İnci Yeşilyurt Röportajı

İnci Yeşilyurt Aile ve iletişim Uzmanı.Aynı zamanda Aile Yaşamını Koruma Derneği Başkanı…Vitrinsizsiniz,Aşkım ayağını Denk Al,Kocacığım İstersem Kölem Olursun ve Benim Kocam Çok Zor isimli kitapların yazarı.Ailenin geleneksel yöntemlere dönerek yeniden düzelebileceğine inanan bir isim.Tv programının ismi de yaptıgı çalışmaları destekleyen bir isim bence.Evlilikler Bitmesin!Sitemizde sorularınızı yanıtlayacak bundan böyle inşallah…İsmini ilk kez duyanlar için işte röportajımız…

Sizin hikayenizle başlayacak olursak  siz karı- koca ilişkisine dair doğru bir yönlendirmeyle mi büyütüldünüz yoksa değiştirmek zorunda oldugunuz yanlarınızı mı farkettiniz?

Babam Arnavut, annem Trabzonlu. Evimizde herkesin fikrinin alındığı ama son kararı anne babanın verdiği bir yaşam biçimi hakimdi. En önemli hatırladığım anne ve babamın bizim yanımızda tartışmamasıydı. Asla bağırma sesi duymadık. Babam ve annem önemli bir eğitici oldu. Toplum içinde davranış kurallarından,  babanın masanın başına oturduğu düzenli akşam yemeklerine kadar yaşayarak öğrendik. Evimizde yaşayan anneannemizin bizde kalması için en çok babamın ısrar ettiğini hatırlamam ‘büyüklere saygı’ duyulmasının önemini göstermek için yeterliydi. Bakışlarla terbiye edildik. Yanlışlar bize ‘yapma’ emir kipi ile değil, zararları anlatılıp doğruları sunularak gösterildi.

Yıllar içinde herkes gibi benimde kişisel yanlışlarım oldu. Tabiî ki mükemmel değilim. Ama yanlışlarımdan utanmadan doğrulara çevirme gayretini seçtim. Yakınlarıma çok danışırım.

Siz bir iletişim uzmanısınız?Ama eşiniz değil?Evliliklerde ve ilişkilerde bir kişinin bile çabası pek çok şeyi  halleder mi?

Benim iletişim uzmanı olmam eşimin olmayışı değil, aile kurumuna bakışımız, anlayışımız ve birbirimizi tanımamız evliliğimizi mutlu sürdürüyor.  Ancak, yapı olarak iş hayatındaki profesyonelliğimin aksine ev hayatında geleneksel yapıda yaşayışım eşimi rahatsız etmiyor. Tam tersine memnun. Aslına bakılacak olursa evi yöneten kadındır.  Evlilik ve ilişkiler tek başına yaşanmadığı  için tek tarafın gayreti yetmez. Ancak ağırlıklı gayret toplumsal yapımız nedenyle kadındadır.

İşinizin en zor yanı nedir?

İşimin en zor yanı kişilerin çözüm yolunda çoğu kez kendi istekleri konusunda bencil yaklaşımlarıdır. Oysa, evliliğin kendi kuralları vardır. Algısını sadece kendi istek ve beklentileri doğrultusunda kullanmaya çalışan danışan en zorudur.  Olumsuzlukları olumluya çevirirken aile yapısını korumaya çalışmanın aslında her adımı zordur. Aşkla çalışmak gerek.

 

Kitap isimleriniz bir hayli ilginç…(Vitrinsizsiniz,Aşkım Ayağını Denk Al,Kocacığım, İstersen Kölem Olursun)En son kitabınızın ismi de” Benim Kocam Çok Zor”.Çok sık karşılaştıgınız bir tanımlama mı bu?Kocaları  hep zor mu kadınlara göre?

İlk kitabım VitrinSİZsiniz  2007 yılında yayımlandığında adeta olay oldu.  Eşimin ısrarları sonucu kaleme aldığım kitabım yok sattı. Kişisel ve kurumsal imaj ağırlıklı olan kitabın bir bölümünde ilişki ve evliliklere de değinmiştim. Okuyucu hala başucu rehberi tanımlamasını  kullanmakta.

İkinci kitabımın adını bir danışanımın eşine sarf ettiği sözden kaynaklanarak ve doğal olarak pazarlama katkısı nedeniyle Kocacığım İstersem Kölem Olursun ismi ile 2008 de yayımladık.  Ardından 2009 da Aşkım Ayağını Denk Al okuyucu ile buluştu. Kısa sürede ikinci kez basıldı.

2010 yılına geldiğimizde Benim Kocam Çok Zor isimli kitabım yayımlandı. Kitabın ismini hemen hemen her danışanımın eşinden bahsederken ‘Benim Kocam Çok Zor ‘ tanımlamasından yola çıkarak koyduk. Kocaları onların gözünde hep zordur. Çünkü kendi başlarına çözüm alamamışlardır. O zor adamın kendileri ile evlendiğini izah ettiğimizde motivasyonları artmaktadır. Evlilikte bazı istisnalar dışında zor diye bir şeyi kabul etmiyorum. Zor ve kolay bizim elimizde.

Benim kocam zor diyen birine adım atması gerekenin kendisi olduğunu nasıl anlatıyorsunuz?

Kocasının zor olup olmadığına önce ben karar veriyorum. Danışanın her kararı doğru olsa zaten problemi de çözer bana ihtiyacı kalmazdı. Adım atması gereken kadın veya erkek hangisi ise yaşadıkları probleme uygun çözümle birlikte yapılması gerekenleri anlattığımızda aklın yolu bir olduğundan kabul ediliyor.  Çözümleri uygulayıp uygulamamak her danışanın kendi kararıdır. Ama amaç aile birliğinin korunması yanında, problemlerin azaltılması ve mutlu bir evliliğe kavuşmaksa önerileri uygulamamak akıl dışı olur.

Evlilik öncesinde çiftler gerçekten birbirlerini tanıyabilir mi? Açık veriyor muyuz kişiliğimize dair yoksa hepimiz birbirimizi  tanıma döneminde  rol mü kesiyoruz?

Herhangi bir art niyet olmadan yapılan tüm evlilikler öncesinde çiftlerin birbirini tanıması mümkündür. Ama şu anda hedef evlenmek olduğu için kişiler adeta kendilerini pazarlama gayreti içinde. Bu yüzden sahte imajlar devrededir. Biz kişilere ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün diyoruz. Tabii gözümüz hep açık olmalı. Aşka kendimizi kaptırıp sadece gönlümüzün sesini dinleyerek değil.

Erkekler ve kadınların evlilikten beklentileri farklı mıdır?Kadın ne bekler?Erkek ne ister?

Kadının evliliğe bakışı ile erkeğin bakışı birbirinden farklıdır. Kadın ilgi, çoşku, anlayış gördüğü ilk günlerin tesiri ve özlemi ile aşkın süresini adeta son nefesini verene kadar uzatmaya meyillidir. Erkeğin ise hayalinde bir kadın tipi vardır. Bunun saç ve göz renginden çok davranışlarla ilgisi bulunur. Bazen sofrada kadının kendine eşlik etmesi, bazen cıvıl cıvıl bir kadın arayışı bile erkeğin aşkını etkiler. Erkeklerin genelde ‘keşke kadın olsaydım. Erkekleri avucumda oynatırdım’ söylemleri aslında kendilerinin aşka bakışını, ve erkeklerin istenirse ne kadar kolay aşık edilebileceğinin göstergesidir. Aşkın bitmesi aşamasında ülkemizde kadının daha sabırlı olduğunu görüyoruz. Erkek yeni bir aşka toplumun kendine tanıdığı kolaylıklar nedeni ile daha kolay başlarken, kadın çoğu zaman ayrılsa bile anılarla aşkı yaşatmaya devam eder. Buradaki aşk tanımlaması evlilik aşkından ibarettir

Bir evliliği tartışmasız, kavgasız götürmek mümkün mü?

 

Evlilik içinde olduğu gibi tüm hayat içinde sürekli mutluluk söz konusu değildir. Öyle olsa mutluluk anlamını yitirirdi. Ama önemli olan tartışmalarda bile saygıyı kaybetmemeye özen göstermek, kişilik saldırısı yapmamak ve sesimizi kontrol edebilmektir. Her problemi anında çözmek yerine, zamanını beklemek çözümü kolaylaştırır.

 

Türkiye’deki  evliliklerin en önemli sorunu nedir?

Evliliklerde en büyük sorun çiftlerin evlenmeyi bilmemesidir. Evliliği gezelim, eğlenelim, yorgan altında film izleyelim sananların yanı sıra, ‘biz birbirimizi seviyoruz. Her zorluğun üstesinden gelebiliriz’ duygu ve düşüncesi sanmaktalar. Oysa evlilik bu değildir, Evlilik, aynı hayat yolunda sırt sırta verip birlikte sonuna kadar yürüme başarısıdır. Yani daha evlenmeden önce kadının mı yoksa erkeğin mi yoluna girileceğine karar verileceği gibi, sırt sırta vererek eşimize yönelecek her türlü ve kişilerden maddi manevi saldırıları karşılayacaksınız. Saygı, ilgi, anlayış, fedakarlık sonucunda oluşan sevgi ile yürüyeceksiniz. Evlenince doğal imajların ortaya çıkması ile sorunlar başlamaktadır.  Türkiye’yi bu yüzden EVLİLİK VİZESİ kavramı ile tanıştırdım. Bu projeyi yani, evlilik öncesi eğitimi Türkiye’ye kazandıran ilk kişiyim. Bu konuda daha sonra bir çok kurum benzerini uygulamaya çalışsa da maalesef bizim Gaziosmanpaşa Belediyesinde uyguladığımız içerik ve program kadar başarılı olamıyor. Yine de gayretlerini beğeniyorum.

Sizin eşinizle ilişkinizde en çok dikkat ettiğiniz, eşime asla bunu yapmam dediğiniz şey nedir?

Saygısızlık ve onu mutlu etmekten önce kendimi mutlu etmekten kaçınırım.

www.inciyesilyurt.com

iletisim@inciyesilyurt.com

 

 Çok teşekkür ederim….

 

Yorum yapın