Adem Güneş

Utanırsan Çocuğunun Çocuksu Davranışından…

Adem Güneş Çarşamba, 23 Temmuz 2014
Çocuk davranışlarının motivasyonu içseldir. Yetişkin davranışları ise genelde dış motivasyonlara dayanır. Bundandır ki, birçok ebeveyn çocukları ile sürekli bir çatışma içinde hissederler kendilerini; ‘bak herkes sana bakıyor....’ ya da ‘misafirlikte beni rezil etme, önündeki tabaktan ye...’ veya ‘yemek yerken şapur şupur yeme, seni görenler de anne babası hiç yemek yedirmiyor zannedecekler’ sözlerini neredeyse işitmemiş çocuk yoktur toplumumuzda. Çocuğun, bir misafirlik ortamında da olsa, içsel bir eğilimle, canının çektiği yiyeceğe uzanmak istemesi gayet normal bir çocuk davranışı olduğu hâlde, ebeveynlerin o andaki ...yazının devamı için tıklayın

Çocuk İnsanı iyi eder

Adem Güneş Salı, 10 Haziran 2014
Orta yaşlarda bir çift boşanmak üzereyken yanıma geldi. Uzun uzun konuştuk. Evliliği neden beceremediklerini sordum. Kadın, eşinin kendisini ihmal ettiğini düşünüyordu… Eve geç geldiğinden, geldikten sonra da ya televizyon ya da telefonla vakit geçirdiğinden yakınıyordu… İçini döktü. Eşi, on yıllık evliliklerinde bir gün bile çiçek hediye etmemişti mesela kendisine… Kötü bir koca değildi belki, ama "İlgisizliği tüketti beni" dedi… Ağlarken "Kendimi eşimin yanında değerli hissetmiyorum." dedi… Trajikti aslında, zira kişinin değeri, bir başkasının ona sunduğu kadar değil, kendinde hissettiği kadardı… Bunu bilmezlik, dinmek ...yazının devamı için tıklayın

Saygın Evlilik, Saygılı Bir İletişimin Sonucudur

Adem Güneş Pazartesi, 07 Nisan 2014
Yaşanmış bir olayın unutulmasını istemek anlamsız bir istektir. Zira unutmak iradi değildir. Kişi yaşadığı bir olayı unutmak istedikçe, zihin bu isteği kendine bir müdahale olarak algılar ve direnç gösterir. Daha çok akla gelir. Aynı şey konuşmak için de geçerlidir. Konuşmak bir ihtiyaçtır. Zihnin boşaldığı kanaldır. Zihin boşalmazsa, duygusal patlamalar olur. O yüzden önemlidir kişinin kendisini ifade edebilme özgürlüğünün olması. Ancak, konuşmak yetmez. paylaşmak da gerekir. Kişinin bir odaya çekilip kendi kendine konuşması, onun zihnen boşalacağı anlamına gelmez. İnsan, paylaşarak konuşursa ruhen huzura erer, konuştuğu kişiye ...yazının devamı için tıklayın

Çocuklara düzen alışkanlığı nasıl kazandırılır?

Adem Güneş Salı, 07 Ocak 2014
Anne babaların şikâyetçi oldukları konuların başında, çocuklarına kazandıramadıkları “düzen” alışkanlığı gelir. Kimi ebeveyn, 10 yaşındaki oğlunun elbiselerini katlayıp dolabına yerleştiremediğinden, kimisi 12 yaşındaki kızının yatağını dağınık bırakıp okula öylece gittiğinden yakınır. Aile içindeki düzensiz yaşam nedeniyle birçok evde çatışmaların ardı arkası kesilmez. Hâlbuki düzen, öyle bir “ruhsal kazanımdır” ki çatışma arttıkça düzensizlik de artar. Bir çocuğun kendi yaşamını düzene koyabilmesi, ancak o çocuğun duygu dünyasının düzenli olması ile mümkündür. Öte yandan düzen, çocuklarda “belli dönemlerde” ortaya çıkan bir ihtiyaç hâlidir. Eğer anne babalar, çocuklardaki ...yazının devamı için tıklayın

302

Adem Güneş Salı, 12 Kasım 2013
Ortaokulda bir öğretmenimiz vardı. Adını hatırlamıyorum. Ama çok meşhur bir lakabı vardı: 302. 302, çocukluk yıllarımın meşhur bir otobüs markası idi. Şu an “müzelik” olsalar da Mercedes 302’ler şehirlerarası yollarda yolcu taşımacılığının en gözde araçlarıydı. O dönemde yollar bugünkü gibi emniyetli değildi. Her gün trajik bir trafik kazası duyardık. İşte bundan esinlenerek öğrenciler, bu öğretmenden dayak yemiş birine “302 çarpmış!” derdi. 302’nin, çocukları dövmede bir yöntemi vardı. Kolunu bir “L” harfi gibi belinin yanına getirir, herhangi bir suçundan dolayı kendisini ifade etmeye ...yazının devamı için tıklayın

Bir çocuk 7’sinde ne ise 70’inde de o mudur?

Adem Güneş Salı, 24 Eylül 2013
İnsan yaşamının en önemli dönemi çocukluk yıllarıdır. Zira çocukluk, “hislerin” oluştuğu dönemdir. Hisler, bir kişinin kişiliğini oluşturan en temel dürtü kaynağıdır.   Mesela, çocukluk yıllarında kendisine “saygıdeğer” olarak davranılmamış, kimi zaman küçük düşürülmüş, kimi zaman aşağılanmış ve ihmale uğratılmış bir çocuğun içinde “değersizlik hissi” oluşur. Böylesi bir hissin oluştuğu kişi, yıllar da geçse, içindeki bu histen kurtulmayı kolay kolay başaramaz.   Zira hisler kalıcıdır, söküp atılması oldukça zordur.   Hisler, kişinin huyunu oluşturur. Huyun kontrolü, aklın elinde değil, “duyguların” elindedir. Duygular hislerin artık şekle bürünmüş halidir.   Çocukluk döneminde ...yazının devamı için tıklayın

Baba bugün ne oldu biliyor musun?

Adem Güneş Çarşamba, 18 Eylül 2013
İnsanları karşılaştıkları olayların zorluğu değil, o olaylara yükledikleri anlamlar kaygılandırır. Bu, psikolojinin temel kuralıdır. Çocuklar için de böyle… Çocuk, problemlerin ne anlama geldiğini, yetişkinin o probleme bakışı ile belirler. Çok büyük gibi gelen problemler, güçlü kişilikli bir yetişkinin dünyasında bazen küçücük kalır. Böylesi bir yetişkinin yanındaki çocuk, problem ne kadar büyük olursa olsun endişeye kapılmaz. İsterse dışarıda kıyametler kopsun, yetişkin bu kopan kıyametleri tebessümle karşılıyorsa, çocuk pozitif bir ruhla yetişir. Bunun tersi olarak, küçücük sorunları bile büyütmeyi bir alışkanlık hâline getirmiş ...yazının devamı için tıklayın

Kaybedilen duygular çocukla yeniden kazanılabilir

Adem Güneş Salı, 03 Eylül 2013
Günümüz insanının en çok düştüğü ruh hâlidir “duyarsızlık.” Birçok insan, duyarsızlaştırdıkları kalpleri ile çevresindeki insanlara acı verir de farkında değildir. Kimi zaman eşine, kimi zaman çocuğuna, iş yerindeki arkadaşına, sokaktaki komşusuna… Çoğu güler yüzlü, hoş sohbet insanlar olsa da, tebessümleri kalplerinin değil, akıllarının kontrolündedir duyarsızların; içlerinden geldiği için değil, yeri geldiği için güler ve ağlarlar. Çünkü duyarsızların dışları var, içleri yoktur. Duyarsız bir erkek, evlenip bir hanımefendinin kocası olsa, erkek olmayı “adam olmak” için yeterli zanneder. Eş olmanın keyfini, eşine eşlik etmekte ...yazının devamı için tıklayın

Evlilik Doğal Terapi Merkezidir

Adem Güneş Perşembe, 22 Ağustos 2013
“Günümüz insanının en temel sorunu nedir?” diye sorulacak olsa, hiç tereddüt etmeden anne ile çocuk arasındaki “bağlanma” sorunundan bahsederdim… Çocuklar, maalesef anneleri “güvenli bağlanma” gerçekleştirmeden gençlik yıllarına adım atıyorlar. Bu durum, hem çocukta duygusal yoksunluktan kaynaklanan bir huzursuzluk oluşturuyor, hem de çocuğu ile bağlanamayan annede hırçınlıklara neden oluyor. Nedir güvenli bağlanma? Benliğin henüz yeni yeni şekil almaya başladığı özellikle ilk 4 yaş döneminde, çocuğun, kendini annesine (veya bir duygusal yakına) güven içinde “bırakması” ile oluşan bağlanmanın adıdır güvenli bağlanma. Veya bir başka deyişle; ...yazının devamı için tıklayın

İftar Sofrasında “Bir Varmış Bir yokmuş”

Adem Güneş Perşembe, 18 Temmuz 2013
Hayatımızın en unutulmaz kişilerinden biri ilkokul öğretmenleridir. Belki ortaokul veya lise öğretmenleri öyle kolay hatırlanmaz; ama ilkokul öğretmeninin adı kazınır insanın ruhuna.Kişinin ilkokula başladığı, anne-babasından ayrılıp ‘tanımadığı’ bir yetişkinle ilk defa saatler geçirdiği yıllar tebessüm ettirici birçok hatıra barındırır içinde. Kime sorsanız, mutlaka anlatacak bir şeyleri vardır o yıllara dair. İnsan hayatının diğer unutulmazlarından biri de çocukluğun geçtiği mahalledir. Sokak arkadaşları, komşular ve mahalle bakkalı… Belleğin en tatlı yerine kayıtlıdır bu hatıralar. Ve bir insanı ne kadar tanıyıp tanımadığınızı öğrenmek istiyorsanız, kendinize o kişinin ...yazının devamı için tıklayın

Çocuklarda Dikkat Eksikliği bir yanılgı mı?

Adem Güneş Salı, 09 Temmuz 2013
Ülkemizde ilkokul çağındaki her 20 çocuktan birine “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu” teşhisi konuluyor… Ve yıllarca sürecek bir ilaçlı tedavinin ilk adımı işte bu teşhis ile başlıyor.Çoğu defa okuldaki arkadaşları gibi öğrenemediği gerekçesi ile, yolu doktora düşen bu çocuklar, maalesef bir süre sonra ilaç kullanıyor olmaktan dolayı da “yetersizlik” hissi içine de giriyorlar.   Arkadaşları ilaç içmeden dersleri dinleyebildikleri halde, bir çocuğun ilaç kullanmak “zorunda” kalması, o çocukta yetersizlik hissini oluşturur.   Ülkemizde yıllık yüzbinlerce kutu dikkat eksikliği için ilaçlar satılıyor. Sektör çok canlı.   Sınavlarda ...yazının devamı için tıklayın

Çocuklar İçin Bayram Ne anlama Gelir?

Adem Güneş Cuma, 07 Haziran 2013
Ramazan boyunca katıldığım programlarda genelde ilk soru “Çocuk için Ramazan ayı ne anlama gelir?” oldu. Bayramın yaklaştığı şu günlerde ise soru birazcık değişti: “Çocuk için bayram ne anlam taşır?” Pedagojik olarak bakıldığında, çocuk açısından Ramazan ayı tek bir anlama gelmez. Çocuk için Ramazan ayının anlamı, yetişkinlerin bu aya verdiği değerdir. Çünkü çocukların inancı taklittir. O yüzden, yetişkin Ramazan’ı hangi derinlikte geçiriyorsa, çocuk için Ramazan o anlama gelir. Ve her çocuk için Ramazan farklı bir anlam taşır. İşte Ramazan’ın son günlerine girdik. Kimi ...yazının devamı için tıklayın

Baba Yoksunu Kız Çocukları

Adem Güneş Cumartesi, 01 Haziran 2013
Gençlerle yaptığımız görüşmelerde dramatik bir gerçekle hep yüzleşiyoruz. Şimdilerde liselere kadar yayılmış olan “sevgili edinme” davranışının ardında maalesef “ebeveyn ihmallerini” görüyoruz. Özellikle babaları tarafından ihmal edilen kız çocukları, içlerinde eksikliğini hissettikleri ve çoğu defa “anlam veremedikleri boşluğu” erkek arkadaşı edinerek gidermeye çalışıyor. 17 yaşındaki bir genç kız, okuldaki problemleri için yardım talebinde bulundu. Annesinin ifadesiyle çocuğun notlarının neredeyse tamamı zayıf. Okulla, eğitimle hiç ilgisi kalmamış. Hırçınlık ve huzursuzluk had safhada. Önce anne ile görüştüm. Çaresizliği her halinden okunan kadın, kısık bir sesle “Ne yapalım ...yazının devamı için tıklayın

Tuhafıma Gidiyor

Adem Güneş Salı, 30 Nisan 2013
19 yaşında bir genç kız vardı karşımda. Başından geçen bir olayı ağlayarak anlatıyordu: “Hocam, ölmek istiyorum! Yaşamaktan bıktım artık!”   -Ne oldu? Nedir problem?   Genç kız gözyaşlarını silerek anlatmaya başladı: “Dün, sınıfın içinde bir arkadaş parasını kaybetti. Arkadaş bütün sınıfa hitaben ‘Param masanın üzerinde, cüzdanın içinde duruyordu. Kim çaldı ise hakkımı helal etmiyorum.’ diyerek gözlerimin içine baktı. Kalbim duracak gibi atmaya başladı… O sırada yer yarılsa da yerin dibine girseydim daha iyiydi. Ağzım kurudu. Ellerim ter içinde kaldı birden.”   -Kalbin neden duracak gibi oldu ...yazının devamı için tıklayın

“İyi de hocam nasıl seveceğim?”

Adem Güneş Perşembe, 28 Şubat 2013
Birçok ebeveyn, çocuk terbiyesinin davranış öğretmek olduğunu sanıyor. Bu nedenle birçok evden “düzgün dur, düzgün otur, dişlerini fırçala, erken yat, erkek kalk” bağırtıları duyuluyor… Hâlbuki çocuk terbiyesi demek çocuğa “davranış öğretmek” değil, onlara “irade” kazandırmaktır. Ve kazandığı bu iradeyle de “doğru ve yanlış” seçimler yapabilmesi için ona kültürünü, değerlerini, din ve ahlak kurallarını öğretmek için rehberlik yapmak demektir. Bakın isterseniz, bugün anne babaların çocuklarından şikâyet ettikleri birçok olumsuz özelliklerin, onların “irade yoksunluğu”ndan kaynaklandığını göreceksiniz. -“Bu çocuk neden akşamları oturup bir saat boyunca ders ...yazının devamı için tıklayın