Ulusal ve uluslar arası medyada son zamanlarda bu hikâye ile çok sık karşılaşmaya başladık: Erkek, hasta (kansere veya ciddi bir hastalığa yakalanan) eşine daha fazla bakamayarak (tahammül edemeyerek) ya da bu tek taraflı evlilik hayatına daha fazla katlanamayarak ve nikah masasında vermiş olduğu “hastalıkta ve sağlıkta…” sözünü de unutarak hasta yatağında olan eşini boşama kararı alır. Ardından bu düşüncesini gerçekleştirmek ve vermiş olduğu kararın meşruluğuna kendini de inandırmak için çeşitli arayışlara girer. Sergilediği tutum ve davranış değişiklikleri, belki de hasta ...yazının devamı için tıklayın
Konuk Yazarlar
Siz Olsanız Eşinizi Nereye Kadar Taşırsınız?
İlker Yenen Pazartesi, 20 Şubat 2012
Ulusal ve uluslar arası medyada son zamanlarda bu hikâye ile çok sık karşılaşmaya başladık: Erkek, hasta (kansere veya ciddi bir hastalığa yakalanan) eşine daha fazla bakamayarak (tahammül edemeyerek) ya da bu tek taraflı evlilik hayatına daha fazla katlanamayarak ve nikah masasında vermiş olduğu “hastalıkta ve sağlıkta…” sözünü de unutarak hasta yatağında olan eşini boşama kararı alır. Ardından bu düşüncesini gerçekleştirmek ve vermiş olduğu kararın meşruluğuna kendini de inandırmak için çeşitli arayışlara girer. Sergilediği tutum ve davranış değişiklikleri, belki de hasta ...yazının devamı için tıklayın
Ne İdi Ne Oldu Kadın?
Nureddin Yıldız Cumartesi, 18 Şubat 2012
İslam öncesi kadının ne hâlde olduğu herkesin bildiği bir hakikattir. Ancak o hakikatin gündeme az gelen bir parçasını ortaya çıkarmamız gerekiyor. İslam öncesinde kadının hâli beyan edilirken, Araplar arasındaki hor görülmüşlüğü, çocukken diri diri gömülmesi yoğun bir şekilde gündeme getirilir.
İslam kadını kurtardı denildiği zaman adeta, Arapların elinden kurtardı şeklinde bir anlam çıkarılır. Şüphesiz kastedilen bu değildir ama anlaşılan budur. O dönemde kadın, dünyanın diğer bölgelerinde daha iyi durumda mıydı acaba? Mesela Roma’da nasıldı? Saygın, el üstünde tutulan bir varlık mıydı? ...yazının devamı için tıklayın
Toplum Aile Ve Modernleşme
Dilek Yaka Cuma, 17 Şubat 2012
Devletler arasındaki güç yarışı, mücadele ve üstün olma savaşının ilk adımı artık direk top, tüfek ve meydan savaşlarıyla olmuyor malumunuz! Soğuk savaş olarak adlandırılan yöntemle; önce hedef toplumun kültürünü, örf adet ve geleneklerini asimile etmekle başladığını yaşanan örneklerle görmekteyiz.Genel tabiriyle toplumun en küçük yapı taşı aileyse, bu demek oluyor ki hedeflenen amaçta ilk kurban da bu olmalı! Oldu da!
Zaman içersinde modernleşmenin anlamını bilmeden gelişen ve değişen kitle iletişim araçlarıyla bize dayatılan tüketici toplum olmamız bu asimile etme hedefinin birinci basamağını ...yazının devamı için tıklayın
Hatalar Tamir Edilebilir Yeter ki Siz Gayret Gösterin
Uzman Psikolog Farika Teymur Artır Çarşamba, 15 Şubat 2012
Eşler arasında mükemmellik beklentisi olmadığı sürece hatalar tamir edilebilir. Yeter ki büyük hatalar yapılmamış olsun. Eşler, hatalarını telafi edebilmek için sözleri iyi seçip kullanmalı. Eşler, öfkeler yatıştıktan sonra hatalarından dolayı üzüntülerini ve duygularını güzelce ifade etmeli ve sorunlar için farklı çözüm yolları aramalıdır.Bütün insan ilişkilerinde olduğu gibi aile içi iletişimde bilhassa eşler arasında yapılan hataların kabul edilişi eşler arası uyumu artırır. Aile ortamı ne kadar huzurlu olsa da kişiler zaman zaman iç ve dış etkenlerin etkisiyle kontrollerini kaybederler. Bu da ...yazının devamı için tıklayın
Meğer Ben Empati Mucidiymişim
Nagehan İpek Salı, 14 Şubat 2012
Tüm güzellikleriyle yaşadığımız bu dünyada bazı şeylerin ne kadar farkındayız?
Önümüze çıkan olaylara karşı duruşumuz nasıl? Olayların içinde kayıp bir kişilik miyiz? Yoksa karşısında bir haber miyiz? Belki de neresinde olduğumuzu biz de bilmiyoruz.
Neden-Niçin sorularını nefsimize hangi aralıklarla soruyoruz?
Mesela hayatımızda kaç defa empati yaptık? Hiç mi? Bazen mi? Belki de bir anlığına kısa süreli yapıyoruz. Sadece kendimizi rahatlatmak için.
İnanın o rahatlama hiç de uzun süreli olmuyor. Empati duygusunu çok iyi bilmiyoruz; bildiğimiz kadarını da ailemizden olmayan kişilere yapıyoruz. Oysa öncelik ailemiz. ...yazının devamı için tıklayın
Çocuğumla Anlaşamıyorum
Hekimoğlu İsmail Cuma, 10 Şubat 2012
Çocuğumla anlaşamıyorum, diyor anne-baba... Çocukla anlaşma yapılamaz. Çünkü o henüz olgunlaşmamış, iradesi yok denecek kadar azdır. Hayatı beslenmek ve eğlenmekten ibarettir. Anne-babanın karşısında muhatap yok, Allah'ın emaneti bir çocuk var. Çocuklarından şikâyet edenler, acaba o çocuğa milyonlarca lira verilse onu verirler mi? O kadar da kıymetli...
Anne-baba çocuğuyla anlaşmak istiyorsa evvela şu gerçeği kabul edecek. Ebeveyn, çocuğunun hizmetkârıdır. Yani "ben bu çocuğa şöyle baktım, o da bana şöyle davranmalı" diyemeyiz. Böyle bir şey yok. Allah, canavarları, yavrularına hizmetkâr etmiştir. Hiçbir kurt ...yazının devamı için tıklayın
Ruhun Yükünü Hafifletmek ;Affetmek
Dilek Yaka Çarşamba, 08 Şubat 2012
Ne çok aldatıldık, kırıldık, ağladık, üzüldük. Yükünü hala taşıdığımız nice acılarımız vardır adı bizde saklı öyle değil mi? Peki dostlar var mısınız hepsinden kurtulmaya, bir çırpıda silikinip hafiflemeye rahatlamaya. Ruhumuza hapsettiğimiz tüm acıları ve sahiplerini özgür bırakmaya. Aslında tutsaklıktan kendimizi kurtarmaya. Nasıl mı? AFFETMEK le…
İyi de nasıl başarabiliriz bunları öyle ya, yıllarca bizimle biz olmuş o kinler, nefretler ve doğurduğu acılar. Affetmeyerek onları cezalandırdığımız sandık oysa ki günlerce hatta yıllarca. Ne büyük yanılgıymış ruhumuza, hayatımıza, bedenimize yüklediğimiz bu yük. Affetmediğimiz ...yazının devamı için tıklayın
Yüzük Takmak Günahı Engeller mi_
İlker Yenen Salı, 07 Şubat 2012
Yüzük takmanın mana ve boyutları, toplumsal yaşamdaki fonksiyonu ve eşler arasında yol açabileceği duygusal krizler hakkında hiç düşündünüz mü? Alyansı taksak ne olur takmasak ne olur demeyin. Geçenlerde ABD’den gelen misafir akademisyenlerle birlikte vakit geçirirken Dr. Michael Hollerich, bizlere şöyle bir soru sordu; ellerimizi işaret ederek Müslümanlar (Erkekler) Artık Yüzük Takmıyor Mu? Bir an şaşkın tebessümlerle birbirimize baktıktan sonra orada bulunan herkes, soruya kendi açısından çeşitli cevaplar verdi. İçimizde bekar olanlar da vardı, ancak çoğumuz alyans takmıyordu. Alyans takmayanlardan biri ...yazının devamı için tıklayın
Her Çocuk Özeldir
Adem Güneş Salı, 07 Şubat 2012
Osmanlı Devleti’nin eğitim sistemi oldukça ilginçtir. Her çocuğun sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak ve o potansiyeli geliştirmek, Osmanlı eğitim sisteminin en önemli özelliğiydi.
Bu anlayışa göre her çocuk özeldir ve her çocuğun kendine has yetenekleri vardır. Önemli olan, eğiticinin, bu yetenekleri bulup geliştirmeye çalışmayı becerebilmesidir.
Bir hocanın, talebesinin yeteneklerine hitap edemeyeceğini fark ettiğinde, “Falanca semtteki filanca hocayı bulmalı ve ondan ders almalısın.” diyerek öğrencisini sahip olduğu yetenek türüne göre başka hocalara yönlendirmesi çok bildik bir uygulamadır. Günümüzde Howard Gardner ile temsil edilen ...yazının devamı için tıklayın
Dizilere Özel Entrika Ailesi
Sema Karabıyık Pazar, 05 Şubat 2012
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı'nın imzaladığı ortak protokol çerçevesinde aile dizilerine teşvik verileceği haberinden hareketle, aile dizisi olur mu tartışması yaşanıyor. Aile dizisi hangisi? Aile üyelerinden oluşan karakterlerin hikayesi mi? Yoksa aile üyeleri ile beraber seyredilebilecek bir dizi mi?
Çok seyredilen, reyting rekorları kıran dizilerde anlatılanlar gerçekten aile mi yoksa aile çatısı altındaki kişilerin bireysel hikayesi mi?
Aynı evde yaşayan insan topluluklarının hikayesi ekranda seyrettiklerimiz. Neden aynı evde yaşadıklarına gelince birinci sebep çatışma, ikinci sebep maliyeti düşürmek. Dallas'tan bu ...yazının devamı için tıklayın















