Kadınlara Çalışmanın Dayatılması Üzerine…

05 Mart 2019Ademler & Havvalar51 Yorum »

çalışma hayatı kadınBir Havva diyor ki,

Ben hukuk fakültesi son sınıf öğrencisiyim. Diplomanın kutsandığı bu toplumda “kızının avukat ya da hakim olmasını isteyen”bir baba ile “kendisi gibi ev hanımı olmasını istemeyen” bir annenin kızıyım.

Ancak dinimin kaidelerini öğrendikçe, şer’en mesuliyetimi, vazifemi idrak ettikçe bu zihniyet ile kadınlığım arasında sıkışıp kalıyorum.

Sırf diploma ve makam uğruna okuduğum (okutturulduğum) şu üniversite bana anlamsız geliyor, neden burada olduğumu sorguluyor ancak boş durarak da şeytana pirim vermemeye çalışıyorum.

Onun yerine yaygın eğitim faaliyetlerinde yer alıyor, bir çocuğa, gence nasıl yol gösteririm peşinde koşuyor, derslerime ise geçecek kadar çalışıyorum.

Okul bittikten sonra ise iş hayatında olmayı düşünmüyorum. Hele ki ilk zamanlar birçok büroda çalışıp adliye tozunu yutmuş birisi olarak tecrübe edindim bunu. Ayrıca çevremde ister dindar olsun ister olmasın adliye ortamı ile tanışıp çalışmaktan vazgeçen çok arkadaşım var.

Ben ve benim gibi düşünen arkadaşlarım yeri geldikçe anlatıyoruz bu düşüncelerimizi. Öyle ki bu yolda ilerleyip bu fitne ortamından kendini kurtarmak için evlenen arkadaşlarımız oldu.Elbette okulları bitmeden, iş sahibi olmadan evlenmeleri çevreye göre bir faciaydı.Onlara hep destek verdik, Allah’ın emirlerini anlattık. Sonradan ise adımız”koca meraklısı” kızlara çıktı.

Bu zihniyete göre sevgilisinden bahseden normal, evlilikten bahseden anormaldi. Bütün bunları imtihan bildik, duruşumuzdan taviz vermedik.”Okulu bitirince ne olacaksın?”diye soranlara”çalışmayacağım”dediğimde bana sanki günah işliyormuşum gibi tepki veren ya da Fransızca konuşuyormuşum gibi şaşakalan insanlar arasında sinirsel açıdan sağlıklı olmak zorlaşıyor açıkçası.

Ancak bu noktada bir şey daha dikkatimi çekiyor: Okuduğu bölüm her ne olursa olsun mesleğini Allah’a hizmet etmek için yapmak isteyen (Allah onlardan razı olsun, dediğini yapabilenler var) dindar genç kızların atladığı bir nokta var: Allah bize evlilik kurumu ile gelen annelikte bir mevki vermiş ve bizi cennetin ayaklarımızın altında olduğunu bilmeye davet etmiş.

Biz ise ne kadar samimi olsak da Allah’a hizmet diye evliliğimizi, anneliğimizi geciktiriyor, çoğunlukla çalışan ama çocuğuna yeterince vakit ayıramayan, Allah’ın bize zaten verdiği mevkiyi elimizle iterek hizmet adı altında tekrar o mevkiye çıkmaya çabalayan kadınlar oluyoruz.

Bu bana hamakat gibi geliyor. İnsan zaten olduğu bir yeri bırakıp tekrar o yere gelmek için kendini neden yıpratır ve kandırır ki? Olduğun yerin hakkını vererek ilerlemek gerekmez mi?

Tüm bunların idrakinde birisi olarak, mümin olmanın gereği ve cesareti ile büyüklerime evlenme arzumu ilettim. İstişare ile de bir beye evlilik görüşmesi talebinde bulundum.Bir genç kız olarak elbette reddedilirsem incinebilirdim,bunun farkındaydım ancak aldığım cevap beni sarstı.

Karşımdaki üniversite mezunu insan “evlilik için hazır olmadığını ve olgunlaşmadığını” söylüyordu. Kendim için olan üzüntüm birden genel bir kavrayışa dönüştü ve aslında dindar birçok genç erkeğin sorumluluk bilincinden yoksun olduğunu anladım ve ümmeti Muhammed adına içim kan ağladı.

Hani peygamberimizin ordu emanet ettiği lise çağında gençler bulunmadığı gibi üniversiteyi bitirdiği halde evlenebileceğini düşünen gençler de az şimdi. Evliliğe, anneliğe olan bağlılığın, isteğin azaldığını kendi hemcinslerim arasında yeterince gördüm ancak bu vehametin erkeklerdeki tezahürünü de tecrübe etmiş oldum.

Bundan sonrasında ise kuvvetli bir ah çekip kavvamlık ayetinin farkında olan genç erkeklerin ve kadın olduklarını her seçimlerinde ilk sıraya koyan genç kızların artması için dua edeceğim ve çalışacağım inşallah.

 

 

Okunma Sayısı :