Gençlik ve İdeolojiler

28 Mart 2017Ziyaeddin Halid İpek9 Yorum »

halid2Bir arkadaşım, kendi sınıfında satanistliğe merak salmış ve ne yazık ki belli bir süre etkisinde kalmış bir çocuk ile bir hocanın diyoloğunu anlatmıştı. Hocası çocuğa alay etme amaçlı “Siz şimdi gidip kedi filan mı kesiyorsunuz ne saçma” gibi bir söz söylemiş. Çocuğun da tam cevabı şöyle olmuş “Ne var yani sizde koyun, inek kesiyorsunuz.”Tabi mesele sadece bir şey kesmeye indirgendiğinde herkes bir şey kesiyor,

Günümüzde ibadetlerin altını dolduramıyoruz. Namaz ve oruç gibi ibadetler aslında kişiyi hayatta daha iyi birey yapması gerekirken ne yazık ki bu gerçekleşmiyor. Bir kişi yaptığı güzel bir ibadeti hayatının öbür alanlarına da yansıtmadığı zaman toplum nezdinde savunduğu değere bir darbe vuruyor.

Sonuçta namaz kılıyor fakat çok cimri, namaz kılıyor fakat çok asabi, oruç tutuyor fakat yalan söylüyor gibi yargılar oluşuyor toplumda. Bu da o kişinin çocukları veya tanıdıkları tarafından görüldüğünde demek ki savunduğu değerler önemli değil öyle olsa idi bunları yapamazdı gibi bir yargı oluşturuyor.

Gençler özellikle ailesinde bu tutumu gördüğü zaman İslami değerleri benimsemiyor. Ebeveynleri tarafından ibadetler sadece yüzeysel bir şekilde yapılmaya ve bir rutine dönüştürüldüğü takdirde geçler bunu benimsemiyor. Yapılan işlerde tekdüzelik sezen ve hayatın başka alanlarına yansımayan bu durumları gören gençler kendilerini başka düşünce ve topluluklara ait hissediyor.

Bunun yanında günümüzde gençler arasında yanlışta olsa farklı olsun algısı mevcut ne yazık ki. Bu algı sonucu yeni şeyler, başkalarının duymadığı ve farklı olan şeyler onlara güzel geliyor. Çevrelerinde %98 Müslüman olan bir ülkede bu genç bir satanist, bir komünist, bir feminist denmesi yada bu çocuk ne acayip giyiniyor denmesi hoşlarına gidiyor.

Okulda, parkta, dışarıda parmakla gösterilen bireyler oluyorlar. Kendi başlarına oturduklarında herkesten farklı düşünüyoruz, eşimiz benzerimiz yok fikri onları mutlu hissettiriyor. Kendilerini başkalarının düşünmediği gibi düşünen kişiler olduğunu bilmek onların hoşlarına gidiyor. Bir şeyin farklı olması onu orijinal, işlevsel veya doğru kılmıyor. İşte bunu anlayamıyorlar.

Bunun sonucu gençler kendilerini farklı ideolojilerin kapanlarında buluyor. Herhâlde bu farklı ideolojilere kapılan gençleri üçe ayırmak mümkün:

İlk grup gençler katıldığı ideolojinin ne olduğundan habersiz olanlar. Geçen senelerde her hafta doğuda ki bir ilçeden bir servise biniyordum. Giderken duvardaki pek çok aşk nağmelerinin yanında şöyle bir yazı yazıyordu. “Lanet olsun faşistim”. Muhtemelen gencin faşistliği bilmediğini varsayıyorum. Daha kötüsü genç Türkçe yazım kurallarını da bilmiyormuş ki “lanet olsun faşizm” yerine “lanet olsun faşistim” gibi bir ifade kullanmış.

İşte bu tür gençler kimi ideolojileri kabul ederken çok fazla düşünmüyorlar. Genel kabulleri ne ise ona göre hareket ediyorlar. Varsaydıkları düşünceyi doğru kabul ederek, karşı tarafı ise o düşüncenin basit deyimleri ile eleştirmeye kalkıyorlar. Kırk âlimi bir delille yenebilenler, bu tür cahil harekette bulunan gençleri kırk delille yenemiyor. Üstüne birde gençlik ateşi ile içleri korlandıkça korlanıyor. Yalnız yaşlanmaya başladıkça o ateş zamanla sönüyor ve yerini gerçekler alıyor. Bu kesim ancak o zaman ideolojilerinin pasif bir savunucusu olarak kalıyor ya da ailesinden gördüğü düzene geri dönüyor

İkinci grup ise keyfine geldiği için o topluluğa katılanlar. Bu gruptaki kişiler benimsediği ideolojiyi keyiflerini sürdürebilecekleri sürece kabul eden bireyler çünkü kabul ettikleri ideoloji onların zihniyetine ve yaşam tarzına göre en kolayı olan oluyor.

Bir genç olarak kendinizi tasavvur edin. En sevdiğiniz arkadaşlarınızın, abilerinizin veya ablalarınızın olduğu bir ortam, sohbetleri hoşunuza gidiyor. Her akşam toplandığınız güzel bir yere sahipsiniz. Kendinizi sevdiğiniz konuları tartışırken buluyorsunuz. Dünya için, insanlar için güzel şeyler yaptığınızı düşünüyorsunuz. Yalnız bir problem var. Takip ettiğiniz ideoloji yanlış. İçten içe bunu da hissediyorsunuz. Yalnız o güzel sohbetler, o güzel bildiğiniz sohbet arkadaşları, o güzel ortam. Hepsini terk etmeniz gerek. İşte bu kimse için kolay değil.

Keyfimize göre ideoloji takip etmek her zaman insanoğlunun meyillerinden biridir. Şöyle düşünelim. Oy verdiğiniz bir partiyi refah zamanı savunmak kolaydır. Peki, o partinin doğru bildiği bir politika için ailenizden biri ölse hala aynısını düşünür müsünüz? Mesela partiniz bir başka bir devlete haklı bir sebeple savaş açtı fakat bütün aileniz bu savaşta öldü. Hala partinizi savunur muydunuz? Ya da bu savaş kaybedilse? Belki beklenmeliydi diye düşünürdünüz. Her şeyi doğru yapmasına rağmen kişilerin yanlışları olduğunu savunurdunuz belki de. İşte aklımıza burada şu soru gelmeli. Yaptığımız şey keyif aldığımız için mi doğru yoksa yapmaktan nefret etsek bile yaptığımız şey doğru olabilir mi?

Son grupta ise ideolojilerinin bir mantığı olduğunu hissettiği için o akıma üye olanlar var.Bu tür kişiler genellikle savundukları ideolojinin en katı savunucularıdır. Zor günde kolay günde her zaman ideolojilerini savunur. İdeolojileri hakkında yüzlerce kitap okur. Konferanslar düzenlerler. Teşkilatlarının önemli pozisyonlarında da bu kişiler vardır. Bu kişiler ideolojilerini haklı görürler. İdeolojileri toplum eşitliği getirecek, mutluluğu ve düzeni sağlayacaktır.

Hiçbir akım dünyayı yıkmak amaçlı ortaya çıkmamıştır. Hitler Nazizm düşüncesini hayata geçirirken ve milyonları katlederken eminim kafasında kötü bir şey yaptığını düşünmüyordu. Hatta kendisini bir kahraman gibi görüyordu. Onu takip eden milyonlarca Alman da. Dünyayı düzelteceklerdi. Amerika hala attığı atom bombası için özür dilemiyor. Sorulduğu zaman yüz binlerce sivili öldürdüğü için hala haklı sebepleri olduğunu söylerler. Hiçbir düşünce onu gerçekleştirenler gözünde kötü olarak gözükmez.

Anarşizm ele alalım örneğin. Bizim için anarşizm yıkım, yok oluş her türlü düzene karşı bir başkaldırış olarak gözükür. Peki,anarşistler için böyle mi? Anarşizm düşüncesi ortaya çıkışı şu şekil gelişmiştir. Anarşistler doğaya baktıkları zaman ekosistemi görmüşler. Ekosistemde yaşayan canlıları gözlemlemişlerdir. Hiçbir kural olmamasına rağmen bütün canlıların uyum içinde yaşadığını ve ortada hiçbir problem olmadığını fark etmişler. Bunun sonucu insanlar içinde kurallar olmaması gerektiğini savunurlar. Aslında insanlar otorite olmadan serbest bırakılırsa hayvanlar gibi toplumsal düzenlerini sağlayabilir. Ne kadar mantıklı değil mi? Tabi eğer bir ilaha inanmıyorsanız.

Biz Müslümanlar açısında düşündüğümüzde Rabbimizin her şeyi düzenlediğini ve bütün canlılar âlemine bir amaç verdiğini, kimi kurallar çerçevesinde doğayı düzenlediğine iman ediyoruz. Biz insanların kurallarının da kutsal kitaplar ve peygamberler tarafından iletildiğine inanıyoruz. İşte böyle bir çıkış noktamız olduğu için anarşistlerin ulaştığı sonuçla bizim ulaştığımız sonuç çok farklı oluyor. Onlarda genelin iyiliğini savunmasına rağmen uygulamaya geldiğinde anarşizm bir kaos ortaya çıkarıyor.

Sonuç olarak Müslümanlar eylemlerini hayatlarına bir ahlak numunesi olarak her alanda yaymadıkları ve İslamı her anlamda derinlemesine gençlere anlatmadığı sürece gençler kendilerine mantıklı buldukları fakat hayatta sıkıntılı sonuçlara sebep veren ideolojiler peşinde yanlış bir ömür harcayacaklar. Bu noktada biz dinimizi ihlas ile ve her türlü yönüyle anlatıp doğru bir şekilde yaşamadığımız sürece ortada bir boşluk bırakacağız. Bu boşluğu da her türlü yanlış ideoloji ve akım doldurmaya devam edecek.

 

Okunma Sayısı : 2.950

Yorum yapın

“Gençlik ve İdeolojiler” için 9 Yorum

  1. M. dedi ki:

    Sayın Hocam teog dan sonra fazla da iyi sonuç alamayan çocuklarımıza nasıl davranmalıyız somut önerileriniz ve görüşleriniz ile ilgili yazılarınızı bekliyoruz.saygılar

  2. .../nisa dedi ki:

    İzm ve ist’le biten kavramlar genelde bir düşünceyi, yanlısını, ideolojiyi ve karşıtlığı zihnimde çağrıştırıyor. Birazda bu tip meselelerin hedefi büyük oluyor taraftarları da gençler, tek kalıptan çıkamayan düşünemeyen kişiler ve aşırıya gidenler oluyor.

    Kadınların özgürleşmesinden eşitliğinden yola çıkılır ama bir bakarsınız daha büyük oyunu feminizmi karşınızda görürsünüz. Karşı cinsi düşman olarak görürsünüz. Aile kurumunu gereksiz neslin devamını önemsiz bulursunuz.

    Üretimin hedefi tüketimdir pazardır bu öyle bir hal alır ki gerekli gereksiz her şeyi alma aslında benim ihtiyacımmış düşüncesi zihninize kazınır bankalardan çıkamaz duruma gelirsiniz bir bakarsınız kapitalizmi görürsünüz. Bir tarafta sömürge bir tarafta israf.

    Gençliğin vermiş olduğu heyecanı hareketliliği dünyaya düzen verme düzen kurma idealinizi kullanırlar sağ sol devrim özgürlük oyunlarıyla anarşizmi başlatırlar.Sosyalizm, komünizm vs. kavramlar karşınıza çıkar.

    Bazende dini kullanabilirler altın nesil gibi söylemlerle maneviyatı iyi niyetleri yada bağlılarının hırslarını yoksunluklarını kullanabilirler bir bakarsınız gülenizm karşınızda. Yada soykırımı yaşayan ülkelerden gelen gençlerin nefretlerini kullanabilirler dışarıdan destekçilerini görürsünüz Işid, Deaş ve alfabede harf bırakmayan terör örgütleri karşınızda.

    Gençler uyanık olmalılar çok okumalılar araştırmalılar. Kimsenin yada bir oluşumun kulu değil sadece Allah’a kul olmalılar. Allahın ve Peygamber’imizin yolunu iyi öğrenmeli ümmet bilincinde olmalılar.

    Aliya İzzetbegoviç’in bir önerisi var okullara eleştiri dersi koyardım. Bence doğru. Biraz karşı tarafın dediklerini dinlemek yanlışlarını görmek ve dünyayı gözlemlemek gerekiyor ki gençler boşluğa düşmesin yanlışı erken görsün.

    • Sadece Fatih dedi ki:

      Haklısınız, bazen doğrulara olmayana ergi metoduyla, yanlışları görerek, olmaması gerekeni görerek ulaşırız…

  3. Nur dedi ki:

    Neden böyle oluyor biliyor musunuz ? Halihazırda bir öğrenci olarak düşüncelerimi ve gözlemlerimi aktarmak istiyorum . İnsan evladının iz bırakma , kendinden bahsettirme , fark edilme tutkusu vardır. İdealini gerçekleştirmek ,bu tutkusunu yerine getirmek ister . Okullarda ve toplumda yaşanan fırsat eşitsizliği , ayrımcılık yüzünden bunu gerçekleştiremez . Sonuç olarak da tatmin edilmeyen bu duygusunu böyle ideolojilere taraf olarak gerçekleştirir. Yani doğru enerji yanlış yere sevk edilir . Allah’a emanet olun .

    • Sadece Fatih dedi ki:

      Gerçekten ama gerçekten çok doğru bir tespit. Yüzde yüz katılıyorum. Bu enerjiyi inşallah faydalı alanlara yöneltmek nasip olur. Öyle ki futbol takımı taraftarlığı bile bu dışa vurumun en basit göstergelerinden bir tanesi.

  4. Gelincik dedi ki:

    Çok güzel bir yazı Allah razı olsun

  5. İsa dedi ki:

    Doğru…Demekten başka bir şey kalmıyor.
    İslâm da farklı cemaatler ve farklı gruplar İHL öğrencilerini mezhepsizliğe ve İslâm kardeşliği adı altında IŞID gibi örgütlere yaklaştırıyor..

  6. Sümeyye dedi ki:

    Halid bey, harika bir anlatım olmuş. Gerçekten kendimizi sorgulama sebebi. Allah razı olsun. Rabbimiz bizlere tam anlamıyla ihlaslı olmayı nasip etsin İnşaAllah.

  7. Sadece Fatih dedi ki:

    Hayat boşluk kabul etmez, hayatımızı hayırlı şeylerle doldurmazsak illa ki o boşluklar iyi kötü bir şeylerle dolar. Riskli bir durum.

    Günümüzde dile getirmesek de materyalizmin, kapitalizmin savunucuları haline geldik. İşin kötüsü farkında olmadan yapıyoruz bunu. Hem namaz kılarım hem de şunu yaparım vb. diyerek kötülüklerimize ibadetlerimizle kılıf uyduruyoruz. Dinimizin de özü yerine şeklini ön plana çıkardığımızda onu gelenekten gelen bir kültür gibi yaşıyoruz. Allah hepimizi şuurlu müslümanlardan eylesin.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdandır. “ Hz. Ömer (R.A)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku