Kadınların Çalışma Meselesi

Geçen aylarda bir araştırma sonucu okumuştum. Gelişmiş ülkelerde kadınlar iş ve kariyer yerine aileyi tercih etmeye başlamışlar. Az gelişmiş ülkelerde ise kadınlar kariyeri aileye tercih ediyorlarmış. Gelişmiş ülkelerin kadınların kariyerin mutluluk getirmediğini gördükleri için evlerini tercih ediyor olmalılar.

Ülkemize baktığımızda kadınların bu kadar çalışma arzusu peşinde koşması hâlâ gelişmemiş olduğumuzun göstergesi gibi duruyor. Avrupa birliği yetkilileri sürekli kadın istihdamını artırmamızı bizden isterken kendileri evinde çocuğuna bakan kadınlara maaş bağlayarak kadınlarına evlerini cazip göstermeye çalışıyorlar. Bizim yetkililerimiz ise kadınların iş alanlarında daha fazla yer almalarıyla övünüyorlar.

Kadının çalışması konusu sitemizde çok tartışıldı. Benim de bu konuda görüşlerim soruldu. Bu yazı ile ben düşüncelerimi yazayım sizler de eksik kalan yönleri tamamlayın. Kadınların çalışması ile ilgili yorumlarda bu yazının altında toplansın.

Kadınların çalışması ile ilgili öncelikle kadınlar çalışsın ya da çalışmasınlar gibi bir toptancılık yerine bir mümin olarak önce ebedi hayatımız sonra dünya hayatımız için kar zarar ilişkisini bakıp karar vermek gerek diye düşünüyorum.

Kadının çalışmasının kendine, ailesine ve topluma faydası nedir? Zararı nedir? Getirdikleri ve götürdükleri nelerdir? Konuyu kısaca bir irdeleyelim.

 Önce çalışan kadınları üç gruba ayıralım.

1.İhtiyaçtan dolayı çalışanlar: Maalesef ki günümüzde hayat şartlarının ağır olması sebebiyle bazı kadınlar istemese de çalışmak zorunda kalıyor. Ailesinin maddi sıkıntısı yüzünden çalışmak zorunda olan genç kızlar ya da evli olup eşinin kazancı ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen çalışan evli kadınlar ve bir de eşinden ayrılmış çalışmak zorunda olan kadınlar var.

Dinimize göre kadın çalışmak zorunda değil. Babası, abisi, amcası yani hayatta olan yakın akraba erkekleri kadına bakmak zorundadır. Fakat bu devirde hayat şartlarına baktığımız zaman pek çok erkeğin kendi evini zor geçindirdiğini düşünürsek, kız kardeşine bakması onun ev kirası ve ihtiyaçlarını karşılaması biraz zor görünüyor.

Onu bırakın asgari ücretle çalışan bir erkeğin eşi çalışmıyorsa ev kirası verip geçinmesi pek mümkün değil. Büyük şehirlerde yaşamak zorunda olan memur ve öğretmenler ev kirası vermek zorunda iseler eşleri çalışmazlarsa evlenmeleri ve ev geçindirmeleri pek mümkün değil.

Mesela İstanbul’da oturulabilecek normal bir ev gelişmemiş semtlerde altı yüz, yedi yüzden başlıyor. Orta halli kesimin oturduğu semtlerde dokuz yüz ve bin liradan başlıyor. Neredeyse maşı kadar bir parayı kiraya verecek olan erkek ister istemez çalışan kız arıyor yoksa evlenemeyecek. Çalışan eş arayan erkekleri eleştirirken bunu da göz önüne almak gerek. Ne diyelim maddi geliri az olan erkeklere: “Paranız yoksa evlenmeyin.” mi? Bu yüzden ihtiyacı olduğu için, eşi çalışmadığında geçinemeyeceğini bilen bu yüzden çalışan kız arayan erkekleri de kınamadan önce düşünmek lazım. Geleceğe yatırım yapma planı ile cebine üç beş kuruş daha fazla girmesi için çalışan eş arayan erkekler de var. Onların durumu ayrı. Bu erkekler gelecek planı yaparken bugünden de oluyorlar genellikle.

2.Onlara ihtiyaç olunduğu için çalışması gereken kadınlar:  Doktor (özellikle kadın doğum alanı) ebe- hemşire, anaokulu öğretmeni ve öğretmenliğin bazı dalları, psikolog, dini ilimler alanında çalışan hanımlar..İlk önce aklıma gelen meslekler. Bu alanlarda kadınlar olmalı. Mümkün olduğu kadar kadınların kadınlarla muhatap olması iyidir.

3.Keyfi çalışanlar: Maddi ihtiyacı olmayan fakat çeşitli sebeplerle çalışan hanımlar var. Bir gruplama yaparsak:

a- Üniversite mezunu olduğu için kendini çalışmak zorunda hissedenler: “O kadar okudum, çalışayım da boşa gitmesin.” diye düşünür, kendilerini çalışmak zorunda hissederler. Oysa böyle bir mecburiyet yok. Her okuyan kadın çalışmak zorunda değil.

b-Statü için çalışanlar: Mevki, makam, çalışarak toplum içinde değer görme isteği olanlar. Ev hanımlığı sürekli küçümsendiği için bazı hanımlar çalışarak değer görme arzusu içine giriyorlar. Kadınlar kariyer yaparken çoğunlukla evlilikleri bitiyor. Toplum paralı, yalnız ve mutsuz kadınlarla dolu. Para ve mevki kadının yaratılış ihtiyacı olan bağlanma ve aile olma ihtiyacını gideremez.

c-Kocam boşarsa ya da aldatırsa ortada kalırım kaygısı ile çalışanlar: Rabbimiz “Ben kulumun zannı üzereyim, benden ne beklerse onu veririm.” buyurmuştur. Bu yüzden böyle düşünenlerin başına düşündükleri genellikle gelir.

d-Ev işlerini ve çocuk bakmayı sevmeyip dışarıda çalışmayı daha rahat bulduğu için çalışanlar: Çocuk bakıcıya, ev işleri de yardımcıya… Dışarıda çalışmak ev işlerinden ve çocuk bakmaktan daha kolay fakat hem dışarıda çalışıp hem de akşam gelip evde ev işleri, yemek, çocuk, eş bekliyorsa yardımcı yoksa bu durum kadın için cidden ağır bir yük tabii ki.

e-Aile baskısı ile çalışanlar: “Senin için dünyanın masrafını ettik, çalış da boşa gitmesin.” diye düşünen anne babaların baskısı ile çalışan kadınlar da çoğunlukta. Kendi maaşı geçimlerine yettiği halde daha lüks içinde yaşamak için karısının çalışmasını isteyen ve baskı yapan erkekler de var.

f-Kocaya muhtaç olmamak için çalışanlar: Kocadan para istemek zorunda kalmamak, daha rahat harcama yapmak için çalışan kadınlar da azınlıkta değil. Kadının çok cimri bir kocası varsa zaruri ihtiyaçlarını bile karşılamıyorsa çalışsın. Fakat bir kaç çanta, bir kaç elbise daha fazla alayım, keyfime göre harcama yapayım diye çalışıyorsa o zaman bu özgürlük merakı evliliğine pek iyi bir şekilde yansımayacaktır. Kadın kocasının parasına muhtaçsa kocada kadının pek çok şeyine muhtaç. Hepimiz ölümlüyüz ve bir şekilde birbirimize maddi manevi ihtiyaçlarımız için muhtaç yaratılmışız. Bunda gurur meselesi yapacak bir şey yok.

g-Can sıkıntısından çalışanlar: Genellikle bekar ya da çocuksuz hanımlar can sıkıntısından çalışıyorlar. Maddi ihtiyacı olmayan hanımlar can sıkıntısından çalışmak yerine dini ve sosyal alanlarda Allah rızası için hizmet etseler daha karlı olur. Ebedi hayat için daha çok birikim yapmış olurlar.

Kadınların cahil kalmaması lazım. Kadın sadece evinde oturup televizyon izleme, ev işi, yeme, içime, gezme, alışveriş ile ömrünü geçirmesin. Toplumu yetiştiren kadınlar olduğu için kadınların ilim tahsil etmesi gerek. Kadınların ailesini ihmal etmeden (kendini çok kaptırıp evin yolunu unutanlara da oluyor) vakıf ve dernek faaliyetleri içinde ilim tahsil etmeleri, yetimlere, fakirlere, yaşlılara yardım gibi sosyal çalışmalarda hizmet etmeleri para kazanmalarından çok daha öncelikli olmalı.

Çalışan bir kadın ya da çalışmaya niyet eden bir kadın şu soruları kendine sormalıdır?

Çalışmam gerekiyor mu? Neden çalışıyorum? İhtiyaç için mi lüks için mi çalışıyorum ?”

İhtiyacım olmadığı halde çalışarak bir erkeğin işsiz kalmasına sebep oluyor muyum? Ben daha lüks yaşamaya çalışırken bir erkeğin çocuklarına ekmek götürmesine engel oluyor muyum? İşsizlik ve borçlar yüzünden ailesinin yüzüne bakamayan cinnet geçiren, canına kıyan ya da çocuklarını öldürüp intihar eden erkeklerin haberleri gazetelerin üçüncü sayfasında yer alıyor fakat nedense pek kimse ilgilenmiyor. Erkeklerin işsiz kalmasında daha lüks yaşamak için çalışan kadınların payı ne kadar bunları bir mümin olarak düşünmemiz lazım.

Yaptığım iş yaratılışıma uygun mu? Bana maddiyatın yanında manevi olarak katkısı mı var yoksa maneviyatıma zararı mı var? Kadının yaptığı iş ve çalıştığı ortam çok önemli. Kadınlar erkeklerin yapacağı güç veya otorite gerektiren ya da matematiksel zeka gerektiren işlerde çalışıyorsa erkekleşmeye başlıyor. Masa başı işlerde erkeklerle sürekli aynı ortamlarda bulunan kadınlar ve erkekler arasında duygusal bağlar kolay gelişiyor, bu da aldatmalar ve boşanmalara sebep oluyor. Kadın çalıştığı iş ve ortamda manevi kayba uğruyor mu? Bunun muhasebesini iyi yapmalı.

İş hayatı beni nasıl etkiliyor?” Her gün yorgun musunuz? Tahammülsüz ve sinirli misiniz? Kendinizi tüketmek üzeresiniz dikkat. Kazandığınız bütün paraları harcasanız sağlığınızı tekrar getiremezsiniz.

“İş hayatı evlilik hayatımı nasıl etkiliyor? Çoğunlukla eşinize güler yüz gösteremeyecek kadar yorgunsanız, yaptığınız işleri onun başına kakar gibi yapıyorsanız, param var diye bir de evde reislik yapmaya çalışıyorsanız evliliğiniz tehlikede demektir. Para mı evlilik mi tercih yapmanızın zamanı geçiyor olabilir.

Bazı çalışan kadınlar “Kadın kazancını kocasına vermek zorunda değil.” deyip aile bütçesine katkıda bulunmuyor. Kadının çalışması hiç bir şekilde eş ve anne rollerini etkilemiyorsa parası kendinin olsun, diyebiliriz. Fakat dışarıda çalışan, her gün yorgunluk türküsü söyleyen, yemeği vaktinde hazır olmayan kadının derdini erkek çekiyorsa kadında kazancını eşiyle paylaşmalı bence. Aynı şekilde erkek de karısının çalışmasını istiyorsa, ev işlerinde çocuğun bakımında karısına yardımcı olmak zorunda.

Ayrıca pek çok çalışan kadının cebinde ev hanımlarının cebinde olduğu kadar bile para olmuyor. Karı koca ikimizde çalışıyoruz diye daha fazla harcıyorlar. Arabalarını değiştiriyorlar, evlerini değiştiriyorlar, yazlık kışlık alıyorlar, şunu da alalım bunu da alalım derken para peşinde ömürlerini tüketiyorlar genellikle. Büyük şeylere harcama yaparken küçük şeylere ayıracak para bulamıyorlar. Bu arada muhabbetsiz sevgisiz ömürleri geçmiş oluyor.

Çocuklarıma annelik yapabiliyor muyum? Çocuklarınızla yeterince ilgilenmiyorsanız, yorgunluk sebebi ile onlara karşı sabrınız yoksa çabucak bağırıveriyorsanız onların küçük dünyalarında büyük yaralar açıyorsunuzdur.

Çocuklarınız siz olduğunuz halde annesiz gibi mi büyüyor, duruma bir bakın. Hele bir de onları siz çalışırken ehil ellere teslim etmiyorsanız durum daha kötü. Yavrunuzu bütün gün para için size güler yüz gösteren fakat çocuğunuzun masum dünyasını karartacak sert ve katı kalpli insanların ellerine mi bırakıyorsunuz, iyi bakın. En iyi bakıcı bile annenin yerini tutmaz unutmayın. Çalışıyorsanız bile en az bir beş yaşına kadar ara verip çocuğunuzu kendiniz büyütmeye çalışın.

Şunu kabul etmek lazım ki tam mesai çalışmak kadın yaratılışına uygun değil. Kadınların özel dönemleri var, sancıları var, huysuzlukları var, hamileliği var, doğumu var, süt vermesi var. Bütün bunları görmezden gelip özgürlük adına feminizm adına kadınları erkeklerle yarıştırmak öncelikle kadınlara yapılan büyük bir kötülüktür.

Kadınlar çalışma hayatına bu kadar dahil olduktan sonra kadın fıtratı bozuldu, evlilikler bozuldu, aileler daha kolay dağılmaya başladı. Bunu “iyi işte kadın çalışınca kocasına minnet etmiyor.” diye iyi bir şeymiş gibi savunanlar kocasına hizmet etmekten rahatsız olan kadınların iş yerinde patronlarına minnet etmek ve onların emirlerine itaat etmek zorunda olduğunu neden düşünmüyorlar acaba?

Velhasıl kadının yeri öncelikle evidir. Ben kendi adıma hayatımın hiç bir döneminde tam gün mesai çalışmadım. Kur’an kursu öğretmenliği yaptığım dönemde yarım gün çalıştım onu da anne olacağımı öğrendikten sonra bıraktım. Bekarken ve çocuksuzken Kur’an öğretmeyi çok sevdiğim ve öğretme işinde de başarılı olduğuma inandığım için çok severek çalıştım. Öyle olduğu halde evliliğimin ilk yıllarında çalışırken ev işlerine yetişmek konusunda çok zorlandığım dönemler olduğunu hatırlıyorum.

Şimdi yine faydalı olduğuma inandığım bir işi severek yapıyorum. Mesai saatim yok. Yazma saatlerimi, seminer programlarını aile düzenimizi bozmayacak şekilde ayarlıyorum. Kadının öncelikli yerinin evi olduğunu düşünüyorum. Tabii başta yazdığım gibi mecburiyet yüzünden çalışan kadınlara söyleyecek sözümüz yok. Fakat keyfiyetten çalışan kadınlara da bir kere daha düşünün etraflıca demek isterim.

Bizim kadınlarımızın çoğu aslında hep çalışmışlar. Tarlada, bağda, bahçede çalışıp hep eşlerinin yanlarında olmuşlar. Çalıştıkları kendi işleri olduğu için şartları kendilerine göre ayarlayabilmişler. Gerçi bu durum bazı bölgelerimizde erkekleri tembelliğe alıştırmış, erkekler kahvelerde oturup tembel tembel pineklerken kadınlar gündüz dağlarda bağlarda tek başlarına çalışıp bir de akşam ev işlerine yetişmeye çalışarak fazlaca bir yükün altına giriyorlar. Şartlar uygun da olsa kadın erkeği tembelleştirecek kadar çalışmamalı. Kadın erkeğin yanında yardımcı olsa da erkeğin yapması gereken görevleri almamalı, onun sorumluluğunu üstlenmemeli. Sonuçta eve ekmek getirmek kadının değil erkeğin görevi.

Dinimiz kadının çalışmasını yasaklamamış. Sahabe hanımlarından evinde iş yapıp satarak aile bütçesine katkıda bulunanlar olmuş. Kadının çalışmasında İslam’a uymayan taraf çalıştığı ortam ve çalışma şartları. Günümüzde de çalışma ortamları dini hassasiyeti olan hanımlar için pek uygun değil.

Çalışmak zorunda olan hanımların mümkünse evde el işi, pasta, börek, mantı gibi işler, ya da internet üzerinden evden çalışma şeklinde bir çalışma şeklini tercih etmeleri pek çok açıdan dışarıda çalışmalarından daha hayırlı olur, diye düşünüyorum. Çünkü dışarıda çalışan hanımların kazançlarının çoğu kreşe, giyim kuşama gidiyor. Hele uygun olmayan ortamlarda çalışıyorlarsa manevi kayıpları ise her şeyden daha önemli.

Konu ile ilgili daha önce yazdığım iki yazının linki:

http://www.cocukaile.net/bastan-cikmak-sanildigi-gibi-zor-degil/ 

http://www.cocukaile.net/iste-kazanan-kadin-askta-kaybediyor/

Çekmeköy Oyun Grubu Çekmeköy İngilizce Anaokulu

“Kadınların Çalışma Meselesi” için 258 Yorum

  1. serap diyor ki:

    merhaba ben aılemden uzak tek basına yasıyorum toplumda saygın dıye bılenen bır meslege sahıbım ogretmenım kendım 24 yaısndaym egıtım hayatm bıyunca o kadar cok evlılık ılıslkıler gordum kı yenı tanısdıgı kıza kredı borcun var mı dıye soruldu hemde bır goretım uyesı olan beyefendı dıyemıcegım dıplomayla efendılık olmuyor… aılem bır cocugununuzın aılesı ıle aynı kafada yasayan kımse ezmesın kendı ayaklarının uzerınde dur dıyen bırı ama ben o kadar cok yoruldum kı mucadele etmekden cocuklarımı ogrencılerımı cok sevmeme ragmen hafta sonu ozleyen bı egtımcı olamama ragemn ben yoruldum aslında yoran onlar degıldı ınsanlardı calsıgıtıgm okulun okul muduru ve dıgerlerı bayan toplumda tek yasayamaz yasıyorsa tum sarkıntılık ve ıgrenclıklere alısmak zorunda babam yasında okul mudur tarafında aylarca tacıze ugradım sırf ıstemedım tersledım dıye yapmadıgı ezıyet kalmadı sımdı dıyorum kı keske hıc okumasaydım o kucuck dogudum sehırden hıc cıkmasaydım keske annem abbam sureklı ayaklarının uzerınde dur duye basımda beklemseydı sevdıgım ılk adamla ewlenıp bı occugum olsaydı hıc bır maddı beklentım hıc bır ıstegım olmaz sadece huzur guven aksam yastgıa kafamı koydugumda tedgırgın uyumamak bunlar bı bayan ıcın cok mu seyler

  2. seymen diyor ki:

    “Fıtratına uygun işlerde çalışmayan kadınlar erkekleşiyor.”
    Fatih Reşit Civelekoğlu

  3. esma diyor ki:

    Ben calismak istemiyorum. Evde oturup bebegime bakmak, temizlik yapmak, guzel yemekler yapmak istiyorum. Kitap okumak istiyorum evde oyle kendimce. Kocam da cok garipsiyor bu istegimi. Ona gore ben idealleri olmayan, tembel bir kadinmisim calismak istemedigim icin. Zorla ise gonderiyor beni. Alisveriste de gozum yok.
    Sizce ben tembel bi kadin miyim

    • Hasan diyor ki:

      Biz ‘çalışmakla’ evden çıkıp para kazanmak kastediyoruz malesef. Evin temizliğine ve bebeğinize bakmak, kısacası evi bir manevi huzur dolu bir yuva kurmak,yani çalışmak, dişarıda ‘çalışıp’ para kazanmakdan eş değer değil, aksine daha güzel ve önemlidir.

      • ayşenur diyor ki:

        Sizin gibi düşünen erkek sayısı o kadar az ki inanmazsınız.Doğum yaptığı için işten ayrılınca eşine küsen tavır alan erkekleri tanıyorum çünkü. Elbette genelleme yapamam ama bu örnekler o kadar çok ki etrafta.
        diğer yorumlardaki ”kpss sınavından ataması olsun gelelim ” sözleri de çok gerçek ve sık yaşanan bir durum.
        artık aileler için önemli olan kriter kızın kadrolu bir işinin olup olmaması.. tabi ailesini kıramayan ya da zaten onlar da çalışan bayan istediği için işlerine gelen erkekler.
        ben nerdeyse bu site dışında ‘çalışmayan bayanla evlenmek istiyorum ‘ diyen bir erkek görmedim.
        çok acı bir durum ama malesef öyle..onun için sahip olduğunuz değerler için sizi kutluyorum..

        • Hasan diyor ki:

          Ayşenur hanım bu sözünüz için teşekkür ederim. Tamamen dediğiniz gibi. Aileler çalışan ‘kendi ayakların üstünde dikilebilen kız’ yetiştirmekle uğraşıyor. Kızda öyle büyüyor. Sebebler? Çok paraları olsun değil. Kocası ezmesin. Ama onu herzaman yapabilir. Çalışması ilgisi pek yok. Dost akraba ne der. Diplomasız evlendiren anne baba ‘başarısız’ deniliyor biraz. Ama kızı çift çalıştığını düşünen yok. Açık olayım. Kesinlikle eşimi düşünürüm bu durumda. Ama bir erkekde neşeli, dünyevi iş hayatının getirdiği sorunları yaşamayan, o stresle uğraşmak zorunda kalmayan eş istiyor. Enerjisini mutlu bir yuva için kullansın bence. Hergün ev yemeği yapsın diyen bile yok. Yeterki yaptığı yemeye gönlünü katsın. Çocuk da bunu ister. Yabancılarla büyümek istemez. Hangi bakıcı çocuğa hakk ettiği sevgiyi terbiye verebilir ki? Ben Allahdan aileyi geçindirebilcek bir miktar istiyorum. Gerisi zaten israfa kaçar. Ne kadar paran varsa okadar da ihtiyaçların oluyor nefsinden dolayı. Ama bir eş haftanın her günü evde oturması da yanlış. Aktiviteleri olmalı. Arkadaşlarıyla. İnsan bunalır yoksa. Ama ancak dedikoduya kaçan ‘gün’ değil :)

          • hamzayürekli diyor ki:

            (sadece erkekler değil) çok zor bu şikayet ettiğimiz davranışlardan kendimizi beri tutmak. (mevla yadımcı olursa başka) Günümüzde haramlardan kaçmak bile evvelkilerin mekruhtan kaçmasından daha zor. Mesala ; Önceden anne babaya saygıda kusur yapanlara sosyal kınama şimdiki herhangi bir harama işleyenlerden daha fazla değilmiydi? Tencerelerin Senin dibin daha kara der gibi hepimizin umulmadık günahlarımız dolu. Bir kere istediğimiz gibi yaşamaya yüreğimiz yetmiyor heralde diyorum. Hem şikayet ediyoruz hemde şikayetlerimizle her geçen gün dahada ilişkilerimiz artıyor.

    • sadece diyor ki:

      Esma hanım sizin durumunuzun tembellikle ilgisi yok.Kadının fıtratında yaradılışında bu vardır. Evinde olması eviyle çocuklarıyla ilgilenmesi çünkü kadının en huzurlu olduğu yer evidir.Maalesef eşinizin şuanki düşüncesi ile toplumumuzdaki bazı erkeklerdeki görüş böyle. Evlendikten sonra çalışmayı istemiyorum dediğinizde bir sürü açıklamalar. İslam ahlakıyla yetişen birinin eşinin sabahtan akşama kadar dışarıda erkek gibi çalışan çocuğada kreş yada büyükanneler tarafından büyütülmesine razı olacağını sanmıyorum. Bir bebek çocuk annesini ister yanında. Kadının yaradılışı eş olmak anne olmaktır. Erkek gibi evin geçimini sağlamak değildir. ( Zorunlu durumlar istisna ) Allah hepimizin yardımcısı olsun bize doğru yolu göstersin doğru yoldan ayırmasın.

    • FY diyor ki:

      Bana da görücü usulü birkaç kiz tavsiye ettiler, kızlara ilk sartim Ev hanımligi. Maalesef ev kızı bulmak zorlaştı bu devirde.Hepsinin aklında calimak var.ya da en azından çoğunun aklında bu var.Oysa kadının asli vazifesi, eşiyle eviyle ve çocuğuyla ilgilenmektir .ama calisan kadın hem eşini,hem evini hem cocogunu ihmal ediyor.aslında etmek istemiyor ama o yorgunlukla eve döndüğünde hangi biriyle ilgilensin…

      • esma diyor ki:

        FY bey sizin gibi insanlar kaldi m bu devirde acaba. İşi olmayan kizlar evde kaliyor artik. Herkes bir para kazanan gelin alma derdinde.

        • Abdullah diyor ki:

          Maalesef kadınları erkeklerle yarıştırma heveslisi bir topluma döndük..Çalışmayan kadınlar bile çalışan kız ve gelin için kendilerini paralıyor.
          Neymiş?,- Elin adamının eline mi baksınmış..(Sanki düşman karşısında zayıf kalmayacak asker yetiştiriyoruz.)
          Daha sonra da kendi duygu ve düşüncelerine uymayan bir eş ile evlenince de anlıyorlar kadınlar için hayatta 1. önceliğin meslek ve çalışmak olmadığını ama iş işten geçiyor.
          Hayatımda tanıdığım en kaliteli ve en mütevazi insanlardan birisi( Kpss Türkiye 1.si ve çalıştığımız kurumun gözbebeği) olan değerli arkadaşım sırf dini sebeplerden dolayı biraz tahsilli ve çalışmayan biri ile evlenmek istiyor ama 30-31 yaşında ve hala bekar..

          FY’nin de dediği gibi, biraz tahsilli ve çalışmak istenmeyen bir bayan bulmak neredeyse imkansız..

    • Ahir zamanda müslüman olmak diyor ki:

      kardeşim dayanamadım yazayım dedim..kısaca söylemem gerekirse sizin fıtratınız bozuk değil siz normal yaratılıştan gelen standart bir kadın fıtratının isteyeceği şeyleri söylüyorsunuz,ama gelin görünkü sizin bu asli ve fıtrarınız gereği söyledikleriniz ne yazıkki toplumumuzda değer bulmuyor ve evleviyetle tağyir edilip erkekleştiriliyor!!!

      bir toplumda kadın hızla erkekleşiyorsa vay o toplumdaki erkeklerin haline tükürsem herhalde yazık olur tükürüğüme!…

  4. Esragül diyor ki:

    küçücük bir bebeğim var ve eşim izne ayrılmama müsade etmiyor. “senin çocuk umrunda değil, tembelliğinden işe gitmek istemiyorsun” diyor. Bebeğim bu soğuk günlerde hergün evden çıkmak zorunda kalıyor ananesine gitmek için. Bazen de babanesine bırakıyorum.
    Eşimi aylıklık izin için nasıl ikna edebilirim.
    Ne getirirsen onu yerim, ne alırsan ona razıyım, çocuğumrezil oluyor dedim kabul etmedi.
    Dua falan var mı bunun için?
    Evlenirken iyi düşünün gençler duygularınızla hareket etmeyin, benim durumuma düşersiniz sonra

    • Ramazan diyor ki:

      Allah yardımcın olsun,gerçekten çok zor..Çocuğunuz için gösterdiğiniz duyarlılığınızı takdir ediyorum..
      Meslektaşlarım içerisinde öyle bayanlar var ki ben onlara diyecek söz bulamıyorum.Allah hidayet versin..Doğum yapmaya son 3 gün kalana kadar mesleki eğitim dersine geldi ve doğumdan 2 gün sonra mesleki eğitim sınavına katıldı..Çocuğunun sağlığını ve hayatını ikinci plana atan böyle bir insanın evladı olmayı gerçekten hiç istemezdim..

      Çevremde eşi çalışan insanların ne kadar zorlandığını ve çoğu zaman da çalışan bayanların dini sınırlara riayet edemediğini görünce kesinlikle çalışmayan bir eş düşünüyorum.Ama ilk başta ailemi ikna ettim ve bayağı zor oldu..

      Size öncelikle tavsiyem;Lütfen çocuğunuza aynı hassasiyeti göstermeye devam edin..Aileler çocukları için çalışıyor ancak çok çalışmaktan kendilerinin dahi tanıyamadığı evlatlarla karşılaşınca da hatalarını anlıyorlar fakat iş işten geçmiş oluyor.Selamlarla..

      • esragül diyor ki:

        Eski yorumumu okudum da simdi, neler cekmisim. Bebegim biraz buyudu. Ama onu hergun ise gitmek icin terkederken yine vicdan azabi cekiyorum.
        Bazi kadinlara bakiyorum da ne kadar umursamazlar, cocuklarini birakip disarda calismak icin kendilerini parcaliyorlar. Peki ne icin, 2 ayakkabi 2 canta icin. Ya da kredi cekip ev, araba alarak ahiret hayatlarini mahfetmek icin.
        Bir kadinin nokta kadar vicdani varsa bebegini birakip ise gitmez, tabi cok zorunlu halde olanlari saymiyorum. Kadinlarimiz ne kadar ruhsuzlasmis, duygusuzlasmis.

    • tespih diyor ki:

      Hanımefendi herkes sizin gibi olsa kurtuluruz gerçekten…sizin gibiler artık azınlıkta kaldı..Herşey yoluna girer inş. Allah gönlünüze göre versin

  5. Hasan diyor ki:

    “Benim çalışmam bir erkeği işsiz yapıyor” diye çalışmayan kadına helal olsun. Varmı ki artık bukadar samimi olan? İnşallah diyelim artık.
    “Baba ben üniversite okuyupta sonra çalışmamak istemiyorum. Nasibimi arayalım” Utopi bir hayal

  6. MerveSafa diyor ki:

    Biz kadın çalışsın-çalışmasın diye konuşurken, kayınvalideler, okulların müdrü odasına veya öğretmen odasına toplu ziyaretler gerçekleştirerek kadrolu gelin arıoyrlarmış(hatta yanlışlıkla evli bayana bile oğlunu anlatan var,okadar gözleri dönmüş)Apartmanları dolaşanlar da var..Hatta atanamadığı için kayınvalidesince hor görülen veya kpss sınavı ertesi ataması olduysa istemeye geleceğiz diyende! bu toplum nereye gidiyor sizce?

    • tespih diyor ki:

      “kpss sınavı ertesi ataması olduysa istemeye geleceğiz”
      Bu kelimeyi gerçekten söylüyorlar mı yoksa mübalağa mı ettiniz ?
      İnanamıyorum gerçekten

      • ruya diyor ki:

        Evet kpss kursuna giden kizin annesine haber yollanir. Sinav gecsin, atamasi olsun istemeye gelicez, baska birine soz vermeyin diye.
        Doguda yasiyorum ve bu olaya o kadar cok sahit oldum ki anlatamam.

  7. Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    ALİ BULAÇ TV’DE SON NOKTAYI KOYDU!

    Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç, kadına şiddetin nedenini, kadının çalışmasına bağlamasına yönelik basında çıkan haberlere dün katıldığı bir tv programında cevap verdi.

    ALİ BULAÇ’A GÖRE KADIN HANGİ HALLERDE ÇALIŞABİLİR?

    Şu şartlarda karşı değilim. Üç sebepten dolayı kadın çalışabilir. Ben önce şunu söyleyeyim ben bir müslümanım İslami referansları temel alarak konuşuyorum. Konuştuğum şeyin benim inancıma uygun olması şartına bakarım.
    1-Kendisinden başka geçimini temin edecek kimse yoksa kendisine bakan erkekler mağdur durumdaysa yatalaksa kendisi çıkar iş arar çalışır, hatta bu durumda olan kadına pozitif ayrımcılık yapılması lazım onu öncelikle ve iyi şartlarda işe almak lazım.
    2-Öyle bir yeteneği var ki kendisinden başka bu yeteneğini toplumda yapan yok, toplumun bundan mahrum kalmaması için onun çalışması icap eder.
    3-Çocuğunu çocuğunu büyütmüş belli bir yaşa gelmiş boş vakti vardır. Dışarı çıkıp çalışması hayır faaliyetlerinde bulunması veya iktisadi ve sosyal hayata katılması onun evinin düzenini sarsacak bir tehlike kalmamıştır oda çıkar çalışır.
    Bunların dışında kadının çalışmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü zaten asıl tepkiye yol açan anahtar cümle kadının çalışması değil birinci görevi asli görevi annelik ve ev hanımlığıdır dememdir. Çünkü bugün Hükümetlerin takip ettiği politika ve küresel güçler ve liberal piyasa kadını ev hanımı ve annelik rolünden çıkarıp sosyal ve iktisadi hayatın içine erkeklerle eşit düzeyde rekabet eden özneler haline getirmeye çalışıyorlar. Benim bundan çıkardığım iki önemli sonuç var. Birincisi;
    Bu ailenin düzenini yıkıyor, ailenin devam etmesini mümkün kılmıyor çünkü ev fonksiyonun görmüyor çocuklar annesiz kalıyorlar kreşlerde başkalarının kucağında büyüyorlar ve bunlar sağlıklı insanlar olmuyorlar. Bu üç madde dışında kadının yeri evidir, ev hanımlığıdır ve anneliktir. Allah onu bu misyonda yaratmıştır.

  8. Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Beklediğim Oldu Ali Bulaç Son yazısında Okurlarına Sema MARAŞLIyı okumalarını tavsiye etti !

    ben saygıdeğer sema hanımdan sayın Ali Bulaça destek yazısı yazmasını talep ederken işe bakın ki Ali bulaç sema hanımdan bir bakıma desteği görmeyince kendisi okurlarına sema hanımı tavsiye etti…bu sema hanım için ve site için çok önemli bir adımdır bence Bulaçın kitlesi bundan böyle sema hanımı takibe alacaklardır buda sevindirici bir gelişmedir…

    İşte Ali bulaçın “yasak meyve” adlı son yazısınn dipnot kısmı:NOT: Bu konuda benden okunacak kitap isteyen okurlarıma Sema Maraşlı Hanımefendi’nin kitaplarını ve yazılarını okumalarını öğütlerim.

    ve yazının tamamının linki:http://www.zaman.com.tr/yasak-meyve/2042597.html

  9. kevser diyor ki:

    ben bir kız evladıyım,eve para getirme mecburiyetim yok değil mi?peki neden çevrem bana “bu kadar yıl okumuş,babasının kesesini sömürmüş,şimdi de evde oturuyor”gözüyle bakıyor.geçen bir akraba geldi,hemen çalışma mevzusu..
    ben babamdan birşey de istemiyorum,öyle ayrıyeten bir harcamam yok,harçlık istemem.ona rağmen bana,”ben sana daha ne kadar bakacağım?eline ekmeğini al.”gibi bi cümle kurunca çok ağırıma gitti.ben neler düşünüyorum,insanlar neler düşünüyormuş dedim.ben bir bayanın tesettürlü olarak bile,erkek çoğunlukta olan bir ortamda çalışmasından hazzetmezken,onlar,”ohooo, eskidendi kızım o,şimdi işi kapmaya bakacaksın”diyorlar.evde en ufak bi haraketiniz için adınız çıkıyor,çünkü bu insanlar için din iman para olmuş,para kazan çekil köşene,istersen niteliksiz ol,altın kabul edilirsin.gerçekten bilmiyordum kadınlarında çalışmak zorunda olduğunu.bana hep iyi hanım ol denmişti,iyi meslek sahibi ol denmemişti bugüne kadar.ya da ben öyle saf saf avuttum kendimi.ne diyordunuz,çalışma hayatında cinsiyetsizlik üzere kurulu bi kültür var demiştiniz dimi?bu benim aileminde çevreninde umurundamı ki?kime ne anlatacağım,veya bu hassasiyeti gösterdiğim için küçük görülüp,yobaz ilan edildim.kurtlar sofrası gibi ortamda sizin saydığınız burdan edirneye yol olacak çalışmanın zararlarını dinleyen yok,herkes parayla kör olmuş.he ben yanlış yolda mıyım?elhamdülillah değilim.inanın,sen başını aç gir bi işe bu kimsenin umrunda olmaz.insanlar niye çalışma hayatına giriyor ki diyorsunuz(ben bunu çalışmaya bahane olsun diye söylemiyorum),böyle cahil bozuk insanlar yüzüne olabilir mi acaba?ben hakkımı helal etmiyorum ve ağlaya ağlaya kendime iş bakıcam…

    • AHSEN diyor ki:

      s.a kevser kardeşim seni çok çok iyi anlıyorum bizim de evde çevremde sürekli birileri akıl verir şu sınava gir buraya başvur işkura git vs hep akıl veren çok babam biri bir işe girse orda çalışılır mı gibi ben aklına gelerek direk bunuda bana sorarak güya dolaylı yoldan sende orda çalışabilir misin diye yoklar bende tabi tepki gösteririm orda çalışmam için benim mesleki yeterliliğim gerekli diye.

      bundan 2010 kadar hocalık yaptım dernekte ve insanların tavırlarını kaldırmadığım için ayrıldım ordan ailemde benim ne kadar zorluklar çektiğimi biliyordu buna rağmen annemin içten içe böyle bir fırsatı tepmişim gibi bana kızıp bunu yansıtmasıda benim zoruma gidiyor.

      Üniversitede okurken başörtüsü sorunları yaşarken hiçkimse bana destek olmadı o zaman başını açan kızlara hiç kimse suç bulmasın okulda gördüğünüz baskının iki katını ailenizde görüyorsunuz.

      Okul bitti hala aynı başkılar bu sefer o kadar okudun çalışmalısın konusunda devam ediyor.Gerçekten burdan çalışmayın demesi kolay bugüne kadarda görüştüğüm bütün beyefendiler çalışmak konusundaki düşüncelerinin farklı olmadığını hatta tercih sebebi olduğunu gördüm üstelik başörtüsü takıp takmaması çalışırken sorun değildi bu bahsettiğim gerçekten düzgün dindar erkekler.Bu durumda artık bir kadından ne bekliyorlar.

      Kevser yazdıklarından ne kadar zorluk çektiğini anlayabiliyorum ama sana şunu söyleyeyim çalışmak o kadarda kötü değil insan kendini ve yerini bildikten sonra eğer şartların müsait olursa çalışabilirsin bence evlendiğin zaman çalışmayı bırakırsın hem o güne kadar biraz birikimde yapmış olursun.Bu şartlarda psikolojin bozulmuş gibi geliyor belli bir sohbet çevrende yoksa ciddi sıkıntı bende yaşadım bunları ama kendi kendimi teskin ettim iş bulursam belli bir süre çalışacağım İnşallah yoksa şuan durumumdan şikayetçi değilim belki böylesi çok daha hayırlı benim için..

      • kevser diyor ki:

        A.selam AHSEN hanım,size ÇOK teşekkür ediyorum.insanlardan tebrik takdir beklemiyorum ama,ben halime şükredip aza kanaat edince bunun “aptallık” olarak lanse edilmesi beni çok üzdü.

      • Süheyla diyor ki:

        Benim çevremde ise bilhassa erkekler kadınların çalışmasını istemez.

        Ne diyelim,Allah her ikinizede en kısa zamanda sizi çalışmaya mecbur etmeyecek,çalışkan,ahlaklı,çok hayırlı eşler nasip etsin de,sizlerde evlerinizde hanım hanım oturun inşallah:)

        • AHSEN diyor ki:

          amin ALLAH razı olsun süheyla hanım :)) inşallah RABBİM hayırlısını versin herşeyin..

    • derda diyor ki:

      Kevser hanım,bir çok yorumundan iş ortamlarının illa namüsait olması gerektiği gibi bir algının olduğunu görüyorum.Altı yıldır labaratuarda çalışıyorum.Sadece bayan arkadaşlar var.Erkeklerle muhataplığımız yok.Özel sektör olduğumuzdan dolayı başörtümle rahat çalışıyorum.Namazlarımı rahat kılıyorum.Kimse benden erkeklerle tokalaşmamı beklemiyor.Gayet meşru bir dairede çalışıyorum.Demekki mümkün.(ben mecburiyetten çalışıyorum bunu da söylemek isterim,imkanım olsa evimde çocuğuma bakmayı tercih ederim.)Madem çevren baskı yapıyor,kendine en uygun işi bul.Ben bu işi bulana kadar iki sene bekledim.İyi bir eğitim aldığım halde,beni başörtülü görenlerin iş görüşmesi beş dk sürmüyordu.Ama ben bıkmadan usanmadan dua ettim ve aradım.Rabbim gönlüme göre nasip etti.Sen de bol bol dua et.İnşallah evlenince işi bırakır evinin hanımı olursun.Herşey duadan geçiyor kardeşim,sürekli şikayetten değil.Selamlar

      • kevser diyor ki:

        bende öyle bir iş bulsam daha ne isterim(yani şu an için).ben bitirdiğim bölüm gereği,öyle laboratuar gibi yerlerde çalışamıyorum.valla benim gördüğüm iş ortamı biraz farklıydı…….mide bulandıran cinsten…üstelik öyle bir kurumda ben,tesettürlü olduğum için çalışma saatleri içresinde başımı açıp,oranın giyim kültürüne göre giyiniyordum(benim için eziyet gibiydi)
        mutlaka çalışılabilecek güzel ortamlar vardır.ama memuriyet,kamu veya özel KURUMlarda işler çok başka!buna inanın.herşey “güç” olmuş vaziyette oralarda.özellikle özel kurumlarda çalışanlar çok zalim olmuş,işe yeni biri geldimi kendi sandalyesini kaptıracak diye ödü kopuyor.üniversitedeyken bize şu KAPİTALİZM denen şeyin vahşi ve bu kadar pis olduğunu anlatmamışlardı……..ama artık çalışan kişileride kınamıyorum!belki onlarda benim gibi bu eziyetler sonucunda oraya itilmişlerdir.

    • tespih diyor ki:

      kevser hanım bunlar her evde var inanın ki.. bir tek sizin başınızda olmadığı için kendinizi sıkmayabilirsiniz..
      Ayrıca sizin gibi hanımları arayan da çok erkek var..Allah gönlünüze göre versin

    • FY diyor ki:

      Kevser Hanım , Ben mesela kesinlikle EV HANIMI istiyorum. birini tavsiye ettiklerimnde daha görüşmeden şunu söyluyorum “EV HANIMI OLACAKSA GÖRÜŞELİM. karşı taraf eğer okumayı ve okuduktan sonras çalışmayı düşünüyorsa ÖRÜŞMÜYORUM BİLE. bence sabırla kısmetinizi arayın. BENİM ARKADAŞLARIMIN da büyük bölümü EV HANIMI İLE EVLİ

  10. Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    ALİ BULAÇ BUGÜN GORBAÇOV KONUŞSUN DEDİ!

    Ali Bulaçtan Yanıt geldi Ali Bulaç kendisini Eleştirenlere Gorbaçovla Yanıt verdi Ali bulaç ne dedi işte yazının önemli kısmı :

    Sayın Bakan’ımıza ve hükümetimize Rusya’nın çeyrek asır gerisinde kalmamalarını öğütlerim. Gorbaçov görevi devrederken son konuşmasında Rusya’nın iki temel probleminin olduğunu söylüyordu: “Rus erkeğinin alkolizmden kurtarılması ve Rus kadınının kadınlık rolüne dönmesi.” Bakın 1987’de Gorbaçov ne diyordu: “Merkez Komitesi’nin ocak genel kurulunda milyonlarcası sağlık hizmetlerinde eğitimde, kültür ve bilim alanlarında çalıştıklarına göre kadınların idari mevkilere terfi ettirilmeleri konusu da görüşüldü. Birçok konuda tüketim, ticaret ve hizmet endüstrilerinde çalışıyor. Kadınların durumu çok kere bir toplumun sosyal ve politik düzeyinin ölçüsü olarak kullanılıyor.

    Fakat tarihimizin çetin ve kahramanlık yılları boyunca kadınların özel haklarına ve annenin yuvanın yapıcısı ve çocukların vazgeçilmez eğiticisi olarak ihtiyaçlarına gereken dikkati gösteremedik. Bilimsel araştırmalara girişmiş, inşaatlarda, üretimde ve hizmetlerde çalışan yaratıcı faaliyetlere katılmış kadınlar artık evdeki günlük işlerini yapmak, çocuklarını yetiştirmek ve hoş bir aile atmosferi yaratmak için zaman bulamıyorlar. Çocuklardaki ve gençlerin davranışlarındaki ahlakımızdaki kültür ve üretimimizdeki birçok sorunun kısmen aile bağlarının zayıflamasından ve aile sorumluluklarındaki gevşeklikten kaynaklandığını gördük.

    Her şeyde samimi ve politik açıdan haklı olarak yürüttüğümüz kadını erkekle eşit kılma politikamızın doğurduğu bir çelişki bu. Şimdi perestroika sürecinde bu aksaklığı gidermeye başladık. Bu nedenledir ki şimdi basında, kamu örgütlerinde, işte ve evde kadınların sırf kadınlık görevlerine dönebilmeleri için neler yapılabileceği konusunu hararetle tartışıyoruz. Diğer bir sorun da kadınların ağır ve sağlıkları için de tehlikeli işlerde çalıştırılması. Bu çok sayıda erkeğin yitirildiği ve her yerde, bütün üretim alanlarında büyük bir işçi sıkıntısının çekildiği savaş yıllarından kalma bir miras.” (Mihail Gorbaçov, Asıl Neyi İstiyorum?, s. 92-93; Perestroika-Değişim)

    yazının tamamı için link:http://www.zaman.com.tr/bugun-gorbacov-konussun/2041618.html

    • gdr diyor ki:

      Bunu neden yaptı?

      Çünkü ideolojik temelinde Marksist-Leninist akımların tohumu bulunan ve her türden cinsel sapıklığın kalesi olan KADIN DERNEKLERİNE ,onun peşinden giden gönüllü militanlarına ve bu heyhula içerisine girip nefislerinin hoşuna gidenleri duyduğundan artık bunların ağzıyla konuşmaya başlayanlara bir AYNA tutmak için!

      Yüzleşme yapmak cesaret gerekir. Karnındaki çocuğu kesme özgürlüğünü isteyecek kadar gözü dönmüş,vicdanının yerine taş bağlamışların 80 yıllık bir komunizm (ki bu eşitlik taleplerinin varabileceği en extrem nokta orada yaşandı ve neler olduğu görüldü.SSCB örneği en iyi örnektir verilebilecek olan) deneyimine rağmen hala daha aynı şeyleri cızırdamalarını görünce pek bir umudum kalmıyor açıkçası.

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Karnındaki çocuğu bırakın, artık bebekleri de öldürme özgürlüğü istemeye başladılar! Evet, birkaç ay önceydi, Yeni Şafak yazarlarından Hilal Kaplan Avustralyada yayımlanan bir tıp etiği ve felsefesi dergisinden alıntı yapmıştı. Bu etikçi/ahlakçı-filozoflar aynen öyle diyorlardı: “Anne karnındaki bebek ne kadar bilinçsiz ise birkaç aylık olana kadar doğmuş bir bebek de o kadar bilinçsizdir, dolayısıyla doğmuş bebeğe de kürtaj yapılabilmelidir, bunun hiçbir etik yanlışlığı yoktur.” Eski putperestler (sadece Araplar değil, Romalılar ve diğer birçok eski putperest uygarlıklar) bebekleri öldürüyor diye şaşardık, oysa bizzat bizim aramızda dolaşan kerli ferli laik profesörler de o bebek öldürücülerle aynı noktaya gelmiş bulunuyorlar.

  11. kevser diyor ki:

    Konuyla pek alakası yok ama,ben bu yazıdaki,(Rabbimiz “Ben kulumun zannı üzereyim, benden ne beklerse onu veririm.” buyurmuştur.)kısmını anlayamadım??
    çünkü ben bugüne kadar hep iyi niyetli,pozitif oldum ama sonunda ağladım.Hani deniyor ya,”Ben kulumun zannına göreyim”diye.hep iyi zan besledim ama iyi bulmadım.tamam bu niyetime birebir karşılıkta bekleyerek niyet beslemedim.ama karşımda iyi niyetimin tam tersini buldum.üstelik beklentim de öyle uç noktalarda şeyler değil…

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Ben de birkaç sene evvel sizin gibi diyordum. Ağır depresyondaydım. Haşa Allah’ı suçluyordum, sizin de yukarıda yapıyor göründüğünüz gibi. Suudi Arabistan’da bunu yapsam idam bile edebilirlerdi (Türkiye’den birini idam edeceklerdi de cumhurbaşkanı zor kurtarmıştı hani), ama eğer orada olsam bunu yapmazdım herhalde. Allah’tan bağışlanma dilerim. Bunun çaresi hayattaki olumlu, güzel, istediğiniz gibi olan şeyleri görmektir. Bu sözleri söylediğinize göre, depresyonda olmasa bile en iyi ihtimalle “hafif mutsuzsunuz” ki uzun süredir (mesela birkaç aydır) böyleyseniz size bilişçi(-davranışçı) terapi çok yarayacaktır.

      Özel psikoloğa gidecek paranız ve devlet hastanesindekiyle uğraşacak takatiniz yoksa, hatta belki de psikologlardan da önce size şu kitabı öneririm ki bu kitap bilişçi terapi yöntemini kendine-yardım usulüyle uygulamaktadır: David Burns, “İyi Hissetmek”. Bu kitapta anlatılan konular ve uygulanan yöntemlerin işe yaradığını biliyorum. Gittiğim psikolog (bulunduğum kurumunki) bana uyguladı, verdiği ödevleri çok az yaptığım halde bayağı iyi geldi. Şimdi bu aralar olan sıkışık işlerim bitsin kitabı dikkatle okuyup uygulamaya başlayacağım inşallah, böylece inşallah daha da iyi gelecek. Bunu size de tavsiye ederim.

      Sahip olduğumuz/bize verilen minnettarlık/teşekkür’ün mutluluğa giden yolda ilk adım olduğunu bugün Batılı psikologlar da söylüyorlar. Minnettarlığı başarmak için ilk önce “olumluyu geçersiz sayma”, “felaketleştirme” vb. düşünce hatalarından kurtulmalıyız ki bunu David Burns’ün kitabı ile başarabilirsiniz. Size şimdiden iyi okumalar.

      • kevser diyor ki:

        Teşekkür ederim,öyle bir durumum yok ancak,şuraya yazdığımın bile aslında çok hatalı olabileceğini anladım,Allah affetsin,tövbe

        • kevser diyor ki:

          yani Allah’tan ümidini kesmek gibi olmuş haşa..,çok şükür ki anlamak nasib oldu

  12. Uğur Mustafa diyor ki:

    Geçende İngilizce bir belgesel gördüm. İngilizlerin sağlık sistemi okuyan kadınlar yüzünden mahvolmuş hâlde. Çünkü birçok kadın tıp okumuş, birkaç sene doktorluk yapmış, ardından iş zor gelip kocalarının maaşıyla yetinmeye başlamışlar. Bu yüzden şimdi İngiltere’de doktor açığı var. Nitekim TV’den hatırlıyorum, daha seneler önce bize hasta göndermeye başlamışlardı.

    Kadınlar daha fazla okuyup dışarıda çalışmaya kalktıkça her iş kolu böyle darbe almaya başlayacak. Ak Parti bu hususta kendine çeki düzen vermeli, Türkiye’nin ekonomisini ve ailelerin huzurunu bu beladan korumalıdır. Zaten belli bir süre sonunda çalışmayı bırakacak olan ve çoğunlukla ev geçindirmek gibi bir dertleri olmayan kadınlar lehine eğitim ve iş alanında negatif (evet, pozitif değil, negatif) ayırımcılık yapacağına, ömür boyu ev geçindirmeleri gerekecek olan erkekleri eğitim, iş ve aş sahibi yapmaya yönelmelidir. Ülkenin geleceği, ailelerin mutluluğu ve huzuru, insanlığın selameti bundadır.

    İzah ettiğimiz üzere, birileri eğitim ve iş alanında “pozitif ayırımcılığa” ihtiyaç duyuyorsa bu kadınlar değil erkeklerdir. Kadınlar lehine bu iki alanda yapılan ayırımcılık basbayağı negatif üstü negatif ayırımcılıktır. Batılılara ve feminist kadınlara centilmen erkek gibi görünmeye çalışan yöneticilerimize ve ucuza çalışmaya her zaman razı olan kadınlar sayesinde zenginliklerine zenginlik katmak isteyen patron kesimine Allah teala akıl, fikir, insaf, merhamet, insanlık nasib etsin, onları bu zalimane, cahilane yollarından kurtarsın. Âmîn.

    • dilruba diyor ki:

      kadınlara pozitif ayrımcılık yapıldığını düşünmüyorum başta.bir sürü haksızlığa uğruyorlar iş alımlarında özellikle de tesettürlü bir bayansa.mesela kendiniz dediniz daha düşük maaşla çalışmaya razı oluyorlar diye.niye razı olsunlar bunu düşündünüz mü hiç.aynı mevkide çalıştığınız erkekten daha düşük bir maaş öneriliyor size bu normal bişey mi?pozitif ayrımcıılık bunun neresinde sizce?sizce kadınlar nolur beni işe alın erkeklerden daha düşük maaşa çalışmaya razıyım mı diyorlar işverenlerine?daha düşük maaş önerilmesi başlı başına bir haksızlık değil mi.

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Kadınlar düşük maaşla çalışmaya razı oluyorlar, çünkü eve ekmek getiren bir kocaları zaten var! Onlar bu şekilde piyasayı düşürdüklerinde olan erkeklere oluyor, onlar da düşük maaşa çalışmak zorunda kalıyorlar, zira onlar çalışmazsa, kocası zaten çalışan ve ev geçindirme derdi olmayan bir kadın koşa koşa o maaşı kabul edecek.

        • dilruba diyor ki:

          bakın en başta yanlışınız şurda.maaşı iş arayan insan önermez işveren önerir.eğer işveren dur bu kadın ben buna daha az maaş önereyim kesin kabul eder derse burda suç kadında değildir işverendedir.mesela kadının vasıflarının değeri aslında 2000 lira olsun.iş görüşmesine gittiği yer ona 1000 lira önersin.tabiki başta kabul etmeyecektir kendi değerini biliyorsa.ama bütün işyerlerinin ona kadın olduğu için 1000 lira önerdiğini düşünün.kabul etmek zorunda kalacaktır.burda suçu nasıl kadına yüklersiniz anlamıyorum.sonuçta kimse kendi maaşını belirlemiyor yada ben daha düşük ücrete de çalışırım erkekler yerine beni al da demiyorlar.
          tesettürlü kadınların ise işleri daha zor.çalışma ortamlarının uygun olduğu islami! yerlere başvuruyorlar.işverenler de zaten başka yerde çalışamaz diyerek daha düşük ücretler sunuyorlar.bu kadınlar ya uygun ortamda çalışmak için kendilerine yapılan haksızlığı sineye çekicekler yada daha adil maaş alacakları tabiri caizse karşı mahallenin şirketlerinde çalışacaklar.bu ikilemi yaşayanlardan biri de belki tanıyorsunuzdur turbanliikoncandır.

          piyasayı tek düşüren kadınlar değildir.sizinle aynı mesleği yapan ama sizden daha az vasıflı olan insanlar da piyasayı düşürür.mesela ben programlamayla uğraşıyorum bunun üniversitesini okuyorum.bilen bilir hemen hemen bütün mühendisler az buçuk programlama öğrenirler eğitimleri boyunca.ama bizim öğrendiğimizin %20sini öğrenirler belki.işverenler kaliteyi görmezler daha düşük ücretle bu insanları çalıştırırlar.bu insanlar piyasayı düşürmüş olurlar.ama ben buna haksızlık yapılıyor diye sızlanmam mümkün değil.sonuçta biliyorum ki daha az vasıflı bir insana değeri kadar ücret veriliyor.
          şimdi dönelim diğer duruma.birinde daha az vasıflı bir insana daha az maaş veriliyor, diğerinde aynı değere sahip iki insanın kadın olanına daha az maaş veriliyor.ben haksızlık yapılıyor diyorum siz kadını suçluyorsunuz.benim haksızlık algım mı yanlış yoksa sizin basiretiniz mi bağlanmış anlayamadım

          • kevser diyor ki:

            herkes kendi açısından olaya baktığı müddetçe,kimsenin basireti çözülmeyecek!

        • gdr diyor ki:

          kadın diye 1000 lira önerecektir çünkü ;

          -evlendiğinde işi bırakabilir
          -hamile kaldığında aylarca iş performansı düşer,son 1-2 ay kala mecbur bırakacaktır.Doğumdan sonra en az 6 ay olmayacaktır yani totalde 1,5-2 sene iş kaybı
          -”Özel günler”i nedeniyle kişinin iş veriminin düşüşü
          -Fiziki özellikleri nedeniyle her işe koşturamayacak olması
          -Devletin vermiş olduğu ”kadın çalıştırın ben 1 sene sigortasını ödeyeceğim” teşviki nedeniyle kadın işçi talebinin patlama yapması,talebin çoğalması neticesinde kadınların birbirlerinin piyasasını düşürmesi
          -İşsiz bir erkeğin konumu ile işsiz bir kadının konumu arasındaki fark
          -Kendisi ile aynı statüde olan erkek işsizler

          ve istesenizde istemesenizde
          -iş olsunda isterse ederimin yarısına bile çalışrım zihniyeti (biz böyle neleri gördük gözlerimizemi inanacağız gerçekle alakasız çıkarımlara mı? )

          • gdr diyor ki:

            birde unuttum elbette

            -iş olsunda kaça olursa olsun isteğini kamçılayan ”kendini ispat” hırsı

          • dilruba diyor ki:

            1670li yıllarda Bursa’da dokuma tezgahlarının yarısı kadınlara aittir ancak lonca üyesi olamazlar zorluklarla karşılaşırlar.babalarından intikal eden üyeliklerini de baskılar sonucu satmak durumunda kalırlar.Ürettikleri malları pazarda satmak isterler ancak erkekler tarafından haksız rekabete sebep olmakla suçlanırlar.Bu kadınlara Gaytancı denir denir ve bu kadınlardan sekizi ipek tüccarları loncası üyesi Kazalar tarafından haksız rekabete sebep olma gerekçesiyle mahkemeye verilir.Ancak sultanın şehirde rahatsız edilmeden dolaşacakları ve istedikleri pazarda ürünlerini satabilecekleri hususunda fermanı vardır ve mahkeme Gaytancılara mallarını serbestçe piyasaya sürme imkanı tanır.Lonca bu sefer lonca üyesi olan esnafın pazarında satış yaptıklarını kadınların da loncanın vergi yükünü paylaşmaları gerektiğini ileri sürerek mahkemeye verir.Fakat kadınların vergi mükellefiyeti yoktur ve mahkemeyi kazanırlar.17. yüzyılda kadınlar haksızlığa uğrayıp bu haksızlık üzerinden haksızlık ettiklerine dair suçlanmışlardı.21. yüzyılda da durum fazla değişmemiş.

    • kevser diyor ki:

      iş ortamlarının ne menem yerler olduğunu biliyorsunuz malum.acaba kadınlar her halükarda rahat olan ev hanımlığını bırakıpta niye bu şartlara razı oluyorlar?bunu hiç düşündünüz mü?iş yerlerinden kimse hazzetmiyor zaten,bir kadın güllük gülistanlık ev hanımlığını bırakıp neden çalışsın ki?çevre dedikodusu,evin erkeğinin beş kuruşu bile başa kakması olabilir mi acaba?siz kadınları dövün,itin,kakın ondan sonra da niye çalışmak istiyorlar ki deyin.erkeğin şiddetini,”kadınların erkekleşmesine”bağlayacaksanız,benim okuma yazma bilmeyen munis,şefkat dolu,çalışma hayatını bilmeyen anneannem neden dedemden dayak yiyiyordu acaba?

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Elbette istisnalar vardır, ama benim gördüğüm kadarıyla bir erkeğin eve getirdiği parayı karısının başına kakması genellikle kadının dırdırından bunalması sonucunda, bir savunma mekanizması olarak gelişir. :)

        • kevser diyor ki:

          peki kadın,sizin şu söylediğiniz”dırdır”ı yapmayınca,tepkisini nasıl belli edecek?kaş göz işaretiyle,el kol hareketiyle,hiç ağzını açmadan yaşasa olur mu?valla siz erkeklerde nasıl bi savunma mekanizması varsa,her daim aktif,harekete geçmeye hazır.yani nasıl bi savunma mekanizmasıdır anlayamadım gitti

        • kevser diyor ki:

          ben “erkeğin kendini savunmak için getirdiği parayı başa kakması”fikrine pek katılmıyorum…çünkü karısı öyle olmadığı halde bunu başa kakan erkekler yine var.eve para getirmeyi LÜTUF sayan erkekler var.o zaman kadında diyecek bende ev hanımlığı yapıyorum bu da lütuf.sizin dediğinize göre o zaman,kadında kendini savunmak için ÇALIŞMA yöntemine başvurmalı.ayrıca şunu anlamıyorum:güçlü olan taraf erkekse neden kendinden daha güçsüz olan bir varlık olan “kadın”dan kendini koruma ihtiyacı hissedip,savunma mekanizması geliştiriyor?kadın HZ.ADEM’in kaburga kemiğinden yaratıldı,yani eğri,düzeltmeye kalkmayın kırılır,erkekte dümdüz dür,şekil vermeye kalktınmı pat diye kırılır.şimdi deniyor,günümüzde kadınlar şöyle böyle diye.bence tek fark;kadınlar,eskiden kendine yapılan bir haksızlığı sineye çekip yutuyordu.yoksa kadının çalışması çalışmaması falan faso fiso…ama şimdiki kadınlar,erkeklerin en ufak bir hatasını yutmuyor,hemen söylüyor.bu yüzden kadına karşı şiddet eskiye oranla,”cinayet”le daha fazla sonuçlanır oldu.yoksa,eskiden de kadın şiddet görüyordu,ama şimdiki gibi baş kaldırma,eleştirme yoktu.demek ki,erkeklerin düz olan yaratılışına ŞEKİL VERMEYE ÇALIŞMAK,değiştirmeye çalışmak anlamsız!kadınların da yaratılıştan getirdiği özellikler olan biraz fazla konuşmak,çeneye düşkün olmak gibi özelliklerini DÜZELTMEYE çalışmakkkkkkkkk anlamsız.yani bir erkek,karısının dırdırına tepki vermek yerine sineye çeksin demiyorum ama savunma mekanizması geliştirmesine de anlam veremiyorum.herşey daha sarpa sarar gibi sanki öyle yapınca.çünkü kadın bu sefer mesleğine başvuracak.çalışan bayanlarda eşime minnet etmem duygusu var,çünkü eşi ona anlayış ve sevgi vermiyor.(kocası tarafından sevilmeyen kadınların alışveriş ve maddiyat düşkünü olması meselesi!etrafıma baktığımda gerçektende SEVİLMEYEN kadınların alışverişe boğulduğunu görüyorum.)yani bir erkek karısını sevse,karısı zaten maddiyata da önem vermemesi sonucu çalışmak istemeyecek.şimdi diyeceksiniz ki,kadınlarda o zaman bize sevdirsin kendini….ama ya o kadının doğuştan yeteneği oysa,yani karşı tarafı etkileme kabiliyeti o kadarsa?o zaman ne olacak?

          • gdr diyor ki:

            Çalışan kadınların kimseye minnet etmeme nedeni olan,”eşi ona anlayış ve sevgi vermiyor.” cümlesindeki sevgi ve anlayışın ;

            -nerde başlayıp nerede bittiğini
            -Ucunun açık olup olmadığın
            -her gün kişilerin zaaflarına oynayan modernizm’in içinde bu değerlerin sabit mi yoksa değişken mi olduğunu

            anlatabilirmisiniz?

            Her karısını seven erkeğin karısı maddiyatı gözden çıkarırmı ? Yada sadece sevgi,anlayış,ilgi-alaka günümüz kadınına yetiyor mu?

            Bazı şeylerin itirafı zor olabilir.

          • kevser diyor ki:

            kadınlar maddiyata hayır demez.niye?çünkü kocasına kendini beğendirmek için para gerek.

            şöyle,akşama önüne yiyecek olarak taş koyamam dimi?güzelce lezzetli yemek yapmam lazım eşime,e buda bedava parasız olacak bişey değil dimi?mesela benim,kozmetiğe boya badanaya parfüme kreme aşırı düşkünlüğüm vardır.bunun için ne gerek:para.kozmetiğe düşkünüm çünkü eşime kendimi beğendirmek isterim.Yaradan bu fıtratta yaratmış.
            her bayanında bu tür şeylere zaafı vardır,çünkü kocasına kendini beğendirmek ister.bazıları kendine mani olamaz dışarı çıkarken de makyaj yapar,bazısı da sadece eşinin yanında öyledir.
            yani demek istediğim,kadının paraya düşkünlüğü bile,eşi onu beğensin diyedir.ben şayet evlenirsem,ayrı evde oturmak öncelikli tercihimdir.neden?çünkü eşimle sevgi ve muhabbeti rahatça yaşayamam diye düşünürüm kaynanamın ve kayınpederimin yanında.eşimle duygusal bağ kurmam zor olur diye korktuğumdan ayrı ev taleb ederim.en azından benim böyle birşey taleb etme nedenim budur:eşimle muhabbet kuramamaktan korkmak…

          • kevser diyor ki:

            elinden gelse 5 tane hanımla nikahlanma potansiyeline sahip erkek doyumsuzluğunu nereye koyalım o zaman?yere mi göğe mi?nereye?

  13. Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Ali Bulaç ne demişti? İşte tartışılan gündem olan sözleri:

    Bence prensip olarak –dinî öğretinin tamamından ve beşeriyetin her bölgesinde ve din havzasında gözlenen örfünden anladığım kadarıyla- kadının birinci görevi annelik ve ev hanımlığıdır. Zaruret varsa iş piyasasında öncelikle onun emeğini hak edecek kadar ücretle istihdam edilmesi gerekir. Liberal kapitalist piyasa ise kadını farklı çerçevede evin dışına çıkmaya zorluyor; anneliği ve ev hanımlığını itibarsızlaştırıyor; pozitif ayrımcılıkla kadın yuva kurmuyor; erkekler bu şekilde kışkırtılmış kadınlarla evlenmek istemiyor; sonuçta olan yine kadına oluyor. Birkaç tanesinin iyi durumuna karşılık yüz binlercesi iş-aş peşinde koşturuyor, yalnızlık içinde hayatını sürdürüyor, bir süre sonra saçını başını yoluyor ama iş işten geçiyor. Erkeğin fıtrî rolünü kaybetmesi onu kadına karşı acımasız şiddete, vahşi cinayetlere sürüklüyor, sonunda kadın devlete sığınıp kendini devletleştiriyor. Şimdi devlet her eve polis tayin edecek hale geldi. Bu çıkar yol değil ama ailede meydana getirdiği tahribattan iktidarı uyandıracak sesler maalesef kısık. Madem bizim kadınlar da bu modern tecrübeyi yaşamakta çok kararlı, yemekte oldukları “acı meyve”nin sonucunu beklemekten başka çare yok.

    yazının tamamı için link:
    http://www.zaman.com.tr/basortulu-aday-yoksa-oy-da-yok/2040305.html

    Not:ayrıca saygı değer sema hanım siz ve sizin gibi akl-ı selim sahibi yazarlarıda Ali bulaça karşı başlatılan linç kampanyası nedeniyle Sayın Bulaça destek olmanızı ve bu hususta destekler mahiyette yeni yazı bekliyoruz…

    • tugbaakbeyinan diyor ki:

      bence Ali Bulaç’ın da sizin de göremediğiniz bir husus var.Çalışma konusunda baktığınız nokta fazlaca takılı kalmışsınız hissi uyandırıyor.insan sizi okuyunca çalışan hanımların sizin hakkınızı yediğini düşündüğünüze filan inanıyor.Ali Bulaç’ın söylediklerini anlasam da kadının erkekleşmesi yalnızca çalışma hayatıyla olan bir durum değil ki,öyle olsa biz son derece kadınsı ailellerin içinde büyürdük, geçmişte çalışma oranına bakarsak. Bir de önemli husus şuki, yıllarca başörtülü olarak okula gitmesini istediğiniz hanımların çalışma isteği olacağını hiç düşünmediniz mi?Ali bulaç ‘ta kızını üniversiteye gönderdi, belki siz de göndereceksiniz. Eğitim hayatında bu denli yer almış hanımlar elbette akabinde çalışmak isteyecekler.Kaldı ki kızlarını zbaşörtülülerini açmaları pahasına zorla okula gönderen babalar da tanıyorum ben.
      Böyle mesele sadece kadının çalışmasıymış gibi tek bir pencereden bakınca bunu hanımlar her defasında hayatlarına müdahale gibi algılıyor.( ha bu konuda ne derece haklılar konuşulabilir elbet) ama böyle yalnızca sonuçla ilgilenildiği sürece , bir arpa boyu yol alınmayacak.ayrfıca yirmi sekiz şubat süreci sebebiyle üniversiteden ayrılmış biri olarak yazıyorum tüm bunları, o da aynı müdahalenin olduğu bir ödönemdi.Neler yaşadığımızı biz biliriz.
      Sema Hanım’ı bilmiyorum ama ben Ali Bulaç’ın son yazısını tutarlı bulmadığım için destekler mahiyette yazı yazamayacağım:)

      • gdr diyor ki:

        Çalışmak için, para kazanmak için değilde sırf ”kaliteli” insan olmak,o kaliteye uygun nesiller yetiştirmek,ilmini para kazanmadan hayır için toplumla paylaşmak için okula gidilemiyormu tuğba hanım?

        Toplumu inşaanın start verildiği yer aile. Çalışan kadının durumunu buradan ele almak gerek.Ne Ali Bulaç’ın ne benim nede diğerlerinin ”kadınların elimizden ekmeğimizi alma korkusu” yok merak etmeyin. Site yazarı olarak daha derinlikli cevap vermenizi beklerdim. Kadınların çalışma bahsi açıldığında çalışma taraftarı olanlardan ataerkil(!)erkeklere karşı monolitik olarak verilen iki cevap var;

        1)Biz çok başarılı ve zeki olduğumuz için erkekler bizi kıskanıyor
        2)Dolayısıyla elimizde diplomamız olduğunda iş’i biz kaparız diye korkuyorlar ( siz bu ikincisini söylüyorsunuz,1.sinede katılıyormusunuz siz yazarsınız artık)

        Şayet iki kelam dahi etmeden her seferinde lince tabi tutulan Ali Bulaç’a biraz şans verilse belkide sizinde destekleyebileceğiniz taraflardan konuyu açacak ama….

        Kendisinin evvelki sene ”başörtülü aday varsa oy yok” yazısında vurgu yaptığı İYİ SAATTE OLSUNLAR ÇETESİ her defasında öyle gürültü koparıyor ki insan sormadan edemiyor;

        Acaba hem tesettürlü olup hemde kapitalist piyasa düzeninde yer almanın imkansız olduğu göründüğünden ve yaşandığından vicdanlarda paranın kısmen bastırabildiği suçluluk duygusu böyle aleni-aşikarane ve korkmadan(ne yalan söyleyeyim Ali Bulaç’ın yaptığı cesaret işi) teşhir edildiğinden mi bazıları deliye dönüyor?

        • tugbaakbeyinan diyor ki:

          baştaki cümleniz Türkiye’deki eğitim sistemi için pek mümkün gözükmüyor bence.Allah aşknıza fizik, sosyoloji, mühendislik okumuş biri için buu nasıl öngerebiliriz.Eğer eğitim sistemimiz gerçekten insan yetiştirme üzerine inaşşa edilseydi böyle bir şey mümkün olabilirdi.zaten en başından itibaren bir şey olmaya yalnızca öğretimle sahipolabileceğiniz bir sistem de bunarı konuşmak kadınlar içinde pek gerçekçi durmuyor.
          Derda’nın yorumlarına katılıyorum. Kadın çalışmasın olumsuz cümlesi yerine erkekler yalnızca çalışmayan ve karışyerinden çocuk yetiştirmek için vazgeçen kadınları olumlayıcı cümleler kursalar bile yeter.insan psikoloji düşünüldüğünde bu seçenek çok daha insani olacaktır.

          • gdr diyor ki:

            Sorun zaten sizin söylediğiniz üzere suyun akışının baştan yanlış tarafa verilmesi ile kaynaklı.DPT(Devlet Planlama Teşkilatı) denen kurum maaş bordrolarını hazırlayan mutemet zihniyetinden çıkıp sosyoloji-Psikoloji biliminide kullanarak içindeki toplumun 5-10-15-50 sene sonrasını planlayacak kalibreye gelmedikçe bu durum sürecektir.(Önümüzde fabirkaya gönderecek işçi bulamayan,yaşlısına baktıracak hizmetçi dahi bulamayan Batı örneğide var,bir devlet bu kadarmı kör olur!)

            Ama birşeylerin değişmesini beklemek için illaki devletin değişmesinimi beklemek gerek? STK niye var, aile niye var,birey zihniyetine yönelme dediğimiz çalışma neden yapılır ki? Bu sitenin bile yayımlanma amacı birnevi STK görevi görmek değil midir?

            Burada yazı yazan erkeklerin gördüğüm kadarıyla %90′ı çalışmayan kadınları olumluyor.Mikro ölçekte bakın bakalım ;bu olumlama çalışma taraftarı kadınlar tarafından ne kadar benimseniyor?

            ”Çalışmayan kadına ne kadar,ne değer veriliyor ki?” lafını ettiren hep erkek egosumudur,bencilliğimidir?

          • kevser diyor ki:

            (Burada yazı yazan erkeklerin gördüğüm kadarıyla %90′ı çalışmayan kadınları olumluyor.Mikro ölçekte bakın bakalım ;bu olumlama çalışma taraftarı kadınlar tarafından ne kadar benimseniyor?)

            Peki bu sitede yazan erkekler,türk toplumunun yüzde kaçı acaba?(yüzde 0.1/yüzde 1 ?)ben yutdışında yaşıyorum heraldeki,etrafımda bir tane bile böyle düşünen göremedim.

          • gdr diyor ki:

            mikro ölçekte bakın dedin kardeşim zaten, ”MİKRO ÖLÇEKTE”.

            heyecan yapmayın :)

          • kevser diyor ki:

            bende sizin dediğiniz şu MİKRO ÖLÇEğin,türkiye genelindeki MAKRO ÖLÇEĞE ne kadar uyduğunu(!)anlatmak istedim zaten..bu sitenin MAKRO ÖLÇEK olamayacağı çok açık zaten

          • gdr diyor ki:

            bir yere birşey uydurmaya çalışmıyoruz muhterem kardeş sadece buradaki yazışmaları kıstas alarak değerlendirmenizi yapınız dedim.

            Sitenin okunma sayısını,okuyanların niteliğini ve toplumun yüzde kaçını oluşturduğunu siz herkesten fazla biliyor olmalısınız ki MAKRO ÖLÇEĞE uymadığını söylüyorsunuz.

            Zannedersem sizim MAKRO ÖLÇEĞİNİZ için çevrenizdeki ”kadın çalışmalıdır”sıncı erkeklerden ibaret. :)

      • derda diyor ki:

        Benim kafama takılan konu şu; hadi dindar kadınlar evlerine döndüler.Onların yerine erkekler mi işe alınacak,hayır.Onların yerine belki tam başka zihniyette,dindarlara kök söktürecek,dinazor kadınlar gelecek.Bu mu bizim istediğimiz.Kadınları eve göndermenin sonuçları üzerinde hiç düşündük mü.Ben şahsen çocuğumun öğretmeni illa kadın olacaksa ,dindar bir kadın olmasını isterim.Üniversitelerde,devlet dairelerinde işler hep insan kaynaklı yürüyor.Erkekler bu alanları doldurmaya yetecekmi,hayır.Bütüün kadınları evlerine yollayabilecekmiyiz,bu devlet politikası haline gelebilir mi,hayır.Öyleyse daha realist düşünmeliyiz.Çalışmayı bir hayat tarzı haline getirmek isteyen kadın,bırakın çalışsın.Zaten sonuçlarına da katlanıyor.Ama ev hanımlığının itibarı da iade edilsin,çocuklarına bakabilmek için işinden ayrılan(belki kariyerinden vazgeçen kadın) el üstünde tutulsun.Ev hanımları-eğer gerekiyorsa-ekonomik olarak desteklensin ki,çalışmak istemeyen kadınlar da rahat rahat evlerine dönsünler.Ali Bulaç belki haklı,ama bu mesele kadınlar evlerien dönsünler demekle halledilebilecek bir mesele olmaktan çoktan çıktı.

        • dilruba diyor ki:

          öncelikle çalışan kadınlar ve çalışmayan kadınlar arasındaki kavga bir son bulsun.iki grup da sürekli diğerini kötüler vaziyette.önce kadınlar herkesin kendi tercihlerini yaşadığını kabullenmeli kendi yaşam tarzını başkasına diretmemeli.bu durum erkekleri de etkiliyor çalışan kadınlar çoğu erkeği evhanımlarının daha değersiz olduğuna ikna etti sanırım.o yüzden önce biz kadınlar arasında barışmalıyız tabi bunun yolu da kendimizle barışmak.çalışan kadın evhanımlarının vaktini kıskanıyor evhanımları da çalışan kadınların amaçlarını kıskanıyor belki de.bunun yerine kendi hayatıyla mutlu olmalı.

          diğer yandan diyelim ki bütün kadınlar evlerine döndü.sadece erkeklere ait alanların nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz.örneğin şuan sadece erkeklerin çalıştığı şantiyeler nasıl?kadınlar oraya girebilir mi gönül rahatlığıyla, giremez.hadi şantiyede kadının işi ne diyebiliriz doğru, ama bütün kurumların birer birer şantiyeye dönüştüğünü düşünün.karakola girdiğimizde koca bina içindeki tek bayan biz olucaz belki de.yada bir hastaneye gittiğimizde bütün doktorlar erkek olucak.kızlarımız sadece erkek öğretmenlerin elinde büyüyecekler.okulda hassas bir durumla karşılaşsa yardım isteyebileceği bayan öğretmen olmayacak.yada çocuklarımızın durumunu öğrenmek için okula gittiğimizde öğretmenler odasındaki tek kadın biz olucaz. hangi kadın kendini rahat hissedebilir bu durumda?

          en makul çözüm anne için de baba için de çalışma hayatını aile hayatına uygun bir hale getirmek.çalışma saatlerini azaltıp verimi arttırmak amaçlanabilir.işyerlerinde geçirilen vaktin çoğu boş vakit laklakla veya ofis oyunları oynamakla geçiriliyor, özellikle plaza çalışanları.yurtdışında bazı günler işyerine çocukları getirebiliyorsunuz bence çok güzel bir uygulama.yada her işyerine revir gibi kreş açma zorunluluğu getirebilirler.kadınlara yarım gün çalışma hakkı getirilebilir.yapılabilecek çok şey var aslında.

          daha önce çalışan kadınların o işi alabilecek erkeklerin hakkına girdiği vs söylenmişti.eğer bu kadın çalışmayacak olsa sadece üniversitede okusa diplomayı evde duvarına assa o diplomayı alıp iyi biyerde çalışabilecek erkeğin hakkına girmiş olmuyo mu aynı bakış açısıyla.sonuçta diplomasız kolay meslek bulunmuyor ve üniversitelerde belli sayıda insan alıyor her bölüme.o kontenjanı doldurarak onun yerine okuyup iş güç sahibi olabilecek erkeğin yerini işgal etmiyor mu bu düşünce tarzıyla.dahası devletin parasıyla yıllarca okuyup karşılığını vermeyince devletin de hakkına girmiş olmaz mı?(ben böyle düşünmüyorum ama eğer bu bakış açısıyla bakıyorsak böyle düşünmemiz gerekir)

        • gdr diyor ki:

          Gidenlerin yeri dolacaktır meraklanmayın.Hem bütün alanlardan kadınların atılması diye birşeyde sözkonusu olamaz,ihtiyaç olan alanlarda pekala alım yapılmalıdır.Lakin saat ve işyükü ayarlanmalı,çalışanların evlerine ve kendisine zaman kalabilmelidir.

          Ama sorunuzda ters giden birşeyler var.Diyorsunuz ki bizler çalışmasak o alanı dindar olmayanlar dolduracak! Ali Bulaç ve benzerleride diyorki sizler çalışmaya başladığınızda birsüre sonra ”siz” olarak kalmıyorsunuz ”onlar”a benzeşiyorsunuz.Üzerinizde taşıdığınız mütedeyyin kimliği nedeniylede bu dönüşüm sırf kişisel değil aile-toplum en nihayetinde din’de erozyonlaşma getiriyor,tehlike burada bilmem anlatabiliyormuyum?

          Bende sizin gibi düşünüyor çalışmak isteyen,para kazanmak isteyen, bilgi birikimini kişisel hedefleri için kullanmak isteyene karışılmasın diyorum.Bir ”bir-ey” olarak ne yaparlarsa yapsınlar umrumda değil.Ama lütfen evlenmesinler,çünkü gitgide milyonlara varan rakamlarla sabit örnekler gösteriyorki ” İki karpuz bir koltuğa sığmıyor ya yardan vazgeçin ya serden”…

          Aynı zamanda bu tür evliliklerin faturasıda diğer vatandaşlardan çıkıyor; O evlilik sayesinde saatli bombaya dönmüş insanlar (bunların işyerinde sosyal hayatta negatif etkilediği çevresi) ,O bozuk evliliğin neticesinde psikolojisi bozuk yarınların suç potansiyeli yüksek çocukları,niteliği düşen hatta yerlerde sürünen insan kalitesi ve bunların ardıl sonuçlarıyla hesap ettiğinizde çürüyen,kokuşan günümüz toplumu!

          Resme birazda geniş açıdan bakın.

          • kevser diyor ki:

            ben merak ettim de acaba neden herşeyin tek sorumlusu “kadın”olarak bakılıyor?

            bu ülkede,gelini çalışmayan gelin olunca oğlunun kazandığı ekmeği parayı gelininin başına vuran anneler var.kusura bakmayın kadında taş değil,insan.kırılıyor böyle yapınca.bugün çalışmayan kızlara bakın,onların çok güzel bir görüntüsü vardır.yani,anlatmak istediğim,herkesin elinde karşı tarafı bastırmak için mutlaka bir”güç”var.ama para ama fiziksellik.ben çalışmaya karar verdim.çünkü kimse kimseye acımıyor,merhamet etmiyor.hani kim diyor ki,”kızım sen bak ne güzel haramdan uzak durmaya çalışmışsın,evinde kalmışsın bravo!”bravo için yapmıyoruz tabi bunları,ama kaç tane erkek evde olan karısını el üstünde tutuyor,ona hazır yiyici gözüyle bakmıyor acaba?siz de bunun oranını söyleyin bize.söyleyinde bilelim.insanlar birbirine acımıyor,ben neden başkalarına acıyayım ki?hem siz bu düşüncelerinizi bu sitede duyuracağınıza,gidin aynı kurumda aynı ofiste çaşıltığınız modern,rahat,mini giyen bayanlara anlatın bunları.(tabi dinlerlerse)
            malum insanın fıtratında,”değer bulduğu mekanizmaya yönelme”diye birşey vardır!…..

          • kevser diyor ki:

            çalışmayan kadına ne kadar,ne değer veriliyor ki?

          • gdr diyor ki:

            @kevser

            Hayatınızı başkalarının beğenileri üzerinden şekillendiriyorsanız (siz bilirsiniz) nihai sonuçlarınada katlanacaksınız demektir.

            ”değer bulduğu mekanizmaya yönelme” yi yaptığınız her eylemin ardına koyarsanız bu ucu açık ve her istediğini yapmaya cevaz verecek olan mazaret(!)le Allah muhafaza hertürlü fenalığın içerisine girer üstelik bunuda vicdanınız rahatça savunursunuz. /bir sebebi olduğundan içki içen kimse ile hanımı yüz vermediği için zina yapan adamla yada kocası ilgi göstermediği için aldatan kadınla aynı haklı(!) mazerette buluşmak…Sanırım inançlı birinin başına gelebilecek en büyük felaket olmalı bu.

            Karısını hazır yiyici olarak gören adamların çoğalması, kocasıyla-erkeklerle rekabete sokulan, ev kadınlığını aşağılayan-değersizleştiren onu hiç birşey yapmadan evde kös kös oturan biri olarak simgeleştiren kökeni belli (yurtdışı) KADIN HAREKETLERİ’nin aktif olduğu yıllara paralel olarak başlamıştır.
            Başka bir yerde daha belirtttim ,şayet ev hanımlığının itibarı geri verilecekse bu erkekler eliyle değil kadınlar eliyle yaplacaktır. Çünkü kadınları piyasaya gönderende bir erkek aklıdır.Onun her türlü meziyetinden(bundan ne anlarsanız anlayın artık) faydalanmak en önemlisi kadına erişimi kolaylaştırmak için. Yine aynı merciilerden şimdi tam tersini yapmasını beklemek boşuna.

            İşyerimde -çevremdeki kimselerle konuşmaya gerek kalmaksızın dış ifadelerinden gözlemlediğim;aslında kendilerine ait olmayan bir yerde,fıtratlarına uymayan bir iş yaptıkları için mutsuz olduklarının yüzlerinden akıyor olması.
            Maddiyat hırsının içerisine atılmış bununla beraber din’i donanımı eksik birinin artık duymayan kulaklarına ”çalışmamanın faziletlerini” anlatacağıma tıpki dalda olgunlaşan meyvenin kendi kendine toprağa düşmesi gibi zamana bırakarak yani ”acı meyveyi yediklerini görerek” verdikleri tepkileri bizzat ölçüyorum elimden geldiğince.

            İlk 3 yılında atom karınca, malum reklamlardaki (çocukta yaparım kariyerde) sürati ve hırsı ile başdöndürenler sonraki zamanlarda 360 derece ağız değiştirerek ya istifalarını sunuyorlar yada yaptıları işede kendilerine lanet okutturarak kovuluyorlar.Aralarındaki en iyisi hergün söylenene söylenene gelen 55 yaş şafağı sayanlar… Onlarda bunca yılın ardından alacakları ”mükafatın” peşinde.

            Belkide soru sormam gereken tek grup onlar ; ”Bunca yıl kendini paraladığına değidimi ”diye.

            xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

            Çalışan kadına kimin ne değer verdiğini,verdikleri değerin onların güçten düştüklerindede sürüp sürmediğini yazsanızda Çalışmayan kadınların değersizliğini buradan ölçsek diyorum.

          • kevser diyor ki:

            @ gdr
            Ben hayatımı başkalarının beğenilerine göre inşa etmiyorum,çalışmakta istemiyorum.ama bu çevrede bu İMKANSIZ bişey.tamam iyi güzel bunları yazıyorsunuz paylaşıyorsunuz da,çalışmazsa kadın ne yiyecek?ona para nerden gelecek?(gökten heralde)hayatını nasıl idame ettirecek?bunu kimsenin konuştuğu yok…sadece kadının çalışmasının uygun olmadığını delilleriyle ileri sürüp savunuyorsunuz.ama bu kadın ne yiyecek,ne giyinecek buna değinen yok..
            Ayrıca,değer bulma mekanizması denen şeyi bana çevrem öğretti,ben onlardan öğrendim öyle olmayı.baktım ki iyi olmak hiç bi işe yaramıyo,sadece karşı tarafın seni sömürme mekanizması işlevini görür olmuş,hiçbi kıymeti yok,herkes sadece meseleye kendi çıkarı açısından bakıyor.yani bi şekilde sizde doğallıktan uzaklaşıyorsunuz.(bana belki çok güçsüz bi insan diyeceksiniz,ama güçle müçle alakası yok)

            çalışan bir kadın hasta olup güçten düştüğünde inanın çıkarcı çevre,ona hasta olan bir ev hanımına baktığından daha iyi bakıyor ve ilgi alaka gösteriyor.(malum altın yumurtlayan tavuğa iyi bakmak lazım,ilgi veya şefkatin göstermelik mi,içten mi olduğuna bakılmayan bi çağda yaşıyoruz)

            benim annem,ev hanımı hiç çalışmadı bugüne kadar,eltileri çalışan bayan!şimdi bizim aileye misafir gelecek oldumu hooop direk bizim eve.neden?annem ev hanımı,o hizmetçi sanki!çalışan bayanların içinde misafir ağırlayanını gördünüz mü?ben daha göremedim.işte bakın,çalışan kadınlarımız rahatsız edilmiyor,yorucu bi günün ardından bide misafir ağırlamasınlar dimi.iş ev hanımı olana düşsün,köle gibi çalışsın.diğer hanım gibi,”çalışıyorum”bahanesi de yok nasıl olsa.

          • gdr diyor ki:

            @kevser

            Karşılıklı polemiğe dönüşmesin iş lakin;

            -”Ben hayatımı başkalarının beğenilerine göre inşa etmiyorum” diye başlayıp hemen akabinde

            -”bu çevrede bu İMKANSIZ(….), (…)benim annem,ev hanımı hiç çalışmadı bugüne kadar,eltileri çalışan bayan!şimdi bizim aileye misafir gelecek oldumu hooop direk bizim eve.neden?annem ev hanımı,o hizmetçi sanki!çalışan bayanların içinde misafir ağırlayanını gördünüz mü?ben daha göremedim.işte bakın,çalışan kadınlarımız rahatsız edilmiyor,yorucu bi günün ardından bide misafir ağırlamasınla(…..)”

            diye devam eden ve ilk cümlesinde tasvir ettiği kendi kişilik özelliğini 1 satır sonra tekzip eden bahaneler silsilesi yazınız yapılan çok şeylerin ”haklı nedeni” olarak bazıları için bir anlam ifade edebilir ama toplum-aile-din ekseninde yaratılmaya çalışan/yaratılan çürümenin özrü olamaz bu bilinmeli.

            Çalışan bir kadına altın yumurtlayan tavuğu koruma içgüdüsüyle bakıldığını söylüyorsunuz ama bunu karşı tarafı kısır,verimsiz tavuk olarak tanımlayarak yapıyorsunuz farkında olmadan.(haklısınız çünkü bilinçaltları böyle inşaa ediliyor) Bu zihinyete göre maddi karşılığı olmayan hiçbir şey insanlar tarafından yapılmıyor/yapılamaz.
            Ev hanımları hastalandığında ona bakan,şefkat gösteren kimsenin derdide TAVUĞUN YUMURTADAN KESİLMESİ midir sizce?

            Yada şöyle soralım; Ana babasını düşkün evlerine terk edenlerin çocuklukları ”değer mekanizmalarını haz/güç/para merkezlerine yönelten”lermidir yoksa tam tersi istikamette olanlarmıdır?

            Çok keskin konuşanların güvendikleri tek şey 5 dk sonra ölerek yada hastalanarak kaybedebilecekleri gençlikleri.Orta yaşlılık,yaşlılık safhasında ne olacağına neleri kaybedeceğine dair bir tahayyülleri yok.Slogana uygun bir yaşam bu; ”Genç yaşa genç öl,yaşlanarak rezil olma!”

            Teorik/pratik dökülmeye, kıyamete kadar kaybetmeye mahkum bir akıl yürütmenin taraftar bulabilmesinin derdlerini yaşamaya devam edeceğiz anlaşılan :(

          • kevser diyor ki:

            bakınız;ben gerçekten çalışmak İSTEMİYORUM….çalışmaya da BAYILMIYORUM..Ayrıca,sırf değer bulduğum şey uğruna,eşinden umduğu ilgiyi bulamayınca zina etmeye kalkacak veya bir sebebi olduğundan içkiye başlayacak kadar,bu tür şeylere başvuracak kadar karaktersiz,kişiliksiz olduğumu düşünmüyorum.bende isterim,oh ne güzel evinde otur sıcak yemeğini koy,çay demle.sıcacık bi yuvan olsun.hanım ol,anne ol.(bunlar için sadece sizin değil,karşınızdaki insanın da sağlam zihniyette olması lazım)ama gelin görün ki,nedense ben böyle bu tarz bayanların karma eğitim karma çalışma ortamına bu derece karşı çıkan,bu fikirlerde düşünen erkek/bayan bir Allahın kulunu gerçek hayatımda göremiyorum.hiçbir bayan halinden şikayetçi değil,bu sitede yazan bayanlar gibi;çalıştığı için ağlayan yok,veya bu tür düşüncede olan bunları savunan erkekte görmedim ben gerçek hayatımda.kadının fıtratının ev,aş olduğunu,bunlarla uğraşmak olduğunu bana siz değil,fıtratım söylüyor zaten!..insanların değer arayışını yok sayıyorsanız,o zaman siz neden evleneceğiniz hanımdan İTAAT ilgi,hanımlık bekliyorsunuz.yani demek istediğim,insanlar bir şekilde karşısındakinden ilgi bağlılık bekliyor dimi?he ben bunu evde olup görmüyorsam naparım?o zaman bende,”evde yokum kardeşim”derim.buna egoistlik deyin,sadistlik deyin narsistlik deyin ne derseniz deyin.madem değer arayışı geçerli bir sebep olarak gelmiyor,o zaman sizin bu “çalışmasınlar” tantananız niye?kadınlardan kadınlık görememek,birey ve toplum hepsinin birden ahlakının bozulması dimi?ben yaşlılığımda elimde,yığın günahla kalmak istemem tabi ki….

            ayrıca ve ayrıca,ben çalışan bireye altın yumurtlayan dediğimde,karşı tarafa kısır muamelesi yaptığımı düşünerek yazmadım.ki eğer böyle bir zihniyetin ürünü anlayış varsa,benden uzak dursun!ben sadece bazı çıkarcı,mal dünya iştahı olan insanların,o kişilere o gözle baktığını gözlemlediğim için o örneği verdim.

            bende dilerim tabi,iş hayatına bulaşmamayı,fıtratımın gereğini yapmayı,ama benim size söylemeye çalıştığım şey şuydu:fıtratımın gereğini yapabileceğim,ortaya dökebileceğim bir ortam,çevre,mekan daha göremedim,bunu uygulamaya koyabileceğim bir yaşam alanı bulamıyorum henüz dedim

          • kevser diyor ki:

            (böyle bir zihniyetin ürünü anlayış varsa,benden uzak dursun!)
            benden uzak dursun derken,bana o bakış açısıyla bakılmasın anlamında demedim,yani ben büyüklerime o gözle bakmam benden uzak dursun anlamında dedim.yanlış anlama olmaz inşallah

          • gdr diyor ki:

            ”değer bulduğun mekanizmaya yönelme” felsefesini sebep ne olursa olsun benimseyip mazur gösteren sizsiniz.Benim dediğim, şayet böyle bir zihniyete açık kapı bırakırsanız yarın öbürgün başka türlü durumların içerinisinede girmekte herhangi bir anormallik görmeyebilecek olmanızdı.Söylediklerimi, illaki ortak noktada buluştuğunuzu iddia ettiğim örnekler üzerinden almayın.Başka durumlarda olabilir.Olayı kişiselleştirmeden genel durum itibari ile değerlendirirseniz daha sağlıklı olur.

            Niyetinizin tersi bir ortamda bulunmanız ve istemediğiniz şeylere zorlanıyor olmanızdan dolayı üzgünüm.Allah gönlünüze göre verir inşallah. Ama her şeye iyi tarafındanda bakmak gerek;madem günümüz cinsiyet karması ve her türlü haram işlerin zeminine açık çalışma ortamına aileniz/çevreniz tarafından itiliyorsunuz öyleyse isteyerek yada istemeyerek girdiğiniz yanlışların vebalide işbu şahısların boynuna asılıyor demektir.Ne diyeyim,mangal gibi yürek varmış kendilerinde !

            Çalışan kadınların nelerinden şikayetçi olup olmadığını sözlerine bakarak veya popüler medya üzerinden okuma yaparak anlayamazsınız.

            1)”Sözlerinden anlayamazsınız” çünkü devir kendisini güçlü herşeye muktedir gösterme devri.Kadın kimliği iş yerlerine,kariyer durumlarına göre inşaa edilmekte.Kişinin kendi açmazlarını uluorta söylemesi demek iş ortamında en iyi dostu olsa bile teorikte vahşi kapitalist rekabette düşmanı(!) olan arkadaşına zaafını göstermek demektir. Siz en iyisi orta-uzun zaman diliminde hareketlerine,mimiklerine,iş performansına bakarak ölçün.(ki kadın olduğunuzdan dolayı yinede taraf olmanız doğal.Bu gözlemi en iyi bir erkek yapacaktır.Değerlendirmeleri okuyun öyleyse)

            2) ”Popüler medya üzerinden anlayamazsınız” çünkü zaten asıl proje merkezi orası.Cİnslerin biribirine kırdırıldığı,kapitalist rekabete uygun ”ucuz” işgücünün oluşturulduğu,kadınlara yönelik giyim,kozmetik,hazır gıda sektörlerinin satışlarını yükseltmek için zeminlerin hazırlandığı bir şer odağından şer’İ kaidelere uygun hangi kadın ahlakını öğreneceksiniz? Olsa Olsa (teşbihte hata olmaz) Modernizm Şeriatını öğrenirsiniz!

            Değer bulmayı cebindeki parayla sağlayacağını hatim etmiş başkada birşey bilmeyen birine TANTANA ediyor değilim,rahat olun.Maalesef Siz,özelde sizin genelde tüm kadınlarn ve erkeklerin değer yargılarının merkezine parayı ve tüketme gücünü koyanların neyi hedeflediğini anlayamıyor hala daha kişilerin bireysel yanlışları üzerinden ”yaptıklarıma isterseniz egositlik deyin isteseniz narsistlik deyin” diyerek hertürlü davranış bozukluğunu kabul etmeyi bile göze alarak savunma içerisine giriyorsunuz.Buradaki yazıların sizlere hiç bir yaptırım gücü yok.Okur,beğenmezseniz ”hadi ordan” der kapatır işinize bakarsınız. Ama burada bile böyle savunu içerisine giriyorsunuz.

            Şayet gerçek hayatta karşınıza maddi gücü yerinde ama çalışmanızı istemeyen biri çıksa tüm yazılarınızın başına besmele gibi yerleştirdğiniz ”Bende çalışmak istemiyorum,çalışmaya bayılmıyorum” ilkesine sahip çıkarmısınız yinede?

            Görünüşe göre HAYIR!

          • kevser diyor ki:

            (”Sözlerinden anlayamazsınız” çünkü devir kendisini güçlü herşeye muktedir gösterme devri…(………..)Kişinin kendi açmazlarını uluorta söylemesi demek iş ortamında en iyi dostu olsa bile teorikte vahşi kapitalist rekabette düşmanı(!) olan arkadaşına zaafını göstermek demektir. )

            işte iş ortamlarının soğuk yüzünde gözlemlediğim en belirgin şey!ben bir adamın zaafını gözünün içine bakar bakmaz anlıyorum,buna rağmen,”ben zaafımı belli etmem”lafzıyla ortalıkta kasılarak gezen tipleri görünce gülesim geliyor….sanki anlamadım zaafını!

            (Şayet gerçek hayatta karşınıza maddi gücü yerinde ama çalışmanızı istemeyen biri çıksa tüm yazılarınızın başına besmele gibi yerleştirdğiniz ”Bende çalışmak istemiyorum,çalışmaya bayılmıyorum” ilkesine sahip çıkarmısınız yinede?

            Görünüşe göre HAYIR!)

            öyle biri gelsin o zaman düşünürüz efendim,tabi varsa o dediğiniz gibi biri.merak ediyorum acaba benim durumumda şartlarımda olsanız siz ne yapacaktınız?bu ilkeye sıkı sıkıya sahip çıkmaya ne kadar direnebilecektiniz?para getirmeyeni insan olarak kabul etmiyorlar diyorum size,daha nasıl anlatabilirim?bu şartların içinde olan siz değilsiniz.insanların yüz çevirmesiyle karşılaşan siz değilsiniz.elbette bu tarz maddiyatı adeta İLAH yapmış insanlar beni ilgilendirmez.ama sizi evden atma durumları,istemediğiniz insanla evlendirme durumları ve en önemlisi,çalışmadığınız için değer görmeyip,sizi ilgilendirebilecek kararların bile size sorulmaması….ünüversite mezunu olduğunuz halde cahil muamelesi görmeniz..şimdi benim,bu tür insanların arasında “oturayımda iki kitap okuyayım dünyamı ahiretimi geliştireyim” gibi bişey söylemem abesle iştigal olmaz mı?ya da onlara,”aman efendim,çalışmamanın şu şu faziletleri varmış bakın”dememle taşa konuşmam arasında ne fark var?

          • gdr diyor ki:

            Burada konuyu genel itibari ile anlamlandırmaya çalışacağıma oturup kişisel sorunlarınıza derman olacak değilim.(kimsede olamaz zaten) O konuda üzgün olduğumu,Allahtan gönlünüze göre birini bulup yaşayabilmenizi niyaz etmiştim. Kimsenin kaderini hatta kendi kaderini bile değiştirmeye gücü yetemeyecek her fani gibi elden gelen budur zaten.

            Ama samimiyetinizle ile ilgili kuşkularımı söylemekte bir beis görmüyorum. Birbirine tezat ,birbirini yalanlayan cümleleriniz umarım sadece yazı hatalarından,kafakarışıklığınızdan veya çaresizliğinizden ibarettir.Şayet kişiliğiniz ile ilgili bir durumu yansıtıyorsa dualarınızın kabulü için değişimi kendinizden başlatmanız ve istediğiniz tarzda yaşamı gerçekten isteyip istemediğinizi sorgulamanız gerekiyor.

            Bazen olur ki kul dua etmedende hal ve hareketleri ile o şeyi istediğini belli eder ve Allah istediğini o na verir.Yaradanın niyetlerimizi/isteklerimizi bilebilmesi için duamıza ihtiyacı yok değilmi ? O kalplerdekini en iyi bilendir…

          • kevser diyor ki:

            herkesin niyetini tabiki de BİR BİLEN var….kimseye özel olarak derman olmanız da zaten beklenemez.ama olmuyormuş değil mi?oradaki ceket buraya bol geliyormuş…

            Herkes hayatını istediği ortamda yaşayamıyormuş,bazı şeylerde seçme şansımız yokmuş değil mi?herkes ister o dediğiniz gibi bi ortamda yaşamayı,lakin buna el vercek ortamı olmayan istisnalar kaidenizi bozamayacak olsada VARLAR.ben ne istediğimi biliyorum.buradaki savunu içerisindeki halim bile çaresizliğimi,kafamın karışık olduğunu(ki daha önce yazmıştım)gösteriyor.iyiniyet her zaman,yaşatılabilecek bir ortamı bulmuyor.merak etmeyin kimseden derman bulma gibi bi niyetim yok,sadece burada bunları savunan insanların bi nebze yardım yorumu yazabileceğini umdum.dedikleriniz yazdıklarınıza lafım yok.bunları,bu işin sakıncalarını anlatıp izah edebileceğim kimse de yok.napalım kader…

      • Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        tuğba hanım benide sayın bulaçı desteklemiyor olabilirsiniz size göre kadının çalışması konusuna çok takmış olabiliriz sayın bulaçta kızını ünv.teye göndermiş olabilir ama her ünv.okuyanın çalışması diyede birşey yok realitede…eskiden ünv okuyan kızların okuma gayeleriyle şimdiki kızların gayeleri arasında çok uçurumlar olduğu bir vakıadır..eskiden emri bil maruf nehyi anil münker için ilim için okumayı amaç edinen kızlarımız bugün koca eline bakmamak kendi ayakları üzerinde durma hayalleri ve gayeleriyle okuyorlarsa ve bu bizzat anneleri,teyzeleri vb.kendi hemcinsleri tarafından sürekli onlara aman kızım oku altın bileziğin olsun kolunda şeklinde telkin ediliyorsa ortada ciddi bir sosyolojik,psiklojik bir vakıa vardır demektir…

        haklısınız kızların okuması için başörtüsü için mücadele eden beyler bu kızların bir gün bu kadar okuduk boşunamı şimdide çalışmak istiyoruz taleplerini belkide iyice hesap edemediler! belkide okuyacak kızlarına okumanın gayesinin dışarıda çalışmak olmaması gerektiğini iyice belletemediler…bu konuda çok haklsıınız…ama her ne olduysa günler ayları aylar yılları kovaladı ve gelinen noktada artık kızların çoğu okuyor okumak istiyor çalışmak istiyor veya çalışıyor..yani bulaçın tabiriyle “Acı meyvayı” yiyorlar…

        peki kadının bu denli aniden sosyal hayatta çalışma hayatında bu denli aktif olmasının aileye olan toplumun ahlakına olan etkilerine bakacak olursak karşmıza hiçte müspet bir tablo çıkmıyor tuba hanım..zira istatiski bilgiler bize boşananların,aldatan yada aldatılanların,şiddete maruz kalanların çoğunun okumuş yada çalışan kadın kesimi olduğunu gösteriyor…o zaman bizde şu soruyu sormayı kendimize hak addederek diyoruz ki:”madem kadının çalışmasının aileye topluma nesile yeterince pozitif etkisi olmaktan ziyade kreş mahsulü çocukların yetişmesi misalinden bir çok negatif etkileri oluyor,yetmiyor kadın fıtratından kopuyor erkekleşiyor peki o halde kadınlar niye çalışıyor? bizim dinimizce,örfümüzce,kadim gelenek boyunca anladığımız sayın bulaçın dediği gibi kadının asli görevi annelik ve ev hanımlığıdır peki kadın asli görevlerini çiğneyip neden fuzuli işlerle uğraşıyor? neden hem kendini yarım hemde ailesini yarım bırakıyor bütün bunlara aldığı maaş değiyormu?

        ayrıca kadının annesi çevresi mahallesi neden sürekli baskı yapıp çalış çalış diye belki fıtratını dinleyip çalışmayacak kadınların çalışmasına sebebiyet veriyorlar? neden erkeklerimiz mutasyona uğradı bir ço erkek içinde çalışacak karısını kıskanmıyor ve onu bankamatik olarak görüyor erkeklerin anneleri ogullarına bankamatik gelin adayı bulmaya çalışıyorlar? bütün bu soruları cevaplayacak olan beyinler Ali bulaç tarzı sosyolojik zekaya toplumsal analiz yapmaya uygun beyinlerdir..işte bizde bu tür beyinlere yapılan linçlere karşı sessiz kalmayıp destek olalım diyoruz meramımız budur… mümin feraset sahibidir Peygamberimiz(s.a.v) buyuruyor bugün bu denli kadının sosyal hayata müdahil olmasının bir 10-15 yıl sonraki getirilerini götürülerini kimse hesap etmiyor herkes yangından mal kaçırır gibi kızını ülkenin öbür ucuna okumaya gönderiyor kızının çalışması için baskı yapıyor! bunun sonu nereye varacak diye bizim gibi toplumun sorunlarını düşünenler içimiz yanıyor aklımız almıyor bazı şeyleri düşünüp duruyoruz ama elden bişey gelmiyor hükümetin ilgili kurumları aile bakanlığı resmen kadınları intihara erkekleşmeye davet ediyor! bu hükümet hangi sorunu çözerse çözsün benim ve benim gibi düşünenlerin nazarında AİLE konusunda KESİNLİKLE SINIFTA KALMIŞTIR !!!

        • dilruba diyor ki:

          vaktim müsait olmadığı için tek bir konuda müdahelede bulunmak istiyorum.okumuş kadınların daha çok şiddete maruz kaldığı yönündeki iddialarınız tamamen yanlış.tersine kadının eğitim seviyesi yükseldikçe daha az şiddete maruz kalıyor.tuik verilerinde bulabilirsiniz.diğerlerini araştırmadım ama bunu daha önce görmüştüm.

          • gdr diyor ki:

            Bu da klasik savunmalardan biri ; ”Okumuş kadın şiddete daha az maruz kalıyor ”

            Bende bir başka araştırmada(demekki araştırma var,araştırma var) eğitimli kadınların eğitimsizlere yaklaşık oranla şiddet gördüğünü,üstelik bunun sadece fiziksel değil parasına el konulma,sömürülme daha çabuk aldatılma olarak işlendiğini ama bu kesimin ”gurur” yaparak olanları fazla akssettirmediğini yapılan araştırmayada İSİM VERMEDEN katıldıklarını ve böylece gerçekleri söylediklerini okumuştum.

            Maddiyatçı,soğuk,manevi yönü bomboş yani kim güçlü ise o ayakta kalır mantalitesinde bir eğitimden gelen bir birey.Karşısındakide aynı rahle-i tedrisattan gelme.Üstelik fiziki güç avantajıda var. Yüksek Lisans okumak buna kalkan olurmu genede?

            Zor be! (maalesef)

          • kevser diyor ki:

            okumuş kariyer sahibi kadınların daha fazla dövüldüğü şiddete maruz kaldığı mutsuz olduğu fikri bana da PEK iNANDIRICI gelmiyor.ayrıca “kim güçlüyse o ayakta kalır”düstürunu üniversitede değil,bizzat hayatta öğretiyorlar.

          • dilruba diyor ki:

            tabi ki araştırma var araştırma var.ben şimdi sarışın erkeklerin maaşı daha yüksek oluyormuş diye bir araştırma gördüm dersem kim ne ne zaman yapmış diye sormanız gerekir.yoksa sabahtan akşama kadar burda araştırma uydurabiliriz hep beraber.benim incelediğim araştırma türkiye istatistik kurumunun araştırması.burdan bakabilirsiniz istediğinize:
            http://tuikapp.tuik.gov.tr/kadinasiddetdagitim/kadin.zul
            eğer app çalışmazsa burdan bulabilirsiniz:
            http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?alt_id=41

            parasına el konulma sömürülme gibi şeyler daha yüksek olabilir.sonuçta eğitimi yükseldikçe çalışma ihtimali de artar bu da istatistiklere yansır gayet normal.bu arada sahi sizin araştırmanızın kaynağı nedir?

          • dilruba diyor ki:

            birde zaten istatistiklerde isimler gizli tutulur siz hiç isim isim araştırma sonucu gördünüz mü şu dayak yiyo şu aldatılmış diye.yani söylediklerinizin hiçbir mantıklı yanı yok.

          • dilruba diyor ki:

            bu arada görünen sonuç kadının eğitim seviyesi yükseldikçe şiddet azalır şeklinde olsa da gerçek sonuç olmayabilir.eğitim seviyesi ne kadar yükselirse eğitim seviyesi bir o kadar yüksek bir erkekle evlenme ihtimali artar.yani belki de bu durum kadının eğitim seviyesinin yükselmesiyle bizzat ilintili değildir de erkeğin eğitim seviyesinin yükselmesinin bir sonucudur.bu da başka bir ihtimal

          • Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            dilruba kardeşim kendinizce okumuş çalışan kadın kesiminin avukatlığını yapmaya çalışıyorsunuz ama boşuna kürek çekiyorsunuz…çünkü bu kesimin menfi,olumsuz,negatif taraflarını bir kefeye olumlu taraflarını bir kefeye bıraksanız olumsuzlukların ne derece agır bastığını bizzat göreceksiniz..hadi diyelim okumuş kadın şiddet görmedi bu kadın en büyük şiddeti çocuğunu ana şefkatinden mahrum bırakarak kreşlere göndererek yavrusuna yapmıyormu? ve daha bir çok şey uzatmak istemiyorum herkes herşeyi biliyor kardeşim çalışan kadınların dışlarıyla içleri bir değil kevser kardeşim diyor ya ben hiç ağlayıp sızlayananı görmedim diye..kardeşim tabiki görmezsin o kadar baskıdan sonra iş hayatına atılmış kadın gururuna yedirip valla ben ettim siz etmeyin bu çalışma ortamları biz kadınlara göre değil fıtratımıza ters bu yerler demeyeceklerdir haralde çünkü bir çoğu zamanla alışıyorlar erkekleşiyorlar herşey normal onlar için tabi kocaları olacaklarda mutasyona uğradıkları için normal karşılıyorlar herşeyi yada karşılamak zorunda kalıyorlar madem çalışanı ben istedim katlanacam diyorlar artı birde kadının bankamatiği çok tatlı geliyor! bütün bunları göz önüne alıp düşünürsek zaten kimse size mutsuzluğunu yansıtmaz bunu ancak ufal tedaylarda farkedebilirsiniz onuda ferasetli müminler anca farkederler tıpkı Ali Bulaç gibi…

          • gdr diyor ki:

            Hanımefendi gerçek diye bildiklerinizin suyun üstüne yazılmış doğrular olduğunu görünce sinir katsayınızın arttığını ve işi çarpıtarak karikatürize etmeye çalışmanızı (sarışın erkeklerin maaşı daha yüksek oluyormuş diye bir araştırma gördüm dersem kim ne ne zaman yapmış diye sormanız gerekir…) anlayabiliyorum.Diğer konularda ayrışıp kadının çalışınca,cebinde paracıklar olunca değerli olduğundan gayrı herhangi bir fikir kırıntısı üretemeyen HAREKETİN savunulmasında ortaklaşanların birbaşka benzeşme durumu bu aynı zamanda.

            TUİK benzeri kurumların istatistiki bilgilerine bakarak asgari ücreti,geçim seviyesini falanda okuyabilir sonra aradaki uçurumu cebinizden gelen şangırtıların miktarıyla karşılaştırabilirsiniz. DEVLET GÜZELLEME KURUMU OLARAK çalışan bir birimi referans alışınızdan daha doğal birşey yok aslında. Erkek düşmanı olmayan feminist (!) bakanımızın Ali Bulacı ikna için sunduğu verilerin kaynağıda aynı yer.Her ne hikmetse bende şimdi aynı Ali Bulaç gibi oldum ( o telefonda tebessüm etmiştir bende PC’nin başında).

            Şimdi size bir link gönderiyorum.”Sizin zihniyetinizin” kalesi olan bir yerden bu haber. Mutmain olmazsanız yurt dışında yapılmış araştırmanında linkini bulup yollayacağım;
            http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17212861.asp

            xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
            @kevser
            İster inan ister inanma. Tabii ezberlerin bozulmasının bünyenize ne kadar ağır geldiğinin farkındayım. Ama hiç düşünmüyormusunuz hep söylenilenler doğru olsaydı hayat o yönde olmazmıydı diye? Belkide size sunulan doğrular dar,elit bir kesimin yaşayabileceği doğrulardır da orada uyan ceket burada uymayıp bol geliyordur.

            Çatışarak yaşam kazanılır ilkesini hayatın içine ”üniversite” doktorası sahibi olan toplum mühendisleri soktu.Şimdi aynı zihniyetin mantalitesi yine üniversitelerde 18-30 yaş arası kurbanların beyinlerini yıkamakla meşgul.Siz sonuçlara bakmayın,nedenleri üreten kimlerdir ona bakın.Benim kavgam oralarla çünkü..

            xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

            @dilruba

            Büyük ihtimalle hayatınızda hiç bir araştırmaya katılmadınız.Bu satırlarınızı yinede iyiniyetle yorumlamak isterim.Bilmiyorsanız öğretelim; araştıma yapılırken deneklerden isim-soyisim-adres-telefon no- meslek-eğitim seviyesi gibi bilgiler toplanır. Bunların doğruluğuda teyit edilir.Daha sonra istatistik bu bilgiler GİZLENEREK açıklanır. Ahmet bu konuda böyle düşündü aha adresi ,telefonu – Mehmet bu konuda şöyle düşündü bu da iletişim bilgileri denmez.

            Benim dediğim araştırmaya kadınlar birşekilde isimleri ifşaa olurda ”kariyerlerine zarar gelir korkusuyla” bukadarcık bile bir bilgi vermeden katılmış , bu gibi kimselerin çokluğu ve ikna olmamaları nedeniyle araştırmanın bitirilememesinden kaygılanan şirkette en sonunda pes ederek araştırmayı böyle tamamlamış.

            Hala daha mantıksız buluyorsanız en iyisi gene TUİK’e başvurun siz.Duymak istenileni söylettiklerinden daha bir ikna edici nede olsa :)

            xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

            ”eğitim seviyesi ne kadar yükselirse eğitim seviyesi bir o kadar yüksek bir erkekle evlenme ihtimali artar.yani belki de bu durum kadının eğitim seviyesinin yükselmesiyle bizzat ilintili değildir de erkeğin eğitim seviyesinin yükselmesinin bir sonucudur.bu da başka bir ihtimal…”

            yaa şimdide ”erkekler okumasına” geldi sıra :) / Hayal ettiğiniz erkekten steril dünyayı ”belki,ihtimal” cümleleriyle öyle güzel anlatıyorsunuz ki,valla sizi okurken chopin dinletisinin verdiği huzuru yakalıyorum. O ne güzel ihtimal(miş) öyle!

        • kevser diyor ki:

          ben bunu bir yerde okumuştum,erkeklerin hanımlarını kıskanmamasının sebebi yediğimiz şeylere,d….z katkısının bulaşması olduğu yazıyordu.yani yediğimiz içtiklerimizle de alakalı….
          Allah salih müslümanları korusun ve daima basiret versin

        • kevser diyor ki:

          (ayrıca kadının annesi çevresi mahallesi neden sürekli baskı yapıp çalış çalış diye belki fıtratını dinleyip çalışmayacak kadınların çalışmasına sebebiyet veriyorlar? neden erkeklerimiz mutasyona uğradı bir ço erkek içinde çalışacak karısını kıskanmıyor)

          işte bunu bende anlayamıyorum,bi anlayabilsem :(

        • Süheyla diyor ki:

          Ahir Zamanda Müslüman Olmak’la gdr aynı kişiler mi acaba?” diye düşünmeden edemiyorum:)

          • gdr diyor ki:

            İP’lere bakılsın anlaşılır.

            Abdestim sağlam namazımdan kuşkum yok.

  14. gdr diyor ki:

    Aman aman aman!

    Gene Ali Bulaç,gene kadınların çalışma meselesi,karşı tarafta gene bildik ”tipler”….

    Eve geldim bir bakayım dedim ne var ne yok nette diye.Haber7′sinden tutta habertürk’üne kadar hepsi neredeyse günün konusu yapmış. Hadi sekülercileri anladık(küfür olmayan yorumlardada mantıken zerre tutarlılık yok) zaten onlar gereğini yerine getirip yorum köşeleri vasıtasıyla aileye,anneliğe karşı içindeki zehirleri doyasıya kusuyorlarda ”bizimkiler”e ne oluyor?

    Link vermeyeyim, haber7′nin meczup kadrosundan istihdam ettiğini düşündüğüm ve başka konularda yazdıklarında zerre reyting alamayan ama iş kadın-erkek düellosu olunca coşan şahısların yazılarını isterseniz sizlerde okuyabilirsiniz. Fikri tutarsızlıklarına mı yanarsın, Şer’i hükümleri alaya alma cüretini göstermelerine mi yanarsın yoksa birkaç satırın içinde bile bulabileceğiniz dolu imla hatalarına mı yanarsın neye yanarsan yan artık! Sahi Sema Hanım niye oralarda yok? Amaç fikir vermek,iyiye ”hakka” yöneltmek değil anlaşılan, içi boş polemiklerle zihin bulandırmak,ortalığı karıştırmak hedefte büyük ihtimalle.

    Tam kapatayım dedim o’da ne? Bu sefer Allah razı olsun bizim erkek düşmanı olmayan feminist(!) bakanımızın bir beyanatını okudum. Kendisi Ali bulaç’a telefon açmış,kadınların hem kariyer hem çocuk yapabileceğini verilerle (hangi veriler merak ettim.Başbakan yaşlandık geriye diyoruz diyor,bakanı ise tersini) anlatmış.Herkesin ”Hz.Hatice modelini” örnek almasını istemiş.Elbette Ali Bulaçta karşı birşeyler söylemiştir ama nezaketen ”kariyer için hamile kalmayan ama para hırsına Hz.Haticeyi bile alet eden pek mütedeyyin hanımlarımızın” durumlarını sormadığını tahmin ediyorum. Anlatda dinleyelim demiştir olsa olsa :)

    Bakanımızın bu telefonları birazda ”kariyer” uğruna yuvaları yıkılan babalara açması gerekiyor. Nezaketen söylemekten imtina edilen ama söylenmesi gereken(hakaret değil asla) pek çok şeyi işitecektir.

    İşitir,anlarda gereğini yaparmı işte orası biraz karışık!

    • Selda K diyor ki:

      Aile Bakani gittikce tarafsizligini yitiriyor, iyice populist oldu, isin kolayina kaciyor, cogunluk ne tarafa kayarsa o da onlarin basina gecip kendini gosterme derdinde..umarim Basbakanimiz da bunu farkeder, zira kendisi cogunluga karsi saglam duramayan insanlardan hazetmiyor gibi gozukuyor, insallah yanilmam..

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Hz. Hatirce dediniz de, Hz. Hatice iş kadınıydı filan deniyor ya, benim okuduğum İslam tarihinde öyle bir şey yok. Hz. Hatice’nin babasından ve/veya eski kocalarından miras çok parası var, ama bu parayla kendisi ticaret yapmıyor, erkek tüccarlarla mesela Peygamber efendimizle (s.a.v.) anlaşıyor, onlar ticaret yapıyorlar.

  15. firdevs diyor ki:

    Ah bu çalışma meselesi.. bende bayanın çalışmasına kesinlikle karşı olan biriyken malesef kendimi çalışma hayatının içinde buldum. Bana görede bayan evinde eşiyle çocuğuyla yuvasıyla dört dörtlük ilgilenmeli ve İslamı en güzel şekilde eşiyle yaşamaya çalışıp çocuğunu da bu çerçevede büyütüp, İslama yararlı faydalı bir nesil için katkıda bulunmalı. Bence bu dünyada bir bayan için bundan daha güzel bir çalışma hayatı olamaz. Babamı kaybedeli 6 yıl oldu. Zaten hayattayken de yılda bir iki defa görürdüm onu ve ben annemle yaşadığım için baba nedir, ne işe yarar, aile ortamı nasıldır.. bunları hiç bilmem. Böyle birinin ne kadar güzel bir yuva özlemi çektiğini siz düşünün.
    Ben okulu bitirdiğim zaman çalışmak istemediğim için kpss ye girmedim. Ama bazı sebeplerden (babam olmadığı için ve birazda ailemin isteğiyle) 2 yıl sonra kpss ye girdim ve iç anadoludan karadenizde bir yere atandım. Ama çok şükür dualarım kabul oldu ve tesettürlü olarak çalışmaya başladım. Buraya gelir gelmez buralı birisi hemen göz koymuş bana ve ben 7 ay içinde evlendim. Zaten nişanlıyken maaş kartımın kimde duracağı derdine düşmüş olan insan evlenir evlenmez kartıma el koydu. Ben çocuk gibi minnet ve ricayla ondan 5-10 lira harçlık istiyordum. 2 erkek çocuk sahibi olan ailesi onların evlilikleri için 5 kuruş hazırlık yapmamışlar. Bana hazırlığının olmadığını söylemişti ve bende ona önemli olmadığını evimizin eşyalarını beraber alacağımızı söylemiştim. Ama nerden biliyim ki bu lafım bana yüzüğümden bileziğime, gelinliğimden bir toplu iğneye varana kadar hatta kınaya memleketime gelirken arabalarına koydukları benzin parasına, yolda yiyip içip yaptıkları masrafa kadar hepsine beni ortak edeceklerini, hepsini ödettireceklerini.. sebep olacağını.

    Biz büyük bir borçla evlenmiş olduk. Ben babasız lisede okuyan kardeşime onların sayesinde 5 lira harçlık gönderemezken, ben ufacık ihtiyaçlarımı bile gideremezken ve bazı aylar ikimizin maaşını bile aşan borç ödemeye çalışırken babasının arabasının bozulup bize ödettirmesi, annesinin köydeki evinde çamaşır makinesinin bozulup bize yeni makine aldırmaları.. başka küçük şeyleri saymıyorum bile. Çocuğum olunca çalışmak istemediğimi söyledim tabiki kabul etmedi, ozaman çocuk olduktan sonra 2 yıl ücretsiz izin kullanıyım çocuğumu en azından 2 yaşına kadar kendim yetiştiriyim dedim bunada razı olmadı. Tabi 2 yıl benim maaşımı yiyememesi çok büyük bir kayıp. Beni sizinde dediğiniz sadece bankamatik olarak düşündüğünün en iyi kanıtları olsa gerek.

    4 ay evliliğim sürdü. 5 aydır da ayrı yaşıyoruz. Boşanmayı istiyorum ama bir bilezikleri (bana ödetip de taktıkları bilezikler), eşyaları, herşeyi alırsa boşanacağını söylüyor, bir de boşanmayıp süründüreceğini söylüyor. Bu anlattıklarım sadece evliliğimin maddiyatla olan kısmı. Yalanlarını, şiddetini, aldatmasını, ahlaksızlıklarını.. bunlar da cabası. O kadar çaresizim ki şuanda bunu yazarken bile gözyaşlarımı tutamıyorum. Okadar çok isterdim ki Allah korkusu olan, namuslu, ahlaklı bir insanla evlenip kuru bir ekmek ve soğan yemeyi.. Bence bayanlar aza kanaat edip kesinlikle kendisinin çalışmasını isteyen kişilerle evlenmemeli. Rabbim herkesi iyi insanlarla karşılaştırsın.

    • abdullah diyor ki:

      kardeşim allah yardımcın olsun sana dua edeceğim

      • firdevs diyor ki:

        Teşekkür ederim Allah razı olsun. Çok ihtiyacım var duaya.. Rabbim inşallah hayırlısıyla kurtarır beni.

        • derda diyor ki:

          Allah kolaylık versin,ve hayırlısı ile sizi bulunduğunuz durumdan kurtarsın inşallah.sizin niyetiniz halis olduğu sürece Allah bir kapı açacaktır.Benim çevremde bir iki tanıdığım var.Kendileri ilk evliliklerinde ne yazık ki talihsiz olaylar yaşadılar.Ama çok güzel ikinci evlilikler yaptılar.Sizde ümidinizi kaybetmeyin lütfen.Herkesin imtihanı farklı.Hayırlı günler

          • firdevs diyor ki:

            Amin Allah razı olsun. Şuan çok çaresizim, bir türlü davayı açamıyorum. Onun memleketi ve başımıza bela olur diye ondan korktukları için kimse şahit olmuyor. Halbuki komşular sürekli onun bağırıp çağırmasından, kapıları çarpıp duvarları yumruklamasından rahatsız olup yöneticiye şikayet etmişler. En son olarak da beni gece vaktinde evden kovduğunu duymuşlar. Kurumda zaten müdürden başhekime kadar kavga etmediği kimse yok. Ama şahit olmaya gelince kimse yanaşmıyor. Geçmişte de ahlak ve edep sınırlarının olmadığı şekilde, Allahın lanetlediği şekilde şeyler (kendi tabiriyle sapıklıklar) yapmış. Evliyken de devam etmiş. Bunların hepsi elimde kanıt olarak var ama 4 tane avukata gittim hepsi şahit bul dediler. Elim kolum bağlı ne yapacağımı bilmiyorum. Evet dediğiniz gibi imtihan dünyasındayız zaten. Rabbim bu imtihanı kazanacak sabır ve güç versin. Çok sağolun desteğiniz ve duanız için..

    • hasret diyor ki:

      Allah yardımcınız olsun firdevs hanım…yaşadıklarınız çok zor.çok üzüldüm..inşallah hatırladıkça size dua edeceğim..umudunuzu kaybetmeyin ..hep dua edin..mutlaka bu zorluklardan sonra bir kolaylık olacaktır inşaallah..Rabbim hakkınızda güzel ve hayırlı olanı versin..

    • VOLKAN diyor ki:

      eee hiçmi nişanlıyken o adamı tanımadınız.yani bir insan birkaç gün konuşmayla ne olduğu anlaşılırkn siz hiçmi sezmediniz birşeyler

  16. Seda diyor ki:

    Kevser kardeşim, inşallah en kısa sürede hayırlı ve düzgün bir insan çıkar karşınıza. Sizin gibi harama helala dikkat eden bayanların olması çok sevindirici, inşallah çevrenizdekiler kıymetinizi bilir. Buarada dış görünüşünüz hakkında olumsuz önyargılara sahip olmuşsunuz bence, sırf karşınıza çıkan o densiz yüzünden. Boylu poslu olmak güzellik göstergesi değildir. Eminim çok hoş bir hanımsınız, lütfen dış görüntünüze daha fazla güvenin. Beni de beğenmeyen pek çok kişi olmuştur ama ben bunun onların bakış açılarıyla ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorum. Sonuçta görmek isteyen bizdeki güzellikleri görür, görmek istemeyen de prenses olsan kusur bulur.

  17. Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Kevser kardeşim soruyu bana sormuşsunuz size şunları söyleyebilirim…evvela kendi fıtratınızın farkında olmanız önemli bir hadisedir..ayrıca helal-haram hassasiyetinizde takdire şayandır…ama çevre baskısı sizi bunaltmış anlaşılan..size tavsiyem kulaklarınzı kapatın kadının çalışması isteyenler bence kadının kötülüğünü isteyenlerdir..zira Kadının asli yeri Evidir…bunu tüm akli selim insanlar bilirler..lakin modern dünyanın modern algılarının şekillendirdiği insanlar kadının meta haline gelmesine seyirci kalıyorlar ve kendi elleriyle karılarını,kızlarını Yarım Kadın yapıp MODERN KÖLE haline getiriyorlar..dünya sevgisi ,tez elden ev araba alma sevdası ,kadınların güçlü görünme, kendi ayakları üzerinde durma ,palavraları kadınları iş hayatına atan saçma etmenlerden bir kaçıdır..

    Ayrıca Kadın illa çalışmasın demiyoruz sema hanımında yazdığı gibi kadının çalışmaya mecbur olduğu durumlar olabilir (kimi kimsesi olmamak,maddi yetersizlikler,vb)bunun dışında kadına ihtiyaç olan(ebelik vb) yerlerde kadınlar bulunsun…fakat burada bulunmaları onları ailelerini aksatmaya kocalarına baş kaldırmaya sevketmesin bizim sorunumuz burada..yani kadınların çalışma hayatlarının eğer ki aileye pozitif katkı yaptığını müşahade etmiş olsak inanın herkesten çok savunurduk kadınların çalışmasını,ama gelin görün ki kadının çalışma hayatına girmeden önceki haliyle sonraki hali bir başka oluyor burnu havalanıyor,kimseyi beğenmiyor ,erkeklere farklı bakıyor,kendi hemcinslerinden çalışmayanları horluyor..yani sözün özü iş hayatı kadının algısını etrafa bakışını bir kere değiştiriyor..yetmiyor iffetinden tesettüründen yeri geliyor taviz veriyor..yetmiyor kendi fıtratı bozuluyor erkekleşiyor…yetmiyor kocası ilgisiz çocukta kreşlerde büyüyor..bütün bunları düşününce kadının çalışmasını tabiki tasvip etmeyiz,edemeyiz…ha hem çalışıp hemde ailesini aksatmayanlar yokmu elbet vardır ama çok azdır bu kesim..inanın modern hayat çalışma şartları o kadar nefsi tahrik ediyorki kendini muhafaza edebilen sayısı çok azdır…bunu kamu kuruluşlarına kadınların çalıştıkları ortama gittiğinizde daha iyi görürsünüz…bugün boşanmaların çoğu,aldatmaların çoğunun altında kadının çalışması sorunu yatıyor…bunları istatistikler söylüyor ben söylemiorum…

    Siz bütün bunların farkındasınız ama çevre baskısı sizi bunaltmış birde evlenememe korkusu yaşıyorsunuz..evvela kardeşim evlilik kısmet işidir…nasılki çalışan kadın isteyen erkekler var öylede çalışmayan isteyenlerde vardır…ama modern erkekleride maddiyatçı yaptı kadına bankamatik gözüyle bakıyor erkeklerimiz..daha hızlı ev araba alalım diye erkekler çalışan istiyorlar…ama işin aslına bakılırsa erkek fıtratına terstir aslında çalışan kadın istemek çünkü erkek İTAAT bekler,HiZMET bekler,SAYGI bekler..ama bunları çalışan kadından beklemek gülünç olur…bu bakımdan erkeklerinde çalışan kadın istemeleri onlarında fıtratlarının bozulduğunu gösterir…normal bir aklı selim erkek evine gelince kapıyı eşinin açmasını evden yemek kokularının gelmesini sıcak ve huzurlu bir aile ortamının olmasını ister karısının kendisinden sonra eve gelmesini her gün atıştırmalık bişeyler yemeyi her anlamda ilgisiz kalmayı normalde hemcinslerimizin istememesi lazım..ama demekki maddiyat tüm bunların önüne geçiyor…birde çevrenin kadınlara nasıl ki çalışın çalışın dedikleri gibi aynı şekilde erkeklerede aman çalışan kadın alın şeklindeki baskılarınıda unutmamak gerek…

    Sözün özü şu kardeşim eğer illa maddi anlamda ihtiyaç içindeyseniz evinizde bir iş imkanı oluşturabilmeye bakın derim(yani bilgisayr işleri yada dikiş nakış,resim el sanatları vb)evin dışındada kuran kurs öğreticiliği olabilir sadece kızlarla hemhal olabileceğinizden dolayı onun içinde diyanette gerekli şartlarınızın tutması lazım..ama ben çalışayımda evlenebileyim düşüncesiyle iş hayatına girmeniz bence pek mantıklı ve tutarlı değil…halis niyetinizi koruyun elbet iyi biri sizi bulur her evlenen kadında çalışan değil nasıl olsa her erkekte illa çalışan istemiyor nasıl olsa…

    • kevser diyor ki:

      Teşekkür ederim..bir erkek neden hanımının çalışmasını ister?bunu bir türlü kafam almıyor,idrak edemiyorum.
      bir yakınımız,yıllardır çalışan bir bayan.etrafına hep genç hanımların çalışmasını teşvik ediyor,bakın ben hem iş kadını oldum,hem ev hanımıyım,kocam da beni seviyor….
      kadının kocasına baktım,adam;ne dersen de,peki diyor,hiçbir şeye itiraz etmiyor.yemek olarak ta öyle,çeşit çeşit yemek istemiyor.bi nevi ev kedisi gibi.yani şimdi bu hanım ortalıkta hava atmayı biliyor başarılıyım diye de.halbuki kocası ona müsaade ettiği için,her dediğini yapmasına izin verdiği için hem İŞ kadını,hem EV kadını olabilmiş.kocası ondan tam hanımlık bekleseydi acaba,o kariyerini yapabilip,etraftaki hanımlara çalışmayı tavsiye edebilecek miydi?
      bir sohbet grubumuz var,her hafta çağırıyorlar.hepsi çalışan bayan,aynı zamanda da ev hanımı!sohbetlerimiz saat kaçta tahmin edin?akşam 8 den sonra.sohbetin ortasında,kadının birinin telefonu çalıyor,kocası telefonda,”karıcım ben kapıda kaldım,eve ne zaman geliyorsun?”…..ve bu manzara her hafta tekrar ediyor.
      bence erkekler mutasyona uğramışlar…

      • gdr diyor ki:

        ”bence erkekler mutasyona uğramışlar”….

        Mutasyon kelimesi söylenmeye isteneni tam izah edemesede cümle bütünlüğüne bakarak ne anlatıldığı açık duruyor.

        Öyle kadına öyle koca kardeşim,yapacak birşey yok. O çalışan ve etrafını teşvik eden hanımın çalışma şartları nasıl acaba? Belki part-time,Belki kocasının/kendisinin işyeri yada en geç öğleden sonra 2-3 gibi paydos ettiği bir yer. Şayet öyleyse herkesin aynı ortamlarda çalışamayacağını kestiremiyor(!) olmalı.

        ”Çalışıyorum,kadınlıkta yapıyorum!” Yapıyorsunda nasıl ? Yarım avratmısın Çeyrek avratmı? Kocanın talebleri ne,bakış açısı ne,senin kadınlığından mı memnun yoksa eline geçen 3-5 kuruştanmı? Para kazanırken (muhtemelen) haram-helal dengesini,mahremiyet dengesini koruyabiliyormusun, aldığın kaç para bu kadar kritik şeyleri heba etmene değiyor?

        Bu soruların cevabı yok henüz. Böyle tiplerin yaptıklarındaki tutarı izah edebilecek dengede bir cevaplarıda olmayacak kıyamet kadar. Hep çay kaşığı kadar kazanıp kepçe ile kaybetmeye mahkumlar çünkü.

      • Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “bence erkekler mutasyona uğramışlar” hemde nasıl !!!

      • dilruba diyor ki:

        hallerinden memnun kadınlar ve hallerinden şikayetçi olup olmadığını bilmediğimiz erkeklerin evlilikleri hakkında konuşmak bize düşmemeli.
        ayrıca bu tam kadın yarım kadın tanımını birileri yapmalı yasalara konmalı artık.yada türk standartları enstitüsü tarafından onay alalım %100 avrat! diye.evlilikte bir sorun çıksa hemen adres belli yarım! kadınlar.herkesin ağzına sakız olmuş bu söz.örneğin eşini aldatan bir adam sebebini eşinin tam kadın olamaması olarak gösteriyor.böyle demesinin nedeni de eşinin anal seks istememesi bunun haricinde adamın isteklerini yerine getiriyor.bu adam bile kullanıyor bu yarım eş tabirini.birçok erkek kullanıyor.ne yapınca kadınlar tam eş oluyor acaba.kadınların ne yapması gerek.zaten erkeklerin yerine düşünür hale gelmişler var mı kendi kıyafetlerini seçebilen kendi ütüsünü yapabilen herşeyi geçtim evde aradığı şeyin yerini bilen sormadan bulabilen.çoğu erkek bu halde çeşit çeşit espriye konu oluyor.çoraplarının yerini hangi kravatı giyeceğini eşlerine sormadan bulmayı beceremeyen erkekler hanımları hakkında yarım çeyrek muhabbeti yapmasın.lafım burdaki yoruma değil ama bütün erkekler bu yarım kadın mazeretini kullanıyor ve bu erkeklerin içinde bu tipler de muhakkak yer alıyor.

        • kevser diyor ki:

          bize hiçbir şey düşmez tabii ki,ama nedense bu hanımlara,bize AKIL VERMEK,TEŞVİK ETMEK düşüyor.Dedikleriniz doğru olabilir,bazı erkekler bunu kullanıyor olabilir

        • gdr diyor ki:

          yanlış düşünceler,yanlış sonuçlar üretiyor. Kimse %100 avrat olmanın patentini elinde bulundurmuyor evvela.Verilen bir hüküm Şer’i kaidelerin aynasına tutularak verilir.(Avrat kelimesi kaldıralım, her ne kadar anadolu şivesi böyle desede BAY-AN diye anılmaktan gocunmayanlar bundan gocunuyor anlaşılan.) Şer’i hükümlerle desteklenmeyen ”kadında çalışır/çalışmalıdır” çıkışlarının manasızlığı neticesinde hasıl olan eksikliğin yansımasıdadır aslında ”yarımlık”.Fiziki bir noksanlığa atıfta bulunulmadığı anlaşılmıştır umarım.

          Çalışan kadınların çocuklarına annelik yapabildiğini, kocasına karşı vazifelerini ifa edebildiğini ve bunların neticesinde hiçbir miktar para ile satın alınamayacak yuva huzurunu yakalayabildiğini düşünüyorsanız altını doldurunuz lütfen.

          Aslında Şer’i hükümlere ne hacet,sadece güncel kamu verilerine bakarsanız bile ”çeyrek-yarım-tam” kavramının başka başka kelimelerle onbinlerce kez kullanıldığınıda göreceksiniz.Ben inceledim sizde inceleyin boşanma dava dilekçelerini. İnanın hukuk sizin talep ettiğiniz şeyi yabancı kelimeler ile pek güzel tarif etmiş,dava müdafiileride defalarca kullanmış durumdalar.

          (Bu yazıyı çoraplarının yerini bilen,elbise renk uyumunu tek başına yakalayabilen,ütüsünü bile kendi yapan bir erkek yazdı,diğerlerinin ise ne olduğunu Allah bilir. Erkeğine çoraplarını yerini unuttuğu için azar çeken paylayanlar neleri unuttuklarını es geçtiklerinide düşünmeli)

  18. Umutsuz İş kadınları diyor ki:

    Maaş kartı mı eşime vermeli miyim?
    Sabah eşim maaş kartımı istedi, ben de vermek istemedim, bu konuda birçok kadının üzüldüğünü gördüğümden o duruma düşmek istemedim.Bana sabah verdiği parayı geri istedi o da. “Sen erkeksin karını geçindirmek zodundasın” dedim. Zaten işi bırakmak istediğimi evin geçimine katkıda bulunuyım diye sabahın köründe kalkmak istemediğimi söyledim. Çalışmak istemiyorum dedim.
    Bana işi bırakırsam, sadece karnımı doyuracağını, evde şuan beklemediği bir sürü şey bekleyeceğini, evden adım atıırmayacağını söyledi.
    Bir maaşının lafını ettin bana vermedin dedi. Ben de sen maaşın lafını edip benden istiyorsun bu paraya alışma ben çalışmıycam çocuğum olunca dedim. Neyse boşanma lafları edildi kavganın sonunda.
    Ben erkeğin karısının parasını almak istemesi bana yanlış geliyor, benim babam “ben kadın parasına el sürmem” derdi.
    Eşim evi geçindirecek durumda ve özel eşyalarımı ben alıyorum bu arada.

    Bekarken çalışmakla evliyken çalışmak çok farklıymış. Bekarken her istediğimi alırdım maaşımla, şimdi öyle mi.
    Evliyken çalışmayın diyorum kadınlara, hem 2 kat yoruluyorsunuz, hep cepte kuruş kulmıyor, hem erkekler rahata alışıp bebek çocuk humilelik hastalık demeden zorla işe gönderiyor, hem de evde yardım etmiyorlar.

    • Deniz diyor ki:

      Ah umutsuz kardesim keske cocugunuz olunca calismak istemediginizi esiniz maas kartinizi istediginde degil sakin sakin guzel guzel otururken bir muhabbet esnasinda soyleseydiniz. Bir hisimla soylenen sozlerin olumlu bir netice vermeyecegi acikca ortada. Ayrica evin gecimine katkida bulunmamak diye bir sey olamaz eger bir evlilik soz konusuysa. Durumlari cok iyi olan bir arkadasim onceleri maasini kocasi cekiyormus fakat daha sonra oturup konusmuslar arkadasim artik parasini kendi almak istedigini soylemis. Esi de karsi cikmamis. Allah razi olsun su an maasiyla bir suru insana yardim elini uzatiyor ogrencilere burs veriyor. Fakat sizi anlayabiliyorum tabii ki de kolay degil hem evin sorumlulugu hem is. insallah hayirli bir vesile olur da isi birakirsiniz.

    • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      ben hep dedim burdan evlilik görüşmesinde illa çalışan kadın istiyorum diyen erkeklerden uzak durun evlenmeyin diye…çünkü bir erkeğin zihninde çalışan kadınla evlenmek demek bankamatik demek maddiyat demektir..yani erkek o kadınla evliliğini bankamatiğe bağlamıştır..aradan bankamatiği çekerseniz o evlilik sallanır belkide yıkılır…

      bir erkek olarak söylüyorum bazı erkek arkadaşlarla konuşmamız neden çalışan kadın istediklerinden söz açılınca genelde söyledikleri daha rahat yaşamak maddi sıkıntı çekmemek çift maaş almak vb…şeylerdir…bakın hiç birinde çalışan kadın için başka bir vurgu yok tek kıstas daha iyi yaşam ve refah kısaca bankamatiktir…

      kadını sadece bankamatik olarak gören bir zihniyetle yapılan evlilikte ancak bankamtiğin kaybolmasıyla neticelenir..bunu aklınızdan çıkarmayın hanımlar benden söylemesi…!

      • kevser diyor ki:

        Sayın,ahir zamanda erkek olmak bey,ben bu siteyi daha yeni yeni görüyorum,sitedeki yazılara,konulara pek vakıf değilim,ama benim size sormak istediğim sorularım olacak;
        öncelikle ben 22 yaşında 2012 haziran ayında 4 yıllık üniversiteden mezun olmuş bir bayanım,işsizim.o oldu,bu oldu bi şekilde iş bulamadım.çalışmaya da hiç ama hiç niyetim yok valla ne yalan söyliyim.ama bunun tembellikle falan bi ilgisi yok.yani evde boş durmayı bende sevmiyorum.iş olsa çalışırım,ama öğrencilik zamanımda çalıştığım süre zarfında bizzat gördüm ki,şu an ki Türkiye şartlarında üniversite mezunu bir bayanın ahlak ve mahremiyetini koruyarak çalışması çok zor!bi kere mutlaka erkeklerle bi şekilde muhatap oluyorsunuz.bide anlamıyorum,yani ben kendimi çalışırken,iş yerinde birilerine bişeyler emrederken,otoriter vaziyette düşünemiyorum.fıtratıma çok ters geliyor.çalışma merakı olan bayanları da anlayamıyorum.erkeklerle rahat rahat aynı ortamda bulunmak,konuşmak,girişken olmak,resmen erkek gibi oluyorsunuz.
        Şimdi ben düşünüyorum,evlenme niyettim var ancak,kadının çalışmasına bu gözle bakan bir erkeği evimden nasıl bulacağım diyorum?yani tamam iş yeride bunun yeri değil,iş yerinden tanıştığıyla,islami usullere göre evleneni daha görmedim.ayrıca,iş yerleri güç savaşının olduğu ve rekabet kokan yerler.şimdiye kadar 2 kişiyle evlenme niyetiyle görüştürüldüm.biri arkadaşım tavsiyesiyle,diğeri uzaktan akrabamızdı.ama ikisi de çalışan kadın istiyordu.çalışma mevzusu başta olmak üzere,başka sebepler de de anlaşamayarak karşılıklı HAYIR dedik……..
        ben merak ediyorum,ailem akraba çevrem çok dar,ve dinini yaşayan kimse yok,gençler ecnebi gibi yaşıyorlar.yani merak ediyorum acaba,sizin şu dediğiniz,eşinin çalışmasını istemeyen erkek beni nereden bulacak?bi düğüne nikaha falan gidecem de,ya da nereden nasıl bi tanışıklık olacak?zor zor bu işler,türkiye’de zor gerçekten.daha kızla erkeğin tanışma faslında bile,ne ne gaflar,kabalıklar,kalp kırgınlıkları yapıyorlar….
        Allah biliyor ya,dualarımda,kariyer ve iş sahibi olmaktansa;salih,imanlı,şahsiyet sahibi,karakter sahibi,Allah’tan korkan bir erkekle evlenmeyi çok daha fazla diliyorum.ama ümitsizim,yani biliyorum,Allah ol deyince,olmazlar olur.ama ben buna tam anlamıyla teslim olamıyorum maalesef.sebepleri düşünüyorum,düşünüyorum,böyle bir eş dost çevrem var diyorum,kadınların çalışma mevzusu kimseye anlatılmıyor,direk söyleyemiyorsunuz,konusu geçmesi lazım,geçmiyor ama insanlarda biliyor ki,kadının çalışması gibi sakat bi mevzu var,bu sebepler sinsi sinsi var,ve var olacak.kadınların çalışma aşkı,dünya tamahkarlığından olsa gerek….
        Geçen babam söylemişti”bu zamanda 25-30 yaş arasındaki erkeklerde,eline işini gücünü almış,adam gibi meslek sahibi olan çok çok az”demişti.şimdi bakıyorum,o erkeklerde belli zümredeki kadınlarla tanıştırılıp,evlendirilecek ben ve benim gibi kızlar(evde olan,mesleği,parası olmayan,ve fiziksel güzellik açısından karşı tarafa cazip gelmeyen) yine tercih edilmeyecek.bi yandan düşünüyorum,maddi olarak hiçbir birikimim yok,diyelim ki evlenmeye niyet ettim,çeyiz yok,o yok bu yok,yok….yok….düğünümü nasıl yapacağım,evimi nasıl düzeceğim?kirada değiliz çok şükür,ama babamın kazandığı da anca yetiyor geçimimize.
        Görücülerle anlaşamadığımız tek nokta çalışma konusu değildi tabi,fiziksel görüntümü de beğenmediler,karşı taraf hiç sıkılmadan,gocunmadan memnuniyetsizliğini direk yüzüme söyledi!ben ufak tefeğim,öyle boylu poslu falan değilim.kusura bakmayın ben doğmadan önce Allah’la konuşmadım,siparişte vermedim,beni böyle yarat diye(tövbe tövbe)
        anlamıyorum o kadar yıl okumuşum,ama şu an bu çalışma mevzusuunda ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum….heryer nahoş,haramkarane olduğu için,evimdeyim bakalım.doğru düzgün bi ortam yok(varsa da ben göremedim)öyle sululuklar,öyle iğrençlikler yaşanıyor ki şu an o kurumlarda,aynı şubede çalışan adamla kadın,sanki karı koca gibiler!işin tuhafı,kendilerine böyle bir suç işledikleri ima edilince de”asıl namussuz sensin”diyorlar.ben öyle manzaralar gördüm ki,gönül mevzuları çok yaşanır buralarda.aşk ofisi gibidir.hele bir de yaşları birbirine yakın,birbirine nikahı düşen kişilerin aynı mekanda çalışması çok sakıncalı,çünkü belli bi müddet sonra,mutlaka arada bişeyler oluyo,ya karşı taraf senden etkileniyor,ya sen ondan ya da her iki tarafta,artık Allah selamet versin.neyse başınızı ağrıttım ama.kadının çalışma mevzusundan girip evliliğe geldim belki,ama yaşım gereği bu ikisini ayrı düşünemiyorum ben.düşünüyorum düşünüyorum,kafam gerçekten fena halde karışmış vaziyette,bi koyundan iki post çıkmaz,kadından da iş kadını olmaz diyorum.ama çevrem,akrabalar,ev kızı olduğumu duyunca,kınıyorlar,tuhaf tuhaf bakıyorlar.ben bunlara aldırış etmeyip yine aynı gerekçeleri öne sürerek(yani ben bayanım,çalışma mecburiyetim yok,hem de doğru düzgün ortam yok deyip)evimde olmaya devam mı etmeliyim?biliyorum,çok toptancı bi soru oldu ama benim kafam gerçekten çok karışık…annemi babamı hadi ikna edebiliyorum,”kızım sen iş yerinde eğer uygunsuz bir ortamda buluncaksan,erkeklerle yüzyüze görüşeceksen,çalışma daha iyi”diyorlar,ama çevre,tpolumsal baskı inanın kimse bişey anlamıyor.kime nasıl izah edeceğim?ne çok isterdim,erkekler kızlarda çalışma şartını aramasın,bu kritere bakmasın;kadınlarda dışarılarda sırf para kazanmak daha rahat yaşamak uğruna sefil hallere düşüp,günahlara bulanmış hallerinden bi haber olup o vaziyette sokaklarda,iş yerlerinde gezmesinler.
        Valla ben çalışma hayatından,kariyer yapmadan aslandan kaçar gibi kaçıyorum.hayatın ne getireceği belli olmaz ama benim fıtratım bunu inkar ediyor.kadının okumasına,zihni faaliyetlerde bulunmasına evet ama sosyal ortamlarda gerekli gereksiz bulunup,özellikle memuriyet gibi gereksiz alanlarda,kurumlarda kariyer yapma girişimlerine hayır diyorum.
        Merak ediyorum acaba,o dediğiniz zihniyetteki erkekleri biz evde olan,dışarıya çıkmayan kızlar nasıl bulacağız?çalışmıyorum dediğimde,maaşallah beni bi azarlamadıkları kalıyo.yanlış anlaşılmasın,evde kalmak gibi bi korkum yok,zaten bundan sonra gelecek olanlar da bundan öncekilerin zihniyetindense,ben hayatımın sonuna kadar evde kalmaya razıyım.ama kim istemez,ahir zamanın bu fitnelerinden haberdar,ona göre siper almış,donanımlı biriyle evlenmeyi dimi?

        • kevser diyor ki:

          kusura bakmayın,sitede bayanlarda var,ama bayanlar işin içine duygularını da karıştırıp cevap verebileceğinden size sordum

          • AHSEN diyor ki:

            selamün aleyküm kevser kardeşim..

            yaş olarak ben senden baya büyüğüm ama yazdıkların a’dam z’ye benim hissiyatlarım ve yaşadıklarımla aynı dış görünüş ve işsizlik bütün görüştüğüm beylerin çoğunun aynı gerekçeleri idi.
            ben yaklaşık 7 sene gibi çalıştım küçük öğrencilere hocalık yaptım çok az bir gelirle çok şükür ki iyiydim ama bahsettiğin sorunları yaşadım ne yazıkki ve bu sebeple işten ayrılmak zorunda kaldım.
            Şuan bende iş arıyorum evli değilim en azından uygun bir iş bulduğum takdirde belli bir birikim yapmak istiyorum ilerisi için.Bu aralar görüştüğüm beylerle anlaşamadığım konulardan biri çalışma meselesi çalışmak istemediğimi söylüyorum ama onlar aksini düşünüyor.

            Hatta geçenlerde annesiyle biri geldi :) ben mutfaktayım benim çalışmadığım konuşuluyor beyefendi
            olsun önemli değil dedi tam sevinecektim ki demesin mi biz hallediriz o işi dayılarımız çok bizim demez mi:))o anda zaten gözümden düştü ki ben torpilede son derece karşıyım.

            Düşüncelerin ve niyetin çok güzel arkadaşlarında dediği gibi hiçbir zaman umutsuz olmamak lazım sabreden mutlaka muradına erer yaşında küçük inşallah ALLAH gönlüne göre hayırlısını nasip eder.
            Dua ile.

        • seymen diyor ki:

          Umutsuz olmayın. Çalışan isteyenler daha çok olabilir ama çalışmayan isteyenlerde az değildir.
          Benim erkek kardeşimi beş-altı yıl evvel eşimin bir akrabası ile görüştürmüştük. Kız çalışmak istediğini söylediği için kardeşim istemedi. Bilgisayar mühendisi olan kardeşim çalışmayan lise mezunu biri ile evlendi. Gene geçen yaz daha lisede olan bir kızın annesine çok zengin akrabaları soruyorlar okuyacak mı, okusa da çalışmaz demi diye falan. Niyetleri var fakat çalışan istemiyorlar.
          Erkelerle aynı ortamda olmadan da yapılacak işler vardır, evden de para kazanılabilir herhalde diye düşünüyorum.
          Kız öğrencilere ders verebilirsiniz mesela. Evde bilgisayarla olabilecek birşeyler olabilir.

        • gdr diyor ki:

          Neden kararlarınızı etrafın kınamasına yada başka türlü tepkilerine göre sorguluyorsunuz ki? Bunu anlayamıyoum. Size, çalış ayağının üstünde dur diyen eziklik psikolojisine sokup kışkırtan kimselerin değerini 4 yıllık okul mezunu olmanıza karşın ölçemiyormusunz?

          (O şahıslar, okullarını entellektüel birikim için değil sırf daha fazla para kazanmak için bitiren insani hasletlerden bihaber,kadın-erkek fıtratını gözardı edip aklınca doğruyu bulacaklarını zanneden ama milyonlarca örneği olduğu üzere hep hüsrana uğrayan tipler,hanımefendi.

          Bunların genel kültürleri şarkıcı,türkücü,popstar bilgisinden ibarettir,akşam eve geldimi popüler yarışma programlarındaki iğrençlikleri ağzını açarak saatlerce seyrederler diğer gündelik konular hakkındaki bilgileride facebook dedikoduları,arkadaşlarının retweetlerinden oluşur. Sorsan bir ülkeyi haritada yerini gösteremez,say desen türkiyede 15 il onuda sayamaz aslında 15 değil 10 bile sayamaz o’da şüpheli)

          Çalışma hayatına girmek hele ki şer’i hükümlerin çöpe atıldığı bir ülkede kadın için büyük risktir;

          -Çalışma hayatının kadın-erkek ayrımını yoksayan ”unisex” yani cinsiyetsizlik üzerine kurulu kültürü,buna maruz kalan kadınların duygusal yoğunluklu olmalarından kaynaklı çabuk etkilenip diğer cinse dönüşmesi(!) / Çünkü erkeğin baskın rolü her zaman daha cazibtir.

          -Çalışan kadınların (ev kapısından işyerine, işyerindeki bin çeşit insandan eve dönerken birlikte seyahat ettiği bin çeşit insana kadar ) kadınlık fıtratından kaynaklanan gösteriş,süs meyilinden ötürü ne kadar direnirse dirensin bir süre sonra ister istemez dekolte,kışkırtıcı giyim tarzına geçmesi

          -Bu giyim ve düşünüş tarzına evrilen kadının bir süre sonra şer’i kaideleri gözardı ederek nefsani onlarca hevesin içine dalarak heba olması
          v.b….

          altalta yazsam burdan edirneye yol olur dedirtecek kadar olumsuzluklarının yanında bir elin parmakları kadar bile olmayan ”avantajlarını” iyice muhasebe edin öyle hayatınızı yönlendirin.

          Kimin ne dediğinin önemi,ateşin içine girinceye kadardır.Ateş yakmaya başladımı o etrafınızda akıl verenlerin hiç birini göremez aksine ”eee sende ateşe atlamasaydın kızım” laflarını işitirsiniz benden söylemesi.

          Hayırlı günler

          • gdr diyor ki:

            Birde nasıl evleneceğim ,benim şartlarımı benimseyecek birini nasıl bulacağım diye dert etmeyİN. Yaşınız genç ve bu işler kısmet işi.Üstelik sizi görünümünüzden dolayı reddeden birde bir kıza bunu yüzüne söyleyecek kadar patavatsız olan insanlarla yuva kurmadığınız için şanslısınız.

            Sağlığınızın yerinde olduğunu varsayarak diyorum ki en büyük nimet elinizdeyken bol bol şükredin,bol bol sevinin.Olmayanları düşünün ne büyük bir servete sahip olduğunuzu anlayın. O servet tükenmediği,elden gitmediği müddetçe her zaman umudunuz olacaktır,bunuda unutmayın.

            Benide daha fazla konuşturup sinirlendirmeyin :)

          • kevser diyor ki:

            Teşekkür ederim cevabınız için,sizin saydığınız o riskleri ben daha önce bizzat kendim müşahede ettim zaten.ama insanların bütün bunları bildiği halde,yine de gençleri buna teşvik etmelerini anlayamıyorum.benim etrafım aynen sizin bu saydığınız özellikte insanlarla dolu.ben düşmanıma bile şöyle dua ederim:Allah seni cahilin eline düşürmesin!çünkü cahil bir insanla hayat gerçekten çekilmez oluyor.benim gibi,bu tarzda düşünen insanları kınayan kimselerin değerini ben iyi ölçüyorum,ölçüyorum ölçmesine de,bu pek bişey ifade etmiyor mukabele görmeyince,bazen o kadar yüzsüzleşiyorlar ki,hayatınız hakkında yargılara bile varabiliyorlar,sinir oluyorsunuz.ben onların çenesini kapatmak için iş sahibi olmam veya evlenmem-ki onların çenesi hiçbir zaman kapanmaz-.ben dinimin ne dediğine bakmaya çalışıyorum,Allah’ın buyruğuna bakıyorum.ancak,bazıları bunu da kendine yontmaya çalışıyor.benim etrafımda,para getirmek önemli bir göstergedir.sen eve para getirmiyorsan,başka hiçbir özelliğin onları tatmin etmez.bu mudur yani?eve para getirmeyen kız evladını hor görmek,hazır yiyici gözüyle bakmak….sanki,Yaradan yarattığının rızkını veremiyorda,bunların elindeymiş gibi bir güç hissediyorlar kendilerinde..sebepleri böyle bir zamanda tabi ki inkar edemem,ne gerekiyorsa yapmaya çalışırım.

            ben ki çok kısa bi müddet iş ortamında bulunmuş biriyim,ama o kısacık zamanda bile,orada gördüklerimi buraya yazarsam yüzüm kızarır.aklıma geldikçe,aç durmaya razıyım diyorum,ama cahiliye devrinin MODERN versiyonu çevrem,beni her geçen gün bunaltıyor…..neler neler ne örnekler koyuyorlar önüme,”çalışmazsan bak böyle olursun,ömrünü boş yere çürütürsün,el kapısında sürünürsün(sanki çalışınca farklı oluyormuş gibi!)”falan filen.halbuki,ben bu durumda olmalarını; onların sizin de saydığınız bu cahil ötesi yaşamına ve tabii ki de Allah’ı yok sayarak yaşamalarına bağlıyorum.

            AHSEN hanım,
            biz şanslıyız bence,o kişinin size daha baştan niyetini belli etmesi iyi olmuş :)(biliyorum,çok sinir bozucu oluyor ama).e be kardeşim,madem çalışan hanım istersin,neden çalışmayanın ayağına gidersin?öyleleriyle,çalışma hırsıyla hırslanmış bayanları evlendirecen,alın size diyeceksiniz,çalışan kadın!tepe tepe hayrını görün..(yanlış anlaşılmasın,ihtiyaç halinde olup çalışanlara lafımız yok).
            ya da,eşinin çalışmamasını,evinin hanımı çocuklarının anası olmasını isteyen bir erkek,neden iş yerinden bulduğu hanımla evlenip onu evde oturtmaya uğraşır?ne yapmaya çalışıyorlar gerçekten anlamıyorum.25 yaşına kadar değişmemiş insanı siz mi değiştireceksiniz?
            benim yakınlarımda gözlemlediğim evlilik süreçleri şu:(itiraf etmeselerde)
            gösterişli olan bayanları erkekler beğeniyor ve onu elde etmek istiyor,kaybetmekten korkuyor.bu yüzden de evlilik öncesi dönemde,nişanlılık döneminde bin tane yalan söylüyor.evlendikten sonra da,”nasıl olsa elde etmek istediğimi elde ettim,hevesimi aldım”deyip,eski özensiz,ilgisiz haline dönüyor,salıyor gitsin.elde edilince değersizleşen duygularıyla mutsuz mutsuz ortalıkta dolanıyor.kadında,kendini, “kullanılmış” hissediyor.yani anlatmak istediğim,evlilik öncesi cazibe,cilve her ne kadar iyi gibi görünse de aslında tam tersi,insanları daha büyük doyumsuzluklara ve bunun sonucunda da mutsuzluğa itiyor.nişanlılık döneminde yakınlaşma(gezme tozma,haddinden fazla konuşma)türünden şeyleri,evlilik dışında talep eden kişileri hep,menfaatçi,art niyetli ve çıkarcı görmüşümdür.her zaman evlilik sınırları,çerçevesi içine saklanmalıdır diye düşünmüşümdür.ama bazı bayanlarımızın,”nişanlım bana hiç yakınlık göstermiyor,hiç gezip tozmuyoruz”gibi şikayetlerini anlayamıyorum.yani,evliliğe birşey kalmasın mı?bütün bunların evlilik öncesinde yaşanmasının dini hükümlerini zaten söylemiyim…
            konuyu yine farklı bi mecraya getirdim ama,
            neyse,
            AHSEN hanım,Allah,inşallah sizin de karşınıza halis niyetinize göre birini çıkarır

            Seda hanım,size de teşekkür ederim.boy pos tabi ki güzellik göstergesi değil.ama gelin de bunu erkeklere anlatın.suratınız isterse kazık gibi olsun,ama boyunuz uzun,vücudunuz yapılı olsun(yani bu onların güzellik anlayışı!_hatta bazı bayanların bile_)

  19. sadık diyor ki:

    Eşimin çalışma hırsı bir yuvayı dağıtmak üzere …

    Evlenmeden önce eşim benimle aynı işyerinde çalışmaktaydı..Ve ileride işi bırakacığını ve çocuk olması durumunda zaten düşünmeyeceğini belirtti.Sonra çocuğumuz dünyaya geldi, zaten çalışmayı hiç düşünmüyordu.Ben de istemiyor ve çocuğumuzu beraber yetiştirmemiz gerektiğini onun Allah tan bize bir emanet olarak gönderildiği sürekli telkin ediyordum..
    Bir gün eşim ben çalışacağım, çocuğada annem bakacak dedi, sebebini sordum, kendince biriktirdiği sorunları (!) öne sürdü..Bilirsiniz ailede ufak-tefek sorunlar olur bizimki harbiden UFAK bile değildi (o şunu demiş bu bunu söylemiş, yani bu laf söz benim evimizin içine öyle taşındı ki, geçmişten bir türlü kini bırakıp ben le geleceğe bakmıyordu…bu kininin kurbanı yani), bu arada biz evleneli 1.5 yıl oluyor.. O kadar dil döktüm ki çocuktan da yola çıkarak bir kaç ay yer yer bu konuyu tartıştı(k) : “önümde sen bile duramazsın” dedi, hayat planını (!) yapmıştı adeta;

    yapması gereken buydu (!!)
    bir bir döktü kinini,
    -ben senin kölen miyim
    -eve tıkılıp kalamam

    eski işyerindeki arkadaşları zaten sürekli arayıp hala gelmiyor musun diyordu, çevresinin de az da olsa payı var, ailesi hakeza yine öyle..

    2. bir durum_

    bu arada ben memleketime tayin isteyeceğimi söyledim eşime aylar öncesi, bu sefer ben bir yere gitmem burda kalıp çalışacağım dedi, yine konuşmaya çalıştım hiçbirşey değişmedi..

    gün gelip çattı, tayini istedim:
    ana-babasını çağırdı onlarda ertesi gün güya sorunu çözme adına gelmişlerdi ama öyle olmadı, kayın peder kızım senin kölen değil nereye götüryorsun, hem burada çalışmak istiyor çalışsın..Kaynanam oradan sen oraya gidersen seni boşatırlar v.b. dediler..Ortada hiç bir problem yok bunu k.peder de hem söylüyor hem de damada noldu böyle diye söyleniyordu.Ben de ne olacak dedim memleketime tayin istedim haberiniz var dedim, siz kızınızın yuvasını düşünmüyor musunuz dedim ? Eşi nereye giderse oraya gelir kadın, yarın bir gün devlet zorunlu tayin çıkarsa o zaman da mı gelmeyecek dedim…CEVAP VEREMİYORLARdı..

    ertesi gün tüm ailesi gelip çocuğumu ve eşimi eşimin kendi isteğiyle götürdüler..kayınpederde tayinimi durdurmamı söyledi, evime müdahaleyi sürdürmuş oldu böylece.

    bir hafta sonra ben bir ziyarete gittim zihin dünyamı brilerile paylaşmak için, sonra ben yoldayken aradılar bia eşyaları götürüyoruz sen neredesin diye, ŞOK oldum..ev geldim ki kitaplarım, bsayar ve valizim bir de kendi yorganım yatacak bir şey dahi bırakılmamış !

    bir kaç gün arkadaşımda misafir olup daha fazla duramadan memleketime geldim, hani çalışacağım yer benim aileme de uzaktı (eğer sorun ailemse)1 saatlik mesafede –il/ilçe-..

    gelirken yine aradım, dil döktüm.. yok !

    Aradan 5 ay geçti, telefon görüşmelerini hep ben yaptım, defa çocuğumu ve onu görmek için yanına gittim ne yaptımsa boş..(ve işe başlamış çocuğada annesi bakıyormuş dediğini eşine rağmen bir hırsla yapmış oldu ailesinin de destekleriyle….)

    Bu arada annemin ve babamın direk onunla tel görüşmeleri de oldu ama bir plan yapmışkı zihninde yuvası, eşi, çocuğuna rağmen geri dönmüyor dediğinden.

    Şimdide çocuk (14 aylık şu an..) benim aileme çok alıştı buradan gidersem oraya alışamaz diye saçma bir cümle kurdu, artık sabır taşım tükendiği için bir daha aramayacağımı ve hakkını hel etmesini söyledim ve kapattım telefonu..

    Şimdi bekliyoruz netice ne olacak, hayırlısı bakalım, imtihanımızı yaşıyoruz..

    • mühendis bey diyor ki:

      Allah yardımcınız olsun gerçekten zor bir durumla karşı karşıyasınız.

      • sadık diyor ki:

        Allah razı olsun..

      • alptekin diyor ki:

        sadık kendimce çalışan kadınla baş edemem derim. haklı olduğumu gösteren örnekler gördükçe üzülüyorum. ne yapalım artık biz yetiştiririz hanımı.

    • Yasin diyor ki:

      Bilirim, çok zor bir durum.
      Anlaşılan, bu da çocuğu kendisi açısından sigorta görüyor. Çocuk geri dönebilmesi için tartışılmaz bir bahanedir. “Çocuğum için kabul ettim” diye de hep minnet eder.

      Niyeti boşanmak değildir, Geri gelecektir, deyim yerindeyse seni “Lokum” görüp kıvamına getirmek istemişler. Çocuk için yanıp tutuşan bile bu zaafını sakın belli etme, koz olarak kullanırlar, hiç acımadan sömürürler seni.

      Şimdiden boşanma konularında deneyimli bir avukat bul iştişare et, ne yapıp ne yapmaman gerektiğini mutlaka öğren.
      Başını yakacak, yeni bir dolap hazırlamış olabilirler “Bu plan tutmadı, bir de şöyle deneyelim.” mantığı. Bu yüzden, geri gelse bile her an arayabileceğin bir avukatın olsun.

      Bir şey yapmanı ister, sen Vicdanınla hareket edersin, son derece insani davranırsın ama aslında her şey önceden planlanmıştır, sen farkında değilsin. Olanlar farklı anlatılır, kanunen suç teşkil eder, aleyhinde kullanılır. (Başıma geldi, iyi niyetimin cezasını çektim.)

      “Kadının çalışıyor olması” çok iyi bir bakıma, ileride Boşanma davası açılsa nafaka verilmez ama çocuğun velayeti, istisnai durumlar dışında yaşından dolayı, her halükarda anneye verilir, çocuk onda kalacağından dolayı da iştirak nafakası ödeyeceksin, bunu bilerek hareket et.

      AMAN DİKKAT!
      Telefon görüşmelerini ve şahitsiz birebir görüşmeleri tehlikeli görüyorum. karakola gidip ve “kocam ayrıldığım için beni tehdit etti” derse kendini aklayamazsın. Yeni kanunlara göre, Kadının söyledikleri delil belge gerekmeden doğru kabul edilip aleyhinde kullanılır.

      Mutlaka konuşmalarında şahitlik edecek birileri bulunsun yanında.
      Geri gelirse işin daha da zor. Çünkü evde bir başınıza, her türlü iftiraya karşı korumasız kalacaksın.

      Üzgünüm, güzel şeyler yazıp yüreğini ferahlatmayı çok isterdim ama bunları bilmende fayda var.
      Tekrar söylüyorum, mutlaka boşanma konularında tecrübeli bir avukata danış.

      Durumu kabullen, sabır, dua ve tevekkülden başka yok.
      Allah yardımcın olsun, yalnız değilsin.

      http://www.cocukaile.net/adalet-bu-mu/
      http://www.cocukaile.net/erkekler-de-aglar/
      http://www.cocukaile.net/erkeklerin-de-yurekleri-var/
      http://www.cocukaile.net/bu-kadar-da-haksizlik-olmaz-ki/
      http://www.cocukaile.net/turkiyede-erkek-olmak/
      http://www.cocukaile.net/bu-ceza-reva-mi/
      http://www.cocukaile.net/kadinlar-her-durumda-hakli-cikacaklar/
      http://www.cocukaile.net/kizim-sakat-kalirsa-vebalini-kim-cekecek/
      http://www.cocukaile.net/kizim-nasil-buyuyecek/
      http://www.cocukaile.net/bosanan-erkekler-neler-cekiyor/
      http://www.cocukaile.net/gelinler-damatlar-ve-eslerin-aileleri/

      • sadık diyor ki:

        Teşekkür ederim kardeşim, önerilerin için..
        Şahitlerim var bir çok görüşmemde, biz ne kadar iyi niyetle yola çıksakta eşin de olsa insanlar şeytanın güdümüne girip sana zarar verebiliyorlar maddi/manevi..

        Rabbim çıkar yol gösterecektir !

        • Yasin diyor ki:

          Rivayet ne kadar sahih bilmem ama söylenceye göre;
          “Hz. Adem’in ayağını kaydıran Şeytan’dan ziyade hanımıydı”
          Anlaşılan Şeytan hala eski yöntemlerini kullanıyor.

          Sanki kadınların hiç kötüsü yokmuş gibi, Bir kaç piskopat erkek yüzünden topluca ağzımıza gem vurulup dizginlerimiz kadınların eline verildi. Artık Şeytan’a her gün Bayram… :(

        • Yasin diyor ki:

          “Kötüler kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar…” Tolstoy

        • ada diyor ki:

          Sadık bey, durumunuz gerçekten zormuş ama eşinizin bu olayları boşanma derecesine getiren çalışma merakını anlayamadım, millet vekilliği koltuğu mu var işin sonunda acaba.
          Çevresinden çok etkilenen biri sanırım eşiniz, öncelikle çevresi değişmeli. Memleketinizi kabul etmiyorsa başka bir şehre tayin alın, ikinizin de ailesinin olmadığı bir yer olsun. Senin ailene de benim aileme de uzak olalım birkaç yıllığına diyin. Boşanmayı asla düşünmeyin, önce var gücünüzle çaba harcayın.
          İki kişi boşanınca yer kubbe titrermiş, yeri göğü titretmeden önce yapmanız gerekenleri bitirin. Eşinizi memleketinize çağırmayın daha fazla, gelmez, belli ki sevmiyor oradaki insanları ya da adetleri vs

      • mühendis bey diyor ki:

        bu linkleri birden okuyan bir erkeğin aklına uzun süre evlilik fikri gelmez. şahsen bu sitedeki yazıları okumadan önce evlilik konusunda cahil cesaretim vardı. ama bu yazılar, yorumlar ve gözlemlerim beni iyice temkinli olmaya itiyor. internetten önce bu tür yaşananlar sadece o çevrede yaşayanların bildiği olaylardı ama artık tanımadığımız insanların yazılarını okuyup onlardan dersler çıkarıyoruz. bilgimiz artıkçada korkumuzda o kadar artıyor.

        • AHSEN diyor ki:

          gerçekten bekarlar artı yazılan yorumlarla kadınlara karşı soğuyacak ve önemli bir mesafe koyacak zaten kadının adı çıkmış bir kere ne kadar anlatsanızda kim ne kadar objektif olabilir!
          Hep kadına yönelik olması düşündürücü ve çok üzücü halbuki bu anlatılanlar her insanın başına gelmiyor o kadar çok fedakar kadın var ki evlilikte en büyük fedakarlığı kadın en başından zaten yeni bir başlangıçla bir yuva kurarak yapıyor ailesinin himayesinden eşinin himayesine geçiyor.

          Hiçbirşey tek taraflı değildir bence erkekler eşlerini ne kadar sahiplendiklerini bağlı olduklarını bir düşünsün ve gerçekten bir kadına olması gereken değeri veriyor mu onuda bir düşünsünler erkeklik para kazanmakla olmaz sadece.

          kadın çocuk doğursun evin temizliği yapsın koca ağırlasın düşüncesiyle bende para getireyim gül gibi geçiniriz mantığı yok evlilikte hayatı paylaşmak diye birşey var ortaklık kurmuyosunuz..bence siz bakış açınızı değiştirin ve gerçekten sevip önemsemediğiniz fikirlerine sağgı duymadığınız oturup ortak karar alamadığınız sözünüzü dintelebilecek güveni veremediğiniz kadını ve bu konuda İslami hassasiyetleriniz ve bilginiz yoksa evlenmeyin bu kadar basit sonra bu kadar sıkıntı çekmezsiniz.

          • ayanoğlu diyor ki:

            “evlilikte en büyük fedakarlığı kadın en başından zaten yeni bir başlangıçla bir yuva kurarak yapıyor”

            Yanlış bir cümle, katılmak mümkün değil; bu bakış açısıyla evlilik hayatı yürümez. Baştan böyle düşünen evlenmesin.

        • Deniz diyor ki:

          Evlilik demek gulluk gulistanlik bir hayat demek degildir. Nasil ki kendi basiniza oldugunuz zaman bir takim sorumluluklariniz ve de problemleriniz olacak evlenince de sorumluluklar ve problemler olacak. Hayat boyle bir sey. Benim site yonetimimden sizin yorumunuz vasitasiyla ricam biraz da hem kusuruyla hem turlu guzellikleriyle yasanan mutlu hayatlari yazin biraz da gencler umitsizlige dusuyor. Halinden memnun olan belki size mektup gondermez fakat onlari bulup cikarmak gerekir herhalde. Allah herkese hayirli esler nasip etsin!

        • Yasin diyor ki:

          Ahsen ve Deniz Hanım, (benzer bakışı olanlara)

          Öncelikle; Lütfen yanlış anlamayın!
          Bütün kadınları itham etmiyorum. Kadınlar hepsi kötü değildir. İtirazımız bir tarafı peşinen haklı gören KANUNLARA’dır.
          Bu kanunlarla ailelerin yıkılması kolaylaştırılmıştır. Evlilikler erkek için risk haline gelmiştir. Evliliği özendirici şeyler yapılsa bile; bu kanunlar yürürlükte olduğu müddetçe erkeler evlilikten soğuyacak, evlenmekten kaçınacaklardır.

          Burada yazılanları sadece erkekler değil, kadınlar da okuyor. Belkide bu sayede bazı kadınlar kendilerine çeki düzen veriyor ve evlilikleri kurtuluyor. Evlenmeye niyetli bekar erkekler de hangi konularda temkinli olacaklarını öğreniyorlar ve kurulacak yuvalar daha sağlam temellere oturuyor.

          Kadınlardan kaynaklanan sorunlar görmezden geliniyor, bir sorun varsa örtbas etmek çare değildir, durumu olduğu gibi görmek gerekir, gözlerinizi gerçeklere kapatarak kendinizi kandırmayın.

          Yeni bir yuva kurarken fedakarlık yapan sadece kadınlarmış gibi bir önyargı var. Oysa; Erkek evliliğin neredeyse tüm yükünü tek başına omuzluyor (istisnai durumlar elbette vardır.) Kadınlar için geçerli olan durumların aynısı erkekler için de geçerlidir. Erkeklik sadece para kazanmak değildir, böyle bir iddiası olan da yoktur sanırım ama bu tezin kadına bakan yönleri de var, taraflı bakmayın.

        • Yasin diyor ki:

          Yaşanan sorunlar genel bakış açısıyla; “karşılıklı anlaşmazlık, geçimsizlik, ilgisizlik” türü genel meselelere oturtulmaya çalışılınca hata yapılıyor. Her sorun kendi içerisinde değerlendirilmelidir. Kimsenin yaşadıkları diğerine birebir benzemez.

          Bu konularda Esas bilinmesi gereken; Erkeklerin iyisi-kötüsü olduğu gibi kadınların da iyisi-kötüsü vardır ve hiç kimse mutlak iyi ve mutlak kötü de değildir. Öyle olsa biri melek Melek, öteki Şeytan olurdu.

          Kanunlar, kötülüğü kolaylaştırdığı için toplumda kötülük yayılıyor. Bunun da esas sorumlusu yasamadır.
          Pozitif ayrımcılık adıyla halkın beynine yerleştirilen yeni anlayış, Eşitliği ve hak sahibine hakkını vermeyi kabul etmiyor. Bu anlayışa göre kadın zayıftır, devlet tarafından korunmalıdır. Bu yüzden; Kadınlar artık fazladan ayrıcalık istiyorlar, çünkü onlar çocuk doğruyorlar, boşandıklarında da dul kalıyorlar, bu yüzden de korunmak zorundadırlar. Bu anlayış dizi, şarkı, gazete manşetleri ve tv haberleri ile beynimize kazındı. Laf oyunlarıyla halk kandırılıyor. Oysa; Adalet zayıfı korumakla sağlanamaz. Hakkı hak sahibinden başkasına vermek zulümdür. Devletin Adalet terazisine bastırdığı, tonlarca ağırlıktaki parmağı; gücü dengelemek bir tarafa, yaşanan zulmü arttırmıştır.

        • Yasin diyor ki:

          Beni en çok üzen, Yaşananların İslami hassasiyetten uzak olmaya bağlanması. Hz.Nuh ve Hz.Lut (a.s.) örneklerini hatırlayın(TAHRİM-10). Peygamberimizin hanımları bile onu üzdüler. (TAHRİM-3-4 ve AHZAB-28)
          Eşlerinden dolayı sıkıntı yaşayanları ayıplamayın. Taraf tutmayın, erkek çocuklarınızı düşünün. Adalet herkese lazım. (NİSA-135)

          İyi bir evlilik uyumlu eşlerle ilgili değildir, aksine farklı bakış açılarına sahip eşler birbirleriyle daha çok şey paylaşma birbirleriyle konuşma fırsatı yakalarlar. Mutlu evliliklerin sırrı karşılıklı sevgi, saygı ve iyi niyetten geçer.

          Karşılıklı olarak eşler iyi niyetliyse, evlilik sonlandırılmaya karar verilse bile bu güzel karakter boşanmayı sıkıntısız kılar.
          Aksi durumda; bir tarafın sömürücü tutum ve yaklaşımı diğer tarafı savunmada kalma zorunda bırakacağından taraflar sürekli stres ve kaygı içinde mücadeleye devam edeceklerdir. Bu mücadele sadece erkek ve kadınla sınırlı da kalmaz tarafların ailelerine ve en kötüsü çocuklara yansır.
          Bu sorunlara eğilmesi gereken çok ilgili(?) idarecilerimiz, çıkarılan kanunlarla ve yönetmeliklerle problemi daha da çetrefilli bir hale getirecek, kadınların oyunlarına yenilerine eklemesinin yolunu açacak düzenlemeler yaptılar.

          Erkeğin düştüğü durumu düşünsenize;
          Adamın yuvasını dağıtıyorsunuz, çocuklarını elinden alıyorsunuz, her ay nafaka ödetiyorsunuz ve ömür boyu ödeyeceksin diyorsunuz. Halbuki bu adam haklıydı mahkemede de bunu ispatladı, buna rağmen kanunlar neden her şeyi yine de kadına veriyor?
          Çünkü;
          Erkekler, kadınlara bakmak zorunda olan kölelerdir.
          O halde;
          “Köle olmak istemeyen evlenmesin”

          • Yasin diyor ki:

            TAHRİM: (3) Ve hani Peygamber, eşlerinden birine gizli bir şey söylemişti de o, bu sözü, başkasına haber verince ve Allah da bunu, Peygambere açınca Peygamber, bu olayın bir kısmını söylemiş, bir kısmındansa vazgeçmiş, söylememişti. Peygamber, bunu eşine haber verince o, kim haber verdi bunu sana demişti, o da demişti ki: Her şeyi bilen haber verdi bana, her şeyden haberdar olan. (4) İkiniz de tövbe ederseniz Allah’a; çünkü gerçekten de gönülleriniz suça meyletmiştir; ve fakat Peygamberin aleyhine, birbirinize arka verirseniz artık o Allah’tır onun yardımcısı ve Cibril’dir ve inananların en temizi ve melekler de bunlardan sonra ona arkadır, yardımcıdır.
            TAHRİM-10 : Allah, inkar edenlere, Nuh’un karısı ile Lut’un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikahları altında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları Allah’tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara: Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin! denildi.
            AHZAB-28 : Ey Peygamber, eşlerine söyle: Dünya yaşayışını ve ziynetini diliyorsanız hadi gelin, size nikah paralarınızı vereyim de güzellikle bırakayım sizi.

          • AHSEN diyor ki:

            selamün aleyküm

            Yasin bey söylediklerinize katılıyorum birçok konuda haklısınız tamda benim ulaştırmak istediğim noktaya değinmişsiniz tek taraflı düşünen insanlar zaten hemen kendilerini ve hemcinslerini savunmaya geçiyorlar ama olayları sizinde bahsettiğiniz gibi adalet penceresinden değerlendirmek kötü evliliklerin dışında çok fedakar kadınların olabileceğini yada erkeklerin olabileceğini görmemezlikten gelmemek gerek..
            ALLAH hiçkimseyi eşiyle imtihan etmesin yaşamadım inşallah yaşamamda ALLAH göstermesin bu imtihanla yaşayanlara da RABBİM sağlıklı bir şekilde çıkabilmeyi ve mücadele edebilmeyi nasip etsin..

          • Deniz diyor ki:

            Allah hic birimizi kadin olarak da erkek olarak da hic bir kulun hic bir esyanin kolesi etmesin! Sozlerinizden yandiginiz belli oluyor. Fakat vardiginiz neticeyi insanin fitratina uygun buluyorsaniz buna inaniyorsaniz bize de anlatin. Yani “kole olmak istemeyen evlenmesin” diyorsunuz . Pekiyi evlenmeyip ne olacak? insan ihtiyaclarina nasil gem vuracak? nesil nasil devam edecek ?
            Kanunlar demoklesin kilici gibi ustumuzde sallansa da ne yapalim ki hayat devam ediyor. Elimizden geldigince kotuluge engel olmaya calisacagiz mucadele edecegiz . Care ne olursa olsun iyi insan olabilmek.Insanlar hic sucsuz yere yillarca hapislerde curuyebiliyor. Kardesim kaybolan nufus cuzdaninin bedelini tam 6 yil adliye koridorlarina gidip gelerek odedi. Bir keresinde hatirliyorum tam bayram vakti bulusup bir yere gidecegiz polis ehliyetindeki adi gorunce iceriye aldi hic yok yere bir gece nezarette beklettiler. Ne icin ? hesap soracak hesabini verecek bir merci bile yok . neyse konu bu olmadigi icin sadece kanunlarin insani nasil degisik sekilde magdur edecegine ornek icin yazdim Cok sukur sonunda adalet yerini buldu da berat edebildi.
            Mevla hepimize de yana yana pismeyi nasip etsin insallah!

          • Deniz diyor ki:

            Yorumumda ” care ne olursa olsun iyi insan olmak” dedim bu sizin sahsiniza degil genel olarak soylenmis bir sozdur . lutfen yanlis algi olusmasin. yani bir anlamda icimiz yansa da iyi olan ne varsa hep beraber cogaltalim diye. Ben bu siteyi bunun icinde takip ediyorum.

          • Deniz diyor ki:

            Yasin Bey ozur dilerim en basta isminizi zikretmedigim icin

          • Yasin diyor ki:

            Ahsen ve Deniz hanım,
            Yazdıklarımı doğru anladığınız ve yorumladığınız için teşekkür ederim.
            Çoğu kişi söylenenleri anlamaya çalışacağına, anlatılanları kendi düşünce kalıpları ve ön yargılarıyla dinledikleri ve her durumu kendi yaşadıkları sıkıntılara benzeştirmeye çalıştıkları için, doğru anlaşılmak bulunmaz bir nimet haline geldi.
            Deniz hanım,
            Yaşadığım sıkıntılardan sonra, tekrar sonunu tahmin edemeyeceğim bir riske girmektense, fıtratla mücadele etmek bana daha cazip geliyor. Sizin bahsettiğiniz şekilde yanlışlıkla adliyelerde sürünenler var ama bunlar adalet terazisine yapılan müdahaleler sonucu olanlar değildir.

    • hüzün diyor ki:

      sadık kardeşim , şahsen üzüldüm .
      bir erkek olarak kadının çalışmasına karşı biriyim , nedenleri buraya yazmak isterdim . lakin yazdığınız tablo bir kaç nedeni içinde taşıyor .
      uzun bir süre eşinizi aramıyacağınızı söylemişsiniz , bir deneyin umarım faydalı olur , bir yıl sonrada olsa , bu tecrübenizi buraya yazar mısınız ? umarım yuvanız yeniden toplanır ve kurulur .

    • Deniz diyor ki:

      Allah yardimciniz olsun. Mesele acaba gercekten de esinizin calisma hirsi mi? Yoksa onun altinda yatan baska nedenler mi var? Henuz daha evleneli 1,5 yil olmus bu arada bir de Allah bagislasin bir evladiniz olmus. Ne zaman alistiniz birbirinize de ne zaman hersey alasagi oldu. Hakikaten bu gencleri anlamak cok zor. Fakat ben onlari suclamiyorum. asil onlara akil ogreten buyukleri yok mu? O buyukleri var ya gercekten de yuva yikiyor. Hakem olmasi , yapici olmasi gereken yerde evlatlarinin mutluluguna engel oluyor. Kendi menfaatleri ugruna yapilan bir yuvayi yikmaktan hic utanmiyor . Hayir bunun sucu kadinin calismasinda degil, belki reaksiyonu hizlandiriyordur fakat esas neden bu degil. Insanlar artik evladi da olsa anasi babasi da olsa menfaat yarisina girmisler. ana baba evladi somuruyor evlat ana babayi. Asil kaybettigimiz erdemleri dusunelim. Hos neyi kaybettigimizi bile bilemez hale geldik ya neyse…
      Yazmis oldugunuz hikayede iki nokta dikkatimi cekti ilk olarak esinizin evlenmeden once hele ki cocuk olduktan sonra -calismayacagina dair verilmis bir soz- Bu uzerinde durulmasi gereken en onemli nokta.
      Ikinci olarak ta sizin tayininizi memleketinize aldirma durumunuz ki esinizin itirazina ragmen. Ortada sanki bir iktidar kavgasi inatlasma var. Bunlar duzelmeyecek durumlar degil ama buyukler cook aah aliyor. Umarim en az zararla atlatirsiniz. Siz sutten agzi yananlarin soylediklerini dikkate alin fakat yine de hem kendinize hem de esinize zaman taniyin elbette ki temkinli hareket edin. Hakkinizda hayirlisi Allah imtihaninizi kolay kilsin!

      • seymen diyor ki:

        “Hayir bunun sucu kadinin calismasinda degil, belki reaksiyonu hizlandiriyordur”

        Her zaman böyle olmaz ama burada bu olumsuzlukların sebebi kadının evlenmeden önce iyi bir işte çalışmış olmasından başka birşey değil maalesef.
        Kadının bir hayatı vardı, evlenerek kendince (ve keyfince) daha iyi bir hayat yaşayacağını düşündü ve evlendi fakat sonra önceki hayatının eş ve çocuk sorumluluğundan daha rahat olduğunu düşündü tabir caizse bencilce bir oyun bozanlık yaptı ve bu arada kendi ailesini de kocasına karşı kışkırttı, olay budur.

      • necmettin selim diyor ki:

        allah razı olsun çık güzel enlattınız.benimde benzer sorunum var boşanmak üzereyim.hakkımı eşime ,eilesine ve akıl verenlere haram ediyorum.tek sorun dediklerine tamam dememem.dememde demeyinde kadına karı olusanız şerefiniz ,haysiyetiniz onurunuz ayaklar altına alınır.zulmetmeyin ama zulmede uğramayın.saygılar

    • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      öncelikle bir süredir giremiyorum nete yoğunum.burada yorumlar artmış galiba bu kardeşime çok üzüldüğümü belirtmek isterim…

      bana kızanların eleştirenlerin kulakları çınlasın..işte benim kendimi paralamamın sebebi bu kardeşimizin hanımının zihniyetidir! mümin feraset sahibidir diyor peygamberimiz(s.a.v) ilerisini görmek gerek..bugün kadınlar bir virüs gibi evden uçmaya başlamışlar aileleri yıkıyorlar artık önlerine geleni özgürlük adına kendi ayakları üzerinde durma adına yıkıp geçiyorlar.sayın prof.dr nevzat tarhan bir yazısında bunun psikolojik savaş olduğunu söylüyordu..hakikaten kadınlar üzerinde psikolojik bir savaş yürütülüyor islam düzenine karşı..ve bunu feraset sahibi müminlerin görmesi gerekiyor…yoksa bunun önü alınamaz ve kadınların bu evden kaçma telaşının önüne kimse geçemez arkadaşlar…benden söylemesi…

      ve bir iddiam daha var ileriki 20 yıl içerisinde doğru düzgün evde kadın bulamayacaksınız! çünkü hem devlet politikası hemde kadınların modern ve özgürlüğü sokakta arama telaşı eklenince bunun önünde ne durabilirki?!!!

    • Ayşe diyor ki:

      Yorumları daha yeni okudum, geç bir cevap olabilir; fakat Ben tayini istedim demek yerine eşinizin o şehirde yaşamak isteyip istemediğini de sormalıydınız, karar verdim ve yaptım düşüncesi kesinlikle yanlış. Eşinizi sizin peşinizden sürüklenmesini istemek ona saygısızlık. Çalışma mevzusunda ise size bir söz vermiş, çalışmayacağım demiş, sözünde durması gerekirdi; fakat sizin belki de kararları yalnız alıp ona da tebliğ ederek kabul etmesini beklemeniz bu direncin oluşmasına sebep olmuş olamaz mı? Aşağıdaki yorumların hiç biri yapıcı ve vicdanlı değil, eşinizi dinlemeden ” yazık sana kardeşim , Allah yardım etsin” demek sizin haklı olduğunuza dair inancınızı daha da kuvvetlendirir ki eşinizle oturup orta yol bulma niyetinizi varsa da yok eder. Eşinize onu ne kadar sevdiğinizi ve önemsediğinizi ifade eden cümleler kurun, verdiğiniz kararların nedenlerini o ikna olana kadar açıklayın. Köleniz olmadığını, hayatınızdaki en değerli insan olduğunu söyleyin. Kadınlar sevildiğini duymaktan, güzel sözlerden çok etkilenir, yuvanız için mücadele edin bence. Evlilikten dili yanmış, olumsuzluklar yaşamış insanları hiç dinlemeyin, tek taraflı dinliyorsunuz çünkü, yorum sahiplerini dinlerken karşı tarafı da dinlemeli kim bilir neler yaşadı karşı taraf da kim bilir. Bu site amacından uzaklaşıyor yapılan yorumlarla, evlilikten soğutuyor, kalplere korku salıyor. Güven duygusunu zedeliyor, yorumlar daha dikkatli yapılmalı. Erkek karar verir kadın kabul eder düşüncesinin olgun bir düşünce olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum, eşinizse sevmişsiniz diye düşünüyorum, sevdiğiniz kişi için mücadele edin.

  20. Depresyonlu iş kadını diyor ki:

    Arkadaşlar ben çalışmak istemiyorum. Hem iş kadını hem ev kadını hem kocanın kadını olunmuyor aynı anda. Hepsi yarım yamalak kalıyor. Ne tam işe verebiliyorsun kendini, ne evin tam temizlenebiliyor, ne 4 çeşit yemek yapabiliyorum akşama annem gibi,eşim muhabbet isteyince de yorgunluktan ölü balık gibi yatıyorum. Hep eksik kalıyorum. Şu kadınlara çalışma hayatını özendirip bizim böyle hayatımızı çalanlara ben ne diyeyim Allah bildiği gibi yapsın. Sonra da maaşı kocanın eline sayıyoruz. Hem kocalarda bu benim karım bilinci oluşmuyor çalışınca.
    Eşim çalışmasam hiç bir ihtiyacımı almaz, yani kıyafet, parfüm falan rüyamda görürüm. Hem de eşimin durumu çok iyi olduğu halde.
    Allah ım çok kötü durumdayım mesleğimi de sevmedim hiç zaten. Ne yapacağım ben?
    İşi bırakmak istiyorum ama ya kocamla geçinemezsem boşandığımda 5 parasız ortada kalırsam sokaklarda sürünürsem diyorum.
    işi bırakınca kocam hiç bir istediğimi almazsa, bana “işe yaramaz evhanımı, ne işi yararsın sen” derse: Bilinçaltımda bunlar var sanırım;
    ev hanımları cahil ve şişko olur olur,
    üretime katılan kadınlar modern kadındır,
    çalışan kadına erkekler hayran olur, saygı duyar, diğer kadınlar da imrenir
    evhanımları kocaları eve geglince gün boyu kimseyi görmediklerinden dırdırcı olur, gezmeye gidelim, dışarda yemek yiyelim diye tuttururlar,
    çalışan kadın bakımlıdır, ev hanımı tombuldur vs vs…..
    kim soktu yaa bunları beynime benim
    çalışan bi kadın olmak istemiyorum ben, evimin hanımı olmak istiyorum. ama baskılardan korktuğum için işi bırakamıyorum

    • alptekin diyor ki:

      böyle bakınca sorunlu erkek ne kadar çokmuş diye düşünüyorum. hanımefendi siz güzel düşünmüşsünüz. niyetinizi gerçekleştirirseniz inşallah allah size yardım eder. işler rayına girer.

      • Deniz diyor ki:

        Calismak istemedigi halde ustelik meslegini sevmedigi halde calisanlari bir turlu anlamiyorum. Kardesim madem istemiyorsun birak calismayi evinin hanimi ol madem kocanin maddi durumu da iyi biraz dirdirci ol biraz sisko hayranlik uyandiran narsizmi disarida birak, Ev hanimligina dair gerekli gereksiz dusuncelerle BIR YUZLES ondan sonra calimak isteyip istemedigine karar ver!!! Bakin bu sekilde hem kendinize yazik ediyorsunuz hem de etrafinizda isnizde sizinle irtibati olan kim varsa onlara ! Kusura bakmayin !

    • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      kardeşim çok önemli bir saptama yapmışsınız..Allah yardım etsin..ben hep dile getirdiğim şeyleri siz kim bunları beynime soktu diye kızıyorsunuz…

      cevabı belli bunların:çevreniz,anne-babanız,medya,feminizm,modernizm vb.uzarda gider….bunlarda illa biri beyninnize kazımıştır..çalışan ve modern kadın olmayı..

      ev hanımlığını aşağılayan zihniyet,anneliği aşağılayan zihniyet hala nasıl bu denli güçlü ve ayakta durmayı başarıyor ve bizim tesettürlü hanımlar nasıl olurda bu fikirlere kapılabiliyorlar onu sorgulamak lazım..

      hep denilir ya kadınlarımız çok dindarlar erkeklere nazaran kadınlar daha dindarmış güya!

      daha çok oruç tutarlarmış,daha çok hacca,umreye giderlermiş daha çok tesbih çekerlermiş daha çok namaz kılarlarmış göz yaşı dökerlermiş…peki aynı ölçüde daha çok asi değillermi,daha çok dik başlı değillermi,daha çok kocalarına eziyet edip itaat etmeyen değillermi,daha çok sokağa çıkma hevesinde değillermi?

      tüm bunları beraber değerlendirmek lazım arkadaşlar…durum gerçekten vahim…

    • necmettin selim diyor ki:

      eşinizde bir miktar islami birikim varsa sizi anlar diye düşünüyorum.islamda kadın kesinlikle evin geçimini üslenmez(özel durumlar hariç.eşi sakat kalır,hastalanır,ölür vb)kadının görevide evine bakmak eşine meşru çerçevede itaat etmek eşini ve çocuklarını mutlu etmeye çalışmak gibi görevleri vardır.aslında geçim çok kolay ama ölçü önemli. lehinede olsa aleyhinede olsa karı ve koca islama göre hareket etmek zorunda kim nederse desin başka çözüm yolu yok.fakat nefse ne kadar ağır geliyor her iki taraf içinde.allah cc.sonumuzu hayır etsin inş.

  21. Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    Norveç’te yapılan bir araştırma erkeklerin eşleriyle ev işlerini paylaşmasının boşanma riskini artırdığı belirlendi.

    Norveç’de sosyal araştırmalar kurumu Nova’nın yaptığı araştırma, ev işlerini eşit olarak paylaşan çiftlerin
    boşanma riskinin, ev işlerini daha çok kadınların yaptığı çiftlerden yüzde 50 fazla olduğunu gösterdi.

    ”Evde eşitlik” başlıklı araştırmaya imza atan Thomas Hansen, ”Erkekler evde ne kadar çok iş yaparsa boşanma oranı o kadar artıyor” ifadesini kullandı.
    Hansen, araştırmaya göre ev işlerinde sorumluluğun eşit şekilde paylaşılmasının mutluluk getirmediğini gördüklerini ve ”evde eşitlik ve hayat kalitesi” arasında bağlantının olmamasına şaşırdıklarını belirtti.
    Bilimadamı, modern çiftlerde kadınların eğitim düzeyi ve gelirinin genellikle erkeklerinkine eşit olduğunu, bu nedenle eşlerine ekonomik olarak bağımlı olmadıklarını ve boşanmayı ”kolay kaldırabildiklerini” ifade etti.

    Kaynak: AA

  22. Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    “Annelerin iş yüküyle ilgili bir anket düzenlendi. Sonuçlara göre anneleri en çok ev işi yapmak yoruyor. Çoğunun sosyal hayatı ise neredeyse yok.”

    Yenibiris.com, yılın en özel günlerinden biri olan Anneler Günü için 2752 çalışan annenin katıldığı bir anket düzenledi. Ankette kadınlara iş, evişi ve anneliği nasıl idare ettikleri soruldu. Ev ve iş hayatını karşılaştıran annelerin önemli bir çoğunluğu, evde daha çok yorulduklarını ve en çok, genel temizlik için yardım almak istediklerini söyledi. Çalışan annelerin çoğu tek çocuk sahibi olduğunu belirtti.

    İŞTE ANKETTEN ÇIKAN ÇARPICI SONUÇLAR:
    - Çalışan annelerin yüzde 80’i en çok evde yoruluyor
    - Annelerin nerdeyse yarısı, genel temizlik, yemek, ortalık toplama ve ütü arasında en çok temizlik yaparken yoruluyor
    - Çalışan annelerin yarıdan fazlası haftasonunda çocuğuna ayırdığı zaman kadar evişine de harcamak durumunda kalıyor
    - Çalışan annelerin sadece yüzde 32’si ev işlerinde birilerinden yardım alıyor, bu kişi genellikle gündelikçi oluyor
    - Yatılı bakıcılar tercih edilmiyor
    - Ev işleri konusunda zaman zaman da olsa eşler yardım ediyor, kadınların dörtte biri eşinden hiç yardım görmüyor
    - Genel temizlikten sonra en yorucu iş yemek yapmak
    - İş, evişi ve çocuk bakımından geriye zaman kalmıyor, annelerin sadece yüzde 1’i kendine zaman ayırabiliyor
    - Sosyal hayatı olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 24
    Çalışan anneler, kendileri için en fazla ne yapabildikleri sorusuna şu cevapları veriyor:
    - Uyku (yüzde 31)
    - Kişisel bakım (yüzde 21)
    - Kitap okuma (yüzde 17)
    - Alışveriş (yüzde 14)
    - Arkadaşlarla telefon sohbeti (yüzde 9)
    - Yürüyüş (yüzde 5)
    - Spor (yüzde 3)

    (yenibiriş.com)

    “Geceleri uykusuz kalan anneler, çareyi uyku ilaçlarında arıyor.”

    Connecticut’taki sağlık danışmanlığı firması IMS Health’e göre, reçeteli uyku ilacı kullanımı kadınlarda 40 ila 49 yaşları arasında tavan yapıyor. Firma geçen yıl bu yaş aralığındaki 15 milyon 473 bin Amerikalı kadının (erkeklerden iki kat daha fazla) uykuya dalmak için ilaç aldığını açıkladı. Bu rakamlar akşam 10′da uykuya dalmada sorun yaşamayan ancak gece 3.30′da bir anda cin gibi uyanan kadınları içermiyor. Onlardan biri olan Illinois’den iki çocuk annesi Susan Stoga, “‘O e-maili müşterime göndermiş miydim?’ gibi sorular beni uyanık tutuyor” diyor.
    Ebeveynlikle ilgili en büyük yalanlardan biri , annelerin uykusuzluğundan çocukların sorumlu olduğu yönündedir. Ancak uyanık kalmalarının sorumlusu annelerin ta kendisidir. Sharkey, “Gün içinde duyguları bastırmaya yarayan bir mekanizma yoktur ve bu kadınların gecelerine de yansır” diyor. Doktor Meir Kryger, “Kadınlar toplumdaki rol lerinin bedelini uykusuzlukla ödüyor” diyor. Genelde hem çalışıp para kazanan hem de bebek bakan kadınların, uykusuzluk sorunu çok daha ağır oluyor. New York’taki Montefiore Tıp Merkezi’nde bulunan Davranışsal Uyku Tıbbı Programı’nın Başkanı Shelby Harris, pek çok kadının önceliklerini iyi ayarlamadığını söylüyor. “Akşamları masada yemek olması önemli mi? Evet. Ancak her yemekte çorba, ana yemek, tatlı, salata ve meyve olması gerekli mi? Kesinlikle hayır” diyor. Gece yarısı 3 ila 4 gibi uyananların bazılarıysa bu fazladan saatlerin tadını çıkarıyor.
    “Gece 3′te çok yaratıcı oluyorum. Çoğu zaman kalkıp güne başlıyorum” diyor. McCoy, uyanmasının nedenini bulduğunu söylüyor. “Bana kalırsa gece 3′te uyanmamın nedeni, bilinçaltımda bu saatlerin bana kaldığını düşünmem. 24 saatlik zaman diliminde kimsenin bana ihtiyaç duymadığı ya bir şey yapmamı beklemediği tek zaman aralığı bu. Konforsuz olsa da, ne mutlu ki bu anlar sadece bana ait” diyor.

    (THE NEW YORK TIMES)

  23. hüzün diyor ki:

    benim için dua sözel bir şey değildir . peygamber der ki ‘sizin dualarınız sizin ibadetlerinizdir’
    buna atfen bende diyorum ki ‘dua insanların hareketleri ve eylemleridir’
    dua kuru sözcüklerden ibaret bir şey değildir.
    ya rabbi bana şunu ver , bana bunu ver şeklinde hiç bir zaman dua etmedim
    hep şöyle dedim ‘ya rabbi sen bana doğru yolu göster , ben nasıl yürüyeceğimi bilirim’

    rad 11 : Bir topluluk kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez…

    bir insan kendi çaba harcamadıkta Allah çabasının ürünü olan sonucu vermez.

    siz beni batının sömürgesine maruz kalmış müptela bir bayan sanıyorsunuz , oysa ben hem bayan değilim , hemde kadını batıdan doğup ve üstümüze doğru gelip ve genişleyen bu sele karşı , kadını islamın yön verdiği bir çizgiye çekmek istiyorum.

  24. hüzün diyor ki:

    bir birine karışan kavramlar ve anlam belirsizlikleri…

    ‘çalışmayan’ kadın ‘cahil’ kadın olarak algılanır , oysa pratik hayat bunun doğru olmadığını gösteriyor.

    aslında ‘çalışmayan kadın’ tabiri çok yanlış bir tabir . doğrusunun şu olduğunu düşünüyorum ‘dışarıda çalışan kadın’.

    kadın gün içinde ve gün bitiminde ve geceye varan saatlere kadar ev içinde sürekli bir koşuşturmanın içindedir.
    bu kadın aynı zamanda dışarı alanlarda istihdam alanlarında da çalıştırılarak ona en kötü muameleyi yaptırılıyor.

    çalışan kadın ‘ayağının üstüne’ basan kadındır , söylemleri kadını düşük maaş karşılığında fabrikanın arka kapısından içeri sokup ucuza çalıştıran kadın simsarlarının işiydi.ne yazık ki kadın bu numarayı yuttu , hapıda yuttu.
    yuttuğu bu hap kalbinin derinliklerinde bir hasara yol açtı . kan dolaşımı yavaşladı , pıhtılaşma arttı ve damarlar kurudu.
    anne ve çocuk arasındaki eğitimsel ve kültürel mesafe arttı , kadın artık ne oğlunu anlıyabiliyor nede kızını , tanımıyor ki anlasın? evde durmuyor ki tanıyıp anlasın.

    ben şahsen kadının DIŞARIDA çalışmasına karşıyım .

    ileride erkek ölürse , kadın tek başına kalırsa , çocuklarına bakamazsa , sokakta kalırsa , garantisi yoksa gibi rızıksal endişe içinde olanlara söylüyebileceğim söz şudur ‘SİZ ALLAHA GÜVENMİYORSUNUZ’ güvenseydiniz rızkı verenin O olduğunu , kitaba uymanın vazgeçilmez bir mecburiyet olduğunu görecektiniz.

    • AHSEN diyor ki:

      selamün aleyküm

      kadınlar numarayı yuttu derken bu ifadeyi ben kabul etmiyorum.
      Fabrikatörler genellikle elinde herhangi bir eğitimi olmayan dar gelirli aileleri tercih eiyor dar gelirli ailelerin çalışmak zorunda oldukları bir gerçek var göz ardı edilmemesi gereken birde bu pencereden bakın.Bu insanların bu durumunu suistimal eden dindar şirketlerde dahil aramanız gereken sorun burda.
      Kavramlar karıştırılıyor evet sizde mecbur olduğu için çalışan ve lüks bir hayat için çalışan kadın arasındaki farkı anlamaya çalışın ikisini bir karşılaştıramazsınız ihtiyacı olmadığı halde çalışmak için bu eziyete katlanan insanlar hakkında bunları dile getirmiş olsaydınız size hak verirdim.
      Erkek ölürse genellikle eşinden kalan maaşla idare edebiliyor bu güvencesi olmayan insanlarda var onların durumunuda devlet biraz olsun destekliyor ama bana göre yeterli değil günümüz şartlarını iyi biliyorsunuz birde bu ailelerin genellikle birkaç çocuğu oluyor bu sıkıntıda olan insanlara yardım eli uzatmak bizlere düşüyor ama ne yazıkki toplum olarak bu duygularımızıda kaybettik.
      Kadın çalışmasın evet ama aile reisi geleceği ve şimdiyi düşünmek zorunda erkek ailesini kimseye muhtaç etmemeli ve kadınlar kanaatkar değil diyede bazı kılıfların arkasına da sığınmamalı..

      • hüzün diyor ki:

        aleykumselam

        muazzez kardeşim , dediklerinizin bir çoğuna katılıyorum.

        zaruret nedeniyle çalışan kadınlara değildir sözüm , sözüm ‘sizinde anladığınız’ kadınlaradır.genele atfen ettiğim sözler , zaruri sebeplerden dolayı çalışan kadını kapsamaz.

        ben kadına daha çok eğer veren bir müslüman erkeğim , zira kadın toplumun asli mimarıdır.

        İslam kadını o kadar çok önemsemiş ki hatta bir süreye ‘kadın’ (nisa suresi) ismi verilmiştir.

        en çok kadınlar hakkında düzenlemeler ve hukuki uygulamalar getirilmiştir.

        neden?
        çünki kadın bozulursa , toplum bozulur.
        ve kadın düzelirse toplum düzelişe geçer ve yücelir
        .
        burada okuduğum bir söz vardı ‘bir erkek düzelirse bir kişi düzelir , bir kadın düzelirse bir aile kurtulur’ şeklilnde.

        ‘insanlara yardım eli uzatmak bizlere düşüyor ama ne yazıkki toplum olarak bu duygularımızıda kaybettik’

        şeklindeki siteminizde sizinle aynı hissiyatı taşıyorum ama sitem etmiyorum , üstüne gidiyorum ,düzeltmeye çalışıyorum.
        hiç bir vakit yılmamalı.

        erkek ailesini muhtaç etmemeli ve ailesine bakmayı bir lutuf olarak değil bir görev olarak bilmeli.
        bu yüzden eve getirdiği ekmek için başa kakmamalı , görevinin bir gereği olarak düşünmeli ve yerine getirmeli.

        bu yüzden hep söylerim ,evlenirsem eşimin bana hazırladığı güzel sofra ve giysi yerine iki sayfa daha fazla kitab okusun.
        bu bana yeter.

        ‘selamün aleyküm’ girişiniz beni taltif etmiştir.

        selam ve dua ile…

    • Defne diyor ki:

      Hapı yutacak olan sensin, bir gün geçimini birileri sağlamadığı zaman dilerim o yüce ALLAH tan senin gibileri bir güzel yola getirsin. Bakalım yan gelip yatana kim ekmek veriyo, boş dua etmekle olmuyo bu işler. Senin gibi tembel kadınların yüzünden bütün müslüman ülkeler geri kaldı, gelişemedi ve batının sömürgesi oldular!!!

      • Salurlu diyor ki:

        İslam’ın ne getirdiği ile ilgilenmeyip Kapitalist üretim çarkının içinde yoğrulan zihniyetlerimiz idrakten yoksun olmaya mahkumdur. Bizi ancak Tevhidi bir bakış açısı kurtarabilir. Şimdi buraya Kadın ve Aile hakkında pekçok hadisi yazardım fakat bu seferde onların hepsi zayıf uydurma deyip kolaycı bir bakış açısıyla savuştururdunuz. Bu arada konuştuğunuz konuların hepsi devlet uhdesinde olması gereken işler.Fakat Laik ve Kafir bir devletten İslami bir eylem yapmasını istemek te bizim gibilere yaraşır bir talep. Eklemek isterim ki Müslüman ülke dünya üzerinde bulunmamaktadır. Müslüman ülke dediğiniz topraklarda Allah’ın hükümleri geçerli olmalıdır.Muhakkak ki İşlerin sonu Allah’a döner.

        Bir Üniversitede İletişim Fakültesi
        Araştırma Görevlisi

    • Deniz diyor ki:

      Kadini tevekkulsuzlukle suclayanlar donup bir de kendilerine baksin. Acaba Vefaymis sadakatmis merhametmis gibi hasletlere ne kadar baglilar. Kusura bakmayinda her sey birbirine bagli gelisiyor degisiyor.
      Dun belki kadin ucuz isgucu olarak fabrikanin arkasindan alindi. bugun buna ihtiyaci yok sermayenin, nerede ucuz insan gucu var fabrikasini oraya kuruyor. Erkek kadin ayirmiyor. Lutfen sirf kadini gunah kecisi yapmayalim.
      kadinin disarida calismasina karsi olanlar mesela su verdigim ornek uzerinde ne dusunurler nasil bir oneri sunarlar?

      Ornek 1:
      Adam 600 tl maas aliyor 450 tl ev kirasi 150tl de isine gidip gelirken vasita parasi veriyor.

      Ornek 2:
      Adam dogru durust calismiyor calistigini kahrolasi ickisine veriyor ustelik kizinin oglunun calistigini da elinden alip sorumsuzca harciyor. ( yok oyle hemen kanun nasil olsa kadindan yana sepetlesin filan demeyin, basina gelen bilir)
      Ornek 3:
      Adam maddi acidan ailesinin herturlu ihtiyacini karsilayabilecek duzeyde . kadin da okumus elinde yararli olabilecegi guzel bir meslegi var. oyle calisiyorum diye kocasiyla filan yarismiyor. Cocuklarini ihmal ettigi de soylenemez. Ustelik kadinlarin onun gibilerine ozellikle ihtiyaci var.

      aslinda cogaltilabilir, ben ornekleri tamamen gercek bildigim kisiler uzerinden verdim. herkes kendi kaderini yasiyor. tevekkulsuz deyip kestirip atmakla olmuyor. Gordugum kadariyla bu 3 hanim da tevekkul sahibi fakat calisiyor. Kadinin disarida calismasini istememek ya da sirf evde pasta makarna dantel yapsin demek gercekleri ya gozardi etmek ya da tamamen hakikatte yazilanlarin pratikte nasil degisime ugrayacagini hesap etmemektir.

      Serzenis:
      her sey birbirine o kadar bagli ki belki uzmanlar bunun cevabini daha iyi verirler. Eskiden insanlar toprakla ic iceydi daha cok. ekerdi bicerdi icabinda zerzevatini oradan alirdi filan simdi hepsinin yerinde yeller esiyor. insanlar kentlerde toprak yuzu gormeden buyuyor. sadece saksi cicegi alsa ona da eyvallah diyecegim. Dahasi en ufak ihtiyaci icin markete kosuyor. Off! ne alakasi var demeyin biraz her seyi isin icine katarak dusunun. Bizim amacimiz esitlik hic degil cogunlugun olabilir belki fakat onlarin da bu siteye ugrayacagina pek ihtimal vermiyorum.

      • zuhal diyor ki:

        ya eskidende özellikle karadenizde biz biliyoruz bunu erkek kahvede lak lak eder kadın tarlada çalışır .O zaman kadının çalışması kimseye dokunmuyor demiyor erkekler bu iş ağırdır erkek işidir aynısı doğudada öyle kadınlar yıpranıyor eve ilgisi olamıyor kimse demiyor hatun senin yerin evindir git ev işlerini yap biz erkekler yaparız bu işleri yada madem öyle neden kadınlarına 5 -7 çocuk yaptırıyolarki özellikle erkek çocuk olsun diye bu kadar çocukla anne ne sevgisi ne ilgisi verecek çocuklarına yada eşine onların sadece temizlik işleri yeter bir kadını meşgul etmeye bunlara itiraz eden yok kadın böyle 24 saat çalışabilir sonuçta bedava çalışıyor ya gülüyorum ben kadın çalışmasın diyenlere burda bence sorun kadının çalışıp güçlenmesi gerektiğinde eşi yada bir başkası haksızlık yaptığında hakkını savunur hale gelmesi kadın çalışmasın diyen erkek kadından yana korkuyordur bence kendine güveni yoktur kimse demesin ben kadınları çok düşündüğümden diyorum birde bunu islama mal ediyorsunuz dahada gülüyorum ya çalışan kadın kötü olsa Hz Muhammed (s.a.v) niye Hz Hatice gibi o zamanın en iyi tüccarlarından bir kadından gelen bir teklifi kabul etsin?Tamam Hz Haticede peygamerimizi kendine yardımcı olsun diyede istedi ama sonuçta peygamberimiz diyebilirdi ben çalışmayan bir hanım istiyorum çalışanlar kötü olur diye ama dememiş çünkü peygamber efendimiz kendine güveniyordu kendi bir haksızlık yapmaz o zaman niye ona haksızlık yapılsın ayrıca Allahın her zmaan yanında olduğunu bilen biri aslada böyle şeyler düşünmez kendine güveni tam olur korkmaz…

        • zuhal diyor ki:

          birde bu kadınları ucuza çalıştırılması meselesine katılmıyorum çünkü sanki o işler erkeklere kalsa onlar daha yüksekmi alacak yoo aynı parayı alacak ben mesela iş yerinde çalışan bir beyle aynı maaşı alıyorum hatta bana göre onun işi benden daha ağır çünkü ben bayanım yapamayacağım bir çok işi o yapıyor mesela bütün gün arabayla mal toplamak yada dağıtım yapmak gibi .Kadının yapacağı tek şey çalışma kararı alırken eşiyle beraber almalı ve bunun getirisini ve götürüsünü iyi düşünmeli .Mesela Erkeklerde öyle düşünmeli Erkek kaptansa yada bilim adamı ise evinden aylarca uzakta kalıyorsa yada ilgilenemyecek kadar meşgulse bence evlenmeden bir seçim yapmayı düşünmeli ya işini değiştirip öyle evlenecek yada evlenmeyecek Anne kadar babanında ilgi ve alakası çok önemlidir…

        • Depresyonlu iş kadını diyor ki:

          Hz. Hatice evlenir evlenmez bütün işlerinin yönetimini peygamberimize verdi bu durumda ona dışarıda çalışan kadın diyemeyiz

  25. semamarasli diyor ki:

    Risaleler ile ilgili tartışma çok uzadı, lütfen artık bu konuda yazmayın. Bu site herkese açık, bir cemaate bağlı olan olmayan herkes takip ediyor.Hiç kimsenin cemaati hocası kitabı burada tartışma konusu olsun istemiyoruz. Kimse de kendi cemaatini, hocasını, kitabını dayatmasın. Yorumları çöpe göndermek zorunda kalıyoruz. Bu konuların tartışılmasının kimseye bir katkısı yok. Lütfen dikkat edelim.

  26. Gulbeyaz diyor ki:

    Hesna sener…tesettur risalesi sebebiyle tevkif edilen nurcu abilerin beraat kararini Veren imzalayan o Kara donemin aydin yuzlerinden sadece biri.ustad hz.leri talebesini ona gondererek,hesna kizima selamimi sole der.acik basli kadinla konusmaktan cekinen talebesi ustadin israrlari uzerine konusmaya gider.(hikayenin devam ve orjinali icin bknz.abdullah aymaz/cesur yurek hesna sener)
    Bediuzzaman hz.seneri talebelige Kabul eder.meslegini birakmayi danistiginda da bunu Kabul etmez,devam etmesini ister.(sorularla risale.Com)Ben onun adini gavslarin Yanina yazdim,dualarima ortak ediyorum der.kendisi tesettursuz AMA tesettur risalesini beraat ettirdi hayra vesile olan yapan gibidir cihetiyle amel ve hasenelerimize ortaktir buyurmuslardir.
    Kadinlarin calismasi diyince gunumuzun kahraman hesna larini anmadan gecemedim.allah onlardan razi olsun..

    • ayanoğlu diyor ki:

      Günümüzün Hesna’larının yaptıkları kahramanlıklar nelermiş anlatın da öğrenelim ve alkışlayalım.
      Ucuz kahramanlıklara da, kerameti kendinden menkul olanlara da karnımız tok.

    • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      Allah aşkına nasıl bir olaydan yola çıkıp üstadın kadınların çalışmasına karşı çıkmadığı şeklinde bir yoruma varabiliyorsunuz….üstadın bu hanım hakkında ne hikmeti gözettiğini nasıl kestirebiliyorsunuz…bir defa üstad bu hanımı çalışmaya teşvik etmemiş zaten bu hanım yıllar önce bu mesleğe başlamış o davadada 40 yaşında imiş..ayrıca o günün şartlarını dikkate aldığımızda her taraf tüm idare bir kemalist rejimle yönetilirken her türlü zulüm müslümanlara reva görülürken üstda ve talebeleri ordan oraya sürgün edilirken tabiki bir tane vicdan ehli bir kişinin o makamda bulunmasını üstat o devir için gerekli görmüş olabilir ve devam etsin mesleğine ileride yine bu tür davalarda müslümanlar kurtarabilir diye mülahaza ederek bu hanımın orda çalışmasını istemiş olabilir..olaya bu vechesiyle bakılması gerektiğini düşünüyorum…ama şimdi siz alıp bu istisnai durumu o zamanın şartlarındaki durumu bu zamana uyarlayıp üstad kadınların çalışmasına bişey dememiş diye yorumlayamazsınız…üstad bir tek yerde kadının çalışmasından bahsetmiş oda “serseri bir erkekle evleneceğine köylü kadınları gibi kendi maişetini kendi elde etsin” demiştir…burdada dikkat ederseniz bir istisna vardır oda kadının serseri bir kocaya düşmemesi istisnasıdır yoksa durup dururken gitsin çalışsın dememiştir…

      benim anladığım tasavvur ettiğim üstad bu zamanda olsa kesinlikle şu anki kamu kuruluşları olsun bazı özel sektörler olsun kadının çalışmasına uygun olmayan ortamlar olsun kesinlikle çalışmalarına izin vermezdi.önceliği onların nesil yetiştirmelerine ve evlerine vermelerini isterdi…ben üstadı böyle anlıyorum siz nasıl anlıyorsunuz ben bilemem…vesselam…

  27. evvabin diyor ki:

    sema hanım herzamanki gibi harika bir yazı kaleme almışsınız. KADININ FITRATINA EN UYGUN EN GÜZEL MESLEĞİ ANNELİK VE EV HANIMLIĞIDIR. rabbim bizlere hem dünyamızı hem ahiretimiz güzelleştirecek hayırlı insanlar nasip etsin(amin)

  28. Dynr diyor ki:

    Açıkçası yazıyı çok beğenmekle beraber , kadının çalışma isteğinin altında büyük bir tarihi geçmişin yattığını düşünüyorum. Şöyle ki dedelerimiz ve babalarımız dönemlerine ev hanımlarının uğraığı maddi manevi şiddet ve değer görmeme , annelerin kızlarını koca eline bakmama , kimseye mecbur olmama ve dahası “Hanım”lığına şahsiyetine değer verilmesi gibi sebeplerden günümüzün kadın profilini yetiştirmeye sevk etmiştir. Kadınların en büyük zaafı değer görmektir.Kadın hassastır. Ve hak ettiği değer ve hassasiyeti evinde bulamayan kadın bu ihtiyaçlarını başka yerlerde arayacaktır…

    • seymen diyor ki:

      “Şöyle ki dedelerimiz ve babalarımız dönemlerine ev hanımlarının uğradığı maddi manevi şiddet ve değer görmeme” vs. .
      Bir kere yanlış bir genelleme var. Hep olumsuz örnekler kitaplara, romanlara, filmlere, dizilere konu olduğu için herkes aynı durumdaymış gibi bir kabul var. Kendi çevremizde bizzat tanıdığımız insanlarla değerlendirme yapmak gerekir.

      • zuhal diyor ki:

        istisnalar kaideyi bozmaz seymen bey siz genele bakın şu an ki kadınların durumunun bir sebebi olmalı yani bu duruma iten bir ssebep sebepsiz durup dururken hiç bişe olmaz

        • seymen diyor ki:

          Tabii sebepler var. Birinci sebep (dolaylı-dolaysız) reklamlar . İkinci sebep kredi kartları. Üçüncü sebep evlenme yaşının yükselmesi. Dördüncü sebep kibir. Beşinci sebep hedonizm. Altıncı sebep erkeklerin sorumsuzluğu. Yedinci sebep toplumda herşeyin maddiyata göre değerlendirilmesi. Daha da yazabilirim aslında ama arkadaşlar da sıralasınlar biraz. :)

          • zuhal diyor ki:

            hee o zaman nenelerimiz ve dedelerimiz böyle davranınca desenize biz bu hale düştük ,gerçi o zaman kredi kartı yoktu ama neyse :) Ben diyorumki gençlğin bu halinden büyükler yani önceki nesil sorumlu onların yaptığı yanlışlar şimdiki nesli böyle geliştirdi dedeler kadınlarına değer vermedi neneler dedelere anneler evlatlarına damatlarına gelinlerine değer vermedi vs vs yani onlarda mükemmel değildi aynı hamam aynı tas buda bir sonraki gençliği yanlış yada doğru bir şekilde yonttu ,siz diyorsunuz şimdiki nesil böyle ?……………………

          • seymen diyor ki:

            Bende diyorum ki tam tersi, dedelerin yaptıklar genelde doğruydu, onların ufak tefek hataları vardı, biz onların küçük hatalarını düzelteceğiz derken aşırı giderek büyük hatalar yaptık ve şirazasinden çıkardık. Değer verelim derken, düzen bozuldu, şımarık, dik kafalı, saygısız, kıymet bilmez nesiller yetişti.

          • zuhal diyor ki:

            bir ayar tutturamadınız siz erkekler yani :D

      • Dynr diyor ki:

        Açıkçası Tv ile aram yoktur kitapsa oldukça okurum lakin bu konunun temel alındığı hiçbir kitap okuduğumu pek söyleyemem. Kendi çevremde bizzat yaşlılar ve orta yaşlılar okuduğum süre içinde bana dediler ki hep “Aman kızım oku , el oğluna bakma , kendi ayakların üstünde dur , bak bunun kocası söyle söyle yaptı ya bu kızın işi olmasaydı ne olurdu …vsvsvs ” Ve bu saydıklarım sadece kendi yakın çevremden de değil belirteyim…

  29. salih özgür diyor ki:

    güzel,hergün olduğu gibi okullara kitap satmaya gidiyorum,öğretmenler odasında hanım öğretmenler ,hep çocuklarını anlatıyorlar ,ama yanlarında değiller,çok zor olduğunu söylüyorlar ama vazgeçmiyorlar ,aynı odada başka hanım öğretmen kocası doktormuş ,diyorki evde temizlik yaptım ya sonrası ,çocuk var ,boş boş evde ne yapacam diyor,işin manevi tarafını düşünen yok ,namaz kılamıyorlar,zikir ,kuran ,kadınlar para ve kariyerden vazgeçmiyorlar ,ben inş evlenmeyi düşünüyorum ama çalışan hanım düşünmüyorum ,donanımlı ,eğitimli olabilir .ama çalışan hanımları hallerini görünce çok üzülüyor insan ,aile bakanlığıda yayınlarında sürekli çalışan ve kadın erkek eşitliğinde bahsediyor,yaratılış fıtratına aykırı,devlet halkı yanlış yönlediriyor,

    • Defne diyor ki:

      he ya asgari ücrete varlıkla yokluk arasında yaşar gidersiniz artık. Çalışan kadın gayet memnun halinden bırak bu palavraları. Hayatımda bir tek erkeğe eyvallah etmedim, ALLAH hiç bir kadını hir bir erkeğin eline düşürmesin. Erkeğe uzak olan kadın ALLAH ına yakın olur. 1 tl verip 100 defa karısının başına kakan kocalarla dolu etrafım. Bize gerçekten iyilik yapmak istiyorsa erkekler bize hiç bir şekilde bulaşmasınlar yeter, bizden uzak dursunlar!!!

      • Süheyla diyor ki:

        Defne Hanım,bir erkekten çok ağır bir darbe mi yediniz,bu ne kin böyle..

      • ayanoğlu diyor ki:

        Yazık çok yazık, doğru düzgün adam denibilinecek erkeklere pek rast gelememişsiniz. Rast geldiğiniz istisnaları da tanıyıp (tesbit edip) kıymetini bilememişsiniz. Bu adamlar neden bozuldu bu kadar, 20-30 yıl önce neden böyle değildi, neden eski adamlar daha sorumluluk sahibiydi de şimdikiler bugünküler bu kadar düşüncesiz ve sorumsuz. Bu adamları yetiştiren annelerin, eğitim sisteminin ve eşlerinin bunda bir etkisi yok mudur sizce?

  30. Necibe diyor ki:

    Tek taraflı düşünülüyor. Kadının üzerine bu kadar gitmek çok yanlış. Kadın çalışmak isterse çalışabilmeli çünkü; sadece evde hayatını geçirmek hiç mantıklı değil ayrıca sağlıklı da değil. Sosyal hayatının olması, bi çevrenin içerisine girmek kadının da hakkı. Kadın evde duracak ömrünü çocuklara adayacak ama erkekler işe gidecek gelecek. İllaki eve gelince yorgun olacak ve çocukların yüzünü bile görmeyecek. Çocuğunun kaç yaşında olduğunu bile bilmeyen babalar var. Bu değil normal olan. Anne çocuğuyla ilgilenecek tabi ki. İhmal etmek çok yanlış. Ya da bir yaşına girmeden çocuğu bakıcıya emanet edebilmek… Bunu bi anne yapmamalı. Ama baba da ailesine vakit ayırmalı. Günümüzün en büyük sorunlarından birisi de boşanmak. Boşanma sebepleri neler peki? kadınlar ömürlerini adıyorlar eşlerine ve çocuklarına. Erkekler dışarıya daha çok yöneliyorlar böylece. Çünkü evdeki eşi artık yeterince çekmiyor onu. Kadın çalışmazsa ve belli bi güvencesi olmazsa, başlarına gelen bu. Tüm erkekler için bunu söyleyemem ama büyük çoğunluğu bunu kadınlara yaşatıyor. Birsürü çocukla ortalıkta kalan kadınlar için devlet ne yapıyor peki? Onlara geçinebilcek kadar maaş mı veriyor? Kadın temizlik yapıyor, el işi yapıyor. Sonunda yine çalışmak zorunda kalıyor. Benim çevremde o kadar çok var ki; kadın beş çocuk doğurmuş. Evlendiğinden beri doğru düzgün dışarı çıkmamış, arkadaşı yok. Ailesiyle bile görüşemiyor. yaşadığı şehri hatta semti bile bilmiyor. Olması gereken bu değil. Kamuda çalışmasın, çalışmak için başörtüsünü açmak ya da erkeklerle aynı ortamda bulunması gerekmiyor. Bayanlara yönelik o kadar çok meslek var ki gidip de doktor, mühendis, avukat, pilot, hakim, savcı olmasın. Bunlar erkeklerin yapacağı meslekler. Öğretmenlik, mimarlık, iç mimarlık, pdr, diyetisyenlik, moda tasarımı, mütercim tercümanlık, stilistlik… Yani bayanların yapması gereken tek şey meslek seçiminde daha dikkantli olmak. Eşini, çocuğunu, evini, geçimini düşünen sadece kadın ya da sadece erkek değil her ikisi de olmalı. Evlilik tek kişilik değil iki kişiliktir.

    • seymen diyor ki:

      Kadın çalışmak isterse çalışamaz. Bekarsa babası, evli ise kocası izin verirse, onların uygun gördüğü bir işte çalışabilir.

    • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      Evvela Necibe hanım söylemleriniz hiç bu necip milletin ruhunu ufkunu yansıtmıyor bunu belirtmek isterim…siz kadınlarda evde duracak kendini çocuklara adayacak erkek ise işe gidip gelecek diyerek aslında olması gereken bir durumun olmaması gerektiğini savunuyorsunuz ama bence fazlaca yanılıyorsunuz…oysa şunu unutuyorsunuz kadın iş hayatına girince bu defa kendini nereye adacak?masayamı,müdüremi,mesai arkadaşlarına,bitmez bilmeyen gezilerine,AVM lerine mi?peki çocuk dediniz hakikaten iş kadını çocuk dogururmu?bakın sayın CÜNDİOĞLU ne diyor bu konuda:“Ev kadınları modern dünyanın özgür kadınları kategorisi içine dahil edilemez gibi görünüyor, çünkü kadın özgürleştikçe ev kadını olmayı değil, iş kadınıolmayı talep eder hale geliyor. Özgürleşen kadın öncelikle evinden oluyor. Evinden olan iş kadınları çocuklarını kreşlerde büyütmek zorunda kalmıyorlar sadece, ister istemez daha az doğuruyorlar; hatta doğurmaktan vazgeçiyorlar; başarılı bir iş kadını olmaları, daha az annelik yapmalarını ya da annelikten vazgeçmelerini gerektiriyor.”(Dücane cündioğlu,kadınlaırın erkekleşmesi üzerine)

      Bir kadının asli görevi ANNELİK tir lütfen modern söylemlere kapılıp ANNELİĞİ aşağılamayalım..Üstad Bediüzzaman hazretleri lemaat adlı eserinde derki (manen söylüyorum):”bir annenin çocuklarıyla olan sohbeti,vakit geçirmesi yüzer sinemadan daha keyiflidir”

      Anlayana sivri sinek saz,anlamayana davul zurna az demişler..vesselam…

    • seymen diyor ki:

      “sadece evde hayatını geçirmek hiç mantıklı değil ayrıca sağlıklı da değil.”

      Çalışmayan kadınlar sadece evde mi geçiriyorlar hayatlarını. Tabii ki hayır. Komşuşuk diye birşey var, çocukların öğretmenleriyle görüşmek diye birşey var, alışveriş var, akraba veya hasta ziyareti var, çocukları doktora götürmek var, çocukları okula götürüp getirmek var, dini ders-sohbet vs. var, hatta spor vs. var, ….. .

      “Günümüzün en büyük sorunlarından birisi de boşanmak. Boşanma sebepleri neler peki? kadınlar ömürlerini adıyorlar eşlerine ve çocuklarına. Erkekler dışarıya daha çok yöneliyorlar böylece.”

      Kadın ömrünü kocasına adarsa adam neden boşansın, tam tersi en önemli boşanma sebeplerinden bir tanesi kadınların ilgisizliğidir. Şunu anlıyorum ki, buradaki birçok kişiyle aynı dünyada yaşamıyoruz.

      • zuhal diyor ki:

        o boşanmaların temelinde evde çalışmayıp koca eline bakan kadınların yetiştirdiği çocuklarlar var siz istediğiniz kadarını söyleyin kadının sosyalleşmeyip sadece eviyle uğraşması yanlış kadın önce kendi için bişeyler yapmalı sonra aile aynı erkeklerdeki gibi .Kadın medresede eğitim alsın siz üniversitelere gidin makam güç elde edin kadında sizden birinin yaptığı haksızlığa karşı güç olmasın sizn istediğiniz nedir peki makammı güçmü kadının neden güçlü olması siz erkekleri bu kadar ürkütüyor anlamıyorum.Kadın gerektiği kadar çalışır aşırıya gitmezse iyi olur tabiki ailesini düşünmeli ama bu erkekler içinde geçerli.Biraz aileniz ile ilgilenip eşinize yardımcı olsanız kadınlarda kendileri vakit ayırır yada çalışır ama siz baba rolunu bile anneye atıyorsunuz çocuklar hep anneci oluyor.Annelik demek çocuğun devamlı ölene dek arkasını toplamak değil sevgi başka bişe ilgi başka bişe ben evladıma ilgi gösteririm ama bu demek değildirki bir yaştan sonra peşinden hizmetçi gibi koşacam hele evlendikten sonra çocuklar kendi kendilerine yetebilmeli annelerin hayatlşarının kocalar ve çocuklar tarafından aşırı bir şekilde sömürülmesi bence saçmalık..

  31. raskolnikov diyor ki:

    mahremiyet sorununa pek değinilmemiş… oysa özellikle kamu da çalışan kadınların çuğu mahremiyet sorunu yaşamaktadır… i
    “Bazı çalışan kadınlar “Kadın kazancını kocasına vermek zorunda değil.” deyip aile bütçesine katkıda bulunmuyor. Kadının çalışması hiç bir şekilde eş ve anne rollerini etkilemiyorsa parası kendinin olsun, diyebiliriz. Fakat dışarıda çalışan, her gün yorgunluk türküsü söyleyen, yemeği vaktinde hazır olmayan kadının derdini erkek çekiyorsa kadında kazancını eşiyle paylaşmalı bence. Aynı şekilde erkek de karısının çalışmasını istiyorsa, ev işlerinde çocuğun bakımında karısına yardımcı olmak zorunda.”
    burada birinde bence varken diğerinde zorunluluk var. burayı çelişkili buluyorum

    • seymen diyor ki:

      Peki sizin hatırınız için şöyle olsun. :) (Sema hanım kızmassa tabii)
      “Aynı şekilde erkek de karısının çalışmasını istiyorsa, ev işlerinde çocuğun bakımında karısına yardımcı olmalı bence.”

      • gülin diyor ki:

        Erkek sadece karısı çalıştığı zaman değil, her zaman eşine yardımcı olmalı, çocuklarıyla ilgilenmeyi eşine bahşedilmiş bir lütuf olarak değil babalık vazifesi olarak görmeli. Ev işlerinde yardım da eşlerin birlikte vakit geçirip muhabbetlerini pekiştirmek için bir fırsat olarak görülmelidir.

        • Depresyonlu iş kadını diyor ki:

          hem zorla çalıştırılıp hem de maaşı paylaşalım deniyorsa peki. Ben evde oturmak istediğim halde işe gönderiliyorum, o kadar yıpranıyorum, kendime vakit ayıramıyorum, neden paramı paylaşayım.

  32. Gulbeyaz diyor ki:

    Bediuzzaman hz.lerinin “kadinlar yuvalarindan cikmis,beseri yoldan cikarmistir.yuvalarina geri donmeliler” sozlerindeki “yuva”nin manasi “iffet ve namus”laridir.bu bilgiye internette hizmet Veren tum saygin risalei nur sayfalarindan ulasilabilir.bu siteden tanidik bir yazar olmasi hasebiyle s.akdenize ait yazinin linkini asagida veriyrm.insallah bu mubarek soz bir daha “aha kadinlarin calismamasi gerekliline delil”diye pisirile pisirile onumuze gelmez.cunku her akli basinda insan calismanin namussuzluk demek olmadigini anlar.
    http://www.arastirmaciyazarlar.com.tr/haber/2917-syasin-akdeniz-beseri-yoldan-kadin-cikarmistir-sozu-nasil-anlasil.html

    • hacı bekir erdoğan diyor ki:

      bediuzzamanın bu sözüne kaçtane kendi deyimiyle şakirt uyuyor gülbeyaz hanım?türkiyede kadınların böyle selaserpe çalışmalarının müsebbi aranmalı marka olmak pahasına para kazanmak gayesiye ailenin temeline dinamitti kimler yerleştirmiş araştırılmalı!ve o kimseler boykot edilmeli!

    • seymen diyor ki:

      Çalışmak tabii ki namussuzluk değildir.
      Bediüzzaman’ın sözü gayet açıkken, birilerine yaranacağım diye tevil yapanları kınıyorum. Yuva yuvadır. Türkçe’de de , Osmanlıca’da da, Arapça’da da, Farsça’da da bu kelime iffet ve namus manasına gelmez.
      Ayrıca Bediüzzaman’ın ifadelerinin kendi zamanını bağladığını düşünüyorum. O günkü dünya ile bu günkü dünya arasında çok fark var. Ayet ve Hadis dışındaki sözlerin de ömürleri vardır, belli bir zamanla kayıtlı olabilirler ancak.

      • Gulbeyaz diyor ki:

        Sizin kuranin manevi tefsiri olan risalei nurlardan haberiniz yok.tevil etmeye calisip komik duruma dusurmeyin kendinizi Isi ehline birakin… Allah elbette kinanacak olanlari en layikiyla bilendir.

        • seymen diyor ki:

          Bir ‘manevi tefsir’ diye birşey yoktur, ‘mana tefsiri’ diye birşey vardır.

          İki bir tefsirde önce ayet asıl olarak veya meal olarak yazılır, sonra açıklamasına geçilir ki, okuyanlar hangi ayetin açıklandığını anlasınlar.

          Üç Bediüzzaman Said Nusi’nin eserlerinin herhangi birinde, risalelerin tefsir olduğuna dair bir ibare var mıdır?

          Dört ‘tevil’ kelimesinin manasından bihabersiniz.

          Beş siz neden işi ehline bırakmayıp bu konuyu bizzat açarak yorum yapıyorsunuz?

          Altı kimlerin kınanabileceğini Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadis-i şeriflerde bildirmiştir.

          • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

            “Üç Bediüzzaman Said Nusi’nin eserlerinin herhangi birinde, risalelerin tefsir olduğuna dair bir ibare var mıdır?”

            vardır seymen bey Üstad Bediüzzaman Risale-i Nur’un bir Kur’an tefsiri olduğuna bir cümlesinde şöyle temas eder: “Risale-i Nur, Kur’ân’ın hakikî bir tefsiri ve hakikatinin bir tercümanı ve meselelerinin bürhanıdır (delilidir). (1. Şua)”

            Risale-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, emsalsiz bir tarzda muannid filozofları susturan bir mânevî tefsirdir. (14. Şua)”

            linki okuyun daha iyi anlarsınız :http://www.istikamet.eu/showthread.php?54572-Risale-i-Nur-Tefsir-midir&p=268116

          • seymen diyor ki:

            Sorduğum soruya cevap verip beni aydınlattığınız için teşekkür ederim.
            Buna göre Risale-i Nurları nevi şahsına münhasır bir tefsir olarak kabul edebiliriz.
            Tabii bu hiç kimseye risalelerde yazılanları kafasına göre yorumlayıp sonuç (hüküm) çıkarma hakkını vermez.
            Ben de gençlik zamanımda dili ağır olmayanları biraz okumuş ve istifade etmiştim. Hepsini defalarca ve devamlı okuyan yakın akrabalarım var. Yani hiç bilmiyor değiliz vesselam.

            Aşşağısı Gülbeyaz Hanım’ a cevap:
            Gülbeyaz hanım bir İslam Alimi hakkında ileri geri konuştuğumu söylemiş. İleri geri konuşmak ne demek önce bir sözlüğe bakın öyle yazın. Sizin bu din ve dil bilginizle ne risaleleri nede benim yazdıklarımı anlama imkanınız yok. Önce ana dilinizi (tabii biraz da osmanlıca kelimeleri) düzgün bir şekilde öğrenin, ondan sonra risaleleri bir daha okuyun.

            Peygamberler dışında kimse kusursuz değildir, sahabe bile usulunce eleştirilebilirken, bu zamanda üstadın yazdıklarının bir kısmını kabul etmediğini söylemek afaroz edilme sebebi olabiliyorsa, bu ortada temel (hatta itikadi) bir sorunun olduğunu gösterir.

            Zamanın da site yönetimiyle işbirliği yapıp beni öyle susturabilmişler. Vah vah çok üzüldüm.
            Bilgisi ve fikri olan konuşur yazar, bilgisizler susturmaya çalışır. Benim bir tek hakaret cümlemi gösterin, size aferin diyeyim ve haksızlığımı kabul edeyim. Tabii önce hiciv ne demek, hakaret ne demek, eleştiri ne demek, bunlara sözlükten bir bakmanızı tavsiye ederim.

      • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

        seymen Yuva konusunda haklısınız lakin kendi zamanını bağlar noktasında haksızsınız bence kendi zamanı diyorsunuzda arada asırlar yok daha 1960 ta vefat etti üstat hazretleri bu uzun mesafe yok arada hem onun geniş ufku basireti ve feraseti kendinden sonraki nesle hitap etmesini gerektiriyor zaten hiç bir alim yokki söylediği sözler yanlız yaşadığı çağı bağlar diyebilelim..belki bazı özel durumlar elbette o çağı bağlar lakin umumi hususlar mesela kadınların yuvalarına dönmeleri gibi hususlar her çağa hitaptır ve her çağdaki insanlarıda bağlar diye düşünüyorum…vesselam…

        • seymen diyor ki:

          Üstadın doğumunu da, vefatını da, hayatını da, hizmetlerini de az çok biliyorum, takdir de ediyorum.
          Yanlız bir cümlesini alıpta sanki ayetmiş gibi muamale yapılmasını kabul etmiyorum.
          Üstad evlenmemiş. Bir erkeğin kadınlar hakkında söz söyleyebilmesi için annesi, hanımı ve kızı olmalı.

          • Gulbeyaz diyor ki:

            Simdiden soyliyim,sizinle ustad ve risaleler adina tek kelime daha yazismiycam.cunku bilginizin ve dilinizin kemigi olmadigini anladinm.ayni hatayi tekrar yapmis bir islam alimi hakkinda ilerigeri konusmustunuz.site yazdiklarinizi yayinlamama karari almisti da oyle susturabilmistik. Rabbim en iyisini biliyor. Hadi selametle

          • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

            “Üstadın doğumunu da, vefatını da, hayatını da, hizmetlerini de az çok biliyorum, takdir de ediyorum.
            Yanlız bir cümlesini alıpta sanki ayetmiş gibi muamale yapılmasını kabul etmiyorum.
            Üstad evlenmemiş. Bir erkeğin kadınlar hakkında söz söyleyebilmesi için annesi, hanımı ve kızı olmalı.”

            seymen bey üstadın sözünü ayet yaptığı yok kimsenin..lakin üstad evlenmemiş bir erkeğin kadınlar hakkında söz söylemesi için annei hanımı ve kızı olmalı demişsiniz..üstadın belki hanımı ve kızı olmamış ama mübarek bir validesi olmuş..ve zaten kendisi risalelerinde bu konularda annesinde ders aldığını söylemiş..yani üstadın yaptığı kadın fıtraı üzerine analizlerin çogunluk kısmı annesinden aldığı derslerden teşekkül etmiştir diyebiliriz…lakin üstadın ferasetini,basiretini ileri görüşlülüğünü göz ardı etmemek gerek diye düşünüyorum…o zaman her evlenmeyen alim kadın hakkında konuşmasın gibi saçma bir sonuç ortaya çıkar ki neticede aile ve kadın Kur’an-ı Kerimde üzerinde durulan önemli konulardan dır NİSA suresi vardır Kur’anda peki bu alimler o zaman evlenmediler diye bu kadın ve aile hakkındaki surelerden bahsetmeyip tek kelam etmesinler mi?

            ben şahsen üstad’ın kadın ve aile konusundaki özellikle hanımlar rehberinde TESETTÜR bahsinde kadın fıtratını nasıl harika bir şekilde anlattığını bildiğimden onun bu konulardaki görüşlerine noktasından virgülüne katılıyorum ve inanıyorum…ve hatta daha ileri gidip üstadın yolundan gittiğini iddia edenlerin hakkıyla üstadın burda söylediklerini anlamadıklarına da şahit oluyorum..örneği şu yazıdaki “yuva” kelimesinin ne denli zorlama yorumlarla tevile çalışılmasıdır! vesselam…

    • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      Gülbeyaz siz bence bilip bilmeden üstad’ın söylediklerini yorumlamayın yanlış yaparsınız..! buyrun NABİ adlı bir yazar bu sizin tavsiye ettiğiniz yazının altına aynen şunları yazmış ve bu yazar bir nur talebesi bir hanımdır aynı zamanda…

      “Yazar “yuva” kelimesinin batıni manası üzerinde durmuş ancak bu eksik olmuş. Çünkü Muhakematın müellifi Bediüzzaman Hz.(RA) bir kelimeyi bir makamda; o kelime zahir, batın, evvel ve ahir cihetinde makama tam mutabık ise yani belagatlı ise kullanır. Bu yüzden Üstadın kastettiği manayı bu 4 vecihten sadece birine göre yorumlamak eksik bir anlayışı netice verir.
      Yazar:”Kadın iffetine, arına ve namusuna mutlaka dönmelidir!” demiş. Amenna.. Peki bunun yolu nedir? Hanımlar dışarıda beylerle ihtilat etmeye devam ederek; her türlü günahı normal bir hayat seyriymiş gibi takdim eden şu toplumsal çarpık düzen içinde; boşanmaların %40lara vardığı, göz zinasından müslümanların bile habersiz olduğu şu içtimai hayatta; hanımlar kaybettiği hayayı bu toplumun bir parçası olarak geri kazanabilir mi? Yoksa günahlardan en ziyade kendini muhafaza edebileceği “helal dairesi” olan “yuvası”na bir FİİLİ dönüşü mü Üstad vurgulamıştır.. Kişi neleri kaybettiğini, kayıpları normal gösteren bir ortam içinde fark edebilir mi? Peki kayıplarının telafisini temiz ve münezzeh bir halet-i ruhiyeyi yakalamadan yapabilir mi?

      “Kadın çalışmaz mı? Kadın üretmez mi? Kadının ekonomiye katkısı olamaz mı? Kadın toplum hizmeti yapamaz mı? Kadın yuvasının dışına çıkamaz mı? ” Kadının çalışması, üretmesi önce yuvası içindeki ferdlerin manevi ve ruhsal ihtiyaçlarının teminidir. Yani çocukların büyütülmesi, eğitilmesi, eşiyle ruhen muavenet edip hayattaki imtihan yükünü beraber kaldırmaya çalışmalarıdır. Evde anne paratoner ve manevi idareci konumundadır; evde hangi fıtrat neyi ne zaman yapmalı, yapabilir, bir engelle karşılaşırsa nasıl atlatabilir, bütün bunlara şefkat ve sabırla çözüm üretme mercii annedir, eştir.

      Hanımlara bu fıtri ve asli vazifesini öğrenmesine imkan ve mühlet verilmeden, maddiyata bakan ilimlere sevk edilip, bir üniversite derecesi almasını hayatının en büyük başarısı gibi algılamak veya algılatmak, Kur’an ve sünnet nazarıyla insan fıtratına bakılamadığının göstergesidir, acı bir cehalettir. Okullarda haya, edep, şefkat, merhamet, hürmet, istikamet, aff, fıtrat kanunları ve sair ahlaka bakan değerler ve daha insana gerekli pek çok şey öğretilemiyor. Tersine manevi değerleri çiğneyip geçen bir atmosfer hakim.. Ne zamanki bu durum istikameti bulur, helal-harama dikkat edilen, ruhen tekemmüle zemin veren kurumlar olur, o zaman hanımlar da tepeden tırnağa tesettürüne girer, helal dairede, şeriatın izin verdiği alanlarda maddi üretime katılabilir. Ama şefkat fukarası, yavrusuyla kalbi bir irtibat kurmaktan aciz, hep mutlu edilmek beklentisiyle yetiştirilmiş-egosantrik, kanaat nedir, iktisat nedir, biriyle geçinmek nedir bilmeyen genç hanımlara, çalışıyor veya para kazanıyor diye “nitelikli hanım” muamelesi yaparsak hem onları hem kendimizi aldatmış oluruz.

      Her insan ve bilhassa ailenin temel direği olan hanım, önce asli vazifelerini yapabilir hale gelecek sonra tali çalışmalara bakabilir. Allah’ın emaneti olan biricik yavrusunu tanımadığı, bilmediği bakıcı veya kreşlere bırakıp, o yavruyu ruhsal bir sürü mahrumiyetlere ve eziklik ve eğitimsizliklere düçar edip, hiç de hakiki bir ihtiyaç olmayan parayı kazanmak için dışarılara koşturup gitmesi, sonra da eve yorgun geliyorum, şefkat ve merhameti hak ediyorum, demesi ve evdeki manevi sevgi atmosferine katkı yapacağı yerde, sürekli alıcı konumunda eşimden ilgi görmüyorum diye yakınması, ailedeki dengeleri alt üst eden, mantıksız bir durumdur.

      Hanımın ailesine öncelikli katkısı, üretimi: manevi ve eğitim sahasındadır; Allah’ını Peygamberini(ASM) bilen, ahlaklı çocuklar yetiştirmesi hanımdan matlubdur. Bu da, bu asırda zaten yeterince insanı meşgul eden, çok özveri ve gayret isteyen bir meşgaledir, hariçte meşgaleye ihtiyaç bırakmaz.

      Elhasıl: Asr-ı Saadette yaşanan imani, İslami hayatın bu asırda ne tarz bir hayat şekli ve fiillerle olabileceğini Üstad Hz.(RA) anlatmış. Üstadı ve asrı doğru okumamız lazım ki Allah’ın inayetiyle neticeye varabilelim.”

      • Gulbeyaz diyor ki:

        Kardesim Ben size saygin risalei nur sayfalarina bakin diyorum,siz beni “kafama gore”yorumlamakla itham ediyosunuZ.nabi denen kisi bu meselesede otorite olmadgi gibi verilen manaya itiraz etmemis,”iffetlerine donmesi hangi yolla olabilir?”diye sorarak kendi yorumunu getirmistir.
        Neden Isi saplantilu bi hale getiriyisunyz.kim dediki kadin evini analigini biraksin disarda uretsin,Kim dediki calisan kadin olmak kadinin asli vazifelerinin ustundedir?kusura bakmayin AMA sizinle ayni seyleri soyleyen kimselere bile,tevekkulsuzsun,zihninin formats ihtiyaci var ,sahabe kadinlarini oku gibi anlamsiz asagilama ve saldirilarda bulunuyosunuz.biraz sakin olun!
        Elimde dokumanlar var deyip durdunuz.gazerelerden falanca kadin kitabinda bole dedi,filanca arastirmalar sunu soledi,biri evde pasta yapip para kazanmis turunden haberleri toplayip koymussunuz :))
        Eeee?
        Kardesim kadinin birinci tesetturu evi,ikinci evi ise tesetturudur.kadin seri kurallara sadik kalarak istedigi evinde ikamet eder(evinde yada tesetturuyle sosyal hayatta)”din kolaylik dinidir,Kim onu zorlastirirsa ,kendi maglup olur(hadis)Allah size kolay,hafif emretmek istedi,suphesiz insan zayif yaratilmistir(ayet)

        • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

          “Elimde dokumanlar var deyip durdunuz.gazerelerden falanca kadin kitabinda bole dedi,filanca arastirmalar sunu soledi,biri evde pasta yapip para kazanmis turunden haberleri toplayip koymussunuz ”

          sizin malzemeden anladığınız nedir? malzeme tabiki gazetelerden,anketlerden,araştırmalalardan,müşahadelerden ve tecrübelerden teşekkül eder…burda size kaynağını yazarak bu konuda ilgili malzemeleri yazdım okursunuz okumazsınız sizin bileceğiniz iş..

          “Kardesim Ben size saygin risalei nur sayfalarina bakin diyorum,siz beni “kafama gore”yorumlamakla itham ediyosunuZ.nabi denen kisi bu meselesede otorite olmadgi gibi verilen manaya itiraz etmemis,”iffetlerine donmesi hangi yolla olabilir?”diye sorarak kendi yorumunu getirmistir.”

          kardeşim siz yazıları nasıl okuyorsunuz onuda anlamış değilim eklediğim NABİ adlı hanım yazar şunu savunuyor özetle:” Kadının çalışması, üretmesi önce yuvası içindeki ferdlerin manevi ve ruhsal ihtiyaçlarının teminidir. Yani çocukların büyütülmesi, eğitilmesi, eşiyle ruhen muavenet edip hayattaki imtihan yükünü beraber kaldırmaya çalışmalarıdır. Evde anne paratoner ve manevi idareci konumundadır; evde hangi fıtrat neyi ne zaman yapmalı, yapabilir, bir engelle karşılaşırsa nasıl atlatabilir, bütün bunlara şefkat ve sabırla çözüm üretme mercii annedir, eştir.”

          ayrıca ortada apaçık bir YUVA tabiri vardır…siz nasıl apaçık bir lafzı,metni bir kenara bırakıp yuvadan kasıt şudur,budur diyebiliyorsunuz? bu apaçık kadının dışarıda tutmak için yapılmış zorlama yorumlar tevillerdir diyorum..eğer yuvadan kasıt iffetine,namusuna dönmek ise o dönüş ise EVE olur İŞE olmaz! gerçekleri heva ve hevesleriniz uğruna saptırmayın lütfen..!

          “Kardesim kadinin birinci tesetturu evi,ikinci evi ise tesetturudur.kadin seri kurallara sadik kalarak istedigi evinde ikamet eder(evinde yada tesetturuyle sosyal hayatta)”din kolaylik dinidir,Kim onu zorlastirirsa ,kendi maglup olur(hadis)Allah size kolay,hafif emretmek istedi,suphesiz insan zayif yaratilmistir(ayet)”

          doğrudur tesettür konusunda haklısınız lakin,hadistede geçtiği üzere din kolaylık dinidir…peki burda kolay olan nedir? Evinde evin hanımı çocuklarının anası olmak mı daha kolay? yoksa iş hayatında onca fitnelere maruz kalıp dayanmak mı daha kolay? zaten islam kadına kolayı seçmiş kadına maişet derdi yüklememiş bu sorumluluğu erkeğe yüklemiş ama modern kadınlar islamın kendilerine gösterdiği kolaylığı sanki islam onlara zorluk yüklemişcesine din kolaylık deyip kendilerine ihanet ediyorlar!

  33. Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    Kadının Yeri Evidir: (2)

    İyi bir eğitimin ardından firma yöneticisi olmuş bir kadın çıkıp; “Kariyer filan gözümde değil, yeter ki evimde olayım!” dese kimse inanmaz herhalde…

    Ama duyduklarınız şaka değil. Kadınlar arıtık çalışmak istemiyor! Sebebi ise evin onlara verdiği huzur. Hatta bunun için şirket hayatından ve makamdan vazgeçip kendilerine evden yürütebilecekleri işler bulan pek çok kadın var.

    Buna rağmen, vazgeçmiyorlar düşledikleri durumdan; ‘ev’ ve ‘çalışma’ hayatını birleştirebilecekleri alternatifleri aryorlar kendilerine. Böylece; aldıkları eğitimin hakkını verebilecekler ve evlerini otel gibi kullanmayacaklar! Anne olanlarsa bebeklerini bakıcıya vermek yerine kendileri büyütecek. Biz de, ev hayatınıdan duyduklar mutluluğu işleriyle birleştiren meslek sahibi kadınlarla görüştük…

    Vildan Karaağaç onlardan biri. Uzun zaman, bir kadın dergisinde muhabirlik yapmış. Fakat, anne olduktan sonra, bebeğini bakıcıya brakmak istemediğinden işten ayrılmış. Mesleğini ise evden dergilere hikâyeler, denemeler yazarak devam ettirmiş. Şimdi ise yine ofise çevirdii evinin bir köşesinde Turuncu Dergisi’nin editörlüğünü yapyor. Annelik için işi brakan başka bir isim Habibe Demircan. Kendisine “Çocuk da yaparım kariyer de” adında ‘kadın–aile’ konulu bir haber sitesi kurmuş. “Bir yandan çocuklarıma bakarken bir yandan kendi işimi yaptım evden. Mütevazi de olsa, aylık belli bir gelirim bile var.” diyor.

    Esen Tezel ve Saadet Özen ise çalışma hayatnn özgürlüklerini ellerinden aldığını düşünen iki isim. Bu yüzden şirket hayatını brakıp yabancı dillerini frsata dönütürüp, evden çevirmenlik yapmaya başlamışlar.

    Bilgisayar mühendisi Yasemin Bölükbaşı da yazılım yapmak yerine evden yürütebileceği bir işi pastacılığı meslek olarak seçmiş kendine şirket hayatıınn ardndan. “Sırf evimin tadını çkarabilmek için pasta yapmay öğrendim ve büro hayatını braktm. şimdi mutfağımda kişiye özel tasarımlar yaparak para kazanıyorum. Oğlumu ise bu sayede kendim büyüttüm!” diyor. Daha iyi takılar tasarlayabilmek için 10 yıllık şirket tecrübesini bir kenara bırakan Yeliz Koç, öyle bir değerlendirme yapyor: “Mutlu ve huzurlu olmadıktan sonra kariyer de neyime…” Velhasıl, şimdilik durum böyle!

    En modern ülkelerden biri olarak bilinen İngiltere’de bile erkeklerin yüzde 50’si kadının evinde oturmasını ve iyi bir aşçı olmasını istiyor. Anketi yapan Mail Ideal Home firması yöneticileri, “Erkekler, evinde oturup yemek yapan, çocuk bakan, akşam eve gelen kocasına yemeğini ve kahvesini getiren kadını ideal eş olarak görüyor. Ayrıca, erkekler eve geç geldiği zaman hesap sorulmamasını da istiyor” dedi.

    Akşam
    Kadınlar eve mi dönüyor?
    12 Haziran 2011 Pazar 09:31

    Evet kadınların kendileri bunu itiraf ediyorlar işlerini evlerine kurmuşlar evlerinden işlerini yönetiyorlar…yani bizim kadınların anladığı gibi çalışmak deyince illa dışarısı akla gelmemeli!

    Ayrıca ingiliz erkeklerinin düşünceside bir Ortak aklın tezahürüdür…

    • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      Kadının Yeri Evidir (2) Devamı:

      İsrailli bakan: Kadının yeri kocasının yanıdır

      İsrail’de düzenlenen Arap güzellik yarışmasına katılan İsrail’in ilk Müslüman bakanının “Kariyer önemli değil. Kadının önceliği ailesi” şeklindeki sözleri tartışma yarattı. İsrail’de beşincisi düzenlenen Arap güzellik yarışmasına katılan bilim, spor ve kültürden sorumlu bakan Raleb Majadele törende yaptığı açıklamada “kadının öncelikli rolü daha iyi bir ailenin oluşması için çabalamak, eşine yardımcı olmak” dedi. “Kadının yeri kocasının yanı” diyen Majadele kadınlar için kariyerin daha sonra geldiğini belirtince İsrail basınının tepkisini çekti. Öte yandan güzellik yarışmasında birincilik ödülünü 19 yaşındaki Stephanie Zakkak aldı.

      23 ülkede yapılan ankete göre dünyanın doğusu kadını evde görmek istiyor…

      Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Reuters Haber Ajansı tarafından Ipsos’a yaptırılan ankete göre Hindistan yüzde 54, Türkiye ise yüzde 52′lik oranla “Kadının yeri evidir” diyor. Dünya gayri safi hasılasının yüzde 75′ini temsil eden 23 ülkede yapılan ankete göre dünyanın doğusu kadını evde görmek istiyor. Bu kapsamda Japonya, Çin, Rusya, Güney Kore gibi ülkelerde yarıya yakın oranda kadının çalışmaması gerektiği düşünülüyor. Kadınların iş hayatında yerini alması gerektiğini düşünenler ise dünyanın batı yarımküresinde yoğunlaşmış durumda.

      Kaynak:Sabah DIŞ HABERLER
      02.12.2008

      Çalışan kadın mutlu olamıyor..

      İNGİLTERE’DE yapılan bir araştırma, kadın çalışanların iş ve aile yaşantısını dengeleyemediği için mutsuz olduğunu ortaya koydu.

      Ulusal İstatistik Birimi’nin 2 bin hane üzerinde yaptığı araştırmaya katılanlardan mutluluk ve hayattan duydukları tatmin için kendilerine 10 üzerinden puanlama yapmaları istendi. Buna göre, çalışan kadınların yüzde 48.8 gibi çok büyük bir oranı, kendini arada kalmış hissettiği için hayatından memnun değil. Kendilerini ne çok mutlu ne de mutsuz hisseden çalışan kadın oranı ise yüzde 36.6’da kalıyor. İş ve ev hayatı arasındaki koşturmacadan memnun olduğunu söyleyebilen kadınların oranı ise, yalnızca yüzde 15.

      Kaynak:Milliyet DIŞ HABERLER SERVİSİ

      Evet israilli eski bakandan tutun ingiliz erkeklerine hatta kadınların kendi ifadelerine değin ortak aklın ürünü olan sonuç KADININ YERİNİN EVİ OLDUĞU,KOCASI VE ÇOCUKLARININ YANI BAŞI OLDUĞU sonucudur…eğer kafasını deve kuşu gibi kuma gömmeyen herkes bu gerçeği görecektir…vesselam…

  34. Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    Kadının Yeri Evidir: (1)

    Cedah:
    İngiliz gazetelerinin tümü, kadınların onlarca yıldır sürdürdüğü eşitlik mücadelesinden sonra, ”Kadının yeri evidir” düşüncesinin yeniden güç kazandığını aktarıyorlar.

    İngiltere’nin tanınmış üniversitelerinden Cambridge, yaptığı araştırmada “Kadınlar full-time çalışınca aile ortadan kalkıyor” sonucuna ulaştı. Son 30 yılı inceleyen sosyoloji profesörlerinden Jacqueline Scot, “Kadınlar artık iş ve ev yükünü taşıyamıyor. Bu yüzden ailesini düşünen kadınlar yarım gün çalışmayı tercih ediyor. Kariyeri tercih edenler ise ailelerinde büyük sorunlar yaşıyor” tespitinde bulundu.

    Daily Telegraph’dan özetleyelim: “Araştırma, kadınların iş hayatına atılması ve yükselmek ama aynı zamanda çocuk da yetiştirmek istemesinin, aile yaşamına zarar verdiğine inananların sayısında, 1994 yılından bu yana artış olduğuna işaret ediyor.

    Araştırmayı kaleme alan Profesör Jacqueline Scott, inançlardaki değişimlerin, ille de davranışlarda da değişim anlamına gelmediğini vurguluyor. Ama yine de inançların önemli olduğunu, kadınların çalışmasının, aile yaşamıyla uyuşmadığı görüşü bir kez ağır basmaya başlarsa, bunun çalışan kadın üzerinde, ister istemez ek bir baskı yaratacağını söylüyor.”

    Kaynak: BBC
    Evet Avrupada günden günden güne kadını eve davet ediliyor iş hayatından uzaklaştırılıyor..bizim gibi gelişmemiş ülkelerde ise kadınlar horraa sokağa şeklinde tezahür ediyor

    • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      Kadının Yeri Evidir (1)-Devamı:
      Kadınlar eşitlik peşinde koşarken yoruluyor. Yeni Aktüel’e konuşan dünyaca ünlü iki isim, ABD ve Avrupa’da fırtınalar estiren “Kadın Beyni” ve “Cinsel Paradoks” kitaplarının yazarları Louann Brizendine ve Susan Pinker’a göre çözüm tek: Kadın ve erkeğin doğuştan farklı yaratıldığını kabullenmeliyiz; yani kadınlar kendilerine daha uygun meslekler seçmeli ya da part-time çalışmalı. Prof. Dr. Serpil Sancar ise tepkili: “Asıl çözüm, kadın ve erkek kategorisini ortadan kaldırmak” diyor. Psikolog Şeniz Pamuk da benzer fikirde: “Rollerin, ‘değerli-değersiz’ şeklinde yargılanmayacağı yeni bir sistem kurulmalı.”

      OECD 2006 istihdam raporuna göre, Türkiye’nin, kadınların işgücüne katılma oranı ile 30 OECD ülkesi içinde sonuncu olduğunu biliyor muydunuz? Ya da Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2007 yılı verilerine göre bu oranın Türkiye genelinde yüzde 24 olduğunu? Yani sadece dört kadından birinin çalıştığını? Şöyle de denebilir: Türkiye’de dört kadından üçü evinde “bedava” çalışıyor. Çünkü her gün tekrarlanan ev işi, “iş” olarak görülmüyor, küçümseniyor; dahası kadının görevi sayılıyor. Bu yüzden çalışan kadınların çoğu, görevi olduğu için evinde de çalışmaya devam ediyor. Sadece ülkemizde değil, Batı ülkelerinde de çalışan kadın, modern dünyanın hızına yetişmeye çalışırken, ev-iş-annelik arasında parçalanıyor. Son araştırmalar bazı kadınların bu duruma bulduğu çözümün, eve dönmek olduğunu gösteriyor.
      Örneğin ülkemizde Türkiye Kadın Girişimcileri Derneği ve İpsos KMG araştırma şirketinin şehirde yaşayan 15-59 yaş arasındaki 720 kadınla gerçekleştirdikleri araştırmaya göre, “Kadının yeri evi ve çocuklarının yanıdır” diyenlerin oranı yüzde 46; bu ifadeye “Katılıyorum” cevabını veren 15 ila 19 yaş grubundakilerin oranı ise yüzde 49! Araştırmanın 13,8 milyonluk bir kadın nüfusunu temsil ettiği düşünüldüğünde rakamlar endişe vericiİngiltere ve ABD’de Cambridge Üniversitesi tarafından yapılan, yaklaşık beş bin kişinin katıldığı bir araştırmanın birkaç ay önce yayımlanan sonuçları da benzerdi. Buna göre “Kadın çalışsa da aile yaşantısı etkilenmez” diyen kadınların oranı 1994′te yüzde 51′ken, 2002′de yüzde 46′ya düşmüştü. Bu ifadeye katılan erkeklerin oranı ise yüzde 45,9′dan yüzde 42′yeABD özelinde durum daha vahimdi: Genelde bu ifadeye katılanların oranı yüzde 51′den yüzde 38′e gerilemişti. Araştırmayı kaleme alan Prof. Jacqueline Scott’ın yorumu ise alarm veriyordu: “İnsanlar eskiden kadının çalışmasını eşitlik olarak görüp bu görüşü benimsiyordu. ‘Süper Anne’ diye bir kavram vardı. Bu tip anneler işlerinde başarıdan başarıya koşarken evde kek yapan insanlar olarak nitelendiriliyordu. Şimdi durum değişti. Kadınların artık esnek çalışma saatlerinde kariyer yapmak ve anne olup evde oturmak arasında seçim yapması kaçınılmaz hale geldi.”

      “Uniseks beyin diye bir şey yok”
      Tüm dünyada milyonlar satan, onlarca dile çevrilen, Say Yayınları tarafından Türkçe’de yayımlanan “Kadın Beyni” ve henüz Türkçe’ye çevrilmeyen “Sexual Paradox” (Cinsel Paradoks) kitaplarının yazarları da Prof. Scott’a benzer görüşlere sahip. İlk kitabın yazarı, Yale ve Berkeley Üniversitelerinde eğitim gören ve şu anda California Üniversitesi’nde nöropsikiyatristlik yapan Dr. Louann Brizendine, 1970′lerde Berkeley Üniversitesi’nde ateşli bir feministken, kadınların eşit olabilmeleri için “uniseks beyin” düşüncesini savunmuş. Kitabında kadınların, yaşamları boyunca salgıladıkları farklı hormonların etkisiyle nasıl değiştiklerini anlatan Dr. Brizendine, bilimsel araştırmaları ve hayat deneyimleri sonucunda bugün bu düşünceye inanmıyor: “Erkekler ve kadınlar aynıymış gibi davranmak kadınlara zarar veriyor. Erkeklerin standartlarının yarattığı bu efsaneyi kabul etmek, kadınların gerçek biyolojik farklılıklarını reddetmek ve bu farklılıkların yaratabileceği sorunları çözme şansını kaçırmak demek. Uniseks beynin olmadığı gerçeğinin kabullenilmesi, iş-çocuk-ev arasında parçalanan modern kadına yardım etmeye, böylece günümüzde artan boşanmaları da azaltıp daha iyi ilişkiler kurulmasına yarar.”
      “Sexual Paradox” kitabının yazarı Susan Pinker, kitabının yarısının, kadınların ne istediği ve nedenleri ile, diğer yarısının ise erkekler, kadın ve iş hayatını düşündüğümüzde, erkekleri model olarak kabul etmenin ne kadar anlamlı olduğu ile ilgili olduğunu söylüyor. Kanadalı gelişim psikologu Pinker’a göre, erkeklerin yüzde 75′i iş hayatında mevki ve yüksek geliri esnek çalışma saatlerinden önemli görüyor; bu oran kadınlarda sadece yüzde 25. Pinker kadınların hayatta birçok hedefi olduğunu, yani başarı anlayışının farklı olduğunu söylüyor: “Geniş katılımlı araştırmalarda, esneklik, bağımsızlık, insanlarla iletişim, yaratabilecekleri bir işte saygı duyduğu insanlarla çalışmak gibi beklentiler kadınların yüzde 85′i tarafından ifade ediliyor. Kadınların çoğu, örneğin ailesine, arkadaşlarına, sosyal hayatına zaman ayırmak için yüksek maaştan vazgeçebiliyor, erkeklerin ise sadece yüzde 25′i”. Pinker bu yüzden kadınların çoğu kez, örneğin öğretmenlik mesleğini mühendisliğe tercih ettiğini söylüyor.
      Pinker’ın kitabı çok ilgi görse de, Sunday Times, Observer ve Washington Post gibi önemli yayınlarda çok ciddi eleştiriler de yer aldı. Bu eleştirilerden en önemlisi, biyolojik farklılıklardan hareket etmenin, özellikle kadın haklarının tam olarak yerleşmediği ülkelerde erkekler tarafından kötüye kullanılma ihtimali. Bu soruyu Pinker’a Türkiye özelinde sorsak da o genel bir cevap veriyor: “Kadınlara dair yerleşik tabuların yıkılması, ancak biyolojik rollerin tam olarak anlaşılmasıyla mümkün. Bence bilimsel verileri göz ardı etmek, kadınlara karşı ayrımcı ve zarar verici tavırların artmasına yol açıyor”.
      Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serpil Sancar, farklılık üzerine kurulan cinsiyet politikasını çok tehlikeli buluyor, çünkü Sancar’a göre bu tavır kadın ve erkekler arasındaki benzerlikleri görmemizi engelliyor. Prof. Sancar’ın bu tavra ilişkin açıklamalarını sağdaki sütunlarda okuyabilirsiniz. Peki yorulan kadınların, iş hayatına dair part-time çalışma gibi talepleri yerinde mi? Prof. Sancar, bu tür kadın taleplerinin kadınların hayatını kolaylaştırsa da, toplumdaki erkek egemenliğine son vermediğinin altını çiziyor: “Bu nedenle feministler aslında sorumlulukların erkekler ve kadınlar arasında eşit ve adil paylaşıldığı çözümler öne sürüyorlar, yoksa kadınları ve erkekleri birlikte yaşamaktan koparacak, farklı dünyalara kapatacak çözümler çok da çözüm olmuyor.”
      Gökçen Beyinli Dinç /
      Evet görüldüğü üzere avrupada kadının eve dönmesi iyiden iyiye tartışılırken bizim aile bakanımız kadınlar illa çalışsın diye KREŞ YARDIMI yapma kararı aldı!!! Durum cidden vahim..!

  35. seymen diyor ki:

    Birde emekli olmak için çalışanlar var. Kadın bekarken veya evliliğin ilk yıllarında durumları zayıfken çalışmış beş-on sene, şimdi ihtiyacı yok ama emekli maaşı alayım diye çalışmaya devam ediyor. Emekli olunca kaç sene yaşayacak o belli değil tabii.

    • Gulbeyaz diyor ki:

      Evet bazilariniin biryerlerde calisiyor gorunerek “isi kitabina uydurup “emekli olmaya imkan ve zekasi elvermiyor,alinlarinin teriyle hakediyorlar.

      • seymen diyor ki:

        Yirmi sene çalış, otuz sene emekli maaşı al. Dünyanın neresinde var bu. Devlet nereden verecek parayı, yapılan üretilen iş ortada. Hak eden de vardır ama çoğu haketmiyor, devletin sırtına binmiş durumdalar ve devlet maaş ödeyebilmek için faizle borçlanıyor. İhtiyacı olanlara devlet baksın tabii ama emekli maaşı diye birşeyi kabul etmiyorum. Adamın malı mülkü var 3-5 dairesi var ve devletten de maaş alıyor. Satsın yesin bir dairesini, devletten on yılda alacağından fazla eder.

  36. Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    saygı değer sema hanım ömcelikle çok teşekkürler bu güzel yazı için sizin bunları yazmanızla bizlerin burada kendimizi yırtarcasına doğruları söylememiz arasında çok farklar var zira kadınlara doğruyu erkek söyleyince kadın düşmanı ilan edilir ama kendi hemcinsi birde tecrübelerini işin içine katarsa daha bir faydalı oluyor…inşAllah kadınların akılları biraz olsun başlarına gelir diyorum ilerleyen günlerde bende ortak aklın ürünü olan malzemelerimi tezlerimi dökmeye başlayacam inşAllah..başarılarınızın devamını diliyorum…vesselam…

  37. elmas diyor ki:

    sema hanım

    kendınızın tam zamanlı hıç çalışmadıgını soyledınız.

    Buda bı kısmet işi bılıyor musunuz.

    Şanslıymışsınız kı duşuncenız ve uygulamalarınız aynı yönde olmuş.

    Ben çalışan bırı olarak bekar oldugum halde(eş ve çocuk sorumlulugu yok)

    kadınların hergun yarım gun yada 2 gunde bır işe gıtmelerı gerektıgını duşunuyorum.

    çünku tam gun çoooook yorucu oluyor

    kadın fıtratı kaldırmakta zorlanıyor

    AMa öyle bir iş nerdeeeeee :(((

  38. Deniz diyor ki:

    Herkes kendini sorgulasin fakat sizinde yazdiginiz tesbitler neticesinde de goruluyor ki kadinlar da oyle ya da boyle calisma hayatinin icerisinde. Kadinin calismasi “arizi” olabilir de Iste gerceklik! Bundan isteseniz de kacamazsiniz binbir turlu nedeni vardir. Onun icin calissin ya da calismasin gibi dusuncelerle zaman harcanmak yerine kadin nasil daha cok eviyle ilgilenebilir , cocuklariyla beraber olur, yarim mesai gibi duzenlemelere ihtiyac var. bu konular uzerinde kafa yorulsa daha iyi degil mi?

    Gelismis ulkelerde kadinlar evini isine tercih etmeye baslasinlar yani evde duran varmi ki? Bu gerceklesir mi o da sorulur. Benim esimin calistigi isyerinde calisanlarin neredeyse % 90′i kadin . Hani oyle kadinlara yonelik bir yer filan da degil toplumu ilgilendiren bir kurum.

    • efe diyor ki:

      Deniz diyor ki:;kadının çalışma haklarını fatma şahine mesaj atacaksın,burada o meseleler konuşulduğunda zaten biz gitmiş oluruz zaten.semamaraşlının bir özelliğide kalmaz zaten.

      • Deniz diyor ki:

        Efe bey , Ben Fatma Sahin ismini kullanmadim. Ozur dilerim soylemek istediginiz seyi anlayamadim.

    • seymen diyor ki:

      “Bundan isteseniz de kacamazsiniz binbir turlu nedeni vardir.”
      Binbir türlü nedenden 990 ‘ı makul nedenler değil.

      • Deniz diyor ki:

        Seymen bey ,
        Benim derdim hakikaten hakli cikmak meselesi degil, bugun etrafimiza baktigimizda goruyoruzki sizce belki 990 makul olmayan nedenden karsi taraf 990 makul neden buldugu icin calisiyordur. Sema Hanim nedenlerini de gayet guzel aciklamis fakat madem erkekler kadinin calismasina razi degil lutfen once evlilik yapacaklari zaman calismayan hanim dusunsunler. Sitede yorumlarda gorduk ki calisan kizlarin talihi digerlerinden daha acik . ( Ben calisan kiz baktiklari icin hic kimseyi suclayamam fakat diger evde bekleyenin ne gunahi var. hem sikayet edilecek hem de istenecek.Gercekci olalim lutfen.
        Ben yalnizca kadinin calisma gercekligini hayatimda tecrube ettigim acidan yaziyorum. Bunun savunucusu yahut karsi olani degilim. bu konuda asla taraf degilim. Benim derdim cocuklarimi yetistirirken kizima da ogluma da esit imkanlari sunmak icin calismak. muanete muhtac olmasinlar hem kendilerine hem de topluma faydali olsunlar diye.

        • arzu diyor ki:

          deniz hnm kesinlikle size katılşıyorum ben çalışan bir bayanım ve çalışmak zorundayım evliyim ikizlerim var eşimin maaşı gçinmemize yetmiyor ve mecbur kaldığım için çalışıyorum.
          ve..
          bana göre de bayanların yeri evi ve çocukları!!! fakat malesef bende dahil olmak üzere mecbur kaldığımızdan dolayı çalışıyoruz

          • x diyor ki:

            mecbur olduğu için çalışanlar da vardır elbette. ve bence kadının çalışmaması gereken işler de var. şu anda evliyim çocuğumuz yok. eşimin maaşı tek başına yetmez ama yetseydi de ben çalışmayı tercih ederim ama çocuğum olduğunda ara vermek isterdim. onu büyütürken de kendi başıma iş yapabilme imkanları araştırırdım mesai saatlerini kendimin belirleyebileceği kendi işimin olmasını isterdim.

            Ama şu anda kesinlikle kendi isteğimle çalışıyorum. mühendisim ve doktora yapıyorum. başarılı olduğumu düşünüyorum ve insanlara faydalı olabileceğim bir alanda tez yapmak istiyorum. şöyle düşünüyorum ben, eğer benim bu topluma insanlara yada diğer canlılara bir faydam olabilecekse, bunu yapabilecek kapasitem varsa ben bunun peşine düşmeliyim. eğer elimde imkanım varken bunu değerlendirmeyip sadece kendi rahatımı düşünürsem bu da doğru olmaz bence. belki de Allah beni birilerine faydam olsun diye yarattı. bunun peşine düşmemek bencillik olur bence.

            ama dediğim gibi çok uzun mesai saatleri, yorucu yıpratıcı işlerin sürekli olmaması lazım bence. bir de çocuk doğduğunda bir kaç yıl ara verdikten sonra tekrar iş bulma problemi olmasa çok iyi olurdu.

  39. AHSEN diyor ki:

    Sema Hocam ALLAH razı olsun benim için çok açıklayıcı kendimizi sorgulamamızı sağlayan önemli noktalara değiniyorsunuz.
    Çalışma konusu her insanın kendi içinde değerlendirebileceği bir konu bir kadın için aslında çokda önemli olmaması gerekir diye düşünüyorum.
    Çok farklı bir zamanda yaşıyoruz rekabetin tüketimin ve değerlerin çok değiştiği bir toplumda 28 şubat döneminde farklı bir amaç güderken şimdi artık muhafazakarlığın moderleşmiş halini çarpıcı bir şekilde yaşıyoruz.
    Ciddi bir zihinsel süreçten geçiyoruz.Bugün başbakanımız imam hatip liseleri eski itibarına kavuştu derken ben bu duruma bir ünlem koyuyorum ben 99 yılı mezunuyum 28 şubat sürecinin en yoğun yaşandığı dönemde insanlarınve imam hatiplilerin yaşadığı sıkıntılar tamamen bir misyonun ve bir davanın öncüsü olarak vardı şimdi ben bu misyonun biraz kaybolduğunu düşünüyorum insanların büyük bir bölümü diyanette ve meb de verilen kadrolarla tamamen çalışmaya endeksli olmuş durumda çünkü önü çok açık bırakın fakülte mezunu olan öğreticileri lise mezunu olarak aldığınız bir sınav sonucuyla bile görev alabiliyorsunuz yani üniversite okumanıza bile gerek yok ev hanımları bile kucakalrında çocuklarıyla sınavlara gelebiliyorlardı.
    Başbakanımız imam hatiplerden alınan bedelin geri iade edilmesini istiyor ama bu sefer gerçekten bu eğitim nitelikli bir eğitim oluyor mu yada başörtülü çalışılabilecek rahat bir iş kapısı haline mi dönüştü yine bir ünlem koyuyorum.
    Ben başörtüsünden dolayı mesleğimi yapamıyorum bir bayan için öğretmenlik biraz daha uygun bir meslek ama başörtülü olarak çalışamıyorsunuz ne yazıkki din kültürü öğretmenleri bile başlarını açtıklarını biliyorum ben kimseyi yargılamıyorum çünkü üniversitede bunu çok zor sıkıntılarla yaşayan biriyim.Hiçkimseye yaptığı seçim leri hakkında yargılama lüksüne sahip değilim.Nede çalışan bayanlar konusunda ama yapmış olduğunuz açıklamalar çok makul ve çok yerinde tespitler.Ben bir kadın olarak yapmam gerenleri elimden geldiği kadar yapmaya çalışıyorum.
    Sizinde bahsettiğiniz gibi yaklaşık yedi yıl kadar iki dernekte din eğitimi üzerine eğitimci olarak görev aldım hiçbir karşılık beklemeden ve çok sevdiğim ve benim yapıma uygun bir meslekti çocukları çok sevdiğim için isteyerek ve çok severek yaptım ama yinede bir kadının yaşayabileceği sıkıntıları yaşadım eve yorgun geliyordum ailemi ertesi gün gördüğüm oluyordu erken yatıyordum çünkü farklı sıkıntılar da yaşadım yoğun bir stres vardı sağlık sorunlarıda yaşamaya başladım aslında daha erken ayrılmam gerekiyordu ama bıraktım bir anda karar verdim.
    Şuanda aile ve toplum baskısıyla harıl harıl iş arıyorum bugün yine koşturdum belge toparlayıp başvurmak için.
    Çalışmak istiyorum maddi olanaklar için evet çünkü babam benim ihtiyaçlarımı bir yere kadar karşılayabiliyor ve benim yapmak istediklerim gerçekleştirmek istediklerim için bir araç gerekiyor ama seçici olmak konusunda gayret gösteriyorum kadınların özellikle başörtülü hanımların ucuz iş gücünde saatlerce çalıştırılması bana çok üzücü geliyor.İnançlı insanların kendilerini yetiştirmiş topluma yararlı bireyler olmasını için çaba göstermeliyiz
    özellikle dini hassasiyetleri olan insanların bizim gibi insanlara alternatifler sunabilseler keşke bu tarz sıkıntılar yaşamayıp evlenince daha iyi şartlarda eş ve anne olabilmek için.Şimdi toplumda çalışmamak bir kusur gibi algılanıyor ve devlet kadını daha fazla çalışmaya itiyor insanlara anlatmak hiçte kolay olmayacak.

  40. süveyda diyor ki:

    mantıklı ve doğru tespitler, fikirlerinize katılıyorum. genel olarak yazınız güzel, fakat son paragrafın ilk cümlesi biraz komik olmuş..

    • seymen diyor ki:

      Söz konusu parağraf neden komik geldi size acaba. Yokluk, zaruret, maddi sıkıntı nedir bilmeden çok rahat bir hayat yaşamışsınız anlaşılan.
      Benim tanıdığım bir erkek arkadaşım yaklaşık on yıldır kendi evinde poğaça, açma, şekerpare, baklava vs. yaparak geçimini sağlıyor ve maaşlı çalıştığı zamanlara göre çok daha iyi durumda. Muhtemelen eşi de kendisine yardım ediyordur.

      • süveyda diyor ki:

        seymen bey, ben sedece kendi kanaatimi söyledim. bahsi geçen iş sahalarını küçüksediğimden değil. ama el işi, pasta börek üretiminin dışında da çalışılabilecek müspet alanlar var. bana tuhaf gelen, hayırlı olacak işin bu alanlarla sınırlandırılmış olması. dışarıda çalışmak zorunda kalanların işlerini ve gelirinin giderlerini bu denli acımazsızca eleştirmeye de gerek yok..

  41. ilker diyor ki:

    kadının çalışması her şeyden önce kadına haksızlıktır. hem çalışacak, hem eş olacak hem de anne olacak. bunların birini eksik yapsa diğerlerinide olumsuz etkileyecek. kadın superwomen değil ki kardeşim yazık yani…

  42. Gulbeyaz diyor ki:

    Zamaninda tr basbakanlarina danismanlik yapmis birine calismakta en cok zorlandigi kisi sorulmustu.o da tansu cillerdi demisti.ister gece yarisi olsun ne zaman nicin araycagi belli olmaz,parti uyeleri bile sabah “hanfendinin haleti ruhiyesi nasillar”diye onceden sorarak gelirlerdi,diyor.
    Kadinlar duygusal gelgitlerinden dolayi gecinilmesi Zor varliklar,hassas yapilari fazla sorumluluk almayada gelmiio.evimi isime tercih ettim diyenlere bakmayin siz ,tum kadinlar rahat i sever, ev yuku cok olsada evindir kendi dudugunu calarsin,evini tercih Eden kahraman Falan olmuo yani,tembeliz basbayagi…

    • Gulbeyaz diyor ki:

      Saka saka tembel degiliz,caliskaniz..:) (korktum hemcinslerimden hehehe:)

      • AHSEN diyor ki:

        Doğru haklısınız ortada “güçlü kadın” profili var ayakları üzerinde duran her işin üstesinden gelebilen kahramanlar gibi anne babalarda bunu görmek istiyor kız çocuklarımız kimseye ezdirmesin kendisini tabi kadınlarımızda herşeyi yapabileceklerine inandırılmış durumda bir kadın isterse herşeyi yapabilir güçlüdür hem çalışır hem evine bakar hem çocuk yetiştirir hemde kocasını ve ailesini idare eder gezmesinede gider evet çok güçlü tembel olan kadın değil bence;)

        • zuhal diyor ki:

          evdede kalıncada öyle kocanın haksızlıklarına sabret kaynanaya sabret devamlı hizmet et vs vs kadınlar her zaman kahraman ve güçlü bence :)

          • Süheyla diyor ki:

            Zuhal hanım,devir kaynanalardan çekme devri değil aksine gelinlerden çekme devri.Her evde oturan kaynana derdi çekmiyor.Ülke, gelinin korkusundan oğlunun evine adım atamayan kaynanalarla dolu.Evet kötü kaynanalar hala var ama eskisi kadar çok değil.

          • zuhal diyor ki:

            malesef ondada haklısınız bişe diyemicem ….

  43. efe diyor ki:

    herhangi bir başka keyfi durum için ,herkes istediğini yapmalı.ama başkasına buna mecbur maruz bırakmadan..bu benim her zaman kendime kabul ettirdiğim bir durumdur.eğer bir kadın hesap vermek ,sorumlu olmak, sıkıntı çekmek istemiyorsa çeksin gitsin canı ne istiyorsa onu yapsın.ama bıraksında adamda rahat bir nefes alsın.hem öyle hem böyle olunca nasihat et sonra yüz çevir hadisi şerifini aşan durumlar ortaya çıkıyor.çıkan bütün trajediler aslında başlangıç noktası,halledilmesi gereken noktada tam orası……eğer aileden halden anlayan bir insan olsa ilk başta hadisi şerifin çizdiği sınırdan hem boşanmaları hem evlilikleri kurtarır.ailelerin ayrılığını körüklüyorsun,sonrada kavga ettirip ettirip,milleti ya öldrütüyor,öldürüyor,yada evlerin belkide birilerinin çekilmez bir yer olmasını sağlıyorsun

    • efe diyor ki:

      eğer kadın ALLAH rızası için bir iş insanlara faydalı bir hizmet yapabiliyorsa harama bulaşmadan tabiki ev hayatını kolaylaştıracak şeyler yapılması gerekir.bu zamanda kadın aletler yardımıyla bir çok zaman kazanabiliyor.illa çocuğun adamın hizmetinden geri durmasına kesmesinede gerek yok.ayrıca işler konusunda kadın dayanışmasıda olabiliyor.kadın yeterki kendini disipline etsin. ((bir önceki yazıda şu anlaşılmadı..hadisi şerifteki sınırdaki boşanmaları sağlıyacaksın.çünkü boşanılamıyor.sonunda şiddet doğal olarak ortay çıkıyor.ayrıca sınıra el atıldığında bir çok ailede kurtarılmış olacak.kadın diyecekki.adam diyecekki.ya böyle olacak.yada ayrılınacak.işte başka çare kalmadığındada kişi kendini çeki düzen verir,sorumluluk sahibi olur,yaptığının bir karşılığı olduğunu bilir….

      • efe diyor ki:

        çok konuşulduğu için…batının ilmi çok lazım olsaydı ilk başta kişinin kendisini kurtarırdı.bütününü veya kısımlarını eleştirmekten inkar etmekten korkmadığım için doğru yanlış ,gerekli gereksiz,bir çok eksi artı taraflarınıda gördüm.eğer bunları değerlendiren çapı yeten bir yazar çıkarsa bizde hem öğrenir hemde ona katkı sağlarız.bir kefeye elif be yi koyun diğerine bütün batı müfredatını elif be ağır basar.

  44. hacı bekir erdoğan diyor ki:

    bu duruma sebep bizlerin din konusunda bilmeden bildigimizi sanmamız!eger ALLAH’ın vahyetdigi kitabına tam manada kadın ve erkek ayrılmadan;parçalanmadan sarılmayı başarsak kalmayacak!

  45. hüseyin diyor ki:

    arkadaşım bir bankaya iş görüşmesi için gittiginde kapalı bir abla ile mülakat yaptıgını söyledi.anlattıkları içinde en ürpertici olan şey,mülakatı yapan ablanın konuşmalarına erkek üslubunun sinmiş olması.gerçekten hsyret verici.

    • dilruba diyor ki:

      en iyisini yapmış ne bekliyorsunuz ki kadın bütün dişiliğiyle konuşarak fitneye mi sebep olsun.çoğu yerde özellikle iş hayatında keşke kadınlar çok hafif erkek üslubu kullanabilse o zaman kadınlar birçok tehlikeden korunabiliyorlar.ama gerekmediği yerlerde de o tarzı dışarıda bırakmalı.

  46. cenan diyor ki:

    Sema hanım teşekkürler yine güzel ve yerinde tespitlere imza atmışsınız. İslam ülkelerinde zekat kavramının tam işleyememesi günümüz sosyal ve ekonomik durumunu ortaya çıkardığı muhakkak. işte bu yüzden yaradılışın veya fıtratın gereği kadınlar belkide hiç olmaması gereken yerlerde çalışması kaçınılmaz oluyor. Allah sonumuzu hayr etsin inşallah.

  47. zeynep liva diyor ki:

    Süper tespitler olmuş. Elinize ve kaleminize sağlık.

  48. kurtulus diyor ki:

    Oldukça değerli tespitler. Tebrik ve teşekkür ederim.

  49. elif diyor ki:

    Ayrıca yazınızın bir kısmında “İhtiyacım olmadığı halde çalışarak bir erkeğin işsiz kalmasına sebep oluyor muyum?” sorusunu bayanların kendisine sormasını istemişsiniz. Bunu bilemeyiz ki bu nasip meselesidir. Bir bayan çalışmasa onun yerine gelecek kişinin yine bir bayan olmayacağı ya da daha fazla para kazanmak uğruna gelen bir erkek olmayacağına garanti verebilir miyiz? Takdir edilen ne ise onu yaşarız…

    • hacı bekir erdoğan diyor ki:

      takdirden kastınız kader ise bu yanlış bir tesbit olur!kader insanı zorlamaz!bayanların çalışdıgı yerler boş kalacak degildir mutlak doldurulacakdır!tabi bayan olmayınca bayla doldurmak zorunda kalınacak!

    • hüseyin diyor ki:

      elif hanım biz kendimizden sorumluyuz ama.özel sektörde çalışan onca bayan var.ve bazı bayanlar,bayan olmalarının avantajlarını kullanıyorlar maalesef.buna avantajda denilir mi bilemiyorum.

      • dilruba diyor ki:

        en çok kızdığım kadın tipi işte bunlar kimse kusura bakmasın.madem hakkıyla yapamayacaksın, işi üstünden atmaya çalışıcaksın bedavadan maaş alıcaksın ne işin var orda.bu tür kadınlar meslek hayatında bizim işimizi zorlaştırmaktalar çünkü çalışan kadınlara karşı önyargı oluşturuyorlar.insanlar kadınların zeki olmadığını beceriksiz olduğunu düşünüyorlar.hatta daha da kötüsü başarılı kadınların dişiliklerini kullanarak o mevkiye geldiğini düşünüyorlar bu da iftiraya yol açmaktır.

  50. Nadir Karakumru diyor ki:

    AİLE YAPIMIZDAKİ TEHLİKE SİNYALLERİ!
    Toplumumuzdaki gelişmeyi ve beraberinde getirdiği sorunları gözardı etmek mümkün değildir. Gelişen teknoloji ile birlikte doğal olarak ihtiyaçlar artmaktadır. Bu da aile ekonomisini hayli zorlamakta hatta içinden çıkılamaz hale getirmektedir.
    Eskiden baba çalışır, bütün ailenin ihtiyaçlarını karşılardı. Ataerkil yapı içerisinde dede, babaanne dahil çocuklarla birlikte o günkü ihtiyaçların tümü giderilirdi.
    Ülkemizde eğitim ve refah seviyesinin yükselmesiyle birlikte kadının ülke ekonomisinde yer alması ve artan ihtiyaçları babanın tek başına karşılayamaz duruma gelmesiyle kaçınılmaz olmuştur. Sorunlar bundan sonra ortaya çıkmaya başlamıştır. İş hayatı, kişiliğini ve ekonomik özgürlüğünü kazanan kadının kocasına olan bağlılığını zayıflatmıştır. En küçük tartışmalar anında büyüyerek boşanmalara kadar gidebilmektedir. Eşi çalışan erkeğin, kadın nasıl çalışıp eşinin yükünü paylaşıyorsa, erkek de kadının evdeki görevlerine yardımcı olması gereği hasıl olmuştur. Bu durum geleneksel kültürümüze ters düşmektedir. Yaratılış itibariyle Allah erkeğe dışarıda, kadına da evinde görev vermiştir. Bu, erkek eşine yardımcı olmayacak anlamına gelmemelidir.
    Çok daha önemli diğer bir sorun; Çocuklar!!!
    Çalışan annenin çocuğuna, genelde anne anne veya babaanne bakmak zorunda bırakılır. Burada gördüğü aşırı sevgi ve tolerans anne ve babanın otorite kurmasını zorlaştırmaktadır. Üç, dört yaşına gelince de kreşe veya anaokuluna gönderilir. Çocuktaki psikolojik travmalar bundan sonra başlar. Annesi veya babası kreşe veya anaokuluna bırakırken kendisinin sevilmediğini, evden uzaklaştırılarak atıldığı hissine kapılır. Burada çocuğun istediği, doğasına uygun olarak aile ortamında annesi ve kardeşleri ile birlikte yaşamaktır.
    Sonuç itibariyle aile yapısındaki dengeler bozulmuştur. Materyalist düşüncedeki toplumlar felakete sürüklenmektedirler. Öz kültürümüze dönmedikçe bizim de akıbetimiz aynı olacaktır. Saygılarımla..
    M.Nadir Karakumru
    28 Ekim 2010

  51. Nuray diyor ki:

    Çalışan bir kişi olarak hanımların çalışması şöyle dursun kesinlikle zaruret dışında dışarıya çıkmaması gerektiğinden yanayım. Benim babam biz küçük yaşlarda iken iflas etmişti. Bir daha da kendisini malesef toparlayamadığı ve sekiz yıl evvel de rahmetli olduğu için ben hep çalışmak durumuda kaldım. Çalıştığım yer bir belediye şirketi. Karma ortam olması hasebiyle işin dışında kesinlikle beylerle muhabbet içerisine girmemeye çalışıyorum. Buna rağmen vicdanen çok rahatsızım. Rabbim kusurlarımızı affeylesin İnşa-ALLAH.
    Ayrıca hanımların eğitim yerinin üniversiteler değil kesinlikle medreseler olması gerektiğine inanıyorum.
    Selametle kalın İnşa-ALLAH.

  52. elif diyor ki:

    Sema hanım yazdıklarınızın büyük kısmına katılıyorum ama eksik kalan bir yönünün olduğunu düşünmekteyim. çalışan kadınları gruba ayırmışsınız çok güzel. Ancak bir misyon için çalışan bayanları göz ardı etmişsiniz. Üniversitede öğretim elemanıyım ve burada gerçekten bilinçli bayanlara ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum. öğrencinin son durağı buraya kadar herşeyden bihaber gelen gençler için son çare diye düşünüyorum.
    Kolaylıklar dilerim iyi günler…

    • seyfi diyor ki:

      Elif hanım,
      Üniversitede akademisyen olarak çalışıp düzenli aile hayatı olan kaç hanım tanıyorsunuz. Bende akademisyenim “akademisyenlik hastalığı” diyebilceğimiz aşırı kendine güven, gurur kibir hanımların düzenli evlilik yürütmesine engel oluyor, bir kısmı hiç evlenmiyor, bir kısmı boşanıyor. Aynı zamanda bir çok akademiyen hanım iş çevresiyle ile sorun yaşar aşırı hırslı hanımlar hırsları yüzünden herkesi kırarlar üzerler.
      Akademik hayatta başarı elde etmek için günde 8 saat çalışmak yetmez 12-14 saat iş yerinde kalan işlerinide evde yapmak zorundadır akademisyen, yoksa başarılı olamaz.
      Belki hanımların zaruri olarak bulunması gereken alanlarda aşırı fedakarlık göstererek çalışmak kabul edilebilir. Bu ninsanların bir ideali olmalıdır yoksa bu fedakarlığı bedeli hiç bir şekilde karşılanamaz.
      Selamlar,

    • zeynep liva diyor ki:

      elif hanım bende akademisyenlik hayatında bulundum. Ve seyfi beyin dediklerine katılıyorum. Asistanlık yapmak bir kadın için inanılmaz derecede zor. o zamanlarda pek bir misyon yapamıyorsunuz. Çünkü 7-8 saat değil,neredeyse günün çoğunda iyi birşeyler üretmek için çalışmak zorundasınız. Makale yazmak zorundasınız. Ve genelde bu ortamda bayanlar bir yerlere gelebilmek için veya kadrosunu kaybetmemek için acayip bir hırsla çalışmak zorundalar maalesef ki.. ve yine akademisyen bayanlar, erkek gibidirler.. Çoğu kadınlığını unutmuş durumdadırlar..Aile hayatları ise pek iç açıcı görünmüyor. Ama üniversitede bir bölümde uzmansanız, meslek yüksek okullarında öğretim görevlisiyseniz o zaman rahatsınız. Ha öğretim üyesi kadın iseniz, o zamanda birşeyler üretmek zorundasınız.
      Benim yrd. doç. kadın hocam, işini bıraktı çünkü kocasını ve çocuklarını kaybediyordu. Asistanlarımla(master, doktora) ilgilendiğim kadar çocuklarımla, kocamla ilgilenmemişm diyordu. Eğer bırakmasaydım, yuvamı kaybedecektim demişti.
      sevgiler

    • feyzanur diyor ki:

      sema hanım yine her zamanki gibi çok güzel bir konuya değinmiş. toplumumuzda okuyan kadın, illaki çalışacak diye bir kanı oluşmuş, ev hanımı olunca sanki gereksiz işler yapıyormuş gibi bakılıyor. şurda ihtiyaç var burada bize ihtiyaç var deyip çalışan, başörtüsünden taviz veren pek çok arkadaş var. ben de bazı dönemlerde bırakmama rağmen 20 yıldır çalışıyorum, gerçekten çalışmak kadın için bir yük. ailem ”öğretmensin tatilin var ” vs bırakmamı hiç istemedi, şimdi çok yorulduğumu hissediyorum. kızıma diyorum oku ama sakın çalışma, eşin iyi kötü bakacaktır, beni örnek alma diyorum. şu an toplumumuzdaki kadının dili epey uzamış, çalışmayan ya da çalışan diye bir ayrım yok bu konuda. tv dizileri etkili oluyor galiba, boşanmalarda bu unsur da etkili oluyor. sırf çalışma uğruna sabahın 6′sında tezgahtarlık yapmak için evden çıkan, ayda 600 lira alan o kadar çok kişi var ki. benim tanıdığım uzman doktor, ya da akademisyen bayanlar var, pek çoğu hırsından evine hiç zaman ayıramıyor, kibrinden yanına varılmıyor. konuşursanız hemen ne iş yaptığınızı soruyor, küçümser tavırlarla size bir daha bakmıyor bile. geçen yıllarda bir derneğin tıp bayramı programına katılmıştım, bir kaç hekim arkadaş hariç herkeste bir yükseklik kompleksi, gittiğime pişman oldum, içimden dedim ” başörtülü insanda da kibir, ukalalık olur muymuş?” başörtü yasağı varken neler çektik, şimdi böyle mi olmalı Rabbim bizleri kötülükle, zalimle imtihan etmesin.

      • Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

        bu yorumu yazan parmaklarınız dert görmesin kardeşim hakikaten bu acı itirafları yeni nesil çalışma aşkıyla yanıp tutuşan kızlarında görmesi lazım…

      • zuhal diyor ki:

        bu kadar umutsuz olmayın Feyzanur hanım bunlar dışarda reklam olarak görünenler mütevaziler daima arkada gizli kalır. bunlar okumasa aynı olacaktılar kibir sadece onlarda var diye bişe yok.Okuyupta mütavazi bayanlarda var olmayanlarda burda okuyup okumayı yada çalışıp çalışmamayı baz almamalıyız bence burda aileden gelen karakter çok önemlidir.Ben mesela daha okuma yazma bilmezken kendini kaf dağında gören tiplerde gördüm ya bunlara ne demeli adam otobüsle bir yerden bir yere gitmesini bilmez ben herşeyi bilirim der Nefisle savaşmak zordur bu okumuş olsanız bile onların okumuş yada okumamış yada çalışan çalışmayan olmaları bana göre aileden aldıkları edepten dolayı bişey değiştirmeyecektir.Zeynep hanımın arkadaşıda güzel yapmış eğer aileyi ihmal etme durumu varsa kadın bencede kendini meşgul edecek başka tarzda bir iş seçebilir.Doğrusu bende işimi bu yönde seçmek istedim .Hatta erkeklerinde işlerini böyle düşünerek seçmeleri gerektiğini düşünüyorum.Bir erkekde sadece iş düşünmemeli yada her gününü işine vermemeli ailesinede vakit ayırmalıdır.Baba ilgisizliği olan evlerde kadının çocuklarla ilgilenmesi zor oluyor artı kadın kocasının ilgisinden ve yardımından da mahrum kalıyor ve erkeğe bakış açısı değişiyor.O yüzden devlette iş saatlerinide buna göre ayarlamlıdır diye düşünüyorum mesela Cumartesi yada pazarın tatil olması gibi

      • Süheyla diyor ki:

        Sözlerinizin hepsine sonuna kadar hak veriyorum Feyzanur Hanım.Bahsettiğiniz türdeki hanımlara bende ara sıra denk geliyorum.Biraz düzgün kelam etsek hemen “siz hangi bölümden mezunsunuz?”diye soruyorlar.Sanki ille üniversite mezunu olmak zorundaymışız gibi.Bir kere de etikete bakmayın insanlarla kelam ederken.Bu ülke de başörtülü doktor,avukat,mühendis vs. az (eski nesili kastediyorum) onlardaki kibir,kendini beğenme,entellektüel olacağım diye kasılmalar kimsede yok.Sizin de dediğiniz gibi çok az bir bölüm hariç hepsi aşağılık kompleksinden ölecekler neredeyse.

  53. ömer çetin diyor ki:

    GENE HARİKA , GENE MÜKEMMEL , GENE DÖRT DÖRTLÜK BİR TESPİT VE YAZI OLMUŞ.. EMEĞİNİZE YÜREĞİNİZE VE KALEMİNİZE SAĞLIK… KONUYA İLAVE EDECEK NE OLAİBLİR DİYE DÜŞÜNDÜĞÜMDE BİŞEY BULAMADIM… SAYGILAR

  54. Ahir zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    Kardeşim kadının sosyal hayatı,çalışması,eğitim hayatı vb..tüm bunların olması için evvela buna uygun ortamın olması gerekir..peki bugün bu tür ortamlar ne kadar var? Her taraf fitne merkezi halinde..yolda yürüyemez hale görülecek…herkes asr-ı saadeti örnek verip duruyor bakın o zamanda bile dışarıdaki kadın sayısı ile erkek sayısı arasında bir oran hesaplaması yapılsa dışarıda %90 sahabe erkek olduğu ancak %10 kadar kadın sahabe olduğu görülecektir..yani kalkıp zaruret icabı ihtiyaçtan dolayı istisnai örnekleri önümüze koyup işte bakın bu çalışmış şu çalışmış diyeceğinize önce bir bakın araştırın bunlar niye çalışmış..daha lüks bir hayat için mi 50 eşarp 20 manto 30 etek 10 pantolon 15 çanta için mi? Koca eline bakmamak kocaya minnet etmemek için mi? Kendi ayakları üzerinde durmak kocaya her yaptığını başa kakmak için mi? Kendi egosunu tatmin etmek erkekleşmek için mi?

    Burada sürekli hz.hatice örneği verilip duruyor hz.hatice bir defa dul çocuklu bir kadın yani kocası yok o zaman devlette yokki ortada kendine yardım etsin zaten cahiliye devri Arapların bulunduğu bir ortam kadına değer yok kadının adı yok böyle bir ortamda hz.haticeye kim yardım edecek ticaretten anladığı için validemiz zaruretten dolayı ticaretini yapmış..şimdi siz kalkıp bu zaruri istisnai durumu kendinize delil yapamazsınız..ayrıca hz.haticenin Müslüman olduktan sonra neredeyse malının tamamına yakınını infak ettiğinide bilmeniz gerekecek…şimdiki çalışan Müslüman bacılar kıyafet almaktan kozmetikten kreşten arta para kaldırabiliyorlarmı infak etmeye ben sorarım bu sitedeki hz.haticenin vb.diğer sahabe hanımların çalışmasını kendilerine referans gösterenlere?!

    Siz burada hz.hatice validemizin çalışma hayatından dem vurup kendinize delil göstereceğinize hz.haticenin mübarek eşi olan Peygamber efendimiz (s.a.v)e olan muhabbetini ona eş olarak nasıl hizmet ettiğini örnek alsanız emin olun bir çok şey düzelmişti şimdi…

    Tekrar söylüyorum asrı saadette olsun kadim gelenekte olsun kadın ihtiyaçtan dolayı dışarı çıkmıştır zarurete binaen çalışmıştır.. bakın bu hususta sayın SİFİL ne söylemiş:”Modern zamanlar öncesinde müslüman kadın, “dışarıdaki” hayatta kendisine ihtiyaç duyulan eğitim, ticaret, sağlık… vb. alanlarda elbette var olmuştu. Ama sadece “kendisine ihtiyaç duyulduğu kadar. Bir başka deyişle, modern zamanlar öncesinde “dışarıdaki” kadınların sayısı ile erkeklerin sayısı arasında bir kıyaslama yapmak mümkün değil. Zira “dışarıdaki” hayatın erkeklerin egemenliğinde yürüdüğünde şüphe yok.
    Esasen bunun şaşırtıcı bir yanı yok. Zira “içerideki” kadın, aslında bu ümmetin geleceği olan çocuklarının eğitimi ile meşguldür. Bugün adına “okul öncesi eğitim” dedikleri bu süreç, mutlaka anne-çocuk iletişiminin sağlıklı bir şekilde gerçekleştiği bir ortamda yürütülmesi gereken bir süreçtir. Zira pedagoglar çocuğun en kalıcı bilgileri 0-6 yaş arasında aldığını söylüyor. Bu çağdaki bir çocuğa annesinin tıbiî/fıtrî bir iletişimle verdiğini hangi kurum, hangi eğitim metodu ve eğitimci verebilir?

    Kadın evin dışında ancak kendisine ihtiyaç duyulduğu kadar var olmalıdır. Tıpkı erkeğin evin içinde kendisine ihtiyaç duyulduğu kadar var olması gerektiği gibi. Fıtrat, tabii hayat ve İslam bunu gerektirir”(Dr.Ebubekir SİFİL röportaj)

    Kadının evden camiye gitmesi CUMAYA gitmesi meselesine gelince daha evvelde burada sayın ALİ BULAÇIN bu hususta yazdığı yazı üzerine tartışmıştık..o konuda bulaça katıldığımı belirtmiştim..açık hadisler var bu konuda hz.aişe validemizden nakledilen ilginç bir rivayet var mesela” Eğer Resûlullah kadınların bizim gördüğümüz bu günkü halini görse idi, İsrâiloğullarının kadınları mescide gitmek¬ten alıkonduğu gibi, o da kadınların mescide gitmelerini ya¬saklardı.(Mu’cemü’l-Evsat)
    Aynı şekilde peygamberimizin şu hadisi: “Kadının evinin içinde kıldığı namaz, evinin avlusunda kıldı¬ğı namazdan daha sevaplıdır. Evinin avlusunda kıldığı namaz mescitte kıldığı namazdan daha sevaptır. Evleri onlar için daha hayırlıdır.” (Ebû Dâvud. Salat: 53.)

    Bu konuda sayın SİFİL’inde görüşleri çok mühim:”Efendimiz (s.a.v), kadının kıldığı en efdal namazın, evinin en kuytu köşesinde kıldığı namaz olduğunu haber veriyor. Bugünün Diyaneti kadınları camilere çekmekle aslında sokağa çekmeye, adeta evinden uzaklaştırmaya çalışıyor ya da şöyle diyelim: bunu yapanların ekmeğine yağ sürüyor. Asr-ı saadetteki kadının camiye gidiş gerekçesiyle bugün kadını camiye çekmek isteyenlerin gerekçesi, arka planları ve hedefleri arasında kesinlike bir irtibat yok.
    Müslümanların yapması gereken en önemli işlerden birisi, “ev içi” hayatı yeniden ihya etmek ve hayatı -özellikle de kadınlar için- sokaktan eve taşımaktır. Elbette bunun sosyal bir olgu olarak bugünden yarına ve “tek başına” gerçekleşebileceğini söylemiyorum.
    İslam, erkeğe ayrı, kadına ayrı mükellefiyetler yüklemiştir. Kadının sosyal hayata “itilmesi”, ona ve aile kurumuna yapılabilecek en büyük zulümdür. Unutmayalım, adalet, herşeyin olması gereken yerde olmasıdır. İslam adaleti böyle tarif etmiştir.”(dr.ebubekir sifil röportaj)

    Benim kendi şahsi kananatimcede kadının bu zamanda kendisine farz olmayan Cuma namazı,teravih namazı gibi namazlar için camiye gitmesi uygun değildir…ama kadın hastaneye gitti yolda namaz vakti çıkacak o sırada bir camiye gidip tabiki farzını eda edecek bizim kastımız bu tür namaz değildir..propaganda yaparcasına tıpkı bazı kesimin kadınlar işe,kadınlar okula sloganı gibi kadınlar camiye denilmesi hemde farz olmayan namazlar için denmesi bence çok tuhaf duruyor içerisinde bir sürü şüphe barındırıyor .. vesselam…

Yorum yapın