Kadın-Erkek Eşit mi?

04 Kasım 2017İbrahim Halil Er2 Yorum »

1493289119_1740666Kadın ve erkek, karı ve koca arasındaki tüm sorunlar anlaşmazlıklar ve geçimsizliklerin temel nedeni kadın ve erkeğin eşit kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır.

İnsanlar ne kadar mücadele etseler ve ne kadar siyasi gücü arkalarına alsalar da Allah’ın eşit yaratmadığını eşit hale getiremezler. Zaten eşit yaratılmış olsaydı fıtrata da aykırı olurdu. Hiç elma ile armut eşit olur mu?

Temelde kadın ve erkek eşit kabul edildiğinde tarafların birbirlerinin seviyesine inmeleri gerekirdi. Burada da yaşanan o olmaktadır. Ya erkekler metro seksüel adı altında kadınlaşarak, kadınların değer yargılarını ve yaşam tarzını benimseyecek, ya da kadınlar erkeksileşerek erkek değer yargılarını benimseyecektir.

Kendilerine kadın cinsiyetinin özelliği hatırlatıldığında bile hemen kırmızı görmüş boğa gibi saldırıya geçecekler, bir anlamda kadınlıklarının ve bunun arka planındaki iffetin hatırlatılmasına tepki göstereceklerdir.

 

Hâlbuki bütün bunlar yanlış ve fıtrata aykırıdır. Kadın, kadın olduğu için, erkek de erkek olduğu için güzeldir.

Kadının beğenmediği kadınsal zaaflar, onun kişiliği ve güzelliği iken, bugün erkek çocuklarının beğenmediği kılları (birçok erkek ve ergen erkekler kıllarından kurtulmak ve tüysüz olmak için lazer seanslarına katılmakta, ilaç kullanmaktadırlar) onun fıtratı, süsü ve güzelliğidir.

Karı koca arasındaki ihtilafın da temel nedeni bu eşit kabul etme ve kadının eşit olma mücadelesidir. Bu durumun yaşattığı en önemli sıkıntı erkeği ile güç yarışına giren kadının daha çok yıpranması ve psikolojisinin bozulmasıdır.

Hâlbuki kadın fıtraten naiftir. Başını dayayacağı bir yastık ve omuz onu güçlü kılar. Erkeğiyle yaptığı mücadele atakları onu gittikçe kimliğinden ve kadınlığından uzaklaştırdığı gibi evde sonu gelmeyen tartışmalara ve sorunlara da yol açar.

Aynı şey erkek için de geçerlidir. O da bir kadının şefkatli yüreğine, sabrına ve sığınacağı bir limana ihtiyaç duyar. Bu onu sakinleştirdiği gibi hayata tutunmasını ve mutlu olmasını sağlar.

Fakat evde, erkekleşmiş bir kadınla karşılaştığında bütün dayanak noktaları da yok olur. Kendisi gibi davranan ve bunu özgürlük/eşitlik olarak gören bir kadın vardır artık karşısında. Aslında bir kadın değil de kadın kılığında bir erkek vardır karşısında… Sanırsınız ki aynı evi paylaşan iki erkek olmuşlardır.

Sığınacağı bir liman bulamayan erkek, denizde fırtınaya yakalanmış bir gemi gibi yalpalar, rotasını şaşırır, sonunda bir kayaya çarpıp batabilir. Onun tepkisi ve belki de agresif davranışı batmak üzere olan bir insanın avazı ve can havlidir.

Ama kadınlar ve kadın dernekleri dünyayı sadece kadınlar olarak gördüğünden, erkeğin bu çırpınışını bir erkek egemenlik mücadelesi ve şiddet olarak algılayıp saldırıya (yani erkeklerin yaptığı gibi hareket ederler) geçerler. Hâlbuki, kadın ve erkek mücadelesinde kadının erkek tavrını seçmesi yerine kendi doğal fıtratı gibi davransa, yani kadın gibi davransa (yani süzülmüş gözler ve şefkatli bir ses) erkeği bu savaşta mağlup eder.

Evlerde kadınlarımız erkeklerle hâkimiyet mücadelesine girerek fıtrata aykırı davranmaktadırlar. Eğer bir kadın erkeği yönetmek ve ona hâkim olmak istiyorsa erkeğin çok iyi bildiği erkeksi yöntemlerle değil, doğrudan kendisi olmakla başarılı olur. Zaten bizim kültürümüzde evi dişi kuş yapar ve evde kadının mutlak egemenliği söz konusudur.

Hiçbir erkek evin iç işleyişiyle doğrudan uğraşmayı tercih etmez. Onun yemeği hazırsa, kendisine güler yüz gösteren bir eşi varsa gerisini düşünmez. Çünkü erekler detaycı değildir. Kadınlar detayı görürken erkekler geneli görür. Bu nedenle kadınların korktuğu evin hâkimiyetini kaybetme olayı aslında yaşanmaz. Erkek eve değil karısına odaklanır.

Kadın, erkeği yönetir ama bunu kadınca ve kadın silahlarıyla yapar. Ne zamanki feminist etki ile hareket edip erkek silahına kullanmaya başladıysa bu mücadelede yıpranmış olarak çıkmıştır.

Bu işin en büyük sakıncası ve mağduru çocuklar olacaktır. Çünkü kadın erkeği dönüştürmek, kadınsılaştırmak isterken, erkek çocukları da kadınsı unsurlara yönelecek ve bu durum toplumun ilerlemesini ve gelişimini durduracaktır.

Çünkü toplumlar kadınsılaştığında yani medeniyetler kadınsılaştığında zevale yaklaşır. Erkeksi testosteronun güçlü olduğu (İbni Haldun buna asabiyet nazariyesi diyor) başka bir unsur tarafından yok edilir…

Ev deyip geçmeyin. Her şey evde başlar ve orada yok olur. Muhakkak ki en zayıf ev örümcek evidir. Yani içinde huzur olmayan evdir. Şunu bilmeliyiz ki kadın ve erkek fıtratlarına uygun davrandıklarında mutluluk gerçekleşir…

Milli Gazete

Okunma Sayısı : 995

Yorum yapın

“Kadın-Erkek Eşit mi?” için 2 Yorum

  1. İsa diyor ki:

    Günümüz kadını tanrıdır. Özellikle de başında başörtüsü varsa bir de ilahiyatçı ise tam bir tanrıçadır. Kadınlar artık güçlü erkek istiyor paran varsa erkeksin, paran varsa adamsın gibi..Ama erkeklerin kendilerine gelince…Ha bu arada bu kadınları İslamcı erkekler çıkarttı yetiştirdi. Bunların fabrikası İlahiyat fakülteleridir..

  2. gulpembe diyor ki:

    aslinda kadin ve erkek esit degildir demiyor bu yazi. kadin kadin olarak erkek erkek olarak kalirsa esit olurlar demis oluyor.
    yani kadin herhalukarda kocasini belli etmeden cekip cevirmek icin gerekli kadinca inceliklerle bezenmis olarak dunyaya geliyor. cocuklarin evcilik oyunlarina baksaniz,oyun basroldeki kiz cocugunun hayalindeki gibi kurulur ve devam eder, kucuk kiz hemen baba rolundekine “sen simdi yemegini ye ,ise git”, cocuklara “sen simdi oyna sonra eve gel”..diye direktifler veriyordur.

    ve bence en guclu erkekler dahi dis dunyadan yuvasina dondugunde kendisini birakabilecegi akilli ve nazik bir kadin gormek istiyorlar. yani evde patron zaten kadin, yeterki duygularini kontrol etsin, asabiyetten uzak kalabilsin.ve tabiki en onemlisi evdekilere, herseyin aslinda “erkegin istedigi gibi oluyormus” hissi verdirebilsin:)

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Mutlu bir evliliğin reçetesi gayet basittir: Birbirinize karşı oldukça nazik davranın.” ( Marie France)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku