KADINLARI KOCALARINDAN KORUYANLAR!

10 Nisan 2019Haberler23 Yorum »

göz yaş kadınÖyle mükemmel (!) kanunlarımız var ki 18 yaş altında severek evlenen kadınları kocalarından koruyor. Düğünle dernekle, dini nikahla, gönüllü evlilik yapmış erkekler tecavüzcü olarak hapse tıkılıyor, kadınlar da dışarıda çocukları ile yapayalnız, korumasız, çaresiz bırakılıyor.

Fakat bu önemli değil. Kadınları kocalarından koruduk ya önemli olan bu. Görev tamamlanmıştır. Sonrasında bu kadınların başına ne gelmiş önemli değil, pek kimsenin umurunda da değil.

Kocalarından korunan bu kadınların durumunu anlatayım özetle. Çoğunlukla ergenlik çağında kaçarak evlenmişler. Bu yüzden pek çoğunun kendi ailesi de kocasının ailesi de bu kadınlara destek değil. Pek çok kayınvalide gelinin yüzüne bakmıyor, oğlumu kandırıp kaçtın senin yüzünden hapse düştü, diye. Hatta gelinin kapısını taşlayan kayınvalideler duydum.

Genellikle bu kadınların aileleri ve eşlerinin aileleri onların yanında değil. Cezalar yıllar sonra geldiği için çoğunun birkaç çocuğu var. Maddi olarak genellikle sıkıntı yaşıyorlar. Devlet ilk bir yıl, aylık yedi yüz lira gibi kiralarına bile yetmeyecek bir para verip bir yıl sonra onu da kesiyor. Kadın hakları savunan hiçbir kadın derneği bu kadınlara maddi ve manevi destek olmuyor.

Kocalarından koruduğumuz bu kadınlar evden atılmamak için ev sahibine yalvarmak zorundalar. Geçinebilmek için, iş bulmak için, çocuklarını birine baktırmak için, gece vakti hastalanan çocuğunu hastaneye götürmek için hep birilerine yalvarmak zorundalar. Olsun kocalarından koruduk ya gerisi önemli değil!

Maddi sıkıntı bir tarafta bu kadınlar kocalarını kurtarmak, sevgili eşlerine kavuşmak ve çocuklarını babaları ile büyütmek için canlarını dişlerine takıp çabalıyorlar.

TBMM yi yol etmiş durumdalar. Ellerine geçen üç kuruşla ülkenin her bir tarafından ara ara toplanıp meclise gelip milletvekillerinin odalarını dolaşıp vekillere “kocalarımızı istiyoruz” diye yalvarıyorlar.

Gencecik kadınları kocalarından koruduk ki başka erkeklerin kapılarına gitsinler, başka erkeklere yalvarsınlar diye. Defalarca vekillerden olumsuz cevap aldıkları halde. “Haklısınız ama elimizden bir şey gelmiyor” sözünü duydukları halde. Ya da “bu konu cinsel istismara giriyor, kadın dernekleri tepki gösteriyor, bizi bu konulara bulaştırmayın” sözünü duydukları halde. Umut işte tükendiği zaman biterler.

Boyunları bükük eve döndükten sonra başka bir zaman yeni bir umutla belki bu kez anlarlar, belki şuna gidip anlatsak faydası olur umuduyla yeniden yollara düşüyorlar. Milletvekillerin odalarında yeni bir umutla merhamet ederler mi diye yeniden dertlerini anlatmak için onlara yalvarmaya gidiyorlar.

Ellerinde evlilik cüzdanı, çocuklarının resimleri, mutlulukla gülümsedikleri düğün fotoğrafları, videoları… Yüzbininci kez anlatıyorlar: “Bizi kimse zorlamadı, biz isteyerek severek evlendik, yalvarırız kocalarımızı serbest bırakın, hem maddi sıkıntı çekiyoruz hem çocuklarımız boynu bükük büyüyor, psikolojileri bozuluyor…”

Borç harç para toplayıp geçen aylarda yine meclise gitmişler. Vekillerin odalarını dolaşmışlar, bu konuyu duymak istemeyenlerin ekşi suratları ile karşılaşmışlar, moralleri bozulmuş. Meclis toplantısına girmek istemişler alınmamışlar.

Koridorda dururlarken içlerinden Gamze üzüntüden yüz üstü yere düşüp bayılmış. Hastane tetkikler derken çenesinin kırıldığı anlaşılmış. Hemen ameliyat olması gerekti fakat devlet hastanesinde ücretsiz tedavi olamıyor. Sosyal güvencesi yok, ameliyat olacak maddi güçleri yok. Ona baştan beri destek olan kayınvalidesi ile birlikte fakat kayınpeder hasta, aile maddi sıkıntılarla boğuşuyor, kimsenin devlet hastanesinde ücretsiz tedavi hakkı yok.

Yine milletvekilleri aranarak ameliyat masrafları en aza insin diye onların hastaneyi aramaları sağlanarak güç bela ameliyat edilmiş. Ameliyat sonrası doktorlar çiğneme yetisini ömür boyu kaybettiğini söylemişler. Henüz 23 yaşında. Aylarca çorbayla sıvıyla besleniyor. Çiğneme yetisi çok az gelişiyor fakat çenede kayma olduğu için tekrar ameliyat diyorlar.

Bu kadın bu sıkıntıları niye çekiyor? Çünkü hükumetimiz kadınları kocalarından koruyor. Bu kadınlar aç kalmış, mecliste bayılmış pek kimsenin umurunda değil.

Erken evliliğe karşı çıkarak kız çocuklarımızı koruyormuşuz! Kimden? Kocalarından.

Kocalarından koruduğumuz bu gencecik kadınları bir sürü erkeğin ayağının altına atıyoruz. Sizin korumanız batsın. Yazıklar olsun. Müslüman olduğunu iddia edip bunu yapanlara. Hiçbir gavur ülkesinde yok bu zulüm. Yazıklar olsun böyle kanunlara da bu kanunlara destek olanlara da.

Eğer bu zulmü CHP yapsaydı şu an sesini çıkarmayan Ak Partili ve MHP li vekiller aslan kesilir, yuvası dağılan bu aileleri savunurlardı. Fakat sesleri çıkmıyor. Neymiş efendim feminist kadın dernekleri tepki gösteriyormuş.

Ey Milletin Vekilleri!

Gencecik kadınların odalarınızı dolaşıp size yalvarmaları hoşunuza gidiyor olabilir, bundan egonuz da tatmin olabilir. Fakat şunu unutmayın bugün ayağınıza gelen kadınlar ahirette yakanıza yapışacaklar.

Ey Milletin Vekilleri!

18 yaş altının zina yapmasına engel olmak için ne yaptın da evlilerin kocalarının hapis cezası almasına destek oluyorsun.

Ey Milletin Vekilleri!

Kadın derneklerinden korkacağınıza yuvasını dağıttığınız bu mazlumların bedduasından korkun. Hapiste suçsuz yere tecavüzcülerle aynı koğuşa attığınız gencecik delikanlıların, aile babalarının beddualarından korkun.

Ey Milletin Vekilleri!

Onun bunun tepkisinden korkacağınıza Allah’tan korkun. Bu zulümlere sessiz kalmanın hesabını vereceksiniz.

Konu ile ilgili daha önce yazdığım bir kaç yazının linki:

http://www.cocukaile.net/genc-evlenenlere-af/

http://www.cocukaile.net/genc-evlilige-karsi-olanlar-zinaya-da-karsi-mi/

http://www.cocukaile.net/feministlerin-genc-evlilik-dusmanligi/

http://www.cocukaile.net/feministlerin-genc-evlilik-dusmanligi/

 

 

Okunma Sayısı : 8.285

Yorum yapın

“KADINLARI KOCALARINDAN KORUYANLAR!” için 23 Yorum

  1. Efsun diyor ki:

    Haklısınız ses çikarmayalım demiyorum. Orada bahsettiğim kanun 18 yaş öncesi resmi nikahı olmadan doğum yapan kadınlar içindi. Kanunlara ses çikar ama bile bile kanun aleyhine hareket ederek ben bu kanunu tanımıyorum demek doğru değil. Ses çıkarılmalı özellikle nafaka adeletsizliği için tabi ki ses çıkaracaksın.

  2. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    Olması gereken (kimilerin tabiri ile genç, ama hadislerdeki buluğ çağından sonrası) evlilikler engellensin ki milletin çocukları çakalların eline düşsün değil mi?
    Allah rızası için çocuklarımızı tek başlarına sokakta oynamaya bırakmayalım. Canı sıkılsın, ağlasın, bağırsın, koşsun ama evde sizin yanınızda olsun.
    Eğer dışarı çıkarınca başında bekleyemiyorsanız çıkartmayın lütfen.
    Biz çocuğumuzu hem bedenen hem ruhen sağlıklı büyütmek için kafamızın şişmesini, başımızın ağrımasını göze almalıyız.
    Allah tüm evlatlarımızı her türlü istismardan muhafaza etsin, uzak etsin.

  3. Misafir diyor ki:

    “Size, ahlak ve dininden hoşlandığınız biri gelirse onu evlendiriniz. Eğer evlendirmezseniz yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat olur.” (İbni Mace, Nikâh, 46)

    “Dini ve ahlakı sizi memnun eden birisi kız istemek üzere size gelirse onu evlendirin. Böyle yapmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat olur.” (Tirmizi, Nikâh 3)

    “Dinini ve ahlakını beğendiğiniz bir kimse size dünür olarak gelirse kızınızı ona nikahlayın. Böyle yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve bozgunculuk olacaktır.” Bunun üzerine, ey Allah’ın Rasûlü, dediler: “Eğer o kimsede mal ve denklik olarak bir eksiklik olursa ne olacak? Efendimiz (asm) buyurdular ki: Üç kere “Dinini ve ahlakını beğendiğiniz size gelirse kızınızı onunla mutlaka nikahlayın.” (Tirmîzî Nikah, 3)

    Yani, huyunu ve dindarlığını güzel gördüğünüz beğendiğiniz bir adam evlâdınızdan ve yakınlarınızdan bir kadınla evlenmek için size teklifte bulunduğu zaman kadını onunla evlendirin.

    Eğer kadını diyanetini ve huyunu beğendiğiniz adama vermeyip, sırf zenginliğe veya sırf güzellik ve makama rağbet ederseniz yeryüzünde karışıklık, bozukluk olacaktır. Çünkü kızlarınızı zengin veya makam sahiplerinden başka kimselerle evlendirmezseniz, kadınlarınızın çoğu kocasız ve erkeklerinizin çoğu karısız kalacak, dolayısıyla kötülük, fuhuş ve ahlâksızlık çoğalacak. Kadınların velilerine birtakım lekeler gelebilecek, fitne ve fesat çoğalacak, neslin devamlılığı aksayacak, iffet ve muhafazakârlık azalacaktır.

    Hadisler, nikah konusunda erkeğin kadına küfüv, yani denk olmasının temel ve dönüm noktasının erkeğin dindarlığı ve güzel huyluluğu olduğuna delalet eder.

    Demek ki, bir kadın da sırf zenginliğe veya sırf güzellik ve makama rağbet ederek, huyunu ve ahlakını beğendiği halde evlenmezse, o da bu hadislerdeki tehdide girebilir.”

    SORULARLA İSLAMİYET SİTESİNDEN ALINTIDIR

  4. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    Resulullah efendimiz buyurdu ki:
    (Bir kızın küfvünü [dengini] bulunca, hemen evlendiriniz!) [Tirmizi]

  5. Saygın Kantara diyor ki:

    Sema hanım yine kanayan bir yaraya, feryat figan değinmişsiniz. Tebrikler. Avrupa’nın çanak yalayıcısı bir zihniyetle, Kan emici casusları / danışmanları ve Feminist bozması dindar görünüşlü süslüman kadınlarla bu kadar oluyor.

  6. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    Kanunlarda tanımlanmamış haksızlık ve hukuksuzlukların önlenebilmesi, ahlakın toplumda diri olmasına bağlıdır. Bizim ahlakımız çoktan sosyal medya ahlakı olmuş . İslam toplumu olmak yerine halk olarak öyle kendimizden geçtik ve uyuduk ki devleti, vatanı hükümetten ibaret sanıp, hükümeti de İslam sandık.

    Başta kim olursa olsun devlete sahip çıkmak vatana, namusa, ezana sahip çıkmaktır. Devlet hükümetten ibaret değildir. Bugün farkında olmadan, hükümet karşıtlığı yaparak mağdurları asıl devletine, vatanına ve namusuna karşıt yapmış oluyoruz. Kurulan bu tuzağa düşmeyelim.

    Mağdur olan erkeklerin eşlerinin ve annelerinin tabi ki yanındayız, duacısıyız. Dertleri derdimizdir. Ne yardım gerekiyorsa toplum olarak elimizden ne gelirse yardım ederiz. Ama milletvekillerinin kapısında onları boş yere ümitlendirmemek, bu tür olaylara karşı uyandırmak ta bizim boynumuzun borcumuz.

    Bu olaylar ister bakan eliyle, ister milletvekili ile isterse savcısı hâkimi ile gerçekleşmiş olsun hiçbir şey fark etmez.

    Bunlar birer maşa. O maşayı tutan ise şeytani akıldır. Hiç o kadar da basit meseleler değil. Bu mağduriyetlerle başımıza ayaklanma çıkararak, toplumu sokağa dökerek, devleti zayıflatacaklar. Mağdur insanlar oluşturmak, bilinçli ve planlı bir eylemdir. Oyuna gelmeyelim. Devleti şuan ki hükümet temsil ediyor olabilir. Eğer başka bir partide temsil etseydi oynanan oyun değişmezdi. Bizlerde o zamanki temsil edenin de yani devletin gene yanında olurduk.

    Bir insan veya toplum işini doğru yapmaz ve aynı nitelikte hizmet istemezse, kendisine verilen eksik veya kusurlu bir hizmetle sadece “layığını bulmuş” olur. Kendimizi eleştirip, toplum olarak kendi içimizde çözümü aramalıyız.

    Bu kızlar neden iftira atıyor?
    Bu kızlar neden kaçarak evlenme ihtiyacında?
    Gerçekten çözüm bir parti mi?
    Biz anne babalar Allah katında hiç olmadığı kadar vebal altındayız. Kız çocuklarını diri diri gömen cahiliyet döneminden daha CAHİL durumdayız.

    6 yaşındaki çocuklarımızı daha küçük kıyamammm diye 1-2 yıl okula geç gönderen biz değil miyiz? Çocuklarımızı yetişkin kabul etmemiz gereken dönemde bile onları o kadar ahmaklaştırdık ki, sonra daha çocuk 16-17 yaşında nasıl evlensin? Dedik. Nasıl yuvasını daim ettirsin? Şimdiye kadar hangi sorumluluğu üstlendiler? Hangi şuura ve terbiyeye sahip? Daha çocuk canım çocuk diye diye ahmak bir nesil çıktı.

    Ya cinsellik ya şiddet yazımda ve diğerlerinde de haykırmaya çalışıyorum. Bu gençlerden gelebilirse tabi, gelecek olan nesilleri siz düşünün. Biz suçlu değiliz de, hangi parti olursa olsun fark etmez kendini paranın ve gücün yanında konumlandırmış yetkili görevlerde bulunanlar mı suçlu? Kimden, neyin talebi içindeyiz?

    19 yaşında Konstantiniye’yi fetih eden Fatih, İslam şuuru ve ehli-sünnet ameli içinde değil miydi? Biz ne yaptık? Nasıl yetiştik, nasıl çocuk yetiştirdik? Kimlere özendik? Bu özentinin gizli gizli mücadelesini vermedik mi?

    Eyyy ahali ne hak edersek Allah’u Teâla başımıza onu verir. Kendimiz ettik kendimiz bulduk. Yakınıp ağlayıp suçlu arayıp vicdan rahatlaması yapmaya çalışmayalım!

    Ferasetsiz davranıp ayılıp bayılmanın kimseye faydası yok. Oturup bol bol “estağfurullah El-Azim” çekmek gerek. Bu mağdurların da bizlerinde ilk işi bu olmalı.

    “Bir Müslüman’a herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir üzüntü, bir eziyet, bir gam dokunursa; hatta kendisine bir diken bile batarsa; mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buharî, Marda, 1; Müslim, Bir, 52)

    Dua ve tevekkül nerde kaldı?
    Çözümler Allah’ın kapısında değil kulun kapısında arandı.
    İmtihandı hani adı, ne zaman intikam oldu?
    Şeytana değil, Rahman’a ayaklanma oldu.
    Ey Rabbimiz! bize hidayet bahşet.
    Bizi yeniden İslam’la şereflendir.
    Sen bize mağfiret et. Bizi affet.
    Bizden tefekkür ve tevekkül nimetini esirgeme.
    Bizi nefsimizle baş başa bırakma. Bizi, bize bırakma.
    Terbiyesinden aciz olduğumuz evlatlarımızı da bizleri de Rabb isminle terbiye eyle. (amin)

    “اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ ﴿٥﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ” (Fatiha Suresi 5.ayet)
    “(Ey Allah’ım) Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen’den yardım dileriz”

    Tövbe ettik, dua ettik yardımı yalnız Allah’tan diledik.

    Şunu tekrar dillendirmek üstüne basa basa anlatmak fark ettirmek isterim ki TÜM OLANLAR ŞEYTANIN BİR OYUNU!

    (((“Günümüzde çoğunlukla devlet üzerinden, profesyonel örgütler veya tekeller tarafından veya yine onlar üzerinden yürütülen bu suçlara karşı bireysel olarak karşı koymak külfetli, uzun zaman almakta, bazen de sonuçsuz kalabilmektedir. Bu yüzden bireysel olarak veya geleneksel yapılarla bu kötülükleri halk arasından temizlemek mümkün değildir. Onun için mutlaka ama mutlaka yeni toplumsal örgütlenme modelleri geliştirilmeli ve bu topluluklarda yer almalıdır.” )))

    Ne demek “geleneksel ahlakımızla kötülükleri temizleyemeyiz” diyerek, örgütlenme usulüyle ayaklanma çıkartmak? Bu bakış açısı bizi adım adım vatanı parçalamaya götürür.

    21.yy için sosyal medyadan algı yönetenlerin “ordusu” dünyadan habersiz “halk”tır. Diyor Abdullah Çiftçi. Dikkat edelim, ordusu asker değil, düşmanın ordusu; vatanının sahibi olan HALK! olacak diyor.

    “Her ülkede seçilen ile seçilmeyenler arasında kaos çıkacak.” diye devam ediyor sözleri. Demokrasiye, adalete inancı olmayan fikri ve ruhi boşluktaki sanal gençler ve dahi annelere, babalara doğrudan demokrasi diye darbe ile özgürlük vaat ediyorlar.
    Ya lideri kontrol altına alıp halka diz çöktürecekler ya da halkı kontrol ederek liderine diz çöktürecekler!!!
    21. Yüzyıl bambaşka olaylara gebe. Bizlerde namaz kılacak bir avuç toprağı zor buluruz…

    Peki bizler neler yapabiliriz?

    Peygamber Efendimiz’ in (S.A.V.), mescitte iken, duyulacak şekilde abdesti bozulan bir Müslüman’ın mahcup olmaması için, “Hadi hep beraber abdest tazeleyelim” buyurarak, kusur örtmek adına, bize en güzel örnekleri bıraktığını hatırlayalım.

    “Hadi bizde hep beraber abdest tazeleyelim”

    Bu tür mağdur insanlara elden geldiği kadar birlik ve beraberlik içinde olarak, araya fitne sokmaya çalışacak provokatörlere karşıda uyanıklık içerisinde bir yardım kuruluşu, hakkaniyetli bir vakıf kurulabilir.
    Tabi bunu üstlenecek hem maddi ham manevi anlamda güçlü ve şuurlu yiğit insanlar lazım. Onun çatısı altında davaların takibi, mağdurların avukat masrafları ve ya gıda, giyim, kira masrafları büyük bir gizlilik ve hassasiyet içerisinde karşılanır. Manevi destek olmakta kadınlara düşer.

    Eğer kadın düşerse önce aile düşer, sonra vatan düşer!

    Üzüntü içindeki insanlara, dirayetli durmaları ve hiçbir fitnenin kuklaları olmamaları içinde manen destek olunmalı. Bu, işin mağdurları, birde mağdur olmaya hazır toplum var. Önce kendini sonra çocuklarını terbiye ettirecek İslam’i bir şuur hareketi başlatılmalı. Her çocuk bizim evladımız gibi sahip çıkılmalı. Düşenin elinden tutulmalı. Toplumsal birlik ve beraberlik sağlanmalı. Her koyun kendi bacağından asılır demek Müslümana yakışmaz.

    Günahını ona buna anlatan hanımlara Hz. Aişe (r.anha) annemizin pek güzel bir tavsiyesi vardır. Şöyle buyurur:
    “Ey Mü’min hanımlar! Biriniz bir günah işlediğinde, Allah da o günahı başkalarından gizlediğinde, yaptığı hatayı birine söylemeden duramaz mı? İnsan günahını başkasına anlatmamalıdır. Çünkü kullar affetmeyi değil ayıplamayı bilir. Allah ise ayıplamaz, affeder.” (İshak b. Râhûye, Müsned [Belûşî], III, 953)

    Günahlar ve yanlış uygulanan adaletler ne kadar dillendirilirse o kadar artar maalesef.

    Kanunsuzlukların üzerine yoğunlaşmak milletin umudunu iradesini zaafa düşürüyor. Umutsuzluk vadetmemek gerek diye düşünüyorum. Ümitler kırılıyor.
    Dünyanın sonu gelmiş olsa da, bir fidan dikin diyen Peygamberimiz (s.a.s.) gibi umut ve ümit var olarak, toplum içindeki ayrışmanın engellenmesi gerek. Müslümanın eliyle Müslümanı kırmak isteyen akla çanak tutmamak gerek. Yüreğimiz içimiz yanıyor. Dost acı söyler malum. Zulme sessiz kalmamanın yolu zulmü tamirdir! Tamir ise başkaldırıp karşıtlık oluşturmak değil, ahlakı da abdesti de temizlemek ve temiz tutma mücadelesi vermektir.

    Asr Suresi’ne kulak verelim

    “بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
    ١﴾ وَالْعَصْرِۙ ﴿٢﴾ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ي خُسْرٍۙ ﴿٣﴾ اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

    Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
    1- Asra yemin olsun ki,
    2- İnsan mutlaka ziyandadır.
    3- Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.

    “Resulullah’ın ashabından iki kişi birbiriyle karşılaştıklarında biri diğerine Vel Asr Suresi’ni okumadan, sonra da biri diğerine selam vermeden ayrılmazlardı.” (Taberani)

    Bu sure için İmam Şafii şöyle demiştir:
    Kuran-ı Kerimde başka hiçbir sure nazil olmasaydı, şu pek kısa olan Asr suresi bile, insanların dünya ve ahiret saadetlerini temine yeterdi. “Hiç bir sure nazil olmasaydı, sadece Asr Suresi bile yeterdi”

  7. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    Başta kim olursa olsun devlete sahip çıkmak vatana, namusa, ezana sahip çıkmaktır. Devlet hükümetten ibaret değildir. Bugün farkında olmadan, hükümet karşıtlığı yaparak mağdurları asıl devletine, vatanına ve namusuna karşıt yapmış oluyoruz. Kurulan bu tuzağa düşmeyelim.

    Mağdur olan erkeklerin eşlerinin ve annelerinin tabi ki yanındayız, duacısıyız. Dertleri derdimizdir. Ne yardım gerekiyorsa toplum olarak elimizden ne gelirse yardım ederiz. Ama milletvekillerinin kapısında onları boş yere ümitlendirmemek, bu tür olaylara karşı uyandırmak ta bizim boynumuzun borcumuz.

    Bu olaylar ister bakan eliyle, ister milletvekili ile isterse savcısı hâkimi ile gerçekleşmiş olsun hiçbir şey fark etmez. Neden bunu anlamıyor ve uyuyoruz?

    Bunlar birer maşa. O maşayı tutan ise şeytani akıldır. Hiç o kadar da basit meseleler değil.
    Bu mağduriyetlerle başımıza ayaklanma çıkararak, toplumu sokağa dökerek, devleti zayıflatacaklar. Mağdur insanlar oluşturmak, bilinçli ve planlı bir eylemdir. Oyuna gelmeyelim. Devleti şuan ki hükümet temsil ediyor olabilir. Eğer başka bir partide temsil etseydi oynanan oyun değişmezdi. Bizlerde o zamanki temsil edenin de yani devletin gene yanında olurduk.

  8. Gaye Hanım diyor ki:

    Evlilik yaşının 18’in altına düşürülmesi mümkün. Fakat insanların geneli bunu istemiyor. Çünkü evliliğin kolay olmadığını, çocuk yaştaki birinin evliliğin sorumluluğunu kaldıramayacağını biliyorlar. Kanunen suç olmayan şeyi işlemeden önce düşüneceğiz. Evlenen kişilerde zaten çocuk olduğu için düşünemiyorlar. Devletin gücünü bilmiyorlar. Kendi hayatımdan örnek vermem gerekirse , dükkan açmak istiyorum fakat şu ekonomik sıkıntıda dükkan işletmek zor ve vergiler ağır diye kaçak bir dükkan açsam sonra da vergi memurları bana güzel bir ceza kesse kaç kişi yanımda durur. Herkes vergi vermek zorundasın der. Bu yüzden kanunlara olabildiğince uymak veya kanunların değiştirilmesi için uğraşmak zorundayız. Yoksa devletten gizli iş yapayım, yakalanınca da ağlayayım desen kimse yanında olmaz. Bu durumda ben en çok çocuklara üzülüyorum. Keşke kanunlar değişmese bile o çocuklar hürmetine bir düzenleme yapılsa…
    Bir de konuyu hep feministlere bağlıyorlar ama ben sadece feministlerin tepki göstereceğini düşünmüyorum. Artık halkın çoğunluğu erken evliliğe karşı. Kimse 15 yaşındaki kızını evlilik gibi ağır bir sorumluluğun altına sokmam istemez. Eee zaten herkes evlenmeyecek diyebilirsiniz ama düşünürken herkes kendi çocuğunu baz alarak düşünür ve karar verir.

    • Akın diyor ki:

      1-Hükümetin her çıkardığı kanun adil midir? Hükümet evlenmeyi tümden yasakladım evlenen herkesi cezalandırırım dese, kanuna uymak lazım mı diyeceğiz?
      2-Allah 18 yaş altı evliliği helal kılmıştır. Allahın helal ettiğini kim haram edebilir?
      3-Herkes kendi çocuğunu baz alarak düşünür diye açıklamışsınız ama yine de yazmadan geçemeyeceğim, 18 yaşın altındakilere de evlilik müsadesi verilsin istiyoruz, herkes 18 yaşından önce evlenmeye mecbur tutulsun demiyoruz.
      4-En önemlisi de; hükümet 18 yaşından önce evlenmeyi engellemek için tedbir alsın, tamam diyelim, ama evlenmek tecavüzle bir tutuluyor, bu zulme nasıl rıza gösterilebilir? Hiç bir şey yapamasak da kalben de olsa buğz etmeyelim mi?
      5-Allahım evliliği sen helal ettin ben razıyım, yasaklanmasından razı değilim, şahit ol.

    • Efsun diyor ki:

      Erken yaşta evliliğe karşı değilim ama 18 hatta en az 20 yaşından önce bir kadının çocul doğurmasına karşıyım şahsen. Olgunlaşma yaşı 20 den önce olan yok neredeyse daha kendileri hakkında yeterli gelişime sahip olamamışken bir de çocuk yapılmasına karşıyım. Evlenen evlensin ona sözüm yok. Dediğiniz gibi devletin yasalarına da riayet etmek gerekli ben bu kanunu bilmiyordum demek doğru değil kanunlar adaletli değil o zaman akıllı ve dikkatli olmak lazım. Madem erken evlendin o zaman resmi evliliğin olana kadar çocuk yapmayacaksın ki devletin haberi olmasın. Aynı evde yaşamak suç değil senin imam nikahın var mı yok mu devlet buna bakmaz. Ama 18 yaş altı kadın çocuk doğuruyor bu suç ülkemizde.

      • Yahya diyor ki:

        “Madem erken evlendin o zaman resmi evliliğin olana kadar çocuk yapmayacaksın ki devletin haberi olmasın.”

        eğer babası belli değilse/ gayrı meşru ilişkide problem yok…

        “..devletin yasalarına da riayet etmek gerekli ..”
        tabii devlet 3-5 feministin ağzına bakarak yasa çıkaracaksa…
        haa… sonra bir de “hata yapmışız” deyince ne olacak? (bknz: zina)

        olgunlaşma ile ilgili…
        hani batı özentisiyiz ya, batıda 16 yaşında “çocuklar” evden ayrılıyor. Ev tutuyor, okuyor, çalışıyor… eğer biz çocuklarımızı el bebek gül bebek büyütürsek, hayatın gerçeklerinden uzak tutarsak, 30 yaşına da gelse olgunlaşamaz. Zaten gençlerimizin hali ortada…

      • seysey diyor ki:

        Ya Allah askina kadinin cocuk dogurabilme yasini Allah zaten belirlemis.Allah dusunmus biz daha mi iyi dusunuyoruz hasa!

        Hani cinsellik mesela kucuk cocuklara su su zararlari verir su yaslarda saglik sorunlari olur fln dense mesela 1 yas gibi.Insanlar anlayabilir de. 13 yasinda vucut dogum yapabiliyorsa yaratilista bu varsa ve en onemlisi toplum catir catir bunu uyguluyorsa sirf birilerinin aklina yatmadi diye niye yasaklansin evlilik cocuk dogurma?

        Ben evlilikten korkanken benim cok cok kucuk kuzenlerim evlendi coluk cocuga karisti isteyerek severek.Benim bunu yasaklama luksum yok.Kimsenin de yok.Hatta onlar bir cok seyden korunmus oluyor evlendiklerinde.Gozumuzu ne kadar kapatsakda gunes hala orda duruyor.

        • Efsun diyor ki:

          Sayın seysey kimse yasaklasın demiyor ben diyorum ki 18 yaşından önce çocuk doğurmasın. Acelesi nedir onu anlayamadım? Ülkemizde suç 18 yaş altı çocuk doğurmak.
          Yahya bey gayrımeşru çocuk falan demişsiniz neyi kastediyorsunuz anlayamadım?
          Benim ne söylediğimi bir daha okuyun.
          18 yaş altı evliliğe karşı değilim. Sever evlenir. Evlendin diye evlenir evlenmez çocuk yapman mı gerekiyor? 18 yaşında çocuk doğur dikkatli ol dediğim şey bu. Madem yasalarla bizi engellemeye çalışacaklar akıllı olalalım diyorum.

          • Yahya diyor ki:

            Efsun hnm,
            Açıkçası ülkemizde 18 yaş altı doğum yapmak suç mu bilmiyorum; pek de ilgilendirmiyor. Ancak 17 yaşında bir kız sevgilisinden çocuk doğurdu diye kızı hapse atmıyorlar. Sadece hastanelerin bu doğumu aile bakanlığına bildirme yükümlülüğü var. Kız, çocuğun babasının kim olduğunu söylemedi sürece bir problem yok. Gayri meşru çocuktan kastim bu idi.

            Ayrıca ben ne 30 yaş üstü anneler biliyorum çocuklarına bakmaktan aciz… Bedenen çocuk doğurmaya elverişli bir kız, niçin çocuk doğuramasın ve bakmasın?

            Ayrıca devletin her çıkardığı yasa doğrudur mantığı çok yanlıştır.
            Zamanında zina yasaktı.. aradan zaman geçti, erkeğin yaptığını suç olmaktan çıkardı, kadının yaptığına suç dedi… daha sonra da hepsini kaldırdı, zina artık suç değil. Bu şimdi doğru mu?*
            Buna benzer yüzlerce yüzlerce husus var… Ör. ticaret yapıyorsun, eskiden alacak verecek ilişkisi kanunlarla korunuyordu, şimdi saldım çayıra…

            Bence ilk okulda din dersi yerine hukuka giriş dersleri okutsunlar 😀
            Yasaları engelleyemeyeceğimize göre…

        • Efsun diyor ki:

          Seysey kadın isterse her sene de çocuk doğurabilir. 13 yaşında doğum yapabiliyor diye doğum yapmalı mıdır? O zaman herkes 13 yaşından başlasın 40 yaşına kadar onar tane doğursun? Yapılması gereken bu mudur?

          • Efsun diyor ki:

            Yahya bey erken evlilik mağdurları ya da haksızlığa uğrayan insanlar adına ben üzülüyorum. Keşke böyle olmasa idi. Zaten onun için dikkatli olsunlar diyorum. 17 yaşinda doğuracağına 18 yaşında çocuk doğursun. Bunu diyorum. Yasalara da riayet etmek lazım. 18 yaş öncesi resmi evlilik yasal değil ve buni bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Evlenmek isterse tabi yine evlenir dini nikah ile fakat çocuk doğurmak için acele etmesine gerek yok diyorum. Yasalar doğrudur yanlıştır demiyorum bir yasa varsa ona uymadığında ceza alırsım olan sana olur. Kimse gözünün yaşına bakmaz. Dikkatli olmalarını öğretmek lazım.

          • YahyA diyor ki:

            Efsun hanım, ben sizi çok iyi anlıyorum da

            kanun(lar) yanlış olamaz mı?

    • Yahya diyor ki:

      “Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur.”

      • Efsun diyor ki:

        Yahya bey kanunlar yanlış zaten ama yanlıs diye kanunlara zıt hareket etmekte doğru değil. Kendimize zulm ermiş oluruz. O açıdan dikkat edelim çocuklarımızı uyaralım diyorum. Kanunlara zıt düşmeden de müslümanca yaşayabiliriz.

        • zkromozomu diyor ki:

          Haklısınız efsun hanım kanunlara bir miktar hürmet edilebilir, hatta birazcık sineye bile çekilebilir. Ama sizin de benim de bu yazıyı okuyan her akl-ı selim müminin de hem fikir olduğu “yanlış kanunlar”ın değiştirilmesini talep etmemek, bunun üzerine konuşmamak, dillendirmemek zulmü görüpte ses etmemek değil midir?

          Tamam kanunlara zıt hareket etmeyelim ama değişmesi yönünde öncü olmaya çalışanların önünü kapatmayalım. Sonuçta kanunları da insanlar yazıyor. Feministlerin ya da Batı’nın dayattığı kanunları Allah’ın kanunlarının önüne koymayalım.

          İnsan fıtratıyla çelişmeyen her kanun zaten islamidir. Böyle bir teklif bir feministten bile gelse zaten bizler kabul etmeye raziyız. Ama daha kendi yazdıkları kanunları bile fıtrata ugunluğunu geçtim kendi içerisinde bile o çok savundukları kadın erkek eşitliğini sağlamaktan aciz kanunlarını niye kabul edelim. Dine de ters akla, mantığa da ters. Saçma sapan bir şey. Buna ses çıkarmamamızı kimse bizden beklemesin.

          dip not: Sizi suçlamak içi yazmadım. Sadece onların her türlü zülmü bu insanlara reva görürken kendi kendilerini temize çıkarmak ve yaptıklarının meşru zeminini oturtmak için “kanuna uygundur” maskesi altında yaptıkları oyunlara düşmemeniz için nacizene bir uyarı yapmak istedim.

  9. Alptekin diyor ki:

    Gönüllerimiz paramparça…
    Yapılacak bir şey yok.
    Milletimiz iradesini ortaya koydu.
    Son sözünü söyledi.

    Lakin…

    Eğer bu kardeşlerimiz ve bu kardeşlerimizin akrabaları bu düzenlemeleri yapanlara iyi bir ders verselerdi şimdi yalvaranlar, onlar olacaktı.

    İnsanlar; “zehirli merhametlerine” kendilerini ve geleceklerini kurban ettiler. Önüne 5 yılda bir gelen fırsatı teptiler. O yüzden “zarara rızasıyla girene acınmaz” diye bir söz aklıma geliyor hemen.

    Konuyu uzatmadan halimizi özetlediğine inandığım trajikomik bir fıkrayla bitirmek isterim:

    Bir büyük köy varmış. Köyü ortadan bölen kocaman bir dağ varmış. Seçim zamanı iriler, biriler köye akın etmiş. Oylarınıza talibiz demişler.
    Köylüler;
    -Bu köyümüzü ortadan ikiye bölen dağı kaldıracağına söz verirsen bütün oylarımız senin demişler.
    iri birileri, köy odasında şeref sözü vermiş.

    Köylüler sözünü tutmuşlar. Ful oy çıkarmışlar. Seçim sonrası vekilin kapısına dayanmışlar. Haydi gel, sözünü tut!

    Vekil, köye gelmiş. Demiş ki:
    Dağı sırtıma yükleyin. Köylüler günlerce kalın urgan ve halatlarla dağın etrafını dolanıp dağı vekilin sırtına yüklemeye çalışmışlar. Ama nafile…

    Vekil muzip muzip gülmüş:
    -Gördünüz mü, siz sırtıma yükleseydiniz ben taşırdım demiş. Siz yükleyemediniz, o yüzden ben taşıyamadım.

    NOT: Burada yüzlerce kez yazdım. Dağı değil dağ gibi okkalı, ezici bir mağlubiyet şamarını sırt ve suratlarına bu millet vursaydı bu düzenleme gerektiği şekilde yapılırdı. Ama millet takdirini bu yönde kullandı. Bize saygı duymaktan başka bir şey düşmez. Zarara rızasıyla girenlere de sadece üzülmekten başka elimizden bir şey gelmez.

    Vesselam.

  10. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    14 yaşında kızların evlenmesine izin veren ülkeler: Andorra, Kolombiya, Ekvador, El Salvador, ABD, Paraguay, Andorra… Avrupa ülkelerinden Avusturya, Bulgaristan, Almanya, Macaristan, İtalya ve Portekiz’de cinsel rüşt yaşı 14.

    Evet Amerika 14 yaş listesinde yer alıyor… Verilere göre ABD’de “2000-2010 yılları arasında, 12-18 yaş grubunda yaklaşık 250 bin kişi” evlendi.

    Sonra 15 yaşa izin veren ülkeler: Bahamalar, Estonya, Ürdün, Litvanya…

    Şimdi de 16 yaş (iyi bakın, pek çok Avrupa ülkesinin ismini bu listede göreceksiniz): Angola, Ermenistan, Avustralya, Belarus, Beliz, Bosna Hersek, Bolivya, Brezilya, Kanada, Şili, Küba, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Fiji, İrlanda, İsrail, Kosova, Makedonya, Malta, Meksika, yeni Zelanda, Hollanda, Norveç, Peru, Rusya, Sırbistan, İngiltere…

    Devlet teşvikleri

    1-Güney Kore’de ise hükümet, aileleri bebek sahibi olmaya özendirmek için 10 yıldır 70 milyar dolarlık bir teşvik programı uyguluyor.

    2- ABD’de, gayrimeşru ilişkilerin önüne geçmek ve nüfusu artırmak için evlilik yaşının 14’e kadar düşürüldüğü ve ailelerinin rızasıyla evlenme kararı alan genç çiftlerin ekonomik sıkıntı çekmesine engel olmak için de her ay 450 dolar para yardımında bulunulduğu belirlendi

    3-2012 yılında anaokulları Danimarkalı ailelere bir teklifte bulundu:
    “Biz çocuklarınıza iki saat daha bedava bakarız ama siz de gidin çocuk yapın.”
    2014’te ise daha iyi sonuç vereceği düşünülen bir uygulamaya geçildi. Bir tatil şirketinin reklam kampanyası, “Annen için yap”, “Danimarka için yap” gibi sloganlarla çiftlere daha çok çocuk yapmaları için indirimli tatil fırsatları sunuyordu.

    4-Rusya
    2011’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin halkına bir söz verdi: Yaklaşık 40 milyar dolarlık bir programla doğum oranını artırmak.
    Proje, yaz kamplarında çocuk yapmak için özel çadırlar, grup evlilikleri ve “Üç çocuk yapmak istiyorum” yazılı tişörtleri de kapsıyordu.
    Bu arada Ulyanovsk bölgesinde, her ayın üçüncü haftasında bir günlük tatil veriliyor. “Gebelik Günü” diye adlandırılan izin günlerinde çiftler, çocuk yapmaları için evlerine gönderiliyor.

    5-Singapur hükümetinin buluşu ise “aşk teknesi” oldu.
    Ülkedeki anne-babalara, ilk ve ikinci çocukları için 8 bin dolar, daha fazla çocuk için de 10 bin dolar veriliyor.
    2012 yılında ise, Singapurlu yetkililer şekerleme üreticisi Mentos’la işbirliği yaparak bir rap şarkısı üzerinden kampanya yürütme kararı aldı.
    Şarkının sözlerinde, “Ben vatansever bir kocayım, ben vatansever bir kadınım, yurttaşlık görevimizi yapıp bir yaşam üretelim” ifadeleri kullanılıyordu.

    6-Japonya
    Japonya’da geçen yıl doğan çocuk sayısı ilk defa bir milyonun altına düştü. Japonya hükümetinin müdahalesi, elbette robotları da içeriyordu. Önce 2010’da Yotaro adlı bir “bebek robot”, geçen yıl da avuç içi büyüklüğündeki Kirobo Mini robotlar ortaya çıktı. Bu robotlar, gıdıklanınca gülüyor, ağlıyor, bebek gibi göz kırpıyor ve ses çıkarıyorlardı. Amaç, çiftleri bebek fikrine alıştırmak ve bir “duygusal bağ” kurarak kendi bebeklerini yapmalarına özendirmekti.

  11. Ahmet Yücel diyor ki:

    Zina suç değil. 18 yaşından önce evlenmek suç. Evli değiliz, birlikte yaşıyoruz, deseler suç değil. Bu konuya karşı sağır olanlara yazıklar olsun.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdandır. “ Hz. Ömer (R.A)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku