Hayatın Çekilmezliği

01 Ağustos 2018Mehmet Emin Karabacak6 Yorum »

mehmet1-150x150Toplum tarafından titizlik hastalığı olarak bilinen Saplantı-Zorlantı, psikolojide; “Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu” olarak ifade edilmektedir.

Obsesif, istenmeden bilince gelen ve sürekli tekrarlanan saplantılı düşünceler iken kompulsif, istenmeyen düşünceleri kovmak için yinelenerek yapılan hareketlerdir. Başka bir ifadeyle kişinin iradesi dışında olan ve engelleyemediği düşünce yoğunluğudur.

Kişinin bu davranışı istem dışı bir olaydır. Kişi düşüncesinin saçma olduğunu bilmesine rağmen bunu engelleyemez. Engellemeye çalıştıkça, istenmeyen düşünceler daha şiddetli olarak gelir. Bunun sonucunda ise kişi rahatlama adına istenmeyen hareketleri yapar.

Genellikle 18-25 yaşlarında belirgin olarak kendini gösteren bu hastalık tedavi edilmediği zaman ileri yaşlarda etkisini artırarak devam ettirir.

Titizlik hastalığı kültürden kültüre değişkenlik göstermekle beraber bizim kültürümüzde daha çok kadınlarda görülmektedir. Yaşam tarzlarından dolayı şehirde yaşayan kadınlarda kırsal kesimde yaşayan kadınlara göre daha fazla görülmektedir. Yine bu hastalık, sosyoekonomik ve sosyokültürel seviyesi yüksek ailelerle, “günahtır”, “ayıptır” kelimelerini fazla kullanan ailelerde daha fazla görülmektedir.

En çok görülen saplantılı düşünceler

Ocağı, kapıyı, pencereyi kapattım mı? Kapıyı, arabayı kilitledim mi? (En küçük bir ağrıda) kanser miyim? Bunların yanında namazın rekâtlarını karıştırma, abdest alırken uzuvları fazla yıkama düşüncesi, olumsuz düşünceler için sürekli tövbe tövbe deme, tabela ve araba plakalarını okuma, apartmanların kaç kat olduğunu sayma gibi davranışları sayabiliriz.

Zorlantılı hareketler

En küçük su sıçratmalarında üzerini değiştirme, gelen misafirden sonra evi baştan aşağı temizleme, simetriye aşırı önem verme adına eşyaları belirli düzene göre yerleştirme, düzelttikleri bozulur diye kimseye dokundurtmama, kapı kolları, para gibi insanların ortak kullandıkları şeylere dokununca elleri aşırı şekilde yıkama, banyoda belli sayıda sabunlanmadan çıkamama, abdest uzuvlarını sünnet olandan fazla yıkama gibi hareketleri sayabiliriz.

Titiz İnsanların En Belirgin Özellikleri

Titiz insanlar, ilişkilerinde kuralcı ve kusursuzluk adına aşırı kontrolcüdürler. Konuşmalarında sözcükleri seçerek konuşma ve ayrıntıcılık belirgindir. Düzgün ve kibar konuşurlar ve insanlara saygılıdırlar.

Simetriye önem vermekle beraber yaptıkları işlerde hata olur korkusuyla işleri tekrar tekrar gözden geçirme, ileride lazım olur diye bir şeyleri biriktirme davranışları görülür.

Elleri kirli olmadığı halde defalarca yıkama,  banyodan bir saatten önce çıkamama gibi özellikleri vardır.

Eve kimse gelmese de temiz olan evi, her sabah defalarca silip süpürme, aradığı şeyi bulamama korkusuna bağlı olarak her şeyin yerli yerinde olmasını isteme ve evdeki eşyalara kimsenin dokunmasına izin vermeme gibi davranışlara sahiptirler.

Gördüğü her arabanın plakasını okumaya çalışma, apartmanların kaç kat olduğunu sayma, levhaları okumaktan kendini alamama gibi davranışları bulunmaktadır.

Titizlik Hastalığının Kaynaklanma Nedenleri?

Titizlik hastalığının tam olarak bilinmese de titizliğin oluşmasında iki önemli sebebin olduğu düşünülmektedir. Bunlardan biri annenin titizliğini çocuk eğitiminde de kullanması ikincisi ise yanlış tuvalet eğitimi.

Mükemmeliyetçi ve kuralcı anne babanın çocukları bu hastalığa daha yatkın olmaktadır. Yani çocuk bu konuda anne babasını model almaktadır. “Lütfen”siz konuşturmama, “misiniz, musunuz” dışında cümle kurdurtmama, en küçük ıslaklıkta ve kirlenmede üzerini çıkarttırma, her şey için el yıkatma gibi davranışlarla sürekli karşı karşıya kalan çocuk, bu davranışları kendisi de farkında olmadan içselleştirecektir.

Anne babaların, çocuklarının tuvalet eğitimine erken yaşta başlamaları, çocuğun tuvalet eğitiminde onlara katı davranmaları ve onlara sık sık ceza uygulamaları bu hastalığa yol açar. Aileler çocuklara tuvalet eğitimini verirken uygun zamanı beklemek yerine çocukla inatlaşmaya girerler.

Anne kendince uygun bir zamanda, çocuğu, tuvaletini yapması için tuvalete götürür. Fakat çocuk o anda ihtiyacı olmadığı için tuvaletini yapamaz. Tuvaletini yapmayan çocuğa anne kızar. Daha sonra ihtiyacı gelip de annesinden korkan çocuk bu sefer de altına yapar. Bunu gören anne çocuğa, bu sefer daha şiddetli olarak, tekrar kızar. İkilem içinde kalan çocuk ne yapacağını şaşırır.

İkilem içinde kalan ve bağımsızlık davranışları pekiştirmesi gereken çocuk, cezalardan ve aşırı kontrolcü ailelerden dolayı ayrı bir kimlik geliştiremezler. Böyle aileler, çocuklarının yaptıkları her şeyin doğruluğundan da sürekli şüphelenirler. Yine mükemmeliyetçi anne babaların empoze ettiği katı düzen ve disiplin içinde çocuk kendisini onlara göre değerlendirip onlara göre yaşar.

Çocuklukta öğretilen ya da öğrenilen bu tür davranışlar bir hastalığa dönüşerek kendini, daha çok ergenlikte ve gençlik çağında göstermeye başlamaktadır.

Titizlik Hastalığı Nasıl Yenilebilir?

Çocukluktan itibaren öğrenilerek kazanılan bu olumsuz davranışlar, yine uzman gözetiminde ilaç ve terapi ile terk edilebilir.

Kişi olumsuz davranışı bırakma ve olumlu davranışı kazanmak için öncelikle kendisinde sıkıntı oluşturan düşünce ve davranışlarının bir listesini çıkarmalı. Bu liste, kişiyi en az rahatsız edenden başlayarak en çok rahatsız edene doğru sıralanır.

Kişi, kendini en az rahatsız edenden başlayarak bırakma çalışmaları yapar. Belirli aralıklarla o davranışı bırakmasını sağlamak kişideki diğer rahatsızlıklar için hem bir geri bildirim hem de bir pekiştireç olur.

Elini her seferinde yirmi kez yıkıyorsa zamanla on dokuz, on sekiz, on yedi, on altı… şeklinde istenilen seviyeye getirilebilir. Bu davranış, kişinin titizlik hastalığıyla yüzleşebilmeyi öğrenmesidir.

Kişi hastalığına neden olan davranışını yapmamayı veya bir kısmını terk etmeyi öğrenir. Tetikleyici durumla defalarca yüz yüze gelen kişi buna karşı durmayı öğrenir. Kişi, başına olumsuzluk gelmediğini ve anksiyetesinin azaldığını görünce bir rahatlama hisseder. Bu da kişide bir geribildirim oluşturur.

Bunun yanında bunaltının artmasını isteyerek daha çok o hareketi yapma çalışması istenebilir. “Ocağı kapattım mı, kapıyı kilitledim mi?” sorusu aklına gelen kişinin ocağın ve kapının kapalı olup olmadığına defalarca bakması istenerek, bıktırma yöntemi uygulanabilir.

Sonuçta kişinin bu davranışı bırakma konusunda istekli olması gerekir. Bunun için de üzerine düşen görevi fazlasıyla yapmalıdır. Aşırılığı halinde uzmandan yardım alınmalıdır.

Okunma Sayısı : 1.035

Yorum yapın

“Hayatın Çekilmezliği” için 6 Yorum

  1. Yasir diyor ki:

    Arkadaşımın eşinde de benzer bir hastalık mevcut. Severek evlendiği kadın hayatı zehir etti arkadaşıma. İşte birkaç örnek davranış,

    – Sadece bir kez namaz kılınan seccade artık kirlidir, yıkanması için makineye atılır.
    – Markete gidip gelmek için giyilen eşofman kirlidir yıkanmalıdır.
    – Market reyonundaki yağ, eğer hafiften ambalaja bulaşmışsa market terk edilir, o market içinde durulamayacak kadar kirlidir.
    – Mutfak kirlenmemesi için yemek yapılmaz, akşamları yemek için anneye gidilir.
    – Ev kirleneceği için misafir davet edilmez.

    Arkadaşım 10 yıllık evli ve çocukları yok. Arkadaşıma neden çocuk istemiyorsun diyorum ”çocuğa yazık olur diyor”. Kadın tedavi sürecini aksatıyor ve sürekli tartışma halindeler. Bu arada kadın eğitimli, iyi derecede kariyerli ve iyi bir geliri var. Arkadaşım boşanmak için eşi ile konuşmak istese bu kadın diz çöküp ağlayarak arkadaşıma ”ne olur beni boşama” diyerek yalvarıyor. Nihayetinde Atsan atılmıyor satsan satılmıyor. Mutsuz bir evlilik on yıldır devam ediyor.

    • Feyza diyor ki:

      Tedaviyi reddediyor ustelik bosanmak da istemiyor. Cok ilgimc gercekten, Allah sifa versin.
      Sizin arkadasinizda peygamber sabri gibi sabir var maasallah. On yil tahammul edebilmesi bile cok buyuk basari. Hastalik olmasina birsey diyemeyiz olabilir ama tedaviyi reddetmek sorunlar sarmalinin icinde beraber bogulmayi ve evliligin tek guzel yanini bile paylasamamak demek ki bunu her erkek degil, her kadin dahi kaldiramaz. Allah yardimcilari olsun.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      YASİR BEY’e…

      Bu tür istenmeyen ve gizlenmek istenen cinsel, namusla ilgili ve ailevi problemler, durumlar hep ARKADAŞLARIN başına gelir nedense. :-)

      Biz yinede arkadaşına iletmen için sana bir iki öneride bulunalım.

      Anlatılan sekilde ki evliliği her şeye rağmen, mantıksız ve kısır düşünceler ile devam ettirmek mevcut durumda iki, çiftin çocuklarının olması halinde ise mutsuz, huzursuz üç-dört insanın demektir. Bu da aklı başında hiç bir insanın kabul edeceği mantıklı bir davranış ve istenilen bir sonuç değildir.

      Böyle bir durumda yapılacak iki şey vardır.

      1-Kadının tedaviye ikna edilerek tedavi olması için ona ve evliliğe ikinci bir şans vermek.

      2- Eğer kadın hasta olduğunu ve bunun için tedavi olması gerektiğini, tedaviyi kabul etmiyorsa mantıklı olarak ve taraflar en az zarar görecek sekil de bu evliliğe nokta koymak.

      Diğer taraftan arkadaşına söyle KARISI ONU SEVMİYOR, onu sevdiği için değil, güçlü kadın görüntüsünden ve statüsünden dolayı boşandığı zaman cevresinin ona soracağı sorulara muhatap olmak istemediği, boşanmış kadın kimliğini ve alışkanlıklarını değiştirmek istemediği için kocasına “ne olur beni bırakma” diyor.

      Ama bu evlilik mevcut sekliyle devam edecek ve bir süre sonra arkadaşının karşısına onun kalbine, duygularına dokunan, içinde ki boşluğu dolduracak bir erkek çıkacak olursa o kadın gözünü bile kırpmadan ve kocasının gözünün yaşına bile bakmadan kocasını boşamak ve o yeni erkek ile beraber olmak için elinden geleni ardına koymaz. Bu durumda da bugün için karısına acıyan arkadaşınız o gün geldiğinde ACINACAK HALE DÜŞER.

      Unutmamak gerekir ki

      HER BİR TERCİH AYNI ZAMANDA BİR ÇOK SEYİ REDDETMEKTİR VE İNSANLAR TERCİHLERİNİN SONUÇLARINA KATLANMAK ZORUNDADIR.

      Karar sizin, pardon arkadaşınızın.

      Hayırlı düşünce, iş ve eylemlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun…

      • Yasir diyor ki:

        Abdullah Bey önerileriniz için teşekkürler. Yalnız yazıya konu olan kişi gerçekten arkadaşım. Ben evli değilim ve hiç evlenmedim. Söz konusu arkadaşımla çok samimiyim ve ara sıra dertleştiğimiz için biliyorum bunları. Çok samimi olduğum halde, eşinin hastalığı nedeniyle 10 yıldır bir kez bile evine davet etmedi. Kadın tedaviyi reddetmiyor ama yeterli düzeyde de iyileşme olmuyor.

        Ayrıca eşinin onu aldatacağını hiç düşünmüyorum açıkçası çünkü arkadaşım gibi yıllarca ona katlanacak erkek olmadığını kendisi de biliyor. Kadın dominant biri değil ve maaşının tamamını arkadaşıma veriyor. Arkadaşımın iradesi zayıf biraz. Boşanma konusunda cesur değil ve ben de bu konuda ona destekleyici bir söz söylemedim, bundan çekinirim. Eşine karşı sevgisinin bittiğini söylüyor ama hala saygıları devam ediyor. Hedefsiz, amaçsız ve ne yapacağını bilmez bir şekilde hayatın içerisinde sürüklenip gidiyor.

      • Aadem diyor ki:

        Abdullah bir abi yine doğruları direkt soyledin.Allah sen ve senin gibilerden razi olsun

  2. Feyza diyor ki:

    Hocam bu cok zor bir hastalik gercekten. Bir arkadasim vardi yatili kursta, gece gunduz hep lavabonun basinda ellerini yikardi. Annesinin vefatindan sonra bu hastaliginin arttigindan bahsediliyordu ama ben daha kucuk oldugum icin gidip sormaya cekiniyordum, bu konuyla ilgili hic konusamamistim. Bilmiyorum boyle travmalar da bu tip rahatsizliklari tetikliyor mu?
    Bazen de bu rahatsizligi yasayan kisi sanirim kendi tekrarladigi hareketlerinden kendisi de rahatsiz oldugu icin bu defa tekrarlamama adina o isi hic yapmamaya veya mumkun oldugunca kacinmaya basliyormus. Orn. dusa girince temizlenemedigini dusunerek uzun sure dusta kalan bir insanin zamanla engelleyemedigi bu davranisindan dolayi dusa girmeyi busbutun reddetmesi veya cok mecburi durumlar disinda dusa girmemesi gibi. Bu yuzden cok titiz oldugu halde saplantisini yenemeyip kendini tamamen soyutlayan bir dr. Ablamiz, yasadigi durumdan o kadar sikayetciydi ki, yazin ornegin kapali oldugu ve surekli calistigi icin cok terledigini fakat dusa girmemek icin direndigini, bu yuzden de ustunun basinin ter koktugunu, bundan aslinda cok rahatsiz oldugunu fakat dusa girdikten sonra yasayacagi dongunun dusuncesinin dahi onu tedirgin etigini bize anlatmis ve bunun bir vesveseden ileri geldigi ihtimalini de hesaba katip manen destek istemisti.
    Allahu Teala sifa versin. Bu durum haliyle cinsel yasami ve evlilikleri de buyuk olcude etkiler zannediyorum.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku