Hükümet ve Feminist Kadın Dernekleri

09 Ekim 2017Sema Maraşlı22 Yorum »

etha-20130308-feminist-kadinlar-8-mart-06_displayFeminist kadın dernekleri bu günlerde hiç durmadan çalışıyorlar. Belli ki Avrupa Birliği parayı bol basmış. Bu dernekler “kadın haklarını koruma” adı altında Avrupa birliğinin fonları ile besleniyorlar.

Sosyal ağlarda her gün yeni bir hesap açıyorlar. Sayıları çok değil fakat çokmuş gibi gösteriyorlar. Pek çoğu PKK ve LBGT destekçisi.

Batılılar baktılar ki dağdaki terörle ülkemizi bitiremediler, kadın terörü ile bitirmeye karar vermiş olmalılar. Feministler kadın terörü havası estirmeye çalışıyorlar.

Feminist kadın dernekleri; barıştan, sevgiden, özgürlükten dem vururlar fakat işleri güçleri düşmanlıktan başka bir şey değildir. “Feminizm erkek düşmanlığı” değildir derler fakat yaptıkları tamamen erkek düşmanlığıdır.

Kadın haklarını savunduklarını iddia ederler fakat kadın haklarından anladıkları şey din, vicdan, namus, ahlak tanımadan kadınların sadece kendi keyfine göre yaşamalarıdır.

“Kadına şiddete karşıyız” derler fakat yaptıkları çalışmalar şiddeti azaltıcı değil artırıcıdır. “Medyada her gün kadına şiddet yazılsın, konuşulsun az yer alıyor.” diye şikayet ediyorlar (medyada kadına şiddet konusu fazlasıyla yer alıyor) ki eminim hepsi gayet iyi biliyorlar ki medyada hangi konu çok yer alsa o konuda artış olur.

Fakat kadınlar öldürülmüş umurlarında bile değil zira onlar kadın kanından beslenen vampirlerdir. Şiddetin sebebi ile ilgilenmezler, şiddeti azaltacak çalışmalara karşı çıkarlar. Zira kadına şiddet konusu üzerinden devlet düşmanlığı yaparlar. Şiddetin azalması işlerine gelmez.

Bu devlet düşmanı feminist kadınlar nasıl oluyor anlamadım ama Ak parti döneminde altın çağlarını yaşamaya başladılar. Hadi 15 temmuz öncesi hükümetin içindeki Fetöcülerin desteği ile oluyordu, peki şimdi neden bu derneklere bu kadar yüz veriliyor?

Fatma Şahin Aile Bakanı iken PKK destekli bu derneklerle oturup erkeklerin canına okuyacak kanunlar çıkarttı. Ondan beri de bu kadın dernekleri pek bir şımardılar, hoşlarına gitmeyen ne varsa toplaşıp gösteri yapmaya başladılar. Gösteri yapsınlar zararı yok da hükümetin bunları ciddiye alması ilginç!

Belli ki hükümetin içinde fetöcü bir yapı sinsi sinsi devam ediyor. “Aman feminist kadınları kızdırmayalım ne deseler yapalım” diye vekillerin kulağına fısıldayan” düşmanlarımız olmalı ki bizim oy verdiğimiz vekiller, bize ve onlara ölesiye düşman bu kadınları ciddiye alıyor ve onların istediklerini yapıyorlar.

Şimdi de bu feminist kadınlar müftülerin nikah kıymasına imkan tanıyacak tasarıya karşı çıkıyorlar.

Sosyal hesaplarında şöyle yazmışlar:

 “Kadınlar, çocukların istismar edilmesine yol açacak yasayı nasıl geçirtmediyse, müftülük yasasını da geçirtmeyecek!”

Öncelikle “çocuk istismarı yasası” dedikleri yasa teklifini bir hatırlayalım.

Feministlerin “çocuk istismarı yasası” dedikleri yasa teklifi, birbirini severek isteyerek düğünle dernekle, dini nikahla evlenmiş, resmi nikahlarını daha sonra kıydırmış binlerce kadının kocasının hapisten kurtulması ile ilgiliydi. Ortada bir tecavüz olmadığı halde evlendiklerinde eşleri on sekiz yaş altı diye tecavüz gibi ağır bir suçtan en az 8 yıla mahkum aile babası erkeklerin evlerine dönmeleri içindi. Çoğunun birkaç çocuğu var. Kocaları hapiste olan kadınlar milletvekillerine ulaşıp meclise “biz isteyerek evlendik, biz de çocuklarımız da perişan kocalarımızı bırakın” diye başvuru da bulunmuşlardı.

Meclis bu kadınların kocalarını serbest bırakmak için geçmişe yönelik bir düzenleme yapacaktı fakat feminist derneklerinin carlamasından korkarak tasarıyı geri çekti. Maalesef ki vekillerimiz kadınların carlaması ve adalet tercihinde adaleti tercih edemedi.

Bu feminist dernekleri güya kadınları düşünüyorlar. Kadınlar “kocalarımızı istiyoruz” diye yalvarıyorlardı hatta tasarı çekilince biri intihar etti. Bu derneklerin umurunda bile olmadı. Onlar için önemli olan hükümete karşı kazanım elde etmeleriydi.

Geçenlerde de bir ortaokul kantininde kısa teneffüs arasında hurra kantine koşan öğrencilerin içinde büyük ihtimal kızlar oğlanlar tarafından itelenmesin diye düşünülmüş, erkekler ve kızlar diye kantin önünde yan yana olan bekleme sırası levha asılarak belirlenmiş diye bu dernekler sosyal ağlarda çirkefleştiler. Sonuç bunlar ciddiye alındı levha kalktı. Onlar da bu kazanımlarını şöyle duyurdular:

“Ortaokulda haremlik selamlık tabela indirildi.

O tabelayı da erkekliğinizi de işte böyle indiririz aşağıya”

Çok haklılar. Aslında inen tabela değildi. Onlar neyi indirdiklerini gayet iyi biliyorlar.

Şimdi de bu feminist kadınlar “müftülük yasası” dedikleri müftülerin nikah kıyması ve boşanma ile ilgi mecliste bugünlerde görüşülen yasa tasarılarına karşı çıkıyorlar.

“Müftülük yasasını geri çekin

Kadınların kararını yok sayamazsınız.

Bu yasayı buraya gömmeye geldik.” diye sloganlar atıyorlar.

Müftü nikah kıyarsa güya çocuk evlilikler artarmış. (Bunlar 18 yaş altı cinsel birliktelikleri destekler sadece evliliğe karşı çıkarlar.)

Peşlerine düşen düşünmekten mahrum takipçilerini de bu yalanlarla kandırıyorlar. Bir tanesi de demiyor “Müftüler nikah kıyarken belediye memuruna verilen bütün evraklar olmadan nikah kıyamayacak. Bu durumda zaten 18 yaş altında olanların nikahını müftü de kıyamayacak. Sanki müftü evraksız belgesiz dini nikah kıyacak. Bir yalanın üstüne yürüyüş yapıyorlar eylem yapıyorlar.

Onların derdi müftünün nikah kıyması değil. Zaten onların çoğunun nikaha inancı yok. Onların derdi devlete karşı güç oluşturmak ve kazanım elde etmek. Şu cümle niyetlerini çok iyi anlatıyor.

“Hayatlarımız için erkek devlet şiddetine direniyoruz.”

Her kazanım onları devlete karşı ayaklanmak için daha da güçlendirecek.

Boşanma ile ilgili de boşanmak isteyenlere arabuluculuk sistemine karşı çıkıyorlar. Onlara göre zaten evlilik olmamalı olduysa da kadınlar boşanmalı.

Aile danışmanı değil, şiddetten korunmak için sığınak istiyoruz.” diyorlar. Kadınlar evlerinde değil, sığınakta daha mutlularmış gibi.

“Kadınlar boşanmak istediği için öldürülüyor” diyorlar oysa kadınlar boşanmak istedikleri için değil boşanırken erkeğin her şeyini almaya çalıştıkları için öldürülüyor genellikle.

Bu tasarı ile birlikte nafakanın süreli olması konusu da gündeme gelecek deniyordu. Eğer bu konuda mecliste gündemdeyse nafaka mağdurları da seslerini meclise duyursunlar. Nafaka konusu da ayrı bir zulüm. İnşallah düzenleme yapılır.

“Bu tasarı böyle geçmez durduracağız” diyorlar. Eğer meclis bu feminist kadınlardan korkup bu teklifi de geri çekerse bizlerden bir daha oy istemesin. Bu kadınlardan oy istesinler.

Biz Ak partiye din ve devlet düşmanlarını baş tacı yapsınlar diye oy vermedik. Eğer yazdıklarıma inanmıyorlarsa feministlerin sosyal hesaplarına bakmaları yeterli olur.

Bütün hedefleri erkek düşmanlığı, aile düşmanlığı, din ve devlet düşmanlığı olan bu kadınların sosyal hesaplarından aldığım yürüyüşlerinde de slogan yaptıkları cümlelerinden bazıları. Çok edepsiz cümlelerini almadım.

 Erkek Düşmanlığı

Dünyayı tersine çevirmeye geliyoruz beyler haberiniz olsun! Ya o erk’ekliğinizi çöpe atacaksınız ya da biz sizi çöpe atacağız!

Leyla bir Özgecandır Ferhat katil.

Erkeklerin sevgisi her gün üç kadın öldürüyor.

Aile Düşmanlığı

Gez dolaş evlenme

Dolapta zıkkımın kökü, sokakta isyan var.

Tek sebebi evlilik!

Koca ne ayol 8 Marta gel

Babandır çiçek

Genel ahlak kimin ahlakı?

Namus mu kirletmeden duramam.

Bedenimiz hayatımız kararımız bizim aileniz sizin olsun.

Din ve Devlet düşmanlığı

Rejim yapma rejim yık

Erkek aklınıza da süpüreceğiz yasanızı da.

Her yer suç

Meydanlar sokaklar bizim

Erkekliğinizi de dinci gericiliğinizi de çöpe atacağız.

Erkekliği de dini de çöpe atmaya niyetli, kadın olmanın arkasına sığınan çoğu PKK ve Eşcinsel destekcisi olan bu feminist dernekler meydanı boş buldular. O halde biz de onlara bir dur diyelim.

Bir dur demeye bugün başlayalım. Bugün twitter da eylem duyurusu yaptılar. Duyuruları şöyle:

“Müftülük yasasını hızlıca geçirmeyi amaçlıyorlar bizler de 9 ekim pazartesi hayatımızı etkileyecek bu yasa karşısında sessiz kalmamak için saat 17:30 da #MüftülükYasasınaKarşıNöbete etiketiyle sosyal medya eyleminde buluşuyoruz. Aynı gün tüm kadınları milletvekillerine ulaşarak mail atarak sosyal medyadan etiketleyerek arayarak “Bu Yasalar Böyle Geçmez” demeye çağırıyoruz.”

Bizler de:

#MecliseHakveAdaletÇağrısı

 etiketi ile Vekillere sesimizi duyuralım. Vekilleri sosyal medyadan etiketleyerek, mail atarak, tanıdığı olanlar ulaşarak hak ve adalet istediğimizi Allah’tan gayriden korkmamaları gerektiğini hatırlatmalıyız.

Not: Cumhurbaşkanımız yoğun gündeminden dolayı küçük gibi duran aslında çok önemli olan bu konudan haberdar değildir diye düşünüyorum. Danışmanlarından birisi konuyu lütfen iletsin. Zira meclis şu anda çığırtkan feminist kadınlardan korkan güçsüz bir yapı çiziyor gözümüzde.

Not:Bu konu çok önemli lütfen duyarlı olalım ve haksızlık karşısında Müslüman duruşu nasıl olur gösterelim. Ayağınıza taş değmesini beklemeyin. Bugün ayağınıza değmeyen taş, yarın başınızı yarabilir. Allah bizleri Hak ve adaletten ayırmasın. Devlet büyüklerimize basiret versin.

www.cocukaile.net  Sema Maraşlı

 

Okunma Sayısı : 7.714

Yorum yapın

“Hükümet ve Feminist Kadın Dernekleri” için 22 Yorum

  1. Sadece Fatih diyor ki:

    Hacettepe Üniversitesinde Şiddet Atölyesi adlı bir seminer için yapılan davet metnini sizlerle de paylaşmak istedim.
    Dikkatli okursanız bu sözde kadın dostlarının aslında aile düşmanı olduklarını çok rahat görebilirsiniz. Daha üzücü olanı da yerel yönetimlerin ve yetkililerin de bu işlere çanak tutması. Aile bakanı kadına şiddete dikkat çekmek için bir futbol maçına misafir oldu mesela…Memleketimin belediyesi rozet dağıttı kadına şiddete hayır diye…
    Ben de soruyorum hangi şiddet neredeki şiddet diye…

    Metin aşağıda…

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Gününe yaklaşırken düzenlediğimiz etkinliğimizde ;
    25 Kasım ve Mücadele tarihinden bahsederken cinsiyet temelli şiddetin nasıl ve neden ortaya çıktığını sorgulayacağız.
    Şiddet nedir? Kadına yönelik artan şiddet olaylarının nedenleri ve sonuçları,mücadele yöntemleri…
    Flört şiddetinin farkında mıyız? Neler yapabiliriz ?
    Sivil toplum kuruluşlarının toplumdaki yeri ve şu anki işlevleri…
    Uluslararası şiddet olayları ve mücadele…
    Şiddetin “öteki” yüzü. LGBTİ bireylerine uygulanan şiddeti kadına şiddetten neden ayrı tutmamalıyız?
    Şiddetle mücadele kapsamında çıkarılan yasalar, izlenen hukuksal süreçlerin etkileri…
    Ve daha birçok konuyu birlikte tartışacağız.Etkinliğimize herkesi bekliyoruz.

  2. ibrahim diyor ki:

    insanımız çok saf.
    Sema hanım sizin bu yazdıklarını bütün milletimizin görmesi(farkına varması içini dışını bilmesi) lazım ama yok.

    ayrıca en zoruma gidense bu kişiler 18 yaş altında evlilik dışı her türlü zinaya karşı değilken bir tek evliliğe karşı halbuki evlilik olduğu zaman kadını koruma altına alıyor yasalar. ve hükumet yanlış kararlar verirken güçsüz kişilerin haklı tepkilerini hiiç önemsemezken bu batı uşaklarının haksız tepkisine göğüs geremiyor yazık ne diyeyim yazık.

  3. Uğur 017 diyor ki:

    Sosyal medya kampanyaları uzun vadede fayda verebilir ve bence de gereklidir, zira marufu (doğru olanı) emretmek ve münkerden (yanlış olandan) nehyetmektir. Ancak maalesef BİMER ve CİMER’e yazdıklarımız hükümete, seçilmiş devlet büyüklerine gitmiyor, fakat bu kadınlarla aynı kafada olan laikçi ve/veya Kemalist memurlara gidiyor. Onlar da bunlara abuk subuk cevaplar verip bunları sümen altı ediyorlar. Hatta muhtemelen bir yerlere aleyhimizde kayıt tutarak diyorlar ki “bu kişi bir dincidir, fırsatını bulursak bunun icabına bakalım”. İstedikleri kadar tutsunlar. Daha önce de aşağılanmış FETÖ’cüler tuttu…

    Maalesef demokrasi denen hükümet şekilleri aslında bürokrasidir, yani yerleşik memur düzeni ülkeyi yönetir, elbette yerleşik bozuk zenginlerle (plütokrasi ile) beraber.

    Elbette bunlardan korkacak değiliz. Daha önce de FETÖ’cüleri BİMER ve CİMER’e şikayet ettiğimde FETÖ’cüler beni not ettiler. Ama vız geldiler. Allah onları 15 Temmuz 2016 gününün gecesi hezimete uğrattığı için hiçbir şey yapamadılar. Allah onların ellerini bağladı. Kemalistlerin de ellerini bağlayacak.

    Ama şurası da gerçek ki BİMER ve CİMER ile büyük oranda boşuna uğraşıyoruz. Ülkeyi siyasilerden daha çok yöneten laikçi totaliter bürokratlar bütün çabalarımızı boşa çıkarıyorlar.

    Size iki BİMER maceramı kıyaslayayım da ibret alın. Bir defasında BİMER’e El-Kaide zihniyetli birilerini şikayet ettim ki bunlar internette anarşik El-Kaide fikirleri savunuyorlardı. Ekran görüntüsünü ve linki verdim. Cumhuriyet savcılığı hemen soruşturma açtı. Ne de olsa bu anarşikler “şeriatçı” idi. Hemen harekete geçildi.

    Sonra geçenlerde Kemalizm adına Müslümanlara söven ve onları tehdid eden bir internet şakisini şikayet ettim. Yine aynı şekilde ekran görüntüsünü ve linki verdim. Ama cumhuriyet savcısı efendi bana çok esaslı bir cevap yazdı. Efendim, BİMER bilmem hangi kanunun hangi maddesine göre sadece bilgi edinme içinmiş. Soruşturma açtırmak istiyorsam delillerimle beraber bizzat başvuraymışım. El-Kaide zihniyetliler yani onların tabiriyle “şeriatçılar” olunca hiç böyle demiyorlardı, hemen soruşturmayı başlatıyorlardı!

    Fakat nasıl ki eski kudretli FETÖ’cü bürokratlardan ve memurlardan korkmadık (ki birçoğu kripto olarak hâlâ iş başındadırlar) şimdi de laikçi totaliter olanlarından ve diğerlerinden korkmayız. “Diğerleri” dediklerim yeni FETÖ adayı bazı cemaat bozuntusu hiziplerdir ki onlar bazı bakanlıkları ele geçirme gayretiyle bizim gibi “reisçi” düz Müslümanlara zulmediyorlar. Dün işittim ki zavallı bir imamı iftira ile imamlık görevinden attırıp kendi hiziplerinden birini onun yerine getirmişler. Adamcağız bunu şerefine yediremeyerek felç olmuş. Allah FETÖ’cülerden hesap sorduğu ve daha da soracağı gibi onlardan da soracak. Hele hele laikçi totaliterler ki Müslümanları ve kendilerinin âmiri olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hâlâ aşağı ve düşman olarak görürler, Allah’ın izniyle en büyük düşüş ile düşecekler.

    Yalnız Allah Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu noktada gözlerini açsın. Hiçbir Eski Türkiye bürokratına güvenmemelidir. Alt seviyedekileri tanıyıp kontrol edemez, ama onların üst mertebedeki hâmîlerinin fişi çekilmeli artık, yoksa zararı hepimize olacak. Bürokrasi sil baştan “yerli ve milli” olarak oluşturulmalı.

    Bu arada, danışmanlarda da şunu görüyorum ki bazıları veya belki de çoğu pısırık insanlar olup yerleşik düzenin yani Eski Türkiye’nin kudretli bürokratlarından korkarlar. Hatta bazılarının zaten kendileri aslen yerleşik düzenin kudretli bürokratıdır…

    • Yahya diyor ki:

      Uğur Bey,

      Bilgi paylaşımınız için teşekkür ederiz.
      Keşke size esaslı cevap yazan c.savcısına sizde esaslı bir cevap yazsaydınız. Kanunen c.savsıcı re’sen hareket etmek zorundadır.
      Şikayet etmeniz şart değildir. Gerekli delilleri toplamak ve “şartlar oluştuğunda” dava açmak vazifesidir. Maalesef iş yoğunluklarından ve bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışından dolayı işi prosedüre döküyorlar. Hafta sonları şikayet için adliyeye gidiyordum, güvenlikten geçmek ölüm… niye geldiniz, evraklarınız var mı vs…. (tavla oynayacaktık, taşlarımı getirdim) Hafta içi zaten ayrı bir kepazelik..!

      Benzer vurdum duymazlık emniyet içerisinde de mevcut. Kaza oluyor, polis çağırıyorsun ekip göndermiyorlar… Karakoldan ekip çağırıyorsun, gönderecek ekipleri olmuyor..! 155’i arıyorsun istanbulun göbeğindesin yarım saate gelemiyor (trafiktendir) …
      Çok münakaşalarım oldu; “kadına şiddet olsa gelir misiniz” diyorum “gelmek zorundayız, abi” diyorlar. Bende “aile içi şiddet var; gelin!” diyorum ve öyle geliyorlar (şaka değil)

      kısacası düzelir mi? :(

  4. Sadece Fatih diyor ki:

    Dünya kadınlar gününde devletimizin kurumu tübitak, kadın ve erkeği eşit gördükleri için ve “bilim adamı” kelimesini cinsiyetçi buldukları için “bilim insanı” tabirini kullandıkları yönünde bir paylaşım yapmıştı…
    Kadınla erkek eşitse horoz ve tavukları, dana ve inekleri, koç ile koyunları da eşitleyelim. Hayvan hakkı diye bir şey var sonuçta…

    • Yahya diyor ki:

      Fatih Bey,

      Siz hiç hayvanlar alemi belgeseli seyretmiyorsunuz her halde…
      Karadul örümceği, işi bitti mi erkeğini yer
      Akrep çoğunlukla erkeğini sokarak öldürür ve yer
      Peygamber devesi, işi bitti mi erkeğini öldürür ve yer
      Bal arısı, karınca …. erkeğin değeri yok gibi bir şeydir…

      Diğer hayvanlarda da erkek pek makbul değildir zaten. Kesilen çevirmesi, kavurması yapılan %99 erkektir.

      Kısacası hayvanlar aleminde de erkeklerin pek bir kıymeti yoktur :)

  5. Sadece Fatih diyor ki:

    Bu yorumu yazdığım tarihte google arama motorunu kullananlar kız çocukları için özgürlük-#freedomForGirls hashtagini görmüştür. Youtube’da bir videoya yönlendiriyor. Sesi kapatarak hızlıca videoyu inceledim. Küçücük kızcağızlara sanki karşılarındaki insana küfredercesine bakışlar attırıp erkeksi hareketler yaptırarak resmen çocukları sömürmüşler. Kadınlara has zerafet ve incelik gibi kavramların yok edilip yerlerine neler konulmak istendiği çok rahat görebilirsiniz.

  6. esra diyor ki:

    Neden günlük akşam kuşağı (hepsi aynıda en çok onlar izlendiği için diyorum) haberlerinden nefret ettiğimi hergün iyice anlıyorum.
    Bu gergeksiz algısızlığın büyük suçu burda çünkü. alakasız bir başlık altında haberler, içerik başka haber başka, ortalama her kanalda aynı şey, akşam tv de gördüğüne her şeye inanıp tepki veren kalabalık.
    ­Müftüler nikah kıyacak; nedeni niçini hiç yok!
    RTÜK öncelikle şu haberlere bir el atsa ne iyi olur, yanıltıcı bilgi verene iyi bir ceza kesse keşke.
    Bu kadın hakları derneklerine karşı bir İNSAN hakları derneği açılsa keşke, birisi sırf erkek diye sırf kadın diye nasıl haklı olabilir? niye mağdur olabilir?
    Cezalar cinsiyetten azade verilemiyor ne yazıkki, erkekte bolca tahrik indirimi, kadında da bu mağdur edebiyatı var.
    Benim algıladığım adalet nedense bunlarla uyuşmuyor.
    Toplumda her durumda koruma altında olması gereken, öncelikli ayrıcalıklı hakka sahip olan bireyler vardır ama yetişkin bir eksiği olmayan, hür iradesi olan ne kadın ne erkekler değildir bunlar. Tacize kötü muameleye maruz kalan onca çocuk bu kadar konu edilmiyor nedense? çok iş çıkmıyor o kısımdan toplumumuzda galiba.
    Direk kadınların haklarını ezen bir yasa varsa bu kadın haklarına tecavüzdür, örneğin başörtüsü yasağı en güzel örnekti ama kimse çıkıp kadın hakları demedi??
    Müftü nikah kıyıyorsa hem kadını hem erkeği ilgilendiren bir durum nerde bunda öncelikli kadın hakkı? Bunların tartıştığı devlet görevlilerinden yokmu acaba hukuk bilen birileri.

    • mustafa _/) diyor ki:

      Kesinlikle medyanın toparlanması gerek. Zihinleri çürütüyor. İnsan aklını tarumar ediyor

  7. feyza diyor ki:

    Cimer’e az önce ben de yolladım Sema ablacım. Geri dönüş olursa bildiririm burada inşaallah.
    Duyarlılığınız için ve insanların da uyanışına yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim.
    Allah emeklerinizi zayi etmesin.

  8. Aadem diyor ki:

    Paralel devlete giden yolda neler yapıldı?
    1-PARALEL EGİTİM yapıldı eğitim politikaları devlet ve millet için değil su an devlet imiz ve milletimiz tarafından hain kabul edilen bir zümre için yapildi.Milletin çocuklarınin bir kısmı devlete öğretmen değil paralel öğretmen yapıldı.
    2-PARALEL EKONOMİ yaratıldı.Yaratmak ALLAH’a mahsustur ama yerine başka bir kelime dusunemedim.Bu ekonomide paralel firmalar kurularak devletten beslendi.Diger firmalar işletmeler ezildi.Tesviklerden en fazla paralel firmalar faydalandı, palazlandirildi.
    3-PARALEL SOSYAL DESTEK PROJELERİ olusturuldu.Güya sosyal destek projeleri kapsamında SODES projeleriyle kaynaklar yine çoğunlukla paralel sosyal destek kurumlarına gitti.
    4-PARALEL ADALET oluşturuldu.Devletin adalet mekanizması çöktü, devletin kanunları millet için degil paralelin talimatları doğrultusunda kararlar verdi.Haklilar haksız, haksizlar haklı oldu.Kadinlarin namusu erkekleri şerefi tazminata bağlandı ve ederim 5 para oldu.Zenginin namusunun ve şerefinin ayaklar altına alınmasının bedeli milyon lira olurken fakirinki 5.000 liralık oldu.Hakım ve savcıların bir kısmı devletin değil paralelin hakim ve savcısı oldu.
    5-PARALEL GUVENLİK oluşturuldu.Devlete ve millete hizmet eden emniyet personeli yerine bir kısma paralele hizmet eden emniyet personelleri yetiştirildi.ve bunlar milletimize kumpas yaptı.
    6-PARALEL SAGLİK oluşturuldu.Devletin kaynakları paralel sağlık kuruluşlarına akitildi.
    7-PARALEL DİS POLİTİKA oluşturuldu.Yurt dışındaki paralel kurumlar desteklendi.Turkce olimpiyatları, firmalar,egitim kurumları araç olarak kullanıldı.
    8-PARALEL MEDYA oluşturuldu ve silah olarak kullanıldı.
    9-Kismi olarak PARALEL ORDU olusturuldu ve bunlar PKK ya atmadiklari bombaları havadan ve karadan millete attılar.PKK lilari öldürmediler vatandaşımızı şehit ettiler.
    10-PARALEL DİN oluşturdular.Bu dinlerine gore musluman içki icebilir namazında kilabilirdi.kadinlar dekolte giyebilir başka erkeklerle kucak kucağa dans edebilirdi ve bu günah değildi.
    11-PARALEL YAPININ İSTEDİGİ CAMİYİ oluşturdu.Camilerin içine sandalye sıra koydular.Camiyi camiden başka bir tapınağa benzettiler ve hala devam ediyor sandalye ve sıra koymalar.
    12-PARALEL YAPİNİN İSTEDİGİ TESETTÜR GİYİMİ olusturuldu.Paralel yapı bunu ilk önce kendi okullarındaki kızlarda ve paralel kadınlarda uyguladı.Kadinlar başı örtülü, ağır makyajlı,daracik pantolonlu, vücut hatlarını olduğu gibi gosteren islamdan uzak bir kapanma içine girdiler.Öyleki muslumanlikla alakası olmayan PKK lı kadınlar bile paralel yapinin istediği tesettüre girdi.
    13-PARALEL YAPİNİN İSTEDİGİ KADİN VE AİLE yapisi olusturuldu.Milletimizin kadını namuslu,iffetli,ailesine ve kocasına bağlı iken namussuz, ailesini umursamayan ve evinin geçiminden başka bir dusuncesi olmayan kocasına karşı savaş haline getirildi.çocuklari için canını verecek kadınlar dogurduklari çocukları elleriyle bogacak,atesle yakacak ve çöp kutusuna atacak kadınlar haline getirildi.
    14-PARALEL YAPİNİN İSTEDİGİ ERKEK tipi oluşturuldu.Bu erkekler icinde namus ve şerefin hiçbir değeri yoktur.Ugruna mücadele edeceği aile, vatan, devlet, din,kadin gibi hiçbir kutsalı yoktur.Onlar için 15 temmuzda önemli olan karınlarının doymasi için marketlere hücum etmek ve bankamatik kuyruğunda beklemek,kariyla kızla gününü gün edip hayatını yaşamaktır.

    VE YUKARİDA SİRALANAN PARALEL YAPİ UYGULAMALARİNİN SONUCUNDA DEVLETİMİZİ VE MİLLETİMİZİ MAHFETMEK İSTEYEN PARALEL DEVLET YAPİLANMASİ ORTAYA CİKTİ

    PARALEL DEVLET bütün bu uygulamaları yasaları kullanarak ve kullanacağı yasaları paralel adamlarına cikarttirarak yaptı.Acilen milletimizi ve devletimizi mahfetmek için paralel yapının kullandığı tüm yasalar yürürlükten kaldırılmalı, milletimizin bünyesine uyan,aile yapımızı koruyan devletimizin devamını sağlayan yasalar çıkarılmalıdır.Aksi halde milletimizi millet yapan aile ve değerler mahfolacak, genç kadın ve erkekler uyuşturucunun, cinselliğin,maneviyatsizligin,kumarin girdabında kaybolacak ve gelecek nesillerimiz tehlikeye girecektir.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Bunların hepsi bir gecede oldu zaten. Bir sabah kalktık, aaa o da ne? Birden bire fetöcüler eğitim kurumlarını, finans kurumlarını, askeriyeyi, bürokrasiyi, kısaca ülkeyi ele geçirmiş…
      Burada boşa konuşuyoruz malum çok evvelden hükümetin içerisinde fetöcü kalmadığı bizzat Cumhurbaşkanımızca açıklanmıştı. Günümüz idaresindeki aksaklıkları fetö yapıyor diyorsak demek ki Cumhurbaşkanımız yanlış biliyor, yok siyasi ayağı temizlenmiş hükümette hiç fetöcü kalmadı diyorsak o halde hükümet ne yapıyorsa görerek bilerek yapıyor…

      • Uğur 017 diyor ki:

        Hükümet sadece birkaç kişilik bir grup. (Ak Parti milletvekilleri de birkaç yüz kişi.) Devleti hükümetten çok bürokrasi yönetir ve yüksek bürokrasi binlerce, hatta on binlerce kişiden oluşur, Cumhurbaşkanı hepsini tanımaz. Zaten asla söylemedi ki bürokraside ve hatta yüksek bürokraside hiç FETÖ’cü kalmamış olsun. Yalnız bazı bürokratlara aşırı güveniyor. İsim vermeyeyim. Ehli biliyor.

        Ve evet, özellikle ordunun ele geçirilişi bir gecede anlaşıldı. Meğerse bizim en laik ordu mensupları sandığımız, karıları en açık bikinileri giyen ve içkisiz duramayan adamlar (ve de açık saçık eşleri) FETÖ’cü şakirtlermiş. En harbi Atatürkçü ve laik ateist numarası yaparak Atatürkçü subayların gözünü boyamışlar ve orduyu ele geçirmişler. Bunu benim gibi siyasetten anlayanlar darbeden birkaç ay önce fark ettik. Çoğu kişi ise darbeyle beraber anladı.

  9. Yahya diyor ki:

    Sema Hanım,

    Ben sizin bir kısım yazınızı CİMER üzerinden gönderdim. Uzun bir yazınızın da linkini gönderdim. Hiç bir cevap gelmedi. En azından sn. Reis-i Cumhura talebiniz iletildi, yazınız okundu vs. şeklinde geri dönüş yapılsaydı…

    Kerimesi, Kadem’de…
    Aile sos. ve pol. bakanlığı, Ekonomi bakanlığı kadar gündemde…
    Medyanın 2./3. gündemi “kadına şiddet”…
    é bu kadarda habersiz değildir herhalde!
    illa enişteyle mi konuşacağız…
    Selam ve dua ile…

  10. ismet badem diyor ki:

    “Belli ki hükümetin içinde fetöcü bir yapı sinsi sinsi devam ediyor. “Aman feminist kadınları kızdırmayalım ne deseler yapalım” diye vekillerin kulağına fısıldayan” düşmanlarımız…” Bu cümleye karşı çıkıyorum. Her işi fetöcülere boca etmek asıl suçluları farkında olmadan gizliyor. Bu pisliklere meydan açanlar maalesef din diyanet diye oralara gönderdiğimiz kişiler. Sesleri çok çıkan azınlıktan korktukları için göz yumuyorlar ve belki şu an hiçbirisi fetöcü değil. İnsan eğilmeye başlarsa sonu gelmez, dik duran kaç kişi var hükümette…

    • .../nisa diyor ki:

      İsmet bey,

      Yorumunuza katılıyorum. Hatalarımızla yüzleşmek yerine olur olmaz her konuyu ya İsrail’e bağlıyoruz ya dış güçlere yada fetöye. Züccaciye dükkanına giren fili biri türlü göremiyoruz.

      • Zeynep diyor ki:

        Aynı yorumu yazmıştım genel olarak konu bu değil bir cümleyi alıp eleştirmek gibi olur diye geri sildim .Katılıyorum size

  11. hasan diyor ki:

    çünkü müftü çiftlere Allahın emir ve yasaklarını anlatacak.. işin içine lgbtlerin girmesi niyeti açıkça ortaya koyuyor.. . 15 yıldır kayıtsız şartsız oy verdiğim ve verdirttiğim ak parti artık benim için bitmiştir.. verdiğim ve emek verip verdirttiğim oylar haram zehir zıkkım olsun..
    savaş mı çıkacak? her söylemlerini yasalaştırdıkları, her emrini yerine getirdikleri vatan millet ve islam düşmanı kadınları cepheye sürsünler.. kılımı kıpırdatırsam namerdim.
    hiç unutmuyorum unutmayacağım.. ülkede 3 günde 65 şehit gelmiş, daha toprağa verilmeden, CB nın karısının eline kızının derneği bir not tutuşturmuş: ”ülkemizde kadınlar her gün yavaş yavaş ölüyor, öldürülüyor” yahu el insaf. 62 şehit ve hepsi erkek. ve daha toprağa verilmemişlerdi.. insanların aklıyla alay ediyorlar.. yemin ediyorum bunlar yüzünden ülkemden nefret eder duruma geldim..

    • adem diyor ki:

      Aynen kardeşim. cumhurbaşkanı çok yoğun çok yorgun yazık bir amerika bir avrupa koşup duruyor ülkesinin ekonomisi için. ama kızının derdi kadınlar kadınlar kadınlar. dünya kız çocukları diye bir gün var dünya erkek çocukları diye bir gün yok. sonra kızlara ayrımcılık var deniliyor. çocuk bunlar ya çocuk.. biz erkeler boş yere askerlik yapıyoz be kardeş geçenlerde bir hanım vatan sevgisi imandadndır dediydi. ıo zaman askerlike gidin başvurun isteyin talep edin hükümetten kadınları da askere almalarını. nasıl olsa hükünmet kadınların her istediğini hemen derhal yerine getiriyor. nerde imanınız ispat edin alın size fırsat. ama kadınların (pek azı müstesna) talepleri hep biz erkeklerin ezilmeleri boşanma nafaka tazminat erkekleri ezecek kanunlar vs vs. Salla gitsin savaş olursa en fazla ölüp şehit oluruz kurtuluruz bu rezil dünyadan kanunlardan ve yasalara karşı ezik durmaktan.

  12. Kadir diyor ki:

    Feministlerin ”erkekliğinizi çöpe atacağız” benzeri sloganları çokta; her işe talip isyankar feministlerin askerlikle ilgili bir sözleri yok ne hacetse….w

    • adem diyor ki:

      Bu lafla da zaten erkekleri kadınlara karşı kışkırtma yok mu? meydan okuma ve kadınları erkekelre karşı meydan okumaya davet yok mu? ne gerek var meydan okumaya. daha fazla kadın öldürülsün diye yapıyorlar bunu . çünkü dertleri sadece kendi ideolojileri. ve bu ideoloji sadece kanla besleniyor.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdandır. “ Hz. Ömer (R.A)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku