Gerçekten çocuk istiyor muyuz?

Avrupa’nın hızla yaşlandığı, giderek daha fazla ithal işgücüne ihtiyaç duyacağı çoktandır konuşuluyor

Çok sevmeseler ve sosyal yük gibi görseler de 2050 yılına kadar 56 milyon göçmen işçiyi daha kabul etmek zorundalar. Dünyanın bir bölümü mevcut nüfusuna verecek iş, paylaştıracak ekmek bulamadığı gerekçesiyle doğumu sınırlamaya çabalıyor. Gelişmiş ülkeler ise hazır çarkları döndürecek insan bulmakta zorlanıyor. Çark dönecek, ekonomi canlı kalacak ve ulaşılan refah çizgisinin gerisine düşülmeyecek; amaç bu. Çalışmaya gelenler sosyal devletten ve refahtan pay almaya başladığında ‘yaban’ konumuna düşüyor. Bir sonraki aşama ise düşmanlık. Bütün teşviklere rağmen demografik krizi çözemeyen Avrupa’da geleceğin mesleği yaşlı bakıcılığı olacak gibi. Hemşire ve bakıcılık göçmen işçiler arasında da öne çıkacak.

Avrupa’nın çoğalma problemini konuşmaktan çenesi yorulmuş, ‘genç’ nüfusu ile övünmekten kasılmış Türkiye için de haber iyi değil. Doğum oranı düşüyor ve yaş ortalamamız yükseliyor. Çalışan-emekli dengesini siyasi müdahalelerle altüst etmiş bir ülke olarak, bizim riskimiz Avrupa’nınkinden bile büyük olabilir. ‘Asri’ olmanın birinci şartı görülen az çocuk dayatmaya dönüşüyor. O baskı, dindar/muhafazakâr kesimi de etki altına aldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın nikâh şahitliklerinde ezberlenen replik ‘üç çocuk’ temenniden öteye gitmiyor. Bırakın Avrupa’daki teşvikleri, kâğıt üstünde verdiğimiz hakları dahi uygulamaya koyamadık. Asgari insan hakkı mesabesindeki düzenlemelerin çok azının hayatta karşılığı var. Cüzi miktardaki süt parası, sadre şifa olmayan izinle birlikte kreş ve yurt mecburiyeti bulunuyor. İşyerlerinde kreş bir yana, emzirme odası bulan hâline şükrediyor. Kadın örgütleri ideolojik saplantıların peşinde koşmaktan bu kadar insani ve kolay elde edilebilecek şeyleri umursamıyor. Zaten ucuz işgücü kapsamında güç bela iş bulan kadınlar ise, ellerindeki imkânları kaybetme korkusuyla taleplerini yüksek sesle dile getiremiyor. Çocuğu, elindeki refah ve konforu tehdit eden ortak olarak gören varlıklı kesim, iki rakamına ulaştığında ‘çok çocuk’ yapmış oluyor. ‘İyi yetiştirme ve güzel bir gelecek hazırlama endişesini’ beynamaz özrü olarak sıkça duyuyoruz. Önce büyük ebeveynleri evin dışına çıkaran çekirdek aile, biraz daha küçülme yolunda. Bunun ekonomik tehditleri yanında sosyal ve kültürel handikapları önemsenmeli. Aile dediğimiz sığınak zayıfladıkça ekonomik krizler ve onun tetiklediği sosyal buhranları aşmakta zorlanacağız.

www.aksiyon.com.tr

 


Bunlar da ilginizi Çekebilir

16 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz