Kadını Sahiplenmek

12 Aralık 2018Ademler & Havvalar7 Yorum »

elde kalpBir Havva Diyor ki…

Kadınların çalışmasıyla alakalı olarak erkeklerin ne kadar talepkâr oldukları gerçeği görülmüyor maalesef.

Dinini diyanetini bildiğini sandıklarımız bile bakıyorsunuz karısını kızını o kadar erkeğin içinde çalıştırmaktan haya etmiyor.

Haliyle dışarıya meyli olan kadın, bunu fazlasıyla suistimal edebiliyor.

Ben gecenin bi saati köye göreve çıksam, bundan eşim de annesi de rahatsız olmuyor. Ben eve erkek gibi gelince o saatte o yorgunlukla haliyle tavırlarım da erkeklere benziyor.

Benim babam anneme kıyamadığımdan, değil çalıştırmak, toplu taşıma aracına tek bindirmezdi. Basit kıskançlık değil bahsettiğim gerçekten kıyamamak sevmek… Şimdiki erkekler, eşlerini ayrıca para kaynağı gördüğünden, dilinin uzunluğuna razı gelip dışarıda çalıştırabiliyor. Bu çok uzun mesele çalışan biri olarak üzerine çok yazarım lakin kadın fıtratı bu kadar yükü kaldıramıyor.

Erkek dışarıda çalışan kadına bırakın nefsi, parasal olarak bile özense, hiç çalışmayı düşünmeyen evinin hanımı hatunu olan kadın, artık çalışmak istiyor. Maalesef eskinin öyle sahiplenen yükü omuzlayan erkekleri çok çok az.

Sen kadını erkek gibi dışarıya yollarsan, para beklersen, o da evde kadınlık değil, erkeklik yapar. Erkeklerin kendilerini ezdirmelerindeki en büyük etkenlerin yine erkekler olduğunu düşünüyorum. Erkekler evdeki kadınlarına dışarıdaki kadınlara gösterdikleri nezaketi inceliği gösterseler,erkek olduklarını onlara Allah’ın emaneti diye sahip olup bu şekilde ispatlasalar sanmam ki zaten naif zayıf güçsüz yaratılan kadın bu dilden anlamasın,(istisnalar hariç).  Saygılarımla…

Okunma Sayısı : 1.694

Yorum yapın

“Kadını Sahiplenmek” için 7 Yorum

  1. Beyaz Zenci diyor ki:

    Konuşulanlar yazılanlar hep hamasi ama gerçekte yaşananlar çok farklı. Herkes kendi yaşadığını gerçek sanıp başka gerçekleri göz ardı ediyoruz. Benim sorunum çözülürse bütün sorunlar çözülecekmiş gibi paylaşıyoruz duygularımızı. Anlatılanları, yazılanları ben de kendi yaşadıklarıma vuruyorum çözüm diye önerilenleri yapmışım ama akibet değişmemiş. Yukarıda çalışan bir hanımefendi çalıştırılmış olmaktan, kendisine para objesi gibi bakılmaktan ve bu süreçlerde erkekleşmiş olmaktan şikayetle ev hanımı olmayı, evinin kadının olmayı yeğlemiş. Yorumda da iki arkadaş bunu teyit edici ve fakat farklı tezahür etmiş örnekleri vermişler. Sorun erkeğin para beklentisi olduğu gibi ortak bir noktaya vardırılmış. Yine bu sayfalarda bir imam arkadaş da tam bunların tersini yaşayıp kadını ayartan 6284’e atıf da bulunarak kadını suçlu göstermiş. El hak her iki tarafta doğru lakin kadın-erkek bir birlerini suçlayarak bir yere varılamayacağı da bir gerçek. Çünkü, özellikle bu 6284 yasalaştıktan sonra bu türü aile sorunları hat safhaya vardı. Ama hiç kimse fıtratına dönmeyi, fıtratı verenin emrine girmeyi çözüm görmüyor. Mustafa kardeş babasının şeriat isteyecek kadar dindar olmasına rağmen annesinin çalışmasını istediğinden bahsetmiş. Keşke babanız hararetli şeriat savunucu olduğu kadar Kur’anı öğrenmeye gayret etseydi fıtratıyla daha uyumlu yaşardı. Ama evliklik iki kişiyle kurulan bir ortaklık daha sonra çocukların iştirakiyle çoğalan çok ortaklı bir şirket olarak sürüdürülmesi gereken bir kurum. Çocukların yanlışı başta kurulan ikili ortaklığa çok fazla zarar vermese de iki ortağın anlaşmazlığında maalesef çocuklar genellikle anne de tarafı bur ortaklığın yıkılması için geçimsizliğin değirmenine su taşıyorlar. Çünkü baba akşama kadar işte, akşam yorgun argın evde dinlenmeye bile fırsat bulamadığı saatler oluyor. Anne ev hanımı ise çocuklarla daha çok o haşır neşir oluyor. Çalışan kadınların durumu daha vahim. Zira onlar da işten kalan zamanlarını evdeki diğer işlerle geçirmek zorunda. Bel ki çalışıp para kazandıklarında ev kadınlarına nazaran biraz daha avantajlı görünseler de onlar daha çok yıpranıyorlar. (Kamu da çalışanların çoğu hariç.) Fakat bunlardaki imkanları gören ev hanımları tek maaşlı ailelerde eksik gördüğü imkanları kocasının başına kakınç yapıp aile de huzuru bozuyor. Ve benim 28 yıllık yuvam böyle bir nedenle yıkıldı. Demem o ki kadın da erkek de fıtratına uygun şükrederek yaşamak yerine üretikleri sorunları paylaşarak bir birlerine referans oluyor, yıkıntının çoğalmasından başka bir iş yapamamış oluyorlar. Erkek erke gibi, kadın da kadın gibi olmalı, insanca yaşamalı. Diğer bütün çözüm hikayeleri sorunu katmerleştirmekten öte gitmiyor, akisne artarak devam ediyor, gençler de evlenmekten korkuyor ve kaçıyor. Bu gidişle gelecekte sapkınlıklardan oluşan bir toplum olacağımızı söylemek kehanet olmasa gerek. Kalın sağlıcakla.

    • Yahya diyor ki:

      Yazdıklarınızın bir kısmına katılmıyorum.
      Öncelikle aile kurumu ve mefhumu bir şirket müessesesi gibi değil ve kadın-erkek birlikteliği de şirket ortaklığı gibi değildir.
      Kelime anlamları bile birbirine paralel değil, ortak noktası dahi yoktur.
      Evliliğe/aileye, şirket ve şirket ortaklığı gibi bakan/düşünen zihniyet yüzünden biz bugün buradayız!

      6284 ile ilgili yazdıklarınıza da anlam veremedim. “…atıfta bulunarak … kadını suçlu göstermiş” de ne demek? Bırakın kanunun bugün nasıl suistimal edildiğini, kanunun kendisi dahi kanunsuzluk üzerine kurulmuş. Sen devlet olarak bir kanun çıkarıyorsun ve insanlar en temel hakkı olan suçsuzluk karinesini yerle bir ediyorsun. İşin teferruatına girmiyorum…
      Sonu başı düşünülmemiş bu ucube kanun, bir grup zihniyet tarafından erkelerin lehine – haklı yada haksız – kullanılıyor ve müthiş suistimallere sebebiyet veriyor. *haklı* derken, zaten gerçekten şiddet mağduru kadın gidip kocasını polise şikayet etmiyor, edemiyor; gidiyor babasının, abisinin evine sığınıyor. Ayrıca kadın her ne kadar haklı da olsa, şiddet daha fazla şiddet doğurur ve doğuruyor da. Eğer devlet olaya müdahil oluyorsa, ailenin mahremine giriyorsa; yapıcı adımlar atmalı. Ziya paşa misali:
      Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir
      Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
      hareket etmelidir; direkt 3-6 ay uzaklaştırma olmamalıdır!

      “Ama hiç kimse fıtratına dönmeyi, fıtratı verenin emrine girmeyi çözüm görmüyor.”
      Bu söylediğiniz çok doğru! Ancak bir tarafın fıtratına uygun davranmaması, diğer tarafında bundan sakınacağı anlamına gelmez ve gelmemeli de. Biz de sen yapmıyorsan, ben de yapmıyorum; misillemesi uygulanmakta… niye çünkü biz eşitiz… zaten bu kafayla – feminizme gerek yok – erkek çalışıyorsa, kadında çalışabilir; kadın mutfağa giriyorsa, erkekte mutfağa girmeli… bugün bu hale geldik.
      Fakat özellikle belirtmek istiyorum, bugünün Türkiye’sinde gelinen noktada erkeğin fıtratına uygun hareket etmesi mümkün değil. Çünkü en ufak bir anlaşamama veya zıtlık tezahür ettiğinde, kadının arkasında TC medeni kanunları var. (yanlış anlaşılmasın, devlet veya o bilumum kadın dernekleri kadının arkasında YOK, sadece HAVA veriyorlar…)

      Hani demişsiniz ya – herkes kendi yaşadığını gerçek sanıyor – belki evet çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor. Bakınız Elhamdülillah şahitler huzurunda, karım beni, saygıdeğer hakime şikayet etti: “bana itaat edeceksin” dedi…!
      haydi şimdi gel fıtratına uygun hareket et…

      • Beyaz Zenci diyor ki:

        Cevabi yazınızı mobil uygulamamda gördüm ve fakat detay olarak okuma fırsatım olmamıştı, şimdi gördüm ki cevap hakkı doğmuş.
        “Öncelikle aile kurumu ve mefhumu bir şirket müessesesi gibi değil ve kadın-erkek birlikteliği de şirket ortaklığı gibi değildir”sözünüzden başlayalım isterseniz. Sanırım bunun bir mecaz olduğunu kavramışsınızdır. Kaldı ki kelime kök itibariyle böyle bir anlam ifade ediyor. Zira şirket ortaklıkları da farklı kişilerin aynı işi birlikte yapmak için bir araya gelerek ortak hareket etmeleridir. Hakeza aile de böyle bir ortaklıktır. Fıtratımızın beşeriyet yönü de bunu gerektiriyor. Akledip düşünüp idrak ederek bu ortaklığı sürdürebilir hale getirmezsek beşeriyet yönünü hiç bir zaman aşıp kamil insanlar olarak devam ettiremeyiz. Beşeriz şaşarız deyip serzenişte bulunuruz. Yani aile mefhumunu bu monoton şirket yapısından kurtarıp Kamil insanların sevgi, saygı, sadakat ölçülerinde Rabbimizin istediği aile mutluluğunu ve saadetini yakalamış oluruz. Aksi takdir ortak şirket olarak devam eder.6284’ün çarpıklığını ifade ettim ve siz de teyit etmişsiniz eleştirinizde ama neyi eleştirdiniz anlamadım. Zaten bu yasa akla, mantığa, hakkaniyete aykırı bir yasa ve acilen de değiştirilmesi lazım. Aksi takdir de beşeriyet içerisinde kör topal giden aile kavramı tamamen yok olacak. Fıtratla ilgili bendeniz acizene tavsiye ederim, Kur’an’ı anlayarak okumadıkça Müslümanlar huzur bulamayacak. Zira tarihimizde gerçekten çok çarpıtmalar var. Birileri Hz. Aişe’nin 9 du 15 di diye yaşıyla uğraşırken bugün gençlerimiz 30’una kadar evlenemiyor, hatta hiç düşünmeyenler var. 40’ından sonra teneşir paklar diye bir söz var, etrafımdaki çoğu arkadaşlar 40’nı geçti ve ümitleri de yok evlilik adına. Ama nasıl olsa önlerine sunulmuş bedava cennet var, niye suya sabuna el sürsünler ki? Sahi kaç kişi yaşadıklarını fıtratın sahibine havale edip, Kur’ana iltica etti? Kalın sağlıcakla.

        • Yahya diyor ki:

          Evet esasında biraz eleştirel yazmışım. halbuki katılmadığım noktaları ifade etmeye çalışmıştım. eğer üzdüysem/kırdıysam hakkınızı helal ediniz. maksadım bu değildi.
          Yazınızın tamamını okudum, cvplarınız için teşekkür ederim.

          Selam ve dua ile…

          • Beyaz Zenci diyor ki:

            Sizden de hakkınızı helal etmenizi istirham eder, haklarımın helalini kabule etmenizi rica ederim.

            Allah’a emanet olunuz.

  2. ASIM MAVZER diyor ki:

    bu yazılanlar sert duruşlarının yanında şevkatli bakışları olan gerçek erkekler için geçerlidir. Bugün yasalar eliyle bu erkek kavramı katledilmiştir. Sizin anlattıklarınız artık sadece masallarda kaldı. Maalesef.

  3. Mustafa diyor ki:

    Burda anlatılan erkeğe bir örnek de benim babam. Namazında niyazında hatta sorsak şeriat gelsin der ama “Bu devirde tek maaşla nasıl geçinilir” diyerek yaptığını meşrulaştırıyor. Tabi annemin de buna çok karşı olduğunu duymadım ama hakkını yemeyeyim belki karşıdır ama dışarı yansıtmıyordur
    Annem ne durumda anlatayım. Psikiyatristlerin çare bulamadığı kronik rahatsızlıkları var. Üstüne midesinden de sürekli rahatsız. Geçmiyor. Bu kadar senenin biriktirdiği stres, mutsuzluk, harcadığı emeğe rağmen mutlu bir aileye sahip olamamak. Çocuklarıyla(başta ben olmak üzere) arasında duygusal bir bağ olmaması… Bir kadın daha ne istemez ki?
    Hatırlıyorum annemin yorgun yorgun gelip yatağa yığıldığı günleri de keşke fakir büyüseydik de bu şekilde yaşamasaydık. Yine de bu halimize de çok şükür diyorum ama gidişat çok iyi görünmüyor

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ En eğitimli kişi yaşadığı, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır. “ ( Hellen Keller)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku