Gençlikteki Acayiplikler (1) Genç Hatipler

10 Ocak 2017Ziyaeddin Halid İpek35 Yorum »

halid2Hatemül Esam (rh.a.)’in hocası Şakikül Belhi (rh.a.) vefat etmiş. Vefat edince cemaat Hatemül Esam (rh.a)’a  demiş ki:

“Sen hocanın iyi talebesisin! Hocanın yerine sen bize hizmet et, bize vaz-ü nasihat et!”

“Yapamam! Bir sene müsaade edin de, kendimi bir deneyeyim bakayım” demiş.

Bir sene geçmiş yine çağırmışlar. Kendisi bir sene daha izin istemiş. İki seneden sonra gelmiş vaz-ü nasihat etmiş. Herkes mest-ü hayran, bayılmışlar. Demişler ki:

“İki seneden beri bizi neden böyle mahrum ettin sen?”

“İki senedir ben kendimi yokluyordum. Hayvanların yanına gidiyordum benden kaçıyorlardı. Şimdi hayvanlar benden kaçmıyor, korkmuyor artık… Anladım ki artık kemale ermişiz. Onun için konuştum.” demiş.

Yazının konusuna bağlantılı olduğu için bu kıssa ile başlamak istedim. İlmi konuda derin, yaş konusunda kemale ermiş bir zatın bile şüphe ederek kendini geri çektiği bir vakitten bugün 20 li yaşlardaki gençlerin olgunluk hali ile vaz-ü nasihatler etmekten çekinmediği bir hale evirildik. Bir âlimin kitabını okurken orada gençlerin sohbet verme hevesiyle hareket ederek yaşını almış, kemale ermiş büyüklerin kürsülerini işgal ettiğini ve bunun büyük sıkıntılara sebebiyet verebileceğini söylüyordu.

Benimde çoğunlukla karşılaştığım manzaralar bu şekilde oluyor. Yaşını almış, derin bilgisi olan, hali ve tavrı güzel insanların etrafında 10-15 kişilik bir topluluk bulunmazken, yaşı 20’lerde, daha ilim yolculuğunun başlangıcında olan kişilerin etrafında salonlarca adam toplanıyor. Kuran meali neşretmiş 80 yaşlarında bir hocanın sohbeti 5 bin- 10 bin izlenirken, 20 yaşlarındaki bir gencin sohbetleri milyonlarca kişi tarafından izleniyor.

Bu gençler yanlış şeyler mi söylüyorlar? Ya da yanlış hareketlerde mi bulunuyorlar? Kimi yanlış hareketleri var ama doğruyu söylemeye çalışıyorlar.  Amaçları doğru söylemek fakat insan beşer ve şaşar. Niyetlerinin iyi olduğunu zannediyorum ama mesele İslam olduğunda dikkat etmek gerekiyor. 20’li yaşlarındaki gençlerin dini meselelerde, hayatını İslam’a vakfetmiş kişileri adeta gölgede bırakacak şekilde, önderlik hevesiyle öne atılmalarının sıkıntı oluşturacağına inanıyorum. Bu 30-40 yaşında kilometrelerce araba kullanmış kişiler yerine 13-14 yaşındaki çocukların direksiyona geçmesi gibi bir durum oluşturuyor.

Bilgileri ve deneyimleri az olduğu için yanlış yapmaya meyilli olan gençlerin peşlerine dini konuda bu kadar kişiyi takması, bu gençler yanlış yaptığı zaman peşindekilerin de yanlış yapmalarına, dini yanlış algılamalarına sebep verebilir. Ya da icraatları sırasında yanlışlar çıkmasına neden olabilir.

Şunun altını çizmek istiyorum. Mesele gençlerin birbirine hayrı telkin etmesi değil. Bunu ben de tavsiye ederim. Mesele gençlerin, bir ömrü hayırla geçirmeye çalışmış insanların yerini dolaylı veya doğrudan alması. Az deneyimle kendi başına yaptıkları sohbetlerden İslami anlamda sıkıntıların çıkması çok muhtemel.  Emri bil maruf, nehyi anilmünker her Müslümanın vazifesi. Süslü sohbetler, çok inişli çıkışlı, vurgu dolu hitaplar ise değil.

Bu durum aslında biraz da yanlış zihniyetimizin suçu. Toplumumuzda dini öğrenmek istiyorum ama zahmet çekmek veya okumak istemiyorum kolaycılığının karşısına peki ben sana süslü, zevkli sohbetlerle ve etkili hitaplarla dini öğreteyim hazırcılığı çıkıyor. Bunun en kötü sonucu sohbetlerinde ağlayan, cırlayan, milletin kafasına Kuran atan ve her faaliyetinde Peygamberi gördüğünü iddia eden bir hastanın çıkması. En az kötü sonucu ise acayip montajlı videolarda, farklı hitabet çeşitleri ile önündeki cemaate seslenen gençlerin dini konularda popüler olmaya başlaması.

Bu kadar yazdın, peki, senin önerin ne derseniz şunları söyleyebilirim: Benim önerim bu gençlerin emek ve çabalarını bireyleri yaşı ve ilmi anlamda olgun insanlara yönlendirmeye çalışarak harcamaları. Güzel ve çaba gerektiren faaliyetlerine devam etmeleri fakat sohbet etmek, vaz-ü nasihat etmek gibi işler konusunda acele bir hevesle büyüklerin önlerini tıkamamaları. Toplum nezdinde ise önerim şu ki hangi mesele olursa olsun incelemeleri ve araştırmaları. İyi insanları bulmaya gayret etmeleri. Nasıl hasta olduklarında iyi bir doktor arıyorlarsa, ilmi konularda da hassasiyet gösterip iyi kimseleri araştırmaları.

Charles Burkowski’nin sevdiğim bir sözü var. “Dünyanın problemi akıllı insanların derin bir şüphe içinde iken, cahil insanların tam bir güven içinde olmasıdır”. Bende şunu söyleyebilirim ki:  Eğer bizler göz boyayarak, bağırarak, dikkat çekerek öne çıkan cahilleri takip edip; onların arkasında bulunan ve akıllı olmanın doğası gereği şüphede olup kendini geri çeken insanları bulup çıkarmazsak ne yazık ki sadece reklamı yapılan şeylerin güzel olduğu bir medeniyet tasavvurunu yüceltip ilim, edep, tevazu,ihlas üzere kurulu olan medeniyetimizin birinci elden çöküşüne sebep oluruz.

Okunma Sayısı : 3.865

Yorum yapın

“Gençlikteki Acayiplikler (1) Genç Hatipler” için 35 Yorum

  1. Ferzan diyor ki:

    Sayın yazarin “Genc Hatipler”ile ilgili yazisina bir kac cumle ilave etmek isterim.Yazarın eksik yazdigindan degil,bilakis cok guzel izah etmis ve bu guzel yaziyi biraz daha goz onunde bulundurup daha cok nasiplenip faydalanmamiz niyetiyle.
    “Alimler peygamberlerin mirascilaridir”.Yani alimler peygamberlerin sahip oldugu seriat ilminin varisleridir,mirascilaridir.Bize enbiya-i izam(salavatullahi aleyhim ecmain)dan miras kalan ilim seriat ilmidir.
    Imami Rabbani buyuruyor:Seriat ilminin bir sureti vardir,bir hakikat tarafi vardir.Yani bir gorunen tarafi var,bir de gorunmeyen tarafi var.ilmin suret tarafi yani gorunen kismiyla ilgili ilme sahip olanlar Ulema-i Zahirin nasibidir.Hakikat yani gorunmeyen kismiyle ilgili ilim ise Ulema-i Rasihunun nasibidir,isidir.Herkes tarafindan rahatca anlasilabilen hukumler,seriatin suret tarafi oluyor.Ulemayi zahir buyuk alim olmakla birlikte bunlar sadece islamiyetin gorunen tarafini yuklenmislerdir.Imami Rabbani diyorki:Kaldi ki bu zahir kismina vakif alimlerin sayisi gittikce azaliyor.
    İlim talebesi ilim tahsiline calisirken,beyniyle kalbinin de paralel dolmasi gerekiyor.Önceki buyuklerimiz buluğ cagina gelinceye kadar ilmi tahsil eder alim olunurdu.Yani zahiri ilimleri en gec onyedi -on sekiz yasina kadar bir ustattan alir ve ulema-i zahirlik tamamlanirdi.Ondan sonrada bir buyugun denetiminde kalbe naksedilecek ilimlerde alinip hem kafa ilmi hem de kalbi ilimlerde model bir alim olunurdu.
    Imam-i Rabbani bir mektubunda suretle hakikat ilmini anlatirken diyor ki; “nefsi emmarenin dort tane huyu vardir.Bu huylar bir kiside yasiyorsa o insanin imani da islami da hep surettedir.Nefsi emmare terbiye edilmedigi surece kisinin aldigi ilim zahiri ilimde kaliyor.Dusunun nefsi emmerayi.Nefsi emmarenin iba’sı var,tuğyani var,munazaasi var,inkari var.İmam-i Rabbani diyorki:Nefsi emmarede bu ozellikler kaldigi muddetce bu insan hakikatte velayet makamlarindan öteye gecemez.
    Bu nefsi emmaredeki cirkin hasletleri torpulemek icin Ulema-i Rasihuna ihtiyac vardir.
    Eskiden ecdadimizin yaptigi camiler iki destekli idi.Caminin bir tarafinda medrese diger tarafinda ise tekke inşa edilirdi..Yani bir taraftan arapca tefsir hadis fikih gibi ilimler ogretilp talebeler burda dirsek curuturken bir yandan da tekkelerde Rasihun ulemalardan kalp ilimlerini almak icin sayu gayrette bulunur bir buyuge intisap ederlerdi.Simdi ise din adina ne rezillikler yapiliyor. Bu rezillikleri yapan genc olsun yasli olsun farketmiyor.Ama sana bana din kisvesi altindan biseylwr satiyor.Uslup yok edep yok.ulemayi rasihunu birak zahiri ilim yok.Sagdan soldan duydugu bikac dini ilmi terimle ahkam kesenler cogaldi.Bu dunyada bu zahiri alimler ve rasihun alimler azalmistir.Ortalik cakallarla dolu.Sultan Abdulhamidin etrafinda uc yuz altmis tane alim vardi.Bir ulema konseyi yani.
    Yine Tefsir-i Kebir sahibi Fahreddin -i Razi diyorki:”Ben bu tefsiri niye yazdim biliyormusunuz?Ben Fatiha’da on bin mesele oldugunu ispatlamak icin bu tefsiri yazdim.Atma o kadar olmaz diyenler cikti.Sonra bir hesapladim.Fatihada on bin degil bir milyon mesele var.”diyor.Fatiha tefsirini Fahreddin Razi 236 sayfa yazmis.İste gokte gordugumuz yildizlar bizim gozumuzle gordugumyz gibi kucuk degil.Ama biz o kadarini gormeye guc yetirebiliyoruz.
    Allahu Teala bir ayetinde buyurdugu uzre:”Allah yolunda oldurulenlere ölü demeyin.Onlar diridir ama siz anlamiyorsunuz.”Nasil ki bu ayete inandugimiz halde manevi tarafini tam olarak cozmeye muktedir olamiyorsak guc yetiremiyorsak, iste bu isler saglam bir imandan sonra ehilinden alacagimiz maddi ve manevi ilimlerle anlama kabiliyetine kavusuruz.
    Mevlana Celaleddin Rumi (Kuddise Sirruhu) buyuruyor ki; “Mevla nin dostunun , Allahin nuruyla bakan insanin kokusu bile Allah kokusudur” Yani bizim bildigimiz manada Allahin bir kokusu yoktur ama arap dili ve edebiyatinda “teşbihul-ma’kul bi’l-mahsus” diye bir kaide vardir.Yani zihinsel olan ,akli olan bir olayi muşahhas misalle orneklendirme sanatina binaen Mevla’nin dostunun kokusu bile Allah kokusudur diyor.
    Imam-i Rabbanin Mektubatindan da alintilar yaparak bir manevi esinti olsun istedim gonullerimizde.
    Rabbim bizlere buyuklerin gozettigi edeple irfanla ilim yolunda hevesimizi ve gayretimizi artirsin. Hak ve hakikat yolcusu eylesin.(amin)

  2. Betül diyor ki:

    Halid bey öncelikle elinize sağlık güzel bir yazı olmuş. Kimi yerde yerde size katıldım kimi yerde de katılmadım. Bunu şu sözle açıklamak isterim “İnsanlar bu iki şeyi genellikle karıştırırlar : Zengin olmakla şuurlu olmayı, yaşlı olmakla akıllı olmayı “. Yani bu kadar ön yargılı olmamak gerekir çünkü kimi zaman gençler yaşlılardan daha hayırlı işlere vesile olabiliyorlar onların da önlerini açmak gerek . Peygamber efendimizin hayatından da şöyle örnekler vermek isterim : 18yasindaki Üsameyi ordu komutanı yapması, genç yaştaki Musab bin Umeyri dini öğretme göreviyle başka bir şehre göndermesi buna en güzel örnek olabileceğini düşünüyorum. Son olarak da Ali Şeriatınin “Anne Baba Biz Suçluyuz ” kitabını okumanızı tavsiye ederim. Selametle

    • Ferzan diyor ki:

      Merhum Elmalili Hamdi Yazir,”hep birlikte Allahin ipine (Kur’ana ve islama) sarilin parcalanip bölunmeyin.(Al’i imran.103) mealindeki ayeti tefsir ederken,ayette gecen “cemi’an” ibaresi icin “cemaat olmaya emirdir” der.Hz. peygamber(sav)in , “Kim islam cemmatinden bir karis ayrilirsa cahiliyye ölumuyle ölür.”(Tirmizi)hadisi serifindeki cemaat de ayeti kerimede emredilen buyuk cemaat,yani Ehli Sunnet toplulugudur.
      Betul hanim bir ayakkabi alirken numarasina bakariz.Ayagimiza iki uc numara buyuk gelse cok begensekte alirmiyiz? Ya da bir gomlek almamiz gerekiyorsa beden numarasina hemen goz atariz.degil mi? Bu hassasiyetleri kitap secerkende gostermemiz gerekiyor.Bir kitap bastan sonra dogru yazsin ama ehli sunnet akidesine ters dusuyorsa onu almayi bile dusunemeyiz eşe dostada tavsiye edemeyiz.Ben kendim bir neşriyat secerken yazana bakarim.tabi ki bazen olmuyor ki kitabin basligi ya da kapak susu bizi cezbedebiliyor.bu yonleri benim dikkatimi cekmisse bile arkasindan hemen kim yazmis ya da tercume etmis diye merak ederim.Kendisinden bir sey ogrenilmeyecek insan yoktur.Ufakta olsa mutlaka birilerinden birsey ogrenmisizdir.Bu bilgiyi ne adina satiyor sana bana.İtikadi benim inancima ters dusuyorsa o bilginin bize ne kadar faydasi olabilir.AliSeriatinin” anne baba biz sucluyuz?”kitabini alirken masumca yazilmis faydali bir kitap diye dusunup aldiniz galiba.Biz masum olabiliriz ama herkes o kadarda masumca kitap yazmiyor.Onun icin oncelikle yazan kim hayatini didik didik etmeliyiz.Ali seriati Şii kultur ve medeniyetine mensup bir kimsedir.Bazen bir şii,Sunniler tarafindan reddedilir fakat Siiler tarafindan benimsenir.
      Ali Seriati hem sunnilik hem de şiilik acisindan bozuktur.Şeriati oyle bir kimsedirki onu ne Sunni, ne de şii musluman benimseyebilir.
      Ali seriatinin cok meshur olan Islam Şinasinin turkce tercumesinde bakin aynen şu yaziyor:”Allah gercek bir Janus tur”
      Ne demek istedigini daha iyi kavrayabilmemiz icin janusun manasina bakmak gerekiyorsa eger,janus:iki cehreli bir Roma putu.Hem de gercek bir janustur diyor.yani tevili filan yok.
      Akaid ve ilmihal bilgisi olan bir musluman Allahu Tealanin sifatlarindan olan “Muhalefetun lil-havadisin ne manaya geldigini bilir.
      Allahi bir seye benzetmek resmen kufurdur.
      Allah(cc)u kemal sifatlarla sifatlidir ve noksan sifatlardan muzzehtir.
      Bakiniz burda ben sadece bu ornegi verdim en tepe ornek yani.bunun ustune baska laf soylenmez.yine bir kitabinda peygamber efendimizi anlatirken sahabeyi anlatirken o kadar asagilayici kelimeler kullanmiski burda yazmaya dahi elim varmiyor.
      Ey yuce peygamber.Senin hurmetine yaratildi tum alemler.Bizleri şefaatinden mahrum etme.(amin)Rebiulevvel ayimiz mubarek olsun.

      • Betül diyor ki:

        Ferzan hanım öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim . Dediğiniz gibi bir kitabı alırken yazarına konusuna elbetteki dikkat etmemiz gerekir bu konuda size katılıyorum. Ancak bazen ne kadar yazarı ve kitabı konusu bize aykırı olsa da içinde ders çıkarmamız gereken pek çok şey olduğunu düşünüyorum. Bazen resmin bütünündeki kötü görünümden dolayı ayrıntılardaki guzelliklerin farkına varamayız bu kitapta onlardan biri . Evet resmin bütünü kötü görünüyor bize tamamıyla ters ancak ayrıntılarda ki güzellikleri de çöpe atmamak gerektiğini düşüyorum. Kitabın ilk bölümlerinde insanların belli kalıpların içine sıkıştırılmış bir dine nasıl körü körüne bağlı olduklarını eleştirmektedir. Bu din belli kalıpların içine sıkıştırılamaz . Bu din insanların akledip düşünmesine Kur’ an-ı Kerim’ in birçok yerinde değinen bir dindir . Günümüz insanı ise akledip düşünmek yerine köle misali itaat etmektedir ve dini de atalarından öğrendikleri gibi yani taklid ederek yaşamaktadırlar. Insanlar dini belli kalıpların içine sokarak yaşamaya başlamışlar ancak asıl din insanı belli kalıpların içine sokan değil tam aksine insanı ozgurlestiren bir dindir . Kitabın ilk sayfalarında bu ve buna benzer güzel bilgiler yer almaktadır tavsiye etmemdeki tek neden de budur . Yazarın fikirleri bizlere tamamıyla ters olsada en azından çoğu yazarın ve kitabın yaptığı gibi bizleri hamal sanıp bilgi yüklemek yerine düşünmeye ve sorgulamaya teşvik etmektedir . Son olarak şunu da söylemek isterim bazen fikirkerimize aykırı olan kitaplar okuyarak da kendimizi gelistirebilecegimize inanıyorum. Selametle

        • Ferzan diyor ki:

          Betul Hanım ben bazen dusuncelerimi yaziya aktarirken eksik yada yanlis ifadeler kullanarak asil değinmek istedigim konuyu anlatmayi beceremeyebiliyorum.Ne demek istedigimi anlayamamanizin sebebini buna bagliyorum.Daha onceki yazdigim satirlarda..”Ben kendim bir neşriyat secerken yazana bakarim”derken ,din adina kitap yazmissa eger uzmanligina bakarim itikadina bakarim.Din adina degilde ihtisas gordugu diger alanlarda saglik olur, ya da bir sehiri anlatir veya bir yemek kulturunden bahseder v.b konular gibi.Bir cok konuda bircok eserler var.Batili yazarlar hatta ateist yazarlarin hayatlarini anlatan kitaplar var.Bilgimiz gelismesi adina tabi ki zıt goruslu kisilerin fikirlerini okuyabiliriz.Bazen ben islama zıt goruslu köşe yazarlarin yazilarina bile goz atarim.Yazilarinda guzellik gorecegimi umarak degil.Daha aktif dinime hizmet etmek ve bizi nerden vuruyorlar nerden açımızı bulup bizi ezmeye calisiyorlar diye.Necip Fazilin dedigi gibi:”Dusmanim sen benim ifadem ve hızımsın.Gunduz geceye muhtac banada sen lazimsin Ama dikkatinizi cekerim.Akidesi bozuk olan bir sahis benim dinim adina ahkam kesip dinim uzerinden konusup beni egitemez ogretemez. Dinden bahsedenlerin bir kismi din karsitlari kadar,hatta onlardanda fazla dine zarar verdi.Iste neymis efendim gercek Kur’ana donus, akledip dusunmemiz gereken bir akil dini gibi kendi argumanlarini bizlere sunup sorgulamamiz gereken bir din var karsimizda dedikce,imanin,maneviyatin,teslimiyetin belini kirdilar.Bir kimse din adina konusuyorsa o anda ortaya bir iddia cikar.Her iddia bir ispat gerektirdigi gibi, islam davasida bir iddia dir.Musluman isiyle,kisiligiyle,dusunceleriyle iddiasini ispatlamasi gerekmektedir.İspatlamaya henuz gucu yoksa ,haddimizi bilip ogrenmeye,olmaya, olgunlasmaya gayret etmeliyiz.
          Ikinci bin yılın muceddidi Imam-i Rabbani dindeki batil gorusleri ayiklamak icin dini koreltmek isteyen bidat ehline karsi gosterdigi cabalari ve daha nice ehli sunnet alimlerini goz ardi etmemek gerek.Bidat ehlinin yazdiklarini bence tamamiyle cöpe atip iste bu Ehli Sunnet alimlerinin pesinden ayrilmazsak inanin gelecek nesiller daha saglam bir inancla kufrun karsisinda dimdik durmayi basarabilecektir biiznillah.İmam-i Rabbaninin Mektubat adli eseri cok kiymetlidir.Bidat ehliyle yola cikilmaz.Hele hele bizi tehlikelerden hic korumaz.Allahin hakiki kullari has kullarinin pesine takilirsak tehlikelerden korunuruz.Rabbim bir 15 Temmuz daha yasatmasin bizlere.Cihaddan fesada,davadan nemaya,imandan kufre kayan cok oldu.Neden geldi peki basimiza boyle bir musibet.Yersiz yerde gereksiz hosgoruden incelikten.Ayni sizin resmin butununu kotu gorup ayrintilardaki guzelligi cöpe atmak olur mu aman incelik gosterelim birbirimize diyen dusunceli muslumanlar yuzunden geldi.Bidat ehlinde de kufurde de guzellik arayamayiz yoktur zaten.
          He guzellik incelik demisken;Yukardaki yazisinda sayın yazar Hatemul Esamdan bahsetmis ya.Onun hayatini bir gozden gecirelim.Guzellik ,incelik neymis,asıl inceligi kime nasil gostermemiz gerekiyormus hatirlamis oluruz.Mubarek yillarca sağır taklidi yapmis.
          Erzurumlu sair Emrah ne guzel soyluyor.Bir kulak verip oyle bitireyim insallah.

          Îksiri azamdir nutk-u ehlullah
          Her nefeste haki kimya ederler
          Hakkın esrarından onlardir agah.
          Ve lakin surette ihfa ederler

          Bakma hakaretle dervis onlara.
          Köhne âbâd iken arif onlara
          Varis-i enbiya denmis onlara
          Bürde gonulleri ihya ederler

          Emrahi cehdeyle hali hal ile
          Kâl ehli olandan infisal eyle
          Erenleri bulda imtisal eyle
          Seni de vasıl-ı Mevlâ ederler.

  3. Uğur 017 diyor ki:

    Doğrusunu söylemek (daha doğrusu itiraf etmek) gerekirse, “popüler” genç hatiplere ben de burada anılanlar gibi sebeplerle şüpheyle bakıyorum. Benim için her zaman yaşlıların sohbeti daha değerli olageldi. Yaşlı bir âlimi bırakın, geniş hayat tecrübesine sahip ve de konuşkan olan yaşlı bir köylü amca beni pek çok zaman sohbetiyle mest eder. Hatta mesela yaz tatillerinde gittiğim köyümde yaşlı amcalarla çok konuştuğum için yadırganmıştım.

    Ancak genç hatiplere karşı tavrımda –şimdi olmasa da eskiden– bundan daha fazlası da vardı; genç hatiplere şüpheyle bakmaktan öte kızıyordum. Bunda “kıskançlık” faktörü güçlüdür, çünkü ben o kadar tefekkür edip (çeşitli somut gerekçelere binaen çok yüksek olduğundan emin olduğum) zekama rağmen kimseye laf dinletemezken (hele hele evlenmek şu geçkin yaşımda hâlâ bir hayal gibi görünürken) bu pek sosyal, karizmatik ve yırtık biraderler sözlerinin bilgi ve akıl içeriğinden ziyade dokunaklılığıyla, pek yüksek erkeksi karizmalarıyla ve sosyal kişilikleriyle özellikle genç kızlar ve kadınlarca hayran hayran dinleniyorlar. Burada bana karşı “kıskançsan haksızsın” argümanı yanlış olur. Kıskançlığım yanlış olabilir, ama Allah aşkına mantıkan haklı değil miyim? Zaten kıskançlığın yanlış olduğu bilinciyle o kıskançlığı elhamdülillah bastırdım, ama bu yazıda da ortaya konduğu üzere o biraderlerin popülerliğinde mantık gereği olarak da yanlış bazı taraflar var.

    Allah aşkına şu çifte standarda da bakın: Genç ve karizmatik bir erkek hatibin –özellikle kızlar ve genç kadınlarca– hayran hayran dinlenmesiyle benim sonradan dindar (veya dindarımsı) olmuş eski manken bir güzel kadını hayran hayran dinleyip onu övmem arasında ne fark olur? Ben birkaç defa hata edip bu ikinciyi açıktan yaptığımda sosyal medyada bana karşı en iyi tavra sahip tanıdıklar –özellikle hanım ablalar– bana haklı olarak ters tepki verdiler. Ama ne hikmetse hiç hatırlamıyorum ki genç ve karizmatik erkek hatiplere karşı benzer bir hayranlığı açıkça yapanlara –özellikle genç kızlar ve kadınlara– karşı benzer bir tepkiye şahid olmuş olayım. Hatırladığım kadarıyla buna açık tepki veren tek bir kişi gördüm ki o da benim kendimden başkası değildi. Bir de Sema Hanım buna benzer bir şekilde Mavi Marmara şehidleri arasında sadece rahmetli Furkan biraderimizin genç kızlarca “profil resmi” yapılmasını eleştirmişti.

    Aslında genç erkeklerin de birçoğu bu duruma çok fena gıcık olurlar, benim kadar, hatta benden de fazla; ama bunu doğrudan ifade edip duygularını açığa vurmak istemezler; onun yerine kızların hayran oldukları kişiyi –şarkıcıyı veya genç popüler erkek hatibi– çeşitli ahlak veya iman zaaflarına sahip olmakla itham ederler. Evet, genç hatiplere karşı o tür ithamlar gençlerden gelmekteyse, onların altında pek çok zaman pasif-agresif kıskançlık öfkesi vardır. Keza yaşlı başlı âlimler ve hatipler arasındaki benzer ithamlaşmalarda da pek çok zaman benzer pasif-agresif hased etkilidir, ama onlar bu yazının konusu değil.

  4. ibrahim diyor ki:

    şimdi tv yi açıyoruz hoca çıkıyor yaşı kemale ermiş.
    sorulan sorular verilen cevaplar.
    sunucunun halleri
    hocanın halleri
    Hocaların şaşırdığını görmedim amaaa bazen lafın nereye gittiğini bilmiyorlar yada fark edemiyorlar.
    asıl değinmek istediğim konu şu. yaşı ilerlemişlerin konuştukları gençleri pek ilgilendiren şeyler değil.
    haa kızların yorumlarıda çok berbat 20 25 yaşlarında gençler tabi güzel güzel konuşunca da kızların gönlü kayıyor galiba bu biraz sıkıntı işte. ama hemen geçer gibi.

  5. Feyza diyor ki:

    Siz sosyal medya yoluyla populerlesip, sohbeti stand up tarzinda showa donusturen ve ilmi aktyapisi yetersiz oldugu icin kitleyi yanlis yonlendirmesi muhtemel bir kesimi hedef aldiniz sanirim dogru mu Ziyaeddin bey?
    Acikcasi bu gencleri tanimiyorum, dinlemeden haklarinda birsey diyemem. Ismi cok gecen birtakim kisilerin zehrine panzehir olma adina dinlediklerim olsa da, ilmine guvenmedigim kisileri medya uzerinde fazla dinlemiyorum.
    Bazen orta yasli veya yasli bir prof. hoca titrine sahip insanlardan da yalan yanlis fetvalarin sadir oldugunu gordugumuz icin genc yasli ayriminin bir noktadan sonra pek muhim oldugunu dusunmuyorum. Onemli olan hayri teblig ve ciddiyet. Ilim tahsili ve tebligi ciddi bir istir, sevdirme adina laubalilige yer olmamali. Bunu yapan ister genc olsun isterse yasli.
    Yalniz sunu da belirteyim. Mesela biz, daimi ilim talebelerimizi sohbet ve vaaz vermeye alismalari, cemaate hitabet yeteneklerinin kuvvetlenmesi, heyecanlarini yenmeleri ve bu hizmeti benimsemeleri icin kucuk yastan itibaren kursulere cikariyoruz. O kursuye cikan cocuklar, gencler kursude pisiyorlar. Yasi ilerlemis ve donanimli bir hocanin derinligine sahip olmasalar da, yaslarinin verdigi masumiyet ve niyetlerindeki ihlas ile cemaate oyle guzel tesir ediyorlar ki, o huzur, feyz ve maneviyat dinleyenlerin beynine degil sanki kalbine naksediliyor.
    Yani genclerin onunu acmak, onlari yetistirmek de gerekir. Bu da onlara soz hakki vererek olur. Fakat benim bahsettigim kitlenin medyada adi duyulmaz. Yani populerlesme gayesi vs yok. Sadece yas konusuna degindiginiz icin genc yastaki bu orneklerin de altini cizmek istedim. Bir de bu bahsettigim genclerin anlatacagi sohbet konusu isin ehli hocalar tarafindan belirlenir. Hakkindaki ayet-i kerimeler, sonra hadis-i serifler, fikhi deliller, muteber alimlerimizin eserlerinden secip cikarilir. Biraraya toplanir ve delillere, eserlere bagli kalinarak sohbet konusu islenir. Kisaca kendi aklinin dogrultusunda degil, yine ilim ehli hocalarin denetiminde ve ciddiyetle bu cocuklara yol veriyoruz. En onemlisi de, cemaatten birinin sordugu soruyu eger bilmiyorsa ahkam kesme adina yanlis fetva ile adres sasirtmaz, ‘bilmiyorum, arastirip size izah edeyim’ demesini bilirler. Yoksa is cigrindan cikar ve vebali cok buyuk olur. Vebali bizim de boynumuza olur.

    • Yahya diyor ki:

      Çok doğru ancak,
      üslup ile laubaliliği bir birine karıştırmamak lazım…

      Kerem Önder’i tanıyan, bilgi sahibi olan var mı?

    • Ziyaeddin Halid İpek diyor ki:

      Feyza Hanım

      Bir büyüğün denetiminde bu şekil gençlerin yetiştirilmesi, deneyim kazanması, bilgilerinin oturtulması için çıktığı sohbetlere tabi ki bir şey diyemem. Mesele benim yazımda anlattığım gibi gençlerin aktif olması değil. Mesele denetimsiz bir şekilde, yarım bir ilimle, büyüklerin önünü kapayarak, durmadan espri, kahkaha, laf yarıştırma vb. teknikleri uygulayarak yaptıkları sohbetler. Bu sohbetler büyük yanlışlara sebebiyet verecek örnekler barındırıyor.

      Bazı yorumcular sahabeyi örnek vermiş. Sahabenin başında Peygamber Efendimiz (s.a.s) var idi. Bir yanlış olduğu veya yaptıkları zaman onları ikaz ederdi. Bu gençlerin başında kim var?

      Son olarak yorum yapanlar yaşlı ama batıl ve yanlış düşünce de olan kişileri söylemişler. Evet onlarda var ama benim konum gençler ile alakalı. Bu sebeple ben o kişilere değinmedim. Bu yazının konusu da o değil zaten.

      • Feyza diyor ki:

        Dun gece kasdettiginiz videolari dinleyerek ne anlatmaya calistiginizi daha iyi anladim Sn.yazar. Fazla serbest ve ilmi tahfif edici tavirlar, her ne kadar dogruyu da anlatsa farkli acilardan dusunuldugunde zarar verebilir. Hakikaten sasirmadim desem yalan olur. Anlatilanlar icerik itibariyle dinledigim kadariyla problemli degildi, hatta uc noktada hayatlari olan bazi kisileri de tesiri altina almasi acisindan verimli de olabilir. Niyetlerini bilmiyoruz, populerlesme mi yoksa gercekten siradisi veya Islam’dan cok uzak yasayan gencleri Islam’a isindirmak mi, niyet okuyuculugu yapmam yanlis olur.
        Aslinda sorunun derinine inip bu genclerden once, buyuk buyuk yetiskinlerin durumunu analiz etmek gerekiyor sanirim. Demek ki Islamiyetten ne kadar uzak bir toplumun icinde yetisiyoruz ki bu gibi stand up tarzi sohbet gibi bir akim baslamis. Yani o kadar caresiz kalmisiz oyle mi?
        Genclere ulasabilmek icin ayni dili konusup anlatmak istediklerimizi o dille anlatma disinda bir secenegimiz kalmamis. O kadar uzak bir dunyalari var demek ki.
        Kafam karisti sn.yazar. Dusunuyorum. Bu anne babalar neden cocuklarini bu kadar uzak bir dunyaya itelediler dinimizden ki biz bu durumlara maruz kaldik? Bu bahsettigimiz kitlenin etkisiyle dinecsarilan kardeslerimizin hepsinin annesi babasi Musluman degil miydi? Neden evlatlarina dinlerini ogretmiyorlar ve bilmedikleri gruplarin icerisine cocuklarini emanet ediyorlar?
        Dinledim tas catlasin iki uc videoyu, o da atlaya atlaya. Ama bilmiyorum ki dokuz dogrunun icinde bir yanlisi empoze ediyorlar mi? Dusunsenize bizim Islam muktesebatimizi. Nice alimlerimiz bugun hayatta olsa parmakla gosterecegimiz kiymette derin ilme sahip alimlerimiz gecmis zamanda birceser yazardi. Sonra onun arkasindan gelen ya da ayni cagda yasamis baska bir degerli alim onu serh ederdi. Ya da gordugu yanlisliklari reddiye yazarak tenkid ederdi. O kadar ince eleyip sık dokunarak gelmis ki hu muktesebat elimize hepsi birer inci, elmas mahiyetinde. Ama gencler bunlardan istifade edemiyor ne kadar uzucu. Bunlardan istifade etmeyi birakin, aileler cocuklarina bes vakit namazi, argo konusmamayi, zerafeti, nezaketi, edebi dahi ogretemiyorlar. Zinayi anlatamiyorlar. Cok uzucu gercekten. Bu kadar degerli bir mirasa sahibiz ama stand up tarzi sohbetler gencligimizin kurtulus recetesi olmus. Peki bunun sonu nereye varir?
        Bugun dinledigimiz birkac sohbetle is bitiyor mu? Bugun boyle ya yarin? Bu yeni acilan bir cigir. Yazarken dusunuyorum ve kafa karisikligim yazdikca geciyor Ziyaeddin bey. Simdi taslarim yerine daha iyi oturuyor. Ileride ne olur sanirim en buyuk sorun bu. Cunku bir cigir acarken bugun degil, gelecek baz alinarak bu yapilmali ya da vazgecilmeli. Bugun bu uslupla gencler birseyler yapmaya calisiyor ve uzerlerinde denetleyici bir otorite yok. Hadi biz sayilari az oldugu icin simdilik denetleyelim, iyi niyetle gordugmuz hatalari olursa duzeltelim. Simdilik bu kadarina yetisebiliriz Uslub degil icerikten bahsediyorum.
        Ama yarin oburgun sonraki gun bu cigirin onu alinamayacak. Bunun gibi bircok grup peydah olacak ve yetisemeyecegiz. Yani bu yeni tutulan bir akim ve cogaldikca kontrolu kaybedebilecegiz. Baska bir grup da cikip benzer kadro ve benzer bir uslup ile sapkin itikadini da genclere empoze edebilir. Zamanla stand up tarzi sohbet anlatan gruplar cogaldikca ve gencler buralara akin ettikce kimin neyden zarar gordugu ve kimin fayda gordugu birbirine karisabilir. Ozenti ile taklit versiyonlar cogalabilir. Yeterli altyapiya sahip olmayan genc kesim ise dogru ile yanlisi ayirdedemez, butun izler birbirine karisabilir.
        O yuzden ihlasla yola cikildigini dusunup butun husni zannimizi bu yone kanalize etsek de ileriye dair acacagi sorunlarin onune gecmemize bu husni zannimiz yeterli olmaz.
        Su da var ki bu kardeslerimiz ihlas ile yola ciksa da sohret afettir. Bu ihlasi koruyabilmeleri de kolay gozukmuyor. Mum dibine isik vermezse soylenen soz de tesirini yitirir. Ihlasi korumak oyle zor birsey ki, fenomen olup buyuk kitlelere hitab eden kisilerin cogu zaman basladiklari noktada sabit kalmadiklarini gorursunuz.
        Kisaca kisa vadede iyi gibi gozuken bu manzaranin uzun vadede hem kendilerine hem bircok gencimize fayda yerine zarar verecegini dusunup yaziniza hak verdigimi belirtmek istedim.

  6. Yasir diyor ki:

    Tecrübe yaşın ilerlemesi ile mi kazanılıyor yoksa yaşanmışlıklarla mı? Mesela 18 yaşında ordu komutanı yapılan Usame Bin Zeyd hakkında ne düşüneceğiz. Oysa 40-50 yaşında tecrübeliler de vardı. Bu işi yapmak için öğrenmek, tecrübe etmek ve o işe layık olmak yeterlidir. Şu hayatta 20 yaşında ölüp 70 yaşında gömülen insanlar var.

    • Yahya diyor ki:

      Yasir Bey,

      Münakaşa olsun diye değil, bilgimizi paylaşalım, doğruya ulaşalım diye yazıyorum.
      Öncelikle Zeyd (r.a) Peygamber efendimiz (sav) tarafından komutan olarak atanıyor. Bu kararın arkasında bir hikmet mevcut.
      Daha sonra Peygamber efendimizin vefatından sonra sahabe Zeyd’i genç olduğu için değiştirmek istiyor, Hz. Ebu Bekr müsaade etmiyor.
      Kısacası, sahabe seçmiş olsaydı daha yaşlı ve tecrübeli birini seçerdi.
      Hatta Hz. Ebu Bekr’in halifeliğine bakarsanız benzer şekilde Peygamber efendimiz yaş dolayısıyla Hz. Ebu Bekr’i halife olarak işaret ettiği anlatılır.

      Kısacası insanın yaşı ilerledikçe – ilmi bir kenara bırakın – tahammülü, gelmiş geçirmişliği, insanlar ile olan diyalogu, düşünceleri, hayattan beklentileri ve daha bir çok fiziki ve aklı nitelikleri değişiyor. Bunun üzerine siz bir de ilmi eklediğinizde karşınıza çok farklı şahsiyet çıkıyor.
      Nitekim Peygamber efendimize peygamberlik 40 yaşında geliyor.
      40 yaş dönüm noktasıdır demiyorum, yani hoca olacak insanların en az 40 yaşında olması gerekiyor demiyorum. Sadece yaşın önemi için örnek verdim.

      Ayrıca, belli bir bilgi birikimi için (kuran, hadis, akâid, tefsir v.b.) yani bu ilimleri öğrenmek için zamana ihtiyaç vardır. Yani siz 16-17-18 yaşlarında hoca çıkarabilir misiniz bilmiyorum. Ancak şu olabilir (tehlikeleri vardır) arkasında sağlam hoca vardır, genç kardeşimizde bu hocadan aldığı bilgiler ışığında hatiplik yapar, gençlere sohbet eder…

  7. aslı diyor ki:

    Merhaba
    Ben size katilmiyorum . Bence biz gençlerebizim dilimizden anlayan bize hitap etmesini bilen kişiler lazım. Zaten toplumda şöyle bir kanı var gençtir tecrübesizdir yapamaz sorumluluk alamaz . Böyle diye diye biz gençleri pasif ve asosyal yaptılar. Ama unutmayalim ki Hz Muhammed sav tebliğe basladiginda yanında ilk olarak gençler vardı . Hem herkese tavsiye ederim Hayalhanem diye bir site var videoları çok faydalı . Ama yine de sizin goruslerinize saygı duyarım.

  8. ... diyor ki:

    Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. 28 şubatın zorlu dönemine kısmende olsa rast gelmiş biri olarak dini yaşantıyı eskisi gibi saklayarak yaşamıyoruz. Yalnız her dönem insanoğlu imtihanda olduğu için bu dönemin imtihanı da tvde internette kolayca bulabildiğimiz hoca popülerliği. Bu konuda biraz ilgisi ve derdi olan biri olarak kafamı kuma gömmek istemiyorum. Her çıkan kişiye “hoca vaiz alim” gözüyle bakılmamalı söyledikleriyle yaşantısının uyuşup uyuşmadığı araştırılmalı. Yaşla beraber önemli bir konuda burası.

    Güzel etkileyici hitaplar yerine gerçeği insanların gözüne sokan, onları çelişkileriyle yüzleştiren insanlar daha içten geliyor. Buda belirli hayat tecrübesinden sonra oluyor sadece okumakla olmuyor. Nureddin Yıldız, Mustafa Öztürk, İslam tarihçisi İhsan Süreyya Sırma, Nouman Ali Khan sohbetini izlediğim kişiler.

    • Yahya diyor ki:

      Sn.,
      Yanlış düşünüyorsunuz.
      Sizi tenkit etmek istemem.
      Geçenlerde “tesadüfen” Cübbeli Ahmet hocanın Mustafa Öztürk ile ilgili konuşmasını ve uyarılarını dinledim. Cübbeliyi takip etmem ancak Mustafa Öztürk ile ilgili söyledikleri çok doğru. Daha sonra Mustafa Öztürk’ü de dinledim hakikaten Cübbelinin söylediği hataları yapıyor.
      Bu hatalar öyle küçük hatalar değil, insanın imanını sarsacak hatalar… Allah muhafaza…

      Benim dini bilgim bu hoca iyidir, bu hoca kötüdür diyecek seviyede değil. İtikâd olarak belli bir temelim vardır ve bunu geliştirmeye çalışıyorum, eğer bu hocalar bu itikadi bilgim ile çatışıyorlarsa aklımda soru işaretleri oluşmaya başlar. Daha sonra bu hoca ne diyor diye araştırmaya başlarım.

      Her insan böyle yapar yapamaz bilemem. Ancak X hocanın bir konuşması hoşuna gider ve onun yoluna kapılır gider. Bu X hoca doğru mu yanlış mı bunun muhakemesini yapamayabilir. Özellikle gençlerden böyle bir muhakeme beklemiyorum.

      Diyanet dediğimiz kurum (ne işe yarar) niçin bu hocalar hakkında görüş yayınlamaz, fetönün kitapalarını bile yeni bir kurul kurarak inceleyip bazı mevzuları/görüşleri tekzip etmeye başladı…
      Adnan Oktar denen şaklaban niçin o iğrenç programlarına devam etmektedir?

      Fetö ve avanesi bu yüzden bu kadar güçlendi. Eğer en başında diyanet denen kurum müdahale etseydi… hoca sen ne yapıyorsun deseydi… fetö bu kadar azıtamazdı.

      Acizane, sohbetini dinlediğiniz hocaları tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Ben Nureddin hocayı şahsen tanır, bazı mevzularda anlaşamadığım ve bazı mevzularda da doğru bulmadığım birisidir.
      Mustafa Öztürk hani Prof. Dr. olan ise, ben kendisinden son derece uzak dururum. İ.S.Sırma zaten tarihci… N.Ali Khan için ise, denk geldikçe dinlerim ancak takip ettiğim biri değildir, rahatsız edici bir konuşmasını duymadım. Ancak takip ettiği mezhep ve itikad çok önemlidir, araştırmanızı tavsiye ederim.

      • Feyza diyor ki:

        Mustafa Ozturk konusunda sizi hakli buldugumu belurtmek zorunda hissettim sn. Yayha bey. Nureddin Yildiz da tartisilir. Imani noktada sorun teskil ediyorsa uzak durulsa daha iyi olur dusuncesindeyim.

        • Yahya diyor ki:

          Nureddin beyle yüz yüze
          yaşı ve ilmi büyük olduğu için kırmadan konuştum/k.
          Herşeyini silip atamayız ancak süzgeçten geçirmek lazım.
          Şuurlu müslüman olmak şart.

          Öztürk’ten uzak durmak en doğrusu….
          Teyit ettiğiniz için de teşekkür ederim.

          Rabbim en doğrusunu bilir!

          • Feyza diyor ki:

            Suzgec konusuna katiliyor ama isim zikredemiyorum Yahya bey. Sadece suzgec her Muslumana lazim. :) Anlasilmistir umarim.

      • ... diyor ki:

        Yahya bey,

        Tenkit edilecek bir durum varsa kişiler fikirler iddialar ideolojiler eleştirilebilir.
        “Benim dini bilgim bu hoca iyidir, bu hoca kötüdür diyecek seviyede değil. İtikâd olarak belli bir temelim vardır ve bunu geliştirmeye çalışıyorum, eğer bu hocalar bu itikadi bilgim ile çatışıyorlarsa aklımda soru işaretleri oluşmaya başlar. Daha sonra bu hoca ne diyor diye araştırmaya başlarım.”

        Benim durumumda sizin gibi. Kuranı kerim ve hadislerle beraber ehli sünnetten ayrılmamak. Bahsettiğim kişilerin sohbetlerini dinledim. Niyetini ve amacını öğrenmek için kişilerin neleri söylediğini dinlemek gerekiyor. Bahsetmiş olduğunuz Mustafa Öztürk’ün hangi sohbetidir bilmiyorum. Bu fetoyle ilgili eleştirileri ilk yapan kişilerdendir. Nureddin Yıldız keza çoğu sohbetini dinledim hak verdiğim günümüz sorunlarını çok iyi dile getiren bir kişi. Tabiki bu kişiler eleştirilebilir söyledikleri kuranı kerime ve sünnete ne kadar uygundur araştırılabilir. Adnan Oktar, İskender Evrenosoğlu, çeşitli reklamlarla dini ticarete aletler, hurafenin biri bin para olduğu yayınlar hala yayında. Reddiyeler hadisi şerifleri inkar edenler ilahiyatçı bazı kişilerin garip yorumları felsefe yaparken akılı put yapanlar tarikatini cemaatini en iyi bizim cemaatten gibi anlayış.

        “Her insan böyle yapar yapamaz bilemem. Ancak X hocanın bir konuşması hoşuna gider ve onun yoluna kapılır gider. Bu X hoca doğru mu yanlış mı bunun muhakemesini yapamayabilir. Özellikle gençlerden böyle bir muhakeme beklemiyorum. ”

        Rahmetli Necip Fazıl’ın bir kitabı vardı Doğru Yolun Sapık Kolları. Gençler bu zamanda çok daha dikkatli olmak zorunda. Afgani Mevdudi ve Selefi akımdan kişilerin yorumları.Dini cemaat olarak bağlı olduğunuz bir yapı bakıyorsunuz Vatikan’ın arka bahçesi olabiliyor yada Işid deaş üyesi olup çıkıyor. Bu durum sadece bizde değil dünya genelinde mevcut. ABD’deki Nation Of İslam kuruluşu, Pakistan’daki Kadiri, El Ezher’in siyasi duruşu, Suudi Arabistan’da Vahhabi anlayış, İran’daki Şia inancının bazı ters tarafları.

        Diyanet daha çok iktidar paralelinde hareket eden bir yapıdır. Ne yazık ki benim gibi avamdan olan kişiler bile bu yapıyı eleştirirken diyanetten bu konuda sözlü fiili girişimler geç geldi.

        Bahsetmiş olduğunuz kişileri zaten körü körüne bir anlayışla değil araştırarak ve muhakeme etmeye çalışarak dinliyorum. Naçizane tavsiyeniz için teşekkür ederim Allah razı olsun bundan sonra daha fazla dikkat etmeye çalışırım.

        …….

        Editör: Değerli Okuyucular! Konuya cemaat ve şahıs adı vermeden devam ederseniz iyi olur. Şu andan itibaren şahıs adı ve çemaat adı olan yorumları yayınlamayacağız. Ayrıca hakaret yorumlarını da yayınlamıyoruz.

        • Yahya diyor ki:

          Efendim nazik cevabınız için teşekkür ederim.

          Hocalarımız bir birlerini karalamak yerine… Gel hocam beraber bu mevzuyu konuşalım, enine boyuna tartışalım, kaynaklarımızı ortaya koyalım ve doğruyu bulalım demiyor. Münazara eden yok!
          Bunu söyleyen 1-2 hoca var, başka yok.
          Diğerleri maalesef bizim yol en doğrusu, benim dediğim en doğrusu yarışında…

          Editörden uyarı geldiği için ve konuyu da çok uzatmamak için;
          maalesef ismini zikrettiğimiz hocalarımızın 5 söylediğinden 1 tanesi yanlış. Mesela hocamızın biri diyor ki KK’deki kıssalar hikayedir, gerçek olmamıştır… Diğer bir hocamız yaratılışı farklı yorumlayarak evrim olabilir, niye olmasın ki diyor.

          Neyse Rabbim doğru yoldan ayırmasın inşaAllah.
          Mümkünse birbirimizi kırmadan uyaralım, hatta benim daha çok ihtiyacım var… Selam ve dua ile…

          • ... diyor ki:

            Yahya bey,

            Yazmış olduklarınıza katılıyorum. Bu site bu tür tartışmaların yapılması için kurulmuş bir forum sitesi değil. Bazı şahısların ve oluşumların isimlerini vermemem uygun olabilirdi. Konuda bazen birbiriyle paralel olsa da farklı mecralara kayabiliyor. İmtihan yalnızca genç hatiplerin değil,gençlerin, hocaların, bizlerin ve bütün Müslümanların imtihanı. Allah hepimizin yardımcısı olsun doğru yolundan ayırmasın.

  9. Sümeyye diyor ki:

    Allah sizden razı olsun. Tamamen katılıyorum.
    Asıl deneyimli olan, bilgilerle yoğrulmuş insanlardan öğreneceklerimiz var.

  10. gulpembe diyor ki:

    buyuk bolumunu tenzih edeyim ama bazi “buyuk”ler, birbirleriyle ugrasmakla, siyasi parti memuru gibi davranmakla, anlattiklarina ters sahsi hayatlariyla, kendilerinin ve kendi yollarinin daha mubarek olduklari imasiyla kendi heybetlerini kendileri yitiriyor, insanlari kendilerinden uzaklastiriyorlar.

    20 li yaslardaki gencler -kimden bahsedildigini tam bilemiyorum, benim youtube da karsilastigim bir grup var sadece-hocalik yada digger olusumlara ustunluk gibi hicbir iddia gutmuyorlar, sadeler,ogrendigini vermeye calisiyorlar,efekt, goruntu ile bikmadan seyrettirmeyi,cok kisiye ulasma acisindan teknolojiden yararlanmasini biliyorlar.ozellikle gencler seviyor, ragbet gosteriyor.

    bu gencler , uzerlerindeki ilgiden dolayi ihlasi kaybedebilirler mi ? bu onlarin kendi iclerindeki mucadele. yaslari buyuk olanlar,koca koca vakiflari sermayeleri yoneten hocalar yollarini sasirmayacaklarina dair garanti mi almislar?hayir..

    • Ziyaeddin Halid İpek diyor ki:

      Gulpembe Hanım

      Bende sizi tenzih ederim ama bazı kişiler sadece internette veya televizyonda, ya da başka bir sebeple göz önüne çıkmış hocaları izleyerek bütün hocaları töhmet altında bırakıyor. Ben önce (artık hoca demek uygun kaçar mı bilemiyorum) hoca çıkarıp sohbet yapan sonra dansöz oynatan programlar bile gördüm. Dediğiniz gibi bazı kişilerde birbiri ile durmadan uğraşıyor. Çok yanlış bir izlenim oluşturuyor. Oysa bunların dışında çok değerli hocalar var. Kişilerin çıkıp araştırması gereken kişiler mevcut.

      Şahsen eskiden yaşadığım ildeki merkezi bir camii de sabah namazından sonra hadis sohbetleri verildiğini görmüştüm. Orada kız çocuğu yetiştirmenin sevabı ve kız çocuklarına nasıl muamele edilmeli hakkında sohbet veriyordu hoca. Peygamber Efendimiz (s.a.s)in bu konudaki hadislerini okuyordu. Baktım bir etrafıma 2-3 genç dışında hep yaşlı insanlar. Bu insanlar zaten evlatlarını yetiştirmiş kişiler. Yarın öbür gün anne baba olacak gençler nereden öğrenecekler bunları? Biz toplum olarak kız çocuklarına yapılan yanlış muameleleri eleştiriyoruz. Hocaların bilinç vermediğinden yakınıyoruz. Hocalara da bu kadar yüklenmemek gerek. Biraz da cemaatin vazifesi değil mi sizce bir şeyler yapmak?

      Ben şahsen gençlerin sohbetinde gördüğüm manzara ve yanlışları bilerek bu eleştirileri yaptım. Emin olun akıl ve insaf sahibi her birey iyice izlerse bu yanlışları görebilir.

  11. Demet diyor ki:

    Bu konuda size katilmiyorum.. Konusan gencin anlattiklarina bagli bu !Hakikati anlattiktan sonra (Kuran-i Kerim’de yazilandan baska birsey anlatmiyorsa) pek ala gecip kendisinden sadece bir kac yas kücük insanlara ders anlatabilir! Hatta büyüklerine bile anlatabilir. –> Üstünlük takva iledir.
    Gercekci olmamiz gerekiyor .. zaman internet zamani ve gencler vaktinin cogunu burada harciyor ..onlarin ilgisini cekmeknin yoluda onlardan birisi olmaktan geciyor ! Yasli hocalari dinlemiyorlar sikici buluyorlar .. asil hedef islami sevdirmek ve hakikati anlatmak ise, ben bunda bir zarar görmüyorum!
    bknz.: Mehmet Yildiz, Fatih Yagci, Osman Sungur Yeken, Harun Serkan Aktas (yasim 21 ve bu abiler sayesinde 2 senedir namaz kiliyorum ve bana cok sey ögrettiler! Allah onlardan razi olsun.)

    • ne önemi var diyor ki:

      ben de sizin görüşünüze katılmıyorum. bunları aman ha dikkat edin manasında yazıyorum. yanlış anlaşılmasın. siz de bilirsiniz ki bir zamanlar bir çok genç ( bir tanesi de bendim ama çok şükür uzun süre önce ayrılmıştım) fetodan istifade manevi olarak istifade ettiler. o da kuranı anlatıyordu. (hatta o da risalei nurdan faydalanıyordu ilim olarak) ama o kendisine edilen bu teveccühe güvenip islama aykırı fetvalar verdi. ne büyük bir hizmet yapmıştı değil mi? birçok genç namaza başlamış, birçok hanım örtünmüştü onun sayesinde. peki daha sonra bu vatana verdiği zararlar ne olacak? tabi ki bu herkesi aynı kefeye koymak değil ama biraz dikkat etmek gerekmez mi?
      hanımefendi ahir zamandayız. bu asırda daha da dikkatli olmalıyız. müslüman aynı yerden iki kere sokulamaz.
      bakın bu ekol aynen bir zamanlar fetöcülerin yaptığı ve bununla övündükleri kalabalıklara ulaşmayı çoğalmayı amaç edinmişe benziyor. şu kadar takipçimiz var, bu kadar izlendik falan diye övünüyorlar. bakın bu zatların HAYAT GAYELERİ OLARAK ANLATTIKLARI RİSALEİ NUR da şöyle bir yer var:’ Bazı peygamberler gelmişler ki, mahdut birkaç kişiden başka ittibâ edenler (tabi olanlar) olmadığı halde, yine o peygamberlik vazife-i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar. Demek hüner, kesret-i etbâ’ (tabi olanların çokluğu) ile değildir. Belki hüner, rıza-yı İlâhîyi kazanmakladır. Sen neci oluyorsun ki, böyle hırsla “Herkes beni dinlesin?” diye, vazifeni unutup vazife-i İlâhiyeye karışıyorsun? Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenâb-ı Hakkın vazifesidir. Vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma.’ gayet açık değil mi?
      Ayrıca Allah aşkına 20’li yaşlarda bir insan bu kadar göz önünde olursa (ki hiç göz önünde durmak istemiyor gibi bir halleri yok) insan ‘ acaba bunların amacı şöhret mi? ‘ diye düşünmez mi? ben mi çok mu fesatım yoksa siz mi çok iyi niyetlisiniz acaba? hanımlara tesettürü tavsiye eden kişi internette boy boy kendi fotoğraflarını paylaşırsa insanlar samimiyetinden şüphe duymaz mı? gençleri islam ahlakına davet eden kişi örnek olmak adına biraz giyimine kuşamına saçına sakalına üslubuna dikkat etmez mi?
      daha çok yazacaklarım var da bu kadar yeter.

      • ne önemi var diyor ki:

        hanımefendi size çok fazla söyleyecek lafım yok. çünkü olayları derinlemesine bilemediğinizden iyi niyetli yaklaşıyorsunuz haliyle. siz istifadenize devam edebilirsiniz. ama bu uyarılarımı bu konu hakkındaki bilgim dolayısıyla dikkate alınız.
        ufak bir ek yapayım. bu ekol risalei nur cemaati içinden çıkmış ama cemaatin hali hazırdaki metodlarını yetersiz görüp (bir nevi civciv yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmemiş hesabı…) sosyal medyada boy göstermektedirler. yani amaç tamamen daha çok insana ulaşmaktır. bunu zaten kendileri söylüyor.
        yahu senin kaynak aldığın kitapta (risalei nur) ne yapman gerektiği anlatılmış, o cemaat içinde birsürü yaşını başını almış abiler var. yani insan içinden çıktığı kendi ilim aldığı yere oradaki büyüklerine (hocasına abisine neyse) danışmadan, onların onaylamadıkları şeyleri nasıl yapar? ( bizzat hüsnü bayram ağabey bizzat onları uyarmıştır. okuyabilirsiniz. )http://www.risaleajans.com/nur-alemi/husnu-bayram-agabeyden-bir-mesaj-var
        ama sizin gibi dışarıdan konuya bakanlar işin içyüzünü bilmediğiniz için hoş görüyorsunuz. (aynı benim daha önce feto yu bilmeden içine girmem gibi.) ben nacizane uyarıyorum. inşallah siz ve okuyanlar dikkate alırsınız.

        • Demet diyor ki:

          Merhaba! öncelikle uyarilariniz icin tesekkür ederim, dikkate alirim tabiki fakat endise etmenizi gerektiren birsey yok.. kendileri tamda bu konu hakkinda aciklama yapmislardi hatta (youtube hayalhanem kanalindan izleyebilirsiniz) ne feto nede baska bir kurum ile alakalari yok.. sadece risalei nurda yazanlari genclere sempatik gelen sekilde dile getiriyorlar.
          Tamam belki üsluplari, giyim ve konusma tarzlari islami anlatan baska insanlara benzemiyor fakat bir misal vereyim.. dövmeli küpe takan saclari boyali bir ateist birakin yasini almis bir hocayi dinlemeyi, caminin bile yanindan gecmiyorlar.. Nasil ulasilir bu genclere??
          en azindan bu sekilde enteresan bulup bir tikla hayatlarini degistirebiliyorlar.. ve anlatilanlar Hakikat uyduruk degil..

          ayrica Gülpembe hanimin dediklerine katiliyorum (alinti yapiyorum, hakkinizi helal edin):
          “”sadece-hocalik yada digger olusumlara ustunluk gibi hicbir iddia gutmuyorlar, sadeler,ogrendigini vermeye calisiyorlar,efekt, goruntu ile bikmadan seyrettirmeyi,cok kisiye ulasma acisindan teknolojiden yararlanmasini biliyorlar.ozellikle gencler seviyor, ragbet gosteriyor.

          bu gencler , uzerlerindeki ilgiden dolayi ihlasi kaybedebilirler mi ? bu onlarin kendi iclerindeki mucadele. yaslari buyuk olanlar,koca koca vakiflari sermayeleri yoneten hocalar yollarini sasirmayacaklarina dair garanti mi almislar?hayir..””

          iyi niyetinizin farkindayim ama merak etmeyin:) Allaha emanetsiniz.

          • Ziyaeddin Halid İpek diyor ki:

            Demet Hanım

            Hakikati anlatmanın bir edebi vardır. Hasan’ı Basri (rh.a) ne güzel söylemiş: “Edeb yoksa ilim yoktur” diye. Bu tür sohbetler ne yazık ki çok ciddi laubalilik içeriyor. Bir sohbetin düstüruna yakışmayan hareketler var içlerinde. Kısa bir örnek ile açıklayayım. 24.02.2014 te yayınlanan “Bir çok gencin tesettüre girdiği işte o sohbet” adında ki (başlıklarda ne yazık ki böyle haber sitelerin tıklanması için yaptığı saçma haber başlıklarına benziyor) sohbetten tam ve değiştirmeden yapılmış alıntı:

            -Yani durumlar çok ince abi çünkü açık bir kadın bir ortama girse bütün damarlar oynar Sedat. Biz niye burada rahatız? Hepimiz abazayız.

            Bu tesettüre girecek hanımlara yapılan bir dini sohbetin düstüruna uygun mu sizce?

            “Gerçekçi olmamız gerekiyor… zaman internet zamanı ve gençler vaktinin çoğunu burada geçiriyor” demişsiniz. Doğru size katılıyorum. Bunun içinde hocaların bu mecralarda da yer alması gerektiğini düşünüyorum fakat gençlerin de biraz internet başından kalkıp Kuran okuması, hadis okuması, İlmihal okuması ve camileri gitmesi gerekmez mi? Yani az zahmet etmeleri lazım gelmez mi? Zahmet olmadan Rahmet olmadığını ne güzel dile getirmiş eskiler.

            Son olarak Demet hanım. Namazı kılmanızı Allah nasip eder. Biri veya birşey sayesinde başlamış olmazsınız. Kişi veya olay ancak vesile olur. Benim arkadaşlarımın bazısı sınavda Allah yardım eder diye Lise sınavından önce namaza başlamıştı. Lise sınavı sayesinde namaza başlamış mı oldu o kişiler? O zaman lise sınavını kutsamalı ve onu dini bir hayır aracı mı görmeliydiler?

            Ben sadece dikkat edilmesinden yanayım. Bu sebeple uyarı da bulunmak istedim bir şeyler yazarak. Umarım doğru anlaşılmışımdır. Selam ve dua ile.

          • ne önemi var diyor ki:

            hanımefendi ben fetoyu örnek vermiştim bunlar fetocu demedim zaten. yani yöntemler ve amaç benziyor.
            ayrıca yaptıkları külliyen yanlıştır da demedim. faaliyet yapmasınlar demiyoruz, doğru olarak yapsınlar diyoruz. burda yanlış olan ne?

            hiçbir kurumla alakaları olmadığını söylemeleri daha kötü aslında. uğur akkafa var, onlar ilk önce bu kişiyle yola çıkıyorlar. ama şu an irtibatları kopmuş. uğur akkafa aslında bu metodu ilk uygulayan kişi ama bu zat yaptıklarını cemaatin büyükleriyle istişare ederek yapmış. şimdi düşünün: bu gençler uğur beyle ve nur cemaatiyle alakalarını neden gevşetmişlerdir? tamam gençler birşeyler yapmak istiyor ve yapıyor ama bunu yaparken içinden çıktıkları cemaat büyüklerine danışmaları gerekmez mi? yorumumda belirttim. üstadın talebelerinden Hüsnü ağabey bu zatları uyarıyor, üslubunuza vesair dikkat edin diye ama bu beyfendilerin umursadıkları yok. Peki şimdi bu halde biz bu kişilerin gerçekten hakikatı anlatıp anlatmadıklarını ya da doğru yöntemlerle irşad yaptıklarını nasıl söyleyebiliriz?

            ‘Tamam belki üsluplari, giyim ve konusma tarzlari islami anlatan baska insanlara benzemiyor………Nasil ulasilir bu genclere?’ (ulaşmakta sorun yok ama üslup böyle olmamalı.)
            ‘en azindan bu sekilde enteresan bulup bir tikla hayatlarini degistirebiliyorlar.. ve anlatilanlar Hakikat uyduruk degil..’ (bir tıkla hayatlarının değişmesi için afedersiniz şov mu yapmaları gerekiyor?) Efendimiz (sav) müşriklere nasıl tebliğ yapmış. yani anlatayım da nasıl olursa olsun mu demiş. ya da evliyalar ve büyük zatlar böyle yapmış mı insanlara ulaşmak için. yoksa onlar insanlara ulaşmak istemiyorlar mıydı?

            karşılaştırma olarak anlamayın sakın ama konuyu anlamak açısından uç bir örnek vereyim: 11 eylül saldırılarından sonra dünyada islama olan merak artmış. bazıları kötü etkilenirken bazıları ise araştırarak islamı öğrenmişler. saldırıyı yapan ne büyük sevaba girdi diyebilir miyiz? reklamın iyisi kötüsü yok mu gerçekten? ( evet bu gençler maddi anlamda zarar vermiyorlar ama yaptıkları lakaytlıklarla lakayt olmayı meşru gibi gösteriyorlar.) peki ulaştıkları insanlar salt bunları örnek alırsa bu bir vebal olmuyor mu? hanımefendi belki siz dikkatlisiniz doğruyu yanlışı ayırabilirsiniz diyelim ama herkes için bu geçerli mi?

            gülpembe hanıma katılmıyorum. oluşumlara üstünlük iddia gütmediklerini söylemişler. Allah aşkına nur cemaatinin uyarılarını dikkate almamaları aslında kendilerini bir otorite olarak gördüklerinin bir göstergesi değil mi?
            ‘uzerlerindeki ilgiden dolayi (bu ilgiden hiç rahatsız gibi görünmüyorlar) ihlasi kaybedebilirler mi ? bu onlarin kendi iclerindeki mucadele. ‘ ihlasın olmadığı bir yerde sağlam ve sürekli bir hizmetten bahsedemeyiz. eğer ihlassız olarak giderlerse Allah bir anda tepe taklak eder. hareket akim kalır devam etmez.

            işin bir de hazırcılık yönü var. yani gençler oturup sohbet dinlemiyor ya da kitap okumuyor (sorun internetse gençleri nasıl internetten uzak tutarız diye kafa yormak gerekmez mi?) bari video hazırlayayım demek baştan güzel görünüyor ama gençlerin bu hazırcılığın içinden çıkamamasına neden olabilir. bu videoları izleyip de ‘ aaa ben de gidip risale i nur okuyayım ya da gidip sohbetlere katılayım ‘ diyen kaç kişi var? bir tıkla imana gel oh ne ala memleket… zaten sanallığın zirvesine çıkmışız artık biraz doğala dönmenin vakti gelmedi mi? çok uzun oldu kusura bakmayın inşallah kendimi ifade edebilmişimdir.

          • ne önemi var diyor ki:

            Özür dilerim ben uğur akkafayla ilgili olumlu görünen yorumlar yapmıştım ama biraz araştırınca onda da bazı problemler olduğunu gördüm . Buraya yazayım ki okuyan kişileri yanlış bilgilendirmis olmayayım. Yani bu tip işler yapan kişilere çok dikkat edilmesi lazım . Allah muhafaza yanlış yaptiklarinda bunu fark etmemizi sağlayan mihengimiz kuran ve sünnet olmalı. Onlara göre bakarsak doğruyu buluruz. Çünkü onlar manevi anlamda pusula gibidirler .

  12. Vuslat diyor ki:

    Allah CC razı olsun. Tam benim yarama dokunmuşsunuz. Biz de evde oğlum ile aynı tartışmaları yaşıyoruz. Ne idüğü belirsiz grupların sitelerini dinliyor. Laubalilik rezil seviyede. İslam sohbetlerinin usulü adabı ciddiyeti olmalı. Bu konuyu lütfen daha çok dile getiriniz. Selamlar

    • Ziyaeddin Halid İpek diyor ki:

      Vuslat hanım belirttiğiniz gibi çok laubali tavırlar mevcut o sohbetlerde. Sohbetin bir ciddiyeti olmalı.

      Gençler özellikle başka gençlerle paylaşabildiği ve birlikte olabildiği faaliyetlere çok önem veriyor. Ondan dolayı bu tür popüler gruplar onların daha çok hoşuna gidiyor. Benim kanaatim siz evladınız ile inatlaşmaya gitmeyin. Ebebeyinler özellikle bir kapı kapattığı zaman evlatları için onun yerini tutacak başka bir kapı açmıyorlar. Bunun sonucu olarak gençlerde eski alışkanlıklarına dönüyor.

      Evladınızın gene gençlerin bulunduğu iyi kişilerin iştirak ettiği bir sohbete yönlenmesine vesile olmaya gayret edin. Aslında araştırılsa etrafta o kadar çok var ki. Emin olun sonuç alırsınız.

      Selam ve dua ile

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Yumuşak muamele kimde bulunursa onu güzelleştirir. Yumuşaklık kimden söküp alınırsa onu çirkinleştirir. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku