadece Osmanlı ülkesinde değil, İslam aleminin her tarafında tanınıyor ve seviliyordu.İkiyüzden fazla eser kaleme aldığı rivayet edilmektedir. Hoş sohbet, hazırcevap, mütevazi, yumuşak huylu bir zat olan İbn-i Kemal bir ara insanlık icabı hafifçe gurura kapılır, derin ilmiyle iftihar etmeye başlar.Derken karşısına maneviyat erenlerinden biri çıkar ve şöyle sorar:

    – Üstadım! Allah’ın ilmiyle mahlukatın ilmini bana kıyas yoluyla anlatır mısınız?

    İbn-i Kemal önünde duran büyükçe bir kağıdın tam ortasına bir nokta koyar. “Allah’ın ilmi bu büyük kağıda nisbet edilirse, mahlukun ilmi şu nokta kadar kalır” der. Bu cevaptan hoşlanan gönül ehli o zat, bir soru daha sorar:

    -Peki, sizin ilminiz bu noktanın neresinde kalıyor?

    Her soruya cevap veren devrin allamesi, susmak zorunda kalır ve hatasını anlar.

    • A.D. diyor ki:

      sayın …. on numara beş yıldız cevap olmuş. ne kastınız kardeşim kendinizi yahu, okuyalım faydalanalım. lütfen artık sevgili toplumumuz anlasın; ahkam kesilmesinden, sertlikten, kabalıktan usandık. anlayış, empati, saygı, değer verme olsun aramızda. neyi paylaşamıyoruz?

    • Abdullah Bir diyor ki:

      …’ya

      “farklı düşünenleri yada farklı yollarında olabileceğini söyleyen kişileri dışlamanız sizi iletişimde anlaşılır hale getirmez aksine antipatik hale getirir.” DEMİŞSİNİZ

      Benim FARKLI düşünenleri DIŞLAMAK gibi bir amacım yok. Kendi düşüncelerini ortaya koyanlar ile bir derdim yok. Ben FAŞİST birisi değilim.

      Benim derdim ŞAHSİ DÜŞÜNCE ve YORUMLARINI ALLAH’ın “KESİN HÜKÜMLERİ, EMİR ve YASAKLARI” gibi sunan CAHİL ve HAİN’ler ile.

      Örnek:

      Nisa suresi evlilik, Poligami, boşanma, mehir, nafaka, cocukların velayeti, miras vb AİLEVİ KONULARI net olarak açıkladığı halde bu ayetleri görmezden gelerek konuyu “AMA, FAKAT, İYİDE” gibi bağlaçlar ile başlayan cümleler ile YOK SAYAN cahil ve hainlerı gördükçe sinirleniyorum.

      Ayrıca benim SEMPATİK olmak gibi bir amacım yok. Ben KUR’AN ve SÜNNET ile desteklediğim DOĞRULARI buraya yazarım, nasibi olan bu bilgileri alır, fikirlerimi değilde şahsımı eleştirenler, haddi aşanlar; yani iletişim sosyolojısı uzmanına kelime oyunları ile “laf ebeliği” yapmaya kalkanlarda ağzının payını.

      “bekarlar neden evlenemiyor, gençler neden evlenmek istemiyor yada başka birçok konuda aynı dili kullanmanız konuyu alakasız olsa dahi sadece feminizme ve çok eşliliğe getirmeniz.” DEMİŞSİNİZ

      Siz sanırım FETÖ terör örgütünün Türkiye de yapmaya çalıştığı kötü-habis-pis işlerden en önemlisinin AİLE İÇİ İLETŞİMİ bozarak Türk Aile yapısını dağıtarak, parçalayarak bu parçalanmış ailelerin cocuklarını kendi sistemlerine KÖLE yapmak olduğunu hala görmüyorsunuz.

      Bunu görmeyenin aileyi ayakta ve bir arada tutan Türk kadınları’nın kimyasının, fıtratının (TMK, 6284 sayılı yasa, pozitif ayrımcılık, kadına şiddet vb yöntemlerle ) bozulmak suretiyle yapıldığını görmesini, anlamasını beklemek çok doğru olmasa gerek.

      “Bazen kullandığınız üslubu ve paradigmaları tekrar gözden geçirin” DEMİŞSİN

      Bu konuda haklısın. Tavsiyenize uyacağım ve bilmediğini bilmediği gibi fikirlerime değilde kişiliğime saldıranlara, yani haddini bilmeyenlere (site editoryası izin verdiği kadar) daha sert bir uslup ile cevap vereceğim.

      “Ne kadar bilirseniz bilin karşındakinin anlayacağı kadar bilirsiniz.” DEMİŞSİN

      Hayır, karşımdakinin ANLAYIŞI benim BİLGİMİ (olumlu-olumsuz) etkilemez. Ben gerçekleri ortaya koyarım nasibi olan alır. Hataları söyler, yanlış fikirleri ve bilgileri delilleri ile çürütürüm. Ders alan alır, almayan da kendisi bilir.

      Muhataplarım Allah’ın ilmi (ayet-hadis) ile karşıma çıksa sorun yok.

      Ama bazıları Allah’ın ilmi diye Şeytanın ilmi ve nefislerinin ürünü söylemler (Hacı Ahmet’in Mehmet hocanın şahsi fikirleri vb ) ile meydanlarda boy göstermeye kalktığı için bizde “Dilsiz Şeytan” olmamak için meydana çıkmak zorunda kalıyoruz.

      Burada bir kez daha net olarak ifade ediyorum.

      Ben burada ki HİÇ KİMSE’yi şahsen tanımıyorum, hiç kimse de beni tanımıyor.
      Benim kişilerin şahısları ile bir alıp-veremediğim veya problemim yok. Ben kişileri değil FİKİRLERİ eleştirir, yargılarım.

      Kişilerin buraya taşıdığı özel düşünceler ve ailevi konular da burada yayınlandığı andan itibaren “özel olmaktan çıkar, sosyal ve umuma açık konular olur.”

      Buraya düşüncesini veya mevcut ailevi durumunu (yaşadıklarını, beklentilerini, amaçlarını, problemlerini, mutluluklarını vb ) yazan kişiler (şahıslarına- kişiliklerine değil) “düşüncelerine veya yazdıkları özel konulara” dair öneri, eleştiri, analiz, tespit vb yorumları “peşinen kabul etmiş sayılır.

      Aksini düşünen veya iddia eden var mı?

  11. Süleyman diyor ki:

    Abdullah Bir Bey

    Size birkaç sözüm var. Yalnız bunları sizi ikna etmek için değil. Olayı açığa kavuşturmak için söylüyorum.

    Yorumlarınız hep sert dilli ve kırıcı. Durmadan da ben bunları millet aydınlansın, hataları görsün filan gibi sebeplerle yazıyorum diyorsunuz. Emri bil maruf, nehyi anil münker böyle yapılmaz. Kişileri eleştirerek, tehdit ederek, ayrımcılık yaparak hatta neredeyse bazı sözlerinde ki anlamları münafıklığa yorarak kişileri internet gibi bir ortamda nasıl doğruya çekiyorsunuz?

    Bilimsel araştırma yapıyorum diye birşeyler soruyorsunuz. Durmadan akademik kimliğinize ve deneyimize vurgu yapıyorsunuz. Üniversite de profesörler arasında büyümesem, kendimde bilimsel araştırma da bulunmasam hani yiyeceğim. Diyeceğim ki bunlar bilimsel araştırma.

    Sitedeki çoğu yazı ve yorumları okumuşumdur. Sizin yorumlarınız hep agresif ve hep saldırgan. Her konu altına gelip çok eşlilik meselesini de yapıştırıyorsunuz. Ben çok eşlilik kabul ettiğimi ancak benim gündemimde değil dediğimde de görürsün ileri ki yaşlarında, bak benim deneyimlerime diye tehdit ediyorsunuz. Göz korkutuyorsunuz. Sitede zaten bu konu tartışıldı. Çok eşlilik le ilgili yazılarda var. Git yorumunu onun altına yap. Gelip gelip her yazının altına çok eşlilik diye yorum yapıyorsun daha sonra düşünmüyorum filan deyince tehdit ediyorsun.

    Kusura bakmayın analizlerinizde çok saçma. Objektiflik diyorsun daha sonra altına kendi kanaatlerini ard arda sıralıyorsun. Bu 3 yazıyı da bendeniz yazdım. Çevremde gözlemlediğim kişilerin aile, akraba, arkadaş vb. kişilerin evlenmek istemediklerini açıkladıkları sebeplerdi. Eklenecek maddeler olabilir tabi. Bilimsel bir çalışma olduğunu da iddia etmiyorum sadece basit bir gözlem. Yalnızşunu söyleyebilirim ki kimsenin ben 2. eş alamayacağımı düşünüyorum ya da TMK dan korkuyorum diye evlenmek istemiyorum dediğini duymadım.

    Benim insanları internet üzerinden ikna edebilme gibi süper güçlerim yok. Bu sebepten değişmenizi ummuyorum fakat sizin bu söylemlerinizin artık hakikaten sınırını aştığı aleni ortada. Sosyal platform diye her istediğinizi söyleyip, insanlara tehdit eden, göz korkutan yorumlar yazmanıza bir son verin. Hele kişileri münafıklık ve kafirlikle itham eden yorumlarınız çizgiyi çok aşıyor. Haddinizi bilin.

    Yorum yazacağım diye kendinizi yormayın. Bu konu hakkında ve sizinle gerekmedikçe daha fazla konuşmayacağım veya yorum yazmayacağım.

    • Süleyman diyor ki:

      Bu arada tek evli ve eşiyle Mutlu benzeri bir yorum yapmışsınız. Bilin bakalım neden diye sormuşsunuz?

      Ben biliyim. Yabancı kendinden küçük bir hanım buldun evlendin çünkü 3 yorumundan biri ikinci eş, biri yabancı gelin geri kalanda kendinden genç bir hanım olduğu için ve sen şu an zor olsada Mutlu olduğun için muhtemelen sonunda emeline ulaştın. Allah mesut etsin

    • Gelincik diyor ki:

      Helal olsun Süleyman Bey mükemmel bir yorum

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Süleyman’a

      Tezler anti tez ile çürütülür, hasetlik veya laf salatası ile değil.

      Ben tezlerimi ve konuya dair delillerimi ortaya koyuyorum. Dileyen ve nasibi olan alır, nasibi olmayanda mahrum kalır. Tıpkı İSLAM’ın tüm çıplaklığı ile ortada olduğu halde hala HİLMET’ten ve İMAN’dan nasibi olmayan müşriklerin aramızda yaşaması gibi.

      “Üniversite de profesörler arasında büyümesem, kendimde bilimsel araştırma da bulunmasam hani yiyeceğim.” DEMİŞSİN

      Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir konuda ZAN’da bulunma, Yahudi mantığı ile “Çamur at, tutmazsa da izi kalır” düşüncesi kiliyi MÜFTERİ yapar. O çamur gün gelir senin üzerine bulaşır. Ben sana özür dilemen ve benden helallik alman için bir fırsat vereyim.

      İstanbul Üniversitesi “Sosyal Bilimler Enstitüsü” 2007 mezunuyum. Diploma no 72…

      Bu iyi niyetimden sonra hala aynı düşüncedeysen sen bilirsin.

      Benim “Akademik Kariyer” sahibi olduğum konusuna inanıp inanmamak senin bileceğin bir şey, İster yersin İstersen gargara yaparsın.

      “Git yorumunu onun altına yap…sizin bu söylemlerinizin artık hakikaten sınırını aştığı aleni ortada.” DEMİŞSİN

      Site yönetimi bir gün sana EDİTÖR’lük görevi verdiği gün benim yorumlarımı değerlendirisin. O zaman kadar senin yorumlarımın nasıl ve nereye yapacağım konusunda ki fikirlerin beni bağlamıyor.

      Akıl vermeyi bırak, İşine bak. Sen yazılarını yaz bizde yorumlarımızı.

      Sen Kendi Amatör liginde devam et, bende Süper ligde…

      Bundan sonra muhatabım değilsin haberin olsun

      • Süleyman diyor ki:

        Özür dilerim haşmetlüm benim hatam olmuş. Benim gibi bir amatör ligi oyuncusunu mazur görün. Sizin gibi süper ligdeki bir kişiye nasıl böyle ithamlarda bulunabildim. Beni süper güçlerinizle müşrik ilan etmeyin lütfen.

        Bana tezinizi açıklar mısınız acaba haşmetlüm? Bu nasıl bir tezdir ki kaynakçası yok, referansları yok. Hangi yazı formatında yazıyordunuz? APA, MLA? ya da sizin gibi Peygamber Efendimiz (s.a.s.) in bile kimliklerini bildiği halde ilan etmediği münafıkları bulup, kolayca münafık ilan edebilen birinin kendi iddialarını ispat etmesine gerek yoktur sanırım. Kendi formatınızı yazmışsınızdır. Kurallar sizi bağlayamaz.

        Haşmetlüm siz yalnış anlamayamazsınız çünkü müthiş sıfatlarınıza ters düşer fakat sanırım bunlar bilimsel çalışma değil dememi akademik kariyeriniz olmadığı yönünde yormuşsunuz. Mezuniyette verdiğiniz tezin adını lütfederek bizi aydınlatabilir misiniz? Eminim teziniz akademik camiada en fazla atıf alan tezlerdendir. Ben yalnış anlamışım kusura bakmayın. Yazdığınız her yazının ne olursa olsun belli bir diplomayı aldıktan sonra kuşkusuz ve süphesiz bir bilimsel yazı olduğunu bilmeliydim. Cahilliğimi mazur görün.

        Haşmetlüm pek çok kişinin yüksek lisans, doktora yaptıktan sonra her şeyi bildiğini sandığı ve artık kendine bir kibir haline getirdiği ülkemde bir tek sizin bu güce sahip olduğunuzu unutmamaları gerekirdi. Siz zahmet etmeyin ben bunu tekrar dile getridim yorumumda

        Haşmetlüm biz normal insanlar konuyla alakalı meseleleri konunun altına yazmayı tercih ediyoruz. Yalnız sizin gibi süper lig oyuncusu bir şahsın konudan ve meseleden münezzeh olarak istediği her türlü yorumu istediği şekilde yazabileceği gerçeğini göz ardı etmişim. Beni affedin lütfen.

        “Ben sana özür dilemen ve benden helallik alman için bir fırsat vereyim” demişsiniz haşmetlüm. Umarım özürümü beğenmişsinizdir. Sizin gibi süper lig oyuncusuna bir amatör lig oyuncusu olarak nasıl böyle sözler söyleyebildim bilmiyorum. Özrümü kabul ettirebildim mi?

      • Derman() diyor ki:

        Abdullah Bir Bey.Size birkaç özel olabilecek bir soru sormak istiyorum.Diğer başlıklarda ki yorumları okurken yaşadığınız bir kaç şeyi gördüm.250 bin tazminat vede 1000 tl nafaka ile alakalı mahkemeyle uğraşmıssınız.Başınızdan bayağı bişey geçmiş heralde.Burdaki yorumlarınız bazen çok sert.Fakat ben sizin iğneleyici yorumlarınızdan çok yaşadığınız tecrübeleri merak ettim.Yanlış anlamayın herkesin bir imtihanı var.Belkide siz çok ağır imtihanlardan geçtiniz.Şu soruları cevaplayabilir misiniz.Sizce 18-25 yaş aralığındaki gençler neden evlenemiyor?Mesela bazen bu iş oluyor.Bazen çevre.Siz evlenmek için hangi yollara başvurdunuz?
        Evlilikten ne umuyordunuz ne buldunuz?
        Size göre en uygun evlilik yaşı kaçtır?
        Sizin bir dünya görüşünüz var.Evet belki birçok kişi bu görüşlere sahip değil.Ama günümüzün büyük problemi “Gençlerin Evlenememesi”.Sizi anladığıma göre insanlar 1 gece hemen değişsin istiyorsunuz.Bu mümkün değil.Fakat ortada gençlerin evliliğinin gecikmesinden ötürü birçok fitnenin çıktığı bir zamandayız.Yani insanlar hemen değişemiyeceğine göre gençler ne yapmalı.Ateşten ne kadar kişi kurtarabilirsek kardır.Ben mesela öğrenciyim.Okuduğum bölüm biraz ağır bir bölüm.Mezun sayısı 2014 heralde 100 kişiden 12 kişi falandı.Çalışsam belki okul uzayacak.Ama evlenmek istiyorum.Mesela İslam Hukukundan bahsediyorsunuzda.Siz herşey 1 gecede düzelsin mi istiyorsunuz?Sonuç olarak buraya başlığa uygun bişeyler yazarsanız okurum.Yani hayat tecrübenizde var.Merak ettim fikirlerinizi.Selamlar…

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Derman’a

          “…iğneleyici yorumlarınızdan çok yaşadığınız tecrübeleri merak ettim.”
          DEMİŞSİN

          Burası Abdullah Bir’in Blogu veya sahsi sitesi değil. Çocuk ve Aile’ye dair yazıların ve yorumların yayınlandığı bir platform. Bu nedenle “beni” boş ver, BEN OKYANUSDA BİR DAMLAYIM sevgili Derman sen yazılanlara, yazdıklarıma bak.

          “Sizce 18-25 yaş aralığındaki gençler neden evlenemiyor?” DEMİŞSİN

          Daha önce defalarca ve detaylı şekilde yazdım ama bir kez daha konu başlıklarını yazayım.

          1- Türk erkeklerini kadınlar karşısında maymun, köle, şamar oğlanı durumuna düşüren, mecburi tek eşlilik ile kadınlar arasında ki rekabeti ortadan kaldırarak kadını TEKEL ve TRÖST hailne getiren TMK, yani medeni kanun.

          2- Özellikle son 50 yıldır fimler, diziler, yarışmalar vb TV programları ile evlilikten, hayattan beklentileri aşırı yükseltilen, şımartılan, erkeklere (koca-baba-agbey) asileştirilen, şirretleştirilen lüx düşkünü, “türbanlı şebek” haline getirilen kızlarımız.

          3- “Allah ne der, ne ister” diye düşünmek yerine insanlar, ( komsular, akrabalar, arkadaşlar vb) ne der-demez derdine düşen sözde Müslüman (hacı amca, hoca hanım, İslam alimi vb) özde Süslüman insanlar(!)

          4-Rızık konusunda Allah’a değil de kullara, sebeplere ( iyi bir iş, meslek) minnet eden, güvenen ve bunlar için mücadele ettiği kadar İmanının yarısını tamamlamak için uğraşmayan kavvam olmayan erkekler.

          5- Erkeklerin ve kadınların fiziki güç, görünüm, düşünsel-zihinsel yapı, davranış pisikolojısı (yani fıtratlarını) değiştiren ve erkekleri “kadınsılaştıran” kadınları ise “erkeksileştiren” GDO lu ve diğer zararlı gıdalar (kola, hamburger, alkol, fast food vb)

          6- Geçici dünya hayatının rahatı için ahiret (ebedi dünya) hayatını şeytana ve seytanın usaklarına ipotek etmeyi, satmayı maharet sayan “aptal tüccar” zihniyeti.

          “…gençler ne yapmalı.” DEMİŞSİN

          Bu sorunun cevabını da daha önce detaylı şekilde bir çok defa verdim.

          Sorduğun için tekrar cevap vereceğim.

          Her zaman aynı seyi yapıp, yaptığı seyden “farklı sonuç” beklemek sadece aptalların yapacağı bir hatadır.

          Her arayan aradıgını bulamaz, ama bulanlar sadece arayanlardır.

          Allah’a tam manası ile teslim olmuş; Allah’ın ve Resul’ünün kocanız sizi harama teşvik ve davet etmediği sürece babanızdan önce kocanıza “itaat etmek zorundasınız” emrine tamam, AMA-FAKAT-İYİDE’sız tam olarak itaat edecek kızları nargile başında CAFE’lerde oturan, AVM lerde vitrin bakan, MANKEN gibi sokaklarda dolasan, sosyal medyada boy boy FOTO YAYINLAYAN’lar arasında ararsanız aradığınız özelliklerde birisini bulamazsınız. Buralardan aradığınız özelliklere sahip olduğunu düşünerek evlendiğiniz kızlardan da HAYR göremezsiniz.

          Çözüm Çok basit

          Bir kızın namazı, orucu, ilmi sizi aldatmasın. Siz o insanın başta babası, agabeyi olmak üzere MUAMELATINA ( diğer insanlar ve canlılar ile arasında ki ilişkiler) bakın.

          Özetle “Doğru İnsanı doğru yerde” arayacaksınız.

          Samimi sevgi, sadakat, günde 2 öğün ve tek çeşit yemek, 2 başörtüsü ve 2 kat elbise karşılığında Kocasına “mükemmel karılık” ve cocuklarına harika annelik yapan; yapacak olan sözde değil Özde çok Müslüman Kız-kadın var dünyada.

          Ve artık dünya eskisi kadar büyük; ülkeler ve insanlar eskisi kadar birbirine uzak ve yabancı değil.

          Yani dünya artık global bir köy ve bence bekar Müslüman erkekler akrabaları(ülkesi) arasında kendisi için uygun bir kız yoksa veya bulamıyorsa köyün alt-üst mahallelerine veya geneline bakmalı :-)

          Allah samimi Müslüman bekarları hayırlı insanlar ile karşılaştırsın.Amin

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Başka mahallelere bakma yorumuna katılıyorum. Uygulamaya koymasam da sizin yorumunuzu görmeden önce bir arkadaşımla benzer bir konuşma oldu. Bosna’yı önerdi. Çünkü sırp zulmü sonrası erkek nüfus kaybettiklerinden toplumsal bir fayda olacağını ön görüyor. Bir de şakayla karışık oradaki kızların hepsi güzel olduğundan buradaki kızlar gibi güzellikleriyle övünemezler orada herkes öyle yorumunu yaptı.
            Mantıksız değil.

    • Yasir diyor ki:

      Abdullah Bir Beyin yorumların çoğu faydalıdır ancak ben de okurken ayrıştırıcı hatta insanları dışlayıcı bir tavır seziyorum. ”Böyle ol ya da defol git” der gibi bir durum var sanki.

  12. meryem diyor ki:

    İnsanoğlu hayatta her şeyi yaşayabilir. Kimi insan tercihleri sonucu bedel öder, kimisini de Rabbim imtihan eder. ”Ve iyi bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandan ibarettir. Allah yanında ise büyük mükafatlar vardır. ( Enfal Süresi 28) . Burası ahiretin tarlası. Elimizden geldiğince Rabbimin rızasını kazanmak için çabalamalı. Evlilik te böyledir. Bazen imtihan olur. Eş ile imtihan ağırdır. Eskilerin bir lafı vardır : ”iyi bir eş en iyi armağan, kötü bir eş ise en ağır bir imtihandır.” ” İyi bir damat kazanılmış bir erkek evlattır, kötü damat kaybedilmiş bir kız çocuğudur” . Bu durum erkekler için de geçerli. Biz bekarlara düşen şey şu : İmtihan olabilme, sıkıntı yaşama ihtimalini düşünerek bugüne şükretmek. Evlilik için de halis niyet ortaya koymak gerekir. Kendimize sormamız gereken soru ” Ben gerçekten evlenmek istiyor muyum ? Görüştüğüm kız/erkek te beni iten ve olumsuz cevap vermeme sebep nedir ?, Kriterlerim çok mu yüksek?, Ben neyim ? Haddimi biliyor muyum ? Güzel / yakışıklı olsun, evi,arabası /çalışan bayan olsun , diyorum da aradığım kriterler bende var mı ? Ben güzel /yakışıklı mıyım ki öyle bir kız/erkek istiyorum ? Ben neyim ve kimim ? Neyi hak ediyorum ? ” vs soruları kendimize sormamız gerekir.

    Evvela samimiyet ile bu soruları cevaplayalım. Gerisi gelir diye düşünüyorum :)

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Meryem Hanım,
      Yorumlarınızın büyük kısmına katılıyorum ancak “Haddimi biliyor muyum?” cümlesini yanlış anlamış olabilirim. Burada haddini bilmekten kasıt kendi özellikleriyle karşı tarafın özellilerini bir arada düşünüp birbirini mutlu edip edemeyeceğini sorgulamak, denkliği gözetmek ise gayet mantıklı. Ancak haddini bilmekten kasıt, insanları kategorize etmek bir yerde liglere ayırmak ise bence hatalı bir yaklaşım olur.

      Çünkü bahsettiğiniz özellikler(eğitim, maddiyat, dış görünüş vb.) Allah vergisi şeyler. Kiminde çoktur, kiminde azdır. Bugün güzelliği ile süper ligte oynayan bir bayan ya da aynı ligteki zengin bir bayın ertesi gün küme düşmeyeceğinin garantisini veremezsiniz. Bu özellikler insanları değer olarak birbirinden aşağıda ya da yukarıda yapmaz. Ancak kimi insanların diğerlerinden imkan olarak önde yaratılması da Allah’ın düzenidir. Denklik mevzusunda dengi çıktığı halde beğenmeyen kadın-erkek kim ise o kaybeder.

      Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş denir ya, insanlar da dediğiniz gibi kendilerinin farkında olmalı ve uygun kapak uygun tencerede olmalı, kapak tencereye göre ne büyük ne de küçük olacak ancak o tencerede yemek pişmesine engel olmayan, kenarda kalan boşlukları, kapak ya da tenceredeki yamuklukları da estetik fonksiyonlu olduklarından mümkün mertebe görmeyeceğiz. Fakat bu farkındalık değersizlik ya da değerli olma olarak değil denklik olarak ele alınmalı. Her insan değerlidir. Bence bu denklik de dış görünüş, maddiyat vb. gibi maddi konulardan ziyade dini yaşayış, hayat görüşü konularında aranmalı.

      Yazıdaki konuya dönecek olursak konu gençlerin evlilik kurumuna mesafeli olmasıydı. Ben de benim gibi küskünlerin de olduğunu yorum olarak belirtmiştim. Benim soğuma sebebim artık ben gibi eski kafalı tencerelere talep olmamasıydı. Aslında soğumam bir yerde bahsettiğiniz haddini bilme durumu. Popüler kültüre dayalı hayat görüşüne sahip hanımları benim mutlu etmem, onların beni mutlu etmesi mümkün değil. Dayak yiyeceğini bildiğin kavgaya girilmez diye bir söz vardır. Madem günümüzdeki hanımların tip ve maddiyat kriterlerini karşılamıyorum, ben de haddimi bilip kimseye bulaşmıyorum…

      (Mesela benden iki santim daha uzun bir bayanla tanışma girişiminden sonra artık kendimden 10 cm’den daha kısa olmayan bayanlarla görüşmemem gerektiğini öğrendim. Erkek bayandan uzun olmalıymış, fakat topuklu ayakkabı payını da ekleyince 10 cm’lik bir fark gerekiyormuş. Zaten evlilikte çiftlerin hayat görüşü olarak uyumlu olması-denk olması önemli değil ancak dış görünüş olarak birbirlerine denk olmaları olmazsa olmaz, yuvayı ayakta tutan, sağlıklı çocuklar, nesiller yetişmesini sağlayan erkeğin yakışıklılığı, boyu posu, bayanın da güzelliği sonuçta (!) )

      Bu arada yazdıklarım benim görüşlerim, amacım sizin görüşlerinizi eleştirmek, doğru ya da yanlış olarak değerlendirmek değil.

      • meryem diyor ki:

        Muhyiddin İbni Arabi’ye sormuşlar ” Ne bilirsiniz ” diye. Oda ”HAD biliriz ” diye yanıtlamış. Burada benin HAD ile kullanmak istediğimiz şey acizliğimiz ve eksikliklerimiz. Eş seçiminde güzellik, makam ve maddiyata önem verirkenki HADSİZ’liğimizden bahsediyoruz. Çünkü biz aciz insanlarız. Rabbim bir imtihan eder, ne güzellik kalır orta da ne mal ne de mülk. Lakin sonradan kazanılamayacak yada kazanılması çok zor hasletler vardır insanoğlunda. Huy güzelliği, ahlak vs. Örneğin bu platformda Hüseyin Bey diye bir yazar var. ” Engelliler evlenmesin mi” diye bir yasızı vardı. Onu okumuştum ve karşılaştığı sıkıntılara gerçekten üzülmüştüm. Halbuki bir nefesine bile hükmedemediğimiz bu cihanda her sağlıklı insan bir ENGELLİ adayı değil mi ? Sağlıklı bedenimiz bize emanet. Bu bedenin TERZİSİ var . İstediği zaman keser, farklı şekiller verir. Yani her an her şey olabilir hayatımızda. Karar verirken, eş adaylarını elerken bu tarz konuları dikkatli irdelemek gerek. Vesselam :)

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Çok haklısınız Meryem Hanım, yazdıklarınızın benim yazdıklarımla paralel olmasına sevindim, haddini bilmekten ne kastettiğinizi daha iyi anladım. Sanırım siz de olayı denklik olarak ele alıyorsunuz ve Allah vergisi imkanların ana kriter olarak ele alınmamasını doğru buluyorsunuz. Bahsettiğiniz konularda çok şükür bu zamana kadar eleyen değil elenen tarafta oldum. Umarım bundan sonra da öyle olur, sonuçta bu da bir imtihan. Sonlandırdığım görüşmelerin hepsinde gerçekten geçinemeyeceğimizi gördüğüm için bıraktım. Bunun ana sebebi de denklikti, yani hayat görüşünün denkliği.

          Görüştüğüm hanımların özelliklerini buraya yazmam doğru olmaz ama şu ayrıntıyı versem açıklayıcı olur. Ben zaten onların beklediği gibi popüler kültüre ayak uydurmuş biri olsaydım ya da onların zihniyetinde olsaydım, bırakın görüşmeyi aracılar onları bana teklif dahi etmezlerdi. Ben hep niyet yuva kurmak ise neden olmasın dedim ve görüştüm. Ancak onlar yuva kurmakla alakası olmayan yönlerimi eleştirdiler.

    • ... diyor ki:

      Meryem hanım,

      İnsanın kendisiyle yüzleşmesi için sorularınız önemli. Bizi evlilikten soğutan bazen evlenememizdeki en temel durum da burası. Çevrenizde uygun kişiler yoksa aracı vasıtasıyla uygun görülen kişilerde farklılıklar varsa evlilik niyetiniz olsa bile uygun kişi karşınıza çıkana kadar erteliyorsunuz.

      Dış görünüş önemli değil demek yalan olur. Evlenecek insanların birbirine ısınması önemli. Güzellik yakışıklılık görecelidir insanların tercihleri farklı olabilir. Mesela ben minyon tipli biriyim çok uzun boylu ve kilolu kişilere uygun olmam. Ciddi biriyim lakayt insanlarla anlaşamam sakin biriyim sinirli insanlardan uzak dururum. Okumayı öğrenmeyi araştırmayı seven biriyim bu durumu sevmeyen biriyle anlaşamam. Evlendikten sonra çalışmak istemeyen biriyim eşinin çalışmasını isteyen biriyle anlaşamam. Maddiyata önem veren biri değilim tutumlu olması helal kazanması insanlara faydalı bir mesleğinin olması önemli tutumsuz haram yollardan kazanan kibirli görgüsüz biriyle anlaşamam. Özellikle dünya görüşünün uyuşması önemli.

      Bu özellikte olanlarla uyum sağlayamam dedikten sonra korkuyorum ki bu anlaşamadığım kriterde biri nasipte olacak. :) İnsanın çokta büyük konuşmaması gerek.

      Zaman zaman düşünüyorum çok fazla beklentisi olmayan uyuma dikkat etmeyen insanlar daha kolay evlenebiliyor

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Eğer karşınızdaki insanın doğru insan olduğunu düşünmüyorsanız ona hayır demek en doğrusudur. Yoksa mutlu olamazsınız ki. Beklentileriniz ne kadar fazla olursa olsun bu beklentiler olmazsa olmaz ise insan bildiği yolda devam etmeli. Herkes evlenecek diye bir şart yok. İnsan mutlu olmak için evlenir. Eğer sizi mutlu edecek insanla henüz karşılaşmadıysanız en doğrusu beklemektir.

        Ancak yazıdaki konuya dönecek olursak eğer sizin durumunuz yazıda bahsedilen konulara uyuyorsa kriterlerinizi belki gözden geçirebilirsiniz. Kriterler yuva kurmaya mı yönelik yoksa geçici hevesler mi? Hangileri olmazsa olmaz hangileri esnetilebilir? Tabi bunların cevaplarını da en iyi bilecek olan sizsiniz.

        • ... diyor ki:

          Sadece Fatih Bey,

          Yazmış olduğum beklentiler kırmızı çizgi olduğu için en doğrusunun beklemek olduğuna inanıyorum. Öğrenilmiş çaresizlik yaşamamak biraz daha evlilikten soğumamak adına bu yol daha iyi. Baktığımda geçici heves gibi duran bir kriterim yok.

      • Yasir diyor ki:

        … Hanım yazdığınız kriterlerin hepsini anladım da ‘insanlara faydalı bir mesleğinin olması’ kısmını anlamadım. Helal kazanan ama insanlara faydası olmayan bir meslek mensubu ile evlenmez misiniz? Mesela Muhasebeci ile… Sanırım sizin yaşınız küçük. Beş altı yıl sonra bunların yüzde yetmişini elersiniz :)

        • ... diyor ki:

          Yasir bey,

          Yazmış olduğum kriterler benim çeşitli tecrübeyle karşılaşmamdan sonra aldıklarım. Tekrar aynı durumları yaşamamak için sınır koydum. İnsanlara faydalı bir mesleğinin olması yapmış olduğu işin manevi yönünün olması benim için maddiyattan daha önemlidir. Daha önce maddi durumu iyi hukukçu olan biriyle güven duymadığım için görüşmedim.

          • Derman() diyor ki:

            Denklik yani küfüv elle tutulan gözle görülen bişey değil ki …diyor ki hanım.Kim kiminle neye göre ne kadar denk.Yani Allah biliyor dışarıya karşı ne kadar iyi olsak da kendimize baktığımızda ne kadar çok hatamız var.Bir büyüğümüzden şunu duymuştum.Mesela bir kaktüste yetişen çiçeği düşün.O çiçek o kaktüsten başka başka bir bitki o çiçeği veremez.Yani birçok dindar profili gördüm.Kimisi sert olur kimisi yumuşak olur.Ben kemdi hayat tecrübemi anlayatım.Birgün bir avm’nin yemek katında yemek yiyorum.Karşımda iki tane çift vardı.Yani dudak dudağa karşı manzaraya karşı kötü bir fiil yapıyorlardı.4 meter yanlarındada palyalçoların olduğu çocukların oyun alanı vardı.Ortamda çok kalabalık yani.Öyle tenha değil.Bu dediğim yer merkezi bir yer.Tabi etrafta aileleler,kapalılar çocukları olanlar vardı.Acaba biri bişey dermi diye beklerken kimse bişey demiyordu gördüğü halde.En sonunda kalktım ben uyardım.Sonrasında 1 dakika sonra utanıp gittiler.Yani

            …Diyor ki hanım birçok dindar diyeceğimiz insanlar kendine dindar.Hocalar sadece sadece namaz kılıp,kur’an okuyorlar.Yani bu maneviyatı çok fazla dediğiniz insanların içinde hiç etliye sütlüye karışmayan çok.Mesela bunun gibi çok durumda karşılaşıp uyardım.Bazı arkadaşlarım var ilahiyatta okuyan arkadaşlara bunları anlatıyorum.Kimisi şaşırıyor.Yani bazıları çok ibadet etse de etrafını görmezden geliyor.

            Eskiler ne demiş:”Halka hizmet hakka hizmettir”.Mesela kanunda toplumun hayası ve ahlakı ile ilgili kanunlar var.Ben bu kanunları okusamda kendim için kullanamam.Ama iyi bir hukukçu toplum içinde hayasızca fiil işleyenleri hukuksal olarakta kısıtlayabilir.Eski din büyüklerine bakın hepsinin mesleği var.Mesela İmamı Azam tüccardı.Somuncu baba fırıncılık yapmış.Kimisi dericilik yapmış.Osmanlıda mesleksiz bir padişah yok.Fakat günümüzde İslamı kimisi kazanç getiren bir meta olarak kullanıyor.Bence şuurlu bir müslüman hukukçu bir İlahiyatçıdan daha faydalı olabilir diye düşünüyorum.Yani her işin bir maneviyatı var.
            Yanlış anlamayın kriterlerinizin olması çok güzel.Bu şekilde hayırlısıyla güzel bir evlilik yapabilirsiniz inşaallah. Benimde kriterlerim var.

          • Feyza diyor ki:

            … hanim, bazi mesleklerin insanin tabiatina ve mizacina uzun vadede etki ettigi ile ilgili bir tespit olarak bazi Islam alimlerimiz isin takva boyutuna ithafen, kasaplik mesleginin kalbi katilastiracagina dair goruslerimi bildirmislerdir. Bu sizin koydugunuz kritere bir ornek olabilir. Ayrica avukatlik meslegi hakli haksiz ayirmadan yapilabildigi veya kadilik/hakimlik meslegini adaletten uzaklasma ihtimali bulundugu icin risklidir. Dinen elbette men edilme durumu sozkonusu degil ama hassasiyetinizi anliyorum sizin. En azindan insanlara faydali olmasa da en azindan notr seviyede bir meslegi olmasi da sanirim sizin icin zaten yeterlidir.

      • ... diyor ki:

        Derman Bey,

        “Herkesin bir mesleği olmalı bir de meşgalesi. İşte o meşgale tüm kültürümüzdür.” Süheyl Ünver

        Yazmış olduklarınız bir noktada doğru. Maneviyat denilince sadece ilahiyat ve hocalarda gelmemeli. İnsanlara faydalı olan hayatına olumlu yönde dokunan birçok meslek olabilir.

        Ülkemizde hukuk denilince adalet kavramı olmadığını biliyoruz. Feyza Hanım’ın bahsetmiş olduğu sebeplerden dolayı bende avukatlık mesleğine mesafeliyim. Kazançlarına faiz bulaşması ihtimali hangi hak kanunla neye göre neyi savundukları belirsiz muhakkak adalete Allah’ın belirlemiş olduğu kurallara göre hareket edenlerde vardır. Toptancılık yapmak istemem sistem bozuk olunca eğitim sistemi ideolojik olunca doğruyu uygulamak biraz daha zor oluyor.

        Belirttiğiniz gibi şuurlu müslüman bir hukukçu insanlığa bir ilahiyatçıdan daha faydalı olabilir.

        Mesela devlet adamı ve aynı zamanda hukukçu olan Aliya İzzetbegoviç çok zor şartlarda bile adaleti gözetmiştir yaşamı sözleri birer ders niteliğindedir.
        ”Kur’an ve İslam sadece hocalara bırakılmayacak kadar önemlidir.” derken müslümanlara önemli bir sorumluluk yüklemiştir.

  13. Sadece Fatih diyor ki:

    Konu biraz dağılmış sanki. Yazar evlenmek isteyip evlenemeyenlerden değil gençlerin evlilik kurumuna mesafeli olmasını işlediğini özellikle belirtmiş. Yani konu gençlerin neden evlenmeyi düşünmediğini işlemek.

    Konunun dağılmasında benim de payım olabilir belki. Ben evlilik konusunda niyeti çok sabit bir fikirdeyken evlilikten neden soğuduğumu, nasıl bu kadar bezdiğimi sebepleriyle beraber aktardım. Bir kısmı kişisel sebepler ki buraya yazmam doğru olmaz, bir kısmı toplumsal sebepler. Benim soğuma sebebi olarak öne sürdüğüm yaşadığım durumlar kişisel gibi gözükse de aslında toplumsal değişimin, değer yargılarının değişiminin bireysel hayatlarımıza yansıması. Bir insan yeyip içip kendinden pay biçermiş diye çok güzel bir atasözü var. Sonuçta ben de o kötülediğim popüler kültüre illa ki bir yerlerden bulaşmışımdır.

    Toplumsal sebeplerin işlenmesi ve bu konuda paylaşım yapılması, göreceli bir konu olan insan ilişkilerinde keskin yorumların yapılmaması daha doğru olacaktır diye düşünüyorum.

  14. Derman() diyor ki:

    Gençlerin evlenemesinin bir diğer sebebi dini anlamda birçok kişinin merak ettiği konulara cevap bulamamsı:Yani kısmet ve kader var.Fakat evlenmeden önce zina işleyim sonra evlenenler düşünelim.Allah neden zina ile başlayan bir şeyi kısmet-kader olarak yazar?Yani ben burda ikileme düşüyorum.Flört etmeden birini bulmak çok zor.Fakat aracı ilede ne yazık ki bu iş gecikiyor.
    Diğer bir ikilem şöyle:Mesela 10 tane artistik buz patinaj yapan sporcuyu düşünelim.Bunlar puanları jüri üyelerinden alıyor.Jüri ilk çıkan sporcuyu yanılmamak için ortlama puan verir.Diğer sporcularsa ilk sporcu referans alınarak puan alır.Fakat ilk sporcu içlerinde en iyi olsa bile jüri üyeleri hata payını azaltmak için ilk sporcuya en yüksek puanı vermez.Çünkü diğer sporcuları görmemiştir.Gelelim evlilikle ne alakası var.
    Şimdi evlilik niyetiyle bir çok kişiyle görüşsem referans hep ilk görüşülen kişi olcak.Fakat burda puan verilemeyen karakter uyuşmazlığı problemi çıkacak.Yani ne kadar görüşülsede adaylara karşılaştırılma yapılması imkansız.Adayların hepsi aynı özellikte olsa bile bu sefer seçime olasılık giriyor.Kişinin ideal evlilk yapması için kendi yaşına uygun tüm Türkiye’deki kişilerle görüşme yapması gerekiyor.Bu sayede iyi bir evlilk olasılığı artar.Fakat bu imkansız.Kişiye kısıtlı bir çevre ile evlen denilmesi bana çok saçma geliyor.
    Soru:Şimdi kişi biriyle 3 sene flört edip belli bir tarihte nikahın vuku bulduğunu düşünelim.Eğer o kişi ben flört etmiycem deyip 3 yıl beklese acaba o kişiyle nikahı o aynı tarihte vukuu bulur mu?
    Yazdıklarım biraz saçma gelebilir.Fakat düşünmenizi sağlayacaktır.
    Burda yazılanlar bakıyorum.İşte zina ile evlenirsem evlendikten sonra şu durumda olursun.Şu kötülüğü yaparsan başına evlenince şu gelir.Kayıt yok ispat yok.Bunu söyleyenler tecrübesi mi var bu konuda yoksa bizi korkutmak mı istiyor?Bilenler tecrübesini paylaşırsa çok memnun olurum.
    Bir diğer sebep erkeklerin kovalayan taraf olması iyi bişey.Fakat bazı kızlar birinden hoşlansa dahi açık kapı bırakmıyor.Yani evlilik görüşmesi için gittiği kişiyi beğense dahi bunu 3. görüşmesinde dahi söyleyemiyor.Ya da erkeğe çok büyük laflar ediyor.İşte ben seninle dindar olduğun için görüşüyorum falan.Bu kelimeler basit olsada yükü çok ağır.Bunu diyen kızdan erkekler çok şey bekler.Yani çok dindar biri kafasında canlanabilir.Tabi biraz tanıyınca hüsran…
    Bir diğer sebep erkeğin ya da kızın ailesi.Yani ailesi razı olsa dahi aileden biri kötü huylu ise bu kızın ya da erkeğin temkinli yaklaşmasına sebep oluyor.Neyse aklıma geldikçe yazabilirsem yazarım.Olumlu ya da olumsuz cevap yazan olursa çok memnun olurum.Teşekkürler.

    • Süleyman diyor ki:

      Derman bey düşünme de izlediğiniz yol çok sakat. Öncelikle İtikad meselelerine girmişsiniz. En başta itikadın önemli kaidelerinden biri şudur. Kadere ve kazaya Rıza vardır ama günaha Rıza gösterilmez. Yani günah işleyip Allah böyle istemiş diye bir durum bizim inancımızda yoktur. Bir haramı kişi niyet eder yapmaya niyetlenir Allah da onun yolunu yaratır. Daha fazla ve güzel malumat için Ömer Nasuhi Bilmen hocanın ilmihalinde İtikad bölümüne bakarsınız.

      Bundan başka şu mesele var ki belli bir çevreyle kısıtlanmanıza kızmışsınız. Seçim anketleri be araştırmalar Nasıl yapılır biliyor musunuz? Eğer doğru bir evren yani tüm Türkiye analizi yaparsanız o kişilere oranla çok az belli kesimdeki kişiler gene %5 hata payıyla aynı sonucu verir. Yani Türkiye ortalamasını doğru yansıtan bir toplUlukla bütün Türkiye nin tahminini yaparsınız. Yani aslında ne istediğinizi bilirseniz be nerelere bakacağımızı tahmin ederseniz bütün Türkiye ye değil şehrin belli bir kısmına ve hatta daha küçük bir kesimde ne aradığınızı bulabilirsiniz.

      2. Mesele için Hz. Ali (r.a.) başından geçen bir olayı anlatayım. Birgün Hz. Ali mescide girerken atlarını tutması için birini çağırıyor. Ada’m atlarını tutuyor Hz Ali r.a.) ve arkadaşı mescide girip namazı kıldıktan sonra çıkarken o kişiye 5 akçe vermeye niyetleniyor. Mescidden çıktıktan sonra atlarını arazide başı boş ve eğeri çalınmış şekilde buluyor. Yanında ki zata yakından gidip eğer almasını telkin ediyor. O zat gidiyor yakından bir yerden eserleri alıyor. Hırsız meğer aynı eğerleri bir süre önce gelip 5 akçeye satıyor. Durumu gören Hz. Ali ahaliyi toplayıp. Olayı söylüyor ve diyor ki o kişinin Hakkı 5 akçe idi benim elinden helalinden alıp kazanacakken hırsızlık yapıp haramından kazanmayı tercih etti diyor.

      Yani sizin nasibiniz bellidir. İsterseniz haramlardan ulaşırsınız isterseniz helallerden. Yalnız her zaman çaba gerekli.

      Birde siz çok kendinizi aşan meselelerde çok düşünüyorsunuz. Müdahale edemeyeceğiniz şeylerde çok kafa yoruyorsunuz. Sizin durumunuz 1. Sınıftaki çocuğun yüksek matematik problemlerini çözmek isteyip kafa yorması ancak bir süre sınra çözmeyi beceremeyip kağıda olayla alakasız resim çizmeye başlaması gibi oluyor. Eğer bir meselede merakınız varsa okuyun ve spekilasyonlarla kendiniz tüketmeyin çünkü hayatın karmaşıklığını sanit insan kavrayışıyla anlayamazsınız. Hatta bu konuda isterseniz kaos teorisi okumaları yapın. Biraz kafanız rahatlar belki

  15. Süleyman diyor ki:

    Konu birden niye çok eşliliğe geldi anlamış değilim. Bence kişiler bu konuda şahsi kanaatlerini bir fikhi kaide gibi ortaya sunmazlarsa doğru olacağı kanaatindeyim. Buna rağmen Feyza Hanımın açıklaması güzel olmuş. Bu konuda ben İhyau Ulummid Din eserini okumuştum. Merak edenler bu meselede kitaplar okusun fakat burada kendi fikrini dayatmasın. Hem erkek hem hanım olarak. Çok eşlilik meselesini de kişi ve zaman farklılığında geniş bir mesele olarak ele almak lazım.

    Bunun yanında herkes kendi açısından bakmış gençlerin evlenememe meselesine ve çok karamsar yaklaşmış çoğunlukla. Hakikaten içim karardı yorumları okurken. Biraz olumlu baksak. Zaten gençler evlenmek istemiyor yorumları okuyup külliyen evlenmekten vazgeçecekler 😀

    Bununla beraber Sadece Fatih Beyin ve Meryem Hanımın genel olarak sıkıntısı benim yorumlarından anladığım kadarıyla belli bir ortamda yetişmişler. Yalnız kendileri islami konuda veya mesleki konuda ilerletmişler. Bu sefer ailesi ve çevresi onların evlenecekleri profildeki kişileri sağlayamıyor. Karşılarına eğitim, dini yaşantı olarak hep farklı profildeki kişiler çıkıyor.

    Son olarak kötü örnekleri genellemeyelim. Hakikaten çok iç karartıcı oluyor. Örneğin ben iyi bir örnek vereyim. Son görüşmeye gittiğim hanım maddi olarak hiçbir şey talep etmedi ve hakikaten çok güzel bir ahlaka sahipti. Kültürel olarak biraz farklı olmamız sebebiyle ve birkaç özel sebepten dolayı olumlu olmadı sonuç ama bence böyle iyi örneklerde mevcut. Gençlerin içi kararmasın. Evliliği mutlu bir rüya olmadığını bilsinler ama evlilikten korkmasınlar.

    • ... diyor ki:

      Süleyman Bey,

      Konunun çokeşliliğe nasıl geldiği sorusuna ve düşüncelerinize katılıyorum.

      Çoğu asgari ücretle yada biraz fazlasıyla geçinen bir toplumda bir kişiyle evlenmek zorken birden çok evliliğin maddi ve manevi sorumluluğunu kim üstlenebilir.

      Bazı erkeklerin Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine yaşamına dikkat etmezken konu sadece çokeşlilik olunca fakih alim gibi fetva vermeleri bana ikiyüzlülük gibi geliyor.

      Ayrıca medeni hukukta kendisine tanınan tek eş olma hakkını eşinin hakkına girerek meşru görevini yapmayarak zulüm eden kadında zalimdir.

      Konu gençler neden evlenmek istemiyorken konuyu çokeşliliğe getirmekte ayrı bir çelişki. Sorun zaten “istememek” “çoğulu istemek” değil.

      • meryem diyor ki:

        … Hanım
        İşte bende sizin söylediğiniz gibi düşünüyorum. 3. Paragraftaki cümleniz ”Bazı erkeklerin Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine yaşamına dikkat etmezken konu sadece çokeşlilik olunca fakih alim gibi fetva vermeleri bana ikiyüzlülük gibi geliyor.” Kesinlikle katılıyorum. Bazı erkekler Nisa Süresi 3.ayetin sadece ilk kısımlarını baz alıyor. Oysa ki ayetin sonuna baktığımızda işin rengi farklılaşıyor. 4. Paragrafta bahsettiğiniz kadınlar da benim gözümde ZALİM. Benim anlatmaya çalıştığım şey şu : Tek eşi olan ve eşinin her türlü meşru ihtiyaçlarını gideren yada gidermeye gayret eden bir hanım üzerine kocasının ikinci hanım ile evlenmesi o ilk eşe zulüm değil midir ?

        • ... diyor ki:

          Meryem hanım,

          Elzem olan gençlerin neden evliliği istemediği, soğuduğu yada çeşitli sebeplerle uzaklaştırıldığı iken konuyu toplumun en temel sorunu çokeşlilikmiş gibi bir duruma getirmek kayıp. Kısa ve uzun vadede milyonları etkileyen/etkileyecek bir sorunu bırakıp spesifik durumlarla uğraşıyoruz.

          Kuran-ı Kerim’de geçen birçok durumla imtihanda olabiliriz hayat boyu hiç karşılaşmadığımız durumlarda olabilir. İnsanları tekfir etmek yada haklıyım arayışına girmek anlamsız.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Meryem Hanım’a

          “EŞLERİNİN RIZASI olmadan ikinci bir hanımla evlenseler fikriniz ne olurdu ?”
          “fakih alim gibi fetva vermeleri bana ikiyüzlülük gibi geliyor.” KESİNLİKLE KATILIYORUM.”

          DEMİŞSİNİZ

          Zamanım, ilmim ve gördüğüm kadarıyla kişilerin HATA’larını (bilmeden, istemeden yapılan yanlışar) düzeltmeye gayret ederim. Ama insanların sırf işlerine gelmediği için görmezden geldikleri veya özellikle GİZLEMEYE çalıştıkları bazı gerçekleri görünce o insanların bunların bir hata değil bilerek işlenmiş SUÇLAR olduğuna inanırım.

          Kişilerin işlediği bu suçlar Müslümanların İMANI’nı tehlikeye sokacak YALNIŞ BİLGİLER olunca daha fazla üzülür, sinirlenir ve agresifleşirim.

          Tıpkı sizin yukarıda ki ” EŞLERİNİN RIZASI “ifadenizi gördüğüm zaman olduğu gibi.

          Buradan bir kez daha size ve sizin gibi düşünenlere AÇIK ve NET olarak ifade ediyorum

          MÜSLÜMAN BİR ERKEĞİN BİRDEN FALZA EVLİLİK YAPMASI İÇİN İLK EŞİNDEN İZİN ALMA “ZORUNLULUĞU, MECBURİYETİ veya ŞARTI” YOKTUR. ALLAH ve RESULÜ MÜSLÜMAN ERKEĞİN BİRDEN FAZLA EVLİLİK YAPMASINI “HİÇBİR ŞARTA BAĞLAMAMIŞTIR”

          Kuran’ da YASAKLANMAMIŞ, HARAM EDİLMEMİŞ veya HELAL kılınmış bir şeyi İMA ile bile HARAM KILMAK, haram kılmaya çalışmak; ayrıca hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir insana İKİYÜZLÜ (münafık) demek “O insan” münafık değilse O insana İFTİRA atan insanı Münafık yapar veya DİNDEN ÇIKARTIR, MÜRTED ve KAFİR yapar bilginiz olsun Meryem hanım.

          • Ahmet diyor ki:

            Abdullah bir bey

            1 milyona yakın diyanet camiasının olduğu ülkede yapılan islam dışı ahlak dışı şeyleri saymama gerek yok her halde.

            Her şeyi emsalsiz güzellikte yaratan Rabbinin, insan, toplum, tabiat ve yaratıcı ilişkilerine meşrûiyyet getiren, düzen içeren kitabını, Kur’ân’ı, Rabbbinin adı, izni ve yardımıyla oku, düşün, duyur! alak suresi 1 ayeti

            sizin ve sizler gibilerin bu ayeti meslek sahibi olmak sebebiyle aldığınız için bu gün bu toplum helaklık bir seviyede.

            Buradan bir kez daha size ve sizin gibi düşünenlere AÇIK ve NET olarak ifade ediyorum

            MÜSLÜMAN BİR ERKEĞİN BİRDEN FAZLA EVLİLİK YAPMASI İÇİN İLK EŞİNDEN İZİN ALMA “ZORUNLULUĞU, MECBURİYETİ veya ŞARTI” YOKTUR. ALLAH ve RESULÜ MÜSLÜMAN ERKEĞİN BİRDEN FAZLA EVLİLİK YAPMASINI “HİÇBİR ŞARTA BAĞLAMAMIŞTIR”

            bu sizin ne kadar cehalet için de nefs düşkünlüğü içinde olduğunuzun kanıtıdır.

            İslamda ben istediğim şeyi yaparım karşıdaki insanın bana karışmaya hakkı yoktur diye bir şey yoktur.
            Eşinizin sizin üzeriniz de hakkı vardır sizin de eşiniz üzerin de.

            LÜTFEN NEFSANİYETİNİZE İSLAMI ALET ETMEYİN

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Ahmet’e

            Ben Müslüman bir bilim adamıyım, Ayet ve hadisler dışında hiç bir şeyi “MUTLAK GERÇEK ve YOL GÖSTERİCİ” olarak kabul etmem.

            AHMET’in Mehmetin sözü ile hareket etmem, Hasan’ın Hüseyin’in kınamasına aldırmam, Tek doğru ve mutlak olan yoldan (Kuran ve sunnet yolu) sapmam (inşaallah)

            Evlilik, boşanma, miras, cocukların velayeti vb “AİLE HUKUKU”na dair konuların AHKAM ayetler ile net olarak açıklandığı NİSA, BAKARA vb surelerin her hangi birisinde POLİGAMİ (erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi) konusunda bana bir tane “ayet veya hadis” gösterin (Ahmetin Mehmetin sahsi fikri veya yorumu değil) ben tövbe edip bu işi bırakacağım.

            Ayrıca;

            “bu sizin ne kadar cehalet için de nefs düşkünlüğü içinde olduğunuzun kanıtıdır.” DEMİŞSİN

            Eger sende kendisine “MÜSLÜMAN diyen diyanet camiası calışanı veya “KUL HAKKI”nın ne demek olduğunu bilen ADAM’san beni tanımadan ve şahsımda olmayan “iki kötü hasleti” ( nefs düşkünü ve cahillik) bende varmış gibi söylediğin için boğazına kadar günahların en büyüklerinden olan İFTİRA günahına battığını bil. El alemin gözünde ki çöp ile ugraşacağına kendi gözünde ki mertek ile ilgilen, sen başakalarının cahilliğini ve nefs düşkünü olup olmadığını bırak da kendinin “Müslüman Kimliğini” sorgula önce.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Bir önceki yorumda

            “Evlilik, boşanma, miras, cocukların velayeti vb “AİLE HUKUKU”na dair konuların AHKAM ayetler ile net olarak açıklandığı NİSA, BAKARA vb surelerin her hangi birisinde POLİGAMİ (erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi) konusunda bana bir tane “ayet veya hadis” gösterin (Ahmetin Mehmetin sahsi fikri veya yorumu değil) ben tövbe edip bu işi bırakacağım.”
            Seklinde yazılan paragraf “anlam kaymasına” neden olacak şekilde eksik yazılmıştır.

            Doğrusu

            Evlilik, boşanma, miras, cocukların velayeti vb “AİLE HUKUKU”na dair konuların AHKAM ayetler ile net olarak açıklandığı NİSA, BAKARA vb surelerin her hangi birisinde POLİGAMİ (erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi) konusunda ” ERKEĞİN BİRDEN FAZLA EVLİLİK YAPMASI İÇİN ÖNCEKİ KARISININ İZNİ veya BİLGİSİ OLMASI vb MECBURİDİR” MANASINDA KISITLAYICI BİR SEBEP” olduğuna dair bana bir tane “ayet veya hadis” gösterin (Ahmetin Mehmetin sahsi fikri veya yorumu değil) ben tövbe edip bu işi bırakacağım.

          • meryem diyor ki:

            Çok Eşlilik konusunda Kuran-ı Kerimde ;

            ”Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir.”(Nisa Süresi 3)

            ” Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden, yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında, onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”(Nisa Süresi 128)

            ” Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” ( Nisa Süresi 129)

            ”Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor: Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlanmayı istemediğiniz öksüz kızlar ve zavallı çocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmanız hakkında Kitap’ta size okunan âyetler vardır. Sizin her yaptığınız iyiliği, muhakkak Allah bilir.”( Nisa Süresi 127)

            Peygamber efendimiz de adalet konusunda erkekleri ikaz etmiş. “İki zevcesi olup da birine meyledip diğerini ihmal eden kimse, kıyamet gününde, bir yanı felçli olarak gelir.” (Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace, Ahmed)

            Kadın yaratılışı itibariyle erkeğini normal şartlar altında ikinci bir kadınla paylaşmaya razı olmadığı gibi, hiçbir kadın da mecbur kalmadan evli bir erkekle hayatını birleştirmek istenmez.
            Çok evliliğin hak olduğuna inanmak imanın gereğidir. Ancak, buna inanmak kadının, kocasının kendi üzerine evlenmesini onaylayarak rıza göstermesi, tasvip etmesi zorunluluğunu getirmez.
            Günümüzde aile içi problemlerin kaynağı sizin bahsettiğiniz TMK kanunları yada erkeklere ikinci eş için izin verilmemesi değildir. Her iki cinsin de değişen şartlar gereği fıtratlarının bozulmasıdır.

            Hiçbir mümin babadan da kızı üzerine damadının ikincisi, üçüncüsü veya dördüncü kadını almasını olgunlukla karşılaması beklenemez. Kadının kıskançlık fıtratı ve babalık şefkati buna engeldir.

            Nitekim Peygamberimizin (asm) kızı Hz.Fatıma (r.anha), kocası Hz. Ali (ra)’nin ikinci bir kadınla evlenmek istemesine karşı çıkmıştır. Peygamberimizin (asm) terbiyesinde büyüyen Hz.Fatıma (r.anha)’nın, kocasının ikinci evliliğine karşı çıkması caiz olmasaydı, Allah Resulü (asm) onu ikaz eder, kocasının arzusuna boyun eğmesini emrederdi. Halbuki durum öyle olmamış, bilakis kızının üzüldüğünü gören Allah Resulü (asm), damadı Hz.Ali (ra)’nin bu arzusundan vazgeçmesini istemiş, eğer vazgeçmezse ancak Fatıma (r.anah)’yı boşadıktan sonra evlenebileceğini bildirmiştir. Hz.Ali (ra)’nin Fatıma (r.anha)’nın üzerine evlenip onu üzmesine razı olmamıştır.

            Yani İslamiyet ÇOK EŞLİLİK’i ne emir ne de tavsiye etmiştir.

            Hal böyle iken daha fazla yazıp çizmenin ve çok eşliliği savunmanın bir anlamı yok, gerek te yok. Ülkemiz gençleri en azından sitenin bekar erkeklerinin derdi ÇOK EŞLİLİK değil. Düzgün BİR eş bulamaması. Vesselam.

      • ... diyor ki:

        İkiyüzlü: Özü sözü bir olmayan

        Münafık:Dinî kurallara inanmadığı hâlde inanmış gibi görünen

        “İkiyüzlü” kelimesini münafık anlamında değil samimiyetsiz anlamında kullandım.

        İnsanları dinden çıkarmak münafık ilan etmek benim tekelimde değil.

    • E.Y. diyor ki:

      Süleyman Bey,yazınızda öyle güzel analizler yapmışsınız ki,ekran görüntüsünü aldım..Söylemek istediklerimin net bir özeti olmuş.Teşekkürler.
      Sitede yorum yapanlar arasında cidden içini dökmek isteyen,umutsuzluk girdabında boğulmamakta direnen arkadaşlar var,ben de dahil oluyorum bazen ..Fakat ümitvar sözler söylemek;evlilikle ve bekarlıkla imtihan olanlara iyi gelir kanaatindeyim.
      Bahsettiklerinizin içinde beni en çok yaralayan niteliksiz çevre durumu..Başlıca imtihanlarımdan biri..Eminim ki birçok kimsenin de öyle..Bazen;hayatı hep lay lay lom yaşayan insanların birbirlerini “tık” diye bulması ve mutlu mesut yaşayıp gittiklerine şahit oluyorum.Açıkçası;seviniyorum biliyor musunuz?”Ne güzel kendi gibi birini bulmuş”diye onlar adına mutlu oluyorum..
      Bizler genellikle “denklik” meselesini eksik anlıyoruz..Sadece yaşta,maddiyatta arıyoruz.Eğitim,görgü,kültür ve ruh denkliğini genellikle hasır altı ediyoruz..Hatta dalga geçiyoruz..Ama Bunları arayan ve bulanlardansanız dünyanın en şanslı insanlarındansınız benim gözümde..Bu sitede yazan ve gerçekten “dengini” arayan tüm arkadaşların inşAllah en kısa ve hayırlı zamanda “denklerini bulmalarını” can-u gönülden istiyorum,gerçekten çok mutlu olacağım…

      • Süleyman diyor ki:

        E.Y. Hanım

        Bende sizin çok beğendiğim bir yorumunuzun görüntüsünü almıştım. İşte etme bulma dünyası 😀

    • Feyza diyor ki:

      Gercekten Suleyman bey haklisiniz, bazen cok karamsar bir atmosfer oluyor busbutun sogutacagiz evlilik niyetindeki insanlari da :) Siz de bir camianin ve kalabalik bir aile efradinin icindesiniz tahmin ediyorum ve aradiginiz kriterlerdeki insanlarla karsilasma olasiliginiz bu yuzden yuksek. Bizim gibi insanlar icin o yuzden aracilik konisu cok problem olmuyor, ne aradigimizi ne istedigimizi cevremiz biliyor, anliyor. Buna ragmen karsilastigimiz insanlarla ayrilik noktalarimiz olabiliyor. Ama herkes bu kadar sansli degil iste, kimi insanlarin cevresi daha farkli, onlar adina gercekten zor bir durum. Insanin ayni havayi teneffus ettigi kisilerle ucurum farklara sahip olmasi buyuk bir zorluk ama halis niyetle yola cikanlarin Allahu Teala er gec mutlaka ecrini verecektir. Bunu gonulden temenni ediyorum buradaki veya disaridaki ayni dertten muzdarip kim varsa Allah gonlune gore en hayirlisini versin. Zahmette rahmet vardir. Yapilan genellemelerin sebebi de belki bu ortamlarda gozune ilisen cogu insanin benzer vasiflarda olmasi ve kendilerine yakin zihniyetteki kisilerle uzak hayatlar yasayip kalabaligin icindr yalmiz hissetmelerinden kaynaklidir. Allah herkesin yardimcisi olsun.

      • Süleyman diyor ki:

        E.Y. Hanım ve Feyza Hanım

        Öncelikle Feyza hanım dediğiniz gibi bir tarikate mensubum. Elhamdülillah beni anlayan bir babam ve annemde var. 4 sene önce evlenmeye karar verdiğimden itibaren bana destek çıktılar. Utanmadan sıkılmadan geri döneceklerini bile bile sörf hayra niyet ettiğimi bildikleri için gidip istediler edebince. Yalnız işte toplumumuzun artık evliliği biraz yokuşa sürmesi bir taraftanda demek ki nasip değilmiş 4 senedir uğraşmama rağmen yol kattedemedim.

        Elhamdülillah babam bulunduğumuz tarikate liseden beri hizmet etmiş bir insan. Bende faaliyetlere hep hayır niyetiyle katıldığım için ve eli yüzü düzgün bir insan olduğum için kişiler aracılık teklif ediyor. Özellikle yaşını almış takva ehli amcalar durumu bildikleri için ön ayak olmaya çalışıyorlar. Allah razı olsun. Önceliğim önce yakın çevrem olmuştu ama olmadı artık yavaş yavaş çemberi genişletiyorum. Şimdi tekrar birine talip olduk ama bilmiyorum bakalım. Hayır dua edin lütfen.

        Dediğiniz gibi cemaat ve tarikatlerde özellikle ailesindeki yaşantıdan daha dini bir yaşantı arama çabasıyla çıkmış, köyden gelip iyi bölümler okumuş insanlar çok. Bu sebeple cemaatlere müntesip olunmaz tabii fakat tarikatlerde imkan var fakat be yazık ki tarikatin hocası ne kadar aksini telkin Etsede, müntesipleri dünyalaşmamaya davet etsede tarikatlerde ve cemaatlerde bir dünyevileşme hali var. Dışarıdan bu bireyleri gören kişilerde tarikat buysa yaklaşmayalım diyor. Bu dünyevileşme evlilik konusunda da gözüküyor ama elhamdulillah hala çok güzel ve iyi insanlarda var. Onlar evliliğin önemini bildikleri için gençlerin tez Zaman’da mürüvvetine kavuşturmak için uğraşıyor

        • Feyza diyor ki:

          Elbette dua ederim, sunu samimiyetle soyleyeyim ki burada surekli yazan bazi kisiler arasinda samimiyetine inanip guvendigim ve okurken cogu zaman hayir dua ettigim kisilerden biri de zaten sizsiniz. Meryem hanm, … hanim da bu kisiler arasinda ve zaten hayir dualarim her hatirima geldikce uzerinizedir. E.Y. isimli kardesim insaallah sizin de Allah gonlunuze gore versin. Bir mu’min bir mu’mine dua ettigi zaman daha makbuldur bunu hepiniz bilirsiniz. Suleyman bey, insaallah bu defa hayirla sonuclanir, neticeyi ozel olmazsa bize de bildirin, olursa hayir haberlerinizi olmazsa olmama gerekcelerinizden bahsedin, bize de isik olur. Cumleten hayirli Cumalar…

          • ... diyor ki:

            Feyza Hanım,

            Allah razı olsun. Allah sizin içinde en hayırlı ve kolay olanı nasip etsin. Süleyman Bey İnşaAllah hayırlı kolaylaşan zorlaşmayan ve güzel sonuç alırsınız.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım,

        Genelleme yapmak çok doğru bir davranış değildir, çok haklısınız, farkındayım ancak çevremde neredeyse her hayat görüşünden insan var. Hepsinin hayattan beklentileri farklı sonuçta ancak kesiştikleri nadir noktalar varken ve o nadir noktaların popüler kültür olduğunu gördüğümden genelleme yapmak durumunda kaldım. Diğer taraftan da mesela benim soğumama sebep olan yaşadıklarımı yakın çevrem istisna olarak görüyor. Genelleme yapmamı doğru bulmuyor.

        Benim karamsarlığımda biraz da şahsi sebepler de var ancak toplum genelini ilgilendirmediği için paylaşmam doğru olmaz. Özet olarak bahsedersem işinde gücünde bir insan olduğum için tercih edilmiyorum :)

        Kimseye olumsuzluk, karamsarlık aşılamak istemem. Eskiden ben gibi işinde gücünde insanlara nötr yaklaşılırdı. Ancak günümüzde efendi birine benziyor diye bahsedilen ve evlilik görüşmeleri gündeme geldiğinde “iyi çocuk” ama şu özellikleri eksik diye bahsedilen kişiler oluyoruz ki o özellikler de popüler kültürün getirdiği kriterler oluyor genelde… (Bu arada aynı şeyi erkekler de kadınlara karşı yapıyor, bu durumu sadece kadınlara indirgemek doğru olmaz)

        • Feyza diyor ki:

          Sadece Fatih bey, karamsar tablodan ve genellemeden kastim sizin yorumunuz degildi. Siz sadece bir konuya degindiniz, uzerine bizim de ekledigimiz yorumlarla ve elbirligi ile ortami epey karamsarlastirdik demek istedim. Hepimizinin hissesi oldu. Acikcasi yanlis degerlendirmeler de degildi hicbirisi, hepsinin haklilik payi yuksekti, sadece arada istisnai guzel insanlarin oldugunu da hatirlatip ortami yumusatalim dedik, siz uzerinize alinmayin lutfen.
          Mesela ben sosyal medya konusuna cok mesafeliyim, cogu insanin bu ortamlari bilgi edine amacli degil de nefsini ve benligini tatmin etme alanlari olarak kulandigini goruyorum ve bu yuzden isinamiyorum. Faydali paylasimlar yapan kisilere asla sozum olmaz, cunku alet insanin elinde hayat bulur. Ne amacla kullandiginiza bagli ama genel gozlemim benim de bu yonde ve mumkunse bu islere fazla vakit harcamasini istemiyorum karsimdakinin. Oncelikle goz temasi onemli. Kafasi surekli yere egik, telefonuyla tabletiyle yatip kalkan ve iletisim kurmaktan uzak insanlar bana itici geliyor. Sanki mekanik bir robotla konustugumu hissediyorum ruhundan tecrit edilmis. Bu da populer kulturun bir parcasi artik, bana face ini soyle sana kim oldugunu soyleyeyim misali… :)
          Herhalde artik kadinlarin beklentisi hep maddiyata yonelik oldugu icin evlilik gorusmesinde once konusmasi daha munasip olan erkek tarafi once maddi birikiminden, tahsil duzeyinden bahsediyor. Daha soyut kavramlardan, zevklerden, aliskanliklardan ve beklentilerden bahsetmek icin konu actigimda ise tikanip kaliyorlar. O hararetli konusan insan sanki bir anda buhar olup ucuyor. Bu da beni rahatsiz ediyor, sanki karsimda evlilik degil de is gorusmesine gelmis bir adaya cok zor bir soru sormusum gibi hissetmeme sebep oluyor. Ustelik dini bi cevrede yasiyorum ve karsima gelenler de hep bu ve benzer cevrede yetismis insanlar. Buna ragmen maddiyat on planda, diger konulari fazla onemsemiyorlar, karsidakinin de onemseyecegini tahmin etmiyorlar. Bu biraz insani incitiyor.
          Ama elhamdulillah daha karsima esimin acik olmasini ya da calisan bir bayan olmasini istiyorum diyen biri cikmadi buna cesaret de edemezler cunku bilerek geliyorar ama buna rastlayanlar da varmis en azindan bu kadari da benim icin bir nimet :)
          Demek istedigim bu kultur kirliliginden nasibini her cevre az miktarda da olsa aldi. Caga fazla ayak uyduramayan kisilerin ise eger kendilerine yakin gorusteki kisilerden mutesekkil bir cevrede yasamiyorlarsa isleri biraz daha zor
          Biz yakin goruslerdeki kisilerle dahi fikir ayriligina dusebiliyoruz veya gonul isinmayabiliyor. Bir de ozel hayat sartlari eklenince biraz daha secici olmak gerekiyor. Bir yere kadar dua, gayret, sonrasi ise nasip. Bu platformun guzelligi su ki, reel hayatta bir erkegin evlilik hakkindaki samimi fikirlerini almak bizim icin mumkun degil. Saniyorum buradaki cogu erkek icin de hanimlarin fikruni ogrenmek mumkun degil. Cunku gercek hayat bu gibi konularin konusuldugu karma sohbet ortamlarina musait degil. Burada en azindan olayi karsi cinsin gozunden de okuma sansi elde ediyoruz.

          • Süleyman diyor ki:

            Merak ediyorum Feyza Hanım. Yani birazda bu konuyla alakalı size talip olan kişilerin yaş profili kaç acaba? Hangi yaş aralığındalar? Teşekkür ederim

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım, doğrudan üzerime alınmadım.
            Ancak yorumunuz sayesinde ben de çok fazla genelleme yapmış olduğumu gördüm ki hiç sevdiğim bir durum değildir. Benim durumum bir yerde sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yerden ziyade artık tüm süt ürünlerine karşı bir alerji oluşması. Fakat kimseye de karamsarlık aşılamak istemiyorum, o vebali alamam…
            Kaldı ki o kadar genelleme yapsam da istisnaları olduğunu da biliyorum. Eğer genelleme yaparsam, popüler kültüre ayak uydurmayan hanımlara haksızlık etmiş olurum.
            Size cevap olsun diye yazmamıştım, lütfen öyle anlamayın.

            Ayrıca karşı cinsin görüşlerini anlamak adına beni referans almayın diye de tavsiyede bulunayım, yanıltıcı olabilir :)

            Bu arada ben de sizin yaşadıklarınızın tersini yaşadım desem.

            Ben geçinip geçinemeyeceğimizi, hayattan beklentilerin uyumunu anlamak adına sosyal konularda muhabbet etmeye çalışırken ki mesleğim sebebiyle asosyal bir insan olabileceğim ön yargısıyla karşıma geliniyor, Üniversiteye dereceyle mi girdin? Ne kadar kira ödüyorsun? sorularıyla karşılaştım. Zaten beni üzen şeylerden en büyüğü de görüştüğüm insanların kişiliğimden önce kariyerimi göz önüne alması oldu.

            Hele anne babalar. Bir Allah’ın kulu sormaz mı oğlumuzun dini yaşantısı nasıldır? Alkolü, sigarası var mı? Huyu, geçimi nasıldır? Aileme soruyorum bunları sordular mı diye, hayır diyorlar, çok üzülüyorum. Bakıyoruz, varsa yoksa evi var mı? Arabası var mı? Annem bir hanıma sormuş kızınız evlenmeyi düşünüyorsa oğlumla tanıştıralım diye, kızım şu kadar maaş alıyor olmaz diye cevap almış :)

            O kadar genelleme yapıyorum ancak görüştüğüm hanımlardan sadece bir kişi böyle yapmadı, her şeyiyle de uygundu ama kısmet olmadı birbirimize ısınamadık…

            Okuyuculara bakış açısı olsun, bunlar da oluyormuş, görsünler diye yaşadığım şu ilginç olayı da paylaşmış olayım.

            Arkadaşımın biri iyi , mutaassıp bir komşusu olduğundan bahsetti ve evlilik çağında kızları olduğunu söyledi. Arkadaş hanımın babasıyla, eşi de annesiyle muhatap oldu. Biz bir araştıralım dönelim demişler. Aradan bir ay geçti, yine muhabbeti olmuş, bir hafta süre verin döneriz demişler. Ertesi hafta arkadaştan haber geldi. Hanımın ailesi baştan beni görmek istiyormuş. Hay hay dedim. Arkadaşın evinde hanım kızın ailesiyle görüşüyorum ki annem babam yanımda değil, herkesin kaldıramayacağı sorguya çekilme gibi bir durum. Görüştük, sizin için uygunsa kızınızla da görüşebilir miyim dedim. Hanım kızın annesi, “bizim için uygun ama biz kızımızdan habersiz iş yaptık, biraz önce konuştum, görüşmek istemiyorum dedi” şeklinde cevap verdi, ki beni hiç görmemişti bile. İyi günler dedik ayrıldık.

            Velhasılı her şeyin bir sebebi var. Maalesef önceki yaşadıkları insanı daha şüpheci hale getiriyor, soğutuyor. Artık benzer durum olduğunda saçma da olsa hanım kızın haberi var mı diye soruyorum…

          • ... diyor ki:

            Feyza Hanım,

            Bulunmuş olduğunuz çevrenin kıymetini bilin ve benim yaşamış olduğum aracı yada aday durumuyla karşılaşmamanız nimet. Yalnız karşımıza çıkan her kişi ve her olaydan öğrenilecek muhakkak bir şeyler vardır bende karşılaştığım durumlara şer olarak değil imtihan olarak bakıyorum.

            Ben cemaate tarikate mensup olan kişilerle de evlilik niyetiyle görüştüm. Bunların içinden de çalışmam gerektiği söylendi hemen mesleğimi soranlar oldu. Bir insanla evlilik kararı almak için cemaati tarikati başlı başına referans olmamalı. Evlilikte daha çok iki tarafın birbirine ısınması, huylarının uyuşması, ortak beklentilerinin karşılanması önemli.

            İnsan kendisini tanıyorsa mutlu huzurlu olacağı insanı da tanır hisseder. Sizinde bahsettiğiniz gibi muhabbet edebileceği hayalleri fıtratı zevkleri hakkında konuşabileceği anlaşıldığını hissedebileceği bir ortamın olması önemli.

          • Feyza diyor ki:

            Suleyman bey, rica ederim. Otuz yasin uzerinde ya da kendimden kucuk herhangi bir kisiyle gorusmedim. Yaklasik 25-29 yas araligi desem dogru olur. Hangi konuyla ilgili sormustunuz?

          • Feyza diyor ki:

            Sadece Fatih bey, estagfirullah, benim icin herkesin gorus ve tecrubeleri onemlidir, kendi akil ve duygu potamda eritip hayatima aktaririm ve faydasini cok goruyorum. ‘Baskalarinin hatalarindan ders alin, insan butun hatalari kendisi yapacak kadar uzun yasamiyor’ diye bir soz de vardi hatta. Kaldi ki sizin tespitleriniz yeterince isabetli. Bugun acilan ‘artist gibi tipe mi sahip olmak lazim?’isimli konu da sizin yaziniz olabilir mi diye dusundum, tabi sadece bir tahmin, uslup benzerligi de olabilir ama guzel bir yazi olmus yazari her kim olursa olsun.
            Anne babalarin onca yillik tecrube ve gozlemlerine ragmen cocuklarini evlendirirken dunyevi kaygi ve kriterleri on plana cikarip ahlaki veya dini bir artisi ya da zaafiyeti var mi diyor incelememeleri beni cok saairtiyor. Aklim almiyor gercekten. Suna inaniyorum her zaman, erkek kadindan dunyevi alanda bilhassa gunumuzde bir adim onde olmali. Tahsil, kariyer, calisiyorlarsa maas vs. Bunun sebebi dunyevi kaygi degil fakat kadinlarin daha hissi ve fevri yaliya sahip olmalari. Herhangi bir kavga, tartisma aninda sosyal statudeki artilarini kocasinin yuzune vurabilme potansiyelinin bu hissilik ve fevrilikle ilintili olarak biraz daha yuksek olmasi.O zaman bu, can yakici bir tartismaya donusebilir. Ama ahlaki ve dini zaafiyet varsa eger bir erkegin isi, kariyeri, maasinin huzur saglamak icin hicbir degeri yoktur. Bu ozellikler tek basina iken evlilikte esantiyondan ote gitmez. Bunu hadi genc kesim yasadigi sarhosluk nedeniyle goremiyorlar diyelim ama akli basinda, yasini basini almis anne babalar bu gercegi nasil perdeleyebiliyor, hakikaten anlamis degilim.
            Araci konusundaki tecrubenize gelince. Bizim de bir komsumuz vardi. Kizini gormeye geken oldugu zaman kiz hemen bize kacardi, ben kucuktum olaylari tam kavrayamiyordum ama annesinin gelip rahmetli anneme cok dert yandigini ve her seferinde evde bir kiyamet koptugunu cocuk aklimla da olsa hatirliyorum. En sonunda bu abla kendi buldugu biriyle evlendi, akibetini bilmiyorum. Yani bazen anne babalarin niyeti cok halis oluyor ama bu yeterli degil, once cocuklariini gorusmek icin ikna etmeliler, zoraki evlilik olmaz ki. Elin insanini oyalamaya anne baba dahi olsa hic kimsenin hakki olmaz, gecmis olsun diyeyim bu vesileyle.
            Siz temiz bir insansiniz belli ki, insaallah temiz bir insan karsiniza cikar ve mutlu olursunuz. Insanlardan umit kesilir ama Allahu Teala’dan umit kesilmez. Tukenmez umut kaynagimiz hz.Allah. Insanlar sanirim ne istedigini bilmiyorlar. Serseri tarzda insanlarla evli olup sadik kalmasini istemek, asip kesen, sovup sayan insanlarla evli olup kendisine merhamet duymasini ve ozel gunlerde de cicegini bocegini eksik etmemesini beklemek, soguk ve kibirli insanlarla evli olup kendisine yâr/yâran, hayat arkadasi, yakin bir dost olmasini beklemek, colde oturup kutup ayisi beklemek veya kutup noktasina agac dikip meyve vermesini beklemekten farksizdir.

          • Feyza diyor ki:

            … hanim, haklisiniz. Yasadiginiz olaylara ser degil imtihan gozuyle bakmaniz en dogrusu. Tarikat ve cemaatler tek basina belirleyici unsur olmamali haklisiniz. Benim cevrem kisitli, daha once de soyledigim gibi hayatin tam merkezinde yasamiyorum fakat guzel, nezih bir cevreye sahibim, Allahu Teala bir yerden alirsa baska yerden mutlaka bahşediyor, kulunu kimsesiz birakmiyor, gozetiyor, koruyor. Cekirdek ailem cok uzaklarda, ahirette gormek nasip olur insaallah fakat yakinlarim, cevremdekiler yalnizlik yasatmiyor, her konuda yardimci ve destek olmaya calisiyorlar, Allah hepsinden razi olsun.
            Bazen sunu da goruyorum anne babasi cok zalim insanlar melek gibi ese nasip oluyor. Yani anne babadan gormedigi sefkati esinden goruyorlar buna da sahit oldum. Kisaca Allah kuluna en guzel Vekil, yardimci, koruyan gozeten tek sahibimiz, her halimize binlerce hamd olsun. Allah’in merhametine o kadar inaniyorum ki.
            Tarikatlerde ekseri calisan hanim istemezler diye biliyordum benim kendimde ve cevremde denk gelmedi ama demek boyle istisnalar da olabiliyormus. Ben tarikat konusunda cok taassub sahibi degilim inanin, hak ve emin bir yolda olmasi yeterli karsimdakinin. Biz muhacir asilliyiz bizde akraba evliligi olmaz. Hatta akrabayi gecin,yakin komsu, ayni mahallenin insani vs dahi o gozle bakmaz birbirlerine, en azindan baksa da bunu dile getiremezler. Bu tabi kulturel bir olay, ama ayip karsilaniyor, gundeme dahi getirilmeyen bir mevzudur bastan elenir akraba ve cok yakin cevrenin insanlari. Size ilginc gelebilir. Uzak cevreden bir kisi ile tanistirdilar, yakin cevre zaten yasak. Bu kisi ile uygun oldugumuz kisisel nokta fazlaydi fakat itikadi anlamda cok aykiriydik. Ileride cocuklar oldugunda yetistirme babinda sorun yasanacak tarzda aykiriydik ve kisisel ozelliklerin onune gecti bu durum, cesaret edemedim. Ama pismanlik hic yasamadim aksine dogru olana hukmettigimi dusunuyorum hala. O tarz ucurum aykiriliklar olmadikca, hak yolda Ehli Sunnet yolunda oldukca cemaat taassubu gutmuyorum. Fakat ihlas ve istikamet ve itikadi uyumluluk mutlaka olmazsa olmaz nitelikte onemli diyebilirim.

          • ... diyor ki:

            Feyza hanım,

            Öncelikle bu dünyadan göç eden ailenize Allah rahmet eylesin. Allah sizi yalnız bırakmamış hayatınıza güzel insanlarla devam etmişsiniz. İnşallah evlilik hayatında da hayırlı yol arkadaşınızla devam edersiniz. Ben çerkezlerde böyle bir adetin olduğunu biliyorum. Akraba komşuyla evlenmek yasak ve genellikle geç evleniyorlar. Siz sanırım Boşnak’sınız?

            İtikadi noktada yaşadığınız anlaşamamazlık nedir? Haram yada mekruh olan durumlar kısmında mı Peygamber Efendimizin sünneti kısmında mı yoksa kader mevzuu kısmında mı? Bunu sormamın sebebi evet bazen dünya görüşü zıt insanlarla karşılaşabiliyoruz bunu fark etmek zor olmuyor ama dışarıdan dindar gözüken bir insanın itikadi yönünü nasıl tanıyabiliriz.

          • Feyza diyor ki:

            Cerkezleri bilmiyordum … hanim, evet Bosnak asilliyiz. Akraba eviligini cirkin birseye benzetirler, kotu bir soz degil ama edeben dilime degdiremem benzettikleri seyi. Cunku Resulullah efendimiz asv.in hayatinda olan birseyi ben o sekilde gibi tasvir etmekten haya ederim ama adetler bu sekilde, buna tesir etmem olanaksiz.
            Kader konusunda degildi ayri dustugumuz konular. Once bana hicbir cemaate bagli degil ama cok temiz, namazli abdestli biri diye tanittilar. Gercekten iyi bir insandi, namaz konusunda da dikkatliydi. Ama hicbir cemaate bagli degil derken zannettim ki kendi capinda bir Musluman. Cunku surekli gittigi devam ettigi bir sohbet grubu, vakif dernek yoktu gorunurde. Ama birkac kez konustuktan sonra egilimlerini farkedip kendisine hissetirmeden bazi sorular sorarak goruslerini anladim. Kandildi, kandilini tebrik ettigim zaman sizin de kandiliniz ….. dedi ama devamini getirmedi. Sebebini sordugum zaman kandillerle ilgili bazi kulak asinasi oldugum cumleler sarfetti ve oradan yakaladim. Cunku bu soylemleri daha once ustelik cok benzer ifadelerle bazi medyatik hocalardan duymustum. Kisaca kandillerin bid’at olduguna inaniyordu.

            Bu tek sebep degil elbette fakat ayristigim inanctaki cevrelerin anahtar sorusu gibi birseydi. Oradan kopya alinca gerisi corap sokugu gibi geldi. Mesela mahsustan annem icin Yasin-i Serif okumasina dair bir talepte bulundum. Olulere Kur’an okunmayacagini soyledi. Bunu gercekten talep ettigim icin degil dogrudan fikrini sormak yerine bu yolla tahmin ettigim bir gercegi teyid edip emin olmak istedim. Bazi hadis-i serifleri reddediyordu, hadislerin ayetlerle celisenlerine itiraz ediyordu vs. Bunlari kandil mevzusunda iskillenip sormaya baslanasaydim uzun sure anlamayabilirdim. Bu yonde bir aciklamqsi olmadi, ustelik benim ehl-i tarik oldugumu da biliyordu. Ama inanclari cok keskin ve netti suphe barindirmiyordu.

            Sunnetlerin hepsini reddetmiyordu hayir, ama bircoguna fazlaca mesafeliydi. Bunlari konustukca anladim. Zaten bunu farkettikten sonra ekseri bu konulardan bahsetim ki eger bu noktalarda uyum saglayamayacaksak digerlerini konusmaya hic luzum olmaz diye dusunuyordum. Emin olunca ise olumsuz bir netice ile sonuclandi.Kandil gunu bir vesile oldu, iste Allahu Teala belki baglanmadan evvel kesip atmam icin bir vesile sundu. Ayrintilar bu yuzden onemli … hanim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Bahsettiğiniz yazı bana ait. Ancak yapılan yorumlara cevap vermekten özellikle kaçınıyorum. Bu sebeple orada yorum yazmıyorum.

            O yazıda yer alanların çok şükür tamamı değil, bir kısmı benim tecrübelerim, kalan kısmı da etrafımdaki insanların tecrübeleri. Dikkat edilirse cümleler hep üçüncü tekil şahıs ağzıyla yazılı. Bu arada şunu belirteyim, görüştüğüm kişiler de aslında özlerinde iyi insanlardı ancak kendilerinden beklemediğim davranışlar ve istekler gördüğümden bu konuyu paylaşmak istedim, arkalarından konuşuyor gibi olmak açıkçası rahatsız ediyor. Çünkü görüştüğüm kişilerle ayrılma sebeplerimiz o yazıda bahsedilenlere doğrudan değil dolaylı olarak bağlıydı. Ancak ayrılma sebeplerim özünde şuydu, hanım arkadaşlar dünyaya benim gözümle bakmıyorlardı ve o kadar eleştirmelerine rağmen büyük ihtimalle kariyerim sebebiyle görüşmeye devam ettiler ki hiçbir zaman bu durumu ön plana çıkartmadım. Zaten beğenilmeme sebebim de bu. Onların beklediği gibi havalı bir tip olmayınca bu düşük bir sosyal statüm varmış anlayışı oluşturuyor ki bu da popüler kültürün zihinlerimize aşıladığı bir durum. Ye kürküm ye durumu.

            Başka bir yorumunuzda sosyal statü vb. muhabbeti olmuş. Ego olsun diye yazmıyorum, bu işlerin gediklileri de sen neden kendinden düşük profilde adaylarla görüşüyorsun diye beni eleştiriyor. Ben bu görüşe de katılmıyorum. İnsanları liglere ayırmayı doğru bulmuyorum. Eğer evlenme niyetleri olduğunu beyan ediyorlarsa, temel kriterlerimi karşılıyorlarsa anlaşıp anlaşamayacağımızı görmek için görüşüyorum.

            Görüşürsünüz, sonrasında anlaşırsınız ya da anlaşamazsınız. Mesele bu değil. Mesele evvelden takdir gören davranışların günümüzde eksiklik olarak görülmesi. Hep dediğim gibi kadın erkek de fark etmiyor bu konuda. Ben hanımların da benzer sıkıntıları çektiğini biliyorum. Umarım bir hanım da benzer bir yazıyı kendi açılarından ele alır.

            İyi dilekleriniz ve dualarınız için teşekkür ederim. İnşallah cümlemizin sonu hayır olur.

        • Gelincik diyor ki:

          Benim kızımın maaşı şu kadar olmaz demek ne demek ya bu kadar saçmalık olmaz belli bi vakitten sonra kimse gelmeyince de ne yapalım iyi erkek yok kime güvenecez derler üzümün çöpü armudun sapı denilince böyle oluyor insan ne ederse kendine eder

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Konu maddiyat olduğu için buraya bir arkadaşımın arkadaşının sözünü yazayım.

            “Ben parayla satın alabileceğim şeyler için evlenmem. Güzellik satın alınabilir, yemek hazır söylenir, ev temizliği vb. hazır alınabilir. Ancak eş muhabbeti, işte onu parayla alamazsın.”

            Çok uzatmak istemiyorum ama ben de ailesinden uzakta yaşayan, tüm ev işlerini kendi yapan, kendince bir ev düzeni, düzenli hayatı olan bir insanım, evime bekar evi diyemiyor kimse :) . Ben zaten kendi düzenimi kurduysam bunlar için neden bir bayana ihtiyaç duyayım ki. Hatta şöyle ki ailemleyken canım bir şey isterse annemden istemem bile yorulmasın diye, girer mutfağa kendim yaparım…

            Ancak eş dediğimiz kişi kimdir? Eş dediğimiz her sabah uyandığımızda yanımızda olduğu için şükrettiğimiz kişidir…

            Allah bu gözle bakacak kişilerle karşılaştırsın…

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Süleyman Bey Kardeşim’e

      “Konu birden niye çok eşliliğe geldi anlamış değilim.” DEMİŞSİN

      “Kibrit çöpündeki alevi gözünüze çok yaklaştırırsanız arkasın da ki ormanı görmezsiniz”

      “Herkesin baktığı yerden bakarsanız farkı göremez veya fark edemezsiniz”

      “Yaşanan, ortaya çıkan her SONUÇ’un mutlaka bir NEDEN’i (sebebi-sebepleri) vardır, sonuçları sebeplerden ayıramazsınız, ayırırsanız çok büyük bir hata yapmış olursunuz”

      Bu sözlerden sonra gelelim konunun ANALİZİNİ yapmaya.

      Elimizde ki sonuç-hüküm-soru ne?

      GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR, EVLENMEK İSTEMİYOR?

      Bu bir eylem ifade eden, hüküm bildiren bir önceki SOMUT GERÇEĞİN ( gençler evlen(e)miyor iddiası, gerçeği) sebeplerinin ortaya çıkartılması için sorulmuş bir soru.

      Siz bu gerçeği ve bunu doğru kabul eden insanlarin sorduğu ” GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR sorusuna “DOĞRU CEVAPLAR” vermek istiyorsanız bu sorunun öncesinde ki “GENÇLER EVLEN(E)MİYOR, EVLENMEK İSTEMİYOR” İDDİA’sını veya GERÇEĞİ’ni kabul ediyorsunuz demektir.

      Bu iddianın gerçekliğini kabul eden ve bu konuda çözüm önerileri olan insanın ilk yapması gereken sey bu probleme sebep olan nedenleri doğru tespit-teşhis etmek ve akabinde de en etkili yöntemler ile en kısa zamanda ve en kolay sekilde ortadan kaldırmak olmalıdır.

      Olaylara, insanlara ve problemlere peşin hükümlü, şartlanmış, duygularının etkisiyle AT GÖZLÜĞÜ ile değilde OBJEKTİF yönden bakan insanların buraya kadar olan sözlerime de itiraz edeceğini düşünmüyorum.

      Bütün bu açıklamaları neden yaptım?

      Bu konuyu tartışanların, yorum yapanların genelinin problemin çözümü (çözüm önerileri) konusunda ancak ve ancak ALT BAŞLIK olabilecek DETAYLARI “olmazsa olmaz çözüm önerisi” gibi gördükleri ve her geçen gün gittikçe büyüyen ve kangren olmaya başlayan bu problemin TEMEL ve ASIL NEDENLERİNİ gözlerden ve dikkatlerinden kaçırdıkları için bu kadar detaylı açıklama yapmak zorunda kaldım.

      Bu açıklamalardan sonra buradan bir kez daha iddia ve ifade ediyorum.

      Türk gençlerinin evlen(e)memsinin-evlenmek istememesinin en büyük ve asıl nedeni TMK’nın (Türk Medeni Kanunu) Allah’ın Müslüman erkeklere verdiği HAK ve Müslüman Kadınlara yüklediği SORUMLULUKLAR’ ına MUHALİF olan yasalardır.

      Bir başka ifade ile Türk Kadınlarına sağladığı sözde pozitif ayrımcılık ( 6284 sayılı yasa, ömür boyu nafaka, çocukların velayeti, % 50 mal paylaşımı, zorunlu tek eşlilik vb) ile Müslüman kimlikli Türk kadınını Kocasına karşı kışkırtan, asileştiren, şirretleştiren Kul Ürünü Yasalardır.

      Bu yasaların en kötüsü de TEK EŞLİLİK dayatmasıdır.

      Şimdi sizden ricam bugüne kadar ki tüm kabullerinizi, doğru bildiklerinizi bir kenara bırakın, mümkünse unutun ve Bu güzel ülkemizde TMK değil de ŞERİAT HÜKÜMLERİ-YASALARI geçerli olsaydı ve yasal olarak birden çok evlilik yapmak mümkün olsaydı ( medeni kanuna güvenerek şirretleşen, asileşen kadınların sebep olduğu ) boşanmaların ve buna bağlı olarak ortaya çıkan diğer problemler ( nafaka, çocukların velayeti, mal paylaşımdan doğan anlaşmazlıklar vb) azalır mı, artar mı?

      Allah rızası için bu konuyu çok boyutlu ve objektif düşünmeye çalışın.

      Son olarak birilerinin şahsımın özel hayatı ile ilgili merakını gidermek ve de hakkımda “suizan” da (yanlış tahmin) bulunmalarını önlemek için bir açıklama yapmak istiyorum.

      Sevgili hanımlar ve beyler Abdullah BİR ağabeyiniz sizin düşündüğünüz gibi KADIN DÜŞMANI, MUTSUZ, HUZURSUZ bir kişi değil.

      Ayrıca bu abiniz TEK EVLİ, KARISINI ÇOK SEVEN, KARISI TARAFINDAN DA ÇOK SEVİLEN HUZURLU ve MUTLU bir insan.

      Bilin Bakalım Neden? :-)

      Selam ve dua ile…

      • Ahmet diyor ki:

        Abdullah bey
        objektif olarak düşünüyorum haklı taraflarınız da var ama haksız olduğunuz tarafı daha çok

        tek taraflı düşünerek sorunlara çözüm değil sorun oluşturursunuz. yasalarımız da yanlışlar var evet ama sizin düşündüğünüz gibi tek taraflı değil.

        % 50 mal paylaşımı olması gerekiyor ama bu sizin düşündüğünüz gibi her şey benim olsun tarafından değil. mal paylaşımı evlenmeden önceki varlığınız ve evlendikten sonra ki varlık olarak ayrılmalı.
        evlenmeden önceki mal varlığını evlendikten sonra bir kaç ay evli kalıp ayrılan eşle paylaşılmamalı çünkü emeği yok ama 20 yıl ve üzeri sana eşlik yapmışsa onunda o malda hakkı vardır. evlendikten sonraki edinilen mallar ise kesinlikle %50 paylaşılmalı

        tek eşliliğe gelince günümüz şartlarında olması gerekiyor.
        Şeriat HÜKÜMLERİ-YASALARI da işleniyor olsaydı bu gün dini nikahın bir önemi kalmadığı toplumda asla kabul edilmezdi.

        çünkü şeriat HÜKÜMLERİ-YASALARI bir sineğin bile hakkını korur bu yüzden karşında ki eşini hakkını koruyabileceksen evlene bilirsin.
        ama bu para vermek değil canı gönülden 2. eşe razı edebileceksen 2. eşide birinci eşden ayrı tutmayarak gereken haklarını sağlaya bilecek sen maddi ve manevi her türlü ihtiyaçlarını hakk ile karşılayabileceksen gönül kırgınlığına sebeb olmayacaksan olur.

        bu gün siz de dahil kaç kişi var eşler arasında islami hükümleri hak ettiği şekilde uygulayacak hiç kimse yok

        bu yüzden ikinci evlilik bahsini kapatın
        bu zaman da böyle bir şeye ihtiyaç yok

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Ahmet’e
          Ahmetin hükmü yorumu;

          “onunda o malda hakkı vardır. evlendikten sonraki edinilen mallar ise kesinlikle %50 paylaşılmalı”

          Bunlarda Allah’ın hükmü

          “…siz çocuk bırakmadan ölürseniz, geriye bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. Şâyet çocuklarınız varsa o zaman bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır… Bu Allah’ın yasasıdır”(Nisa 12)

          “” … Ne bir anne çocuğu yüzünden, ne de çocuk kendisinin olan bir baba çocuğu sebebiyle zarara sokulmasın. Mirasçıya düşen de bunun gibidir” (Bakara, 233).

          Bu ayetler “Ben Müslüman’ım” diyen herkesi bağlar. Müslüman olmayanlar zaten bizim muhatabımız değil.

          Ayrıca:

          “bu yüzden ikinci evlilik bahsini kapatın
          bu zaman da böyle bir şeye ihtiyaç yok” DEMİŞSİN

          Bana aılk vermeyei bırak, kendi işiine bak, bir gün sana ” Ahmet bey 2.evlilik bahsini kapatayım mı veya buna ihtiyac varmı” diye sorarsam o zaman fikrini söylersin. Aksi taktirde o güne kadar fikirlerini kendine sakla.

          • Ahmet diyor ki:

            Abdullah hocam kırıcı olduysam özür dilerim.

            Ayetleri istediğimiz yerden alırsak kendi çıkarımıza hizmet eder

            ALLAH’ın hükümleri

            Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer. Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)( nisa/12)

            Anneler, (nikâhlı olsun veya boşanmış olsun, doğan) çocuklarını tam iki sene emzirirler. (Bu hüküm) süt emzirmeyi tamamlamak isteyen kimseler içindir. (Annelerin) yiyecekleri ve giyecekleri marufla (örf ve adete uygun olarak) kendisi için doğurulmuş olanın (babanın) üzerinedir. (Hiç) kimse kendi gücünün yettiğinden fazlasıyla mükellef (sorumlu) tutulmasın. Ne bir anne çocuğu ile, ne de kendisi için doğurulmuş olan (baba), çocuğu ile zarara uğratılmasın. Ve mirasçının üzerindeki (sorumluluk) da bunun gibidir. Fakat eğer (ana ile baba) müşavere ederek (görüşerek) rızalarıyla çocuğu sütten kesmek isterlerse, o taktirde onların ikisi üzerine bir günah yoktur. Ve eğer çocuklarınızı (süt anne tutup) emzirtmek isterseniz, vereceğinizi (taktir ettiğiniz emzirme ücretini), marufla (örf ve adete uygun olarak süt anneye) teslim ettiğiniz zaman artık sizin üzerinize bir günah yoktur. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun. Allah’ın yaptıklarınızı çok iyi gördüğünü bilin! Bakara s.233 ayet

            hocam elhamdülillah müslümanım ve de kulum hata da bendedir noksanlıkta ben kendimi üstün görmem.
            Hatam olduysa affola.
            Ayrıca ben Ayetleri bir kısmı ile değil kendinden önceki ve sonra ki de dahil bütününe bakarım.
            Benim için gerçek budur.

            Tek taraflı olmak benim yapım da yok

  16. Abdullah Bir diyor ki:

    GENÇLER NEDEN EVLENMEK İSTEMİYOR?

    Bir erkeğin ŞİRRET karısının yaptırımlarına muhatap olan erkek değil de AZGIN KARISI na yaptırım uygulayan taraf olabilmesi için o erkeğin birden fazla karısının (seçme özgürlüğünün ) olması gerekir.

    Ülkemizde yürürlükte olan Medeni kanunun birden fazla resmi evliliğe izin vermemesi herkes tarafından bilindiğine göre erkeğin azgın karısına yaptırım uygulamasının tek yolu gayri resmi (ama helal) veya gayri islami ( zina ) yöntemlerden birisi ile mümkündür.

    Allah’ın verdiği haklar ile yetinmeyen, bu haklar işine gelmediği için daha fazlasını isteyen ve Kuran hükümlerine ters, aykırı “ithal medeni kanun”un kendisine sağladığı bir takım HAKSIZ MADDİ KAZANIMLARI Allah’ın kendisine verdiği haklara TERCİH EDEN günümüzün bazı sözde Takvalı Müslüman, özde ise GÜNAHKAR, ASİ olan kadınları ŞİRRETLİK-AZGINLIK yapıyor.

    Bir başka ifade ile kocasına, dolayısıyla da Allah’a ettiği İSYANI, HAK ARAMAK ve DOĞAL HAKKI olarak görüyor.

    Ülkemizde ki evliliklerde, anlaşmazlık nedeniyle yaşanan boşanma sürecinde ve boşandıktan sonra karı-koca arasında yaşanan sıkıntıların, kadınların boşandıkları kocalarını PERİŞAN ve YOK EDİLMESİ GEREKEN DÜŞMAN olarak görmelerinin temel sebebi bu NEFSANİ ve ŞEYTANİ düşünce şekli değilde nedir?

    Bir olayı doğru olarak analız etmenin ve akabinde de doğru tespitlerde bulunarak doğru bir sonuca ulaşmanın ilk sartı “DOĞRU NOKTADAN YOLA ÇIKMAK” tır. Milletimizin çoğunluğunun tabii tutulduğu “algı operasyonu” na maruz kalmanın etkisi ile olayı (sebep-sonuç ilişkisi anlamında) en başından değil ortasından değerlendirmeye başlamak kadınları yanlış düşünceye ve yola sevk ediyor. Buda ulaştıkları sonuçun yanlış olmasına sebep oluyor.

    Şöyle ki,

    Erkeklerin nefislerine (cinsel ilişkiye) düşkün oldukları bir gerçek. Kadınlar da ( Sözde Müslüman olduğunu iddia eden kadınların tamamı ) bunun farkında. Ve (mevcut yasal zorunluluklardan dolayı ) kocasının “yasal tek karısı” olmanın kendilerine sağladığı ALTERNATİFSİZ CİNSEL PARTNER OLMA avantajını HER FIRSATTA kocalarına karşı “DEMOKLESIN KILICI” ( tehdit aracı ve silah) olarak kullanmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

    Bu cinselsizlik durumu cinsel ihtiyacını ve arzularını alternatifsiz-tek olan karısından başka tatmin edecek MESRU BİR ÇARESİ-YOLU olmayan; Allah’a olan samimi sevgisi ve inancından dolayı da zinaya bulaşmak istemeyen Müslüman erkekler için (tek kelime ile ifade etmek gerekirse ) ZULÜM ve EN BÜYÜK CEZA şeklidir.

    Peki sözde Müslüman olan karısı tarafından hiç hak etmediği halde uzun bir süre CİNSELSİZLİK ile cezalandırılan Müslüman erkekler ne yapıyor veya yapmak zorunda kalıyor?

    Cinsel arzuları (yaşı veya fıtratı gereği) çok güçlü olmayan bazı erkekler karılarının kendilerine uyguladıkları (odalarını veya yataklarını ayırmak seklinde) cinselsizlik cezasına karşılık bu alandaki istek ve enerjısını başka alanlara yönlendirmek, (masturbasyon vb) suretiyle bu zulme karşı sabrediyor, yaşamak zorunda kaldığı bu durumu kabulleniyor ve özde bekar, sözde evli olduğu “ESİR-KÖLE” hayatına devam ediyor.

    Cinsel arzusu, isteği ve gücü (yaşı veya fıtratı gereği) normal veya normalden fazla olan Müslüman erkekler ise içine düşürüldükleri bu çıkmazdan “MESRU veya GAYRİ MESRU” yöntemler ile kurtulmaya çalışıyorlar.

    Kimisi medeni kanunun tek olan resmi nikahlı ŞİRRET karılarına verdiği ALİ KIRAN BAŞ KESEN kimliğinin kendilerine vereceği “dünyevi sıkıntıları” göze alamadığı için bu ihtiyacını gecelik kaçamaklar (ki toplumun bir kısmı bunu çapkınlık olarak görse de bu ZİNA’dır) ile gayri mesru yoldan (ahiretlerini sıkıntıya sokmak pahasına) gideriyorlar.

    Erkeklerin kısmı ise mevcut yasalar birden fazla resmi evliliğe izin vermediğinden dolayı ahiretini sıkıntıya sokmamak için dünyevi her türlü riski ( TMK nın yaptırımlarını) göze alarak şerri nikah ile 2. evliliklerini yaparak bu sıkıntılarına “mesru ve helal” yönden çözüm bulmaktadırlar. Tabi bunu yapabilmeleri için buna niyet eden erkeklerin ekonomik durumlarının yeterli olması gerekiyor. Bu da ayrı bir kısıtlayıcı sebep.

    Hatta maddi olarak İkinci evliliğini yapma imkanına sahip olan, yapan erkeklerin bir kısmı resmi nikahlı karısının cinselsizlik yaptırımını-cezasını önemsemezler, 2. eşleri ile mutlu huzurlu bir hayat yaşarken, çocuklarının hatırına resmi nikahlı karılarıyla EVCİLİK OYUNU oynamaya devam ederler.

    Umarım bu açıklamalardan sonra Allah’ın erkeklere birden fazla evlilik yapmak için neden İZİN verdiğini ve günümüzün Müslüman erkeklerini azgın-şirret karıları karşısında KÖLE, MAYMUN-ŞEBEK, ŞAMAR OĞLANI, YANAŞMA pozisyonuna düşürenin Müslüman erkeklerin kendileri değilde (adı medeni olmakla beraber aslında gerici-yobaz olan) normal Müslüman bir erkeği tek bir kadın ile yasamak zorunda bırakan mevcut medeni yasalar ve erkeklerin evlenmek istememelerinin ve 30 lu yaşlarda olduğu halde hala bekar olan kadınların bekar kalmasının asıl nedeninin bu yasalar olduğunu anlamışsınızdır.

    Selam ve dua ile…

    • Derman() diyor ki:

      Eski çalıştığım yerde toki konutları vardı.Orda bazı kişilerin metresi vardı.Zaten 30 katlı binalar.Kimsenin kimseden haberi yok.Devlet uyuşturucu ve diğer şeyleri kanunsuz şeyleri toplu konutlar azaltabiliyor belki fakat fuhuşu artırıyor.Neyse yani bu metreslerin çoğu hep gizli.
      Şimdi bizim ehli sünnet nikahını” Mut’a” nikahından ayıran bazı özellikler var.Bunlar 1.Gizli yapılmaz,2 süresi olmaz.Bir kaç özellik daha var.Neyse.Eğer kişi kendince gizli nikah yaptım diyorsa vede kendince sıkılırsam bırakırım diyorsa bu dini yönden çok tehlikeli.Mut’a zinasından ne farkı kalcak ki.
      Abdullah Bir Bey Medeni Hukuku ya da diğer Hukuku açıp bakalım.Bazı kanunlar İslam şeriatına çok yakın.Tabi ben bu kanunlar bize yeter demiyorum.Şeriattan bahsetmişsiniz.Daha ayrıntılı bilgi için Cevat Akşit Hocanın İslam’da Ceza Hukuku,İSlam ticari hukuku ve diğer çalışmalarına bakabilirsiniz.Ben bu benzerliği bu hocamızın kitaplarından öğrendim.
      Abdullah Bir Bey isterseniz birde tarihimize bakalım.Osmanlı Devleti 600 yüzyıl şeriatla yönetildi.O kadar şeriatına bağlıydı ki Fatih Sultan Mehmet Kolundan olacaktı.Yani az kalsın kendi kolunu kestirecekti.Bu 600 yıllık İslam Devletinde evlilikleri açıp inceleyin.İnsanların çoğu tek eşli.Bazı küçük yöresel yerlerde iki eşlilik var.Fakat halkın çoğunluğu hep tek eşli.Osman Bey ‘in babası Ertuğrul Gazi Bey’imiz tek bir göz nuru var.Taci Kadın annemiz.Peki Selçuklu Devletine bakalım.Onlardada öyle.Hep tek eşlilik yaygın.Peygamber Efendimiz Hz Hatice annemiz vefat edene kadar hep tek eşli.
      Mesela 1983 senesine kadar yasalarımızda masraflı,gösterişli düğün yapmak kanunen suç.Türkiye’nin uluslar arası yaptığı insan ticaretiyle alakalı anlaşması var.Fakat ortalığı görüyorsunuz.Fıtrat demişsiniz.Yanlış anlamayında ben günde sadece sporla 2500-3000 kalori harcayabiliyorum.İsterseniz bakın 500 kalori yakmak için kaç saat koşmak gerekiyor.Fakat bekarım vede çok şükür Allah’a karşı utanacak bişey yapmadım.Tabi küçük günahlarımız var.O ayrı.Fakat zina gibi bişey aklımda hiç yok.İnsanın içinde sevgi eksikliği varsa bunu cinsellik dolduramaz.Acaba kız çocuğunuz olsaydı vede birisi onun kendisine 2. eş olmasını isteseydi ne yapardınız.
      Hep eskiden bahsettim.Mesela Malezya.Orda 4. eşe kadar müsade var.Fakat davulun sesi uzaktan hoş gelir derler.O ülkede dahi 2. 3. eşe pek taraftar değiller.Bir tanıdığım orda.Eğer bu ülkeden daraldıysanız oraya hicret edebilirsiniz.Yani hicret sevabıda kazanırsınız ve bizede örnek olursunuz.Suudi Arabistanda evlenmek için Kralın bizzat onayı gerekiyor.Çok şükür memleketimizde böyle bişey yok.Kötü örnek olduğu kadar iyi örnekte çok.
      Bize örnek olan Mürşide Kamillere bakalım.Hep tek eşli.
      Sizin derdinizi bilmiyorum.İnşaallah Allah yakın zamanda sıkıntınızı giderir vede gönlünüze göre verir inşaallah.Gerçekten bu düşüncelerimde samimiyim.
      Bide şu var bu yazının konusu gençler neden evlenemiyor.Çok eşlilik yazısı değil ki.Bu şekilde kimseyi ikna edemezsiniz.Yani Abdullah Bey biz evlenemiyoruz diyoruz siz ikinci eş diyorsunuz.Yanlış anlamayın yani bu mesele konu dışı.Selamlar…

      • Gelincik diyor ki:

        Aynı fikirdeyim Sayın Derman

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sayın Derman’a

        “Şimdi bizim ehli sünnet nikahını” Mut’a” nikahından ayıran bazı özellikler var.Bunlar 1.Gizli yapılmaz, 2 süresi olmaz. Bir kaç özellik daha var. Neyse.Eğer kişi kendince gizli nikah yaptım diyorsa vede kendince SIKILIRSAM BIRAKIRIM diyorsa bu dini yönden çok tehlikeli. Mut’a zinasından ne farkı kalacak ki. DEMİŞSİN

        Kişinin niyeti BOZUK ( süreli ve sıkılırsam bırakırım) ise yaptığınız değerlendirme doğru. Bu tür de (kötü) düşünce sahiplerinin yaptığı şerksiz süphesiz ZİNA’dır.

        Ancak NİKAH GİZLİ YAPILMAZ ifadeniz açıklamaya muhtac bir ifade.

        GİZLİ NİKAH ve O kadınlara söylediğiniz METRES ifadesinden kastınız ŞAHİTSİZ ve MİHİRSİZ bir birliktelik ise bunun adı zaten NİKAH olmaz. Yok eğer Müslüman bir erkeğin TEMİZ BİR NİYETLE ve NİKAH’ın ŞARTLARINI ( şahit, mihir kadının iaşesi, sorumluluğu vb) yerine getirmek kaydıyla mevcut medeni kanunun kadınlara verdiği ALİ KIRAN BAŞ KESEN türünde ki zalim ve haksız HAKLAR’dan dolayı ilk karısından ve cocuklarından gizlediği manasında ise sizin O İFFETLİ kadınları METRES olarak isimlendirmeniz sizi MÜFTERİ durumuna ve ciddi bir VEBAL altına sokar haberiniz olsun.

        Çünkü; Nikah’ın manası AKİT-SÖZLEŞME dir ve szöleşmenin tarafları NİYETLERİNDE SAMİMİ ve SÖZLEŞMENİN ŞARTLARINI YERİNE GETİRİYOR ise bu sözleşme-akit; yani NİKAH kulların gözünde olmasa dahi ALLAH’ın GÖZÜNDE GEÇERLİ, MAKBUL bir NİKAH’dir.

        Akıllı bir Müslüman da bu konuda KULLAR NE DER, DÜŞÜNÜR diye değil ALLAH NE DER, NE DÜŞÜNÜR’ü dert edinir kendisine.

        Diğer taraftan;

        “Bazı kanunlar İslam şeriatına çok yakın.” DEMİŞSİN

        TMK ‘da hangi meddeler ŞERİATA yakınmış, açık açık (maddeleri) yazsanda bizde öğrensek. Çünkü işim gereği TMK benim uzmanlık alanım ama ben bugüne kadar şeriat ile aynı veya örtüşen bir maddeye rastlamadım. Aksine maddelerin tamamı Allah’ın seriatı ile taban tabana ZIT, TERS.

        Örnek:

        1- Allah Kuran-ı Kerimde kadınların kocalarının malı üzerinde hakkı olmadığını söylerken TMK evlilik boyunca edilinen malların % 50 paylaşılmasını zorunlu kılıyor.

        2- Allah Kuran-ı Kerimde kadınların kocalarından boşanmaları halinde sadece ve sadece 3 iddet dönemi ( 3 ay 10 gün) erkekleri boşadıkları kadınların ihtiyaclarını karşılamaları gerektiğini söyler. Ama TMK boşanmış kadına “bir ömür boyu nafaka” verilmesini emrediyor.

        3- Boşanma durumunda Allah cocukların babaya verilmesi gerektiğini ( bazı istisnalar hariç) emrederken TMK genellikle çocukları anneye veriyor. Annede bu cocukları babalarına karşı silah olarak kullanıyor ve babalarına düşman ediyor.

        Ayrıca;

        “600 yıllık İslam Devletinde (Osmanlı İmp.) evlilikleri açıp inceleyin.İnsanların çoğu tek eşli…” DEMİŞSİN

        Sen ve senin gibi düşünenlerin en büyük yanılgılarından biriside verdiğin bu örnek ve örnek de ki KIYAS-BENZETME hatası.

        Söyle ki;

        Osmanlı İmparatorluğu devletinin Padişahları ülkeyi ve devlet işlerini GENELLİKLE ŞERİAT’a UYGUN yönetirlerdi ama Osmanlı Devleti tam manasıyla şeriat ile yönetilen bir DEVLET DEĞİLDİ.

        Ayrıca burada Ertuğrul Gazi’nin tek eşli olduğunu söylerken Osmanlı Devleti’nin 33 padişahının 30 tanesinin kendisine has HAREM dolusu cariyeleri ( karıları) olduğunu unutuyor veya gözlerden kaçırmaya çalışıyorsun.

        “bekarım vede çok şükür Allah’a karşı utanacak bişey yapmadım…zina gibi bişey aklımda hiç yok.” DEMİŞSİN

        Bu senin ŞAHSİ-FITRİ özelliğin. Neden her erkeğin seninle aynı GÜCE, SABRA veya İSTEĞE sahip olduğunu düşünüyorsun?

        Bu düşüncenin veya peşin hükümlülüğünün senin bu konuda ki düşüncelerinin SUBJEKTİF olmasına neden olabileceğin hiç aklına geldi mi?

        “Mesela Malezya.Orda 4. eşe kadar müsade var.Fakat davulun sesi uzaktan hoş gelir derler.O ülkede dahi 2. 3. eşe pek taraftar değiller.” DEMİŞSİN

        Sen hiç ömründe Malezya’ya gittin mi kardeşim? Malezya kültürü ve insanları hakkında ne biliyorsun? Senin bir arkadaşından duyduğun TEK bir söz ile Malay Halkı ve orada ki İslami yasantı hakkında nasıl ve neden genelleme yapıyor ve bir iddiada bulunuyorsun? Bu ne kadar bilimsel sence?

        “Eğer bu ülkeden daraldıysanız oraya hicret edebilirsiniz.Yani hicret sevabıda kazanırsınız ve bizede örnek olursunuz.” DEMİŞSİN

        Yok ben ülkemden daralmadım. Benim ülkemle bir problemim yok. Benim problemim bu cennet ülkeyi cehenneme cevirmek isteyenler ve onların değirmenine bilerek veya bilmeden su taşıyan hain ve cahiller ile.

        Aksine dünyanın 11 ülkesini gezdim ama bu ülkeden daha güzel ve yaşanabilir bir yer bulamadım.

        Sözümü dinleyeceğini düşünsem seni ve senin gibileri mutlu etmek için hicret ederek değil ama başka sekilde sana örnek ve destek olmak isterdim.

        “Sizin derdinizi bilmiyorum.İnşaallah Allah yakın zamanda sıkıntınızı giderir vede gönlünüze göre verir inşaallah.” DEMİŞSİNİZ

        Gönlün rahat olsun kardeşim :-) Belki inanmayacaksın, belki de çok şaşıracaksın ama su anda benim bu konuyla alakalı hiç bir derdim yok. Aksine ben tek evli, çok mutlu ve huzurlu, Müslüman bir erkeğim.

        Tahmin et bakalım ben neden mutlu ve huzurluyum… :-)

        Selam ve dua ile kardeşim.

        • Derman() diyor ki:

          Şimdi bir sınıfta 40 kişi bulunur.Bu 50 kişiden belki 10’u istediği bölümü kazanır.Üniversitede öle.Bir sınıfta okuyup mezun olan kimse okuduğu bölümün niteliklerine sahip olamayabilir.Yani bir konuda bilgi sahibi olmak ayrı meslek sahibi olmak,o konuyu özümsemek çok farklı şeyler.
          Ben şuan yalnız yaşıyorum ve ev işlerinide ben yapıyorum.Tuvaleti temizle,bulaşıkları yıka,evi temizle,ütü,çamaşırlar yemek yap.Bu liste uzayıp gider.Yani evi siliyorum 2 gün sonra her taraf toz içinde.Kendi evimi düşünüyorum da ev hanımlığı çok zor bir iş gerçekten.Evli bir hanım aslında tüm bunları yapmak zorunda değil fakat yapıyor.Düşünün bir eğer eşiniz tutumlu olmasa,titiz olmasa bir erkek olarak ne para biriktirebilirdiniz nede ev alabilirdiniz.Yani ben eğer kadın iyi niyetli ve bu işleri aksatmadan yapıyorsa mallarda onunda hakkı çok.
          Mesela şeriaatta kol kesme cezası var.Mesela sizin kaleminizi beğendim ve onu çaldım.10 tane şahitte gördü.Şimdi benim kolumumu kesecekler.Hayır.Hadi 10 tane ayrı yerden bin beş yüz liralık toplam 10 tane telefon çaldım.Şimdi kolumumu kesecekler.Hayır.İslam bu suça kol kesme cezası vermiyor.Kaynak:İslamda Ceza Hukuku(M.Cevat Akşit)
          Araştırırsak eğer bunun gibi çok şey bulabiliriz.TMK’ya biraz daha çalışın.
          Malezya’lı çok kişi tanıdım.Yani ülkeleri dışardan gezmek ayrı,bir ailenin içinde yaşamak ayrı.
          1 yıl Pakistanlı evli biri ile aynı evde yaşadım.Senin bu istediklerinin çoğu Pakistanda var.Fakat ordada tek eşlilk yaygın.
          Bazı yazılarınız çok öfke dolu.Fakat kitap yazdığınızı söylüyorsunuz.Yani bu öfkeyle insanlara nasıl rehberlik edeceksiniz bilmiyorum.
          İslam tarihi 1400 sene.Bunun 600 senesi Osmanlı,280 senesi Selçuklu.Yine bir çok kurulan devlettede Anadolu ve Orta Asya kültürü hakim olmuş.Bunları göz ardı edersek şeriaat ilk dört halifeden başka zamanda yaşanmamış o zaman.
          Herkes bildiğinin alimi bilmediğinin cahilidir.
          Neden mutlu ve huzurlu olduğunu tahmin edemiyorum.Merak ettim açıkcası.Evlilik sözleşmesi falan mı yaptınız acaba?
          Selamlar

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Derman Kardeş’e

            “eğer kadın iyi niyetli ve bu işleri aksatmadan yapıyorsa mallarda onunda hakkı çok.” DEMİŞSİN

            Allah’ın kadına “senin erkeğin(kocanın) malı üzerinde hakkın yok” diyor sen “var, hem de çok var” diyorsun. Sen Allah’dan dah mı merhametlisin?

            “Şimdi kolumumu kesecekler.Hayır.İslam bu suça kol kesme cezası vermiyor.” DEMİŞSSİN

            ““Hırsız erkek ile hırsız kadının irtikâb ettikleri suça bir karşılık ve Allah tarafından insanlara ibret verici bir ukubet olmak üzere ellerini kesiniz. Allah azîz ve hakimdir /mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.” (Maide 38)

            Ya bu ayetden haberin yok, yada bu ayetin senin için bir anlamı yok. Hangisi?

            “TMK’ya biraz daha çalışın.” DEMİŞSİN

            Tekrar kesin olarak söylüyorum “TMK uzmanlık alanım. Bu konuda “ders verecek” bilgi düzeyine sahibim. Bilmediğin konuda “eksikliğini” kabul et. İddialarını da kuru sözler ile değil “deliller” ile kanıtla.

            “Herkes bildiğinin alimi bilmediğinin cahilidir.” DEMİŞSİN

            Bak bunda “kısmen” haklısın. Kısmen çünkü, bazıları “bilmediğinin de alimi”

            Mutlu olmak için “kul ile sözleşme” yapmaya gerek yok, Allah ile yaptığımız sözleşmeye uyalım yeter.

            Son olarak bilmeni isterim ki ne seninle, ne de başkalarının şahsıyla her hangi bir derdim yok. Benim tek derdim yanlışa engel ve doğrunun öğrenilmesine, yayılmasına aracı olmak.

    • Feyza diyor ki:

      Abi birseylere ofkelisiniz, bunun altinda yatan ve size bunlari yasatan bir insan olmali. Sadece toplumsal gozlem degil, mutlaka kisisel yasanmisliklariniz var ve kadinlarin ekserisine olan tepkiniz buna bagli olmali. Sizin bu yazida tepkisellikle yazdiginiz seylere hak vermemek mumkun degil. Madem tek eslilik isteniyor o halde elini tasin altina koymali kadinlar. Kaldi ki cok esli de olsa bir erkek, hanimi yine bu vazifelerden feragat etmez. Yine kocasinin uzerindeki hakki ayni. Ama tek esli olup kocasini memnun eden tanidigim cok hanim var abi, sanirim cevre farkliligi ile ilgili. Oyle guzel huylu, mulayim tabiatli saliha hanimlar var ki tanidigim.. Size nasihat etmek yas ve tecrube farkiyla haddim degil, sadece kara bulutlarinizi biraz dagitip beyaza cevirmek istedim :) Iyi insanlar, iyi kadinlar hala varlar. Yasalar ve olusan kultur kirliligi ile ahlakin dejenere olup fitratin mutasyona ugramasina sebep oldu haliyle yuz yil onceki gibi degil insanimiz. Sadece yiyip ictiklerimizi dusunsek ve bunlarin mizacimiza nasil sirayet ettigini dusunsek dahi olusan bu bozulmanin, kullarin isyankarliginin sebebini anlayabiliriz. Tv.internet bunlari hic saymiyorum dahi. Dini egitim deseniz okullarda verilmiyor. Aileler de cocuklarina disiplinli bir din ve ahlak ve egitimi veremiyor, once yiyip ictiklerimiz ve sonra gorduklerimiz duyduklarimiz zihin ve gonul dunyamizi kirletiyor. Muslumanlar savunmasiz gercekten savunmasiz birakilmis. Bu yaklasik yuz elli yillik bir gecmisin mahsulu ve bu tablolar kacinilmaz. Herkes ayni dini hassasiyette yetistirilme luksune de sahip olmayinca aileden ve disardan ne gorurse algilari buna yatkin gelisiyor ve bircok kotu ahlaki vasiflar bir sure sonra toplum nezdinde normallesiyor. O yuzden tepki duydugum kisiler olsa da onlara cok kizamiyorum. Toplu verem hastaligina tutulmus insanlarin yasadigi bir beldeyr saglikli bir insani soksaniz kendini ne kadar koruyabilir? Koruyamamasinda onu o beldeye gonul rizasiyla goturup teslim eden kisinin vebali daha fazladir. Umarim anlatabiliyorum ne demek istedigimi. Zincirleme trafik kazasi gibi birsey bu nesilden nesile…Ama iste hala iyiler de var, onlari guzel yetistiren anne babalardan Allah razi olsun ve sayilaruni artirsin. Dunyanizi biraz pembeye boyamak istedim mazur gorun abi, iyi niyetimden supheniz olmasin.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Feyza Hanım Kardeşim’e

        Yazdıklarının hepsinin altına imzamı atıyorum. Objektifliğini, Basiretini ve temiz yürekliliğini tebrik ediyorum kardeşim.

        Allah’ım sana göz aydınlığı olacak ve sinesinde huzur bulacağın, senin kıymetini bilecek, senin ondan, onun senden razı olduğunuz bir evlilik ve Müslüman bir koca nasip etsin. (Amin)

        Diğer taraftan;

        Güzel yürekli kardeşim gönlün rahat olsun, benim için üzülme. Ben öfkeli, huzursuz veya mutsuz bir insan değilim. Ve yazdıklarımın arkasında yatan sebep ŞAHSİ DEĞİL, TOPLUMSAL. Senin düşündüğünün tersine ben su anda tek bir kadın ( karım benim dünyam ve ben karımı çok seviyorum :-) ) ile evli, çok mutlu, huzurlu bir insanım.

        İlk bakışta bu sözleri yazan bir erkeğin hali hazırda HUZURSUZ, MUTSUZ, ÖFKELİ ve KADINLARA DÜŞMAN bir erkek olduğu YANILGISINA diğer bir çok insan gibi sende düşmüşsün. Bu tahmin veya düşünce YANLIŞ. Çünkü “Abdullah Bir” abin “tek karısıyla” mutlu ve huzurlu bir Müslüman. Zannedildiği gibi asla ve asla 2. bir eş peşinde değil. Tabi bu kadar mutlu ve huzurlu olmamın önemli bir sebebi var.

        Bil bakalım bu sebep nedir? :-)

        • Feyza diyor ki:

          Abi oncelikle cok tesekkur ederim guzel dusunce ve temennileriniz icin, beni duygulandirdiniz Allah razi olsun ne diyecegimi bilemedim.
          Ben sitede sizler kadar eski degilim fakat bircok yorumlari okudum, aslinda bu bana isik oluyor. Okuduklarimdan kemdimce dersler cikariyorum. Ama elbette hepsini okumam mumkin degil denk gelen gozume ilisen eski yeni demeden bircok yazi ve yorumu okusam da hepsini okumam mumkun degil cunku o kadar fazla ki :)
          Genelde gordugum sizin karamsarliktan ziyade kimsenin begeni ya da elestirisine kulak asmadan hep dogrulari ve inandiklarinizi yaziyor olmanizdi. Boyle samimi insanlari sevdigim icin sizi de takdir ettim. Ama okurken bazi zamanlar sizin tepkilerinizin altinda sadece toplumsal gozlemlerinizin degil, yasadiginiz ve icinizi burktugunu dusundugum aci tecrubelerinizin oldugunu da hissederek oyle pembe dunyaya kapi aralayan bir yazi yazarak guzel bir tablo cizip gonlunuzu ferahlatmak istedim. Sizin bir karamsarlik icnde oldugunuzu dusunurken sizi suclayici bir dusunceye ise hic girmedim, cunku yasim cok buyuk olmasa da sunu biliyorum, ogrendim. Herkes bildiginin alimidir. Tecrubeleri ve imtihan alanlari hayata ve insanlara olan bakisini bicimlendirir. O yuzden insanlarin cogu zaman bir olaya fazla tepki verdigini dusundugum zaman bu bana tuhaf gelmiyor cunku mutlaka benden fazla bildigi veya gecmiste yasadigi bir tecrubenin, gosterdigi tepkiyi benim duydugum tepkinin onune gecirdigini dusunup uzerinde dusunmeye ve o kisinin bu tepkisinin sebeplerini anlamaya calisiyorum, hak veriyorum. Ve gercekten o kisiyi anlamaya calistigim zaman hak verecek sebepleri oldugunu goruyorum. Onun yerinde olup bunlari gorseydim ve yasasaydim ben de bu tepkisellikte olurdum dedigim cogu zamanlar oldu. Sizin de hem yas hem meslek hem ozel yasam itibariyle gecerli sebepleriniz oldugunu dusundugum ve topumun geneline bakinca bir erkek gozuyle, kadinlarin geneline atfettiginiz elestirel yazilarda gerceklik payiniz cok fazla.
          Yani sizin genel anlamda ofkeki oldugunuzu degil, belli baski konularda ofkeli oldugunuzu ve sebepleriniz oldugunu dusundum bu dogru fakat sizin ikinci es konusunu acma sebebinizin boyle bir arayista olmaniz olmadigini ben cok iyi biliyordum. Hatta icimden, adamcagiz kadinlardan zaten bikmis, degil ikinci es, bu saatten sonra herhalde tek esli bir hayat dahi istemiyordur gozu korkmus :) filan diye dusunuyordum :) Bu poligami konusunu acma sebebinizin karsidaki kadinin dini anlamdaki hassasiyetini olcmek icin sorulacak bir sorudan ote olmadigini da zaten en basta anlamistim. Kadinlardan neredeyse bikmis bir insanin kalkip ikinci es arayisinda oldugunu dusunmek zaten abesle istigal olur.
          O yuzden gonlunuzu ferah tutun abi. Ben sizin niyetinizi gayet iyi anladim. Tek esli ve mutlu bir insan olmanizin sebenini sormussunuz. Klasik cevap sevgi saugi hosgoru olur sanirim. Inancli bir haniminiz varsa hakkiniza riayet ediyorsa ve siz de ediyorsaniz mutkulugun anahtari sanirim bu olur. Ya da zulmeden bir tek esiniz varsa sayesinde ahireti kazandiginiz icin de mutku hissedebilirsiniz :) Bunun sebeplerini asil sizden dinlemek isteriz.

    • Ahmet diyor ki:

      Abdullah bey

      Benim anladığım bir tek şey var o da sizin psikolojik olarak yaşadıklarınızın dışarıya vurumudur bu anlattıklarınız.

      sizin anlattıklarınızın medeni kanunla bir işi yok. Siz birinden yakınıyorsunuz ikincisini göze almışsınız. Bu büyük bir yanlış.

      Zamanın birinde adamın biri sabah namazına sabah namazına herkesten önce gelirmiş. Başka biri ne yapsa ondan önce gelemeyince sormuş nasıl bu kadar erken gelebildiğini.
      Adam gülerek Bende iki tane hanım var biri kahvaltımı hazırlar diğeri de elbiselerimi hazırlar giydirir diye cevaplamış.

      tabi buna inanan muhterem de gider ikinciyi alır erkenden camiye gelmeye başlar.
      ne oldu arkadaş sen bu kadar erken gelmezdin der birincisi.
      adam sorma arkadaş der karı dırdırından evde duramıyorum der.

      sizin ki si yağmurdan doluya sığınmaya benziyor.
      Kusura bakmayın siz birini idare edemezken ikincisi çok ağır gelir.

      Ayrıca da sizin başınızdan geçen olayların medeni kanunla hiç bir alakası yok.

      TAMAMI İLE CEHALET İLE BAĞLANTILI

      90 yıldır İslama açılan savaş ve cahil bırakma politikaları yüzünden ilim ile alakası olmayan bir toplum oluştu.
      islami eğitimden uzak eğitimler verilince cehalet içinde bir toplum ortaya çıktı.
      90 yıldır okullarda ilim sahibi değil para kazanması için meslek sahipleri yetiştirilir oldu.
      İslam ile alakası olmayan imamlar, öğretmenler, doktorlar, mühendisler vs. yetiştirildi.
      Bunlar yaptıkları işi nasıl daha çok para kazanabilirim üzerine yapıyor bu da toplumun bozulmasında baş sebeplerden geliyor.
      üniversitelerdeki hocaların kaç tanesi ALLAH’In rızasına göre öğrenci yetiştiriyor.
      Ayrıca yabancı Profesörler aldıkları eğitimden ve araştırmadan sonra Müslüman oluyor.
      bizde kinler ise aldıkları eğitimden sonra Haşa ALLAH’ı inkar ediyor.

      Eğitim sistemimizin dandikliği burada ortaya çıkıyor.
      Profesörlük almış insanların cehalet içinde olduğu bir ülkede halktan ilim sahibi olmasını bekleyemezsiniz.
      sizin yaşadıklarınız tamamen cehaletten geliyor. Gerektiği gibi okuyup ilim sahibi olsaydık bu gün boşanmalar evliliklerden çok olmazdı.
      o medeni kanun da hiç bir işe yaramazdı.

      evlilik konusunda sema hanımın çok güzel kitapları var alın okuyun.
      bu sitede de çok güzel paylaşımlar var yaşadıklarınızı bir kenara bırakıp anlayarak okursanız icabında kendinizin de yaptığınız hataların farkına varırsınız.
      Hiç bir kul hatasız olmaz UNUTMAYIN

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Ahmet’e

        Allah ve Resul askına insanlar, olaylar ve konular hakkında FİKİR sahibi olmadan önce BİLGİ sahibi olmayı dene.

        Belki o zaman bilmediklerini ve bilmediklerin hakkında yorum ve eleştiri yapmamayı öğrenirsin.

        Ayrıca sana senin yönteminle (kıssa anlatmak) bir tavsiyem var.

        Hakkında (eğitimi, aile ilişkileri, medeni durumu, uzmanlık alanı, tecrübeleri, bilimsel çalışmaları vb) hiç bir şey bilmediğin bir insana teşhis koymadan ve tavsiyelerde bulunmadan önce “Mashar Osman” ile hastası arasında geçen yaşanmış bir kıssayı (DELİ teşhisi konulması olayı) oku.

        Emin ol bu olay bile tek başına seni bir çok olumsuz durumdan ve insanların gözünde madara (yaptığı veya söylediği sözler ile cahil, komik, gülünç, alay edilen durumuna düşmek) olmaktan kurtarmaya yeterde artar bile.

        • Ahmet diyor ki:

          Abdullah hocam

          ALLAH’a hamd olsun
          insanlar hakkın da gerektiği kadar bilgim var. çağımız da insanların ne kadar bencil ne kadar çıkarcı olduğunu çok iyi biliyorum.
          Dini kullanarak milyonlar kazanan milyonlar var.
          Kur’an-ı kerimi ve hadisleri bildiğini zanneden bir milyon diyanet camiası mensubu var.
          AMA ne yazık ki 80 milyon nüfusa sahip ülkem ALLAH’ın ne kadar haram ettiği şeyler varsa onların peşinde koşuyor.
          Alkol
          Zina
          uyuşturucu maddeler
          kumar
          hırsızlık ve daha binlercesi
          zina bile haram olan Aile içine girmiş durum da sen neyi görüp bildiğini zannediyorsun hocam
          kendi çıkarları doğrultusun da Kur’an ayetlerinin içinden işine gelenleri cımbız ile çekip ayetleri kendilerine kalkan eden sözde alimler doldu ülkede.
          ALLAH’ın helak ettiği kavimlerin helak olma sebeplerine bir bakın ve yaşadığımız çağdaki sebepler ile kıyaslayın.
          Helak olan bütün kavimlerin helak olma sebepleri bizlerde olduğu gibi haddinden fazlası var.

          neye hangi miktarda inandığın önemli hocam.
          çoban besmeleyi çekmiş suyun üstünden yürüyerek gidiyor hoca efendiye bakıyor nehrin kenarın da bekliyor.
          dönüp soruyor ne oldu hocam gelsene diye
          hoca söyleyen dil ben de inanan kalp ise sende diyor.
          100 yıldır yapılan yanlışlar sayesinde iman ehli alimler yerine meslek sahibi insanlar yetiştiriyor üniversiteler.
          bunlara imam da diyebilirsiniz öğretmen de anına ne korsanız koyun
          Bu ülkede bile insanlar
          1 paraya tapıyor para olmadan hayır bile yapılmıyor.
          2 puta tapılıyor adı ne olursa olsun ölünün tapıcısı olmuşlar

          Beni küçümseyip bana kızacağınıza içinde bulunduğumuz durumlara kafanızı dışarı çıkarıp tarafsız ca bir bakın dünya da neler oluyor.

  17. Sadece Fatih diyor ki:

    Yazıda ben gibi küskünlerden de bahsedilse güzel olurdu aslında. Popüler kültüre ayak uyduramadığı için neredeyse toplumun her kesimi tarafından yerin dibine sokulup sokulup çıkartılan ben gibi artık çeşitli sebeplerle evlilik kurumundan soğutulmuş insanların sayısının da epey fazla olduğunu düşünüyorum. Bu zamana kadar bu konularda edindiğim “tecrübe” şu: Popüler kültürün dayattığı rol modellere uymuyorsanız karşı cins olarak değeriniz yoktur…

    İster popüler kültür diyelim ister materyalist-kapitalist düzen diyelim, toplumumuzun ahlaki ve manevi yapısını bozan yeni dünya düzeni günümüzde maalesef önceden hiç olmadığı kadar ülkemizde de etkisini hissettirir oldu.

    Küreselleşen dünyada toplumun hangi kesiminde yetiştiğinizin de pek bir önemi yok. Ahlak, maneviyat gibi olguların ayaklar altına alındığı bir ortamda ister muhafazakar bir ailede yetişmiş olsun ister başka bir hayat felsefesi sahibi olsun, bireylerin karşı cinste kriter olarak aradığı şeyler maalesef kendilerine bu popüler kültürün dayattığı modeller.

    Halbuki dizi ve filmleri kenara bırakıp gerçek hayata dönecek olursak hayal ürünü modellerin arayışına düşmektense hayırlı bir yuva kurmak için gerekli olanların o rol modellerin sahip olduğu özellikler olmadığını göreceğiz.

    Bir diğer husus da şu. Haramlar hafife alındığı için günümüzde nikahın sorumluluğunu almadan beraber yaşamak insanlara daha kolay geliyor. Burada kastettiğim aynı yatağı paylaşmaktan öte fıtrat gereği var olan kadın-erkek muhabbetinin kutsallığına saygı gösterilmemesi, dolayısıyla da evlilik kurumunun hak ettiği saygıyı görmemesi.

    Allah’ın insanlara aile kurmaları için vermiş olduğu bu duygular, iç güdüler o kadar laçkalaştırıldılar ki artık saygınlıklarını yitirdiler. Sevgi denilen duygu artık tektaş yüzük fiyatı ile ölçülebilecek kadar ucuzlaştırıldı. O kadar ucuzlaştırıldı ki birbirlerine sevgilim-aşkım, sensiz yapamam diyen insanlar en olmadık bahanelerle ayrılıp aynı cümleleri birlikte oldukları başka kişiler için de kullanır oldular ve o kişilerin yerine sürekli yeni kişiler gelir oldu.

    Yuva kurmanın kutsallığına inanan insanlar da popüler kültürün dayatmalarıyla eski kafalı ilan edildi! En mantıklı evlenme yöntemi olan akıllı referanslı görücü usulü görüşmeler artık insanların burun kıvırdığı bir yöntem haline geldi. Dahası bu görüşmelerde bile artık ilk görüşte şiddetli etkilenme aranır olduğundan (daha doğrusu popüler kültürün bilinç altımıza dayattığı modeller beklenir olduğundan) artık bu görüşmelerden de sonuç alınamaz oldu.

    Belki toplumsal olarak bazı şeylerin farkında değiliz ancak bir otuz sene sonra Doğu Avrupa ülkeleri gibi olduğumuzda iş işten geçmiş olacak!

    • Süleyman diyor ki:

      Dediklerinize katılıyorum Sadece Fatih Bey. Çok doğru noktalara değinmişsiniz fakat bunların hiçbiri çabalamayı bırakmak için geçerli bir neden değil. Sizin haliniz sanırım 3. durumda anlatılmış. Yaşadığınız olumsuzluklar ve şu an içinde bulunduğunuz ruh hali sizi yolunuza devam edip risk almaktan çekinir hale getirmiş. Bu sebeple şu anki halinize sarılıp, artık bu saatten sonra çabalasam neye yarar düşüncesi ile o ruh halini terk etmekten çekiniyorsunuz. Yeni kötü örnekler görmekten, kötü deneyimler yaşayıp tekrar üzülmekten korkuyorsunuz. Korkmayın hayat böyledir. Bazen doğru sonuç için defalarca yanlış denemelerde bulunabilirsiniz. Mesele bu süreçte haramlardan sakınmak ve yılmadan denemelere devam etmek.

      Birde bizim genel olarak kaçırdığımız konu da şu. Eski evlilikleri acayip kutsuyoruz. İlk görürler evlenirlermiş diye övüyoruz fakat bu tür evliliklerin de sıkıntıları fazla idi. Sizin benim gibi kişilerinde çekebileceği şeyler değildi. Örneğin benim dedemin babası sert bir insanmış. Bir gün dedemin annesi bir avuç buğdayı, kuru üzümle takas etmiş. Eve geldiğinde dedem bunu görünce öyle bir vurmuş ki kadına fesi (eskiden başörtünün üstüne takarlarmış bizim oralarda) bir tarafa yamulmuş. Yani hanımlar hemen evlenebilmek için böyle bir evliliği ister miydi? Ya da evlendirirlermiş hiç beğenmezmiş eşini. Kadın büyük olurmuş yaşlarca erkekten. Bunlar başımıza gelse razı olmuyoruz. Olamıyoruz fakat doğru seçim yapmak sebebiyle biraz beklemeye de razı değiliz.

      Yani demek istediğim evlilik sürelerinin kimi önemli kriterler ve hassasiyetler getirilmesi sebebiyle belli bir oranda uzatılması kötü görülmemeli. Eski evlilikleri de sanki her şeyi ile mükemmel, ah eskiden ne güzeldi işler denilmesi bana abartılı geliyor. Çünkü ben bu görüntüleri görüyorum. Hala büyüklerim de de görüyorum. Evlendirilmiş hemen genç yaşında. Eş çok dindar ama hanım oralı değil ya da hanım çok dindar kocası hiç oralı değil.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Benim içinde bulunduğum durum risk alıp almamadan öte perşembenin gelişi çarşambadan bellidir mantığı. Olmuyorsa zorlamanın anlamı yok. Allah insana akıl fikir vermiş. Bir insan kendisini bile bile niye zora sokup üzsün ki?

        Şöyle ki mesela lig maçları başladığında tüm takımların puanları eşittir ve teknik olarak şampiyon olma şansları eşittir. Ancak realite öyle değil.
        Zayıf bir takımın şampiyon olacağını kimseye inandıramazsınız. Ne kadar iyi oynama niyetleri olursa olsun zayıf takımların doğru dürüst taraftarı da olmaz zaten. (Bana da denildiği gibi ben de amatör ligde oynamalıymışım artık. Ancak oyundan ve ligden ne kast edildiğini halen anlayamadım 😀 )

        Önceleri tam anlamıyla kafamdaki gibi biri olmasa da yuva kurma niyeti olduğu söylenen biri olduğunda görüşürdüm. Ancak şu an ben de yokuş yapıyorum. Çünkü popüler kültüre ayak uyduramadığım için taraftarım yok. Gözümün üstündeki kaşım bile eleştirildi desem inanılır mı ama evet eleştirildi! (Anne-babalar yani “eskiler” çok seviyor ama 😀 )

        Bugün flört hastalığı ilkokul sıralarına inmiş durumda. Beş vakit namazını kılan bir hanım bile hiç kimseyle çıkmadığın için tecrübesizsin diye bana ithamda bulunmuştu mesela.

        Maalesef evlilikte karı kocayı bir arada tutan şeyin salt sevgi olmadığı asıl önemli olanın karşılıklı saygı olduğu, sevginin zamanla bu saygıdan beslendiği unutulmuş, unutturulmuş durumda. Eski kafalılıktan kastettiğim bir öğe de bu.

        Birçok kişi evlilik için sadece hoşlanmanın yeterli kriter olduğunu düşünüyor. (Gençken ben de öyle sanardım.) Halbuki bir insanla aynı evde yaşamak o kadar farklı bir şey ki başa gelmeden anlamak zor. Bu aşamada da ancak yuvanın kutsallığına inanan insanlar evliliklerini sürdürebiliyor.

        Bugün birçok insanın boşanma sebebiyle bekarların evlenememe sebepleri aynı ki bence bekarlar daha şanslı, en azından bir yuva yıkılmadı.

        Diyeceğim son söz şu. Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz. Yani evliliğin kutsallığına inanmayan insanlar nikahın sorumluluğunu almadan yaşamayı ya da en basit şeylerle evlilikleri sonlandırmayı ya da adayları red etmeyi gayet doğal görürler… (Ki bu da popüler kültürün getirdiği bir yeniliktir.)

        • Feyza diyor ki:

          Bu amator lig benzetmesini bu sitede birinden daha duymustum, herhalde bu da populer kulturun espri anlayisina bir ornek. Galiba artik kizlar, daha once sevgili edinmemis erkekleri bu sekilde tanimliyor. Yani iltifata mazhar olacak bir durum yine populer kulturun etkisiyle bir istihza konusu haline getiriliyor. Bu kadar yaygin espriyi bu sitede ogrendigimi gorunce ben de kendimi amator lig oyinculuguna aday gibi hissettim acikcasi :)
          Bence yalniz degilsiniz Sadece Fatih, sadece yanlis kaleleri fethetmeye calistiginiz icin umitsizlige dusmussunuz. Emin olun sizin gibi yasayan, dusunen, dunya hayatini sizin gibi okuyup bu dunyada kendini uzayli gibi hisseden dunyalilarla ayni havayi soluyorsunuz. Populer kulturden hazzetmeyen ve hayatini bu kulture gore sekillendirmeyen insanlar azinlik da olsa hala varlar. Insaallah siz de diger yarinizi gec olmadan bulursunuz, Allahu Teala buldursun diyelim.
          Benim de zamanin gidisatiyla paralellik arzetmeyen aslinda kucuk beklentilerim oluyor ama dediginiz gibi bu beklentiler bu yasadigimiz zamanin neredeyse olmazsa olmazlari gibi algilandigi icin ve karsi tarafta bu beklentilere cevap verecek potansiyeli gormedigim icin cogu zaman acma geregi dahi duymuyorum ve vazgeciyorum.
          Rahmetli annem teknolojik birseyle tanistigi zaman dunyaya erken gelmisim diye dalga gecerdi, ben de zaman zaman dunyaya gec gelmisim diye kendimle dalga geciyorum :) O yuzden sizi cok iyi anladim, sadece yalniz olmadiginizi bilmenizi istedim. Gonlunuzdeki yuvayi kurmaniz nasip olur insaallah. Amin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Amatör lig benzetmesi benim başımdan geçen bir hadise. Bahsettiğiniz yazıdaki kişi benim :) Ancak benzer lafları işiteceğini bile bile görüşmeye çalıştığım için sorumlusu da benim. Kendi düşen ağlamaz.
            Ayrıca belirttiğiniz gibi ben gibi olanlar hatta benden daha fazla sıkıntı yaşamış olanlar var. Yakın arkadaşlarımdan da bazıları bu sıkıntıları yaşadı ancak sonunda karşılarına gönüllerindeki gibi kısmetler çıktı ve evlendiler. Dediğiniz gibi yalnız değilim. Öyle olduğunu düşündüğüm için toplumsal bir durumu izah etmek adına yaşadıklarımı paylaştım.
            Bir de dikkat edilirse bunları yazarken kadın-erkek ayrımı yapmıyorum. Çünkü cinsiyetten bağımsız bir durumdan bahsediyoruz. Erkek olduğum için bazen kadınları suçluyormuşum gibi yanlış anlaşılabiliyor.
            Dualarınız için teşekkür ederim.

          • Tuğrul diyor ki:

            feyza hanım çok hoş cevap :)
            yani ben kadınların bazen bu kadar net, açık, rahat cevaplar verdiğini görünce şaşırıyorum. demek böyle kadınlar da varlarmış :)
            amatör lige gelince yani onu diyen kızların ikinci el olduğu anlaşılıyor. ya da en azından onu kabullenmiş. tabir-i diğerle necaseti misk-ü amber diye yüzüne gözüne sürüyor. bunları vitrine koyayım diye alsan orda da sabit durmaz. ne köy olur ne kasaba. bunları anca okkalı kıro oğlanlar paklar ya neyse.. :)

          • Gelincik diyor ki:

            Canım Benimmmm çook teşekkür ederimmmm Feyzacımmmm senin de yorumlarından belli pozitifsin kuzum seni düzenli takip ediyorum 😗😗😗😗

          • Feyza diyor ki:

            Gelincik cok sagolasin, opucuk isaretini nasil yaptin bilmedigim icin ben de sana gulucuk gondereyim :) :) Baska birsey yapmayi bilmiyorum cunku cam sakizi coban armagani hayirli Cumalar :)

          • Gelincik diyor ki:

            Feyzacımmmm 😙😙 tabletimden giriyorum kayıtlı olan emojiler tatlım 😙😙

        • Süleyman diyor ki:

          Bir insan kendisini bile bile niye zora sokup üzsün ki? diye sormuşsunuz. Haramdan sakınmak için, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) sünnetini uymak için olabilir mesela. Yani öbür dünyada niye peygamberin sünnetine uymadın dediklerinde meleklere lig örneği mi vereceksiniz?

          Ne yazık ki bugün kötü örnekler çok fakat Evliliğin kutsallığına inanan kişiler de çok. Arayıp bulmak gerekiyor. Bunun yanında 5 vakit namaz kılan kişilerde her zaman islami bir düşünce tarzında olmuyor. Daha birkaç gün önce bir kişiyle evlilik için illa iş beklenilmemesi, okulun bitmesinin beklenilmemesi gerektiğini belirtiyordum. Bu kişi bana seferi iken yatsının ilk sünnetini kılalım mı diye sorduğum için kızan biri yani öyle dikkatli namazda düşünün. Bir kaç örnek verdim daha sonra herkesin bir nasibi ve rızkı vardır diye ekledim. Tartışma haliyle ben ona inanmıyorum dedi. Biraz üstüne gidince ve hani olayı reddetmenin ciddiyetini düşününce geri döndü ama yani durumu biraz yansıtıyordu.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman Bey, sizi çok iyi anlıyorum ve size katılıyorum ancak burada uzun uzun sebep yazmam durumu kişiselleştirir. Bu konularda fıtratım olan neredeyse istisnasız her şeyim eleştirildi. Hatta bana sen güzel kızlarla evlilik görüşmesine gitme yanlarına yakıştıramazlar diyen ablalarım bile oldu. Yaptığım yorumların tüm okurlara hitap etmesi gerektiğinden toplumsal kısımlarını paylaşmaya çalışıyorum.

            Allah her şeyi sebepler üzerine yaratmıştır. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir cümlesinden kast ettiğim buydu. Ayrıca olmayacak duaya amin denmez şeklinde bir atasözümüz de var.

            Bu dünya imtihan dünyasıdır. Bu konularda da kiminin imtihanı evladıdır, kiminin eşi, kiminin de imtihanı bekarlıktır. Benim durumum ümitsizlik değil, var olan durumu kabullenmek. Bu işler nasip kısmet sonuçta. Ancak her şey sebepler üzerine olduğundan ve sebepler de ortadayken insan kendi imtihanının farkına vararak gereğini yapmalı. Önceden verdiğim örnekteki gibi, teknik olarak mümkün olsa da sonuçta realite ortada. Realite şu. Hayat görüşünüz çevrenizden ve ailenizden farklıysa, onların ya da popüler kültürün empoze etmeye çalıştıklarını almayıp “eski kafalılık” yapıyorsanız işiniz zor. Çok şükür ağır bir sağlık problemim yok. Ben gibi fıtratı, hayat görüşü ya da tipi eleştirilen insanların bence dikkat etmesi gereken husus bu. Allah herkese sağlık versin. Elimiz ayağımız tuttuktan sonra, sağlığımız yerinde olduktan sonra, niyetimiz salih olduktan sonra elimizde olmayan ve değiştiremeyeceğimiz ya da hayat görüşü gibi taviz veremeyeceğimiz hususlarla ilgili eleştirileri ne kadar ağır olsalar da kulak ardı etmeliyiz.

            Bir de şu var. Mesela haramlardan kaçınmak demişsiniz. Evet doğru ama insan evlendiğinde yine sorumlulukları aynı sonuçta.

            Allah herkese sağlık versin cümlesini de açayım. Bugün müslüman ülkelerde hastalıklar, savaş, zulüm kol gezerken bizim imtihan seçme gibi hakkımız olmaz.

        • meryem diyor ki:

          Yazdığınız çoğu şeye katılıyorum. Eskiden boşanmalar yok denecek kadar azdı. Çünkü karı-koca arasındaki fikir şuydu ”Bu gemi ya gidecek, ya gidecek”Ötesi yoktu. Evlilik yürürdü. Gerek kadın sabrederdi, gerek erkek. Erkekler daha kavvamdı. Lakin şunu da düşünmeden edemiyor insan. Eski annelerimiz neden kızlarını hep ” Aman oku, kocana muhtaç olma, elinde mesleğin olsun, benim gibi ezilme, benim çektiklerimi çekme” diye büyüttüler. Bu şekilde davranmaya onları iten sebep neydi ? O dönemin anneleri sabırsız veya saygısız mı idi ? kocalarını sevmiyorlar mıydı ? Kocaları gerçekten onlara gün yüzü göstermediler mi ? İşte annelerin kızlarını bu şekilde büyütmenin altında yatan sebebi irdelemek gerekiyor. Her ne kadar günümüzde kadın kimliğini ayağa kaldırmalarına karşı olsam da, günümüzde erkeklerin kadınlar tarafından ezilmeye çalıştığını görüp karşı çıksam da , eski dönem erkeklerinin de davranışlarını pek doğru bulmuyorum Eşlerine nasıl davrandılar bilmem ama zamane yetişen genç kızlardan ve bu kızları yetiştiren annelerden görüyorum ki o babalar, eşlerine pek iyi davranmamışlar. Günümüzde ne oldu peki ? Koca parasına muhtaç olmayan kariyeri yerinde, kendini kocaya ezdirmeyecek bir kadın nesli yetişti ? İyi mi oldu : Tabi ki HAYIR. Şimdi evlenmek isteyen ve evlenemeyen, eğitim ve kariyer olarak dengini bulamayan ve ortada bekar gezen kadınlar var artık. Bir baltaya sap olamamış, memur eş arayan, yuva kurmak için kendine güveni olmayan, sorumsuz erkekler de kol geziyor. Yani bir yada iki kuşak önceki babaların HATASI yada annelerin YANLIŞ ANLAMASI sonucu yetiştiren kadın nesli. Peki günümüzde durum nasıl ? Bu platformda bile kadın ve erkekler suçlu arıyor. Halbuki iki taraf ta suçlu. Kadınlar erkekler kadar erkekler de kadınlar kadar suçlu. Bence tez vakitte suçlu aramak yerine çareler aramak en iyisi. Allah sonumuzu hayır etsin. :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gönül meselelerinin haklısı-haksızı, suçlusu-suçsuzu olmaz bence. Evlilik niyet işidir, gönül işidir. Ancak şu da var. Kendi düşen ağlamaz. Kriterlerini tamamen nefsani arzular üzerine kuran bir kişi evlilikten mutluluk beklemesin. Bir süre mutlu olacaktır belki ancak sonrasında soluğu mahkeme salonlarında alacaktır.

            Ben de diyorum ki, mutlu bir evlilik isteniyorsa kriterler de tamamen nefsani olmamalı. Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. Popüler kültür, materyalizm ve bireyselleşme de eğri cetvellerdir.

          • meryem diyor ki:

            Sadece Fatih Bey
            Evlilik tabi ki niyet işidir. Günümüzde kadınlar popüler kültür’ün dayatması ile ( yada işlerine öyle geliyor ) aradıkalrı kriterler bir hayli fazla. Yakışıklı olsun, işi iyi olsun, evi olsun , arabası olsun, yeşil gözlü olsun. Baktığımızda hepsi nefsani. Erkekerde yine popüler kültür dayatması ile ” güzel olsun, bakımlı olsun , süslü olsun, mümkünse 657’ye tabi memur olsun, çalışan olsun, şöyle ortama girince ben buradayım desin (inanın bunu bir erkekten duydum) vs. Şimdi tabi ki erkek fıtrat gereği güzel ve bakımlı, süslü kadınları beğenir. Lakin giyiminde mütevazi, süsü ve makyajı eşine yani helaline olanı benimseyen gerçekten temiz kızlar var. Bu tarz kızlar da popüler kültürü benimseyen erkekler tarafından beğenilmiyor. Kadının bakımlı olması ( helal ve dışarıda olması gerekeni söylüyorum ) Temiz olması, uyumlu giyinmesi, tesettüre dikkat etmesi, erkeğe benzememesi, dişlerini fırçalaması, krem sürmesi şeklinde olmalıdır. Lakin günümüzde tesettürlü hanımlara bakıyorum, açık bayanlardan daha çok makyaj yapıyorlar. Kıpkırmızı bir ruj, rimelle uzatılmış upuzun kirpikler, yay gibi alınmış kaşlar, Ben buradayım. Bak , bak , diyen topuklu ayakkabılar ve daha fazlası. Müslüman olan ve dini hassasiyetlerini olduğunu söyleyen baylar bile bu kadınları tercih ediyor. Ne diyelim popüler kültüre ayak uyduruyorlar. :)

          • Yasir diyor ki:

            Meryem Hanım ayakta alkışlıyorum sizi. Biz de evlilik görüşmelerimizde bu kanaate varmıştık. Eğitim ve kariyer olarak bize denk olan ve görsel olarak iyi olan hanımlar karşılarında lüks arabası ile görüşmeye gelmiş iş adamı görmek istiyorlar. Hem de karizmatik ve genç olmalı. Sonuç olarak kimseye muhtaç olmayan, gününü gün eden, hedefi yaşam kalitesi yüksek bir hayat beklentisi olan kızlarla doldu çevremiz. Evlilik bir ihtiyaç sonucudur ihtiyacı olmayan neden evlensin ki?

          • Gelincik diyor ki:

            Feyza Hanım o kadar güzel yorumlar yapıyorsun ki takdir etmemek mümkün değil MaşalAllah sana canım benim :)

          • Feyza diyor ki:

            Gelincik hnm cok tesekkur ederim ama emin olun ki bu yalnizca sizin guzel bakisiniz ve iyi niyetli okuyusunuzla ilgili. Siz guzel bakiyor ve guzel goruyorsunuz, o yuzden boyle dusunuyorsunuz, yorumlarinizi okuyunca iyi niyetinizi ve samimiyetinizi hissediyorum. Allah razi olsun sagolun varolun :)

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sevgili SADECE FATİH Kardeş’e

          Basiretini ve analiz yeteneğini tebrik ediyorum kardeşim.

          Pişmene az kalmış, mevcut inançlarından, hayatı, insanları ve olayları “Popüler Kültür” dediğimiz dipsiz uçuruma ve modern şehir hayatının tuzağına düşmeden, aynı şekilde değerlendirmekten-analiz etmekten sakın vazgeçme.

          Ayrıca bir ömür yüreğinin sahibi, diğer yarın YAR’in olacak insanı aramaktan asla vazgeçme. Çünkü herkes aradığını bulamasa da bulanlar sadece arayanlardır, unutma…

          Yani, eskilerin değimi ile ” pireye kızıp yorgan yakma ”

          Bir insanın namazı, orucu, abdesti vb ALLAH’a olan sorumlulukları seni yanıltmasın. O insanın “para,aile, zayıf-güçsüz-mağdur ve KUR’AN’ın insanların diğer canlılara ve birbirlerine karşı olan hak ve sorumluluklarına karşı olan bakışına, davranışlarına ve tavırlarına bak, gözlemle. Babasına, abisine saygısı olmayan itaat etmeyen kadının evlendiğinde kocasına saygı duymasını, itaat etmesini bekleme.

          Evlenmeyi, yuva kurmayı düşündüğün kız gece namazına kalkacak, nafile oruç tutacak kadar dahi MÜSLÜMAN kimliğine sahip olduğunu düşündüğün, bildiğin bir kız dahi olsa mümkün olduğunca o türde ki kızlardan uzak dur.

          Evlilik amacıyla görüştüğün kıza (görüşmenin uygun bir zamanında ) POLİGAMİ ( erkeğin birden çok kadın ile evlenmesi) hakkında ne düşündüğünü ve ileride senin başka bir kadınla daha evlenmek istediğinde “tavrının, tepkisinin ne olacağını” sor. Muhatabın cevap verirken de söylediği sözlere değil bu soruyu sorduğun kızın “GÖZLERİNİN İÇİNE BAK” Eğer dilinden çıkan sözler ile bakışları arasında uyumsuzluk varsa veya samimiyetinden şüphe edersen o kızla ilgili olumlu düşüncelerini unut ve müsade isteyerek oradan uzaklaş.

          Hayırlı işlerinde Allah’ın yar ve yardımcın olması duasıyla…

          • Feyza diyor ki:

            ‘Evlenmeyi, yuva kurmayı düşündüğün kız gece namazına kalkacak, nafile oruç tutacak kadar dahi MÜSLÜMAN kimliğine sahip olduğunu düşündüğün, bildiğin bir kız dahi olsa mümkün olduğunca o türde ki kızlardan uzak dur.’ Bu kismi biraz acar misin abi, ben mi anlayamadim yoksa anlatim bozuklugu mu var acaba?
            Su sekilde soylense daha mi uygun olurdu sanki, evlenecegin kizin gece namazina kalkip nafile oruc tutmasi seni aldatmasin, onemli olan nefse agir gelen mevzulardaki inanc hassasiyeti ve teslimiyyetidir.
            Yani bir kadinin esinden izin alarak gece namazi kilip nafile oruc tutmasinda bir mahzur olmaz. Ama dini sadece bunlardan ibaret gormesi ve isine gelmeyen mevzularda, ruhsatlarda yan ciziyor olmasi tam bir teslimiyyet sahibi olmadigini gosterir ve Musluman teslim olan anlaminda oldugu icin kendini nitelendirdigi sifatla celisir. Fakat kocasinin musadesi ile nafile ibadete yonelen bir kadinsa eger bundan neden uzak durmali? Ikisini de birarada yurutebilen saliha hanimlarvarken neden uzak dursun, acarsani sevinirim konuyu abi.

          • meryem diyor ki:

            Abdullah Bir Bey;
            POLİGAMİ konusunda bir genç kız iyi niyetli fakat ” Rabbimin RUHSAT’ını değil de TAVSİYESİ’ne uyanlar tercihimdir ” derse bu kız öyle arkasına bakmadan bırakıp gidilecek biri mi olur ? Hiç bir bayan buna anneniz, kız kardeşiniz, teyzeniz de dahil olmak üzere POLİGAMİ konusunda destek vermez veremez. Siz de bilirsiniz ki Peygamber Efendimiz (s.a.s) döneminde Hz. Ali ikinci kez evlenmek istemiştir.
            Peygamber Efendimiz (a.s.m) birden fazla evliliğe karşı çıkmamış, ancak baba ve veli olarak kızı hakkında görüşünü beyan etmiştir.

            Peygamberimizin (asm) Hz. Ali (ra)’in evliliğine karşı çıkmasının sebebi ise, özel bir durumdur. Peygamberimizin (asm) kızı Hz. Fatıma (ra), kocası Hz. Ali (ra)’in ikinci bir kadınla evlenmek istemesine karşı çıkmıştır. Peygamberimiz de kızının bu konuda üzülmesini istemediğinden dolayı, böyle bir evliliğe karşı çıkmıştır. (bk. Buhârî, Nikah, 109, Fedâilü’s-sahabe 16; Müslim, Fedailü’s-sahâbe 95-96;Ebu Davud, Nikah, 13; İbn Mâce, Nikâh 56; Ahmed b. Hanbel, IV, 376)

            Ayrıca Peygamberimizin (asm) terbiyesinde büyüyen Hz. Fatıma (ra)’nın, kocasının ikinci evliliğine karşı çıkması caiz olmasaydı, Allah Resulü (asm) onu ikaz eder, kocasının arzusuna boyun eğmesini emrederdi. Halbuki durum öyle olmamış, bilakis kızının üzüldüğünü gören Allah Resulü (asm), damadı Hz. Ali (ra)’in bu arzusundan vazgeçmesini istemiş, eğer vazgeçmezse ancak Fatıma (ra)’yı boşadıktan sonra evlenebileceğini bildirmiştir. Hz. Ali (ra)’in Fatıma (ra)’nın üzerine evlenip onu üzmesine razı olmamıştır.

            Allah Resulünün (asm)bu davranışında, Müslüman kız ve babalarının, damadın ikinci evliliğine karşı çıkabilecekleri hususunda ruhsat vardır denilebilir.

            Hal böyle iken ikinci kez evliliğe bir kadın karşı çıkabilir. Ki Sizin bahsettiğiniz POLİGAMİ Hz. Fatıma validemizi bile üzmüşse biz sıradan kadınların üzülmesi oldukça normaldir. Ayrıca günümüzde erkeklerin çok eşliliği ( eşler arasında ADALETLİ olmayacakları ayan beyan ortada iken )sadece nefsi için istemesi Allah rızasına sığar mı tartışır. :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Teşekkür ederim Abdullah Bey.
            Başımdan geçen ilginç bir olayı burada paylaşırsam size ve başka insanlara bakış açısı olur diye düşündüm. O sebeple paylaşıyorum.

            Ailem beni uzun süre evvel bir hanımla tanıştırmak istedi, bana uygun görmüşler. Tanışmak için buluştuk. Bir süre muhabbet ettikten sonra kalkmamıza yakın “Karşına beklediğin gibi biri çıktı mı” diye sorduğumda bir BURUN KIVIRMA hareketiyle beraber “Fotoğraflardan gördüğüm gibisin işte” cevabını aldım.

            Bu zamana kadar görüştüğüm hanımlardan beni rencide etmeyen bir kişi var. Halen hayırla anarım. Hiçbir şeyime kabahat bulmadan, bir şeyleri bahane etmeden ilk görüşme sonrası aracılara ısınamadım demişti.

            Yani böyle edepli insanlar da var burun kıvıranlar da.

          • meryem diyor ki:

            Feyza Hanım
            Burada Abdullah Bey’in son cümlesi şu ” Eş olarak seçmeyi düşündüğün hanıma sor. POLİGAMİ yani çok eşlilik konusundaki fikri nedir ? Namazında niyazında olup ta POLİGAMİ mevzusuna sıcak bakmayan biri ise uzaklaş.” demektir. ”Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir. ( Nisa Süresi 3)

            Ayet gayet açık ve net. Erkeğe 4 eşe kadar ruhsat verilmiştir. Lakin namazında niyazında bir hanım , ” Doğruluktan ayrılmamak için daha elverişli olanı tercih eden bir erkekle yollarını birleştirmesi yada oyunu o şekilde kullanmasında bir beis yoktur.” diye düşünüyorum. Günümüzde bir erkeğin birden çok eş ile evlenmesi ve evlendiği takdirde adaletli olmayacağı bariz bellidir. Çok eşliliği savunan erkeklere buradan sormak istiyorum. Kızınız, ablanız, anneniz , teyzeniz , halanız ve bu yakın çevrelerinizin kocaları eşlerinin rızası olmadan ikinci bir hanımla evlenseler fikriniz ne olurdu ? Yada kızınıza talip olan damat adayının da size ” Ben hem kızınızla hem de gözüme kestirdiğim bir hanım da var onunla evlenmek istiyorum. Lakin resmi nikahı kızınıza değil de diğer hanıma yapmak istiyorum. Kızınız benim imam nikahlı eşim olacak. ” dese kabul eder misiniz ?

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Feyza Hanım Kardeşim’e

            “evlenecegin kizin gece namazina kalkip nafile oruc tutmasi seni aldatmasin, önemli olan NEFSE AĞIR GELEN mevzulardaki inanc hassasiyeti ve teslimiyyetidir… dini sadece bunlardan ibaret gormesi ve isine gelmeyen mevzularda, ruhsatlarda yan ciziyor olmasi TAM BİR TESLİMİYET sahibi olmadigini gosterir ve Musluman TESLİM OLAN anlaminda oldugu icin kendini nitelendirdigi sifatla celisir.”

            İfade etmek istediğimi yukarıda ki şekilde sen daha iyi anlatmışsın kardeşim. Benim söylemek istediğim tamda buydu.

            Teşekkür ederim.

            Selam ve dua ile…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Meryem Hanım’a

            ” Rabbimin RUHSAT’ını değil de TAVSİYESİ’ne uyanlar tercihimdir” derse bu kız öyle arkasına bakmadan bırakıp gidilecek biri miolur?

            DEMİŞSİNİZ

            Böyle düşünen kız zaten tercihini OLUMSUZ olarak yapmış, Erkek onu bırakmadan O kız erkeği İSTEMEMİŞ-REDDETMİŞ olmaz mı Meryem hanım?

            “Hiç bir bayan buna anneniz, kız kardeşiniz, teyzeniz de dahil olmak üzere POLİGAMİ konusunda destek vermez veremez.”
            DEMİŞSİNİZ

            Benim bir Müslüman olarak Allah’a TESLİMİYET anlayışımı belirleyen Annem veya kız kardeşimin görüşleri değil Allah’ın Kuran ve Resulullahın Sunnetinde ki hükümlerdir. Kendisini Müslüman (Allah’a her manada teslim olmuş kul) olarak nitelendiren bir kadından da aynı şeyi beklemek benim ve benim gibi düşünen erkeklerin hakkıdır. Yanılıyor muyum?

            “Peygamberimizin (asm) kızı Hz. Fatıma (ra), kocası Hz. Ali (ra)’in ikinci bir kadınla evlenmek istemesine karşı çıkmıştır. ”

            DEMİŞSİNİZ

            Resulullah’ın Hz Ali’nın kızı Fatıma üzerine evlenme istegine karşı çıkması sizinde söylediğiniz gibi RESULULLAH KİMLİĞİ İLE DEĞİL BABA KİMLİĞİ ile yaptığı bir eylemdir. İkisi bir birinden farklıdır.

            Ayrıca benim söylediğim sey ortada henuz bir evlilik olmadan kadının Müslüman ( Allah’a her manada teslim olmuş kul) Kimliğinin gerçekliğini, kalitesini test etme amaçlıdır. Kadınlar için hassas olan bu konuda Allah’a (Allah’ın hükümlerine) samimi bir şekilde teslim olmuş bir kızın-kadının Allah’ın “erkeklerin kadınlar üzerinde ki hakları” konusunda diğer emir ve yasaklarına uyması daha kolay olur. Bu konuda ki temel amaç “SAMİMİYET TESTİ” dir.

            “Allah Resulünün (asm)bu davranışında, Müslüman kız ve babalarının, damadın ikinci evliliğine karşı çıkabilecekleri hususunda ruhsat vardır denilebilir.”

            DEMİŞSİNİZ

            “Karşı çıkmak, İstememek ve reddetmek” sonuçları itibarıyla farklı şeylerdir. İki seyi birbirine karıştırmamak, ayırt etmek lazım.

            Bir şeyi kabul etmezsiniz, istemezsiniz, reddedersiniz ve yapmazsınız. Ama bazen de veya aklınıza yatmadığı, istemediğiniz halde yapmaya mecbur olduğunuz için yaparsınız.

            Burada ki durum tıpkı ALKOL’ün haram olduğunu kabul eden ama alkol kullanan bir kişi ile alkol içen ama alkolün haram olduğunu kabul etmeyen (reddeten) bir adamın yaptığı şeylerin (alkol içme anlamında) aynı olduğu halde birisinin sadece GÜNAHKAR, diğerinin ise KAFİR olması gibidir. Reddetmek, inkar etmek ayrı seydir, işime gelmiyor ama kabul ediyorum demek ayrı sey.

            “erkeklerin çok eşliliği sadece nefsi için istemesi Allah rızasına sığar mı”

            DEMİŞSİNİZ

            Sığar…

            Kaldı ki neden çok evli olan erkeklerin problemi olan ALLAH RIZASINI kendinize dert ediyorsunuz da bir kadın olarak “ben kocamı başka bir kadın ile paylaşırsam ve buna sadece Allah’ın benden razı olması için sabredersem belki Allah’ın rızasını kazanırım” diye düşünmüyorsunuz?

            Ayrıca;

            Doğruyu bilen bir Müslüman olarak toplumun geneli tarafından YANLIŞ bilinen bir konuyu da burada açıklamak mecburiyetindeyim.

            Resulullah’ın İslamı tebliğ ettiği dönemde ve mekanda ( 6 yüzyıl ve Mekke) yaşayan erkeklerin bazılarının 10-15-20-25-30 karısı vardı. Kuran’ın evlilikle ilgili ayetleri(Nisa suresi) erkeklerin evlenecekleri kadınların kimler ve en fazla kaç adet olacağını net bir sekilde ifade etmiş ve bu sayıyı 4 (dört) ile SINIRLAMIŞTIR.

            Bir başka ifade ile evlenilecek kadın sayısını ARTIRMAMIŞ aksine AZALTMIŞTIR.

            Bu erkelerin “Lehine” değil “aleyhine” olan bir değişikliktir.

            Ama bugün birileri bunu görmezden gelerek, hatta gizleyerek sanki önceden erkekler bir kadın ile evlilik yapmaya mecburmuş veya Resulullah döneminde ki erkekler tek bir kadın ile evliymiş de Allah sonradan bu hakkı 4 kadına çıkartmış-artırmış gibi bir algı operasyonu ile insanları aldatmaya çalışıyor. Veya aldatılan insanlardan birisi oluyor.

            Diğer bir yanlış ise “çoklu evlilik yapmak için gerekli bazı şartların olduğu” anlayısı. Bu da bir önceki konuda olduğu gibi birilerinin Müslüman insanlar üzerinde ki algı operasyonundan başka bir şey değildir.

            Müslüman bir erkeğin çoklu evlilik yapması için ALLAH’ın KOYDUĞU HİÇ BİR ŞART YOKTUR.

            Müslüman erkek erkeklik gücüne ve kesesine güveniyorsa ve ADALETLİ (esit değil adaletli) davranmak kaydıyla 2-3-4 kadın ile evlenebilir. Kaldı ki adaletli davranamaması Müslüman erkeği sadece günahkar yapar, dinden çıkartmaz. Ama Allah’ın koymadığı engelleri (sartları) koymak kaydıyla dahi olsa bir erkeğin çoklu evlilik yapmasına karşı çıkmak, engel olmak o insanları KAFİR yapar.

            Selam ve dua ile

          • Feyza diyor ki:

            Meryem hnm., Efendimiz aleyhissalatu vesselam’in Hz.Ali’nin ikinci evliligine karsi cikmasinin tek sebebi Hz.Fatima’nin uzulmesi degil, ayni zamanda ikinci evliligini yapacagi kisinin kufrun babasi Ebu Cehil’in kizi olmasi sebebiyledir. Hz.Fatima validemiz bu durumdan muzdarip oldugunu bildirince Efendimiz Hz.Ali’nin bu kararina karsi cikmis fakat men etmemistir. Hz. Ali yine kendi iradesiyle bu evlilikten vazgecmistir. Yani bu olay istisnai bir durumdur ve ruhsat olarak kabul edersek eger, butun erkeklerin ikinci bir evlilige niyet ettikleri zaman birinci eslerinden ve kayinbabalarindan izin almasi gerekir ve bircogu izin vermeyecegi icin ayet-i kerimede verilen ruhsatin onune bu olayi ruhsat olarak gecirerek fikhi bir faciaya sebep olmus oluruz.
            Ikinci evlilikte ilk kadinin rizasi sart degildir. Efendimiz aleyhissalatu vesselam icin bazi hususiyetler vardir ve bunlar butun ummeti kapsamaz. Mesela teheccud namazinin Efendimiz’e asv farz kilinip bizim icin sunnet hukmunde olmasi veya Efendimiz asv in hanimlarinin O’nun vefatindan sonra evlenilmekten men edilmesi veya Efendimiz’in asv in yine hayattayken cesitli hikmetler sebebiyle dortten fazla nikahli haniminin bulunmasi gibi bunu da bir istisna olarak algilayip ayet-i kerimenin ruhsatinin onune gecirmezsek daha guzel olur.
            Din nedir, din hayattir. Hayatin her turlu ihtimaline hitap eder ve turlu teceteler sunar. Birseyin mesru ilan edilmesi de her zaman vebal altina girmeyi engellemez. Bazen ilan edilen mesruiyet malumun ilamidir. Yani bu kisi zaten bu fiili isleyecek, bunu aklina koymus, o halde burada mesruiyet sorumsuzluk degildir fakat cozumsuzlugun onune gecmek icin sunulmus bir alternatiftir. Hic olmazsa helal yoldan bu ihtiyacini gidermesi icin verilmis ruhsattir fakat azimet degil. Ruhsat olmasi sorumlulugu da beraberinde getirir, kisi bu yolda tercih hakkini kullanirsa sorumlulugumu da yuklenmis drmektir. Yani dinimiz erkegin sinirsiz eslilik durumunu dort ile tahsis ederken uzerine yukledigi sorumlulukla alani yeterince daraltiyor fakat hayatin her halini hesaba katarak bu haktan men etmiyor.
            Ayrica kadinlar bu konuda sabir gosteremeyecegine inaniyorsa bosanma hakki konusunu evlenmeden once es adaylariyla acik net konusarak bastan bir anlasmaya ve fikir birligine varabilirler. O halde baslarina boyle bir durum gelirse ve bosanma haklarini kullanabilirler.
            Bununla beraber erkeklere tavsiye edilen tek esliliktir cunku adaletli olamayacaklarindan korkulur ayeti kerimede de bu sekilde gecer. Fakat burada adalet demek esitlik demek degildir. Bu yanlis anlasilan iki kavram.
            Iki cocugunuz oldugunu dusunun. Biri ilkokul diger ise universite talebesi olsun. Siz esitlik adina ikisine de ayni harcligi verirseniz birine zulmetmis olursunuz. Esitlik adalet degildir, hatta bazi yerde esitlik zulmdur. Erkegin adaletli olmasi istenirken buna da tam anlamiyla riayet edemeyecegi bellidir ama en azindan merhametli ve husni niyet uzete olmasi tavsiye edilir. Cunku gonlu mutlaka birine fazla meyledecektir. Diger esi daha guzel daha sevimli daha hurmetkar olabilir ve gonlu ona daha cok meyleder ama muhim olan fiiliyatta olcuyu kacirmadan merhametle hareket etmeye gayret etmektir. Tabiki bunlari kadinsi duygularimdan arinarak yaziyorum basima gelse mutlaka cok uzulurum. Fakat Allahu Teala’nin minasip buyurdugu hukuka olan saygim, sanirim esime duyacagim kiskancligin onune gecer. En azindan simdilik boyle dusunuyorum. Allah tasiyamayacagimiz yuku hicbirimize yuklemesin.

          • meryem diyor ki:

            Ne diyelim Abdullah bey
            İnşaAllah Rabbim gönlünüze göre verir :) Kızınız yada yakın ailenizden bekar olan kızlara bu samimiyet testini uygulayacak hayırlı damatlar nasip etsin. Eşleri de ikinci bir hanım ile evlenerek yakın çevrenizdeki bayanlar da sabrederek Allah rızasını kazanmak nasip olur.
            İnşaAllah Rabbim benim de gönlüme göre verir :)

            Gözü haramlara kaymayacak , gerçekten Allah’tan çokça korkan, hanımına değer veren bir eş nasip etsin. İnşaAllah Rabbim tüm bekar kızlarımıza sabır, eşe karşı itaat, muhabbet nasip etsin. Kısacası Allah herkesin gönlüne göre versin ne diyelim :)

        • Feyza diyor ki:

          Futboldan pek anlamiyorum ama sanirim bu espriyi yapan bayanlar evliligi ‘jubile’ olarak goruyorlar Tugrul bey :) Amator lig benzetmesine maruz kalanlar bu cevapla mukabelede bulunabilirler artik caresiz degilsiniz:)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Ben burun kıvırana, tecrübesizsin diyene, lig oyuncusu olarak görenlere karşı sessiz kalmayı ve ortamdan uzaklaşmayı tercih ettim :)

            Onlar kendi liglerinde oyunlarını oynasınlar, jübilelerini yapsınlar biz de dışarıdan izleyelim…

    • Gelincik diyor ki:

      Ne kadar güzel açıklamışsınız Fatih Bey altına imzamı atarım

    • ... diyor ki:

      Sadece Fatih Bey,

      Ailenizi çevrenizi reddetmek mümkün değil onlara göre yaşadığınızda da siz siz olmuyorsunuz. Bu durumu aşmanın en azından insanın anlaşabileceği kişiyle hayatına devam etmesinin yolu da evlilik. Derdinizin çözümü evlilik ama uygun ilacı tedaviyi bulmak kolay olmuyor.

      Yazmış olduğunuz sorunları ve daha fazlasını bizzat yaşadım halinize şükredin ve yalnız değilsiniz.

      Hiçbir zaman evlilik niyeti dışında bir görüşme yapmadım flört etmedim. Flört etmediğim için ne pişmanlık yaşadım nede yokluğunu hissettim.

      Uygun olmadığında insanların zamanını çalmak kırıcı bir üslup kullanmak bumerang gibi bir şey. Dönüp dolaşıp insanı bulur.

      Namaz kılıyor musunuz sorusu tepki alabiliyor yada başörtünüz sorun olabiliyor. Gönlümden geçen eşimin açık olması diyen kişiye rastladım. Bu yüzden Allah rızası için evliliğe aracı olanlar iki tarafı tanıdıktan sonra aracı olsunlar.

      Evlilik görüşmesinde kadın erkek ilişkilerine dikkat ettiğinizde ciddi olduğunuzda sorun. Bunun muhafazakar yada değil bir farkı yok.

      Hiçbir zaman evlilikle ilgili görüşmede maddiyat gayri menkul konularına girmedim. Bayan olduğum halde bana çalışmam gerektiği söylendi.

      Kadın evliya hikayesindeki gibi neresini düzelteyim dediğim farklılıklarla çokça karşılaştım.

      Kendisine karşısındaki kişiye saygısı olmayan dünya ve ahireti için bir amacı olmayan insanın evlilikte ne katkısı olabilir. Bu yüzden birkaç yıllık değil bir ömür konuya yaklaşıyorum.

      Dindarlıktan ne anladığı ve nasıl yaşadığı önemli. Daha önce insanların namaz kılması İslami düşüncede olması bir işaretken bugün tek başına yeterli olmadığını düşünüyorum.

      Popüler kültür dediğimiz kavram sadece sekülerleri etkisi altına almadı her kesime hitap etti. Tesettür moda oldu. Mevlana’yı Allah sevgisini kapitalizme hizmet ettirdi. Bankadan dindarlar çıkamaz oldu. Uzun süre görüştükten arkadaşlık ettikten sonra evlenebilirim diyen muhafazakar sayısı arttı. Umre ve hac turistik gezilere dönüştü.

      Görüyorum ki bu kadar iç içe sarmaş dolaş olan popüler kültürden etkilenmemek en az hasarla çıkmak bu zamanın imtihanı. İnsanın sığınağı olan yuvadan evlilikten zaman zaman soğutsalar da evliliğin alternatifi yok. İnsan anlaşıldığı ve kıymet gördüğü zaman huzurlu olur. Umarım bu huzur herkese nasip olur.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        İnşallah diyelim :)
        Eskilerin “Allah kıymetini bilecek insanlarla karşılaştırsın” diye güzel bir duası vardır.

  18. Yalnızanne diyor ki:

    Evlilik doğru insanı bulamayınca çekilmez birşey olup cıkıyor evliliği hakkıyla kim yaşıyor hep bir iyi bir kötüye düşmüş koca bir ömür boşa geçiyor çocuklar büyüsün okulları psikolojileri derken zaten olmuşsun 30 sevgisiz sevilmeden deger görmeden çocuklara bağlanıp tek başına yaşıyorsun buymuş işte evlilik doğru insanı bulamadık imtihan deyip susuyorsun mesleği olmayan anne sadece cocukların ihtiyacı için konuşuyor eşiyle onunda işine geliyor konuşan kadınıda hiç sevmez sohbet muhabbet sevgi olmadan annemizin bizim için herseye katlandıgı gibi sıra bize geliyor garibim gençler şimdi niye evlensin mutsuz olmak içinmi?!

  19. Yasir diyor ki:

    Özellikle yazının üçüncü maddesi çok isabetli bir tespit. Mevcut bekar hayata alışmak ve benimsemek. Çünkü aynı durum başıma geldi. İki yıl önce tanıştırıldığım bir hanım kızı çok beğenmeme rağmen sonu gelmedi. Bir aylık görüşme esnasında onu hayatımda bir fazlalık olarak görmeye başladım. Başka biri ile ilgilenmek ve zaman ayırmak benim için bir külfetti. Ancak şimdiki aklım olsa onun için kendimle mücadele ederdim.

    • Süleyman diyor ki:

      İl ciddiye binince hem hanım hem erkek için şeytan vesvese veriyor. Ben talip olduğumda hemen içime Nasıl yaparım? Ya şunu ödeyrmezsem? Ya mutsuz olursam ? Gibi düşüncelerle ayağım geri sürüyor gibi oluyor ama biliyorum ki şeytan dürtmeleri bunlar. Hemen niyetimi düzeltiyorum. Hayra niyet ediyorum.

      Bir hanım akrabam bu yalnızlığa alışma durumunu yaşamış idi. Karşı taraf o kadar ısrar ve uğraş sonucu ancak evliliğe ikna etti. Yalnız çok uğraşmıştı çocuk. Yani herkes herkese böyle uğraşmaz. Kişiler yalnızlığı çok ciddi benimseyebiliyor. Bazen de aile ile yaşamaya çok ciddi tutuyor. Ayrılamıyor bu sefer

      • Süleyman diyor ki:

        Hatta bir ara Feyza hanımda böyle birşeyler demişti. Evlilik hayali güzel ama iş ciddiyete binince o hayali tam karşılayamıyor. İnsan birden çekinmeye ve heyecan duymamaya başlıyor. Eğer çok fevri tavırlı ve heyecanlı biri değilse tabi.

        Kişilerin bu ruh halini bilmesi, bunun geçici olduğunu anlaması be ona göre hareket etmesi lazım. Eğer uygunsa şartlar ve gönül meyil ederse belli oranda kendilerini zorlayıp o evlilik korkusunu ve yaşadıkları yalnızlığa bağlanma durumunu bir kenara bırakmaları gerekli.

        Heyecanlı kişilere gelirsek bu halden daha az etkileniyorlar. Çünkü gönlü meyil ederse zaten o heyecan korkusunu ve endişesini bastırıyor.

        • Feyza diyor ki:

          Soyle demisimdir belki Suleyman bey, nisanlilik suresinin uzamasi isi lackalastiriyor ve surec icinde insanlar birbirinden soguyup fikir degistirebiliyor veya sunu demisimdir, evliligin hayali guzel ama etraftaki kotu ornekleri gorunce insanin gozu korkuyor. Cunku ben oyle bir gorusme yapacagim zaman heyecanimi kaybetmek bir yana oldukca heyecanlaniyorum :) yani onu ne niyetle soylemistim bilemedim. Bazen bu heyecandan dolayi cekimser kalmak degil de bir erteleme istegi de oluyor fakat ertelemiyorum da sadece icten gelen bir his. Ama ben herhalde o kisma pek deginmedim bu bahsettigim seylere deginmis olabilirim belki, bilemedim tam olarak…

  20. Derman() diyor ki:

    Şuan ki durumda bir kişinin geçimini sağlayacak duruma gelmesi 23-24 yaşını buluyor.Tabi askerliği falanda katarsak en az 24.Yani 24 senelik yalnızlık kişinin psikolojini bozuyor.Tüm kötü alışkanlıklardan uzak durmak zor.Ben bazen düşünüyorum keşişlerin hayatı benimkinden daha kolay diye.Bozuk psikoloji kişinin hem kendisine hemde karşı tarafa eziyete sebep oluyor.Gecikmenin bir sebebi bu olabilir.
    Sözel mesleğe sahip kadınlar ve erkekler hem ortamlarından hemde sosyal özelliklerinden daha kolay eş bulabiliyorlar.Fakat sayısal meslekle uğraşan insanların çok karmaşık bir tercih mantığı olabilir.Aslında buda psikolojik.
    Hem kadın hem erkek farkındadır heralde, sosyal medyalarında paylaştıkları şeyler kendileri üzerinde ön yargıların oluşmasına sebep oluyor.Yani bakıyorum bir kız hayat tarzıyla sosyal medyadaki paylaşımları çok farklı.Artık ilk adım kişinin internet profiline bakmakla başlıyor ve kişiler direk burdan birini kafasında eliyebiliyor.
    Birde karşı taraftan yüksek bir beklenti var.Yani kişi temiz bir maziye sahipse normal olarak evleneceği kişide çok fazla meziyet arayabiliyor.Zaten hakkıdırda.
    Geçen zengin muhitinde yer alan bir alış veriş merkezine gitmiştim.Çevrede çok bakımlı ve güzel kadınlar vardı.Bir tane çift gözüme takıldı.Adam önden geliyordu eşide arkadan.Bayan kapalıydı ve çok bıkkın ve üzgün bir hali vardı.Adam ise çok zinde görünüyordu.O kadına bakınca etraftaki kadınlarla rekabet etmesi imkansızdı.Yani adamda eğer Allah korkusu yoksa o kadınlarla bakmaması imkansız.Zaten muhit çok uçta yaşayan insanların yeri ve manken gibi kadınlar vardı.Ne yazıkki bunun sonu yok.Belki başımıza etrafımızdan ötürü kötü şeyler gelebilir.Çevre beklentilerimizi çok yükseltiyor ve artık sürekli bişeyleri bişeyler ile karşılaştırmamız için bizi zorluyor.Yani sürekli kıyasta evliliği geciktiriyor.
    Diğer bir sebebse kişisel özellikler.Nedir bu kişisel özellikler.Üniversite okumak sonrasında yüksek lisans,bir kaç yabancı dil,sanatsal ve sportif branşlarla uğraşmak,sürekli kitap okumak gibi faaliyetler kişinin standartlarını yükseltiyor.Bu fakir nacizane bunlarla çok uğraştığı için kendine denk birini bulması çok zor.:)Kültürel düzey artıkça evlilikte zorlaşıyor.
    Türkiyede sosyal bir kaos var.Yani Anne baba ayrı bir zihniyete sahip,evlat ayrı bir zihniyete sahip.Bu durumda geçim çok zor.Ya aileni kenara itersin ya eşini.Yani sosyal kaos gençlerin evlenmesini geciktiriyor.Kardeşelr desen ayrı.Hepsi çok farklı hayat tarzlarına sahip olabiliyor…
    İşin aslı, herşey Allah’a varıyor.Allah zinayı yasaklamış fakat evliliği zorlaştırmış.Havadaki zerrede Allah’ın kontrolü var.Neden bu kaosa izin veriyor.Bunu düşünmek lazım.

  21. ... diyor ki:

    3 yazı dizisini de okudum. Belirli yaşa gelindiği halde kafada evlilik fikri yoksa yada oluşmamışsa görünen yada görünmeyen birçok sebep olabilir.

    1. Aileye aşırı bağımlılık. Özellikle erkeklerde sorumluluk oluşmamışsa kızlarda ise ailedeki konfor rahatlık iyiyse durumunu riske atmayabilir.

    2. Uzun süre okul iş gibi sebeplerle aileden uzakta yaşandığında bağımsızlık hissinin oluşması birine bağlanmak düzenli bir hayata geçmek sıkıcı gelebilir.

    3. Yaşam tarzı. Evlilik herkes için önemli bir konu olmayabilir. İnsanlar bazı ihtiyaçlarını gayri ahlaki ve haram yollardan karşılayabilir. Flört etmek evlenmekten daha cazip gelebilir. İnsanların evlenmek istemesindeki en önemli sebebin inançlarından dolayı olduğunu düşünüyorum.

    4. Sosyal fobi aşırı çekingen bir durumun olması.

    5. Hayat şartları geçim kaygısı kariyer isteği evliliği ertelemeye yada çok ileri yaşlara bırakmaya sebep olabilir.

    6. Birkaç evlilik görüşmesi yaptıktan sonra olumsuz sonuçlanmışsa yada güven duygusu yok olmuşsa evlenmekten tamamen vazgeçebilir.

    7. Aile ve toplumda kötü evliliklere şahit olup yaşamışsa aynı şeylerle tekrar karşılaşmamak için evlenmeyi istemeyebilir.

    8. Duygusal yada başka ihtiyaçlarını sanal dünyada sosyal medyada zaman harcayarak gideriyorsa gerçek hayat değil sanal bir hayat mutlu ediyorsa evlilikten uzak durabilir.

    9. Ben merkezcilik ve konfor insanlara dayatılırken bir başkasının hayatına yasal maddi ve manevi ortak olmak çocukların sorumluluğunu üstlenmek fedakarlık yapmak akıllıca gelmeyebilir. Sadece Güney Kore gibi matematik alanında iyi olan ülkelerde değil dünyanın çoğu yerinde olaylara sadece kapitalist matematiksel bakan zihinler mevcut. Bu zihin yapısında duygularda kar zarar dengesinde hareket ediyor yada tamamen duygu nötr.

    Bazen hayatımızı yöneten, neyi isteyip neyi istemeyeceğimizi seçen, kararları alan yalnızca biz olmuyoruz. Bazen bir düzenin geleneğin devamı gibiyiz yaşadığımız coğrafya devlet eğitim yaşadığımız olaylar yaşam şeklimiz dünyaya bakışımız bizi bir seçim yapmaya zorluyor. Kimi evliliği istememekle kendisine bir yol çiziyor kimisi evliliği istemekle.

    Kısa vadede aile ve toplum gözünde gençlerin evlenmek istememesi sorun gibi gözükmese de uzun vadede büyük sıkıntılar olacağı açık. Avrupa’daki gibi yaşlı nüfus sorunu, toplumda ahlaki yozlaşma, yalnız yaşayan kalabalıklar, yok olan fıtratlar, paylaşılamayan duygular.

    Bununla beraber sayının çoğunluğun fazla olması her zaman kaliteli ve değerli olduğu anlamına gelmez. Güzel ve örnek olan evliliklerin sayısı önemli.

    • Süleyman diyor ki:

      … Hanım

      Sıraladığınız maddelerde evliliğin gecikmesinde önemli sebeplerden. Ben özellikle sanal alemde yaşanılan bazı duyguların tatminini çok önemli görüyorum. Evliler bile çok perişan. Evine misafirliğine gittiğim bir tanıdığım misafirlik boyunca evde çocukları ve misafiri olmasına rağmen durmadan telefonla uğraşıyordu. Gerçekten çocukları ve hanımı için üzüldüm. Düşünsenize karşınızda küçücük bir telefona saatler ayıran ama sizin yüzünüze bakmayan bir insan.

      2. dikkatimi çeken konu şu. Evliliğin istenmemesi sonucu toplumda oluşabilecek yozlaşmadan bahsetmişsiniz. Bu çok hafife alınan bir konu. Birşeyi inşa etmek çok vakit alsada bazen aynı şeyi yıkmak saniyeler alır. Bir kişi ar ve edeple senelerce bekleyip bir yalnış sonucu ayağı kaymasıyla çok çabuk zinaya ve harama düşebilir. Hanımlarda erkeklerde tehlike de. Dediğim durum alaya alınıyor. Hadi Can’ım ne olacak bizde o zamanlardan geçtik öyle olmadı filan deniliyor fakat hakikaten vakit değişiyor. Ben çok mesafeli durmama rağmen böyle cilveli konuşmaya çalışan, bir nevi ulaşmaya çalışan kişiler oluyor. Hanımlar boyutunu düşünemiyorum. Daha sıkıntılı.
      Allah cümle gençleri haramlardan korusun. Ar perdelerini sağlam tutsun amin

      • ... diyor ki:

        Çok farklı kesimlerden tanıdıklarım oldu laik diyebileceğimiz insanları da tanıdım çarşaflı olan kişileri de. Belirli tanışmadan sonra sohbet ortamında konuşulan konu genellikle evlilikti. Çarşaflı kişinin de laik kişinin de imtihanı karşı cins. Bugün insanların birbirine ulaşması daha kolay. Kadında erkekte imtihan oluyor.

        Şeytan bizden daha uyanık ve profesyonel. Her zaman kötü mekanları kötü işleri kullanmaz bazen iyi niyetleri iyi kişileri iyi işleri kullanır. Herkesin durumuna göre şekil alır. İnsanın niyetini nefsini beklentilerini yada ufak bir dalgınlık halini kullanabilir. Sizinde dediğiniz gibi Allah göstermesin bütün emek heba olabilir.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Merhamet en etkili silahtır; kalbe kadar işler ve ebediyete kadar iyileşmeyecek yaralar açar. “( LAvigerie)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku