Kadınlar Kocalarından İlgi Bekliyorlar

12 Eylül 2020Ademler & Havvalar84 Yorum »

Feyza Diyor ki,

Bu yazı: “Mutluluğunuzu konforunuz ile takas etmeyin, doğru olan budur. Ama siz illa ki ‘ailenin bekası, içindeki insanların mutluluğundan önemlidir’ diyorsanız ‘aile diye bir putunuz var’ demektir.” sözüne cevabımdır.

Sizin aile putu olarak nitelendirdiğiniz şey benim putum değil fakat inandığım Rabbimin rızasını kaybetme korkumdur. Çünkü benim inancıma göre Rabbimin en sevmediği helaldir boşanmak ve O’nun hoşnutsuzluğuna sebep olma korkusu içimi titretir.

Tabi belli durumlar vardır, bunlar da bellidir, bu durumlar dışında “mutluluğuma halel geldi” diyerek boşanma yoluna başvurmak benim inancımla çelişir, toplumun bana yüklediği misyon ile değil.

Dahası toplumun kime ne yüklediği çok da mühim değil çünkü toplumsal kurallar da hem zaman hem de mekan farklılıklarıyla el değiştiren, yön değiştiren çok dinamik unsurlardır.

Hayat bu, sürekli mutlu olmak mümkün mü, mutluluk odaklı yaşamak insanı mutsuzluğa götüren çok büyük bir yanılgı. İnsan her şeye hazırlıklı yasamalı ki başına sıradışı bir olay geldiğinde sudan çıkmış balık gibi afallamasın.

İnsanları mutsuz eden şey zaten hayallerinin ve beklentilerinin çok yüksek olmasıdır. Mesela evliliğe adım atan çiftler flört, söz, nişan vs romantik dönemlerinde gördükleri ilgiyi, sevgiyi ömür boyu aynen devam ettireceklerini düşünerek bu yola giriyorlarsa kısa sure sonra tükenmeleri çok normaldir. O heyecanı kaybetmeye başladıkları zaman kendilerini mutlu edecek başka uğraş ve doğru arayışlara yönelmezlerse yavaş yavaş bir boşluğa sürüklenir ve mutsuzluğun kapısını kendi elleriyle aralamış olurlar.

Eşi zamanla kendine ilgisiz, duyarsız, onu dinlemeyen, önemsemeyen biri gibi gözükmeye başlar fakat hayır. Hayatın rutini bu, hayat şartlarını gözönüne alıp bunu makul karşılamayı kendine öğretmek zorundasın. Kendini mutlu edecek uğraşlar bulmalısın. İç mutsuzluğunun sebebini her daim karsı tarafa yüklemeyi adet edinmek sorunlarından kaçmaktır.

Kadınlar ilgisizlikten şikayet ediyorlar, duygusal olarak beklentileri çok yüksek ve bu çıtanın altında kalan erkek karısına şiddet uygulamasa dahi çoğu zaman şikayet odağı haline geliyor.

Şiddet gösteren erkekten değil, normal bir aile yapısından bahsediyorum. Emin olun sosyal medya, bugün bir yandan mutsuzluğun örtbas edilmesi, diğer yandan ise başkalarının sahte mutlulukları ile iç geçirip kendi olası mutluluğunu mahveden yüzbinler için en büyük tetikleyici.
Kıskançlık, tatminsizlik, kıyas… Bunlardan kadınlar daha fazla etkileniyor, ailede gereksiz gerilimlere sebep oluyorlar.

Yine kadınlar yaratılışı gereği sosyal ve konuşkan varlıklar olduğu için kendi aralarında yaptıkları muhabbetler dahi bazen karşısındakinin mutluluğuna bakıp kendini mutsuz hissetmesine ve dolayısıyla ona bu hayatı yaşattığını düşündüğü eşini bundun sorumlu tutmasına sebep olabiliyor. İç ateş böyle fitilleniyor ve zamanla körükleniyor. Bunları biliyorum çünkü ben bir kadınım ve kadınların içinde yasıyorum.

Bu sadece kadınlara mahsus da demiyorum ama konumuz kadınlar olduğu için ve kadınlar sosyalliği daha fazla yasayan ve duygusal olarak daha tesir altında kalabilen insanlar olduğu için bu “sosyal rekabet” evliliğe kadın tarafından daha fazla yansıtılıyor.

Günümüzde bu o kadar yaygın ki bunu fark etmemek, yok saymak için “sosyal kör” olmak gerekiyor.

Şiddetle alakası olmayan sıradan işinde gücünde erkekler karısının içinde yasadığı bu duygusal fırtınaları bilemediği için karısının zamanla onu ilgisizlikle, sevgisizlikle neden suçladığını ve kendisine neden yavaş yavaş bir duvar ördüğünü anlayamayabiliyor. Sonrasında iletişimsizlik, tartışmalar, cinsel ve ruhsal kopuşlar, mesafeler vs…

Bir hanım düşünün ki “Evliliğimde mutsuzum, eşim beni dinlemiyor, anlamıyor, duygularıma değer vermiyor vs..” diyor. İşin başını ise bilmiyorsunuz, belki yolunda giden bir evliliği kendi beklentilerinin yüksekliği ve bunu eşine yansıtma dilindeki başarısızlıkları yolundan çıkardı.

Belki bu hanım, hayatının merkezine “mutluluğu” değil de “teslimiyeti” koymuş olsaydı otomatikman mutlu kalacaktı, bu denli yorulmayacaktı.

Teslimiyetten kastım burada hayata karsı teslimiyet, Allah’a karsı ve Allahu Teala’nın rızası için O’nun yarattıklarından gelene ve beklenip de gelmeyene karsı duyulan teslimiyet, sabır.

Hayat boyu bizi mutsuzluğa sevk eden neleri, eşimizi çıkarıp atabildiğimiz kolaylıkta çıkarıp atabiliyoruz, söyler misiniz?

Bir hastalık düşünün yaşam konforunuzu düşürüyor, mutluluğunuzu örseliyor. Tedavi olmaktan ve tedaviye cevap almayı beklemekten başka ne yapabilirsiniz? Böbreğiniz ağrıyor diye işe yarayan böbreğinizi sırf canınızı yaktığı için atabilir misiniz? Son raddeye kadar tedaviye yönelirsiniz.

Ya da daha somut bir misal verelim. Hadi sızı mutsuz eden kişi eşiniz değil de çocuğunuz olsun. Sizin mutluluğunuzu örselediği için çocuğunuzu da evlatlıktan reddeder misiniz? Yoksa tamire, özveriye, sabır ve tahammüle mi yönelirsiniz?

Evlilik elbette kopmaz bir bağ değil fakat bireyin sadece mutluluk odaklı, pamuk ipliğine bağlı olarak inşa ettikleri bir evilik bağı da elbette kopmaya mahkumdur.

İnsanın her zaman her yönden yüzü gülmeyebilir. Ama yaşadığı olumsuzluklarla dolu hayatın içinde de isterse kendini teselli edecek, yüzünü güldürecek, küçük mutluluklar bulmak zor değil.

Bir yandan alıp diğer eksik yanlarımızı kapatarak hayatımızı kendimiz dengelemek zorundayız. Bu put vs değil. Biz buna vefa diyoruz, sabır diyoruz, imtihan diyoruz. Bunları derken de karalar bağlamıyor yine iç dünyamızda bir çıkış yolu bulmaya çalışıyoruz.

Sabrediyorum çünkü Allah var.

Sabrediyorum çünkü eşimin eksikleri olduğu kadar güzel yönleri de var.

Sabrediyorum çünkü yavrularım var.

Sabrediyorum çünkü mutluluk benim iç dünyamda saklı, salt bir kişinin tekelinde değil.

Mutluluğumu solduran olursa, ben ruhumun renkleriyle daha canlı boyarım.

Feyza

 

Okunma Sayısı : 15.368

Yorum yapın

“Kadınlar Kocalarından İlgi Bekliyorlar” için 84 Yorum

  1. .../nisa dedi ki:

    Feyzacigim merhaba,

    3 yil aradan sonra siteye girdim. Burada yazi yazmaya devam etmene cok sevindim. Ben seni merak ettim canim Izmir’de deprem oldu sende Izmirliydin abin ablan nasil sen nasilsin insallah bir sıkıntı yoktur. Evlenmissin cocugun olmus canim cok mutlu oldum Allah yuvani huzurlu mutlu etsin. Bazi insanlarin galu belada tanistigina inanirim sende benim icin bu insanlardan birisin. Istanbuldaysan site disindada seninle gorusmek isterim mail olur. Bu mesajimi okursan bir cevap yazarmisin canim seni cok merak ettim depremde ilk aklima sen geldin. Bende corona yakalandim cok sukur gecti 25 gun karantinada kaldim. Allah hic kimseye yasatmasin cok sıkıntılı bir surec. Ama her serde bir hayir var insan sagliginin kiymetini o zaman anliyor. Herseyin var ama yemek yemege istahin yok. Bu insan icin ne buyuk nimetmis. Cok sukur atlattim. Sizlerde dikkat edin. Bol sadaka vermeye calisin. Allah hepimizi korusun.

  2. Ali dedi ki:

    söylediklerinize katılıyorum. Gerçekten evlilik öncesi çok ilgi alaka dine uymayan ,filörtten sonra yapılan bir evlilik olduğu için,maalesef yıkılması da bir o kadar basit oluyor. İşin üzücü tarafı ise;müslüman ailelerin de buna rıza göstermeleri….tabi kadınların sınırsız haklarını da söylemeden geçemeyiz.. İnsan bilseki; Bir nefesin bile garantisi yok,sabah işe giden eş , akşam dönmeyebilir; bugün de güneş bizim için doğdu ve bizden daha aşagıda olan nice insanlar var.. işin özü halimize şükretmiyoruz ve Rabbimiz de elimizdeki nimetini alıveriyor..

  3. BİRKUL19 dedi ki:

    Feyza hanım elinize ,kaleminize sağlık çok güzel bir yazı kaleme almışsın..Allah analı-babalı büyütsün sanırım bir bebişiniz oldu yorumların birazını okudum.. Durmak yok yazmaya devam ,Abdullah Bir abinin demesi gibi

    • feyza dedi ki:

      Birkul kardeş,
      Allah razı olsun, evet elhamdülillah bır bebişimiz oldu. Allah cc dıleyen herkese nasıp etsin.
      Yorum yoluyla da olsa karalıyorum işte, çok tesekkür ederim, durduğumuz vakıt olursa da bayrağı sızler teslim alacaksınız, meydan sahıpsız kalmaz inşaallah. Hayırlı geceler dılerım.

  4. feyza dedi ki:

    Umutlu hnm,
    Benım kısmetime genelde gıttıgım yerlerde ıyı ınsanlar denk gelıyor çok şükür, herhalde hep gurbette ömrüm geçtiği için.
    Sizin de önce mum olup kendinize, sonra lamba olup etrafınıza ışık vermeniz ne kadar güzel. Üstelik baba baskısına rağmen, tebrik ediyorum sizi, kendınızı boyle guzel yetiştirdiğiniz için.
    Kimsenin niyetini sorgulamak haddime değil, zaten bu birşey de ifade etmez artık bitmiş birşey için. Yani hüsni zanla yaklaşmayı denedim, insanların zevkleri, duyguları, fıkırleri değişebilir. Ama bu yuzden bır ayrılık yaşanmış olursa, gerı donmez insan belli koşullar öne surerek. O insana hissiyatın bıttıyse bitmiştir, bu atamaya bağlı değişemez. Ataman olursa dönerim sözü benim bu hüsni zannımı çürütüyor Umutlu hnm.
    İnşaallah kardeşiniz de bu ayrıntıyı yakalayaıp boşu boşuna üzülmekten vazgeçer ve önüne bakar. Hatta yerinde olsam, bu durumdan sonra atamam olsa dahi o kişi adım da atsa ben yoluma bakardım. Çünkü benim zor günümde yanımda olmadı, sevgisini şartlara bağladı, samimiyeti yok etti.
    Tabi bir erkeğin evini geçindirmesi önemli bir kriter olabilir ama zaten asgarı ücretle çalışıyor dediniz. Seven insan için bu miktar yeterli olur, zaten seven kişiler işsiz de olsa kabul eder hatta genelde aile karşı çıkar da aileye karşı bile direnirler.
    Neyse çok uzattım, biraz da sesli düşündüm.
    Allah kardeşinize hayırlı kapılar açıp, kalbini o kişiden soğutup daha hayırlısına muhabbet duymasını ve yuva kurmasını nasip etsin.
    “koronayi aileme bulastirdigim zaman aklımı kaçıracak gibiydim kendimi teskin edemiyordum ama besedemiyirdum elim kolum kalkmıyor nefes alamıyorum”
    Aslında bu benim de korktuğum birşeydi, bulaşmasından ben kendi adıma korkmadım ama corona Türkiye’de tesbit edildiği zmnlar benim de kritik dönemimdi. Haliyle birşey olur diye korkmadım dıyemıyorum. Bir de yaşlılara bulaştırmaktan korktum. Yani korkmakta haklısınız insan kendinden önce zarar verebileceklerini düşünüyor. Ama hersey Allahu Teala’nın emrinde, O ne derse o olur. Tedbir bizden, takdır Allah’tan. Çok da yıpratmamak gerekir kendimizi, elimizden geleni yaptıktan sonra.
    Diğer yorumda bahsettiğiniz komşunuza üzüldüm gercekten. Zaturre evvelki yıl ben de geçirdim, ölümden dönmüş gibiydim, yani bilirim o rahatsızlığı, nefessizlikten yuruyemiyor, uyuyamıyordum, bir de öksürükte kan gelmeye başlamıştı, en moralimi bozan da o olmuştu. Ama yardımcı olan ilgilenen insanlar çok etkiliyor kişiyi. İlgi ve bakım çok önemli, moral de tabi.
    İnşaallah o kardeşimizin de yuzu evladından yana guler, şimdiden bakıyor annesine, ilerde de hayırlı evlad olur inşaallah.
    İşte mesela siz canlı bır orneksınız, gezmeye gıderken ona farkettirmemeye çalışıyorum dıyorsunuz o çıkamadığı için. Bu ne kadar sağduyulu bır yaklaşım. İşte bir de başka insanları düşünün ki, gezdiği yerleri, yediği yemekleri selfıe selfıe, insanların gözünün içine soka soka paylaşıyor. Bu örnekteki hanım gibi nice insanlar evlerinde bu goruntulere maruz kalıp mutsuzlaşıyorlar, insan hali bu normaldir. Ama bu sağduyusuzluğun yaygınlaşması asla normal değil. Benim geçen gunki sosyal medya ile ilgili yorumuma canlı bır ornektı bu.
    Siz ne zmn uygun görürseniz yazın sevgili Umutlu hnm varsa sorunlarınızı. Ben bır kardeşiniz olarak her zmn dinler ve kendi fikrimi yazmaya çalışırım. Abdullah abi de profesyonel desteğini biliyorsunhz kimseden esirgemez, Allah kendisinden razı olsun.
    Selametle sevgili Umutlu hnm. 🌷

  5. Meltem dedi ki:

    Mrh Nur Hanım
    Ne güzel inanın sizin adınıza çok sevindim kim bilir birgün banada nasib olur bazen tesettürlü bir kadın görüyorum o kadar zarif o kadar naif ki içim gidiyor imreniyorum tabii herkes böyle olmayabiliyor barsır bir vakti saati diye düşünüyorum ama Allah izin verir se evlenirsem ve kız çocuğum olur sa onu kapalı bir genç kız olarak yetiştirmeyi düşünürüm.
    Yorumunuz ve değerli düşünceleriniz için çok teşekkür ederim.

  6. Nur dedi ki:

    Meltem hanım yazdıklarınızı okuyunca bende birseyler soylemek istedim. Bende sonradan tesettüre girenlerdenım. Feyza hanımın dedikleri dogru. Zamanla o asamaya gelirsiniz ınsallah. Ama gec kalmayım. Sonradan daha onceden tesetture gırseydım dedim. Kapandıktan sonra tesettürun guzelliklerını farkedıyorsun.Manevı olarak farklı pencereler acılıyo. Ne kadar onemlıymıs.Ne kadar gereklıymıs. Hem kendi koruyorsun hem karsı tarafı. Insallah nasip olur.

  7. Meltem dedi ki:

    Feyza Hanım
    Bu kadar güzel temennilerimiz için çok çok teşekkür ederim.
    Bir gün kısmet olur belki. Bu arada estağfirullah benim sizin gibi donanımlı bir hanıma birşey öğretmek ne demek ama benim sizin Abdullah Bir Bey’in yazdıklarından öğrendiğim çok şey oluyor benim amacım gerçekten sadece karşımızdaki insanların yaptığını değerlendirirken aslında çok ufak çok küçük yada ne bileyim basit demeden önce altındaki anlamına bakalım kadın adama dünyayı dar ediyor sen bana şunu almıyorsun bunu almıyorsun adamcağız sırf artık eve geldiğinde huzur aradığı için kadının istediğini alıyor kadında boynuna atlıyor aşkım seni çok seviyorum bunun aşk neresinde sevgi neresinde hediyenin sevinilecek neyi oldu onu anlayamıyorum adamcağız canından bezmiş borç harç kredi kartı yüklenmiş hatunun dediği hediyeyi almış kadında buna seviniyor yetmiyor boy boy fotoğraflarını çekip birde arkadaşlarına nispet yapıyor aşkım bana ne almış diye birde yazıyor🙂 o hediyeyi aşkın alması sen zorla aldırdın tabiri caizse adama evi dar ettin bunlar kıymetli oluyor diğer taraftan adamcağız akşam karısı kardeşine yardımcı olmak için karısının ertesi gün uykusuz yorgun olarak işe gitmesine dayanamıyor karısı bu konu hakkında bir kelime edip yardım istememiş bu adamın yaptığında ki derinlik yok sayılıyor gerçekten değerliyle değersizi anlamadığımızdan da sürekli pahalı şeyler için etrafa hava atılacak şeyler için hem kendi aile bütçemizin hem de eşlerin sabrını zorluyoruz bütün bunlara rağmen yine mutlu olmuyoruz. Benim amacım sadece biraz bakma ve görme konusuna dikkat çekmekti.

    • feyza dedi ki:

      Meltem hnm,
      Estagfirullah, o nasıl soz. Hepımız bu dunyada beşikten mezara kadar bırer talebeyız. Tekamulumuz bu aczıyetımızı unuttuğumuz, anda sekteye uğrar ve yarım kalmış oluruz. O yuzden herkesten, bazen burnu akmış bır kucuk cocuktan, insanların burun kıvırdığı garıban insanlardan, herseyden ders alabilir, birşeyler öğrenip kendi heybemize katabiliriz ki siz zaten konuya güzel dokunuşlarda bulunmuştunuz.
      Bu dedıklerinizle ben de karşılaştım ve bana da bir o kadar ters geliyor. Gönülden olmayan emrivaki işler, elalemin gözünü boyamak için eşinle düştüğün çatışmalar her gecen gün seni eşinin hem gözünden hem gönlünden düşürüyor, bunu umursuyor musun? demek isterdim. Akabinde bir usanmışlık, bıkmışlık, içinden geleceği varsa da o ihtimali kendi elinle yok ediyorsundur muhatabının. Bunun farkında olunmadığını değil, umursanmadığını düşünüyorum.
      Anneler gunu gelir, annesiz insanlar, çocuğunu kaybetmiş anneler düşünülmez, babalar gunu gelir yetimler düşünülmez, sevgililer gunu, evlilik yıldönümleri gelir evlenmemiş ya da eşini kaybetmiş insanlar düşünülmez. Bir gösteriş merakıdır almış başını gidiyor. Biz de bu dunyada uzaylılar gibi misafirlık ediyoruz.

  8. Meltem dedi ki:

    Feyza Hanım
    Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Evet Uğur 0107 kardeşimi izin yazdıkları beni gerçekten derinden üzdü evet 43 yaşındayım hiç evlenmedim ama etrafta kötü niyetli art niyetli o kadar çok adam var ki birde malum günümüz artık gezip tozup gönül eğlendirme zamanı olduğu için kadın olsun erkek olsun büyük kesim haftada bir sevgili değiştirdiği için ben de bu durumun inandığım içinde her zaman korkusunu taşıdığım Rabbime karşı ne kendime karşı ne aileme nede varsa kusmetimde evleneceğim adana karşı bu durumlardan sakındım Rabbim hiçbirimizin ayağını doğru yoldan helal yoldan hayırlı olan yoldan çevirmesin. Elbette her kız gibi benim de isteyenin çok oldu ve hiç abartmıyorum Savcı,doktor,iş adamı, üniversitede doçent,maden mühendisi, inanın isteye lerin içinde sosyal statü olarak en zayıf İngilizce öğretme i oldu ama neden bilinmez kalp ısınmadı gidip görüşmek içimden gelmedi kalp ısonmayınca içten gelmeyincede aman evlenmezsem evlenmem gezip tozup eğlenirim de demedim bunu yapacak bir kız değilim ben kapalı tesettürlü biri değilim ama her zaman önce ruhunu kapatacaksın buna kesinlikle çok inanırım benim tesettürlü arkadaşlarımda var hepsini de çok severim bazen birlikte zaman geçirirken ben birşey yapsam derler ki bizi utandırdın normalde bizim yapmanız gerekirdi ya da bizim daha çok dikkat etmemiz gerekirdi falan diye gülerler merhaba azsn derler Meltem bize dua et derler abdestli namazlı olan sizsiniz benim sizin dualarınıza ihtiyacım var derim senin fıtratın çok temiz kalbin güzel derler Uğur kardeşimin söyledikleri onun için üzdü beni ama Rabbim büyük herkes evlenecek diye bir kural yok Allah’u Teala’ya havale ettim olursa olur olmazsa vardır yarasanın bir bildiği.
    Küçük şeylerden mutlu olma konusuna gelince erkek yada kadın diye ayırmıyorum ama bizim gerçekten insan olarak küçük ve büyük mutluluk tanımını gözden geçirmemiz lazım burada yazılanları okuyorum bir erkek kardeşimiz işten eve geldiğinde eşinin yemekti güler yüzdü bir sohbeti buna buna hasret iken diğer tarafta eve geldiği zaman eşinin güler yüzle hoş geldin demesine önüne bir taş sıcak çorba koymasına bir bardak çay getirmesine bırakın şükretmeyi aklına gelip de yazmayanlar bile var öbür taraftan kız kardeşlerimizden eşinin bencilliğinden kabalığından yatak isteklerinden bunalmış kardeşlerim varken diğer taraftan ağır sınavlarla sınananlar var benim yazdığım yazıdaki mutluluğu küçük şeyler diye tanımlamayalım bunu küçük mutluluk şeklinde kendimize empoze etmeyelim bir dakika durup düşünelim bu arkadaşımı neden mutlu etti çünkü evlenirken hayatı biri ile paylaşmaya başladı yani kocası onun hayatında karşılaştığı bir yükü omuzladı yani evliliğin nimetini yaşadı yani düştüğünde elinden tutup kaldıracak bir kocası olduğunu biliyor hayatta bir yardımcısı olduğunun hissini aldı toplum olarak bu mutluluğu nasıl “küçük şeylerden mutlu olmak” olarak yorumluyoruz bunu anlamıyorum bence erkekler ya da kadınlar diye ayırmıyorum hepimiz karşımızdaki insanın bizim için yaptığı birşeyi eeeeee ne var bunda deyip geçmeyelim bir insan neden böyle yapar niçin yapar kimin için yapar bunları düşündüğümüzde gerçekten anlamını anlamaya çalıştığınızda daha mutlu oluruz.

    • feyza dedi ki:

      Meltem hnm,
      Doğru dediniz. Aslında hıcbır ıyılığı ufak gormemek gerekır, ben bu şekilde dusunmemıstım, haklısınız.
      Gerci buyuk buyuk şeylerle mutlu olmayan insanlara bakınca, sızın yorumunuzda bahsettıklerınız gercekten kolay ve ufak şeyler. Ama olsun, yıne de ufak görmemek gerekır kı zamanla nankörlüğe yol açmasın. Herkesten öğreneceğimiz birşey var, tesekkurler.
      Evlenmesenız de kendınızı korumanız çok guzel ve benim içime öyle doğuyor ki, siz inşaallah bu guzel hasletlerinizin ve ahlakınızı, Rabbimizin emri olan tesettur ve namazla da en yakın zamanda taçlandıracaksınız. Çünkü inançlı ve gençliğinde kendını koruyan insanların enınde sonunda bu nimete de kendı rıza ve ısteğiyle mazhar olduğunu çok defa gördüm. Siz de sabrınızın mukafatını bu hıssıyatı da tadarak alacaksınız ve guzel ahlakta bir level daha atlayacaksınız inşaallah Meltem hnm.

  9. feyza dedi ki:

    Umutlu hnm,
    Çok teşekkür ederim, ben de buradan çok istifade ediyorum inanın kı. Yorumlar, yazılar, paylaşılan hayat tecrubeleri benim için altın değerinde ve en önemlisi gercek hayat. Iyı kı bu sıteyı evlenmedenönce tanımışım, her ne kadar evlilikle ilgili dinimize inancımıza dair belli değerlerle yoğrularak yetişmiş olsam da burada okuduklarımın da çok faydası oldu, cunku kafamdaki teoriden, pratiğe dökülmüş ve dökülememiş hayatlar gözlemledim. Başkalarına yapılan nasıhatlarden kendime de dersler çıkardım. Kafamdaki şablonların birçoğu netleşti.
    Tabi eskiden bekar olunca sorumluluk biraz daha azdı, simdi öncelikler değişse de hayatımı elhamdülillah bır duzene sokabildim artık ve yıne aranıza döndüm. Şöyle sırtımı arkaya yaslayıp dınlenmeye cekildiğim zamanlar okuyorum, yazıyorum, burası ınternet ortamının butun kiri ve pası içinde saklı kalan en huzurlu ve temiz yeri, inşaallah elimden geldikçe devam ederim, siz de yazın. Sema ablamızı da yalnız bırakmayalım. Daimi destekçileri olalım. Zaten çoğunluğun içinde hakkı temsil eden üç beş kişiden biri kendisi ve biz de safları sıkı tutalım.

    Anlattıklarınız benim de gözlemlerime o kadar yakın ki, inanın şaşırmadım. Bazen tepkısel davranma sebebim de bu aslında, yanı bunlar var, toplum olarak nereye gıdıyoruz bılmıyorum ama nereden geldiğimizi unuttuğumuz kesin.
    Hayallerdeki evlilik, Abdullah abinin aşağıdaki yorumunda çok guzel ifade ettiği gibi ideallerdeki erkeği/kadını bulmak imkansıza yakın çünkü hayalgucu sınırsız ama biz sınırları olan varlıklarız. Ama İdealdeki eşi bulmak imkansız olsa da ben herkesin kendisi için en ideal hayatı yasadığına inananlardanım.
    Burada bır ablam oldu, kendisini çok seviyorum bana evlendikten sonra çok şey kattı. Örn, k. Validesi vefat etmiş k. Pederi tamamen yanlarına almışlar. Eşi ise k. Peder de olsa çok mutessttir gezmesini istiyor eşinin. iki küçük ve haddınden fazla hareketli çocuğu olduğu için bu nefsine zor gelse de bir gun bile şikayet ettiğini görmedim. Bazen konu açılır, Allahu Teala insanın yaşamını da çocuğuna da fıtratına mukabil verir, Allahu teala benım bu hayatı kaldırabileceğimi biliyordu ve bana bu şekilde uygun gördü diyerek benim kalbimi öyle güzel serinletir ki.. Bu serinliği kaçırmaz, ben de kendime yontarım, zihnimin derin bir köşesine kazır, lüzum ettiğinde çıkarır kullanırım. Gercekten birçok kadının sorun edeceği bir durum evde k. Pederin surekli yasaması ama ondan çok surekli tam mutesettir gezmek ve çocuklarla da bu kadar ıyı ilgilenebilmek ve en önemlisi ise o yoğunlukta hayatın amacını idrak edebilip her gun şuurunu daha da genişletici okumalar yapabilmek için bir yolunu bulup kendince, yani kendi için de birşeyler yapmaya, azmini gayretini şükrünü kuvvetlendirici ruhsal egzersizlere devam edebilmek. Sınırlarını genişletmekten vazgeçmemek vs… Yani bu yoğunluğun kendini köreltmesine de izin vermemek ve nihayetinde samımıyetle derin bir teşekkür duyabilmek Rabbine. Bu teslimiyet ve sabır, bir kesimin ifade ettiği gibi afyon değil, yani insanı uyuşturmak değil. Çünkü uyuşturulmayı gerceklerden, gercekte onu rahatsız eden herşeyden kopup, hayal alemine dalabilmek için ister insan. Din ise sarhoşluğu, uyuşturulmayı yasaklamıştır. Muhatabını ayık ister, bu yuzden afyonu değil, sabrı emreder…ve sabır, gercek olandan kaçmayıp, onunla yuzleşebilmek, kabul edebilmek, hayaldeki ile değil elindekiyle barışık olabilmek demektir.
    Biz elimizdekilerle tatmin olamadığımız zaman hayallerimizdekilere kaçıp sığınıyoruz. Kur’an’dan kopuk bir hayat yaşadığımız ya da Kur’an ın yüzüyle yakın, özünden ise kopuk yaşadığımız için nereye kaçıp sığınmamız gerektiğini bilmiyoruz fakat aslında Allah cc zariyat suresinde gösteriyor. “Allah’a firar edin!” Hem de bunu ayık kafayla yapın, afyon alarak değil. Elimizdekiyle mutlu olamadığımız anlarda hayallerimizin sahte şefkatli kollarına kaçmak ve kendimizi uyuşturmak yerine yüzümüze soğuk bir su çarpıp, hatta güzel bir abdest alıp Allah’a kaçıp sığınabilirsek işte gerçek ferahlık tam da bu sığınaktadır. Uzak durmak isteriz hepimiz tabi acıdan, üzüntüden felaketten, düşünmek dahi istemeyiz, kısaca kaçarız bazen ama ne yöne kaçacağını bilmektir mühim olan rotayı şaşırmadan. Kaçtığın yerde sunı değil hakiki huzuru bulabilmektir ki kaçtığına değsin.

    Şimdi örneklerinize baktığımızda,
    hayalimdeki evlilik değil diyerek boşanan kardeşimiz olsun, ataması olmadı, d. Günü kutlaması hazırlamadı dıye yıllarca konuşup sevdiği kişiyi bir kalemde silebilmek toplum olarak ne kadar yozlaştığımızın kişisel izdüşümleri. Kur’an kursu hocası dediğiniz için söylüyorum yoksa bilinçli olmayan insanlara anlatırsınız, eleştiremem çünkü bilmiyorlardır. Fakat Kur’an kurslarında acaba artık bu d. günleri ıvır zıvır gunlerinin dınımızle bağdaşmadıgı, batıl bırer adet olduğu vs oğretilmiyor mu, buna üzüldüm.
    Olmaması hakkınızda hayırlıdır Umutlu hnm. Çünkü ataması olmadığı için ayrılan kişi, atama olsaydı da ataması olduğu için mı evlenecektı, bunu öğrenemeyecektiniz ta ki nıkah kıyılana dek…O yuzden Allah daha hayırlısını nasıp etsin.

    • U-mutlu dedi ki:

      Feyza hanım ne kadar sevindim ablam dediğiniz örnek alınacak bir tanıdığıninzn olmasına benim en çok dert yandigimdir hep böyle bir komşum olmasını istemisimdir. Kisi arkadasına benzer . Benim buradaki komşularım biraz bana benzedi dediğine göre . Farklı mezhepten ler çoğu . Ama çok iyi insanlardır. Ben bahçede otururken bir erkek geldi mi hemen ayaklanirim bu ilk zamanlar onlara tuhaf geliyordu abarttigimi düşünürleri çok . Pandemiden önce apartman toplantısı oluyor ev sahibi tokalasiyir herkesle komşum tutmuyor adamın eli havada kalıyor. Eve gelince eşi niye öyle yaptın çok ayıp oldu deyince ,benim adımı verip ona benzedim herhalde diyor bana anlattı hoşuma gitti,giyimine de daha çok dikkat etmeye başladı benim hiç bir yönlendirme yapmama göre. Belki de diyorum benim de öyle bir faydam var.

      “Kur’an’dan kopuk bir hayat yaşadığımız ya da Kur’an ın yüzüyle yakın, özünden ise kopuk yaşadığımız için nereye kaçıp sığınmamız gerektiğini bilmiyoruz fakat aslında Allah cc zariyat suresinde gösteriyor. “Allah’a firar edin!” ”

      En çok ihtiyacımiz olan şey en az yaptığımız şey . Anlattım yine tekrar olacak ama koronayi aileme bulastirdigim zaman aklımı kaçıracak gibiydim kendimi teskin edemiyordum ama besedemiyirdum elim kolum kalkmıyor nefes alamıyorum üzüntüden annem bide erkek kardeşim akciğerde rahatsızlığı vardı onlara bişey olursa ne yaparım diye düşünceden alamiyordum.
      . Farz namazlar dışında sürekli namaz kıldım Kur’an okudum gerçek şifa Kuran’da namazda rabbim bizim ilacimizi sifamizi vermiş . Aklım gidip gelmek arasındaydı ve ruhumun iyileştiği gördüm .

      “Kur’an kursu hocası dediğiniz için söylüyorum yoksa bilinçli olmayan insanlara anlatırsınız, eleştiremem çünkü bilmiyorlardır. Fakat Kur’an kurslarında acaba artık bu d. günleri ıvır zıvır gunlerinin dınımızle bağdaşmadıgı, batıl bırer adet olduğu vs oğretilmiyor mu, buna üzüldüm.”Feyza hanım önceki doğum gününde gönderdiği çiçekle ve pastayla kuran kursunda fotoğraf çekip Instagram a yuklmis kuzenim bans yollamıştı fotoğraf i.
      Ben geçen sene büyük kızımı bizim burdakine yolladım sadece ezber değil peygamber efendimiz in hayatından sunnetlerden güzel ahlak a kadar bir çok şey ogretiliyirdu . Okul açıldıktan sonra büyük kız okuldayken küçük kızımla gittim devamli çok güzel ortam eksik kalmayalım diye.
      Ameller niyetlere göredir. Eski gelinimz bunu Allah rızası için mi yoksa hızlı yoldan ünv gitmeddn yarım gün çalışıp para kazanmak niyetiyle mi yaptı ( bunu açık açık söylediği için söylüyorum). Sadece ezber bizj bir yere goturmez, Kur’an ahlakına uymak gerek. Kuran kursu hocası dedim diye lütfen bütün hocalar hakkında kötü düşünce olmssin bu beni çok üzer.
      Benim en çok uzuldugum şey kardeşim daha lise sondayken karrdesime ilk o açıldı. O zaman atanacağını çok iyi bir işi olacağını mi düşündü bilmiyorum . İlk zamanlarda yarım gün çalışıyordu sonra tam gün çalışmaya başladı iki maaş almak için . Sonradan çok değişti . Bizim yanımızda günde kaç kişi beni istiyor biliyor musunz dedi şok olduk nasıl bir rahatlık yüzüğün elinde değil mi deyince de belki görmek istemiyorlar demişti. Keşke oda biraz kitap okumuş olsaydı evliliğin asıl nedeni sünnete uygun nasıl olur gorseydi .kardeşim bozulduktan sonra perişan oldu, o ehliyet kursuna gitti araba aldı .Rabbim herkesin gönlüne göre versin.

      Babam okuma yazma bilmez ben kitap okurkrn aşk meşk kitabı sanar çok kızardı . Bu yüzden bizde kitap bulunmazdı 15 yaşında iken belkide Sema hanımın kitabiydi bilmiyorum kocanın kadın üzerindeki hakları diye bir bulmuştum ablamlarda bir solukta bitirmiştim öyle yer etmiski aklımda . Sonra nişanlılık döneminde arkadaşımla ortak kitap almıştık onların çok faydası oldu . Yoksa evlenmeden evvel ailelerin kendini ezdirme sozunu geçir . İstediğini yaptır ikazlarina belk de sıcak bakardım gerçi bu tabiatima uymuyor çok şükür.Ben bu siteyi 4 yıl olacak keşfettim bana da çok faydası oldu keşke bütün genç kızlarımız okuyabilse.
      Çoğu aile yapıcı konusup güzel öğütler vereceğine her iki tarafı bileyip evliliğe adım attırıyor malesef.

      Bilmiyorm bu saatten sonra olur mu olmaz mı Allah bilir Allah hayırlısını versin inşallah tüm bekarlara . Hep duam budur ne zaman bekar kardeslerime dua etsem bütün evlenecek olanları da katıyorum. Rabbim pişmanlık vermesin hiç kimseye. Huzurlu mutlu yuvalarmiz artisn çocuklarımız gelecegimiz daha imanlı huzurlu tertemiz olsun inşallah.

  10. Meltem dedi ki:

    Rabbim bütün yuva kurmak isteyenlere hayırlı eşler nasib etsin güzel temennileriniz için çok teşekkür ederim Fatih Bey
    Gözlemlerini ve Yaşadıklarınız sonucu yapmış olduğunuz yorumlara saygım sonsuz tabiii yaşayan daha net görür fakat buda sizin yaşadıklarınız sonucu ulaşmış olduğunuz yaşadığınız kişinin sizde bıraktığı olumsuz etkiler.
    Gerçekten bütün kadınlar maddiyat düşkünü değil gerçekten bürün kadınlar illaki büyük sürprizleri sever değil dediğim gibi ben evli değilim yaşamadım ama geçenlerde evli olan bir arkadaşımın anlattığı olay en az arkadaşım kadar benimde derinden etkiledi.
    Evli olan bir arkadaşımın YDS sınavlarına hazırlanan bir kardeşi vardı biliyorsunuz alınan pua lara göre yerleştirmek yapılıyor kardeşinde arkadaşımdan yardım istemiş arkadaşımda bu konudaki son siste şerden gelişmelerden haberdar olmadığı için işin içinden çıkamamış gecenin bir yarısına kadar sabah işe gideceği için yatıp uyuması gerekn bir saatte internetten bu konuyla ilgili araştırma yapmış sabah bir hayli geç kalkmış tabii uykusuz ve yorgun olarak işe gitmiş ve arkadaşımın eşi ertesi gün iş çıkışı dershaneye gitmiş hocalarla görüşmüş çocuğun puanını mezun olduğu okulu nasıl bir tercih yapması gerektiğini artıklarını eksiklerini hepsini sorup akşam eve gidince eşine anlatmış arkadaşım diyor ki neden böyle birşey yaptın ben sana söylemedim bile nerden aklına geldi demiş eşise demiş ki söylemen gerekmiyor biz bu hayatı birlikte paylaşmak için bir yola çıktık sen sabahlara kadar kardeşine yardımcı olmak için çabalayacakaım sabah uykusuz yorgun yollara düşeceksin ben ne işe yarayacağım demiş. Arkadaşım diyor ki o kadar çok duygulandım ki düşünsene yükğmü sorunlarımı paylaşan biri var hayatında kendimi o kadar güçlü o kadar değerli ve gerçekten evli bir kadın gibi hissettim.
    Bu kadar basit eşi ne bir çiçek ne bir yemek ne de pahalı hediye almadı sadece işten çıkıp bir saatini eşine yardımcı olmak için harcadı.
    Baştada yazdığım gibi kadınların hepsi gerçekten sizin ve sizin gibi olumsuz şeyler yaşayan erkeklerin düşüncesinde gibi değil.
    Umarım bir gün sizde güzel düşüncelere sahip olacak durumlar yaşarsınız.

  11. Meltem dedi ki:

    Öncelikle herkese hayırlı geceler

    Zeynep Hanım’ı yazdıklarını okudukça o kadar etkilendim ki anlatamam ve bu kadar sorunun içinden de böylesine güzel başetmek ve böylesine güzel sonuçlar almak her kadınım yapabileceği birşey değil tebrik ediyorum
    Rabbim huzurunu sabrını mutluluğunu daim etsin.

    Kadınların kocalarından ilgi beklemesi konuma nacizane küçük bir yorum yazmak istiyorum

    KADİNLAR yaradılış gereği ilgiyi severler arkek kadın her insan ilgiden hoşlanır kadınlar erkeklere göre biraz daha eğilimli o kadar ve ilgi denilince erkeklerin aklına hep çiçek almak bütçelerini zorlayıcı hediyeler almak günde 20 defa arayıp sormak dışarı yemeğe çıkarmak vs. vs.
    Biz kadınların ilgiden kastı tam olarak bu değil biz en başta biz SAMİMİYET SAMİMİYET SAMİMİYET isteriz bize gerçekten yol arkadaşımız hayat arkadaşımız ev Arkadaşımız en iyi arkadaşımız en iyi dostumuz olduğunuza inandıracak samimiyet ince düşünce merhamet aynı zamanda evimizin direği arkamızda bir güç bir eşimizin olduğunu hissettirecek tatlı sert otorite inanın bu yazdıklarım kadar basit.
    Ben evli değilim fakat evli olsaydım ve eşim ilgisini hediyelerle yemeklerle göstermesi yerine işten eve geldiğimizde yoruldum dwuipökoltuğa uzanıp hizmet beklemek yerine benimde kendisiyle aynı saatte evden çıktığımı ve Yno saatte eve geldiğimi dolayısıyla benimde knediis kadar yordun olduğumu düşünüp ben yemek hazırlarken eşimde masayı hazırlasa ama bunu ben söylemeden kendisi düşünüp yapsa ne bileyim gerçekten içinden geldiği zaman bir tişört bir terlik aldığı zaman nw bileyim öyle aklına gelip gerçekten içinden geldiği zaman işyerime gelse vs. bunlar beni kat kat mutlu eder çünkü benim hiçbir talebim olmamış hiç bir zorlamam olmamış ben hiçbirşey yapmadan kendisi düşünmüş içinden gelmiş ve bu küçük ama samimi davranışları beni daha çok mutlu eder.

    • Sadece Fatih dedi ki:

      Meltem hanım.

      Yorumunuza saygı duyuyorum, yanlış anlaşılmasın hiçbir muhalefetim yok ama siz kendi bakış açınıza göre beklentinizi yazmışsınız. Kimi tatlı sert arar kimi otoriter kimi kalbi ılık. Kimi insanı küçük şeyler mutlu ederken kimine de görece büyük hediyeler gerekebilir. Buna da saygı duyuyorum ancak;

      Benim gibilerin muhalefet ettiği konu bu ilgi bekleme durumunun ego savaşı haline gelip erkeklere köpek muamelesi yapılması. Bu dediğim de unutulmasın kendi gözlemimi yazıyorum. Bu şekilde yuvasını yıkanlar varsa ve erkek de sabırlı davrandıysa Allah o erkeğe daha hayırlı bir eş nasip ediyor. Bu yüzden tavsiyem karı koca herkesin eşine sahip çıkıp bu ilgi mevzusunu ego savaşı haline getirmeden çözmesi.

      Son olarak da sitenin müzmin bekarlarındanken ummadığım bir anda evlilik yapmış biri olarak sizlere de duam şudur ki rabbim hayırlısıyla yuva kurmayı size ve tüm evlenmek isteyen takipçilere nasib etsin…

    • feyza dedi ki:

      Meltem hnm,
      Küçük şeylerle mutlu olmanız ne guzel. İnşaallah Allah cc karşınıza gönlünüze göre bir insan çıkarır bır hayat yoldaşı.
      Uğur beyın o yorumuna canınızı sıkmayın, çünkü o da kendı yasanmışlıkları çerçevesinde bir tepki belki bir sıtem olarak yazmıştır. Yanı beklentıleri çok fazla olduğu için karsısındakını begenmeyen daha kibirli insanlar için yapmıştır o yakıştırmayı. Evlenemeyen herkes için değil, siz ustunuze alınmayın.
      Sizin gibi ufak şeylerle mutlu olan kadın da var, pahalı hediyeler isteyen, özel gunlerı asla sekteye uğrattırmayan, bunu tartışma halıne getırenler de.
      Fatıh beyın dedıgı gıbı, muhım olan istekleri makul dılle dıle getırıp kucuk problemleri bır ego savası halıne getırmeden yurutebilmek sanırım.

      • Sadece Fatih dedi ki:

        Biraz şifreli yazmak durumundayım. Bir insandan agresif ya da anormal bir davranış görürseniz onu hemen yargılamayın özel bir durumu olabilir. Sınıfta yabancı asıllı bir arkadaş vardı türkçeyi karşısındaki insanı azarlar gibi bir tonlamayla konuşuyordu, aksanı öyleydi. Hoca dersten atmıştı. Hocam arkadaşın kötü niyeti yok aksanı öyle dediysek de ikna edememiştik. İşyerinde bir arkadaş vardı ani parlamaları olan. Sabrettik biraz meğer şeker hastasıymış.
        Bu sebeple buradaki yorumlara hemen alınmayın derim. Karşınızdaki insanın durumunu bilmek çok mümkün değilken ki bunu yazmamın sebebi eski takipçiler genelde birbirinin bu tip durumlarını biliyor. Bilince de insan mazur görüyor.

  12. feyza dedi ki:

    Fatıh bey,
    Ben de bu konuda farklı önerilerin de olmasını isterim çünkü fikirlerim yanıltıcı olmasın.
    Ama şahsi fikirlerimi söyleyebilirim.
    Tabi herkesin durumu farklıdır, hanımının mizacı, kendi mizacı, sorunlarla başetme kuvveti.
    Genel olarak bir erkeğin tatlı sert yaklaşımının birçok kapıyı açabileceğine inanıyorum. Ama bu tatlı sert tutum evlilik öncesi tatlı, evlilik sonrası sert şeklinde değil:) ikisi bir arada.
    Öncelikle erkekler, evlilik öncesinde romantizm açısından fazla bir beklenti içine sokmalılar hanımları. Tabi duygusal yoğunluk, evliliğin verdiği heyecan, biraz da o duyguların ömür boyu süreceğine dair olan samimi inancın etkisiyle ayakları yere basmayan mutluluk vaadleri, abartılı duygusal seremoniler, her konuda tolerans, kendi kişiliğinden taviz vererek yapılan jestler… Kısaca samimi olmayan sözler ve kişiliğini, gelecek ile ilgili olan hayallerini fazla parlak ambalajlayan erkekler kadınlarda duygusal tatmin çıtasını yükseltiyor. Biraz daha realist olmalı erkekler.
    Yine evliliğin ilk aylarında kendinden fazla taviz vermek de bana kalırsa yanlış, çünkü karşınızdaki kişi bu halinizi baz alıyor fakat siz bu rolü ömür boyu sürdüremiyorsunuz ve bu zamanla kadın için erkeğin ilgisinin azaldığı, eskisi gibi jestler yapmadığı, beraber vakit geçirmekten eskisi gibi hoşlanmadığı izlenimini oluşturup gereksiz hayalkırıklıklarına yol açabiliyor. Halbuki durum zaten buydu, sadece esnetilen yaylar eski haline geri döndü fakat kadjçın zihni bunu bu şekilde algılamayabiliyor. Kafada farklı senaryolar kurabiliyor.
    Kısaca dürüst olun, samimi olun, mutlu etmek istediğiniz zaman yapacağınız hamleler bile samimi ve biraz basit olsun. İmkanınız olursa çıtayı evlendikten sonra evlilik süreci ilerledikçe yükseltirsiniz, hemen değil.
    Kadınlar kendilerinin dinlenilmesinden, hal hatır sorulmasından çok hoşlanırlar ki detayıyla anlatabilsinler yani günlük kullanmaları gereken kelime kapasıtesini kullanabilsinler. Konuşmak kadınlar için bir ihtiyaç, önemsenildiğini hissederler. Baktınız ki konu uzuyor ve kapanmak bilmiyor ve siz çok yorgunsunuz, dinler gibi yapıp dinlememek yerine ona güzel, gönlünü okşayıcı bşrkaç kelam edip konuyu kendi günlük yaşamınızdaki konulara getirip konuyu çaktırmadan dağıtın. Dinlenilmemek asabileştirir ama bu şekilde dinleyicilikten çıkıp sohbete yön veren kişi konumunda olursunuz. Doyurucu bi yarım saat sohbet, karşınızdaki kişinin bir saat duvara konuşur gibi konuşup kendiliğinden susmasından daha verimli olacaktır.
    Yemek, ev işi çcuk bakımı vs. Bu konularda takdir etmeyi sakın unutmayın. Kadınlar bundan çok hoşlanırlar. Erkekler biraz ihmal ediyor.
    Eleştirmeniz gereken bir durum olursa ya dadüzeltmesini istediğiniz, öncelikle bunu asla kıyas yoluyla yapmayın. Ne annenizle, ne arkdaşın hanımıyla vs kıyas etmeyin. Kadınlar çok bozulur. Aslında erkekler de bozulur ve doğaldır.
    Eleştireceğiniz zaman önce iyi bir yönüne vurgu yapın, sonra memnun olmadığınız kısmı zikredin.
    Yakınlarınızın yani üçüncü şahısların olduğu ortamlarda ise eleştirilerinizi ya erteleyin, ya da ayrı bir odaya geçip meramınızı orda dile getirin.
    Hoşlanmadığı şakalar varsa onları yapmayın. En sinir bozucu söz, “ya, sinir ediyordum şaka yaptım” sözüdür. Zaten sinir oldu karşıdaki ve amacına ulaltın, uğraş bakalım hadi:) açıkçası ben de sevdiklerime takılmayı severim ama bazı kırmızı çizgileri en yakınınız da olsa aşmanak gerekir, kadınlar böyle şeylere takılabiliyor.
    Arasıra ufak hediyeler alabilirsiniz, ya da hediye alma beceriniz yoksa ve eşiniz özellikle ev hanımıysa ev ihtiyacı dışında biraz harçlık ona özel olarak ayırmak hoşuna gidecektir.
    Bunlar tatlı yönleri. Tatlı sertin sert kısmında ise ben istikrar görüyorum. Kuralları olmalı bir erkeğin, arasıra esnetse de laçka etmemeli.
    Tartışma anında şiddete yönelmemeli, hakaret etmemeli. Ama karısının haksız yere kendısıne saygısızlık ettiği durumlarda da bir süre susarak da olsa tepkisini göstermeli. Çünkü susmak, karşı tarafın düşünmesi için zaman verir. Aksi halde haklı konumunuzu haksız konuma dönüştürüp öfke kontrolünü o hararetli anınızda kaybederseniz, kendinizi özür dileyen konumda bulabilirsiniz ki bu benim en sinir olduğum durumlardan biri olduğu için genelde birine sinirlendiğimde kabuğuma çekilir ve hatasını anlamasını beklerim. Kadınlar genellikle ağlayarak tepkilerini dile getirirler, konu basit bir mesele ise ve haklıysanız bırakın ağladıkça açılır. Yani gözyaşlarını silah olarak kullanmasına izin vermeyin.
    Ortada ciddi bir sorun varsa veya kendinizin de bu tartışmada payınızın olduğunu duşunuyorsanız, biraz sakinleşince oturup konuşun ertelemeyin. Çünkü ertelendikçe kadın kafasında kurar, siz ise iş güç vs belki unutursunuz ve bu durum kadının hafızasında ağladığı an ile stabil kalır. Tedavi edilmemiş bir yara gibi ve enfeksiyon kaparsa yandınız.
    Gerçekten hatalı olduğunuzda itiraf etmekten çekinmeyin.
    Karınızla aranızdaki ince saygı çizgisini kesinlikle kaldırmayın. Ne kadar olgun, realist, mantıklı davranırsanız size duyduğu saygı ve güven o denli pekişecektir. Samimi olun, sevin, sohbet edin, vakit geçirin ama yüzgöz olmayın. Hatasını direk yüzüne vurmak yüzgöz olmaya sebep öncelikli faktörlerden biridir. Kadınların ev işlerine fazla mudahale etmek de bana kalırsa böyledir.
    Normal şartlarda bunlar yeterli olur sanırım ama ileri seviyede geçim problemleri varsa özel nedenleri ile hareket etmek gerekir ki bunları bilemiyorum.
    Kadınlar, yanı yukarıda zıkrettiğim işinde gücünde rutin bır hayata sahip olduğu halde hanımını memnun edemeyen erkeklerin hanımı olan kadınlar, biraz söz geçirebildikleri erkeklere hükmetmeye çalışırlar. Çekindikleri ve saygısını kaybetmek istemedikleri, biraz daha oturaklı erkeklere karşı daha mulayım davranabilirler. O sınırı da baştan korumak lazım. Bu, erkeğin tamamen erkek işlerini üstlenip hanımın rolünü üstlendiği alanlara hiç girmeden kalburüstü davranmak değil, yeri gelince fazla müdahil olmadan, yanı kadın kimliğine tamamen kendini kaptırmadan örn ev işinde, çocuk bakımında eşlik etmek arada rolleri bşraz, değişmek farklı. Bunlar evliliğe renk katar ama yeri geldiği zaman da kadına,kendisinin kankası değil de kocası olduğunu unutturmamalı. Bu denge nasıl sağlanır derseniz o da, erkeğin reislik kodlarını doğru kullanmasıyla ilgili içgüdüsel bir sezi olmalı. Karısının tutum ve hareketlerini gözlemleyerek bunu çözebilirler. Nerede durması gerektiğini anlayabilir bir erkek, hanımının, gösterdiği ilgi ve yakınlığı hangi noktdan itibaren suistimal ettiğini hissettiği vakit orada durmalıdır.
    Bunlar kendi fikirlerim, gözlemlerim tekrar altını çiziyorum Fatih bey. İleri boyuttaki anlaşmazlıkların derininde herşey olabilir. Cinsel hayattan tutun aile içi sorunlara kadar. Bunları bilmedikçe yorum yapmak haliyle zor. Yorum sanırım üstte yayınlanacak, düzeltemedim.

    • U-mutlu dedi ki:

      Maşallah ne kadar donanımlısiniz sizi canı gönülden tebrik ediyorum Feyza hanım ne olur yazılarınız devam etsin burayi mahrum etmeyin ilminizden yapıcı onerinilerinizden.

      Ahir zamanda erkek olmak da çok zor, çevremde öyle olaylar oldu ki çok üzülüyorum ,genç kizlarin beklentileri dizi fillmleri örnek görmeleri daha da kötüsü sosyal medyada birebir canlı başkalarının hayatıni görüp ozenmesi ,dünyaya geliş nedeni unutulmuş sanki dünyaya çok güzel bir hayat yaşamaya gezmeze giymeye yemeye içmeye gelinmiş . Hayatı 4 4 Luk yaşamaya gelmiş gibi. Erkek burda ne yaparsa yapsın yetemez ikna edemez . Kardeşimin nişanlısı bu yüzden Nisan etti desem inanır misinz? Kuzenim 6 ay evlii kalıp üç ayını baba evinde geçirip 6 ay sonunda boşandı desem inanır misinz peki ? Koca sina daha ilk gunlerde bu benim hayalimdeki evlilik değil demiş . Nasıl evlendim bilmiyorm böyle devam etmek istemiyorum . Çocuk namazında niyazinda kimseye zararı olmayan kıza sorduğunda kocasından kötü bir şekilde bahsetmiyir dayak baskı sorumsuzluk hiç bişey yok . Watsab durumuna foto atmama izin vermiyor gezmeye ciktigimda yalnız izin vermiyor çocukça bahaneler yok geri kafalı vs .
      Boşandılar ben kız tarafiydim ama içim çok ağrıdı çok üzüldüm gence .
      Erkek kardeşime gelince yıllarca konuştular kızla kardeşin ünv gitmeden evvel hiç bir sorunları yoktu Nisan yaptık .bu arada kardeşimin ataması olacak öyle düğün olacak diye bekliyoruz her şey çok güzel sorun yok ne zaman ki atamamadi ben kızı arayip teselli etmeye çalıştm ama yok aşırı agresil gergin ben atanmadan evlenmem işsiz adamla iyi de dedim şu an asgari ücret olsa da çalışıyor iyi kötü amcam kendi evini kira istemedenn verdi

      • U-mutlu dedi ki:

        Yanlışlıkla bitmeden gönderdim _simdilik yeter size belki ilerde atanır filan kız yok dedi . Sen onun aldığı paraya para mı diyorsun dedi üzerinden kaynar sular döküldü . Ben atamayı bekliycm dedi . Sen kuran kursu hocasisin dedim evlilik hakkında ayet hadis oku dedim hiç mi bilmiyorsun .bu konuşmaları aileme anlatmadim hiç belki kızgınlıkla söylemiştir diye neyse düğün yaklaştı eşyalar alındı gün alındı her gün farklı bir şeyi sorun edip aradılar annesiyle babam normalde çok sinirlidir ama alttan aldı hep .en son kız babamı arayıp bağıra bağıra ben oglunuzu istemiyorum dedi . Kardeşimin yanında hoparlör u açtı babam üç kere üst üste ben oglununuz istemiyorum babam ne istiyorsun ne yapalım deyince nişanı atiyiruz gelip ceyizjni alın .Kardeşime sorduk ne oldu aranızda diye . Aramız biraz limoniydi benden büyük bir doğum günü sürprizi beklemiş ,arkadaşları da sormuş sürekli geldi mi sürpriz yaptı mı (farklı sehirdeler)yapmayınca üzülmüş incinmiş dedi
        Benim icinden babam gidecek iki saat yol o zamana kadar biraz sakinlesip annesi izin vermeyecek bozulmasına kız gençtir toydur diyecek . Ama yok.

        Babam gitti aldı geldi kız sonra pişman mı oldu bilerek mi yapıyor bilmiyorm ama kardeşime ben markkettyken baban gelip almış orda olsam izin vermezdim filan demiş ben kızgınlıkla söyledim babana bahane oldu . Bunu diyen kız ceyinzin içine yuzukleri de koymuş. Aradan iki yıl geçti ikisi de beklemede kardeşim uzun süre babamla konusmadi aynı evde düşman gibi oldular ayni sofraya oturmadilar . Bir kaç ay sonra Kardeşim kızla konusmaya gitti , aldığı cevap şu olmuş ataman olursa gel karar veririm . Sözün bittiği yerdeyiz malesef toplum olarak .
        Rabbim erkeğe de kadına güç versin hayırlı eş versin .

    • U-mutlu dedi ki:

      İmtihanın kadını erkeği yok , kadınlar da erkeklerden şikayetçi, eve gelir gelmez TLF dan başını kaldirmayan eşinin halini sormayan bir selam verip sorumluğu üstünden atan hiç muhabbet etmeyen . Kadın konuşunca duymayip tekrarlatip tekrar kafasini veremeyen . Kadın her seferinde bir cümleyi iki üç kere tekrarlayacak ve cevap alamayacak.! Kadın gittikçe içine kapacanak eşi bunun farkında olmayacak niye konuşmuyorsun demeyecek, kadın anca ağlayınca yada içinde biriktirdiğin dökünce konuşunca erkek muhattap alıp dinliyormuş gibi yapıp kadının hatalarını dizecek ,madem öyleydi niye şimdiye kadar demedin en azından düzeltmeye çalışırdım dediğinde ne bileyim şimdi aklıma geldi diyecek! Öyle basit öyle komik .
      Kadın artık alışmıştır kocası olup kocasizliga aynı evin içinde.
      çHic olmasa cocuklarim babasiz kalmasin bari onlarla ilgilensin oynasın vakit geçirsin ,kadın yine kocasına derdini anlatır bu seferde akşama kadar kafa patlatiyorum sizin için çalışıyorum benden ne istiyorsunz,beni rahat bırakın oluyor,
      Kadınlar için hediye bence ikinci planda kalıyor onu dinleyen önemseyen değer veren bir eşi varsa Bazı erkekler sohbet etmez konuşmayı sevmez ama eleştirecek bişey olsun konuştukça konusasi gelir kadın burdan bu kadar mı nefret ediyor sonucu çıkarmaz mi ? Ama olsun en azından kocasının sesini duyuyor bu sayede!!
      Güzel söz iltifatı geçtim . Karısı çocuğunu yük olarak gören de var . Doğumdan sonra veremediği 6,7 kiloyu belki erkek farketmeyeckti kilolu gormeyecekti ,ama kadın söylediği için erkek sürekli zayıfla diye baskı yapacak ama yürüyüşe spora gitmesine izin vermeyecek.
      Beraber yürüyelim dediğinde yorgunum üşeniyorum diyecek gezmeyi bırakın hava almaya dahi cikarkmayacak Disari ama eğer kendisi akşam cocuklarin gürültüsü den sıkılıp bu aldıysa çıkıp hava alıp gelecek öyle bencil insanlar var

      . Eşi ateşi yükselmiş hasta yatacak hastaneye götürmeyip ağrı kesici verip geçip TV izleyip çekirdek citleyecek. Ama kendi hasta olunca eşi ona ne karışımlar yapardı nasıl titrerdi basit bir gripte. Kadın hiç bir şeyi karşılık bekleyerek yapmıyor kadın anaç ruhuyla merhametiyle yapıyor . Kadın karşılık görmese de yapar dayanamaz . Ama erkek de bir saatten sonra alışıyor olması gereken bu demek diyor. Kadın da ağırdan almalı belki de bilmiyorum ama herşeyin bir sınırı olmalı iyiliğin fedakarlığın . Sonuna kadar tuketmeleli kendini zamana yaymali belki de . Erkek iki lafından bir ben senin kocanim ben kocanim böyle olacak söyle yapacaksin diyecek ama İslam’da koca karısına nasıl davranır bir fikri bir eylemi olmayacak !! Allah kadınlarımıza erkeklerimize de sabır versin imtihan dunyasindayiz hepimiz basariyla geçeriz insallah isyan etmeden asi olmadan..

      • feyza dedi ki:

        Umutlu hnm,
        Haklısınız boyle durumlar da var.
        “kadın anaç ruhuyla merhametiyle yapıyor .” demişsiniz, evet bence de böyle ama karşılık da bekler nihayetinde kadın da olsa insan. İnsan ise karşılıksız vermeye çok muktedir değil bana kalırsa. Hatta bir anne bile çocuğuna yuzde yuz karşılıksız vermez, bir geri dönüş ister evladından. Örn, eğitimi için çok yaturım yapar, karşılığında başarılı olsun ister.
        Yaşlandığı zaman olur, hayırlı evlat olsun onu arasın, sorsun, ilgilensin ister. Anne de aslında evladını ama biraz da verdiği emeği sever. İlerleyen yaşlarda evladı, uzerınde annesının kurduğu hayallerı yerle yeksan ederse, anne emeğinin karşılığını alamazsa onun dahi sevgisi azalır. Yuzde yuz karşılıksız bir insan ilişkisini ben görmedim. Allah’ın rahmetinin küçük bir tecellisi olan anne çocuk ilişkisinde bile bu çıkarsızlık, fikrimce yuzde yuz değildir. Karşılıksız veren yalnızca Allah’tır.
        Bu durumda kadın hıznet ettıkce, besledıkce mutlu olur ama o da bır gerı donuşum ıster saır zamanda olmasa da benzer bır hastalığa yakalandığı, gucten, takatten dustugu vakıt. İnsan fıtratı bu. Erkek ne kadar ilgilense de kadın kadar becerikli olamıyor bu gıbı durumlarda, ama en azından ilgilendiğini, hanım için endişelendiğini göstermesi karı koca hukukundan önce insanlık hukukunun gereği olmalı.
        Eşi telefonla ilgilendiği için kendisini dinlemediğinden şikayet eden hanımlara küçük bir öneri. Eşinize telefon yoluyla ulaşmaya çalışın. Whatsapp kullanmayan yok nasılsa. Eşinize dığer odadan whatsaptan ulaşmayı debeyın bıraz matrak olsun yazdıklarınız sıtem değil. Benim ablam boyle yapar ıkı dk sonra eşi yanında kendılığınden bıtıverır, yanına gıtse telefona gömülmüş bir çift göz, muhtemelen kendısıne sıra gelmeyecek, hıc zorlamaz, sansını. Dırek parasutle sahaya gırer ve ekserı yalnız cıkmaz sahadan:)
        Bir de eşinizin sizi dınlemesi çok guzel ama sohbet sevmeyen ya da hep kendı meşgulıyetlerıne yonelen bır erkekle ıletişimi onun sahasına ılgı gostererek kurma sansınız var. Futbolsa futbol, sıyasetse sıyaset, dınse dın, filmse film, bilgisayarsa bilgisayar, oyunsa oyun. Helal daırede ayak uydurmayı deneyın, bir sure sonra hoşunuza gıdecektır ılk etapta ilginizi çekmese de. Yani yalnız oturup kendını yıyıp bıtırmek dahaçok zarar verır, bu sayede hıc olmazsa bır paylaşımınız olur. Yanı kafa dengı olun, eleştırmek yerıne. Eleştırmek olan illgıyı de sonduruyor buna emınım.
        Bu ıkı şeyı de ablamın evliliğinde öğrendim.Eskıden de hep ortak bırseyler yapmaya calışırdı biliyorum, elektronıkten ev içi inşaata, tamirata… Son karantına donemınde esıyle vakıt gecırebilmek içşn bılgısayar programı yazmayı da öğrendi. Şimdi bitcoin (duymuşsunuzdur) uzerınden bşr program yazıyorlar ve satıyor evde beraber para kazanıyorlar.
        Tabı kocası bunu tek başına yapamaz mı, elbette kendısı yapar zaten işi bu. Ama eşi de bakıyor kı kocası sureklı bilg. Basında. Canı sıkılacağına bana da oğret dedi, ufak tefek yardım ederım. Şimdi aldı yuruduler, beraber iş yapmak bşr yana ortak konuşacak çok fazla konuları oldu.
        Bu kafa denkliğini yakalayınca serbest vakıtlerde de erkek hanımın işlerine gelip yardım etmek isteyebilir. Amaç yardımdan zıyade hanımla guzel vakıt gecırebildiğini görünce yanında olmak ona keyıf verıyor.
        Son olarak, yeni evlenecek kızlara en önemli tavsiyem.
        Daha önce yazdım mı bılmıyorum ama tekrarda fayda var. Evınıze fuzuli eşya yerine bir koşu bandı alın rahatsızlığınız yoksa. Nışanlılıkta ceyız hazırlanırken bunu fazlalık bır ev esyası yerıne ıstesenız illa ki alacak bırı cıkar. Ama evlenınce pahalı gelir alınamaz. Fakat bu bence bır evde olmalı, çünkü dogumdan sonra kilo vermek bebişle zor olur. Dısarda yurumek hep mümkün değil. Kiloyu da esinizden önce kendınız sevmıyorsanız, hem saglık hem estetık acıdan buna yatırım yapın derım.
        Umarım komık olmadı bu yazdıklarım:)

        • U-mutlu dedi ki:

          Ah Can Feyza ,nasıl uzun uzun yazmışsın yardımcı olmak isteyisin ne güzel . Çok şükür yazdıklarım sorunlarin çoğu benimle ilgili değil. Üç şehir değiştirdik iş ile ilgili bizimde farklı sorunlarımız var elbet onları daha sonra fikir almak amacıyla başta Abdullah abi ve sizden yardım isteyeceğim.
          Üç şehirde farklı komşularım oldu ve karşılıklı güven sonucunda bana dertlerini açıp anlattilar çoğu ilgisizlik sevgisizlik filan .hastalık olayı yeni sayılır şu anki komşum hasta yatarken oğlu annesini öpüyor ateşi olduğunu farkediyor gidip bez ıslatıp annesinin alnına koyuyir babasina sesleniyor annem ateşi var diye öyle farkeden kocası ağrı kesici veriyor sonra bırakıyor çok kötüydüm diyor konuşacak gücüm kalmamis bu arada tansyoni da çok düşmüş . Neyse ertesi gün oğlunu bana bırakıp hastaneye tek başına gitti zatürre tedavisine başlamış doktoru o derece yani haliyle öyle üzüldüm anlatamam. Hastalıkta sağlıkta dedikleri bu muydu. Bu kadın zaten hep şikayetçi ben hep olumlu yapıcı olmaya çalıştım hiç daha çok üzecek bişey demedim. Aynı komşum eşinin hiç dışarı cikarmadiginindan dert yanar hep haftasonu yakınken hep bana siz çıkar hava alirsinz gibi biseyler illaki söyler ben bu yüzden hiç cikmsk istemiyorum ama çocuklar için mecburn cikiyirum buna da çok üzülüyorum eşi neden başkalarına ozendiriyor kaç kere söyledim diyor ama oğlu çok hareketli olduğu için soğumuş dışarı aile ile çıkmaktan .tek gidiyormuş. Evliiliklerin gidişatı beni çok üzen . Çocukların huzurlu bir yuvada buyuyemesi TLF TV odaklı hayatlar malesef .

          Ablaniza maşallah ne güzel birlikte biseyler üretmek çabalamak karsligini görmek Rabbim onların ve tüm evlilerin birlik beraberliğini artirsin.

          Estağfurullah niye komik olsun çok güzel açıklayıcı hatta örnek vererek daha çok kuvvetli bir yorum çok teşekkür ederim.💐

        • Muhammed dedi ki:

          Kardeşim film demişsiniz oyun demişsiniz(bilgisayar oyunu sanırım kastınız), hele hele bitcoinin neresi helal, maalesef günümüzde birçok haram işleniyor fakat cahillik yüzünden birçok kimsenin haberi olmuyor. çok dikkat etmek lazım

          • feyza dedi ki:

            Muhammed kardesim,
            Bitcoine nerede helal demişim, bunun helalliği/haramlığı hakkında hiç söz etmedim. Hatta bu konuda bız de epey istişare ettik kendileriyle ama detaya girmiyorum. Benim orada dıkkat cekmek istediğim ve tek değindiğim, eşinle iletişim kurmanın teknikleriydi. Bu da yalnızca bir misal.
            Film, oyun, spor vs..
            Bunlarla ilgilenip hanımını ihmal eden bir erkekle iletişim kurmaya çalışan kadın da diğer odada ya farklı bir malayani ile meşguldur, ya da kocasına bilenıyordur. Şikayet edenler için zaten sözüm.
            Zikir, fikir, ibadet, kıtap vs ile mesgulse zaten şikayet etmez çünkü zihni meşgul, kalbı mutmaindir.
            Bu durumda şikayetçi olan kadının kocasına bilenmek yerine ona yaklaşması bana göre daha mantıklı. Herhalde müstehcen sahnelerden vs bahsetmiyorum. İlgilendiğiniz şeyin nıteliğiyle de ilgili.
            Tbı bunlar köprüden önceki son çıkışlar belki, bu kadar kopuk bır ıletişim ortamı oluşmadan eşler birbirine biraz zaman ayırmayı alışkanlık edinmeliler.
            Şu da var ki, ben de burada esinizi alın beraber tefsır okuyun, sohbet dınleyın, Kur’an hatmedin, evınız ilim meclisine dönsün derim ve önceden de dedım. Ben hala aynı benım. Ama bir kadın, bunları yapmak istemeyen bır erkeğe ne yapsa nafıle zorla yaptıramaz. Siz bir insanı rahle başında zorla en fazla üç gğn oturtabilirsiniz. Aslında bu kadın için de gecerli. Bu durumda olan ise çok fazla aile var. Erkek spor, kadın evin diğer odasında dizi izler. İkisinin birbirinden aşağı kalır bır yanı yok bana kalırsa. Zamanını çok iyi şeylere sarf eden kişiler de zaten o cumlemın muhatabı değiller. Onlar zaten kendi keşiflerini yapmış ve bır perde ilerıye taşımış durumdadırlar.
            Hayırlı Cumalar dılerim.

  13. Sadece Fatih dedi ki:

    Gündem burası olduğu için buraya yazmak istedim.

    Genele hitaben yazıyorum.

    Siz hiç kocasına karşı hata yaptığında ondan özür dileyen kadın gördünüz mü? Çok nadirdir. Hediye sitelerine girin özür dileyenler hep erkek olarak katakterize edilmiş. Hatta peluş eşşek bile olmuş erkekler. Telefondaki emoji etiketlerinde özür dileyenler de hep erkek karakterler. Neden böyle? Kadınlar hep haklı erkekler hep haksız. Ya da erkek haklı bile olsa özür dilemek zorunda. Yani kadının kocasından haksız şekilde aşırı ilgi beklediğinde erkek ona ilgi göstermek için özür dilerim yazan peluş erkek eşeği hediye olarak almak zorunda. Yanlış mı?

    Diğer yandan Feyza Hanım, evlilikteki sabır mevzusunu çok güzel ifade etmişsiniz. Elinize sağlık.

    Hiç kimseye katolik nikahı gibi nikahlanın denilmiyor. Hatta böyle diyenler yüzünden nafaka vb. dayatmaları yüzünden insanlar evlenmekten korkuyor. Fakat diğer taraftan Allah da nefsine düşkün kadın ve erkeği sevmez. Ben sıkıldım, küstüm oynamıyorum dercesine nikah bozulmaz. Hele ki kadınların kendi kafasında kocasının onu artık sevmediği, eskisi gibi ilgilenmediği yalanını uydurup önce buna kendini sonra kocalarını inandırıp evliliklerini bitirmesi gibi tamamen kuruntudan ibaret durumlar sebebiyle yuvalarını yıkmasının ne kadar mantıksız olduğunu bu sorunlar yaşanmadan önce görmeleri çok ama çok önemli.

    • feyza dedi ki:

      Sadece Fatih bey,
      Teşekkür ederim, ne kadar yok dense de ben ufak konuların büyütülüp sorun haline dönüştürüldüğü evliliklerin var olduğuna inanıyorum. Uç noktada yaşanmayan problemler aşılabilinir. Küçükken oynadığımız halat çekme oyunu gibi… İpin iki ucundan biri çektiği sürece oyun devam eder. Ama taraflardan biri pes eder, bırakırsa oyun biter. En güzeli ipler hiç gerilmesin ama gerildiği zaman da ucunu bir taraf tamamen bırakırsa diğer kişi ne yapsa nafile. Bırakmamak, mücadele etmek lazım.
      Ben günümüzde şiddetin ve erkek baskısının eskıye nısbeten azaldığını görüyorum, romantizmin ise fazla abartıldığını. O yuzden yazmıştım. Siz de çok güzel ifade ettiniz, tesekkurler. Bu arada hedıyelik pelus oyıncaklara baktım :)) gercekten ilginç, satenizde haberim oldu

    • feyza dedi ki:

      Sadece fatih bey,
      Bır de su emoji kısmını tam anlayamadım, hangileri onlar? Baktım da göremedim özür dileyen erkek emojisinden bahsediyorum. Merak ettim de….
      Dun gece yazacaktım yarım kaldı,
      Evliliklerde de, kız-erkek ilişkilerinde de ben de artık erkeklerin daha çok özür dilediğini görüyorum. Erkek kabadır, yontulmamış….., afedersiniz hepsi kurbanlık hayvanlardan biri var ya dört ayaklı…. ben söylemek istemiyorum.
      Yine yaygınlaşan esprılerden, hanı uc dort erkekten sonra bır kızı olan baba bu zamana kadar evde…….. beslemşiz diyormuş. Noktalı yerleri sizler bilirsiniz.
      Bunlar artık çok sıradanlaştı. Diz çökerek yapılan evlilik teklifleri vs..
      Şımartılıyoruz bu bır gercek. Nefslerimiz altın devrını yasıyor ve bunun farkına varıp aslında bizim de dıkensiz guller olmadığımızı, bizim de insan nefsının turlu zaaflarını tasıdıgımızı aklımızdan çıkarırsak kendımızı dev aynasında bırer kanatsız melek olarak görmemiz kaçınılmazdır. Bu arada melek demişken, meleklerde dişi/erkek ayrımı olmasa damelek tasvırlerı de hep dişidir.

      • Sadece Fatih dedi ki:

        Feyza Hanım.

        Çok doğru yere parmak basmışsınız. Hep melek gibi kadın derler ama melekleri bu şekilde tasvir etmek yanlış. Gerçi şimdi bunu yazdık diye gökkuşakçılar melek kesilirler…

        Emoji etiketlerini özellikle aramadım. Whatsapptan çıktı. Bip ya da diğer uygulamalarda nasıl bilmiyorum. Orada da gif ya da çıkartma şeklinde. Sanırım yanlış ifade etmişim, etiket ya da çıkartma demek daha doğru. Diğer yandan merak eden tüm okurlar bakabilir 🙂

        Erkeklere her türlü yakıştırmalar yapılabiliyor. Dört ayaklı hayvanlardan en çok kedi gibi olanları seviliyor sanırım.

        • feyza dedi ki:

          Buldum sadece fatııh bey, anladım şimdi teşekkür ederim. Çıkartma ve gıf seklınde haylı varmış, dikkat etmemişim.

  14. Zeynep dedi ki:

    Feyza hanım çok güzel kaleminiz maşallah çok yerinde tespitleriniz var. Size sürekli bir köşe ayrılsa burda düzenli yazsanız ne iyi olur tabi miniğinizden fırsat bulabilir misiniz bilmiyorum da ben şahsen çok beğeniyorum aile konusunda yorumlarınızı yazılarınızı

    • feyza dedi ki:

      Ben yazıyorum, sız yaşıyorsunuz Zeynep hnm. Sızın paylaşımlarınız daha makbul cunku canlı orneklersınız. Köşe ayrılmasın ben yorum yazayım kâfi, çok teşekkür ederim:) Bir de aşagıdaki yorumda yazdığım, “bu yazıda….. örnek alınacak çok kısım var…” dan kastım kendı yazım değil, sizin yazınız, yani yorumunuzdu. Yanlış anlaşılma olmasın.

  15. Zeynep dedi ki:

    Son iki yılda evliliğimizde birbirimize tavırlarımızda çok değişiklikler oldu ve anladım ki gerçekten karı koca arsında doğru iletişim olmazsa şiddet te yaşanabilir aldatma da Allah muhafaza. İlk çocuğumuz 5 yaşında ikem ikinci çocuğumuzu kucağımıza aldık ilk oğlum ile ve evin tüm tüm işleri ile ben ilgilendiğim için biraz bocaladım büyük oğlum etkilendi gece alt ıslatma ya başladı bazen benim elim doluyken babası ilgilendi tuvalette falan şiddete maruz kaldı her seferinde bi yandan ben ücretsiz izin aldığım için eşimin beklentisi arttı yemek ve temizlik konusunda 3 çeşit yemek hergün tatlı yap bütün gün evdesin demeye başladı önceden sorun etmezdi en ufak bi oyuncak dağınıklığına bile çok söylenmeye başladı bir de tek maaşa düşünce sürekli marketten gelince hayat ne kadar pahalı deyip hesap yapıyor şu bitmesin bu bitmesin deyip duruyordu meyve bile yiyemez olmuştum artık bitmesin diye çok bunalmıştım o dönem tam düzenimi oturttum herşey kolaylaştı derken süpriz hamilelik tabi eşim demediğini bırakmadı senin kadar gerizekalı salak bi kadın görmedim diye etmediği hakaret kalmadı aldırmam için baskı yaptı. Ben de tamamen sessizleştim içime yöneldim hiç karşılık vermedim ama hamileliğimde çok yalnız hissettim kendimi sürekli orayı temizle burayı temizle deyip duruyordu cam sil dedi sildim duvar sil dedi sildim o düşsün istiyordu ben se ölmek istedim bebeğimi kaybetmek istemiyordum fakat bu dünyada sadece kızım ve ben fazlalık mişiz gibi hissettim hamile kaldığımda 5 aylık oğlum vardı kucağımda emziriyordum birakamadım onu da emzirdim Allah kolaylığını verdi çocuklarımla da ilgilendim evimle de eşimle de fakat duygusal anlamda o kadar uzaklaştım ki eşimden doğum sonrası yorgunluk uykusuzluk da eklenince en ufak bi problemde ani tepkiler vermeye başladım çok sakin biri olmama rağmen tabi o da karşilık olarak aşağılamaya başladı biz bi kısır dögüye girdik bi tuğla ben bi tuğla o derken gittikçe büyüyen bi duvar oldu aramızda artık fiziksel şiddet te başlayınca oturdum bi değerlendirme yaptım kendi kendime terapi yapar gibi ben bu evliliğin sonlanmasını istiyor muyum diye sordum kendime ilk önce istemiyorum çünkü 3 tane çocuğum var hem Rabbimin en sevmediği helal boşanmak ayrıca aile benim için çok önemli yuvam dağılsın istemiyordum fakat ben de davranışlarımla buna zemin hazırlıyordum. Bundan sonra ne olursa olsun tartışmadan uzak durmak için söz verdim çocuklar etkilenmesin diye sonra Eşimi olduğu gibi kabul ettim narsist bi kişilik o yüzden beklentiye girmiyorum artık önceden bi güvensizlik vardı iyi günde kötü günde hastalıkta sağlıkta yanımda olmaz diye şimdi hiç düşünmüyorum bile ben Rabbime güveniyorum sonuçta giderse kendi bilir dedim. eşimin iyi yönlerine odaklanıp tüm yaşadığimiz kötü anlardaki yaptıklarımız için kocamı da kendimi de affettim rabbim de affetsin diye dua ettim sonra kocamı tanımaya çalıştım sevgi dili nasıl öfke dili nasıl diye mesela öfkelenince inanılmaz kaba birine dönüşüyor o yüzden kişiselliştirmiyorum artık beni sevmiyor sevse böyle davranmazdı falan diye üzülmüyorum sadece o an siniri geçsin diye bekliyorum tamam hayatım sen bi sakinleş sonra konuşuruz ben de duygusalım kırmayalım birbirimizi diyorum sonra konuşmayı da unutuyoruz çoğu zaman birlikte güzel zamanları çoğaltmak için çaba gösteriyorum sevgi dili mesela hizmet ederek gösteriyor çok ilginç hiç seni seviyorum demiyor iltifat etmiyor sarilıp öpmüyor gün içinde ama çay getiriyor mesela bazen kahvaltı hazırlıyor. Sevgi dili öyle olduğu için ben de ona hizmet edince sevildiğini hissediyor bunu kullanıyorum tabiki hergün önüne birşeyler getiriyorum önceden daha çok yorulduğum daha çok iş yaptığım halde şimdi reklamimı güzel yapıyorum dostlar alışverişte görsün hesabı 😜kendime bakımıma özellikle dikkat ediyorum. Çocuk eğitimi konusunda çok ayrı düşüyoruz ben çocuklara kızmadan bağırmadan aşağılama dan alay etmeden fakat kararlı bi tutumla yaklaşıyorum öyle olması gerektiğine inanıyorum bunun için de iyi zamanlarımızda konuşmaya çalışıyorum suçlamadan kırmadan eleştirmeden.

    • Ege dedi ki:

      Zeynep Hanım,
      Bir psikolog ile görüşün.

      Yaşadıklarımız kolay değil. Şu an için bir problem yaşamıyor gibi görünseniz de içinize attıklariniz ileride fiziksel bir problem olarak bile size geri dönüş yapabilir.

      Sağlıklı ve iyi günler dilerim.

      • Zeynep dedi ki:

        Teşekkür ederim fakat içime attığımı yada problemleri görmezden geldiğimi sanmıyorum. Şu an kızım 1 yaşında yeni yeni atlattım hamilelik te yaşadığım travmayı psikoloğa gitmeyi çok istedim fakat ilk zamanlar çocuklarla uğraşmaktan wc ye bile zor gidiyordum bir de ücretini düşününce ayarlayamadım bir türlü ama terapi almak istiyorum inşallah yaşadıklarımda kişisel sınırlarımı koruyamamış olmam acaba değersizlik hissi mi var bende diye sorgulamama vesile oldu.

        • Ege dedi ki:

          Zeynep hanım,
          Ücretsiz destek veren bazı yerler var. Araştırın ve gitmeye çalışın.
          İstanbul’da iseniz gmail adresi veririm size kadın bir psikolog arkadaşımız ücretsiz destek veriyor çok ihtiyacı olan kişilere. Fakat tabi kendisine de danışırım ve mail adresini size veririm. Olur mu? Bana kalırsa sizin durumunuz şu an için önemli.

          • Zeynep dedi ki:

            Teşekkür ederim ilginiz için İstanbulda değilim. Ücretsiz gidebileceğim birçok alternatif bulunduğum ilde mevcut fakat ben güvendiğim alanında uzman ve inancıma ve aile dinamiklerimize ters düşmeyecek bir kişi den terapi almak isterim şuan pandemi den dolayı erteliyorum fakat ihtiyaç hissettiğimde ilk aklımda olan uzmanla görüşmek olur online terapi de yapıyor güvendiğim bir psikolog belki o seçeneği değerlendiririm şuan beklemekteyim. hamilelikte ihtiyacım var miş o dönem bu çok aklımda değildi o zamanlar çok ağlıyor az gülüyordum sürekli durgun ve sessiz bi haldeydim daha fazla ibadet ediyordum. Dıştan çok problemim yoktu fakat içten içten birçok duyguyla başetmek zorunda kaldım keşke o dönem yardım alsaydım dedim sonradan. Kendi çabalarımla uzun sürse de aştığımı düşünüyorum tabi bu süreçte birçok kitap okudum. Güvendiğim Diyanet TV de programı olan psikologların yutube dan çektiği videoları dinledim. Eşim ile ilişkimizde problemleri aşmak için Sema hanımın kitapları ve yazıları çok faydalı oldu iletişimimiz önemli ölçüde gelişti kendisinden Allah razı olsun.

          • Ege dedi ki:

            Zeynep hanım,
            Geçmiş olsun. Umarım daha iyi olursunuz.
            Hayırlı günler.

    • feyza dedi ki:

      Zeynep hnm,
      Çok geçmiş olsun neler yaşamışsınız, gercekten hem çok üzüldüm, hem de çok duygulandım. Olumlu yöndeki son iki yışınız içinse gerçekten çok mutlu oldum.
      Sız zaten çok yapıcı yaklaşımları olan bir hanımdınız, aslında bu yazıda örnek alabileceğimiz birçok nokta var, tekrar tekrar okunmalı. Burada birkaç paragrafla anlattığınız bu tecrubeleriniz kimbilir sizin içinizde kopan ne fırtınalara sebep olmuştur. Ama tebrik ederim. Allahu Teala ebeden razı olsun, öncelikle bebeğinizi doğurduğunuz ve sırtınızı Allah’a yasladığınız için. Rabbim ömürlerini bol, bereketli ve hayırlı eylesin.
      İkincisi ise mücadele azminizi bırakmayıp, zeki ve ferasetle bulduğunuz çıkış yolları için. Allahu Teala sızı her ıkı dunyada mukafatlandırsın ve eminim semeresini bu dunyada da fazlasıyla alacaksınız.
      Size hususi dua edeceğim. Ekonomik özgürlüğü olan bir hanım olarak bu özveriniz inşaallah karşı tarafa da yeni birşeyler öğretecektir. Rabbim yuvanızın huzurunu artırsın, daim eylesin. Eşiniz sevgisini hizmet ederek gösteriyorsa çok güzel bence bu, kuru kuru seni seviyorum demekten daha kârlı:) Maasallah siz olayı aşmışsınız. İnşaallah hep guzel haberlerinizi alırız. Yaptığınız yatırım sıze yol, su ve elektrık olarak gerı donmuş. Bizlerin de öğreneceği çok şey var Zeynep hnm.

      • Zeynep dedi ki:

        Allah razı olsun iki yıl önce bunları yaşacağımı biri bana söylese kesinlikle benim eşim öyle bi insan değil derdim işte insan sınanmadığı günahın masumu değildir. Biz engellediğimizi zannettiğimiz halde Rabbim nasip etmiş olanda hayır vardır diye mutlulukla karşılamak yerine öldürmeyi düşündü ya o çok ağır geldi bana benim hiç idrak edemediğim korkunç birşey kürtaj biz kim oluyoruz nasıl yani biz mi karar vereceğiz yaşayıp yaşamayacağına demiştim o zaman. Herşey bi yana bu hayal kırıklığı çok ağır geldi bir de cahil durumuna düştüm o kızgınlıkla çok zulmetti bana sanki kötü bişey yapmışım gibi ama o kadar kırılmıştım ki sadece ölmek istediğimi hatırlıyorum kendimi niye korumadım bilmiyorum . O kırgınlıkla ben de duygusal yaklaşıp eşime karşi iletişim hataları yaptım onu soğuk davranarak cezalandırmaya çalıştım nefsimi temize çıkarmayayım . Bazen kendi kendime Zeynep böyle davranma iletişimi kesme diye telkin de bulunuyordum yine de fayda sağlamayacağını bildiğim halde soğuk davranıyordum yani tek taraflı değildi benim de hatalarım psikolojik şiddet denebilecek davranışlarım oldu. Sadece çözüm için ilk adımı ben atmiş oldum bu eşim de olabilir dı. Ben gayret gösterdikçe eşim de yaşadıklarımızı onarmak için çaba gösterdi direnç de gösterebilirdi sağolsun uzun uzun konuştuk sakin zamanlarımızda hep dinledi anlamaya çalıştı. kimseye de anlatmadığımız, olumsuzluklara yakınlarımız şahit etmediğimiz için daha kolay oldu düzeltmemiz. Şimdi eşimdeki o pişmanlığı görebiliyorum kendi de pişman nasıl öldürmeyi düşünebildim diyor. Bazen kendi hatırlıyor hakkını helal et sana zulmettim diyor o yüzden artık unuttum herşeyi. Birde kız çocukları kendini sevdirir ya 1 yaşında ama bi işveler bi nazlar deli oluyor kızına şaşkın 🙂olan iki yaşındaki oğluma oldu yavrum araya kaynadı. Bir de bu dönemde benim evde olmam o kadar rahatlattı ki bizi iyki doğmuş dedi eşimde yoksa ben işe başlamış olacaktım. Yani hayat ne getirir bilinmez çiftler boşanma aşamasına nasıl geliyor çok iyi anladım bu süreçte Rabbim kimseyi eşiyle evladıyla imtihan etmesin.

        • feyza dedi ki:

          Zeynep hnm, tatlılıkla sonuçlanmasına o kadar sevındım kı anlatamam. Tabi siz kendınızı daha ıyı tanırsınız, desteğe ıhtıyacınız varsa alın, yasadıklarınız kolay şeyler değil.
          Ama ben bu konunun kapanmasından çok tatlıya bağlanmasına, sakın ortamlarda konuştuk ve ailelerimize bu durumları bildşrmedik demenız uzerıne daha mutlu oldum. Çünkü siz bunları aranızda konuşmasaydınız, evliliğinizde bu sorunları halı altına supurerek çocuklar hatırına bır evliliğe sevgısız devam edıyor da olabilirdiniz. O yuzden ne kadar kızgınlık ve bunalım anında birbirini kırsa da eşlerin, sonra sakin zamanlarda sorunları masaya yatırıp makul bır dılle çözüme ulaştırmak en sağlıklı yol olmalı.
          Yıne aileler de olaya mudahil olmamalı, benım de gorus ve gozlemşemelerım bu yonde. Çünkü aileler, hakem vazıfesi goremiyor çoğu zaman olaylara duygusal yaklaşıp haklıyı haksızı ayırdedemıyorlar. Hem eşleri bırbırı uzerine daha fazla kışkırtmada, hem de eşlerin arası duzelse bile kendılerinin gelin/damada duydukları öfke ve kırgınlık kapanan yaraların daha çok deşelenıp uzun bir surece yayılmasına sebep oluyor.
          Böyle bir durumda varsa yakın ve gerçekten adil, guvenilir bir dost, aile uyelerinden daha ıyı bir sığınak olabiliyor.
          Siz yanlış hatırlamıyorsam sağlık çalışanıydınız. Bu bebiş de sizi sagşık sektorunun bu en zorlu donemınde sankı eve bağlamak için gelmiş bir melek 😇 zaten istenmeyen bebekler genelde pek seviliyor Allah ömürlü etsin. Fiziksel şiddet de başladı deyince açıkçası çok korkmuştum. Bir daha oyle birşey tekrarlamadı değil mi, yani ozel değilse…
          Yıne yanlış hatırlamıyorsam sız ev hanımlığını da sevıyordunuz. Rabbim size bu duyguyu yasatmak istedi belki de.

          • feyza dedi ki:

            Zeynep hnm,
            Benim de bir sürü hatam oluyor yazarken, aceleyle yazdığım için o yüzden dert değil. Çoğu zmn gönderdikten sonra okuyorum, hatta birkaç kez editöre rica ettim çok bariz olan hatalarımı da Allah razı olsun düzeltiverdiler:)
            Siz eminim çok daha iyi yetiştireceksiniz çocuklarınızı, çünkü çok güzel bir modelsiniz. Eşiniz inşaallah ikna olur ve bir destek alır. Sizin de desteğinizle bu sorunu aşacağınıza dair inancım tam benim. Yani ev içi masrafı çok kafanıza takmayın, bilmşyorum alışverişe beraber mi çıkıyorsunuz ama eğer tek çıkıyorsanız bence o seruvene esinizi de dahil edin ki herşeyin ne kadar pahalı olduğunu kendi gözleriyle görmüş olsun. Siz, zatenmüsrif biri değilsiniz tahminimce ve çocuk onlar. Beslenmelerine harcamaya mecburuz. Olmazsa görümceniz, k. Valideniz ile güzelce konuşup bu konuda biraz esnetmeleri için onlardan yardım alın çaktırmadan. Belki sizin sözleriniz batabilir de kendi aiiesi daha gercekci gelebilir.
            Kolaylıklar dilerim hem aike, hem iş yaşamınızda Zeynep hnm. Ben de sizi kendime çok yakın hissediyorum.

        • Zeynep dedi ki:

          Hususi duanız için ayrıca teşekkür ederim Feyza hanım ilginize duanıza ve yorumunuza çok duygulandım. Dediğiniz gibi ben de aynı şehirde olduğumuzu tahmin ediyorum sizi tanımayı çok isterdim. Nedense yakınlık hissediyorum düşünce tarzınız olgunluğunuz karşısında gıpta ediyorum size inşallah kızım da sizn gibi çok hoş, zarif, zeki hanım hanımcık bir kız olur büyüyünce

          • Zeynep dedi ki:

            Çok ta donanımlı ve bilgilisiniz maşallah bize de sizn gibi yetiştirmek nasip olur inşallah çok hızlı yazıyorum hızlıca gönderiyorum yazım hataları çok kusura bakmayın

          • Zeynep dedi ki:

            Fiziksel şiddete 2 defa maruz kaldım yani benim de çok gergin ve duygusal olarak patlama anımdı tartişma büyüdü ne yazık ki o an da ne kadar merhametsiz görünse de eşimin gözlerinde çaresizliği hissettim onun da yardıma ihtiyacı var öfke kontrolü açısından artık bana vurmuyor fakat çocuklara sinirlenince vuruyor hala elimden geldiğince engel olmaya çalışıyorum baktım sesler yükseliyor çocukları yanıma alıyorum sen sakinleş biraz deyip yalnız bırakıyorum vurduktan sonra kendisi de pişman oluyor fakat o an öfkesine hakim olamıyor. Bi defa kız kardeşine bağırdı sakinleşince görümcemle konuştular abi öfke kontrolü problemin var yardım al falan dediğini duydum. İnşallah ikna edersek psikolojik yardım alması çok iyi olacak bizim için.Doğru hatırlamışınız sağlık sektöründe çalışıyordum dün kurumdan arkadaşımla telefonda konuştum bittik Valla diyor tam zamanında çocuk doğurmuşun dedi izinler iptal istifa yolu kapalı çok zor durumdalar Allah yardımcıları olsun. Ben ev ortamını çok seviyorum çok rahat ediyorum gerçekten ekmek yapmak yoğurt yapmak, evde yaparken keyif aldığım o kadar çok şey var ki fakat eşime ne yazık ki zor geliyor aile değilde yük olarak görüyor çocukların masraflarını bile çok görüyor ki hiç tek çocukken daha çok harcıyorduk şimdi büyüğün eşyaları kıyafetleri ile iki miniğe yetiyor bu yüzden çok uzun sürmeyecek keyfim ne yalan söyleyeyim işe gitmeyi de özledim tek düşündüğüm çocuklar onlar için en iyisi nasılsa öyle hareket edeceğim inşallah.

  16. feyza dedi ki:

    Sema ablacığım,
    Şehirden uzak bir yerde biraz dogayla haşır neşir olalım dedık ve sıteye henuz gırebildim, haliyle yenı gorebildim, çok tesekkürler, acıkcası beklemıyordum surprız oldu.
    Kalemim döndüğünce ifade etmeye çalışmıştım, umarım faydalı olmuştur. Hep soyledığım ve yakınlarıma da tavsıye ettıgım burada da paylaştığım en tesırlı yolu tekrar hatırlatmakta fayda goruyorum. Birincisi dunyada yasam standardımızın altında cok farklı hayatlar yasandıgını, ikincisi ise bizim için de bu dunyadan ote bir hayatı kendi elimizle hazırladıgımızı unutmamak ve mumkunse her gun on beş dak da olsa iç aleme yonelip bunları tefekkür edebilmek. İnsan nisyan ile maluldur. Nereden gelip nerede olduğumuzu ve nereye doğru yol aldığımızı dusunmeyı bıraktıgımız, unuttuğumuz vakıt bu dunyanın yuku çekilmez olur. Halbukı yasamımıza gıpta ıle bakacak ne insanlar var dunya uzerınde ve altında zamanında cıleler cekmiş.
    Allah cumlemize beden sağlığı ama evvela ruh genişliği versin, aksı halde baş etmek çok zor.

  17. U-mutlu dedi ki:

    Feyza hanım , gözünüz aydın rabbim hayırlı sağlıklı uzun ömürler versin,çok sevindim.
    Bu güzel yazınız için çok teşekkür ediyorum. İnşallah okuyanlara çok faydası olacak.

    • feyza dedi ki:

      Allah razı olsun Umutlu hnm. Sızı gormek ne guzel. Umarım ıyısınızdır. Çok teşekkürler, rica ederım.

      • U-mutlu dedi ki:

        Şükürler olsun iyiyiz Feyza hanım,sizi sormali ? Minigimiz de iyidir inşallah öpün koklayın benim yerime.

        • feyza dedi ki:

          Elhamdulillah Umutlu hnm. Tahmin ettiğiniz yani sizin yakından bileceğiniz bir temponun içindeyim Allah cümlemize hüç kuvvet versin ve minik Feyza’yı unutmadım, onu benim için öpün lütfen 🙂 selamlar..

          • U-mutlu dedi ki:

            Amin Feyza hanım rabbim gücümüzü sabrımızı artırsın insallah,insanı canlı ,diri tutan bir tempodasinz , bizimkiler büyüdü artık Feyza mizda kocaman oldu . Bebisimize ablalık yapardı yakın olsak ☺️

          • feyza dedi ki:

            Ne guzel olurdu Umutlu hnm, keske yakın olsak gercekten:) Bu arada dıger yorumda okudum, geçmiş olsun, zor zamanlar geçirmişsiniz. İnşallah en kolay şekilde atlatırsınız.

          • U-mutlu dedi ki:

            Feyza hanım çok teşekkür ederim Allah razı olsun dualarnizda bana da yer verin .

  18. Abdullah BİR dedi ki:

    FEYZA HANIM KARDEŞİM’e…

    Sabrediyorum çünkü Allah var.

    Sabrediyorum çünkü eşimin eksikleri olduğu kadar güzel yönleri de var.

    Sabrediyorum çünkü yavrularım var.

    Sabrediyorum çünkü mutluluk benim iç dünyamda saklı, salt bir kişinin tekelinde değil.

    Mutluluğumu solduran olursa, ben ruhumun renkleriyle daha canlı boyarım.

    Yine kendine yakışanı yapmış ve yine hedefi 12 den vurmuşsun. Rabbim Basiretini, ilmini, huzurunu, aileni, mutluluğunu daim etsin inşaallah.

    Sen Sema hanımdan sonra bu konuda ( Kadın, Çocuk, Aile ) bayrağı devralacak insansın. Yeğenimiz biraz büyüdükten sonra, ona biraz daha az zaman harcamaya başladığında lütfen bu alan/konu için daha fazla zaman ayır. Çünkü Ümmetin kadınlarının Sema hanım, sen ve senin gibi ilmi, basireti ve kalemi güçlü hemcinslerinin yol göstermesine ve bilgisine çok ihtiyacı var kardeşim.

    Bu ve senin için hayırlı olan her konuda yolun ve basiretin daima açık, Rabbim yar ve yardımcın olsun, Allah emanet ol kardeşim

    • feyza dedi ki:

      Tesekkurler Abdullah abi.
      Sabrın her insan için farkli versıyonları olabildiğini dusundugum için yazmıştım. Herkesin kendi içinde ve inanç duzleminde oturtabileceği bır versıyonu olabilir. Bu çeşitler artırıladabilinir yeter ki arzu edilsin.
      Ben bir Sema hnm olamam ama bır feyza olarak var olduğum ve dilim/kalemim elverdiğince sadık ve vefalı bır kardeşi, destekçisi olmaya devam edebilirim. En önemlisi de Rabbimin bahşettiği kızıma bu hasletleri gıydırerek buyutmeye özen gösteririm. Bunlar da katkı değil mi sevgili abim:)

      • Abdullah BİR dedi ki:

        FEYZA HANIM KARDEŞİM’e….

        Hiç boşuna mütevaziliğin arkasına saklanıp gevşeme ve tembellik yapma kardeşim. 🙂

        Senin de bildiğin gibi Allah’ın her insanı yaratmasının bir kaç önemli nedeni, yani insanların görevi vardır ve Allah bazen yarattığı kullarını diğer kullarının eli ile eğitir, bilgilendirir, uyarır, ders verir, tecrübe kazandırır.

        Bu kulların dünyada ki bu işlerini kolaylaştırmak için de ona lazım olan güç-kudret, ilim, basiret vb özellikler ile o kullarını donatır.

        İşte sende bu insanlardan birisisin.

        İlmin zekatının bildiği ile amel etmek, insanlara örnek olmak ve talebe eğitmek, yetiştirmek olduğunu unutma sakın.

        Altını çizerek tekrar yazıyorum SEN İMANI ÇALINMIŞ ŞİMDİKİ VE BİLGİYE AÇ GELECEK NESLİN ŞULE YÜKSEL ŞENLER’i, SEMA MARAŞLI’sı OLACAKSIN ALLAH’ın İZNİYLE.

        Bu nedenle kendini şimdiden buna hazırlasan iyi olur kardeşim.

        Allah’a emanet Resulullah’a tabii olmanız duasıyla…

        • feyza dedi ki:

          Fazla tevazu da kibrin eseridir kaidesince bu konuyu çok uzatmayacağım sevgili abim:)
          İnşaallah sözlerinize layık olmaya çalışırım. Talebe yetiştiriyoruz abi onlar da çevrelerini yetiştirecekler, burada da yazıyorum. Başka bir yerde ise yazmıyorum, sosyal medya hesabım vs de yok biliyorsun.
          Zaman ne gosterır bilinmez, kalemin ucu yazdıkça açılıyor. Yazılmazsa köreliyor. Aslında yazı yeteneği olduğuna pek inanmıyorum bu okumakla ve yazmaya devam etmekle ilgili bir durum sanırım abi. Son bir sene çok okuma fırsatım oldu ama benimle çok alakasız şeyler okudum. Babamın zamanında gazete kuponları bırıktırerek aldığı ve benım onun hatırasına hurmeten elden çıkarmak istemediğim Rus ve Fransız edebiyatına daır kıtaplar vardı elimde yıllardır sus gıbı duran. Benim için okumak hep vardı ama hep araştırma, bilgi içerikli olmalıydı aksi halde boş geliyordu romanlar vs..
          Ama o kitapları bu yıl okudukca oyle hoşuma gitti ki, yıllardır nıye okumamışım dıye kendıme sıtem ettim. Aslında hayat tarzları, klasıkler olduğu içşn ait olduğu yuzyıla dair balolar, dans partıleri vs… Benim yaşamımla ılgısı olmadığı halde kıtabın içindeki atmosfer, kişilik analizleri, psikolojik tanımlamalar, karakterlerin duygusal durumları ve yasanan olayların basitliği beni hem rahatlattı hem de dusundurdu. Bunu şunun için daha çok paylaştım sizinle şu an, o donemin kadın erkek ilişkilerine, kadının toplumdaki misyonuna baktığım zaman hayret ettim ki aslında o donem dunya global bir koy olmadığı halde kadın ve erkek ilişkileri dunya capında daha fazla ortak özelliğe sahıpmiş. Kadınların fıtratından gelen zerafet, naiflik, anaçlık, erkeklerin kadından beklentisi, toplumun kadına bakışı, aike olgusu, evlilikte yapılan tercihlerdeki kriterler vs.. Kültürler arasında çok yakın benzerlikler bulunduğunu sezinledim. Sankı bu makas, 1900’lü yılların ortasından sonra hızla açılıp bugunki seviyeye gelmiş.
          Bunu düşündüm uzun zaman, bilmiyorum yanılıyor da olabilirim. Konudan konuya atladım ama fıkrınızı almak ısterım.

          • Abdullah BİR dedi ki:

            FEYZA HANIM KARDEŞİM’e…

            Bu yaşıma kadar bir çok ortamda (çeşitli sebeplerle gittiğim yurt içi ve dışı seyahatlerimde ki ev vb yerlerde ki doğal ortamlarında) farklı kültürlerden, farklı dinlerden ve farklı ülkelerden kadınlar tanıdım. İşim gereği bu kadınların davranışlarını yakından inceledim ve temelde tek bir sonuca ulaştım.

            KADIN HANGİ MİLLETTEN, KÜLTÜRDEN VE DİNDEN OLURSA OLSUN HER SEYDEN ÖNCE KADINLIK FITRATLARI (Yaratılış programı) GEREĞİ AYNI VEYA ARALARINDA ÇOK AZ FARKLILIK VAR.

            Bu farklılıkların sebebi de içinde yetiştikleri aile, kültür, ülke ve toplumun Ahlak-Din inancı ve anlayışı. Bunların haricinde Rusya da ki, Filipinler de ki, Fransa da ki, Almanya da ki, Arjantin de ki, Kazakistan da ki, Kıbrıs da ki, Malezya ve Endonazya da ki, Arabistan da ki, Tacikistan da ki sıradan kadınların hepsi % 80-85 oranında olaylara, hayata, evliliğe, kocaya ve aileye benzer şekilde bakıyor ve anlam yüklüyor. Kadınların bu konularda ki beklentileri de birbirlerine çok yakın.

            Kendi toplumlarının Namus, Ahlak ve Din anlayışları gereği davranışlarında ve yaşantılarında bazı farklılıklar var. Mesela Müslüman bir Arap kız-kadın için Poligami normal ve sıradan bir durum iken bu durum Müslüman olduğunu beyan ve iddia eden bir Türk kız-kadın için boşanma sebebi ve aldatma.

            Bu iki kadın da aslında erkeğini paylaşmamak konusunda aynı düşünceye sahip ama Arap kadın içinde yetiştiği kültür gereği bazen zor da olsa bunu kabulleniyor. Ama Türk kadınlarının % 99 u Allah erkeklere helal kıldığı halde asla bu durumu kabullenmiyor.

            Ama…

            Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun yaratılış kodları gereği kadınların tamamına yakını bulabildikleri iyi bir erkek ( yakışıklı, akıllı, maddi durumu yerinde, statü sahibi vb) ile yuva kurup anne olma ve neslini devam ettirme hayali ile yaşıyor ve bu hayalini gerçekleştirmek için çabalıyor.

            Benzer durum erkekler için de geçerli. Erkekler de güzel, alımlı, çekici, seksi, eğitimli, zeki, güvenilir, sadık ve doğurgan kadınlara genlerini aktarmak, o kadınlardan çocuk sahibi olmak ve nesillerini devam ettirmek istiyorlar.

            Ama…

            Sıradan ve normal bir erkeğin tarih boyunca aradığı özelliklerin tamamını tek bir kadında bulması ve o kadının sıradan bir erkeği koca olarak kabul etmesi görülmüş ve kayıtlara geçmiş bir durum değil. :-))

            Bu nedenle erkekler sahip oldukları özellikleri ile elde ve ikna edebilecekleri bir kadın ile evliliğe razı oluyorlar.

            Aynı durum kızlar-kadınlar için de geçerli.

            Dünyanın neresinde olursa olsun sıradan özelliklere sahip bir kızın-kadının fiziksel, maddi, ahlaki ve genetik olarak mükemmel veya çok iyi şartlara sahip bir erkeğe eş olma olasılığı sıfıra yakın.

            Özetle…

            Senin kitaplarda tespit ettiğin dünya kadınlarının aynı veya benzer profillere, özelliklere sahip olma durumunu bu abin yaşayarak ve gözlemleyerek doğruluyor. 🙂

            Damadımıza selam söyle, yeğenimizin de gözlerinden öpüyorum, ailecek Allah emanet olun kardeşim…

          • feyza dedi ki:

            Abdullah abi, tesekkür ederim. Benim yurt dısına cıkma imkanım henüz hiç olmadı ama çok isterdim, çok merak ediyorum inşaallah bir gün olur. Biz de işte anca internetten, kitaplardan… :))
            Bir de abi bana kalırsa sanki, sıradanın ustu standartlara sahıp erkeğin/kadının da o mükemmellikte bir eşe sahip olması pek mümkün değil. Hatta insanoğlu ne kadar ararsa ve arzularsa en iyisi olmasını, kendi özellikleri de ne kadar standardın ustunde olursa, evlendiği kişi o kadar imtihan sebebi oluyor sanki benim gözlemlediğim. Yani güçlü görülen bir insana daha fazla yük bindirilmesi gibi. Tabi zahiri denklikten bahsetmiyorum.
            ve aleykum selam abi minik de ellerinizden öper ya da bir korona selamı verir diyelim:) hayırlı günler.

          • Abdullah BİR dedi ki:

            FEYZA HANIM KARDEŞİM’e…

            Öncelikle Rabbim sana, kocana ve evladınıza ilk yurdışı ziyareti olarak UMRE veya HACCI nasip etsin inşaallah (Amin)

            “…insanoğlu ne kadar ararsa ve arzularsa en iyisi olmasını, kendi özellikleri de ne kadar standardın ustunde olursa, evlendiği kişi o kadar imtihan sebebi oluyor…”

            Kesinlikle haklısın ( geçmişte kalan tecrübe ile sabit 🙁 )

            Ben Corona selamını kabul etmem, bir gün nasip olursa ufaklığı doya doya yanaklarından öpmek isterim. 🙂

            Selametle kardeşim…

          • feyza dedi ki:

            Oo Abdullah abi ne guzel bir temennide bulunmuşsun, amin diyelim:) zaten yurtdışına çıkma imkanım olur da umre ya da hacdan önce mesela hep merak ettiğim uzak doğuya fılan gıtsem, ya da şöyle bir balkanlara açılsam pek içim rahat etmez eminim:)
            “Ben Corona selamını kabul etmem, bir gün nasip olursa ufaklığı doya doya yanaklarından öpmek isterim. 🙂” inşaallah abi neden olmasın, nasip. Dünya küçük, koronadan buyuk olsa da:))
            Selametle abim.

  19. Bir Muhterem dedi ki:

    15 yıllık evliliğimiz var, son birkaç yıldır iyice sıklaşan, eşimle yaşadığım durumu kelimesi kelimesine anlatmışsınız,(hayretle ve dehşetle okudum) inşaallah kısa sürede bu sorunları çözebiliriz, yoksa sonu ailemiz açısından hiç de iyi görünmüyor. Halbuki karımı çok seviyorum. Yıllardır aynı davranmama rağmen, ‘sen en başından beri böyleydin’ diyerek sürekli beni suçlamasını anlamıyorum.
    Bizler için de dua edebilir misiniz.
    Allah’a emanet olunuz.

    • feyza dedi ki:

      Allah yardımcınız olsun muhterem…
      Dua ederız elbette, Allah teala yuvanıza huzur versın. Sorun nedır tam olarak bılemıyoruz inşaallah halledebılırsınız. En başından beri eksik olan şey nedir, eleştirdiği nokta nedir siz bunları saptayabildiniz mi? Dılerim duzene gırer aile hayatınız.

    • Ege dedi ki:

      Sayın Bir Muhterem,
      Öncelikle bir psikolog ile gorusmenizi tavsiye ederim.
      Bazen yaşadığımız problemleri içimize atariz susarız geçmesini bekleriz. Işte beynimiz bu sırada bu problemi yok etmez ve içinde saklar. Yillar geçer hayatta bazı stresli zamanlarımız, kirılma noktalarımız olur.Örneğin borçlarımız orta yaş krizlerimiz iş telâşlarımız veya farklı stresler. Işte bu kırılma anlarimizda beynimiz yeni bir stresle başa çıkabilmek için eskileri gün yüzüne çıkarır.
      Normalde çok sakin bir insan bir anda sinirli birine dönüşebilir. Yani sürekli sızan bir petrol deposu varsa bir kibritle patlar. Depoyu patlatan kibrit gibi durur basit bir kibrit ama aslında sızan petroldür yangını çıkaran. Kısacası tavsiyem geçmişte yaşayıp aşamadığınız tabiri caizse halinin altına süpürdüğünüz ilişkisel tüm problemlerinizi gözden geçirip birbirinize saygı duyarak ve anlayışla üstesinden gelmeniz. Her ailede böyle kırılma noktaları olabiliyor birbirinize karşı anlayışlı olmaya çalışın. Siz eşinize anlayışla ve saygıyla yaklaşırsanız o da düzeltmek için adım atacaktır fakat mutlaka destek alın. Tek başınıza üstesinden gelmekten daha kolay olacaktır.

      Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.
      Teşekkürler.

      • U-mutlu dedi ki:

        Ege bey bişey sormak istiyorum , ne yazık ki insan yaşadığı ağır tramva üzücü olaylar hele ki buna bir şahıs sebebiyet verdiyse unutamıyor ( yıllar boyu saygısızca),dediginz çok doğru unutmaya saklamaya çalışsa da aslında biryerlere gizli bazen hiç beklenmeyen bir anda film şeridi gibi geçiyor gözünün önünden . Ben çok yıllar önce bunun için psikiyatri ye gitmiştim ama ilaç verilmişti ben kullanmak istemedim. İllaki bu durumlarda ilaç mı kullanmak gerekir , yoksa konuşma terapisi ile de geçer mi ?

        Yada bütün bunlar yıllar içinde panik atak olarak ortaya çıkar mı?

        • Ege dedi ki:

          Sayın U-mutlu,
          Yaşadığınız herhangi bir travma sadece ilaç kullanarak geçmez tabi ki. İlaç beynimizde bazı bölgeleri aktif hale getiriyor ya da inaktif hale getiriyor böylece karar verme mekanızmamızı olumlu etkiliyor fakat bunun yanında terapi de almalısınız. İlaç kullanmadan terapi ile de geçer. İlaç sadece süreci hızlandırıyor. Eğer geçmişte kalmış bir olaysa ve siz bunun için kendinizi sucluyorsaniz ve geç kalmış hissediyorsanız sakın üzülmeyin. Ne sizin suçunuz ne de geç kaldınız. Sizi rahatsız eden aklınıza geldiğinde hala bir şeyler hissettiren bir travmanız varsa ondan kurtulmak için bir şeyler yapın. Yıllar için de panik atak olarak da ortaya çıkabilir mide ülseri olarakta başka şekillerde de. Allah korusun.

          Sağlıklı günler dilerim. Hayırlı günler.

          • U-mutlu dedi ki:

            Ege bey cevabınız için çok teşekkür ederim, malesef aile içi siddeten bahsediyorum benim suçum değildi elbet ama çocukluğum, böyle gecti . Evlendim ailemden uzaga gelin gittim aklim hep evde kaldı. Yıllar içinde durum farklı yerlere geldi arttıkça arttı kaygılar korkular.
            Yakın zamanda çok sıkıntılı günler geçirdim ve midemi etkiledi küçükken de böyleydim direk mideme vururdu hastaneye götürüp serum iğne yaptirirlardi ama hiç etki etmezdi . Şimdi de öyle ,korkuyu kaygıyı stresi hep kafamizda biliriz ama onun vücut bulmuş halı bizi fizyolojik olarak etkiliyor bu çok garip geliyor bana . sanırım panik atak belirtileri var . Şimdi bu şekilde idare edebiliyorum ama artmasından çok korkuyorum

          • Ege dedi ki:

            Sayın U-mutlu,
            Geçmiş olsun. Bir psikolog ile görüşün iyi gelecektir.
            EMDR denilen bazı teknikler ile panik atak geçebiliyor ama bunun icin psikolog ile görüşün. Eğer uygun bulursa bu yöntemi uygulayacaktır.

            İyi günler dilerim.

          • U-mutlu dedi ki:

            Teşekkür ederim Ege bey , iyi günler

  20. Nail Yağcı dedi ki:

    Allah ın selamı ve bereketi üzerinize olsun inşallah kardeşim. Öncelikle sizi tebrik ediyorum güzel tespitler yapmışsınız.. Yalnız kadınların en büyük hataları elinde kinden çok başkalarının sahip olduklarına bakıyorlar. Kendi lerinin isteklerinin yanında erkek ler ne bekliyor bunu biliyorlar mı. Erkek öncelikle huzur, saygı, sabır, paylaşım, sorun ları ortakça konuşup çözmek isterler, bir sorun oluştuğunda eleştirilmek değil. Herşeyi erkek den beklenirse buna ancak ortak çözüm den kaçmak denir.Kadınlar eşlerini ilk günkü gibi sevsinler ondan sonra sevgi saygı beklesinler. Hayatın birçok sorunuyla boğuşurken. Başkalarının sahip oldukları ile bizi boğmasınlar. Ne ekersen onu biçersin!!!

    • feyza dedi ki:

      … ve aleykum selam ve rahmetullah ve berakatuhu.
      Kıyas ve akabinde tatminsizlik birçok tartışmanın kilit noktası. İnsanız, 7/24 dızgınlemekle mukellef olduğumuz nefsımız zaman zaman hepımızı yanlış dusuncelere sevkedebiliyor Nail bey fakat onemli olan bu dusuncelerı davranısa donuşturmeden dur dıyebilmek. İç muhakeme tam da burada devreye gırmek zorunda. Ya da insana hatasını gosteren bir işaret parmağı lazım gelir ki bu da gunumuzde yok denecek kadar az insana mahsus bır nımet. Yanı gercek bir kılavuz, gercek bir dost. Bu nımete coğumuz sahıp degılız, neden dersenız insanı hasletlerimizi toplumsal olarak yıtırmeye yuz tuttuğumuz için çevrelerimiz yuzumuze karsı bizi aile içi çatışmaya kışkırtıp arkamızdan kuyumuzu kazan gıybetseverlerle dolu:)
      Dığer yanda kımı kesımler acıksozluluğu patavatsızlıkla karıstırmış. Bu ortamda ınsanın en ıyı kılavuzu ne yazık kı insan değil, dost değil, çocuğunun hatalarını ona gostermeyıp surekli karsı tarafı suclamaya temayulu olan tarafgır anne/babalar hıc degıl. . Kur’an ve Sunnet kılavuzunda kişiliğimize doğru elbiseyı gıydırmezsek ruhumuz ac, yuvalarımız acıkta kalacaktır.

  21. mehmet yiğit dedi ki:

    Feyza Hanım kardeşim, Allah sizden razı olsun, Rabbim sizi Sahabî Annelerimize,komşu eylesin. Şema Hanım Vasıtasıyla yani twettir DAN bakayım dedim. Sizin gibi zatlar olduğunu öğrendiğim çok iyi oldu. Kendimce bende dertliyim. Namazın bir vaktinde hanımlara hususî dua ediyorum..Rabbim hanım yavru ve kardeşlerimizi de bu zamanın maddi manevi bütün fitnelerinden muhafaza eylesin..Acizane yorum ekledim. Hayırlı günler

    Hayat içinde hayattır; hüsn ü zanda emeli(uzunluğu) / Sui zanla yeistir(ümitsizlik) saadet muharribi hem hayatın katili
    Nev’-i beşerin hayat-ı dünyeviyesinde en cem’iyetli merkez ve en esaslı zenberek ve dünyevî saadet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır. Ve herkesin hanesi, küçük bir dünyasıdır. Ve o hane ve aile hayatının hayatı ve saadeti ise; samimî ve ciddî ve vefadarane hürmet ve hakikî ve şefkatli ve fedakârane merhamet ile olabilir. Ve bu hakikî hürmet ve samimî merhamet ise; ebedî bir arkadaşlık ve daimî bir refakat ve sermedî bir beraberlik ve hadsiz bir zamanda ve hududsuz bir hayatta birbiriyle pederane.. kardeşane, arkadaşane münasebetlerin bulunmak fikriyle ve akidesiyle olabilir.
    Meselâ der: “Bu haremim, ebedî bir âlemde, ebedî bir hayatta, daimî bir refika-i hayatımdır. Şimdilik ihtiyar ve çirkin olmuş ise de zararı yok. Çünki ebedî bir güzelliği var, gelecek. Ve böyle daimî arkadaşlığın hatırı için herbir fedakârlığı ve merhameti yaparım.” diyerek o ihtiyare karısına, güzel bir huri gibi muhabbetle, şefkatle, merhametle mukabele edebilir. Yoksa kısacık bir-iki saat surî bir refakatten sonra ebedî bir firak ve müfarakate uğrayan arkadaşlık; elbette gayet surî ve muvakkat ve esassız, hayvan gibi bir rikkat-i cinsiye manasında ve bir mecazî merhamet ve sun’î bir hürmet verebilir. Ve hayvanatta olduğu gibi; başka menfaatler ve sair galib hisler, o hürmet ve merhameti mağlub edip o dünya cennetini, cehenneme çevirir.
    Şualar – 183

    • feyza dedi ki:

      Allah razı olsun sn Mehmet Yiğit bey. Dualarınız için çok mutlu oldum, bilmukabil.
      Evet bizim evlilik anlayışımız bu dunya hayatı ile sınırlı değil, ahirete uzanan bir yolculuğun yalnızca ilk uzantısı, başlangıcı. O yuzden inanç, evliliklerin huzuru ve bekasını pekiştirici gercek bir motıvasyon kaynağı.
      Fakat dilde değil de kalpte tecelli eden hakiki iman günümüzde yerını suri imana bıraktığı için tatminsizlikler, huzursuzluklar had safhada. Hak/hukuk konusunda yeterli donanıma ve suura sahıp olamadan evliliğe adım atan nesildaşlarımızın ahirete donuk bağlarını da sağlam kuramamış olmaları dunyadakı aıle hayatını bır futbol macı gıbı galıp/maglup anlayısı uzerıne oturtmakta.
      Hz. Ali’nin sözlerindeki gibi, “yarın yoksa bizim onurlu, iffetli bir hayat surmekten yana bir şikayetimiz yok, ya varsa… Onları ne korkunc bir gelecek bekliyor.” Soz tam anlamıyla aklımda degıl ama mahıyetı bu sekıldeydı.
      Evlilik irade ile oluşan ve toplumsal sözleşme temeline oturtulan bır yapıdır. Esaret değil fazılet yuvasıdır. Bir ahlak okulu, hem insanın kendı tekamulunu saglaması için önüne sunulan ve kişiyi dilerse delirten dilerse olgunlaştıran çok yonlu bir okul.
      Sevgi ve saygının yok olduğu, beyni pörsüten, kalbı kan pompalamayan bir körükten farksız tek işleve indirgeyen bir et parçası durumuna düşüren midesi şiş, cinsel tutkuların esiri sarhoş tiplerin tatmininden ibaret ve kadın erkek ilişkilerini bu dunya ile ve yalnızca cinsellik ıle sınırlayan bir ilişkiler duzenının dayatıldığı, benimsetiidiği gunumuz, dunyasında evliliğin hakettiği değeri kaybetmesi gayet doğaldır. Çekirdek aileler atomlarına ayrıştırıldıkça aradaki bağ, bütünlük, aheng, ülfet, muhabbet… Hepsı değerını yıtırdı. Özgür ve yalnız bireyler şimdimutlular mı dersınız?

  22. murT dedi ki:

    Bir sosyolog olarak tesbitlerinizi çok yerinde ve çözümlerinizde bir okadar makul.Tebrik ederim.

  23. Gulpembe dedi ki:

    hepimizin zaman zaman bulup yine zaman zaman kaybettigi sey; ic mutluluk… Bu biraz yasama sevinciyle ilgili.yasama sevincimizi kaybettigimiz anlarda kendimize bahaneler buluruz ufacik seyler bile bizi ofkelendirir.mesela pekcok es tartistiktan sonra konunun ne oldugunu bile hatirlamadiklarini soylerler cunku tartismanin sebebi yoktur aslinda “bahanesi” vardir. Kendi kavgamizi kendi icimizde veremedigimizde en yakinlarimizi da o kavgaya cekmek isteriz.aslinda bu bir kurtar beni cagrisidir. Tipki bogulan kisinin kendini kurtarmak icin yanindaki kisiyi asagiya almaya calismasi gibi. Boyle insanlarla yasarken ya donanimli olacagi yani yuzmeyi(iletisim tekniklerini) iyi bilecegiz ve hic kayip vermeden kurtulacagiz,yahut yanina yaklasmayacagiz aksi halde biz de bogulacagiz.

    Ruh mesgul edildigi seylerin seviyesine inermis. hertur nefsaniligin,hayat standartlarinin, balon romantizmlerin,laf dalaslarinin yaristirildigi bir mecradan ruhumuz ne kadar hasarsiz cikabilir,sosyal medya gunumuzun en buyuk fitnesi ,yasam sevincimizin en buyuk torpusu sanirim.

    • feyza dedi ki:

      Kayıp vermeden kurtulmak zor sanırım Gulpembe hnm, ama aldığımız hasarı minimuma indirmek elimizdedir. Olayların üzerine gitmemek, geçmişi fazla deşmemek, sınır anında karsı tarafın agzından cıkan sözleri yalnızca o an ile sınırlı tutup hayalgucumuzle geniş bir zamana yaymamak, yaptığımız fedakarlığın karsı tarafa degıl aslında yıne gerı donuşumlu olarak kendı nefsımıze hızmet ettiği gercegını kabullenmek. Yanı kalesınden içeri girersen oklar sana da saplanır. Aılesı hakkında konuşursan aılen hakkında konuşmasına zemin hazırlamış olursun. Özel ilgi alanlarına mudahale edersen sana da mudahale etmesine izin vermiş olursun. Bu zemini hazırlamamak bır fedakarşık degıl, kendı sınırlarına sayhı gosterılmesı için kendıne yaptığın bir yatırımdır aslında fakat bunu karsı taraf için göstterdiğin özveri olarak gorur kendını buna inandırırsan gun gelir kendı ruh sağlığın error verır, isyan eder.
      Olayları neden sonuc ilişkisi arasında gözkemleyip kendı içinde konuşup dertleşmek, objektıf bakabilmek herkesten önce insanın kendı iç huzurunu saglaması acısından en guzel tedbır bana kalırsa.

      • Gulpembe dedi ki:

        Haklisiniz,Soyledikleriniz iyi yuzmeyi/iletisim tekniklerini bilmeye giriyor. Fakat duygularimiz bu kadar profesyonel degil, onun ogretmeni hayat, digerlerini kitaplarda da bulabiliyoruz ama bunu degil:)

  24. Ömer Çetin dedi ki:

    Gönlüne sağlık, feyzin bol, ömrün müzdat aile saadetin baki, dünya ve ahiretin mamur olsun…

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Yumuşak muamele kimde bulunursa onu güzelleştirir. Yumuşaklık kimden söküp alınırsa onu çirkinleştirir. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku