Kadınlar Camiye

11 Ekim 2012Büşra Karaca16 Yorum »

Bir kaç gün önce Sema hanım’ın Kadınların çalışmasıyla ilgili yazısının altındaki yorumları okurken arada kısaca geçen kadının camiye gitmesi konusuna gözüm takıldı. Bu konu daha önce sitede tartışıldı yazıyordu.

Yıllardır benim için çok mühim olan, diyanet gündeme getirmeden önce de kalbimde sızısını hissettiğim bu konudaki fikirleri merak ettim.

Neden kadınlar olarak AVM’de, çarşıda, vapurda, okulda, üniversitede, restoranda, piknikte, markette her yerde varız da camide yokuz, cuma namazından bayram namazından mahrumuz diye üzülürdüm. Bu kaygım, erkeklerden ne eksiğimiz var her yerde olmalıyız anlamında saçma bir hevesten değildi.

Biz neden bayram namazı hutbesinde “ve kebbirhu tekbira” sadalarıyla Rabbimizin uluhiyetinin azametinin en yoğun hissedileceği mübarek vakitte, tefekkürler ve ulvi duygularla hemhal olamıyoruz şeklindeydi.

Evde bayram namazından gelecek kocalara kahvaltı hazırlamak gibi sonraya bırakılabilecek boş bir işle meşgulüz acaba, neden böyle bir kültür yerleşmiş biz Türklerde diye hüzünlenmekteydim.

İslam aleminde yaygın uygulama bu değil.

Neyse, o yazıyı aradım buldum. Sanırım bu sitedeki “Evden Cami”ye yazısı imiş. Altındaki yorumları okudum.

Kadının camiye gitmesine karşı çıkanların en büyük sebebi, kadının fitne unsuru olması imiş.

Ümit Şimşek’in yakınlarda okuduğum bir yazısında bu kaygı sahiplerine cevap niteliğinde çok önemli hususlar var:

“Kaldı ki, Resulullah zamanında da, kadınların mescide gelmesinden doğan problemler görülebiliyordu. Kütüb-i Sitte’nin üçünde yer alan sahih bir rivayette, İbni Abbas (r.a.), Resulullahın arkasında namaz kılan çok güzel bir kadından söz eder. Cemaatin bir kısmı bu kadını görmemek için ön safta bulunmaya gayret ederken, bazı insanlar da en arka safta kalır, namazda rükûa eğildikleri zaman koltuklarının altından o kadına bakarlardı. (Tirmizî, Tefsir: 15; Nesâî, İmâme: 62; İbni Mâce, İkame: 68.)

Resulullahın arkasında namaz kılanların arasında yeni Müslüman olmuş bedevîlerden tutun, münafıklara kadar her çeşit insanın bulunduğunu dikkate alırsak—mescide bevl eden adamı hatırlayalım!—bu hadisenin çok garipsenecek birşey olmadığı sonucuna varmakta zorlanmayız. Kıssadan çıkaracağımız en önemli hisse ise, bu vak’anın herhangi bir yasaklamaya yol açmamış olmasıdır. Bizim zamanımızda cereyan ettiği takdirde kadınların ebediyen camilere yaklaşmaması sonucunu doğurabilecek olan böyle bir suiistimal, Resulullahın zamanında hiçbir yasaklama ve kısıtlama sebebi olmamıştır; buraya dikkat gerekir!

Bu, trafik kaidelerini belirledikten sonra bu kaideler çerçevesinde trafiği serbest bırakmaktan farklı birşey değildir. Kadınların camilere gelmeleri de zaten tesettüre riayet etmek, koku sürünmemek, erkeklerle aynı safta durmamak gibi şartlara bağlanmıştır. Bunlar, mahzurları bütünüyle kaldırmasa da asgarîye indirecek şartlardır. Bu şartlar altında dahi suiistimal yoluna sapacak olan olursa, o da Allah katında büyük bir sorumluluğun altına girmiş olur; fakat bu tür münferit olaylar yüzünden büyük çoğunluk bir haktan yahut nimetten mahrum bırakılmaz.

Böyle mahzurların önüne geçmek için yapılacak şey, Allah’ın ve Resulünün koyduğu şartlara uyulmasını titizlikle gözetmekten ibarettir; yoksa Allah ve Resulü tarafından konulmamış bir yasağı, eksik bırakılmış bir iş gibi görerek ihdas etmek değildir. Şunu unutmamak gerekir ki, kadınların camilere gelmesi halinde ortaya çıkacağı varsayılan bir mevhum mahzur var ise, Allah’ın ve Resulünün koymadığı bir yasağı ihdas etmenin çok daha büyük ve muhakkak mahzurları vardır.

http://www.sondevir.com/?aType=yazarHaber&ArticleID=4129

Ümit Şimşek’in konuyla ilgili diğer bir yazısı da

http://www.sondevir.com/?aType=yazarHaber&ArticleID=4197   burada. Mutlaka okuyun diyorum.

Yorumlarda okuduğum bir diğer gerekçe de Bediüzzaman Said Nursi’nin Lemaat eserindeki, “Kadınlar Yuvalarından Çıkıp Beşeri Yoldan Çıkarmış, Yuvalarına Dönmeli” başlıklı kısımdı.

Bu başlık altında yazılan metinden de bu başlıktan da, kadınlar camiye gitmesin sonucu çıkarmak, öncelikle eserlerini okuduğumuz alime karşı bizi vebal altında bırakacaktır diye düşünüyorum.

Kadınların beşeri nasıl ve nerelerde yoldan çıkardığı belli iken, Resulullah’ın yasaklamadığı bir konuda, “kendi fikrimize bir alimin sözünü dayanak yapmak” bilemiyorum neyle açıklanabilir. Kadınlar yuvalarına dönsün beşeri yoldan çıkarmasın sözünü, camiye bile gitmesinler diye anlamak için kırk takla atmak gerek. Sizi duyan, “Bediüzzaman kadınlar hiçbirşey için asla evden çıkmasın” demiş zannedecek.

Ben asıl önemli bulduğum mevzulara gelmek istiyorum:

Biz kadınların camiye gitmeye ne ihtiyacımız var?

Yıllar önce Mekke’de bir bayram sabahı, kadınların ellerinden tutmuş çocuklarla birlikte, yanlarında eşleriyle bayram namazına gittiklerini gördüğümde çok etkilenmiştim.

Aileler, sokaklardan sel gibi akarak orta yerdeki Mescid-i Haram’a gidiyorlardı.

Ne güzel dedim. Gözlerim doldu.

Namaz hep beraber kılınıyor, hutbe dinleniyor. Allahu Ekber Kebira sesleriyle top atılıyor.

Bayram günlerinde Rabbimizin uluhiyeti, rububiyeti, kibriyası, azameti, celali hissedilir.

Bu kelimeleri hiç duyamayan ami bir müslüman bile, o ortamda duygularıyla bu manaları az da olsa hisseder.

Kadınlar da bu muhteşem, ve hayatın rutinini durdurup, yüzümüzü Rabbimize ve ahirete çeviren manzaradan nasiplerini alıyorlar İslam aleminde.

Benim ülkemin kadınları içinse, bayram öncelikle bayram temizliği demek. Sonra bayram tatlısı hazırlamak, dolma sarmak börek yapmak demek.

Sonra bayramın o en mübarek vaktinde, erkeklerin bayram namazında olduğu vakitte, canı çıkarcasına, şöyle kızartmalı börekli ağır bir bayram kahvaltısı hazırlamak demek. Bizde bayram sabahı bile hayatın rutini durmuyor. Ne yazık.

Zaten bizim ülkemizde bir çok kadın kadınların bayram namazı kılabildiğini bile bilmiyor…

Ümit Şimşek’in linkini verdiğim yazısında kadın cehaletine örnekler var. Aslında camiler kadınların cehaletinin izale edilebileceği en uygun yerler.

Ya Cuma namazları.

Cuma namazlarını camide kıldığımızda da, bir çok kadın kadınların cuma namazı kılabileceğini bilmediğinden 10 rekat öğlen namazı kılıyor. Cumanın sevabından mahrum kalıyor.

Mekke’de, “Kadınlar Cuma’ya gitmez” anlayışından dolayı Cuma günleri bizim hanımların otelde çamaşır yıkama kurutma ve muhabbet günüydü. Şimdi diyanetin bilinçlendirmeleri ile belki durum değişmiştir bilmiyorum.

Günlerin en hayırlısında, duanın en makbul olduğu vakitte, camiye gidip tanımadığımız insanlarla saf olmak, kalplerin yumuşamasına vesile dualara amin demek, hutbe dinlemek, oradaki ihlaslı insanları dualarımıza vesile yapıp manevi bir halet yaşamak..

Bunların nesi kötüdür anlamıyorum. Kadınlar bölümü zaten ayrı. Evet mekan küçük olduğu için, Cumada kadınlar bölümünde de erkeklerin namaz kıldığı camiler var. Biz de büyük camilere gideriz korkmayın.

Zaten istesek de erkekler gibi her hafta gidemeyiz. Ben bu kadar camiye gitmeyi savunan biri olarak ayda bir kere Cuma’ya gitme kararı alsam onu bile uygulamada zorlanırım. En son Cuma namazını Ramazan’ın başında kılmıştım yanlış hatırlamıyorsam.

Hem ağaç sevgisi, diş fırçalama gibi diyanetin Türkçe bildirilerine neden o kadar takılıyoruz. Hutbenin hiç değişmeyen Arapça metnini kalbimizin kulağıyla dinlemeye yoğunlaşmak da bir seçenek. Ki ben o kısmı çok seviyorum.

Ya vakit namazları.

Bazı erkekler şöyle mi sanıyorlar acaba, vakit namazlarını camide kılmaya başlarsak 5 vakit camiden çıkmayız. Hepimiz birden doluşup dır dır vır vır, ortalığı perişan ederiz.

İşimiz gücümüz var bizim de. Bazı namazlarımı camide kılayım diye niyet eden bir kadın, haftanın bir iki günü, günde bir vakit ancak ya gider ya gidemez.

Bir kere namazı camide cemaatle kılmak, vaktinde kılma alışkanlığına sebep oluyor. Bugün öğlen namazımı camide kılayım, evde işten güçten vakti geçirip son ana bırakabiliyorum, hem dünya meşgalesine biraz ara verip cemaat sevabına dahil olayım diye niyet etmenin nesi kötü.

Ya da sıkılıp bunaldığımız zamanlar, hayatın zorluklarından usandığımız dönemlerde bir vakit namazı camide kılıp ferahlamak, Allah’ın evinde dua etmek medet istemek ne büyük ihtiyaç. Sıkıntıları unutmak için kendimizi dizilere verip kafa dağıtmaya çalışmaktan daha hayırlı olduğu da kesin.

Yaşadığımız mahallede oturduğumuz apartman ya da komşu bir kaç apartman dışında çoğu hanımla tanışmıyoruz. Vakit namazlarında o muhitin namaz kılan üstelik namazı camide kılmaya çalışan hanımları birbiriyle tanışsa, görüşse; çok hayırlara vesile olacak arkadaşlıklar gelişecektir.

Sadece namaz için değil.

Namaz kılmak için olmasa da, vaaz, sohbet, önemli konuları konuşma gibi şeyler için cami bir toplanma yeri imiş Resulullah zamanında. İnsanların namaz dışında sessiz, gergin ve soğuk soğuk kimseyle konuşmadan durması için bir yer olmadığını hadislerden öğreniyoruz.

Kadının camiye gitmesi, hem cehaletten kurtulması için lazım. Hem de AVM’yle, çarşı pazarla, TV’yle karşılamaya çalışıp, karşılanmayınca asabi ve ümitsiz olmaya sebep olan manevi ihtiyaçları için çok lazım diye düşünüyorum.

Umarım diyanet kadınların ve erkeklerin rahatı için gerekli düzenlemeleri yapar da, kadınları camilerde daha sık görürüz. Kendi mutluluklarına ve dolayısıyla ailelerinin, çocuklarının, kocalarının mutluluğuna huzuruna sebep olacak şekilde.

           www.annenotlari.com

Okunma Sayısı : 6.416

Yorum yapın

“Kadınlar Camiye” için 16 Yorum

  1. Hüseyin CAN diyor ki:

    Çok değerli hanım kardeşlerim! toplumun askerlik dahil her kesiminde yerini almış olan hanımlar sadece camide yoklar. Hz. Peygamberimizin yaşadığı döneme ve sahabenin yaşadığı asrı saadete baktığımızda kadınların sabah namazı dahil cuma namazına, bayram nazına geldiklerini görüyoruz Hatta peygamberimizin camiye gelen kadınları engellemeyiniz emri de kulaklarımızdan gitmiyor. Peygamberimiz kadının camiye nasıl gelmesi gerektiğini, safını nerede tutması gerektiğini bile beyan etmiştir. Kadınların çarşıpazara, avm lere gitmesine gıkı çıkmayanlar-gitmelerine karşı değilim-camiye gelmelerine karşı çıkıyorlar. kendilerine göre kadınlar erkeklerin ahlakını bozuyormuş, namazlarını ifsad ediyormuş, bilmem daha ne safsata. kuş beyinli zavallılar, anneler camiye gelmezse geleceğimizin temine olan çocuklarımızın da gelmediklerini hiç düşünmüyorlar. bu kafa kadınları hep cahil bıraktı.kadınlar camiye gelemez, kadınlar okula gidemez diye bunlardan bir kısmı hep şehvetlerini düşündükleri için iki, üç kadınla evlenirler bide üstelik kendilerinde 15-20 yaş küçük kızları kendilerine eş olarak reva görürler. bunların fetva ve akıl hocalarının hayatını araştırırsanız sözlerimin doğru olduğunu göreceksiniz. Allah emirlerinde Rasulullah da öğretilerinde ayrım yapmamıştır. kadınlara kadın olmalarından dolayı ruhsat verilmiştir. Bırakın hanımlarla uğraşmayın ibadetlerini istedikleri yerde Allahın emrettiği şekilde kılsınlar.selam ve dualarımla.

  2. Seyma diyor ki:

    Assalamu Alaykum wa Rahmatullah

    Allah sizden razi olsun !
    Ben Fransada oturuyorum, ve buradaki çogu Muslumanlar ” Turkler ” ayri diye goruyorlar.
    Neden ? çunku milletimiz öyle bir devire geldiki, Rasulullahin salallahu alayhi wasallam’in yolundan gidenleri onun sunnetini uygulamaya çalisanlara ” Arap veya Araplar GIBI ” demisler veya “onlarin mezhebi ayri” diyorlar.
    Burada böyle. Ama gerçekten çok uzucu bir olay. Arap arkadaslarima turk oldugumu dedigimde sasiriyorlar. Turklerde Rasulullahin sunnetinden gittigini genç yasta cilbab giydigini hiç gormedik diyorlar.
    Mezhep konusunu karistirmislar bizim millet! Turk kadinlarini, bayram namazinda, cuma namazinda ders için camide goremezsiniz ! çok uzucu bir olay gerçekten, nasil bir çozum bulsak bilmiyorum ama bu sorunun basi ilimsizlik cahillikten baska birsey gormuyorum !

    Rabbim yardimcimiz olsun, her nerede olsak Rabbimizin emrettigi gibi ona kulluk etmemizi nasip etsin.

    Allahumma amiiin.

  3. Aysel diyor ki:

    Türkiyede hep şaşırdığım olaydır bu.. hala nedenini düşünür,türk kadınlarına sorarım.
    Hiç mi hayatınızda sünnete bakmadınız? hadisler var bu konuda. Rasulullah s.a.w bayram namazına kadınları nasıl teşvik etmiş. elbisesi olmaya, komşundan elbise al, jilbabına bürün gel demiş. adetli olana, namazgahın dışında dursan da gel demiş. namaz kılmasa da gel demiş.
    peki Türkiyedeki kadınlar neden ümmetin buluştuğu bayram namazı saatini börek,poğaça yapmakla geçirmeyi tercih ediyorlar merak ediyorm.

  4. yasemin diyor ki:

    Geçen yıl Ramazan Pakdil Hoca Efendi kuran kursumuzu ziyaret etti.Kursumuz Büyük bir camiinin alt katı.Camiinin iç kısmında toplandık.Hanımlar en geri 4 safta oturduk.Hoca ”ikra’ suresini farklı kıraatlerde okudu,müftümüz konuşma yaptı,çok faydalı ve güzel bir organizasyondu.Derken öğlen namazı vakti camiiye cemaat gelmeye başladı ve hanımları gören çok bilmiş!hacı amcalar kafalarını sallayarak cık cıklayarak camiiden çıkıp gittiler.Çok rencide edici bir durumdu.Şahsi görüşüm;bugün toplumda bu kadar ahlaki çöküntü ve dinden uzak yaşayış olmasının en büyük sebebi kadınların camiiden uzak tutulması.Kadınlar cahil olunca nasıl yetiştirecek çocuğu?Kimden nasıl öğrenecek.Bu kadar tepkili olmamak lazım.

  5. Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    size cevap hakkım saklıdır sayın büşra hanım…yogunluk bitsin yazacam inş…

  6. munferid_25 diyor ki:

    s.aleyküm kardeşim güzel konuya değinmişsiniz hiç kimse bayanların camiye gitmemesini istemesi gibi bir düşünceye yeltenmemelidir. ama bir din görevlsi olarak bayanların evlerinde kıldıkları namazın camide kıldıkları namazdan daha efdal olduğunu Peygamberimizin hadisi şerifi ile hatırlatmak lazım. ben büyükşehirde görevliyim büyük camilerde bile kadınların girişlerinin ayrı erkeklern girişlerinin ayrı olamadığını düşünürsek küçük camilerde bunun ne halde olduğunu varın siz düşünün ! biz dedelerimiz gibi ince düşünerek camilerimizi yapabilme inceliğine ulaştığımız zaman bu sorun ortadan kalkacaktır diye düşünüyorum. Allah’a emanet olunuz Selametinen

  7. yasemin diyor ki:

    Yeni yapılan Mimar Sinan Camii imamı hanımlar bayram namazına gelebilir dediğinde çok mutlu olmuştum.

  8. esmasultan diyor ki:

    Güzel konulara değinmişsiniz. Özellikle çalışan kadın sayısının arttığı bir dönemde avm olsun, market olsun, işyeri olsun bayan mescidi de gerekiyor. Camilerde bakın tuvaletler o kadar kötü ki. Özellikle bayanlar için abdest alma yeri olan cami çok az. Erkekler şadırvanlardan çok rahat abdest alabilirken bayanlar neden rahat edemiyor, namaz yeri düşünülmüş ama abdest alma yeri düşünülmemiş. Acaba her dakika abdestli gezdiğimizi mi düşünüyorlar?

    Diyanet keşke camilerde yapılandırmya, modernleştirmeye gitse. Temizlik imandandır prensibini düstur etmiş bir dinin ibadet yeri, wc si temiz olmazsa olur mu hiç…

    Cuma namazına gelince.. Ben büyükşehirde yaşıyorum. Cuma vakti erkekler zor sığıyor camiye. Bayanlar da gidip erkekleri sıkıntıya mı soksun? Erkekler çok yoğun olunca camiye girip çıkmak bile sorun bayanlar açısından.Böyle kılınmasındansa kılmamak daha iyi diye düşünüyorum açıkçası.

    • hüzün diyor ki:

      bir camiye gitmeniz şart değildir . tanzim edip uygun düzenlenmiş bir evde kadınlarla birlikte cuma namazını eda edebilirsiniz .
      ‘bayanlarda gidip erkekleri sıkıntıya mı soksun’ erkekleri sıkıntıya sokmanız için camiye gitmiyorsunuz , cuma namazı ibadetini yerine getirmeniz için camiye gidip cuma kılıyorsunuz .

      • Yasin diyor ki:

        Cuma namazının şartlarından biri de herkesin bildiği ve girip çıkabileceği bir mescitte kılmak değil mi? sadece kadınların gireceği bir evde cuma kılınır mı?

        • hüzün diyor ki:

          uygun duruma sahip kişiler evlerini cuma günleri namaz için bayanlara açabilir . bir sorun olmaz .

          • ahmed diyor ki:

            O kılınan kat’iyen Cuma olmaz. Camilerde bile Cuma namazının sıhhati tartışma konusu iken evde Cuma hiç olmaz. Cuma kılmak isteyen bir hanımefendi yer sorunu olmayan bir camiye gidip kılabilir.
            Cuma Namazının Sıhhat Şartları
            1. Vakit
            Cuma namazı öğle namazının vaktinde kılınır. Bu vakit çıktı mı, artık cuma namazını kılmak veya kaza etmek caiz olmaz. O günün öğle namazı da kılınmamış ise, yalnız onu kaza etmek gerekir.
            2. Cemaat
            Cuma namazı ancak cemaatle kılınan bir namaz olup münferiden, yani tek başına kılınamaz. Cuma namazı için cemaatın en az mikdarı, imamdan başka üç kişidir.Cemaatin aklı yerinde ve erkek olması ve en az bu üç kişinin birinci secdeye kadar hazır bulunması da İmam-ı Azam’a göre şarttır. Buna göre, yalnız kadınların veya çocukların cemaatiyle veya birinci secdeden önce dağılıp da azınlıkta kalan cemaatle cuma namazı kılınamaz.
            3. Şehir
            İslâm bilginleri Cuma namazı kılınacak yerin şehir veya şehir hükmünde bir yerleşim birimi olmasını şart koşmuşlardır. Fakat bu şartların ayrıntıları hususunda görüş ayrılıkları vardır.
            Hanefî mezhebinin klasik fıkıh kaynaklarına göre, Cuma namazı kılınacak yerleşim biriminin şehir veya şehir hükmünde bir yer olması ya da böyle bir yerin civarında bulunması gerekir.
            Bir yerleşim yerinde birden fazla yerde Cuma namazı kılınıp kılınamayacağı konusunda farklı görüşler vardır. Bütün mezhepler bir şehirde kılınan Cuma namazının mümkün olduğunca bir tek camide kılınması gerektiği üzerinde durmuşlardır. Cuma, toplanma, bir araya gelme manalarına geldiğinden, bu şartta esasen toplanma, bir araya gelme ve bu şekilde birlik ve beraberlik ruhunun kuvvetlendirilmesi, kuvve-yi mâneviyenin takviye edilmesi gayesi vardır. Bu manayı ve ruhu her zaman canlı tutmak gerekmekle birlikte, günümüzde çok büyük sahalarda insanların yaşadığı şehirler göz önüne alındığında, Cuma namazının bir veya birkaç yerde ihtiyacı karşılayacak bir camide kılınması mümkün gözükmemektedir. Hanefî mezhebinde fetvaya esas olan yaklaşıma göre, bir şehirde birden fazla cami bulunması halinde bütün camilerde Cuma namazı kılınabilir.
            5. İzin
            Hanefî fıkhında cuma namazı için izin denildiğinde iki şey anlaşılır.
            a- Devlet başkanı veya vekil tayin ettiği kimsenin ya da salahiyetli bir makamın cuma namazı kıldıracak şahsa izin vermesidir.
            b- Namaz kılınacak olan mekana herkesin girebilmesine izin verilmesidir.
            İçinde yaşadığımız ülkede Hanefîlerin noktayı nazarına göre bile amel edilecek olsa, böyle bir problem söz konusu değildir. Köyler dahil bütün beldelerdeki camilere girebilme izni zaten verilmiştir. Bu konuda herhangi bir engel yoktur. Cuma namazı kıldıran imamların da devletin görevlendirdiği, yetkili (izinli) şahıslar olduğu muhakkaktır.
            6. Hutbe
            Cuma namazının sıhhat şartlarından birisinin de hutbe olduğu hususunda fakihler görüş birliği içindedirler.
            Hutbe, birilerine hitap etme, bir şeyler söyleme demektir. Haftada bir gün bir mekânda toplanmış olan müminlerin başta dini konular olmak üzere, onların hayatlarını kolaylaştıracak, ilişkilerini uyumlu hale getirecek her konuda aydınlatılması için hutbe bir vesile ve bir fırsattır. Hutbe esasen bu amacı gerçekleştirmek için düşünülmüştür; bu sebeple cemaatin bilip anladığı bir dille irad edilir.
            Cuma namazının bir parçasını teşkil eden hutbenin varlığı, fıkhen geçerliliği veya en güzel şekilde ifası için bazı şartlar aranır. Bunlar ilmihal dilinde; hutbenin rükünleri, şartları ve sünnetleri olarak anılır.

          • hüzün diyor ki:

            ahmed kardeşim ,
            yevmül cum’a (toplanma günü ) şeklinde ayette yer alan haliyle . toplanma demektir . bu bir ev olabilir , bir sokak olabilir . bir minaresine , bir minberine , dört duvara ihtiyaç yoktur .

            şart dediğiniz şeylerin hemen hemen tamamına katılmıyorum .

            devlet başkanı , islamda halifenin karşılığıdır . halife var mı ? varsa kimdir , nerededir ?
            halife yoksa , kuranı iyi bilen , takvalı kişi imam olabilir .
            eğer kastınız diyanetin atadığı bir imamsa , ben diyanet makamını tanımıyorum ki , atadığı kişiyi tanıyayım . devletin tahakkümü altında bulunan ve devlet tarafından kontrol edilen din , Allahın istediği din değil , devlet politikasının evirdiği , çevirdiği , kırptığı bir dindir . ben bunu kabul edemem.
            HALİS DİN ANCAK ALLAHINDIR .ZÜMER 3

            yevmül cum’a’da yani toplanma gününde , insanların hali , durumu , insanların gidişatı , yerel gündem değerlendirmesi , halkın geleceği , ülkede bulunan açların hali , yoksulların durumu gibi durumlar ele alınır . küçük bir topluluk bunu evdede yapabilir , sokaktada , camide de .

            diyorsunuz ki devletin izin verdiği imamlar bunu yapabilir .
            hayır!
            devlet bir kere laik , neye göre atıyacak , laikliğe göre mi ?
            siz sanırım hiç hutbeye gitmemişsiniz . orada anlatılanları duymamışsınız…duymuşsunuzda ama nasıl bir duyma…

          • ahmed diyor ki:

            Bu şartlar benim kafama göre değildir. Hanefi mezhebi alimlerinin Kuran’dan ve Sünnet’den ictihad ile tesbit ettikleri hükümlerdir. İçlerinde en başta İmam-ı Azam olmak üzere çok büyük müctehid imamlar vardır. Siz acaba yeterince dini eğitim aldınız mı ki meale bakarak kendi kafanıza göre hüküm çıkarıyorsunuz? Siz Arapçaya tüm lehçe ve şiveleri ile tamamen hakim olan, tüm ayetleri nüzul sebepleri ile beraber ezbere bilen, yüz binlerce hadis-i şerifi ezbere bilen, tüm dini hükümlerin Rasulullah(sav) tarafından nasıl tatbik edildiğini bilen, sahabe efendilerimizden eğitim almış, ayrıca bu bildiklerini en ince teferruatına kadar hayatına tatbik eden yani bilip de uygulamayanlardan olmayan, abdest alırken ayak parmaklarını yıkama hakkındaki bir sünneti yeni öğrendiğinde o güne kadar kıldığı kırk yıllık namazını kaza edecek kadar sünnet-i rasul’e sadaketle bağlı olan bu insanlardan daha iyi mi biliyorsunuz?
            Gelelim Cuma me’elesine
            1.Devlet başkanı halife karşılığı değildir. Halife olmayan devlet başkanı da Cuma kıldırabilir. Kılınması için vazifedar tayin edebilir. Osmanlı Devletinde Yavuz Sultan Selim’den önce de Cuma kılınıyordu. Padişahlar kendileri de kıldırıyor hatta kıldıracak kişileri tayin ediyorlardı.
            2.Devlet laiktir ancak diyanet kurumu Cuma kılınması vazifesini laikliğe göre değil dini kurallara göre belirlemektedir.
            3.İstediği kadar takvalı olsun, istediği kadar iyi Kuran okusun kimse kendi kafasına göre Cuma kıldıramaz. Bu en başta Cumanın Cuma olma özelliğini yitirmesine sebep olur. O zaman herkes kendi evinde 3-5 kişi toplanır kılar. Cuma namazının bir anlamı kalmaz.Sorunları tartışmak yerine herkes ayrı düşer. Evde kılınan namaz katiyen Cuma olmaz. Cuma için minare,kubbe şart değil ama herkese açık bir cami ve devletin görevlendirdiği bir kişi şarttır. Bu şartlar yoksa Cuma düşer. Öğle kılınır.
            4.Siz diyaneti tanımamada tamamen haklı olsanız bile o zaman yine Cuma kılamazsınız. Çünkü Cumanın şartları yok demektir..Ama illa da kılmak istiyorsanız Şer-i şerifi esas alan yeni bir devlet kurulmasını beklersiniz. O devletin başkanı İslami kurallara göre Cuma kıldırır. Siz de Cuma namazınızı eda etmiş olursunuz.Ya da tamamen Şeriat esas alınan bir ülkeye hicret edebilirsiniz. Ama kattiyyen evde kılamazsınız.
            5.Kendiniz yeni bir din ilan edin ve o dinin müntesipleri ile beraber Cuma kıldığınızı sanın. Siz kim oluyorsunuz ki şartlara katılmıyorsunuz. takvim yaprağından iki yazı okuyan, üç beş ahir zaman hoca bozuntusunu dinleyen kendini alim sanıyor. Cahil olduğunu anlamak için dahi biraz ilim gerekir. Ben en azından cehaletimi biliyorum. Evet dini konularda cahilim ve bunun farkında olmak nimettir. Siz istediğiniz ünide prof olun eğer arapça bilmiyorsanız dini konuda 7 yaşında talebeden cahilsiniz demektir. 7 yaşında talebe en azından cehaletini bilir.
            6. Ya müctehid olursunuz ya da mukallit.Son bir kaç yüzyılda müctehid olabilme vasfını taşıdığı bilinen çok az insan vardır onlar da kendilerinden sonra cahiller de bu yolu kullanır da İslama zarar gelir diye katiyyen bu yola girmemişler. ve mukallit yani bir müctehide ittiba eden olmayı seçmişler. Bediüzzaman hz içtihad mevzuunu 27. sözde çok kısa anlatmış. Merak ederseniz bakın.
            7.Bu Cuma meselesi aslında çok ihtilaflı bir meseledir. Şu an bir çok insan camide Cumayı kıldıktan sonra kabul olmayabilir diye bir de öğle namazı kılmaktadır. kimileri de daha büyük camilere gitmektedir. Ancak sizin dediğiniz şekildeki namazın Cuma olmayacağı hususunda ihtilaf yoktur.
            8. Ben hiç Cumaya gitmemişim ve hutbe dinlememişim!!! ben lisede iken dahi okuldan kaçar Cumaya giderdim bu yüzden çok azar işittim.kaç kere yakalandım ama tınlamadan gitmeye devam ettim.tam Cuma vakti sınav olurdu rapor falan alırdım sonradan girmek için. yada sınava giremezdim. vakit namazlarını merdiven altında gizlice kılardım. bu sebeple çok zorluklar çektim. şu anda ünide zaten devam sorunu yok, sınav da koymadılar cuma günü ama koyarlarsa sınava girmem olur biter.
            bunlar iftihar değil zaten cuma her müslüman erkeğe farz-ı ayndır. cumayı terk etmek büyük günahtır.
            Cuma kadınlara farz değildir. Fakat erkeklere farzdır. Erkekler dahi zor yer bulurken camide kadınların gitmesi doğru olmaz. Ancak yer sorunu olmayan bir camiye gidip Cuma namazlarını kılabilirler. Bayram namazında daha çok kalabalık olmaktadır. ancak yer sorunu yoksa kadınlar da gidip namaz kılabilirler. keşke camiler daha geniş inşa edilse kadınlar için uygun ortamlar bulunsa da bazıları evde kılmaya çalışmasa.

            ”Müçtehidde bulunması gereken şartlar
            1) Arapçayı bilmek: Müçtehidin herşeyden önce, arapçanın uslübunu, belağatını ve bu dilin inceliklerini çok iyi bilmesi gerekir. Çünkü İslâmın iki ana kaynağı olan Kur’ân ve Sünnet arapçadır.
            2) Kur’ân’ı bilmek: Dinin birinci kaynağı Kur’ân-ı Kerim olduğu için, hepsini ge­nel olarak bilmekle birlikte, fıkhî hükümlerle ilgili olan Ahkâm âyetlerinin daha de­taylı bir şekilde bilinmesi ve inceliklerine vakıf olunması gerekir.
            3) Hadis-i Şerifleri bilmek: İslâm Hukuku’nun ikinci ana kaynağı Resûlullah’ın (a.s.m.) hadisleri olduğu için, müçtehidin doğrudan ilgi alanına girmektedir. Hadis­lerin sadece muhtevaları değil, sıhhat dereceleri de bilinmelidir.
            4) Üzerinde İcma edilen hükümleri bilmek: Müçtehid fukahanın üzerinde ittifak ettiği meseleleri bilmeli ve onlara muhalif hüküm vermemeye azami hassasiyet gös­termelidir. Çünkü icma oan bir meselede içtihad etmek caiz değildir.
            5) Usûlü Fıkıh ilmini bilmek: Bir mesele hakkında içtihad yapılabilmesi için, şerî delillerin ve bunların öncelik sıralarının bilinmesi gerekir. Lafızların mânâları ve bun­lar arasındaki tercih sırası ancak bu ilmin bilinmesiyle mümkündür.
            6) Makasıdu’ş-Şerîa’nın bilinmesi: Bilhassa Şatıbî (v. 790/1388), Şeriat’ın mak­sad ve gayelerinin anlaşılması mânâsına gelen bu şart üzerinde hassasiyetle durur. Müçtehidde aradığı iki şarttan birincisi ve en önemlisi budur.2
            7) İçtihada fıtraten kabiliyetli olmak: Müçtehidin isabetli ve çabuk karar verebil­mesi için, ince bir idrake, fıtrî bir kabiliyete ve zihnî berraklığa sahip olması gerekir. Bu kabiliyete sahip olmayan diğer şartları taşısa da müçtehid sayılmaz.
            8) İyi niyet ve itikadının düzgün olması: İmam Gazâlî’ye (v. 505/1111) göre, müçtehidin fetvasının kabul edilebilmesi için, önce günahlardan kaçınan, iyi ahlâk sahibi âdil bir kimse olması gerekir. Böyle olmayan kimsenin vereceği fetva da ka­bul edilmez.Nitekim içtihada teşebbüs eden kimselerde, “takvâ-yı kâmile” ve “zaruriyyatı diniyyeye imtisal” niyetinin bulunmasını şart koşulmuştur.”

  9. hüzün diyor ki:

    tebrik ederim , çok güzel değinmişsiniz .

  10. zeyneb diyor ki:

    sizin yazınız da ümit şimşekin yazıları da çok güzel. Allah razı olsun çok önemli bir konuya değinmişsiniz. kadınların bir çoğu cuma namazının nasıl kılındığını hatta kılabilme haklarının olduğunu bilmiyor. fakat daha da önemlisi kadınlarımız vakit namazlarını cemaatle kılmayı bilmiyor. imam namaza başlamışsa bir köşeye geçip ferdi kılıyorlar yada öğlenin ilk sünnetini yetiştirmeye çalışırken cemaati kaçırıyorlar. ben şahsen birçok kişiyi uyardım bu konuda. basit bir çözüm cemaatle namazın kurallarını ve ehemmiyetini anlatan bir levha asmak daha da iyisi ümit hocanın dediği gibi hanım görevliler tayin etmek en azından büyük camilere. bu talepleri biz kadınlar olarak diyanete ulaştırmalıyız.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ En eğitimli kişi yaşadığı, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır. “ ( Hellen Keller)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku