Gençlikten Ümit Kesmeyelim

06 Şubat 2018Ziyaeddin Halid İpek3 Yorum »

_MG_0545Dünya tarihinin en başından beri dünyanın gittikçe daha kötü bir yer olduğu kehaneti dile getiriliyor. Zira en eski yazılı kaynaklardan olan tabletlerde, ‘Dünya kötüye gidiyor, gençleri bu kötü gidişten kurtarmalı” ifadeleri geçmektedir.

İnsanların bir kısmında her ne kadar dünyayı daha iyi bir yer haline getirme gibi bir ideal olsa da genellikle dünya daha kötü bir yer olacak duygusu baskın çıkıyor.

Dünyanın daha kötü bir yer olmasının sorumlusu da gençler oluyor çoğunlukla zira bu düşünceyi Ünlü filozof Sokrates milattan önce 5. yüzyılda şöyle dile getirmiş: “ Şimdiki gençlik lüksü seviyor, vasıfları çok kötü, otoriteye karşı geliyorlar, kendilerinden yaşça büyük kişilere saygı göstermiyorlar; yaşlılar odaya girdiğinde ayağa kalkmıyorlar, aileleri ile ilgili sonu gelmez tartışmalara girip onlara karşı geliyorlar; öğretmenlerini terorize ediyorlar.

Sokrates’ten beri süre gelen zamanda zannederim ki tüm nesiller en az bir kere bu sözleri söyleyen birine denk gelmiştir. Bizim zamanımızda da, bundan sonraki zamanlarda da bu sözler dile getirilecek. Fatura çoğunlukla gençlere kesilecek.

Faturanın gençlere kesilmesinin sebebi çoğunlukla hafızamızın kötü olmasından dolayı. Toplumsal hafızamız yok o kesin. Daha kötüsü bireysel hafızamızda çok kötü. Yaşadığımız ve hissettiğimiz çoğu olayı unutuyoruz. Bundan sebeple gençlik günleri de unutuluyor.

Büyükler geçmişi ve gençlik günlerini hatırlamıyor. Daha doğrusu hatırlıyor ancak duygusal olarak hatırlayamıyorlar. Yapılan araştırmalar kişilerin yaşı arttıkça duygusal durumları ve duygu değişiklerinin azaldığını ve daha dengeli bir ruh haline kavuştuğunu gösteriyor. Yani kişiler büyüdükçe eski karmaşık uğraşması gereken ruh hali geride kalıyor.

40 yaşında kişiler duygusal olarak 20 yaşında yaptıklarına kimi zaman kızıyor.  Gençken niye bunu yaptım veya neden böyle bir harekette bulundum diye. Yaptınız çünkü şu anki gibi değildi ruh haliniz. Kimi zaman aynı şekilde 40 yaşlarındaki kişiler evlatlarına kızıyor. Onlara neden istedikleri gibi hareket etmediğini söylüyor. Mesele şu ki edemiyor.

Büyükler 40 yaşında ancak elde edebildiği iradeyi 20 yaşındaki gençlerden bekliyor ancak irade ol demekle olan bir şey değil. Uğraş, çaba, emek ve zaman gerektiriyor. Hepsinden önce bilinç gerektiriyor. Bu erdemleri kazandırmak için herhangi bir emek gösterilmiyor ancak sonuç bekleniyor.

Tolstoy gençliği kitabında şöyle anlatmış: Gençlikte ruhun bütün güçleri geleceğe yöneliktir. Gelecekte geçmişin deneyimlerine değil, hayali bir mutluluk olasılığına dayanan umudun etkisi altında öyle çeşitli, canlı ve büyüleyici şekiller alır ki, gelecekteki mutluluk üzerine kurulan sadece anlaşılabilir ve paylaşılabilir hayaller bu yaşın gerçek mutluluğunu oluşturur.

Gençler hayallerini, yaşlılar ise hatıralarını konuşur diye bir söz duymuştum. Hep aklıma bu gelir. Gençlik hayal kurmak ve geleceği sevmektir. Bir şeyler başarma ve gerçekleştirme şevkidir. Dünyaya bir şeyler katmak ve onu devam ettirme isteğidir.

Gençlik bir su gibidir akmak ister. Önüne çıkan engelleri aşma ve hep daha ileriye gitme, daha farklı yerlere ulaşma isteğini taşır içinde. Bu hayalle yaşar ve bu onu mutlu eder. Bu onun önünden alınabilecek bir şey değil. Böyle akan bir su ister istemez kimi zamanda taşar. Büyükler ister ki gençler dursun. Hiç akmasın, böylece taşmasınlar da ancak duran su kirlenir, kurumaya başlar. Bir süre sonra bataklığa dönüşür.

Suyu durdurmaya çalışmak yerine onu yönlendirmek, akmasını değil taşmasını engellemek için onu eğitmek her şeyden önce ona yol çizmek, göstermek gerekmez mi? Akan suya ne diye kızar büyükler? Suyun tabiatı akmayı gerektirmez mi? O zaman o suya bir yol çizinde bir hedefe aksın orada bir deniz olsun yoksa akma diye bırakırsak su olduğu yerde bataklık kalır.

Demeye çalıştığım şey şu. Gençlere yasak koymak, onlara şunları yapma demek çözüm olmaktan çok sıkıntıya sebep veren bir durum. Bunun yerine alternatifler sunmak, yapmaması gereken bir durum varsa onun yerine yapabileceği şeyleri göstermek ve onlara yönlendirmek yapılacak doğru karar olur. En önemlisi de bu anlamda onlara kendi şahsımızda örnek olmak lazım.

Gençlerden ve gençliğimizden ümit kesmeyin. Sokakta veya sosyal medyada kötü halde gördüğünüz gençler olduğunda hemen “gençlik nereye gidiyor” demeden aklınıza şu gencecik yaşında ilimle uğraşan, hayırda çabalayan ve yabancı topraklarda canını hiçe sayan,  şehit olan gençlerde gelsin.

 

Okunma Sayısı : 1.337

Yorum yapın

“Gençlikten Ümit Kesmeyelim” için 3 Yorum

  1. Feyza diyor ki:

    Size katılıyorum. Şikayet etmek en kolayı fakat o çocukları yetiştiren de yine yetişkinler. Hatayı herkes önce kendinde aramalı. Bilmiyorum bundan on beş yıl sonra bu fikrim benim de değişir ve kendimi beğenmez miyim ama sanırım değişmesini istemediğim birşey bu. ☺️

  2. Tuba diyor ki:

    ÇOK GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ.

  3. gulpembe diyor ki:

    Hani bir siirde hikaye edilir;adamin biri, 4 kisilik yemek hazirlamis, 20,35 40 yasini bir de simdiki kendisini sofraya oturtmus, kimse kimseyi begenmemis,laf atmis,o da aralarini bulmaya calismis, olmamis sonra kopan kavgaya komsular mudahil olmus falan…
    aynen oyle de gencler cocuklari, yetiskinler gencleri,yaslilar da hicbirni begenmiyor.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Yumuşak muamele kimde bulunursa onu güzelleştirir. Yumuşaklık kimden söküp alınırsa onu çirkinleştirir. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku