Hadis-i Şerifler Başımızın Tacıdır

03 Nisan 2020Güzel Dinim63 Yorum »

“Andolsun ki Allah’ın rızasını ve âhiret gününün saadetini umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın Resûlü’nde, sizin için, pek güzel bir örnek vardır.” (Ahzab suresi 21. âyet-i kerîme)

Allah’ın Resûlü, Sevgili Peygamberimizin sünneti seniyyesi ve hadis-i şerîfleri yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor ve kıyamete kadar da devam edecektir. Ne mutlu kıymetini bilenlere… Salat ve selam O’na ve yolunda gidenlere olsun.

Allah Resûlü’nün kıymetli sözleri hadis-i şerifler başımızın tacıdır.

Hadis-i şeriflerle ilgili iki tehlike var günümüzde.

Birinci tehlike: Hadis diye internette dolaşan ve kaynağı belli olmayan sözler. Söz güzel olabilir, bir alim söylemiş olabilir fakat peygamberimizin söylemediği sözü o söylemiş diye kaynağına bakmadan, araştırmadan kabul etmek ve paylaşarak yaymak büyük bir vebaldir. Allah Resûlü “Kim bile bile bana yalan isnat ederse ateşteki yerini hazırlasın.” (Buhari ilm 38) buyurmuştur. Bu yüzden hadis paylaşırken sahih mi diye araştırmak gerekir.

İkinci tehlike: Sahih hadislerin reddedilmesi. Ne zaman yazılarıma hadis-i şerîf alsam “Hadisler güvenilir değilmiş, vahiy bize yeter.” diyen mesajlar geliyor. Oysa ben hadisleri güvenilir kaynaklardan alıyorum ve kaynağını belirtiyorum. Maalesef ki son yıllarda sahih hadis-i şerifleri reddeden Allah Resulünün sözlerinin çoğunun güvenilir olmadığını iddia eden, vahyin (âyetlerin) yeteceğini söyleyen tipler ve gruplar türedi.

Vahiy (Kur’an) bize yeter diyenler gerçekten Kur’an-ı Kerim’i kaynak alsalardı Rabbimizin pek çok âyet-i kerîme’de Resulullaha itaati emrini göz ardı etmezlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk’le yayıldı bu akım. Özellikle dini iyi bilmeyenlerin pek işine geldi Yaşar Nuri Öztürk’ün sözleri. Cahil insanlar kandılar; fakat dindar insanlar onu ciddiye almıyorlardı. Fakat Yaşar Nuri ile kısıtlı kalmadı. Yaşar Nuriler ve Nuriyeler çoğaldı. Belli bir dönem kanal kanal gezen Yaşar Nuri görevini başarı ile yaptı. Yaşar Nuri tarzı hocalar ve takipçileri arttı. Hem de dindar insanlar arasında. Ve bu tehlikeli yol her geçen gün genişliyor. Rabbim bizleri muhafaza eylesin.

Allah Resûlü’nün sözlerini reddedenlerin iddiaları:

1-Hadis-i şeriflerin pek çoğunun sahih yani güvenilir olmadığını iddia ediyorlar, elimizde çok güvenilir hadis kitapları var iken. Öncelikle Allah onlardan razı olsun sahabeler hadis rivayetlerinde çok titiz davranmışlar. Allah Resûlü zamanında bir kişi “Ben Resulullah’ın şöyle dediğini duydum.” dediğinde gidip bir de peygamberimize sormuşlar, teyit etmişler. Hadisler aynı zamanda yazılmış.

Peygamber efendimiz “hadislerin yazılmasına izin vermemiş” diyenler var. Peygamberimiz sadece hadislerin ve ayetlerin aynı sayfaya yazılmasına izin vermemiş; hadis ve ayetlerin karışması tehlikesine karşı böyle bir önlem alınmasını uygun görmüş.

Hadis rivayetinde titizlik ve ihtiyat dört raşit halife döneminde ısrarla uygulanan bir devlet politikası olmuş. Hiç kimsenin naklettiği hadisi onun halini araştırmadan dürüst bir insan olduğuna emin olmadan, haberin doğruluğunu ve ravinin düşünce ve yaşantısındaki istikameti öğrenmeden kabul etmemişler. Şahit istemişler, yemin ettirmişler, bir zaman sonra aynı hadisi tekrar söylemesini isteyerek hafızasını kontrol etmişler.

Hatta Hz. Ömer bir dönem ihtiyaten var olan hadisleri ve sünneti korumak için yeni hadis rivayetini yasaklamış. Tabiin döneminde de aynı titizlik devam etmiş.

Hicrî üçüncü yüzyıl hadis tasnifinin altın çağı olmuş. Alimlerin çoğunluğu tarafından sahih kabul edilen Kütüb-i Sitte adıyla meşhur olan altı büyük alimin bir araya topladığı altı sahih hadis kitabı en güvenilir kaynaklar olarak kabul edilmiş. Altı kitap: Buhârî ve Müslim’in el-Câmiu’s-Sahih’leri ile Ebu Davud, Tirmizi, Nesâî ve ibn Mâce’nin Sünen’leridir.

Bu kitaplar sahih hadisleri ihtiva etmek, konulara göre tasnif edilmek gibi ortak özelliklerinden dolayı ilmî çevrelerde büyük bir kabul görmüştür.

Altı kitap çok büyük bir emek neticesi ortaya çıkmış. Mesele bu alimlerden biri olan Buhari diye bildiğimiz Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail el-Buhârî  hazretleri 40 yıl süren ilmî seyahatler esnasında toplamış olduğu engin hadis malzemesini 16 yılda tasnif ederek, “el-Câmiu’s Sahîhu’l-Müsnedü’l-Muhtasar min Umûri Rasûlillahi (s.a.s) ve Sünenihi ve Eyyâmih” adlı eserini yazmıştır.

Buhari hazretleri kitaba en güvenilir hadisleri almak için 40 yılını harcamış. Buhar hazretlerinin ahlakı, takvası, hafızası, çok meşhurmuş. Bakıyorsunuz günümüzde ilmiyle kibir abidesi haline gelmiş alim geçinenler ya da üç beş kitap okuyarak çok şey bildiğini zannedenler Buhari’nin naklettiği hadisleri reddediyorlar. Diğer beş alimin aktardığı hadisleri reddediyorlar. Kırk yıl ömrünü hadis ilmine adamayan birinin Buhari’nin naklettiği hadisleri kabul etmemesi üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Ayrıca bu altı kitapta olmayan diğer hadislerin de hepsi şüpheli hadisler değildir; onların içinde de pek çok büyük alimin sahih kabul ettiği kitaplarına aldıkları hadisler vardır fakat bu altı imam çok titizlikle hadisleri eleyerek seçtikleri için onlarınki ortak kararla sahih kabul edilmiş. Mesela on dürüst insanın rivayet ettiği bir hadiste içlerinden birinin herhangi bir konuda bir kez yalan söylediği tespit edilmişse o dokuz doğru kişinin naklettiği hadis rivayet zincirinde aksaklık var diye kabul edilmemiş. Bu kadar dikkat edilmiş. Fakat hadisleri reddedenlerin maksadı başka. Çünkü Buhari’ deki hadisleri bile reddediyorlar. Sebep bir sonraki madde de.

2-Hadis reddedenlerin bir bahanesi de bazı hadislerin Kur’an-ı Kerime uymadığı iddiası. Sahih hadisler mutlaka Kur’an-ı Kerime uyuyordur da sen onu anlamaktan acizsindir ya da ilmin henüz ona yetmiyordur, ya da sen kötü niyetli olduğun için uyduğunu göre göre inkar ediyorsundur ya da kibrin yüzünden ferasetin kapanmıştır göremiyorsundur. Senin görememen ömrünü ilim yolunda harcamış pek çok büyük alimin kabul ettiği hadisleri yok saymayı gerektirmez. O senin eksikliğindendir.

3-Hadislere ihtiyaç olmadığı vahyin yani Kur’an-ın insana yeteceğini iddiası. Bu iddia bile insanın imanını tehlikeye düşürür. Sanki Kur’an-i Kerimi yüceltiyorlarmış gibi görünerek Allah Resulünun sözlerini değersizleştirmeye çalışıyorlar. Oysa hadisi şerifler olmadan dinimizi tam olarak anlayamayız. Mesele Kur’an-ı Kerim de namaz kılınması emredilir fakat nasıl kılınacağı açıklanmaz. Namazların nasıl kılınacağını peygamberimiz öğretti. Peygamberimizin görevi sadece Kur’an-ı Kerimi tebliğ etmek değildi, yaşayarak örnek olmak, öğretmenlik yapmaktı.

Sahih hadis reddedenlerin derdi nedir? Allah Resûlü’nün sözleri Kur’an-ı Kerîm’i işimize geldiği gibi yorumlamamıza engeldir. Hadisleri kabul etmediğinizde âyetleri kafanıza göre yorumlayabilirsiniz. Kur’an-ı Kerîm’e kendi kafalarından daha modern açıklama getirmek isteyenler hadisleri reddediyorlar.

Bir kısım insanlar ise kendileri kötü niyetle olmasalar da sevdikleri, sözleri ile etkisi altında kaldıkları bazı hocalar hadisleri kabul etmediği için kabul etmiyorlar. Bu kişiler Peygamber Efendimizi sevdiklerini söylüyorlar fakat sözlerini kabul etmiyorlar.

Sünneti seniyyeyi ve hadi-i şerifleri reddetmek öncelikle Allah’ın emrine karşı çıkmaktır.

“Sadece ayetler bize yeter.” diyenler şu ayetleri dikkatlice ve defalarca okusunlar.

Vahyi kabul eden herkesin Peygamber Efendimize itaati gerekir. Bakınız Rabbimiz Kur’an-ı Kerîm’ de ne emrediyor:

“Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, Resûlümüz’ün üzerine düşen ancak apaçık bir tebliğdir. (Tegubun suresi 12. âyet-i kerîme)

“Kim Allah’a ve Resûl’e cân u gönülden itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebîler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle beraber olacaklardır. İşte onlar ne güzel arkadaştırlar! ”

(Nisâ sûresi 69.âyet-i kerîme)

“Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasak ettiyse ondan da vazgeçin. Allah’a saygılı olup emirlerine uygun yaşayın/aykırı davranmaktan sakının. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.” (Haşr sûresi 7.âyet-i kerîme)

(Allah Resûlü’nün verdiği/emrettiği ve nehyettiği ne varsa âyette geçen “mâ” ism-i mevsûlünden dolayı, özel ve genel emrettiği ve nehyettiği her şeyi içine alır. Bundan dolayı hadisler ve sünnetler mü’minlere şer’î delildir. ) Feyzü’l Furkân Açıklamalı Kur’an-ı Kerîm Meali.

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resûl’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de… Herhangi bir şey hakkında çekişir anlaşamazsanız, eğer gerçekten Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu, Allah’a ve Resûlü’ne arz edin (Kur’an ve Sünnet’le halledin). Bu, sizin için daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.” (Nisa sûresi 59. âyet-i kerîme)

“Allah ve Resûlü bir meselede hüküm verdiği zaman, inanan bir erkek ve kadına, artık o işte, kendi arzu ve heveslerine göre başka tercih hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne karşı gelir onlar tarafından verilmiş hükümleri beğenmez, kendi tercihlerine önem verirse, kesinlikle o, apaçık bir sapıklıkla sapmış olur.” (Ahzab sûresi 36. âyet-i kerîme)

“Hayır! Öyle değil. Rabbine andolsun ki onlar aralarında ihtilaf ettikleri meselelerde seni hakem yapmadıkça, sonra da verdiğin hükümden içlerinde bir sıkıntı duymadan, tam teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa sûresi 65. âyet-i kerîme)

(Allah’ın ve Peygamber’in hükümlerinden bir şeyi ister beğenmeyerek, ister küçümseyerek kasten reddetmek İslâm’dan çıkmaktır.” denilmektedir.) [Râzî, III, 960; Elmalılı, V, 21-22, 449]

“Hakikaten Allah, mü’minlere büyük bir lütufta bulundu da: Kendi içlerinden, onlara âyetlerini okuyan, onları temizleyen ve onlara Kitab’ı, hikmeti öğreten bir Resûl gönderdi. Halbuki onlar, bundan önce hiç şüphesiz açık bir sapıklık içinde idiler.”

(Âl-i İmrân sûresi 164. âyet-i kerîme)

(Âyet-i kerîmedeki “hikmet”, Allahu Teâlâ’nın Resûlü’ne indirdiği Kur’an’ın hükümlerini, gizli ve ince mânalarını anlama, onu yaşama, onunla hükmetme ve onu uygulama ilmidir; bunu da Resûlullah (sas.), sünnetiyle ortaya koymuştur. Kendisi de, “Şüphesiz bana bir Kitab ve onunla birlikte bir benzeri (açıklama ve uygulama ilmi) verilmiştir.” buyurmuştur (Ebû Davud (Koçaslı), V, 4604). Buhârî’de de Resûlullah (sas.), “Bütün ümmetim cennete girecek, ancak sünneti hesaba katmayanlar giremeyecekler.” buyurmuştur. Yüce Allah da Kur’an’da ona itaati emretmiştir (bk. 2/269, 3/32; 4/59-60, 80; 33/21). İmran b. Husayn (v. 52/672), “Kur’an’dan başkasından bahsetmeyin.” diyen adamı, “namaz, zekât vb. hükümleri nereden öğrendin?” diyerek meclisten kovmuştur (Şâtıbî, IV, 26). Feyzü’l Furkân Açıklamalı Kur’an-ı Kerîm Meali.

“Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin, siz, bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.”    (Enfal suresi 27.âyet-i kerîme)

“Ey Peygamber! Muhakkak biz seni, bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hem de Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzâb suresi 45-46. âyet-i kerîme)

“Şüphesiz sen mükemmel bir ahlak üzeresin.” (Kalem suresi 4. âyet-i kerîme)

“Şüphesiz ki Allah ve melekleri Peygamber’e salât eder (onu kutsar/övgü ve iltifatla anarlar) Ey iman edenler! Siz de ona salât-ü selam edin (kutsayın, onun şanını yüceltmeye ve ona tam bir teslimiyete özen gösterin).” (Ahzab sûresi 56. âyet-i kerîme)

Kainatın yaratıcısı yüce Rabbimizin ve meleklerin övdüğü, nur saçan kandilimiz o yüce Resûle salat ve selam olsun. Allah (c.c) O’ nun ve kıymetli sözlerinin değerini bilmeyi hepimize nasip etsin. Bu kadar âyete ve uyarıya rağmen O’na sırtını dönen münafıkların şerrinden Rabbim bizleri muhafaza eylesin.

“O gün o  zalim, ellerini ısırıp: “Keşke ben, peygamberle beraber kurtuluş yolunu tutsaydım.” diyecek.” (Furkan suresi 27. âyet-i kerîme)

Sema Maraşlı   www.cocukaile.net

Okunma Sayısı : 15.115

Yorum yapın

“Hadis-i Şerifler Başımızın Tacıdır” için 63 Yorum

  1. Zemzem dedi ki:

    Şimdiki ilahiyatçılar!

    Adını bilmediği ama künyesiyle tanıdığı Ebû Hanife’nin binlerce talebesi olup, bunların kırk kadarı müctehid mertebesine ulaşmış olduğu halde bizim ilahiyat hazırlık talebesi Nisa Nur, İmam-ı Azam’ın içtihadlarına kafa tutuyor. Utanmıyor. Çünkü o mutlu.

    İlahiyat 4. Sınıf öğrencisi Özgürcan’ın okumaya vakit bulamadığı kitapları derleyen, toplayan, yazan, bir hadis için binlerce kilometre giden İmam Buhari, Özgürcan’ın derin tenkitlerinden kurtulamıyor. Çünkü Onun Google var ve çok mutlu.

    66 yaşında hapis cezası olarak kuyuya atılan ve 15 senelik bu zamanda ezberden öğrencilerine 30 ciltlik El Mebsut isimli fıkıh usulü kitabını yazdıran İmam Serahsi’ye, sehiv secdesi yapmayı bilmeyen İlahiyat 2.Sınıf öğrencisi Betül kafa tutuyor. Ama mutlu

    Abdullah ibni Mesud hadis rivayet ederken yüz şekli değiştiği, nefesi kesildiği, titrediği halde, ilahiyat 2. Sınıf öğrencisi Umutcan Hadis okurken veya kendisine okunurken bacak bacak üstüne atıyor. Çünkü olabildiğince edepsiz ama bir o kadar mutlu.

    Muhammed İdris er-Razi, hadis için ilk çıktığı yolculuğu yedi sene sürdü. Yaya olarak yürüdüğü yollar bin fersah kadardı. İlahiyat 1. Sınıf öğrencisi Şeyma dolmuşla gidip geldiği fakülte yollarında Hadislerin sıhhat durumunu tartışıyor. Çünkü o mutlu ..

    İmam Buhari gece uykudan uyanır, lambasını yakar, hatırına gelen faydalı bir şeyi yazardı. Hatta bir gecede yaklaşık yirmi defa kalktığı olurdu. İlahiyat 1. Sınıf öğrencisi Mert sabah namazına kalkmadığı halde hadis tenkiti yapıyor. Çünkü o aşırı mutlu.

    İlahiyat 4. Sınıf öğrencisi günlük 10 sayfa okumadığı halde, İbn Cerir 40 yıl boyunca her gün 80 sayfa yazdı. Ama İbni Cerir bir ilahiyat öğrencisi kadar cüretkar değildi. Çünkü onun Google ve ahkam keseceği sosyal medya hesapları yoktu.

    Mezhep İmamı olan İmam Mâlik’e kırk soru sorulmuş¸ otuz altı tanesine ‘’Bilmiyorum’ cevabını verdiği halde, ilahiyat ikinci sınıf talebesinin altından kalkamadığı mesele yok. Demek o yüzden mezhep beğendiremiyoruz.

    İslam’da 14 asırdır anlaşılmak için ilahiyat
    fakültelerinde zuhur edecek 20’li yaşlardaki Kuranı yüzünden okuyamayan bu müceddidleri bekliyordu zaten….

    Alıntı…

  2. mustafa dedi ki:

    Allah razı olsun çok istifade ettik yazınız dan teşekkür ederim

  3. kuloğlu dedi ki:

    üstte belirtilen yorumların tamamını okudum. Sema hanımın yeterliliği ve ” Kuran Müslümanlığı” diye adlandırılan olgu üzerine herkes fikir beyan etmiş. Yorumcuların hepsinin iyi niyeti açık olmakla beraber Sema hanımın neden böylebir konuya ( bazı arkadaşların gereksiz bulması ve Sema hanımın yetersizliği vb) girdiği anlaşılamamış. Sema hanımın bu konuya giriyor olmasının sebebi kendisinin anlatmaya çalıştığı aile kurumu için birçok referansını Efendimiz (a.s.m) dan alması ve hadisleri değersiz gören- hafife alan- hatta daha ileri inkar eden bir grubun İslami çevre kisvesi altında konuşuyor, yazıyor olması ve bu grubun ifadelerinin feminist islam gibi komik denebilecek bir anlayışa yol vermesidir. Yazar referans aldığı insanın hayatını ve hadislerini savunurken aslında bir manada kendi eserlerini savunmuş oluyor. Bu hakkı da kimse kimseden esirgeyemez.
    Efendimiz (a.s.m) hadislerinin sahih olması veya gerekliliği , bu zamana kadar sağlam gelmiş olma ihtimali gibi hususlara gelince ; bir nebinin sunnetini ve hadislerini kabul etme meselesini şöyle anlıyorum.

    1-Efendimizden öncede binlerce peygamber geldi ve bunların 3 tanesi hariç kitab verilmedi. Doğru olarak sadece kalemle kayıt altına alınış vahyi referans alırsak kitabı olmayan bir nebinin vefatından 1 saniye sonra ona inanan muminlerin hali nice olur??? Neye inanacaklar ? hadi o nebinin sözlerini kendisinden duyanlar gereken yaptı. Bir sonraki nesil ne yapacak? o nebinin sünneti denilen hayat yolculuğu ve sözleri olmazsa neye göre yaşayacaklar?

    2-Meselelerin yada bir hadisin Kurana bakılıp değerlendirilmesi hususuna gelince , insan aklının değerlendirme vasıtası olarak tek merci şeklinde ele alınması ne kadar aklidir? İnsan aklını bütün değerlendirmelerin mihenk taşı yapmak ne kadar doğrudur? Öyleki biz çok şey zannettiğimiz fiziki alemin bile %3 ünü algılayabiliyoruz. Kuran daki bütün manaların okuyan herkese açık olduğunu düşünmek biraz safdillik değil mi? insanın aklını putlaştırması tehlikeli bir yol değil mi? Aklın insanı Allah a götüren vasıtalardan biri olduğunda şüphe yoktur fakat en yuksek deha sahibi filozoflar bile vahiy olmadan Allahın varlığı ve birliği hususundan daha öteye gidememişlerdir. Düşünün ki zeka katsayısı normal bir insanı 2 ye katlayacak insan Stephan Hawking denen deha ateizmin çukurlarında debeleniyor? Ayrıca bu konuda “onu sana biz açıklayacağız. ” (Kıyamet ,19) diyerek Kuranın anlaşılması için Efendimize teminat verilmemiş mi? Yok eğer Kuranı dikkatli , güzel bir niyetle okuyan insanların hepsi anlayacaksa Kitaplarla beraber Resuller neden gönderilmiştir? Mesela bir melek halk içinde önde görünen birine tebliğ edip gitse olmaz mıydı? Yahut gökyüzüne belli bir süre yazılıp silinseydi. Çok şey söylenebilir fakat kısa kesiyorum.
    Kusur ettiysem affediniz.

    Sema hanıma özel not;
    Allah bu yaptığınız hizmetlerden ötürü bu dünya ve diğer dünyada sizi mesut etsin ve sevdiklerinden ayırmasın diyor, tekrar teşekkur ediyorum.

  4. mustafa fırat dedi ki:

    ben sosyoloji öğrencisiyim yaşadığım bazı olaylar beni aile sosyolojisi alanına yöneltti ve bu bağlamda sema hoccamızın bir kaç kitabını okudum ve nasıl bir yol izlemem gerektiğini daha iyi gördüm bugün haber türkte türkiyenin nabzı programını seyrettim konu “AİLENİN SONU” kanalı ilk açtığımda gözüme ilk çarpan şey iki tane başörtülü ablamız dı ben ne güzel bu ablalarımız aile hakkında islami açıklamalar yapar diye düşünürken hiç beklemediğim birşey oldu başörtülü “BAYAN” lardan biri nisa 34. ayeti değiştirerek okudu ve orda ki buyrukları çarpıttı ve iki başörtülü bayanda “KADIN VE ERKEĞİN EŞİT OLDUĞUNU”iddia ettiler ancak süslü püslü islamla alakaları olmadığını düşündüğüm birkaç kişi ise tam tersini kadın ve erkeğin doğuştan eşit olmadığını iddia ettiler malesef ben daha fazla dayanamadım ve kanalı değiştirdim. ve şu anda kendime soruyorum ” nasıl olurda müslüman görünümlü bir kişi hem ayeti inkar edip hemde fıtrata aykırı konuşabilir”

    • ZEYNEP dedi ki:

      NİYETİM SİZİ KINAMAK YADA İNCİTMEK DEĞİL..HADDİME DE DÜŞMEZ ZATEN..ANCAK ASIL HATA İNSANLARI KAPALI-AÇIK-SÜSLÜ PÜSLÜ DİYE GÖRÜNÜŞE GÖRE DEĞERLENDİREREK İMANLARINI SORGULAMAK.ŞAHSEN BEN,BEN MÜKEMMEL MÜSLÜMANIM DİYE ORTADA DOLAŞANLARDAN ÇOK MALESEF DİNİMİN GEREKLERİNİ HER ZAMAN UYGULAYAMADIĞIMIN FARKINDAYIM DİYEN DÜRÜST İNSANLARA DAHA ÇOK SAYGI DUYUYORUM..

      • mustafa FIRAT dedi ki:

        BEN KİMSEYİ AÇIK YADA KAPALI SÜSLÜ YADA SÜSSÜZ DİYE DEĞERLENDİRMİYORUM. BU DEĞERLENDİRMEYİ YÜCE ALLAH YAPIYOR. VE KURANDA AYETLER VAR. EĞER BU HATA İSE ÇIKIŞ NOKTASINA BAKMAK LAZIM. AYRICA BEN GİYİNİŞİNE GÖRE KİMSEYİ YARGILAMADIM DA AÇIK OLAMAK KESİNLİKLE YÜCE RABBİMİZ TARAFINDAN YASAKLANMIŞTIR. BEN BİR MÜSLÜMAN GÖZÜYLE BAKTIM. ASIL MESELEYE GELİNCE BEN ŞUNU DA ANLADIM MEVLANA NIN DEDİĞİ GİBİ “NE İNSANLAR GÖRDÜM ÜSTÜNDE ELBİSE YOK NE ELBİSELER GÖRDÜM İÇİNDE İNSAN YOK ( mevlana farklı bi açıdan söylemişti ama bu konuyada uyarlanabilir)” YANİ İNSANLARIN BİR ÇOĞU GİYDİĞİ TESETTÜRÜN HAKKINI VERMİYOR TABİRİ CAİZ İSE SÜSLERİNİ ÖRTÜLERİYLE GİZLEMİYORLAR ÖRTÜLERİNİ SÜSLENMEK İÇİN GİYİNİYORLAR.

  5. amelia dedi ki:

    Günümuzun en tehlikeli meselesi kadın istihdamını artırma”kadın istihdamını artırma”=erkek istihdamını azaltmaktır.
    =işsizliktir=terördur=ailenin e toplumun intiharıdır=kısacası toplumsal barışa konulacak en sinsi dinamittir….

    • Necmettin dedi ki:

      aynen katılıyorum.
      Istatistikler calışan kadınlarda boşanma oranı 3 kat daha fazla gösteriyor.
      ülkemizde son 10 yılda 1 milyon boşanma vakasının gercekleşmesinin ana etkeni aile düşmanı feminist zihniyetin kadınlarımızı zehirleyip vahşi kapitalizmine hizmet ederek kariyer yapmak ve dışarda calışmanın adeta kutsallaştırılmasıdır.

      Bizim ülkede kadınların iş hayatına katılma oranı 30% civarindadır. Batı illerimizde boşanma oranı 30%’lara kadar cıkmış. Avrupada ise iş hayatına katılma oranı 70% civarinda ve boşanma oranları 50%’leri aşarak aile kurumu tükenmiştir.

      Dünyanın her köşesinde bu basit denklem gecerli:
      Yüksek kadın istihdamı = yüksek boşanma oranı = ailenin yok olması = doğum oranının hızla düşmesi = nüfus ve toplumsal felaket = herkesin mutsuzluğu.

      Sonuc: Kadını sıcak yuvasından uzaklaştırırsak yakın zaman icinde toplumca yok olacağız!
      ülkesini ve milletini ve tabii kendi ailesini seven kadın istihdamının artmasına karşı cıksın!

      • alieren dedi ki:

        10 yıl önce ülkemizde kadın istihdamı % 13 idi şimdi ise % 30 geçmiştir.yani % 100 den fazla artmıştır. 10 yıl önce zina türk ceza kanununda suçtu .şimdi ise boşanma sebebi olarak bile gösterildiğinde hakimler bikereden bir şey olmaz diyorlar. 10 yıl önce medeni kanunda ailenin reisi erkektir ifadesi vardı. ya şimdi ? 10 yıl önce lezbiyen ve gaylerin dernek kurma ve bar açma hakkı yoktu. şimdi ise ortalık bunların derneklerinden ve barlarından geçilmiyor.

        valla ben bir 10 yıl sonrasını düşünmekten korkuyorum. allah(cc) bu ümmeti firavunlardan korusun.

        • Gulbeyaz dedi ki:

          Dogru anlayalim,zina kadin icin suc,erkek icin suc degildi.suanda ikisi icinde suc degil AMA ikisi icinde bosanma sebebi, agir kusur olarak kabul ediliyor.

          • ahmed dedi ki:

            glbeyaz hanım zina kadın ve erkek için de suçtu. Anayasa mahkemesi önce erkek zinasını sonra kadın zinasını kaldırdı. akparti döneminde kadın ve erkek zinası da suç değildi. yTCK da bunu suç haline getirmeye çalıştı akparti ama gücü yetmedi.

        • ahmed dedi ki:

          alieren bey 1. on yıl önce zina suç değildi. 98 yıllarında anayasa mahkemesi tarafından tck dan çıkarılmıştı. 2004 de tekrar akparti tarafından getirilmek istendi ama cumhurbaşkanı sezer tarafından engellendi ve getirilemedi. yani akparti zina suçuçunu kaldırmadı, aksine suç haline getirmeye çalıştı ama getiremedi. 2.gay lezbiyen dernekleri diye birşey yok ilgili mk hükmünce ahlaka aykırı dernek kurulamaz. ancak bunlar hukuk düzeninin tanımadığı yollardan ya da paravan örgütlerden bu işi yapabilirler. yanlış propaganda mağduru olmayalım lütfen.

          • alieren dedi ki:

            ahmet bey 1. on yıl önce zina suçtu. erkeğin değil ama kadınınki suçtu. 2003’te ak parti tarafından kadın erkek eşitliği amacıyla kadınınkide suç olmaktan çıkartıldı.ve yine aynı yıl otellerde evlilik cüzdanı sorulma zorunluluğu kaldırıldı.2. gay ve lezbiyen dernekleri diye birşey var.inanmıyorsan google’a gir LGBTT yaz öğrenirsin.ayrıca ak partiye zamanında bende oy verdim.ama ona oy vermiş olmamız yaptığı yanlışları görmemize engel olmamalı.

          • hasan dedi ki:

            yahu ben hukukçuyum, zinanın tck dan nasıl kaldırıldığını derste dinledim. tck da erkek ve kadın zinası ayrı düzenlenmişti. kadın zinasında zina suç unsurunun tamamlanması için yeterli sebepken erkek zinasında nitelikli haller (bir kaç kere işleme, aile konutunda işleme, evli olmadan evli gibi yaşama vs gibi) aranıyordu. Anayasa Mahkemesi bunun eşitliğe aykırı olduğunu ileri sürerek erkek zinasını meclisin tekrar düzenlemesi için iptal etti. Ancak meclis erkek zinasını tekrar düzenlemeyince bu sefer zina erkek için suç olmaktan çıktı kadın için suç olmaya devam etti. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi bu durumun da eşitliğe aykırı olduğunu söyleyip kadın zinası hakkındaki hükümleri de iptal etti. Böylece zina TCK kapsamında suç olmaktan çıktı. bu olaylar 98 senesinde oldu bitti. Akparti iktidara geldiğinde zaten zina suçu yoktu. Ancak buna rağmen 2005 senesinde yeni TCK yapılırken Akparti zinayı suç olarak kanuna sokmaya çalıştı ancak hem o zamanki AB baskısı hem de Cumhurbaşkanı Sezer’in veto edeceği hem de zina suç olsa dahi AYM tekrar iptal edeceği hem de o zamanki darbe korkusu yüzünden kanun tasarısına zinayı sokmayı başaramadı. Akparti hiçbir zaman zina suçunu kaldırmış değildir. hele 2003te böyle bir durum mümkün değil yeni TCK 2005te geçti. Akpartinin zinayı suç olmaktan çıkardığı iddiası kara propaganda eseridir ve gülünçtür.

          • hasan dedi ki:

            lgbtt dernek değildir. olması da mümkün değildir. Meseni Kanunun dernekler hakkındaki hükümlerini daha yeni işledik. ahlaka aykırı dernek kurulamaz sadece dernek değil hiçbir tüzel kişilik ahlaka, adaba, kanuna, hukuk düzenine aykırı olamaz. eğer sözkonusu lgbtt ise zannımca iki ihtimal var 1) paravan bir tüzel kişilik bümyesinde hareket ediyor olabilirler. 2) herhangi bir tüzel kişilik olmadan hareket eden bir grup olabilirler.muhtemelen ikincisidir. ayrıca internette baktığım kadarıyla lgbtt nin dernek olduğuna dair bir şeye rastlamadım. siz rastlarsanız rastladığınız yerden bir link atın, biz de görelim. muhtemelen lgbtt hem bazı paravan derneklerden destek alan, hem de herhangi bir tüzel kişilik bünyesinde olmayıp bağımsız hareket eden marksist, komünist, feminist, pkklı, bir takım tabana sahip bir gayriahlaki oluşumdur. ama iki iki dört eder şekilde açık birşey varki o da lgbtt dernek değildir. siz eleştirinizi Akparti neden bunların dernek kurmasına izin veriyor diye değilde neden bu tür ahlaksızlıkları cezaya bağlayıp yasaklamıyor şeklinde yapmalısınız. böylece hakperest olmuş olursunuz.

          • .:. dedi ki:

            Hasan bey,

            Paylasımınız ve bilgilendirmeniz için tesekkurler.

            Soyledikleriniz cok ilginc. Bunca yasa gecti ancak neden bu konuda düzenlenme yapılmiyor sizce? Suan Sayın Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaskanı degil. O donemlerde red edilen bir cok yasa meclisten gecti. 2B yasası dahi hatta Meshur siddet yasasi da. Bu konularda meclisteki diger siyasi partilerde birsey yapmıyor. Boyle bir yasayı Turk halkına göre meclisten gecirmeleri için ne yapmalılar sizce? Belli bir oy oranı ve cogunluk mu gereklidir?.

          • hasan dedi ki:

            .:. bey veya hanım teşekkür ederim. Evet benim de karşı çıktığım, yanlış bulduğum bir çok kanuni düzenleme yapıldı. Aslında kanuni düzenlemeler için nitelikli çoğunluk aranmıyor. Ancak toplumun ve siyasetin kendi iç dengesi engel oluyor. Daha önemli işlerin olduğu düşünülüyor olmalı. Eleştirmek yanlış değil ancak hiç olmayan bir şeyle eleştirmek yanlış. Kara propagandaya kurban gitmemek lazım.

  6. öznur dedi ki:

    ” ……ALLAH SANA KİTABI VE HİKMETİ İNDİRDİ .VE BUNUNLA SANA BİLMEDİĞİN ŞEYLERİ ÖĞRETTİ. ALLAH IN SENİN ÜZERİNDEKİ FAZLU KEREMİ ÇOK BÜYÜKTÜR. [ NİSA:113 ] ” NİTEKİM KENDİ İÇİNİZDEN SİZE AYETLERİMİZİ OKUYAN ,SİZİ ARINDIRAN , SİZE KİTABI HİKMETİ VE BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ ÖĞRETEN BİR RESUL GÖNDERDİK.[BAKARA:151] “ONLARA ,GELİN ALLAH IN İNDİRDİĞİ KİTABA VE PEYGAMBERE UYUN DENİLDİĞİNDE, “ATALARIMIZIN ÜZERİNDE BULUNDUĞU YOL BİZE YETER” DERLER. YA ATALARI BİRŞEY BİMEYEN VE DOĞRU YOLDA OLMAYAN KİMSELER İDİYSELSER.” [MAİDE:104] Unutmamalı ki “Kuran ve Sünnet”in insanları tek bir yola davet ettiği Rasulullah S.A.V.in :”Bu ümmet 73 parçaya bölünecek” biri hak yetmiş ikisinin batıl ve cehennemlik olacaktır” hadisi ve en önemlisi,unutulmamalı kurtulan toplum” Kuran ve Sünnet çizgisinde bulunan toplum olduğudur. Rabbim bizleride kurtulanlardan eylesin. SEMA HANIM Allah sizden razı olsun. İnsanları uyandırmaya çağırıyorsunuz.ALLAH ilminizi gayretinizi artırsın.

  7. oerkus dedi ki:

    S.a,

    ALLAH razi olsun sizden Sema Hanim, ALLAH cc bizleri Kuran ve sünneti resulden ayirmasin.

    dua ile

  8. hüzün dedi ki:

    peygambere itaat , onun ahlakına yani sünnetine itaat demektir.
    ‘ben sadece bana vahy edilene uyarım’ ahkaf 9. bu ayete dayanarak diyorum ki ; peygamber ‘sosyal hayat’ (dini) konularda kur’an dışında hiç bir kaynağa başvurmamıştır.
    Hz Muhammed-in kur’ana dayanarak yaptığı yorumlar ve içtihadların diğer adı hadistir. kur’ana dayanarak yorum yapan bir peygamber kur’ana zıt şeyler söyler mi? hayır. o zaman kur’ana uymayan , hatta zıt olan sözlere hadis diyebilir miyiz? hayır. bu cümlelerimizi eksik okuyan insanlar bizi hadis inkarcısı kabul ederler. bu bize iftiradır. ikinci olarak her altında ‘hadis’ yazılı sözü peygambere isnad etmediğimiz için ‘peygambere iftiradan’ kurtuluyoruz. kur’an ile sağlamasını yapıyoruz.

    sema hanım hadislerin tedvini ile ilgili bölümde yanılıyor. hadisler peygamber zamanında yazımı yasaklanmıştır. 4 halife döneminde bile hadis yazımı yasaktır. ilk hadis kitabı muvattadır. yaklaşık peygamberden 2 asır sonra derlenip toparlanmıştır.
    diğer bir noktamızda şudur; altı imam aynı dönemde yaşamamış olup farklı çağların insanlarıdır. sema hanım bunları nasıl olurda aynı çağda değerlendirebilir ?
    bu değerli insanlar hayatlarını hiçe sayarak , insanların ameli doğruluğu için ülke ülke gezmişler kendilerini rahmetle anıyorum , ancak onların topladığı tüm sözlere hadis diyemem. çünkü bunu onların kendileri söylüyor.
    tedvin edilen hadis kitaplarında bile , raviler bile naklettikleri bazı hadisleri şaz kabul etmişlerdir.
    Sema hanım hadis usulune çok yabancısınız. bu yüzden bu tür teknik hatalarınızı doğal karşılıyorum. bunun dışında kalan ‘peygamberi devre dışı bırakma’ hareketine sizinde olduğunuz gibi bende karşıyım.

    • seymen dedi ki:

      “hadisler peygamber zamanında yazımı yasaklanmıştır. ”
      Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bir zamana kadar hadis yazımını yasaklamıştır, hayatının bir döneminden sonra ise serbest bıraakmıştır. Hadislerin kitap haline getirilmesinin iki asır sonra olması, sayfalar halinde yazılı olmadıkları anlamına gelmez.

      • hüzün dedi ki:

        elimizde peygamberin hadis yazımına izin verdiğine dair bir belge yok , dediğiniz sadece bir yorumdur. Çünkü aynı yasağı hz ömer dahi devam ettiriyor. eğer peygamber serbest etseydi hz ömer bunu yasaklar mıydı?bu mümkün müdür?
        hadisler o dönemde zihinsel ezber becerisiyle aktarılırdı.dolaysıyla yazımı olmamıştır. ömer bin abdülazizin ısrarıyla yazılı hale geliyor.

        sevgili peygamberimizi sömürmelerine yine kuran ve sünnetin sayesinde engel olabiliyoruz. her istediklerini peygambere söyletmek isteyenler , hainler ve din simsarlarıdır.

        • seymen dedi ki:

          Hz. Ömer döneminde hadis yazmanın yasak olduğunu iddia etmişsiniz. Peki Hz.Osman Hz.Ali Peygamber (s.a.v.) in koyduğu bir yasağı bozabilir mi veya kim böyle bir yasağı kaldırabilir? Eğer hadis yazılması kesin yasak olsaydı iki yüzyıl sonra da yasak olurdu beşyüzyıl sonra da ve bugünde yasak olurdu? Olmadığına göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in bazı sebeplerden dolayı kendi koyduğu yasağı kendisinin kaldırmış olması akla, mantığa ve Kur-an’ a uygun bir durumdur.

  9. oerkus dedi ki:

    S.a

    ALLAH razi olsun sizden, yine güzel bir yazi olmus Sema hanım. ALLAH cc Kurandan ve efendimizden ayirmasin bizleri. ehliyetsizlik meselesi? Nede güzel ayet lerle yazmissiniz . Siz hakki söylemeye devam eyleyin RABBIMIZ ilminizi cogaltsin.

  10. Abdege dedi ki:

    Sâniyen: O kısım ehl-i dalalet baktılar ki, müçtehidînlerde iş bitmiyor. Onların omuzlarındaki yalnız nazariyat-ı diniyedir. Halbuki bu kısım ehl-i dalalet, zaruriyat-ı diniyeyi terk ve tağyir etmek istiyorlar. “Onlardan daha iyiyiz” deseler, mes’eleleri tamam olmuyor. Çünki müçtehidîn, nazariyata ve kat’î olmayan teferruata karışabilirler. Halbuki bu mezhebsiz ehl-i dalalet, zaruriyat-ı diniyede dahi fikirlerini karıştırmak ve kabil-i tebdil olmayan mesaili tebdil etmek ve kat’î erkân-ı İslâmiyeye karşı gelmek istediklerinden; elbette zaruriyat-ı diniyenin hameleleri ve direkleri olan sahabelere ilişecekler. Heyhat! Değil bunlar gibi insan suretindeki hayvanlar, belki hakikî insanlar ve hakikî insanların en kâmilleri olan evliyanın büyükleri; sahabenin küçüklerine karşı müsavat davasını kazanamadıkları, gayet kat’î bir surette Yirmiyedinci Söz’de isbat edilmiştir.
    Sözler ( 496 )

    Yazınız için çok teşekkür ederiz.

    • seymen dedi ki:

      Rumuz küçük ‘d’ ile olduğu için sizi düşünmemiştik zaten.

      “evliyanın büyükleri; sahabenin küçüklerine karşı müsavat davasını kazanamadıkları”
      Evliyanın büyüklerinin sahabeye karşı bir davası veya iddası mı olmuş ki de böyle yazılmış?

      • seymen dedi ki:

        Yanlışlık olmuş. Üstteki satır Deniz hanımaydı.

        • Abdege dedi ki:

          Bediüzzaman’a sorulan bir soru münasebetiyle bir cevap verilmiştir.

          Dördüncü Sual: Sahabelere karşı iddia-yı rüchan nereden çıkıyor? Kim çıkarıyor? Şu zamanda, bu mes’eleyi medar-ı bahsetmek nedendir? Hem müçtehidîn-i izama karşı müsavat dava etmek neden ileri geliyor?

          Elcevab: Şu mes’eleyi söyleyen iki kısımdır: Bir kısmı, safi ehl-i diyanet ve ehl-i ilimdir ki; bazı ehadîsi(HADİSLERİ) görmüşler, şu zamanda ehl-i takva ve salahatı teşvik ve tergib için öyle mebhaslar açıyorlar. Bu kısma karşı sözümüz yok. Zâten onlar azdırlar, çabuk da intibaha gelirler. Diğer kısım ise gayet müdhiş mağrur insanlardır ki; mezhebsizliklerini, müçtehidîn-i izama müsavat davası altında neşretmek istiyorlar ve dinsizliklerini, sahabeye karşı müsavat davası altında icra etmek istiyorlar. Çünki evvelen: O ehl-i dalalet sefahete girmiş, sefahette tiryaki olmuş; sefahete mani’ olan tekâlif-i Şer’iyeyi yapamıyor. Kendine bir bahane bulmak için der ki: “Şu mesail, içtihadiyedirler. O mesailde, mezhebler birbirine muhalif gidiyor. Hem onlar da bizim gibi insanlardır, hata edebilirler. Öyle ise biz de onlar gibi içtihad ederiz, istediğimiz gibi ibadetimizi yaparız. Onlara tâbi’ olmaya ne mecburiyetimiz var?” İşte bu bedbahtlar, bu desise-i şeytaniye ile, başlarını mezahibin zincirinden çıkarıyorlar. Bunların şu davaları ne kadar çürük, ne kadar esassız olduğu Yirmiyedinci Söz’de kat’î bir surette gösterildiğinden ona havale ederiz.

          Sâniyen: O kısım ehl-i dalalet baktılar ki, müçtehidînlerde iş bitmiyor. Onların omuzlarındaki yalnız nazariyat-ı diniyedir. Halbuki bu kısım ehl-i dalalet, zaruriyat-ı diniyeyi terk ve tağyir etmek istiyorlar. “Onlardan daha iyiyiz” deseler, mes’eleleri tamam olmuyor. Çünki müçtehidîn, nazariyata ve kat’î olmayan teferruata karışabilirler. Halbuki bu mezhebsiz ehl-i dalalet, zaruriyat-ı diniyede dahi fikirlerini karıştırmak ve kabil-i tebdil olmayan mesaili tebdil etmek ve kat’î erkân-ı İslâmiyeye karşı gelmek istediklerinden; elbette zaruriyat-ı diniyenin hameleleri ve direkleri olan sahabelere ilişecekler. Heyhat! Değil bunlar gibi insan suretindeki hayvanlar, belki hakikî insanlar ve hakikî insanların en kâmilleri olan evliyanın büyükleri; sahabenin küçüklerine karşı müsavat davasını kazanamadıkları, gayet kat’î bir surette Yirmiyedinci Söz’de isbat edilmiştir.
          Sözler ( 495-496 )

          • seymen dedi ki:

            Anlaşılan ana yazıda geçen marazlar Bediüzzaman zamanında da varmış ve o da gereken cevabı vermiş. Tarih rekerrür ediyor, hep aynı idaalarla bilgisiz insanlar kandırılmaya çalışılıyor. Uyanık olmak lazım vesselam.

        • Abdege dedi ki:

          Sual: Deniliyor ki: Sahabeler Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı gördüler, sonra iman ettiler. Biz ise görmeden iman ettik. Öyle ise, imanımız daha kavîdir. Hem, kuvvet-i imanımıza delalet eden rivayet var?
          Sözler ( 494 )

          İkinci Sual: Diyorlar ki: Ehl-i velayet ve ashab-ı kemalât, dünyayı terketmişler. Hattâ hadîste var ki: “Dünya muhabbeti bütün hataların başıdır.” Halbuki sahabeler dünyaya pek çok girmişler; terk-i dünya değil, belki bir kısım sahabe, o zamanın ehl-i medeniyetinden daha ileri gitmişler. Nasıl oluyor ki, böyle sahabelerin en ednasına, en büyük bir veli kadar kıymeti var, diyorsunuz?
          Sözler ( 494 )

          Üçüncü Sual: Tarîkatlar, hakikatların yollarıdır. Tarîkatların içerisinde en meşhur ve en yüksek ve cadde-i kübra iddia olunan tarîk-ı Nakşbendî hakkında, o tarîkatın kahramanlarından ve imamlarından bazıları esasını böyle tarif etmişler. Demişler ki:

          دَرْ طَرِيقِ نَقْشِبَنْدِى لاَزِمْ آمَدْ چَارْ تَرْكْ
          تَرْكِ دُنْيَا تَرْكِ عُقْبَى تَرْكِ هَسْتِى تَرْكِ تَرْكْ

          Yani, tarîk-ı Nakşîde dört şeyi bırakmak lâzım. Hem dünyayı, hem nefis hesabına âhireti dahi maksud-u hakikî yapmamak, hem vücudunu unutmak, hem ucbe, fahre girmemek için bu terkleri düşünmemektir. Demek hakikî marifetullah ve kemalât-ı insaniye terk-i masiva ile olur?
          Sözler ( 495 )

  11. Deniz dedi ki:

    Sayin site sakinleri!
    “deniz” rumuzlu okuyucu olarak yorum yazmayi biraktim. Mustear bile olsa ayni rumuzu kullanip yorum yazan baska birisi ile karistirilmak istemem.Velev ki yazdiklari yuzdeyuz isabetli bile olsa. Bunu yayinlarsaniz sevinirim.

    • Deniz dedi ki:

      Ilave:
      “Velev ki yuzdeyuz isabetli olsa veya OLMASA ” seklinde olursa dusuncemi daha dogru ifade etmis olurum.

  12. Tarih dedi ki:

    İnsanlara ne kadar güzellikler sunsanız da onlar kendi kapasiteleri kadarını alırlar. Bu yazınızda herkes kendi kapasitesine göre anlayacaktır. Sanal alemdeki ahlaki bozukluğun içine ayet ve hadis kirliliğide çekiliyor. Allah yardımcımız olsun doğru yoldan ayırmasın.

  13. .:. dedi ki:

    TEHLİKELİ YOL

    Sema hanım. Cesur cıkısınız ıcın sizi tebrik ederim. Var olan bir bir konuyu yerinde tespit ettiginizi dusunuyorum. Ayrıca verdiginiz ornekleri de dogru bildiginiz kabul ettiginiz kaynaklardan gostererek vermissiniz bir cok insan da bu kaynakları dogru kabul ediyor ve güveniyor. Gunumuze kadar de gelmistir.

    Ben sizi ehil olmamak ile itham eden kardeslerimize pek katılmıyorum. Yazılan yazıda ben boyle bir sey de farketmedim. Mantık dışı da birşey gormedim. Elestirileri okudugumuz zaman. Bu iddasında olan kardeslerimizin bu yazı içerisinde yanlıs kabul ettikleri kısımları belirtmeleri ve kendi bildikleri dogruları soylemesi gerekir. Bunu gormemiz lazım. Oysa yanlış olan bu sekilde bir tespit henüz yapılmadı. Yazıda Ehil olunmadigi durum ve yanlıs olan kısım neresidir? Belirtiniz..

    O zaman buna verilecek olan Sema hanım tarafınından mutlaka cevap vardır ve o hakkı size vermeliler. Veya bilgisi olan farklı gorusteki yorumcular tarafından mutlaka cevap verilir.

    Aslında Yazının sonunda amacın ne oldugunu da acıklamıştı Sema hanım.

    “Not: Lütfen yorumlarda cemaat, gurup ve hoca adı yazmayınız. Derdimiz kimse ile uğraşmak değildir. Maksadımız Allah resûlünün sünneti seniyesine ve kıymetli sözlerine sahip çıkmaktır.”

    Eleştiri uzerine birbirine benzer iki farklı hikeye:

    http://www.cocukaile.net/erkek-nasil-olmali/#comment-26461

    Sonuc;
    Sakin uzulmeyin, ne yaparsaniz yapin, her zaman sizi kotu olarak elestiren birileri cikacaktir, sizi dinleyecek, anlamaya calisacak, anlayacak birini bulmak gercekten zordur.

    O yuzden kalbinin sesini dinle bazi elestirilere aldirma. Hissettiklerini yasamaya bak.

  14. serçem(27, bayan) dedi ki:

    Sema hanım her zamanki gibi gerekli konulara değindiniz.Hiç korkmayın, canınızı da sıkmasın “ehli değilmişsiniz yok şu yok bu” cümleleri..Siz maksadınızı belirtmişsiniz ve iyi ki yazdınız..Gayette gerekli bir konuya değinmişsiniz..

    Bu makalenin endişesine kapılmış olanlar, okurken yazarın ismi sizi rahatsız ediyorsa görmeyiverin…Makalede bir hata göremedim herşeyi ispatlamış sema hanım, hata varsa onu tartışın, ispatlayın ama siz sema maraşlının bu konuda ehli olmadığına takılıp kalmışsınız..Elinizi vicdanınıza koyun doğru yazmışsa doğru deyin lütfen.

    Asıl mesleği doktor olan bir beyfendiye de zamanında bir sürü kelamlar edilmişti.. Sonra ne oldu? Diyenler de yazdıklarının haklılığını inkar edemediler..doktor diye bir konu hakkında yazı yazarak fikrini beyan edemez mi.. Eğer bir yazarın yazısında hata olduğunu düşünüyorsanız gelin ispat edin, şu kısım hatalı olmuş deyin bizde öğrenelim..

  15. Gulbeyaz dedi ki:

    deniz hanim,
    “Bu sözü Hz. Aişe duyduğu zaman itiraz ederek şöyle demiştir. “Kur’an-ı Hz.Muhammed’e indiren Allah hakkı için, bu hadisi aktaran eksik söylemiştir. Rasululah ancak şöyle buyurdu: “Cahilliyet ehli şöyle derlerdi : Uğursuzluk; kadın, at ve evdedir.”

    İslamiyet’te uğursuzluk yoktur. O hadis-i şerifin aslı da şöyledir:
    (Bir şeyde uğursuzluk olsaydı, atta, kadında veya evde olurdu.) [Buhari, Müslim, Muvatta, İmam-ı Ahmed, Ebu Davud]
    gibi, uğursuzluk var denmiyor, olsaydı deniyor. Atın da, evin de, kadın veya erkeğin de iyisi makbul, kötüsü de elbette kötüdür. Aşağıdaki iki hadis-i şerif de, yukarıdaki hadis-i şerifin açıklaması mahiyetindedir:
    (Evin, hanımın ve atın kötü olması, talihsizliktir. Dar olan ve komşuları kötü olan ev kötüdür. Bindirmeyen at kötüdür. Huysuz kadın kötüdür.) [Taberani]

    (Saliha bir hanım, iyi bir binek, geniş ve rahat ev mutluluğa sebeptir. Huysuz kadın, kötü binek, dar ve sıkıntılı ev de bedbahtliga sebeptir.) [Ebu Davud]”
    (sorularla islamiyet)

    • Gulbeyaz dedi ki:

      “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
      “Biriniz sütresiz olarak namaz kılarsa (önünden geçtiği takdirde) şunlar namazı bozar: Eşek, domuz, Yahudi, Mecûsi, kadın… Namazın bozulmaması için onun önünden, bunların bir taş atımlık uzaktan geçmesi kifâyet eder.”

      Açıklama:

      Yukarıda namaz kılanın önünden bazı nesnelerin geçmesi halinde namazın bozulup bozulmayacağı meselesine temas edilmektedir. Bu hususta rivayet çoktur.

      İmam Malik, Ebu Hanife, Şafii (ra) ve Cumhur: “Bu sayılanlardan veya başka şeylerden hiç birinin geçmesiyle namaz bozulmaz.” demişlerdir. Bunlar bozulacağını ifade eden hadisleri: “Buradaki bozulmadan murad “noksanlık”tır, zira bunlar önden geçmekle namaz kılanın kalbini meşgul eder.” diye söylerler. Hakiki bozulmanın kastedilmediğini ifade ederler.
      (Ibrahim canan)

      “Hem, her zaif veya mevzû hadisin manâsı yanlıştır demek değildir. Belki an’aneli senet ile hadîsiyeti katî değildir demektir. Yoksa mânâsı hak ve hakikat olabilir”( bediuzzaman)

      • Gulbeyaz dedi ki:

        Bu konuda en buyuk hedef tahtasi maalesef, efendimiz sav in en cok sevdigi ve en cok hadis nakleden degerli sahabe ebu hureyre hz leri olmusdur.bu acidan Ibrahim canan hocanin yine kitabinda alintiladigi isabetli bir tesbit var.
        “Ebu Hureyre, asırlar boyunca tetkik ve tenkit konusu olmuştur. Gerek Doğu dünyasında gerek Bati dünyasında Ebû Hureyre hakkında ileri geri konuşulmuştur. Bunun sebebi, keyif ve arzulara karsı gelen dine yönelik hile ve tuzakları sonuçsuz bırakan bir kısım hadislerinden kurtulmak istenmesidir. Bu hücumlar ya yalan ve zayıf rivâyetlere, ya da bazi sahîh hadislere dayanır. Fakat bu tür sahîh hadisleri de doğru-dürüst anlayamazlar, bu yüzden de kendi arzuları doğrultusunda yanlış yorumlara başvururlar (Muhammed Ebû Zehv, a.g.e., 153; el-Hâkim en-Nisâbûrî, a.g.e., III, 5 1 3).”

  16. Talip İçöz dedi ki:

    Saygıdeğer Sema hanımefendi özellikle aile üzerine yazdığınız yazıları mümkün mertebe takip ediyor ve takdir ediyorum. Yanlız burdaki birkaç arkadaşın da değindiği gibi ben de sizin ehli olmadığınız bir konuda yazı yazmanıza üzüldüm, Hele hadislerin sıhhatiyle alakalı üzerinde otoritelerince bir çok sözün söylendiği ve yine son sözün de otoritelere ait olduğu bir konuda sizden böyle bir yazıyı beklemiyordum. Acizane kardeşiniz olarak uyarmak isterim ki, bu tür yazılar sizi yıpratır ve insanların gereksiz yere sizi meşgul etmesiyle de değerli vakitlerinizi heba eder. Selam ve dua ile…

    • alieren dedi ki:

      işinise gelmeyen şeyleri duyunca hemen ehilsizlikle suçla itibarsızlaştır.yahu dini otoriteler kim?din hakkında sadece bunlar mı konuşabilir?sema hanımın liyakatine kim nasıl karar verir.yazdıklarını beğenmezsen okumazsın olur biter. hiç kimse göz zinası günah değildir! diyen yaşar nuriyi eleştirmiyor. kadınlar çıplak namaz kılabilir diyen zekeriya beyazı ehilsizlikle suçlamıyor.dediğim gibi işinize gelen şeyler olduğu zaman suspus ol ama işinize gelmeyen görüşler olduğu zaman hemen susturmaya kalk.

      • Talip İçöz dedi ki:

        Ali eren kardeşim suizanla dolu yazına cevap sadedinde değil bu yazım. Sadece kardeşin olarak uyarmak için: Sema hanımefendiyi çok sevdiğimizden ötürü yaptığımız uyarının maksadı olmayan taraflara çekilmesi bir kul hakkıdır. Lütfen siz de ithamlarınıza dikkat edin..

  17. deniz dedi ki:

    Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır.

    Müslim, Salat 265; Tirmizi Salat 253/338; Ebu Davud, Salat 110/720

    Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.

    Ebu Davud, Tıb 24/3922; Müslim, Selam 34/115; Buhari, Nikah, 17/4805

    Öncelikle Sema Hanım sizden ehli olmadığınız bir konuda yazı beklemiyordum. Okuyunca size en basit iki hadis örneği göstereyim dedim. Peygamber Efendimiz’de Rabbimizin dediği gibi bizler için güzel örnekler vardır. Güzel hasletleri barındıran bir elçi gönderdi Allah bize, örnek almamız için. Gördüğümüz bir hadisin uydurma olup olmadığını araştırmadan, Kur’ana sunmadan, akletmeden bilemeyiz, buna karar veremeyiz. Gördüğümüz her şeyin doğru olma olasılığı yok, kaldı ki etraf fitne kaynıyor, hepsi imtihan tabi. Layıkıyla Allah’a iman eden müslüman Allah’ın velisidir, dostudur, Kur’an böyle der. ‘Şu Allah’ın velisiymiş e o zaman doğru der, doğrudur’ mantığı yanlıştır. Bunu diyemeyiz, bilemeyiz tek bilecek Allah’tır. Hareketlerinden çıkarımlarda bulunuruz. Kaldı ki her din adamıyım diyen doğru mu? Etrafta bir sürü yanlış adam, din adamı kaynamıyor mu?
    Kur’an akleden kalp der, Hacc suresi 46. ayet-i Kerimede. Neden akleden kalp, düşünmez misiniz?

    Her doğru mü’min Allah’ın dostudur. Araştırıcı olmalıyız, Kur’anı anlamak için çabalamalıyız.
    Misal İmam-ı Gazali benim sözlerimi Kur’ana sunun, denk düşmezse o söz benim değildir demiştir, aynen Peygamberimiz gibi.
    Kur’anı en iyi anlamak için çabalamalıyız, Kur’anı anlayan Rasulünü, Rasüllerini anlar. Doğruyu, yanlışı anlar. Sevgiler.

    • deniz dedi ki:

      ‘Kendi içlerinden, onlara âyetlerini okuyan, onları (fena huy ve günahlardan) temizleyen ve onlara Kitab’ı, hikmeti öğreten bir Resûl gönderdi’ Rasulullah bizim için örnekti, hakkıyla din adamı olmak kolay iş değildir, hakkıyla din adamı olan, Kur’anı anlayan, Peygamberi anlayan her din adamı bizlere örnektir.

      • seymen dedi ki:

        İhtilaflı meseleler azdır, ittikaf edilen meseleler çok. İttifak edilmeyen konularda farklı söz söyleyenlerden hangisine itibar edeceğiz, hangisine uyacağız? Tabi ki Kur-an’a uygun yaşayan, büyük çoğunluk tarafından üzerinde ittifak edilen konularda tavizsiz yaşayan, takvalı, Kur-an’ın tabiriyle ‘zikir ehli’ olan kişilere itibar etmemiz gerekiyor.
        ‘Belli bir dönem kanal kanal gezen’, sonralarında ise kadından kadına gezinen, takva ile uzaktan yakından alakası olmayan kişilere itibar edecek halimiz yok, öyle değil mi?

        • deniz dedi ki:

          Bir kişi Kur’an ile meşgul diye o kişiyi mükemmel adlandıramayız, her dediğini kabul edemeyiz. Allah bize akıl verdiyse muhakkak kullanmamız gerekir öyle değil mi? İşin ehli insanları takip ederiz, sonuçta bizim hüküm vermeye hakkımız yok, şeriat ile yönetilirken bilirsiniz şeyhülislamlarımız vardı, lakin aklımızı da Kur’an istikametinde kullanmamız gerekir, ÇÜNKÜ tek yanılmayacak olan Allah’tır, kul ilim sahibi dahi olsa yanlışları bulunabilir, kalple ve akılla tartmak gerekir…
          “–Kadın isabet etti, Ömer yanıldı.” Hz.Ömer bizim güzel halifelerimizdendir ama burada kadın kendi hakkını savunmuştur, halifemiz de yanıldığını beyan etmiştir. Yanılma payı, yanlış vs. tek Rabbimizde yoktur.
          Kur’anı sorgulayamayız, sahih olduğunu Kur’ana sunup ve doğru netice aldığımız hadisleri de sorgulayamayız. Misal namazın şeklinden bahsedilmiş, doğru hoca ve güvenilir tefsir-mealler neticesinde doğru bilgi ediniriz. Her bilgiyi doğru kabul edemeyiz, bir şeyin doğru olması için şartlar vardır… Allah’ın bize verdiği akıl ni’metinden de dosdoğru faydalanabilmek temennisiyle…

          • seymen dedi ki:

            Tabi ki akıldan da faydalanmalıyız. Kendi aklımıza çok güvenmeden, sadece kendi aklımızla yetinmeden, ilmiyle amil olanların aklına da müraacat etmemiz ve ona göre bir yol tutmamız gerekir diye düşünüyorum. Benim ölçüm bilmekten ziyade yaşamak, yani akıl (veya örnek) alacağım kişinin Kur’an ile meşgul olmasından ziyade Kur-an’a göre yaşaması önemli.

            Not: Hayatındaki kazıklardan birini ‘hafız’ olduğu söylenen birinden yemiş birisi olarak tecrübeme göre yazıyorum. Hafız olan kişi cemaat mensubu değildi ama onu tanıştıran kişi cemaat mensubu biri idi. Kısaca ‘ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ diyorum.

          • seymen dedi ki:

            Bu hadis kitaplarını yazanlar hem Kur-a’nı tamamiyle bilen, nuzul sebeplerini ve İslam tarihini onbinlerce hadisi ezbere bilen kişiler. Onların zaten Kur-an’a sunmadıkları bir hadisi kitaplarına almaları mümkün değil. Bununla birlikte istisnai hataları olamaz mı olabilir. Böyle bir hata olduğunu düşünen birinin kendi kafasına göre açıklama yapması uygun düşmez. Bu konu erbabına götürülmelidir ve o konuda iddaa edilen argümanlarda bir icma oluşur ise bu açıklanmalıdır.

            Bir adam hiçbir dayanağı olmadan sadece kendi aklına yatmadığı veya nefsine uymadığı için Kütübü Sittedeki hadislerin neredeyse yarısını ikar etmeye kalkarsa, bu o adamın aklının eksikliğine delalet eder.

    • alieren dedi ki:

      namazı bozan şeyler kara köpek, eşek ,domuz ve kadındır. bu hadisin kurana aykırı olan nesi var? bir erkek namaz kılarken namazı değilse kadınları düşünürse ve etrafındaki kadınlara bakarsa o namaz bozulmaz mı?

      uğursuzluk üç şeyde vardır. kadında,evde ve atta. bu hadisde çarpıltırmaktadır. burda peygamberimiz erkeklere öğüt vermektedir. uğursuzluk kelimesi eş seçerken erkeklerin özenli olmasına dikkat çekmektedir. aslında bu hadisin bügün ne kadar önemli olduğunu görmekteyiz. kadın var insanı vezir eder kadın var insanı rezil eder değil mi ?

      sema hanımdan ehli olmadığı konularda yazı beklemediğinizi söylemişsiniz.siz sema hanımın bu konuda ehil olmadığını nerden biliyorsunuz. bu kanaate nasıl sahip oluyorsunuz. bence sizi sema hanımı yazdığı ve gösterdiği gerçeklerden rahatsız oluyorsunuz.

      sema hanımdan allah[cc] razı olsun. yukarıdada görüldüğü gibi sahih hadislerin nasıl çarpıltıldığı ve gerçek dışı gösterilmek istendiğine dair aydınlatıcı bir yazı olmuş. bizim toplumumuzun sema hanım gibi kadınlara çok ihtiyacı var .

      • deniz dedi ki:

        Namazı bozan şeyleri iyi bildiğinize emin misiniz? O zaman sizin yaklaşımınızla şöyle de diyebiliriz; bağırsaklarımızda dışkı vardır, abdestimiz dolayısıyla namazımız da olmaz? Yanlış.

        İnsanda nefs diye bir şey olduğuna göre kafasına karmaşık, yanlış duyguların, düşüncelerin gelmesi normaldir, bunları savamamak normal değildir, Allah bizi nasıl yarattığını bilmiyor mu (haşa) namaz nefsin, şeytanın verdiği vesveselerle bozulsun? İlla düşünmeli, illa düşünmeli.

        Hadis vs gibi mevzular birkaç sene okumak ile erbabı olunacak konular değildir. Ben Sema Hanımın şahsına laf etmedim, etmem de. Sema Hanım güzel bir şahsiyet, bu konudaki yaklaşımını beğenmedim, olamaz mı? Saygı çerçevesinde eksik, yanlış görülen konular söylenebilir, söylenmeli, yoksa her insan kendini tekrar etmez mi?

        Evin, atın, kadının neresinde uğursuzluk? Allah’ınızın aşkına! Rasulullah böyle demez.
        Doğru müslüman olamayan her kişi yanlıştır, yanlışlar getirir. Ben Allah’a uymazsam yanlış olurum, sizde Allah’a uymazsanız yanlış olursunuz, hani cinsiyet farkı? Göremedim!

        Allah’ın izniyle kadınları sokulan o kötü cahiliyye devrinden, kadınlara verilen o değersizlikten kurtarmaya çalışmıştır Allah Rasulü. Bu hal, bu hadise uymaz. Düşünelim.

        • alieren dedi ki:

          madem erkeklerin namaz kılarken kadınları düşünmesi ve onlara bakması namazı bozmaz. o halde neden erkekler kadınlarla yan yana veye önlü arkalı namaz kılmıyorlar acaba?hiç camiye gittinizmi bilmem eğer gitmişseniz namazınızı kapalı bir kafes içerisinde kılmışsınızdır herhalde değil mi?

          ha! şunu derseniz aslinda islamda kadınlarla erkeklerin ayrı ayrı namaz kılması diye bir şey yoktur. bu durum kadın düşmanları tarafından islama sokulmuştur diye bak valla ben onu bilmem.

          cahiliye döneminde kadınların ve erkeklerin yan yana çıplak olarak kabede putların önünde ayin yaptıklarını biliyorsunuzdur inşallah!evet islam kadınları bu değersizlikten kurtarmıştır.ama onlara özgürlük vererek değil onları ilahi nizama sokarak değerleştirmiştir.

          islamı olduğu gibi kabul etmeyip ayetleri görmezden gelip hadisleri inkar ederek onu kendi yaşam tarzlarına ve zihniyetlerine uygun haline getirmeye çalışanlar sonsuz ehil sahibi ve müslüman kadınların medar-ı iftiharı sema maraşlı hanımefendinin dediği gibi TEHLİKELİ YOLDADIRLAR.

          • seymen dedi ki:

            Sayın Alieren bey ‘sonsuz ehil sahibi’ sözününü aşırıya kaçmak olarak yorumluyorum.

  18. ATİLLA TOPAKTAŞ dedi ki:

    Yazınız genel hatlarıyla itiraz edilecek bir yazı değil fakat bu kadar derinlikli bir konuyu bu kadar yüzeysel ve burada ele almanızı doğru bulmuyorum . Yazı biraz tepkisel gibi geldi bana , bu konuları meraklıları daha derin şekilde bir kaç yerden bakarak araştırmaları gerekir

  19. Selaattin UMAr dedi ki:

    Hadisi reddeden insanların derdi Hz. Muhammed’in getirdiği İslam değil. Hadisi devre dışı bırakırsan istediğin gibi at oynatabilirsin. Kulluktan uzak bir yaşantı sürersin.Yaşadığın dini İslam zannedersin.

  20. salih özgür dedi ki:

    bu çok önemli bir konu ,ben bir kitapçı olarak kitap saterken sağlam ve doğru kaynaklardan olmasına çok dikkat ediyorum inş,şuan ben çevremde çok şahit oluyorum ,kuranı keriminden başka kaynak tanımayan sahih hadisleri kabul etmeyen,sünneti önemsemeyen cahil ,nefse ve şeytana uymuş müslüman çok ,bunu nasıl önleriz her mahellede islamı anlatan sahih kaynak oluşan kütüphaneler kurulmaki yanlışın önüne geçilsin …..inş biz bunu yapmaya çalışıyoruz.

  21. mustafa nar dedi ki:

    kitaplarınızı ve yazılarınızı takip ediyorum. çok faydalanıyorum da. ancak lütfen bu mevzulara girmeseniz, birincisi bu konuda ehil değilsiniz, işi ehillerine bırakalım. ikincisi siz hadislerin reddedilmesi iddiadan bahsederek cevap sadedinde yazmışsınız ancak iddiayı tam olarak ortaya koymamışsınız. beş şimdiye kadar hiç kimseyi tanımadım ki, peygamberin örnekiğini inkar etsin, sünneti yok saysın, iddiayı ortaya iyi koymak gerek sonra cevap vermek için ehliyet gerklidir. kusuruma bakmayın, ben de ehil değilim belki sizin yazınıza cevap vermek için ama affedin. sadece kaynaklarda yer alması bir hadisi yüzde yüz sahih yapmaz. Kuran’a da arzetmek gerek ama bunun için kuran bilgisine sahip ehil alimlerimiz yapmalı bu işi. ne siz ne de biz. sürçü lisan etttikse affala….

    • serçem(27, bayan) dedi ki:

      Bence bu mevzulara girmesi çok iyi oldu mustafa bey. Ortalıkta bu konu ile ilgili o kadar çok konuşan var ki, yorumlar da bile mevcut.. Allah razı olsun sema hanımdan..

      Ve kendisinin ehil olmadığını düşünmüşsünüz.. öncelikle kendisi zamanında kuran kursu hocalığı yapmış olduğunu da belirtmişti. Yani kuran bilgisine sahiptir..hadi bunu da geçtim, diyelim ki kuran kursu hocası da değildi, hiçbirşey bilmiyordu.. pardon da araştırma yapıp yanlış bilgileri kaynak göstererek anlatması yanlış mı mustafa bey!. Bu makalesinde yazdıklarından hangisi yanlış… siz hayatınızdan sadece kendi alanızı mı konuşuyorsunuz..yani müslümanım ayet hadis bilgilerine de sahibim ama ben bu işin ehli değilim kardeş ben konuşamam deyip,Susuyor musunuz..susma hakkınızı sadece bilgisizseniz kullanırsınız, insanları yanlış yönlendirmeyeyim diye.. Ve pardon da, ortalıkta ateist ilahiyatçılar da mevcut onlara mı bırakılsın, köşeye çekilelim onlar konuşsunlar..

      siz görmemeişsiniz ama ben tanıştım kuran-ı kerimden başka hiçbir şeyi kabul etmeyen insanlar mevcut.. “Peygamberimin sözlerini ondan bundan geliyor diye tanımlayıp, onlar insandır hata yapabilirler yanlış yazabilirler “diye bazı hadisleri kabul etmeyen birini ben tanıdım.

      Ve son cümle neden bu yazıyı yazmasını özetliyor “Maksadımız Allah resûlünün sünneti seniyesine ve kıymetli sözlerine sahip çıkmaktır.”

      • mustafa nar dedi ki:

        ukalalık yapmak istemiyorum, haddim değil haddimi bilirim, arkadaşlarımla sohbet ederken çoğu konuda fikirlerimi beyan ederim, ama makale yazarak belirli bir kitleye hitap ediyorsam ehil olmadığım hususlara girmem. bu konu da en az yorumlayanlar kadar bilgim olması bu konuda söz söylememi haklı çıkarmaz. kuran dersi vermek kuran hususunda bir kişinin ehil olduğu anlamına gelmez. demişsiniz ki, ben tanıştım kurandan başka hiçbir şeyi kabul etmeyen insanlar mevcut. delil olarak da aşağısında bazı hadisleri kabul etmeyen birini tanıdım diyorsunuz. yani hepsini değil bazılarını. maksadımız, niyetimizin güzelliği söylediklerimizin ve yazdıklarımızın usulsüzlüklerini bertaraf etmez. Sünneti Seniyeye sahip çıkmak demek, küllen daha önce kritiği yapılmış bütün hadislere sahip çıkmakla olmaz. kütübü sitte sahibi alimlerimiz yapmaları gerekeni yapmışlar çok da iyi yapmışlar, bu yol kapalı değil biz de yapmalıyız aynı onların yaptığı gibi. bu konuda ehliyet sahibi insanlar yapmalı tabiki. bizim yapmamız gereken ise Kuranı anlamak için sünneti anlamak için daha doğrusu yaşamak için öğrenmeye çalışmak bunun için ise tahkik ehli olmak gerek ya da tahkik ehli olanlara müracaat atmek lazım gelir. ve-s-SELAM……

  22. Murat Selvi dedi ki:

    Esselamu Aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu Sema Kardeşim… Allah razı olsun paylaşımın için… Bu arada Buhari ve müslimden önce gelen hadis kaynağıda var (Örneğin; Darimi) ama maalesef müslüman bacılarımız ve diğer kardeşlerimiz hadis mantığından (sünnetten) yoksun… Maalesef müsteşrikler ve yandaşları sünnettten tarih boyunca şüpheye düşürterek kendi sünnnetlerini aşılama çaba ve gayretlerini göstermişler ve başarılıda olmuşlardır… Yahudi ve hristiyanların sünnetlerine girince onlar gibi yiyip içen giyinen davranış fikir ve kültürleriyle kültürlenen toplum olmak demek Allaha kullluktan onlara kulluk etmeye götüren tehlikeler arz etmektedir… Nitekim de Resûllullah Efendimis (SAS) hadisen uyardığı konu; şu zamanımızda değil, Ali Efendimizin hilafetiyle son bulan ve saltanatın hakim olmaya başladığı dönemden bu zamana yani 1400 yıldır devam eden Hristiyan ve Yahudi yollarına(sünnetlerine) gidilmektedir maalesef…. Konu aslında çok uzun ve önemli SELAM ve DUA ile deyip burada mailime son veriyorum…

  23. vuslat dedi ki:

    Rabbim sonsuz razı olsun .

  24. Mehmet GÜN dedi ki:

    Sema Hanım; Allah, nasihat edenlerden ve bu nasihatlerden faydalanan kişilerden razı olsun.Doğru yolun da, yanlış yolun da müdavimlerinin olması normaldir.Önemli olan; öğütlerde ve yazılarda ihlaslı olmaktır.Ben, ihlasla yazılmış yazıların okuyanlarına, ihlasla yapılmış konuşmaların dinleyenlerine çok faydalı olduğuna inanıyorum.Allah’ emanet olun.

  25. ademoğlu dedi ki:

    sema abla/hanımefendi bu yazınız da çok güzel.. açıkçası konusu biraz farklı olduğu için şaşırdım ama iyi oldu. kanunların direkt olarak kadın ne söylerse doğrudur bakış açısından dolayı psikolojim bozuldu… daha bekarken, ters bir kadınla evlenirde, saygısızlık ve hakaret görür isem ve o kadın gider savcılığa yapmadığım ve yapmayacağım halde bana şiddet uyguladı derse kendimi nasıl savunacağım diye evlenmeden bunalıma girdim..
    tc kanunları kadını korusa da, tc terazisi kadın yana ağır bassa da Allahın terazisi eşit… önceki yazılara yazdığınız bilhassa kadın isminde/rumuzlu olanların yazdıkları yorumlar beni yukarıda söylediğim nedenlerden ötürü hasta etti şimdiden… dua

  26. ahmet akkuş dedi ki:

    kaç gündür yazınızı bekliyorduk. Elhamdülilah yazınız bugün çıktı. Yazınız güzel istifade ettik. Rabbim sizden ebeden razı olsun.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Allah erkeğin eşi ile muhabbet etmesinden memnun olur, bundan dolayı ikisine de sevap yazar.Ve rızıklarını arttırır. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Bitik Erkekler

Uzun zamandan beri siz Değerli ÇocukAile Okurlarıma tavsiye etmeyi düşündüğüm fakat hakkında yazma fırsatı bulamadığım için tanıtmayı geciktirdiğim, herkesin okuması gereken bir kitap “Bitik Erkekler” Kitapta erkeklerin her alanda nasıl geri ...
Devamını Oku