Helal Cinsel Hayat Nasıl Tecavüz Sayılır (6284)

03 Nisan 2012Cinsel Eğitim, Sema Maraşlı95 Yorum »

semaTanıdığım iyi bir ailenin, üniversitede okuyan tesettürlü entel kızından bir mesaj geldi. Genç kızı tanımasam, mesajın “mezhebi geniş, bol çatılı kadın derneklerin” birinden geldiğini düşünürdüm.

Mesaj şöyle başlıyor :” Sema hanım yazdığınız yazıları takip ediyorum ve sizi her seferinde kanım donarak okumaya çalışıyorum.”

Aile ile ilgili yeni çıkacak 6284 e itiraz ettim ya…İnanamamış. Bol çatılı dernek bültenlerinden cımbızlanmış gibi duran cümlelerle uzunca bir mesaj yazmış. (Kanun tasarı halinde iken bu bültenleri okuma eziyetine katlandım da bir süre oradan biliyorum.)

Mesajdan bir bölüm aynen şöyle: “Ev içi şiddet oranları çığ gibi almış başını gidiyor ve her gün onlarca kadın evde kocalarının tecavüzüne uğruyor.”

Feminist kadın derneklerinin en çok üzerinde durdukları konulardan biri bu. “Karısı istemeden erkek onunla birlikte olursa ya da olmaya zorlarsa, kadın istemediği halde kocasının ısrarı ile birlikte olmayı kabul ederse bu tecavüze girer.” diyorlar. Bu konuda kadınları bilinçlendirmek adı altında kışkırtıp duruyorlar. Bizim muhafazakar ailelerin kızlarına kadar ulaşmışlar.

Kadın kanununa (aile kanunu) göre de bir erkek karısı istemeden onunla birlikte olursa ve kadın şikayet ederse suç oluyor, erkeğe hapis cezası var. Hatta kanunun bir önceki haline göre de suç olduğu için bu yüzden ceza alan hapis yatan erkekler var. (Çocuk:Babam hapiste…Niye? Anneme tecavüz etmiş.) Ya da kadın önce razı oldu sonra bir şeye kızdı “kocam beni zorladı, istememiştim” dese adam yine yandı.

Bugüne kadar ceza alan erkek az; çünkü kadınların kanundan pek haberleri yoktu. Fakat artık herkesin haberi olacak. Aile bakanımızın açıklamalarına göre her gün televizyonun en çok izlendiği saatlerde kısa spot ve açıklamalarla kadınlar kanundan haberdar edilecek, cici haklarını öğrenecekler. Sayın bakanımız! Kanunu çıkardınız bari reklamını yapıp kadınları kışkırtmayınız lütfen.

Ne demişti kızımız ” Ev içi şiddet oranları çığ gibi almış başını gidiyor ve her gün onlarca kadın evde kocalarının tecavüzüne uğruyor.”

Erkeğin nikahlı eşi ile birlikte olmasına gönüllü ya da gönülsüz olsun “tecavüz” denemez. Allah’ın helalini kimse haram kılamaz. Evlenen kadın cinsel hayatı kabul etmiş demektir.

Gönüllülük meselesine gelince doğru. Türk kadınlarının çoğu eşleri ile isteyerek birlikte olmuyorlar. Bir kaç nedenden dolayı:

Birincisi kızlar; cinsellik “ayıp, pis, günah…” gibi kötülenerek büyütüldükleri için cinsel korkularla evleniyorlar ve cinselliği sevmiyorlar. Vajinismus denen eşiyle hiç cinsel birliktelik yaşayamamak hastalığının en çok görüldüğü ülkelerden biriyiz. Ayrıca frijit (cinsel soğukluk) da ülkemiz kadınlarında çok fazla görülüyor. Ve üniversite mezunlarında daha fazla görülüyor.

İkincisi müthiş bir cinsel cehalet var, hem de cinsellik bu kadar ortada iken. Geçen aylarda çok iyi bir üniversitede okuyan bir genç kız ciddi ciddi “Karı koca kaç ayda bir birlikte olurlar.” diye sordu. Türk kadınlarının çoğu için cinsellik, evliliğin içinde çocuk yapmak için basit bir detay.

Üniversite mezunu genç bir hanım iki çocuğu var: “Kocam artık çocuk istemiyor, benimle hâlâ niye yatıyor, anlamıyorum.” demişti. Özellikle üniversiteli hanımlardan örnek veriyorum ki cehalet deyince yanlış anlaşılmasın. Bu başka bir cehalet.

Üçüncüsü; bazı kadınlar cinselliği eşlerine karşı bir koz olarak kullanıyorlar. Hele de kocası dindarsa. Adam ona mahkum. Zina yapamaz. İkinci eş desen ayrı bir dert. Onda da aynı sorun olma ihtimali de var. Erkek karısının her konuda istediğini yapmalı ki kadın onunla yatmaya razı olsun. Kocası kendi ailesi ile ilgileniyor diye kocasını cezalandırmak için eşiyle yatmayan hanımlar biliyorum. Ne yapacak bu adam şimdi? Karısı ile yatabilmek için kendi ailesini mi defterden silmesi gerekiyor?

Dördüncüsü; kadınlar cinsel isteksizliği bir sorun olarak görmüyorlar. Tam aksi, normal aralıklarla bile cinsel birliktelik isteyen kocalarını sapık olarak tanımlıyorlar. “Nasıl olur da bu sorunu yenerim” diye düşünmek yerine “nasıl olur da kocamın cinsel gücünü azaltırım” diye uğraşıyorlar.

Eczanelere gidip kocasının cinsel gücünü kesecek ilaç arayan kadınların varlığını eczacı arkadaşlarımdan duyuyorum. Bazı eczacılar uyku ilacı verip gönderiyorlarmış. Bütün bunların yanında kocasının niyetini anlayınca gidip gizlice dışarıdan su vanasını kapatma (dindar adam gusül gerekir, vazgeçsin diye) yemeklere şap katma, akşamdan ıvır zıvır şeylerden kavga çıkartarak geceyi garantiye alma, özel günleri bittiği halde bitmemiş gibi davranma, kocasını tiksindirmek için vücut temizliğini yapmama, yatma saati namaz kılma, tesbih çekme, Kur’an okuma gibi dini faaliyetlerde bulunup adama kendini günahkar hissettirme gibi kocayı kendinden uzak tutma yolları ustaca geliştirilmiş.

Bunlar bizzat hanımlardan duyduklarım. Kadınlar kurnazdır, bu kurnazlığı hayra da şerre de kullanabilirler. Cinselliğin evlilikte hem kendileri hem de eşleri için ne kadar önemli olduğunu bilmedikleri için, Yaradan’ımızın cinselliği “karı koca sükuna ersinler, birbirlerinde rahatlasınlar ve muhabbet etsinler” diye yarattığından bihaber oldukları için, yataktan kaçma yolunda uzmanlık yapacak kadar kendilerini geliştiriyorlar. Bu uğraşları “eşimle bu yatakta nasıl mutlu oluruz” diye gösterseler hayatları değişecek. Fakat kadınlar bunu düşünemiyorlar, geleneksel bir cehaletin kurbanı oluyorlar. Fakat günümüzde her şeyi öğrenme imkanı olan kadınların bu konuyu önemsemeyip bir kitap alıp okumaması ya da bir uzmana gitmemesi de konuyu önemsemediğini gösterir.

Beşincisi; erkekler cinsellikten korkan ya da istemeyen eşlerine nasıl yardımcı olacaklarını bilemiyorlar. Evlendiklerinde böyle bir sorunla karşılaşacakları akıllarına bile gelmiyor. Karısının da kendisi kadar cinsel birliktelik isteyeceğini zannediyor erkek. Sorunla karşılaşınca kimselere de anlatamıyorlar, şaşırıp kalıyorlar. Ya da erkek ilk gece aceleci ve sabırsız davranarak karısının korkmasına sebep oluyor, daha sonra isteseler de sorunu nasıl çözeceklerini bilemiyorlar.

Bu konunun evlenecek olanlara bir eğitimi yok. Erkek kendince uğraşıyor, cinselliğin gerekliliğini anlatıyor; fakat faydası olmayınca bir süre sonra eşinin kendini sevmediğini düşünmeye başlıyor. “Sevseydi ona dokunmamı, benimle birlikte olmayı isterdi.” diye düşünüyor. Aralarında iletişim çatışmaları başlıyor ve birbirlerine kızgınlık duymaya başlıyorlar. Bu konuda isteksiz kadınların da kocalarının da mutlaka eğitim almaları gerek. Erkeklerin de kadınlara cinselliği nasıl sevdireceklerini öğrenmeleri gerek, bu aynı zamanda üzerlerine dini bir vecibe. Dinimiz kadına kocasını reddetmemesini, erkeğe de karısını tatmin etmeden yataktan ayrılmamasını emreder.

Genç kızdan gelen mesaj şöyle devam ediyordu: ” Bana burada cinsel isteksizlik ve eşler arası uyum masalları anlatmayın lütfen. Eğer bir kadının canı cinsel ilişkiye girmek istemiyorsa istemiyordur, bunu her aşamada söyleyebilir. Ve bir kadın dur dediği halde erkek devam ediyorsa bu kadın bedeninin izinsiz kullanımı, tecavüzüne girer.”

Kadın istemezse bu onun bedenini izinsiz kullanmaya girermiş. Evlilik nedir? İş ortaklığı mı? Dava arkadaşlığı mı? Evliliğin temeli cinselliktir. Evlenmeyi kabul eden kişiler bedenlerinin kullanımını da kabul etmişlerdir. Artık ikisinin de bedeni birbirleri için ortak kullanım alanıdır. Kadın erkeği, erkek de kadını memnun etmek zorundadır. Çok çok özel bir durum olmadıkça birbirlerini reddetme hakları yoktur. Bedeni çok kıymetli olanlar evlenmesinler.

Tabii en güzeli iki tarafın da birbirini isteyerek birlikte olmasıdır ve böyle olduğunda gerçekten cinsel tatmin vardır. Fakat hâlâ kadınların kızlarını namuslarını korusunlar diye abartılı cinsel hikayelerle korkutarak büyüttüğü bir toplumda her zaman isteksiz kadınlar çıkacaktır. Ya da cinselliği elinde en büyük koz olarak gören kadınlar olduğu sürece daha reddedilen çok erkek olacaktır. Ancak eğitimle kadınlar cinselliğin sadece erkekler için yaratılmadığını kadının da cinsellikte hakkı olduğunu anlayabilirler. Erkekler de kadınlara nasıl dokunmaları gerektiğini öğrendiklerinde problemler azalacaktır. Bunun içinde hapis cezasından önce eğitim olmalı.

Erkek de kendini istemeyen kadınla yatmayı istemez; fakat karısı sorunun çözümüne yanaşmıyorsa, erkek son aşamada zorlamaktan başka yol bulamaz. Şunu kabul etmek gerekir ki neslimiz bugüne kadar erkeklerin gayreti ile devam etti. Eğer erkekler; kadınların yorgunluklarını, baş ağrılarını ve kimse duymasın kaygılarını ciddiye alsalardı tükenmiştik şimdiye kadar.

Erkekler bu güne kadar eşleri tarafından uygulanan bütün oyunlara ve reddedilmeye rağmen bıkmadan usanmadan çabaladılar. Her ne kadar nefisleri için çabalıyor gibi görünseler de soyumuzu devam ettirdiler. Şimdi bu kanunla korkularından eşlerine yaklaşamazlarsa bittik demektir. Geçenlerde okuduğum bir habere göre nüfusumuz azalıyormuş. Bu yasadan sonra tümden biteriz artık.

Bu kanunu uygulamaya geçmeden önce aileleri iletişim ve cinsel eğitim konusunda mecburi eğitime tâbi tutmak gerek. Yoksa çok erkek hapse girer, çok kişinin yuvası yıkılır. Ya da erkekler sonu karakolda bitmesin diye eşlerini ikna etme girişimine bile girmezler, boşanmalar artar, depresyonlar artar ve de nüfusumuz dibe vurur. Bu yüzden önce eğitim, illa eğitim.

 

Okunma Sayısı : 30.750

Yorum yapın

“Helal Cinsel Hayat Nasıl Tecavüz Sayılır (6284)” için 95 Yorum

  1. Büşra DİN dedi ki:

    İnsan türü diğer türler gibi değildir. Yine de ben evliliği Tanrı’ya ulaşmak için insana duyulan değeri arttıracak araç olarak görüyorum. “Tanrı’yı bedeninizde yüceltin!” der. Bundan dolayı başka bir kadına şehvetle bakan erkek zina yapmış gibi olur. Bu önemsenmezse hiçbir şeye gerek kalmaz. Tüm insanları ve canlıları yok edecek bir felaket olur böylece ne cinsellik kalır ne tartışma ne de kavga dövüş…

  2. şeyma dedi ki:

    Erkekler kendilerine eş yerine ailelerine hizmetçi, kadınlarda eş yerine ev eşyası ile evlendiği sürece bu iş böyle gidecek.

    • Abdullah Bir dedi ki:

      EVLİLİĞİN TEMELİ CİNSELLİK’dir.

      İslami hassasiyeti ve ehli sünnet inancına sahip Alimlerin kitaplarından ve iletişim kurduğum, incelediğim, gözlemlediğim evli insanlar üzerinde yaptığım araştırma ve incelemelerden net olarak ortaya çıkan ilk veri ” evli çiftlerin cinsel ihtiyaçlarını sağlıklı ve tatmin edici bir şekilde karşılayamadıkları zaman (görünürde ki sebep ne olursa olsun) geneli kadın kaynaklı ^cinsel tatminsizlik^ yaşanan evliliklerde huzur ve mutluluk olmuyor.

      Özellikle İslami hassasiyeti olan, evlenene kadar zinaya bulaşmayan, evlendiği halde çeşitli sebeplerden dolayı ( kapris,kocasını cezalandırma veya kazanım elde etme düşüncesi vb sebepler ile ) kocasının tek karısı olmanın ve TMK nın verdiği güç ile kocasına “cinselsizlik” şiddeti uygulayan kadının zinaya bulaşmak istemeyen Müslüman kocası;

      –Elhamdulillah bu yaşıma kadar Allah beni zinadan korudu. Evlendikten sonra da bekar hayatı (evli-bekar) yaşayacaksam niye evlenip kendimi maddi ve manevi sıkıntıya sokayım ki, zaten kendi başımın çaresine bakıyorum.
      diye düşünüyor. Bu düşüncesinde de kesinlikle haklı.

      Akabinde de ebedi hayatını sıkıntıya sokmamak için ilk karısı tarafından öğrenildiğinde yaşayacağı bütün dünya sıkıntılarını ( maddi, manevi, çevre-aile baskısından kaynaklanan psikolojık sıkıntılar vb ) göze alarak 2. evlilik yapıyor, yada şeytana uyup dünya sıkıntılarına muhatap olmamak için zina yaparak ahiret hayatını sıkıntıya sokuyor.

      Sonuç da Müslüman erkekler her iki durumda da öyle veya böyle büyük sıkıntılar yaşıyor.

      Bu nedenle bu konu (evlilik, cinsel yaşam, boşanma, miras, velayet ve sonrasında ki süreç) Kuran da (Nisa suresi) en ince ayrıntısına kadar “AHKAM AYETLER” ( yoruma kapalı, kesin hüküm bildiren) ile net ve kolay anlaşılır bir şekilde anlatılmıştır. Kuran da ahkam ayetler ile detayına girilmiş konuların genelinin Yaratılanlar arasında ki ilişkileri, günlük yaşantıyı (muamelat) düzenleyen ayetler olduğu bilindiğine göre insanlar arasında yaşanan mesru cinselliğin ne kadar önemli bir konu olduğu ortaya çıkmaktadır.

      Bu nedenle;
      “Meşru-helal Cinselliği” önemsiz ve gereksiz gören zihniyetin özellikle kadınların konuya bu şekilde yaklaşması, konuyu bu şekilde değerlendirmesi bir ömür sahip olmak ve kaybetmemek için uğraştıkları TAHKİKİ İMANLAR’ı için olmaz ise olmazlardan birisidir.

      • şeyma dedi ki:

        Yazına katılıyorum.Yeri değil ama bu siteyle de çok eşliliği araştırırken karşılaşmıştım.İçime tam olarak sindiremediğim bir konuydu.Sadece kendi hayatıma göre yorumladığım ve kendi açımdan baktığım içinmiş.Sorunlu evliliklerde bir çözüm olabilir belki.Günümüzde ikinci evliliklerin temel sebebinin cinsellik olduğunu düşünmüyorum.Staj yaptığım okulda evli bekar hiç farketmez öğretmenler birbirleriyle alenen flörtleşiyorlardı.İş yerlerinde pervasızca birbiriyle takılan,devamlı göz göze gelen birbirine meyilli iki insanın kaçınılmaz sonu aşık olmak oluyor.Baştan itibaren gözünü,sözünü koruyamayan insanlar da bu şekilde imtihan oluyorlar.

        Cinselliğin önemsiz görülmesi sadece kadınlar arasında yaygın değil.Erkekler bu konuyu daha net ortaya koyuyorlar.Baştan konuşulması taraftarıyım.Tam tersinin çıkması da muhtemel.Sonuçta imtihan dünyası.Ve cinsel eğitim şart.Diğer kadınların da söylediği gibi erkekler bu konuyu bildiklerini zannediyorlar.Hadisleri okuyarak çok daha doğru bilgilere ulaşabilirler.Ön sevişme ve sonrasında olacak olanlar dahi hadislerde yazıyor.Bu konu kadınları vahşice pazarlayan sektörden öğrenilemez.Kadınların erkekleri yatakla cezalandırmasının temel sebebi de erkeklerin onlara sadece yatakta ilgi göstermesi.Mantıklı düşünemeyen kadınlar kendi eşlerini kendi elleriyle başka kadınların kollarına bırakıyor bu şekilde davranarak.

        Kısaca nasıl çıkarım yaparsak yapalım islamı kalplere sokamadığımız zaman bu gibi durumlarla karşılaşacağız.İslami hayat düzenini ayetlerden ve hadislerden öğrenmek yerine çevreden,duyduklarından,izlediklerinden öğrenmeye çalışan kadın ve erkekler birbirlerini geçmişte anne ve babalarının yaptığı gibi yargılayıp cezalandırması da çok olağan.

  3. ayşe dedi ki:

    S.a.sema hanım, bu kadınların neden böyle yaptıklarına birazcık ışık tutmak istiyorum. Ben den evvelki kuşaktan olan kadınlar la konuştum.kocalarıyla istemeden evleniyolear.ilkgecede ki ilişkileri sadece…ve bunun diridiri etinin kesilmesi gibi birşey olduğunu evliler bilir.ve sıkça olduğunu günde iki üç kere. Ha diyeceksiniz zaman değişti. Şimdiki erkekler gündüz sayıp sövüp GECE akılları başa geliyor.kadını kendi gibi sanıp hemen ilişkiye girmek istiyor. Pornodaki gibi sanıyor.derdini anlatıyor kocasına derdine dert katıyor kocası.iste kadın bu işkenceden kaçıyor.

  4. myagiz dedi ki:

    Affınıza sığınarak buraya biraz mecazi olan ama türk insanın durumunu anlatan bir fıkra yazacağım ancak ne kadar kapalı yazılırsa o kadar yazacağım yayınlayıp yayınlamamak sizin elinizde
    Ülkelerin kültürlerine göre eşlerin yatakta birlikte olma süreleri üzerine bir araştırma yapılmış
    amerikada bu süre ortalama 60 dakika
    fransada 90 dakika
    italyada 50 dakika
    türkiyeye gelmiş 3 saat 5 dakika
    bütün istatistikler altüst olmuş olayı çiftlerle konuşunca
    erkek garibim cevap vermiş 3 saat hanımı razı etme 5 dakika birlikte olma
    Varın gerisini siz anlayın artık
    Yayınlarmısınız bilmem ama bazen fıkralar toplumun sosyolojik yapısını daha özetler bir halde anlatır
    Saygılar

  5. hacer dedi ki:

    sema hanim ve degerli takipcileri,

    butun yazilan yorumlari okumaya maalesef zamanim yok fakat hem yazi hakkinda hem de yorumlar hakkinda soylemek istedigim bir kac sey var.

    evvela: sema hanim durum hakikaten bu kadar vahim mi? turk hanimlari isi bu kadar abartti mi? sahsen babasiz buyumus bir insanim, annem ve babam arasinda nasil bir iliski vardi bilmiyorum (bilmis olsam da suphesiz bellibir mahremiyet noktasina kadar mumkun olacakti) annemin anlattiklarini hatirlayinca da bu okuduklarim saskinligimi bir derece daha arttirdi. annem her aksam yatmadan evvel yikanmaya calistigindan bahseder hep, kocasinin yanina yemek ve ter kokusuyla girmek istemedigi icin. ki bu durum uzuun yillar sobali, giris katlarda yasamis bir ailenin hanimi icin hayli zor olsa gerek, simdiki hanimlar ayni sartlarda olsa demek ki sabah sabah kalkip banyo yapmak pek zor oluyor, hasta oluyorum, usuyorum diyerek bahanelerine bir taen daha ekleyecekler.

    ote taraften kadinlarin bu hale gelmesi bence de -tipki bir kac yorumcunun bahsettigi gibi- tek tarafli olamaz. erkekler bence biraz fitratlari itibariyle biraz da (belki de fazlaca) evlenene kadar izledikleri porno filmlerin etkisiyle butun kadinlari ayni kefeye koyuyorlar. fakat icinde yasadiklari toplumdan bu kadar habersiz olmak biraz da onlarin hataasi. eger kadin hevesli degilse, hevesli hale getirecek sabri gosterebilmeliler. bence, kendilerinde bulunan en buyuk zaaf bu, sabirsizlik. sabir gostermeli, olayi her iki taraf icin de zevkli hale getirmeyi bilmeliler. yemek yemeyi istemeyen bir insan gordunuz mu siz, o zaman kadinlar da kendileri icin zevkli seyler hazirlayan erkeklerinin davetlerine daha isteyerek icabet ederler diye dusunuyorum.

    sevgiler
    hacer

  6. nalan dedi ki:

    sevgili ablacim
    neden yazilariniz genellikle (cinsellik hususunda) erkeklerin tarafinda ?
    daha dogrusu bu konuda hep ezilen hakir gorulen beylermis gibi anlasiliyor yazilarinizi okuyunca.

    • Fatma dedi ki:

      Ben de aynı şeyi söylemek istiyorum. Bir de tamam , anladık. Erkeğin meşru isteklerini kadın hiçbirşekilde reddetmeyecek, ocak başında bile olsa kabul. İşin bir de karşıcephesi var. Kadınların kocası üzerindeki haklarından bahsediyorum. Fıkıh kitaplarını açıp okuduğunuzda çok ilginç şeyler çıkıyor karşınıza. Kimisi diyor ki; erkek dört defa evlenebilir. Demek ki tek eşi de olsa karısıyla dört gecede bir sabahlaması yeterlidir, ilişkiye girmesi şart değildir. Kimisi diyor ki; her temizlik halinde bir kez ilişkiye giren adam kocalık görevini yapmış sayılır. Kimisi kadının dayanabileceği süre dört aydır, dört ayda bir yeter. Kadın bu yüzden hakime gitse hakim onu boşamaz. Va. vs. Ki bunları yaşayan kadınlar da var. Ve bu erkekler bu fetvaları okuyup kendilerini haklı görüyorlar. Evli ve sağlıklı her kadın ayda bir defanın hiçte normal olmadığını bilir. Şimdi size soruyorum. Nereden çıkıyor bu fetvalar? Feminist değilim ama bunları okuyunca olasım geliyor.

      • gulpembe dedi ki:

        fatma hanim,yukarida saymis oldugunuz ve size karisik gelmis oldugunu anladigim fetvalarin hicbiri genelleme icermiyor hepsi o gun fetvalara konu olan kisi ve imkanlar geregi dusunulup bir karara baglanmis.cunku bu ictihadidir ve sahsa ozeldir. herkese ayni gomlegi giydiremeyeceginiz gibi ayni fetvayi veremezsiniz.
        bizim bakmamiz gereken nokta fetva verilirken alimlerin neyi hesaba kattigidir. pekcok etken olmakla beraber aslolan tabiki erkegin saglik durumudur.cunku kadin ve erkegin anatomisi malum uzere farklidir. erkek saglikli is yasam kosullari musait oldugu halde hanimini razi etmesse bundan sorumludur ve ayrica yazdiginizin aksine kadin icin bu bir bosanma sebebi olabilir.cunku _tehlike varsa_kadinin bosanmasi zinaya dusmesinden daha iyidir.

  7. Reyyan34 dedi ki:

    ******
    Eczanelere gidip kocasının cinsel gücünü kesecek ilaç isteyen kadın sayısı çok fazla. Bazı eczacılar uyku ilacı verip gönderiyorlarmış. Bütün bunların yanında kocasının niyetini anlayınca gidip gizlice dışarıdan su vanasını kapatma (dindar adam gusül gerekir, vazgeçsin diye) yemeklere şap katma, akşamdan ıvır zıvır şeylerden kavga çıkartarak geceyi garantiye alma, özel günleri bittiği halde bitmemiş gibi davranma, kocasını tiksindirmek için vücut temizliğini yapmama, yatma saati namaz kılma, tesbih çekme, Kur’an okuma gibi dini faaliyetlerde bulunup adama kendini günahkar hissettirme gibi kocayı kendinden uzak tutma yolları ustaca geliştirilmiş…….

    . Böyle bişeye inanmak gerçekten istemiyorm. saglıklı hıcbir bayanın bırakın dindarlıgı alim bile olsa boyle bişe aklına gelmez, cinsellikte biz insanoğlu için yemek içmek gibi çok gereklı olan bi ihtiyactır, neden bu ihtiyacına gem vursun kı ,korkutulma tıksindirilme de biyere kadardır, tedavı olmayacak bişe degıldır, cinsellikte duygusallık sarttır , onsevişme sarttır ,erkekler cinselliğe sırf kendilerini tatmın etme gozuyle bakmamalı , boyle cinsellikten kacan kadınları sorgulamak lazım neden o hale geldi …. sebebsiz hiçbir sey yoktur bu hayatta

    • ibrahim akkaya dedi ki:

      Ya islam-Ya hüsran
      Ya islam-Ya batıl
      Ya islam-Ya kavga
      Ya islam-Ya mutsuzluk
      Kadının otobüste yanına oturan bir kocası(Sen yok de);Çalışma yerinde onlarca kocası,patronu(Sen yok de)Alışverişlerde onlarca kocası(Sen yok de)Komşunun kocasıda onun da kocası (Sen yok de);Akşam yüzünü gördüğü evin bütün yükünü çeken,yorgun argın bir adam ki onunda aynı şekilde karıları var.Bu hayatın akibeti de bu olur.Kuranda kadın ve kuranda erkek…Başka yerde aramayınız.Yazdıklarınız içinde teşekkürler.günümüzün fotoğrafı.

  8. Uğur Mustafa dedi ki:

    Sema Hanım, gerçekten çok şaşırdım. 30 yaş civarında bekar bir erkeğim ve aynen bizler hakkında yazınızda belirttiğiniz üzere tamamen habersizdim ki bazı genç kadınlar cinselliğe böyle baksınlar ve ona karşı böyle soğuk olsunlar. İnanamıyorum. Biz bu yaşa kadar bunca açık saçıklığın ve biyolojik güdülerimizin karşısında sabredelim, ardından bir de eşimizle ilişkiye giremeyelim, hatta belki de hapse girelim…

    Allah bu zulümlerin yapılmasına izin veriyorsa ancak şunun için izin veriyordur ki biz Müslümanları uyandırsın. Yoksa Allah asla hiçbir zulümden razı ve hoşnut değildir.

    Ama ne gezer… Siyasî, ekonomik ve sosyal alanlarda ileri gelen Müslüman erkekler kanıtlama çabasındalar ki kendileri ne kadar feminazi dostudurlar ve modern Müslümandırlar; kadınların okumuş yani ileri gelen kesimleri de keza öyle…

    Lütfen siz yazmaya devam edin. Belki işbu ileri gelen Müslümanlardan bazıları yazılarınıza denk gelirler, dikkatlice okurlar ve bu konularda bir şeyler yaparlar, siyaset üretirler, ekonomik yönden bu işe yatırım yaparlar, Müslümanların daha vakitli ve daha sağlıklı evlilikler yapabilmeleri için kuruluşlar kurarlar, mallarını şatafata yani israfa değil de bu en hayırlı sadaka işine yatırırlar (bkz: Nur Suresinin 32. ayeti, “içinizdeki bekarları evlendirin”). Ve kim bilir, açık saçık veya sıktırmalı giyinen genç kadınların bu “görsel taciz”ine dahi ileride bir dur diyebiliriz belki… (Özgürlük ve insan hakları? Açık saçık ve sıktırmalı giyinmek bir insan hakkı mı ve vazgeçilmez bir özgürlük mü? Ya onların etrafta böyle gezmesiyle görsel tacize uğrayan biz erkeklerin -özellikle şahsım gibi bekarların- insan hakları ve sokakta rahat gezme özgürlükleri?)

    • Mehmet YILDIRIM dedi ki:

      Evet,lütfen siz yazmaya devam edin ki;”SES BİR GÜN YANKILANIR”ifadesi mucibince o ses,o yazı, o çağrı muhatabını bulacaktır,buluyor da zaten.Aynen İbrahim Peygamberin (as),ıssız FARAN VADİSİNDE Hacer Validemiz ve oğlu İsmail’i (as) bırakırken,Allah azze ve celle ”Bir ananın çabasını ZEMZEMLE bereketlendirirken,onları Allah’a emanet eden ve oğlu İsmal’le (as) KABE’NİN TEMELLERİNİ yükselten İbrahim’in (as) çabasını ve EVRENSEL HAC çağrısını dalga dalga insanlığa duyuran ve bizleri bu DİN-İ MÜBİN-İ İSLAM’da ”KARDEŞLER” kılan RABBİMİZ’e HAMDOLSUN!!!

  9. zeliha dedi ki:

    Evlenmeyi kabul eden kişiler bedenlerinin kullanımını da kabul etmişlerdir.
    Artık ikisinin de bedeni birbirleri için ortak kullanım alanıdır.
    Kadın erkeği, erkek de kadını memnun etmek zorundadır.
    Çok çok özel bir durum olmadıkça birbirlerini reddetme hakları yoktur.
    Bedeni çok kıymetli olanlar evlenmesinler.

    Rabbim vaktinize bereket versin.. Amin

    • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

      Nikah Sözleşmesi, bir çok dinamikleri bünyesinde barındırır ve aynı zamanda CİNSEL İLİŞKİ SÖZLEŞMESİDİR. Nikah sözleşmesiyle eşler birbirlerini kendileri için özelleştirmiş olurlar. Kadını erkeğin özelidir, erkeği kadının özelidir. Bu kadar basit ve kolay ve net:-)

      Cinsellikten arındırılmış bir nikah sözleşmesi öngörmek mümkündür! Nikah sözleşmesinin altına şerh düşmek kaydıyla 🙂 Kabul eden bir erkek/ kadın bulunursa o kişiler hiç durmasınlar, Guinnese girerlerler belkide 🙂

  10. iclal dedi ki:

    yazinizda geciyorya Sema Hanim, kocasi ailesi ile ilgileniyor diye onunla yatmayip cezalandiran kadinlar var diye. Yanlis elbette ama ayni seyi yapan erkeklerde var. Yani esiyle bir sorun oldugunda konusmak yerine ona kusmek degil ama, onunla yatmayip cezalandirmaya calisan erkeklerde var malesef. Nasil bir tavsiyede bulunursunuz bu konuda ne yapmak lazim? Dinen de kadinin yaptigi ne kadar hos degilse, erkeginkide degil bildigim kadari ile.. erkek yatagini ayirabilir ama konusmasi ise yaramamissa.

    • .:. dedi ki:

      Bu asagidaki alinti Nisa suresinden dir. Benim yorumum degildir.

      Ben okudugumda. Butun kaynaklarda sunu gordum, Yani ikaz var, yaptirici ceza var, Tekrar uyari var ve butun bunlara ragmen hala devam ederse, demek bir problem var ki, dovmek eylemi geciyor.

      Bildigimiz gibi nisa suresi Kadinlar icin cikartilmistir. (Siz yine de arzu ederseniz diyanet in Kuran meailinden veya guvendiginiz meallerden de bakabilirsiniz.)

      Ben sizlere Nisa suresini tamamini ve bir kac defa okumanizi tavsiye ederim (Hatta Aile iliskileri, kadin-erkek iliskileri miras konularindadi butun ayetleri) yorumunuzu da kendiniz vermelisiniz. (Yanlisim var ise daha bilgili kisiler beni aydinlatabilirler.)

      Boylesine onemli bir konus neden ele alinmistir, cok iyi dusnmemiz gerekmektedir. anlayana kadar okumamiz lazimdir ve bilemedigimiz bircok sey vardir, ama simdi onlari daha net gorebiliriz, Hele bir de ayrilma asamasina geldiginizde veya bir sebebden dolayi ayrildiginizda eminim ki cok daha fakli anlariz. Bircok surede de bildigimiz gibi gecer. “Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.”

      O yuzden

      Bu aciklama internetten alinmistir.

      – Kur’an erkeklere, “Gidin eşinizi dövün” demiyor. Ayetin ilgili kısmında şöyle deniyor: “Dik başlılığından yıldığınız kadınlara gelince onlara evvela öğüt verin, vazgeçmezlerse yatakta yalnız bırakın ve bunlarla da yola gelmezlerse onları hafifçe dövün.” Öncelikle ayet, dik başlılık gösterip sürekli huzursuzluk çıkaran kadınlarla ilgilidir. Ayet, kadın dövüp yola getirmek isteyen zamanın maço erkeklerine üç aşamalı bir alternatif sunuyor. Birinci aşamada, aranızda bir anlaşmazlık çıktığında, önce eşinizi uyarın, diyor. İkinci aşamada, eğer sorun çözülmezse yatağınızı ayırın; yani bir süre birbirinizden ayrı durun, belki sinirleriniz yatışır ve sorununuz çözülür, diyor. Üçüncü aşamada, hâlen dik başlılık devam ediyorsa evliliğinizi kurtarmak için, onu ıslah niyetiyle öldüresiye değil, hafifçe dövebilirsiniz, diyor.

      Ayni sekilde bu aciklama da, diyanet in web sayfasindan alinmistir.

      http://www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=83

      Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.12 Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı13 korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.14 Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür.

  11. Anıl Kaçmaz dedi ki:

    “(Çocuk:Babam hapiste…Niye? Anneme tecavüz etmiş)” komik, hemde çok..

  12. kemal ycl dedi ki:

    oldukça sert eleştiri getirdiğiniz hemcinsleriniz umarım ders almışlardır :D.
    adamı günaha sokmasınlar.akıllı olsunlar 😀

  13. aydemir dedi ki:

    KALEMİNİZ HAKÇADIR.
    Sema Hanı efendi;
    Her geçen gün yeni bir perde aralıyorsunuz ilim dünyamıza. Çok açıktır ki ne söylüyorsanız ortasından, kılı kırk yararcasınadır. İnsanlar genel olarak doğruları söyleyenleri pek sevmezler. Ama sizi takip edenlerin çoğusu doğrudan yanadır. Çünkü kaynak aynıdır, beslendikleri damar aynı berrak sudan gelir. Kısacası kendime şunu söylüyorum ( sizi övmek gibi bir niyetim yok, sizi sembol olarak görüyorum) Herkesin mahallesinde yada ilçesin de yada ilinde bir Sema Maraşlı olsa ne güzel olurdu. Anadolu tabiriyle:
    ” Sağolasın bacım, Allah senin kalemimi kuvvetli eylesin”

  14. salih özgür dedi ki:

    KADINLAR TAHRİHKAR GİYİNEREK ERKELERE CİNSEL TACİZ DE BULUNUYORLAR ,:) EVLİ KADINLAR BİLE KOCASINI EVDE İHMAL EDER DIŞARIDAKİ ERKEKLERİ TACİZ ETMEKTEN ÇEKİNMEZLER ,TEMİZ BİR Aİ,LE İÇİN KADINLARIN KURANI KERİMDEKİ ÖRTÜNMEYİ ÇOK İYİ ANLAMALRI LAZIM ,FEYZÜL FURKAN KURANI KERİM MEALİNDE ÇO GÜZEL AÇIKLAMA VAR LÜTFEN ALSIN HERKES OKUSUN.

  15. mehmet saray dedi ki:

    bir ornekle dusuncemi anlatmak istiyorum normalde erkek de kadin da acikir ve yemek yer .hangisi daha cok yer diyemeyiz.ama guzel sey tabiki insan aciktiktan sonra yemek yemesidir. erkek de kadin da acikinca yemek yesin.yemek yerken de insan lezzet alir yemegin tadindan.mesala ben bir erkek olarak simdi ac olmadigim halde yemek yemek istersem bunun tek sebebi disardaki sebelaridir.ya yemek yiyen bir insan gordum veya guzel bir yemege baktim sahsen ben acikmadan aklima yemek gelmiyor.aynen bunun gibi de disardaki kadinlarin uygunsuz halinden dolayi insanin sehveti artiyor onun icin erkek kadindan daha cok istekli gibi gorunuyor yani hersey erkegin gozunde basliyor onun icin kuranda bakmayin ve o ortama yaklasmayin diyor.
    kimileri hic kadin olmasada disarda yine de erkek ister diyebilir ama gunumuzdeki kadar vahsi ve hayvani bir istekle olmazzz

  16. mehmet saray dedi ki:

    yani okadar cirkin bir zaman da yasiyoruz ki insanligin gercekten fitrati degismeye baslamis .erkeklerin kadinlardan daha cok seks istemesinin tek sebebi onu tahrik eden seylerin daha cok ve her yerde oplmasidir .kadinlar keske bir gun kocalarinin calistiklari yerleri bir gidip gorseler nasil bir yerde calistiklarini gorseler kendileri niye hergun bu halde olduklarini anlarlar
    yani boyle bir durumdaki erkegin tek tesellisi karisidir eger o da redederse ne yapsin yani biraz da haram helal bilmezse yani hayat kadinina gider ve ya karisindan habersiz birisiyle beraber yasar boylece her turlu problemler baslamiz olur.
    yani disardaki kadinlar erkegin bu hale gelmesine sebeb oldu belki de kadinlar kapali ve erkeklerin onlari gormemesi icin dikkatli olsalar belkide erkek de bu kadar cinsel istah olmazdi bazen dusundumde bence allah u teala cok guzel bir denge kurmustur bu cinsel istek te biri cok ve digeride cok az degildir o dengeyi insanlar bozdu ben kendimden biliyorum kadinlara hak veriyor normalda erkek te de cok istek olmamasi lazim ama az once yazdigim sebebler onu bu hale getirdi olan da evdeki kadina oldu bence

  17. mehmet saray dedi ki:

    hayatin her yerinde kadinlar girmeye basladi bunun sonucunda evli oldugu halde baska kadinlarla beraberlikler artti .dusuncesiz kadinlar yuzunden aileler yikildi bosanmalar artti evlerde sorunlar artti huzur insanlarin en buyuk ihtiyaci oldu.yani bir kadina en buyuk kotulugu yine kadinlar yapiyor.ne kadar acimasiz ve dusuncesiz kadinlar var
    eger erkek te para varsa artik kadinlar icin o hedefteki bir av olmaya baslamislardir.halbu ki dusunse o erkegin de karisi var bosanmak istemez cocuklariyla yalniz kalmak istemez bunu o kadin dusunmuyor mu acaba.kendin icin istemedigin bir seyi baskasi icin de isteme bunu dusunemez mi acaba….
    veya bir guzel kadin acaba beni goren erkek haniminin da boyle olmasini istese ben o kadina kotuluk yapmiyor muyum onu bu konuda zorlayacak diye yani keske dinlar boyle seylere sebep olmasalar ben kadin olmadigim halde kocamin yaninda acik sacik ve guzel bir kadin olmasini istemem cunku zarari bana dokunur yani kadinlar birbirlerine acaba nasil yardimci olurumda bu insanin yuvasini bozmam diye bunu dusunmeleri lazim

  18. mehmet saray dedi ki:

    erkegin en zayif tarafi tabi ki cinselliktir.kendisini kontrol etmesi cok zordur.erkek bence buza benzer gunes isigi da kadina benzetsek buz hemen erimeye baslar yeter ki isigi gorsun .simdi erkege kizabilir miyiz niye cok cinsel konuda zayifsin diye.
    acaba bu olayi nasil kontrol altina alabiliriz yani eger erkegi buza benzetsek ne yapmamiz lazim da bu buz erimeden evlenene kadar bunu koruma altina alsak,tabi ki cevap cok kolay hic gunes isigi gormesin veya gunusten uzak dursun.demek ki isigi ne kadar yakin olsa o kadar cabuk erir.
    su asirda bunun olmamasi icin her yerde cok buyuk calismalar var .kadinlar bunu hissetmesede
    disarda birbirlereriyle acik saciklikta yarisan kendisini gostermek icin ugrasan gerizekali kadinlar var
    televizyonda kadinlar bunu hissetmesede yine orasini burasini acan dusuncesiz kadinlar var niye yapiyorsunuz bunu niye acik giyiniyorsunuz desek acilmasak para kazanamayiz derler yani kendilerinin bir mal gibi kullanildiklarini bildikleri halde yine o cirkin ise devam ederler
    maalesaf kadinlarin cekiciliginden isler daha kolay yurusun diye artik her yerde bankada markette kadinlar kullaniliyor bu kadinlar dikkat edin hepsinin tek bir ozelligi var fiziksel olarak erkegi kendisine cekiyor uzun boylu dolgun ve acik goguslu kadinlar bunlar o isi biliyor diye ise alinmiyor cinsellikleri icin kullanilan zavalli kadinlar .

  19. mehmet saray dedi ki:

    cok guzel bir yazi bunu kitap haline getirmek lazim bence

  20. inci dedi ki:

    İslami camiada durum ve sebepleri bunlar, peki benim merak ettiğim haram helal kaygısı taşımayan diğer cenahta durum ne?

    • inci dedi ki:

      Bir de müslüman Arap toplumlarında nasıl? En azından pek çok konuda bizden daha muhafazakar olan Araplar çocuklarına -kızlarına- bu eğitimi nasıl veriyor, ya da nasıl korkutmadan, tiksindirmeden çocuklarını, gençlerini zinadan korumaya çalışıyorlar? Onlar nasıl bir bilinçle yetişiyor ve cinselliğe nasıl bakıyorlar evlenene kadar? Çok merak ediyorum gerçekten.

    • semamarasli dedi ki:

      İnci Hanım bu sorunların dindar olmakla alakası yok. Aynı sorunlar haram helal kaygısı taşımayan insanlarda da var. Kız çocuğu küçükken aileden ne öğretildiği ile alakalı. Genellikle anne öğretiyor. Korkutulmuşsa ya da pis bir şeymiş gibi anlatılmışsa aynı sorunları yaşıyor. Sevgilisi ile aynı evde yaşayıp bu sorunu çözemeyenler var. Bu yüzden dindar beyler bu sorunu dindar kadınların sorunu zannetmesinler.

      • semamarasli dedi ki:

        Arap toplumları kesinlikle bizden daha iyi. Kızları küçük yaştan itibaren eş olmaya hazırlıyorlar. Nasıl süsleneceğini eşine nasıl davranması gerektiğini öğretiyorlar. Bizim toplumdaki gibi askere gidecek er gibi yetişmiyorlar. Yalnız onlarda da ev işi yok. Yemek içmek temizlik hak getire. Süslenip yiyip içip geziyorlar. Alışveriş merkezlerinde Arap hanımlarını görünce inceleyin kadın vitrinlere bakarken kocası çocuklara bakar ve bunu çok doğal yapar. Çoğunluğu öyle. Oradan yaşayan hanımlardan bilgil aldım. Bizim hanımlarımız da ev işi ile kafayı bozuyorlar, süs, kocaya hazırlık falan yok. Arap ve Türkiyeli kadınların orta ayarını bir tuttursak mükemmel olacak:)

        • tarık dedi ki:

          Sema hanım, özellikle zengin arap ülkelerinin kadınlarının evbinde hizmetçi var da ondan sanırım. Gerçi olmasa da bizim kadınlar temizliğe takıntılı gibi. Aslında temizlik zor değil de bizde temizleyecek eşya çok:)

        • hasret,.... dedi ki:

          sema hanım tesbitleriniz çok güzel daha önce arap kadınları hakkında bende yorum yapmıştım ( evlik okulunda) erkek yorumcular biraz tepki vermişti..temizlik ,çocuk bakma konusunda..ama siz de güzel gözlemlemişsiniz.kocalar koşuşturuyor çocukların peşinden kadınlar ise alış veriş derdinde ..:))

        • Ahmed dedi ki:

          Arap bir hanımın kocası olarak diyeceklerim bu arada Türküm
          Karım gayet temiz düzenli
          Beni memnun etmek için
          Lezzetli yemekler yapar
          Ter kokulu yatağa girmez
          Pijamayla yatmaz
          Ailesi bir zevce nasıl olmalı öğretmiş
          Kaprissizdir
          Naiftir
          Kadın gibidir
          Dili zehir saçması
          Dini bilir yobaz değil
          Eski eşim deprem olur ölürüm diye yatağa bile başörtüsü ile yatardı
          Bu model bir kadınla hayat sürdürülebilir mi

      • inci dedi ki:

        Elbette dindar olmasa da mühim olan küçükten itibaren yapılan telkinler, verilen yanlış bilgiler. Benim merak ettiğim bunun dindarların bir sorunu olmadığı açık fakat daha uç noktalara götürelim, batıya bakalım, çocuklara orada cinselliğin pis, kötü olarak verildiğini zannetmiyorum -yanılıyor olabilirim bu bir tahmin sadece- bilakis fıtratın aksine bu anlamda fazlasıyla rahatlık var -onların gençlerindeki çarpık, bozuk ilişkileri de bunun dışında tutuyorum-. Ayrıca cinsellikle ilgili site, gazete, dergi vs. yazılarına baktığımız zaman bunlarla ilgili öneriler, analizler yer alıyor, sürekli olarak cinselliğin cezbediciliği öne çıkarılıyor hem erkeklere hem kadınlara yönelik olarak. Ki onlar da gençler de bunlarla çok erken tanışıyorlar. Batıda çocuk ilkokul çağındayken ailenin ona bu konuda nasıl telkinlerde bulundğunu, nasıl bir eğitim ya da bilinç kazandırdığını, ne konuştuklarını bilmiyorum ama tahminimce onlarda bizdeki gibi tiksindirme, korkutma sözkonusu değil. İşte merakım bu noktada Batılı kadın ne durumda, onların cinsellik konusundaki tutumları olumlu mu? (Onlarda da tabi aile kurumu diye bir şey pek kalmadığı için sanırım en büyük problemleri yine dışarıda olan kadının eşine cinsellik anlamında da gereken ilgiyi göstrememesi ve aldatmaların haddi hesabı yok)

        • inci dedi ki:

          Sanırım gerçekten ayarı tutturmak önemli. Yani kız çocuklarını ileride eşine süslenmek, onu cezbetmeyi öğretmek, yani kadınlığın inceliklerini öğretmek, evliliğe heyecan ve heveslendirerek, o günü bekleyerek büyümesini sağlamak ama bunu yaparken de çok hassas olarak yine bunun zamanını, evlilik dışında olduğu zaman çirkinleştiğini doğru bir şekilde öğretmek. Fakat hele şu zamanda çok zor ve hassas bir denge. Kız çocuğuna kadınlığı, evliliğin cazibesini -erkeğine süslenmek, onu kendine çekmeyi becermek- öğretirken onun bunları zamanından önce, yanlış yerde, yanlış kişilerle uygulamasının önüne geçebilmek, etrafta da bu kadar çeldirici varken -ona sevdiğini söyleyen, iltifat eden erkek, tv lerde diziler varken ki liselerdeki kız erkek ilişkilerini düşündüğümüzde- kaymadan sabırla evleneceği günü beklemesini sağlamak işte bunu becermek, başarmak… hassas bir denge vesselam. Allah ana babaların, gençlerin, eşlerin yardımcısı olsun.

          • inci dedi ki:

            Evet mesela Riyad’da sadece kadınların ya da ailelerin girebildiği alışveriş merkezleri var ve buradaki mağazalarda satılan kıyafetler son derece dikkat çekici -yani bizim dindar olmayan kesimin dışarıda giydiği transparan vs. pek çok kıyafet- Yine Katar’da kadınları dışarıda hemen hemen hiç görmezsiniz alışveriş merkezlerinde sadece oradan da jipine atlar gider. Hizmetçisi arkasından çocuğunu taşıyor, sadece gözleri görünüyor bu hanımların. Yine marketlerde, avm’lerde makyaj, kozmetik kısmı oldukça büyük bol çeşit içeriyor. Ev hallerini görmeyi de çok isterdim ama nasip olmadı.

          • inci dedi ki:

            Ve kız çocuklarına nasıl bir eğitim verip onları nasıl koruduklarını aile yaşantılarını doğrudan evlerinde görmeyi çok isterdim. Gerçi onlarda eğitim sistemi de karma olmadığı için korumak daha kolay galiba. Ama sanal alem var.

  21. Ali dedi ki:

    Ya abla Allah senden razı olsun.

    Allah sana rahmet etsin..

    sen de olmasan, halimizi pürmelalimizi kim dile getirecek..!

  22. TİBET dedi ki:

    Sema hanım hocamızın verdiği bazı örnekleri kitabının birinde okumuştum.Sanırım evliliği pekmez sandım isimli kitaptı.Kadın, attariyeye gidiyor, derdini ima yollu anlatmaya çalışıyor:
    -Bizim kedi dişi kediyi çok rahatsız ediyor, onu durduracak bir ilaç istiyorum felan diyordu, attariyecinin kafası allak bullak olmuştu 🙂 ve kadına diyordu:

    -Zavallı kedinin ne suçu var bırakın çiftleşsinler hanımefendii size ne zararı var.

    Kadın durumu anlamayan veya anlamak istemeyen attariyeciye veryansın ediyordu. Muhtemelen evliliği pekmez sandım kitabındaydı bu örnek.

  23. hasret. dedi ki:

    sema hanım yazınız yine güzel olmuş..yalnız okurken verdiğiniz misallere inanmakta çok güçlük çektim.

    ******
    Eczanelere gidip kocasının cinsel gücünü kesecek ilaç isteyen kadın sayısı çok fazla. Bazı eczacılar uyku ilacı verip gönderiyorlarmış. Bütün bunların yanında kocasının niyetini anlayınca gidip gizlice dışarıdan su vanasını kapatma (dindar adam gusül gerekir, vazgeçsin diye) yemeklere şap katma, akşamdan ıvır zıvır şeylerden kavga çıkartarak geceyi garantiye alma, özel günleri bittiği halde bitmemiş gibi davranma, kocasını tiksindirmek için vücut temizliğini yapmama, yatma saati namaz kılma, tesbih çekme, Kur’an okuma gibi dini faaliyetlerde bulunup adama kendini günahkar hissettirme gibi kocayı kendinden uzak tutma yolları ustaca geliştirilmiş.
    ****
    yani bu nasıl müslümanlık?hakikaten böyle kadınlar varmı hayret birşey?
    bunlar başka gezegende mi yaşıyor ?biz başka gezegende yaşıyoruz demek ki..inanamadım insan kocasını soğutmak için bukadar uğraşıır mı?onun hormonlarıyla oynayıp ALLAH ın ona vermiş olduğu hakkı (cinselliği)elinden nasıl almaya(kaldırmaya) çalışır?40 yıl düşünsem aklıma gellmez bu yaptıkları …
    bunun mahşerdeki hesabını hiç mi düşünmez yaa!!

    ALLAH ın rızası kocanın rızasına bağlıdır..bir kadının üzerindeki en büyük hak kocasının hakkıdır..ve bazı hadislerde ”bir kadın kocası ondan razı bir şekilde ölürse o kadın cennetliktir buyuruluyor” ..kocaya gönülden yapılan her hizmet cihad ,sadaka,sevabı veriyor.bir kadının cihadı eşiyle olan güzel geçimi ve sabrı iledir..nureddin yıldız hocamızında bir çok örneği ve fetvası vardır..özellikle karı koca hayatı için…

    bu arada erkekler kadınlara yaklışmasını bilse .(kendi bedenini tanımayan kadın evlendiğinde tanımaya başlıyor..)eğer koca nın bilgisi var ise yaklaşmayı biliyorsa hiç bir kadın kaçmaz…yeterki ona
    ( kadına cinselliği)sevdirmeyi, yaklaşmayı ,ona da güzel şeyleri his temeyi sağlayan bilgili eşi ollsun…

    • Prof Dr Salih ZOROGLU dedi ki:

      Sayın Maraşlı,
      Esprili bir dil ve uslupla aslında cok ciddi konulardan bahsetmişsiniz.
      Tebrik ederim.
      Bir psikolog tarafından yazılan en yüksek kalibreli yazı olarak kabul ediyorum.
      Genelde dindar psikolog pedagog takımından tam zıd seyler duyup okumaya alıştık, her okudugumuzda da asıl batı burada diye sasırıp kaldık.
      Sizin gibi düşünen ve dile getirenlerin artması temennisiyle tekrar tesekkurler.
      Bu bakış açısıyla çocuklara karşı da ezbere tekrar edilip durulan bazı şablonları da eleştireceğinizi umuyorum.

      • semamarasli dedi ki:

        Teşekkür ederim Salih bey, güzel şeyler söylemişsiniz Allah razı olsun. Sitemize Hoşgeldiniz. Biz de sizin bilgilerinizden faydalanmak isteriz. Selamlar…

        • TİBET dedi ki:

          MUHTEREM SEMA HANIM HOCAM,

          soruma cevap alabilmem için benimde prf. mu olmam lazım 🙂

          bir soru sormuştum sanırım çok yoğunsunuz ve hala cevap alamadım muhterem hocam 🙂

    • ŞİRPENÇE dedi ki:

      Hasret Hanım,

      Sema hanımın yazdıkları hayatta yaşananların binde biri bile değil. Kocasını başka kadınlardan kıskandığı için bilinçli bir şekilde hamur işleri yedirip şişmanlatan, kıymetli hediyeler karşılığında cinsel ilişki sunan, pahalı hediyeler veya para altın gibi hediyeler kotarmak için eften püften bahanelerle küsen ve barışma karşığında bu hediyeleri kotaran, dini sohbetlere gidip, geceleyin kocasına benim gücüm yetmiyor, ihtiyacını ….de gider ama dost edinme diyen dini sohbetlerde kocalarımızı parmaklarımızda fıldır fıldır döndürüyoruz diyerek ha ha ha gülüşen vb vb kadınları daha yazmamış bile…

      Bu işin cılkı çıkalı yıllar oldu. Bu yazdıklarımı türkiyede kadın olmak yazısının altına yazmıştım. Gerçekten iyi niyetli kadınlar gittikçe azalıyor. Bir çok erkek gururundan ve haya duygusundan bu yaşadığı maddi manevi şantajları söylemiyor bile. Çünkü erkeklik gururu buna izin vermiyor. (Dışarıya sızan bir çok haberde ailenin yakınları ve çenebaz kadınlar tarafından sızdırılıyor.)

      Eğer büyük bir talep olmasa, rus ve ukrayna ve balerus kadınları ülkemize niye gelsinler ki…

      Evlilik kurumu kötü niyetli kadınların elinde tüm saygınlığını yitirdi.Çıkan yasalarla iyice cılkı çıktı, toplumda daha büyük patlamalar olacak, göreceksiniz…

      Bunu bir kenara yazın.

      • hasret dedi ki:

        yani bu siteyle tanıştığımdan beri hep şaşkınlık içindeyim..özellikle kadınların cinsellik konusunda kocalarına yaptıkları doğrusu çok şaşırttı..tamam çoğu kadın erkekleşmeye başladı farkında olmadan( hal ,hareket,hitap ses tonu..) ben çok dersler çıkarıp birz daha iyi olmaya çalıştım.ama çoğu kadın kendini düzelticeği yerde kocasına hükmediyormuş.. ve özellikle cinsellik konusu çok farklı yerlere gelmiş anladığım kadarıyla..yani koz kullanılıyormuş bazı kadınlar tarfından..yazık..ALLAH ıslah etsin nediyelim..

        kimi böyle art niyetli kadınla karşılaşır ,bütün kadınları aynı(kötü) sanır.kimide iyi hanıma düşer de hep kadınları iyi sanır hep iyisinin ona denk geleceğini sanır..elindekinin kıymetini bilmez… hayat imtihanlarla dolu

        bir kadın da ALLAH korkusu yoksa kurnazlıkta şeytanı bile sollar..
        ”şeytanın tuzağı zayıftır”kadının tuzağı güçlüdür..”bir erkek huysuz ve çirkef bir kadına düşerse, avcının ağına düşmüş balık gibi çırpına çırpına ölür(ölüm mecazi)..”

        • ŞİRPENÇE dedi ki:

          Şeytan amatör 🙂 kaldığı konularda danışman olarak kullandığı ord.prf. kadınlar çoktur hasret hanım. Menkıbe kitaplarıanda bu konularda çok hikaye vardır.

          • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

            “şeytan bazı kadınların kalbini, ÇALIŞMA OFİSİ olarak kullanır.”

          • desperate dedi ki:

            Sayın Sözün Özü, yine çok özlü yazmışsınız 🙂
            Bu arada ben de inanamıyorum böyle kadınların varlığına, hangi kadın eşini mutlu etmek istemez, parmağında döndürmek ister, sonra da gider sohbetlerde marifetmiş gibi anlatır yaptıklarını. Allah akıl fikir versin, aklını doğru yerlerde kullanmayı nasip etsin.

        • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

          “hangi kadın eşini mutlu etmek istemez”

          Niyeti bozuk olan kadın muhterem efendim:-)

          • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

            Kocasını kalbinde döndüremeyi başaramayınca, parmağında döndürmeyi marifet saydı.

      • ArayanGenc dedi ki:

        “Bir çok erkek gururundan ve haya duygusundan bu yaşadığı maddi manevi şantajları söylemiyor bile.”
        Ben en çok “Erkeklik gururu” meselesinde yanlış anlamış olabileceğimizi düşünüyorum. Bir çok problemi kendimiz çözmeye çalışıyoruz, Amerika’yı baştan keşfetmeye uğraşıyoruz. Halbuki öncelikle eşimiz sonra çevremizdeki hakkaniyetli insanlarla durumu paylaşsak bizim için daha iyi olabilir. Gurur yapmak problemin çözümüne ulaşmak için en büyük engellerden biri. Bu işler tabiiki karşılıklı olacak, ama kendimizi hesaba çekmeden başkalarından değişim bekleyemeyiz. Biraz anlayış ve empati (neden böyle yapıyor, bu işi yapmasının amacı ne,acaba ben neden onunla aynı düşünmüyorum) ile sorunun kaynağına ulaşıp çözüme o şekilde gitmeliyiz. Ben böyle düşünüyorum.

    • esmasultan dedi ki:

      Ben de ademlerin ve sema hanımın anlattığı kadın tiplerine inanamıyorum. Ben başka gezegendeyim onlar başka alemdeler galiba. Böyleleri benden ve ailemden uzak dursun.

      • .:. dedi ki:

        Ben kendi ailemin icinde ve cevremde gozlemledigim, Esler arasinda ki tartismalar genelde bu sekilde basliyor, (Hatta ne yalan soyleyeyim belli bir zaman sonra dirensem de, ben bile bu sekildeki tartismanin icerisinde kendimi buluyordum…)

        senin arkadaslarin diye gidiyor, sonra anne baba ve kardesler, sonra sulale, Sonra Futbol takimlari, Siyasiler, mezhepler, din tartismalari ve son asamalari, KADINLAR ve ERKEKLER artik kisisel hatalarin tartisilmasi yerini genellemeye birakiyor.

        Sen boyle dedigin icin o zaman bence de kadinlar boyle veya erkekler soyle, su tur kadinlar daha fazla boyle, erkeklerin boylesi de soyle gibi…..

        Bu neden yapilir, Sinirden dolayi, Oc almak icin, Kizdirmak icin, Kin den dolayi, Aci vermek icin, Altta kalmamak icin, Ustunluk saglamak icin, Kusuru karsiya yikma cabasi…

        Sizce neden bu sekilde yapilmaktadir? BU dogru mudur? veya Dogrusu ne sekilde olmalidir?

        Neden sizce genelleme yapiliyor?

    • semamarasli dedi ki:

      Hasret Hanım, erkeğin kadına yaklaşımı elbette önemlidir fakat çocukluktan gelen korkular varsa yeterle olmuyor. İki tarafında bilgilenmesi lazım.

  24. salih özgür dedi ki:

    bu gün gittiğim okuldaki erkek öğretmenlere yazınızı hanımlarıyla beraber okumlarını tavsiye ettim:) sitenizi söyledim erkekleri haklarını savunduğunuzu söyledim çok sevindiler …..

  25. özal dedi ki:

    Bir çoğumuzun konuşmaya bile koktuğu bir konuyu bu kadar açık yüreklilikle ve net bir şekilde
    anlatmaya çalışmanız gerçekten çok güzel. Ama bu yazıyı yada böyle yazıları kaç kişi okuyor ki acaba bir çoğumuzun konu başlığını bile görünce bile rahatsız olduğuda tabi bir gerçek bence.

    teşekkürler

  26. İSMÂÎL KAYA dedi ki:

    S.A insanların bu sitede yazılanları doğru anlamasını bekliyorum.Bu sitede yazılanlar fıtrî olanı gösteriyor.Acaba hiç düşündük mü “ALLAH’IN RESÛLÜ” dönemi olsaydı ne olurdu ? İnsanların fıtrî ihtiyaçları var.Bunlar kadın için erkek için öncelikleri farklı olabilir, sonuçta her ikisi de bu ihtiyaçlara binaen biraraya geldiler.Eşler birbirinin ihtiyacını karşılamakta sorun yaşıyorlarsa bu sorunu çözsünler, çünkü beraber bir yaşam kurmuş EVLENMİŞLER.Eşler birbinin ihtiyaçlarına karşılık vermeyecekseler babalarının evinde dursunlarNe erkeğin ne de kadının birbirinin dini inanç ve zorunluluklarını kullanarak birbirini yıpratmaya hakları vardır.Erkek dindarsa yandı çünkü kadınının ağzına bir parmak bal çalıp gayr-i meşru yollara başvurmayacak ? Bu yollara başvurmadığı halde habire karısı tarafından aşşağılanacak,…Sonuç olarak bu yasalar aklını başına almak zorunda kalacak fakat bu arada çook canlar yanacak, evler yıkılacak, zinalar vs artacak.Sayın bakanlık bu istatistikleri görmüyor mu ? Görüyor ise yine KÖSEM SULTANLAR gibi çözmeye çalışıyorlar, yani âileyi yıkıyorlar…KUTLU MUTLU ULUSAL OLSUN (!) Selâm ve Duâ ile…

  27. Raskolnikov dedi ki:

    insanları fazla övmek onları tembelliğe sevk eder. fakat sizin bu duruma düşmeyeceğinizden ümitli olduğum için:” bir roman bölümü kadar akıcı ve rahatlatıcı” elinize sağlık ablacım

  28. Süheyla dedi ki:

    Kadınların cinsellikten soğutularak yetiştirilmesinin yanı sıra eşlerinin de sadece kendilerini ve kendi zevklerini düşünerek hareket etmesi,kadının duygularına isteklerine cevap vermemesi de bir sorun değil mi?Sanırım ilk gecenin hanımların psikolojisi üzerinde ciddi bir etkisi var.Baştan güzel başlamışsa her şey öyle gidiyor, ama kötü başlamışsa sorun olup hayatıda zehir ediyor.

    Anlayış ve ilgi çok önemli.Evliliklerin büyük çoğunluğunda cinsel sorunların olması masaya yatırılması gereken önemli bir konu.

    • semamarasli dedi ki:

      Aynen öyle Süheyla hanım. Cinsellik kelimesini ağzına almaya utananların bir aldatma ya da boşanma durumunda karı kocanın bütün mahremiyetleri ortaya dökülüyor çocuklar bile öğreniyor. O aşamaya gelmeden kadının da erkeğin de sorunları varsa bilgi sahibi olması gerekir. Her şeyin bir ilmi var. Cinselliğin de bir ilmi var. Kimse anadan doğma bilemez. Sadece içgüdü ile hareket edenler ancak kediler kadar bilgi sahibidir o da iki tarafı da mutlu etmez.

  29. SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

    Kurnaz ve kötü niyetli kadınların erkeklerine yaptığı en büyük kötülük:

    Onları cinsel taleplerinden ve cinsel kimliklerinden dolayı “utanç duygusu” yaşamalarını sağlamış olmalarıdır.

    Modern denilen çağda bir homoseksüel, homo olduğunu gururla itiraf ederken helal cinsellik en tabi hakkı olan nikahlı erkek bu talep ve kimliğinden utanç duyması sağlanmıştır.

    Yapılmak istenen bellidir aslında: Allah’ın helal kıldığı organlara kilit vurmak, haram kıldığı organlara kapı açmak istenilmektedir. Gidişat onu göstermektedir.Umarım yanılan ben olurum.

  30. SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

    Cinselliği sevmeyen kadın “hayatı” da sevmiyor demektir. Çünkü onun hayata gelmesine “babası” vesile olmuştur. Babasıda onun gibi düşünseydi o kız şu anda muhtemelen “hayatta” olmazdı. Şu halde helal cinsellik ibadettir ve pek mübarektir.

  31. SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

    Kadınlar lafa geldimi “erkek ve kız çocuklarını doğurmakla” övünürler.
    Zavallı erkek, o çocuğu doğurtasıya kadar dokuz kere “doğurmuştur!”

  32. ecrin dedi ki:

    Sema Hanım tek solukta,her satırına hak vererek okudum..Sizden öğrendiklerimi,tecrübelerimi (5 yıllık evliyim) özellikle kız annelerine,genç ve bekar kızlara anlatıyorum.Sitenizi tavsiye ediyorum..
    Yataktan kaçma konusunda inançlı kadınlar bu hususla ilgili peygamberimizin hadisini bildikleri halde,bahsettiğiniz kurnazca kaçış planlarıyla kimi kandırıyorlar merak ediyorum..
    Bizleri Yoktan Var Edenin her şeyi gördüğünü,bildiğini nasıl unutuyorlar?
    Buradan tüm hanım kardeşlerime sesleniyorum; Ne yaparsanız yapın Basir olan Mevlayı kandıramazsınız..
    Ve ne yaparsak yapalım şu kısa dünya hayatını geride bırakıp,ötelere sonsuz hayata geçtiğimizde tüm yaptıklarımızın hesabını vereceğimizi bir an dahi aklımızdan çıkarmayalım..
    Emeğinize yüreğinize sağlık Sema Hanım..Rabbim yar ve yardımcınız olsun her daim..

  33. salih özgür dedi ki:

    geçen hafta benden küçük kız kardeşime yüzük taktık ,herkes alatın takarken ben kız kardeşime evlilik psikoloji kitabı ,enişte beyede kuranı kerim meali hediye verdim ,bunları okumadan evlenmeyin dedim ,damat beye evlilik kurslarına katılmalrını tavsiye ettim,bu hediyelerim altından kıymetlidir dedim,sema hanfendi çok canalıcı bir noktaya deinmişsiniz,sizi kadınlardan daha çok erkeler okuyor , aile bakanlığıda maşallah aileleri mahvedecek çalışmalar yapıyor eksik olmasın yani …………….

  34. esmasultan dedi ki:

    Bir kadın eşi istediği halde sırf kendi bencilliğinden, kocasına ceza vermek istemesinden vs. haksız nedenlerle eşinden uzak durup sonra da onu polise şikayet edecekse o evlilik bitmiştir zaten. Hasbelkader böyle bir olay vuku bulursa o kocaya düşen (hapistir, para cezasıdır kanun ne öngörüyorsa artık cezayı çektikten sonra) o hanımı boşamaktır.

    Kadınlarımız bu kadar çirkef, bu kadar aşağılık değil. Kaç kadın yapar böyle bir şikayeti? Darp, dayak, cinsi sapıklık vb. yoksa kim kocasını böyle bir şeyle suçlar? Bizim kadınlarımızın büyük bir kısmı gelenek göreneklerden dolayı eşiyle arasındaki sorunları polise, hakime taşımaz. Boşanmak bile beş-altı yıl önce bir tabuydu, her geçimsiz karı-koca boşanmazdı.

    Böyle meseleleri üçüncü şahıslara taşımak, şikayet meselesi yapmak bence utanç verici, onursuz bir davranış. Ancak kadın darp görmüşse, istemediği ve dinimizce uygun olmayan bir takım şeyler talep edilmişse kocasını şikayet etme hakkı var.

    Dinini bilen, olgun bir müslüman kadın bilmelidir ki evlilik; sevgi,saygı, cinsellik üzerine kuruludur. İslamın izin verdiği sınırlar içerisindeki istekler ne kadar farklı gelse de kadın bunu sapıklık saymamalıdır. Bazen canı istemese de, sırf eşi günahlara meyletmesin diye cinselliği reddetmemelidir. Arkadaş hatrına çiğ tavukyiyoruz da eşimize bunu çok mu görüyoruz ?

    1) Erkek, nasılsa bu onun vazifesi diye kadını kendi istediği her zaman ilişkiye zorlamamalı, onun ruhi durumunu göz önüne almalı,
    2) Erkek, kadını cinsellikten soğutacak davranışlardan kaçınmalı ( mesela cinsellik için “canım, balım” diye yaklaşıp, arzusu gerçekleşince “gerizakalı, kafan bir şeye çalışmıyor” türünden kötü sözler ve davranışlar sergilerse kadında “beni kendi arzuları için kullanıyor, onun gözünde başka bir değerim, anlamım yok” düşüncesi oluşur)
    3) Kadın sudan bahnelerle erkeğini reddetmemeli, bir erkek açısından reddedilmek sanırım travmaya varacak derecede incitiyor erkekleri.
    4) Kadın; dışarıda sadece sokaklar için süslenip püslenmiş, en iyi en güzel gülüşünü, en kibar tavrını takınmış bunca kadın varken, erkeğini paspal, bakımsız ve isteksiz bir kadına mahkum etmemeli.

    • takipciniz dedi ki:

      gerçekten güzel tebitler

      • gurbet dedi ki:

        son madde beni düşündürüyor…özellikle çocuklar olduktan sonra kadınlarımız anne olmanın verdiği hassasiyetle eş omayı unutuyor ve özensiz giyinmeye başlıyor…

        • semamarasli dedi ki:

          Bu da çok doğru bir tespit. Çünkü annelerinden öyle görüyorlar. Mutluluk vesilesi olması gerekn çocuk aileye bomba gibi düşüyor. Toplumumuzda annelik yüceltilirken kadınlık neredeyse aşağılanıyor. Evet “Cennet annelerin ayakları altında” diye hadisi şerif var da pek çok da “Kocasını razı ederek ölen kadın cennettedir.” diye de hadis var. Bu hadisleri neden görmek istemiyoruz.

          • TİBET dedi ki:

            “Bu hadisleri neden görmek istemiyoruz.”

            Çünkü muhterem hocam, bir çocuk doğurmakla anne olunuveriyor
            (halbuki çocuğu doğurmak biyolojik anneliktir RUHUNU TERBİYEYLE YOĞURMAK İSE REHBER ANNELİKTİR) ve cennet parselleniyor! Ama kocayı razı etmek o kadar zor ki adam fıtratına göre haftada üç kez beş kez neyse mesai istiyor, tam pembe dizi izlerken çağırıyor, halbuki filimin en tatlı yerinde hemde yapılır mı? Hem modernist ilahiyatcılarımız sizin gibi düşünmüyor.Kadın teni üzerinde özgürdür diyor.Şu halde niye kendimi ucuza kullandırayım ki…ben paspasmıyım yaaa…

            Gencim, güzelim, hah hay, etrafımda pervane gibi dönsün, zaten yasalarda bizden yana, ara sıra ihtiyacına lütfen cevap vereyim ki kıymetimi anlasın, hem siz kalem oynattığınızdan beri oyunlarımız bozuldu.Kurduğumuz tilki tuzaklarını deşifre ediyorsunuz sayın sema hanım, bakın sizede çok kızıyoruz haa! ne bu kocamda kocam lafları…

          • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

            Annelik bilgeliğinden, mahrum büyüyen çocuk anne kucağında bile “yetimdir”

    • osmancık dedi ki:

      Aylarca peşinde dolaştırıp sonra da (bu ifadeyi tuttum) “ölü balık” tavrı takinan ve bu konuda canımı cok yakan, isin bittiyse çekil hadi diyerek o yikilamaz inadini gosteren ve isteksiz tavrinin sebebini ailesinden birilerine gosterdigim tavirla aciklayan eski karım okumuyor bunları maalesef.

  35. .:. dedi ki:

    Yakin zamanda Devlet cocuk yapanlara degil.. 3. cocuga para verecek. baktilar olmuyor, 2. cocuga verecekler, bu da olmayinca her dogan cocuga verecekler. Belli bir sure sonra ekonomi kotuye gidecek, ekonomi her kotuye gidisinde de goze batan sey, cocuk dogumu icin odenen bedel olacak, o kesilecek ve en basa donulecek.

    Bununla ilgili yasalar ve kanunlar ile eylemler,

    – Aile (KADINA) siddet yasasi ve uygulamalari.
    – Gocmen politikalari, AB nin istedikleri ve gelecekte olacak olanlar, Suriyeden gelenler v.s.
    – Dun sayin basbakanimizi buyuk cosku ile alkisladilar, Guzel bir uygulama ancak, gorunmeyeni gorup farkedemiyorlar ve hissedemiyorlar. (2800 civari meslek danismaninin yapacagi is, guzel birsey fakat, kime nasil ne yapacaklar? oraya biraz dusunmemiz gerekiyor.)
    – Bu surec cok cabuk isleyecek. (Baska etken bircok ekonomik kararlar var. yapmak zorunda kalacaklar.)
    – Duzeltmeye calistikca basaramayacaklar.
    – Baska maddeler de var.. ama yazdiklarim en onemlileri.

    Benim yazdiklarim bir komplo teorisi degil, Yasanilmis olaylar, Yapilmis analizler, rakamlarin istatistigi ve bilginin kullanilmasi. ve neticelerinin gozlemlenmesi ile ele alinmistir. Sistem ve uygulamalarin hepsi, kanunlar ile zoraki ve tarafli yapiliyor.(yapilacak)

    Yukarida sema hanimin bahsettigi, cok onemli tespitler, bu isin bir parcasi. malesef ki, KADIN her asamada kullaniliyor, ustelik oyle zaman geldiginde, Bu kanunlari cikaranlar kendileri suclu durumda olacaklar, cunku bu durumu gormedikleri icin, Izah edemeyecekler. Yaptigim analizler ve cikardigim sonuclardan Ben boyle dusunuyorum.

  36. tarık dedi ki:

    Her bir satırı doğru, her satırında şahit olunmuş onlarca olayın izi görülüyor. Elinize sağlık. Anlattığınız örnekleri hayretler içinde okudum. Kim bilir daha neler dinliyorsunuz. Şu da önemli bir tespit: “Evlilik nedir? İş ortaklığı mı? Dava arkadaşlığı mı? Evliliğin temeli cinselliktir. Evlenmeyi kabul eden kişiler bedenlerinin kullanımını da kabul etmişlerdir.”

    İnsanlar sanıyor ki din cinselliği istemiyor, konuşulmasını istemiyor. Dinimiz cinsellik konusunda sadece tek yasak getirmiş, onun dışında bir yasak yok. Bununla beraber Peygamberimizin(aleyhiselatu vesselam) huzurunda kadınlar en mahrem şeyleri bile sorarlardı. Mesela kadınlar Efendimize kadının orgazm olup olmadığını, kadının sünnet olması durumunu, hangi cinsel birleşmenin uygun olduğunu dahi sorarlar ve cevaplarını alırlardı. İslam fıtrat dinidir. İnsanı bu dünyada yaşatan ve yaşamaya sabrettiren en önemli konuların başında cinsellik var.

    Cinsellikten kaçan evli kadınları anlamıyorum. Allah aşkına, siz kadınlar cinsellik olmasaydı erkeklerin sizinle neden evlenmesi gerektiğine dair 2 başlık söyleye bilirmisniz? Çocuk mu? Ev işleri mi? Artık insanlar çocuk yerine kedi seviyor, ev işlerini de makineler yapıyor. Kadınların, akıllıca davranıp kendilerini çekici hale getirmelerine vesile yapabilecekleri kadınlık halleri normalde erkekler için çekilmezken bir de en çok istediği şey olan cinselliği vermeyen evli kadınlara hayret etmek lazım.

    Sema hanımın üstünde durduğu en önemli konu da cinsellik eğer zevk içinse kadın biyolojisi gereği cinsellikten erkeğe göre kat be kat daha fazla zevk alabiliyor. Yeter ki dine ve bilime uygun bir eğitim olsun. En basitinden Yaratıcı dokunarak zevk alma konusunda bile kadını erkeğe göre 50 kat fazla duyarlı yaratmış.

  37. seyr-ü sefer dedi ki:

    daha önceki yazılarınızın birinde kadın kocasına “git işini genelevde hallet ama dost edinme” şeklinde bir ifade kullanmıştı ee hanım istemeyince erkek fıtri ihtiyacını nasıl giderecek…karısı tarafından zinaya sevk edilecek …yasayı çıkaranlar bu durumları göremedikleri için çok sorun çıkar…dünya gerçeklerine at gözlüğü ile bakmaya çalışmakla doğrulara ulaşılmaz

  38. Muallim dedi ki:

    Sema hanım tamamiyle hakikatin aynını haykıran bu yazınızdan dolayı sizi tebrik ederim .

    Yoruma gelince ; Yazınızı okuyunca aklıma şu geldi: Hanımı isteksiz olduğu halde hanımıyla birlikte olmak tecavüz ise, hanımın maddi veya manevi herhangi birbeklenti ile birlikte olması da fah…liktir. (çok özür dilerim.)
    Bu kafayla evlilik yürür mü?

    • eftelya dedi ki:

      Bir bayan olarak söylüyorum gerçekten güzel bir tespit olmuş tebrik ederim bu ne ya bence de o kafayla evlilik mi yürür eşler birbirlerinde rahatlamazlarsa ve bunu da öncelikle Allah rızası için bir ibadet olarak düşünerek koşulsuz şartsız yapmazlarsa sonunun nereye varacağını tahmin edebiliyor musunuz toplumda ruhen bedenen tatmin olmamış bir sürü insan, dolayısıyla tatmini dışarıda arayan gözler, zinalar, neslin bozulması vs vs…

    • takipciniz dedi ki:

      evet gerçekten de çok güzel bir tebit

  39. mustafa dedi ki:

    Harika bir yazı tebrik ederim.

    Evlenmeden önce bir kadının cinsel bir problemi olup olmadığını bilinemeyeceğinden tüm evlenecek erkekler mevcut kanunlarla resmiyet içermeyen evlilik hayatına (dini nikah) ya da dindar değilse nikahsız birlikteliğe yönlendirilmiş oluyor.

    Zaten dindar olmayanlar cinselliğe çok kolay ucuz ve kaliteli bir şekilde devletin de müsaadesiyle erişebilmekteler. Devlet bu sektöre müsaade etmekte, vergi almakta ve kanunlarını ona göre düzenleyerek teşvik etmektedir. “Aslan oğlum, çapkın oğlum vb.” sözlerle toplum da bunu erkekler için teşvik ediyor. Evlilik öncesi tecrübe kazandırmak için yaşı gelmiş erkeklerin kendi aileleri tarafından teşvik edildiği laik bir ülkedeyiz.

    Müslüman olanlar da “eskimeyen sistemdeki” gibi iade garantili, resmiyet içermeyen makul mihr dışında birşey talep edilmeyen ve çocuk velayetinin babada olması gerektiğini kabul eden, evliliğin kocaya itaat sorumluluğu getirdiğini kabul edenler dışındaki seçenekleri gözardı etmek zorunda kalırlar. Artık hem resmi hem dini nikah ikiyüzlülüğü bitmiş olur. Müslüman erkek sadece (sözlü dini) nikahla yetinip cinselliği doyasıya yaşamakla, işi resmiyete döküp cinsel taleplerinden vazgeçmek arasında seçim yapmaya yönlendirilmiştir.

    Anne babalar kızları için devletten ziyade Allah’a güvenmedikçe kızlarına ömürboyu baksınlar. Kimseye vermesinler ki kimsenin başı ağrımasın. Damat adayları da devlet zorlamasına bile gerek kalmayacak derecede güvenilir ve iyi ahlaklı olsunlar ki devletin kanununa göre değil Allah’ın kanununa göre muamele kabul eden insanlarla karşılaşabilsinler. Allah herkesin layığını verecektir.

    Müslüman erkeğe güvenemeyip ilave güvence talep edenler evliliği ilk başta güvensizlik temeline oturtuyorlar. Güvenin olmadığı yerde sevgi de olmaz. Sevgisiz cinsellik için evliliğe de gerek yok zaten…

  40. mühendis bey dedi ki:

    ………………..
    Beşincisi; erkekler cinsellikten korkan ya da istemeyen eşlerine nasıl yardımcı olacaklarını bilemiyorlar. Evlendiklerinde böyle bir sorunla karşılaşacakları akıllarına bile gelmiyor. Karısının da kendisi kadar cinsel birliktelik isteyeceğini zannediyor erkek. Sorunla karşılaşınca kimselere de anlatamıyorlar, şaşırıp kalıyorlar. Ya da erkek ilk gece aceleci ve sabırsız davranarak karısının korkmasına sebep oluyor, daha sonra isteseler de sorunu nasıl çözeceklerini bilemiyorlar.
    ………………..

    Bu siteyle tanışmadan önce hiçbir şeyden haberim yokmuş. Olaya çok saf duygularla bakıyordum. Buradaki ve başka birkaç sitedeki yazı ve yorumları okudukça evlilikten daha çok korkmaya başladım.
    Önceleri düzgün bir işim olunca sıraya evliliği koyarım diyordum. Artık belirsiz bir tarihe erteledim.

    • Seda k dedi ki:

      muhendis bey, aslinda tam tersine bu sitedeki yazilari ozumsediyseniz evlilige daha da sicak bakmalisiniz, cunku artik hazirliksiz degilsiniz, nasil bir es secerseniz basiniza neler gelir ya da nasil bir hanim sizi mutlu edecektir, bunlarin cevabini bulmus olmalisiniz. testi kirilmadan gercegi gordunuz, bunun icin sukredin..Rabbim herkese hayirli es ve evlatlar nasip eylesin..

      • mühendis bey dedi ki:

        Amin. Allah her şeyin hayırlısını nasip etsin. Kısmet olurda böyle bir yola girersem Sema Hanım’ın kitapları rehberim olacak.

    • Serra dedi ki:

      Bu kadar korkmayın lütfen.Ben erkeklerin bu denli basiretsiz oldugunu düşünmüyorum.Merak etmeyin,evlendiğiniz geceden itibaren neler olduğunu,erkeklerin ,ailelerine anlatmadığını kim iddia edebilir.?Benim çevremden gördüğüm kadarıyla söyleyeyim,bunları üstünkörü ile de olsa erkekler anlatıyorlar.Böyle yaparak,hanımın,kayınpederine,kayınvalidesine ya da kaynına nasıl utanıp sıkılarak bakmak zorunda kaldığını ,çok insan bilir.
      Bazen erkekleri anlamak mümkün degil,evlenene kadar utangaç ,kendini koruyan kız arıyorlar;evlendikten sonra da sanki sihirli bir değnekle dokunmuş gibi eşinin her isteğine(cinsellik açısından)karşılık veren birini görmek istiyorlar.

      • elif dedi ki:

        serra hanım utanmakla kendini korumakla bir hanımın eşiyle cinsel hayatını yaşaması çok farklı diye düşünüyorum…

        • Serra dedi ki:

          Evlenene kadar utanmak demek istedim. Benim anlayamadığım,bu memlekette yiyecek ekmek bulamayanlar var.Sanki hersey güllük gülistanlık ,bir tek cinsellik konusu kalmış gibi.Burada bu konuyla ilgili yazan herkes maddi olarak çok rahat herhalde…

          • mühendis bey dedi ki:

            “Sanki hersey güllük gülistanlık ,bir tek cinsellik konusu kalmış gibi.Burada bu konuyla ilgili yazan herkes maddi olarak çok rahat herhalde…”

            Diyecek söz bulamıyorum. Sema Hanım’ın yazısının bu bölümünü bir daha okumanızı tavsiye ederim. Sizce bu bahsettiği şeyler önemsiz mi?
            Sema Hanım’ın yazısında belirttiği gibi evliliğin temeli cinselliktir. Okuduğum yazılardan öğrendiğim kadarıyla evli çiftler bu ihtiyaçlarını sağlıklı bir şekilde karşılayamazlarsa kurulan bu yuvada huzur ve mutluluk olmaz. Allah’a çok şükür bu yaşıma kadar beni zinadan korudu. Evlendikten sonra da bekar hayatı yaşayacaksam niye evlenip kendimi zora sokayım ki, zaten kendi başımın çaresine bakabiliyorum.

            “Merak etmeyin,evlendiğiniz geceden itibaren neler olduğunu,erkeklerin ,ailelerine anlatmadığını kim iddia edebilir.?Benim çevremden gördüğüm kadarıyla söyleyeyim,bunları üstünkörü ile de olsa erkekler anlatıyorlar.”

            Benim abim 8 senedir evli. Bu dediğiniz gibi bir olaya hiç şahit olmadım. Yatak odalarıyla ilgili en ufak bir imasını bile duymadım.

          • TİBET dedi ki:

            Serra hanım, ekmek bulamayanlarında cinsel açlığı var!

      • hasret. dedi ki:

        Güzel tesbit etmişsiniz..özelikle son cümleniz çok güzel..size katılıyorum..zaten utangaçlık(ar) birden pat diye değişecek şey değil ki..biraz zaman alır hatta çoğu utangaç kızlar belirli süre eşlerinin öünde giyinmezler buda normal bir şey..yani yıllarca kendini sakınıp birden (helal dahi olsa) erkeğin( kocasının)karşısına çıkmak kolay değil…insan bilmediği bir şeyi(tepkiyi,eşine dokunmayı) nasıl verebilir ki?

        • hasret. dedi ki:

          serra hanım cevabım sizeydi sanırım yanlış yere konuldu 🙂
          yorumum

        • inci dedi ki:

          Ben de hep bunu merak ederdim, şaşırıp dururdum. Ne kadar ilginç, yıllarca bakışlarınızı bile korumayı bir hayat tarzı olarak kendinizde yerleştiriyorsunuz, annenizin yanında bile üst iç çamaşırıyla bile duramıyorsunuz vs.. sonra o nikah dediğimiz bağ ile “eş olarak kabul ettim” sözüyle bize her şeyiyle bizim de her şeyimizle kendisine haram olduğumuz bir yabancı artık en mahrem noktalara muttali oluyor, nasıl oluyor, nasıl birden bire mi alışılıyor bu duruma? diye hep merak ederdim, aklım almazdı. Demek ki eşinin yanında giyinemeyenler varmış, yani oluyormuş bunlar.
          Gerçekten yetiştirilirken günahtan korunalım derken bunu öyle uzak, öyle ütopik ve bir o kadar da hayvani, çirkin bir şey olarak telakki ediyoruz, bilinçaltımıza öyle yerleşiyor ki… Evliliğin onu helal kıldığını bilmemize rağmen bu ilişkiyi hayvani olarak algılamaktan kurtulamıyoruz ki ben de bu konularda bilinçlenmeden, daha bir buçuk yıl öncesine kadar böyle düşünmekten kendimi alamıyordum, üzerinde düşünmek istemiyordum. Keşke evliliğin o boyutu olmasa göğsüne yaslansam, o bana sarılsa, tatlı tatlı baksa…. -zevciyet ilişkisinin çok büyük haz verici bir şey olduğunu da duymuş, okumuş olmamıza rağmen- diyordum. Fakat bu konuda bilinçlendikçe ve kendimi yetiştirdikçe bunun önemini ve ayeti kerimedeki sükuna ermek, rahatlamak ifadelerini çok daha iyi anlamaya ve bunun kadın için de büyük bir nimet olduğunu idrak etmeye başladım. Bir buçuk yıl önce evlenseydim aynı sıkıntıları ben de yaşayacaktım ve de yaşatacaktım muhtemelen. Ve aslında kadının kendini kadın gibi hissetmesi, eşini bu anlamda cezbetmesinin -kadınlığını asıl tam da bu noktada eşi için olumlu yönde kullanmasının- kendini de mutlu hissettireceği de aşikarken cehaletin kurbanı olmak ne kötü bir şey!
          Fakat şu bir gerçek ki iş yine dönüp dolaşıp bilinçli olmaya ve eşlerin karşılıklı olarak iletişim içinde, konuşabilmesine bağlı (eşinden utanan, bu konularda konuşmaktan çekinen kadınların varlığı, hatta çok olması da beni şaşırtmıştı bu konularla ilgilenmeye başladığımda, şimdi de yazıdaki “eşim çocuk düşünmüyor neden hala benimle yatıyor” cümlesi o kadar tuhafıma gitti ki eşiyle tek bağının çocuk yapmak olduğunu düşünerek bir evlilik yapmak, ya da böyle bir evlilik yaşamak ne kadar garip ve de sakat!). Nasıl ki erkek fıtratı cinselliği doğrudan içgüdüsel olarak algılayabiliyorsa a kadın da belli bir zamana kadar (bu konularda tabiri caizse gözü açılana kadar) içgüdüsel olarak erkeğinin göğsüne yaslanmayı, onun sarılmasını, onun tatlı tatlı bakmasını, öpmesini ister. Yani bunları fıtri olarak bilir, erkek ise ergenliğe girdiği andan itibaren doğrudan cinselliği yine fıtri olarak bilir. Buradan bile kadının cinselliğe ön hazırlık (ayeti kerimede de ifade buyruluyor zaten) safhasında ne kadar hassas, bunun onun için ne kadar önemli olduğunu göstermekte aslında. Çiftler KARŞILIKLI olarak nasıl davranmaları, ne söylmeleri gerektiğini bilmeli, bunun için de evlilik öncesinde mesela en azından nişanlılık evresinde bu anlamda yoğun ve ciddi bir eğitimden geçmeliler ki hayati önem arzediyor.

    • Serra dedi ki:

      En güzeli dua etmek bence. Allah dualara karşılık verendir.Biz öyle dua etmeliyiz ki,kabul olunsun.Çünkü neyi Rabbimizden istersek, ona kavuşabiliyoruz.

  41. darüsselam dedi ki:

    Özellikle şu cümleleri çok beğeniyorum Çünkü hakikat-ı ifade ediyorlar..
    ‘Şunu kabul etmek gerekir ki neslimiz bugüne kadar erkeklerin gayreti ile devam etti. Eğer erkekler; kadınların yorgunluklarını, baş ağrılarını ve kimse duymasın kaygılarını ciddiye alsalardı tükenmiştik şimdiye kadar. Erkekler bu güne kadar eşleri tarafından uygulanan bütün oyunlara ve reddedilmeye rağmen bıkmadan usanmadan çabaladılar. Her ne kadar nefisleri için çabalıyor gibi görünseler de soyumuzu devam ettirdiler. Şimdi bu kanunla korkularından eşlerine yaklaşamazlarsa bittik demektir. Geçenlerde okuduğum bir habere göre nüfusumuz azalıyormuş. Bu yasadan sonra tümden biteriz artık.”
    ÇOK FAZLA DA ESBAPPEREST OLMAYA LUZUM YOK..TESİRİ HAKİKİ ALLANTANDIR…KADERİN ADALETİNİ DE HESABA KATMAK GEREKTİR…

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayın, onbeş yaşına kadar onlarla arkadaş olun, on beş yaşından sonra da onlarla istişare edin.” ( Hz.Ali)

Kitap

Bitik Erkekler

Uzun zamandan beri siz Değerli ÇocukAile Okurlarıma tavsiye etmeyi düşündüğüm fakat hakkında yazma fırsatı bulamadığım için tanıtmayı geciktirdiğim, herkesin okuması gereken bir kitap “Bitik Erkekler” Kitapta erkeklerin her alanda nasıl geri ...
Devamını Oku