Kanunlar Adalet ve Bilimden Uzak

31 Temmuz 2018Haberler52 Yorum »
adaletSema Hanım,
Ben stajyer avukatım. Ancak hukukçu kimliğimden evvel Müslüman kadın ve insan kimliğim bazı yanlışlara tahammül edemiyor velev ki hukuka uygun olsun.
Cumhurbaşkanına yazdığınız mektubu okudum. Okurken gözyaşlarımı tutamadım.
Haklısınız Hakk’tan söz ettiğiniz için.
Bunun üzerine benim de dert edindiğim ve bizzat gözlemlediğim şu hususları size anlatmak istiyorum:
Asliye Ceza Mahkemesinde stajımı yaparken çoğunlukla davalara katıldım.
En çok karşılaştığım davalardan biri kasten adam yaralamanın aile içinde işlenmiş hali idi.
Özetle, bir karı koca geliyor; genellikle el ele, samimi ve barışmış olarak. Aralarında bir tartışma geçmiş, karşılıklı hakaretler, itişmeler ve basit surette şiddet olmuş. (Basit diyorum çünkü doktor raporu mevcut) ve genellikle kadın “kocam beni dövdü” diye şikayetçi olmuş ya da kavgayı duyanlar şikayet etmiş.
Dava gününe kadar barışmışlar, hakime de “biz barıştık” diyorlar. Hakimin cevap manidar: “Evet ama 6284 sayılı kanun gereği kamu davasına dönüştü, şikayetten vazgeçilse de dava düşmez!”  Erkeğin yüzünde bir ezilmişlik, kadında pişmanlık ve ailede anlamsızlık, nasıl yani?
Elbette sinirlerine hakim olamayan karı ya da koca cezalandırılsın. Elbette korkudan tehditten şikayetinden vazgeçen kadınlar korunsun. Ama bahsettiğim olaylar öylesine basit ki korku unsuru olmadığı anlaşılır. Buna rağmen kamu davasına dönüşür.
Zaten adliyeye düşmekle darbe alan aile ikinci bir darbeyi de burada alıyor. Ve maalesef genelde kadınlar o an sinirle fevri davranan ve şikayetçi olan taraf oluyor. Esasen bu gibi durumlarda hakimin azarlaması aile için faydalı oluyor ve de kafi. Ama kanun devamını istiyor.
Bu gibi durumlarda belki hakime takdir hakkı tanınmalı ya da şahit aranmalı bilemiyorum. Ama kamu davasına dönüşmesinin ifrat-tefrit olduğu çok açık. Bunun aile üzerindeki sosyolojik ve psikolojik etkilerini anlatan biri de olur herhalde.
Bu husus dikkatimi çektiğinden hakime de arz ettim, fikrini sordum. O da caydırıcı olduğuna kani değildi. Hadi ben toy bir stajyerim hakim de mi öyle?
İkinci husus boşanma davaları. Saygın bir hukukçu konferansında şunu demişti: “Gençler benden tavsiye evlenirken evlilik sözleşmesi yapın.Boşanmanın tek bir sebebi vardır ve o da evlilik birliğinin temelden sarsılmasıdır.Mahkemelerde asıl kavga mal yüzünden çıkıyor.”
Şimdi böyle deyince haklı diyoruz da boşanırken malların yarı yarıya paylaşılmasında susuyoruz.
Yine karşılaştığım davalardan biri şu idi: Adam fabrika sahibi ve karısı ile boşanma davası var. Malları yarı yarıya paylaşmamak için onca hinlik düşünüp işçisine fabrikayı soydurtmuş! Adamın hareketi elbette kötü ve cezaya tabii. Bu ayrı mevzuu. Asıl mevzuu mal şehvetinin insana yaptırdığı ve malların paylaşılmasının insan üzerindeki etkisi. Allah zaten buna izin vermiyor.
Elbette bu toplumda kocası tarafından mağdur edilen parasız bırakılan kadınlar vardır.Ama çözüm bu mudur?Bence hiç değil. Hakkaniyetli değil. Bunu dini hassasiyeti olan arkadaşlarıma açtığımda ise amalar yükseliyor: “Ama kadın emek verdi, çalıştı, yemek yaptı, adam da bu sayede mal sahibi oldu.” Şüphesiz öyle de hani karşılığı veren yalnız Allah’tı?
İnanın anlattıkça bu mevzuu uzar. Dikkat çekmek istediğim şu: Çözüm zannedilen kuralların daha büyük suçlara sebep oluşu. Müslüman bir kadın olarak bunu kabul edemem.
Hemcinsimi koruyacağım derken İslamın kalesi olan aileyi çökertirsem vebalini nasıl öderim?  Korumak böyle olmaz.Daha ciddi ve Müslümanca düşünmeye ihtiyacımız var.
Bir başka husus da şu: Adli bilimler uzmanı Sevil Atasoy: “Türkiye’deki haksız mahkumiyetlerin çoğunun yalan tanıklık ve yalan beyan” olduğunu söyledi. Çocuk tanıkların ifadelerinin yeterince doğrulanmadan mahkumiyete karar verilmesi, kadın beyanının delil gerektirmeksizin geçerli oluşundan söz etti. Sizin söyledikleriniz sadece sizin fikirleriniz değil. Gerçekler bunlar hem de bilimsel ise gayet bilimsel.
Bu toplumda bilime uygunluk da aranmıyor kanun yapılırken. Hadi İslama uygun olup olmadığı konuşulmuyor diyelim. Adli bilimcisi, sosyoloğu, psikologu da dinlenmiyor. Din fıtrat dinidir. Bilim de fıtratın tersini söylemez.
Haydi bir sosyolog da çıkıp söz konusu kanunlar aile ve toplum için faydalı ve yerinde desin, hiç sanmam.  Allah sizden razı olsun.
Okunma Sayısı : 4.321

Yorum yapın

“Kanunlar Adalet ve Bilimden Uzak” için 52 Yorum

  1. Feyza diyor ki:

    Yahya bey belki hukuksal olarak sakincasi yoktur siz o konulari benden iyi biliyorsunuz ama ya duygusal olarak, manevi olarak? Bu insanlar felcli bir kadin ve yasli bir babadan mutesekkil, kizlari da gurbette kucuk bir aile olarak yasarken binbir umidle ogullarini evlendiriyorlar ve masrafini gectim gelen gelini karanlik hanelerine bir umut isigi gibi gorerek yuklu bir kulfetin altina giriyorlar. Sonrasi ise husran..
    Maddi yikimin yaninda manevi yikimi, umut tacirligini, hayalkirikliklarini cok onemsiyorum. Benim bile icim daraldi anlatirken, kimbilir bu insanlar neler cekti, nasil bir surec yasadilar. Cunku bu evlilik , yasam kosullari gizlenerek yapilmamis ki. Yine ayni bolgeden bir hikaye daha duymustum burada da paylasmistim. Oglunu okutana kadar burada kalip,her ay ogluna yuklu miktar para yollayan ve oglunun okulu bitince kocasini terkedip yurtdisina geri donen bir hanim daha vardi kocasini magdur durumda birakan, amiyane tabirle kullanip atan.
    Bunlari duyunca diyorum ki, vicdanli/vicdansiz insanin irki olmaz. Bizim ulkemizde sorun su ki yasalar kadina haddinden fazla hak verdigi icin kadinlar simarma temayulu icindeler. Buna yeni neslin benmerkezci ,egoist yetistirilme tarzi da eklenince tuttugunu koparan koparana..Bugun Alaninda doc. bir dr. abla ile kisa sohbet ettik. Sira gostergesi bozuk dr. odasinin onundeydim ve ilk gidenler arasinda oldugum halde onumdeki yaslilara, kanser hastalarina sira verdigim icin orada iki uc saat fazladan bekledigimi ve bana sira gelmedigini gorunce dikkatini cekmis, onceden de asina oldugu icin odasina en son girdigimi farketti ve neden gec geldigimi sordu ben de durumu anlattim. Bana gore dogal olan bir durum fakat hnm hayret etti ve dedi ki, burada degil gonullu sira vermek, yirmi yasinda gencler yasli basli, kemoterapi bekleyen hastalarla dahi sira kavgasi yapiyor. Ardindan ekledi ve cocugum yok, yeni nesildeki saygisizligi, egoizmi gordukce iyi ki cocuk sahibi olmamisim diye seviniyorum!…dedi.
    Bu hanimin cocuk sahibi olma kismiyla ilgili gorusu dogru mu, bu tartisilir bana kalirsa yine de dogru degil ama butun gun her nevi insanin icinde yasayan birinin gozunden bakarak yaptigi bu yoruma sosyal gerceklik uzerinden bakarsak haklilik payinin oldugunu da dusundum. Egoizmi ilke edinen genc kardeslerim ve yasitlarim da bizden bir onceki neslin mahsulu. Aslinda bugun kizi da erkegi de benmerkezci dusunuyor fakat kanunlar kadindan yana oldugu icin erkekler daha magdur duruma dusuyorlar. Bu yasal guc, erkeklerin elinde de olsa haram/helal cizgisini korumayan, izan ve vicdan yoksunu egoist bireylerin erkek kanadinin da fedakar nufusunun pek fazla olacagini sanmiyorum acikcasi. Ifsad olan genel anlamda insan.
    Yoksa yargitay corabina kadar al! da dese, vicdanli , iz’an sahibi bir insan ceketini alip gitmesini bilir. Yani hakkindan fazlasina el uzatmaz.
    Yurtdisinda zor sartlarda yasayan, maddi yokluk goren veya kulturel sartlar icabi gercek manada ezilen ya da oyle yetistirilenkadinin belki ulkemize geldigi zaman yaptigi evlilikte bu zor sartlardan sonra kocasinin kiymetini bilmesi ve ona dort elle sarilmasi ihtimalini bu yabanci hanimlarla yapilan mutlu evliliklerde kilit nokta gibi goruyorum. Hayat sartlari insanin bir yere kadar ve bir nevi yetistiricisidir cunku. Hayat bazi insani bir hamur gibi yogurur ve kaliba koyar ama firina girince isi ve rehavetle o kaliptan yine tasar havva kizi, kimi de rehavete aldirmadan dokuldugu gibi piser firinda.
    Onemli olan hamurun ilk verilen sekli degil kisacasi, surec esnasinda bu sekli koruyup koruyamayacagi ortam sartlari kivama gelince ayni sekli muhafaza edip edemeyecegi insanin da hamurun da, “maya”sina bagli.

    • Feyza diyor ki:

      Burada yayinlanmis ozur dilerim.

    • Yahya diyor ki:

      Feyza Hanım
      Yine uzun uzun döktürmüşsünüz teşekkür ederim.

      Siz yorumunuzda yabancı gelinin altın ve paraları alarak kaçtığınızı söylediğiniz için olayın maddi boyutunu değerlendirdim. Aslında gelin “yerli”de olsa, “yabancı”da olsa maddi ve manevi olarak değişen bir şey yok. Yani tüm aileler belli ümitlerle, heves ve heyecanlarla bu yuvaları kuruyor. Darbe yiyen taraf, genelde erkek tarafı olduğu için erkek üzerinden gidiyoruz; yerli gelinin, erkeği hukuki yoldan soyması/sağması ile yabancı gelinin hileyle, erkeği soyması/müşkül durumda bırakmasının pek bir farkı yok. Sadece geride bıraktığı hissiyat farklı olacaktır…

      Belki bireysel anlamda “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” söz konusu olabilir. Ki siz bunun üzerinde duruyorsunuz farkındayım.

      Bu arada dikkatimi çekti, inşaAllah ciddi bir sağlık sıkıntınız yoktur.
      Rabbim şifa versin, inşaAllah.

      Selam ve dua ile…

      • Feyza diyor ki:

        “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” Ustunde durdugum tam.olarak buydu tesekkurler. Hani methedildigi icin uzaklardan ozellikle istenip yerliden beter cikanlarin olusturdugu hayalkirikligi beklentiyle paralel bir tik daha fazla olabilir.
        Bir de gecen gun yazmayi unuttum, yazmaya cekindiklerinizin oldugunu soylemistiniz. Cekinmeyin. Eger sizin dava surecinizi olumsuz etkileyecek seyler degilse yazin, paylasin ki biz de bilgi sahibi olalim. Ben sizin bircok konuda hem bilgi/tecrubeniz hem de duzgun uslubunuz geregi daha fazla yazmaniz gerektigini dusunuyorum.
        #Yalniz o degil de, simdi ben burda iki yildir okuya okuya evlenmeden Medeni kanuna gore haklarimi iyice ogrendim, ya bir de kullanmaya kalkarsam? Esegin kulagina karpuz kabugu dustu bir kere.😂
        (ama espriydi, ilk kez okuyanlar varsa kotu ornek teskil etmeme adina hatirlatalim ki biz elhamdulillah Muslumaniz ve haklarimizi da vazifelerimizi de Islam hukuku belirler, onun cizdigi sinirlara gore yasamaya azmederiz)
        (Saglik sorunum oldu Yahya bey evet, sagolun ama insaallah cok onemli birsey olmadigina hukmedilmis, artik ufak tefek puruzler, kontroller vs. Elhamdulillah, turp gibiyim 💪☺️ cok tesekkur ederim ince dusunceniz icin.)

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Saglik sorunum oldu Yahya bey evet, sagolun ama insaallah cok onemli birsey olmadigina hukmedilmis, artik ufak tefek puruzler, kontroller vs. Elhamdulillah, turp gibiyim”

          Feyza kardeşim çok geçmiş olsun. Geçirdiğiniz hastalık günahlarınıza kefaret olur inşallah. Rabbim sizin gibilere sağlıklı uzun ömür nasip eylesin sayılarınızı arttırsın inşallah…

          selametle kalınız…

          vesselam…

        • Yahya diyor ki:

          Feyza hanım,

          Yarın öbür gün siteye girişimi de engellerler diye çekiniyorum :)
          yok artık dava sürecimi etkilemez, yüzdük yüzdük kuruğuna geldik.
          ciddi ciddi takip dahi etmiyorum, 3 seneyi geçti artık siz anlayın halimi.. 3-4 ay önce biz neye istinaden boşanma davası açmıştık diye dava dilekçesini tekrar okumuştum… kısacası böyle devam ederse niye boşandığımı dahi unutabilirim :)
          Özetle, Rabbim tekrar gözüme gözüme sokuyor “esas hüküm ve hikmet sahibi benim” diye…

          Medeni kanunlar ile ilgili, özellikle detaylı bilgi vermemeye çalışıyorum. Dışarıda da çok soran var, genellikle evliliklerini düzeltmeleri yönünde tavsiyelerde bulunuyorum. Algıda seçicilik midir nedir, o kadar çok boşanan veya boşanmak üzere çift var ki…

          Çekincelerimin asıl sebebi; ele aldığımız mevzuların farklı noktalara giderek insanları üzebilmesi… Daha önce cemaatler ile yazdığım bir kaç yorumum farklı algılandı – ki muhtemelen kendimi daha iyi izah edebilirdim – ve üzüntüye sebebiyet verdi.

          Sağlığınızın yerinde olmasına çok sevindim.

          Şimdiden Eid al-Adha mubarek olsun.

          Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Hayattan uc yil Yahya bey, gercekten cok uzun bir surec gecirdiniz. Gercekten de ben sizi bildim bileli bosanma asamasindasiniz :) bu da hukuk sistemimizin ayibi ama insaallah yakinda ozgurlugunuze kavusacaksiniz, buna cok sevindim..
            Yanlis anlasilma olmaz artik, o zamanlar herkes yeniydi. Kimse birbirini bu kadar iyi bilmiyordu ilk zamanlar olur sonra toparlanir her ortam boyledir. O yuzden siz cekinmeyin, yazin biz arkanizdayiz. Hem siz yazdikca ne guzel ogreniyordum, stajyer av. sayilirdim daha master yapacaktim 😀
            Sizin de Kurban bayraminiz mubarek olsun. Tesekkur ederim.

  2. Abdullah Bir diyor ki:

    DANIŞTAY

    “BİR DAİRE BAŞKANI HAKKINDA TACİZ İDDİASINDA BULUNAN KADININ (kadın TACİZLE SUÇLANAN daire başkanının sekreteri ve bu iddiasından başka suçlamayı destekleyecek başka bir kanıt ve sahit yok) ODADAN ÇIKARKEN GÖZLERİN YAŞARMASI, AĞLAMALI OLMASI TACİZ İDDİASINI KANITLAMAK İÇİN YETERLİ DELİLDİR”

    seklinde beyın yakan yeni bir HUKUK, ADALET TECAVÜZÜNE imza atmış.

    Biz şimdi bu DEVE’nın neresini düzeltelim?

    Detaylar için:Bknz internethaber sitesi

    Dipnot:Taciz iddiası doğrumudur, yanlışmıdır bu ayr bir konu. Bizim burada üzerinde durduğumuz “danıştayın kesin delil olarak kabul ettiği” ağlamaklı olma durumudur. Bu paylaşıma muhalefet edecek, konuyu başka boyutlara çekecekler için bir tür uyarı bilgisi, hatırlatmadır.

    • Yahya diyor ki:

      Bu haberi biraz araştırdım ve mağdur şahıs, müdür bana daha öncede sözle tacizde bulunmuştu demiş.

      İyi hoş da güzel kardeşim, hiç mi aklına gelmez ses kaydı almak.
      Adam seni bir kaç kez sözlü olarak taciz edecek ve aklına ses kaydı almak gelmeyecek !?

      Ve biri danıştaya, kadınların müthiş rol kesebildiklerini söylemeli…

      Selam ve dua ile…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Çakal karakterli kadınlar ister sevgilisi, isterse kocası olsun beraber olduğu ve kendisini 40 gündür sırtında taşıyan erkek biraz nefes almak için 41. gün kadını sırtından indirsin o kadın geçmişte yaşadığı 40 günü yok sayar ve “bu adam bana kötü davranıyor, beni taciz etti, zorla bana tecavüz etti” der.

        Bizim adaletten yoksun GUGUK sistemi de ifadesinde meze olarak gözyaşlarını kullanan kadına inanır ve “evet bu adam sana kötü davranıyor, seni taciz etmiş, biz sana inanıyoruz” diyerek benzer düşünce de ki eşeklerin, pardon kadınların aklına karpuz kabuğunu düşürür.

        Maalesef bu işler böyle yürüyor bu ülkede.

        Ama yolun sonu yaklaşıyor, ülkemizde ki bu FEMİNAZİ çılgınlığının son bulması için çok uzun süre kalmadı.

        Allah ömür verirse insaallah hep birlikte göreceğiz Allah’ın Adaletinin tecellisini

  3. Orhan diyor ki:

    İbni Abbas radıyallahü anh anlatıyor:

    *Peygamber aleyhisselâm* zamanında güneş tutulmuştu. ALLAH’ın Resulü namaz kılıp uzun uzun kıyamda kaldı.

    Bundan sonra Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    “Muhakkak güneş ile ay Allah’ın âyetlerinden birer âyettir. Hiç bir kimsenin ölümü ve yaşaması için tutulmazlar; şu halde tutulduklarını görünce Allah’ı zikrediniz.”

    İnsanlar dediler ki:
    -Ey Allah’ın Resulü, durduğun yerde bir şey almaya uzanmış olduğunu, sonra da irkilip geri çekildiğini gördük.

    Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
    “Katî olarak CENNETİ gördüm de, bir salkım üzüm yakaladım. Koparmaya muvaffak olsaydım, dünya durduğu sürece ondan yiyebilecektiniz.

    Bana CEHENNEMde gösterildi. Şu anda gördüğüm manzaradan daha kötü hiç bir manzara görmedim. *Cehennemdekilerin çoğunu da kadınlardan gördüm”* buyurdu.

    İnsanlar bu cevap üzerine:
    -Ey Allah’ın Resulü, ne sebeble onların çoğu kadınlardandır?
    diye sordular.

    Peygamber aleyhisselâm:
    “Küfürleri sebebiyle.” cevabında bulundu.

    İnsanlar:
    -ALLAH’a mı küfrediyorlar?
    diye yine sordular.

    PEYGAMBER aleyhisselâm:
    “Kocalarına ve kendilerine yapılan nimete küfrediyorlar; onlardan birine dünyayı versen, yahud ömrü boyunca iyilikte bulunsan, yine senden hoşlarına gitmeyen bir şey görünce, *‘SENden hiç bir zaman hayır görmedim’*, derler.”
    buyurdu.

    (Buhari, Müslim, Nesei)

  4. Yahya diyor ki:

    Avukat hanım iyi güzel hoş yazmış ama, şunu özellikle belirtmek isterim:
    Ülkemiz hukuk sisteminde, adalet değil kanun tecelli ediliyor.

    Adalet arıyorsanız Allah yardımcınız olsun.
    Diğer bir husus, bu hukuk sisteminde nasıl hukukcu olunur ben endişe ile izliyorum. Çok basit bir örnekle, dinimizin bize emrettiği miras hukuku belli, inanç sahibi bir hakim nasıl olur da mevcut kanunla hüküm verir? veya inançlı bir avukat nasıl olur da kanundan yana hak talep eder… Bunun vebalini kim nasıl öder?

    İlaveten:
    “Ama kadın emek verdi, çalıştı, yemek yaptı, adam da bu sayede mal sahibi oldu.” dediklerini iletmişsiniz…

    Bu ne kadar yanlış bir düşünce, bu adamın bu hale gelmesine sebebiyet veren anne/babası yok mu? Peki bu ana ve babanın hiç mi hakkı yok bu adam üzerinde? Sadece karısının mı hakkı var? Peki adamın karısının üzerindeki hakları ne olacak? Kadına kalacağı bir ev vermiş, yemek yapması için gıda almış, pişirecek ocak/fırın vs. almış.
    Hatta bazı zengin ailelerde, evliliğinin ilk gününden ev işine, yemeğe karışmayan kadınlar var.

    … bitmɇz

  5. Hüsna diyor ki:

    Selamun aleyküm, beyefendi isyanında haklı, Allah yardımcısı olsun, ancak ben de üniversite okuyan biri olarak söylemeliyim ki, ortamdan midem bulanıyor, eskiden üniversite okuyan kızları ahlaksız diye adlandıran adamlar bugün kızlarını mühendislik gibi erkeklerle dolu olan bölüme rahatça gönderiyor. Kimse için evleneceği kişinin ahlakı önemli değil. Kız çocuğusunuz, üniversite okuyorsunuz ve Allah teala’nın emrettiği gibi bir yuva kurmak istiyorsunuz, (Selim bey kadınların bunları düşüneceğine dair inancını yitirmiş olsa da) bir de bakıyorsunuz ki siz üniversiteden sonra bir iş sahibi olunca görücülerin ardı arkası yok, işiniz yoksa bir iki kişi geliyor bunları da aile kabul etmiyor zaten. Kızları bu hale getiren kim diye sormayacağım, ta cumhuriyetten beri kadınları özgürlük adı altında mahvettiler, bizim dindar abilerimiz, amcalarımız, babalarımız da evde bir gelir kapısı daha olsun diye, kızlarını zorla okula gönderdi. 10 yıl önce kızını 8.sınıftan alan baba, üniversitede, İlahiyat fakültesinde Arapça hazırlık sınıfında 2 sene kalmış olan ve artık okumak istemeyen kızını zorla okula gönderir oldu, elimize bir iş almak istediğimizde, anne bu örgüyü nasıl yapıyorsun bana da öğret dediğimizde, boş işlerle uğraşmayın diyerek, tüm isteğimizi bitiriyorlar, senin zaten paran olur, alırsın vs.diyorlar. Allah cümlemizin yardımcısı olsun. İnşaAllah bizi hak olan düşüncelerden ayırmasın, bizi kendi rızasını talep eden kimselerle karşılaştırsın ve bizi Salihlerle haşretsin dostlarının hürmetine, vesselam.

    • Günahkar Adem diyor ki:

      Hüsna hanım belli ki Rabbini bilen,tanıyan ve seven birisiniz.
      Sözümün tesiri olmayacağını peşinen bilerek ve kabul ederek size yazıyorum.

      Allah’u teala hakkı için okulunuzu bırakın, yuvanızı kurun.

      Efendimiz aleyhi’s selam ne buyurmuşsa haktır. Her söylediği hakikattir.
      Bunu şahsen çok tecrübe ettim. (Kınamayın, kınanmadıkça ölmezsiniz.) hadisi şerifini çok defa acı şekilde tecrübe ettim.

      Efendimiz aleyhi’s selam ehl-i cehnnemin çoğunun kadınlardan olduğunu haber vermiş.

      Bugün bunu anlamak çokta zor değil. Kadınların (Hepsi değil fakat çoğu) ahkalsızlık sınırlarını aşmışlardır. Akıbetlerini kestirmek hiçte zor değil.

      Çoğunun ağzında hazreti Fatma (radıyallahu teala anha) anamız gibi olmak lakırdısı var, fakat iş düğüne yada evliliğe gelince Fir’avn la’netullahi teala aleyh’i solluyorlar.
      Binaen aleyh, Dürüst erkek,temiz erkek arayışları da tamamen yalan.!
      Temiz,içki ve sigarası olmayan, evi-işi olan, yüzü-gözü düzgün nice erkek arkadaşım evlenemiyor.

      Dindar (!) ailelerin, Dindar (!) kızları kafelerde zengin çocuklarıyla nargile sefaları yapıyorlar. Hacı amcalarımız cami de cemaate misk sürünce kendini Cennetin baş köşesinde sanıyor heralde.!

      Vallahi ben şahsen şikayetçi olacağım. Ahirette müslümanların yakasına yapışacağım.

    • Feyza diyor ki:

      Hüsna hanım,
      size katılıyorum. Serzenişlerinizde sonuna kadar haklısınız.
      İnsanların tercihlerini genel yönlendirmelere bakarak yaptığı yaşlar hayatlarının dönüm noktaları bu sınav dönemleri ve ailesi, annesi bu kadar hırslı olunca genç kızlar da haliyle bu ruh haline bürünüyorlar. Zaten nefsin de hoşuna giden bir tercih ve uyum sağlamakta zorlanmıyorlar.
      Allah gönlünüze göre birini nasip etsin.

      • Hüsna diyor ki:

        Allah razı olsun Feyza hanım. Bilmukabele İnşaAllah, benim serzenişim, tam olarak üniversite okumayla alakalı değildi, pek tabi namusunu koruyan ve kendisine uygun ortam bulanlar, Allah rızası için üniversite okuyabilir. Ki benim okuduğum bölümde elhamdülillah, hocalarımızın çabasıyla sınıflar kız, erkek ayrı. Bu her zaman hataların önüne geçmiyor ancak, sadece ders dinlemek isteyen kimse için elhamdülillah uygun bir ortam olduğundan, ben de bölümümü tercih ettim. Annelerimize canımız feda, onların açısından baktığımızda haksız değiller. Bazılarına maddi manevi anlamda yapılmış zulümden dolayı onlar da kendilerince bizi düşünüyor. Allah teala yaptığı işleri sadece kendisi için yapanlardan eylesin… Vesselam

    • Yahya diyor ki:

      Bizimki de Nasrettin hoca fıkrasına dönmüş,

      hoca yüzüğünü evde kaybetmiş, avluya çıkıp yüzüğünü aramaya başlamış…

      Rabbim, hakkımızda hayırlısını ihsan eyle…

  6. haydar keleş diyor ki:

    işler dönüp dolaşıp imanda temerküz ediyor. On üç sene imanın tahkikiliği ,islamın kabulü için hazırlık imani olmayan isliamiyet darmadağın olduğu gibi islamiyetsiz imanda propoganda aracı.

  7. Selim1453 diyor ki:

    Kendini müslüman gösteren bir münafıklar güruhu bu ülkenin aile değerlerini mahvetti.Dahası ülke insanı necip milletken necis millete dönüştü.Aileler,komşular,akrabalar birbiri ile hasıma dönüştürüldü.Zina ise bekar ve evli arasında gırla gidiyor.Bizim gibi 36 yaşına gelipte hala evlenemeyenler ise piskolojikmen mahvolmuş durumda.Müslüman bir kızdan korktuğum kadar bir şeyden korkmuyorum gerçekten.Toplum kadınlar ve kızlar üzerinden mahvedildi bu gerçek bir durum.Önceleleri fakirlikle imtihan olan ve dengesini bozmayan millet 2002’den sonra oluşturulan yalancı ve süslü bir zenginlikle mahvedildi.Bunları yapanlarda müslümanlık kisvesini takan bir güruh oldu.Bugün aile mahvolduysa,cinayetler arttı ise,nesil bozuldu ise bunun en büyük sebebi ailenin çimentosu olan kadınların canavarlaştırılması ve onların kızlarının birer canavar olarak yetiştirilmesi yüzündendir.

    Bugün Allahın emri peygamberin kavli diyip kapısına gidilen müslüman kızların evlenmek umurlarında değil.Dinleri ve imanları üniversite okuyup memur olmak olmuş.Bunun açığı,kapalısı yada cemaatçisi hep böyle.Eğer memur isen dindarlar daha kolay veriyor kızlarını ve köylü ve şehirli diye insan ayırıyor bir çoğu.Evlenme zamanında kesinlikle doymuyorlar kibir hat safhada.Kollarına taktıkları altınlarla poz veriyorlar zaten erkekte anlamıyor o altınları takmazsan bir tane kapalı kızı alamazsın.Sevgileri ve yuva hasretleri yok parayı görsünler yeter belki çok azı evliliğin hayrından haberdardır.% 90’nı iyi bir gelecek,mal ve mülk sağlarsan evleniyor özellikle bu kapalılar.Bugün herkez kadın belasından bir şekilde kendini korumaya çalışıyor.Görüyoruz mahkemelerde erkekler kadınların fesatlığından kurtulmak adına herşey yapıyor.Erkeklerde bozulma kadınlar kadar yok sorunların en büyük kaynağı azdırılan ve canavarlaştırılan müslüman kesimden kaynaklanıyor.Erkeklerin derdi hep yuva hasretini gidermek ama kadınların derdi para ve rahat yaşamak.Bu yüzden ülkemizde tarım ve hayvancılık,köycülük,üretim,değerler herşey bitti.Eskiden hem üreten ve ailesini çeviren kadınlar vardı şimdi doymayan ve canavarlaşan bir güruh var her yeri talan ediyorlar.Dertleri sadece para kazanıp egolarını şişirmek.Bugün köylü kardeşlerim evlenecek kız bulamıyorlar çünkü müslüman kızların egoları şişik.Böyle olunca adamlar köyü ve üretimi terkedip büyük şehire gidiyorlar.Ben bile kadınlardan iyice tiskinir hale geldim.İçlerinde evlenme duygusu,annelik duygusu,eş duygusu ve yuva kurma duygusu yok.Dertleri tapınmaları para ve makam gittikleri üniversitelerde aptal aptal resim çektirmekten başka bir şey bildikleri yok.Ben çevremdeki erkeklerin bu kadar sorunlu olduğunu görmedim ama kadınlar erkeklere kafa tutarak ve onlarla rekabete girerek yol alacaklarını zannediyorlar.Allah kadınlara evde oturun iyi anne olun,iyi eş olun ve yuvanızı ayakta tutun derken bizim müslüman görünümlü kızları evden içeri sokamıyorsun.Adamlar küçücük bebeklerini bırakıp çöpcülük yapmaya gidiyorlar.Bu ülkede kadınlar en büyük sorun haline geldi bana göre.

    • Feyza diyor ki:

      Selim 1453 bey,
      Isyaninizda haklisiniz fakat burada daha once de cokca konusuldu ki bircok hanim kardesimiz de bu durumdan sikayetci. “Erkekler de artik eve cift maas girmesi adina calisan kizlari tercih ediyorlar.” Bu bir , arz-talep meselesi haline geldi. Cemaatlerde dahi son zamanlar ozellikle -bu son yil- cokca duymaya basladim, calisan kiz isteyen erkekler gittikce en musbet cevrelerde de yayginlasiyor.
      Toplum olarak bilincalti mesajlarina cok acik ve savunmasiz bir milletiz. Calisma hayati, kadinin ekonomik ozgurlugu, ayaklari uzerinde durma soylemleri o kadar fazla ve zaruri bir durum gibi gosteriliyor ki, bir evi gecindirme ve bir kadinin/ailenin mes’uliyetini ustlenme yavas yavas erkeklerimize bir vazife degil de buyuk bir kulfet gibi gelmeye basladi. Bu korku ve sakinma psikolojisine kadinlarin da asiri luks ve israf hastaligi eklenince ortaya boyle manzaralar cikabiliyor.
      Bir zamanlar sekiz yillik zorunlu kesintisiz egitime karsi cikan babalar, anneler bugun bakiyoruz ki universite egitimini kizina kendileri zorunlu tutmaya baslamis ya da alacagi gelinin kolunda “altin bilezigi” olmasini zorunlu tutar hale gelmisler. Ben yillar oncesinden tanidigim bu tarzdaki ailelerin bugun geldigi noktayi, ugradiklari degisimi hayretle musahede ediyorum. Nereden nereye…

      • Uğur 017 diyor ki:

        Feyza Hanım, kadınlar ev dışında çalışmaya bu kadar alışırsa ve iş yerlerinde erkeklerle bütün gün kikirdeşirse, artık erkekler, daha doğrusu onların ANNELERİ de evliliği kadın ve erkeğin beraber hoş vakit geçirmesi ve bir yuva kurması olarak değil de bir ticari işletme gibi görürler. Çünkü beraber hoş vakit geçirme ve hatta daha fazlası iş yerlerinde zaten yapılıyor.

        Evet, burada kilit nokta annelerdir. Bizim halkımızın en kötü yönü kadınların ve özellikle annelerin aşırı iktidarıdır ki bu Allah’ın kitabı ve elçisinin sünnetince onaylanmaz ve bu feminizmin öncesinde de vardı. Bir bakıma bizim halkımız –özellikle (kusura bakmasınlar) Karadenizliler– feminizmden önce bile feministti. Kadınlar kendi küçük ve kassız bedenlerine güvenmedikleri için paraya aşırı önem verirler ve pek tevekkül edemezler. Bu yüzden kadınların aşırı güçlenmesi vahşi kapitalizme ve ekonomik sömürüye yol açar. Erkeklerin yüzde 2’lik üst sınıfını oluşturan (ve bütün kadınların “adam gibi adam” diyerek hayal ettikleri) vahşi kapitalistler de bunu bildikleri için erkeklerin aleyhinde kadınları güçlendirirler, şu suretle ki feministleri kullanırlar.

        Bu arada, dindar kadınların SOSYAL STATÜ hırsı önemli bir faktör. Şimdiye kadar görüştüğüm dindar ve başörtülü genç hanımlar beni yakışıklı bulsalar da kabul edemediler. Hep beni Ak Partili ve DAHA DOĞRUSU Erdoğan taraftarı olmaktan vazgeçirmeye çalıştılar veya buna çalışmadan beni en çok bu sebeple reddettiler. Her ne kadar kulbu başka yere taktılarsa da belli etmeden duramadılar ki asıl sebep budur. Çünkü kamu işlerindeki havalı ve hayran oldukları âmirleri, üniversitelerdeki hayran oldukları hocaları ve özel işyerlerindeki pek havalı ve bayıldıkları patronları onlara Erdoğancılığı eziklik gibi gösteriyor. Maazallah bir Erdoğan taraftarı dindar ile evlenirlerse, insanlar onlarla alay ederek der ki “havalı, laik-imsi, ayıp dar kıyafetler giyen, maço özgüvenine sahip itibarlı bir koca bulamadın da bula bula dinci-Erdoğancı birini mi buldun, hihoho”. Maazallah bu şekilde itibar görmeyen bir dindar Erdoğancı ile evlenirlerse, sosyal statüleri bu şekilde yaralanırsa bu onlar için yalnız ve mutsuz ve çocuksuz kalmayı bırakın cehennemde yanmaktan da daha kötüdür!

        • Feyza diyor ki:

          Uğur bey, Türk toplumunun gizli anaerkil yapısı konusunda haklısınız. Bununla ilgili Sema ablanın bir yazısını okuduğum zaman, aslında uzun süredir kendimin de tesbit ettiği fakat adını koyamadığım ya da tanımlayamadığım bir şeyin adının konulduğunu farkettim ve evet dedim, bu gerçekten çok doğru bir tesbit.
          Karadeniz’de ben bulundum. Mizac olarak esprili ama sert bir yapısı var gibi gördümse de şu da var ki, eskiden beri bize kulaktan dolma gelen Karadeniz kadınının çalışkanlığı ve erkeklerinn ise rahatına ekseriyetle düşkün olduğu hakkında söylenenler biraz gerçek gibi geldi bana Kardenizli beyler alınmasın. Tabi nesil değişti belki birkaç kuşak öncesinde bu durum daha belirgindi. Çünkü artık ekseri kız da erkek de okuyor ve ağır işler eskisi kadar olmuyor. Ama önceki nesillere bakınca gerçekten kadınlarında bir çalışkanlık, fedakarlık vasfı da hakim ve belki bu yüzden evlerinde de daha dominant bir yapıya hakim oldular ya da olmak durumunda bırakıldılar.
          Neyse konumuz bu değil tabi.
          Kadınların güçlenmesinin %2’lik üst düzey statüdeki erkeklerin neden işine geldiğini çok güzel izah etmişsiniz. işte bu kadınları yönlendiren de en başta yine aileler. Küçüklükten itibaren maddiyata ve başarıya odaklı yetiştirilen genç kızlar okul sıralarında da bu rekabet ortamının tesiriyle kendilerini bu serüvenin içerisinde buluyorlar. Bütün yol işaretleri aynı hedefe kilitliyor. Önce aile, sonra okul, arkadaş çevresi, medya derken bu kaçınılması zor maraton bütün hayatlarını, ideallerini kuşatmış. Aksi bir alternatif, hayallerinin yakınından dahi geçmiyor. Aileler ve bilhassa anneler bu durumdan memnun. Erkek olsun kız olsun, anneler gayet memnunlar.
          Geçen gün bir yorumda yazmışsınız, çok güzeldi. Hz. Zeyd ile Hz.Zeynep binti Cahş’ın evliliğinden örnek sunmuştunuz.
          Boşanmaların artmasının çalışan, ekonomik özgürlüğe sahip, sosyal statüsü yüksek kadın nüfusunun artışı ile paralellik arzetmesi tesadüf değil. Kadınların doğasındaki güce itibar, güçlüyü çekici bulma hali aynı zamanda onu fıtratında bulunan itaate olan yatkınlığını da pekiştiren, itaatini kolaylaştıran bir özellik. Kendiyle eşit konumda gördüğü kocasını veya kendinden alt statüde gördüğü kocasını pek umursamaması, itaatte zorlanması da aslında yine içinde kadınsı fıtratına dair emareler olduğunun göstergesi.
          Örneğin. bunu kendimden de biliyorum. Burada samimiyetle daha önce de ifade ettim ki, yaş olarak benle aynı yaşta veya çok az bir yaş farkı olan erkekler bana arkadaşım gibi ya da çocuk gibi geldiğinden, bu sebeple de evlendiğimde bu erkeğe itaatte zorlanacağımı, sanki yaşıtım biriyle evlenirsem evlilik yapmayacağım da evcilik oynayacağım gibi hissedeceğimi keşfettiğimden dolayı aradaki yaş farkının az olmasını hiç istemedim. Sanki o zaman kocamı ilerde takmam, umursamam gibi hissediyordum.
          Size gelince de birkaç şey eklemek ve mahzuru yoksa sormak isterim.
          Erdoğancı dr., mühendis, öğrt.görevlisi akademisyen birçok insan var aslında. Yalnızca avam takımı Erdoğancı değiller ben öyle gözlemlemiyorum. Tabi çevreniz yine de farklı olabilir, tanımadığım için fikir yürütemem fakat bu konuda emin misiniz Erdoğancı olduğunuz için reddedidiğinizin? Bu başörtülü,dindar bayanların siyasi görüşleri de elit tabakada da olsa yine Akp’ye yakın değiller mi? Benim tanıdığım ne kadar başörtülü ve sosyal statüsü yüksek kadın varsa yani bu iki özellik bir kadında birleşiyorsa tabi yüzde yüz değil ama yüzde sekseni diyelim koyu Erdoğancı çıkıyorlar.
          Tabi çevrenizi bilmiyorum, zaten bu yüzden bu konuya değindim, merakımı celbettiği için.
          Bir de bana kalırsa siz de kendi statünüzden düşük bir hanımla izdivaç etmeyi deneyin.
          Mutluluğun anahtarı tabiki yalnız bu değil ama çatışmaların sebebi ekseri bu eşit statülerle ilintili oluyor. Siz de yaşı, statüsü sizden daha alçak, düşük hanımlara yaklaşın. Çalışma hayatından olmazsa başka yerlerden olur. Tabi naçizane fikrim. Mutlu olmanızı isterim.

          • Uğur 017 diyor ki:

            Bu nazik cevabınız için teşekkür ederim. Size kendi görüşümdekiler hakkında bilgi vereyim. Ak Partili diye bu senenin başlarında mı ne görüştüğüm bir hanım havalı “Davutçu” akademisyenlerin hayranı çıktı. Onlar da artık Erdoğana garez güdüyor. Onun onlardan yaptığı saygısız ve kibirli sosyal medya alıntılarına tepki verdim ve oradan biraz aramız açıldı. Ama asıl sebep bu değildi. İyi ki tepki verdim de iş boşuna uzamadan çabucak bitti ve daha büyük kalp sızısına gerek kalmadı. Hatta hanfendi bu benden daha yüksek akademik mertebeli, havalı ve maço (veya “özgüvenli” peh peh) akademisyenlerden biri için “seviyorum” kelimesini kullandı. Tabii ki “hoca” olarak seviyor, ama kendisinden sadece birkaç yaş büyük bir adamı sadece hoca olarak ne kadar sevebilir? Beni o adam gibi havalı ve sürüye uyumlu erkeklerle kıyasladı ve beğenmedi. Yaşı daha genç tabii, sadece 32 yaşında (!). 45’ten önce niye evlenecek? Ne acele var ya? Biz erkekler de seksen yaşında bile baba olabiliyoruz zaten.

            Hatta gelin şu muhteşem lafa bakın: Hanfendi güya gönlümü alırken ağzından şu lafı bile kaçırdı ki kız olsam benimle ilim ve fikir sohbetine bayılırmış, (özellikle de kızgınken yaptığım acı şakalar sebebiyle olmalı) hiç sıkılmaz ve güzel vakit geçirirmiş, ama beni erkek olarak benimseyememiş. Ağlamııış, ağlamııış, ammaaa “sezgi”leri sebebiyle bir türlü benimle evlenmeyi benimseyememiş.

            Evet gerçekten Erdoğancı olanlar da var, ama sosyal medyada görüyorum, onlar da Cumhur Ittifakı çerçevesinde Ülkücü laikimsi maço biraderlerimize özeniyorlar. Çünkü o biraderler genelde bizden daha laik ve maço (“özgüvenli”) ve dolayısıyla sosyal statüleri daha yüksek. Benim gibi otizmli (aspergerli) yani sosyal becerileri zayıf bir aşırı zekiyi bu hanımlar da muhtelemelen beğenmeyecek. Zaten tarikat ehli ve Davutçu olanları çıkarırsanız pek gerçek Ak Partili bekar hanım yok. Olanlar da Türkiyeye seyrek dağılmış hâlde ve onlar da gördüğüm kadarıyla bizden daha maço ve laik olan söz konusu biraderleri fazla seviyor.

            Dikmat ediniz: Benim dedem benden de otistikti (zeka geriliği ve konuşma gecikmesi olmayan otizm yani Asperger Sendromu). Babam da ya neredeyse benim kadar otistik veya birçok otizm hasletini taşıyor ama tam otizmli veya Aspergerli sayılmayabilir. Ama onlar daha 18’lerinde evlenirken ben 35’imde evlenemedim. Halbuki ben onların 18’i bırakın 35 yaşındaki hâllerinden daha iyi kazanıyorum. Neden böyle bir tezat var? Çünkü onların zamanında bekar genç kızlar yüksek statülü olmadıklarından koca beğenmezlik etmiyorlardı ve dolayısıyla çünkü o zamanlar kızları ikna etmek için laik havalı patronlarla ve diğer havalı maçoluk ustalarıyla yarışmak gerekmiyordu. Şimdi gökte uçsam ve onları uçarak İstanbul semalarında gezdirsem etkilenmek bir tarafa maço laik-imsi erkek değilim diye benimle alay ederler.

            Lütfen kimse bana akıl verip maço (dar kıyafetli özgüvenli sert erkek) olmayı tavsiye etmesin. Kibar hâlimle bile bir yüksek zekalı otistik olarak iki cümlede neredeyse sekiz tane falso veriyorum ve bana bazan lutfedilip sonradan açıklanıyor ki otizm spektrumunda olmayan “sözde normal” insanlar niçin bunları birer falso ve alay etme sebebi sayar. Babam ve rahmetli dedem de hep benim gibi bol bol falso verici olageldiler, ama 18’lerinde evlenebildirler, çünkü o zamanlar kadınlarca beğenilmek ve sadık olunmak için maço laik patron veya zengin aileli özgüven timsali fiyakalı maganda olmak gerekmiyordu ve de sıkıcı, ağzından laf kaçırmayıcı, sürüye uyucu gayri-otistik insan olmasanız da size anormal denmiyordu, hayatın saygın ama sadece biraz komiğimsi ve de sinirlendiğinde yatıştırmak gerekebilen bir farklı rengi olarak bakılıyordu.

          • Feyza diyor ki:

            Ugur bey cok samimi aciklamalar, cok tesekkur ederim. Beni hem guldurdunuz hem dusundurdunuz :)
            Ben size zaten oldugunuzdan farkli davranmanizi asla tavsiye etmem, edemem. Cunku zaten yasiniz 35 ve kisiligi oturmus bir insansiniz. Bu yastan sonra size soyle giyinin,soyle harejet edin filan demek benim haddime degil, haddim olmayi birakin zaten haddim olsa bile size oldugunuzdan farkli gozukmenizi tavsiye etmis olsam bunun uzun vadede evliliginize hicbir olumlj katkisi olmaz ki. Kisiliginizi, bir kiza kendinizi “benimsetebilmek”, sevdirmek icin ustelik menfi bir yonde degistirmeniz, yani inandiklarinizdan,sahsiyetinizden taviz vermeniz, veriyor gibi gozukmeniz kisa vadede goze hos gozukse de uzun vadede mutlaka catlak verir. Sizinle evlenecek kisinin sizi oldugunuz gibi kabul edip sevmesi gerekir ki isiniz bu devirde gercekten zor.
            Aradiginiz camiada bulmaniz hayli zor. Ama nasip hic belli olmaz.
            Ben evliliklerde bazi ortak noktalarin olmasi gerektigini dusunuyorum eger ki keskin koselere sahipse evlenecek kisiler bu ortaklik olmali. Bazi evliliklerde ortak noktalar olmasa da yuruyor fakat bireylerin koseleri cok keskin olmazsa mutabik olunuyor. Mesela sizin muhalif bir kizla evlilik yapmaniz gercekten sorun olabilir. Tv.da Erdogan ciktigi zaman agzina geleni sayan sovem bir insanla her gun Erdogan icin Fetih suresini okuyan bir insanin ayni cati altinda kaldigi zaman ucu hukumete dokunsun dokunmasin gunluk olayladda bile orun yasayacagini anlasmazliga dusecegini biliyorum. Boyle aileler var cunku. O yuzden paralellik onemli.
            Ben kendim de itikadi yonden uyumsuz oldugumuzu gordugum birini inanc birlikteligimiz adina reddetmistim. Kisisel ozelliklerin uyumlu olmasi her zaman yetmiyor.
            Ama ornegin Yahya beyin bahsettigi futbol takimi veya burclarin uyumu gibi sacmasapan sebepler tabiki sorun degil.konu bile edilmemeli.
            Siz sanirim okumayi arastirnayi cok sevdiginiz icin kulturel olarak da biraz size yakin bir hanim istiyorsunuz. Ortak sohbet edebileceginiz. O zaman da haliyle meslektaslariniz ya da size yakin statudeki hanimlar arasindan gorusuyorsunuz. Onlar da dediginiz sebeplerden olmuyor. Baktiginiz hanimin da yasi 32
            Bana kalirsa bir hanim.icin buyuk. Siz erkeksiniz yasiniz 35de olsa yirmili yaslardaki bir kiza talip.olsaniz tuhaf karsilanmaz. Hatta meslrginiz de oldugu icin hos bile karsilayan olur. Kendinizi degistirmeyin de citanizi indirin yas ve statu olarak isterseniz.
            Mesela Akp taraftari lise mezunu ama kendini gelistirmis tarikat ehli bir hanim yirmili yaslarda olabilir. Islam’in emrettigi aile javramini da bildigi icin evlilik anlayisi da size paralel olur belki.

          • Feyza diyor ki:

            Yazim yanlislarim icin ozur dilerim duzeltmeden yollamis bulundum.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Örneğin. bunu kendimden de biliyorum. Burada samimiyetle daha önce de ifade ettim ki, yaş olarak benle aynı yaşta veya çok az bir yaş farkı olan erkekler bana arkadaşım gibi ya da çocuk gibi geldiğinden, bu sebeple de evlendiğimde bu erkeğe itaatte zorlanacağımı, sanki yaşıtım biriyle evlenirsem evlilik yapmayacağım da evcilik oynayacağım gibi hissedeceğimi keşfettiğimden dolayı aradaki yaş farkının az olmasını hiç istemedim. Sanki o zaman kocamı ilerde takmam, umursamam gibi hissediyordum.”

            Feyza kardeşim, kendinizden yaşca büyük olmayan biriyle evlenince itaat etmeyeceğinizi söylemişsiniz ama ben sizin bulunduğunuz ortamda aldığınız eğitimin buna müsaade etmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca kendinizle aynı yaşta veya daha küçük yaşta birine gönül kaptırdığınızda ne olacak? yani bence kendinizi böyle şartlandırmayın.

            Ayrıca 25 yaşında bir erkek 30 yaşında gösterdiği gibi 30 yaşındaki bir erkek te bazen 25 yaşında gösterebilir. Yani bence yaşa fazla takılmayın derim. ha tabi prensip olarak erkeğin yaş olarak, ilim ve maddiyat olarak kadından önde olması lazım yoksa sıkıntı çıkabilir ki zaten günümüzden bundan kaynaklanan çok sıkıntılar yaşanıyor.

            Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim Selamun aleykum hosgeldiniz.
            Itaat “etmeyecegim” demedim, bu hukme baskaldiri iceren, haddini asan cok iddiali bir soz olurdu. Bu cumleyi kesinlikle kuramam Allah muhafaza etsin. Bu, herseyden once Allah’in emrine ve ne sekilde tecelli edecegini bilmedigim kaderine pesinen isyan ve saygisizlik, hatta (hasa) pazarlik etmeye kalkismak gibi de olur ki ne kadar cahil olsam da elhamdulillah o kadar cesur degilim.
            Aksine, itaat bahsini ciddiye aldigim ve gayrimesru bi is telkin etmedigi surece, yasi, boyu, mali, takvasi…. bu baglamda bircok ozelligi benden dusuk seviyede olsa dahi Allahu Teala nezdinde zevcim olacak kisiye her halukarda “itaat etmem gerektigini” bildigim icin, ama insanlik icabi zaaflarimi, kusurlarimi, nefsimi yani kendimi gecen sure icinde epeyce tanidigim ve kesfettigim icin risk iceren alanlardan mumkun mertebe kacinmaya calisiyorum ki inandigim hukme muhalif tavirlar sergilemeyeyim.
            Yani bu nefsi/bensi birsey. Nefsimin bir zaafi, kusuru diyelim. Beni bu yaslardaki kisilerle tanistirdiklari donemler her ne kadar fiziksel olarak yasindan ve haliyle benden buyuk gozukseler, yasi icabi sakalli vs, iri gorunumlu olsalar da yasinin benle ayni oldugunu bildigim kisiler psikolojik olarak gozume kucuk geliyordu. Bu his her defasinda vuku bulunca kendi hissettiklerimi “ortbas” etmek yerine yas tercihimi buyultmekte buldum cozumu. Cunku uzun vadede “ortebilirsiniz” ama “bastiramazsiniz.”
            Bu cozumu bulmadan once benim hocalarim gorunumum, yasim ve yasantim bir de yasadiklarim geregi bana daha yakin yaslarda kisileri ozellikle oneriyorlardi ki ayni zamanda ne kadar olgun davranmaya calissam da yakinen icimde taniyanlar biraz da cocuk ruhlu oldugumu bildikleri icin cok olgun biri beni hem ezer hem de kafa yapilarimiz uymaz diye dusunuyorlardi. Acikca da soyluyorlardi. Bu yuzden iste bana hep yakin yas araligindaki kisileri tavsiye ettiler, bana ise onlar hep ilerde arkadas, hani su yenilerin tabiriyle “kanka” oluruz gibi geldikce yas citasini yukselttim.
            Hz. Hatice’yi ornek veren olursa ben o mubaregin mertebesinde degilim. Benim nefsimin kusurlari zaaflari var, bildigim seyleri uygulamada acziyete dusmemek icin de bu tesbit ettigim cizgilerin az ilerisinde oymamayi tercih ediyorum. Mesela siz bir sahil kasabasinda da olsaniz gozunuzun harama ilismemesi gerektigini bilirsiniz ama bildiginiz halde nefsinize bu konuda itimadiniz tam degildir. O zaman o ortamdan uzak durursunuz, mecburiyet hasil olmadikca gozunuzun daha serbest manevra alanlarinin oldugu mekanlarda dolasmayi tercih edersiniz, nefsinizi tanidiginiz icin goz gore gore onu zorlayici riskli alanlara yaklastirmazsiniz…gibi.
            Bir de Azmo kardes, zaten etkilenemiyorum. Yani bir gonul bagi olursa demissiniz ya, iste o bag bu sartlarda bende olmuyor. Fiziksel gorunumle hic ilgisi yok bunun. Yirmi yasini gecen her erkek, karsisindaki kiz iri bir kiz, kendisi de asiri cocuksu gorunumlu biri degilse yani uc noktada iki insan degillerse ekseriyetle kiza nazaran buyuk gozukur. Yakisiklilik vs konu bunlar da degil. Cunku derdi yakisiklilik olan zaten, once genc olani tercih eder. Bu tamamen ruhsal doygunlukla ilgili bir durum sanirim. Belki karsidaki erkegin yasinin biraz buyuk olmasi daha fazla guven veriyordur ornegin.
            Bu yalnizca yas konusunda bu sekilde, boy meselesini cok onemsemiyorum. Ayni boy veya az kisa problem degil.
            Bir de ne vardi, mal konusu. O ise en esnek oldugum, citayi en fazla dusurebildigim konu, cunku ben zaten yeterince zugurtum 😀 Bundan zugurdu varsa can sagligi, basim gozum ustune..

        • Yahya diyor ki:

          Uğur bey,

          bu erdoğancı/ak partili söyleminiz dikkatimi çekti.
          bunu çok mu ön plana çıkarıyorsunuz?
          niye insanlar sizi vazgeçirmeye çalışıyor?
          evlilik görüşmelerinde bu mevzuya çok mu değiniyorsunuz?

          ör. benim siyasi ve politik görüşümü kimse bilmez.
          çok gerekmedikçe açıklama yapmak zorunda hissetmem…
          siyasi rengimi ortaya çıkarmak için yapılan saldırı/hakaretlere kulak asmam, düşündürücü ve çelişkili bir kaç soru sorar bırakırım…
          benim siyasi düşüncem değil, işim ve icraatim daha önemlidir..
          evlilik hususunda ise, benim iyi bir koca/baba olabilme kabiliyetlerim daha önemlidir…

          çevremden; bir birine yakışan ancak farklı futbol takımlarını tuttukları için evlilikten vazgeçen insanlar var… neymiş evlilikte kavgaya sebebiyet verirmiş… Aferim!

          • Uğur 017 diyor ki:

            Futbol takımı tutmakla müminlerin seçilmiş (=bey’at edilmiş) liderini desteklemek bir tutulamaz. Bizden olan yetkilileri desteklemek ve düşmana karşı müminlerin yanında olmak Kuran’daki temel farzlardandır. (Ve liderin İslam hukukunu uygulayabilmesi gibi bir şart da koşulmaz âyette.) Ama bu farzı yerine getirirlerse maazallah kudretli patronları ve âmirleri ve havalı dar ayıp kıyafetli iş arkadaşları onları hor görür. Kurandaki farz mı, laikçi totaliterlerce kabullenilmek mi? Ahıret mi dünya mı? Onlar için elbette ikincisi…

          • Uğur 017 diyor ki:

            Daha da kötüsü kendileri bu farzı yerine getirmedikleri ve bizden olan ululemri desteklemedikleri ve böylece laik patronlarına ve âmirlerine ve iş arkadaşlarına yarandıkları gibi, bunu koca adayına da dayatmaya çalışıyorlar. Yoksa maazallah laikçi eski elitler onları kötü görür. Ama onlara kötü bir haberim var: Yarandıkları eski elitler, onların sandığının aksine, bizi tasfiye edemeyecek. Şimdilik elleri güçlü görünebilir, zira bürokratların ve profesyonel patronların çoğu Türkiyeye ve Erdoğan’a muhalif. Ama en kilit kurumlar bizim, Türkiyenin elindedir ve inşallah biz kazanacağız. Böylece bu zamanın pek “dindar” genç kadınları laikçilere yaranmaya çalışırken ahırette kayba uğramış oldukları gibi dünyayı da kaybetmiş olacaklar. Gerçi dünyayı her halükarda kaybettiler çünkü patronları ve âmirleri ve iş arkadaşlarına ne kadar yaranırlarsa yaransınlar sonuçta bunlar yalnız ve mutsuz geçen yılları telafi edemez.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Mesela Akp taraftari lise mezunu ama kendini gelistirmis tarikat ehli bir hanim yirmili yaslarda olabilir. Islam’in emrettigi aile javramini da bildigi icin evlilik anlayisi da size paralel olur belki.”

            Feyza kardeşim tarikat ehli 20 yaşlarda bir kız islam’ın emrettiği aile kavramını bilir demişsiniz.

            Daha bugün bir arkadaş söyledi artık çarşaflı hanımlar bile kendi aralarında konuşurlarken evlenirken erkekten ne kadar altın isteyeceklerini falan söylüyorlarmış. Hatta arkadaşım bazı çarşaflılar var ki çarşaflarına bakma çok lüks düşkünüler dedi. Yani bugün bir evlilik en azı 50 bin tl olmuş. İslamın emrettiği aile kavramını bilen ehli tarik veya cemaat ehli bir hanım kardeşimiz eğer evleneceği erkeği borçlandırarak o evliliğe adım atıyorsa bence o hanım kardeşimiz islamın aile kavramından bi haberdir.

            Bugün birçok erkek evliliğin maddi külfetinden evliliğin “e” harfini ağzına almazken bizim tarikat ve cemaatlerdeki kimi bacılarımız evleneceği erkeği nasıl tavuk gibi yolacağının hesabını yapıyorsa hiç kusura bakmasınlar boşuna orada yıllarını çürütüyorlar!

            sonra gel de Abdullah bir abiye hak verme :))

            neyse Allah sonumuzu hayr eylesin inşallah…

            vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim,
            Ugur bey Akp’den konu acinca aklima once tarikat ehli hanimlar geldi. Neden derseniz Turkiye’de bilindik tarikatlarin cogunlugu Akp ve Tayyip Erdogan’i destekliyor, seviyor. Yorumda da belirttigim gibi benim sahit oldugum daha tahsilli kesimde de Akp’liler revacta ortululer arasinda ama Ugur beyin cevresindekiler bu sekildeyse daha garanti olmasi acisindan bir de bu cenaha bakmasini tavsiye etmistim. Tabi kafa yapisinin uymasi cok onemli o ayri bir konu.
            Carsafli bircok arkadasim cevremden insanlar var. Iclerinde mutlaka dunyevilesme temayulunde olanlar vardir ben insanlari kategorize edemem. Ne supurup atabilirim ne supurup alabilirim.
            Ama o tedrisattan gecen kisilerin Allah’in razi oldugu aile/hanim profilinin nasil oldugunu bilmeleri gerekir zanniyla bu cumleyj kurdum. Husni zan mi derseniz belki evet oyledir amaben iclerinde cok temiz,nezih ailelerin olduguna yine de eminim.
            Siz carsafina bakin ama tevazusuna daha cok dikkat edin. Tevazu cok onemli azmo kardes. Mutevazi bir insan giyimiyle, yasamiyla beklentileriyle her haliyle mutevazidir. Milyoner de olsa yasam sarti bellidir oyle insanlarin. Sade konusurlar, duygulari da sadedir. Duygularini disavurumlari da sadedir. Sade insanlara oncelik verin hayatinizda. Bu cok degerli bir haslet, gerisi corap sokugu gibi gelir biiznillahi Teala..

          • Feyza diyor ki:

            Gonderdikten sonraaklima geldi. Iki gundur hastanedeyim. Burada bir teyze yasli, felcli. Yatak yaralari olusmus kocasi on bir yildir bakiyormus karisina bir de bekar oglu. Yarakari icin getirmisler hastaneye ve refakat eden evli kizina sordum bu kadina bu amcadan baska bakan kimse yok mu?
            Dedi ki bekar oglu var, gecen yillar Azerbaycandan gelin getirdik kiz takilari paralari aldi az bir zaman evli durdu birakti gitti. Simdi bir de bosanma icin su kadar para harciyoruz vs..
            Bu hanim da evki oldugu icin uzajta ve bakamiyor annesine. Gordum ve icim parcalandi.
            Abdullah abimin ne dedigini cok iyi biliyorum ve o da zaten beni cok iyi biliyor. Takiliyorum ona bunu onceden peynir bebzetmesi ile de yapmistik aramizda. Hakli olduguna da inansam da bu da iste bir ornek gozukum onunde daha dun duydugum bir hadise. Yani her milletin iyisi de olur kotusu de. Allah iyilere denk getirsin. Amin.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza Hanım,

            Yargıtay kararı gereği zaten tüm takılar (erkeğe veya kadına takılan) kadına ait.
            Yani kadının tüm bu altın takıları alıp kaçmasının bir zararı yok.
            Hatta iş mahkemelik olsa ve kadın aldığı altınları, almadım diye tekrar talep etse, yine alır…
            Yetmez taşınmazlardan da hak talep eder. Tazminatı da tuzu biberi…
            Netice olarak, yabancı gelinin götürdüğüne pek üzülmemek lazım.
            Belkide ilerleyen yıllarda daha kötü olacaktı. Çocuk vs. olunca iş daha karışık hal alacaktır.

            Bizi bu hale düşürenler düşünsün artık.
            Daha çok yazacaklarım var ama çekiniyorum.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Yani bu nefsi/bensi birsey. Nefsimin bir zaafi, kusuru diyelim. Beni bu yaslardaki kisilerle tanistirdiklari donemler her ne kadar fiziksel olarak yasindan ve haliyle benden buyuk gozukseler, yasi icabi sakalli vs, iri gorunumlu olsalar da yasinin benle ayni oldugunu bildigim kisiler psikolojik olarak gozume kucuk geliyordu. Bu his her defasinda vuku bulunca kendi hissettiklerimi “ortbas” etmek yerine yas tercihimi buyultmekte buldum cozumu. Cunku uzun vadede “ortebilirsiniz” ama “bastiramazsiniz.””

            A.selam feyza kardeşim. Yeterince açıklamışsınız psikolojik olarak bir şartlandırma var sizde. O zaman sizden 3-5 yaş büyük biriyle görüşürseniz o kişi yaşından küçük gösterse bile siz onun sizden 3-5 yaş büyük olduğunu bildiğinizden gözünüze büyük görünecektir. çünkü tersi böyle oluyor :))

            benimde mesela 18-19 yaşındaki kızlar bana çok çocuksu geliyorlar. bazen arkadaşlar takılıyorlar ama ben olmaz diyorum 20-25 aralığı daha makul geliyor. zaten yaş oldu 29 :))

            Her neyse feyza kardeşim, hakkınızda hayırlısı olsun. Ama benim sizden anladığım ve size tavsiyem, görüştüğünüz kişilerin ilmi düzeyine de dikkat edin. Çünkü siz yıllardır bir eğitim görüyorsunuz maşallah bir çok konuda kendiniz iyi yetiştirmişsiniz. Şimdi sizden ilmi bilgisi az sadece kuru bir kaç dini bilgisi olan biri talip olursa bence siz asıl o zaman itaat sıkıntısı çekersiniz. Yani yaşın büyüklüğüne verdiğiniz önemi ilim konusunda da verin bence.

            “Bu yalnizca yas konusunda bu sekilde, boy meselesini cok onemsemiyorum. Ayni boy veya az kisa problem degil.”

            bu bende problem boy meselesini ben önemsiyorum aynı boyda yada benden daha kısa olmasını tercih ediyorum. benden uzun olanlar ilgimi çekmiyorlar nedendir bilemiyorum. keşke bende de olmasa böyle bir problem ama var ne yazıkki :))

            “Bir de ne vardi, mal konusu. O ise en esnek oldugum, citayi en fazla dusurebildigim konu, cunku ben zaten yeterince zugurtum 😀 Bundan zugurdu varsa can sagligi, basim gozum ustune..”

            mal konusunda esnek olmanız güzel…en azından sizinle evlenen fazla borca girmez:))

            vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Yok azmo kardes, o psikolojinin tersi error veriyor, oyle olmuyor :)
            Yani yasi neyse odur, gorunume pek takilmadim kucuk veya buyuk gozukmesi problem olmadi benim icin. Dogum tarihini esas aliyorum onkayit islemleri icin :)
            Isin esprisi bunlar tabi, belki de bizim simarikligimiz bilmiyorum. Oyle bir takinti var evet, fakat ben uc noktada bir yas farkindan da bahsetmedim. Yani dort yas ve on yas civari bir fark ideal gibi geliyordu hep. Bir hocamiz aradaki yas farki icin oyle derdi, bir elin parmaklarindan az, iki elin parmagindan fazla olmasin :)
            Ilmi konuya onem veriyorum zaten cok haklisiniz. Ama benim icin bilgiden de ziyade sanirim amel biraz on plana cikiyor. Yani ilmi seviyesi cok yuksek olmayabilir ama okumaya meraklidir, ameli, itikadi duzgundur bu da kafi.
            Edep, ahlak bunlar zaten muhimi fakat ahlakin guzelligi, olmasi gerektigi gibi ilimle her zaman paralel yurur mu bunun cevabini siz bir onceki yorumunuzda bana verdiginiz carsafli hanimlar ve beklentileri ile gectikleri tedrisat arasinda olabilen zitliklar orneginde zaten verdiniz. Yani ilim sahibi olmak her zaman yeterli olmayabilir. Onemli olan once edep, ihlas ve istikamet, istikrar. Bu uc haslet insanin kendini yetistirmesi icin yeterli olur.
            Boy konusunda ben sizi anliyorum. Erkekler herhalde hanimina kafasini kaldirarak bakmak pek istemez. Kendinden uzun olmasini istememek gayet makul. Fazla fark da zaten abes durur az birsey tolere edilebilinir.
            Mal mulk konusunda biraz sakaya vurdum ama gercekte de zugurt sayilirim,zengin olsam da yasam kosullarim belli, fitratim belli. Zemgin oldugumu dusunuyorum bazen, sonra film kopuyor cunku dusunemiyorum. :) Yani zengin bir insan da olsam bes yildizli bir otelde rahat edemem, zengin de olsam luks bir dugun istemem. Maddiyati gectim, o kadar insanin gozunun ustumdr olmasi beni inanilmaz rahatsiz eder…gibi.
            Aslinda biz bunlari konusurken belki de komik oluyoruzdur. Hani bir terziye gidip siparis verir gibi, halbuki oyle bir dunyada yasamiyoruz :) Hayirli olani bilmiyoruz, iste kendi capimizda birseyler tasavvur ediyor ve bu tasavvurun isiginda dua ediyoruz hepsi bu. Ben dua ederken hep ahlaki, uhrevi kisma dair ozelliklere degindim simdiye kadar, baska seyi dilime degdiremedim. Dilime degdiremediklerimi de nasilsa Rabbim duydu, bildi. Herkesin hakkinda hayirli olani nasip etsin.

      • Yasir diyor ki:

        Bir erkeğin çalışan kızla evlenmek istemesinin temel neden çağımızda sahip olduğumuz yaşam şartlarıdır. Aslında erkeklerin tamamına yakını eşi çalışmasa bile evini iyi kötü geçindirir ancak, hiçte kanaatkar olmayan günümüz kızlarının ihtiyaçlarını karşılayamamak, boşandığı zaman ömür boyu nafaka ve tazminat vermemek, çalışıp kazandığı malının mülkünün yarısını vermemek başlıca sebepleridir.

        Boşanan ve nafaka ödemeye mahkum olan erkeklerin ilk tavsiyesi, evlenecekseniz memur bir kız veya kısa sürede iş bulabilecek bir kızla evlenin. Boşanmanın artık sıradan olduğu günümüzde, nafaka ve mülk paylaşımı erkek için büyük risk taşıyor günümüzde. Bazı erkekler mülk edinmeyi bırakın evini bile geçindirecek kadar para kazanmaya bile gönüllü değiller. Günü birlik yaşayıp, kazandığını tüketiyorlar. Bir de son yargı kararı ile takılan takı ve paraların tamamı geline aittir kararı çıkardılar. Yani evlenen bir erkek boşandığı an en azından kırk elli bin TL civarı borçlandırılıyor. İsterse o parayı gelinin kendi harcasın veya ortak borçlara harcanmış olsun.

        Nihayetinde evleneceğin kişinin nasıl biri olduğunu onunla bir ömür geçirip geçiremeyeceğini bilemiyorsun. Dindar aile kızları da bu gruba dahildir.

        • Uğur 017 diyor ki:

          Yasir Bey, hayat şartları için böyle bir durum var, ancak kadının kocasını adam sayabilmesi bence evliliğin en kilit noktasıdır. Kadınların feminist söylemle zaten şımartıldıkları bu zamanda bir de üstün sosyal statülü çalışan kadın alırsanız iç güveyinden beter olursunuz ve gerçekten de çoğu genç evli erkek o durumda gibi görünüyor.

          Maaşlı kadınla da evlenseniz size sözde kötü muameleden ötürü tazminat ödetebilir, değil mi? Gerçi haklısınız, süresiz nafaka ödememe endişesi mantıklıdır, fakat hiç sanmıyorum ki erkeklerin çoğu çalışan kadın isterken bunu düşünsün. Bence burada erkek annelerinin etkisi güçlü oluyor. Karı koca çalışan memurlar arasında kadının parasıyla ev ve araba satın almak yaygın gibi görünüyor.

          Ancak şu nokta gözden kaçırılmamalı: Neredeyse hiçbir kadın sosyal statüce kendisinden üstün görmediği erkeği koca yerine sayamaz. Dolayısıyla modern hayatta erkek işlerinde çalışan kadınlar için neredeyse imkansızdır ki yüzde 2’lik üst sınıfa dâhil olmayan erkekleri gerçekten adam yerine koyabilsinler ve koca diye benimseyebilsinler. Nitekim kanaatimce Resulullah bunu haber vermişti: Kadınlar çoğalacak (=güçlenecek), erkekler azalacak (=zayıflayacak), böylece 50 kadına tek bir kayyim (el-kayyim el-vâhid) düşecek. Gerçekten de bu ellide bir oranı bugünkü üst sınıf erkeklerin oranıdır ki bütün kadınlar ancak onları erkek gibi erkek sayabilmektedir, kayyim (çekip çevirici) gerçek erkek sayabilmektedir.

          Bundan iki önceki yorumumda Hz. Zeyd bin Harise ile Hz. Zeyneb bint Cahş’ın evliliği örneğini de ele alarak bu durumu daha fazla izah etmiştim. “Cumhurbaşkanına Açık Mektup” başlıklı yazının altındaki yorumumdur. Vakti, tahammülü ve merakı olan oraya da bakabilir.

        • Feyza diyor ki:

          Bu da farklı bir boyutu, haklısınız. Boşanma, nafaka vs bunları düşününce aten değil çalışan veya çalışmayan bir hanımla evlilik düşünmek, insan evlilikten büsbütün soğur, evlilik bile düşünmez. Kar zarar ortaklığı gibi, şirket kurar gibi bir şey olur ama bunlar da günümüzde birer vakıa. Allah yardımcımız olsun.

        • Yahya diyor ki:

          “…sahip olduğumuz yaşam şartlarıdır.”

          yaşam şartlarımızı ve standartlarımızı bu kadar yüksek tutmak zorunda mıyız?
          500 TL’lik akıllı telefonlar varken, bir çok özelliğini dahi kullanmadığımız 5000 TL lik akıllı telefona ihtiyacımız var mı?
          Bir çoğunun kontür alacak parası yok.
          Asgari ücretle çalışıyor 200 küsür TL tel. faturası ödüyor.
          Suda, elektrikte, doğal gazda israf almış başını gidiyor. bir çok aile bırak kombiyle ısınmayı, elektrik ile (klima, infrared ısıtıcı) ısınıyor.
          evde sırtına bir ceket almak zor geliyor, illa tişört ile dolaşacak.

          elektrikli ev gereçleri, beyaz eşyalar, ev mobilyaları… hakeza aynı.

          Cimrilik değil, tutumlu değiliz, tüketim için yaşıyoruz, israf gırla gidiyor. Dolayısıyla ailelere artık tek gelir yetmiyor.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Siz carsafina bakin ama tevazusuna daha cok dikkat edin. Tevazu cok onemli azmo kardes. Mutevazi bir insan giyimiyle, yasamiyla beklentileriyle her haliyle mutevazidir. Milyoner de olsa yasam sarti bellidir oyle insanlarin. Sade konusurlar, duygulari da sadedir. Duygularini disavurumlari da sadedir. Sade insanlara oncelik verin hayatinizda. Bu cok degerli bir haslet, gerisi corap sokugu gibi gelir biiznillahi Teala..”

          illa çarşaflı olsun diye bir takıntım yok. Tesettüre çok dikkat ederim. ama çarşaftan ziyade (çünkü bulunduğum ilde çarşaf giyenler bir gruba hemen nisbet edilip etiketleniyorlar) geniş bol feraje uzun siyah eşarp daha makul geliyor.

          Mütevazilik konusunda ise sonuna kadar haklısınız. Ama mütevazi görünüpte aslında rol yapanları asıl mütevazi olanlardan ayırt etmek önemli bir mesele.

          hakkımızda her şeyin hayırlısı olsun inşallah…

          vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Evet, oyle nisbet ediliyorlar. Tesettur konusunda ben de sizin gibi dusunuyorum, o sekil daha makul geliyor. Tabi herkesin tercihi, muhim olan ser’i sinirlari ihlal etmesin.
            Mutevazi insan ile mutevazi rolu yapan insan arasindaki farki test edebilirsiniz azmo kardes. Mutevazi insan zaten dugun, esya gibi konularda kendini kasmaz. Gucunuzun ne kadarina yetecegini bastan konustugunuz zaman kabul etmez, burun kivirirlar veya aile devreye girip sorun cikarirsa uzaklasirsiniz. Bunu maddi gucunuz yetse de sanki durumunuz pek yokmus gibi konusabilirsiniz.
            Insanlari test etmek pek hos birsey degil belki ama yalana bulasmadan sohbet esnasinda ters kose sorularla anlasilir. Yine sizi agirlayis bicimleri, baba evinin dizayni, evin erkek fertlerine karsi saygi ve tutumu, giyim ve yuzundeki sadelik, bir de siz kullanmasaniz da, varsa sosyal medya hesabini bir sekilde inceleyin. Ben acikcasi sosyal medyada din konusuna asiri vurgu yapan bacilarimin o ortamlarda fazla aktif ve kardesim adi altinda dava birligi adina guya o platformda hisimi akrabasi olmayan erkeklerle yakinlik kurmasini sanal da olsa samimiyetsiz goruyorum, sozleriyle eylemlerini celiskili goruyorum. O yuzden bir hesabi varsa bir yolunu bulup inceleyin derim.
            Siz zaten feraset sahibi bir insansiniz Azmo kardesim, ben sizin dogru tesbitleri yapacaginiza inaniyorum. Farki fark edersiniz. Hayirlisini dilerim.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Boy konusunda ben sizi anliyorum. Erkekler herhalde hanimina kafasini kaldirarak bakmak pek istemez. Kendinden uzun olmasini istememek gayet makul. Fazla fark da zaten abes durur az birsey tolere edilebilinir.”

          Kafasını kaldırarak bakmaktan ziyade benden uzun biri sanki bana itaat etmez gibi bir düşünce doğuyor içime o yüzden çok çekingenim. Yinede her şeyin hayırlısı diyelim neticede fabrika siparişi üzerine evlenilmiyor:)) kaderde ne varsa o olacak.

          ne diyelim hepimiz için en hayırlısı neyse o olsun inşallah…

          vesselam…

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “Selim1453” kardeşim çok samimi ve içten yazmışsınız bunu yazınızda hissettiriyorsunuz.

      2002 den bu yana hükümet tarafından kadın politikaları üzerine yoğun bir mesai harcanıyor. Kadın istihdamı ile başlayan bu politika en son 6284 ve istanbul sözleşmesiyle tavan yapmıştır. İşbu anlayış ne yazıkki hükümetin kendine ait “muhafazakar feminist bir kadın sınıfı üretmiştir” bu kadın sınıfı tabiri caizse, islam keki üzerine yoğun miktarda feminizm kreması sürülerek elde edilmiştir. Ve şu an bu sınıftan mebzul miktarda kamusal ve sosyal alanda bulunmaktadır.

      Bu sınıfın en belirgin özelliği kariyer, diploma ve çalışmayı kutsamaları evliliği, anneliği ertelemeleri çok erkeksi ve dişiliği bol bir surete bürünmeleridir. Rabbim bizleri bu sınıftan uzak etsin. Yani yıllarca islami kesim feminizmi topa tuttu ama oy verdiği parti eliyle “islamcı feminizmi” üretti.! örnek mi istiyorsunuz KADEM’e bakınız…

      Rabbim sonumuzu hayr eylesin inşallah…

      Vesselam…

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Evet, oyle nisbet ediliyorlar. Tesettur konusunda ben de sizin gibi dusunuyorum, o sekil daha makul geliyor. Tabi herkesin tercihi, muhim olan ser’i sinirlari ihlal etmesin.”

        Ben sizi çarşaflı tahmin etmiştim feyza kardeşim benim gibi düşündüğünüze göre öyle değilsiniz. Ancak bununla beraber benim çarşaf giyen hanım kardeşlerimize karşı çok saygım var. Tesettürü en fazla sağlayan örtünün de çarşaf olduğunu düşünenlerdenim. Yalnız ben kendimi çok takvalı bulmadığımdan yanıma çarşaflı birini pek yakıştıramıyorum. Belki ehli tarikat biri olsam o zamanda sadece çarşaflı düşünecektim. Sizinde dediğiniz gibi bugün şeri ölçülere uyulunca feracede %90-95 aynı tesettürü sağlıyor bence.

        “Ben acikcasi sosyal medyada din konusuna asiri vurgu yapan bacilarimin o ortamlarda fazla aktif ve kardesim adi altinda dava birligi adina guya o platformda hisimi akrabasi olmayan erkeklerle yakinlik kurmasini sanal da olsa samimiyetsiz goruyorum, sozleriyle eylemlerini celiskili goruyorum.”

        Benim şahsen sosyal medya hesabım yok. Ama bazı değer verip takip ettiğim hesaplar herkese açık olduğundan yani yeni bir hesap açmadan da girip o kimselerin attıkları tweetleri görebildiğinizden hemen hergün girip ne paylaşım yapmışlar diye bakıyorum. ör: Ebubekir Sifil hoca İhsan Şenocak hoca Sema Maraşlı hocamız gibi.

        Ve bazen sizin dediğiniz türde bacılarımızın yorumlarına da rastlıyorum. Benim gözlemlediğim bazı başörtülü hatta çarşaflı olan hafıze olanlarda var tamam iyi güzel paylaşımlar yapıyorlar ama bir kaçına denk geldim çok duygusal, romantik, melankolik duygularını yansıtan mesajlarda görebiliyorsunuz. Yani elin adamı niye senin yazdığın özel duygularını okusun ki hatta bugün denk geldim bir başörtülü kız evlilik hayalini yazmış altına bir erkek o zaman gel tanışalım evlenelim tarzında bir şeyler yazmıştı. Dolayısıyla dediğiniz noktada haklısınız bugün bir kızı tanımak için eğer sosyal medya kullanan biriyse sosyal medya çok iyi veriler sunacaktır.

        Bu arada unutmadan geçen gün bir akraba kızı için medrese sormuşlardı. sizin kaldığınız medrese,kurs veya dernek vb. acaba bizim 21’de var mı? burada bildiğim bazı yerler var ama onlarda bazı beğenmediğim hususlar var. Ben sizin kaldığınız yerde ehlisünnet akidesinin sağlam olduğuna ve iyi islami şuur verildiğine inanıyorum bu yüzden buralarda da varsa akraba kızına tavsiye edebiliriz diye düşünüyorum.

        Vesselam…

        • Feyza diyor ki:

          Azmo kardesim, benim size katildigim nokta o anlamda degildi. Yani demistiniz ki “carsaf giyenler belli bir gruba nisbet ediliyor o yuzden genis ferace bol esarp daha makul geliyor” Katildigim nokta buydu. Gercekten belli bir gruba nisbet edildigi gibi artik Suriyelilere de benzeten, Suriyeli zanneden insan cok ve bu da bazen sorun oluyor.

          Ikinci katildigim nokta ise genis bol ferace daha makul demissiniz. Ona katilmistim. Tesetturu saglayan bu giysiler ayni zamanda carsaf gibi bir gruba da nisbet edilmiyor o yuzden daha makul gozukuyor. Ser’i sinirlar icinde oldugu surece herkesin tercihi. Fakat carsaf kadar vucut hatlarini iyi orten ve rahat bir giysi bilmiyorum. Yapabilen, mahalle baskisina aldiris etmeyenler icin en guzeli.

          Ben simdiye kadar belli konularda ki buna tesettur de dahil, hep ucuncu sahislar uzerinden veya genele ithafen konusup sahsi tercihlerimi pek acik etmemeye gayret ettim. Kendimi konudan tamamen muaf tutmaya calisarak yazdigim konular oluyor ki sanki reklam yapar gibi hissetmeyeyim veya objektiflige halel gelmesin. Fakat madem tahminde bulunmussunuz, yanlis yonlendirme olmasin. Yaklasik 13 yasimdan beri carsafliyim ama bunu durup dururken ve ikide bir gundeme getirmeyi, on plana cikarmayi sevmiyorum.

          Cunku ozellikle internette sosyal medyada bu gibi seyler cok kullaniliyor. Profil resimlerine peceli kiz resmi koyuyorlar ornegin, ya da kimsenin bilmesine gerek olmadigi halde peceli, carsafli vs olduklarini gundeme getiriyor ve bu ozelliklerini kullanarak blog siteler aciyor bazi kardeslerimiz. Gunluklerini yaziyorlar sanki uzayliymisiz gibi, ne gerek var buna bu denli vurgu yapmaya, bunlari dogru bulmuyorum. Sahsen bu gibi durumlardan hazetmedigim icin beni gormemis kisilerin gozunun icine gereksizce bu gibi tercihlerimi sokmayi da fuzuli buluyor pek konusmuyorum. Ucuncu kisiler uzerinden konusmak daha rahat geliyor.

          Ilk cemaatimdekiler carsaf giyiyordu , ben de kucuktum ve oyle heves ettim, alistim, rahat buldum, sevdim, ikinci yani abimin cemaati bir vakif eviydi ve onlar da carsafliydi ama pece de kullaniyorlardi. Yeme icmelerine de cok dikkatliydiler. Onlarin arasina girince de onlara heves ettim, hem daha muntazamdi gorunumleri. Uzerine ekleye ekleye bugunki duruma geldim, cunku bu gibi seylerin geri donusu olmuyor. Geri donuldugu zaman bu, basi ortulu bir kizin basini acmasi gibi insani rahatsizliga garkediyor.

          Yalniz, carsafin tek tesettur bicimi oldugunu iddia edenlere de katilmiyorum ki bu sahsi bir gorus degil. Cunku hatlari belli etmeyen, tesettur sartlarini yerine getiren ferace, bol pardesuler ya da bu sartlari yerine getiren yoresel kiyafetlerle de tesettur saglanabilir.

          Siz ise, su konuda yanlis dusunuyorsunuz bunu belirtmek isterim. Cok takvali olmadiginiz icin yaniniza carsafli bir hanimi yakistiramiyor olmaniz kendinize haksizlik, carsafli hanimlara ise buyuk bir sorumluluk.

          Takva derseniz ben de kendimi cok takvali gormuyorum o zaman benim de sair zamandaki kusurlarimi gozonune alip giysimi degistirmem gerekir Ya da kendimi takvali bulmadigim icin ilmi salahiyeti yuksek birini tercih etmemeliyim yanimda. Ama oyle dusunmuyorum, haniminiz tesettur konusunda cok dikkatlidir fakat bu onun her konuda cok kamil oldugu garantisini vermez. Tesettur ayri bir kulvar, namaz ayri bir kulvar, kul hakki ayri vs..

          Tabi hepsi butunluk icinde olmali, ahengle dans etmeli ama beseriz ve bazen bir yandan yaparken bir diger yandan bozadabiliyoruz o yuzden siz tercihlerinizin pesinden gidin. Zaten sanirim ilahiyat mezunuydunuz?? Belli konularda (Allah bilir ama) sizin suurlu oldugunuz buradan belli oluyor. Bence siz carsafli bir hanimi yaniniza gayet guzel yakistirirsiniz. Fazla ince dusunmeyin derim. Birbrinizin eksiklerini de beraber tamamlarsiniz. Cunku carsafliysa muttaqilikte zirve diye bir kaide olmuyor.

          Ikinci konuya gelirsek,
          Siz bana bakmayin. Benim kaldigim yer ehli sunnet itikadinda tabiki. Aksini dusunemem dahi. Benim buraya gelme olayim biraz sahsi hayatimin o donemki zorlu kosullarinda gelisen sartlarla ilintili oldu diyelim. Cok dostca, abla gibi kucakladilar benim de duygusal anlamda ihtiyacim vardi ve burada kaldim. Ama icinde olunca emin olun her cemaatin eksiklikleri var ve bunlari bildigim icin size su an kaldigim yeri tavsiye etmem. Benimki artik biraz vefa borcu, gonul borcu gibi ki zaten ben de bazi kararlar asamasindayim.

          Medrese sartlari, cemaatler farkli da olsa size daha once anlattigim egitim.usulu, kiz erkek arasindaki haremlik selamlik ve hatta okutulan kitaplar dahil ekseri birbiriyle aynidir. Farkli olan ya tesettur bicimleri, ya teferruatta ya evrad u ezkarda olan farkliliklar ki bunlar zaten teferruat sayilir.

          Siz 21’de iseniz, cemaat adi veremiyorum daha once burada uyari aldik ama en koklu, en bilinen sayili cemaatin medreselerinden birine kayit ettirin. Begenmediginiz hususlar emin olun burada da var :) sadece kimse yogurdum eksi demiyor.

          Kimse kendini elestirmiyor. Icine girdiginiz zaman hicbir deniz berrak degil ama o bulanikligi gidermek, bulaniklastiran kumlari eleyip denizin berrakligindan istifade etmek biraz da kisinin kendi elinde. Size verilenin en iyi yanlarini alarak muhakeme ederek ve “tek bir noktaya saplanip kalmadan” bakmaya calisarak yetistirebilir talebe kendini. O zaman her medrese Sahn-i Seman gibi olur.

          Gece olunca kalemim susmak bilmiyor, af buyrunuz hayirli geceler.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Fakat carsaf kadar vucut hatlarini iyi orten ve rahat bir giysi bilmiyorum. Yapabilen, mahalle baskisina aldiris etmeyenler icin en guzeli.”

            Bende aynı kanaatteyim. sizin de belirttiğiniz gibi diğer ferace tarzı bol giysilerde tesettürü sağlasa da en nihayetinde hiç biri çarşafın yerini tutamaz. Bir hocamız vardı çarşaf kadına çok yakışıyor demişti. Tabi birçok çarşaf modeli iran tarzı olan yada peçeli olan var ama benim en beğendim çarşaf modeli i.aga grubunun modelidir.

            Ama benim merakımı celbeden husus çarşaflı hanımlar evlilik görüşmesine gidince nasıl oluyor. Yani peçeli bir bacımız evlilik görüşmesi esnasında peçesini açıyor mu karşısındaki aday yüzünü görsün diye. Yani nasıl oluyor görüşmelerde bu durum doğrusu merak ediyorum.

            “Yaklasik 13 yasimdan beri carsafliyim ama bunu durup dururken ve ikide bir gundeme getirmeyi, on plana cikarmayi sevmiyorum.”

            Maşaallah. Tebrik ediyorum sizi. Karşılığını öte tarafta fazlasıyla alırsınız inşallah.

            “Siz ise, su konuda yanlis dusunuyorsunuz bunu belirtmek isterim. Cok takvali olmadiginiz icin yaniniza carsafli bir hanimi yakistiramiyor olmaniz kendinize haksizlik, carsafli hanimlara ise buyuk bir sorumluluk.”

            Şimdilik öyle düşünüyorum. Ama ileride ne olur bilinmez :))

            Ayrıca ben çarşaflı hanımların imanlarının çok güçlü olduğuna inanıyorum. Düşünsenize bu sıcak yaz günlerinde üstelik güneşin en sevdiği renk olan siyahlara tepeden tırnağa bürünüp sokağa çıkmayı. Bunu ancak imanı çok kuvvetli olan Allah’ın tesettür emrine sıkı sıkıya bağlı kadınlar ancak yapabilir. Ben kadınlarda şunu anladım ki eğer küçük yaşlarda bir kız çocuğu tesettüre alıştırılmazsa ileride o kızın tesettüre girmesi çok zor oluyor girse bile çoğunlukla giyinik çıplak tarzda oluyor. Ayrıca şunu da anladım bir kadına tesettüre girmek ile günde 20-30 vakit namazı teklif etseniz o namazı kabul eder ama tesettürü kabul etmez. Açık-saçıklığa alışan bir kadın için tesettüre girmek kabre girmek gibi bir şey haralde. Çünkü açık saçık bir sürü kadın günlük namazlarını kılıyorlar oruçlarını tutuyorlar bu nefislerine zor gelmiyor ama kapansanıza dediğiniz de nefislerine çok ağır geliyor bir türlü kapanmıyorlar. O yüzden ağaç yaşken eğilir deyip kız çocuklarını erken yaşta tesettürle tanıştırmak çok elzem.

            “Zaten sanirim ilahiyat mezunuydunuz?? Belli konularda (Allah bilir ama) sizin suurlu oldugunuz buradan belli oluyor. Bence siz carsafli bir hanimi yaniniza gayet guzel yakistirirsiniz. Fazla ince dusunmeyin derim. Birbrinizin eksiklerini de beraber tamamlarsiniz. Cunku carsafliysa muttaqilikte zirve diye bir kaide olmuyor.”

            Evet ilahiyat mezunuyum unutmamışsınız. İnşallah dediğiniz gibi şuurluyuzdur. Siz ben yakıştırmadan yakıştırmışsınız zaten :)) doğrudur her çarşaflı muttakilikte zirvedir diye bir şey yok çarşaflıdır ama çok gıybet yapar mesela.

            “Ama icinde olunca emin olun her cemaatin eksiklikleri var ve bunlari bildigim icin size su an kaldigim yeri tavsiye etmem. ”

            Eksiklikler illaki olur hiç bir yer mükemmel değil zaten, ama bizim burada bir iki grup var onlarında kız grupları çarşaflı falan ama ben onlarda itikadi sıkıntı gördüğümden çekinceliyim. Birinde irancılık damarı var bir diğerinde vehhabilik damarı. Risalei nur cemaatinin ise erkek grupları var sordurdum kız grupları (medrese tarzı yok) sadece haftalık kadınların 1-2 saatliğine toplandıkları ev sohbetleri var. Biraz da o yüzden sormuştum size. Haralde bizim memlekette yok sizin kaldığınız yerden. Neyse hayırlısı olsun.

            “O zaman her medrese Sahn-i Seman gibi olur.”

            Sahn-ı seman dedinizde (osmanlı döneminden bu yana tarihi bir önemi olması bir yana) yanlış değilsem bu aynı zamanda Ebubekir hocanın sohbetler verdiği yerin adı diye biliyorum. Ama bizim burada yok Sahnı seman acaba bu sahnı semanın kızlara yönelik yatılı medrese tarzı faaliyetleri var mıdır?

            “Gece olunca kalemim susmak bilmiyor, af buyrunuz hayirli geceler.”

            Estagfirullah ne demek. Kaleminize bereket olsun. Bence susmayıp birikimlerini kitaplaştırabilir yada kendinize bir blog sitesi açmayı bile düşünebilirsiniz. “Peçeli kızın günlüğü” diye bir blog vardı sizde “feyzanın günlüğü” diye bir blog açarsınız :)) hayırlı akşamlar…

            Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim biraz rotarli yaziyorum kusura bakmayin bu aralar . Gunduz kafami toparlayamiyorum, gece rahat yaziyorum.
            Bana sormussunuz ki, carsafli veya peceli bir hanim evlilik gorusmesinde nasil giyiniyor?
            Bu soru icin cok genel konusamam cunku bircok konu gibi bunda da ifrada ve tefride varanlar muhakkak vardir. Ama evlenmedem once bir erkek evlenecegi kizi gormeli. Yani ozellikle kizin yuzunu, ellerini mutlaka gormeli ki fikir sahibi olsun. Yuzu ortmek isin takva boyutu, tersi haram degil. Kaldi ki evlilik gorusmesinde zaten bakma ile ilgili hususlarda esnetmelere rastliyoruz. Bu durumda burka da giyse bir kizin en azindan elleri ve yuzu gozukecek bicimde cikmasi gerekir evlilik gorusmelerine ki sonrasinda muhabbetsizlik olmasin.
            Carsafli bir kiz da tesetturunu bir tik indirebilir ornegin bol bir ferace giyer uzunca bir esarp ama yuz hatlari, elleri ki eller zerafeti simgeler, yine boyunu posunu kilosunu vs gorebilir erkek.
            Benim pece kullanan arkadaslarim da o zamanlar ufakti,gorusme vs yapmadik o donemler hic. Sonra onlardan ayrildim su an ne sekildeler gorussem de hal hatir icin, bu soruyu sormak aklima gelmedi hic ama ben sahsen simdiye kadar gorustugum kisilerin yanina yukarida tarif ettigim tarzda tesetturu saglayan fakat karsi tarafin da fikir edinecegi giysilerle ciktim.
            Dusunsenize her konuda anlasiyorlar ama kiz yuzunu bir aciyor, nisanlisi iki metre uzaga kaciyor filmlerdeki gibi :)
            Buna benzer bir olay tanidigimda da oldu. Bu abla koy kulturuyle buyudugu icin hani Doguda yuzunu beyaz yasmagin bir parcasiyla orten hanimlar olur ki siz bunu benden iyi bilirsiniz zaten oralisiniz :) O sekilde ortunen bir ablayi kocasi zifaf gecesi ilk kez gormus ve begenmedigi icin o donemin zayif teknolojik imkanlariyla burnuna estetik yaptirmis,dislerini sokup tejrar yaptirtmis…vs bir dizi ameliyata ragmen yine de kiza isinamamis ve baskasiyla evlenmis. Bunlar olabiliyor. Hadis-i seriflerin hikmeti cok buyuk ve o cizginin ne sagina ne soluma saomadan mutedil hareket etmek en guzeli. Ama disarda yabanci erkeklere karsi isterseniz cuval giyip gezin, o ayri :)
            Veya pecesi ile gorusmeye gelen bir kiz olursa ondan yuzunu gostermesini rica edebilirsiniz. Eger acmamakta diretiyorsa muhtemelen olumsuz bir hissiyat icindedir ve luzum gormuyordur. Ama sizin bu ricanizi aklibasinda her Musluman kiz digal karsilar, yani yadirgamaz, cekinmeyin. Yadirgiyorsa dedigim gibi ya olumsuz hissetmistir ya da ifrada dusuyordur, o zaman ustelemeyin derim. Cunku baska konularda da ifrada dusebilir ve bu sizin evlilik hayatinizi zorlastirabilir.
            “Ayrıca ben çarşaflı hanımların imanlarının çok güçlü olduğuna inanıyorum. ”
            Insaallah temenni ettiginiz gibidir Azmo kardes, orasini olunce gorecegiz :)
            “eğer küçük yaşlarda bir kız çocuğu tesettüre alıştırılmazsa ileride o kızın tesettüre girmesi çok zor oluyor girse bile çoğunlukla giyinik çıplak tarzda oluyor.”
            Tabi dogru ekseriyetle boyle, kucuk yastan ortunmeye alisan bir kiz zaten gayriihtiyari kolay kolay cikaramiyor ortusunu ve ilk ortundugunde ne minval uzereyse o citanin altina da pek inemiyor, haya ediyor.
            Ama buyudukten sonra kapanmak nefse daha agir geldiginden ve artik tesettur moda sektoru de cok farkli alternatifler sundugundan dolayi ekseri yeni moda akimlarina uygun bir ortunme ile tesettur hayatlarina basliyor kardeslerimiz. Tabi buna da sukur diyoruz ama yasken egilselerdi hem zorlanmaz, bu mucadeleyi vermek zorunda kalmaz hem de citayi yuksek tutabilirlerdi.
            Yalniz eskiden yani su doksanli yillarda ben kucukmusum o zamanlar ama videolarda izledigim kadariyla goruyorum ki o donemler tesettur daha az alternatifi olan ve belli kaliplara dayali oldugu icin belki de,o donem sonradan da olsa kapananlar durek pardesuden,mantodan basliyorlarmis. Cunku orta yas ve ustu sonradan kapanmis ablalarla soh et ettigim zaman hep duydugum o ki, direk tam tesetture girmisler. Dusunun kap yok, tunik yok, sal yok, pantolon bu kadar yaygin degil (bu kavramlari erkekler bilmeyebilir :) ) secenek az olunca ve insanlar tesettur denince ilk aklina gelen tam tesetture adapte olabiliyorlar.
            Ama simdi o kadar renkli, o kadar cok giysi cesidi var ki hayret dersiniz. ve o giysiler emin olun ki bir kizi acik halinden cok daha cekici, guzel gosterebiliyorlar.
            Kapanmak nefse daha agir geliyor demissiniz, evet bu dogru.
            Tam anlamiyla kapanmak, ozellikle gencliginde, guzelliginin en doruk noktasinda oldugu surecte bu guzelligini ortmek hele ki bunu takdir eden bir cevrede de yasamiyorsa ancak cok kuvvetli bir imanin meyvesi olabilir.
            Cunku her genc kizin, hatta kiz cocugunun fitratinda var begenilmek, guzelsin denilmek, iltifatlar duymak. Sizin guzelliginizi kapamaniz, ayni zamanda beserden gelecek guzel soz ve iltifatlara da kendinizi kapamaniz demek oldugu icin nefse agir gelir. Namaz ise sureten kilinmiyorsa zaten kadinin gonlunde bir sure sonra bir huzursuzluk olusturup ne kadar nefsine agir da gelse onu tesetture sevkeden mucizevi bir ibadet ama sureten kilinan namaz yalnizca namaz vaktini kapsar. Bunun disinda kadin yirmidort saatin bir saatini gunluk namaza ayiriyorsa kalan yirmiuc saatini yine istedigi sekilde idame ettirir. O yuzden namaz nefse tesettur kadar agir gelmez. Tesettur ise gunun yeri gelir yirmi dort saatini dahi kusatabilir. Mahiyetine bagli.
            Bir de tesetturun agir gelme sebebi su ki, ozgurlugu kisitladigi dusunulur, ozellikle “cinsiyle barisik olmayan kadinlar”, inancli da olsa tesetturu daha fazla zul gorurler. Cunku tesettur onlara “kadin olduklarini ve erkekten bir farki olduklarini” hatirlatir. Ama namaz erkege de kadina da farzdir ve erkekle aralarinda bir esitsizlik, ayrimcilik gormezler. O yuzden nefslerine pek zor gelmez.
            Azmo kardes o cekinceli oldugun gruplardan cekinmeye devam et cunku Vehhabi veya Sii itikada sahip bazi cemaatlerde de carsaf cok yaygin. Bu tarz itikadi acidan sorunlu kisiler, feminist dusuncelerden de itikadlarina paralel.olarak fazlasiyla etkilenmis oluyorlar.
            Yani onlarin da milli giysisi bu olabiliyor. O yuzden konustugunuzda itikadi sorun gorduyseniz emin olun ki skntilidir.
            Uzak durun.
            Nur cemaatinin yazici grubuna bakin. Carsafli ve pecelidirler. Kur’an ve hafizlik hizmetleri ayni zamanda kiz evleri de var. Sanirim kiz kurslari da acildi. Onceden sadece evleri vardi ben evlerini biliyorum orada kaldim. Hayrat Vakfi diye arastirabilirsiniz.(bu kisim sorunluysa sn editor, vakfin sadece bas ve son harflerini de yazsaniz olur)
            Ehl-i Sunnet olarak biliyorum ben ayrildigimdan beri bir sapma yasamadilarsa.
            Sahn-i Seman evet dediginiz gibi ama ben Istanbul’dayken kizlara yonelik yatili medreseleri var mi diye biraz arastirmistim kendim icin, fakat yoktu ya da ben ulasamadim. Istanbul’da ulasamadiysam sanirim 21’de de yoktur.
            Blog site de acarsam buraya hic yazamam :)
            Sema ablamin sitesi varken ne isim olur mustakil bir blog site ile. Hem destek hem de daha fazla insana sesimizi duyurma adina burada olmayi her zaman tercih ederim.Azmo kardes burada aile gibiyiz ne guzel..

          • Feyza diyor ki:

            Yazarken aklima gelmisti sonra unutmusum.
            Su tesettur bahsinde dedim ya gencliginin baharinda, guzelliginin en doruk noktasinda fizigini, guzelligini kapatan bir kiz ayni zamanda duymak istedigi guzel sozlere ve iltifatlara da kendini otomatikman kapatmis oluyordur.
            Iste bu yuzden siz erkeklere tavsiyem, tam tesetturlu hanimlariniza lutfen guzel olduklarini bir kat fazla soyleyin. Cunku onlar bu iltifatlari, guzel sozleri yalnizca sizden duyacaklar, baska kimse olmayacak onlara guzel olduklarini hatirlatan, guysisinin ona ne de yakistigini soyleyen, bu renk seni acmis diyen…filan…
            Onlarin da ruhunun ihtiyaci var ama acik bir hanim bu sozleri belki disarda elin erkegindem de duyabilir ve motive olabilir. Tesetturlu kadinlarin esleri bu yuzden biraz daha comert olsunlar, ruhu oksandikca kadinlar daha cok ister giyinmeyi, suslenmeyi, gaza gelirler,motive olurlar :) Yani elinizi tasim altina az daha fazla koyun demek istiyordum bu da kupe olsun gun gelir takmak icap eder, bir kosede bulunsun.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Iste bu yuzden siz erkeklere tavsiyem, tam tesetturlu hanimlariniza lutfen guzel olduklarini bir kat fazla soyleyin. Cunku onlar bu iltifatlari, guzel sozleri yalnizca sizden duyacaklar, baska kimse olmayacak onlara guzel olduklarini hatirlatan, guysisinin ona ne de yakistigini soyleyen, bu renk seni acmis diyen…filan…”

            Çok haklısınız feyza kardeşim. Bende sizinle aynı fikirdeyim.

            Ancak bizim erkekler tahminimce cicim ayları denilen evliliği ilk aylarında iltifatlar ediyorlardır. Ancak zaman geçince ve evlilik rutinleşince artık eskisi gibi bu iltifatları yapmıyorlar.

            Birde bir şey daha var o da erkekler karılarına iltifat edince kadınlar hemen evin perdelerini değiştirelim koltukları değiştirelim şeklinde erkeğe mukabelede bulununca erkeklerde o zaman artık iltifat etmeyelim diyorlar kendilerince. Çünkü sevgimizi gösterdiğimizde kadınlar hemen bunun karşılığında yeni eşyalar istiyorlar :))

            Aslında bence yine kadınlarda iş bitiyor. Kocasından duyduğu sevgi sözcüklerinin karşılığını ondan yeni eşyalar isteyerek değilde ona karşı aynı sevgi sözcükleriyle mukabele ederek (ör: evimin direği vb. gibi) veya ev içi bakım ve süslenmesine önem göstererek yapabilirse bir kadın, bu durumda kocası da yaptığı iltifatlarının işe yaradığını ve karşılığında kendisine yol, su ve elektrik olarak döndüğünü görecek :)) ve iltifatlarına ara vermek istemeyecektir.

            Geçenlerde twitterda bir konu başlığı vardı adını tam hatırlamıyorum yanlış değilsem “kadınların en çok sevdiği şey” vb. gibi bir şey idi. Orada başörtülü başörtüsüz kadınların yazdıkları ortak şey “ilgi, ilgi,ilgi ve sevgi sevgi” sözcükleriydi. Hatta bazıları yorumun hepsini “ilgi ilgi ilgi” diye doldurmuşlardı. Yine geçenlerde Prof. Dr. Nevzat tTrhan’ın “kadın psikolojisi” adlı kitabına göz atarken dikkatimi çekmişti yazar “kadının sevgi ihtiyacı erkeğe oranla” üç kat fazladır demişti. Siz dedikleriniz ve benim gözlem ve okumalarım neticesinde ortaya çıkan şu oluyor, kadınların fıtraten beğenilme, ilgi ve sevgi görme istekleri erkeğe oranla çok çok fazla. Zaten kadınların bedenlerini ulu orta teşhir etmelerinin bir sebebi de bu değil mi zaten?

            Ayrıca iş ortamında dikkat ettiğim erkeklerle çok konuşan kadınlar bence iyi bir sosyolojik araştırma yapılsa bence %90 kocalarından bekledikleri ilgi ve sevgiyi bulamayan kadınlardır. Çünkü bence zevcinden beklediği ilgiyi bulan bir kadın bir erkekle oturup iş ortamında sohbet etme kahkaha atma meraklısı olamaz.

            Yine ben kamusal ve sosyal alanda bu kendini teşhir eden buna başörtülü çıplak kadınlarda dahil çok fazla iltifat aldıklarını zannetmiyorum. Çünkü iltifatı ya kendi hemcinsinden alacak ya erkeklerden alacak. Çok rahat erkekler dışında erkekler kolay kolay iş arkadaşına iltifat etmez (heleki taciz olayları bu kadar yaygınken) kadınlarda zaten birbirlerini çok kıskandıklarından arkadaşı çok güzel giyinse dahi sırf o sevinmesin diye ona iltifat etmezler.

            Bu nedenle çarşaflı hanım kardeşlerimiz bu konuda çokta üzülmesinler bence. Ayrıca benim dikkatimi çeken bir diğer husus benim akraba çevremden de biliyorum. Çarşaflı olupta evde kalan kıza daha tanık olmadım. Ama çarşaflı olmayıpta evde kalan çok tanık oldum. Bilmiyorum belkide ben yanılıyorum. Fakat ben çarşaflı hanımlara bir ikramı ilahi olarak fıtraten ihtiyaç duydukları zevclerini Allah’ın daha erken onlara nasip ettiğini düşünüyorum. Yani mesela 30’una gelmişte evlenmemiş bir çarşaflı yakın çevremde duymadım şahit olmadım lakin açık ve tesettürü dandik olanlar 30 ve üstü olupta evde kalan çok tanık oldum.

            her neyse çok yazdım yine… :))

            rabbim siz ve sizin gibilere gönlünüzden geçen zevclerinizi en hayırlı bir zamanda karşınıza çıkarır mutlu ve mesut bir hayat sürersiniz inşallah…

            vesselam…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Carsafli bir kiz da tesetturunu bir tik indirebilir ornegin bol bir ferace giyer uzunca bir esarp ama yuz hatlari, elleri ki eller zerafeti simgeler, yine boyunu posunu kilosunu vs gorebilir erkek.”

            feyza kardeşim, bencede sizin bu dediğiniz ve uyguladığınız daha makbul ve makul. Ancak bu dediğiniz uygulama dışarıda bir yerde değilde daha çok ev içinde olabilir. Çünkü dışarıda sürekli çarşaflı yada peçeli bir hanımın evlilik görüşmesi için dışarıda bir yere dediğiniz şekilde gitmesi pek mantıklı gelmiyor. Yazmasanız da haralde sizde ev içini kastetmiştiniz.

            “Tam anlamiyla kapanmak, ozellikle gencliginde, guzelliginin en doruk noktasinda oldugu surecte bu guzelligini ortmek hele ki bunu takdir eden bir cevrede de yasamiyorsa ancak cok kuvvetli bir imanin meyvesi olabilir.”

            Bende zaten demiştim çarşaflı kardeşlerimizin imanlarının çok güçlü olduğuna inanıyorum diye.

            “Nur cemaatinin yazici grubuna bakin. Carsafli ve pecelidirler. Kur’an ve hafizlik hizmetleri ayni zamanda kiz evleri de var. Sanirim kiz kurslari da acildi. Onceden sadece evleri vardi ben evlerini biliyorum orada kaldim. Hayrat Vakfi diye arastirabilirsiniz.(bu kisim sorunluysa sn editor, vakfin sadece bas ve son harflerini de yazsaniz olur)”

            Bulunduğum ilde var mı yok mu diye. Araştıralım inşallah.

            “Dusunsenize her konuda anlasiyorlar ama kiz yuzunu bir aciyor, nisanlisi iki metre uzaga kaciyor filmlerdeki gibi :)
            Buna benzer bir olay tanidigimda da oldu. Bu abla koy kulturuyle buyudugu icin hani Doguda yuzunu beyaz yasmagin bir parcasiyla orten hanimlar olur ki siz bunu benden iyi bilirsiniz zaten oralisiniz”

            Bu dediğiniz örnekler çok eskilerde kaldı bence feyza kardeşim. şimdilerde artık el ve yüz ile de sınırlı kalmayıp sabırsız davranarak başka uzuvlarını evlenmeden görenler, görmek isteyenler bile var. Nede olsa teknoloji çağındayız fotograf çekip atıyorlar. Ama bizim gibi islamcı kesim için el ve yüz bence yeterli bir ölçüt.

            “Azmo kardes o cekinceli oldugun gruplardan cekinmeye devam et cunku Vehhabi veya Sii itikada sahip bazi cemaatlerde de carsaf cok yaygin.”

            itikad benim için tesettürden de önce geliyor feyza kardeşim itikadı bozuk ise gece namazlarını kaçırmıyor olması bile beni cezbetmez. Daha önce burada takip ettiğim hocaları söylemiştim bilmiyorum siz de takip ediyor musunuz? ama benim üzerinde çok durduğum bir husustur ehli sünnet itikadı. Hele bu zamanda türlü türlü sapık görüşler din adı altında revaçtayken hepimiz çok dikkatli olmalıyız.

            “Blog site de acarsam buraya hic yazamam :)
            Sema ablamin sitesi varken ne isim olur mustakil bir blog site ile. Hem destek hem de daha fazla insana sesimizi duyurma adina burada olmayi her zaman tercih ederim.”

            Blog site açmayı şunun için söyledim. Belki hatırlarsınız daha öncede söylemiştim. Burada çok değerli yorumlar yapıyorsunuz o yorumları bir araya getirip kitaplaştırabilirsiniz hatta aylık islami dergiler var oralara müstear bir isimle dahi olsa gönderip yayınlatabilirsiniz veya olmadı blog da açabilirsiniz. Maksat yorumlarınız zayi olmasın.

            Yoksa bu sitede yazmayı bırakmanızı kimsenin isteyeceğini zannetmiyorum. Çünkü üslubunuz çok naif, akıcı, sade vermek istediğiniz mesajı herkese verebiliyorsunuz. Şahsım adına söyliyeyim burada günlük 10 yorumda yazsanız hiç sıkılmam hepsini okumak isterim. Bazen yoğunluk oluyor günlerce yorum yazamıyoruz ama bu demek değil ki sizin ve sizin gibi diğer daimi site yorumcularının yorumlarını takip etmiyoruz. Şahsen fırsat buldukça her gün bakmaya çalışıyorum yeni yazı ve yorumlar var mı diye. Bu nedenle siz ve sizin gibilerin buralarda aklı selim yorumlarda bulunması çok elzem hem sema hanıma da bir bakıma destek olmuş oluyorsunuz.

            “Azmo kardes burada aile gibiyiz ne guzel..”

            bu biraz abartılı oldu sanki :)) ama aynı şuura sahip bir ailenin üyeleri gibiyiz desek daha yerinde olur sanki.

            selametle kalınız…

            vesselam…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku