Güçlü Kadın ve Ailede Güç Dengesi

09 Mayıs 2017Sema Maraşlı386 Yorum »

7_bTek ve mutlak güç sahibi olan Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

İnsan olarak hepimiz aciziz. En güçlü insan Allah’ a teslim olan insandır. Gücün karşısında teslimiyet olursa bütünlük oluşur. Güç ile savaşan kaybeder.Müslüman teslim olan demektir.

“Ben güçlü bir insanım” dese biri benim aklıma ilk “Hakkın tokadını bekliyor galiba” düşüncesi gelir.

İnsan tümden güçlü olabilen bir varlık değil. Bazı konularda başka insanlara üstünlükleri olabilir bazı konularda zayıflıkları.

Allah (c.c) kadın ve erkeğe farklı konularda üstünlükler verdiğini bildiriyor bize Kur’an-ı Kerimde. (Nisa suresi 32) Kadın ve erkeğin fiziksel ve psikolojik farklılıkları iki tarafın güçlü yanlarıdır.  Şefkat ve teslimiyet kadınların güçlü yanı iken liderlik ve başarı da erkeğin güçlü yanıdır. İkisi bütünleştiğinde bir denge ortaya çıkar ve ailede güç dengesi ancak böyle kurulur.

Cinsiyet özelliklerimiz yanında bir de karakter farklılıklarımız var elbette. Bir kadın liderlik vasıflarına sahip olabilir ya da bir erkek yumuşak huylu olduğu için yönetmek hevesi olmayabilir. İşte burada dinimizin emirleri bizi hizaya koymalı. Kadın liderlik vasıflarını evinin dışında kullanmalı, eşine reis olmaya çocuklarına baba olmaya çalışmamalı. Çünkü evin reisi Allah tarafından erkek olarak tayin edilmiş. (Nisa suresi 34) Erkek de sorumluluktan kaçarak reisliği karısına bırakmamalı.

İş yerinde patron yumuşak huylu diye bu kimseye saygısızlık etme hakkı vermez. Bunun tam tersi de yani  patronun da iş yerinde bir düzen sağlamaması “ne haliniz varsa görün” deyip kendi sorumluluklarını yerine getirmemesi de “o yumuşak huylu biri” diyerek kimse tarafından mazur görülmez. Ona beceriksizlik ve yetersizlik denir.

Erkeğin yumuşak huylu olması evinde reis olmasına engel değildir. Yeter ki Allah’ın verdiği bu görevin şuurunda olsun ve karısından korkmasın. Adalet ve şefkatle hareket etsin.

Kadının liderlik vasıflarına sahip olması da kocasına teslimolmamasına ve ona patronluk etmesine mazeret olmaz.

Her erkek ailesinin liderliğini yapma potansiyeli ile doğar fakat  çocukken kendi ailesinin yanlış tutumları ile bu özelliği törpülenmiş olabilir. Fakat erkek farkındalık oluşturarak liderlik vasıflarını ortaya çıkarabilir zaten fıtratında var.

Şimdi gelelim güçlü kadın mevzuna. Mal, mülk, para, pul, meslek, beceri, bilgi, zeka bunlar gerçekte güç değildir. Toplum bunlara güç atfetmiştir. Güç, insanın bunlara sahip olmasında değildir. Çünkü bunlar nefsi azgınlığa sevk edecek imtihan sebepleridir.

“Güçlü insan” nefsinin dizginlerini eline almış, nefsini terbiye edebilmiş insandır. Yoksa Allah’ın verdiği nimetlerle şımaran ve bu nimetleri kötüye kullanan değildir.

Güç kişinin duruşundadır. Güç erkeğin erkekçe duruşunda, kadının kadınca duruşundadır. İki tarafın birbirine benzememesindedir.

Güç, kişi tarafından dillendirilen bir şey olduğunda çirkinleşir ve yanlış anlaşılabilir.

Bir erkek “Ben güçlü bir erkeğim” dese evlilik problemlerini anlatırken ne düşünürsünüz? Önce herhalde “Güçlüyüm” derken neyi kast ediyor?” diye düşünürsünüz. Zira insan tümden güçlü olan bir varlık değildir. “Güçlüyüm” derken maddi gücünü mu kast ediyor, karısı karşısında güçlü bir duruş sergilediğini mi, yoksa cinsi gücünü mü, yoksa karısına kötü ve sert davranıyor da bunu güç vurgusu ile örtemeye mi kalkıyor, gibi pek çok soru akla gelebilir.

Ayrıca acaba tam tersi bir durum mu var “karısının karşısında kendini yetersiz mi hissediyor da güçlü olduğunu vurgulama ihtiyacı duyuyor” diye de düşünülebilir. Ya da ne “Ne görgüsüz adam gücü ile övünüyor” diye insanda olumsuz bir duygu uyandırabilir.

Toplumun güç atfettiği şeyler üzeriden erkeğe güç vurgusu daha çok yakışırken bunun dillendirilmesi hoşa gitmiyor, Fakat bunun tam tersi kadınlar tarafından sürekli dillendiriliyor. “Ben güçlü bir kadınım” sözünü kadınlar övünerek söylüyorlar. Kimse de kadınlara “Ayıp ya! Bu ne had bilmezlik bu ne görgüsüzlük sürekli güç vurgusu yapıyorsunuz.” demiyor. Zira medya sürekli “Güçlü kadınlar” vurgusunu yaptığı için bu “güç görgüsüzlüğü” normalleşmiş durumda.

Feminist ve kapitalist sistem kadınlara güç vurgusu yaparak onların yüklerini artırmaya çalışıyor. Kadınlarda altından kalkamadıkları yüklerin acısını kocalarına ve topluma yönlendiriyorlar.

Tekrar üzerini çizeyim: Kadınların mal, mülk, para, meslek, kariyer, zeka ve bazı becerilere sahip olmasında değil problem. Bunlar hem imtihandır hem nimettir. Bunlar mutluluk ve mutsuzluk sebebi de değildir. İş yerinde müdür, patron olup eve gelip kocasına patronluk taslamayan saliha itaatkar eş olan hanımlar da var. Yeter ki bu konuda farkındalık geliştirmiş olsun.

Problem şu ki kadınların bunlarla kendine bir güç atfederek erkekleri yönetmeye çalışması. Bu kendine de zarar, aileye de zarar, topluma da zarar.

Zira kadın güçlü olduğu zannı ile hareket ettiğinde erkeğin sorumluluklarını da üstleniyor, erkeği pasifleştiriyor. Ailede çocuklarla ilgili kararları kadınlar alıyor. Eve ne alınıp satılacak, kim gelecek kime gidilecek, kimlerle görüşülecek gibi pek çok kararı kadınlar erkeklere dayatıyor. Çünkü kendini güçlü diye tanımlayan yada öyle inanan kadınlar neredeyse her konuda en iyisini kendilerin bildiğinden eminler.

Kocalarına en kıytırık önemsiz şeyleri bile güvenmiyor her konuda kendi dediği olsun istiyorlar. Kendi güçlerini artırmak adına adamın güçlerini sömürüyorlar ve sonra da o adamdan sevgi bekliyorlar şefkat bekliyorlar. Adamın sorumluluklarını üstlenip onu güçsüzleştirip sonrada “ben fedakarlık ettim, kıymetim bilinmiyor” diye sızlanmaya kimsenin hakkı yok. Kadınların kontrolü ele almalarının altındaki bir sebepte kader inançları ile ilgili sıkıntı yaşamaları, kısmete rızalarının olamaması her şeyi kendi istedikleri gibi yapma ve yaşama arzuları da etkili oluyor.

Tabii bu arada erkeğin de sorumlulukları kadına bırakmaması lazım o da ayrı problem. Bu konu ile de ilgili yazmıştım ve inşallah yazmaya da devam edeceğim.

Bu bağlamda son yazım “Güçlü Kadında Sevgi Açlığı” yazım, bazı güçlü kadınları kızdırdı. Sanki ben  “Erkekler, güçlü kadınları sevmeyin” diye bir çağrıda bulunmuşum da bu yüzden kocalarından sevgi göremeyecekler. Oysa ben sadece bir gerçeğe dikkat çektim. Dini ve bilimsel kaynaklarda bu gerçeği söylüyor. Pek çok Batılı da boşanmalar da en büyük etkenin günümüzde kadın ve erkek arasında güç çatışması olduğunu söylüyor.

“Güçlü kadın” vurgusu üzeriden kadını yüceleştirilirken erkeğin konumu konuşulmuyor.  “Güçlü kadın” karşısında erkek ya evde reisliği kadına bırakıp ona teslim oluyor bir köşede mobilya gibi yaşamaya razı oluyor ya kadına teslim olmaya karşı çıkıyor bir ömür güç çatışmaları içinde birbirlerini tüketiyorlar ya da erkek öcünü kadını aldatarak çıkarmak gibi sinsi ve günah yollarına başvuruyor ya da ayrılmak istiyor. Velhasıl güçlü kadın karşısında erkeğin de kadının da pek iç açıcı bir durumu yok. Zira iki güç her zaman çatışır.  Erkeğin kadına teslimiyeti fıtrata uygun değil. Allah gücü erkeği teslimiyeti kadına yakıştırmış. Gücün karşısında gönüllü teslimiyet ikisini kaynaştırır, yakınlaştırır ve birbirinde eritir.

Bazılarının itirazı ise ailede rollerin konuşulması üzerine. Kavvam, itaat, saliha eş gibi kavramların konuşulmasından yanlış anlaşılmasından rahatsız olanlar var. Dilimizde bu kavramların kullanımı ile ilgili kadın ve erkeklerin yanlış anladığı ile ilgili kaygı duyanlar var.

Bunun çözümü Kur’an-i kavramları görmezden gelmek ve yok saymak değildir. Doğru anlaşılana kadar konuşmaktır, doğrusunu dilimize yerleştirmektir. “Güçlü kadın” kavramı nasıl dilimize yerleşti ise biz de “Saliha kadın” kavramını yerleştirmek için uğraşmalıyız.

Ve “Kavvam” kavramını da tabii ki de. Ailenin temeli olan bu iki kavramı bol bol konuşmalı, tartışmalı, yazmalı ve dillendirmeliyiz ki zihnimize işlesin, toplam geneline yaygınlaşsın. Erkek sorumluluk üstelenmeden reis olamayacağını bilsin reisliği evde hava atıp kadını incitmek zulmetmek için kullanmasın; kadın da eşine itaatkar ve Saliha bir eş olmak için elinden gelen gayreti göstersin. Kur’an-ı Kerimi hayat rehberimiz yapalım. İşimize gelmeyen yerde rehberi arkamıza alırsak mutluluk yolunu bulamayız.

 

 

 

Okunma Sayısı : 17.640

Yorum yapın

“Güçlü Kadın ve Ailede Güç Dengesi” için 386 Yorum

  1. mehmet diyor ki:

    Hanım kızım kızını evlendiripde hacıyla hocayla ugrasarak damadı kendi taraflarına çekmeye çalışan ve aylece o damadı sömüren kız aylelerine dogru yolu gösteren bir yazı dizin varmı gelinim olacak iki ruhlu şam şeytanına tavsiye edeyim hatta alıp hediye edeyim torunumun boynu bükük kalmasın diye yutmaya devam ediyorum hatta ortadan kalırmayı bile düşünmüyor değilim burdada ahretim engel oluyor.

  2. Veysel Topraksuren diyor ki:

    Değerli sema hocam ben arasira denk gelip kitaplarinizi ve internette paylaşimda bulunduğunuz yazilarinizi okuyorum gerçekten okuyunca hem bişeler öğreniyor hepde bildiklerimi pekiştiryorum çok güzel olyo ve ben bügüne kadar hanim efendi okduğu taktirde erkeklerin duygu ve düşuncelerine tercüman olan feministlere karşida da daima dik durmayi başarip erkeklerin hakkini savunan bir yazara denk gelmedim taki sizin yazilarinizi ve kitaplarinizi okuyana kadar…teşekkure

  3. Süleyman diyor ki:

    Feyza Hanım

    Şimdi sorularınızı ve fikirlerinizi yanıtladıktan sonra son bir kez neden dediğiniz ihtimalin uygun olamayacağını ve sakıncalarını bir kez daha anlatayım.

    Daha önce dediğim gibi bu bahsettiğimiz yöntemlerin hepsi bir hanıma uzun süreli bakmayı gerektiriyor. Bu da şu problemi beraberinde getiriyor. Etrafımda pek çok tesettürlü ve güzel olarak tasvir edebileceğim hanım var. İlahiyat fakültesi çok yakında yani. Bu sefer birden çok hanımın beğenilmesi olursa ben neye göre eleyeceğim?

    Ben bu durumda bu hanımların hangisini hangi kritere göre beğeneceğim ve değerlendireceğim? Bakmam gereken kaç tane hanım olacak ve ne kadar süre bakmam gerekecek? Zaten mesela ilk tesettürünü duruşunu beğendiğim hanıma açılsaydım şu ana kadar çoktan evlenmiş oluyordum. Ancak işte o zaman nasıl biri ile evlenmiş olurdum onu bilemiyorum. Belki biriyle evlenip mutlu olacaktım ya da tam aksi şu an burada evliliğim hakkında şikayette bulunacaktım. İşte bu oldukça şansa kalan bir mesele haline geliyor. Bana kalırsa oldukça sakat.

    Dediğiniz gibi karışık bir ortamdayım ama genede zannedildiği kadar karışıklık yok. Gözümüzü sakınmaya çalışıyoruz. Zaruri olmadıkça konuşmuyorum ve belli bir ciddiyetten çıkmamayı azami dikkat ediyorum. Doçent hanımlar geliyor el uzatıyor bazen, ben gene de nazikçe reddediyorum. El sıkışmıyorum. Onlara bile dikkat etmeye gayret ediyorum akademide.

    Daha önce başka bir konuda değinmiştim. Bu çeşit bir yolu takip etmediğimi çünkü kendi içinde pek çok problemi barındırıyor. En güzel görücü usulü.

    Ne yazık ki toplumumuzda bir erkeğin asgari evlenme yaşı 25. Ondan önce evlenen çok az ve nadir kişi var. Benim daha asgari sınıra ulaşmama 1 sene var. Birde hani askerliğimi yapacağım. Bunun dışında evlilik işimi kolaylaştıracak kısa süreli bir şehir değişikliğinde bulunabilirim bu da önümü açar diye düşünüyorum inşAllah. Bunlarda 2-3 sene gibi bir süreyi buluyor. Eğer 2-3 seneye de hala evlenemez isem dediğiniz yöntemi uygulayacağım. Sonuç olarak riskli olsa dahi başarı ihtimali var :) Çünkü en azından bana göre böyle bir yöntem ehveni şer. 2-3 sene daha evlenemediğim bir durumda, artık aracılardan tamamen ümit kestiğimde bunu düşünebilirim.

    • mustafa _/) diyor ki:

      Süleyman Kardeşim,
      Çok güzel düşünüyor, güzel noktalardan değerlendiriyorsunuz mevzuları. Üstelik böyle bir çağda helal dairesinde kalmanın heyecanı içindesiniz. Sohbetlere katılıyor kendinizi donatmaya gayret ediyorsunuz. Allah sizden ve sizin gibi lardeşlerimizden tazı olsun.
      Mevlam sizi kurtuluşa erenlerden eylesin. İnşallah en uygun zamanda size gözünüzün nuru bir zevce nasip eylesin. Olumsuzluklara bazen çok takılmak insanı ye’se sürüklüyor. Mümkün olduğunca neşenizi ve umudunuzu korumaya gayretnedin. Ben dün itibariyke 30 yaşıma girmiş oldum. 30! Üzerinde çok düşünmek istemesem de hayret ediyorum halime. Yitirilmiş bir hayatın içindeymişim gibi hisssettiğim oluyor.
      Aman diyim evlilik için çabalarken hayatın amacı haline getirmeyin. Sizin gibi değerli şahsiyetlerin etraflarındaki halkaları aydınlatan örnek nümuneler olması bu dünyada bırakılacak en güzel eserler olsa gerek. Evlilik için düşündüğünüz ve çavaladağınız kadar iman ve davanız uğruna çabalamayı, yaratılış gayeniz için mücadele etmeyi ihmal etmeyin. Benim gibi olmayın. Yolda enerjinizi kaybetmenizden korkarım. İnşallah her daim hakkınızda hayırlı olan gönlünüze hoş geler, gönlünüze hoş gelen hakkınızda hayır olur.

      • Süleyman diyor ki:

        Mustafa bey

        Daha önceki yorumlarınızdan sizi bildiğim gibi güzel sözlerinize bi mukabele diyorum.

        İnsanın kendini iyi görmesi büyük bir sıkıntı. Bir süre sonra kibire sebeb olabilir. Siz bence tevazu gösteriyorsunuz. Eminin belki şu an aklınıza gelmeyen ama başkalarına ya da kendinize çok faydası dokunmuş güzel işler yapmışsınızdır. Allah inşAllah sizlere de göz aydınlığı olacak mübarek eş nasip etsin

      • Feyza diyor ki:

        Mustafa bey,
        Yeni yasiniz hayirlara vesile olsun. Hakkinizda fazla malumatim yok ama yasiniz bu yasadigimiz donemde bir erkek icin gec kalinmis bir yas degil. Otuz yasindan sonra evlenen oyle cok insan var ki, umudunuzu ve enerjinizi yitirmeyin.
        Erkeklerin okulu, askerligi, meslegi, birikimi derken haliyle yas citasi yukseliyor ama bir yastan sonra onleri biiznillah aciliyor. Siz de insaallah o surece yeni yasinizla beraber adim atmis olursunuz. Dua edelim.
        Herseyden onemlisi ise dediginiz gibi evlilik Ilahi rizaya erisme yolunda bir vasita ama hayatin asil amaci ve davasi bundan fazlasi. Biz elimizden tutup bu dunyada bize yarenlik edecek esimizle beraber ebedi saadete nail olabilmek ve ardimizda makbul birer sadaka-i cariye birakabilmek niyetiyle evliligi onemsiyor ve arzuluyoruz. Hayirli bir zevc/zevce ile yapilan evlilik, koku bu dunyada olsa da meyvesi ahirete uzanan saglam bir agac gibi. Ama dirayetli olabilirse bir mu’min, caliliklar arasinda da meyve verebilir, mesela bogurtlen gibi.

    • Feyza diyor ki:

      Suleyman bey, sizi anliyorum. Tereddutlerinizde de haklisiniz. Benim bu yontemi de tavsiye etme sebebim suydu,
      gorucu usulu zaten en guvenilir yontem olarak cebimizde, Allah aracilara zeval vermesin. Fakat ola ki hayatinizin dogal seyrinde ilerlerken karsiniza edebiyle, vakariyla duzgun bir hanim cikti, yani bunu sirf gorucu usulu olmadigi icin yoksaymak yerine uygun bir araci temin edebilirseniz degerlendirmekten cekinmeyin demek istedim. Gorucu usulu ana yol olsun, bu ise tali yol.. Aklinizin bir kosesinde sakli duran.
      Kisaca radarlarinizi acik tutun ama bu gereksiz sinyal verin anlaminda degil. Kendiliginden gorus alaniniza girerse bir hikmeti olabilir deyip yoksaymayin demek istedim fakat yalnizca nacizane bir tavsiye, cevrenizi ve sartlarinizi en iyi siz biliyorsunuz.
      Ablam nasil tanidi enistemi, soyle olmus. Samimiyet kurdugu kizlar abdestli, namazli, tesetturlu iyi insanlar olunca onlarin referansini kullanip gorusmus ve kafa yapilarinin uygum oldugunu gorunce de aileyi devreye soktular. Yani yine guzel referanslar olmasi sozkonusu.
      Fakat babam hayattaydi o zaman ve ailesi geldikten sonra kizi veeden evvel detayli tahkikat yapti. Memleketi uzak oldugu halde memleketinden ailesini , kaldigi yurtlardan damat adayini incelediler. Guzel haberler alinca musade etti ve soz kesildi.
      Elbette bu gorusme suresi aileden habersizce uzasaydi, bir iki gorusme sonrasi aileye intikal etmeyip durumu florte evriltselerdi ve sonra olumsuz durumlarla karsilassalardi riskli bir yonteme donusurdu. Bu yuzden durustlugun ve ciddiyetin iki taraf icin de cok muhim oldugunu vurguladim. Elhamdilulillah guzel sonuclandi.
      Etkilendigi sadece guzellik miydi, tek bu olmamali yine de sanmiyorum. Cunku guzelin guzeli var, asilin daha asili. Sanirim nasibi olacak olan kisinin gonlunde Allah bir ulfet
      halkediyor olmali ki gonulleri birbirine isindirip farkindalik sagliyor.
      Aslinda bunlar tamamen nasip. Insanin elinden birsey gelmeyince bos bos tavsiye ve telkin verebiliyor en fazla ama birini uzgun gorup de faydasi olmayinca baska care de bulamiyor insan. O yuzden mazur gorun.
      Insaallah hakkinizda en hayirlisi olur ve goz nuru bir ese sahip olursunuz.
      Hayirli Cumalar.

      • Süleyman diyor ki:

        Feyza hanım

        Yorumunuz üzerinden bir tespitimi ve bir endişemi aktarmak istiyorum. Öncelikle tespitimi belirtiyim.

        Siz bir hanım çerçevesinde düşünüyorsunuz ve bir hanım yapısına göre doğru düşünüyorsunuz. Bir hanımın radarlarının açık olması ama öyle gereksiz sinyal göndermemesi iyi bir şey. Ancak bu erkek için problemli. Bir erkek evlenene kadar bütün sistemlerini mümkün mertebe kapatmalı. Neden olduğunu açıklayayım.

        Eminim hayatınızda birkaç belgesel izlemişsinizdir. Memelilerin ilişkilerinin temel özelliği hep erkeklerin dişilere ulaşmasıdır. Yani erkek dişiyi takip eder, erkek dişi için öbür erkeklerle dövüşür, erkek dişi için veya dişi sürüsü için hep mücadele eder. Yani erkek durmadan bir tetiklenen modundadır. Dişi ise tetikleyen. Durum böyle olunca erkek harekete ve eyleme geçmeye programlı diyebiliriz. Bu şekil kodlanmışız.

        Durum böyle olduğundan eğer bekar bir erkek radarlarını açık tutarsa radarına giren birine tam anlamadan yakınlaşabilir. Kendi elinde olmadan ani bir harekette bulunabilir. Bir hanımın harama düşmesi hayasından ve bu bahsettiğim özellikten dolayı bir erkeğe göre çok zordur. Bu yapıya sahip olduğumuzdan dolayı bir erkek için en güzeli evlenene kadar bu duruma hiç kafa yormamalıdır bence.

        Yani bunu şu sebeple yaşadığım için söylüyorum. Mesela ben aynı Zaman’da duygusal bir insanımda. Bir hanım çıkıyor. İçimden bir duygu acaba bu o insan mı? Diyor.evleneceğim kişi bu mu? Ben hemen bu duygulara ket vuruyorum. Aksi takdirde üzerine gittiğim Zaman bu duygunun müthiş bir duygusal dengesizlik yaşamaya başlıyorum. Yalnız işte problem şırada ben bu duyguyu öyle sayılı kişide yaşamıyorum. Belki her gördüğüm düzgün tesettürlü, sakin bireyde aynı duygu tekrarlıyor. İşte bu erkeğin tetiklenmesinin ilk boyutu. Eğer bırakırsa bir erkek kendini çok rahat tetiklenebilir ve kendini olmadık bir ilişkinin içine kaptırabilir.

        Ondan her erkek için aynısını diyemem ama ben hep bir diken üstünde hissediyorum kendimi. Durmadan bir içimle çatışma halindeyim. Nerdeyse hergün bir vesvese ile uğraşıyorum. Yalnız alışıyor insan zamanla.

        Tespitim buydu şimdi bu durumla ilgili endişemi dile getirmek istiyorum. Tetiklenmemek, sıkılmamak ve üzülmemek için kendimi duygusal bir bağ kurmaktan hep koruyorum. Ne kadar ayak ucunuza bakarak yürümeye çalışsanız da istet istemez gideceğiniz yolu görmek için çevrenize bakmanız gereken durumlar oluyor. Birilerini illa görüyorsunuz. Ya da yeni bir yeri gezerken etrafa baktığınızda illaki çevrenizde karşı cinse raslıyorsunjz. İşte ben mesela ben karşı cinsten etkilenebileceğim açık birini gördüğümde hemen şu mantığı yürütüyorum duygusal bağlılık yaşanmaması için. Ben bu hanımla evlensem veyahut evlilik dışı bir ilişki yaşasam bile Mutlu olamayacağımı biliyorum. Çünki yapım buna uygun değil. Böyle düşündüğüm için duygusal bir bağlılık hissetmiyorum karşı tarafa. Bu sefer kafamdan atması kolay oluyor.

        Herkesi bir nevi kafamdan eliyorum da güzel tesettürlü kişileri çok zor eliyorum. Yani öyle bir hal ki sanki eşim olacak kişi gidiyor ve ben onu kaçırıyorum gibi hissediyorum. Ve bu duygu o kadar kuvvetli ki ben belki 2-3 gün boyunca sanki eş adayımı kaybettim gibi hissediyorum.

        Yalnız gene de Adem beyin ve benzeri kişilerin yaşadıklarını düşündüğümde çok iyi tesettürlü hanımlarında problemli olabileceğini görüyorum.

        İçte endişemde bu noktada başlıyor. Ben duygusal bağ kurmamak için durmadan gördüğüm kişiyi aklımda eleştiriyorum. Bu sefer kendi kendime acaba ben kafamda mükemmel bir profil mi çizmeye başlıyorum diye düşünmeye başlıyorum. Bu beni düşündürmeye başladı.

  4. Süleyman diyor ki:

    Feyza Hanım ve Nisa Hanım

    Probleme en geniş çerçevede cevap vereyim ve bütün meseleyi yanıtlayayım.

    1. Öncelikle şehir meselesi için şunları söyleyeyim. Meslekten sonra en fazla red cevabı aldığım mesele şehir meselesidir. Değil kişiler İstanbul’dan çıkmayı, Ankara gibi büyük bir şehire bile gelmeyi kabul etmiyorlar. Hatta ben maaşımın 3 te 1’ini alayım ama gene İstanbulda yaşayayım kabul ederler. Ancak çıkmayı kesinlikle kabul etmiyorlar hele benim gibi küçük bir şehirde yaşayan birini daha çok kabul etmiyorlar. Mesele dünya olunca bunlara takılınabiliyor.

    Arkadaş çevresi, ortam ve istediğin her şeyi bulabilme düşüncesi terketmek bile kişilere çok zor geliyor. Yani benim mantığıma göre ise şöyle. Ben küçük bir şehirde yaşıyorum ama güzel maaş alıyorum. Aynı zamanda masraflarım daha düşük oluyor. Yaşadığım şehirde bence şirin bir yer. Benim bu şehirden çıkabilme, seyahat edebilme, yurtdışını gezebilme imkanım çok fazla. Yani niye büyük bir şehirde binaların arasında yaşamak, küçük bir şehirde rahatça gezebilmek imkanına üstün geliyor anlamıyorum.Bu birinci meseleydi.

    2. Feyza hanım sizin ablanıza hayırlı biri denk gelmiş ancak bunun tersi çok durumlara ben şahit oldum. Evlenmeden önce ruh halini saklayan, kimi özelliklerini saklayan evlendikten sonra da karşısındaki kişiyi mağdur eden bir sürü örnekte var. Mesela enişteniz ablanızı aracılarla öğrenmiş ama ablanız enişteniz hakkında nasıl bilgi sahibi olmuş? Kendi iddiaları dışında bir kaynaktan bilgi alabilmiş mi?

    Yani elhamdülillah iyi biri çımış enişteniz ama aksi durumlarda var.

    3. Ben kesinlikle güzellik konusunda takıntılı değilim. Yani güzel biri olduğu takdirde karşımda aman sıkıntı çıkar demiyorum ama belirtiğimiz tanışma usulünde güzellik öne çıkıyor. Bu bir problem. Mesela enişteniz illaki ablanızın güzelliğinden etkilenmiş. Evet tesettürü ve duruşu da önemli gelmiştir belki ancak yani okulun ilk haftasından açılacak kadar yeterli değildir bu iki kriter.

    4. Son olarak ablam dediğiniz gibi akademisyen. Ben ona da çevresini araştırmasını söyledim ama o da çevresinden birini bulamadı. Hatta kayınvalidesi Kuran Kursu hocasında hafız bir hanım. Sağolsun o da baktı ancak benim kaldığım yere gelebilecek birini bulamadı.

    Aynı zamanda ablam çok heyecanlı ve fevri. Yani bazı konularda da benim kadar dikkatli değil. Bu sebeple zaten kriterlerimi belli oranda çarpıtıyor ve hani bana göre birini bulacak bir çevresi yok. Bu sebeple o noktadan da problem var.

    • Meryem diyor ki:

      Süleyman Bey
      10 yıldır Istanbuldayim ve bu şehirden kaçmak için fırsat kolluyorum .Bende anlamıyorum bu şehir takıntısını. Yanı bu devirde “Benim yerim kocamin yani “kelimesi çürüdü maalesef .
      Istanbul da maaşlar belki biraz fazla olabilir ama ömür trafikte geçiyor ay başı maaş ta kiraya .Hiç bir artısı yok .Stres, kirli hava trafik de cabasi.

      • Süleyman diyor ki:

        Yani şunu fa belirteyim. Benimle aynı mesleği yapan bir arkadaşım var. İstanbul’da olduğu için benden 1 milyara yakın az maaş alıyor. Üstüne geçen sordum nerede ne kadar kalıyoesun diye. Üsküdar da 75 m2 eve 1500 tl kira veriyorum diyor. Elektrik su doğalgaz derken aylık belki nerdeyse sadece eve para gidiyor. Birde üstüne yemek, içmek eklenince geriye belki hiçbirşey kalmıyor yani.

        Bende burada arkadaşlarımla kalıyorum. Yemek dahil aylık 300tl kira, yakıt, yemek vs. Yani ne biliyim İstanbul çok pahalı ya. Ben tek başıma kalsam dahi ev masraflarım 1 milyarı aşmıyor.

        Genede annem bazı örnekleri biliyor. Diyor gece kondu da kalmaya razı istanbuldan çıkmaya razı değil. Yani hadi biraz paran olurda güzel yaşarsın İstanbul’da ama bu ne hırs ben anlamadım. Zaten bu yüzden 15 milyon olmuş nüfusu. Memleketlere dönelim ya :)

        • Smy diyor ki:

          Bahsettiğiniz durum sadece İstanbul için değil genel olarak var aslında şehir meselesi. Örneğin ben küçük bir şehirde yaşıyorum buradaki insanların yüzde doksanı başka bir şehirde yaşamak istemez , kendi şehrinden biri ile evlense bile başka bir şehirde kalmak istemez, evlilikte bunu problem yapabilirler. Hadi diyelim başka bir şehirde kalmayı kabul ettiler bu sefer bir kaç yıl kalıp geri dönmenin yollarını ararlar. Başka şehre/şehirden kız verme /kız alma durumu da daha zor bir durum imkansız gibi bir şey. Başka şehirden biri ile nikahlı olup düğün aşamasındayken kızı vazgeçirmeye çalışanlar bile var. Ya da sırf burdan değil diye istemeyenler (gelin damat farketmiyor). Ayrıca başka bir şehirden buraya gelip çalışan bey/hanımlar burdan memnun kalsalar bile kendi memleketlerinde evlilik yapıp orda kalma düşüncesinde oluyor.

    • Süleyman diyor ki:

      Meryem hanım

      İki tür insan var. Bir İstanbul’u sevenler. Bir İstanbul’u o kadar sevmeyenler. İstanbul’u o kadar sevmeyenler doğayı sakinliği vb şeyleri seven kişiler oluyor genellikle. Ancak Ben birebir biliyorum ki hanımlar öyle seviyor ki yani İstanbul’u mahallesinden mahallesine bile taşımayanlar varmış. Kocası tek başına gidip otelde filan kalıyormuş haftasonu eve geliyormuş. Yani o derece

      • Feyza diyor ki:

        Yok artik yani gercekten bu insanlar sasirmislar. Istanbul evet manevi atmosferi itibariyle guzel bir sehir fakat bu kadar tutuculuk insani mutlu etmez ki. Insan surekli ayni yerde, ayni ortamda, ayni mahalleye neden mahkum etmek ister ki kendini. Sasirdim gercekten.
        Bazen oturur dusunurum, koskoca dunyada, nokta kadar Turkiye’de, onun nokta kadar bir sehrinde, onun da noktasi kadar bir semtinde, bir binanin ve onun da bir odasinin icindesu an ben bunu dusunurken kimbilir dunyanin diger ucunda hatta arka mahallede hangi aksiyonik olaylari es geciyorum :) Dunya hem buyuk hem cok kucuk.

        • Süleyman diyor ki:

          İnsan aynı mahalleye neden mahkum etmek ister ki kendini demişsiniz Feyza hanım,

          Yani şöyle düşünün belli bir ortamda büyümüşsünüz ve oradan hiç çıkmamışsınız. Arkadaşlarınız, sevdiğiniz kişiler herkes orada oluyor. Şahsen benimde öyle bir ortamım vardı. Ayrılınca sudan çıkmış balığa dönmüştüm. Daha sonra senelerce düzgün arkadaş edinemedim ama şu an terkettiğim için memnunum çünkü aynı ortamda fazla kalan kişi değişim ihtiyacı hissetmiyor. Bunun sonucu da hayatı anlamakta yetersiz kalıyor ve kendini geliştirme ihtiyacı hissetmiyor. Gene de o kadar sene yalnız kalmak güzel değildi tabi ki :)

          Smy hanımın dediği gibi küçük şehirler içinde aynı olabiliyor. Sonuç olarak insan alışkanlıklarını terketmek istemeyebiliyor. Keyfini bozmak istemeyebiliyor. Ancak öyle veya böyle hayat düz bir çizgi değil. Bazen kendimizi zorlamamız gerek.

          Birde Feyza hanım başka yorumda anlattığınız üzere güzel bir çocukluk geçirmişsiniz. İşte evin önünde koşmayı, zıplamayın, toprakla oynamayı, güzel arkadaşlık ortamlarını tatmış biri büyük şehire öyle çok alışamıyor. Birazda fark orada anlaşılıyor.

          • Feyza diyor ki:

            Suleyman bey,
            Durumunuzu gayet net ifade ettiniz, dediginiz gibi ben bir kadin gozuyle bakiyorum ve haklisiniz. Biz gorus alanimiza dogal seyrinde giren uygun bir es adayina rastlasak dahi, hem hayamizdan hem de edilgen fitratimizdan oturu kendimizi bir mucadelenin icine atmakta erkeklerden daha temkinli davranir hatta karsi tarafdan bir sinyal gelmedikce durumu kimseye farkettirmemeye calisiriz. Gerci basima boyle bir durum gelmedi ama gelseydi eminin ilk adimi atmazdim. Karsi taraf herhangi bir adim atmadigi surece de niyetimi bir hanim olarak belli etmezdim. Bu dogru veya yanlis ama icgudulerim beni buna sevkediyor, basima gelirse nasil davranirdim bilemiyorum.
            Siz eger bu denli duygusal bir insansaniz ve zihninizde hosunuza giden hanimlara karsi bu gibi bir hareketlilik yasiyorsaniz, dediginiz gibi mumkun mertebe radarlarinizi acik tutmayin. Cunku bu zihninizi cok yorar.
            Yalniz mukemmeli aradiginizi zannetmiyorum, o konuda dusuncem su; siz sonunda hayalkirikligi yasamama adina, tanimadiginiz hanimlardan etkilendiginiz zaman bilincaltiniz sizi ucak moduna gecirmeye sevkediyor. Yani savunma mekanizmaniz devreye giriyor ki kalbiniz yara almasin. Ama guvenilir buldugunuz bir hanimla, guvenilir buldugunuz bir referansla tanisma imkaniniz oldugu zaman eminin asiri mukemmeliyetci davranmayacaksiniz. Siz pembe bulutlarin ustune cikip sonra oradan dusmekten cekindiginiz icin; akliniz, kalbinize hukmetme adina devreye giriyor. Fakat isin olabilirlik ihtimaline imkaniniz oldugunu hissettiginiz zaman daha esnek hareket edebileceksiniz insaallah. Cunku yaptiginiz gorusmelerde armudun sapi uzumun copu diyerek hanimlari elediginize sahit olmadim.
            Sehirdisi meselesine gelirsek, benim.de her insan gibi dogup buyudugum bir cevrem vardi ama sanirim kucuk yasta yapilan degisimlere insan daha kolay adapte oluyor. Dusununce ben de zorlandim, ama bir sekilde alistim ve zamanla bu degisimlerin beni hayata karsi daha direncli kildigini, farkli yorelerden farkli insanlarla kurulan diyaloglarin insanin bakis acisini zenginlestirdigini farketmeye basladim. Simdi geri donup bakinca, kucuk bir cevreye beni mahkum etmedikleri icin aileme rahmet okuyorum. Insanlarin aliskanliklarini degistirmesi cok kolay degildir dogru. Sahsen Istanbul’u uzak oldugum zaman ozluyorum. Ama orayi ozleme sebebim gurultusu, avmsi ya da ulkenin merkezi konumunda olmasi degil. Manevi havasini, denizinin kokusunu,oradaki cevremi, tarihi atmosferini ozluyorum. Diger yonleri bana hitap etmiyor ve olmazsa olmazim degil. Ama Istanbul takintisi olan ya da memleketinden disari cikmak istemeyen kisilere rastlasam da mahallesini dahi terketmeyecek kadar tutucu olanina kendim rastlamadigim icin sasirmistim. Demek ki boyle ornekler de olabiliyormus, bu denli taassuba anlam veremiyorum. Insani yorar gibi geliyor.
            Hayirli Ramazan-i Serifler.

          • Süleyman diyor ki:

            Fryza hanım

            Dediğiniz gibi radarlarımı açarsam bu benim için çok yıpratıcı olur. Kendimi duygusal olarak tutmakta zorlanıyorum zaten. Böyle birşey beni duygusal olarak mahveder. Şu an azami dikkat etmeme rağmen kendimi etrafa evlilik teklifi etmemek için zor tutuyorum.

            Mğkemmeliyetçilik konusunda endişeliyim. Ama reddettiğim kişilerin hiçbirini iştişare gerçekleştirmeden reddetmedim. Hep iştişare ettim etrafımla. Olumsuz çıktığı için zorlamadım. Gene de endişeli hissediyorum arada.

            Üzerinden yorumlar geçmesine rağmen dikkat ederek cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. Hayırlı günler

        • Süleyman diyor ki:

          Bu arada şaşırmış dediğiniz kişilerden biri (kınamıyorum yalnış anlaşılmasın ama durum bu) müftü eşi:) imam böyleyse cemaat ne yapsın Feyza hanım.

    • .../nisa diyor ki:

      Süleyman bey,

      Olasılık hesaplamalarına göre sizin evlenememeniz için hiçbir sebep yok gibi. Karşılaştığınız kişilerin yada karşılaşamadıklarınızın meslek şehir takıntıları olmasa.

      Daha önce yazmıştım referansı düzgün olan biriyse mesafe şehir problem olmamalı.

      İstanbul bağımlılık yapan bir şehir ama bir o kadarda çürüten yoran pahalı gri bir şehir belirli yerleri istisna. Ankara’da öyle Beypazarı istisna. Anadolu ruhunu kaybetmeyen yerler güzel.

      Bence en önemli şey iki insanın birbirini bulması güzel ideallerinin olması bu olduktan sonra Afrikaya dahi gidilir. Feyza hanımın yazdığı gibi tebdili mekanda ferahlık vardır başka hayatlara ülkelere tanık olmak tanımak tefekkür etmek ümmet olarak bakmak bence nimet.

      • Süleyman diyor ki:

        Nisa hanım

        Bir yandan avantajlı hissediyorum. Çünkü yani buraya gelmeyi kabul eden hanım ailesinden kaçmak istemiyor veya böyle çok maceraperest bir insan değilse kocasının sözünü dinleyecek biri olacağına kanaat getiriyorum.

        Bu açıdan bence güzel bir detay

  5. semamarasli diyor ki:

    Bu arada bir kaç okuyucudan yorumum yayınlanmadı şikayeti geldi fakat yorum bize ulaşmadı. Siteden mi kaynaklandı yoksa gönderirken mi bir aksaklık oldu bilmiyoruz. Gönderirken internet bağlantısından kaynaklanan bir kesinti olursa yorum kaybolabiliyor bir kac kez ben yorum gönderirken de oldu.
    İçinde site dışı link olan, birine hakaret olan ya da konuyu gereksiz tartışmalara sebep olacak başka bir konuya taşıyacak olanlar dışında yorumları yayınlıyoruz.
    Yorumlarınızı yazdıktan sonra kopyalarsanız yayınlanmayan olursa tekrar gönderebilirsiniz.

  6. Süleyman diyor ki:

    Cihad Bey ve Sadece Fatih bey

    Yani Cihad bey zaten anlatmaya çalıştığım mesele ehli sünnet vel cemaate göre kaderin ele alınması ve tevazu içinde çaba gösterilmesi idi. Yorumlar karışmış olabiliyor bazen.

    Sadece Fatih bey, mesele evlilik olunca iletişim önemli oluyor. Kültür ve yetiştiğiniz çevre şartları da cabası. Bu konuda anlaşabileceğim bir Suriyeli bulmak çok zor. Verdiğiniz örnekte hanımlar belki bulunabilir ancak benim öyle kişilere ulaşacak bir çevrem yok. Nereden bileceğim kendi başıma sokaktaki bir suriyeli hanımın iyi niyetli veya takva sahibi olduğunu. Zaten bulunduğum ilde de suriyeli nufusu az.

    Bulunduğum çevre olsun, duruşum olsun, tipim olsun, ailem olsun vs. sebeplerden bana aracı olmak isteyen çok kişi oluyor. Geçen demiştim. Hocam aracı oldu yalnız sonra ben 3-4 ay bakayım bir çevreye sana sonra döneyim dedi. Şimdi bu haftada ilimde bulunan bir öğretmen arkadaş aracı olayım dedi. Gene de ondanda umutsuzum.

    Bi hemşire hanım söyleyecekmiş ancak ben çalışmasını istemiyorum evlendikten sonra özellikle çocuk sahibi olduktan sonra dedim. Şimdi kabul etmez belki hanımlar evlendikten sonra sen ikna edersin diyor. Ya benim kriterlerim kesin diyorum. Burada da okuyoruz yani en başında kabul eden eder. Ben 22-23 yaşında birinin fikrinin bu saatten sonra nasıl değiştireyim.

    Size anlattığım bardak meselesini söyledim. Diyor hanımlar artık öyle sen götüreceksin, bardağı kaldıracaksın. Ya mesele bardak meselesi değil ama hürmet meselesi.

    Şimdi bakacağım ben dedi. Israrlı bir şekilde. Dedim yani bari bulunduğumuz ilde biri varsa ona söyle diyorum. İl dışına çıkamam iznim yok. Yok anlamıyor söyleyeceğim ben sen bana bırak diyor. Anlamadım bu nasıl aracılık. Daha kriterlerimi bile dikkat etmiyor.

    Evlilik meselesini söylediğime pişman oldum ancak yani artık kendimi de tutamıyorum. Konuşasım geliyor. İlk evlilik girişimimden beri 5 yıl geçti ve ben çok yıprandım. İster istemez biri bana konu açınca derdim depreşiyor olumsuz yaşadıklarımı da anlatıyorum. Biri yanımda böyle gereksiz evlilik bahisleri açınca sinirim bozulmaya başladı hatta.

    Velhasılı kelam Sadece Fatih abi, olmayınca aracılarda çok olsa, elin yüzün de düzgün olsa, ailende iyi olsa, mesleğin, tahsilinde iyi olsa olmuyor. Belli bir zamanı beklemek gerekiyor.

    Elhamdülillah sakın yanlış anlaşılmasın gencim hala oldukça ve şikayet edemem. Bazı şeyleri erken kavramanın bir nevi sıkıntısını çekiyorum. Öyle bir hale geldim ki yaşıtlarım hatta 1-2 yaş büyüklerim bana abi diyor. Yaşımı bilmelerine rağmen. Hocalarım bile hocam demeye başladı. Hatta 33 yaşında bir asistan arkadaşım var. Süleyman baba diyor :D.

    Yani öyle yaşıtlarım gibi kafelerde dolaşmak, il il gezmek, akşamları keyifli vakit geçirmek gibi heveslerim yok. Yani bilmiyorum tek hevesim hayırlı bir yuva kurmak. Öbürlerinin bu kadar kolay olup yuva kurmanın bu kadar zor olması beni kırıyor. Gene de umutluyum. Hayırlısı

    Bu arada sitedeki herkesin ramazan bayramı hayırlı olsun. Birbirimize bol bol özellikle iftarda orucu açmadan önce dua edelim. Hayırlı ramazanlar

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Süleyman kardeş.

      Ben ülke ismi vermedim :) Afganistan’dan, Pakistan’dan vb. birçok yerden misafirimiz var. Demeye çalıştığım şey şu, eğer bir çok kriterimizi görmezden gelirsek, sırf haramlardan kaçınmak adına evlenilebilir. Hatta misafir olmasına da gerek yok, bazı yörelerde kızlar evlensin de kendini kurtarsın gözüyle bakılıyor, oralardan usülünce araştırma yapılsa eli yüzü düzgün bir kız bulunabilir.

      Diğer hususlarda da seni çok ama çok iyi anlıyorum. Ben de benzer muameleyi görüyorum yıllardır :) Ancak nacizane tavsiyem şudur ki bundan sonra görüştüğün hiçbir kıza kendini ispat etmeye çalışma, bırak kendileri görsünler yuva kurmayı ne kadar istediğini, göremiyorlarsa da salla gitsin, onlar kaybeder. Onlar sormadan kendinden bahsetme. Havadan sudan muhabbet et.

      Burada bir şey paylaştığı için kimse kimseyi suçlamıyor, site sahipleri de yayınlıyor zaten. Bence bu konuda rahat ol, paylaş. Kadınların ömrü daha uzunmuş erkeklere göre, içlerine atmıyorlar. Ancak şu noktada muhalif olduğum bir hususu söyleyeyim. Bu dünyada en çok sinir olduğum cümlelerden birisi şöyle şöyle olanlar bile bunu elde etti ben elde edemedim. Bu cümle nimeti ya da belayı nefsimizden bildiğimiz anlamına geliyor. Halbuki hayır ve şerri yaratan Allah’tır. Ufaklıkla çok tartışırdık. Abi doğru dürüst ders çalışmayanlar bile benden yüksek alıyor derdi, aman ha kıskançlık yapma derdim :)

      Mesela bir kızla olan görüşmemde filmin koptuğu yeri yazayım. Kpss zamanı, arkadaşların ne yaptı dedim, sınavları nasılmış, herkes hakettiğini alıyor işte dedi. Ben de dedim ki o işler öyle olmaz, nasip kısmet boyutu da var işin. Haklısın dedi muhabbet bitti orada :)

      Bu işler nasip kısmet. Ben çarşaf çarşaf yazdım ya şundan şundan olmuyor diye, onlar işin zahiri, işin aslı vakit saat gelmemiş, hayırlısı değilmiş…Şu var, sizler yine aday bulabiliyorsunuz, akış kesilmemiş. Ben eldekileri tükettim artık :)

      Selametle kal.

      Hayırlı Ramazanlar.

    • .../nisa diyor ki:

      Süleyman bey,

      Bütün bekarlar ve yuva özlemiyle imtihan olanlar için dua ediyorum Rabbim yardımcımız olsun. İnşaAllah bu imtihan hayırla neticelenir hayırlı haberlerinizi alırız. Ramazan ayında aileden ve yuvadan uzak olmak insanı daha fazla etkiliyor.

      Aracı olan kişiyi de iyi gözlemleyiniz dikkatli davranınız ve kriterlerinizi açık bir şekilde belirtiniz. Çakılı meslek grubunda değilse eşten dolayı tayin imkanı var diye biliyorum. Yalnız tanıma araştırma açısından belki mesafe sorun olabilir bu sebeple eş adayının referansı çok önemli.

      Bulunduğunuz il hangi bölgede bilmiyorum ama misafir nüfusu büyükşehirlerde güneydoğu ve akdenizde yoğun. Bu bölgelerde görev yapan hanımlar var kamplarda eğitim kurumlarında vakıflarda ama dediğiniz gibi tanıyan ve aracı olacak kişiler şart.

      Bazen ne kadar uğraşırsanız uğraşın olmaz bazende uğraşmazsınız nasibiniz ayağınıza gelir. İmtihan ve hikmette burada saklı sanırım. İnsan en çok istediğiyle imtihan oluyor.

      • Süleyman diyor ki:

        Nisa Hanım

        Dediğiniz gibi aracı olan kişiyi iyi gözlemleyip dikkatli davranmam gerekiyor. Yalnız işte artık belli bir noktaya geldiğimden mi bilemiyorum kendimi derdimi dökmek konusunda tutamıyorum. Mezuniyetten sonra biraz iyi gördüğüm herkese derdimi anlatır oldum. Şu ana kadar mağdur olduğum bir durum yok ama olabilir diye endişelenmekteyim.

        Kendime hep şu zaman gelsin artık önüm açılır inşAllah diyorum. Her seferinde diyorum ama gene olmuyor. Üniversite 3 ‘te iken hadi bir sene daha sabret inşAllah yazın son senen olduğun için birilerini bulursun dedim. Olmadı. Daha sonra son sınıfta bu sene sabret okulu bitirince inşAllah önün açılır dedim. Mezun oldum gene olmadı. Bu sefer işe girince önüm açılır dedim. İşe girdim bu seferde olmadı. Şimdi diyorum ki artık askerliği bitirince önüm açılır. Bilmiyorum o sefer olacak mı?

        Haftasonu dahil evde durmak bunaltıyor artık. Dinlenmek bile istemiyorum çünkü bir sıkıntı basıyor o zaman. Hep çalışmak istiyorum. Ancak kafam öyle rahat ediyor. Ondan haftasonları bile çalışır oldum. Aksi takdirde çok kötü hissediyorum. Aileden ümit kesince erkeklerin neden kendini işe verdiğini anlıyorum biraz artık.

        Şu an çok iyi hissetmiyorum ancak daha kötülerinden kurtuldum. Bunu da atlatacağız inşAllah.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Süleyman kardeş.

          Ben de son iki üç senenin fazla mesai şampiyonlarından biriyim, üstelik fazla mesai ücreti almadığımız halde çalışıyoruz. Hatta ulaşım imkanı varsa işyerinde yiyoruz akşam yemeğini hazıra geliyor :) Bizim sabit bir tayfa var bekarlardan oluşan kimi de boşanmış kişiler, genelde beraber yemek yiyoruz akşamları. Ailesi olmayanların durumu ortada :)

          Önceden bir yerlerden okumuş olduğum iki şeyi seninle de paylaşmış olayım.
          1-Bir insan tek başına mutlu olmayı başaramamışsa, mutlu olmayo öğrenememişse evlendiğinde de mutlu olamaz, dahası evlendiği eşini de mutsuz eder.

          2-Erkek tek başına evi sırtlayabilecek mental olgunluğu kazanmış olmalıdır. Smy hanımın yorumlarında bahsettiği bir bey vardı mesela, güven vermedi dediği. Orada olay neydi? O beyefendi Smy hanıma muhtaç olduğu izlenimi verdi. Bu izlenimi verdiğiniz bir bayanla ilerlemeniz mümkün değil tabi feminist ruhlu biri değilse. Bu dediğim rol yapmakla olacak bir şey değil, kişiliğe oturacak bir şey. Sizi öldürmeyen şey güçlendirir. Mental anlamda toparlanınca işler daha da rayına girecektir. Bir de evliliklerden beklentiyi gerçekçi seviyelerde tutmak lazım. İmtihan deyip duruyoruz ya, ya da haramlara bulaşma tehlikesi, kadın ağlayacak, zırlayacak, başı ağrıyacak, hasta olacak vb. Kadından beklentileri yüksek olup ona ihtiyacı varmış gibi gören birisi bunları kaldıramayacağı için ortada bir otokontrol mekanizması var. Bu arada anı yaşamayı da öğrenmek gerekiyor. Geçmiş ya da gelecek kaygısı bize bir şey katmıyor.

          Selametle.

          • Süleyman diyor ki:

            Sadece Fatih Abi

            Madem bu kadar çalışıyoruz birilerine çalışmayalım. Beraber şirket kuralım kendimize çalışıp zengin olalım 😀 İşin şakası dediğiniz gibi insan bir meşguliyet bulamayınca problem oluyor. Hele ki gençlikte daha fazla.

            Dediğiniz durumlar mevcut. Üstüne hamilelik ve hamilelik sonrası süreci de eklemek gerek. Daha eklenecek durumlarda var. Yalnız gene de bu konuda dikkatli bir hanım, kocasının hakkını gözeten bir hanım, bu konuda ki hadisleri okumuş ve kabul etmiş bir hanım eşiyle problem yaşamaz inşAllah.

            Ama mesele öyle birini bulmakta. Ben mesela evlilikle ilgili ne okumalar yaptığını soruyorum kişilere. Yani hadisleri okumuşsa ve bazı bildiğim bu konuya değinen kaynakları okumuşsa sorun çıkmaz heralde diye düşünüyorum.

            Yalnız aynı şekilde duygusal ilgi konusunda da kendimi gelişirmeye çalışıoyorum. Burada yorumlarda görüyoruz. Bir hanımın hakikaten sevilmesi, ona iltifat edilmesi o hanım için çok önemli. Hayati hatta. Ailenin güzel devam edebilmesi için de elzem bir durum. Evlilik yolunda bulunan erkekler olarakta bu duruma dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

            Yani gerekli düşünme de bulunduktan sonra çok kafa yormamak lazım. Oluruna bırakmak gerek ancak işte bazen elimizde olmadan düşünebiliyoruz evliliği fazlaca. İnşAllah editörlerde bekar muhabbetinden okuya okuya sıkılmamışlardır. Ancak şunu da ekliyim çok istikrarlı bekarız yani bıkmadan usanmadan her komplikasyonu konuşuyoruz evlilikle ilgili. Evliller bizim kadar düşünmemiştir konuyu :)

            Hayırlı Ramazan’ı Şerifler tekrardan :)

          • Meryem diyor ki:

            Süleyman Bey
            Aracı kazalarına denk gelmek oldukça sinir bozucu. Aracılardaki en büyük hatalardan bir tanesi olumlu yada olumsuz dönüş yapmamaları ve söyledikleri şeylerin sadece sözde kalması.”sana birini uygun gördüm , görüşmek ister misin ” Ondan sonrası olmuyor. Fotoğraf istiyorlar gönderiyorsunuz, cevap yok, sanki hiç konuşmamış gibi. Sizde bekler buluyorsunuz kendinizi.

            Size helal olsun istikrarlı ve ısrarla yolunuza devam ediyorsunuz. İnanıyorum ki yakın zamanda bize yine yorum yazarak nişanlınızdan bahsedeceksiniz.Az bir sabır daha. Allah bu sitedeki tüm bekarlara ve tüm bekar mümin kardeşlerimize hayırlı eş nasip eylesin.

          • Süleyman diyor ki:

            Dediğiniz gibi Meryem hanım

            Aracı olan kişiler heyecanlı olmamalı. Daha sakin ve itidalli kişiler aracı olmalı çünkü aksi olunca problem oluyor. Bende dediğiniz gibi durumlar yaşadım. Şöyle biri var görüştürelim mi deniyor. Tamam diyorsunuz sonra ne haber var ne geri dönüş. 3 sene önce demişti. Allah var 2 sene sonra başka bir amca aracı oldu o halletti. Yani ancak halloldu.

            Daha önce bahsetmiştim. Benim katıldığım sohbette bir amca beni çok beğenmiş sağolsun bende onu çok severim ilmi kuvvetli biri. Aracıya demiş ki çocuğun ağzını yokla bir. Evlenmeye niyeti varsa çaktırmadan bizim hafız kızı söyle demiş. Yalnız aracı çok heyecanlı ve fevri. Bana tüm olayı kaçırdı. Sonra aracılıkta yapamadı. Yarı da bıraktı. Bu bahsettiğim olay üst paragraftaki ile bsğlantılı
            . Yani 3 sene önce bir amca söylüyor geri dönüş yok. Sonra bu hoca durumu ağzından kaçırıyor o da dönüş yapmıyor. En son bir-iki sene sonra bir amca ancak işi halleşiyor. Yani bir hanımla normal görüşmek 3 aracı alıyor ne yazık ki :)

            Birde şöyle birşey var. Hanım teyzeler aracılık yaptığında ben biraz mağdur kalıyorum. Geçen en son yaptığım görüşme de hani baştan savmıyım diye biraz uzun tuttum. Olumsuz olduğunu diyorum teyze diyor ki olumsuz olsa neden uzun süre görüştüm ki sende hoşlandın demek ki diyor. Yav ne alakası var. Ayıp olmasın öyle önemsemediğim hissedilmesin karşı taraftan diye biraz uzu. Tuttum.

            Birkaç teyze aracılık ettiğinde de problem yaşadım. Yalnız dediğim gibi böyle sakin değil heyecanlı kişilerdi.

            Bir kez benimle görüşmeye gelen bir amca vardı. Hani refakatçi olması açısından. Amca diyor ki ben çok heyecanlandım diyor. Baktım benden daha fazla heyecanlanmış. Yani görüşmeyi ben yapacağım amca sen niye bu kadar heyecanlanıyon? Bende biraz heyecanlı biri olsam çok gerileceğim yani.

            Kısacası aracılık işini sakin, itidalli ve düzgün kişiler yapması gerek yoksa çok karışıyor. Bir sonuca da ulaşamıyor ne yazık ki.

        • .../nisa diyor ki:

          Meryem hanım,

          Gerçek hayatta bekarlar için ettiğim dualar kabul olmaya başladı 3 kişi evlilik yolunda adım attı yalnız hem kendim hem bu sitedeki bekarlar için biraz daha beklemek gerekiyor sanırım.

          Bazen düşünüyorum hepimizin en ortak noktası evlilik konusunda tıkanmamız :) Süleyman beyin yazdığı gibi editör ve okuyucular bizden bıktı. Yada nasip Fizan’da Uzak Doğu’da gelmesi zaman alıyor. :) Ümitliyim ramazan ayından sonra birer birer evlilik haberleri alabiliriz inşaAllah. Geceleri hacet namazı kılalım buradaki bekarlar için dua edelim.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm hep yabanci gelinlerden bahsediliyor sitede farkindaysaniz. Yorumunuz ufkumu acti. Belki biz de Uzak Dogu’dan, Uzak Bati’dan, Kuzey Kutbundan, Ekvator’dan, Amazon ormanlaei tarafindan, Sibirya’dan, Banglades’den, Filipinler’den hatta belki de Aborjinlerin icinden hidayete ermis bir Musluman yabanci damata nasip olacagizdir, neden olmasin? :) Bunu sitede biz de gundeme getirebiliriz. :) (Abdullah abinin kulaklari cinlasin) :)

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Allah biliyor gönlümü güneydoğu Asya (Malezya, Endonezya) dan uygun biri çıksa kabul edebilirim. :) Toplum olarak kibar olmaları küçük yaştan itibaren dini şuurun verilmesi hoşuma gidiyor.

            Bu kadar tıkanıklık olunca aklıma bu ihtimal geldi. Nasip yolu bulamıyor demek ki :) Biz onu olmayan yerde arayabiliriz oda bizi olmadığımız yerde. :) En son ihtimal uzayada bakalım derim. :)

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm, uzay mantikli belki Marstaki ilk koloniyi biz kurariz, ufkumu biraz daha actiniz harikasiniz 😀
            Endonezya/Malezya yoresinin insani benim de cok hosuma gidiyor gercekten. Oradan talebeler geliyor o kadar sicakkanli ve sempatikler ki. Evvelki yil hizmet verdigim kurumun o bolgedeki hizmetlerine gonullu gitmek istedim. Sonra kardesim gitmemi istemedi ona kiyamadim ama Allah biliyor sartlari olusturup gidebilmeyi cok istemistim. Nasip olmadi.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Evlilikle ilgili çözüm geliştirme konusunda kendimizi aştık IQ’yu yükselttik :) inşaAllah beynimiz yanmaz aşırı yüklemeden dolayı. :) Teoriden sınava girsek 90dan aşağı not almayız. :)

            Bende Malezya Endonezya ilgisi 8-9 yıldır var kültürlerini de araştırdım. Hac konusunda ve islama uygun iktisad konusunda güzel uygulamaları var.

            Hacca ve umreye gidenler özellikle bu yörenin insanlarından bahsediyor kibar olduklarından bilinçli olduklarından. Bende İstanbulda ve bir başka şehirde karşılaştım giyimleri tesettürleri düzgün guleryuzluler çocukları çok tatlı tabiki bütün kuzucuklar tatlı cennet kokusu :)

            İnşaAllah sizede banada gitmek nasip olur. Son zamanlarda hayret ettiğim durumlarla karşılaştım ki hayatta her şey olabilir.

    • HANNE diyor ki:

      Süleyman kardeşim geçen gün yorum yazdım ama sanırım yayınlanmayanlar arasında oda var. Amacım akıl vermek değil yanlış anlaşılma olmasın. Yabancı kültürlü biriyle evlenmek konusunda kesinlikle yapma olmaz dememekle birlikte temkinli davranmakta haklısın ve aracılar konusunda gercekten dikkatli ol. Özeli yazmayı sevmiyorum böyle yerlerde ama ben bizzat yaşadım. Iraktan Suriyeye geçmiş savaştan gelmiş ailesi olmayan biri var. yanımızdada çalıştı kendi oğlumuza kefil olmayız ona oluruz bi tanışın edin dediler. Tabi dil olarak ortak anlaşmaya çalıştık bi sorun görmedim ben. Çok çabukta evlendik. Ama kültürel sebeplerden olmasada bununda etkisi oldu. şiddet onlardan güya normalmişmiş. adam karısını istediği zaman döver peşinede severmiş. Kurana saygıları ibadetteki bazı konulardaki hafiflikleri bile etkiliyor. Benden sonra bir tandığımda suriyeli bir bayanla evlendi anada çok dindar hafız gibi şeyler demişler. Duaları bile tam okuyamıyor dedi. Onlarda 3 ay sonra mahkemelik oldular. Gerçekten dini ahlak eksik olunca o kadar kolay yalan söylüyorlarki bunu diğer kişidende duydum ve yemin ederek yalan söylüyorlar. Genelleme asla yapmıyorum ama köprüyü geçene kadar o rolü güzel oynayan tipler her millette varken. Bi abla tavsiyesi iyice türk kültür geleneklerini anlayıp benimsemeyen biriyle bi yola girme derim. Rabbim hepinize güzel kapılar açsın inşallah. Yaşınız daha genç. Hayırlı ramazanlar selam ve dua ile..

      • Süleyman diyor ki:

        Yani Hanne hanım

        Aracı zihniyeti ne ise kendine göre birini buluyor genellikle. Mesela bir hanımın çalışması önemli ise aracı için, siz aksini 100 kez desenizde size çalışan bir hanım buluyor aracı. Yani aracının fikri ne ise size ona göre birini buluyor.

        • Feyza diyor ki:

          Suleyman bey,
          Araci konusunda birkac sey soylemek isterim. Biz florte karsiyiz fakat cevrenizde bir kiz gorursunuz ve hal hareketleri, mizaci, tesetturu, gorunumu herseyiyle gozunuze ve gonlunuze hitap ederse eger, biraz arastirip bunu da degerlendirebilirsiniz. Yanina gidip arkadaslik teklif etmekten bahsetmiyorum elbette ama ornegin ayni yerde okudugunuz ya da calistiginiz bir hanim olur ve bir sure gozlem sonucu araya uygun bir araci temin edip gorusme niyetinizi siz de bir araci vesilesiyle acabilirsiniz.
          Kabul ederse gorusmeyi yine gorucu usulundeki gibi usule ve edebe uygun gorusup, evlilik niyetinizi bildirip bu durumdan da ailenizi haberdar edebilirsiniz.
          Yani araci bulup size gostermez de siz hosunuza giden bir hanima araci bulur yollarsiniz.
          Karma ortamda oldugunuz icin bunu soyluyorum, imkaniniz daha fazla olabilir.
          Aracilarla ilgili cok sorun yasandigini goruyorum. Yani sizin istediginiz degil de kendi istedikleri kriterleri dayatmalari cok ilginc. Tabi bu sekilde isindiginiz bir hanim olursa ailesi, yasantisi, gecmisi vs bu konuda seffaf olmali zira gorucu usulundeki gibi etrafli degil daha yuzeysel bir onizleme ile talip olmus olacaksiniz. Fakat anladigima gore aracilikta da pek seffaf davranilmiyor yani pek degisen bir durum gormuyorum.
          Boyle dusununce gorucu usulu ile baslayip florte evrilen evlilik gorusmelerine nazaran bu yontem daha nokta atisi. Durumu florte donusturmeden devam etmek ya da bir iki gorusme sonucu nihayetlendirmek zaten tehlikelerin onune gecer. Cevrenizi iyi gozlemleyin nasibin nereden gelecegi belli olmaz ve erkek oldugunuz icin biraz daha avantajlisiniz.
          Bir diger mesele, gecen gun burda bir soru sormustunuz. Simdi soruyu bulamadim. Guzel bir soruydu ama kafami toparlayip cevap yazamamistim.
          Erken evlenmek isteyen kisilerin dini hassasiyetinden dolayi mi yoksa nefsi bir problemleri oldugundan dolayi mi bunu talep ettiklerini sormustunuz yanlis hatirlamiyorsam.
          Bu konunun nefsi “problem” demeyelim ama kisilerin nefsiyle mutlaka ilgisi olduguna inaniyorum.
          Karsi cinse sadece sehevi degil her anlamda ilgi ve ihtiyac duyan kisilerin evliligi daha erken arzuladigina kesinlikle inaniyorum ve bu bana kalirsa problem degil, aksine bu istegin olmamasi bir probleme dalalet edebilir. Yalniz cogunluk neye istinaden hareket ederse gozumuz onu normallestirdiginden dolayi artik gec evlenmek normal, erken evlenme istegi ise anormal gibi lanse ediliyor. Bu yuzden kafa karisikligi olusmustur.
          Her insanda nefs oldugu dogru ama herkesin kisiligi, duygudurumu, sehevi yonu farkli farkli. Oyle oldugu icin evliligin mutlak bir hukmu yok ornegin. Sunnet olan evllik bazi durumda bazi kisilere farz iken kimine vacip kimine mustehap kimine ise mekruh. Nefs herkese ayni oranda tesir etseydi hukmu de mutlak olurdu.
          Yani dini hassasiyet bir yana bunda bireysel ozelliklerin daha onemli oldugunu ama bu oranlarin birbirine cok da uzak olmadigini dusunuyorum.
          Dini hassaslnlgiyet de aslinda yine nefs dogrultusunda devreye giriyor biraz. Cunku ilgisi ve ihtiyaci az olan kisinin nefsiyle mucahedesi ve bu eksiklikten duydugu rahatsizlik da o minvalde az olacaktir. Ihiyaci ve ilgisi fazla ise mucadelede zorlanacak ve dini hassasiyeti dogrultusunda da bir an evvel hayirli bir yuva kurma icin acele etmeye calisacaktir. Yani dini hassasiyet namlu ise onu atesleyen nefstir gibi hissediyorum.
          Bu kadinlarda ve erkeklerde daha farkli ihtiyaclar olabilir. Ama saglikli her insan mutlaka karsi cinse ilgi duyar. Cevredeki kiz erkek arkadasliklari, uyaranlar, mustehcenlik vs. Bunun yanisira bir kiz icin duygusal bir bosluk yasayip bunu bir erkege hasretme ihtiyaci da yine cevresindeki flort eden gencleri gordukce ayyuka cikabilir. Bunun da recetesi yine dindar bir kiz icin yalnizca evliliktir. Daha dogal ne olabilir ki?
          Karsi cinse ilgi duyuyor olmasi bir insan icin guzel bir haslet, bunu dini hassasiyetlekontrol edebilmek ise bir meziyet. Yoksa Ziyaeddin beyin yazisindaki gibi karsi cinse degil kendi cinsine ilgi duymasidir insanin asil problemli olan.
          Bir de su var ki, dini hassasiyeti olan insanlar karsi cinsle surekli mesafeli olduklari icin aradaki gizem evlenene kadar kendini korur. Gizemli olan ise her zaman daha cekicidir, gizem cazip kilar. Yasaklar da her zaman nefse tatli gozukur. Hem gizemli hem yasak olusu mutlaka dindar genci evlilige bir adim daha yaklastirir, cunku evlilikten baska alternatifi yoktur.
          Kisaca bireysel nefsin erken evlilikte baskin etken oldugunu ve dini hassasiyetin de bu etkinin dogrultusunda talep ve tercihlere yon verdigine inaniyorum. Yaniliyor da olabilirim, sadece sahsi fikrim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım, Süleyman kardeş bende malzeme bol. Size bir arkadaşımın eşiyle nasıl tanıştığını anlatayım.

            Arkadaşımın bir arkadaşı onu bir kızla görüştürmek istiyor. Kız liseden arkadaşı tanıyor ve arkadaşta gönlü var. Aracı olan kişi de bunu bildiği için arkadaşa ısrar ediyor ille de görüş diye arkadaşın gönlü yok ama ikna oluyor ısrarlar karşısında tamam diyor görüşelim madem. Derken buluşma ayarlanıyor, kız tek gelmemek için yanına bir arkadaşını getiriyor. Deerkeeen….. :) Az heyecanlı olsun.

            Bizim arkadaş görüştürdükleri kızın arkadaşından hoşlanıyor ki zaten görüşmeye gittiği kızda gönlü de yok, elektrik vb. derken şimdi mutlular çocukları var hatta. Neye niyet neye kısmet. :) Görüşmeye gittiği kız başlarda ayırmaya çalışmış, arkadaşını kıskanmış, bu kız dul vb. demiş ara bozmaya çalışmış. Şöyle ki kız bir sene evli kalmış, kocası geçimsizmiş boşanmışlar. Arkadaşım da bu durumu sorun etmediğinden ilerlemiş. Velhasılı nasip kısmet :)

          • Süleyman diyor ki:

            Feyza Hanım

            Hakikaten bazen o kadar güzel analizlerde bulunuyorsunuz ki. Yani çok ciddi derecede derin ve bir o kadar yerinde. Erken evlenme isteği konusundaki ikilemi çok güzel açıklamışsınız. Bazen sizin yorumlarınızı okurken alim menkibelelerindeki o alimlerin kendilerine sorulan soruları etkili bir şekilde cevapladıkları durumlar aklıma geliyor. Şahsen tebrik ederim.

            İkinci olarak kendi bulma meseleme gelirsek. Benim aklıma da sizin dediğiniz ihtimal geliyor genellikle. Yani halinin tavrını ve tesettürünü beğendiğim bir hanıma aracı göndermek, edep ve usulünce tanışmak.

            Bu benim için çok olası bir ihtimal. Şu sebeplerden:

            -Üniversite de çalışıyorum. Bir nevi hoca pozisyonunda olduğum için derslere giriyorum zaten. İllaki bazı kişilerin hal ve hareketlerini görüyorsunuz.

            -Ailem bana çok güveniyor. Yani karşılarına bir hanım getirsem hiç tepki göstermezler. Çok temkinli, sakin ve itidalli hareket ettiğimi biliyorlar. Bu konuda daha hassas davrandığımı biliyorlar.

            -Lütfen dediğim yanlış anlaşılmasın. Kibir olarakta gözükmesin. Elim yüzüm düzgün bir insanım. Boyum posumda yerinde. Bu sebeple yaşadığım mağduriyetlerde oldu. Annemin güvenmesi de bu sebepten. Bana sarkıntılık yapan bir hanıma gösterdiğim ciddi tepki sebebiyle bana bu konuda çok güveniyor. Allah ailemize karşı yüzümüzü kara çıkartmasın.

            Bu durum benim için olası olmasına rağmen tercih etmememi de örnekleri ile açıklayayım:

            1. Burada bazen başımdan gelen olayları açıklıyorum. Üniversite de iken bir hanımın sessiz tavrı, tesettürü ve duruşu dikkati mi çekmişti çok. O hanıma hiç açılmadım veya aracı gönderip ciddi niyetimi belirtmedim. 3. senemizde bir ders için facebbok açtığımızda hesabını gördüm. Benim o beğendiğim hanım meğer fetöcü imiş. Ve çok ciddi savunuyordu fetöyü.

            Yani ilk madde de demek istediğim bu tür dışarıdan gözlemler çok yalın kalıyor. Karşınızdaki insanı tanımak için yeterli değil gibi bana göre.

            2. Dışarıdan gözlediğiniz hanımın illaki öncelikle tesettürü ile beraber güzelliği dikkatinizi çektiği için önemli gözüküyor. Yani mesela güzellik görünüşte ilk dikkati çekiyor. İster istemez. Bu da bana biraz iki yüzlülük geliyor. Yani görücü usulünde ben duruşunu ve testtürünü beğendiğim herkesle görüşüyorum. Güzellik ayrımı yapmıyorum. Ancak dışarıdan görüp beğendiğim kişilerde evet tesettür ve duruşla birlikte güzellik önemli oluyor. Bu da hem değerlendirmeyi zor kılıyor hem de bilmiyorum bana ikiyüzlü bir hareket geliyor.

            3. Aslında bana aracılık etmiş ve aracılığını sevdiğim bir hocamız var. Ancak kendisi İstanbulda ve çok uğraşmasına rağmen İstanbuldan çıkacak bir hanım bulamadı. Birde Konya’da sevdiğim bir amcam var. Ancak gene ondada aynı durum mevcut.

            Şimdi ben sadece bunların arasındaki aracılar yüzünden mağdur kalıyorum.

            4. Böyle bir tanışma, bırakılması çok daha zor bir durum gösteriyor. Çünkü siz çok beğenerek bir hanıma söylüyorsunuz. Hatta aracı kılıyorsunuz ama diyelim ki bir halini tavrını beğenmediniz. Bu sefer o kişiye olumsuz cevap veriyorsunuz. Ancak bu kişi sizinle okuyan veya sizin çalıştığınız bir ortamda bulunan bir kişi. Bu sefer çok garip bir ikilemin ortasında kalıyorsunuz.

            5. Son olarak zaten böyle bir hanım görsem aracı olacak bir kişi bulamam. Hanım akrabam veya bu işi becerebilecek bir abimin eşi yok. Hocamı çok seviyorum ancak ona da söyleyemem. Heyecanlı biri, işi beceremeyebilir hatta bir ömür boyu alay meselesi de olabilirim o da bir ihtimal.

            Ancak kendim gidip edebü münasip bir şekilde evlenme isteğimi söyleyeceğim. Bundan da çekinmem. Çünkü daha önce bir kez dayanamayıp söylediğim durumu anlatmıştım burada.

            Yani bu maddelere bir kaç madde daha eklenebilir Feyza Hanım. Dediğim gibi çok riskli bir hareket. Ancak bazen aracılarla karşılaştığım durumlar bu saydıklarımdan beter oluyor. Zaten dediğim gibi artık aracının aracısından birini ancak buluyorum. Bu da güvenirliği azaltıyor.

            Bugün yaşadığım bir durumu da söylemek istiyorum. Ödev teslimi alıyordum son sınıflardan. Halini, tavrını ve masum yüz ifadesini beğendiğim bir hanım vardı. Tesettürü de kötü değildi o kadar. Kendi kendime acaba edebince açılayım mı dedim. Ancak işte saydığım maddelerden dolayı da böyle bir şeye eltenmek istemiyorum. Yani nerdeyse hiç tanımadığım bir insana sadece birkaç kriter sebebiyle güvenmek ve hayat boyu sürecek bir evlilik kurmak bana mantıklı gelmiyor.

            Bilmiyorum sitedeki arkadaşlar ne düşünüyor bu konuda?

          • Süleyman diyor ki:

            Feyza hanım

            Birde şunu belirtmem gerekiyor. Mesela aracılığını beğendiğim amca bana önce nerede yaşadığını, mesleğini söyleyeyim kabul ederlerse fotoğrafını gösteririm demişti.

            Ben mesela bunu mantıklı buluyorum. Çünkü yüz, güzellik, duruştan etkilenip hanım tarafı aslında kabul etmeyecekleri şartları kabul edebiliyor. Bu etkilenme durumu 2-3 sene geçtikten sınra da problem oluyor. Mesela yapamayacağını hisseden biri sırf yakışıklılığınızdan veya güzelliğinden dolayı olmadık şartları kabul edebiliyor. Sınra da katlanamayabiliyor.

            Şimdi benim kendi bulmam halinde gene aynı şey olacak. Benim şeklimden Şemalimden çok etkilendiği için karşı taraf belki bazı şeyleri saklayacak ya da benim aslında katlanamayacağı şartlarımı kabul edecek. Bu sebeple en garantisi gene görücü usulü.

            Bana mesela diyorlar bazen esprili bazen ciddi şekilde. Hanımla görüş, gönlünü al sonra nerede yaşadığını söyle. Ancak bu bir nevi aldatmaya giriyor. İleri ki dönemde sıkıntılı olabilir diye düşünüyorum.

          • .../nisa diyor ki:

            Süleyman bey,

            Feyza hanımın yazdıklarından hareketle erkek olmanız sebebiyle birisine talip olmanız bir hanıma göre daha avantajlı hem yazdığınız tereddütleri düşünerek belki şu şekilde hareket etmeniz faydalı olabilir.

            Bulunduğunuz ilde Stk, yardım kuruluşları yada vakıflarda hizmet etme gönüllü olma imkanınız varsa yada azda olsa bağlantı kurabilme imkanınız varsa belirli zaman sonra bu yerlerde hizmette bulunan kişiler hakkında bir gözlem imkanı bulabilirsiniz.

            Uygun görebileceğiniz kişi olduğu takdirde bu kurumlarda bulunan evli kişilerden yada bu işe aracı olabilecek kişilerden yardım isteyebilirsiniz nasıl biri olduğu hakkında bilgi sahibide olabilirsiniz.

            Feto bu konuda insanların güvenini istismar etti yalnız bu yapıyla hiç alakası olmayan müspet kurumlar vakıflar var. Bu kurumlarda hizmet için bulunan kişiler en azından belirli bir bilinçte kişilerdir dışarıdan bilgi sahibi olmadığınız birine göre tanımak için biraz daha uygun olabilir. Size şöyle uygun biri var gibi söyleyenler yakıştıranlar bile olabilir.

          • Feyza diyor ki:

            Suleyman bey,
            Sanirim bekarligin yan etkisi uzerimdeki, bu gidisle evlenip mutsuz olmaya gerek kalmadan, biz evlenmeden once filozof olacagiz :)
            Disardan oyle gozukuyor, halbuki ayni derinligi ben de sizin ve diger bazi yorumcularin yorumlarini okudugum zaman goruyorum. Tesekkur ederim guzel dusunceleriniz icin.
            *Maddelendirmede dorduncu madde bana da mantikli geldi. Olmamasi durumunda bunu soylemesi ayni ortami paylastiginiz kisiler oldugu icin daha zor gelebilir. Ama mesela son sinif bir ogrenci zaten bu yil gidecegi icin bir daha gorme ihtimaliniz dusuk, bu belki degerlendirilebilir. Ama su sehir degistirme konusundaki taassup kafami kurcaladi. Bunun sorun edildigini ben de zaman zaman goruyorum kendi cevremde ve gereksiz buldugumu da her zaman dile getiriyorum bu kriteri sart kosan kisiler icin.
            Eskiden gurbete gelin giden kizlar fazlaymis ustelik ulasim, iletisim de simdiki kadar kolay olmadigi halde. Fakat simdi mutaassip cevreler dahil calismayacak dahi olsa nedense bir sehir takintisi olusmus durumda. Artik ulasim da iletisim de o kadar kolay ki, yeni bir sehir cok ciddi bir mazeret olmadikca hayata bir yenilik halbuki, bu sorun edilmemeli. Orn. su an yari gonullu yari mecburi de olsa sehir disina gidecegim insaallah ve yine de gayet mutluyum, dunya kucucuk bir koy aslinda. Hem tebdil-i mekanda ferahlik vardir. Sehir kriteri icin gorustugu kisileri eleyen kardeslerimiz varsa bu kriteri rafa kaldirsin, ayni sehir degisikligi evlendikten sonra da olabilir. Esinizin tayini cikabilir, hersey olabilir. Hayatta herseye hazirlikli olmak zorundayiz.
            *Disardan gozlemlediginiz kadar biraz da hakkinda bilgi sahibi olabileceginiz aracilarinizin olmasi bu soyledigim alternatif seklinde biraz zaruri. Yani bulsam dahi yollayacak araci yok dediginiz icin biraz tereddut ettim. O zaman zor zira.
            Orn.ablam okula ilk basladigi hafta daha birinci sinifin ilk haftalari esi kendisini gorunce cok etkilenmis bir sure gozlemlemis ve sonra kendi ust sinifindan kizlardan onunla arkadas olup biraz tanimalarini rica etmis. Memleketini, huyunu, suyunu vs. Bu sekilde bir anda ust siniflardan kizlarla samimi olunca ablam, esi de bir yandan gelen malumatlari degerlendirmis ve karsiliki guven ortami olusunca kizlarla ablam arasinda da, enistemin niyetini yaklasik bir ay sonra ablama iletmisler. Yani bu bir ay sure zarfinda haberi yoktu. Sonra henuz ilk yariyil tatili olmadan gorusup ilk yariyil tatilinde de derhal enistem ailesini gonderdi ve soz kesildi. Yani aslinda uni.den tanisti dersiniz ama bunu onlar kabul etmiyor. Bizim gorucu usulunden bir farkimiz olmadi diyorlar ki dusununce aslinda gercekten bir farki yok bu yontemin. Ama karsilikli ciddiyet, durustluk ve uygun aracilarin olmasi bu yontemde olmazsa olmaz sartlardan ucu.
            Tabi direk kendiniz de acilabilirsiniz bu makul. Fakat sadece dis gorunus yeterli olmaz, biraz arastirabileceginiz zemini acilmadan once olusturabilmelisiniz ki sonra dorduncu maddedeki magduriyeti yasamayasiniz. Bu da ancak aracilar vesilesiyle olur ki olayin seyri dogalligini yitirmesin, yapay hallere burunulmesin.
            *Yalniz guzellik konusuna takilmayin. Bu bana kalirsa ikiyuzluluk sayilmaz. Keske butun kriterleriniz uysa da guzelligi de hosunuza giden bir hanim olmus olsa, extra bonus olur.
            Tabi burda da su noktada haklisiniz. Karsinizdaki ne kadar guzel olsa da ne siz ne de hanim, guzelligi ya da yakisikliligi on plana gecirip hosnut olmayacagi kriterleri heyecanla kabul etmesin. Bu tereddudunuzde haklisiniz. Bu benim de korktugum bir durum.
            Resim orn pek istemiyorum gorusmeden evvel. Cunku gordugum resim yalnizca anlik bir kare ve bende onyargiya sebep olabilir. Oldugundan iyi ya da kotu cikmis olabilir. Halbuki benim onemsedigim daha soyut ozellikler. Konusmasi, hareketleri, mizaci. Dis gorunumun kendi icimde onyargiya sebep olmasini istemiyorum olumlu ya da olumsuz.
            Kendi resmimin de karsi taraf cok talep etmedikce gorusme oncesi gosterilmesini pek istemiyorum cunku sizin dediginiz gibi ayni sekilde sirf gorunumden etkilenip diger ozellikleri es gecebilme ihtimalleri beni dusundurebilir. Ozel durumlarimi gormezlikten gelebilir.
            Bahsettiginiz araci amcanin teknigi guzel, once hakkinizda bilgi verip sonra resim gosterilmesi. Bu olabilir.
            Gorucu usulune baktiginizda da aracilarin yonlendirmesi disinda bir malumatiniz olmuyor. Ama ayni ortami soludugunuz kisiler olmadigi icin, tanistiktan sonra olmasa da sorun teskil etmiyor. Yani is hayatinizi etkilemiyor bu olumsuz karar.
            Ablaniz da akademisyendi diye hatirliyorum. Onun cevresi bu anlamda belki yardimci olabilir. Ogrencileri ya da yakin cevresi.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey,
            Oldukca heyecanli bir anlatim olmus, gerilim filmi izler gibiydi nefesimiz kesildi 😀
            Yalniz olaydaki kizin durumu cok kotu olmus. Agrina gitmistir tabi ama ustelememek gerekir. Gonul bu, demek ki digeriyle ulfet kurdu. Herkesin nasibince..
            Benim de bir amcamin oglu var, oldukca musbet bir abimdi. Dershanelerin revacta oldugu bir donem dershanede ogretmendi. Tesetturlu bir ogrencisi ile arasinda bir etkilesim olunca, kizin da gonlu olunca sinav gunu gelmeden kizi istemeye gittiler. Ailesi ile zihniyeti catistigi icin bu abimin biraz sorunlar da yasandigindan epey duyuldu. Ogrencisini aliyor, aralarinda su kadar yas farki var vs cocuktum ama ben dahi hatirliyorum.
            Kac yil gecti iste bu ogrencisiyle evlendiler, kiz uni.okumadi ve simdi iki cocuklari var. Gayet mutlular. Nasip. Yani dershane hocasi uni.konusunda pek yardimci olamadi ama iyi bir hayat arkadasi olabildi :)

  7. cihad diyor ki:

    Süleyman bey,

    Kader konusunda ifrat,tefrit ve hadd-i vasat(sırat-ı müstakim) olarak 3 mezhep veya 3 ihtimal var.
    1) CEBRİYE: İnsanın iradesini redderek,herşeyi kadere verir. İnsanın başına gelen durumlarda bir medhali yoktur. Tabir-i caizse kader yazmış,insan oynuyor. Bu ifraddır.
    2) MU’TEZİLE: İnsan ef’alinin halikidir. Herşey insanın iradesi ile olur der, bir nevi kaderi ve külli iradeyi kabul etmez. Bu tefriddir.
    3) EHL-İ SÜNNET VEL-CEMAAT: İnsanın cüz’i iradesi tercih eder, külli irade kabul ederse halk eder. İnsanın iradesi esastır fakat maksadına ulaşmak için kavli,hali ve fiili duaya muhtaçtır. Gayret ve kulluk gerekir vs..Cebriye ve Mu’tezile bu noktada barisirlar. Bu ise sırat-ı müstakimdir.

    İtikadimiz sahih ehli sünnet vel-cemaat olsa da farklı durumlara göre bu üç mezhebten istifade edebiliriz. Şöyle ki;

    Geçmişe Cebriye gibi, geleceğe mu’tezile gibi bakmak gerektir ki geçmişe nazar ettiği zaman şükrü ziyadelessin ve geleceğe baktığı zaman bir nevi teklif ve fırsat görerek gayrete gelsin ve tembelliği terk etsin.

    Sizin fazla kadercilige kaçırıyorlar diye yaptığınız tesbit aslında bu soyledigimin tam tersi oluyor. Yani geçmişe bakınca mu’tezile gibi bakıyor ve “ben neler basarmisim yaa. Ben var ya ben…..” diyerek bir nevi şükür ile kulluktan, gurura düşüyor. Geleceğe bakınca Cebriye gibi bakıyor ve ” nasipte varsa olur veya ne yaparsan yap kaderinde ne varsa onu yaşarsın….”. diyerek kendini tembel bir tevekkule atıyor. Çalışmak ve gayreti terk ediyor.

    İtikadimizi bozmadan alemimizdeki maraza göre veya şeytanın desisesine göre farklı tutumlar takinabiliriz. Umumi değil fakat o halin icabı olarak görülürse inşaallah zarar vermez. Mesela ümitsizce tevekkül edemiyen bir insana ” Herşey kader ile takdir edilmiştir,kismetine razı ol ki rahat edesin veya herşey nasiptir,nasibte varsa olur canını sıkma..” denilebilir. Söylediğimiz kişi ümitsiz ve tevekkulsuz olduğu için onu rahatlatarak gayrete getirmek için böyle söylenebilir ama umumi düstur olamaz. Veya aşırı hırslı ve kendine çok güvenen birine külli iradeyi ve kaderin hükmünü hatirlatabiliriz ta ki muvazaneye gelsin. Gayretin yanında dua ve ilticaya sarilsin.

    Hülasa…

    Maraza göre tiryak kaidesi mucibince hal ve vaziyetimize muvafık kader nazarini kuşanmalıyız ki netice olarak şükür,sabır,rıza,kulluk,tevekkül,tefekkür,gayret ve himmet ortaya çıksın. Yoksa şeytana oyuncak oluruz Allah muhafaza..( bknz arabesk şarkı ve türküleri)

    Selam ve dua ile..

  8. nihal diyor ki:

    Evlilikte güç konusunda dengeyi ayarlamak erkeğe düşer bence. Her kadın zaten eşinin güçlü olmasını ister kendisi güçlü bile olsa. Tamam kadın itaatkar olmalı ama erkek de itaat ettirebilmeli. Zor bişey değil aslında. Biraz daha aktif olmalılar, mıy mıy olmak erkeklere yakışmıyor.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Nihal Hanım katılıyorum.

      Fakat günümüzde sıkıntı şu. Kadınlar feminizm etkisiyle mıy mıy olmayanları da bezdirip o hale getiriyorlar. Mesela mıy mıy diyemem belki ama aşırı duygusal kişilikli ve ailesinin yetiştirme tarzı sebebiyle sorumluluk almaktan kaçan iki arkadaşım evlendi. Hanımları akıllı olduğundan şimdi birer aslana dönüştüler. Yürek yemiş galiba dedim mübarekler.

      Bir kadın evinin sultanı olmak istiyorsa kocasına padişah muamelesi yapacak, köle muamelesi yaparsa köle karısı olur.

      • Nihal diyor ki:

        Haklısınız katılıyorum size. Evlilikte kadın sultan, erkek padişah olmalı, ama iki taraf da üstüne düşen rolü iyi oynamalı ve bence daha önemlisi eşinin rolünü iyi oynayabilmesi için ona ihtiyacı olan şeyleri verebilmelidir. Kadının güç konusunda erkeğe destek vermesi, cesaretlendirmesi, daha doğrusu potansiyelini harekete geçirmesi gerekir. Somut birşeyler söylemek gerekirse, mesela haftalık ev toplantısı yapın ailecek, erkek o hafta bazı şeyleri organize etsin, görevler versin. Kadın da eşinin verdiği görevi ciddiye alıp severek yapsın. Erkeği otorite konumuna getirirsin böylece. Ya da herhangi birşey yapmak için izin isteyebilir kadın. Bunu çoğu hanım arkadaş beğenmeyecektir, ama tavsiye ederim iyi olur. Bi yere gideceksiniz mesela, ben falan yere gidiyorum haberin olsun diye değil de gidebilir miyim diye sorarsa kadın her erkeğin erkeklik duyguları kabarır.
        Eşine iltifat etmez çoğu kadın. Ama erkekler en az kadınlar kadar sever iltifat edilmeyi. Ve erkeklere belki romantik sözlerden daha çok erkekliğine ve gücüne vurgu yapan sözler çok daha etkilidir. Gerek otoritesine, gerek fiziksel gücüne, gerekse cinsel gücüne.
        Tabi bu işler duvar örmek gibidir. Bir tuğla sen koyacaksın, bir tuğla o.Biri koyar biri koymazsa olmaz. Erkeklere de bazı tüyolar vermek isterdim belki bir dahaki sefere

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Yazdıklarınıza katılmamak elde değil Nihal Hanım. Benim yürek yemiş mübarekler dediğim arkadaşların hanımlarının saydıklarınıza benzer şeyler yaptırdıklarını biliyorum, uzatmamak adına yazmıyorum. Çok doğru şeyler yazmışsınız.

  9. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Yani çünkü 25 yaşına kadar Müslüman bir bireyin evlenmeyi düşünmemesi hem erkek için olsun hem kadın için olsun bana çok garip geliyor. Ya da o Zaman benim nefsimde bir sıkıntı var.

    Bu konu Hakkı’nda site sakinleri ne düşünüyor merak ediyorum?”

    Süleyman kardeşim sakın Akrep burcu olmayasın :)

    İşin latifesi bir yana bence nefsinde sıkıntı yok kardeşim fakat gerek tahsil gerek iş bulma derken hep ertelenen bir durum evlilik ve maalesef belirleyici olan maddiyat oluyor bu konuda.

    Kadınları pek bilmem ama bir erkeğin ergenliğe girdikten sonra zaten artık karşı cinse ilgisi tavan yapıyor ve ister istemez yakınlaşmak istiyor örnek mi istiyorsunuz etraftaki ergen liseli erkek ve kızlara bakınız kaçının flörtü/sevgilisi yok?! dolayısıyla hiç bir erkek ben evlenene kadar nefsim beni zorlamadı hiç gözüm bir açık kıza bakınca tahrik olmadım etkilenmedim diyemez ben şahsen inanmam eğer varsa böyle biri o erkeğin erkeklik hormonlarında bir sıkıntı var demektir. :) Fakat önemli olan o hormonları irademizi kullanarak helal daireye saklamak ve harama kullanmamaktır.

    Ergenliğe girdikten sonra erkeklerin sevgili yapmaları aslında sevgilileriyle cinsel ihtiyaçlarını gidermeye yönelik bir araçtır. Kızlarda ise duygusal ihtiyaçlarını gidermeye yönelik bir araç olmaktadır. Aslında her iki cinste ergenliğe girdikten sonra evlenmeleri gereken duruma biyolojik olarak gelmişlerdir. Fakat toplumun erken yaşta evliliğe olumsuz yaklaşımı,okul,iş maddi sebepler vb. ötürü bu biyolojik fıtri arzuların önüne set çekilerek evlilik yaşı 30 lara kadar ilerlemiştir. Yoksa insan nefsi Hz. Ademden bu yana değişmemiştir değişen şey toplumun yapısı, kimyası, aklı ve fıtratı olmuştur.

    Vesselam…

    • Süleyman diyor ki:

      Doğum tarihimi söylemeyeyim ama şöyle bir ipucu vereyim. Hem miladi hemde hicri takvim olarak ayın(gökyüzündeki) üzerimde en az etkiye sahip olacağı günde doğmuşum. Akrep değilim ama :)

      Bu sebepten mi bilemiyorum. Duygu durumum çok sabittir. Duygusalım fakat gerektiğinde aşırı soğukkanlı oluyorum. Çok analitiğim.

      Ancak şöyle bir şey var. Ben ne kadar sakin ve itidalli isem benle aynı burç olan ablamda o derece heyecanlı ve fevridir.Hanım olmasıyla alakalı ama hanım standartlarına göre de bazen ortalamanın üstünde heyecanlı. Ondan sadece burçlara inanmıyorum.

      Marifetname eserindeki sima tanımlamalarına daha fazla önem veriyorum. Doğruluğunun kanıtlandığı birkaç durumda yaşadım zaten. Yalnız bu değişkenlerin belli bir önemi olabilir evet ancak insan iradesini çöpe atacak kadar değil yoksa bu adam zaten sinirli bir mizaçta imiş adam öldürmesi buna mubah gibi bir sonuç çıkar.

      Son olarak sizin yorumunuzdan ben kişilerin dini hassasiyeti sebebiyle erken evlenmek istediğini çıkarıyorum. Yani öbürü olsa biyolojiye aykırı diyorsunuz. Doğru ancak işte önceki yorumda da değindim. Ne kadarı bireysel tercih ne kadarı nefsin dürtmesi?

  10. emin diyor ki:

    eğer sema maraşlının eşimin eşi yok kitabını alıp okumadıysanız hemen alın
    dipnot:
    kitapta yer alab ” yıllar sonra” hikayesini okuyun
    eğer ağlamadan okuyabilirseniz yorumlarda bana dönün

  11. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Bir de manevi örtü var. Bu saydıklarınızı sağlayan bazı bekar hanımların işyerinde başka hanım yokmuş gibi ısrarla çay ve yemek molalarını bekar erkek arkadaşlarla beraber geçirmesini kafamda bir yere oturtamıyorum. ”

    Fatih kardeşim bravo iyi bir gözlem yapmışsınız dediğiniz tipte kızları bende anlamıyorum bakıyorsun makyaj yapmıyor ama erkeklerle çok rahat konuşuyor anlamadım gitti :)

    velhasıl “toplumun kimyası bozulmuş” !!!

    Vesselam…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      AZMO kardeş, kazanın doğurduğuna inanıp öldüğüne inanmak olmaz :) Benim kimyam da o kadar düzgün diyemem…
      Ancak en azından doğruyu inkar etmeyip ona ulaşmaya çalışıyorum…

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Fatih kardeşim tesettür yazım için övmüşsün oraya yazacaktım altında “cevapla” butonu yoktu buraya yazayım dedim. :)

        O yazıyı yazalı yaklaşık 4-5 yıl oluyor. Yani yeni yazdığım bir yazı değil. Feyza kardeşim rica ettiğinden yer verdim. Ayrıca ben link vermiştim editör linki uygun görmedi heralde yazıyı olduğu gibi aldı. :)

        Yazıyı yazma sebebim, Çevremde gördüğüm ilahiyatçı kızların ve diğer muhafazakar kesimin kızlarının berbat örtünme şekilleri olmuştu bunalmıştım ve yazmıştım.

        Övgünüz için Teşekkür ederim. Rabbim bizleri şaşırtmasın muhlis kullarından eylesin, kadın ve kızlarımıza da sağlam bir maddi-manevi tesettür nasip eylesin.

        Vesselam…

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          Feyza kardeşim tesettür yazım için söyledikleriniz için Allah razı olsun.
          Zihniyetiniz ve fıtratınız salim kaldığı için yazıyı beğenip övdünüz oysa o yazıyı beğenmeyen birçok ilahiyatçı kız vardı. Her neyse kaç yıl önceden kaldı. Uzatmayalım :)

          Yazı yazmamı tavsiye etmişsiniz yalnız yazı yazmak şu anda benim için uygun değil diye düşünüyorum çünkü yüksek lisans tezine yoğunlaşmalıyım. Hatta ramazanla beraber artık sitede yorum yapmamayı da düşünüyorum. Sadece yeni yazılar eklenirse okumaya gayret edeceğim birde faydalı gördüğüm yorumlar olursa okurum ama cevap yazmam mümkün mertebe.

          Bence sizin kaleminiz de gayet kuvvetli açık söyliyeyim ben genelde kadın yazarları pek takip etmem beğenmem. Ama bu tavrımı Sema Hanım değiştirdi :) ve sizin içinde şunu söyliyeyim şu ana kadar bu site kurulalı kaç tane hanım yorumcunun yazılarını okumuşsam en iyi yorum yazan en iyi kaleme sahip hangi hanım yorumcuyu seçersin deseler ilk sizi seçerim. Hatta hatırlarsanız siteye yeni yazmaya başladığınızda size kaleminizin iyi olduğunu ve eğitim durumunuzu sormuştum :)

          Bence asıl siz bu sitede devamlı yazılar yazın bu güçlü kalem oynatma özelliğinizi kaybetmeyin sizin gibi itikadı sağlam, kadın-aile-çocuk konusunda sağlam fikirleri olan kadınlarımız ne yazık ki toplumda çok az bulunuyorlar, kendi birikimlerinizi yazılara dökün hatta ileride Sema Hanım gibi kitaplaştırın bundan hiç çekinmeyen ben kitap yazan şuurlu kadınları “çalışan kadın” statüsünde saymıyorum. :)

          Rabbim sayılarınızı arttırsın inşaallah…

          Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Sevgili Azmo kardesim,
            Yuksek lisans tezinizde basarilar dilerim. Allah kolaylikla teslim edebilmeyi nasip etsin.
            Yine de tez hazirlarken verdiginiz cay/kahve molalarinda da olsa arada istirak eder, burdaki dostlarinizi da ihmal etmez ve faydali yorumlarinizla katkida bulunursunuz diye temenni ediyorum :)
            Yaz sezonu bizim icin cok yogun geciyor. Bir de bu yaz vazife amacli gecici bir sehir degisikligim olacak, bana da dua edin. Ulkemin Ic kesimlerine dogru bir yolculugum olacak ve seferi olmayacagim insaallah :)
            Ama her firsatta zaten yaziyorum. Yorum yaptigim tek alan da burasi. Yine imkanim oldukca yazmaya calisirim yorumlarimi. Gidecegim yere de bagli nasil bir ortamla karsilasacagimi bilmiyorum.
            Buradaki daimi yazan herkesle bir gonul bagimiz oldu basta Sema abla ile. Ben gonul bagi kurdugum insanlari kolay kolay unutmam.
            Yazi icin yazdiklariniza tesekkur ederim. Ama hanimlar arasinda da cok guzel yazan kardeslerim var. (Mesela Nisa hnm) O sizin teveccuhunuz Azmo. Hatirliyorum tahsil durumumu sordugunuzu :)
            Bu arada maasallah dikkat ettim surekli yazan herkes belli bir tahsil duzeyinin uzerinde, bir amaci var, ya y.lisans mezunu ya da o minvalde. Allah basarinizi artirsin, iftihar ettim genel tablo ile. Allah cumlenizin ilminizi hayirli islerde kullanmayi nasip etsin.
            Hayirli islerinizde Allah yar ve yardimciniz olsun.
            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Tahsil muhabbeti olduğundan bir iki şey yazmak istedim. Önemli olan insanın kafasının ve kalbinin içi dolu olması. Diploma bir kağıt parçası. Üniversiteyi dereceyle bitiren arkadaşıma bir gün sordum eşinle iletişimin nasıl diye, gayet sağlıklı dedi. Çünkü hanımıyla aynı ayardakiler tıp okumuş zaten. Hanımını da ailesi dini eğitime yönlendirmiş, zorunlu eğitimin ardından açıktan da lise ve üniversiteyi okutmuş hatta sanırım uzaktan eğitimle din kültürü öğretmenliği okuyor, önceden de yazdıydım hafize. Bu kız benim diğer arkadaşımın çalıştığı kurumdan haberi olmayan orası da neresiymiş deyip arkadaşımı efendi diye beğenmeyen üniversite mezunu kıza on basmaz mı? :) Ha bakarsanız biz de dört yıl okuduk diye kasılmayı bilirler. MİT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ) doktoralı bir insanla da çalışmak nasip oldu. İnanın bizim üniversite diplomasıyla övünen kızlarımızın kibirinin yüzde biri bile yoktu adamda. Bi bizim kızlara bakıyorum onlar sanki oradan mezun.

            Kimsenin kalbi kırılmasın kibir olmasın diye açık açık yazamadım önceden dolaylı olarak ifade ettiydim, anlaşılmıştır belki hani evlilikte denklik kadın için erkekte aranır deniyor ama erkek de kadında kafa denkliği aramalı bence. Çünkü anlamayana davul zurna az anlayana sivrisinek saz. Yıldızlara bakıp Allah’ı tefekkür edecek derinliğe sahip olmayıp yıldızlardan insan karakterine etkiye kafa yoracak çok kız var günümüzde… Bana ve buradaki diğer bekar kardeşlerimize de ilkinden lazım :) Meryem Hanım’ın hikayesindeki derinliği görebilecek biri lazım…

            Yeni yeriniz inşAllah sizin için hayırlı olur. Belki kısmetiniz oradadır.

            Selametle.

          • kevser diyor ki:

            Fatih bey
            Mesela ben diploma delisi değilim ama şu kadarını söylemek gerekirse,sonuçta o diplomayı da sokaktan geçene vermiyorlar hani.geçen de haberlere çıkmıştı:izmirde oturan bir kız kendini oxforda kabul ettirmiş.bu benim için bir ölçüt diye demiyorum.elbette ki önce dinini doğru olarak öğrenmesi farz.ancak benim ve buradaki aynı tahsil düzeyinde kızların da anlatmak istediği şey bu.yoksa diploma manyağı falan değiliz.mesela bende üniversite mezunuyum ama sorun bana bakalım 5 sene oluyor bitireli ve okuduğum bölümle ilgili çoğu şeyi unuttum hatırlamıyorum.yani belli bi saatten sonra ben üni mezunuyum ben üni mezunuyum demek te birşey ifade etmiyor.çünkü bir şeyle devamlı hem hal olmayınca unutuluyor.
            Devamlı değişen bir dünya var dışarıda ve yeni gelişmeleri takip edip sürekli kendinizi yenilemek zorundasınız yoksa diplomanizda bi kağıt parçasından öteye geçemiyor .bence ben dahil bütün tahsilli hanımlar kendinden düşük tahsili olan biriyle frekans tutturamiyaxagina inandığı için istemiyor.tabi sizin karşılaştığınız tipler nasıldı bilmiyorum.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey,
            Yazdiklariniza katiliyorum. Denklik her ne kadar erkekte aransa da kafa denkligi cok muhim.
            Ortak konusulabilecek birseylerin olmasi, birbirinin dilinden anlayabilmek, fitratin getirdigi kutuplasmalarin otesinde benzer ilgi alanlarinin da olmasi ya da zamanla olusturulabilmesi evlilik hayatini daha dinamik ve cazip kilar.
            Her turde evlilige rastliyoruz. Tahsilli tahsilsiz, tahsilsiz tahsilsiz ya da tahsilli tahsilli ciftlere. Hayata pozitif yaklasan enerjik insanlarin evliliklerinde daha mutlu oldugunu goruyorum. Cunku herseyi problem haline getirmeden cozum odakli dusunebilmek, kucuk mutluluklarla yetinebilmek ve ahiret eksenli yasasa da dunyadaki an’in ve verilen nimetlerin de kiymetini bilip hakkini vererek hayatini dolu dolu yasayabilmek yalnizken de aile olunca da insani mutlu kilar.
            Bakiyorum bazen etrafima bir tebessumu bir selami esirgeyen insanlar var. Konusmaya cekiniyorsunuz. Acaba diyorum bu insanlarin aile hayatlari nasil, yuzleri mahkeme duvari gibi, tahsilli olmus ya da olmamis bu noktada ne onemi var?
            Soyle cay esliginde sohbet edemedikten sonra esinle ne anlasilir o evlilikten ki? Kahve de olur :)
            Selametle.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Ahir zamanda Müslüman olmak beyin yazmış olduklarına katılıyorum. Sizin beslendiğiniz kaynak güzel ve güzel düşüncelerde yazıya dökülüyor. Bunun diplomayla alakalı olmadığına güzel bir örneksiniz.

            Üslubunuz çok güzel benim bir insanda en çok dikkat ettiğim konu. Ne kadar bilirsen bil karşındakinin anlayacağı kadar bilirsin sevdiriniz nefret ettirmeyiniz hikmeti. Kırmadan dökmeden bunu çok güzel başarıyorsunuz.

            Benim zihnim birçok noktada yorgun ve yoğun kaynaktan sonra 10 kola ayrılıyor. :)

            Birçok üniversite yada yüksek lisans mezunu hem yazı, hem üslup, hem insani ilişkiler konusunu ıskalayabiliyor. Beslendiğimiz kaynakla beraber kendimizi nasıl yetiştirdiğimizde önemli.

            Marifet iltifata tabidir.Yetiştiğiniz ortamı ve sizi tebrik ederim Allah razı olsun. Allah gidececeğiniz yeni ortamı sizin için hayırlı eylesin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Allah gönlünüze göre versin Kevser Hanım.

            Siz mutlu olursanız bizler de mutlu oluruz…

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm husni zanniniz ve guzel teveccuhunuz icin tesekkur ederim. Beni gercekten mahcup ettiniz.
            Bilmukabele..

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Sevgili Azmo kardesim,
            Yuksek lisans tezinizde basarilar dilerim. Allah kolaylikla teslim edebilmeyi nasip etsin.”

            Teşekkür ederim Feyza kardeşim. Allah razı olsun.

            “Yine de tez hazirlarken verdiginiz cay/kahve molalarinda da olsa arada istirak eder, burdaki dostlarinizi da ihmal etmez ve faydali yorumlarinizla katkida bulunursunuz diye temenni ediyorum :)”

            Ramazanın ilk gününde yazdım yine bir kaç yorum :) artık bundan böyle ramazan boyu yazmam haralde. Belki bir yorumcunun yorumununa istinaden çok yazmam gerektiğini hissedersem yazarım. Yoksa zor görünüyor ama sizin ve sizin gibi diğer site müdavimlerinin faydalı yorumlarını okumaya çalışacağım inşallah.

            “Yaz sezonu bizim icin cok yogun geciyor. Bir de bu yaz vazife amacli gecici bir sehir degisikligim olacak, bana da dua edin. Ulkemin Ic kesimlerine dogru bir yolculugum olacak ve seferi olmayacagim insaallah :)”

            Rabbim yardımcınız olsun inşaallah. Yeni Feyzalar yetiştirmeniz lazım ümmet için elzem durumlardan biri sizin zihniyetinizde hanımların çoğalmasıdır bence. Rabbim çabanızı boşa çıkarmasın inşaallah.

            “Ama her firsatta zaten yaziyorum. Yorum yaptigim tek alan da burasi. Yine imkanim oldukca yazmaya calisirim yorumlarimi.”

            Benimde tek yorum yaptığım yer burası sosyal medyada “whatsap” hariç kullanmıyorum hiç birini face,twit,ınstgram hesabım yok orta çağda kaldım haralde :) siz yazın yorumlarınızı okumaya çalışacağım inşaallah.

            “Bu arada maasallah dikkat ettim surekli yazan herkes belli bir tahsil duzeyinin uzerinde, bir amaci var, ya y.lisans mezunu ya da o minvalde. Allah basarinizi artirsin, iftihar ettim genel tablo ile. Allah cumlenizin ilminizi hayirli islerde kullanmayi nasip etsin.”

            Bence buradaki insanları bir araya getiren tahsil durumundan ziyade “aynı kaygılar ve aynı hassasiyete sahip olmamızdır” bu kaygılarda tabi “AİLE” üzerine ve “EVLİLİK” odaklı kaygılar ve hassasiyetlerdir. Yoksa bu siteden Sema hanımın ve diğer site yazarları ve yorumcularının faydalı yazılarından ülkemizde milyonların haberi bile yok. Bu tür sitede bulunmak böyle faydalı yazıları okumak bile herkese nasip olmuyor demek ki bu bakımdan da şükretmek lazım.

            Tüm temenni ve dualarınız için çok teşekkür ederim Feyza kardeşim Allah razı olsun.

            Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Allah razi olsun Azmo kardesim. Cumlemizden insaallah.

    • mustafa _/) diyor ki:

      Şöyle bir durum da duyuyorum. Makyajdan, alışverişten vb. kadınların gündemi olan konulardan sıkılıp da daha ciddi konuları konuşabilme arayışındaki kızlarımız erkeklerin sohbet ortamını tercih edebiliyor. Böyle birisinden duymuştum; “bazen sıkıntıdan patlayacak gibi oluyorum, alışveriş, makyaj, moda vs. konuşuyorlar sadece, hiç bir ciddi mesele hakkında konuşulmuyor. Ama erkekler siyasetten, ümmetin durumundan, insan hakları ihlallerinden, eğitim ve politikadaki aksaklıklardan ve hatta bilimsel gelişmelerden bahsedebiliyorlar. Bu tip konularda tartışma ortamını sadece erkek gruplarında ve etrafımdaki tek tük kız arkadaşlarda görüyorum” diyordu. Bir de iş ortamındaki kadınların çocuk bakımı ve ev içi ilişkiler üzerine popilist söylemlerinden, entellektüel tek çocuklu anne muhabbetlerinden, geleceğe dönük küçümseyici ve etrafa dönük ben merkezci tavırlardan çok sıkıldığını söylemişti.
      Kendisi mütevazi giyinen, makyaj yapmayan, erkeklerle mesafeli, ağırbaşlı fakat sıkılmadan konuşabilen birisi.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Mustafa Bey orta şeritten hız sınırına uygun gitmek yerine acelem var deyip sol şeridi kapatmak gibi yazdığınız. Şu var ben de sol şeridi kapatıp gidiyorum bu yaşa kadar öyle alışmışız, karma eğitim sağolsun(!), yoldan çıkma ihtimalim orta şeritten gidene göre daha fazla. Tehlike tehlikedir, önemli olan ona ne kadar uzak durduğunuzdur…

      • .../nisa diyor ki:

        Mustafa_/ bey

        Farklı bir açıdan bakmışsınız yazdığınız durumda kendimi buldum özellikle çevrenizle düşünceleriniz farklıysa daha zor. Yalnız ben gerçek hayatta erkeklerle bu konuları konuşmak tartışmak yerine daha çok yazı makale okuyorum araştırıyorum bu şekilde kendimi bulmaya anlaşılmaya çalışıyorum. Diğer türlü Carl Gustav Jung’un yalnızlık tanımında kaybolup gidiyorum.

        Helal olan mahrem dünyayı olması gereken durumları gereksiz görmüyorum hatta önemli yalnız dışarıya aksettirilmesi alışverişin süslenmenin hayatın bir numaralı konusu yapılması bana abartı geliyor.

        Diğer bahsettiğiniz çocuk yetiştirme mevzusu da aynı tek çocuk ben merkezcilik geleceğin problemi gibi. Allah nasip ederse bu konuda da çok güzel müspet örnekleri gördüm. 3-4 çocuğu olan onları güzel yetiştirmeye çalışan anneler var.

        Başka bir durumda hanımların bu tür ciddi konularla ilgilenmeleri beyinle ve yetişmeyle alakalı olabiliyor bu yöne eğilim olabiliyor. Biraz araştırma yapmıştım benim beynimin sağ ve sol lobu eşit. Hem duygu hem mantık. Yine beyinin sol lobu baskın olan hanımlarda bu eğilim fazla olabilir. Bu durumun anne karnında iken testosteron hormonu seviyesiyle dahi alakası olabilir.

        Bu tür meseleleri erkeklerle oturup tartışmak yerine internet yada yayınlardan takip etmek araştırmak daha doğru olabilir.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Nisa Hanım.

          Yazdıklarınıza katılıyorum. Sağ-sol beyin arası geçişte aslında cinsiyetler arasında farkı oluşturan şey bağlantı şemaları. Kadınlar yatay erkekler düşey bağlantı şemasına sahip. Bu sayede kadınlar “çift çekirdekli işlemci” sahibi erkekler de sıralı işlem yapmaya eğilimli. Anne karnında maruz kalınan testesteron seviyesini anlamak için araştırma yapılmış ve yüzük parmağı işaret parmağından daha uzun olan kişilerin anne karnında daha çok testesterona maruz kaldığı bulunmuş. Annenin hamilelikteki stres seviyesi de bu durumu etkiliyor, stresli anne daha çok erkeklik hormonu üretiyor.

          Ancak bir endokrin uzmanı da bunu ölçüt almıyoruz, her insanın genleriyle kodlanmış bir denge noktası var, o noktadan sapıp sapmadığına bakıyoruz demişti. Kas kütlesi, kemik kütlesi, bel/kalça oranı, omuz genişliği, tüylenmenin dağılımını doğrudan gösterge olarak alıyorlarmış.

          Erkeklerle olan münasebet konusunda haklısınız. Ben de aynı fikirdeyim. Ancak ben gibi karma ortamlarda çalışanlar için iş zorlaşıyor. Mesafesizlik diyeceğim bir şey yaşamadım, mahallenin abisi modundayız biraz ama tehlike tehlikedir. Şöyle ki erkekler arasında muhabbet ederken espri yapıyoruz muhabbet ediyoruz, bayanlarda konuşmayı seviyor, dahil oluyorlar hemen. Ayrıca Feyza Hanım’ın önceki yorumunda yazdığı “Kadınlık gururu”nu çiğneyenler olabiliyor. İlgi çekmek ve o ilgiden beslenmek için muhabbete girmeye çalışıyorlar. Özellikle “sevgililerinden” ayrıldılarsa…

          Bir kaç yıl evvel bir haber sitesinde okumuştum. Amerikada yapılan bir araştırmaya göre erkekler cinsel çekim hissetmedikleri kadınlarla “arkadaş” olamıyormuş. Bunu muhafazakar bir kaynak yazsa linç ederlerdi. “Modern” bir kaynaktı. Velhasılı kadın erkek arasında “arkadaş” muhabbeti olması bilimsel olarak mümkün değil. Şu var. Herkes birbirine ilk fırsatta saldıracak sapıklar değil elbette yoksa beni evli sanmazlardı. Ancak hani bir ara meşhur bir reklam vardı “Tehlikenin farkında mısınız?” diye. Biz de kendimize bu soruyu sormalıyız…

          Son olarak dolaylı yoldan ilgili olduğu için şuna değinmek istiyorum. Eğitimle ilgili bir sunumda arkadaş görmüş. Diyorlarmış ki Türkiye’nin %95’i orta zekalı, %3’ü normalden aşağıda, %2’si ise normalden yukarı zekaya sahipmiş. Burada yazdığımız yorumların çoğu, özellikle feminizmle ilgili olanlar %95’lik kısımla ilgili. Erkekler %3’lük kesimle itaat konusunda, ev yönetme konusunda sıkıntı yaşayabilir, cahil cesareti dediğimiz bir durum var. Kalan %2’lik kesime gelirsek bu segmentte kadınlar da erkekler de olabilir. Buradaki kadınlar erkeklerin yaptığı işleri yapabilir ayrıca %95’lik kesimin erkeklerinden önde olabilir. Ancak İslam’ın hükümleri tüm müslümanları kapsar. Zeka dediğimiz olguyu insanlara veren Allah’tır. Bir kısım insanları diğerlerinin önüne geçiren Allah’tır. %2’lik kesime dahil olan ve muhtemelen tahsil görmüş kadınların kerameti kendinden bilerek Allah’ın erkek ve kadınlarla ilgili hükümlerini benimsememesi yanlıştır. Hiç kimse toplumun geneli dediğimiz %95’lil kesimin istisna olan %2 içerisindeki kadınlar tarafından kocalarına ve erkeklere düşman edilmesine müsaade etmemelidir. Koca bir %95 dururken %2’ye spesifik muamele beklenmemelidir. %3’lük kesimi idare edebilmek için Kur’an ve hadiste yer alan sınırlar içerisinde kullanılan terbiye yöntemlerine itiraz etmemelidir. Kadınlar mutlu olmak istiyorsa evin idaresini kocalarına bırakmalıdır. Kocasına fikir veren konumda kalmalı, haddini bilmeli, icazet veren konumda olmamalıdır…

          • gulpembe diyor ki:

            Fatih Bey,
            ilginc seyler yazmissiniz. sagolun.ben de aklima gelen birkac hususu eklemek isterim.

            1.ailede ev reisligi erkege,onun zeka ustunlugu hurmetine verilmis birsey degildir.kaldi ki zeka genellersek insanin ortalama %40dogustan, %60cevreden edinimlerinin toplamidir. Tek ve en onemli kisas olamaz.aynen yonetim denen seyde sosyal(para, orf)ve biyolojik (kas gucu, serinkanlilik)gibi hasletleri gozonune alinarak, erkege emanet edilmistir. Hatta ilgili ayeti kerime once “kadinlar uzerine”diyerek, erkegin anne,kizkardes dahil bakimina sorumlu oldugu kisilere de atif da bulunmus, sonrasinda gelen ayeti kerimeyle cekirdek aile icine ozellestirerek devam etmistir.

            2. kurani kerim geldigi cagin ve toplumun gerceklerinden bagimsiz degildir. Nitekim aile hukukunu ilgilendiren meselelerde ancak %21 zulm ve adaletsizlikleri kaldirmak adina degisiklikte bulunmus, %79unu ise “ma’ruf (kabul goren, oyle alisilmis, bilindik)”ifadesiyle zaten varolan uygulamalara havale etmistir.

            3.idare ve gecim birbirinden farklidir. Evlilik bir muesssese bir isyeri gibidir.herkesin sorumluluklari vardir, bunlar evlenmeden once dile getirrilir degisiklik olmadiktan sonra artik mevzu bile edilmez.

            4.Gecim denen sey ise,muhabbet, gonul almak, soze itibar ve saygi gostermektir. Burada kimin sozu gecsin demek kimin gonlu yapilmaya daha layiktir gibi birsey sormaya benziyor. Halbuki Iki tarafta ozverili olmali. Ornegin, kadin hukuken k.validesine bakmak zorunda degil diye ona yuz cevirmesi mi gerekir?vefa, vicdan, insanlik diye birsey yok mudur?ayet mi bulmak lazim?yahut kadin kocasina guleryuz gostermesi icin hadis mi bulmak lazim, insanlik etmek,muhabbet, huzur vermek diye birsey yok mudur?
            Bence insanlarin dinle problemi yok, insanlarin edep ve ahlakla problemi var. bunlari duzeltmedikten sonra dinle korkutmanin faydasi olmadigi gibi dini hukumler de hep “suistimale ugramak icin varolma”konumunda kalacak.
            “iyilerin kanuna ihtiyaci yoktur, kotuler ise zaten onu delmek icin bir yol bulurlar”

            Burada okudugum bir yazismayi mealen ornek vereyim, birisi diyor ki hanimim yillardir kadinlik gorevini yapmadi, baska yorumcu da akil veriyor”abi madem oyle, onu dovebilirdin, biliyorsun Kuran izin vermis”.su hale bakin! Kadini doverek emeline ulasacak?halbuki “Allah kotulugu emretmez”buyuruyorken ayeti kerime, hangi ortak akil,ortak vicdan bu kaba kuvveti onaylayabilir?bu kafa yapisini diploma da kurtarmaz, burada hasta olan icinde yetisilen mahalle, kultur ,zihniyet. Bunu yikmadiktan sonra ayet nasil dogru okunabilsin?
            Maalesef kitabimizin mesajini dogru anlayip uygulayabilecek bilinc seviyesinde degiliz insallah oluruz.

            selamlar…

          • gulpembe diyor ki:

            “Bence insanlarin dinle problemi yok”derken, burada din kelimesini kural/kanun anlaminda kullandim, net anlasilabilsin.

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            gülpembe hanım

            ”bu kafa yapisini diploma da kurtarmaz, burada hasta olan icinde yetisilen mahalle, kultur ,zihniyet. Bunu yikmadiktan sonra ayet nasil dogru okunabilsin?”

            gayri müslimlere sadece güzel hasletlerinden ötürü muhabbet duyabildiğiniz halde kendi din kardeşlerinize yaptığınız bu ağır eleştirilerin nasıl bir tezat teşkil ettiğinin farkındasınızdır umarım. iman hasletinin sizin gözünüzde bir değeri yok mu ki böylesine eleştirebiliyorsunuz? eleştiri olmalı elbet, ama üslup böyle olmamalı. yorumlarınızın kavl-i leyyin e uygun olduğunu düşünmüyorum. kusura bakmayın ama sevdiğinden eleştiren insan bu üslubu kullanamaz. müslüman topluma islama uygun olmayan davranışları yüzünden gizli bir adavet besler gibi bir tarzınız var. hep bakış açısını genişletmekten bahsediyorsunuz ya, bir de bu açıdan bakarsanız istifade edeceğinizi düşünüyorum. ( mesela gayri müslimlerle ilgili ” bu kadar iyi oldukları halde nasıl hala iman etmiyorlar? ne kadar da inatçılar” diye bir eleştiri yapamazken müslüman birine yaptığı bir yanlıştan dolayı ” bu kafa yapısını…” diyebiliyorsunuz…)

            ayrıca daha önce de dediğim gibi ümmeti eleştirirken kendimizi de işin içine dahil etmezsek yanlış yaparız. yorumlarınızdan anlaşılan şu ki: siz zihniyet olarak kuranı çok iyi anlayan bir konuma gelmişsiniz ama ümmet daha size yetişememiş. ne kadar su-i edep…

            bir de “iyilerin kanuna ihtiyaci yoktur, kotuler ise zaten onu delmek icin bir yol bulurlar” bu tarz felsefik cümleleri kulanırken islama uygunluğuna da dikkat ediyor musunuz gerçekten? bu dediğiniz cümle mutlak doğruysa Allah ın kuran da bazı şeyleri emredip bazı şeyleri nehyetmesinin hikmeti ne ola ki?

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            1- Zeka genelde tahsille ilişkilendirildiğinden ve günümüzde “evlilikte denkliğin kadın için erkekte aranması” dediğimiz hususa doğrudan etki ettiğinden bir öğe olarak yazdım. Diğer öğeler de var, bu konuda katılıyorum. Adam MİT mezunudur ama asosyaldir, ev geçindirecek iletişime sahip değildir vb.

            Ancak konusu açıldığı için yazayım, tübtk’ta çalışan bir arkadaşımı bir kızla görüştürmüşlerdi, kızın bu kurumdan haberi yoktu orası neresi demiş. Hasbel kadar dört yıl okuduğu için kendini üniversite mezunu erkeklere denk görebilen ve erkekleri sadece giyimiyle etkileyebileceğini düşünen 28 yaşında tesettürlü bir kızdı mesela bunu yapan. İkinci görüştüğü hanım da Meryem hanımı çok benzettiğim eşi, ikinci görüştüğüyle evlendi arkadaş ve eşi sonradan kapandı. Bu ayrıntıyı niye yazdım. bir taraftan tesettürlü ve havalı olan kız, arkadaşımı beğenmiyor, etkilenmedim ama görüşebiliriz diyor, diğer taraftan mütevazi ancak kapanmamış kız bu adam kendi halinde beni üzmez diye kabul ediyor, potansiyel de vardı zaten, namazında niyazındaydı, kapanıyor…

            2- Bu maddeyle ilgili bilgim yoktur. Kur’an ayetlerini anlamak için ayetlerin hangi olay üzerine indiğini anlamak gereklidir. Dokunulmayan kısımlar varsa bu o kısımların yanlış olmadığını ve bu sebeple değinilmediği anlamına gelebilir ya da Allah kullarını sıkmamak adına serbest bırakmış olabilir yoksa Allah bir takım kısıtlamaları haşa unuttuğundan değil kullarını rahat bırakmak adına esnek davranmıştır. Her ne kadar bin dört yüz küsür yıl önce inmiş olsa da hükümleri günümüzü de kapsar. Hangisi dinin hükmü hangisi arap örfü bilmek için detaylı ilim gereklidir, bu ilim bende yoktur. Aileyle alakalı ayet ve hadislere erişebiliyoruz ancak detay meselelerde bazen örfler de dinin hükmüymüş gibi ele alınabiliyor. Şu var, sünnet kapsamında olanları da peygamber efendimize benzemek adına uygulamak bence doğrudur. Nitekim anadolu halkı da kendi örfünden bidat diye adlandırdığımız şeyler katmıştır.

            Şimdi kalkıp biri Kur’an ayetleri o zamanın şartlarına göre yazılmıştı, bugün tekrar yorumlanmalı ve ağır şartlar hafifletilmelidir deyip işine gelen ayetleri kabul edip işine gelen ayetleri inkar edecek konuma gelirse, bidatları ayıklayacağım derken orijinal ayetleri de kırpmaya kalkarsa hataya düşmekten de öte kitabın sahibini karşısına almış olur, o kadar “cesur” olmamak gerekli, dikkatli olmak lazım. (Öyle yapıyorsunuz demiyorum, konusu açıldığı için tehlikeyi hatırlatmak istedim herkese :) )

            3-Bu konuda size katılıyorum. Ancak Gülpembe Hanım, çoğu yorumda gözden kaçan şey şu. Toplumumuz homojen değil ve her ayardan insan var. Birisine yazdığınız reçete onun hastalığına iyi gelirken diğerini ölüme götürebiliyor. Bu konuda biraz daha empati yapmak gerekli. Mesela benim anacığım %3’lük kesimde. Karşınıza alıp konuşup bir şeyler anlatamazsınız, direktif vermek zorundasınız. Bu davranış %2’lik kesimdeki bir bayana itici gelip onu idare edilemez kılabilirken burada tam etki yapıp işe yarıyor. Ya da tam tersi, akıllı bir hanıma gösterdiğiniz müsamahayı, verdiğiniz hakları, daha az akıllı ve olgun olmayan bir hanıma verirseniz şımarabiliyor. Burada sorumluluk erkeğe düşüyor. Ne kadar akılllı olursa olsun sonuçta hormonlar devreye giriyor kadınlarda. Evin reisi kadını çok sıkıp bunaltmamalı, serbest bırakıp da başıboş kalmasına, şımarmasına da izin vermemeli. Önceden de yazmıştım. Evin erkeği ailenin çobanıdır ancak çobanının istediği yere giden, onun sınırları dışına çıkmayan kuzucuğunu hiçbir çoban sopayla dürtüklemez, tam tersi keyfinden kaval çalar…

            4-Geçim denen şey konusunda haklısınız, sizi çok iyi anlıyorum. Ancak üçüncü maddeyle aynı şeyi yazacağım. Toplumda her ayardan kadın ve erkek var. Hepsinin paylaştığı şeyler ve evlenme amaçları farklı olabiliyor. Herkes kendi içerisinde mutluysa kimseye sen neden evliliğinde şu şu kriterleri aramıyorsun diyemeyiz. Ben de mesela birçok konuda yönlendirmeme ihtiyaç duymayacak bir eş istiyorum. Kendi bilgi birikimi ve belirli seviyede olgunluğu olsun ki çok fazla efor sarfetmeyeyim istiyorum :)

            Söz dinlemeyen hanımlara yaptırımlarla ilgili hükümler sadece şiddet olarak algılanmamalı. Yatakları ayırmak da bir yaptırım. Bu konuda Cevat Akşit hocanın youtube’daki sohbet kaydını tavsiye edebilirim. Hangi durumlarda hangi yaptırımın uygulanabileceğini anlatıyor. Ben şahsen bu konuda yorum yapamayacağım, ilmim yetmiyor, Allah’ın yasakladığına serbest, serbest dediğine yasak diyemeyiz, her ruhsat verileni kendimize hak görüp uygulamaya çalışırsak nefsimize zulmederiz, insanın her canının çektiğini yemesi israf olduğu gibi ancak ruhsat verileni kendilerine hak görenlere de hakkın değil diyemeyiz, çok evlilik gibi.

            Herkesin kurallara uyduğu bir toplumda hapishanelere gerek kalmayacağı gibi kısmet olur da evlenirsem boşanma hukuku ve kadının itaat etmediği durumlarda uygulanması hak olan yaptırımları araştırmak zorunda kalmayacağım bir hanım denk gelir inşAllah.

            Maddeleri size cevap olsun diye yazmadım, ben de katkıda bulunmak istedim bazı tespitlerle. Başka arkadaşlar da geliştirip katkıda bulunabilirler.

            Selametle kalın.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Çok güzel noktalara değinmişsiniz. Kadın ile erkek yaradılışındaki hikmetleri daha iyi anlamış olduk. Endokrin uzmanlarının tezi şu şekilde geçersiz olabilir hormon, kas, kemik, beyin, dış görünüş olarak kadın yaradılışında olup zihin olarak erkek gibi olan hanımlarda olabilir burada da yetişme tarzı devreye giriyor. Feminizm konusuna örnek olabilir. Kadın ve erkek zihninde sapmalar arttıkça fıtratla beraber ailede bozulmaya başlıyor.

            Normal olan işleyişte kadın beyninin en belirgin özelliği empati bu annelik için çok önemli erkek beyninde üç boyutlu düşünme. Geçen gün karşılaşmış olduğum bir durumdan örnek ani gelişen bir kaza durumunda erkek bir an evvel çözüm arayışına girip zararı en ufak hasarla kapatmak isterken kadın tam tersi ağlıyor hasar gören nesneye duygusal bağından dolayı ayrılmak istemiyor.

            Allahın koymuş olduğu kuralı ve insan fıtratına uygun olanı yaşamak en büyük gayemiz. İki tarafta sorumluluklarının bilincindeyse görev kapma yarışında değilse pek problem olmaz. Erkeğin dışarıdaki ve ev idaresindeki yetkisine rakip olmak bir yana yükümü hafiflettiği için aksine mutlu olurum. İç işleri bakanı olmak yeterince sorumluluk istiyor zaten. Belki şu noktada kadın fikrini tekrarlamak isteyebilir eşini daha fazla müspet olana yaklaştırmak anlamında.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Anlattıklarınızı özetleyen bir benzetme duydum bugün. Evlilik en başta iki kişilik bir yolculuk, sonradan yolcular, çocuklar da katılabiliyor. Erkek direksiyonda olacak, kadın sürücü koltuğuna göz koymayacak ama şöförün de uyumasına izin vermeyecek onu uyanık tutacak.

            Yetişme tarzıyla ilgili ise şöyle bir durum var. Ne kast ettiğinizi çok iyi anlıyorum ancak kadın kalbinde şefkat dediğimiz olguyu muhafaza ettiyse zihninin farklı çalışması bir sorun olmaz hatta bir avantajdır. Kardeşim de ablayla değil abiyle büyüdü. Bu bile etkiliyor bazı noktaları. Önemli olan bir kadının anaçlığını, şefkatini ve merhametini kaybetmemesi. Maalesef günümüzde şefkatli kadın sayısı çok azaldı. Görüştüğüm hiçbir kızda kadınların o kendine has şefkatini göremedim. Önceden de yazdım. Buradaki bazı hanım kardeşlerimiz olmasa, iş yerinde geçen sene tanıdığım bir iki hanım olmasa bu konuda daha karamsar olurdum. En azından örneği var diye teselli buluyoruz…

          • cihad diyor ki:

            İGA kardeşim,

            Yorumunda güzel noktalara deginmissin.
            Sana ilaveten şunları söyleyebiliriz;
            İnsanı terakki ettiren ve harekete getiren iki hissidir.
            1) Havf (korku)
            2) Reca (ümit)
            Bu iki hissi birbirine galip gelmeyecek şekilde denge de tutarsa bir insan terakki eder. Çünkü birbirine galip gelirse insanın terakkiyatina mani olacak mühim arızalar ortaya çıkar. Mesela,
            İnsanın aleminde havf galip gelirse ümitsizliğe kapılır oysa ye’s mani-i herkemaldir. İnsanı her türlü kemâlattan,terakkiden ve faziletten mahrum bırakır. “La taknatü min rahmetillah…” bu sırra işaret eder ve bir merhem olur. İnsana dehşet,korku ve elem veren hadisata mukabil Cenab-ı Hakk’ın iki kısım esmasından Cemali isimleri insana ve hususi alemine tecelli ederek insanın fikrine ve kalbine bir ümit,neşe,genişlik ve huzuru her daim verir. Cennet ve dar-ı saadet ile müjdeler vs..

            Eğer reca havf hissine galip gelirse ucb,kibir ve enaniyet baş gösterir, niyazdan naz makamına düşer. Bunlar ise insanın terakkiyatina, istidadinin inkisafina kezzab olur,kurutur. Bu cihetle Cenab-ı Hak ‘ın Celali isimleri musibet,hastalık ve sıkıntı gibi tecellileriyle insana insandaki nihayetsiz zaaf ve aczini hissettirir. Cehennem azabiyla tehdit eder vs…

            Yani hülasa edersek hayatımızdaki güzel-çirkin, kabz-bast gibi haletler Celal ve Cemal tecellisi olarak Allah tarafından bize verilir ki terakki edelim. Kamil bir insan olalım.

            Bu kadar izahati şunun için yaptım. İnsana olan muamelenizde bu havf-reca dengesine dikkat etmelisiniz yoksa zarar eder veya zarar verirsiniz. Mükafatın olduğu yerde mücazat olmalıdır. Bu eğitimde de,siyasette(devlet yönetiminde) de, ailede de böyledir. Cezanın olmadığı yerde şımarmış ruhları hiçbirşey dizginleyemez. Mükafat ve ümidin olmadığı istibdat anlayışında ise tabasbus ve riya gibi her türlü mikrobun üreyeceği bir vaziyet ortaya çıkar.
            Bir elde mükafatı ve bir elde mücazatı tutarak havf-reca dengesini tutturmaliyiz ki insan terakki etsin,kemalat sahibi olsun ve ailede ve toplumda huzur ve sükunet olsun.

            Selam ve dua ile..

          • gulpembe diyor ki:

            ismi gereksiz adam,

            Kadin dovmeyi mesru goren zihniyeti daha agir elesirmeliydim bence ,“bu kafa yapisi”deyip gecmisim:)

            “…bilinc seviyesinde degiliz”derken , kendimi disarda tutmamis oluyorum. yazdiklarim sadece benim farkedebildiklerimden ibaret ki kisileri degil, zihniyetleri konusuyoruz.. mesela siz de benim tutumumu sui-edep olarak goruyormussunuz, bu benim icin cok onemli, siz soylemeseydiniz bunu farkedemezdim, oyle degil mi ?tesekkur ederim.

            “iyilerin kanuna ihtiyaci yoktur…” ibaresini bir ornekle izah etmeye calisiyim, kitabimiz yetim hakkina dikkat edilmesini, ailesinin parasina mumkun oldugunca dokunulmamasini aksi halde “yiyicilerin”
            karinlarinin atesle doldurulacagini haber veriyor. Simdi ben Kitabimizdan haberdar olmayan herhangi birini yoldan cevirsem sorsam, yetimin malini yemeyi nasil gorursun diye. “Elbette oyle birsey olmamali” der. Cunku vicdan akil bunu gerektirir, bakin ayetten bile haberi olamadan dogru cevabi verdi.
            Ama “art niyetli” bir musluman akil ve vicdanini susturup bir guzel o mali yiyebiir hem de kendini Kurani kerimle aklayarak, cunku diger ilgili ayette “onun ihtiyaci kadar yahut siz de muhtacsaniz”ibareleri var. onun su ihtiyacina gitti, benim su ihtiyacima gitti, lazimdi, gerekliydi, diye diye kendini bir guzel kandirip ortada mal falan birakmaz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Bazı insanlar özgüven zehirlenmesi yaşarken bazıları da zeka zehirlenmesi yaşar. Biraz daha halkın arasına karışın bence.
            Çok bilen çok yanılır. En doğrusunu da Allah bilir. Kadına şiddetle ilgili ayet ve hadisleri tekrar gözden geçirelim, diğer yaptırımları da. Ben huysuz kadınları görüp de Allah kadına şiddete boşuna ruhsat vermemiş diyen kadınlar biliyorum.

            Benim sizin yorumunuza yaptığım yorumu tekrar okuyun bence. %2’lil kesim %95’lik kesime artistlik yapamaz. Ona o aklı veren Allah’tır. Bir anlık pıhtıya bakar. Bir tanıdığımız beyin kanaması geçirdi dört işlemi zor yapar hale geldi.

            Şeytan neden cennetten kovulmuştur. Allah’a artistlik tasladığı için O’na ben senden daha iyi biliyorum dediği için.

            Size yazdığım yorumumu tekrar okuyun, fikriniz halen aynıysa bu noktada art niyet ararım, net yazdım çünkü.

            Buradaki evli abilerimiz zaten işi gücü bıraktı her gün hanımlarını dövüyorlar. Biz bekar erkekler de eş seçerken şöyle bir bakıyoruz kadın dediğin ele gelecek diye.

            Ayetlerdeki hükümlerle ve sünnetteki uygulamayla ilgili bir sorununuz varsa onu sahipleriyle tartışın, bizle değil.

            IQ ile EQ arasında bir ilişki olmalıdır. IQ’nuz ortalamadan çok yüksek olabilir ancak EQ’nuz da ortalamadan bir o kadar az sanki. Ya da o kadar zekisiniz ki işinize gelmiyor bazı şeyler. Malum şeytan da hakikati bildiği halde inkar ediyordu göz göre göre, bilmediğinden değil.
            Yorumunuzu görünce gülesim geldi :) Kör yer içer kendinden pay biçer. Siz yorumlayın ayetleri kafanıza göre. Belki kendinize Kur’an ve sünnet dışında yol göstericiler bulursunuz.

            Allah cümle ümmet-i Muhammed’i kibir belasından muhafaza etsin.

            Saygılarımla.

          • gulpembe diyor ki:

            fatih bey,

            Kadina siddet ile ilgili ayeti kerime ve hadisleri cok arastirdim, burada da yer yer cok konustuk hatta feyza hanim butun muktesabati dokmustu bir yazinin altina oradan dahi “kadini ele alip dovmek”bir turlu cikartamamistik, belki siz de hatirlarsiniz. “darabe” ancak durtme, ittirme, iz birakmadan/can yakmadan hafif bir temas olarak yorumlanabiliyor aksini bulursaniz lutfen bizimle paylasiniz:)

            ben ulkemde yasamadigim icin guncel nabzi hissedemiyorum, yorumlarim garip ve abarti geliyor olabilir. Bunun caresini bol bol ozur dilemekte buldum baska care bilmiyorum:) yada belki yanlis anlasilmaktan yoruldugum bir vakit ortaliktan kayboluveririm, ama simdilik enerjim yerinde,biraz daha sabir lutfen:)

            kibirli olmadigimi iddia edemem, kalpleri Allah bilir. Ama siz oyle dusunuyorsaniz lutfen benim icin dua ediniz…
            selamlar

          • cihad diyor ki:

            Fatih Bey,

            Maaşallah dini bilgim yok diyorsun ama ulema gibi yazmışsın. Kalemine kuvvet kardeşim. İlim tevazu ile suslenirse veya takdim edilirse böyle güzellikler ortaya çıkıyor demekki. Bazen öyle ifadelerine denk geliyorum ki, aynı fikirde olduğum halde böyle bir ifade yüz yıl düşünsem aklıma gelmezdi herhalde diyorum. Allah razı olsun.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Cihad Bey.

            Allah cümlemizden de razı olsun. Gülpembe Hanım’a cevap yazma sebebim bu yorumları başkasının da okumasıydı. Allah’ın belirli amaçlar için ruhsat verdiklerini uygulamak zorunda değiliz ancak o ruhsatları inkar edemeyiz. Diğer hususta da dindar bir insanım dersem bu riya olur. Her ne kadar doğru istikamete ulaşmaya çalışsam da çok eksiğim var.

            Gülpembe Hanım.

            Ben sizi anlıyorum ancak şu cümleyi tekrar hatırlayalım. Birine ilaç olan şey diğerine zehir olabiliyor. Herkese anladığı dilden muamele etmek gerekiyor. Hatta yorumunuzdan sonra arkadaşıma sordum, peygamber efendimiz bu ruhsatı uygulamamış mesela, ayrıca Hz.Ali’ye de çok eşlilik konusunda rıza göstermediğini biliyoruz.

            Hiçbirimiz sahabe ya da peygamber değiliz. O kadar nefsimiz temiz değil. Cevat hocanın sohbetini dinleyin, kısa zaten. Ben Allah kısmet ederse tek eşliliği seçeceğim, bu ruhsatları da kullanmak zorunda kalmayacağım bir hanım için dua edeceğim.

            Siz de belki hiç bu konulara girmeyi gerektirmeyecek bir yaşantıya sahipsiniz ama yuvasını kurtarmak için Allah’ın verdiği ruhsatları kullananlara da itiraz edemeyiz. Buradaki abilerimizin de mecbur kaldıklarını sanmıyorum.

            Radyoda dinlediğim bir psikiyatristin tespitleriye olayı kapatayım. Erkek evin lideridir, güç ve korkuyla da otoriteyi sağlayabilir, ancak efdal olanı bu otoriteyi sevgiyle sağlamasıdır. Kadın korktuğu için değil sevdiği için saygı duymalıdır.

            Günümüz Türkiye’sinde bu çok zor. Eğitim şart. Günümüz kızlarının çoğuna yumuşak yüz göstermek onların şımarmasına sebep oluyor. Kızcağız sevgi görmeye alışmamış çünkü. Peki bu insanlar evlenince yuva nasıl idare olacak. Kimi insan evinde karısıyla rugby oynamak zorunda kalır kimisi de kriket oynar.

            Allah cümlemizi kırıntı mertebesinde bile olsa kalbinde sevgi olan insanlardan eylesin. O’nu ve resulünü sevdirsin ve onları sevenleri de bize sevdirsin.

            Siz de bizlere dua edin.

            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Darabe hakkinda uzun uzun muktesebati doktugumu hatirliyorum ve sunu da size hatirlatmak istiyorum.
            Darabe hakkinda doktugumuz tum muktesebatin ortak manasi bu kelimeden kastin ‘dovme’ eylemi oldugu, fakat emir sigasinda gelmis olsa da ibaha manasi icerdigi yani emir degil ruhsat oldugu ve hadis-i serifler isiginda dovme eylemini ulemamizin belli kriterlere gore tahsis ettigini okumustuk.
            Yani darabe dovme manasindaydi, “durtme, misvak veya mendil gibi iz birakmayacak sekillerde dovme” ruhsatti da mufessirlerimizin konuyu acikliga kavusturduklari nihai noktaydi.
            Kisaca o tartismanin en basinda soyledigimiz de zaten buydu. O muktesebati dokerek sadece sozlerimizin mesnedsiz olmadigini, ayet ve hadislere dayali oldugunu izah etmis olduk.
            Yani Kur’an da dovme ruhsati var gibi gosterip sonra arayu arayu bulamadik gibi bir manaya getirmissiniz. Bilakis, o zaman da sunu soyluyorduk,
            Kur’an da uc asamali te’dip yonteminin ucuncusu dovmedir. Fakat yuze vurma, yaralama evire cevire ya da refleksif bir tepki ile dovme degil, te’dip ve terbiye amacli bir sefkat sillesidir kastedilen.
            Tartismanizi okuyorum fakat daha once yazdigim ve acikliga kavustugunu dusundugum bir mevzu oldugu icin temcit pilavi gibi ikide bir ayni mevzuyu isitip isitip onunuze sunmak istemedigim icin yazmiyordum.
            Ismim gecince mecbur hissettim.
            O yorumdaki yorumcunun da dovme fiilinden kasti kadini esek sudan gelene kadarr dovmek miydi bilmiyorum sonucta okumadim. Yoksa iki asamali te’dip sonucu nusuzunda israr eden hanimi kendine getirme amacli bir hafifce dovme yani iz birakmayacak, ser’i serifin ruhsat verdigi bir dovme bicimi miydi, bunu da bilmiyoruz. Yorumun tanamini okumadan hakkinda yorum yapamam, yorum sahibini de tanimiyoruz. Fakat dovmenin olcusu buysa herkes bu ruhsattan kendine duseni alip ifradda ya da tefridde ise kendini mutedil cizgiye dogru yoneltsin. Uzerinde tartisilacaj bkr mevzu degil. Ne ben mazosistim ne ulemamiz sadist.
            Dinimizin guzel ahlak dini oldugunu zaten herkes biliyor ve bu yaptirimlar da zaten guzel ahlakli kadinlar icin degil, ailesinin huzurunu tehlikeye atan, nush ile uslanmayan, tekdirden anlamayan nusuzunda israrci (aslinda nusuzundan endise edilen dahil), sireet kadinlar icin gecerli.
            Bu asamaya gelene kadar guzel ahlak sahibi nir hanim zaten yatagini ayiran kocasinin kendinden yuz cevirmesine kalben mahzun olup itaate yonelir siz endise etmeyin. Yonelmiyorsa kendi sorunu.
            Kompleksi birakin artik Gulprmbe hnm.
            Kur’an da dovme ruhsati vardir. Tipki cok eskilik ruhsati oldugu gibi. Sadece belli sinirlarla mahdut kilinmis ve sart kosulmamis hepsi bu.
            Yani sekulerizmin hosuna gitmese de sikayetinizi bize degil Allahu Teala’ya iletin.
            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kusura bakmayın, muhtemelen edilgen diye başladığım cümle etkene dönüştüğünden cümlede özne kayması olmuş. Tehlike!

            Kendisini ve resulünü sevenleri sevdirsin…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Şu açıklamayı da yapmak istedim. Elbette biz de pata küte hanımlarına dalsınlar demiyoruz, siz de zaten bunun ölçüsünü yazmışsınız. Ayrıca tek terbiye yöntemi bu değil başka yaptırımlar da var, genel yazdım. Bir de ben böyle ruhsatları görünce diyorum ki demek ki kadınların yaratılışında bazı noktalar var ki Allah da bu şekilde kadınları bir yerde terbiye ediyor hükümleriyle. Ben olaya caydırıcılık olarak bakıyorum. Yoksa gidin durup dururken dürtün denmiyor. Benim de kız kardeşim var. Büyük konuşmayayım ama kocasından haksız muamele görürse misliyle karşılık veririz… Kocası haklıysa terbiye verememişiz diye üzülür biz de terbiye ederiz. Kendi ana babası damadı sevdiği halde yuva yıkan kızlar yok mu kendi ana babasını yok sayıp…

            Hz.Ömer zamanında bir gün adamın biri karısıyla tartışmış ancak yaptırımlar için Hz.Ömer’e danışmaya gelmiş. O sırada Hz.Ömer’in karısıyla tartıştığını duymuş. Hz.Ömer’in hanımı Hz.Ömer’e öyle ağır şeyler söylüyormuş ki adamın ağzı açık kalmış ama Hz.Ömer’de tık ses yok. Ben cevabımı aldım deyip soru bile sormadan çıkmış gitmiş. Günümüzde en akıllı kadın bile hormon vs. etkisiyle zıvanadan çıkıyor. Allah adildir, erkeğe sorumluluk verdiyse yetkisini de verir. Hani klasik muhabbet vardır. Kadının dokuz nefsi bir aklı, erkeğin dokuz aklı bir nefsi vardır denir.

            Velhasılı Allah herkesin yuvasına mutluluk versin, erkeklerimize güç, kuvvet ve sabır, hanımlarımıza da zerafet, şefkat ve sevgi versin.

          • Yahya diyor ki:

            Fatih Bey,

            “Hz.Ömer zamanında bir gün adamın biri karısıyla tartışmış ancak yaptırımlar için Hz.Ömer’e danışmaya gelmiş. O sırada Hz.Ömer’in karısıyla tartıştığını duymuş. Hz.Ömer’in hanımı Hz.Ömer’e öyle ağır şeyler söylüyormuş ki adamın ağzı açık kalmış ama Hz.Ömer’de tık ses yok. Ben cevabımı aldım deyip soru bile sormadan çıkmış gitmiş.”

            demişsiniz. Bu ve benzeri manalarda anlatılan ve Hz. Ömer’e atfedilen hikayenin biz (ben ve bir grup arkadaşım) kaynağını bulmadık. Bir kaç hocamız ile bu mevzuyu konuştuk, biri bunun DOĞRU OLMADIĞINI zaten kendi içinde tezatları olduğunu, diğerleri de duyduğunu ancak malumatının olmadığını söylemişlerdi. (2,5 – 3 sene oluyor)
            [Doğru olmadığı için iftira oluyor….]

            Biliyorsanız veya bilen arkadaşlarımız varsa bu hikayenin(!) kaynağını paylaşabilirler mi?

          • gulpembe diyor ki:

            Dayak bir kulturdur, bir kultur ogesini din adi altidan topluma sokarsaniz artik onu oradan asla atamazsiniz.
            Bugunku bilim bize dayagin, faydasiz yada zararli bir yontem oldugunu isbatlamis. Bir kadinin belki psikolojik nedenlerle, belki sevgisizlikle ailede olusturdugu negatif havanin dayakla cozume kovusturabileceginin dusunulmesi, zamaninda Osmanlinin akil hastalarina su ve muzik sesleri ile terapi yaparken Avrupada onlarin hala kamcilarla dovulmesine benziyor. Ilkel ve cahilce bir yaklasimdir.
            Bir toplumda kadina dayak varsa, cocuga da , engelliye de vardir.
            Kitabimiz da geldigi topluma ragmen siddeti bitirici ciddi adimlar attirmistir elhamdulillah.
            Bunlari konusmamiz sanilanin aksine kompleksimizden degil, baris ve akil dini olan guzel Islami daha iyi anlamak isteyisimizdendir, ve ne kadar konusulsa azdir.

            Konuyla ilgili yorumda bulunan herkese cok tesekkur ediyorum…

          • Yahya diyor ki:

            gülpembe hnm,

            Onu bunu bilmem, ben mah. sunduğum dilekçemde
            “kadına dayağın atada sporu olduğu ülkemde….” diye bir madde koymuştum.

            Bunu kimse din altında bir yere dayandırmıyor. Ne camii’de ne hutbede ne diyanette ne başka bir yerde. Bunu dine dayandıranlar, ego tatmini yapan ancak ahlak ve kişilik problemleri olan tipler. Kaynağını sorduğunda da “dayak cennetten çıkmıştır” derler. Cennet dini bir mefhum ya… tek dayanakları bu. Bıraz daha bilmişi KK’de yazıyo ya der…
            Diyanet, imam hatipler ve diğer hocalar Feyza hanımın gösterdiği cesareti dahi gösteremeyip, bu ilgili ayeti esnetip, çarpıtıp açıklamalarda bulunuyorlar… Hatta en son, Kadına Şiddet adı altında tüm KK mealleri ve HŞ’ler tekrardan elden geçirildi.. Mealler yumuşatıldı, HŞ’lerin yumuşatılacak bir tarafı yoksa inkar edildi…

            Uzatmadan, karşınızda mırnav kedi gibi, yumuşak tatlı şirin nazlı bir hanıma el kaldıracak bir erkek düşünemiyorum. Ama erkeğe, erkek misali diklenecek, bağıracak, racon kesecek kadın ya dövüş tekniklerine vakıftır ya da…

            Selametle kalınız

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Sizin yorumunuzu okurken bana anlatan arkadaş yanımdaydı. Bakmak lazım dedi.

            Bakmamız lazım :)

            Mesela Gülpembe Hanım’la Feyza Hanım’ın aynı ayet hakkında yazdıkları birbirinden biraz farklıydı. O zaman da bakmak lazım dedim içimdem ama Gülpembe Hanım’a güvenmiştim, sanırım güvenmekle hata etmişim.

            Kaynağını bulursak paylaşalım…Bulamazsak önce Hz.Ömer’den sonra yorumculardan özür dileyelim. Bundan sonra da bilenler yazarsa daha iyi olur.

          • Gulpembe diyor ki:

            Yahya bey,
            Kaynak, Zehebi olarak geciyor.

            Fatih bey,
            Hangi ayeti kerime acaba? Duzeltelim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Bahsettiğiniz kıssayı araştırdık. Arkadaş da bir hocadan duymuş. Sorularla islamiyet sitesinde tam metni var. Zehebi yazıyor kaynak olarak. Arkadaş Zehebi ehli sünnet midir diye araştırmak lazım dedi. Hızlıca baktık bir sonuç göremedik, ihtilaflar var. Konuya hakim değilim ama sorularla… sitesinde yazıyorsa doğrudur kuvvetle muhtemel.

            Yanlış olduğunu biliyorsanız doğrusunu yazar mısınız?

            Ayrıca Gülpembe Hanım’a da cevap vermiş olalım. İslam kadına şiddeti promote eden bir din değil ve böyle bir anlayış içermez. Ancak kullarını en iyi onu yaratan bilir. Biz O’na biz daha iyi biliyoruz diye kafa tuttukça mutlu olamayacağımız gibi istikametten de saparız. Feminizm örneğinde olduğu gibi. Allah’ın kanunlarının mantığını tam kavramadan kendimize ait mantığımızı O’nun kurallarından daha üstün tutarsak hataya düşeriz. Allah’ın kanunları hakkında “bana göre” diyemeyiz. Zaten dini hususlarda en tehlikeli cümleler bana göre diye başlayan cümlelerdir. Kısmet olursa detaylı araştırma yapacağım. Çünkü zamanında birisi hadis söylediğinde sen peygamberin yanındamıydın diyen bir insandım ben. Yani karşı taraftan doğru yola geçen biriyim :)
            Bu sebeple çocukluğumdan beri batılın bana aşılamaya çalıştığı batılların manüplasyon yöntemlerini de az çok bilirim. Önceden de yazmıştım. Beni dini konularda bilgi öğrenmeye iten şey İslam’a yapılan kara propagandaydı. Allah doğru yola iletmese ben de popülizm etkisiyle dine atıp tutan bir insan olabilirdim.

          • Yahya diyor ki:

            Fatih bey,

            Zaten sıkıntı bu ortada kaynak yok. Kitabın ismi kebair diye hatırlıyorum.
            Şifayen konuşuyorum, çünkü aradan zaman geçti ve tekrardan aramam lazım ama dediğim gibi ortada Kebair’den başka kaynak yok.
            Zaten bu kitapta zayıf hadisler olduğunu hatta bazı hadislerin dahi kaynağını göstermediğinden bahsediliyordu. Hele böyle sahabi ve tabiinlerin hikayleri ile ilgili hiç kaynak/delil yok.

            Niçin kebair dışında başka eserde anlatılmıyor? kaynağı yok? Bu sahabe veya tabiin kim? nakleden kim gibi? hiç bir şey yok. Ayrıca bu hikayenin bir çok varyasyonu vardı.. biz baktığımızda.

            Bu konu dışında:
            İnternetle birlikte bir çok saçma sapan söz ve resimler dolaşıyor. Bakıyorsunuz enteresan bir söz Tesla’ya atfediliyor, başka bir söz rahmetli NFK’e.. gibi. Genel itibariyle bunları iyi filtreden geçirmek lazım.

            Selam ve dua ile… Ramazanınız mübarek olsun.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Feyza Hanım’la tartıştığınız şu hafifçe vurmak muhabbeti var ya. Nisa suresinden bahsediyordunuz sanırım, o ayet 34-35 yazıyor.

            Sorularla İslamiyet sitesinde soru bile var bu ayeti nasıl anlayacağız diye. Şu var. Ben de bu ayet ve konu üzerinde detaylı çalışma yapacağım, nefsim için değil öğrenmek için. Feyza Hanım’ın yazdıklarının aksi bir şey çıkarsa o zaman buraya da yazarım. Çıkmazsa doğru olanın düzeltilecek bir tarafı yoktur zaten :)

            Ben kolay inanıyorum insanlara. Baştan doğru gibi geldi yazdıklarınız çünkü Feyza Hanım da sizin dediklerinizi tasdik etmişçesine beyanda bulunmuştunuz. Ancak işin aslının öyle olmadığını Feyza Hanım yazdı. Birinizden birinin beyanı yanlış. Ben Feyza Hanım’a güveniyorum bu durumda, kendim de inşAllah araştıracağım. Bence siz de kendisinden helallik isteyin.

            Bir hikaye var bilir misiniz? Sen hiç deniz gördün mü diye. Başka bir yorumda yazacağım kısmet olursa, yazdığınız yorumlar biraz onlara benziyor. Sofistike görünümlü bir kaç kelime serpiştirip edebiyat yapıp karşınızdaki insanın aklını bulandırmak(ya da beynini gıdıklamak) yazdıklarınızın doğru olduğunu teyit etmemiz için yeterli değildir.

            Ben karşımdaki insanın beyanına güvenip doğruluğunu sonradan araştırırım. Kolay güveniyorum insanlara. Sizin yazdıklarınız için tam tersi olacak. Kaynak belirtmediğiniz sürece doğru kabul etmeyeceğim.

            Çünkü yıllar önce ben her bulduğum kaynağı değerlendirirdim. Bu konuda insanların hile yapmaya cesaretleri olmadığını düşünürdüm. Okuduğum bir kitap hoparlörden ezan okunmasına karşıydı mesela.

            Bir gün bir kaynak sadece La ilahe illallah diyen cennete gidecek peygamberi kabul etmese de olur diyordu. Ben bunu bir arkadaşımla paylaştığımda aman ha dedi. Öyle bir şey yok. Diyalog ve hoşgörü adı altında islamı ifsad ediyorlar dedi. İlk kazığı böyle yedim :) Yazıcılar diyorlardı galiba beni uyaran arkadaşlara. Her ne kadar öğrenciyken çok para istedikleri için yurtlarında kalamasam da bana flörtün yanlış olduğunu telkin edenler de onlardı. Hatta lisedeyken düzenli sohbete gelen bir arkadaş kız olaylarına girince koptu gitti. Allah razı olsun beni uyandırdılar bir çok konuda.

            Bundan sonra birisi ayet meallerini paylaştığında araştırmadan inanmayacağım. Bunu yüzüme vurduğunuz için teşekkürler. Demek ki ulaşmayı istediğim seviyede her şeyi sorgular hale gelememişim. Zaten kişilik testlerinde de bu çıkıyordu, kolay güveniyorsun diye.

          • gulpembe diyor ki:

            Fatih bey,

            istediginiz kadar zorlasaniz da kadini doverek yola getirmeyi cikaramayacaksiniz bu ayeti kerimeden. Mendil kalem hep sembolik seylerdir, baska linkin altinda bunu konusmustuk yine yazdim, bu seriatte celde cezasi alan kisi cok hasta ve yasli ise sembolik olarak vurulan cezanin uygulama sekliyli aynidir., maksat kirginligin boyut ve ciddiyetini gostermektir.dayakla yola gelmek arasida ucurum var, bunu muhakeme edebilmelisiniz.

            Kolay gelsin…hayirli ramazanlar

          • gulpembe diyor ki:

            yahya bey,

            size katiliyorum. bu bir ego tatminidir. dinde yeri yoktur.

            hayirli ramazanlar.

          • gulpembe diyor ki:

            yahya bey,

            su “kitaplar”mevzuu bayagi karisik.
            gecen gun muteber bir dini icerikli siteye peygamberimizin bedeniyle alakali olaganustu bir mucize soruluyor .ve bu hadisenin belli seylerle celistigini sorguluyor okuyucu. cevap mealen su”suphelerinizde haklisiniz, fakat bu ifade muteber kaynagimiza girmis bulunuyor. fitne caginda oldugumuz icin bunlarin kurcalanmasi iyi degildir. kendinize saklayiniz. zaten imanla ilgili bir mesele degildir. selametle”

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Tevafuk oldu aslında. Şöyleki ben genelde 3.el şeyler paylaşmamaya çalışırım. Arkadaştan duyduğum bu hikayeyi yazdıktan sonra da aklıma geldi, kendi kendime dedim ki “gereksiz bir yorum mu oldu acaba, doğruluğunu araştırmadan duyduğum bir şeyi yazdım. Ancak arkadaş da müspet biri sıkıntı yoktur herhalde” Sizin de yorumuma yaptığınız yorum aslında araştırma yaparak yazmamın daha doğru olduğunu hatırlattı bana ki çoğunlukla öyle yaparım zaten, emin olduğum şeylere bile bakarım özellikle ayet ve hadislere, vebal çünkü. Ancak araştırsam da güvenilir bulduğum kaynaklarda yazdığı için yine de güvenirdim herhalde. Bahsettiğiniz durumla ilgili sosyal medyada her gördüğünü şu şunu söylemiş diye paylaşan biri değilim. Her duyduğunu söylemesi insana yalan olarak yeter diyor peygamber efendimiz. Araştırıp doğrularım.

            Yorumunuzla ilgili anlayamadığım bir nokta var. Madem bu kıssa hakkında bu kadar bilginiz vardı neden bana sordunuz ki? Keşke ilk yoruma yazsaydınız kaynak olarak tek kaynak belirtilmiştir o da sıkıntılı olabilir diye. Benim dini bilgim zayıf diye söylüyorum zaten. Yanlış yaptığını düşündüğünüz bir insanın yanlışını sebeplerini bildiğiniz halde ona söylemek yerine ona buldurmaya çalışmak onu bir yerde terbiye etmeye çalışmaktır. Yadırgadım açıkçası, beni terbiye edecek konumda olup olmadığınıza siz karar verin. Hatta dedim ki içimden “eğer bana kaynak sorulduğu halde benim hangi kaynaklardan bulabileceğim kuvvetle muhtemel biliniyorsa amaç üzüm yemek değil bağcının dövülmesidir” dedim. Maalesef öyle olduğunu gördüm. Ben herhangi bir cemaat mensubu değilim ve ehli sünnet olduktan sonra hepsine açığım ki öyle cemaatlere mensub olmak da yanlış değildir bence. Buradan hareketle beni herhangi bir kalıba sokmazsanız sevinirim. Bir başkasının iftira kastıyla yazdığını ben yazıyorsam birilerinin ağzıyla konuştuğum için değil işin aslını bilmediğim içindir.

            Geçenlerde mesela zayıf bir hadis için benim bu hikaye için size kaynak olarak söylediğim siteyi söylemiştiniz. Hz.Ömer’e atılan iftiraları ben de yeni duydum ama bu hikayede iftira olacak bir suçlama yok tam tersi kadınlara o kadar sert davranan Hz.Ömer Allah’ın verdiği ruhsatı kullanmak yerine sabretmiş deniyor. Bu hikayeyi doğru kabul edebilir miyiz? Kaynağının sıhhatini araştıracağım.

            Size de hayırlı Ramazanlar.

            Selametle. (İkinci paragraf sakin bir ifadeyele nefsim için yazılmıştır)

          • Yahya diyor ki:

            Fatih Bey,
            Kardeşim;

            i. Bu güzel üslubunuz için teşekkür ederim. Allah sizden razı olsun.
            ii. Bu hikaye ile ilgili 2 tane yorum yazdım:
            a) Birincisinde hikayeyi alıntı yaptım; altına, bu hikaye üzerinde arkadaşlarla araştırma yaptığımı hocalara sorduğumuzu ancak eski bir çalışma olduğunu belirttim. Hiç bir art niyet olmadan sizden ve bilen arkadaşlardan kaynağını sordum.
            b) İkinci cevabım ise “Yanlış olduğunu biliyorsanız doğrusunu yazar mısınız?” ‘a istinaden yazdım. Tamamen “aklımda” kalan bilgilerle yazdım hem belirttim, hem de çekindim.
            iii. Öncelikle size soru sormadan önce bilgim olduğunu paylaşıp size kaynağınızı sordum. Eğer farklı niyetim olsa, önce size kaynağınızı sorar, sizde bildiklerinizi yazar sonrada ben bildiklerimi paylaşırdım.
            iv. Daha öncede belirttiğim gibi ve dikkatimi çeken nokta bu hikayenin farklı versiyonları var. Tek kaynaktan bu kadar versiyon nasıl çıkıyor, siz ise daha da farklı bir versiyonu paylaşmışsınız. Art niyetim olmadığı gibi merakımda söz konusu idi.
            v. Sizin dini bilginizle ilgili hiç bir sıkıntımız yok. Böyle bir şey imâ da etmedim ama…
            vi. “söylemek yerine ona buldurmaya çalışmak” dediğim gibi böyle bir niyetim olmadı, aklımın uçundan dahi geçmedi. Demek ki siz böyle algıladınız; hakkınızı helal ediniz, lütfen.
            vii. “terbiye” kelimesi biraz haksız ve ağır bir tabir olmuş. Hem şahsınıza hem de bana yüklemişsiniz. Yine de hakkınızı helal ediniz.
            viii. “amaç üzüm yemek değil bağcının dövülmesidir” demişsiniz; tekrar olacak ama böyle bir niyetim olmadı. Bir müslümanın bu niyette olması çok tehlikelidir.
            ix. Sizi bir kalıba soktuğumu nereden düşündünüz; cemaat mensupluğu ile alakalı bir sıkıntımız yok ki, niçin yanlış olsun.
            x. Genel bir ifade ile bu işin ucunun iftiraya gittiğini söyledim. Direkt sizi itham altında bırakmadım. Açıkcası niye bu hikayeyi paylaştığınızı bilmiyorum, mevzularınızı okumadım. Kısacası dikkatli olmamız gerektiği için bunu yazdım. İftirayı da dikkate alarak tekrar başa dönersek, size; “Fatih bey, bu hikayenin kaynağını paylaşın, yoksa büyük bir iftira atıyorsunuz” da diyebilirdim.

            Biraz uzatıyorum ama müsaadenizle hafta sonu yaptığım araştırmayı sizinle paylaşayım:
            Sorularla islamiyet sitesi çok güzel bir çalışma. Yapanlardan Allah razı olsun. Ancak paylaşılan bilgileri, cevaplanan soruları filtreden geçirmek gerekiyor. Feyza hanım mesela bakmış, müellif dahi “zayıf” olduğunu belirtmiş ancak su sitede direkt alınmış bir not düşülmemiş. Arkadaşlarım bu kitaba baktığında zayıflığından bahsetmemişlerdi mesela – ben hatırlamıyorum. Ancak genel olarak paylaşılan kıssaların kaynaksız, zayıf olduğu ile ilgili bilgi sahibiyiz. TDV’nın İslam ansiklopedisinde “Kitâbül-Kebâir” olarak bu eseri bir sayfada anlatıyor (cilt 26, s. 110). Burda ise özellikle hadislerle ilgili kaynaksızlık ve düzensizliğin olduğu daha sonra bu problemlerin giderildiğinden bahsediliyor.

            Malum e.eşimle ilgili çok sıkıntılar yaşadım. Bu sıkıntılar doğrultusunda önce problemleri evde çözmeye çalıştım, olmayınca büyüklerime, hocalara ve hatta 2 cemaat büyüğüne sorma ihtiyacı hissettim. Bir çoğu bana bu hikayeyi anlatıp, sırtımı sıvazlayıp yolladılar. Mesela bazı hadisler var onları anlatıyorum, onlar zayıf hadis, uydurma deyip yollayanlar oldu… Kafamıza takılan böyle hadis ve kıssaları bir grup arkadaş araştırmaya başladık. Uydurma dedikleri hadislerin kaynaklarını delillerini sebeplerini bulduk, benzer şekilde hikayelerinde bir çoğunun kaynaksız olduğunu gördük vs. Bu mevzu bahis hikayeyi de araştırırken bir hocamız; bunun gerçek olmadığını, tezatlar içerdiğini, Hz. Ömer’e iftiraya kadar gittiğini anlattı. Mesele Hz. Ömer’in hanımına karşı davranışının değil; mesele doğruluğu bilinmeyen ve tezatlar içeren bir hadisenin Hz. Ömer’e atfedilmesi…

            Not. Ramazanda paylaşımlarım olmayacak. İşlerim yoğunlaştı, nasip diyelim. Sizi de cevapsız bırakmak istemedim. Ayırca bir ricada bulunayım, size bilerek zan altında bırakarak dahi yazsam lütfen hüsnü zan ediniz. Bizler müslümanız ve Allah’ın emriyle kardeşiz. Suizandan kaçınalım. Eğer biz birbirimize hüsnü zan etmezsek kime edeceğiz? Şu yukarıdaki yazışmaları, yüz yüze yapsaydık; muhtemelen bu düşüncelerin hiç birine sahip olmayacaktınız. :) Nasip diyelim.

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Imam Zehebi’nin Kebair isimli eserinde bu rivayet ‘zayif’ olduguna vurgu yapilarak geciyor arkadaslar, arastirip kendiniz de bulabilirsiniz. Internette bir sitede Tenbihu’l Gafilin isimli eserde de gectigi yaziliyor fakat biz sayfasini bulamadik. Bulan olursa bildirirse sevinirim. Baska bir sahih hadis kitabinda ise bu rivayete rastlamadim.
            Yalniz bu rivayeti zayif da olsa var kabul edelim.
            Ancak basta Imam Nevevi’nin Riyazus Salihin isimli eserinde olmak uzere,Tayalisi’nin Musned, Ahmed b.Hanbel ve Abd b.Humeyd’in Musnedlerinde, Ebu Davud ve Ibn Mace’nin Sunenlerinde, Nesai’nin, Tahavi’nin, el Hakim’in ve el Beyhaki’nin hadis kitaplarinda rivayet ettikleri su hadisi serifi aktaralim:
            ‘El Es’as b. Kays soyle anlatmistir:Omer b.Hattab’a misafir oldugumda bana demisti ki, Ey Es’as Resulullah asv dan belledigim uc seyi benden ogren: Erkege karisini ne sebepten dovdugunu sorma, vitri kilmadan uyuma, ucunsunu ravi unuttu.’
            Bu hadis-i serif tek eserde gecmiyor bakin, yaklasik dokuz eserde geciyor. Bu sozu Efendimiz asv.dan duyan kisi Hz.Omer ve bu aciklamayi yapma sebebi ise aile mahremiyetine duyulmasini istedigi saygi. Fakat nihayetinde bu olay yasanmissa ve biz her iki rivayeti de kabul etsek dahi buradan su sonuca ulasabiliriz; hz. Omer r.a zaman zaman haniminin huysuzluguna sabretse dahi (bunu ez-Zehebi’nin eserindeki rivayetin zayif olmadigini kabul ederek dusunursek dahi), zaman zaman da nusuz eden hanimina ser’i serifin ruhsat verdigi olcude vurmus olabilir.(bunu da dokuz ayri eserde gecen rivayetleri gozonunde bulundurarak soyleyebiliyoruz)
            Dovmenin izin verilen miktarini yazmistim. Fatih beyin de okumasi icin tekrar alintilarim bulabilirsem insaallah. Bunlar benim goruslerim degil. Ben de bir genc kizim. Daha evliligi dahi tatmadim. Kalkip da neden isime gelmedigi halde bunu savunayim?
            Ama sunu biliyorum ki ilerde eger esim olursa insaallah iki secenek var.Birincisi Islam’i bilen bir erkek olur ve ona itaat ettigim surece hukukumu cigneyip bana zulmetmez. Ikinci secenek ise zalim bir erkek olur da bana zulmederse, zaten tahkik-i iman sahibi bir erkek degildir ve bunu Islam’a mal edemez. Ederse de kendini kandirir ama ne beni ne Allahu teala’yi kandiramaz. O zaman burada sizinle durumumu paylasir akil danisirim.
            Bana dusen ise dinimizin yukledigi sorumluluklari yerine getirip haram ve supheli hallerden kacinmaktir. Bunu yaptigim surece zaten asgari duzeyde vicdan sahibi ve ortalama imana sahip bir Musluman erkek beni neden stres topu gibi kullansin?
            Yani, Yahya beyin dedigi gibi,
            Dinimizin vermis oldugu bu ruhsati suistimal edenler zaten ser’i serifi referans alarak bu eylemi gerceklestirmiyorlar. Cunku dinimiz her ne kadar dovme eylemine belli sartlar muvacehesinde musade etmisse de onune koydugu oncelikli iki asama ve akabinde ucuncu asamaya getirdigi sinirlamalar, sadist ruhlarin ihtiyacina hizmet edecek minvalde ve olcude degil. Onlari kesmez bu hukumler.
            Fakat getirilen bu sinirlama, ayette gecen ‘darabe’ kelimesinin lafzini manasindan koparma hakkini da bize vermez. Belli sartlarda buna izin verildigini kabul etmek zorundayiz. Bunun “kulturel bir yaklasim degil”, “ayeti kerimenin asil manasi” oldugunu kabul etmek zorundayiz.
            Her erkek bu ruhsati uygulamak zorunda mi, elbette degil. Peki ne yapabilir, desek ki hanimi soz dinlemiyor, tekdirden de anlamiyor o halde bosasin. Olabilir. Hakem tayinine gider ve gerekirse Allah’in sevmedigi helal olan bosanmaya muracat edebilirler. Ya da kadin kocasina itaat etmiyor ve kadinlik vazifesinden de yuz ceviriyor ama tazir cezasini biz kabul etmiyoruz (diyorsunuz). O zaman adam harama dusme tehlikesinden korunma adina ikinci bir evlilik yapsin desek? Muhtemelen buna da itiraz edeceksiniz….(?)
            Cahiliyye devrinde kadinin hicbir hakki yokken ve erkekler istedigi kadar kadinla evlenebilirken nasil ki dinimiz bu sayiyi dorde tahsis etti, kadinlara mulkiyet ve mirasda hak verdi, mehir sartini getirdi, iste diri diri gomulen ve zulm goren kadinlarin dovulmesi hususunu da bu konuda zikrettigimiz sekilde belli saetlara ve ruhsata bagladi, hafifletti.
            Daha ne istiyoruz ki hala pazarlik pesindeyiz?
            Kadindan istenen uc sey, iffetini koruyacak, evine kocasinin izin vermedigi kisileri almayacak ve kocasinin davetine icabet edecek, mesru isteklerine itaat edecek. Hepsi bu.
            Ne iase temin etme, ne ev isinde mecburiyet konulmadi. Ama hala bir pazarlik pesindeyiz. Itaat ederseniz esiniz sizi neden dovsun hanimlar?
            Amaci hanimini tekme tokat dovmek olan adam ayeti kerimeyi mi referans alacak guldurmeyin insani.
            Gercekten siddet olayi ile savasmak istiyorsaniz ayeti kerimelere kadar savasacaginiz o kadar alan var ki.
            Ben bu kadar dindar mutaassip insanin icinde bir gun bile yuzu gozu mosmor bir kadin gormedim. Hic mi kusurlari olmuyor, hepsi mukemmel hanimlar mi bunlarin? Ya da bu hanimlarin beyleri hepsi dindar insanlar, Kur’an bana musade etti diye neden hanimina girismiyorlar?
            Kadina siddet Avrupa toplumlarinda var asil. Kadin ticareti, s… koleligi, sado-mazo sapkinliklar vs.
            Bunlarin menbai Islam degil.
            Biraz da bunlardan konusalim.

          • Feyza diyor ki:

            “Gelelim bu ayeti kerimenin tefsirinde mutekaddim ulemamiz ne demis ki biz de bu yorumu yazmisiz. Oncelikle komumuz ayetlerin nasil carpitildigi ve hadisi seriflerden koparilarak anlam butunlugunun nasil bozulduguna atif yapmakti ki, darp olayi bir misal halinde sunulunca burdan yola ciktik. Yani asil konumuz darp degildi fakat ayete itiraz edilince konuyu acmak ve izah etmek zorunda kaldik.
            Kadinlara guzel yaklasilmasi ile ilgili pek cok hadisi serif var. Bunlari ne zaman inkar ettik, ayni sekilde kadinin kocasina itaati ile ilgili de bircok sahih hadisi serif var. Ama burada bir gecimsizlik halinden bahsediliyor ve bilhassa bu ayette kadindan kaynakli bir huzursuzluk mevzubahis. Ayetteki dovme kismi ise nasil benim yorumum degilse, hafif dovme ve dovmenin miktari da yine benim yorumum degildi. Er-Razi Tefsirul Kebir’de saliha kadinin itaatkar kadinlar oldugundan bahsederken itaatkar kadinin hem Allah’a hem de kocalarina itaat etmesi gerektigini zikrediyor.
            Kocasinin hakkini gozeten kadinin ise gaybte yani kocalari yanlarinda degilken de, namusunu koruyan, kocasinin ‘malini zayi olmaktan koruyan(israftan kacinan)’ ,kocasinin evini uygun olmayan seylerden ve kimselerden koruyan, sirrini ifsa etmeyen kadin olarak tanimliyor.
            Fahri er-Razi saliha ve itaatkar kadin konusunda bir de soyle bir aciklama yapmis. ‘Kadin, Allah’in hududlarini ve emirlerini muhafaza edip riayet etmesi sebebi ile Allah da kendisini korur. Allah onu korudugu icin de kadin kendisini gaybta da muhafaza edebilir. Zira, kadin Allah’in mukellef tuttugu seylere gayret gostermese ve Allahin hukumlerini muhafaza edip tutma hususunda say u gayret etmese kocasina da itaat edemez.’ Yani kadinin kocasina itaati Allah’in emirlerine ve hukumlerine gosterdigi gonul rizasi ile olan teslimiyyetiyle mumkundur.
            Kadinlari yataginda yalniz birakmaya bazi alimlerimiz konusmamayi da dahil etmislerdir. Bu yontemin bugun gecerli olup olmamasi sizin iddianiz. Kocasina biraz sevgisi ve kendine de biraz saygisi olan kadin icin bu bana gore ise hala tesirli bir yontemdir. Tesir etmiyorsa bu kadina ait bir problem olmali.
            imam Safii bakin bu konuda ne diyor.:’……..ogutlerin yeterli olmasi umuldugu icin erkek kadini bu noktada dovmez. Serkesliginde israr ederse yataginda terkeder, buna konusmama da dahildir. Erkek onunla konusmamayi uc gunden fazla surdurmez. Erkek kadini yalniz biraktiginda eger kadin kocasini seviyorsa bu durum ona guc gelir ve gecimsizligi birakir. Hala kocasina kizip bugzediyorsa bu yalniz birakma onun isine gelir. Bu da kadinin nusuzunda had noktada olduguna bir delildir.’
            Yani gordugunuz gibi, bu siradan bir kadin icin tesirli fakat serkesligi azami seviyeye ulasmis kadin icin basit bir cezalandirma yontemi deniyor. Bizim de konumuz zaten normal bir jadin degil serkes bir kadina uygulanan muamele oldugu icin simdi kaldigimiz yerden devam edelim.
            Imam Safii, onceki yazida bahsettigimiz, hz.Omer ile Resulullah Efendimiz asv arasinda gecen hadise sonucu Efendimiz asvin kocalarina baskaldiran kadinlarin dovulmesine ruhsat verip sonrasinda asuriya giden kocalarini sikayete gelen kadinlarin sikayeti uzerine ‘hanimlarini dovenler dovmeyenlerden daha hayirli degillerdir’ hadisi serifince, serkes kadini dovmenin mubah oldugunu ama dovmemenin daha evla oldugunu zikreder.
            Burada dovmeden kastin ise, kadinin bedeninin ayri ayri yerlerine vurmak, pespese ayni yere vurmak ve yuze vurmaktan sakinmak seklinde olup bukulmus bir mendil veya bez parcasi ile olup kamci ve sopa ile olmamasi gerektigini ifade etmis. Er-Razi’de buna ilaveten, isi alabildigine hafif tutmanin, maksad yerine geldiginde onunla yetinmenin vacip oldugunu soylemis.
            Ayetin devaminda ise itaate yonelirlerse dovmede israr etmemesi gerektigi zaten vurgulaniyor. Itaate yonelmezse hakem olayina basvurulur.
            Kurtubi diyor ki, bu ayeti kerimedeki dovmek etki ve iz birakmayan(gayri murebbeh), te’dip yollu dovmektir. Bu da bir kemigini kirmayan, bir uzvunu cirkinlestirmeyen dovmedir. Durtmek ve benzeri sekildedir. Cunku maksat salahtir baska birsey degildir.
            ‘Helak olma sonucuna varacak bir dovme hic suphesiz tazminati gerektirir.’
            Marif olan bir hususta(ser’i serife muvafik)size itaatsizlik ederlerse iz birakmayacak sekilde dovunuz.
            Ata b.Ebi Rebah dedi ki: ‘ibn Abbasa soyle dedim, iz birakmayan dovme ne demek? O da misvak vb seyle dovmektir.’ Resulullah asv agir olmayacak sekilde dovmenin misvakla olacagini bildirmistir.
            Taberi tefsiri: ‘Hasani Basri demistir ki, Kadin kocasina itaatsizlik ettigi zaman koca ona iyilikle ogut versin.
            Eger kabul ederse mesele yoktur. Aksi takdirde koca onu agir olmayacak sekilde dovsun. Sayet kadin normal haline donecek olursa yine mesele yoktur. Yine de duzelmezse kocanin ondan birseyler alarak onu bosamasi helaldir. .
            Said b.Cubeyr, Abdullah b.Abbas, Katade, Ikrime, Suddi.Muhammed b.Ka’b ve Hasan basri ayette zikredilen dovmenin agiir olmayacak sekilde oldugunu, Abdullah b.Abbas’in misvak ve benzeri seyle oldugunu soylemis, Ata ise Resulullah asv in agir olmayacak sekilde dovmeyi ‘misvakla dovme ve etkili olmayacak sekilde dovme’ olarak izah ettigini soylemistir.
            Elmalili merhumun tefsirini zaten heryerde bulup okuyabilirsiniz.Ibni Arabi, Beydavi tefsirlerinde de yine birbirine cok yakin ifadeler geciyor. Hepsini yazmam mumkun degil ve fuzuli olur. Ayni zamanda Ismail Hakki Bursevi hz.nin de Ruhul Beyan isimli tefsirinde yine cok yakin ifadeler kullanilmis acik okuyabilirsiniz. Kisaca hafif dovme ve dovme eylemi mufessirlerimizin ayeti kerime ve hadisi serifleri baz alarak vardigi ortak bir ruhsattir. Siz bunu kullanir veya kullanmazsiniz, tesirli bulur veya bulmazsiniz bu sizi baglar fakat ayeti neshetme hakkini size vermez.”
            (Fatih bey, bahsedilen yorumum buydu. Kaynaklari birinci elden okuyup aktarmistim. Siz de arastirin ki iciniz rahat olsun. Konu: Feminizm: Bir Munafiklik Hareketi. O konuya bakarsaniz daha detayli inceleyebilirsiniz.
            Selametle kaliniz.)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Bundan sonra evlenecek erkeklere beyzbol sopası ve kedi verelim düğünden önce size de done çıksın.

            1-Din diye ait olmayan neyi sokmuşlarsa yazın. mum dökmek, çaput bağlamak, yola gidenin arkasından su dökmek dinimizde yoktur yazın. Ancak ayetlerle bildirilen şeyleri de ya aslında kast edilen şey bu değildi derken dikkatli olalım bence.

            2-Ayetler o zaman içindi günümüzde şöyle şöyle diye başlayan cümleler tehlikelidir. Askerlik yapanlar bilir. Yönergeler o kadar basittir ki musluğu açmanın bile yönergesi vardır. Birçoğu da saçma gelir insanlara yahu böyle yönerge mi olur derler ama ihtiyaç olmuş ki yazmışlar zamanında. Bizde bayrak direğine tırmanmak yasak yazıyordu, zamanında tırmanmış biri. Allah kendi yarattığı kullarının sınırını haşa bilmeyecek mi.

            İnsanlığa ait bazı şeyler değişmez. Genetikle kodlanmıştır. Toplumların da genleri vardır. Onlarla oynarsanız, fıtratla oynarsanız sonucuna katlanırsınız toplum olarak.

            Biraz afaki olacak ama Allah bu konuda kadınlara ruhsat verseydi dayaktan kurtulamazdık. Hatta o zaman kelimeler hafifçe vurmak diye değil kafa göz dalmak olarak yorumlanırdı muhtemelen.

            Ben çok eşlilikle ilgili hükümleri öğrenince ilk düşündüğüm şeylerden biri demek ki bu hisler o kadar etkili ki bazı insanlarda Allah izin vermiş demiştim.(başka hikmetleri de var elbette)

            Miras hukukuyla ilgili “çağa uygun yorumlarınız” nedir :) Babacığım küçük bir bahçe hariç kalan yerleri iki halama bıraktı aranızda paylaşım diye. 3-5 dönüm bir şey zaten. Hani kardeşler arasında eşit taksim olacak ya modern hukuka göre o halde daha fazla alması gerekmiyor mu? Ama onlara bakmak zorunda, ihtiyaçları var diye bırakıyor.

            Adam flört ettiği sevgilisini döver sevgilisi terketmez kimsenin gıkı çıkmaz sevgilisi diye, adam yuvayı ayakta tutmak için karısının kolunu sıktırır kendine gel diye sanki adam öldürmüş oluyor.

            Her şeyin yenisi makbulse erkeklere söyleyelim hanımlarını yenilesinler günümüz şartlarına göre…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım

            “istediginiz kadar zorlasaniz da kadini doverek yola getirmeyi cikaramayacaksiniz bu ayeti kerimeden.”

            Şaka mı yapıyorsunuz?

            HİÇBİR AYETİ KENDİMİ ZORLAYARAK YORUMLAMADIM BU ZAMANA KADAR O ŞEKİLDE DE YORUMLAMAM. OBJEKTİF OLARAK NE ANLADIYSAM O. VİCDAN VE AKIL SÜZGECİMDEN GEÇMEYEN BİR ŞEYİ GEÇİRMEK İÇİN KENDİMİ ZORLAYIP VİCDANIMA ZULMEDEMEM.

            Siz alışıksınız galiba. Beni neyle itham ettiğinizin farkında mısınız? Bir insan Kur’an ayetlerini akıl ve vicdan süzgecinden geçirip kalbine işlemeye çalışırken kendini “zorlarsa” bu kendisini kandırmaktan öteye gider mi? Allah’ı kandırabilir miyiz?

            Zaten ayetleri yorumlayacak kadar bilgim yok, Kur’an arapçası bilmiyorum. Yapabileceğim tek şey tefsir ve çevirileri araştırmak. Şu var ingilizce tefsirlere de bakmayı planlıyordum. Hatta gavurlar bizden daha önde, adamlar düşman bellediklerinden bizi açık arayacağız diye İslam hakkında bizden daha fazla ilme sahip.

            Size de kolay gelsin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            “Fatih bey, bahsedilen yorumum buydu.”

            Ben size güveniyorum. O kadar arayıp bulmuşsunuz yorumu, teşekkür ederim.

            Selametle kalın.

          • Gulpembe diyor ki:

            Darabe’ nin tum olabilir anlamlariyla barisigim; 1vurmak( konusulan sekilde),2. evden ayirmak…
            2. Yontemin ise bugun aile terapistlerinin cokca basvurdugunu, daha islevsel buldugumdan bahsettim.
            Farki farkedelim, sinirlenmeceye gerek yok:)
            Hayirli geceler

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Açıklamanız için teşekkür ederim. Helallik isteyecek kadar derin bir durum yok. Yanlış anlaşılma olmuş, dediğiniz gibi yazı dili sebebiyle arada oluyor böyle, bazı noktalardaki ricalarımı da biraz proaktif davranarak yazdım. Bir görüşe ait materyalleri paylaşınca sen de şucusun oluyor. Hükümeti eleştirdiğimde sol görüşlü olmakla suçlandığım gibi. Şu var, dini bilgilerin kaynağının doğrulanmasıyla ilgili hassasiyet ve motivasyonunuzun farkındayım. Ben de bu durumu destekliyorum, size o yorumları yazdıranın bu durum olduğunu biliyorum, rahat olun. :) Ben de daha dikkatli olurum. O hikayeyi paylaşma sebebim insanların İslam’ı sanki kadına şiddeti övüyor gibi algılamasıydı. Son çare olsa bile başvurmaktan çekinilmesi bana mantıklı geliyor ama yapana da niye yapıyorsun diyemem ruhsat var. Başına gelmeyen bilemez belki ben de başvurmsk durumunda kalabilirim. Ancak günümüzdeki yasaları düşünürsek tavsiye etmiyorum :)

            Selametle kalın.

            Hayırlı Ramazanlar.

        • Feyza diyor ki:

          Fatih bey, hic kizmayin. Neden biliyor musunuz?
          Gulpembe hnm.in yapmaya calistigi sey suydu, tartismanin en basina bakarsaniz o konuda bir hanim yorumcu bizim Ugur beyle olan “cagdas prof.larin Kur’an da tahrif ettikleri kavramlara”istinaden muzakere ettigimiz konuda Ugur beyin verdigi “darabe” ornegine itiraz etmisti. Olabilir insan bilmeyebilir. Bu konu bu sekilde acildi yani darabe yalnizca bir misaldi. Konu kadini dovme bahsi degildi.
          Fakat Gulpembe hnm.da bu prof.kitlesi ile benzer zihniyette oldugu icin darabe fiilinin “dovme” degil “evden uzaklastirma” bicimindeki yorumunu daha makul buldugunu soylemisti.
          Biz de Kur’an da bu mananin asil lafzini yansitmadigini, bunun dovme anlaminda zikredilip ulemamizin bunu tahsis ettigini soyledigimiz zaman itiraz etti. Hatta bana “darabeyi bu sekilde yorumlamak istiyorsaniz hafif dovme ile kastiniz nedir”seklinde istihza ile karisik bir itirazda bulununca bu muktesebati yazdim ki, ayetteki asil mananin da hafif dovme tabirinin miktarinin da benim sahsi gorusum degil, mutekaddim ulemamizin ortak gorusu oldugunu beyan edeyim.
          Bunun uzerine hanimefendi, boyle dovme mi olur gayet sempatik seklinde yeni bir kaniya varinca sukut ettim ki konu dallanip budaklanmasin. Bu yazdiklarimin tamamini bahaettigim konuda bulup okuyabilirsiniz.
          Kisaca,
          Bu ayeti kerimeyi kafasina gore yorumlama olayi sizinle ilgili degil tamamen Gulpembe hnm in kendi metodudur. O yuzden musterih olun.
          Simdi size diyor ya Gulpembe hnm, “ne kadar zorlasaniz da kadinlari doverek yola getirmeyi cikaramayacaksiniz bu ayet-i kerimeden”
          Sormak isterim simdi, peki kendisi ne kadar ugrasirsa ugrassin bu ayetten “evden uzaklastirma” manasini cikarabilmis mi??
          Biz ugrastik muktesebat ortada, peki kendi delili nedir?
          Hem zaten ne siz ne hickimse kadini zaten evire cevire dovmeden bahsetmemisti ki. Sadece bu fiilin kadini, kendi uygun gordugu yorum olan “evden uzaklastirma” degil hafif de olsa, ruhsata da baglansa “dovme” anlaminda kullanildigini anlattik.
          Bunun da zannettigi gibi “sahsi fikrimiz” degil, ortak hukum oldugunu izah ettik.
          Bakin husni zannini sonuna kadar muhafazaya calisan bir insanim. Kolay kolay degil sui zanna, notr konumuna dahi sokmamaya calisiyorum kendimi fakat bir raddede dur demek gerekiyor.
          Bu ayetin manalarini anlatmadan once kendisi ayetin dovme seklindeki asil lafzini kabul etmedigini ve bunun benim sahsi yorumum oldugunu yaptigi itirazla belli ettigi halde okuduktan sonra “mecburen” kabullenmek zorunda kaldi fakat su durumda hala ayeti carpitmak istemesini husni zanla karsilamam mumkun degil.
          Iste tahrif bu sekilde baslayip sonra akaid konusuna kadar ilerliyor. Dokuz dogrunun arasina sokusturulan bir yanlis, insanlarda hayati itikad hatalarina donusuyor.
          Bu mevzu benim icin kapanmistir. Siz de kafanizi yormayin. Bu samimiyetinizi ve teslimiyetinizi ise insaallah hic yitirmeyin.
          Ilim hilm bilmektir ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktir?
          Selam ve dua ile.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Kuran ayındayız ve Fatih Bey’in yazmış olduğu yorumdan hareketle yorumu okuyan herkes için bir araştırma imkanı da doğdu istifade etmiş olduk. Kuranı kerim hayatımıza kılavuz olduğuna göre yarattığı kulunu en iyi bilen Allah onun için neyin doğru neyin yanlış olduğunu da çok iyi bilir. Bize düşen acaba şöyle olsaydı daha mı iyi olurdu demek yerine teslim olup tasdik etmek tam manasıyla görevimizi yapamasak bile kusuru kendimizde bilmek.

            Darabe kelimesini daha önce bende bir sohbet ortamında duymuştum bu kelime hakkında çeşitli açıklamaların olduğunuda gördüm. Sizde daha önce bahsetmiştiniz ince ve itaatkar olan bir hanım için eşinin yatağını ayırması zaten büyük bir ikazdır. Diğer türlü kadın fıtratını zorlayan aşırı davranışları olan ve olabilecek durumlar için dövme konusu da bir yöntemdir.

            Çok eşlilik durumu gibi hayatta karşılaşılabilecek durumların varolması. Herkes itaatkar eşe sahip olmuyor ömür boyu evli kalamıyor boşanma durumu var yada herkes tek eşli evlilik yapmıyor. Allah bu durumları bize olması gereken yöntemleri bildirmiş. Helak olan kavimlerin durumu gibi kuranı kerimde anlatılıyorsa imtihanın kıyamete kadar sürecek olduğundandır.

            Dayak ile ilgili 2 duruma bizzat şahit oldum bunlar kadının iffetsizliğinden yada itaatkarsızlığından değil tamamen eşinin öfke kontrolsüzlüğündendi dini hassasiyetten dolayı değildi. Salih ve Saliha olan bir insan zaten nasıl davranması gerektiğini bilir bu yönde yaşamaya çalışır. Kalkıp durduk yere eşini döven zulüm yapan insanın psikoloji davranış olarak incelenmesi gerekir. Sorun islamda değil kişidedir.

            Araştırmalarınız için Allah razı olsun. Hayırlı ramazanlar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Allah razı olsun, sağolun.

            Herkese açık bir site olmasa ikinci cevaptan sonra bırakırdım, hatta kafa yapısını bildiğim insanlarla birebir tartışmıyorum, kendi hayatları, olayın egoya nefse dönme tehlikesi oluyor. Ancak herkese açık bir sitede yanlışa susarsam onu ikrar gibi olur diye endişem var. Düşünsenize bir başkası yorumu bir kaç sene sonra okusa ve doğru manası yerine farklı yorumları görse bize sorulur diye endişem olduğu için muhalefet ediyorum. Hatta ironi yapmaktan bile imtina ediyorum genelde, aynı yorum içerisinde sezdirmeye çalışıyorum ironi yaptığımı, bazen okuyucular konunun bütünü yerine gördükleri bir yoruma takılabiliyor. Söz ağzımızdan çıktıktan sonra esiri oluyoruz :)

            Selametle kalın.

          • Gulpembe diyor ki:

            Fatih bey,

            Ne kadar zorlasaniz” da diye, “ne kadar zorlasak da “anlaminda yazdim, sizi bir seyle Itham etmem sozkonusu degil.

            Ornekler vermissiniz ;Dogrudur eslerin birbirine nazi niyazi gecer, fevrilikleri hosgorebilirler. Nefsani atismalardir bunlar. Konustugumuz Darabe boyle birsey degil.kadinin Kolunu burkamazsiniz, ezemezsiniz,kurani kerimin mevzu ettigi verilen sartlari gozonune alip vurarak protesto var, bir korkutma bile yok, bu ayirima dikkat cekiyirum ben.

            Feyza hanim,
            Yorumum yukarda kalmis, dedigim gibi, darabenin diger anlamlarini es gecmiyirum. Maksat ailenin kurtulusu ise istedikleri uygulamayi secerler. Tr deki prof. Lari bilemiyorum. Bu konulari irakli arapca hocasi olan bir arkadasimla konustugum olur bazen.
            Selamlar

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Zorlasak da zorlasam da vb. Özne kim olursa olsun ortada zorlanacak bir durum olamaz. Biz teslim olduysak Allah’ın emirlerini kabul etmek zorundayız. Zorlarsak işin ucu bir kadehten bir şey olmaz deyip alkole haram değildir diyen zihniyete yakınsarız.

            Türkiye’de öyle eşler var ki neler neler yaşıyorlar. Olmayacak şeylerden çıkan kavgalardan tutun da acayip acayip boşanma sebepleri var. Madem bu kadar şiddet muhabbeti yaptık. Siz Türkiye’de yasaların kadınlara verdiği haklar sebebiyle kadınların şiddet görmek için kocalarını tahrik ettiğini ve bu şekilde mağdur rolü oynadığını biliyor musunuz? Epey de yaygın bir durumdur bu. Ayrıca bilimsel araştırmalara göre annesinden çocukken şiddet gören erkekler ileride hanımlarına karşı şiddet gösterme eğiliminde oluyorlar. İş yine kadında bitiyor bilmem anlatabildim mi? Erkektir yapar diye oğlunu yetiştirip gelinine eziyet olsun diye oğlunu dolduruşa getirenler de annelerdir. Kadınlar her haltı yesin kabak yine erkeklere patlasın.

            Lütfen realiteler üzerinden konuşalım. Çağın gereklilikleri vb. diyoruz ya devir Kur’an’ı anlayıp onun ipine sarılma devri. Din adına söylenen o kadar yalan yanlış şey var ki yıldım artık. Dinde kesin hükümler hakkında sana göre bana göre olmaz. O ayetin çevirisi belli değil mi? Belki de benim gibilerin imtihanı da bu. Gerçek ilime ulaşmak sandığım kadar kolay olmayacak. İşidlilere sorsak bizim kellemizi toptan uçururlar. Hiç ayırt etmezler. Geçtiğimiz temmuz ayında da din adına darbe yapıyoruz deyip insanlarımızı öldürmediler mi? Din adına oy toplamaya çalış din adına kafa kes din adına darbe yap. Öfkeni kontrol edeme, başkasına kız hıncını karından çıkar sonra kılıfına uyduracağım diye uğraş. (İslamda yüze vurmak yasaktır, hanımınızın gözünü morartıp bunu zorlayarak bir yere uyduramazsınız)

            Gülpembe Hanım. Sizin bildiğiniz size benimki banadır. Siz bildiğinizle amel edin ben de bildiğimle amel edeceğim. İnsanlar hakkında hükmü verecek olan Allah’tır. Hesap verme zamanı yanımıza modern hukuk ve çağın gerekliliklerini çağıramayacağımızı benden daha iyi biliyorsunuzdur. Arapça kursuna giden arkadaşlarım var Kur’an arapçası öğreniyorlar. Sizin kafayla gidersek orada arapçanın doğru öğretildiği nereden malum diye sormadan edemiyorum. Şu var. Yıllardan beri yanlış biliyormuşuz bu ayetlerin anlamını, bu kadar insanın, alimlerin hocaların kafası çalışmıyormuş, sizler çok akıllı olduğunuz için bizlere bu yanlışları hatırlattınız, sağolun. Bu gib durumlara şaşırmıyorum, bir ara Sevim Hanım vardı hani onlar bilmiyorlar Allah’ım affet diye kendisini peygamber efendimizle kıyaslıyordu. Herhalde dünyada su kaynakları var cesaret pınarları, ondan içen kafa tutar hale gelebiliyor. Ancak cesaretin yarısı aptallıktır, bunu da hatırlamak gerekli.

            Nisa Hanım yazmış Fatih Beyin yorumundan sonra konuşuldu diye. Hakikaten öyle olmuş, kuyuya taşı ben atmışım yine. Yürüyen bir …. yazısındaki gibi. Bir dahakine kuyunun kendisini getireceğim, iyice debeleniriz…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Feyza Hanım’ın yazdıklarına aykırı bir durum olmadığı takdirde yazmayacağım demiştim ama size teşekkür etmek için yazayım dedim. Sayenizde Mus-Fems tabirini öğrenmiş oldum. Hani siz diyorsunuz ya ne kadar zorlarsak da darabe fiilinden şiddet uygulamayı çıkaramayız diye, ilgili ayetin çevirisi hakkında tercüman gözüyle teknik yorum yapanlar delilleriyle beraber kabak gibi sunmuşlar ve diyorlar ki ayetleri çarpıtmanın lüzumu yok, çeviri gayet açık, zorlasanız da aksini çıkartamazsınız. Anlayacağınız dilde, hit, beat ve strike kelimeleriyle tercüme edilmiş. Bu konu hakkında bir daha yorum yapmayacağım. Ben size değil zihniyetinize sinirleniyorum, şahsınızla bir alıp veremediğim olamaz.

            Referandum zamanı da yazmıştım. İşyerinde bir abimiz ateistmiş bilmiyordum, benimle durup dururken tartışma ortamı oluşturmuştu, hayatı sorgulamamakla, bağnazlıkla ve at gözlüğü takmakla suçlamak için açık ararken bir baktı ki onun sorguladığı her şeyi ben de sorgulamışım aslında ve iş hidayet denen noktaya gelmiş. O noktada sustum. İnsan hiçbir nimeti nefsinden bilemez. O da sen inanmakta haklısın dedi kapattık. Bu olayı tekrar niye yazdım. O abimiz kendi aklını ilahi akıldan üstün görüyordu. Ben de katılmıyorum yaratıcının aklı benden üstündür ki o aklı da bana O vermiştir. Hem de dünyaya geldiğimde kendime bakacak hiçbir gücüm olmadığı halde, meramımı anlatacak hiçbir akli yeteneğim olmadığı halde ana babamı aracı kılmış ve beni bu yaşa getirmiştir. Şimdi haşa Allah’a kafa tutup ben senden daha mı iyi biliyorum diyeceğim, ben kimim ki, dünkü çocuk…

            Şunu da söyleyeyim, siz biliyor musunuz ülkemizde muhafazakar kesim hata yapsın diye dört gözle bekleyenler var, onlara hani müslümanım diyordunuz bak şunları şunları yapıyorsunuz diye yapıcı değil yıkıcı eleştirilerde bulunmak için. Ben kendimi sosyal çevremde reklam olmasın diye muhafazakar olarak tanımlamadığım halde bana bu durumu yakıştırıp, ilk fırsatta laf sokmaya çalışan, işidi bizlerle bağdaştıran insanlar var.

            Bu yorumları okuyan yorumculardan ricam birden fazla kaynaktan tefsir ve meal okuyunuz. Yabancı diliniz varsa o dillerdeki çevirileri de okuyunuz. Vaktiniz ve ilminiz yetiyorsa ayetlerde geçen kelimeler üzerinde araştırma yapınız.

  12. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Sema Hanım en azından yorumunuz vesilesiyle genel hatlarıyla Tesettür konusunda bir yazı yazmış oldunuz teşekkür ederiz. :)

    Fakat ben tesettür için renk konusunda ısrarcı olanlardanım ve koyu renklerin tercih edilmesi gerektiğini düşünüyorum bu ağırlıklı olarak siyah olmakla beraber kahve, bordo, koyu yeşil vb. olabilir. Çünkü açık pembemsi, albenili renkler ne kadar vücut hatlarını belli etmese dahi uzaktan bile bakınca bir kadın için cezbedici bir unsur olabiliyor.

    Ayrıca yorumunuzda bir bölüm şöyleydi: “Eğer bir moda lazımsa bu tesettüre uyan kıyafetler üzerinden yapılmalı diye düşünüyorum.”

    Bence tesettüre uyan kıyafet konusunda da bir MODA asla yapılmamalı o moda asla girilmemeli diye düşünüyorum. Bu konuda Feyza kardeşimin moda konusunda yazdıklarıyla hemfikirim.

    Bu arada Haftalık düzenli yazı bekliyoruz Sema Hanım.:)

    Vesselam…

  13. semamarasli diyor ki:

    Bu arada bir süredir arada ifade ettiğiniz sitedeki aksaklıklar ya da daha kullanışlı olması için yapılması gerekenler konusunda yaz dönemi inşallah düzenlemeler düşünüyoruz.
    İlk aklımda olan yorum yazmak için bütün yorumları aşıp sayfanın en aşağısına inmek cidden zor. Yorum yaz bölümü yazının hemen altında olmalı. Değişecekler listesinde bu var.

    En son yapılan yorumlar sayfasında görünen yorum sayılarını artırmayı da düşünüyoruz.

    Yazarlar bölümü ile ilgili düzenleme gerekiyor. Yazarlarımız ben de içinde belli bir düzende yazmıyoruz. Bazen haftada bazen iki haftada ya da daha uzun. Duruma göre.
    Yazarlarımızda herkes düzenli yazmadığı için (onlardan böyle bir şey de talep etmedik, rahat olsunlar) düzenli yazan biri olduğunda yazdığı yazı en son yazandan önce ise sayfada aynı kişi iki kez görünüyor. Buna engel olmak için o kişinin yazı tarihlerini değiştiriyoruz. Bu kez yazı düzenleri karışıyor ya da iki yazıyı aynı tarihte yazmış gibi görünüyor. Bunlar da düzeltilecek inşallah.

    Bunlar dışında sizlerin istekleri varsa yazarsanız mümkün olanları düzeltelim inşallah.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Sema Hanım.

      Yorumlara bazı butonlara eklenebilir zor değilse. Aynı fikirdeyim ya da değilim, teşekkür ederim, faydalı şeklinde, dört buton, mahzurları da var elbette ama suistimal eden olmaz diye düşünüyorum. Yorum yazanlara da mail adresi tabanlı, üyelik sistemi şart değil id/kimlik numarası atayan bir sistem olursa rumuzlara bağlı karışıklıklar ortadan kalkar diye düşünüyorum. Bir de yorumlar ağaç şeklinde olmasına karşın en son yazılan yorum bazen önceden yazılanların önüne geçiyor. Sonrası ve öncesi karışabiliyor.

      Bu yazdıklarım teknik olarak yük ve para demek. Sitenizi nasıl idame ettiriyorsunuz, doğru dürüst reklam da yok :) Allah yardımcınız olsun.

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      Benim Önerilerim Şu Şekildedir:

      1- Yorumlarımız içerisinde harf hataları, kelime hataları, klavye sürçmeleri olabiliyor yorumları okuyan arkadaşlar bir zahmet o hataları fark edince bir düzeltme yapıp öyle yayınlasalar olmaz mı? çünkü böyle çok fazla yorum var sitede bir harf düzeltilse kelime anlaşılacak ama düzeltilmeden yorumcunun yazdığı haliyle yayınlanıyor.

      2- Sitedeki yazarlar haftalık yada iki haftada bir düzenli yazılar yazsınlar lütfen.

      3- Sitedeki Cinsel Eğitim bölümü ne zamandandır pasif halde yeni yazılar yayınlanmıyor. Bu bölüm içinde iyi bir uzman doktorla anlaşıp haftalık yazılar yayınlanmalı.

      4- Sema Hanım sizde en azından haftada bir yazı yazabilirseniz site için çok makbule geçecek :)

      şimdilik bunlar geldi aklıma.

      Vesselam…

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Aklıma gelen bir diğer öneri:

        5- Sitedeki yorumcuların tüm yorumlarını bir arada görme fırsatı sunulursa çok iyi olur. Yani söz gelimi “Feyza” kardeşimizin adına tıklayınca bugün nereye ne yorum yapmışsa hepsini görme ihtimalimizin olacağı bir buton/sistem olursa çok faydalı olur kanaatindeyim.

        Daha gelirse aklıma yazarım inşaallah…

        Vesselam…

        • Feyza diyor ki:

          O halde ben de birsey yazayim. Yorum begenme veya begenmeme butonu guzel fikir olabilir. Ama kimse kendi yorumunu begenmeyecegine soz versin :))
          Bir de mesela bir isme tiklayinca eski yeni butun o kisiye ait yorumlarin cikmasi mumkun olabilir mi?
          Mesela x isimli kisinin 2012’de yaptigi yorumlari da gormek istiyoruz diyelim. Ama bu sanirim zor bir uygulama olur. Sadece bir oneri. Olursa diye yazdim.

    • HANNE diyor ki:

      Sema hanım bu soruyu sormanız bile siteyle ne kadar ilgili olduğunuzu gösteriyor. Rabbim emeklerinizi zayi etmesin inş. bendemi oluyor yoksa diğer arkadaşlarda oluyormu bilmiyorum ama mail olarak yeni yorum geldiğinde devamını oku veya yorumu oku gibi bi linki tıkladığımda o yoruma değil yazının başına atıyor. yorumlarlar tarih sırasında olmadığı için yorumu bulmakta zorlanıyorum. Eğer bende böyleyse bilemem genel bir durumsa belki arkadaşlarında dikkatini çekmiştir. Kolay gelsin. Selam ve dua ile

    • Yahya diyor ki:

      Sema hanım,

      ibbWifi bağlantısı ile Cocukaile.net sitesine giremiyoruz.
      Sebebi ise siteniz dini site olarak işaretlenmiş ve “şirket” kuralları gereği bu siteye giriş engellenmiştir şeklinde…

      Bilginize sunarım,

      Selam ve dua ile…

      • ismi gereksiz adam diyor ki:

        yahya bey

        Allah razı olsun, sizin gibi muhalifler sayesinde yöneticilerimizin dindar gözükmesine rağmen aslında din aleyhine (!) çalıştıklarını öğrenmiş oluyoruz.

        bu vesileyle şunu ilave edeyim: aslında siteye politikayla ilgili bir köşe açılsa ve yazılar yazılıp yorumlansa iyi olur. böylece siyasi yorum yapmak isteyenler böyle satır aralarına kaçak-göçek yorum yapmak zorunda kalmazlar.

    • ismi gereksiz adam diyor ki:

      sema hanım

      ben bu buton olayını şahsen uygun bulmuyorum. çünkü öyle olursa burada samimane yazdığımız yorumlarda ister istemez acaba kaç beğeni alacağım diye bir düşünce gelebilir. zaten saçma sapan sosyal medya ortamlarında olan bu durumun bu siteye iyi geleceğini düşünmüyorum. mesela bazen birisi yorumuna cevap gelmeyince bozulabiliyor, bir de buton olayı gelirse artık yandık yani :)

      ismin üstüne tıklayınca tüm yorumlarının gelmesi çok kullanışlı olabilir bence de.

      bir de daha önce de yazmıştım, yorum ağacı çok karmaşık şekilde devam ediyor. ben bile kendi yazdığım yorumu bulamıyorum. buna da bir düzenleme yapılabilirse daha kullanışlı olur. mesela kişinin kendi yaptığı yorumlar en üstte çıksa daha kolay olur yorumcular açısından.

      • Feyza diyor ki:

        Buton olayini hic bu acidan dusunmedim. Bazi zamanlar hosumuza gitmeyen bir yorum olunca polemige girmeme adina sessiz kaliyoruz, en azindan zaman zaman “ben” boyle yapiyorum. En azindan tepkimizi bu sekilde belirtebilmis oluruz seklinde dusunmustum. Ya da karsilikli munazara eden kisilerin munazarasina istirak etmek istedigimiz zaman disardan destek amacli katkimiz olur gibi.
        Ama o sekilde alinganliklara yol acacaksa istemem tabi. Bu kadar takmamak lazim aslinda, her fikrimizi herkes desteklemek zorunda degil ki. Ozelestiri de yapmasi lazim insanin. Buton bana gore polemiksiz ozelestiri yapma imkani saglar yapabilene ama samimiyete zarar verecekse vazgectim.
        Agaci cozmekte ben de zorlaniyorum. Hepsi bir hizada olursa ve en son verilen cevap her zaman en uste ya da en alta gelirse bulmak kolay olur. Ya da renklendirme ile kolaylik saglanabilir.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Buton bence samimiyete zarar vermez ama bu konuda oylama yapılsın :) çoğunluğa uyarım.

          Yorum ağacı olayında renklendirme güzel bir fikir. Şu da yapılabilir. Maillerde olduğu gibi okunmayan, okuyucunun görüş alanına(focusuna) girmeyen yorumlar kalın, boyalı vb. olabilir, okunduğunda normale dönebilir.

  14. Meryem diyor ki:

    Tüm site sakinlerine !!
    DUA ETMEK VE DUAYA İNANMAK

    Her zaman burada yazan bir yorumcu olarak başımdan gelen bir şeyi anlatmak istiyorum. Manevi bir halde olduğum için yazıyorum belki umudu kırılmış kardeşlerime umut olur ve duaya daha sıkı sarılır diye.

    Yıl 2010. Günlerden Çarşamba .
    – Alo Aslı canım Meryem ben nasılsın ?
    -Biliyorum meryem niye her seferinde sen olduğunu diyorsun da, ne oldu kızzz ?
    – Aslı yarın Perşembe oruç tutalım mı hem birlikte iftar ederiz ben sana iftar ısmarlarım Süleymaniye kuru fasülyecide ( hay aksi iftar ısmarlamak mı , iyi de akbilimde olan para dışında param yok )
    – Tamam canım olur tutalım .
    -Yarın görüşürüz.

    Konuşma aynen böyle gerçekleşti ama benim Perşembe günkü iftar için kuruş param yok, sözde verdim. Perşembe günü iftara bir saat kala Süleymanyiye’de Aslı ile buluşacağız. İstanbul Aksaray’dan yürüyorum. Aslı’yı aradım.
    – Aslı canım geliyor musun ?
    – Geliyorum Meryem
    – Paran var mı Aslı ?
    -Meryem sadece akbilimde para başk yok annem göndermedi, bende sen ısmarlayacaksın diye geliyorum yoksa kuruş param yok.
    – Tabi canım ben ısmarlayacağım bendensin dert etme bir saat sonra görüşürüz.

    Şimdi onun da parası yok. Aksaray’da etrafa bakıyorum belki tanıdık birini görürüm de borç para isterim, ama yok.
    – ”Allah’ım arkadaşıma iftar ısmarlayacağım ama param yok. Sen istersen her şey olur, çok istemiyorum sadece 20 tl para. Ya yerde bulayım yada Sen bir şekilde bana gönder Rabbim çaresizim, biliyorum tuhaf bir şey ama isteyecek Sen’den başka kimsem yok ” diyerek yolda yürüyorum. Aksaray ışıklardan karşıya geçmek için bekliyorum. Bir tane beyaz transit geliyor. Şöförü dikkatımı çekti şöför bana bakıyor ben şöföre. Tam yanımda durdu camı açtı : Birde ne göreyim Trabzonda lisede iken bizim servis şöförümüz . Bana baktı ve :
    ”-Haçan sen edeyisun burada ?
    -Ahmet aga ben burada okuyirum da
    -Ne zamandan beri ? Pen seni hiç görmedum , abin nerdedur ?
    -Oda çaluşuyi
    -Nerede kaluyisun ?
    -Yusuf abimle kaluyirum.
    -Neysa kuzum pen gideyirum al habu 20 lirayı harçluk edersun. öğrencisun da ?

    -Çok sağol ahmet aga Allah rai olsun senden ”

    Ve inanın transit uzaklaşırken ben ağlamaya başladım elimde 20 tl gökyüzüne bakarak ;
    -Biliyordum Allah’ım, çok teşekkür ederim.

    Bu benim bizzat yaşadığım ve başımdan geçen bir olay. Yani diyeceğim o ki : Ne olursa olsun Allah’tan istemek lazım :)

    Hatta dua aile ilgili gerçek mi değil mi bilmiyorum ama bir menkıbe anlatılır :bende burada paylaşayım ;
    Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam,
    arazisi üzerine bir genelev(afbuyrun) inşa etmeye başlamış.
    İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler,
    ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine
    nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu
    genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememiş.
    İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir
    yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş.
    Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler,
    ancak genelev sahibi adam,
    cami imamının ve cemaatin direk veya endirek olarak
    bu hasardan sorumlu oldukları iddiası ile
    camiye karşı tazminat davası açmış.
    Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi
    bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler,
    Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.
    Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkemeye günü geldiğinde hakim dosyayı
    dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:
    “Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum,” demiş.
    “Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.
    Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi,
    diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan ve inkar eden bir imam ve cemaati…!”

    İnanmak ve inanmak :)

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Meryem Hanım.

      Başınızdan geçen olayı bir başkasına anlatsam oradaki derinliği ve inceliği kavrayamayacak o kadar insan var ki. Siz burada bizimle paylaşmışsınız ziyan olmayacak inşAllah :)

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Bir de sonradan aklıma geldi. Ne güzel yazmışsınız, nasibiniz ayağınıza kadar gelmiş :)

        • kevser diyor ki:

          Her zaman öyle olmuyor işte.ben ciddi ciddi artık evlenemeyecegimi düşündüm.en kötü kızlar bile birer birer evleniyor.kaderim de yalnizlikta varmış ne diyeyim.çok ciddi şekilde moralim bozuk ama hayat napalim.insan neye alismiyor ki

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Bu işin matematiği yok ki ya da iyilik kötülükle alakası yok ki. Ancak en kötü kızlar bile evleniyor cümlenizi mümkünse maddeler halinde açabilir misiniz? Bahsettiğiniz kızların neresi kötü?

            Evlilik işi nasip kısmet. Siz dahil diğer bekar hanımların evliliğinin önünde teknik olarak bir zorluk görmüyorum, herkes evlilik için beklenen ortalama şartları sağlıyor, güzellik, dini yaşantı vb. Huylarınızı bilemeyiz ama huysuzsanız Allah kocalarınıza sabır versin :) .

            Teknik olarak bir engel görsem kesinlikle yazardım, moral olsun diye yazmıyorum çünkü mantığımla inanmadığım bir şeyi duygularımla ifade edemem ben. Ancak şunu görüyorum. Bazı zorlukları kendiniz oluşturuyorsunuz. Sizleri yeterince tanımadığımız için bu yorumum tahminden öteye gitmiyor ama söylediklerinizden anladığım bu.

            Etrafımda bazı hanımlar koca beğenmiyor kendilerinin burnu havada bazıları da fazla okumuş. Doktoralı bir hanım var mesela, hayat görüşü 180 derece farklı olsa da iyi bir insan diye o da yuva kursun mutlu olsun istiyoruz ancak dengini bulmak epey zor…

            Ben de yakın zamanda bu konuyu Feyza ve Nisa Hanım’la tartıştım. Mesela benim sıkıntı ettiğim husus teknik olarak bir tıkanma olması ve mevcut durumda bunun sünnetullaha uygun olarak süreceğini görmem sebebiyle kendimle ilgili bu iş artık olmaz tespitini paylaşmamdı. Buna rağmen bana katılmadılar, nasip kısmet diyorlar ki öyle aslında, gaybı Allah bilir sadece…

            Tekrar yazıyorum, siz ve diğer hanım kardeşlerimizin bunlar böyle giderse evde kalır diyebileceğim bir durum göremedim. Sadece bazı hususlarda kendi işinizi kendiniz zorlaştırıyorsunuz ancak çok şükür bu noktaların da zamanla kaybolduğunu görüyorum. Sizlerin yapması gereken sabır ve duayla beklemek. Uygun olmayan biriyle evlenip boşansanız daha mı iyi? Çevrenize kulak asmayın bu konuda ne derlerse desinler ancak anne babanız size “sen de kimseyi beğenmiyorsun” diyorsa bu cümleyi mantığınızla değerlendirin duygularınızla değil, ayrıca dizi-film izliyorsanız izlemeyin bir süre :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gelincik Hanımı da yazacaktım, unutmuşum. Onun hakkında çok fikrim yok. Sağolsun emojilerle duygularını ifade ediyor epey ama kendisinden çok bahsetmiyor :)

          • kevser diyor ki:

            Fatih bey;lafım size değil ama bu yorumun altına yazmak istiyorum.öncelikle görüşleriniz için teşekkür ederim ancak begenilmeyecek bir adamı elbette beğenmem.ben dünya guzeliyim demiyorum ama gerçekten karşıma düzgün birisi çıkmadı.eveti kimse haketmedi.ben bunu üniversitedeki ev arkadaşlarıma demiştim:ben sizi dost kabul ettiysem burnunuz egriymis kolunuz yamukmus buna bakmam ama iş evliliğe geldi mi öyle olmuyor işte karşındaki adam kirpigine bile bakıyor evlenmeden önce.bu kızın kaşlari biraz yamuk sanki diyor(öyle bir şey yok tabi ki)yani evlenmeden önce herşey inceleniyor göze batıyor.hal böyleyken ben fiziksel olarak beğenmediğim bir adamla evlensem sizce evlendikten sonra gözüm dışarıda olmaz mı? Tam ifade edemiyorum ama.yanlış anlamayın ben manken falan aramıyorum.orta derecede yakışıklı olsa da benim için yeter.
            Birde burada kim yazmış hatırlamıyorum.1.55 boyundaki kız 1.80 adam istiyor diye.şahsen o boyda olan bir kız olarak bazı kişileri benden çok uzun olduğu için reddettim.ben ne yapayım o kadar uzun adamı.minyon tipliyim.ama ne hikmetse bana da hep iri yapılı kişiler geliyor sipariş vermiş gibi.boyu 1.80 ve üzerinde olan erkekler ilgi alanıma girmiyor.he varsa fiziğine güvenen bir ablamız buyursun evlensin. Ama ben almiyim.bazılarının tabiriyle çıtı pıtı bir kızım yaşımı hiç göstermiyorum.tabi yüzden anlaşılıyor orası ayrı.kimse kusura bakmasın yani davul bile dengi dengine demişler.minyon olabilirim ama yüz güzelliğim var.ben bir insanda yüz ve saça takıntılıyım ne yapayım elimde değil.el yüz ve saça zaafım var.yani benim için önemli.zaten benim istediğim minyon çıtı pıtı tipte zayıf erkekler genelde evlenmiş oluyor.o yüzden diyorum keşke gözümü 18 20 yaşımda biraz acsaymisim diye.
            Hele göbekli erkekler midemi bulandırıyor.hiç sevmem.
            Hayatım boyunca hiç kilo problemim olmadı hatta hep kilo almaya çalıştım ama beceremedim.siz bizim için olumlu şeyler söylemişsiniz ama ben diğer kızları bilmiyorum ama kendi vaziyetime bakınca resmen ağlayasım geliyor.zaten dün ağladım.
            Burada Meryem hanıma da birşeyler yazmak istiyorum:
            Meryem hanım anladığım kadarıyla manevi olarak aynı tipte kişiler istiyoruz sizinle.yani ne bileyim eşini calistirmayacak bir erkek falan ama şunu bilmenizi de isterim:
            Benim karşıma öyle çıktı ben hanımımı calistirmam Allah rızası için diye…ama o kişiyle de aramızda ülfet kuramadık.kalplerimiz ısınmadı.daha doğrusu benim ısınmadı.yani koca gözüyle bakamadım maalesef.
            Birde gene buradaki diğer yorumculara dönecek olursam:bir yerde diyorsunuz ki kızlar 35 yaşına geldi mi bütün kriterler ortadan kalkıyor buldukları ilk adamla evleniyorlar çocuk sahibi olmak için demişsiniz.iyi de kardeşim beğenmeyen kadın 35 inde de beğenmez 40 inda da beğenmez 45 inde de beğenmez.eğer o evlendiği adamı begenmeseydi o yaştan sonra niye evlensin?deli mi? O yasa kadar o kız kimleri kimleri reddetmiştir.zannetmiyorum beğenmediği halde evlenmek isteyeceğini.eğer istiyorsa gerçekten zor bir durumdadır ailesiyle arası bozuktur problemlidir.
            Son olarak karşıma düzgün biri çıkmazsa tabi ki de evet demem niye diyim?sırf evlenmek için evlenilmez ki..
            Bundan bir sene önce başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum.
            Ailemle beraber bir tesise gitmiştik.aynı camiadan olduğum bir abiyle yüz yüze geldim.tabi oraya gitmeden bilmiyordum.yüzde 95 bekar olduğunu tahmin ettiğim(çünkü parmaklarında yüzük yoktu)
            Yaş olarak benden 10 yaş büyük.tip olarak da davranış huy olarak da beğendiğim biri oldu.öyle ki evlenme teklif etse anında evet diyecektim.boyumuz da huyumuz da uyumluydu ama nedense o beni beğenmedi.ben ondan yüz bulamayınca kapattım onun resimlerine bakmayı.sonuçta birbirimizde iletişim bilgilerimiz var bana öyle bir konuda ulaşmak istese şimdiye kadar yüz kere ulaşmıştı.yani aramızda karşılıklı bir şey olmadı.ben öyle kendi kendime sevdim sadece.ama eğer o da benim bakışımı farkedip oralı olmadıysa vardır Mevlanin bir bildiği dedim ve kapadım o olayı.
            En son olarak da Yaradanı tefekkür etmek için tv deki belgeseli değil de bizzat doğaya çıkıp tefekkür etmek daha iyi değil mi Fatih bey?

          • kevser diyor ki:

            Dediğim gibi Fatih bey;
            Hiç öyle ah niye hayır dedim vah vah tüh tüh dediğim biri olmadı.
            Kendimiz neyi zorlastiriyomusuz bende bunu anlamadım.kaderim zorsa benim yapabileceğim birşey yok diye düşünüyorum.sevmeden olmaz.he tipi o kadar güzel olmayıp huyu güzel olan varsa onun da beni zamanla etkilemesi gerekir.bende o kadar sabırlı biri değilim maalesef.sabırsızım

          • kevser diyor ki:

            Ayrıca fatih bey
            Dizi film falanda izlemiyorum merak etmeyin!hiç sevmem dizi.
            Ben bilgi verici tartışma programlarını seviyorum.tarih programı falan.evimizdeki tv de bazı özel kanalları sildim mesela.çünkü artık rezilliklerini görmeye dayanamadım

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Benden için lafım size değil demişsiniz ama bana da dokundurmuşsunuz arada. Bugüne kadar erkekler dış görünüşe çok takılıyor diye şikayet eden kız varsa hepsi de psikolojideki yansıtma dediğimiz durumu yapıyordu. Kendileri çok güzeller ve bu şekilde tercih edilmeyi bekliyorlar yoksa karşılarındakiler takıldıkları için değil. Benim için de bencmark(ölçüt/kriter) görüştüğüm bir hanımdı. Güzelliği yerindeydi ve tipe aşırı takılıyordu, tipimi o beğendiyse herkes beğenir diyorum… Ha şu var, Allah böyle yaratmış sonuçta, beğenmeyen gider!

            Siz belgesel vb. öğelere takılmayın, o sadece bir örnek, ben köye götürürüm kısmet olursa düşmanın mevzilendiği dağları, yaktığı şehirden geriye kalan minareleri, taş ocaklarının tahrip ettiği doğayı da gösteririm de bunları anlayabilecek kapasite de biri denk gelir inşAllah… Benim baktığım gözle doğaya bakabilen… Bir gün bir arkadaşla pikniğe gittik de ateş yakmayı beceremedi, sonra görevi ben devraldım, nevaleyi de bir güzel pişirdim, karnı doyunca ya bu kızlar mal dedi, tam baba olacak adamsın kıymetini bilmiyorlar. Neden dedi acaba :)

            Emek olmadan ekmek olmaz. Siz de biraz sabrınızı arttıracaksınız, evlilikle doğrudan alakası olmayan kriterleri esnetecek ve kendinizi başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçeceksiniz. Bu yazdıklarınızı bilgisayarınıza kaydedin, otuzbeş yaşına geldiğinizde halen evlenmemiş olursanız Allah da ömür verirse tekrar konuşalım :)
            Kendi düşen ağlamaz, ağlamamalıdır…

            Hani kendi işimizi nasıl zorlaştırıyormuşuz demişsiniz ya yorumuma yazdığınız cevaplardaki üslup ve konuya yaklaşımınız bunu aşikare şekilde gösteriyor, aynı Sema Hanım’ın güçlü kadın yazısına yorum yazan “güçlü” bir kadının yaklaşımı ve üslubunda olduğu gibi. Zaten bilinçaltınız da bunu size söyletmiş, nedense o beni beğenmedi dediğiniz beyefendi var ya mümkünse o size açıklasın :)

            Kevser Hanım, en geç bir buçuk sene içerisinde evli olursunuz, bu acılarınız doğum sancıları. Geçecek inşAllah, ancak siz de kendinizi biraz törpüleyeceksiniz yoksa olmaz… Bu sefer de beni yanıltmadınız, benim gibilerin tesellielrine ihtiyacınız olmadığını gördüm tekrardan. Siz zaten her şeyi çözmüşsünüz benim yorumlarıma ihtiyacınız yok. :)

            Selametle kalın.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım, bir de aşağıdaki soruma cevap vermediniz. Meraktan soruyorum. Sizin kötü bulduğunuzu biz iyi bulabiliriz, tersi de olabilir. İhtilaf olur tartışma çıkar diye yazmadıysanız ya da yazmayı unuttuz galiba, yazarsanız seviniriz…

            “Ancak en kötü kızlar bile evleniyor cümlenizi mümkünse maddeler halinde açabilir misiniz? Bahsettiğiniz kızların neresi kötü?”

          • kevser diyor ki:

            Fatih bey kusura bakmayın da kalbimi çok kırdınız.tamam Fatih bey tamam haklısınız haklısınız haklısınız haklısınız haklısınız haklısınız tamam!
            Sırf siz dediniz diye gidip tipsiz bir erkekle evlenecem.hem aramızda kıskançlık meselesi de olmaz.kızlar bakacak mı diye içim içimi yemez.kafam o konuda rahat olur.hatta gözlerimi baglayacam evlendiğim gün acacam artık ne çıkarsa bahtıma tamam mı oldu mu rahat mısınız? Ben yansıtma falan yapmıyorum.ancak hadi diyelim ki öyle yaptım bu durum niye sizi rahatsız ediyor.benim o beğendiğim abiyi inanın her kız yakışıklı bulmaz.çünkü çok kısa ve zayıf biriydi.uzun boylu birini isteyen kızlar dönüp yüzüne bile bakmaz.ama ben beğenmiştim.
            Benimle ilgilenmemesinin sebebi de huyum veya davranışlarım değildi emin olun!çünkü yanında konuşmadım ki benim herhangi bir davranisima da tanık olmadı.o konuştu biz dinledik.benim huyumu suyumu görüşlerimi nerden bilecek? Sadece yanında görüntü olarak durdum ama herhalde tipi değildim ki bakmaya gerek duymadi.her neyse.bunları yazdığıma çok pişman oldum.

          • kevser diyor ki:

            Kendi düşen ağlamaz mis öyle mi…..
            Anlıyorum fatih bey!anlıyorum…yakışıklı birini istedik ya bu büyük bir suç galiba.evlilikle doğrudan alakası olmayan kriter demişsiniz de.evlilik denen şeyle hangi kriter doğrudan bağlantılı değilmiş acaba merak ettim.herşey bağlantılıdır.hem de aklınıza gelen herşey.
            Ayrıca benim reddettigim kişilere annem de onay vermedi.sen bilirsin kızım ama gözüm pek tutmadı dedi.o tesis te gördüğümüz adamı annem de beğenmiştı mesela.damadım olabilir dedi.sizde evlenirseniz yazın bence.çok canım sıkıldı şu an.yaptığım her yorum doğru anlaşılmıyor

          • kevser diyor ki:

            Şunu da izah edeyim:
            Küçükken derdim ki güzel ahlak sahibi olduğum sürece evlenmemin önünde hiçbir engel olamaz diye dusunurdum.ama büyüdükçe erkeklerin farklı şeylerle ilgilendiklerini gördüm.hani kötü kız örneği istemişsiniz ya hiçbir ahlaki meziyeti olmayıp sırf güzel olduğu için evlenebilen kızlar var mesela.ayrıca sizde yansıtma yapmaya başladınız.”evlenmek için artist duruşuna mı sahib olmak gerek “diye yazı yazdınız şimdi ise sanki siz beğenmiyor mussunuz edasında yazıyorsunuz.neyse zaten yeterince işim var bide burada sizinle yazı dalaşına girecek değilim hayırlı akşamlar

          • kevser diyor ki:

            Siz çok iyisiniz kızlar sizin değerinizi bilememiş evet anlıyorum (!)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Hangi cümlem ya da paragraf kalbinizi kırdı açık açık yazar mısınız?

            Size hakaret mi ettim? Kötü bir şey mi söyledim? Yazdıklarım sizi kızdırdığına göre işe yaramış demek ki, inşAllah bir iç muhasebe yaparsınız.

            Yakışıklı koca istemek suç değildir elbette. Ancak sırf yakışıklı değil diye her yönüyle size uygun birini elemek yanlış olduğu gibi sırf yakışıklı diye olmayacak birileriyle evlenmek doğru değildir. Hani büyüklerimiz ne der, karşınıza çıkan adayların dört dörtlük olmasını ya da kafanızdaki gibi birisi olmasını beklemeyin bir özelliğini sağlarsa diğerini sağlamaz. Bu gibi durumlarda aile büyükleri adayı beğenirlerse kıza baskı yaparlar devam et diye, genelde olumlu sonuçlanır.

            Bugün sizin için neyi istedim biliyor musunuz? Keşke babanız hayatta olsaydı dedim, giden geri gelmiyor, takdir-i ilahi. Anacığınızın dediklerine güvenin, onun içine sinmiyorsa siz de eyvallah demeyin. Evlilik konusunda büyüklerinizin sözünü dinleyin ama konu komşuya kulak asmayın. Abiniz, dayınız, amcanız varsa ve muhabbetiniz varsa bu konudaki dertlerinizi anlatın onlara rahatlayın.

            Önceki yorumlarımda hani demiştim ya somut tehlike görürsem yazarım diye. Bakın evde kalırsınız demiyorum ama yazdıklarınızdan anladığım şey şu, karşınıza size koca olabilecek bir talip çıksa siz olmayacak sebeplerle reddedecek potansiyele sahipsiniz. Yanılıyorsunuz da diyebilirsiniz ancak yorumlarınızdan anlaşılan bu. Hani karşınıza çıkan adayları görebilsek belki de siz haklısınız deriz. Geçen verdiğiniz örnek güzeldi, ağzında sigarayla poz veren apaçi. Onlardan elbette uzak durun. Ancak sırf fotoğrafa bakıp bu adam olmaz demeyin. Görüşmelerde hemen etkilenmeyi beklemeyin. Konuyu da uç noktalara çekmeyin öyle yok gözümü bantlarım falan diye. Tam tersini yapmalısınız. Evlenmeden önce gözünüzü dört açmalı, evlendikten sonra bir gözünüzü yummalısınız.

            Kader kısmet demişsiniz. Evlilik kader kısmet doğru. Ancak şöyle düşünün bir adam eline aldı silahı kafasına dayadı, intihar etti. Ölüm sebebi kendisi. Ancak aynı adamı düşünün, Allah kuluna kıyamadı diyelim intihar edecekken deprem oldu öldü, sebebi kendi olmadı. Allah her şeyi sebepler üzere yaratmıştır, bize düşen sebeplere sarılıp dua etmektir. Eğer silahı kafaya dayayıp tetiği ateşleyen bizsek ağlamaya hakkımız olmaz değil mi?

            Her zaman daha iyisi vardır Kevser Hanım kardeşim. Sen önce geçinebiliyor musun ona bak. Şu var hem yakışıklı olsun hem şöyle olsun hem böyle olsun olasılığı düşürüyorsunuz. Kısmet bu işler diyoruz. Belki de gerçekten tam kafanızdaki gibi biri karşınıza çıkacak, onu bilemeyiz. Evlenmek isteyen herkese beklentilerinizi düşürün diyoruz. Armutun sapı üzümün çöpü demeyin diyoruz. Ben de minyon, kızıl saçlı, hafif çilli, mavi gözlü, saçları bukleli, zayıf, küçük kafalı, çekici ve uysal bir kız istiyorum, mümkünse 93 ve sonrası doğumlu olsun :) Öyle olmayanlarla görüşmeyeyim mi o zaman? Elli defa haklısınız yazdığınıza göre demek ki ben gibi düşünenler ve size telkinde bulunanlar var etrafınızda. Bu “haklısınız” anam için, bu bacım için, bu “haklısınız” da sizin için diye saplıyorsunuz kılıçları :)

            Ayrıca aklıma da geldi aşağıdakine benzer bir cümle yazacağınız peşin peşin “ben bu yorumları yazdıktan sonra siz de şöyle böylesiniz yazarsanız fena bozarım diye “yazayım dedim ama sonradan vazgeçtim sui-zan olur diye, yazmışsınız :)

            “Siz çok iyisiniz kızlar sizin değerinizi bilememiş evet anlıyorum (!)”

            Ben maalesef sizin kadar iyi biri değilim Kevser Hanım ve asla olamam. İyi biri olsaydım çoktan evli olurdum, hani siz diyorsunuz ya kimsenin beğenmedi birisi gelir karşıma diye, ben onlardanım, bu yüzden rahat olun. Karşınıza da çıkmam :) Ben siz hanımların onlara kıyamadığımız için alttan alıyoruz diye sünepe adledip beğenmediği ama başları sıkışınca ağlama duvarı olarak kullandığı duygusal erkeklerdenim :) Size talip olacak erkek yakışıklı, karizmatik, kaslı (kemikli mi kemiksiz mi tartalım abla) olacak. Neden çünkü siz dünyanın en güzel kızısınız, prensessiniz. Zaten yakışıklı delikanlılar da kızlar kendilerine yanaşıyor diye şımarmazlar…

            Nasıl olsa herkes niyetimi biliyor kibir olarak anlaşılmaz diye verdiğim örnekte anlatmaya çalıştığım şey şuydu, arkadaşımın da anlatmaya çalıştığı, kızlar ev geçindirmeyle alakalı şeylere eskisi gibi önem vermiyor, karizma vb. gibi şeylere gereğinden fazla takılıyor demek için söylemişti, ‘gereğinden fazla’. Bunu yazmam neden zorunuza gidiyor? Elli defa haklısınız yazmanıza gerek yok, hatta bu konuda bana katılmanıza gerek de yok, ancak kuyruğuna basılmış kedi gibi ciyaklamak niye… Kaldı ki benim iyiliğimin kötülüğümün size ne faydası var? Herkes kendi hayatını yaşamıyor mu? Ben dünyanın en iyi/kötü insanı olsam sizin evliliğinize bir katkısı olacak mı? Ben dünyanın en kötü insanıyım, tüm erkekleri ayarladım, Kevser Hanım’a talip olmayın diye örgütlüyorum.

            Herhalde siz de yazıda geçen ve erkeklerin artist gibi olmasını isteyen bayanlardansınız ki bana bu kadar muhalefet ediyorsunuz. Umarım benim gibi erkek evlatlarınız olmaz. (Bana laf atanları hep böyle tehdit ediyorum, bakın diyorum Allah size benim gibi erkek evlat verir sonra diye :) )

            Ben de yansıtma yapıyorumdur belki, ilk talibi sensindir muhtemelen dedikleri kıza talip olarak ya da aracı olmak isteyenlere fiziksel özellikleriyle ilgili hiç bir istekte bulunmayarak. Kevser Hanım şunu da unutmayın, uğur böceği uğur böceğini reddediyor hiç bir kusuru yokken, bu dünya böyle, siz çok istersiniz karşınızdaki istemez ya da tam tersi olur, karşınızdaki ister siz istemezsiniz. Hayırlısı değilmiş deyin.

            Allah gönlünüzdekini değil size en hayırlı olacak olan neyse onu versin size, bazen gönlümüzdeki bizim için hayırlı olan değildir 😉

            Yazdıklarımı ve yazdıklarınızı sakin kafayla okumanızı rica ediyorum. Dost acı söyler, çok muhabbet tez ayrılık getirir derler. Sonra one minute der bir daha davosa gelmem bakın :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            “Küçükken derdim ki güzel ahlak sahibi olduğum sürece evlenmemin önünde hiçbir engel olamaz diye dusunurdum.ama büyüdükçe erkeklerin farklı şeylerle ilgilendiklerini gördüm.hani kötü kız örneği istemişsiniz ya hiçbir ahlaki meziyeti olmayıp sırf güzel olduğu için evlenebilen kızlar var mesela.”

            Siz görünüşe göre yorum yapıyorsunuz. Bir de gidip o adamla konuşun niye seçtin diye. Biz müslümanlara ahlakımızla övünmek yakışmaz. Mazallah ayağımız kayıverir. Hiçbir iyliği kendimizden bilemeyiz, onları bize ihsan eden Allah’tır. Siz bu yaşantınızın ecrini Allah’tan alacaksınız, buna ne biz karar verebiliriz ne de bir başkası…

            Siz tesettürünüze her zaman yaptığınızı söylediğiniz gibi dikkat ederek, dini yaşantınıza dikkat ederek Allah’tan hayırlısını isteyin… Flörte vb. bulaşmayın hele ki internet ortamlarına asla. Evlenmek marifet değil ki. Sırf güzel diye evlenirsin binbir türlü kötü huyu çıkar…

            Ben şahsen tüm ev işlerini mükemmel yapan, dinini de süper yaşayan ama bunları bana karşı bir lütuf yaparmışçasına başıma kakma potansiyeli olan bir hanım yerine bunları başıma kakmayacak fakat ev işlerinden fazla anlamayan, ibadetlerini de Allah rızası için ben işteyken gizli yapan bir hanımı tercih ederim.

            Kevser Hanım.

            Hepimizin sorunu aynı neredeyse, aracılık müessesesi bittiğinden doğru kişilere ulaşmamız zaman alıyor ya da hiç ulaşamıyoruz. Bu da nasip kısmet dediğimiz olaya geliyor. Bir de hani demişsiniz ya siz de beğenmemezlik başlamış diye. O gördüğünüz beğenmemezlik değil, feminizme karşı örülmüş duvarlar o gördükleriniz yoksa Allah’ın yarattığını beğenmemek haddimize değil. İçimiz ısınır ya da ısınmaz ayrı mesele…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            “Benimle ilgilenmemesinin sebebi de huyum veya davranışlarım değildi emin olun!çünkü yanında konuşmadım ki benim herhangi bir davranisima da tanık olmadı.o konuştu biz dinledik.benim huyumu suyumu görüşlerimi nerden bilecek? Sadece yanında görüntü olarak durdum ama herhalde tipi değildim ki bakmaya gerek duymadi.her neyse.bunları yazdığıma çok pişman oldum.”

            O yaştaki birisi sizin duruşunuzdan ve bakışlarınızdan, hareketlerinizden sizi tanır buna emin olun. Bunun güzellikle alakası yok. Tipi değildim galiba dediğiniz durumun da tamamen dış görünüşle alakası yok. Oturup kalkmanız, bakışlarınız, hareketleriniz sizin kişiliğinizi ele verir, benim de öyle. Bakmasını ve görmesini bilen anında size not verir… Ben profil fotoğrafından bile çözer oldum artık…

            Peki bu sizin kötü bir insan olduğunuzu mu gösterir ya da karşınızdakinin mükemmel bir insan olduğu anlamına mı gelir. Asla. O sizin kısmetiniz olsaydı kalpleriniz ısınırdı zaten. Bu işlerin matematiği yok…

            Sizin için en yakışıklı erkek kocanız olacak, siz de kocanıza karşı dünyanın en güzel hanımı olacaksınız…

          • kevser diyor ki:

            Merak etmeyin sırf yakışıklı diye Allah ın serserisine varacak değiliz.böyle birşey yok ki.bütün huyları güzel olup sırf görüntüsü iyi değil diye reddettigim falan da yok.bu işler bu kadar basit mi yani.annemle bugüne kadar bütün zevklerimiz uyuştu.hiçbir konuda celismedim.catismadim.benim beğendiğimi o da begendi.birde:sizin o yazınızda bahsettiğiniz tipteki kızlardan elhamdülillah olmadım.öyle olmaktan Allahü teala ya sığınırım.kimsenin yüzüne sen soylesin böylesin demisligim yoktur.moralinizi bozmak istemem ama 93 ve sonrasında doğanlar arasında öyle uysal bir tip yok gibi birşey.tabi istisnada olabilir bişey diyemem.
            Kırıldığım nokta:sanki beni tiye alır gibi yazmışsınız.sen bu kafayla gidersen avucunu yalarsın gibi bi yaklaşım var sanki.
            Kimseyi sünepe olarak adlediyor da değilim merak etmeyin.

          • kevser diyor ki:

            Evet Fatih bey;sonuçta bende 27 yaşındayım.18 lik toy genç kız değilim.bende karşımdakini bir bakışta anlıyorum artık.fotoğraftan bile çözüyorum. Bakışından duruşundan.o adamla ilgili olarak sonradan kişisel bir araştırma yaptım ve sonucunda şunu öğrendim:zamanında bu birine aşık olmuş ama kız buna yüz vermemiş bu da aşka evliliğe tövbe etmiş.yeni birisiyle tanismaktan korkuyor çekiniyor.yalnız yaşıyor

          • Gelincik diyor ki:

            Kevser kim seni bu kadar bunaltıyor kim seni bu kadar üzüyor sen çok takmışsın bu evlilik olayını salla gitsin ya herşeyin hayırlısı benim düşüncem odur ki Fatih Bey böyle cevap yazmanı gerektirecek birşey söylemedi niye bu kadar alınıyosun herşeye

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Sizi tiye falan aldığım yok. Moraliniz bozuk diye esprili bir üslupla yorum yazmak istedim. Sizinle niye dalga geçelim burada? O kadar zalim miyiz? Hani yorumlarımı ilk defa da okumuyorsunuz. Siz hiçbir konuda eleştirilemez bir insan mısınız?

            O bahsettiğiniz adamla ilgili tahminlerimden biri de buydu aslında siz de yazmışsınız, bir şekilde çekinmiş olabilir ya da gerçekten gözü kapalı bir adamdır, o niyetle size bakmamıştır diye aklıma gelmişti, sebebini de bulmuşsunuz. Çözümü de kolay aslında, ona karşı sizin için sağlam referans olacak bir aracı olsa ikna edilebilirdi. Ben de o adam gibiyim, ağzınız yanınca kolay kolay ikna olamıyorsunuz görüşmeye. Bir de bu tip işlerde falcılığı bırakmak lazım, yok o sebeple istemedi yok şundan olmadı diye. Ya gidip sormak lazım açık açık ya da zandan kaçınmak lazım bariz görünen bir şey yoksa…

            Merak etmeyin diye yazdığınız hususları merak etme sebebim iyiliğinizi istiyor olmam, diğer tüm bekar gençlerin iyiliğini istememizle aynı. Başınızda bir büyük olsa ve yazdıklarınızı göstersem tepkileri benden daha ağır olurdu. Sizden ricam evlilikle ilgili görüşlerinizi ve kriterlerinizi mümkünse amca, dayı, abi gibi samimi olduğunuz yetişkin bir erkekle paylaşın, tavsiye alın, eksiğiniz varsa tamamlasınlar…

            Ben size avucunuzu yalarsınız demiyorum, bu da nereden çıktı? Ancak kriterlerinizdeki bazı noktalara katılmadığımı ve bunun işinizi zorlaştırdığını gördüm, iyi niyetle yazdım. Hayır öyle değil yanlış görüyorsunuz diyorsanız, dediğiniz gibi olsun, hayat sizin hayatınız, görüştüğünüz kişilerle aynı evi paylaşacak olan sizsiniz, biz değil. Yarın bir gün karşınıza tam kafanızdaki gibi biri de çıkabilir ya da öyle olur ki hiç ummadığınız, kesinlikle varmam dediğiniz biriyle nikah masasında bulursunuz kendinizi, bu iki durumun da örneği çok, Allah yazdıysa oluyor, diliniz düğümleniyor bir bakmışsınız kucağınzda çocuk çoktan evli barklısnız anlatırsınız eş dosta büyük konuşmamak lazım gittim böyle bir herife vardım diye :)
            Kaderinizdekini biz bilemeyiz. Çok yaşamaz yakında ölür diye rahmetli babaannemi ziyarete gelen birçok kişi babaannemden önce vefat etti :/

            Bir insana ithamda bulunmak için açık açık bazı kelimeleri kullanmak gerekmez Kevser Hanım. Ben sizi çooooook iyi anlıyorum, rahat olun, sıkıntı yok 😉 Yazdıklarınızı sorun etmiyorum kendim için alışkınım ne de olsa :) ancak açıkçası bana sataşmanızı hoş karşılamadım, ne yaptım ki ben bu kıza dedirttiniz bana. Hatta dedim hani yaşı da küçük değil, 18’lik kız değil, görmüş geçirmiş, dışarıda da çalışmış.

            Sizin yorumunuz bahanesiyle bu yorumu okuyan tüm bayanlara bir iki tavsiyede bulunmak isterim. Sonuçta sadece bizler okumuyoruz.

            1-Erkeklerin çoğu hırçın bayanlardan hoşlanmaz, onlara itici gelir (İstisnası şudur, çok az erkek çekici bulur aktif bir kadın olduğunu düşünür karşısındakinin ama hayal kırıklığı olabilir.)

            2-Erkekler karşılarındaki bayanın empati yapmasını beklerler, bu içgüdüsel olarak böyledir, çünkü ekseriyetle erkek bünyesi empati yapamaz ve sonuç odaklıdır.

            3-İkinci maddeyle ilişkili olarak, erkek sonuç odaklı kadın süreç odaklı olduğundan birbirlerini tamamlarlar, sözel iletişimi zayıf olan kadınlar erkeklere itici gelir. Bunun çözümü de kadınların bol bol kitap okuyarak kendini daha iyi ifade eder hale gelmesidir. Siz bayanlar kendinizi daha iyi ifade edeceksiniz ki karşınızdaki kişi sizi anlayabilsin, sonra bu adam da benim ruhumdan anlamadı, ömründe sizi ilk defa gören adama kendinizi doğru ifade edeceksiniz ki sizi anlayabilsin.

            Son olarak tip mevzusuyla ilgili birkaç şey yazayım. Bu işin bilimsel arka planına değinmek istiyorum. Sayın erkek kardeşlerim, bel kalınlığınız artarsa bu erkeklik hormonuzu seviyesini düşürür ve karşınızdaki hanıma “ben senin için uygun donör değilim, hormon seviyem az” mesajı verir. Hanım kardeşlerimiz de bel kalça oranınız idealden saparsa (çok zayıf ya da çok şişmansanız) erkekler “bu kadın benim için uygun kadın değil, yeterli gen kalitesine sahip değil” mesajı alırlar.

            Flörtü savunanların dayandıkları noktalar bunlardır. Derler ki biyolojik isteklerimiz yerine ahlaki ve maddi değerleri ön plana alarak eş seçiyoruz. Uygun genleri buluşturamıyoruz. Bilimsel olarak haklılar. Hitler kendince haklıydı çocuk fabrikaları kurarken. Ancak bizler hayvan mıyız ki erkekler mücadele edip güçlü olanları kadınlar alsın ya da güzel olmayanlarla kimse evlenmesin. Allah bize hayvanlardan farklı olarak nefsimizin yanına akıl da vermiş, bir kurallar bütünü de koymuş. Sayın erkek ve hanım kardeşlerim tip ve güzellik mevzu olduğunda lütfen sadece nefsinizi dinlemeyin. Tamamen bırakın demiyoruz ama hani yemek yemek insanın hoşuna gider, ancak insan doyacak kadar yemeli ve fazlasını aramamalıdır. Fazlasını aramak hoş değildir. Az ile doymak için de mideyi az yemeye alıştırmış olmak gerekmektedir. Tok ağırlaması zordur derler. Gözü dışarıda doymuş kadın ve erkeği bir araya getirip birbirine beğendirmek zordur. Bunu gavurlar da diyorlar, diyorlar ki erkekleri çocukken büyüyünce onları bir prensesin beklediği masallarıyla büyüttük ve sırf hak ettikleri için ona sahip olmaları gerektiğini aşıladık. Kızlarımızı da onları beyaz atlı prensin alıp götüreceği hayalleriyle büyüttük. Sonuç… Bugün acaba yahudi ve hristiyanlar flörte nasıl bakıyor acaba diye araştırdım kısaca, onlar da hoş bakmıyor, neredeyse ayn sebeplerden, zinaya yol gösteriyor diyorlar(leads to demişler) Hatta bu site benzeri bir site de buldum, hristiyanlar yapmış. İlk başlıklardan biri flörtün zararları diğeri de evliliğinizi kurtarmak ister misiniz, açılır pencere(pop up) çıkıyor. Sayın ahali aklın yolu bir, bizler aile kurumumuzu ayakta tutmaya bakalım…

            (Kevser Hanım bunları yazıyorum diye bana da bir şeyler tavsiye etmeyin bu yorumun üzerine, tavsiyeye elbette benim de ihtiyacım var ama başka başlıkta yazmanız uygun olacaktır. Allah gönlünüze göre versin, hayırlı akşamlar, Gelincik Hanım’a da kulak verin bence)

          • kevser diyor ki:

            Gelincik hanım
            Siz dahil buradaki herkes haklarını helal etsin bana.yeterince başınızı agrittim.kişisel meselelerle burayı işgal ettim.aslında online bir ortamda bu kadar şeffaf olmayı pek sevmiyorum.bana göre değil.fatih beyin yazdıklarını da okudum.sağolsun buraya zahmet edip cevap yazmış.dediğim gibi yeterince başınızı agrittim.herkes haklarını helal etsin.Allah celle celaluhu gönlümüzde olanı değil hakkımızda ne hayırlıysa onu versin inşallah Amin.
            Selametle efendim ☺

          • kevser diyor ki:

            Fatih bey o kişiyle ilgili söylediğiniz tavsiye o kadar da kolay değil maalesef.sağlam referansım var ama bir bayan aracılığıyla bile görücü olamam.çünkü evlenme teklifi etmesi gereken erkektir ben değil.herşeyin bir yolu yordamı var.ortak tanıdığımız kişiler var ama ben kesinlikle söyleyemem.çünkü boyle yapinca begendigimi belli etmis olurum.yerin dibine geçerim.eğer nasibimde varsa o beni bulsun ☺☺

          • kevser diyor ki:

            Siz de çok şey istemişsiniz ama Fatih bey madde madde yazmışsınız.(şaka şaka )iyi güzel anlıyorum da en sakin bayanlar bile bazen hircinlasabiliyor sonuçta kadınlar sinirleri alınmış varlıklar değil ki

          • Gelincik diyor ki:

            Varsa bir hakkımız helal olsun Kevsercim ne demek 💕💕 Her zaman yaz biz bu işi bu kadar kafana takmana üzüldük herşeyin hayırlısını versin Rabbim ne bu ömür kalıcı ne de bu dertler kalıcı kendine iyi bak sağlıcakla kal 💜💖💜💖💕💕💕

          • HANNE diyor ki:

            Kevser kardeş aşağıda uzun bi yorum yazdım denk gelirsen. Ama dur bakalım yaşını yeni okudum. ister istemez tebessüm ettim kendi evlilik yaşıma göre. Rabbim seni hayırlı bir eşle ödüllendirsin inşallah. Fatih beyle güzel bi atışmanız olmuş. aslında bende bir bayanım ve seni okudukça kendime o kadar yakın hissettimki. fiziksel özelliklerimizde yakın sanırım ama biraz balık etliyim.(yaştan ve doğumdan dicemde yokbeee hep böyleydim iki kilo vercem diye çekmediğin eziyet kalmazdı) :). sendede farkındamısın bilmiyorum ama hafif bi tatlı atar durumu var. Bende öyleydim hatta hala öyleyim. Karşı tarafa haklı olduğumu düşündüğüm durumu anlatacam diye lafı uzatırda uzatır karşı tarafı bunaltırım. Geçen bir arkadaşım dedi frenin yokki. 5 dakka sitem et bırak sen bi saat sitem ediyorsun. Özel bi yazışma ekranı yoktu burdan yazıyorum hakkının helal et. Seni çok sevdim bu huyunuda çok sevdim. Ama işte karşı cins böyle kızlardan biraz korkuyor sanırım.
            Genelde suskun kızlar makbul olurlar dermişimm… (amacım olay çıkarmak değil kimse yanlış anlamasın. Kevserin ifadelerinde gerçekten kendimi gördüğüm için böyle yazıyorum) Mevlaya emanet ol.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Bir bayan evlenme teklif ederse yerin dibine geçmez. Bayanların bu konulardaki içgüdüsünü çok iyi anlıyorum emin olun ama bazı şeyler de hurafelerden geliyor. Size bu konuda bir menkıbe anlatacağım ancak öncesinde bizim örfümüze dışarıdan sokulan bir yanlışı anlatacağım. İşi derinlemesine inceleyenler bu olayı hristiyanlıkta “victorian age” denen döneme bağlamışlar. Detayları bilemiyorum. Ancak en basiti şu yasak meyve muhabbetini bile adamlar saptırmış cinselliğe bağlamışlar. Yıllarca ayıp bir şey gibi görmüşler kendilerini bunaltmışlar. Adamlar afedersiniz hanımını mutlu etmeden kendileri de bir şey anlamadan hızlıca işlemi tamamlayıp çocuk sahibi olacak kadar ilgileniyormuş hanımlarıyla. Maalesef bu konuda bize de bazı şeyler bulaşmış. Cinselliği ve bu konularda görüşmeyi ayıp bir şey gibi gören kızların da erkeklerden hoşlanacak fıtrata sahip olduğunu inkar eden, bu durumu ayıp bir şey gibi gören olayı ifrada götüren bir anlayış yerleşmiş. Bekar erkekler kadınları arzuluyor da bekar kızların da kanı kaynamıyor mu? Meseleler gerçeğin üzerini örterek görmezden gelinerek çözülmez. Evlilik konularıyla ilgili Allah’ın hükümleri bellidir. Bunlara ifrat ve tefritle ekleme çıkarma yapmak kimsenin haddine olmamalı.

            Gelelim olaya.

            Günlerden birgün bir hanım sahabi peygamber efendimize gelmiş ve kendisini hanımı olarak nikahlamasını istemiş. Peygamber efendimiz de bu isteği cevapsız bırakmış. Hanımı kırmadan olumsuz tavır takınmış. Sonra bu olayı sahabi erkeklerden biri kızına anlatmış. Kızı da bir refleksle ne kadar ayıp olur mu öyle ahlaksız şey demiş. Bunun üzerine sahabi kızına dönüp o senden daha ahlaklı bir hanımdı demiş.

            Ben size adamın yakasına yapışıp evlen benimle deyin demiyorum. Kız tarafı da aracı yollar, örnekleri var etrafımda. Ancak tutup da bizim kızımız sizi beğenmiş denmez. Annenin üstüne atılır. Kızın annesi beğenmiş denir. Bir şekilde buluşma sağlanır. Tabi bunların olması için bu işlerden anlayan ve aracılığın ne kadar sevap olduğunu bilen insanlar gerekli…

            Selametle…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Hanne hanım ben kimseyle atışmıyorum. Niye öyle anladınız ki :)

            Kevser Hanım’ın o kadar sinirlenmesinin sebebi de benim gibilere gıcık olması muhtemelen. Siz demişsiniz ya suskun kızlar makbul diye(şaka :) ) Böyle kızlar benim gibi erkeklere gıcık olurlar. Çünkü onlara göre biz sünepe, hayatta hiçbir şeyden anlamayan, estetik namına bir şeydem haberi olmayan, fayda odaklı, ders çalışmaktan başka bir şey düşünmeyen erkekleriz. Ancak kız psikolojisi. Bir kız karşısındaki erkeğe diş geçirme fırsatı bulursa affetmez, tepesine çıkar. Nettir bu. Ben de alışkınım ya zaten…

            Benim de anlamadığım bu. Hiçbir bağımız yokken bu kadar saracak cesareti nereden buluyor, yamam hepimiz iyiliğimizi istiyor hayır dua ediyoruz ama birbirimize yabancıyız sonuçta. Buradaki samimiyet insanlara birbirini eleştirme hakkını verir ama atar yapma hakkı vermez. Ufaklık bana atar yapabilir ama bir yabancı kız yapmamalıdır, mesafesizliktir bu…

          • kevser diyor ki:

            Olayı çok değişik yerlere çekiyorsunuz.yahu!ben kime gıcık olmuşum?kime gıcık kapmisim anlamadım.valla buraya yazıyorum kitap okuyan adam bulursam evlenecem.yeminle .hiç ders çalışan erkek görmedim valla.siz;kızların size gıcık olmasına alışmışsınız beni de öyle sanıyorsunuz heralde.kızlar bu konuları arzulayabilir bunda ne var kendileri de usulünce aracı yollar diyorsunuz ama yakışıklı birine kanımızın kaynamasına uyuz oluyorsunuz .bu çelişki ne.mesafesyi korumak gerek bence de.
            Doğru söylediniz.
            Valla isteyen teklif etsin ama ben kendime bile itiraf etmekte zorlanirim.fitratim bu.

          • kevser diyor ki:

            Yani ders çalışan kitap okuyan bulursam evlenecem dedim.

          • kevser diyor ki:

            HANNE hanım yazdiklarinz için çok teşekkür ederim.☺

          • MİHRİMAH diyor ki:

            kevser hanım ,yanlış anlamayın ama kesinlikle herşeyin vakti zamanı var olduğuna inanıyorum sizin nasibinizde ki kişi de en hayırlı zamanda gelecektir ,ben de zamanın da istemediğim kişilerin şuan görüyorum ve iyi ki olmamış diyorum ve bi şekilde görüp duyuyorsunuz kötü hallerini olmuyorsa ,Rabbim bekletiyorsa muhakkak bir bildiği var ,bize düşen hayırlısını dilemek ve hayırlı kısmetleri değerlendirmek rabbim tez vakitde hayırlı olanı gönlümüze razı eylesin ,dua ile Allaha emanet olun.

          • kevser diyor ki:

            MİHRİMAH hanım aynen bende öyle düşünüyorum.ve buna canu gönülden inanıyorum Elhamdülillah.bazen moralim bozuluyor olsa da sonra kendimi motive edebiliyorum

        • Gelincik diyor ki:

          Ne bilmek istersiniz Fatih Bey sorun cevaplayayım 😊😊 Kevsercim kendine dikkat et bu durumu bu kadar kafaya takma valla evlilik çok zor bekarken bir derdin varsa evliyken bin derdin var bende bekarım evlileri gördükçe ne kadar zormuş diyorum gün doğmadan neler doğar sana dua edeceğim Rabbim gönlüne göre versin sağlık daha önemli sağlığına dikkat et 💜💜💕💖💖

          • Gelincik diyor ki:

            Kötü kızlardan kasıt ahlaksız terbiyesiz saygısız olanlardır diye düşünüyorum

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Canınızın sağlığı Gelincik Hanım.
            Sağlığınız sıhhatiniz yerinde olsun inşAllah :)

          • Gelincik diyor ki:

            Teşekkür ederim Fatih Bey sizin de herşeyiniz yerinde olsun 😊😊

          • Sennur diyor ki:

            Kevser hanim , Fatih bey sakin olun bir . Rabbim ikinizin de gönlüne göre versin , dış güzellik gelip geçiyor da önemli olan İç güzellik. (Erkeğin merhameti , sahiplenmesi; kadının letafeti , muhabbeti )ikisinin birleşimi, aile ortamı , Biz diyebilmek . Yakışıklı adamlar kendini çok beğeniyor ve dolayısıyla kaprisli oluyor (malum devir degistiginden kızlar tarafından ilgi oluyor ya da hem cinsleri , oğlum sendeki şu yakışıklılik ben de olsa muhabbeti ) çok güzel bayanlar için de aynı durum söz konusu. (Olur da iki taraf diş görünüs iyi olursa farkli konularda Gurur yapilabiliyor) benim şahsi görüşüm , kadın daha güzel olmalı Erkek ten. Hatta saçı olmayan erkekler hanımları ile çok iyi ilgilenmekteler . Çok uzattım kusura bakmayın , her ne kadar dış görünüş cezbetse de içiniz ısınmadan evlilik kararı almayın .Aklınıza bir Acaba gecinebilir miyiz sorusu bile gelse , düşünün arkadaşlar. ( Bir arkadaşım daha bosaniyor, erken evlenen yol alır denirdi eskiden şimdi erken bosanir a döndü resmen .)Rabbim gerçekten iki cihan saadeti yaşayacağınız dünya ve ahiretinizi güzelestiren helâl dairesine sizleri kavuştursun.sizden ricam , bizlere de dua edin , hayatımızın geri kalanını Rıza istikametinde yaşayalım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sennur Hanım.

            Ben çok sakinim :) Allah razı olsun dualarınız için, amin. Elbette sizlere de dua ediyoruz. Benim bu konuların üzerinde bu kadar durmamın sebebi anne-babamın evliliği. O kadar sorunluydu ki. Ancak Allah razı olsun ikisi de yuvanın kutsallığına inandıkları için epey direndiler. Hep çocuklarımız için deyip durdular. Yoksa bir yaşa kadar kavgasız geçen günleri yoktu. Hergün kavga eder mi iki insan :) Allah’a şükür bir kaç seneden beri araları iyi, duruldular. Bu durum bana neyi aşıladı. İlk aşıladığı evlenirken çok dikkatli olacaksın özelliklere kadınlara karşı. İkincisi de ne pahasına olursa olsun yuvayı ayakta tutacaksın, şeytanları sevindirmeyeceksin…

          • kevser diyor ki:

            Fatih bey yazı dilinde ifadeler tam çıkmıyor.aslında o kadar sinirli yazmıyorum bunları.sizinle veya başka biriyle de derdim yok.hakkınızı helal edin.konunun daha fazla uzamamasi adına kimseye kızgın sinirli değilim.sadece tam olarak ifade edilmiyor herşey.tekrar hakkınızı helal edin

          • .../nisa diyor ki:

            Kevser hanım,

            Helal olsun ne demek insanın sıkıntısını kimseyle paylaşamasa yada paylaşacak durumda olmasa bile yazıya dökmesi çok önemli en azından ağırlığı hafifler. Bazen genel yargılarla yorum yazsak da yaşadıklarını en iyi insan kendisi biliyor. Her birimizin imtihanları karşılaştığı durumlar çevreleri beklentileri farklı. Allah yardımcımız olsun. Cam kırıklarına dikkat edelim bazen biz yaralıyken başkasını da yaralayabiliriz.

        • HANNE diyor ki:

          Fatih kardeşim sana özel cevapla butonunu ancak bulabildim. Yanlış anlamayın atışma derken hani şu gazel mani türü gibi olanından kastettim. taş atmak değil :) burda bir aile gibi olunmuş. ruhlar ailesi diyelim. o yüzden burda hafif türlü şeyler olacaktır. Bazılarının kalemi ve dili ağır olduğu zamanları hissettiğimde söylemek istediğim çok şey olsa bile artık susma kararı aldım. Mazallah sonra olay bizim dini bilgimizin azlığından kendimizi bilmezliğe kadar gidiyor. Sende kusura bakmayasın. taşlamanız hoşuma gittiği için yazdım. Ayrıca bilmem ben sanmadım diğer arkadaşlarda sizin o tip bi insan olduğunu sanmıyordur sanırım. Kevser kardeşimiz kendi fikrini beyan etmiş. Bende sana katılıyorum bi bayan beğendiğini belli edebilirki bunda en büyük örnek hz. haticedir. Bu bir ruhsattır isteyen kullanır istemeyen kullanmaz. Ama gerçekten karşı taraf iyiyse bunu değelendirmek lazım derim. Şimdi bunu kız babaları bile yapıyor çünkü.Tercih meselesi. Hiçbirimiz sütten çıkmış ak kaşık değiliz. hepimizin hataları vardır. Önemli olan haddi aşıp kalp kırmamaktır sanırım. Ben iyi biri değilimki evlenmedim lafından yola çıkmıyorum…(ben çok geç evlendim çokmu kötü biriyim hayırrr.. melekmiyim onada hayırr… çevremdeki bir sürü insan benim gerçekten iyi bir evliliğimi hakettiğimi söylediği için bunu diyorum ama olmayınca olmuyor.) imtihanlar farklı farklıdır. iyiler hemen evlenir diye bi kural varda benmi duymadım.. kendine haksızlık etme. kiminin bekarlığı imtihandır kiminin evliliği kimininde boşanmışlığı. önemli olan isyana düşmeden sabırla yoluna devam etmektir. Selam ve dua ile..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Hanne Hanım.

            Kusura bakmadım dersem yalan söylemiş olurum :) Çünkü sizi anladığım halde tarafınızdan yeterince anlaşılamadığımı görüyorum, sebeplerini de yazdım. Haddini bilmemek, arsızlık ve edepsizlik başka mertlik, dürüstlük, dobralık başka şeydir…

            Nasıl bir tip olduğuma gelecek olursak, bu biraz da karşınızdakinin sizi nasıl gördüğüyle alakalıdır. Çok çok evvelki yorumlarımda vardı, kızın biri aşırı mantıkçı bulurken diğeri aşırı duygusal bulmuştu. Ancak karşılarında aynı insan vardı ikisinin de, birine farklı diğerine farklı davranmadım. Mesela kız meselesi açılınca yüzüm kızarır, buna edep, ar gözüyle bakan da var, sosyal ankesiyete bozukluğu olarak bakan da. Burada hayat görüşleri ve yetişme tarzı da önemli. Yorumlarımdan takip ettiniz mi bilmiyorum, önceden yazdım. Allah’a şükür iyi kötü bir aracım var, kız aile arabası diye eleştirdi, daha spor araba bmw niye tercih etmiyorsun dedi(sanki biz para basıyoruz baban zenginse söyle sana alsın, biz de faydalanalım dimi :) )

            Kibir olarak anlaşılacak diye ödümün patladığı bir şeyi yazayım, önceki yorumlara yazmamıştım özellikle, kız tarafı da talep yollar. Ben öğrenciyken komşumuz var bir teyze, torunu var benle yaşıt, epeyde güzel, anne baba ayrı, baba hapisteydi galiba, kızımızı verelim diye gelmişler, kız güzel, başına iş geliri bir sahibi olsun diye. Mesela bir tanıdık vardı, kızlarına görücü gelecek olmuş, aileme haber yollamışlar haberiniz olsun görücü geliyor siz istiyorsanız size verelim demişler. Benzer şekilde bir kız daha vardı, ailem görücü gitmedi diye küstüler, aile küsüyor kızlarını almadık diye :) Hiçbiri uygun kişiler olmadığından ailem uygun dille geri çevirmiş, doğru olanı yapmışlar, çok sonradan haberim oldu bunlardan.

            Benim etrafımda da iyi kötü bir trafik olmuş zamanında :) Ancak kısmet, doğru kişiyle karşılaşamadım henüz. Şu var, benim müspet arkadaşlarımın beğendiği huylarımı zıpır arkadaşlar beğenmiyor. Zıpır arkadaşların beğendiklerini de müspet arkadaşlar dikkatli ol diye uyarıyor…

          • HANNE diyor ki:

            Fatih kardeş okuyup zahmet edip cevap yazmışsın ellerine kalemine sağlık. Yaşını bilmiyorum ama sanırım sende burdaki diğer kardeşler gibi henüz 3 lü rakamlara gelmemişsindir. (genel yaş durumundan yola çıkıyorum.) Evlilik olayının bu kadar gecikmesinin mutlaka bir hikmeti vardır. Kimi kader kimi seçim desede sonuçta ömürler yazılı. kendi evlilik zamanı değilse bile doğacak çocuklarımızın anne babası belli olduğuna göre bi şekilde zamanı gelmemiş demektir. Ki bende çok geç evlendiğim halde evlilik fikrine nedense uzun yıllar sıcak bakmamıştım. Ve burdaki gençlerin yaşım geçiyor dediği tarihlerde ben sanırım ancak bi görüşsemmi demeye başlamışım :) rabbim hepinizi hayırlı insanlarla karşılaştırsın. Tabikide haklısın herkesin bakış açısı vardır. ama herkesin bakış açısı ve zevki aynı olsa bu dünyanın ne rengi ahengi kalırdıki. ortak noktaları bulmak içinde biraz çaba ve empati gerekiyor sanırım. Selam ve dua ile.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Hanne Hanım.

            Siz de sağolun :)

            Eylül’de otuzu deviriyorum Allah ömür verirse. Otuz beşten sonra yolun yarısı da bitiyor zaten. Kısmetten öteye köy yok denir…

            Selametle…

          • Süleyman diyor ki:

            Hane hanımın yorumundan sonra nedense şu soru aklıma takılıyor?

            Acaba erken evlenmek isteyenlerin nefsi karşı cinse karşı kuvvetli mi yoksa erken evlenmek isteyenlerin nefsi herkes gibi ama dini hassasiyetleri olduğu için küçük haramları büyük mü görüyorlar. Bu sebepten mi hemen evlenmek istiyorlar. Bu konu aklıma çok takılıyor.

            Yani çünkü 25 yaşına kadar Müslüman bir bireyin evlenmeyi düşünmemesi hem erkek için olsun hem kadın için olsun bana çok garip geliyor. Ya da o Zaman benim nefsimde bir sıkıntı var.

            Bu konu Hakkı’nda site sakinleri ne düşünüyor merak ediyorum?

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman kardeş.

            İnsan nasibinde ne varsa onu yer içer :) Ötesi olmaz. Adam az yemekle doyuyordur ancak ziyafet sofrası nasip olmuştur. Ya da adama kısmet olmaz, yanından dönerler, iskenderler geçer k.sunal’ın filminde olduğu gibi en fazla cama kuru ekmek banıp yersin :)

          • HANNE diyor ki:

            Süleyman kardeşim… ben kendi durumuma göre yorum yapayım. Ama yanlış anlamada burdaki bi bayan kalkıpta afedersin ben nefsim yüzümden günaha düşmemek için çok zayıfım falan dermi bilemem. Çünkü burda herkes arkadaş gibi olsun hakkında yanlış düşünülmesini istemezde.. benim yaşım almış başını gitmiş sizlere göre. Açıkcası ben nefsimi düşünerek evlilik olayını hiç düşünmedim. Evlilik olgusunda kadın için önemli olan sanırım sevgi saygı bir yuva ve aile olgusudur. Benim diyebileceği bir evi ailesi olsundur. Cinsellik arka planda kalır. Nasıl diyim karnın açken yemek yersin ama yanına tatlıda gelir durumu sanırım cinsellik kadın için. He evliliğimin bitmesinde cinselliği asla sorun olarak görmedim ve eminim karşı tarafta bunu Allah katında beni suçlayacak bir hareketimi görmemiştir. Erkeklerin evlilik niyetindede herkeste cinselliğin önde olduğunu sanmıyorum. Burdada okuduğum gibi sıcak bi yuvam yemek kokusu çocuk sesi vs.. Bu soruyu sorman büyük cesaret bence yanlış anlama kınama anlamında söylemiyorum iyikide sormuşsun. Bu yazdıklarım benim şahsi düşüncem belki farklı düşünen bireylerin yorumlarınıda okuyunca demekki bende bi gariplik varmış diyebilirim. Ayrıca kadın cinselliği evlendikten sonra yaşayarak öğreniyor bu bir gerçek. Ama bunu erkek gibi bir ihtiyaç gören kadınların sayısı azdır( ihtiyaç kavramını yemek içmek gibi kullandım. erkekler için cinsellik böyle bir durumken kadın için duygusal anlardan veya istekten dolayıdır zannımca.) Ayrıca boşandığım halde sırf nefsi durumumumdan dolayı ikinci bi evliliğide düşünmüyorum. bana ve çocuğuma kol kanat gerecek sıcak bir saygın yuvam olursa olur derdindeyim yoksa çocuğumu hakkıyla yetiştireyim derdindeyim. Ama nefsine yenilmemek için ikinci bir evliliği düşünen kişilerde varsa saygı duyarım. Bu sanırım tamamen insanın hormon dengesiyle veya cinselliğe bakış açısıyla diyebilirim kendi fikrimce. uzun ve karışık olduysa kusra bakmayın. Fikir beyan ettim amacım tartışmak veya sorun çıkarmak değil. Artık buraya yorum yazarken çekinir oldum nedense..selam ve dua ile.

          • HANNE diyor ki:

            Ayrıca şu durumda var. Kız kardeşlerim yanlış anlamasınlar bikaç yerdede yazdım yaşlarını sorun etmesinler. Helal rızıkları onları gelip bulur eminim birgün. Hepside geride kalır bu kaygılarının. Ama bende onlar gibi düşündüğüm zamanlar oldu. Ve bu düşünceye talibim olmaması değil hepimizin sanırım benzer durumu bi sürü talip içinde düzgün bir adayın olmamasıydı.(bu konu ayrı ve uzun). ama çok daralıp bunaldığım zamanlarda şunu düşünmeye çalışmışımdır. Allah bana hakkımda hayırlı olanı nasip edecektir. Ayrıca Allahü teala bizden kulluk istemektedir. Evlilik farziyeti değil. Hiç bir ayette evlenin diye bir hüküm yoktur. Namaz oruç zekat gibi emirlerin içinde evlenin diye bi farziyet yokturki.40 yaşında evlenen alimlerde vardır. Bekar yaşayan islam mücahidleride. Benim sorumluluğum dini vazifemi yapmaktır. Evlilik benim seçimimse eğer sırf elvenmek için namaz kılmayan helal harama dikkat etmeyen birini seçmediğim için Allah katında hesaba çekilmeyeceğim. Eğer kaderimse zaten ipler ve hükümler onun elindedir böyle düşünerek kadere isyanmı ediyorum. diyerek kendime ikili telkin verirdim. Ama bir yazı varya okumaktan evlenemedim diye. Bende biraz okul biraz babasız büyümenin verdiği ev geçim derdi gibi sebepler evlilik düşüncemi geciktirmiş olabilir.

          • Süleyman diyor ki:

            Hanne Hanım ve Sadece Fatih bey

            Tabi ki insanın kaderinde ne varsa o gelir başına ancak ben şahsen müslümanların bazen kaderciliğe fazla kaçtığını görüyorum. İşimiz, arabamız, evimiz bunlarda hep kader ve nasip. Ancak ben müslümanların ev alamayınca, iş bulamayınca o da nasip olur dediğini görmüyorum. Ya da bir kenarda oturup nasipse evim olur, nasipse arabam olur dediğini görmedim. Onlar için gözü kara bir şekilde kişiler çalışıyor.

            Ben evliliğin öbür her şey gibi kaderde ve nasipte olduğunu biliyorum. Ancak bunun için uğraşılması taraftarıyım. Birileri yokken kendini terbiye edecek şekilde. Birileri varken de dini kriterlere göre düşünecek şekilde emek harcanması taraftarıyım. Yani bir hanım çok açık giyindiği halde bana dindari bir insan talip gelsin demesi garip kaçtığı gibi, kahvelerde tozan gezen, sigara ve nargile içen birinin benim eşim çok takvalı olsun demesi kişinin isteklerindeki garip bir çelişki gibi geliyor.

            Hanne hanım öbür konuya gelirsek, nefis diyince sadece cinselliği kastetmedim. sevgide nefsidir. yuva da nefsi dir. çoluk çocukta nefsidir. İnsanlar bunlarla beraber de kendini kaybetme potansiyeline sahiptir.. Zira Allah (cc.) sizi çocuklarınız ve eşlerinizle imtihan ederim diye buyuruyor mealen. Mesela ailesinden gerekli sevgi görmediği için kocaya kaçmak isteyen çok genç kız var. Cinsellikten dolayı değil sevgi göreceğine inandığı için kaçıyor. Bunun gibi örnekler çok fazla. Bu da nefsi bir hareket mesela.

            Bir hanım sadece cinsellikten değil, sevmek sevilme isteği aşırı geldiği içinde evlenmek isteyebilir. Çocuk sevgisi aşırı gelebilir. Çocuk sahibi olmak istediğinden evlenebilir.

            Ben önceden hani bu isteğin kişiden kişiye değiştiğinin bu sebeple insanların evlenmekten sakındığını düşünüyordum. Ancak şu an 30 yaşında evlenen kişiler etrafımda çoğaldı. Bu kişilerin babaları erken evlenmiş insanlar. O zaman bu insanların nefsi sebebli bir mesele değil. Onların kişisel bazı haramları farklı görmeleriyle alakalı bir mesele. Birde yani bu kadar fazla kişinin nefsi az dürtüyor diye de düşünülemez. Yani hadi bir iki kişinin nefsi kuvvetli olmasın bu kadar fazla yaygınlaşması nefisle değil bireyle alakalı diye düşünüyorum.

            Gene de nefsi ile alakalı olabilir mi acaba diye de düşünüyorum. Dini kitaplar öyle diyor. Yani bireyden bireye değişebilir diye fakat bu kadar uyarıcının bulunduğu bir ortamda evliliğin bu kadar geciktirilmesinin ne kadarı bireysel tercihle alakalı ne kadarı nefsiyle alakalı bunu tam hesaplayamıyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman kardeş.

            Ben mezun olur olmaz 22 yaşında bile evliliğe sıcak bakan bir insandım. Olmayınca olmuyor. Neden evlenemediğimi de yazdım. Günümüz kızlarına evet dedirtmek için artist duruşuna sahip olmak gerekiyor :) O da bende yok…

            Olayın kader, kısmet ve çaba kısmına gelirsek pekala siz de belirli bir çabayla evlenebilirsiniz. Mesela müspet bir arkadaşım şunu dedi. Madem evlilik niyetin var, ortadoğudaki savaştan kaçan hanım misafirlerimiz var, dinine inancına dikkat eden birisiyle evlenebilirsin diye öneri sundu hatta sevaba da girersin dedi. Buna kulp takabileceğimiz bir şey var mı? Güzeller de ayrıca. Siz de bu yolu deneyebilirsiniz…

          • HANNE diyor ki:

            Süleyman kardeşim lafı uzatmayım diyorum.. o konuyu bende çok çözemedim. Neden evliliği geç düşündüm neden çevrem böyle geç hala bekar dolu. bu kaderin kulli kısmımı cüzi kısmımı. yoksa bu kaderin kulli ve cüziliği bireye görede değişiyormu bilemem. Ama akıl vermek gibi olmasın Sadece fatih kardeşimede bişey diyim arada. Fatih kardeşim belkiiii senin evlenememende senin etkilerin de fazladır yanlış anlama bu çok dikkatimi çekti yakışıklı dış görünüşüne önem veriyorlar falan diyosun. (ama bence sen eli yüzü düzgün efendi birisin sen alçakgönüllülük yapıyorsun) Demekki bütün böyle düşünen kızlar sana gelmiş. Birde yanlış anlama ama o zaman sen çıtanı düşür. Memleketin nereyse anneni ablanı yolla bi kız bulsunlar. Sende git görüş ordada aile terbiyesi almış kızlar vardır. Eminim onlarda çok fazla tipe görüşüne bakmazlar. Ama bazı erkeklerdede bu var. anamın köyden beğendiği kızmııı ıyyy… diyorsan işte o zaman bence sende biraz düşün. sakın yanlış anlaşılma olmasın ben çıtamı düşürmediğim için geç evlendim. İlla namaz kılsın dinini yasasın helal kazandığı bir işi olsun dedim. ben üniversite mezunuyum asla karşımda bu şartı aramadım iki çift laf konuşalım anlattığımı anlasın kendini ifade etsin, ayakları üzerinde durabilsin sırtını ailesine yaslamasın gibi bilenen basit şeylerdi aslında. Hatta benim çok fazla özel yazmak istemiyorum ama bu konu geldiği için yazdım. hep arap kökenli arap kültürlü biri olsun demiştim. savaştan gelen ve ailesinin öldü söylendiği biriyle görüştüm. O mantık bendede vardı. ailemde dedi kol kanat gereriz aile oluruz vs. Düzgün bir işi yoktu rızık Allahtan bir süre işe devam eder vatandaş olunca bakarız demiştik. amelelik türü işler bile yaptı bunu sorun etmedim. Harama düşmekten iyidir. Ama bazı konularda kültür ve yetiştirme ortamı o kadar sorun oluyorki. sonunda şiddette olunca boşanmak zorunda kaldım. Ama onların kültürüne göre gayet normalmişmiş bu durum..bir tanıdığımda suriyeli bir bayanla evlendi oda 3 ayda mahkemeye gitti. Osmanlının zamanındaki mantıkla olmuyor malesef şimdi. O yüzden o konuda çok iyi bir kefil veya araştıracak çevreniz yoksa hiç bulaşmayın derim. Nefis konusunu açtığın için teşekkür ederim. ben dar çevrevede yorum yaptığını sanmıştım. Yoksa genç yaşta evlilik tabide daha iyidir. Eşler birbirine karşı daha sabırlı oluyor, karakterler daha esnek oluyor ben değişmem demiyor. çocuklarıyla yaş farkı az oluyor. (geç evlendiğime birtek bu sebepten pişmanım) Ama işte olmayınca olmuyor planlarımızla karşımıza çıkan durumlar çok farklı hayatta Rabbim burdaki gençlerimizi özü sözü doğru güzel ahlaklı insanlarla karşılaştırsın. Hayırlı cumalar ve hayırlı ramazanlar hepinize..

    • Gelincik diyor ki:

      Ay harika Meryem Hanım çok teşekkür ederiz bizimle bu güzel anıyı ve menkıbeyi paylaştığınız için 😙😙💜💕💖🌹🌹

      • Maide diyor ki:

        Evlen(e)meyen tüm site sakinlerine 31 yaşımda evlendim ve inanın senelerce salih bir eşle hayırlı bir evlilik diye dua ettim. Fakat bir gece kendime acıdığım için canı gönülden gözyaşı dökerek Rabbim “helal ile doyur ” diyerek dua ettim ve bir kaç gün içinde yüce Rabbim salih bir eşle hayırlı bir yuva rabbime adadığım üç evlat nasip etti.Rabbim onları salihlerden eylesin. Lütfen umutsuz olmayın gönülden ettiğiniz dualar boşa gitmeyecektir Allaha güvenip ona tevekkül edin.

      • Maide diyor ki:

        Kevser hanım farkettiğim insanlara sevginiz çok az kızgınlığınız fazla gibi muhtemelen dışınızada enerjinizle bunu yansıtıyorsunuzdur. Sizi buna sevkeden çevrenizi değiştirin veya çok az görüşmeyi deneyin. Kötü sözle değişen su kristallerini biliyorsunuzdur.arınmak için Ramazanda itikaf büyük bir fırsat..

        • HANNE diyor ki:

          Arkadaşlar cevapla butonun ancak burda uygun bulup yazıyorum. yada kardeşler demem lazım. Biraz isimleri karıştırabilirm kusura bakmayın yorumlarıda atlayarak okumak zorunda kaldım. İnşallah sizlerde bulup okuyabilirsiniz. burdaki evlenemeyen kız kardeşlerim hiççç üzülmeyin nasip zaman vardır inş. bende bir zamanlar çok takmıştım bu duruma. 30 yaşında bir nişan olayı geçti başımdan bir baktım 35 olmuşum. O kadar çabuk bir sürede evlendimki ne olduğunu anlamadım desem yeridir. Sonra ne olduğunu anlamadan bir çocukla boşandım. bu kısma katılmayın çünkü bu durum çok özel. psikolojik rahatsızlık durumu. Demek istediğim o yaşadığınız duygular o beyaz gelinliği giyince geçmişte kalacak. Sanırım kevser kardeşim benim fiziğimde sizin gibi minyon tipliyim ve sizin gibi uzun boylu bir erkek bende istemezdim en fazlaaa 1,75 olsun derdim. Boy sorununu görüşme safhasında birkere başıma geldi. ben kızı çok beğendim ama annem boyu kısa der istemez demişti karşı taraf ve ikinci evlilik görüşmesiydi. Bu bahaneydi kesin ama eğer bahane değilse dedim bu durumda bile hala annesinin fikriyle boy konusunda yorum yapıyorsa olmasın daha iyi. Ben çok istediğim bir özelliği olan insanla evlendim ama oda imtihanım oldu. onun dışında görüşmelerimde hep bi eksiklik vardı inanın bana. ve çoğu durum namaz kılmadığı halde namaz kılıyor denmesiydi. Yani adam gibi adam çıktıda biz kabul etmedikmi diyorsunuz ya inanın sizi çok iyi anlıyorum. Ama takılmayın burdaki arkadaşlar kendileri güzel ahlaka yakın ya herkeside kendileri gibi mi görüyorlar hüsnü zan ile o yüzden size denk gelmiyormu deselerde takılmayın. Herşeyde gizli bir hayır vardır. Ayrıca kevser kardeşimin hissetiği kötü kızlar bile evleniyor bahsini çok iyi anlıyorum onu zamanında bende hissetmiştim. Tesettürü geçtim. Ailesine karşı saygısız misafir gelse yanına çıkmayan üstelik bi hoşgeldin demekten aciz. gece yarıları sokaklarda gezen. erkeklere karşı kaşı gözü oynayan kızlar bile evleniyor. yada afedersiniz bi kap yemek yapmaktan aciz gezmekten tozmaktan bunlar bile bir yuva kuruyor derdim. (fatih beyin sorusunu bu yönden bende yazıyım diğerleri yazdıysada kusura bakmayın hepsini okuyamadım.) Hatta bu düşünceyi boşandıktan sonrada taşıdım. Dışardan bakınca koca evinde 3 gün kalmaz dediğim insanlar bile yıllardır evliliklerini sürdürüyorlar benmi beceremedim benmi başaramadım dediğim zamanlar oldu. Ama benim çektiklerimi görenler çok bile dayandın biz bukadarınıda yapamazdık kendini sakın suçlama dedikçe rahatlamıştım. Rabbim hepinizi hayırlı ve özü sözü doğru insanlarla karşılaştırsın. Rızkınızı arama konusunda pes etmeyin. Hayr-lara çıkar inşallah. Uzun oldu kusra bakmayın.

  15. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Sayın Site Sakini Erkek Kardeşlerime:

    Şu Vasıfları Barındıran Başı Örtülü Kız Tiplerinden Uzak Durunuz:

    1- Erkeklere karşı yabancılık çekmeyen,yüzü gözü kızarmayan mahcubiyet, çekingenlik duymayan tam aksine çok rahat tavırlarla erkeklerle iletişim kuran başı örtülü kızlardan kaçınız.

    2- Erkeklerle beraber bir ortamda ağız dolusu kahkaha atmaktan çekinmeyen başı örtülü kızlardan uzak durunuz.

    3- Erkeklerin olduğu ortamda bacak bacak üstüne atmaktan çekinmeyen başı örtülü kızdan kaçınız.

    4- Ağzındaki sakızı gözünü sokacak şekilde çiğnemekten imtina etmeyip üstüne birde balon yapıp patlatıyorsa hemencecik kaç ordan :)

    5- Sosyal medyada kendi fotoğraflarını paylaşmaktan çekinmeyen selfıe üstüne selfıe çekip ınstagram, facebook vb. yerlerde paylaşan başı örtülü kızlardan ırak.

    6- Kafelerde kız gruplarıyla hahaha,hihihi bol kahkahalı etrafın dikkatini çekecek tarzda eğleşmeler halinde olan tabi başörtüsünün üzerinde güneş gözlüğü de eksik olmayan başı örtülü kızlardan uzak durun.

    7- Kot pantolon giyip üzerine de birazcık uzun tişört tarzı giyip bacak fiziki şekli tamamıyla ortada olup resmen giyinik çıplak tarzda olan başı örtülü kızlardan aman aman kaçınız. (Bu tarz giyim çeşitleri çok etrafta o yüzden daha fazla örnekleyip uzatmak istemedim.)

    8- Yürürken erkek gibi yüreyen veya kırıtarak yürüyen başı örtülü kızlardan son sürat kaçınız.

    9- Whatsap profili dahil facebook, twitter ve ınstagram profiline fotosunu bırakan başı örtülü kızlardan uzak durmalı.

    10- Dik başlı, feminist zihniyetli, kocaya itaat kelimesinden rahatsız olan başı örtülü kızlardan “tehlikeli madde var” yazısını görür gibi kaç. :)

    11- Hele ki sigara! sigara içen başı örtülü kızdan kaç. Çünkü ha sigara içenle evlendin ha kül tabağıyla evlendin fazla bir farkı yok bence. Aynı yastığa nasıl baş koyacaksın. Muhtemelen hep sırtı dönük uyuyacaksın çünkü sigara kokan bir nefesle yüz yüze uyulmaz.

    Bu maddeleri Hemcinslerimiz uzatabilirler… :)

    Not: Niye “başı örtülü” dedim de “Başörtülü” yada “Tesettürlü” demedim. Onuda siz çözünüz. Nede olsa “arife tarif gerekmez” değil mi?

    Vesselam…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      AZMO kardeş ben de bir madde ekleyeyim.

      12-Flört gibi bir halt yemesine ve bunu doğal görmesine, dışarıda erkek “kanka” sahibi olmasına rağmen iyi aile kızı taklidi yapanlardan da, gönlü olmadığı halde elinden kaçırmamak için gönlü varmış gibi davrananlardan ve soğukluğunu da naza bağlayanlardan da uzak durun.

    • Meryem diyor ki:

      AZMO Kardeş
      Yazı gerçekten mükemmel olmuş.Her yer sizin gözlemlediğiniz özelliklete BAY-AN ‘larla dolu. Baş örtü almış başını gidiyor ve moda denilen kıskaçta baş örtü tarumar edilmiş durumda. Kafada başörtü altta daracık kot pantolon, tunik bile giyilmemiş. Eskilerin tabiri ile ”altı ŞİŞ, üstü ŞİŞHANE ”

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Meryem Hanım.

        Benim çalıştığım kurumda da her ayardan insan var. Ancak namaz kılan bazı bayanlar öyle şeyler giyiyor ki gözüm kayarsa iki kat günaha girermişim gibi hissediyorum. Hadi bazı insanları anlıyorum kafalar farklı da ya bu arkadaşlar. Kınamak için yazmıyorum, yarın bir gün kızım olur başıma gelir Allah korusun. Fakat bazılarıyla beraber çalışıyoruz. Bir kısmı evli. Bacı gardaş edebiyatı yapamam ama ibadetlerine dikkat ediyorlar diye ekstra bir sahiplenme, pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Bazı arkadaşlar da biraz saf, kadın erkek ayrımının pek farkında değil, ödümüz patlıyor gözümüz değecek diye…

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Meryem kardeşim rica ederim. Kendimce gurur olmasın ama iyi gözlem yaptığıma inanıyorum. Özellikle çalışma hayatındaki kadınların hal ve hareketleri ünv. iken ordaki kızların hal ve hareketlerini gözlemlemiştim bazen halen de gözlemliyorum. Eksik-gedik varsa siz tamamlayınız lütfen :)

        Eskilerin tabiri ile ”altı ŞİŞ, üstü ŞİŞHANE ” demişsiniz bu tabirler çok fazla mesela:

        – Üstü Cami, altı kilise
        – Üstü Mekke, altı Paris

        dahada var aklıma bunlar geldi şimdilik. :)

        Rabbim bu tip kızlardan bizleri “ırak” eylesin inşaallah…

        Vesselam…

    • Yahya diyor ki:

      Sn. Azmo
      Müsaadenizle;

      – saçlarını deve hörgücü gibi topuz yapan
      – uzun ince topuklu, yürürken de ses çıkaran
      – “eau de” neydi :) parfümü kendisinden önce gelen
      – alaimi semadan daha fazla renkli giyinen
      – bilumum makyaj boyası yüzünde olan
      – marka çantasını V şeklindeki kolunda taşıyan
      – takıları ben burdayım diyen
      – mukaddes topraklardan yemek manzaralı resimler paylaşan
      – ben sosyal medyada aktif olanlardan da uzak durmayı da tavsiye ediyorum. Belki hobi olarak, okul olarak face vb. sitelerde faal olabilirler ancak yediği yemeği, içtiği kahveyi paylaşmak nedir?
      (şimdilik aklıma gelenler)

      Biz bunlara postmodern türbanlı bayanlar diyoruz.

      Tamamda geriye ne kaldı???

      • Meryem diyor ki:

        Yeminlen buradaki yorumcular günümüzde bulunamayan hint kumaşı. Biz gerçekten istisnayız diyorum da inanmıyorsunuz :)
        Evlilik niyeti ile görüştüğüm birisi bana olumsuz dönmüştü. Sebebi de şuydu :
        Sade giyinmem, kıyafetim ile ”ben buradayım ” havası estirmediği ve ayrıca dışarıdan bakanların benim mesleğimi anlayacak kadar havalı olmamı bekliyormuş. Yani eğer iyi bir kariyerim varsa bunu giyimimle, makyajımla belli edecekmişim.

        • ismi gereksiz adam diyor ki:

          o lafı diyenin ağzının ortasına bi geçireceksin.. tövbe estağfurullah, bir erkek nasıl başkalarının karısını beğenmesinden zevk alır? erkeklik kaldıysa tabi..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            İGA kardeş, ben de aynı yorumu yazdıydım da sildim sonra, ağzına sağlık, ben biraz daha dolaylı yoldan anlatmaya çalışmıştım.

          • Gelincik diyor ki:

            O da bir şey mi Sayın İGA ne erkekler (!) var afedersiniz abi yenge erik gibi MaşalAllah diyor arkadaşı koca olacak müsvedde eyvAllah diyor …

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Meryem Hanım.

          Yorumunuzu görünce tepem attı, bu insanlar neyin kafasını yaşıyor, annesi ya da varsa kız kardeşini de bu şekilde giydirsin bu şahsiyetler. Karısının güzelliğini yüzüne övünce ses çıkarmayan batılılar gibi olacağız ya hadi hayırlısı.

          Erkeklik içgüdüsü denen bir şey vardır, insan kıskanır, hem de elinde olmadan. Hatta bir erkeğin yanında bir hanım varsa ve karşıdan erkek geliyorsa, gelen kişi kızı kesmeye çalışmadan önce erkekle bir göz göze gelir, hanımın yanındaki erkek sıkıysa bak bakışı atar karşıdan gelen adam yanınızdaki kıza bakamaz, bu aynı hayvanlardaki göz teması gibi bir iletişimdir… Tabi yerine göre bakış yetmez başka tepkiler de verilir. Abinize sorun :)

          Benim bildiğim kadın kocasının ön planda olmasını ister erkek karısının değil. Yahu nasıl bir ortam oluşmuş ki kadından ev geçindirmesini bekliyoruz, erkek de eşinin ön planda olmasını bekliyor…

          Tüm yorumcular af buyursun geçenlerde bir arkadaş sosyal medya sitesinde bir grup bulmuş, erkekler eşlerine erkek ısmarlıyormuş, hatta kadınla erkek rol değiştiriyormuş daha fazlasını yazamıyorum. Demek ki yadırgamamak gerekiyor… Hoş, düğünlerde bile gelinle evlenen damat mı yoksa misafirler mi belli değil…

        • Yahya diyor ki:

          Nadide ve nezih insanlarsınız.
          Kıymet bilmek lazım.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          Meryem kardeşim size de hep fıtratı bozulmuş erkekler talip oluyor heralde :)

          Geçenlerde de yine yazmıştınız bir maceranızı ama o erkek dobra çıkmıştı en azından dürüstçe sizinle ne yapmak istediğini size açıkça söylemişti. Ya size gerçek niyetini belli etmeyip islami edebiyatlar yaparak sizi harama düşürmeye çalışsaydı ne olacaktı? yani vardır herşey de bir hayır.

          Bu tarz erkeklerle karşılaşmanız sizin imtihanınız anlaşılan sizi az çok biliyoruz yorumlarınızla o yüzden bu tarz erkeklerin sizden yana şansları yok toz olup giderler :)

          Umarım ayağınız kaymaz karşınıza aradığınız tarzda biri çıkar inşallah.

          Vesselam…

      • Feyza diyor ki:

        Gercekten tesetturlu insan sayisi o kadar azaldi ki. Ekseriyetle cemaat muntesibi insanlarda tesettur kavraminin hala yasadigini goruyorum, ama disarda durum icler acisi.
        Ferace kavrami da gittikce dejenere oluyor. Alli pullu, tasli feraceler, incecik icini gosteren feraceler, elbise seklinde elbise deseniz elbise degil pardesu deseniz pardesu degil. Bunlar sanirim bu sene cikti. Elbise seklinde desenli pardesuler. Sanki ev giysisini giyip cikmis edasinda oluyor. Yani hangi kavr halk arasina inerse o kisa zamanda bozuk para gibi harcanip degerini yitiriyor ve lackalasiyor.
        Hatirliyorum bundan bes alti yil once biz talebeyken feraceler cok bol olurdu ve tesetturi her anlamda yasayan insanlarin giydigi ozel giysilerdi. Koyu renk ve bol olurdu kollari ekseri mansetli. Ozel dikim yerleri vardi.
        Ne zaman piyasaya dustu ki, onun da ici bosaldi.
        Sallari hatirliyorum ilk ciktigi zaman cok garipsemistim. Hatta igne bile kullanmiyorlardi boyunlari gozukuyordu. Simdi moda oldu. Heryerdeler.
        Neden boyle oluyor bilmiyorum. Esarp aksesuar olarak bir ateistin boynuna dolansa yadirgariz, fular mi bu deriz. Ama boyunda aksesuar oldugunda kabul etmedigimiz tepki duydugumuz esarp, kadinlarin basinda aksesuar ve hatta tahrik araci olarak kullanilinca yadirgamiyor benimsiyoruz.
        Biz mesela birimizin tulbenti esarbi yere dustugubde sanki kutsal bir sey yere dusmus gibi hurmetle hemen kaldirirdik. Esarp bizim icin sancak gibiydi ve oyle ozen duyardik. Hala duyariz. Yuklenen anlam ne kadar degisti.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Bizim köyde kadınlar oldukça geniş, çarşaf benzeri siyah bir kıyafetin üzerine beyaz başörtüsü, yazma giyerlerdi. Adına saya derler. En temizi :) kahvenin önünden geçmezdi hanımlar. Düğünlerde ayrı oynanır, kına gecesi sadece kadınlar arasında olur, mevlüt-yemek gibi durumlarda önce erkekler yer, onlar kalktıktan sonra kadınlar yerdi. Öyleydi…

        • Yahya diyor ki:

          Biz buna tefessüh diyoruz Feyza hnm.

          Belli ülkelerde bu şuurlu ve sistematik bir şekilde yapılıyor. Ülkemizde ise hem bilinçli yapılıyor hem de maddi faydanın yan etkisi/tesiri olarak karşımıza çıkıyor.
          Ör. Şimdi çok iyi tanınan bir tesettür firması, ünlü manken ve modellerle, dünyanın meşhur podyumlarında gövde gösterisi yapma derdinde… bunu ticari başarı olarak görmekte ve anlatmakta… doğrudur ancak bu pazarladığın tesettür değil mi? Bizim gayemiz neydi? Tesettür neydi?

          Hayırlı Cumalar

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          Feyza kardeşim ilahiyat okurken tesettürle ilgili bölümün gazetesinde bir yazı yazmıştım. :)

          Sizden de bir yazı bekleriz artık. Ama ben açıkçası Sema Hanım dan da Tesettürle ilgili bir yazı bekliyorum. Çünkü birçok konuda yazdı ama hatırladığım kadarıyla Tesettürün Ehemmiyetiyle ilgili bir yazı göremedim.

          Hem siz yazın hem de Sema Hanım yazsın inşaallah. :)

          Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim, ulasmaniz mumkunse o yazinizi bulup burda bizimle paylassaniz ne guzel olur. Biz de altina eklemek istediklerimizi yazar konuyu genisletiriz. Tabi uygun gorurseniz ve mumkun olursa sizin icin.

          • semamarasli diyor ki:

            Sayın Ahir Zamanda Müslüman Olmak
            Bence yazı olarak tesettür konusuna hiç girmeyelim içinden çıkamayız. Mümkün olduğu kadar aile ve eğitim konusundan uzaklaşmazsak iyi olur.

            Tesettürle ilgili yorumları evlilik görüşmesinde dikkat edilecekler olarak geldiğinde tamam bu görüşleri yayınlarız fakat tesettür nasıl olmalıya girersek konu çok dağılır.

            Siz sorduğunuz için kendi görüşümü yorum olarak yazayım sadece. Kadının vücut hatlarını kapatan geniş bir kıyafet bu bir şalvar ve gömlek de olabilir, bir çarşaf da olabilir, bir elbise de olabilir bir çuval da yeşil de olabilir mavi de ya da herhangi bir renk. Bir kare örtüde olabilir bir şal da.

            İslam tüm dünyaya geldi. Tesettür bir şekil üzerinden kısıtlanırsa Karadeniz’de fındık toplayan Adana da pamuk toplayan Afrika’da yaşayan kadınların örtülerini yok saymak gerek zira böyle belli şartlarda kısıtlayan kişiler var.

            Kur’an-ı Kerim deki ölçü başörtünün boynu da örtmesi. Hadisi şerifler de renk ve şekil konusunda şöyle olmalı diye bir şey yok. Peygamber efendimiz baş örtünün deve hörgücü gibi olmaması, şeffaf ve dar olmaması, el, yüz ve ayak dışında bütün vücudu örtmesi dışında başka bir ölçü vermemiş. Bunun dışında kişilerin kendine kalmış, kadın kendini bu ölçüler içinde nasıl daha rahat ve tesettürlü hissediyorsa onu giyebilir. Bir de erkek kıyafetine benzememesini ekleyebiliriz, kadın ve erkeğin birbirine benzememesi emrine uyarak.

            Günümüzde giyilen vücuda oturan kıyafetler; dar bir pardüse ya da vücudu saran bir ferace ya da şeffaf bir gömlek ya da dar pantolonların İslam’ın tesettür ölçülerin uymadığını söylemeye gerek yok.
            İslami ölçülere uymayan giysileri tesettür kıyafeti diye sahneye taşımak yaygınlaşması açısından elbette tehlikeli ve veballi. Eğer bir moda lazımsa bu tesettüre uyan kıyafetler üzerinden yapılmalı diye düşünüyorum.
            Konuyu böylece kapatabilirsek iyi olur. Siz sorduğunuz için cevapladım fakat burada herkes benim tesettür görüşüm şudur derse konuyu toparlayamayabiliriz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sema Hanım.

            Bir de manevi örtü var. Bu saydıklarınızı sağlayan bazı bekar hanımların işyerinde başka hanım yokmuş gibi ısrarla çay ve yemek molalarını bekar erkek arkadaşlarla beraber geçirmesini kafamda bir yere oturtamıyorum. Üzücü olan ise insanların fazla iyi niyetli düşünmesi ve artık bunun normal karşılanması. Herhalde fıtrat gereği hanımlara ilgi duyduğu için onlardan kaçınmaya çalışanlar sapık, diğer erkekler ve kadınlar melek…

            Bir de tesettürle ilgili sıkıntı yaşayan hanımlarla ilgili şu gerçeği paylaşayım. Günümüzde evlilik konusunda aracılık ve görücü usülü görüşme neredeyse tamamen yok olduğundan, erkeklerin kızları sadece dış görünüşleri için seçtiğine inandıklarından ya da inanmak istediklerinden tesettür de erozyona uğruyor. Tesettüre dikkat edersek kısmetimiz kapanır anlayışına sahipler. Bu durumu asla savunacak değilim ancak çözüm bulunması gerektiğini düşünüyorum. Bu açıdan aşağıdaki sözü çok doğru buluyorum, her zaman kendimizi korumaya almalıyız ama yanlışlara da mecbur edilmemeliyiz.

            Haram-helal sınırlarını tanıyanlar kendilerini korumaya alırlar, tanımayanlar kendilerini yanlışlara mecbur sanırlar!

          • Hafız diyor ki:

            Maalesef günümüzde en çok yozlaşan hükümlerden biridir tesettür. Alıştıkça uyuşuyoruz.Eskiden şahit olduğumuzda yadırgadığımız durumlardan şu an en yakınlarımız hemhal olduğunda tepki mekanizmamızı yitiriyoruz.Ayrıca yeni nesilde “böyleside olur,kapatmışız yetmezmi?en azından açıklardan daha iyiyiz “diye vicdanlarını rahatlatma boyutuna da girmişler.O yüzden İslami kurallara göre giyinmeyen her kadın sadece kendi günahını değil,örnek alındığını kabul ederek aynı zamanda gençlerin vebalinide yükleniyor farkında olsun.Kısmende olsa tahrip hareketine müdahil oluyor.Buna seyirci kalanlarada,karısına kızına bu anlamda söz geçiremeyenede Allah hidayet etsin ne diyelim

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Feyza kardeşim tesettürle ilgili yazım.

            Ülkemizde yıllarca problem olmaya yüz tutmuş, Müslüman hanımların başörtüsü sorunu indirgemeci bir mantıkla sadece başörtüsü başörtüsü denilerek tesettür başa hasredilmiştir.

            Bugün gelinen noktada sadece başı örtmek ve bedenin geri kalan kısmını örtmemek şeklinde ortaya çıkan ve problem olan bir durumla karşı karşıyayız. Hakikatte 1400 yıl önceden Hz.Peygamberin (s.a.v) “Giyinik çıplaklar” şeklinde haber verdiği gaybi bir mucize bu asırda gerçekleşmekte ve bu durum beraberinde birçok şayiaya da sebep olmaktadır.

            Yanlış anlama ve uygulama sonucunda bu asrın bir belası haline gelen modernitenin, tesettür anlayışı da haliyle modern olacaktır.Bu bakımdan modernite kendi örtünme biçimini kendi seküler anlayışı ile ortaya koymuş ve dünyevileşmiş müslüman kadın görüntüsünü teşhir eden tesettürün çeşitli türleri zuhur etmiştir.

            Bu arada Müslüman kadın evinin mutfağında türlü türlü yemekler yapmakla meşgul iken birden kendini farklı tesettür modelleriyle bir arada bulmuştur. Müslüman kadın çok direnmeden modern tesettürü benimsemiş ve İslami tesettürü elinin tersiyle itmiştir. Çünkü modern tesettürü tasarlayan beyinler kadının fıtri özelliklerini iyi bildiklerinden kadının ilgisini çekecek kıyafetler üretmiş ve bunu da gerek yazılı-görsel medya ve bilişim teknolojileri vasıtasıyla pazarlayarak maddi ve manevi kazanç elde etmiştir. Zira modern tesettürü pazarlayıp maddi açıdan gelir elde ederken aynı zamanda Müslüman kadınların maneviyatlarını çalarak ta ayrı bir manevi kazanç sağlamıştır.!

            Modern tesettür algısı sonucu ortaya çıkan sözüm ona İslami giyim firmaları da bu piyasada kendilerine düşen rantı fazlasıyla elde etmiştir. Fakat bu dünyanın faniliğini hesaba katıp da ahreti şimdilik düşünememişlerdir.

            Zira bir şeye sebep olan onu yapan gibidir, hadisince bir Müslüman kadının giyinik çıplak bir şekilde giyinmesine zemin hazırlamak, Müslüman hanımı bir nevi örtülü çıplak durumuna getirecek olan elbiseleri biçmek ve dikmek ortaya çıkacak manevi sorumluluğa ortak olmaktır.

            Nasıl ki içkiyi üreten ve pazarlayan tıpkı içkiyi içen gibi günaha sahip ise aynı şekilde bir Müslüman hanımın örtülü çıplak olmasına imkân sağlayan firmalarda aynı günaha sahiptirler ortaktırlar. Bu noktada Müslüman hanımlar da modernizmin elinde oyun hamuru olmamalıdırlar. Manevi altyapıları gereği İslami iradelerini ortaya koymalı, bu tür giyim firmalarından mesafeli olmalı, onların cazibeli elbiseleriyle hemhal olmamaya çalışmalıdırlar. Modernitenin tesettür defilesi ve tesettür fuarı türünden faaliyetlerine gelecek olursak, bu tür organizasyonların tesettürü tamamıyla amacından saptırmak ve gayeyi sadece banknotlarla sınırlandırmaktan ibaret olduğu da izahtan varestedir.

            Zira bu tesettür anlayışına göre her yıl veya her mevsim diğer giyimlerde olduğu gibi tesettürün de modası değişmektedir. Moda değişince değişen modayı takip etmek isteyenler için ve yeni modayı Müslüman kadınlara pazarlamak adına en ses getirecek faaliyet tabi ki defilelerdir. Modernitenin giyim anlayışında defileler önemli bir rol oynamakta tasarımları en iyi pazarlamanın yolu defilelerden geçmektedir.

            Bu nedenle iş tesettür olunca dahi geri adım atmayı düşünmeden kendi piyasa anlayışı gereği olan defilelerini “tesettür defileleri” adı ile başlatıp yeni şayiaya imza atmışlardır. Tasarladıkları güya tesettürleri defilelerle Müslüman hanımların zihinlerine kazımaya onlara siz de hem tesettürlü hem de bu denli alımlı ve güzel olabilirsiniz demeye çalışmışlardır. Ve gelinen noktada maalesef başarılı(!) olmuşlardır.

            Oysa tesettür sözlük anlamı itibariyle gizlemek, saklamak ve örtmek iken defile teşhir etmek, aleni hale getirmek ve giyim gösterisi yapmaktır. Yani asıl itibariyle birbiriyle taban tabana zıt halde bulunan iki kelimeyi yan yana kullanıp ortaya yeni bir kavram çıkarmak ve bunu da Müslüman kamuoyuna benimsetmek de esasında bir şark kurnazlığından başka bir şey değildir. Çünkü aynı zihniyet sanal ortamda önüne İslam kelimesini koyarak İslami Chat, İslami flört ve İslami evlilik adı altında ne ummuşsa, neyi tezgâhlamışsa, bugün kendi modern ve seküler tesettür anlayışını sergileme adına da aynı tezgâhı tesettür defilesi şeklinde piyasaya sürmüştür.

            Bu zihniyetin yapmaya çalıştığı şey İslami kelimesini veyahut İslami kavramları kullanarak kendi kirli emellerini meşrulaştırmak ve bu yollarla Müslüman gençlerin zihinlerini dejenere etmektir. Bu bakımdan her Müslüman’ın bu gerçekleri feraseti gereği fark etmesi gerekmektedir.

            Özellikle Müslüman kadınların bu tür cazibedar modern tesettürün türlerinden uzak durmaları, tesettür defilelerinde arzı endam eden fitne unsurlarından gözlerini kaçırmaları, modern giyim firmalarından mümkün mertebe alışverişte bulunmamaları, kendilerinin de birer fitne unsuru haline gelmemeleri adına elzemdir.

            Zira esasında kadın fitne falan değildir. Kadın kendi kendini fitne haline getirir. Bunu da sağlayan en önemli faktör tesettürsüzlük ya da örtülü çıplaklıktır. İslam’ın öngördüğü tesettür çerçevesi başta Kur’a-ı Kerimdeki ilgili ayetler ve nebevi sünnet olup dar, şeffaf süslü ve kokulu(parfümlü) olmayan erkek kıyafetine benzemeyen, modası ve defilesi olmayan bir tesettürdür.

            Modernite tarafından çizilen tesettür ise çok dar, çok şeffaf, çok süslü, çok kokulu, çok erkeksi ve aynı zamanda modası ve defilesi de eksik olmayan bir tesettürdür. İslami tesettür ile modern tesettür arasında sıkışmış bulunan Müslüman kadının tercihini çok iyi yapması gerekmektedir. Çünkü yapılacak bir tercih hatasının ahirette hüsrana uğratacağı hadisin zahirine göre çok açıktır.

            “Cehennemliklerden kendilerini dünyada henüz görmediğim iki grup vardır: biri sığır kuyrukları gibi kırbaçlarla insanları döven bir topluluk diğeri giyinmiş oldukları halde çıplak görünen ve öteki kadınları kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. işte bu kadınlar cennete giremedikleri gibi şu kadar uzak mesafeden hissedilen kokusunu bile alamazlar”.(Müslim, Cennet 52)

            Ayrıca örtülü çıplaklıktaki bir ince çizgide tesettürü bir nevi alaya almak basite indirgemek ve ona gereken önemi atfetmemektir. Esasında tesettürü layık-ı vechiyle yerine getirmeyen her kadın bilerek ya da bilmeyerek bir bakıma tesettür emriyle istihza etmiş olmakta ve çok hasarlı bir yola girmektedir. Oysa hadisteki tehdit, kadını cennetin kokusundan bile mahrum bırakacak vasıftadır.

            Ala külli hal, Müslüman kadının yapması gereken bu dünyanın geçici kokularına aldanmayıp asli olan yani modern olmayan defilesi ve modası olmayıp amacı sadece rıza-i ilahiyi kazanmak ve onun emri mucibince setretmek olan İslami tesettürüne sadık kalmayı başarıp cennetin kokusundan mahrum olmamaya çalışmaktır.

          • Yahya diyor ki:

            Sn. Azmo,

            Yazınızı bende okudum ve memnun oldum. Paralellikler de hoşuma gitti.
            İstemeden de olsa, bir kaç yazınızı daha okudum :)

            İki noktada katkıda bulunmak isterim, müsaadenizle;
            1. niçin müslümanların (erkek/kadın) tesettürden uzaklaştığını ve bu moda akımına kapıldığının tespitini yapabilirdiniz…
            2. yine benzer şekilde nasıl geriye gönüp, özellikle hanımlarımız nasıl bu moda furyasından kurtulup, özüne – islami testtüre – dönerler…
            “Özellikle Müslüman kadınların…” ile başlayan paragrafta buna değinir gibi yapıyorsunuz ancak detay yok.
            Tabii bunları yazıyorum ancak okuyucu kitlenizde önemli, bu tespit ve tavsiyeleri kaldırabilirler mi…!? bilemiyorum.

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            AZMO kardeş.

            Yazınızı çok beğendim, Allah razı olsun. Allah kılavyede yazarken parmaklarınızı şaşırtmasın :)

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim,
            Cok tesekkur ederim zahmet ettiniz. Gercekten cok guzel bir yazi Maasallah. Allah kaleminize kuvvet versin.
            Yazdiklariniza katilmamak mumkun degil.
            Ilgimi ceken ise bir iki paragraftaki yazdiklarinizla burada gecen gun yazdigim bir yorumun arzettigi paralelellik. Bu kadar olur dedirtti bana :)
            Renk konusunda da yazdiklariniza katiliyorum. (Koyu renkler)
            Aslinda Ademler kismina arada yazsaniz ne guzel olur muhtelif konularda, egitiminiz de bu yonde.
            Fatih bey siz de yazmistiniz. Cok da ses getirmisti yaziniz. Yine yazin. Sitedeki yorumcular icin bu kose guzel bir alan, degerlendirilrse siteye de katkisi olur.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Geçenlerde yazacaktım da üşendim. Başlığı da “Günümüzün gizli tehlikesi Narsizm(özseverlik)” olacaktı. Aramızda psikiyatristler varken bana düşmez dedim. Diğer husus da flörtün zararları, bilimsel olarak işleyeceğim inşAllah. Geçen sene bir iki yazı daha vardı gönderdiğim, bahsettiğiniz yazıya gelen kişisel ithamlardan sonra yayınlanmasın diye rica ettim. Bazı şeylerin gerçekten insanın kendisine kalması gerekiyor sanki ben evlilik görüşmesinde nasip kısmet dediğimiz durumu birebir yaşadım, müspet bir arkadaş herkese anlatma dedi mesela hafif eksantirik durumlar olmuştu mantıkla kolay kolay izah edilemeyen. Ramazan’da bahsettiğim iki konuyla ilgili yazarım belki. Yazmak istemeyişimin bir sebebi de bazı yorumcuların(bizim ekip değil) dışarıdan gelip abuk subuk konuyla alakasız, kişileri hatta dini hükümleri itham edici şeyler yazmakarı. Benden daha iyi bilen insanlara ben bir şey katamamki…

          • Feyza diyor ki:

            Yazilarinizi bekliyoruz Fatih bey.
            Abuk subukluklara takilmayin, muhalif demiyorum (herkesin usul ve adab cercevesinde elestiri hakki mahfuz) ama abuk subuk cevaplara dilimiz dondugunce, vaktimiz elverdigince biz de benzer abukluktaki cevaplarimizla mukabele ederiz. Sorun degil, zihin egzersizi olur :)

        • MİHRİMAH diyor ki:

          Bu yorumu yeni okudum,ve eklemek isterim artık yadırganılan şeylerin sayısı ciddi anlamda arttı.bir kadın pantolon giymediği için yadırganabiliyor, hiç flörtü olmadığı için aaa gerçekten mi inanmıyorum gibi tepkiler veren mi dersiniz (çünkü inanmayan şahsiyetlerin kaç kişiyle çıkıp flört ettiğinin haddi hesabı yok) sonra hiç sigara içmemiş bi insana şaşırılıyor daha neler neler maalesef bu tarz tepkileri yaşadım özellikle çalıştığımız yerler de bu tarz insanlarla muhatap olmakta imtihandır diye düşünüyorum Rabbim hayırlı ortamlarda bulunup hayırlı insanlarla karşılaştırsın amin.

          • U-mutlu diyor ki:

            Amin Mihrimah Hanim. Kimi aile,komsu ziyaretlerinde karisik oturmadiginiz icin gerici der.Kimi disari cikarken makyaj yapmadi diye bakimsiz.Esinin sozunden cikmadigi icin kendini ezdiren.
            Baskalarinin yasayislarina saygi duydugumuz kadar saygi gorsek keske.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Koyunun olmadığı yerde keçiye çelebi denir :)

        • Yahya diyor ki:

          Abdurrahman Çelebi:
          “Koyunun bulunmadığı (olmadığı) yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler” (Adam kıtlığında keçiye Abdurrahman Çelebi derler.) ‘istenilen nitelikteki şey bulunmadığında onun daha düşük nitelikte olanına da razı olunur’ şeklinde sık kullandığımız atasözünde geçen Abdurrahman Çelebi adının kime ait olduğu çok açık değildir. Ancak önemli din büyüklerinde bazılarının adlarının Abdurrahman olması bu atasözünün ortaya çıkmasında etkili olmuş olmalıdır.
          – iltifat mı?
          Cennetle müjdelenen on kişiden birinin adının Abdurrahman olduğu bilinmektedir. 15. yy’da, Fatih Sultan Mehmet devrinde yaşamış tasavvuf büyüklerinden birinin Abdurrahman Çelebi, ondan sonra İstanbul kadılığı ve müderrislik yapan bir zatın adının Abdurrahman Çelebi Efendi olduğunu görüyoruz. Beyazıd-i Bestami külliyesinde kabri bulunan kişilerden birinin adı da Abdurrahman Çelebi’dir. Bu kişinin çok dindar olduğu, azı kerametler gösterdiği ve bu şekilde insanlar arasında şöhret bulduğu söylenmektedir.
          Abdurrahman Çelebi isminin kâmil insanlar için ortak bir kullanım kazandığı anlaşılmaktadır. Zaten hem Abdurrahman hem de Çelebi kelimesinin “eğitim görmüş, dindar, olgun, efendi insan” çağrışımı yaptığı açıktır. Konya Mevlevihanesi postnişini olan kişiye “çelebi efendi”, bu makama da “çelebilik makamı” adı verildiği hatırlanmalıdır. Padişahlara kılıç kuşatma işini de çelebi efendiler yerine getirmektedir.

          *çAlıntıdır.

      • Gelincik diyor ki:

         Eau de Toilette Yahya Bey 😊😊😊😊😊😊😊

      • .../nisa diyor ki:

        Yahya bey,

        Bende süslüman yada z kuşağı muhafazakar diyorum. Alev Alatlı’nın kullandığı poshlost kavramı bu durumu açıklıyor. Başörtüsü V yada P başlayan marka olan, özellikle İstanbul’da B, Ü, F ile başlayan ilçelerde daha fazla görünür olan . Kınamıyorum kınadığım şeyle imtihan olmak istemem Allah doğru yoluna iletsin.

        • Yahya diyor ki:

          Nisa hnm,

          Bilgilendirmeniz için teşekkür ederim. Bildiğim kadarıyla süslüman tabiri M. Ş Eygi’ye ait… çünkü yazılarında çok kullanıyor. Yazılarını kaçırmamaya çalıştığım şahıslardan biridir. Süslüman tabirini daha çok: zengin, süslü ve müslüman hanımlar için kullanıyor.
          Poshlost tanımı (şahıslar için Poshlyak) bende farklı anlamlar çağrıştırıyor. Mesela kabalık, müstehcenlik, argo, edepsizlik içeren aynı zamanda bunu kamufle eden bir maske…
          Ne kadar doğru ve değil bilemiyorum.

          Müslümanlar arasındaki marka merakına özellikle değinmek istemedim. Aramızda tesettüre uygun güzel ve nezih giyinen markaya önem verdiğinden değil ama kalite ve yakıştığından X markalardan giyinen hanımlar olabileceğini düşündüm. İmakanı vardır almıştır, sadece 1-2 tane almıştır, hediye gelmiştir…
          Diğer yandan, bunu statü sembolu görüp, özenti ve görgüsüzlükle harmanlayıp giyinen – maalesef – müslüman hanımlar var.

          Neyse bunada şükür diyelim.

          Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Susluman tabirini tam olarak kim cikardi bilmiyorum ama M.Sevket Eygi hocami ben de cok sever ve takip ederim. Onun bu tarz giyinen hanimlara ithafen sıkca kullandigi bir tabir de, “seytani tesettur” tabiriydi ve gercekten dogruydu.
            Bir de Yahya bey, onceki yorumunuzda yazdiginiz tesettur firmasina deginmek istiyorum.
            Tesettur kavraminin bu denli ‘tefessuh’etmesinde adi gecen firmanin payi cok buyuk. Tesettur ve moda kavramini birbiriyle bu kadar icice gecirirseniz olacagi budur. Ilkbahar/yaz, sonbahar/kis sezonu derken tesettur sanki kendini, kendi icinde surekli yenilemeli ve bu yenileme her defasinda bir oncekinden daha şık, daha sekuler olmali gibi bir beklenti ve halk arasinda tesettur namina boyle bir intiba olusmasina sebep oldu.
            Zaman degisiyor ama ne kadinin gorselligi, ne erkegin nefsi ve ne de ahkam-i Ilahi degismiyor. O halde tesetturun de her sezon kendini yineleme gibi bir ihtiyaci sozkonusu olmamali.
            Dini degerlerin ticarete alet edilmesine razi degilim. Orn.bunu muzik piyasasinda da goruyoruz. Orkestra esliginde muzikli ilahiler, oyun havasi gibi ilahiler. Iyi de calgi ile zikr birarada olur mu, madem yapacaksiniz Allah lafzini ticari kayginiza alet etmeden yapin. Ya da farkli kulvarlarda muzik yeteneginizi degerlendirin ama Allah’in Peygamber sav’in ismini bu sektorde bu kadar lakayd bicimde kullanmayin.
            Bazen, yani vakit olursa Youtube’da kesfettigim mars turu eski ezgileri acip dinliyorum. Evdeki buyuklerden de eskilere asinaligim var. Abim hala arabasinda dinler. Ama doksanli yillarin ezgilerine bir bakiyorum, sanki o donemin zorlu sartlarinin verdigi bir ciddiyet var. Hepsi degil tabi ama bircogu. Abim oyle derdi, kaldigi yerlerde sabah ezaninda bu gibi marslarla kaldirirlarmis. Biz bunlari dinleyince gozlerimiz dolardi diyor. Ticari gayeden ote bir ruhu varmis yine de onlarin. Ayni etkiyi bende de olusturuyor. Fakat simdi piyasadakiler cok derinliksiz, ruhsuz ve bana kalirsa saygisizca. Inanin tahammul edemiyor ve kapatiyorum.

          • Yahya diyor ki:

            süslüman ile şeytani tesettür arasında şöyle bir fark olduğunu düşünüyorum: süslüman tabiri daha geniş bir tabir olup, şuurlu ve şuursuz bir şekilde tesettür mefhumunun içini boşaltan ona zarar veren bir kesim. Şeytani tesettür ise daha sınırlı bir tabir olup, karşı tarafı/cinsiyeti etkilemek ve tahrik etmek maksatıyla kuşanılan tesettür biçimi…

            Bizim “ticari ahlakımızda ve anlayışımızda” tacir sattığı maldan mesuldür. Tabii bu zihniyet artık yok, bu zihniyeti barındıran müşteri/toplum anlayışı da yok dolayısıyla, isteyen tüccar istediği alanda at koşturuyor. Doğru mu yanlış mı kriteri helal/haram değil, ticari başarı yani kâr edip para kazanıyor mu tamam o zaman yaptığı işte doğru, ticari stratejisi de doğru.

            Müzik ile ilgili rah. Barış Manço’nun bir TV programında yaptığı konuşmayı dinlemenizi tavsiye ederim (tabii dinlemediyseniz). BM ülkemizde çıkan müzik akımlarıyla darbeler arasında enteresan bir paralellik (korelasyon) tespit ediyor. Benzer paralellik esasında her alanda bize nüfuz ediyor/ettiriliyor… eğitimde, ticarette, modada …

            Günümüzde ilahiler tamamen ticari kaygıyla yapılıp piyasaya sunuluyor. Zatan belli hassasiyetle yapılan ilahiler duyulmuyor bile…

            Abinizle ilgili verdiğiniz örnek anılarımı canlandırdı, bizi de “dağlar, dağlar”, “gül pembe” gibi BM şarkılarıyla, “sordum sarı çiçeğe” gibi Yunus ilahileriyle, mehter marşlarıyla uyandırırlardı.. :) güzel günlerdi…

          • .../nisa diyor ki:

            Yahya bey,

            Poshlost kavramını daha çok yozlaşma, paçozluk ve görgüsüzlük olarak açıklıyor. Dubai sanırım buna en çarpıcı örnek. Başka bir örnekte bir taraftan siyonizme tepki gösterirken diğer tarafta başörtü markası buna hizmet ediyorsa düşünmek gerekir.

            Kalite ile lüks estetik yada zevki selim ile abartı birbirine karışıyor. İhlas ile teşhir arasında seçim.

          • Yahya diyor ki:

            Nisa hnm,

            Doğrudur ancak benim vakıf olduğum mana, anlam ve derinliği farklı…
            Kelimenin rusyada doğduğunu ve rusların örf-adetlerini dikkate alarak onlarda yaygınlaşan bir akımın tanımı bu… bu kelimenin barındırdığı en önemli özellik müstehcenlik ve o yöndeki ahlaksızlık, …

            Dubai ile bağdaştırılmasına şaşırmamak lazım çünkü Rusların bize gelmeyen Zengin kısmı dubai’de zaten. Bu arada dubai’de yaşananları anlatmam doğru olmaz her halde… benim anladığım manada tam poshlost!

            Selam ve dua ile…

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Ja Sin Sam Tvoj Bosna marşı beni çok fazla etkiliyor arada dinliyorum özellikle Rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in ve Şerif Patkoviç’in askere tekbir getirtmesi. İdeali olanlar yaşayanlar.

            Yazmış olduğunuz konulara kesinlikle katılıyorum dini simgelerin ticarete alet edilmesi kapitalizme hizmet ettirilmesi yozlaştırılması bu zamanın imtihanı.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm,
            Bu marsi ben de seviyor ve cogu zaman dinliyorum. “Gdje su Mekka i Medina” Bunu da dinleyin. Doksanli zulm yillarinda bestelenmis manidar bir Bosnakca ilahi. Hafiz Alili Aziz’den dinleyin.
            Hamza Raznatovic’den ise Dosta mi je Allah moj isimli eseri dinleyin. Bu kisinin hayatini da arastirin isterseniz ilginc bir hikayesi var.

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey, evet susluman tabirine karsilik seytani tesettur tabiri bir tik daha tehlikeli bir anlami cagristiriyor. Benim zihnimde ise ilk duydugum gunden beri Suslu-MAN; Iron-MAN, Spider-MAN… gibi hayali kahramanlari cagristiriyor :)
            Aslinda yine de Musluman kelimesiyle cok oynanmasi taraftari pek degilim. Sanki isme hurmetsizlik gibi hissediyor insan, o yuzden seytani tesettur kavrami daha cok kullandigim bir tabir olsa da icerik itibariyle Suslumanin da dogru kitleyi guzel tefsir ettigini goruyorum.
            Baris Manco’nun o videosunu izleyecegim insaallah.
            Bir de “…gergin uykulardan kör gecelerden, bir sabah gelecek kardan aydinlik…” ….muziksiz versiyonu guzeldi.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm,
            Özellikle yurtdışında benzer düzeltmeleri yapmaktan sıkılmıştım…
            Alaya alınacak hafifletecek içi boşaltılacak kelimeler değil…

            buyurun size çok güzel bir tanım:
            “Üniversite gençliğinin ‘Süslüman’ adını verdiği bir grup var… İyi eğitimli, genç, güzel, zengin ve başörtülüler. Abartılı yaşam tarzlarını, ‘marka’ eşyalarını, altın USB ya da gül kabartmalı gözlüklerini, tasarımcı imzası taşıyan ‘kombinlerini’ sürekli Instagram’da paylaşıyorlar…”

            Daha çok şey var paylaşılacak ancak editörü yanıltmak istemiyorum :)
            “Abdurrahim Karakoç” çok severim.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Yazmış olduğunuz eserleri dinleyeceğim. Hayat hikayesi İgor’dan Hamza’ya hidayet öyküsü. Sokullu Mehmet Paşa’da Bosnalı onun hayat hikayesine benzettim onun hayatı ve ailesi de ibretlik.

            Hor Rejjan- Ramazanska večer bu ilahiyi de çok dinliyorum.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm Maasallah. Siz Karadenizli oldugunuzdan emin misiniz? :)
            Ummet bilinci bu olsa gerek, emin olun benim akrabalarimin dahi cogu, ayni cografyadan gelen gelen bu saydigimiz isimleri, hayat hikayelerini bilmiyordur. Bilse de bu denli ozumseyememistir. Tebrik ediyorum.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Güzel olan ne varsa adı İslamdır. Zenci Musa’da bizden Evladı Fatihanlarda. Kardeş olunca memleketler ırklar önemsiz.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Yahya kardeşim tebrik ederim sende iyi gözlem yapıp maddelemişsin. :)

        Vesselam…

    • .../nisa diyor ki:

      Ahir zamanda Müslüman olmak,

      Bende kızlarda gözlemlediğim durumları hanım gözüyle listeye ilave edeyim.

      – Çok fazla telefonla tabletle uğraşan kişilerden hem kadın hem erkek olarak,

      – Ev işlerini annelerinden bekleyen kızlardan,

      – Mızmız, kibirli, takıntıları olan kişilerden, ( üniforma, tip, hayalperest)

      – Partizan yada parti fanatikliği olan kişilerden,

      – Başkasıyla eş adayını kıyas eden, başkasıyla kendisini yarış içinde hisseden kişilerden,

      – Eğitimini mesleğini put haline dönüştüren kişilerden uzak dursunlar.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Eee Nisa Hanım, geriye kimler kaldı :)

        Erkek olduğumuz için maalesef bu saydığınız maddeleri es geçmek zorunda kalıyoruz işin bir de imtihan boyutu var…

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Sizleri de tebrik ederim Nisa kardeşim iyi maddelemişsiniz :)

        Vesselam…

  16. Meryem diyor ki:

    BAYAN: Alo, hayatım neredesin?
    ERKEK: Arabayı servise götürdüm.
    BAYAN: Yine mi? Daha geçen gün götürmedin mi? Senin de bir ayağın serviste. Varsa yoksa araban.
    ERKEK: Senin de bir ayağın alışveriş merkezinde varsa yoksa! evin.
    Evet, erkekler arabalarına, kadınlar evlerine itina gösterir.
    Öyle erkekler vardır ki arabasının sesini dinler. “Acaba bu ses nereden geliyor? Egzoz mu patladı? Frenler mi boşaldı?
    Motorun yağı mı bitti? Lastikler mi eskidi? Bu arabanın bu­rası neden çizilmiş?” der dururlar.
    Kadınlar, “Ay bu halının burasına ne dökülmüş? Bu ma­sa neden eskimiş? Bu perdeler niye yıpranmış? yenisini alayımmı.
    Eve iyi bir bakım yapmak gerek. Mutfak masraflarını kısarak evin eşya­larını değiştireyim” diye hesap yaparlar…
    Peki, ama kaç erkek ve kadın “EVLİLİĞİM NASIL GİDİYOR?” diye düşünür?
    Arabasının aksi sesini dinleyen erkek, eşinin çıkardığı ufak tefek seslere kulak verip “Hanımdan bu ses neden çıkı­yor? Bir yanlış mı yapıyorum? Evi mi ihmal ediyorum? Sev­gimi mi belli etmiyorum? İlgim mi azaldı? Ondaki bu mem­nuniyetsizliği gidereyim” diyor mu?
    Arabasını bakıma aldı­ğı gibi evliliğini bakıma alıyor mu? Ülfet denilen, sevgiyi yu­tan canavarı Öldürüyor mu?
    Eşinin mutluluğu için davranış­larında değişiklik yapıyor mu? Yoksa hep eşinden gelen cı­zırtılara “Şu cızırtıyı kes” demekle mi yetiniyor?
    Tek görevinin para kazanmak olduğunu düşünüp sonra da eve gelip TV’nin karşısında çayını, kahvesini yudumlaya­rak eşinin ve çocuklarının bütün sıkıntılarına kulağını mı tı­kıyor?
    Eşiyle iki çift laf etmeden koltukta uyuya mı kalıyor? Çalışma odasına çekilip “Beni rahatsız etmeyin” diye hobileriyle mi ilgileniyor?
    Peki, ya hanımlar? Evini temiz tutmak için gösterdiği özeni eşinin gönlünü hoş tutmak için gösteriyor mu? Yerde­ki bir kırıntıyı hemen alıp çöpe attığı gibi eşinin kalbine attığı küçük bir sıkıntı tohumunu nisyan toprağına atıp çürütüyor mu?
    Yoksa onu günlerce kalbinde saklayıp sık sık eşinin önüne serip “Filan zaman sen benim kalbime böyle bir kin tohumu atmıştın” mı diyor?
    Kendini tamamen koyuverip “Boş ver, nasıl olsa alan aldı satan sattı” veya “Beni beğenen beğendi. Artık beğenilmeye gerek yok” mu diyor?
    Tek görevini ev temizleyip yemek ya­pıp çocuklarla ilgilenmek olarak mı görüyor? Akşam yorgun olarak eve gelen eşiyle ilgilenmek yerine takip ettiği dizilerin karşısında taş mı kesiliyor?
    Sanırım her erkek, arabasına, her kadın da evine göster­diği itinayı eşine gösterse bütün evlilikler ilk günkü gibi mutluluğunu sürdürerek canlılığını korur. :) Türk hava yolları ığdır reklamında oynayan çocukların dediği gibi ” ÇOH İSTERSEK OLAR BENCE ”

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Meryem Hanım.

      Verdiğiniz olumsuz örneklerin kesişim noktası maddesel şeyler üzerine. Ev, araba vs. Olmasını arzuladığınız şeyler de manevi öğeler. Sevgi, kin tutmama vb. Yazdığınız gibi dengelenmesi lazım bu iki grubun da.

    • .../nisa diyor ki:

      Meryem hanım,

      “Çok istersek geler bence” ben bu sözü samimiyetini çok seviyorum. :)

      Bazı kadınlar eşlerinin arabasını kuma gibi görüyormuş demek ki bir nedeni varmış. Keza kadınlarında ev mobilya sevgisi bundan aşağı kalmıyor. Çocuklara da tv tablet kalıyor. Bundan daha büyük uyuşturucu hissizlik ve maddiyatçılık olabilir mi?

      Bir söz vardı eskiden eşyalar kullanılırdı insanlar sevilirdi şimdi tam tersi eşyalar seviliyor insanlar kullanılıyor. Fıtratlarımız duygularımız yok oluyor.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Ben de Türk Yıldızlarının yakın zamandaki reklam filmindeki çocuğun mektubu sevmiştim, “sayın havacı komutan buradan hiç uçak geçmiyor” diye başlayan…

        Bir de belki göreniniz vardır. Youtube’da küçük çocukların kavgası diye bir video var. Bağlantıyı paylaşmıyorum da “Şuna bişey de” diye aratınca hemen çıkıyor. Ben hayatımda böyle bir olgunluk görmedim. Mutlaka izleyin. Küçücük çocuk kendisine sataşan çocuğa nasıl muamele ediyor, biz yetişkinler ne yapıyoruz, gerçekten ibretlik…

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Meryem Hanım’a…

      Allah’ım size yüreğinizde ve gönlünüzde ki hayırlı ve güzel düşünceleri eyleme dökmeyi, düşündüğünüz ve inandığınız gibi yaşamayı; sizin değerinizi bilecek ve sizin de kendisine göz aydınlığı olacağınız Tahkiki İman sahibi hayırlı bir KOCA nasip etsin inşaAllah.

      Not: Daha önceki paylaşımlarınız dan aradığınız kriterlerde evlenecek erkek, koca adayı olmadığını veya bu kriterlere ( Müslüman, Kavvam, iyi bir meslek ve Kariyer sahibi, Ekonomık durumu iyi vb ) sahip, sizin denginiz olan erkeklerin size denk gelmediğini buradan defalarca ifade etmiş, hatta evlenme konusunda ki umutlarınızı yitirmek üzere olduğunuzu belirtmiştiniz.

      Ama hislerim bana “bu sıralar sizin hayatınızda bu konuda bazı olumlu düşünceler, gelişmeler oluşmaya ve kıpırdanmalar başladığını” söylüyor. :-)

      Hattta, sizin 2017 yılı bitmeden bu konuda ciddi ve hayırlı bir adım atacağınızı da söylüyor. İnşaAllah hislerim yanılmıyordur.

      Hayırlı işlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun Meryem hanım.

      • Meryem diyor ki:

        Abdullah Bir Abi
        İnşaAllah dediğiniz gibi olur. Şuan görüştüğüm kimse yok, tevekkül ettim. Allah hayırlısını versin.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Abdullah Bir abi.

        Ben de Meryem Hanım için aynı şeyi düşünüyordum da yazmamıştım buraya. Siz yazmışsınız ben de fikrimi beyan edeyim dedim. Riya olmasın geçenlerde de epey dua etmiştim kendisine o sırada az daha zamanı var sanki diye hissettim içimden. Ben de sizinle aynı hisleri paylaşıyorum, genelde beni yanıltmazlar :)

        Tabi en doğrusunu Allah bilir…

        • Meryem diyor ki:

          Sadece Fatih Bey
          İyi niyetleriniz için gerçekten çok teşekkür ederim. Allah razı olsun. Bu ortamı en çok ta neden seviyorum biliyor musunuz ? Birbirimizi tanımıyoruz, belki de karşılaşma imkanımız olamayacak ama şöyle değişik bir bağ var sanki . Bizleri birbirimize bağlayan :) Mesela bazen yazamıyorum ya yoğunluktan acaba diyorum sitede yorum yazan arkadaşlar ” ya meryem hanım vardı yazmıyor ne zamandır ne oldu acaba ” diye soruyorlar mı ? Ben soruyorum. Mesela …/Nisan hanım, Feyza Hanım, Hüzün gecesi ( uzun zamandır yok ses ver orda mısın ) Gelincik Hanım, Abdullah Bir abimiz, Uğur Dinç( aklımda öyle kaldı ),siz, Adem Bey, AZMO, İGA ( artık onuda arıyor gözlerim :) ) Yahya Bey, Cihad Abimiz, Kevser Hanım ve daha aklıma gelmeyen bu kardeşlerimiz yazmayınca merak ediyorum nasıllar ne durumdalar diye. Bir de sanki hepsi İstanbul’da gibi. Tabi Süleyman Bey’i de unutmayalım :)
          Allah hepimizden razı olsun, gönlümüze inşirah salsın, bizi her daimi fikir, zikir ve şükür ile hemhal olan kullarından eylesin . Amin :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Meryem Hanım.

            Öncelikle son paragraftaki duanıza amin diyeyim :)

            Ben şahsen merak ediyorum yazmadığınız zaman. Hatta geçenlerde herhalde görüştüğünüz biri var o yüzden yazmıyorsunuz galiba diye de düşünmüştüm… :)

            Mevzusu açıldığı için tekrar yazayım önceden de yazmıştım. Gerek profil gerek hayattan beklentiler yönünden yakın bir arkadaşımın hanımına çok ama çok benziyorsunuz. Hatta tarif ettiğiniz kadarıyla fiziğiniz bile aynı. Hayırlısıyla iki sene önce evlendiler. Tanışmaları da nokta atışı oldu demiştim hatırlarsanız. Kısmette varsa bir şekilde oluyor. Yeter ki zamanı gelsin. Benim şahsi hissiyatım şu ki hayatınızda sizi biraz daha olgunlaştıracak bir sıkıntı yaşayacaksınız ki zaten bence olgunsunuz, belki hafif dara düşeceksiniz tam o anda kısmetiniz karşınıza çıkacak inşAllah. (Burada yaptığım falcılık değil ya da salt kalbi hisler değil, anlattıklarınızı başka insanların anlattıklarıyla ve yaşadıklarıyla birleştirince böyle bir tahmin çıkıyor zihnimde, elbette Allah’ın dediği olur…)

          • Feyza diyor ki:

            Bu baga ben de inaniyorum Meryem hnm ve siz ya da bir baska daimi yorumcu yazmadiginda benim de ariyor gozlerim. Mesela bekar arladaslardan uzun sure ses cikmayinca evlendi veya sozlemdi nisanlandi gibi bir his hasil oluyor :) Ya da bekar olmaynlarin basina kotu bir is mi geldi diye merak ediyorum zaman zaman :)

          • Meryem diyor ki:

            Sadece Fatih bey ve Feyza Hanım
            O dediğiniz sıkıntıları şu sıralar yaşıyorum ayrıca ruhen de şu sıralar kendimi çok bitkin ve çaresiz hissediyorum.Sıkıntılar hep varlar ve var da olacaklar önemli olan sabretmek.Zaten bir süre yazmamamın sebebi de içimde bulunduğum sıkıntılı durumlar .
            Bazen sizlere de oluyor mu bilmiyorum. Namazdan sonra dua için ellerimi açtığımda bir şey isteyemiyorum dilim bağlanıyor sadece ellerim açık öyle bekliyorum. İşte o zaman sanki ruhen rahatlıyorum . Ama şu sıralar iyi değilim.Değişik bir ruh hali, ağlama isteği, yanlız kalma, sessiz kalma isteği var, konuşmak bile istemiyorum.Sanırım biraz izne ayrılsam iyi olacak :)

          • Meryem diyor ki:

            Birde 2012 yılında böyle bir ruh hali içinde idim sonra bir haber gelmişti ve umreye gitmiştim hemde o zamanda üniversite 3.sınıfta zor geçinen ve umreye gitmesi ( maddiyattan dolayı ) imkansız olan ben Allah davet edince ( maddiyat kısmı bedava olmuştu :) ) oluyor.

          • Feyza diyor ki:

            Meryem hnm, benzer durumlar zaman zaman hepimizde oluyor emin olun. Dediginiz dua durumu cok uzulur ya da ruhen yorgun hissedersem ayni sekilde bana da oluyor ve o zaman icimden geldigi gibi yani dilim kipirdatmadan gozlerimi kapatip kalbimle dua ediyorum. Siz de oyle yapin, insani cok rahatlatiyor. Rabbimiz bize sah damarimizdan daha yakin ne de olsa ve birakmak yerine farkli bir sekilde de olsa yine duaya sarilmak manen guclu hissettiriyor.
            Kalbimize coken huznun, ayagimiza batan dikenin dahi bir gunahimiza kefaret ya da derecemizin terakkisine vesile kilindigi mukemmel dinin mensubuyuz elhamdulillah. O yuzden kalbiniz oyle mahzun hissettigi zaman, bunun manen bir kazanima donusebilecegini hissetmeye calisin. Bazen dunyanin velvelesine oyle kapiliyoruz ki, surekli saglikli, surekli mutlu, surekli zengin, surekli kalabalik icinde yasayan biz, bir gun yalniz basimiza Rabbimizin huzuruna cikacagimizi, bu dunyadaki butun kalabaligin bizi terkedip yine yalniz olacagimizi, omrumuz varsa yaslanip gencligimizin elimizden alinacagini, sagligini kaybetmis insanlarin nelerle mucadele ettigini, kisaca nelere malik oldugumuzu unutup rehavete kapilabiliyoruz.
            Iste boyle durumlarda kullugumuzun acziyetini bize hatirlatip gonlumuze huzun salan Allah’a hamdolsun. Bu mahzun ve garip.hissettigimiz zamanlar gozlerimizden yas aktiginda kendimizi nasil da Allah’a yakin ve kullugun zirvesinde hissedebiliyoruz. Neseli animizda ise bu nimetten mahrumuz. Insanin kalbinin yumusadigi bu zamanlari iyi degerlendirmesi, gercek sahip olmadigi nimetlerle boburlenmemesi icin bir vesile aslinda.
            Bu donemleri yeniden dogus, dirilis, ihya olma gibi hayatin donum noktalari olarak degerlendiriyorum.
            Siz de ic dunyaniza yonelip dilinizle degilse de kalbinizle konusup bol bol secdede vakit gecirin Meryem hnm. En guzel terapidir.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Meryem Hanım.

            Benim de oluyor ama şöyle. Dua ederken eğer talep ettiğim şeyle yaşantım arasında uyumsuzluk varsa mantık süzgecim hata veriyorsa ağzımı açamıyorum. İçimden bir ses önce gereğini yap diyor.

            Mesela size dua ederken biraz daha zamanınız var gibi dedirten de mantık süzgecim. Karşılaştığınız bir olaya tepkiniz sebebiyle zihnimde bir şeyler yer edinmiş ve o durumun günden güne azaldığını görüyorum yorumlarınızda. Ne olduğunu kelimelere dök deseniz dökemiyorum işin ilginci bu yüzden hissiyat deyip geçiyorum :) biraz uğraşsam sayfalar sürer gibi…

          • Süleyman diyor ki:

            Meryem, hanım benide hatırladığınız için sağolun.

            Dediğiniz gibi daimi yorumculardan birisi yazmayınca ben acaba bu kişi nerede diye düşünüyorum. Siz mesela bir aralar yazmayınca demiştim ki nerede acaba Meryem hanım diye? Acaba sözlendi mi filan diye sormuştum. Hala Havva hanımı merak ederim eskilerden. Osman beyi acaba evlendiler yuva mı kurdular diye düşünüyorum :)

            Benim durumuma gelince işlerim biraz yoğundu bu aralar. Bende şahsen yoğunluğu seviyorum. Yüksek lisansımı bitirip yazın doktora başvurularına yetişmem gerekiyordu. Yalnız bugün öğrendim ki bu ben yetiştirsem bile teknik anlamda imkansız mış. Bir dönem daha kayıt almaları lazımmış. Tabi benim bir B planım var. Askere gideceğim o arada beklemeyeyim diye. Hem o da aradan çıkar. İnşallah hocam kabul eder 😀

            Her seferinde ben yıllarca çok korkuyordum. Allahım ya zinaya düşersem ya düşmesem bile nefsime yenilip kız arkadaş edinirsem diye düşünüyordum. 5 senedir hep bu korkuyla yaşadım. Güzel bir yuva kurmak istediğim içinde evlenme yolunda bulundum. Bu benim çabalamamın 5. Yılı. Gene emin olmamakla beraber şunu farkettim bata çıka da olsa bir nevi sabrediyorum. Üniversite de iken bu yaşıma gelince kesin evlenmiş olurum diyordum. Evlenememe ihtimali düşününce hatta bir kez göz yaşı döktüğünü hatırlıyorum. Şu an şunu anlıyorum ki insan sabredemem dediği şeylere şartlar öyle olunca sabrediyormuş bayağı.

            Şunu da anladım. Evlilik kimsenin öyle umrunda değil. Hele görücü usülünde anne be babalar şartları öyle yükseğe çekiyor ki ben çok daha zorlamam gerekiyor kendimi. Mesela ben en çok ailelerden dönüyorum. Görev yerim beğenilmiyor, askerliğim beğenilmiyor,vb. Beğenilmiyor. Kendi halime üzülüyorum. Bu kadar uğraşıpta bu kadar az yol giden başka biri var mı bilmiyorum. Ama hüsn-i zanda bulunuyorum. Heralde Allah benim karşıma çok iyi birini çıkaracak belki. Hayırlısı inşAllah.

            Ben bir iş yaptığım Zaman dikkatli yaptığım için ve baktım aileler problem çıkarıyor kendime dedim ki artık askerliği de aradan çıkarayım. Onu da yapayım da belki o zaman önüm daha çok açılır :)

            Bu arada gören aracı oluyor demiştim ya. Tez Danışman hocamda bugün aracılık edeyim sana dedi:D Birilerini söyleyecek heralde ama nedense aracılık edeyim diyen o kadar kişi dahi nedense bulamıyor. Yani karşı taraf hep olumsuz söylüyor. Kız tarafı yani. Bakalım hayırlısı

          • .../nisa diyor ki:

            Meryem hanım,

            Geçici olarak karadenizdeyim memleketten size bol selamlar bol sisli :) Tahmininiz doğru normalde İstanbulda yaşayan gruptanım aynı otobüse bile binmiş olabiliriz. :) Yazmış olduğunuz manevi bağa kesinlikle katılıyorum. Sitedeki herkes için dua ediyorum.

          • Süleyman diyor ki:

            Hatta şu an hatırladım. 22 yaşımda iken evliliği 24-25 e geçiktirsem sıkıntı olmaz mı diye bir yazı yazmıştım bir yorumun altına. Şu an 24 olmama bir ay var. 2 sene önce bu sebeple endişeliydim. Şu an evlenmeye kalksam ancak 25 te evlenirim zaten. Ne garip hayat akıyor. İnsan yapamam dediği şeyleri yapıyor. Sanırım erken evlenememek içimde hep bir ukte kalacak. Üniversite de geçen yalnız ve sıkıntılı yıllarım. Tek tesellim buranın imtihan dünyası olduğunu bilmek. Hepimiz sınavdayız. İnşAllah hayır ve sevab olmuştur o dertler.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman Bey Allah dağına göre kar verir :) Şu anki halimize binlerce şükür…

            Meryem Hanım’a da ithafen, benim de dört yıl üniversite öğrenciliğim istanbulda geçti hatta üzerine bir buçuk sene çalıştım yüksek yaparken, kısmet, en çok istanbula dönüşü sevilen başkentimizde doyacakmış karnım, rızkım buradaymış :)

            Fatih’te kaldım bir sene Aksaray taraflarını az çok bilirim :) sonrasında beşiktaş, kyk nın boğaz manzaralı yurdu nasip oldu öyle ki torpille bile millet yurda giremezken dilekçeyle kabul aldık yeni açıldı diye. Gerçi mezun olunca maaşımız oralarda oturmaya yetmediğinden ver elini anadolu yakası :) Geçen hafta da istanbula yolum düştü günübirlik belki onun havası kalmıştır üstümde, özlemişim… gün gelir belki dönerim…

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            ” İGA ( artık onuda arıyor gözlerim :)
            bu iyi birşey değil mi? neden bunu dediğinizi tam anlayamadım da… yorum yapmadığım için mi, yoksa arananlar listenize yeni mi girdim. :)

          • Meryem diyor ki:

            İGAYA,
            Kotu bir sey demedim .Yazmadiginizda diğer yorum yapan arkadaşlar gibi sizi merak ediyorum .Nasıl iyi mi bir sıkıntısı mi var ki yazmıyor vs .😂

          • kevser diyor ki:

            Meryem hanım ben her yazanı okuyamıyorum vaktim olmuyor.evlenirsem bunu bildiririm sizlere de.ama tık yok ☺belli etmemeye çalışsam da aslında bende sizin gibiyim.dokunsanız agliycam

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            meryem hanım

            ben esprisine öyle dedim zaten biliyorum iyi bir anlamda söylediğinizi de özellikle parantez içine not düşünce acaba uzun zamandır yorum mu yapmıyorum ki neden öyle dediniz diye düşündüm.

            konuya gelirsek; ben de farkında değilim ne kadar süre yazmadığımın ama bazen hiç yazasım gelmiyor. ama genelde yorumları hep takip ediyorum.
            bir de genelde yanlış anlaşılmalardan dolayı yorumlarıma değişik tepkiler gelince biraz soğuyorum ortamdan açıkçası. bilmiyorum belki herkese oluyordur. sonuçta sadece yazıyoruz ve kendimizi tam ifade edemeyebiliyoruz.
            aslında diğer kişiler yorum yapmayınca ben de merak ediyorum ama herhalde yorumlar takip ediliyor da yorum yapılmıyor bazen.

          • Nazif diyor ki:

            Meryem Hanım , Abdullah Bir abi ve diğer değerli katılımcılara selam ederim,
            Uzun süre bu siteyi takip ettim hala da ediyorum.
            3,5 yıllık gurbetten sonra tayin oldum.
            Evlilik sürecinde on kadar hanım kardeşle görüştükten sonra sonunda evlendim, şimdi 7 aydır evliyim mutluyum elhamdulillah .
            Allah herkese imtihanlarında yardımcı olsun, bu sitenin kıymetli okuyucu ve yorumcuları gibi şuurlu müslümanların sayısını arttırsın, ahir zamanın afetlerinden Rabbim muhafaza etsin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Ve aleyküm selam Nazif bey.

            Allah mutluluğunuzu daim etsin.

      • U-mutlu diyor ki:

        …Nısa Hanım sız daha önce (…) her rumuzlu kısısınız sanırım yenı farkettım yorumlarınızdan. Çocuklardan dolayı sadece yenı yazıları okuyabılıyorum yorumları okuyamasam bıle.
        Zaman zaman bı yere cıksam sankı sızde ordaymıssınız gıbı bı hıs kaplıyor ıcımı,ıstanbulda oldugunuzu bılmıyordum . Sasırdım Anadolu yakasında mısınız ? Insallah bır gün karsılasırız 😊 çok ısterım sızınle tanısmayı ❤

        • U-mutlu diyor ki:

          “her” kacak gırıs yapmış 😊 Yanlışlıkla olmuş.

        • .../nisa diyor ki:

          U-mutlu hanım,

          Ben sizin yaşadıklarınızı okuyunca özellikle babalarımızın davranışı birbirine çok benziyordu kendime yakın hissetmiştim. Benzer sıkıntıları çeken kişiler birbirini daha iyi anlıyor buna çok defa şahit oldum hemhal oluyorlar. Benim yaşadığım gördüğüm durumlarda bayağı çeşitli. Çok şükür babamda değişimler olmaya başladı bunun banada olumlu etkileri oldu.

          Sizin için çok sevindim eşinizden dolayı şanslısınız Allah bağışlasın kızlarınız vardı. … müstearla yorum yazıyordum lakin bazen bu müstear karışıklığa sebep oluyordu siteden uyarı geldi bende nisa ismini ilave ettim. Avrupa yakasındayım ama Anadolu yakasına gidip geliyorum sılayı rahim çok. Bende sizinle tanışmak isterim. Kızları manevi teyzeleri için benim yerime çok öpün. :) 💕 :)

          • U-mutlu diyor ki:

            Nısa hanım.olumlu yönde etkılesım olduğuna cok sevındım.
            Insallah daha guzel daha huzurlu günler beklıyordur sızı ve aılenızı..
            Dualarımız ıcın cok teşekkür ederim. Bımukabele Rabbım sıze de hayırlı bır es yuvanınız nesesı hayırlı evlatlar nasıp etsın.( Yalnız evlenınce unutmazsınız burayı umut dolu paylasımlarımızı bekliyorum)😍😊
            Kızlar teyzelerının ellerınden operler 😍💕

        • .../nisa diyor ki:

          U-mutlu hanım,

          Amin inşaAllah bütün Müslümanlar için huzur.

          Daha bunun evlilik aşaması, evlilik kısmı, kaynana korkum yok ama kaynana gelin kısmı, Allah nasip ederse evlat dünyaya getirme, yetiştirme, ergenlik, onlarıda evlendirme imtihanı var.

          Allah ömür verirse yazdığım durumlarla karşılaşırsam siteye bayağı yorum yazarım. :) Yalnız evlendikten sonra akılsız telefonlara geçmeyi düşünüyorum mektup yazarım birkaç gün sonra yayınlanır yada faks çekerim. :)

          İki tane yeğen daha oldu 😃😃

          • U-mutlu diyor ki:

            Nısa Hanım ınsallah butun asamaları hayırla yasar ve asarsınız.
            Gelınlere ve gelın adaylarına bı tavsıyem olacak konu açılmışken.
            Asla kayınvalide ıle rekabete gırmesınler,karsınızdakınk degıstırremıyorsanız kwndınızı degıstırın.nefsınızı dw terbıye etmıs olur.nefse ağır gelen şeyler her zaman hayrınıza olandır. 4gorumcem var ınsallah sızınkıler benım 3 gorumceme benzer 😊😉 ablalalarım benım.
            Ayrıca akılsız telefon fıkrı çok akıllıca ☺
            Insallah hayırla …

        • .../nisa diyor ki:

          U-mutlu hanım,

          Annemin bize nasihati kaynananızı benim gibi görün hayır duasını alın der aradaki bağı saygıyı yitirmeyin der. Annem babannemle ana kız gibiydi yatalak hasta olunca baktı onun yanında vefat etti.

          Tabiki hayatta herşey imtihan ne ile karşılaşırız bilmiyorum ama kötü kaynana örneğine çevremde pek rast gelmedim hatta bitmek üzere olan evliliği kurtaran kaynanalar biliyorum. Görümce örneği de öyle çoğu abla kardeş gibi oluyor. Ben hiçbir zaman orijinal görümce olamayacağım çakma görümceyim. 😄 😅

          Dualarınıza bütün bekarlar adına amin diyorum Allah razı olsun.

          • U-mutlu diyor ki:

            Nisa Hanim aynen benim babaannemde bizde vefat etti(yatalakti) uvey babaannem ,oz babaannem yasiyor halen .biliyirum annem ona da bakar of bile demeden.
            Anneminde bana nasihatleri oluyor mesela yeni evliyken ,k.validenin kalbini kirarsan karsi cikar cevap verirsen hakkimi helal etmem demisti.benim zaten hakli olsam bile kendimi savunmam.soz dalasina girmem.
            Annelerin boyle nasihatleri cok guzel.Butun annelerin bu sekikde nasihatleri olsa keske.

  17. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Değerli Site Sakinleri, Önce Erkekler Neden Çalışan Kadın İsterler diyerek aklıma gelenleri yazdım şimdide tersini yazmaya çalışacağım İnşaallah.

    Erkekler Neden Çalışan Kadın istemezler: (Bu Tip Erkeklerin Genel Özellikleri)

    1- Çalışan eş istemeyen erkek geleneğine bağlı moderniteye direnen erkektir.

    2- Çalışan eş istemeyen erkek dinine, diyanetine bağlı eşini kem ve haram gözlerden kıskanan eşine namahrem bakışların iş ortamında değmesine tahammülü olmayan erkektir.

    3- Çalışan eş istemeyen erkek kendine özgüveni olan tek maaşla da olsa evini ve eşini idare edeceğine inanan hatta gerekirse ek iş yapıp eşini çalışmaya hayatının zorlu koşullarına atmak istemeyen erkektir.
    4- Çalışan eş istemeyen erkek para yerine aile huzurunu tercih etmiş erkektir. Evine ayda 2-3 bin fazla girmesini değil evinde onu dört gözle bekleyecek eş ve çocukların olması hayalini kuran erkektir.
    5- Çalışan eş istemeyen erkek çocuğunu kreşlerde ve bakıcı ellerinde büyümesini istemeyen erkektir. Hiçbir kreş ve bakıcının hatta kendi annesinin bile çocuğuna kendi eşi kadar bakamayacağına inanan bir çocuğun en huzurlu yerinin kendi annesinin şefkatli kucağı olacağına inanan erkektir.

    6- Çalışan eş istemeyen erkek evvela kendi mutluluğu için bunu seçmiştir. Çünkü evine gidince kendisini yorgun bir şekilde karşılayacak bir eş değil de kendisini güler yüzle karşılayacak bir eş, hazırlanmış sıcacık yemekler ve huzurlu bir aile ortamı için bunu seçmiştir.

    7- Çalışan eş istemeyen erkek eşinin kendisinin meşru isteklerine itaat etmesini isteyen erkektir. Çünkü eşi çalışınca eşinin dilinin uzayacağını itaatin sekteye uğrayacağını çok iyi bildiğinden kendini bu riske atmak istememiştir.

    8- Çalışan eş istemeyen erkek eşinin evde ve sohbet halkalarında kendini geliştirmesini isteyen erkektir. Monoton haline gelecek bir iş hayatının kadına bir şey katmayacağına ve kadının isterse evini ilim ve irfan yuvası haline getireceğine inanan erkektir çalışan eş istemeyen erkek.

    Şimdilik Aklıma gelen bunlar idi. Kardeşlerim varsa aranızda maddeleri uzatmak isteyen lütfen uzatalım. 

    Vesselam…

    • Sennur diyor ki:

      Benim eski esimde çalışmami istemedi , çocuğa bakmami istedi ama bir müddetligine. Üç yıl baktım kendim bu konuda Vicdanım rahat.ama gel gör ki çocuğu krese verdik , getirip götürmesi ona kaldı ve ona çok ağır geldi. Çünkü iki taraftan da çocuğa bakacak kimse yoktu .çalışma şartlarım bir çok kadına göre çok rahat olmasına rağmen , esimden hiç takdir görmedim. Sade iki yil zordu ve kendisi sabredemedi, şimdi hersey onun istediği gibi olmasına rağmen kızımı ben getirip götürüyorum O Pişman. Bin pişman. Erkekler baba olduktan sonra değişiyor mu ???

      • Yahya diyor ki:

        Sennur hnm,

        Olumlu yönde değişmesi lazım. Çocuk bu dünyanın süsü ve nimetidir.
        İki tarafı da dinlemeden bir şey söylemek çok zor… ancak ne olursa olsun ilk etapta bedelini çocuklar ödüyor… tabii takdiri ilahi!

        dikkat etmişsinizdir bende yaşadıklarımdan kesitler paylaşıyorum esasında yanlış yapıyoruz bırakın unutun gitsin!!!

      • ismi gereksiz adam diyor ki:

        sennur hanımefendi

        bu yazdıklarımı çok bilmişlik olarak algılamayın lütfen. bilmiyorum yaşım belki sizden küçük olabilir ama benim de kendime göre bir hayat tecrübem var. aslında bu yorumum tecrübeden ziyade dışarıdan bakan birinin içinde bulunduğunuz durumu analiz etmesi.. bir de karşı cins olmam var o yüzden olaya sizden daha farklı bakıyor olabilirim ki bu da bir bakış açısı kazandırabilir size.

        bilmem farkında mısınız ama benim yorumlarınızdan anladığım kadarıyla siz hala eski evliğinizin etkisi altındasınız. sonuçta geri dönüşü olmayan bir yola girmişsiniz, bu yüzden geçmişinizi bu kadar didik didik edip ”öyle oldu şöyle oldu” diye anlatmanız bence sizin açınızdan sakıncalı. gördüğüm kadarıyla hangi konu olursa olsun hep bu konudan dert yanıyorsunuz. daha önceki yazılarda vardı galiba ” duygusal boşanma ” diye bir tabir.. sanki sizde ben onu görüyorum. yanlış anlaşılmasın eski eşinize karşı hisleriniz var demek istemiyorum

        • ismi gereksiz adam diyor ki:

          demek istediğim siz sanki boşanmayı kendinize yakıştıramamış, onu bir türlü içinize sindirememişsiniz gibi duruyor. bu yüzden de devamlı ” boşandım ama karşı taraf yüzünden oldu ” ya da ” erkekler şöyle böyle ” diyerek belki de farkında olmadan devamlı savunma refleksi geliştiriyorsunuz.

          ayrıca bu durum ilerideki hayatınız da etkileyebilir ve yeni bir sayfa açmanızın önüne geçebilir. bence buna izin vermeyin. hayatta bilerek ya da bilmeyerek hatalar yapabiliyoruz. siz de bu durumu farkında olmadan yaptığınız bir hata olarak düşünün ve çok didiklemeyin bence. boşanmak evlenmek kadar normal birşey, sonuçta sevimli olmasa da helal ve sonuçta evlenmek de boşanmak da başımıza gelen her şey gibi kaderdir. bunları bu kadar mevzu bahsetmek uygun düşmüyor sanki.

          bilmiyorum belki yanlış düşünüyorum ama dışarıdan anladığım budur. ya da belki siz de bu durumun farkındasınız ama ben sadece eğer fark etmediyseniz sizin iyiliğiniz adına dikkat çekmek istedim.

          kusura bakmayın yanlış anlamamışsınızdır inşallah. niyetim sizi yermek değil kesinlikle…

          • Sennur diyor ki:

            Ismi gereksiz adama ,yaptığınız yorum icin tesekkür ederim.burası konularin ve fikirlerin tartisildigi bir sayfa sonuçta .EVET boşanmayi kendime yakistiramadim , hani bir söz var ya ;sen iyisin herkes iyidir . Bu sonucu aldigima göre kötü biri miyim ? Bunu sorguluyorum. Ya da boşandigim Adam da dışarıdaki yüzünde o kadar da kötü sayılmaz. (Toplum da yaptığı bilinen üç beş hatayi saymazsak )ama sonuçta Eş olamadık , gecinemedik. En yanımda olması gereken durumda yanımda değil , Baskı ve korkutmalariyla İmtihan olduk. Genelleme yapmıyorum, ama etrafa daha bilinçli gözlemlerimle erkekler hakkında yazıyorum. Mutlu kadın da yok , mutlu erkek de .olanlar ise bir elin parmaklarını geçmiyor. (Yani millet birbirine katlanabilirken biz yalnızlığı tercih ettik.)bir de ahir zamanin fitnesi olduğumuz için sorguluyorum.evet , en sevilmeyen helal ama islami yaşamayı hedef alan biz gibi insanlar için Üzücü. (Ha bir de milletin beni korkutan teselli boyutu var , daha gencsin evlenirsin…)

  18. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Sayın Forum sakinleri yorumlara bakıyorum da yine çalışan/çalışmayan eş muhabbeti dönüp dolaşıyor. :)

    Aklın yolu birdir. İslam’ın öğretileri bellidir. Ailede mutluluğun yolları açıktır. O halde hala çalışan mı? çalışmayan mı? polemiğine ne gerek var. Ama bu konuda bayağı mesai yapmış sarfı kelam etmiş biri olarak birazda ben konuşayım.

    Erkekler Neden Çalışan Kadın isterler:

    1- Bazı tip erkekler vardır bunlar hırslı erkeklerdir. Dünya hırsları mal,mülk hırsları vardır tek maaşla bir an evvel ev,araba vb. alınamayacağını düşünerek kadının maaşıyla kestirmeden bunlara bir an önce sahip olunması gerektiğini düşünürler. Bu nedenle çalışan kadın ararlar.

    2- Bazı tip erkekler var ki bu tiplerde geleneksel çizgiden kopuş yaşayan modern zihniyete sahip erkeklerdir. Kadını evlilik hayatında korunması gereken bir değer olarak değilde iş ortağı olarak görüyorlar. Dolayısıyla bu tiplerin evlilikleri ticarete benziyor. Ve kendileri ha bire iş ortağı arayıp duruyorlar.

    3- Bazı erkekler kendilerine özgüveni olmayan, kadını kendi maaşıyla idare edemeyeceğine, kadının maaşıyla ve statüsüyle özgüven sahibi olacaklarına inanan bir ortamda eşinin mesleğini söyleyerek övünmeyi seven erkeklerdir. İşte böyle erkeklerde çalışa eş ararlar.

    4- Bazıları da var ki Toplumsal baskı mahalle baskısı dediğimiz şeye dayanamayıp çalışan kadın arayan tiplerdir. Bunlar aslında vicdani derinliklerinde ev hanımı isteyen tipler. Fakat gel gör ki mahalle baskısı ailevi baskılara dayanamayıp çalışan eş alıyorlar.

    Aklıma şimdilik bunlar geldi. Daha fazla uzatmak isteyen kardeşimiz varsa maddeleri uzatabilir.

    • Feyza diyor ki:

      Diger yorumda bahsettigim yorumunuz buydu. Cok guzel bir tahlil yapmissin Azmo kardesim. Bu kadar net oldugun icin de seni ayrica tebrik ediyorum.
      Ben evimi gecindiririm, hanimimi biiznillah kimseye muhtac etmem diyecek cesarete sahip ve beyinin getirdigiyle iktifa edebilecek kanaatkar ve mutevazi hanimlarin sayisinin cogalmasi umidiyle..

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Teşekkür ederim Feyza kardeşim sizde Bir Kadın Neden Çalışmak İster? ve Bir Kadın Neden Çalışmak İstemez? şeklinde başlıklar açıp maddelendirmek istemez misiniz?

        Tabi zorlama yok isterseniz yapın. Ayrıca yapmak isteyen diğer hanım kardeşlerimizde yapabilirler. Bir hanımın kaleminden kadın neden çalışmak ister veya neden istemez okumak isteriz.

        Vesselam…

    • Yahya diyor ki:

      Sn. Azmo,

      Paylaşımınız için teşekkür ederim.
      Genel olarak yazdıklarınıza katılıyorum ancak;
      uzun zamandır Selçuklu devleti hakkında bilgi ediniyorum, ne zaman yıkılış sebeplerini öğrenmeye başladım, dikkatimi çeken ana nokta; devlet yöneticilerinin Allah’ın emir ve yasaklarından uzaklaşması olduğunu gördüm. Tabii tarih kitaplarını bunları madde madde başlıklar altında inceliyor ancak hiç bir tarih kitabı yöneticilerin islamdan uzaklaşmalarını incelemiyor, irdelemiyor. (benzer onlarca örnek yok mu?)
      Bu minvalde, karısının çalışmasını isteyen ve/veya sesini çıkarmayan müslüman erkeğin durumu bellidir.

      Müsadenizle bir madde de ben ekliyeyim:
      5. En başında karısının otoritesini kabul eden, dümeni karısına teslim eden erkek tipidir. Hatta bir grubu cüzdanını bile karısına teslim eder….

      Selam ve dua ile…

  19. mura diyor ki:

    yani entrasan ben baba maaşı eşitlendi diye biliyordum. bunu bile eşitlememişler .peki ben sormak istiyorum. cinsiyet eşitliği sağladık demekle övünen hükümet bunun için ne yaptı. cevabı çok basit hiçbir şey. madem eşitlik sağlanamıyordu o zaman niye erkeğin reisliği elinden alındı. bir kadının baba maaşı alması mevcut hukukla izah edemiyorum .bunu ancak şeri hukukla izah edebiliyorum .o da uygulanmıyor. feministlerden çıt yok. ALLAHIN hükmü uygulanıp miras ikili birli pay edilseydi çıt çıkmayanları görürdüm . nafaka yasası öyle diğer yasalar öyle .yardım istenecek bir Allahtır

    • Yahya diyor ki:

      Sn. Mura,

      yazdıklarınızdan biraz zor mevzuyu toparladım…
      Cinsiyet eşitliği diye bir şey yok efendim. Size kim söyledi bunu? Aksine kadının lehine pozitif ayrımcılık söz konusu. Zaten tüm STK’lar, dernekler, platformlar, aydınlar, vs. vs. vs. ve devlet kurumları pozitif ayrımcılık peşinde…!

      halbuki “pozitif ayrımcılık” kelime anlamı olarak bile yanlış algılanıp, yanlış uygulanıyor. Siz pozitif ayrımcılığı etnik bir gruba yapabilirsiniz, engelli vatandaşa yapabilirsiniz, inança göre yapabilirsiniz. Ör. inançından dolayı et yemeyen gruba sebzeli yemek sunarsınız; yürüme engelliye rampa yaparsınız vs. neticede ise çoğunluğa veya normal insan ile eşit seviyeye getirirsiniz! onun üstüne çıkartmazsınız!!!

      Ancak mevcut durumda, kadına tanınan haklar bırakın pozitif ayrımcılığı, artık kıyakçılık safhasına gelmiştir, getirilmiştir ve daha da üstüne ilave edilmektedir. Büyüklerimizin bir bildiği vardır elbet!?

      Selam ve dua ile…

      • mura diyor ki:

        benim merak ettiğim şey pozitif ayrımcılık kavramı Avrupa da nasıl uygulanıyor. ben buradaki gibi uygulandığını pek zannetmiyorum. yasadan yola çıkarak şunlar söyleyebilirim. kadın ve erkek eşittir tamam devlet bu eşitliği sağlamakla mükelleftir tamam sonunda bu eşitliği sağlamak için bir takım tedbirlerden bahsediyor. eşitliği sağlamak amacına yönelik. GERÇEK VE TARAFSIZ HUKUKÇULAR ŞART Kİ YASALARI İSTEDİKLERİ GİBİ VE KENDİ MENFAATLERİNE UYGUN YORUMLAMASINLAR.. oda yok .bu büyük bir ihtiyaç.

        • Yahya diyor ki:

          Sn. Mura,
          Avrupada nasıl uygulanıyor bilmiyorum ancak biz bir çok kanunu avrupa uyum yasaları altında ülkemizle tanıştırdığımıza göre, avrupadaki durumu tahmin etmek çok zor değil…

          Yukarıda belirttiğim gibi, bir gruba karşı yapılan ayrımcılığa karşı yapılan bir uygulamadır. Ör. Amerikada sağlıkta, eğitimde, iş hayatında, siyasette v.b. alanlarda uygulanıyor… yani ailenin içinde değil!!!
          Hukukta eşitlik olmaz, adalet olur! Diğer kamu hizmetlerinde eşitlik olmalıdır. Sadece kadın erkek arasında da değil…

          Gerçek ve tarafsız hukukçu diye bir şey olması mümkün değildir. Neye, kime göre gerçek tarafsız? Zarar görene göre ve istediğini elde edemeyene göre hukukçular her zaman taraflıdır, hatalıdır, eksiktir.

          Adalet, Allah’ın ayet ve hükümlerindedir!

          • mura diyor ki:

            tamam da kuranı da kendi istedikleri gibi yorumluyorlar. her ne hikmetse herkes el ele vermiş tefsir kitaplarını yok etmek istiyorlar. mesela onlar diridir kısmındaki ahyaun kelimesi ahyaen diye mansup okundu mu .şehitlerin gerçekten diri olmadığı anlamına geliyor. bence doğruya yakın bu gibi. bir örnek verdim sadece

          • Yahya diyor ki:

            Sn. Mura,

            Bu işin teferruat kısmıdır. Yeter ki devlet büyüklerinin, kanun koyucuların hüküm vercilerin (…) niyeti Allah’ın hükümleriyle hükmetme olsun.
            Güncel mevzulara cevap verebilecek adam akıllı meclis kurarsın, fetva kurulu kurarsın vs. Niyetiniz/niyetimiz Rabbimizin hükümlerinin dışına çıkmak ise zaten ayetleri de/hadisleri de inkar edenler çıkacaktır.

            Ör. Boşandıktan sonra kocadan nafaka alabilirsin, malına ortak olabilirsin diye hocalar olduğu gibi…

            Verdiğiniz örnek ile ilgili olarak, Şehitlerin ölü olmadığı ayetlerle ve hadislerle bildirilmiş. Bu kelimeyi şöyle anlarsak bu demek, böyle anlarsak şu demek diye esnetmemek lazım. Hali hazırda ruh ile beden arasındaki ilişki ve ruh & beden alemi bilinmezken, yeterli bilgimiz yok iken; onlar ölüdür, değildir gibi yorumlara girmek son derece sakıncalıdır. Bize nakledilen bilgiler çok az.
            Risale-i Nur’da bu mevzu sınıflandırılarak daha kolay anlaşılır hale getirilmiş ama yine teferruatı yok.

            Selam ve dua ile…

          • mustafa _/) diyor ki:

            Sayın Mura, bahsedilen popüler tartışmalar hikmetten uzak ve çoğunlukla kafa karıştırmak amacına hizmet etmekteir. “Ahyaun” şeklinde merfu olduğunda “hayattadırlar” anlamına gelir. Ayette Bakara 154, Allahu Teala buyuruyor: “Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.” (aslında Arapça aslı üzerinden daha anlaşılır olurdu. “Bel” bağlacı ile bağlanmış iki ifade var. “emvaatun(ölüler) bel ahyaaun (diriler)”. ). Burada bahsedilen hayattan bizim bildiğimiz biyolojik bir hayat mı anlaşılmaktadır acaba? Şayet bizim anladığımızın dışında farklı bir hikmet üzere hayattan bahsedilmiş ise buradaki hayat hayat gibi belki daha öte bir hayat kastıdır. Müfessirlerce ifade edilen de burada biyolojik bir dirilik değil ruhi bir diriliktir. Bizim hissedemediğimiz, anlayamadığımız bir dirilik. Bu durumda ister diridirler densin ister diri gibidirler sonuçta verilen mesaja zarar vermez. Önemli olan bütünsel çerçevede asıl mesajı anlamaya çalışmaktır. Bu Kuranı kafamıza göre tevil etme değil, ifadelerin bütünü üzerinden hakikati aramadır. Müslümanların üzerine düşen hakikatin peşinde pervane olmak, kendisini sorgulayarak, dinleyip okuyup bunlar üzerinden selim bir kalp ile akıl yürütmek, ulaştırılmak istenen mesajı anlamaya çalışmaktır. Gerçekten ekranlarda ve internetin çöplüğünde dolaşan çoğu tartışma hakikati ve amacı kaybetmiş, detaylarda kendine çatışma üretim popülarite kazanmaya çalışan bir gayret içerisinde. Aslını araştıracak vakit ve imkan bulamadığımız hiç bir tartışmaya kulak asmayalım.

            “Herkes elele vermşi tefsir kitaplarını yok etmeye çalışıyorlar”dan ziyade bana öyle geliyor ki, isim yapmak, tanınmak, belki ekranlarda görünmek isteyen bazı kimseler ile Müslümanları İslamdan uzaklaştırmak kafalarını karıştırmak ve gençlerini ellerinden almak isteyen oryantalistler iletişim araçlarını beraberce kullanıyorlar. Çok da başarılı oluyorlar açıkçası. Çok sevdiğim bazı arkadaşlar nihilizm, deizm ve eski moda olmakla beraber bir miktar ateizm topraklarında geziniyor. Dinlemiyorlar, okumuyorlar, düşünmüyorlar ama sorguluyorlar, eleştiriyorlar (Ekranlar, popüler kültür ve internet üzerinden edindikleri izlenimlere dayanarak).

  20. Zeynep diyor ki:

    Çok haklısınız Sema hanim fakat zamane erkekleri de karısının ekonomik gücünün olmasını istemiyor mu kendi ayakları üzerinde dursun hem dışarda çalışsın hem evi çekip çevirsin hem dört dörtlük anne olsun hem de kendine hizmet etsin ilgilensin istiyor.Yoksa eksik görüyor karısını burdaki beyleri istisna tutarak söylüyorum bunları. Ben etrafımda karısı ev hanımı diye asağlayani çok gördüm. Mesela eşimin Teyzesine gitmiştim tam kapıdan çıkıyorum kocası geldi kendisi statüsü yüksek bir mesleği var Teyzem her zaman gel çok az geliyorsun dedi kocası da benim yanımda kız çalışıyor senin gibi bütün gün evde yan gelip yatmiyor ya dedi çok tuhaf geldi bana yani durumlari iyi gerek yok çalışmasına üstelik çok güzel yemek yapan mantı açan bir kadın nasıl görmez bunları diye yani erkekler de masum değil herseyi bekliyorlar sonra kadın öyle olduğunda gururlaniyor kibirleniyor bu kez kadın olarak görmüyorlar bazıları

    • Gelincik diyor ki:

      Çok haklısınız Zeynep Hanım bu devirde öyle isteniyor maalesef :( :( :(

      • Irmak diyor ki:

        Isin en kotusu ” Ev Hanimliginin evde yan gelip yatmak sanilmasi”.

        • Yahya diyor ki:

          Irmak hnm,

          Hiç kimse hanımlığı “evde yan gelip yatmak olarak” düşünmüyor.
          1. hanımını rencide etmek için bunu dile getiriyorlar…
          2. yaptığı değersiz işi, hanımına karşı değerli göstermek için yapıyor…
          3. ev hanımlığını değersizleştirip, dışarıya dökmek için yapıyorlar…

          • seysey diyor ki:

            Ne sorunlari olursa olsun burada erkegin yaptigi hareket tek kelimeyle edepsizlik.Bazen ben de boyle durumlarla karsilasiyorum kadinlar kocalarini ,erkekler karilarini guya asagilamak icin misafirleri onunde laf atip duruyorlar.Ne misafire saygi kalmis ne baska bir sey.Acikcasi benim nazarimda soyleyen kendini rezil eder baska da bir ise yaramaz.Bir daha oyle vlere gitmemek icin bin takla atiyorum gene kendimi o huzursuz ortamda bulacagim diye.

            Ben kendi hayatimdan ornek vereyim bana calis yoksa kafani duvarlara vurursun diyen,kizkardesime siradan kadinlar(ev hanimi) gibi olma diyen erkekler var.Esleri calismayan kisiler bunlar.Nedeni ne peki bunun?Burda da daha once yazmislardi artik istemeye gelirken calisacak misin calisacaksan isteyecegiz diye geliyorlar.

            Ve burada konusulmasi gereken asil mesele aradaki sorun ne olursa olsun kari koca sorunparini nasil cozmelidir,misafire aksettirmek dogru mu,ev hanimligi ise yaramaz mi,bu rencide edici olaylarla karsilasinca nasil davranmaliyiz..vb olmali.

          • Sennur diyor ki:

            Seysey hanim size katılıyorum. Bu tip aile fertlerinden ben de çok sogmus durumdayım. Hatta bir yakınım böyle hiç düşünneden kocasını küçük düşürüyor .ben diyorum ben onun yaptığı gibi yapsam değil 5 yıl 5 ay bile dayanmazdı benim eski eşim .ki yaptığı hareketler onun da gözüne batıyordu. Sonra şunu keşfettim. Bu aile başkalarının yanında bir birine laf sokuyor sürekli kaVGA halinde ama içlerinde Kötü bir durum negatif duygu bırakmıyor , sayıyor söylüyor geçiyor. Sonra yoluna devam ediyor.adam da söylüyor. Dışarıdan hiç hoş değil .

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Zeynep Hanıma…

      Kadınların çoğunun yaptığı iki büyük hatadan birisini sizde (kendinizin bizzat şahit olduğu bir olayı naklederken) yapıyorsunuz.

      Bu hatalar ne?

      1- TEPKİ, ETKİYE TABİDİR.

      2- TEPKİYE SEBEP OLAN SÜRECİ TAM OLARAK GÖRMEMEK, BİLMEMEK, BİLDİĞİ HALDE YANSITMAMAK

      Bir kadının iyi yemek yapması, iyi bir anne olması, evini güzel ve temiz tutması erkeklerin karılarında görmek istedikleri GÜZEL HASLETLER dir.

      Ancak eşinizin teyzesinin çok iyi yemek ve mantı yapması onu sadece iyi bir AŞCI yapar, kocası için iyi ( tatlı dilli, yumuşak huylu, saygılı, sevecen, nazik, cilveli, temiz, sık, bakımlı vb ) bir KARI-KADIN yapmaz.

      Eniştenizin karısına verdiği tepkinin mutlaka ve mutlaka geçmişte yaşanan bir ETKİ ye ( hoşnutsuzluk, kızgınlık, nefret, bıkkınlık vb) dayanan sebebi vardır. Aksi taktirde karısını seven, ona saygı duyan, karısından memnun olan bir erkeğin teyzenizin söylediği o sözler için o sekil de tepki vermesi çok normal ve mümkün değil.

      Mesela teyzenizin kılosu fazladır, kadınlık(cinsellik) yönü zayıtır, evinde görsel güzelliğine veya kişisel temizliğine vb konulara dikkat etmiyor olabilir.

      Bu nedenlerin bir tanesi veya bir kaçının var olması eniştenizin teyzenize karşı olan sevgisini, ilgisini, muhabbetini ve saygısını bitirmiş olabilir.

      Ve erkeğinin gözünde BİTMİŞ olan bir kadını iyi mantı yapması kurtarmaz.

      O kadın kocasının gözünde bütün gün yan gelip yatan, İŞE YARAMAZ BİR FAZLALIKTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.

      İşte bütün bu anlattıkların siz kadınların EVLİLİĞE ve KOCAYA nasıl baktığınız ve bakmanız gerektiği hakkında önemli bilgilerdir.

      Ama kadın olarak bir çoğunuz

      “erkek milleti değil misiniz, hepiniz aynısınız, hep kendiniz düşünüyorsunuz, biz kadınları hiç anlamıyorsunuz, hepinizin canı cehenneme”

      vb sözlerle ÇÖZÜM değil ÇATIŞMA odaklı ve akibeti maddi-manevi YIKIM olan bir sonucu kendi ellerinizle hazırlıyor, sonra da oturup birbirinize dert yanıyor, teselli vermeye kalkıyorsunuz. ( İfadelerim geneledir, üzerinize alınmayın)

      Tüm kadınlara tavsiyemdir;

      HER SEY DEN ÖNCE ( iyi bir aşcı, iyi bir anne, iyi-temiz bir gelin, iyi bir komsu, iyi bir … den önce) KOCANIZA İYİ BİR KARI OLUN.

      Sonra da oturun kocası tarafından çok sevilen, sayılan, değer verilen “EV HANIMLIĞI’ nın” keyfini çıkartın.

      • Yahya diyor ki:

        Abdullah abi,

        “tüm kadınlara tavsiyemdir….” sözünüz çok hoşuma gitti.
        Tebessüm ettirdiğiniz gibi düşündürüyorsunuz da…

        Allah razı olsun.

      • Zeynep diyor ki:

        Tabiki bir kadının iyi yemek yapması evinin pırıl pırıl olmasi (yazmayı unuttum ) iyi bir eş iyi bir kadın oldugunu göstermez kesinlikle öyle birşey iddia etmedim zaten ben bu örnekleri iyi bir ev hanımı olduğunu belirtmek için verdim .Evde yan gelip yatmadigini anlatmaya çalıştım. Dediğiniz gibi etkiye tepki olabilir aralarındaki muhabbeti ben bilemem araştırmam da doğru değil benim anladigim dışardan gördüğüm kadari ile adam makam sahibi statüsü yüksek bir işi var ve eşinin ev hanımı olmasından rahatsız birkaç defa da kadıni asagilamasindan çıkardım bunları yanılıyor olabilirim.Sizin dediğiniz gibi de olabilir erkekleri genellemedim benim etrafımda gördüğüm birçok erkek evlenir ken kadının statüsü nun de kendine yakın olmasını istiyor .Benim lafım öyle erkeklere kadında statü maddi güç arayan erkeklerin de benim eşim evde benimle güç yarışina giriyor diye şikayet etmeye hakkı var mı

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Benim lafım öyle erkeklere kadında statü maddi güç arayan erkeklerin de benim eşim evde benimle güç yarışina giriyor diye şikayet etmeye hakkı var mı”

          Kesinlikle size katılıyorum Zeynep hanım. Böyle erkeklere hiç acımam asla.! Ne ekersen onu biçersin.

          Ayrıca hiç anlamıyorum bu tip erkekleri kadının statüsünü ne yapacaklar ev içerisinde statü para etmez ki kendilerine itaat edecek güler yüzlü sevecen kadın aramak yerine statü sahibi güçlü kadın arayacaksın sonrada bu kadın niye bana itaat etmiyor diyeceksin!

          Bu tip hemcinslerime Allah akıl fikir versin ne diyelim.

          Vesselam…

        • Gelincik diyor ki:

          Cidden ya öyle yapan çok var e o zaman denmez mi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye

        • Feyza diyor ki:

          Yok tabiki Zeynep hnm cok hakli buluyorum sizi. Bahsettiginiz teyzenizin kocasi da son derece hatali. Aralarinda mahrem problem varsa dahi bunu aralarinda cozmek ya da sorun edeceklerse de aralarinda sorun etmek yerine ucuncu kisinin yaninda hanimini rencide etmesini bir erkege yakistiramiyorum.
          Kaldi ki boyle bir problem var mi aralarinda yoksa enisteniz sadece populer kulturun tesirinde kaldigi icin mi hanimini ev hanimi oldugundan dolayi kucumsuyor, bunu da bilmiyoruz.
          Evet, bir kadinin cok iyi asci olmasi,cok iyi ev hanimi olmasi demek iyi bir partner olmasinin kefili degildir. Bunu cok eslilik mevzusunda zaten dile getirmistim. Ama su an calisan hanim talebi o kadar revacta ki, bekar erkekler calisan hanima yonelirken mahremiyete dair duyduklari endiseden degil, baska bir yazida Azmo kardesin yazdigi gerekceler yuzunden tercih ediyorlar. Bilmiyorlar ki henuz mahrem hayatlari nasil olacak, zira evli degiller.
          Bu deformasyondan malesef bazi erkeklerin de payini aldigini dusunuyorum.
          Calisip para kazanan kadinlar, hanimi ev hanimi olan erkeklere cazip geliyorsa kesinlikle ileride yakinma haklari da yoktur.
          O yuzden bir genc kiz calisma hayatini hic dusunmuyorsa ama gorunurde imkani varsa veya an itibariyle calisiyor ama ilerde ev hanimi olmak istiyorsa kendisine gelen erkegin bu husustaki gorusunu kavrayabilmesi icin ona tavsiyem, gorustugu kisiye su ters kose soruyu sorsun: “Ileride calismak istersem, buna musade eder misiniz?” Erkegin cevabi “benim icin sorun yok, calisan ya da calismayan seklinde ayirdetmiyorum” seklindeyse, kiz iki kez dusunsun. Ileride erkek fikrinden cayip ev hanimi bir hanima sahip oldugu icin pisman olabilir. Cunku hayatin zorluklari ve ekonomik sartlari bu fikre erkegi yaklastirabilir.
          Eger cevabi “tabi bir hanimin evin gecimine katkisi olmasi guzel birsey ama calismaya seni zorlayamam” seklindeyse kacarak uzaklassin. Gonlunde yatan calisan hanimdir ama sartlar bu bulusmayi gerektirmistir.
          Eger cevabi “ben hicbir sekilde evlenince calismanizi istemiyorum, eger calisma gibi bir niyetiniz vaesa bunu bastan konusalim cunku bunu kabul etmem mumkun degil”
          seklideyse mutlaka bu kisiyi degerlendirsin.
          Karsidakini sinamak degil fakat bazen insanlarin samimi fikrini ogrenmek icin soruyu tersten sormak daha faydali olabiliyor ve boyle hayati mevzular icin bu gerekli ki ilerde bu gibi husran verem sonuclarla karsilasmayalim.
          Soruyu direk “calismak istemiyorum, bu konuda fikriniz nedir?” diye sorarsa eger, erkek bunu biraz gururuna yediremeyip “ben zaten evimi gecindirebilirim, calismaniza gerek yok” seklinde zoraki bir cevapla gecistirebilir ama ilerde bu kararindan pismanlik duyabilir yani aslinda net degil kararsizdir.
          Bu mevzuda erkegin net olmasi oldukca muhim. Cunku calismak istemeyen bir kadinin esi tarafindan zoraki calistirilmasi ya da calismadigi icin rencide edilmesi durumlari bir kadin icin cok agirdir. Bunu bir erkegin anlayabilmesi icin empati yapabilmesi gerekir. Elbette bu soylediklerim iyi bir ev hanimi, itaatkar bir hanim ve emektar bir anne olmak icin ugrasan gayretli ama kiymeti bilinmeyen hanimlarimiz icin gecerli.
          Kari koca birbirinin kusurunu ya ortmeli ya cozum bulmali ya da bulamiyorlarsa yani o kadar kotu durumdalarsa bosanmali. Ama ozel durumlarini ve sikayetlerini ortaliga sacip dokmek ve baskalarinin yaninda birbirini kucuk dusurmek ne insanliga ne de Muslumanliga sigmaz.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Zeynep Hanım.

      Haklısınız. İki cinsin de fıtratı bozulmuş olduğundan konu çok girişimli. Özyinelemeli bir durum var. Halamın bıyıkları olsa halam amcam olurdu misali. Ancak bir yerlerden düzeltmeye başlamak lazım. Şu an terazi kanunlarla kadınlara evriltilmiş durumda. Toplumsal baskı da o yönde. Şu var. Alan razı satan razı olsalar yine ses etmeyelim. Ancak iş öyle değil. Kadın evden uzaklaştıkça yuvanın huzuru kaçıyor. Bu böyle olduğu bilindiği halde ısrarla anne rolü, hanım olma rolü alınıyor kadınlardan. Kişilikleriyle değil dişilikleriyle ön plana çıkmaları telkin ediliyor, gizli ya da aşikare.

      Allah sonumuzu hayretsin. Geçenki yorumlarımda bahsettiğim filmi en son çocukken izlemiştim. Buraya yazmadan önce bi bakayım hızlıca dedim. M. Ar’ın köylü kadınları kocalarıyla birlikte olmamalarını telkin ettiği sahne denk geldi açar açmaz… Bugün yaşadıklarımızın hiçbiri tesadüf değil…

      • Gelincik diyor ki:

        M. Ar o filmde bunu mu telkin etmiş halbuki onun oynadığı diğer filmlerde … tövbe tövbe neyse 😊😊😊😊

    • Sennur diyor ki:

      Maalesef ben de buna katılıyorum. Erkekler parayi da paralı hanımı da çok seviyor.Kıyaslama hatası yapıyor. Şimdi etrafta arazi gayrimenkul zengini insanlar çoğaldı. Ve maalesef adamlar bunu gözüne gözüne sokup , çalışmayan ya da aileden geliri olmayan hanımı azalıyor , küçük düşürüyor. Ben im de bu konuda çok şahit olmuşlugum var. Allah erkeğin de kadının da Karakterlisini versin herkese inşallah. Nasibinde olan ile de yetinmeyi. ….

      • Sennur diyor ki:

        Bir de Kanaat boyutu var. Herkesin belli istikameti var. VARLIKLI Hanımlar da eşlerini nasıl kaprisle karşılıyor neler yapıyor. Adamlar katlanıyor. Üzüldügüm konu ;Kadın olarak tüm vazifelerimi yapmama rağmen , ya da yaptığımı sanmama rağmen bu ahir zamanin ahir imtihanı başıma geldi .Müslüman olarak sorgulama mız gereken çok fazla konu var. Çalışan bir arkadaşım için Hanim aga yakıştırmasi yapıyorum . Eşine evde neler yaptırıp, üstüne ne kaprisler yapıyor .eşi de onu el üstünde tutuyor . Olan bizim gibi eşini alttan alan , sözünü dinlemeye çalışan kadınlara oluyor.Dünya mal mülk hırsı Tavan yapmış durumda. Allah tan istegim ;Rızasını kazanacak ameller ile uğraşmak.Üç günlük dünya ,kabir e girdiğimizde götüreceğim iz sadece Ameller imiz.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Şennur Hanım.

          Arkadaş anlattı. Bir arkadaşı varmış bir kızla tanıştırmışlar kız oğlanı beğenmemiş çok efendi diye…

          Sonra bu eleman tabi başkasıyla görüşüyor vb. derken bir kaç ay sonra nişan kararı alıyor. Beğenmeyen kız da aracı olanlara sormuş görüştüğüm kişi ne yaptı diye, tren kaçtı geçmiş olsun demişler.

          Allah kızlarımıza akıl fikir versin. Efendi diye bir adamı beğenmemek de nedir? Neyin kafasını yaşıyorlar ben çözemedim.

          (Ben efendi değilim bu arada :) )

          • Sennur diyor ki:

            Sadece fatih bey , allah yardimciniz olsun .olanın da olmayanın dert olduğu bir dönemdeyiz maalesef. Size bir tavsiye vereyim sakin toplum baskısi ile evlenmeyin.Velev ki nisanlandini z ,nişanlıniza her türlü dayanım testi yapın , bazen senaryoyu kendiniz hazilay in .içinize sinmeyen sizi kıran bir tavır ile karşılaştiginizda nişanı atın. Toplum ve aile baskısı sizi buna teşvik etmesin. Sonrasında nisanliyken sinyal verdi de ben vazgecemedim pismanligi daha acı .not ;bana da bir arkadaşım sen ile de bir insan gecinemediyse hiç kimse ile gecinemez dedi . Evet gecinemiyor, ayrıldıktan sonra kaçıncı evi değiştirdi( kaç ev sahibi ile sorun yaşadı, işleri hakeze yolunda gitmiyor . Ama bu geçimsiz adam kizimin babası 😡 gerçeğini değiştirmiyor .ayrı olsak da ben hala kizimin iyiliği için geçinmek zorundayım .😢hala üzerimde baskısı bulunuyor .evlenemeyenleri görünce kızımı varlığı için Şükür ediyorum. Rabbim gönlünüze göre versin inş allah

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Şennur Hanım, amin.

            Üzerimde toplum, akraba, aile hiç baskısı yok çok şükür. Hatta ailemin pek de umuru değil :) Anneme tanıştığım bir kızı anlattım da en son evlenip de ne yapacaksın dediydi ki dayımı evlendireceğim diye kendini paraladıydı zamanında.

            Benim bu zamana kadar şöyle bir hatam oldu. Aslında hata da diyemeyiz belki. Ben yuva kurmak adına sonuna kadar zorladım. Sonu neydi. Kriterlerin %50’sinden fazlasını karşılamasıydı ki nefes alması da dahildi kriterlere. Son bıraktığımı %48.5 ile bırakmıştım :)
            Şu açıdan vicdanım rahat. Ahirette sorarsalar ben sonuna kadar zorladım diyeceğim, bu konuda keyfi davranışım olmadı.

            Maalesef ben çok adayla görüşemiyorum. Görüştürdükleri kişiler de rastgele oluyor genelde. En son görüştüğüm kişi geçen sene kurban bayramının hemen öncesiydi mesela ve görüştüğüm kişiler arasında en iyi davrananıydı. Zerre bahane üretmedi hoşlanamadım dedi aracılara bıraktık. Böyle olsunlar ciğerimizi yesinler. Yok ayakkabısını beğenmedim, yok çok alttan alan biri vb. bahaneler yoruyor insanı .Aracılara güvenince çok sorgulamıyorsunuz. Ancak bu gibi olaylardan sonra epey sorguladım neden kasıyorsun bu kadar dediler. Çok soru sorunca gönlük yok ya da beğenmemezlik yapıyorsun diyorlar :)

            Kendimizi kızlara da beğendiremiyoruz ya onu da çarşaf çarşaf yazdım niye olduğunu. Etrafımda tahsilli bayan sayısı az değil. Hiç kimseyi beğenmiyorlar. Yaş otuz beşe yaklaşınca bulduklarıyla evlenip çocuk yapıyorlar. Artık evliler mi ev arkadaşlığı mı yapıyorlar kocalarıyla belli değil.

            Ancak dini konularda erozyona uğramış olsalar da (ibadet değil hayat tarzı) örften gelen bir şeylerle yuva kurma bilinci olan beğenmemezlik etmeyen tahsilli kadınlar çok mutlular. Feministlik emareleri de epey az. Bir onlara bakıyorum bir de hasbel kader dört yıl üniversite tabelası olan bir okulda okudu diye kendini bulunmaz hint kumaşı sanan kızlara bakıyorum. Sonra bakmaktan vazgeçiyorum.

            Günümüz kızlarının özellikleri
            1-Kendileri dünyanın en güzel kızı ve hiç yaşlanmayacaklar
            2-Kendileri en iyisini hak ediyor ama en iyisi neymiş onlar da bilmiyor.
            3-Zorla girdikleri üniversitede dört yıl okumuş olmaları bilgi ve görgü seviyesi için yeterli. İki yıllık mı dört yıllık mı okudun sorusuna gururla dört yıl diyebildiklerinden dünyanın en tahsilli insanları onlar. Feministlik yapmayan teknik üniversite mezunu hanımlar da kimmiş… Bir kere kafaları çalışsaydı dört yılın üzerine iki sene daha okuyup maaşlarını kocalarına vermezlerdi.
            4-En zengin ve en yakışıklı erkeği hak ediyorlar. Niye diye sorarsanız öyle olması gerekiyor. En az baba evindeki imkanları sağlamak yeterli değil.
            5-Aileleri muhafazakar biz değiliz çünkü araçlarının arkasında osmanlı tuğrası var biz de yok. Keramet kavukta olduğundan biz bazı şeylere layık görülmüyoruz.

            Kalanları siz dolduruverin.

            Selametle :)

          • Gelincik diyor ki:

            Fatih Bey günümüzde de erkekler kız beğenmiyor kolay kolay kız erkeğe mazeret buluyor erkek kıza ne olacak böyle bilemiyorum 😊😊😊

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Siz de haklısınız Gelincik Hanım :)

            Ancak benim çevremde genelde kızların burnu yukarıda. Öyle olmayanlar, aklı başında olanlar çoktan evlenmiş zaten. Ben beğenmemezlik eden az erkek tanıdım. Önceden de yazdım. Çoğu ilk görüştükleri kızla evlendi öyle olmayanlar da ikinci görüştükleriyle. Neredeyse tek istisna ben gibiyim ki ben de resmen mevlana gibi oldum o zamanlar ne olursan ol gel diye. Tabi benim için de devir değişti artık :)

          • mustafa _/) diyor ki:

            Allah yardımcınız olsun Fatih bey. Sizi anlayan pek fazla kimsenin olmadığı bir ortamda inandığınız yolu tutmak kolay değil bilirim. İnşallah bu dünyadaki imtihanı verebilir de hesap günü kurtuluşa erenlerden olabilirsek bu çekilenlerin hepsi tatlı birer anı halini alır.

            Düşüncenizi merak ettiğim bir konu var. Yabancı gelinler hakkında ne düşüyorsunuz?

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa Bey.

            Sağolun. Benim için önemli olan İNSAN olması, ırkı vb. gerisi hikaye… Böyle yazınca kibir gibi oluyor da benim adamlığım ne kadar o da ayrı mesele…

          • Gelincik diyor ki:

            Allah gönlünüze göre versin Fatih Bey 😊

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Size de Gelincik Hanım :)

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Maalesef ben de buna katılıyorum. Erkekler parayi da paralı hanımı da çok seviyor.”

        Sennur hanım bakınız ilk etapta erkek paralı hanım arar parayı sevdiği için tabiki. Ama emin olunuz çalışan kadınla evli erkeklerin ekseriyetine bakın mutlu değiller.

        Ben şu ana kadar çalışan eşe sahip hiç bir erkekten çalışan eş al tavsiyesini duymadım hatta tam tersini duydum. Misalen bir öğrt. arkadaşım eşide öğrt. bana “şimdiki aklım olsa çalışan almam dedi.”

        Yani erkekler bir hevesle toplum baskısıyla çalışan eş alıyorlar sonrasında ise neye uğradıklarını şaşırıyorlar. Çünkü itaatin olmadığını, kadının dilinin uzadığını, evde sıcak yemek bulunmadığını, çocuğun kreşiydi, bakıcısıydı vb. bir sürü tantanayla karşılaşınca aaa ben ne yaptım diyorlar ama iş işten geçiyor. :) geçmiş olsun.

        Vesselam…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Azmo kardeş çok doğru yazdıkların, benim çevremde de ailesine sahip çıkan hanımların olduğu evlilikler daha mutlu.

          Zenginin malı züğürdün çenesini yorar derler. Çalışan kadınlara bakıyorum, bakıcıydı kreşti temizlikti derken inanın kenara bir şey kalmıyor kadının maaşından, yorulduğuyla kalıyor.

          Ancak şuna da değinmek isterim, bir akrabamız var karı koca asgari ücretle çalışıyor, mecburiyetten, çocuklara da babaanne bakıyor. Öylelerine amenna diyorum. Fakat dediğin gibi üç kuruş fazla para gelecek diye hanımını yoranlara diyorum ki 3+1 değil 2+1 evde otursan ne olur, sıfır değil de modelsiz ikinci el arabaya binsen ne olur? İncileriniz mi dökülür…

          Son olarak ailelere bir lafım var. Çalışan kadınları kötüledik ama iyi yanları şu. Para kazanmanın zorluğunu bildiklerinden kocalarını çok üzmüyorlar bu konuda. Ancak bizim bir dediği iki edilmeyen ev kızlarımızın çoğu maddi anlamda eşlerini epey yoruyor. Mesela ben yakın zamanda şunu farkettim. Kızın ailesinin maddi durumu benim ailemden iyiyse o iş yaş. Hayattan beklentileri uyduramıyoruz…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Mesela ben yakın zamanda şunu farkettim. Kızın ailesinin maddi durumu benim ailemden iyiyse o iş yaş. Hayattan beklentileri uyduramıyoruz…”

            Fatih kardeşim üç konuda kadın erkekten geri kalacak:

            1-Maddiyat
            2-Yaş
            3-Tahsil(ilim)

            Mesela bana senden 2-3 yaş hatta 1 yaş büyük biri var görüştürelim mi deseler görüşmeye gitmem misalen geçen biri tavsiye etti kız 30 yaşındaymış ben ise 28 yaşıma yeni girdim :)
            Yine bana deseler ki mühendismiş, doktormuş görüştürelim hiç oralı olmam vakit kaybedeceğim görüşmeye gitmem çünkü statüsü maaşı benden fazla olan bir kadınla evliliği hayal bile edemiyorum.
            Yine yüksek lisans yapıyor veya doktora yapıyor yada yapmış deseler yine böyle biriyle de görüşmeye gitmem. :)

            Yine kız ev kızı ama ailesi çok zengin babası fabrikatör veya iş adamı yada benzin istasyonu var :) vb. gibi zengin aileden de kız alınmamalı çünkü zengin ailede büyümüş kızlar her türlü rahatlığa alıştıklarından misalen bir memur adamla geçinemezler böyle kızlar kendi ailelerine maddi olarak denk bir aile erkeğiyle evlenmeliler.

            Velhasılı yukarıda zikrettiğim üç hususa erkekler dikkat etmeliler her zaman kadın erkekten bu üç konuda daha alt seviyede olmalı ki erkeğine daha sıkı bir şekilde ait olsun ona bağlansın itaat etsin. Yoksa maddi olarak erkeğinden fazla kazanan statüsü de erkeğinden yüksek olan kadınla mutluluk (istisnalar kaideyi bozmaz) çok zor.

            Vesselam…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            AZMO kardeş.
            Yazdıkların doğru ancak küçük bir ayrıntıyı aktaramamış olabilirim
            O da hayattan beklentiler. Benim hayattan büyük bir beklentim yoktu halen yok :) Öyle gezeyim tozayım vb. yok, ya da şöyle evim olsun böyle arabam olsun yok, kendi halinde bir insanım. Bu anlayış biraz da aileden geliyor. Elbette maddi sebepleri de oluyor arka planda. İstisnalar kaideyi bozmuyor, öyle zengin biri çıkmadı karşıma çıksa ben de görüşmezdim herhalde :) Ben esnaf çocuğuyum kız memur çocuğu haliyle hayata bakış açısı farklı oluyor. Keza kültürel anlamda da köye yakın büyüdük şehirli memur kızları burun kıvırıyor :)

            Şimdi benim bir kızla anlaşabilmem ve iletişim kurabilmem için iyi kötü eğitimli birisi olması gerekiyor çünkü eğitimsiz kızların kriterleri daha havai. Benim çevremdeki kızların da tek eğitim şansı üniversite. Öyle olunca hepsinin gözleri açık :) fıldır fıldır…
            Yakın zamanda bir arkadaş benden bahsederken çok kalender dedi. Anlamını bilmiyordum, öğrendiğimde tam beni karşılıyor dedim, muhtemelen olumsuz(salaş) anlamında kullandı.
            Günümüzde pazarlığa dönen evlilik görüşmelerinde pazarlığa sürebilecek pek şeyim yok yani :)

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, “kalender” kelimesini uzerinizde olumsuz manada kullandiklarini zannetmiyorum :)
            Kalender daha cok, anlayisli, hosgorulu, her durumu olgunlukla karsilayabilen, mutevazi ve pozitif gibi guzel manalarda kullanilir. Bu tabiri kimden duyduysam bu karakterdeki guzel kisilik ozelliklerine vurgu yapmak icin kullanmisti. Ben de bu kelimeyi, bu karakterdeki kisilerin tabiri icin olumlu manada kullanirim her zaman. Yani arkadasiniz iyi birsey soylemis, musterih olun :)
            Diger konuya gelince erkegin kadindan ustun olacagi hususlari hukema ve kadema soyle maddeliyor: 1-Maddiyat 2- Itibar 3-Boy 4-Yas
            Kadinin erkekten ustun olmasini tavsiye ettikleri hususlar ise 1-Guzellik 2-Edep 3-Vera 4- Takva
            Yine uc ozellik kadinda hos, erkekte nahos olarak nitelendirilir. Kaynagini hatirlamiyorum aklimda yer etmis.
            1-Kendini begenme, zira kendini begenen kadin yabanci erkeklerden kendini sakinir cunku gururludur ve yabanci erkeklerden sevgi, iltifat dilenmez. (Tabi burada bahsedilen kocasina karsi kibre varan bir begeislik degil, naz makamindaki latif bir ozguven)
            Ama bu ozellik erkekte iyi durmaz. Cunku kendini begenen erkek karisini begenmezlik ederse tahakkumu altindaki hanimina zayif oldugu icin zulmedebilir.
            2- Cimrilik. Yine ifrada varan bir cimrilik degil fakat tutumluluk kadinda guzeldir. Cunku nafakayi temin eden erkek oldugu icin tutumlu kadin kocasinin malini israf etmez ve korur.
            Erkekte ise bu huy iyi degildir. Erkek comert olmalidir. Cunku ehlinin nafakasini temin etmede hasislik goaterip onlari magdur edebilir.
            3- Cesaret. Bu ozellikte kadinda hos karsilanmamistir. Cunku fazla cesur kadinlar maceraperest ve gozupek oldugundan dis dunyanin tehlikelerine gozukara girisebilir ve sonunda zarara ugrayabilir.
            Cesaret erkege yakisir ki, ailesini muhafaza edebilsin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Kalender kelimesinin iki anlamı var TDK sözlükte. Anlamı yazdıklarınızdan biraz farklı :) Arkadaşım olumsuz anlamda kullanma niyetinde olmasa da bulunduğum ortam sebebiyle olumsuz(salaş manası) olan kısmı ortaya çıktı.

            Yazdığınız maddeler doğru. Onları sağlayamadığım için bir daha bu konularda konuşmayı kendime uygun görmüyorum. Bu yüzden kızlara kızmıyorum artık en doğrusunu yapıyorlar bence. Ben kız olsam ben de beni kabul etmezdim… 1.5 metrelik kız 1.80 lik erkek istemekte haklı, yirmi yaşındaki kız kırk yaşındaki erkeği istemekte haklı, para, itibar, yaş böyle erkeklerde. Kızlarımızın hiçbiri namahremin ilgisini çekmek için makyaj vb. yapmaz, hepsi tutumludur on tane ayakkabısı olan erkeklerdir, hepsi de naif ve narin varlıklardır, o kadar ürkeklerdir ki trafikte kimseyle tartışmaz, hakaret, küfür vb. kelimeler kullanmazlar.

            Ben kendi küçücük dünyamda ömür tüketmenin derdindeyim artık. Anlamadığın işe bulaşmayacaksın düsturu benim için en temizi. :) Bildiğim kadarıyla amatör liglerdeki oyunculara para ödemesi yapılmaz, maçtan karları olmaz, oyun olduğu için oynarlar, sevdikleri için. Ben de amatör ligte takılmaya devam edeyim. Gerçekten şartları sağlayanlar ilgili liglerde oynasın, en iyi erkek ve kadınlar süper ligte oynasın. 😉

            İnsanın ruhuyla bedeni arasında uyum olacak. Olgun bir insan değilim, hayatın sillesini de yemedim Allah var şimdi. Ancak bir insanın içi geçmeye görsün. Sekiz yaşındaki bir çocuktan on sekiz yaşındaki gibi bir yetişkin gibi davranmasını beklerseniz on sekiz yaşına gelince emekliliğine az kalan bir amca ruhuna sahip olmasını yadırgayamayız yaşından genç gösterse bile :) Şu var Allah böyle yaratmış. Bu sebeple verdiklerine ve bela olduğu için vermediklerine de şükretmem gerekiyor. Elim kolum tutuyor, karnım tok sırtım pek, şükürsüzlük yapmamak lazım…

            Madem toplumun bana biçtiği rol çalışmaktan başka bir şey düşünmemekse gereğini yerine getirmeli ve ağzımı açmamalıyım.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey,
            Yazdigim maddeler sadece tavsiye olarak belirtilmis yani farz hukmunde degil. Ama tabi eski insanlar ile su an toplumu sekillendiren insanlar arasinda daglar kadar fark var.
            Yine de bu maddeler hala gecerliligini koruyor belki ama eskiden flort tarzi iliskiler, cikmalar [nereye cikiliyorsa :) ],
            kiz arkadastan ileri erkek kankalar yoktu. Haliyle olay evlilige niyet eden ciddi insanlarin ciddi beklentileri uzerinden degerlendiriliyordu.
            Siz bu beklentileri karsilayabilirsiniz sadece cevre konusunda sıkıntı yasiyorsunuz.
            Birincisi yas, otuz yasin altinda bircok genc kiz var. Yani yas olarak yelpazeniz yirmili yaslarin basindaki bir erkege gore genis.
            Ikincisi boy, Turkiye standartlarinda zaten 1.65 boy bile kadin icin normal kategorisine girmeye yetiyor. Yani Turk kizlari zaten pek uzun degiller. O yuzden 1.70 boyunda bir erkek dahi ayni boyda ya da kendinden biraz kisa bir hanim bulmakta zorlanmaz.
            Ucuncusu mal, bunun icin fabrikator olmaniz gerekmez ki. Duzenli bir geliriniz var ve tahsillisiniz. Bu da bircok kiz icin yeterlidir.
            Dorduncusu itibar, yani sosyal ortamda fenomen olmaniz gerekmez. Is ve es dost cevresinde sevilen saygi duyulqn bir insan olsaniz yeterli.
            Olgunluk derseniz bu zaten bir erkekte abes durmaz. Yani erken olgunlasmak, buyumek bir erkekte zaten aranan vasifdir. Zamanelere bakmayiniz. Onlarla zaten sizin de kafaniz uymaz.
            Kisaca bunlari karsilayamayacaginizi kesinlikle dusunmuyorum. Siz bazi kotu tecrubeler yasamissiniz ama hepsini curutecek cevabim var gordugunuz gibi :) Yani kendinizi bu normlarin altinda gormenizi gerektirici bir durum yok inanin.
            Siz flort eksenli yasayan bir ortamda bundan uzak durdugunuz icin belki kendinizi cevrenize yeterince ifade edemiyorsunuz. Eger kendi kafayapiniza uygun insanlarin icinde olsaniz olgun olmanin olgun giyinmenin veya olgun dusunmenin eksi degil bir arti oldugunu, bu maddelerin ise hepsini karsilayabileceginiz mutevazi insanlarin var oldugunu goreceksiniz.
            Flort gecmisi olan kizlardan uzak durun cunku beklentileri ilk etapta yuksektir.Ilk etapta derken, yani flrote asina olduklari icin karsilaruna cikan erkekten iltifata abartili sozlere romantik gorusmelere yatkin olurlar. Asagisi kesmez onlari.
            Daha mutaassip cevrelere yonelin isterseniz. Yani neden gencliginizi, enerjinizi dogru yone kanalize etmek varken iptal edeceksiniz ki? Bir kizin beni sevecegine inanmiyorum diyebilecek olumsuzlukta degilsiniz. Hatta bu durumda oldugu halde ne insamlar evleniyorlar. Simdi siz burada bizi istisna gibi goruyorsunuz ya, emin olun o flort eksenli cevrelere girsek biz de tutunamayiz :) Kimse bizi begenmez. Amator lig oyuncusu bile olamayiz en fazla mahalle takimi :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Sağolun. Zahmet edip yorum yazıyorsunuz da tam anlamıyla anlaşılamadığım bir husus görüyorum. Hayattan beklentiler mevzusu. :) Hayattan beklentilerim çok az. Ben nefsimi temizledim dünyadan el etek çektim demiyorum. Her insan gibi ben de nefis sahibiyim. Ancak yaşıtlarımın özendiği bir çok şeye özenmiyorum. Kılık kıyafet, gezme tozma, makam mevki… Cimrilikten değil. Mesela plaza şirketlerinin hiç birine başvurmadım özellikle. Görüştüğüm kızlarda güzellik bile aramadım doğru dürüst. Öyle olunca karşımdaki insanla benim hayattan beklentilerim farklı oluyor. Bunun dini yaşantıyla da doğrudan alakası yok, bir arkadaş var mesela dinini çatır çatır yaşıyor, namazlarını aksatmıyor ancak gezmekten de geri kalmıyor helal dairede. Zaten benim kendim için korktuğum bu. Belki de hesabım daha zor olacak bu sebeple. Biz sana böyle hevesler vermedik ama sen gittin vaktini boşa geçirdin, ilim öğrenmedin diye hesap soracaklar.

            Boy muhabbeti hakkında önceden de çok yorum yaptım zaten. Görüştüğüm kızlar hep benden kısaydı. Çok kısalar da vardı hatta. Boyum 1.68, orta boy :) Bir kere 1.70 lik kıza talip olduk topuklu ayakkabı payını da hesap etmemiz gerektiğini ve en az 1.80 olmak gerektiğini öğrendik. Bununla beraber 1.5 metrelik kızların da 1.80 aradığını öğrendik. Kaldı ki boyum şöyle, anne babamın ortalamasını alınca en üst sınır. Yani Allah sünnetullaha uygun olarak en iyisini vermiş zaten, önceden de yazdım az uzun olsam hayatta olmayabilirdim. Mesela kardeşim de en alt sınırdan. 1.56, kilosu da sizlerle aynı, minyon :)

            Babam annemden üç santim daha uzun, annemin ailesinin traktörü varmış babamın ailesinin eşeği. İkisi de ilkokul mezunu. Peki babamı önde yapan şey neydi? Annem babam için anlayışlı ve kafası çalışıyor dediler o yüzden seçtim derdi :)

            Çevre konusunda da önceden yazdım zaten. Kendi yetiştiğim çevremle uyumsuzluğu anlıyorum ama muhafazakar diye tanıştırdıklarının da neler yaptığını yazdım ki AZMO kardeş de maddeler halinde tehlikeyi anlatmış. Diğer taraftan bir iki topluluktaki arkadaşın biririn dışarıya kız vermeye sıcak bakmıyorlar dediğini, diğerinin de dinen denk olmuyorsunuz dediğini yazdım. Farzları yerine getirmek yeterli değil. Çünkü onlar belirli bir eğitim sürecinden geçmiş sonuçta. Mesela bir arkadaşın baldızı vardı. Kız öğretmendi. Başörtüsü serbest olmadığı için atanabileceği halde dört sene tercih yapmadı. El altından izin verilen bazı okulları öğrenmiş. Oralara denk gelmek için sağlam puan çıkardı. Bir taraftan kısmet bekliyordu. Kızı bir kere görmeniz yeterli ki ben de bir defa gördüm, o kadarını söyleyeyim. :) Dünyalarınız farklı dediler tanıştırmadılar ki arkadaşın hanımı beni epey yoklamıştı, kapalı istermisin dediler ben zaten öyle tercih ederim dedim. Kız evlendi gitti. Mutlulardır inşAllah :) Bizim buralarda kızın kapalı olmasını bir kusurmuş gibi anlatıyor bazı aracılar…

            Şu var. Ailemden bana yansıyan örfü aktarayım. Annem mırın kırın etse de babam karma olmayan düğüne karşı değil, ayrı yaparsan desteklerim dedi. Bizim köyde kadın erkek ayrı oynardı, mevlütlerde falan ayrı yerlerde yemek yerler, çarşaf benzeri saya denen kıyafet giyerlerdi. Örf böyleydi… Şu an ne hale geldik, kuzenlerim teyzelerinin elini öpmüyor…

            Nisa Hanımın yorumlarının altına yazdıydım. Belki okumuşsunuzdur. Bazı noktalarda kriterlerim paradoksa dönüşüyor. Resmen olmayan kızları ya da teoride mümkün ancak pratikte mümkün olmayan durumları istiyor gibi oluyor. Özyinelemeli durumlar var. Mesela ben kendimi normların altında görürsem bu kızları iter, onları itince ben kendimi daha da olumsuz görürüm :)

            Eski çalıştığım şirkette bir abi vardı beni ona çok benzetirlerdi. Şimdi kırklı yaşlarda ve bekar. Kişiliğimiz de epey benziyor. O da böyle bir iki kişiyle görüşmüş ve bırakmış işleri. Anne babamın akranlarından da çok var oğlunu evlendir(e)meyen. Bu konuları anne babamla konuşurken bile utanıp sıkılan bir insan olduğumu da hatırlatayım…

            Allah razı olsun üşenmeden yazıyorsunuz da belki şimdi daha iyi anlıyorsunuzdur diye düşünüyorum. :)

            Önceden de yazdım. Çok kızla görüşmedim, yaşadığım olumsuzlukları herkese mal edemem ama perşembeyi görecek kadar çarşambayı yaşadım. Perşembe ne olacağını her şeyi sebepler üzere yaratan Allah en iyi bilir.

            Erkek dediğin gözü açık olmalıdır. Kızlara bu açıdan hak veriyorum. Burada ironi yapmıyorum. Erkek dediğin cevval olacak, kıza yedirecek içerecek onu gezdirecek. Gerekirse arada bir gözükecek ağırlığını hissettirecek. Böyle yapamayanlar lütfen bu işlere girmesin.

            Benim gibilere de toplum nerd(inek öğrenci) diyecek. Hiç şımarma hakkımız olmayacak. Bizim kalbimiz duygumuz yoktur, işinde gücünde robotuz biz :)

            Selametle…

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, belli bir tedrisattan gecen kizlarin evlendikleri kisilerin Kur’an okumayi dahi bilmeyen kisiler oldugunu biliyorum. Boyle seyler oluyor ama referans gerekli. Yani sizi iyi taniyan mesela ortak bir akraba, bir koylunuz, memleketliniz, size kefil olacak bir aile dostunuz olduktan sonra disariya da kiz veriyorlar neden vermesinler?
            Mesela bir abla var kendisi carsafli beyi top sakalli :) Hanimin boyu esinden biraz da uzun. Adam kendi namaz dahi kilmiyor ama hanimini sohbetlere arabasiyla tasiyor, hic mudahale etmiyor. Siyasi gorusleri dahi zit ama kadin her zamam Allah razi olsun bana karismiyor diye kocasina dua eder.
            Boyle seyler olabiliyor. Yani bu kadar kesin koseler yok aslinda. Mesela boy konusunda ben de eskiden en az bes on cm uzun olmali diye dusunurdum.
            Ama bir konu hakkinda ne kadar net konusursaniz sanki Rabbim onunla insani siniyor. Isindigim bir insan olmustu bahsetmistim burada da. Boyumuz ayniydi. Ceken sey baskaydi cunku boy kismini sorun etmek gelmei icimden. Baska bir engel oldu o ayri.
            Bazen tabular yikiliyor. Tabi erkegin kisa olmasi gozle gorulur derecede olursa belki hos durmuyor ama kisa boylu bir hanimin da boyu mesele etmesini dogal karsilamiyorum. 150 boyunda bir kiza 170 boyunda bir erkek fazlasiyla ideal bir gorunum arzeder.
            Yani ne desek bos, yorma kendini Feyza diyorsunuz :)
            Cevrede oyle tezat gorunumdeki ciftleri ya da bizim.uyumsuz diyecegimiz ama kendi icinde uyumlu ciftleri gorunce bu isin bir matematigi olmadigini farkettigim icin size biraz cesaret vermek istiyorum. Cunku guzel evladlar yetistireceginize inaniyorum. Ama bunlarin hicbiri utopik degil, orneklerine rastladigimiz hayatlar. Aslinda sizin de profilini cizdiginiz kiz temsili utopik degil.
            Sadece zaman ve nasip diyelim. Hayirlisini dilerim.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Geçen gün Süryani düğününü izledim ben kendi çevremdeki düğünlerle kıyas ettiğimde bir fark göremedim tek fark onlar düğünden önce kilisede nikah kıydı bizde de düğünden sonra imam nikahı kılıyor.

            Annemde sizin anlattığınıza benzer durumları anlatırdı köyde kadın erkek ayrı yerlerde eğlenirmiş kız erkek arasında düğünden önce bir mesafe olurmuş. Bizde de peştamal yada keşan denir bu örtüyle örtünürler bol giyinilir.

            Afyonda kadınlar benzer örtü kullanırlar, Bayburt’ta yine öyle yani bölgeler farklı olsa da belirli tesettür örf vardı lakin şehirleşme tek tipleştirdi şehire göç başlayınca kıyafette gelenekte bozulmaya başlamış belirli zaman sonra batının yaşam şekli örnek alınmış yanlış olan normal olmaya başlamış.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Kesinlikle keskin köşeler insanın imtihanı oluyor kendi tecrübemle sabit. Boyla ilgili benimde karşıma farklı durumlar çıktı benimle aynı boyda olan kişilerde çıktı. Türk kadınına göre normal boydayım minyon biriyim karşıma bazen 1.80-1.85 boylarında 80-85 kilosu olan kişiler çıktı ben önceden soruyorum. Çünkü bazen karşı tarafta bu durumu kabul etmeyebiliyor. Bir kişi yanımda çocuk gibi durmasın dedi. Bir torba çimento kilosunda bile olmadığım zamanlar var. :)

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            feyza hanım

            fatih beye teselli vereyim derken katarın topuzunu mu kaçırdınız ne? yoksa ben mi yanlış anladım.

            ”Mesela bir abla var kendisi carsafli beyi top sakalli. Hanimin boyu esinden biraz da uzun. Adam kendi namaz dahi kilmiyor ama hanimini sohbetlere arabasiyla tasiyor, hic mudahale etmiyor. Siyasi gorusleri dahi zit ama kadin her zamam Allah razi olsun bana karismiyor diye kocasina dua eder.
            Boyle seyler olabiliyor.”
            böyle şeyler olur da ne kadar normal? anladığım kadarıyla dünya görüşleri farklı ama sadece birbirlerine karışmıyorlar. iyi de birlikte neyi paylaşacaklar o zaman? bu örnek biraz sorunlu geldi bana. eğer o abla evlenmeden önce farklıysa ona birşey diyemem ama diğer türlü abes bence. bir kadın kocasının namazına, görüntüsüne, hayata bakış açısına bakmayacaksa kriteri ne o zaman? başka kriter kalmadı zaten. :) dediğim gibi niyetiniz bu değil sanırım ama yorumdan sanki normal karşılıyormuşsunuz gibi anlaşılıyor.

            ”150 boyunda bir kiza 170 boyunda bir erkek fazlasiyla ideal bir gorunum arzeder.” afedersiniz de neresi ideal Allah aşkına. bence bu olsa olsa en üst limit olur.

            bu diğer yorumunuzdan ”Turkiye standartlarinda zaten 1.65 boy bile kadin icin normal kategorisine girmeye yetiyor. Yani Turk kizlari zaten pek uzun degiller. (maalesef öyle :( )O yuzden 1.70 boyunda bir erkek dahi ayni boyda ya da kendinden biraz kisa bir hanim bulmakta zorlanmaz.”
            peki feyza hanım siz fatih bey gibi orta boylu birine teselli veriyorsunuz da benim gibiler ne yapsın? :( ortalama ile aramda epey bir fark var üstelik bu ortalama (1.65) bana biraz yüksek geldi, üşenmedim araştırdım baktım, doğrusu 1.61 miş :( tamam kadınlar uzun boyda sakınca görmez de belki karşı taraf görüyordur :)

            ” bu isin bir matematigi olmadigini farkettigim icin size biraz cesaret vermek istiyorum.”
            kesinlikle haklısınız bu işin matematiği yok ve olamaz ve bunu insan başına gelince anlıyor.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Sizinle inatlaşmayacağım :) Sizi de bezdirdiğim kişiler listesine eklemek istemiyorum. Bahsettiğim tipteki kızların örnekleri olduğu doğru haklısınız ancak ulaşmak mesele. Ayrıca dediğim gibi hedef kitlemin dar olması benimle alakalı… Ben de gezip tozsam giysem yakıştırsam muhtemelen sıkıntı yaşamazdım zaten. Bir de keskin köşeleri oluşturan ben değilim ki. Beğenmemezlik yapanlar kızlar…

            Dışarıya kız vermemeyle ilgili örnek de şöyleydi. Kendi faaliyetleri oluyormuş, bazılarının kocaları izin vermiyormuş vb. Bir de o kadar emek harcıyorlar. Bunu bana söyleyen arkadaşın hanımının tanıdıkları muhtemelen sosyal kişilerdi…

            Ben gibilere ders çalışmaktan başka bir şeyi layık görmeyen toplum utansın diyeyim 😀 Çok var. Hatta zıpırlar bile evlenemiyor, kızlara erişebiliyorlar ama eğlenilecek kızlara.

            Bana da kursa git vb. diyorlar. Dil öğrenmek için değil kız bulmak için 😀 Kurs vb. bir yere gidecekmişim (ailesi ve geçmişi hakkında hiç fikrim olmayan bir kıza sırf dış görünüşü sebebiyle ilgili duyduğum için) önce arkadaş sonra sevgili olacakmışım, vayy beee…

            Buradaki dul hanımlar alınmasın da genelde ben gibiler kırklı yaşlara yaklaştığında ilk kocasından ağzı yanmış dul hanımların son durağı oluyor. Dul ile evlenmek yanlış değil elbette ama bir insanın sırf mecbur hissettiği için size yanaştığını sezmek de acı verici bir his. Ayrıca yaşları otuz beşi geçmiş bekar bayan ve erkek sayısı epey fazla etrafımda, memlekette de öyle, benim kuşakla beraber ipler kopmuş, görücü sistemi devre dışı, nine dediğim insanlar bile yeni sistemi benimsemiş. Bu saatten sonra da umurumda değil, benlik bir şey yok gibi…

            Feyza Hanım. Normalde hiç umutsuz bir insan değilimdir, sabahları milletin afyonu patlamazken şaşarlar bana nasıl bu kadar enerjik oluyorsun diye, çok hırslıyımdır, zor vazgeçerim ancak vazgeçtiğimde dönüşü zor olur… Ben kendi küçük dünyamda takılayım :) Vebali de vazgeçirenlerin olsun…

            Selametle kalın.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm uzun boylu erkekler minyon hanimlardan hoslaniyormus diye okumustum :)
            Bilmiyorum asli astari var mi ya da bu kaniya nasil ulastilar ama zit kutuplarin cekim gucunu hesaba katarsak bana da mantikli geliyor.
            Ufak tefek insanlar her zaman genc kaliyor en guzel avantaji bu olmali. Aslinda hepsi bir yere kadae sanirim. Anlasabildikten sonra butun kriterler buhar olup ucuyor da gorucu usulunun en buyuk sorunu bu zaten, anlasmadan once tanimadiginiz insanin haliyle ilk olarak fiziki ozellikleeini goruyorsunuz. Haliyle hicbirsey hissetmediginiz cunku tanimadiginiz bir insani boy takintisindan dolayi geri cevirme durumlari sanirim.gorucu usulunde daha cok rastlanir bir durum.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey,
            Kolay kolay bezmem ben sabirli bir insanim :)
            Bezdigim icin degil ama yasiniza ve tecrubenize duydugum saygi icin elbette ustelemeyecegim. Cunku hayati ve toplumu benden daha iyi okuyabilecek donanima sahipsiniz. Mutlaka bu dusuncelerinizin olusmasinda yasadiginiz surecin katkisi burada yazdiginizdan daha fazladir.
            O zaman ayni cumleyle konuyu nihayete erdiriyorum:
            “Toplum utansin!”

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Benim kardeşimin de boy-kilo sizler gibi :) cep boy diyoruz. İşin aslı bence takılmayın böyle şeylere, abartı fark yoksa. Liseden bir hanım arkadaş vardı boy 1.5 metre kocası 1.80. Bizim iş yerinde bir abla var o da öyle, 1.56 boya 1.85 koca. Bir abimiz var boyu 1.6 eşi 1.65 falan… Hatta düşündüm de neredeyse bir çok abimizin hanımı ya biraz uzun ya da boyları aynı, şimdi düşününce aklıma geldi. Geçmek lazım bu tip işleri. Önemli olan ruhların uyuşması. Benim boyuma kabahat bulan kızın niye yaptığını da yazdım, adamlar topuklu ayakkabı payı diye bir şey icat etmiş, en az 10 cm geliyo oradan. Ben de zaten topuklu ayakkabıya izin vermezdim dedim :) konu kapandı. Ancak yeni bir şey daha öğrenmiş olduk.

            Kiloyla ilgili şöyle bir veri var elimde. Bir hanım akrabamız kilosu fazla olduğu için çok zor çocuk sahibi oldu, bir akrabamız da aşırı zayıf olduğu için, aman ha beslenmenize dikkat :)

            İşin türkçesi şu aslında, eğitimli kadın deyip duruyorum ya, eğitimli, bazı şeyleri aşmış, bazı şeylerin bilincinde olan hanım kardeşlerimiz böyle şeylere takılmıyor zaten. Öyle olmayanlar yok boyu, yok tipi, yok karizması vb. alakasız şeylerle takılıyor. Benim denklikte sıkıntı yaşadığım şeyler bunlar. Ben neden evli ablalardan, teyzelerden iltifatlar duyuyorum da günümüz kızlarının ekserisi burun kıvırıyor. Aynı sebeplerden.

            Görüştüğüm kızlarla içime sine sine niye ilerleyemedim, yine aynı sebeplerden. Mesela yöresel bir türkümüz var, düşman şehre girince yakılmış denir, çanakkale türküsüne benzer, onu paylaşmıştım muhabbete bahane olsun diye vatandaşla ki çok vatansever ve milliyetçi olduğunu iddia ediyordu, türkünün sözleri zihninde zerre yer etmemiş melodisine takılmış. Ne bir incelik, ne bir kafa yorma, zerre yok. Varsa yoksa ha ha ha hi hi hi. Ben dizi izlemiyorum demiştim. İzleyenler elbette kötü insan değil de sabahtan akşama dizi izleyen biriyle frekans tutturamam ki. Rahmetli babaannemin zor evlendirirsiniz dediği noktalar bunlardı.

            Bunları anlayabilecek kapasitede olanların da gözleri açık hayat görüşleri farklı. Ya iletişimsizliği göze alıp biriyle evlenip geçeceğim frekans vb. hikaye olacak, bir belgesel izlediğimde Allah’ın yarattığı düzen üzerinde hanımımla beraber tefekkür edememeye eyvallah diyeceğim ya da hayat görüşü farklı olanlara eyvallah diyeceğim. İkinci seçenek uygun değil, hani ben neyse de çocuk yetişecek o evde… İlki de çok zor…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            “Cunku hayati ve toplumu benden daha iyi okuyabilecek donanima sahipsiniz.”

            Yukarıdaki cümleyi söylemişsiniz ama ben bakar körlerdenim :) İşin esprisi şu, Allah gösterirse görebilirim diğer türlü epey bir saflık(enayilik) var bende de…

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey ,

            Yazmış olduğum benim karşılaştığım durumdu bir iki kişi böyle uzun boyluydu takıntı yapan biri değilim zaten başka uyumsuzluklar olunca bunu dikkate bile almadım.Herkesin beklentileri farklıdır. Kilo alma sorunu zaman zaman yaşadım şuan biraz daha durum iyi bahsettiğiniz örnekleri bende duydum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Sizler bilinçli hanımlarsınız, takıntı yapmazsınız zaten. Ancak yorumu okuyan başka hanımlar olursa örnek olsun diye yazdım.

            Herkesin kriterleri farklıdır, önemli olan bunların karşılıklı uyuşmasıdır. Ancak verdiğim örneklerde anlatmaya çalıştığım şey şu. Görüştüğüm kişi sürekli kendisini benle kıyaslıyordu. Tahsil yönünden, yabancı dil yönünden. Son öğe de buydu. Ben senin kadar detay(derin) düşünemem dedi. Sonrasında soğudu zaten. O zaman çok kafa yormuştum ve üzülmüştüm neden sürekli yarış ediyor diye. Çünkü önde olması gereken zaten erkektir, kocadır. O zaman içimden diyordum sen ne yapacaksın bunları, geçinip geçinemeyeceğine bak, tahsil vb. kurcalama, eve ekmek geliyor mu doyacak kadar buna bak… Detay düşünemiyorsan az daha kafa yorarsın kocanı anlamaya çalışırsın o da biraz yüzeysel bakar olaylara vb. Ancak ne oluyor, ince düşünemeyen kişi teşekkür etmeyi de unutuyor…

            O zamanlar anlayamamıştım ama buradaki yazıları ve yorumları görünce kafama oturdu. Davranışlarında ve söylemlerinde feminizm emareleri olan kızın zihniyetini de bulandırmış feminizm. Siz erkekler şeklinde cümleler kullanırdı, kadınların ezildiğini söylerdi. Herhalde evin reisliği konusunda erkeğe güvenmiyordu. Bu sebeple önüme geçmeye çalışıyordu. Neleri yarış meselesi yaptı şaşarsınız, genel kültürün nasıldır dedi bana, kötüdür dedim, gerçekten kötüdür. Şu var. Lafa gelince de ataerkil ailede büyüdüm otorite isterim diyordu. Eh be kardeşim. Sen kocana itaat etmeyeceğini en başından belli et ben de deli gibi mücadele edeyim sizi bastıracağım diye otorite sağlamaya çalışayım. Evde hergün gürültü patırtı eksik olmasın. Ataerkil sandığın ama aslında baskıcı olan ailede büyü, karşına karar alırken senin fikrini sorabilecek biri çıksın(icazet değil fikir alacak) sen sonra şımar ben neymişim yahu diye tepeme çıkmaya çalış.

            Peki şunu da yazsam ne denir? Kız beni ilk görüşmeden sonra kuzu kocalardan sanmış, ikinci görüşmeye gelirken poğaça yapmak istemiş sonra yolun başındayız aramız bozulursa ayıp olur diye yapmamış, doğru olanı yapmış. İlk görüşmede güreş tutmamıştım, sonrasında dişimi gösterince sen de az değilsin demişti bana :) yani görüldüğü üzere hoşlanma vb. faslı bittiği halde saçma sapan şeyler oldu. Kısmet değilmiş.

            Tipime laf atan bir hanım vardı burada, görüldüğü gibi beğenen bayanlar da olmuş hem de tipe aşırı önem verdiği halde. Allah’a şükür beni orta bir görünümle yaratmış yaradan yuva kurabilecek kadar. Eleştirildiğim noktaların kilo tip gibi fiziksel şeyler olmadığını duruş tarz gibi şeyler olduğunu yazmıştım zaten…

            Velhasılı kriterlerimize iyi bakmak lazım. Bazıları evliliğe götürmek yerine ondan uzaklaştırabilir.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Bilinçli değilde bilinçli olmaya çalışan biriyim. Gerçekten bilinçli olan hanımlara haksızlık yapmamak için.

            Büyük konuşmaktan uzak durmaya çalışıyorum hayat her zaman plan programla ilerlemiyor. Gün içinde bile bir saat önce sevinçli haber alırken bir saat sonra kötü haber alabiliyoruz.

            Ortak dilin muhabbet edilecek mevzuların olması önemli bu sebeple belki genel kültürle alakalıdır yada değildir ama konuşabilmek anlaşabilmek anlaşılabilmek önemli. İki tarafında benzer şeyleri önemsemesi dert edinmesi olduğu gibi birbirlerini kabul etmesi önemli.

            Her birimizin durumu fıtratı geçmişi yaşadıkları beklentileri farklı olduğu için birimizin reçetesi diğerine tam uymayabilir bazen dozu artırmak gerekir bazen azaltmak gerekir.

        • Feyza diyor ki:

          Ismi gereksiz adam,
          Ornek verdigim hanim uc noktadan elbette bunu kabul ediyorum. Bu hanim evvelden feto grubuna dahilmis yani genclik yillarinda. Ama uzun surmeden ayrilip duzgun bir cemaate intisap etti. Beyi ile hikayesini anlatmisti. Detayina girmem gereksiz olur ama bu uc noktadaki ornegi verme sebebim, yani bu gibi ciftlere dahi rastliyor insan. Bilemiyorum ic dunyalarinda ne yasadiklarini ama hanimin bir sikayetini duymadim her zaman dua eder. Ucuncu bebekleri de dunyaya geldi ve iyi gozukuyorlar.
          Bu uc noktadaydi fakat bu sekilde uc noktada olmayan ornekler oluyor hem de cok. Yani kiz belli bir egitimden gecmis ama esi abdestli namazli olup da bir cemaate mensup olmayan veya hanimi kadar ilim sahibi olmayan bircok erkek var hangisini sayayim? Evlendikten sonra kocasina Kur’an okumayi ogreten tanidiklarim var. Bunun icin biraz karsi tarafta potansiyel olmasi, farzlari yerine getirecek kadar inancli olmasi yeterli. O zaman kafalar uyusuyor. Ya da farkli cemaatlerden yapilan mutlu evliliklere de sahidim.
          Tabi su goruste kesinlikle degilim, yani demek disardan oyle anlasildi okununca hemen duzelteyim. Zit gorusteki bir kisi sahsima talip olsa kesinlikle ilgilenmem bu konuda netim. Bunun icin bir tavsiyede de asla bulunmuyorum altini cizeyim. Cunku ozellikle bir hanimin bu cesareti gostermesi cok feci sonuclara da yol.acabilir. Beyinin ilerde tesetturune namazina vs karismayacaginin bir garantisi yok. O yuzden zit kutup olayi riskli. Ama bir taraf notr olursa cok bir sorun yasanmayabilir. Zaten bu ornegi Fatih beye rahatlikla verme sebebim, zatem kendisinin inancli ve namazli abdestlo bir insan olduguna itikadimin tam olmasiydi. Bunlar olduktan sonra teferruat asilabilir demek istedim. [ Bir yorum icinde neler neler demek istemisim hayret :) ]
          Yorumunuzun 1.50 lik kismini pek anlamadim ama,
          Yani Fatih bey demis ki, 1.50’lik kizlar da 1.80’lik erkek istiyor. Ben de buna mukabil dedim ki, (serh dusuyorum su an); “1.50’lik bir kiza 1.80 cok abes durur. Olsa olsa 1.70 en fazla ideal seviyedir. Yani onlarin istegi de abartili”.
          Turkiye standartlaeini istatistiklere gore incelemedim. Ama yine de yaklasmisim. 1.65 dedim 1.61 mis cok fark yokmus :)
          Yani simdi size bu konuda bir teselli veremiyorum. Standartlari yukseltemem ne yazik ki :) Ama boy ortalamasi bolgeden bolgeye de degisebiliyor sanirim. Guzel.ulkemin sulak cografyalarina acilin en guzeli. Boy konusunda benim boyum Tse’nin ustunde oluyor. O yuzden bu sorundan muafim ve susma hakkimi kullaniyorum
          En azindan tek paragraf olsa da matematik konusunda bari mutabik olmamiza sevindim :))

          • Sadece Fatih diyor ki:

            İGA kardeş ve Feyza Hanım.

            Ben Feyza Hanımın ne kastettiğini anladım. Zaten örnekleri de var etrafımda. Cemaat mensubu arkadaşlarımın bugüne kadar bana karşı olumsuz tavırları olmadı. Yetiştiğim çevreyi ve benim çabalarımı bildikleri için saygı duyuyorlar, sizlerin öyle yetişmese de potansiyele sahip olmalı dediğiniz durum. Ben de onlara hep saygı duydum, niyetlerinin iyi olduğunu biliyorum çünkü. Yetiştiğim çevre deyip duruyorum da aslında bir iki kuşak öncesine kadar onlar da bozulmamış. Bizim orada dini konularda yapana niye yapıyorsun yapmayana da niye yapmıyorsun demezler. Ancak günümüzde şu hataları olmuş. Bir insana öğretmezsen yapmaz ki. Bana örfle aktarılan terbiyenin üzerine bir şeyler inşa etmeye çalışıyorum elimden geldiğince. (Osmanlının kurulduğu topraklar, memleketim deyip duruyorum, orayla ilgili daha fazla bilgi vermeyeyim :) .)

            Hatta şöyle söyleyeyim, hayat görüşleri bizden biraz farklı olan arkadaşlar bile beni bildikleri için saygı gösteriyorlar durumuma, şöyle ki geçen birisi seçimlerden sonra hadi sen çocuğunu gönderecek okul bulabilirsin de biz nereden bulacağız demişti… Farklı dünya görüşlerine sahip olsak da birbirimize saygı duyduğumuz çok arkadaş var… Hayat görüşlerinin farklı olmasının sebebi de ülkemize ve dinimize uygulanan sistematik erozyon. Hakikatlere ulaşma fırsatları olsa benden daha fazla sahip çıkarlar bir şeylere…

            Cemaat vb. mevzusuna tekrar gelirsem. Cemaat mensubu olup da kötüsüne denk gelme ihtimali yok mu? Hatta öyle olunca daha büyük hayal kırıklığı oluyor. Bir de yazdığım gibi, arkadaşın eşinin hanımı çok aktif olduğundan etrafındaki hanımlar da çok aktif olduğundan uygun görmemişler, bence doğru olanı yapmışlar, o yolun yolcusu olanları yolundan çevirmek olmaz. Diğer arkadaşın da elindeki adaylar için dinen denk değilsiniz demesi şu. Kızlar hafize, aile yapıları farklı, dini yaşantıları da benden daha üstün. Bunu diyen arkadaş da epey sıkıntı çekmiş zamanında, ailelerin birbirini benimsemesi konusunda epey risk almış, memleketi de Feyza Hanım’ın memleketinin yanındaki iki küçük şehirden en aşağıda olanı. Ailelerden Allah razı olsun, çocuklarının mutluluğu için bu farklılıklara göz yummuşlar, orta yolu bulmuşlar.

            Şu an bana baktıkları kızları tarif edeyim. Cemaat mensubu olmasa da onların sohbetlerine katılan, tesettürlü olmasa da kapalı giyinmeye çalışan, erkeklere mesafeli, flörtle işi olmamış, kendi halinde yaşantısı olan, belirli bir eğitim seviyesine ve inceliğe sahip, çalışıyorsa dinimize uygun ve kadın fıtratına uygun bir işte çalışan, çalışmıyorsa da belirli bir meşgalesi olan kızlar…

            Ancak halen bu işin zor olduğu konusunda ısrarcıyım :) Eğitim seviyesi arttıkça hayattan beklentileri artıyor hanımların haklı olarak… Bundan sonrası için de efendi birisi ama kararsız kaldım lafını çok işiteceğim sanırım… Genelde kararsız kalınır, bir iki görüşme daha yapılır, “ben seni bırakmayı kendime hak görmüyorum ama sen bırak ne olursun, ısınamadım” manasında naz yapılır ben de bırakmak zorunda kalırım…

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            feyza hanım, fatih bey

            feyza hanım
            ben aslında size itiraz etmedim ve yazdıklarınız içerisinde katılmadığım yer pek yok. kusura bakmayın yorumuma tekrar baktım. negatif bir hava var hakikaten aslında ben de farklı şeyler düşünmüyorum ama siz öyle bir örnek verince sanki ” böyle de olabilir normaldir” gibi bir anlam çıkmasın diye belirtmek istedim. eminim sizin de öyle bir düşünceniz yoktur. ama sizi tanımayan biri yorumdan öyle anlayabilir sanırım.

            ama diğer verdikleriniz örnekler bence de normal ve olağan. ha şu var herkes öyle olacak diye bir şey yok, herkes kabul de etmez ama olabilirliği var. şahsen ben fatih bey gibi birinin cemaat mensubu biriyle ( o kişi taassup etmediği sürece ) anlaşabileceğini düşünüyorum. sıkıntılar elbette olabilir ama kesin olmaz diyemeyiz.

            burada fatih beyin de belirttiği gibi önemli olan potansiyel ki ben fatih beyde fazlasıyla görüyorum. hatta cemaatten olup bu kadar dikkat etmeyenler de olabilir.

            1.50 mevzusu şu: 1.50 lik biri için 1.70 boy olsa olsa maksimum olur yani ideal ya da en uygun gibi anlamda olmaz ki siz zaten onu demek istememişsiniz anladığım kadarıyla.

            1.65 le 1.61 arasında fark olsa ne olur olmasa ne olur 1.65 zaten yeterince kısa benim için aşağısını düşünemiyorum bile.

            ayrıca ben sulak yerde falan büyümedim :) ama boyu uzunlar nerelerde varmış merak ettim. bilmiyorum belki de kafaya bu kadar takmamak lazım. sonuçta bu işin matematiği yok demiştik. bir de fatih beyin de dediği gibi bazı hanımlar için sorun yok zaten ne kadar uzun olsa o kadar kar hesabıyla bakıyorlar herhalde bazıları.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Hayırdır Gençler bir boy muhabbeti var ki almış başını gidiyor. :)

            Benim fikrim belki daha öncede söyledim erkek kadından uzun olmalı ama bu uzunluk çok fazla sırıtmamalı yani en fazla 10 cm bence olmalı ama aynı boyda olmakta iyi bir şey en azından göz göze gelme durumu var romantik zihniyetler için ideal bir şey birde romantik dans etmeyi düşünenler için :)

            Ben kendimden 3-5 cm kısa olanı yada aynı boyda olmayı tercih ederim. Kendimden uzun birini düşünmem bile :)

            Feyza kardeşim şöyle bir şey demişsiniz de tam anlayamadım. “Boy konusunda benim boyum Tse’nin ustunde oluyor.”

            Bu Tse’in üstü 1.70 üstümüdür 1.80 üstümüdür nedir? Buna da bir şerh düşün isterseniz :)

            Vesselam…

          • kevser diyor ki:

            Feyza hanım anlamadım ben o sorundan muafim derken?kısa boylu bir kız olmak sorun mu yani? Bizde gayet kısa boylu erkek bulabiliyoruz.sıkıntı yok yani.ayrıca bazı uzun boylu erkeklerde minyon tipli kız istiyor buna ne diyeceksiniz?benim karşıma 1.80 den kısa çıkmadı

          • Feyza diyor ki:

            Ismi gereksiz adam ve Azmo kardesim,

            *Ismi gereksiz adam,
            endiseye mahal yok,ben kolay kolay kusura bakmam. Ayrica hakliydiniz, o yorumumdan dediginiz gibi bir mana da cikarabilirdi zihniyetimi tanimayan birisi ve vesilenizle serh dusup konuya aciklik getormis oldum. Bu yuzden tesekkur ederim.
            Sulak yer konusuna gelince, hani uzun boylu, iri yapili birini gorunce derler ya, “sulak yerde mi buyudun?”
            Halk arasinda yaygindir bu tabir o yuzden oyle dedim. Gerceklige vurunca da gercekten bizim oralar ornegin sulak ve insanlar da uzun uzun oluyorlar. Ama sanirim sulak olmasiyla ilgisi yoktur bitki miyiz biz? :) Genetik birsey olabilir ya da belki oyle denk geliyordur. Allahu Teala’nin verdigi bazi ozellikler nimet de olabilir imtihan da.
            Aslinda Turk insaninin boyu yine de dunya ortalamasina bakinca cok da kisa degilmis. Istatistiklere baktim merak edip ve genelde uzun dedigimiz ulkelerde de kadinlarin boy ortalamasi 164 165 civari ekseri. Ben daha uzun bekliyordum.acikcasi. Ya da ortalamaai 155 bir ulke vardi Malezya sanirim yanlis olmasin. Iran icin de 160 yaziyordu mesela. Yani dunya ortalamasinin ortalarimda oluyor Turk kadini. Turk erkegi de 173 civariymis. Yani ortalamada pek uzun gozukmuyor. En uzun erkekler de istatistiklerde Izmir, Bursa, Balikesir seklinde okudum. Yani sulak yerler :)
            Tabi bunlar saglikli sonuclar mi bilmiyorum. Burada konusu gecince internette bulup okudum.

            *AZMO kardes,
            Tse’nin belirttigi boy orani 161 mis. Benim de demek istedigim, yani onun uzerindeyim demek istedim. 180 degil de 70”in biraz ustu. Zaten cok uzun olmak bir hanim icin dezavantaj olabilir.
            Ailedekilerin boyu ekseri uzundur bizim bilhassa erkekler.
            Zaten yeni neslin boy orani da gittikce uzuyormus.
            Bu konuya nereden geldik?
            Sizin yazdiginiz mal itibar yas maddelemesine ulemamizin ekledigi boy maddesini de hatirlatmak istemistim. Konu bu sekilde dallanip.budaklandi :)

          • Feyza diyor ki:

            Kevser hnm,
            Yorumun tamamini okursaniz bunun boy sohbetinin sadece bir bolumu oldugunu goreceksiniz.
            Bunu ben neden sorun edeyim ben erkek degilim ki :) Ismi gereksiz adam demis bakin, “Turk standartlari 161 ve bana 165 dahi kisa geliyor, asagisini dusunemiyorum.”Bunu sorun olarak goren ben degilim kisacasi, sorun olarak goren ismi gereksiz adam ve ben de buna mukabil bu sorundan muaf oldugum icin yorum yapmamin dogru olmayacagini beyan ettim.
            Ismi gereksiz adamin da bunu kendi acisindan sorun etmesi gayet dogal cunku uzun boylu bir insansa kendine yakin biri olsun isteyebilir. Daha uyumlu olacagini dusunuyor olabilir.
            Bir de su var ki eger sorun olma acisindan ele alacaksak, kisa boylu olmakdansa uzun boylu olmak bence bir kadin icin daha sorunlu olabilir. Cunku 155 boyundaki bir kadin 165 boyundaki bir erkekten 180 boyundaki bir erkege kadar ayirdetmeden dusunebilir. Evet ucurum farklar biraz abes durur diyoruz ama gercek hayatta bu orneklere de rastliyoruz olabiliyor.
            Ama 175 boyundaki bir hanimin citasi en az 173’den baslar. Tas catlasin iki uc cm asagi olabilir erkek daha asagisi kisa boylu bir hanimla cok uzun boylu bir erkegin uyumsuzlugundan daha uyumsuz bir gorunum arzeder.
            O yuzden sorunsa konu, her ikisinin de kendi icinde sorunlari vardir emin olun.
            Son olarak,
            “..ayrıca bazı uzun boylu erkeklerde minyon tipli kız istiyor buna ne diyeceksiniz?”
            demissiniz.
            Bakin siz bunu sormadan evvel ne demisim:
            “19 Mayıs 2017, 20:37
            Nisa hnm uzun boylu erkekler minyon hanimlardan hoslaniyormus diye okumustum :)
            Bilmiyorum asli astari var mi ya da bu kaniya nasil ulastilar ama zit kutuplarin cekim gucunu hesaba katarsak bana da mantikli geliyor.
            Ufak tefek insanlar her zaman genc kaliyor en guzel avantaji bu olmali…..”
            Yorumunun devami yukarda, siz de okuyabilirsiniz.
            Sevgiyle kal Kevser kardesim..

    • Yahya diyor ki:

      Zeynep hnm,

      Haklısınız ancak yapılmak istenilen bu!
      Hükümetin attığı her adım bunu destekler nitelikte… Sağ olsun medyamız da TV programlarıyla dizileriyle haberleriyle bunu teşvik ediyor … ve tuzu biberi olan skt’lar dernekler akımlar ….
      Parçaların tamamını birleştirip, resme baktığınızda; kadın özgürleştiriyor, eşit haklar veriliyor, v.b. safsatalarla kadın fıtri değerini yitiriyor, değersizleştiriliyor, ucuz meta haline getiriliyor. (sizleri tenzih ederim)
      Aynı zamanda erkekler üzerinde oynanan oyunlarla da erkekler kendi fıtratını yitiriyor.
      Örneğin, ben boşanma aşamasında bir erkeğim. Evliliğim boyunca eşimin isteklerini mümkün olabildiğince en iyisinden ve en hızlı şekilde temin etmeye çalıştım. Kısacası ben çalışsaydım, şunu şunu alırdım, çalışmadım; senin aldıklarınla/verdiklerinle yetindim dahi diyemez. Şimdi bakıyorum evlilik boyunca üzerime duşen yük her zaman daha fazlaydı. Eve iki maaş girse üzerimdeki yük azalırdı. Mahkemede hem çalıştırmadı diyerek maddi tazminatta bulunuyor, hem de yapmadığı ev işlerini yaptım diyerek yıprandım diyerek tekrar tazminat talep ediyor, bitmedi; geliri olmadığı içinde sağlam nafaka alıyor. Bitmedi mal paylaşımında da yarı yarıya ortağız… :)
      Eğer eşim çalışsaydı, öncelikle iş hayatımdaki yüküm, stresim, sıkıntım daha az olurdu. Çalıştırmadı diyerek maddi tazminat talep edemezdi. Muhtemelen eve hizmetli/bakıcı gireceği için ev işlerinden yıprandım diyemezdi. Nafaka bağlanmazdı veya sembolik bağlanırdı. Mal paylaşımında zararım ya çok az olurdur ya da ilave menfaatim olurdu…
      (…)
      Eğer menfaat odaklı yaklaşırsak ve her insanın başına boşanma gelebileceğini düşünürsek (ülkemizde %20), niçin erkekler çalışan kadın istemesin ki??? Havası da cabası… :)

      • mustafa _/) diyor ki:

        Böyle tazminat gerekçeleri de mi çıkardılar 😦

        • Yahya diyor ki:

          Mustafa bey,

          ben özet geçtim, detay ve diğer taleplere girmedim.
          daha neler var neler… kanuni olarak gerekçeleri doğrudur değildir bilemem, daha çok isteyenin bir yüzü kara… mantığı ile hareket ediliyor. :)

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey, gecen haftaydi sanirim bakalim ne olacak bizim haftaya bizim durumumuz yazmistiniz. Mahkemeye yordum acikcasi. Hayirdir insaallah hayirla sonuclanmistir.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm,

            Sormanız beni duygulandırdı. Teşekkür ederim.
            Yazdığım mevzu çocuklarımı alıp alamama durumu ile ilgiliydi.
            Daha öncede yazmıştım, bazen 1-2 ay gibi çocuklarımı göremiyordum.
            Bazı yaptırımlardan sonra şu aralar çok şükür düzenli olarak çocuklarımı alabiliyorum, güzel vakit geçiriyoruz.

            Rabbime sonsuz hamd-ü senâlar olsun!

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Ben de oyle tahmin etmistim Yahya bey. Adiniza cok sevindim. Allahu Teala hicbir cocugu annesi/babasi hayattayken yetimmis gibi mahzun etmesin ve anne babalari da bu vazifelerini ifa etme nimetinden mahrum eylemesin. Sabrin sonu selamettir.
            Darisi bu dertten muzdarip diger kardeslerimizin basina.
            Selam ve dua ile…

      • Zeynep diyor ki:

        Yahya bey Allah yardımcınız olsun .Birsey diyemiyorum bu konuda haklısınız

    • ismi gereksiz adam diyor ki:

      Zeynep hanım
      insan elindeki şeyin kıymetini bilmiyor işte. Bazı ev hanımları iş hayatının götürüsünü goremedikleri ve ev hanimi olduklarindan çektikleri sıkıntıları düşünerek ” keşke çalışsaydım ” diyebiliyor. Benzer olarak çalışmayan evinde duran hanımıni küçümseyen hatta ” keşke çalışan biriyle evlenseymisim” diyen erkekler de var. Mantık aynı. Hani komşunun tavuğu komşuya kaz gorunurmus ya öyle işte…

      • Zeynep diyor ki:

        Aynen benim kayinpederim evlenip çocuklar olduktan sonra okumuş meslek sahibi olmuş öncesinde işsiz mis .Bana bir defasında kayinvalidem de yanımızda iken bekarken memur olsaydım çalışan bir hanım alırdım annen le evlenmezdim dedi kayinvalidem çok bozuldu bende çok üzüldüm şaka yapiyorsunuz heralde hem belki de annemin rızkiydi sizin ise girmenize vesile olan dedim .Herkesin durumu farklı farklı da böyle çalışan calismayan diye kadınları katagorize edenlere çok kızıyorum

        • Hafız diyor ki:

          Allah cc kişiyi bakmakla yükümlü olduğu kişiler sebebiyle rızıklandırır.
          Efendimiz döneminde iki kardeşten biri sanatını icra ederek geçimini temin ediyor,diğeri sürekli efendimizin yanında ilim talebiyle meşgul oluyor.Çalışa ağabeyi diğer kardeşini efendimize şikâyet ediyor, onunda çalışıp katkıda bulunması gerektiğini söylüyor.Olayların perde arkasını çok iyi müşahede eden Peygamberimiz “ne biliyorsun belki de sen kardeşin sebebiyle sanatını icra edıyor ,müşteri buluyorsun ” diyor.Sallallahu aleyhi ve sellem

        • Feyza diyor ki:

          Bu vefasizliktir Zeynep hnm ve son derece kalbi incitici bir durumdur. Allahu Teala erkeklerimizin de gonkune merhamet versin. Maddiyat icin kalp kirilir mi, bunca yilin emegine bu muamele reva mi? Herseyi anlayabilirim ama maddiyat yuzunden insanin kac yillik hanimini incitmesini kabul edemiyorum. Site yorumcusu kardeslerim tepkimi mazur gorsun. Selam ve dua ile.

          • Gelincik diyor ki:

            Feyzacım hosgeldin nerelerdesin kaç gündür özlettin kendini 😍😍💜💕

          • Feyza diyor ki:

            Gelincik hnm, ben de sizi ozledim tesekkur ederim. Telefonum arizaliydi. Malum eskidi artik :) O yuzden giremedim. Aslinda hala tam yapilmis da sayilmaz.

          • Zeynep diyor ki:

            Feyza hanim cok haklisiniz .Altta yakan farkli problemler olsa bile gereksiz yere can acitmaktan kalp kirmktan baska bir faydasi yok.Benim kayinvalidem çok temiz elinden her iş gelir çok Marifetli öyle olunca kocası onu el üstünde tutacak zannetmis.Bakmış olmuyor yani o kadar emeği hic göze görünmüyor kızlarını ezdirmeyin kendinizi diyerek büyütmus .Gorumcelerimden biri hakim biri doktor biri savcı ile biri de doktor ile evli peki statü leri evlilik lerinde ise yarıyor mu hiç zannetmiyorum belki ekstra stres oluyor .Bir yerde hata ediyoruz ki hep kısır döngü hatayi başka hatalarla kapatmaya çalışıyoruz .Kadınlar hırçın beyler yorgun çocuklar mutsuz

          • Gelincik diyor ki:

            İnş bir an önce hallolur telefon tatlım senin o güzel yorumlarından mahrum olmak istemeyiz 😊😊💕💜💕

          • Feyza diyor ki:

            Zeynep hnm, bu neslin feminist zihniyetteki kadinlarinin tohumunu ekenler, biraz da onceki nesilde ezilmis, kucuk yasta gelin edilmis anneler. Ben cektim cocugum cekmesin zihniyetiyle hayata ve erkeklere kucuk yasta gardini aldirarak yetistirdikleri kizlari, gunu gelince ayaklari yere saglam basan ama tekil yasamayi tercih eden ya da baskin bir karakter olarak kabina kadarina sigmayan hanimlar olarak karsimiza cikiyor ve bu defa carpik ideolojilere kapilarak daha farkli mutsuzluklara yelken aciyorlar.
            Kisaca ifrad ve tefrid arasinda gidip geliyoruz. Anneler kendi evliliklerinde yasadiklari sorunlarin sebebini iyi analiz edip biraz kendini de sigaya cekse, eksiklerini tesbit edebilse ve kizlarini bu minvalde yetistirmeye calissa daha guzel sonuc alir. Aksi halde henuz tanimadigi gelecekteki damat adayini zihninde tasavvur ettigi erkek kalibina oturtup, kendi yasanmisliklarinin faturasini kizinin ve damadinin hayatina keserek tutarli ve gecerli bir formul uretmis olmaz. Kizlarina, kendi hayatlarini temize cekip verseler, musveddeleri ile zihinlerini bulandirmak yerine.

    • cihad diyor ki:

      Zeynep hanım’a,

      Sizin ve yorum yazan diğer arkadaşların yorumlarına hülasaten şöyle denilebilir;

      Müslüman kadını FEMİNİZM ile, (ekonomik özgürlük,güç,eşitlik,statü vb.)

      Müslüman erkeği KAPİTALİZM ile (para,konfor,ekonomik güç,lüks vb.)

      ALDATTİLAR VE ALDATİYORLAR.

      Yani aslında zaaf-ı imandan neş’et eden maddeperestlik ve dünyaperestlik saikasiyla hırs-ı dünya ve kanaatsizliğin artması ve şımarmış nefis sebebiyle enaniyetin kuvvet bulması mucibince beşeri ….izm’lere yem olup zayi oluyoruz. Allah sonumuzu hayr ede..Amin.

      Selam ve dua ile..

      • Zeynep diyor ki:

        Çok haklısınız Cihad bey .Benim kızkardeşim öğretmen ama ataması olmadı atanmasi zor bir bölümü var evliliği erteliyor .Ona hep söylüyorum evlen çocuklarını kendin buyutursun atanana kadar diyorum .Saçmalama diyor koca eline mi bakayım diyor .Bir ara ikna ettim iyi bir kısmet olursa değerlendirecekti gelen görücü ler ücretli öğretmenlik yaptığını öğrenince biz ataninca gelelim deyip gidiyorlar ne hale geldik böyle eskiden evlenir ken çalışmak istiyorum diye şart koşardi kadınlar şimdi ben çocuğum küçükken çalışmak istemiyorum diye sozlesme imzalamak lazım .

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Evet Cihad Bey.

        Yüzde bin katılıyorum…

    • .../nisa diyor ki:

      Zeynep hanım,

      Vermiş olduğunuz örneğe benzer ev hanımlığını evde yan gelip yatmak olarak düşünen hatta eşini külfet olarak gören bir zihniyet var. Ev hanımlığı algısıda kişiden kişiye değişiyor. Aliya İzzetbegoviç’in bu konuda güzel tespitleri vardı. Ev ortamı bana göre huzur ilim muhabbet kaynağı olmalı.

      Çalışan biri olarak Allah nasip ederse evlendikten sonra çalışmayı düşünmüyorum. Geleneksel sanatlara evde devam etmek istiyorum. Özellikle çocuk için anneyle beraber olmak çok önemli Allah nasip ederse çocuğumu kendim yetiştirmek istiyorum. Bunun için bir bakıma kendimide yetiştiriyorum.

      Abdullah Bir Bey’in yazmış olduklarınada katılıyorum. Bazen rolleri ve önceliklerimizi karıştırıyoruz. Mesela eşimize annelik yapıyoruz çocuğumuza yarenlik yada ev hanımlığımızı zirveye taşımak için haddinden fazla kendimizi yoruyoruz.

      Değerli zamanları yaşamak için kaybetmeden kıymetini bilmek gerek insandan kıymetli bir şey yok. Eşimiz çocuğumuz ailemiz önemli olan.

      • Zeynep diyor ki:

        İnşallah Nisa hanim Allah sizi öyle zihniyetteki insanlardan uzak eylesin .Size tavsiyem bu düşüncelerinizi evlenmek için yaptığınız görüşmelerde dile getirin .Ben eşime hiç sormamistim benim doğum iznim bitmeden eşim kim bakacak çocuğa onu ayarlıyor .Bir dakika dedim ben el kadar çocuğu kimseye bırakmam tabi onun istediği oldu ev borcumuz olduğu için annem baktı ben çalıştım .Şimdi ikinci kez anne olmak istiyorum ev borcumuz yakinda bitiyor diye seviniyorum eşimle pazarlık yapıyorum bak en az 2 yıl çalışmam diye eşim de bakarız diyor .
        .

        • .../nisa diyor ki:

          Zeynep hanım,

          Allah razı olsun inşaAllah karşılaşmam. Dediğiniz gibi ben ibadetten sonra bu konudaki düşünceyi de soruyorum. İnşaAllah borcunuzu kolaylıkla ödeyip Allah nasip ederse ikinci evladınızı kendiniz büyütürsünüz.

        • ismi gereksiz adam diyor ki:

          ne kadar garip bir durum. ev alıyoruz peki neden? mutlu olmak için değil mi. peki sonra ne oluyor: borç yüzünden aile bütünlüğümüz bozuluyor. ilerde rahat bir hayat yaşasın diye üzerinde titrediğimiz yavrumuzu bize en çok muhtaç olduğu zamanda başkasına emanet bırakıyoruz. ne oldu şimdi nerede mutluluk? Allah basiret versin ve istikametten ayırmasın inşallah.

          • Zeynep diyor ki:

            Bizim durumumuz en normali aslında ( düşündüğünde normal değilde ) ben yine sansliyim anneannesi ya da babannesi var onların elinde büyüdü .Hiç tanımadığı birine 4 aylık bebeğini bırakanlari tanıyorum .Ya da tamamen ayri kalanlari mesela bir tanıdığım eşiyle başka şehirde yaşıyordu bir türlü es durumu olmadı ikisi de akademisyen olduğu için 4 yıl biri van da biri muğla da çocukları da babannesinde konya da kaldı .İşte size bir hiç uğruna parçalanmış aile

  21. Gelincik diyor ki:

    Bugün benim doğum günüm 😊😊😊 12.05.1992 😊😊😊

    • Yahya diyor ki:

      Gelincik hnm,

      TC’nizi yazmayı unutmuşsınız :) :) :) (hemi de pasta 🍰 gönderirdik)

      Rabbim, sıhat afiyet uzun ömür ihsan eylesin.
      Akibetinizi hayırlı eylesin.

      Hayırlı Cumalar!

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Nice yaşlara Gelincik Hanım.

      Allah uzun ömür versin, ömrünüzün kalan kısmını geçen kısmından hayırlı eylesin. :)

    • .../nisa diyor ki:

      Gelincik hanım,

      Allah ömrünüzü huzurlu bereketli kılsın doğru yolundan ayırmasın. Nice mutlu huzurlu yıllara.

    • cihad diyor ki:

      Gelincik hanım,

      Kızım ile aynı günde doğmuşsunuz. İnşaallah sizin gibi pozitif bir insan olur.
      Allah ömrünüzü uzun ve hayırlı eylesin. Amin

      Selametle…

      • Gelincik diyor ki:

        Çoook teşekkür ederim Cihad Bey kızınızı çok öpüyorummm bende onun doğum gününü kutluyorum 😊😊😊🌹🌹🌹

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Cihad Bey.

        Evladınızın da doğum günü kutlu olsun o zaman :)

        Allah ona da hayırlı bir ömür versin…

      • cihad diyor ki:

        Gelincik hanım ve Fatih Bey,

        kızım adına sizlere teşekkür ederim. Allah sizlere de nasip etsin inşaallah. kız babası olmak çok güzel.

        • Feyza diyor ki:

          Gelincik hnm, Allah omrunuzu hayirlara vesile kilsin ve sizi kadir kiymet bilen hayirli insanlarla karsilastirsin. (Biraz gec oldu kusura bakmayin.) Sizin gibi guzel emojilerim yok ama olsaydi emin olun kullanirdim :) :)
          Cihad abi, ayni temennilerim kiziniz icin de gecerli. Kiz cocuklarini ben de cok seviyorum. Allah evladinizi size, sizi evladiniza bagislasin ve hayirli evladlardan olmasini nasip etsin. Amin.

          • cihad diyor ki:

            Feyza Hanım Kardeşime,

            Temenni ve dualarınız için teşekkür ederim.
            bilmukabele Rabbim sizlere de göz nuru olacak bir refika-i hayat ve hayırlı evladlar nasip etsin ve takva sahiplerine önder/veli kılsın inşaallah.
            Sizin gibi bir annenin elinde yetişecek çocuklar Ümmet/İslam için çok kıymetli olacağı itikadındayım.

            selam ve dua ile..

          • Feyza diyor ki:

            Insaallah oyle olur Cihad abi cok tesekkur ederim husni zanniniz icin. Allah razi olsun, bilmukabele..

          • Gelincik diyor ki:

            Çooook teşekkür ederim Feyzammmm çok mutlu oldum yazdıklarına ne kusuru Estağfurullah Ins sen de değer bilen insanlara denk gelirsin 😊😊💕💜💕💜🌹🌹💖💖

        • Gelincik diyor ki:

          Biliyorum Cihad Bey babam çok memnun 😊 Çok teşekkür ederim hayırlısıysa olsun tabii Cihad Bey.

  22. mura diyor ki:

    az önce sema hanımın bir yazısını okudum. hiç dikkat etmemiştim. bu baba maaşı kazanılmış haklara dokunulmadan eşitlendi diye biliyorum. yoksam eşitlenmedi mi .çünkü erkeğin ailede reis olması gibi baba maaşı da şeri ahkama dayanıyor. hem de bu savundukları kadın erkek eşitliğine aykırı. buna birisi cevap verebilir mi

  23. Gelincik diyor ki:

    Herkesin Berat Kandili Mübarek Olsun 😊😊😊💜🌹🌸🌸🌸🌸

  24. Mkekeç diyor ki:

    Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre güçlü olan kadındır ve kanun bu gücü kayıtsız şartsız kadına vermiştir. Hanımların anlaşamamazlık durumlarında sosyal ve inanç durumları ne olursa olsun bu durumu lehlerine çevirmek için (helal olsun, haram olsun) hiç uğraşmalarına gerek yoktur. Adalet terazisi bu konuda farklı işlemektedir. Kadının iddialarına karşı, Erkeğin belgelediği tüm parametrelerin kanun önünde hiç etkisi olmazken, kadının söz ile, belgesiz ve dayanaksız iddiaları doğru kabul edilmektedir. ADALET SADECE İLAHİ ADALETTİR. ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM…

    • Adem diyor ki:

      Amin.Amin.Amin.Erkeği güçsüz hale getirenler, erkeğin şerefini,babalık duygularıni, erkekligini bitirenler şunu iyi bilsinler kı erkek gücüne ihtiyaç duyduklarında serefli, ailesi için canını bile verecek erkegi bulamayacaklardir.İşte o zaman geldiğinde gitsin uğruna erkekleri mahvettikleri güçlü kadinlarin eteği altına saklansinlar.cunku şerefi, babalığı,erkekliği bitirilmiş bir erkeğin uğruna savaşan öleceği bir şey kalmamıştır.sonuc mu.sonucu hep birlikte göreceğiz.

      • Yahya diyor ki:

        Adem Kardeşim,
        Biz varız ya..! Biz dik durmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz. Taviz vermek yok, sakınmak yok!
        Hayırlı Cumalar…

    • Yahya diyor ki:

      Mkekeç bey,

      Tespitinize katılıyorum. Hatta bu aileyi koruma adına çıkartılan ve kadınlara yarayan kanunlar son derece taraflı ve “kanunsuz” kanunlardır. Durum bakalım mevlam neylerse güzel eyler. Maide 44 hatırlatarak bitiriyorum.
      Selam ve dua ile…

  25. seysey diyor ki:

    Bu yazi cok guzel olmus sahsi fikrim daha aciklayici.Kimseler alt yorumlarda kapismadan okuyabildigim icin cok sansliyim :) Artik yaslandikca katlanamiyorum polemiklere.

  26. cihad diyor ki:

    Şu kâinat Hâlık-ı Zülcelal’inin hem cemalî, hem celalî iki kısım esması bulunduğundan ve o cemalî ve celalî isimler, hükümlerini ayrı ayrı cilvelerle göstermek iktiza ettiklerinden, birbirine zıt ve mütemmim olarak İsm-i Celalden celal silsilesi tecelli ettiği gibi, İsm-i Cemalden dahi cemal silsilesi tecelli ediyor.

    Evet herbir âlemde
    emir ve nehiy,
    sevab ve azab,
    tergib ve terhib,
    tesbih ve tahmid,
    hararet ve burudet,
    havf ve reca
    nur ve zulmet,
    yaz ve kış,
    emn ve ye’s,
    sabır ve şükür,
    kabz ve bast,
    lutf ve kahr,
    hüsün ve heybet,
    tahliye ve tah’liye,
    cennet ve cehennem,
    ve en nihaye
    ERKEK ve KADIN gibi pek çok füruat, celal ve cemalin tecellisiyle teselsül edegelmektedir.
    Dolayısıyla celali bir tecelli olan güç kavramını cemalin tecellisine mazhar kadına izafe etmek aynen “edalı erkek” veya “cilveli erkek” demek gibi uygun düşmüyor. Kadının vazifesi güçlü olmasından ziyade zerafet,hüsn,letafet ve hilm gibi cemali tecellilerle gücü dengelemesi ve istikamete sevk etmesidir. Gücün gölgesine sığınarak onu süs ve güzelliğiyle tamamlamasıdır.

    Günümüzde kadın bu rolünü terk ederek erkeğe benzemek istediğinden yer yer üslup ve yaşantı olarak erkekleşme misalleri müşahede edilmektedir. Eğer kadın ailede elde ettiği güç ile erkeğini baskiladigi zaman ya erkek bunu kabul ederek, tabir-i diğerle kadinlasma temayülü gösterek kafesteki aslan oluyor veya erkek bunu kabul etmiyor,boşanma gerçekleşiyor.

    Bu manada kadının cemali vasiflarina uygun vazife,iş ve sanatlara teşvik edilmesi son derece ehemmiyet kesbetmiştir.

    Hayırlı akşamlar…

  27. Sadece Fatih diyor ki:

    Bence işin özü sonunda saygı dediğimiz noktaya geliyor. Karı kocanın birbirlerinin konumu sebebiyle sorumluluk ve yetki sahibi oldukları hususlarda sınırlarını bilip birbirlerine saygı göstermelerinde olay. Bu konuda en çok sevdiğim cümleler ne de olsa kocamdır, ne de olsa çocuklarımın anasıdır diye eşlerin birbirlerinin konumuna saygı göstermesidir. Bu makamlara saygı göstermek de neticesinde Allah’a saygı göstermektir, çünkü dinimizde karı kocanın birbirine göre olan durumlarının hükümlerine uyulmuş olunmaktadır.

  28. Faruk Bölükbaşı diyor ki:

    Arife tarif bu makale çok bile anlamayan için ne söylesen tok mide

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Rasulullah Efendimizin yaptığı bir dua. Bu kıymetli hadisi Şerifi öğrenelim bolca okuyalım inşallah. Kaynak: Ebu Dâvud

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku