Hangi Niyetle Çalışmayan Anne Olduğumuz Önemli

11 Ocak 2018Büşra Karaca51 Yorum »

517467221Bir hafta kadar önce Sema Hanım annelerin çalışmasıyla ilgili onbir sene önce yazdığım bir yazıyı yayınlamak için sordu. Ona yazıda düzenleme yapmak istediğimi söyledim çünkü hala aynı fikirde olsam da artık meseleye çok farklı bir yerden daha bakıyordum.  

Metnin başına oturduğumda ise fark ettim yazıda düzenleme yapmak zor, yeniden yazmaksa vurgulamak istediğim noktaları öne çıkarmak açısından daha kolaymış. Bu sebeple yeniden yazıyorum.

On sene önce ‘anneler çalışmamalı’ düşüncesini benimsiyordum. Hala benimsiyorum fakat yanına bir de ek düşünce geldi. ‘Annelik kariyeri diye bir şey de yoktur.’

Bir bakanımızın ağzından çıkan ‘kadınlarımızın annelik kariyerinden başka bir şeyi merkeze almaması gerektiği’ne dair cümlesi, kadınlara evi ve anneliği hedef göstermek için kullanılmıştı. Ki ilk defa duyduğumuz bir kavramsallaştırma değildi bu. Kadınları bir de böyle seküler dünyanın terimleriyle eve çekmeye çalışalım girişimleri çoktan vardı.

Seküler dünyanın kavramlarını kullanıyorsanız aynı bakış açısını benimsemişsiniz demektir oysa ki. Kariyer demek başarı demektir, kendini ispatlama demektir, hırs yapmak demektir, gözü kara olmak demektir.  Üstelik de istediğini elde edemeyince başarısız sayılmak, boşu boşuna uğraş vermiş gibi hissetmek demektir.

Halbuki annelikte istediğiniz kadar çok kitap okuyun çok hata yapabilirsiniz. İstediğiniz kadar kendinizi adayın çok yetersiz hissedebilirsiniz.  İstediğiniz kadar odağınız ev ve çocuk olsun yine de yetişemezsiniz. Hatta bazen hiçbir şey yapmamışsınız gibi görünür, üstelik de çok yorgun düşersiniz. Güzellikleri ve coşkuları da hiç şüphesiz çoktur anneliğin fakat bazı dönemler sadece ağlayarak da geçebilir.  Çünkü 7/24 annelik yapan kişi bir robot değil bir insandır.

O sebeple de annelik, kariyer mantığıyla soyunulacak bir iş olamaz. Başarı güdüsüyle devam ettirilecek kesif duygusuz bir rol hiç olamaz.

Annelere kendilerini annelikte ispatlamaya çağırırsanız, sen de çalışarak değil bu alanda var ol derseniz o zaman çocuğuyla değil kendi egosuyla ilgili bir gayeyi kalbine sokmuş olursunuz.  

Bir plazada kendisinden başarı beklenen iş kadınından ne farkı kalır o zaman annenin?  Artık çocuk onun kendini göstereceği alandaki bir araç konumuna düşmez mi? Belki bu şekilde ifade etmek çok acımasız gelebilir ama bazı instagram annelerine bakılınca hiç de fazla bir kelime olmadığı görülebilir. Onları bu duruma getiren de, illa ki bir başarı göstergesi  bekleyen modern dünyanın sığ paradigmaları…

Şunca yıllık annelik hayatımda anladığım başka bir şey daha varsa o da çocuğun düşüneleceği, hatta bazı kararları verirken çocuğun göreceği yarar/zararın merkeze alınabileceği, ama çocuk için yaşanmayacağıdır.

Bir taraf tamamen anneliği kendi varlığını gösterme kimliği olarak yaşarken, başka bir uç da annelik kariyeri derken çocuğu totemleştirme yoluna gidebiliyor.  Yine seküler değerlerin hayatımıza nasıl nüfuz ettiğinin bir göstergesidir bu.  Oysa çocuğu düşünmek için çocukta fani olmam gerekmiyor.

Bizim inancımıza göre ilmi kudreti sonsuz Yaratıcımız bizi çocuk için yarat-ma-mıştır. Esasen bir çocuğu ne biyolojik ne de ruhsal olarak büyütmek için bize ihtiyacı da yoktur.  Rabbimiz bizi ne amaçla yarattıysa o amaç için yaşarız. Hayatın içinde, gün gün, dakika dakika imtihan ediliyoruz. Ham mıyız has mıyız tecrübe ediliyoruz. Eksiğimizi kusurumuzu acziyetimizi görüp, kendimizi kul gibi hissedebiliyor muyuz ona bakılıyor.

Bir çocuk da bu imtihanımızın bir parçası. Üstelik de kul kimliğimizi görmemize, hayatın pek çok kısmına sözümüzün geçmediğine çok güzel vesile olabilecek bir parçası. O da Allah’ın hassas ve masum bir kulu. Neden çocuğu böyle bir ontolojik konumlanmadan çıkarıp amaç haline getiriyoruz ki? Belki ben Nuh peygamber gibi terbiye etsem bile çocuğum asi olacak nereden bilebilirim ki?

Hayatımızdan çıkacak bütün sonuçları, bütün ümitleri emekleri bir çocuğa bağlamak ne kadar büyük risk. Bunun adı duyarlılık ya da ilgi değil. Bunun adı  esbapperestlik. Bir çocuk benim hayattan umduğum güzel şeyleri bana verebilir zannetmek.  Ama veremez.

Üstelik çocuğa bir proje olarak değil de insan olarak bakınca çocuğa gösterdiğimiz merhamet şefkat gerçek oluyor içten oluyor. Hem ona hem anneye iyi geliyor, besliyor.

Bana göre anneler çalışmamalı evet. Ki çalışmalı diyenler de olabilir. Güzel uğraşlar fikirleri detaylandırmak, herkes kendi fikrinin nedenini gerekçesini ortaya koyar. Ki bana göre anneler neden çalışmamalı uzun uzadıya yazmıştım o yazıda.

Fakat artık şunun altını çizmek benim için her şeyden daha önemli.  Anneler çalışmamalı diyenlerdensek  annelerin bu tercihi nasıl bir niyetle yapacakları üzerine düşünmeliyiz.

Sonuçta anne de çocuk da insan.  Annelik de amaç olamaz, kul gibi hissetmeye geldiğimiz şu dünyada bizi kendi sınırlı ve eksik varlığımızla tanıştıran aynalardan biri olabilir olsa olsa.

Okunma Sayısı : 6.428

Yorum yapın

“Hangi Niyetle Çalışmayan Anne Olduğumuz Önemli” için 51 Yorum

  1. Abdullah Bir diyor ki:

    Sayın Büşra Hanım’a…

    Hayır, “annelerin çalışmaması” konusunda siz hala “aynı düşüncede” değilsiniz.

    İşin daha vahim tarafı bunun farkında olma(ma)nız veya farkında olsanız da geçmişteki öğretileriniz, yetişme tarzınız, mahalle baskısı vb sebeplerle bunu kendinize bile itiraf edecek kadar cesur olamadığınız gerçeği ile yüzleşe memeniz.

    Bu konuda ki kafa karışıklığınız olduğu gibi yazınıza yansımış.

    Lütfen beni yanlış anlamayın. Çünkü şahsımın sizi yargılamak veya eleştirmek gibi bir amacı yok.

    Benim yapmak istediğim “konuya farklı bir zaviyeden” (açıdan) bakmanız için yardımcı olmaya çalışmak, fazlası değil.

    • bir havva diyor ki:

      Abdullah bir bey, yorumunuz üzerine büşra hanımın yazısını tekrar okudum, bir şey mi kaçırdım diye, bulamadım. Bence bir önceki yazıyla bütünleşen bir yazı. Üç çocuk sahibi bir anne olarak uyarılarının çok yerinde ve isabetli olduğunu düşünüyorum. Kadınların çalışmasına yönelik hiçbir ima da yok. Biz kadınlar annelik konusunda bi çok hata yapıyoruz, kendimizi onların eğitimine adayıp beklentiler oluşturma konusunda. Büşra hanım bunlara çok güzel dikkat çrkmiş.
      Siz nasıl bir fikir değişikliği farkettiniz anlayamadım.

      • Muratkrdmr diyor ki:

        Size tamamen katiliyorum abdullah bey👍👍👍

        • Muratkrdmr diyor ki:

          Annelik ve eksikleri yanlislari vb. uzerine olmus olsa daha yerinde olurdu,calisma calismamaya gore bagdastirilmadan.orda yazilan yanlislar calisan annedede var, zaten dinimizdede bir kadinin hangi hallerde calismasinin yerinde olacagi bellidir,detayli aciklamalarina bircok kez rastlamisimdir.Selamlar

    • Muratkrdmr diyor ki:

      Size tamamen katiliyorum abdullah bey…

  2. Zehra diyor ki:

    Blogda daha sık yazmalısınız. Fikirlerinizi önemsiyorum yer yer kendimi görüyorum.

  3. nurhayat diyor ki:

    yazida anneliği yürekle diil de meslek olarak yapanlardan söz ediyor heralde bu tipler sürekli evhamlılar çocuğun burnu kanasa ameliyat olmuş gibi korkarlar okula çocuğu almaya erkenden gelirler dünyanın en önemli konusu çocuğununbilmemhangi sınavda kaçinci soruyu yapmadiyitmis gibi vir vir vir konuşurlar hayatları çocuk etrafinda dönet o çocuğa birşey olsa hayata küswrler

    eskiden annanelerimizin ninelerimizin iki üç çocuğu ölürmüş normalmiş tevekkül edilirmiş şimdi birşey olsa hayat bitmiş çocuk olmayınca hiç bir amaç kalmamuş gibi hayata küsülüyor benim de çocuğum var fakat çocuk efendi olmamalı.

    ben de çalışmiyorum ama çocuğun yakasindan düşmeye çalisiyorum abartmamaya calisiyorum kendime başka hobiler ariyorum cunku simdiki annelikte boyle sorun var bu tür anneler iyi anne olayim derken cocugu bunaltiyor çocuklarini sevemiyor bence tevekkul etmeye calisiyorum evet cocugumun basina hersey gelebilir ne yapabilirim ki onun sahibi degilim.

    etrafimdaki cogu anne cocuga kendi kafaya taktiklari konularda dadaniyor ama cocuk buyudukce kendi istedikleri gibi olmadi mi kendilerini sevmedi mi gelsin depresyonlar bu sefer cocukla ilgilenmeyip kendilerini kermeslere iş kurmaya veya alışverişe falan veriyorlar ee o zaman ne anladik bu kadinin çalişmamasindan

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Nurhayat Hanım.

      Katılıyorum. Bence de yazıdaki ana fikir bu. Eğitimle öğretim arasındaki ilişki gibi. Bugün imkanlar bol herkes öğretim konusunda bilinçli. Ancak eğitim konusunda da aynı oranda zaafiyet var. Çocuğa sevgi ve terbiye aşılayamayan annenin kreşteki bakıcıdan farklı kalmayabilir. Bu da bir tehlikedir.

    • Rabia diyor ki:

      vır vır vır konuşurlar :)) güzeldi neşe oldunuz gecemize inşaAllah siz bilinçli anne olursunuz farkında olabilmeniz ayrı bir ayrıcalık zır zır vır vırsız bir hayat ile imanlı ihlaslı çocuklar yetiştirmek çouklarımıza hayrlı bir gelecek yaşamak yaşatmak duası ilen selam ve sevgilerle nurhayat bacım :)

  4. gustızıa diyor ki:

    devlet neleri teşvik etmiyorki boşanmayı bile teşvik ediyor mahkemede zorlaştırmaya çalışıyor sresiz nafaka çıkartıyor. son maddesinde ekliyor eşlerden biri ölünceye kadar ödenir. devlet neleri teşvik etmiyorki. ev hanımları asalak potansiyel yiyiciler erkeğin sırtında yük .gösterip kadına iz çalışın güçlüsünüz her şeyi yaparsınız deyip gazlıyor tabiki kadın dernekleri kuruluşları dahil .sonuç benim açımdam ne kadınlığı nede erkekleşmeyi beceremeyen kendini güçlü göstermeye çalışan vijdanını sertleştiren iç dünyasında fırtınalar esen bir varlık kaılıyor hem kendine hemde etrafına mutsuzluk saçıyor .bun dan kurtulmak münkün mü gidişat oki değil. artacak. iş kolları makinalaşacak .bakmayın eşitlik iseyen kadınlara rahat kaytırılmış iş kollarına yerleşecek. işsiz erkekler çoğalacak .hep merak etmişimdir .neden kimine göre terör kimine göre gerilla liderlerinin hep üniversiteli olduğunu. bu yumurta kırılır .biz görürmüyüz bilmem. ama bizim çocuklar kesin görür.feminizmin bile dindarı dinsizi olmuş .sağcısı solcusu olmuş arasındaki far her neise

  5. gulpembe diyor ki:

    Benzer bir yaziyi seneler evvelinden hatirliyorum, o (yahut benzer bir yazinin altinda) calisan annelerle girisilen kirici yorumlasmalar, ithamlasmalar olmustu. Yazinin simdiki halini daha yumusak ve adil buldum.bu hosuma gitti.

    Evet annelik kariyer degil.Yasli bir teyzemiz dediki “kizim cok cocuk yapmayin, bak ben 7 evlat baktim, simdi hicbiri yanimda degil.(halbuki evlatlari ona bakan, kayiran insanlardi ama onun memnuniyetsiz hali hep ustundeydi)farkinda degildi ama bu teyze de modern bir zihniyete sahipti ve annelige kariyer olarak bakiyordu. Yasadigi hayalkirikligi ve beklentilerinin hic bitmemesi de bundandi.

    Yine guzel bir nokta isaret edilmiski , boyle fikir ayriliklarinin oldugu tartismali meselelerde herkesin`fikrini ortaya koyup cekilmesi en insanca olanidir. “Ad hominem”yapmak yani meseleyi sahsilestirip ,belalti vurmaya calismak suretiyle elestiri yapmayi bilmedigimizi medeni olmayi basaramadigimizi cumle aleme ilan etmeye gerek yok.
    malum ki,ev hanimligi medya ve halk eliyle itibarsizlastiriliyorsa, devlet kendi sitemini oturtamamis ve boylece calisanlarina ayrimci ve adaletsiz davraniyorsa, bunun sorumlusu elbette calisan anne degildir.

    selametle

    • Feyza diyor ki:

      Gulpembe hnm,
      “..malum ki,ev hanimligi medya ve halk eliyle itibarsizlastiriliyorsa, devlet kendi sitemini oturtamamis ve boylece calisanlarina ayrimci ve adaletsiz davraniyorsa, bunun sorumlusu elbette calisan anne degildir.”
      demissiniz ancak, bana kalirsa ortada bir carpiklik varsa buna varligi ile destek olan her insan sorumludur.
      Mesela boykot ettigimiz urunler oluyor, “devlet bu urunleri ulke sinirindan iceri sokup marketlerde satisa sunuyorsa, marketler de bu urunu cazip kilmak icin cesitli indirimler yapiyorsa, bu urunu alip evine getiren kisinin sorumlulugu yoktur” sorumlusu yalnizca market sahibidir ya da devlettir
      diyemeyiz. Market indirim yapar, urunu pazarlamak ister cunku cikari bunu gerektirir, ama siz akli selimle hareket eder ve indirime ragmen kendi menfaatinizi ikinci plana atar ve bu hakkinizi kullanmazsaniz kimse yakaniza yapisip urunu alacaksin diye size baski yapmaz.
      Devletin bazi kanunlari Islam seriatimizla celisiyor ornegin, mesela miras hukuku. Biz munferid iliskilerimizde “devlet bu yasayi koyduysa biz de hakkimiz olmayani alabiliriz devlet bu yasayi koymasaydi” diyemeyiz. Diyebiliriz belki diyenler olabilir ama bir mu’min durusuna bu yakismaz. Devletin yanlis yaptigi durumlarda biz kendi insiyatifimizi kullanir, dogru hamlelerde bulunmaya calisiriz.
      Devlet tesvik ettikce kadin istihdami artiyor, istihdam arttikca devlet daha da tesvik ediyor. Oyle ki anneanneler ve babaanneler dahi bu tesvikten nemalaniyorlar. Karsilikli bir tesvik sozkonusu ve bu durumdan ne yalnizca devleti, ne de yalnizca pozitif ayrimciliktan yararlanmak icin ugrasan kadini tek basina sorumlu tutamazsiniz. Ikisi de sorumludur, ikisi de birbirinden istifade ettigi olcude sorumludur. Kaldi ki anneler, babalar da kiz cocuklarini calismaya tesvik ederken bunu devletin hayrina yapmiyorlar. Devlet bu kadinlari calissin diye zorlamiyor, yalnizca istah kabartici teklifler sunuyor fakat kucuk yastan itibaren calisma hayatina tesvik eden hatta zorlayarak buyutenler, bu kizlarin kendi anne babalari, devlet degil ki. Burada yalniz devleti suclamak ne derece adil olur?
      Ev hanimligini asagilayan medya ise buna tepki gostermeyen ve medyadan aldigini suzmeden beynine isleyen de yine kendi insanimiz. Medyadan ogrendigi sloganlari kendi fikir ve inanc duzleminde tartmadan hayatina, coluk cocugunun hayatina uyarliyorsa bir baba da bir anne de sorumludur. Biz uyurgezersek bu devletin sorunu mu?
      Size ikram edilen supheli bir icecegi icseniz bunun tek sorumlusu size ikramda bulunan kisi mi olur yoksa iradenizle bu icecegi icen sizin de bir payiniz olur mu? Ikram etti ictim deseniz sorumluluktan kurtulabilir misiniz, kendi icinizi dahi rahatlaymaya yeterli olur mu bu mazeretiniz?

      • gulpembe diyor ki:

        feyza hanimcim,

        dediginiz gibi ulkemizde icki ve domuz eti de serbest. Elbette devlet izin verdi diye yiyecek degiliz. Cunku bunlar haramligi sabit yasaklardir. Fakat devlet isteyen her vatandasina is bulmak ve onlarin refah seviyesini iyilestirmek zorundadir. Bir kimse devlet beni falan yere atadi, ben hakkimdan feragat edeyim, ekmek kazanmak zorunda olan bir erkek yerimi alsin der mi?o hakkindan feragat edince yine bir kadina ustelik daha az ihtiyaci olana yer verilmeyecegini nasil bilebilir. Hem yillarca tahsil yapmis ve emeklerinin karsiligini almak istiyorsa bu neden gunah olsun? Dolayisiyla sorular uzar gider…

        Pozitif ayrimciligin icinde neler var ve sistem bundan ne kadar etkileniyor ben vakif degilim,eminim pekcok calisan da vakif degil. Yasal haklari ne ise alip kullaniyor.gerisinde bunu tahlil etmek devletin isidir,halka bakan yonu farzi ayn degil ancak farz-i kifaye olabilir belki:) ve yine devletin yaptigi kayirmaci uygulamalar calisan kadinin harama dolayli yada direkt destek verdigini hicbir sekilde dogrulamaz. Dikkat etmek gerekir ki,harama helal demek ne kadar gunahsa, helale haram demekte o kadar gunahtir, calisan kadinlarin hak yedikleri iddiasinda bulunmak icin iki kere dusunulmeli.

        • Adamın biri diyor ki:

          ” Hem yillarca tahsil yapmis ve emeklerinin karsiligini almak istiyorsa bu neden gunah olsun? ”

          Bu cümleyi çok ilginç buldum. Bu mevzular konuşulunca genelde hep para için değil istediğimiz için çalışıyoruz gibi bir savunma yapılır ya. Demek mesele tamamen duygusalmış :)

          Ama bence anlamak istemediğiniz ya da bilerek çarpıttığınız şey şu; kadınların çalışması meselesini haram helal boyutundan çıkarak tartışmak gerekiyor,

          • Adamın biri diyor ki:

            Kadınların çalışması meselesi topluma ne katıyor ne götürüyor, mevzu bu yani, yoksa herkes zaten seçiminde hür, ama olumsuz gördüklerimizi söylüyoruz, katılmayabilirsiniz

            Daha önce de yazmıştım size, cevap vermediniz, tekrar yazayım, günahların etrafımizi sardığı hakiki manada bir ahir zaman fitnesi içinde bulunuyorken, kadın erkek her müslümanın gereksiz yere sokağa adım atması bile tehlike arzederken, kadınların çalışmasını nereye koyacağız, hangi özgürlük, hangi haram helal boyutu, hangi zaruret…

            Gerçekten anlamıyorum, kadınların çalışması meselesini bu kadar savunmanın ne manası var, bu hangi gerekçe ile yapılıyor, ben kendi adıma islami ve toplumsal açıdan kadinin çalışmasının yayginlasmasini mahzurlu buluyorum ve o yüzden eleştiriyorum, peki aksini söyleyenler hangi saikle bunu yapıyorlar? Sırf özgürlük mücadelesi mi?

          • gulpembe diyor ki:

            “adamin biri”

            kadinlarin calismasi neden tesvik edilir diye sormussunuz.
            bunu devlet babam daha iyi bilir.
            bize bakan yonuyle;zaten calisma hayatinda bulunan hassas ve dikkatli bir musluman kadin uzerine duseni layikiyla yapar, digger kimselerin aklina ve kalbine Allah korkusunu ise bizler veremeyiz.

            “sizden kadin olsun erkek olsun kim iyi isler yaparsa ona guzel bir hayat yasatiriz ve mutlaka en guzeliyle mukafatlandiririz.”(ayet)
            selamlar

          • Adamın biri diyor ki:

            Gülpembe hanımefendi
            Birilerinin hassas ve dikkatli olup olmadığına neye göre hükmediyorsunuz, Hadi dediginiz doğru olsun, hassas ve dikkatli olsunlar, Örneğin; ben çocuğuma güveniyorum, kötü şeyler yapmaz diyerek olur olmaz yerlere gitmesine müsaade eder misiniz? Ortama bakmaz mısınız? Bu da buna benziyor.

            Hassas ve dikkatli bir mümin kadin tabiri sadece bir temenni maalesef, çünkü gerçekler çok farklı. Ayrıca çalışma ortamları gerçekten İslam’a uygun mu ki gönül rahatlığıyla isteyen çalışsın diyelim. Esas sorunlar bunlar işte. Herkesin kendi kararı deyip işin içinden çıkamayız. Çok konuşuldu bunlar. Meseleyi toplumsal boyutta ele almaya çalışıyoruz, siz ise herkes istediğini yapar diyorsunuz. Yapsın efendim, yapsın ama bırakın da en azından bu konu hakkında eleştiri hakkımızı kullanalım. Eğer böyle devam ederse gelecekte neler olacak, bunları konuşalim. Neden rahatsiz olunuyor ki?

            Son olarak da konu devlet babaya nasıl geldi anlamadım, kadınların çalışmasından dem vurup bir de eleştirmişsiniz, ilginç geldi doğrusu. Meşhur bir söz vardır ya; herşeyi devletten beklememek lazım. Devletin yapacağı ayrı vatandaşın ayrı.
            Size de selamlar

          • kevser diyor ki:

            Aksini söyleyenler şu saikle yapıyor:Bizim ülkemizde genel olarak (istisnaları bilemem)kadınlar artık evde fazlalık gibi görülüyor.en basit bir misafirliğe bile gittiğimizde “bu kızımızda üniversite mezunuymuş neden çalışmıyor?neden işsiz diye soruyorlar herkes dönüp bana bakıyor inanın ne diyeceğimi şaşırıyorum.yeni nesil annelerin maalesef ki şu problemi var:ya devamlı ev işiyle uğraşmaktan boğuluyor çalışsa harama girmek istemiyor iki arada bi derede ne yapıcağını şaşırıyor.yazinin en hoşuma giden cümlesi:”annede netice itibariyle bir insan.robot değil!ben şu sıralar açıkçası yazıda geçen “istediğini beklediğini alamayınca”diyor ya tam da öyle içten içe sizlanirken siteye bir gireyim ne var ne yok diye dedim.derken bu yazıyla karşılaştım ve şu tespit bana tokat gibi oldu resmen:”ne olursa olsun biz kiliz.kullugumuzu idrak etmekle mukellefiz”ozellikle şu aralar etrafımı çok suçlamaya başlamıştım.ayni şekilde güven de kalmamıştı.”ben gül gibi işimden niye çıktım ki bak hayırlı ni kısmetimde çıkmıyo.neden çıktım ki sanki diye kendi kendime öfkeyle içimden konuşurken(hatta bazı arkadaşlarımın yanında dışımdan da söylerken)yazıda bahsedilen istediği olmayınca diye anlatılan ruh hali geldi aklıma.he ben netice itibariyle Allah’ın rızası için yapmadım mı?evet neticede bunun için yaptım.ama işte insanız nefis var.illa ki birşeyler bekliyor bu kafir nefis.
            Hayatın gerçeği bu.gecende benim gibi ev kızı olan bir arkadaş anlattı.o da işinden ayrılmış.evde kanevice oya falan örüyormuş.tabi sadece bunlar değil Kur’an-ı Kerim okuyor.kitaplar okuyor.daima kültürel yönden kendini geliştiren bir arkadaş.ama en yakınlarından biri bu kıza demiş ki:kızım sen niye işinden ayrıldın ki?ne güzel işin gücün vardı. Sigortan ilerliyordu.ama şimdi evde böyle boş boş işlerle yok oya yok dantelle uğraşıyosun demiş kızın sinirleri bozulmuş inanın yaptığı oyayı da bi kenara atmış.yani demeye çalıştığım şey:artık kadınlara maalesef ki bakış açısı bu!yük gibi görülüyorlar.diyeceksiniz ki böyle olmayan aileler de var.elbet vardır ama ben geneli konuşuyorum.benim de yaşım oldu 28.ve evlenemiyorum.hem bekar hem işsiz olunca hele bide belli bi yaşı geçince daha fazla dikkat çekiyorsunuz.her kafadan bi ses çıkıyor.herkes sana bi akıl veriyor ama ben eminim ki o bana akıl verenler ben evli olsaydım ve kocam da şöyle zengin biri olsaydı o zaman kimse bana git çalış demezdi!herşeyi Allahü teâlâ bilir büyük konuşmakta istemem ama evlenebilecegimi de sanmıyorum.cunku kimse aracı olmak istemiyor öyle büyük bir sorumluluk almak istemiyor.araci olanlar ise oluru olmayan kişileri bulup getiriyo.her zaman soyledigim:keşke universitedeyken ciddi olarak birini bulsaymışım sözüme gene geri dönüyorum:)Çünkü insanlarda iş yok!ya baştan anandan şanslı doğacan ya şanslı doğacan başka çaresi yok:)
            Çünkü erkekler de bizim gibi çilekeş kızları değil şımarık kızları daha çok tercih ediyor.o tip ortamlarda kendilerine eş arıyorlar.kisacasi çok güzel yazmışsınız Büşra karaca hanım.ne niyetle ev hanımı olduğu bence bu devirde çok önemli.cunku bazı ev hanımlarıyla konuşuyorum.konusunca onların çoğunun aslında okumak ve çalışmaya deli gibi meraklı olduğunu görüyorum.guya ev hanımı ama tahsil yapmamak resmen içinde ukde kalmış kadınlar tanıyorum.bilincli bi şekilde kendi isteğiyle ev hanımı olmamışlar.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Bu zamana kadarki yorumlarda kadınların çalışması haramdır diye bir ifade ben görmedim. Ancak toplumsal düzeni bozacak uygulamaların haramlığa kadar gidebileceği yazıldı.

          Şimdi ülkemizdeki bir uygulamadan örnek vereyim. Ohal’den sonra alınan sözleşmeli öğretmenlere eş durumundan atama yapmak çok ama çok zor. Bu yüzden evlilik yapan kadınlar kocalarını yaşadıkları şehre getiriyor. Kadınlar okulda öğretmenlik yaparken erkekler kahvehanelerde oturuyormuş. Kadın evi geçindiriyor vb. Başka mesleklerde de sorun var. Mesela evli bir hanım eşinden farklı bir şehirde oturuyor. Ayda birkaç defa birbirlerini görüyorlar.

          Bu uygulamalar toplumsal düzeni bozduğunda haramlık boyutuna varır mı bilenler söylesin benim haram helal demeye ilmim yetmiyor.
          Yalnız şu var. Dinimizde bonzai esrar vb. yasaktır yazmaz. Esas olan sarhoşluk verici her şeyin haram olmasıdır. O halde yarın bonzayi diye yeni bir uyuşturucu çıkarsa ya bu haram değil diyemeyiz.

          Keza anestezi. Adam ameliyat olacak, ya bu haramdır sarhoş oluyorsun denilebilir mi?

          Dahası nasreddin hocanın bi fıkrası vardır meşhur şu sakalına yürüyen karınca. Kimsenin günahı kimseye yüklenmez ama çığır açanlar o günaha sebep olanlar da yapmış gibidir. Bugün hanım hocalar kadınlara ev işi yapmak zorunda değilsiniz kayınvalidenize bakmak zorunda değilsiniz kocanız kadın tutsun diyor dahası ya fakirse diyorlar, kocanız kendi baksın o zaman diyor.

          Bir adam günah işleyebilir nefsine uyuyordur ama reklamını yapmıyorsa topluma etkisi olmadığından müdehale etmeyiz. Mesela kağıda sarıp öyle içerlerdi hatırlıyorum bir çekinme olurdu. Şimdi her yerde aşikare oldu.

          Mesela tesettür mücadelesi de öyle. Herkes biliyordu ki eğer o örtüden vazgeçilse gerisi de gelecekti. İşte çalışan kadınlardaki durum da bu. Benim halen anlayamadığım ise kadınların çalışmasının neden bu kadar özendirildiği.

          Aynı şey çocuk sayısı konusunda da var. Şimdi moda şöyle. Karı koca çalışıyor bir tane de çocuk o da saksı yetiştirir gibi büyüyor ki saksıdaki çiçeklerle bile konuşun derler, ana baba akşam pert sevgi şefkat görmüyor.

          Ben otuz yaşındayım. Allah ömür verir de bir o kadar daha yaşarsam burada kadınlar çalışsın diye az ya da çok propaganda yapan kişiler eğer huzurevini boylarsanız bize dert yanmayın. Beddua etmiyorum yanlış anlaşılmasın. Siz el kadar yavruyu buz gibi soğukta daha sabah namazı vakti girmeden kreşe götürüyorsanız yaşlandığınızda da huzurevine gitmeyi göze alıyorsunuz demektir. Adı üstünde huzur evi, huzurlu. Neden? Yeme içme sorunu yok sıcak bakan eden var. Mis gibi değil mi? Gitmeyenler varsa bir bayram ziyarete gidin huzur evlerini. Şu da var. Bu kadar şeye rağmen evladınız gelininiz kıyamayıp sizi yanınıza alıyor huzurevine vermiyorsa o evladın alnından öpülür. Huzur evine verirse de haram diyemeyiz herhalde. Çünkü bakımını yaptırıyor değil mi, eksik bırakmıyor…

          • gulpembe diyor ki:

            Fatih bey,
            maalesef, atanma durumlarindan dolayi farkli illerde yasayan esleri ben de duyuyorum. Buna razi geliyorlarsa bu gunah degildir, ama birlikte kalmak icin rusvet ve torpille is yaptiriyorlarsa bu haramdir. Evet ilk durum esler icin zor fakat adi ustunde buna kendileri riza gostermis, baska insanlarin hayatlari adina en iyisini bizim bilecegimiz vehmini birakmaliyiz belki de.

            Huzurevi meselesinde kilit, calisan anne asla degildir. Benim etrafimda hayatinda herzaman calismis, simdi cocuklariyla beraber yasayan pekcok yasli komsum var.bu insanlar musluman bile degil fakat dini ve ahlaki temelleri olan evrensel degerlerde muslumanlarla ortak dusnuyor ve cocuklarini bu idealle yetistiriyorlar.

            Ben calisma reklami yapan bir kadin bu sitede tanimadim. Fakat bazi insanlar “aha bir calisan kadin daha, simdi mutluluk pozu verip, insanlari yoldan cikaracak”modunda gereksiz siper aliyorlar, lutfen biraz sukunet:)

            selamlar

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.
            Bence de başkalarının hayatları hakkında vehim yapmayı bırakmalı ve ömrünü evine, çocuklarına adayan kariyer peşinde koşup ailesini ezdirmeyen, çalışmayan kadınların da yaptıklarının aslında bir hayat tercihi oduğunu hatırlamalıyız. Biz bu şekilde mutluyuz dediklerinde yok siz mutlu değilsiniz, çalışan kadınlara, tahsilli kadınlara kompleks yapıyorsunuz dememeliyiz.

            Huzurevi konusu sabahın köründe kreşe gönderilen çocuklara empati kurmak açısından bir örnek. Bu örnek çok faktörlü olduğu için tek bir yere bağlayamayız ancak şekil olarak aynı şey olduğundan çalışan anne bence büyük bir yüzdeyi kaplıyor. Öyle ya çocuğun da karnı doyuyor, arkadaşlarıyla sosyal ortamı var bakımı yapılıyor. Huzurevi de öyle. Yaşlıların karınları tok sırtları pek. Üşümüyorlar, bakımları yapılıyor, sosyal ortamları var.

            Ben de bu sitede çalışan kadınlara karşı gereksiz siper alındığını görmedim. Ancak hani birisi size tokat atacak olsa yanağınızı uzatıp buyur at demezsiniz, karşılık verip tokat atmaya çalışmamak bir tercihtir ama en kötü bir eğilir ya da karşınızdakinin elini tutarak ona engel olmaya çalışırsınız. Biz kadınlarımızın çalışmasını istemiyoruz diyenlere neler söylendiğini benden daha iyi takip etmiş olmalısınız.
            Bir şeyin reklamını doğrudan yapmıyor olmak onun tanıtımını yapmıyor olmak anlamına gelmez ki. Bazen de ürün yerleştirme yaparak tanıtım yaparsınız. O da reklamdır bir yerde sonuçta, dolaylı da olsa. Bu konularda bence zaten gereğinden fazla sükunet gösterildi. Susa susa bu hale geldik. Susmayanlar da bir şekilde can korkusuyla fakirlik korkusuyla susturuldu. İlginç olan ise bu sitede konuşanların da susturulmaya çalışılması. Benim bildiğim kadarıyla hiçbirimizin bir yaptırım yetkisi yok. En fazla kamuoyu oluşturabiliriz. Ancak bu kamuoyunun oluşma ihtimali bile belli ki bir kısım insanları rahatsız ediyor. Halbuki azınlık olan kadınlar çalışmasın diyenler. Aksini savunanların dert edeceği hiçbir şey yok ki. Zaten devlet, dünyadaki eğilim vb. hep onlardan yana. Bu siteye gelip de kendileri gibi düşünmeyen yazar ve yorumculara neden bu kadar saldırdıklarını anlayamıyorum bu sebepten. Hani Nasreddin hocaya demişler sokakta bir adam elinde bir tepsi baklava gidiyor, hoca da bana ne demiş ama sizin eve gidiyor demişler de sana ne demiş ya. İnsanlar karı koca çalışsınlar mutlu olsunlar, doğru dürüst oturamadıkları en geniş en lüks evleri almak için kredi çeksinler, en iyi arabaları alıp fosil yakıt yakıp döviz açığı oluştursunlar, en kral telefonu kullansınlar, çocukları en iyi okullarda öğretim görsün…
            Tek ricamız şu. Günümüz dünya düzeninin onlara gösterip de onları peşinden koşturduğu havucun aslında sırtlarında bağlı olduğunu, bir dursalar mutluluğun çok uzaklarında değil tam aksine burunlarının dibinde olduğunu görecekler. İsteyen durur, açar okur isteyen de okuduğunu anlamak istemez ve kendisine yapılan telkinlere kulak verir ve koşmaya devam eder.

        • Feyza diyor ki:

          Gulpembe hnm, iki degil de yirmi kez dusunsek benim vardigim sonuc ortada ciddi bir hak ihlalinin olmasi.
          Yukarida @guistiza isimli yorumcu da bahsetmis, ulkede bu kadar issiz erkek varken ve dinimizce de calisip para kazanmak erkegin aski vazifesi iken ayni kulvarda kadinlarin surekli ot gibi bitmesi esittir issiz kalan bir erkek demektir. Bu cok basit bir hesap aslinda, bunu bilmek icin uni.bitirmek zorunda dahi degiliz. Orn.Kpss diye bir sinav var ve bu sinavda kadinlar bu denli yogun katilimda bulunmamis olsalar, her geri cekilen kadin esittir atanan bir erkege tekabul eder.
          Bu en gozonunde olan sinav oldugu icin buradan ornek veriyorum.
          Aslinda siz de soylemissiniz; “..Bir kimse devlet beni falan yere atadi, ben hakkimdan feragat edeyim, ekmek kazanmak zorunda olan bir erkek yerimi alsin der mi?”
          Iste demesi gerekir. Demiyorsa bu da bir hak ihlalidir, sorumludur, sorumlu degildir diyemezsiniz.
          Yerine daha az ihtiyaci olan bir kadinin gelmeyecegini nereden bilebilir demissiniz, ama bunu bilemedigi gibi yerine ihtiyaci olan bir erkegin gelmeyecegini de bilemez degil mi?
          Zaten burada atanan hicbir kadin “yerime daha az ihtiyaci olan bir kadin gelecegine ben bu ise gireyim” zihniyetiyle girmiyor. Yani o kadar hayirsever ve toplum merkezli dusundugu icin degil. Cunku o kadar ince hesap edebilseydi, ” yerime belki ev gecindirmek zorunda olan baska bir erkek de atanabilir” diye de dusunur ve terazinin iki kefesini dengede tutarak musbet bir karara ulasirdi.
          Burada biz harama helal veya helale haram demiyoruz. Calismak bir kadina zinhar haramdir diyen kimse olmadi. Bu fiili haramlastiran ya da mubahlastiran calistigi fiilin kendisinden ziyade sahip oldugu vasiflari. Ancak birey sorumlu degildir dediginiz icin bu cumleye itiraz ettim. Birey de devlet gibi sorumludur. Dusunemiyorsa dusunmelidir. Bunu dusunmek tabiki okulu bitirdikten sonra olacak bir is degil, cunku o zaman o kadar yil okudum tabi calisacagim zihniyeti zaten kiside yeterincecyer etmis oluyor, kucuklukten verilen telkinlerle beraber bu kisinin vazgecilmez bir tabusu haline donusuyor. O yuzden bu gibi dusuncelerin kadina onceden asilanmasi gerekir. Burada use en buyuk sorumluluk aileye dusuyor ama ailelerimiz kizlarini amazon savascisi gibi yetistirmeyi moda haline getirdigi icin kadin yigilmasi her sektorde kacinilmaz. Sorumlusu hem birey hem de devlet. Tek tarafli degil.
          Hayirli Cumalar dilerim.

          • gulpembe diyor ki:

            Feyza hanim,
            makul yaklasiminiz icin tesekkurler, itiraf etmissiniz ki bu “Sizin vardiginiz sonuc”.
            Bizler Allahla isbirligi yapamadigimiz isin ilmini aslen bilemez, kendi algilarimizi tek dogru kabul edip dayatamayiz.
            Efendim, insan menfaatine duskun yaratilmistir. Bunu sevgili kitabimiz bize soyluyor ve bu durum kinanmiyor, burada insanoglunun acizligine bir gonderme yapiliyor. Para icin calisir,hava atmak icin calsiir, koca bulmak icin calisiir, bos kaldi calsiir, dunyayi kurtarcak calsiir,calisiroglu calisir…
            kadinlar pek tabii KPSS ye girecek, bunu nasil sorgularsiniz anlayamadim, bu kadinlarin ogrenim haklarini elden almaya kadar gider,Allah iyilik versin cumlemize.
            Hayirli ve bin bereketli cumalar sevgili kardesim:)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Kadınların kpss ye girmesi işsizliğin yoğun olduğu ve büyük bir sorun oluşturduğu bir ülkede niye sorgulanamasın ki? Hani klasik replik vardır önce kadın ve çocuklar diye. İş konusunda da önce erkekler denmeli günümüz şartlarında tabi eğer erkeğin ev geçindirme yükümlülüğü olduğunu tanıyorsanız. Yok hayat müşterektir diyorsanız açın okuyun deriz.

            Ameller niyetlere göredir. Bir hanım eğer sırf erkeklere yer açılsın diye çalışmaktan kaçınırsa elbette mükafatını görür. Mesela işyerlerinde şirket dışı görevlere genelde bekarlar gider. Evi barkı olan adam ailesinden ayrı kalmasın diye fedakarlıklar yapılır. Kimse kimseye iyilik yapmak zorunda değil kabul ancak insan sosyal bir varlık olduğundan davranışları kılı kırk yararak mekanize edilemez.

            Ortada yanan fitne ateşi varken elinde bir bidon benzinle ateşe yaklaşanlara dur demek gerekiyor. Çünkü kendi yandığı gibi ateşi de harlıyor. Ülkemizde kadınların çalışmasına müsait kaç işyeri ya da çalışma alanı var bilmiyorum. Ancak benim amirimin işe aldığı yalan olmasın son on küsür personelin dokuzu bayan biri erkekti. Kızlar da yeni mezun çoğu genç. Bazen odasına çağırır kapıyı kapatır(panjurlar açık, içerisi görünüyor) birebir mülakat yapar dertlerini dinler. Çoğu da unutkan zaten. Evden çıkarken giyinmeyi unutuyorlar…

          • Feyza diyor ki:

            Gulpembe hnm, rica ederim. Allahla isbirligi yapma sozu biraz sakincali isterseniz onu ‘Allahu Teala’nin hikmetinden sual edemedigimiz icin’ seklinde tevil edelim.
            Tabiki calisir Gulpembe hnm, para icin olur hava icin olur hatta dort elementin tamami icin olur bizi ilgilendirmez. Kisilerin kendi tercihidir deriz ama dini anlamda kendi tercihleridir. Bunun topluma bakan yonunu es gecemeyiz ve ortada bu yuzden issiz kalan ya da asgari ucrete mahkum edilip hanimi calismak zorunda kalan erkekler toplulugu varsa bu bireyden cikip tum toplumu ilgilendirir.
            Ben yetkili degilim, en fazla sorgulayabilirim. Ama yetkili olsaydim toplumun felahi icin okumak ve calismakta israrci olan hanimlari kendi fitratina uygun mesleklere yonlendirir ve hem bu sayede ihtilati mumkun mertebe azaltmaya calisir hem de kadinlarin erkek sahasina girmeleri yerine bulunmalari gereken, onlara ihtiyac duyulan sektorlerde mahdut kilinmalarina dair calismalar yapardim. Ben sahsen gencecik yeni ogretmen olmus bir Din kulturu ogrt hanimin lisesondaki sakallari cikmis bir erkek talebeye yonelttigi abdestin var mi sorusuna “hocam yok ve burda alamam” cevabini vermesini, bu gibi hayasizliklara bu gencecik kardeslerimin maruz kalmasina riza gostremiyorum. Yalnizca bir ornek..
            Selamlar.

          • gulpembe diyor ki:

            Fatih bey

            Kadinlarin ogrenim gorme ve kpss ye girme haklari vardir, kendi kafamiza gore bunu dini bir problem gibi gorup sozu kul hakkina getirmenin makul olmadigini ifade ettim. Yerimi bir erkek alsin diye hakkindan vazgecen kadin ornegi ancak sizin yufka ve temiz yureginizin varligini ama gercekci olmayan bir savi ortaya koymaktir issizlik sorunu dedigim gibi hukumetin isidir. Bunu calisan vatandastan degil kendi ellerimizle sectigimiz insanlardan soracagiz samimi, akilli ve yigitsek.

            Selamlar

          • gulpembe diyor ki:

            Feyza hanim,

            Allahla isbilrigi ifadesinin yanlis anlasilabilecegi aklima geldi ama duzeltmeye usendim, kastim calisma isinin rasyonel boyutlarina vakif olmadan fetva sallayamaz ve kimseyi yargilamayiz oldugumzu ve zatene Allahin mulkune ortak olmadigimizi hatirlatmakti.

            Son kisimda verdiginz ornek ifademi maruz gorun biraz “fazla kasmak” olmus. Cunku bizlerde erkek kurani kerim hocalarimiza mahcup oldugumuz donemler yasardik. Bu ilimdir. Utanma ve ilim arasindaki iliskiyi siz cok iyi tahlil edersiniz.

            Diger iligili kisim icin fatih beye yazdigim cevabi okumanizi rica ederim.
            Kolay gelsin.

          • gulpembe diyor ki:

            “maruz” degil “mazur” olacakti, sizi teville yormayalim:)

            sevgiler…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Tüm hayatımızın aslında dinimize bağlı olması gerekmiyor mu? Aslında sayaç sürekli işlemiyor mu ne taraftasın diye. Bunu değerlendirecek olan elbette Allah’tır ancak kullar da hem kendi için hem de bir başkası için bunu sorgulayabilir, toplumsal düzenin tesisi amacıyla. Mesela bazen yazıktır günahtır yapma deriz. Devlet harama helale bakar mı bilmem ancak geçenlerde bir video vardı. Adamın biri bir şeye sinirlenip aracını uçurumdan aşağıya atıyordu. Devlet adamın uçurumdan araç atma özgürlüğünü göz ardı edip mala zarar vermekten ceza kesmiş ki aslında zarar sadece kendine…

            Çalışan kadınla ilgili benzer bir örnek de öğrencilerin aldığı burslar. Normalde şartlardan biri de başka yerden burs almamaktır. Şimdi bir öğrenci düşünün bir kaç yerden yetecek kadar burs alıyor. Devlet de iş bu ya diğer aldığı yerleri görmeyip bu öğrenciye burs vermeye kalksın. Bu öğrenci kendisine yetecek bursu olduğu halde devletin kısıtlı imkanlarla verdiği bursu alsa başka öğrencinin hakkını yemiş olmaz mı?

            Merak edenler baksın. Benim izlediğim bir kaç videoda dahi ben hiçbir hocanın kadınların çalışması doğrudan haramdır diyebileceğimiz bir hüküm yok diyorlar. Yani herkes haddini biliyor. Ancak sonrasında ailesel ve toplumsal etkilerinden bahsedip ortaya bir resim koyuyorlar. Bunu da manüplasyon olmaksızın nesnel olarak ortaya koyuyorlar. Kalanı insanlara kalmış. Burada da epey yazıldı. Kadınların çalışması 1/0 düz mantık ile açıklanamaz kişiye göre değişir diye. Bir kadın düşünün, duldur çocuğu vardır kendilerine bakanı da yoktur mecbur çalışacak. Evlensen iyi olur denebilir ancak uygun koca adayı yoksa ne yapsın? Mesela bu kadına çalışmak farz olur mu olmaz mı? Ya da tam tersi. Bir kadının çalıştığı zaman çocuğunu ihmal edeceği sabitse dini hüküm ne olur?

            Çok uzadı belki ama ben bu çalışan kadın mevzusunu evlilikle ilgili hükümlerle ilişkilendiriyorum. Normalde sünnet diye öğretilir ancak kimi durumda farz kimi durumda ise haram olabileceği yazıyordu.
            Ben de kadınların çalışmasının teşvik edildiği bir ortamda yetişmiş birisi olduğumdan aslında gördüm ki arkadaşlarım evlenip de çoluk çocuğa karışana kadar çalışan kadınların zararlarını ben de tam anlamıyla kavrayamamışım.

            Para konuşmaktan ve hesap yapmaktan nefret ederim ancak bir iki şey yazayım. Zaten bakıcı masrafları temizlikçi masraflar vb kalınca kadının maaşından geriye bir şey kalmıyor. Hani kişilerin ihtiyacı vardır bilemem ama ortalama bir maaş direkt kuşa dönüyor. Ne anladım bu işten. Bir de maneviyat muhabbeti. Annem çocukluğumda ille de çalışacağım diye tutturdu fabrikaya girdi. Ufaklığa da akrabamız bakıyordu. Ben kardeşimi özledim diye ortalığı yıktığımı bilirim. Bir hafta bile geçmeden bıraktı işi. Akşam eve gelindiğinde annemin yaptığı bir tas tarhana çorbası inanın muhteşem donatılmış ancak içinde anne olmayan sofradan daha güzel. Tatava olsun diye yazmadım ve biliyorum ki ben gibi çok var.

            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Gulpembe hnm beni sasirtiyorsunuz :) Burada kim fetva verdi ki kadin calisir veya calismaz diye daha dogrusu fetva “salladi”? :)

            Kac defadir soyluyoruz “kadinin calismasini sabit bir fetvaya baglayamayiz, ama calistigi ortama ve sartlarina bakilir”. Bununla beraber isin aileye ve topluma bakan yonu ise dini kismindan bagimsiz bir inceleme alanidir. Artik yoruldu zihnim “maruz” gorun pardon “mazur” gorun. :) Tdk kurumu degilim ben bu kadar incelemenize gerek yok bana cevap yazarken, o cumleniz itikadi manada sıkıntılıydi ve o yuzden duzelttim.

            Son olarak, kendinizde yazmissiniz, Kur’an hocalarimiza “mahcup” olurduk diye degil mi? Benim erkek hocam olmadi. Olanlarla da birebir ya da kucuk topluluklarda degil buyuk bir salonda ve ekseriyetle hoparlor vasitasiyla dersini dinlerdik. Yani ozel durumlari zikretmeye sebepnolacak bir hal olmazfi ve bu mevzulari da zaten hanim hocalarla isledigimiz icin problem olmazdi. Malum fitne devrindeyiz en temiz yolu bu. Ancak asil mevzu bu degil, sizin kurumunuz farkli isliyor diyelim, mazeret beyan etmek “zorunda” oldugunuz bir donemde bir “mahcubiyet” hissederdiniz degil mi, lakayd bve alayci bir sekilde soylemezdiniz ve ustelik mazeretiniz gayrihtiyari olurdu ihtiyari degil. Daha acik yazamiyorum, umarim anliyorsunuz.

            Bunu bir erkegin genc bir hocahanima alayci bir uslupla soylemesi sizin acinizdan ilmin bir cuzu ise okudugumuz ilim farkli olmali. Boyle bir ilim ben bilmiyorum. Okumadim. Bu durumda ben “fazla kasan” tarafsam sizin cenah da fazla mi rahat oluyor bilemiyorum. Kaldi ki bunu anlatan ogrt.arkadasim bu gibi edepsizlikleri bilhassa yapan erkek ogremcilerinin coklugundan sikayet ederken pek haya ile ilim arasindaki iliskiyi kastederek soylemiyordu bunu. Oldukca rahatsiz oldugunu dile getiriyordu.

            Ayni sekilde kiz ogrenciler de erkek hocalarina mazeretlerini neredeyse beyan edecek kadar ileri gidiyorlar. Bunu da mi ilim ve haya ile aciklayacaksiniz? Bunlar haya ve ilim ile degil, haya perdesinin yirtilmasiyla ilgili sorunlar ve bu ortamda kizlara hanim erkeklere erkek hocalarin ders vermesi sanirim en uygun yol olurdu ama utopya korkmayin, yetkim yok(iyi ki yok dediginizi duyar gibiyim :) )

            Herneyse..Fatih bey de yeterince guzel aciklamis. Artik bana sukut etmek duser. Soz degil icraat vakti. Zaman degerli, bos konusmaktan yoruldum Allah affetsin. Nasil olsa yazdiklarimiz ucup gitmiyor bu zamana kadar yazdiklarim kendi adima yeterlidir insaallah. Gerisini arkadaslarim tamamlasin.
            Esen kalin.

          • gulpembe diyor ki:

            Estagfurullah uzatmadiniz ama yazdiklariniz bana cevap niteliginde degil belirtmek istedim.
            Calisma mevzuu dinle alakali degildir demiyorum, dini bir problem yani dinde yasak degildir diyorum.
            Ben su ornege benzetirim. Devlet otobus hizmeti veriyor, bir kisi acilen hastaneye gitmesi lazim, digeri gezmeye cikmis. Ikisi de birbirnden haberdar degil. Otobuse binerken sira oluyorlar once gelen ama niyeti gezmek olan kisi otobuse bindi, digeri kontenjan doldu diye geri kaldi. Otobuse binen kisi kul hakki yedi mi?eger yediyse bunu engellemek icin onu otobusten indirmek mi lazim?yoksa devlet ulasim imkanlarini genisletmeli ve kimsenin magdur olmayacagi kaliteli firsatlar mi sunmali?

            Burs meselesinde siz de belirtmissiniz ki, baska yerlerden gelir almak yasak oldugu halde bu kisiler devleti aldatarak ikiyuzlu davranmislar, esas ihtiyac sahiplerinin hakkini gasp etmisler.. Bu haramdir ve bizim konustugumuz sey baskadir.

            Benim de bir arkadasim 3. bebegi istedigini ama bebek olursa kres ve okul masraflari nedeniyle calismasinin bir anlami kalmayacagini soylemisti ben de sizin gibi tavsiyemi 3. bebek ve bir sure evde kalmasi uzerine yaptim fakat o kendince nedenlerle digerini secti, iyi veya kotu degil bu bir tercih.

            Calisan annelerin cocuklarina ise tipki bosanan ailelerin cocuklarina yapildigi gibi merhamet adi altinda zulum ediliyor bazen. Bunu ben goruyorum , bir ortamda cocuk annesine huysuzlansa anne ev hanimi ise “cocuktur aglar” oluyor, calisan ise “vah vah anasi da calisan kadin kimbilir ne psikolojik problemleri var yavrucagin”oluyor. Ben bunu kabul etmiyorum. Yine tutucu bir sitede okuyordum, bi yorumcu , benim annem calisan kadindi ve biz cok mutluyduk gibilerinden biseyler yazmis, herkes “yok yok sizin aslinda durumunuz cok vahimdi fakat sen farkina varamiyosun canim kardesim “modunda kadina yigiliverdiler. O da , “yahu annesi calsiip mutlu olan cocuklar da neden inanmak istemiyorsunuz diye feveran ediyordu:)))
            yine bir arkadasim k.validesi yanlarina ziyarete gelecek diye stresliydi. Kocasi annesine cok duskun.Dedim ki”k.validenin kiymetini bil, kocani bu yasa getirmis sana vermis, mutesekkir olmalisin.”o da dedi ki” o buyutmemis ki ,hep nene-dede bakmis, bizim kaynana kariyer yapmis”
            aklinca k. validesine saygisizlik yapabilmek icin “eksik bir calisan anne” olduguna kendini inandirmaya calisiyordu. Buradan kucuk bebekleri birakip calisilsin gibi bir mesaj cikmaz,urun yerlestirme yok. Iciniz rahat olsun:)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Benim aklımdan geçenleri Feyza Hanım yorumunun sonunda zaten belirtmiş. Aynısını yazmamın anlamı olmayacak. Kaldı ki bu ortamda zaten bana hiç mi hiç laf düşmez :) Ben sadece genel izleyiciyim bilgim sınırlı.
            Esen kalın.

          • gulpembe diyor ki:

            feyza hanim,

            sizi asla fetva sallamakla itham etmedim, bilakis “benim vardigim sonuc bu(kul hakki oluyor)”diye yazdiginiz icin size tesekkur etmistim bir onceki yorumda.(fetva degil, sizin kendi kanaatiniz oldugunu zikrettiginiz icin) . fakat aralarda gecen surec ve karisan diger yorumlarla beraber bu yanlis anlasilmalar cok dogal. sorun yok.

            sizin orneginizde ise ben erkek talebenin hocayla alay ettigini anlayamadim. bilakis mahcup olanin erkek cocugu zannettim.
            biz de liste yapilir ders basinda hocaya verilirdi, fakat hoca bazen listeden isim kacirdigi olur,yuzlesmek zorunda kalirdik vesaire..

            selametle…

          • gulpembe diyor ki:

            gulpembe:”calisan kadinlarin hak yedikleri iddiasinda bulunmak icin iki kere dusunulmeli”

            feyza:”iki degil de yirmi kez dusunsek benim vardigim sonuc ortada ciddi bir hak ihlalinin olmasi”

            gulpembe:”makul yaklasiminiz icin tesekkurler, itiraf etmissiniz ki bu “Sizin vardiginiz sonuc”….(“Allahla isbirligi sozunun aciklanmis hali ile yorum devam ediyor)”calisma isinin rasyonel boyutlarina vakif olmadan fetva sallayamaz ve kimseyi yargilayamayiz…”

            feyza:”rica ederim”(devaminda gelen “Allahla isbirligi”sozunu farkli tevil ediyor ve yorumluyorsunuz. burada ben anlatamamis siz de normal olarak anlayamamissiniz)

          • Yahya diyor ki:

            Gülpembe hnm,

            Amerika’da kadınların istihdam edilmesi, erkek istihdamını menfi olarak etkilendiği çok net bir şekilde dile getirilmektedir. Hatta maaş dengesini bozduğu, erkeklerin kariyerlerini etkilediği ve karar mekanizmasında zafiyetlere sebebiyet verdiği v.b. mevzular uzun uzun tartışılır…

            Özellikle belli iş alanlarında, firma sahipleri kadın çalışan tercih ediyor. Çünkü firma sahiplerinin menfaatine ve cebine daha çok hitap ediyor.

            Ülkemizde de bu böyle.

            Kısacası, hak yeniyor ve yediriliyor…
            (istisnai durumlar konumuz dışıdır)

          • Feyza diyor ki:

            Benim acimdan sorun yok Gulpembe hnm, size alinmadim, ben oyle herseye alinmam rahat olun. Konuyu da sahsi olarak uzerime alinmadim genel manada soyledim.
            Olabilir yanlis anlasilmalar, anlam kaymalari. Nihayetinde yazi dili. Izahatiniz icin tesekkur ederim.
            Hayirli aksamlar cumleten. Hakkinizi helal edin.
            Es selamu aleykum ve rahmetullah..

          • gulpembe diyor ki:

            Hakkim herdaim helaldir. Ve aleykum selam ve rahmetullah ve berakatuhu Feyza Hanim…

          • gulpembe diyor ki:

            Yahya Bey,
            Amerikada ve tum dunyada istisnalar haric ayni isi yapan kadinlarin erkek meslektaslarindan daha az
            kazandiklari da bir vakiadir.( ve benim detaylarina vakif olmadigim erkek lehine baska uygulamalar sozkonusudur)Hal boyleyken o kadinlarin/erkeklerin haklarini yiyen diger cins degil,sistemdir. Bu vebali bir sekilde sistemin icinde olan bireylere yukleyemeyiz. Benim ilgilendigim kisim budur. Calisan kadina bu anlamda duygu somurusu yapilmasi kabul edilemez.

          • Yahya diyor ki:

            Gülpembe hnm,

            İş veren kendi çıkarları uğruna kadın çalışanı tercih ediyor ve erkek çalışana iş vermiyor veya bu fırsatı ona sunmuyor.
            Erkekler işsiz kalıyor!

            Sistem içinde kadınların sömürülüyor olması, emtia gibi kullanılmaları, maaş haksızlıklarının olması vs. vs. ayrı bir çalışan hakkı mevzusudur, konumuz bu değildir. Yine sistem içinde erkeklere iltimas gösterilmesi de ayrı bir hak/hukuk mevzusudur.

            Esas mevzu bu sistemin içine kadının girip girmemesidir. Çünkü bu sistemin “istihdam” kapasitesi bellidir. Bizler mütedeyyin insanlar olduğumuz için mevzuya dini perspektiften bakıyoruz. Amerika gibi ülkeler ise olayın ekonomik ve etik boyutuna bakıyor.
            Önceki yorumumda belirtmek istediğim; Amerika’da dahi kadının bu sisteme alınıp alınmaması hala daha tarştırma konusudur.
            Amerika’da kadın hakları, eşitlik, feminizm vs. teraneleri bir taraftan dillendirilirken, diğer taraftan kadın istihdamının, erkek işsizliğini arttırdığı konuşulmakta ve buna çözüm aranmaktadır.

            Bu konu bir yana, aynı zamanda Amerikan toplumu genel olarak kadının çalışmasından rahatsızdır. Özellikle kadınlar arasında “Stay-at-home moms” özendirilmekte ve çocuklar “working mom” istememektedir.

            Fıtrat olsa gerek: tilkinin dönüp dolaşıp geri geleceği yer kürkçü dükkânıdır.

          • gulpembe diyor ki:

            Yahya Bey,

            kadinlarin sisteme dahil olup olmamasi hususunda tabiri caiz ise ati alan uskudari gecmis. Dunyanin artik kadinlarin eve donebilecegi bir yer oldugunu pek zannetmiyorum. Kadinin akli, farki heryerde var ve olmali da zaten. Tabiki arastirmalar bitmez,yazilir cizilir konusulur. Daha gecenlerde amerikada bir tv programinda konuk adam kadin istihdamini elestiriyordu ve birden kadin spikere donup , senin bu saatte burada ne isin var? cocuklarinin ve kocanin yanina donsene,diye yari saka yari ciddi cikismaya basladi….burada feminizm kadar erkek hareketi de cok kuvvetli belirtmeye ihtiyac gormuyorum:)

            annelige bakan yonuyle imkani olan, ve kocasindan bu konuda destek goren kadinlar zaten bebeklerini kendileri seve seve bakiyorlar, fakat cok iyi kariyer yakalamis kadinlar icin cogu zaman farkli oluyor.basari kolay gelmiyor, emek vermis,birakamiyor, nasil kinayabilirim ki?

            Selametle…

        • sevgi diyor ki:

          Gulpembe Hanım, özellikle yazdığınız şu kısım çok iyiydi :)
          bir ortamda cocuk annesine huysuzlansa anne ev hanimi ise “cocuktur aglar” oluyor, calisan ise “vah vah anasi da calisan kadin kimbilir ne psikolojik problemleri var yavrucagin”oluyor.

          Benim kendi öz babam bile kızıma takılırdı `ee orda burda büyüyen çocuk ancak bu kadar olur, bunada şükür diye` Orda burda dediğide çocuğumun birgün evde, birgün okulda derste, birgün ofiste yanıbaşımızda olmasıydı :)
          Şimdi Allah nasip ederse ikinciyi kendim kendi evimde uzunca bir süre bizzat tek başıma büyütücem, bakalım çalışan ve çalışmayan anne üretimi çocuklarım arasında nasıl bir fark olacak. Sonuçları muhakkak yazarım :)

          • Yahya diyor ki:

            sevgi hnm,
            müsaadenizle müdahil oluyorum.

            babanız müstesna ancak çevremizde benzer ifadeleri biraz düşünmeden biraz da bilgisizlikle söylüyorlar.
            bunlar tabii hoş ifadeler değil ANCAK
            şunu da unutmamak gerekiyor anne yanında, kokusuyla, şefkat ve sevgisiyle büyüyen bir çocuğun durumu ile, başka şahısların kucağında, merhametinde …. büyüyen çocuğun durumu arasında muhakkak bir fark olacaktır.

            bebeğin meydana gelişinden, anne karnında gelişimine, doğumuna, doğum sonrası anne ile bebek arası bağının devamı vs. hepsi netice olarak bireyin huyunu suyunu karakterini ahlakını etkilemektedir ve bu bilimseldir.

          • gulpembe diyor ki:

            Sevgi hanim,

            siz calisiyor olsaniz da olmasaniz da annelik mevzuunda elinizden gelenin en iyisini yapiyorsunuzdur zaten…karariniz hayirli olsun, sizin adiniza mutlu oldum. Yahya Bey’e de katiliyorum.

            selam ve sevgiler…

  6. Cihad diyor ki:

    Büşra Hanım’a,

    Emek ve zaman harcayarak bu yazıyı istifademize sunduğunuz için teşekkür ederiz. Annelliğin kıymetinin farkında olanlar için önemli bir nüansı ifade etmişsiniz. Yani ebeveynlik ile evlatperestlik arasındaki ince çizgiye dikkat çekmişsiniz.

    Şüphesiz bu çok önemli bir nokta ancak anneliğin nasıl yapıldığının değil bizatihi kendisinin tartışıldığı, ihmal edildiği ve aşağılanarak hor görüldüğü bir zaman diliminde önceki yazınızı tercih ederdim doğrusu. Çünkü zamanın ruhuna daha uygun.

    3 milyona yakın kız öğrencimizin meslek,statü ve kariyer için üniversitelere koştuğu, evlillik yaşının 30’lu yaşlara yaklaştığı, ikinci çocuğun bile kaza olarak görüldüğü, herköşe başının kreşlerle doluştuğu, bakıcı şirketlerinin kurulduğu, karma bir toplumda erkek-kadın arasında mesafeler kapanarak yaşanan aldatmalar ve sadakatsizliklerle boşanmaların ciddi boyutlara ulaştığı bir dünyada annelik vurgusunun hayatiyet kazandığını ve aciliyetle ve ehemmiyetle yapılması gerekenin bu olduğunu düşünüyorum.

    Mesela şu ifadenizin eleştirdiğiniz seküler yaşama basamak yapılacağına çok eminim. Tam da muhafazakar feministlere göre olmuş çünkü..

    “”Bizim inancımıza göre ilmi kudreti sonsuz Yaratıcımız bizi çocuk için yarat-ma-mıştır. Esasen bir çocuğu ne biyolojik ne de ruhsal olarak büyütmek için bize ihtiyacı da yoktur.””

    halbuki siz bir insan için evladı bile gaye olmamalı ve kulluğun önüne geçmemeli derken, onlar bir başkasının çocuğunun eğitimi ve sağlığı için seferber olarak kendi çocuklarının da ve kulluğunun da önüne geçiriyorlar ve geçirecekler.

    Hülasa-i kelam: Pirince giderken evdeki bulgurdan da olmamız pekala söz konusu olabilir.

    NOT: “”Esasen bir çocuğu ne biyolojik ne de ruhsal olarak büyütmek için bize ihtiyacı da yoktur.”” güzel bir maksadı anlatmak için kullanılan bu ifadenin son derece yanlış olduğunu ifade etmek zorundayım.

    Allah elmayı ağaçtan gönderir ve elmayı göndermesi için ağaca ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla elmanın ağaca olan ihtiyacı da hakiki değil itibaridir ve Allah’ın takdir etmesi iledir. Bu itikadi bir meseledir ki insana sahih bir nazar ve halis bir niyet kazandırır.

    ancak,

    Bir de esbab dairesi vardır ki burada sebepler tahtında hareket etmek gerektir. Örneğin,
    Elmanın ağaca ihtiyacı yoktur zaten Allah veriyor diyerek ağaçları kesemeyiz. Altını çapalamaktan, suyunu vermekten, ilaçlamaktan ve budamaktan vazgeçemeyiz çünkü esbaba riayet bir dua-yı fiilidir. Biz bunları yaparken yine Rabbimizden istediğimizin farkında olmalıyız o kadar. Yani itikad dairesi ile esbab dairesini birbirine karıştırmamalıyız. Daha doğrusu itikadımızı kuşanarak esbab-ı alem içinde hareket edebiliriz fakat esbab ve kesret nazarıyla itikadımıza bakamayız gibi ince bir ayrıntı söz konusu.

    Selam ve dua ile…

    • C.Ali diyor ki:

      Cihad kardesimin yorumuna bende katiliyorum.
      Büşra hanimin yazisi çok güzel istifade ettim yalniz bahsedilen cumleye geldigimde yazilmasa daha iyiydi dedim…kısaca bir kısımlar tarafından su-i istimale açık..

    • Feyza diyor ki:

      Cihad abi yorumunuz tam anlamiyla okurken dusunduklerimin kaleme alinmis hali, Allah razi olsun. Ben yazsaydim boyle iyi yazamazdim. Okurken hem altini cizdiginiz cumleler bende de ayni cagrisimi yapti ve suistimale acik oldugunu , hem de Busra hnm in onceki yazisini okuyunca keske direk bu yaziyi paylasmis olsaydi konunun ehemmiyetine daha guzel isik tutardi diye dusundum.
      Yazarimizin iyi niyetinden suphemiz zerre kadar yok tabiki yalnizca okuyan kisiler farkli yonlere cekip verilmeye calisilan mesaji sabote edebilirler. Yazar kulluk bilincinin butun dunya metalarinin ve evladu iyalin dahil her nimetin ustunde olmasi gerektigini anlatmaya calisirken sectigi cumleler baska okuyucularin zihninde farkli anlasilmalara sebep olabilir ve dahasi bunu kasitli kullanmak isteyen artniyetli bir kesim hep mevcut.
      Hayirli aksamlar abi.

      • Cihad diyor ki:

        Amin ecmain Feyza kardeşim.
        Siz yine de yazın, hakikat aynı olsada benim katı,sert ve hoyrat üslubum yerine, sizin gibi mutedil,sakin ve latif bir üsluba sahip bir hanımefendinin lisanindan okumayı burda hemen hemen herkesin tercih edeceğini tahmin ediyorum.

        Bu sebeple yazın ki daha müessir kalemden okunsun hakikatler..

        • Feyza diyor ki:

          Estağfirullah Cihad abi, her üslubun muhattabı farklı olduğu için hepsine lüzum olduğuna inanıyorum. Ayrıca sizin üslubunuz hoyrat değil, hoyrat üsluplu kişilere ettiğiniz aynıyla mukabele ile naif üsluplu kişilere kullandığınız üslubunuzun farkını biz buradan net görebiliyoruz.
          Lüzum ettiği zaman yine yazarım inşaallah, uzakta değil bir tık mesafedeyim.

    • Kevser Hacı diyor ki:

      Cihad rumuzlu okurunuzun eleştirisine katılıyorum, Onun değindiği cümle benim de hikmetini tam kavrayamadigim bir cümle olmuş yazınızda. Ancak belki evvel olarak haklı olduğunuz pek çok nokta zikretmissiniz yazıda. Bunun için teşekkür ederiz Büşra hanım.
      Bir de şu husus var, kendimizi kul gibi hissetmekten bahsetmissiniz, bu noktada kul gibi hissetmek ile egomuzun karismadigini nereden bilecegiz ,modern zamanda kafalarimiz ekseriyetle pozitivist düşünürken bunun ayrımı nasıl yapılacak ? Evladimiza bir emanet bilinci ile sahip çıkınca bunu kulluga dahil edemiyor muyuz?

    • Mihrimah** diyor ki:

      Yazılarınızı her zaman takib ediyorum Büşra hanım. .yalnız bu yazınızda bütünlüğün bozuldugunu ve yanlış anlaşılmalara mahal verdigini düşünüyorum
      Cihad abinin yazdıklarına bende katılıyorum

    • Muratkrdmr diyor ki:

      Kaleminize sahlik helal olsun cihad bey..

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku