Gürültülü İlişkiler

16 Mart 2015Evlilik10 Yorum »

site-e1425569605457İlişki sorunları son çeyrek yüzyılda  terapiye en sık getirilen soruna        dönüştü. Korkutucu seviyeye erişen boşanma oranları,  eş/sevgili  cinayetleri, evlilik dışı ilişkiler, aldatılmanın sarılamayan yaraları diye  uzayıp giden bir sorun listesiyle karşı karşıyayız.

Ama bu yazının amacı  bu bitimsiz sorunları, nedenlerini, çözümlerini listelemek değil. Kıymetli  hocam Kemal Sayar’ın da bir eserinde(Kalbin Direnişi) değindiği –ki  yazımda esin kaynağı olmuştur- bir boyutla ilgili kısa bir değerlendirme,    belki de öz eleştiri yapmak niyetindeyim.

İlişki sorunuyla gelenlerden en sık duyduğum şikayeti belirterek başlayayım:’’ eşim beni sevdiğini çok nadiren söyler, bana romantik sürprizler yapmaz, gün içinde hiç aramaz, mesaj bile atmaz, bu nasıl aşktır anlamadım’’ diye devam eder…

Öncelikle söylemeliyim ki, profesyonel hayatımda hiçbir danışanımın sorununa yukardan bakmadım, ötelemedim. her zaman danışanımla hemhal olmayı, insan olmak paydasında eşitlendiğimiz gerçeğini ve bu eşitlik içinde empati kurmayı önemsedim. Bu yazıda da amacım bu sorunları yok saymak ya da küçümsemek değil, neden böyle bir sorunla boğuştuğumuz gerçeğine eğilmek.

Kapitalizm insanlığa önce yeni ihtiyaçlar/arzular sundu, ardından bu ihtiyaçları giderecek metaları yarattı, ilişkiler de çaresizce kapitalizmin kurbanları arasına karıştı.  Duygusal ilişkilerde sevginin yeni ölçüm aracı gün içinde atılan mesaj sayısı, telefonlaşma sıklığı oldu. Bu bilincin yaptığı çıkarım da  ‘mesaj atmıyor,demek ki beni sevmiyor’a ulaştı.

Arz- talep dengesini bilirsiniz. İlişkide talep edilen  aralıksız (hatta boğucu) seviyede iletişim olarak belirtilince arz da buna göre gelişti. Sonuç? Çiçek almayı bilen ama gönül alırken bocalayan, günde on kez mesaj atan ama eşiyle yan yana gelince  telefonunu bırakamayan, beylik cümlelerle gün içinde defalarca konuşan ama sessizliğin zenginliğini keşfedemeyen çiftler ortaya çıktı. Yapılan evlilik teklifini değerli kılan, nasıl yapıldığı oldu. Eğer erkek şaşırtıcı, romantik, ince düşünülmüş bir organizasyon düzenleyemediyse bu teklifi pek de önemsemediği düşünülür oldu.

Şüphesiz ilişkide var olduğunu hissetmek, sevilmek çok insani bir ihtiyaç, ancak sorunu yaratan varoluşun bağlı olduğu noktalarda, yani var olduğunu hissetme ölçütleri. Günümüzün aşıkları her alanda (sanal dünya başta olmak üzere) görünür olmak istiyor. Dünya alem görmeli bu birlikteliği, ne kadar bilinirsek o kadar güçlüdür bu aşk, o beni ne kadar dillendirirse o kadar seviyordur, bana ne kadar vakit ayırırsa o kadar var olurum bu ilişkide düşünceleriyle dolu zihinler. Zihinler dedim çünkü burada odak noktası kalp değil.

Hiç kimsenin diğerine içindeki yansımasını görmeye ayıracak vakti yok,  mesaj sesleriyle dolan kulaklar, sanal dünya takibiyle yorulan gözlerle zaten içimizi görmek-duymak imkansız hale geldi. İç dünyanın melodisi azaldıkça dışarının gürültüsü arttı. Yüksek vaatler, şaşaalı düğünler, iddialı sevgi sözcükleriyle başlayan ilişkilerin ne kadar kısa sürdüğünü artık  hepimiz görüyoruz.

Öyleyse ne yapılabilir? Büyük vaatlerden, iddialardan kaçınarak kişiliği ve muhabbeti ön plana çıkarmak ilk adım bence. Biz’ in içinde sağlıklı bir birey olarak ben nasıl var olurum ve seni nasıl var edebilirim gibi bireyleri öldürmeden, biz olma potasında eritmeyi başarabiliriz. Benlikten bir parça, bizlikten bir parça daha ekleyerek yeni bir kimlik yaratabiliriz. Aşkın değiştiren/dönüştüren kimyasının bizde güzel değişiklikler yaratmasına müsaade edebiliriz. İlişkiyi, benliği öldüren değil aksine benlikte yeni filizler dirilten bir seyre sokabiliriz. Verdikçe azalan değil, paylaşarak artan bir çift olabiliriz. Muhabbeti yıkıcı değil yapıcı bir akışta yaşayabiliriz.

Peki bu mümkün mü? Evet, Gürültüyü sonlandırırsak mümkün. Yani, İlişkiyi daha sakin, dingin bir zemine oturtarak, hasret ve vuslatın tadına varmak için aramızda nefes alacak kadar mesafe bırakarak, sanal dünyada değil aşkı içimizde haykırarak, dış dünya sahnesinde değil gözlerden uzakta sevgimizi göstererek   bu mümkün.

Hayat arkadaşınızın sizi ne kadar sevdiğini anlamak için mesajlarına, telefonlaşma sıklığına, sanal dünyadaki paylaşımlarına değil, sadece sessizce gözlerine bakın. Başka hiçbir sevgi gösterisi bir çift göz kadar insanı ele veremez.

Sevgiyi haykırarak değil fısıltılarla yaşarsak, dışarının gürültüsünden çok kalplerimizin ritmini ve içimizin ahengini duyabiliriz.

http://www.elanurreyhanlioglu.com/category/bin-bir-kapi-yazilari/

Okunma Sayısı : 5.081

Yorum yapın

“Gürültülü İlişkiler” için 10 Yorum

  1. Ümit Akman diyor ki:

    selamlar,
    siteyi yeni keşfettim ve konuları, makaleleri, yapılan yorumları fırsat buldukça okumaya takip etmeye çalışıyorum.
    Acizane yorum ve yorumlara cevap vermeye çalışıyorum.
    Tabii konuların bazıları ve yazılan yorumlar eski tarihte kalmış olabiliyor.

    Bu yazıda dikkatimi çeken şey yazarın “yaratmak” fiilini çok sık kullanmış olması bu bir müslüman olarak beni ziyadesi ile rahatsız etti ve bu yorumu yazma ihtiyacı hissettim.

    belki dil alışkanlığı, belki farklı bir mana yükleniyor diye savunma yapılabilir ama bence bir kul tarafından, beşer için kullanılması tehlikeli bir sözcük buna dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

    Rabbim hayır üzere cümlemizin yar ve yardımcısı olsun inşaallah.
    Cümle ümmeti muhammed’i s.a.v. iyilerle karşılaştırıp işlerini kolaylaştırsın inşaallah.

  2. fatih diyor ki:

    Televizyonda izlediğimiz herkes normal yaşamlarından çok farklı, yapmacık davranıyor televizyonda. Maksat kendini kusursuz göstererek izleyenlerin gözünde ünlü ve meşhur olmaktır. Bende şimdiki zamanı ona benzetiyorum sanki herkes ünlü olmaya çalışıyor nerede mi? İnstagramda, facebookta vb yani sosyal medyada. Ne kadar beğenilirse o kadar mutlu oluyor insanlar, doğruda olsa beğenilmeyeni paylaşamıyor ne yazık ki. Bu yazıyı okuyunca bunlar aklıma geldi, halbuki bizim samimiyete ihtiyacımız var, doğruları sonuna kadar savunmaya ihtiyacımız var, belkide birşeyleri başarıp kenara çekilmeye ihtiyacımız var ama nerdeeeee.

  3. MUHİTTİN HATİKLER diyor ki:

    Hocam merhaba,

    Yazınızın tamamına katılıyorum çok güzel ve yerinde tespitler yapmışsınız.
    Günümüz insanları işin özüne bakmayıp teferratlara okadar takılıyorlarki işi özü olan sevgiyi, paylaşmayı başka yerlerde arıyorlar.
    Gözlerin kalbin aynası olduğunu bize hatırlattığınız içi allah razı olsun.
    Saygılarımla.

  4. saliha diyor ki:

    ele alınan konunun hakiki manaları ve vermek istediği mesajın içerisinde yaratmak kelimesini ele almak konunun alanı dışında fıkhi bir bakıştır. evet Yaratmak kelimesinin sakıncaları olabilir ama ufak bir arastırma yapıldıgında bu kelimeyi mecaz anlamıyla kullanan gercek yaratmak sıfatını ele almayan kişi için bir vebal yoktur.

  5. Psk Ela Nur Reyhanlıoğlu diyor ki:

    Sayın Furkan Bey, Yalnızadam ve aynı konu üzerinden yorum yapan tüm kıymetli okuyucularımız

    Öncelikle hassasiyetlerinizi saygıyla karşıladığımı belirtmek istiyorum, iyi niyetle, lisan-ı münasiple yapılan hiçbir yapıcı eleştriden rahatsız olmadığımı aksine memnun olduğumu ifade etmeliyim.Burada kelime -yoktan var etmek- anlamında değil, ‘oluşturmak- ortaya çıkarmak- anlamında kullanılmıştır, ve bilindiği gibi bir kelimenin birden fazla anlamı olabilir,günlük hayatta da tercihen bir kelimenin farklı anlamlarını kullanabilirisiniz. dolayısıyla yazımın hüsn-ü zan ile okunmasını ümit ediyor,ve tamamen dini hassasiyetleri gereği itiraz eden, hüsn-ü zan ile beni uyaran, hata yaptığımı düşünüp doğruya sevk etme (Hakkı tavsiye etme) niyetindeki tüm okuyucularımıza saygılarımı iletiyorum. elbette ki tüm iyi niyetli uyarıları dikkate alacağım ve bundan sonrası için kelime seçiminde daha imtinalı davranacağım inşallah.
    Yazımı okuyan, eleştiren, değerlendiren tüm okuyucularımıza saygılarımla…

    • Yalnızadam diyor ki:

      Ela Hanım.Kırdıysam özür dilerim.Hadsiz kelimesini kullanmadık ki.Biliyorsunuz ki 7 den 70 e inançlı kişilerde yaratmak kelimesini Yaratıcı c.c haricinde basit şeylerde kullanılması direk tepkiye yol açar.Neden.Müslüman bir ülkedeyiz ve daha küçükken yaratıcının Allah olduğu ve sadece yaratmanın Allah a mahsus olduğu öğretilir ve böyledir.Günümüzde bu kelimeyi dini yaşamayanlar her şeyde çok sık kullanıyorlar.Pozisyon yarattı gol attı.Düşün yeni bişeyler yaratabilirsin.Şu sebep böyle sonuçlar yarattı v.s gibi.Yani iyi niyetle fikrimizi yazdık ve siz de iyi niyetle dikkatli olacağınızı yazdınız.Kalbinizi kırdıysam özür dilerim.Hakkınızı helal edin.Dua eder dua beklerim.

  6. Kadir.S diyor ki:

    ”Dış dünya sahnesinde değil,gözlerden uzakta”… işte bu.Öyle değil mi ya.Başkaları görsün diye mi sevip sevileceğiz yoksa gerçekten mutluluk istediğimiz için mi?Ela Nur Hanım’ın bahsettiğinden başka olarak, dış dünya sahnesinde aşk diye yaşanan şeylere şahit olmaktan da bıktık artık.Evli çiftlerin yalnızca baş başayken yaşamaları normal olan yakınlaşmaların bugün artık sokakta,caddede,parklarda… -üstelik nikah bağı olsun-olmasın- yaşanıyor olmasına da anlam veremiyorum.Henüz 21 yaşında bir genç adam olarak, çok mu geri kafalıyım yoksa?…Bilemedim, şaşırdım kaldım..

    • Yalnızadam diyor ki:

      Edep ya Hu.Kişinin değeri edebi kadardır.Gözlerini koru ve Çevrenle ilgilenme bence kafa da yorma.Sen edebinle yaşa gerisini takma kafaya.Allah tüm bekarlara gözlerinin nuru olacak huzurla bir ömür tamamlayacak eşler nasip etsin.Amin.

  7. Yalnızadam diyor ki:

    Furkan beye katılıyorum.farklı kelimelerle ne anlatmak istediğiniz yaratmak kelimesini kullanmadan anlatabilirdiniz.sanırım siz de günümüz insanlarına özenti içerisindesiniz veya bilinç altı etkileniyorsunuz.Ama günümüzün hastalığına değinmeniz çok güzel.Özellikle kadınlar bu hastalığın pençesinde boğuşup duruyorlar.sonuç beni sevmiyorsun dırdırından bıkan bir erkek ve kadınından uzaklaşıp beni sevmiyorsun diye dırdır etmeyen başka kadınlara yönelen bir erkek çıkartıyorlar.sonra da amannnnn benim erkek gönlünü başkasına kaptırmış diye feryadı figan ediyorlar.Ahhhh kadınlar ahhh.Çoğu zaman şükreden olmayı başarıp nankörlükten vazgeçseler o yuva seyranlık olur.Sadece etrafımda gördüğüm ailelerin durumlarına göre düşüncelerimi yazdım.belki benim tanıdıklarım böyledir her kadın değildir.Kimse üzerine alınmasın.saygılarımla

  8. Furkan diyor ki:

    öncelikle belirtmek isterim ki yazınızı çok beğendim ve sizin düşüncelerinize aynen katılıyorum.
    sadece küçük bir eleştirm olacak. “Benlikten bir parça, bizlikten bir parça daha ekleyerek yeni bir kimlik yaratabiliriz. Aşkın değiştiren/dönüştüren kimyasının bizde güzel değişiklikler yaratmasına müsaade edebiliriz. ” bu iki cümlede “yaratmak” kelimesini kullanmasanız daha iyi olurdu. lakin sizde biliyorsunuz ki yaratmak Allah’a (c.c.) mahsustur.
    Elinize sağlık.
    dua ve selametle

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdandır. “ Hz. Ömer (R.A)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku