Koridora sızan ışık uykumu bölüyor. Kalkıp söndürmek istiyorum. Bir külçe gibiyim. Dizlerim beni tartmıyor. Duvara dayanarak ileriye doğru birkaç adım atabiliyorum. O da nesi?! Yerde pembe bir çift çorap var. Küçücükler. Bebek çorapları bunlar. İyi de burada işleri ne?
Üzerimde tonlarca ağırlık. Gözlerimi açamıyorum. Çok sıcak. Pijamamın yakası terden sırılsıklam. Hissediyorum soğuk soğuk. Kaloriferleri neden bu kadar çok yakarlar?
Ne taraftan geldiğini kestiremediğim sesler duyuyorum belli belirsiz. Fısıl fısıl. Zor bir hal koridorun solundaki misafir odasına doğru yöneliyorum. Işık sokak lambasından içeriye ...yazının devamı için tıklayın
Ayten Güvenç Öztürk
Hayırlı Tezkereler
Ayten Güvenç Öztürk Pazartesi, 12 Aralık 2011
Koridora sızan ışık uykumu bölüyor. Kalkıp söndürmek istiyorum. Bir külçe gibiyim. Dizlerim beni tartmıyor. Duvara dayanarak ileriye doğru birkaç adım atabiliyorum. O da nesi?! Yerde pembe bir çift çorap var. Küçücükler. Bebek çorapları bunlar. İyi de burada işleri ne?
Üzerimde tonlarca ağırlık. Gözlerimi açamıyorum. Çok sıcak. Pijamamın yakası terden sırılsıklam. Hissediyorum soğuk soğuk. Kaloriferleri neden bu kadar çok yakarlar?
Ne taraftan geldiğini kestiremediğim sesler duyuyorum belli belirsiz. Fısıl fısıl. Zor bir hal koridorun solundaki misafir odasına doğru yöneliyorum. Işık sokak lambasından içeriye ...yazının devamı için tıklayın
Hayırlı Ayrılıklar!
Ayten Güvenç Öztürk Salı, 29 Kasım 2011
Geçen sefer de niyet kurduğum halde mümkün olmadı kızımın öğrenci olduğu şehre gitmek. Bu sefer oldu. Sabahın köründe bizi havaalanına götürecek servis otobüsüne bir kız öğrenci ile birlikte bindik. Babası kızının arka koltuklara yöneldiğini görünce kendini tutamayarak içeri girdi ve kızına seslendi. Ah bu babalar! Hep aynılar. “Duygu, kızım!” “Efendim baba” “İleri geç kızım, teker üstüne oturma rahatsız olursun. “ Ve ah bu evlatlar! Onlar da hep aynılar. Sitemli sitemli “Babaa” diyerek ön koltuğa geçti. Baba, bu ona çok ...yazının devamı için tıklayın
Ninnilerle Büyüsünler
Ayten Güvenç Öztürk Pazartesi, 14 Kasım 2011
İnsanın ve ona bahşedilen hayat süresinin ne kadar değerli olduğunu bir yandan da ne kadar aciz ve muhtaç olduğumuzu hatırlatıyor bizlere her an minik torunum. Küçücük varlığı ile kocaman mesajlar veriyor; ötelerden gelmiş bir haberci gibi adeta.
Ete kemiğe bürünüp aramıza katıldıktan sonra hepimizin içine ayrı ayrı ve farklı biçimlerde düştü sevgisi. Annesi, babası, dedesi, anneannesi, babaannesi, dayısı, teyzesi, amcası, halası ayrı ayrı, farklı farklı sevgi odacıkları açtılar yüreklerinde onun için.
Bir bebeğin mesaisinin bir yetişkinin mesaisinden hiç de az olmadığını taze ...yazının devamı için tıklayın
Yaşasın Anneannelik!
Ayten Güvenç Öztürk Cumartesi, 15 Ekim 2011
Anneanne olmadan anneannelik hakkında ne söyleyebilirim ki!? Ancak anneannemi, çocuklarımın anneannesini ve benden önce anneanne olan yaşıtlarımın anneanneliği üzerine birkaç gözlemden başka.
Anneannemde bir torun olarak ilk fark ettiğim şey arkadaşca bir anneanne oluşu. Onunla bilardo da oynayabilirsiniz, oturup elişi de yapabilirsiniz, mukabeleye de gidebilirsiniz. Annemin anneanneliği ise biraz daha mesaj kaygılı. Çok okuyan, sohbetlere katılarak dini yönünü kuvvetlendiren, Ezan, Namaz ve Kuran’ ı dini hikayelerle, kıssalarla torunlarına onların anlayabileceği dille aktaran bir anneanne. Torunlarının bilirkişisi!
Arkadaşlarımın anneanneliğine gelince artık onların başka ...yazının devamı için tıklayın















