Haram Yiyenin Basireti Kapanır

23 Mayıs 2019Sema Maraşlı40 Yorum »

sema“Haram yemek” deyince aklımıza faiz, kumar kazancı ya da hırsızlık gibi belli başlı şeyler geliyor. Oysa haram yemek sadece bunlardan ibaret değildir. Haksızlıkla elde edilen her mal haramdır. Meyvenin iyisini üste, bozulmuşunu alta saklayıp satmak da haramdır.

“Bizi aldatan bizden değildir.” diyen bir Peygamberin dinine mensubuz. Fakat küçük büyük o kadar sahtekarlık haberleri duyuyoruz ki Müslüman bir ülkeye hiç yakışmıyor. Büyük bir ahlaki bozulma yaşıyoruz.

Hakkın da haramın da sınırlarını Allah (c.c) belirlemiştir. Haram yiyen dünya ve ahirette iflah olmaz. Müslümanı haram yemek kadar bozan bir şey yoktur. Haramın içinde başkasının hakkı vardır. Haram yemek de hırsızlığın bir çeşididir. Haram yiyenin basireti kapanır, gözünün önünde en basit gerçekleri görmez olur, yere çakılana kadar gider. Haram yiyen vicdanının sesini duyamaz, merhametini kaybeder. Maalesef buna günümüzde çok şahit oluyoruz.

Haram konusu çok geniş bir mevzu. Bu yazının konusu özellikle gözden kaçan haramlardan miras ile ilgili olacak. Eskiden biri ölünce hemen hocaya, müftüye gidilir miras taksimi onların fetvaları ile yapılırdı fakat maalesef ki artık çoğunluk beşeri kanunlara göre miras alıyor. Dini dikkate almayanlardan bahsetmiyorum. Tam aksi dindar olma iddiasında olanlar arasında konu para mal mülk olunca maalesef ki din ve dünya ayrılıp hemen laikliğe bağlantı yapılabiliyor.

Miras ilmine “Ferâiz”deniyor. Bunun sebebi Nisa süresi 11.âyet-i kerimede: “Bu hisseler Allah’tan birer farîzadır” buyrulmasındandır. Fariza feraizin tekili “farz, takdir ve tayin edilmiş olan, belirli pay, hisse” anlamındadır.

Allah Rasulü şöyle buyurmuştur: “Ferâiz öğrenin ve öğretin, çünkü ferâiz ilmin yarısı olup unutulacaktır. Ümmetimden çekilip alınacak ilk ilim de odur.”

“Günümüzde İslam hükümleri uygulanmadığı için miras, nafaka gibi konularda mevcut kanunlara uyulabilir ve kanuna göre hisse alınabilir.” gibi sözleri kendini dindar diye tanımlayan kişiler söylüyorlar. Hatta ilahiyatçılardan söyleyenler var.

Öncelikle sormak lazım ki bu fetvayı hangi âyet-i kerimeden ya da hadisi şeriflerden çıkarmışlar. Devletin izin verdiği helal olacaksa o zaman bu kafayla bakarsak faiz de alınabilir, şans oyunları denen kumar da oynanabilir. Bunların hepsi devletin izin verdiği şeyler.

Devletin kanunları ile Allah’ın kanunları çatıştığında biz kendi özel yaşamımızda hangisini seçeceğiz? Eğer beşer kanunlarını seçiyorsan Allah’ın kanunlarının hükümlerinin kalktığını da içsel olarak kabul etmişsin demektir. İslam’a göre yediğin haramdır, kendin uydurduğun dine göre bunu helal sayabilirsin bununla da sadece kendini kandırabilirsin.

Bir de değişen günümüz şartlarına göre Kur’an-ı Kerim’deki miras paylaşımının bu çağa uymadığı değişen şartlar yüzünden kanunlara göre mal paylaşımı ya da boşanma sonrası nafaka alınabileceğini savunan kişiler var. Bunu savunanlar da din karşıtı insanlar değil, tam aksi görünüşte dindar gibi görünen kişiler. Kur’an-ı Kerim bir tarih kitabı değildir, ilahi bir kitaptır ve kıyamete kadar bakidir, içindeki hükümler de kıyamete kadar geçerlidir. Hükümleri açık âyetlerin üzerine bir Müslüman söz söyleyemez. Miras ve nafaka hükümleri son derece açık ayetlerdir.

Bir de “İslam mantık dinidir, bunu benim mantığım almıyor” diyenler ve kendi mantığına göre ayetlerin açıklamasını yapanlar var. Öncelikle “mantığım almıyor” dediği şey “işime gelmiyor nefsim kabul etmiyor” demektir. Bir ilahiyatta hoca öğrencilere demiş ki “Bir erkek öldüğünde önce mirasının yarısı karısına verilmeli, kalan yarısı da çocuklarına paylaştırılmalı.” Bu bazı kız öğrencilere mantıklı gelmiş.

İslam akla dayanan bir mantık dini değildir. İslam kalbe dayanan bir mantık dinidir. “Akletmez misiniz?” sorusu aynı zamanda kalbe de hitaptır. İslam da akıl ile açıklayamayacağımız pek çok şey vardır. Akıl nakıstır, sınırları dardır. İslam gönül dinidir, teslimiyet dinidir. İslam gönülden kabul edildiğinde akıl da nasiplenir. Akıl ile kabul etmeye çalışanların gönlü kör kalır.

Günümüzde başörtülü kadınlar arasında gizli feminizm yaygınlaştı. Feminizm belasına tutulmuş olan kadınlar ve onların şakşakçısı erkekler miras âyetlerinde erkeklere iki, kadınlara tek hisse olmasını kabul edemiyorlar, boşanma sonrası üç aydan fazla nafaka olmamasını kabul edemiyorlar ve bu zehirli fikirleri onları bazı âyetleri dolaylı olarak inkara kadar sürükleyebiliyor. Heva ve hevesini ilah edinmekten ve şirke düşmekten Allah (c.c) cümlemizi korusun.

Kendine fetva uydurup bilerek haram yiyenler dışında bir de eksik bilgiden dolayı haram yiyenler var. Cahilliğinden dolayı haram yiyen de dinini iyi öğrenmediği için ayrıca vebaldedir fakat ülkemizde din işlerinden sorumlu Diyanet İşleri Başkanlığı da halkı yeterince bilgilendirmediği için vebaldedir.

Miras konusunda en çok yapılan hatalar, haram ya da harama kapı açan yanlışları konuyu bilmeyenlere hatırlatma babında yazmak istedim.

1-Mirasın hemen paylaşılmaması. Çokça yapılan bir hata; baba ölüyor anne diyor ki “Ben ölene kadar mirası paylaşmayın böyle dursun ben ölünce ikimizinkini bir paylaşırsınız” Anne mirası kendi kontrolünde tutup istediği gibi hareket ediyor. Kocasının mirasını istediği gibi kullanıyor hatta bir evladına daha çok vererek onun haram yemesine de sebep olabiliyor. Annenin mirası bekletme hakkı yok, yaptığı da haramdır. Böyle yaparsa hem kendi haram yemiş olur hem de evlatlarına haram yedirmiş olur.

2-Miras hukukunun inceliklerinin bilinmiyor olması. “Dini hükümlere göre paylaşıyoruz” diyenlerin payda erkeğe iki, kıza bir alanların bile dikkat etmedikleri hususlar oluyor. Miras; ölenin eşi ve çocukları arasında paylaşılıyor. Oysa İslam’da miras konusu böyle çekirdek aileye göre planlanmamış. Ölenin anne-babasına da miras düşüyor. Hatta babası ve oğlu yoksa dayıya ve amcaya da miras düşüyor.

Anne-babanın durumu iyi olur gönlüyle istemez o başka fakat istiyorsa zengin de olsa anne-babaya ölenin mirası verilmelidir.

Rabbimiz pay sahiplerini Kur’an-ı kerimde tek tek açıklamış. Miras ayetlerinin okunması ve anlaşılmayan hususların işin ehli hocalara ya da müftüye sorulması gerekir.

Miras âyetlerinde vasiyet ve borçtan sonra mirasın paylaşılacağı da vurgulanıyor. Malın üçte birini geçmemek üzere vasiyet bırakılabiliyor. Bu konular da pek bilinip uygulanmıyor.

3-Haramla hayır yapılmasını tavsiye edenlerin olması. Mesela kişi erkek kardeşine kırgın “malını kanunlara göre al, dinen ona düşen payı sadaka ver” ya da boşanma sonrası nafaka konusunda duyuyoruz “Sen eski kocadan al tazminatı, nafakayı içine sinmiyorsa sadaka ver” diyenler oluyor. Ya da “nafaka haram ama tazminat helal” diyenler oluyormuş. Bu fetvaları söyleyenler aldıkları sahih kaynakları da bir açıklasalar fakat kaynakları olmadığı için açıklayamıyorlar.

Haramdan hayır yapılmaz. Yapsan da hayrın sevabı olmaz bir de kendin yemiş gibi günahını üstlenirsin. Bir de Allah’ın açık hükümleri karşısında fetva uydurmaktan büyük günaha girersin.

Allah’u Teâlâ Nisa suresinde miras paylarını bildirdikten şöyle buyuruyor:

“Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberi’ne itaat ederse, O da onu alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar ki; orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu en büyük kurtuluştur.” (Nisa:13)

“Kim de Allah’a ve Peygamberi’ne isyan eder ve O’nun sınırlarını aşarsa, onu ebedî kalacağı ateşe koyar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.” (Nisa:14)

Görüldüğü gibi haramın azabı çetindir. Rabbim sakınanlardan eylesin.

Not: Miras âyetleri için internetten faydalanmak isteyenler dikkatli olsunlar. Fetva sayfalarının bir kısmında ehli sünnet dışında olanların sitelerinde yalan yanlış bilgiler var. Bu konuda “Sorularla İslamiyet” sitesinden faydalanılabilir.

 

Okunma Sayısı : 5.047

Yorum yapın

“Haram Yiyenin Basireti Kapanır” için 40 Yorum

  1. Gulpembe diyor ki:

    Devam…
    -Ibn Omer “ bosanan her kadinin bir mut’a- istifade hakki vardir. Bu tazminattan, kendisine mehr tayin edildigi halde temas vaki olmadan bosanan harictir. Boyle bir kadin ancak kendisi icin tesbit edilen mehrin yarisini alir.” ( muvatta,talak 45,(2,573)
    -imam Malik e gore tazminatin asgari yada ust siniri yoktur.
    -Abdurrahman b. Avf, bosadigi hanimina mut’a olarak 1 cariye bagislamistir.

    Igneyle kuyu kazar gibi kaynak tariyoruz:) Elhamdulillah…

  2. Abdullah Bir diyor ki:

    ALGİ OPERASYONU NASİL YAPILIR?

    1- On bilginin ( 9 u ameli birisi imani) icerisine bir İMANİ YANLIŞ gizlemekle

    Örnek: Kendisi vasat olan siradan bir kadını evlenirken prenses görüp mihrinin bir daire parası, boşanma asamasi da ise yarım daire kadar tazminat hakkı olduğunu iddia ederek.

    2- Allah’ın vermediğini RESULULLAH’in konuyla alakasız özel (şahsına münhasır) durumlarını ve hanımlarına söylediği özel sözlerini konuya dayanak yaparak

    3- Tek hak din İslam olduğu halde DİNLER ARASI DİYALOG sözüyle batıl (bozulmuş, yanlış) olan dini çaktırmadan batılı gercek-makbul gibi gösterip insanlara da hak dinmis gibi sunarak

    4- Gerçek kimliğini ve amacını gizleyip kendisini insanlara HUMANİST, SEVGİ PİTİRCİGİ, İLİM PINARI, vb şekillerde gösteren maskeler takınarak

    5- İnsanların cahilliklerini ve local maduriyetlerini sanki genel bir problem miş gibi gibi göstermek ve bunları kullanarak insanların imanları yerine duygularına ve nefislerine hoş gelecek şekilde kadar konuşmak

    Bu tür insan görünümlü kriptolara karşı dikkatli olmak imanını korumak isteyen her müslümanın üzerine farzdır.

    • Aadem diyor ki:

      Abdullah abi her kelimesine imzamı atarım.kırmízí gül güzeldir tüm dostlara tavsiye ederim.ama kırmızıdan değişmiş beyaza yakın kirli gülleri kimseye tavsiye etmem. çünkü kırmızı gülün güzelliği, saflığı, temizliği gitmiş rengi soluk gülün dikeni gülün altına gizlenmiştir. Tutan her kim olursa olsun kanatacak ve acıtacaktır. O yüzden tuttuğunuz güle dikkat edin.sonra o gül (ler) canınızı yaktığında geç kalabilirsiniz.

  3. Gulpembe diyor ki:

    Diyanetin sayfasinda bosanma tazminatina deginiliyor. Anlasildigi uzere bu bilinmeyen degil uzerinde durulmayan birsey olmus. Ideal olanin mehrin yarisi kadar oldugundan sozediliyor. Mehr ortalama bir daire parasi olsa, bunun yarisi tazminat parasi eder. Mahkeme kadina fazlasini verirse kadin bunu kocasina iade etmeli, elbette durumu kendi lehine istismar etmemeli. Eslerin kendi aralarinda yaptiklari bir anlasma bundan mustesna.

    Bazilari istiyor ki, devlet ciksin aradan, kadin kocasinin insafina birakilsin. Allah askina boyle bir sey olabilir mi? Esini bosamaya kalkan Adam ya esine sogukluk yahut kizginlik duyuyordur zaten. Kac tanesi insaf eder. Hangi zaman bu isler otoritesiz yapilmis? Muslumanlarin devletle degil, devletlesmeyle problemleri var. asiretler, kabileler, cami memurlari, yazisiz orfler/ aliskanliklar onlari yonetsin istiyorlar. Oyle olmasa anlarlardi ki hur toplumda da seriat pekala yasanabilir.
    Hayirli arefeler olsun insallah.

    • adamın biri diyor ki:

      ” Mahkeme kadina fazlasini verirse kadin bunu kocasina iade etmeli, elbette durumu kendi lehine istismar etmemeli. Eslerin kendi aralarinda yaptiklari bir anlasma bundan mustesna.” yani koca karisinin insafina birakilabilir, çünkü bosanan kadinlar kocasina kizginlik duymaz, kadinlar kocalari gibi insafsiz degildir. Acaba öyle mi gerçekten?

      ” bazilari istiyor ki, devlet ciksin aradan, kadin kocasinin insafina birakilsin. Allah askina boyle bir sey olabilir mi? Esini bosamaya kalkan Adam ya esine sogukluk yahut kizginlik duyuyordur zaten. Kac tanesi insaf eder. Hangi zaman bu isler otoritesiz yapilmis?”
      Yani kadina gelince otorite olmali, kadin bundan istifade etmeli, ama kocaya gelince bu olamaz, cunku kocalar kanuni hakkini suistimal eder cunku onlar insafsizdir. Acaba?

      Velhasili kadin misin erkek misin, kadinsan haklisin erkeksen haksizsin, yok nafaka yok mehir bunlar sadece bahane

      Hayirli bayramlar olsun

      • Gulpembe diyor ki:

        Hayir, Kimse kimsenin insafina birakilamaz. Herkesde nefs var. Kadin- erkek cekismesine goturmeyiniz lutfen.
        Konumuz;
        Kadin, islama gore kendisini bosayan kocasindan tazminat alabilir mi idi. Evet alabilir ve tarihte almis oldugunu, ilgili muhteif ictihatlari yazdik. Inancimiza paralel olan bir kanundan yararlanmak hakkimizdir fakat her kanuni hak helal olamayacagi icin hassasiyet ve sinirlarimizi islah etmek bize dusuyor. Zaten yuzde yuz hatasiz kanun/ karar olmaz. Bakiniz peygamber efendimiz bile ne buyuruyor, buhari hadisidir” suphesiz Ben de bir insanim, belki bazisi delillerini bazisina gore daha iyi arzettiginden kardesinin hakkina girilmis olabilir. Eger yanlis hukmettiysem onu almasin. Ben ona atesten bir parca kesmis olurum.( aldigi fazla hak onu cehenneme goturur)”

        Selametle.

  4. Serkan diyor ki:

    Maalesef günümüzde birçok Müslüman hanım medeni kanuna uyuyor ve erkek kardeşleri ile eşit miras paylaşımı yaparak bile bile haram işliyorlar. Bu hanımlar derhal tövbe etmeli, haksız yere aldıkları payı yeniden hesaplayarak erkek kardeşlerine iade etmelidirler.Allah’ın hükmü budur. Uymayanlar Allah’a isyan etmiş sayılır.

  5. Gulpembe diyor ki:

    Yazdiklarimi bahsedilen internetteki arastirmadan almadim, zaten orada genel gorus verilip farkli hususlarda devam edilmis ve benim yazdigim spesifik ornekler orada yok. Bir suredir kitapliga bakiyorum okudugum makaleye denk gelemedim. Hala bendeyse bulur ve buradan kaynak ismi paylasir, eklemeler de yapabilirim insallah, konu guzel ve nazik bir sekilde ele alinmis.

    laiklik mevzunda tekrara dusmek istemem. Benim laiklik algim Bediuzzamanin Denizli Mudafaasinda belirttigi kendi laiklik telakkisi ile aynidir; din ve vicdan hurriyeti uzerine Kimsenin kimseye baski ve taarruzda bulunmamasidir.

    Hukumleri zamana ve kulture izafe eden Ben degil, sunnetullah/Allahin yaratilis yasasidir. “Her donemin bir hukmu/yazgisi vardir. (Rad38)”

    Cali supurgesinin bile kokleri varken, benim geldigim medeniyet ve mirasi yok saymam mumkun mu? Fakat bu beni olani kritik etmemden/elestirmekten alikoymamali. Zamaninda bunu yapabilseydik ve simdi yapabiliyor olsak belki baska bir ulkede yasiyor olurduk ve oluruz. “Kendimizi dev aynasinda gormeyelim( bediuzzaman/munazarat)”

    Maden ocagindaki iscilere gelismis ulkelerdeki teknoloji, maddi refah ve haklari sunamiyorsak bu kadinlarin sucu degil. “Simdi en onemli cihadin biri de maddi terakkidir” diyen bediuzzaman gibi, “neden dunya bizlere de terakki dunyasi olmasin “diye sorguladigimiz da ,bizi ehlidunyanin refahini kiskanmak ve kapitalizmin ekmegine yag surmekle itham edenler, madencilerin sartlarini iyilestirmek icin de bir fikre sahip olmalilar, oyle degil mi?

    Patinaj olmamasi icin hem zamanin gereklerini okuyabilecek, hem ilahi hukmun muradini anlayabilecek kollektif bir akla yani ictihada luzum var. fakat bugunun biz muslumanlariyla bu cok zor. Dunyayi bilen dininden, dinini bilen dunyasindan habersiz. Her ikisini bilen ise ne kadar samimi? muta diyorsunuz,”Bir basortusu yada seccade falan sahabe oyle yapmis diyor” sanki umreden donmus de sadaka dagitiyor. Ayetteki “ma’ruf(zaman/ sartlar ve kultur)” nerede? O yuzden mirasla ilgili yorumumda matematigi degil ayetin ruhunu one cikarmanin ve iyi niyetli olmanin onemine gonderme yapmistim.

    Keske siz de bebek arabasi surseydiniz de, bir musluman kardesinizin giybetinde bulunup hakaret etmeseydiniz. Insallah hanfendi de kocasinin kiymetini biliyordur. Maasini paylasmamasi kendi bilecekleri is, Abdullah b. Mesudun hanimi da kocasina zekat verirdi.

    Peygamberimiz sav, gece boyunca mecbur oldugu ibadetin cok daha fazlasini yaptigi olurdu. Bu durumda geceyi tek basina geciren ve zaten hemen hemen 10 gun uzerine kocasiyla basbasa kalabilen hanimindan nezaketen istedigi bir izin, kimi ve neden rahatsiz eder?

    Cevap hakkim dogdu, cevapladim. Uzatma niyetim yok. Karsi bir cevap gelmezse ekstra memnun olurum, gelirse kafa ve kultur farkliliklarindan dolayi daha once tecrube edilen gerginliklerin tekrarlanmamasi icin sizden de hassasiyet rica ederim. Yok hem yazip hem uslubunuza dikkat etmezseniz de Allah sizi bildigi gibi yapsin insallah! Saka saka caniniz sagolsun:)))

    • Cihad diyor ki:

      “”Insallah hanfendi de kocasinin kiymetini biliyordur. Maasini paylasmamasi kendi bilecekleri is””

      Ne kadar güzel bir dünya. Hiçbir sorumluluk üstlenmeden kıymet bilebilmek ve erkeğin olabildiğince maddi külfetine ve mecburiyetine karşılık maaşını paylaşmama özgürlüğü ve “kendi bilecekleri iş” olabilmesi.

      Kız istemesinden nişana, kınasından düğüne, eşyasından takılara, evin iaşesinden, çocukların masrafından, evin kira ve tamir ve bakımına, mehirden nafakaya ve tazminata kadar aile hayatının bütün yükü erkeğin üzerinde olsun ama kadının hiçbir sorumluluğu olmasın. O sadece kıymet bilsin yeter( nasıl olcaksa artık…)

      Zaten Efendimiz(sav) bulaşık yıkamıştır, söküğünü de kendi dikerdi zaten, evi süpürmüşlüğü de vardır. Çocuklarına da ayrı bir düşkündür. Eh zaten “sakalı ve misvağı kadar örnek alınası” bir Zat’tır(sav) (Muhakkak öyledir bunda şüphe bile duymayız..)

      eeee..!

      Peki bu kadınların aile hayatındaki sorumlulukları nedir? Yani ne iş yaparlar, ne işe yararlar, mesleğinizi sormuyorum, patronlarınıza ve amirlerinize olan sorumluluklarınıza dair sadakatinize yakinen şahidim. Kocanıza, çocuklarınıza ve yuvanıza dair mesuliyetiniz nedir? Hayata katkınız nedir ve nereden katılırsınız?

      “Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa” NFK

      Herşeyin bir hukuğu ve bir matemetiği ve haklar-görevler dengesi vardır. Aile hayatında mecburiyetle veya lütfederek yaptıklarınız dışında yapmakla mükellef olduğunuz hususlar nelerdir? Bir kaç madde yazabilir misiniz?

      Acaba kadınlar erkeğin aşk partneri, nikahlı metresi ve sevgi pıtırcığı falan mıdır? Yoksa sizlerin varlığı yetiyor mu? Bir gülücük, iki öpücük ile mesele kapanıyor mu?

      Mahkemelerde hep erkeklerin suçlu olarak çıkmasının zannedersem bir sebebi de bu. Kadını itham edeceğiniz bir ödevi ve mesuliyeti yok ki. Erkeğin ise say say bitmiyor, illa ki birinde tekliyo. Hakimlerde oy birliği ile kararı veriyorlar. Yaz kızım…..

      Ve yine zannedersem erkeklerin evlilikten kaçmaya başlamalarının bir sebebi de yine bu, çünkü kendisinin keriz yerine konulduğunu görüyor. Kendisi açısından evliliğin bir cazibesi kalmamış, hamallıktan ibaret.

      Sorularım umumadır..

      hususan;

      “Sevgi”li “Irmak”lar ile “Efsun”lu “Gülpembe”ler cevap verebilirlerse çok memnun olurum.

      Kalın sağlıcakla…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Cihad abi.
        Bir filmde şöyle bir replik vardı “kadın mal mı ki satıla” diye.
        Burada kadınlar için yıpranma payı tarzı muhabbetler dönünce o kadar tiksindim ki artık bu konularda yorum yapmanın anlamsız olduğunu gördüm. Bu işler daha evlilik öncesinden başlıyor. Kimse kusura bakmasın ama bir kadın daha ilk tanışma aşamasında “kendisini ağırdan satma” çabasındaysa, evlilik öncesi süreçte takı vb. taleplerini öne sürüp benim bir tektaş kadar “değerim” yok mu diyorsa, evlendikten sonra da “yıpranma payı” diye bir şeyden bahsedip kendisine bedel biçiyorsa o kadın “mal”dır. Daha doğrusu kendisini öyle görüyordur.

        İşletmeden anlamam ama amortisman bedeli, katma değer gibi kavramlar vardı. Bu kadınların katma değeri ne acaba? Erkekleri evlilikten tek beklentilerinin cinsellik olduğunu iddia edip eleştirenlerin kocalarına verebilecekleri tek şey ki o da keyiflerine kalmış kadınlıkları mı yoksa?

        Madem kadın bir mal diyorlar ki biz demiyoruz, bundan sonra erkekler evlenirken kadınlara baksın sıfır mı 2.el mi kaç km yapmış. Kasko falan yaptırsınlar. Garanti süresi olsun mesela bu süre içinde arıza yaparsa ailesi tamir etsin ya da iade alsın.

        Kadın ve erkeğin birbirinin tamamlayacısı olduğunu anlamayanlar nafaka da ister yıpranma payı da…

        Selametle.

        • Gulpembe diyor ki:

          Fatih Bey,
          Kurani kerim “ nikahladiginiz kadinlarin ucretlerini guzelce verin” buyuruyor. Bu ifade de size garip geliyor mu? Evet evliligin temelinde erkegin kadina ulasabilmesi ve buna karsilik kadinin da ondan “tam bir teminat almasi”(ayet)vardir. Bu dogru, ama hersey bundan ibaret degildir. Icinde yasadigimiz toplum, cag, sahip oldugumuz kisilik, egitim ve kulturumuz evliliklerimize bir form verir, onu kuru bir alisveris olmaktan cikarir.
          Bediuzzamanin ifadesiyle dunyada insanin tam unsiyeti ancak refik/refikasi(hayat arkadasi) ile olur.

          Maddi taleplerini yuksek tutan kizlari cok fazla dile getiriyorsunuz, bekar olsaydiniz bunlara takilmayip kendinizi yine kendiniz icin gelistirmeye bakmanizi tavsiye ederdim. Lakin elhamdulillah artik yuvanizi kurdunuz, kadinlara karsi kindar ve kizgin olmanizi gerektiren bir sebep yok.
          Allah mutlulugunuzu daim eylesin.
          Selamlar

      • Gulpembe diyor ki:

        Ben “kiymet bilmek” demisim, siz “hicbir sorumluluk almadan kiymet bilmek” demissiniz, bunlar farkli seyler. Sorumluluk almak maas kartini paylasmaktan ibaret olmadigi gibi her maas karti kendisinde olan kadin da sorumsuz degildir. Kisacasi sorumluluk paradan ibaret degildir. Ben de hanfendinin kocasina layikiyla yaren ve yoldas olmasindan yani sizin tabirinizle yerine gore sorumluluk alabilmesinden bahsetmistim.

        Dugun, taki, merasim suresinceki masraflar orfi ve hastalikli bir durum almis. Bunu tasvip etmiyorum. Kendim de boyle bir evlilik yapmadim. Diger ismi gecen hanfendilerin de durumlarinin farkli oldugunu dusunmuyorum. Daha once henuz ogrenci olduklari vakit mutevazi bir sekilde evlilik hayatlarina basladiklarini dillendirmislerdi.

        Maddi konularda bazi kadinlarin hem evlilige baslarken hem sonrasinda bir guvence almaliyim, kenarda su olsun bu olsun gibi kendileri icin ciddi kaygilari oluyor. Tanidigim bir abla var, 3 kizkardesler,babalari vefat edince anneleri “ kocalariniz sizi kandirip mallarinizi alir, sonra kapi onune koyar, mirasi simdilik ben tutucam, Ben ölünce toplu alirsiniz” demis. onlar da yasli analarini kirmamislar:)herkesin dunyasi baska…

        Yorumda cizilen; hicbir seye karismayan biblo kadin profili bana yabanci, boyle kadin arkadaslarim yok ama cevremden taniyorum. Benim tanidiklarim halivakti yerinde olup, ev kadini olan, temizliginden yemegine, cocuk bakimina kadar herisini ucretle yaptiran, gezmeyi eglenmeyi seven sosyal medyaya fazlaca merakli, ve maalesef kendilerini fikirsel anlamda gelistirmeye pek ilgili olmayan insanlar. Son yazdigim kisim haric onlari elestirecek bir nokta gormuyorum. (Hatta son kisimda bile gormuyorum cunku rabbim herkesi farkli fitrat ve ilgide yaratmis. Bazi kadinlar hayatin gerceklerine hakikaten ilgisiz ve kabiliyetsiz olabiliyor.) Sonucta imkani var, rahat yasiyor diye kimseyi kinayamayiz. Peygamber hanimlari bile belki zor standartlarda yasiyorlardi fakat hizmetcileri ,cariyeleri , yardimcilari vardi, boylece ilim irfan faaliyetlerine daha fazla zaman ayirabiliyorlardi, ozellikle Ayse , Ummu Seleme ve Hafsa validelerimiz hafize ve muctehidelerdi. Ibn Hazm kitabinda rasulullah sonrasi 20 civari kadin hukukcudan bahsediyor, hz. Omer halife secilirken bekar kizlara kadar herkesin gorusu alindi diyor kaynaklar, demek sahabi kadini eve kapatilan, bir kaśiga 40 tane manti sigdirmaya calisarak enerjsini israf edilen kimseler degillerdi.Peygamberimiz “cuma, cenaze ve cihat( savas) haric erkege farz olan kadina da farzdir” buyurmustur.(abdurrezzak/musannef)

        Bazi zaman olur hakikaten hem kadin hem erkek icin karsisindakinin varligi yeter. Evlilikte sevgi ve guvene dayali dostluk onemli. Fakat dedigim gibi her evlilik kendine ozel, insanlari bilmeden, yargilamayi ve ayiplamayi uygun bulmuyorum. Saygi herkese lazim.

        Selametle.

  6. Cihad diyor ki:

    Fatih Kardeşe,

    Geçenlerde, hanım, kendi sohbetlerine gelen bir hanımın(başı örtülü) ailesinden bahsetti. Kadın ve erkekte meb camiasında çalışıyor. Kadının maaş kartı kendisinde ve evin hiçbir masrafına karışmıyor çünkü evi geçindirmek erkeğin sorumluluğunda imiş. Kadın ayrı bir birey olmayı hakettiğinden her türlü faaliyetini özgürce yapabiliyormuş.(sosyal medya,arkadaş ortamları vb) kocadan izin almak çok saçma birşeymiş.(köle değiliz tarzında..)

    Evin içindeki işleri de kadının yapması gerekmediğinden beraber yapıyorlarmış, hatta erkek daha fazla diyebilirim. Örn: Yolda giderken bebek arbasını erkek sürüyor, biberonu erkek tutuyor vs. kadının bir yere gitmesi gerektiğinde erkek mecburen arkasını toplamak zorunda, çocuğa bakmak zorunda.(tabi özgür ve birey olma sürecini tamamlamış bir hanımefendi için sık gerçekleşen bir durumdur bu)

    İstemeden ta zifaf gecesine kadar evliliğin her oluşum aşaması erkeğin sorumluluğunda. Eşya,düğün,hediyeler(takılar) ve mehir.

    Neyse….Uzatmayayım.

    Sohbetlere de araba ile hanımını bırakan bu adam ve ailesi kadınlar arsında çok takdir ediliyomuş.( ne kadar iyi ve anlayışlı bir kocası var tarzında…)

    Eeee!…işin e’si şu!

    Hanıma dedim ki,

    Çok bahtsızsın çok! Şöyle dört dörtlük bir keriz sana niye nasip olmadı ki..:)) git diyon,gidiyo, dur diyon,duruyo..ne de olsa anlayışlı beygir canım..!

    Biraz gülüştük hanımla ama gülüşümüz fazla uzun sürmedi tabi.

    Fıtratların alt üst edildiği bu aile modelinden saadet çıkmaz çünkü, buna üzülüyor insan. Sağlıklı nesil ve sahih bir toplum bu aile modeliyle ne kadar mümkün olur ki.

    Bu dumun sebeplerini biraz konuştuktan sonra konuyu kapattık.

    İşte bu fırıldak kadın tipolojisine göre,

    Dinin kadına verdiği hakları tepe tepe kullanır, (helali hoş olsun..gözüm yok) ancak iş sorumluluklara gelince -hemen- modern dünyanın pratiklerine yaslanır. Tevilin dibini bulur.

    Geçenlerde kademin aile içi nezaket adı altında bir hadisi paylaşmıştı. Sunumlarına göre Efendimiz (sav)kendisine farz olan gece ibadeti için bile eşinden izin alıyor. Peki kadın bu günün günah selindeki seküler dünyasında çalışmak ve eğitim almak için kocasından veya babasından izin alması gerekir mi? El-cevap: HAYIR (bknz. sümeyye erdoğan)

    Bunun anlamı şudur; Ailenin patronu biziz, ey erkekler haddinizi bilin.(veyahut manevranın en görkemlisi.)

    Değerli Fatih Kardeşim,

    Fıraldaklığın farklı tür ve türevleri var. Bazılarını aşağıya bırakıyorum.

    Devlet laik olmalı yoksa birileri din satar,islam satar fakat din kadın lehine hüküm verdiği konuda devlet müdahil olmalıdır, kadının hakkını korumalıdır.

    Düğün derneğinden,mehir ve nafakasına ve ailenin geçiminden, çocuğun masraflarına kadar herşeyin erkeğin üzerinde olmasına rağmen(buna bir itiraz yok) kadının çalışmasını ve ekonominin nimetlerinden istifade etmesini savunmak. Bugün kamuya ait kadroların %60’a yakını kadınlar tarafından doldurulmuş durumda. yani erkekleri çoktan geçtiler.(meslek edinip para kazanmada eşitsek,-kadın kotaları ile pozitif ayrımcılık bile varsa- ailenin bu faturası niçin bana çıkıyor. “orayı karıştırma bakim sen” alavere dalavere, kürt memet nöbete) Sahi siz hiç maden ocağında da kadınlar olmalı. Hatta kadın kotası konulmalı diyen bir kadın gördünüz mü?

    Yani yerine göre şeriat, yerine göre modernite iken -yavuz hırsız misali-alanlar arasında patinaj,takla ve manevra yapan da hep başkasıdır. Çünkü göz kendisin göremez, terazi de kendini tartamaz. Özeleştiri adı altında kendi medeniyeti,tarihi ve ümmeti ile istihza edenin, kendine hiç özeleştiri getirmemesi ve kendisine ait her fikir kırıntısını savunarak hiç geri adım atmaması da ayrı bir ironi tabi.

    Kur’an’ın hükümlerini bile iki kısıma ayırarak ahlaki genel prensipler dışında kalan hükümleri kültüre ve zamana izafe eden tarihselci(küfrün bir türü) birinin, şafi hazretlerinden bahsetmesi fırıldaklığın zirvesidir.

    Not: Şafi mezhebinde vacib yoktur. Vacib kavramı farz anlamında kullanılır. Yedi ceddimden sülaleme kadar herkes şafi, hiç mut’ayı duymadım. Ailemde eski medrese mezunu alimlerde var ancak böyle bir duruma hiç şahit olmadım. Bir farzın bu kadar mahfi kalması ilginç bir durum. Tabi benim bilmemem veya duymamam olmadığı anlamına gelmez. Ama şunu net olarak söyleyebilirim; mut’a eğer bugünün modern dünyasındaki tazminat gibi uygulanmış olsaydı bizim bu bölgelerde bir tane şafi kalmazdı..:) bütün erkekler hanefi olurdu..:))

    Yani mut’a varsa bile bugünkü tazminat olayı ile aralarında çok fark vardır diye düşünüyorum.

    Nette de bunla ilgili bir bilgi yok, sadece Dicle Ünv. bir doçentin yazısı var. Zaten bayan gülpembenin yorumları oradan alıntı.

    Hasılı kelam şafi mezhebinin getirdiği ağır yükümlülüklerini bir kadın kusursuz yerine getiriyor buna mukabil kocası olacak olan adam kadını kapının önüne koyuyorsa bizahmet mut’a da ödesin. Bunun akla ve vicdana zıt bir yanı da yok zaten.

    Ancak

    İmam-ı Şafin’in verdiği hükümlerin çoğunu kadına şiddet kapsamında değerlendirilen günümüzde, İmam-ı Şafi’ye istinaden istenecek bir tazminat haramdır ve zıkkımdır. Siz şafi hazretlerine göre kadın oldunuz da şafi hazretlerine göre mut’a istiyorsunuz. (baknz. muhafazakar feminist cinliği)

    Şeriatların ve hukuk sistemelerinin birbirlerini bütünleyen bir ahengi, bir muvazenesi vardır. Batıl kıyaslardan, iz’andan yoksun zorlama yorumlardan adalet değil zulüm,menfaat ve rant fışkırır. Süresiz nafakada olduğu gibi…

    Cenab-ı Hak bizleri Leyl-i Kadri yakalayan ve değerlendiren kullarından etsin inşaallah..AMİN

    Selam ve Dua ile.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Allah razı olsun Cihad abi :)
      Edeple ilgili ayetler olunca onlar Peygamber hanımlarına söylenmiş biz üzerimize almıyoruz diyorlar, iş tazminat almak olunca hâşâ peygamber hanımı kesiliyorlar. İşlerine gelince “modern laik hukuk” geçerli oluyor işlerine gelmeyince din. Ben uzatmamak için yazmadım ama atalarımız der ki insan yer içer kendinden pay biçer. Kim ayetleri çarpıtıyor kim hak’kı söylüyor kim kıvırıyor Allah biliyor nasıl olsa…
      Selam ve dua ile.

      • Cihad diyor ki:

        Cümlemizden Fatih kardeşim.
        Evet Allah herşeyi biliyor…
        İmhal ediyor ama asla ihmal etmiyor…hayırlı kandiller

    • Yahya diyor ki:

      Evet çok güzel yazmışsınız Cihad bey, Allah razı olsun.

      Tazminat olayını ehli sünnet hocalarımıza da zamanında sormuştum. Kesinlikle mehri dışında kadının bir alacağı yoktur demişlerdi. Erkek gönlünden koptuğu miktarca hediye, yardım yapabilir, bu müstesna…

      Zaten günümüzde medeni kanunlarımız böyle olmasa, boşanmış eşler arasında dahi husumet olmayacak, bir şekilde denge muhafaza edilerek beşeri ilişkiler devam edecek. Bu durumda kadının bir ihtiyacı olsa ve eski kocasından ricada bulunsa, her halde kadının bu ricasını kabul etmeyecek erkek yoktur.

      Şahsen bana yaşattığı zulümlerden dolayı ben verdiğim her kuruşu haram-zıkkım ederek yolluyorum ve buna vesile olanlara da…

      Sizin de Kadir geceniz mübarek olsun.
      Dualarınız bekler selam ve dua ile…

      • Cihad diyor ki:

        Bilmukabele Yahya Bey,
        Çok teşekkür ederim.
        Mesele gayet açık aslında ama ne edersin ağzı hasta olan yemeğin tadını, gözünde maraz olan güneşi inkar ediyor.
        Sizin de kandiliniz mübrek olsun.
        Dualarınızı beklerim. Selamlar

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cümleten Cuma’mız ve Kadir gecemiz mübarek olsun.

    • Feyza diyor ki:

      Cihad abi,
      Allah razi olsjn cok guzel aciklamissiniz.
      Kadir geceniz sizin ve ailenizin mubarej olsun.

      • Cihad diyor ki:

        Feyza Kardeşe,

        Bayram vesilesiyle siteye uğrayamadım, biraz geç yazıyorum.
        Çok teşekkür ederim yorumunuz için.
        Allah sizden de razı olsun.
        Sizin gibi kadınların sayılarını artırsın inşaallah.
        Selamlar…

  7. Abdullah Bir diyor ki:

    HAYIRLI ve BEREKETLİ RAMAZANLAR

    Yokluğumuzdan faydalanıp bakara 236/bakara 241/ ahzab 28 ayetlerini delil olarak göstermek suretiyle TMK da ki boşanmalarda kadınlara ödenen tazminatı normal-helal gösterip “bulanık suda balık avlamanın” peşine düşmüş birileri ama Rabbim hiç olmadık şekilde ve zamanda da olsa bizi bazı şeylerden haberdar ediyor.

    Bu ayetlerde sözü edilen;

    (azhab 28)
    “gelin size bir şeyler vereyim sonra da güzellikle sizi serbest bırakayım”

    (bakara 236)
    “…onlara makul ve gönül alıcı bir şeyler versin”

    (bakara 241)
    ” …uygun bir şeyler verilmesi”

    ifadeler “Kesinlikle Boşanma Tazminat değildir”

    Ayetlerde ki bu ifadeleri ayetlerin önünde ki ve arkasında ki ifadeleri yok sayarak sözde Boşanma tazminatına dayanak yapmak, Allah’ın murat ve emretmediği bir şeyi ayetleri amacından saptırarak manalarını değiştirmek ALLAH’a İFTİRA ATMAKTIR, Ve Allah’a iftira atanlar kafirlerin ta kendileridir.

    Azhab 28 ayetin başında ki “Ey peygamber! Eşlerine şöyle de:” seklinde ki hitabdan da net olarak anlaşılacağı üzere o ayet sadece peygamber efendimizin şahsına münhasır bir ayet olup orada geçen “…gelin size BİR ŞEYLER VEREYİM… ” ifadesi kendisini MİHİRSİZ olarak peygambere nikahlayan kadınlar içindir. Bu ayeti boşanma tazminatı olarak görenlerin veya göstermek isteyenlerin ya niyetinden yada zekasından şüphe ederim.

    Diğer taraftan;

    Bakara 236 nın başında ki KOCAMAN

    ” ONLARLA BİRLEŞMEDEN (sex yapmadan) KADINLARI BOŞARSANIZ ve MEHİR DE BELİRLEMEMİŞ İSENİZ MALİ BİR SORUMLULUĞUNUZ YOKTUR.”

    Mehir belirlenmemiş ve sex yapılmamış olmak kaydıyla boşanılanması durumunda kadınlara verilecek parayı veya malı KAYDI ŞART (tavsiyenin veya emrin hangi şartlarda ve durumlarda geçerli olduğunu ortaya koyan, ifade eden durum, vakıa vb) yok sayarak ayetin sonunda ki “onlara makul ve gönül alıcı bir şeyler versin, iyiler için BU BİR BORÇTUR.” ifadesini sözde boşanma tazminatına dayanak yapmak Bektaşi’nin namazla ilgili bir ayetin önünde ki bağlayıcı şartı (eğer şarhoş veya cünüp iseniz) görmezden gelip “KURAN NAMAZA YAKLAŞMAYIN/KILMAYIN” diyor bende onun için namaz kılmıyorum demesiyle aynı şeydir.

    Bu ülke millet, devlet ve ümmet ne çektiyse hoca-alim görünümlü hain-münafık-kafirler den çekti ama son zamanlarda ülkemizin gündemine damga vuran FETÖ yaptıkları ve hala fırsat buldukça da yapmaya devam ettikleri hainliklerinin bu güne kadar İSLAM DİNİ’ne hiç kimsenin ve hiç bir şeyin zarar veremediği kadar çok büyük zarar verdiğini düşünüyorum.

    Allah’ım münafıklara, fasıklara, zalimlere ve kafirlere karşı yaptığımız savaşta bizlere yardım etsin (Amin)

    • Yahya diyor ki:

      İlaveten;

      Hanefi mezhebine göre, erkeğin tek yükümlülüğü mehirdir. Kadın, mehir dışında başka bir şey talep edemez, mehir hepsini kapsar. (eğer boşanma kadından kaynaklanmıyorsa)

      Boşanma tazminatı olarak talep edilen muta; süreli evliliklerde ve/ya hizmet karşılığı ödenen bir ücret/bedel olarak verilmektedir.
      Detaylarına ve diğer mezheplerdeki uygulamalarına vakıf değilim.

  8. Feyza diyor ki:

    Cok faydali bir konu cok faydali, guzel bir yazi olmus hocam, Allah razi olsun. Artik dindarlar arasinda da mal mulk sevdasi ugruna dini hukumlerin gozardi edilip Medeni Kanunla amel edilebildigi konusunda haklisiniz. Malesef bazen bize de denk geliyor. Harama meylettikce basiret kapanir, basiret kapandikca haramlar normallesir. Bu carki kirabilen kullarin sayilarinin artmasi temennisiyle…

  9. Gulpembe diyor ki:

    1.Adil bir Miras taksimini zora sokan bazi hususlar oluyor. Ornegin hakemlik yada paylastirma yapacak kisinin ne kadar adil ve ehil oldugu bir muamma. bu isi yapmasI gereken kadi/ yargiclara gitmek yerine hoca hoca gezen ,isine hangisi geliyorsa orada karar kilan, yada sagliktayken hediye veya danisikli alis-satis ile kizlardan mal kacirmaya calisan abiler/ erkek kardesler cok maalesef. Insanlar da normal olarak careyi devletten bekliyor. Fakat Osmanlinin, 500 yildan fazla tuttugu ve ailenin tum miras tarihcesi merdiven sistemi denilen ince muhasebe yontemiyle kayit altina alindigi tereke uygulamasi , artik kalmadigi icin devlet de isabetli taksim yapamiyor. Kadinlara egitim ve is sahalarinin acilmasi ,kadin akrabalarina sahip cikmayan erkek akrabanin uzerinde devletin yaptirim gucunun olmamasi ve dolayisiyla bir insani ihtimaller icerisinde baska insanin insiyatifine kanunsuz- kayitsiz birakmanin makul ve vicdani olmayacagi da goz onune alindiginda
    degisen bu sosyo ekonomik sartlar geregi devlet yeni bir yontem uyguluyor.kurani kerimin kadina mirasda pay vermesinin ciddi bir devrim oldugu ve o donemin inanan ve inanmayanlari arasinda śok etkisi yaptigini kimse reddedemez fakat yukarida yazdigim olgular nedeniyle devletin halihazirdaki miras uygulamasina tabi olanlarin acik acik haram yedigini soylemekten imtina ediyorum cunku kurandaki uygulamanin arkasinda bugun devlet durmadigi icin cok fazla bosluk ve susitimal noktalari ile karsi karsiyayiz. Haram demek buyuk sorumluluk ister.

    2. “ Allahin sinirlari/ hududlari” ifadesi kurani kerimde bilhassa aile hukukunu ifade eden konularda gecer; evlilik- bosanma- iddet- miras. Demekki en buyuk imtihanlar buralardan geliyor.

    3. Mirasda fazla pay alan kisiye paylasmasi, az alan kisiye de ahirette daha guzeliyle karsilancagini unutmamasi tesvik edilerek olasi darginliklarin onune gecmek istenir. Tipki kadina mehrini azaltmasi yahut bagislamasi kocaya da mehri arttirip fazla fazla vermesi istendigi gibi burada da “birbirinize olan fazlinizi/ ikraminizi unutmayin! “ ayeti bize buyuk bir ders veriyor, ne varki toplumdaki akraba arasi husumetlerin cogunun altindan miras kavgalari cikmaya devam ediyor.

    4. Cok hos bir ayrinti var ki, ayet miras taksimi esnasinda hazir bulunan yoksul, yetim, diger akrabaya da bir pay verilmesi ve guzel sozlerde bulunulmasini istiyor. Kurani kerimin getirdigi su muhtesem medeniyete bakiniz!

    5.bebek ana rahmine dustugu andan bu yana miras ve mulk hakki baslar. Cocuklarin bebekliginden buyana aldiklari hediye ve harcliklara dokunmak ebeveyne dahi haramdir. Bunu unuttugumuz cok oluyor. Ben bazen cocuklardan borc aliyorum:)

    • Gulpembe diyor ki:

      Cocuga verilmis yuksek meblagli hediyeler , resit olmasiyla beraber ona teslim edilmelidir Anne baba bunu suistimal etmemeli harama dusmemeli. Ebevynin cokca muhtac oldugu durumlarda bazi ruhsatlar ise sozkonusudur.Fakat dogum altini, sunnet dugununden vs gelen hediyeler orfi bir durum arz eder, onda masrafa giren anne babanin da haklari vardir.

    • *Abdussamed* diyor ki:

      “kadin akrabalarina sahip cikmayan erkek akrabanin uzerinde devletin yaptirim gucunun olmamasi”
      Bu konuyu yanlış biliyorsunuz.
      4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 364. Madde:
      “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.
      Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır.
      Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.”

      • Gulpembe diyor ki:

        Cok tesekkur ederim Abdussamed Bey, ilgili kanundan haberim var fakat belirttigim gibi ne kadar yaptirimda bulunulabiliyor?Cocuklari tarafindan sokaga terkedilen yasli insanlarin,kocasi hapse girdiginde ona buna minnet etmek durumunda Kalan kadinlarin durumlari nedir?

  10. Gulpembe diyor ki:

    “…Nafaka haram ama tazminat helal diyenler oluyor” denilmis yazida. Medeni kanundaki tazminatin islam hukukunda karsiligi mut’a dir. bosanmanin kocadan kaynaklanmasi durumunda erkek karisina teslim ettigi mehr ile Beraber uygun bir tazminat da oder. Ayetler; bakara 236/bakara 241/ ahzab 28
    Tazminatin hangi durumlarda vacip hangi durumlarda mustehap oldugu alimler arasinda ihtilaf konusu olsa da anlasildigi uzere bu kadinin kendisini bosayan kocasindan alacagi bir hakkidir.

    Imam nevevi” kadinlar mutanin(bosanma tazminatinin) kendilerine vacip bir hak oldugunu bilmezler.ogrenmeleri icin bu konuyu cok anlatmak gerekir” demistir.

    Diger bir ornek…Said b. Cubeyr karisini bosayan adama “muta odedin mi? “ diye sorar. Kadin” hayir, bu Adam ustunde muta hakkim yok, cunku Allah mutayi muttaki- muhsin kullarina vacip kildi.( bu adam muttaki degildir) diyerek ince bir hicvde bulunur.
    Detayli ve muhim bir konudur.

    • *Abdussamed* diyor ki:

      Gönül rızası ödenen mu’ta (şafii mezhebine göre vacib hanefi mezhebine göre müstehab) ile kanunen zorla alınan tazminatı bir tutmanıza hayret ettim.
      “Kadınları boşarsanız, onlarla birleşmemiş ve mehir de belirlememiş olursanız malî bir sorumluluğunuz yoktur. Zengin olan gücüne göre, eli darda olan da gücüne göre onlara makul ve gönül alıcı bir şeyler versin. iyiler için bu bir borçtur.” (Bakara 236)

      • Gulpembe diyor ki:

        Evet, bosanma kocadan kaynaklaniyorsa kadinin ondan bosanma tazminati almasi vacip bir haktir. Bosanma ciddi bir istir, gonul rizasi/ baś sadakasi diyerek Allahin ayetlerini oyuncak etmemeliyiz. Bu surece devlet birebir mudahildir.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Hangi devlet?Şu laik olan mı? Hani şu insanların hükümlerini hâşâ Allah’ın hükümlerinden üstün tutan mı?
          Mehir zaten var ve neyin karşılığında olduğu belli ama bu bahsi geçen tazminat neyin karşılığı anlayamadım, ki bu karşılık gönül rızası değilse…
          Ayrıca kanunlarımız boşanmanın kocadan kaynaklandığına nasıl karar veriyor? Neden her şey hep erkek kaynaklı?

          • Gulpembe diyor ki:

            Fatih Bey, ilk cumleleriniz bana gecen senelerdeki bir haberi cagristirdi. Bir imamhatip lisesinde ogretmen, ogrencisini ahlaksiz bir duruma maruz birakir, olayi ogrenen baba ogretmene mesaj atarak” terbiyesiz, seni mahkemeye vericem” der. Ogretmenin cevabi manidardir: “dindar biri olarak laik mahkemelerin kapisina gitmeye utammiycak misin? Gel bunu aramizda halledelim”:)

            dunyanin en sansli insanlari laik kanunlara tabi seriat asigi olan bizleriz sanirim. Iki hukuk arasinda istedigimiz patinaji yapabiliyor, geri taklalar atabiliyor, kelebekler gibi ucabiliyoruz. Bu kadar manevra alani akp nin bile yok( dikkat! siyaset icerir:)))

            Tazminati vacip gorenlere gore bu, kadinin evlilik ici harcadigi zaman ve emeginin karsiligidir. (“Sureli evlilik” diye birsey olmaz, bu haramdir zaten.)
            Cunku safii hazretlerine gore kadin bosanarak toplumda deger kaybina ugrar, mehr kocasiyla birlikteliginin, tazminat ise bosanmadan kaynaklanan magduriyetin karsiligidir.

            Bosanmanin erkekten kaynaklanmasi; kocanin bosanmayi isteyen yahut kusurlu taraf olmasi anlamindadir.
            Hayirli ramazanlar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Hayırlı Ramazanlar.

        • Aadem diyor ki:

          Gül pembe, bu millet feraset sahibidir bunu unutma.Müslümanlarin frekanslarını karıştırmak gibi bir görev verilenlerin kim olduğunu biliyor ve not ediyor. Ve Allah Teala intikamını alır. devekuşu misali başını kuma gömen her yerinin göründügünü anlayamaz.erkekten kaynaklanan bir boşanmada kadının kocasından boşanma tazminatı almasınin vacip bir hak olduğu hangi ayette yazıyor.bizim dinimiz İslam da böyle birşey yok. devletin sürece birebir mudahil olduğu hangi ayette ve hadiste var.bakara 236 ya bak.biz Müslümanlar Allahın ve Peygamberimizin emirlerine ve yasaklarına bakarız.

        • Gokce diyor ki:

          Gulpembe hanim kardesim,
          “Tazminati vacip gorenlere gore bu, kadinin evlilik ici harcadigi zaman ve emeginin karsiligidir. (“Sureli evlilik” diye birsey olmaz, bu haramdir zaten.)
          Cunku safii hazretlerine gore kadin bosanarak toplumda deger kaybina ugrar, mehr kocasiyla birlikteliginin, tazminat ise bosanmadan kaynaklanan magduriyetin karsiligidir”

          Yukardaki yaziniz bana merhum Riza Colluoglu hocamin
          Evlenen kadinlarin ugradigi deger kaybini ifade eden su halk sozunu hatirlatti.
          “Kiz idin Kari oldun.
          Para idin Pul oldun.”

          ilk defa duydugumda anlamamistim.
          Hayat ogretti..

          Hayirli Ramazanlar..

          • Gulpembe diyor ki:

            Gokce hanimcim,
            Bir yandan size hak veriyor, diger yandan ise toplumun sosyolojisinin hizlica degistigini dusunuyorum. Bundan 10 yil kadar once tabu olan seyler artik yikilmis yada yikilmak uzere bu hem iyi yonde hem kotu yonde boyle sanki. Cocuklu bekar bir arkadasim istisnai bir durumu olmamasina ragmen talip profilinin daha once evlilik yapmamis ve yas olarak kendisinden genc erkekler oldugunu soyledi, hatta bu durumdan yakindi. Diger bir tanidigimizin oglu kendinden 10 yas buyuk bir hanimla evlendi, ailesi cok diretti ama simdi mutlular coluk cocuga karsitilar. Gerci Ben kadinin yasinin buyuk oldugu evliliklere yabanci degilim. Annem babamdan, k. Validem de pederimden daha buyukler:)
            Yani bosanmis hanimlara olan egreti bakis yavas yavas izole oluyor anladigim kadariyla.
            Hayirli ramazanlar.

    • Aadem diyor ki:

      Gül pembe sen kimsin, senin kim olduğunu merak ediyorum.senin bu sitede İslami gibi gorunen yorum yapıyorsun ama muslumanlari şüpheye dusuruyorsun.. İslamı kendine göre yorumlayıp aklın sıra fetva verir gibi görüşlerini yaymaya çalışıyorsun.ve ayetleride kendi görüşlerine göre kullanıyorsun. Bakara 236 da eğer mihir belirlenmemişse bunun yerine geçecek bir şeyin verilmesi istenmiştir.a hzab 28 de ise Hz peygamberin eşlerinin ondan, lüks ziynet kabilinden birşey isteyerek O’nu uzmeleri üzerine Hz.peygamber bir ay onlara yaklaşmamak üzere yemin etti.ay dolunca eşlerini toplayıp kendilerine seçim imkanı tanımıştır.bu ayet Peygamber eşlerini yol ayrımına getirmiş olup peygamber eşleri ya peygamberi yada dünya nimetlerini, lüksü, refahı sağlayacak kişilerle beraber olacaklardı.peygamber eşleri bu durumda peygamberimizin tercih etmişlerdir.

      Ha siz ve sizin gibiler göre alim kılıklı bazı ilahiyatçılarda vardır.onlari izlemektense çizgi film izlemeyi tercih ederim.

  11. mehmet-mehmet diyor ki:

    Allah razı olsun cidden unutulan ya da göz ardı edilen bir mevzu. Burada iki husus da ben eklemek istiyorum

    1- Erkeğe bir kıza iki pay mantıkla açıklanmaz kitapta hüküm var iman ederiz diyemeyiz. Zira kadın evlenince zaten nafakasını kocasına yüklüyor, mirastan da yarım alıyor. Erkek ise 1 almasına rağmen karısı ve çocuklarının nafakasını üzerine alıyor. Kadın eksiğini kocasından tamamlıyor, erkek de fazlasını hane halkıyla paylaşıyor. Yani tam mantık ve adalet… İşte Kur’an adaleti, hangi kıytırık beşeri düzende bu kadar ince bir adalet var acaba? Bakmayın siz, işlerine gelmediği için güya eleştiriyorlar yoksa hakta adalette gözleri yok bu köftehorların.

    2- İkinci husus ise “kadının hakkı yarım” eksik bir yargı, zira mirastan anneye de pay var, anne kadın değil mi? Neden sadece kız çocuk mağdur edebiyatı yapılıyor? Geniş bilgi için Ahmet Akgündüz hocanın makalesini tavsiye ederim.

    https://www.risalehaber.com/islamda-kadinin-miras-hakki-eksik-mi-veriliyor-342272h.htm

    Hayırlı Ramazanlar

  12. Sadece Fatih diyor ki:

    Allah razı olsun.
    Çok güzel bir hatırlatma olmuş.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Bir ev halkı birbirine iyilik ve ikramda bulunduğunda Allah üzerlerine rızık akıtır ve Allah'ın himayesinde olurlar. (Hadis-i Şerif)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku