Yazılar

Kadına Şiddete Ceza Artırımı ilkel Çözüm

Sema Maraşlı Çarşamba, 22 Şubat 2012
"Kadına şiddet" kelimesi medyada o kadar çok kullanılıyor ki sinek öldürmek için bir erkek elini kaldırsa kadınlar "şiddet gördüm" diye polise gidecek kıvama gelmek üzereler. Arkadaşımın küçük oğlu evlerinde misafir olan babaanne ve büyükbabasının tartışmalarına bakıp koşarak annesine gelmiş "Bu ne ya... Evimizi şiddet evine çevirdiler." diye şikayet ediyormuş. Alışveriş yapıyorum, on dört yaşlarında erkek çocuğu satıcı kadınla konuşuyor: Delikanlı: "Dün babamdan dayak yedim" dedi. Yaşlıca olan tezgahtar kadın: "Baban sana şiddet mi uyguluyor? Benim babam da bana şiddet uygulardı." dedi. Şiddet derken, ...yazının devamı için tıklayın

Siz Olsanız Eşinizi Nereye Kadar Taşırsınız?

İlker Yenen Pazartesi, 20 Şubat 2012
Ulusal ve uluslar arası medyada son zamanlarda bu hikâye ile çok sık karşılaşmaya başladık: Erkek, hasta (kansere veya ciddi bir hastalığa yakalanan) eşine daha fazla bakamayarak (tahammül edemeyerek) ya da bu tek taraflı evlilik hayatına daha fazla katlanamayarak ve nikah masasında vermiş olduğu “hastalıkta ve sağlıkta…” sözünü de unutarak hasta yatağında olan eşini boşama kararı alır. Ardından bu düşüncesini gerçekleştirmek ve vermiş olduğu kararın meşruluğuna kendini de inandırmak için çeşitli arayışlara girer. Sergilediği tutum ve davranış değişiklikleri, belki de hasta ...yazının devamı için tıklayın

Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi

Dr.Habibullah Aktaş Pazartesi, 20 Şubat 2012
Neresinden başlasak ki? Kimi zaman algoritma bozuluyor,diyalektik yetersiz kalıyor, karman çorman rastgele bir oradan bir buradan mı bahsetsek acaba? O kadar çok cümle var ki sırasını bekleyen sıra gözetmeksizin çalakalem  gidiversem kafalar karışmış mı olur? Önceki yazılarımda açıklamaya çalıştığım ülkemizin  durumlarını sanki yeterince anlatamamış gibiyim. Meramımın özü içimde kaldı , tıkadı , bir çıkarsam rahatlayacağım da başaramıyor gibiyim. Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi ,1970 lerde merhum İsmail Cem ‘in kaleme aldığı fenomen bir eserin adı... Ben tamamını okumadım . Kendime de sizlere de ...yazının devamı için tıklayın

Sevgililer Günü

Sema Maraşlı Cumartesi, 18 Şubat 2012
Evliler günü yok, nişanlılar günü yok; fakat sevgililer günü var. Her ne kadar evliler de sevgililer gününü kutluyorsa da boş yere kendilerini aldatmasınlar, gün sevgililerin günü; sevenlerin günü değil. Yani nikahsız birlikteliklerin günü. Evliliğin sorumluluğundan kaçan, fıtratındaki karşı cins arzusunu sorumluluk almadan, her an bırakabilme keyfiyeti ile yaşayanların günü. "Evlilik aşkı öldürür." sloganının ardına sığınıp, sevdiğinin yanında olmayışını şiirsel anlatımla maskelemeye çalışanların günü. Zinaya niyet edenlerin günü. Zinaya yaklaşanların günü. Evlilik yerine zinayı tercih edenlerin günü. Peki bizim gibi Müslüman toplumların böyle günlere ...yazının devamı için tıklayın

Ne İdi Ne Oldu Kadın?

Nureddin Yıldız Cumartesi, 18 Şubat 2012
İslam öncesi kadının ne hâlde olduğu herkesin bildiği bir hakikattir. Ancak o hakikatin gündeme az gelen bir parçasını ortaya çıkarmamız gerekiyor. İslam öncesinde kadının hâli beyan edilirken, Araplar arasındaki hor görülmüşlüğü, çocukken diri diri gömülmesi yoğun bir şekilde gündeme getirilir. İslam kadını kurtardı denildiği zaman adeta, Arapların elinden kurtardı şeklinde bir anlam çıkarılır. Şüphesiz kastedilen bu değildir ama anlaşılan budur. O dönemde kadın, dünyanın diğer bölgelerinde daha iyi durumda mıydı acaba? Mesela Roma’da nasıldı? Saygın, el üstünde tutulan bir varlık mıydı? ...yazının devamı için tıklayın

Toplum Aile Ve Modernleşme

Dilek Yaka Cuma, 17 Şubat 2012
Devletler arasındaki güç yarışı, mücadele ve üstün olma savaşının ilk adımı artık direk top, tüfek ve meydan savaşlarıyla olmuyor malumunuz! Soğuk savaş olarak adlandırılan yöntemle; önce hedef toplumun kültürünü, örf adet ve geleneklerini asimile etmekle başladığını yaşanan örneklerle görmekteyiz.Genel tabiriyle toplumun en küçük yapı taşı aileyse, bu demek oluyor ki hedeflenen amaçta ilk kurban da bu olmalı! Oldu da! Zaman içersinde modernleşmenin anlamını bilmeden gelişen ve değişen kitle iletişim araçlarıyla bize dayatılan tüketici toplum olmamız bu asimile etme hedefinin birinci basamağını ...yazının devamı için tıklayın

Gündemin Kölesi Olmak

Sait Çamlıca Cuma, 17 Şubat 2012
Köle denilince herkesin aklına, ortaçağın kölelik sistemi geliyor. Ayak ve el bileklerinde kalın zincirleri olan, gündüz sahibinin emrinde karın tokluğuna çalışan, toplum içinde hiçbir statüsü olmayan insanların köleliğini biliyoruz. “Artık kölelik kalmadı!” diyenlerin cahilliğine mi yanarsınız, “Ben özgürüm!” şarkısını söyleyen bir köle oluşuna mı? Kölelik bitmedi, sadece şekli değişti. Zincirsiz kölelik dönemini yaşıyoruz. İnsanlık tarihi boyunca, insanı köle gibi kullanmak isteyen sistemler ve yöneticiler olmuştur. Firavun’u sadece bir şahıs olarak algılarsanız, köleliği anlayamazsınız. Nemrut’u sadece bir yönetici olarak okursanız, köle kullanma mantığını ...yazının devamı için tıklayın

Eşim Her Kavgada Salonda Uyuyor

İnci Yeşilyurt Sorularınızı Cevaplıyor Cuma, 17 Şubat 2012
Esimle farklı kültürlerden gelmemizin ve karakterlerimizin farklı olmasından kaynaklanan yanlıs anlama durumundan dolayı yaklasık on gundur konusmuyoruz ve hatta aynı yatagı da paylasmıyoruz. Bu beni derinden sarsıyor, esim en ufak dahi olsa bir tartısma neticesinde salonda yatıyor, yeni dogum yaptıgım halde bu sekilde davranıyor, hamileligimin son aylarında da surekli boyleydi.B en bu duruma cok üzülüyorum, bu son tartısma da degil ama oncekilerde salonda yatınca bu duruma cok uzuldugumu kendisine çokca ifade etmistim ama buna ragmen maalesef hep tekrarlandı. Bu konuda ...yazının devamı için tıklayın

Mahalle Baskısı

Tuğba Akbey İnan Perşembe, 16 Şubat 2012
Ömrü boyunca dağınıksın etiketini duymuş biri olarak pek kanıksadım bu halimi.Hatta bir süre sonra kendimi şöyle tanıtacağım sanırım; -Merhaba Tuğba ben,dağınık Tuğba... Kimse etiketlemeden kaçayım hali,bir nevi kompleks :) İşte bu yüzden bu yazıyı dağınık birinin mantifestosu olarak okuyun lütfen...Yıllardır kendilerini “dağınıklığa tahammül edemem,çok titizim diye”  anlatan insanların mahalle baskısından bıkmış dağınığın manifestosu... Nedir bu titizlerden çektiklerimiz anlamıyorum. Gittikleri her yere evlerinin düzenini de taşımaya çalışanlardan, en ufak bir dağınıkta arkamızdan konuşacaklarına emin olmaktan,  sürekli yol yöntem dinlemekten yoruldum ben. Ve burdan seslenmek istiyorum kendilerine... ...yazının devamı için tıklayın

Ergenlere Yaklaşım ve Tırnak Yeme

Pedagog Mehmet Teber Perşembe, 16 Şubat 2012
Merhabalar değerli anne-babalar. Yeni sorular eşliğinde, çocukları anlamaya devam ediyoruz. Çocuk eğitiminin ilk adımı şüphesiz onları anlamaktır. Onları dünyasını tanımadan onları eğitmeye çalışmak şüphesiz beyhudedir.   Merhaba, benim bir oğlum var 12 yaşında. Bir yaşında babasından ayrıldım. Babası sorumsuz aramıyor. Çocuk yetiştirmek çok zor bunu öğrendim. Size bir konuda danışmak istiyorum ve bana yardımcı olmanızı diliyorum. Oğlumda ergenlik belirtileri başladı. Bunu nasıl kırmadan incitmeden atlatabiliriz. Bu süreç beni endişelendiriyor.   Evet, çocuk yetiştirmek zor. Bir çiçek bile bakım, ilgi isterken bir insan hele küçük ...yazının devamı için tıklayın