Kadın ve Süslenme

21 Mayıs 2013Sema Maraşlı118 Yorum »

430566_308685999187023_1816551280_n3-150x1501Kadınların erkekleşmesi konusu ile ilgilendiğim günden beri  kadınların süslenmesi mevzu ilgimi çekiyordu ve araştırıyordum. Kadını erkekten ayıran en belirgin özelliklerden birisidir süslenme. Geçen aylarda Fatih’te İnkilab (sonu b ile olan p ile değil) kitapevinde aynı zamanda kendi yayınları “İnkilab Yayınları”ndan “Hz. Peygamber Devrinde Kadınların Süslenmesi” isimli kitabı görünce hemen aldım. İlahiyatçı yazar Fatımatüz Zehra Kamacı tarafından yüksek lisans tezi olarak yazılıp kabul görmüş bir kitap. Peygamber dönemi hanımların süslenme konusunu her yönden ele almış. Ben kendi adıma çok şey öğrendim, okunmasını tavsiye ederim.

Öncelikle Rabbimiz süsü seviyor. Kainatta çiçekleri, böcekleri, yeryüzünü, gökyüzünü, her şeyi süslemiş. İnsan cinsinde de kadını süslü yaratmış. Kadın ve süs konusunda kafamızda genel olarak şöyle bir algı var. İlim ehli, dindar kadın ağır başlı, sade ve süssüz olur. Ne kocasına süslenir ne de diğer kadınların yanında süslü olur. Bir kadın süslü ise onu daha dünyaya ait görürüz. Oysa Peygamberimizin eşlerine ve sahabe hanımlarına baktığımız zaman bunun hiç de öyle olmadığını görüyoruz. Bizim nesil ve önceki nesil tesettüre dikkat edelim derken süs konusunu çok ötelemişiz. Günümüz genç kızları ve hanımları ise her ne kadar dışarıda süslü olsalar da evde genellikle kendilerine dikkat etmiyorlar.

Kadının fıtratında süslenme ve kendini beğendirme arzusu var. Fakat bu arzu bizim toplumumuzda kız çocukları küçük yaştayken bastırılıyor. Kız çocuğu süslenmek ister; annesinin ayakkabılarını giymeye çalışır, boyalarını sürmeye çabalar, engel olunur. Geçenlerde bir anne şöyle bir soru sordu: “Üç yaşında kızım süslenmek istiyor fakat ben korkuyorum bu yaşta süslenirse ilerde ne olur?” diye. Merak etmeyin ilerde kötü bir şey olmaz; tam aksi süs arzusu dengeli bir şekilde yol almış olur. Kız çocuğu elbise etek giymek ister aman pantolon daha rahat diye pantolon giydirilir. Çocuk pantolon giymeye alışır. Yavaş yavaş büyüdükçe fıtratı bozulmaya doğru gider ve süslenme arzusu başka yönlere kaymaya başlar.

Bizim kadınlarımızın çoğunda aşırı bir şekilde evini süsleme merakı var. Her eşyanın en iyisi, en kalitelisi ve gösterişlisi olsun istenir. Salonlar müze gibi kullanımı zor; fakat gösterişli eşyalarla doldurulur ve kapısı kapanır misafirden misafire açılır. Kimilerinde aşırı bir temizlik merakı vardır. Sürekli ev temizler, lavabo ovar, cam siler. Kimin de abartılı bir yemek yapma hevesi vardır. Her gün çeşit çeşit yemek yapar, börek açar, mantı yapar. Fakat süslenmeye gelince evden çıkarken kendini gösterir; kadınlarımız düğünlerde, bayramlarda, günlerde ne giyeceklerini ne takacaklarını şaşırırlar.

Galiba küçük yaşta bastırılan süslenme ve beğenilme arzusu eşyada kendini gösteriyor ve gösterişe dönüşüyor.

Öncelikle şunu kabul edelim. Bizim kültürümüz kadın yetiştirmiyor. Bizler askere gidecek er gibi yetiştik. Ne kadın olmak ne de karı-koca ilişkisi ile ilgili bir hanım neleri bilmeli hiç birini öğrenmedik. Ne öğrendiysek deneme yanılma yoluyla ya da kitaplarla. Bize kadınlık adına öğretilen; ev işi, temizlikten başka bir şey değil. Biz de bunları öğrenince kendimizi kadın zannettik.

Arap kültürü kadın yetiştiriyor. Kız çocukları küçük yaştan itibaren annelerini ve etraftaki kadınları gözlemleyerek, süslü giyinerek, onları modelleyerek büyüyorlar. Bir Arap genç kız ergenlik yaşına geldiğinde bir kız kocası için nasıl süslenmeli, nasıl giyinmeli, erkeğe nasıl davranmalı, erkek sinirlenirse nasıl yatıştırmalı, bunları öğrenmiş oluyor. Bütün bu süslerin yanında onlar kafaları boş hanımlar değiller; gayet takvalı, bilgili, ilim ehli hanımlar. İlmin ve süsün bir arada olabileceğini gayet güzel gösteriyorlar.

Bizim dini kitaplarımızda başta Hz. Aişe’nin olmak üzere Peygamberimizin eşlerinin ve sahabe hanımlarının mücahide yönleri anlatılır; fakat onların kadın olarak nasıl kadınlar olduğu, nasıl eşler olduğunu pek anlatılmaz. Bu yüzden “Hz.Peygamber Devrinde Kadınların Süslenmesi” kitabı sahabe hanımları ile ilgili bilmediğimiz yönleri çok iyi anlatmış.

Kitapta Peygamberimiz dönemindeki hanımların: Saç temizliği, bakımı, saç boyası, yüz bakımı, göz makyajı, diş bakımı, vücut temizliği, koku sürme, el ve ayak bakımı, kıyafetlerde boya, süs, desen ve kadınların kullandıkları takılar ile ilgili bilgiler var.

Öncelikle Peygamber Efendimiz hanımları süslenmeye teşvik etmiş. Kitabın bütünlüğüne bakınca iki sebep öne çıkıyor. Peygamberimiz hem kadınların fıtratlarının bozulmaması ve erkekleşmemeleri için süslenmelerini istemiş hem de kocalarına güzel görünmeleri için. Bu yüzden kadın evli olmasa bile ev içinde süsüne giyimine dikkat etmesi gerekiyor. Evli ise zaten süslenmesi emredilmiş.

Yakın zamanda yazdığım bir hadis-i şerîf vardı bu konu ile çok alakalı olduğu için tekrar yazacağım, tekrarda fayda vardır. Allah Rasulü şöyle buyuruyor “Allah’(c.c) a ve âhiret gününe iman eden bir kadının ölü için üç günden fazla yas tutması helal değildir. Sadece kocası için dört ay on gün yas tutar.” (Buhari, Cenaiz 31- Talak 46)

Peygamberimizin hanımı Ümmü Habibe, babası Ebu Süfyan vefat ettikten sonra ve yine hanımı Zeynep binti Cahş kardeşi vefat ettikten üç gün sonra güzel koku sürünüp “Canımız istediği için değil fakat Allah resul’ü böyle emretti” deyip yukarıdaki hadis-i şerîfi nakletmişler.

Peygamberimiz biata gelen bir kaç hanımın biatlarını ellerinin bakımsız olması ve erkek eline benzemesi yüzünden almamış, hanımlar gidip ellerine bakım uyguladıktan sonra gelmişler. (Bir ilahiyat tezi olması hasebiyle kitapta bolca dipnotlarda açıklama var ve hadislerin kaynakları tek tek belirtilmiş.)

Bir keresinde de Peygamberimiz ona bir şey uzatan bir hanımın verdiğini almamış.

“Bu kadın eli midir erkek eli midir?” diye sormuş. Kadın: “Kadın eli ya Rasulallah” dediğinde

“Öyle olsaydı tırnaklarına kına sürerdi.” diye cevap vermiştir.

Hz.Aişe biat esnasında kadınların el ve ayaklarını desensiz şekilde boyayacakları konusunda söz verdiklerini ifade etmiştir. Görünen yerlerde kına yakarken dövme gibi desenler yapmak yasaklanmış. Kadınlar açıkta görünen yerlerine desensiz boya; el, yüz ayak dışında görünmeyen yerlerini desenler yaparak boyamışlar.

Hz. Aişe Hz. Peygamberin hanımlardan ellerini erkek eli gibi kurutmamalarını istediğini bildirmiş. Peygamberimiz bir hanıma ellerine boya sürmezse elinin sertleşeceğini söylemiş.

Başka bir misal: Hz.Peygamber biata gelen ve ellerine boya kullanmayan kadına bunun nedenini ve evli olup olmadığını sormuş. Kadın evli olduğunu söyleyince boya kullanmasını söylemiş ve şu tespitte bulunmuş. “Kadın boya kullanırsa bekarsa kısmeti açılır, evliyse eşinin beğenisini kazanmayı amaçlar.”

Kadınlar o dönem el ve ayak bakımı için süt, hurma, vers, safran gibi maddelerden el ve ayakları yumuşatıcı doğal kremler yapıp kullanıyorlarmış.

Hz.Peygamber ısrarla kadınlarla erkeklerin hal ve hareketlerle giyiniş tarzı ve benzeri hususlarda birbirlerine benzememelerini kuvvetle vurgulamış. Bu uyarılar neticesinde altın, ipek, kırmızı ve koyu tonda sarı renkli elbiseleri erkekler kullanmayı bırakmışlar.

Peygamberimizin hanımları evlerinde daha çok pembe ve kırmızı tonlarda elbiseler giyiyorlarmış.

Ümmü’l Âliye bin Eyfa çeşitli sorular sormak için Hz.Aişe’nin yanına gidiyor. Hz.Aişe’nin üzerinde açık kırmızı renkte bir elbise olduğunu anlatıyor. Tam ayrılmak üzere iken Hz. Aişe “Hanımlara eşlerini ihmal etmemeleri” konusunda uyarıda bulunuyor. Bahsi geçen uyarıyı yaparken Hz.Aişe’nin üzerinde kırımızı elbise olduğunun belirtilmesi Hz Aişe’nin sadece sözleri ile değil giydikleri ile de süslenme konusunda örnek olduğunu gösteriyor.

Hanımlar süslenmeyi sadece evin içinde yapmamışlar. Sefere çıkarken, hacca giderken de tesettürlerinin içinde süsü ihmal etmemişler. Hemen herkes bilir teyemüm âyeti bir seferden dönerken Hz.Aişe’nin gerdanlığının kaybolması sebebiyle susuz bir yerde olduklarından gerdanlığın aranması sırasında abdest alacak su bulunmaması sırasında inmiştir.

Hz. Aişe hanımların hac için Mekkeye giderken alınlarına sük denilen bir koku sürdükleri ve yolculuk sırasında sıcağın etkisi ile kokunun yüzlerine aktığını anlatıyor. Boya yüzüne akan Hz.Aişeye Peygamber efendimizin “Esmercik!” diye hitap ettiği, yüzünün renginin güzel olduğunu söylediğini rivayet edilmiş.

Yüzlerine renkli kokular sürüyorlar. Zaten koku ayrı bir kültür. Sürmelerinin içine bile koku katmışlar. Saçlarını yıkadıkları ve taradıkları suların içine güzel kokular katmışlar. Elbiselerinde kokular var fakat bu kokular üzerine su serptiğinde yayılan kokular. Koku konusunda Hz.Peygamber “Evden çıkarken kadınların erkekleri etkileyecek keskin ve etkileyici kokular kullanmalarını yasaklamış.”Kadınlar dışarıya yayılmayan hafif kokuları hep kullanmışlar.

Sürme kullanımı ayrı bir öneme haiz kadınlar arasında. Sürme kullanmayan kadınlara “merha” deniliyor. Hz. Aişe Hz. Peygamberin gözlerine sürme çekmeyen hanımlarla (merha) ilgili düşüncelerinin olumlu olmadığı ifade ediliyor. Hz. Peygamber hanımlara özellikle “İsmit sürmesi” tavsiye ediyor ve “görmeyi kuvvetlendireceğini ve kirpikleri gürleştireceğini” söylüyor.

Sürmenin dışarıda kullanılıp kullanılmayacağı konusu benim uzun zamandır araştırdığım bir konu. Çünkü evde sürme çekince dışarı çıkınca da gözde kalıyor. Dışarıda caiz değilse evde de kullanamıyorsunuz çünkü ne zaman dışarı çıkacağınızı bilemezsiniz. Ben sürmeyi yasaklayan hiç bir hadis-i şerîfe rastlamadım. Kitapta bu konu ile ilgili bir fetvalara yer verilmemiş fakat kocası ölen kadınların sürme çekmek için Hz. Peygamber’den izin istemelerine bakarak sürmenin dışarıda kullanıldığı ortaya çıkıyor. Kocası ölen kadını hiç bir erkek görmeyecekse sürme niçin yasaklansın?

Ümmü Seleme’nin eşi vefat ettiğinde Hz.Peygamber sürmeyi terk etmediğini görünce uyarmış ve sadece gece sürebileceğini gündüz sürmemesini söylemiş.

Fakat buradan kimseye fetva vermiş durumda kalmayayım konu ile ilgili bilgi sahibi olan ilahiyatçılarımız bizi bilgilendirsin.

Takı konusu ayrı bir öneme haiz Arap hanımlarında. Hanımlar küpe, kolye, bilezik, el ve ayak parmaklarına yüzük ve ayak bileklerine bileklik ya da halhal kullanılıyordu.

Halhallara ses çıkarsın diye taşlar takılıyormuş, ayak yere vurularak dikkat çekerek yürünüyormuş bu yasaklanmış.

Altın takılarla ilgili Hz.Peygamber ara ara hanımları uyarmış. Bazı hadis alimleri bu konuya Müslümanların ekonomik olarak sıkıntıda oldukları dönemde altın takıların yasaklandığı sonra kadınlara serbest bırakıldığı şeklinde bir açıklama getirmişler. Bazı alimlerde kadınların altının zekatını vermeyi unutmaları halinde vebali yüzünden kadınlara peygamberimizin altın yerine gümüşü sarartıp altın gibi kullanmalarını tavsiye ettiği açıklamasını getirmiş.

Bir seferinde Hz.Peygamber kadınlara altın takı kullanmamaları yönünde telkinde bulunuyor. Bir hanım “Altın takmazlarsa eşlerinin onları beğenmeyeceğini” söylüyor. Peygamberimiz bu sözler karşısında gülümseyerek “Gümüş takıları safranla sarartarak” kullanmalarını tavsiye ediyor.

Arap hanımları midyelerden, deniz kabuklarından, inci ve mercandan ve değişik taşlardan, bitki tohumlarından, olgunlaşmamış hurmaya varıncaya kadar pek çok malzemeden takılar yapıp kullanmışlar. Ayrıca ticaret yoluyla gelen fildişi, kaplumbağa kabuğu ya da hayvan boynuzlarından yapılan bilezikler, kolyeler, küpeler kullanmışlar.

Hz. Peygamber biat için gelen Ümmü Sinan el-Eslemiye isimli bir hanıma deri parçasından dahi olsa bileğine bir şey takması gerektiği şeklinde bir uyarıda bulunmuştur.

Ümmü Fadl’ın Enes bin Malik’e sorduğu soru kadınların takı kullanmasına ne kadar önem verildiğini çok iyi anlatıyor. Ümmü Fadl: “Bir kadının kolye takmaksızın namaz kılıp kılamayacağı” soruyor. Enes bin Malik: Hz. Peygamberin tavsiyesine uygun olarak kadınların deriden dahi olsa takı kullanılması gerektiğini ifade ediyor.

Takıların süslenme dışında kadın ve erkeği dış görünüş olarak birbirinden ayıran unsurlar olduğu görünüyor.

Hz. Peygamber kızı Fatıma için hayvan mafsallarından bir kolye ve fildişinden bilezik sipariş etmiş. Hz. Aişe’nin üzeri altınla süslenmiş iki gümüş bilezik kullandığı anlatılıyor. Ayrıca kitapta diğer eşlerinin kullandığı takılarla ilgili bilgiler var.

Mekke’ de ve Medine’ de kuaför hanımlar var. Hz. Haticenin kuaförünün adı Ümmü Züfer. Bunun dışında Medine’de başta Ümmü Rile olmak üzeri mâşita denen gelinleri ve hanımları kocaları için süsleyen saç ve vücut bakımı yapan hanımlar varmış.

Kısacası Hz. Peygamber döneminde canlı ve renkli bir süslenme kültürü varmış. Bizim de onları örnek almamız gerekiyor. Seminerlerimde hanımlara soruyorum:” Kaç hanım akşam kocasını saçını başını tarayıp, bir sürme çekip, güzel bir elbise ya da etek giyerek hoş bir hal ile karşılıyor?” dediğim zaman beş yüz kişilik salondan on ya da on beş kişi ancak çıkıyor.

Neden acaba? Erkekler için görselliğin önemli olduğunu biliyoruz da hâlâ neden her gün kocalar eşofman üstü tişörtle karşılanıyor? Tamam ev işi yaparken rahat kıyafet de koca gelecek zaman kıyafet değiştirilemez mi? Her gün olmasa bile hiç olmazsa haftada üç dört gün süslenip koca güzel bir şekilde karşılanamaz mı? Komşumuz dahi haber verip geldiğinde üzerimize çeki düzen veriyoruz da kocaların komşu kadar kıymeti mi yok? Ya da ele güne, düğüne, bayrama, dışarıya çıkarken süsleniyoruz da kocaların el gün kadar değeri mi yok? Yoksa süslenmenin ne kadar önemli olduğunu mu bilmiyoruz?

Bunun için illa ki evli olmak gerekmiyor. Bekarların da kendini kadın hissetmek için süslenmeye kıymet vermesi gerekir. Kız çocuklarımızı küçükken güzel giydirmeye çalışmalı, elbise etek giydirmeye gayret etmeli, süslenme arzularını bastırmamalıyız, diye düşünüyorum.

Velhasıl kadın ve süslenme konusunda daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz “Hz. Peygamber Devrinde Kadınların Süslenmesi” kitabını tavsiye ederim.

www.cocukaile.net  Sema Maraşlı

 

 

 

 

 

Okunma Sayısı : 51.932

Yorum yapın

“Kadın ve Süslenme” için 118 Yorum

  1. Nursel dedi ki:

    Hocalar varken size mi dustu surmenin hukmunu vermek

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Ne oldu, süs konusunda yaran mi var? Veya Kuran aheflerini sadece hocalar anlar, siz anlamaziniz diye bir ayet. varda bizim mi haberimiz yok?

    • Aadem dedi ki:

      Hangi hocalar, syn.bayan nursel
      Nihat hatipoglu zekeriya beyaz hayrettin karaman gibimi hocalar.onlari ve onlar gibi olanları gördüğümde günaha girmemek için tvde kanal değiştirip hayvan belgesellerini izliyorum.

  2. Öztürk dedi ki:

    Estetik ve zerafeti kaybetmiş bir toplum olmuşuz.Kadın ve erkek temiz ve bakımlı olmalı hele hele kadın bu konuda daha titiz olmalı.Bazı noktalarda göstermiş olduşu titizliği temiz ve bakımlı olmada da göstermeli .Kadın mutlak surette süslenmesini ihmal etmemeli .Kocasının yanında sürekli olarak bakımsız duran bir kadın kadınlık görevini ihmal ediyor demektir.Dışarıya giderken gösterdiği dikkat ve rikkati kadın evinin içinde de göstermediği sürece kocasına ve ailesine karşı tam manasıyla saygılı olduğu söylenemez.

  3. Fatıma dedi ki:

    Benim bildiğim-sorduğum eller mahrem olsa bile ellere takılan yüzük ziynettir ve haramdır yabancı erkeğin görmesi. Gerçi Sema Hanım da araştıralım falan demiş ama, dayanaklarıyla bu konuyu sonuçlandırsak aslında ne hoş olur.

  4. feyza-huzur islamda dedi ki:

    Sa.kadın ve süs (2) bu konu ucu açık herkesin kendi yaşam tarzına göre yorumlanabilecek bir duurmdur.ayrıca bakım içinde durum aynıdır..kimisi her gün bakımlı olur bu onu mutlu eder kimisininde aralıklarla yapması ona yeterli gelir..herkes kendi ihtiyacına göre eşinin istek ve arzusuna göre hareket eder ..kimi eş hanımının her gün makyajlı isteyebilir kimiside hanımının yüzündeki tebessümü kendisine yeterli bulur..kimi cimridir hanımı alsın yakıştırsın istemez kimide bakımlı olsunda ne alırsa alsın der..kimi erkeğe eşinin kokmaması daha önemliyken kimisininde napolyon gibi ıkı hafta yıkanmamış bir vücud kokusu mis gibi gelir..mevsimine göre de düşünücek olursak kışın duş sayısı az iken yazın hergün banyo yapılabılir hatta kimi insanın vucudu durduk yerde koku üretiyordur sürmediği parfüm yapmadığı bakım temizlık yoktur ,çünkü bu kokuşmuş halden kurtulmak hergün temizliği gerektirir başkasını rahatsız etmesindeyse hergün hatta günde ıkı üç defa yıkanması genel çevre açasından daha yararlı olur..bu durum herkesin kendi günlük yaşam tarIyla alakalı bir durum diye düşünüyürum ama değişmeyen belki şudur kim olursak olalım ister erkek ister kadın öncelıkle temiz olmalıyız çünkü dinimizinde bize emrettiği budur Temizlık imandandır diye..ibadetlerin kabulü manevi. Mertebelere ulaşmak vesvese gibi evhamlardan uzak kalmak için bu şarttır..örneğin banyonun tuvaletin temizliği bu kapsamda çok mühimdir bize söylenen şeytanın ve cinlerin en çok sevdiği yerler kirli bir lavabo ortamıdır banyolardır ,bundan dolayı bir mümin zaten her zaman temi ve pak olmalıdır dünyasını dinine göre yaşayan zaten içide temiz dışıda temiz olur her yaptığı temizlık için ecir vardır buna inanır ,dinini dünyasına uyduran ise bedbaht olur,sadece süsle zaman harcamak gibi..bu mevzuyu böyle düşünebiliriz ..vesselam

  5. asum dedi ki:

    sema hanım harika konuya değinmişsiniz gercekten cok yararlı oldu her hafta toplandıgımz sohbet grubumuzda yazınızı mutlaka okucam ınsallah. sizi tebrık edıyorum Allah başarılarınızın devamını nasıp etsın.

  6. .:. dedi ki:

    Sema hanim,

    Konu ile baska acidan baglantisi olan hemen hemen yetiskin bir cok insanin bildigi (ozellikle yeni nesil) kadinlarin daha fazla kullandigi, erkeklerinde kullandigi bu sus malzemelerini, makyaj malzemelerini degisik yontemlerle, satip pazarlayan sirketler vardir, Bu markalar genelde yabanci markalardir Avon, Oriflame, Amvay, loeal v.s. gibi, bunlarin yaninda bayanlarin ekseriyetle kullandiklari diger kisisel urunler ve ev temizliklerinde kullanilan urunlerde bu kapsamdadir.

    Bu bir satis yontemi ve genelde alisilagelmis yontemlerden farkli yapilmaktadir.
    Bir Uretim yeri olsa da, pazarlama yontemleri cok farklidir, bu yontem ile vergi denetimleri de genelde bay pas edilmekte, calisan kisiler, pazarlamaci vasfinda olan kisiler surekli degismektedir, o yuzden vergi sigorta ile ilgili olan bolum geri planda birakilmaktadir.

    Bu sistemler hatirlanirsa bir zamanlar Turkiyede, titan zinciri vasitasi ile yapilan uygulama gibidir, bir pramit vardir, en ust ve uste yakin olanklar pek degismez ama her zaman garanti kaymak yer, en alt kesim isi surekli degisir ve bu urunleri satmak icin musteri bulmaya calisir, musterileri ise genelde cevresi, arkadasi, kardesi, akrabasi, komsusu dostlari olur. Buyuk olcude ilk musteri ise kendisi olur.

    Bu sistem aslinda aile yapisina da cok zarar verir ve ozellikle kriz zamanlarinda cok daha fazla olur, Hedef kitleleri oncelikle calisanlan bayanlar, bayanlar, erkeklerdir.

    Bu konularda da bir ara yazacak olursaniz, hem Turkiye hemde uluslar arasi ulkelerde benzer sektorler ile aile yapilarina verdikleri zararin boyutlarini gorebiliriz.

    Bazi kesimler tarafindan bu konunun ele alinmasi asiri tepkiyle karsilanabilir. Bu urunler genelde kalite bakimindan daha kalitesizdirler. Bu dogrultuda bir cok urun ve satis yontemi vardir.

    Cok eskiden Bohcacilar vardi. Onlar daha bireysel calisirlardi.

    Bu konuda anilarini anlatmak isteyen ve bu konularla, ilgilenmis ve halen ilgilenmekte olanlarinda gorusleri ile katkilarinin da olabilecegini dusunuyorum.

  7. Selda dedi ki:

    Bazı yorumcular kadınların cinsellikten kaçtığını söylemiş. Peki bu kadınlar niye kaçıyor diye soran var mı? En özel anımızda eşim birkaç kere bana beni beğenmediğine dair öyle kötü cümleler kurdu ki, yanına yaklaşmaya korkuyorum şuan yani öz güvenim gitti. En son mesela 1 ay önce bir şey söyledi ama o kadar kötü ki söyleyemem, bir aydır bahane üretiyorum kendisine.

    • melek dedi ki:

      yok yok kardeş kesin sen suçlusundur(!)erkekleerin hiç suu yoktur(!),sen kadın olsaydın o(kocan) böyle olmazdı kesin(!)kadınlar soğumuşta niye soğumuş?bide bunu araştırsınlar bakalım?erkeklerin hiçbişeyi beğenmeyen tavırları olabilir mi acaba…sen kadına hakaret et,ondan sonra da 1bu kadın cinselliği bitirmiş”de!

  8. selda dedi ki:

    sürme sürünce ertesi gün gözlerimin altı siyah oluyor, temizliyorum, yine biraz akıyor yani her abdest alışta biraz biraz gözümün altı siyah kalıyor. Böylece gözlerimin altı mor görünüyor.
    Kalem ve rimel çekince de aynı problemi yaşıyorum. Ertesi gün siyah göz altlarıyla dolaşıyorum.
    Diğer kadınlar bu konuda ne yapıyor merak ediyorum.

  9. Hakaik dedi ki:

    Aşağıda bir hanımefendinin yorumunu gördüm cevap yazma gereği duydum:

    hanımının saçını boyamasini isteyen erkek ahmaktır dedi. Bu konu yanlış anlaşılmasın takva boyutunu sorduk. Onlar için boş şeyler bunlar tabi. Onlar Allah aşkını düşünüyorken biz saçımızın rengiyle uğraşıyoruz.

    Esas bu fetvayı veren hoca ahmaktır. Ne kadar yanlış bir yoldur bu. Haram olmayan bir şeyi bir koca isteyecek ve bunu istediğinden ahmak olacak. Daha önceki yorumumda demiştim saçınızı açmayın melekler kaçar evde edepli giyinin melekler gelsin. Eşinizle muhabbet etmeyin ya ölürseniz o durumda gusülsüz gidersiniz. Tövbe Yarabbim daha ne fetvalar.
    Kadınlarda kolay yoldan sözde takvalı olmayı seçiyorlar. O hocalarında zoruna gidiyor şöyle konuşmak-fetva vermek.
    Kocanızın göz aydınlığı olun, meşru isteklerini yerine getirmekten çekinmeyin. Sözlerini dinleyin, kocalarınıza bağırmayın-sesinizi yükseltmeyin. Evlilikte hak davası gütmeyin. (Sema Hanımın öğütlediği şeyler)
    Ayetten konuşsunlar kadınları hem böyle hocalar hem medya doldurup doldurup kocalarına gönderiyor sonuç: Kadında mutsuz erkekte

    *Kaynaşmanız için size kendinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet meydana getirmesi de O’nun delillerindendir. Doğrusu bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.Rum 21

    • Özden dedi ki:

      Lütfen tanımadığınız insanlar hakkında konuşurken daha dikkatli olun. Özellikle belirttim yanlış anlaşılmasın diye ama yinede yanlış anlamışsınız. O sözü soyleyen hocamız çok muhterem bir Allah dostudur. Suç bende böyle her türlü insanın yorumuna açık yerlerde takvadan bahsetmek asıl ahmaklıkmış.

      • Özden dedi ki:

        Şunu da belirteyim orda hocamız fetfa vermedi takva boyutunu sorduk diyede özellikle soyledim. ”Esas bu fetvayı veren hoca ahmaktır” demişsiniz. Cok üzüldüm ben ne demek istedim siz ne anladınız. Eşinin saçını sarı olsun diye tutturup esmer olduğu halde saçını rengini açtırıp maskaraya dönen hanımlarını sonra da beğenmeyen beyler içindi lafım. O hocamız bize sizin soylediklerinizden fazlasını örgütlüyor ve beylerde hocamıza duaci bu yüzden. Benim yüzümden böyle bir Allah dostuna ahmak dendiği için kendimi çok suçlu hissettim ve bu sebepten burda bir daha asla yorum yazmama kararı aldım. Hata muhakkak bendedir ben anlatamamışımdır kusura bakmayın lütfen.

        • Seymen dedi ki:

          Alınganlığa gerek yok. Anlaşılamadı ise biraz daha açıklayıcı yazarsınız olur biter.
          Yarum yazmama kararınız çok iyi bir karar gibi görünmüyor.

    • Seymen dedi ki:

      Burada bir yanlış anlaşılma sözkonusu sanırım.
      Başı açık dışarıya çıkan-çıkabilen bir kadının kocasının, eşinden saçını boyatmasını şekil vermesini istemesi ahmaklıktır tabii ki.
      Evde yabancı bir kimsenin görme durumu olmayan bir şeyi isteyene ahmak demek söz konusu değildir.

    • feyza-huzur islamda dedi ki:

      Sa.hakaik kardeş tam hakka göre hareket ettiğinizi düşünmüyorum bi Allah dostu olduğu söylenen biri için böyle gelişi güzel konuşmamalıydınız imsanlar demekki hakkı hakikati bu kadar çabuk kirletebiliyor,üstelık savunduğunuz şey bir saç boyası,hiç bir zaman bir veli kulla kıyas edilmiyecek derecede basit bir konu,sevgili özden neden yazmıyacakmışsın ki insanlar söylemlerinde ve yaptıklarında aşırıya kaçıyorsa bu senin veya ihlas sahibi hiç kimsenin ..suçu değil..

  10. Elif dedi ki:

    Ozellikle bayanlara sormak istiyorum…
    Gercekten de kolumuza taktigimiz bir bileklikle
    Gozumuze cektigimiz surmeyle
    Giydigimiz guzelim eteklerle daha kadinsi hissetmiyormuyuz
    Kendimizi…
    Ben nadiren pantolan giyerim arada bir surme kullanirim(disari cikarken krem surup
    Peceteye o sekilde surmeyi cikariyorum)ise yariyor
    Arada yaptigim degisikliklerle hem kendim hem esim mutlu oluyoruz..
    Takida kullanmaliyiz din demek taki takmamak susleemek
    Demek degil..fitratimizi bozmayalim.dinimizi yasayip mutlu ve huzurlu olalim..
    :-))))

  11. Elif dedi ki:

    Sevgili sema hanim
    Sitenizi surekli Takip ediyorm,neler yazip bizlere neleri anlatmaya calisiyorsaniz
    Dikkatlice okuyorum…
    Yazilariniz ve konulari seciminiz cok yerinde
    Cok tak dire sayan bir hizmet yapiyorsunuz
    Rabbim sizlerin sayisini arttirsin ve asla yaniltmasiin
    Sizleri…istikametten ayirmasin…
    Her kadin guzeldir bence ve
    Kisisel bakimina dikkat Eden ve birazda giyimini
    Kusamini Uydurabilen(ki suanda turkiyede bu hicte zor degil)
    bir bayan gayet bakimli ve enerjik olabilir…
    Ne hergun makyaj yapmaya nede gunah diye suslenmek
    Ten Uzak durmaya gerek var….

    • MerveSafa dedi ki:

      Size katılıyorum.Her kadın güzeldir,fakat kendine bakmayınca alt yapısı-genetiği çok iyi olsa bile paçoz bir görüntü sunar. Ben bazı kadınlara baktığımda aşırı makyajlı görüyorum, fakat ciltleri akneli vs..yada yeterince temiz bir görüntü vermiyor genel olarak. Kesinlikle önceliği bir kadın”öz bakım” dediğimiz temizliğine önem vermelidir ve kendine “öz bakım rutini “oluşturmalıdır.Bunu alışkanlık haline getirmelidir.Hafta sonu yarım günü kendine ayırması iyi olur. Maskeler,nemlendiriciler,peeling vs vs bir sürü ulaşılması mümkün malzemeler var. Bir bayan yatağa makyajlı girmemeli,tembellik yapmadan onu güzelce temizleyip yatmalıdır.Aşırı fondöten vs kullanımından uzak durulmalı,mineral bazlı bitkisel ürünlere yönelmesi ve cildinde uzun süre tutmaması yerinde olur. Genel olarak türk kadını öz bakımına çok önem vermiyor.Fakat makyaj yapabiliyor,parfümler sürebiliyor.Bu çok yanlış.Hongkongdan geçen yıl bir işkadını misafirim vardı.Türkiye dermokozmetik piyasasına girmek adına araştırma yapmak için geldi.Anketler vs yaptı.Fakat piyasaya girmekten vazgeçti.Çünki türk kadını bir Uzakdoğulu kadını kadar kendine bakmıyor.Risk almak istemiyoruz dedi.Uzak doğulu bir kadın yaşı kaç olursa olsun yediğine,içtiğine,kremine vs herşeyine dikkat ediyor ve bunu bir yaşam biçimi haline getiriyor.Biz onlar kadar disiplinli değiliz bu konuda.Bazen salıyoruz kendimizi,hiç bakmıyoruz.

  12. Hakaik dedi ki:

    Sema Hanım çok güzel bir konuya değinmiş lakin konu sürme mevzusuyla gözden kaçıyor.

    Kadına süs yakışır. Kadınlarda süsü evde değil sokakta yapar oldu. Tesettürlüsüde açığıda(büyük çoğunluğu)
    Tevafuk oldu 1 ay kadar öncede bende blogumda bu konua değinmiştim. Kadınların eşlerine karşı süslenmesiyle alakalı bir hikaye..
    http://sadeheceler.blogspot.com/2013/04/mutlulugun-anahtar-senin-ellerinde.html

    Ben evli değilken kendimi güzel görmeyi seviyorum. evli bayanların güzel gözükmeleri gereken bir eşleri var eşlerininde onları güzel görmeleri en doğal hakkı. ihmal etmesinler eşlerini.
    Sema Hanımdan dinlemiştim sanırım. Başını açarsan melekler gelmez diyen bazı hocalar var. evde başımı açarsam melekler kaçacak açmazsam kocam. bende meleklerin kaçmasını tercih ettim diye esprili bir dille anlatmıştı çok hoşuma gitmişti.

    Kadınlar her konuda akıllı ve titiz davranmalı. Süs bakım ve temizlik ihmal edilmeli. Allah razı olsun Sema Hanımdan böyle güzel bir konuya değindiği için. İnşaAllah bizlerde faydalanırız.

    not: bende sürme kullanıyorum ismid sürmesi diye tabir olanlardan dışarı çıkacağım zaman siliyorum ve çok hafif kalıyor. öyle belli belirsiz.

    • Hakaik dedi ki:

      Kadınlar her konuda akıllı ve titiz davranmalı. Süs bakım ve temizlik ihmal *EDİLMEMELİ Allah razı olsun Sema Hanımdan böyle güzel bir konuya değindiği için. İnşaAllah bizlerde faydalanırız.

      YANLIŞ YAZMIŞIM .:)

  13. Ahmet dedi ki:

    süslenmek iyi güzel ancak, kadınlar lütfen dışarı çıkarken süslenmesinler ve güzel giyinmesinler. yüzlerce genç kızın olduğu bir fakültedeki zavallı gariban erkekleri düşünün. müslüman başörtülü kızlar bir giyiniyorlar bir giyiniyorlar sanki dünyanın hurileri gibi oluyorlar. bu çok kötü. paramız yok evlenmeğe. hadi evlensek bile yine de gözümüze takılacak bu güzellikler. o zaman da eşimize hıyanet etmiş oluruz.

    sema hanım bence bu zamane kızlarının dışarı çıkarken güzel giyinmelerine bir çözüm bulunmazsa sorunlar çözülmeyecek. ehli dünya kadınlarını kast etmiyorum. saçı başı açık pantolonlu mini etekli kadınlara karşı zaten dikkatli olduğumuzdan ve onlar için evlilik düşünmediğimizden o haramlardan etkilenmiyoruz. ancak güzelce giyinmiş süslü püslü kapalı tesettürlü kızlar aklımızı başımızdan alıyor.

    • nuveyba dedi ki:

      haklısınz ummeti muhammedin erkeklerinn suçu neki bukadar..
      şahsen bayan olarak ben böyle düşünüyorsam.

  14. Selda k dedi ki:

    Asagilarda bir yerde annelikle ilgili de bir yorum vardi, o da ayri bir durum, cocugu olmus kadinlara bakiyorsunuz, sac bas daginik, biyiklar pala, sacta kusmuk ust bas kir icinde, ama sorsaniz ‘annelik herseye bedel sen de ol seni de gorucez’. Ben de biyik biraksam rahatliycak misiniz:) annelik kutsalligiyla bakimsizligi nasil ayni potada erittiniz anlamiyorum?
    Bircok kadinin ikiyuzlu oldugunu dusunuyorum bu konuda. Aslinda kadinlar artik kocalariyla birlikte olmak istemiyor, cocugu da yapinca ‘tamam gorevim bitti artik sen sag ben selamet, sen calisirsin, ben cocuga bakarim’ diyor alttan alta.. anne kutsalligi ‘ben artik anneyim senin yatagina girecek kadin degilim’ mesaji veriliyor kocalara.. Adam da zaten istemiyor bisure sonra zaten bakimsiz da bi kadin oldugu icin. Gorunurde adam kadina yanasmiyor gibi duruyor ama kadin milleti kurnazdir, aslinda cinsellik istemeyen kadin ama adam uzaklasmis gibi duruyor.. Kadinin da isine geliyor hem ‘magdur’ olmus oluyor hem de zaten ‘ benim hayatim cocuklarim, ben. Xxin karisi degilim cocuklarimin annesiyim’ vs oradan kutsallik payesi de aliyor…
    Velhasil kelam ben bakimin cinsellikle alakasi oldugunu dusunuyorum, sorarim size cinsellik yasamak isteyen hangi kadin evde kokarak gezer, onlar zaten kocalari kafada bitirmis:) de garibim erkeklerin haberi yok bu durumdan:)

    • sibel dedi ki:

      Selda k…,gerçekleri U çizmeden, ayan beyan çataçat dile getiren bir bayan arkadaş olduğun için alkışlıyorum seni.saptamalarının hepsi doğru hele son cümlen olaya noktayı koymuş. bakımda neymiş erkeklerin bakımlı kadın istediklerini düşünmüyorum dışını süsleyeceğine içini temizle diyenlere kapak olacak mahiyette bir laf etmişsin harikasın.

    • Seymen dedi ki:

      İddanız-teoriniz kısmen geçerli olabilir. Peki çözüm ne?
      Bütün anneler öyle değilidir.
      Süslenme her zaman cinsellik için olmaz, güzel-düzgün görünmekle seksi görünmek arasında da fark vardır.
      Erkeklerin bir kısmı habersiz olabilir beilki ama haberli olanları da az değildir.

      • Selda k dedi ki:

        Seymen bey kisaca cevaplamaya calisayim sorularinizi:
        Cozum ne demissiniz: bana gore cozum resmin butununu gorebilmekte, sevgi, sefkat, guleryuz, cinsellik ve esine hos gorunme istegi hepsi birbirine baglidir, biri eksik olurda digerleri de sallantida olur, kisa vadeli cozumlerle ayakta duruyormus gibi gozukse de eninde sonunda coker
        Suslenme her zaman cinsellik icin olmaz demissiniz. Soyle soyleyeyim: bilincli olarak ‘bu aksam yakinlasayim’ diye suslenmez hicbir kadin ama icinde esine karsi ilgi yoksa bir gun bakim yapar iki gun yapar ucuncu gun birakir. Benim derdim SUREKLILIK..yukaridaki kendimce cozumumde de bunu anlatmaya calistim. Eger iliskinin cinsellik ayagi yoksa bakim surekli olmaz, zorlamayla olur bi nevi tasima suyla donen degirmen gibi.
        Seksilik konusuna hic girmiyorum bile, benim tum yazdiklarimda gozumun onune getirdigim kadin tipi temiz, guzel kokan ama makyajsiz, ojesiz vs bir kadin, evdeki bakimdan kastim da mesela evde eski bir esofman alti degil de hos bir uzun etek giymek, inanin ki seksinin s’sine girecek birsey yoktu aklimda
        Diger konudaki gozlemim bazi arkadaslarima dayaniyor, kadinlar bir araya geldigimizde bazen birbirimizi uyaririz: ‘sen evde boyle mi geziyosun esinin yaninda sunu sunu giy ‘ diye, bu arkadas bir gun iki gun kendini zorlayip hos olsa ucuncu gun ‘amaaan’ diyip salar, cunku kocasiyla evde bir muhabbeti kalmamistir( bu cinsellik de olabilir bir iltifat yakinlasma da) belki sogumustur esinden, dolayisiyla evet bir kadin kendi kendine telkinle de bakimli olabilir ama bunun CANI GONULDEN yapilmasi cinsellige baglidir

        • Ayhan dedi ki:

          Tek doğru yoktur bu konularda. Kadının süslenme güzel görünme gibi bir derdi olmadığı halde cinsellik çok sık oluyor da olabilir. Bu durumda gereksiz görme diyebilir miyiz bilemiyorum.
          Ama evine geldiğinde misafir gibi karşılanmak her erkeğin hoşuna gider, onu biliyorum.

          • Selda K dedi ki:

            Ayhan Bey evet olabilir, o da demek ki esini bakimsiz oldugu halde begenen bir erkektir, o zaman zaten ikisi arasinda halletmis bu durumu, bize soz dusmez:) ya da ikinci bir durum olabilir, harama dusmemek icin sadece dunyevi ihtiyaclarini gidermek amaciyle olabilir ki bu cok aci birsey

        • seymen dedi ki:

          “sevgi, sefkat, guleryuz, cinsellik ve esine hos gorunme istegi hepsi birbirine baglidir, biri eksik olurda digerleri de sallantida olur”
          Herşeyin eksiksiz olduğu evliliği devam ettirebilmek marifet değil ki, marifet bazı eksiklikleri görmeyivererek fedakarlık yapabilmekte. Kadın cinsellik istemiyor değildir de erkeğe göre daha az istiyordur, doğal olarakta bunun için bir gayret göstermesine gerek olmaz. Ama eşinin kendisine olan sevgisinin azalmasını görmemezlikten gelmek, umursamamak veya anlayamamak pek iyi bir durum değil.

          • Selda K dedi ki:

            Seymen Bey, keske az istemekle kalsa, sizinle farkli cevrelerden miyiz bilmiyorum lakin benim gordugum Turk kadini hele ki kirkli yaslarindan sonra neredeyse hic istemiyor, mumkunse kapatacak tamamen defteri, coook kadin var boyle..o yuzden keske sizin dediginiz gibi birinin istegi oburunden ‘biraz daha’ farkli olsa, onda bi sorun yok hersey ayni olacak degil ya
            ilk paragrafta da bunu soylemeye calistim zaten, eksiksizlik degil derdim, boyle bir sey mumkun mu? gormezden gelinmemesi ..hatta Sema hanim da cinsellikten bahsederken hep der ‘gormek istemedigimiz konular’ diye.. Siz zannetmissiniz ki ben mukemmellik pesindeyim..ne mukemmelligi:)) Cinsellik diye birseyin var oldugunu ve evliligin bir parcasi oldugunu kabul etsin bizim hanimlarimiz bu bana yeter:) abartiyorum zannediyorsunuz belki ama bir bayan olarak iceriden gozlemle soyluyorum bunu inanin
            neyse konu cok dagildi suslenmekti konu..benim soylemek istedigim, kadinlar akillidir en bakimsiz kadin cani istese oyle bir kendine bakar oyle hos olur ki inanamazsiniz, hicbir kadin beceremediginden dolayi bakimsiz olmaz, iki surme cekip koku surmek zor is degil, onu yapmiyorsa kadin azimle 15 senedir mesela, onun altinda yatan baska nedenler vardir demek istemistim

        • hüzün dedi ki:

          şahsen cinsellikle ilgili konu olunca utanıyorum bu yüzden yazamıyorum ama yazılanları ve yazanları rahat görüyorum 🙂 bu bir eleştiri değil bir hayrettir..

          evli olmayan bir erkek olarak şunu fark ettim cinsellik önemli ki bu insanlar üstünde duruyor. bir erkek olarak bu konuya eğilmeli miyim? diye düşünmedim değil. evlenince görülen bir şey sanırım.

          oysa ben insanın heep irfani yönüne takılır(d)ım…

          • Selda K dedi ki:

            huzun bey hayret etmeyiniz, rahatız cunku bu sitede rumuzlarla konusuyoruz, isin guzelligi de burada zaten..biz de normal hayatımızda bunları uluorta konusmuyoruz, merak etmeyiniz:)

          • hüzün dedi ki:

            merak etmedim 🙂 sadece bir hayret.

  15. dilruba dedi ki:

    eşini gerçekten seven adam karısını makyajssız da beğenir ve sever.ama diğer yandan eşini gerçekten seven kadın da eşine böyle jestler yapmaktan çekinmez hatta eşinin beğenmesi kendini de mutlu eder.
    ancak bir de bazı tuhaf adamlar var ki eşleri güzel görünmek için makyaj yapıp dekolteli elbiseler giydiğinde sadece kendisi için öyle yapmasına rağmen kadına hafif kadın gözüyle bakabiliyor hatta kimisi yollu bu kadın diye düşünüp kızabiliyor.asıl öyle adamlara ne yapmak lazım yapsan ayrı dert yapmasan ayrı 😀

    • Selda k dedi ki:

      Dogru bir yorum, kimi erkek de var ki esinin makyaj yapmasini topuklu giymesini istemez ama disarida begenir..kiskancligindan kendi esinde istemez, o da degisik

      • .....Y dedi ki:

        eşini herkes beğenir ama bu yazının konusu ayrı. mesela benim eşim bazen 1 hafta duş almıyor. bende uzak duruyorum.

        • Esra dedi ki:

          Bu duş almayan kişi erkek mi kadın mı merak ettim

        • Ahsen dedi ki:

          duş almamanın cezası eşinden uzak durmak mı olmalı…!bence derdiniz sorun çözmek değil işinize geliyor eşinizle yakınlaşsanız zaten mecbur duş almak zorunda kalacak.

          Birde bu konuda neden makyaj ve duş meselesine takılıyorsunuz?
          Erkeklerin öyle güzel bir yüz makyajı beklentisi içinde olduğunu zannetmiyorum.
          Sema hanım kısaca özetlemiş:

          “”Kitapta Peygamberimiz dönemindeki hanımların: Saç temizliği, bakımı, saç boyası, yüz bakımı, göz makyajı, diş bakımı, vücut temizliği, koku sürme, el ve ayak bakımı, kıyafetlerde boya, süs, desen ve kadınların kullandıkları takılar ile ilgili bilgiler var.””
          yüz bakımından ben cildin temizlenmesini anlıyorum uygulayınca zaten pırıl pırıl bir cildiniz oluyor gözlerede hafif bir kalem sürme çok sade hoş bir güzellik verebilir bu kadar yeterli bence:)

  16. Ahsen dedi ki:

    Kesinlikle çok doğru tespitleriniz var.Herşey çocukluktan başlıyor aslında kız çocuklarının fıtratında süslenme güzel görünme kendini beğendirme arzusu var.Ama ne yazıkki muhafazakar yada dindar ailede büyüyen kız çocukları bu baskıyı çok yaşıyor.Ve ne yazıkki bu baskılar ilerde çelişkiye dönüşüyor belli bir döneme kadar bu gibi taviz verilmeyen kız çocuklarının konu başörtüsünü okulda çıkarma meselesine gelince tavize boyun eğiliyor.Bu aileleri anlamakta güçlük çekiyorum toplumumuzun genel kültüründe bu mevcut süslenmeyi çok farklı algılıyoruz.
    Aynen bazı yorumlarda görüldüğü gibi sınırlarımızı da çizemiyoruz.Dinimiz dışarıda tesettürü güzelliğimizi muhafaza etmemizi buyururken evde tam tersi özelliklede eşimize karşı hoş ve güzel görünmeyi buyuruyor.Ama tam tersi oluyor dışarı çıkılınca çok güzel süslenilir buna birçok tesettürlü(tesettür denirse tabi) hanımlarda dahil boca edilmiş parfüm kokusu kaşlar alınmış ful bir göz makyajı.Evi gelinince makyaj çıkarılıyor rahat eşofmanlar giyiliyor vs.Gerçi benim süslenme algım farklı makyaj değil kesinlikle hem ben erkeklerin simsiyah gözleri kıpkırmızı dudakları seveceklerine pek inanmıyorum.
    Güzel bir kıyafet seçimi güzel bir saç şekli temiz bir cilt diğer vücut temizliği ve tabi bir kadını en çok güzelleştiren tebessümü alımlı duruşu tatlı dili kadınsı tavırları fazlasıyla yeterli olur diye düşünüyorum.
    Genellikle benim gözlemlediğim kadarıyla evliliğin ilk yıllarında bu duruma dikkat ediliyor hergün heyecanla eş bekleniyor ama zaman ilerledikçe çocuklar doğunca kadınlar da yavaş yavaş kendini bırakmaya başlıyor kilolar alınıyor kıyafete dikkat edilmiyor vs.bu konuya çok da fazla özen gösterilmiyor.Kadınların yanlışsam düzeltin:) eşlerinin yaşları ilerledikçe cinsellik ve bu konular gibi bazı şeyleri istemenin azalacağı gibi bir inanç var.Yoksa kadınlar kendilerini bu şekilde hissetlikleri için mi onlarında kendileri gibi olduklarını düşünüyorlar bilemiyorum ama asıl burda anlatmak istediğim evliliğin sadece ilk zamanlarda değil özellikle 40-50 yaşlarınında kritik bir dönem olduğunu düşünüyorum.Asıl zaman geçtikçe bu özentili durum devam etmeli artarak hemde hanımlar aman bizden geçti kocaman kocaman çocuklarım var deyip geçmemeli bence:)
    Sürme konusunda da caiz olabilir yada olmayabilir bende bilmiyorum ama şu var sürme sürüldüğü zaman gözlerin güzelliği daha çok ön plana çıkıyor.Bu açıdan ben tercih etmem.Sürmenin faydalarının olduğunu Efendimizin de tavsiye ettiğini biliyoruz ama niyet önemli galiba.Önceden faydalı olması açısından sürülmüş olabilir şimdiki kızların ve kadınların güzelleşmek adına yaptıklarını düşünüyorum.
    Kısaca bu konuda eşinin gözüne hoş gelen şeyler önemli bazı insanlarda sadelikten hoşlanabilir:)ama sadece süslenmek yeterli değil davranışlarda önemli.Ve tabi karşılıklı beylerde kendine bakmalı.

  17. Selma dedi ki:

    Erkek eli gibi olan hanımlar hemen şunu yapın:
    evdeki normal vucut nemlendirici kremi bulun bi tane, onu aynı oranda toz şekerle karıştırın, bu peeling oluyor. Elinizi ıslatın ve kremli şekerle bir güzel ovun 5 dakika sonra yıkayın.
    Hem ölü deriler gitti hem elleriniz nemlendi.

  18. Selma dedi ki:

    Ben çok süslü olamıyorum henüz. Ama tüylerimden bıyıklarımdan:) kurtuluyorum her zaman. Tırnaklarım da her daim kısa ve törpülüdür. Zaten törpülenmemiş eçiş büçüş köşeli tırnaklardan nefret ederim erkekler de dikkat etmeli bence. Bir de en kötü ihtimalle iki günde bir duş alırım. Normalde günlük almaya çalışıyorum. Eşim gelmeden önce de dişlerimi fırçalarım, sakız çiğnerim, ağız kokusu için bitkisel haplar var hiç zararı olmayan onlardan kullanırım, ağız spreyi sıkarım (fıs fıs ismail gibi:))
    Ama makyaj yapmaktan çekiniyorum cildim bozulur diye.

  19. gelinnn dedi ki:

    Bende kayınvalidemle aynı evde yaşıyorum. Evlenmeden önce babamın ve abilerimin yanında kısa etek, dar pantolon giymekten çekinirdim, evlenince de kayinvalidemden çekindim hep. Fakat benim eşim, bu konuda beni hep cesaretlendirmiştir, annesinin yanında elimi tutar, yakın davranır, hem annesi hem de ben alışayım diye ama tabuları yıkmak kolay olmuyor maalesef.

  20. feyza-huzur islamda dedi ki:

    Sa.bakımlı kadının bir günü; (1)
    Sabaha akşamdan hazırlanır,ortalığı toplar mutfak bulaşıklarını halletmiştir gönlü rahattır,yatağa girmeden diş temizliğini yapar,saçlarını tarar,yüzünü gündüzden kalma yemek yağlarının izi gitsin diye sabunlar gül suyu ile tonikler,hafif kokanından güzel bi esans sürer,yatağa yatma duasını okuyup yatağına bi güzel uzanır,eşine gününün nasıl geçtiğini sorar bi ıkı olumlu güzel kelam ederler (burada konuşmayı erkekten beklemeden kadın kendisi olumlu davranarak erkeğini konuşmaya teşvik eder sıkmadan) ,amenerrasulüyüde okuyup Allah rahatlık versinle gecesini sonladırır,sabahada sabah namazına kalkar kalkış duasını okur,namaz akabinde tesbihatını yapar kerehat vaktini dua vakti yapar kuran okur,virdlerini yapar,kerehat vakti çıktığındada işrak namazını kılıp güneş doğduktan sonra bir saat daha uyur ve ev ahalisinden önce kalkmaya gayret eder, güzelce kalkar yatağını hemen oracıkta düzenler,perdelerini çeker,camı açar evi havalandırır,lavaboya uğrar saçını başını düzenler,güzelce bir abdest alır,güzel dileklerle duada bulunur günün bereketli hayırlı geçmesi adına..daha sonra kahvaltı hazırlığına geçer ev ahaliside bu güzel erken kalkmış annenin mutfakta sesine uyanırlar onlardada bir şevk oluşur,Allah ne verdi ise onları güzel bir sunumla sofrayı donatır ahaliyide bi güzel neşeyle sofrYa buyur eder,kendide küçük bi tokayla basitçe toplanmış saçı eşine öyle güzel görünürki halbuki yüzündeki neşe tokasına evine yansımıştır yoksa saçındaki süs bahaneymiş..sonra da ahalisini bi güzel dualarıyla kapıdan uğurlar..işte vazifesinin hakkını veren hem bakımlı bir kadın hem şefkatli bir anne..

    • seymen dedi ki:

      Sahuru unutmuşsunuz. Kahvaltı hazırlasın ama kendisi oruç tutsun !!! 🙂

    • seymen dedi ki:

      Zannedersem evli değilsiniz o yüzden neresini düzelteceğimi bilemediğim bu yazınızı hoşgörüyorum.

      • semamarasli dedi ki:

        Sevgili Feyza huzur! Yukarıdaki yazı bakımlı bir kadının değil de dindar ninenin bir günü gibi olmuş:) Tamam dualar her şey çok güzel de epey bir eksik var.

        • feyza-huzur islamda dedi ki:

          Sa.Sema hanım tekrar okuyunca size hak verdim evet ilk etapta okuyunca biraz dediğiniz gibi olmuş:))ama ne bilim böylesi de huzur veriyor insana:)bide telefondan yazınca çok açıklayıcı bir yazı olmadı tabi kısa ve olduğu kadarıyla yazabildim..belki üzerine eklemelerim olabilir..yazım yine belirttiğim gibi kalır..aslında demek istediğim maneviyatına önem vermek kendini önemsemektir bi nevi.kendini önemsemekde aile efradını önemsemektir..zaten konu başlığında yazımın devamını belirtmek için (1) diye bölüme ayırmıştım..ilginize teşekkür ederim..

          • yunus dedi ki:

            güzel Düşünce uygulayan olduğunu sanmıyorum olsada 1-2 gün en fazla

          • seymen dedi ki:

            (1) ifadesine dikkat etmediğimiz için bu yorumunuzla ilgili yorumlarımı (sözlerimi) geri alıyorum.
            Tabi siz (2) (3) ü yazınca, yapacağımız eleştiri ve görüş belirtme haklarımız saklıdır.

    • sibel dedi ki:

      benim gibi olan bakımlı kadınların bir günü;kalkar kalkmaz duş almak mis gibi kokmak rimel allık sürüp yüze canlılık vermek.kocanın kahvaltısını hazırlayıp yedirip gönderdikten sonra evi hızlıca toplayıp akşam yemeğini yapıp aradan çıkarmak,geriye kalan uzun saatlerde saç cilt vücut bakımlarını yapmak bir kadının tırnakları kesinlikle manikürlü pedikürlü ve ojeli olmalı ve ojeler soyulmaya başladığı an silinip yeniden sürülmeli.yarısı çıkmış ojeyle gezmek bence çok eksi bir görüntü.bakımı seven kadın önce kendi için her an süslü püslüdür.beni evde dahi saçı başı dağınık makyajsız ter kokulu kimse görmemiştir kendim bile kendimi hiç öyle görmedim açıkçası okadar bakımı güzel kokmayı yakışanı giyinmeyi severdim halada öyle.sadece grip nezle olmuşsam bir tek o zamanlar makyaj yapmazdım. kişisel bakımıma özen göstermem eşimide bakımlı olmaya zorluyordu. eşimde salaş ter kokulu asla olmamaya çalışırdı..her an bakımlı olmak bakım yapmayı sevmeyen üşenen kadınlara zor gelir ama benim gibiler için bir seramoni. ….duş alma alışkanlığı olmayan sadece elini yüzünü yıkamakla temiz olduğunu sanan erkek gibi ellerle ayaklarla ,yaptığı yemeğin kokusu sinmiş kıyafetlerle ve ter kokusuyla sabah akşam gezen ve bu hallerinden hiç rahatsız olmayan .sadece düğünde bayramda bakımlı olmayı bakımlı olmak sanan bir sürü kadın var.. bir kadın hiç bir şey yapamıyorsa , duşunu sabah akşam güzel alsa temiz sabun kokan kıyafetler giyse bile o kadın bakımlıdır bence.bakım önce vücut temizliğinden gelir.tanıdığımız birinin evine suriye arabı kadınlar gelmişti. ozaman ben ortaokula gidiyordum hiç unutmuyorum, başları örtülü uzun pardesü lü kadınlar girdi içeri.içerde bir çıkardılar pardesülerini gözlerimiz kamaştı ışıl ışıl kumaşlardan kıyafetler giymişler kısa etekler,dekolte bluzlar altına hemen orda topuklu ayakkabılar giydiler takmışlar takıştırmışlar,başlarındaki örtüleri çıkardılar saçlar yapılı son derece bakımlı kadınlar…… .her an bakımlı olmak kadına yakışıyor kadın kadına benziyor bakımlı olmak güzeldir.bakımlı kadın neşeli şen olur.gece gündüz duşlu parfümlü bakımlı yakışanı giymek ve tabi genel kültürünüde geliştirmek kadını hoş yapar.

      • sibel dedi ki:

        Sema hanım feyzahuzurun bir gününü okuyunca bende ninemi hatırladım ama hadi yazmayayım dedim bombardumana tutulmayayım diye ama aynı fikirdeyiz cinsel iştah istek arzu ne varsa öldürdü feyzahanım

        • Seymen dedi ki:

          Orta yol. Orta yol. Orta yol.

          Hergün makyaj cildi çabuk yaşlandırır. Hele de malzeme çok kaliteli (pahalı) değilse 10-15 sene makyaj yapan birinin makyajsız hali, tabir caizsse çocukları korkutacak derecede bir hal alabiliyor.

          El ve tırnak bakımına evet ama ojeye hayır diyoruz biz. Onun nedenini de siz araştırın artık.

          Hergün aynı (aşırı) şekilde süslenmek çok cazip olmaz, sıradanlık oluşturabilir.

          Eş karşılanırken paspal olamamak güleryüzle, tatlı dille karşılamak her gün gerekli iken, süslenme makyaj vs. arada bir de olabilir.

          Görüntü var ses yok durumları da olmamalı.

          Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla.

          • sibel dedi ki:

            Seymen bey makyaj malzemelerim kaliteli ve cilt temizliğine çok dikkat eden birinin cildi makyaj yapmayınca çocukları korkutmaz.ayrıca sizin bahsettiğiniz makyaj, rast gele yüzüne boya sürmüş makyaj yapmayı bilmeyen eline yüzüne bulaştıran boya fıçısına batmış gibi makyaj yapmış kadınlar için söylenebilir.eli makyaja yatkın biri kendine hangi tonlar yakışır nezaman nerde nasıl nekadar makyaj yapması gerektiğini bilir.makyajsız ölü benizle dolaşmak yerine sade yapılmış bir makyajla canlı diri olunmalı diyorum kast ettiğim bu, ağır bir makyaj değildi.görüntü var ses yoktan kastınız yüz güzelliğine güvenmeyen bir bayan makyaj yaparak güzelleşmeye çalışıyor silince görüntü yok oluyor anlamında söylediyseniz haklısınız.fakat makyajı sadece yüz güzelliğine güvenmeyenler yapmaz çok güzel kadınlarda makyaj yaparlar.

          • seymen dedi ki:

            “kaliteli ve cilt temizliğine çok dikkat eden birinin cildi makyaj yapmayınca çocukları korkutmaz”

            Angelina Jolie, Hülya Avşar ve Gülben Ergen bile kalitesiz malzeme kullanıyorsa veya bu işi bilmiyorsa 🙂 boşverin gitsin. Bunların medyaya yansıyan makyajsız hali, ayda yılda bir makyaj yapan ve beş çocuk annesi olan eşimin makyajsız halinden çok çok kötü. Gençken güzellerdi muhtemelen ama şu anda öyle değiller.

            Görüntü var ses yoktan kastım; görüntü, süs, giyim kuşam vs. iyi ama ses, hitabet, davranış vasat ise pek faydalı olamayacağı idi. Hepsi bir bütündür. Hemen geri dönüşüm bekleyip tepki vermekte yapılan yanlışlardan biridir. Adam görmüştür ama pek hissettirmez, cevabını sonraya bırakabilir, bu ihtimali düşünemeyenler olabiliyor ve acelecilikleri yüzünden bir çuval inciri berbat edebiliyorlar bazen.

        • feyza-huzur islamda dedi ki:

          Sa.sibel hanım size bişey yapacak değilim…yalnız bahsettiğiniz sorununda duası var:)öyle bi durumda okunabilir tabi..hem ninelerimiz diyoruz da çok mu kötü yaşamışlar ne güzel işte dualarla yaşamışlar kalp huzurunu bulmuşlar..kimin dedesi .iştahsız kalmışki..hepsinde var en az 4-5çocuk,isteksiz olsa heralde böyle bişey olmazdı..asıl biz bu modernliğin ve bu kadar şatafatın içindeyken neden bir çocukda kalıyoruz acaba.. demekki mesele boya badanada değil ..belki evvelde ninelerimizin boya badanası yoktu ama evlerinde bereket huzur afiyet vardı..bu mevzuyuböyle düşünmekde fayda var.

          • feyza-huzur islamda dedi ki:

            Sa.sibel hanım,yazılanlar çok şükür kayıtlı istenirse tekrar okunur gizlimiz yok burda kimseye farklı yazma durumu da yok lakin açıklama yapma gereği var sema hanıma evet ılk etapta okunduğunda böyle düşünülebılır dedim sizdede aynı fikri görünce kötü bişey olmadığına dair açıklama yaptım.. Yapan yapsın yapamayana sıkılana bişey dediğimiz yok.kim huzur arıyorsa yapsın.büyüklerimiz destursuz güne başlanmaz derler şeytanın kol gezdiği boş durmadığını düşünecek olursak ondan korunmanında duayla olduğunu kabul etmeliyiz..heleki karı koca arasını bozmaya ne kadar meraklı olduğunu biliyoruz bu durumda ne kadar bakımlıda olsan şeytanın şeytanlığına engel olamazsın bunun içinde her zaman desturlu olmalısın.. bilmiyorum herşey maddi değil bunu vurgulamak isterim..her hanımında bütçesi en iyi ojeye kıreme boyaya yetmeyebilir lakin süsten önce temiz bir kadın olmayı maneviyatı iyi olmayı herkes yapabilir evin bereketi kadındır kadının hassasiyetidir güzel geçimidir ,hani derlerya yatma seherde uğrarsın derde diye seher vakitleri bereketin rızkın dağıldığı saatlerdir bunları kaçırmamamız gerektiğinden bahsettim yani bu vasıflar sadece ninemize has olmasın yani..bu durumda duaların kime ne zararı varki..duaya hepimizin ihtiyacı var sibel hanım ihtiyacım yok demeyin lütfen..her günümüz böyle bakımlarla geçmeyedebilir imtihan dünyasındayız kendimizi dua güvencesine almak zorundayız.ayrıca burdaki maksadım polemiklerle vakit harcamak değil sizde beni yanlış anlamayın maksadımız faydalanıp faydalı olmaktır.sevgilerimle

          • sibel dedi ki:

            olayı başka yere çekmeye çalışanlara cevap yetiştirmeye çalışmak boşa vakit kaybı.herkes anlamak istediklerini çekmek istedikleri yere çekmeye devam etsin.sataşmak için yorum yazıp cevabın atında kalıncada acaba ben nasıl bir yorum yazsamda üste çıksam diye düşündükçe haksız suçlamalar devam eder.anlaşılan anlaşılmıştır gereken cevaplar verilmiştir tartışmayı uzatmaya gerek yok

          • feyza-huzur islamda dedi ki:

            Sa.son yorumunuzla size katılıyorum sibel hanım münakaşadan kaçının demiş Peygamberimiz ..Allah razı olsun ne diyim..

          • .....Y dedi ki:

            ninelerimiz o dediğiniz durumları kocalarına karşı saygıda en iyi bir şekilde yerine getirmişler. şimdikiler bir su verirken elli tane laf ederler.

          • Özden dedi ki:

            Feyza hanım ne güzel anlatmışsınız bence. Maneviyatı yüksek abdestli bir kadın Allah’ın ona verdiği nurla çok güzel görünür eşine. Temiz bakımlı olupta yüzündeki nursuzluk yüzünden eşine korkunç gelen hanımlar da var. Burda ölçü çok önemli herşey de olduğu gibi. Dışımıza bakım yaparken ruhumuzu unutmamak lazım. Bizim çok değerli bir hocamız var hanımı da çok değerli bir ablamız. Ona sorduk saç boyamak doğrumudur diye fetvasını biliyoruz ama takva açısından sorduk cevabı şöyle oldu: hanımının saçını boyamasini isteyen erkek ahmaktır dedi. Bu konu yanlış anlaşılmasın takva boyutunu sorduk. Onlar için boş şeyler bunlar tabi. Onlar Allah aşkını düşünüyorken biz saçımızın rengiyle uğraşıyoruz.

      • semamarasli dedi ki:

        Sibel hanım sizin bakım da biraz fazla gibi duruyor. Uzun saatlerde cilt ve vücut bakımı demişsiniz. Zaman kıymetli o kadar da uğraşmak fazla bence. Ayrıca oje demişsiniz. Oje üzerine abdest olmadığı için oje kullanmak namaz kılan biri için zor. Her abdesti bozulduğunda ojeyi silip yeniden abdest alması gerek. Bu kadar eziyete gerek yok. En güzeli kına. Allah raslu onu tavsiye etmiş.

        Ayrıca her gün iki kez banyo çok abartı olmuş. Başta su israfı olmak üzere çeşitli mahzurları var. Kadın her daim sabun kokmamalı. Vücut kokusu karı-koca arasında bağlılık sağlıyor. Hatta aşkı koku olarak açıklayan bilim adamları bile var. Napolyon seferden dönmeden iki hafta önce karısı Jozephine’e haber gönderirmiş. “Ben gelene kadar banyo yapma kokunu özledim” diye. Tamam iki hafta çok da günde iki de çok fazla.

        Arap hanımlarının süslenmeleri güzel ama aşırısı doğru değil. Kadın kadın yanında da olsa mini etek giyemez dinimize göre, ancak kocasının yanında giyebilir. Evet Arap kadınları süsü seviyorlar fakat abartıya kaçanı da çok. Pek çok Arap hanımı ev işi ve yemek yapmaktan anlamıyormuş. Bize Arap hanımı ve Türk hanımının karışımı lazım. Hem süslenen hem ev işini de aşırıya kaçmadan yapan.Bunun üzerinde çalışmak lazım.

        • sibel dedi ki:

          Sema hanım.kadın hergün rutin bakımlarını yapmalı ben yapıyorum yapmayan yapmasın. hatta sokağa çıktıysan eve gelince yine duş alınmalı duş sayısı çıktı üçe ferahlık iyidir iyi.sabun kokmayacağız zaten duştan sonra parfüm sıkıp mis gibi kokacaksınız..teke gibi ter kokan bir kadında erkekte çok itici, bana ters.oje işini herkes yapamaz ben yapabilenlerdenim.vücut kokusu duştan çıkmış ama hiç bir koku sürülmemişse güzeldir.Napolyonun tercihi kokuşmuş bir vücut kokusuymuş o onu bağlar. iki hafta ben duş almasam kurdeşen dökerim.Peygamber efendimiz, temizliği güzel kokuyu çok severmiş hatta beyaz giyinilmesini öğütlermiş.temizliğe dikkat etmeyen bir insan beyazı nasıl giyebilir beyaz bile temizlere yakışır.ben her şeyin gözüme kulağıma burnuma hoş gelenini severim.arada sırada işler bana göre değil ,herkesin alışkanlıkları çeşit çeşit. sözümüz yok ama ben buyum seviyorum güzellikleri. yorulmadan seve seve yapıyorum.

          • hayat dedi ki:

            feyza hanımın yazısı hoşuma gitmedi değil.gercekten huzur islamda anımsatan bi yazı olmuş:)gayet masumane yazıldığını düşünüyorum.kendi adıma sabah namazını kılmak ve sonrasında duaları okumak çok huzur veriyo bana.içimdeki bu huzur evimede doluyo Allah ın izniyle…arap hanımlarının süslenmeleriyle ilgili kısmı okuyunca benim eşim bana kızardı ve hoşuna gitmez başkalarının(bayanda olsalar) yanında o şekilde olmam.ama tabi biz kendimize düşen payını alırız bi yerde işimize yarar 🙂 oje konusunda da burdan bi uyarı yapmak isterim.ojeyle ölürseniz oje tırnaktan çıkmıyo ilk duyduğumda baya şaşırmıştım.bi arkadaşım cenaze yıkamasına katılmıştı(tanıdığı biri) ve ona sordum gercekten kismi olarak çıkmadığını belirtti…kapalı bi bayanım ama ojeyi seviyorum başlarda evde bazı günler kullanıyodum sürüp sonra siliyodum.ama sonrasında tam çıkmıyomuş gibi kenarlarda azda olsa küçük bi noktada olsa kalıyomuş gibi (ben tam beceremiyo da olabilirim) artık sürmüyorum.bide söylediğim diğer boyutta baya etkiledi malum ne zaman ölücemiz belli dil..

  21. seymen dedi ki:

    Kadının kocası için süslenmesi gerektiğini dini bir bilgi olarak ben bile onlu yaşlarımın başlarında öğrendi isem kadınların bunu bilmemesine imkan yok.
    Önemini kavrayamamak, kocaya değer vermemek, tembellik, alışkanlıklar vs. sözkonusu.
    Seminerlerden önce %2-3 olan oranın, seminer sonrasında %90 a yükseldiğini de hiç sanmıyorum.

    Tabi ki kızlar erkek (çavuş) gibi büyütülmemeli, yerine göre süslenmeyi vs. ögretmeli teşvik etmeli.

  22. Mehmet GÜN dedi ki:

    Sema Hanım; Allah razı olsun.
    Aklınıza, fikrinize, kalbinize ve kaleminize sağlık. Herkese okunacak ve tavsiye edilecek bir yazı.

  23. MerveSafa dedi ki:

    Güzel yazınız için teşekkürler..Bende abim,erkek yeğenler-kuzenler içerisinde büyüdüm.Küçüklüğüm onlarla futbol oynayarak geçti.Ortaokul ve lise hayatımda da futbol ve taekwondo ile ilgilendim.Ailemin teşviki ve abimin profesyonel sporcu olması sebebiyle(onu rol model almışım sanırım) erkek gibi kızdım.Saçım herdaim toplu idi(Ev içi dahil).Üniversite tercihim de bu yönde oldu.Mühendislik seçtim.Kız meslekleri ile uğraşamazdım!?O kadar erkeğin içinde yine erkek fatma gibi idim.Dönüm noktası annemin bu işe el atması ile oldu.Abimin düğününde beni kimse tanıyamamıştı.Şimdi dönüp baktığımda o dönemki ruh halime.Dişi -kadın olmak demek zayıflık demekti benim için.Ailenn de rolü büyük.Zaman kötü kızım deyip,erkek gibi olsun,kendini korusun istiyorlar.Örneğin etek giymek bana garip gelirdi.Çünki onunla iyi koşamam diye düşünürdüm:)

  24. yunus dedi ki:

    Elinize sağlık çok güzel bir makale olmuş, evi eşi için süslenen kadın varmı diye düşünmek gerek ama bir dışarı çıkmaya görsün süssüz kadın yok denecek kadar az, eğitimsizlikmi demeli ailedenmi geliyor demeli bilinmez.
    BİRDE KAPALI AMA AÇIK GİYİNENLER HAKKINDA BİR YAZI YAZARMISINIZ ÇÜNKÜ ARTIK KAPALI AMA AÇIK GİYSE NE OLURDU DEMEE ÇEKİNDİĞİM ÖYLE ÇOK BAYAN VARKİ SOKAKLARDA.

  25. feyza-huzur islamda dedi ki:

    sa.giyinmek,süslenmek,güzel koku,iç güdü,benlik,şatafat,bunlar kadınlık teması.. anası özü ise fedekarlık,iffet,haya,çocuğu,eşi ve uğrunda yaşadığı her şey..

    hayatta kadın olmak,anne olmak,eş olmak bunlar zordur esasında..bir çok role büürnmektir çünkü..bu rollerde kadın nedense hep anneliği tercih etmiştir..vericisi hep yüksektir..kendini bile unutucak kadar..

    bu da Allah’ın rahim sıfatının tecellisiyle oluyor..çocuğunu anneliğini işte bu hikmete mazhar olan rahminde taşıyor ve bu onunla hep bir ömür boyu sürüyor..öyleki bu hal çocukluktan yerleşmiş oluyor oyuncak bebeğimize bile annelık yaparak..

    kadınlık öyle bir şeyki annelıkten çok şey yazılıp çiziliyor..çünkü kadın başlı başına bir temadır hayatta..çok mu düştük üstüne..çok mu yıpratıyoruz..o bir inciyken çok mu dejenere ediyoruz..kadın bu hayat için kuvvetli bir tema belkide ondan… bu temanın neresindeyiz..uyanık olup bu temada fazla yer almamaya çalışmalı,ne yaptığımızın öncelıkle kım olduğumuzu kimliğimizin bilincinde olmalıyız..biz bir yürek taşıyoruz öyle han geçen yeri olmamalı..bu yüreğe dağlar sığmazken kendımızı dünya metası yapmamalıyız..kolay harcayamamalılar bizi..harcatmamalıyız kendımızı..çünkü biz cennetin bile ayağımıza geldiği bir varlığız..bize böyle değer biçilmişken bu değerin hakkını vermelıyız..demem oki gerektiği şekılde gerekli yerde nasıl davaranacağımızı iyi tesbit etmelı,yüreğimizdeki analığın hakkını çiğnetmeden kadınlığımızıda yeri ve zamanına göre yaşamalıyız..öyleki okyanustaki inci misali biizi koruyanlara kollayanlara karşı durmadan kendımıze olan saygımızla beraber rollerimizi yerinde sunmalıyız..

    • semamarasli dedi ki:

      Sevgili Feyza huzur islamda! Daha önceki yorumlarınızdan bildiğim kadarı ile hamilesiniz. Rabbim bebeğinizi sağlık sıhhat içinde kucağınıza almayı nasip etsin. Yalnız kusura bakmayın anneliği çok abartmışsınız. Annelik hiç bir zaman kadınlığın önüne geçmemelidir yoksa eşinizle aranız bozulur. Bizim kadınlarımız anneliği çok abartıyorlar. Çocuk olunca genellikle eşleri ile araları bozuluyor. Öyle bir kutsallık havasına giriyorlarki eşine cinsel çekiciliği de kalmıyor. Annelik Allah’ın emanetine bekçilik etmek güzel yetiştirmeye çalışmaktır. Evet “Cennet annelerin ayakları altında” fakat kadının kocasının rızasını alması ile de ilgili çok hadis var. Kendinizi anneliğe çok kaptırıp eşiniz için süslenmeyi ihmal etmeyin. Bir anne ve babanın çocuğu için yapacağı en büyük iyilik birbirleri ile iyi geçinmeleridir. İyi geçinebilmek içinde kadınlık yönünüzü kaybetmemelisiniz.

      • feyza-huzur islamda dedi ki:

        Allah razı olsun duanıza amin diyorum..evet hamileyim:) eşimi hiç ihmal etmedim bundan sonrası içinde etmmeye gayret ederim inş.sağlığımız el verdiğince..zaten kendim ev düzeniyle beraber kişisel bakıma çok dikkat eden biriyim.yukarıda belirttiğim gibi kadın hem anner hem kadındır bu bilinçle ne yapması gerektiğinin bilincinde olmalı zaten.yalnız çokda süs delisi olmadan abartmadan yapmalı yani her zaman süslü olamaz belki ama bakımlı temiz olmalı.hem bedeni hem medeni yani..sevgilerimle

  26. Külhancıoğlu İdris dedi ki:

    Caddelerde yürürken bayanlardan gördüğümüz zulmü hangi kelam ile anlatayım bilemiyorum. Gözü haramdan sakınmak için bugün kör olmak gerekiyor zannımca. Anneleri tesettürlü bayanlar, kot pantolonu geçtik tayt cinsi vücuda tam yapışan şeyler giyinmeye başladılar. “Genç iken hevesini alsın sonra evlenince canı çekmesin” diye kızlarının bu şekilde giyinmesine müsaade eden anneler her gün kaç Müslüman erkeğin cehenneme yuvarlanmasına sebep olduklarını biliyorlar mı acaba? Kadınlar için Cennetin en kestirme yolu mahremleri için süslenmeleri, Cehennemin yolunu ise söylemeye gerek yoktur sanırım.

    • nerminn dedi ki:

      cok dogru süylüyorsunuz.
      tesettür kelimesinin ici bosaltıldı.sadece sıkma bas,kücücük bir bez örtmekle emir yerine getirildi zannediliyor.cok yazık.Allah basiret versin.günahlarımızı gözümüze süslü göstermesin.

      • nerminn dedi ki:

        iffet yahu (ali demirel)

        iffeti yasayanlar(said demirtaş)

        gençligin cinsellikle imtihanı(mehmet ali seyhan)

        gençler için -müjdeleyici- 33 hadis

        peygamberimizin diliyle gençlik (cemil tokpınar)

        bu kitapları gençlerimizin-aslında hepimizin- okumasını tavsiye ederim.gözleri korumaktan bahsetmişsiniz ya idris bey onun için de özellikle bu kitapları yazdım.ben çok çok istifade ettim.

        hem okuyalım hemde cevremizdeki gençlere okutalım.
        fitne çoksa imkanlarımız da çok.Allah yardımcımız olsun.gençlerimize iffet ve haya vermesi için dua edelim.(anne-babalaraına da basiret ve feraset vermesi için…)

        • abdullah dedi ki:

          yorumun konuyla ne alakası var

          • nerminn dedi ki:

            yorumumu ddikkatlice okursanız bu mesajı idris beye ithafen yazdıgımı anlarsınız.
            ama esas hepimizi de ilgilendiren bir mesel.belki bu konuda muzdarip birisnin işine yarar okur.kötü mü olur?hatta diyorum ya tüm gençlerimizin okuması lazım.

    • feyza-huzur islamda dedi ki:

      Bir mümin erkeğin kendini koruma çabası..maaşAllah..siz nefsinize ağır gelsede bu halinizi Allah için devam ettiriniz..gözünüz ilştiği anda hemen esteğfirullah deyip çeviriniz..bakışların zarureti dışına çıkması tehlike arzeder..ikilemeyip gerekli önlemleri almak elzemdir ve bunu bize takva yaşamı sunar..takvaya yakın olarak yaşamak herekese lazım bir durumdur..

  27. hüzün dedi ki:

    “Allah’(c.c) a ve âhiret gününe iman eden bir kadının ölü için üç günden fazla yas tutması helal değildir. Sadece kocası için dört ay on gün yas tutar.” (Buhari, Cenaiz 31- Talak 46)

    bu hadisi yanlış meallendirmişler. ayrıca mecaz yüklü bir ifadedir. orada ‘yastan’ kasıt kocası ölen bir kişinin bekleme süresidir. yoksa sizin bildiğiniz gibi ağlamalı bir bekleyiş değildir.

    bakara 234 :İçinizden vefat edip de geride eşler bırakan kimselerin hanımları, kendi başlarına 4 AY ON GÜN beklerler. İddet (bekleme) sürelerini bitirdikleri zaman, artık kendileri hakkında meşru bir şekilde yapacakları hareketten size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

    ben daha öncede dillendirmiştim genede dillendireyim hadisleri düşüncülerinizi ıspatlamak için kullanırsanız onları FEDA etmiş olursunuz.
    önceden bir fikre sahip olup ardından fikrinizi ıspatlamak için uygun hadis aramak yerine ; hadisleri kendinize fikir edinip o hadis ile tavsiyede bulunmaktır.

    • semamarasli dedi ki:

      Yas tutmak ağlamak değil zaten, siz neden bunu ağlamak olarak düşündünüz ki? Kadının yas tutması sadece normal hayatta gibi beklemek değildir. Kocası ölen bir kadın dinimize göre dört ay on süslenmemeli, koku sürünmemeli, canlı, renkli elbise giymemeli…Yani süs adına yapılan şeyleri yapmamalııdır. Hadiste yanlış bir meal yok. Yasta neler yapılmayacağı başka hadislerde var.

      • hamzayürekli dedi ki:

        (Konu kadınlar üzerine olduğu için diyorum) Bu günün kadınları ( bu sitede yazanlar dahil) kocanın kadın hayatındaki yeri nedir, koca kadının hayatının neresindedir tam olarak veya tam a yakın olarak anladığı ;bir doktora değil yüzlerce doktora tez i yapacak kadar değerli ve etrraflı bir konu.
        Hz Peygamber hanımları sefer gittiklerinde de süslendiği ve kokular sürdüğünü nasıl olurda bu süslenmenin yine koca sı için olduğunu gözden kaçırıverir. Sefer de süslenme varda koca yok Hz peygamber yine izin vermişmi? varmı kaynaklarda böyle birşey. Sefer de de olsa koca var, koca varsa ailevi ilişkilerin hepsi var( aksini kaynaklarda görmedim).( bunu seferde veya misafirlikte teyümmüm konularını biraz inceleyerek anlayabiliriz).
        Sahabei kiram Biz şüphelilerden kaçmak için 70 helali işlemekten kaçınırdık sözünden yola çıkarak kadınların dışarda süslü veya kokulu olmalarını dikkat edilince ( takva için) onlarda bu konuyu anlamamış olarak anlaşılıyor veya öyle anlanmak isteniyor.
        Verilen haklardan Allah korkusuyla vazgeçmeyi anlayamayanlara örnek olarak diyelimki; bunun sizin için ne kadar kolay anlaşılır olduğu halde bazıları için kendi alın teriyle kazandıklarından Allah yolunda harcamak hayır hasenat yapmak ne kadarda anlaşılması zor ise bunu da (süslenme) günümüz kadınlara ,Allah korkusundan Kadınların Kocaları haricinde süslenmelerinden vazgeçmelerini anlatmak o kadar ve hatta çooookk daha zor.( Kusura kalmayın yine yazdım yazmak istememe rağmen)

  28. E.Y. dedi ki:

    Sema Hanım geçen hafta Uşak’ta yapmış olduğunuz seminerde ben de vardım ve ne yazık ki ‘akşam eşi için kimler süsleniyor?’ diye sorduğunuzda salonda ancak on kişinin el kaldırdığına şahitim ki o salonun önemli bir kısmı resmi ya da gayriresmi din görevlisi hanımlardan oluşuyordu.Bir genç kız olarak büyüklerimizin bize hiç iyi örnek olamadığını görüyorum.Eğer sizin kitaplarınızla tanışmamış olsaydım ben de onlar gibi olabilirdim.O yüzden size ne kadar müteşekkir olduğumu bilemezsiniz çünkü insanların bize çok gördüğü ya da kınadığı şeylerin aslında fıtratımdan geldiğini sayenizde öğrenmiş oldumve inanılmaz rahatladım,bir anlamda kendimi buldum.Benim gibi birçok genç kızın evliliğe,erkeklere ve kendisine olan bakışını değiştirdiniz..Şu dışarıda sürme çekme izni olup olmadığına dair konuya da açıklık getirirseniz çok memnun olacağım.Rabbim sizin gibi büyüklerimizin yolunu açık etsin.

  29. rumeysa dedi ki:

    cok yerinde bir konu olmuş sema hanım.. yıne ıskaladgımz en önemlı konulardan biri.. sanırım cogu hanım kardeslerımzn yoluna ışık tutmustr ıns. ve.. hakıkaten ıyı kı bu yolda,bu ugurdasnz.. Rabbim c.c yolunz gıbı gönlünüzü ve hanenizi de nurlandrsn..muhabbetle..

  30. hacer dedi ki:

    Allah razı olsun çokgüzel bir yazı hep merak ettiğim birkonuydu yazınızın devamının gelmesini temenni ediyorum. Ben 4 erkek çocuğundan sonra dünyaya gelmiş olma hasebiylehep bir erkeksi büyüdüm süsüde çok seviyorum aslında ama ergenlikten sonra dini vazifelerimizin başlamasıyla bir karmaşa yaşadım ve bazen biraz abarttım bazen hiç yapamadım evlendikten sonra eşime özelolmaya çalıştım ama çocukolduktan sonra kilolarsebebiyle içime kapandım şimdi baya kiloverdim eskiye döndüm gibi ama doğrusu artıkkendimi beğenmiyorum vücudum bozuldu ister istemez belki eski güvenim gelecek ama en çok üzüldüğüm eşime karşı güzel söz söyleyememek sizce bunu nasıl aşabilirim?

  31. ali dedi ki:

    çok teşekkür ederim. Allah sizin gibileri eksik etmesin. sıkıntılarımıza tercuman oluyorsunuz. söylemeyediğimiz şeyleri buradan tüm insanlara duyurmanız çok güzel. bu yazıdan da feyiz alanların çıkması dileğiyle…

  32. selda dedi ki:

    Merhaba Sema Hanım
    Öncelikle size teşekkür etmek istiyorum tüm güzel yazı ve kitaplarınızdan dolayı.İstifade etmeye çalışıyorum ve etrafımdakilerle de paylaşıyorum. Rabbim bu güzel hizmetlerinizin devamıda nasip etsin inşaallah.
    Umarım birgün İzmire de yolunuz düşer. Yüzyüzede görüşebiliriz.
    Bugünkü yazınız da bir harika….
    Ama benim kafama takılan birşey oldu bu yazıda,
    Ben 1 çocuk annesiyim, Rabbim imtihan etmesin, çaresiz dert vermesin inşaallah kimseye. Fakat kızım nezle olsa benim üzüntüm ifade edilemez hal alır. Ve o hasta yatağında yatarken yattığım yatak bile bana dar gelir.
    Yazıda da şöyle geçiyor, iman eden bir kadının ölü için üç günden fazla yas tutması helal değildir. Sadece kocası için dört ay on gün yas tutar.” Kaldıki kadın demek duygu demek, Efendim söylemişse kabulümüz elvet ama uygulama noktasında malesef yapabileceğim birşey olmadığı için suçluluk hissine kapılıyorum. Beni aydınlatma imkanınız olursa sevinirim.

    • semamarasli dedi ki:

      Selda hanım, Rabbim evladınızın güzel günlerini göstersin. Fakat kızınız nezle olunca neden o kadar gözünüzde büyüyor anlayamadım. Çocuklar bize Rabbimizin emaneti. Şefkatin de fazlası zarardır. Bizim toplum acıyı seviyor. İmtihandayız diyoruz fakat imtihanı kabullenmekte zorlanıyoruz. Kadınlar duygusal oldukları için acıya kendilerini kaptırıp hayattan kopuyorlar, eşleri ile ilişkileri bozuluyor. Bu yüzden olmalı Allah rasulu kocası dışında bir yakını için üç günden sonra kendine çeki düzen verip yas havasından çıkması gerektiğini söylüyor.

  33. hatun dedi ki:

    merhaba sema hanım

    yazınız yine çok güzel Allah razı olsun
    ben kayınvalidemle ve kayınbabamla birlikte yaşıyorum gelenekleri üzerine…
    ilk zamanlarda hep bakımlı süslü olmaya çalıştım dediğiniz gibi etek elbise hafif göz makyajı parfüm gibi…
    ancak evde anne ve babasının olması beni frenliyor bazen kısa kollu giysem dar giysem dizlerim açıkta olsa sorun oluyor eşim hemen uyarıyor ama yapmayınca da istediğini söylüyor eşofman giysem hemen der çıkar diye…
    bir de banyo sorunumuz var ne kadar takmamaya çalışsam da utanıyorum rahat olamıyorum. mesela o gece banyo yaptım ertesi gün kayınvalidem banyo yaptığım saatlerde uyanık olduğunu söylemesi beni yerin dibine sokuyor lanet ediyorum.
    Peygamberimiz sav zamanıyla ilgili kitap çok okudum ama hiç rastlamadım anne babayla birlikte oturma zorunluluğuyla ilgili. ancak onlara bakma zorunluluğu olduğumuzu biliyorum. sizin bu konuda kesin bilginiz var mı sahabe zamanında durumu olmadığı için değil adet üzerine böyle yaşayanlar olmuşmu?

    eşime cilveli nazlı davranamıyorum sadece yatak odamız var ama salonda otursak omzuna yaslansam annem gelebilir der. nasıl cilveli oluruz örneklerle anlatan bir yazı yazarsanız çok istifade ederim inşallah

    • ...ı dedi ki:

      mutluuğunuz ve islami bir yaşantı için siteyi takip etmeniz çok güzel. zor şartlar altında olsa da eşiniz için bir şeyler yapıyor olmanız cennette derecenizi artırır diye düşünüyorum. (Rabbim en iyisini bilir). eşinizin anne ve babasıyla ilgilenmeniz de harikulade bişey. bunları benim eşim hiç yapmaz. insan ailesinden ne gördüyse onu yapıyor veya yapmıyor. ailede eğitimin güzel olması lazım.

  34. humeyra dedi ki:

    sürme konusunda gerçekten bilgi istiyoruz dışarıda sürmek caiz midir yoksa değil midir

    • leyla dedi ki:

      kadınların sürme çekip yabancı erkeklere göstermesi uygun değildir. Çünkü sürme kadının süsüdür. Yabancılara karşı makyajlı görünmek doğru olmaz. Kadın sadece kocasına karşı süslenir…

      http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/7744/islamda-surme-cekmek-caiz-midir-kadinlar-icin-bir-sakincasi-olur-mu.html

      • nerminn dedi ki:

        sema hanım yazınız cok güzel ama dısarıda sürme konusna takıldım.o zmanlar kadınlar yüzlerini de örtüyorlarmıs.erkeklerin yanına zaruret harici cıkmıyorlarmıs.belki de bu yazılanlar tesettür emri gelmeden önceki hadisler.

        • semamarasli dedi ki:

          Nermin hanım, peygamberimiz döneminde hanımlarının hepsinin yüzü örtülü değil. Allah resulu el ve yüz açık diye tesettürü tarif ediyor. Yüzünü örten hanımlar olmuş fakat genel olarak hanımların yüzü açık. Yüzü açık olanlarda evlerinden çıkmamışlar gibi bir durum yok. O dönem hanımlar toplum hayatında oldukça aktifler. Hadisler tesettür ayetinden önce değil, tesettür ayetinden sonra.

      • SÜRMESİZ :) dedi ki:

        sürme gözü daha güzel ve çekici gösteriyor onun için bencede caiz değil.yalnızca evde sürelim desek sema hanımın dediği gibi ne zaman dışarı çıkacağımız belli olmuyorki.hem zaten yıkasan bile zor çıkıyor sürme.ben akşam sürdüğümde yıkasam bile ertesi gün belli oluyor gözümde.adı üstünde sürME yani :))) ha varsa gerçekten bi serbestlik bizde sürelim ozaman :)) birde kaş alma konusu var bi bakıyorum çarşaflı yada çok takva ehli gibi görünen bayanların bile kaşı alınmış bu konudada bi cevaz varda biz boşunamı erkek gibi kaşlarla geziyoruz bilmiyorum.diyorlarki eş isterse alınırmış yok bence öyle bi lüks yani çok aşırı kalın kötü bi görüntü olmadıkça normal bi kaşı eş istedi diye almak biraz nefsi bişeymiş gibi geliyor bana.benim anlamadığım bir diğer konuda açlıktan karınlarına taş bağlayan bi peygamber döneminde kadınlar süse püse nasil bu kadar önem vermişler

        • h.irem dedi ki:

          kesinlikle son cümleye bende katılıyorum.. biz üç kız kardeşiz benim durumum ablamlara göre daha iyi ve aldığım takındığım her ne olursa olsun dikkatlerini çekiyo doğal olarak ve ben çekiniyrm takmaya kim süslenmek güzel giyinmek istemez ama imkan meselesi.. gerçi o dönemde de kendileri yapmışlar deniz kabuğu, midye, hayvan dişi, deri v.s.sartlarda, imkanlarda eşitlik varmış yani şimdi yok maalesef.. Sürme hususunda da çok dikkat çekici eşim ister ama sürünce hemen çıkmıyo die kullanmıyorum ve pekte sıcak gelmiyor bana.. Bizler çok yanlış yetiştirildik hep erkek gibi hep yarış halinde, şimdi ki sıkıntımızda o.. benlik kavgası Rabbim yardımcımız olsun Allah Sema hanm ve onun gibilerden razı olsun.. Biz benliğimizi asıl gayemizi, rotamızı gösterdiği için..

          • semamarasli dedi ki:

            Leyla hanım sorularla islamiyet sitesi güzel bir site fakat sürme konusunda dışarıda caiz olmamasını neye dayandırkılarını kaynağını vermemişler. Kocası ölen kadınlar için dört aydan sonra sürmeleri caizdir demişler o zaman bütün bekarların dışarıya sürmeli çıkmalarında bir mahzur yok, diye bir anlam çıkıyor. Fakat evli kadınlar için de yasaklanmadığına göre nasıl oluyor da helal değildir diyorlar anlayamadım. Bir kaynak gösterseler tamam. Hz.Aişe “Peygamberimiz (merha) sürme sürmeyen kadınlar hakkında olumlu düşünmezdi.” sözü de var. Ben bu konuyu çözemedim. Belli ki Arap hanımları dışarıda ve içeride yasta değilse sürme kullanmışlar.

        • semamarasli dedi ki:

          Sürmesiz arkadaşım, konuyu araştırıyoruz, fakat eşiniz istiyormuş siz bir an önce sürmeye başlayın, dışarıda içinize sinmiyorsa yüzünüzü yıkayıp çıkın. Kaş alma konusunda ben izin veren bir fetva göremedim, sadece sizin söylediğiniz gibi erkeğe benzeme aşırı bir kalınlık varsa ona izin verilmiş. Ayrıca kaşını alan hanımlar kusura bakmasın fakat kaşı alınmış bir hanım bana güzel gelmiyor, erkeklerin de genel olarak beğendiklerini zanetmiyorum. Hele kaş ipincecik alınmışsa konuşurken gözüm hep kadının kaşına takılıyor. Göz ortada pörtlek pörklek kalıyor. En güzeli Rabbimin çizdiği model. Yaratılışı değiştirmek bir anormallık yoksa doğru değil. Fakat sürme konusu ayrı. Rabbim sürme yaratmış, kına yaratmış, çeşik çeşit taşlar yaratmış. Boşuna mı yaratmış. Kullanalım diye yaratmış. Dışarıda yasağı varsa kesinse içerde kullanırız fakat helalse de kimsenin bana göre deyip yasaklamaya hakkı yok. araştırıyoruz.

          • hüzün dedi ki:

            hep karıştırılan bir konudur. kaş düzeltme ayrı bir şeydir kaş alma ayrı bir şeydir.
            ‘kaş almadan’ kasıt hepsini alıp kalemle çizmektir. düzeltme işi ise apayrı bir iştir .
            kaşı kalemle çizdiren bayandan ve kaşını düzelten erkekten tiksiniyorum…

          • SÜR ME SİZ dedi ki:

            sema hanım ben eşim istiyor diye bişey söylediğimi hatırlamıyorum.dışarıda içime sinmiyorsa yıkayıp çıkın demişsiniz fakat sorun o zaten çıkmıyor yıkayınca.ayrıca peygamber efendimizin tavsiye ettiği sürme göze iyi gelen özel bi sürmeymiş.şuan piyasadakiler kozmetik amaçlı satılan sürmelerin çoğunun neyden yapıldığıda belli değil iyi marka diye aldıklarımız bile gözümüzü tahriş edebiliyor kendimize zarar verdiğimiz içinde mekruh bile sayılabileceğini söyleyen hocalar var.tercih meselesi tabi ama dinimiz şüpheli şeylerden kaçınmamızı emrediyor her derdimiz bittide bi sürmemi kaldı sanki.ayrıca kaş alma konusundada yakışmadığı konusuna katılmıyorum aksine düzgün alınmış bi kaş kadının bakışlarını daha güzel bi hale getirebiliyor.ben almıyorum ama caiz olsaydı alırdım.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için bir saat vardır. İş o saati kaçırmamakta… “ ( B. Fletcher)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku