Hadi Evi Yıktık Duygular Ne Olacak?

06 Mart 2017Sema Maraşlı156 Yorum »

7_bKadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü. Kadınlar çok güçlü…

Ay fenalık geldi. Nedir bu kompleks? 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken nereye dönsek kadınların gücünden bahsediliyor. Toplantılar yapılıyor, yürüyüşler yapılıyor, gazetede haberler, yazılar yayınlanıyor.

Güç dedikleri nedir? Meslek, para, başarı, rekabet, hırs… Başka bir şey yok.

“Kadınlar da erkeklerin yapabildiği her şeyi yapabilir” i ispatlamak. Yapabilir elbette. Fakat erkeğin rahatça yaptığı işleri kadın ailesinden koparak, kendini tüketerek, kadınlığından vazgeçerek, hayatın güzelliklerini göz ardı ederek yapıyorsa buna başarı denemez. Ne denir? İçimden geçen kelimeyi yazmıyorum.

Yıllardır kadınlar evden koparılmaya çalışılıyor ve kadınlara sürekli hırs aşılanıyor. Bu hırs kadını da kadınlığı da tüketiyor. Bu yüzden kadınlar iyi niyetle yola çıkamıyorlar.

Zira işin sonucunu niyet belirler.

İhtiyaçtan çalışanın ihtiyacı giderilir.

Hırs için çalışan tükenir.

Allah rızası için çalışan kazanır. Üretenler, niyeti temiz olanlardır. Kazananlar kendinden başkasını düşünenlerdir.

Kadınlara bencillik aşısı yapmaya çalışılıyor. Özgürlük vurgusu ile aileden koparılmaya çalışılıyor.

Nike firması bu yıl “Bizi Böyle Bilin” diye  bir reklam çekmiş, pek bir beğenilmiş hiç eleştiri yazısı görmedim.

Reklamda genç kızlara bir mesajlar bir mesajlar…Reklam bir  genç kızın aile fotoğrafından kaçıp boks yapması ile başlıyor, başka bir genç kızın evin üzerine basarak evi yıkıp dışarıya koşması ile bitiyor. (Giy nike ayakkabıyı koş dışarı)

Reklamda kadınların sevdiği şeyler aşağılanmış.

Aileni bırak, boks yap,

Yemek yapma, halter kaldır,

Altın takı takma, madalya tak,

Büyüklerle vakit geçirip hanım hanımcık onları dinleme, git tenis oyna,

Evini toplayıp etrafı çekip çevirme hele kitap eline bile alma, kitaplığa bırak koş basket oyna,

Elbise etek giyen, kız gibi kızlarla sıkıcı vakit geçirme, git dans salonuna haya duygusu kalmamış kızlarla seksi danslar yap, sahte kahkahalar at,

Sonra evin üstüne bas sokağa koş, peşine de hemcinslerini düşür. Güya o zaman güçlü olacaksın.

Kadının gücü; yumuşaklığında, letâfetinde, zarifliğinde, duygusallığında, sevecenliğinde, kadınlığında, anneliğinde…

Kadına erkeklerin yaptığı ağır sporları yaptırarak ya da kadını erkek gücüyle yarıştırarak güçlü yapamazsın. Sadece esas güçlerini alırsın elinden.

Bu arada spora karşı değilim, kadınların kendine bakması evde ya da uygun ortamlarda spor yapmasını kast etmiyorum elbette, hatta yapmaları lazım.

JUST DO İT  (SADECE YAP)  Sadece yap, diye bitiyor reklam. Ya sonra? Sonrası yok. Bu yaşın ellisi var, atmışı var, yetmişi var, sekseni var. Onları nasıl geçireceksin? Boks yaparak, halter kaldırarak mı? Yoksa torunlarına gözleme yaparak bir kahvaltı masasında gülüşerek mi? Yetmiş yaşındaki kadını hangisi mutlu eder?

Güya dışarısı özgürlük. Serseri atlar gibi kaç bakalım, dışarısı güvenli mi?

Ayrıca senin koşmanı istedikleri yer neresi? Dışarıda nereye gidebilirsin? Avm, cafe, restoran… Kazan- harca, kapitalist sisteme hizmet et, ama ailene sakın hizmet etmeyesin. Elinden bir bardak çay bile içmesinler sen ezik misin, mesajı vermeye çalışıyorlar. Kurtul ailenden, koş dışarı, mekanlar seni bekliyor!

Geçenlerde gazetede okudum, bir köşe yazarı özetle diyor ki “Eskiden kadınlar arkadaşları ile öğleden sonra buluşurlardı. Son dönemde ise akşam üstü ve akşamları buluşuyorlar. Her mekanda kadınlar var, verdikleri bir kilonun bile kutlama bahanesi ile bir araya geliyorlar.”

Neden acaba? Bu kadınları bekar ya da boşanmış oldukları için olabilir mi?  Evde eşi ve çocukları olmadığı için olabilir mi? Buyrunuz bu kadınlar mesleği olan, başarılı, güzel kadınlar. Fakat yalnız ve mutsuzlar. Hepsi mi böyle olsun istiyorsunuz!

Kadın dışarıda mutlu mu? Arada bir birkaç saat dışarıda gezmek kadını mutlu edebilir; fakat sonra kadın evini özler. Kadın aile olmak ister. Kadın sizin aşağılamaya çalıştığınız o güzel değerlerle mutludur.

Reklam filmine baştan bakalım.

Gerçekte kadın anne- babası, ailesi ile mutludur, o gülücük sahte değildir. Aile kıymetlidir. (Boks yapmak değil)

Kadın hamur açarken, yemek yaparken mutludur, zira kadında besleme büyütme güdüsü vardır. (Halter kaldırmak değil)

Kadında süslenme arzusu vardır. Altın olması gerekmez fakat takmak takıştırmak, kendini kadın hissetmek iyi gelir. (Madalya takmak kendini kadın hissettirmez)

Kadın onunla dertleşen bir büyükten kaçtığında değil, şefkatle onun elini tuttuğunda, onun yüzünü güldürdüğünde mutlu olur. (Tenis sahasında değil)

Kadın evini çekip çevirdiğinde, temiz düzenli bir evde mutlu olur. Hele okumayı seviyorsa evinde en mutlu olduğu yerlerden biri kitaplığın önüdür. (Basket sahası değil)

Kadınlar,  arkadaşları ile mutludur, onlarla dertlerini paylaşmak, birlikte vakit geçirmek, kız kıza takılıp gülüşmek rahatlatır onları. (Dans salonlarında seksi danslar yapıp, zorlama kahkahalar atmak değil)

Kadın evinde kendini güvende hisseder. O evin üzerine bastığında, dışarı koştuğunda mutlu olamaz.

Reklamda koca, çocuk hiç yok. Zira bunları terk ediyor gibi gösterselerdi tepki alırdı. Kurnazlık etmişler. En sonunda kadın evi çiğnediğinde aslında hepsini çiğnemiş oluyor.

Pek çok genç kıza ne kötü mesajlar gidiyor bu reklamla. Tabii ki reklamı izleyen her genç kız sporcu olmaya heveslenecek değil fakat “ailenden kurtul, kadınlığın asli özelliklerini çiğne, dışarı koş” mesajını alacak yapacağı iş ne olursa olsun.

Tamam, diyelim ki kadın evi aileyi çiğnedi, ya sonra? Kadın duygularını ne yapacak? Kadın hayvan mı ki dışarıda koşarak mutlu olsun. Ki hayvanlar bile sevilmek ister.

Kadının sevme ve sevilme, aile olma güdüsü ne olacak? Yaradan’ın genetik kodlamaları yaratılış özellikleri yok olacak mı? Yoksa biraz yaş geçince büyük pişmanlıklarla mı kendini gösterecek?

Bakınız Ajda Pekkan. Kadın 72 yaşında “anne olmak istiyorum” diye tutturdu. Buyrunuz, şan şöhret, ses, güzellik, dans, mal mülk, para, özgürlük, dünyaya ait her şey var. Bir kadına yetiyor mu? Kadın anne olmak, aile olmak istiyor.

Reklam “Sadece Yap” diyor. Sonunu düşünme demek istiyor. Zira kadın sonunu düşünürse yapamaz. Yaşlılığı bırak gençliğinde bir sakatlansa o burnun kıvırdığı aileye dönmek zorunda kalır.

Kadınlar! Uyanık olun, dolduruşa gelmeyin. Kapitalist sistemin sizi kullanmasına izin vermeyin.

Kadınlar! Uyanık olun, dolduruşa gelmeyin. Ev güzeldir, ev güvenlidir, aile değerlidir. Kıymetini bilin.

 

 

Okunma Sayısı : 50.778

Yorum yapın

“Hadi Evi Yıktık Duygular Ne Olacak?” için 156 Yorum

  1. Merve diyor ki:

    Ben moderniteyi böcek ilacına benzetiyorum. Böcek ilacını hamam böceklerinin saklandığı yere sıkarsın ya, 5-10 tane hamam böceği çıkar ortaya. Hepsini tek tek öldürürsün, en son bir tane böcek kalır, o da direnmek için üstüne üstüne gelir daha da sıkarsın en son ölür. İşte gericileri de o en son kalan böceğe benzetiyorum.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Merve Hanım.

      Modernitenin tanımı sizce nedir? Siz o gerici dediğiniz ve böcek benzetmesi yaptığınız kişiler sayesinde belki rahat yaşıyorsunuz. Tankların önüne o kişiler yatıyor, teröristlerle o kişiler göğüs göğüse çarpışıyor. Başınız sıkışınca şehit diye teselli ediyorsunuz. Hesap zamanı geldiğinde o modern yol göstericiler yanınızda olacak mı?

      Bu arada hamamböcekleri radyasyona bile dayanabilen canlılardır.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Ben gerici dediğin o son böceğim benim üstüme böcek ilacı sıkmak için hamle yap da sonucu gör istersen.

      Yok yok benim daha iyi bir fikrim var, en iyisi sen arkana bakmadan ikile de bizi mehter marşı ile seni geldiğin yere yollama zahmetinden kurtar.

      Yoksa, seni kendinden nefret edecek ve bir daha bu sitede yorum yapamayacak hale getirirler burada.

    • .../nisa diyor ki:

      Merve hanım,

      Kin kusan bir yorum yapılınca ne hikmetse bundan cesaret alıp insanları aşılayan yorumların devamı geliyor.

      Bu ülkede biri size; çağdışı, yobaz, gerici, eski kafalı, deli, aşırıcı diyorsa emin olun ki doğru yoldasınız.” Necip Fazıl Kısakürek. Doğru söylemiş.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Nisa Hanım.

        “Kin kusan bir yorum yapılınca ne hikmetse bundan cesaret alıp insanları aşılayan yorumların devamı geliyor.”

        Bu neden biliyor musunuz? Bu insanların kendine ait fikirleri yoktur ve güdülmeye muhtaçlardır hem de ömür boyu. Korkaklardır, birileri bir şeyler söyleyecek ki arkalarından böyleleri de konuşsun. Bize at gözlüklü gericiler derler ya halbuki at gözlüğünün en alası onlardadır. Hayatı kendi gördüklerinden ibaret sanarlar. Özgürlükten bahsederler, zincirleri kırmaktan bahsederler ancak farklı fikirlere tahammül edemedikleri gibi modernitenin tutsağı olmaktan da kurtulamazlar. Her alanda böyle. Ekonomiyi en iyi onlar bilirler, siyaseti en iyi onlar bilirler. Hayvanlar gibi özgür olmak isterler, halbuki onlar nefislerinin tutsağıdır bunu göremezler.

        Yorumunuzun bahanesiyle bir iki şey daha paylaşayım, ulaşabildiğimiz kimseleri uyarmış olayım en azından.

        Sayın müslüman cemaat, şu an sosyal medyada her zaman olduğu gibi islama karşı kara propaganda yürütülüyor ve son zamanda sesleri maalesef iyice yükseldi.

        Hayvan hakları bahanesiyle islami usülllere uygun hayvan kesimi yasaklanıyor. Gürültü kirliliği bahanesiyle ezanlar susturuluyor, çocuk hakları bahanesiyle sünnet yasaklanmaya çalışıyor, kişisel özgürlük adı altında eşcinsellik, kadın hakları adı altında feminizm pazarlanıyor. İslamafobi çeşitli bahanelerle körükleniyor, modernizim adı altında diyalog adı altında islam ifsad edilmeye çalışılıyor. Burada bize düşen hani hiçbir şey yapamıyorsak bile kalbimizle buğz edip tarafımızı belli etmek. Kara propagandalara bilmeden alet olmamak, hayatımızı gözden geçirmek. Bunu yapmadığımızda siz müslümanlar şöylesiniz böylesiniz oluyor. Öyle oluyor ki gavur Türkiye’ye geliyor, oruç tutmayanları görünce siz nasıl müslümansınız diyor, gavur bile bu durumu sorguluyor. Devir uyanık olma devri…

        Selametle kalın.

        • Merve diyor ki:

          Size saygı duyulmasını istiyorsanız diğerlerine saygı duyacaksınız. Özgür olmak istiyorsanız karşı tarafın özgürlüklerini kısıtlamayacaksınız. Ama ben diğerlerinin özgürlüklerini kısıtlamakta bir sorun görmeyip kendi özgürlükleri kısıtlandığı zaman hani özgürlükçüydünüz diyen çok İslamcı gördüm.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Merve Hanım.

            Burada taraflar kimler? Sağcı solcu mu, şu cemaat bu cemaat mi, şu köylü bu köylü mü, ülkeyi bölmek mi istiyorsunuz? Kimlerin hangi özgürlükleri kısıtlanmış? Ne gibi saygısızlıklar yapılmış?

            Sizden somut olarak bu yazdıklarımı örneklendirmenizi istiyorum. Bunu yapamazsanız günümüzde özgürlüklerinizin kısıtlandığı iddiasıyla yazdıklarınız iftira oluyor. Sizin kıyafet tercihiniz sebebiyle eğitim hakkınız elinizden alın dı mı? Bu ülkede kızlar okuyamadılar başörtülü oldukları için hatırlatırım.

            Ancak şu örneği vereceğim. Mesela ezan sesinden rahatsız oluyorsanız olay yine forma muhabbetine döner tartışmamızın anlamı olmaz. İsrail’de ezan tamamen yasaklanacaktı yahudiler kendi borularının da yasaklanacağı endişesiyle yasağı kısıtladılar. Fakat bizden daha uyanık adamlar, sabah ezanı yasak şimdilik. Formanızı seçin öyle konuşalım.

          • Feyza diyor ki:

            Merve hnm,
            Bizim ozgurluk istedigimizi de nereden cikardiniz? Bizim ozgur olma gibi bir idealimiz yok ki, biz Musluman olarak yalnizca “kul” olmanin derdinde olabiliriz. Ozgurluk gibi Bati menseili bir kavramin bizim ideallerimizdeki tek karsiligi, “Allah’in hukumlerinin uygulamada ozgur kilinmasi” olabilir. Kisitsizca ve nefs menbaili bir ozgurluk kavraminin bizim dunyamizda hicbir kameti ve degeri olamaz.
            Biz “Allah’in hukumlerini ozgur kilmak” istedigimiz zaman ise, Bati’nin sundugu insan eksenli ve insani kutsayan, insan nefsini ilahlastiran bir ozgurlukten bahsetmeyiz. Allahu Teala’ya olan inancimiz ve hukumlerine yasaklarina ve emirlerine duydugumuz hurmet icabi bu emir ve yasaklari hayatimiza aktarabilmemiz icin talep ederiz biz ozgurlugu. Neyi ne kadar yapabilecegimiz ya da yapamayacagimizi, yani ozgurluk alanimizi da bu hukumler belirler. Nefsi durtulerimizin degil, ilahi hitabin muhatabiyiz. Bu durumda “ozgur olmak” degil, “Allah’in hukumlerini ozgur kilmayi arzulma” sebebimiz, aslinda eger Muslumansaniz sizin de sebebiniz olmali.
            Cunku bir Musluman icin aksi bir ihtimal dusunulemez.
            Diger yorumunuzda bahaettiginiz siddet, bosanma, istismar, tecavuz bahsini ise sanki Muslumanligi hakkini vererek yasayan cok nezih bir toplummusuz ve Islami hukuk sistemiyle yonetiliyormusuz gibi Muslumanlari suclayarak, bu suclari Muslumanlarin uzerine yikarak aklamaya calismissiniz. Ortada bir yanlis oldugu zaman buna kendini bilen her Musluman karsi cikar, tepki duyar. Hatta bunun icin bir insanin ortalama ahlaka sahip olmasi dahi yeterli, havassul havas tabakasindan olmasina luzum yok. Buyuk bir Islam camiasi, icinden curuklerin cikmasi diger temiz insanlarimizi, dunya capinda dejenere olmus ahlaki degerlere ragmen hala dinine ve degerlerine sahip cikmaya calisan temiz insanlarimizi ve mensup oldugu dini karalama hakkini kimseye vermez. Yine ilk paragraftaki serzenisinize geliyoruz. Allah’in hukumleri hakim olmadigi ve verilen din egitiminde ahlakin rolu yeterince benimsetilmedigi, dinin yuzeysel sartlarda ogretildigi bir ulkede hatta bir dunyada, bu gibi ahlaksizliklarin yasanmasi dogaldir. Bu yuzden Allah’in hukumleri ozgur kilinmali ki adalet bu dunyada da bir nebze olsun tecelli edebilsin diyerek iki paragrafi birbirine bagliyor, konuyu birlestiriyorum.

          • Merve diyor ki:

            Bu cevaptan nasıl bölücülük çıkarabildiniz? Benim söylediğim şey Kanada’da da Avustralya’da da ya da Almanya’da da böyledir. Herkesin birbirine saygılı olması lazım. Ben 28 Şubat’ta daha bir yaşında bile değildim. Yani görmedim o dönemleri. Ama görseydim başı kapalıların da okumasını savunurdum. Ezan sesinden rahatsız olmuyorum. Yıllardır oturduğum apartmanın hemen yanında cami var belki o yüzden alışkınımdır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Merve Hanım.

            Hani yazmışsınız ya “Özgür olmak istiyorsanız karşı tarafın özgürlüklerini kısıtlamayacaksınız.”

            Bu taraflar kimler. Ülkeyi bu şekilde keskin taraflara ayırmaya çalışmak bölücülüktür.

            Ayrıca özgürlüğünüzün kısıtlandığına dair somut örnek verememişsiniz.

            Çok dar düşünüyorsunuz. 28 şubat mı var sadece. Ya da burada yazar ve yorumcular sadece belirli tarihlere göre mi fikir oluşturuyor. Bu dünya imtihan yeridir ve hak ile batıl sürekli var olacak. Siz doğru tarafı seçin. Bizim davamız da yakın tarihten ibaret değildir. Hz.Adem’in iki oğlu vardı hani biri katil diğeri maktül. İşte orada bile hak batıl savaşı vardır.

    • cihad diyor ki:

      Merve Hanım,
      Sizin gibi batının artıklarını ilericilik sanan aklı cüce, kalbi müşevveş ve medeniyet iddiasını yitirmiş taklitçi müstağriplere, batının tahrik ve üflemesiyle ülkemizde oynaşan maşa ve kukla bir zihniyete muhatap olmayı izzet-i nefsime zull görüyorum. Sizler öylesine bir taklid hastalığına yakalanmissiniz ki sabit bir fikriniz, temenni,tasavvur,tahayyul ve arzunuz bile yok. Bugün bizlerin söylediklerini(sözüm ona gericiligi) avrupada görseniz büyük bir inkişaf,buluş,moda,fikir,bilim,trend vs deyip tapinacaginiza zerre şüphem yok. Çünkü kıbleniz orası. Üstad Necip Fazıl ne güzel söylemiş “”İslamiyet Avrupadan gelse müslüman olacaksınız””. Size söyleyeceğim tek şey kendi seviyenizdeki sitelere takilabilirsiniz. Bu site ve ekser yorumcuları sizin idrak ve şuurunuzun, gaye ve maksadinizin çok ustunde. Sizin gibilerin en büyük maksadı bizlerin yanında görünmeyecek kadar küçüktür çünkü durduğumuz yer ve baktığımız istikamet birbirinden çok uzaktır.

      Fikir ve hayatınızın patronlarına gelirsek,
      küfrü imana, kesreti vahdete, isyanı şükre, sefaheti ubudiyete, lakaytligi ciddiyete, günahı takvaya, haramı helale, israfı iktisada, zulmü adalete, kuvveti hakka, sömürüyü ihsana, rezaili fezaile, menfaati rıza-yi Hak’ka, cidali muavenete, cehaleti ilme, abesiyeti hikmete, riyayi samimiyete, sun’iliği fıtrata, maddeyi manaya, kalıbı kalbe, cesedi ruha, fuhşiyatı aileye, enaniyeti mahviyete,hayvaniyeti insaniyete vs. tercih ederek yeryüzünde fitne ve fesada, kan ve gözyaşına ve ahirette ebedi hüsrana sebebiyet veren modern garb medeniyet-ı habisesi 3-5 makine üretti diye ilerici ise bütün ins ve cin şahit olsun ki ben gericiyim.

      İnsanları fitratindan ve tabiattan kopararak şehirlerde bireysellesmis ve yalnız yığınlara dönüştürmek, enerji,beton,teknoloji ve hayvani dürtülerinin esiri hükmüne getirmek, gıda dahil tüm gelenekler,toplumsal yapılar,aile gibi herşeyin genetigini bozacak şekilde tahrip etmek, maneviyat yerine maddeperestlik ve dunyaperestliği ikame ederek insanları anlık hazların kölesi hükmüne getirmek gibi modernitenin onlarca zararını anlamak sizin gibi avanaklara nasip olmuyor diye neden bize de nasip olmasın ki.

      Böylesi bir medeniyet insanların %20 sini rahatta bırakıp %80 nini şekavete atarak beşeri perişan etmiştir. Kur’an-ı Hakim ise ekseriyetin saadetini temin eden bir medeniyeti kabul eder. Bu hikmete binaen bu mimsiz medeniyet biz müslümanlar nazarında merduttur.

      Selametle…

  2. Merve diyor ki:

    Kadın evinde olmak ister, ailesiyle kocasıyla çocuğuyla demişsin. Biliyor musun ben asıl o zaman daralirim, ölecek gibi olurum. Diyelim ki biriyle evleneceğim, sadece o adamla evlenmeyecegim onun ailesiyle ve akrabalarıyla da evlenmiş olacağım. O kızların kahkahasına sahte demişsin ya, ben asıl o görümcelerle, eltilerle, kaynanayla çok mutluymuşum gibi suratlarına gülersem bu sahte olur asıl. Just do it felsefesini eleştirmiş mesela şaşırmadım tabi eleştirmesine. Ben asıl yaşlandığını zaman gençliğinde o reklamda gösterilenler gibi güzellikleri yapmazsan asıl pişman olurum. Ve inan hayatlarında düzenli spor yapan insanlar daha geç yaşlanıyor zaten. Kırk yaşında çoktan kilo almış olup elli yaşının üstünde olan kadınlar gibi olmuyorlar. İş hayatları da olabiliyor ve yaşlılıklarında kimseye muhtaç kalmıyorlar.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Eğer bir kadın aile-çocuk sahibi olmak istemiyorsa kadınlığı sadece nüfus cüzdanın pembe olmasından ibarettir.

      Sayın Merve. Sen nasıl istiyorsan öyle yaşa, çok da tın çok da fifi. Ancak bizim hayatımıza da öyle atıp tutma. Atacaksan destekli at. Burada kimse kimseyi zorlamıyor aile kur diye, tavsiye ediyor sadece. İnsanın yaşama gayesini yiyip içip yatmaktan ibaret olarak gören insanların hayvanlardan farkı var mıdır? Ayrıca sen buradaki değerli insanların yemek bile yapmaktan aciz olduğunu ve sırf ev işi yapsın diye mi birileriyle hayatını birleştirdiğini sanıyorsun. Böyle düşünüyorsan ya cahilsin ya da art niyetli…

      Bizler kadınlarımızı Allah’ın emaneti olarak görürüz ve onlar da verdiğimiz değere istinaden bize değer verirler ve ev arkadalından ziyade can yoldaşı olurlar, evimizi idare ederler…

      • Merve diyor ki:

        Bizler kadınlarımızı Allah’ın emaneti olarak görürüz demişsiniz ama neden kadın cinayeti, tecavüz, çocuk istismarı, kadına şiddet bu kadar arttı? Neden kadınlar boşanmak istedikleri zaman kolayca boşanamıyorlar? Şimdi diyeceksiniz Batı’da da var. Ama onların yasalarında bu normal bir şey değil. Bizde en azından yasalarda normal olmasa bile, fiili olarak hukuk sistemimizde ve toplumsal olarak Batı’daki gibi değil. İslamcı kesim bu saydıklarım için ne yapıyorlar. En son Karaman’da çocuk istismarı olmuştu, ne yaptılar?

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Merve Hanım.

          At gözlüğü ve formanızı çıkarın. Sonrasında da batıya karşı olan aşağılılık kompleksinizi giderin sizinle öyle konuşalım.

          A.B.D.’deki taciz oranlarını bir araştırın. Ardından vatikandaki çocuk istismarı konusu da araştırın.

          Kötü her yerde var. Bizde de var olacak. Önemli olan safımızı nerede seçeceğimiz. Kadınlar kolay boşanamıyor derken günümüz Türkiye’sinde böyle bir durum yok. Somut olarak ispatlayın. Hatta nafaka diye bir gerçek var. Hani kadın erkek eşitliği? Eğer İslam’da kadına neden doğrudan boşanma hakkı verilmemiş diye soruyorsanız bunun bir iyi bir de kötü olmak üzere iki amacı vardır. İyi niyetli olanı Allah’ın kurallarına saygınız vardır ve bu işin hikmetini merak ediyorsunuzdur, kötü niyetli olanı ise yaratıcıya kibir yapıp hükümlerini beğenmiyorsunuzdur. Bu konuda şikayetiniz varsa bize gelmeyin, kuralları biz koymadık. Kaldı ki kadın da boşanabiliyor. Kocasının zulmettiğini ya da vazifelerini yerine getirmediğini ispatlarsa kadıya gidiyor ve kendisini boşatıyor. Bu noktada yaklaşımınız da enteresan. İnsanları evlendirmeden boşamayı hesap ediyorsunuz.

          Şimdi ben de size kritik soruyu soruyorum. Kötü her zaman var olacak ama gerçek İslam dünyaya egemen olsa, ceza kanunları İslam’a göre düzenlense bahsettiğiniz kötülükler bu kadar fazla yaşanır mıydı? Allah kullarına nizamı öğretmiş peygamberler aracılığıyla sonrası kullara kalmış. İnsanları İslam ve islami yaşantıdan uzaklaştıracak her şey şişirilecek sonrasında fatura yine dinimize çıkarılacak öyle mi? Yemezler. Siz gidin önce insanın yaşama gayesini yiyip içip yatmaktan ibaret sananlarla hesaplaşın. Diyebilirsiniz ki İslami kimlik adı altında da insanları sömürenler var. Haklı olabilirsiniz fetö diye bir örgüt var, işid diye din adına kafa kestiğini iddia edenler var. Ancak şu gerçeği unutmayın, onlar da bilerek ya da bilmeyerek din düşmanlarına hizmet ediyorlar ve tercihlerini batıldan yana yapıyorlar. Burada bireysel olarak tercihiniz sizi bağlar. Ancak nasıl ki bir bireyin yaptığını topluma mal edemezsek sizde bir kaç kendini bilmezin yaptıklarını tüm müslümanlara mal etmeyin.

          Son olarak da bu siteye ve sakinlerine atıp tutmayın. At gözlüğünüz sadece gözünüzün yanlarını değil önünü de kapatmış. Bu sitede yazılanları anlamaya çalışın anlayamıyorsanız da önündeki sanat eserini anlamadığı için onun hakkında atıp tutanlar gibi çamur atmayın. Hayatınıza dair yaşadığınız ebeveyn şiddeti, etrafınızda karşılaştığınız taciz, aldatma şiddet gibş spesifik bir durum varsa da paylaşın. Bir derdiniz varsa inanın burada çözüm bulunur, hiçbir şey yapılmasa size dua edilir ancak bunun için doğru formayı giymeniz lazım.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey cok guzel aciklamissiniz.

          • Merve diyor ki:

            Gerçek İslam demişsiniz. Merak ediyorum gerçek İslam ne, hangi İslam? Ayrıca çevremde yok. Ama son birkaç yıldır daha fazla olmak üzere haberlerde görüyoruz. Doğu bölgesinde ve muhafazakar çevrelerde boşanmanın daha zor olduğu biliniyor. En son Çilem Doğan mesela. Nafakanın ben de olmamasını savunuyorum özellikle kadın ekonomik olarak bağımsız ise.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Merve Hanım.

            Bir şeyleri örneklendirmek için illa ki etrafımızda olması gerekmez. Siz gerçek islamı öğrenir, yaşar ve yaşatırsanız örnek siz olursunuz. Doğu bölgesinde boşanmalar zor diyorsunuz. Yasalar doğuya da batıya da aynı. Mahalle baskısı oluyor derseniz insanlar elbette yuvaların eften püften sebeplerle yıkılmasına karşı bir duruş sergileyecek. Bu noktada zihniyetiniz çok ilginç gerçekten. Evlilikleri teşvik edeceğinize kadınlar daha kolay nasıl boşanmalının hesabını yapıyorsunuz. Bu merakınız nereden geliyor?

            Kadının ekonomik bağımsızlığı nedir? Her para kazanan bağımsızsa o zaman ben de bağımsızlığımı ilan etseydim, aileme maddi katkılarda bulunmasaydım. Hani diyorsunuz ya kadınlara ayrımcılık yapıyorsunuz diye yapıyoruz doğru. Bu yüzden arkadaşımın hanımının telefonunun fiyatı kendi telefonunun iki katı.

            Merve Hanım.

            Fikirlerinizin size ait olmadığı belirli bir propaganda ürünü sonucu zihninizde olduğu belli. Duru bir zihinle düşünüp dünyaya farklı bakış açılarından bakabilirseniz yanıldığınız noktaları göreceksiniz. Bunu yapmadığınız takdirde batılın oynattığı sinemayı izler durursunuz. Elbet bir gün film bitecek bunu da hatırlatırım.

  3. Defne diyor ki:

    Tebrikler NİKE !! Türkiye’ nin ve bütün Dünya’ nin tam’ da böyle kadinlara ihtiyaci var. Evlilige, kocaya, cocuga, aileye, dügünlere, örf, adet, gelenek, görenek, koca siddetine, hapishane misali ev hayatina, beles hizmetcilige, dadiliga ve ataerkil sömürge sistemine sonuna kadar hayir. Egitime, is hayatina, kariyere, paraya, maddi zenginlige, özgürlüge, bagimsizliga ve insan gibi yasamaya sonuna kadar EVET…Kadinlar cocuk pispislamak degil artik tomar tomar para saymak istiyorlar. Kac sene evli kaldiklariyla degil, is hayatindaki ve özel hayatindaki basarilarla gurur duymak istiyorlar. İstediginiz kadar cabalayin Sema Hanim, sizler istesenizde, istemesinizde kadinlar erkeklesecek, erkekler’ de kadinlasacak. Bu gelismeyi hic kimse ve hic bir güc durduramaz..VE yaniliyorsunuz Sema Hanim, kadin denen cinsiyetime resti cektigimden beri benden mutlusu, özgürü ve basarilisi yok. Kadinlik demek mutsuzluk, gücsüzlük ve yasarken ölmek demek…Mutluluk erkek gibi olmakta, hissetmekte ve yasamaktaymis meger. Dünya varmis diyorum, baska hic bir sey demiyorum. Uyandim artik. Darisi bütün kadinlarin basina.Ben erkekligi kesfettim ve erkek gibi olmak cook güzel. Türkiye teniste altin madalya alsa keske. Kenar köse evli ve cocuklu kadinlarla dolu. AltiN madalyali kac kadin var? Teniste ve bütün spr dallarinda Altin Madalya’ ya hasret bu ülke. Cocuga ihtiyacimiz yok, cocuk görmek istemiyoruz, altin madalya’ ya, basariya ihtiyaci var Türkiye’ nin. Evlenip, cocuk dogurmayi herkes yapar, kariyer yapmayi, spor’ da altin madalya kazanmayi kac kadin basarir acaba?

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Defne Hanım.

      Dünyada iyilikle kötülük her zaman var birlikte olmuştur. Siz safınızı doğru seçin yeter boşverin başkalarını. Burada da sayımızın kaç olduğunun önemi yok. Dünyadaki son iyilikler de yok olduğunda kıyamet kopacak zaten. Kazanan yine müslümanlar olacak.

      Meşhur bir çizgi film kanalındaki üç küçük süper kahraman kızı konu edinen çizgi filmin fragmanına denk geldim. Kız gücü diye bağırıyorlar ve kızlar çok güçlüdür diyorlar. Feminizm her yerde. Kim derdi ki çocukken daha cinsiyet ayrımının doğru dürüst farkında olmayıp masumken oyun olsun diye safiyane kendimizi yarıştırdığımız kızlarla yetişkin olduğumuzda da mücadele etmek zorunda kalacağız diye…

    • .../nisa diyor ki:

      Defne hanım,

      Yazmış olduklarınızdan ziyade sizi fıtratınıza bu kadar yabancılaştıracak, erkek olmaya özendirecek, huzuru sadece maddiyat ve başarı noktasında bulacak neler yaşadınız gördünüz beni bu düşündürdü.

      Kıyas yaptığınız konular birbirinin karşıtı yada muadili olan konular değil iyi ile kötüyü karşılaştırmıyorsunuz çocuk sahibi olmanın ve onun verdiği huzurun nimetin muadili madalya başarısı değildir. İkisinin sonuçlarıda aynı değildir. Annelikte insana emek harcanır madalyaya başarıya egoya değil. Özellikle özel durumu olan çocukların şehitlerin annelerine bir sorun bu emeğin ne demek olduğunu dünyadaki en büyük nimet olduğunu söyleyecekler.

      • Gelincik diyor ki:

        Ne içtin sen ya ben hayatımda bu kadar çocuğa düşman evliliğe düşman birini görmedim bir diğer yorumunda da küçücük masum yavrulara verip veriştirmişsin. Yok heryerde çocuk nefes alamıyoruz doğurmama hakkımı sonuna kadar kullanacam falan filan zaten senin zihniyetindeki bi insan doğurmasın daha iyi. Sen gerçekten mutlu musun hiç zannetmiyorum bi psikoloğa gitsen iyi olur.

    • MİHRİMAH diyor ki:

      Defne hanım çok şey yazdım sildim…Allah size hızlı bir dönüş ve hidayet nasip etsin…Zira yazdıklarınız inanılır gibi değil Allah kadın ve erkeği farklı fıtratda yaratmış ,neyin mücadelesi, çabası ,direnişi ,ki bu mücadelenin sonu hüsran siz ,siz gibi düşünen hayat yaşayan kadınların başarıdan başarıya koşan kadınların mutlu olduğunu mu zannediyorsunuz ,yorgunluktan tebessüm edecek halleri yok kandırmayalım kendimizi ,yok böyle bi dünya,Allah nasıl yarattıysa öyle yaşayalım inşaAllah ve Rabbim hepimize ANNE’lik duygusunu tattırsın Amin Amin Amin.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Mihrimah Hanım.

        Bu kadının bir sıkıntısı var. Muhtemelen bir erkekten kazık yedi. Cinsiyetine rest çekmekten bahsediyor fiziksel görünüş anlamında kompleks sahibi olabilir. Bir de ben yazınca alınıyorlar da çocukken tacize uğramışlarsa büyüyünce böyle çıkıyor etkileri, ciddi profesyonel destek gerekiyor. Sahip olduğu komplekslerin altında yatan nedenlere bakmak lazım. Kimisi ilgi çekmek isteyen çocuklar gibi yaramazlık yapıp çevrelerine ve kendilerine zarar veriyor. Bu tip feministlikler kocayı bulana kadar bu sebeple. Asıl gizli olanlardan korkuyorum ben. Kripto feminazilerden…

        • MİHRİMAH diyor ki:

          Haklısınız Fatih Bey,belki de bir değil birçok sıkıntısı vardır bilemiyorum ama psikolojik destek almalı inançlı birinden ,ve kolay kolay da aşılacak bir durum gibi gelmedi bana ne diyelim Allah yardımcısı olsun ,ortalıkta böyle konuşarak insanların beynini bulandırmaz,etkilemez inşaAllah:(

      • .../nisa diyor ki:

        Mihrimah hanım,

        Aynı şeyleri bende düşündüm Defne hanım’ın ideolojik bir şeyleri aşılama niyeti yoksa bulunduğu duruma üzüldüm. Yazıyı ilk okuduğumda yansıtma psikolojisi yapıyor yada bize bir ders mi vermeye çalışıyor diye aklımdan geçti.

        İnşaAllah bu düşüncelerinin yanlış olduğunu idrak eder psikolojik bir sebebi varsa düzelir inanç noktasında sıkıntılar yaşıyorsa Rabbim doğru yoluna iletsin.

    • ekrem diyor ki:

      Kusura bakmayın ama bu yorumcu bana trolleme yapmak için yazıyor düşüncesini aklıma getirdi. Memurlarla ilgili bir sitenin forum sayfasında da aşırı abartılı yorumlar yapan bir kişi var. Bir müddet sonra inandırıcılığını yitirdi ve yine yeni niklerle yorum yazmaya devam ediyor.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Ben de troll olabilir diye düşündüm ama etrafımda benzer zihniyette olan insanlar var. Bu aebeple gerçek fikirleri olabilir diye düşündüm.

  4. cihad diyor ki:

    Nötr eğitim diye birşey olmaz, kendinizi kandırmayın..buradaki insanları da yanıltmayın..hak ile batılın ortası yoktur..ışık ile karanlığın, vücud ile ademin, hayat ile mematın olmadığı gibi…

    su döngüsünü anlatıp,döndüreni anlatmazsaniz…

    dengeli beslenmeyi izah edip,besleyeni unutursanız..

    bir ikaz veya imtihan olarak gönderilen hadiselere musibet-i ilahi yerine “doğal afet” diye isimlendirip,”kim verdi,niye verdi”yi cevaplandirmazsaniz..

    Hakkın(imanın) taraf-ı muhalifine iltizam etmiş olursunuz ki tam olarak batılın tarifi budur..
    sanatı anlatıp sanatkardan, fiili açıklayıp failden bahsetmemek batila hizmettir..
    inancımıza uygun eğitim derken bunları kasdediyorum…yani kainatı bir sanat-ı rabbani, bir sergi-i İlahi, bir sofra-i rahmani şeklinde görerek Allah canibinden izah etmek lazım..herbir ilim bir esma-i ilahiye dayanır şöyle ki:
    ilm-i tıp ŞAFİ ismine;
    İlm-i hendese(mühendislik) ADL ve HAKEM ismine;
    İlm-i hukuk ADİL ismine ve hakeza…herbir ilmi ve fenni esmanın tecelliyati görerek okumak gerekir.

    İlahiyat fakültesinin yokluğu varlığından daha çok hizmet eder..
    imam hatip ise biraz bundan,biraz şundan kafası bulanık ;
    Netice ise eh işte! ortaya karışık..

    Lise mektebinin avlusunda gülerek raks eden kızlara ağlayan üstad “nike reklamını” görseydi hüngür hüngür ağlardı herhalde..Müslüman neslinden gelen bu kizlara bir (af buyurun) fahişe gibi kahkaha attırıp dans ettiren bu reklama pek hüsnü zan etmistiniz…(bu hüsn-ü zanninizi müslüman için olanına hiçbir yorumunuzda rastlamadım..cibal-i baba kısası nevinden gavurcuklariniza mı kiyamiyorsunuz.)

    “Devletlerin ahlakı olmaz,çıkarları olur” gibi zalimce bir düsturu savunmustunuz..halbuki üstad kuvvet haktadır,hak kuvvette değil diyerek Kur’an’ın bu yüksek ahlakını,kaidesini başta avrupa ya,tüm dünyaya haykirmisti..
    hem bu fikirleri savunup,hem nasıl birinci avrupa yi savunduğunuzu iddia ediyorsunuz..azıcık ciddiyet lütfen..
    sefahatine,batıl felsefesine itiraziniz yok üstelik savunuyorsunuz..
    sanırım kimin kafasının karışık olduğu yeterince anlaşılmıştır…

    Cami meselesine gelince siz islahini temenni etmediniz…bilakis tezyif ederek eğitim ve ahlak gibi klişe kavramlarla camiyi bir namazgaha cevirdiniz…halbuki cami eğitimdir,istişaredir,sıla-i rahmdir,istirahatgahdir vb külli bir mananın adı olarak bir müslüman için hayatın ta kendisidir pek kıymetli hanfendi….

    • cihad diyor ki:

      Bediüzzamandan konusacaksak bakın ne diyor gülbembe hanım…bu cümle üzerinde biraz düşünmenizi tavsiye ederim.

      Şark husumeti, İslâm inkişafını boğuyor idi; zâil oldu ve olmalı.
      Garb husumeti, İslâm’ın ittihadına, uhuvvetin inkişafına en müessir sebebdir, bâki kalmalı.
      Sünuhat – 49

      • Gulpembe diyor ki:

        1.Yukaridaki yazi, Nike reklaminin gizlice Aile karsiti Mesaj icerdigini soyluyordu. Ben de boyle bir mesaj gormedigimi soyledim. Bu reklam icerigini savunmak degildir. Savunmadim, ovmedim.Hatta dans, spor bize ters gelebilir ama bunu musbet mesleklere de yorabilirsiniz, mealinde ilk yorumum asagida duruyor. Konu oradan calisma mevzuuna evrildi, Ben de gidisatin zaten bu yonde oldugunu, bu alanlari muslumanlastirmak icin birseyler yapilmali diye yazdim. Bu 2. Avrupanin delalatlerini savunmak degildir.Neden siz yazdiklarimi iki kere okumuyorsunuz da Ben iki kere tekrarlamak zorunda kaliyorum?

        2. Konuyla ilgili olmasa da deginmek zorunda hissettim; kahkaha Atmak ile o kotu eylemi yapmak tamamen farkli seylerdir. Bilincalti cocuktur; eger siz bu ayrima dikkat edemeyip Boyle benzetme yaptiysaniz kadin alginizda bir sorun olabilir, Dikkat edin derim.

        3. Beyefendi cami konusunda ne temenni ettigimi benden daha iyi bileceginizi iddia etmeniz ilginc, yeryuzu biz muslumanlara mescid kilinmisken Yani bir anlamda heryeri mescid kivamina getirmemiz isaret verilmisken, neden camilerin islevsiz kalmasi hosuma gitsin?

        4. Devletlerin ahlaki olmaz diyorum cunku devletler digerlerine karsi hep menfaatlerini onde tutarlar, keske tutmasalar.ben bir vakiayi soyledim, kanun koymadim.

        5. Alintiladiginiz paragrafla yine ayni seye geliyoruz. Dusman olunmasi gereken delalatteki avrupa, isevilikten gelen faziletleri degil.bunu cikarsiyor olmaliydiniz.

        Bence fazla kuruntulaniyorsunuz,Benim icin yeterince acik Hersey..

        • cihad diyor ki:

          “”Devletlerin ahlaki olmaz, cikarlari olur. Bu kadar basit gaflar yapmamalisiniz.””

          Yukarıda ki cümlede geçen fikrin sündürülmüş hali aşağıdadır.

          “‘Devletlerin ahlaki olmaz diyorum cunku devletler digerlerine karsi hep menfaatlerini onde tutarlar, keske tutmasalar.ben bir vakiayi soyledim, kanun koymadim.””

          Birşey vakıa olunca doğru mu oluyor eğer doğru olmuyorsa onu eleştirmek niye gaf oluyor acep..

          Bu minvalde cerbezelerinizi ve tevilcilik ile hakikatleri sulandırdığınızı mü’min kardeşlerime göstermek istedim…maksad ziyadesiyle hasıl oldu..bundan sonrası benim için israf-ı kelam olur..

          • gulpembe diyor ki:

            cihad bey,
            cerbezlerimi, tevilciligimi, sulandirmalarimi ortaya cikarip buradaki mumin kardeslerimizin imanlarinin kurtulmasina vesile oldugunuz icin Allah sizden razi olsun. bence de konu kemale ermis, artik tekrara dusulmus bundan sonrasi taraflar icin israfi kelam olmustur.

            musadenizle,benim degerlendirmem su; bazen muslumanlarin farkli dusunmesi bir digerinin artniyetli olmasindan kaynaklanmaz. herkesin hayat algisi farklidir, farkliliklar dusmanlik icin degil insanlara tekamul icin verilmistir. benim gaf yaptiginizi belirtmem sizi kirmis olabilir, ozur dilerim, lakin o an icin bende uyandirdiginiz intibah devletler ile o devletlerin insanlarini ayni kefeye koyup yargisiz infaz yaptiginizdi, malum cin de musluman olduruluyor diye intikam icin cekik gozlu oldugundan koreli turistlere saldirdi bizim insanimiz. protestolarda hala bayrak yakiliyor, ne kadar aci , devletler ve o topraklarda yasayan insanlarin hesaplari farkli farklidir. toptan bir dusmanlik yapamayiz, “onlari dost edinmeyin”ayeti kerimesinin bile tum gayri muslimleri icerdigini dusunen insanlar var yani basimizda yasiyor. o yuzden ben bu vurguyu yapmak istedim. uslubunuzu davetkar bulmadigim icin de polemige donusmemesi adina basta yazismaktan kacindim, fakat konusulacagi varmis konustuk.

            tekrar tesekkur ediyorum.
            selamlar.

          • cihad diyor ki:

            1) “”buradaki mumin kardeslerimizin imanlarinin kurtulmasina vesile oldugunuz icin Allah sizden razi olsun.”” söylemediğim bir şeyi ilave ederek güya aklinizca benimle istihza edip,akabinde de özür dileyerek teşekkür ediyorsunuz…bu kadar yetenek bir şahsa çok fazla, böylesi bir kivraklik size zarar verir

            2) önce devletlerin ahlakının olmamasının bir vakıa olduğunu kasdettiginizi söylediniz.
            sonrada toptan düşmanlığın yanlışlığını kastettiğinizi söylüyorsunuz…hangisi…acaba aklınıza geldikçe mi yazıyorsunuz yoksa yazdikça mı aklınıza geliyor merak ettim şimdi.

            3) itiraf ettiğiniz üzere, kendi iç dünyanızdaki kalıpları,ön kabulleri bir kenara koyarsanız yanlış intibalar edinmezsiniz…baştan beri problemimiz buydu ama yavaş yavaş anlıyorsunuz,ha gayret hanımefendi olacak bu iş..
            Yorumları bu şekilde bir daha okuyun,,ben sizin yorumları 2.kez tekrar okuyacam söz..(size tekrar yazdırmamak için hani..)

            4) Devletler toplumların siyasal organizasyonlarıdır…halkına rağmen bir devlet veya siyaset ayakta kalamaz…her devlet(siyaset) kendi toplumunun sosyolojisini taşır,taşımak zorundadır..(özellikle özgür seçimlerin yapıldığı ülkelerde)..her ferdi tabiki mesul tutamayız ancak devlet ve siyasetin uygulamaları ait olduğu toplumda hakim anlayışı ortaya koyar…Batı””güçlü olan haklıdır”” felsefesine dayanan bir medeniyet olduğu için kayda değer bir itiraz müşahede edilmemektedir..y
            istisnalar kaideyi bozmaz,kaide ise istisnaları..asırların emperyal düzeni yoksa nasıl devam etsin..
            mülteciye çelme atan kameraman hangi atmosferin ürünüdür acaba..
            hunharca bir savaştan kaçan insanların gelmesiyle ırkçı sağ partiler niye yükselişe geçti,demekki sadece devlet değil,toplumda istemiyor..(bir misal olarak)….

  5. cihad diyor ki:

    Batılılaşma hikayesi….milletimizi(ümmeti) en az 200 yıldır esareti altında bulunduran kirli bir ideoloji veya anlayış…aslında bu ilk Kanuni döneminde başlıyor, bu itibarla 500 yıllık bir tarihi vardır denilebilir…Kanuni avrupadan bazı kanunlar getirir..dönemin Şeyhülislamı Zembilli Ali Efendi (İstanbul’a kırk çeşme sularını getirmiş) Kanuni’ye şöyle der:”Hilaf-ı şeriat kanunları Avrupa’dan getirdiğin cihetle, İstanbul’a öyle bir b.k sıçtın ki; o getirdiğin suların cümlesi üzerinden akıp geçse, yüz senede temizleyemez.”(aynen alıntıdır)

    Zenbilli Ali Efendi’nin tepkisinin ne kadar yerinde olduğunu bugün daha iyi anlıyoruz..zira bu batıperest,avrupa meftunu,mukallidler tarafından bugün koca bir imparatorluk elimizden alındı,
    sonra sırasıyla
    hilafet,
    şeriat,
    alfabebimiz(yazı),
    dil,
    medreseler,
    kiyafetlerimiz,
    ezan,
    Mabedlerimiz,
    türbe ve mezar taşlarimiz vb.ilişildi..

    Daha bir çok uygulama Batılılaşma hatırına,onlar gibi olacağız diyerek,batı standartları,avrupa kriterleri,muasır medeniyetler seviyesine çıkacağız diyerek yapildi ama bazı batiperestlere bakacak olursan hala biz avrupa yi örnek alamadığımız için gerideyiz…nedense bu kovalamaca hiç bitmiyor…onlar bu işi eğitim ile çözmüşmüş, ahlakta bizden ilerdelermiş, biz hamaset ile ugrasiyormusuz falan filan…daha hala ne istiyorlar anlaşilabilmis değil çünkü bize ait olan pek bişey kalmadı..ha unutuyordum camilerimiz var…müslümanlar bari bir camimiz olsun,içinde namaz kılalim,bari namaz vesilesiyle af olunuruz..hemen bir mukallid ortaya atılır:” siz hala cami yapımıyla mi uğraşıyorsunuz,,önemli olan ahlak ahlak…!” Deyiverir..sanki kendisi ahlak abidesi mübarek..bunlara göre hangi şehirde kaç tane cami varmış,bunlar gayet önemsiz detay…

    Bunların anlamadığı bir nokta vardır ki bu millete dışardan baskı ve zorlamalarla,çizilen yollarla bir adım mesafe bile aldirilimayacagidir.zira yumurta kabuğu içerden kırılırsa hayattır, dışardan kırılırsa memattır(ölümdür).
    Ağacın dalı içerden gelen bir kuvvet olursa terakki edip,büyüyüp gelişir,boy verir ve semere verir.fakat dışardan el atarak o dal ve yaprağı cekersek o dalı kırar,ağacı tahrip etmiş oluruz.

    Bu örneklerde olduğu gibi biz terakkiyi ancak kendi özümüzde,kendi ruh ve mana köklerimizde bulabiliriz…Taklitcilik ile hiç kimse bir yere varamaz çünkü taklit eden hep geridedir..vesselam

    • gulpembe diyor ki:

      “ey iman edenler, siz kendinize bakin.siz dogru yolda oldugunuz muddetce sapitanlar,size zarar veremeyecek.”(maide)

      osmanlinin yikilisi 16. yyda siyasal yozlasmayla basladi,bunun bir numaralik sebebi RUSVET tir, rusvet batidan ihrac edilen bir sey degildir.ilk rusveti alan kayitlara gore Kanuni donemindeki sadrazamlardir. Zenbilli Ali efendi(Allah kendisinden razi olsun) haberdar miydi acaba?
      Ve devaminda askeri yenilgiler ve ekonomik bozulma, icerde isyanlar disarda guc ve itibar kaybi ile devam etti. Batidan birseyler alinmaya basladi. Mesala matbaa gibi.(kendisi gavur icadidir, bu yuzden bazi super ulemalar sayesinde kendisini geri gondermek icin canla basla mucadele vermistir.)

      ama osmanlinin artik son donemlerinde isi abartan artik batililasmaktan baska care yok deyip siyaset ve medeniyet anlaminda iyice asimilasyondan yana tavir koyan, memurlari frannsizca konusturmayi, halki dayatmayla frenk gibi giydirmeyi, belcikadan kanunlar devsirmeyi esas gorev edinen siaysetciler cumhuriyetin kurulusuyla da beraber devam edegelmistir.
      Yukarida sayilan, seriat(zaten osmanli yari-seriat idi, seriat degil), alfabe ,dil..vb inklablar tamamen surecin meyvesidir , sebebi degil..

      “hikmet muminin yitigidir, nerede bulursa alir”(hadisi serif)
      batidan gelen hersey cirkin degildir. Ta ilk basinda bunu anlayabilseydik, yikilmayi onlemek amaciyla yapilmak istenen reformlara direnen ordu (yeniceri), halktan egitimsiz/kabadayi kisilerin halki kiskirtip yakip yikmalari,isyanlari, yobaz ilim adamlarinin fitneleri belki onlenebilir, bugun de oz medeniyetimizi yasatiyor olabilirdik, hem de bu guclu olmamiza engel olmamis olurdu.

      Sekille, sayiyla ilgilenirsek ne kadar cami oldugu , camideki insanlarin “ne oldugu”ndan daha onemli hale gelir, insanimizi egitelim deyince de mukallit olursunuz. Sasirmiyorum..
      “vel’akibeti lilmuttakin!”

      • cihad diyor ki:

        Evvela şuna hiç şaşırmadım..bütün mukallidlerin yaptığı gibi taassub çukurunda debelenen ham-softa yobaz ile menfaat zebunu sefihleri örnek gösterek batının lüzumunu hissettirmeye ve taklidi meşrulaştırmaya çalışmışsınız.Bu asırlardır uygulanan bir yöntem..

        Saniyen bilim,fen ve teknoloji batının asli malı değil bilakis telahuk-u efkâr namıyla bütün insanlığın ortak malıdır ve en büyük pay da İslam’ındir..Dolayısıyla eğer bir mümin taassub bataklığında değilse bunlara karşı çıkmaz,çıkamaz…biz de karşı değiliz..(Batılılaşma derken bunu kasdetmiyoruz)..karşı olduğumuz bilim değil, bilimciliktir..bilimin dinin yerine ikame edilmesidir..maneviyatta,hayatın gaye ve istikametinde bir avrupa feylosofunun,,bir İslam alimine tercih edilmesidir..(bilim adamları ölümede çare buluyorlarmiş haa! zevzekliğidir.)

        Salisen nefs ve şeytana esarete özgürlük namı vererek günah ve isyanda insanlık tarihinin en rezil sayfalarının yaşandığı, hayvaniyet mertebelerinde koşturan, sefih ve ahlaksız,bireyselleşmiş,kadının metalaştiğı,aile ve toplumun tefessüh ettiği vs. Avrupa yi taklid değil takbih etmek gerekir…küreselleşme ile kendi yaşam tarzlarını yeryüzüne öyle pompalıyorlar ki hisse almadan yaşamak imkansız hale gelmiş..bugün ingiliz gömleği ve fransız pantolonunu giymeden kim dışarıya çıkabilir.bu yönüyle avrupa o kadar ileriye gitmiştir ki, seyyiatı hasenatını geçerek insanlığın iki dünya saadetini tehdit eden bir ruh-u habis hükmüne gelmiş..

        Rabian bir dinin mabedini sekilcilik görmek nasıl bir gaflettir.halbuki mabed ve ezan İslamda şeairden sayılır..herbir şeair bir hoca-ı danadır ki ruh-u islamı daima enzara veriyor(bundan âlâ eğitim mi olur)
        bu mantıkla gidilecek olursa herkesin elinde namaz vaktini hatırlatan bir telefonu var..ezana ne gerek var değil mi…ezan gibi şeylerle uğraşmasak eğitime odaklansak denebilir mi.
        Ayrıca biz cumalarda namaz kılacak yer bulamıyoruz…yani gereksiz bir camiye ben hayatımda tesadüf etmedim şu ana kadar..tabi siz cumaya gitmiyorsunuz demiyecem çünkü sizin gibi modern bir bayan gidiyordur ama zannedersem imamlık yapıyor olmalısınız ki arkadaki sıkışıklığı pek farkedemediniz…tabi ya kadın imam da olabilmelidir,ayrımcılık olmamalı,hem neyi eksik ki..

        • gulpembe diyor ki:

          sayin beyefendi, siz kiminle konusuyorsunuz?

          “..karşı olduğumuz bilim değil, bilimciliktir..bilimin dinin yerine ikame edilmesidir..maneviyatta,hayatın gaye ve istikametinde bir avrupa feylosofunun,,bir İslam alimine tercih edilmesidir..”

          tamam karsi oldugunuz sey cok guzelmis, benim farkli dusundugumu mu ima ediyorsunuz?

          “küreselleşme ile kendi yaşam tarzlarını yeryüzüne öyle pompalıyorlar ki hisse almadan yaşamak imkansız hale gelmiş.bugün ingiliz gömleği ve fransız pantolonunu giymeden kim dışarıya çıkabilir…”

          hah neden oyle olmus?senin sermayen, modan, tekstilin nerde , fabrikani avrupa mi muhurledi?

          “bir dinin mabedini sekilcilik görmek nasıl bir gaflettir.”

          camii sekilciliktir herkes evinde kilsin denmedi ki. camiye insan yetistirmek iclerini dolduramadigimiz camileri insa etmekten daha az onemli degildir dendi. cumadan cumaya camiler doluyordur dogru. bizim pakistanli hanim arkadaslar da hic kacirmaz. 5 vakit kilmazlar ama cumaya toplanip namaz kilarlar,kulturel.bende cok yapamasam da cuma kilmayi severim, hayatimda ilk bayram namazini ise gecen yil kildim. o atmosferi yillarca nasil kacirmisim diye kendime cok kizdim. artik kacirmayacam insallah.

          konuyu “kadin imama”getirmissiniz. yine soyluyorum bu bizim konumuz degil.mukallidim falan tamam ama bu benim bile aklima gelmezdi:)fikrimi soruyorsaniz oyle bisey olamaz.

          toparlarsak, batiya kizginsiniz cunku cunku cunku ….
          bu gercekleri degistirmiyor. ben en son lisede tipik bir imam-hatipli olarak siyasal islamci iken cok kizdim baktim hic orali oldugu yok,dinlemiyor.ben bana bakacam demekki, kahrolsun kapitalizm deyip agzimi yoracagima tuketmiycem, tuketiyorum ki var. herkes kendine bakacak. ben demiyorum Cenabi hak buyuruyor.bati dusmanligi siyasal bir malzemedir. turkiyeyi icine kapatmak icin yillardir oynanan bir oyundur.uzerinize alinmayin laf kalabaligidir. cenabi hak bizlere basiret versin…

          selamlar

          • cihad diyor ki:

            Hanımefendi ya siz anlamıyor veya ben anlatamıyorum…kimsenin eğitime karşı olduğu veya önemsiz falan gördüğü yok..sadece kendi inancına ve kültürüne uygun bir eğitim istiyor..laik ve seküler değil.
            yaşadığım doğuda 100 yıl önce bile her köyde medrese vardı..köy halkı fakirligine rağmen medreselerin iaşesini kendisi sağlıyordu..(o medreselerden bediüzzaman lar yetişti.) su anda bile bütçeden en çok pay eğitime ayrılıyor..kimsenin çocuğunu esirgediği yok..herkes gönderiyor..dersanelere milyarlar akıyordu düne kadar..yani müthiş bir hırs var..başarılı olamamizin en mühim sebebi bu çünkü mümin için hırs sebeb-i hasarettir…yani eğitim için cami’ye saldirmaniza gerek yok(ayrıca bu fikrin patenti fetöye aittir..bu anlamda bir fetö kokusu alıyorum.)
            Ayrıca bir eğitimci olarak eğitimi asla önemsiz görmüyorum,göremem..gündüz okulda öğrencilerimle, akşamları mümin kardeşlerimle ders ve sohbet halkalarında biraraya geliyoruz..

            Hem ayrıca aileme,bazı akraba ve dostlarımın istikametine vesile olma nimetine sahip olan biri olarak medeniyetin temeli olan insanı merkeze alıyor ve gecemizi gunduzumuze katiyoruz..ben bunu yapmak için camiyi niçin sekilcilik görmemiz gerektiğini pek anlamadım…

            Hem bizim medeniyetimizde camiler hayatın kalbinin attığı yerdir..eğitimin yeri de cami ve cevresidir..elestireceksek camilerin hak ettiği değeri verilmemesini elestirelim..
            Ayrıca formal eğitime bu kadar tapinmaya gerek yok,,okulun gerekliliği bugün dünyada bile tartışılıyor…informal eğitim formalden çok daha tesirlidir…camiler hayatın içerisinde bir çok medresenin veremediği ders ve manayı kalplere ve ruhlara veriyor.

            Birde batıya düşmanlık demişsiniz, valla hanımefendi milyonlarca müslümanın kanının elinde olduğu,islamın baş düşmanları modern ebu cehilleri sevmiyorum, sevmek zorunda da değilim..ha beni duymuyorlar mı, Rabbimiz duyuyor ve görüyor,bu bize yeter.
            sanki sizi çok duyuyorlar.istediğin kadar meyil ve muhabbet göster..””gayr-i meşru muhabbetin neticesi merhametsizce azap çekmektir..Avrupa muhabbeti gibi”” diyor üstad..en çok avrupai yasaları çıkaran aile bakanın ne hallere düştüğünü gördük,neler neler yaptılar..hiç acimiyorum çünkü son derece müstehak.

            Velhasıl; insanlarımızı egitip,donattigimiz kadar hasmını ve tuzaklarini da göstermeliyiz ki aldanmasin, gayrete gelsin…bunun ikisini bir ve beraber yapabileceğimizi anlamak bu kadar zor mu…şu güzel ülkemde ne insanlar var yahu..

          • gulpembe diyor ki:

            1. medreseler: Malumunuz medreseler zamaninda birer universiteydiler. Buralardan fen ilimleri kaldirilinca yerini taassup aldi, zamandan geri kaldi,bu yerlere ezber ve atalet hakim oldu. Cumhuriyetle beraber gelen yeni rejimde de din adamina cok ihtiyac kalmadigi icin, bu is imamhatip ve ilahiyatlara devredildi. Simdi kendi inanc ve kulturunuzde bir egitim istiyoruz diyorsunuz, cok guzel.. son yillarda hizlica imam hatipler aciliyor,heryerden ilgili vakiflar patlama yapiyor her yerdeler., amac yeni kurulan sisteme dindar genc yetistirmek, bakalim ne kadar basarili olunacak , beraber gorecez. Benim bir yorumum yok.

            Benim yasadigim memleket son derece sekuler bir egitim sistemine sahip,cunku hercesit insan birarada yasiyor. Boyle olmasi insanlari dinsiz yapmamis bilakis ozellikle yasadigim bolge insanlari dindar ve tutucu. okulda notr bir egitim/ogrenim alirken istediginiz din ve goruste cocugunuzu yetistirebiliyorsunuz da.

            2. bediuzzamana gore avrupa ikidir, buna gore hristiyanliktan aldigi feyizle toplumsal hayata faydali sanat, adalet ve hakikatlere hizmet eden fenleri takip eden avrupaya birsozu yok, ve tum dunyadaki iyi insanlarla iyilik hareketlerinde bulunmayi tesvik de eder.
            Ben de batinin bu yonuyle ilgili yorumlar yazdim, nedense beni ikinci avrupayi yani felsefenden gelen sapikliklarla yolunu kaybeden kismi destekledigimi ima ediyor , daha da otesi mukallit diyorsunuz. Burada sizin bir kafa karisikliginiz olmali.

            3.Bir memlekette cami ve ezan olmasi oranin islam ulkesi oldugunu anlatmaya yetmez demek, o zaman bunlarda olmasin demek degildir. Ben cami dusmani degilim, bir rahatsizlik duymuyorum.”camilere hakettigi degerin verilmemesini elestirelim”demissiniz. Iste buna katiliyorum, cunku soylemek istedigimle birbirni tamamlamis oluyor.

          • Feyza diyor ki:

            Gulpembe hnm., acilan imam hatip sayisinin coklugu dindar nesil yetistirmeye yeterli degil, yani cami yapimi sekilcilikse emin olun acilan imam hatiplerin fazlaligi da sekilcilikten ote bir hizmet degil. Imam hatiplerde su an dogru duzgun itikadi egitim dahi verilmiyor. Mufredatin ici bos. Her kose basina imam hatip okullari acmakla sadece egitimin kalitesini daha da dusurduler ve siradanlastirdilar.
            Gerekli ahlaki egitim verilmiyor, yuzde kaci namaz kiliyor dersiniz? Fazladan konan siyer, Arapca ve Kur’an dersleri disinda ki onlari da ders oldugu icin, not kaygisiyla okuyor ogrenciler, imam hatipli olmanin cogu alanda normal ogrenciden hicbir farki yok.
            Imam hatiplerin zaten ilk acilis gayesi de laik devletin tekelinde, istedikleri istikamette sekillendirecekleri ve istedikleri fetvayi verdirebilecekleri din adami yetistirebilmekti. Din adami derken ruhban sinifindan bahsetmiyorum. Dini laikligin komutasinda okuyan, okutan ve bundan para kazanan bir kesim.
            Medreselerde ise her ne kadar fen ilimlerinde gerileme gorulduyse de en azindan talebelerine itikadi egitimi her zama dogru verdiler ve hala vermekteler. Bunun yanisira zaten laik bir ulkede din ve dunya birbirinden ayristirildigi icin medresede din egitimi alan bir insan ayni zamanda tip fakultesinde okuyup fenni bir ilme de talip/talebe olabilir. Medrese cikisli bir dr., medrese cikisli bir ogretmen veya medrese cikisli bir muhendis.
            Hala medrese egitimi ile pozitif ilim tahsilini harmanlamis genclerin sadece dunyevi ilimle mesgul olan genclere karsilik bir adim onde olduklarini simalarindan ve ciddiyetlerinden dahi anlayabilirsiniz.
            Aldiklari duzgun dini egitim sayesinde, edindikleri meslekte gosterdikleri is ahlaki daha saglam oluyor.
            Yani ikisini ayri koldan okumak mumkun. Sadece dinimizde kiz erkek ihtilati men edildigi icin ve bizim laik sistemimizde kizlara mahsus fakultelerin kurulmasi mumkun olmadigi icin kizlar bu homojen ortama girmek istemiyorlar. Ilahiyatlar da bu duruma dahil. Orda da durum farkli degil. Verilen yalan yanlis dini egitim de cabasi.
            Medreseler gelistirilebilirdi, tekrar fenni ilimlerle donatilabilirdi. Hala bu yapilabilir ama resmi kurumlarda bir gecerliligi olmaz o ayri. Bu yuzden dini egitimjni medresede alan bir erkek fenni egitimini de uni.de tamamlayarak cift kollu bir donanima sahip.olabilir.
            Kizlar icin de ozel uni.ler kurulursa emin olun talep cok olacaktir. Ama su ortamda madem ki musait bir zemin mevcut degil o halde bizim.icin de zaruri bir durum degil.
            Peki sunu sormak istiyorum, Egitim sistemi tamamen Batiya endeksli bir ulkenin egitim kurumlarindan kac yildir bu kadar uni.talebesi mezun oluyor. Her meslek dalinda egitim veriyoruz ama hala Batiya bagimliyiz. Neden patenti Batiya ait olan formuller bizim teknoloji, sanayi, ziraat, astronomi vs gibi alanlarda ozgurlesmemize hala olanak saglamadi? Uzayi dahi bir asir geriden takip ediyoruz. Bati ise bundan fazla Batiya benzeyemezdik, egitimse egitim, fense fen. Neden hala ortadan bir kademe yukari cikip dunya capinda inkisaf edemiyor ve adimizi duyuramiyoruz?
            Oktay Sinanoglu’nun bu konu ile ilgili guzel tespitleri var gunumuz Turk egitim sistemini anlamaya isik tutan.
            Yani medrese zorunlu degil gunumuzde dileyen okuyor dilemeyen farkli kulvarda devam ediyor. Sekte unsuru olarak goruluyorsa , medreseler egitime sekte vurmaktan cikali bir asir oldu. Fakat kendimize ait bir arama motorumuz dahi yok. Nerede bu kadar uni.mezunu? ‘Cok fazla cami yapildigi’ icin mi “yuz yil” , bu esaretten kurtulmamiza yetmedi? Osmanli su veya bu yuzden yikildi da TC hangi yuzden cagi hala geriden takip ediyor?

          • Gulpembe diyor ki:

            Turkiyede bilim/ teknoloji gelisemiyor , niye?
            1.toplumsal destek/ farkindalik yok: cocuklar kisa yoldan is bulup, evlensin hayatini kurtarsin gozuyle yetistiriliyor. “Sen mi kurtaracan dunyayi” muhabbeti ile genclerdeki merakin sevkin onu kesiliyor.
            2. Kaynak yok: disariya bagimli bir ekonomi var, eldeki avuctaki de ya planlama, sistem olmadigi icin carcur oluyor; ya oncelik insaat Gibi sektorlere veriliyor, onemsenmiyor, uretecegime lazim olursa satin alirim mantigiyla isler yuruyor.
            3. En buyuk sorun ise universitelerin kendisi, is ehline verilmiyor, “tanidiklar”la calismak isteniyor, ayak kaydirmaca cekememezlik( heryerde var ama tr de daha fazla diyor arkadaslar) bu kutuplasmayi getiriyor Yani ideolojik kapmplasmalari doguruyor. Kati ve luzumsuz bir hiyerarsi var, Küskünler beyin gocu ile memleketi terkediyor.
            4. Demokrasi / elestiri kulturu yerlesmemis. Bilim dusunuru/ filozof yok, baskiyla sindiriliyor. Guclunun sozu geciyor…Vb.

            Imam-hatiplerle ilgili yazdillariniz dogru, kalite dustu, Namaz Kilan ogrencilerin orani duz liselerde daha fazla, daha once deginmistim buna. Ama biz yazinca sanki insanimizin kotulugunu istiyormusuz gibi taasssubkarane tepkilere, siyasi muhalif oldugumuz icin otekilestirip, etiketlemelere Maruz kaliyoruz.aslinda bu tepki de konuya ibreti misal oldu, bir yoruma bu muamele yapiliyorsa sahadaki insanlar nelerle mucadele veriyor kiyas edin.

    • .../nisa diyor ki:

      Lisede Sophocles okuduk, klâsik Türk sanat musikisine sö.meyi, Divan şiirini hor görmeyi, buna karşılık devletin yayınladığı kötü çevrilmiş batı klasiklerine körü körüne hayranlık göstermeyi öğrendik. Sanki Sinan, Leonardo’dan önemsiz; Mevlâna, Dante’den küçüktü; Itrî ise Bach’ın eline su dökemezdi.

      Aslında kültür emperyalizminin ilmiğini kendi elimizle boynumuza geçiriyorduk, ulusal bileşim arama yerine hazır bileşimleri aktarmak hastalığımız tepmişti, o kadar ki İkinci Dünya Savaşı sonrasında batılı emperyalizmin örgütlü politikasını uygulamaya kendiliğimizden talip olduk. Atilla İlhan

      Bugüne nasıl geldiğimizin ayak izleri. Hem kültürel hem sosyal yaşam hem inanç noktasında da çelişkiler yaşıyoruz. Ama köklerimizi tamamen bırakmış değiliz.

      Evet camiler cuma ve bayram namazı dışında boş. Erkeğin cemaatle namaz kılması önemli. İşyerinin yakınlığı çalışma saatleri gibi durumlardan dolayı zorlaşıyor. Caminin bir manasıda cem birleşmekten geliyor. Bugün camilerde farklı milletten insanlar yanyana namaz kılıyorsa ümmet olduğumuzu kardeş olduğumuzu hatırlıyoruz. Bu noktada amacına ulaşıyor demektir.

      Biz Asrı Saadet, Endülüs yada Osmanlının heybetli dönemlerini aradığımızdan bunu yeterli görmüyor olabiliriz.

      Kapalı toplum, ulus devlet şeklide batıdan bize geldi. Bir bakıma sadece görüntüde değil düşüncede de küçüldük ırkımızı ön plana çıkardık.

      Diğer tarafta hatırlamadığımız görmezden geldiğimiz noktalarda var. Kapitalizmin babası David Rockefeller öldü peki kapitalizm bitti mi elbette hayır. Bence karşıt söylemler yerine sizinde dediğiniz gibi eyleme geçirmek gerekiyor.

      Abdye kızmakla kalma kola tüketme telefon kuyruğuna girme kendi teknolojini ulusal arama motorunu kendin yap Almanya ya kızmakla kalma kendi otomobilini yap İsrail’e kızmakla kalma tohumuna sahip çık. Dünyayı faizden kurtaracak bir sistemi bulmak için uğraş yapamasan da karşısında ol. Doğaya dünyaya veya insan fıtratına uygun olana sahip çık.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Cihad Bey Hocamız

      “ayrıca bu fikrin patenti fetöye aittir..bu anlamda bir fetö kokusu alıyorum”demiş

      Tespitinize sağlık, geçte olsa burnu iyi koku alan zeki, aklı selim insanların sayısının artığını görmek güzel hocam.

      Benim şimdi aklıma gelmedi ama siz eğitimcisiniz bilirsiniz atalarımızın bu gibi durumlar için söylediği özlü ve çok güzel bir söz vardı. hani şu “katran ile şeker” arasında ki ilişki…

      • cihad diyor ki:

        Abdullah bir bey; (sanırım abi demeliyim..büyüğe hürmet sünnettir.😊)
        estağfurullah..onlar sizin vasıflarınız abi,ayine misali bende müşahede ettiniz …
        güzel olan,güzel gördü..güzel gören,güzel söyledi.

  6. c murat diyor ki:

    sema hanım umarım okuyorsunuz. vallahi ilk başta sizin dediklerinize şüpheyle de olsa inandım. vallahi bu feministler erkeklere öyle düşmanmış ki bir erkek nasıl bunlara destek olur anlamıyorum. asıl feministler milleti erkek kadın cinsi olarak ikiye ayırdı ama insanın cinsiyeti kendi elinde olan bir iş değil ve bunu Allah karar veriyor. sema hanım VATAN vatan diyen kadınlar niye askerlik eğitimi almak istemiyor halbuki seferberlik durumunda 20-40 yaş arası kadınlarda ihtiyaç olunca savaşıyor. bunun dinen de bir mahzuru yok. bunların derdi menfaat para pul .hepsi kendi rahatlığının peşinde .vallahi siz dediklerinizde haklısınız . ben devlete çok kırgınım .cumhur başkanımıza çok kırgınım .ama olsun en azından bunların gerçek yüzünü gördüm. her işte bir hayır vardır. Rabbim size başarılarınızı devam ettirsin. şimdi neden mirasın ikili birli tatbik edildiğini anladım.

    • Yahya diyor ki:

      Murat bey
      lütfen kırık olmayın, tepkinizi gerekli yerlere ulaştırın.
      Bimer’e yazın, Cimer’e yazın, aile sosyal pol. bakanlığına yazın.
      Ben yazıyorum… siz de yazın.
      Tepki 3-5 akacak ki bunlar biz ne yapıyoruz diyecekler…
      tepki gelmez ise haa doğru yapıyoruz derler…

      kısaca, dağ dağa küsmüş, dağın haberi olmamış

      Selam ve dua ile

      • c murat diyor ki:

        kardeş feminist derneklerin sitesine yorum morum yazmayın. yazılan yorumları silsen bile kamerayla çekiyorlar. sonra şantaj diye korkutma amacıyla kullanıyorlar. zaten tek bildikleri iş bu. sizi uyarayım. yorum yaparsanız dikkatli yorum yapın. bunlar kapana kıstırmak için hazır bekliyorlar.

        • Yahya diyor ki:

          murat bey
          bu yazdıklarım feminist dernekler değil ki..
          kendilerini feministlere yarandırmaya çalışan devlet kurumları…
          neyi şantaj malzemesi yapacaklar? bırakın yapsınlar!
          LOKMAN-17. ayeti hatırlayalım!

  7. cihad diyor ki:

    Benimle görüşen ekserî dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvalar işittim.
    “Eyvah!” dedim.
    İnsanın hususan müslümanın tahassungâhı ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır.
    Bu da mı bozulmağa başlamış dedim.
    Sebebini aradım.
    Bildim ki: Nasıl, İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesatıyla sefahete sevketmek için bir iki komite çalışıyormuş.
    Aynen öyle de; bîçare nisa taifesinin gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir iki komitenin tesirli bir surette perde altında çalıştığını hissettim.
    Ve bildim ki:
    Bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor.
    Ben de siz hemşirelerime ve gençleriniz olan manevî evlâdlarıma kat’iyyen beyan ediyorum ki: Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi, saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur!..
    Hanımlar Rehberi – 10 (Bediüzzaman Said Nursi)

    Bir ayakkabı markası niçin böyle bir reklam çalışması yapar..sorusunu yeterince açıklıyor..

  8. gulpembe diyor ki:

    …/Nisa hanim,
    guzel ifade etmissiniz. Sanirim bu tur meseleler bizim istemeden de olsa, kiskanclik ve tarafgitlik damarlarimzi tahrik ediyor sogukkanli dusunmemizi onluyor.
    Bati bu refahi sadece maddiyatla degil, egitimle de yapmis. Ornek vereyim. Amerikanin yeni egitim bakani okullara ayirdiklari butceden kiscaklarini soyleyince butun halk sokaga dokuldu. Yani enerjilerini basit siyasi hesaplasmalar, kamplasma ve tarihleriyle ovunmeye degil geleceklerini(cocuklarini)dusunmeye ayiriyorlar
    Yine bir ornek, buranin baskani islam karsiti soylem ve eylemlerde bulununca gunlerce protestolar yapildi-turk medyasi ne kadar yer verdi bilmiyorum-orada pankart actilar”simdiye kadar musevi/hristiyandim, artik muslumanim!”diye. Bunu neden yaptilar? Cunku tarihlerinden ders aliyorlar. Bugun bir kesimi doven yarin ayni sopayi sana da uzatacak bunu biliyorlar, birlesiyorlar.
    Basortulu arkadaslar anlatiyor, sokaklarda”sen musluman misin/bir derdin var mi?medyaya aldirma,sana sarilabilir miyim?”diye yollarini kesenler olmus…yine guzel ifade etmissiniz, gecen bir camiye saldiri oldugunda amerikalilar bir saat icinde yuzbinlerce dolar topladilar, imar icin.ayni seyi muslumanlar bir sinagog saldirisinda yahudiler icin yapti yakin zamanda, ulkeyi hatirlayamadim.

    hicbir milletin tarihi masum degildir, hic bir devlet digerleri icin yuce amaclarla yola cikmaz. Bir avrupali baskanin halkina dedigi gibi”savasmak istemiyorsunuz ama ucuz petrol kullanmak hosunuza gidiyor!”
    bizim tarihimizde masum degil. Fakat biz hesaplasma ve ders alma uzerine degil, birbirmize ustunluk kurmak uzerine yorumaldigimizdan bizde tarih tekerrur etmek icin vardir.
    Daha guzel insanlar olmadan daha guzel bir dunya elde edemiycez.
    Selamlar..

  9. Betul diyor ki:

    Reklamdan bu yazı sayesinde haberdar oldum. Reklamın gerçekten çok düşmanca bir dili var. Ayağımıza giydiğimizde rahat ettiğimiz spor ayakkabı için bu reklamın yapılması üzdü beni açıkçası. Sporcu kadınlara saygım var. Fakat reklamda yansıtılan geleneksel aile seven kadına saygısızlık. Resmen aile değerlerine kadınlık içgüdülerine hakaret edilmiş. Bu reklam yüzünden spor seven yapan kadınlara kesinlikle yüklenilmemeli. Buradaki sorun nike reklamcılık firmasının hakaretvari içerik üretmesidir.

  10. kevser diyor ki:

    Reklamı şimdi izledim.tek kelimeyle iğrenç!üstelik reklamda oynayanlar da Türk kadınlar.filli boya reklamı da çok sinir bozucu geldi bana

  11. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “bir kizin karate olimpiyatlarina katilmasina haram diyemeyiz.”

    Şu anki mevcut olimpiyatlar herkese açık umumi olup aynı zamanda canlı yayınlarla tv’lerden de milyonlarcası izlediği için en azından müslüman bir kızın bu tür olimpiyatlara katılıp tesettüre uymayan kıyafetle karate yapması caiz değildir.diyebiliriz.

    “ben yapilan sporu elestirebilir miyim. Evet. Kizi elestirebilir miyim. Hayir.”

    Ben hem yapılan sporu eleştiriyorum. Hemde o yarışmaya gönüllü bir şekilde katılan kızı eleştiriyorum. Bir Müslüman kız belki binlerce,milyonlarca haram bakışın kendi üzerine çevrildiğini bile bile üstelik tesettürü sağlamayan bir kıyafetle kalkıp karate şampiyonasına katılacaksa bal gibi eleştiririm. Ha bu tarz savunma sporlarını islam’ın kızları öğrenmesin mi? hay hay tabi ki erkeklerin olmadığı bir ortamda kadın eğitmen eşliğinde bu savunma sanatını öğrenebilirler çünkü yarın öbür gün hırsızlık,kapkaç,ırza saldırı durumunda kendilerini savunabilirler.

    “dinler uzerine calisan bir heyet, islama siyasal ve sosyal olarak en mutabik yasayan ulkeleri arastiriyor. Ilk sirada yeni zelanda geliyor.ardindan diger gayri muslim ulkeler. Musluman ulkeler listenin sonlarinda. Turkiye 130. sirada.”

    Bu konuda ülkemizin durumuna şaşırmadım çünkü zaten İslam’ı düzgün yaşayan bir ülke değiliz yarım yamalak birçok şeyi yaşıyoruz.Bunu en veciz şekilde Prof. Dr. Faruk BEŞER hoca ifade etmişti: “Yarı modern, yarı gelenekçi üzerine birazda İslam serpilmiş bir hayat yaşıyoruz.”

    Vesselam…

  12. Salih Ersoy diyor ki:

    Allah razı olsun Sema Hanımefendi. Çok güzel ve insaflı tesbitler. Ne modernizm ne gelenekçilik, fıtrî denge…

  13. A hasan diyor ki:

    Editörden: A.Hasan bey yorumlarınız yayınlanmıyor, sebeplere, öncelikle yoruma kendi reklamınızı yaparak başlamışsınız. Sonra bizi münafıklıkla suçlamışsınız sonra da neden yorumlarım yayınlanmıyor diyorsunuz? Allah’tan bunun hesabını soracağınızı söylüyorsunuz. Sorabilirsiniz öncelikle bizi haksız yere münafıklıkla suçladığınızın hesabını vereceğinizi unutmayın.

    Her gelen yorumu yayınlamak zorunda değiliz. Her yorumu yayınlayacağız diye kimseye verilmiş bir sözümüz de yok. Bunun için verilecek bir hesabımız olduğunu da düşünmüyoruz. Siz bizi düşünmeyin de kendi sözlerinizin hesabını nasıl vereceğinizi düşünün.

    Biz sitede polemik istemiyoruz. Okuyucularımız enerjilerini bunun için tüketmesinler. Siz bahsettiğiniz ahlak ve erdemi kimseyi suçlamadan önce kendiniz gösterirseniz daha iyi olur.

    Bu site alternatifi olmayan özel bir site. Bizim bir davamız var, dinimizin aileye bakışı üzerinden aile kurumunu canlandırmak, aile ile ilgili üstü örtülen problemleri dile getirmek, çözümler üretmek ve aile kurumuna yapılan saldırılara gücümüz yettiğince karşı durmak için çalışıyoruz. Niyetimiz Allah’ın rızası. Saygı çerçevesinde eleştirileri elbette yayınlıyoruz fakat fitne çıkaracak ya da konuyu alakasız yerlere götürüp konudan uzaklaştıracak yorumları da yayınlamıyoruz.

  14. gulpembe diyor ki:

    “Ahir zamanda musluman olmak”

    Siz de guzel belirtmissiniz, bir kizin karate olimpiyatlarina katilmasina haram diyemeyiz. Cunku harami belirleyecek sey, tesettur, yabanci erkeklerle fiziksel/duygusal yakinlasmasi vs…
    peki boyle bir ortamda kizimiz bunda ne kadar basarili olabilir? Cevabi kizin vicdani verecek, ben yapilan sporu elestirebilir miyim. Evet. Kizi elestirebilir miyim. Hayir.

    profesyonel basketbol oynayan kapali tek kadina rastladim amerikada , o da sortunu uzatip altina tayt giyebilmek icin fedarasyonla mahkemelik falan olmustu. Demekki bu ise yonelenlerin geldikleri yerler bizim icinde dogup buyudugumuz yerlerden cok farklli. Kimi okumak icin para biriktirme, burs kazanma yada ailesini gecindirmek icin bu ise giriyor, bu is esnasinda musluman olan yahut musluman oldugu halde yeni “islamla tanisan”oluyor. O saatten sonra Insanlar ser’i kaygi tasimaya baslasalar bile hayatlarini degistirmek tamamen mumkun olmuyor yada tercih edilmiyor…kimsenin kalbini acip yarmadik(“kalbim temiz muslumanligi”ndan bahsetmiyorum, karistirilmasin)

    haram nerdedir?haram olimpiyatlarda, konferans salonlarinda, reklamlarda degildir. Haram bizzat bizim nefsimizdedir.
    Biz muslumanlarin en buyuk hastaligi da tu-tar-siz-lik tir.yani baska hayatlar icin savurdugumuz “caiz degilduuuuuur!tez vaz gecileeeeee!”ler nefsimizi icin esnetilmemeli. Sadece turkiyede en cok caminin oldugu sehir ile en cok kotu evin bulundugu sehir ayni yere nasil tekabul edebiliyor , bunu bir dusunun. Iki arastirma ornegi verecem , gerisini tefekkur dunyaniza havale ediyorum..

    1.dunyadaki ulkelerde arastirma yapiliyor. Soru: ahlak olmasi icin din gerekli midir?
    Musluman ulkelerin hepsi evet diyor, ahlakli olmak icin din olmasi lazim..gayri muslum ulkeler “hayir “diyor. Ahlak icin dine gerek yok.”

    simdi dikkat edin;

    2.dinler uzerine calisan bir heyet, islama siyasal ve sosyal olarak en mutabik yasayan ulkeleri arastiriyor. Ilk sirada yeni zelanda geliyor.ardindan diger gayri muslim ulkeler. Musluman ulkeler listenin sonlarinda. Turkiye 130. sirada.

    selametle…

    • cihad diyor ki:

      Yeni Zelanda 1. mi çıkmış…%45’i ateist olan ve dibine kadar seküler olan bir ülke siyasal ve sosyal olarak İSLAM’I en iyi yaşayan ülkeymiş yani..
      YA RABBİ aklımıza mukayyed ol..bu nasıl cehalet yahu..
      hanımefendi islam’da ahlak, iman ağacının meyvesi olarak ifade edilir…kamil bir imandan sudur eden, sünnet-i seniyyeden ilham alan ve Esma-i İlahiyenin muktezası olarak zuhur eden hal,tavır ve fiillerden müteşekkil bir ibadet halidir ahlak.
      yani İslam’da yaptığınız şeyi ALLAH için yaptığınız zaman anlam kazanır yoksa nefis hesabına menfaat paylaşımından öteye geçemez..
      bunu da en iyi hırsızlar yapar…müthiş bir dayanışma ile çalarlar,sadakatle birbirlerine yardım ederler ve gayet adil şekilde paylaşırlar.
      velhasılı bütün yeryüzünü ve insanlığı sömüren BATI EMPERYALİZMİ ahlak konusunda konuşacak en son medeniyettir.

      • gulpembe diyor ki:

        “İslam’da yaptığınız şeyi ALLAH için yaptığınız zaman anlam kazanır yoksa nefis hesabına menfaat paylaşımından öteye geçemez..
        bunu da en iyi hırsızlar yapar…müthiş bir dayanışma ile çalarlar,sadakatle birbirlerine yardım ederler ve gayet adil şekilde paylaşırlar.”

        cok guzel aciklamissiniz ne demek istedigimi. muslumanlarda da iman zayifligi yayginmis ki ahlak zaafiyetleri ust mertebede.

        alintiladiginiz kitapta batinin bir islam medeniyetine gebe oldugu da yaziyor , bir de buradan okuyun istatistikleri isterseniz.

        • cihad diyor ki:

          Ben bu asır müslümanları çok ahlaklidir demedim…
          Üstadın tesbiti ile tahkiki iman olmadan güzel ahlak olmayacağı için bütün kuvvetimizi imana sarf ediyoruz.ta ki güzel ahlaklı insanlar yetişsin…
          itirazım şu; imanı olmayan insanların yaşadığı bir ülkeyi 1.sırada numune-i imtisal bir konumda göstermeniz..bunun mümkün olmadığını izah etmek istedim…
          alıntı yaptığım kitaptan (risale-i nur) bahsetmissiniz…dediğiniz mesele farklı bir mevzu ile alakalı.
          risale-i nur’da iman ve ahlak ilişkisini açıklayan çok yer var,bir kısmını aynen alintiliyorum..

          “”Eğer ÂHİRETE İMAN o haneye girse, birden ışıklandıracak, ortalarındaki münasebet ve şefkat ve karabet ve muhabbet kısacık bir zaman ölçüsüyle değil, belki dâr-ı âhirette saadet-i ebediyede dahi o münasebetlerin devamı ölçüsüyle samimî hürmet eder, sever, şefkat eder, sadakat eder, kusurlarına bakmaz gibi AHLÂK yükseklenir.
          Hakikî insaniyet saadeti o hanede başlar inkişafa.

          Hem herbir şehir kendi ahalisine geniş bir hanedir.
          Eğer İMAN-İ AHİRET o büyük aile efradında hükmetmezse; GÜZEL ÂHLAKİN esasları olan ihlas, samimiyet, fazilet, hamiyet, fedakârlık, rıza-yı İlahî, sevab-ı uhrevî yerine garaz, menfaat, sahtekârlık, hodgâmlık, tasannu, riya, rüşvet, aldatmak gibi haller meydan alır.
          Zahirî asayiş ve insaniyet altında, anarşistlik ve vahşet manaları hükmeder; o hayat-ı şehriye zehirlenir.
          Çocuklar haylazlığa, gençler sarhoşluğa, kavîler zulme, ihtiyarlar ağlamağa başlarlar.
          Buna kıyasen, memleket dahi bir hanedir ve vatan dahi bir millî ailenin hanesidir.
          Eğer İMAN-İ AHİRET bu geniş hanelerde hükmetse, birden samimî hürmet ve ciddî merhamet ve rüşvetsiz muhabbet ve muavenet ve hilesiz hizmet ve muaşeret ve riyasız ihsan ve fazilet ve enaniyetsiz büyüklük ve meziyet o hayatta inkişafa başlarlar.
          Asa-yı Musa – 44

          • gulpembe diyor ki:

            ustad guzel soylemis, evet musluman icin tahkiki iman olmadan guzel ahlak olmaz;cunku ”âlâ birşey bozulsa, ednâ birşeyin bozulmasından daha ziyade bozuk olur. Meselâ, nasıl ki süt ve yoğurt bozulsalar yine yenilebilir. Yağ bozulsa yenilmez, bazan zehir gibi olur.”

            demek muslumanlar o yag tabakasi oluyor ki;bozulunca (imanin ustune dusmeyip,ahlaken geri kalinca)zehirliyorlar, o zehirli suda arkalarindan gelenleri de zehirliyorlar. Ama sut,yogurt mertebesindeki bati insani,islamin kendisiyle tanismamis bile olsa fitratlarindan gelen dogru-yanlis-guzel-cirkin gibi ahlaki alicilarla islamin ruhuna uygun adalet,baris, hosgoru, paylasim’i toplumda ikame ettirebiliyorlar. Demek din olmadan da ahlak olurmus. Arastirmalarda ki kriterler bunlara gore yapiliyor, kac tane caminiz olduguna gore degil…

          • gulpembe diyor ki:

            ustad guzel soylemis, evet musluman icin tahkiki iman olmadan guzel ahlak olmaz;cunku ”âlâ birşey bozulsa, ednâ birşeyin bozulmasından daha ziyade bozuk olur. Meselâ, nasıl ki süt ve yoğurt bozulsalar yine yenilebilir. Yağ bozulsa yenilmez, bazan zehir gibi olur.”

            demek muslumanlar o yag tabakasi oluyor ki;bozulunca (imanin ustune dusmeyip,ahlaken geri kalinca)zehirliyorlar, o zehirli suda arkalarindan gelenleri de zehirliyorlar. Ama sut,yogurt mertebesindeki bati insani,islamin kendisiyle tanismamis bile olsa fitratlarindan gelen dogru-yanlis-guzel-cirkin gibi ahlaki alicilarla islamin ruhuna uygun adalet,baris, hosgoru, paylasim’i toplumda ikame ettirebiliyorlar. Demek din olmadan da ahlak olurmus. Arastirmalarda ki kriterler bunlara gore yapiliyor, kac tane caminiz olduguna gore degil…

    • .../nisa diyor ki:

      Gülpembe hanım,

      Yazmış olduğunuz anketi bende daha önce okumuştum. Ahlak olarak ilk sıralarda Müslüman ülkelerin yer almamasına şaşırmıştım. Tabiki bu anketleri yaparken kıstas olarak neleri dikkate aldılar araştırmak gerekir.

      Yalnız bizimde Müslümanlar olarak sorgulamamız gereken taraflarımız var. Mesela islam ülkelerinde bu kadar savaş katliam fitne olmasında sadece dış güçler mi suçludur Müslümanlarda yöneticilerde suç yok mudur?

      Batıyı örnek almak değil gaye bizde biraz yanlışlarımızı gözden geçirelim derim. O kadar cahilsiniz ki, dininiz var diye ahlaka ihtiyacınız kalmadığını sanıyorsunuz. Nikola Tesla demiş. Malum yapıdan sonra öğrendik ki isimlerin başına gelen unvanların islami eğitim almış olmalarının yeterli olmadığını. Din + ahlak önemliymiş.

      Avrupa da insanlarda kurala uyma bilinci oluşturulmuş trafik kazası oranı bize göre çok düşük. Kötü yönleri var mı muhakkak vardır bizde ırkçılık sömürgecilik yoktur ama onlarda var. Bir dönem başörtüsü yasaklanınca gidenler okumak için Avrupa’ya gittiler. İnanç ve düşünce özgürlüğü konusunda iyi ve kötü yönleri tartışılabilir. Sizin inancınızı serbest şekilde yaşamaya izin verdikleri gibi Peygamber Efendimize (sav) hakaret etmeyi de özgürlük görürler demek ki her şeyin özgür olması görülmesi de doğru değil.

      Fuhuş konusunda yazmış olduklarınıza katılmakla beraber bunu eski yorumlarımda yazmıştım. Fuhuştan vergi alan, internetin tvnin sınırsız denetimsiz serbest olduğu bürokrasinin liyakatten değilde tanıdıktan oluştuğu bir sistemde din ve ahlak ancak sözde vardır.

      Güzel taraflarımızda yok değil hakkımızı yemeyelim. 5 milyon kişiyi yani ortalama bir devlet nüfusunu bu ülke misafir etmiş kapılarını açmış kaç tane ülke yapabilir bunu?

      Başka bir anket sonucu el yıkama alışkanlığının en yüksek olduğu Bosna Hersek’in ardından Moldova’da bu oran yüzde 94, Türkiye’de yüzde 85 olarak belirlendi.

      Sorgulama ve ümit var olma arasında gidip geliyorum.

      • cihad diyor ki:

        Ahlak ile öğrenilmiş davranışı karıştırıyoruz kanatimce…
        ahlak; akıl,kalp ve ruhun kemalinden süzülmüş hal,tavır ve fillerin icma’ından oluşmuş bir ibadet halidir…
        avrupalıların bazı iyi ve hoş halleri dünyaları için yaptıkları toplumsal sözleşmenin gereğidir…kurallar bu toplumsal sözleşmenin insana temas eden cüzleridir..maddeperest ve dünyaperest oldukları için kurallar onlar için kutsaldır…çünkü kutsal olan menfaatlerini temin etmelerine sebep oluyor.
        buna küçük bir misal hindistana asker göndermek istemeyen ingiltere halkına soruluyor hindistanda sömürgemiz devam ederse maaşlara zam yapılacak, devam etmezse zam yok..devam etsin diyorlar..yani o pek gelişmiş ingilizler için bir milleti sömürmek,servetini çalmak pek sorun teşkil etmez..çünkü menfaat var.peki zerre kadar ahlakı olan bunu onaylarmı…tabi ki hayır..
        avrupalılar ahlaklı falan değil, menfaatine göre nasıl davranacağını iyi öğrenmişler sadece.
        buna suriye’yi,ırak’ı hatta mültecilere yaptıklarını da örnek verebiliz..aslında örnekler bitmez çok kirli bir tarihleri var çünkü.

        ahlakın tafsilatına galince “”din güzel ahlaktır”” ve “”temizlik imandandır”” diyor Efendimiz (S.A.V)..Ahlakı dinden ayırmıyor..bilakis lazım ve melzum kabilinden birbiriyle iltisaklı vaziyetinde tarif ediyor.
        ayrıca temizliği imanın bir şubesi olarak ifade etmiş..peki temizliğin iman ile münasebeti nasıl olur..şöyle ki;

        kur’an ve sünnetin tarif ettiği temizlik tabiki imanın tezahürü ile olabilir..maddi ve manevi kirlerden beri olma hali..akıl ve kalbini şüphe ve vesveselerden, aza ve cihazatını günahlardan, beden ve mekanı maddi kirlerden, malını ve servetini haramdan temiz tutmak.
        ve bunu KUDDÜS isminin cilvesine ayine olma, SÜNNET-İ SENİYYEYE ittiba etme şuuru ile yapmak..
        işte ahlak budur.

        yoksa göşteriş olsun veya sağlık olsun diye dişleri fırçalamak HADİSİN bahsettiği nezafete zaten dahil değil…çünkü menfaati(ihtiyacı) itibarı ile bir iş yapmıştır…günah değilse de Kur’an’ın tarif ettiği ahlak değildir..bir ecri de olmaz.

        hem ayrıca avrupadaki bazı güzel davranişlar yine dinden mülhemdir..hakiki İsevilik dininden miras olarak gelenek suretini giymiş bazı davranişlar müşahede ediliyor.

        ayrıca 90 yıldır laik ve seküler eğitimin tornasından geçmiş milletimizdeki bazı kötü vaziyetler (bizler masum olmamakla beraber) yine onların kabahati…çünkü burdaki sorunlar batıdan geliyor…200 yıllık batılılaşma hikayesine iyi bakmak gerekir..

        hülasa-i kelam: bütün peygamberlerin doğuda gelmesi kaderin bir işaretidir ki, doğuyu ayağa kaldıracak dindir..fıtratına uygun bir heyecan vermek gerekir zira iltizam ayrı iz’an bütün bütün ayrıdır…vesselam.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          Güzel izahlar yapmışsınız “cihad” kardeşim tebrik ederim.

          Vesselam…

          • cihad diyor ki:

            “”Ahir zamanda Müslüman Olmak”” kardeşim, FEMİNALLAH..
            Bilmukabele sizlerin izahları da gayet hoş, istifade ediyorum..Allah razı olsun.

        • Feyza diyor ki:

          Yapilan bir iyiligin ahlak vasfini kazanmasi icin cikis noktasini iyi belirlememiz gerekiyor. Ahlak vasfina haiz olan bir harekette niyet,devamlilik, evrensellik ve bilinclilik birarada olmak zorundadir. Insan vardir evde pisen artik yemegi cope atilmasin diye komsusuna ikram eder, insan vardir bereket Hak’tan deyip iki kisilik pisirdigi yemegi hakkina riayet icin ucuncu kisi olan komsusuna ikram eder. Disardan baktigimizda biz ikisinin de ikram ettigini goruruz ama hangisi ne niyetle bu ikramda bulunmustur, bunu tespit eden ve guzel ahlak kategorisine sokacak olan sey niyettir ve bekirleyicilikte insanustu bir kistas gerektirir.
          Kaz gelen yerden tavugun esirgenmemesi mantigi uzerine kurulan insani ve toplumsal iliskiler bir guzel ahlak orneginden ziyade takas bahsine konu edilebilir.
          Ya da bir Batili, eger bir Almana gosterdigi nezaketi bir Afrikalidan esirgiyorsa yani devamlilik gostermiyorsa bu bir cikar iliskisidir, cifte standarttir, nifaktir, ikilemdir, guzel ahlak ornegi degil.
          Bizim dinimizde ise ibadet ile ahlak arasinda ciddi bir munasebet vardir.
          Biz ibadetlerimizi sureten ve borctan beri olma niyetiyle yaptigmiz icin ahlakimizin tekamulune tesir edemiyor olabilir. Ama aslolan ibadetin ahlaki sekillendirmesi ve inkisaf ettirmesine etkisi cok buyuktur.
          Ornegin namazi hakkiyla kilan kimsenin fahsa ve munkerden uzaklasmasi misali. Ya da oruc tutan kisinin empati gucunun kuvvetlenmesi, zekat veren kisinin cimrilikten uzaklasmasi, Hacca giden mutekebbirin tevazuyu ve insanlar arasindaki kulluk babindan musavati ogrenip kucuk daglari aslinda kendinin (hasa) yaratmadiginin farkina varabilmesi gibi.
          Imani en iyi olan ahlaki en guzel olandir buyrulduguna gore hadis-i serifte, ahlak bir bakima imanin da kistasi konumunda.
          Yani ozune inilerek, tefekkur edilerek yapilan ibadetlerin ve edilen imanin kisaca ‘din’in, ahlak uzerindeki etkisi tartisilmaz fakat tartisilmasi gerekenin,’ insan ile din’ arasindaki bagin ne derece kuvvetli oldugu olabilir.
          Ahlakli olmak icin dindar olmak sart degil ama ahlaksiz bir dindar tasavvur dahi edemeyiz. Ortak bir akla sahip her toplulugun imani yoksa da fitri ozelliklerini koruyabiliyorsa bulustugu ortak ahlak ilkelerini tekamule ulastiracak olan din ve dinin rukunleridir. Fitratindan gelen iyilik potansiyelini terfi ettirecek olan da dindir. Dinin olmadigi bir yerde ise ahlakin guzelligi yalnizca izafidir. Mahiyetini yalnizca Allah bilir.

        • Gulpembe diyor ki:

          Devletlerin ahlaki olmaz, cikarlari olur. Bu kadar basit gaflar yapmamalisiniz.

          • cihad diyor ki:

            Bu düstur kimin ve kime ait…İslam’da savaşın bile bir ahlakı var, nerde kaldı ki devlet…(ayrıca ben yazımda devletten ziyade toplumlardan bahs ediyorum,devletinin yaptığı zulmü kendi menfaati için onayladığından bahs ediyorum.)

            yalnız şu varki sizin gibi avrupa meftunu,mukallid bir hanımefendiye bu söz çok yakıştı…zira ahlaksız çıkarcı avrupa devletleri yüzünden insanlık kan ağlıyor bugün..son iki asıra iki dünya savaşı,milyonlarca katliam,sürgün,göç,işgaller ve soykırımlar sığıştırabildiler..ve bugün hala ayakta kalabiliyorsa evvela bizim tembelliğimiz ve gafletimiz, sonrada sizin gibi sadık müritleri sayesindedir.

          • zehra diyor ki:

            gulpembe hanim bu siteye cok fazlasiniz :) cok fazla zorlamayin herkesi. uslubunuzu cok begeniyorum, cok ideal/

          • zehra diyor ki:

            cihad bey yorumum sizinkinin altina gitmis, yanlis anlamayin sizin yazilarinizi da begeniyorum

          • Gulpembe diyor ki:

            Zehra hanimcim, cok zarifsiniz tesekkur ederim:)

        • .../nisa diyor ki:

          Cihad bey,

          Yapmış olduğunuz ahlak tanımı Müslümanlar için geçerli güzel ahlak tanımı. Ahlakın kötüsü ve iyiside vardır. Ahlak yaradılıştan gelen ve çevreden etkilenen bir davranış bir öğretide olabilir. Her insan islam fıtratı üzerine doğduğuna göre şekillendiren değiştiren durumlarda olabilir.

          Ateist yada deist olduğu halde hırsızlık zina yapmayan adam öldürmeyen zulüm etmeyen kişilerde olabilir. Bazı ilkel kabilelerde bile zina hoş karşılanmaz. Haberlerde okumuştum zihinsel engelli bir çocuğu hiç kimse evlatlık almıyor ama Hristiyan bir aile evlatlık alıyor. Yada Filistin’e yapılan ambargoya karşı bazı Yahudiler de sessiz kalamıyor protesto edebiliyor. Müslüman olduğu halde bazı kişilerde ahlaksız davranışlarda bulunabiliyor. Din + ahlak önemli.

          Mesela Fatih Sultan Mehmet Bosna Hersek’i aldığındaki Ahidnamesi insan hakları bildirisi insanların önce güvenini kalbini kazanmıştır daha sonrada topluluk halinde Müslüman olmuşlardır. Keza Endonezya’nın Müslüman olmasına vesile olan dürüst bir arap tüccardır. Allah bize bütün dünyayı Müslüman yapın demiyor. İman ettik diyorsak güzel ahlaklı ve şuurlu Müslüman olmakla mesulüz.

          Toplumun güzel ahlak olarak üst seviyeye çıktığı dönemler ütopya değildir geçmişte çok güzel örneklerini duyuyoruz. Yine yaşadığımız çağa göre toplum genelinde kötü ahlakta tek yürek olmuyoruz yani irfan dediğimiz durum hala var sayıları belki azdır belki çoktur.

          Sorgulama yaptığım kısımlarda inancımızla doğrudan çakışan durumlar. Mesela zinanın devlet denetiminde olması ve vergi alınması. Faizli bankacılıkla Müslümanların ilişkisi. Ruhsatlar belirli süre sonra halk nezdinde caize dönüşüyor. Gelirler ortak bir havuzda toplandığına göre zina ve faizden alınan gelirler nerelerde kullanılıyor. Ben faiz gelirinin bir caminin restorasyonunda kullanıldığını duydum. Bunu yapanda batı yada dış güçler değildir. Biz Müslümanlar kapitalizme karşı olup diğer tarafta bütün nimetlerinden yararlandığımız sürece her köşe başında bir banka buluruz.

        • Yahya diyor ki:

          cihad bey
          güzel noktalara parmak basmışsınız.

          yazınızı okurken dinin avrupaya katkılarını eklemeliyiz diyecekken aşağıdaki satırlarınızı okudum.

          “hem ayrıca avrupadaki bazı güzel davranişlar yine dinden mülhemdir..hakiki İsevilik dininden miras olarak gelenek suretini giymiş bazı davranişlar müşahede ediliyor.”

          Avrupanın etkisi altında kaldığı hatta gerçek anlamda medeniyeti öğrendiği devir Endülüs zamanıdır. Avrupaya eğitim, sağlık, hak, hizmet, adalet, din, yöneticilik gibi bir çok alanda inkişafı sağlamıştır. Daha sonra da Osmanlının yükselmesiyle avrupa eksikliklerini bizden gidermiştir.

          Selam ve dua ile…

        • Feyza diyor ki:

          Sn.cihad, ben de sizden ve buradaki pek cok kardesimin yazilarindan istifade ediyorum. Cok tesekkur ederim.

        • Feyza diyor ki:

          Yapilan bir iyiligin ahlak vasfini kazanmasi icin cikis noktasini iyi belirlememiz gerekiyor. Ahlak vasfina haiz olan bir harekette niyet,devamlilik, evrensellik ve bilinclilik birarada olmak zorundadir. Insan vardir evde pisen artik yemegi cope atilmasin diye komsusuna ikram eder, insan vardir bereket Hak’tan deyip iki kisilik pisirdigi yemegi hakkina riayet icin ucuncu kisi olan komsusuna ikram eder. Disardan baktigimizda biz ikisinin de ikram ettigini goruruz ama hangisi ne niyetle bu ikramda bulunmustur, bunu tespit eden ve guzel ahlak kategorisine sokacak olan sey niyettir ve bekirleyicilikte insanustu bir kistas gerektirir.
          Kaz gelen yerden tavugun esirgenmemesi mantigi uzerine kurulan insani ve toplumsal iliskiler bir guzel ahlak orneginden ziyade takas bahsine konu edilebilir.
          Ya da bir Batili, eger bir Almana gosterdigi nezaketi bir Afrikalidan esirgiyorsa yani devamlilik gostermiyorsa bu bir cikar iliskisidir, cifte standarttir, nifaktir, ikilemdir, guzel ahlak ornegi degil.
          Bizim dinimizde ise ibadet ile ahlak arasinda ciddi bir munasebet vardir.
          Biz ibadetlerimizi sureten ve borctan beri olma niyetiyle yaptigmiz icin ahlakimizin tekamulune tesir edemiyor olabilir. Ama aslolan ibadetin ahlaki sekillendirmesi ve inkisaf ettirmesine etkisi cok buyuktur.
          Ornegin namazi hakkiyla kilan kimsenin fahsa ve munkerden uzaklasmasi misali. Ya da oruc tutan kisinin empati gucunun kuvvetlenmesi, zekat veren kisinin cimrilikten uzaklasmasi, Hacca giden mutekebbirin tevazuyu ve insanlar arasindaki kulluk babindan musavati ogrenip kucuk daglari aslinda kendinin (hasa) yaratmadiginin farkina varabilmesi gibi.
          Imani en iyi olan ahlaki en guzel olandir buyrulduguna gore hadis-i serifte, ahlak bir bakima imanin da kistasi konumunda.
          Yani ozune inilerek, tefekkur edilerek yapilan ibadetlerin ve edilen imanin kisaca ‘din’in, ahlak uzerindeki etkisi tartisilmaz fakat tartisilmasi gerekenin,’ insan ile din’ arasindaki bagin ne derece kuvvetli oldugu olabilir.
          Ahlakli olmak icin dindar olmak sart degil ama ahlaksiz bir dindar tasavvur dahi edemeyiz. Ortak bir akla sahip her toplulugun imani yoksa da fitri ozelliklerini koruyabiliyorsa bulustugu ortak ahlak ilkelerini tekamule ulastiracak olan din ve dinin rukunleridir. Fitratindan gelen iyilik potansiyelini terfi ettirecek olan da dindir. Dinin olmadigi bir yerde ise ahlakin guzelligi yalnizca izafidir.

  15. ayhan diyor ki:

    yazıyı çok beğendim kadının olması gerektiği yer çok net ifade edilmiş ama ben bu yazının birazda AYET ve HADİSLER le desteklenmesini isterdim. yinede elinize kaleminize yüreğinize sağlık çok güzel olmuş

  16. niyazi diyor ki:

    eyvallah ablacığım, eyvallah… böyle güzel bir seda duymak istiyormuşum uzun zamandır. yüreğinize sağlık…

  17. hezarfen diyor ki:

    Bir bayan olarak bile anlamıyorum neden kadınlar gününü kutluyoruz?
    yılın diğer günleri eziyet ediyoruz garibanlara bari bir gün olsun değerliymiş gibi yapalım oyunundan-savunma mekanizmasından mı acaba ?
    erkekler kadınlardan hem fiziksel- hem psikolojik çok daha güçlü..
    sorun bunu kadınlar işlerine gelmediği şekilde davranınca zorbalığa-psikolojik şiddete çevirmeleri!!!!
    istediği uygulamayı yapmayınca sınıf temizleme cezası veren müdürlerden-istediğiniz şekilde davranmayınca psikolojik zorbalığa çeviren baba-kardeşten – istediği şekilde onun olmayınca veya can sıkınıtısından zorbalığa başlayan sevgilileri gördüğümden yazıyorum da ondan!!!!!
    gelin erkekler günü ilan edelim..
    bu varlıklarda ne eksikse onu tamamlayalım ki…
    istedikleri olmayınca zorbalığa dönüşmeden baba-sevgili-eş-kardeş en başta da insan olmanın şerefiyle-onuruyla-erdemiyle yaşamanın farkına varabilsenler!!!
    ve tabiki anneler nasıl bir damat istiyorlarsa;o şekilde erkek çocuklarını yetiştirsinler..
    narsist erkek çocuk yetiştirip-fedakar-yardımsever damat beklemesinler!!!
    anlayabilene-fark edebilene-müslüman olmanın başta ahlak ve davranışlardan geçtiğini idrak edebilenlerden olmak ümidiyle..

    • sennur diyor ki:

      kaleminize sağlık , kocaman bir amin diyorum.
      çalıştığım tüm hanım arkadaşlarıma özellikle erkek annelerine bu uyarıyı bizzat bulunuyorum.
      rol modellerimiz üzerinde düşünüp konuşmamız ve ilerlememiz gerek.

    • sennur diyor ki:

      bu arada kadınlar günü çok yıllar önce (1857 ) ABD de tekstil fabrikası grevinde ölen 129 kadını anma adına düzenlenen törenden sonra ilan edilmiş.yıllardır kutlanıyor artık tüm dünya kutluyor ,

      işin acısı organizasyonlar düzenleniyor , bugün bizzat şahit oldum ,düğün havasında ,pastalar kesildi ,
      kadınlar süslenmiş ,müzikler açıldı (öğleden sonra izin verilerek ) buyrun ,oynayın ,eğlenin ,gün sizin denildi…..
      salona katılımcı az olduğu için de seneye bunu not edip ,programı farklılaştıracağız notu da ihmal edilmedi…

      bense orada zaruri olarak işim gereği bulunmak durumundaydım , biraz görünüp çıktım.
      dışa yansıyan tebessümümün içinde içim ağlıyordu ,
      ülkemde bu kadar kadın cinayeti , bu kadar kadın sömürüsü , bu kadar özenti , bu kadar latifelerini yitirmiş kadın , bu kadar dış alem ile ilgili hemhal iken , ailesinden uzaklaşmış …..
      dünyada genel olarak baktığımızda göç etmek zorunda kalmış , kötü muamelere maruz kalmış , hangisini düşünüp hayıflanacağımı bilemediğim birçok durum.
      watshap ,ınstagram ve facebook denen en büyük zaman hırsızından yayınlanan eşlerin birbirine övgü sözleri ,çiçekleri ….
      şu zamanda hayatımıza düşüncelerimize ne kadar da çok müdahele var.

      şu siteyi takip eden herkesten NİSA(KADIN) süresinin mealini okumaya DAVET EDİYORUM.
      oku ,oku ,oku.
      hayatı , kadını , insanı ve olayları okuyabileceğimiz bir ÖMRÜMÜZ olsun.
      herkese selam ve dua ile….

    • cihad diyor ki:

      Gözlemlerimden edindiklerimle ifade edecek olursam şiddet uygulayan erkekler 2 gruba ayrılıyor;

      1)zaten zorba ve kaba olanlar…bunlar sadece kadına değil, toplumdaki diğer insanlara, bir erkek olan oğluna ve hayvanlara eziyet edebilirler ve şiddet uygulayabilirler..
      bunu sadece kadının mağduriyeti(problemi) gibi yansıtmak doğru değil,,bu genel bir problemdir ve ayrıca ele alınmalı.

      2) evde kadının erkeğine itaat etme-mesi ve bir nevi iktidar mücadelesine girişmesi ile erkek evde otoritesini tesis etmek için (bazen mecburen-bazen kolaycılığa kaçarak) şiddete yönelenler..
      ve erkeğin fıtratındaki hükmetme,himaye altına alma gibi hislerinin tatmin edilmemesinden dolayı hissedilen tatminsizlikle erkeğin hırçınlaşması ve netice olarak şiddeti doğurması.

      bu manaya örnek olarak ifadelerinizi aynen aşağıya alıyorum;

      “”kadınlar işlerine gelmediği şekilde davranınca zorbalığa-psikolojik şiddete çevirmeleri!!!!””

      “”istediği uygulamayı yapmayınca””

      “”istediğiniz şekilde davranmayınca””

      “”istediği şekilde onun olmayınca””

      şimdi tam burda sorulması gereken soru; istenen şey günah değilse sizi yapmaktan alıkoyan şey nedir???
      nefislerimizi bi yoklamalıyız bu konuda..

      biz erkeklerde şiddetin kolaycılığına teslim olmamalıyız..Erkeğin fıtratındaki diğer bir kabiliyeti olan güçlü irade ve idare meharetiyle bu meseleyi çözmeliyiz…

      • Sennur diyor ki:

        İtaat etmemek konusunu iyice açmak gerekli;dışarıdan baktığınızda beyefendi abdesti namazli dıştaki dünyada güleryüzlü eve gelince , eşine gelince yüzü asik , sorunlu. Kadının yaptığı ufak hataları büyüten hatta fitrat değişikliği yaşayıp , ısıtıp ısıtıp önüne tüm yanlışları sıralamak, hanımın ailesine , akrabalarina kafayı takip ,hanımın suçu imiş gibi dünyayı dar etmek ,sonrada bana itaat edeceksin , ailenle , akrabalarinla görüsmeyeceksin gibi sınırlar koymak. Ya ben ,ya ailen gibi seçim istemek . İtaat konusunu yeniden irdelemekte fayda var diye düşünüyorum. Kuran i kerim de çizgiler belli.silahı rahim belli.değişen fitratlara göre paylaşılan roller ve itaat konusu düşünülmeli.

        • Yahya diyor ki:

          Sennur hnm,

          itaat mevzusunu çok araştırdım… ve yanlış bir bilgi paylaşmak istemem çünkü vebali büyük.
          Ancak erkeğin kadın üzerindeki hakları çok geniş.
          Kadının erkeğe itaati de oldukça önemli ve sınırları olabildiğince geniş. İtaat ve erkeğin haklarıyla ilgili Peygamber efendimizin (sav) kızına çok nasihatı var. Başka kadın sahabelere nasihatları var, müjdeleri var. Ve günümüze kadar gelen hadiseleri var… (ki bunların bir kısmı sahih değil diye reddediliyor)

          Fakat toplumumuzda, dini hassasiyete sahip olmayan, işine geldi mi itaat mevzusunu cımbızla çekip bana itaat edeceksin diye karısına zulüm eden erkekler var. Bazı ailelerde ise bu artık örf adet haline bürünmüş ve bu şekilde karısına zulüm edenler var.
          Bunu tasvip etmiyorum ve bunu konuşmuyorum.

          Sizin yazmış olduğunuz sebeplerle ilgili olarak teker teker detaya girmek istmiyorum ancak, genel olarak bunları bir kadının çözmesi inanın çok kolay. Bunu iktidar kavgası bir itaat münakaşası haline getirmeden, sadece güzel bir üslup, tatli bir dil ile çözülmemesi imkansız. Ancak gururumuz, benliğimiz daha ön plana çıktığı için “sen bana karışamazsın” “bana itaat edeceksin” “ya ben, ya….” gibi münakaşaları evimize sokuyoruz. Bu yüzden çiftler arasında sevgi saygı bitiyor, evlilikler yıkılıyor ….

          Sema hanımın da bu mevzuyla ilgili çok güzel yazıları var, okumayanlara tavsiye ederim. (mesela benim e.karım okumamıştı…)

          • sennur diyor ki:

            ben de kendi imkanlarımla çok araştırdım inanın.
            sonunda şuna karar verdim , yapığınız iş’ te İTAAT adına dahi olsa ALLAH ‘ın rızası ve hoşnutluğu olmuyorsa ya da ALLAH ‘IN emirleri ile çelişiyorsa ,birilerinin İNAT, HASET ,KİN gibi atalarından getirdiği duygulara alet oluyorsanız ,NE YAPTIĞINIZ İTAATin anlamı oluyor ,
            ne de geçinme çabalarınız…

            (ki yaşadığımız gibi inanma çabası ile şu zamanda evine TV dahi almadan ,islami sınırlar içinde yaşamayı dert edinenlerin de yuvası yıkılıp , ahir zamanın ahir örneklerini büyüyemeyen ARIZALI adamlara düşen bayanlar da yaşıyor .)

          • Yahya diyor ki:

            Sennur hnm,

            Neler yaşadığınızı bilmiyorum.
            Erkek her istediğini karısına “bana itaat edeceksin” diye yaptırtmaya kalkarsa bu kabul edilemez. Bu aynen patron-işçi arasında işini yapmazsan maaşını vermem veya seni işten atarım demesi gibidir… ve 1 değil 2 değil 10 değil…

            Benzer durumu ben de şahsen yaşadım. Bir şeyi bir kere söyledim, 2 kere söyledim, şakayla söyledim, yazarak söyledim, öyle söyledim böyle söyledim. Fakat ısrarla önemsenmedi, umursanmadı… Benim aklım var ben karar veririm, karışamazsın, istediğim zaman yaparım vs… Bunlar artık can sıkmaya başka mevzulara sıçramaya ve evde huzurun kaybolmasına sebebiyet verdi.
            …. detaya pek girmek istemiyorum
            nasihatlar büyükler hocalar vs…. derken iş iktidar çatışmasına döndü.
            velhasılı kelam bugün burdayız :)

      • hezarfen diyor ki:

        cümlelerinizden demek istediğimi anlamadığınızı görüyorum..
        kadın ;erkeği sürekli tasdik eden sizin anlatımınızla tasdik etme zorundaymış gibi olan bir varlıksa neden yaratıldı?
        erkeğin her türlü menfaatine gelen ama kendi menfatine aleyhine olan şeyi de isteyince köle gibi yapmak zorunda mı?
        bunlar ortadoğu kafası yapmayın…
        peygamber neden eşiyle savaşlar gibi önemli konularda istişare etti?
        neden gece birlikte uyuduğu eşinden eli eli üstündeyken, elini çekerken namaz kılması için neden izin istedi?

        höyytt canım ister namaz kılarım
        sen bana itaat etmek zorundasın(!)
        demedi…

        bizler dini kendi ve diğer insanların mutluluğu için değil…
        işimize geldiği gibi kullanıyoruz..özellikle erkekler..

        itaati siz erkekler işinize geldiği gibi kullanıyorsunuz..
        güzel ahlak ve kul hakkı mevzusunu detaylı okumanızı öneririm..!!!

        kendin namına ne istiyorsan onun için de istemek,,
        kendin namına neden hoşlanmıyorsan ona da aynı davranışlarda bulunmamak,,,

        kesinlikle bir çok danışmandan da dinledim ki sorunların çoğu erkek odaklı..
        başta erkeklerin peygamberimizin hanımlarına nasıl davrandığını
        öğrenmeleri gerek..

        zaten kadınlar fıtratları gereği bir de anne olunca özellikle türk kadını evine çocuğuna zaten özen gösteriyor emek veriyor..
        hem çalış, hem çocuğa bak, hem evin yemeğini,ütüsünü,temizlikçisini düşün ayarla,,
        üzerine bencil bir erkek gelsin,,
        kadınlar basıyor boşanma davalarını,,
        zaten sana gerek yok diyerek,,

        erkeklerin paylaşımcı,diğergam,yardımsever olmaları gerek,,
        kadınlara hem psikolojik hem her konuda yardımcı olarak hayat sorumluklarını birlikte kaldırmaları en güzeli..

        münir arıkan aile zekası–
        yapılan araştirmada kendilerine eşlerinin yardım ettiği kadınların zihinlerinde işlerin ağırlığı yüzde elli hafifliyormuş stres hormonları daha düşükmüş,,

        insan olamadığımız için eş olamıyoruz anne-baba olamıyoruz hakkıyla,,
        başta insan olmayı müslüman olmayı davranış-ahlak-fıtrat haline getirmeli,,
        evliliklerde bunların üstüne kurulmalı,,
        toplumda daha üst seviyede anlayış,yaşam kültürü geliştirir bu sayede,,

        • cihad diyor ki:

          hanımefendi lütfen konuyu sulandırmayalım..siz itaat ile serbestiyetin ortasını bulmaya çalışıyorsunuz..kadın için emr edilen -günah olmamak şartıyla- itaattir…kocasının meşru dairede taleplerini karşılamak zorundadır..en azından kadın bu düşüncede ve hissiyatta olmalıdır..yapmaya zorlandığı talepler için kocasından yardım ve müsamaha isteyebilir.

          erkek için emr edilen adalatle aileyi yönetmektir..lüzum gördüğü zaman hanımın fikrini alabilir…erkeğin zulm etmek diye bir hakkı yoktur, hakkını istemekte zulüm değildir..
          siz, kafanızdaki bu erkek algısıyla nasıl evlenirsiniz veya evlilik yürütebilirsiniz..bilemiyorum..Allah yardımcınız olsun.

          • hezarfen diyor ki:

            amin amin hepimizin olsun :)
            itaat neye itaat kime itaat hangi vasfa itaat???
            bu soruları hiç kendinize sordunuz mu?
            hangi vasıftaki erkek olayım ki kadın bana itaat etsin?
            kadınların itaat edip etmemelerine kafa patlatmaktan öte, kendinizde itaat edilecek vasıflar oluşturmanızı öneririm…

            “””hakkaniyet,mantıklılık, vicdan,dindarlık,adalet,hilim, ilim,vakar, şeref, haysiyet, basiret,”””

            menfaat, çıkar, nefs, ego..

            eğer ki ruhsatlar zorlamalar ve kurallar üzerinden evliilk gidecekse zaten hiç birşekilde yürümez niye mi?

            kadın itaat etsin tamam,,
            erkek de şunu bilsin o zaman
            bir kadının ne ev temizleme,ne bulaşık yıkama ne ütü yapma,ne yemek yapma, ne de çocuğunu emzirme zarureti dahi dinde yok..
            eşi süt anne tutmak durumunda,,

            madem güzellikle değil zorlamayla gidiyoruz..
            bayan sadece yatakta eşlik vazifesini görüp, üzerinede herşey kocaman bir “he” desin yeter…

            peygamber mi?
            o da kim yav?

          • Yahya diyor ki:

            sn. hanımefendi,

            “kadın itaat etsin tamam,,
            erkek de şunu bilsin o zaman
            bir kadının ne ev temizleme,ne bulaşık yıkama ne ütü yapma,ne yemek yapma, ne de çocuğunu emzirme zarureti dahi dinde yok..
            eşi süt anne tutmak durumunda,,”

            demişsiniz. Otla saman bu kadar güzel bir birine karıştırılır.
            Lütfen Peygamber efendimizin (sav) kızı hz. Fatımaya nasihatlarını tekrar ve tekrar okuyunuz. Ayrıca kadın ben bulaşık yıkama mecburiyetinde değilim (veya benzeri…) dediğinde erkeğin buna karşılık haklarını lütfen araştırınız.

            Bilmediğimiz konularda bir şey söylemeden önce lütfen 2-3 kez düşünelim bunun vebali var. Erkeğin karısı üzerindeki hakları hafife alınacak, alaya alınacak, sulandırılacak nitelikte değildir. Bunlar Rabbimizin emridir. Tabii kadınında kocası üzerinde de hakları vardır. Bunları da hafife almıyoruz, efendim.

          • Feyza diyor ki:

            Sn.hezarfen, evlilik matematiksel bir kurum degil ki. “Madem guzellikle degil zorlamayla gidiyoruz”demissiniz fakat itaatin sirri da aslinda burada. Kadinin itaat ederken cebren degil, “gonullu” ve kendi arzusuyla, iradesiyle edecegi Allah rizasi icin bir itaatten bahsediliyor ayet-i kerimede. Erkegin uc asamali tedbir metodu ise zaten itaatkar kadinlar icin degil, ‘serkesliginden ve itaatsizliginden korkulan’kadinlar icin gecerli. Yani sizin dediginiz zorla itaat ettirme gibi bir durum makbul degil. Cunku kadindan talep edilen zaten, kocasinin zorlamasi olmadan edecegi sevgi ve saygi dolu bir itaat.
            Itaat emredilirken ise su cv’ye, su evsafa sahip olan kocaya itaat edin diye emredilmiyor. Itaatin talep edilmesi icin o kisinin Allah’in emrine muhalefet talep etmeyen bir ‘koca’ vasfina sahip olmasi yeterli. Yani hakkaniyetli, mantikli, dindar olmayan ese itaat etmeyin gibi bir ruhsat sozkonusu degil. Bunlar cunku goreceli ve giyotini belli olmayan kavramlar. Burada kistas, Allah’in emirleri. Erkek karisini ahlaksizkiga tesvik ediyorsa, tesetturu terk etmesini, namazlarini aksatmasini emrediyorsa veya buna benzer bir kotu ahlaka sahipse o noktada erkege itaat biter. Fakat esinizin yeterince dindar veya ilim sahibi olmamasi, yeterince mantikli hareket etmemesi size itaati terketme hakkini vermez. Dogru yola davet eder, giyabinda dua edersiniz.
            Ayni durum anne baba icin de gecerli degil mi? Dine muhalif olmayan konularda anne babaya itaat edilir, muhalif konularda ise itaat edilmez ama guzellikle nasihat edilir ve yine de saygisizlik edilmez. En fazla susarsiniz.
            Kadin ev islerini yapmaya ve cocugunu emzirmeye mecbur degil gibi bir yaklasimin kazandiracagi en fazla karsilikli husumettir. Evet erkek bu konulards karisini zorlama hakkina sahip degil fakat hep Efendimiz asv’dan ornek veriyoruz. Efendimiz asv evin ic islerini kizi hz.Fatima’ya ve dis isleri ise hz.Ali’ye taksim ederek aslinda rol dagilimini en guzel sekilde belirlemistir. Kendisi de hanimlarina ev islerinde yardimci olarak muhabbetin nasil temin edilecegini en guzel sekilde gostermistir.
            Kadinin cocugunu emzirme bahsi ise Kur’an-i Kerim’de iki sene olarak zikredilir. Gerci bu bir emir degil haber sigasi, erkek cocugunu emzirmeyen anneyi zorlayamaz. Fakat zorla yapilmayan bu gibi hizmetler bir ikram ve hanede muhabbet kaynagi oldugu icin, kadinin bu ikramlarda bulunmasina mukabil Allah katinda mukafatinin oldugu da hadis-i seriflerde bildirilmis.
            Ona bakarsak eger kadinlar evin nafakasini temin etmekte de mecbur degil ama bununla ilgili
            canhiras bir cabanin icerisine girmekten haz duyan cok kadin kardesimiz var.
            Erkeklerin genel manada yaptigi hatalardan dolayi kadinlarin itaat ile emrolunmasi emrini tahkir edici bir ifadeyle konu edinmeniz beni acikcasi biraz uzdu.
            Cunku bu itaati emreden bize Rabbimiz. Bu emri tahfif ederek erkekleri elestirmis degil Allah’in emrini istihza etmis oluyorsunuz ki bu kendi acinizdan sakincali durumlara yol acabilir.
            Guzellikle ve halis niyetle yapilan yaklasimlar mutlaka meyve verecektir. Ama en bastan, “sana itaat ederim ama seni sevdigim icin degil oyle icbar ettigi icin” tarzi bir tutum ile esinize yaklasir da sonra bir dedigini iki etmeseniz dahi bunun kari koca arasindaki muhabbeti insa etmede pek katkisi olacagini dusunmuyorum.
            Gonulden, sevgi ve saygi dolu bir yaklasima sahip olan kadin kocasinin gonlunu fethettikten sonra zaten zorlandigi konularda esi ona yardimci olacaktir. Karsisindaki bir robot degil ki, evlilikte bir havuz problemi degil. Muzik degisirse dans da degisir.

          • Yahya diyor ki:

            👍 kısa ve öz, çok güzel olmuş.

        • Feyza diyor ki:

          sn.Hezarfen, kadinin yaratilis gayesi tabi ki dogru/yanlis, iyi/kotu ayirdetmeden esinin her sozunu ve halini onaylayan bir tasdik makami olmak degildi. Her insan gibi kadinin da yaratilis gayesi, kendisine bahsedilen irade ve akil dogrultusunda, Rabbine kulluk vazifesini yerine getirmekti. Fakat ince cizgi su ki, kadinin kocasina olan itaati de Rabbinin bir emri oldugu icin, mesru dairede kocasina gonulden, severek, isteyerek itaat eden kadin, ayni zamanda Allah’in c.c. emrini yerine getirmis, kadinlik vazifesi uzerinden kullugunu ifa etmis, nefsiyle cihad etme yonunden cihad sevabi kazanmis olarak yine en buyuk iyiligi her ne kadar kocasina yapiyor gibi gozukse de, arka planda en buyuk iyiligi, Rabbinin lutfu ve inayetiyle aslinda kendi lehine, asil yatirimi kendi ahiretine yapmaktadir.
          Efendimiz asv, hanimlarina adaletle ve merhametle muamele etmis, Musluman erkeklerin rol model alacagi mukemmel bir temsildir. Fakat mubarek hanimlarinin O’na olan sevgisi, saygisi ve hayranligi, itaati de hangimizde mevcut? Bugun teaddudi zavcat ruhsatini dahi tartisma konusu haline getirecek kadar egomuza yenik dusuyorken hz.Sevde’nin sirasini hz.Aise’ye devretmesindeki inceligi degil hayatimiza gecirmek, hangimiz bu inceligi idrak edebiliriz?
          Efendimiz asv guzel ahlaki tamamlamak uzere gonderildigi ve ahlaki Kur’an oldugu icin nezakette, kul hakkinda adalette beseriyetin tekamule ulasmis haliydi. Buna ragmen yine de Musluman kadinlarin mesru dairede kocasinin itaatinden ayrilmamasini emrederek ne kadar musfik davransa da hanimlara durmalari gereken yeri bildirdi. Bunun uzerine bircok hadis-i serif var, nafile ibadette dahi kocasinin rizasini almayi sart kosacak kadar itaati emreden.
          Elbette erkegin evde hakim olmasi kadina zulmetme hakkini vermez. Fakat erkegin hanimina musfik davranmasi da ona itaatten ayrilma yetkisini vermez. Allah’a isyan olan yerde kula itaat yoktur. Bunun disinda dinimiz erkeklere hanimina guzel muameleyi emredip kadini bir “emanet” olarak biraktigi gibi, kadinlara da itaati emretmis ve Allah’in rizasinin kocasinin rizasinda sakli oldugunu haber ederek Musluman kadini aslinda bununla mujdelemistir.
          Dusunun ki bir kadin bes vakit namazini kilar, Ramazan-i Serif’te orucunu tutar, fercini zinadan korur ve kocasinin mesru isteklerinde kendinden razi kilar ve bu hal uzere olurse kendisine Cennet vacip olur. Daha ne olsun? Bir Musluman kadini bundan menedeck sey emin olun ki sadece nefsidir. Nefs daima kotulugu emrettigi icin bu gibi vesveselerle kadini itaatsizlige ve nankorluge tesvik edip imtihanini kaybetmesine sebep olur. Boylece gecici dunya yurdunu ahiretine tercih eden kadin buyuk bir pismanlik yasar.
          Evliligi sadece bu dunyadan ibaret gormeyin. Evlilik ahiret yurduna acilan bir kapidir, koku bu dunyada meyvesi ise ahirettedir. Insanin esi ise menzil yolunda karsisina cikan koprudur. Bu gibi nefsi telkinlerle kendinizi doldurusa getirmeyin. Kadina da erkege de hak ettigi misyonu yukleyen dinimizin itaat noktasinda emirleri sadece kadinin kocasina degl, toplumun nizami icin erkegin de anne babasina, adil devlet yoneticisine, emir’ul mu’minin’e gosterilmesi gereken itaat kurallari gibi cok yonlu ve duzenleyici kapsamdadir.
          Inatlasmadan, guzellikle bir kadinin kadinsi tilsimini kullanarak acamayacagi pek kapi olduguna inanmiyorum. Acamiyorsa cilingir cagirir, destek alir, yardim talep eder.
          Itaat, buyuk olcude erkegi kendine baglamada zaten etkilidir ve esinin sevgisini kazanan kadina bu gayreti yol,su, elektrik olarak geri doner.
          Hz.Aise’nin pratik ve nuktedan zekasini, aktif ve destekleyici kisiligini, ilmi kabiliyetini, enerjisini, cesareti yaninda esine olan saygi ve bagliligini, durmasi gerektigi yeri belirlemedeki olgunlugunu gozonune alirsak ufak tefek serzenislerinin de Efendimiz asv nezdinde neden rahatsiz edici olmadigini, neden hz Aise’nin esi nazarinda naz makaminda yer aldigini okuyabilir ve Efendimiz asv’i nasil erkeklere temsil gosteriyorsak biz de hz.Aise’yi hz.Hatice’yi kendimize numune olarak kabul edebiliriz.

          • gulpembe diyor ki:

            feyzacim, hazerfan’in sizin yazdiklarinizdan haberdar olmadigini zannetmiyorum . o da digger yuzden yani erkek kendisine ozelestiri getirebiliyor mu diye sormus kisaca..

            ornegin,peygamberin esleri arasindaki iliski asla durgun ve sakin degildi cok fazla olaylar var, halk bilmez:)) ayni sekilde nafile ibadet icin esinden izin isteyen bizzat koca olarak peygamber efendimiz sav di.
            cift tarafli bakmak guzeldir.

          • cihad diyor ki:

            Feyza Hanım;

            Güzel izah etmişsiziniz, şahsen yorumlarınızdan istifade ediyorum…Allah ilminizi ve faziletinizi artırsın..AMİN

            Hezarfen Hanım;

            “”itaat neye itaat kime itaat hangi vasfa itaat???
            bu soruları hiç kendinize sordunuz mu?
            hangi vasıftaki erkek olayım ki kadın bana itaat etsin?
            kadınların itaat edip etmemelerine kafa patlatmaktan öte, kendinizde itaat edilecek vasıflar oluşturmanızı öneririm…””demişsiniz..

            Rabbime hamd-ü senalar olsun mes’ud bir aile hayatım var..Üstadın ifadesiyle “”Hanesindeki mahviyeti, tevazudur”” şiarıyla mu’nis ve itaatkar refikamla iyi anlaşıyoruz..

            ayrıca kadının itaatinden bahsetmemiz mevzu itibari iledir.çünkü Sema Hanımın yazısı kadınlarla ilgili..
            tabiki erkekleri de konuşmak lazım ama zaten bütün kamuoyu,medya,yazarlar,okullar ve devlet erkekleri konuşuyor ve erkeklere yükleniyor (öküzlüğümüzden odunluğumuza kadar geniş bir sahada fikirler serdediliyor,güzel iltifatlar alıyoruz.)
            bi zahmet müsaade edin de bari burada biraz kadınlar konuşulsun ve sizden kendiniz ile ilgili azıcık bir nefis muhasebesi görelim.

            hem ayrıca yukarıdaki yorumlarda anlatmak istediğimiz şey İslam’ın aile için çizdiği ana çerçeveyi izahtır..
            reislik ve itaat konusu aileye bir nizam vermek,vazifeleri taksim ederek bir hiyerarşi(vazife itibari ile kıymet anlamında değil) olşturmaktır..bu vesileyle İslam toplumunun temelini oluşturan ailede saadet ve huzuru tesis etmektir.

            şimdi oluşturulan bu çerçevenin içini doldurmak,emredilen mekanizmayı işletmek kadın ve erkeğin birbirine olan muhabbetiyle,ferasetiyle olur…birbirimize muhabbetimiz yoksa itaatin ne kabahati var..itaat etmek yine de size yardımcı olur.nefis ve enaniyetiniz kabul ederse tabi..
            İslam toplumunun mihenk taşı ailedir, ailenin ise kadındır…İslam’ın muannid düşmanları bunu iyi bildikleri için kadınların enaniyetini tahrik ediyorlar..ailede itaati bozarak İslam toplumunu çözmek,nesilleri başıboş bırakarak heba olmasını hedefliyorlar..lütfen bunu görelim..selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Gulpembe hnm. Ben su sekilde dusunuyorum. Her cins once kendi cinsini elestirsin. Cunku biz karsi cinsi elestirdigimiz surece kendi nefsimize hizmet etmekten baska bir ise yaramaz ve hicbir mesafe katedemeyiz. Ama kendi cinsimizi elestirip karsi cins uzerine empati kurabilirsek bu mutlu olma ve mutlu etme yolunda buyuk bir adimdir.
            Ben kadin oldugum icin once kendi adima dusunmeliyim, erkek de erkek oldugu icin kendi adina dusunsun. Ama biz birbirimizin adina dusunup, bireysel veya toplumsal bir ozelestiri yerine surekli bir karsi elestirinin icinde olursak bu yalnizca nefret tohumlari eker.
            Bu ikili arkadas iliskilerimizde de boyledir. Eger ortada bir sorun varsa iki taraf da sucu birbirine atarak sorumluluktan kurtulabilir ama iliskiyi kurtaramazlar. Halbuki iki kisi de kendi payina dusen hatayi tefekkur edip kabullense hatasini, bu kalici bir baris icin yeterli bir cozumdur. Karsisindaki de birakin kendi muhasebesini kendisi yapabiliyorsa yapsin. Yapamiyorsa bu onun eksikligi olsun.
            Nafile ibadet icin Efendimiz asv ixin istedi fakat hanimi o an izin vermeseydi de Efendimiz asv yine de ibadete kalksaydi hata etmis olmazdi. Onunki nezaketen ve muhabbetinden oturu alinmis bir izindi ve malumun ilamiydi.
            Ancak bir kadin, nafile ibadet icin esinden izin almak zorundadir. Esi izin vermezse ibadeti makbul olmaz. Bu nezaketen alinan bir izin degil ustelik, zaruri bir izin.
            Efendimiz asv in yolunda gidip hanimiyla istisare eden erkekler olsa da bu isisarenin sonucu itaate varmak zorunda degil. Istisare ile itaat ayri kavramlar.
            Bunlari hesarfen hnm. Mutlaka biliyordur. Ama sordugu sual sonucu cevap hakki dogdu. O bilir ama bilmeyen birileri mutlaka olacaktir ya da bilip kabul etmeyen. O yuzden cevap vermek zorundayiz
            Efendimiz asv in hanimlari arasinda her ne kadar beseriyet icabi ufak tefek sorunlar olmus ve hatta bir ay gibi bir sure Efendimiz asv onlardan uzaklasmissa da bizim durumumuzla kiyas kabul etmeyecek bir muhabbete sahipti muhteren ve temiz zevceleri.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Feyza Hanım Kardeşim’e

            Bir kez daha Allah’a olan TESLİMİYET’ini, İLMİN’i, BASİRET’ini ve SABRI’nı tebrik ediyorum kardeşim.

          • gulpembe diyor ki:

            Feyza hanicmim,
            dogru dusunuyorsunuz. Erkeklerin matematikleri basittir ve onlarla gecinmek gercekten cok kolaydir.
            Sorun su ki, kadinlar da bir o kadar karmasiktir, geneli duygularini cozumlemede basarili olamamaktadir:)

            neden cift tarafli anlatmanin kadinlar uzerinde daha etkili olacagini dusunuyorum?
            Bazen soyle bir yanilgimiz oluyor, hep en iyi en guzel ornekleri verelim, insanlar motive olsun hayatlarina gecirsin. Aslinda psikolojide bu boyle islemiyor. Siz ornek alinmasini istediginiz grubu yucelttiginzde ksiiler daha cekingen ve umitsiz oluyorlar. Acikliyim:ben bazen sadece peygamber hanimalrinin birbirlerine yaptikalri “komplolar”:) uzerine anlatiyorum hanimlara, o kadar egleniyorlar, ve kendilerinden bir seyler buluyorlar ki , “keske falanca annemizle tansissasydim,falanca hanimi ruyama girse, keske o donem aralarinda olsaydim “diyorlar ve onlarin diger yonlerini ogrenip sahiplenmeye acik kivama geliyorlar. Yine hz. Fatimanin itaati ni anlatirken , kizginliklarini cekismelerini de asla es gecmiyorum:)bu onlarin ornek sahsiyetelri icsellestirmelerine, yapabileceklerine olan inanclarinin artmasina yardimci oluyor. Eger surekli mesaj vermek istedigimiz yanlar cilalanirsa insanlarda “ama o peygamberdi, ama onlar annelerimizdi, bizde nerde o isler!”gibi bir karamsarliga dusuyorlar.

            Burada bazen erkek yorumcular, sema hanimin yazialrini hanimalarina okutamadiklarini yaziyorlar. Buna da birsey eklemek isterim; rayinda giden bir iliski icin buyazilar seker, tuz misali kivam artirici ve guzeldir. Fakat diyelim esinizle bir derdiniz var, sadece kadinlarin yapmasi gerekenlere dair bir kagit uzattiniz, hem de baska bir kadin yazmis:) ona aslinda sunu soyluyorsunuz”bana bak yetersiz!senin hemcinsin olan ama senden daha akilli bir kadin gor neler yazmis,oku da kafana birseyler girsin”:)oysaki iki tarafli bir yaziyi getirdiklerinde bak ben kendime buradan su payi cikardim senin icin de yardimci olacak pasajlar var derse , cok daha basarili olacaktir.

            Selamlar..

          • Feyza diyor ki:

            Gulpembe hnm. Ama su da var bakin, Efendimiz asv.in ahlaki mukemmeldi ve Allahu Teala O’nu ornek olarak gonderdi. Allahu Teala kullarini bilir, psikolojide belki dediginiz gibi bir varsayim olabilir fakat eger ornek gosterilen kisinin iyi ozellikleri insanlari karamsarliga itseydi Allahu Teala Efendimiz asv ile bu dini bize teblig etmez, ya da peygamberleri ismet sifatina haiz olmaktan men ederdi.
            Bizde su da var, misal Hz.Aise bile mubarek Efendimiz asv i kiskanmis. O zaman ben aciz bir kulum bu kadar eziyet ediyorsam hakkim vardir. Yani dusunce yapisiyla ilgili.
            Tani hanimlari da beserdi. Huzursuzluklar olmustur ama bizim sandigimiz gibi kine yol acacak sekilde degil. Ifk hadisesinde hz.Aise’den suphe eden kisilere karsilik hz.Zeyneb bnt Cahs, yine de hz.Aise’yi mudafaa etmistir. Bizde olsa ayagini kaydirmak icin firsat kollariz, uce bes katar yangina bir odun da biz atariz. Olmayan esimizin olmayan ikinci esini dahi hazmedemiyoruz :) (siz evlisiniz biliyorum genel anlamda soyledim)
            Selamlar.
            Abdullah Bir abi size de selamlar, tesekkur ederim.

    • .../nisa diyor ki:

      Hezarfen hanım,

      Konu özünde yetiştiren annede ve rol model olan babada bitiyor. Şuurlu Müslüman bir erkek evlat yetiştiren annenin eseri fark ediyor. Bir kadına nasıl davranacağını adaletli merhametli olması gerektiğini biliyor. Yine baba annesine nasıl davranışmışsa erkek çocuğu da eşine öyle davranabiliyor. Efendi gibi davranılan çocuktan efendilik beklenir.

      Yalnız erkek davranışını en çok etkileyen yetiştiren annemidir örnek alınan babamıdır bilemedim yumurta tavuk hikâyesine benziyor.

      Sizin yazdığınız tabirle bir kadının gelinine narsist bir eş yetiştirip kızına merhametli bir eş arayışı ikiyüzlülük. Bu durumda kadınların en büyük düşmanı karşı cins değil hemcinsi oluyor.

  18. emine diyor ki:

    Sema hanım gerçekten çok iyi ifade etmişsiniz. Günümüzde evine bağlı, eşine, çocuğuna bağlı kadınlar asosyal olarak görülüyor. Halbuki kendi evimizdeki huzur, aile içindeki sosyallik kadını mutlu eden şeyler. Önceden kendimi sorguluyordum herkes dışarda çok vakit geçiriyor ben genelde evimde vakit geçiriyorum diye. Ama özellikle çocuğum olduktan sonra çalışan bir bayan olmama rağmen mesaim biter bitmez evime gitmeye çalışıyorum. Tabiki sosyal ortamlarımız da olmalı ancak en önemli şey aile hayatımız, aile düzenimiz.

  19. ... diyor ki:

    Reklamı izlemeden yorum yapmak istemedim. Her insanda uyandırdığı hisler mesajlar farklı olabilir. Bende uyandırdığı mesaj daha çok geleneksel kız anlayışından modern çağa batıya ayak uydurmuş kız anlayışına geçiş ve bununda sert bir şekilde yapıldığı oldu. Reklamın amacının sosyal farkındalık adı altında 8 mart dünya kadınlar gününü vesile ederek karlılığını küreselliğini artırmak olduğu açık 14 şubat parayla ölçülen sevgi zihniyetinden farkı yok. Amaç kadınlar değil hedef kitle satış potansiyeli.

    Yalnız merak ettiğim husus

    1.Kadınlar her işi yapmak zorunda mıdır?
    2.Kendi alanları fıtratları yeterli değil midir?
    3.Gerçekten istedikleri için mi özellikle muhafazakar kesim açısından spor, dans, müzikle ilgileniyorlar yoksa küreselleşmeden dolayı böyle bir merak mı uyandırılıyor? Rokçı imam, başörtülü karateci, başörtülü sahneye çıkan birkaç örnek gibi.

    Buna hem başörtülü hem sporcu hem dansçı hem halterci olabilir zihniyetinden bakan kişilerde olabilir herkesin düşüncesi kendisini bağlar.

    Dinimizde helaller haramlar bellidir. Her insanın fıtratından gelen bazı üstün özellikleri vardır bunu dinine uygun şekilde de yapabilir. Kadının illaki turnuvalara katılması şart mıdır? Bence bu biraz kadınların erkeklerle yarış haline girmesinden kendi gösterme hevesinden kaynaklanıyor. Amaç spor ise namahrem olmadan hanım hocalarla da yapılabilir.

    Kadın tesettürlü ve vakar içinde olsa dahi bir salon dolusu erkeğe ilmi bir şeyler anlatabilir de yalnız bunu yaparken bir sürü yabancı bakışın ve duyulmayan yorumlarında esiri olur. Eğitim aldığımız bir seminerde konuşmacı 40lı yaşlarda tesettürlü bir hanımdı katılanlar kadın erkek karışıktı bir süre sonra yorumlar bakışlar eğitimden uzaklaşıp konuşmacının görüntüsüne tavırlarına yöneliyor. Bu konuşmayı belki yaşlı ninelerimiz hayat dersi vermek için bir salon dolusu erkeğe yapabilir.

    Uzaya gittiniz de başörtüsü mü engel oldu tabiri vardı. Eskisi gibi başörtüsü yasağı yok ilim kadına da erkeğe de farz bu noktada buluş yapan Müslüman kadın erkekle tabiki gurur duyarız ve beyin göçüde engellenmiş olur.

    Eş ve anne olmak kadın için fıtrattan gelen özellik diğer üstün özelliklerini de kadınlar köreltmeden dinlerine uygun bir şekilde kullanabilme fırsatı verilse neler yapmazlar ki. Fırsat verilmediği halde bile çok güzel evlatlar yetiştiren okuma yazma bilmediği halde öğretim görevlisi yetiştiren, köyden şehire tıp fakültesi öğrencisi gönderen anneler var.

    • Feyza diyor ki:

      .. hanim, cok guzel. Konferansla ilgili kismina birsey eklemek istiyorum tabi ki sahsi fikrim. Bazen kursuye cikan hocahanimlar oyle guzel bir uslup ile konuyu derin derin analiz ediyor, ses tonu ne kadar vakur da olsa fitrat icabi naif ve konusmasi duzgun, elbette aldigi egitim sonucu hitabeti kuvvetli. Uzerine bir de gencse ve tesetturlu de olsa gorsel gorunumu de iyiyse inanin ki kadinlari dahi kendine hayran birakabiliyor. Bunu anlatmaya calisiyorum. Dediginiz gibi yasli bir insan olsa durum farkli olabilir. Ama bir salon dolusu erkege tesetturlu de olsa bir hanimin sohbet anlatmasi veya ders vermesinin kalbi gunahlara yol acabilecegi ihtimalini gozardi edemeyiz.
      Artik ulkemizde ve dunyada ilime, bilgiye ulasmak kolay ustelik. Kaliteli egitim kurumlarinda kadin erkek ilim insani bolca yetisiyor. Yani bilgiyi tek bir noktadan toplama cagini astik. Ilim artik insanlar eliyle yayiliyor ve kadin erkek demeden, hatta en ucra yerlerde yasayan insanlarin ayagina kadar goturuluyor. Bu kadar imkanin, rahatligin icinde bizim de kadin ve erkek ihtilatina cok zaruri bir durum olmadikca yer vermeden hemcinslerimizle ilim seferberliginde bulunmamiz daha munasip.
      Nur suresi 61.ayeti kerimeyi referans gostererek kadin ve erkek arasindaki haremlik selamlik uygulamasinin dost ortamlarinda gereksiz oldugunu savunuyor bazi kesim. Ya da ‘Mu’min kadinlar ve mu’min erkekler birbirinin dostudur.’ ayeti kerimesini.
      Halbuki her iki ayeti kerimenin manasinin da bu ihtilata cevaz verme maksadiyla inzal olunmamis oldugunu biliyoruz. Barindirdigi mana bu degil ama istedigi manayi soyletebiliyorlar Kur’an’a.
      Bu konunun uzerinde bu kadar durmamin sebebi biraz budur. Fitnenin daha da yaygin oldugu bu donemde daha da dikkatli davranmak zorundayiz.

      • ... diyor ki:

        Feyza hanım,

        Dediklerinizde haklısınız. Bazen bayanlar bile kendi sohbet ortamlarında üslubuyla görüntüsüyle naifliğiyle ve genç olması sebebiyle dikkat çeken kişiye bakmaktan kendini alamaz. Kaldı ki bu kişinin bir salon dolusu erkeğe ilim hizmeti verdiğini düşünün. Kadının fıtratında yabancı bakışlardan çekinme vardır. Erkek gibi değildir fıtratı.

        Bu kadar imkanın içinde imtihanımızı zorlaştırmamak en iyisi.

  20. cihad diyor ki:

    Mimsiz medeniyet,taife-i nisayı yuvalardan uçurmuş,hürmetleri de kırmış,mebzul metaı yapmış.

    Şer’-i İslam onları
    Rahmeten davet eder eski yuvalarına.

    Hürmetleri orada,rahatları evlerde,hayat-ı ailede.

    TEMİZLİK zinetleri.

    Haşmetleri HÜSN-Ü HULK

    Lütf-u cemali İSMET;

    Hüsn-ü kemali ŞEFKAT;

    Eğlencesi EVLADI.

    Bunca esbab-ı ifsad, demir-sebat kararı
    Lazımdır ta dayansın.

    bir meclis-i ihvana güzel karı girdikçe RİYA ile REKABET, HASED ile HODGAMLIK debretir damarları!

    Yatmış olan hevesat, birdenbire uyanır.

    Taife-i nisada serbesti inkişafı, sebep olmuş beşerde ahlak-ı seyyienin birdenbire inkişafı.
    BEDİÜZZAMAN

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      Üstad Bediüzzaman Hazretleri çok harika şekilde beyan etmiş hakikatleri Allah razı olsun kardeşim bizlerle paylaştığın için…

      Vesselam…

  21. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    DAHA ÖNCEDE SÖYLEMİŞ OLDUĞUM ŞEYLERİ TEKRARLAMAKTA FAYDA VAR:

    1- Kadının en güvenli yeri “EVİDİR” hiç bir iş yeri hiç bir spor salonu kadına güven veremez.

    2- Kadının en önemli vazifesi “EŞLİĞİ VE ANNELİĞİ” dir. Bunun dışındaki meslekleri arızidir yani asli değildir. Zarurete binaendir.

    3- Kadının en önemli hayali iyi bir “EŞ”,”ANNE” olmak ve topluma faydalı evlatlar yetiştirmek olmalıdır.

    4- Kadını sokağa, çarşı-pazara, AVM’lere, çalışmaya, sporculuğa vb. şeylere teşvik etmek demek kadının doğuştan getirdiği en önemli yetenekleri olan kendine mahsus letafet, nezaket, zerafetini yok etmek kadını kadınlıktan çıkarıp bir hilkat garibesine çevirmektir.

    5- Kadın illa çalışmak istiyorsa kendi fıtratına uygun işlerde ve islami esasları gözeterek çalışmalıdır. Ve bu çalışmayı istemesi de maddi durumuyla ilintili olmalıdır. Yani kocasının parası aileyi geçindirmeye yetiyorsa kalkıp illa çalışacağım diye her türlü işe el atmamalıdır. Oturup evinde çocuklarını yetiştirmelidir.

    6- İlla çalışacaksa, “Kadın doğum doktorluğu, ebelik, hemşirelik, dikiş-nakış, anaokulu öğrtmnliği vb. gibi” kadınlığa mahsus işlerde çalışmalı. Ben her işi yaparım diye kalkıp araba tamircisi olmaya kalkışmamalıdır.!

    7- İslam kadının çalışmasını yasaklamamıştır. Ama çalışmasını Teşvikte ETMEMİŞTİR. Bu ince ayrıntıyı atlamayalım lütfen.

    8- Her şeyden önce “kadının çalışması, sosyal hayata katılımı, kozmetiği, alışverişi vb.” tüm kadınlara yönelik faaliyetlerin arkasında kimler var ona bakmak lazım yani kadınları bu denli “EV DIŞINA” kimler teşvik ediyorlar ve neden teşvik ediyorlar? Bunu azıcık düşünürsek cevabı kendiliğinden görünecektir zaten…

    Vesselam…

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Ahir zamanda Müslüman Olmak’a…

      Sema Hanımın lokomotif olduğu bu katarda ki vagonların sayısının artığını görmek Müslüman bir insan olarak beni mutlu ediyor.

      İyi ki varsın, İyi ki Müslümansın ve iyi ki düşündüklerini cesaretle ve anlaşılabilir bir uslup ile yazabiliyorsun.

      Böyle düşündüğün, yazdığın ve kaleminle CİHAD ettiğin müddetce Allah ilmini ve yazma gücünü artırsın, sağlığını daim eylesin, ömrünü bereketlendirsin, zorunu kolaylaştırsın üstad.

      Çünkü, bu zamanda VAHİY İSLAM’ı yaşamak ve anlatmak her babayiğidin (özellikle de popüler kültüre teslim olmuş, Allah’tan başkasından beklentileri ve korkuları olan kadın ve erkeklerin) harcı değil.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Abdullah Bir” kardeşim, Bu övgülere layık olmamakla beraber Allah razı olsun kardeşim. Rabbim imanımızı artırsın bu zor zamanda sendelemeden istikamet dairesinde yürüyen kullarından eylesin. Rabbim Sema hanım ve sizler gibilerin de sayılarını artırsın İnşaallah.

        Vesselam…

  22. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Kadin erkegin golgesinde kalmayacak kadar bagimsiz ve guclu,”

    KADIN ERKEK OLMADAN DA BAĞIMSIZ VE GÜÇLÜ DİYORSUNUZ PEKİ BU SÖYLEMİNİZİN NE KADAR İSLAMİ OLDUĞUNU SORGULUYOR MUSUNUZ? ÇÜNKÜ ZATEN ŞU ANKİ FEMİNİST AKIMLAR İLE KAPİTAL-SEKÜLER DÜNYADA TAM SİZİN DEDİĞİNİZİ SÖYLÜYOR FARKINDA MISINIZ?

    ama o golgede dinlenmeyi bilecek kadar bagli ve duygulu bir sevgili olmayi bilmeli diye bir soz vardir.

    BU DENGEYİ KURABİLEN ÇOK AZ! O GÖLGEDE BAĞIMSIZ VE GÜÇLÜ BİR KADIN NE KADAR DİNLENEBİLİR Kİ 3-5 SENE ÖTESİ VAR MI? SONU MAHKEMEDE BİTİYOR ZATEN!

    “Yani kadinin yeteneginin olmasi, hedeflerinin pesinden gitmesi, onun iyi bir es olmasina engel degildir. Engel oluyorsa muhtemelen bu kadinin karakterinden yahut kocasiyla sorumluluklarin paylasimi anlaminda mutabakat saglayamamasindan vb. kaynaklaniyordur.”

    KADININ YETENEĞİNİN NE OLDUĞUNA BAĞLI, KADIN ATLETİK BİR VÜCUDA SAHİP YADA SPOR YAPMAYI ÇOK SEVİYORSA BUNUN YOLU KADINI ATLETİZMCİ YAPMAK MIDIR? ATLETİZM ŞAMPİYONALARINA KATILAN VELEV Kİ BAŞÖRTÜLÜ BİLE OLSALAR O GENCECİK KIZLAR GÜNAHTAN BAŞKA HANGİ MADALYAYI BOYUNLARINA ASIYORLAR ACABA HİÇ DÜŞÜNDÜK MÜ? BİNLERCE ERKEK GÖZLERİNİN BAKIŞINA MARUZ KALAN BİR BAŞÖRTÜLÜ ATLET KIZ DÜŞÜNÜN BU GÜNAH OLARAK O KIZA YETER ZATEN! VE O KIZI O YARIŞMALARA TEŞVİK EDENLERE DE YETER!

    KADININ YETENEĞİNİN PEŞİNDEN GİTMESİ MUTLAK MANADA ONU İYİ EŞ YAPMAZ HANIMEFENDİ KADININ YETENEĞİNE BAĞLIDIR TIP İLMİNE HEMŞİRELİĞE,DİKİŞ NAKIŞA VB KADININ ZARURET İCABI BULUNMASI GEREKEN YERLERE VARSA YETENEĞİ HAY HAY KOCASININ DA RIZASIYLA GİTSİN YETENEĞİNİ İFA ETSİN AMA YOK BUNLAR DIŞINDA BİR YETENEĞİM VAR ÇOK İYİ ŞARKI SÖYLERİM DİYORSA ŞİMDİ BİZ BU KIZIMIZI GAZİNOLARA MI GÖTÜRELİM YANİ!

    VESSELAM…

    • Yahya diyor ki:

      Sn. AZMO,

      Biraz küçük harflerle yazsanız… hem okuması daha hızlı oluyor hem de bağırıyormuşsunuz gibi bir intiba oluşmaz :)

      Tşkler.

    • gulpembe diyor ki:

      basortulu genc kiz karate sampiyonu oldu, demediklerini birakmadilar. tek sucu basini ortmesi, acik olsaydi gurur duyacaklardi. yani tesettur anlaminda elinden bu kadar geliyorsa onu da birak diyorlar sanki..

      basortulu kadin uzayda galaksi kesfetti, ona da demedikelrini birakmadilar..
      sorun ne biliyor msunuz, biz birbirmize sahip cikmayi, birbirimziin basarisiyla ovunmeyi bilmiyoruz. sadece pusulayi biz bulduk, ameriakyi once bzi kesfettik , bati hep bizden caldi deyip duruyoruz. insanalri kendimize gulduruyoruz.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “gülpembe” kardeşim neden hala esas meseleyi anlamıyorsunuz inanın şaşıp kalıyorum…!

        İslam, Kadın uzayda galaksi keşfedemez, kadın karateci olamaz, basketçi, voleybolcu vb. vb. olamaz demiyor. İslam kadın bunları yaparken nasıl yapacak ne ile yapacak helal-harama dikkat edecek mi bunları belirliyor. En nihayetinde İslam da “kadın avrettir” gülpembe kardeşim. Bir genç kız grubu düşünün 5-10 kişi okul bahçesinde voleybol veya basketbol oynuyorlar ve etraftaki erkeklerde onları izliyorlar. Şimdi dışarıdan bakınca iki farklı zihniyet onları değerlendirirse şöyle bir neticeye ortaya çıkar:

        a) Kültürel Müslüman şunu diyecektir: “nasılda iyi oynuyorlar valla demek ki başörtü voleybol oynamaya engel değilmiş, demek ki mümine kızlarımızda bu spor işlerini yapabilirmiş. Helal size kızlar, afferin, bravo bravoo kızlar”

        b) Şuurlu Müslüman ise şöyle diyecektir: “Bir müslüman kız nasıl olurda bu kadar erkeğin bakışları arasında hoplayıp zıplayarak bir spor yapabilir. Yazık çok yazık burnunun ucunun göstermekten hayâ eden ninelerin kız torunları elalemin önünde hoplayıp zıplayacak kadar edepsiz hale gelmişler. Kıyamet yaklaşıyor.”

        Dolayısıyla eğer biz kendimizi şuurlu, bilinçli bir Müslüman olarak görüyorsak Başörtülü karateci kızın şampiyonluğuyla övünemeyiz. Bilakis bir yığın günah kazandığı için onun adına üzülmeliyiz. Yani biz bu tür şeylere dünyalık bakmamalıyız kardeşim ahiret nazarıyla olaya bakmalıyız. İslam nazarıyla bakmalıyız. Bilmem anlatabildim mi?

        Vesselam…

      • Yahya diyor ki:

        gulpembe hnm

        her yaptığımıza dışarıdan onay beklemememiz lazım
        veya fetva, tavsiye aramamıza da gerek yok

        birazda vicdanden yaptığınız olaylara bakıp, bu doğru mu bu yanlış mı diye bakmak gerekiyor.
        doğruluğu yanlışlığı tartışılır ancak bir çok alim sigara ile ilgili olarak, bugün Peygamber efendimiz (sav) sağ olsaydı sigara içer miydi, veya siz içseniz ne derdi, veya siz onun yanında içer miydiniz gibi cevaplarını kendinizin de verebileceği sorular yöneltiyorlar.

        ayrıca meyve veren ağaç taşlanırmış… insanların ne dediği ile pek ilgilenmemek gerekiyor.

  23. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Reklami seyrettigim de bende yazidaki izlenim olusmadi.”

    HAKİKATEN ÇOK İYİ NİYETLİSİNİZ GÜLPEMBE HANIM!

    “Orada kadin hem iyi bir aile kizi oluyor , hamur aciyor, cocuklariyla kitap karistiriyor, buyuklerinden nasihat aliyor ama arka planda hayallerinin, hedeflerinin pesinden de gidiyor.”

    BENCE ÖYLE DEĞİL O REKLAM SEMA HANIMIN ANLADIĞI GİBİ ANLAŞILIYOR! ORADAKİ GENÇ KIZ İYİ BİR AİLE KIZI OLMAKTAN,HAMUR AÇMAKTAN,KİTAP KARIŞTIRMAKTAN,BÜYÜKLERDEN NASİHAT ALMAKTAN KAÇIYOR KAPİTAL VE SEKÜLER DÜNYANIN ONA BİÇTİĞİ HAYALLERİN PEŞİNDEN KOŞUYOR…! SAHİ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ BİZİM HAYALLERİMİZ MÜSLÜMANCA MI? YANİ ANLADIĞIM KADARIYLA HAYALLERİ PEŞİNDE KADIN KOŞSUN DİYORSUNUZ PEKİ BİZİM HAYALLERİMİZİN NE KADARI İSLAMA UYGUN ONU HİÇ TARTIYOR ANALİZİNİ YAPIYOR MUYUZ? BENCE HAYIR.! ZİRA BUGÜNÜN GENÇLİĞİNİN HAYAL DÜNYASINI,FİKİR DÜNYASINI,AİLE,ARKADAŞ,KONU-KOMŞU VB. TÜM DÜNYASINI ELE GEÇİREN BİR SEKÜLER DÜZENDE YAŞIYORUZ DOLAYISIYLA BU KADAR HAYALLERİN PEŞİNDE KOŞULMASINI YÜCELTMEMELİYİZ.

    VESSELAM…

  24. Süleyman diyor ki:

    Bugün arkadaşımla bu konuyu konuşuyorduk. Erkek boyutuna da değiniyordum. Bize toplumda örnek gösterilen kişiler hep manyak, mutsuz, psikolojik rahatsızlığı olan kişiler. Hasta kişilikli ama para kazanmış, bilimsel bir keşif yapmış diye bizim önümüzde bir örnek olarak dayatılıyor.

    Toplumun her kesimi de bundan etkileniyor. Millet ne boyutta olduğunu bir türlü kavrayamıyor. Benim küçüklüğümde pokemon çizgi filmi vardı. Çocuklar kendilerini o çizgi filmde ki karakterlere benzettikleri için camdan atlamaya başladılar. 1-2-3 çocuk derken sayılar artınca çizgi filmi kaldırmışlardı. Bu tür reklamlar filmler hanımları etkilemiyor mu zannediliyor? Öyle bir etkiliyor ki. Sadece siz görmüyorsunuz. Bir iki nesil sonra bu hastalıklı kişiler nereden çıktı diye kendinize sorular sormaya başlarsınız.

    Aynı şey erkekler içinde geçerli. Uktçraynalı gençler Ukrayna nın Rus yanlısı hükümetini düşüreceğim diye isyanlarla meydanlara çıktılar. Özgürlük söylemleriyle. Sonra düşürdüler hükümeti fakat bu sefer Rusya girdi Ukrayna ya. Yağmurdan kaçalım derken doluya tutuldular. Hem de ne dolu. Şu an hem Ruslar daha dominant Ukrayna da hemde Kırım’ı işgal ettiler. Vatanı kurtaracaklardı. Özgürlük götüreceklerdi. Maksatları iyiydi. Güçlü olacaklardı. Gördüler anyayı Gonyayı.

    Özendirilen şeyler, dayatılan şeyler bilinçsiz kişilerin başına dert olarak yansıyor. Ne istediğini bilmesi lazım kişilerin. Bazı şeylerin nelere mal olduğunu görmeleri gerek. Sonuçları düşünülmeden yapılan eylemler büyük pişmanlıklara sebep oluyor. Örnekleri de ortada

  25. a.d diyor ki:

    elinize sağlık, esas cesur bence sizsiniz, dayatılan yanlışları düzeltmek için yazdığınız bu yazılar bence nıke reklamında oluşturulmaya çalışılan güçlü kadının yazabileceği yazılar:) şaka bir yana reklam beni de çok rahatsız etti. yukarıda bir okur hanımların tefsir yapmasını bu konuyla bağdaştırmış, sadece pes diyorum. umarım sema hanım bu konuya da bir ara açıklık getirir.

  26. Asuman Kılıç diyor ki:

    Ben o reklama yazdığınız niteliklerde olumsuz bir yorum yazdım. Yorumum silindi. Bir hafta paylaşımlarıma sınırlama geldi. Plan çok büyük. Kadını bozmak, toplumu bozmak olduğundan bu gerekli. Bu yaklaşım onların kullandığı bir silah resmen.

  27. Yahya diyor ki:

    Sema hanımı takdir etmemek elde değil.

    Ancak unutmamak gerekiyor ki bu tarz uluslararası şirketlerin dini imanı yok, tek gayeleri $$$. Bu reklamın da “yegâne demiyorum” ancak birincil amacı daha çok satmak.

    Bu yolda her şey bunlar için mubah. Yani malum amerikan firmasının içeceğini ramazan sofralarımıza sokması ve bunu mükemmel reklam malzemesi yapmasını nasıl açıklayabilirsiniz?
    Ve buna benzer yüzlerce reklamı konuşabiliriz…

    Bu ve benzeri reklamların tabii ki ikincil, üçüncül hedefleri de var.
    Satır aralarını okuyabilmek çok önemli.

    Fakat müslüman olarak bunlara pek takılmamak gerekiyor. Farkındalık geliştirip, kendimizi eğiterek ve dinimize dört elle sarılarak bu tarz olayların etkisinden kendimizi koruyabiliriz ve korumalıyız da.

    Kısacası sokakta biz (erkekler olarak) çirkin manzaralar görmüyor muyuz? Görüp kafamızı çeviriyorsak, bu reklamlara da benzerini yapmalıyız. Bir adım ötesi ise usulüne uygun bir şekilde tepkimizi ortaya koymaktır.

  28. gulpembe diyor ki:

    iki ucda savrulup duruyoruz. Ehli dunya kadinin disardaki rolunu yuceltirken, ser’i hassasiyetler tasiyanlar da ev ici rolunu yuceltiyor. Burada rol yuceltmesi yapilmasi dogru degil bence. Aslolan niyetlerdir, kazanimlardir.

    Reklami seyrettigim de bende yazidaki izlenim olusmadi. Orada kadin hem iyi bir aile kizi oluyor , hamur aciyor, cocuklariyla kitap karistiriyor, buyuklerinden nasihat aliyor ama arka planda hayallerinin, hedeflerinin pesinden de gidiyor. Reklam oyunculari zaten sporu dansi profesyonel olarak gercek hayatta yapan insanlardan secilmis, kamera arkasi goruntulerinde diyorlar ki,“tabiki normal hayatimiz var, ama neden hedeflerimizin pesini birakalim”.just do it” ifadesinde, sinirlari zorla,kendine guven anlami var..

    kadinin dansci ve sporcu olmasi bize ters gelebilir ama baska meslek dallari icin de bunu yorabilirsiniz.sonucta spor ayakkabisi tanitiyorlar bunu hakim, tuccar, yazar olarak anlatamazlardi.

    Kadin erkegin golgesinde kalmayacak kadar bagimsiz ve guclu, ama o golgede dinlenmeyi bilecek kadar bagli ve duygulu bir sevgili olmayi bilmeli diye bir soz vardir. Yani kadinin yeteneginin olmasi, hedeflerinin pesinden gitmesi, onun iyi bir es olmasina engel degildir. Engel oluyorsa muhtemelen bu kadinin karakterinden yahut kocasiyla sorumluluklarin paylasimi anlaminda mutabakat saglayamamasindan vb. kaynaklaniyordur.

    Bir ornek vereyim, gecen gunlerde bir abimiz kadinlara sohbet vermeye geldi,bir ayeti kerimeden bahsetti,bizden aciklamasini yapmamizi istedi, edebimizden kimseden ses cikmiyor, birbirimize bakarak gulusuyoruz, bakalim hangi cengaver atliyacak diye:)…abi bizi konusturmakta kararliydi; damarimiza basmaya basladi,dedi ki”sonra da diyorlar ki neden kadin mufessir yok, iste ben size firsat veriyorum hadi bakim anlatin”.oradaki kadinlar bir basladilar anlatmaya, nakiller, senetler, nahivler havada ucustu.gercekten cok guzel izahlar yaptilar. Abi cok sasirdi,bu kadar beklemiyordu ki- bahse girerim oradaki pekcok kadin abiden daha donanimliydi zira abinin konusmasindan nereye kadar gidebilecegini anliyorsunuz.-

    boylelikle kadinlarin neden tefsir yazamadiklarinin cevabini da bulmus olduk; “edeplerinden”:))

    • Feyza diyor ki:

      Kadinlar kadinlara ve erkekler erkeklere ders verdiginde boyle sorunlar olmaz Gulpembe hnm. Erkeklerin yaninda kadinlarin cekinmis olmalari normaldir.
      Gunumuzde fitnenin de daha fazla oldugu muhakkak, o yuzden bu uygulamaya daha da dikkat edilmeli. Kaldi ki bir kitap yazan kadin ilmini ve donanimini yaziya aktarir. Yani haremlik selamlik uygulamasi yaziya akseden bir durum degil. Oyle olsaydi su an Sema hnm.in yazarligini da sorguluyor olurduk zira.

      • gulpembe diyor ki:

        Kadin bir salon dolusu erkege konferans verebilir, tesettur, vakar, yalniz olmamak gibi hususiyetlere dikkat ettigi muddetce..
        “edep”diye kinayeli yazdim ,sorun edep degil..edep diyerek kadini bir odaya kapatip tek erkek bile gostermez buna da isterlerse edep derler, yani suistimale acik bir mesele..
        esas durum su; tefsir yazmak ciddi emek ister, kadin bu emegi verirken yaninda yukunu paylasacagi fedakar bir kocasi olmasi icap eder. Cevremde boyle kocalar taniyorum elhamdulillah ve bunlarin sayilari cokaz. Hem kendisinden 15 yas buyuk ve daha zengin bir kadinla evlenen bir rol modelimiz onumuzde olsa da, bu kadar one cikan bir kadini tasiyabilecek koca da cok az.

        Bir ayakkabi markasindan ziyade ailelerin esas dusmani olup evlilikleri yikan sey watsapp, facebook vb.hesaplardir. O yuzden muslumanlarin ayagindan ayakkabilari almadan once , ellerindeki akilli telefonlari toplamak lazim, nasil kullanicaklarini ogrenene kadar..

        • ... diyor ki:

          “Bir ayakkabi markasindan ziyade ailelerin esas dusmani olup evlilikleri yikan sey watsapp, facebook vb.hesaplardir. O yuzden muslumanlarin ayagindan ayakkabilari almadan once , ellerindeki akilli telefonlari toplamak lazim, nasil kullanicaklarini ogrenene kadar..”

          Gülpembe hanım,

          Yüz yüze konuşabilen bireylerden ailelerden yazışan ömrünün çoğunu sosyal medyalarda anlık mesajlaşmalarda harcayan kişilere dönüştük. Telefonlar akıllı da bizde akıl bırakmadı :) Gözünün ömrünün eşinin kıymetini bilen dışarıya çıksın denize baksın eşiyle zaman geçirsin.

        • cihad diyor ki:

          Aslında kadınlar çok tefsir yazıyorlar ama sizin bahsettiğiniz tarzda değil..kadına has ve kadınca bir tarzda yazıyorlar.Hayatlı ve ruhlu!!!..
          yani yetiştirdikleri her bir salih evlat bir tefsirdir ki Kur’an’ın manalarını ihlaslı nefesleriyle ve takvadarane tavırlarıyla kulak ve göz penceresinden evladının ruhuna yazıyorlar.

          Bu manaya güzel bir misal;
          “”Ben bu seksen sene ömrümde,seksen bin zatlardan ders aldığım halde,kasem ediyorum ki;
          en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi merhum validemden aldığım telkinat ve manevi derslerdir ki; o dersler fıtratımda,adeta maddi vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş.
          sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini, aynen görüyorum.
          demek bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma,merhum validemin ders ve telkinatını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum””
          diyor BEDİÜZZAMAN….ki validesi ümmi idi..yani okuma-yazması yoktu

          YANİ kadın fıtratındaki şefkat ve salahiyet istitadını inkişaf ettirse yeter..ilme bile çok ihtiyaç yok (zaruri olanlar hariç tabiki)

          ama hırs ve enaniyet bazı kadınlara bu imkanı ve nimeti gözlerine göstermez çünkü ene’nin tahriki ile hareket ettikleri için illa ki erkeklerle mübareze edecekler…Artık onun isbat etmesi gereken bir davası vardır..bu yolda hersey feda edilir.

          evinde kanaatle oturmak,edep ve tesettürle irtibatı yoktur..bu bir su-i istimaldir..fakat erkek dolusu bir salona konferans verilebilir..ne diyelim kolay gelsin.

        • Feyza diyor ki:

          Kadinlara bir erkek konferans verebilir diyorsunuz peki bunu kabul edelim. Fakat konferans veren hoca bir perde gerisinde olursa veya artik teknoloji gelisti, kamera sisteminden faydalanirsa ve ihtilata gerek kalmazsa daha munasiptir. Imkanlarimiz eskisinden daha fazla.
          Diger konu ise, konferansi veren erkek, dersini verir bitirir ve gider. En fazla sorulari kabul eder ve cevaplandirir. Israrla cemaatin icindeki hanimlari konusturmaya calismasi bana gore gereksiz ve sakincali bir eylem.
          Kaldi ki, ‘Abi cok sasirdi,bu kadar beklemiyordu ki- bahse girerim oradaki pekcok kadin abiden daha donanimliydi zira abinin konusmasindan nereye kadar gidebilecegini anliyorsunuz.-‘Yani abinin zaten yuksek bir ilmi yoksa ya da oradaki hanimlarla musavi bir ilme sahipse, gelip konferans vermesinin mantigi nedir? Ustelik hanimlari konusturmak icin bu kadar emek sarfetmesinin?
          Anlattiginiza gore kadinlar zaten dersi kendi aralarinda idare edebilecek donanima sahiplerse bunu bir erkegin onunde yapmaya israr eden hangi abi olursa olsun protesto icabi susma hakkimi kullanir ya da ortami terk ederdim.
          Kadinlarin tefsir yazma isine gelince, tefsir yazmak ulemamizin dahi ilim hayatinin son evresinde, tekamule ulastiklari evrede kalkistiklari agir bir faaliyet. Mesuliyeti buyuk. Ustelik eski zamanlarda simdiki imkanlar yoktu,
          Selef, o paha bicilmez eserleri mum isiginda yazdi. Bir kadin ayin her gunu zaten Kur’an ile hasir nesir olamaz cunku muayyen gunleri var. Kadin ayni zamanda bir anne ve cocuklarini buyutuyor. Yani zamani bir erkekten az, isi ise daha fazla. Bu yalniz tefsir alaninda degil ustelik. Kadinlar arasindan kac mutefekkir, kac filozof, kac tarihe adini yazdiracak kabiliyette devlet yoneticisi, kac mucid, kac kâsif cikti bugune dek?
          Kadinlarin geri planda kalma sebebi geri plandaki yogunluklari ve kendilerine ozel dunyalari.
          Kadin mufessir cikmasa da butun mufessirlerimiz bir kadinin elinde yetisti. Yani kadinlar tefsir yazmasa da yazanlari yetistirdiler. Bunu butun ilim, sanat dali ve mesleklere hamledebilirsiniz.
          Mesela ilahiyat mezunu her yil bu kadar ogrenci veriliyor. Karma bir tedrisattan gectikleri icin kendilerini bu gibi karna ortamlarda daha rahat ifade edebilme potansiyeline de sahipler. Ustelik iclerinden feminist dusuncede olanlar da olmasina ragmen bakin onlarin icinden de bir kadin mufessir cikmadi. Ya da bir kisi tefsirlerden bir derleme eser yapti sanirim. Onun da eserinde muteber bulmadigimiz kaynaklar yer aliyordu yanlis hatirlamiyorsam.
          Ciksa fena mi olur? Bu saatten sonra birsey degisecegini zannetmiyorum. Manasina sadik olduktan sonra kadin veya erkek ne farkeder? Kadin mufessirimiz yok ama bu ummetin bu son caga kadar boyle bir derdi de yoktu. Buyuk bir eksiklik oldugunu sanmiyorum.

          • Feyza diyor ki:

            Simdi farkettim, kadin bir salon dolusu erkege konferans verebilir demissiniz. Pek birsey degismiyor ama yineliyorum, zaruret olmadikca ihtilata izin verilmemeli, isterse ilim meclisi olsun. Kalpleri bilemezsiniz ve tedbir en guzel akildir.

          • gulpembe diyor ki:

            .-‘Yani abinin zaten yuksek bir ilmi yoksa ya da oradaki hanimlarla musavi bir ilme sahipse, gelip konferans vermesinin mantigi nedir? Ustelik hanimlari konusturmak icin bu kadar emek sarfetmesinin?”

            siz konferasnini dinleyeceginiz kisiyi teste tabi tutup aldigi puana gore mi katilip katilmamaya karar veriyorsunuz:))herkes herseyde iyi olamaz. abi mufessir degil, baska bir konuda ehil sahibi dindar bir kimse mevzu o ayete dayandi aciklamasini bizden istedi,kendi de pek hayli yapabilirdi. bizim fikirlerimzii merak etmesi benim algima gore nazik ve acik goruslu bir yaklasimdi , sizin alginiza gore “tahrimen mekruh “olabilir:))sevgiler…

          • Feyza diyor ki:

            Tabi ki, konferansini dinleyecegim kisi bir erkekse dindar olmasi yetmez. O mecliste bulunmami gerektirecek arti bir ozellik olmali ki bu da ilmidir. Ilmine guvenmedigim bir erkek hocanin sohbetinde bulunmak yerine hanim hocalarla o dersi islemeyi daha uygun gorurum.
            Sayet hakikaten ilim ehli bir erkek hoca ise zaten dersini verir, gelen sorulari cevaplar, kisaca o mecliste bulunmasinin hakkini verir ve gider. Yoksa gereksiz bir eylemdir dersine katilan hanimlari konusturmaya calisan bir kisinin bu israrina istirak etmek. Hangi konuda ehil ise isinin hakkini verir ve gider. Mesele oldukca basit Gulpembe hnm. Size de sevgiler.

          • meryem diyor ki:

            Kadınlar erkeklere konferans niye versin ki ? Ayrıca günümüzde ve geçmiş zamanda da zaruriyet yoktu gelecekte de olmayacak. Ama hemcinslerine verebilir.Erkeklerde hemcinslerine konferans verebilir.

    • ne önemi var diyor ki:

      hanımefendi acaba kadının şeran ev dışı bir rolünden nerede bahsediliyor merak ettim doğrusu. dinimizde kadının ev dışı bir rolü mü varmış? ya da olması mı gerekiyormuş? bir de aslonanın niyet olduğunu hangi dini kaynaktan aldınız
      bir de işin şu yönü var ki; bu işleri yapan kadınların niyetlerinin ne olduğu belli. yaptıklarını Allah rızası için falan yapmıyorlar sonuçta. öyleyse hangi kazanımdan bahsedeceğiz?
      hani iki uç demişsiniz ya, bunlar da diğer ucun (ehli dünya) kadının dışardaki rolünü yüceltmesinden aldıkları gazla bu hayallere kapılıyor. yoksa bu gazlar olmasa hangi kadının aklına halter kaldırmak ya da basket oynamak gelir ki?
      ‘tabiki normal hayatimiz var, ama neden hedeflerimizin pesini birakalim’ nasıl bir normal hayatları varmış acaba? sabah kalkar, kahvaltı yapar, (eğer yapabildiyse) çocuğunu kreşe bırakır, işe gider, kocasıyla aynı saatte yorgun argın eve gelir….çünkü hayallerinin peşinden gittiği için bunları yapmak zorundadır ama ailesini de çok sever ve ihmal etmez (daha nasıl ihmal edecek acaba?). uzun lafın kısası bırakın şu ‘çocuk da yaparım kariyer de’ felsefesini. çocuk yapmakla anne olunmuyor. çalıştığı saatler boyunca çocuğundan ayrı kalan biri nasıl annelik görevini tam yapmış olabilir? iki karpuz bir koltuğa sığmaz diye boşuna dememişler.
      ‘Kadin erkegin golgesinde kalmayacak kadar bagimsiz ve guclu’ bağımsızlığına düşkün kadın bir zahmet evlenmesin, mazallah bağımsızlığına gölge düşer, diğer türlü de adamın hayatını mahveder.
      son paragrafta da herhalde espri yaptınız. çünkü ilim sahibi birisi ilmini paylaşmaya çalışır. bu gayet normal birşey.
      son olarak bir abinin kadınlara sohbet verme işi ne kadar münasiptir? bir de cemaati görecek şekilde konuşarak muhattap olmuş. bayan hoca mı kalmadı memlekette?

      • gulpembe diyor ki:

        sporcular 30 yas civari emekli oluyoir zaten, bizim camia bile ancak 30 da evlenip bebek sahibi olmaya basladigina gore, birsey kacirmis olmuyorlar. onlar icin uzulmeyi birakin,biraz da kendinizi dusunun bence:))

        • ne önemi var diyor ki:

          Helâl olsun o kadar uzun paragrafa böyle cevap. Demek yorumlarimiz size göre boş. Neyse ben yine de sizden cevap alamama rağmen yorum yapayım. Valla ben daha 30 uma gelmedim. Ama 30 bile olsam 30 yaşında bir kadını isteyeceğimi sanmıyorum. Yani 20 yaşında evlenmek var 30 da evlenmek var . Ha siz arada fark yok diyorsanız isterlerse 40 ta da evlenebilirler. Böylece daha çok hayallerini gerceklestirip sonra artık mecburen evlenirler. Ama bir müslüman olarak şunu düşünün. Bugün okuldu isti derken kızlar erken evlenmek istemiyor ve evlilik yaşı artıyor. Erkekler eski zamanlara göre daha uzun bekar kalıyor ve bu da fitnelere sebep olabiliyor. Bu veballeri de düşünün. Hala kariyer diyorsanız Allah kariyerinizi mübarek etsin o zaman. Bir de kendimi dusunecekmisim ya. Hayırdır düşünmem gereken neymiş? Başkalarından size ne diyorsanız o zamanda hiçbirşeye yorum yapmayalım bize ne değil mi?

          • gulpembe diyor ki:

            “ne onemi var”

            Demek daha uzun bir cevap beklediniz:)sizi hayal kirikligina ugrattiysam ozur dilerim, tum gun kucaktan inmeyen bir bebekle bu kadarcik oluyor.ayrica bahsettiginiz seyler uzerine ben burada cok yazdim, eski yazilari karistirrsaniz karsilasirsiniz,tekrarlamak istemedim.
            Yoksa bos konustugunuzu dusunmek gibi birsey soz konusu olamaz.bilakis guzel ifade etmissiniz.
            Istediginiz kriterlerde mutlu bir evliliginiz olur insallah
            selamlar

        • ne önemi var diyor ki:

          anlıyorum sizi. kusura bakmayın değerli vaktinizi yorumlarımla doldurduğum için özür dilerim. tabi benim işim gücüm olmadığı için sizin bilmem neredeki eski yorumlarınızı okuyup, cevap beklememeliydim haklısınız.
          yani çok mu şey istiyoruz? burada yapılan yorumlara cevap vermeyip vur kaç taktiği uygulayacaksanız neden yorum yapıyorsunuz?

        • ne önemi var diyor ki:

          hanımefendi her ne kadar yaptığım yorumların arkasında olsam da üslubumun sertleştiğini hissettim. ben kendi üstüme düşeni yapıp özür diliyorum. hakkınızı helal edin.

    • Yahya diyor ki:

      Gulpembe hnm,

      Muhalefet olmak istemiyorum ancak islamda niçin kadın peygamber yok, niçin kadın müfessir yok, niçin kadın imam yok v.b. diye fitneleri belli bir güruh bunu aramıza enjekte ediyor.
      Maksatları kendi içimizde kafa karışıklığı oluşturup bu dinin eksik, yetersiz, kusurlu olduğunu bize göstermeye çalışmalarıdır.
      Ayrıca sözüm ona islam kadına değer vermiyor, 2. planda tutuyor gibi düşünceleri bize söyleyip, islamı tam bilmeyen tanımayan kesim arasında ya bak haklılar dedirtmek.

      Kadın ………….. olmamasının en büyük sebeplerinden bir tanesi ve en önemlisi fıtrattır. Bu kadını küçümsemek için değildir.

      Kadının fıtratını erkeğin fıtratına benzetmek, kadında yapabilir demek; kadını erkekleştirme çabasından başka bir şey değildir.

      Bahsi geçen reklam anlattığınız kadar masum değil, tamam esas gayeleri iki çift ayakkabı satmak ancak arkada yatan başka bir mesaj yok mu?
      Subliminal mesaj diye bir şey yok mu? Siz bilirsiniz.

      Reklamı izlemişsiniz, reklamda kızlar hem “o”nu yapıyor hem de “bu”nu yapıyor demişsiniz. Ben reklamı Sema hanımın yazısını okumadan önce izledim ve daha çok kızlar bu yaptıklarımız yeter, esas yapmak istediğimiz bu sporlar; tarzında değil mi? Aile içinde bir mutsuzluk tablosu, spor yaparken pek mutlu kızlar… Ve son kareye ne dersiniz? “kız odasını” yıkan bir kız… bakıyor ve yanlışlık oldu gibi umursamaz bir tavır…
      Daha sonra özgürlüklerine koşuyorlar ve unutulmaz bir söz: “bizi böyle bilin”
      yani nasıl bilelim?
      hem hamur açan hem halter kaldıran mı?
      yoksa yeter hamur açtığımız, artık halter kaldırıp, aktif olacağız mı?

      • gulpembe diyor ki:

        Neden kadin mufessir yok vb sorularin mantiki aciklamalari var ve disardan gelen bu tur yuklenmeler sizin de belirrtiginiz gibi provakasyon icindir, yoksa meraktan soranlar cevabini bulurlar.
        Burada bahsedilen icerden gelen ,yani musluman kadinlarin; “bize de imkan verilse biz de cok guzel tefsirler yazardik”turu serzenislerine atifta bulunarak hoca abinin bizi iddialarimizi ispatlamaya cagirmasiydi. Ve bence ispat ettik:) ama bilmek yetmiyor bunun icin ciddi bir is disiplini ve sebat gerekiyor, kadinlar icin bu belki hem tercih edilmiyor yahut iddia edildigi gibi kendilerinden beklenen es-anne-ev gibi sosyal odevler geregi imkan bulunamiyor.bu durum dini calismalarla sinirli degil, tarih boyu en iyi eserleri veren erkekler ve arkalarinda tum nazlarini sineye cekmis onlarin karilari var. tolstoyun esine bakin, onun butun yazilarini temize gecirip kosturan 10 dan fazla cocuk buyutmus,sadik ve cilekes bir kadin ama kocasi gibi un yapmayi birakin, tolstoyun son demlerinde cildirip evden kacmasini bile onun “dirdirlarina” baglayanlar var… dirdir niye etmis?tolstoy son demlerinde butun mal varligini etrafa savurmaya baslayinca cocuklari icin mallari elinde tutmaya calisitigindan dolayi. Iste fark ve algi..

        bu is fitrat mi yoksa ogrenerek edinilen bir sey mi?bir ornek vereyim, haftasonalri cocuklara turkce dersi veriyoruz, 4 yasda,10 civari cocuk, kitap okudum ardindan sordum, bu karakterlerden hangisi olmak isterdiniz, erkekler terddutsuz ben kara ordek olmak isterdim cunku o arkadasini kurtariyor dedi. Kizlar , ben beyaz ordek olmak isterdim cunku o guzel dedi.tek kiz haric,dedi ki ben hem kara hem beyaz ordek olmak isterim, hem guzel hem yardimsever..bir ayrinti daha ekliyim, aralarinda annesi calisan tek cocuk da oydu.

        Neden subliminal bir mesaj gormedim?”just do it”yillardir bu firmanin reklam mottosu. Spor yapan birine just do it derseniz ,” yapabilirsin, gayret!” anlamina gelir. Kizdiginiz birine derseniz”konusma ne diyosam onu yap!”anlamina gelir. Her cumle google sozlukle anlasilmaz, o kultur icinde ne ifade ediyro ona bakmak lazim , bunu siz de biliyorsunuz. O yuzden “yap da gerisini bosver, aman ne olacak” diye anlamak bana anlamli gozukmedi.
        Kiz neden cocuk odasi oyuncagini kiriyor? Kizlar hep cici, uslu, gorulmek istiyorlar. Tamam bizi oyle de bilin ama iyi olacagimiz noktalari es gecmeyin diyor, orada “ailenin ustune basip gecti” yi gormek, baktiginiz da gordugunuz sey aradiginiz seydir cumlesini bana hatirlatiyor, yani tamamen kisiye ozgu bir yorumlama.

        • Feyza diyor ki:

          ‘Cocuk da yaparim kariyer de’ slogani da cok sempatik kizlar esliginde bu sekilde basladi ve zamanla toplumun genel algisini verdigi mesaj yonunde degistirmeye oldukca katki sundu. Gunluk konusmalara aksedecek kadar. Orada da ozgurluk ve ev disi bir yasamin kadini mutlu edecegi, anneligin oncelik degil sadece hayatinda kariyeriyle es deger bir ‘cerez’ misalinden ote olmadigina vurgu yapiliyordu. Kariyer yaparken cocuk da o arada buyur/buyutulur. Sen yap gerisi kolay.
          Yani bizim masum buldugumuz bazi mesajlar, bilincli eller uzerinden piyasaya surulerek bilincsiz halka empoze ediliyor. Bunun yansimasi birkac seneyi buldugu icin ilk etapta anlayamiyoruz. Bu insanin hayata bakisiyla da onemli. Dini inancinizin emrettigi gibi bir yasam surme bilincine sahipseniz verilen mesaj haliyle rahatsiz ediyor. Fakat sekuler dunyanin dokunuslari ile sekilleniyorsa sizin de dunyaniz, o zaman rahatsizlik duymuyor ve arkaniza yaslanip keyifle izleyebiliyorsunuz. Marka zaten Nike. Ne kadar masum olabilir, siz dusunun. Onceki zikrettigim reklam filmindeki urunun de kimlere ait oldugunu gozonune alinca fazla uzerinde konusmanin luzumsuz oldugunu dusunuyorum.

        • Yahya diyor ki:

          Neden kadın müfessir yok, sorumun basite indirilmiş hali… Daha geniş bakıp, niçin kadın …… yok sorusuna cevap vermek gerekir. Doğrusu budur. Geçelim ve direk sorduğunuz soruya cevap vereyim; neden kadın müfessir yok, çünkü erkeklerin gururu mu incinir?
          Hayır efendim, o potansiyele sahip kadınların kendi tercihleridir. Hiç bunu erkekleri/kocaları/babaları destek olmamışa bağlamayın lütfen. İsim vermekten kaçınıyorum ancak ailesini de çok iyi bildiğim Merve Kavakçı süper bir örnektir. Kendisi bu istikameti seçmiştir, müfessirde olabilirdi.. ama olmamış.
          Şahsen bildiğim ancak dönemlerine rastlamadığım hoca hanımlarda olmuş bu vatanda. İçlerinden evlenmemiş ve çok iyi talebe yetiştirenler olmuş. Tabii bu hanımlar demek ki öyle bir seviyeye çıkmışlar ki tefsir yazmayı uygun görmemişler veya yerlerini bilmişler veya tercih etmemişler veya mevcut kaynakları yeterli bulmuşlar.

          Fıtrat ile verdiğiniz örnek esasında çok güzel. Kadının ve erkeğin fıtratı net bir şekilde ortaya çıkıyor. Ancak hem kara hem beyaz olmak isteyen kız fıtratını belirleyememiş, kız mı olmak istiyor yoksa erkek mi. Rol modeli olan annesi hem erkek oluyor, hem kadın. Kızı ise arada sıkışıp kalıyor. Bu kız bir müzisyen değil, hem gitar çalsın, hem flüt, hem davul. Bu fıtrat, yaratılış.
          Evet üzerine override yaparsınız ancak esas kendi benliğini, fıtratını yitirmiş olur. Bu şu an bazı tiplerin cinsiyet değiştirmesi gibidir; yeterince operasyon ve hormon alınca cinsiyetler değişiyor.

          Tolstoy ve eşi bizim örneğimiz değil efendim, dünyanın en iyi yazarlarından biri olabilir ancak fikirlerini beğenmiyorum. Zaten dinimizin farkı bu, kadına verdiği değer. Ancak bunu hakkıyla yerine getirmeyenler bizleriz…

          Subliminal mesajı siz niçin bir cümlede arıyorsunuz ki, reklamın başından sonuna kadar incelediğiniz de bir mesaj verilmiyor mu?
          Ben “just do it”e takılmıyorum. Egosu yüksek, hedefleri yüksek, tek gayesi hisselerine değer katmak olan amerikan firması. Yani çok olağan ve normal.
          Ayrıca reklamın sonundaki “bizi böyle bilin” ve evi yıkma sahnesi bu kadar masum mu? “bizi böyle DE bilin” demiyor dikkatinizi çekerim, bunu ima dahi etmiyor.

          Arap ülkelerine de “what is your goal” mottosunu kullanıyor…

          • gulpembe diyor ki:

            Yahya bey,

            Kadin mufessir neden yok diye bir sorum olmadi, bilakis ben de onceki yorumumda bunun kadinlarin tercihi olmamis olabilecegine degindim. Merve kavakci benim cok ilgi alanimda degil, istedigi meslegi secebilir..

            fitrat orneginden cikarimlariniz sizin goruslerinizdir. Ben farkli bir pencereden baktim; sadece bu ornekte degil cogunlukla cocuklarla oldugum icin cokca sahit oluyorum ki calisan annelerin cocuklarinin duygusal farkindaliklari ve zekalari bir tik onde gidiyor . Genelleme yapmiyorum, fakat bunla ilgili bilimsel arastirmalarda detay bulabilirsiniz. Ben calisan bir anne degilim, yazdiklarimdan psikolojik bir kazanimim yok, belirtiyim:)

            benim reklamda sizin gordugunuz mesaji gormemem bir arti yada eksi degil. Belirtmistim, ne icin bakiyorsaniz onu gorur, onu bulursunuz bu herseyde boyledir. Eger aile karsiti bir reklam oldugunu anlatmak isteseydim sizden daha guclu delillerle bile gelebilirdim:)

        • Yahya diyor ki:

          Gülpembe hnm,

          Bir çok konuda hem fikiriz ancak bu mevzulara dışarıdan bakan sıradan bir insan nasıl görür algılar buna göre bakmalıyız, düşünmeliyiz.

          Bakın ne güzel söylüyorsunuz aile karşıtı daha çok deliller var diyorsunuz. İşte sıkıntı bu… O reklamı zaten Nike Women, kadınlar için hazırlıyor. Bir çok detayı biz erkekler göremiyoruz (hele ben…)
          Ne oluyor: benim kız kardeşim izliyor, yeğenim izliyor, kızım izliyor ve bilinç altlarına bir şeyler yerleşiyor…

          Fıtrat ile ilgili olarak, sizin çalışan bir anne olduğunuzu iddia etmedim zaten. Yazdığınız yazıdan da böyle bir destek verdiğinizi de düşünmüyorum, çıkarımda bulunmuyorum. Ancak gülün zarafeti ile kütüğün sağlamlığını kıyaslamayalım lütfen.
          Ayrıca çalışan annelerin çocuklarına verdiği artıları ve eksileri de mevcut. Amerika gibi bir ülkede dahi çalışmayan, çocuklarına sahip çıkan, çocuklarıyla aktivite peşinde koşan anne daha revaçta ve daha kıymetli. Dahası, annelerin çocuklarına olan ilgilisi, eğitimi daha iyi olduğunu iddia eden “home schooling” akımı ciddi anlamda yayılmaya başladı. Niçin? çalışan anne daha iyi değil mi?

          • gulpembe diyor ki:

            reklam icin “eger oyle gormek istersem”gorebilirim demekle komplo teorisi uretme konsuunda daha usta olabilirm demek istedim:)ben katilmasam da diyelim ki haklisiniz ,yine de medya ile yonetilen dusunmeyen bir toplumda bir reklam iki reklam yasaklatirsinzi nereye kadar?sorun daha derinelrde demekki sivrisinek oldurmekten ziyade batakligi kurutmali, insanlar egitilmeli. yoksa gidilen sonu durduramyiz.

            bir digger nokta reklam kadini birey olmaya cagiriyor. birey olmak sizin alginiza gore tehlikeli ise bencillesmek kacinilmaz olur diyosaniz bu reklam tehlikelidir. bana gore ise iyi evlilikler “bireylerin evlilikleridir”kadinin birey olmasi daha saglikli bir aile ve toplum icin onemlidir.

            amerikada ev okulu , cocuklarin anneleriyle kaldiklari birsey degil. esnek saatlere ihtiyaci olan, ozel yetenegi olan vs. cocuklar belli ogretmenlere gidiyor, derslere yine katiliyor, internet uzerinden calsiiyor vs. bizim arkadaslardan deneyen oldu , yurutmesi cok zor, profesyonel bir kocla calsimiyorsaniz basari getirisi cok yok.

        • Yahya diyor ki:

          Gülpembe hnm,

          Mezuyu çok uzattık sanki..

          Bu iş yasakla olmaz, bu iş insanların kafasında olur.
          Zaten Sema hanımın yaptığı da budur.
          Ancak Sema hanım bir tık ötesini yapıyor/yapmaya çalşıyor; bu sıkıntıyı devlet büyüklerinin, STKların ve aydınların dikkatine sunarak gerekli tedbirlerin alınması söylüyor. Sizde yeri gelir bu gibi firmaları uyarırsınız, yeri gelir TV’leri, yeri gelir halkı bilinçlendirirsiniz.

          Ama siz/biz “böyle bir şey görmedik”, “bence çok masum”, “bence sadece ayakkabı reklamı” dersek, işte kimseyi eğitemeyiz.

          Efendim aile: kimyada elementler ve moleküller vardır…
          bireyler birer elementtir, aile ise moleküldür… (teşbihte hata olmaz :)) Mesela 2 hidrojen + 1 oksijen = 1 su molekülü oluşturur.
          Siz suyu parçaladınız mı, daha küçük su parçacıkları elde etmezsiniz. Suyu oluşturan atomları elde edersiniz.
          Ailede böyledir. Siz bireyi ön plana çıkardınız mı, aile mefhumunu yitirir. Hayatın kaynağı sudur, toplumun da yapı taşı ailedir.
          Ayrıca insanlar evlenince bireyliğini ve benliğini kayıp mı ediyor?
          Bu yazdığınıza anlam vermedim.

          Benim bahsetiğim ve birebir içinde olduğum (zamanında) annenin bir müfredat eşiliğinde çocuğuna öğretmenlik yapması idi, derslere falanda katılmıyorlar. Dediğiniz gibi mentorler oluyor yada olmuyor, mecburiyeti yok. Eğitim kalitesi de oldukça iyi olduğu için, rağbet görüyor…
          En büyük dezavantajı ebeveynin önceden dersleri hazırlaması, müfredata uyması ve okuldaki gibi imkanların evlerde olmaması…
          Homeschooling olarak araştırmanızı tavsiye ederim.

          • gulpembe diyor ki:

            Yahya bey,

            konuyu uzattigim icin ozur dilerim, toparlamak adina son birsey ekliycem..

            Kotulugu elle, dille, olmadi kaple duzletmek farzdir, bu niyeti tasimak cok guzeldir. Fakat hayatin gercekleri vardir. Bugun hersey “ekonomidir”. Hosumuza gitsin yada gitmesin bu durum boyledir. Amerikayi da buyuk sirektler yonetir.secimler, baskanlar sadece birer vitrindir Savaslari petrol ve silah sirketleri baslatir ve bitirir. Ama gorunurde devletler ve onlarin kendi halklarini uyutmak icin kullandiklari ideoloji/din/mezhep/dava mefhumlari vardir.

            Bana kalirsa ,hadisde gectigi gibi oturdugumuz yerden bile hic olmazsa “faizin tozuna” bulandigimiz su gunlerde bu gidisat surekli tepki, sikayet vs. ile surekli savunmada kalarak durdurulamaz.
            Kadinlari is gucune katmak isteniyor, cunku ekonominin buna ihtiyaci var. kadinlar ise kendielrine sunulan cazip imkanlari seve seve kullanma taraftarilar. Akintiya kurek cekmektense, bu sisteme katilan kadinlari surekli suclamak yerine, bunu hayra nasil cevirebiliriz, bu sahada da muslumanca bir dil nasil kulllanabilirz buna kafa yormak daha guzel geliyor. Benim fikrimdir.
            Selamlar..

        • Yahya diyor ki:

          Gülpembe hnm,

          Estağfurullah, konuyu uzattık dedim; biz Sema hanımın yazısının dışına taşmaya başladık ve biraz mevzular şahsileşti tahmin ederim.

          El, dil ile düzeltme ve kalp ile buğzetme; meşhur hadistir.
          Ben şahsen imkanım ve aklım yettiği kadarıyla bunu elle, dille, yazarak yapmaya çalışıyorum. Fırsatını buldum mu bakandır/vekildir, dile getiriyorum. Başbakanlığa, Cumhurbaşkanlığına yazıyorum vs. Zaten burada olma sebebim de bu davayı sürdürmek.
          Sistem böyle, herkes böyle yapıyor, akıntı bu yöne diye, kendimizi bırakmamamız gerekiyor. Müslümanın davası vardır ve bunun için mücadele eder, chd eder.

          Ben yurtdışında yaşadığım sürece bunu yaptım. En basitinden burs istedim, indirim istedim, iş istedim, mescit istedim hepsini aldım.
          Mücadele ettim. Benzer durum baş örtüsünde oldu, bir grup mecburuz dedi dava için dedi başlarını açtılar. Bir grup evinde oturdu bekledi…
          Kadının iş gücüne katılmasının, erkek iş gücüne negatif etkileri vardır. ör. Erkek işsizliğini arttırır. Bununla ilgili çok güzel çalışmalar var, özellikle amerikada. Bu yüzden amerikada dahi özellikle iş yerlerinde eşitlik söz konusu iken, bunun reklamını yaparken, cam tavan ısrarla yerinde durmaktadır ve kadınlar kesinlikle belli sektörlerde çalışamaz veya belli kademelere yükselemez.
          Kadının çalışmasına karşı değilim, olmazsa olmaz iş alanları var zaten, ancak çalışma fırsatı olan tüm kadınlar çalışacak diye bir şart yok. Hatta teşvikte etmemeliyiz.
          Kısacası dinimizde tüm insanlar için sınırlar, müsaadeler, özgürlükler, yasaklar, … belirlenmiş. Genel olarak yazıyorum, bir müsaadeyi alıp bunu hak, özgürlük, kanun haline getirmek doğru değildir. Ör. erkekler için birden fazla evlilik bir müsaadedir, ruhsattır. Olmazsa olmaz değildir, hatta şartları ile zorlaştırılmıştır. Kadınlar için çalışma mevzusu böyledir.

          Selam ve dua ile…

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            yahya bey. araya giriyorum kusura bakmayın. gerçekten sabrınıza hayran kaldım. her ne kadar gülpembe hanım konuya islami açıdan bakıyormuş gibi görünse de kullandığı argümanlara bakınca farklı bir bakış açısının olduğu anlaşılmaktadır. (benim fikrimdir) yani kendi tabiriyle siz akıntıya kürek çekmektesiniz. hanımefendi her ne kadar kendisini çalışmayan biri olarak tanıtıyorsa da kadınların çalışmasını zamanın bir gereği gibi görmesi insanın aklına soru işaretleri getiriyor ki kendisi de aslında çocuklara ders verdiğinden bahsetmişti. eminim hanımefendinin islami yönden bilgisi sizden az değildir ama içinde bulunduğu durumun islama uygun olduğuna inanmak istemesi doğruları görmesine engel oluyor. (benim fikrimdir.) siz ne kadar anlatsanız da anlamak istemedikten sonra bu konuşmalar bir sonuç vermez. vesselam…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Ör. erkekler için birden fazla evlilik bir müsaadedir, ruhsattır. Olmazsa olmaz değildir, hatta şartları ile zorlaştırılmıştır. Kadınlar için çalışma mevzusu böyledir.”

            Bravo “Yahya” kardeşim harika bir tespit yapmışsınız.

            Nasıl ki çok eşlilik erkek için olmazsa olmaz değil “adalet” şartı gibi ağır bir şartı var. Aynı şekilde iş hayatına atılmada bir kadın için olmazsa olmaz değil belli şartları var “tesettür,halvet olmama,kocadan izin alma,hal hareketlere dikkat vb. gibi”

            Ayrıca nasıl ki çok eşlilik erkeğe teşvik edilmemiş sadece ruhsat olarak verilmiş ise aynı şekilde kadına da çalışma hayatına atılması teşvik edilmemiş bir nevi ruhsat olarak tanınmıştır.

            Bugün seküler ve kapital dünya kadını cinsel meta haline getirip sömürerek iş hayatında ondan rant elde etmektedir. Israrla kadın iş gücüne ihtiyacımız var yalanı ortaya atılmaktadır. Ben kadın iş gücüne bizim ülkemizin ihtiyacının olduğunu hiç zannetmiyorum. işsiz erkekler ordusunu işe alın ve mecbur olmadığı halde çalışan kadınları işten çıkarın bakalım işsizlik nasıl azalıyor ve aslında kadın iş gücüne değilde erkek iş gücüne olan ihtiyaç nasıl temin ediliyor görün diyorum.

          • gulpembe diyor ki:

            “ahir zamanda musluman olmak”

            ben cok eslilik ornegini tutarli bulamadim. Islam tarihine baktiginizda merkezi yonetimler, boyle evlillikleri olagansutu durumlara gore mecburi de tutmus, yasak da koymus. Bugun devlet ekonomik seferberlik adi altinda kadini calismaya mecbur etse buna once ben karsi cikarim.

            Devletin yanlis para politikalarinin sonucu olan issizligin vebalini kadinlarin uzerine yikamazsiniz. Gercekten derdiniz issizlik olsa once cocuk isci, kacak isci gibi daha insani ve buyuk problemlere egilirdiniz. Kadinlar da bu arada biraz nefes alirdi:))
            kadinin is gucune katilimi tabiki ekonomiyi buyutur. Bir ulkede 5 milyon, digerinde 10 milyon insan calisiyor hangisinin uretimi fazla olur?nufusun yarisini olusturan kadinlar nasil evde otursun?buyuyemezseniz disardan dayatilan politiklari uygulamak zorunda kalirsiniz, simdi yaptigimiz gibi yagmur yaginca Amerikayla masaya otururuz, gunes acinca Rusyayla…

          • Yahya diyor ki:

            Gülpembe hnm,

            Kadının iş hayatına katmanın orta vade de en büyük faydası ekonomiyedir.
            Ne kadar işçi o kadar büyüme, ekonomik kalkınma vs. Tabii bu kapitalist düzende ve tüketim ideolojisiyle geçerli…
            Bu bir kısır döngüdür ve bu döngü sekteye uğramadıktan sonra ve kontrollü büyüme ile ekonomik refahı getirir.
            Bu tabii kağıt üzerinde böyledir. Gerçek uygulamalarda bir çok sıkıntılar doğurmaktadır ve bunun üzerine ciddi çalışmalar vardır. İşçi giriş-çıkışlarında, maaşlarda, kariyerde, işsizlikte, işçi haklarında dengesizlikler doğurmakta ve bunların sebepleri araştırılmaktadır. Nitekim kadın ve erkeğin eşit şartlarda olduğu ve hemen hemen eşit adetlerde çalıştığı ülkelerde bile bu problemler gözlenmektedir.

            Diğer büyük sıkıntı ise sosyo kültürel’dir. Maddi olmadığı için ölçülemiyor ancak uzmanlar ekonomik katkısından daha önemli olduğunun altını çiziyor. Nesiller, kültürler, toplumlar menfi olarak etkileniyor. Amerikada ve Malezyada bununla ilgili çalışmalar söz konusu.

            Yarın bazı ülkeler gibi dünyaya hakim olsak, süper güç olsak bu sefer hadi tamam biz nirvanaya ulaştık artık geriye dönüp değerlerimizi dinimizi yaşatalım mı diyeceksiniz? ve geriye ne kalmış olacak?

          • gulpembe diyor ki:

            yahya bey,

            kadinin is hayatina atilmasindan bir asri saadet dogmasini ben de beklemiyorum. bunun da kendine gore kayiplari olacak tabiki.mesela nufus azalmasi gibi. o yuzden devlet kadin hem calissin hem anne olabilsin diye kres,anananeye maas, emeklilik yasi vs. gibi pozitif ayrimciliklar getiriyor. yani herseye feminist kaprisler olarak bakmamaliyiz. memleketin ihtiyaclarina gercekci yaklasilmali.

            “..Yarın bazı ülkeler gibi dünyaya hakim olsak, süper güç olsak bu sefer hadi tamam biz nirvanaya ulaştık artık geriye dönüp değerlerimizi dinimizi yaşatalım mı diyeceksiniz? ve geriye ne kalmış olacak?”

            iste bende akisa karsi kurek cekmek derken bundan bahsediyorum. biz elinde sonunda bu sitemin icine daha fazla mudahil olacaz, persembenin gelisi carsambadan belli..kadinin yeri evi, kadinin yeri evi, kadinin evi yeri “demekten daha fazla birsey yapmaliyiz. yani ahlaki anlamda bireyleri guclendirmeliyiz.kadinin evde oturmasi bizi daha iyi insanlar yapmaz.ortadogunun pekcok yerinde kadinlar evde oturuyor daha mi ahlakli bir toplum oldular?ilerlemis ulkelerde ahlaki istatistiklerden daha once bahsettim, demekki ikisi birarada olabiliyor. uzerine iman ekleyelim elde var,guclu ve musluman bir toplum:)

          • Yahya diyor ki:

            Gulpembe hnm,

            Bahsettiğiniz pozitif ayrımcılık, islam’da yoktur ve adaletsizliktir.
            Bahsettiğiniz pozitif ayrımcılık iş verene ve vergi mükelleflerine yüktür. Bugün bile KOBİ’ler (ki ekonominin bel kemiğidir) askerliğini yapmamış erkek istihdam etmek istemiyorlar… doğum yapacak, evlenecek kadın personel istemiyorlar.
            Kadın patronlar bile yanında çalıştırdığı kadın personelin doğum izni, emzirme saati vs. ‘inden rahatsız durumda.

            Asıl manada pozitif ayrımcılık zarar gören veya zarar görme ihtimali olan gruba/insana; hak ve imkanların tahsisi için yapılır. Kadını ekonomiye katmak için anneanneye maaş verip kadının başından çocuk derdini almak pozitif ayrımcılık değil, kıyakcılıktır. Niçin evinde oturup çocuğuna bakan kadının çalışan kocasına, kadın çocuğuna baktığı için maaş vermiyor devletimiz?
            Veya doğum izni kadına verilirken, erkeğe de verilmiyor? 2-3 ay yeni doğmuş bebekleriyle beraber ilgilenseler, kadının bir anda üzerine yüklenen yükü beraber paylaşsalar fena mı olur? O güzel günleri de beraber yaşasalar…?

            Bunlar zaten feminist kaprisler değil bunlar kapitalist düzenin oyunları, feminizmde maaşası…

            Daha mı ahlaklı sorusunun cevabı islamdan uzaklaşmamızdır. Kuranı baş köşeye koyup mistik gücüne inanmamızdır. Hadisleri masal gibi dinleyip, sünnetleri ise örf/adet olarak görmemizden kaynaklanmaktadır.
            Kadının yeri evidir, kocasının yanıdır. Çok doğru söz olup, kadının tüm gün evde bulaşık yıkayıp, ütü yapması anlamında değildir. (ilaveten, evlilik programlarını izlme…)

  29. Feyza diyor ki:

    Cok guzel bir yazi olmus elinize saglik. Reklam filmini izlememistim ama marka Nike olunca cok sasirmadim.
    Kadinlar en buyuk kotulugu kendilerine ve cocuklarina yapiyorlar. Zaruret icabi calisan hanimlar disindaki hanimlar evde olup cocuklariyla ilgilense ailelerin dirlik ve duzeni daha saglikli olur.

    Cocuklariyla daha iyi ilgilenirler ve cocuklar daha sevgi ve sefkat dolu bir yuvada buyurler. Erkeklerin issizlik orani azalir, maddiyata bagli huzursuzluklar da buna bagli olarak ve zaruret icabi cakisan hanimlarin sayisi da azalir esleri daha iyi imkanlarda calismaya basladiginda.Yani hayat belki sanildigi kadar zor olmaz rol dagilimlari dogru yapildigi zaman.

    Keske bu yazdiginiz gerceklerin farkina cogunluk varabilse ama nerde.
    Muhafazakar diye niteledigimiz kesimde dahi bir komplekstir almis basini gidiyor. Kizlar kucuk yasta fitratlari uzerine yetistirilse mukemmel bir ev hanimi ve anne olurlar ama elbirligi ile bu ozellikler oylesine koreltiliyor ki. Kucukken bebegini kucagindan indirmek istemeyen kiz cocuklari anne olunca kendi bebegini bakicilarin eline birakip gitmekten bir uzuntu duymuyorlar.

    Kucukken mutfak esyalarindan oyuncaklarla oynayan kiz cocuklari buyudukce mutfaga yemek yeme disinda adim atmiyor, sofrayi dahi kaldirmayi zulm goruyorlar. Ya da kucukken annesinin suslu puslu giysilerini giymeye calisip takilarini takan takistiran kiz cocuklari buyuyunce t-shirt ve kotla omur geciriyorlar.

    Sokaklarda goruyoruz ozellikle lise ogrencileri ortaokul ogrencileri kizlardan bahsediyorum. Oyle agzibozuk kizlar goruyorum ki bu kizlar ailede ne yasiyorlar ki bu sekilde kendilerini ifade etmekten rahatsiz olmuyorlar diye dusunuyorum.Ustelik dunyaya meydan okurcasina ve bagira cagira..Cogunun elinde sigara ve ustelik sokakta iciyorlar yani ayni erkek gibi ki, sigara erkege dahi yakismiyor.

    Ev hanimlarinda da bir ozentidir almis basini gidiyor bilemiyorum. Giyim takintisi, esya takintisi, ikram takintisi, maddiyat takintisi. Sanki dunyaya yiyip icip gezmek ve ciftlesmek icin gelmis hayvânattan farkimiz yok gibi. Surekli bir maddeperestlik toplumun butun uzuvlarina dogru sirayet ediyor.
    Guclu kadin imaji sisirilmis bir balona benziyor aslinda bir ignelik cani var. Annelerimiz de gucluydu bir maasla kac cocuk buyuttuler. Tarlada gunesin altinda calisirken bebegini sirtinda tasiyacak kadar gucluydu annelerimiz ama bu gucu bir ustunluk simgesi, bir mucadele yarisina donusturmediler. Gonul potalarinda eritip bu gucu, cocuklarina sefkat, eslerine saygi ve itaate donusturduler.

    Esas guc, nefsine hukmedebilen insanin guclu maneviyatidir. Diger turlusu beygirde de var.

  30. E.Y. diyor ki:

    (diğer mesaj yarım kaldı,devam ediyorum)

    Yalnız dikkat ettim;etrafımda akşamları kafelerde buluşup kutlama-gün vs. yapan hanımlar ekseri evli..Genelde gündüzleri çalışıp geceleri buluşuyorlar.Diğer kısım ev hanımları ise kahvaltıda buluşuyorlar.İki kısım da birbirini küçük görüyor;epey trajikomik..

  31. E.Y. diyor ki:

    Reklamı izlediğim anda ‘neler oluyor?’ dedim.Açıkçası sizden böyle bir yazı bekliyordum.Elinize sağlık.

    Yalnız dikkat

  32. yazarokur diyor ki:

    sema hanım kaleminize sağlık.Bir çok kişinin bilinçaltına giden mesajların farkında olmadan sadece izleyip geçtiği bir reklamı, çok güzel bir şekilde kritik ve analitik düşünme ile analiz edip, asıl maksatı bu güzel yazı ile kaleme almışsınız.

    Teşekkür ederiz, Allah razı olsun.
    Hayırlı çalışmalar.

Dünden Bugüne

Nasıl Hitap Ediyorsunuz?

Bir mikrop gibi nasıl geldi yerleşti dilimize, bilmiyorum. Çocuklara, gençlere hitaplarımız bozuldu.  Neredeyse kimse çocuğuna “Oğlum, kızım, yavrucuğum, evladım, çocuğum…” demiyor. Anne-babalar çocuklarına “anneciğim, babacığım” diyor, halalar çocuğa “halacığım” teyzeler” ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bağışlama menekşenin kendini ezen topuğa anında bulaşan güzel kokusudur. ” (George Roemisch)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku