Her Şey KADEM’in Kirası İçin mi?

03 Nisan 2018Sema Maraşlı48 Yorum »

kademKADIN ve DEMOKRASI DERNEĞİ (KADEM) 2015 Temmuz ayında kurulduğu zaman derneğin İstanbul’da kiraya tuttuğu köşk çok konuşulmuştu.

16 odalı 7 banyolu köşkün kirası aylık 50 bin dolar olarak basında yer aldı. On yıl boş kalan köşkü kimsenin tutmaya gücü yetmemiş taa ki KADEM tutana kadar.

KADEM kurucuları, o zaman basında çok yer alan bu haberi yalanlamadılar, bu kiranın abartı olduğu, aslının başka olduğu ile ilgili bir açıklama da yapmadılar. Demek ki kira 50 bin dolar. 50 bin dolar Türk parası olarak ne yapıyor diye baktım.

KADEM’in 50 bir doları bugünkü kur üzerinden (03.04.2018) aylık kirası  198.700 (Yüz doksan sekiz bin yediyüz) Türk lirası yapıyor.

Yani 198 bin 700  lira aylık kira veriyorlar. Kira dediğin de çabuk gelir.

Ayda 50 bin dolar, yıl da 600 bin dolar yapıyor.

600000 dolar (Altıyüzbin dolar) 2 milyon 385 lira yapıyor.

KADEM bir yılda 2 buçuk milyona yakın kira veriyor.

Kurulduğu günden itibaren yaklaşık 6 milyon lira kira ödemiş olmaları gerekiyor hesaplarıma göre.

KADEM sadece iki buçuk yılda 6 milyon lirayı nasıl ödedi?

Devletin parasından ödüyorlarsa her zerresi kendi adıma haram zehir olsun.

Fakat devletin parasından ödeyeceklerini zannetmiyorum. İslam ülkelerindeki kadın derneklerine Avrupa fonu çok büyük paralar ödüyor. Büyük ihtimal bu kira Avrupa fonu tarafından ödeniyor. Tabii sadece kira ile kalacak değil, buranın  masrafları var, lüks otellerde toplantıları var, seminer programları var, kamu spotları var. Var da var.  Onlar da fondan karşılanıyor olmalı.

Şimdi önemli olan konu şu ki, Avrupa fonu bu paraları ne niyetle veriyor?

Bu paralar karşılığı KADEM’den ne bekliyor?

KADEM Avrupa fonundan aldığın paraların karşılığını nasıl ödüyor?

KADEM’in yaptığı çalışmalara bakalım, kime hizmet ediyor.

“Kadın Hukuk El Rehberi” kitapçığını kısaca inceleyerek başlayalım.

Bu kitapcığı KADEM her yerde dağıtıyor ve kurumlara konuşmacılar gönderip eğitimler veriliyor.

İlk etapta kitabın kapak resmi dikkat çekiyor. Kapakta elinde adalet terazisi tutan bir kadın var. Oysa adalet terazisinde cinsiyet olmaz. Teraziyi tutan erkek de değildir kadın da. Fakat bu arkadaşlar teraziyi kadının eline vermişler, kadın da teraziyi eşit bir şekilde tutuyor. Fazlaca cinsiyetçi bir görsel.

Kitabın içindeki bütün görsellerde cinsiyetçilik  ve duygu sömürüsü hakim. Gelinlikle ağlayan kadınlar, yüzü gözü morarmış kadınlar, sıkılmış erkek yumruğu, çocuğuna korkuyla sarılmış kadın ve tepelerinde onlara vurmak için hazır bir erkek…

İnsanın zaten sırf resimlere bakarak “Allah belasını versin bütün erkeklerin” diyesi geliyor. “Kadın Hukuk El Rehberi”nden çok görseller bakarak “Erkek Düşmanlığı El Rehberi” denebilir kitaba.

İçeriği bakalım: Eşler diye başlıyor fakat hedef kadınlar elbette. Kitabına giriş bölümlerindeki ana konular:

“Eşler (Kadın) çalışmak için kocasından izin almak zorunda değil.”  

“Kadınlar aile konutuna ipotek koydurmalı ki erkek istediği zaman satamasın.” diye devam ediyor.

Hele şu madde evlere şenlik!

“Eşiyle önemli konularda uyuşmazlığa düşmeleri halinde kadın, (örneğin; çocuğun adının konulması, okuyacağı okulun seçilmesi, vb.) hemen boşanma seçeneğini düşünmek yerine, uyuşmazlığın hakim tarafından çözüme kavuşturulması için de mahkemeye başvurabilir.”

Çocuğun adı ya da okuyacağı okul gibi önemli konular(!) da kadının dediği olmalı elbette; baba denilen, tohumunu ve nafakasını sağlayan mahluğun ne haddine düşmüş de bu konulara karışsın ama dimi!

Baktınız kocanız böyle önemli konularda (!) haddi olmayarak karışıyor,  kadının evde her dediği olmuyorsa boşanılabilirsiniz fakat boşanmak istemiyorsanız, mahkemeye başvurup kendi isteğinizi dayatmak için dava  açın, sonrasında kocanız sizi boşayabilir fakat önemli değil önemli olan evde kendi istediğinizi yaptırmanız mesajı cümeleye yedire yedire iyi verilmiş.

Kitapçıkta geniş bir şiddet bölümü var. Psikolojik şiddet bölümünde şöyle bir madde var ki akıllara zarar:

“Kadını ücretsiz aile işçisi olarak kullanmak” 

Ev hanımlarını “ücretsiz aile işçisi” diye tanımlamışlar.

Vah vah ezik ev hanımları! Evin ücretsiz aile işçileri!

Çalışan kadınlar gibi “kapitalist sistemin ücretli işçileri” olmak gibi havalı tanımlamaları olmayan ev mahkumları yazık size!

Sizler evin güvenli ortamında oturup çocuklarınızı sever, bir nesli büyütürken, evlatlarınıza ve eşlerinize sıcak yemekler yapar ve eve sevginizi katarken, bu havalı kadınlar patronların köleliğini yapıyorlar fakat ne gam! Karşılığında para alıyorlar. Sizin gibi sevgi uğruna bedava çalışmıyorlar. Para gibi tapınılacak kıymetli (!) bir şey için ömürlerini tüketiyorlar. Zaten biz kadınlar dünyaya para kazanmaya gelmedik mi! Öteki tarafta bize ilk soru “kaç kağıt kazandın?” sorusu olmayacak mı? Evde bedava işçilik yapılır mı be. Öteki tarafta nasıl hesap verilir bilemedim!

KADEM’in ev kadınlarını bu utançtan kurtarmak için nasıl bir tavsiyesi var onu göremedim kitapta. Kadınlar kocalarından aylık mı isteseler acaba?

Peki erkek de derse ki karısına:”Ben de bu evin ücretsiz işçisiyim”  akşama kadar sizin için kazanıp getiriyorum, bu harcamalarım karşılığında bana ne vereceksin?”

Der mi diyemez. O erkek ya. Modern dünyanın kölesi. Karısı istemediği hiç bir şeyi vermek zorunda değil ona. Ama o her şeyi yapmak zorunda. Hatta boşandığı karısına bile ömür boyu bakmak zorunda.

“6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” kabul edilerek, şiddete maruz kalan tüm aile bireylerinin korunması esas alınmıştır.” diyerek kadınlara 6284 sayılı aileye dinamit koyan kanun hatırlatılıyor.

“6284 Sayılı yasa gereğince verilen tedbir kararları uygulanırken özellikle “şiddet uygulandığını gösteren delil ve belge aranmaması” kadınların, herhangi bir rapor olmasa dahi tedbir kararı alabilmelerini sağlamaktadır.”

Bir belgeye falan ihtiyaç yok, canınız sıkıldığı zaman gidip şikayet edebilirsiniz mesajı da tamam. Tabii “kocayı şikayet etmek kadınların hakkı” neden kullanmasınlar değil mi?

Kitapçıkta “Ülkemizde şiddetin her geçen gün arttığı” vurgusu yapılıyor.

“Sığınma Evleri”nin adının “Konuk Evi” olduğunu yazılmış, gitmeye hiç çekinmeyin diye de sığınma evlerinin reklamı yapılmış.  Bir de sığınma evlerinin imkanlarında bahsedilmiş: Maddi yardımlar, sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetler… Sanki tatil sitesi. İnsan özeniyor, gidip bir kafayı mı dinlesem diye!

Tabii KADEM’in çalışmaları bu kitapçıkla bitmiyor. Kadınları evden sokağa itmek için yaptıkları:

Kadın İstihdamı Geleceğe İşbaşı Projesi, İnnovasyonda Kadın, Kadın Girişimcilik Kampı, Kadınların Yükselmesi Önünde Engeller, Siyasette Kadın Sivil Ağı, Söyleyecek Çok Sözümüz Var…gibi pek çok çalışmaları da mevcut.

“Kadın Güçlenirse Devlet Güçlenirse” sloganlarını da anlamak zor. Devletimiz kadınların kazanacağı paraya mı kaldı? Evler boşalınca, aile sokağa dökülünce mi devletimiz güçlenecek!

(Bu arada zarureten çalışan kadınlar ve kadınların olması gereken alanlarda çalışanları kastetmiyorum fakat dışarıda çalışma ihtiyacı olmadığı halde bütün kadınları, erkeklerin dünyasında, para peşinde, rekabet içinde koşturmaya çalışmak nasıl bir mantık bilemiyorum.)

“İstanbul sözleşmesi çalıştayı” yapmış KADEM. 6284 nolu kanunun daha çok uygulanması ve titiz takip edilmesinin gerekliliği vurgulanmış. Kadına yönelik şiddetin “bir insan hakları ihlali” olduğunu ifade edimiş. 6284 adaletten uzak, insanın kendini savunma gibi insani bir hakkını erkeğin elinden alıp kadına veren bir kanun. Bu kanunu savunuyorlar ve insan hakları değerlendirmesi içine alıyorlar. Komik ötesi!

“Erkeğe yönelik şiddet” insan hakları ihlaline girmiyor zaten hatta “hayvan hakları ihlaline” da girmiyor, “erkeğe yönelik şiddet” diye bir kavram bile yoktu ben yazana kadar.

KADEM’in en büyük amaçlarından biri de “erken evliliği bitirmek” Gerçi onlar erken evlilik de demiyorlar. 18 yaş altı kızın gönlü ile severek yapılmış evlilikleri de “cinsel istismar” diye tanımlıyorlar.

Okullarda 18 yaş altı cinsel birlikteliklerde son yıllarda patlama olması gibi problemlerle hiç ilgilenmeyen, 18 yaş altı için dizi ve filmlerin kısacası medyanın temizlenmesi, bu çocukların internete girip çok rahat bir şekilde pornoya hem de eşcinsel pornolara erişimlerin yasaklanması gibi bu çocukları görsel cinsel istismardan korumak adına hiç bir şey yapmamaları da ayrıca ilginç. Onların tek derdi yeter ki evlenmesinler.

KADEM kadın haklarını savunuyor mu diyorsunuz? Hangi kadınların hakkını? Kendi ideolojileri gibi düşünenleri. İşlerine gelmezse en büyük haksızlığı kadınlara yine KADEM yapıyor.

Mesela geçmiş yıllar da erken evlendiği için tecavüz suçu ile yargılanıp 5-8-16 yıla kadar ceza alan, evlendikten yıllar sonra ailesinden koparılıp hapse atılan erkeklerin hanımları, çocukları maddi manevi çok perişanlık çekiyorlar. Kocaları hapiste onlar TBMM yolunda. Geçen yıl milletvekilleri bu mağdur kadınları dinliyor hak veriyorlar, yardımcı olacaklarına söz veriyorlar  ve bunun için bir çalışma yapıyorlar. Geçmişe yönelik erken evlenmiş olanları bir kanun maddesi ile ailelerin kavuşturacaklardı fakat olmadı. Neden acaba? Feministler, CHP falan tepki gösterdi fakat hükümet onları dinlemedi, affı çıkaracalardı taa ki KADEM dahil olup durdurana kadar.

Hükümet mecliste aileyi ya da kadını ilgilendiren bir yasa görüşürse KADEM’ de şak, hemen bir çalıştay oluşturuluyor, kendi zihniyetlerinde uzmanlar bulup raporlar çıkartılıyor ve hemen sonuçları meclise gönderiliyor.

Ne hikmetse mecliste o kadar milletvekilinin çalışmaları, uzmanlara hazırlattıkları raporlar yok sayılıyor ve KADEM’in çalıştay raporları dikkate alınıyor ve yasa ona göre şekil alıyor. Biz vekillere mi oy verdik yoksa bu sonradan görme lüks meraklısı Kösem Sultanlara mı oy verdik belli değil.

Ve KADEM sebebi ile meclis affı geri çekti. Halen resmiyette görünen 4 bin civarı aile babası tecavüzcülerle birlikte en ağır şartlarda hapis yatıyor ve anne-baba-eş-çocuklar en az yirmi bin kişi mağdur. Bir de severek erken evlenmeş fakat eşi yakalanmasın diye  hastaneye bile gidemeyen binlerece kadın ve çocuk var.

Bu kadınlar ve çocuklar KADEM’ in umrunda mı? Kendiler trilyonluk binalarda keyf çatarken bu kadınlar ne yer ne içer ilgilendiler mi?  Kocalarının serbest kalmasına engel oldukları kadınlar hangi şartlarda yaşıyor baktılar mı?

Bu kadınlar devletin verdiği yediyüz lira ile geçinmeye çalışıyor. Çoğunun ev kiralarına bile yetmiyor bu para. Pek çoğunun bir kaç çocuğu var. Çoğunluğu kaçarak evlendiği için kendi aileleri yüz çevirmiş. Evlenmelerine anne-baba hatta kayınpeder destek olmuşsa onlar da kadının kocası da hapiste. İnanılır gibi değil fakat maalesef gerçek.

Kocalarının anneleri de gelinlerinden genellikle yüz çevirmiş: “Oğlumuzun başını yaktın senin yüzünden hapiste…” diye gelinlerin yüzlerine bakmayan çok. Yapayalnız kalmışlar. Öyle perişanlık yaşayanlar var ki…

KADEM’ in umrunda mı değil. Kösem Sultanlar gücünü gösterdi mi gösterdi. Kurbanlara kim acıyacak? KADEM çatısı altındaki her kadın, bu mazlumların ahının hesabını verecek.

Şimdi cinsel istismar meselesi yine gündemde. KADEM yine iş başında hemen bir çalıştay hemen bir rapor… Bekliyoruz meclisin açıklamasını.

KADEM ne buyurdu pardon Avrupa Birliği ne buyurdu diye bekliyoruz.

Avrupa Birliği’nin Müslüman kadınları korumak adına nasıl “kuzu postu için de kurt olduğunu” uluslararası kadın konferanslarına çokça giden, feminist söylemden faydalanılması gerektiğini her zaman savunan ve kendini de kırılgan bir feminist olarak tanımlayan Yıldız Ramazanoğlu (kendisiyle bu kitap dışında pek fikir birliğimiz yoktur fakat kitap bir gerçeği iyi ortaya döküyor diye tavsiye ediyorum; bu kitabı yazan birinin fotoğrafı bu kadar net görüp hâlâ feminist olabilmesi de ayrıca ilginç) bu konuda gözlemlerini “İşgal Kadınları” kitabında çok iyi anlatmış.

Son on yılda İslam dünyasına yönelik saldırıların gerekçelendirilmesinde Müslüman kadının acılarını dindirme iddiası önemli bir yer tuttu.” diye başlıyor “İşgal Kadınları” kitabına.

Ve geldiği İslam ülkelerini kötüleyen ve Batılılara övgüler dizen Müslüman kadınları da “kariyerist ve işgalcilerle kol kola kadınlar” diye tanımlıyor Yıldız Ramazanoğlu. Bu tanım Avrupa fonlarıyla beslenen kadın hakları derneklerinin gönüllülerini çok iyi tarif ediyor.

“Kariyerist kadınlar, işgalcilerle kol kola

“İşgal Kadınları” kitabının içindeki önemli bilgileri özetleyen yazımın linki: (Yazıyı 2013 de yazmışım fakat şu günlerde üzerimizde oynanan oyunları görmek adına daha da anlamlı. Konu ile ilgili son yazılarımdan birinin linkini de o yazının altına ekledim.)

Müslüman Kadınları Kocalarından Kurtarmak

http://www.cocukaile.net/musluman-kadinlari-kocalarindan-kurtarmak/

KADEM dernek binası için senelik 2 buçuk milyon lira kira ve artı masrafların karşılığı olarak  nasıl hizmetler yapmışlar, kimleri memnun etmişler bakalım:

Yazının başında söz ettiğim Kadın ve Hukuk El kitabının linki

http://kadem.org.tr/tr/wp-content/uploads/2017/01/KADEM_Kadin_ve_Hukuk_El_Rehberi.pdf

KADEM’ in cinsiyetçilikte zirve yaptığı erkekleri hayvandan aşağı gördükleri “Bazı Cinslerin Bazı Cinslerden Öğreneceği Çok Şey Var” başlıklı televizyonlarda da yayınlanan kurt, ayı afişleri her yere asılan kampanya filmlerinden birinin linki. Diğerlerini KADEM sayfasında bulabilirsiniz.

http://kadem.org.tr/cinsvarcinsvar-kampanya-filmi/

KADEM’ in yaptırdığı “cinsiyetler arası savaş” kampanyası olarak lanse edilebilecek iki kampanya daha. İkisinde de baş roldeki erkek, dışarıda çok iyi fakat evde karısına şiddet uyguluyor. “Siz dışarıdaki erkeklerin iyi olduğuna bakmayın hepsi aslında şiddet uygular” mesaji gayet iyi veriliyor. Bu kampanyalarla ilgili “Erkeğe Şiddete Dur De” diye bir yazı yazmıştım: http://www.cocukaile.net/erkege-siddete-dur-de/

“Hangi Yüzle” Kampanyası

http://kadem.org.tr/sevdiklerine-hangiyuzle-bakiyorsun-kamu-spotu/

“Erkeksen Öfkeni Yen” kampanyası

http://kadem.org.tr/kadem-erkeksen-ofkeni-yen-kamu-spotu/

“Şiddete hakkın yok” diye çektirdikleri film ise kötü niyetlerini bir kez daha gayet açık bir şekilde ortaya koyuyor. Sanki o sorulara cevap veren erkekler ya da bütün erkekler hanımların dövüyorlar. Saçma soruya karşı erkeklerin şaşkınlıklarını kendi tezlerinin haklılığı gibi sunmaları da ayrı kurnazlık.

Önce Adam Ol Kampanyası

http://kadem.org.tr/once-adam-ol-kampanyasi-tanitim-filmi/

KADEM’in çalışmalarından Avrupa Birliği memnun mudur? Bence memnundur. Onlar bu kadarını bile beklemiyorlardı belki. Arkalarından çokça gülüyor olmalılar.

Not: Velev ki KADEM’in kirası konusunda yanılıyorsam kiralarını Avrupa Fonu karşılamıyorsa açıklama yapsınlar ki ben de okuyucularıma açıklayayım.

Gerçi kirayı kimin ödediği memlekete yaptıkları bu büyük iyilikler (!) ile ilgili düşüncelerimizi değiştirmez.

 

 

Okunma Sayısı : 32.326

Yorum yapın

“Her Şey KADEM’in Kirası İçin mi?” için 48 Yorum

  1. arif bilen diyor ki:

    Yukarıdaki video tam anlamı ile fitne ve nifak içeren bir video olmuş, balın içindeki zehir misali, KADEM i bu başarısından dolayı kutluyorum. Şunu da söyleyelim KADEM İN IV. YOPLUMSAL CİNSİYET ADALETİ KONGRESİ yapıldı, kongre teması : BOŞANMA tarih: 8 MART 2018 buradaki sonuç bildirgesini okudum, burada Türkiye gerçeklerini nasıl algılıyorlar şaşırdım. Sonuç bildirgesine bakılırsa boşanmayı engelleme adına bir şeyleri yok. Bütün enerji ve akıllarını, insanların boşanma öncesi, boşanma süreci ve boşanma sonrası olguları üzerine harcamışlar bu ne biçim bir şey insan inceleyince daha iyi anlıyor.
    Aslında KADEM olayında şöyle bir tespit yapabiliriz. 1 ) Kadem dışarıdan göründüğü kadarıyla kimlerden oluşuyor ( toplantı ve açılışlarda verdikleri fotoğraflara bakarak ) kapalı kadınlardan ( ama kafasının içini pek bilmediğimiz) 2 ) Kademin hedefleri neler ( yaptığı iş ve söylemlerde hedefleri belli ) bir bakalım. 3 ) Kadem gibi bir oluşum kimin işine yarayacak 4 ) Neden muhafazakar insanlar burada ( bilerek veya farkında olmadan ) boy gösteriyor.
    1) KADEM kimlerden oluşuyor: Baktığımızda genelde muhafazakar konuşurken bu yönde sözler söyleyen kapalı, tabi açıkta var kapalılara yakın kişilerden oluşuyor. Şimdi bunlar Türkiye de kime hitap edebilir, tabiî ki geçmişten beri kendini muhafazakar diye tanımlayan halk kitlelerine hitap edebilir ( Kadem mensupları öyle sanmaktadırlar). Gidip de komünist veya ateistlerin bu Kadem ile işi olmaz, gerekte yok zaten yeterince solcu feminist kadın dernekleri var,o kesimin dünyasına yeter. Müslüman kesimin bu konuda eksikleri var diye düşünmüş olacaklar ki Kadem çıkmış ortaya. Çünkü Müslüman kesim solcu veya bu yönde kendini tanımlayanların söylemlerine kulak asmıyordu, Kadem Muhafazakar kesime kendileri gibi göründüğü için Muhafazakar kesim kendilerinin hakkında Kademin içinde bir şeyler bulabileceklerdi. Burada şunu sormak istiyorum: Muhafazakar kesim arasında sol kadın derneklerinin dolduramadığı boşluğu acaba birileri Kademe mi doldurtmak istiyor. Bazıları da farkında olmadan bu oluşumun içinde olarak buna alet mi oluyor. Kadem in söylemlerine bakılırsa kesinlikle Kuran ve Sünnet eksenli değil, diğer kesimin kadın söylemleriyle çok örtüşmektedir. ( burada mecburen teknik olarak “ kadın söylemi” terimini kullanıyorum. Gerçekte böyle bir kullanım yoktur, insan aklına ve fıtratına aykırı bir terimdir) ama bunları kah iftar sofralarında kah toplantı sohbet şeklinde söylemektedirler. İşte Kadem gibi oluşumlar sayesinde Müslümanların kapısının aralanması mı hedeflenmektedir acaba. Bunu neden bu kadar rahat söyleyebiliyoruz: Çünkü Kuranı Kerim ve Peygamberimizin sünneti ortada dır.(gerçi isteyen Kuranı ve Sünneti kendine göre yorumlayarak çevirmek istiyor) uyanık olanlar Peygamberimizin Sünnetini satır satır, kelime kelime inceleyerek her şeyin aslını öğreniyor. Kuran ve Sünnete bakarak Kadın ve Erkeğin görevleri, hakları, sorumlulukları, neler yapıp yapamayacağı, birey olarak, ferdi ve sosyal hayat içerisinde duracağı yeri ve alacağı pozisyonu bulmaktadır bunlar gün gibi ortadadır. İnceleyin bakalım Kadem in söylem ve eylemleri Sünnete uyuyor mu?
    2) Kadem in hedefleri neler: Kademin hedefleri ve bu hedefler doğrultusunda yapacağı işler (Kadem in sayfasından alınmıştır) MİSYONUMUZ * Ülkemizdeki mevcut siyasal, sosyal ve ekonomik düzenin gelişimine katkı sağlamak amacıyla kadınlarımızın birikimlerini, yeteneklerini verimli olarak kullanabilecekleri uygun zemini sağlamak. * Kadının aile içi ve sosyal rollerinin dengelenmesi adına, kadın hakları ve fırsat eşitliği konusunda toplumda ortak bir bilinç oluşturulmasını sağlamak. (sanki kadının aile içindeki sosyal rolleri ni İslam oluşturamıyor Kadem oluşturacak) * Kadın haklarını koruyarak demokrasinin ,hukukun üstünlüğünün ve insan hakları ile temel özgürlüklere saygının geliştirilmesine ve sağlamlaştırılmasına katkıda bulunmak( kadının haklarını İslam belirleyememiş, Kadem belirleyecek) * Kadın ve aile ile ilgili olarak hayatı anlamlandıran sağlık, hukuk, çevre, sanat, spor, medya, ahlaki değerler gibi her konuyu çalışma sahası içerisinde kabul etmek. * Kadınların aile içinde, ekonomik, sosyal ve kültürel hayatta üretken bireyler olmalarını desteklemek, Örgütlü sivil toplumun; kadınların vatandaşlık hakları, insan hakları ve demokratik reformlarla ilgili çalışmalarını desteklemek. (İslamiyet kimseye bir hak vermedi, siz vereceksiniz her türlü hakkı)
    Bu çerçevede KADEM Kadınların sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasal hayata aktif katılımlarını sağlayarak, kadınların demokratik haklarının bilincinde olmalarını destekleyici, mesleki gelişimlerine yönelik projeler ve aktiviteler gerçekleştirerek; araştırma, inceleme ve yayın çalışmalarını teşvik etmek, yürütmek ve yaymayı amaçlamaktadır.
    VİZYONUMUZ * Misyonumuz doğrultusunda farklı sahalarda çalışan ve farklı birikimlere sahip, toplumun önde gelen kadınlarından oluşan bir beyin takımı oluşturarak, Türkiye Kadınının öz değerlerini muhafaza edebilen( öz değerlerden kastınız ne acaba ), ulusal ve uluslararası platformlarda dünya kadınları ile rekabet edecek düzeye getirebilen, * Geliştirdiği çözümlerle kadınlarımızın hayatını kolaylaştırabilen ve zenginleştirebilen, * Kadınlarımızın sadece aile hayatında değil sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik hayatta da aktif birer birey olmalarını sağlayan,* Ülkedeki eğitim ve kadın alanındaki çalışmalarıyla, uluslararası işbirliğine katılımın gerçekleştirilmesine yardımcı olan, (Tabi diğer devletlerle sizin yaptığınız işbirliği az geliyor, Türkiye de ki bütün kadınları uluslar arası işbirlikçilerinizin kölesi yapın ) *Kurum ve Kuruluşlar arası işbirliği sayesinde kadının demokratik haklarına ulusal ve uluslararası boyut kazandıran,* Dezavantajlı kadınların ağırlıklı olduğu kesimlere fırsat eşitliği sağlayan, * Türkiye’deki kadın çalışmalarının tanıtılması ve sosyo – kültürel değerlerin yaygınlaştırılmasını sağlayan, bir sivil toplum kuruluşu olma vizyonunu benimsemekteyiz.
    Bunlar ne biçin laflar tutturmuşlar! dünya kadınları, Türkiye kadınları bunlar nerde yaşıyor, neyin hesabını yapıyorlar anlamadım. Bitmedi gitti aşağılık kompleksleriniz. İnsanımızı dünya kadınların seviyesine getirip dünya kadınlarıyla rekabet edecek seviyeye getireceklermiş. Bizim insanımız ne kadar sefil bir şeymiş ki, bu hanımefendiler insanımızı dünya kadınları seviyesine getirip rekabet ettirecek. Allahın yolundan giden inanmış bir kadının yanına bir milyon tane başka dinsiz kadın getirseniz Allah katında teraziyi ne kadar oynatabilirler, biraz bunu düşünmeye davet ediyorum KADEM i. Kadem merak etmesin bizim insanımız “ İKİ GÜNÜ BİRBİRİNE EŞİT OLAN ZARARDADIR” hadisine istinaden ihtiyaç olduğunda her türlü işi, kendi şartları ve gerekleri dairesinde başarır. Bu şart ve gerekleride Kuran ve Sünnet süzgecinden geçirip ona göre hareket etmesini iyi bilir. Kimse milletimizi küçümsemeye kalkmasın.
    Burada Müslümanlar hakkında dini ve sosyal reformlara soyunulmuş sanki. Görünürde ne kadar masum, insancıl ne kadarda hoş geliyor insana. Herkesin nefsini okşuyor adeta, Ama madde madde, kelime kelime tahlil ve tefsir ederseniz bir Müslüman için bunların ne demek olduğu insanın bu dünyası ve Ahireti için ne gibi şeyler getirip götüreceği ortaya çıkacaktır. İslami ve insani bir bakışla bunları tahlile davet ediyorum herkesi.
    3 ) Kadem gibi bir oluşum kimin işine yarayacak: Ahireti ve ölümü bilip ona göre düşünen bir insanın işine yaramayacağı kesin. Türkiye de aileye ve insan zihnine operasyon yapmak isteyenlerin, 90 yıldan beri yok edemedikleri milletin değerlerini dinamitlemek isteyenlerin , hanımın HAN lığını Beyin BEY liğini sabun köpüğü gibi söndürmek isteyenlerin ( bu uzun bir konu şimdi girmiyoruz) işine yaramayacakta kimin işine yarayacak.
    4) Neden muhafazakar baş örtülü insanlar ön planda. bunu kısaca yukarıda izah etmeye çalıştık. Şunu ilave edebiliriz ki : Baş örtüsü Cenabı Allah ın tek emri değildir. Daha bir çok emri vardır ( Kuran ve Sünnet elimizde) Kadem , aile , Dünya ve Ahiret hayatı için hangisini dikkate almaktadır. Avrupai ve Müslümanlara zıt olan oluşumların söylem ve hedeflerini neden kendine şiar edinmektedir. Yoksa bu işin farkında değiller mi yada İslama başka bir yorum getirmek gibi niyetlerimi var. Kademe dışarıdan bakınca bunları rahatça görmekteyiz NOT: .( has münafıklığın 4. Şartı: yanlış yaptığını fark ettiği zaman, bu yanlışından dönmeyip bilerek bu yanlışı sürdürmek.) Zamanla Her şeyin aslı ortaya çıkmaktadır ve çıkacaktır da. Yeter ki herkes uyanık , cesur ve kararlı olsun. Nefsine hoş gelen söylem ve eylemlerin peşine takılmayı bırakıp Allah ın ipine sarıldıkları zaman her türlü yanlışın sönüp gittiğini göreceklerdir. Yeter ki millet feraset ve basiret sahibi olsun. Benim sözlerim bir çok insanın nefsine hoş gelmeyecek ve de karşıda düşman varmışçasına konuştuğum intibahını alabilirsiniz ama gerçekçi ve Allahın yarattığı fıtrat üzere konuştuğumu anladığınız zaman bana hak vereceksiniz. Son olarak kendi iyiliğiniz ve çevrenizin iyiliği için solcu veya sağcı oluşumların söylem ve eylemlerini İnsani ve İslami bir terazi ile tartın ki ne zihniniz nede benliğiniz operasyonlara maruz kalmasın. Başınız sıkıştığında Kuran ve Sünnete bakın yeter.
    NOT: Siyasi partilerin dışarıdan para almasının , dışarıyla birlikte bir oluşum ve karar alma mekanizmasının içine girmesinin yasak olduğu, ülkenin insanı ve geleceği hakkında söz sahibi olduklarından bağımsız olmaları gerektiğini bilmekteyiz. Bütün dernek , vakıf ve oluşumlar içinde aynı yasağın getirilmesi gerekir. Bakalım o zaman ortada bunların kaç tanesi kalacak. Bu dernekler dışarıda aldıkları paralarla milletimiz üzerinde yeterince psikolojik ve sosyal operasyonlar yapmaktadırlar. Ülke insanını bu kadar ilgilendiren konularda bu yapıların istediği gibi at koşturması kesinlikle kabul edilebilir bir şey değildir. Örnek: Türkiye de faaliyet gösteren feminist bir örgütün hazırladığı kitapçıkta şöyle bir not var: Bu yayın Hollanda büyükelçiliği MATRA programı desteğiyle yürütülen bir proje kapsamında hazırlanmıştır. Başka bir feminist örgüt hakkında 26 / 12/ 2017 tarihli yeni akit gazetesinde çıkan haber: Türkiye’de aile birliği ve bütünlüğünü temelden sarsan kanuni düzenlemelerin savunuculuğunu yapan, feminizm akımını ailelere karşı silah olarak kullanan ve şiddet bahanesiyle erkek/baba düşmanlığı sergileyen sözde kadın STK’ların öncülüğünü yapan Mor Çatı Vakfı’nın bağış gelirleri ortaya çıktı. Hollanda Krallığı başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri tarafından fonlandığı ortaya çıkan feminist Mor Çatı Vakfı’nın bağış bilançosunun, yuvaları yıkan 6284 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinin ardından iki kat artış gösterdiği tespit edildi. İşte; Hollanda gelmiş bizim insanımızın iyiliği için bu kadın örgütleri vasıtasıyla canhıraş bir biçimde çalışıyor, Doğrusu gözlerimiz yaşardı. Biz fitneyi orada burada aramayalım. Fitne bizim odalarımıza, aklımıza girmiş haberimiz yok. Siyasi partiler için söylediğim yasağın vakıf ve dernekler içinde neden söylediğim daha iyi anlaşılsın diye bu örneği verdim.

  2. CNK diyor ki:

    Ülkede erkeklere karşı korkunç bir çetelesme var. Son 10 yılda artarak şu noktada bir canavara dönüşen ve topluma karşı asıl şiddeti uygulayan bir terör. Hukuksuzluk diz boyu en temel hukuk kaideleri ayaklar altına alınarak yapılıyor ne yazılıyorsa. Türkiye toplumunu 10 yılda tanınmaz şekilde dejenere eden bir harekat. Bu sivil bir yapı değil. Öyle olsa bu kadar zarar veremezdi. Kanunlar, politikalar, kampanyalar, mahkeme (?) kararları, uygulamalar… Topyekun bir harekat. İşin ilginç yanı herkes sus pus. Bunca hukuksuzluğa hatta zorbalığa, katlanılmaz ve kabullenilemez çifte standartlara mahvolmuş ve mahvedilmek için sırasını bekleyen hayatlara rağmen suskunluk var Asıll korkulmasi gereken bu işte. O yüzden Sema Maraşlı’nin bu tek başına giriştiği insani mücadeleyi ben çok önemsiyorum toplum adına. Bazıları telaşlanıyor Sema Hanım yazdıkça erkeklerin bunları Sema Hanım yazmasa bilmediklerini düşünmediklerini sanıyor. Bir anlamda Sema Maraşlınin erkekleri uyandırdığı sanıyor. Belki işin burası kısmen doğru da olabilir kimileri için. Ama genel olarak erkekler durumun fena halde farkında. Hatta belki daha fazlasın. Sema Hanım bundan daha seçkin çok daha değerli bir şey yapıyor. Bunları erkeklerin cesaret edemediği bir yüreklilik ile ifade ediyor. Hemde kendilerinden her türlü kötülük gelebilecek gözü dönmüş bir örgütlenmenin karşısina dikilerek. Yazıları çok güçlü. Bu da o taşıdığı kalbin bir hediyesi olarak doğanın kendine verdiği büyük bir yetenek olsa gerek.

  3. Adem diyor ki:

    Arkadaşlar şu an umredeyjm. Medine de mescidi nebevide yım. Burada edilen dualar kabul oluyormus. Biraz huzur bulmuştum burda. Şu haberle tekrar moralim bozuldu. Allahim sizi bu Kadem ve kadın fitnelerinin Allah tümünden korusun . Benimde canımı alsın o güzelim memleketi cirkinlestiren lerle aynı havayı solumayayim o ülkeye donmeyeyim. Çünkü ben artık kadın politikalarindn dolayı çok mutsuzum orada. Binler selam.

    • Aadem diyor ki:

      Amin diyorum duana adem kardeş.Önceden şöyle dua ederdim.ALLAHIM içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme.Ama şimdi şu şekilde dua ediyorum.ALLAHIM şerefimiz ayaklar altinda ve namusun hiçbir önemi yok.Namusun ve şerefin değeri sadece üç beş kuruş olmuş.alim denen proflar para almadan Allah demiyor, Allah için konuşmuyor.Zina serbest, zina yapan kadın baştacı.artik SEN’in ADALETİNİ bekliyoruz ve diyorum ki ALLAHIM BİZ MAZLUMLARIN HAKKINI ZALİMLERDEN AL.GAZABINI GÖNDER VE BİZ MAZLUMLARLA BİRLİKTE BİZİ HELAK ET.ET Kİ ZALİMLER BAŞKA MAZLUM ERKEKLERE ZULÜM EDEMESİNLER.AMİNNN.YA MUNTEKİM,YA ADL,YA KAHHAR, YA VEKİL.

    • elifkkk diyor ki:

      Adem Bey
      Allah rızası için bana dua edin. Gerçekten duaya çok ihtiyacım var.

    • Yahya diyor ki:

      Ahhh bu da enteresan… git ibadetinle uğraş dua et kendine, ailene, bizlere…
      ne ara vakit buluyorsun da internete giriyorsun…. mescidi nebevide’den çıkma… tövbe tövbe :)

      Rabbim ibadetlerini kabul eylesin.

    • Feyza diyor ki:

      Adem bey, umrenizi Allah makbul buyursun. Bol bol dua edin ulkemizin de selameti icin.
      Bu arada Aadem bey ve adem beyi ben ayni kisi zannediyordum, imla hatasi saniyordum bastaki a harfini.:)

  4. mücahit diyor ki:

    Akşam trt de diriliş Etuğrul da bir sahne vardı . öldürülen bir kadının cenazesini getirip orta yere bırakıyorlar . sonra cenaze götürülecekken bir kadın bağırıyor durun o bir kadın ve onun cenazesini biz taşıyacağız diye. bu tip olayları tasvip edemeyiz ama , aklıma hemen şu geldi özge can olayında daha sonra başka bir tane olayda, dinle alakası olmayan cenazenin ardından yollarda ( cenazeye ithafen) dans eden feminist örgütlerin kadınları gelmişti. onlarda bu iki olaydaki tabutları biz taşıyacağız( daha sonra bir sürü adam karısının kumpasıyla öldürüldü kimsenin ruhu duymadı.) diye bağırıp çağırmıştı. bunların fitne ve nifaktan başka niyetleri olduğunu düşünen biri çok saflık yapmış olur. tamam da trt neden son zamanların modası olan bu hareketlere tenezzül ediyor. milletin büyük bir bölümü oyunun farkında zaten. böyle şeyler garip ve insanlar tarafından kaale alınmayan ne olduğu belli olmayan provakasyonlardan başka nedir. ama son 4-5 yıllık aileye saldırı ve insanlar arasına nifak sokma projesi süreci, bize şunu gösterdi ki bu zararlılara karşı, millette karşı bir aksiyon başladı. Her yönden millette ( kendileri bunu ummuyordu) uyanma süreci başladı. yani yapmak istediklerinin tam tersi tepki millete görülmeye başladı. bu söylediklerim Kadem içinde aynen geçerli. dışarıdan gelen talimatlar , içerideki taşeron feminist örgütler üzerinden uygulamaya koyulsa da, planladıkları hedefler tutmamaya başladı. aslında millete yapmak istedikleri fenalık , milletin aksi sedası sonucu ayaklarına dolaşıyor. burada Cenabı Allah ın planlarının bu Planları yok etmesi söz konusu ama anlayana.

  5. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Aslında Feyza kardeşimiz bizim söylememiz gerekenleri de söylüyor bize pek bir şey kalmıyor. Yazılı neşriyata önem veren bir yerde olduğundan maşaallah kalemi de güçlü.

    Ama benim aklıma gelen bir şey olduğundan yazmak istedim. Bu feminist kuruluşun adı “kadem” her ne kadar bu uzunca bir dernek adının kısaltılmış hali olsa da kadem arapçada “ayak” demektir. Hatta türkçede de deyimleşen bir sözümüz vardır, “sırra kadem bastı” diye.

    Bende kademin manasının “ayak” olmasından hareketle diyorum ki:
    “KADEM, Aileye Kadem bastı”

    Bununla beraber, bir yorumcunun isabetle dediği gibi diğer feminist derneklerin görüşlerini sadece islami boyayla boyayıp yeniden servis eden, bazı kariyerist, idealist, hırçın, asi, erkeksi tiplerin işgal ettiği, aile ve kadına faydadan çok zarar veren, İslamcı feminizmin resmi kuruluşu haline gelmiş bir kurumu asıl biz ciddiye almıyoruz!

    Bilmem anlatabildim mi!

    Vesselam…

    • Feyza diyor ki:

      Allah razi olsun azmo kardesim. Kadem kelimesini hic boyle dusunmemistim, gercekten ne guzel bir benzetme yapmissiniz. Cuk diye oturmus.
      Yeni sloganimiz ve bence mukemmel bir yazi basligi:
      “KADEM, AILEYE KADEM BASTI!”
      (Arada yorumlarinizla isik tutmayi ihmal etmeyin.)

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Yeni sloganimiz ve bence mukemmel bir yazi basligi:
        “KADEM, AILEYE KADEM BASTI!”

        Eyvallah feyza kardeşim. Başlık bizden yazı sizden olsun :))

        Bir ara vaktiniz olursa bulduğumuz başlığa uygun bir yazı bekleriz inşaallah.

        Vesselam…

        • Feyza diyor ki:

          Azmo kardesim, Kadem ve Medeni Kanun konularinda ben mubtediyim. O konularda degil yazabilmek bircok ayrintiyi da bu site sayesinde ogrendim. Hala ogrenmeye devam ediyor ve hatta bazen anlamadigim yerler olursa burada soruyorum dahi, anlatiyor arkadaslar Allah razi olsun. Sema ablanin kalemine Allahu Teala zeval vermesin. “inlerine girecegiz” insaallah :)

    • Masiva 34 diyor ki:

      Hasılı kelam KADEM, AK partiye KADEM basmış. (KADER’İN hükmünü unutmamak lazım)

  6. HAYRİ BOSTAN diyor ki:

    Sadece kadın erkek ilişkilerinde değil her konuda yapılan yanlışların birikimi zamanla intikama dönüşür. Mesela esnaf eski özelliklerini kaybettiği ve müşteriye velinimet gözüyle bakma hassasiyetini kaybettiği için süpermarketler geldi ve esnaf aç kaldı. Kadına yönelik haksızlıklar zamanla birikerek tam zıttı ekstrem bir anlayışla feminizi getirdi. Eskiden öğretmenler öğrencileri dövüyorlardı. Dayak eğitim aracı olarak görülüyordu. Şimdi öğretmene yönelik şiddetten yakınır duruma geldik. Tıpkı doğaya yapılan haksızlıkların toplumlara sel, erozyon, heyelan vb felaket olarak dönmesi gibi.

    • HAYRİYE BAHÇE diyor ki:

      Hayri Bey yorumunuzda kadınlara haksızlık yapıldığını bunun sonucu olarak da bugün erkeklerin yazıda anlatılanlara maruz kaldığıni söylüyor ve doğadan esnaftanda örnek vererek herkesin yaptığı haksızlıklarin neticesinde belasını bulduğunu ima ediyorsunuz. Bu noktada çok küçük ama önemli bir sorun ortaya çıkıyor yorumunuzda buna değişmemişsiniz. Peki bir önceki aşamada haksızlıga uğradığını iddia ettiğinizı (erkekler tarafından olsa gerek) kadınlar hangi haksızliklarinin sonucu olarak buna maruz kalmış acaba? Kurduğunuz ve bununla yazıda anlatılanlara gerekçe ürettiğiniz modelde bu en kritik nokta tamamen açıkta kalmış. (mantık size ait olduğu için soruyorum) cevap verirseniz seviniriz. Teşekkürler…

    • rukiye diyor ki:

      çok güzel bir noktaya değinmişsiniz Hayri Bostan. bir haksızlık giderilirken başka mağduriyetlerin oluşmaması çok önemli. yoksa bu döngünün kırılması imkansız.

    • osman diyor ki:

      yahudi mason beslemelerinin suikastı ne olacak

  7. nuray yolmaz diyor ki:

    Kaleminize sağlık, tek kelimeyle mükemmel,
    cevap bekleyen bir çok soruyu dile getirmişsiniz
    bir problemi çözmeye çalışırken daha büyük problemler mi çıkarmak gerekir. aileyi böyle mi kurtaracaz, kadının hakkını ararken erkeği gereğinden fazla cezalandırmak değil de nedir bu????

  8. Ali diyor ki:

    KADEM ‘lilerin bu kadar habis olmalarınin ve müslüman aile hayatına zarar vermesinin bence tek sebebi var: aşağılık duygusu yani kompleksli ruh hali.
    Bir STK da çalısıyorum. İşim geregi başka STK’ların temsilcileriyle ortak platformlarda toplantılar yapıyoruz. Orada KADEM’den de kimseler oluyor. Masadaki kadın-erkek kimse sevmiyor bunlari. İtici ve faydasız görüyor. Başka kadın, aile, eğitim derneklerinden hanım temsilciler var. Onlar öyle değil. Kendilerince bir duruş ve vakarları ister istemez herkesde bir saygı ve hürmet hasıl ediyor. Ancak Kademli arkadaşlarda kompleksli, problemli, itici bir hava seziliyor. Yalnız bende mi bu düşünce var diye sorgulamaya basladım. Bir toplantı çıkışı diğer derneklerden samimi gördügüm kimselere sordum. Onlar da aynı fikirdeymiş.
    Kompleksli oluşlarını Marmara Fen Edebiyattaki bir sempozyumda bizzat gördüm. Okulda Kadın Calısmalari Uygulama ve Uraştırma merkezi diye birim var. Tertip ettikleri 8 Mart sempozyumunda merkezin komite üyesi, Kadem’den Şule Albayrak da konuşmacıydı. Orada bütün konuşmacılar kadına şiddetin temelinde İslami düşünce olduğuna dikkat cektiler. Ş. Albayrak da güya İslami müdafaa yaptı. Orada kimse onu konusmasıni ciddiye almadı. Yaninda oturan kadın konuşmacılar yüzüne bile bakmadılar. Aksine savundugu tezlere gayri ciddi sekilde itiraz eden bir kac kimse oldu. Netice itibariyle seküler feminist dernekler bunları eziyor. Aşağı ve geri görüyor. Bunlar da hayır biz öyle değiliz demek icin olabildigince tavizkarlaşıyor. Onların bütün tezlerini oldugu gibi biraz İslamcı boyayla servis ediyorlar.
    Bu eziklik psikolojisi ile İslamiyetin vakarını cignediklerinin, laiklerin ekmegine yag surdüklerinin farkında degiller. Allah şerlerinden muhafaza eylesin.

  9. Musa diyor ki:

    Ellerinize yüreğinize sağlık. Cesaretli yazılarınızı tebrik eder devamını bekleriz.

  10. Aynur diyor ki:

    Sema hanım kadın haklarını savunan herkesi feminist erkek düşmanı ilan ederek nereye varacaksınız bilmiyorum…Ama epey destekçiniz var. olsun…Ama Kadem sizi hiiiçç ciddiye almıyor.

    • Adamın biri diyor ki:

      Hanımefendi biz kademi değil dinimizi referans alıyoruz, kademin referansi neymiş ki biz onu ciddiye alalım. Bu sitede dinimize aykırı bir durum varsa fikrinizi belirtin, esas siz bu şekilde hiçbir hüküm içermeyen tamamen öznel, karsi tarafi küçümseyip yok sayici iki üç cümle ile bir yere varamazsiniz, ayrıca sema hanımefendi bizzat kendisi ( kadın hakkı değil ) kadınların haklarını savunan birisidir.

    • Firat diyor ki:

      Hangi kadinin haklari ? Birgun bile bir basortulu kadina yapilan haksizliklara karsi cikan bunu tenkit edeni gordunuz mu bu kadem dediginiz malum yapida. Bunlarin tek derdi bizim ailevi yapilarimizi param parca etmek ki ettilerde yazik gunah bu topluma ne hale geldik. Yaziyi tarafsiz ve onyargisiz okumanizi tabsiye ediyorum.

    • Aadem diyor ki:

      Kadın olarak kadınların ne hakkını savundunuz.

      1Üniversite mezunu milyonlarca kadına iş mi verdiniz.
      2-yaz kış sokaklarda ve parklarda yatan yaşlı kadınları evinize alıp bakıp besledinizmi
      3-milyonlarca tarım işçisi kadını

    • Abdullah hasan diyor ki:

      Olay yerinden yaptınız tespiti demekki, Müslüman mahellesinde salyangoz satmak gibi bir işlevi olanlar ciddiye aldıkları şeyler Müslümanların medeniyetini heba etmek, bunu bizde biliyoruz.

    • Feyza diyor ki:

      Ciddiye almadiginiz belli, buraya kadar tesrif edip yorum yaomissiniz:))

      • Aadem diyor ki:

        Süper bir yorum Feyza hanım.
        Söze bakarım ben sözmü diye, sözün sahibine bakarım ben adammı diye söylemiş atalarımız.

    • Aadem diyor ki:

      KADIN olarak KADINLARIN ne hakkını savundunuz.
      1-Üniversite mezunu milyonlarca kadına iş mi verdiniz?
      2-yaz kış sokaklarda ve parklarda yatan yaşlı kadınları evinize alıp bakıp besledinizmi?
      3-milyonlarca tarım işçisi kadına maaş mı verdiniz.Tarim işçisi kadınlardan kaç tanesini tarlalardan çıkarıp yuvasına gönderdiniz?

      4-Evlenen milyonlarca genç kızdan kaç tanesinin yuvasını kurmaya yardım ettiniz, kaç genç kıza çeyiz yardımı yaptınız?

      5-Milyonlarca kadına iş kurması için para verdiniz mi, verdiyseniz kaç kadına verdiniz?.

      6-Yol kenarlarında fuhuş yapan kadınlarla ne gibi bir KADIN DAYANIŞMASI yaptınız.Kac tane fuhuş işi yapan kadını fuhuştan kurtararak normal bir iş verdiniz?

      7-Öldürülen kadınların kaç tanesinin ailesini işe yerleştirdiniz ve bu öldürülen kadınların çocuklarını burslu olarak okutuyormusunuz?

      8-Bu soruları gibi kadınlarla ilgili yüzlerce sorun var ama siz ne yapıyorsunuz?

      9-Hadi bakalım kadın hakları savunucuları yukarıdaki sorulara cevaplarınızı bekliyorum.Bu sorulara cevap vermezseniz kadin hakları savunucusu değil başka bir şeyi savunuyorsunuz ama o şeyi açıklayamiyorsunuz bu millete.

      10-“Ama KADEM sizi hiiiçç ciddiye almıyor” diyorsunuz ya sizin üslubunuzla size cevap vermek Sema Hanımefendiye yakışmaz.Ben sizin üslubunuzla size ve sizin gibilere cevap vereyim.Çooookkkkta fifi.

      • elifkkk diyor ki:

        Adeem Bey
        Çok doğru tespitler. Gerçekten kadına en büyük kötülük yine kadından geliyor. Gerçekten gözlemledim, tecrübe ettim ki durum da tamda böyle.

        Hatta bununla alakalı yaşadığım bir kaç örnek vereceğim.
        1- İş hayatında kıskançlığı ile zülmedenlerin erkek değil de bayan olduğunu gördüm. Gerçekten iş hayatında BAY-anlardan nefret ediyorum. Bunu vicdan sahibi benim gibi çalışmak zorunda olan her kadın/kız tecrübe etmiştir.
        2- Karı-koca arasını bozan kız/erkek anneleridir ve onlarda bir kadındır.
        3- Oğlunu düzgün yetiştiremeyen, aile kurma bilicinin veremeyen yine bir kadındır ki o oğlu ile evlenen kadın çekiyordur sebebi o kişinin annesi bir kadındır.
        4- Oğlunun evlenmek istediği kızı beğenmeyip işi bozan genelde erkek anneleridir ki onlarda bir kadındır.
        5- Kızın sevdiği adamla evlenmesini istemeyen kız anneleridir ki onlar bir kadındır.
        6- Feministler genelde kadınlardır ve aileyi dinamitleyerek parçalar Aile kuramayan bir kadın, evlenemeyen bir kadın mutsuz olur, kimse inkar etmesin.
        7- Kadın haklarını savunan bu HADSİZ’ ler aslında KADINA en büyük kötülüğü yapanlar değil mi ?
        8-Dedikoduyu genelde kimler yapar ? :)

        9- Oğlunu gelinden , kızını damattan kıskanan babalar mı anneler mi ?

        10- Genelde gelinler kimle anlaşamaz ? Kaynana bir kadın değil mi ?

        Ben yaklaşık bir hafta önce sözlendim. Sözlendiğim adama ilk görüşmemizde sırtımda platin olduğunu söyledim. sorun olmaz dedi.
        Annesi sonra duymuş.”ben sakat gelin istemem, aaa kardeşlerinden sadece o kapalı tabı akıllı kız eşarbı uzun bağlıyor , bol giyiniyor kusurunu örtüyor. İlk önce babası gelmedi, sonrada bu çıktı daha kim bilir ne kusuru var ? Eltim duyarsa diyecekler ”aaa ……… oğlu sakat kızla evlenmiş vs.” daha bir sürü kelimeleri sarfederek beni inciten sözlümün annesi bir KADIN’dı. Ki ben sakat bir insan değilim yürüyorum koşuyorum, görüyorum sadece sırtımda ömürlük bir platin var. Ve beni geçen Perşembe günü perişan eden kişi, hemde müslüman olduğunu, inançlı olduğunu söyleyen bir KADIN’dı. Ama benim nazarımda el gün için yaşayan biri. Sözü bozması için oğluna baskı yapıp sözü bozduran o kaynana adayım bir kadındı. Ve o kadar üzdüler ki Rabbim’e havale ediyorum. Şu anda Rabbim’e havale ettiğim bir KADIN değil de nedir ?

        Yani Allah rızası için kimse savunma yapmasın. Ortada aslında kurulan kumpasın en büyük zararını kadınlar görecek ve hala bunu göremeyen APTAL kadınların varlığı üzücü.

        Bir kadın fıtrat olarak himaye edilerek, sevilerek ,aile kurarak mutlu olur. Kariyer, para, gezi tozmak gecici mutluluk veriyor.
        Ben böyle hissediyorum ve böyle düşünüyorum. Bir kadın tabi ki erkeğin himayesine girecek, tabi ki erkek izin verirse çalışabilir, kadın korunmaya, himaye edilmeye ve sevilmeye muhtaçtır. Ben bu muhtaçlığı derinden hissediyorum. Ya bende bir sıkıntı var yada günümüz kadınlarında.

        • Abdullah Hasan diyor ki:

          ”Ortada aslında kurulan kumpasın en büyük zararını kadınlar görecek ve hala bunu göremeyen APTAL kadınların varlığı üzücü.” Elif hanım, sizi üzmek veya korkutmak istemem lakin her konuda bizim kurdumuz ençokta bizden dediklerimizden çıkıyor, ağacın kurdu içinde olurmuş misali. Yalnız şuınu söylemek isterimki; Şu Müslüman görünümlü, örtülü falan filan , bunlar olgunluk için yeterli gösterge değil, İnsan olmak başka şey hatta bambaşka şey. Savmı salat haç zekat ile sanma zahit biter işin insanı kamil olmaya lazım olan İRFAN imiş. Kendim oldum dediğimi falan zannetmeyin ben zaman zaman Günlerce kendi suratımı utancımdan bakamaz oluyorum. İşte bize YEDİDÜVEL düşman falan diye çok ca söyleniriz ya; hiç gerek yok yedi düvele ,bizim kendi düşmanlarımız bize yetiyor. Misal; Bir erkek bir karşı cinsle karşı tarafın durumunu bilerek kabullendikten sonra, anne veya baba bu kabüllüğü bozamaz , hakkı yoktur dinen. EEE tabi cahillik gibi bizlerin üstün bir meziyetimiz var. Bu FEMİNİSTLER misal ( müslümanlardan destek görmüyormu) Fıkhi konuları bilseler bu davranışta olabilirlermi? Bunun gibi , çoğu işimiz saman çöpü gibi, birdeğer i yok, bunun da en büyük ispatı da MüslümNLr olarak güncel halimiz .

        • gulpembe diyor ki:

          Elifkkk hanim,

          bir hemcinsiniz tarafindan maruz kaldiginiz bu terbiyesizlik gercekten o kisi adina cok utanc verici. Fakat diger kardesimin yazdigi gibi, kisilerden sadir olan olaylarin failini kadin-erkek, basi kapali-acik sekilde degil “insan” olarak degerlendirmemiz daha munasip olur. Ben hemcinslerimden ciddi manada hicbir kotu tecrube almadim, bilakis kadinlarin enerjisine, iyi niyet ve insanligina hep guvendim. bahsi gecen kadin haklari kurulusunun da icinde elbetteki erkek bir kanat da var fakat goz onunde degiller.Maalesef kadin erkek hepimizin dusmani cehalettir.

          Rabbim yureginizi ferahlatsin,cok daha hayirli kapilar acsin insallah…

        • Aadem diyor ki:

          Elifkkk HANIMEFENDİ,

          Müslüman kadın gibi görünüp Müslümanliga, milletimize ve devletimize olan kinini PKK,YPJ (pkk nin kadın kolu)fikirli olduğu halde içinde saklayıp göstermeyerek sözüm ona kadın haklarını savunduğunu söyleyerek ailemizi, kadınımızı, milletimizi ve devletimizi sinsice vuran ve kendisini akıllı sanan işte O APTAL KADINLAR (En son afrinde leşi serilen erkek ve KADIN yoldaşlarını görünce sanırım kudurarak KUDUZ KÖPEKLERE dönmüşlerdir.) hariç milletimin nene hatun karakterli, tüm vatansever, milletini sever devletine bağlı,elif gibi dik duran, karakterli, iki yüzlü olmayan tüm hanımlarına saygı duyuyorum.

          Ama üzülmeyin,Allah VEKİL’dir.Belki daha iyisi yazılmıştır kaderinize.

        • nikap diyor ki:

          Üzülme bacım hatta kurtulduğun için sevin,gün doğmadan neler doğar.İnşallah Allah karşına daha iyilerini çıkartır.

    • Abdullah hasan diyor ki:

      Aynur hanım sizden ricam bir zahmet iletiverin kendilerine; KADEM ciler kimseye ciddiye almasına gerek yok kendilerine ciddi ye alsın lar, bu Kadınlara ve topluma yeter.

    • mücahit diyor ki:

      Sorun yok zaten bizde KADEM i ciddiye almıyoruz. Türkiye insanının süslü laflara karnı tok . KADEM in yaptığı işler , haksızlıklar ortada. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

  11. Faza diyor ki:

    Bu kadar korkunç, kadınların yaşadıklarını görmezden gelen daha doğrusu görmezden gelmek için kendini zorlayan bir bakış açısı daha görmemiştim.
    Ailenin dağılmaması için kadın tüm iğrençliklere maruz kalmalı tabii ki. Hakkı mı onun İNSAN gibi muamele görmdk. İnsan konumuna konuşmak. KADEM gibi insan haklarını savunan kadınları görünce de nedense prenseslik algısı yararmaya çalışıyorsunuz.
    Maddeleri bu kadar saptırmanız karşısında asla şaşkınlığını gizleyemiyorum. Umarım zor durumdaki kadınların yaşadığı hiçbir şeye maruz kalmazsınız. Size aklı selim düşünmeye davet ediyorum.

    • Feyza diyor ki:

      Faza hnm, sasiracak ne var anlamadim. Asil sizin yorumunuz beni sasirtti. Sizin zor durumdan, igrenc muameleden anladiginiz sey bunlar mi?
      Yukaridaki yaziyi bastan sona okudunuz mu bilmiyorum, koyu renkle cizilen satirlar aynen kitapciktan aktarilmis. Uzerinde bir ilave bir eksiltme bulunmuyor. Bu maddeleri gordugu zaman izan sahibi bir insanin sorgulayacagi tek sey “kitapcikta yazan bu maddeler gercek mi?” sorusu olabilirdi. Gercek oldugunu gozuyle goren insan ise akil ve izan sahibiyse asagi yukari yazarla benzer yorumlari yapar. Cunku sadece”evlilikte kadinin sahip oldugu haklar” kismina dahi baksaniz bunlarin resmen “bir kadin yuvanin selametini nasil tehlikeye atip bosanmaya kosar adimla nasil gidebileceginin” kilavuzlugunu yapan bir el kitabi oldugunu gorursunuz.
      Cocuga isim koymak dahi kadin tarafindan mahkemeye intikal ettirilebilecek buyuk bir problem olarak gosteriliyor. Bu sizce makul mu? Siz esinizle mahkemelik olduktan sonra o cocugun ismi Ahmet olsa ne yazar, Mehmet olsa ne yazar? Kurdugunuz yuvanin temelinden bir tugla attiniz, o evde muhabbet, hurmet kalir mi?
      Diyeceksiniz ki o zaman neden cocuklara kadinlar isim vermiyor da hep babalarin dedigi oluyor, kadinin itiraz hakki yok mu? Bu kararlar gunumuzde ekseri zaten kari koca ortak olarak verilse de dinimizce de cocuga guzel isim koyma hakki ve “vazifesi” oncelikle babaya verilmistir. Ayni sekilde cocugun mesleki egitiminden de oncelikli olararak baba sorumludur. Haliyle babasi cocugun gonderilecegi okul konusunda sahip oldugu soz hakkinda kadindan bir adim ondedir. Istisare edilirse bu guzel olur da, kadini benim dedigim olmadi diye mahkemeye intikal ettirmeye tesvik, huzursuzluga davetiye cikarmaktan baska nedir, hem bu muamelenin neresi igrenc? Baba bu konuda karisiyla istisare eder ortak karara varirlarsa ne ala.. Varamazlarsa evin reisi erkek oldugu icin onun sozu gecerlidir. Eger baba hatali bir tercih yaptiysa sorumlulugu da oncelikle babaya aittir.
      Ikinci konu, “calismak icin esler birbirinden izin almak zorunda degil.” Yani bir kadin, kocasinin izni olmasa dahi calisabilir. Bu duruma kocasi mudahale eder, karsi cikarsa kadin igrenc bir muameleye mi tabi olmus oluyor? O zaman esiniz de calismama ozgurlugunu kullansin bunu kac kadin kabul eder? Oyle ya, herkes basina buyruk hareket edebiliyorsa ve bunu hak olarak kendinde gorebiliyorsa erkek de evinde otursun keyif catsin. Kabul eder misiniz? Ikinci gun sikayet baslar..
      Yine dinimizce konuyu ele alirsak, bir kadin degil kocasinin rizasi olmadan calismak, disari cikarken dahi onun iznini gozetmek zorundadir.
      Sonra siddet sikayetinde delil aranmamasi suistimale ne kadar acik bir konu. Siddet uygulaniyorsa bunun zaten emareleri olur. Peki ya uygulanmiyorsa, ya da siddet denen tanimin ici bosaltilip sekuler kavramlarla doldurulduysa ne olacak? Kadinin evin icinde ve esine karsi yapmakla yukumlu oldugu, bizim “vazife” dedigimiz, aileyi aile, kari kocayi kari koca yapan ne varsa bunlarin nezdinde kadinlarin insiyatifine terkedilmis serbest atis sahalari. Kadin gonlu olmazsa ne evine bakmak, ne de kocasina hanimlik etmek zorunda. Psikolojik siddete ugramis varsayiliyor. Yani bir erkegin, karisindan sahip oldugu hakkini istemesi, talep etmesi de siddet kapsamina giriyor. Igrenc dediginiz muamele bu mu? Bir aile kuruyorsaniz hak ve vazifelerinizin bilincinde olarak kurmalisiniz o yuvayi. Bu hak ve vazifeler karsiliklidir, tek yonlu degil. Medeni kanunun size tanidigi yetkileri sonuna kadar kullanirsaniz emin olun ortada aile diye bir kavram kalmaz. Ailenin temel dinamiklerine, sevgiye, saygiya ve muhabbete dinamit koyan bu kitapcikta yazan maddeler mutluluk filan getirmez. Sadece catisma ve kaos ortami olusturur. Hakkinizi sonuna kadar almis ama yalniz bireyler olarak yasamaya devam edersiniz.
      Kadem kadinlari gercekten dusunuyor olsa onlari yuvalarindan koparmaya degil, yuvalarina kazandirmanin carelerine bakardi. Gercekten magdur olan kadinlarin magduriyeti uzerinden rant saglayarak hayali bir magduriyet dunyasi olusturmazdi. Kadin istihdamini nasil artiracagina bu kadar kafa yoracagina s… kolesi yapilan kadinlarin durumunu biraz da gundene getirselerdi. Bakin en acik ornegi, bu erken evlendigi icin magdur duruma dusen kadinlarin sesini neden bastirdi, gecen yil da burada bu konuyu yazdi Sema hnm. Neden destek degil de kostek oldular, o magdureler kadin degil mi?
      Ortadaki tenakuzu, cifte standartli uygulamalari, degil kadin erkek arasinda kadin kadin arasinda dahi yapilan ayrimciliklari gormuyorsaniz bu sizin bakis acinizdaki problemi gosterir. Bana kalirsa onyargilarinizdan kendinizi soyutlayarak yukaridaki yaziyi en bastan bir kez daha okuyun.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Medeni kanunun size tanidigi yetkileri sonuna kadar kullanirsaniz emin olun ortada aile diye bir kavram kalmaz. ”

        Bravo Feyza kardeşim. Ne demişler: “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az”

        Vesselam…

    • Aadem diyor ki:

      Faza bayan aynura hitaben yazdıklarım
      Yukarıdaki 10 maddeyi sen ve senin gibi düşünen kadın hakları savunucularıda cevaplasın.Tabiki gerçekten kadın hakları savunucuysanız.

    • mücahit diyor ki:

      Faza ya sorular . O kadınların zor durumda kalması nın sebebi nedir acaba . şöyle soralım kadınların ve erkeklerin zor durumda kalmasının sebebi nedir. cevap: CENABI ALLAH ın gösterdiği yolu bırakmak olmasın sakın. yine bu zor durumda kalanları KADEM mi zor durumdan kurtaracaktır. yoksa Kuran ve Sünnet mi. bunları düşünmek lazım

  12. Seyfi diyor ki:

    Tespitleriniz çok yerinde. Uzun vadede, yaptıklarının sonuçlarını ortaya koyacak bir çalışma bekliyoruz sizden. Toplumun değerleriyle oynayan bir STK istemiyoruz.

  13. Yavuz Selim Taştekne diyor ki:

    Helal olsun. Diline yüreğine sağlık.
    Caiz olsa ellerinden öpülesi tespitler’çin teşekkürler.
    Cesaretinizden dolayı ayrıca tebrik ediyorum
    Kocaman yürekli insan.

  14. Aadem diyor ki:

    Yok canım o kadarda uzun boylu değil.KADEM yolda kalan kadınlar için tahsis etmiştir o kadar banyolu binayı, nede olsa kadem e yolu düşen kadınlar duş alıp dinlenip daha sonra kutsal beldelere gidiyorlarlar ailemizin birliği bütünlüğü için dua ediyorlardır.Kadinlarimizin ahlaklı namuslu olmalari icin faaliyetlerde bulunuyorlar musluman bir kadin yetiştirme arzusuyla yanıp tutuşuyorlar ve Müslüman bir kadının nasıl oldugunu/olmasi gerekeni yedi düvele gösteriyorlardır(öyle umuyorum).

    kadinlarin her dediği kusursuzca yapılmalıdır.kadinlar yanlış yapmaz ve dedikleri her şey dogrudur/sorgulanamaz.çünkü onlar adalet sahibi tanricalardir.Bir tanrı (tanrı demeyi inancıma aykırı diye düşünüyorum.ama prof titri olan olan ilahiyatçının tanrı demenin normal olduğunu söylemesine istinaden söylüyorum.) birde tanrıçalar kusursuzdur.Ve insanlar tanrının ve tanrıçanın her emrini yerine getirmek zorundadır.ve ben Allah’tan başka ilah görmüyorum.Ve Kelime Şahadet için seve seve canımı veririm.Sadece ve sadece Allah-u Teala ve Peygamberimiz liderimiz Hz.Muhammede inanırım.Müslüman görünümlü olanlarında yaptıklarına bakarım Allah-u Teala nın emirlerine uyuyormu diye.ALLAH VEKİL’dir.

  15. Nazif diyor ki:

    Allah bu ümmet düşmanlarını kahretsin. Sizin gibi değerli mümin hanımların sayısını arttırsın.

  16. Abdullah hasan diyor ki:

    Evet biz bunun için mi millet vekillerine oy veriyoruz? Maalesef toplum olarak havaleciyiz, büyükler bilirciyiz. Böyle de sorunlarımızı yetkililere iletemiyor ve yönlendiricilik yapamıyoruz. Şu kadem denilen dernek veya FEMİNİSTLER kaç kişiler? Haklarımızı aramaya ve ya şikayetleri iletmeye bir medeni hak olarak bile görmüyormuyuz yoksa boyumuzza aşan bir fiil olarak mı görüyoruz bilmiyorum. Tabii, ya benim de devlete , millete katkım olsun denildiğin de hemen karşına şu kalıplar çıkaverir; Senmi düzeltecen devleti, böyle gelmiş böyle gider, takma kafanı, rahat ol, relaks ol, it belli değil, itcik belli değil, başına bir hal gelir. EEE bunca kalıplaşmış cümlelerin çok taliğlisi olun ca tabiatıyla Olumlu birşeyler yapmak hiçte kolay olmuyor. Allah Razı olsun sema hanım yazıyor da bizde birkaç kelam ederek derdimizi söyleyebiliyoruz.

  17. Kamil Ali Aşkın diyor ki:

    👏👏👏👏👏👏👏

  18. Volkan altun diyor ki:

    Ablacim sozu uzatmayacagim, zaten anlayan anlayacak !!
    Eli öpülecek insansin.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdandır. “ Hz. Ömer (R.A)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku