“Hâlâ birini bulamadın mı?”

08 Kasım 2011Mustafa Ulusoy8 Yorum »

Vakti zamanı gelince onun da bir “eşi” olacak, o da yalnızlığın girdabından kurtulacak, el üstünde tutulacak, ilgi ve şefkat görecektir.

Münasip bir eşle dünyanın zorluklarına zorluk demeyecek, her işin üstesinden gelecek, kendini daha güçlü hissedecek, kocası ve çocuklarıyla mutlu mesut yaşayıp gidecektir.

Hayal etmenin sınırı yok işte.

Beyaz atlı prens bir türlü çıkıp gelmez. Nerede ne yapıyor bilinmez. Bir yerdedir ama nerededir? Acele etse iyi olacaktır.

Günümüzde, özellikle hanımların yaşı yirmi beşi aşmaya başladığında evlenme kaygısı yavaşça baş gösterir. Otuza doğru kaygı artar. Yaş otuza dayanınca kaygıya bir de üzüntü eklenir.

Kızlardan daha çok da anneler kaygılıdır. Ya kızım “evde kalırsa” kaygısını bazıları içten içe bazıları dillendirerek dert ederler. Anne-babalar, kızlarının ya da oğullarının evlenip ev bark sahibi olmasını, bir yuva kurmalarını, çoluk çocuğa kavuşmalarını istedikleri kadar başka neyi isterler, bilmiyorum. Bu da onların çocuklarını koruma hislerinin bir tezahürü olsa gerek.

Biraz da annelerin teşvikiyle ya da zorlamasıyla hayırlı bir eş için tefriciyeler çekilir. Mübarek gün ve gecelerde hususi dualar yapılır. Eşe dosta haber salınır. Yuşa Hazretleri’ne bir hafta sonu ziyareti yapılır. Hacca, umreye gidenlerden dualar istenir.

Beklenen kısmetten çıt çıkmamaktadır.

Bir, iki, üç, beş kişiyle görüşmeler yapmıştır kız. Ya kızın beğendiğini erkek beğenmemiş, ya erkeğin beğendiğini kız beğenmemiştir.

O sinir bozucu soru sorulmasa yine kızlar idare edip gidecektir. Bayram gezmesinde, ev gezmesinde, konu komşu ziyaretinde, akraba toplantılarında, bilhassa da düğün dernekte, nişan töreninde kendini bilmezin teki o gıcık mı gıcık, o asap bozucu, o gereksiz soruyu hem de herkesin içinde soruverir: “Hâlâ birini bulamadın mı?”

Şimdi bu soruya ne cevap verilir?

Kız içinden sinirlenir: “Hâlâ birini bulamadın mıymış, heh, kolaysa gel sen bul!”

İşin en vahim kısmıysa şudur. Kız farkına varmadan bu soruyla bir yetersizlik ve beceriksizlik hissine mahkûm edilmektedir. Bu sorudaki gizli önerme şudur: “Bu zamanda evleneceğin erkeği sen bulacaksın. Bulamadıysan bu senin beceriksizliğindendir.”

Bugün yaşları otuz-otuz beş aralığında azımsanmayacak kadar bekâr kız, “Birini bulamadım, demek ki beceriksizin tekiyim!” diyerek bilerek ya da bilmeyerek kendine eziyet çektirmektedir.

Bekâr kızlar bu soruya o kadar çok muhatap olurlar ki, beceriksizlik ve yetersizlikten değersizliğe doğru bir kayış an meselesidir.

Demek ki, sadece yetersiz ve beceriksiz değildir, ayrıca cazip bir kız değildir, demek ki, kimse onu eş olmaya layık görmemiştir; demek ki, değerli biri değildir, çünkü düzgün bir erkek onu sevmemiştir ya da sevgisine karşılık vermemiştir.

Mesele burada da kalmaz. Otuzunu aşmış bekâr kızlar bu soruyla muhatap olmamak için, annelerinden, akrabalardan, eş dosttan fersah fersah uzaklaşmak, selam sabahı kesmek isterler.

Münasip bir insan bulup bulamamanın ne beceriksizlikle ne yetersizlikle, hele hele sevilmeye değer olmamakla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Evlenmek için uygun bir kişinin karşısına çıkıp çıkmaması sadece ve sadece kısmettir.

Ayrıca, arayarak münasip bir eşin bulunduğunu ben pek görmedim, görenin olduğunu da sanmıyorum. Evlilere sorun isterseniz, eşiyle nasıl tanışmış, hiç aklının ucundan bile geçmiş mi o kişiyle evleneceği? Birçoğu, “Kısmet işte, birbirimizi bulduk, Rabb’im ihsan etti bizi birbirimize.” diyecektir.

Siz siz olun, “Kısmetinde biri var mı?” gibi daha doğru sorular varken bekâr bir kıza “Hâlâ birini bulamadın mı?” gibi yanlış bir soru sormayın.

Okunma Sayısı : 191

““Hâlâ birini bulamadın mı?”” için 8 Yorum

  1. Uğur Mustafa diyor ki:

    Ben sadece annemle babamın durumunu biliyorum. Onlar, yazarın iddiasının tam aksine, babamın ailesinin köy köy dolaşıp münasip gelin aramasıyla evlenmişler, kısmet eseri olarak birbirlerinin önüne pat diye düşerek değil. Neymiş, kısmetmiş. Ona bakarsanız, her şey kısmet. En başta ölümümüz kader, kısmet. Peki herkes bunu bildiği halde kim diyor ki “ölüm kısmettir, o halde araba kazalarına karşı hiçbir önlem almayalım, ehliyet kemeri takmayalım, hatta araba kullanmayı öğrenmeye ve ehliyet almaya gerek duymayıp trafiğe o şekilde çıkalım”. Kimse böyle demiyor, değil mi? Evliliğe gelince niye her şey oluruna bırakılıyor?

    Yazarın burada asıl demesi gereken şuydu: Bir kızın koca bulamaması onun değil, Müslüman büyüklerinin, ileri gelenlerin, yöneticilerin suçudur, çünkü bekarların evlendirilmesini Allah Kur’an’da bekarların kendilerine değil, Müslüman topluma bir sorumluluk olarak yüklemiştir. Bakınız: Nur Suresinin 32. ayeti.

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Ha, ama bir kıza 10-20 talip gelip kız bunların hiçbirini beğenmediyse, o zaman da kimse kusura bakmasın, evde kalması yüzde 95 ihtimalle gerçekten kendi suçu.

      • AHSEN diyor ki:

        s.a siz kaç kişiyle görüştünüz ve kaç kişiyi beğendiniz de olmadı ve neden hala bekarsınız Mustafa bey?

  2. Plevneli diyor ki:

    Bi erkek olarak bu sorular yuzunden baxramlarda akrabalara ziyaret edesim gelmiyo elim4zden geleni yapiyoruz olmuyorsa sucumuz ne yani.gicik gicik bide ben senin yasindayken su kadar cocugum vardı diyolar bende laflarıni veriyorum susturuxorum fakat sinir olmak yetip artıyo

  3. seymen diyor ki:

    Birini bulmak yakın-uzak akrabaların, komşuların, arkadaşların ve bu soruyu soranların görevidir.

  4. AHSEN diyor ki:

    bunu soran insanlar muhtemelen kendine macera arıyor sonraa evlenen o kızın yaşadıkları kendisine iyi bir malzeme olacak dedikodu için çünkü kendi evinde hayatında biz o yolllardan geçtik edasıyla bilmiş yorumlar yapacak iyi bir hanımlık yapıyormuş gibi ortada salınacak aslında tek istediği tek düzeliğinin sıkıcılığından kurtulmanın yollarını aradığını bilmeden
    her insan bu kurguyu yaşar ben en çokda bundan rahatsız oluyorum yoksa çok şükür kısmetin ALLAH ın takdiriyle olacğını ancak Onun dilemesiyle bir yuvanın kurulacağını gayet iyi biliyorum kimseyede derdimi anlatmak gibi bir sıkıntım yok kendimi bu kadar çaresiz olarakta görmüyorum biraz abartılmış gibi geldi bana sanki
    günümüzde bu durum daha ileri yaşlarda oluyor artık insanların önceliğide evlilik değil çok daha farklı beklentiler ön sırada bu durumda bu yüzden erteleniyor çokda insanların bu kadar umursadığını düşünmüyorum
    olsaydı iyi olurdu belli bir yaşta ama insanların bunun sadece istemekle olmayacağınıda bilmeleri lazım sonra adınız kimseyi beğenmiyor oluyor bu tür insanlarada itibar etmemeli herşeyin hayırlısı

    • kevser diyor ki:

      size katılıyorum AHSEN hanım,insanlar için öncelik,kariyer meslek para olmuş…kimsenin evlenmek için ufacık bi gayreti yok

  5. esmasultan diyor ki:

    Tebrik ederim çok doğru bir yazı olmuş. Bekar erkeklere bile sorulmaması gerekn bir soru bekar kızlara sorulur oldu. Evlilik kısmet meselesidir. Muhafazakar bir hanım için “erkek bulmak” zaten çok seviyesiz, aşağılayıcı ve onur kırıcı bir tabirdir.

    Böyle sorular sorulacağına bekarlara “Allah sana hayırlı vakitte hayırlı bir eş nasip etsin” denmelidir.

Yorum yapın

Röportajlar

Selahattin Yaylamaz ile Mini Sorular

Okuma Zekası , Aile Terapisti ve Eş Frekans Yasası kitaplarının yazarı , insanlara okumanın faziletlerini anlatan, bu konuda seminerler veren Eğitim Uzmanı ve Aİle Terapisti Selahattin Yaylamaz Bey 'e sorduk ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve esirgeme var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunlarda düşünen kavim için ayetler vardır.(Rum Suresi 21.ayet)"

Kitap

Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk

ONLARDAN; SEVMEK, KAYBETMEK VE İYİLEŞMEK ÜZERİNE ÖĞRENECEĞİMİZ ÇOK ŞEY VAR. Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, yayınlandığı 2007 yılından beri çok satanlar listesinden çıkmamış ve temel eser haline gelmiş bir kaynak. Bruce D. ...
Devamını Oku